<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>vesvese | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/vesvese/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/vesvese</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Mar 2026 13:48:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>vesvese | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/vesvese</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Hafif bir vesvese faydalıdır!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-hafif-bir-vesvese-faydalidir-623834</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 13:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beynin]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[faydalıdır]]></category>
		<category><![CDATA[hafif]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[obsesyon]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[takıntı]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[vesvese]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623834</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, vesvese ve takıntı konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-hafif-bir-vesvese-faydalidir-623834">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Hafif bir vesvese faydalıdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, vesvese ve takıntı konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Vesvese yalnızca düşünce değil</strong></p>
<p>Halk arasında vesvese olarak bilinen obsesyonların (takıntıların), insan beyninin doğal düşünce üretme mekanizmasının kontrolden çıktığı durumlar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, vesvesenin yalnızca düşünce değil, aynı zamanda istenmeyen duygularla da birlikte ortaya çıktığını belirtti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Bu tür obsesyonlarda kişi, aklına gelen düşünceleri onaylamaz. &#8216;Bu düşünce benim aklıma nasıl gelir?&#8217; diye kendine şaşırır. Bu duruma ‘zihinsel gevezelik’ de deniliyor. Nasıl ki biri gereksiz yere sürekli konuştuğunda &#8216;çok saçmalıyor&#8217; deriz, beynimiz de bazen kendi kendine gereksiz düşünceler üretebilir. Bu, beynin doğal işlevinin bir sonucudur ama dozu kaçarsa kişiyi rahatsız eden vesvese halini alır.” dedi.</p>
<p><strong>Her vesvese hastalık mı?</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, her vesvese ya da takıntının hastalık olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizerek, “Karaciğerin görevi safra üretmekse, beynin görevi de duygu ve düşünce üretmek ve davranışa karar vermektir. İnsan beyni diğer canlılardan farklı olarak soyut düşünme yeteneğine sahiptir. Bu yetenek sayesinde insan, sadece mevcut durumu değil, olasılıkları ve anlamları da sorgular.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yalom’un dört temel korkusu!</strong></p>
<p>İnsanın diğer canlılardan farklı olarak varoluşsal düzeyde dört temel korkuya sahip olduğunu hatta bunun Yalom&#8217;un dört temel anksiyetesi diye geçtiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bunların dozu kaçarsa vesvese oluyor. Bu korkunun bir tanesi kişinin anlam arayışı. Mesela, yalnızlık duygusu&#8230; Yalnız kalmaya dair duyulan korku ve kaygı, dört temel anksiyeteden biridir. Diğer bir temel anksiyete ise özgürlük ihtiyacıdır. Özgürlük isteğinin bastırılması da insanda derin kaygılara neden olabilir. Dördüncü temel korku ise ölüm bilincidir, yani ölümün farkında olmak ve bu gerçekle yüzleşmek. İnsan bu dört temel korkuyu fark edip yönetmeyi öğrenmelidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Obsesyonlar kişinin duygusal yatırım yaptığı alanlardan besleniyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, obsesyonların (takıntıların) kişinin duygusal yatırım yaptığı alanlardan beslendiğini belirterek, &#8220;Bir insan duygu yatırımını neye yaparsa en çok, obsesyon oradan giriyor. Kimi çocuğunu çok seviyorsa, &#8216;çocuğuma tapıyorum&#8217; derecede seviyorsa, &#8216;çocuğuma bir şey olacak&#8217; kaygısı başlıyor. Bu kaygı kuruntuya, kuruntu da obsesyona dönüşüyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Obsesyonların çeşitli şekillerde ortaya çıkabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bir insan cinsel konuya çok yatırım yapıyorsa oradan, dini konuya yapıyorsa oradan takıntılar gelişebiliyor. Anlamı önemsemeyen kişilerde ise temizlik veya düzen gibi farklı konularda obsesyonlar görülebilir.&#8221; diye ekledi.</p>
