<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>vakası | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/vakasi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/vakasi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 17 Nov 2025 07:43:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>vakası | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/vakasi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Her Yıl 25 Bin Akciğer Kanseri Vakası Önlenebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-yil-25-bin-akciger-kanseri-vakasi-onlenebilir-592108</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 07:43:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[25]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[önlenebilir]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[vakası]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592108</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akciğer kanseri, bilindiği gibi tüm dünyada en fazla karşılaşılan kanser türü. Yılda 1,69 milyon kişinin kaybına neden olan bu hastalıkta en önemli risk faktörlerinden biri de tütün kullanımı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-yil-25-bin-akciger-kanseri-vakasi-onlenebilir-592108">Her Yıl 25 Bin Akciğer Kanseri Vakası Önlenebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akciğer kanseri, bilindiği gibi tüm dünyada en fazla karşılaşılan kanser türü. Yılda 1,69 milyon kişinin kaybına neden olan bu hastalıkta en önemli risk faktörlerinden biri de tütün kullanımı. Özellikle ülkemizde akciğer kanserinin yüzde 90’ı sigara kullanımına bağlı olarak gelişiyor. Sık sigara içen kişilerde akciğer kanserine yakalanma riski yüzde 30’lara çıkarken, hiç sigara içmeyen kişilerde ise bu risk yüzde 1’in altına kadar düşüyor. Bu da sadece sigara tüketimini azaltarak, Türkiye’de her yıl 25 bin akciğer kanseri vakasının önlenebileceğini ortaya koyuyor. Tütün ürünleri dışında aile öyküsü, KOAH, hava kirliliği, asbest ve radon gazı gibi maddelere uzun süre maruz kalmak da akciğer kanseri riskini artırıyor. Bu kapsamda risk faktörlerine karşı önleyici tedbirlerin alınması ve hastalığın erken evrede teşhis edilmesi, akciğer kanseriyle mücadeledeki en kritik unsurlar.</p>
<p><strong>Sinsice İlerliyor, Geç Belirti Veriyor  </strong></p>
<p>Akciğer kanserinde görülen belirtilerin oluşumu genellikle birkaç yıl sürüyor ve hastalık ileri evreye gelinceye kadar fark edilemiyor. Belirtiler, tümörün akciğer içindeki yerleşimine, büyüklüğüne, yayılım yerine ve yayılma derecesine göre değişebiliyor. En sık gözlenen belirtilerin başında; geçmeyen veya kötüleşen öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı, öksürürken şiddetli göğüs ağrısı, tekrarlayan ve geçmeyen bronşit veya zatürre, iştahsızlık, halsizlik, yorgunluk ve kilo kaybı var. Hastalığın tanısı için fizik muayene, görüntüleme, bronkoskopi ve doku örneği incelemesi gibi yöntemler kullanılırken tedavisi için ise multidisipliner bir çalışma gerekiyor. Bu süreçte cerrahi hedefe yönelik tedaviler, radyoterapi, kemoterapi ve immünoterapi gibi farklı seçenekler mevcut. </p>
<p><strong>Akciğer Sağlımızı Koruyabiliriz! </strong></p>
<p><strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fidan Yıldız Ünal</strong>, akciğer kanserinin hastadan hastaya farklılık gösterebildiğini; tedavi kararında hastalığın yeri, evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunlarının varlığı gibi birden fazla faktörün etkili olabildiğini söylüyor. <strong>Prof.</strong> <strong>Dr. Fidan Yıldız Ünal</strong>’ın akciğer sağlığımızı korumak için ise 5 önerisi var: </p>
<ul>
<li>Tütün ve tütün ürünlerinden uzak durun. </li>
<li>Özellikle kapalı ortamlarda dumansız alanları tercih edin. </li>
<li>Mesleki nedenlerden dolayı kimyasal maruziyetten korunmak için gerekli ekipmanları kullanmaya özen gösterin. </li>
<li>Hava kirliliğinin yüksek olduğu günlerde mecbur kalmadıkça dışarı çıkmayın. </li>
<li>Sağlıklı beslenin ve düzenli egzersiz yapın. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-yil-25-bin-akciger-kanseri-vakasi-onlenebilir-592108">Her Yıl 25 Bin Akciğer Kanseri Vakası Önlenebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar Uyardı: Her Gün 1 Milyon Yeni Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyon Vakası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-her-gun-1-milyon-yeni-cinsel-yolla-bulasan-enfeksiyon-vakasi-555115</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 08:26:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bulaşan]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[vakası]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yolla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=555115</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada 15-49 yaş aralığındaki bireyler arasında her gün 1 milyondan fazla tedavi edilebilir cinsel yolla bulaşan enfeksiyon yayılıyor ve üstelik bunların çoğu herhangi bir belirti vermiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-her-gun-1-milyon-yeni-cinsel-yolla-bulasan-enfeksiyon-vakasi-555115">Uzmanlar Uyardı: Her Gün 1 Milyon Yeni Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyon Vakası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyada 15-49 yaş aralığındaki bireyler arasında her gün 1 milyondan fazla tedavi edilebilir cinsel yolla bulaşan enfeksiyon yayılıyor ve üstelik bunların çoğu herhangi bir belirti vermiyor. Uzmanlar, çoğu kişinin taşıdığının farkında olmadan partnerine cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon bulaştırabileceğini hatırlatıyor ve tarama yaptırmadan ilişkiye başlamamanın önemini vurguluyor. Şüphe, düzenli kontrol, doğru önlemler almak ve en önemlisi cinselliği konuşmanın önemini vurgulayan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı, cinsel yolla bulaşan hastalıkların gölgesinde büyüyen bu sessiz salgına #SıcağıSıcağına dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Kimsenin Konuşmadığı Tehlike: Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar </strong></p>
<p>Büyüdüğümüz coğrafyada, erkekliğin gücünü cinsellikten aldığının ve bu nedenle ülkemizde cinselliğin konuşulmamasının bir tabu olarak görüldüğünün altını çizen, Eskiçorapçı, cinsel enfeksiyonlara dair yaşanan sessiz salgının coğrafyanın ötesine geçtiğini ve tüm dünyayı etkisi altına aldığını söylüyor: “Coğrafya kader mi, evet. Cinsellik ve cinsiyet meselelerinde coğrafya biraz kader. Ama konu daha ciddi boyutlarda. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada her gün cinsel olarak aktif olan  (15-49 yaş aralığı) bireyler, 1 milyondan fazla cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyona yakalanıyor. Bu yılda yaklaşık 400 milyon bulaş demek! Bu hastalıkların bel soğukluğu, klamidya gibi bir kısmı tamamen tedavi edilebilirken, HIV yani AIDS gibi bazıları hala tamamen tedavi edilemiyor; sadece kontrol altında tutulabiliyor” diyor.</p>
<p><strong>Yıllar Sonra Yeniden Frengi</strong></p>
<p>28 yıllık bir üroloji hekimi olarak son yıllara kadar frengi vakasına pek rastlamadığını belirten Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı, “Son yıllarda frengi konusunda hayret verici bir yükseliş söz konusu. Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada son 10 yılda 7-8 kat artış var. Frengi, sinsice iç organlara doğru ilerleyerek hiçbir semptom yaratmadan aylar hatta yıllar sonra onarılması güç hasarlar bırakıyor. Çok daha ciddi sonuçlara yol açabilen HPV, HIV ve Hepatit gibi virüslerin yayılımı da oldukça yüksek. Bu hastalıklardan Hepatit ve HPV için aşı mevcutken, HIV yani AIDS için halen koruyucu bir aşı bulunmuyor. Türkiye’de AIDS vakaları artış gösterirken, dünya genelinde ise yıllık vaka sayısı 200 milyonun üzerinde seyrediyor” şeklinde ifade ediyor.</p>
<p>Türkiye’de en sık karşılaşılan cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında, bel soğukluğunun farklı türleri yer aldığını belirten Eskiçorapçı, “Klamidya ve Mikoplazma gibi yeni versiyonlarının yanı sıra, klasik Gonore bel soğukluğu da halen yaygınlığını sürdürüyor. Bunların dışında, HSV olarak bilinen genital uçuk da oldukça sık görülüyor. HSV, Amerika’da ve Türkiye’de en sık rastlanan ikinci cinsel yolla bulaşan enfeksiyon konumunda”.</p>
<p><strong>Korunmada En Etkili Yöntemlerden Biri: Prezervatif</strong></p>
<p>Prof. Dr. Eskiçorapçı, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmanın en temel ve etkili yönteminin prezervatif olduğunu vurguluyor: “Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) sayfasına girip bakarsanız, tüm uzmanların da önerdiği gibi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korunmada en önemli yöntem prezervatif. Çok basit ve etkili bir yöntem olarak, enfeksiyonların yaklaşık %90’ının bulaşmasını engelliyor. Bu nedenle cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma yöntemi olarak ilk sırada geliyor.”</p>
<p><strong>Türkiye’de sadece 10 kişiden 2’si prezervatifi enfeksiyonlardan korunmak için kullanıyor</strong></p>
<p>Cinsel sağlık alanında 95 yıldır sağlıklı, keyifli, özgür ve eşitlikçi bir cinsellik vizyonuyla dünya çapında liderlik eden prezervatif markası Durex’in Global Cinsellik Araştırması ise, hem Türkiye’de hem dünya genelinde cinsellikle ilgili sunduğu çarpıcı verilerle prezervatif kullanımına ilişkin tabloyu gözler önüne seriyor. Araştırmaya katılanların %46’sı güvenilir bir partnerle prezervatif kullanımının gereksiz olduğunu düşünürken, bu oran globalde sadece %21. Öte yandan prezervatif kullananların %58’i gebelikten korunmak için, %11’i ise cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak amacıyla bu yöntemi tercih ediyor.</p>
<p><strong>&#8220;Sevgi, Önce Korumaktan Geçer&#8221;</strong></p>
