<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tüketiyor | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/tuketiyor/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/tuketiyor</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 12 May 2025 08:42:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>tüketiyor | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/tuketiyor</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye olması gerekenden iki kat fazla tuz tüketiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiye-olmasi-gerekenden-iki-kat-fazla-tuz-tuketiyor-529928</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 May 2025 08:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenden]]></category>
		<category><![CDATA[iki]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[olması]]></category>
		<category><![CDATA[tüketiyor]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=529928</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gıdalarda tat verici olarak tüketilen tuz, Türkiye’nin sofra kültüründe önemli bir yer tutuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-olmasi-gerekenden-iki-kat-fazla-tuz-tuketiyor-529928">Türkiye olması gerekenden iki kat fazla tuz tüketiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gıdalarda tat verici olarak tüketilen tuz, Türkiye’nin sofra kültüründe önemli bir yer tutuyor. Ancak yemeklerin lezzetini artırmak için normalden fazla kullanılması, özellikle ilerleyen yaşlarla birlikte pek çok sağlık problemini beraberinde getiriyor. Tuz, vücudun ihtiyaç duyduğu bir mineral olsa da fazlası hayatı tehdit ediyor diyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “Başta hipertansiyon ve damar sertliği olmak üzere böbrek yetmezliği, inme, böbrek taşı, kemik erimesi ve mide kanseri gibi ciddi pek çok rahatsızlık bu beslenme alışkanlığı yüzünden gündeme geliyor. Özellikle diyabetliler, hipertansiyonu olanlar, kalp hastaları, obezler, yaşlılar ve düzenli ilaç kullanan kişiler tuz tüketimine çok dikkat etmeli” dedi. </strong></p>
<p>Türkiye’de kişi başı günlük tuz tüketiminin 9,9 gram olduğunu ancak Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bu miktarın 5 gramın altına düşmesi gerektiğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “Vücuda alınan tuzun yaklaşık yüzde 99,5’i böbreklerden geri emiliyor. Fazla miktarda tuz tüketimi kaynaklı hipertansiyon, damar sertliği ve böbrek taşı gibi rahatsızlıklar bu organları olumsuz etkiliyor ve çeşitli hastalıkları beraberinde getiriyor. Günlük tüketim miktarında bir çay kaşığının geçilmemesi çok önemli” dedi.</p>
<p><strong>Tuz atmadan önce yemeğin tadına bakılmalı</strong></p>
<p>Tadım yapılmadan yemeğe tuz atmanın çok yanlış bir yaşam tarzı örneği olduğunun altını çizen İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “Kişinin yemeğin tuzu ile ilgili bir sorun olup olmadığı konusunda bir bilgisi yokken yemeğe tuz eklemesi, günlük yaşantısındaki, sorunu görmeden çözüm arayışına girmek gibi hatalı ve gereksiz reflekslerinden biri olabilir” açıklamasında bulundu.</p>
<p>Gizli tuz alımından da bahseden Atasoyu, “Peynir çeşitleri, zeytinler, ketçap ve mayonez gibi hazır soslar, kavrulmuş kuru yemişler, hazır çorbalar, bulyonlar, konserve yiyecekler, turşu, sucuk, salam, sosis gibi şarküteri ürünleri, cipsler, bisküviler, krakerler ve hazır ayranlar gibi gizli tuz içeren gıdaları tüketirken ölçülü olmakta fayda var” diye ekledi.</p>
<p> </p>
