<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>travmatik | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/travmatik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/travmatik</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 02 Mar 2026 12:02:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>travmatik | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/travmatik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Travmatik olaylardan kaçınmak doğal, ancak!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/travmatik-olaylardan-kacinmak-dogal-ancak-617025</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 12:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[kaçınma]]></category>
		<category><![CDATA[kaçınmak]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[olay]]></category>
		<category><![CDATA[olaylardan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[travmatik]]></category>
		<category><![CDATA[Travmatik Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[uluğ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617025</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, travmatik olaylara doğrudan maruz kalınmasa bile ortaya çıkabilen kaçınma davranışlarının nedenleri, türleri ve etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travmatik-olaylardan-kacinmak-dogal-ancak-617025">Travmatik olaylardan kaçınmak doğal, ancak!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, travmatik olaylara doğrudan maruz kalınmasa bile ortaya çıkabilen kaçınma davranışlarının nedenleri, türleri ve etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Travmatik olaylara doğrudan maruz kalınmasa bile kaçınma gerçekleşebilir! </strong></p>
<p>Kaçınma davranışının; bir kişinin bazen kasıtlı bazen de kasıtsız olarak, sıkıntı verici veya rahatsız edici bir olay yahut bir durum sonrası, hızlı ve geçici bir şekilde rahatlama ihtiyacı doğrultusunda reddetmeye-inkâr etmeye yönelik bir kaçış tepkisi olarak tanımlanabileceğini aktaran Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Kaçınma bilişsel (belirli konular üzerine düşünmekten kaçınmak), duygusal (belirli duygu veya hisleri yaşamaktan kaçınmak) veya bağlamsal (olaylardan durumlardan kaçınmak) olarak sınıflandırılabilir.” dedi.</p>
<p>Travmatik olaylardan kaçınma davranışlarının, empati, korku, geçmiş deneyimler ve kontrol ihtiyacı gibi bir dizi psikolojik faktörün bir sonucu olarak ortaya çıkabileceğini kaydeden Beyaz, “Bu davranışlar, kişinin duygusal dengeyi koruma ve stresle başa çıkma çabalarının bir yansımasıdır. Ancak bu tür kaçınma davranışları uzun vadede kişinin kendi travmalarıyla yüzleşme sürecini geciktirebilir. Savaşlar, depremler ve doğal afetler gibi travmatik olaylar, insanlığın tarihi boyunca deneyimlediği acı verici olaylar arasında yer alır. Ancak bazı kişiler, bu tür olaylara doğrudan maruz kalmamış olsalar bile, kaçınma davranışları sergileyebilirler.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Travmatik olaylar hakkında bilgi edinmek, kişilerin korku ve endişelerini artırabilir! </strong></p>
<p>Bu durumun nedenleri hakkında bilgi veren Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları dile getirdi:</p>
<p>“Birçok kişi, haberlerde veya medyada bu tür travmatik olayları gördüğünde, empati ve duyarlılık gösterme eğilimindedir. Duygusal olarak etkilenen bu kişiler, olaylardan kaçınma eğilimine girebilirler. Empati, başkalarının acılarına karşı duyarlı olma yetisini yansıtır ve bu nedenle kişiler bu tür haberleri izlememek veya konuşmaktan kaçınmak isteyebilirler. Travmatik olaylar hakkında bilgi edinmek, kişilerin korku ve endişelerini artırabilir.</p>
<p>Özellikle olayların görsel ve sesli medya aracılığıyla sunulduğu durumlarda, bu korkular daha belirgin hale gelebilir. Bu nedenle, kişiler bu tür haberlerden ve olaylardan uzak durmayı tercih edebilirler. Geçmişte benzer bir travmatik olaya doğrudan maruz kalan veya böyle bir olayı yaşayan kişiler, bu tür olaylardan kaçınma davranışlarını daha belirgin bir şekilde sergileyebilirler.”</p>
