<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Vaka | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/vaka/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/vaka</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Apr 2026 09:13:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>Vaka | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/vaka</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kanserden Korunmada Yaşam Tarzı, Düşündüğünüzden Çok Daha Güçlü!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanserden-korunmada-yasam-tarzi-dusundugunuzden-cok-daha-guclu-625381</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 09:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[düşündüğünüzden]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[kıvılcım]]></category>
		<category><![CDATA[korunmada]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Tarzı Tıbbı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625381</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel Hastalık Yükü Çalışması Meme Kanseri İş birliği Grubu'nun analizine göre, kadınlarda yeni meme kanseri vakaları dünyada üçte bir oranında arttı ve 2050 yılında vaka sayısının 3,5 milyonu aşacağına dikkat çekiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserden-korunmada-yasam-tarzi-dusundugunuzden-cok-daha-guclu-625381">Kanserden Korunmada Yaşam Tarzı, Düşündüğünüzden Çok Daha Güçlü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küresel Hastalık Yükü Çalışması Meme Kanseri İş birliği Grubu&#8217;nun analizine göre, kadınlarda yeni meme kanseri vakaları dünyada üçte bir oranında arttı ve 2050 yılında vaka sayısının 3,5 milyonu aşacağına dikkat çekiliyor. Yeni araştırmanın sonuçları ise, bu tabloyu değiştirebileceğimizi gösteren güçlü bir hatırlatma niteliğinde. Elde edilen verilere göre; sigara içmemek, yeterli düzeyde fiziksel aktivite yapmak ve kırmızı et tüketimini azaltmak gibi sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdürmek, meme kanseri hastalarında hem kaybedilen sağlıklı yaşam yıllarının dörtte birinden fazlasını geri getiriyor hem de erken yaşam kayıplarını önleyebiliyor. </p>
<p><strong>TEDAVİ, MUTFAKTA VE GÜNLÜK RUTİNLERDE BAŞLIYOR </strong></p>
<p>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Taner Kıvılcım, araştırmanın sonuçlarına ve yaşam tarzı alışkanlıklarının artan önemine dair açıklamalarda bulundu. “<em>Bizim için bu rakamlar, meme kanseri tedavisinin sadece hastanede değil, mutfakta ve günlük rutinlerde başladığının bilimsel belgesidir</em>. <em>Bu oran, aslında meme kanserinin kader olmadığını, her 4 kadından birinin hayat kalitesini tamamen kendi seçimleriyle koruyabileceğini gösteriyor. Özellikle 20-54 yaş arası kadınlarda vaka oranlarının %29 artması, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve kötü beslenmenin bedelini genç kuşakların ödediğinin de bir kanıtı</em>.”  </p>
<p>Sağlıklı yaşamanın değeri kuşkusuz tartışılmaz. Bu konuda kanıta dayalı olmayı sağlayan önemli bir bilim alanı var; yaşam tarzımızın genlerimizi nasıl etkilediğini inceleyen epigenetik çalışmalar. Sağlıksız bir yaşam şekli epigenetik yapımızı bozarak kansere ve kronik hastalıklara olan yatkınlığımızı artırabiliyor. Bununla beraber güzel haber şu ki; tıp dünyası bize, sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri ile bu epigenetik değişimlerin geri dönüşümlü olabileceğini de gösteriyor.</p>
<p><strong>MODERN TIBBIN YENİ BİLİMİ: YAŞAM TARZI TIBBI</strong></p>