<p><strong>İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, ihtiyaçtan fazla tüketilen tuza karşı böbrekleri korumanın 7 yolunu paylaştı.</strong></p>
<p> </p>
<ol>
<li>Günde bir çay kaşığından fazla tuz tüketmeyin. Özellikle ne kadar tuz içerdiğini bilmediğiniz işlenmiş ve paketli gıdalardan uzak durun. </li>
<li>Sebze, meyve, tam tahıllar ve düşük sodyumlu gıdaları tercih ederek dengeli ve sağlıklı beslenin. İdeal kilonuzu koruyun.</li>
<li>Vücudunuzun sıvı dengesini korumak için günde ortalama en az 1,5 litre su için. Ayrıca çay, kahve veya meyve suyu gibi içeceklerin suyun yerine geçemeyeceğini unutmayın.</li>
<li>Ağrı kesiciler böbreklere ekstra zarar verdiği için gelişigüzel ve gereksiz ilaç kullanmayın. </li>
<li>Düzenli egzersiz yapın. Haftada en az 3 gün, 30 dakika hareket etmeye özen gösterin.</li>
<li>Diyabet ve hipertansiyonun özellikle böbrekleri tehdit ettiğini bilin ve bu yüzden kan şekeri ve tansiyonunuzu düzenli kontrol ettirin.</li>
<li>Böbrek hastalıkları riskini artıracağı için sigaradan kesinlikle uzak durun.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-olmasi-gerekenden-iki-kat-fazla-tuz-tuketiyor-529928">Türkiye olması gerekenden iki kat fazla tuz tüketiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Türkiye&#8217;de 23 Milyon Hanenin Yüzde 80&#8217;İ Boşa Enerji Tüketiyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-23-milyon-hanenin-yuzde-80i-bosa-enerji-tuketiyor-370409</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Apr 2023 09:00:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[boşa]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[hanenin]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[tüketiyor]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=370409</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sıfır Enerji Binalar alanında yılın en kapsamlı etkinliği olarak bu yıl “ZeroBuild Possible-Sıfır Enerji Mümkün” sloganıyla düzenlenen ZeroBuild Summit’23 4. Uluslararası Sıfır Enerji Binalar Zirvesi, İstanbul’da başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-23-milyon-hanenin-yuzde-80i-bosa-enerji-tuketiyor-370409">&#8220;Türkiye&#8217;de 23 Milyon Hanenin Yüzde 80&#8217;İ Boşa Enerji Tüketiyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sıfır Enerji Binalar alanında yılın en kapsamlı etkinliği olarak bu yıl “ZeroBuild Possible-Sıfır Enerji Mümkün” sloganıyla düzenlenen ZeroBuild Summit’23 4. Uluslararası Sıfır Enerji Binalar Zirvesi, İstanbul’da başladı. 29 Nisan tarihine kadar sürecek zirvede, 17 oturumda 100’e yakın yerli ve yabancı konuşmacı yer alıyor. Zirvenin açılışında konuşan ZeroBuild Summit’23 Direktörü Doç. Dr. Gamze Karanfil Kaçmaz, “Sıfır Enerji Binalar için artık adımlarımızı daha büyük atmalıyız” dedi. Günün önemli konu başlıklarından biri de ‘Sıfır Enerji Binalar’da Finansman’ oldu. VERİMDER İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Emre Alkin, “Türkiye’de 23 milyon hanenin yüzde 80’i boşa enerji tüketiyor” açıklamasında bulundu. </strong></p>
<p> </p>
<p>Enerji tasarrufunun yanı sıra, Kahramanmaraş merkezli deprem felaketinin ardından yapı ve inşaat sektöründe hızlı bir kentsel dönüşüm gündeme otururken, Avrupa Birliği’nde 1 Ocak 2021 itibariyle zorunlu hale getirilen Sıfır Enerji Binalar’a dönüşümü hızlandırmak ve tüm taraflar özelinde kamuoyu oluşturmak amacıyla düzenlenen ZeroBuild Summit’23, TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde dün başladı. Zirvenin açılış konuşmasını;<strong> ZeroBuild Summit’23 Direktörü Doç. Dr. Gamze Karanfil Kaçmaz, Baymak Kurumsal İletişim Direktörü Belgin Evcimen</strong> ve <strong>NP Betek Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Arzu Uludağ Elazığ</strong> yaptı. <strong> </strong></p>
