<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>üretilecek | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/uretilecek/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/uretilecek</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Jan 2026 10:53:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>üretilecek | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/uretilecek</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Uyutan pijama, yastık kılıfı üretilecek!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uyutan-pijama-yastik-kilifi-uretilecek-606718</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 10:53:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[iplik]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kılıfı]]></category>
		<category><![CDATA[laboratuvarı]]></category>
		<category><![CDATA[Molekül]]></category>
		<category><![CDATA[pijama]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[üretilecek]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[uyutan]]></category>
		<category><![CDATA[yastık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606718</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uyku bozukluklarına doğal, yan etkisiz ve günlük yaşamla uyumlu bir çözüm geliştirmeyi hedefleyen “Uyutan İplik (Sleeping Yarn)” projesi, üniversite–sanayi iş birliğinin dikkat çeken örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uyutan-pijama-yastik-kilifi-uretilecek-606718">Uyutan pijama, yastık kılıfı üretilecek!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uyku bozukluklarına doğal, yan etkisiz ve günlük yaşamla uyumlu bir çözüm geliştirmeyi hedefleyen “Uyutan İplik (Sleeping Yarn)” projesi, üniversite–sanayi iş birliğinin dikkat çeken örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p>TÜBİTAK TEYDEB 1505 – Üniversite-Sanayi İş Birliği Destek Programı kapsamında desteklenen proje; Bursa Teknik Üniversitesi yürütücülüğünde, Üsküdar Üniversitesi, Bursa Yüksek İhtisas Hastanesi ve Ormo Yün İplik iş birliğiyle hayata geçiriliyor<strong>. </strong></p>
<p>24 ay sürecek proje kapsamında geliştirilecek özel ipliklerin; yastık kılıfı, çarşaf, pijama ve benzeri tekstil ürünlerinde kullanılarak, koku ve cilt yoluyla uykuya yardımcı olması amaçlanıyor. Projede, doğal moleküllerin mikroenkapsülasyon yöntemiyle iplik yapısına entegre edilmesi planlanıyor<strong>.</strong></p>
<p>Projede Üsküdar Üniversitesi’ni temsilen araştırmacı olarak yer alan Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğretim üyesi ve In Silico Araştırma Laboratuvarı Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Nigar Kantarcı Çarşıbaşı, projeye dahil olma motivasyonunu ve çalışmanın bilimsel altyapısını anlattı.</p>
<p><strong>Yan etkisi olmayan iplik üretmek amaçlanıyor…</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Nigar Kantarcı Çarşıbaşı, projenin fikrinin, Üsküdar Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimini tamamlayan ve halen Bursa Teknik Üniversitesi’nde doktora çalışmalarını sürdüren eski öğrencisi aracılığıyla şekillendiğini belirterek, “Öğrencim bir nevi iki üniversite arasında köprü olmuş oldu. Bizim aklımızda doğal moleküllerle çalışmak var hep zaten. Yüksek lisansında da bu öğrenci Alzheimer üzerinde doğal molekül çalışması yapmıştı. Şimdi de burada da uyku düzenlemesiyle ilgili bir proje fikri ortaya çıktı. Yani bildiğimiz gibi uyku bozukluğu ve uyku düzensizliği hepimizin çok yakından rahatsız eden güncel bir sorun haline geliyor. Sadece yetişkinlerde değil, çocuklarda da böyle sıkıntılar görüyoruz. Dolayısıyla bu projedeki amacımız yan etkisi olmayan, kimyasal içermeyen, doğal moleküllerden elde edeceğimiz uygun adayları iplik yapısına entegre ederek günlük yaşantımızda kullanabileceğimiz fonksiyonel ürünler üretmek. Bu süreç bir örgü yumağıyla başlayabilir, ilerleyen aşamalarda farklı tekstil ürünlerine dönüşebilir.” dedi.</p>
<p><strong>İlaçsız uyku düzenlemesi hedefleniyor</strong></p>
<p>Projede, beynin uyku düzenlenmesinde kilit rol oynayan GABA ve melatonin reseptörleri hedef alındığını kaydeden Dr. Kantarcı Çarşıbaşı, “Uyku bozukluklarında genellikle ilaç tedavilerine başvuruluyor. Ancak bu ilaçlar çoğu zaman kaliteli bir uyku sağlamıyor. Biz, doğal molekül taramalarıyla beynin uyku regülasyon mekanizmasında rol oynayan reseptörleri hedefleyen, yan etkisiz bir alternatif geliştirmeyi amaçlıyoruz. Beynimizde uyku düzenleme regülasyon mekanizmasında kilit rol oynayan birtakım proteinler var. Bunlara GABA reseptörleri, melatonin reseptörleri diyoruz. Bu reseptörleri hedef alarak doğal bir molekül havuzunu tarayarak uygun adayları belirleyeceğiz. Sonrasında da mikroenkapsülasyon yöntemiyle iplik yapısına entegre edilip ilk etapta iplik yumağı oluşturulması planlanıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Proje sonunda elle tutulur bir ürün ortaya çıkacak </strong></p>
