<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Üsküdar Üniversitesi | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/uskudar-universitesi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/uskudar-universitesi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Apr 2026 11:38:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>Üsküdar Üniversitesi | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/uskudar-universitesi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Endonezya&#8217;da Bilim ve Bilgelik Buluşması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/endonezyada-bilim-ve-bilgelik-bulusmasi-624945</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 11:38:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilgelik]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[buluşması]]></category>
		<category><![CDATA[endonezya]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[İş Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624945</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve beraberindeki heyet, 4 günlük Endonezya programı kapsamında Cakarta’da. Programın ilkin günü, başkent Cakarta’nın en köklü kurumlarından Paramadina Üniversitesi’nde gerçekleştirilen yoğun diplomasi ve bilim trafiğiyle başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/endonezyada-bilim-ve-bilgelik-bulusmasi-624945">Endonezya&#8217;da Bilim ve Bilgelik Buluşması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve beraberindeki heyet, 4 günlük Endonezya programı kapsamında Cakarta’da. Programın ilkin günü, başkent Cakarta’nın en köklü kurumlarından Paramadina Üniversitesi’nde gerçekleştirilen yoğun diplomasi ve bilim trafiğiyle başladı. İki üniversite arasında stratejik iş birliği protokolü imzalandı. Prof. Dr. Tarhan’ın onur konuğu olarak katıldığı “Mesnevi Terapi” panelinde Tarhan, narsisizmden yapay zekâya, Mevlâna’dan dijitalleşmeye kadar modern dünyanın krizlerine &#8220;Anadolu İrfanı&#8221; ekseninde dikkat çekici reçete sundu. Endonezyalıların yoğun ilgisi gösterdiği Tarhan, kitaplarını da okurları için imzaladı.  </p>
<p><strong>Cakarta Büyükelçiliği’ne Resmi Ziyaret</strong></p>
<p>Cakarta’daki yoğun program kapsamında Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve beraberindeki heyet, ilk olarak Türkiye Cumhuriyeti Jakarta Büyükelçisi Prof. Dr. Talip Küçükcan’ı makamında ziyaret etti.</p>
<p>Prof. Dr. Küçükcan, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirirken, iki ülke arasındaki eğitim ve kültür köprülerinin güçlendirilmesi üzerine istişarelerde bulunuldu.</p>
<p>Oldukça samimi bir atmosferde gerçekleşen görüşmede Büyükelçi Küçükcan’a üniversitenin uluslararası vizyonu ve Endonezya’daki akademik projeleri hakkında bilgi veren Tarhan, Türkiye’nin ilmi birikimini küresel ölçekte temsil etmenin önemine değindi. Görüşme, karşılıklı hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.</p>
<p><strong>İki üniversite arasında iyi niyet protokolü imzalandı</strong></p>
<p>4 günlük Endonezya programının ilk gününde ikinci durak başkent Cakarta’nın en köklü kurumlarından, İslami Bilimler alanında küresel ölçekte önemli çalışmalara imza atan Paramadina Üniversitesi oldu. İlk olarak iki üniversite arasında iyi niyet protokolü imzalandı.</p>
<p>Programın açılışında, organizasyonun partnerlerinden Edutolia Education CEO’su ve Kurucusu İbrahim Albayrak bir selamlama konuşması gerçekleştirerek, Türkiye ve Endonezya arasındaki eğitim köprülerinin önemine değindi.</p>
<p><strong>Akademik İş Birliğinde Stratejik Adım: MOU İmzalandı</strong></p>
<p>Programın en önemli kurumsal çıktılarından biri olarak, Üsküdar Üniversitesi ile Paramadina Üniversitesi arasında bir iyi niyet protokolü (MOU) imzalandı. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Paramadina Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Lin Mayasari tarafından imzalanan iş birliği ile iki kurum arasında öğrenci ve akademisyen değişimi, ortak araştırma projeleri ve bilimsel yayın çalışmalarının önünü açılıyor. Özellikle tasavvuf araştırmaları ve psikoloji alanlarında küresel bir bilgi köprüsü kurmayı hedefleyen bu protokol, Türkiye ve Endonezya arasındaki eğitim diplomasisine de stratejik bir katkı sağlıyor.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Mayasari: “Üsküdar Üniversitesi ile iş birliği büyük onur”</strong></p>
<p>Küresel ölçekte önemli çalışmalara imza atan önemli isimlerin üniversitelerinden çıktığına dikkat çeken Prof. Dr. Mayasari, Üsküdar Üniversitesi ile iş birliği yapmanın büyük onur ve akademik iş birliğinde fırsat doğurduğunu söyledi. Güney Doğu Asya ülkeleriyle birçok iş birliği yürüttüklerini belirten Mayasari, Türkiye ile bu girişimin üniversite olarak iş birliği ağlarını ciddi anlamda geliştireceğini sözlerine ekledi.</p>
<p>Aynı medeniyet coğrafyasında bulunmanın kendisi için büyük şeref olduğunu söyleyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Tarhan, iki kurum arasında yürütülecek akademik iş birlikleri, öğrenci değişim programları ve özellikle Tasavvuf Araştırmaları alanındaki ortak projelerle Endonezya ve Türkiye için önemli adımlar atılacağını ifade etti.</p>
<p>İş birliği protokol imza töreninin ardından Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın onur konuğu olarak katıldığı “Mesnevi Terapi” paneli ve imza programı gerçekleştirildi.</p>
<p><strong>İki ülkenin milli marşları okunda, sema gösteresi yapıldı</strong></p>
<p>İki ülkenin milli marşlarının okunmasıyla başlayan programda, sema gösterisi de yer aldı.</p>
<p><strong>Büyükelçi Prof. Dr. Talip Küçükcan da katıldı</strong></p>
<p>Açılış konuşmaları kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Jakarta Büyükelçisi Prof. Dr. Talip Küçükcan, organizasyonun partnerlerinden Edutolia Education CEO’su ve Kurucusu İbrahim Albayrak ve Üsküdar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Daire Başkanı Peyman Jaferi de söz aldı.</p>
<p>Paramadina Üniversitesi Rektörü Prof. Didik J. Rachbini’nin de selamlama konuşması yaptığı programa panelist olarak, İslam felsefesi ve tasavvuf alanındaki derin çalışmalarıyla tanınan Prof. Kartanegara ile Tasavvuf ve etik üzerine çalışmalarını yürüten Yazar Dr. Haidar Bagir de katıldı.</p>
<p><strong>&#8220;Modern İnsan Kanser Hücresi Gibi Tüketiyor&#8221;</strong></p>
<p>Panelde katılımcılara hitap eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, modern dünyanın en büyük tehdidi olarak gördüğü narsisizm üzerine sarsıcı bir benzetme yaptı. Kapitalist sistemin sunduğu &#8220;Haz odaklı&#8221; yaşamın insanı bencilleştirdiğini ifade eden Tarhan, &#8220;Narsisizm, vücuttaki en özgür ama en tehlikeli hücre olan kanser hücresine benzer. Kanser hücresi sınır tanımaz, yanındakini yutarak büyür ama sonunda hem bünyeyi hem kendini öldürür&#8221; dedi.</p>
<p><strong>BM’nin Üç Büyük Tehlikesi ve &#8220;Bilgelik Kaybı&#8221;</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler’in geleceğe dair tanımladığı üç ana tehlikeye (gelir eşitsizliği, iklim değişikliği ve yalnızlık) dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, tüm bu sorunların temelinde <strong>&#8220;bilgelik kaybı&#8221;</strong> yattığını söyledi. Bu boşluğu doldurmak için Batı dünyasının &#8220;Pozitif Psikoloji&#8221;yi keşfettiğini belirten Tarhan, bu disiplinin aslında Mevlâna’nın asırlar önce sistemleştirdiği merhamet, şefkat ve minnettarlık gibi kavramların modern metodolojiyle sunulmuş hali olduğunu kaydetti.</p>
<p><strong>&#8220;Pozitif Psikoloji, Mevlâna’nın Metodolojisidir&#8221;</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi olarak Pozitif Psikoloji’yi 2013 yılında ders olarak müfredata koyduklarını hatırlatan Tarhan, Harvard (2015), Yale (2018) ve Bristol gibi dünya devlerinin bu dersi &#8220;intihar ve depresyon salgınına çözüm&#8221; olarak kabul ettiğini belirtti. Tarhan, &#8220;Mevlâna’yı bilim dünyasına sunmazsak vebal olur diye düşündüm. O, narratif terapi ve bibliyoterapi yöntemlerini 700 sene önce hikâyelerle kullanmıştı, Pozitif Psikoloji Mevlana’nın metodolojisidir&#8221; dedi.</p>
<p>Batı dünyasının son yıllarda keşfettiği &#8220;Pozitif Psikoloji&#8221;nin köklerinin 700 yıl önce Mevlâna tarafından atıldığını belirten Tarhan, BM’nin tanımladığı yalnızlık ve gelir eşitsizliği gibi krizlerin temel sebebinin bilgelik kaybı olduğunu sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>Mevlâna Bugün Yaşasaydı Dijital Bir Derviş mi Olurdu?</strong></p>
<p>Mevlâna’yı kendi zamanına hapsetmek yerine bugüne getirmek gerektiğini söyleyen Tarhan, &#8220;Mevlâna bugün yaşasaydı yapay zekâyı ve sosyal medyayı kullanırdı. Ancak viral olmaktan çok derinliği, alkıştan çok anlam arayışını tercih ederdi. Allah ile &#8216;online&#8217; olmayı sağlardı&#8221; dedi.</p>
<p>Tarhan, ayrıca, Kur’an-ı Kerim’deki Tevhid delillerini akıl ve vahiy senteziyle açıklayan Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerinin, Mevlâna’nın öğretilerini bu çağın diliyle sunduğuna dikkat çekti.</p>
<p><strong>Yapay Zekâ: Tevhid’in Matematiksel İspatı</strong></p>
<p>Katılımcıların sorularını da cevaplayan Tarhan, teknolojinin zirve noktası olan yapay zekâya da değindi. Tarhan, 2024 Nobel Fizik Ödülü alan çalışmaların (Fuzzy Logic) aslında kâinattaki &#8220;Akıllı Tasarım&#8221;ı desteklediğini vurguladı ve matematik ile felsefenin nikahından doğan yapay zekânın, Kur’an-ı Kerim’de belirtilen &#8220;Levh-i Mahfuz&#8221; (evrensel veri tabanı) kavramına bilimsel bir delil teşkil ettiğini sözlerine ekledi.</p>
<p>Teknolojinin ulaştığı son nokta olan yapay zekânın, aslında ilahi bir tasarımın ve Tevhid’in en büyük delili olduğunu kaydeden Tarhan, &#8220;Fuzzy Logic&#8221; (Bulanık Mantık) ve matematik modelleri üzerinden dikkat çekici bir analiz yaptı. Tarhan;</p>
<p>“Matematik + Mantık: Bilgisayarları doğurdu.</p>
<p>Matematik + Felsefe: Yapay zekâyı doğurdu.</p>
<p>Akıllı Tasarım: Kâinatın tesadüfi olmadığını, ‘Süper-determinizm’ ve ‘Levh-i Mahfuz’ kavramlarıyla örtüşen evrensel bir veri tabanına dayandığını kanıtlıyor” dedi.</p>
<p><strong>Bilimsel İspat: Sufi Meditasyonu Beyni Nasıl Etkiliyor?</strong></p>
<p>Konuşmasında Üsküdar Üniversitesi’nin 2014 yılında yaptığı MR görüntüleme çalışmalarına da değinen Tarhan, &#8220;Sufi Meditasyonu&#8221;nun beynin duygu regülasyon merkezi olan anterior singulat korteksi canlandırdığını bilimsel olarak kanıtladıklarını açıkladı ve Allah’a inanmanın ve O’nunla bütünleşme hissinin beyinde mutluluk hormonları (dopamin, serotonin, oksitosin) salgılattığını ve depresyona karşı koruyucu kalkan oluşturduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>Tarhan Endonezyalılara kitaplarını imzaladı</strong></p>
<p>Panelin ardından gerçekleştirilen imza etkinliğinde Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Endonezyalı okurlarının yoğun ilgisiyle karşılaştı.</p>
