<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tüketimi | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/tuketimi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/tuketimi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Apr 2026 07:48:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>tüketimi | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/tuketimi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Yağlı karaciğer&#8217; hastalığı hızla yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yagli-karaciger-hastaligi-hizla-yayginlasiyor-624589</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 07:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[ünal]]></category>
		<category><![CDATA[yağlı]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624589</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda ülkemizde de hızla yaygınlaşan obezite, insülin direnci ve yanlış yaşam alışkanlıkları nedeniyle yağlı karaciğer hastalığı her 3 kişiden birinde görülür hale geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yagli-karaciger-hastaligi-hizla-yayginlasiyor-624589">&#8216;Yağlı karaciğer&#8217; hastalığı hızla yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda ülkemizde de hızla yaygınlaşan obezite, insülin direnci ve yanlış yaşam alışkanlıkları nedeniyle yağlı karaciğer hastalığı her 3 kişiden birinde görülür hale geldi. Üstelik karaciğer, hasarın yüzde 80’ine kadar belirti vermeden ilerleyebildiği için birçok kişi hastalığını fark ettiğinde geç kalmış oluyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Ümit Ünal</strong>, ‘karaciğer detoksu’ gibi masum görünen uygulamalarınsa sorunun fark edilmeden daha da ilerleyerek karaciğer yetmezliği hatta nakil ihtiyacına kadar götürebildiği uyarısında bulunuyor. Buna karşın erken dönemde yapılacak basit yaşam tarzı değişiklikleriyle karaciğer yağlanmasını önlemenin ve karaciğer sağlığını korumanın mümkün olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ünal, karaciğere ciddi hasar veren 5 hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Şok diyetlerle hızlı kilo vermeye çalışmak</strong></li>
</ul>
<p>Kısa sürede verilen kilolar sağlıklı değil, aksine sağlığı tehlikeye atıyor. Çok düşük kalorili diyetler ve hızlı kilo kaybı, karaciğerde yağ depolanmasını artırabiliyor. Yapılan çalışmalar; haftada 1–1.5 kg’dan fazla kilo kaybının, karaciğer üzerindeki stresi artırarak zarar verebildiğini ve hastalığın ilerlemesini tetikleyebileceğini ortaya koyuyor. </p>
<ul>
<li><strong>Sadece diyet yapıp egzersizi ihmal etmek</strong></li>
</ul>
<p>Sadece diyet yapıp egzersiz yapmamak kas kaybına yol açıyor, metabolizmayı olumsuz etkiliyor ve insülin direncini tetikleyerek karaciğer yağlanmasını artırıyor. Düzenli yürüyüş gibi egzersizler, kas dokusunu koruyarak insülin direncini düşürmede ve böylece karaciğer yağlanmasını azaltmada en etkili yöntemlerden birini oluşturuyor. </p>
<ul>
<li><strong>Meyve tüketiminde aşırıya kaçmak</strong></li>
</ul>
<p>İçeriğindeki fruktoz nedeniyle meyve tüketiminde aşırıya kaçmak karaciğer yağlanmasını artıyor ve sağlığa fayda yerine zarar getiriyor. Özellikle meyve suyu gibi liften arındırılmış tüketimi, fruktozun daha hızlı emilmesine yol açıyor ve karaciğer yağlanmasını belirgin şekilde hızlandırıyor. </p>
<ul>
<li><strong>Karaciğeri temizliyor düşüncesiyle ‘bitkisel’ ürünler tüketmek</strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Ünal “Toplumumuzda ‘tamamen bitkisel, hiçbir zararı yok’ denilerek içeriği ve dozu bilinmeyen ürünleri, ‘doğal’ algısıyla tüketmek, karaciğere zarar veren en büyük yanlışlardan birini oluşturuyor! İçeriği standardize edilmemiş bitkisel ürünler, karaciğer hasarı hatta nakil gerektiren toksisitelere yol açabiliyor” diyor. Literatürde, bitkisel ürün kullanımına bağlı akut karaciğer yetmezliği ve nakil gerektiren vakalar bildirildiğini belirten Prof. Dr. Ünal “Karaciğerin ekstra detoksa ihtiyacı yoktur; yapısı gereği bazı basit önlemlere dikkat edildiğinde zaten kendini yenileyebilir” diye konuşuyor.  </p>
<ul>
<li><strong>Alkolün “zararsız bir sınırı” olduğuna inanmak</strong></li>
</ul>
<p>Karaciğer hastalığı riskinin kişiden kişiye değiştiğini vurgulayan Prof. Dr. Ünal sözlerine şöyle devam ediyor: “Alkol karaciğerde inflamasyonu artırarak yağlanmanın siroza dönüşme riskini artırıyor. Özellikle  karaciğer yağlanması olan kişilerde az miktarda alkol tüketimi bile hastalığın ilerlemesini hızlandırabiliyor. Bu nedenle alkol tüketiminden uzak durmak gerekir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yagli-karaciger-hastaligi-hizla-yayginlasiyor-624589">&#8216;Yağlı karaciğer&#8217; hastalığı hızla yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ulaştırma Sektörü Nihai Enerji Tüketim İstatistikleri, 2024</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ulastirma-sektoru-nihai-enerji-tuketim-istatistikleri-2024-623268</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2026 09:43:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[2024]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[motorin]]></category>
		<category><![CDATA[nihai]]></category>
		<category><![CDATA[sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[statistikleri]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[ulaştırma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623268</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kara yolu taşımacılığında enerji tüketimi toplam 1 milyon 103 bin 279 terajul oldu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulastirma-sektoru-nihai-enerji-tuketim-istatistikleri-2024-623268">Ulaştırma Sektörü Nihai Enerji Tüketim İstatistikleri, 2024</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><strong>Kara yolu taşımacılığında enerji tüketimi toplam 1 milyon 103 bin 279 terajul oldu</strong><br /> </p>
<p>Ulaştırma Sektörü Nihai Enerji Tüketim Araştırması sonuçlarına göre kara yolu taşımacılığında 2024 yılında nihai enerji tüketimi 1 milyon 103 bin 279 terajul(1) oldu. Tüketilen yakıtlar itibarıyla toplam enerji tüketiminin %66,4&#8217;ü motorin, %17,2&#8217;si LPG, %15,9&#8217;u benzin, %0,3&#8217;ü CNG-LNG ve %0,2&#8217;si elektrik olarak gerçekleşti.<br /> </p>
<p>Kara yolu taşımacılığında 2024 yılında tüketilen nihai enerjinin %47,1&#8217;ini otomobiller, %21,4&#8217;ünü kamyonlar, %20,3&#8217;ünü kamyonetler ve %5,2&#8217;sini otobüsler tüketti.</p>
<p><strong>Kara yolu taşımacılığında nihai enerji tüketiminin yakıt ve taşıt türlerine göre dağılımı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/03/ulastirma-sektoru-nihai-enerji-tuketim-istatistikleri-2024-0-RQq7AyUr.png"/></p>
<p><strong>Hava yolu taşımacılığında enerji tüketimi toplam 287 bin 106 terajul oldu</strong><br /> </p>
<p>Hava yolu taşımacılığında 2024 yılında nihai enerji tüketimi 287 bin 106 terajul oldu. Toplam enerji tüketiminde uluslararası hava yolu taşımacılığının payı %84,5 olurken yurt içi hava yolu taşımacılığının payı %15,5 olarak gerçekleşti. Hava yolu taşımacılığında jet yakıtı (kerosen) tüketimi bir önceki yıla göre %8,9 arttı.</p>
<p><strong>Ulaşım türüne göre hava yolu taşımacılığında jet yakıtı (kerosen) tüketimi (TJ), 2023, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/03/ulastirma-sektoru-nihai-enerji-tuketim-istatistikleri-2024-1-ScsHzRP4.png"/></p>
<p><strong>Yurt içi deniz yolu taşımacılığında enerji tüketimi toplam 11 bin 20 terajul oldu</strong></p>
<p>Yurt içi deniz yolu taşımacılığında 2024 yılında nihai enerji tüketimi 11 bin 20 terajul oldu. Toplam enerji tüketiminde yolcu taşımacılığının payı %52,6 olurken, yük taşımacılığının payı %47,4 olarak gerçekleşti. İç su yolları hariç toplam yurt içi deniz yolu taşımacılığında motorin tüketimi bir önceki yıla göre %0,7 azaldı.</p>
<p><strong>Taşımacılık türüne göre yurt içi deniz yolu taşımacılığında(1) motorin tüketimi (TJ), 2023, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/03/ulastirma-sektoru-nihai-enerji-tuketim-istatistikleri-2024-2-vtzPZQ64.png"/></p>
<p><strong>Demir yolu taşımacılığında enerji tüketimi toplam 10 bin 358 terajul oldu</strong></p>
