<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>virüs | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/virus/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/virus</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Apr 2026 08:39:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>virüs | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/virus</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>En riskli grup 5 yaş altındaki çocuklar!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/en-riskli-grup-5-yas-altindaki-cocuklar-625667</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 08:39:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[altındaki]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[grup]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[içinde]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yaralar]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625667</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluk çağında sık görülen viral enfeksiyonlardan biri olan el ayak ve ağız hastalığı, son yıllarda yaygın görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/en-riskli-grup-5-yas-altindaki-cocuklar-625667">En riskli grup 5 yaş altındaki çocuklar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağında sık görülen viral enfeksiyonlardan biri olan el ayak ve ağız hastalığı, son yıllarda yaygın görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Dünya genelinde her yıl milyonlarca çocuğun yakalandığı bu enfeksiyon en sık Coxsackie virüsünden kaynaklanıyor.  Genellikle kreş ve okul öncesi dönemde, özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda görülen hastalığın bu yaş grubunda yaygın olmasının temel nedeni ise bağışıklık sisteminin henüz tam gelişmemiş olması ve hijyen kurallarına yeterince dikkat edilmemesi. El ile ayak bölgesinde döküntüler ve ağız içinde yaralar ile kendini gösteren hastalık çoğu zaman hafif seyretmesine rağmen hızlı bulaşma özelliği nedeniyle dikkatle takip edilmeli. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi</strong> <strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Muhammed Akif Atlan, </strong>genellikle 7-10 gün içinde kendiliğinden geçen el ayak ve ağız hastalığının nadiren de olsa ciddi tablolara yol açabileceğini belirterek, “Bu nedenle, erken dönemde doktora başvurmak hem çocuğun sağlığını korur hem de hastalığın yayılmasını önler” diyor. Nadiren de olsa sinir sistemi veya kalp tutulumu gibi ciddi komplikasyonlar gelişebileceği için hastalığın hafife alınmaması gerektiği uyarısında bulunan <strong>Dr. Muhammed Akif Atlan,</strong> “Çocuk yeterli sıvı alamıyorsa, yüksek ateş uzun sürüyorsa, belirgin halsizlik varsa veya çocuk genel olarak iyi görünmüyorsa mutlaka yeniden doktora başvurulmalıdır. Erken değerlendirme, özellikle sıvı kaybına bağlı komplikasyonların önlenmesi açısından çok önemlidir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>En sık neden Coxsackie virüsü</strong></p>
<p>El ayak ve ağız hastalığı; genellikle Coxsackie virüsü ve halk arasında &#8216;bağırsak virüsleri&#8217; olarak bilinen enterovirüslerin neden olduğu viral bir enfeksiyondur. Hastalığın genellikle hafif ateş, halsizlik ve iştahsızlıkla başladığını vurgulayan Dr. Muhammed Akif Atlan, ilerleyen süreçte görülen belirtileri şöyle sıralıyor: “Ardından ağız içinde ağrılı yaralar gelişir. Bu yaralar çocukların yemek yemesini zorlaştırabilir. Daha sonra el içi, ayak tabanı ve bazen kalça bölgesinde döküntüler ortaya çıkar. Bu döküntüler bazen küçük kabarcıklar şeklinde olabilir.”</p>
<p><strong>Çocuklarda hızla bulaşıyor! </strong></p>
<p>El ayak ve ağız hastalığı hızla bulaşabilen bir viral enfeksiyon özelliği taşıyor. Virüs, hastalığı taşıyan çocuğun tükürüğü, burun akıntısı, dışkısı (özellikle bez değiştirme sırasında) ve vücut salgılarıyla temas edilmesi yoluyla kolayca bulaşabiliyor. Dr. Muhammed Akif Atlan, virüsün özellikle çocukların bir arada bulundukları kreş ve okul gibi toplu ortamlarda hızla bulaşabildiğini vurgulayarak, “Bulaşma riskine karşı çocuğun ellerinin sık sık yıkanması, oyuncakların ve ortak kullanılan yüzeylerin temizlenmesi ve hasta çocukların mümkünse evde dinlendirilmesi son derece önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>Tedavide amaç konforu artırmak</strong></p>
<p>El ayak ve ağız hastalığında döküntüler birkaç gün içinde azalırken, ağız yaraları biraz daha uzun sürebiliyor. Hastalığa özgü bir tedavi yöntemi olmadığı için çocuğun şikayetlerini azaltmaya ve konforunu sağlamaya yönelik yöntemlere başvuruluyor. Dr. Muhammed Akif Atlan, virüs kaynaklı olması nedeniyle el ayak ve ağız enfeksiyonunda antibiyotik tedavisinin etkili olmadığına işaret ederek, şu bilgileri paylaşıyor: “Ateş düşürücüler ve yeterli sıvı alımı tedavinin temelini oluşturmaktadır. Ağız içindeki yaraların rahatlatılması amacıyla ağız gargaraları veya ağrı kesici spreyler kullanılabilir. Hijyen kurallarına dikkat etmek, çocuğun sıvı alımını korumak ve yeterli istirahat hastalığın yönetiminde en önemli üç noktayı oluşturmaktadır.” </p>
<p><strong>Ebeveynlere 5 kritik uyarı!</strong></p>
<p>Dr. Muhammed Akif Atlan, ebeveynlerin hastalık sürecinde dikkat etmeleri gereken kuralları şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Bol sıvı almasını sağlayın.</li>
<li>Ağız yaralarını artırabilecek asidik ve sert gıdalardan kaçının. </li>
<li>Yumuşak ve ılık gıdalar tercih edin. </li>
<li>Viral bir hastalık olması nedeniyle gereksiz antibiyotik kullanımından kaçının. </li>
<li>Yanlış tedavilere ve yan etkilere yol açabileceği için doktor önerisi dışında tedavi uygulamayın. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/en-riskli-grup-5-yas-altindaki-cocuklar-625667">En riskli grup 5 yaş altındaki çocuklar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hepatit sinsi ilerleyebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hepatit-sinsi-ilerleyebiliyor-622595</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 12:29:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hepatit]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit A]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit B]]></category>
		<category><![CDATA[ilerleyebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622595</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hepatitin türleri, bulaş yolları, belirtileri, risk grupları, tedavi ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hepatit-sinsi-ilerleyebiliyor-622595">Hepatit sinsi ilerleyebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hepatitin türleri, bulaş yolları, belirtileri, risk grupları, tedavi ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Viral hepatitler</strong> <strong>başlıca iki yolla</strong> <strong>bulaşıyor!</strong></p>
<p>Hepatitin karaciğerin iltihaplanması olarak bilinen bir hastalık olduğunu hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu hastalık; virüsler, alkol tüketimi, bazı ilaçlar veya bağışıklık sistemi problemleri gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir.” dedi.</p>
<p>Viral hepatite neden olan virüslerin Hepatit A, B, C, D ve E olarak isimlendirildiğini aktaran Dr. Mamçu, “Viral hepatitler başlıca iki yolla bulaşır. İlki dışkı–ağız yoludur. Hepatit A ve Hepatit E virüsleri, virüs taşıyan dışkı ile kirlenmiş su ve besinlerin tüketilmesiyle bulaşır. Virüsle kirlenmiş yüzeylere temas eden ellerin ağıza götürülmesi de bulaşmada önemli rol oynar. Diğer bulaş yolu ise kan ve vücut sıvılarıdır. Hepatit B, Hepatit C ve Hepatit D; korunmasız cinsel temas, ortak enjektör, jilet veya diş fırçası kullanımı, tıbbi işlemler sırasında temas ya da anneden bebeğe geçiş ile bulaşabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Hepatit B, C ve D virüsleri kronikleşebilir!</strong></p>
<p>Hepatit virüslerinin klinik belirtiler açısından benzerlik gösterdiğini ancak kuluçka süreleri ve hastalığın seyri açısından farklılaştığını belirten Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Kuluçka süresi Hepatit A için 15-45 gün, Hepatit B ve C için 30-180 gün arasında değişir.” dedi.</p>
<p>Hastaların önemli bir kısmında sarılığın hiç görülmeyebileceğine dikkat çeken Dr. Mamçu, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu nedenle birçok kişi hastalığı fark etmeden geçirebilir. Çocuklarda ise belirtiler daha hafif seyreder ve çoğu zaman tanı konulmadan iyileşir. Belirti görülen hastalarda halsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, karın sağ üst bölgesinde ağrı, ciltte ve gözlerde sararma, idrar renginde koyulaşma ve kısa süreli ateş görülebilir. Hastalık genellikle 4-6 hafta sürer. Hepatit A ve E tamamen iyileşme ile sonuçlanırken, Hepatit B, C ve D kronikleşebilir. Kronikleşme oranı Hepatit B’de yüzde 5-10, Hepatit C’de ise yüzde 80’e kadar çıkabilir.”</p>
<p><strong>Bazı gruplarda bulaş riski daha yüksek!</strong></p>
<p>Hepatit A ve E’nin hijyen koşullarının yetersiz olduğu ortamlarda daha kolay yayıldığını belirten Dr. Mamçu, “El yıkama alışkanlığının yetersiz olduğu, gıda ve tuvalet hijyeninin sağlanmadığı ortamlarda bulaş riski artar. Özellikle okullar gibi toplu yaşam alanlarında salgınlar görülebilir.” dedi.</p>
<p>Hepatit B ve C açısından riskli gruplar hakkında da bilgi veren Dr. Mamçu, sağlık çalışanları, virüs taşıyıcılarının yakınları, kan transfüzyonu yapılan hastalar, damar içi madde kullanan bireyler ve hemodiyaliz hastalarında bulaş riskinin daha yüksek olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>Tedavi hastaya özel planlanıyor!</strong></p>
<p>Hepatitten şüphelenildiğinde yapılacak kan testleri ile tanı konulduğunu belirten Dr. Mamçu, “Erken tanı hem hastalığın ilerlemesini kontrol altına almak hem de bulaşmayı önlemek açısından kritik öneme sahiptir.” dedi.</p>
<p>Hepatit B ve C tedavisinde virüsün çoğalmasını baskılayan ilaçların kullanıldığını ifade eden Dr. Mamçu, “Tedavi genellikle uzun sürelidir ve hastaya özel planlanır. En önemli nokta, doğru zamanda uygun tedaviye başlanması ve hastaların düzenli olarak izlenmesidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Aşılar yüksek koruyuculuk sağlıyor!</strong></p>
<p>Hepatit A ve B aşılarının yüksek koruyuculuk sağladığını vurgulayan Dr. Mamçu, “Risk grubundaki kişilerin mutlaka aşılanması gerekir.” dedi.</p>
<p>Türkiye’de uygulanan aşı takvimine göre Hepatit B aşısının doğumda, Hepatit A aşısının ise 18 aylıkken yapıldığını belirten Dr. Mamçu, her iki aşının da ücretsiz olduğunu ve Hepatit B aşısının ömür boyu koruma sağladığını ifade etti. Hepatit C, D ve E için ise henüz aşı bulunmadığını hatırlattı.</p>
<p><strong>Hepatit hastaları bunlara dikkat etmeli?</strong></p>
<p>Hepatit B ve C ile yaşayan bireylerin bulaştırıcılık riskine karşı dikkatli olması gerektiğini belirten Dr. Mamçu, şu uyarılarda bulundu:</p>
<p>“Kan bağışında bulunulmamalı, korunmasız cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır. Hastalar düzenli doktor kontrolünde olmalı, 6-12 ayda bir karaciğer testlerini yaptırmalıdır. Alkol tüketilmemeli ve ilaç kullanımı mutlaka doktora danışılarak yapılmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hepatit-sinsi-ilerleyebiliyor-622595">Hepatit sinsi ilerleyebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nipah Virüsü (Niv) ile İlgili Merak Edilenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-niv-ile-ilgili-merak-edilenler-610537</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 08:09:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[lgili]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nipah]]></category>
		<category><![CDATA[Nipah Virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[niv]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[virüsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610537</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvanlardan insanlara bulaşan ve ciddi halk sağlığı riski taşıyan bir virüs olan Nipah virüsü (NiV), dünyada kaygı yaratmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-niv-ile-ilgili-merak-edilenler-610537">Nipah Virüsü (Niv) ile İlgili Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayvanlardan insanlara bulaşan ve ciddi halk sağlığı riski taşıyan bir virüs olan Nipah virüsü (NiV), dünyada kaygı yaratmaya devam ediyor. Hindistan’da tespit edilen yeni Nipah virüsü vakaları, Asya’da da yakından izleniyor. Virüsün yayılım riskine karşı Tayland, Malezya ve Singapur gibi ülkeler, havalimanları ve sınır kapılarında tarama ve test uygulamalarını sıkılaştırdı. Bu durum yeni bir pandemi yaşanır mı sorularını akıllara getirdi. İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın, Nipah virüsü ile ilgili merak edilenleri yanıtladı.</p>
<p><strong>“200’e yakın temaslının izlendiği bildirildi”</strong></p>
<p>“Nipah virüsü, hayvanlardan insanlara bulaşan, hayvanlarda ve insanlarda asemptomatik enfeksiyondan akut solunum yolu enfeksiyonuna ve ölümcül ensefalite kadar çeşitli klinik tablolara neden olan <em>Paramyxoviridae</em> ailesine ait bir RNA virüsüdür” diyen Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın,</p>
<p>“Nipah virüsü ilk olarak 1999 yılında Malezya&#8217;daki domuz çiftçileri arasında bir salgın olarak ortaya çıkmıştır. Daha sonra hastalık 2001 yılında Bangladeş&#8217;te de tespit edilmiş olup halen her yıl belli sayıda olgu saptanmaktadır. Hastalık ayrıca Doğu Hindistan&#8217;da da periyodik olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yıl da Hindistan Sağlık Bakanlığı’nın açıklamalarına göre iki vakanın doğrulandığı ve yaklaşık 200’e yakın temaslının izlendiği bildirilmiştir. Pteropodidae familyasına ait meyve yarasaları (uçan tilki) özellikle de Pteropus cinsine ait türler Nipah virüsünün doğal konakçılarıdır. Meyve yarasalarında belirgin bir hastalık belirtisi yoktur. Virüslerin Afrika&#8217;daki Pteropodidae yarasalarının coğrafi dağılım alanında mevcut olabileceği biliniyor.”</p>
<p><strong>“Hasta insanlar salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabilir”</strong></p>
<p>Hasta insanların salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabileceğini belirten Fışgın, şunları söyledi:</p>
<p>“Nipah virusunun domuzlarda ve at, keçi, koyun, kedi ve köpek gibi diğer evcil hayvanlarda görülen salgınları ilk olarak 1999&#8217;daki Malezya salgını sırasında bildirilmiştir. Malezya&#8217;da ve Singapur&#8217;da da görülen ilk salgında, insan enfeksiyonlarının çoğu hasta domuzlarla veya onların kontamine olmuş dokularıyla doğrudan temas sonucu meydana geldiği görülmüştür.  Daha sonra Bangladeş ve Hindistan&#8217;da meydana gelen salgınlarda, enfekte meyve yarasalarının idrarı veya tükürüğüyle kirlenmiş meyvelerin veya meyve ürünlerinin, örneğin çiğ hurma suyu tüketimi, enfeksiyonun en olası kaynağı olarak saptanmıştır. Ayrıca virüsün insandan insana bulaştığı özellikle de enfekte hastaların aile üyeleri ve bakıcıları arasında saptandığı bildirilmiştir. Hasta insanların salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabileceği ve insandan insana bulaşta bunun önemli olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle de sağlık çalışanları da hasta takibi açısından risk altındadır.”</p>
<p><strong>“Semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişiyor”</strong></p>
<p>Nipah virüsünün ilk belirtileriyle ilgili de bilgi veren Fışgın, şöyle konuştu:</p>