<p>Tarhan’ın bölge diline (Bahasa Indonesia) çevrilen eserlerini imzalatmak için uzun kuyruklar oluşturan katılımcılar, Tarhan ile hatıra fotoğrafı çektirmek için adeta birbirleriyle yarıştı.</p>
<p>Kendi dillerinde yayımlanan kitapları büyük bir heyecanla inceleyen Endonezyalılar, Türk irfanı ile modern psikolojiyi buluşturan Tarhan’ın kitaplarına yoğun ilgi gösterdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/endonezyada-bilim-ve-bilgelik-bulusmasi-624945">Endonezya&#8217;da Bilim ve Bilgelik Buluşması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üsküdar Üniversitesi, perfüzyon eğitiminde Avrupa&#8217;nın ikinci merkezi…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-perfuzyon-egitiminde-avrupanin-ikinci-merkezi-615823</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 08:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitiminde]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[perfüzyon]]></category>
		<category><![CDATA[programı]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615823</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Perfüzyon Bölümü ile medikal teknoloji alanında faaliyet gösteren Spectrum Medical firması arasında eğitim iş birliği mutabakatı yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-perfuzyon-egitiminde-avrupanin-ikinci-merkezi-615823">Üsküdar Üniversitesi, perfüzyon eğitiminde Avrupa&#8217;nın ikinci merkezi…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Perfüzyon Bölümü ile medikal teknoloji alanında faaliyet gösteren Spectrum Medical firması arasında eğitim iş birliği mutabakatı yapıldı. Mutabakat ile Üsküdar Üniversitesi, kalp cerrahisinde hayati öneme sahip perfüzyon eğitimlerinde Berlin’in ardından Avrupa’daki ikinci eğitim merkezi olmayı hedefliyor.</p>
<p>İş birliği kapsamındaki ilk büyük adım olan &#8220;Perfüzyon Olay Yönetimi Simülasyon Kursu&#8221;, gerçeği aratmayan kriz senaryolarıyla büyük ilgi uyandırdı. 21-22 Şubat 2026 tarihlerinde Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda düzenlenen eğitim programı; hasta güvenliğini odağına alan 20 uzman perfüzyonist ve 4 geleceğin perfüzyonisti öğrenciyi bir araya getirdi.</p>
<p>Kurs programındaki eğitimler; Sağlık Bilimleri Fakültesi Perfüzyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Kocailik, Öğr. Gör. Perfüzyonist İsmail Yerli, Perfüzyonist Nihal Kolbaş, Perfüzyonist Youssef El Dsouki, Dr. Perfüzyonist Ignazio Condello, Perfüzyonist Eman Andrgiri ve Mühendis Samir El Daccache tarafından verildi.</p>
<p>Kurs programına Spectrum Medical yetkilileri ve Türkiye distribütörü Alesta Diagnostic temsilcileri ile Sağlık Bilimleri Fakültesi Perfüzyon Bölümü Arş. Gör. Ece Dereağzı da katıldı.</p>
<p><strong>Berlin’den sonra ikinci eğitim merkezi Üsküdar Üniversitesi oldu</strong></p>
<p>Prof. Dr. Ali Kocailik, yaptığı değerlendirmede, Spectrum Medical ile eğitim alanında önemli bir iş birliği mutabakatına vardıklarını, süreç içerisinde içeriğini genişletmeyi hedeflediklerini söyledi ve &#8220;Bu eğitim Avrupa’da sadece Berlin’de yapılıyordu. İkinci eğitim merkezi Üsküdar Üniversitesi oldu.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Kocailik, Toplam 20 perfüzyonist ve 4 öğrencinin katıldığı kursun yoğun ilgi gördüğünü dile getirerek, 2 gün süren programın, Califia 3.0 yüksek doğrulukta simülasyon sistemi ve Spectrum Perfüzyon Sistemi eşliğinde uygulamalı olarak gerçekleştirildiğini anlattı.</p>
<p><strong>Eğitim gerçekçi kriz senaryoları üzerinden yürütülüyor</strong></p>
<p>Gerçekçi kriz senaryoları üzerinden yürütülen simülasyon tabanlı eğitim programının perfüzyonistlerin olay yönetimi becerilerini geliştirmeyi hedeflediğini kaydeden Prof. Dr. Kocailik, “Eğitim sürecinde yapılandırılmış düşünme, ekip çalışması, etkili iletişim ve baskı altında doğru karar verme gibi kritik yetkinlikler üzerinde duruldu.” diye konuştu.</p>
<p>Kalp cerrahisinde artan karmaşıklığın yönetilmesinde teorik bilginin ötesinde hazırlık gerekliliğine dikkat çekilen programda; hasta güvenliğinin güçlendirilmesi, olay müdahale kültürünün yaygınlaştırılması ve bölgede perfüzyon krizlerine hazırlık konusunda yeni bir standart oluşturulmasının amaçlandığını anlatan Prof. Dr. Kocailik, katılımcıların, gerçek hayatta karşılaşılabilecek perfüzyon acil durum senaryoları üzerinden liderlik, karar verme ve acil müdahale süreçlerini deneyimleme fırsatı bulduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Perfüzyonun kalbi, Üsküdar’da atmaya devam ediyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kocailik, “İş birliği kapsamında iki günlük uygulamalı perfüzyon acil durum ve olay yönetimi simülasyon eğitimi düzenli olarak devam edeceğiz, yeni eğitim döneminde de çevre ülkelerini de kapsayacak şekilde programı genişletmeyi planlıyoruz. Perfüzyonun kalbi, Üsküdar’da atmaya devam ediyor” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-perfuzyon-egitiminde-avrupanin-ikinci-merkezi-615823">Üsküdar Üniversitesi, perfüzyon eğitiminde Avrupa&#8217;nın ikinci merkezi…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyutan pijama, yastık kılıfı üretilecek!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uyutan-pijama-yastik-kilifi-uretilecek-606718</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 10:53:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[iplik]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kılıfı]]></category>
		<category><![CDATA[laboratuvarı]]></category>
		<category><![CDATA[Molekül]]></category>
		<category><![CDATA[pijama]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[üretilecek]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[uyutan]]></category>
		<category><![CDATA[yastık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606718</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uyku bozukluklarına doğal, yan etkisiz ve günlük yaşamla uyumlu bir çözüm geliştirmeyi hedefleyen “Uyutan İplik (Sleeping Yarn)” projesi, üniversite–sanayi iş birliğinin dikkat çeken örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uyutan-pijama-yastik-kilifi-uretilecek-606718">Uyutan pijama, yastık kılıfı üretilecek!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uyku bozukluklarına doğal, yan etkisiz ve günlük yaşamla uyumlu bir çözüm geliştirmeyi hedefleyen “Uyutan İplik (Sleeping Yarn)” projesi, üniversite–sanayi iş birliğinin dikkat çeken örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p>TÜBİTAK TEYDEB 1505 – Üniversite-Sanayi İş Birliği Destek Programı kapsamında desteklenen proje; Bursa Teknik Üniversitesi yürütücülüğünde, Üsküdar Üniversitesi, Bursa Yüksek İhtisas Hastanesi ve Ormo Yün İplik iş birliğiyle hayata geçiriliyor<strong>. </strong></p>
<p>24 ay sürecek proje kapsamında geliştirilecek özel ipliklerin; yastık kılıfı, çarşaf, pijama ve benzeri tekstil ürünlerinde kullanılarak, koku ve cilt yoluyla uykuya yardımcı olması amaçlanıyor. Projede, doğal moleküllerin mikroenkapsülasyon yöntemiyle iplik yapısına entegre edilmesi planlanıyor<strong>.</strong></p>
<p>Projede Üsküdar Üniversitesi’ni temsilen araştırmacı olarak yer alan Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğretim üyesi ve In Silico Araştırma Laboratuvarı Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Nigar Kantarcı Çarşıbaşı, projeye dahil olma motivasyonunu ve çalışmanın bilimsel altyapısını anlattı.</p>
<p><strong>Yan etkisi olmayan iplik üretmek amaçlanıyor…</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Nigar Kantarcı Çarşıbaşı, projenin fikrinin, Üsküdar Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimini tamamlayan ve halen Bursa Teknik Üniversitesi’nde doktora çalışmalarını sürdüren eski öğrencisi aracılığıyla şekillendiğini belirterek, “Öğrencim bir nevi iki üniversite arasında köprü olmuş oldu. Bizim aklımızda doğal moleküllerle çalışmak var hep zaten. Yüksek lisansında da bu öğrenci Alzheimer üzerinde doğal molekül çalışması yapmıştı. Şimdi de burada da uyku düzenlemesiyle ilgili bir proje fikri ortaya çıktı. Yani bildiğimiz gibi uyku bozukluğu ve uyku düzensizliği hepimizin çok yakından rahatsız eden güncel bir sorun haline geliyor. Sadece yetişkinlerde değil, çocuklarda da böyle sıkıntılar görüyoruz. Dolayısıyla bu projedeki amacımız yan etkisi olmayan, kimyasal içermeyen, doğal moleküllerden elde edeceğimiz uygun adayları iplik yapısına entegre ederek günlük yaşantımızda kullanabileceğimiz fonksiyonel ürünler üretmek. Bu süreç bir örgü yumağıyla başlayabilir, ilerleyen aşamalarda farklı tekstil ürünlerine dönüşebilir.” dedi.</p>
<p><strong>İlaçsız uyku düzenlemesi hedefleniyor</strong></p>
<p>Projede, beynin uyku düzenlenmesinde kilit rol oynayan GABA ve melatonin reseptörleri hedef alındığını kaydeden Dr. Kantarcı Çarşıbaşı, “Uyku bozukluklarında genellikle ilaç tedavilerine başvuruluyor. Ancak bu ilaçlar çoğu zaman kaliteli bir uyku sağlamıyor. Biz, doğal molekül taramalarıyla beynin uyku regülasyon mekanizmasında rol oynayan reseptörleri hedefleyen, yan etkisiz bir alternatif geliştirmeyi amaçlıyoruz. Beynimizde uyku düzenleme regülasyon mekanizmasında kilit rol oynayan birtakım proteinler var. Bunlara GABA reseptörleri, melatonin reseptörleri diyoruz. Bu reseptörleri hedef alarak doğal bir molekül havuzunu tarayarak uygun adayları belirleyeceğiz. Sonrasında da mikroenkapsülasyon yöntemiyle iplik yapısına entegre edilip ilk etapta iplik yumağı oluşturulması planlanıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Proje sonunda elle tutulur bir ürün ortaya çıkacak </strong></p>
<p>Proje ekibinin Bursa Teknik Üniversitesi yürütücülüğünde olduğunu, Üsküdar Üniversitesi&#8217;ni temsilen araştırmacı olarak projeye katıldığını anlatan Dr. Öğr. Üyesi Nigar Kantarcı Çarşıbaşı, “Projenin klinik çalışmaları Bursa Yüksek İhtisas Hastanesi’nde gerçekleştirilecek. Uyku bozukluğu yaşayan bireyler ve kontrol grupları üzerinde denenecek.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Sanayi ortağı olarak projede Türkiye’nin köklü iplik üreticilerinden önemli bir markanın olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Nigar Kantarcı Çarşıbaşı, “Akademide yapılan birçok çalışma literatürde kalıyor. Biz akademisyenler genelde çalışma yapıyoruz. Somut bir ürüne dönüşen proje çok olmuyor. Burada beni de çok heyecanlandırıyor proje, çünkü en sonunda somut olarak, elle tutulur bir ürün çıkacak ortaya. İlgili firma da bu işi destekliyor. Bu bir ilk olacak. Yenilikçi bir ürün. Şimdiye kadar iplik yapısına böyle bir fonksiyonel bir ürün katkısı olmamış.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Düşünsenize, bu iplikten çocuklar ve bebekler için uyku oyuncakları üretildiğini…”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Nigar Kantarcı Çarşıbaşı, çalışmanın henüz çok yeni olmasına rağmen büyük bir potansiyel taşıdığına dikkat çekerek, “Fikir gerçekten çok güzel. Günlük hayatın içinde olması çok kıymetli. Düşünsenize, bu iplikten çocuklar ve bebekler için uyku oyuncakları üretildiğini… Bebek oyuncakla oynarken ya da biri örgü örerken, ipliğin içindeki mikro kapsüller açılıyor ve moleküller koku ve deri yoluyla vücuda alınıyor. Bu sayede etki mekanizması çok hızlı devreye giriyor ve herhangi bir yan etki söz konusu olmuyor. Gerçekten çok güzel bir fikir. Umarım sonuçlarımız da aynı derecede başarılı olur.” dedi.</p>
