<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>uzmanlardan | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/uzmanlardan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/uzmanlardan</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 24 Oct 2025 08:40:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>uzmanlardan | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/uzmanlardan</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Uzmanlardan Meme Kanserine Karşı Etkili Öneriler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlardan-meme-kanserine-karsi-etkili-oneriler-586266</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 08:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserine]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlardan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586266</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde her yıl yaklaşık iki milyonu aşkın kişi meme kanseri ile tanışıyor. Günümüzde halen 10 milyona yakın kadın ya tedavi görmekte ya de tedavisi tamamlanmış olarak hayatına devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlardan-meme-kanserine-karsi-etkili-oneriler-586266">Uzmanlardan Meme Kanserine Karşı Etkili Öneriler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Dünya genelinde her yıl yaklaşık iki milyonu aşkın kişi meme kanseri ile tanışıyor. Günümüzde halen 10 milyona yakın kadın ya tedavi görmekte ya de tedavisi tamamlanmış olarak hayatına devam ediyor. Bilim dünyasının üzerinde en fazla araştırma yaptığı kanser türlerinin başında gelen meme kanserinde son yıllarda tanı ve tedavi yöntemlerindeki hızlı gelişmeler hem yaşam süresi hem de yaşam konforu açısından çok önemli iyileşmeler sağlarken, erken tanı hayat kurtarıyor! Erken tanıya yönelik her yıl Ekim ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlenen etkinliklerden biri de Acıbadem Ataşehir Hastanesi’nde gerçekleştirildi. </em></p>
<p><em><strong>Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği’</strong>nin desteğiyle gerçekleştirilen ve <strong>ünlü oyuncu Hazal Filiz Küçükköse’nin de katıldığı ‘Meme kanserinde her raunda hazırız” etkinliğine;  Acıbadem Ataşehir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Saçak, Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman </strong>ve alanında önde gelen pek çok uzman katıldı.<strong> </strong>Uzmanlar<strong> </strong>meme kanserinden korunmak için yapılması gerekenleri ve tedavi sürecinde öne çıkan gelişmeleri anlattılar, katılımcılardan gelen soruları yanıtladılar.</em></p>
<p>Meme kanserinde erken tanı tüm kanser türlerinde olduğu gibi hayat kurtarıyor. Yapılan bilimsel çalışmalar, erken tanı sayesinde tedavide başarı oranının yüzde 95’e çıktığını ortaya koyuyor. Hatta tam başarı sağlamak da mümkün olabiliyor. Bu nedenle meme kanserine karşı farkındalık oluşturmak ve toplumda doğru bilinen yanlışları hafızalardan silmek hastalığa karşı önlem almada ve mücadelede büyük önem taşıyor. Ünlü oyuncu Hazal Filiz Küçükköse de, toplumsal farkındalığa katkı sağlamak amacıyla etkinliğe katıldı ve meme kanseri alanında uzman hekimleri dinledikten sonra kendisinin de çok değerli bilgiler edindiğini, hatta ‘mamografinin ve biyopsinin zararlı olduğu’ şeklindeki bilgilerinin de hurafeden ibaret olduğunun farkına vardığını vurguladı. </p>
<p><strong>Hazal Filiz Küçükköse: “Teyzem hamileyken meme kanseri tanısı aldı”</strong></p>
<p>Sözlerine, yıllar önce 39 yaşında meme kanserine yakalanan ve üç yıl içerisinde hayatını kaybeden teyzesini anarak başlayan Hazal Filiz Küçükköse şöyle konuştu: “Teyzem hamileydi ve meme kanseri tanısı aldı. 90’lı yıllardı ve ben küçük bir çocuktum. Teyzemin yaşadıklarını görüyordum. Sanırım ileri evrede anlaşılmıştı ve teyzemin kanseri hızla ilerledi ve 3 yıl içinde onu kaybettik. Ailemiz için çok acı bir süreçti. O yıllarda teyzemin yaşadıklarını gördüğümde, meme kanserinin ne kadar zor bir hastalık olduğunu anlamıştım. Geç tanı almıştı ve hastalığı hızla ilerlemişti. Günümüzde ise erken tanı alma şansı son derece arttı ve erken tanının hayat kurtardığını biliyoruz. Ailemde meme kanseri öyküsü olması nedeniyle ben de yıllık kontrollerimi yaptırıyorum. Meme kanseri ile ilgili hurafelerden de kendimizi kurtarmamız ve doğru bilgiler öğrenmemiz şart. Ben bugün değerli hocalarımı dinledikten sonra “mamografinin radyasyon nedeniyle zararlı olduğu”, “biyopsinin de kanserli hücrenin patlayıp yayılmasına neden olduğu” şeklindeki bilgilerin hurafe olduğunu öğrendim!”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Metin Çakmakçı: “Erken evrede tedavi başarısı çok yüksek”</strong></p>
<p><strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı</strong>, erken tanının önemine dikkat çekerek şöyle konuştu: “Meme kanseri tüm dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri. Dünyada 2.3 milyon, ülkemizde ise 25 bini aşkın kadın meme kanseri ile tanışıyor. Bu sayı giderek artıyor. Meme kanserinin günümüzde genç yaşlarda da sık görüldüğüne şahit oluyoruz. Bu nedenle toplumsal bilinçlenme son derece önem taşıyor. Meme kanserinin kolay tarafları var çünkü tanısı kolay. Yeter ki düzgün kontroller yapılsın, çünkü daha bir belirti vermeden tanı koyabiliyoruz. Ancak erken tanıda elle kontrolün muayene yerine geçmediği mutlaka bilinmelidir. Çünkü elle kontrolde kadının eline herhangi bir kitle vb gelmediğinde ‘benim bir şeyim yok’ diyerek zaman kaybedebiliyor.  Bu nedenle her kadının 40 yaş sonrasında her yıl düzenli muayene, ultrason, sonografi ve mamografi yaptırmaları, erken tanı şansını artırır. Erken evrede yakalanınca tedavisi çok kolay ve çok başarılı yapılabilen bir kanser. Erken evrede yakalandığında 5 yıllık yaşam yüzde 95’in üzerinde ki çok az kanserde bu oran söz konusudur.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Özge Gümüşay: “Meme yapınızı tanıyın ama tarama için mutlaka mamografi yaptırın”</strong></p>
<p><strong>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay </strong>da konuşmasında, erken tanının tedavi seçeneklerini değiştirdiğini vurgulayarak, kadınların meme yapılarını tanımaları ve memelerinde meydana gelen olası değişiklikleri fark etmelerinin son derece önemli olduğunu ancak kendi kendine muayenenin yeterli olmadığını vurgulayarak “Meme yapınızı tanıyın ve kontrolde farklılık var mı diye bakın ama bu meme kanseri taraması için yeterli değildir. Meme kanseri taraması için 40 yaşından sonra yılda bir mamografi yaptırmak gerekir. Tümör henüz çok küçükken veya öncül hücreyken mamografide yakalamak çok kıymetli. Hastalığın tipine ve biyolojisine göre tedaviler değişmekle birlikte bütün hastalarımızı ne kadar erken evrede yakalarsak hem başarı oranımız artıyor, hem tedavimizin yoğunluğu azalıyor ve hasta için çok daha kolay bir süreç haline geliyor” dedi. Erken tanının tedavi seçeneklerini değiştiren çok önemli bir kazanım olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gümüşay, günümüzde ileri tanı meme kanserlerinde de tedavi yöntemlerinin geliştiğini belirterek şöyle konuştu: “Özellikle erken evrede geldiğinde hastalarımız bazen kemoterapi bile vermeden, sadece endokrin tedavi ve cerrahi tedavi ile tam kür sağlayabiliyoruz. Bununla birlikte ileri evre tedavide de,  metastatik evre olsa da hastalarıma söylediğim cümle; tedavi edilebilir bir hastalığınız var. Ne demek bu? Aslında meme kanserinde o kadar çok gelişme var ki, yeni ilaçlar, akıllı ilaçlar, immünoterapiler birçok tedavi seçeneği ile çok çok iyi sonuçlar elde edebiliyoruz. Hastalarımız metastatik meme kanseri tanısı aldığında da mutlaka onkoloji uzmanı ile bu tedavi sürecini yönetmeli.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Bülent Saçak “Erken tanı hayat kurtarır, meme onarımı da hayata bağlar”</strong></p>
