<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>verilmeli | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/verilmeli/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/verilmeli</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 23 Feb 2026 13:29:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>verilmeli | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/verilmeli</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Psikiyatrik hastalıklarda oruç kararı hekimle verilmeli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-hastaliklarda-oruc-karari-hekimle-verilmeli-615406</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 13:29:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[doz]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[düzen]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarda]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[hekimle]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kararı]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrik]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[verilmeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615406</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, psikiyatrik rahatsızlığı olanların Ramazan’da oruç tutma kararını nasıl vermesi gerektiği ve ilaçlarının kullanımını nasıl planlaması gerektiği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-hastaliklarda-oruc-karari-hekimle-verilmeli-615406">Psikiyatrik hastalıklarda oruç kararı hekimle verilmeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, psikiyatrik rahatsızlığı olanların Ramazan’da oruç tutma kararını nasıl vermesi gerektiği ve ilaçlarının kullanımını nasıl planlaması gerektiği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Oruç kararı hekim değerlendirmesiyle verilmeli! </strong></p>
<p>Ramazan ayının, birçok kişi için manevi açıdan son derece kıymetli bir dönem olduğunu ifade eden Dr. Günay Hajiyeva, “Ancak söz konusu sağlık olduğunda niyet tek başına yeterli değildir. Bu nedenle Ramazan’da oruç tutma kararı bireysel, dikkatli ve mutlaka hekim değerlendirmesiyle verilmelidir.” dedi.</p>
<p>Tıbbi açıdan riskli durumlarda kişinin kendini korumasının hem dini hem de insani açıdan en doğru yaklaşım olduğunu aktaran Dr. Hajiyeva, “Psikiyatrik rahatsızlığı olanların oruç tutup tutamayacağı konusunda doğru bir yanıt yok. Her hasta kendi klinik durumu, hastalığın şiddeti, kullanılan ilaçlar ve son dönem seyri açısından ayrı ayrı değerlendirilmeli. Uzun süreli açlık, susuzluk, uyku düzenindeki değişiklikler ve ilaç saatlerinin kayması bazı hastalarda klinik tabloyu olumsuz etkileyebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Oruç, bazı psikiyatrik hastalarda alevlenme riskini artırabilir! </strong></p>
<p>Özellikle bazı durumlarda daha dikkatli olunması gerektiğine vurgu yapan Dr. Günay Hajiyeva, “Hastalık aktif dönemdeyse, son 6 ay içinde atak geçirilmişse, ilaç dozları yeni ayarlanmışsa, özellikle son bir yılda hastaneye yatış öyküsü varsa, intihar ve başkalarına zarar verme riski mevcutsa, oruç tutmak hastalığın alevlenme riskini artırabilir.” dedi.</p>
<p>Bazı psikiyatrik hastalıklarda düzenli biyolojik ritmin hayati önem taşıdığına dikkat çeken Dr. Hajiyeva, şunları söyledi:</p>
<p>“Beyin ritmi sever; sirkadiyen düzen sık değiştiğinde ise bu biyolojik istikrarsızlık klinik tabloya yansıyabilir. Uyku düzenindeki bozulma ve biyolojik ritmin kayması bipolar bozukluktaki mani ya da depresyon atağını tetikleyebilir. Özellikle geçmişte mevsimsel atak öyküsü olan hastalarda dikkatli olunmalıdır. Majör depresyonda uzun süren açlık, enerji düşüklüğü ve kan şekeri dalgalanmaları bazı hastalarda çökkünlüğü artırabilir. Zaten düşük seyreden bir enerji düzeyine fizyolojik stres eklemek tabloyu ağırlaştırabilir. Psikotik bozukluklarda tedaviye uyumun bozulması veya ilaç saatlerinin kayması belirtilerin tekrar ortaya çıkmasına neden olabilir. Anksiyete bozuklukları ve panik bozukluklarda açlık ve susuzluğa bağlı çarpıntı, titreme gibi bedensel belirtiler anksiyete belirtilerini artırabilir. Beden alarm verdiğinde, zihin bunu genellikle ‘tehlike var’ şeklinde yorumlar. Yeme bozukluklarında oruç süreci, bazı hastalarda yeme davranışı üzerindeki kontrolü olumsuz etkileyebilir.”</p>
<p><strong>Oruç tutarken ilaç kesilmemeli ve doz düzeni hekim kontrolünde planlanmalı!</strong></p>