<p><strong>Kaçınma, kişinin kontrol ve güven arayışının bir yansıması olabilir! </strong></p>
<p>Bu durumun, geçmiş deneyimlerin travmatik olayların hatırlanması ve tekrar yaşanması korkusundan kaynaklanabileceğini ifade eden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Olaylar hakkında bilgi edinmek, kişilerin kendilerini daha güvensiz hissetmelerine neden olabilir.” dedi.</p>
<p>Bu tür durumlarda, kaçınma davranışlarının, kişinin olaylar üzerinde bir miktar kontrol sahibi olma çabasının bir yansıması olabileceğine değinen Beyaz, bilgi edinmeden uzaklaşarak, kişinin kendisini güvende hissetmeye çalışabileceğine işaret etti.</p>
<p><strong>Kaçınma, kişinin kendi duygusal sağlığını koruma girişimi olarak başlar! </strong></p>
<p>Kaçınma davranışlarının nedenine atıfta bulunan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Kaçınma davranışları, kişinin kendini koruma mekanizmalarının bir yansıması olarak başlar. Özellikle travmatik olaylardan kaçınmak, kişinin duygusal dengeyi koruma amacını taşır. Bu tür olaylardan kaçınma, kişinin anksiyete ve stres seviyelerini kontrol etmeye ve duygusal zararlardan kaçınmaya çalıştığını gösterir. Kısacası, kaçınma, kişinin kendi duygusal sağlığını koruma girişimi olarak başlar.”</p>
<p><strong>Kaçınma başlangıçta korur, ama uzun vadede sorunları derinleştirebilir! </strong></p>
<p>Ancak, bu kaçınma davranışlarının uzun vadede sorunları daha da derinleştirebileceğine dikkat çeken Beyaz, “Özellikle kişi olayları sürekli olarak görmezden gelirse bu, olayların etkilerini ele almak ve duygusal olarak iyileşmek için gerekli olan adımları atmamak anlamına gelebilir.” dedi.</p>
<p>Bu durumun, travmatik olayların kişinin zihinsel sağlığına daha fazla zarar vermesine yol açabileceğini vurgulayan Beyaz, “Kaçınma davranışları, kişinin olayların etkileriyle yüzleşmek ve gerektiğinde destek aramak yerine sorunları ertelemesine neden olabilir. Özetle, kaçınma davranışları, başlangıçta kişinin kendini korumasını temsil edebilir, ancak uzun vadede bu davranışlar sorunları daha da derinleştirebilir. Bu nedenle, travmatik olaylarla başa çıkmak için sağlıklı bir yol, olayların etkileriyle yüzleşmek, duygusal destek aramak ve gerektiğinde profesyonel yardım almaktır. Bu, kişinin duygusal iyileşme sürecini başlatmasına yardımcı olabilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Denge önemli! </strong></p>
<p>Kişilerin savaş veya diğer travmatik olaylar hakkında kaçınma davranışları göstermelerinin doğal bir tepki olabileceğini ifade eden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Ruh sağlığı açısından bazı durumlarda gereklidir. Ancak bu, kişinin savaş veya diğer travmatik olaylarla hiç maruz kalmaması gerektiği anlamına gelmez. Ruh sağlığı açısından denge sağlamak önemlidir ve bu denge kişiden kişiye değişebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ruh sağlığında denge, kişinin duygusal sınırlarını tanımasıyla ilgili! </strong></p>
<p>Travmatik olaylardan tamamen kaçınmanın olumsuz etkilerinin de olabileceğinin altını çizen Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kişilerin belli bir oranda bu tür olaylarla karşılaşmaları ve bu olaylara dair bilgi sahibi olmaları, dünya olayları hakkında bilinçli ve bilgili olmalarına yardımcı olabilir. Bu, empati geliştirme, bilinçlenme ve hatta yardım sağlama isteğini destekleyebilir. Ruh sağlığı açısından denge, kişinin duygusal ihtiyaçlarını ve sınırlarını tanımakla ilgilidir. Bazen bu, travmatik olaylardan bir süre uzak durmayı içerebilirken, diğer zamanlarda bilinçli bir şekilde olaylar hakkında bilgi sahibi olmayı gerektirebilir. Her kişinin ihtiyaçları farklıdır, bu nedenle denge kişisel bir tercihe dayalıdır.</p>