<p>“İnsanlarda görülen hastalık; asemptomatik enfeksiyonlardan, hafif veya şiddetli seyreden akut solunum yolu enfeksiyonlarına ve ölümcül olabilen ensefalite kadar değişmektedir. Virüs vücuda girdikten sonra semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişmektedir. Bazı hastalarda bu sürenin 45 güne kadar uzadığı bildirilmiştir. En sık görülen belirtiler arasında ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, kusma ve boğaz ağrısı gibi spesifik olmayan belirtiler sayılabilir. Daha sonra hastalarda baş dönmesi, uyuşukluk, bilinç değişikliği ve nörolojik bulgular saptanabilmektedir. Hastaların bazılarında solunum yolu enfeksiyonu gelişmekte ve bu pnömoni bulguları ilerleyerek ciddi solunum yetmezliğine neden olabilmektedir. Şiddetli vakalarda ölümcül olarak tanımlanan ensefalit ve durdurulamayan nöbetler görülmekte ve hastada 24-48 saat içinde koma ortaya çıkmaktadır. Vaka ölüm oranı yüzde 40 ile yüzde 75 arasında değiştiği tahmin edilmektedir. Nipah virus enfeksiyonunun ilk belirti ve bulguları spesifik olmadığı için genellikle başlangıçta bu hastalıktan şüphe edilmez. Burada özellikle hastalığın bulunduğu bölgeye seyahat etmek önemli bir epidemiyolojik veridir.  Tanıda kullanılan başlıca testler, vücut sıvılarından gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR) ve enzim bağlantılı immünosorbent testi (ELISA) yoluyla antikor tespitidir. Ayrıca hücre kültürü yoluyla virüs izolasyonu da tanıda kullanılmaktadır.”</p>
<p><strong>Virüse karşı alınması gereken önlemler</strong></p>
<p>Şu anda Nipah virusuna karşı herhangi bir ilaç veya aşının bulunmadığını belirten Prof. Dr. Fışgın, “Şiddetli solunum ve nörolojik komplikasyonların tedavisi için yoğun destekleyici tedavi önerilmektedir” dedi. Nipah virusuna karşı herhangi bir aşı bulunmadığı için koruyucu önlemlerin ön plana çıktığını belirten Fışgın, bu virüse karşı alınması gereken önlemlerle ilgili ise şunları sıraladı:</p>
<ul>
<li>Bu kapsamda, 1999 yılında domuz çiftliklerinde yaşanan Nipah virus salgını sırasında edinilen deneyime dayanarak, domuz çiftliklerinin uygun deterjanlarla düzenli ve kapsamlı bir şekilde temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi enfeksiyonu önlemede etkili olabilir.</li>
<li>Ayrıca bir salgın şüphesi varsa, hayvan barınağı derhal karantinaya alınmalıdır. İnsanlara bulaşma riskini azaltmak için enfekte hayvanların itlaf edilmesi ve cesetlerin gömülmesi veya yakılması yakından denetlenmelidir. Enfekte çiftliklerden diğer bölgelere hayvan hareketinin kısıtlanması veya yasaklanması, hastalığın yayılmasını azaltabilir.</li>
<li>İnsanlardaki bulaş ve enfeksiyonu azaltmak için toplumu bu konuda bilgilendirmek gerekmektedir. Risk faktörlerinin, bulaş yollarının ve hasta ile temasta alınması gereken önlemlerin anlatılması önem arz etmektedir. Hasta kişilerle yakın ve korunmasız fiziksel temastan kaçınılmalıdır. Hasta kişilere bakım verdikten veya onları ziyaret ettikten sonra düzenli olarak eller yıkanmalıdır.</li>
<li>Seyahat edilecek bölgelerdeki riskli durumlar tanımlanmalıdır.  Özellikle bulaşmada önemli olan ve engellenmesi gereken durum yarasaların hurma özsuyuna ve diğer taze gıda ürünlerine erişimini azaltmaya odaklanmalıdır. Yeni toplanan hurma suyu kaynatılmalı ve meyveler tüketilmeden önce iyice yıkanmalı ve mümkünse soyularak tüketilmelidir. </li>
<li>Şüpheli veya doğrulanmış enfeksiyonu olan hastalara bakım veren sağlık çalışanları, her zaman standart enfeksiyon kontrol önlemlerini uygulamalıdır. Özellikle sağlık kuruluşlarında insandan insana bulaşma vakaları bildirildiğinden, standart önlemlere ek olarak temas ve damlacık önlemleri de alınmalıdır.</li>
<li>Son olarak ülkemizde bulunan yarasa türleri, virüsü taşıyan &#8220;Pteropus&#8221; (meyve yarasası) türünden farklıdır. Bu nedenle, virüsün ülkemizdeki yaban hayatında doğal bir döngü oluşturma ihtimali düşüktür. Şu ana kadar ülkemizde doğrulanmış bir Nipah virüsü vakası bulunmamaktadır. Ancak küresel seyahat hareketliliği nedeniyle &#8220;ithal vakalara&#8221; karşı hazırlıklı olunması önemlidir.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-niv-ile-ilgili-merak-edilenler-610537">Nipah Virüsü (Niv) ile İlgili Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ünlü oyuncu Meltem Cumbul sordu Uzmanlar anlattı: &#8220;RAHİM AĞZI KANSERİ ÖNLENEBİLİR&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/unlu-oyuncu-meltem-cumbul-sordu-uzmanlar-anlatti-rahim-agzi-kanseri-onlenebilir-608042</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 08:33:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlattı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[cumbul]]></category>
		<category><![CDATA[farkında]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Kanserleri]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[meltem]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Ağzı Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[sordu]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608042</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde giderek yaygınlaşan kadın kanserleri, erken teşhis edildiğinde büyük ölçüde tedavi edilebiliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-oyuncu-meltem-cumbul-sordu-uzmanlar-anlatti-rahim-agzi-kanseri-onlenebilir-608042">Ünlü oyuncu Meltem Cumbul sordu Uzmanlar anlattı: &#8220;RAHİM AĞZI KANSERİ ÖNLENEBİLİR&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde giderek yaygınlaşan kadın kanserleri, erken teşhis edildiğinde büyük ölçüde tedavi edilebiliyor. Hatta bir kanser türü var ki; ondan aşı ile korunmak mümkün. Ancak milyonlarca kadın bu gerçeğin farkında değil! İşte, Ocak ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında,<strong> Acıbadem Ankara Hastanesi, Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği</strong> ve <strong>Sağlık Gönüllüleri Derneği </strong>güçlerini birleştirerek, bilgiyi güçle buluşturmak ve önlenebilir bu kanserin farkındalığını artırmak için <strong>‘Güç Sende’ söyleşisi</strong> gerçekleştirdi.  </p>
<p><strong>Moderatörlüğünü ünlü oyuncu ve yönetmen Meltem Cumbul’un</strong> üstlendiği toplumsal farkındalık etkinliğinde, hekimler ve sivil toplum dernekleri bilim, deneyim ve dayanışma için buluştu. <strong>Acıbadem Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Doç. Dr. Emre Özgü ve Dr. Elif Demir ile Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik</strong> rahim ağzı kanserine dair çarpıcı gerçekleri, korunma yollarını ve toplumsal gücün önemini anlattı.</p>
<p><strong>Doç. Dr. Emre Özgü: “Aşılama mutlaka yaygınlaştırılmalı”</strong></p>
<p>Etkinlikte konuşan <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Emre Özgü</strong>, rahim ağzı kanserinin, aşı ile önlenebilen tek kanser türü olduğunu vurgulayarak, 66 ülkenin ulusal aşılama programı içinde yer aldığını belirtti. Doç. Dr. Özgü şöyle konuştu: “Her dört kadından üçü hayatlarının bir döneminde HPV virüsü ile karşılaşıyor. Yaklaşık yüzde 95 oranında cinsel ilişki ile bulaşan HPV vücuda girdikten sonra yüzde 80’i birinci senede, yüzde 90’ı da ikinci senede bağışıklık sistemi tarafından temizlenir. Temizlenmeyen yüzde 10 rahim ağzında değişiklikler yaparak rahim ağzı kanserine dönüşebiliyor. Rahim ağzı kanserini önlemede en etkili yöntemlerden biri HPV aşısıdır. HPV aşısı bağışıklık sistemini güçlendirerek virüsü vücuttan daha hızlı atmayı sağlar. Çocuklarımızı aşılayabilirsek rahim ağzı kanseri, aşı ile engelleyebildiğimiz tek kanser türü olarak tıp literatüründe yerini alacaktır. Bu kapsamda 9 ila 15 yaş arasındaki tüm çocukların aşılanmasında büyük fayda bulunmaktadır. 11-13 yaş grubunda yüksek bir bağışıklık yanıtı alınabiliyor. Tüm anne babalar çocuklarına bu aşıyı yaptırmalı; bir baba olarak ben de kendi çocuğumun aşılanmasını planlıyorum.”</p>
<p><strong>Dr. Elif Demir : “Düzenli tarama testleri ve aşı kritik önem taşıyor”</strong></p>
<p><strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Elif Demir</strong> de konuşmasında, rahim ağzı kanserinin aşı ile önlenebilen tek kanser türü olduğu konusunda toplumsal farkındalığı artırmanın çok önemli olduğunu vurguladı. Dr. Demir şöyle konuştu: “Yaygın bir aşılama programının sağlanması özellikle genç kızların aşılanmasının sağlanması gerekiyor. Ancak sadece kız çocukları değil, erkek çocukların da kendilerini ve partnerlerini korumaları için aşılanması çok büyük önem taşıyor.  Kadınlarda HPV aşısı üst yaş sınırı olmadan tüm kadınlara yapılabiliyor. Çocukluk çağında iki doz aşı yeterli iken erişkin dönemde üç doz aşı uygulanmaktadır. “</p>
<p>Kanser oluşmadan problemlerin çözülmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Dr. Demir sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Korunmada HPV aşısı, düzenli jinekolojik muayenelerin yapılması, Smear ve HPV DNA testi çok önemli. Jinekolojik muayeneye insanlar çekinerek geliyorlar ama bu muayeneler ve tarama testleri hayat kurtarıcı rol oynuyor. HPV kaçınabileceğimiz bir virüs değil ama korunma yolları mevcut. Rahim ağzı kanseri hem önlenebilir hem de erken teşhis edilebilir bir hastalıktır. HPV pozitifliği aslında utanılacak bir durum değildir. İnsanların yüzde 80’i, hayatlarında bir kere HPV ile karşılaşmaktadır önemli olan bunu zamanında saptayabilmek ve aşı ile önüne geçebilmektedir.”</p>
<p><strong>Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik: “HPV olsan bilir miydin?”</strong></p>
<p><strong>Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik</strong> etkinlikte, rahim ağzı kanserine yönelik toplumsal farkındalığın yeterli olmadığını belirterek şöyle konuştu: “Kadınlarımızın büyük çoğunluğunun kendi üreme organlarının sağlığı ile ilgili temel kavramları dahi bilmekten uzak olduklarını gözlemliyoruz. Tabii hal böyle olunca hastalıkların fark etmeleri de zor oluyor. Öyle ki birbirlerinden tamamen farklı hastalıklar olan rahim ağzı kanseri ile rahim kanserini karıştırabiliyorlar ya da rahim ağzı kanserini başlı başına bir organın kanseri olarak görmeyip, sadece ‘rahim kanserinin başlangıcı’ sanabiliyorlar. Ayrıca doğru bilinen pek çok yanlış da var”</p>
<p>Bu nedenle ülke çapında HPV ve Rahim ağzı kanseri hakkında farkındalık kampanyası başlattıklarını anlatan Çelik sözlerine şöyle devam etti: “Kampanyamızın sloganı; ‘HPV olsan, bilir miydin?’. Bir soruyla başladık bu kampanyaya. Rahim ağzı kanserinin baş sorumlusunun Human Papilloma Virüs yani kısa adıyla HPV olduğunu vurgulamak istiyoruz.  Bu virüsün ne olduğu ve yol açtığı hastalıkları konuşuyoruz. Maalesef ki yeterince bilinmediğini görüyoruz. Çok kişi HPV’yi ilk kez duymuş oluyor ya da başka bir virüs sanıyor. İşte bu yüzden öncelikle HPV hakkında bilgi vermek istiyoruz. Özellikle kadında yol açtığı rahim ağzı kanseri hastalığının toplumsal farkındalığını artırmak istiyoruz. Nedenlerini, korunma yollarını ve tedavisini anlatıyoruz. Uzmanlarımızla birlikte çeşitli söyleşiler düzenliyoruz,  sosyal medya adreslerimizden bu bilgiyi tüm toplumla buluşturmaya çalışıyoruz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-oyuncu-meltem-cumbul-sordu-uzmanlar-anlatti-rahim-agzi-kanseri-onlenebilir-608042">Ünlü oyuncu Meltem Cumbul sordu Uzmanlar anlattı: &#8220;RAHİM AĞZI KANSERİ ÖNLENEBİLİR&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer&#8217;de HPV aşısı ve taramalar konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/niluferde-hpv-asisi-ve-taramalar-konusuldu-605093</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 19:05:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[taramalar]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yalçın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605093</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Sağlık Buluşmaları’nda, kadın kanserleri arasında önlenebilir olmasıyla dikkat çeken rahim ağzı kanseri, HPV aşısı ve tarama yöntemleri ele alındı. HPV taramasının önemine dikkat çekilen söyleşide aşının koruyuculuğunun yüksek olduğu dile getirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-hpv-asisi-ve-taramalar-konusuldu-605093">Nilüfer&#8217;de HPV aşısı ve taramalar konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Sağlık Buluşmaları’nda, kadın kanserleri arasında önlenebilir olmasıyla dikkat çeken rahim ağzı kanseri, HPV aşısı ve tarama yöntemleri ele alındı. HPV taramasının önemine dikkat çekilen söyleşide aşının koruyuculuğunun yüksek olduğu dile getirildi.</p>
<p>Nilüfer’de Sağlık Buluşmaları kapsamında “Kadın Sağlığında Önlenebilir Bir Kanser: Rahim Ağzı Kanseri, HPV Aşısı ve Taramalar” söyleşisi gerçekleştirildi. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde moderatörlüğünü Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yeşim Afşar Uncu’nun yaptığı söyleşide, BUÜ Kadın Hastalıkları Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Bilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Kemal Özerkan ve Doç. Dr. Yakup Yalçın konuk oldu.  </p>
<p>Doç Dr. Yakup Yalçın, serviks (rahim ağzı) kanserinin önlenebilir bir kanser türü olduğunu söyledi. Bu kanseri yapan en önemli etkenin HPV virüsü olduğunu dile getiren Yalçın, “Kanserin nedeni yüzde 99 bu virüstür. Bu yüzden de HPV’yi anlatmaya çalışıyoruz” dedi.</p>
<p>KETEM’de 30 yaş üstü kadınlarda ücretsiz HPV taraması yapıldığının bilgisini veren Yalçın, “Bu tarama çok önemli. HPV pozitif demek kanser demek değildir. Virüs saptanırsa jinekologa yönlendiriliyor. Herhangi bir anormallik var mı ona bakılıyor. Virüs bir ağrı, kanama yapmıyor. Ancak taramalarda fark ediliyor. Yüzde 97’si 2 yıl içinde yok olabiliyor” diye konuştu.</p>
<p>SİGARA RİSKİ KATLIYOR</p>
<p>Yalçın karşılaştığı vakalarda serviks kanserine yakalananların hepsinin sigara içtiğini belirterek, “Sigara içilmesi, immün sistem rahatsızlıkları gibi yan etkiler bulunduğunda vücuttan atılması zorlaşıyor” dedi. Kansere yakalananların hemen hemen hepsinin hiç kontrole gelmeyen hastalar olduğuna dikkat çeken Yalçın, doktor takibinde olmanın önemini vurguladı.</p>
<p>KONTROL ŞART                </p>
<p>Prof. Dr. Kemal Özerkan ise aşının koruyuculuğunun yüksek olduğunu söyledi. Özellikle 9-14 yaş arası yapılan aşıların çok daha etkili olduğunu dile getiren Özerkan, “Aşı hem bağışıklığı hem de virüsün tekrar etmemesini sağlıyor” dedi. Tek başına HPV virüsünün kanser demek olmadığını anlatan Özerkan, “Taramalar, kanser riski taşıyan popülasyonu belirlememize yardımcı oluyor. Bu hastalar kontrol edilirse hastalığın önüne geçilir” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-hpv-asisi-ve-taramalar-konusuldu-605093">Nilüfer&#8217;de HPV aşısı ve taramalar konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni varyant bizi nasıl etkileyecek?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-varyant-bizi-nasil-etkileyecek-599570</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 12:23:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[bizi]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyecek]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[H3N2]]></category>
		<category><![CDATA[influenza]]></category>