<p><strong>Kuşku obsesyonları da yaygın…</strong></p>
<p>Kuşku obsesyonlarının da yaygın olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Kuşku obsesyonu olan bir kişi, uzaktan iki üç kişinin bir şeye baktığını görse, &#8216;Acaba benim hakkımda mı konuşuyorlar?&#8217; diye senaryolar yazmaya başlar. Bu durum, insanlardan korkmasına, kaygılanmasına, içine kapanmasına ve kaçınmasına yol açabilir.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bu tür obsesyonların altında genellikle &#8220;emin olamama&#8221; duygusunun yattığını ifade ederek, &#8220;Arabanın kapısını kitler, &#8216;Oldu mu olmadı mı?&#8217; diye döner bakar, bir daha döner. Bu, emin olamamayla ilgilidir.&#8221; şeklinde örnek verdi.</p>
<p><strong>Vesveseler bir nevi &#8220;düşünce tiki&#8221;…</strong></p>
<p>Takıntılı düşüncelerin (vesveselerin) bir nevi &#8220;düşünce tiki&#8221; olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Tikleri olan bir insan, bir hareketi yapmakta zorlandığında dikkatini başka bir konuya vererek beynindeki devreyi kısa devre yaptırır ve normal hareketine geçer. Düşünce yönetiminde de aynı kural geçerlidir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>IQ seviyesi ve vesvese ilişkisi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, IQ seviyesi düşük olan bireylerde vesvesenin daha az görüldüğünü dile getirerek, “Normal IQ&#8217;sü 70&#8217;in altında olan insanlarda vesvese pek yoktur. Çünkü fazla düşünmüyorlar, yüksek fikirleri, yüksek anlamları düşünmüyorlar, sorgulamıyorlar. Onlar için yemek, içmek, üremek ve öğrendiği bazı temel bilgiler ihtiyaçlarını karşılıyor, yetiyor onlara. IQ&#8217;sü 70&#8217;in altında olan kişiler zaten askere bile gönderilmiyor. Onlara &#8216;donuk normal&#8217; deniyor.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Zeki olanların beyni daha çok düşünce üretiyor</strong></p>
<p>Zeka seviyesi ile üretilen düşünce sayısı arasında doğru bir orantı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Zeki olanların beyni daha çok düşünce üretiyor. Ortalama bir insanın beyni günde bin  düşünce üretiyorsa, IQ&#8217;sü düşük olan bir kişi 300 düşünce üretirken, IQ&#8217;sü 100&#8217;ün üzerinde olan birinin beyni günde 2 bin -3 bin düşünce üretiyor. 2 bin -3 bin düşünceyi yönetmek elbette daha zor. Bu nedenle, bu düşünceleri yönetmek için biraz daha fazla beceri kazanmak gerekiyor. Vesveseler ve takıntılar aslında IQ&#8217;sü yüksek insanlara daha sık gelebiliyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bu durumu &#8220;Zekası varsa, o zaman sorumluluğun da var. Bunu yönetmeyi öğren.&#8221; şeklinde yorumlayarak, yüksek IQ&#8217;ye sahip kişilerin varoluşsal anksiyete, felsefi düşünce üretme ve doğruyu bulma konularında daha fazla zihinsel aktiviteye sahip oldukları için takıntılara daha yatkın olabileceğini söyledi.</p>
<p><strong>Hedefi olan kişi yanlış düşünceye ‘hayır’ diyebilir…</strong></p>
<p>Mükemmeliyetçi ve ayrıntıcı kişilerin de obsesyonlar açısından risk grubunda olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Bir insanın bir hedefi varsa ve o hedefe yönelik önem ve önceliklerini belirlemişse, gününü planlayarak yaşıyorsa, hedefine giderken yanlış bir düşünce geldiğinde ona &#8216;hayır&#8217; diyebilir. Hedefiyle ilgili bir ayrıntıyı hemen algılar, olaylar arasında anlam bağı kurar, farklılıkları yakalar, pozisyon alır ve doğru karar verir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Takıntılı düşünceler beyinde aşırı stres hormonu salgılanmasına neden oluyor</strong></p>