<p>Proje ekibinin Bursa Teknik Üniversitesi yürütücülüğünde olduğunu, Üsküdar Üniversitesi&#8217;ni temsilen araştırmacı olarak projeye katıldığını anlatan Dr. Öğr. Üyesi Nigar Kantarcı Çarşıbaşı, “Projenin klinik çalışmaları Bursa Yüksek İhtisas Hastanesi’nde gerçekleştirilecek. Uyku bozukluğu yaşayan bireyler ve kontrol grupları üzerinde denenecek.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Sanayi ortağı olarak projede Türkiye’nin köklü iplik üreticilerinden önemli bir markanın olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Nigar Kantarcı Çarşıbaşı, “Akademide yapılan birçok çalışma literatürde kalıyor. Biz akademisyenler genelde çalışma yapıyoruz. Somut bir ürüne dönüşen proje çok olmuyor. Burada beni de çok heyecanlandırıyor proje, çünkü en sonunda somut olarak, elle tutulur bir ürün çıkacak ortaya. İlgili firma da bu işi destekliyor. Bu bir ilk olacak. Yenilikçi bir ürün. Şimdiye kadar iplik yapısına böyle bir fonksiyonel bir ürün katkısı olmamış.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Düşünsenize, bu iplikten çocuklar ve bebekler için uyku oyuncakları üretildiğini…”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Nigar Kantarcı Çarşıbaşı, çalışmanın henüz çok yeni olmasına rağmen büyük bir potansiyel taşıdığına dikkat çekerek, “Fikir gerçekten çok güzel. Günlük hayatın içinde olması çok kıymetli. Düşünsenize, bu iplikten çocuklar ve bebekler için uyku oyuncakları üretildiğini… Bebek oyuncakla oynarken ya da biri örgü örerken, ipliğin içindeki mikro kapsüller açılıyor ve moleküller koku ve deri yoluyla vücuda alınıyor. Bu sayede etki mekanizması çok hızlı devreye giriyor ve herhangi bir yan etki söz konusu olmuyor. Gerçekten çok güzel bir fikir. Umarım sonuçlarımız da aynı derecede başarılı olur.” dedi.</p>
<p><strong>Projede kilit iş Üsküdar Üniversitesi’nde…</strong></p>
<p>Projede Üsküdar Üniversitesi ekibinin kritik bir sorumluluk üstlendiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Nigar Kantarcı Çarşıbaşı, “Bu projede kilit iş paketi bizde. Molekülü biz bulacağız. Bu son derece kritik ve büyük sorumluluk gerektiren bir aşama. Çünkü belirlenecek molekül, iplik yapısına entegre edilecek ve süreç geri dönüşü olmayan bir noktaya taşınacak.” diye konuştu.</p>
<p>Yakın zamanda faaliyete geçen Üsküdar Üniversitesi In Silico Araştırma Laboratuvarı’nın projeye önemli bir bilimsel altyapı sunduğunu belirten Dr. Kantarcı Çarşıbaşı, “Laboratuvarımızda kullandığımız ileri simülasyon programları sayesinde geniş doğal molekül havuzlarını çok kısa sürede tarayabileceğiz. Bu hem zamandan hem de maliyetten ciddi bir kazanç sağlayacak. İlk aşamada simülasyonla belirlenen moleküller, deney süreçlerini kısaltacak ve daha güçlü adaylarla çalışmamıza imkân tanıyacak.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Projede GABA ve melatonin reseptörlerinin hedef alındığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Çarşıbaşı, “Beyinde uyku düzenlenmesinde rol oynayan GABA ve melatonin reseptörlerini hedef alan etkin molekül taraması yapacağız. Bundan sonra ‘işte bu molekül’ dediğim anda süreç onun üzerinden ilerleyecek. Bu nedenle hem sorumluluğu çok yüksek hem de heyecan verici bir aşama.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Güvenliği kanıtlanmış moleküller üzerinde çalışılıyor</strong></p>
<p>Çalışmada yalnızca güvenliği kanıtlanmış, FDA onaylı doğal moleküllerin tarandığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Çarşıbaşı, “Herhangi bir bitkiden rastgele bir molekül ayırmak gibi bir durum yok. Yan etkisi olmayan, güvenliği kanıtlanmış moleküller üzerinde çalışıyoruz. Ancak bu moleküllerin daha önce bu reseptörlerle etkileşimi bilinmiyor olabilir. İşte buradaki bilimsel yenilik de tam olarak bu noktada ortaya çıkıyor.” dedi.</p>
<p>Molekül taramasının ardından ipliğe entegrasyon ve klinik deneylerin başlayacağını ifade eden Çarşıbaşı, projenin toplumsal etkisine de dikkat çekti.</p>
<p><strong>Böyle bir çalışma şimdiye kadar yurt dışında da hiç yapılmamış</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Nigar Kantarcı Çarşıbaşı, “Uyutan İplik” çalışmasının yalnızca Türkiye’de değil, yurt dışında da benzeri bulunmayan yenilikçi bir proje olduğuna işaret ederek, “Böyle bir çalışma şimdiye kadar yurt dışında da hiç yapılmamış. TÜBİTAK TEYDEB’de değerlendirme süreci klasik proje başvurularından çok farklı ilerliyor. Hakemlerle birebir toplantı yaptık, iki-üç hakeme aynı anda sunum gerçekleştirdik. Soru-cevap şeklinde çok detaylı bir değerlendirme oldu. Özellikle literatür kısmı didik didik incelendi; bu daha önce yapılmış mı, yapılmamış mı, dünyada örneği var mı yok mu, hepsi sorgulandı. Sonuçta böyle bir çalışmanın daha önce yapılmadığı netleşti.” diye konuştu.</p>
<p>Projenin en önemli yeniliklerinden birinin kimyasal içermeyen doğal moleküllere dayanması olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Çarşıbaşı, “Buradaki en önemli konu, kimyasal olmayan doğal moleküllerin kullanılması. Uyku ilaçları ya da klasik yöntemler yerine, doğal moleküllerin iplik ve tekstil ürünlerine entegre edilmesinden söz ediyoruz. Örgü örerken, günlük yaşamın içinde ya da bir yastık kılıfında, deri ve koku yoluyla vücuda geçen bir etki mekanizması söz konusu. Yani ilacı doğrudan vücuda almıyorsunuz, yan etkisi olmayan bir yöntem hedefleniyor.” dedi.</p>