<p>Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Saçak “erken tanı hayat kurtarır, meme onarımı da hayata bağlar, bizim mottomuz da bu” diyerek başladığı sözlerine şöyle devam etti: “Meme kanseri çok yaygın üstelik çok tedavi edilebilir bir hastalık ama hastalık sadece biyolojik değil, organ sadece biyolojik bir organ değil. Psikososyal olarak da görevi olan bir organ. Dolayısıyla kadının hastalığı tam olarak gerçekten atlatabilmesi için, gerçekten tam olarak iyileştim diyebilmesi için vücut bütünlüğünün de korunması gerekiyor. Çünkü memenin bir kimlik organı, bir kadınlık organı olduğunu biliyoruz. Bu anlamda tedavinin tam olarak tamamlanması, kadının memesinin alındıktan sonra memenin yeniden oluşturulmasıyla, simetrik ve doğala yakın bir meme görünümü elde edilmesiyle sağlanabiliyor. Bu anlamda plastik cerrahlara da büyük görev düşüyor. Biz de çeşitli farklı plastik cerrahi teknikler uygulayarak, hastanın kayıplarını gidererek, hastanın hastalığı gerçek anlamda atlatabilmesine, önüne bakabilmesine, hayatına devam edebilmesini sağlamaya dikkat ediyoruz. Son yıllarda gerek kadın vücudunu biyolojiyi anlamamız, gerek onkolojide artan bilgiler, gerek implant teknolojisinde artan bilgiler ve yenilikler sayesinde bugün hem insanın kendi vücudundan hem de silikonlarla hastanın kozmetiğini bozmayan, hayata kaldığı yerden devam etmesini sağlayan uygulamalar yapabiliyoruz.”</p>
<p><strong>Nur Ecem Baydı Ozman: “Batı tipi beslenmeyi Akdeniz tipi diyetle değiştirmek gerekiyor”</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman sadece meme kanserinde değil, tüm kanser türlerinde insanların sihirli şeyler duymak istediklerini, ancak ‘şunu yiyelim işe yarasın’ türünden sihirli bir besin olmadığını belirterek şöyle konuştu: “Kansere karşı korunmada olduğu gibi, kanser tedavisi sırasında da iyi beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesi gerekiyor. Özellikle batı tipi beslenme dediğimiz işlenmiş besinler, kızartmalar ve şekerin yoğun olduğu beslenme türünün Akdeniz tipi diyetle değiştirilmesi gerekiyor. Akdeniz tipi beslenmede; balık, tam tahıllar, sebze, meyve, zeytinyağı ve lifler var. Bunların meme kanseri dahil tüm kanserlerde koruyucu olduğunu bilimsel olarak biliyoruz. Bunların egzersizle kombinlenmesi, ideal vücut ağırlığında olunması, yağ oranının çok yüksek olmaması gerekiyor. Sürdürülebilir şeyleri hayatımıza dahil etmemiz gerekiyor.” Ozman, kanserden korunmak için uzak durulması gerekenleri ise şöyle anlattı: “Özellikle işlenmiş etlerden ve kırmızı etlerden uzak durulması gerekiyor. İşlenmiş etlere toleransımız oldukça az. Neredeyse hiç tüketilmemesi gerekir. Kırmızı etin de haftada 350-500 gram arasında tüketilmesi öneriliyor. Daha fazlasının kanserler üzerinde tetikleyici olabileceği söyleniyor. Onun dışında birşeyleri takviye formunda almak, özellikle tedavi esnasında çok riskli olabilir. Yani bir ürün çok iyi olabilir ama onu yoğun bir formda takviye olarak almak, tam tersi etki yaratabilir. Bu anlamda takviye kullanılacaksa da mutlaka hekime danışılarak, o anda kullanılan ilaçla bir etkileşim var mı bundan emin olarak ilerlemek gerekebiliyor.” </p>
<p><strong>Sosyal medyadan öğrendikleriniz sağlığınızı riske atabilir!</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, kanserden korunmada beslenmenin önemli bir faktör olduğunu, mutlaka Akdeniz tipi beslenme alışkanlıklarının kazanılması gerektiğini belirterek, toplumda çok sık yapılan ve insan sağlığını tehlikeye atan hatalara da dikkat çekti. Ozman şöyle konuştu: “Günümüzde özellikle sosyal medya hayatımızın çok fazla içerisinde ve ne yazık ki çok yanlış bilgiler var; bunları hepimiz duymak istiyoruz insan olarak, bana ‘hap bilgi gelsin ve işime yarasın’. Ama henüz bilimde literatürde böyle bilgiler yok. Üstelik bu tür bilgiler fayda yerine son derece zararlı olabiliyor, tedavinin aksamasına hatta tam tersi sonuç alınmasına yol açabiliyor. Örneğin; bir şeyleri takviye olarak almak tedavi esnasında çok riskli olabilir. Yani bir ürün çok iyi olabilir ama yoğun bir formda takviye almak tam tersi etki yaratabilir. Bu anlamda bir takviye kullanılacaksa da mutlaka hekime danışılarak, o anda kullanılan ilaçla bir etkileşim var mı bundan emin olarak ilerlemek gerekiyor. Yine antioksidanları  çok faydalı diye biliriz ve evet faydalıdır da. Ama fazla alındığında tam tersi etki yaratabiliyor!”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlardan-meme-kanserine-karsi-etkili-oneriler-586266">Uzmanlardan Meme Kanserine Karşı Etkili Öneriler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlardan Sonbahar İçin 7 Saç Bakım Kuralı: Yaz yıpranmasını onarın, kış kuruluğuna hazırlanın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlardan-sonbahar-icin-7-sac-bakim-kurali-yaz-yipranmasini-onarin-kis-kuruluguna-hazirlanin-583880</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2025 07:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[kuralı]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>
		<category><![CDATA[Saç Derisi]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[üç]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlardan]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583880</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mevsim geçişleri saç ve saç derisi için kritik dönemlerdir. Yazın UV maruziyeti, tuzlu/klorlu su ve sık şekillendirme alışkanlıkları deriyi hassaslaştırırken; sonbaharda düşen nem ve sıcaklık farkları kuruluk, matlık ve dökülme algısını artırabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlardan-sonbahar-icin-7-sac-bakim-kurali-yaz-yipranmasini-onarin-kis-kuruluguna-hazirlanin-583880">Uzmanlardan Sonbahar İçin 7 Saç Bakım Kuralı: Yaz yıpranmasını onarın, kış kuruluğuna hazırlanın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mevsim geçişleri saç ve saç derisi için kritik dönemlerdir. Yazın UV maruziyeti, tuzlu/klorlu su ve sık şekillendirme alışkanlıkları deriyi hassaslaştırırken; sonbaharda düşen nem ve sıcaklık farkları kuruluk, matlık ve dökülme algısını artırabilir. İstanbul’da üç şubesiyle hizmet veren <strong>Cut Labs</strong>’in eğitimli uzmanları, salon içi gözlemler ve uygulamalı eğitimlerinden süzdükleri pratik bir rehberle sonbahara özel <strong>7 temel bakım kuralını</strong> paylaştı. Cut Labs kurucu ortağı <strong>Sinan Ergün</strong>, “Sonbaharda amaç, yazdan kalan kalıntı ve yıpranmayı nazikçe temizlemek ve kışa güçlü bir bariyerle girmek. Doğru ısı, doğru ürün ve düzenli aralıklar kilit üçlü.” dedi.</p>