<p>Demir yolu taşımacılığında 2024 yılında nihai enerji tüketimi 10 bin 358 terajul oldu. Enerji kaynaklarının paylarına göre enerji tüketiminde elektriğin payı %57,3 olurken motorinin payı %42,7 olarak gerçekleşti. Demir yolu taşımacılığında 2024 yılında motorin tüketimi bir önceki yıla göre %2,8 azalırken, elektrik tüketimi ise %6,3 oranında artış gösterdi. Bir önceki yıla göre yüksek hızlı trenlerin elektrik tüketimi %20,4 azaldı, tramvay ve metroların elektrik tüketimi ise %8,0 arttı.</p>
<p><strong>Taşıt cinsine göre demir yolu taşımacılığında elektrik tüketimi (TJ), 2023, 2024</strong><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/03/ulastirma-sektoru-nihai-enerji-tuketim-istatistikleri-2024-3-F4ZDxf8n.png"/></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulastirma-sektoru-nihai-enerji-tuketim-istatistikleri-2024-623268">Ulaştırma Sektörü Nihai Enerji Tüketim İstatistikleri, 2024</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 07:49:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[bayramında]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[haz]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimine]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621594</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan Bayramının olmazsa olmazlarının başında şüphesiz tatlılar geliyor. Bayram ziyaretlerinde ‘yemezsem üzülür, o kadar emek vermiş’ diye geri çevirilemeyen şekerli ikramlıklar…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594">Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan Bayramının olmazsa olmazlarının başında şüphesiz tatlılar geliyor. Bayram ziyaretlerinde ‘yemezsem üzülür, o kadar emek vermiş’ diye geri çevirilemeyen şekerli ikramlıklar… Ancak dikkat! ‘Bir taneden zarar gelmez’ diyerek yediğiniz tatlıları ya da günlük yaşamdaki şekerli yiyecekleri tüketmeden önce bir kez daha düşünmek gerekiyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik</strong> “Şeker ve tatlı tüketimi yalnızca diyabeti olan ya da yüksek kilolu kişilerin kaçınması gereken zararlı bir şey gibi düşünülse de yaygın inanışın aksine, tanı almış bir hastalığı olmayanların dahi günlük beslenme rutinlerinde yer almaması gereken bir besindir. Dünya Sağlık Örgütü, günlük enerji gereksiniminizin ortalama yaklaşık 10’unun şekerden alınabileceğini ancak uzun vadeli hedefin yüzde 5 ve altı olduğunu vurgulamaktadır. Örneğin; enerji gereksinimi 2000 kalori olan bir birey, günde maksimum 200 kalorisini basit şekerden alabilir ki bu da ortalama 1 küçük porsiyon tatlıya eşittir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, şekerli besinlerin neden tüketilmemesi gerektiğini, vücuda çok önemli zararlarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Kalp ve damar hastalıklarına yol açar</strong></p>
<p>Aşırı şeker tüketimi nedeniyle karaciğerde trigliserid adı verilen yağ asitleri artarak, damar duvarlarında birikmeye başlar. Zamanla damar yapısı bozulup damar sertliği ve diğer kalp hastalıklarına yol açar. Artan şeker tüketimiyle karın çevresi yağlanması ve bel çevresinin artması kalp hastalıkları açısından önemli diğer risk faktörlerindendir. Bu nedenle şeker ve tatlı tüketimini azaltıp, kalp ve damar sağlığı için yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere, sebze, meyve, çiğ kuruyemiş vb liften zengin gıdalara beslenmede yer vermek gerekir. </p>
<p><strong>İnsülin direnci ve Tip 2 diyabet riskini artırır</strong></p>
<p>Şeker gibi basit karbonhidratlar yedikten sonra kana çok hızlı karışarak kan şekerini hızla yükseltir. Bu nedenle, vücudun, kan şekeri metabolizmasını düzenleyen hormonlardan biri olan insüline verdiği yanıt bozularak insülin direncinin oluşmasına ve tip-2 diyabet riskinin artmasına yol açar. Özellikle ailede diyabet öyküsü olanlar şeker ve tatlıyı sınırlandırmalıdır. Eğer son zamanlarda fazla şeker tüketiyor, tatlı yeme isteğinizin arttığını düşünüyorsanız mutlaka bir hekim ile görüşüp insülin direnci ve diyabet ile ilgili kontrollerinizi yaptırmalısınız.</p>
<p><strong>Karaciğer yağlanmasına neden olur</strong></p>
<p>Son zamanlarda alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması gençlerde de yaygınlaşıyor.  Bunun öncelikli nedenlerinin başında; basit şeker, hazır paketli ürünler ve tatlılarda kullanılan fruktoz şurubu tüketiminin artması geliyor. Sofra şekeri ve yüksek fruktoz büyük ölçüde karaciğerde işlenir ve fazla tüketildiğinde karaciğer bu enerjiyi yağa dönüştürür. Karaciğer yağlanmasının artması sağlığı olumsuz etkiler. Tüketim sıklığına ve porsiyonlara dikkat etmek, işlenmiş ve etiket bilgisinde fruktoz şurubu içeren gıdalardan uzak durmak gerekir. </p>
<p><strong>Obeziteye zemin hazırlar</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Yüksek şeker içeren besinler; kalorisi yüksek ve karbonhidrat ağırlıklı olup, vücut için gerekli vitamin- minerallerden ise oldukça fakirdir. Genellikle protein ve liften düşük oldukları için sık acıkmanıza, kan şekeri dengesizliği nedeniyle sürekle tatlı tüketme isteğinizin artmasına yol açar. Bu da kişiyi bitmeyen </p>
<p>bir kısır- döngüye sokarak, gün içerisinde alınan toplam kalori miktarının artmasına, kilo artışına ve uzun vadede obeziteye zemin hazırlar” diyor.  </p>
<p><strong>Diş çürüklerini artırır</strong></p>
<p>Şeker tüketimi diş minesinin zarar görmesine, çürüklere ve buna bağlı diş kayıplarına neden olurken ağız sağlığını da olumsuz etkiler. Ağızda pH dengesinin bozulmasıyla birlikte ağız içindeki bakteri çeşitliliği değişir ve ağız kokusu ile ilgili problemler artabilir. Sık aralıklarla şeker tüketmek, gazlı şekerli içecekler içmek ve yetersiz ağız hijyeni olumsuz sonuçları belirginleştirir. Aşırı tatlı tüketiminden uzak durmak, xekerli besin tükettikten sonra ise mutlaka dişleri fırçalamak gerekir. </p>
<p><strong>Bağımlılık yaratır</strong></p>
<p>Yüksek miktarda şeker tüketimi hem metabolik hem de nörobiyolojik süreçleri etkiler. Hızlı emildiği için kan şekerinde ani yükselmelere ve ardından hızlı düşüşlere neden olarak yeniden tatlı, şekerli gıda tüketme isteğine yol açar. Aynı zamanda beynin ödül merkezinde dopamin salınımını artırarak kısa süreli haz duygusu ve buna bağlı daha fazla tüketme isteğine sebep olur. Bu nedenle şeker ve tatlının ödül yerine tüketilmemesi haz duygusu ile örtüşmemesi açısından önemlidir. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594">Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nedeni irade eksikliği değil, değişen hormonlar!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nedeni-irade-eksikligi-degil-degisen-hormonlar-621287</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 08:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ani]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[değişen]]></category>
		<category><![CDATA[eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[hormonlar]]></category>
		<category><![CDATA[insülin]]></category>
		<category><![CDATA[irade]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621287</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Arş. Gör. Ekin Çevik, bir ay süren oruç ibadetinin ardından Ramazan Bayramı’nda artan tatlı tüketimini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nedeni-irade-eksikligi-degil-degisen-hormonlar-621287">Nedeni irade eksikliği değil, değişen hormonlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Arş. Gör. Ekin Çevik,<strong> </strong>bir ay süren oruç ibadetinin ardından Ramazan Bayramı’nda artan tatlı tüketimini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Görkemli bayram sofraları biyolojik bir sınav</strong></p>
<p>Ramazan Bayramı’nın, toplumumuzda &#8220;Şeker Bayramı&#8221; olarak da anılmasıyla daha en başından zihnimizde tatlı ve şekerleme çağrışımları uyandırdığını dile getiren Arş. Gör. Ekin Çevik, “Ancak bir ay süren oruç ibadetinin ardından kurulan o görkemli bayram sofraları, sadece kültürel bir gelenek değil, aynı zamanda vücudumuz için biyolojik bir sınav niteliği taşıyor. Yapılan araştırmalar, Ramazan ayı boyunca beslenme düzenindeki değişimlerin bayram sabahı kapımızı farklı bir hormonal tabloyla çaldığını gösteriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Biyolojik olarak daha aç hissediyoruz</strong></p>
