<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Vaka | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/vaka/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/vaka</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 21 May 2026 08:03:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>Vaka | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/vaka</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yangında hayat kurtarıyor, evde oğlunun umudu oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yanginda-hayat-kurtariyor-evde-oglunun-umudu-oluyor-636996</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2026 08:03:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bulut]]></category>
		<category><![CDATA[bulutun]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[evde]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[Gülden]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[oğlu]]></category>
		<category><![CDATA[oğlunun]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[umudu]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[yangında]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=636996</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda paramedik olarak görev yapan Gülden Demir, acil vakalarda yaşam için mücadele ederken, evinde de nadir görülen genetik hastalıkla yaşayan oğlu Bulut’un gelişimi için yıllardır umutla savaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanginda-hayat-kurtariyor-evde-oglunun-umudu-oluyor-636996">Yangında hayat kurtarıyor, evde oğlunun umudu oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda paramedik olarak görev yapan Gülden Demir, acil vakalarda yaşam için mücadele ederken, evinde de nadir görülen genetik hastalıkla yaşayan oğlu Bulut’un gelişimi için yıllardır umutla savaşıyor. Dünyada yalnızca 21 vakada görülen AKT3 gen bozukluğuna sahip Bulut’un, hastalığın en iyi seyir gösterdiği ikinci vaka olması ise aileye umut veriyor.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda 2010 yılından bu yana paramedik olarak görev yapan Gülden Demir’in yaşamı, oğlu Bulut’un doğumuyla birlikte farklı bir mücadeleye dönüştü. Acil vakalarda insanların hayatına dokunan Demir, yıllardır evinde de oğlunun gelişimi için büyük bir mücadele veriyor. 9 yaşındaki Bulut Demir, dünyada yalnızca 21 kişide görülen AKT3 gen bozukluğuna bağlı makrosefali ve yaygın gelişim geriliğiyle yaşamını sürdürüyor. Literatürdeki en nadir vakalardan biri olarak gösterilen Bulut’un durumu, aynı zamanda umut verici bir tablo ortaya koyuyor. Bulut, hastalığın en iyi seyir gösterdiği ikinci vaka olarak öne çıkıyor. Anne karnından itibaren zorlu bir süreç yaşayan Bulut; nöroloji, genetik ve farklı branşlarda yakından takip edildi. Henüz 1 yaşına gelmeden fizik tedavi ve özel eğitime başlayan Bulut, bugün de eğitim ve hareket terapilerine devam ediyor. Uzun süren genetik ve nörolojik testlerin ardından kesin tanı ise 5 yaşında konulabildi.</p>
<p><strong>“4 yıldır o adımı bekliyorduk”</strong></p>
<p>2014 yılında kızı Defne’yi, 2017’de ise oğlu Bulut’u dünyaya getiren Gülden Demir, oğlunun doğumundan kısa süre sonra gelişim farklılıkları fark ettiklerini söyledi. Uzun süre tanı konulamadığını belirten Demir, “3 aylık olduğunda hala başını tutamıyordu. Genetik testler yapılıyordu ama sonuç alamıyorduk” dedi. Bulut’un ilk adımlarını 4 yaşında attığını anlatan Demir, İzmir depremindeki 72 saatlik görevin ardından eve döndüğünde oğlunun ilk kez yürüdüğünü gördüğünü belirterek, “Bulut ilk kez adım atıyordu. Birçok insana göre geç olabilir ama bizim için çok büyük bir adımdı. Çünkü 4 yıldır onun yürümesini bekliyorduk” diye konuştu. Yıllar süren testlerin ardından Bulut’a, “akt3 gen bozukluğuna bağlı makrosefali” tanısı konulduğunu aktaran Demir, oğlunun dünya literatürüne geçen 21’inci vaka olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>“Bulut bize her şeyin zamanı gelince olduğunu öğretti”</strong></p>
<p>Doktorların Bulut’un gelişimini yakından takip ettiğini belirten Gülden Demir, oğlunun dünya literatüründeki 21’inci vaka olduğunu ve hastalığın en iyi seyir gösterdiği ikinci çocuk olarak değerlendirildiğini söyledi. Tedavi sürecinde ilaç yerine eğitim ve destek çalışmalarına ağırlık verdiklerini ifade eden Demir, “Bulut bize her şeyin zamanı gelince olduğunu öğretti” dedi. 24 saatlik nöbet sistemiyle çalıştığını anlatan Demir, görev sırasında tüm dikkatini vakalara vermek zorunda olduğunu belirterek, “İnsanların en zor anlarında yanlarında oluyoruz. O anda kendi acımızı bir kenara bırakıp tamamen vakaya odaklanıyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Mücadeleci yönümü ortaya çıktı”</strong></p>
<p>Süreç boyunca içine kapanmak yerine sosyal yaşamdan kopmamaya çalıştıklarını söyleyen Gülden Demir, “Görev başında olduğum gibi oğlumun yaşam mücadelesinde de pes etmedim.Ben düşersem Bulut’un da düşeceğinin farkındayım. Bulut daha yürüyemezken tırmanma duvarına çıkmak için mücadele ediyordu. O savaşıyorsa ben asla bırakamam. Bulut benim mücadeleci yönümü ortaya çıkardı.  Bir de kızım var. Ailem için ayakta duracağım. Biz birbirimize güç veriyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanginda-hayat-kurtariyor-evde-oglunun-umudu-oluyor-636996">Yangında hayat kurtarıyor, evde oğlunun umudu oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de her yıl ortalama 19 vaka görülüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-yil-ortalama-19-vaka-goruluyor-635652</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 12:22:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[19]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hantavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[ortalama]]></category>