<p><strong>Projede kilit iş Üsküdar Üniversitesi’nde…</strong></p>
<p>Projede Üsküdar Üniversitesi ekibinin kritik bir sorumluluk üstlendiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Nigar Kantarcı Çarşıbaşı, “Bu projede kilit iş paketi bizde. Molekülü biz bulacağız. Bu son derece kritik ve büyük sorumluluk gerektiren bir aşama. Çünkü belirlenecek molekül, iplik yapısına entegre edilecek ve süreç geri dönüşü olmayan bir noktaya taşınacak.” diye konuştu.</p>
<p>Yakın zamanda faaliyete geçen Üsküdar Üniversitesi In Silico Araştırma Laboratuvarı’nın projeye önemli bir bilimsel altyapı sunduğunu belirten Dr. Kantarcı Çarşıbaşı, “Laboratuvarımızda kullandığımız ileri simülasyon programları sayesinde geniş doğal molekül havuzlarını çok kısa sürede tarayabileceğiz. Bu hem zamandan hem de maliyetten ciddi bir kazanç sağlayacak. İlk aşamada simülasyonla belirlenen moleküller, deney süreçlerini kısaltacak ve daha güçlü adaylarla çalışmamıza imkân tanıyacak.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Projede GABA ve melatonin reseptörlerinin hedef alındığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Çarşıbaşı, “Beyinde uyku düzenlenmesinde rol oynayan GABA ve melatonin reseptörlerini hedef alan etkin molekül taraması yapacağız. Bundan sonra ‘işte bu molekül’ dediğim anda süreç onun üzerinden ilerleyecek. Bu nedenle hem sorumluluğu çok yüksek hem de heyecan verici bir aşama.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Güvenliği kanıtlanmış moleküller üzerinde çalışılıyor</strong></p>
<p>Çalışmada yalnızca güvenliği kanıtlanmış, FDA onaylı doğal moleküllerin tarandığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Çarşıbaşı, “Herhangi bir bitkiden rastgele bir molekül ayırmak gibi bir durum yok. Yan etkisi olmayan, güvenliği kanıtlanmış moleküller üzerinde çalışıyoruz. Ancak bu moleküllerin daha önce bu reseptörlerle etkileşimi bilinmiyor olabilir. İşte buradaki bilimsel yenilik de tam olarak bu noktada ortaya çıkıyor.” dedi.</p>
<p>Molekül taramasının ardından ipliğe entegrasyon ve klinik deneylerin başlayacağını ifade eden Çarşıbaşı, projenin toplumsal etkisine de dikkat çekti.</p>
<p><strong>Böyle bir çalışma şimdiye kadar yurt dışında da hiç yapılmamış</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Nigar Kantarcı Çarşıbaşı, “Uyutan İplik” çalışmasının yalnızca Türkiye’de değil, yurt dışında da benzeri bulunmayan yenilikçi bir proje olduğuna işaret ederek, “Böyle bir çalışma şimdiye kadar yurt dışında da hiç yapılmamış. TÜBİTAK TEYDEB’de değerlendirme süreci klasik proje başvurularından çok farklı ilerliyor. Hakemlerle birebir toplantı yaptık, iki-üç hakeme aynı anda sunum gerçekleştirdik. Soru-cevap şeklinde çok detaylı bir değerlendirme oldu. Özellikle literatür kısmı didik didik incelendi; bu daha önce yapılmış mı, yapılmamış mı, dünyada örneği var mı yok mu, hepsi sorgulandı. Sonuçta böyle bir çalışmanın daha önce yapılmadığı netleşti.” diye konuştu.</p>
<p>Projenin en önemli yeniliklerinden birinin kimyasal içermeyen doğal moleküllere dayanması olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Çarşıbaşı, “Buradaki en önemli konu, kimyasal olmayan doğal moleküllerin kullanılması. Uyku ilaçları ya da klasik yöntemler yerine, doğal moleküllerin iplik ve tekstil ürünlerine entegre edilmesinden söz ediyoruz. Örgü örerken, günlük yaşamın içinde ya da bir yastık kılıfında, deri ve koku yoluyla vücuda geçen bir etki mekanizması söz konusu. Yani ilacı doğrudan vücuda almıyorsunuz, yan etkisi olmayan bir yöntem hedefleniyor.” dedi.</p>
<p><strong>“Projenin sonunda elimizde gerçek anlamda somut bir ürün, yani yumaklar olsun istiyoruz”</strong></p>
<p>Patent sürecine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Çarşıbaşı, projenin somut bir ürüne dönüşmesinin en önemli hedeflerden biri olduğunu ifade etti ve “Bu çalışma kesinlikle patent odaklı bir proje. Başlangıçta patentin tek başına alınması gibi bir durum söz konusuydu ancak molekülü bulan akademik ekip olarak patentte ortak olmamız gerektiğini açıkça ifade ettim. Yayın zaten her hâlükârda çıkacak ama bizim asıl hedefimiz patenti almak. Projenin sonunda elimizde gerçek anlamda somut bir ürün, yani yumaklar olsun istiyoruz. Gerçekten ürüne dönüşmüş bir çıktı görmek çok heyecan verici.” dedi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Nigar Kantarcı Çarşıbaşı, çalışmanın hem bilimsel hem de toplumsal açıdan önemli bir boşluğu dolduracağını belirterek, “Uyutan İplik” projesinin insan sağlığına yan etkisiz ve yenilikçi bir katkı sunmasını hedeflediklerini söyledi.</p>
<p><strong>Bilimsel yolculuk yüksek lisans tezinden ürüne uzandı</strong></p>
<p>Projenin arka planında uzun soluklu bir akademik emeğin bulunduğuna dikkat çeken Dr. Çarşıbaşı, çalışmanın temellerinin bir yüksek lisans tezine dayandığını belirtti. Henüz Üsküdar Üniversitesi bünyesinde In Silico Araştırma Laboratuvarı yokken başlayan bu sürecin, kararlı ve disiplinli bir ekip çalışmasıyla bugünlere ulaştığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Çarşıbaşı, “Bu öğrenciyle yüksek lisans döneminde çalışmaya başladık. Kendisi son derece hevesli, kendini geliştirmeye açık bir öğrenciydi. Lisansını da yüksek lisansını da Üsküdar Üniversitesi’nde tamamladı. Doktora programımız olmadığı için Bursa’ya gitti. Bir yüksek lisans tezinden beş bilimsel yayın çıkardık. Sunumlar yaptı, aktif çalıştı. Bu noktada hoca-öğrenci uyumunun ve birlikte üretmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük.” dedi.</p>
<p><strong>In Silico Laboratuvarı ısrarla kuruldu </strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Çarşıbaşı, bugün projeye bilimsel altyapı sağlayan In Silico Araştırma Laboratuvarı’nın da kolay kurulmadığını, uzun süreli bir akademik çabanın sonucu olduğunu dile getirerek, “Laboratuvarımız yokken çeşitli platformları kısa süreli izinlerle, tabiri caizse rica ederek kullandık. Ortaya çıkan yayınları üniversite yönetimine sunduk. ‘Bu altyapıyla çok daha fazla çalışma yapılabilir’ dedik. Sağ olsunlar destek verdiler ve bugün bu imkanın meyvelerini görüyoruz.” diye konuştu.</p>
<p>“Uyutan İplik” projesinin yalnızca tek bir çalışma olarak görülmediğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Çarşıbaşı, “Bu benim TÜBİTAK TEYDEB’deki ilk deneyimim. Daha proje başlamadan lansmanda sunum yapmam istendi. Daha proje başlamadı ama herkes çok büyük sabırsızlıkla bir ürüne dönüşmesini bekliyor.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uyutan-pijama-yastik-kilifi-uretilecek-606718">Uyutan pijama, yastık kılıfı üretilecek!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>11. Bilim ve Fikir Festivali Başvuruları başladı…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/11-bilim-ve-fikir-festivali-basvurulari-basladi-603199</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 11:51:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[11]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[başvuruları]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[festivali]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerin]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603199</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi’nin “Başımıza İcat Çıkar” temalı ve İstanbul, Bursa, Sakarya, Kocaeli ve Yalova İl Milli Eğitim Müdürlükleri iş birliğiyle lise öğrencilerine yönelik bu yıl 11’incisini düzenleyeceği Bilim ve Fikir Festivali’ne (BFF) başvurular başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/11-bilim-ve-fikir-festivali-basvurulari-basladi-603199">11. Bilim ve Fikir Festivali Başvuruları başladı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi’nin “Başımıza İcat Çıkar” temalı ve İstanbul, Bursa, Sakarya, Kocaeli ve Yalova İl Milli Eğitim Müdürlükleri iş birliğiyle lise öğrencilerine yönelik bu yıl 11’incisini düzenleyeceği Bilim ve Fikir Festivali’ne (BFF) başvurular başladı.</p>
<p><strong>Stratejik bir eğitim hamlesi… </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Bilim ve Fikir Festivali Koordinatörü Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, Bilim ve Fikir Festivali’nin (BFF) yalnızca bir yarışma değil, gençlerin erken yaşta bilimsel düşünme, proje üretme ve girişimcilik kültürüyle tanışmasını amaçlayan stratejik bir eğitim hamlesi olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Proje odaklı eğitim anlayışı lise düzeyine taşınıyor…</strong></p>
<p>Festivalin ortaya çıkış gerekçesini dile getiren Prof. Dr. Ergüzel, “Festivalin doğuş amacı; lise öğrencilerini yalnızca bilgiye ulaşan bireyler olarak değil, çevresindeki sorunları fark eden, sorgulayan, çözüm üreten ve fikirlerini projeye dönüştürebilen gençler olarak yetiştirmektir. Bu yaklaşım, Üsküdar Üniversitesi’nin proje odaklı eğitim anlayışının lise düzeyine taşınmış bir yansımasıdır. Bilim ve Fikir Festivali, öğrencilerin bilimsel meraklarını somut çıktılara dönüştürebilecekleri bir erken AR-GE deneyimi sunar. Öğrenciler bu süreçte problem tanımlamayı, uygun yöntem geliştirmeyi, elde ettikleri bulguları akademik bir dille ifade etmeyi ve jüri karşısında sunmayı öğrenir. Poster ve sözlü sunum aşamalarıyla desteklenen bu yapı, üniversitelerde yürütülen araştırma ve proje süreçlerinin lise seviyesindeki ilk uygulama alanı niteliğindedir. Böylece öğrenciler, üniversiteye geldiklerinde karşılaşacakları akademik ve araştırma kültürüne önceden hazırlanmış olur.” dedi.</p>
<p><strong>Üretilen fikirlerin yalnızca teoride kalmaması temel hedeflerden biri</strong></p>
<p>Festivalin temel hedeflerinden birinin de üretilen fikirlerin yalnızca teoride kalmaması, yenilikçi, sürdürülebilir ve toplumsal fayda üreten projelere dönüşmesi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ergüzel, “Projelerin yaygın etki ve sürdürülebilirlik kriterleriyle değerlendirilmesi, Üsküdar Üniversitesi’nin girişimcilik ve yenilikçilik odaklı yaklaşımının doğal bir sonucudur. Bu yönüyle Bilim ve Fikir Festivali, geleceğin araştırmacılarını, girişimcilerini ve bilim insanlarını erken yaşta destekleyen; proje kültürünü kalıcı hale getirmeyi amaçlayan stratejik bir eğitim platformu olarak kurgulanmıştır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Ezbere dayalı eğitim yerine pratik beceri ve yenilikçi düşünce hedefleniyor…</strong></p>