<p>Pek çok kişinin bayramda iştahına hakim olamamaktan şikayet etse de bilimin, bu durumun sadece iradeyle ilgili olmadığını kanıtladığını söyleyen Arş. Gör. Ekin Çevik, “Ramazan sonunda, vücudumuzda ‘açlık hormonu’ olarak bilinen ghrelin seviyelerinde belirgin bir artış yaşanırken; tokluk hissi veren leptin hormonunda ise hafif bir düşüş gözleniyor. Yani biyolojik olarak hem daha aç hissediyoruz hem de doyma sinyali beynimize normalden daha geç ulaşıyor. Vücudumuz adeta ‘depoları doldur’ komutu verirken, insülin dengesi de bu ani şeker yüklemesiyle sarsılmaya açık hale geliyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Aşırı tatlı isteği değişen hormonların doğal bir sonucu</strong></p>
<p>Bayramda aşırı tatlı tüketme isteğinin aslında değişen hormonların doğal bir sonucu olduğunu kaydeden Arş. Gör. Ekin Çevik, bu biyolojik iştah dalgasını yönetme ve farkındalıkla yemenin ise bayramı sağlıklı atlatmanın anahtarı olduğunu söyledi.</p>
<p>Ramazan ayı boyunca vücudun, bazal metabolizma hızını ve enerji kullanımını düşük bir tempoya göre kalibre ettiğini dile getiren Arş. Gör. Ekin Çevik, “Bayramla birlikte başlayan ani ve yüksek glisemik indeksli tatlı tüketimi, pankreasın üzerinde ciddi bir akut stres yaratır. Kan şekeri hızla yükselirken, vücut bu durumu dengelemek için hiper-insülinemi (aşırı insülin salgılanması) tepkisi verir. Bu ani dalgalanma, sadece enerji düşüklüğüne değil, damar endotel yapısında (damar iç zarı) mikroskobik hasarlara ve oksidatif strese yol açabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Diyabet ve kalp hastaları için &#8216;kırmızı çizgiler&#8217;</strong></p>
<p>Özellikle diyabet, insülin direnci ve kalp hastaları için bayramın &#8220;tadımlık&#8221; ile &#8220;doyumluk&#8221; arasındaki ince çizginin hayati önem taşıdığı bir dönem olduğunun altını çizen Arş. Gör. Ekin Çevik, “En büyük kırmızı çizgi, tatlıyı tek başına ve aç karnına tüketmektir. Tatlı mutlaka ana yemeğin ardından, lifli gıdalar (sebze) ve proteinlerle birlikte tüketilmelidir. Bu, şekerin kana karışma hızını yavaşlatır. Şerbetli ve hamurlu tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlılar tercih edilmelidir. Ancak ‘şeker ilavesiz’ olsa dahi meyve şekerinin de insülini yükselttiği unutulmamalıdır. Tatlının yanında içilen asitli/şekerli içecekler glisemik yükü ikiye katlar. Yanında sadece su, sade maden suyu veya ayran tercih edilmelidir. Hazır tatlılar ve hamur işleri sadece şeker değil, gizli sodyum ve trans yağ da içerir. Bu durum kan basıncını (tansiyonu) aniden yükselterek kalbe binen yükü artırabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Porsiyonu elinizle ölçün!</strong></p>
<p>Şerbetli tatlıların basit karbonhidrat ve yüksek fruktoz içeriğiyle &#8220;boş enerji&#8221; sınıfında olduğunu, sütlü tatlıların ise protein ve kalsiyum sayesinde kan şekerini daha yavaş yükselttiğini söyleyen Ekin Çevik, şöyle devam etti:</p>
<p>“Puding, muhallebi veya meyve salatası gibi kaseyle yenen tatlılar için ideal porsiyon küçük bir kaseye denk gelen bir avuç içi kadardır. Taze meyveler veya hafif meyve bazlı tatlılar için bir yumruk büyüklüğü idealdir. Baklava, kadayıf gibi enerji yoğunluğu çok yüksek şerbetli tatlılarda ise ölçü, birleştirilmiş iki parmağınız (işaret ve orta parmak) genişliğinde ve uzunluğunda olmalıdır. Bu ölçü, yaklaşık 40-50 gramlık (165-170 kalori) bir porsiyona denk gelir ve karşılığı olan 1-2 adet orta boy baklava dilimi genellikle yeterli bir porsiyondur. Şerbetli tatlılar yüksek oranda yağ içerdiği için porsiyonun kalınlığı başparmağınızın boğumunu geçmemelidir. Eğer tatlı daha kalınsa (örneğin havuç dilimi baklava), boyutu küçültmek gerekir. Bir dilim kekin porsiyonu, avucunuzun ayası (parmaklar hariç orta kısım) büyüklüğünde ve yaklaşık bir parmak kalınlığında olmalıdır.”</p>
<p><strong>Bayram ziyaretlerinde &#8220;seçici denge&#8221; stratejisi</strong></p>
<p>Sosyal baskıyı ve yoğun ikramları yönetmek için kültürel ikramları tamamen reddetmek yerine &#8216;seçici denge&#8217; stratejisi uygulanmasını tavsiye eden Ekin Çevik, “Günlük toplam ilave şeker alımı, toplam kalori ihtiyacının %5-10’unu geçmemelidir. Bu da yetişkin bir birey için günde ortalama 2 dilim baklava veya muadili bir tatlıya tekabül eder. Birden fazla ziyaret yapılacaksa, ikramlar ‘paylaşılarak’ tüketilmelidir (örneğin; bir evde yarım dilim baklava, diğerinde küçük bir kase sütlü tatlı gibi). Vücudunuzun şeker dengesini sarsmamak için kendinize bir &#8220;tatlı seçim hiyerarşisi&#8221; oluşturabilirsiniz. Birinci tercih; meyveli veya sütlü tatlılar (güllaç, sütlaç, kazandibi gibi hafif seçenekler). İkinci tercih; şeker ilavesiz, kuru meyvelerle (incir dolması gibi) hazırlanmış doğal tatlılar. Sınırlı tercih; şerbetli ve hamurlu tatlılar (baklava, kadayıf).” dedi.</p>
<p><strong>Aşırı şeker tüketimi ‘yemek sonrası çöküşü’ denilen ağır uyku haline yol açıyor</strong></p>
<p>Aşırı şeker tüketiminin klinik etkileri hakkında çarpıcı detaylar veren Ekin Çevik, “Kısa vadede,<strong> </strong>yoğun şeker alımı sonrası insülin tavan yapar. Bu aşırı tepki, kan şekerinin normalin altına düşmesine neden olarak; titreme, soğuk terleme, baş dönmesi ve ani acıkma hissini tetikleyebilir. Kan şekerindeki sert dalgalanmalar, nöronal aktiviteyi etkileyerek konsantrasyon güçlüğü ve ‘yemek sonrası çöküşü’ dediğimiz ağır uyku haline yol açabilir. Şeker molekülleri, fiziksel yapıları gereği suyu kendilerine çekme özelliğine sahiptir ve bu nedenle bağırsaklara sıvı çekilir. Bu da bayramda sıkça rastlanan şişkinlik, gaz ve diyare (ishal) şikayetlerine neden olabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Şeker karaciğeri yağlandırıyor</strong></p>
<p> Uzun vadede ise sürekli tekrarlanan yüksek şeker döngüsünün; visseral (iç organ) yağlanmayı artırdığını, leptin direncini tetikleyerek obeziteye zemin hazırladığını kaydeden Ekin Çevik, “Buna bağlı olarak hiperinsülinemi dediğimiz kanda insülin seviyelerinin sürekli yüksek olması durumu, hücrelerin bu hormona duyarsızlaşmasına neden olur. Bu nedenle, pankreas yorulur ve şeker hastalığı kronikleşmiş olur. Fazla fruktoz sadece karaciğerde işlenir. Kapasite aşıldığında karaciğer bu şekeri yağa dönüştürür; bu da alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmasına (NAFLD) yol açar. Yüksek şeker, LDL (kötü kolesterol) parçacıklarını küçülterek damar duvarına yapışmasını kolaylaştırır ve trigliseridleri yükseltir. Bu durum, damar sertliği (ateroskleroz) riskini doğrudan artırır. Kandaki ani glikoz artışı, sitokin adı verilen iltihap yapıcı maddelerin salınımını tetikleyerek eklem ağrılarını veya mevcut ödemleri artırabilir. Şeker molekülleri proteinlere bağlanarak ‘Gelişmiş Glikasyon Son Ürünleri’ oluşturur. Bu süreç cildin kolajen yapısını bozar (erken kırışıklık) ve damar esnekliğini kaybettirir.” ifadelerinde bulundu.</p>
<p><strong>Şekerin panzehiri bol su ve yürüyüş</strong></p>
<p>Tatlı tüketiminin neden olduğu metabolik yükü hafifletmenin iki temel yolunun &#8216;su tüketimi&#8217; ve &#8216;fiziksel aktivite&#8217; olduğunu belirten Arş. Gör. Ekin Çevik, “Yoğun şeker ve karbonhidrat alımı, vücutta ‘ozmotik yük’ yaratarak hücrelerin su dengesini bozar ve böbreklerin fazla glikozu süzmek için normalden fazla çalışmasına neden olur. Bu süreçte yeterli su tüketmek, sadece susuzluğu gidermekle kalmaz; kandaki şeker konsantrasyonunu seyrelterek böbreklerin yükünü hafifletir ve şekerin idrar yoluyla atımını destekler. Ayrıca, tatlı tüketimiyle birlikte vücudun tuttuğu ödemin atılması ve bağırsaklarda şeker kaynaklı oluşabilecek şişkinlik, gaz gibi sindirim şikayetlerinin minimize edilmesi için su, en doğal ve etkili çözümdür. Gün boyu küçük yudumlarla yaygın bir şekilde içilen 2,5-3 litre su, bayram sonrası oluşabilecek ‘metabolik yorgunluğun’ önüne geçmek için temel şarttır.” dedi.</p>
<p><strong>‘Tasarruf moduna’ giren metabolizmayı yeniden canlandırmak için yürüyüş şart</strong></p>