<p>Eskiçorapçı, toplumda prezervatifin hala sadece doğum kontrol yöntemi olarak görülmesinin büyük bir yanılgı olduğuna dikkat çekerek şöyle devam ediyor: “Maalesef insanların büyük kısmı, neredeyse %50’den fazlası prezervatifin cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan koruduğunun farkında bile değil. Sanki sadece istenmeyen gebelikleri önlemek için kullanılan bir korunma yöntemiymiş gibi algılanıyor. Bu çok yanlış. Asıl önemli nokta; sizin farkında olmadan taşıyıcı olabileceğiniz hastalıkları partnerinize bulaştırmanızı önlemesi. Hatta çocuk sahibi olmayı planladığınızda bile bu çok kritik. Çünkü fark etmeden partnerinize bulaştırdığınız bir hastalık doğrudan çocuğunuza da geçebilir. Bu da konjenital anomaliler, düşükler, erken doğumlar ve hatta bazı göz hastalıkları gibi çok ciddi sorunlara yol açabilir. Yani aslında sadece partnerinizi değil, doğacak çocuğunuzu da korumuş olursunuz. Benim prezervatif kullanımı konusunda yaklaşımım yani korunmaya bakış açım daha çok sevgi odaklı. ”</p>
<p><strong>İnovasyonlarla Prezervatifler Artık Daha Konforlu</strong></p>
<p>Dünya genelinde yeni inovasyonlarla prezervatiflerin daha da konforlu hale geldiğini belirten Prof. Dr. Eskiçorapçı, “Evet, başka korunma yöntemleri de var; fakat hem gebelikten korunmada hem de cinsel yolla bulaşan hastalıkların önlenmesinde en etkili ve aktif yöntem hala prezervatif. Üstelik artık kişiye özel durumlardan kaynaklanan uyum sorunlarını azaltacak, partnerlerin ilişkideki konforunu artıracak yeni ürünler de geliştiriliyor. Bu alandaki gelişmeleri yakından takip etmek lazım; ben de bu konuda umut verici yenilikler görüyorum” diye ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-her-gun-1-milyon-yeni-cinsel-yolla-bulasan-enfeksiyon-vakasi-555115">Uzmanlar Uyardı: Her Gün 1 Milyon Yeni Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyon Vakası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyada Her Yıl 385 Milyon Pestisit Zehirlenmesi Vakası Yaşanıyor, 11 Bin Kişi Hayatını Kaybediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunyada-her-yil-385-milyon-pestisit-zehirlenmesi-vakasi-yasaniyor-11-bin-kisi-hayatini-kaybediyor-413431</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Oct 2023 17:24:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[hayatını]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[kaybediyor]]></category>
		<category><![CDATA[kişi]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[pestisit]]></category>
		<category><![CDATA[vakası]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<category><![CDATA[zehirlenmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413431</guid>

					<description><![CDATA[<p>Heinrich Böll Stiftung Derneği tarafından hazırlanan “Tarımda Kullanılan Zehirler Hakkında Gerçekler ve Rakamlar: Pestisit Atlası”, her yıl dünyada yaklaşık 385 milyon pestisit zehirlenmesi vakası yaşandığı ve her yıl 11 bin kişinin doğrudan bu zehirlenme nedeniyle hayatını kaybettiğini ortaya koyuyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-her-yil-385-milyon-pestisit-zehirlenmesi-vakasi-yasaniyor-11-bin-kisi-hayatini-kaybediyor-413431">Dünyada Her Yıl 385 Milyon Pestisit Zehirlenmesi Vakası Yaşanıyor, 11 Bin Kişi Hayatını Kaybediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Heinrich Böll Stiftung Derneği tarafından hazırlanan   “Tarımda Kullanılan Zehirler Hakkında Gerçekler ve Rakamlar: Pestisit Atlası”, her yıl dünyada yaklaşık 385 milyon pestisit zehirlenmesi vakası yaşandığı ve her yıl 11 bin kişinin doğrudan bu zehirlenme nedeniyle hayatını kaybettiğini ortaya koyuyor. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Pestisit Atlası’nda, pestisite yoğun maruz kalanlarda kalp, akciğer ya da böbrek yetmezliğinin yaşandığı ifade edilirken, pestisitlerin de etkisiyle parkinson, lösemi, akciğer ve meme kanseri, tip2diyabet, astım, alerji, obezite ve hormon bozukluklarında da dünyada ciddi artışlar olduğuna dikkat çekiliyor. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Avrupa Birliği Gıda Güvenliği Otoritesi’nin (EFSA) yasaklamasına rağmen </strong></p>
<p><strong>pestisit kullanımının dünyada rekor seviyelere çıktığının vurgulandığı Pestisit Atlası’nda, yoğun pestisit kullanımının arılar başta olmak üzere uçucu böceklere ve kuşlara zarar vererek biyoçeşitliliği tehlikeye soktuğunu, toprak, su ve havada kalıcı ya da uzun dönemli toksik kirlenmeye yol açtığının altı çiziliyor. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Heinrich Böll Stiftung Derneği tarafından hazırlanan   “Tarımda Kullanılan Zehirler Hakkında Gerçekler ve Rakamlar: Pestisit Atlası”, bilim insanlarının uyarılarına ve Avrupa Birliği Gıda Güvenliği Otoritesi’nin (EFSA) yasaklamasına rağmen, pestisit kullanımının dünyada rekor seviyelere çıktığını ortaya koydu. Dünyadan ve Türkiye’den pestisit kullanımına dair çok yönlü bilgilerin yer aldığı Pestisit Atlası’nda konunun uzmanları tarafından hazırlanan 26 başlıktaki makalelerle durum tespiti, ortaya çıkan zarar ve risklerin boyutu ve çözüm önerileri yer alıyor.  “Tarımda Kullanılan Zehirler Hakkında Gerçekler ve Rakamlar: Pestisit Atlası” Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği Proje Koordinatörü Yonca Verdioğlu ve Pestisit Atlası’nın Türkiye’ye dair bilgilerini oluşturan ve bilimsel okumaları yapan Gıda Mühendisi, Yazar Dr. Bülent Şık’ın katılımıyla düzenlenen basın toplantısında kamuoyu ile paylaşıldı.</p>
