<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Vbky | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/vbky/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/vbky</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 May 2026 21:25:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>Vbky | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/vbky</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>VBKY &#8220;Fiziksel Büyüklüklerin Felsefesi&#8221;ni yayımladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vbky-fiziksel-buyukluklerin-felsefesini-yayimladi-633219</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:25:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyüklük]]></category>
		<category><![CDATA[büyüklüklerin]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[fizik]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekçi]]></category>
		<category><![CDATA[Kütle]]></category>
		<category><![CDATA[mutlak]]></category>
		<category><![CDATA[ni]]></category>
		<category><![CDATA[oranları]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Vbky]]></category>
		<category><![CDATA[yayımladı]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633219</guid>

					<description><![CDATA[<p>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), “Fiziksel Büyüklüklerin Felsefesi” adlı kitabı okurlarla buluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbky-fiziksel-buyukluklerin-felsefesini-yayimladi-633219">VBKY &#8220;Fiziksel Büyüklüklerin Felsefesi&#8221;ni yayımladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), <em>“Fiziksel Büyüklüklerin Felsefesi”</em> adlı kitabı okurlarla buluşturuyor. Niels C. M. Martens’in kaleme aldığı, Mustafa Bayrak’ın dilimize çevirdiği bu değerli çalışma, meraklılarına zihin açıcı bir kaynak sunuyor. Uzunluk, kütle ve yük gibi boyutlu nicelikler başta fizik, kimya ve biyoloji olmak üzere tüm bilimsel kuramların olmazsa olmaz unsurlarıdır. Bunlar, mutlak fiziksel büyüklüklerin olduğu bir evreni mi temsil eder, yoksa yalnızca büyüklük oranlarından mı ibarettir? Dünyadaki tüm mesafeler veya yükler bir anda iki katına çıksa bunu fark eder miydik? Kitap, bu soruları, yalnızca Mors alfabesi kullanarak iletişim kurabilseydik bir kilogramın anlamını uzaylılara nasıl anlatabileceğimizi düşünerek ele alıyor. </strong></p>
<p>VBKY’nin felsefe kitaplığı, <em>“Fiziksel Büyüklüklerin Felsefesi”</em> adlı kitapla genişlemeye devam ediyor. Dış dünyada karşılaştığımız cisimlerin fiziksel özellikleri büyüklükleriyle ifade edilir. Su aygırları kirpilerden daha ağırdır, kurbağalar iribaşlardan daha uzun boyludur ve flamingolar pirelerden daha hızlı uçar. Fiziğin özellikleri de böyledir, elektronlar ve protonlar farklı büyüklükte yüklere sahiptir, yukarı kuarklar ve aşağı kuarklar farklı spinlere sahiptir ve X-ışınları ile radyo dalgaları farklı frekanslara sahiptir. Fizik, kimya ve biyoloji gibi bilimler niceliksel ve dereceleri olan özelliklerle doludur. Dahası, bu fiziksel büyüklükler genellikle boyut sahibidir, bir sayı ile bir birimin çarpımıyla temsil edilirler. Bu, fiziksel gerçeklik için önemli olanın yalnızca büyüklük oranları olduğu anlamına mı gelir, yoksa bu oranların ötesinde mutlak büyüklüklere de ihtiyaç var mıdır? Evrendeki tüm kütleler, tüm elektrik yükleri ya da mesafeler aniden iki katına çıksa bir fark algılar mıydık? Bu tür ölçeklendirme dönüşümleri dünyamızın içsel simetrisi midir? Başka simetriler var mıdır? Kitap, bu temel soruları, yalnızca Mors alfabesi ile iletişim kurmaya izin verilseydi bir kilogramın anlamının uzaylılara nasıl aktarılacağı sorusu üzerinden tartışıyor.</p>
<p><strong> Kitaptan:</strong></p>
<p><em>“Gerçekçilik/gerçekçilik karşıtlığı ve mutlakçılık/karşılaş­tırmacılık ikilemlerinin aynı şeyler olduğu zannedilebilir. Mut­lak kütleler ve kütle oranlarının bir arada var olmalarının tek yolu kütle oranlarının varlığının mutlak kütlelere dayanması olsaydı gerçekten de böyle olurdu çünkü sonuçta kütle oranları(nın sayı­sal temsilleri) standart olarak ilişkili (İng. relata) iki şeyin kütle­lerini temsil eden sayısal niceliklerin oranı şeklinde anlaşılır. Bu durumda karşılaştırmacılık her zaman mutlak kütleler konusun­da gerçekçilik karşıtlığına işaret ederdi. Bu karşılaştırmacılığın doğasına büyük ölçüde uygundur ancak 6.2. Bölümde göreceği­miz gibi mutlak kütlelerin gerçekliğini kabul etse de karşılaştır­macılığın bir biçimi olan (Humecu) bakış açısı vardır. Bu nedenle ve “görece temel nitelik” ve özellikle de bununla ilişkili olan “temellendirme” gibi tartışmalı kavramlardan müm­kün mertebe uzak durabilmek için kitapta gerçekçilik meselesine odaklanacağız. Son olarak bazı belirlenebilirlerin mutlak büyük­lükleri konusunda gerçekçi olup başka büyüklükler konusunda gerçekçi olmamak mümkündür; aynı şekilde bazıları konusunda mutlakçı, diğerleri hakkında karşılaştırmacı olunabilir.”</em></p>
<p><em> </em><strong>Yazar Hakkında;</strong></p>
<p>Utrecht Üniversitesinde fizik felsefesi alanında öğretim üyesidir ve ERC Projesi “COSMO-MASTER”ın yürütücüsü olarak Utrecht Astronomi ve Kozmoloji Felsefesi Grubunu yönetmektedir. Groningen Üniversitesinde fizik ve felsefe eğitimi alan Niels Martens, Oxford Üniversitesi Magdalen Collegedan Fizik Felsefesi alanında yüksek lisans ve doktora derecelerine sahiptir. RWTH Aachen Üniversitesi (Teorik Parçacık Fiziği ve Kozmoloji Enstitüsü) ve Bonn Üniversitesi (Fizik Tarihi ve Felsefesi için Lichtenberg Grubu) ile çalışmalarına devam ederken “Büyük Hadron Çarpıştırıcısının Epistemolojisi” adlı disiplinlerarası araştırma biriminde doktora sonrası araştırma görevlisi olarak bulunmuştur. Mevcut görevine başlamadan önce Utrecht Üniversitesinde (Freudenthal Enstitüsü &#038; Descartes Bilim ve Beşeri Bilimler Tarihi ve Felsefesi Merkezi) Marie Curie Araştırmacısı olarak çalışmıştır. Araştırmaları boyutlu fiziksel nicelikler ve (ölçekleme) simetrilerinin yanı sıra astronomi ve kozmoloji felsefesindeki karanlık madde, karanlık enerji ve kara delikler gibi çeşitli konulara odaklanmaktadır.</p>
<p><strong>KÜNYE</strong></p>
<p><strong>Yayınevi: VBKY</strong></p>
<p><strong>Kategori: Felsefe </strong></p>
<p><strong>Kitabın adı: Fiziksel Büyüklüklerin Felsefesi </strong></p>
<p><strong>Yazar:</strong> <strong>Niels C. M. Martens</strong></p>
<p><strong>Türkçesi: Mustafa Bayrak</strong></p>
<p><strong>Sayfa Uygulama: Yümna Sarıkaya</strong></p>
<p><strong>Kapak: Faruk Özcan</strong></p>
<p><strong>Proje Editörü: Baha Zafer</strong></p>
<p><strong>Son Okuma: Fazilet Fatıma Alçık</strong></p>
<p><strong>Sayfa sayısı: 96</strong></p>
<p><strong> </strong></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbky-fiziksel-buyukluklerin-felsefesini-yayimladi-633219">VBKY &#8220;Fiziksel Büyüklüklerin Felsefesi&#8221;ni yayımladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VBKY&#8217;den çocuklara tarih, doğa ve sanat dolu üç yeni kitap</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vbkyden-cocuklara-tarih-doga-ve-sanat-dolu-uc-yeni-kitap-626239</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 08:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[dolu]]></category>
		<category><![CDATA[Meşe Ağacı]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Vbky]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626239</guid>

					<description><![CDATA[<p>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), çocuklar için tarihle, doğayla ve sanatla iç içe üç kitap sunuyor. “Bilmecelerle Galata Kulesi”, “Muhteşem Meşe Ağacı” ve “Müzedeki Kayıp Resim”, genç okurları merak etmeye, keşfetmeye ve öğrenmeye çağırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbkyden-cocuklara-tarih-doga-ve-sanat-dolu-uc-yeni-kitap-626239">VBKY&#8217;den çocuklara tarih, doğa ve sanat dolu üç yeni kitap</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), çocuklar için tarihle, doğayla ve sanatla iç içe üç kitap sunuyor. “<em>Bilmecelerle Galata Kulesi”</em>, “<em>Muhteşem Meşe Ağacı”</em> ve “<em>Müzedeki Kayıp Resim”</em>, genç okurları merak etmeye, keşfetmeye ve öğrenmeye çağırıyor.</strong></p>