<p>Oruç tutarken en kritik konunun, ilacın kesilmemesi ve doz düzeninin hekim kontrolünde planlanması olduğunu kaydeden Dr. Günay Hajiyeva, “İlacın farmakokinetik özellikleri (yarı ömrü, etki süresi, kan düzeyi dengesi) dikkate alınmadan yapılan değişiklikler tedavi etkinliğini azaltabilir.” dedi.</p>
<p>Birçok psikiyatrik ilacın günde bir veya iki doz şeklinde kullanıldığını hatırlatan Dr. Hajiyeva, “Günde tek doz kullanılan ilaçlar, uygun görülürse iftar sonrasına kaydırılabilir. Ancak günde üç doz kullanılan, kısa yarı ömürlü veya kan düzeyi izlem gerektiren ilaçlar ise bireysel ve ayrıntılı bir klinik değerlendirme yapılmadan düzenlenmemeli. Örneğin lityum kullanan hastalarda dehidrate kalmak kan düzeyini yükselterek toksisite riskini artırabilir. Benzer şekilde bazı antipsikotikler tansiyon düşüklüğüne yol açabilir; uzun süreli açlık bu etkiyi artırabilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlar ‘iyileşince bırakılan’ ilaçlar değil!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçların ‘iyileşince bırakılan’ ilaçlar olmadığının altını çizen Dr. Günay Hajiyeva, “Çoğu zaman belirli bir süre stabil iyilik hali sağlandıktan sonra, yine hekim kontrolünde ve kademeli azaltılarak kesilir.” dedi.</p>
<p>Ani ilaç kesilmesinin doğurabileceği risklere işaret eden Dr. Hajiyeva, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Hastalığın alevlenmesi, mani veya ağır depresyon atağı, psikotik belirtilerin geri dönmesi, intihar riskinde artış ve yoksunluk sendromu gibi durumlar görülebilir. Klinik pratiğimizde Ramazan ayında ‘oruç tutabilmek için’ ilacını aniden bırakan ve birkaç hafta içinde ağır atakla başvuran hastalarla karşılaşabiliyoruz. Bu durum hem hasta hem ailesi için ciddi bir yüktür.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
</p>
<p> </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-hastaliklarda-oruc-karari-hekimle-verilmeli-615406">Psikiyatrik hastalıklarda oruç kararı hekimle verilmeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sağlık ekibi içerisinde mutlaka ebelere yer verilmeli&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglik-ekibi-icerisinde-mutlaka-ebelere-yer-verilmeli-381803</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jun 2023 09:00:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ebelere]]></category>
		<category><![CDATA[ekibi]]></category>
		<category><![CDATA[içerisinde]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[verilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[yer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=381803</guid>

					<description><![CDATA[<p>Egeli bilim insanı Prof. Dr. Soğukpınar, afetlerde ebelik hizmetlerinin önemi ile ilgili altın değerinde bilgiler verdi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglik-ekibi-icerisinde-mutlaka-ebelere-yer-verilmeli-381803">&#8220;Sağlık ekibi içerisinde mutlaka ebelere yer verilmeli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Egeli bilim insanı Prof. Dr. Soğukpınar, afetlerde ebelik hizmetlerinin önemi ile ilgili altın değerinde bilgiler verdi</p>
<p>Afetlerde gebe ve lohusalara yönelik yürütülen çalışmalar hem annenin hem de bebeğin sağlığı için büyük önem arz ediyor. Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman Soğukpınar, afetler başta olmak üzere olağandışı durumlarda gebe ve lohusa kadınlara yönelik yapılması gereken ebelik hizmetleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p>Afet dönemlerinde ebelik hizmetlerinin önemine değinen Prof. Dr. Soğukpınar, “Olağandışı ya da afet olarak da adlandırılan bu tür durumlarda arama kurtarma faaliyetleri hiç şüphesiz ilk yapılması gerekenlerdir. Bu sırada acil sağlık hizmetleri, afetzede bireylerin yaşama şanslarının artırılmasında ve ölümlerin önüne geçilmesinde çok önemli bir yere sahiptir. Özellikle literatürde, savunmasız ya da dezavantajlı grup olarak adlandırılan kadınlar ve çocuklar ise başta depremler olmak üzere doğal afetlerde en fazla etkilenen grubu oluşturuyor. Diğer yandan normal bir yaşam dönemi olan gebelik ve doğum süreçleri, yaşamın sürekli var olan biyolojik gerçekleri olup, çoğunlukla acil müdahaleyi gerektiren önemli durumlardır” dedi.</p>
<p>“Gebelik, takibi özenle yapılması gereken bir durumdur”</p>