<p> </p>
<p>‘Tarımda Kullanılan Zehirler Hakkında Gerçekler ve Rakamlar: Pestisit Atlası’ Heinrich Böll Stiftung Derneği’nin Berlin Merkez Ofisi’nin Almanya Çevre ve Doğayı Koruma Birliği Pestisit Eylem Ağı ve Le Monde Diplamatique ile birlikte hazırlandı. Heinrich Böll Stiftung Türkiye Temsilciliği tarafından Türkçe’ye çevrilen Pestisit Atlası ‘Mutfaktaki Kimyacı’ kitabının yazarı Gıda Mühendisi Dr. Bülent Şık’ın katkılarıyla Türkiye’ye özgü bilgiler de eklenerek zenginleştirildi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kimyasal zehirler her yerde</strong></p>
<p>Pestisit, tarımda ekinlere ve bitkilere zarar verme potansiyeli bulunan haşereleri, istenmeyen yabani otları, böcekleri yok etmek ve kontrol altında tutmak için kullanılan kimyasal bir zehir olarak tanımlanıyor. Pestisitler kimyasal yapılarına ve işlevlerine göre sınıflara ayrılıyor. Pestisit Atlası’nda böcek öldürücüler (insektisit), ot öldürücüler (herbisit), mantar öldürücüler (fungusit) zehir grubunda en sık kullanılan pestisit çeşitleri olarak geçiyor ve pestisitlerin gıdalarda kalıntı bıraktığı ve sağlık açısından ciddi zararlara neden olduğu belirtiliyor. </p>
<p> </p>
<p>Pestisit Atlası, tarımda kullanılan pestisitlerin insan sağlığı başta olmak üzere, böceklere, bitkilere verdiği zararlar bilindiği halde; pestisitlerin izlerine meyve-sebzeden, bala, parklardaki otlardan insanlara kadar her yerde rastlandığını ortaya koyuyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Dünyada yılda 4 milyon ton pestisit kullanılıyor </strong></p>
<p>Yarattığı tehlikelerine rağmen pestisitsiz endüstriyel tarımın imkânsız hale geldiğine dikkat çekilen Pestisit Atlası’nda yer alan verilere göre, dünya çapında yılda 4 milyon ton pestisit kullanılıyor. Küresel pestisit pazarının bu yıl itibariyle, 130,7 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştığı tahmin ediliyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Avrupa’nın çifte standardı: Kullanıma yasak getiriliyor, üretim devam ediyor!</strong></p>
<p>Pestisit Atlası’nda dünyanın kimi bölgelerinde daha az pestisit kullanıldığına vurgu yapılıyor. Öte yandan son derece tehlikeli pestisitlerin yasaklandığına da değinilen Atlas’ta pestisitlerin kullanımına yasaklar getirilmesine rağmen üretiminin artarak devam ettiği belirtiliyor. Avrupa Birliği’nin (AB) tehlikeli pestisitlerin Avrupa’da kullanımı yasakladığının hatırlatıldığı Pestisit Atlası’nda, AB’nin kullanımını yasakladığı pestisitlerin üretiminin ve ihracatının engellenmediği ve bu zehirlerin dünyanın dört bir yanına ihraç edilmesine engel olmadığına dikkat çekiliyor. Atlas, pestisit kullanımını azaltacak bağlayıcı bir uluslararası sözleşmenin ise henüz imzalanmadığına vurgu yapıyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Hem insan sağlığını bozuyor hem biyolojik çeşitliliği yok ediyor</strong></p>
<p>Pestisit Atlası’na göre, Türkiye’de 2019 yılında yapılan bir çalışmada analiz edilen gıda örneklerinin yüzde 49’unda sucul canlılar, arılar, su yosunları ve faydalı böcekler açısından çok zararlı olan, yüzde 42’sinde ise doğal hayatta biyolojik birikime neden olan ve toksik etkisi uzun süre kalıcı olan pestisitlerin kalıntısı tespit edildi. Türkiye’de 2013 ve 2014 yıllarında yapılan bir araştırmada analiz edilen gıda örneklerinin yüzde 85’inde birden fazla sayıda pestisit kalıntısı bulundu. Tespit edilen pestisit sayısı 2 ile 13 arasında değişim gösteriyordu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> Parkinson ve lösemide büyük artış!</strong></p>
<p>Pestisit Atlası’nda, pestisite maruz kalanlarda özellikle de tarımda çalışanlarda görülen sağlık problemlerine de dikkat çekiliyor. Pestisit Atlası’na göre her yıl dünyada 385 milyon kişi pestisit zehirlenmesi yaşıyor. Mağdurların kendilerini yorgun, halsiz ve bitkin hissedebildiği, ya da gripte olduğu gibi baş ağrısı ve eklem ağrıları yaşayabildikleri vurgulanıyor. Bunun ötesinde sindirim sistemi etkilenebiliyor, mide bulantısı, kusma ve ishal görülebiliyor. Sinir sisteminin pestisitlerden etkilendiği vakalar da bulunuyor. Pestisit zehirlenmesinde ağır seyreden vakalarda kalp, akciğer ya da böbrek gibi organların iflas etmesine de sıkça rastlanıyor. Her yıl yaklaşık 11.000 kişinin bu şekilde hayatını kaybettiği belirtilen Pestisit Atlası’nda bunun en yoğun tarım sektöründe çalışanları etkilediğine vurgu yapılıyor. Pestisitler havaya ve suya kolayca karışabildiği için tarımsal alanların dışında yaşayan ya da tarımla uğraşmayan insanlar açısından da tehlike yaratıyor. Bulaş yoluyla çevreyi kirleten pestisitler sadece kullananları değil pestisit kullanılmış ürünü tüketenleri de etkiliyor. Bu maddelerden zehirlenen kişilerin pek çoğunda uzun vadeli etkilerin gözlendiğine dikkat çekilen Pestisit Atlası’nda, son yıllarda özellikle parkinson hastalığı veya lösemi gibi kronik