<p>İnsan beynindeki düşüncelerin bir nehir gibi aktığını belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Düşüncelerin önüne baraj koyarsanız patlar, taşar. O düşüncelerin akışı içerisinde, bir çiftçi veya mühendisin bir nehre yaklaştığı gibi, onları amaca yönelik yöneltmek gerekir.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p>Takıntılı düşüncelerin beyinde aşırı stres hormonu salgılanmasına ve enerji akışının hızlanmasına neden olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;5 dakika düşünecek bir şeye 15 dakika düşünürseniz veya bir şiddetinde üzülecek bir şeye 10 şiddetinde üzülürseniz, beyninizde aşırı stres hormonu salgılanır.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Yaşam tarzı ve stres yönetimi genetik yatkınlığın hastalığa dönüşmesinde kritik bir rol oynuyor</strong></p>
<p>Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) gibi psikiyatrik rahatsızlıklarda genetik yatkınlığın rolü olduğunu ancak bunun kişinin kesinlikle hasta olacağı anlamına gelmediğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, yaşam tarzı ve stres yönetiminin genetik yatkınlığın hastalığa dönüşmesinde kritik bir rol oynadığını vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, OKB&#8217;li kişilerde serotonin ve dopamin genlerinin farklı çalıştığını ifade ederek, &#8220;Bu kişilerde serotonin geninde &#8216;SS aleli&#8217; dediğimiz kısa alel bulunuyor. Bu durum, beynin stres altında yeteri kadar serotonin üretememesine neden oluyor. Normal şartlarda sorun olmasa da kronik stres durumunda bu genetik algoritma iyi çalışmıyor ve serotonin seviyesi düşerek kişiyi depresyona daha yatkın hale getiriyor.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>OKB&#8217;de de genetik yatkınlık var</strong></p>
<p>OKB&#8217;de de genetik yatkınlık olduğunu, bedensel hastalıklarda olduğu gibi psikiyatrik hastalıklarda da genetik farklılıkların ve stresin önemli rol oynadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Stres altında bir kişi şizofren olurken, diğeri OKB, bir başkası ise depresyon yaşayabiliyor. Bunun nedeni işte bu genetik farklılıklardır.&#8221; dedi.</p>
<p>Hafif ve kontrol edilebilen vesveselerin (takıntılı düşüncelerin) insanı sorgulamaya ve eleştirel bakmaya iterek doğru kararlar almasına yardımcı olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8221; Hafif bir vesvese faydalıdır. Buna vesvese dememek lazım, düşünce tekrarı veya ruminasyon denebilir. Bu bir sorgulamadır ve insanın araştırmasına, teyit etmesine yol açar.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Ergenlik döneminde yaşanan takıntılar ve &#8220;geliştiren travma&#8221;…</strong></p>
<p>Ergenlik döneminde yaşanan takıntıların, doğru yönetildiğinde kişinin psikolojik savunmalarını güçlendirici, ego gücünü ve psikolojik dayanıklılığını artırıcı bir etkisi olabileceğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, bu durumu &#8220;geliştiren travma&#8221; olarak adlandırdı. Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Kişi o takıntılı düşünceleri, aklın geveze olduğu haldeki temelsiz düşünceleri iyi yönetirse, bu onun için bir stres olur ve bu sıkıntıdan güçlenerek çıkar. Bu nedenle obsesyon ya da kaygı dediğimiz stresli düşünceler olduğunda, ondan kaçmak ya da onunla savaşmak yerine, onunla birlikte yürümeyi tavsiye ediyoruz. O zaman bu düşünceler, kişinin amacına hizmet eden birer araç haline gelir.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Sınav kaygısı ve takıntı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, sınav gibi durumlarda ortaya çıkan takıntılara yönelik pratik çözüm önerileri de sunarak, &#8220;Sınavlarda bir öğrenci, çok basit bir ayrıntıya takılıp çözemediği için bildiği birçok soruyu yapamayabilir. Böyle durumlarda, çözemediği sorunun yanına bir işaret koyup, önce çok iyi bildiklerini çözmesini öneriyoruz. Daha sonra kalan zamanda başa dönüp, aklına ilk gelen doğru cevabı işaretlemesi genellikle daha başarılı sonuçlar verir. Çünkü genellikle insanın aklına ilk gelen düşünce doğrudur. Bu durumda takıntı, kişinin daha az hata yapmasına bile sebep olabilir.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kültürel ve dini faktörlerin obsesyonlara etkisi</strong></p>