<p>Gebeliğin özel bir durum olduğuna değinen Prof. Dr. Soğukpınar, “Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu tarafından, her gebeliğin istenilen gebelik olduğu, her doğumun güvenli gerçekleştiği bir dünyaya ulaşmak amacında programlar yürütülüyor. Gebelik dönemi,  sağlık ve hastalık çizgisinin birbirine yaklaştığı ve kadınların daha çabuk hastalandığı, sağlık takibinin yapılmasını gerektiren özel bir dönemdir. Gerek dünyada gerekse ülkemizde, anne çocuk sağlığı hizmetlerinden, daha geniş kapsamda üreme sağlığı hizmetlerinden doğrudan sorumlu olan meslek üyesi olan ebeler de kendilerine hizmet etmesi beklenen birinci öncelikli sağlık ekibi üyesidir. Ülkemizde 1996 yılından bugüne üniversite eğitimi ile Avrupa Birliği standartlarında eğitim almakta olan ve zorunlu mezuniyet koşulları bulunan ebelik mesleğinin afet durumlarında rolü çok önemlidir. Çünkü yaşama sağlıklı başlama noktasında iki cana aynı anda hizmet veren ebelik mesleğinin hizmet alanları oldukça geniştir. Bunlar; gebelik öncesi danışmanlık, gebelik izlemlerinin yapılması akla ilk gelecek olanlardır. Diğer bir hizmet alanı ise gebeliklerin takibi sırasında gelişebilecek normalden farklı durumların yani risklerin erken saptanması ve uzmana sevk edilmesidir. Normal doğumları kendi sorumluluğunda gerçekleştirme ehliyeti bulunan ebelerin, doğum sonrası döneme ilişkin lohusalık bakımı, yenidoğan muayenesi ve bakımı da bu dönemde yerine getirilmesi önemli sorumluluklarındandır” dedi.</p>
<p>          “Afetler düşük ve erken doğum riskini artırır”</p>
<p>Doğal afetler sırasındaki ebelik hizmetlerine değinen Prof. Dr. Soğukpınar, “Doğal afetler sırasında annelerin ve çocuklarının hayatını kurtarabilecek üreme sağlığı hizmetlerinin sağlanması son derece önemli olup, bu kapsamda yapılması gerekenler, afetzede gebelerin öncelikle genel sağlık durumunun stabilize edilmesi, daha sonra da ivedi olarak bebek izlemin yapılmasıdır. Düşük ve erken doğum riskinin yüksek olduğu bu süreçte, acil obstetrik bakım ilkeleri kapsamında, gebeliğin sonlanma olasılığına karşı hazırlıklı olunmalı, mutlaka acil ekipmanların tedarik edilmesi gözden kaçırılmamalıdır. Rutin klinik hizmetlerinin olanaksız olduğu afet durumlarında acil doğum eylem planı ile doğumlar gerçekleştirilmeli, doğum sonu süreçte ise kanama nedeni ile özellikle kritik olan ilk saatler sonrasında gerekli lohusa bakımı sürdürülmelidir. Yenidoğanın fizik muayenesi ile emzirmenin sürekliliği için bireysel danışmanlık da ihmal edilmemesi gerekli rutin uygulamalardır” diye konuştu.</p>
<p>Afetler sırasında anne ve bebek sağlığının korunmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Soğukpınar, “Doğumdan sonraki 42’nci güne kadar geçen dönem hem anne hem de yenidoğan sağlığı için oldukça kritik bir dönemdir ve bu zaman aralığındaki bakım eksikliği, hastalık ve ölüm riskini artırabilir. Yapılan çalışmalar çok ani gelişen doğal afetler sırasında gebelik döneminde anemi, bebek ölüm hızı, formül mama ile beslenen bebekler, düşük doğum ağırlıklı doğan bebeklerin yüzdelerinde artışlar olduğunu gösteriyor. Sonuç olarak; afetler gibi olağandışı süreçlerde özellikle kadınlar ve çocuklar savunmasız nüfus olarak değerlendirilerek, bu gruba hizmet vermek üzere sağlık ekibi içerisinde mutlaka ebelere yer verilmelidir” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglik-ekibi-icerisinde-mutlaka-ebelere-yer-verilmeli-381803">&#8220;Sağlık ekibi içerisinde mutlaka ebelere yer verilmeli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklara yas tutmaları için izin verilmeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklara-yas-tutmalari-icin-izin-verilmeli-352651</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2023 12:18:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[izin]]></category>
		<category><![CDATA[tutmaları]]></category>
		<category><![CDATA[verilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352651</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her çocuğun felaketler karşısında verdiği tepkinin farklı olduğunu belirten uzmanlar, saldırganlaşma, tartışma, zorbalık ve sessizleşip içine kapanma gibi tepkilerin görülebileceğini ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklara-yas-tutmalari-icin-izin-verilmeli-352651">Çocuklara yas tutmaları için izin verilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Her çocuğun felaketler karşısında verdiği tepkinin farklı olduğunu belirten uzmanlar, saldırganlaşma, tartışma, zorbalık ve sessizleşip içine kapanma gibi tepkilerin görülebileceğini ifade ediyor. </strong></p>