<p><strong>Bilmecelerle Galata Kulesi</strong></p>
<p><strong>Yazar: Esat Zorkirişçi</strong></p>
<p><strong>Resimleyen: Eslem Yaşar</strong></p>
<p>Galata Kulesi, İstanbul’un en güzel manzaralarından birine sahiptir. Bir yanda Süleymaniye ve Sultanahmet camileri ile Topkapı Sarayı, diğer yanda Kız Kulesi, Üsküdar ve Kadıköy semtleri…</p>
<p><em>“Bilmecelerle Topkapı Sarayı”</em> ve <em>“Rüyalarla Kapalıçarşı”</em> kitaplarımızın devamı olan <em>”Bilmecelerle Galata Kulesi”</em> İstanbul’u çocuklara eğlenerek öğretmeye devam ediyor. Bu kez kahramanlarımız abla ve abilerinin peşine düşerek yeni bir maceraya atılıyor. Sokak oyunlarından peçiç oynamayı öğreniyor, İstanbul’un martılarıyla sohbet ediyorlar. Mimar Sinan’ın gözünden Galata’nın eşsiz konumu ve çok daha fazlası bu kitapta okurları bekliyor.</p>
<p><strong>Muhteşem Meşe Ağacı</strong></p>
<p><strong>Yazar: Zoe Armstrong</strong></p>
<p><strong>Resimleyen: Amélie Videlo</strong></p>
<p><strong>Türkçesi: Hazal Bozyer</strong></p>
<p>Her şey, genç bir karatavuğun yaşlı bir meşe ağacının neden hiçbir şey yapmadan öylece durduğunu merak etmesiyle başlar. Neden hiç hareket etmiyor? Küçük tırtıllar ve kabuğunda gezinen böcekler onu içten içe kemirirken meşe ağacı ne yapıyor? Peki, yapraklarının hepsini dökünce ne olacak?</p>
<p>Küçük karatavuğa katılın ve muhteşem meşe ağacının hayatındaki bir yılı adım adım takip edin. Ormanın sessiz gücü olan meşe ağacının aslında bir yıl boyunca ne kadar meşgul olduğuna siz de şaşıracaksınız.</p>
<p><strong>Müzedeki Kayıp Resim</strong></p>
<p><strong>Yazar: Seher Öztürk</strong></p>
<p><strong>Resimleyen: Merve Gül Karaca</strong></p>
<p>Ayşe ve Kağan, ödev hazırlamak için gittikleri müzede sanatın büyülü dünyasında dolaşırken yıllardır kayıp olan bir resmin izini sürmeye başlar. Gizemli bir oda ve büyük bir keşif onları beklemektedir.</p>
<p><em>“Müzedeki Kayıp Resim”</em>, okurları hem ebru sanatıyla tanıştırıyor hem de merak etmenin, dikkatle bakmanın ve geçmişle bağ kurmanın değerini hatırlatıyor. Müzede saklı kalan hikâyeler, Mevlâna’ya atfedilen “Su nakış tutmaz diyen beri gelsin” sözüyle yeniden hayat buluyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbkyden-cocuklara-tarih-doga-ve-sanat-dolu-uc-yeni-kitap-626239">VBKY&#8217;den çocuklara tarih, doğa ve sanat dolu üç yeni kitap</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VBKY&#8217;nin felsefe sözlükleri serisine yeni halka: &#8220;Locke Sözlüğü&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vbkynin-felsefe-sozlukleri-serisine-yeni-halka-locke-sozlugu-624544</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 07:22:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[halka]]></category>
		<category><![CDATA[john]]></category>
		<category><![CDATA[Kavram]]></category>
		<category><![CDATA[Locke]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[serisine]]></category>
		<category><![CDATA[sözlükleri]]></category>
		<category><![CDATA[Vbky]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624544</guid>

					<description><![CDATA[<p>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), “Rousseau Sözlüğü” ve “Larousse Felsefe Sözlüğü”nün ardından felsefe alanında arşiv niteliğinde bir eseri daha okurlarla buluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbkynin-felsefe-sozlukleri-serisine-yeni-halka-locke-sozlugu-624544">VBKY&#8217;nin felsefe sözlükleri serisine yeni halka: &#8220;Locke Sözlüğü&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), <em>“Rousseau Sözlüğü”</em> ve <em>“Larousse Felsefe Sözlüğü”</em>nün ardından felsefe alanında arşiv niteliğinde bir eseri daha okurlarla buluşturuyor. Erken modern felsefe üzerine yarım yüzyılı aşkın akademik üretimiyle tanınan, John Locke çalışmaları konusunda önde gelen isimlerden biri kabul edilen John W. Yolton’un imzasını taşıyan <em>“Locke Sözlüğü”,</em> filozofun düşüncesini anakronik yorumlardan arındıran terminoloji temelli yaklaşımıyla literatürde önemli bir yere sahip. Uzun yıllardır Locke araştırmaları için temel başvuru kaynaklarından biri kabul edilen eser, filozofun düşünce dünyasına kapsamlı bir rehber sunuyor.</strong></p>
<p>VBKY’nin felsefe kitaplığı, <em>“Rousseau Sözlüğü”</em> ve <em>“Larousse Felsefe Sözlüğü”</em>nün ardından sözlük serisinin yeni kitabı <em>“Locke Sözlüğü”</em> ile genişlemeye devam ediyor. John W. Yolton tarafından kaleme alınan ve Gökhan Murteza’nın Türkçeye çevirdiği eser, Locke’un düşünce dünyasını şekillendiren temel kavramları bir araya getirerek filozofun çalışmalarına bütünlüklü bir giriş yapıyor. Locke’un eserlerinden bilim ve din anlayışına, eğitim, teoloji ve iktisat üzerine yazılarından kişisel mektuplarına uzanan geniş bir külliyatın taranmasıyla hazırlanan çalışma, 130’dan fazla madde aracılığıyla düşüncesinin kavramsal haritasını ortaya koyuyor. Locke’un fikirlerini yalnızca uzmanlara değil, felsefeye yeni ilgi duyan okurlara da açık ve anlaşılır biçimde sunmayı amaçlayan <em>“Locke Sözlüğü”</em>, filozofun temel meselelerini, tartışmalarını ve düşünce tarihindeki etkilerini kavramak için güçlü bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.<em> </em></p>
<p><strong>Kitaptan:</strong></p>
<p><em>“Sözlüğün okurunun kısa zamanda fark edeceği gibi, Locke’un düşüncesin­deki merkezî meselelerin pek çoğu bir grup sözcük ve kavram etrafında toplanır. Örneğin, onun erdem anlatısı, yine kendisinin ahlak, iyi ve kötü, mutluluk, günah üzerine tartışmalarıyla ilişkilidir; öz açıklaması töze ve parçacık hipotezine ilişkin söyledikleriyle bağlantılıdır; mantık, çıkarım, tanıtlama, tümdengelim, ispat gibi terimler ise Locke’un düşüncesindeki bir diğer grubu oluşturur. Sözlük maddeleri çoğunlukla bazıları yayımlanmamış olmakla birlikte yazdıklarına ve bir miktar da yaptığı yazışmalara dayanmaktadır. Böylece bu sözlük, ilgilenenler için Locke’un ele almış olduğu hemen her konuya ilişkin, bu ister bilgi ve gerçeklik anlatısında fazlasıyla tartışmış olduğu merkezî öğretiler, ister hükûmet teorisi, dinî hoşgörüye bağlılığı, daha genel anlamıyla dinî görüşleri, eğitim üzerine çalışması, para üze­rine risaleleri, ya da kadınlar hakkındaki değerlendirmeleri olsun, yol göstermeyi amaçlamaktadır.”</em></p>
<p><strong>Yazar Hakkında;</strong></p>
<p>Erken modern felsefe tarihi alanında, özellikle John Locke üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Amerikalı felsefeci. Oxford Üniversitesinde tamamladığı doktorasının ardından uzun yıllar Rutgers Üniversitesinde felsefe profesörü olarak görev yapmış, 1978–1992 yılları arasında aynı üniversitede dekanlık görevini üstlenmiştir. Çok sayıda telif eserin yanı sıra önemli derleme ve başvuru kitaplarının editörlüğünü de üstlenen Yolton, Locke araştırmalarına metodolojik titizlik ve kavram duyarlılığı kazandıran isimlerden biri olarak kabul edilir. Bu konudaki birçok yayını arasında <em>Locke and the Way of Ideas ve A Locke Dictionary </em>öne çıkar.</p>
<p><strong>KÜNYE</strong></p>
<p><strong>Yayınevi: VBKY</strong></p>
<p><strong>Kategori: Felsefe        </strong></p>
<p><strong>Yazan: John W. Yolton</strong></p>
<p><strong>Kitabın adı: Locke Sözlüğü</strong></p>
<p><strong>Proje Editörü: M. Halit Çelikyön</strong></p>
<p><strong>Son Okuma: Handan Öyken </strong></p>
<p><strong>Kitap Editörü: Eylem Yolsal-Murteza</strong></p>
<p><strong>Sayfa Uygulama ve Kapak: Faruk Özcan       </strong></p>
<p><strong>Türkçesi: Gökhan Murteza</strong></p>