<p>Ezbere dayalı eğitimin yerini pratik becerilerin ve yenilikçi düşüncenin aldığı günümüz dünyasında Bilim ve Fikir Festivali gibi girişimlerin, yeni nesil liderler ve mucitler için kritik bir fırlatma rampası haline geldiğine vurgu yapan Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu festival, lise öğrencilerine teorik bilgiyi pratiğe dökebilecekleri, yaratıcılıklarını sergileyebilecekleri ve geleceğin yetkinliklerini bugünden kazanabilecekleri eşsiz bir gelişim alanı sunuyor. Bu platform, öğrencileri pasif bilgi alıcıları olmaktan çıkarıp aktif fikir üreticileri ve proje geliştiricileri olmaya davet ediyor. Festivalin arkasındaki temel motivasyon, zihinsel sorgulama yapabilen, özgün düşünebilen, yeni fikirler üretebilen ve bu fikirleri somut projelere dönüştürme becerisine sahip gençler yetiştirmektir. Amaç, sadece bireysel başarıyı değil, aynı zamanda birlikte düşünme, paylaşma ve ortak bir hedef etrafında birleşme gibi kritik sosyal becerileri de geliştirmektir. Bu vizyon, gençlerin hem akademik hem de sosyal anlamda donanımlı bireyler olarak yetişmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir.”</p>
<p><strong>Festivale katılmak ne kazandırıyor?</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Bilim ve Fikir Festivali’nin, genç mucitler için yalnızca bir yarışma ortamı değil; bilimsel düşünme, AR-GE ve proje üretme becerilerinin erken yaşta kazanıldığı bütüncül bir gelişim alanı sunduğunu da dile getiren Prof. Dr. Ergüzel, “Festivale katılan öğrenciler, kendi fikirlerinden yola çıkarak bir problemi tanımlamayı, bu probleme bilimsel ve yenilikçi çözümler üretmeyi ve fikirlerini somut projelere dönüştürmeyi deneyimler. Bu süreç, öğrencilerin analitik düşünme, araştırma yapma ve çözüm odaklı yaklaşım becerilerini güçlendirirken, onları üniversite düzeyindeki proje ve AR-GE çalışmalarına hazırlar. Festival, bir yarışmadan çok daha fazlasını ifade etmektedir; bu platform, öğrencilerin kişisel ve akademik gelişimleri için özenle tasarlanmış bir deneyim alanıdır. Festivale katılım, sadece bir ödül kazanma hedefinin ötesinde, bir öğrencinin gelecekteki kariyerini şekillendirecek değerli beceriler edinmesi anlamına gelmektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Genç mucitler için çok boyutlu kazanç hedefleniyor…</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Bilim ve Fikir Festivali’nin, katılımcılarına yalnızca bir yarışma deneyimi değil; akademik, kişisel ve kariyer gelişimini destekleyen çok boyutlu kazanımlar sunduğunu ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, “Festival, öğrencilerin bir fikrin ortaya çıkışından projeye dönüştürülmesine ve akademik ortamda sunulmasına kadar geçen tüm aşamaları birebir deneyimlemesini sağlar. Katılımcılar, projelerinin özgün değer, yöntem, yaygın etki ve sürdürülebilirlik gibi profesyonel ölçütlere göre değerlendirileceğini bilerek çalışır. Bu yaklaşım, öğrencilerin araştırma yapma, analitik düşünme, problem tanımlama ve çözüm üretme becerilerini güçlendirirken; kaynak yönetimi, planlama ve etkili sunum gibi üniversite ve meslek hayatında kritik öneme sahip yetkinlikleri de doğal olarak kazanmalarına katkı sağlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İlk üç projeye &#8220;Patentlenme ve Burs Desteği&#8221; veriliyor</strong></p>
<p>Festivalin, gençlerin ortaya koyduğu emeği ve yenilikçi fikirleri yalnızca akademik olarak değil, somut ödüllerle de desteklediğini söyleyen Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti:</p>
<p>“Tüm kategorilerde ilk beşe giren projelere ve danışman öğretmenlerine para ödülü verilirken, dereceye giren öğrenciler önemli kariyer fırsatları elde etmektedir. İlk üç sırada yer alan öğrenciler, Üsküdar Üniversitesi’nin belirli programlarını ilk beş tercihlerine yazıp bu tercihlerden birine yerleşmeleri halinde %75 eğitim bursu kazanma hakkı elde etmektedir. Bu burs, öğrencilerin yükseköğretim yolculuğuna güçlü bir başlangıç yapmalarını sağlayan önemli bir destek niteliği taşımaktadır. Bunun yanı sıra, ilk üç dereceye giren projelere sunulan patentlenme ve kariyer desteği, öğrencilerin fikirlerini koruma altına alarak patent süreçlerinde rehberlik edilmesini ve projelerin somut bir ürüne dönüşmesini mümkün kılmaktadır. 6’ncı ile 10’uncu sırada yer alan projelere ise “İyi Fikir”, “Özgün Yöntem” ve “Sürdürülebilir Proje” başlıklarında mansiyon ödülleri verilmektedir.</p>
<p><strong>Kimler, nasıl ve nereye başvurmalı?</strong></p>
<p>Başvuru sürecinin, tüm lise öğrencileri için erişilebilir olacak şekilde tasarlandığını kaydeden Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti:</p>
<p>“Festivale Türkiye genelindeki Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;na bağlı tüm resmi ve özel okullarda öğrenim gören hazırlık, 9, 10, 11 ve 12. sınıf öğrencileri ile Bilim ve Sanat Eğitim Merkezi (BİLSEM) ve Araştırma Geliştirme Eğitim ve Uygulama Merkezi (ARGEM) öğrencileri katılabilir.</p>
<p>Projeler, üç ana kategoride kabul ediliyor. Bunlar; Fen ve Teknoloji, Sosyal Bilimler ve Sağlık Bilimleri. Başvurular öğrencilerin bireysel katılımına açık değildir; tüm başvurular danışman öğretmenler aracılığıyla yapılıyor.</p>
<p>Proje başvuru formu da dahil olmak üzere tüm işlemler, resmi web sitesi olan <strong>www.bilimvefikirfestivali.com</strong> adresi üzerinden online olarak gerçekleştiriliyor. Bir projede en fazla 4 öğrenci yer alabiliyor ve her öğrencinin sadece tek bir proje ile yarışmaya katılma hakkı var.”</p>
<p>TÜBİTAK, Teknofest gibi başka hakemli ve bilimsel jürili yarışmalarda daha önce ödül almış projelerin bu festivale başvuramayacağını da ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, “Öğrenciler, projelerini sadece herhangi bir jüriye değil, Üsküdar Üniversitesi&#8217;nin akademisyenleri ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından görevlendirilen uzman öğretmenlerden oluşan bir bilim kuruluna sunma fırsatı buluyor. Bu deneyim, akademik bir ortamda fikir savunmanın, yapıcı eleştiriler almanın ve profesyonel iletişim kurmanın birebir provası niteliğindedir.” dedi.</p>
<p><strong>Her büyük buluş, küçük bir merakla başlar… </strong></p>
<p>Prof. Dr. Ergüzel, gençlere şu çağrıda bulundu:</p>
<p>“Her büyük buluş, küçük bir merakla başlar. ‘Acaba olur mu?’ dediğiniz o fikir, belki de geleceğinizi şekillendirecek bir projeye dönüşebilir. Bilim ve Fikir Festivali, bu ilk adımı atmanız için bir davettir. Kendinize ve fikrinize güvenin.”</p>
<p>Festival kapsamında dereceye giren projelere para ödülleri, danışman öğretmenlere teşvikler, ilk üçe giren öğrencilere ise %75 eğitim bursu ve patentlenme desteği sunuluyor. Ayrıca mansiyon ödülleri, katılım belgeleri ve Üsküdar Üniversitesi Kütüphane Kartı gibi teşvikler de öğrencileri bekliyor.</p>
<p><strong>Toplam 600 bin TL ödül…</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi 11. Bilim ve Fikir Festivali kapsamında projelerin son başvuru tarihi <strong>13 Mart 2026</strong> olarak belirlenirken, ödül töreni <strong>15 Mayıs 2026</strong> tarihinde gerçekleştirilecek. Festivalde tüm kategorilerde toplam 600 bin TL para ödülü verilecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/11-bilim-ve-fikir-festivali-basvurulari-basladi-603199">11. Bilim ve Fikir Festivali Başvuruları başladı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de perfüzyon eğitimi akademik boyut kazandı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-perfuzyon-egitimi-akademik-boyut-kazandi-598280</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Dec 2025 11:51:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[boyut]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kazandı]]></category>
		<category><![CDATA[mezun]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[perfüzyon]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598280</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Perfüzyon Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ali Kocailik, perfüzyon eğitimi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-perfuzyon-egitimi-akademik-boyut-kazandi-598280">Türkiye&#8217;de perfüzyon eğitimi akademik boyut kazandı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Perfüzyon Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ali Kocailik, perfüzyon eğitimi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Perfüzyon hayatiyetin devamını sağlayan yaşam desteği uygulaması</strong></p>
<p>Perfüzyonun anlam itibarıyla, vücuttaki tüm dokuların beslenmesi demek olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ali Kocailik, “Bir anlamda hayatın devamlılığının sağlanması da diyebiliriz. Perfüzyon; açık kalp ameliyatı sırasında kalp ve akciğerlerin durdurulması gerektiğinden, ameliyat bitene kadar hastanın kanını kalbe gelmeden vücut dışına alıp, oksijenlendirip, kalbin çıkış kısmından tekrar vücuda vererek dolaşımın ve dolayısıyla hayatiyetin devamının sağlanması amacıyla 1953 yılından bu yana ameliyathanede icra edilen bir uygulama idi. 50 yıl kadar önce başlayan, ama son 20 yıldır daha yaygın uygulanan, özellikle H1N1 ve Covid pandemilerinde yoğunlaşan bir başka uygulama olan ECMO/ECLS, perfüzyona yeni bir boyut getirmiş, artık perfüzyonun çalışma alanı yoğun bakımlara, acil servislere ve hatta hastane dışı alanlara yayılmıştır.” diye anlattı.</p>
<p><strong>Türkiye’de perfüzyon eğitimi akademik boyut kazandı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kocailik, hayati öneme sahip, ciddi bilgi birikimi ve deneyim gerektiren bir meslek olan perfüzyonun, tüm dünyada yakın zamana kadar usta-çırak ilişkisi ile öğretildiğini dile getirerek, “Batı ülkelerinde yüksek lisans eğitimi ile akademik öğretime geçilmiştir. Türkiye’de ise 2011 yılında çıkan yasa ile perfüzyon eğitiminin lisans düzeyinde olması kararlaştırıldı. Perfüzyon eğitiminin akademik düzeyde yeni başlamış olması, doğrudan hasta ile ilişkilerinin olmaması, perfüzyon konusunda akademisyenin olmaması ve çok az üniversitede veriliyor olmasının toplumda az bilinmesinin sebepleri olduğunu düşünüyorum. Perfüzyonist olmazsa kalp cerrahisi ve ECMO/ECLS yapılamaz. Perfüzyonistler, ekibin vaz geçilmez asli üyesi olup başarının gizli kahramanlarıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Kocailik: “Holistik bir perfüzyon bilim merkeziyiz”  </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Perfüzyon Bölümü’nün bu alandaki öncülüğünü ifade eden Prof. Dr. Ali Kocailik, “Simülasyon laboratuvarımız, güçlü eğitim kadromuz ve düzenli bilimsel toplantılarımız ile sadece öğrenci yetiştiren bir bölüm değil, holistik bir perfüzyon bilim merkeziyiz. Amacımız bilgiden hizmete ve ürüne giden yolu açmak.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesinin, dünya standartlarında bir perfüzyon simülatörüne sahip olduğunun altını çizen Prof. Dr. Kocailik, “Öğrencilerimiz teorik bilgiyi alıyor, stajlarda uygulamayı görüyor. Ancak simülatörün sunduğu en büyük avantaj; gerçek kalp ameliyatı veya ECMO/ECLS sırasında yaşanabilecek zor ve acil durumları defalarca deneyimleme fırsatı vermesidir. Sonuç olarak, simülatör sayesinde öğrencilerimiz, 4 yıllık eğitimleri bittiğinde deneyimli birer perfüzyonist olarak mezun olacaklar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Türkiye’deki perfüzyonistlerin %40’ı Üsküdar mezunu</strong></p>