<p><b>1) Ilıman Su, Kısa Duş</b></p>
<p>Sıcak su saç teli ve saç derisinin doğal lipid bariyerini hızla çözer; kalıcı matlık ve hassasiyete zemin hazırlar. <strong>36–38 °C</strong> aralığında, kısa süren duşlar idealdir. Şampuanı saç derisine, bakımı ise uzunluk ve uçlara odaklayın; böylece köklerde ağırlık yapmadan nem dengesini korursunuz.</p>
<p><b>2) Haftalık Arındırma (Detox)</b></p>
<p>Sonbaharın ilk haftalarında haftada <strong>1 kez</strong> arındırıcı bir şampuan, yazdan kalan tuz/klor ve ürün kalıntılarını uzaklaştırır. Arındırma işlemini <strong>nazik masajla</strong> yapın; fazla güç, deride mikrotahrişe yol açabilir. Arındırma gününde, uzunluk ve uçlara hafif bir bakım kremi uygulamak, sertleşmeyi ve dolaşmayı önler.</p>
<p><b>3) Saç Derisini Besleyin (Tonik/Serum + Masaj)</b></p>
<p>Dengeleyici tonik/serumlar, sebum düzenine ve <strong>mikro dolaşımın</strong> desteklenmesine yardımcı olur. Uygulama sonrası <strong>2–3 dakikalık parmak ucu masajı</strong>, ürün etkinliğini artırır ve gerginlik hissini azaltır. Çok yağlı derilerde, ağır içerikleri köklere değil yalnızca uzunluklara sürerek ağırlık yapmaktan kaçının.</p>
<p><b>4) Isı Kontrollü Şekillendirme</b></p>
<p>Fön ve şekillendirici cihazları <strong>orta ısı–orta hız</strong> ayarında, saçtan <strong>15–20 cm</strong> uzakta kullanın; yüksek ısı matlığı ve kırılmayı tetikler. Isıdan önce <strong>ısı koruyucu</strong> ürünler teli kalkan gibi sarar. Havluyla sert ovmak yerine nazikçe <strong>tamponlama</strong> yapın; sürtünme kabarmayı artırır.</p>
<p><b>5) “Doğal Mat” Bitiş: Ürünü Saça Göre Seçin</b></p>
<p>Kalın telli ve yoğun saçlarda su bazlı <strong>mat pomade/cream</strong>, ince tellide ise hafif <strong>paste/clay</strong> daha kontrollü bir görünüm sağlar. Avuç içinde <strong>bezelye tanesi</strong> kadar ürün yeter; fazla miktar deriyi hızla yağlı gösterir. Ürünü <strong>ense–tepe–ön</strong> sırasıyla yaymak, homojen bir dağılım sağlar ve gün boyu düzeltmeyi kolaylaştırır.</p>
<p><b>6) Haftalık Uç Bakımı (2–3 Kez)</b></p>
<p>Yazdan kalan yıpranma uçlarda toplanır; haftada <strong>2–3 kez</strong> birkaç damla hafif yağ veya bakım kremi uçlardaki sürtünmeyi azaltır. Tarama için <strong>geniş dişli tarak</strong> kullanın; özellikle dalgalı/uzun saçlarda kırılmalar belirgin biçimde azalır. Akşam rutininizde <strong>yastık kılıfı sürtünmesini</strong> azaltmak (saten/düşük sürtünmeli kılıf) formu korumaya yardım eder.</p>
<p><b>7) Kesim Aralığını Kişiselleştirin</b></p>
<p>Genel öneri <strong>4–5 hafta</strong> olsa da, <strong>fade</strong> ve kısa formlarda 2–3 haftalık dokunuşlar silueti taze tutar. Uçlardan düzenli mini düzeltmeler, kırıkların yukarı ilerlemesini engeller ve saçın daha dolgun görünmesini sağlar. Mevsimsel dökülme algısı artıyorsa, aşırı sıkı aksesuar/şapka kullanımını azaltın; saç derisinin nefes alması stili de performansı da iyileştirir.</p>
<p>Uzmanlara göre sonbaharın <strong>ilk 4 haftası “onarım dönemi”</strong>, ikinci ay ise <strong>“denge ve koruma”</strong> evresi. Rutini haftalık küçük ayarlamalarla (ısı, ürün dozu, arındırma sıklığı) kişiselleştirmek sonuçları belirginleştirir. Kaşıntı, kızarıklık, kepek artışı veya ani dökülme gibi belirtiler görülürse, kuaförünüzün yönlendirmesiyle dermatoloji desteği almak gecikmeyi önler. Bu dönemde <strong>az ama düzenli bakım</strong>; saçın doğal dokusunu ve parlaklığını geri getirmenin en güvenli yoludur.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlardan-sonbahar-icin-7-sac-bakim-kurali-yaz-yipranmasini-onarin-kis-kuruluguna-hazirlanin-583880">Uzmanlardan Sonbahar İçin 7 Saç Bakım Kuralı: Yaz yıpranmasını onarın, kış kuruluğuna hazırlanın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>8.8’lik Rusya depremi sonrası uzmanlardan uyarı: Akdeniz çanağı etkilenecek mi? &#8216;Deprem dalgası dünyayı 5 kez dolaşacak&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/88lik-rusya-depremi-sonrasi-uzmanlardan-uyari-akdeniz-canagi-etkilenecek-mi-deprem-dalgasi-dunyayi-5-kez-dolasacak-559480</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 10:39:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[çanağı]]></category>
		<category><![CDATA[dalgası]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[depremi]]></category>
		<category><![CDATA[dolaşacak]]></category>
		<category><![CDATA[dünyayı]]></category>
		<category><![CDATA[etkilenecek]]></category>
		<category><![CDATA[kez]]></category>
		<category><![CDATA[lik]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[uyarı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlardan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559480</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kamçatka Yarımadası'nda meydana gelen 8.8'lik deprem sonrası Pasifik’te tsunami alarmı verildi. Rusya, ABD ve Japonya kıyılarında tahliyeler başladı. Uzmanlar, bu dev depremin Türkiye'yi etkilemesinin mümkün olmadığını belirtti. Ancak, dünyanın çeşitli bölgelerinde kırılmaya yüz tutmuş bazı fayların kırılması için tetikleyici etki yapabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/88lik-rusya-depremi-sonrasi-uzmanlardan-uyari-akdeniz-canagi-etkilenecek-mi-deprem-dalgasi-dunyayi-5-kez-dolasacak-559480">8.8’lik Rusya depremi sonrası uzmanlardan uyarı: Akdeniz çanağı etkilenecek mi? &#8216;Deprem dalgası dünyayı 5 kez dolaşacak&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong>Kamçatka Yarımadası</strong>, <strong>8,8 büyüklüğündeki büyük bir depremle</strong> sarsıldı. <strong>ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS)</strong>, merkez üssünün Petropavlovsk-Kamçatskiy kentinin 119 kilometre güneydoğusu olduğunu, depremin ise <strong>20 kilometre derinlikte</strong> meydana geldiğini bildirdi. Ardından <strong>6,9 ve 6,3 büyüklüklerinde artçı sarsıntılar</strong> kaydedildi.</p>
</div>
<div>
<p><strong>ABD Başkanı Donald Trump</strong>, Truth Social platformundan yaptığı açıklamada, &#8216;<strong>Pasifik Okyanusu&#8217;nda meydana gelen büyük deprem nedeniyle Hawaii&#8217;de yaşayanlar için Tsunami Uyarısı&#8217;nın yürürlüğe girdiğini&#8217;</strong> duyurdu. <strong>Alaska ve ABD Pasifik kıyısı</strong> için ise &#8220;Tsunami İzleme&#8221; durumunun geçerli olduğunu belirtti ve <strong>“Japonya&#8217;nın da tehlike altında olduğunu”</strong> ifade etti.</p>
</div>
<div>
<p><b>Japonya&#8217;da 3 metreye kadar tsunami uyarısı</b></p>
</div>
<div>
