<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tutulmalı | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/tutulmali/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/tutulmali</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 03 Apr 2024 08:54:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>tutulmalı | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/tutulmali</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Prof. Dr. Sabriye Yuşan, &#8220;Radyasyona maruz kalma düzeyi, mümkün olan en düşük seviyede tutulmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sabriye-yusan-radyasyona-maruz-kalma-duzeyi-mumkun-olan-en-dusuk-seviyede-tutulmali-448466</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Apr 2024 08:54:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[düşük]]></category>
		<category><![CDATA[düzeyi]]></category>
		<category><![CDATA[kalma]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[radyasyona]]></category>
		<category><![CDATA[sabriye]]></category>
		<category><![CDATA[seviyede]]></category>
		<category><![CDATA[tutulmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yuşan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=448466</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sabriye Yuşan, günlük hayatın rutini içinde karşılaşılan ve kimi zaman faydaları, kimi zaman zararları ile gündeme gelen radyasyon ve radyasyonun insan sağlığı üzerindeki etkilerine yönelik açıklamada bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sabriye-yusan-radyasyona-maruz-kalma-duzeyi-mumkun-olan-en-dusuk-seviyede-tutulmali-448466">Prof. Dr. Sabriye Yuşan, &#8220;Radyasyona maruz kalma düzeyi, mümkün olan en düşük seviyede tutulmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sabriye Yuşan, günlük hayatın rutini içinde karşılaşılan ve kimi zaman faydaları, kimi zaman zararları ile gündeme gelen radyasyon ve radyasyonun insan sağlığı üzerindeki etkilerine yönelik açıklamada bulundu. </span></p>
<p><span>Prof. Dr. Yuşan, “Radyasyonun temel olarak, fizik, kimya, biyoloji, tıp, eczacılık, tarım ve diğer bilimsel alanlarda araştırma yapmak için önemli bir araçlardan biridir ve gelecekte bu bilimsel alanların daha da genişleyeceği kaçınılmazdır. Ancak unutulmamalıdır ki radyasyonun kullanımıyla ilgili güvenlik ve çevresel endişeler de göz önünde bulundurulmalı ve uygun önlemler çerçevesinde ve protokollere bağlı kalınarak çalışmalar sürdürülmelidir” diye konuştu.</span></p>
<p><span>         Radyasyonun bir kaynaktan enerjinin elektromanyetik dalgalar veya parçacıklar şeklinde yayılması veya aktarılması olduğunu söyleyen Prof</span>.<span> Dr. Yuşan, “Genellikle elektromanyetik dalga ve parçacık olmak üzere iki ana tipe ayrılır. Elektromanyetik radyasyon, elektromanyetik alanlar aracılığıyla yayılan enerjinin bir formudur. Güneşten gelen ışık, radyo ve televizyon sinyalleri, X ışınları ve cep telefonlarından yayılan sinyaller elektromanyetik radyasyona örnektir. Parçacık radyasyonu ise atomik ve nükleer olaylar sonucunda ortaya çıkan yüklü parçacıkların yayılmasıdır. Bu tür radyasyon, genellikle nükleer reaktörler, radyoaktif maddeler ve kozmik ışınlardan kaynaklanmaktadır. Ayrıca, parçacık radyasyona alfa ve beta ışınları ile nötronlar örnek verilebilir” dedi.</span></p>
<p><span>         İnsanın günlük hayatında radyasyonun önemli bir yer kapladığını vurgulayan</span> <span>Prof. Dr. Yuşan, “Tıpta hastalıkların teşhis ve tedavi edilmesi için X ışınları ve radyoterapi gibi teknikler, gıdaların işlenmesi, korunması, raf ömrünün uzatılması, tohum-bitki ıslahı, tarım verimliliğinin artırılması, yeraltı suyunun akışının izlenmesi, yeraltı kaynaklarının haritalanması ve malzeme dayanıklılığının arttırılması gibi alanlarda kullanılmaktadır” dedi.  </span></p>