		<category><![CDATA[tipi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635652</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir gemide ortaya çıkarak dünyayı paniğe sürükleyen hantavirüsün ilk kez Kore Savaşı sırasında dikkat çektiğini hatırlatan Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Virüs ismini Kore’de bulunan Hantan Nehri’nden alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-yil-ortalama-19-vaka-goruluyor-635652">Türkiye&#8217;de her yıl ortalama 19 vaka görülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gemide ortaya çıkarak dünyayı paniğe sürükleyen hantavirüsün ilk kez Kore Savaşı sırasında dikkat çektiğini hatırlatan Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Virüs ismini Kore’de bulunan Hantan Nehri’nden alıyor. O dönemde nehir çevresindeki kemirgenlerle temas eden askerlerde sık görülmesi nedeniyle tanımlandı. Yani hantavirüs, sanıldığı gibi yeni ortaya çıkan bir virüs değil; yaklaşık 70 yıldır biliniyor” diye konuştu.</p>
<p><strong> En sık bulaş yolu kemirgen teması</strong></p>
<p>Virüsün çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla bulaştığını vurgulayan Prof. Dr. Çetinkaya, “Fare ve benzeri kemirgenlerin idrarı, dışkısı ya da salyasıyla temas sonrası bulaşabiliyor. Özellikle uzun süre kapalı kalmış depo, ahır, kulübe gibi alanların temizliği sırasında risk artıyor” ifadelerini kullandı. Toplumda en çok merak edilen konunun insandan insana bulaşma olduğunu belirten Prof. Dr. Çetinkaya, “Hantavirüs türlerinin büyük bölümünde rutin sosyal temasla bulaşma beklenmez. Ancak Güney Amerika tipi olarak bilinen bazı türlerde insandan insana bulaş görülebiliyor. Son günlerde bir gemide görülen ve ölümlerle sonuçlanan vakalarda da bu tip etkili oldu” dedi.</p>
<p><strong> İki farklı tipi bulunuyor</strong></p>
<p>Hastalığın iki ana tipi olduğunu paylaşan Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Avrupa ve Doğu Asya tipi daha çok böbrekleri etkiliyor ve böbrek yetmezliğine neden olabiliyor. Amerika tipi ise daha ağır seyrederek akciğer, kalp ve böbrek yetmezliğiyle birlikte kanamalı ateş tablosuna yol açabiliyor” dedi. Böbrek tutulumunun tedavi edilebildiğini de vurgulayan Prof. Dr. Çetinkaya, “Bazı hastalarda gelişen böbrek yetmezliği birkaç diyaliz uygulamasıyla kontrol altına alınabiliyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong> Grip belirtileriyle karışabiliyor</strong></p>
<p>Hantavirüs belirtilerinin çoğu zaman grip ile karıştırıldığını ifade eden Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Eklem ağrısı, yüksek ateş, halsizlik, öksürük ve bazı vakalarda ishal görülebiliyor. Ancak hantavirüste peteşiyal döküntüler dediğimiz cilt bulguları dikkat çekebiliyor. Bunun yanı sıra kola renginde idrar görülmesi böbrek tutulumu açısından önemli bir işaret olabiliyor. Özellikle düşmeyen ateş önemli belirtilerden biri” dedi</p>
<p><strong>Türkiye’de her yıl ortalama 19 vaka görülüyor</strong></p>
<p>Türkiye’de de hantavirüs vakalarının görüldüğünü belirten Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “2009-2025 yılları arasındaki verilere baktığımızda ülkemizde yılda ortalama 19 vaka görüldüğünü söyleyebiliriz. Son 17 yılda toplam 336 vaka bildirildi ve 16 kişi yaşamını kaybetti” bilgisini paylaştı.</p>
<p><strong>Panik yaratacak bir durum yok</strong></p>
<p>Hastalığın tedavisinde kullanılan etkili seçenekler bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Hepatit C tedavisinde kullandığımız bazı antiviral ilaçların hantavirüs kaynaklı ölüm oranlarını ciddi şekilde azalttığını biliyoruz. Şu anda dünya genelinde panik yaratacak bir durum söz konusu değil. Hastalığın yayılmasıyla ilgili aşırı endişe duymaya gerek yok” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-yil-ortalama-19-vaka-goruluyor-635652">Türkiye&#8217;de her yıl ortalama 19 vaka görülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hantavirüsün insandan insana yayılım riski düşük</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hantavirusun-insandan-insana-yayilim-riski-dusuk-634635</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 09:33:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Alan]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[düşük]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hantavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[hantavirüsün]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[insana]]></category>
		<category><![CDATA[insandan]]></category>
		<category><![CDATA[kemirgenler]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yayılım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634635</guid>