<p><strong>“Projenin sonunda elimizde gerçek anlamda somut bir ürün, yani yumaklar olsun istiyoruz”</strong></p>
<p>Patent sürecine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Çarşıbaşı, projenin somut bir ürüne dönüşmesinin en önemli hedeflerden biri olduğunu ifade etti ve “Bu çalışma kesinlikle patent odaklı bir proje. Başlangıçta patentin tek başına alınması gibi bir durum söz konusuydu ancak molekülü bulan akademik ekip olarak patentte ortak olmamız gerektiğini açıkça ifade ettim. Yayın zaten her hâlükârda çıkacak ama bizim asıl hedefimiz patenti almak. Projenin sonunda elimizde gerçek anlamda somut bir ürün, yani yumaklar olsun istiyoruz. Gerçekten ürüne dönüşmüş bir çıktı görmek çok heyecan verici.” dedi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Nigar Kantarcı Çarşıbaşı, çalışmanın hem bilimsel hem de toplumsal açıdan önemli bir boşluğu dolduracağını belirterek, “Uyutan İplik” projesinin insan sağlığına yan etkisiz ve yenilikçi bir katkı sunmasını hedeflediklerini söyledi.</p>
<p><strong>Bilimsel yolculuk yüksek lisans tezinden ürüne uzandı</strong></p>
<p>Projenin arka planında uzun soluklu bir akademik emeğin bulunduğuna dikkat çeken Dr. Çarşıbaşı, çalışmanın temellerinin bir yüksek lisans tezine dayandığını belirtti. Henüz Üsküdar Üniversitesi bünyesinde In Silico Araştırma Laboratuvarı yokken başlayan bu sürecin, kararlı ve disiplinli bir ekip çalışmasıyla bugünlere ulaştığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Çarşıbaşı, “Bu öğrenciyle yüksek lisans döneminde çalışmaya başladık. Kendisi son derece hevesli, kendini geliştirmeye açık bir öğrenciydi. Lisansını da yüksek lisansını da Üsküdar Üniversitesi’nde tamamladı. Doktora programımız olmadığı için Bursa’ya gitti. Bir yüksek lisans tezinden beş bilimsel yayın çıkardık. Sunumlar yaptı, aktif çalıştı. Bu noktada hoca-öğrenci uyumunun ve birlikte üretmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük.” dedi.</p>
<p><strong>In Silico Laboratuvarı ısrarla kuruldu </strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Çarşıbaşı, bugün projeye bilimsel altyapı sağlayan In Silico Araştırma Laboratuvarı’nın da kolay kurulmadığını, uzun süreli bir akademik çabanın sonucu olduğunu dile getirerek, “Laboratuvarımız yokken çeşitli platformları kısa süreli izinlerle, tabiri caizse rica ederek kullandık. Ortaya çıkan yayınları üniversite yönetimine sunduk. ‘Bu altyapıyla çok daha fazla çalışma yapılabilir’ dedik. Sağ olsunlar destek verdiler ve bugün bu imkanın meyvelerini görüyoruz.” diye konuştu.</p>
<p>“Uyutan İplik” projesinin yalnızca tek bir çalışma olarak görülmediğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Çarşıbaşı, “Bu benim TÜBİTAK TEYDEB’deki ilk deneyimim. Daha proje başlamadan lansmanda sunum yapmam istendi. Daha proje başlamadı ama herkes çok büyük sabırsızlıkla bir ürüne dönüşmesini bekliyor.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uyutan-pijama-yastik-kilifi-uretilecek-606718">Uyutan pijama, yastık kılıfı üretilecek!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser tedavisinde çığır açan hücreler Türkiye&#8217;de üretilecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-cigir-acan-hucreler-turkiyede-uretilecek-526713</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 May 2025 11:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çığır]]></category>
		<category><![CDATA[hücreler]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[üretilecek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=526713</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Liv Hospital Rejeneratif Tıp Kök Hücre Üretim Merkezi Direktörü Prof. Dr. Erdal Karaöz’ün verdiği bilgilere göre, Türkiye’de kanser hücrelerini hedef alıp yok edebilen özel hücrelerin üretileceği bir laboratuvar kuruluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-cigir-acan-hucreler-turkiyede-uretilecek-526713">Kanser tedavisinde çığır açan hücreler Türkiye&#8217;de üretilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Liv Hospital Rejeneratif Tıp Kök Hücre Üretim Merkezi Direktörü Prof. Dr. Erdal Karaöz’ün verdiği bilgilere göre, Türkiye’de kanser hücrelerini hedef alıp yok edebilen özel hücrelerin üretileceği bir laboratuvar kuruluyor. Samsun’da düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuşan Prof. Dr. Karaöz, Orta Karadeniz bölgesindeki hekimlere kök hücre tabanlı hücresel tedaviler ve gen tedavileri konusundaki son gelişmeleri aktardı.</p>