<p>Sonuç olarak, kişilerin savaş veya diğer travmatik olaylar hakkında kaçınma davranışları göstermeleri doğru bir tepki olabilir, ancak bu kaçınma, ruh sağlığı açısından dengeli bir yaklaşımla bir arada kullanılmalıdır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travmatik-olaylardan-kacinmak-dogal-ancak-617025">Travmatik olaylardan kaçınmak doğal, ancak!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Travmatik bellek hayatı sabote ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/travmatik-bellek-hayati-sabote-ediyor-601077</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2025 16:34:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bellek]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[eryılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[olay]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sabote]]></category>
		<category><![CDATA[travmatik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601077</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, travmatik anıların günlük yaşamı, ilişkileri ve ruh sağlığını nasıl etkilediğine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travmatik-bellek-hayati-sabote-ediyor-601077">Travmatik bellek hayatı sabote ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, travmatik anıların günlük yaşamı, ilişkileri ve ruh sağlığını nasıl etkilediğine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Travmatik anılar geçmiş olarak kodlanamaz; tetiklendiğinde beyin olayı yeniden yaşar! </strong></p>
<p>Yaşanan travmatik bir olayın kişi üzerinde psikolojik, sosyal, bedensel birçok etkisi olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Bunlardan en önemlisi de bellek üzerine olan etkisidir.” dedi.</p>
<p>Travmatik bir olay yaşama, böyle bir olaya şahit olmanın özellikle duygusal bellekte işlenmeden kalacağını kaydeden Prof. Dr. Eryılmaz, “Yani güncel bilgilerimizin belleği olan hipokampüs (beynin hafıza merkezi), olayları işlerken zaman damgası vurur. ‘Bu 10 yıl önceydi’ der. Bu bilgi beynin duygu üretiminde ve davranış yönetiminde önemlidir. Duygu yükü yüksek olaylar yani travma sonrası bilgi hipokampüste işlenemez ve örtük bellekte kalır. Yani herhangi bir durum, nesne geçmişi hatırlattığında sanki bugün olmuş gibi beyin yeniden bu olayı yaşar. Neredeyse hatırlamaz yeniden yaşar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Travmatik bellek, kişinin hem kendisiyle hem de dünyayla ilişkisini bozar! </strong></p>
<p>Travmatik belleğin kişilerde hangi belirtilere neden olduğuna değinen Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Günlük yaşantılar sırasında aşırı tepkili olmak, tahammülsüzlük, sese duyarlılık, zil çalsa zıplamak, kendi ya da dünya hakkında olumsuz düşüncelerde artış, sebepsiz anksiyete atakları, bedensel yakınmalar, sebebi bulunamamış ağrı bozuklukları, olumsuz ilişkilerden ayrılamama, sürekli kendini sabote etme, dikkat ya da bellek sorunları gibi belirtiler görülür.” dedi.</p>
<p>Bu durumun kişinin günlük yaşamını olumsuz etkilediğine vurgu yapan Prof. Dr. Eryılmaz, “Günlük yaşamda kişinin işlevselliğinde bozulma olacaktır. Kişiler arası ilişkilerde bozulma, depresif yakınmalar ya da sürekli hep aynı hataları yapma gibi kendine ya da dünyaya yabancılaşma olabilir.” ifadelerini kullandı.<strong> </strong></p>
<p><strong>Duygusallık travmatik belleğin bir belirtisi olabilir!</strong></p>
<p>Posttravmatik stres bozukluğunun (PTSD) travma sonrası gelişen bir psikiyatrik hastalık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Eryılmaz, “PTSB’de de travmatik bellek vardır.” dedi.</p>