<p>Tatlı bir ikramın ardından yapılan hafif tempolu bir yürüyüşün, vücudun insülin hormonuna olan ihtiyacı azaltan sihirli bir mekanizmayı devreye soktuğunu kaydeden Ekin Çevik, “Kaslar hareket halindeyken, kandaki glikozu insülinin rehberliğine ihtiyaç duymadan doğrudan yakıt olarak kullanmaya başlar; bu da kan şekerindeki ani ve keskin yükselişlerin önüne geçer. Yemeklerden yaklaşık 15-20 dakika sonra yapılacak kısa bir yürüyüş hem pankreasın üzerindeki baskıyı azaltır hem de bayramın getirdiği enerji fazlasının yağ olarak depolanmasını engeller. Hareket etmek, sadece ‘kalori’ yakmak değil, uzun süreli açlık döneminden çıkan ve ‘tasarruf moduna’ giren metabolizmayı yeniden canlandırarak enerji seviyenizi gün boyu dengede tutmaktır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nedeni-irade-eksikligi-degil-degisen-hormonlar-621287">Nedeni irade eksikliği değil, değişen hormonlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan&#8217;da kontrolsüz tatlı tüketimi kan şekerini zorluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-kontrolsuz-tatli-tuketimi-kan-sekerini-zorluyor-615649</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 09:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabet Hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolsüz]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[şekerini]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615649</guid>

					<description><![CDATA[<p> Diyabet, vücudun kan şekerini sağlıklı şekilde dengeleyememesiyle ortaya çıkan bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-kontrolsuz-tatli-tuketimi-kan-sekerini-zorluyor-615649">Ramazan&#8217;da kontrolsüz tatlı tüketimi kan şekerini zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> Diyabet, vücudun kan şekerini sağlıklı şekilde dengeleyememesiyle ortaya çıkan bir hastalık. Diyabet hastaları için düzenli ve dengeli beslenme hayati önem taşır. Ramazan ayında uzun saatler süren açlık ise kan şekeri dengesini bozarak özellikle diyabet hastaları açısından risk oluşturabilir. Oruç kararı öncesinde mutlaka doktora danışılması gerektiğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “İnsülin takviyesi alanların oruç tutması, kan şekeri seviyesinde ciddi dalgalanmalara yol açabileceği için riskli olabilir” dedi.</strong></p>
<p>Türkiye’de 2024 verileriyle 12 milyondan fazla diyabet hastası bulunduğunu belirten Prof. Dr. Fulya Akın, “Ramazan’da özellikle iftar sonrasında tatlı ve hamur işi tüketiminde belirgin bir artış yaşanıyor. Şerbetli ve yoğun karbonhidrat içeren tatlılar kan şekerini kısa sürede hızla yükseltebilir, ardından ani düşüşlere yol açarak dalgalanmalara neden olabilir. Bu durum diyabet hastaları açısından ciddi risk oluşturur ve kan şekeri kontrolünü zorlaştırır. Bu nedenle diyabet hastaları oruç tutmadan önce mutlaka doktor kontrolünden geçmeli. Özellikle Tip 1 diyabeti olanlara ve kan şekeri kontrolü sağlanamayan Tip 2 hastalarına oruç önermiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Karbonhidrat ağırlıklı beslenme kan şekerini hızla yükseltiyor</strong></p>
<p>Oruç süresince beslenme alışkanlıklarının daha planlı olması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Akın, “Ramazan ayı boyunca mideyi uzun süre tok tutan, sindirimi daha yavaş olan, protein ve liften zengin besinler tercih edilmeli. İftarda uzun saatlerin ardından bir anda kızartma gibi ağır yemeklere yüklenmek yerine hafif bir başlangıç yapmak ve ana yemeği yavaş yavaş tüketmek kan şekerinin ani yükselmesini engellemeye yardımcı olur. Beyaz ekmek, pizza, makarna ve pasta gibi rafine karbonhidratların fazla tüketilmesi kan şekeri dengesini bozabilir, bu nedenle bu besin türlerinin de porsiyon kontrolü kıymetli. Ayrıca iftar ile sahur arasında yeterli su içmek hem vücudun susuz kalmasını önler hem de gün içindeki kan şekeri dalgalanmalarını azaltmaya destek olur” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Ek hastalığı olan diyabetliler için oruç daha riskli</strong></p>
<p>Diyabete ek olarak hamile olan ya da böbrek hastalığı bulunan kişilerde riskin daha da arttığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Kan şekerindeki ani değişimler hem anne hem de bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebilir. Uzun süre susuz kalmak ise böbrek fonksiyonlarını daha da zorlayabilir. Bu nedenle hamile diyabet hastalarına ve böbrek yetmezliği bulunan diyabetlilere oruç tutmalarını önermiyoruz. Ayrıca böbrek hastalığı olan kişilerde kan şekeri düşüklüğü riski de daha yüksek olabilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-kontrolsuz-tatli-tuketimi-kan-sekerini-zorluyor-615649">Ramazan&#8217;da kontrolsüz tatlı tüketimi kan şekerini zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yemekten sonra tatlı isteği nasıl engellenir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yemekten-sonra-tatli-istegi-nasil-engellenir-596923</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 09:35:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[engellenir]]></category>
		<category><![CDATA[isteği]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[yemekten]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596923</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı günler yemeği bitirir bitirmez tatlı arayışına girmek neredeyse bir refleks gibi hissedilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yemekten-sonra-tatli-istegi-nasil-engellenir-596923">Yemekten sonra tatlı isteği nasıl engellenir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bazı günler yemeği bitirir bitirmez tatlı arayışına girmek neredeyse bir refleks gibi hissedilir. Bu dürtünün genellikle; kan şekeri dalgalanmaları, öğünde alınan karbonhidrat türü, bağırsak hormonlarının etkisi ve ödül merkezi aktivasyonu ile ilişkili olduğunu açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Özellikle kan şekerini hızlı yükselten yoğun karbonhidratlı bir öğünün ardından beyne ‘enerjiye ihtiyacım var’ sinyali gönderilir. Toplum olarak işlenmiş gıdaları azaltmak, lif tüketimini artırmak ve su içmeyi alışkanlık hâline getirmek tatlı isteğinin ve tüketiminin azalmasına yardımcı olur” dedi.</strong></p>
<p>Sağlıklı kişilerde yemekten sonra tatlı istemenin genelde bir hastalık belirtisi değil, vücudun kan şekerini ayarlarken verdiği doğal bir tepki olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Öğün sonrası insülin artışıyla birlikte kan şekeri düşüşe geçer ve bu hafif düşüş beyne tatlı tüketimiyle hızlı enerji sağlama mesajı verebilir. Ancak burada sorun kan şekeri değerleri değil, düşüşün hızıdır. Araştırmalar, özellikle basit karbonhidrat ağırlıklı beslenen bireylerde bu isteğin daha belirgin olduğunu gösteriyor” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Yeterli sıvı alımı tatlı krizlerini azaltabilir</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün günlük serbest şeker tüketiminin toplam kalorinin yüzde 5’ini aşmamasını önerdiğini belirten Eren, “Tatlı krizlerini yönetebilmek için; dengeli beslenme, liften zengin öğünler, düşük glisemik indeksli yani kan şekerini bir anda fırlatmayan karbonhidratlar, yeterli protein ve sağlıklı yağ tüketimi çok önemli. Glisemik yanıtı düzenleyen bu beslenme modeli ani kan şekeri düşüşünü önler. Yapılan araştırmalar; düzenli uyku, stres yönetimi, kısa yürüyüşler ve sıvı alımının da tatlı isteğini azalttığı fikrini destekler. Ayrıca davranışsal teknikler, porsiyon kontrolü ve alternatif sağlıklı tatlılar da bu isteği azaltmada etkili olabilir” dedi.</p>
<p><strong>Psikolojik temelli de gelişebilir</strong></p>
<p>Yapılan bazı çalışmaların, yemek sonrası dopamin yanıtının azaldığı bireylerde tatlı isteğinin belirginleştiğini dile getiren Eren, “Tatlı isteği biyolojik olduğu kadar davranışsal bir tepki de olabilir. Stres, kaygı, yorgunluk, uyku düzensizliği ve ödül mekanizmasının aşırı çalışması tatlı isteğini artırabilir. Araştırmalar; stres anında kortizolün yükseldiğini, bunun da karbonhidrat yönelimini artırdığını ortaya koyuyor. Özellikle duygusal yeme davranışı olan kişilerde tatlı isteği daha sık ve daha yoğun görülür. Bu nedenle tatlı krizini önlemede psikolojik faktörler göz ardı edilmemeli” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yemekten-sonra-tatli-istegi-nasil-engellenir-596923">Yemekten sonra tatlı isteği nasıl engellenir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanayi Sektörünün Enerji Tüketimi 2024’te Rekor Seviyeye Ulaştı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sanayi-sektorunun-enerji-tuketimi-2024te-rekor-seviyeye-ulasti-587967</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 16:59:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[rekor]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[sektörünün]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587967</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Sanayi Sektörü Nihai Enerji Tüketim İstatistikleri'ni ikinci kez yayımladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sanayi-sektorunun-enerji-tuketimi-2024te-rekor-seviyeye-ulasti-587967">Sanayi Sektörünün Enerji Tüketimi 2024’te Rekor Seviyeye Ulaştı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Araştırma, 24 bin 671 girişimde bilgisayar destekli web görüşmesiyle yapıldı; 2023 verileri revize edildi.Nihai tüketim, 2024&#8217;te 1 milyon 717 bin 368 terajul oldu.</p>