<p><strong>Sayfa sayısı: 352</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbkynin-felsefe-sozlukleri-serisine-yeni-halka-locke-sozlugu-624544">VBKY&#8217;nin felsefe sözlükleri serisine yeni halka: &#8220;Locke Sözlüğü&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VBKY &#8220;Başarı ve Bastırılma&#8221;yı yayımladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vbky-basari-ve-bastirilmayi-yayimladi-622481</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 08:09:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arapça]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[bastırılma]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[latin]]></category>
		<category><![CDATA[rönesans]]></category>
		<category><![CDATA[Vbky]]></category>
		<category><![CDATA[yayımladı]]></category>
		<category><![CDATA[yi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622481</guid>

					<description><![CDATA[<p>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), “Başarı ve Bastırılma” isimli kitabı okurlarıyla buluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbky-basari-ve-bastirilmayi-yayimladi-622481">VBKY &#8220;Başarı ve Bastırılma&#8221;yı yayımladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), </strong><em><strong>“Başarı ve Bastırılma”</strong></em><strong> isimli kitabı okurlarıyla buluşturuyor. Dag Nikolaus Hasse’nin kaleme aldığı bu çalışma, Rönesans’ı Arapça kaleme alınmış bilim ve felsefe eserleriyle kurulan ilişki açısından iki yönlü bir tarihsel süreç olarak ele alıyor. Buna göre Rönesans, bir yandan Arapça bilim eserlerinin Avrupa’daki etkisinin en güçlü olduğu dönemi temsil ederken, diğer yandan Batı’nın bu mirası giderek unutmaya, hatta bilinçli biçimde bastırmaya başladığı bir sürece de işaret ediyor. </strong></p>
<p>VBKY’nin felsefe kitaplığı, Dag Nikolaus Hasse’nin kaleme aldığı, Mehmet Zahit Tiryaki’nin dilimize çevirdiği <em>“Başarı ve Bastırılma”</em> adlı kitabıyla genişlemeye devam ediyor. Dag Nikolaus Hasse’nin bu çığır açıcı kitabında Hasse, İbn Sînâ, İbn Rüşd ve Râzî gibi büyük düşünürlerin tıp, felsefe ve astroloji alanındaki eserlerinin, matbaanın icadıyla birlikte Avrupa’da nasıl geniş bir dolaşıma girdiğini ayrıntılı belgelerle ortaya koyuyor. Ancak anlatı yalnızca bir başarı hikâyesiyle sınırlı kalmıyor; hümanist akımların yükselişi ve Kilise baskısı altında bu otoritelerin nasıl sistemli biçimde dışlandığını ve etkilerinin görünmez kılındığını da analiz ediyor. Avrupa üniversitelerinin müfredatlarından Latince çeviri tekniklerine, entelektüel biyografi yazımından sinameki gibi tıbbi bitkiler etrafında yürütülen tartışmalara kadar uzanan eser, Doğu ile Batı arasındaki bilgi aktarımını somut örneklerle gözler önüne seriyor.</p>
<p><em>“Başarı ve Bastırılma”</em>, söylem düzeyinin ötesine geçerek Rönesans bilginlerinin Arapça üretilen teorileri teknik ayrıntılarıyla nasıl benimsediklerini ya da reddettiklerini gösteriyor ve modern Avrupa kültürünün oluşumunda bu mirasın belirleyici rolünü yeniden düşünmeye davet ediyor.</p>
<p><strong>Kitaptan:</strong></p>
<p><em>“Bu kitabın temel amacı, Rönesans ve modern polemiklerin ötesine geçerek Arapça bilimler ve felsefenin Rönesans’taki gerçek etkisini değerlendirmektir… Arapça düşüncenin alımlanması açısından çift taraflı bir olgu olarak Rönesans’a dair kavrayışımızı geliştirmektir. Rönesans bir yandan çeşitli Arapça geleneklerin etkilerinin zirvesine ulaştığı bir dönemdir, öte yandan Rönesans, Ba­tı’nın Arapça mirası unutmaya ve hatta etkin bir şekilde bastırmaya başladığı bir dönemdir&#8230; Bu çalışma boyunca, Rönesans bilginlerinin ne yapmaya niyetli olduklarına dair söylediklerine değil, gerçekte ne yaptıklarına vurgu yapılmaktadır. Onlar teknik detaylarda Arapça bilimsel teorileri kullanıp benimsemişler midir, benimsememişler midir? Yine onlar etkin bir şekilde Arapça bilimlerin dağılımını artırmaya ya da azaltmaya çalışmışlar mıdır? Arapça teorileri benimsemenin ya da bir kenara atmanın içsel, bilimsel nedenleri nelerdir ve Rönesans’ta bu tür teorile­rin ortaya çıkması ya da kaybolmasıyla bağlantılı kazançlar ve kayıplar nelerdir? Bu teknik çalışmalar temelinde, Arapça öğrenmenin Rönesans kültüründeki rolünü tanımlamak mümkün olacaktır. Çalışma aynı zamanda Rönesans’ta Arapça bili­min alımlanmasının sosyal arka planıyla ve özellikle de bu alımlamaya dâhil olan çeşitli figürlerin entelektüel ve sosyal çevreleriyle de ilgilenmektedir.”</em></p>
<p><strong>Yazar Hakkında;</strong></p>
<p>1969 Bremen doğumlu oryantalist ve felsefe tarihçisi. Araştırmaları İslam felsefesi ve doğa bilimi ile bunların Latin Avrupa’daki etkilerine yoğunlaşan 15. ve 16. yüzyıllarda felsefe, tıp ve astroloji üzerindeki bu etkinin zirvesini ve kademeli olarak sona ermesini incelediği <em>Success and Suppression: Arabic Sciences and Philosophy in the Renaissance </em>(2016) adlı kitabıyla tanınmaktadır. Hasse, iki düşünürle özellikle meşgul olmuştur: İbn Sînâ (Avicenna’s ‘De anima’ in the Latin West, 2000) ve İbn Rüşd (Averroes). Würzburg araştırma ekibiyle birlikte, klasik İslam bilginlerinin ve onların Latince çevirmenlerinin kelime dağarcığını dijital bir sözlük olan <em>Arabic and Latin Glossary </em>(2009’dan bu yana) üzerinden erişilebilir hâle getirmektedir. Yönettiği <em>Ptolemaeus Arabus et Latinus </em>edisyon projesi, 2.-16. yüzyılların astronomi ve astroloji tarihiyle ilgilidir. Würzburg Üniversitesi’nde Profesör olarak çalışmalarına devam eden ve Bavyera Bilimler Akademisi’nin üyesi olan Hasse, 2016 yılında Gottfried Wilhelm Leibniz Ödülü’ne layık görülmüştür.</p>
<p><strong>KÜNYE</strong></p>
<p><strong>Yayınevi: VBKY</strong></p>
<p><strong>Kitabın adı: Başarı ve Bastırılma</strong></p>
<p><strong>Yazar: Dag Nikolaus Hasse</strong></p>
<p><strong>Kategori: Felsefe  </strong></p>
<p><strong>Son Okuma: Büşranur Hazar</strong></p>
<p><strong>Çevirmen: Mehmet Zahit Tiryaki</strong></p>
<p><strong>Proje Editörü: M. Halit Çelikyön</strong></p>
<p><strong>Kapak ve Sayfa Uygulama: Faruk Özcan</strong></p>
<p><strong>Kitap Editörü: Kadir Filiz</strong></p>
<p><strong>Sayfa Sayısı: 600</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbky-basari-ve-bastirilmayi-yayimladi-622481">VBKY &#8220;Başarı ve Bastırılma&#8221;yı yayımladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VBKY &#8220;Bilimsel Bir Gerçeğin Doğuşu ve Gelişimi&#8221;ni yayımladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vbky-bilimsel-bir-gercegin-dogusu-ve-gelisimini-yayimladi-620954</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 08:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[doğuşu]]></category>
		<category><![CDATA[gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeğin]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ni]]></category>
		<category><![CDATA[Vbky]]></category>
		<category><![CDATA[yayımladı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620954</guid>

					<description><![CDATA[<p>VBKY’nin felsefe kitaplığı, Ludwik Fleck’in imzasını taşıyan “Bilimsel Bir Gerçeğin Doğuşu ve Gelişimi” adlı eserle genişlemeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbky-bilimsel-bir-gercegin-dogusu-ve-gelisimini-yayimladi-620954">VBKY &#8220;Bilimsel Bir Gerçeğin Doğuşu ve Gelişimi&#8221;ni yayımladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>VBKY’nin felsefe kitaplığı, Ludwik Fleck’in imzasını taşıyan <em>“Bilimsel Bir Gerçeğin Doğuşu ve Gelişimi”</em> adlı eserle genişlemeye devam ediyor. İlk kez 1935’te yayımlanan bu çalışma, Thomas Kuhn’un <em>Bilimsel Devrimlerin Yapısı</em>’na yazdığı meşhur önsözde Fleck’e atıfta bulunmasıyla yeniden keşfedildi. Bu sayede Fleck, Kuhn ve Popper gibi daha popüler figürlerin öncesinde yer alan; çağdaş bilim teorisinin en etkili düşünürlerinden biri olarak anılmaya başlandı. Fleck’e göre bilim, taşların üst üste konduğu doğrusal bir birikim süreciyle ilerlemez. Bilimsel değişim, bir toplumda hâkim olan düşünce tarzlarının yavaş ama sürekli dönüşümüyle şekillenir. Bu düşünce tarzları tarihsel olarak olgunlaşır, toplumsal koşullara tabidir ve onları taşıyan insan topluluklarıyla birlikte âdeta bir “yumak” oluşturur. Fleck’in kavramsallaştırmasıyla düşünce kolektifleri, yeni problemlerin görülmesine ve ele alınmasına imkân tanıyan dinamik bir alan yaratır. Kuhn’un kesintili devrimlere dayalı modelinin aksine Fleck, sürekli işleyen bir yeniden biçimlenme sürecine işaret eder. Bu sürecin varsayımları, çoğu zaman üyelerini onların farkında bile olmadığı biçimlerde dönüştürür.</p>