<p>Son yıllarda fonksiyonel tıp, longevity ya da wellness gibi kavramları sıkça duyuyoruz. Hepsinin temelinde yaşam tarzı değişiklikleri var. Ancak Dr. Kıvılcım, kanıta dayalı yaşam tarzı tıbbı adı altında ticari bakış açısıyla bazen bilim dışı uygulamaların da sürece dahil edildiğini, bu nedenle bilinçli olmak gerektiğini söylüyor. Yaşam tarzı tıbbı, her hastanın bireysel değerlendirmesini gerektirirken; bir yandan ailenin, çevrenin, toplumun ve hatta gezegenimizin sağlığına kavuşması gerekliliğine odaklanan çatı bir kavram. “Yaşam tarzı tıbbı, sağlıklı yaşamı bir lüks olarak görmüyor” diyen Dr. Kıvılcım, her kronik hastalıkta olduğu gibi meme kanserinde de yaşam tarzının, artık reçete edilmesi gereken bir ana tedavi yöntemi olduğunu belirtiyor. Dolayısyla klasik tıp protokollerini tamamlayan ve etkisini artıran bir disiplin ve hastanın bu süreci yönetebilmesi için en az cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi kadar gerekli. </p>
<p>Beslenme, egzersiz, uyku, bağımlılıklardan kaçınma, stres yönetimi ve sosyal ilişkiler, bugün kanıta dayalı olan yaşam tarzı tıbbının ilgilendiği 6 önemli başlık. Her bir başlık üzerine saatlerce konuşulabilecek bilimsel bir altyapı var. Bu konuda eğitim alan hekimlerin diğer branşlarla da iş birliği içinde yapacakları düzenli hasta takipleri, kalıcı bir kültür oluşturulması açısından önemli. Dr. Kıvılcım, konuya bir bütüncül ve sistematik şekilde bakılmadığında yarım bilgilerle yol alınamadığını vurguluyor ve ekliyor: “<em>Biz sadece ‘sağlıklı beslenin’ demiyoruz; uyku kalitesinden stres yönetimine kadar 6 temel başlığı, hastanın biyokimyasını iyileştirecek birer ‘ilaç’ gibi planlıyoruz.”</em></p>
<p> </p>
<p><strong>VAKALARIN YÜZDE 40’A YAKINI ÖNLENEBİLİR </strong></p>
<p>2023&#8217;te 2,3 milyon olan meme kanseri vaka sayısının 2050&#8217;de 3,5 milyonu aşması bekleniyor. Bu yükü sadece bireysel çabayla göğüslemenin kolay görünmediğini belirten Dr. Kıvılcım, <em>“Sağlıklı yaşam merkezleri kurulup etkinlikleri artırılmalı, hekimler için yaşam tarzı tıbbı eğitimi teşvik edilmelidir. Kanser Research UK&#8217;nin de açıkladığı gibi, vakaların %40&#8217;ı önlenebilir” diyor. </em></p>
<p><strong>MEME KANSERİ RİSKİNİ AZALTMAK İÇİN EN ETKİLİ 3 DEĞİŞİKLİK! </strong></p>
<p>Araştırma sonuçlarının da vurguladığı gibi, yaşam tarzımızda 3 temel değişiklikle riskleri azaltmak, yarınları değiştirmek mümkün: </p>
<p><strong>Minimize edin.</strong> Tabağınızdaki kırmızı eti mümkün olduğunca azaltın ve yerine bitkisel proteinler tercih edin. </p>
<p><strong>Yanınıza dahi yaklaştırmayın.</strong> Pasif içicilik dahil tütünden tamamen uzaklaşın. </p>
<p><strong>Her gün aksatmadan uygulayın.</strong> Unutmayın, her gün yapılan düzenli, orta tempolu yürüyüşler epigenetik yapımızı hızlıca onarmaya başlar.  </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserden-korunmada-yasam-tarzi-dusundugunuzden-cok-daha-guclu-625381">Kanserden Korunmada Yaşam Tarzı, Düşündüğünüzden Çok Daha Güçlü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nipah Virüsü (Niv) ile İlgili Merak Edilenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-niv-ile-ilgili-merak-edilenler-610537</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 08:09:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[lgili]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nipah]]></category>