		<category><![CDATA[İnfluenza A]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Selim Badur]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[varyant]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599570</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde alarma yol açan ve ülkemizde de görülen H3N2 grip virüsünün Türkiye’de nasıl ve ne kadar etkili olacağı merak ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-varyant-bizi-nasil-etkileyecek-599570">Yeni varyant bizi nasıl etkileyecek?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Dünya genelinde alarma yol açan ve ülkemizde de görülen H3N2 grip virüsünün Türkiye’de nasıl ve ne kadar etkili olacağı merak ediliyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, gündemdeki H3N2 virüsünün yeni değil ancak değişime uğramış bir virüs olduğunu söyledi. Klasik gribe göre daha hızlı yayılabilen yeni varyantın, bazı risk gruplarında daha ağır semptomlara yol açabileceği uyarısında bulunan Prof. Dr. Selim Badur, mevcut aşıların özellikle risk grubundakiler için yeni varyanta karşı koruyuculuğu olduğunu belirtti.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, gündemdeki H3N2 varyantının yeni bir virüs olmadığını, değişime uğramış bir virüs olduğunu söyledi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Pandemiye neden olan tek virüs: İnfluenza A</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>İnsanlarda pandemiye neden olduğu bilinen tek İnfluenza türünün İnfluenza A virüsü olduğunu kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, “İnfluenza A, köken aldığı kuşlardan ve domuzlardan insanlara geçip, viral evrim yoluyla konağa uyum sağlayarak 1918 “İspanyol gribi” ve 2009 “Domuz gribi” gibi yakın tarihimizde de küresel pandemilere yol açmıştır. Son yıllarda İnfluenza A H5 ve H7 alt tipleri gibi insanda yüksek mortaliteye (Yüzde 30–50) neden olan kuş gribi virüsleri ile yüzlerce vaka bildirilmiş ancak yayılım olmamıştır. İnfluenza H5N1 virüsü, Ocak 2025’ten itibaren kümes hayvanları ve memeli türlerinde küresel olarak dolaşmaya başlamıştır. Ancak bu virüsler, henüz insanlarda sürekli bir infeksiyon zinciri oluşturmamıştır” dedi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>H3N2 yeni bir virüs değil</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Pandemi riski taşıyan ve kanatlılardan bulaşma potansiyeli bulunan bu tür etkenler dışında, özellikle H1N1 ve H3N2 tiplerinin mevsimsel gribe neden olduğunu belirten Prof. Dr. Selim Badur, “Bu tipler, insanlar dışında, domuzlar, atlar, kediler, köpekler, maymunlar, kümes hayvanları ve yabani kuşlar dahil olmak üzere birçok türü infekte edebilmektedir. H3N2 virüsü yeni bir virüs değildir; bilinen ve yıllardır dolaşımda olan İnfluenza A/H3N2 virüsünün, etkenin bilinen ‘kolaylıkla mutasyona uğrama’ özelliğinden dolayı, sıklıkla değişime uğraması şaşırtıcı değildir. Gündemdeki H3N2 varyantının yeni bir virüs olmadığını, ancak değişime uğramış bildik bir virüs olduğunu söyleyebiliriz” diye konuştu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>İnfluenza sezonu, bu yıl birkaç hafta erken başladı</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Japonya ve İngiltere&#8217;de artan vakalarla ilişkilendirilen bu H3N2 varyantnın tüm kıtalarda tespit edildiğini kaydeden </span></span></span><span><span>Prof. Dr. Selim Badur, “Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) 20 Kasım’da yaptığı güncellemede, İnfluenza sezonunun, bu yıl önceki yıllara göre birkaç hafta daha erken başladığını ve son haftalardaki yükselişin esas nedeninin de İnfluenza A/H3N2 virüsleri olduğunu belirtmiştir. COVID-19 pandemisinin ardından uzun bir süre çok az genetik veya antijenik değişim gösteren İnfluenza A/H3N2 virüsleri, kuzey yarımkürenin 2024–2025 İnfluenza sezonunda yeniden önemli biçimde evrimleşmeye başlamıştır” dedi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Klasik gribe göre daha hızlı yayılabiliyor</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Yeni varyantın artık küresel çapta dolaşımda olduğunu kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, “Yeni ortaya çıkan A/H3N2 subklad K, artık küresel çapta dolaşımda olup 2025 Mayıs–Kasım döneminde, Avrupa’nın birçok ülkesinde hızla yayılım göstermiştir. </span></span><span><span><span>Klasik gribe göre daha hızlı yayılabilen ve bazı risk gruplarında daha ağır semptomlara yol açabilen bir virüs söz konusudur. Bu salgının normal grip virüsüne göre, daha hızlı yayılarak daha fazla kişiyi hastalandıracağına dair öngörüler bulunmaktadır. Henüz ağır bir hastalık tablosuna yol açtığı konusunda bilgi bulunmamaktadır ancak bulaşma hızının arttığı yönünde bulgular söz konusu olduğundan dikkatle izlenmesi gereken bir virüs ile karşı karşıya olduğumuzu; ancak bugün için etkenin pandemi oluşturacak tipte bir yayılım göstermediğini söyleyebiliriz” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Mevcut aşıların koruyuculuğu var mı?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Mevcut aşıların özellikle risk grubundakiler için yeni varyanta karşı koruyuculuğu olduğunu belirten Prof. Dr. Selim Badur, “</span></span></span><span><span>İnfluenza A (H3N2) subklad K, aşı referans suşu ile karşılaştırıldığında hemaglütinin geninde K2N, T135K, S144N (+CHO), N158D, I160K, Q173R, K189R, T328A ve S378N değişikliklerini barındırmaktadır<b>. </b>Ancak şu ana kadar gerçek aşı etkinlik verilerinin sınırlı olması nedeniyle mevcut İnfluenza aşısının antijenik olarak uyumsuz varyantlara karşı da çapraz koruma sağlayabilmesi beklenmektedir ve özellikle ağır İnfluenza komplikasyonları açısından yüksek risk altındaki bireyler için kritik bir halk sağlığı aracı olmaya devam etmektedir” dedi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Virüsün aşıdan tamamen kaçması mümkün değil</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezinin (ECDC), genel nüfus için riski orta düzey olarak belirtirken, ciddi hastalığa yakalanma olasılığı daha yüksek olan kişiler için (özellikle 65 yaş üstü, başka hastalıkları olan, hamile kadınlar veya bağışıklık sistemi zayıf olanlar) riski daha yüksek olarak değerlendirdiğini kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, “Grip virüsü yapısında gerçekleşen değişiklikler nedeniyle kısmen bağışıklık sistemimizden kaçabilmektedir. </span><span><span>Ancak, mevcut grip aşıları, etkinlikleri bir miktar azalmış olsa da bu yeni tip için de koruma sağlayacaktır. Söz konusu değişimlere uğrayan virüsün aşıdan tamamen kaçması mümkün değildir” dedi.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Şiddetli titreme ve yüksek ateş görülüyor</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İnsanların dolaşımdaki yeni varyant ile daha önce karşılaşmadıkları için virüsün hızla ve kolayca yayılması beklenen bir durum olduğunu belirten </span></span><span>Prof. Dr. Selim Badur, “<span>Grip virüsleri sürekli mutasyona uğramaktadır ve minör farklılaşmalar sıklıkla görülür. Ancak bazen bugün söz konusu olduğu gibi, daha yoğun farklılaşmalar olabilir. Nitekim bugün dolaşımdaki H3N2 mevsimsel grip virüsünde dokuz mutasyon ortaya çıkmıştır ve bu nedenle mutasyona uğramış virüsün görülme oranında ‘hızlı bir artış’ yaşanması doğaldır. İnsanların bağışık olmamaları nedeniyle bu virüsün neredeyse kesin olarak tüm dünyaya yayılacağını düşünmek şaşırtıcı olmaz. </span>Klinik bulgular açısından, yeni varyantın yol açtığı enfeksiyonlarda şiddetli titreme sık görülmektedir; ayrıca genel grip belirtilerine uyumlu olarak yüksek ateş (39-40 dereceye kadar), şiddetli kas ve eklem ağrısı, kuru, boğulacak gibi bir öksürük söz konusudur. Bu sene dikkat çeken bir bulgu, sık olmasa da hastalarda ishal ve bulantı şikayetlerinin bulunmasıdır” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><b><span><span>Soğuk algınlığı mı, grip mi yoksa COVID-19 mu?</span></span></b></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Soğuk algınlığı, grip ve COVID-19&#8217;un belirtilerinin büyük ölçüde örtüştüğümü, yine de bazı ipuçlarının ayırıcı tanıda yardımcı olabileceğini kaydeden </span></span><span>Prof. Dr. Selim Badur, “<span>Soğuk algınlığı genellikle yavaş başlar; burun ve boğaz arkasını etkiler. Grip çoğunlukla aniden başlar ve eklem ve kas ağrısı, ateş ve halsizlik daha belirgindir. COVID-19 ise grip benzeri belirtiler göstermenin yanı sıra, koku veya tat kaybı ayırt edici bir işarettir. Ayrıca ‘jilet gibi kesici duygu uyandıran’ bir boğaz ağrısı ve ishal de sık görülür” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Ülkemizde, ilk ara tatilden sonra (17 Kasım) okulların açılması döneminde virüsün görülme sıklığının arttığını belirten Prof. Dr. Selim Badur, “Klasik yayılma özelliği nedeniyle önce çocuklar arasında başlayan yayılım, daha sonra erişkin yaş grubuna sıçramıştır. Bugün için İstanbul’da, çeşitli sağlık kurumlarının verilerine göre, test edilen hastaların yaklaşık yüzde 90’ının grip olduğu saptanmıştır. Hastalık erişkinlerde de çocuklardaki gibi ağır seyretmektedir ve acil servislere başvurular grip nedeniyle giderek artmaktadır” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Alınması gereken önlemler nelerdir?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Selim Badur, alınması gereken önlemlere ilişkin de şunları söyledi:</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>-İnfluenza aşılaması için hedef grupları şöyle sıralayabiliriz: Sağlık çalışanları, çocuklar ve özellikle de ağır hastalık açısından yüksek risk grubu mensupları (65 yaş üstü kişiler, altta yatan metabolik, pulmoner, kardiyovasküler, nöromüsküler ve diğer kronik hastalığı olanlar, gebeler veya bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler, uzun süreli bakım tesisleri gibi kapalı ortamlarda yaşayanlar) gecikmeden aşılanmalıdır. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>-Yüksek risk grubundaki bireylerde komplikasyon ve hastalık ilerleme riskini azaltmak için, etkilenen kişilerin erken dönemde (ilk 48 saat içinde) antiviral tedavisine başlanmalıdır. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>-Uzun süreli bakım tesisleri gibi kapalı ortamlarda tespit edilen salgınlarda aşılama durumuna bakılmaksızın antiviral profilaksi planlanmalıdır. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>-Sağlık kurumları, İnfluenza sezonunda sağlık sistemi üzerindeki baskıyı azaltmak için hazırlık planlarını gözden geçirmeli, enfeksiyon önleme ve kontrol uygulamalarını güçlendirmelidir. Semptomatik hastaların erken tanısı ve izolasyonu, solunum yolu virüslerinin dolaşımda arttığı dönemlerde personel ve ziyaretçilere maske kullandırılmalı, solunum yolu semptomları gösteren sağlık çalışanları derhal test edilmeli, gerektiğinde antiviral tedavi verilmeli ve mümkünse semptomları iyileşene kadar istirahat verilerek izolasyonu sağlanmalı, el hijyeni, düzenli çevre temizliği ve kapalı alanların havalandırılmasına özen gösterilmelidir. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>-Bulaşmanın nasıl azaltılabileceği (aşılanma, el hijyeni, öksürürken veya hapşırırken ağız ve burnu kapatma, hastayken evde kalma ve kapalı alanları havalandırma) ve ağır hastalığın etkileri konusunda halka yönelik net mesajlar içeren kamu spotları oluşturulmalıdır. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>-Risk değerlendirmesi ve uygun yanıt stratejilerinin belirlenmesi için zamanında yapılan İnfluenza virüsü dizilemesi ve aşı etkinliği izlemesi de dahil olmak üzere sürveyans (izlem) çalışmaları güçlendirilmelidir. </span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-varyant-bizi-nasil-etkileyecek-599570">Yeni varyant bizi nasıl etkileyecek?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Influenza son günlerde hızla artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/influenza-son-gunlerde-hizla-artiyor-592758</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 08:45:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[günlerde]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Her Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[influenza]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592758</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son günlerde görülme sıklığı artan hızla influenza (grip), her yıl dünya genelinde binlerce kişinin ölümüne neden oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/influenza-son-gunlerde-hizla-artiyor-592758">Influenza son günlerde hızla artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde görülme sıklığı artan hızla influenza (grip), her yıl dünya genelinde binlerce kişinin ölümüne neden oluyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Cemal Üstün</strong>, influenzanın yüksek ateş, boğaz ve baş ağrısı, burun akıntısı, kas-eklem ağrısı, halsizlik ve öksürükle seyreden bir solunum yolu hastalığı olduğunu belirterek “Oysa influenza başta olmak üzere enfeksiyon hastalıklarının önemli bir kısmı aşılama ile önlenebilir. İnfluenzaya bağlı ölümler çoğunlukla 5 yaş altı ve 65 yaş üstü kişiler ile hamileler ve kronik hastalığı olanlardan oluşmaktadır. İnfluenza virüsü zatürreye yol açabilirken, kalp ve beyin enfeksiyonlarına da zemin hazırlayarak sakatlığa hatta ölüme neden olmaktadır. Bu nedenle her yıl grip aşısının yaptırılması büyük önem taşımaktadır” diyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Cemal Üstün, toplumda grip aşısı hakkında doğru bilinen 7 yanlışı sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Influenza için aşıya gerek yoktur çünkü ciddi bir hastalık değildir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Influenza (grip) ölümle sonuçlanan ciddi hastalıklara ve ölüme yol açabilen bir hastalıktır. Dünya genelinde her yıl milyonlarca kişiyi etkilemekte ve 300 bin-650 bin arası kişinin ölümüne neden olmaktadır. Bu hastalığa bağlı, ölüm dışı gelişen sakatlık ve insan iş gücü kaybı ise çok daha fazladır. Influenzaya bağlı ölümlerin çoğu 5 yaş altı ve 65 yaş üstü kişiler ile hamileler ve kronik hastalığı olanlardan (diyabet, kanser, obezite, kalp- damar hastalığı vb) oluşmaktadır. </p>
<ul>
<li><strong>“Aşılandım ama yine grip oldum.” Aşı enfeksiyonlardan korumaz: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Her yıl, bir önceki yılda görülen influenza virüsünden elde edilen cansız aşı (öldürülmüş virüs aşısı) uygulanmakta ve yüzde 80’lere kadar koruyuculuk sağlamaktadır.</p>
<p>Aşı sonrası grip benzeri hastalık belirtileri olabilir. Bu durum bağışıklık sisteminin virüse karşı çalıştığının göstergesidir. Ayrıca influenza aşısı sadece influenza virüsüne bağlı en sık görülen mevsimsel gribi engeller. Diğer virüslerle oluşan solunum yolu hastalıklarını etkilemez ki bu hastalıklar daha nadir görülür. </p>
<ul>
<li><strong>Aşının ciddi yan etkileri vardır: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Aşı, hafif grip bulguları ile seyreden belirtilere nadiren neden olabilir. Bu iki-üç gün süren nadir bir durumdur. İnfluenza aşısı cansız aşı olduğundan aşı ile ilgili yan etkiler çok düşük ve önemsizdir. Yan etkiler hastaların ortalama yüzde 3-5’inde görülmektedir. Başlıca yan etkiler; grip benzeri hafif hastalık (kas ağrısı, halsizlik), aşı yapılan yerde ağrı, kızarıklık ve hafif ateştir.</p>
<ul>
<li><strong>Influenza aşısı hamilelikte yapılmaz: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Hamilelikte tüm cansız (inaktif) virüs aşıları güvenle uygulanabilir. Hamilelikte bağışıklık sistemi zayıfladığı için, anne adayları enfeksiyonlara karşı daha hassas hale gelir. Bu nedenle hem anne adayının hem de bebeğin sağlığını korumak açısından grip aşısı yaptırmak elzemdir. Özellikle gebeliğin ikinci ya da son üç aylık dönemlerinde olan anne adaylarının grip aşılarını doktor önerisiyle yaptırmaları, olası komplikasyonların önlenmesi açısından son derece önemlidir. Aşı yalnızca anne adayını değil, doğumdan sonra ilk aylarda bebeği de koruyucu bir bağışıklık sağlar.</p>
<ul>