					<description><![CDATA[<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, "Hantavirüsün bulaşma dinamikleri nedeniyle geniş çaplı bir pandemi oluşturma riski düşük.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hantavirusun-insandan-insana-yayilim-riski-dusuk-634635">Hantavirüsün insandan insana yayılım riski düşük</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, &#8220;Hantavirüsün bulaşma dinamikleri nedeniyle geniş çaplı bir pandemi oluşturma riski düşük. Virüsün esas olarak kemirgenler aracılığıyla bulaşması ve insandan insana yayılımın son derece sınırlı olması nedeniyle pandemi beklemiyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Hastanelerinden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Hantavirüsler, kemirgenler ve bazı böcekçil hayvanlar aracılığıyla taşınan, zarflı RNA yapısına sahip virüslerdir. Bunyaviridae ailesi içerisinde yer alan bu virüs grubu, farklı türleriyle insanlarda çeşitli hastalıklara yol açabilmektedir. Bugüne kadar en az 40 hantavirüs türü tanımlanmış olup bunların en az 22&#8217;sinin insanlarda hastalık yapabildiği biliniyor. Her hantavirüs tipi genellikle belirli bir kemirici türü ile ilişkilidir ve virüs doğada bu hayvanlar arasında dolaşımını sürdürür” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Sönmnezoğlu, &#8220;Virüs adını, ilk kez izole edildiği Hantaan Nehri&#8217;nden alıyor. 1978 yılında Ho Wang Lee tarafından Kore&#8217;de bu nehir çevresinde yaşayan bir kemiriciden izole edilerek bilim dünyasına kazandırılmıştır. Bu keşif, hastalığın nedeninin anlaşılmasında önemli bir dönüm noktası olmuştur. Hantavirüs yeni bir virüs değil. Hastalık ilk olarak Kore Savaşı sırasında dikkat çekiyor. O dönemde Amerikan askerleri arasında yüksek ateş, şiddetli kanamalar ve böbrek yetmezliği ile seyreden vakalar görülüyor ve hastalık &#8216;Kore Kanamalı Ateşi&#8217; olarak adlandırılıyor. Amerikan ordusu 1951-1952 yılları arasında 3500&#8217;den fazla vaka ve yaklaşık 400 ölüm kaydetmiş. Savaş sonrası asker hareketliliği ve lojistik faaliyetler nedeniyle hastalığın belirtileri dünyanın farklı bölgelerinde de görülmeye başlanmış&#8221; dedi.</p>
<p>‘BÖBREK YETMEZLİĞİ GÖRÜLEBİLİR’</p>
<p>Prof. Dr. Sönmnezoğlu,&#8221;Hantavirüsler, coğrafi dağılımına ve virüs tipine bağlı olarak iki ana klinik tabloya neden olur; Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu (HCPS). Daha çok Amerika kıtasında görülür. Akciğer tutulumu ön plandadır. Hastalık ani başlangıçlı olup hızla ağırlaşabilir. Öksürük, nefes darlığı, akciğerlerde sıvı birikimi ve dolaşım yetmezliği gelişebilir. Bu formun ölüm oranı oldukça yüksektir. Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) ise Avrupa ve Asya&#8217;da yaygındır. Böbrek tutulumu ile karakterizedir. Hastalarda düşük tansiyon, kanama eğilimi ve böbrek yetmezliği görülebilir. Türkiye&#8217;de bildirilen vakalar genellikle bu klinik tablo ile uyumludur&#8221; diye konuştu.</p>
<p>‘ÇİFTÇİLİK VE ORMANCILIK GİBİ FAALİYETLER BULAŞ RİSKİNİ ARTIRIR’</p>
<p>Hantavirüslerin çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaştığını söyleyen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, &#8220;Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya tükürüğü ile çevreye yayılan virüs, kuruyarak havaya karışabilir ve solunum yoluyla insanlara geçebilir. Kontamine partiküllerin solunması, kemirgen atıklarıyla temas, nadiren kemirgen ısırıkları ile bulaşabilir. Kapalı ve yetersiz havalandırılan alanların temizlenmesi, kemirgen istilasına uğramış ortamlarda bulunmak, çiftçilik ve ormancılık gibi faaliyetler bulaş riskini artırır. Genel olarak hantavirüsler insanlar arasında bulaşmaz. Ancak Amerika kıtasında görülen Andes virüsü için nadir de olsa insandan insana bulaş bildirilmiştir. Bu bulaşın genellikle aynı evde yaşayan kişiler veya yakın temaslılar arasında, uzun süreli temas sonucu gerçekleştiği belirtilmektedir&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8216;BELİRTİLER 1 İLA 8 HAFTA İÇİNDE ORTAYA ÇIKAR&#8217;</p>
<p>Prof. Dr. Sönmezoğlu, &#8220;Belirtiler genellikle virüse maruz kalındıktan sonra 1 ila 8 hafta içinde ortaya çıkar. Erken dönem belirtileri; ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, karın ağrısı, bulantı ve kusma. İleri dönem belirtileri; HCPS&#8217;de: öksürük, nefes darlığı, akciğer ödemi. HFRS&#8217;de: düşük tansiyon, kanama bozuklukları, böbrek yetmezliği. Hastalık bazı hastalarda hızla ağırlaşarak hayati risk oluşturabilir. Hantavirüs enfeksiyonunun erken tanısı, belirtilerin diğer birçok hastalıkla benzerlik göstermesi nedeniyle zor olabilir. Bu nedenle hastanın öyküsü büyük önem taşır. Özellikle kemirgen teması, mesleki riskler ve seyahat geçmişi sorgulanmalıdır. Tanı yöntemleri olarak serolojik testler (IgM ve IgG antikorlarının tespiti), PCR ile viral RNA&#8217;nın gösterilmesi kullanılır. Laboratuvar çalışmaları yüksek biyogüvenlik önlemleri gerektirir&#8221; dedi.</p>
<p>&#8216;DÜNYA GENELİNDE HER YIL BİNLERCE VAKAYA NEDEN OLUR&#8217;</p>
<p>Prof. Dr. Sönmezoğlu, &#8220;Hantavirüs enfeksiyonu için onaylanmış spesifik bir antiviral tedavi veya aşı bulunmuyor. Tedavi tamamen destekleyicidir. Solunum desteği, sıvı ve elektrolit dengesi, böbrek fonksiyonlarının izlenmesi, gerekli durumlarda yoğun bakım desteği yapılır. Erken dönemde uygun tıbbi müdahale, özellikle ağır vakalarda hayatta kalma şansını artırır. Hantavirüs enfeksiyonları nadir görülmekle birlikte dünya genelinde her yıl binlerce vakaya neden olur. Yıllık tahmini vaka sayısı; 10.000 &#8211; 100.000 civarındadır. Vakaların büyük çoğunluğu Asya ve Avrupa&#8217;da görülür. Amerika kıtasında daha az vaka olmasına rağmen hastalık daha ağır seyreder. Ölüm oranları  Avrupa ve Asya&#8217;da yüzde 1 &#8211; yüzde 15, Amerika kıtasında yüzde 20 &#8211; yüzde 50 arasındadır&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Sönmezoğlu, &#8220;Hantavirüs enfeksiyonları dünya genelinde farklı bölgelerde görülüyor. Çin en yüksek vaka sayısına sahip ülke. Güney Kore düzenli olarak vaka bildiriliyor. Kuzey ve Orta Avrupa&#8217;da her yıl binlerce vaka görülüyor. Güney Amerika daha az vaka ancak daha yüksek ölüm oranına sahip. Türkiye&#8217;de hantavirüs vakaları 2009 yılından bu yana bildiriliyor. 2009-2025 yılları arasında yıllık vaka sayıları 4 ile 58 arasında değişmiş. Türkiye&#8217;de görülen vakalar genellikle böbrek tutulumu ile seyreden HFRS formundadır. Hantavirüs enfeksiyonu açısından risk altında olan gruplar; çiftçiler, orman işçileri, depo, ahır ve kapalı alan çalışanları, kemirgenlerle temas riski olanlardır. Ayrıca uzun süre kapalı kalmış alanları temizleyen kişiler de risk grubunda yer alır&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8216;KORUNMANIN EN ETKİLİ YOLU KEMİRGENLERLE TEMASI AZALTMAKTIR&#8217;</p>