<p>Takıntıların türlerinin kültürlere, zaman ve şartlara göre değişebildiğini, bazı kültürlerin ve katı inanış sistemlerinin dini obsesyonları destekleyebileceğini ve aşırı suçluluk duygularını uyararak kişileri işlevsiz hale getirebileceğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Her şey dozunda güzeldir. Dozunda ayarlanan her şey ilaçtır. Dozunu kaçırdığınız zaman en güzel ilaç bile zehre dönüşebilir. Obsesyonda da dozunda düşünürseniz, insanı hedefine götürebilir.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>OKB tedavisindeki gelişmeler</strong></p>
<p>OKB tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler kaydedildiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, dirençli vakalarda beyin haritalaması yaptıklarını ve beynin belirli bölgeleri arasındaki bağlantı bozukluklarını tespit ettiklerini söyledi.</p>
<p>&#8220;Bu kişilerin beyninin karar verme bölgesiyle görüntü işleme bölgesi arasında bozukluk olduğunu görüyoruz. Tedaviyi de bu bölgelere yönelik planlıyoruz.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, manyetik uyarım tedavisi (TMU) gibi yöntemlerle beynin ilgili bölgelerine provokasyon yapılarak ve hastanın obsesyonlarını hayal etmesi sağlanarak tedavi uyguladıklarını belirtti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bu tedavi sırasında beynin o bölgesindeki reseptör duyarlılığını değiştiriyoruz. Beyindeki iyon kanalları, sodyum, potasyum, kalsiyum reseptörleri pompa gibi çalışarak sinir iletisini ve enerji akışını düzenliyor. Manyetik uyarımla bu sistemi etkileyebiliyoruz.&#8221; diye ekledi.</p>
<p><strong>Modern yöntemlerle tedavide başarılı sonuçlar alınıyor</strong></p>
<p>Modern tedavi yöntemleriyle 15-20 yıl öncesine göre çok daha başarılı sonuçlar aldıklarını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Yoğun bir tedavi süreci gerekiyor. Genellikle birkaç hafta klinik tedavi ve ardından yakın takip önemli. Beyindeki yolların normale dönmesi en az 6 ay sürüyor. Hasta tedavi disiplinine uyarsa, 6 ay içinde hastalık şiddeti yüzde 100&#8217;den yüzde 20-30 seviyelerine düşebiliyor. Bu, kabul edilebilir bir sınırdır ve yüzde 60-70 düzelme bile büyük bir başarıdır.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, OKB&#8217;nin eskiden psikiyatrinin en zorlandığı alanlardan biri olduğunu ancak günümüzde DNA analizi (genotipleme) ve üçlü tedavi protokolleri (ilaç, manyetik uyarım, psikoterapi) gibi yöntemlerle çok daha etkili tedaviler sunabildiklerini belirtti.</p>
<p><strong>Sosyal medya fiziksel görünümle ilgili takıntıları tetikliyor</strong></p>
<p>Sosyal medyanın özellikle fiziksel görünümle ilgili takıntıları tetiklediğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Kişiler moda dergilerine, modellere bakıyor ve çoğu zaman oynanmış, yapmacık görsellerle kendilerini kıyaslıyorlar. Bu durum, &#8216;Ben niye böyle değilim? Ben de böyle olmalıyım&#8217; düşüncesini doğuruyor. Popüler kültür de haz, başarı ve fiziksel görünümü yücelterek bu durumu besliyor. Hollywood kültürü, sosyal medya aracılığıyla insanların zaaflarını kullanarak onları manipüle ediyor.&#8221; şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-hafif-bir-vesvese-faydalidir-623834">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Hafif bir vesvese faydalıdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vesvese Ne Zaman Hastalığa Döner? Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Vesvese Herkeste Var, Mesele Kontrolü Kaybetmemek&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vesvese-ne-zaman-hastaliga-doner-prof-dr-nevzat-tarhan-vesvese-herkeste-var-mesele-kontrolu-kaybetmemek-413760</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Oct 2023 13:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[döner]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığa]]></category>