<li><strong>Geçen yıl aşılandım, bu yıl gerek yok: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Influenza virüsü her yıl yapısını değiştirmekte ve bağışıklık sisteminden kaçmaktadır. Bu nedenle her yıl, bir önceki yıl sık görülen virüs tiplerine göre yeni aşı geliştirilmektedir. Her yıl influenza aşısı yapılmalıdır. Aşı yapıldıktan 7-15 gün sonra etkinliği başlar ve etkinliğinin yüksek olduğu dönem üç aydır. Üç aydan sonra etkinliği önemli derecede düşer. Bu nedenle ülkemizde aşıyı Kasım ayı başında veya ortasında yapmak etkinliği açısından daha faydalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Sağlıklı kişilerin aşıya ihtiyacı yoktur: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Sağlıklı kişiler de risk grubundakilere göre daha az olmakla birlikte hastalığı şiddetli geçirebilir. Çünkü grip virüsü her yıl değişim gösterir ve bağışıklık sistemi bu yeni virüslere karşı savunmasız kalabilir. Kişi genel olarak sağlıklı olsa bile, virüs bulaştığında ciddi hastalık tablosu gelişebilir veya çevresinde risk grubundaki bireylere hastalığı bulaştırabilir. Bu nedenle grip aşısı, sadece kronik hastalığı olanlar için değil, toplum genelinde bulaş zincirini kırmak için de önemlidir.  </p>
<ul>
<li><strong>Aşılar zararlı maddeler içerir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanan tüm aşılar güveli olup, insan sağlığına zarar veren maddeler içermezler. İnfluenza aşıları da yıllardır milyonlarca kişiye her yıl güvenle uygulanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü her yıl influenza mevsimi öncesinde özellikle risk grubundaki bireylerin aşılanmasını önermektedir. Bu aşılar ciddi hastalık, hastaneye yatış ve ölüm riskini azaltarak toplum sağlığının korunmasında önemli bir rol oynar.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/influenza-son-gunlerde-hizla-artiyor-592758">Influenza son günlerde hızla artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HPV&#8217;den korunmada aşılamanın önemi büyük</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hpvden-korunmada-asilamanin-onemi-buyuk-592321</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 14:09:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşılamanın]]></category>
		<category><![CDATA[Belirterek]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[korunmada]]></category>
		<category><![CDATA[önemi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592321</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen Human Papilloma Virus (HPV) Paneli’nde  HPV virüsü, virüsten korunma yöntemleri ve aşılamanın önemi vurgulandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpvden-korunmada-asilamanin-onemi-buyuk-592321">HPV&#8217;den korunmada aşılamanın önemi büyük</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen Human Papilloma Virus (HPV) Paneli’nde  HPV virüsü, virüsten korunma yöntemleri ve aşılamanın önemi vurgulandı. HPV’nin en sık bulaşan enfeksiyonlardan biri olduğunu belirten İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, HPV aşısının önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, dünyanın pek çok ülkesinde HPV aşısının uygulandığını belirterek özellikle ergenlerde uygulanan aşının koruyuculuğunun yüzde 100 olduğunu söyledi. <br />Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafıından “Bilimsel Etkinlikler Serisi 2025-2026” kapsamnında düzenlenen Human Papilloma Virus (HPV) Paneli’nde uzmanlar tarafından HPV enfeksiyonları, aşılama ve alınacak önlemler tartışıldı. <br />Dr. Ralph A. DeFronzo Oditoryumu’nda gerçekleştirilen panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, Human Papilloma Virus (HPV) konusunun oldukça önemli bir konu olduğunu belirterek virüsün sadece ilginç bir virüs olarak değil pratik açıdan da büyük bir öneme sahip olduğunu söyledi. <br />Prof. Dr. Selim Badur: “HPV aşısı 148 ülkenin aşı takviminde yer alıyor”<br />Ülkemizde zaman zaman HPV aşısının ücretsiz uygulanmasının gündeme geldiğini ancak bazı önyargılar nedeniyle uygulamanın hayata geçirilmediğini belirten Prof. Dr. Selim Badur, “Ama ilginçtir Ortadoğu coğrafyasında Suudi Arabistan başta olmak üzere birçok ülke rutin olarak yıllardan beri bu aşıyı kullanmaktadır. Yılda yaklaşık 350 bin kadar servikal kanser ölümü oluyor. 2025 başından itibaren 148 ülkenin ulusal aşı takviminde yer almakta. Bu aşı işe yarıyor mu? Evet yarıyor. Servikal kanserin çok ciddi oranlarda düştüğünü gösteren Avustralya ve İngiltere verileri var. Bugün biz burada ülkemiz için HPV virüsünün ne kadar önemli olduğuna bakacağız. Türkiye’deki tipler ve aşının önemini, özel bir konu olarak infertiliteyi ve patolojik olarak özelliklerini dinleyeceğiz” dedi.<br />Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan: “400’den fazla HPV tipi bulunuyor”<br />İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, “HPV İnfeksiyonları ve Aşısı Genel Durum” başlıklı konuşmasında HPV’nin en sık bulaşan hastalıklardan olduğunu belirterek “HPV çok tartışılan bir konudur. Sanki çok rutinmiş gibi anlatılır ama sürekli olarak değişir. Çeşitli kongrelerde de her yıl bilgiler yenilenir. Bugün 400’den fazla HPV tipi olduğu biliniyor. 41 tane anogenital (vulva, penis, anüs) HPV virüsü var. Bunlar tropizm gösteriyor yani elinizdeki siğille genital bölgede çıkan siğil birbirinden tamamen farklı” dedi. <br />HPV enfeksiyonlarının tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 5’inin nedeni olduğunu kaydeden Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, “Dünyada en sık cinsel temasla bulaşan hastalıktır. Cinsel aktif bireylerin yüzde 80’inde görülür. Serviks kanserleri dışında anogenital kanserler ve Orofaringeal (baş ve boyun kanseri) kanserlerinin de önemli bir nedenidir” dedi.<br />Ergen evliliği HPV riskini artırıyor<br />18 yaş altı ergen evliliklerinde serviks kanseri riskinin arttığını belirten Prof. Dr. Murat Berkkanoğlu, ilk ilişki yaşının servikal neoplaziler için ciddi bir risk faktörü olduğunu kaydederek “Bir kız çocuğu adet gördükten sonraki bir yıl içinde cinsel aktif olursa serviks kanseri olma riski 26 kat artar” uyarısında bulundu.<br />Genital siğillere dikkat!<br />HPV’den korunmada aşılamanın önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, genital siğillerin kanatılmaması gerektiğini vurgulayarak “Siğiliniz varsa ve siz o bölgedeki tüylerinizi alıyorsanız buradaki virüsü alıp bazal membrana ekmiş oluyorsunuz. Bir kadının ya da erkeğin siğili varsa en az 6 ay ideali bir yıl tüylerini almaması gerekir. Siğilleri hasarladığınız zaman virüsleri bazal membrana itiyorsunuz ve sonra bunlar daha fazla çıkıyor. Siğilleri kanatırsanız ortalama iki yıl içinde yüzde 30 kadar nüks olacağını görürsünüz. Geçmemesinin sebebi budur. Genital siğilden korunmak ya da tekrarını önlemek için birincisi aşılanacaksınız, ikincisi tüylerinizi almayacaksınız, bunlar son derece önemli” diye konuştu.<br />Ergenlerde aşının koruyuculuğu yüzde 100<br />HPV aşısının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, dünyanın pek çok ülkesinde HPV aşısının uygulandığını belirterek özellikle ergenlerde uygulanan aşının koruyuculuğunun yüzde 100 olduğunu söyledi. <br />Prof. Dr. Murat Berkkanoğlu, HPV aşısı ile infertilite ilişkisini araştıran çalışmalara değindi<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Murat Berkkanoğlu “HPV Aşısının İnfertilite Açısından Önemi” başlıklı konuşmasında genital HPV enfeksiyonunun dünya çapında en yaygın cinsel yolla bulaşan viral enfeksiyon olduğunu belirterek üreme çağındaki genel kadın nüfusunda tahmini genel yaygınlık oranının yüzde 10 olduğunu söyledi. HPV enfeksiyonu, HPV aşısı ile infertilite arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmalardan örnekler veren Prof. Dr. Murat Berkkanoğlu, aşının infertiliteye yol açtığına ilişkin anlamlı sonuçların bulunmadığını söyledi. Prof. Dr. Murat Berkkanoğlu, “Önümüzde önemli bir hastalık var. Son veriler ve büyük hasta gruplarına baktığımız zaman infertilite ile ilgisi olmadığı gözükmekte. O açıdan değerlendirmek gerekiyor” dedi. <br />Doç. Dr. Gürcan Vural, lezyonların patolojik özelliklerini anlattı<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Gürcan Vural, “HPV İnfeksiyonu ile Oluşan Hafif Displaziden İnvaziv Kansere Serviks Uteri Lezyonlarının Patolojisi” başlıklı sunumunda HPV virüsünün uzun yıllardır üzerinde çalışılan bir virüs olduğunu belirterek HPV virüsünün yol açtığı lezyonların yapısına ilişkin bilgiler verdi.  Doç. Dr. Gürcan Vural, servikal kanserlerin önlenmesi için düzenli smear testi yapılması, gerektiğinde HPV ve kan testi verilmesi ve mutlaka aşılama yapılması gerektiğinin altını çizdi. </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpvden-korunmada-asilamanin-onemi-buyuk-592321">HPV&#8217;den korunmada aşılamanın önemi büyük</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyada ve ülkemizde hala önemli bir tehdit</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunyada-ve-ulkemizde-hala-onemli-bir-tehdit-590484</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 11:07:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[baran]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hala]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zatürre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590484</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında zatürre olarak bilinen pnömoni, akciğer dokusunun iltihaplanması sonucu oluşan bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-ve-ulkemizde-hala-onemli-bir-tehdit-590484">Dünyada ve ülkemizde hala önemli bir tehdit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında zatürre olarak bilinen pnömoni, akciğer dokusunun iltihaplanması sonucu oluşan bir hastalık. Dünyada ve ülkemizde hala en sık görülen enfeksiyonlardan biri olan zatürre aynı zamanda en önemli ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Öyle ki ülkemizde her yıl   yaklaşık 300 bin kişiye zatürre tanısı konuluyor. Sağlık Bakanlığı’nın 2023 yılı verilerine göre; hastaneye en çok yatış gerektiren bir enfeksiyon olan zatürre ölüm sebepleri arasında ilk 10&#8217;uncu sırada olmaya devam ediyor.  <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, </strong> sonbahar ve kış aylarında kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirilmesi nedeniyle görülme sıklığı artan zatürrenin özellikle ileri yaşta ve kronik hastalığı olan kişilerde  son derece ciddi ve ölümcül seyredebileceğine dikkat çekerek, “Enfeksiyon sebebiyle vücuttaki oksijen seviyesinin düşmesi tüm organları etkilemektedir. Bunun sonucunda akciğerin yanı sıra böbrek, kalp ile karaciğer yetmezlikleri gelişebilmektedir. Özellikle 65 yaş üstü ve kronik hastalığı olan kişilerde bu organlar çok daha kolay hasar görmektedir” diyor. <strong>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran,</strong>  dolayısıyla zatürreden korunmanın yaşamsal önem taşıdığını vurgulayarak, “Bu enfeksiyondan en etkili korunma yöntemi ise özellikle 65 yaş üstü ve/veya altta kronik hastalığı olanların düzenli yıllık grip aşısı ve 1 kez zatürre aşısı yaptırmalarıdır” diyor.</p>
<p><strong>Kapalı alanlarda hızla bulaşıyor</strong></p>
<p>Sonbahar ve kış aylarında zatürrenin görülme sıklığı belirgin şekilde artış gösteriyor. Bu artışın nedenleri arasında grip (influenza), RSV (Respiratuar Sinsityal Virüs), koronavirus gibi solunum yolu virüslerinin bu mevsimlerde daha yaygın olmaları yer alıyor. Virüsler akciğerlerin savunmasını zayıflatıyor ve bakterilerin yerleşip iltihap yapmalarını kolaylaştırıyor. Soğuk havada kapalı ortamlarda uzun süre zaman geçirilmesi de damlacık yoluyla bulaşan mikroorganizmaların hızla yayılmalarını kolaylaştırıyor. Aynı zamanda soğuk hava burun ve solunum sistemindeki savunma mekanizmalarını zayıflatıyor. Güneş ışığının az olması da D vitamini düzeylerinin düşmesine ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olabiliyor. Bu etkenler zatürrenin görülme sıklığını dolaylı olarak artırıyor. KOAH, kalp yetmezliği ve diyabet gibi kronik hastalıklar da soğuk havalarda kötüleşerek zatürrenin gelişimini kolaylaştırıyor. </p>
<p><strong>Mikroplar oksijen seviyesini düşürüyor!  </strong></p>
<p>Bakterilerin, virüslerin ve nadir olarak mantar enfeksiyonlarının akciğerlere ulaşmasıyla gelişen zatürre bulaşıcı ve hızlı ilerleyebilen bir hastalık. Çoğunlukla solunum yoluyla bulaşan zatürrenin bulaşma riski ise virüs veya bakterilerin türüne göre değişiyor. Hasta bir kişi öksürürken veya hapşırırken damlacıklar havaya karışıyor. Sağlıklı kişi bu damlacıkları soluduğunda mikroplar burun, boğaz veya soluk borusundan akciğerlere ulaşıyor. Normalde akciğerler kendini iyi koruyor; burun, soluk borusundaki tüyleri ve mukus ise mikropları dışarı atarken,  bağışıklık hücreleri de mikropları yutuyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, “Ancak  grip ve soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu enfeksiyonu sonrasında, sigara kullanımında, bağışıklık sistemi zayıfladığında, aşırı yorgunlukta veya beslenme bozukluğunda mikroplar akciğerin hava keseciklerine  kadar ulaşmaktadır” uyarısında bulunuyor. Vücudun burada çoğalan mikropları yok etmek için iltihap karşıtı hücrelerini bölgeye gönderdiğini belirten Prof. Dr. Reha Baran, “Bu savaş sırasında alveoller, yani akciğer dokuları sıvı iltihap hücreleri ve bakterilerle dolmaktadır. Bunun sonucunda, vücutta oksijen seviyesi düşerken; ateş, öksürük ve göğüs ağrısı gibi sorunlar başlamaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Hafif öksürük ve ateş erken belirtisi olabilir! </strong></p>
<p>Zatürre basit bir soğuk algınlığı gibi başlayıp, hızla ağırlaşabilen bir hastalık. Başlangıcında genellikle 38-40 derece ateş, titreme ve öksürük görülüyor. Önce kuru özellik sergileyen öksürük daha sonra sarı, yeşil veya pas renginde balgamlı hale geliyor.  Nefes alırken göğüste batar tarzda ağrı, halsizlik, yorgunluk, hafif egzersizlerde veya konuşurken hissedilen nefes darlığı, özellikle virüs zatürrelerinde kas-eklem ağrıları, diğer belirtilerini oluşturuyor.  Prof. Dr. Reha Baran, bu dönemde hekime başvurmanın yaşamsal önem taşıdığı uyarısında bulunarak, “Risk grubunda olanlarda ise sadece hafif öksürük ve ateş bile erken zatürre belirtisi olabilmektedir” diyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran,<strong> </strong>erken tanı konulduğunda enfeksiyonun akciğerin tamamına yayılmadan durdurulabildiğine işaret ederek, “Bu sayede solunum yetmezliği ve kan zehirlenmesi gibi komplikasyonlar önlenirken, hastaneye yatış ihtimali azalmaktadır. Özellikle yaşlılarda ve kronik bir hastalığı olanlarda erken tedavi ölüm riskini önemli ölçüde düşürmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Bol sıvı alımı ve istirahat önemli! </strong></p>
<p>Zatürrenin tedavisinde amaç enfeksiyonu yok etmek, akciğer fonksiyonunu düzeltmek ve nefes darlığı ile organ yetmezliği gibi komplikasyonları önlemek. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran,<strong> </strong>bakteri kaynaklı zatürrelerde tedavinin temelini antibiyotiklerin oluşturduğunu belirterek, “Viral zatürrelerde ise antibiyotik etkisizdir. Bu durumda; bol sıvı alımı, istirahat, ateş düşürücü ilaçlar ve gerekiyorsa oksijen desteği önemlidir.  İnfluenza (grip) kaynaklı gelişen zatürrelerde özel bir antiviral ilaçlar ve covid-19 gibi enfeksiyonlarda ise kortizon kullanılabilir” bilgisini veriyor.  </p>
<p><strong>Zatürreden korunmak için 8 kritik kural! </strong></p>
<ul>
<li>Zatürre ve grip aşılarınızı yaptırın. </li>
<li>Sigara ve alkolü mutlaka bırakın. </li>
<li>Ellerinizi sık sık sabunlu suyla en az 2 dakika boyunca yıkamayı alışkanlık edinin.</li>