<p> </p>
<p><strong>ZeroBuild Summit’23 Direktörü Doç. Dr. Gamze Karanfil Kaçmaz</strong>; enerji tasarrufu sağlayan, çevreye dost ve afetlere dayanıklı yapılar olarak dikkat çeken; ısıtma, soğutma, aydınlatma ve diğer tüketimleri için çok düşük miktarda enerji ihtiyacı olan ve bu ihtiyacını da tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarından temin eden binalar inşa etmenin, mevcut konut ve hizmet binalarının yenileme çalışmalarında Sıfır Enerji’yi bir prensip olarak benimsemenin mümkün olduğunu belirterek şunları söyledi: “Toplam tüketilen enerjinin yaklaşık yüzde 30’unu sadece binalarda kullanıyoruz. Sıfır Enerji Binalar ile enerji verimliliğinin artırılması, fosil yakıt kullanımının minimuma indirilmesi ve aynı anda yenilenebilir enerji kaynaklarına odaklanılması, enerjide dışa bağımlı olmanın risklerinden korunmamızı sağlarken, bu prensibi benimsemenin gelecek nesillere daha yaşanır bir dünya bırakma sorumluluğumuza da büyük ölçüde katkı sunacağı inancındayız. Artık adımlarımızı daha büyük atmanın zamanı.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Önümüzdeki Yıl ZeroBuild Okulu’nu Açmayı ve Bilimsel Bir Kongre Hayata Geçirmeyi Hedefliyoruz”</strong></p>
<p>Konuşmacı olarak yer aldığı açılış oturumunda toplumun artık Sıfır Enerji Bina’larla ilgili daha fazla bilgi sahibi olması gerektiğine dikkat çeken <strong>ZeroBuild Institute İcra Direktörü Doç. Dr. Ümit Ünver</strong>; ZeroBuild Institute olarak ilk hedeflerinin Sıfır Enerji Binalar konusunda insanları bilinçlendirmek olduğunu belirtti. Ünver, enstitü olarak hem ülkemizde hem de küresel ölçekte çok önemli çalışmalara imza attıklarını belirterek; “Google Akademik tarafından tanınan uluslararası bir dergi çıkarmaya başladık. Önümüzdeki yıl ZeroBuild Okulu’nu açmayı ve bilimsel bir kongre hayata geçirmeyi hedefliyoruz” açıklamasında bulundu. </p>
<p> </p>
<p><strong>“Eyleme Geçilmezse, Küresel Sıcaklık Artışının 1,5°C ile Sınırlandırılması Hedefi İmkansız Hale Gelecek”</strong></p>
<p><strong>Sürdürülebilir Yapılı Çevre için Uluslararası Girişim-ISBE İcra Direktörü Nils Larsson</strong>, enerji verimliliği açısından potansiyel olarak çok faydalı olabilecek bazı bina performansı kavramlarının görmezden gelindiğinin ya da kısmi olarak uygulandığının altını çizdi.</p>
<p> </p>
<p>Bu noktada, enerji verimliliği yüksek binalar için dizayn sürecinin en önemli unsurlardan biri olduğunu belirten Larsson; “Birçok tasarımcı ve yatırımcı, ne yazık ki dizaynı görsel tasarım kriterleri üzerinden değerlendiriyor. Ancak binanın doğru dizaynı, iklimsel ve çevresel faktörlere göre tasarlanmasıdır. Burada ‘Entegre Dizayn Süreci’ (Integrated Design Process &#8211; IDP) kavramı öne çıkıyor. IDP, iklimsel ve yapısal ihtiyaçları tasarımın en erken sürecinden itibaren merkeze alıyor. Dünyadaki tüm örnekler gösteriyor ki; efektif bir uygulamayla soğutma, ısıtma, aydınlatma gibi sistemlerin enerji girdilerini sürekli kontrol ederek yüksek verim elde edebiliriz” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Ayrıca konuşmasında karbon emisyonlarını azaltma ve önleme yollarına da değinen Larsson, Sinerji Alanı Konsepti’ni (Synergy Zone) de tanıtarak; “Bu konsept, farklı kullanım ve yapılandırmalara sahip bina kümelerinin bir araya gelerek termal enerji, yenilenebilir enerji çıktıları veya gri sudaki fazlalıkları ve eksikliklerin