<p>Prof. Dr. Sönmezoğlu, &#8220;Yaşam alanlarının temiz tutulmalıdır. Kemirgen girişleri engellenmelidir. Gıdalar güvenli şekilde saklanmalıdır. Temizlik sırasında toz oluşumu önlenmelidir. Kirli alanlar temizlenmeden önce nemlendirilmelidir. El hijyenine dikkat edilmelidir&#8221; dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hantavirusun-insandan-insana-yayilim-riski-dusuk-634635">Hantavirüsün insandan insana yayılım riski düşük</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky MDR, tespit ve inceleme yetkinliklerini güçlendiren önemli güncellemelerle yenilendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-mdr-tespit-ve-inceleme-yetkinliklerini-guclendiren-onemli-guncellemelerle-yenilendi-627633</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 08:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendiren]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[mdr]]></category>
		<category><![CDATA[olay]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[tespit]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[yanı]]></category>
		<category><![CDATA[yetkinliklerini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=627633</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky Managed Detection and Response (MDR) hizmeti; gelişmiş otomasyon ve olay yönetimi özellikleri, endüstriyel ve gömülü sistemlere yönelik yeni çözümler ve iyileştirilmiş kullanıcı deneyimi ile güncellendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-mdr-tespit-ve-inceleme-yetkinliklerini-guclendiren-onemli-guncellemelerle-yenilendi-627633">Kaspersky MDR, tespit ve inceleme yetkinliklerini güçlendiren önemli güncellemelerle yenilendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaspersky Managed Detection and Response (MDR) hizmeti; gelişmiş otomasyon ve olay yönetimi özellikleri, endüstriyel ve gömülü sistemlere yönelik yeni çözümler ve iyileştirilmiş kullanıcı deneyimi ile güncellendi. Bu yenilikler, siber güvenliği güçlendirirken tehditlere karşı çok daha hızlı ve etkili bir müdahale kapasitesi sunuyor.</strong></p>
<p>Kaspersky MDR, dünya genelinde çok çeşitli sektörlerdeki kurumlar tarafından yaygın olarak kullanılıyor. Kaspersky Security Services tarafından yayımlanan küresel rapora göre; bu çözüm, 2025 yılında her gün insan kaynaklı üçe kadar yüksek öncelikli olayı tespit ederek müdahale süresini bir önceki yıla göre yaklaşık %22 oranında azalttı. Bu başarı; gelişmiş otomasyon, artırılan tespit kuralları ve Kaspersky uzmanlarının sürekli geliştirilen uzmanlığının bir yansıması olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Siber tehditlerin her geçen gün daha karmaşık ve tespit edilmesi güç hale geldiği günümüzde Kaspersky, çözümlerini bu gelişime paralel olarak sürekli güncelliyor ve geliştiriyor. Bu vizyon doğrultusunda yenilenen Kaspersky MDR, müşteri deneyimini bir üst seviyeye taşımayı hedefleyen bir dizi kritik güncellemeyi beraberinde getiriyor.</p>
<p><strong>Gömülü ve Endüstriyel Sistemler İçin Yeni MDR Çözümü</strong></p>
<p>Kaspersky Embedded Systems Security 4.0 (KESS) ve KICS for Nodes 4.5 ürünleri artık birleşik bir MDR ajanı içeriyor. Gömülü ortamlarda bu entegre yaklaşım, sisteme entegrasyon sürecini kolaylaştırırken yönetilebilirliği artırıyor ve MDR dağıtımının daha hızlı ve güvenilir şekilde gerçekleştirilmesini sağlıyor. Endüstriyel ortamlarda ise operasyonel karmaşıklığı azaltarak dayanıklılığı güçlendiriyor ve bakım süreçlerini optimize ediyor.</p>
<p><strong>Gelişmiş Tespit ve İnceleme Yetenekleri</strong></p>
<p>Kaspersky MDR, artık <strong>Kaspersky Endpoint Security for Linux</strong> 12.4 üzerinden sağlanan gelişmiş konteynır telemetrisinden yararlanıyor. Bu yenilik, konteynır tabanlı ortamlarda görünürlüğü önemli ölçüde artırırken, tehdit tespit doğruluğunu yükseltiyor ve altyapıdaki risklerin belirlenmesini hızlandırıyor.</p>
<p>Bunun yanı sıra Kaspersky MDR, Kaspersky Anti Targeted Attack 8.0 ve <strong>Kaspersky Next EDR Expert</strong> 8.0 aracılığıyla analist talebi üzerine otomatik dosya transferini destekliyor. Gelişmiş MDR entegrasyonu sayesinde ilgili dosyalar otomatik olarak paylaşılıyor ve son kullanıcıdan manuel işlem yapılması gerekliliğini ortadan kaldırıyor. Bu süreç, iş birliğini güçlendirirken olay incelemelerini ve hedefli saldırılara verilen yanıtları hızlandırıyor.</p>
<p>MDR portalı üzerinden vakalar, kapsamlı bir inceleme ve müdahale süreci için doğrudan <strong>Kaspersky Global Acil Yanıt Ekibi’ne (GERT)</strong> iletilebiliyor. Bu yetenek; ilk müdahale ve kanıt toplamadan, ana saldırı vektörünün belirlenmesine ve etkili bir risk azaltma planı oluşturulmasına kadar karmaşık siber saldırıların uçtan uca yönetilmesini sağlıyor.</p>
<p>Ayrıca, MDR vakaları artık gelişmiş analiz ve diğer güvenlik olaylarıyla korelasyon sağlanması amacıyla <strong>otomatik olarak Kaspersky SIEM 4.0’a aktarılabiliyor</strong>. Bu geliştirme, MDR’ı olay yönetimi ve yanıt merkezi olarak konumlandırırken inceleme kapasitesini de genişletiyor.</p>
<p><strong>Artırılan Erişilebilirlik ve Müşteri Deneyimi</strong></p>