<p>Travmatik belleğin; travmanın özel tedavisi, EMDR (bir psikoterapi çeşidi), gerekirse ilaç tedavileri ile tedavi edildiğini anlatan Prof. Dr. Gül Eryılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çocukluk çağında yaşanan travmatik olaylar sonrası duygusal biri olarak kendini tanımlamak&#8230; Kişi kendisini ‘duygusal tepkiler veririm, hep duygum ön plandadır, bu nedenle hiç aklımı kullanmam’ dediği noktada duygusallık aslında travmatik belleğin bir belirtisi olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travmatik-bellek-hayati-sabote-ediyor-601077">Travmatik bellek hayatı sabote ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukluk çağında yaşanan travmatik olaylar belleğe kaydediliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocukluk-caginda-yasanan-travmatik-olaylar-bellege-kaydediliyor-423789</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Nov 2023 08:40:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belleğe]]></category>
		<category><![CDATA[çağında]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[kaydediliyor]]></category>
		<category><![CDATA[olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[travmatik]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423789</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşanan travmatik bir olayın kişi üzerinde psikolojik, sosyal, bedensel birçok etkisi olabileceğini kaydeden uzmanlar, “Bunlardan en önemlisi de bellek üzerine olan etkisidir.” diyor.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-caginda-yasanan-travmatik-olaylar-bellege-kaydediliyor-423789">Çocukluk çağında yaşanan travmatik olaylar belleğe kaydediliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocukluk çağında yaşanan travmatik olaylar belleğe kaydediliyor</strong></p>
<p><strong>Travmatik bir olay yaşama veya şahit olma duygusal bellekte işlenmeden kalıyor</strong></p>
<p><strong>Aşırı tepkili olmak, tahammülsüzlük ve zil çalsa zıplamak gibi belirtiler görülüyor</strong></p>
<p><strong>Yaşanan travmatik bir olayın kişi üzerinde psikolojik, sosyal, bedensel birçok etkisi olabileceğini kaydeden uzmanlar, “Bunlardan en önemlisi de bellek üzerine olan etkisidir.” diyor.  Travmatik bir olay yaşama, böyle bir olaya şahit olmanın özellikle duygusal bellekte işlenmeden kalacağını kaydeden Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, günlük yaşantı sırasında aşırı tepkili olmak, tahammülsüzlük, sese duyarlılık, zil çalsa zıplamak gibi belirtilerin görüldüğünü söyledi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, travmatik belleğe ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Yaşanan travmatik bir olayın kişi üzerinde psikolojik, sosyal, bedensel birçok etkisi olabileceğini kaydeden Prof. Dr. Gül Eryılmaz, bunlardan en önemlisinin de bellek üzerine olan etkisi olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Beynin hafıza merkezi olaylara zaman damgası vuruyor</strong></p>
<p>Travmatik bir olay yaşama, böyle bir olaya şahit olmanın özellikle duygusal bellekte işlenmeden kalacağını kaydeden Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Yani güncel bilgilerimizin belleği olan hipokampüs (beynin hafıza merkezi), olayları işlerken zaman damgası vurur. ‘Bu 10 yıl önceydi’ der. Bu bilgi beynin duygu üretiminde ve davranış yönetiminde önemlidir. Duygu yükü yüksek olaylar yani travma sonrası bilgi hipokampüste işlenemez ve örtük bellekte kalır. Yani herhangi bir durum, nesne geçmişi hatırlattığında sanki bugün olmuş gibi beyin yeniden bu olayı yaşar. Neredeyse hatırlamaz yeniden yaşar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dünya hakkında olumsuz düşüncelerde artış görülüyor</strong></p>
<p>Travmatik belleğin kişilerde ne tür belirtilere neden olduğunu anlatan Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Günlük yaşantılar sırasında aşırı tepkili olmak, tahammülsüzlük, sese duyarlılık, zil çalsa zıplamak, kendi ya da dünya hakkında olumsuz düşüncelerde artış, sebepsiz anksiyete atakları, bedensel yakınmalar, sebebi bulunamamış ağrı bozuklukları, olumsuz ilişkilerden ayrılamama, sürekli kendini sabote etme, dikkat ya da bellek sorunları gibi belirtiler görülüyor.” dedi.</p>
<p><strong>Kendine ya da dünyaya yabancılaşma olabiliyor</strong></p>