<p>Türkiye’de aktif çalışan perfüzyonistlerin yaklaşık %40’ının Üsküdar Üniversitesi kaynaklı olmasının büyük bir sorumluluk olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kocailik, “Lisans ve yüksek lisans programlarımızdan mezun perfüzyonistler özel ve kamu hastanelerinde çalışmakta olup Üsküdar Üniversitesini temsil emekteler. Her yıl eğitim kalitemizi daha da artırarak güncel bilgilerle donatmak zorunda olduğumuzun bilincindeyiz. Diğer yandan üretilen bilgi miktarı hızla artıyor ve bu bilgiler de hızla güncellenmek zorunda. Dolayısıyla mezunlarımıza karşı da sorumluklarımız var ve iletişimi sıcak tutuyoruz. Bu amaçla her ay bilimsel toplantılar düzenleyerek mezunlarımız ve öğrencilerimizi kaynaştırıp yeni bilgileri paylaşıyoruz.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Avrupa akreditasyonu kapıda</strong></p>
<p>Bölümün Avrupa Perfüzyon Board (EBCP) akreditasyon hedefinin öğrenciler için yeni fırsatlar getireceğini söyleyen Prof. Dr. Kocailik, müfredatın EBCP standartlarına göre güncellendiğini ve 2025-2026 eğitim yılında akreditasyonun alınmasının hedeflendiğini, bu sayede Türk öğrencilerin Avrupa’da da perfüzyonist olarak çalışma imkânına sahip olacağını, uluslararası öğrenci akışının artacağını vurguladı.</p>
<p><strong>ECMO iş birlikleriyle yeni ufuklar açılıyor</strong></p>
<p>Türk Acil Tıp Derneği ile iki yıldır yürütülen ECMO kurslarının büyük ilgi gördüğünü kaydeden Prof. Dr. Kocailik, Türk Yoğun Bakım Derneği ile de benzer bir iş birliğine gidildiğini açıkladı.</p>
<p>Simülasyon teknolojisinin bu eğitimlerde kritik role sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Kocailik, “Bu iş birlikleri sayesinde ECMO/ECLS terapileri daha etkili uygulanacak, daha fazla hayat kurtarılacak ve yeni iş fırsatları doğacak” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Perfüzyon alanına ilgi duyan gençlere seslenen Prof. Dr. Ali Kocailik, “Perfüzyon; henüz keşfedilmemiş alanların çok olduğu farklı bir dünya, özellikle ECMO/ECLS konusunda henüz yolun başında. Meraklı, öğrenmeye, araştırmaya istekli gençler için harika bir evren.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>Dünyadaki 11 ekipten biri…</strong></p>
<p>Bu arada, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Perfüzyon Bölümü, yalnızca eğitim ve bilimsel çalışmalarıyla değil, aynı zamanda dünya çapında hayat kurtaran uygulamalarıyla da dikkat çekiyor.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Perfüzyon Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ali Kocailik’in liderliğinde Üsküdar Üniversitesi’nden Yoğun Bakım Uzm. Dr. Kadir Doğruer ve perfüzyonist Tarık Demir’den oluşan ekip, kıtalararası kritik hasta naklinde görev alan dünyadaki 11 ekipten biri olma özelliğini taşıyor. Türkiye’de bu alanda kıtalararası nakil ekibinde yer alan tek ekip Üsküdar Üniversitesi’nde.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-perfuzyon-egitimi-akademik-boyut-kazandi-598280">Türkiye&#8217;de perfüzyon eğitimi akademik boyut kazandı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akran Nezaketi Zirvesi Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde yapıldı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akran-nezaketi-zirvesi-uskudar-universitesi-ev-sahipliginde-yapildi-595980</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 11:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akran]]></category>
		<category><![CDATA[avcı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ev]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nezaket]]></category>
		<category><![CDATA[nezaketi]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sahipliğinde]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[zirvesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595980</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü, Üsküdar Üniversitesi ve Üsküdar İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün ortak düzenlediği “Akran Nezâketi Zirvesi” Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşkesinde gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akran-nezaketi-zirvesi-uskudar-universitesi-ev-sahipliginde-yapildi-595980">Akran Nezaketi Zirvesi Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde yapıldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü, Üsküdar Üniversitesi ve Üsküdar İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün ortak düzenlediği “Akran Nezâketi Zirvesi” Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşkesinde gerçekleştirildi.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen Akran Nezaketi Zirvesi, öğretmenler, akademisyenler ve Milli Eğitim temsilcilerini bir araya getirdi. Zirvede, pozitif psikoloji ve iletişim yaklaşımlarıyla gençler arasındaki zorbalığın önlenmesi ve nezaket kültürünün güçlendirilmesi hedeflendi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Güngör: “Hayata dönüşmeyen bilimsel bilginin kıymeti yoktur.”</strong></p>
<p>Zirvenin açılışında konuşan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, zirvenin önemine vurgu yaptı. Üniversitenin bilimsel üretimin toplumsal katkıya dönüşmesi hedefiyle çalışmalar yürüttüğünü belirten Prof. Dr. Güngör, “Hayata dönüşmeyen bilimsel bilginin kıymeti yoktur. Üniversite olarak eğitimin yanında toplumsal sorumluluk projelerine de öncelik veriyoruz” dedi. </p>
<p>Konuşmasında, öğretmenlerin ve Milli Eğitim’in zirvede en önemli çözüm ortakları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güngör, “Bugünkü konumuz ‘Akran Nezaketi’. Bugüne kadar bu konu genellikle ‘Akran Zorbalığı’ olarak adlandırılıyordu. Ancak burada, sizlerin de fark ettiği gibi, bir yandan pozitif psikolojinin, öte yandan pozitif iletişimin söylemini kullanarak, ciddi bir sorunu daha nazik, daha gurur verici ve gönülleri ferahlatıcı bir şekilde ele almayı amaçlıyoruz. Akran zorbalığı her zaman vardı; ancak dijital iletişim teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla bu sorun çok daha görünür hâle geldi ve zaman zaman şova dönüşmeye başladı. Görünürlük, sorunun fark edilmesi açısından olumlu bir fırsat sunuyor. Bu sayede, özellikle ergenlik döneminde daha yaygın olan sorunlara karşı, birlikte duyarlılık noktaları oluşturabilir, toplumda farkındalık yaratabilir ve çözüm yollarını birlikte geliştirebiliriz.” dedi.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı Halide İncekara, açılışta yaptığı konuşmada, zirveye katılanlara teşekkür ederek, etkinliğin iş birliği ve birlikte çalışmanın önemine işaret etti. </p>
<p><strong>İl Milli Eğitim Müdürü Yentür: “Nezaket ve tevazu kalıcı davranışlarla örneklenmelidir”</strong></p>
<p>İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür ise öğretmenlerin önemine dikkat çekti ve nezaketin en güzel örneklerinin sınıf ve okul ortamında sergilendiğini belirtti. Yentür, “Öğretmenlerimiz sadece sınıfta değil, evde de öğrencilerimizin yol göstericisidir. Nezaket ve tevazu insana yakışır, insanla anlamlanır. O yüzden bu tevazuda da öğretmenlerin, eğitimin rolü çok büyük. Nezaket ve tevazu kalıcı davranışlarla örneklenmelidir” diyerek kendi deneyimlerinden örnekler verdi.</p>
<p>Zirvede daha sonra Akran Nezaketi Paneli gerçekleştirildi. Panelde Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Eski Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı ve Prof. Dr. Nilüfer Pembecioğlu yer aldı.</p>
<p><strong>“Önce selam, sonra kelam”</strong></p>
<p>Panelde konuşan Eski Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı, sözlerine Fethi Gemuhluoğlu’nun “Önce selam, sonra kelam” sözünü hatırlatarak başladı ve nezaketin yalnızca bir davranış biçimi değil, kökeni ve anlamı olan kültürel bir değer olduğunu, kelimelerin etimolojisine bakmanın “zihni zinde tutan bir egzersiz” olduğunu belirtti.</p>
<p>“Nezaket” kelimesinin Farsçada “nazuk”, yani ince anlamından geldiğini hatırlatan Prof. Dr. Avcı, nezaketin özünde incelik ve insanın insana duyduğu saygı olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>“İnsan insanın kurdu mudur, yoksa kutsalı mı?”</strong></p>
<p>Konuşmasında Hobbes’un ünlü “İnsan insanın kurdudur” sözüne de değinen Prof. Dr. Avcı, bu ifadenin çoğu zaman bağlamından koparıldığını ifade etti. Hobbes’un aynı yerde “İnsan insanın tanrısıdır” sözünü de söylediğini dile getiren Prof. Dr. Avcı, “Bu, insanın insan için bir tehdit olduğu kadar bir değer ve kutsiyet taşıdığı anlamına gelir” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Avcı, Martin Buber’in “Ben-Sen” ilişki modeline de değinerek insan ilişkilerinin ya “özne-nesne” ya da “özne-özne” formunda yaşandığını, nezaketin ise ancak özne-özne ilişkilerinde gelişebileceğini vurguladı.</p>
<p><strong>“Dinleme süresi 3 dakikaya düştü”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nabi Avcı, özellikle genç kuşaklarda dinleme süresinin dramatik biçimde kısaldığına dikkat çekerek, eskiden öğrencilerin 15 dakikaya kadar dikkatle dinleyebildiğini, bugün ise bu sürenin 3 dakikaya kadar düştüğünü belirtti. Prof. Dr. Avcı, şöyle konuştu:</p>
<p>“Bugün geldiğimiz noktada gençlerin kaliteli dinleme süreleri yaklaşık 3 dakika. Üç dakika! Sonrasında konuşanın saçına, gözüne, sakalına, bıyığına, elindeki kaleme, saate bakıyorlar; yani dinlemiyor, seyrediyorlar. Bu durum sadece gençlere özgü değil, bize de sirayet etmiş durumda. Seyretmek daha kolay ve daha zevkli geliyor; ‘Ne biçim giyinmiş, nasıl oturuyor&#8230;’ diye dedikoduya yöneliyoruz. Mesele şu: Beyinde öğrenme alışkanlıklarımız patikalar oluşturuyor ve bu patikaların dışındaki süreçleri artık alamıyoruz. Günde 3–5 saat Twitter, Instagram, Facebook kullanınca, zihniniz 200 karakterlik bir alan içinde düşünmeye, mesajlaşmaya, iletişim kurmaya alışıyor. Kendinizi ancak 200 karakterle ifade edebilir hâle geliyorsunuz.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Tarhan: “Öğretmen çocuğun beyninde sosyal ve duygusal mimariyi inşa eder”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çocuklarda sosyal ve duygusal sermayenin erken yaşlarda şekillendiğini, öğretmenlerin bu süreçte “ikinci mimar” konumunda olduğunu ifade ederek, “Çocuğun ruhuna ilk sosyal ve duygusal sermayeyi anne verir, okulda ise öğretmen çocuğun beyninde sosyal ve duygusal mimariyi inşa eder” dedi.</p>
<p><strong>“Zeki ve çalışkan çocuk yetmez; iyi insan yetiştirmek şart”</strong></p>
<p>Modern eğitimin çocuklara yalnızca somut hedefler verdiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Modernizm çocuğa ‘zeki ve başarılı ol’ diyor. Ama zeki, çalışkan ve başarılı bir kişi erdem ahlakından yoksunsa, riskli alanlara kayabiliyor. Sentetik uyuşturucu üreten, yasa dışı yapılanmalara giren, etik dışı davranan iyi eğitimli gençleri bu yüzden görüyoruz. Üçüncü parametre olan ‘iyi insan yetiştirmek’ eksik bırakılıyor.” dedi.</p>