		<category><![CDATA[Nipah Virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[niv]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[virüsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610537</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvanlardan insanlara bulaşan ve ciddi halk sağlığı riski taşıyan bir virüs olan Nipah virüsü (NiV), dünyada kaygı yaratmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-niv-ile-ilgili-merak-edilenler-610537">Nipah Virüsü (Niv) ile İlgili Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayvanlardan insanlara bulaşan ve ciddi halk sağlığı riski taşıyan bir virüs olan Nipah virüsü (NiV), dünyada kaygı yaratmaya devam ediyor. Hindistan’da tespit edilen yeni Nipah virüsü vakaları, Asya’da da yakından izleniyor. Virüsün yayılım riskine karşı Tayland, Malezya ve Singapur gibi ülkeler, havalimanları ve sınır kapılarında tarama ve test uygulamalarını sıkılaştırdı. Bu durum yeni bir pandemi yaşanır mı sorularını akıllara getirdi. İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın, Nipah virüsü ile ilgili merak edilenleri yanıtladı.</p>
<p><strong>“200’e yakın temaslının izlendiği bildirildi”</strong></p>
<p>“Nipah virüsü, hayvanlardan insanlara bulaşan, hayvanlarda ve insanlarda asemptomatik enfeksiyondan akut solunum yolu enfeksiyonuna ve ölümcül ensefalite kadar çeşitli klinik tablolara neden olan <em>Paramyxoviridae</em> ailesine ait bir RNA virüsüdür” diyen Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın,</p>
<p>“Nipah virüsü ilk olarak 1999 yılında Malezya&#8217;daki domuz çiftçileri arasında bir salgın olarak ortaya çıkmıştır. Daha sonra hastalık 2001 yılında Bangladeş&#8217;te de tespit edilmiş olup halen her yıl belli sayıda olgu saptanmaktadır. Hastalık ayrıca Doğu Hindistan&#8217;da da periyodik olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yıl da Hindistan Sağlık Bakanlığı’nın açıklamalarına göre iki vakanın doğrulandığı ve yaklaşık 200’e yakın temaslının izlendiği bildirilmiştir. Pteropodidae familyasına ait meyve yarasaları (uçan tilki) özellikle de Pteropus cinsine ait türler Nipah virüsünün doğal konakçılarıdır. Meyve yarasalarında belirgin bir hastalık belirtisi yoktur. Virüslerin Afrika&#8217;daki Pteropodidae yarasalarının coğrafi dağılım alanında mevcut olabileceği biliniyor.”</p>
<p><strong>“Hasta insanlar salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabilir”</strong></p>
<p>Hasta insanların salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabileceğini belirten Fışgın, şunları söyledi:</p>
<p>“Nipah virusunun domuzlarda ve at, keçi, koyun, kedi ve köpek gibi diğer evcil hayvanlarda görülen salgınları ilk olarak 1999&#8217;daki Malezya salgını sırasında bildirilmiştir. Malezya&#8217;da ve Singapur&#8217;da da görülen ilk salgında, insan enfeksiyonlarının çoğu hasta domuzlarla veya onların kontamine olmuş dokularıyla doğrudan temas sonucu meydana geldiği görülmüştür.  Daha sonra Bangladeş ve Hindistan&#8217;da meydana gelen salgınlarda, enfekte meyve yarasalarının idrarı veya tükürüğüyle kirlenmiş meyvelerin veya meyve ürünlerinin, örneğin çiğ hurma suyu tüketimi, enfeksiyonun en olası kaynağı olarak saptanmıştır. Ayrıca virüsün insandan insana bulaştığı özellikle de enfekte hastaların aile üyeleri ve bakıcıları arasında saptandığı bildirilmiştir. Hasta insanların salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabileceği ve insandan insana bulaşta bunun önemli olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle de sağlık çalışanları da hasta takibi açısından risk altındadır.”</p>
<p><strong>“Semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişiyor”</strong></p>
<p>Nipah virüsünün ilk belirtileriyle ilgili de bilgi veren Fışgın, şöyle konuştu:</p>