<p><strong>Ölü hücreler tedavi edilemiyor, kök hücre umut oluyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Karaöz, son yıllarda kök hücrelerin öneminin giderek arttığını belirterek, tıbbın mevcut şartlarda bazı hastalıkları yüzde 100 tedavi edemediğini ifade etti. Bu hastalıkların büyük bir kısmını nörodejeneratif hastalıklar olarak tanımlayan Karaöz, &#8220;Bu hastalıkların ortak karakteristiği ilgili oldukları organlardaki hücrelerin bir nedenden dolayı ölmesi ve bu ölen hücrelerin işlevini görmemesi sonucunda klinik sonuçlarla karşılaşılmaktadır. Örneğin, Parkinson hastalığında dopamin üreten hücrelerin ölmesi neticesinde bu hastalığın klinik belirtilerini hastalar göstermeye başlamaktadır ya da tip1 diyabet diye adlandırdığımız hastalıkta da pankreasta insülin üreten hücreler ölmektedir. İşte ne yazık ki hiçbir cerrahi bir yöntem hiçbir ilaç bu ölen hücrelerin yerine yenilerini koyamamaktadır&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Türkiye’de hücresel tedaviler gelişiyor</strong></p>
<p>Bu nedenle, son 30 yılda dünya genelinde ve Türkiye’de bu alanda önemli araştırmalar ve çalışmalar yapıldığını dile getiren Prof. Dr. Karaöz, özellikle son 10 yılda Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın kontrolü altında onay alınarak hücresel tedaviler alanında hastalara yardımcı olunduğunu belirtti. Bu noktada dikkat edilmesi gereken bazı hususların ortaya çıktığını ifade eden Karaöz, şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;En önemli sorunlardan bir tanesi üretilen hücrelerin uygun standartlarda, uluslararası standartlarda bizim GMP yani iyi üretim şartlarında üretilen laboratuvarlarda üretiliyor olması gerekiyor. Dolayısıyla bu üretilen hücrelerin hemen siz hastanızda uygulayamazsanız Sağlık Bakanlığı’ndan onay almanız gerekiyor. Daha sonra uygulamanız gerekiyor. Bir de tabi çok daha önemlisi ki bu alan ne yazık ki her geçen gün gözlemliyoruz istismara açık bir alan olmaya başladı. Çünkü hastalara boş vaatler verip bu tedavileri uygulamak uygun değil. Bu tedaviyi aldıktan sonra iyileşme potansiyeli olan hastalara bu uygulamaların yapılması gerekiyor.”</p>
<p><strong>Kök hücre kanser yapar mı</strong></p>
<p>Kök hücrelerle ilgili sıkça sorulan &#8220;Kanser yapar mı?&#8221; sorusuna da açıklık getiren Prof. Dr. Karaöz, &#8220;Hayır yapmaz. Gerek bizim şu ana kadarki klinik deneyimlerimiz gerekse dünyadaki klinik deneyimler bize bunu söylüyor. Bizim kullandığımız kök hücrelerden bahsediyoruz. Biz buna erişkin kök hücresi diyoruz. Klinikte yeni doğmuş bebeklerin göbek kordonundan dokusundan elde ettiğimiz kök hücreleri kullanmaktayız. Dolayısıyla bu hücreler bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalar göstermiştir ki asla herhangi bir ciddi yan etkiye sebebiyet vermemekte ve kanser gibi birtakım olaylara sebebiyet vermemektedir&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Geleceğin tedavisi: Hücresel İmmünoterapi ve CAR T-cell Teknolojisi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Karaöz, gündeme yavaş yavaş girmeye başlayan bir diğer önemli konunun ise hücresel immünoterapi olduğunu söyledi. Kanser tedavisinde radyoterapi, kemoterapi ve akıllı ilaçlar gibi seçenekler olmasına rağmen hala tedavi edilemeyen vakaların bulunduğunu belirten Karaöz, özellikle hematolojik malignanslar yani kan kökenli kanserlerin bazı tipleri için CAR T-cell olarak adlandırılan yeni bir teknolojinin ortaya çıktığını ve Amerika’da doğan bu teknolojinin yavaş yavaş tüm dünyaya yayıldığını aktardı.</p>
<p><strong>Türkiye’nin ilk “CAR T-cell laboratuvarı” yolda</strong></p>
<p>Prof. Dr. Karaöz, Türkiye olarak kendi hastanelerinde de bu güçlü hücreleri üretebilecek bir laboratuvarın kuruluş aşamasına başladıklarını müjdeleyerek, &#8220;Biz de Türkiye olarak bizim hastanemizde bu çok güçlü olan hücreleri yani hastaya enjekte ettiğiniz zaman kanser hücrelerini yakalayıp öldürebilme potansiyeline sahip olan bu hücreleri üretebilme kapasitesine sahip bir laboratuvarın kuruluş aşamasına başladık. Ümit ediyorum ki 6 ay ila 1 yıl içerisinde bu laboratuvarda üretilen CAR T-cell hücreleri inşallah Türk insanlarının da faydasına sunulacak. Bu konuda da buradaki hekim arkadaşları bilgilendireceğiz&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Gelecekte bu teknolojiyle otoimmün hastalıklar tedavi edilebilecek</strong></p>
<p>Kurulacak laboratuvardan söz eden Prof. Dr. Karaöz, şöyle konuştu:</p>
<p> &#8220;Liv Hospital Vadi İstanbul Şubesi’nde, çok büyük ve kompleks bir laboratuvar olacak. Bu laboratuvar çok özel bir laboratuvar. Bu laboratuvarda üretilecek olan hücrelere, sizin kanser hücrelerinizi tanıtıyor olacağız ve bu savaşçı hücreleri tekrar size enfüze edecek hematologlar ve sizin kanser hücrenizi yakalayıp öldürecek. Yani spesifik hedefe yönelik bir tedavi diye de adlandırabiliriz. Bu çok yeni bir teknoloji. Dünyada inanılmaz bir teknoloji ivme kazandı. Amerika’da doğdu. Avrupa’da yavaş yavaş yaygınlaşmaya başladı. İnşallah biz de Türkiye’de bu alanda faaliyet gösteren ilk merkezlerden biri olacağız. Gelecekte bu teknoloji ile solit organ tümörleriyle, otoimmün hastalıkların tedavisi söz konusu olabilecek.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-cigir-acan-hucreler-turkiyede-uretilecek-526713">Kanser tedavisinde çığır açan hücreler Türkiye&#8217;de üretilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu proje ile tarımsal mücadelede sürdürülebilir çözümler üretilecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-proje-ile-tarimsal-mucadelede-surdurulebilir-cozumler-uretilecek-522752</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Apr 2025 11:27:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[çözümler]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[tarımsal]]></category>