<p><em>“Bilimsel Bir Gerçeğin Doğuşu ve Gelişimi”</em>, yalnızca bilim tarihine dair bir inceleme değil; düşüncenin toplumsal örgütlenişine, bilginin nasıl mümkün olduğuna ve “gerçek”in kolektif doğasına dair eskimeyen bir manifesto. Okurunu, bilimi ve hakikati bireysel keşiflerin ötesinde, birlikte kurulan bir süreç olarak yeniden düşünmeye davet ediyor.</p>
<p><strong>Kitaptan:</strong></p>
<p><em>“Bazı gerçekler vardır ki; bunları bilme mekanizmamıza eleştirel bir biçimde yaklaşamayız. Örne­ğin “normal bir insanın iki gözü vardır” yargısı bizim için kendili­ğinden anlaşılır bir hâle gelmiştir ve artık bir bilgi gibi görünmez. Bu tür bir bilme eyleminde kendimizi etkin hissetmeyiz; bizden bağımsız, “Varoluş” veya “Gerçeklik” denen bir gücün karşısında tamamen pasif durumdayızdır. Tıpkı günlük ritüelleri ya da alış­kanlıkları mekanik olarak sürdüren biri gibi davranırız: Bu tür eylemlerde artık özgürlük söz konusu değildir, aksine, bu şekilde davranmaya ve başka şekilde davranmamaya yönelik bir zorlan­tı söz konusudur. Ya da kitlesel bir harekete katılan bir adamın durumuyla da benzerlik kurulabilir. Örneğin basit bir borsacı pi­yasadaki düşüş nedeni ile oluşan panik satışlarını dışsal bir güç, gerçek bir varlık olarak algılar. Ancak kendisinin de bilincinde olmadan kapıldığı telaşın bu düşüşe katkıda bulunduğunu fark etmez. Dolayısıyla günlük yaşama ait yerleşik gerçekler episte­molojinin konusu olmaya pek de uygun değildir. Klasik fiziğe ait gerçeklere gelince burada da pratik bakı­mından alışkanlık, teori bakımındansa tüketilmişlik söz konusu­dur. Dolayısıyla tarafsız bir araştırmanın ilkelerine en uygun ola­nın, keşfi çok da gerilere uzanmayan ve epistemoloji tarafından henüz tüketilmemiş “daha yeni bir gerçek” olduğu kanısındayım. Tıbbi bir gerçek, ki önemi ve uygulanabilirliği inkâr edilemez, tarihsel ve fenomenolojik olarak son derece zengin olduğundan araştırmamız için oldukça kullanışlıdır. Ben bu araştırma için en iyi şekilde kanıtlanmış tıbbi gerçeklerden birini, yani Wasser­mann Reaksiyonu’nun sifilisle ilişkili olduğu gerçeğini seçtim. Öyleyse soru şudur: Tecrübeye dayanan bu gerçek nasıl ortaya çıkmıştır ve nelerden oluşur?“</em></p>
<p><em><strong> </strong></em><strong>Yazar Hakkında;</strong></p>
<p>1896 yılında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nda, Lviv kentinde doğdu. Tıp eğitimini Lviv Üniversitesi’nde tamamladı ve erken dönem çalışmalarını iç hastalıkları ve mikrobiyoloji alanlarında yürüttü. II. Dünya Savaşı sonrasında Polonya’da çeşitli araştırma laboratuvarlarında ve tıp enstitülerinde görev yaptı. Bu dönemde hem tıbbi araştırmalar hem de bilim felsefesi üzerine teorik ve pratik çalışmalar yürütmeye devam etti. 1956’da İsrail’e göç eden ve 1961 yılında burada ölen Fleck, bilimsel gerçeklerin toplumsal yapısını gösteren öncü yaklaşımıyla 20. yüzyılın en etkili bilim felsefecileri ve sosyologlarından biri olarak kabul edilir.</p>
<p><strong>KÜNYE</strong></p>
<p><strong>Yayınevi: VBKY</strong></p>
<p><strong>Kategori: Felsefe        </strong></p>
<p><strong>Yazan: Ludwik Fleck</strong></p>
<p><strong>Türkçesi: Elif Hilal Fertellioğlu</strong></p>
<p><strong>Kitabın adı: Bilimsel Bir Gerçeğin Doğuşu ve Gelişimi </strong></p>
<p><strong>Proje Editörü ve Son Okuma: Halid Metin Yolcu</strong></p>
<p><strong>Kitap Editörü: Saygın Günenç </strong></p>
<p><strong>Kapak ve Sayfa Uygulama: Faruk Özcan   </strong></p>
<p><strong>Sayfa sayısı: 256</strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbky-bilimsel-bir-gercegin-dogusu-ve-gelisimini-yayimladi-620954">VBKY &#8220;Bilimsel Bir Gerçeğin Doğuşu ve Gelişimi&#8221;ni yayımladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VBKY &#8220;Lale Devri mi?&#8221;yi yayımladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vbky-lale-devri-miyi-yayimladi-619670</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 07:29:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anlatı]]></category>
		<category><![CDATA[devri]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[dönemin]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[lale]]></category>
		<category><![CDATA[Lale Devri]]></category>
		<category><![CDATA[refik]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Vbky]]></category>
		<category><![CDATA[yayımladı]]></category>
		<category><![CDATA[yi]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619670</guid>

					<description><![CDATA[<p>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), editörlüğünü Prof. Dr. Selim Karahasanoğlu’nun üstlendiği “Lale Devri mi?” adlı eseri okurlarla buluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbky-lale-devri-miyi-yayimladi-619670">VBKY &#8220;Lale Devri mi?&#8221;yi yayımladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), editörlüğünü Prof. Dr. Selim Karahasanoğlu’nun üstlendiği <em>“Lale Devri mi?”</em> adlı eseri okurlarla buluşturuyor. Kitabın bölümleri, ilki 2015 yılında Sakarya’da, ikincisi 2018’de Tiran’da, üçüncüsü ise 7–9 Eylül 2022 tarihlerinde İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde gerçekleştirilen III. Uluslararası Osmanlı Araştırmaları Kongresi’ne (OSARK) sunulan tebliğler temel alınarak, bir çalıştay kapsamında hazırlanmıştır. 1718–1730 yılları arasındaki dönemin kültürel, siyasi ve toplumsal boyutlarını ele alan makalelerden oluşan bu derleme, Ahmed Refik ve onu izleyen tarihçilerin söz konusu dönemi bir “edebî dönem icadı” olarak kurguladıklarını ortaya koymayı amaçlıyor. Eser, lalenin simgesel gölgesinde kalan bu zaman dilimini yeni araştırmalar ışığında yeniden tanımlamayı ve anlamlandırmayı hedefliyor.</strong></p>
<p><strong> </strong>VBKY’nin tarih kitaplığı, Selim Karahasanoğlu’nun editörlüğünü üstlendiği <em>“Lale Devri mi?”</em> adlı eserle genişlemeye devam ediyor. Ahmed Refik’in <em>Lale Devri</em> kitabı, modern Osmanlı tarihçiliğinde çok sayıda çalışmanın ve tartışmanın önünü açmış; söz konusu dönem kimi zaman Osmanlı’da batılılaşmanın başlangıcı, kimi zamansa III. Ahmed ile damadı Nevşehirli İbrahim Paşa’nın zevk ve sefahate dayalı, hatalı ve hedonist tasarruflarının bir anlatısı olarak yorumlanmıştır. Peki “Lale Devri” gerçekten yaşanmış bir dönem midir? Birçok revizyonist çalışmaya da konu olan bu adlandırma, Osmanlı tarih yazımının en köklü klişelerinden biri olarak varlığını sürdürmektedir. Erken batılılaşma ile sefahat arasında salınan bu dönemin yalnızca nasıl tanımlandığı değil, bizatihi var olup olmadığı da tarihsel bir sorun olarak ele alınmalıdır. 1718–1730 yıllarının kültürel, siyasi ve toplumsal veçhelerini inceleyen makalelerden oluşan bu kapsamlı çalışma, Ahmed Refik ve onu izleyen tarihçilerin bir “edebî dönem icadı” gerçekleştirdiklerini göstermeyi; lalenin simgesel gölgesinde kalan bir zamanı, yeni araştırmalar ışığında yeniden tanımlamayı ve anlamlandırmayı amaçlıyor.</p>