<p>“İnsanlarda görülen hastalık; asemptomatik enfeksiyonlardan, hafif veya şiddetli seyreden akut solunum yolu enfeksiyonlarına ve ölümcül olabilen ensefalite kadar değişmektedir. Virüs vücuda girdikten sonra semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişmektedir. Bazı hastalarda bu sürenin 45 güne kadar uzadığı bildirilmiştir. En sık görülen belirtiler arasında ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, kusma ve boğaz ağrısı gibi spesifik olmayan belirtiler sayılabilir. Daha sonra hastalarda baş dönmesi, uyuşukluk, bilinç değişikliği ve nörolojik bulgular saptanabilmektedir. Hastaların bazılarında solunum yolu enfeksiyonu gelişmekte ve bu pnömoni bulguları ilerleyerek ciddi solunum yetmezliğine neden olabilmektedir. Şiddetli vakalarda ölümcül olarak tanımlanan ensefalit ve durdurulamayan nöbetler görülmekte ve hastada 24-48 saat içinde koma ortaya çıkmaktadır. Vaka ölüm oranı yüzde 40 ile yüzde 75 arasında değiştiği tahmin edilmektedir. Nipah virus enfeksiyonunun ilk belirti ve bulguları spesifik olmadığı için genellikle başlangıçta bu hastalıktan şüphe edilmez. Burada özellikle hastalığın bulunduğu bölgeye seyahat etmek önemli bir epidemiyolojik veridir.  Tanıda kullanılan başlıca testler, vücut sıvılarından gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR) ve enzim bağlantılı immünosorbent testi (ELISA) yoluyla antikor tespitidir. Ayrıca hücre kültürü yoluyla virüs izolasyonu da tanıda kullanılmaktadır.”</p>
<p><strong>Virüse karşı alınması gereken önlemler</strong></p>
<p>Şu anda Nipah virusuna karşı herhangi bir ilaç veya aşının bulunmadığını belirten Prof. Dr. Fışgın, “Şiddetli solunum ve nörolojik komplikasyonların tedavisi için yoğun destekleyici tedavi önerilmektedir” dedi. Nipah virusuna karşı herhangi bir aşı bulunmadığı için koruyucu önlemlerin ön plana çıktığını belirten Fışgın, bu virüse karşı alınması gereken önlemlerle ilgili ise şunları sıraladı:</p>
<ul>
<li>Bu kapsamda, 1999 yılında domuz çiftliklerinde yaşanan Nipah virus salgını sırasında edinilen deneyime dayanarak, domuz çiftliklerinin uygun deterjanlarla düzenli ve kapsamlı bir şekilde temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi enfeksiyonu önlemede etkili olabilir.</li>
<li>Ayrıca bir salgın şüphesi varsa, hayvan barınağı derhal karantinaya alınmalıdır. İnsanlara bulaşma riskini azaltmak için enfekte hayvanların itlaf edilmesi ve cesetlerin gömülmesi veya yakılması yakından denetlenmelidir. Enfekte çiftliklerden diğer bölgelere hayvan hareketinin kısıtlanması veya yasaklanması, hastalığın yayılmasını azaltabilir.</li>
<li>İnsanlardaki bulaş ve enfeksiyonu azaltmak için toplumu bu konuda bilgilendirmek gerekmektedir. Risk faktörlerinin, bulaş yollarının ve hasta ile temasta alınması gereken önlemlerin anlatılması önem arz etmektedir. Hasta kişilerle yakın ve korunmasız fiziksel temastan kaçınılmalıdır. Hasta kişilere bakım verdikten veya onları ziyaret ettikten sonra düzenli olarak eller yıkanmalıdır.</li>
<li>Seyahat edilecek bölgelerdeki riskli durumlar tanımlanmalıdır.  Özellikle bulaşmada önemli olan ve engellenmesi gereken durum yarasaların hurma özsuyuna ve diğer taze gıda ürünlerine erişimini azaltmaya odaklanmalıdır. Yeni toplanan hurma suyu kaynatılmalı ve meyveler tüketilmeden önce iyice yıkanmalı ve mümkünse soyularak tüketilmelidir. </li>