<p>Sektörel dağılımda yüzde 28,8 payla &#8220;diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı&#8221; başı çekerken, &#8220;ana metal sanayii&#8221; (yüzde 22,7), &#8220;gıda ürünleri imalatı&#8221; (yüzde 10,9) ve &#8220;tekstil&#8221; (yüzde 7,4) izledi. Kimyasallar yüzde 6,2, inşaat yüzde 4,8 pay aldı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/sanayi-sektorunun-enerji-tuketimi-2024te-rekor-seviyeye-ulasti-0-kkYaSIX1.jpeg"></p>
<p>Enerji kaynaklarında elektrik yüzde 28,3 (485 bin 163 terajul) ile zirvede; doğal gaz yüzde 23,6, katı fosil yakıtlar yüzde 22,6, petrol ürünleri yüzde 14 paylandı. Mineral ürünler sektöründe petrol yüzde 32,7 ile en yoğun kullanıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sanayi-sektorunun-enerji-tuketimi-2024te-rekor-seviyeye-ulasti-587967">Sanayi Sektörünün Enerji Tüketimi 2024’te Rekor Seviyeye Ulaştı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıcakların Etkisi Büyük: İstanbul’da Su Tüketimi Tavan Yaptı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sicaklarin-etkisi-buyuk-istanbulda-su-tuketimi-tavan-yapti-558310</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Jul 2025 13:04:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbulda]]></category>
		<category><![CDATA[sıcakların]]></category>
		<category><![CDATA[tavan]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[yaptı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=558310</guid>

					<description><![CDATA[<p>İBB bağlı kuruluşu İSKİ’nin verilerine göre, Temmuz 2025’te İstanbul’un günlük ortalama su tüketimi 3 milyon 578 bin metreküp oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicaklarin-etkisi-buyuk-istanbulda-su-tuketimi-tavan-yapti-558310">Sıcakların Etkisi Büyük: İstanbul’da Su Tüketimi Tavan Yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB bağlı kuruluşu İSKİ’nin verilerine göre, Temmuz 2025’te İstanbul’un günlük ortalama su tüketimi 3 milyon 578 bin metreküp oldu. Bu, geçen yılın aynı dönemine göre %2,3 oranında artış gösterirken, 24 Temmuz’da 3 milyon 750 bin metreküp ile Temmuz ayında rekor tüketim gerçekleşti.</strong></p>
<p><strong>SICAK HAVA SU TÜKETİMİNİ ARTIRDI</strong></p>
<p>İstanbul’da mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar su tüketiminde dikkat çekici bir artışı beraberinde getirdi. Özellikle Temmuz ayının ikinci yarısında hava sıcaklıklarının 35°C’nin üzerine çıktığı günlerde, su kullanımı belirgin şekilde yükseldi.</p>
<p><strong>24 TEMMUZ’DA SU TÜKETİMİNDE REKOR</strong></p>
<p>Yıl boyunca İstanbul’da su tüketiminde ortalama %2,5 ila %3 oranında artış beklenirken Temmuz 2025 verileri bu tahminlerle paralel şekilde seyretti. 24 Temmuz 2025 tarihinde 3 milyon 750 bin metreküplük tüketimle ayın en yüksek günlük su kullanımı kayda geçti.</p>
<p><strong>İSTANBULLULARA TASARRUF ÇAĞRISI</strong></p>
<p>İBB ve İSKİ, sıcaklıkların arttığı bu günlerde İstanbulluları su tasarrufu yapmaya çağırıyor. Kentin su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi için alınan önlemler sürerken, vatandaşların da bireysel tüketimlerinde dikkatli olmaları büyük önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicaklarin-etkisi-buyuk-istanbulda-su-tuketimi-tavan-yapti-558310">Sıcakların Etkisi Büyük: İstanbul’da Su Tüketimi Tavan Yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz Aylarında Sıvı Tüketimi Hayati Önem Taşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-sivi-tuketimi-hayati-onem-tasiyor-551440</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Jul 2025 08:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551440</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte, günlük sıvı alımının ne kadar olması gerektiği sorusu yeniden gündeme geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-sivi-tuketimi-hayati-onem-tasiyor-551440">Yaz Aylarında Sıvı Tüketimi Hayati Önem Taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte, günlük sıvı alımının ne kadar olması gerektiği sorusu yeniden gündeme geldi. Ancak bu sorunun herkes için geçerli, net bir cevabı olmadığını belirtmek gerekiyor. Günlük su tüketimi; kişinin yaşı, cinsiyeti, aktivite düzeyi, çevresel faktörler, kronik hastalıkları ve kullandığı ilaçlara bağlı olarak değişkenlik gösteriyor.</p>
<p>Özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerin alması gereken sıvı miktarı konusunda mutlaka doktorlarına danışmaları ve kendilerine önerilen düzeyde sıvı tüketmeleri gerekiyor.</p>
<p>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Nefroloji Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Ali Rıza Uçar, yaz aylarında artan sıvı ihtiyacı, sağlıklı su tüketimi ve aşırı su alımının yol açabileceği riskler hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Su Yaşam İçin Vazgeçilmez</strong></p>
<p>Vücudumuzun yaklaşık üçte ikisi sudan oluşur ve bu oran, yaşam fonksiyonlarımızın sürdürülebilmesi için büyük önem taşır. Terleme, nefes alıp verme, böbrekler ve bağırsaklar aracılığıyla her gün belirli miktarda sıvı kaybederiz. Vücudumuzun suyu depolama kapasitesi olmadığından, düzenli olarak su tüketilmesi şarttır. Sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için alınan ve kaybedilen sıvı arasında denge sağlanması gerekir. Bu dengeyi bozan hem yetersiz hem de aşırı sıvı tüketimi, sağlık açısından risk oluşturabilir.</p>
<p><strong>Ne Kadar Su İçilmeli?</strong></p>
<p>Sağlıklı bireyler için günlük sıvı ihtiyacı konusunda bilimsel verilere dayalı çeşitli öneriler bulunmaktadır. Sıvı alımı yalnızca sudan değil; diğer içecekler ve özellikle meyve-sebzeler gibi bazı gıdalardan da karşılanabilir. Ancak bu seçenekler arasında en sağlıklı ve ideal olanı sudur.</p>
<p>Genel kabul gören önerilere göre, sağlıklı bir erişkinin günlük sıvı ihtiyacı yaklaşık 2–2,5 litredir. Bunun %20’lik kısmı yiyecek ve diğer içeceklerden karşılanabildiği için günlük su tüketiminin 1,5–2 litre civarında olması gerektiği belirtilmektedir. Yaz aylarında artan sıcaklık ve buna bağlı terleme ile birlikte sıvı kaybı da arttığı için, bu dönemde su tüketiminin biraz daha artırılması önerilir. Aynı şekilde yoğun fiziksel aktivite veya egzersiz yapan bireylerin de su ihtiyacı artar.</p>
<p>Vücut suyunun azaldığını gösteren susama hissi, ağız ve cilt kuruluğu, koyu renkli ve az miktarda idrar gibi belirtiler de dikkate alınmalıdır.</p>
<p><strong>Kronik Hastalığı Olanlar Dikkatli Olmalı</strong></p>
<p>Bu genel önerilerin yalnızca sağlıklı bireyler için geçerli olduğu unutulmamalıdır. Kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıkları olanlar ile gebelik ve emzirme dönemindeki bireyler, sıvı alımını mutlaka doktorlarının önerdiği şekilde düzenlemelidir. Bu kişilerde genel geçer su tüketim önerileri, eksik ya da fazla sıvı alımına bağlı olarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.</p>
<p><strong>Aşırı Su Tüketimi de Zararlı</strong></p>
<p>Yeterli su tüketimi kadar, aşırı sıvı alımından da kaçınılmalıdır. Aşırı su tüketimi bazı durumlarda fizyolojik ya da psikolojik nedenlere bağlı olarak gelişebilir. Bu durum vücutta sıvı artışına ve kandaki sodyum seviyesinin düşmesine yol açarak “su zehirlenmesi” (hiponatremi) adı verilen, ciddi sonuçları olabilecek bir tabloya neden olabilir. Hücrelerin şişmesiyle birlikte özellikle beyin fonksiyonları zarar görebilir; bulantı, kusma, halsizlik, baş ağrısı ve ciddi nörolojik problemler ortaya çıkabilir.</p>
<p>Bununla birlikte böbrek, karaciğer veya kalp yetmezliği gibi sıvı atılımını azaltan hastalıklar bulunan bireylerde aşırı sıvı tüketimi, cilt altı dokular, akciğer ve karın boşluğu gibi alanlarda sıvı birikimine yol açarak ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.</p>