rahatsızlıklarda önemli bir artış yaşandığına vurgu yapılıyor. Bu alanda önemli bilimsel çalışmaların olduğu ifade edilen Atlas’ta pestisitler ayrıca karaciğer ve meme kanseri, tip 2 diyabet ve astım, alerji, obezite ve hormon bozuklukları açısından artan risk oranlarıyla da ilişkilendiriliyor. Yine doğum kusurları, erken doğum ve büyüme bozukluklarını da pestisitlerle olan temasla gerekçelendiren Pestisit Atlası’nda, son yılların en yoğun pestisit tartışmasının ise glifosat üzerinden yürütüldüğü ifade ediliyor. Bu herbisitle temas eden ve kanser olan sayısız insanın, pestisit üreticisi Bayer’e tazminat davası açtığı belirtilen araştırmada, bu davaların 30 bin kadarının ise halen devam ettiği vurgulanıyor. Geçmiş yıllarda birçok davayı kaybeden Bayer’in yaklaşık 96 bin davacıyla uzlaşmaya vardığı bilgisi de veriliyor ve bugüne kadar varılan uzlaşmaların 11,6 milyar Euro’ya mal olduğu tahmininde bulunuluyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün alt kuruluşu olan Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın (IARC), glifosatı 2015 Mart’ında olası bir kanserojen olarak sınıflandırdığı ifade edilen Atlas’ta 2019 yılında Washington Üniversitesi’nde yapılan bilimsel bir meta-analiz, pestisite maruz kalan kişilerde non-hodgkin lenfoması geçirme riskinin göreli olarak yüzde 41 arttığını da ortaya koyuyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Pestisitler 1.000 km kadar taşınabiliyor</strong></p>
<p>Pestisit Atlası’nda etken maddelerinin sadece uygulandıkları yerde kalmadığına dikkat çekiliyor. Pestisitler sızarak, rüzgârla ya da hava yoluyla çok uzaklara, bazıları ise 1000 kilometre kadar uzağa taşınabiliyor. İnsan sağlığına verdiği büyük zararların yanı sıra bu taşınmanın da etkisiyle biyoçeşitliliğe zarar verdiğine, toprak ekosistemini yok ettiğine değinilen Pestisit Atlası’nda gıdalardaki pestisit kalıntılarının insan sağlığına ciddi zararlar verebildiği de belirtiliyor. Atlas, dünya çapında yürütülen uzlaşı çabalarına rağmen izin verilen azami pestisit değerlerinin ülkeden ülkeye de büyük farklılıklar gösterdiğini vurguluyor. Sentetik kimyasal pestisitler kullanılmadan uzun yıllar boyunca organik tarım yapılan arazilerdeki bitki çeşitliliğinin, sadece birkaç yıldır organik tarım yapılan arazilere oranla 17 kat daha fazla olduğuna değinilen Atlas’ta, yararlı böceklerin zararlıların doğal düşmanı olduğu belirtiliyor. Atlas’a göre yararlı böceklerin önceliklendirilmesiyle pestisit kullanımı önemli ölçüde azaltılabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Dünyadaki tarım arazilerinin üçte ikisi en az bir pestisit ile kirlenmiş</strong></p>
<p>Pestisit Atlası, tarım zehirlerinin görünmeyen ekosistem üzerindeki etkilerini de ortaya koyuyor. Toprakta biriken pestisitlerin yenilenemeyen kaynağı da önemli ölçüde kirlettiğine dikkat çekilen Pestisit Atlası’nda dünyadaki tarım arazilerinin yaklaşık üçte ikisinin en az bir pestisit ile kirlenmiş olduğu vurgulanıyor. Avrupa’da 317 tarım arazisinden alınan toprak testlerinin yüzde 80’inden fazlasında pestisit kalıntısına rastlanmış. Yayımlanmış 400 sistematik araştırmaya göre pestisitler sağlıklı toprakları korumak için hayati önem taşıyan organizmalara zarar veriyor. Pestisit Atlası’nda bu alanda yapılan 2800’den fazla testin yüzde 70’inde bu sonuca ulaşıldığı belirtiliyor. Atlas’ta pestisitlerin kullanımlarından yıllar sonra bile toprakta kirliliğe neden olmaya devam ettiği ifade ediliyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Faydalı böcekler de yok oluyor</strong></p>
<p>Atlas’ta doğal faydalılar olarak tanımlanan uğurböceği, tırtır sineği veya kulağakaçanlar gibi canlıların doğal zararlı savaşçısı ve etkili bitki koruyucuları olduğuna dikkat çekiliyor. Bunların hem çevreye zarar vermediği hem de çiftçilere masraftan tasarruf ettirdiği belirtilirken pestisitler nedeniyle yaşam alanlarının büyük bir tehdit altında olduğuna yer veriliyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Toprağın yanı sıra nehirler, denizler ve yeraltı su kaynakları da kirleniyor</strong></p>
<p>Pestisit Atlası’nda su kaynaklarının pestisitlerle kirlenmesi başlığı yer alıyor. Atlas’a göre çevre uzmanları nehirlerin, denizlerin, karasularının ve yeraltı sularının pestisitlerle ne kadar kirlendiğini düzenli aralıklarla yapılan testlerle ortaya koyuyor. Zararlı maddeler akarsulara genellikle tarım alanlarından sızma yoluyla, yüzeysel akıntıyla ve sürüklenmeyle ulaşıyor. Atlas’ta Türkiye’deki akarsu ve göllerde bulunan pestisit kalıntılarını belirlemeye yönelik bilimsel çalışmalarda tarımsal faaliyetin yoğun olduğu bölgelerde sularda ve dip tortularında çeşitli pestisitlerin kalıntılarına rastlandığı belirtiliyor. Türkiye’deki akarsu ve gölleri pestisit kirliliğine karşı koruyacak bir kıyı-kenar şeridi uygulamasının olmadığı da Atlas’ta vurgulanıyor. Sulara pestisitlerin bulaşmasını önlemek için öncelikle pestisit kullanımını azaltmak ve zaman içinde de ortadan kaldırılması gerekliliği üzerinde duruluyor. Bunu sağlamak için de Türkiye genelinde uygulanacak agroekolojik bir tarım programının hayata geçirilmesi gerekliliği ifade ediliyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Ekolojik mahşer pestisitle geliyor!</strong></p>