<p>Erdem ahlakının 4-6 yaş arasında kazanıldığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, bu dönemden sonra bu eğitimin çok daha zorlaştığını belirtti. Japonya ve Çin’de karakter eğitiminin akademik eğitimin önüne konulduğu örneğini de verdi.</p>
<p><strong>“Eğitimin asıl amacı çocuğu hayata hazırlamaktır”</strong></p>
<p>Çocuğa tarih, coğrafya, matematik öğretmenin erken dönemde ikinci planda olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “O yaşlardaki çocuğa, akvaryumdaki balığın ölebileceğini bile öğretiriz; çünkü çocuk hayatın gerçeklerini tanısın isteriz. ‘Aman strese girmesin, aman üzülmesin’ diyerek büyütülen çocuk mutlu olur ama hayata hazırlanmamış olur. Eğitimin asıl amacı çocuğu hayata hazırlamaktır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Nezaket, akran ilişkilerine çok yakışan bir kavramdır”</strong></p>
<p>Çocukların emek verebileceği, uğrunda çaba gösterebileceği bir amaçlarının olması gerektiğine de işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Nasıl ki ekonomik sermayeden söz ediyorsak, sosyal sermaye ve duygusal sermaye de çocuğun hayat amacıyla ilgilidir. Bu noktada nezaket çok önemli bir kavramdır. Saygı değerlidir ama nezaket, saygının da üzerinde bir kavramdır. Nezaket, incitmek istememe duygusudur. Kültürümüzdeki nezaket kavramının kökeni de bunu gösterir. Bizde incelik anlamına gelir; karşı tarafı kırmamaya dayanır. En ağır söz bile en nazik şekilde söylenebilir — buna diplomasi denir, politik davranmak değil. Nezaket hem kültürel bir değerdir hem de akran ilişkilerine çok yakışan bir kavramdır.” dedi.</p>
<p><strong>“Ergenlik, çocuğun ‘Ben artık ailemden ayrı bir bireyim’ deme dönemidir”</strong></p>
<p>Gençlerin kendilerinden önceki kuşağı eleştirmekten hoşlandığını, ergenlikte bunun daha da belirginleştiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Çünkü ergenlik, çocuğun ‘Ben artık ailemden ayrı bir bireyim’ deme dönemidir. Ergenlik psikolojisinin temelinde bu ayrışma ihtiyacı yatar. Evden uzaklaşmak ister, kendi alanını kurmak ister. Geleneksel nasihat dili yerine, nezaketin özellikle empati boyutunu ön plana çıkaran bir yaklaşım çok daha etkili olur. Yani asıl vurgu, empatik iletişim olmalıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Modernizmin bugün öğrettiği yaşam amacı hedonizmdir.”</strong></p>
<p>Modernizmin dayattığı haz kültürünün genç kuşakları zayıflattığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, çözümün “empati, akran nezaketi ve pozitif okul iklimi” olduğunu söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, modern haz kültürünün nörobiyolojik ve toplumsal etkilerine dikkat çekerken, endokrinolog Robert Lustig’in 2017 tarihli kitabına da atıfta bulunarak, “Lustig kitabında ‘Amerikan ekonomisinin Amerikan beynini hacklemesi’ diyor. Biz bu kitabı Türkçeye kazandırmak istiyoruz. Modernizmin hastalığı dediğimiz şey toplumlara hızla yayılıyor; bu durum ‘Kaliforniya Sendromu’ olarak da biliniyor.” dedi.</p>
<p><strong>“Bugün tek ebeveynli hane oranlarının %30–35 seviyesine ulaştı”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Türkiye’de aile yapısındaki dönüşüme dikkat çekerek, tek ebeveynli hanelerin belirgin biçimde arttığını söyledi. Daha önce geniş aile oranlarının yüksek olduğunu ancak bugün tek ebeveynli hane oranlarının %30–35 seviyesine ulaştığını belirten Prof. Dr. Tarhan, bunun “ciddi bir hane kırılganlığı” anlamına geldiğini vurguladı.</p>
<p>Bu dönüşümde modern yaşamın etkisine işaret eden Prof. Dr. Tarhan, kültür aktarımının geçmişte aile ve eğitim sistemi tarafından sağlandığını ancak günümüzde bu rolü büyük ölçüde sosyal medyanın üstlendiğini ifade etti.</p>
<p><strong>“Mutluluk Bilimi ve Değerler” kitabının ilk baskısı tükendi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, karamsarlığa kapılmamak gerektiğinin altını çizerek dijital çağda çözüm üreten yaklaşımların da bulunduğunu belirterek, Üsküdar Üniversitesi olarak bu alanda sorumluluk aldıklarını, 20 psikolog ile birlikte bir eğitim projesi hazırladıklarını aktardı.</p>
<p>Proje kapsamında hazırlanan ve Milli Eğitim Bakanlığı Yardımcı Ders Kitabı formatında 2022’de yayımlanan “Mutluluk Bilimi ve Değerler” kitabının ilk baskısının tükendiğini, ikinci baskının da yayımlandığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, kitabın “hayatın anlamı ve amacı” temasıyla başladığını, gençlere dikkat piramidi, önem–öncelik piramidi, hedef belirleme, ardından bağışlayıcılık, empati, stres yönetimi, şükran ve minnettarlık gibi becerilerin öğretildiğini ifade etti. Prof. Dr. Tarhan, Anadolu irfanının modern psikoloji ve pozitif bilimle birleştiği bu sistemin, gençlerin duygu ve değer dünyasını güçlendirmeyi amaçladığını ifade ederek, üniversitenin bu çalışmayı PDF formatında ücretsiz olarak halka ve tüm eğitim sistemine açtığını da dile getirdi.</p>
<p><strong>“Hedef Arkadaşlığı modeli, akran zorbalığını azaltıyor”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nde geliştirdikleri Hedef Arkadaşlığı modelinin Hacettepe Üniversitesi’nde yayımlanan bir makalede olumlu etkilerinin gösterildiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, sistemin işleyişini şöyle anlattı:</p>
<p>“Akran mentorluğu ve akran arabuluculuğu sistemi kurduk. Bir sorun olduğunda önce akranlar çözmeye çalışıyor. Türk bir öğrenciyle yabancı öğrenciyi eşleştiriyoruz; body sistemi gibi. Hem gruplaşmayı hem tartışmaları azaltıyor.”</p>
<p>Ergenlikte yaşanan her problemin “büyüme fırsatı” olduğunu da ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Zorbalık yapıyorsun demek yerine ‘akran arabuluculuğu yapalım’ demek lazım. Pozitif davranışları güçlendirdiğinizde negatif kendiliğinden söner.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Bir chatbot ile akran nezaketini öğretebiliriz</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yapay zekânın bu süreçte önemli bir araç olduğunu söyleyerek, yeni bir proje önerisini de paylaştı:</p>
<p>“Akran Nezaketi Projesi için neler yapılabileceğini düşündüm. Bir chatbot ile akran nezaketini öğretebiliriz.<strong> </strong>Gençler yapay zekâ ve dijital ortamları çok seviyor. Bu nedenle bir chatbot geliştirilebilir. Bu chatbotun yazılım diline, bir ekip olarak üç ayrı modül ekleyebiliriz: öğrenci modülü, öğretmen modülü ve veli modülü. Sınıfta bir zorbalık ya da dışlanma yaşandığında öğrenci chatbot’a gelip sorusunu yöneltebilir. Bizim önerdiğimiz en temel şey, ‘sen dili’ yerine ‘ben dili’ kullanmak. Mesela çocuk, ‘Niye beni dışladınız?’ dediğinde karşı taraf da sert bir şekilde cevap verir ve kavga çıkar. Oysa ‘Beni dışladığınızda kendimi çok kötü hissettim’ dese, çatışma büyük ölçüde önlenir. Bu kadar basit bir beceri bile pek çok sorunu çözer.</p>
<p>Bütün öğrencilere bunu tek tek anlatmak hem zor hem de zaman alıcı olabilir. Fakat bir chatbot üzerinden altı ay ya da bir yıl içinde kapsamlı bir eğitim uygulanabilir. Üsküdar Üniversitesi olarak elimizde böyle bir içerik hazır. Milli Eğitim Bakanlığı ve bir yazılım takımıyla birlikte bu sistemi kurarsak, chatbot’u Türkiye’deki tüm ortaokul ve lise düzeyindeki okullarda kullanabiliriz.”</p>
<p>Akran Nezaketi kavramının doğru bir kavram olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Akran zorbalığını sürekli konuşmak yerine, pozitif davranışları artırırsak zorbalık zaten kendiliğinden azalır. Okullarda empati eğitimini ve iyilik davranışlarını çoğalttığımızda, zorbalık da doğal olarak yavaş yavaş sönmeye başlayacaktır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nilüfer Pembecioğlu: “Nezaket aslında çocukken öğrenilen bir şeydir.”</strong></p>
<p>İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema Bölümünden Prof. Dr. Nilüfer Pembecioğlu, çocukların nezaket ve empati gibi değerleri öğrenmesinde erken dönemin önemine dikkat çekerek, “Her çocuk doğduğunda müthiş bir kapasiteyle geliyor. Nezaket aslında çocukken öğrenilen bir şeydir. Eğer doğru zamanda öğrenmezsek, belki de hiç öğrenemeyeceğiz.” dedi.</p>
<p>Dijital çağın çocuklar üzerindeki etkilerden de bahseden Prof. Dr. Pembecioğlu, “Çocuklar ekran aracılığıyla dünyayı ve insanları, gelen bilgilerin yönlendirmesiyle algılıyor. Dijital ortamda çocuklar yalnızlaşıyor; izlediklerinde özdeşleşebilecekleri, rol model alabilecekleri bireyler bulamıyorlar. Nezaket ve empatiyi öğrenemeyen çocuk, başkalarına değerli davranışlar sergileyemez. Önce çocuğun kendisini değerli hissetmesi gerekiyor.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Pembecioğlu, “Çocuklar öğretmenleriyle de aileleriyle de kendilerini ifade ediyor. Gerçek ve samimi iletişim, onları motive ediyor ve kendilerini keşfetmelerine olanak sağlıyor. Dijital yalnızlık ve ekran bağımlılığı, çocukların diğer becerilerini köreltiyor. Çocuğun karşısına bilgisayar koymak, onları yalnızlaştırıyor. Onlarla birebir iletişim kurmak, bugün her zamankinden daha önemli.” ifadesinde bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akran-nezaketi-zirvesi-uskudar-universitesi-ev-sahipliginde-yapildi-595980">Akran Nezaketi Zirvesi Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde yapıldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üsküdar Üniversitesi, yeni akademik yılı başladı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-yeni-akademik-yili-basladi-584590</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 14:46:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mekan]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yılı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584590</guid>

					<description><![CDATA[<p>Davranış bilimleri ve sağlık alanında ülkemizin ilk tematik üniversitesi olarak yola çıkan, tıp, sağlık, bilim ve teknoloji başta olmak üzere farklı alanlara yönelik pek çok akademik çalışmanın öncülüğünü yürüten Üsküdar Üniversitesi’nin 2025-2026 Akademik Yılı törenle açıldı.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-yeni-akademik-yili-basladi-584590">Üsküdar Üniversitesi, yeni akademik yılı başladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Davranış bilimleri ve sağlık alanında ülkemizin ilk tematik üniversitesi olarak yola çıkan, tıp, sağlık, bilim ve teknoloji başta olmak üzere farklı alanlara yönelik pek çok akademik çalışmanın öncülüğünü yürüten Üsküdar Üniversitesi’nin 2025-2026 Akademik Yılı törenle açıldı. <strong> </strong></p>