dengelenmesini sağlıyor. Ekonomik aktif termal transfere izin verecek şekilde tasarlanmış küçük kümeleri içeriyor ve binalar arasındaki enerji transferini kolaylaştırıyor” diye konuştu. Bu konseptin daha fazla uygulanması gerektiğini belirten ve 2025 yılına kadar karbon emisyonu kesintilerinin yüzde 15,5 oranında azaltılması gerektiğine dikkat çeken Larsson; eyleme geçilmezse, küresel sıcaklık artışının 1,5 derece ile sınırlandırılması hedefinin imkansız hale geleceğini ve bu nedenle konuya acilen müdahale edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p> </p>
<p>Açılış oturumuna video mesajı ile katılım gösteren <strong>Aristotle University Thessaloniki Editor in Chief of International Journal of Sustainable Energy and Buildings Journal Prof. Agis M. Papadopoulos</strong> ise hem Yunanistan hem de Türkiye’de oldukça aktif fay hatlarının bulunduğunu hatırlatarak; “Türkiye’nin yaşadığı son büyük depremlerde gördük ki; depreme karşı son düzenlemelere göre inşa edilen binalar, kendileri hasar görseler dahi, bina sakinlerini koruyor. Ayrıca 2010’dan sonra inşa edilen binaların enerji verimliliği ve depreme dayanıklılık performanslarının da oldukça iyi olduğunu söyleyebiliriz. İki ülkenin de gelecek depremlere karşı bu binaların sayısını artırması hayati önem taşıyor” açıklamasında bulundu. </p>
<p> </p>
<p><strong>“Kadıköy Belediyesi Olarak 400 m²’nin Üzerindeki Parsellere Sarnıç Zorunluluğu Getirdik”</strong></p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen “Sıfır Enerji Binalar ve Kamu Yaklaşımı” oturumunda; <strong>Kadıköy Belediyesi Başkanı Şerdil Dara Odabaşı, Bursa Valiliği Enerji Yönetimi Bölümü Enerji Yöneticisi Levent Yazıcı</strong> ve <strong>T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü Enerji Verimliliği ve Tesisat Daire Başkanı Makine Yüksek Mühendisi Murat Bayram</strong> konuşmacı olarak yer aldı. </p>
<p> </p>
<p>Kadıköy Belediyesi’nde hayata geçirilen kentsel dönüşüm süreciyle ilgili bilgiler paylaşan <strong>Kadıköy Belediyesi Başkanı Şerdil Dara Odabaşı</strong>; kentsel dönüşümün depreme dayanıklılığa indirgendiğine, oysaki iklim değişikliğini de kapsayacak şekilde ekonomik, sosyal, çevresel, sürdürülebilir şehirler kurma ilkesi taşıması gerektiğine değindi. Belediye olarak; insan ve doğa bağının kurulması, toplu taşıma, bisiklet yolları, sosyal bütünleşme, kültürel değerlerin yaratılması gibi faktörlerin sürdürülebilir şehirleşmede ana hedefleri arasında yer aldığını belirten Odabaşı atılımlarını şöyle aktardı: “Su verimliliği ve yağmur suyu hasadına ilişkin planlamamız kapsamında; her ne kadar yürürlükteki imar yönetmeliğinde bin metrekarenin üzerindeki parsellerde yapılacak yeni binalarda sarnıç zorunluluğu getirilse de, Kadıköy Belediyesi olarak bu metrekareyi 400 metrekare olarak belirledik. Bu oran Kadıköy’ün yaklaşık yüzde 50’sinden fazlasını kapsıyor. Bununla birlikte, 2 bin metrekarenin üzerindeki parsellerde yağmur suyu toplama tankı projesinin yanında, gri su toplama tankına dair mekanik teçhizat projesi zorunluluğu da getirdik. Binaların dönüşümünde yenilenebilir enerji kaynaklarından güneş panellerinin zorunlu tutulmasına ilişkin çalışma başlattık. Bu uygulamayı Kadıköy’ün bir bölgesinde sınırlı tuttuk. Yaklaşık bin adet yapının bulunduğu ve bu yapıların sadece yüzde 7’sinin yenilendiği sahil adası bölgesinde, bu değişiklik ile minimum 5 kilowatt gücündeki güneş panellerinin kullanımını iskân şartı haline getirdik.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“Belediye Olarak Hedefimiz 2030 Yılına Kadar Kurum Binalarımızda Yenilenebilir Enerji Yatırımını 2,5 Megavata Çıkarmak”</strong></p>