<li>Kapalı ortamlarda bulunmaktan kaçının, eğer mecbursanız mutlaka maske kullanın. </li>
<li>Hastalar ile yakın temasta bulunmamaya özen gösterin.</li>
<li>Bağışıklık sistemini güçlendirmek için<strong> </strong>dengeli beslenin, özellikle protein ve C vitamini yönünden zengin besinler tüketin, yeterli süre uyuyun, düzenli egzersiz yapın, stresi yönetmeye çalışın,   kronik bir hastalığınız varsa düzenli olarak kontrolünü yaptırın. </li>
<li>Odanızı her gün üç kez olacak şekilde 15’er dakika havalandırın. Ayrıca, nem oranı çok düşük ortamlarda bulunmamaya dikkat edin.</li>
<li>Soğuk havada burundan nefes alın. Burun, soğuk havayı akciğerlere ulaşmadan önce ısıtır ve nemlendirir. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-ve-ulkemizde-hala-onemli-bir-tehdit-590484">Dünyada ve ülkemizde hala önemli bir tehdit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Gribin Neden Olduğu 4 Sağlık Sorununa Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-gribin-neden-oldugu-4-saglik-sorununa-dikkat-589599</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 08:35:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gribin]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[olduğu]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sorunların]]></category>
		<category><![CDATA[sorununa]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589599</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbahar aylarında çocuklar arasında yaygın olarak görülen grip doğru tedavi edilmediğinde önemli sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-gribin-neden-oldugu-4-saglik-sorununa-dikkat-589599">Çocuklarda Gribin Neden Olduğu 4 Sağlık Sorununa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbahar aylarında çocuklar arasında yaygın olarak görülen grip doğru tedavi edilmediğinde önemli sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Çocuklarda genellikle hafif seyreden viral bir hastalık olan grip; aniden ortaya çıkan ateş, burun akıntısı, boğaz ve kas ağrısı gibi şikayetlerle kendini belli ediyor. Bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklarda ise hastalık daha ağır seyredebiliyor. Bu nedenle çocuklardan hastalığın neden olabileceği sorunların oluşmasını engellemek için grip aşısı öneriliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Samet Özer, çocuklarda grip ve tedavi yöntemleri ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Bulaşıcılık seviyesi yüksek</strong></p>
<p>Viral bir enfeksiyon olan grip (influenza), akciğerdeki hava yollarını olumsuz yönde etkileyebilen ve bulaşıcılığı yüksek bir hastalıktır. Mevsim geçişlerinde öksürük ile başlar ve yüksek ateş, kırgınlık, eklem ağrıları gibi belirtilerle ortaya çıkar. Havaların soğumasıyla yaygınlaşan grip çocuklarda çoğu zaman bir haftadan kısa bir süre devam eder. Bağışıklığı düşük olan çocuklarda ise tablo daha ağır seyredebilir ve hastaneye yatış gerekebilir. Grip bu çocuklarda akciğer enfeksiyonuna yani zatürreye yol açabilir. </p>
<p><strong>A ve B tipi ağır seyrediyor</strong></p>
<p>A ve B tipi grip virüsleri sonbahar aylarında yaygın hastalıkların nedenidir. Bu iki virüs daha çok insanları etkilemekte ve özellikle kronik hastalığı olan çocukların tedavisinin hastanede yürütülmesi gerekebilmektedir. Grip virüsünün hala günümüzde etkili olmasının en önemli nedeni ise virüslerin sık sık mutasyona uğraması yani değişmesidir. Bu da insanların her yıl yeni bir virüs türü nedeniyle hastalanması anlamına gelir.</p>
<p><strong>Yakın temas bulaş nedeni</strong></p>
<p>Çocuklara grip virüsü, hapşırma veya öksürme sonucu solunum yoluyla bir başkasına geçmektedir. Genellikle virüsün yakın temas nedeniyle okul ve kreş gibi kapalı ortamlarda bulaşıcılığı yüksektir. Çocuktan çocuğa geçen virüs ayrıca kapı kolları, oyuncaklar ve kalem gibi eşyaların yüzeylerinde bulunabilir. Çocuklar enfekte bir kişinin dokunduğu yüzeye temas edip ardından ağzına, burnuna veya gözlerine dokunarak grip virüsünü vücuduna alabilir. Başkalarını enfekte etme riski genellikle hastalığın 5 ya da 7. günü gerçekleşir. Bulaşıcılığın en üst seviyede olduğu dönem belirtiler başlamadan önceki ilk 24 saattir. </p>
<p><strong>Solunum yolu hastalığı gibi başlıyor</strong></p>
<p>Çocuklarda grip bir solunum yolu hastalığı olarak başlar. Zamanla tüm vücudu etkileyen virüs şu belirtilerle ortaya çıkar;</p>
<ul>
<li>39 ile 40 derece arasındaki seyreden yüksek ateş</li>
<li>Şiddeti yüksek vücut ağrısı</li>
<li>Baş ve boğaz ağrısı ile beraber yorgunluk</li>
<li>Burun akıntısı ve burun tıkanıklığıyla beraber başlayan öksürük</li>
<li>Bulantı, kusma ve artan ishal seviyesi</li>
</ul>
<p>Özellikle 5 yaşından küçük, kronik sağlık sorunları olan çocuklarda grip ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu çocuklar yüksek risk altında olduğundan, gribi önlemeye yardımcı olmak, gribin beraberinde gelebilecek rahatsızlıklardan onları korumak ve hayati riski azaltmak için mevsimsel grip aşısı uygulanması önemlidir.</p>
<p>Bu yaş grubundaki çocuklarda grip kaynaklı komplikasyonlar ortaya çıkabilir.</p>
<ol>
<li>Zatürre: Akciğerlerin enfeksiyondan etkilenmesi sonucunda tehlikeli bir durum ortaya çıkar.</li>
<li>Dehidratasyon: Vücudun hastalık nedeniyle çok fazla sıvı ve tuz kaybetmesi tabloyu ağırlaştırabilir. </li>
<li>Kalp hastalığı veya astım gibi uzun vadeli sorunların devam etmesi tehlikelidir.</li>
<li>Sinüs sorunları ve kulak enfeksiyonları gibi başka sorunların başlamasına neden olabilmektedir.</li>
</ol>
<p><strong>En iyi korunma yöntemi aşı</strong></p>
<p>Gribin neden olduğu sağlık sorunlarını engellemek için çocukların aşılanması gerekebilir. Çocuklarda gribe karşı en iyi korumayı sağlamak için aşılanma önemlidir. Sonbahar ayları genellikle aşı olmak için uygun zamandır. Aşıyı ilk defa yaptıracak 9 yaş altındaki çocukların iki doz grip aşısına ihtiyacı olabilir. Bu çocuklar için, ikinci dozun ilk dozdan en az dört hafta sonra uygulanması gerekir. Vücudun gribe karşı antikor geliştirmesi aşı uygulandıktan sonra yaklaşık iki hafta olacağından, grip yayılmaya başlamadan önce aşı yaptırmak uygundur. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-gribin-neden-oldugu-4-saglik-sorununa-dikkat-589599">Çocuklarda Gribin Neden Olduğu 4 Sağlık Sorununa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HPV Aşısı Hem Kadınlar Hem de Erkekler İçin Hayati Önem Taşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hem-kadinlar-hem-de-erkekler-icin-hayati-onem-tasiyor-586051</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 14:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Lezyon]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Ağzı Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586051</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın sağlığını tehdit eden en önemli enfeksiyonlardan biri olan HPV çoğu zaman basit bir “siğil” olarak görülse de ilerleyen yıllarda rahim ağzı kanseri başta olmak üzere birçok ciddi hastalığa yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hem-kadinlar-hem-de-erkekler-icin-hayati-onem-tasiyor-586051">HPV Aşısı Hem Kadınlar Hem de Erkekler İçin Hayati Önem Taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın sağlığını tehdit eden en önemli enfeksiyonlardan biri olan HPV çoğu zaman basit bir “siğil” olarak görülse de ilerleyen yıllarda rahim ağzı kanseri başta olmak üzere birçok ciddi hastalığa yol açabiliyor. Üstelik bu virüs sadece kadınları değil, erkekleri de etkiliyor. Bu nedenle, aşının her iki cinsiyette de uygulanması, toplum genelinde bulaşın azaltılmasında ve kanser vakalarının önlenmesinde hayati önem taşıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum  Jinekolojik Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Doğukan Yıldırım, HPV’nin kadın ve erkek sağlığındaki etkilerine dikkat çekerek, en etkili koruma yöntemlerinden biri olan HPV aşısı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>HPV sık görülen ama az bilinen bir enfeksiyon</strong></p>
<p>Araştırmalara bakıldığında HPV’nin (Human Papilloma Virüsü) 200’ün üzerinde tipi olduğu görülmektedir. HPV türleri aslında sık görülen ama toplum tarafından az bilinen enfeksiyonlardır. Bunların bir kısmı yalnızca kozmetik sorunlara yol açarken, bir kısmı ise rahim ağzı, vajina, vulva, anüs ve hatta baş-boyun bölgesi kanserlerine kadar uzanan ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. HPV, cinsel yolla bulaşan en yaygın virüslerden biridir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, cinsel olarak aktif bireylerin yaklaşık yüzde 80’i hayatlarının bir döneminde HPV ile karşılaşmaktadır. Bağışıklık sistemi çoğu zaman virüsleri temizler; ancak HPV 16 ve 18 gibi yüksek riskli tipler kalıcı hale geldiğinde hücrelerde DNA hasarına neden olabilir ve kanserleşme süreci başlayabilir.</p>
<p><strong>HPV yıllar sonra da kansere dönüşebilir</strong></p>
<p>HPV enfeksiyonunun etkileri yalnızca ciltteki siğillerle sınırlı değildir. Virüs, fark edilmeyen hücresel değişikliklerle yıllar sonra kansere dönüşebilir. Benign denilen iyi huylu lezyonlar, en sık görüleni genital siğillerdir ve bunlar kondilom olarak adlandırılır. Genellikle HPV 6 ve 11 tipleriyle ilişkilidir. Kansere dönüşmez, ancak yaşam kalitesini etkileyebilir. Bir diğer lezyon ise premalign; yani kanser öncüsü lezyonlardır. Dışarıdan fark edilmezler, mikroskobik düzeyde ilerleyen lezyonlardır. Servikal intraepitelyal neoplazi (CIN), vulvar intraepitelyal neoplazi (VIN) ve vajinal intraepitelyal neoplazi (VaIN) bu gruptadır. Özellikle CIN 2 ve CIN 3 tedavi edilmezse rahim ağzı kanserine dönüşebilir.</p>
<p><strong>Her yıl 600 bin kadın rahim ağzı kanseri tanısı alıyor</strong></p>
<p>Her yıl dünyada yaklaşık 600 bin kadına rahim ağzı kanseri tanısı konmakta ve maalesef 300 bin kadın bu hastalık nedeniyle yaşamını kaybetmektedir. Rahim ağzı kanserlerinin neredeyse tamamında HPV etken olarak yer alır. Virüs hücre içine yerleşip E6 ve E7 adlı onkojen proteinleri üretir; bu proteinler hücrenin DNA onarım mekanizmalarını bozarak kanserleşme sürecini başlatır.</p>
<p><strong>Sadece 2 test ile kanser riskini önlemek için adım atın</strong></p>
<p>HPV çoğu zaman belirti vermeden ilerler. Bu nedenle düzenli kontroller ve tarama testleri büyük önem taşır. Bu konuda kadınlara önerilen iki test bulunmaktadır. Bunlar Pap Smear ve HPV DNA testidir. Pap Smear testi, hücrelerdeki erken değişiklikleri gösterir. HPV DNA testi ise yüksek riskli tipleri doğrudan tespit eder. Bu iki testin birlikte uygulanması, rahim ağzı kanserinin erken teşhisi ve önlenmesinde altın standarttır.</p>
<p><strong>HPV aşısı kadınlar ve erkekler için koruma sağlar</strong></p>
<p>HPV aşısı, rahim ağzı kanseri dahil birçok HPV ilişkili kanseri önlemede bilimsel olarak kanıtlanmış en güçlü koruma aracıdır. HPV aşısı sadece kız çocukları için değil, erkekler için de koruyucudur. Bulaşmayı azaltır ve genital siğillere karşı da etkilidir. Hem kadınlar hem de erkekler HPV aşısı olabilir. HPV aşısı genellikle 11-12 yaşlarında rutin olarak tavsiye edilir. Cinsel temas ve HPV&#8217;ye maruz kalmadan önce aşılanma idealdir; ancak bu yaşlardan sonra da yapılmasında bir sakınca yoktur. Aşılar, en tehlikeli HPV tiplerine karşı yüksek koruma sağlamaktadır. </p>
<p><strong>Farkındalık, aşılama ve düzenli kontrol şart!</strong></p>
<p>HPV, yalnızca dışarıdan fark edilen siğillerden ibaret değildir; sessizce ilerleyip yıllar sonra da kansere yol açabilir. Bu nedenle aşılama, tarama ve doğru bilgilendirme kadın sağlığının korunmasında temel unsurlardır. HPV ile mücadelede başarı, toplumun bilinçlenmesi, aşının yaygınlaşması ve uzman ellerde yürütülen doğru tedavi ile mümkündür. Aşının yaygın uygulandığı ülkelerde kanser öncüsü lezyonlarda ve rahim ağzı kanseri oranlarında belirgin azalma gözlenmiştir. Türkiye’de aşının henüz ulusal aşı takviminde yer almaması nedeniyle aşılama oranları düşük olsa da, bireysel olarak yaptırmak mümkündür.</p>
<p><strong>İleri evrelerde jinekolojik cerrahi müdahale gerekebilir</strong></p>
<p>HPV’ye bağlı lezyonların tanı ve tedavisinde jinekolojik onkoloji uzmanlarının deneyimi büyük önem taşır. Anormal smear sonuçlarında kolposkopi, biyopsi veya cerrahi gerekebilir. Erken evrelerde konservatif yaklaşımlar yeterli olurken, ileri evrelerde minimal invaziv cerrahi, sentinel lenf nodu biyopsisi ve immünoterapi gibi modern yöntemler uygulanır.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hem-kadinlar-hem-de-erkekler-icin-hayati-onem-tasiyor-586051">HPV Aşısı Hem Kadınlar Hem de Erkekler İçin Hayati Önem Taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüz felci hafife alınmamalı! Kulak çevresindeki kabarcıklar tehlike işareti!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuz-felci-hafife-alinmamali-kulak-cevresindeki-kabarciklar-tehlike-isareti-585625</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Oct 2025 15:20:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınmamalı]]></category>
		<category><![CDATA[çevresindeki]]></category>
		<category><![CDATA[felci]]></category>
		<category><![CDATA[hafife]]></category>
		<category><![CDATA[kabarcıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[rahimi]]></category>
		<category><![CDATA[Ramsay Hunt Sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[sendrom]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Felci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585625</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, yüz felci ve daha ağır bir tabloya yol açan Ramsay Hunt sendromu ile ilgili nedenler, belirtiler ve tedavi gerekliliği hakkında bilgi verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuz-felci-hafife-alinmamali-kulak-cevresindeki-kabarciklar-tehlike-isareti-585625">Yüz felci hafife alınmamalı! Kulak çevresindeki kabarcıklar tehlike işareti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, yüz felci ve daha ağır bir tabloya yol açan Ramsay Hunt sendromu ile ilgili nedenler, belirtiler ve tedavi gerekliliği hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Yüz felci, basit tedavilerle iyileşebilir; Ramsay Hunt sendromu ise daha ağır bir tabloya neden olur!</strong></p>
<p>Yüz felcine, ‘facial paralysis’ denildiğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Ali Rahimi, “Yüzün bir tarafında olan yüz felcidir. Bu tabi ki nörolojik felçler gibi ağır bir sendrom değildir.” dedi.</p>
<p>Bunun en büyük sebebinin bell paralizisi olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Beyinden çıkan ve yüz kaslarına giden sinirin bir kanal içerisinde sıkışmasıdır. Bu durum basit bir tedaviyle geçer. Yüz felcinin ağır olan durumuna Ramsay Hunt sendromu denir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Herpes zoster virüsü iç kulakta kalıcı olarak sinir kaybına neden oluyor!</strong></p>
<p>Ramsay Hunt sendromunda yüz felcinin yanında kulak çınlaması, kalıcı işitme kaybı, sinirlere bağlı olarak denge kaybı yaşanabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ali Rahimi, “Bu belirtilerin hepsi mevcutsa hastanın Ramsay Hunt sendromu olmasından şüpheleniriz. Bu sendrom bir virüsün sebep olması sonucu oluşur.” dedi. </p>
<p>Ramsay Hunt sendromuyla ilişkilendirilen herpes zoster virüsünün su çiçeğine benzeyen bir virüs çeşidi olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Bu virüs Ramsay Hunt sendromunu tetikler. Virüs iç kulakta kalıcı olarak sinir kaybına, denge bozukluğuna, kulakta çınlamaya neden olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ramsay Hunt sendromunun en belirgin özelliği kulak çevresindeki döküntüler! </strong></p>