<p>Kaspersky Next EDR Expert’ten MDR’a tek tıkla vaka iletimi (eskalasyon) özelliği, müşterilere olay yönetimi üzerinde daha fazla kontrol sağlarken uzman analizine ve müdahale rehberliğine hızlı erişim imkanı sunuyor.</p>
<p>Gerçek zamanlı bilgilendirme tarafında ise Kaspersky MDR, artık Telegram üzerinden zenginleştirilmiş vaka bildirimleri sağlıyor. Öncelik seviyeleri, etkilenen varlıklar, özel öneriler ve vakalara doğrudan bağlantılar içeren bu bildirimler, kullanıcıların portala giriş yapmalarına gerek kalmadan hayati bilgilere anında ulaşmalarına olanak tanıyor. Üstelik tamamen mobil cihaz ve tablet uyumlu hale getirilen MDR portalı, tüm temel fonksiyonlara her yerden erişim imkanı vererek operasyonel çevikliği ve yanıt hızını maksimize ediyor.</p>
<p><strong>Kaspersky MDR Ürün Sahibi Renat Turianov</strong>, güncellemeler hakkında şunları söyledi<em>: “Kaspersky olarak, gelişen siber tehditlerin önünde kalmak ve dünya genelindeki kurumları 7/24 korumak için MDR hizmetimizi sürekli geliştirmeye kararlıyız. Bu son güncellemeler; Kaspersky ürün portföyü ile genişletilmiş entegrasyonlar, daha akıllı otomasyonlar ve çok daha hızlı, hassas yanıtlar sağlayan yeni özellikler getiriyor. Günümüz tehdit ortamında çeviklik ve doğruluk her zamankinden daha kritik; biz de kullanıcı deneyimini bu odakla güçlendiriyoruz.”</em></p>
<p>Kaspersky MDR hakkında daha fazla bilgi için web sitesini ziyaret edebilirsiniz.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-mdr-tespit-ve-inceleme-yetkinliklerini-guclendiren-onemli-guncellemelerle-yenilendi-627633">Kaspersky MDR, tespit ve inceleme yetkinliklerini güçlendiren önemli güncellemelerle yenilendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanserden Korunmada Yaşam Tarzı, Düşündüğünüzden Çok Daha Güçlü!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanserden-korunmada-yasam-tarzi-dusundugunuzden-cok-daha-guclu-625381</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 09:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[düşündüğünüzden]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[kıvılcım]]></category>
		<category><![CDATA[korunmada]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Tarzı Tıbbı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625381</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel Hastalık Yükü Çalışması Meme Kanseri İş birliği Grubu'nun analizine göre, kadınlarda yeni meme kanseri vakaları dünyada üçte bir oranında arttı ve 2050 yılında vaka sayısının 3,5 milyonu aşacağına dikkat çekiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserden-korunmada-yasam-tarzi-dusundugunuzden-cok-daha-guclu-625381">Kanserden Korunmada Yaşam Tarzı, Düşündüğünüzden Çok Daha Güçlü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küresel Hastalık Yükü Çalışması Meme Kanseri İş birliği Grubu&#8217;nun analizine göre, kadınlarda yeni meme kanseri vakaları dünyada üçte bir oranında arttı ve 2050 yılında vaka sayısının 3,5 milyonu aşacağına dikkat çekiliyor. Yeni araştırmanın sonuçları ise, bu tabloyu değiştirebileceğimizi gösteren güçlü bir hatırlatma niteliğinde. Elde edilen verilere göre; sigara içmemek, yeterli düzeyde fiziksel aktivite yapmak ve kırmızı et tüketimini azaltmak gibi sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdürmek, meme kanseri hastalarında hem kaybedilen sağlıklı yaşam yıllarının dörtte birinden fazlasını geri getiriyor hem de erken yaşam kayıplarını önleyebiliyor. </p>
<p><strong>TEDAVİ, MUTFAKTA VE GÜNLÜK RUTİNLERDE BAŞLIYOR </strong></p>
<p>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Taner Kıvılcım, araştırmanın sonuçlarına ve yaşam tarzı alışkanlıklarının artan önemine dair açıklamalarda bulundu. “<em>Bizim için bu rakamlar, meme kanseri tedavisinin sadece hastanede değil, mutfakta ve günlük rutinlerde başladığının bilimsel belgesidir</em>. <em>Bu oran, aslında meme kanserinin kader olmadığını, her 4 kadından birinin hayat kalitesini tamamen kendi seçimleriyle koruyabileceğini gösteriyor. Özellikle 20-54 yaş arası kadınlarda vaka oranlarının %29 artması, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve kötü beslenmenin bedelini genç kuşakların ödediğinin de bir kanıtı</em>.”  </p>
<p>Sağlıklı yaşamanın değeri kuşkusuz tartışılmaz. Bu konuda kanıta dayalı olmayı sağlayan önemli bir bilim alanı var; yaşam tarzımızın genlerimizi nasıl etkilediğini inceleyen epigenetik çalışmalar. Sağlıksız bir yaşam şekli epigenetik yapımızı bozarak kansere ve kronik hastalıklara olan yatkınlığımızı artırabiliyor. Bununla beraber güzel haber şu ki; tıp dünyası bize, sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri ile bu epigenetik değişimlerin geri dönüşümlü olabileceğini de gösteriyor.</p>
<p><strong>MODERN TIBBIN YENİ BİLİMİ: YAŞAM TARZI TIBBI</strong></p>
<p>Son yıllarda fonksiyonel tıp, longevity ya da wellness gibi kavramları sıkça duyuyoruz. Hepsinin temelinde yaşam tarzı değişiklikleri var. Ancak Dr. Kıvılcım, kanıta dayalı yaşam tarzı tıbbı adı altında ticari bakış açısıyla bazen bilim dışı uygulamaların da sürece dahil edildiğini, bu nedenle bilinçli olmak gerektiğini söylüyor. Yaşam tarzı tıbbı, her hastanın bireysel değerlendirmesini gerektirirken; bir yandan ailenin, çevrenin, toplumun ve hatta gezegenimizin sağlığına kavuşması gerekliliğine odaklanan çatı bir kavram. “Yaşam tarzı tıbbı, sağlıklı yaşamı bir lüks olarak görmüyor” diyen Dr. Kıvılcım, her kronik hastalıkta olduğu gibi meme kanserinde de yaşam tarzının, artık reçete edilmesi gereken bir ana tedavi yöntemi olduğunu belirtiyor. Dolayısyla klasik tıp protokollerini tamamlayan ve etkisini artıran bir disiplin ve hastanın bu süreci yönetebilmesi için en az cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi kadar gerekli. </p>