<p><strong>Japonya</strong>, <strong>Hokkaido Adası&#8217;ndan Wakayama eyaletine kadar</strong> olan kıyılar için <strong>3 metreye kadar tsunami dalgaları uyarısı</strong> yaptı. Vatandaşlara <strong>&#8220;tüm uyarılar kaldırılana kadar bölgeyi tahliye edin&#8221;</strong> çağrısı yapıldı. İlk dalgalar İşinomaki Limanı’nda 50 santimetre, Tokaçi’de 40 santimetre, Erimo’da ise 30 santimetre olarak ölçüldü.</p>
</div>
<div>
<p><b>Severo-Kurilsk’in bir kısmı sular altında</b></p>
</div>
<div>
<p><strong>Rusya Acil Durumlar Bakanlığı</strong>, tsunami nedeniyle <strong>Severo-Kurilsk şehrinin bir bölümünün sular altında kaldığını</strong> duyurdu. Şu ana kadar can kaybına ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.</p>
</div>
<div>
<p><b>Deprem Pasifik Ateş Çemberi üzerinde</b></p>
</div>
<div>
<p><strong>Prof. Dr. Okan Tüysüz</strong>, depremin meydana geldiği bölgenin <strong>Pasifik Ateş Çemberi</strong> üzerinde olduğunu hatırlatarak, <strong>“Birkaç yıldır 8&#8217;in üzerinde deprem olmuyordu dünyada. Ortalama yılda 1 defa olurdu. Bu açık kapanmış oldu”</strong> dedi. <strong>“Aşağı yukarı 20 kilometre derinlikteki bir fayın kırılmasıyla meydana geldi deprem. Okyanus tabanını hareket ettiren bu tarz depremler tsunamiye neden olur”</strong> diye konuştu. Tüysüz, artçı sarsıntıların uzun süre sürebileceğine de dikkat çekti.</p>
</div>
<div>
<p><b>&#8216;7.7&#8217;ye varan artçılar meydana gelebilir&#8217;</b></p>
</div>
<div>
<p><strong>YTÜ&#8217;den Prof. Dr. Şükrü Ersoy</strong>, “<strong>Bu büyüklükteki bir deprem Türkiye&#8217;de meydana gelmez ama Kamçatka bölgesi buna çok da yabancı değil.</strong>” dedi. Mekanizması henüz netleşmeyen bu depremin, <strong>binlerce kilometre uzağa ulaşabilecek tsunami dalgaları</strong> oluşturabileceğini vurgulayan Ersoy, “<strong>Ana şok çok büyük olduğu için artçıları da büyük olacaktır. 7.7&#8217;ye varan artçılar meydana gelebilir. Şu anda o tür artçılar meydana geliyor. Artçılar haftalar hatta yıl boyunca devam edebilir.</strong>” ifadelerini kullandı.</p>
</div>
<div>
<p><b>Moriwaki: Daha büyük dalgalar gelebilir</b></p>
</div>
<div>
<p><strong>Deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki</strong>, şu anda dalga boyunun 30 santimetre civarında olduğunu, ancak <strong>ikinci ve üçüncü dalgaların daha büyük olabileceğini</strong> söyledi. Moriwaki, “<strong>Bu deprem, 2011’de Japonya’da yaşanan 9 büyüklüğündeki depremi hatırlatıyor</strong>” diyerek, <strong>“8,8 büyüklüğündeki bu deprem, 6 Şubat’ta Türkiye’de yaşanan Kahramanmaraş depremlerinden yaklaşık 32 kat daha güçlü”</strong> ifadesini kullandı. </p>
</div>
<div>
<p>Ayrıca, bölgede <strong>bir ay boyunca 7,5’e kadar artçı sarsıntılar</strong> yaşanabileceğini, ancak daha büyük bir ana depremin tetiklenme ihtimalinin şu an için düşük olduğunu ekledi.</p>
</div>
<div>
<p><b>Prof. Dr. Şerif Barış: 6 Şubat’ın 45, 17 Ağustos’un 145 katı enerji açığa çıktı</b></p>
</div>
<div>
<p><strong>Prof. Dr. Şerif Barış</strong>, depremin büyüklüğüne dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:</p>
</div>
<div>
<p>“Bu 10 ila 20 yılda olan depremlerden biri. Pasifik levhasının etrafında bizim Ateş Çemberi dediğimiz dünyanın en büyük depremlerinin olduğu ve yoğun volkanik aktivitenin olduğu bölgede depreme gelen bir deprem. Tabii kıyıdan 10 kilometre açıkta olması, orada yoğun bir nüfus bulunmaması nedeniyle yüksek can kaybı yaşanmaması sevindirici.</p>
</div>
<div>
<p><b>&#8216;Deprem dalgası dünyanın çevresini 4-5 kere turlayacak&#8217;</b></p>
</div>
<div>
<p>Çok güçlü bir deprem. 6 Şubat Depremi&#8217;nin yaklaşık 45 katı enerji açığa çıktı. 17 Ağustos Depremi&#8217;nin de 145 katı kadar enerji açığa çıktı. 7,4 büyüklüğünde 145 depremi toplayın, 8,8 büyüklüğündeki depremde açığa çıkan enerjiye eşittir. Dolayısıyla sarsıntı gücü çok güçlüdür.<br />Yer hareketi düşey yönde kırılma olduğu için de tsunami ihtimali çok güçlüdür. Nitekim ABD ve Japonya&#8217;da hemen tsunami uyarısı verdiler ve tahliyelere başladılar. Bir deprem şehre ne kadar yakınsa o kadar ölümcül oluyor. İnsanların bunu öğrenmesi lazım. Bizde her depremden sonra panik oluşuyor. Bu çok da doğru değil.</p>
<p>Deprem dalgaları bu depremde günlerce kaydediliyor. Bu depremin oluşturduğu deprem dalgası dünyanın çevresini 4-5 kere turlayacak. Türkiye&#8217;nin bir deprem ülkesi olduğunu unutmamamız lazım. Biz depremler olunca konuşuyoruz ancak deprem öncesi hazırlık çalışmalarını hayatımızın odağına koymak zorundayız.&#8221;</p>
</div>
<div>
<p><b>Akdeniz çanağını etkiler mi?</b></p>
</div>
<div>
<p>Prof. Dr. Süleyman Pampal, <em>&#8220;Bizim üzerinde bulunduğumuz Akdeniz çevresi deprem kuşağı farklı bir sistem. Baykal Gölü vardır, o da bir risktir. Birbiriyle somut ve organik bir bağlantısı olmadığı için bizi etkilemesi söz konusu olmaz. 8.8&#8217;lik çok büyük bir deprem dünyanın çeşitli bölgelerinde kırılmaya yüz tutmuş bazı fayların kırılması için tetikleyici etki yapabilir. Bu bizim için söz konusu değil&#8221;</em> uyarısında bulundu.</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/88lik-rusya-depremi-sonrasi-uzmanlardan-uyari-akdeniz-canagi-etkilenecek-mi-deprem-dalgasi-dunyayi-5-kez-dolasacak-559480">8.8’lik Rusya depremi sonrası uzmanlardan uyarı: Akdeniz çanağı etkilenecek mi? &#8216;Deprem dalgası dünyayı 5 kez dolaşacak&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlardan Konserve Uyarısı! Tadına Bakmak Bile Felç Edebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlardan-konserve-uyarisi-tadina-bakmak-bile-felc-edebilir-411612</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Oct 2023 16:10:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bakmak]]></category>
		<category><![CDATA[bile]]></category>
		<category><![CDATA[edebilir]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[konserve]]></category>
		<category><![CDATA[tadına]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlardan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=411612</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbaharın devam ettiği şu günlerde evlerde konserve hazırlama telaşı sürüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlardan-konserve-uyarisi-tadina-bakmak-bile-felc-edebilir-411612">Uzmanlardan Konserve Uyarısı! Tadına Bakmak Bile Felç Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sonbaharın devam ettiği şu günlerde evlerde konserve hazırlama telaşı sürüyor. Sterilizasyon işleminin önemine işaret eden uzmanlar, konserve yapılacak sebze ve meyvelerin çok iyi yıkanmasını, bozulmamış hammaddenin kullanılmasını tavsiye ediyor. Gıda güvenliği açısından evlerde konserve yapılmasının pek güvenli olmadığına dikkat çeken Gıda Mühendisi Selen Akbulut, tekniğine uygun işlem basamakları gerçekleştirilmeden yapılacak konservenin felç, hatta ölüme sebebiyet verebileceğini söylüyor. Akbulut, kapaklar yeni, kavanozlar ise tek porsiyonluk olmalı hatırlatmasında bulunuyor…</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojileri Programı Öğr. Gör. Selen Akbulut, konservenin günümüzde neredeyse her evde üretimi yapılan bir ürün halini aldığını söyledi.</p>