<p>Sonuç olarak, vücut fonksiyonlarının sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için yeterli miktarda sıvı alımı büyük önem taşımaktadır. Sağlıklı bir erişkinin günlük su ihtiyacı ortalama 2 litre civarındadır. Yaz aylarında artan sıvı kaybına karşı bu miktarın biraz artırılması önerilir. Ancak gereğinden fazla su tüketiminin de ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği unutulmamalıdır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-sivi-tuketimi-hayati-onem-tasiyor-551440">Yaz Aylarında Sıvı Tüketimi Hayati Önem Taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurban Bayramı&#8217;nda Sağlıklı Et Tüketimi İçin 6 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-saglikli-et-tuketimi-icin-6-oneri-542006</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2025 07:31:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayramında]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542006</guid>

					<description><![CDATA[<p>Et yemeklerinin ağırlıkta olduğu özenle kurulan sofralar ve birbirinden lezzetli ikramlar Kurban Bayramı’nın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-saglikli-et-tuketimi-icin-6-oneri-542006">Kurban Bayramı&#8217;nda Sağlıklı Et Tüketimi İçin 6 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Et yemeklerinin ağırlıkta olduğu özenle kurulan sofralar ve birbirinden lezzetli ikramlar Kurban Bayramı’nın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Ancak bayram boyunca et, hamur işi ve tatlı tüketiminin fazla olması sindirim ile kalp-damar sistemi başta olmak üzere genel sağlığımızı olumsuz etkileyebiliyor. Bayram ve sonrasında herhangi bir sağlık sorunu yaşamamak için bu dönemde tüketilen gıdalara, miktarlarına ve yemeklerin pişirme şekline çok dikkat edilmesi gerekiyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dr. N. Sinem Türkmen, Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme konuları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kalp, diyabet ve mide- bağırsak hastalığı olanlar dikkat ! </strong></p>
<p>Kurban Bayramı’nda et tüketmek geleneklerimizin başında gelmektedir. Misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlamak istediğimiz bu özel günlerde et dışında tatlı ve hamur işleri de ikramlarımıza eklenmektedir. Bu nedenle çoğu zaman bayramda yeme içme alışkanlıklarımızı kontrol etmek zor olabilmektedir. Kendi hazırladığımız veya ikram edilen yemeklerin tadını çıkarmak gerekir ancak porsiyon büyüklüğü ve zamanlama çok önemlidir. Kalp- damar hastaları, yüksek kolesterol, diyabet veya karaciğer yağlanması olanlar, mide-bağırsak problemleri yaşayanlar et tüketiminde aşırıya kaçmamalıdır. Bayram sabahı kahvaltıları her zaman keyiflidir. Güne hafif ve sağlıklı bir kahvaltıyla başlanmalıdır. Yumurta, zeytin, avokado, çiğ ceviz, kuru kayısı, bol mevsim sebzesi, tam tahıllı ekmek ile doyurucu bir kahvaltı yapmak sonraki öğünlerde porsiyon kontrolü sağlamanıza yardımcı olacaktır.</p>
<p>Akraba ve arkadaş ziyaretleri bayramların en önemli ritüellerinden birisidir. Çoğu zaman gün içerisinde birden çok ev ziyereti yaparak sevdiklerimizle bayramlaşırız. Her ziyarette de etinden tatlısına çeşitli hamur işleri ve içecekler ikram edilir.  Kendi evimiz ve ziyaretlerde ikram edilen yeme içmeye dikkat etmediğimiz takdirde, bayram günlerinde ya da sonrasında sağlık sorunları kaçınılmaz olabilir. Bu problemleri yaşamamak için tam porsiyon yemekler yerine küçük atıştırmalık ikramların tadına bakmayı tercih etmemiz gerekir. Aynı gün içinde birkaç yere gidecekseniz, toplamda ne kadar tatlı yediğinize ve ne kadar çay veya kahve içtiğinize dikkat etmeniz önemlidir. İçtiğiniz çay veya kahve miktarı kadar esktra su içmeye özen göstermelisiniz. Günde toplam 2 fincan sade kahve ve 2 fincan sade çay tüketmeniz yeterli olacaktır. </p>
<p><strong>Egzersizlerinizi aksatmayın</strong></p>
<p>Bayramlarda fazla miktarda et ve tatlı tüketildiği için mutlaka egzersiz yapılması gerekir. Asansörler çıkmak yerine ziyaretler sırasında merdivenleri kullanın, kısa mesafeli ziyaretlerinizi arabayla değil yürüyerek yapın. Yaptığınız düzenli egzersizlere devam edin, bu sayede sindiriminizi destekleyebilir ve bayram sofralarında yediklerinizi enerjiye çevirebilirsiniz.</p>
<p><strong>Et yemeklerinin yanında yoğurt yerine salata tüketin</strong></p>
<p>Kurban Bayramı’nda et tüketimi kaçınılmaz olacaktır. Et yemeklerinin yanında mutlaka bol yeşillikli ve limon eklenmiş salatalar eklenmelidir. Fazla et tüketimi vücudun asit yükünü artırır. Yeşil yapraklı sebzeler bu yükü azaltarak böbreklerin işleyişini destekleyecektir. Ayrıca sindirimi de destekler ve özellikle Kurban Bayramı’nda sıkça yaşanan kabızlık problemini azaltır. Salataya limon eklemek ise, kırmızı etten alacağımız demirin emilimini artırır. Demir emiliminin azalmaması için etle beraber yoğurt, süt, peynir gibi kalsiyum içeren gıdalar tüketilmemelidir.</p>
<p><strong>Kurban etindeki ölüm katılığına dikkat !</strong></p>
<p>Hayvan etinde, kesilirken solunumun durmasıyla kaslardaki oksijen ve enerji tükendiği için kaslar gevşeyemez. Bu nedenle, kasların kasılı olmasından kaynaklı Rigor Mortisadı verilen ölüm katılığı gerçekleşebilmektedir. Eğer kesilen kurban etleri, hemen buzluğa konursa, rigos mortis katılığı devam edecektir. Bu nedenle etleri tüketmeden veya saklamadan önce mutlaka 12 saat oda sıcaklığında dinlendirmek gerekmektedir. Rigos mortisin geçmesini beklemeden tüketilen etler hazımsızlık gibi mide-bağırsak problemlerine neden olur. </p>
<p><strong>Sağlıklı et tüketimi için bunlara dikkat edins</strong></p>
<ol>
<li>Tavada, ızgarada veya buharda pişirme tercih edilmelidir. </li>
<li>Kanserojen maddelerin oluşumunu azaltmak için etler çok yüksek sıcaklıkta ve uzun süre pişirilmemelidir. </li>
<li>Mangalda pişirme yapılacak ise; önce ön pişirme uygulanmalı ve et suyu uzaklaştırıldıktan sonra ızgara işlemine geçilmelidir. </li>
<li>Etlerin, antioksidan kapasitesi yüksek baharatlar; (zerdeçal, zencefil, biberiye, karabiber vb.) ve sirke, limon suyu gibi C vitamininden zengin asidik sıvılar ile marinasyonu yapılarak ısıyla teması kesilmelidir. Marinasyona şeker içeriği yüksek maddeler ve yağ eklenmemelidir. </li>
<li>Etin fazla pişmekten yanmış yerleri varsa, tüketilmeden önce mutlaka yanık kısımlar kesilip atılmalıdır. </li>
<li>Etler buzdolabında +4 / +7derecede uygun ambalaj veya yağlı kağıda sarılarak 2-3 gün, derin dondurucuda ise (-180C) en fazla 3-4 ay saklanmalıdır. </li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-saglikli-et-tuketimi-icin-6-oneri-542006">Kurban Bayramı&#8217;nda Sağlıklı Et Tüketimi İçin 6 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alarko Holding&#8217;den 2030&#8217;da %50 Daha Az Su Tüketimi, 2050&#8217;de Net Sıfır Emisyon Taahhüdü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alarko-holdingden-2030da-50-daha-az-su-tuketimi-2050de-net-sifir-emisyon-taahhudu-404201</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Sep 2023 11:28:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alarko]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[emisyon]]></category>
		<category><![CDATA[holdingden]]></category>
		<category><![CDATA[net]]></category>
		<category><![CDATA[sıfır]]></category>
		<category><![CDATA[taahhüdü]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=404201</guid>

					<description><![CDATA[<p>Grup şirketlerinde ve yatırımlarında uzun vadeli çevresel ve sosyal faydayı temel alan Alarko Holding, 2022’de Gezegen, İnsan ve Kültür, Dijital Dönüşüm ve İnovasyon başlıkları altında yürüttüğü sürdürülebilirlik faaliyetlerini ve hedeflerini ortaya koydu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alarko-holdingden-2030da-50-daha-az-su-tuketimi-2050de-net-sifir-emisyon-taahhudu-404201">Alarko Holding&#8217;den 2030&#8217;da %50 Daha Az Su Tüketimi, 2050&#8217;de Net Sıfır Emisyon Taahhüdü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Grup şirketlerinde ve yatırımlarında uzun vadeli çevresel ve sosyal faydayı temel alan Alarko Holding, 2022’de Gezegen, İnsan ve Kültür, Dijital Dönüşüm ve İnovasyon başlıkları altında yürüttüğü sürdürülebilirlik faaliyetlerini ve hedeflerini ortaya koydu. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>2050’ye kadar net sıfır sera gazı salımı hedefleyen Grup, biyoçeşitlilik çalışmalarına 4.5 milyon TL kaynak aktardı ve bu alana her yıl %20 daha fazla kaynak ayırmayı taahhüt etti. Su kullanımını 2022’de %9 oranında azaltan Alarko Holding, 2030’a kadar su tüketimini %50 düşürmeyi hedefliyor. Kurumsal sosyal sorumluluk alanına 2022’de 17 milyon TL ayıran Grup, bu alandaki harcamalarını da 2030’a kadar üç katına çıkaracak.</strong></p>