<p>Üsküdar Kaymakamı Adem Yazıcı, 22. 23. 24. Dönem Milletvekili Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı Halide İncekara ve Eski Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyesi Mustafa Ataş’ın da katılımıyla Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’ndaki törenin açılış konuşmalarını Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Rektör Prof. Dr. Nazife Güngör yaptı.<strong> </strong>Yeni akademik yılın ilk dersini de Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Rektör Danışmanı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak “Gazze’nin Psikopolitiği”<em> </em>konusunda verdi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Hedefimiz, ilk 500 bandına ulaşmak”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 2025-2026 akademik yılı açılışında yaptığı konuşmada, üniversitenin kısa sürede ulaştığı uluslararası başarıların “takım ruhu” ve “sistemli yönetim anlayışı” yla mümkün olduğunu vurguladı. </p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Times Higher Education sıralamalarında Üsküdar Üniversitesi’nin Türkiye’deki vakıf üniversiteleri arasında ilk sırada, dünya genelinde ise 600-800 bandında yer aldığını hatırlatarak, “Bu başarı, 10-15 yıl gibi kısa bir sürede dünya üniversiteleri ligine girebilmiş olmanın göstergesidir. Hedefimiz, ilk 500 bandına ulaşmak” dedi. </p>
<p><strong>“Sistem toplumu olmayı hedefliyoruz”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Üsküdar Üniversitesi’nin öğrenci odaklı bir vizyonla, adil ve şeffaf yönetim ilkelerini benimsediğini vurguladı. Üniversitenin mottosunda yer alan eleştirilebilirlik, özgürlükçülük, çoğulculuk ve katılımcılık değerlerinin kurumsal kültürün temelini oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Gelişmiş toplumların en büyük özelliği sistem toplumları olmalarıdır. Güç kişilerde değil, kurallarda olmalıdır. Biz de üniversitemizde böyle bir kurumsal yapı oluşturuyoruz; kişiler değişse de sistem işlemeye devam etmeli” dedi. </p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nin hem öğrenciler hem çalışanlar arasında güçlü bir aidiyet duygusu oluşturduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bu ortak inanç ve birliktelik, başarımızın en önemli teminatıdır” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nazife Güngör: “Kalite bizim artık sabit gündemimiz”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, 2025-2026 akademik yıl açılış töreninde yaptığı konuşmada, üniversitenin “kalite” ve “takım ruhu” ilkeleriyle emin adımlarla ilerlediğini vurguladı.</p>
<p>“Kalite bizim artık sabit gündemimiz.” diyen Prof. Dr. Güngör, kalite güvencesi ve akreditasyon süreçlerinin üniversitenin öncelikli hedeflerinden biri olduğunu belirtti. Prof. Dr. Güngör, “YÖKAK’a kalite başvurumuzu yaptık. Kasım ayı içerisinde kalite belgemizi almış olmanın mutluluğunu paylaşmayı umuyoruz. Çünkü bu yolda epey çalıştık, sistemimizi oluşturduk, şimdi heyecanla bekliyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Bilim üreten üniversiteyiz”</strong></p>
<p>Eğitim-öğretimin yanı sıra bilimsel üretimin de üniversitenin en temel misyonlarından biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güngör, “Son yıllarda TÜBİTAK projeleri ve bilimsel yayın sayılarında ciddi artış yaşandı. Son bir yılda yayın sayımızı iki katına çıkardık, onaylanan projelerimiz üç katına çıktı. Patentlerimiz, TÜBİTAK başarılarımız, öğrencilerimizin kazandığı ödüller; tüm bunlar Üsküdar Üniversitesi’nin yükselen ivmesini ortaya koyuyor.” diye konuştu. </p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nin küresel arenadaki görünürlüğünün de her geçen gün arttığını ifade eden Prof. Dr. Güngör, “Times Higher Education sıralamalarında ilk 600’e yükseldik. Artık Türk Üniversiteler Birliği üyesiyiz. Bu bizim için çok değerli bir adım. Diğer uluslararası birliklerle de temaslarımız sürüyor. Üsküdar artık sınırları aşan bir üniversite.” dedi.</p>
<p><strong>“Takım olmayı başardık”</strong></p>
<p>Konuşmasının sonunda “takım olma” kavramına vurgu yapan Prof. Dr. Nazife Güngör, üniversitenin başarısının temelinde güçlü bir ekip ruhu olduğunu söyledi. Prof. Dr. Güngör, “Üsküdar Üniversitesi’nin en önemli özelliklerinden biri uyumlu bir takım olması. Takım olmak sadece bir arada bulunmak değil, duygusal bir bağ kurmaktır. Biz bu duygusal birliği sağladık. Bu üniversite bir aile.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Kurucu Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın liderliğinin bu birliktelikte önemli bir payı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güngör, “Hocamızın liderliği hepimizi birbirimize bağladı. Artık başka seçenek yok, çünkü biz bir takımız.” dedi.</p>
<p><strong>“Gazze’nin Psikopolitiği”</strong></p>
<p>Yeni akademik yılın ilk dersini de Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak “Gazze’nin Psikopolitiği”<em> </em>konusunda beraber verdi. Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak ve Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Gazze’de yaşananların sadece politik değil, aynı zamanda derin bir psikolojik ve ruhsal boyutu bulunduğuna dikkat çekti.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Bir tür etnik narsizm ile karşı karşıyayız”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, soykırımın arkasındaki psikolojik mekanizmaları açıklarken, tarihteki örneklerle Gazze’deki durumu ilişkilendirerek, “Hitler döneminde olduğu gibi bugün de bir tür etnik narsizm ile karşı karşıyayız. ‘Üstün ırk’, ‘seçilmiş halk’ gibi inançlar kötülüğü meşrulaştırıyor.” dedi.</p>
<p>İsrail’deki söylemlerin “biz üstünüz, vadedilmiş toprakları savunuyoruz” anlayışıyla şekillendiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, bu düşüncenin politik bir dini yorum haline getirildiğini ve “Bu anlayışla yetişen nesiller, karşı tarafı insan olarak görmüyor. Bu da zulmü normalleştiriyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Gazze’de insanlar sürekli kayıp yaşıyor”</strong></p>
<p>Gazze halkının maruz kaldığı travmaya değinen Prof. Dr. Tarhan, Freud’un “yas ve melankoli” kavramları ile Viktor Frankl’ın logoterapi yaklaşımını hatırlattı. Prof. Dr. Tarhan, “Gazze’de insanlar sürekli kayıp yaşıyor ama yas tutacak vakit bulamıyorlar. Buna rağmen yaşadıkları acıya anlam yükleyerek dayanıyorlar. Viktor Frankl’ın dediği gibi; ‘İnsan bir acıya anlam yüklerse, o acıya dayanabilir.’ Gazzeliler için bu anlam şehitlik ve inanç üzerinden şekilleniyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Gazze’nin yaşadığı bu travma, Filistin’in değil, insanlığın vicdan sınavıdır” </strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Gazze’deki direncin “travma sonrası büyüme” örneği olduğunu ifade ederek, “Bu halk yenilgiyi kabul etmedi. Travmayı anlamlandırarak, umuda ve dirence dönüştürdü. Bu, küresel vicdanı da harekete geçirdi.” dedi.</p>
<p>Dünyadaki sessizliğe de dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Bugün kötülüğün yayılmasının en büyük nedeni sessizliktir. Kötülüğe sessiz kalanlar, kötülüğün ortağı olur. Gazze’nin yaşadığı bu travma, sadece Filistin’in değil, insanlığın vicdan sınavıdır.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, mekanın bireysel ve kolektif bilinçaltındaki temsilini merkeze alan analizinde, kutsal alanların anlam yüklemeleri üzerinden barışın ve umudun yeniden inşasının gerekliliğini dile getirdi.</p>
<p><strong>“Gazzeliler kendi vatanlarını korudu”</strong></p>
<p>Filistin halkının direnişini ise hem psikolojik hem etik çerçevede değerlendiren Prof. Dr. Tarhan, “Filistinlileri büyük bir küresel örnek olarak görüyorum… Onlar haklıyken haksız duruma düşmemek için intihar komandosu gibi masum sivili hedef alan eylemlerden kaçındılar—bu saygı kazandırdı. Gazzeliler kendi vatanını korudu. Dinin öğretilerinin dışına çıkmadı. İsrailli esirlere çok ciddi iyi davranıldığıyla ilgili de çok ciddi kanıtlar var.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, barışın korunmasının ve travmaların felaket yaratmamasının önemine değinerek, “Gerçekten bu savaşta böyle şartlarda ayakta kalabilmek büyük bir başarıdır. İnşallah Gazze’yi daha az konuşacağımız günler olur.” dedi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak: “Gazze’deki durum planlı ve örgütlü bir soykırım”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, konuşmasında Gazze’deki durumu yalnızca bir savaş ya da çatışma değil, planlı ve örgütlü bir soykırım olarak tanımladı. Soykırımın yalnızca insan bedenine değil, aynı zamanda insanın ruhuna, kimliğine ve belleğine yönelen bir saldırı olduğunu belirten Prof. Dr. Kaynak, “Bu, insanı değersizleştiren, onu istatistik bir veri haline getiren bir anlayıştır.” dedi.</p>
<p><strong>“Kötülüğün sıradanlaşması”</strong></p>
<p>Soykırımın aşamalarına değinen Prof. Dr. Kaynak, “Önce bir topluluğu etnik ya da kültürel olarak sınıflandırırsınız, sonra damgalarsınız, ardından insan dışı hale getirirsiniz. Bu noktada artık onun imhası meşrulaşır. Çünkü insanlar artık karşısındakini insan olarak görmez.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>“Kötülüğün sıradanlaşması” kavramına vurgu yapan Prof. Dr. Kaynak, Hannah Arendt’in Nazi subayı Adolf Eichmann’ın yargılanmasına dair analizini hatırlattı ve “Arendt’e göre kötülüğün en tehlikeli hali, fark edilemez hale gelmesidir. İnsan, kötülüğü sıradanlaştırdığında, zalimlik artık görünmez olur.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, Gazze’de yaşananların yalnızca insan kaybı veya fiziksel tahribat olmadığını; bunun aynı zamanda kolektif hafıza, kimlik ve gelecek tahayyülüne yönelik sistematik bir saldırı olduğunu kaydederek, “Mekana saldırı ve yurtsuzlaştırma aslında aynı şey. Bir mekanın yıkımı sadece insan bedeninin yok olması anlamına gelmiyor. Mekan dediğimiz yer… bir hafıza mekanı, bir ortak ilişkiler mekanı, beraber ortak bir hikayenin mekanı. Saldırıların hedefinin yalnızca birey değil, ortak yaşam alanları da…” dedi.</p>
<p><strong>“Gazze Filistin’in merkezi”</strong></p>
<p>Gazze’nin Filistin için taşıdığı merkezi konumu hatırlatan Prof. Dr. Kaynak, “Gazze’nin şöyle bir anlamı var. Filistin’in merkezidir Gazze. Bu, soykırım kolektif hafızaya yönelik bir saldırıdır. Ölüm tehdidi, açlık, daimî bir yaşam tehdidi altında yaşamak ‘şimdiki zamanın çökertilmesi’ algısı yaratıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Kaynak, uluslararası kamuoyunda yaşanan duyarlılığın önemine değinerek, “Bu bir insanlık davasıdır. Bu çapta bir soykırım, bütün dünyanın gözleri önünde naklen izlenerek yaşanıyor. İnsanlığın gözünde ben de Filistinlileri bu zaferi kazanmış ilan ediyorum; büyük bir direniş gösterdiler.” dedi.</p>
<p><strong>ISIF 2025’te ödül alan araştırmacılara teşekkür takdimi yapıldı</strong></p>
<p>Katılımın oldukça yoğun olduğu törende, 10. Uluslararası Buluş Fuarı (ISIF 2025)’te ödül alan araştırmacılara teşekkür takdimi, Meslekte 50. Yıl Plaket Takdim Töreni yapıldı.</p>
<p>Törende “Umbilical Cord Training Kit” adlı projesiyle Bronz Madalya kazanan Arş. Gör. Dr. Ebru Sağıroğlu’, “Gri Atık Suyun Değerlendirilmesine Yönelik Elektronik Akıllı Sifon Adaptör Sistemi” projesiyle Bronz Madalya kazanan Doç. Dr. Uğur Çini ve Hamada M.R. Abujazar, “Topuk Kanı Alma Cihazı” projesiyle Gümüş Madalya kazanan Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, Doç. Dr. Tuğba Yılmaz Esencan ve Dr. Öğr. Üyesi Günay Arslan, “(Rareasy) SMA Hastalığının Erken Tanı CE Taşıyıcılık Tespitinde Tek Adımda &#038; Kuru RT-PCR Tanı Kiti” adlı çalışmayla Gümüş Madalya kazanan Dr. Cihan Taştan önderliğinde Beyza Aydın, Buse Baran, Beste Gelsin, Hasret Araz ve İlayda Çavdar, “Temporomandibular Hipermobilite Aparatı” projesiyle Altın Madalya kazanan Dr. Dt. Hacer Fulya Üçem teşekkür belgeleriyle ödüllendirildi.</p>