<p>Ramsay Hunt sendromundan şüphelenildiğinde önce hastanın kulak çevresine bakıldığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Ali Rahimi, “Kulak çevresinde küçük kabarcıkların varlığını araştırırız. Bu kabartılar su çiçeğine benzer, daha sonra kurur ve dökülür. Döküntüler bu sendromun en belirgin özelliğidir.” dedi.</p>
<p>Bu sendromun diğer yüz felçleri gibi kendi kendine geçmediğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Virüsün tedavisi şarttır. Yüz felci olduğunda zaman çok önemlidir. Hızlı bir şekilde tedaviye başlanmalıdır.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuz-felci-hafife-alinmamali-kulak-cevresindeki-kabarciklar-tehlike-isareti-585625">Yüz felci hafife alınmamalı! Kulak çevresindeki kabarcıklar tehlike işareti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Selim Badur: &#8220;İnfluenza virüsü bakterilere zemin hazırlıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-selim-badur-influenza-virusu-bakterilere-zemin-hazirliyor-584604</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 15:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[badur]]></category>
		<category><![CDATA[bakterilere]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gebeler]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[influenza]]></category>
		<category><![CDATA[nfluenza]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[selim]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584604</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen “Grip ve Grip Aşılarının Önemi” başlıklı panelde, ciddi bir hastalık olan grip, griple mücadele, riskli grupların alması gereken önlemler ve grip aşıları ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-selim-badur-influenza-virusu-bakterilere-zemin-hazirliyor-584604">Prof. Dr. Selim Badur: &#8220;İnfluenza virüsü bakterilere zemin hazırlıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen “Grip ve Grip Aşılarının Önemi” başlıklı panelde, ciddi bir hastalık olan grip, griple mücadele, riskli grupların alması gereken önlemler ve grip aşıları ele alındı. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, influenza başta olmak üzere virüslerin çeşitli bakteri enfeksiyonlarına zemin hazırladığını belirterek özellikle risk gruplarında grip aşısının önemini vurguladı.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından “Bilimsel Etkinlikler Serisi 2025-2026” kapsamında düzenlenen ilk etkinlik olan “Grip ve Grip Aşılarının Önemi” panelinde alanında uzman akademisyenler bir araya gelerek grip ve grip aşılarını pek çok yönüyle ele aldı. İstanbul Atlas Üniversitesi Dr. Ralph A. Defronzo Oditoryumu’nda düzenlenen sempozyumda grip virüsü, gripten korunmanın yolları ve grip aşılarına ilişkin bilgi verildi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Faruk Aydın: “Grip ciddi sorunlar doğurabilecek bir enfeksiyon hastalığıdır”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Panelin açılış konuşmasını yapan Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Aydın, özellikle kış aylarında sıkça karşılaşılan ve her yaştan bireyi etkileyen grip (influenza) üzerine bilgi paylaşımında bulunmak, güncel gelişmeleri değerlendirmek ve doğru bilinen yanlışları ele almak istediklerini söyledi. Gribin çoğu zaman hafife alınsa da toplum sağlığı açısından ciddi sonuçlar doğurabilecek bir enfeksiyon hastalığı olduğunu belirten Prof. Dr. Faruk Aydın, “Özellikle risk grubundaki bireyler için erken tanı, etkili korunma yöntemleri ve doğru bilgilendirme büyük önem taşımaktadır. Bu panelde alanında uzman konuşmacılarımız sayesinde grip virüsünün yapısından aşılama politikalarına, toplumda bağışıklık geliştirme stratejilerinden salgın yönetimine kadar birçok önemli konuyu ele alacağız” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Selim Badur: “İnfluenza virüsleri bakterilerin işini kolaylaştırıyor”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, “Grip Sadece Grip midir?” başlıklı konuşmasında gribin asla sadece basit bir solunum yolları enfeksiyonu olmadığını belirterek grip enfeksiyonunun ölüme yol açmasının nedenlerine değindi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünyada çeşitli tarihlerde yaşanan pandemilerde çok sayıda insanın yaşamını yitirdiğini kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, “Bu insanlar neden ölüyor? Birincisi influenza virüsleri, bakterilerin işini kolaylaştırıyor. Bir de kendileri çok patojen ve ölümcül olabiliyorlar. Biliyoruz ki influenza başta olmak üzere virüsler, çeşitli bakteri enfeksiyonlarına zemin hazırlamaktalar. Viral enfeksiyonu takiben ikincil bakteri enfeksiyonlarını kolaylaştırıcı birtakım değişimler yaşanıyor. Bariyer işlevi zayıflıyor, bakteri reseptörlerinin önü açılıyor. İmmünolojik parametreler değişiyor ve mikro çevre değişiyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İnfluenza ile kalp krizinden ölüm arasında epidemiyolojik ilişki var</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İngiltere ve Hong Kong’da yapılan bazı çalışmalara değinen Prof. Dr. Selim Badur, “İnfluenza aktivitesinin arttığı aylarda, haftalarda kalp krizinden ölenlerin sayısında artış oluyor. Demek ki aralarında bir ilişki olduğu epidemiyolojik olarak gösteriliyor. Nitekim grip gibi solunum yolları enfeksiyonları yetişkinlerde miyokardit enfeksiyonu ve inme riskini artıyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Aşılama ile yoğun bakıma yatışlar azaldı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Gripten korunmada en etkili yöntemlerden biri olan aşılarla ilgili çalışmalardan örnekler veren Prof. Dr. Selim Badur, “Hong Kong’da 60-65 yaş üzeri 30- 32 bin kişiyle yapılan bir çalışmada bu kişilere pnömokok ve influenza aşıları uygulandığında iskemik atak, akut miyokardit enfarktüsü, yoğun bakıma yatışların ciddi olarak azaldığı görülmüş. Grip sadece basit bir solunum yolu enfeksiyonu değil ve nitekim solunum yolu enfeksiyonuna yol açan 200 üzerinde etken var. Bunların içinde gribe karşı aşı var ve bu aşı önemli bir aşı” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Asıl riski virüsün kendi oluşturuyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Özellikle mRNA aşıları ile kardiyovasküler hastalıklar arasında ilişki olduğu yönündeki görüşlerin bilimsel dayanağı olmadığını belirten Prof. Dr. Selim Badur, “Covidle ilgili yapılan çalışmalarda mRNA aşısı sonrası miyokardit riskinin 100 binde 2 olmasına karşın, enfeksiyonun kendisiyle ağır şekilde covid geçirenlerde 100 binde 226 oranında kalp sorunu yaşandığı ortaya çıktı. Demek ki asıl kardiyovasküler soruna yol açan mekanizmayı virüs oluşturuyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Eran: “Gebelere aşılama öneriliyor”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Eran, influenza virüsünün yapısı ve tipleriyle ilgili bilgi verdi. Yaşlılar, KOAH hastaları ve gebelerin de aralarında bulunduğu riskli gruplar için de aşılamanın önemli olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Gebelik döneminde aşılamanın önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Eran, “Riskli grupta gebeler var. Gebelerde ciddi riskler oluşabilir. 1918- 1919, 1957-1958 ve 2009 -2010 yıllarında meydana gelen pandemilerde de gebe kayıpları gözlenmiş. Gebelerin influenza dönemlerinde hastaneye yatış oranları da diğer dönemlere göre iki kat daha fazla. En yüksek hastaneye yatış ilk üç ayda ve doğuma yakın zamandaki dönemde gerçekleşiyor. Kronik hastalığı olan gebelerde hastaneye yatış oranı sağlıklı gebelere oranla daha fazla. Peki bizim gebe bağışıklık hedeflerimiz ne? Hamilelik sırasında anne ve fetüsü korumamız lazım. Bu durumda annenin aşılanması öneriliyor. Doğumdan sonraki haftalarda anne sütüyle beraber 6 ay boyunca antikor bebeği koruyacaktır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Şenay Zengi: “Okul çağı çocukları toplum bulaşında kilit rol oynuyor”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Şenay Zengi ise pediatrik açıdan gribin önemli sonuçlara yol açacağını belirterek bebek ve çocuklarda aşılamanın önemini anlattı. Dünya genelinde mevsimsel salgınlar yapan yüksek bulaşıcı bir viral hastalık olan influenzanın tüm yaş gruplarını etkilediğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Şenay Zengi, “Ancak 5 yaş altı çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olan bireyler ciddi komplikasyon riski altındadır. Enfeksiyon okul çağındaki çocuklardan hızlı yayılır ve toplum bulaşında kilit rol oynar” uyarısında bulundu. Grip aşısının grip mevsimi boyunca (eylül-mart ayları arasında) yapılabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Şenay Zengi, “Aşının koruyucu etkisi uygulamadan yaklaşık 2 hafta sonra başlar. Bu nedenle gribin sık görülmeye başladığı dönemden hemen önce aşı olması önerilir. Aşılanmayan kişiler mart ayı sonuna kadar aşı yaptırabilir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-selim-badur-influenza-virusu-bakterilere-zemin-hazirliyor-584604">Prof. Dr. Selim Badur: &#8220;İnfluenza virüsü bakterilere zemin hazırlıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hijyen ve aşı hayat kurtarıyor! B ve C Hepatiti kronikleşebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hijyen-ve-asi-hayat-kurtariyor-b-ve-c-hepatiti-kroniklesebiliyor-583347</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2025 11:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[bulaşma]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hepatit]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit A]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit B]]></category>
		<category><![CDATA[hepatiti]]></category>
		<category><![CDATA[hijyen]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[kronikleşebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583347</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hepatitin nedenleri, bulaşma yolları, belirtileri, kronikleşme riskleri, tedavi ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hijyen-ve-asi-hayat-kurtariyor-b-ve-c-hepatiti-kroniklesebiliyor-583347">Hijyen ve aşı hayat kurtarıyor! B ve C Hepatiti kronikleşebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hepatitin nedenleri, bulaşma yolları, belirtileri, kronikleşme riskleri, tedavi ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Viral hepatitler, dışkı–ağız yolu ile kan ve vücut sıvıları yoluyla bulaşıyor!</strong></p>
<p>Hepatitin karaciğerin iltihaplanması olarak bilinen bir hastalık olduğunu hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu hastalık; virüsler, alkol tüketimi, bazı ilaçlar veya bağışıklık sistemi problemleri gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir.” dedi.</p>
<p>Viral hepatit yapan virüslerin, Hepatit A, B, C, D, E harfleri ile isimlendirildiğini aktaran Dr. Mamçu, “Viral hepatitler başlıca iki yolla bulaşır. İlki dışkı–ağız yoludur. Hepatit A ve Hepatit E virüsleri bu yolla bulaşır. Virüs taşıyan dışkı ile kirlenmiş su ve besin maddelerinin (sebze ve meyveler) ağızdan alınması suretiyle enfeksiyon gelişir. Virüsle kirlenmiş yüzeylere temas etmiş ellerin ağıza değdirilmesi de kişisel bulaşmada çok önemlidir. Diğer bulaş yolu da kan ve vücut sıvılarıdır. Hepatit B, Hepatit C ve Hepatit D virüsleri bu yolla bulaşır. Bu virüsleri taşıyan kişiler ile korunmasız cinsel temas, ortak enjektör, jilet, diş fırçası kullanımı, akupunktur, diş tedavisi veya sağlık çalışanlarında iğne batması başlıca bulaşma yoludur. Hastalığın, bu virüsleri taşıyan anneden bebeğe geçişi de mümkündür.” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>B, C ve D virüslerinde kronikleşme riski yüksek!</strong></p>
<p>Hepatit virüslerinin belirti ve klinik tablolar açısından belirgin bir fark göstermemekle beraber, etkiledikleri yaş grupları, kuluçka süreleri, iyileşme şekilleri ve kronikleşme açısından fark gösterdiğini kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Kuluçka süreleri A virüsü için 15-45 gün, B ve C virüsü için 30-180 gündür.” dedi. </p>
<p>Hastaların yarısından fazlasında hastalık sırasında gözlerde ve ciltte sarılığın hiç olmaması ya da çok hafif olmasının mümkün olduğuna dikkat çeken Dr. Mamçu sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu nedenle pek çok kişi sarılık hastalığı geçirdiğini fark edemez. Çocuklarda belirtiler daha hafif ve kısa süreli olduğundan, özellikle küçük yaş grubundaki çocuklarda hastalık teşhis edilmeden geçebilir. Hastaların bir kısmında ise kuluçka süresini takiben halsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, karnın sağ üst kadranında ağrı, derinin ve gözakının sararması ve idrarın koyulaşması ile başlar. Kısa süren ateş olabilir. Bulaşıcı sarılık genellikle 4-6 haftalık bir hastalıktır. A ve E virüsü ile olanlar sonunda şifa ile sonlanır ve kronikleşme göstermez. B, C ve D virüsleri ile oluşan sarılıklar kronikleşebilir. Bu oran, B virüsü için yüzde 5-10, C virüsü için yüzde 80 kadardır.” </p>
<p><strong>Hepatit A ve E, gıda hijyeni ve genel hijyenin iyi olmadığı koşullarda daha kolay bulaşıyor! </strong></p>
<p>Hangi risk faktörlerinin hepatit bulaşma olasılığını artırdığına değinen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Hepatit A ve E, el yıkama kurallarına uyulmadığı, gıda hijyeninin iyi olmadığı, tuvalet temizliğinin yeterince yapılmadığı koşullarda daha kolay bulaşır. Özellikle ilkokullarda toplu yaşanılan yerlerde salgınlar yapar.” dedi. </p>
<p>Dr. Mamçu, Hepatit B ve C virüsünün bulaşma riskinin ise sağlık personelinde, virüsü taşıyan kişilerin aile fertlerinde, kan transfüzyonu yapılan kişilerde, damar yolundan ilaç bağımlılarında, diş tedavisi görenlerde, hemodiyaliz hastalarında ve çok eşli ilişki yaşayanlarda daha fazla olduğunu aktardı. </p>
<p><strong>Belirtilerin erken fark edilmesi yayılımın önlenmesi açısından çok önemli! </strong></p>
<p>Hepatitten şüphelenilmesi veya belirti görülmesi durumunda, sağlık kuruluşunda yapılacak virüse özgü kan testleri ile tanı konulduğunu dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Belirtilerin erken fark edilmesi ve hastaların tanınması sağlam kişilere bulaşmayı engellemek ve yayılımın önlenmesi açısından çok önemlidir.” dedi. </p>
<p>Hepatit B ve C için mevcut tedavi yöntemlerinden bahseden<strong> </strong>Dr. Mamçu, “Hepatit B ve C virüsünün çoğalmasını durduran veya yavaşlatan, karaciğerin iltihaplanmasını ve hasarını azaltan ilaçlar kullanılır. Bunlar en az 1 yıl ve genellikle daha uzun süre günde bir kez hap olarak alınır. Kronik Hepatit B enfeksiyonu tedavisinde hastanın durumuna ve virüsün yaygınlığına göre tedavi seçenekleri değişebilir. Takip ve tedavide en kritik nokta doğru hekim tarafından doğru zamanda ve doğru ilaç(lar) ile tedaviye başlanması ve hastaların izlenmesidir. Gastroenteroloji veya Enfeksiyon Hastalıkları klinikleri kronik hepatit hastalarını izler. Burada yapılan değerlendirme sonrası güncel kılavuzlara uygun olarak tedavi kararı verilir.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Risk grubundaki kişilerin aşılanmaları en önemli tedbir! </strong></p>
<p>Hepatit A ve B aşılarının koruyuculuklarının son derece yüksek olduğunu vurgulayan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Risk grubundaki kişilerin mutlaka aşılanmaları en önemli tedbirdir.” dedi.</p>