<p>İki uygulamanın da öncelikle Kadıköy Belediyesi hizmet binalarında ve parklarında uygulanmaya başlandığına dikkat çeken Odabaşı, “Kadıköy Evlendirme Dairesi’nin çatısına kurduğumuz solar güneş panelleri ile enerji ihtiyacımızın yüzde 40’ını karşılar hale geldik. Hedefimiz; kurum binalarımızda kurulu gücü 1 megavat olan yenilenebilir enerji yatırımını 2024 yılı sonuna kadar gerçekleştirmek ve yaklaşık 700 ton karbondioksit emisyonunun azaltılmasını sağlamak. 2030 yılına kadar ise bu yatırımı 2,5 megavata çıkartmayı planlıyoruz. Karbon salınımlarının azaltılması için hedefimiz; ilçemizde karbon salınımlarının yüzde 40’ına neden olan binalarda enerji verimliliğini artırmak ve enerji performans sınıfının C’den B’ye yükseltilmesi. Kadıköy Belediyesi olarak inşaat metrekaresine bakılmaksızın tüm binalarda Neredeyse Sıfır Enerji Bina uygulanmasını zorunlu tutacağız” dedi.  </p>
<p> </p>
<p><strong>“Son 4 Ayda, 5 Binin Üzerinde Yönetmeliğe Uygun Neredeyse Sıfır Enerji Bina Yapıldı”</strong></p>
<p>Türkiye’de T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın enerji verimliliği merkezinde yaptığı atılımları aktaran<strong> T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü Enerji Verimliliği ve Tesisat Daire Başkanı Makine Yüksek Mühendisi Murat Bayram, </strong>enerji verimliliği konusunun birçok farklı noktadan ele alınması gerektiğine dikkat çekerek, “Şu an Türkiye’deki konutların ortalama enerji tüketimi metrekare başına 120 kilowatt. Bu bize, binaların enerji tüketimi, yalıtımı, ısıtma ve soğutma sistemleri gibi faktörlere göre değerlendirilerek enerji sınıfının belirlendiği Enerji Kimlik Belgesi sisteminin verdiği bir sonuç. Bu kilovatı süreç içerisinde sürdürülebilir bir şekilde düşürmek için çalışıyoruz. Bir bina, kabuğunun ihtiyaç duyduğu enerjiyi minimumda tutmalı. Bu minimum enerjiyi de yerinde ve yenilenebilir enerji ile karşılamalı. Yani bina, ihtiyaç duyduğunu kendi üretip kendi tüketecek; gelecekteki tüm yapılarımız da bu şekilde olacak. Bu yolculuğa 2023 yılında başladık, 2053 yılında hedefimiz artık tamamen net Sıfır Enerji Binalar’ın hayatımızda olması. Burada mühendis ve mimarların önemi ve değeri artıyor; çünkü bunlara karar verecek olan onlar” açıklamasında bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Sıfır Enerji Bina sürecinin ilk fazının Neredeyse Sıfır Enerji Bina sayısını artırmaktan geçtiğini belirten Bayram, “Bakanlık olarak NSEB ile ilgili çok ciddi bir çalışma yaptık; detaylı bir kılavuz hazırladık ve yol haritasını web sitemizden yayınladık. Son 4 aylık sürece baktığımızda, yaklaşık 5 bin tane bina NSEB tanımına uygun olarak yapıldı. Yeni yapılan binalarda, iskân aşamasından ruhsat aşamasına kadar tüm süreçlerde NSEB olup olmadığını takip edebiliyoruz. Bu konuda vatandaşlarımızı desteklemek için enerji kimlik belgesi, NSEB’e yönelik renovasyonlar noktasında teşvik, destek, düşük faizli krediler gibi finansal destekler konusunda da çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. </p>
<p> </p>
<p><strong>“Sıfır Enerji Binalar İçin 2050’ye Kadar 23,6 Trilyon Dolara İhtiyaç Var”</strong></p>
<p>Günün önemli konu başlıklarından biri de Sıfır Enerji Binalar’da finansman oldu. “Sıfır Enerji Binalar ve Finansman” başlıklı oturumda, Yapılarda Enerji Verimliliği Derneği &#8211; VERİMDER İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Emre Alkin ve OECD Türkiye Büyükelçisi ve Yenilenebilir Enerji Araştırmaları Derneği &#8211; YENADER Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p> </p>