<p><strong>Meslekte 50. Yıl plaketleri</strong></p>
<p>Törende Meslekte 50. Yıl Plaket Takdimleri de yapıldı. </p>
<p>Buna göre, Prof. Dr. Nazife Güngör, Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Furkan Tarhan ve Üsküdar Üniversitesi Yönetim Üst Kurulu Üyesi Fırat Tarhan, Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a Meslekte 50. Yıl Plaketi takdim ederken, mesleğinde 50. Yılı dolduran; Prof. Dr. Sevil Atasoy, Prof. Dr. Osman Çerezci, Prof. Dr. Mehmet Savsar, Prof. Dr. Mehmet Yakup Tuna’ya da 50. Yıl plaketleri takdim edildi. </p>
<p>Törene katılamayan Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, Prof. Dr. Nurper Ülküer ve Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ’a plaketleri daha sonra sunulacak.</p>
<p><strong>Akademik Yükseltme ve Cübbe Giyme töreni yapıldı</strong> </p>
<p>Akademik Yükseltme ve Cübbe Giyme ile 2025 Doktora Mezunları Diploma Takdim Merasimi de gerçekleştirildi. Doçentlikten Profesörlüğe, Dr. Öğretim üyeliğinden Doçentliğe yükseltilen akademisyenler cübbe giydi. Ayrıca Araştırma ve Öğretim Görevliğinden Dr. Öğretim Üyeliğine yükseltilen akademisyenler de cübbelerini törenle giydi</p>
<p>ÜÜ TV ve Üsküdar Üniversitesi resmi youtube hesabından canlı verilen program toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-yeni-akademik-yili-basladi-584590">Üsküdar Üniversitesi, yeni akademik yılı başladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan beynini taklit nereye evrilecek tartışıldı…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/insan-beynini-taklit-nereye-evrilecek-tartisildi-572935</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Sep 2025 14:16:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Cct]]></category>
		<category><![CDATA[demans]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=572935</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan başkanlığındaki Üsküdar Üniversitesi ve NPİSTANBUL Hastanesi araştırmacıları, 02-05 Eylül 2025 tarihleri arasında Almanya’nın Münih kentinde gerçekleştirilen “7. Uluslararası Temel ve Klinik Çok Modlu Görüntüleme Kongresi”ne (7th Basic and Clinical Multimodal Imaging (BaCI)) katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insan-beynini-taklit-nereye-evrilecek-tartisildi-572935">İnsan beynini taklit nereye evrilecek tartışıldı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan başkanlığındaki Üsküdar Üniversitesi ve NPİSTANBUL Hastanesi araştırmacıları, 02-05 Eylül 2025 tarihleri arasında Almanya’nın Münih kentinde gerçekleştirilen “7. Uluslararası Temel ve Klinik Çok Modlu Görüntüleme Kongresi”ne (7th Basic and Clinical Multimodal Imaging (BaCI)) katıldı.</p>
<p><strong>Kongrenin teması; “Nörofizyoloji, Makine Öğrenme ve Yapay Zekâ”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kemal Arıkan’ın dönem başkanlığını yürüttüğü EEG &amp; Clinical Neuroscience Society (ECNS) öncülüğünde düzenlenen kongrede, “Nörofizyoloji, Makine Öğrenme ve Yapay Zekâ” teması öne çıktı. Sunumlarda, makine öğrenmesi ve yapay zekâ yöntemlerinin nörofizyoloji ile birleşiminin beyin araştırmaları ve teşhis süreçlerini dönüştürme potansiyeli ele alındı.</p>
<p>Yapay zeka ve yeni nesil makine öğrenme yöntemlerinin EEG, fMRI ve elektrofizyolojik veri yorumlamasını geliştirmesini ele alan sunumlarda özellikle karmaşık sinir sinyallerinin analiz edilmesini, biyobelirteç potansiyeli yüksek özniteliklerin çıkarılmasını ve nöropsikiyatrik bozuklukların tahmin edilmesine ilişkin güncel çalışmalar paylaşıldı.</p>
<p><strong>“Makine öğrenmesi ve yapay zekâ, beyin araştırmalarını dönüştürecek”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kongrede yaptığı konuşmada, nörogörüntüleme alanında toplanan verinin büyüklüğünün artışı ve hesaplama modellerinin derin öğrenme odaklı dönüşümünün önemine dikkat çekerek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Derin öğrenme odaklı dönüşüm biliş, duygu ve bilinci anlamaya daha da yaklaştıracak, beyin araştırmalarında yeni olanaklar sunarak kişiselleştirilmiş tıpta ilerlemeleri de teşvik edecek. Makine öğrenimi, yapay zeka ve nörofizyolojinin birleşimi beyin araştırmalarını ve teşhisini dönüştürecek ve bu yöntemlerin katkısının EEG, fMRI ve elektrofizyolojik veri yorumlamasını da geliştirecek. NPİSTANBUL bünyesinde toplanan verilerin, Üsküdar Üniversitesi laboratuvarları ve araştırma merkezlerinde etkin şekilde analiz edilmesiyle güçlü sonuçlar elde ediyoruz. Bu kapasitemizi uluslararası Ar-Ge projeleriyle geliştirmek ve genişletmek istiyoruz.”</p>
<p><strong>Dijital terapötikler (DTx) yükselişte</strong></p>
<p>“Nörobakım Alanında Dönüşüm” (Transforming the Field of Neurocare) başlıklı oturuma başkanlık eden Prof. Tarhan, özellikle dijital terapötiklerin (DTx) yükselişine dikkat çekti ve şöyle dedi:</p>
<p>“Kişiye özel tıp prensipleriyle örtüşen DTx’ler genellikle mobil uygulamalar, sanal platformlar veya giyilebilir cihazlar aracılığıyla kişiye özel izleme, eğitim, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri sağlayarak hastaların genetik, biyomarker ve yaşam tarzı verilerini dikkate alarak özelleştirilmiş tedavi planları sunuyor. Bu sayede, bireylerin hastalıklarına dair daha doğru ve hızlı veriler elde edilerek, tedavi süreçleri kişiye uygun şekilde optimize ediliyor, sağlık sonuçları iyileştiriliyor. Bu alan kronik hastalıkların yönetimi, mental sağlık bozuklukları ve postoperatif iyileşme gibi birçok alanda önemli bir potansiyel taşıyor.”</p>
<p><strong>Dijital sağlık uygulamaları ve demans yönetimi</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, “Demans Hastalarında Dijital Sağlık Uygulamaları” (Digital Health Applications in Dementia Patient) başlıklı sunumunda demans hastalarının yaşamını kolaylaştıracak dijital uygulamalara değindi ve “Demans yaşlanan nüfusla birlikte giderek artan bir sağlık sorunu haline geldi. Bu hastaların günlük yaşamda yaşadıkları bilişsel kayıplar hem bakım verenlerin yükünü artırıyor hem de kaza ve düşme risklerini yükseltiyor. Dijital uygulamalar, hastaları zihinsel açıdan zinde tutmak, kazaları önlemek, psikolojik belirtileri azaltmak ve bakım yükünü hafifletmek için güçlü bir araç.” dedi.</p>
<p><strong>Demans hastalarının erken teşhis ve takibini kolaylaştıracak</strong></p>
<p>Prof. Dr. Metin ayrıca, Üsküdar Üniversitesi’nin AB destekli MEDGPT projesi ile ilgili bilgi vererek, “Yakın zamanda Üsküdar Üniversitesi demans hastalarının erken teşhis ve takibini kolaylaştıracak bir uygulama olan MEDGPT projesini yürütmek için AB’den destek aldı. Proje ile hastaların interaktif olarak kullanabileceği, MR gibi nörogörüntüleme bilgilerini de kullanarak hekim tarafından hastalığın teşhis ve takibine olanak sağlayacak bir uygulama geliştirilmesi hedeflendiğini vurgulandı.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dijital terapötikler ve Alzheimer araştırmaları</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel de “Dijital Terapötikler: Tıbbın Geleceği” (Digital Therapeutics: The Future of Medicine) başlıklı sunumunda, psikiyatri özelinde DTx’in sağlık uygulamaları ve klinik deneme sonuçlarını sistematik meta-sentez çalışma sonuçları ile paylaştı.</p>
<p>FDA onaylı DTx çalışmalarından bahseden ve hafif bilişsel bozukluk, demans tanılı hastalar ve sağlıklı kontrol gruplarındaki klinik sonuçları karşılaştırmalı olarak ele alan Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, şöyle devam etti:</p>
<p>“Randomize kontrollü çalışmalar (RCT) temelinde, hafif kognitif bozukluk (MCI) veya demanslı yaşlılarda mobil uygulamalar ile kognitif işlev sonuçları arasındaki ilişkileri meta-sentez çalışmasında MCI veya demanslı yaşlılarda mobil uygulama müdahaleleri kullanan RCT&#8217;ler seçilmiştir. Müdahaleler ve karşılaştırmalar şunları içermektedir: CCT, yoğun CCT (CCT2x), progresif direnç eğitimi (PRT), CCT artı ilaç tedavisi, CCT artı PRT ve sadece ilaç tedavisinin yer aldığı karşılaştırmalı gruplarda bilişsel işlevsellik ve diğer işlevsellik ölçütleri (ör. günlük yaşam aktiviteleri-GYA) kıyaslanmıştır. CCT2x, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında küresel bilişsel işlev, epizodik bellek ve çalışma belleğinde istatistiksel olarak anlamlı iyileşmeler göstermiştir. GYA&#8217;lerinde CCT, işlevsel bozukluğu önemli ölçüde azaltmıştır. Depresif semptomlarda, CCT2x semptomları azaltmada en etkili yöntem olmuştur.”</p>
<p>Genel olarak, DTx’in, MCI veya demansı olan yaşlı yetişkinlerde bilişsel ve diğer işlevsel sonuçları iyileştirmede etkili olabileceği paylaşan Prof. Dr. Ergüzel, Üsküdar Üniversitesi’nde yürütülmekte olan “Alzheimer Hastalığının VR Tabanlı Bilişsel Ciddi Oyunlar Üzerinden Alınan Uzamsal Veriler ve EEG Verileri Kullanılarak Yapay Zeka (YZ) İle Erken Evrede” başlıklı TÜBİTAK projesi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Alzheimer’a yönelik VR destekli erkan tanı sistemi</strong></p>
<p>Nörobilim doktora öğrencisi Shams Farhad, “Evidence-Based Therapeutic Intervention by Software” başlıklı sunumunda, Üsküdar Üniversitesi, NPİSTABUL Hastanesi ve Iottech Bilişim tarafından Alzheimer’a yönelik geliştirilen Voctor Health – VH Alzheimer sisteminin ilk sonuçlarını paylaştı:</p>
<p>“Alzheimer hastalığı dünya çapında hızla artıyor ancak erken tanı konulamadığı için çoğu hasta zamanında müdahale şansı bulamıyor. Geliştirdiğimiz VR ve yapay zekâ destekli dijital terapiler, göz, el ve baş hareketlerinden dinamik ölçümler yaparak erken bilişsel bozulmaları saptıyor. Bu sistem sadece bir tanı aracı değil, aynı zamanda güçlü bir terapötik destek.”</p>
<p>Shams Farhad ayrıca, gelecekte EEG entegrasyonuyla gerçek zamanlı beyin aktivitesi analizlerinin mümkün olacağını belirterek, “Bu yaklaşım, Alzheimer bakımında yeni bir dijital biyobelirteç platformu oluşturabilir.” dedi.</p>
<p><strong>‘Genç araştırmacı’ ödülü Üsküdar’a…</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Elvan Çiftçi, obsesif kompulsif bozuklukta derin ve tekrarlayan manyetik uyarım (dTMU/rTMU) tedavilerinin sonuçlarını sundu. Dr. Öğr. Üyesi Elvan Çiftçi, çalışmalarında özellikle erken yaş, frontal delta ve oksipital theta yüksekliği gibi biyobelirteçlerin tedaviye yanıtı öngörmede önemli olduğunu aktardı.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Elvan Çiftçi, 2025 yılında dikkat çeken çalışmaları dolayısıyla ECNS Derneği tarafından “Genç Araştırmacı” (Young Investigator) ödülüne layık görüldü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insan-beynini-taklit-nereye-evrilecek-tartisildi-572935">İnsan beynini taklit nereye evrilecek tartışıldı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