<li>Şüpheli veya doğrulanmış enfeksiyonu olan hastalara bakım veren sağlık çalışanları, her zaman standart enfeksiyon kontrol önlemlerini uygulamalıdır. Özellikle sağlık kuruluşlarında insandan insana bulaşma vakaları bildirildiğinden, standart önlemlere ek olarak temas ve damlacık önlemleri de alınmalıdır.</li>
<li>Son olarak ülkemizde bulunan yarasa türleri, virüsü taşıyan &#8220;Pteropus&#8221; (meyve yarasası) türünden farklıdır. Bu nedenle, virüsün ülkemizdeki yaban hayatında doğal bir döngü oluşturma ihtimali düşüktür. Şu ana kadar ülkemizde doğrulanmış bir Nipah virüsü vakası bulunmamaktadır. Ancak küresel seyahat hareketliliği nedeniyle &#8220;ithal vakalara&#8221; karşı hazırlıklı olunması önemlidir.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-niv-ile-ilgili-merak-edilenler-610537">Nipah Virüsü (Niv) ile İlgili Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğer Kanseri Riskini Artıran 6 Faktöre Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akciger-kanseri-riskini-artiran-6-faktore-dikkat-592168</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 08:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[artıran]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[faktöre]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592168</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akciğer kanseri hem ülkemizde hem de dünyada en sık görülen ve en fazla yaşam kaybına neden olan kanser türü olarak önemini koruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akciger-kanseri-riskini-artiran-6-faktore-dikkat-592168">Akciğer Kanseri Riskini Artıran 6 Faktöre Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akciğer kanseri hem ülkemizde hem de dünyada en sık görülen ve en fazla yaşam kaybına neden olan kanser türü olarak önemini koruyor. Artan çevresel risk faktörleri, sigara kullanımı ve geç belirti vermesi nedeniyle hastalık toplum sağlığı açısından kritik bir konumda bulunuyor. 2025 yılında tanı ve tedavide yaşanan gelişmeler ise pek çok hasta için yeni bir umut döneminin başlangıcını işaret ediyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, “17 Kasım Dünya Akciğer Kanseri Günü” kapsamında hastalıkla ilgili güncel verileri ve yeni tedavi yaklaşımlarını paylaştı.</p>
<p><strong>Her yıl 2.5 milyon kişi akciğer kanserine yakalanıyor </strong></p>
<p>Akciğer kanseri, dünya genelinde hala en sık görülen ve en çok can kaybına neden olan kanser türüdür. 2022 yılı verilerine göre her yıl dünyada yaklaşık 2.5 milyon kişi bu hastalığa yakalanmakta ve bu, tüm kanser vakalarının yüzde 12’sine denk gelmektedir. Aynı yıl içinde ise 1.8 milyon kişi akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Bu da kansere bağlı yaşam kayıplarının neredeyse beşte birinin tek başına bu hastalıktan kaynaklandığını ortaya koymaktadır.</p>
<p><strong>Ülkemizde her yıl 41 bin yeni vaka</strong></p>
<p>Ülkemizde de tablo dünya ile paralellik göstermektedir. 2022 verilerine göre ülkemizde her yıl yaklaşık 41 bin yeni akciğer kanseri vakası tespit edildi ve akciğer kanseri Türkiye’de en sık görülen kanser konumunda. Aynı yıl 38 bin 500 kişi bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirdi. Yani ülkemizde kansere bağlı her üç ölümden biri akciğer kanserinden kaynaklanmaktadır.</p>
<p><strong>Çevresel faktörler genetikten çok daha baskın</strong></p>
<p>Genetik yatkınlık bazı kişilerde önemli rol oynasa da toplam risk durumuna bakıldığında çevresel faktörler çok daha baskın durumdadır. Akciğer kanserinin artık çoğunlukla çevresel nedenlerle ortaya çıktığı söylenebilir.</p>
<ol>
<li>Sigara: Vakaların yaklaşık yüzde 70’i sigaraya bağlı</li>
<li>Hava kirliliği: PM2.5 her 10 µg arttığında ölüm riski yüzde 8 artıyor</li>