<p><strong>OECD Türkiye Büyükelçisi ve Yenilenebilir Enerji Araştırmaları Derneği &#8211; YENADER Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin</strong>, küresel iklim krizinin etkilerinin Avrupa’nın önemli bir kısmında yaşanan kuraklık kriziyle de gözlemlendiğini belirterek; “Önümüzdeki dönemde iklim krizinin yönetimi ve havaya karbon salınımının minimum düzeyde tutulabilmesi için enerji verimliliği konusunda uluslararası teşkilatlar çatısı altında ve ülkelerle bu süreçler nasıl iyileştirilebilir? Rusya Ukrayna savaşı başta olmak üzere, küresel riskler ve küresel tedarik zincirindeki yeniden yapılanma gündemde. Türkiye gibi yakın coğrafyadaki ülkelerden daha fazla ürün tedariki için izlenecek strateji konuşuluyor. Ülkelerin kendi kendilerine yetebilme kapasitelerinin artırılması ve bu bağlamda Çin ve Asya’ya olan bağlılığın azaltılmasıyla ilgili yeni çabalar söz konusu. Rüzgar, güneş, hidro, jeotermal, bio başta olmak üzere tüm yenilenebilir enerji teknolojileri ve kapasitesiyle ilgili olarak başta Türkiye olmak üzere, tüm OECD ülkelerinin attığı büyük adımlar için ülkelere her yıl minimum 1 trilyon dolar civarında yeni yatırım hamleleri planlanıyor. Her yıl düzenli olarak bu tutar ile devam etmesi gereken yenilenebilir enerji yatırımları hamlesi başta olmak üzere enerji verimliliği, yalıtım ve yenilenebilir enerji teknolojileri kapasiteleriyle ilgili yürütülecek olan süreçler ve bu kaynak nasıl sağlanacak? 2050 yılında kadar 23,6 trilyon dolarlık küresel finansman kaynağına ihtiyaç var” diye konuştu.    </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Kompozit Malzemelerin Doğru Kullanımıyla Doğalgaz Faturası Yüzde 50’ye Kadar Düşürülebilir</strong></p>
<p><strong>VERİMDER İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Emre Alkin</strong> ise, Türkiye’de tüketilen enerjinin yüzde 45’inin binalarda tüketildiğine dikkat çekerek, “Burada bir verimlilik açılımı yapmamız lazım. 23 milyon tescilli hanenin yüzde 80’i enerji verimliliğine haiz değil, boşa enerji tüketiyor” dedi.  </p>
<p> </p>
<p>“Dört kişilik bir ailenin bir aylık geçinme maliyetine yani ortalama 25 bin TL’ye binayı verimsizlikten tecrit edebiliyoruz” diyen Emre Alkin, sözlerini şöyle tamamladı: “Fakat, bu kompozit malzemelerin doğru uygulanması gerekiyor. Böyle olursa doğalgaz faturası yüzde 50’ye kadar düşebilir. Her yıl 5-7 milyon dolar arasında enerji tasarrufu yapabiliriz. Bu yatırım, 3 yıl içerisinde amorti edilebiliyor. Burada en önemli konu; finansman. Ancak para kuruluşlarının hep imtina ettikleri bir konu bu. Finansmanın doğru kullanımı konusunda ortada bir güvensizlik de var. Demokrasiye yeni geçiş yapmış ülkelerin finansman sorununu çözmek lazım. Şartlara bağlanmış uluslararası bir finansman, öncelikli konu. Küresel standart belirlenerek bir fonlama sağlanarak adalet ve eşitlik içinde dağıtılması gerekiyor.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-23-milyon-hanenin-yuzde-80i-bosa-enerji-tuketiyor-370409">&#8220;Türkiye&#8217;de 23 Milyon Hanenin Yüzde 80&#8217;İ Boşa Enerji Tüketiyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehirde 1 kişi günde 200-250 litre su tüketiyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirde-1-kisi-gunde-200-250-litre-su-tuketiyor-356704</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Mar 2023 13:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehirde]]></category>
		<category><![CDATA[günde]]></category>