<p><b><span>“Yasal düzenlemelere uyulmalı”</span></b></p>
<p><span>         Radyasyon kullanımının, belirli güvenlik protokolleri ve lisanslama süreçleriyle düzenlendiğine dikkat çeken</span> <span>Prof. Dr. Yuşan, “Radyasyon kullanımıyla ilgili yasal düzenlemelere uyulmalı ve yetkilendirilmiş kuruluşlar tarafından verilen lisanslar alınmalıdır. Uyulması gereken temel prensiplerden biri de Radyasyon Dozunun Kontrolü olup; radyasyona maruz kalma düzeyi, mümkün olan en düşük seviyede tutulmalı ve radyasyon dozunu kontrol etmek için dozimetri cihazları kullanılmalı, maruz kalma seviyeleri izlenmelidir. Personel, radyasyonun potansiyel riskleri konusunda bilgi sahibi olmalı ve güvenli çalışma prosedürlerini mutlaka uygulamalıdır. Radyasyon yayan cihazlarla çalışan kişiler Radyasyondan Korunma Sorumlusu belgesi mutlaka almalıdır. Ayrıca, gereksiz radyasyon uygulamalarından kaçınılmalı ve yalnızca gerekli durumlarda kullanılmalıdır. Radyasyon kullanımında, çevresel ve toplumsal etkilerin dikkate alınması ve bu süreçte özellikle radyasyon kaynaklarının depolanması, taşınması ve imhası gibi prosesler çevresel etkileri en aza indirmek için uygun prosedürler çerçevesinde yönetilmelidir. Bu nedenle, radyasyonun kullanımıyla ilgili herhangi bir faaliyet, titizlikle planlanmalı, uygulanmalı ve izlenmelidir ” diye konuştu.</span></p>
<p><b><span>“Çevresel endişeler göz önünde bulundurulmalı”</span></b></p>
<p><span>Nisan 1986’da gerçekleşen; insan, hayvan ve bitki dünyasını derinden etkileyen Çernobil Nükleer Kazasında radyasyon nedeniyle pek çok genetik değişim meydana geldiğini ifade eden Prof. Dr. Yuşan, “Radyasyon genetik dizilimi DNA hasarı, kromozom kırılması ve gen ekspresyonu değişmesi şeklinde etkilemektir. DNA hasarı, genetik materyalin bozulmasına ve hücrelerin normal işlevlerini yerine getirememesine yol açabilir. Bu hasar, hücre bölünmesi sırasında kalıcı mutasyonlara ve genetik değişikliklere yol açabilir. Yüksek düzeyde radyasyon maruziyeti, kromozomlarda kırılmalar ve anormalliklere neden olmaktadır. Bu, hücre bölünmesi sırasında yanlış kromozom dağılımına ve genetik materyalin değişmesine yol açmaktadır. Son olarak da Gen Ekspresyonunu değiştirebilmekte ve bu süreçte hücrelerin normal fonksiyonlarını etkilenip, genetik materyaldeki değişiklikler ortaya çıkabilir” dedi.   </span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sabriye-yusan-radyasyona-maruz-kalma-duzeyi-mumkun-olan-en-dusuk-seviyede-tutulmali-448466">Prof. Dr. Sabriye Yuşan, &#8220;Radyasyona maruz kalma düzeyi, mümkün olan en düşük seviyede tutulmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anne bebek arasındaki ilişki başlangıçtan güçlü tutulmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anne-bebek-arasindaki-iliski-baslangictan-guclu-tutulmali-394993</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Aug 2023 20:10:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[arasındaki]]></category>
		<category><![CDATA[başlangıçtan]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[tutulmalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=394993</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anne çocuk arasındaki ilişkide en önemli noktanın bağlanma olduğunu belirten uzmanlar bebeklikten itibaren bağlanmanın güçlü tutulması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-bebek-arasindaki-iliski-baslangictan-guclu-tutulmali-394993">Anne bebek arasındaki ilişki başlangıçtan güçlü tutulmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Anne çocuk arasındaki ilişkide en önemli noktanın bağlanma olduğunu belirten uzmanlar bebeklikten itibaren