<p>Gıda güvenliği açısından evlerde konserve yapılmasının pek güvenli olmadığını ifade eden Gıda Mühendisi Akbulut, “Konserve, tekniğine uygun işlem basamakları gerçekleştirilmezse felç ve hatta ölüme sebebiyet veren çok riskli bir ürün olabiliyor.” uyarısını yaptı.</p>
<p>Akbulut, konserve hazırlarken uyulması gereken başlıca konular şöyle sıraladı:</p>
<p>&#8211; İyi nitelikte, bozulmamış bir hammaddenin kullanılması çok önemli.</p>
<p>&#8211; Gerekli ayıklama / sınıflandırma ve üzerindeki kirlilik unsurlarını uzaklaştırmak için etkin bir yıkama yapılması şart.</p>
<p>&#8211; Kullanılan tüm alet ekipmanlar sıcak su ile yıkanmalı.</p>
<p><strong>Kapaklar yeni, kavanozlar tek porsiyonluk olmalı!</strong></p>
<p>&#8211; Tüm konserveler için yeni kapak kullanılması şart. Kullanılmış bir kapak tekrar vakum sağlayamayacağı için riskli bir ürün oluşturmuş oluruz.</p>
<p>&#8211; Kavanoz içleri de yine kaynar su ile steril edilmeli.</p>
<p>&#8211; Hazırlanan konserve malzemesi sıcak dolum ile kavanoza doldurulup ağzı sıkı bir şekilde kapatılmalı.</p>
<p>&#8211; Konserveyi açıldıktan sonra tüketmek önemli. Bu nedenle büyük değil tek porsiyonluk kavanozlar tercih edilebilir.</p>
<p>&#8211; Konserveler serin, kuru ve direkt olarak güneş ışığı almayan bir yerde saklanmalı.”</p>
<p><strong>Konserve en riskli ürünler kategorisinde</strong></p>
<p>Konservelerin gıda mikrobiyolojisi açısından en riskli ürünler kategorisinde değerlendirilebildiğine dikkat çeken Akbulut, şunları kaydetti:</p>
<p>“Konservelerde risk oluşturan mikroorganizma, Clostridium botulinum olarak bilinen mutlak anerobik (sadece oksijensiz ortamda gelişim gösteren) karakterli, intoksikasyona neden olan bir patojendir. Bu mikroorganizma uygun ortam koşulları sağlandığında nörotoksin niteliğindeki toksinini sentezler. Toksinli gıdanın tüketiminden sonraki 18-36 saat arasında ortaya çıkar.”</p>
<p><strong>Felç ve ölüm ile sonuçlanabiliyor</strong></p>
<p>Zehirlenme belirtilerine de değinen Akbulut, “Erken belirtileri; belirgin halsizlik, zayıflık ve baş dönmesidir. Bulanık görme ve çift görme, ağız kuruluğu, konuşma ve yutkunmada zorluk, kalp atımında azalma, tansiyon düşüklüğü, nefes alıp vermede zorluk, bulantı, kusma ve kabızlık genel belirtileri arasında yer alır. Bu toksinin çok düşük gramları bile kişilerde felç ve ölüm ile sonuçlanabilir. Şüphe ettiğimiz konservenin tadına bakmak bile felç edebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Kapak 3 ileri 1 geri tekniği ile kapatılmalı</strong></p>
<p>Sağlıklı bir konserve için taze sebze ve meyveler kullanılması gerektiğini belirten Akbulut, “Her bir konserve kavanozu için yeni bir kapak kullanılması şarttır. Konserve edeceğimiz malzemeye çok iyi nitelikte bir ısıl işlem (kaynatma) uygulanmalı. Sıcak dolum ile kapağı 3 ileri 1 geri tekniğine göre kapatmamız gerekir. Ayrıca kesinlikle bombaj (Gaz yapan mikroorganizmalar sonucu konserve kutularının altında veya üstünde oluşan şişkinlik) yapmış ve vakumu bozulmuş konservelerin tadına dahi bakmadan imha edilmesi gıda güvenliği ve tüketici sağlığı bakımından elzemdir.” dedi.</p>
<p>Selen Akbulut, tüm meyve-sebzelerden gerekli şartlar sağlandığında konserve yapılabileceğini hatırlatarak, “Ancak ısıl işlemde niteliğini kaybetmemesi ve tat-doku uyumu konserve üretiminde önemli parametreler olduğu için bu uyuma dikkat ederek lezzetli konserveler elde edilebilir.” diyerek sözlerini sonlandırdı. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlardan-konserve-uyarisi-tadina-bakmak-bile-felc-edebilir-411612">Uzmanlardan Konserve Uyarısı! Tadına Bakmak Bile Felç Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dip Çamuru Temizliği Projesi&#8217;ne uzmanlardan büyük ilgi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dip-camuru-temizligi-projesine-uzmanlardan-buyuk-ilgi-388592</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jun 2023 08:26:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[çamuru]]></category>
		<category><![CDATA[dip]]></category>
		<category><![CDATA[ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[projesine]]></category>
		<category><![CDATA[temizliği]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlardan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=388592</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Üniversitesi’nden uzman akademisyenler, Büyükşehir tarafından yürütülen Dip Çamuru Temizliği Projesi’ni yerinde inceledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dip-camuru-temizligi-projesine-uzmanlardan-buyuk-ilgi-388592">Dip Çamuru Temizliği Projesi&#8217;ne uzmanlardan büyük ilgi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin en büyük çevre projesi olarak adlandırılan ve 2 Mayıs’ta gerçekleşen program ile ilk çamur çekiminin yapıldığı İzmit Körfezi Dip Çamuru Temizliği projesine akademisyenler büyük ilgi gösteriyor.  İzmit Körfezi Dip Çamurunun Temizlenmesi, Susuzlaştırılması ve Bertaraf Hizmetinin bilimsel çalışmaların ürünü olması nedeniyle Kocaeli Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden uzman akademisyenler Dip Çamuru Temizleme Şantiye alanını inceledi. Öğretim üyeleri ilk olarak dip çamuru temizliğinin yapıldığı alana gelerek Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı yetkilileri ile bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda akademisyenlere susuzlaştırma işlemi ve ilgili tüm proses aşamaları hakkında bilgi verildi. Ayrıca gerçekleştirilen toplantıda öğretim üyelerinin susuzlaştırılmış çamurun değerlendirilmesine yönelik katkılarına da başvuruldu. Toplantı sonrasında öğretim üyeleri dozajlama ünitesi ve susuzlaştırma tesisinde teknik incelemeler yaptı.</p>
<p> </p>
<p><b>DİP ÇAMURU TEMİZLİĞİNE TAM NOT</b></p>
<p>İzmit Körfezi’ni dev bir akvaryum haline getirecek İzmit Körfezi Doğu Baseni Dip Çamuru Temizliği projesine 2 Mayıs 2023 tarihinde start verilmişti. Çalışmaların tüm hızıyla devam ettiği proje TÜBİTAK ile yürütülmüş ve İstanbul Üniversitesi’nden uzmanlar da çalışmalara destek vermişti. Bilimsel çalışmaların bir ürünü olan proje akademisyenler tarafından ilgi görüyor. Bu kapsamda Kocaeli Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Recep Kaya Göktaş, Prof. Dr. Ayla Arslan, Prof. Dr. Aykan Kandemir, Prof. Dr. Nevim Genç, Doç. Dr. Esra Can Doğan, Arş. Gör. Elif Durna Pişkin ve Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümünden Prof. Dr. Halim Aytekin Ergül dip çamuru temizliğini yerinde inceledi. Alanında uzman akademisyenlere Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Mesut Önem ve kontrol teşkilatı da eşlik etti.</p>
<p> </p>
<p><b>“İYİ TASARLANMIŞ BİR PROJE”</b></p>