<p>Beslenme, egzersiz, uyku, bağımlılıklardan kaçınma, stres yönetimi ve sosyal ilişkiler, bugün kanıta dayalı olan yaşam tarzı tıbbının ilgilendiği 6 önemli başlık. Her bir başlık üzerine saatlerce konuşulabilecek bilimsel bir altyapı var. Bu konuda eğitim alan hekimlerin diğer branşlarla da iş birliği içinde yapacakları düzenli hasta takipleri, kalıcı bir kültür oluşturulması açısından önemli. Dr. Kıvılcım, konuya bir bütüncül ve sistematik şekilde bakılmadığında yarım bilgilerle yol alınamadığını vurguluyor ve ekliyor: “<em>Biz sadece ‘sağlıklı beslenin’ demiyoruz; uyku kalitesinden stres yönetimine kadar 6 temel başlığı, hastanın biyokimyasını iyileştirecek birer ‘ilaç’ gibi planlıyoruz.”</em></p>
<p> </p>
<p><strong>VAKALARIN YÜZDE 40’A YAKINI ÖNLENEBİLİR </strong></p>
<p>2023&#8217;te 2,3 milyon olan meme kanseri vaka sayısının 2050&#8217;de 3,5 milyonu aşması bekleniyor. Bu yükü sadece bireysel çabayla göğüslemenin kolay görünmediğini belirten Dr. Kıvılcım, <em>“Sağlıklı yaşam merkezleri kurulup etkinlikleri artırılmalı, hekimler için yaşam tarzı tıbbı eğitimi teşvik edilmelidir. Kanser Research UK&#8217;nin de açıkladığı gibi, vakaların %40&#8217;ı önlenebilir” diyor. </em></p>
<p><strong>MEME KANSERİ RİSKİNİ AZALTMAK İÇİN EN ETKİLİ 3 DEĞİŞİKLİK! </strong></p>
<p>Araştırma sonuçlarının da vurguladığı gibi, yaşam tarzımızda 3 temel değişiklikle riskleri azaltmak, yarınları değiştirmek mümkün: </p>
<p><strong>Minimize edin.</strong> Tabağınızdaki kırmızı eti mümkün olduğunca azaltın ve yerine bitkisel proteinler tercih edin. </p>
<p><strong>Yanınıza dahi yaklaştırmayın.</strong> Pasif içicilik dahil tütünden tamamen uzaklaşın. </p>
<p><strong>Her gün aksatmadan uygulayın.</strong> Unutmayın, her gün yapılan düzenli, orta tempolu yürüyüşler epigenetik yapımızı hızlıca onarmaya başlar.  </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserden-korunmada-yasam-tarzi-dusundugunuzden-cok-daha-guclu-625381">Kanserden Korunmada Yaşam Tarzı, Düşündüğünüzden Çok Daha Güçlü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nipah Virüsü (Niv) ile İlgili Merak Edilenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-niv-ile-ilgili-merak-edilenler-610537</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 08:09:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[lgili]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nipah]]></category>
		<category><![CDATA[Nipah Virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[niv]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[virüsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610537</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvanlardan insanlara bulaşan ve ciddi halk sağlığı riski taşıyan bir virüs olan Nipah virüsü (NiV), dünyada kaygı yaratmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-niv-ile-ilgili-merak-edilenler-610537">Nipah Virüsü (Niv) ile İlgili Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayvanlardan insanlara bulaşan ve ciddi halk sağlığı riski taşıyan bir virüs olan Nipah virüsü (NiV), dünyada kaygı yaratmaya devam ediyor. Hindistan’da tespit edilen yeni Nipah virüsü vakaları, Asya’da da yakından izleniyor. Virüsün yayılım riskine karşı Tayland, Malezya ve Singapur gibi ülkeler, havalimanları ve sınır kapılarında tarama ve test uygulamalarını sıkılaştırdı. Bu durum yeni bir pandemi yaşanır mı sorularını akıllara getirdi. İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın, Nipah virüsü ile ilgili merak edilenleri yanıtladı.</p>
<p><strong>“200’e yakın temaslının izlendiği bildirildi”</strong></p>
<p>“Nipah virüsü, hayvanlardan insanlara bulaşan, hayvanlarda ve insanlarda asemptomatik enfeksiyondan akut solunum yolu enfeksiyonuna ve ölümcül ensefalite kadar çeşitli klinik tablolara neden olan <em>Paramyxoviridae</em> ailesine ait bir RNA virüsüdür” diyen Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın,</p>
<p>“Nipah virüsü ilk olarak 1999 yılında Malezya&#8217;daki domuz çiftçileri arasında bir salgın olarak ortaya çıkmıştır. Daha sonra hastalık 2001 yılında Bangladeş&#8217;te de tespit edilmiş olup halen her yıl belli sayıda olgu saptanmaktadır. Hastalık ayrıca Doğu Hindistan&#8217;da da periyodik olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yıl da Hindistan Sağlık Bakanlığı’nın açıklamalarına göre iki vakanın doğrulandığı ve yaklaşık 200’e yakın temaslının izlendiği bildirilmiştir. Pteropodidae familyasına ait meyve yarasaları (uçan tilki) özellikle de Pteropus cinsine ait türler Nipah virüsünün doğal konakçılarıdır. Meyve yarasalarında belirgin bir hastalık belirtisi yoktur. Virüslerin Afrika&#8217;daki Pteropodidae yarasalarının coğrafi dağılım alanında mevcut olabileceği biliniyor.”</p>
<p><strong>“Hasta insanlar salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabilir”</strong></p>
<p>Hasta insanların salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabileceğini belirten Fışgın, şunları söyledi:</p>
<p>“Nipah virusunun domuzlarda ve at, keçi, koyun, kedi ve köpek gibi diğer evcil hayvanlarda görülen salgınları ilk olarak 1999&#8217;daki Malezya salgını sırasında bildirilmiştir. Malezya&#8217;da ve Singapur&#8217;da da görülen ilk salgında, insan enfeksiyonlarının çoğu hasta domuzlarla veya onların kontamine olmuş dokularıyla doğrudan temas sonucu meydana geldiği görülmüştür.  Daha sonra Bangladeş ve Hindistan&#8217;da meydana gelen salgınlarda, enfekte meyve yarasalarının idrarı veya tükürüğüyle kirlenmiş meyvelerin veya meyve ürünlerinin, örneğin çiğ hurma suyu tüketimi, enfeksiyonun en olası kaynağı olarak saptanmıştır. Ayrıca virüsün insandan insana bulaştığı özellikle de enfekte hastaların aile üyeleri ve bakıcıları arasında saptandığı bildirilmiştir. Hasta insanların salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabileceği ve insandan insana bulaşta bunun önemli olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle de sağlık çalışanları da hasta takibi açısından risk altındadır.”</p>