<p>Bu durumun kişinin günlük yaşamını olumsuz etkilediğini de kaydeden Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Günlük yaşamda kişinin işlevselliğinde bozulma olacaktır. Kişiler arası ilişkilerde bozulma, depresif yakınmalar ya da sürekli hep aynı hataları yapma gibi kendine ya da dünyaya yabancılaşma olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Posttravmatik stres bozukluğunun (PTSD) travma sonrası gelişen bir psikiyatrik hastalık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Eryılmaz, “PTSB’de de travmatik bellek vardır.” dedi.</p>
<p>Travmatik belleğin; travmanın özel tedavisi, EMDR (bir psikoterapi çeşidi), gerekirse ilaç tedavileri ile tedavi edildiğini anlatan Prof. Dr. Gül Eryılmaz, travmatik bellekle ilgili şu örneği de verdi:</p>
<p>“Çocukluk çağında yaşanan travmatik olaylar sonrası duygusal biri olarak kendini tanımlamak&#8230; Kişi kendisini ‘duygusal tepkiler veririm, hep duygum ön plandadır, bu nedenle hiç aklımı kullanmam’ dediği noktada duygusallık aslında travmatik belleğin bir belirtisi olabilir.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-caginda-yasanan-travmatik-olaylar-bellege-kaydediliyor-423789">Çocukluk çağında yaşanan travmatik olaylar belleğe kaydediliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Savaş Haberlerini Takip Etmek Bile Travmatik Stres Yaratıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/savas-haberlerini-takip-etmek-bile-travmatik-stres-yaratiyor-415067</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Oct 2023 11:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bile]]></category>
		<category><![CDATA[etmek]]></category>
		<category><![CDATA[haberlerini]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[takip]]></category>
		<category><![CDATA[travmatik]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415067</guid>

					<description><![CDATA[<p>Önce Rusya Ukrayna Savaşı, şimdi de İsrail Hamas Savaşının ruh sağlığını olumsuz etkilediğini dile getiren uzmanlar, savaşa direkt olarak maruz kalınmasa bile uzaktan etkisinin hissedildiğini söylüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/savas-haberlerini-takip-etmek-bile-travmatik-stres-yaratiyor-415067">Savaş Haberlerini Takip Etmek Bile Travmatik Stres Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Önce Rusya Ukrayna Savaşı, şimdi de İsrail Hamas Savaşının ruh sağlığını olumsuz etkilediğini dile getiren uzmanlar, savaşa direkt olarak maruz kalınmasa bile uzaktan etkisinin hissedildiğini söylüyor. İkincil travmatik stresin insani bir duygu olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Bu haberler karşısında elbette stresli hissedebiliriz. Ancak bunun ölçüsü ruh sağlığı ve beraberinde beden sağlığımızı olumsuz etkiler.” uyarısında bulunuyor.</strong></p>
<p><strong>Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir: “Olayları siyaset penceresinden değil de ‘insanlık penceresinden’ yorumlamalı, nefret söylemlerinden kaçınmalıyız.”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, önce Rusya Ukrayna Savaşı, şimdi de İsrail Hamas Savaşının ruh sağlığına etkilerini anlattı.</p>
<p>“Savaş, hiç tartışmasız ruh sağlığımızı olumsuz etkiliyor.” diyen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, savaşın dünyanın ve ülkemizin güvenilir, insanların sevgi dolu olduğuna dair tüm inancı sarsarak uzun vadede travma sonrası stres bozukluğu gibi psikiyatrik tanılara, kişilerarası ilişkilerde ciddi bozulmalara sebep olduğunu kaydetti.</p>
<p><strong>Tetikte olma hali, agresyon ve öfke kontrol güçlükleri görülebiliyor</strong></p>
<p>“Savaş bölgesinde bulunmasak dahi, o bölgede yaşayan yakınlarımızın olması ya da uzaktan haberleri takip ediyor olmak bile travmatik stres yaratabilir. Buna ikincil travmatik stres denir.” diyen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, savaşın uzaktan etkisini şöyle anlattı:</p>