<p>Tarım için çok önemli olan yararlı böcekler de pestisitten nasibini alıyor. Pestisit Atlası, yapılan bilimsel çalışmaların yararlı böceklerin yok oluşunu hızlandırdığını gösteriyor. Pestisit Atlası yapılan araştırmalarda bütün böcek popülasyonlarının yüzde 41 oranında azaldığını ve bütün türlerin üçte birinin yok oluşla karşı karşıya kaldığını dikkat çekiyor. Sydney Üniversitesi’nin yaptığı araştırmayı baz alan Atlas, her yıl böceklerin toplam biyolojik kütlesinin yüzde 2,5 oranında azaldığını vurguluyor. Böcek ölümlerine dair bölgesel örnekleri de veren Pestisit Atlası, Birleşik Krallık’ta kelebek popülasyonun 1976’dan beri yaklaşık yarıya indiğini söylüyor. Alman doğa koruma bölgelerinde, rastgele alınan örneklere göre uçucu böceklerin biyolojik kütlesi 1989 ile 2016 yılları arasında yüzde 76 azaldı. Kuzey Amerika’da doğu kral kelebeğinin sayısı 30 yılda yaklaşık yüzde 80 geriledi. Hollanda’daysa evcikli böceklerin sayısı 2006 ile 2016 yılları arasında yüzde 60 azaldı. Birçok bölge, özellikle de tropik bölgeler için henüz veri yok. Atlas’ta ‘eldeki bilgiler, azalmanın küresel bir olgu olduğuna işaret ediyor’ ifadesi kullanıldı. Yararlı böceklere en fazla zarar veren pestisit ise neonikotinoidler olarak belirtiliyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Türkiye’de de yasak ancak ihraç edilen ürünlerde pestisit çıkıyor</strong></p>
<p>Neonikotinoidlerin Türkiye tarımında da yoğun bir şekilde kullanıldığına işaret eden Pestisit Atlası, neonikotinoid grubu bünyesinde yedi adet pestisit bulunduğunu belirtiyor. Bu yedi pestisitten beşinin Türkiye tarımında uzun yıllar boyunca kullanıldığı ifade ediliyor. Bu pestisitlerin kullanımına 2018 yılında Türkiye’de de bazı kısıtlamalar getirildi. Bakanlık ile yapılan görüşmeler sonrasında imidakloprid, klotianidin ve tiametoksam isimli pestisitlerin kullanımına büyük sınırlamalar konuldu. Ancak 2019 yılında yapılan bir çalışmada gıda ürünlerinde bu pestisitlerin kalıntılarının tespit edilmesi bu sınırlamaların uygulanmadığını da gösteriyor. 27 Eylül 2021 tarihinde çıkarılan yeni pestisit yönetmeliği ile 2018 yılında alınan yasaklama kararı esnetilerek çeşitli ürünlerde (asetamiprid, imidakloprid, tiakloprid, tiametoksam) kullanımı serbest bırakıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı 2018 yılında aldığı kararda hormonal sistem bozucu tiakloprid aktif maddesini içeren pestisitlerin kullanımı hakkında daha sonra karar vereceğini, şimdilik kullanıma devam edileceğini belirtmişti. Avrupa Birliği 15 Ocak 2020 tarihinde aldığı bir kararla tiakloprid kullanımını yasakladı. Yasaklama kararının tiaklopridin yeraltı sularına bulaşma potansiyelinin yüksek olması ve insanlarda üreme sağlığı üzerinde olumsuz etkiler göstermesi nedeniyle alındığı belirtiliyordu. Bu ciddi gerekçelere rağmen tiakloprid Türkiye’de hâlâ yasaklanmadı. Pestisit Atlası’nda, 2021 yılında çıkarılan son pestisit yönetmeliğinde de hormonal sistem bozucu tiaklopridin çeşitli tarımsal ürünlerde kullanılmasına hâlâ izin verildiğini de ifade ediliyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Pestisitin beş büyüğünün toplam cirosu 30,9 milyar Euro…</strong></p>
<p>Dünyada pestisit kullanımına, Sanayi Devrimi sonrasında 1940’larda başlanıyor. Tarımda kullanılan pestisitlerin üretiminin yıllar içinde artarak devam ettiği belirtilen Atlas’ta şu bilgiler yer alıyor: Pestisit kullanımındaki artış, 1990-2017 yılları arasında yüzde 80’lere ulaştı. Türkiye’de 1990 yılında yaklaşık 30 bin ton civarında kullanılan pestisitler iki kat artış göstererek 2018 yıllında 60 bin tona ulaştı. 2020 yılında ise bu oran 54 bin ton oldu. Dünyada en çok pestisit üreten dört şirket ise Syngenta, Bayer, Corteva ve BSF olarak belirtiliyor. Atlas’ta bu dört şirketin 2020 yılında pestisit üretiminden toplam 30,9 milyar Euro ciro yaptığı ifade ediliyor. Syngenta 9.9 milyar Euro ile sıralamada birinci olurken, Bayer 9.8 milyar Euro ikinci, Corteva 5,7 milyar Euro ile üçüncü, BSF ise 5.5 milyar Euro ciroyla dördüncü en çok kazanan şirket oluyor. Kimya sektöründeki bazı satın almalar sonucunda pestisit üretiminde beş şirket öne çıkıyor. Bu şirketler; Syngenta, Bayer, Corteva, BSF ve FM. Pestisit Atlası’na göre bu beş şirketin 2018 yılında Türkiye’deki satış gelirleri 68 milyon dolar olarak gerçekleşti. Beş şirketin elde ettikleri bu gelirin yüzde 16’sı insan sağlığına ve ekosisteme zarar veren son derece tehlikeli pestisitlerin satışından elde ediliyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>En yoğun pestisit kullanımı Adana, Mersin, Manisa, Aydın, Bursa, İzmir ve Antalya…</strong></p>