<p><strong>“Semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişiyor”</strong></p>
<p>Nipah virüsünün ilk belirtileriyle ilgili de bilgi veren Fışgın, şöyle konuştu:</p>
<p>“İnsanlarda görülen hastalık; asemptomatik enfeksiyonlardan, hafif veya şiddetli seyreden akut solunum yolu enfeksiyonlarına ve ölümcül olabilen ensefalite kadar değişmektedir. Virüs vücuda girdikten sonra semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişmektedir. Bazı hastalarda bu sürenin 45 güne kadar uzadığı bildirilmiştir. En sık görülen belirtiler arasında ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, kusma ve boğaz ağrısı gibi spesifik olmayan belirtiler sayılabilir. Daha sonra hastalarda baş dönmesi, uyuşukluk, bilinç değişikliği ve nörolojik bulgular saptanabilmektedir. Hastaların bazılarında solunum yolu enfeksiyonu gelişmekte ve bu pnömoni bulguları ilerleyerek ciddi solunum yetmezliğine neden olabilmektedir. Şiddetli vakalarda ölümcül olarak tanımlanan ensefalit ve durdurulamayan nöbetler görülmekte ve hastada 24-48 saat içinde koma ortaya çıkmaktadır. Vaka ölüm oranı yüzde 40 ile yüzde 75 arasında değiştiği tahmin edilmektedir. Nipah virus enfeksiyonunun ilk belirti ve bulguları spesifik olmadığı için genellikle başlangıçta bu hastalıktan şüphe edilmez. Burada özellikle hastalığın bulunduğu bölgeye seyahat etmek önemli bir epidemiyolojik veridir.  Tanıda kullanılan başlıca testler, vücut sıvılarından gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR) ve enzim bağlantılı immünosorbent testi (ELISA) yoluyla antikor tespitidir. Ayrıca hücre kültürü yoluyla virüs izolasyonu da tanıda kullanılmaktadır.”</p>
<p><strong>Virüse karşı alınması gereken önlemler</strong></p>
<p>Şu anda Nipah virusuna karşı herhangi bir ilaç veya aşının bulunmadığını belirten Prof. Dr. Fışgın, “Şiddetli solunum ve nörolojik komplikasyonların tedavisi için yoğun destekleyici tedavi önerilmektedir” dedi. Nipah virusuna karşı herhangi bir aşı bulunmadığı için koruyucu önlemlerin ön plana çıktığını belirten Fışgın, bu virüse karşı alınması gereken önlemlerle ilgili ise şunları sıraladı:</p>
<ul>
<li>Bu kapsamda, 1999 yılında domuz çiftliklerinde yaşanan Nipah virus salgını sırasında edinilen deneyime dayanarak, domuz çiftliklerinin uygun deterjanlarla düzenli ve kapsamlı bir şekilde temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi enfeksiyonu önlemede etkili olabilir.</li>
<li>Ayrıca bir salgın şüphesi varsa, hayvan barınağı derhal karantinaya alınmalıdır. İnsanlara bulaşma riskini azaltmak için enfekte hayvanların itlaf edilmesi ve cesetlerin gömülmesi veya yakılması yakından denetlenmelidir. Enfekte çiftliklerden diğer bölgelere hayvan hareketinin kısıtlanması veya yasaklanması, hastalığın yayılmasını azaltabilir.</li>
<li>İnsanlardaki bulaş ve enfeksiyonu azaltmak için toplumu bu konuda bilgilendirmek gerekmektedir. Risk faktörlerinin, bulaş yollarının ve hasta ile temasta alınması gereken önlemlerin anlatılması önem arz etmektedir. Hasta kişilerle yakın ve korunmasız fiziksel temastan kaçınılmalıdır. Hasta kişilere bakım verdikten veya onları ziyaret ettikten sonra düzenli olarak eller yıkanmalıdır.</li>
<li>Seyahat edilecek bölgelerdeki riskli durumlar tanımlanmalıdır.  Özellikle bulaşmada önemli olan ve engellenmesi gereken durum yarasaların hurma özsuyuna ve diğer taze gıda ürünlerine erişimini azaltmaya odaklanmalıdır. Yeni toplanan hurma suyu kaynatılmalı ve meyveler tüketilmeden önce iyice yıkanmalı ve mümkünse soyularak tüketilmelidir. </li>
<li>Şüpheli veya doğrulanmış enfeksiyonu olan hastalara bakım veren sağlık çalışanları, her zaman standart enfeksiyon kontrol önlemlerini uygulamalıdır. Özellikle sağlık kuruluşlarında insandan insana bulaşma vakaları bildirildiğinden, standart önlemlere ek olarak temas ve damlacık önlemleri de alınmalıdır.</li>
<li>Son olarak ülkemizde bulunan yarasa türleri, virüsü taşıyan &#8220;Pteropus&#8221; (meyve yarasası) türünden farklıdır. Bu nedenle, virüsün ülkemizdeki yaban hayatında doğal bir döngü oluşturma ihtimali düşüktür. Şu ana kadar ülkemizde doğrulanmış bir Nipah virüsü vakası bulunmamaktadır. Ancak küresel seyahat hareketliliği nedeniyle &#8220;ithal vakalara&#8221; karşı hazırlıklı olunması önemlidir.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-niv-ile-ilgili-merak-edilenler-610537">Nipah Virüsü (Niv) ile İlgili Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğer Kanseri Riskini Artıran 6 Faktöre Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akciger-kanseri-riskini-artiran-6-faktore-dikkat-592168</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 08:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıran]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[faktöre]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592168</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akciğer kanseri hem ülkemizde hem de dünyada en sık görülen ve en fazla yaşam kaybına neden olan kanser türü olarak önemini koruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akciger-kanseri-riskini-artiran-6-faktore-dikkat-592168">Akciğer Kanseri Riskini Artıran 6 Faktöre Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akciğer kanseri hem ülkemizde hem de dünyada en sık görülen ve en fazla yaşam kaybına neden olan kanser türü olarak önemini koruyor. Artan çevresel risk faktörleri, sigara kullanımı ve geç belirti vermesi nedeniyle hastalık toplum sağlığı açısından kritik bir konumda bulunuyor. 2025 yılında tanı ve tedavide yaşanan gelişmeler ise pek çok hasta için yeni bir umut döneminin başlangıcını işaret ediyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, “17 Kasım Dünya Akciğer Kanseri Günü” kapsamında hastalıkla ilgili güncel verileri ve yeni tedavi yaklaşımlarını paylaştı.</p>