<p>Kitabın giriş yazısında Selim Karahasanoğlu, “Lale Devri” adlandırmasını problematize ederken doktora tezinden günümüze uzanan çalışmaları üzerinden döneme ilişkin historiografik dönüşümü değerlendiriyor. Tülay Artan, dönemin entelektüel çevrelerini, kitap koleksiyonlarını ve zihniyet dünyasını, “Lale Devri” anlatısının merkezî figürlerinden Paris sefiri Yirmisekiz Mehmed Çelebi’nin düşünce dünyası üzerinden inceliyor. Mehmet Yılmaz Akbulut ise söz konusu yılları askerî ve diplomatik açıdan bir “zevk ve sefahat çağı” olarak değil, Avrupa’daki güç dengelerine duyarlı bir diplomatik kırılma noktası olarak yeniden konumlandırıyor. Tuğba Kara’nın, dönemin sembolü hâline gelmiş bostanları birincil kaynaklara dayanarak ele alan çalışması ile Şaduman Tuncer’in padişahın mesireler ve kasırlar arasındaki hareketliliğini inceleyen makalesi, saray çevresindeki gündelik hayatı abartılı anlatılardan arındırarak somutlaştırıyor. Ahlaki bir çöküş ya da yarım kalmış bir batılılaşma çerçevesinin yetersizliğini ortaya koyan bu katkılar, aynı zamanda Ahmed Refik’in <em>Lale Devri</em> kitabının yayımlanmasının ardından kaleme aldığı yazıları da ilk kez kapsamlı biçimde gün yüzüne çıkarıyor. Refik’in birkaç yıl içinde kendi kurduğu anlatıyı nasıl yumuşattığı, hatta yer yer geri aldığı; Fatma Aliye ile girdiği polemikler ve İbrahim Paşa’yı savunma girişimleri, bu metinlerde “Lale Devri”nin ilk revizyonu olarak ele alınıyor. Öte yandan, Türkçede ilk kez okurla buluşan Wilhelm Heinz’ın 1967 tarihli makalesi de dönemin kültür dünyasını popüler anlatıların ötesine taşıyan önemli bir katkı sunuyor.</p>
<p><strong>Kitaptan:</strong></p>
<p><em>“Tarihin akışı içerisinde bir kesiti alıp çıkarmak, öncesi ve sonrası içerisinde konteks­tine oturtmaksızın misli görülmemiş gibi sunmak, Osmanlı tarihçiliğinde yabancısı olmadığımız bir tarzdır. Osmanlı tarihi için öteden beri kuruluş, yükselme, durakla­ma, gerileme ve çöküş yollu bir anlatım benimsenmiştir. Görece yakın dönemlerde­dir ki, bir kabuk kırılması başlamış ve Kanuni Sultan Süleyman dönemi sonrasında da, İmparatorlukta; kültürde, sanatta, siyasette, teknolojide, ekonomide canlılığın görülebildiği kanıtlanmıştır. Denilebilir ki, Osmanlı tarihçiliğinin klişelerinden sıy­rılması yeni sayılabilecek bir olgudur ve bu hususta bir genel kanı hâlâ oluşmuş de­ğildir. Bu bahsettiğim üst klişenin içerisinde en büyük klişelerden birisini de Lale Devri oluşturur. Buna göre, İmparatorluk, zaten bir tefessüh/bozulma evresine gir­miştir. Lale Devri de bu evrenin bir ayağını oluşturur: Ahlâkta, yaşayışta ve siyasette bozulma. Zira, bu dönem bir zevk ve sefahat dönemidir. Son dönemin padişahları da keyiflerine düşkün şahıslardır. Savaş meydanlarında cenk ile meşgul olmayı bı­rakmış, artık son nefeslerini döşeklerinde verir olmuşlardır. Bu ve benzeri standart anlatı örnekleri çoğaltılabilir.</em></p>
<p><em>Yukarıda kabaca özetlediğim bakış açısının, yani Osmanlı İmparatorluğu tarihinin şahıs bazlı yorumunun ne kadar problem barındırdığı düşünülmelidir. Şöyle ki, bir İmparatorluk tarihi, padişahın yahut onun karizmasının gücü ile açıklanmaya çalışılmaktadır. Buna Osmanlı tarihçiliğinde elitist/hanedan eksenli bir tarihyazım geleneğinin yahut basitçe devleti ve toplumu ile kuşatıcı olmayan bir tarihçilik anlayışının sonucu olarak da bakılabilir. Her halükârda, bahsi geçen bakışın tarihselliği ve mantıkiliği sorgulanmaya açıktır.” </em></p>
<p><em><strong> </strong></em><strong>KÜNYE</strong></p>
<p><strong>Yayınevi: VBKY</strong></p>
<p><strong>Kategori: Tarih           </strong></p>
<p><strong>Kitabın adı: Lale Devri mi? </strong></p>
<p><strong>Proje Editörü: Dr. Mehmet Yılmaz Akbulut  </strong></p>
<p><strong>Editör: Prof. Dr. Selim Karahasanoğlu  </strong></p>
<p><strong>Kapak ve Sayfa Uygulama: Faruk Özcan</strong></p>
<p><strong>Sayfa sayısı: 448 </strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbky-lale-devri-miyi-yayimladi-619670">VBKY &#8220;Lale Devri mi?&#8221;yi yayımladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VBKY &#8220;Osmanlı Arabistanı&#8217;nda Kıyam ve Tenkil&#8221;i yayımladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vbky-osmanli-arabistaninda-kiyam-ve-tenkili-yayimladi-608253</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 08:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arabistanı]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[kıyam]]></category>
		<category><![CDATA[merkez]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tenkil]]></category>
		<category><![CDATA[Vbky]]></category>
		<category><![CDATA[yayımladı]]></category>
		<category><![CDATA[yüzyıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608253</guid>

					<description><![CDATA[<p>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), Selda Güner Özden’in kaleme aldığı “Osmanlı Arabistanı’nda Kıyam ve Tenkil” adlı çalışmayı okurla buluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbky-osmanli-arabistaninda-kiyam-ve-tenkili-yayimladi-608253">VBKY &#8220;Osmanlı Arabistanı&#8217;nda Kıyam ve Tenkil&#8221;i yayımladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), Selda Güner Özden’in kaleme aldığı “<em>Osmanlı Arabistanı’nda Kıyam ve Tenkil”</em> adlı çalışmayı okurla buluşturuyor. Eser, sıklıkla “çöl fanatizmi”nin bir tezahürü ya da “İslami fundamentalizm”in erken bir örneği olarak nitelendirilen ‘Vehhabi-Suûdi’ kıyamını, ilk elden kaynaklar ve kapsamlı bir literatür eşliğinde ele alıyor. Kitap, basmakalıp yaklaşımları aşarak 18. yüzyıl Osmanlı Arabistanı’nı merkez-çevre ilişkileri, kabile sosyolojisi ve dinî söylemin dönüşümü çerçevesinde yeniden değerlendiriyor.</strong></p>
<p>VBKY’nin tarih kitaplığı, Selda Güner Özden’in kaleme aldığı “<em>Osmanlı Arabistanı’nda Kıyam ve Tenkil”</em> adlı eserle genişlemeye devam ediyor. Çalışma, ilk elden kaynaklar ve kapsamlı bir literatürden hareketle 18. yüzyıl Osmanlı Arabistanı’nı merkez-çevre ilişkileri, kabile yapıları ve dinî düşüncedeki dönüşümler ekseninde ele alıyor. Vehhabi-Suûdi kıyamına dair sıklıkla dile getirilen “çöl fanatizmi” ya da “İslami fundamentalizmin erken bir örneği” gibi klişeleri aşan kitap, olayları yalnızca merkezî otoritenin zayıflaması ya da merkeze yönelmiş bir isyan olarak yorumlamıyor. Bunun yerine meşruiyetin nasıl yeniden kurulduğunu ve gücün farklı aktörler arasında nasıl biçimlendiğini inceliyor. Vehhabi-Suûdi hareketi, benzer Selefi-ihyacı akımlarla karşılaştırılarak daha geniş bir tarihsel bağlama yerleştiriliyor. Suûdi hanedanı ile dinî söylem arasındaki karşılıklı ilişkiyi görünür kılan “<em>Osmanlı Arabistanı’nda Kıyam ve Tenkil”</em>, Arabistan’ın Suûdileşme sürecini ve din–iktidar–toplum ilişkilerini anlamak isteyenler için temel bir başvuru eseri niteliği taşıyor.</p>
<p><strong>Kitaptan:</strong></p>
<p><em>“18. yüzyıl ortalarında Osmanlı İmparatorluğu’nda merkeze karşı bir hareket olarak ortaya çıkan Vehhabilik ve Suûd kıyamları, din, siyaset ve bedevi Arap toplumunun sosyolojisi ekseninde in­celenmeye çalışılacaktır. Bu çalışmada, literatürde yaygın biçimde kullanılan “Vehhabi isyanı” ifadesi yerine “Vehhabi kıyamı” terimi tercih edilmiştir. Arapçada kıyam, temel olarak “ayağa kalkmak” veya “bir harekete girişmek” anlamına gelir ve tarihsel bir olguyu mahiyetine dair hüküm içermeden betimleyebilir. Buna karşılık Osmanlı hukuk ve siyaset terminolojisinde isyan ve özellikle ‘bağy’ kavramları, meşru otoriteye yönelen silahlı başkaldırıları tanımla­yan normatif terimlerdir; bu sebeple ahlaki ve hukuki bir değerlen­dirme içerirler. Bu bağlamda kıyam kelimesi, söz konusu hareketi tarihsel-sosyolojik bir olgu olarak daha nötr biçimde ifade etme im­kânı sunduğu için tercih edilmiştir. Ayrıca bu terminolojik seçim, Osmanlı merkez kaynaklarında yer alan normatif dilin aynen yeni­den üretilmesi yerine, tarihsel malzemeyi analitik bir mesafeyle ele alma yönündeki metodolojik kaygıyı da yansıtmaktadır. Diğer taraftan, Vehhabi kıyamının neden ortaya çıktığı sorusuna cevap aramakla birlikte, nasıl ortaya çıktığı ve niçin si­yasi bir harekete dönüştüğü üzerinde durulacaktır. Bunun için ilk olarak Vehhabi-Suûdi kıyamının Selefi karakteri izah edilecek ve 18. yüzyılda İslam dünyasının farklı coğrafyalarında meyda­na gelen diğer Selefi hareketlerle bir karşılaştırma yapılacaktır. Örneğin, Muhammed b. Abdülvehhab’ın ihya/tecdid fikirlerinin, İngiliz işgali öncesinde Hindistan’da ortaya çıkan Dihlevî ve Sir­hindî hareketiyle gösterdiği benzerlikler ve farklılıklar meselenin anlaşılması için açıklayıcıdır.”</em></p>
<p><strong>Yazar Hakkında;</strong></p>