		<category><![CDATA[üretilecek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=522752</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Entomoloji Anabilim Dalı Arş. Gör. Dr. Pınar Özsarı’nın yürütücülüğünü yaptığı “Bazı Entomopatojenik Bakteri ve İnsektisitlerin Spodoptera littoralis’in Kontrolünde Birlikte Kullanım Olanakları” başlıklı proje TÜBİTAK 1002-A Hızlı Destek Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-proje-ile-tarimsal-mucadelede-surdurulebilir-cozumler-uretilecek-522752">Bu proje ile tarımsal mücadelede sürdürülebilir çözümler üretilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Entomoloji Anabilim Dalı Arş. Gör. Dr. Pınar Özsarı’nın yürütücülüğünü yaptığı “Bazı Entomopatojenik Bakteri ve İnsektisitlerin Spodoptera littoralis’in Kontrolünde Birlikte Kullanım Olanakları” başlıklı proje TÜBİTAK 1002-A Hızlı Destek Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p>Akademisyenleri makamında ağırlayarak tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam akreditasyona sahip araştırma üniversitemiz bünyesinde ülkemizin en köklü ziraat fakültelerinden birisi eğitim öğretim ve araştırma geliştirme faaliyetlerini sürdürüyor. Fakültemizin akademisyenleri tarımsal mücadelede sürdürülebilir çözümler üretmeye yönelik önemli projeler hazırlıyorlar. Dr. Pınar Özsarı’nın yürütücülüğünü yaptığı yenilikçi ve özgün araştırma TÜBİTAK’tan destek almaya hak kazandı. Proje ile Spodoptera littoralis gibi zararlılarla mücadelede yeni yöntemler geliştirilerek hem çevresel hem de ekonomik açıdan büyük bir katkı sağlanacak. Tarımda zararlıların kontrolü için daha sağlıklı, çevreye duyarlı ve ekonomik açıdan sürdürülebilir bir yaklaşım geliştirilecek. Proje ekibimizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” diye konuştu.</p>
<p>Projenin amacı hakkında konuşan Arş. Gör. Dr. Pınar Özsarı, “Çevre ve insan sağlığına olumsuz etkileri olmayan yararlı bakterileri kullanarak, önemli bir tarım zararlısı olan ve istilacı bir tür olan pamuk yaprak kurduna (Spodoptera littoralis) karşı pestisitlere alternatif bir biyolojik mücadele programı geliştirmektir. Bu projenin en önemli özgün değeri; ülkemiz ekolojisinden elde edilen ve entomopatojenik özellikleri saptanan bakteri izolatlarının kullanılacak olması, pestisitlerin olası kalıntı ve direnç risklerini en aza indirmek için bu tarım zararlısına karşı önerilen insektisitlerin subletal dozlarıyla entomopatojen bakterileri uygun bir ilaçlama stratejisiyle entegre edecek olmasıdır. Böylece bu çalışmada entomopatojen olarak etkisi kanıtlanmış yararlı bakterilerin bu tarımsal zararlıya karşı entegre mücadele anlayışıyla kullanılacak olması da ayrı bir önem taşımaktadır” dedi.</p>
<p><b>“Çevre dostu, sürdürülebilir ve etkili bir mücadele stratejisi olacak”</b></p>
<p>Proje bittikten sonra çıkacak olumlu sonuçlar hakkında konuşan Arş. Gör. Dr. Pınar Özsarı, “Bu proje, Spodoptera littoralis gibi önemli tarım zararlılarının biyolojik kontrolünde entomopatojenik bakteriler ve insekisitlerin birlikte kullanımının etkinliğini araştıracak. Proje tamamlandığında, entomopatojenik mikroorganizmaların (örneğin, Bacillus thuringiensis ve Beauveria bassiana) kimyasal insekisitlerle sinerjik etkileşimler göstererek zararlılar üzerindeki kontrol başarısını artırdığı gözlemlenebilir. Böylece, geleneksel kimyasal mücadeleye alternatif olarak daha çevre dostu, sürdürülebilir ve etkili bir mücadele stratejisi ortaya çıkacaktır. Ayrıca, bu tür biyolojik kontrol yöntemlerinin kullanımı, pestisitlerin aşırı kullanımını azaltarak çevre ve insan sağlığına yönelik riskleri minimize edecek. Projede elde edilecek sonuçlar, tarımda zararlı kontrolünü daha verimli hale getiren bir inovasyon olarak, entomopatolojik bakteri ve biyolojik insekisitlerin potansiyelini vurgulayacaktır. Bu bulgular, özellikle organik tarım uygulamaları ve çevre dostu zararlı kontrol yöntemleri arayan üreticiler için önemli bir kaynak oluşturacak. Ayrıca, bu çalışma, biyolojik çözümlerle zararlıların kontrolünü artırarak, tarım sektöründe ekonomik kayıpları azaltmaya yönelik önemli bir adım olacak. Sonuç olarak, tarımda zararlı kontrolü için daha sağlıklı, çevreye duyarlı ve ekonomik açıdan sürdürülebilir bir yaklaşım geliştirilecektir” diye konuştu.</p>