<p>Virüsün bulaşma yoluna göre hijyen önlemlerinin de alınmasını öneren Dr. Mamçu, “Temizliğinden emin olunmayan çiğ gıda ve su tüketiminden kaçınmak, sık sık el yıkamak ve güvenli cinsel ilişki kurmak bulaşmayı önlemek açısından yeterlidir. Hepatit B ve C için bir başkasına ait kan ve vücut sıvılarına doğrudan temastan kaçınmak gerekir.” uyarısında bulundu. </p>
<p><strong>Hepatit B aşısı ömür boyu koruma sağlıyor! </strong></p>
<p>T.C. Sağlık Bakanlığı Bebek ve Çocuk Dönemi Aşı Takvimine göre Hepatit B aşısının doğumda, Hepatit A aşısının ise 18 aylıkken yapıldığını kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Her iki aşı da ücretsizdir. Hepatit B aşısı güvenli olup ömür boyu koruma sağlar.” dedi. </p>
<p>Çocukluk çağında aşılanmamış ve yüksek bulaşma riski taşıyan kişilere de aşı önerildiğini ifade eden Dr. Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Hepatit A aşısı olmayan erişkinlerde hijyen açısından riskli bölgelere seyahat öncesi aşı yapılmalıdır. Aşı öncesi antikor testiyle bağışıklık durumu kontrol edilebilir. Hepatit C, E ve D için aşı bulunmaz. </p>
<p>Hepatit B ve Hepatit C virüsü ile yaşayan kişiler, kan ve diğer vücut sıvıları ile hastalığı başkalarına bulaştırabileceğini bilmeli. Kan vermemeli ve korunmasız olarak (kondom kullanmadan) bağışık olmayan veya aşılanmamış kişilerle cinsel ilişkiye girmemeliler. Panik göstermemeli, fakat düzenli doktor kontrolünde olmalılar. Her 6-12 ayda bir karaciğer fonksiyon testlerini yaptırmalılar. Alkol almaktan kaçınmalı, herhangi bir nedenle ilaç almak zorunda kalırsa bunu doktora danışmalılar.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hijyen-ve-asi-hayat-kurtariyor-b-ve-c-hepatiti-kroniklesebiliyor-583347">Hijyen ve aşı hayat kurtarıyor! B ve C Hepatiti kronikleşebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bebekleri öpmeden önce iyi düşünün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bebekleri-opmeden-once-iyi-dusunun-578738</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2025 12:08:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebekleri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[düşünün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[Öpme]]></category>
		<category><![CDATA[öpmeden]]></category>
		<category><![CDATA[Öpücükle]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkin]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578738</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bebekleri ve çocukları öpmek toplumda genellikle sevgi göstergesi olarak algılansa da bağışıklık sistemleri tam anlamıyla gelişmediği için bu durum bazı sağlık sorunlarına neden olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bebekleri-opmeden-once-iyi-dusunun-578738">Bebekleri öpmeden önce iyi düşünün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bebekleri ve çocukları öpmek toplumda genellikle sevgi göstergesi olarak algılansa da bağışıklık sistemleri tam anlamıyla gelişmediği için bu durum bazı sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Masum bir öpücükle bebeklere geçebilen Herpes virüsünün yol açtığı enfeksiyon, yetişkinlerde uçuklara sebep olurken, bebekleri ve küçük çocukları hızlı bir şekilde hasta edebiliyor. Bu virüs zamanla organları olumsuz etkileyebiliyor ve daha büyük sorunlar ortaya çıkabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Ufuk Ertural, çocukları öperken neden dikkatli olmamız gerektiği konusunda önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Uçukların nedeni Herpes Simpleks</strong></p>
<p>İnsanlar bebek gördüğünde ilk tepkileri genelde yanaklarını veya alnını öpmek olur. Sevimli görünümleri nedeniyle onlara dokunma hissi tetiklenir. Ancak bebekleri öpmenin bazı sakıncaları olabilir. Yetişkinlerdeki ağız içi ve çevresindeki uçuklar, bebekleri öpmeden önce düşünülmesi gereken önemli bir sorundur. Uçuklara neden olan virüs aslında Herpes Simpleks virüsüdür. Bu virüs bebeğe basit bir öpücükle geçebilmektedir. Çoğu yetişkin oldukça yaygın olan bu virüsün aslında HSV-1 varyantını taşır. Yetişkinlerde uçuklara neden olan bu virüs zamanla Genital Herpes’e de (HSV-2) neden olabilir. Nüfusun yaklaşık %67’si, çoğu zaman farkında olmadan Herpes Simpleks Virüsü 1’i (HSV-1) taşımaktadır. HSV-1 genellikle tükürük veya kabarcıklarla ya da temas yoluyla yayılır. En bulaşıcı dönemi kabarcıkların oluşmaya başladığı zamandır. Ancak virüs cilt hücrelerinde uykuda olabileceğinden, belirtiler görünmediğinde de yayılabilmektedir. Bu açıdan sağlık ve hijyen açısından bir risk olan masum öpücükler bebek ve çocuklar için tehlikeli olabilmektedir.</p>
<p><strong>Bebeklerin bağışıklık seviyesi düşüktür</strong></p>
<p>Anne sütüyle beslenen bebeklerin belirli düzeyde bağışıklık düzeyi artsa da, yaşamlarının ilk birkaç ayında bağışıklık sistemi hastalıklardan korunacak kadar olgunlaşmaz. Karmaşık bir yapıya sahip olan bağışıklık sistemi, yenidoğanları enfeksiyonlardan koruyacak kadar gelişmemiştir. Endişe verici olan ise bebeklerin belirli virüs ve mikroplara maruz kalmaları halinde vücutlarında geri dönüşü olmayan hasarların ortaya çıkabilmesidir. Kan-beyin bariyeri henüz tam olarak gelişmemiş yenidoğanlar ve bebeklerde bağışıklık sistemi de henüz emekleme aşamasındadır. Bu bariyerle doğmuş olsalar da bağışıklığın gelişmesi için daha zamana ihtiyaç vardır. Bebeklerde ve küçük çocuklarda kan-beyin bariyeri olgunlaşmadığı için beyin enfeksiyonu riski yüksektir. Virüsler ve mikroplar; soğuk algınlığı, ishal veya kusmaya neden olan hastalıklarla birlikte ortaya çıktığında endişe edici bir durum da söz konusu olmaktadır.</p>
<p><strong>Masum öpücükler riskli olabilir</strong></p>
<p>Aile bireylerine ve arkadaş çevresine neden bir bebeğe dokunmanın ya da öpmenin doğru olmadığını söylemek çok zor olabilmektedir. Ancak, masum öpücüklerin bebekler için büyük bir risk olduğu doğru bir şekilde anlatılmadır. Yapılan araştırmalarla yeni doğan bebeklerin büyük çocuklara ve yetişkinlere göre bakteri kaynaklı enfeksiyon kapma riskinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir.</p>
<p>Bebekleri ve çocukları öpmeden önce uyulması gereken bazı basit kurallar vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir.</p>
<ol>
<li>Grip ya da nezleyseniz bebekleri ve çocukları kesinlikle öpmeyin. Özellikle ağzınızda (HSV-1) varsa bu durum bebekler için çok tehlikeli olabilir.</li>
<li>Onlara yaklaşmadan önce ellerinizi yıkadığınızdan emin olun.</li>
<li>Bebekleri illaki öpecekseniz dudak, yüz ve el bölgelerinin yerine saç veya sırt gibi yerlerinden öpmeyi tercih edin.</li>
<li>Hassas ciltlerine makyajlıyken ya da parfüm sıktıktan sonra temas etmeyin.</li>
<li>Çocukların beden sınırlarına ve rızasına saygı göstermek önemli bir ilkedir. Çocuklar istemediği zaman öpme konusunda zorlanmamalıdır.</li>
<li>Aile bireylerinden ya da yakın çevreden kişilerin haricinde çok yakın olmayan insanların bebekleri öpmesine izin verilmemelidir.</li>
<li>Öpücük dışında sarılma, oyun oynama veya kaliteli zaman geçirme gibi yollarla sevgi gösterilebilir.</li>
</ol>
<p>Unutmamalıdır ki bebeklerin ve çocukların sağlığı her şeyden önce gelmelidir. Onlara sevgimizi gösterirken daha dikkatli ve bilinçli olmamız gerekir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bebekleri-opmeden-once-iyi-dusunun-578738">Bebekleri öpmeden önce iyi düşünün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Grip basit bir solunum yolu hastalığı değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/grip-basit-bir-solunum-yolu-hastaligi-degil-578602</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Sep 2025 17:38:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[Gruplar]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578602</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mevsim geçişleriyle beraber görülme sıklığı yaygınlaşan grip, tıbbi adıyla influenza ve üst solunum yolu enfeksiyonları çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar için önemli risk oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/grip-basit-bir-solunum-yolu-hastaligi-degil-578602">Grip basit bir solunum yolu hastalığı değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mevsim geçişleriyle beraber görülme sıklığı yaygınlaşan grip, tıbbi adıyla influenza ve üst solunum yolu enfeksiyonları çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar için önemli risk oluşturuyor. Özellikle gripten korunmanın risk grubundakiler için önemini vurgulayan İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, “Grip basit bir solunum yolu hastalığı değildir. Riskli gruplarda doğrudan ya da kalp krizi, inme riskini artırarak dolaylı ölümlere yol açabilmektedir” uyarısında bulundu. Küresel ısınma sorununa bağlı olarak grip aktivitesinin, ülkemizin de bulunduğu coğrafyada artık kasım sonu gibi başladığını ve mayıs ayı sonuna dek devam ettiğini kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, grip aşısının kasım ayından itibaren yapılması gerektiğini söyledi. Gripten korunmada el hijyeni ve maske kullanımının etkili olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Selim Badur, grip aktivitesinin etkili olduğu dönemde kalabalık ortamlara girilmemesini önerdi.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, üst solunum yolu enfeksiyonları ile grip arasındaki farklar ile korunma yöntemlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Grip (Influenza) her yıl 3-5 milyon kişiyi etkiliyor</p>
<p>Üst solunum yolları enfeksiyonlarına neden olan 200 kadar mikroorganizma saptandığını belirten Prof. Dr. Badur, “Ancak bu listede yer alan etkenler içinde grip etkeni Influenza virüsleri, hem diğerlerine oranla çok daha yaygın görülmeleri, hem de yol açtıkları olumsuzluklar nedeniyle ayrı bir öneme sahiptirler. Grip ya da tıbbi ismiyle ‘influenza’, Influenza virüslerinin yol açtığı bir enfeksiyondur ve basit bir solunum yolu hastalığı değildir. Her yıl dünyada yaklaşık 3-5 milyon kişiyi etkileyen, 250-500 bin kişinin ölümüne neden olan, dünyada aşı ile önlenebilir ölüm nedenleri arasında önemli yer tutan bir hastalıktır; nitekim 2024-2025 sezonunda ABD’de 37 milyon kişinin gribe yakalandığı, 21 milyon hastanın sağlık kurumlarına başvurduğu, 480 bin kişinin hastanelerde yatış gerektirecek kadar ciddi hastalık geçirdiği ve 21 bin kişinin yaşamını yitirdiği hesaplanmıştır” diye konuştu.</p>
<p>Grip “Kamyon çarpmış gibi” hissettiriyor</p>
<p>Gribin belirtilerine dikkat çeken Prof. Dr. Selim Badur, “Grip, ani başlayan ateş ve aşırı halsizlik, öksürük, boğaz ağrısı, baş ağrısı, burunda tıkanıklık, akıntı, kas ve eklem ağrıları ile seyreder. Hastalar gribin bu özellikleri ile karakterize klinik tabloyu sıklıkla ‘kamyon çarpmış’ gibi diye tanımlamaktadır. Ateş, eklem ve kas ağrılarının olmaması, nezle (soğuk algınlığı) gibi daha hafif seyreden diğer solunum yolu hastalıklarını düşündürür” dedi.</p>
<p>Grip riskli gruplarda tehlikeli sonuçlara yol açabilir</p>
<p>Gribin özellikle riskli gruplar üzerindeki etkilerine dikkat çeken Prof. Dr. Selim Badur, “Grip basit bir solunum yolu hastalığı değildir. Riskli gruplarda doğrudan ya da kalp krizi, inme riskini artırarak dolaylı ölümlere yol açabilmektedir” uyarısında bulundu.</p>
<p>Risk grubundakiler ücretsiz aşılanmaktadır</p>
<p>Grip (influenza) ve üst solunum yolu enfeksiyonlarında risk grubunda bulunanların Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından tanımlandığını kaydeden Prof. Dr. Badur, “Risk grupları, aslında aşılanması gerekenler listesinde yer alan bireylerdir; bu grupları listeleyen DSÖ, 65 yaş üstü bireyleri, 6 ay-5 yaş arası çocukları, kronik hastalığı olanları, sağlık çalışanlarını, gebeler ve altta yatan hastalığı olan (astım, diyabet, HIV ile enfekte olanlar, kronik kalp-akciğer-böbrek hastalığı olanlar gibi) kişileri risk grupları olarak tanımlamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ise 65 yaş üstü ve 2 yaş altındakiler, 6 ay-18 yaş arasında olup uzun süreli aspirin kullananlar, diyabet dahil herhangi bir metabolik hastalığı olanlar, astım dahil kronik hastalığı olanlar, kronik kalp-damar ve böbrek hastaları, bağışıklığı baskılanmış kişiler, aşırı kilosu olanlar, huzurevi-bakımevi gibi topluca bir arada yaşanılan yerlerde kalanlar ve gebeleri listesine almıştır. Bu grupların doğal olarak aşılanması gereken gruplar olduğunu da belirtmek gerekir ve ülkemizde söz konusu grupların mensuplarının ücretsiz aşılanmaları söz konusudur” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Selim Badur, grip (influenza) aşısının 6 aydan büyük herkese önerildiğini belirterek “Ancak risk gruplarındaki kişiler ve bunların yakın temaslıları ve sağlık çalışanları grip aşısının öncelikle yapılması gereken gruplardır” dedi.</p>
<p>Aşılanma, maske kullanımı ve havalandırmaya dikkat!</p>
<p>Okul, işyerleri ve alışveriş merkezleri gibi kalabalık ortamlarda grip ve üst solunum yolları enfeksiyonundan korunmada alınacak önlemlere değinen Prof. Dr. Badur, “Aşılanma, maske kullanımı, havalandırma, özellikle grip aktivitesinin arttığı tarihlerde alışveriş merkezleri gibi kalabalık ortamlarda bulunmamaya özen gösterme, hastalık belirtesi olanlar ile temas etmeme gibi basit görünebilen ancak gayet etkili yaklaşımlar, grip başta olmak üzere tüm solunum yolları enfeksiyonlarının etkenlerinden korunmak için en etkili bireysel önlemlerdir” dedi.</p>
<p>Eller sıkça yıkanmalı</p>
<p>Grip ve enfeksiyonlardan korunmada el hijyenine dikkat çeken Prof. Dr. Badur, “Gribe yakalanmamak için sık el temizliği, sağlıklı beslenme, mevsime göre giyinme, hasta kişilerin okul/iş ortamında bulunmamaları, mutlaka maske ile önlem almaları gibi kişisel önlemlerin yanı sıra özellikle risk altındaki kişiler için en etkili korunma yolu aşılanmaktır. Aynı zamanda bu kişiler, gribin en önemli komplikasyonu ve ölümlerin büyük oranda nedeni olan pnömoni (zatürre) açısından da risk altındadırlar. Doktorlarından bilgi alarak pnömokok aşısı da olmalıdırlar” uyarısında bulundu.</p>
<p>Ellere hapşırmak çok tehlikeli</p>
<p>Grip (influenza) virüsünün damlacık yoluyla bulaştığını belirten Prof. Dr. Badur, “Öksürüp hapşıran kişi, virüs içeren çok sayıda damlacığı etrafa yayar. Bu damlacıkların ağız, burun, gözler ya da ellerimize ulaşması ile hastalık bulaşır. Bu nedenle gripli bir kişi virüsü etrafa yaymamak için öksürüp hapşırırken ağzını bir mendille, mendil bulamıyorsa kolları ile kapatmalıdır. Ellere hapşırmak en tehlikeli olanıdır. Ellere bulaşan virüs buradan dokunulan her yere yayılır. Gripli kişi sık sık ellerini yıkamalıdır. Su ve sabun bulunamadığı durumda el antiseptikleri ile eller ovalanarak da temizlik sağlanabilir. Gribin toplumda yayılmaması için virüsün en çok saçıldığı hastalığın erken günlerinde okula, işe gidilmeyip evde istirahat edilmelidir. Ev halkını korumak için eller sık sık yıkanmalı, oda havalandırılmalıdır. Özellikle yakınında hastalığın ağır seyretmesi riski olan kişiler varsa, hasta kişinin maske takması yararlı olacaktır. Maske ağız ve burunu tam kapamalı, ıslandığında değiştirilip eller yıkanmalıdır” tavsiyesinde bulundu.</p>
<p>Grip en çok bu kişileri etkiliyor</p>
<p>Gribin tüm yaştaki bireyleri etkilediğini; okul devamsızlıklarına ve iş kayıplarına neden olduğunu kaydeden Prof. Dr. Badur, “Ancak özellikle gebeler, 50 yaş üstündekiler, 5 yaş altındakiler, akciğer, kalp hastalığı olanlar, böbrek, karaciğer yetmezliği olanlar, kanser, diyabet gibi hastalıklar veya ilaçlar nedeniyle bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar, organ nakli yapılanlar ve aşırı şişman kişiler gripten daha çok etkilenirler. Bu kişilerde grip hastaneye yatışlara, hatta ölümlere neden olmaktadır” dedi.</p>