<p>Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde öğretim üyesidir. Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümünden mezun olmuş (2001); Ocak 2002’de aynı bölümde göreve başlamış; 2005’te yüksek lisans, 2012’de doktora öğrenimini tamamlamıştır. Doktora tez aşamasında University of London School of Oriental and African Studies (SOAS), Center of Islamic Studies ve İngiliz Ulusal Arşivleri’nde (2009); doktora sonrasında ise London School of Economics and Political Science’ta (2014-2015) çalışmalar yapmıştır. <em>V. Murad</em>: <em>Yeni Osmanlı, Melankolik ve Mason Birader (1840-1904) </em>adlı eserinin (2018) yanı sıra Mehmed Memduh Paşa’nın <em>Esvât-ı Sudûr</em>’unu (2019) yayına hazırlamıştır. Yakın dönem Osmanlı tarihi, 19. yüzyıl Osmanlı-Ortadoğu tarihi, kolonyal tarih alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir. Araştırmaları Osmanlı-İngiliz ilişkileri, idari dönüşümler ve modern devletin oluşumu konularında yoğunlaşmaktadır.</p>
<p><strong>KÜNYE</strong></p>
<p><strong>Yayınevi: VBKY</strong></p>
<p><strong>Kategori: Tarih           </strong></p>
<p><strong>Yazan: Selda Güner Özden</strong></p>
<p><strong>Kitabın adı: Osmanlı Arabistanı’nda Kıyam ve Tenkil Vehhabi-Suûdiler</strong></p>
<p><strong>Proje Editörü ve Son Okuma: Ali Adem Yörük</strong></p>
<p><strong>Kitap Editörü: Mahmud Esad Kalıpçı</strong></p>
<p><strong>Sayfa Uygulama: Yümna Sarıkaya</strong></p>
<p><strong>Kapak: Faruk Özcan    </strong></p>
<p><strong>Sayfa sayısı: 424</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbky-osmanli-arabistaninda-kiyam-ve-tenkili-yayimladi-608253">VBKY &#8220;Osmanlı Arabistanı&#8217;nda Kıyam ve Tenkil&#8221;i yayımladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VBKY &#8220;Erken Modern Avrupa Tarihi: Yönetenler ve Yönetilenler&#8221;i yayımladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vbky-erken-modern-avrupa-tarihi-yonetenler-ve-yonetilenleri-yayimladi-607151</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 08:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[geniş]]></category>
		<category><![CDATA[Hanedan]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[modern]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Vbky]]></category>
		<category><![CDATA[yönetenler]]></category>
		<category><![CDATA[yönetilenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607151</guid>

					<description><![CDATA[<p>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), “Erken Modern Avrupa Tarihi: Yönetenler ve Yönetilenler” isimli kitabı okurlarıyla buluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbky-erken-modern-avrupa-tarihi-yonetenler-ve-yonetilenleri-yayimladi-607151">VBKY &#8220;Erken Modern Avrupa Tarihi: Yönetenler ve Yönetilenler&#8221;i yayımladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), <em>“Erken Modern Avrupa Tarihi: Yönetenler ve Yönetilenler”</em> isimli kitabı okurlarıyla buluşturuyor. Hamish Scott’ın hazırladığı bu çalışma, Erken Modern Avrupa Tarihi serisinin altıncı cildi olan <em>“Yönetenler ve Yönetilenler”,</em> Erken modern Avrupa tarihini krallar ve savaşlar üzerinden değil, iktidarın toplumsal dokuda nasıl kurulduğunu ve sınandığını gösteren kapsamlı bu panorama, orta çağların sonundan on sekizinci yüzyıla kadar geniş bir kronolojiyi ayrıntılarıyla ele alıyor. Avrupa monarşilerinin hanedan siyaseti, meşruiyet ve kurumlaşma eksenlerini odağında tutuyor.</strong></p>
<p>VBKY’nin tarih kitaplığı, Hamish Scott’ın kaleme aldığı, Sinan Çakır’ın dilimize aktardığı “Erken Modern Avrupa Tarihi” serisinin altıncı cildi <em>“Yönetenler ve Yönetilenler”</em> kitabıyla genişlemeye devam ediyor. Erken modern Avrupa tarihini krallar ve savaşlar üzerinden değil, iktidarın toplumsal dokuda nasıl kurulduğunu ve sınandığını gösteren bu kapsamlı çalışma, Avrupa monarşilerinin hanedan siyaseti, meşruiyet ve kurumlaşma eksenlerini odağında tutuyor. Orta çağların sonundan on sekizinci yüzyıla kadar geniş bir kronolojiyi ayrıntılarıyla okuyucuya sunuyor. On altıncı yüzyılda V. Karl’ın “evrensel monarşi” ufku, mezhep savaşları ile barok monarşinin aygıtları, monarşik iktidarların sırf “tepedeki” bir irade değil, aynı zamanda parlamento, saray ritüelleri ve çeşitli hukuk sistemleriyle örülmüş bir pazarlık sahası olduğunu net biçimde gösteriyor. Erken modern Avrupa’daki devletlerin esneklik ve kırılganlığın aynı zeminde nasıl var olduğunu, modernliğe giden yolda önce Rönesans sonra birleşik monarşiler tecrübelerinin, Fransız ve Habsburg mutlakiyetinin sınırlarını, mekânlarını, mali ve askerî idarelerini yoğun ayrıntılarla resmeden eser, “Erken modern Avrupa devletlerinde iktidar ve halklar arasındaki ilişkinin esasları nelerdi?” sorusunun yanıtını arıyor. Modern Avrupa’nın iktidar yapılarının tarihsel kökenlerini çözümlemek için bir rehber niteliği taşıyan serinin altıncı kitabı monarşik yapılardan cumhuriyet ve cumhur yapılarına; vergi, kurumsallaşan kredi sistemleri ile devlet tahvilleri ve bürokratik yapıların anatomileri bu cildin geniş ufkunda önemli durakları teşkil ediyor.</p>
<p><strong>Kitaptan:</strong></p>
<p>“Geç Ortaçağ’da kraliyet ve monarşik otorite ile büyük soyluların sahip olduğu güç arasındaki fark, sonraki yüz­yıllara kıyasla çok daha belirsizdi. Bu durum, İngiltere ve Fransa gibi ülkelerde bile geçerliydi. Hem Batı hem de Orta Avrupa’da monarşinin ve hükümdarlık yönetiminin niteliğini belirleyen krallık vizyonları büyük ölçüde hanedan politikası ve siyasi man­zaranın çok değişken olduğu bir dünyada istikrar arayışı tarafın­dan şekillendirildi. Fransa gibi köklü krallıklar, varlıklarını tehdit eden hanedan mücadeleleriyle uzun süreler boyu kuşatılırken, sahneye bir dizi yeni hanedan çıktı ve bunlar Avrupa’nın büyük kraliyet aileleri arasında yer edinme­ye çalıştı. Trastamara Hanedanı (Kastilya Kralı XI. Alfonso’nun gayrimeşru torunları) 1369 yılından sonra Kastilya Tacı’nı başa­rıyla ele geçirdi ve aynı ailenin bir başka kolu on beşinci yüzyılda Aragon’u yönetti. Ancak en ünlü örnek muhtemelen Fransız kra­liyet ailesi olan Valois’nın Burgonya koludur. Hanedanın kurucu­su Cesur Philip (1342–1404), kardeşi olan Fransız kralından 1363 yılında Burgonya Dukalığı&#8217;nı bir <em>apanage </em>(Tac’ın mülkünden, kraliyet kanından bir prense dirlik olarak verilen toprak parçası) olarak aldı. Son Flandre Kontu’nun kızıyla evlenerek, Avrupa’nın en zengin bölgelerinden olan bu zengin bölgeyi 1384’te miras aldı. Kendisi ve halefleri, yeni kazandıkları bu maddî kaynakları ve aynı zamanda İngiltere ile Fransa arasındaki sürekli çatışmala­rı kullanarak Fransa ile Kutsal Roma İmparatorluğu arasındaki sınır bölgelerinde geniş bir toprak ağı oluşturdular. On beşinci yüzyılın ikinci yarısında ise Burgonya’yı bağımsız bir krallığa dö­nüştürme hedefini benimsediler. Fakat bu hayal gerçekleşmedi; Valois soyundan gelen son Burgonya Dükü, Cesur Charles, 1477 yılında İsviçrelilere karşı bir savaşta öldü ve erkek bir varis bıra­kamadı, ancak bu kader savaşından önceki elli yıldan fazla bir süre boyunca Burgonya Dükleri Avrupa’nın en güçlü yöneticileri arasına isimlerini yazdırmayı başardılar.” </p>
<p><strong>Yazar Hakkında;</strong></p>
<p>Oxford’daki Jesus Koleji’nde Kıdemli Araştırmacı olup St. Andrews Üniversitesi Uluslararası Tarih bölümünde Emeritus profesör olarak çalışmıştır. Britanya Akademisi ve Kraliyet Edinburgh Topluluğu üyeliği yapan Scott, 18. yüzyılda uluslararası ilişkiler üzerine çok sayıda makale ve kitap kaleme almıştır. Son olarak <em>The Birth of a Great Power System, 1740-1815 </em>(Harlow, 2007) adlı kitabı kaleme alan yazar, aydınlanmacı mutlakiyet, soyluluk ve siyasi kültür üzerine kitapların editörlüğünü yapmıştır. Erken modern Avrupa tarihçiliğinin en seçkin isimlerinden olan Scott’un siyaset, diplomasi, kültür tarihi sahalarına yoğunlaşan eserleri kendi başına bir literatür oluşturmuştur. Yazar 2022 yılında vefat etmiştir.</p>