<li>Radon gazı: Sigara içmeyenlerde en önemli risk faktörü</li>
<li>Mesleki maruziyetler: Asbest, silika, dizel egzozu, kaynak dumanı</li>
<li>Pasif içicilik </li>
<li>Geçmişte akciğer hastalığı öyküsü olması</li>
</ol>
<p><strong>Kadınlarda neden akciğer kanseri artıyor?</strong></p>
<p>Erkeklerde yeni vaka sayısı son yıllarda azalma eğilimindeyken, kadınlarda dikkat çekici bir artış söz konusu. Kadınlarda özellikle “adenokarsinom” adı verilen alt tip daha sık görülmekte ve bu tip, hiç sigara içmemiş kişilerde görülen akciğer kanserlerinin büyük kısmını oluşturmaktadır. </p>
<p>Akciğer kanseri erkeklerde daha sık görülse de kadınlardaki artışın da önemsenmesi gerekmektedir. Artan sigara kullanımı, ev içi duman ve yemek buharı, odun veya kömür sobası dumanı, pasif içicilik, hormonların hücresel dönüşüme etkisi, genetik yatkınlıkların çevresel faktörlerle birleşmesi bunun en önemli nedenleri arasındadır. Kısacası kadınlar hiç sigara içmeseler bile akciğer kanserine yakalanma riskleri erkeklere göre bir miktar daha yüksek olmaktadır.</p>
<p><strong>E-sigara zararsız değil!</strong></p>
<p>Elektronik sigaraların ise sanıldığı kadar masum olmadığının bilinmesi gerekmektedir. 2025’te yapılan geniş analizlerde e-sigara kullanan kişilerde kanserle ilişkili biyobelirteçlerin yükseldiği tespit edilmiştir. Nikotin bağımlılık yapmakta ve gençlerde geleneksel sigaraya başlama oranını 3 kat artırmaktadır. Akciğer kanserinin yaklaşık yüzde 70’i sigaradan kaynaklanmaktadır. Sigarayı tamamen hayatımızdan çıkardığımızda, akciğer kanseri neredeyse yok olacak denilebilir.</p>
<p><strong>Akciğer kanserinde erken tanı için bu belirtileri önemseyin!</strong></p>
<p>Özellikle 40 yaş üzeri ve sigara içen kişilerde düzenli kontroller önemlidir. 50 yaş üzeri ve sigara içmiş kişilerde yıllık düşük doz akciğer tomografisi taraması erken teşhis sağlar. Akciğer kanseri çoğu zaman uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. Yine de bu uyarı işaretleri ciddiye alınmalıdır:</p>
<ul>
<li>Geçmeyen öksürük</li>
<li>Kanlı balgam</li>
<li>Nefes darlığı</li>
<li>Göğüs ağrısı</li>
<li>İştahsızlık, kilo kaybı</li>
<li>Ses kısıklığı</li>
<li>Tekrarlayan zatürre</li>
</ul>
<p><strong>Akciğer kanserinde tedavi yaklaşımlarını değiştiren yıl 2025</strong></p>
<p>2025, akciğer kanseri tedavisinde önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl oldu. Hedefe yönelik tedavilerde taletrectinib, ROS1 pozitif ve beyne yayılmış hastalarda etkili sonuçlar verirken; datopotamab deruxtecan EGFR mutasyonlu hastalarda tümör hücrelerini doğrudan hedef alan yapısıyla daha az yan etkiyle yüksek başarı sağladı. İmmünoterapi, artık yalnızca ileri evre hastalarda değil, ameliyat öncesi ve sonrası dönemde de kullanılmaya başlanarak tedavi sürecinde yeni bir standart haline geldi. </p>
<p>Cerrahi alanda kapalı yöntem VATS tekniğinin yaygınlaşması, hastalara daha hızlı iyileşme ve daha az ağrı avantajı sundu. Tanıda önem kazanan sıvı biyopsi testleri, kanda dolaşan tümör DNA’sını tespit ederek hastalığın tekrarlamasını çok daha erken belirleme imkânı sağladı. Yıllardır sınırlı seçeneklerin bulunduğu küçük hücreli akciğer kanserinde ise tarlatamab isimli ilaç, daha önce tedavi seçeneği kalmamış hastalarda bile tümörü küçülterek dikkat çekici bir ilerleme sundu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akciger-kanseri-riskini-artiran-6-faktore-dikkat-592168">Akciğer Kanseri Riskini Artıran 6 Faktöre Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