<p>Pestisit Atlası’nda 2020 yılında Türkiye’de kullanılan pestisit miktarının 50 ile 60 bin ton/yıl olduğu tahmininde bulunuluyor. Atlas’ta pestisit kullanılan illere yönelik çarpıcı bilgiler yer alıyor. Pestisit Atlası’nda kullanılan pestisit miktarının yaklaşık yüzde 50’sinin Adana, Mersin, Manisa, Aydın, Bursa, İzmir ve Antalya’da kullanıldığı ifade ediliyor. Bu illerde hektar başına kullanılan pestisit miktarı çok fazla. Antalya’da 2020 yılında hektar başına pestisit kullanımı yaklaşık 14 kg, Manisa’da 9 kg seviyesinde. Pestisit kullanımının yoğun olduğu illerde halk sağlığı, biyoçeşitlilik kaybı, kimyasal kirlilik gibi önemli sorunların görülmesi bekleniyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Yasak var, uygulanmıyor</strong></p>
<p>Pestisit Atlası’na göre Türkiye’de kullanılan pestisit etken madde sayısı 2018 yılında 385 adede düştü. 2008-2021 yılları arasında da 213 etken maddenin kullanımına yasak getirildi. Ancak Atlas’ta Türkiye’den ihraç edilen gıda ürünlerinde yasaklanmış pestisit kalıntılarının çıktığına bu nedenle pestisit etken madde sayısının resmi kurumların bildirdiği sayıdan çok daha fazla olduğuna işaret edildi. </p>
<p> </p>
<p><strong>Türkiye’de pestisit onayından Tarım ve Orman Bakanlığı sorumlu</strong></p>
<p>Pestisit Atlası’ndaki bilgilere göre Avrupa Birliği’nde pestisitlere ruhsat süreci iki aşamada gerçekleşiyor. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin (EFSA) denetiminde yürütülen bu sürecin ilk aşamasında etken maddeler tüm Avrupa düzeyinde onaydan geçiriliyor. İkinci aşamada ise bu etken maddeleri içeren ürünler tek tek AB üye devletleri tarafından onaylanıyor. Pestisit üreticileri, çevre ve sağlık bakımından risk değerlendirmesi yapılabilmesi için gereken verileri içeren bilimsel bilgi ve çalışmaları sunuyor. EFSA bunun ardından sunulan dosyaları incelemek üzere farklı üye devletleri raportör olarak görevlendiriyor. Raportör, onay talep edilen ürünlerin insan sağlığı ve çevre açısından risklerine dair bir ‘Taslak Rapor’ hazırlayıp EFSA’nın ve üye devletlerin değerlendirmesine gönderiyor. Bu süreç sonucunda çevre ve insan sağlığı açısından kabul edilemeyecek etkiler bulunmadığı sonucuna varılacak olursa, EFSA tarafından onay veriliyor. Yani örneğin söz konusu etken madde faydalı böceklere zarar verecek olsa dahi EFSA’dan onay alabiliyor. Türkiye’de onay sürecinden Tarım ve Orman Bakanlığı sorumlu. Bakanlık, Avrupa Birliği’ndeki onay süreçlerini dikkate alsa da ülkede kullanılan pestisitler AB’de kullanılan pestisitlerden farklı. Örneğin çocukların bilişsel yeteneklerine zarar verdiği için 2016’da AB’de yasaklanan klorpirifos etil Türkiye’de ancak 21 Mayıs 2020 tarihinde yasaklandı. Pestisit Atlası, alınan yasak kararının bir pestisitin kullanımını sonlandırmadığına değiniyor. Atlas’ta klorpirifos etilin hâlâ Türkiye’den ihraç edilen gıdalarda kalıntısı en çok çıkan pestisitlerden biri olduğuna dikkat çekiliyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>İyi örnekler de var: Lüksemburg, Danimarka…</strong></p>
<p>Pestisit Atlası’na göre dünyanın en büyük pestisit pazarlarından biri Avrupa Birliği. Birliğin pestisit kullanımını azaltmaya yönelik yasaklarına rağmen üretim devam ediyor. Avrupa Birliği’ne üye ülkeler arasında pestisit kullanımı ülkenin tarım modeline göre değişiklik gösteriyor. Pestisit Atlası’na göre 1 Ocak 2021’den itibaren bir herbisit olan glifosatı içeren her tür ürünün kullanılmasını yasaklayan tek ülke Lüksemburg oldu. Ülke ayrıca üzüm üretiminde, bütün insektisit türlerinin kullanımına da aşamalı olarak son vermek ve bunları kimyasal olmayan alternatiflerle değiştirmek için AB’nin Ortak Tarım Politikası fonundan yararlanıyor. Pestisit Atlası’na göre pestisit kullanımında en çarpıcı düşüş Danimarka’da gözleniyor. Çünkü Danimarka 1972’de pestisit harcı uygulaması getirdi ve 1982’de ise bunu pestisit vergisi ile destekledi. Vergiden elde edilen gelir de tarım sektörüne aktarılıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>İnsana, doğaya, yaşama zarar veren zehir: Pestisitler</strong></p>
<p>Henirich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği Proje Direktörü Yonca Verdioğlu, Pestisit Atlası’nın 26 başlık altında toplanan makalelerden oluştuğunu söyledi. Bu Atlas ile pestisite yönelik farkındalığın oluşturulmasını hedeflediklerini belirten Verdioğlu, “Pestisitlerin nereden geldiği, nasıl kullanıldığı ve yarattığı etkiler hakkında birçok ülkede veriler yok denecek kadar az. Varsa bile bunlara ulaşmak neredeyse mümkün değil. Ne yazık ki Türkiye de bu ülkeler arasında yer alıyor. Resmi rakamlara göre, tarım arazilerinde kullanılan yıllık yaklaşık 60 bin ton pestisitin yol açtığı etkilerin son derece vahim olduğu kuşkusuz. Pestisit kullanımı başta insanlarda ve özellikle çocuklarda sağlık sorunlarına neden olurken, ekolojik çeşitliliği yok ediyor, hızlı bir yok oluşa neden oluyor. Biz Dernek olarak pestisitin çevreye, doğal hayata insana ne tür zararlar verdiğini ortaya koyarak bu zehirleri nasıl azaltabileceğimize dair tartışmalara anlamlı bir katkı sunmayı amaçlıyoruz. Bu uzun soluklu ve zahmetli çalışma sonucunda ortaya pestisit kullanımının insan sağlığına, doğaya, ekosisteme, biyoçeşitliliğe verdiği zararlar ortaya konuyor ve bu tarım zehirlerinin yerine üretimde kullanılabilecek alternatif çözümlere de yer veriyoruz” dedi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Çocuklarımızın geleceği tehlikede”</strong></p>