bağlanmanın güçlü tutulması gerektiğine dikkat çekiyor. Bağlanmanın duygusal yönü ağır bir durum olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Urhan, oynanılan oyunlar, ses tonu, sevgi dolu yaklaşım gibi durumların bağlanmanın güçlenmesi adına önemli olduğunu vurguluyor. Çalışan annelerin bağlanma konusunda biraz zorlandığını belirten Urhan, kısa süreliğine de olsa çocuğa zaman ayırmanın çocuğun kendini değerli hissetmesini sağladığının altını çiziyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Urhan, anne çocuk ilişkileri ve ilerleyen yaşlarda çocuklara karşı ebeveynlerin tutumlarının nasıl olması gerektiği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Bağlanılan kişinin varlığı çocuklara rahatlık veriyor</strong></p>
<p>Anne çocuk ilişkisinde vurgulanan noktalardan birinin bağlanma olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Urhan, “Bağlanma, duygusal yönü ağır olan, olması gereken bir durum. Bebeklikteki bağlanmanın biraz daha belirli bir kişiye karşı olumlu tepkilerin verilmesi, zamanın büyük bir kısmının o kişiyle birlikte geçirmek istenmesi diyebiliriz. Burada herhangi bir korku yaratan bir durum ya da bir obje karşısında da o kişi aranabiliyor. Aslında burada bağlanılan kişinin varlığının fark edilmesi, bebeklere ve çocuklara eş zamanlı olarak da bir rahatlama veriyor. Bu bağlanma bir şekilde devam ediyor. Biz bunu farklı noktalarda da gözlemleyebiliyoruz. Çocukluk döneminde çocuk bireysel bir adım atmak istiyor, bir iki adım ileri gidiyor ama sonrasında hemen geriye dönüp bakıyor bağlanma kişisi orada mı diye. Kontrol etme ihtiyacı duyuyor. Bağlanmayı aslında bireyin bir psikolojik doğumu olarak da nitelendirebiliriz.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Anne bebek arasındaki ilişki başlangıçtan güçlü tutulmalı</strong></p>
<p>Anne bebek arasındaki ilişkinin ileriki yıllarda güçlendirilebilmesi için bağlanmanın baştan korunmasını her zaman temenni ettiklerini dile getiren Urhan, “Bazı noktalarda bu bağlanmayı sonradan gerçekleştirebiliyorlar ya da annelik haberinin alınmasıyla beraber bazen tam bir bağlanma kurulamayabiliyor. Burada önemli nokta, bağlanmanın güçlenmesi adına neler yapılabilir? Bebekle oynanılan oyunlar daha çok yoğunluğunu gösterebiliyor. Aslında bu ses tonu, sevgi dolu yaklaşım, oyunun arasında onun yanında olması, onun tercihlerine bizim de uyum göstermemiz gibi birçok şeyi kapsıyor. Bu bağlanma koşulsuz kabullenişin de bir noktası aslında. Çocuk bunu hissediyor. Bebek ve çocuklar bu yolla şekilleniyor. Her durumda annenin ya da bakım veren kişinin orada olduğunu fark etmesiyle bu süreç daha kıymetli bir noktaya gidiyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Seçenekleri ebeveynler sunuyor ama çocuğun hakkının olduğunu bilmesi, çocuğa iyi geliyor </strong></p>
<p>Anne çocuk ilişkisindeki yanlış davranışlara da değinen Urhan, “Bu konuda tutumlardan bahsedebiliriz.  Şöyle bir söylem vardır: ‘Biz anne babamıza bırakın bir laf söylemeyi, hiçbir zaman kendi düşüncemizi aktaramazdık.’ Bizdeki tutum artık biraz daha evrilmeye başladı. Çocuğun da görüşünü aldığımız ya da isteklerini dikkate aldığımız bir tutumdan bahsedebiliriz. Şimdiki tutumlar biraz daha çocuk merkezli tutumlar. Ortaklaşa alınan kararlardan devam ediyor diyebilirim. Klinikteki adıyla ‘Demokratik Tutum’. Seçenekleri sunan kişiler anne babalar oluyor ama çocuğun da burada bir hakkının olduğunu bilmesi çocuğa da iyi geliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kısa süreliğine de olsa çocuğa zaman ayırmak kendini değerli hissettirir</strong></p>