<p>Yürütücülüğünü Arş. Gör. Dr. Pınar Özsarı’nın yaptığı proje ekibinde, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Fitopatoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Hatice Özaktan ile Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Fitopatoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Utku Şanver yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-proje-ile-tarimsal-mucadelede-surdurulebilir-cozumler-uretilecek-522752">Bu proje ile tarımsal mücadelede sürdürülebilir çözümler üretilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hücreden itibaren Türkiye&#8217;de üretilecek ilk  biyoteknolojik ilaçta AbdiBio imzası olacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hucreden-itibaren-turkiyede-uretilecek-ilk-biyoteknolojik-ilacta-abdibio-imzasi-olacak-423466</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Nov 2023 08:54:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biyoteknolojik]]></category>
		<category><![CDATA[hücreden]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçta]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[imzası]]></category>
		<category><![CDATA[itibaren]]></category>
		<category><![CDATA[olacak]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[üretilecek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423466</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk ilaç sektörünün 21 yıldır lideri olan Abdi İbrahim, sürekli ve kararlı bir şekilde biyoteknoloji alanına yatırım yapmaya devam ediyor. Şirket, dünyanın sayılı biyobenzer ilaç geliştirici şirketlerinden İspanyol mAbxience ile teknoloji transferi anlaşması yaparak, kanser tedavisinde kullanılan ve halen ithal edilen bir ilacı bundan böyle AbdiBio bünyesinde üreteceğini açıkladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hucreden-itibaren-turkiyede-uretilecek-ilk-biyoteknolojik-ilacta-abdibio-imzasi-olacak-423466">Hücreden itibaren Türkiye&#8217;de üretilecek ilk  biyoteknolojik ilaçta AbdiBio imzası olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Hücreden itibaren Türkiye’de üretilecek ilk<br /> biyoteknolojik ilaçta AbdiBio imzası olacak</strong></em></p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong>ABDİ İBRAHİM’DEN BİR İLK DAHA</strong></em></p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong>Türk ilaç sektörünün 21 yıldır lideri olan Abdi İbrahim, sürekli ve kararlı bir şekilde biyoteknoloji alanına yatırım yapmaya devam ediyor. Şirket, dünyanın sayılı biyobenzer ilaç geliştirici şirketlerinden İspanyol mAbxience ile teknoloji transferi anlaşması yaparak, kanser tedavisinde kullanılan ve halen ithal edilen bir ilacı bundan böyle AbdiBio bünyesinde üreteceğini açıkladı. </strong></em></p>
<p><em><strong>Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut, söz konusu teknoloji transferinin, bu alanda hücreden nihai ürüne Türkiye için bir ilk olacağını vurgulayarak, “Ülkemizin en büyük biyoteknolojik ilaç üretim tesisi AbdiBio ile sadece ülkemizde değil dünya pazarlarında da var olmayı hedefliyoruz. Abdi İbrahim’in biyoteknoloji alanında da lider olma iddiasında kritik bir eşiği simgeleyen bu anlaşma ile ülkemizin çok ihtiyacı olan ve ithal edilen bir kanser ilacının hücreden başlayarak Türkiye’de üretimini gerçekleştireceğiz” dedi.</strong></em></p>
<p> </p>
<p>TÜRKİYE’NİN iyileştiren gücü Abdi İbrahim, biyoteknoloji alanında bir ilke daha imza atıyor. Abdi İbrahim’in lisansör iş birliği yürüttüğü, dünyanın önde gelen biyobenzer geliştirici şirketlerinden İspanyol mAbxience ile imzalanan teknoloji transferi anlaşması ile sadece ithalat yoluyla temin edilen bir kanser ilacının üretimi, bundan böyle AbdiBio’da gerçekleştirilecek.</p>
<p> </p>
<p>Metastatik kolorektal kanser, beyin tümörlerinin içinde en sık rastlanan ve tedavisi en zor olan beyin tümörü (glioblastoma multiforme) ve serviks kanseri tedavilerinde kullanılan ilacın Türkiye’de üretilmesini sağlayacak olan teknoloji transferinin “hücreden itibaren” olması, bir diğer deyişle direkt monoklonal antikor (mab) molekülünün üretiminin gerçekleştirilmesi, biyoteknoloji alanında Türkiye için bir ilk olma özelliği taşıyor. Türkiye’de kritik yeri olan bu biyoteknoloji ürününü Abdi İbrahim bütün aşamalarıyla yerelleştirecek. Ürünün Türkiye’de üretilmesi sayesinde ekonomiye katkı sağlanırken, ithal ürünlerde karşılaşılan tedarik problemlerinin aşılması ile de hastanın ilaca erişimi kolaylaşacak. Ürünün ülkemizde üretimi için teknoloji transferi çalışmalarının 2024’te başlaması ve 2026 yılının ortasında ise Türkiye pazarına sunulması planlanıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Abdi İbrahim’in biyoteknoloji vizyonunda bir dönüm noktası</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut</strong>, anlaşmanın önemine işaret ederek şu bilgileri verdi: <strong>“Ürünleri dünyanın dört bir yanında 100’den fazla ülkede kullanılan mAbxience şirketi ile lisansör iş ortaklığımız 2012’den bu yana devam ediyor. Biyoteknoloji ürünlerinde en kritik aşama, hücreden protein elde edilen süreçtir. Bu teknoloji transferi ile proteini de kendimiz üreterek bütün aşamalarıyla bir biyoteknoloji ürününü yerelleştiriyoruz. Hücreden itibaren üretim kabiliyeti son derece kritik bir adım çünkü ilaç hammaddesinde dışa bağımlılığı azaltarak ülke ekonomisine de olumlu katkı sağlıyor. Bu anlaşma hem Türk ilaç sektörü adına hem de Abdi İbrahim’in biyoteknoloji alanında lider şirket olma yolculuğunda son derece önemli bir dönüm noktasıdır.”