		<category><![CDATA[herkeste]]></category>
		<category><![CDATA[kaybetmemek]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[mesele]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[vesvese]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413760</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vesveseyi, Obsesif Kompulsif Bozukluğun içinde bir kavram olarak değerlendiren Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, vesvesenin herkeste olabileceğini söyledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vesvese-ne-zaman-hastaliga-doner-prof-dr-nevzat-tarhan-vesvese-herkeste-var-mesele-kontrolu-kaybetmemek-413760">Vesvese Ne Zaman Hastalığa Döner? Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Vesvese Herkeste Var, Mesele Kontrolü Kaybetmemek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Vesveseyi, Obsesif Kompulsif Bozukluğun içinde bir kavram olarak değerlendiren Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, vesvesenin herkeste olabileceğini söyledi. Önemli olanının onu yönetmek olduğunu vurgulayan Tarhan, vesvesinin hastalığa dönüşmemesi için önemli uyarılarda bulundu.  </strong></p>
<p>Daha çok dini terminolojide kullanılan vesvese konusuna dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) vesveseyi içine alır. Dini olarak vesvese ama onun dışında evham, kuruntu, takıntı… Bizde daha çok takıntı kelimesi yerleşti.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan,<strong> </strong>vesvesenin<strong> </strong>kötücül bir duygu olarak tanımlandığını dile getirerek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Takıntıda kişinin aklına bir şey takılıyor, atamıyor. Bir dakika düşüneceğine 10 dakika düşünüyor, 15 dakika düşünüyor. Bir şiddetinde üzüleceği şeye 10 şiddetinde üzülüyor. Vesvese olarak denilen bu şey, klinik bir durumdur. Ama dini literatürde vesvese olarak geçen durum, daha çok şeytanın fısıldamasıdır.”</p>
<p><strong>İnsan ilişkilerinde sınır ihlali yapmamak </strong></p>
<p>Gerçek olanı olmayanla karıştırmaya vesvese dendiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, şunları ifade etti:</p>
<p>“Beynimizin çalışma mekanizmasında obsesyon nerede oluyor? Yanlış bir düşünce geldiği zaman aklımıza; saçma, yapmamamız gereken, temel kişiliğimize, değerlerimize uymayan bir düşünce geldiği zaman, böyle durumlarda içimizdeki o kötücül duygulara hayır demek bir beceridir. Kendimize, davranışlarımıza sınır koymak, başkalarına zarar vermemek beceridir. Öğrenilmesi gerekiyor. Çocuklar bunu bilemiyor. </p>
<p>Nasıl bir apartmanda oturuyorsunuz, komşularla sınırlar varsa, insan ilişkilerinde de sınırlar var. Sınır ihlali yapmamak gerekiyor insan ilişkilerinde. Evine girmek gibi, onun gıybetini yapmak, yalan söylemek veya ona kötülük yapmak gibi. İnsan, içine kötücül duyguların gelmesinden sorumlu değildir ama bununla ilgili bir eyleme geçmesinden sorumlu oluyor.”</p>
<p><strong>İçimizden geçen iyicil ve kötücül duygulara karar verip ondan sonra eyleme geçiyoruz</strong></p>
<p>Duyguların regüle edilmesinin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, şunları ifade etti:</p>
<p>“Obsesyon buradaki zihinsel dengeyi bozuyor. Bazılarının tiki vardır. Konuşmaları tutuktur. Kekemelik vardır. Ne zaman omuzlarını hareket ettirir, pat diye konuşur. Omuzunu kaldırma ne yapıyor? Beyindeki devreye bir dürtü sokuyor o devreyi tamamlıyor. Düşüncelerde bile insan öğrendiği düşünceleri yaparken, onu bozan bir şey olduğu zaman, hemen akıl araya girecek, yapma diyecek. Analiz yapacak analiz sonucunda harekete karar verecek. </p>
<p>Yani aslında içimizden iyicil ve kötücül duygular geçiyor, düşünceler ve duygular birleşiyor. Ön beyine komut veriyor. Ön beyine yap – yapma, uygun – uygun değil, geçerli – geçerli değil, gerçek – gerçek değil, güvenli – güvenli değil diye… Karar verip ondan sonra eyleme geçiyoruz. Bu mekanizmaya bozulunca, beyinde obsesyon diyoruz.”</p>