<p>“Direkt olarak savaşa maruz kalmasak da uzaktan etkisini hissederiz. Gün içinde sebepsiz huzursuzluk, tetikte olma hali, agresyon, öfke kontrol güçlükleri, uykuda bozulma, iştahta bozulma, hayatı sorgulama, anlamsızlık içinde olma hali, hayattan zevk alamama gibi belirtiler görülebilir. İkincil travmatik stres bir yandan da insanidir. Bu haberler karşısında elbette stresli hissedebiliriz. Ancak bunun ölçüsü ruh sağlığı ve beraberinde beden sağlığımızı olumsuz etkiler.”</p>
<p><strong>Duygusal hassasiyetlerimize dokunan haberlerin doğruluğundan emin olmalıyız</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, savaş haberlerinin getirdiği stres ile başa çıkmak için öncelikli olarak tetikleyicinin ne olduğunu bulmak gerektiğini kaydederek, şöyle devam etti:</p>
<p>“En büyük tetikleyici sürekli olarak ve doğruluğundan emin olmadığımız savaş haberlerine maruz kalmaktır. İçinde bulunduğumuz dijital çağda haberlere ulaşmak hem çok kolay hem de çok zor. Cep telefonlarımızda sürekli bir haber akışı olmakla beraber bu haberlerin doğruluk değeri düşük olabiliyor. Medya, manipülasyon aracı olarak kullanılabiliyor, bazen de terör aracı haline geliyor ve maalesef insanların kutuplaşmasına ve linç kültürüne katkı sağlıyor. Bu sebeple duygusal hassasiyetlerimize dokunan haberlerin doğruluğundan emin olmalıyız. Güvenilir haber yaptığını düşündüğümüz bir iki kaynak belirlemeliyiz.”</p>
<p>Özellikle yoğun gündemlerin olduğu dönemde son dakika takip isteğinin yoğun olabildiğini ancak son dakika haberlerini takip etmenin yine travmatik stres düzeyini yükselteceğini anlatan Demir, “Kendimize sosyal medya kısıtlaması getirmeli, günlük ekran süremizi kısaltmalıyız.” dedi.</p>
<p><strong>Felaketleştirme içeren haberlerden uzak durulmalıyız</strong></p>
<p>Demir, haberlerde geçen ‘3.Dünya Savaşı’, ‘kıyamet günü geldi’ gibi ifadelere tıklamadan önce düşünmek gerektiğini ifade ederek, şunları kaydetti:</p>
<p>“Felaketleştirme içeren haberlerden kesinlikle uzak durulmalıyız. Savaşan milletlere mensup insanlarımızın bu stresi daha yoğun yaşaması kaçınılmaz. Güncel savaştan hareketle geçmişinde bir soykırım olan Yahudiler ya da yıllardır gündelik hayatından şiddetin eksik olmadığı Filistinli insanlarımız travmaları sebebiyle elbet daha fazla tetiklenecektir. Olayları siyaset penceresinden değil de ‘insanlık penceresinden’ yorumlamalı, nefret söylemlerinden kaçınmalıyız.”</p>
<p><strong>Savaş travmasının etkisi kuşaklar boyu sürüyor</strong></p>
<p>Tüm yaşananların ardından insanların kendini ve bedenini rahatlatmasının önemine işaret eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Size iyi gelen, rahatlatan aktiviteleri keşfetmeli ve muhakkak bu etkinlikleri gündelik yaşamınıza dahil etmelisiniz. Özellikle sosyal temas, gün içinde çalışıyorsak mola vermek, sevdiklerimizle vakit geçirmek, farklı konularda sohbet sinir sistemimizi rahatlatır. Savaş travmasının etkisinin kuşaklar boyu sürdüğünü, bu sebeple hem kendi ülkemiz için hem de dünya için savaşı besleyecek tutumlardan uzak durmamızın önemini asla unutmamalıyız.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/savas-haberlerini-takip-etmek-bile-travmatik-stres-yaratiyor-415067">Savaş Haberlerini Takip Etmek Bile Travmatik Stres Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkileri çok yönlü olabilir. Travmatik olaylar, çocukların dünyaya bakışlarını etkileyebilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siddetli-afetlerin-toplumdaki-psikolojik-etkileri-cok-yonlu-olabilir-travmatik-olaylar-cocuklarin-dunyaya-bakislarini-etkileyebilir-398640</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Aug 2023 14:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[afetlerin]]></category>
		<category><![CDATA[bakışlarını]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[dünyaya]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetli]]></category>
		<category><![CDATA[toplumdaki]]></category>