<p>Marmara Denizi’ne yeniden hayat verecek olan Dip Çamuru Temizliği Projesini inceleyen akademisyenlerden Prof. Dr. Aykan Kandemir, Dip Çamuru Temizliği Projesi’nin çok gerekli bir çalışma olduğunu söyledi. Prof. Dr. Kandemir, “Başından beri iyi tasarlanmış ve çevreci bir proje. İzmit Körfezi’nin Doğu tarafı uzun yıllar kirliliğe maruz kaldı. Tabii dipteki çamurun çekilmesi ve yönetilmesi oldukça zor bir iş. Eski haline dönmesi zaman alacaktır fakat yapılan çalışma Körfez’i tekrar canlandıracak” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>“BÜYÜKŞEHİR TAKDİRE ŞAYAN”</b></p>
<p>Prof. Dr. Halim Aytekin Ergül ise proje hakkında duygu ve düşüncelerini şu sözlerle ifade etti; “Yapılan çalışmaları yetkili arkadaşlar bize gösterdiler. Uygulamaları yöntem olarak isabetli olarak değerlendiriyorum. Özellikle çıkartılacak çamurun tekrar denize dökülmemesi ve karada bertarafı konusunda önlemlerin alınması bir biyolog olarak beni çok memnun ediyor. Bunun dışında yapılan işlemlerin ekosisteme uygun olması için uğraş verildiğini görüyorum. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin çevreye duyarlılığı takdire şayan. Bu proje bizi ve gelecek nesilleri olumlu etkileyecek.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dip-camuru-temizligi-projesine-uzmanlardan-buyuk-ilgi-388592">Dip Çamuru Temizliği Projesi&#8217;ne uzmanlardan büyük ilgi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlardan kira artışlarına çözüm önerisi; kontratlar E-Devlet üzerinden yapılsın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlardan-kira-artislarina-cozum-onerisi-kontratlar-e-devlet-uzerinden-yapilsin-384265</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jun 2023 12:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[artışlarına]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[edevlet]]></category>
		<category><![CDATA[kira]]></category>
		<category><![CDATA[kontratlar]]></category>
		<category><![CDATA[önerisi]]></category>
		<category><![CDATA[üzerinden]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlardan]]></category>
		<category><![CDATA[yapılsın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384265</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konut kiralarında yaşanan artış ülke gündeminden düşmüyor. Uzmanlar çeşitli öneriler yaparken yeni Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un önündeki en acil kanun taslaklarından birisi de Kira Kanunu düzenlemesi olacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlardan-kira-artislarina-cozum-onerisi-kontratlar-e-devlet-uzerinden-yapilsin-384265">Uzmanlardan kira artışlarına çözüm önerisi; kontratlar E-Devlet üzerinden yapılsın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konut kiralarında yaşanan artış ülke gündeminden düşmüyor. Uzmanlar çeşitli öneriler yaparken yeni Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un önündeki en acil kanun taslaklarından birisi de Kira Kanunu düzenlemesi olacak. Kulislere yansıyan bilgilere göre konut kira artış oranını yüzde 25 ile sınırlayan düzenlemenin süresi bir yıl daha uzatılacak. Kiracılar düzenlemenin 1 Temmuz’dan önce yasalaşmasını beklerken, kiraları piyasasının çok altında kalan ev sahipleri sınırlamaya isyan ediyor. Ev sahipleri de haklarını koruyan adil bir düzenleme istiyorlar. İşyeri sahipleri ise konutlar gibi işyerlerinin kira parasına da artış sınırı getirilmesini talep ediyor. Taslak düzenlemedeki en çarpıcı nokta ise, fahiş kiranın suç haline getirilmesi. Düzenlemenin caydırıcı olması adına evini piyasa rayicinin üzerinde fahiş fiyata kiraya veren ev sahipleri artık sanık olarak hâkim karşısına çıkacaklar. Ev sahipleri tutuklu şekilde 1-3 yıl hapisle yargılanıp cezalandırılabilecekler. Konuyu değerlendiren Tügem Yönetim Kurulu Üyesi, İnşaat Yüksek Mühendisi Dr. Mustafa Koçak, Konut kiralarının düşürülmesi için yapılması gereken çalışmaları anlattı. Öncelikle ekonomide atılacak adımlarla enflasyonun düşürülmesi gerektiğini söyleyen Koçak, “Bunun dışında kira değer haritasının çıkarılması ve kira fiyatlarının kontrol altında tutulması gerekmektedir. Mevcut kiraların e-devlet üzerinden yapılması değer haritası ve kontrol açısından faydalı olacaktır. Yine bununla birlikte kiralık daire arzının artırılması gerekiyor. Türkiye artan bir nüfusa sahip bu yüzden sürekli yeni konut arzı ihtiyacı doğmaktadır. Özellikle kentsel dönüşüm uygulamaları ile birlikte de malikler binası yenilene kadar geçici olarak kiralık daireye geçmek durumundalar, bu da yine kiralık konut ihtiyacını artıran unsurlardan diğeri” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>“KİRADA YÜZDE 25 SINIRI EVLERİN BOŞ KALMASINA NEDEN OLUYOR”</p>
<p>Boş bırakılan dairelerin kiralık konut arzını düşürdüğünü bunun da fiyatların yükselmesine yol açtığına dikkat çeken Mustafa Koçak, “Burada sorulması gereken soru daireler neden boş bırakılıyor?</p>
<p>Konutlarda 1 yıldır uygulanan %25 sınırı mülk sahiplerinin evlerini boş tutmasına sebep olmaktadır. Çünkü mülklerini kiraya verdiklerinde 1 yıl sonra kiralarının çok düşük kalacağını, bununla birlikte evi satmak istediklerinde satamayacaklarını düşündükleri için evleri boş tutmaktadırlar. Yine bununla birlikte her ne kadar kira kontratlarında süre 1 yıl da yazsa, borçlar kanununa göre mülk sahipleri kiracıları ancak dava yolu ile tahliye edebilmektedir. Bunun da bazı şartları vardır. Tahliye sürecinin de uzun olması mülk sahiplerinin yine evlerini kiraya verme konusunda tedirgin etmektedir” dedi.</p>
<p>“TALEP DÜŞSEDE FİYATLAR GERİ GELMİYOR”</p>
<p>Yabancıya konut satışı ve kiralamasında son 6 ayda ciddi bir düşüş olduğunu söyleyen, Koçak, “Yabancı müşteri talebi artık eskisi gibi değil. Ancak bugün fiyatların bu kadar yüksek olması geçen 5 yılda yapılan hatalardan kaynaklanmaktadır. Son 5-10 yıl içinde, yabancıya daha yüksek bir fiyattan mülk satma veya daha yüksek fiyattan mülk kiralama söz konusu olduğundan bu fiyatlar emsal teşkil etmiş ve ister istemez konut pazarını da yukarı yönlü etkilemiştir. Enflasyonla birlikte de yükselen fiyat, talebin düşmesiyle birlikte dahi geri gelmiyor ve yükselmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>“KONUT ARZINI PLANLAMA İLE ARTIRMAK GEREKİYOR”</p>
<p>Konut arzı için özellikle büyük şehirlerde doğru bir şehir planlaması ve nüfus planlaması ile birlikte hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Mustafa Koçak, “Bu planlamalar yapılmadan yapılacak inşaatlar ilerleyen dönemlerde trafik, kalabalık, işsizlik, sosyal donatılardaki yetersizlikler gibi sorunları ortaya çıkarıyor. Kiralık konut arzının artırılabilmesi için, kiralamaya yönelik konutların üretilmesi ve konutların da kiralarının kontrol altında tutulması faydalı olacaktır. Bu tür konutların sayılarının artması ile birlikte de uygun fiyatlı kiralık konut arzı artacak ve diğer mülklerin de fiyatlarının yükselmesini engelleyecektir” diye konuştu.</p>
<p>“KONUT FİYATLARINDA DÜŞÜŞ BEKLEMİYORUM”</p>