<p><strong>Vesveseyi yönetebilmek neden önemli?</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, vesvesenin herkeste var olduğuna işaret ederek, “Maneviyatı en yüksek dediğimiz kişilerde, evliya, aziz dediğimiz kimselerde bile vesvese vardır. Ama o, vesveseyi yönetmeyi artık yapabiliyordur, kontrolü kaybetmiyordur.” dedi.</p>
<p>İnsanların negatif duyguların etkisine girip vesvesenin etkisinde kalabileceğini de kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Aslında hayat bir okuldur. Bu okulda iyi şeylerle de karşılaşacağız, kötü şeylerle de karşılayacağız. Ama asıl amacımızı unutmayacağız. Dünyaya geldiğimizde bir okula gelmişiz gibi olacağız ve hayat bittiği zaman da bu okuldan mezun olup daha iyi bir hayata geçiş yapacağımızı düşünerek hareket edeceğiz. Böyle bir amacı olan bir kimseye o vesvese geldiği zaman bu hastalık olan vesveselere dönüşmüyor.” diye devam etti.</p>
<p><strong>Karar verme mekanizmasındaki yollar otoban gibi</strong></p>
<p>Vesveseli ve obsesif kişilerin beynine bakıldığında karar mekanizmalarında sinyal akışının bozulduğunun görüldüğünü kaydeden Tarhan, “Normalde bir insanın beynindeki yollar böyle patika gibiyse bu kişilerin tam karar verme mekanizmasındaki yollar otoban gibi oluyor. O kadar geliştiriyor ki… Mutluluk molekülleri, karar verme, serotonin, dopamin gibi, enerji gibi, düşünce yönetimiyle ilgili moleküller az kalıyor, beynin ürettiği yetmiyor.” dedi.</p>
<p><strong>Dikkat odağını değiştirince kişi bir müddet sonra sağlıklı düşünmeye başlıyor</strong></p>
<p>Gerekli olmayan konularda beynin o bölgedeki yolları genişlettiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, şöyle dedi:</p>
<p>“Aynı şey bağımlılıkta da oluyor. Madde kullananlarda da beyinde ödül ceza sisteminde aynı böyle genişlemeler oluyor. Bu durumda artık telkin fayda etmiyor. Bu durumda psikiyatrik tedavi gerekiyor. Belli ki biyolojik bozulmayı tedavi etmek gerekiyor. </p>
<p>Özellikle son 15-20 sene içerisinde nörobilimin katkıları arttı. İnsan beyninin çalışmasıyla ilgili neden sonuç ilişkisi var. Kişi artık terapi alamıyor. Bu kişi yapamıyor ki. Beyni otomatik üretiyor. Çocuğunu kucağına alıyor, pencerenin kenarına gidiyor ‘Ya atarsam’ diyor.</p>
<p>Beynimizde de bir bilgi trafiği var. Kimyasal sinyal akışı şeklinde oluyor. Bu kişiler beyinlerindeki bilgi trafiğiyle bloke ediyorlar bir bölgeyi. Orası bloke oluyor. Eğer dikkat odağını değiştirirsek, bir müddet sonra orası kendiliğinden yavaş yavaş dağılıyor. Yani böyle durumlarda kişi bir müddet sonra sağlıklı düşünmeye başlıyor.”</p>
<p><strong>Sorumluluk duygusu yüksek kişiler OKB’ye yatkın</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bazı obsesyonların fayda da sağlayabildiğini dile getirerek, mükemmeliyetçi kişilerin amacına uygun hareket ederse büyük başarılar elde edebildiğini kaydetti.</p>
<p>Sorumluluk duygusu yüksek kişilerin OKB’ye yatkın olduklarını da belirten Prof. Dr. Tarhan, “El yıkama takıntısı gibi gündelik obsesyonlar eğer başlangıç durumundaysa çözümü çok kolay. Kendi kendine halledebilir.” diye konuştu.</p>
<p>Temizlik takıntısı gibi durumları artık nasihat düzelmeyeceğini, medikal tedavi gerektiğini ifade eden Tarhan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yani saatlerce, 8 saat tuvalette oturuyor. Bir buçuk gün banyoda eli havada duruyor, gidiyor yıkıyor bir daha. Elinin üstü yara oluyor hatta evde banyodan çıkıp elinin üzerine çorap geçirip kapıları açıyor.</p>
<p>Klinik vaka… Bunlar bile düzeliyor. Genellikle bu kişilere optimum tedavi yapılıyor. Evden çıkamayan, her tarafı çamaşır suyuyla yıkayan, çocukları eve geldiği zaman komple banyo yaptıran kişilerin düzeldiğini çok gördüm.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vesvese-ne-zaman-hastaliga-doner-prof-dr-nevzat-tarhan-vesvese-herkeste-var-mesele-kontrolu-kaybetmemek-413760">Vesvese Ne Zaman Hastalığa Döner? Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Vesvese Herkeste Var, Mesele Kontrolü Kaybetmemek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