<p> </p>
<p>Sorumlu yatırım ilkeleri ile herkes için daha iyi bir geleceğe katkı veren ve gücünü bu alanda dönüşüm için harekete geçiren Alarko Holding, tüm grup şirketlerindeki sürdürülebilirlik faaliyetlerini ve hedeflerini ortaya koyan 2022 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayınladı.</p>
<p> </p>
<p>Alarko Holding’in çevresel, sosyal ve yönetişime dair performansını beyan etmek üzere Küresel Raporlama Girişimi (Global Reporting Initiavite – GRI) Standartlarına uyumlu olarak hazırladığı rapor, holdingin sürdürülebilirlik stratejisi, öncelikleri, hedefleri ve performansı ile Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na (SKA) hangi alanlarda katkı sunduklarının bir anlatımını içeriyor.</p>
<p> </p>
<p>Sürdürülebilirliğin uzun vadeli başarının anahtarı olduğuna inanan şirket, Gezegen, İnsan ve Kültür, Dijital Dönüşüm ve İnovasyon başlıkları altında topladığı öncelikli konuları, uzun vadeli hedefler ile de takip edecek. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yıldız: “Dünyamız için kalıcı değer yaratmaya devam edeceğiz”</strong></p>
<p>Sürdürülebilirlik mottolarını “Geleceğe Değer” olarak belirlediklerini aktaran Alarko Holding CEO’su Ümit Nuri Yıldız; çevresel, sosyal ve yönetimsel alanlarda herkes için daha iyi bir gelecek hedeflediklerini ifade etti. </p>
<p> </p>
<p>Yıldız sözlerini şöyle sürdürdü: “Faaliyet gösterdiğimiz sektörlerde tüm paydaşlarımız ile yenilikçi ve gelecekten ilham alan çözümler üretiyoruz. Bugünkü eylemlerimizle; kuruluşumuzun, çalışanlarımızın ve paydaşlarımızın geleceğini şekillendirdiğimizin farkındayız. Bu sebeple; çalışanlarımıza, toplumumuza ve paydaşlarımıza fayda sağlayacak yeni iş alanlarına yatırım yaparak geleceği herkes için değerli hale getirmeyi hedefliyoruz. Alarko Holding olarak insan odaklı organizasyonel mirasımızı gezegen için faydaya dönüştürmeye çalışıyor, dönüşümü mümkün kılmak için de teknoloji ve inovasyonun gücünü kullanıyoruz. Öncü, güçlü ve saygın bir dünya şirketi olma vizyonumuzla paydaşlarımız, ülkemiz ve dünyamız için kalıcı değer yaratmaya devam edeceğiz.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Her yıl ekosistem restorasyonuna %20 daha fazla kaynak ayrılacak</strong></p>
<p>Sürdürülebilirlik faaliyetlerinde Gezegen başlığı altında iklim krizi ve ekosistem restorasyonuna odaklanan Alarko Holding, yenilenebilir elektrik/depolamaya yönelik yatırımlar ve enerji verimliliği çalışmaları ile 2022’de bir önceki yıla göre ciro bazlı sera gazı salım ve enerji yoğunluğunu azalttı. Şirket ayrıca 2050’ye kadar net sıfır sera gazı salımı hedefini de ortaya koydu. </p>
<p> </p>
<p>2022’de biyoçeşitlilik çalışmalarına 4.5 milyon TL aktaran şirket, her yıl ekosistem restorasyonuna %20 daha fazla kaynak ayırmayı vadediyor. Su kullanımını 2022’de önceki yıla göre %9 oranında azaltan Alarko Holding, su tüketimini de 2030’a kadar %50 oranında düşürmeyi hedefliyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Çalışanlara yönelik toplam 168 bin 313 saat eğitim düzenlendi</strong></p>
<p>Sürdürülebilirliğe ulaşma ve hatta sürdürülebilirliğin ötesine geçme yolculuğunda en önemli unsurun insan ve toplum olduğuna inanan Alarko Holding, İnsan başlığı altında yetenek yönetimi, kapsayıcılık ve çeşitlilik, çalışan bağlılığı ve toplumsal yatırımlar konularına yer veriyor. </p>
<p> </p>
<p>Çalışanlarının sürekli gelişmesini önceliklendiren şirket, “Alarko 101”, “Farkındalığımı Artırıyorum”, “Mesleğimde İlerliyorum”, “Yeni Çağın Liderleri”, “Birlikte Gelişiyoruz” gibi başlıkları içeren eğitimlerle tüm çalışanlarına eşit fırsatlar sağlayarak onların yeni beceriler edinmelerini ve kariyerlerinde ilerlemelerini destekliyor. 2022 yılında 102 bin 981 saati İSG eğitimi olmak üzere, toplam 168 bin 313 eğitim saatine ulaşan şirket,<strong> </strong>Çalışan Memnuniyeti Anketi ile de çalışma koşullarının iyileştirmesine yönelik önerileri değerlendiriyor. Holding çalışan bağlılığı skorları 2022’de önceki seneye göre çalışan bağlılığı skorunu 10 puan artarak 67’ye ulaşan Alarko Holding, bu skoru 2030’a kadar %20 oranında artırmayı hedefliyor. </p>
<p> </p>
<p>Alarko Holding ayrıca kurumsal yönetimde çeşitlilik ve kapsayıcılık yaklaşımının hayati önem taşıdığının bilinciyle Yönetim Kurulu Kadın Üye Politikası kapsamında %27 seviyesindeki Yönetim Kurulu kadın üye oranını da uzun vadede %40’a yükseltmeyi planlıyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kurumsal sosyal sorumluluk bütçesi 2030’a kadar 3 katına çıkacak</strong></p>
<p>Sürdürülebilirlik bakış açısı ile sosyal refahı büyütmeyi amaçlayan ve bu alanda uzun yıllardır toplumsal dönüşüme hizmet edecek projelere imza atan Alarko Holding, 2022’de yürüttüğü toplumsal yatırım projelerinde 468 gönüllü ile, 801 gönüllülük saatine ulaştı. </p>
<p> </p>
<p>Grup geçtiğimiz yıl tüm şirketlerinde çocuklar ve gençlere yönelik eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği, sokak hayvanları, çevre ve spor alanlarında 17 milyon TL&#8217;ye ulaşan kurumsal sosyal sorumluluk harcamalarını da 2030’a kadar üç katına çıkaracak.  </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ar-Ge’ye 80 milyon TL kaynak aktarıldı </strong></p>
<p>Alarko Holding, sürdürülebilirlik stratejisinin Dijital Dönüşüm ve İnovasyon başlığı altında özellikle inovatif ürün ve hizmet tasarımlarına odaklanırken Dijital Strateji Yol Haritası ile Grup şirketlerinin ve tüm ekosistemin geleceğe uygun hale gelmesini sağlıyor. Topluluk genelinde 2022’de Ar-Ge faaliyetlerine 80 milyon TL ayıran Grup, son iki yılda kaynağı %50 oranında yükseltirken, yatırımlarını 2030’a kadar %50 artırmayı taahhüt ediyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Borsa İstanbul Kurumsal Yönetim endeksi notu yükseldi</strong></p>
<p>Şeffaf ve sorumlu kurumsal yönetim uygulamalarının tüm paydaşları nezdinde güven oluşturma, uzun vadeli sürdürülebilirlik uygulamalarının devamlılığını sağlama ve değer yaratma açısından oldukça önemli olduğuna inanan Alarko Holding, bu alandaki çalışmalarının karşılığı olarak 2022’de Kurumsal Yönetim Derecelendirme Notunu da artırdı. Borsa İstanbul Kurumsal Yönetim endeksine dâhil olan holding yıl boyunca yapılan geliştirmeler ışığında; “Pay Sahipleri”, “Kamuyu Aydınlatma ve Şeffaflık”, “Yönetim Kurulu” başlıklarındaki notlarını yükselterek 9,22 uyum notuna ulaştı. </p>
<p> </p>
<p>Alarko Holding, “İklim Değişikliği”, “Enerji Verimliliği”, “Yenilikçi Ürünler ve İnovasyon”, “Dijitalleşme”, “Su Yönetimi”, “Yetenek Yönetimi”, “Sorumlu/Sürdürülebilir Tedarik Zinciri” ve “Sürdürülebilir Finans ve Sorumlu Yatırım” konularını yüksek öncelikli konular arasında belirleyerek gelecekte de öncü, güçlü ve saygın bir dünya şirketi olma vizyonuyla kalıcı değer yaratmaya devam edecek.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alarko-holdingden-2030da-50-daha-az-su-tuketimi-2050de-net-sifir-emisyon-taahhudu-404201">Alarko Holding&#8217;den 2030&#8217;da %50 Daha Az Su Tüketimi, 2050&#8217;de Net Sıfır Emisyon Taahhüdü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte bol su tüketimi büyük önem taşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-bol-su-tuketimi-buyuk-onem-tasiyor-364294</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Apr 2023 11:16:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bol]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364294</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük hayatın vazgeçilmezi olan su, yeterli miktarda tüketildiğinde insan sağlığı üzerinde birçok olumlu etki bırakıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-bol-su-tuketimi-buyuk-onem-tasiyor-364294">Hamilelikte bol su tüketimi büyük önem taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günlük hayatın vazgeçilmezi olan su, yeterli miktarda tüketildiğinde insan sağlığı üzerinde birçok olumlu etki bırakıyor. Özellikle hamilelik ve emzirme aşamasındaki annelerin bebek sağlığı açısında yeterli su tüketmeleri gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Müfit Zeki Karagülle, doğal kaynaklardan elde edilen ve mineral bakımından zengin olan doğal kaynak ve doğal mineralli su tercihinin büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.</strong></p>