<p>Önümüzdeki dönemde konut fiyatlarında düşüş olmayacağını söyleyen Koçak, “Taleplerdeki bu düşüş normal şartlarda fiyatın düşmesini gerektirir. Ancak yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki artış gibi etkenler, konut fiyatlarının yükselmesine sebep oluyor. Konut fiyatları önümüzdeki dönemde de yükselmeye devam edecek, ancak yükselme hızında bir düşüş olacak. Konut fiyatlarına etki eden birden çok unsur bulunmaktadır. Sadece bir tanesini uygulamak fiyatlara bir süre olumlu anlamda etki etse de yine eski halini alacak ve fiyatlar artmaya devam edecektir. Bu yüzden fiyata etki eden tüm unsurları ortadan kaldırmak veya iyileştirmek gerekmektedir” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlardan-kira-artislarina-cozum-onerisi-kontratlar-e-devlet-uzerinden-yapilsin-384265">Uzmanlardan kira artışlarına çözüm önerisi; kontratlar E-Devlet üzerinden yapılsın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ&#8217;lü Uzmanlardan Deprem Bölgesinde Şap Virüsü Uyarıları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deulu-uzmanlardan-deprem-bolgesinde-sap-virusu-uyarilari-358195</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Mar 2023 10:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[deülü]]></category>
		<category><![CDATA[sap]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıları]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlardan]]></category>
		<category><![CDATA[virüsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358195</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarihin en büyük yıkımlarından birine neden olan Kahramanmaraş merkezli depremlerin hemen ardından dört koldan destek çalışmaları yürüten DEÜ’de, bu kez Veteriner Fakültesi uzmanları bölgeye yardım elini uzattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deulu-uzmanlardan-deprem-bolgesinde-sap-virusu-uyarilari-358195">DEÜ&#8217;lü Uzmanlardan Deprem Bölgesinde Şap Virüsü Uyarıları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarihin en büyük yıkımlarından birine neden olan Kahramanmaraş merkezli depremlerin hemen ardından dört koldan destek çalışmaları yürüten DEÜ’de, bu kez Veteriner Fakültesi uzmanları bölgeye yardım elini uzattı. Bölgedeki hayvancılık işletmelerinin ve yetiştiricilerin durum tespiti ve destek faaliyetlerinde bulunmak için Adıyaman’a giden DEÜ’lü bilim insanları, SAT-2 tipi şap virüsüne ve koruyucu önlemlere yönelik önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p>Türkiye’nin saygın yükseköğretim kuruluşlarından biri olan Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), Kahramanmaraş merkezli depremlerin yaralarını sarmayı sürdürüyor. Tarihin en büyük yıkımlarından birine neden olan depremlerin hemen ardından destek için dört koldan harekete geçen DEÜ, arama-kurtarma, sağlık hizmetleri, sosyal hizmetler ve hasar tespit çalışmaları ile afet koordinasyonuna önemli katkılar sunmuştu. Bir yandan deprem araştırma raporları yayımlayarak kamuoyunu bilgilendiren DEÜ’de bu kez, Veteriner Fakültesi uzmanları bölgeye yardım elini uzattı. DEÜ Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar’ın talimatıyla bölgedeki hayvancılık işletmelerinin ve yetiştiricilerin durum tespiti ve destek faaliyetlerinde bulunmak için Adıyaman’a giden DEÜ Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zafer Bulut, Arş. Gör. Dr. Mustafa Yiğit Nizam ve Arş. Gör. Tunahan Çomak’tan oluşan DEÜ ekibi, saha destek çalışmalarına devam ediyor.</p>
<p><strong>GENİŞ KAPSAMLI ÇALIŞMA</strong></p>
<p>Depremin en çok etkilediği illerden olan Adıyaman’da ilk olarak T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Adıyaman İl Müdürlüğü ile iletişim kuran DEÜ ekibi, deprem ve sel felaketi sonrası bölgedeki hayvancılık işletmelerinin ve yetiştiricilerin durumu ve ihtiyaçları, mevsimsel ve salgın hastalık şüpheleri, hayvan barınaklarının durumu hakkında bilgiler topladı. Fizibilite çalışmalarına hemen başlayan DEÜ’lü bilim insanları, ziyaret edilecek işletmeleri ve yetiştiricileri belirleyerek harekete geçti. Ekip, ziyaret edilen tüm işletmelerde yurt dışı kaynaklı olarak ülkemizde de görülen SAT-2 tipi şap virüsü ile ilgili alınacak tedbirler başta olmak üzere, ihtiyaç duyulan yerlerde genel muayene, teşhis ve tedavi; sorun görülmeyen işletmelerde iklim şartları nedeniyle görülebilecek mevsimsel hastalıklara karşı önlemler aldı.</p>
<p><strong>ŞAP HASTALIĞINA DİKKAT ÇEKİLDİ</strong></p>
<p>Bölgedeki çalışmalar hakkında bilgi aktaran DEÜ Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zafer Bulut, işletme ve yetiştirici ziyaretlerinde SAT-2 tipi şap virüsüne özellikle dikkat çektiklerini belirterek, “Son iki aydır Türkiye’de de görülen ve gündem oluşturan viral bir zoonoz (hayvanlardan insanlara bulaşabilen) hastalık olan şap hastalığı ile ilgili tedbirleri de kapsayan önemli bilgilendirmeler yaptık. Şap hastalığı çift tırnaklı hayvanlarda görülen, bulaşma ve yayılması çok hızlı olan, buzağı ve kuzularda ölümlere; diğer hayvanlarda büyük verim kayıplarına neden olan bir hastalık. Şap virüsünün O, A, C, SAT-1, SAT-2, SAT-3 ve ASIA I olmak üzere 7 ayrı serotipi bulunmaktadır. Türkiye’de daha önce rastlanmayan SAT-2 serotipinin yurtdışı kaynaklı olarak ülkemize geldiği ve Bakanlık verilerine göre 8 işletmede tespit edildiği bilinmektedir. Adıyaman ilinde şu ana kadar Şap hastalığı vakası bildirilmemiş ve 17 Mart 2023 tarihi itibariyle aşılama çalışması Veteriner hekimlerin özverili çalışmaları ile tamamlanmış bulunmaktadır” dedi.</p>
<p><strong>TEDAVİ SÜREÇLERİ BAŞLATILDI</strong></p>
<p>İşletmelerde barınakların zarar görmesinden dolayı kış şartları ve mevsim geçişleri sebebiyle bazı hayvanlarda solunum sistemi hastalıkları tespit ettiklerini paylaşan Bulut, bu hayvanlarla ilgili olarak tedavi süreçlerini başlattıklarını kaydetti. Bulut, “Muhtemel hastalıklara karşı alınabilecek tedbirler konusunda işletmeleri bilgilendirdik ve farklı hastalıklara karşı uygulanabilecek aşı protokolleri tavsiye ettik. Bazı işletmelerde ise yeni doğan buzağı ishalleri olduğunu tespit ettik ve tedavi protokolleri başlattık. Bu noktada DEÜ Veteriner Fakültesi tarafından pilot bir proje olarak gerçekleştirilen ve 2022 yılında tamamlanan ‘Buzağı Ölümlerine Karşı Gebe Hayvanların Aşılanması’ isimli projenin sonuçları da örnek gösterilerek, buzağılarda yaşanacak kayıpların önlenmesine yönelik tavsiyelerimizi yetiştiricilerle paylaştık” ifadesinde bulundu. Bulut ayrıca, hastalıkların teşhisinin ardından tedaviye başlanılan yerlerde Dokuz Eylül Üniversitesi ve Adıyaman İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından sağlanan ilaçların işletmelere bırakıldığı da belirtti.</p>
<p><strong>KORUYUCU ÖNLEMLERİ SIRALADI</strong></p>
<p>Aşılama çalışmalarının önlem amaçlı yapılmakta olduğunu, yetiştiricilerin de hastalıkla mücadelede koruyucu amaçlı alacakları önlemler bulunduğunun altını çizen Bulut, “Bu önlemler; işletme girişlerinde etkili dezenfektanların bulunması, işletmelere dışardan kimsenin girmemesi, mümkünse sadece bakıcıların girmesi, sağımda el, sağım makinesi ve meme temizliğine dikkat edilmesi, enfeksiyonun bildirildiği bölgelerden yem tedarik edilmemesi, enfekte bölgelere yakın meralara hayvan gönderilmemesi, yeni alınan hayvanların karantinaya alınarak sağlıklı olduğundan emin olunduktan sonra sürüye dahil edilmesi olarak sıralanabilir. İşletmede hastalık görülmesi durumlarında ise hemen bir Veteriner hekime haber verilmesi, sağlıklı ve hastalıklı hayvanların birbirinden hemen ayrılması, hayvan bakıcılarının da aynı şekilde ayrılması, hayvan altlıklarının güvenli olarak yok edilmesi, hasta olan hayvanların bulunduğu bölümlerin dezenfekte edilmesi gerekmektedir” bilgisini paylaştı.</p>