<p>Grip aşısı ne zaman yapılmalıdır?</p>
<p>Grip aşısının ülkemizin de yer aldığı kuzey yarımkürede, sonbahar aylarında, grip aktivitesi başlamadan uygulanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Badur, “Özellikle okulların açılması ve havaların serinlemesi ile açık alanlardan kapalı ortamlara geçiş süreci, gribin yaygınlaştığı dönemlerdir. Bu bağlamda ekim-kasım ayları aşılanmak için en uygun zaman dilimidir. Ancak küresel ısınma sorununa bağlı olarak grip aktivitesi, ülkemizin de bulunduğu coğrafyada gittikçe daha geç başlamakta (kasım sonu gibi), buna karşın mayıs ayı sonuna dek devam etmektedir. Ülkemizde Ulusal Sentinel Sürveyans Ağı ile grip hastalığı izlenmektedir. Bu ağ, DSÖ’nün Global İnfluenza Sürveyans ve Yanıt Sistemi ile de bağlantılıdır. Buna göre grip aktivitesi her yıl ekim-kasım aylarında başlayarak şubat ayında zirveye ulaşmakta olup, nisan-mayıs aylarını kapsayan dönemde de sık görülmektedir. Bu durumda zamanında aşı olmayanların sezonun ilerleyen dönemlerinde de grip aşılarını olabilecekleri unutulmamalıdır” uyarısında bulundu.</p>
<p>Her yıl aşı olunması gerekir</p>
<p>Grip aşısının her yıl ve tek doz halinde uygulandığını kaydeden Prof. Dr. Badur, “Tek farklı yaklaşım ilk kez bu aşının uygulanacağı çocuklar için geçerlidir ve kendilerine bir ay ara ile iki kez yarım doz aşı uygulanır. Grip hastalığının geçirilmesiyle veya aşılama ile oluşan bağışıklık uzun soluklu değildir. Aşılanan veya hastalığı geçiren bireyler bir sonraki grip mevsiminde, hatta aynı sezonda hastalığa tekrar yakalanabilir. Ayrıca, virüsün yapısı değiştiği için, takip verilerinden elde edilen bilgilere göre aşı içeriği her yıl yenilenmektedir. Bu nedenle mevsimsel gripten korunmak için her yıl aşı olunması gerekir” dedi.</p>
<p>Sezon içinde grip olanlar da aşı olmalıdır</p>
<p>Daha önce aşısı olmayan ve sezon içinde grip geçiren bir bireyin de grip aşısı olması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Badur, “Grip aşısı içeriğine göre üç/dört farklı influenza virüsüne karşı koruma sağlar. Doğal yolla geçirilen bir influenza enfeksiyonu ise diğer alt türlere karşı çapraz bağışıklık oluşturmaz. Bu nedenle, özellikle risk altındaki bireylerde, daha önce aşı uygulanmamışsa grip hastalığı sonrasında da aşılanma önerilmelidir” dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/grip-basit-bir-solunum-yolu-hastaligi-degil-578602">Grip basit bir solunum yolu hastalığı değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okullar açıldı, virüs alarmı çaldı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/okullar-acildi-virus-alarmi-caldi-575875</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 16:30:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alarmı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[çaldı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[dilek]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[leyla]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[okullar]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575875</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, okulların açılmasıyla birlikte artan bulaşıcı hastalık riskine karşı uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okullar-acildi-virus-alarmi-caldi-575875">Okullar açıldı, virüs alarmı çaldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, okulların açılmasıyla birlikte artan bulaşıcı hastalık riskine karşı uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Kapalı alanlarda çocukların yakın teması, bulaşıcı hastalıkların artmasına yol açıyor!</strong></p>
<p>Okulların açılması ile beraber, kapalı alanlarda daha fazla sayıda çocuğun bir araya gelmesi, yakın temas, mesafenin ortadan kalması ve ortak alan kullanımı gibi nedenlerle bulaşıcı hastalıklarda artış olduğunu aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “En sık soğuk algınlığı, grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonları ve ishal görülür.   Bununla beraber, yeterli bağışıklığı olmayan çocuklar arasında su çiçeği, kızamık, kabakulak ve el-ayak-ağız hastalığı salgınları da görülebilir.” dedi.</p>
<p>Bu hastalıkların genellikle virüsler veya bakteriler yoluyla bulaştığını ifade eden Mamçu, “Halsizlik, kırıklık, kas ağrıları ve yüksek ateş enfeksiyonların genel belirtileridir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarında  burun akıntısı, nezle, hapşırık, öksürük, boğaz ağrısı, gözlerde sulanma öne çıkar. Su çiçeği, kızamık, kabakulak, el-ayak-ağız hastalığı gibi öncelikle deriyi tutan hastalıklarda deri döküntüleri ve kaşıntı ilk belirtiler olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Aşılar, çocuklara hastalıklara karşı ömür boyu bağışıklık kazandırır!</strong></p>
<p>Ülkemizde çocukluk dönemi aşı takviminde 13 hastalığa karşı rutin aşı uygulaması yapıldığını hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bunlar; difteri, boğmaca, tetanos, çocuk felci, hepatit B, hepatit A, influenza tip b, tüberküloz, kızamık, kabakulak, kızamıkçık, suçiçeği ve pnömokoktur.” dedi.</p>
<p>Doğumdan itibaren Ulusal Aşı Takvimine uygun olarak rutin aşıları yapılan çocukların 48’inci ayda aşılarının tamamlanmış olacağını kaydeden Mamçu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Tüm aşıları zamanında ve eksiksiz yapılan çocukların okula başlama yaşları geldiğinde bu hastalıklara karşı vücutlarında yeterli bağışıklığın olduğu kabul edilir. Aşılar sayesinde çocuklar hastalıklara karşı bağışıklık kazanır. Oluşan bağışıklama genellikle ömür boyu vücutta kalır ve hastalık etkeni ile karşılaşınca onu etkisiz kılmak için savaşır. Bağışıklama, aşıyla önlenebilir hastalıkların ve ölümlerin önlenmesi açısından en önemli toplum sağlığı müdahaleleri arasında yer alır.”</p>
<p><strong>Çocuğa hijyen kurallarını öğretmek, ebeveynlerin en önemli görevlerinden biri!</strong></p>
<p>Çocuğa hijyen kurallarını öğretmenin ve el yıkama alışkanlığını kazandırmanın ebeveynlerin en önemli görev ve sorumluluklarından biri olduğunu vurgulayan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Çocuğun yaşına uygun olarak anlayacağı dilde hastalıklar ve mikroplar anlatılmalı, özellikle ellerini ne zaman ve nasıl yıkayacağı konusunda net ve anlaşılır bilgiler verilmeli.” dedi.</p>
<p>Okul çağı başlamadan önce bu alışkanlığı kazanmış olan bir çocuğun, okulda da bu alışkanlığını sürdürecek, bulaşıcı hastalıklardan önemli derecede korunacağını dile getiren Mamçu, “Tuvalet sonrası ve yemek öncesi ellerin doğru bir şekilde yıkanması,  öksürme veya hapşırma sırasında ağız ve burunun  kapatılması, okul malzemelerinin kişisel olarak kullanılması, giysilerin paylaşılmaması gibi hijyen kuralları okula başlayan çocuklara sık sık hatırlatılmalı.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Hastalık belirtisi varsa çocuk okula gönderilmemeli!</strong></p>
<p>38 derece ve daha yüksek bir ateş seviyesinin ebeveynler ve öğretmenler için dikkat çekici olması gerektiğinin altını çizen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Beraberinde uykuya eğilim, vücutta veya saçlı deride döküntü, menenjit belirtisi olabileceğinden zaman kaybetmeden bir sağlık  kuruluşuna başvurulmalı.” dedi.</p>
<p>Aşırı ishal ve kusma, cilt ve burun kanamaları, balgamlı öksürük ve aşırı kas ağrısı gibi durumların da bulaşıcı hastalıkların ilk belirtileri olabileceğine işaret eden Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bulaşıcı hastalıkların kuluçka süreleri 1-7 gün arasında değişir. Kuluçka süresi içinde bir hastalık hiç belirti vermeyebilir veya hafif semptomlar fark edilebilir. Bu dönemde bulaştırıcı olduğu için çocuk okula gönderilmemeli. Bunun dışında okulda salgın ortamının olması, çocukta yüksek ateş, titreme, terleme, aşırı kusma veya ishal varlığında da çocuk evde kalmalı.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okullar-acildi-virus-alarmi-caldi-575875">Okullar açıldı, virüs alarmı çaldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Virüs Prematüre Bebekleri Tehdit Ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-virus-premature-bebekleri-tehdit-ediyor-408212</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Sep 2023 10:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bebekleri]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[prematüre]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=408212</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbahar mevsiminin gelmesiyle birlikte bebeklerin sağlığını ciddi şekilde etkileyebilen pek çok enfeksiyon hastalıkları kapımızı çalmaya başladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-virus-premature-bebekleri-tehdit-ediyor-408212">Bu Virüs Prematüre Bebekleri Tehdit Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbahar mevsiminin gelmesiyle birlikte bebeklerin sağlığını ciddi şekilde etkileyebilen pek çok enfeksiyon hastalıkları kapımızı çalmaya başladı. Bu enfeksiyonlardan yaygın olarak görülen RSV (Respiratuar sinsityal virüs) özellikle prematüre bebeklerde hayatı tehdit eden boyutlara ulaşabiliyor. Bunun nedeni ise bağışıklığı henüz yeterince güçlenmemiş olan prematüre bebeklerde virüsün hızla akciğerlere ulaşıp, bronşit veya zatürreye yol açabilmesi. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr</strong>. <strong>Mehmet Malçok,</strong> virüse karşı geliştirilmiş kesin bir tedavi olmadığı için risk grubundaki prematüre bebekleri virüsten korumanın yaşamsal önem taşıdığına dikkat çekerek, “Bebeklerde ev ziyaretlerinin kabul edilmemesi, bakımından sorumlu kişilerin sonbahar ile kış aylarında maske takmaları ve el hijyenine dikkat etmeleri bu virüsten korunmada en önemli üç kuralı oluşturuyor” diyor.</p>
<p><strong>Çok hızlı ve kolay bulaşabiliyor! </strong></p>
<p>RSV (Respiratuar sinsityal virüs)  çok hızlı ve kolay bir şekilde bulaşabiliyor. Virüs enfekte olmuş kişilerin öksürmeleri, hapşırmaları veya konuşmaları sonucu çevreye saçılan damlacıklarla yayılırken, bebeği öpmekle de bulaşabiliyor. Hastalığın bulaşma özelliği belirtiler ortaya çıkmadan 1-2 gün önce başlıyor ve 3-8 gün sürüyor. Ancak bağışıklığı zayıf kişilerde bulaşıcı özelliği dört haftaya kadar uzayabiliyor. </p>
<p><strong>Grip benzeri belirtiler gösteriyor! </strong></p>
<p>RSV enfeksiyonu bebeklerde grip ve Covid-19 hastalığına benzer belirtilerle ortaya çıkıyor. Huzursuzluk, ateş, burun tıkanıklığı, nefes almada güçlük ve ağızdan beslenememe gibi kademeli olarak artan şikayetler gelişiyor. Belirtilerin şiddeti hastalığın süresi ilerledikçe artıyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Malçok,<strong> </strong>erken tanı için<strong> </strong>ebeveynlerin burun tıkanıklığı ve ağızdan beslenmede güçlük çekme gibi sorunlarda zaman kaybetmeden hekime başvurmalarının son derece önemli olduğu uyarısında bulunuyor.  </p>
<p> <strong>Özellikle prematüre bebekler risk altında</strong></p>
<p>Sağlık Bakanlığı verilerine göre; 0-1 yaş grubunda bebek ölümlerinin yüzde 48,4’ünden alt solunum yolları enfeksiyonları sorumlu oluyor. Bu enfeksiyonlarda en sık görülen etken olan RSV enfeksiyonu prematüre bebeklerin yoğun bakıma yeniden yatışlarına, mekanik ventilatörde tekrar izlenmelerine, hatta hayatlarını tehdit edecek kadar solunum ve kalp yetmezliğine sebep olabiliyor. Amerikan Pediatri Akademisi, daha fazla risk altında olmaları nedeniyle hamileliğin 29. haftasından önce doğan prematüre bebeklere, kronik akciğer hastalığı veya ciddi doğumsal kardiyak problemi olan bebeklere özel bir antikor ile koruyucu tedavi uygulanmasını öneriyor. Ülkemizde de bu koruyucu tedaviye risk altında olan bebeklerde başvuruluyor.  </p>
<p> <strong>Solunum desteğine ihtiyaç duyulabiliyor!</strong></p>
<p>RSV enfeksiyonunda hastalığın belirtilerini dindirmeye ve bağışıklığı güçlendirmeye yönelik destekleyici tedaviler uygulanıyor. Evde sprey veya damlalar ile bebeğin burnunun açık tutulması, ortamın nemlendirilmesi, beslenmesine dikkat edilmesi ve bol sıvı takviyesi önem taşıyor. Hastanede ise oksijen yetersizliğinin önüne geçebilmek amacıyla ilaç uygulamalarının yanı sıra cihazla solunum desteğine ve vücuttaki sıvıyı artırmak için serum tedavisine başvuruluyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-virus-premature-bebekleri-tehdit-ediyor-408212">Bu Virüs Prematüre Bebekleri Tehdit Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni virüs tehdidi kapıda</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-virus-tehdidi-kapida-347191</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Jan 2023 11:36:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[kapıda]]></category>
		<category><![CDATA[tehdidi]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=347191</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni tip Coronavirüs (Covid-19) pandemisi sona ermedi. Bilim insanları bir sonraki pandeminin pusuya yatıp saldırmayı beklediğinden endişe ediyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-virus-tehdidi-kapida-347191">Yeni virüs tehdidi kapıda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Enfekte ettiği insanların yüzde 75&#8217;ini öldüren Ebola ve Nipah virüsleri en büyük iki tehdidi oluşturuyor. Fırsat verildiğinde dünyayı kasıp kavurabilecek diğer tehlikeler arasında ise kuş gribi, Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA) ve veba yer alıyor. Uzmanlar, bu hastalıkların salgına dönüşerek ardından dünyayı yayılabileceği ülkeleri açıkladı.</p>
<p>İngiltere’de yer alan Birleşik Krallık Sağlık Güvenliği Ajansı&#8217;nın (UKHSA), salgın hastalıklara hazırlıksız yakalanmamak için dünyadaki salgın tehditlerini sürekli olarak izliyor.</p>
<p>UKHSA’nın bu hafta güncellenen listesi, en korkutucu 15 bulaşıcı hastalığı içeriyor. Bilim insanları, bu hastalıkları yüksek sonuçlu bulaşıcı hastalıklar (HCID) olarak adlandırılıyor. Liste, verileri ülkelere göre ayırıyor ve bu ülkelerde hastalıkların insan vakalarının tespit edilip edilmediğini gösteriyor. </p>
<p>Listede yer alan en tehlikeli salgın hastalıklar arasında Ebola ve Nipah başı çekiyor. Ebola, Ebola virüsünün neden olduğu viral bir hastalığa deniliyor. Yüzde 75 oranında ölümcül olabilen hastalığın semptomları arasında tipik olarak ateş, yorgunluk, kas ağrısı, baş ağrısı, boğaz ağrısı ve döküntü bulunuyor. Ebola virüsü, Ebola&#8217;dan hasta olan veya Ebola&#8217;dan ölen bir kişinin kanı veya vücut sıvıları veya virüs bulaşmış nesneler yoluyla başkalarına yayılabiiyor.</p>
<p>Şu anda Ebola için spesifik bir tedavi veya aşı bulunmuyor. Ebola salgınları, Sahra altı Afrika&#8217;da sıklıkla yaşandı, ancak son zamanlarda dünyanın farklı bölgelerinde de görüldü.</p>
<p>Ebola ile benzer bir ölümcüllük oranına sahip Nipah virüsü, öncelikle hayvanlardan, özellikle de yarasalardan insanlara bulaşıyor. Virüs ayrıca kontamine yiyecekler yoluyla veya doğrudan insandan insana da bulaşabiliyor. Nipah virüsü enfeksiyonunun semptomları arasında ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, baş dönmesi ve mide bulantısı yer alıyor ve ve virüs  beyin sapı ensefalitine ilerleyerek ölüme neden oluyor.</p>
<p>Diğer taraftan, Covid-19 salgının ortaya çıktığı yer olduğu düşünülen Çin, yaygın olarak kuş gribi olarak bilinen Avian influenza A&#8217;nın üç farklı türüne sahip:H5N1, H7N9 ve H5N6.</p>
</p></div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-virus-tehdidi-kapida-347191">Yeni virüs tehdidi kapıda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