<p>Pestisit Atlası’nın Türkiye’ye dair bilgilerini oluşturan ve bilimsel okumaları yapan Gıda Mühendisi Yazar Dr. Bülent Şık, pestisitin sağlığa ve ekosisteme etkilerinin uzun zamandır bilinmesine rağmen pestisit kullanımının bütün dünyada artış gösterdiğine dikkat çekti. Türkiye’de pestisitin ağırlıklı olarak insan sağlığı çerçevesinde tartışıldığına değinen Şık, pestisit ve kalıntılarından en fazla çocukların etkilendiğini belirtti. Türkiye nüfusunun yüzde 26,5’ini çocukların oluşturduğunu kaydeden Şık, 23 milyon çocuğun pestisit tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. </p>
<p> </p>
<p>Pestisit Atlası’nda sağlık ve çevre için özellikle yüksek düzeyde akut ve kronik risk oluşturduğu kanıtlanmış zehirlerin ‘Yüksek Riskli Pestisitler” olarak tanımlandığını söyleyen Şık, “Yüksek Riskli Pestisitler’lerin tanımlanması konusunda kriter var. Ancak hiçbir uluslararası anlaşma veya protokol bunların tamamına yer vermiyor. Tüm dünyada kullanılan bütün pestisitlerden hukuken bağlayıcı uluslararası sözleşmeler kapsamında düzenleme altına alınan pestisitlerin oranı sadece yüzde 4 seviyelerinde” olduğunu belirtti. </p>
<p> </p>
<p><strong>“Pestisit olumsuz etkilerini değerlendiren rutin çalışmalar çok az”</strong></p>
<p>Kullanılan pestisit miktarlarının ve kalıntılarının izlenmesinin insan sağlığı, çevre ve ekoloji için zorunlu olduğunu kaydeden Şık, “Ancak Türkiye’de ve dünyanın pek çok yerinde izlenmiyor” dedi.  Dünyada biyoçeşitliliğin korunması için konulan uluslararası hedeflere ulaşmanın tek yolunun pestisit kullanımını azaltmak olduğunu vurgulayan Şık, “Her yıl bütün dünyada yaklaşık 385 milyon pestisit zehirlenmesi vakası yaşanıyor. Bu zehirlenmeden en fazla mağdur olanlar ise tarım alanında çalışan insanlar. Öte yandan Avrupa’da ekoloji ve sağlık nedeniyle kullanılmasına izin verilmeyen pestisitlerin üretilmesine ve başka ülkelere ihraç edilmesine ise devam ediliyor. AB’de pestisitlerin kullanım onayı katı kurallara bağlı. Buna rağmen onay verilirken pestisitlerin ekosistemlerin tamamı üzerindeki zararlı etkileri ne yazık ki dikkate alınmıyor” diye konuştu. Bülent Şık, Türkiye’de de pestisitlerin kullanımının onaya bağlı olduğunu, ancak ekosistem üzerindeki zararlı etkileri bilinmediği gibi insan sağlığına yönelik olumsuz etkilerini değerlendiren çalışmalarının da çoğu ülkede, özellikle de AB ülkelerinde yapılan rutin çalışmalara kıyasla çok az olduğunu ifade etti. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Zehirli Pestisitlerin Türkiye’de kullanıldığı alanlar</strong></p>
<p><strong>Glifosat:</strong> Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) kanser araştırma ajansı tarafından “muhtemel kanserojen” olarak sınıflandırılıyor. Türkiye’de zeytin, üzüm, portakal, mandalina, fındık, elma, kayısı, şeftali, greyfurt, limon, asma yaprağı üretiminde kullanılıyor. Bayer tarafından üretilen Glifosat’ın 2018’deki cirosu 841 milyon dolardır.</p>
<p><strong>Tiametoksam:</strong> Arılar başta uçucu böceklere zarar verdiği için AB’de tarım arazilerinde kullanılması yasaklandı. Syngenta şirketi tarafından üretilen zehir, Türkiye’de marul, soya fasulyesi, yağlık zeytin, mısır, karpuz, hıyar, patlıcan, biber, domates, patates, şeftali, armut ve elma başta olmak üzere çeşitli ürünlerde kullanılıyor. Ürünün 2018’deki cirosu 242 milyon dolardır.</p>
<p><strong>Glufosinate:</strong> Avrupa Kimyasallar Ajansı’na göre “üremeyi riske atıyor.” Türkiye’de zeytin, üzüm, erik, şeftali, kayısı, armut, kiraz, elma, limon ve turunçgillerde kullanılıyor. BASF tarafından üretilen Glufosinate’in 2018 yılı cirosu 227 milyon dolardır.</p>
<p><strong>Klorantraniliprol:</strong> Su organizmaları için çok tehlikeli. Türkiye’de kullanılmasına izin verilen ürünler arasında en başta gelen pestisitlerden biri. Pamuk, şeker pancarı, mısır, yer fıstığı, mercimek, asma yaprağı, baş lahana, karnabahar, kornişon, hıyar, patlıcan, biber, domates, patates, ceviz, Antep fıstığı, fındık ve üzüm başta olmak üzere yaygın olarak tüketilen tüm meyve çeşitlerinde kullanılıyor. FMC tarafından üretilen Klorantraniliprol 2018 yılında 255 milyon dolarlık ciro elde etti. </p>
<p><strong>Siprokonazol:</strong> AB’ye göre “üremeyi riske atıyor.” Türkiye’de şeker pancarı, buğday, mısır, pirinç, asma yaprağı ve üzümde kullanılıyor. Corteva tarafından üretilen Siprokonazol 2018 yılında dünyada 144 milyon dolar ciro elde etti. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-her-yil-385-milyon-pestisit-zehirlenmesi-vakasi-yasaniyor-11-bin-kisi-hayatini-kaybediyor-413431">Dünyada Her Yıl 385 Milyon Pestisit Zehirlenmesi Vakası Yaşanıyor, 11 Bin Kişi Hayatını Kaybediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