		<category><![CDATA[kişi]]></category>
		<category><![CDATA[litre]]></category>
		<category><![CDATA[tüketiyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=356704</guid>

					<description><![CDATA[<p>Su tüketimimiz dünya ortalamasının üzerinde!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirde-1-kisi-gunde-200-250-litre-su-tuketiyor-356704">Büyükşehirde 1 kişi günde 200-250 litre su tüketiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Su tüketimimiz dünya ortalamasının üzerinde!</strong></p>
<p><strong>Dünyada ve ülkemizde küresel ısınma ve iklim değişikliği su üzerindeki baskıları artırıyor, su rezevlerini tehdit ediyor. Evlerde, iş yerlerinde ve sosyal alanlarda su tasarrufu sağlayacak basit ama etkili önlemlerin altını çizen uzmanlar, çamaşır makinesi ve bulaşık makineleri dolmadan çalıştırılmaması uyarısında bulunuyor. Ülkemizde büyükşehirde bir kişinin günlük 200-250 litre su tüketimiyle dünya ortalamasının geçtiğini kaydeden uzmanlar su fakiri olmaya aday ülke olduğumuzu söylüyor. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı Programı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, kuraklık tehdidi ve bilinçli su tüketimine ilişkin önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Artan su ihtiyacı dünyanın meselesi!</strong></p>
<p>Son yılların en popüler çevresel başlıklarından biri olan küresel ısınma ve beraberinde gelen küresel iklim değişikliğinin etkisini giderek arttırdığını belirten Dr. Ahmet Adiller, “Kış aylarının yaşandığı Kuzey yarımkürede kırılan sıcaklık rekorları, yağışsız geçen aylar, bir yandan dönemsel ve bölgesel olarak görülen taşkınlar bu durumun en önemli göstergeleri. Kuraklık ve taşkın temiz suyun yeterli miktarda depolanamamasına sebep olduğu için artan nüfusun ihtiyaç duyduğu su miktarı dünyanın büyük bir kısmında karşılanamaz duruma gelmek üzere.” dedi.</p>
<p><strong>Bölgesel su rezervleri tehdit altında</strong></p>
<p>Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin su üzerindeki baskıları giderek artırdığını kaydeden Dr. Ahmet Adiller, “Kuraklık etkisinde uzun dönem yağış düşmemesi, bölgesel su rezervlerini tehdit ederken, bir yandan da sel ve taşkına neden olabilecek yoğunluğunda düşen yağışlar, suyun nehirlerde, göllerde ve yeraltı suyunda depolanmak yerine denizlere karışmasına sebep oluyor. Uzun yıllar boyunca elde edilen veriler de sıcaklık etkisinde kar yağışının azaldığını gösteriyor ki kar yağışının yüksek kesimlerde birikmesi ve bahar aylarında eriyerek dereleri beslemesi bölgesel olarak oldukça önemli.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Su fakiri olmaya aday ülkeyiz</strong></p>
<p>Ülkemizde genel olarak baktığımızda özellikle büyükşehirlerde kişi başı günlük 200-250 litrelik bir su tüketim miktarı olduğunu ifade eden Dr. Ahmet Adiller, “Dünyanın bazı ülkeleriyle karşılaştırıldığında çok yüksek olmasa da dünya ortalamasının oldukça üzerinde. Ayrıca maalesef ülkemiz su zengini ülkeler arasında sayılacak kadar su potansiyeline sahip değil. Hatta küresel iklim değişikliğini düşündüğümüzde su fakiri olmaya aday bir ülkeyiz.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Günlük alışkanlıkları yeniden gözden geçirmeliyiz</strong></p>