<p><strong>KÜNYE</strong></p>
<p><strong>Yayınevi: VBKY</strong></p>
<p><strong>Kategori: Tarih</strong></p>
<p><strong>Kitabın adı: Erken Modern Avrupa Tarihi- Yönetenler ve Yönetilenler</strong></p>
<p><strong>Yazar: Hamish Scott</strong></p>
<p><strong>Kapak ve Sayfa Uygulama: Faruk Özcan</strong></p>
<p><strong>Proje Editörü: Dr. Mehmet Yılmaz Akbulut</strong></p>
<p><strong>Son Okuma: Efecan İrfan Alca  </strong></p>
<p><strong>Editör: Fatma Betül Uğur</strong></p>
<p><strong>Türkçesi: Sinan Çakır  </strong></p>
<p><strong>Sayfa sayısı: 408 </strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbky-erken-modern-avrupa-tarihi-yonetenler-ve-yonetilenleri-yayimladi-607151">VBKY &#8220;Erken Modern Avrupa Tarihi: Yönetenler ve Yönetilenler&#8221;i yayımladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VBKY &#8220;İspanyol Ulusal Sineması&#8221;nı yayımladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vbky-ispanyol-ulusal-sinemasini-yayimladi-606330</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 08:35:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[ispanya]]></category>
		<category><![CDATA[ispanyol]]></category>
		<category><![CDATA[İspanyol Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[ni]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sineması]]></category>
		<category><![CDATA[spanyol]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal]]></category>
		<category><![CDATA[Vbky]]></category>
		<category><![CDATA[yayımladı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606330</guid>

					<description><![CDATA[<p>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), Núria Triana-Toribio’nun kaleme aldığı, Fatma Büşra Çalış’ın dilimize çevirdiği “İspanyol Ulusal Sineması” adlı eseri okurlarla buluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbky-ispanyol-ulusal-sinemasini-yayimladi-606330">VBKY &#8220;İspanyol Ulusal Sineması&#8221;nı yayımladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), Núria Triana-Toribio’nun kaleme aldığı, Fatma Büşra Çalış’ın dilimize çevirdiği <em>“İspanyol Ulusal Sineması”</em> adlı eseri okurlarla buluşturuyor. Kitap, “ulus” ve “ulusal sinema” kavramlarını İspanyol sineması özelinde tarihsel ve kuramsal boyutlarıyla ele alarak kapsamlı bir çerçeve sunuyor. Ulusun kültürel inşasında sine­manın oynadığı rolü, bu rolün sınıfsal, estetik ve ideolojik bo­yutlarını hem İspanya özelinde hem de daha geniş bir teorik bağ­lamda tartışmaya açıyor. “İspanyol sineması diye bir şey var mı?” sorusundan yola çıkarak filmlerin Franco rejiminde ve 1970’lerde İspanya’ya demokrasi geldikten sonra ne şekilde ulusal bir kültür endüstrisi işlevi gördüğünün izini sürüyor.</strong></p>
<p>VBKY’nin sanat kitaplığı, Núria Triana-Toribio’nun imzasını taşıyan <em>“İspanyol Ulusal Sineması”</em> adlı eserle genişlemeye devam ediyor. Núria Triana-Toribio’nun kapsamlı çalışması, “ulus” ve “ulusal sinema” kavramlarını İspanyol sineması özelinde tarihsel ve kuramsal boyutlarıyla ele alıyor. Eser, “İspanyol sineması diye bir şey var mı?” sorusundan yola çıkarak filmlerin Franco rejiminde ve 1970’lerde İspanya’ya demokrasi geldikten sonra ne şekilde ulusal bir kültür endüstrisi işlevi gördüğünün izini sürüyor. Bir yandan Almodóvar ve Medem gibi uluslararası üne kavuşmuş “yüksek sanat” yönetmenlerinin eserlerini ele alırken, öte yandan esasen ulusal bağlamda başarı kazanmış popüler sinemaya odaklanıyor. Kitapta önemli yer tutan <em>españolada </em>gibi kavramlar Türkiye’deki “Yeşilçam sineması” tartışmalarıyla paralellikler sunarken, Franco rejimi sonrası <em>Nuevo Cine Español</em>’un doğuşu da 1990 sonrası Türk sinemasındaki arayışları akla getiriyor. Yalnızca İspanyol sinemasına dair bir inceleme olmanın ötesine geçen bu değerli eser, sinema ve İspanyol ulusal kimliği arasındaki karmaşık ve değişken ilişkiye ışık tutarak “ulusal sinema” düşüncesini farklı bağlamlarda yeniden anlamlandırmak isteyen okurlar için de verimli bir karşılaştırmalı zemin sunuyor.</p>
<p><strong>Kitaptan:</strong></p>
<p><em>“Kitap, ulusal sinema tahayyülünün yalnızca içsel dina­miklerle değil, aynı zamanda Batı’yla kurulan estetik ve politik ilişkilerle de şekillendiğini ileri sürer. İspanya örneğinde Avru­pa merkezli sinema estetikleri karşısında yaşanan konumlanma süreci, Türkiye bağlamında da fazlasıyla tanıdıktır. Türkiye’de ulusal sinema arayışları, çoğu zaman uluslararası festivaller­de temsil edilebilir bir sinema üretme hedefiyle biçimlenmiş; halkın beğendiği melodram, güldürü ya da arabesk gibi türler dışarda bırakılmıştır. Bu yönelim, Batı’nın beğeni normlarına uygun düşen filmlerin “bizim sinemamız” olarak inşa edilmesi­ne neden olmuş, böylece ulusal sinema söylemi tersinden işler hâle gelmiştir. İspanya’da da 1940’lar ve 50’lerin eleştirmenleri, İspanyol sinemasının “yabancılarla aynı kulvarda yarışabilecek harika işler” yaratmasını ve uluslararası statü kazanarak ülke­nin itibarını korumasını talep etmişlerdir. Bu talep, uluslararası tanınırlık arayışının, ulusal sinemayı kendi kültürünün “geçer­li” temsilcisi olarak meşrulaştırma çabasının bir parçası oldu­ğunu gösterir.”</em><em><strong> </strong></em></p>
<p><strong>Yazar Hakkında;</strong></p>
<p>Birleşik Krallık’taki Kent Üniversitesi’nde Hispanik Çalışmalar Profesörüdür. Spanish Film Cultures (2016) ve Spanish National Cinema (2003) kitaplarının yazarı; The Cinema of Álex de la Iglesia (2007) kitabının ortak yazarı ve “Spanish and Latin American Filmmakers” (İspanyol ve Latin Amerikalı Film Yapımcıları) serisinin editörlerindendir. İngiltere Sanat ve Beşeri Bilimler Araştırma Konseyi (AHRC) tarafından finanse edilen “Leading Women in Portuguese and Spanish Cinema and Television, 1970-1980” (1970-1980 Arası Portekiz ve İspanyol Sinema ve Televizyonunda Öncü Kadınlar) projesinde ortak araştırmacı olarak görev yapmaktadır.</p>
<p><strong>KÜNYE</strong></p>
<p><strong>Yayınevi: VBKY</strong></p>
<p><strong>Kategori: Sanat          </strong></p>
<p><strong>Yazan: Núria Triana-Toribio</strong></p>
<p><strong>Kitabın adı: İspanyol Ulusal Sineması</strong></p>
<p><strong>Proje Editörü: Mesut Bostan</strong></p>
<p><strong>Türkçesi: Fatma Büşra Çalış</strong></p>
<p><strong>Kitap Editörü: Ayşe Adlı</strong></p>
<p><strong>Kapak ve Sayfa Uygulama: Yümna Sarıkaya</strong></p>
<p><strong>Son Okuma: Handan Öyken </strong></p>
<p><strong>Sayfa sayısı: 352</strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbky-ispanyol-ulusal-sinemasini-yayimladi-606330">VBKY &#8220;İspanyol Ulusal Sineması&#8221;nı yayımladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VBKY&#8217;den Metafizik Bugün serisine yeni bir kitap: &#8220;İlişkiler&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vbkyden-metafizik-bugun-serisine-yeni-bir-kitap-iliskiler-604412</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 08:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bugün]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[metafizik]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[serisine]]></category>
		<category><![CDATA[Vbky]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604412</guid>

					<description><![CDATA[<p>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), John Heil’in kaleme aldığı “İlişkiler” adlı eseri okurlarla buluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbkyden-metafizik-bugun-serisine-yeni-bir-kitap-iliskiler-604412">VBKY&#8217;den Metafizik Bugün serisine yeni bir kitap: &#8220;İlişkiler&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), John Heil’in kaleme aldığı <em>“İlişkiler”</em> adlı eseri okurlarla buluşturuyor. <em>Metafizik Bugün </em>serisinin yeni kitabı olan bu çalışma “İlişki” kavramının çağdaş metafizikteki yerini, anlamını ve güncel önemini sorgulayan berrak ve ufuk açıcı bir inceleme sunuyor. </strong></p>