<p><strong>Her yıl 2.5 milyon kişi akciğer kanserine yakalanıyor </strong></p>
<p>Akciğer kanseri, dünya genelinde hala en sık görülen ve en çok can kaybına neden olan kanser türüdür. 2022 yılı verilerine göre her yıl dünyada yaklaşık 2.5 milyon kişi bu hastalığa yakalanmakta ve bu, tüm kanser vakalarının yüzde 12’sine denk gelmektedir. Aynı yıl içinde ise 1.8 milyon kişi akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Bu da kansere bağlı yaşam kayıplarının neredeyse beşte birinin tek başına bu hastalıktan kaynaklandığını ortaya koymaktadır.</p>
<p><strong>Ülkemizde her yıl 41 bin yeni vaka</strong></p>
<p>Ülkemizde de tablo dünya ile paralellik göstermektedir. 2022 verilerine göre ülkemizde her yıl yaklaşık 41 bin yeni akciğer kanseri vakası tespit edildi ve akciğer kanseri Türkiye’de en sık görülen kanser konumunda. Aynı yıl 38 bin 500 kişi bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirdi. Yani ülkemizde kansere bağlı her üç ölümden biri akciğer kanserinden kaynaklanmaktadır.</p>
<p><strong>Çevresel faktörler genetikten çok daha baskın</strong></p>
<p>Genetik yatkınlık bazı kişilerde önemli rol oynasa da toplam risk durumuna bakıldığında çevresel faktörler çok daha baskın durumdadır. Akciğer kanserinin artık çoğunlukla çevresel nedenlerle ortaya çıktığı söylenebilir.</p>
<ol>
<li>Sigara: Vakaların yaklaşık yüzde 70’i sigaraya bağlı</li>
<li>Hava kirliliği: PM2.5 her 10 µg arttığında ölüm riski yüzde 8 artıyor</li>
<li>Radon gazı: Sigara içmeyenlerde en önemli risk faktörü</li>
<li>Mesleki maruziyetler: Asbest, silika, dizel egzozu, kaynak dumanı</li>
<li>Pasif içicilik </li>
<li>Geçmişte akciğer hastalığı öyküsü olması</li>
</ol>
<p><strong>Kadınlarda neden akciğer kanseri artıyor?</strong></p>
<p>Erkeklerde yeni vaka sayısı son yıllarda azalma eğilimindeyken, kadınlarda dikkat çekici bir artış söz konusu. Kadınlarda özellikle “adenokarsinom” adı verilen alt tip daha sık görülmekte ve bu tip, hiç sigara içmemiş kişilerde görülen akciğer kanserlerinin büyük kısmını oluşturmaktadır. </p>
<p>Akciğer kanseri erkeklerde daha sık görülse de kadınlardaki artışın da önemsenmesi gerekmektedir. Artan sigara kullanımı, ev içi duman ve yemek buharı, odun veya kömür sobası dumanı, pasif içicilik, hormonların hücresel dönüşüme etkisi, genetik yatkınlıkların çevresel faktörlerle birleşmesi bunun en önemli nedenleri arasındadır. Kısacası kadınlar hiç sigara içmeseler bile akciğer kanserine yakalanma riskleri erkeklere göre bir miktar daha yüksek olmaktadır.</p>
<p><strong>E-sigara zararsız değil!</strong></p>
<p>Elektronik sigaraların ise sanıldığı kadar masum olmadığının bilinmesi gerekmektedir. 2025’te yapılan geniş analizlerde e-sigara kullanan kişilerde kanserle ilişkili biyobelirteçlerin yükseldiği tespit edilmiştir. Nikotin bağımlılık yapmakta ve gençlerde geleneksel sigaraya başlama oranını 3 kat artırmaktadır. Akciğer kanserinin yaklaşık yüzde 70’i sigaradan kaynaklanmaktadır. Sigarayı tamamen hayatımızdan çıkardığımızda, akciğer kanseri neredeyse yok olacak denilebilir.</p>
<p><strong>Akciğer kanserinde erken tanı için bu belirtileri önemseyin!</strong></p>
<p>Özellikle 40 yaş üzeri ve sigara içen kişilerde düzenli kontroller önemlidir. 50 yaş üzeri ve sigara içmiş kişilerde yıllık düşük doz akciğer tomografisi taraması erken teşhis sağlar. Akciğer kanseri çoğu zaman uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. Yine de bu uyarı işaretleri ciddiye alınmalıdır:</p>
<ul>
<li>Geçmeyen öksürük</li>
<li>Kanlı balgam</li>
<li>Nefes darlığı</li>
<li>Göğüs ağrısı</li>
<li>İştahsızlık, kilo kaybı</li>
<li>Ses kısıklığı</li>
<li>Tekrarlayan zatürre</li>
</ul>
<p><strong>Akciğer kanserinde tedavi yaklaşımlarını değiştiren yıl 2025</strong></p>
<p>2025, akciğer kanseri tedavisinde önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl oldu. Hedefe yönelik tedavilerde taletrectinib, ROS1 pozitif ve beyne yayılmış hastalarda etkili sonuçlar verirken; datopotamab deruxtecan EGFR mutasyonlu hastalarda tümör hücrelerini doğrudan hedef alan yapısıyla daha az yan etkiyle yüksek başarı sağladı. İmmünoterapi, artık yalnızca ileri evre hastalarda değil, ameliyat öncesi ve sonrası dönemde de kullanılmaya başlanarak tedavi sürecinde yeni bir standart haline geldi. </p>
<p>Cerrahi alanda kapalı yöntem VATS tekniğinin yaygınlaşması, hastalara daha hızlı iyileşme ve daha az ağrı avantajı sundu. Tanıda önem kazanan sıvı biyopsi testleri, kanda dolaşan tümör DNA’sını tespit ederek hastalığın tekrarlamasını çok daha erken belirleme imkânı sağladı. Yıllardır sınırlı seçeneklerin bulunduğu küçük hücreli akciğer kanserinde ise tarlatamab isimli ilaç, daha önce tedavi seçeneği kalmamış hastalarda bile tümörü küçülterek dikkat çekici bir ilerleme sundu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akciger-kanseri-riskini-artiran-6-faktore-dikkat-592168">Akciğer Kanseri Riskini Artıran 6 Faktöre Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