<p>Çalışan annelerin, hem duygusal bağlanma hem de yeterince bir arada olma ve nitelikli zaman geçirme noktalarında biraz güçlük çektiğinin altını çizen Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Urhan, “Zamandan daha önemli olan şey gerçekten orada olarak bir şeyler paylaşıyor olmaktır. Elimizde telefonla başka bir işle uğraşarak değil de, günlük 15-20 dakika da olsa gerçekten ona zaman ayırarak birliktelikle bir şeyler yapıyor olmak çocuğa da kendini değerli hissettirebiliyor.” dedi. </p>
<p><strong>Okul ile ilgili sorumluluklar küçük yaşlardan itibaren çocuğa verilmeli</strong></p>
<p>Anne ya da babaların, özellikle ilerleyen yaş gruplarında ‘Ödevin var mı, ödevini yaptın mı, dersini çalıştın mı?’ gibi sözlerle tartışma çıkardıklarını da sözlerine ekleyen Urhan, “Aslında çok küçük yaşlardan itibaren bu sorumluluğun çocuğa verilmesinin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Ortaokul, lise çağına gelmiş bir çocuğa ‘Ders çalış, dersin var mı, sınavına çalış’ gibi cümleleri kurmamak gerekiyor. Burada iş daha da zorlaşabiliyor. Burada en önemli nokta, çocuğa bu sorumlulukların verilmiş olmasıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Ebeveynler çocuğa karşı aynı şeylere evet veya hayır diyebilmeli</strong></p>
<p>Anne ve baba farklı düşüncelerde olduğunda çelişkili bir dinamiğin ortaya çıktığına vurgu yapan Urhan, “Çocuk aslında, annenin nelere evet nelere hayır diyeceğini ya da çocuktan neyi talep edeceğinin farkında oluyor. ‘Ben bunu anneme dersem hayır ama babama dersem evet diyeceğini biliyorum.’ ya da ‘Ben bunu babamdan daha kolay talep edebilirim.’ diye düşünüyorlar. Şunu önerebilirim ki aynı şeylere evet veya hayır diyebilmemiz lazım. Çok basit gibi geliyor ama uygulamada zorlanılan bir nokta. Böylece çocukta sağlıklı gelişim noktalarını gözlemleyebiliyoruz, yoksa çocuk da daha çatışmalı bir iletişim noktasında kalabiliyor.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Her ailenin kurallarının farklı olabileceği küçük yaşlardan itibaren vurgulanmalı </strong></p>
<p>Çocukların, anne babalarını manipüle etmesini en aza indirmek için ailelerin zayıf noktaları kendi aralarında netleştirmesi gerektiğini ifade eden Urhan sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çocuklar sık sık ‘Ama arkadaşımın annesi/babası izin veriyor, ama arkadaşım yapıyor.’ gibi söylemlerle gelecekler karşımıza. Burada vurgulanacak en önemli nokta şu; ‘Evet arkadaşın bunu yapıyor olabilir ama bizim aile kurallarımız gereği biz buna hayır diyoruz, bizim için doğru değil.’ Yani her ailenin kurallarının farklı olabileceğini küçük yaşlardan itibaren vurgulanması çocuk için önemlidir.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-bebek-arasindaki-iliski-baslangictan-guclu-tutulmali-394993">Anne bebek arasındaki ilişki başlangıçtan güçlü tutulmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklar ekrandan uzak tutulmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklar-ekrandan-uzak-tutulmali-349379</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2023 09:27:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[ekrandan]]></category>
		<category><![CDATA[tutulmalı]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=349379</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi’nden Sosyal Hizmet Uzmanı Damla Yeşilçimen ve Uzman Psikolog Yağmur Cumert, Türkiye’yi yasa boğan depremin ardından çocukların olaya ait görüntülerden, haber programlarından ve yaşına uygun olmayan konuşma ortamlarından uzak tutulması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklar-ekrandan-uzak-tutulmali-349379">Çocuklar ekrandan uzak tutulmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi’nden Sosyal Hizmet Uzmanı Damla Yeşilçimen ve Uzman Psikolog Yağmur Cumert, Türkiye’yi yasa boğan depremin ardından çocukların olaya ait görüntülerden, haber programlarından ve yaşına uygun olmayan konuşma ortamlarından uzak tutulması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Türkiye’nin deprem kuşağında yer alan bir ülke olması sebebiyle, yetişkinler ve çocuklar depremin yıkıcı etkilerine sıklıkla maruz kaldığını belirten Sosyal Hizmet Uzmanı Damla Yeşilçimen, depremin, günlük yaşantımızda bir kırılma yarattığından normalden farklı tepkiler vermemize sebep olabildiğini vurguladı.