<p>Günlük alışkanlıklarımızın büyük bir kısmının su israfına sebep olduğunu belirten Dr. Ahmet Adiller, “Eskiden beri gündemde olan dişleri fırçalarken musluğu açık bırakmak, tuvaletlerde yüksek hacimli rezervuarlar kullanmak, elimizi yıkarken musluğu fazla açmak gibi pek çoğumuzun farkında olmadan yaptığı günlük alışkanlıklar suyun fazla kullanılmasına sebep oluyor. Bu alışkanlıkların günde 5 litre fazla su harcanmasına bile sebep olması 80 milyon nüfuslu ülkemizde yılda 146 milyon metreküp (146 milyar litre) suyun boşa harcanmasına sebep olabilir.” diyerek suyun tasarruflu kullanması gerektiğini söyledi.</p>
<p><strong>Basit ama etkili önlemler mümkün</strong></p>
<p>Dr. Ahmet Adiller, evlerde, iş yerlerinde ve sosyal alanlarda su tasarrufu sağlayacak basit ama etkili önlemlere de değinerek şunları söyledi:</p>
<p>“Öncelikle davranışsal olarak dişleri fırçalarken musluğu açık bırakmak, tuvaletlerde yüksek hacimli rezervuarlar kullanmak, elimizi yıkarken musluğu fazla açmak gibi davranışlardan kurtulmamız gerekiyor. Bunun dışında çamaşır makinesi ve bulaşık makinesi kullanımı her ne kadar su tüketimini azaltsa da bu cihazların dolmadan sık sık çalıştırılması ve fazla su tüketen modellerinin tercih edilmesi de suyun daha fazla tüketilmesine yol açıyor. Bunun dışında musluklarda suyun kullanımını azaltan ve su tasarrufu sağlayan basit yapılı donanımlar mevcut. Bunların dışında duşta kalınan sürenin kısaltılması da su tüketimini ciddi oranda azaltacak tedbirlerden bir diğeri olarak söylenebilir.”</p>
<p><strong>Bilinçlenme aileden başlıyor</strong></p>
<p>Dr. Ahmet Adiller, çocuklar ve gençleri erken yaşta küresel iklim sorunu ve susuzluğa karşı bilinçlendirmek için yapılması gereken noktalara işaret ederek “Ülkemizde ilköğretimden itibaren farklı eğitim seviyelerinde çevre ve iklim değişikliği dersleri var. Bu müfredat içerisinde suyun önemi ve kısıtlı oluşundan da bahsediliyor. Ancak çocuklarımız derste öğrendiklerinin yanında ailelerinden gördüklerini de bilinçaltına kaydediyor. Bu yüzden çevresel anlamda çocuklar önce ebeveynlerini rol model olarak kabul ediyor. Bu yüzden çevre eğitiminin ailede başlaması gerekiyor. Aile doğayı seven ve doğaya saygı gösteren bireyler yetiştirdiğinde okullardaki çevre eğitimi de hedeflediği noktaya ulaşabiliyor. Bu yüzden bu bilinci yetişkinlerin de kazanması büyük önem arz ediyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yağmur hasadı sistemleri yeni yapılan her binada zorunlu olmalı! </strong></p>
<p>İklim değişikliği ve su sıkıntısının sık sık gündeme gelmesine karşın toplumsal açıdan gerekli önemi göremeyen bir konu olduğunu belirten Dr. Ahmet Adiller, toplumu bilinçlendirmek için kamu kuruluşları, STK’lar ve devlete düşen görevlere de dikkat çekti.</p>
<p>Pek çok kişinin çevresindeki nehirleri gölleri görüp ‘Buradaki su bize bir ömür yeter’ mantığıyla yaklaşıma sahip olduğunu ifade eden Dr. Ahmet Adiller, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ayrıca içerisinde bulunduğumuz tüketim toplumunun da davranışsal alışkanlığına ters bir durum. Bu yüzden de bu konuda bir kamu bilinci geliştiremiyoruz. Bu noktada bilgilendirme kampanyalarına tabii ki devam edilmeli ve topluma su tasarrufu yapma alışkanlığı kazandırılmalı. Ancak benim görüşüm devletin belli noktalarda bunu zorunlu hale getirmesi gerekliliği. Yağmur suyunun geri kazanılması için kullanılan yağmur hasadı sistemlerinin yeni yapılan her binada ve çatı alanı büyük olan eski binalarda zorunlu hale getirilmesi, su verimliliği düşük olan ürünlerin satılmasının engellenmesi bu noktada kısa vadede daha olumlu sonuçlar doğurabilir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirde-1-kisi-gunde-200-250-litre-su-tuketiyor-356704">Büyükşehirde 1 kişi günde 200-250 litre su tüketiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