</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İthal bağımlılık azalacak, ilaca erişim kolaylaşacak</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Nezih Barut </strong>sözlerine<strong> </strong>şöyle devam etti:<strong> “AbdiBio olarak dünya ölçeğinde deneyimli kadrolarımızla çalışıyoruz. Ülkemizin en büyük biyoteknolojik ilaç üretim tesisi olma özelliğini taşıyan AbdiBio’da, global standartlarda gerçekleştirdiğimiz üretimle sadece ülkemizde değil aynı zamanda dünya pazarlarında da var olmayı hedefliyoruz. Bu anlaşmayı bu hedefimiz çerçevesinde önemli bir dönüm noktası olarak görüyoruz. Kutu bazındaki hacmi sadece yüzde 10 olan ithal ilaçlar, ülkemiz ilaç pazarında değer bazında yüzde 45’lik bir pay alıyor. İthal olan biyoteknolojik ilaçların toplam ithal ilaçlar içindeki payı ise yüzde 37. Ülkemizde ithal biyoteknolojik ilaçlar için yaklaşık 18 milyar TL harcanıyor. Hücreden itibaren olması nedeniyle ‘mab’ ürünlerde bir ilk olacak teknoloji transferi anlaşması sonucunda yerli üretime geçtiğimizde, söz konusu kanser ilacının ithalatının büyük oranda azalmasını ve hastaların ilaca erişiminin kolaylaşmasını hedefliyoruz. Abdi İbrahim olarak, geleceği ve hayatı iyileştirme yolculuğumuzda ilklere imza atmayı sürdüreceğiz.” </strong></p>
<p> </p>
<p><strong>mAbxience Global Ticari Direktörü Jurgen Van Broeck</strong> ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada, şunları söyledi: <strong>“Abdi İbrahim ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, biyoteknoloji alanındaki uzmanlığımızı küresel çapta genişletme taahhüdümüzün önemli bir adımıdır. Gerçekleştireceğimiz teknoloji transferi biyofarmasötik üretim yeteneklerinde büyük bir sıçramayı simgeliyor. mAbxience olarak Avrupa ve Güney Amerika&#8217;da GMP onaylı tesislerimizle, global düzeyde entegre biyo-üretim çözümleri sunma konusunda öncü bir konuma sahibiz. Şirketin; CDMO (Sözleşmeli Geliştirme ve Üretim Organizasyonu), hücre hattı geliştirme, süreç geliştirme ve büyük ölçekli üretim alanlarındaki tecrübesinin bu iş birliğinde önemli bir rol oynayacağına inanıyoruz. Biyofarmasötik alanda bu seviyede bir inovasyonu ve kendi kendine yeterliliği Türkiye’ye getirmekten heyecan duyuyoruz.”</strong></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hucreden-itibaren-turkiyede-uretilecek-ilk-biyoteknolojik-ilacta-abdibio-imzasi-olacak-423466">Hücreden itibaren Türkiye&#8217;de üretilecek ilk  biyoteknolojik ilaçta AbdiBio imzası olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boğaziçi&#8217;nde hayata geçen projeyle depreme daha dayanaklı boru bağlantıları üretilecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bogazicinde-hayata-gecen-projeyle-depreme-daha-dayanakli-boru-baglantilari-uretilecek-350818</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2023 09:27:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bağlantıları]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçinde]]></category>
		<category><![CDATA[boru]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[dayanaklı]]></category>
		<category><![CDATA[depreme]]></category>
		<category><![CDATA[geçen]]></category>
		<category><![CDATA[hayata]]></category>
		<category><![CDATA[projeyle]]></category>
		<category><![CDATA[üretilecek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=350818</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boğaziçi Üniversitesi’nde deprem sarsıntılarına daha dayanaklı boru bağlantı sistemlerinin geliştirilmesi için çalışmalar başladı. TÜBİTAK-TEYDEB 1505 Üniversite-Sanayi İş Birliği Destek Programı tarafından desteklenen Ar-Ge projesiyle Boğaziçi Üniversitesi’nden bilim insanları bu alanda en iyi tasarımı ortaya koymak için çalışacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bogazicinde-hayata-gecen-projeyle-depreme-daha-dayanakli-boru-baglantilari-uretilecek-350818">Boğaziçi&#8217;nde hayata geçen projeyle depreme daha dayanaklı boru bağlantıları üretilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Boğaziçi Üniversitesi’nde deprem sarsıntılarına daha dayanaklı boru bağlantı sistemlerinin geliştirilmesi için çalışmalar başladı. TÜBİTAK-TEYDEB 1505 Üniversite-Sanayi İş Birliği Destek Programı tarafından desteklenen Ar-Ge projesiyle Boğaziçi Üniversitesi’nden bilim insanları bu alanda en iyi tasarımı ortaya koymak için çalışacak. </strong></p>
<p>Kahramanmaraş’ta yaşanan iki büyük deprem Türkiye’de deprem gerçeğini bir kez daha hatırlatırken, Boğaziçi Üniversitesi’nden bilim insanları sanayi ortaklıklarıyla depreme daha dayanaklı alt ve üst yapı sistemleri için çalışmalarına devam ediyor. Son olarak Boğaziçi Üniversitesi ile Superlit Boru Sanayi A.Ş. ortaklığı ve Teknoloji Transfer Ofisi desteğiyle CTP boruların bağlantı sistemlerinin kuvvetli deprem hareketlerine daha da dayanaklı hale getirilmesi için Ar-Ge çalışmaları başladı. Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülüm Tanırcan’ın yürütücülüğünü üstlendiği iki yıl sürecek proje, TÜBİTAK- TEYDEB 1505 Üniversite-Sanayi İş Birliği Destek Programı tarafından da destekleniyor. </p>