<p>Açıklamalarını sürdüren Bulut, şunları kaydetti: “Yapılan saha çalışmaları esnasında T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’nden (TAGEM) Genel Müdür Dr.Metin Türker, genel müdür yardımcıları, daire başkanları ve il müdürlüğü heyeti ile birlikte çalışma alanına ziyaret gerçekleştirdik. Sayın Genel Müdür ve beraberindeki heyete Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Nükhet Hotar öncülüğünde Üniversitemizin tüm birimleriyle yürüttüğü deprem seferberliğini anlattık. Şap hastalığı ile ilgili bahsettiğimiz tüm bilgiler ziyaret edilen bütün işletmelerde yetiştiricilere anlatılmış ve hastalıktan korunmadaki rollerinin önemine vurgu yapılmıştır. Şap hastalığı ile mücadelede kesim, karantina ve aşılama tedbirleri uygulanmaktadır. T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ülke genelinde aşılama çalışmaları başlatılmış olup hızla tamamlanmaya çalışılmaktadır.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deulu-uzmanlardan-deprem-bolgesinde-sap-virusu-uyarilari-358195">DEÜ&#8217;lü Uzmanlardan Deprem Bölgesinde Şap Virüsü Uyarıları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ&#8217;lü Uzmanlardan Güvenli Yapılaşma Vurgusu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deulu-uzmanlardan-guvenli-yapilasma-vurgusu-352519</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2023 08:06:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[deülü]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlardan]]></category>
		<category><![CDATA[vurgusu]]></category>
		<category><![CDATA[yapılaşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352519</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremlere yönelik yayımladığı ön değerlendirme raporunda depremlere yönelik uyarılarda bulunmuş, risklere dikkat çekmişti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deulu-uzmanlardan-guvenli-yapilasma-vurgusu-352519">DEÜ&#8217;lü Uzmanlardan Güvenli Yapılaşma Vurgusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><i><span><span>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremlere yönelik yayımladığı ön değerlendirme raporunda depremlere yönelik uyarılarda bulunmuş, risklere dikkat çekmişti. DEÜ Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri tarafından hazırlanan raporun ikinci bölümünde  Dokuz Eylül Üniversitesi Sismolojik Gözlem Ağı’nın (DEUNET) İzmir ve çevresinde meydana gelen depremleri ayrıntılı bir şekilde dinlemeye ve incelemeye devam ettiğini vurguladı.</span></span></i></b> </span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Türkiye’nin saygın yükseköğretim kurumlarından Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), deprem araştırmalarındaki yetkinliğiyle kamuoyunu bilgilendirmeyi sürdürüyor. Türkiye’yi yasa boğan Kahramanmaraş merkezli yıkıcı depremlere yönelik iki bölümden oluşan ön değerlendirme raporunu kamuoyu ile paylaşan DEÜ, çalışmada depremlere yönelik önemli uyarılarda bulunmuş, risklere dikkat çekmişti. Raporun ilk bölümünde, bölgede iki ayrı fay zonunda meydana gelen depremlerin yüzey deformasyonlarının araştırma sonuçları paylaşılırken; DEÜ Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri tarafından hazırlanan ikinci bölümde ise bölgeye uygun yapılaşmanın önemine vurgu yapıldı.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>PLANLI KENTLEŞME VURGUSU</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatan ve depremlerle yaşama bilincine sahip olunması gerekliliğini vurgulayan DEÜ Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Sismoloji Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Elçin Gök, “Ülkemizin güneydoğusunda meydana gelen ve hepimizi derinden üzen depremler birçok can kaybına ve maddi zarara sebep oldu. Dokuz Eylül Üniversitesi olarak bu alanda sorumluluk alıp, depremin ardından bölgeye yönelik incelemelerimiz neticesinde farkındalık oluşturacak çalışmalar yürüttük. Bunlara ilişkin fikirlerimizi ve uyarılarımızı paylaşmayı sürdüreceğiz” dedi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>GERİLME BİRİKİMİNE DİKKAT ÇEKİLDİ</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Raporda, deprem bölgesinde “Utkucu vd, 2023” kaynaklı bir deprem gerilme modellemesini de yorumlayan DEÜ’lü bilim insanları, Hatay’da 20 Şubat 2023 tarihinde 6.4 büyüklüğünde meydana gelen depremin ardından özellikle Adana, Kıbrıs adasının kuzeydoğusu, İskenderun Körfezi ile Ölüdeniz Fay Zonu boyunca gerilme artışı elde edildiğini belirttiler. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Gök, “Ayrıca bölgenin kuzeydoğusunda yer alan Malatya ve Elazığ çevresinde gerilme birikimi dikkat çekti. Hatay’ın doğusunda Suriye sınırında da artan bir gerilme birikimi gözlemlenmektedir” ifadesinde bulundu. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>DEUNET İSTASYONLARI DEPREMİ İZLİYOR</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Pazarcık depreminin öncesi ve sonrasında bölgedeki sismik aktiviteye ait detayların da paylaşıldığı raporda, depremlerin meydana geldiği Doğu Anadolu ve Ölüdeniz fay zonları gibi önemli tektonik birimlere yönelik detaylar da yer alıyor. DEÜ Jeofizik Mühendisliği Bölümü bünyesinde DEÜ Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar’ın talimatları ile geliştirilen ve üniversitenin öz kaynakları ile desteklenen bir Bilimsel Araştırma Projesi (BAP) olarak 2019 yılında kurulan ‘Dokuz Eylül Üniversitesi Sismolojik Gözlem Ağı’nın (DEUNET) önemine de değinen Gök, “İzmir il sınırları içinde geniş bantlı sismometre içeren beş deprem kayıt istasyonu ile İzmir ve çevresinde meydana gelen depremleri ayrıntılı bir şekilde dinlemeye ve incelemeye devam ediyoruz. Bölgedeki depremleri gözlemleyerek deprem parametlerini belirlediğimiz gözlem ağımızda, bir yandan ayrıntılı sismolojik ve sismotektonik analizlerimize devam ediyoruz” diye konuştu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>DEÜ Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri tarafından hazırlanan deprem raporunun ikinci bölümü, Doç. Dr. Elçin Gök, Yüksek Mühendis Berkay Kalkar, Doç. Dr. İlknur Kaftan ve Dr. T. Özgür Kurtulmuş tarafından oluşturuldu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>DEÜ’nün ilgili raporuna ulaşmak için; https://haber.deu.edu.tr/on-degerlendirme-raporlari/</span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deulu-uzmanlardan-guvenli-yapilasma-vurgusu-352519">DEÜ&#8217;lü Uzmanlardan Güvenli Yapılaşma Vurgusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