<p>Uzmanlara göre hem hayatımız hem de vücudumuz için önemli olan su tüketimi, insan sağlığı üzerinde birçok yapıcı etki bırakıyor. Günlük ortalama su tüketim oranı erkeklerde 2.5 litre, kadınlarda ise 2.2 litre civarında olması gerektiği belirtilirken, özellikle hamilelerin ve emzirme aşamasındaki annelerin yüksek sıvı kaybı nedeniyle daha çok su tüketmesi gerektiği belirtiliyor. Ancak içme suyunun sahip olduğu değerlerin vücuda olan etkileri dikkate alındığında, tüketilen suyun kalitesi büyük önem kazanıyor. Farklı yöntemlerle arıtılarak kullanılan suların sağlıklı ve güvenli olmadığını vurgulayan <strong>Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji uzmanı Prof. Dr. Müfit Zeki Karagülle</strong>, sağlıklı su tercihinde nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlatıyor.</p>
<p><strong><u>“Emziren anneler günde en az 3,5 litre su içmeli”</u></strong></p>
<p>Hamilelerin ve emziren annelerin tüketmeleri gereken günlük su miktarına ilişkin bilgi veren <strong>Prof. Dr. Müfit Zeki Karagülle, “</strong>Hamilelik ve emzirmede artan su gereksinimi nedeniyle susuz kalmamak için annelerin daha fazla su ve sıvı almasına ihtiyaç var. Normalde günde 2-2,2 litre su içilmesi kadınlar için yeterli olurken, hamile kadınların günde 2,5-3 litre, emziren annelerin isebu miktarı günde 3,5-4 litreye yükseltilmesi hem kendi hem de bebeklerinin sağlıklı gelişmesi için büyük önem taşıyor” dedi.  </p>
<p><strong><u>“Doğal mineralli ve doğal kaynak sularının tercih edilmesi büyük önem taşıyor”</u></strong></p>
<p>Hamilelikte özellikle doğal kaynaklardan elde edilen ve sağlıklı koşullarda tüketime sunulan doğal kaynak ve doğal mineralli suların tercih edilmesinin yararlarını vurgulayan <strong>Prof. Dr. Karagülle</strong>, şu ifadeleri kullandı: “Hamilelik sırasında yeterli su içilmesi, artan sindirim yükünü hafifletir. Su ayrıca, besinlerin anne vücudunda dolaşımına yardımcı olur ve anne kanı ile bebeğe besin, vitamin ve minerallerin ulaşmasını sağlar. Ayrıca yeterli alınan su, bebek ve annede metabolizma sonucu oluşan atıkların atılmasına yardımcı olur. Yetersiz su içen bir hamilede bu fonksiyonlar aksayabilir ve sağlık sorunlarına yol açabilir. Örneğin kabızlık hamilelik sırasında sık görülen bir sorundur. Daha fazla su içmek kabızlığı hafifletmeye yardımcı olacaktır. Hamilelikte annenin özellikle kalsiyum, magnezyum ve florür gibi mineral gereksinimi artar. Çünkü anne rahminde gelişip büyüyen bebeğin hem genel olarak hem de özelde kemik ve kas sağlığı için su içinde çözünmüş bulunan minerallere ihtiyacı vardır. Hamilelerin bu yüzden arıtılmış ve mineralleri alınmış suları değil, doğal mineralli ve doğal kaynak sularını tercih etmeleri çok daha sağlıklı olacaktır.”</p>
<p><strong><u>“Düşük mineralli içme suları sağlık problemleri yaratıyor”</u></strong></p>
<p>Doğal kaynaklardan elde edilen, güvenli ve sağlıklı koşullarda üretilip tüketime sunulan ve denetlenen doğal kaynak ve doğal mineralli suların tercih edilmesinin sağlıklı olduğunu belirten <strong>Karagülle</strong>, “Dünyada su kaynaklarının azlığı ve ileri su arıtma teknolojilerinin gelişimi ile birlikte minerallerinden arındırılmış içme suyu tüketimi giderek artıyor. Arıtma cihazlarındaki tüm arıtma yöntem ve teknikleri sudaki zararlı kimyasal ve mikrobiyolojik bileşenleri arıtırken sağlık için yararlı ve gerekli olan tüm mineral ve bileşenleri de sudan uzaklaştırmaktadır. Sonuçta elde edilen saf su niteliğinde, neredeyse sıfır mineral içeren yapay bir sudur. Sistematik bilimsel derlemeler ve deneysel ve klinik içme suyu çalışmalarından elde edilen kanıtlar, arıtılarak mineralleri alınmış ya da çok düşük düzeyde mineral içeren içme suyunun insan sağlığına doğrudan veya dolaylı zarar verebileceğini gösteriyor. Ancak, doğal kaynaklardan elde edilen ve içeriğinde çeşitli mineraller barındıran doğal kaynak sularında belirli düzeylerde bulunan magnezyumun, kalp ve damar hastalıklarını önleyici rolü ve sudaki kalsiyumun kemik zayıflığını önleyici etkisi yeterli kanıtlarla ortaya konmuştur” şeklinde konuştu. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-bol-su-tuketimi-buyuk-onem-tasiyor-364294">Hamilelikte bol su tüketimi büyük önem taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı kırmızı et tüketimi kolon kanserini tetikleyebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asiri-kirmizi-et-tuketimi-kolon-kanserini-tetikleyebilir-355477</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Mar 2023 09:06:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[kanserini]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[tetikleyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=355477</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kolon kanserinin erken teşhisle yüksek oranda tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu belirten Medical Park Tokat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Kemal Dursun, “Kolon kanseri görülme oranı erkeklerde kadınlardan bir miktar yüksektir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-kirmizi-et-tuketimi-kolon-kanserini-tetikleyebilir-355477">Aşırı kırmızı et tüketimi kolon kanserini tetikleyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kolon kanserinin erken teşhisle yüksek oranda tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu belirten Medical Park Tokat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Kemal Dursun, “Kolon kanseri görülme oranı erkeklerde kadınlardan bir miktar yüksektir.</strong> <strong>Obezite, fiziksel aktivite azlığı, kırmızı ve işlenmiş etlerden, karbonhidrattan zengin beslenmek, sigara, alkol kullanımı kolon kanseri riskini artırır. Lifli gıdalarla beslenmek, A,C, E vitaminleri ise koruyucu etki yapar” dedi.</strong></p>
<p>Medical Park Tokat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Kemal Dursun 1-31 Mart Kolon Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla kolorektal kanser (kolon kanseri) hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>ERKEKLERDE DAHA FAZLA GÖRÜLÜR</strong></p>
<p>Her kanserde olduğu gibi kolon kanserinde de erken teşhisin önemine dikkat çeken Op. Dr. Dursun, Kolon kanseri erken teşhisle yüksek oranda tedavi edilebilen bir hastalıktır. Görülme oranı erkeklerde kadınlardan bir miktar yüksektir” diye konuştu.</p>
<p><strong>LİFLİ GIDALAR TÜKETEREK KORUNMAK MÜMKÜN</strong></p>
<p>Beslenme tarzının kolon kanseri ile ilişkisine değinen Op. Dr. Dursun, “Obezite, fiziksel aktivite azlığı, kırmızı et ve işlenmiş etlerden ve karbonhidrattan zengin beslenmek, sigara, alkol kullanımı kolon kanseri riskini artırır. Lifli gıdalarla beslenmek, A, C, E vitaminleri ise koruyucu etki yapar” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>TARAMA İÇİN ENDOSKOPİK YÖNTEMLER TERCİH EDİLİR</strong></p>
<p>Kolon kanserinin neden olduğunu anlatan Op. Dr. Dursun, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“Kolon kanserinin çok büyük bir bölümü poliplerden kaynaklanır. Poliplerden kanser gelişmesi, yaklaşık 10-15 sene sürer. Bu polipler erken tespit edilirse ve çıkarılırsa kolon kanserine yakalanma riskini düşürür. Taramaya riskli kişilerde 40’lı yaşlarda başlanmalıdır. Tarama için endoskopik yöntemler altın standarttır.”</p>
<p><strong>İSHAL VEYA KABIZLIK BELİRTİLER ARASINDA</strong></p>
<p>Kolon kanserinde görülen belirtilerden bahseden Op. Dr. Dursun, “Kolon kanserinin en sık belirtileri bağırsak alışkanlığında ishal veya kabızlık gibi değişiklikler ve dışkıda kan görülmesidir. Karın ağrısı, sebepsiz kilo kaybı olabilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>TEDAVİ YOLLARI</strong></p>
<p>Kolon kanserinin tedavisinin genellikle cerrahi olarak yapıldığını söyleyen Op. Dr. Dursun, “Ameliyat öncesi veya sonrası kemoterapi gerekebilir. Bazı hastalarda kolostomi (bağırsağın cilde ağızlaştırılması) işlemi gerekebilir. Kanser özelliklerine göre açık cerrahi, laporoskopi veya robotik cerrahi yapılabilir. Gerekli vakalarda ameliyat sırasında karın içerisine kemoterapi uygulanabilir. Kolon kanserinin seyri tanı sırasındaki evreye bağlıdır. Bu nedenle erken teşhisin hayati önemi vardır” diyerek sözlerini sonlandırdı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-kirmizi-et-tuketimi-kolon-kanserini-tetikleyebilir-355477">Aşırı kırmızı et tüketimi kolon kanserini tetikleyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