<br />“Olayı doğrudan yaşamak, bir yakınımızı kaybetmek, yakınımızın olaya maruz kalması bu tepkileri yaratabileceği gibi televizyon gibi medya araçlarından depreme ve etkilerine tanıklık etmek de travmatize olmamıza ve aynı tepkileri vermemize neden olabilir” diyen Yeşilçimen, “Bunlar anormal duruma karşı verilen normal tepkilerdir ve zamanla azalması beklenmektedir. Sosyal destek almak, yaşananları yakınlarımızla paylaşmak bu durumla başa çıkmak için önemlidir” diye konuştu.</p>
<p>Yeşilçimen, travmatik durumlara maruz kalan çocuklarda aşırı korku, çaresizlik, korkma,  konuşamama gibi tepkilerin yanında altını ıslatma, ısrarcılık, aynı soruları tekrar sorma, donukluk, dalgınlık, öfke patlamaları, sinirlilik, isyankâr davranışlar, savaş ve silah oyunlarına aşırı ilgi gösterme, huzursuzluk, sürekli hareket etme ihtiyacı, olayın ve olaya ilişkin şeyleri hatırlama, sürekli olayın gözünün önüne gelmesi, bulantı, karın ve baş ağrısı, sık tuvalete gitme, iştahsızlık, okula gitmek istememe, okul başarısında düşüş gibi tepkiler verebileceğini de vurguladı.</p>
<p><b>“Sakin ve güven verici tutum izlenmeli”</b><br />“Bu gibi durumlara maruz kalan çocukların yardımcı olabilmenin ilk koşulu sizin, elinizden geldiği kadar sakin, güven verici, tutarlı bir tutum içinde olmanızdır” diyen Uzman Psikolog Yağmur Cumert de, çocukların ailelerine her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Çocukların olaya ait görüntülerden, haber programlarından ve yaşına uygun olmayan konuşma ortamlarından uzak tutulması gerektiğinin altını çizen Cumert, şu uyarılarda bulundu:</p>
<p>“Çocukların enkaz vb. görüntüleri mümkün olduğunca izlememesine dikkat edin. Özellikle sosyal medyayı aktif olarak kullanabilen çocukların, bu dönemde sosyal medyada yanıltıcı ve doğru olmayan, korkutucu bilgilerden uzak durmaları gerektiğini bilmeleri önemlidir. Çocuklarınızın en temel ihtiyacı kendilerinin ve sizin güvende olduğunuzu hissetmektir. Kötü bir olay yaşandığını ancak şu an iyi ve güvende olduğunu vurgulayacak konuşmalar yapın. Yaşadığı olayın çocuğunuzda yarattığı korku, öfke, çaresizlik, endişe gibi duyguları kabul edin, duygularını anlatmaları için onları yüreklendirin, onu anladığınızı gösterin ve onunla temas kurmaktan kaçınmayın. Anlatmak istemezlerse onları zorlamayın. Ağlamalarına, korkmalarına ve öfkelenmelerine izin verin.”</p>
<p><b>Günlük yaşantınıza geri dönün</b><br />Olay sırasında ve sonrasında duyduklarını, gördüklerini ve yaşadıklarını anlatması yönünde çocuklara destek verilmesi gerektiğinin de altını çizen Uzman Psikolog Cumert, “Çocukların sosyal ilişkilerini tekrar kurmasına, ilgi alanlarını güçlendirmesine destek olun. Çocuklarınıza yaşlarına uygun ve yapabilecekleri işler, sorumluluklar vermenizin onların yararına olduğunu akılda tutun. Kısa sürede aile üyelerinin günlük yaşantıdaki rol ve sorumluluklarına geri dönmesi için çaba gösterin. Çocuğunuzla olası afet ve acil durumlara yönelik (deprem planı yapma, deprem çantası hazırlama,  kendi ev adresini ezberleme, yangında aranacak numaralar ve davranış kuralları gibi) çalışmalar yapın” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklar-ekrandan-uzak-tutulmali-349379">Çocuklar ekrandan uzak tutulmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