<p>VBKY’nin felsefe kitaplığı, metafiziğin temel konu ve kavramlarına odaklanan <em>Metafizik Bugün</em> serisini yeni bir eserle zenginleştiriyor. John Heil’in kaleme aldığı, Samet Büyükada’nın Türkçeye çevirdiği <em>“İlişkiler”,</em> serinin en yeni kitabı olarak okurla buluşuyor. Heil, felsefede çoğu zaman “tali meseleler” olarak görülen ilişkilerin, aslında dil, düşünce ve varlık üzerine yürütülen tartışmaların merkezinde yer aldığını ortaya koyuyor. Bir şey başka bir şeyle nasıl ilişki kurar? İlişkilerin ontolojik statüsü nedir? Onlara bağımsız bir gerçeklik atfetmeli miyiz, yoksa yalnızca kendinde var olduğunu düşündüğümüz şeylere göreli olarak mı ele almalıyız? Yazar, bu sorular etrafında “ilişki” kavramının doğasını, türlerini ve felsefi anlamını kapsamlı biçimde tartışıyor. Bu çerçevede, özellikle önemli bulduğu F. H. Bradley’nin görüşlerini mercek altına alarak bu düşüncelerin günümüz metafiziği açısından taşıdığı önemi değerlendiriyor. <em>“İlişkiler”,</em> kavramın çağdaş metafizik tartışmalarındaki yerini, bu alana katkı sunan başlıca düşünürleri ve konunun bugün ne ifade ettiğini merak eden herkes için önemli bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.</p>
<p><strong>Kitaptan:</strong></p>
<p><em>“Tarihsel olarak felsefi tartışmalarda ilişkiler çoğunlukla tali me­seleler olarak ele alınmış, daha önemli ve acil metafizik sorun­larla hesaplaşıldıktan sonra değinilmesi gereken artık konular gibi görülmüştür. F. H. Bradley bu noktada bir istisna olarak öne çıkar. Bradley’nin ilişkiler konusundaki görüşlerini ve bun­ların günümüzdeki önemini kavrayabilmek, öncelikle mevcut alternatiflerin anlaşılmasını, bunun da ilişkilerin geleneksel olarak nasıl sınıflandırıldığını ve filozofların onların doğasını ve ontolojik konumunu kavramakta nasıl zorlandığını bilmeyi gerektirir. Bu konudaki tutumlar, ilişkilerin bütünüyle reddedil­mesinden, her şeyin dayanağı olarak en yüksek statüyü onlara vermeye, bu yelpazedeki çeşitli ara konumlara kadar uzanır. İster sevilsin ister nefret edilsin ya da sadece tahammül etmek zorunda kalınsın, ontolojik açıdan ciddi bir metafizikle iştigal edecek hiçbir filozof ilişkileri görmezden gelemez.”</em></p>
<p><strong>Yazar Hakkında;</strong></p>
<p>St. Louis’teki Washington Üniversitesinde felsefe profesörü. Metafizik, zihin felsefesi ve bilgi teorisi alanlarındaki çalışmalarıyla tanınan Heil, özellikle töz, özellik ve nedensellik kavramlarına ilişkin düşünceleriyle çağdaş metafizik tartışmalarına önemli katkılarda bulunmuştur. Heil, <em>Journal of the American Philosophical Association </em>dergisinin kurucu editörüdür ve günümüzün önde gelen analitik metafizikçilerinden biri olarak kabul edilmektedir. <em>From an Ontological Point of View </em>(2003), <em>The Universe as We Find It </em>(2012) ve <em>Appearance in Reality </em>(2021) gibi önemli eserleri bulunmaktadır.</p>
<p><strong>KÜNYE</strong></p>
<p><strong>Yayınevi: VBKY</strong></p>
<p><strong>Kategori: Felsefe        </strong></p>
<p><strong>Yazan: John Heil</strong></p>
<p><strong>Kitabın adı: İlişkiler </strong></p>
<p><strong>Proje Editörü ve Son Okuma: Merve Nur Yaman </strong></p>
<p><strong>Sayfa Uygulama: Yümna Sarıkaya   </strong></p>
<p><strong>Kapak: Faruk Özcan     </strong></p>
<p><strong>Türkçesi: Samet Büyükada</strong></p>
<p><strong>Sayfa sayısı: 124 </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbkyden-metafizik-bugun-serisine-yeni-bir-kitap-iliskiler-604412">VBKY&#8217;den Metafizik Bugün serisine yeni bir kitap: &#8220;İlişkiler&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kültürün izinde, geleceğin peşinde VakıfBank Kültür Yayınları 7 yaşında</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kulturun-izinde-gelecegin-pesinde-vakifbank-kultur-yayinlari-7-yasinda-589932</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 12:25:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin]]></category>
		<category><![CDATA[izinde]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[kültürün]]></category>
		<category><![CDATA[mirası]]></category>
		<category><![CDATA[peşinde]]></category>
		<category><![CDATA[vakıfbank]]></category>
		<category><![CDATA[Vbky]]></category>
		<category><![CDATA[yayın]]></category>
		<category><![CDATA[yayınları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589932</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizin entelektüel birikimine katkı sunma vizyonuyla 2018 yılında yayın hayatına başlayan VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), 8 Kasım’da yedinci yaşını kutluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kulturun-izinde-gelecegin-pesinde-vakifbank-kultur-yayinlari-7-yasinda-589932">Kültürün izinde, geleceğin peşinde VakıfBank Kültür Yayınları 7 yaşında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ülkemizin entelektüel birikimine katkı sunma vizyonuyla 2018 yılında yayın hayatına başlayan VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), 8 Kasım’da yedinci yaşını kutluyor. Kurulduğu ilk günden itibaren “nitelikli eserlerle kalıcı değer üretmek” anlayışıyla hareket eden yayınevi, geçen yedi yılda edebiyat, tarih, iktisat, felsefe, sosyoloji, sanat, klasikler ve çocuk kitapları gibi farklı alanlarda 420’yi aşkın eseri okurlarla buluşturdu. Her kitabında bilgiyi, düşünceyi ve estetiği bir araya getiren VBKY, yerli ve yabancı yazarların önemli yapıtlarını özenle seçerek Türkçeye kazandırıyor; böylece hem kültürel mirasımıza sahip çıkıyor hem de çağdaş düşüncenin evrensel diliyle güçlü bir köprü kuruyor.</strong></p>
<p>VakıfBank Kültür Yayınları, yalnızca bir kitap yayımlayıcısı değil, aynı zamanda düşünsel çeşitliliği destekleyen bir kültür platformu olma misyonunu da sürdürüyor. Kapsayıcı yayın politikasıyla farklı coğrafyalardan, kültürlerden ve düşünce akımlarından beslenen eserleri Türk okurlarıyla buluşturan VBKY, zamanın ruhunu yakalayan çağdaş çalışmalardan uzun yıllar önce yazılmış ama yeniden keşfedilmeyi hak eden klasiklere kadar uzanan geniş bir seçki sunuyor. Bugün, yedi yıllık istikrarlı yolculuğunda ülkemizin kültürel belleğinde kalıcı izler bırakmayı başaran VakıfBank Kültür Yayınları, her kitabıyla geleceğe daha derin bir düşünce mirası taşımanın gururunu yaşıyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ÜLKEMİZİN KÜLTÜREL MİRASINA KATKI SUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ</strong></p>
<p>Genel Müdürü ve VBKY Yayın Kurulu Başkanı Abdi Serdar Üstünsalih, “Türkiye’nin en büyük bankalarından biri olmanın ötesinde, bizler aynı zamanda köklü bir mirasın bugünkü temsilcileriyiz” diyerek sözlerine başlıyor ve ekliyor: “Eğitimden kültüre, spordan sanata uzanan pek çok alanda uzun soluklu, sürdürülebilir sosyal sorumluluk projeleri yürütüyoruz. Kültür yayıncılığını da toplumsal sorumluluğumuzun ayrılmaz bir parçası olarak görüyor, VakıfBank Kültür Yayınları markamızla kalıcı, saygı uyandıran ve iz bırakan işler yapmaya özen gösteriyoruz.” Türk ve dünya edebiyatının seçkin örneklerini, farklı kültürlerin seslerini ve insanlığın ortak düşünsel mirasını kitapseverlerle buluşturmayı sürdüren VBKY, yedinci yaşında da aynı heyecanla yoluna devam ediyor. “İlk günden bu yana bizi yalnız bırakmayan okurlarımıza gönülden teşekkür ediyorum” diyen Üstünsalih, “Her kitabımıza gösterdikleri ilgi, paylaştıkları yorumlar ve içten destekleriyle bu yolculuğun en büyük destekçisi oldular. Onlarla aramızda kurulan bu güçlü bağ, bizim için yalnızca bir motivasyon değil, aynı zamanda sorumluluk bilincimizi de derinleştiriyor” ifadelerini kullanıyor. VakıfBank Kültür Yayınları, köklerinden aldığı değerleri çoğaltarak, ülkemizin kültürel mirasına katkı sunmaya kararlılıkla devam ediyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kulturun-izinde-gelecegin-pesinde-vakifbank-kultur-yayinlari-7-yasinda-589932">Kültürün izinde, geleceğin peşinde VakıfBank Kültür Yayınları 7 yaşında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