<p>Projede malzeme testleri Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Kompozit Laboratuvarı’nda gerçekleştirilirken, tasarımların prototipleri sanayi iş birliğiyle üretilerek Kandilli Kampüsü’nde yer alan Yapı ve Sarsma Masası Laboratuvarı’nda test edilecek<strong>.</strong></p>
<p><strong>“BORULAR ŞİDDETLİ DEPREMLER SONRASINDA İŞLEVİNİ SÜRDÜREBİLECEK”</strong></p>
<p>Projenin 14 Şubat’ta düzenlenen açılış toplantısında konuşan Boğaziçi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülüm Tanırcan, projenin Türkiye’de deprem tehlikesi yüksek bölgelerde yer altından geçen boruların deprem sarsıntılarından zarar görmeden işlevlerini koruyabilmesi için çok önemli bir yerde durduğunu vurguladı:</p>
<p><strong>“Altyapı sistemlerinin deprem güvenliği toplum sağlığının korunması ve ekonomik kayıpların engellenmesi için büyük önem taşıyor. Boru hatlarında genel olarak deprem hasarları bağlantı bölgelerinde meydana geliyor. Boru hasarı su gibi hayati kaynakların bölgeye ulaşamaması anlamına gelirken, depremin yarattığı yıkım dışında salgın gibi başka risklerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor. CTP borular cam elyaf takviyeli reçine ve silika kumdan oluşuyor ve genellikle su ile atık su şebekelerinde kullanılıyor. Bu boru türü mukavemeti yüksek, farklı hava koşullarına ve korozyon basınca dayanaklı olmasından dolayı giderek daha çok tercih ediliyor. TÜBİTAK tarafından desteklenen projemizle bu bağlantı noktalarının depreme bağlı şiddetli yer hareketlerine daha fazla dayanmasını sağlayan yeni bir sistem üzerinde çalışacağız. Bu yeni bağlantı sistemiyle borular şiddetli depremler sonrasında da işlevini sürdürebilecek.”</strong></p>
<p><strong>“TASARIMLAR SARSMA MASASINDA TEST EDİLECEK”</strong></p>
<p>Proje araştırmacısı Boğaziçi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Bölümü Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayşe Edinçliler ise projenin Ar-Ge sürecinde Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Kampüsü’nde yer alan sarsma masalarının kullanacağı bilgisini paylaştı.</p>
<p>Prof. Dr. Edinçliler<strong>, “Geliştirilen kompozit boru bağlantı sistemlerinin etkinliği Yapı ve Sarsma Masası Laboratuvarı’nda gerçekleşecek testlerle belirlenecek. Buradaki en büyük masa üzerinde araziye gömülü boru sistemi ortamı yaratılacak. Çeşitli büyüklük ve frekanslara sahip deprem hareketlerine maruz bırakılarak boru birleşimlerinin davranışları incelenecek. Projede araştırmacı olarak yer alan Boğaziçi Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuri Ersoy, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Karasu Meslek Yüksek Okulu Makina ve Kaynak Teknolojileri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Güleç ile İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hasan Emre Demirci’nin bağlantı sistemlerine yönelik yapacağı tüm tasarımlar Boğaziçi Üniversitesi laboratuvarlarında teste tabi tutulacak” </strong>diye konuştu.</p>
<p><strong>“EN İYİ SİSTEMİ ÜLKEMİZE VE DÜNYAYA SUNMAK İSTİYORUZ”</strong></p>
<p>Projenin paydaşı Superlit Genel Müdürü Turgay Aytekin ise Ar-Ge çalışmalarının ardından güvenilirliği her açından ispatlanmış CTP boru bağlantı sistemini dünya pazarına Boğaziçi Üniversitesi ile Boğaziçi Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi iş birliğiyle sunmayı hedeflediklerini söyledi:</p>
<p><strong>“Boğaziçi Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi’nin öncülüğünde kurduğumuz bu sanayi-üniversite iş birliği, deprem felaketini henüz yaşamışken ülkemizdeki altyapı sistemlerinin depreme daha dayanaklı hale getirilmesi için çok önemli. Boğaziçi Üniversitesi başta olmak üzere Sakarya Uygulamalı Bilimler ile İzmir Kâtip Çelebi üniversitelerinden bilim insanlarının tasarım ve testlerini yapacağı bu Ar-Ge projesinde paydaş olarak yer almak çok heyecan verici. Takip eden yıllarda bizim de üretimini yaptığımız CTP borularında depreme daha da dayanaklı, güvenilir bağlantı sistemlerinin her açıdan Ar-Ge faaliyetlerini tamamlayarak, bunu bir ürün olarak başta Türkiye olmak üzere tüm dünyaya sunmak istiyoruz.”</strong></p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi Genel Müdürü Volkan Özgüz de Boğaziçi Üniversitesi’nin sanayi ile iş birliklerinin daha da gelişmesi için çalıştıklarını ve bu projenin Türkiye’deki yükseköğretim kurumları için iyi bir örnek olduğunu vurgularken, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener de Türkiye’de maddi ve manevi deprem zararlarının azaltılmasına yönelik çalışmaların her zaman destekçisi olduklarını ifade etti.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bogazicinde-hayata-gecen-projeyle-depreme-daha-dayanakli-boru-baglantilari-uretilecek-350818">Boğaziçi&#8217;nde hayata geçen projeyle depreme daha dayanaklı boru bağlantıları üretilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