<p><strong>Çocukların zihnindeki yanlış anlaşılmaları düzeltmek için ebeveynlerin fırsata sahip olduklarını söyleyen Uzman Klinik Psikolog Dr. Gökçe Vogt, çocuklara ağlamanın ve üzülmenin sorun olmadığının anlatılmasını, güvende olduğunun hissettirilmesini ve kaybettikleri için yas tutmasına izin verilmesini tavsiye ediyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Dr. Gökçe Vogt, çocukların karşılaşılan felaketlere verdikleri tepki şekillerinden bahsetti ve ebeveynlere önemli tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><strong>Her çocuk felakete farklı tepki veriyor</strong></p>
<p>Her çocuğun bir felakete farklı tepkiler verdiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Dr. Gökçe Vogt sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Afet sonrası çocuklar korku, üzüntü, endişe, kaybolmuş ve yalnız hissetme gibi güçlü duygular yaşayabilirler. Bu tür duygulara sahip olmaları normaldir ve bunları ifade etmelerine izin verilmelidir. Bazen çocuklar, özellikle küçük olanlar duygularını kelimelerle ifade etmekte zorlanıp davranışlarıyla ifade ederler. Bazı çocuklar duygularıyla saldırganlaşarak başa çıkarlar. Sınıf arkadaşları ve kardeşleriyle tartışabilir veya kavga edebilir, ev veya okul kurallarına uymayı bırakabilir, başkalarına zorbalık yapabilirler. Bazı çocuklar korkar. Daha önce korkmadıkları şeylerden korkabilirler veya sessizleşip içine kapanabilirler. Hatta bazı çocuklar kekelemeye başlayabilirler. Bazı çocuklar bedensel tepkiler geliştirirler. Tıbben hiçbir sorunu olmamasına rağmen baş ağrısı veya karın ağrısı hissederler. Bazı çocuklar uyumakta zorlanırlar, kabuslar görür veya okulda konsantre olmakta güçlük çekerler. Özellikle ergenler riskli davranışlar göstermeye başlayabilirler.”</p>
<p><strong>Ebeveynler yanlış anlaşılmaları düzeltebilir</strong></p>
<p>Genel olarak çocuklara neler olduğu ve neler olacağına dair yaşına uygun bilgi verilmesi gerektiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Dr. Gökçe Vogt, ebeveynlerin bu bilgi verme sürecinde çocukların zihnindeki yanlış anlaşılmaları düzeltmek için de fırsata sahip olduklarını söyledi ve tavsiyelerini şöyle sıraladı:</p>
<p>&#8211; Onu dinlemek ve sizinle duygularını paylaşması için vakit ayırın. Kendi duygularınızı paylaşmanız da onu duygularını ifade etmesi için motive edecektir. </p>
<p>&#8211; Üzgün olmanın ve ağlamanın sorun olmadığını söyleyin. ‘Hiçbir şey yapmak istemiyor gibisin, üzgün olduğunu görüyorum. Böyle durumlarda üzgün olmak normaldir’ şeklinde cümlelerle onu anladığınızı hissettirin ve duygusunu yansıtın. </p>
<p>&#8211; Eğer oyun yaşındaysa çizim veya kukla gibi sözsüz ifade yolları ile duygularını sizinle paylaşması için olanak yaratabilirsiniz. </p>
<p>&#8211; Okul öncesi dönemde çocuğu olan ebeveynler, mümkün olduğu kadar çocuklarınızı gürültüden, karmaşamadan uzakta kalmaya çalışın. Kıyafet seçimi gibi küçük şeyler üzerinde kontrol sahibi olmasına fırsat vermeye çalışın.</p>
<p><strong>Sosyal medya görüntülerine maruz kalması engellenmeli</strong></p>
<p>Çocuğa her şeyin iyi olacağına, güvende olduğuna dair umut ve güvence verilmesi gerektiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Dr. Gökçe Vogt, “Güvende olduğunu sık sık hatırlatın. Onu sık sık kucaklayın ve daha çok yanında vakit geçirin. Çocuğunuzun kaybettiği kişi, hayvan ya da eşyalar için yas tutmasına izin verin. Onun yanında olun, güçlü olmasını beklemeyin ve üzgün olmasına izin verin. Elinizden geldiğince hızlı bir şekilde banyo, uyku gibi eski rutinlerinize dönmeye çalışın. Okula başlaması rutinine dönmesine fayda sağlayacaktır. Ayrıca okulda arkadaşlarıyla duygu ve düşüncelerini paylaşabilir. Ergenler yardımlaşma etkinliklerine dahil olduklarında güçlenmiş ve onaylanmış hissederler. Bu yüzden bu etkinliklere dahil olmaları için yönlendirin. Özellikle dikkat edilmesi gereken bir konu da sosyal medyadaki görüntülere maruz kalmasının engellenmesi gerektiğidir. Bu durum çocukların maalesef ikincil travmatizasyonuna yol açabiliyor” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklara-yas-tutmalari-icin-izin-verilmeli-352651">Çocuklara yas tutmaları için izin verilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