		<category><![CDATA[travmatik]]></category>
		<category><![CDATA[yönlü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398640</guid>

					<description><![CDATA[<p>Can kaybı, yaralanma ve maddi kayıplarla sonuçlanabilen afetlerin, bireylerde travmatik ve stresli tepkilere neden olduğunu belirten uzmanlar, toplumsal olarak da etkileri olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddetli-afetlerin-toplumdaki-psikolojik-etkileri-cok-yonlu-olabilir-travmatik-olaylar-cocuklarin-dunyaya-bakislarini-etkileyebilir-398640">Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkileri çok yönlü olabilir. Travmatik olaylar, çocukların dünyaya bakışlarını etkileyebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Can kaybı, yaralanma ve maddi kayıplarla sonuçlanabilen afetlerin, bireylerde travmatik ve stresli tepkilere neden olduğunu belirten uzmanlar, toplumsal olarak da etkileri olduğunu söylüyor. Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkilerinin çok yönlü olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, dayanışma ve yardımlaşma gibi kenetleyici sonuçların da, kaynakların kısıtlı olması nedeniyle çatışma ve agresif tutumların da görülebildiğine vurgu yapıyor. Travmatik olayların, çocukların düşünce kalıplarını, algılarını ve inançlarını şekillendirerek, dünyaya nasıl baktıklarını etkileyebileceğine dikkat çeken Çetin, toplumsal travmaların çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerinin büyük önem taşıdığını söylüyor ve gerekli durumlarda profesyonel yardım alınmasını öneriyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, afetlerin toplumlar üzerindeki travmatik etkilerine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Afetler sadece bireysel olarak değil toplumsal olarak da etkilere neden olur </strong></p>
<p>Büyük afetlerin, bireylerde travmatik ve stresli tepkilerin oluşmasına neden olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, “Korku, endişe, çaresizlik ve panik gibi duygusal tepkiler görülebilir. Afetler sadece bireysel olarak değil toplumsal olarak da etkilere neden olur. Topluluk içinde dayanışma ve yardımlaşma gibi kenetleyici sonuçlar görüyoruz ki bunu yakın dönemde deprem zamanında da gözlemledik. Bunun tam tersi kaynakların kısıtlı olduğu durumda ise çatışma ve agresif tutumlar artabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkileri çok yönlü olabilir</strong></p>
<p>Afetlerin, can kaybı, yaralanma ve maddi kayıplar meydana getirdiğini hatırlatan Çetin, kayıp yaşayan bireylerin yasın inkar, öfke, depresyon, kabul etme gibi farklı etkilerini yaşadıklarını söyledi. Afet sonrasında stres bozukluğu gelişebileceğine de dikkat çeken Çetin, “Travmatik olayın ardından en az bir ay süren kaygı, korku ve kaçınma davranışları gözlemlenebilir. Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkilerinin çok yönlü olduğunu söylemek mümkündür. Yaşanılan durumun tepkisi, bireyden bireye farklılık gösterir. O nedenle profesyonel destek bu etki ile başa çıkmak için önemlidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Afetlerin sonrasında TSSB yaygın görülüyor </strong></p>
<p>Afetlerin, kişilerin ve toplumların hayatlarında olumsuz etkiler bırakabileceğine değinen Çetin, buna örnek olarak, afet sonrasında yaygın olarak görülen bir psikolojik durum olan Travma Sonrası Stres Bozukluğu’nu (TSSB) gösterdi. Afet yaşayanların travmatik olayın neden olduğu stres, korku ve kaygıyla başa çıkmada zorlandıklarını dile getiren Çetin, “TSSB belirtileri arasında tekrarlayan hatıralar, kabuslar, aşırı uyarılma, anksiyete ve kaçınma davranışları yer alabilir. Ayrıca, afetlerin toplumlarda depresyon, anksiyete bozuklukları, artan stres düzeyleri, öfke, güvensizlik ve sosyal izolasyon gibi diğer psikolojik sonuçlara da yol açtığını söyleyebiliriz.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Başa çıkmada sosyal destek çok önemli </strong></p>
<p>Afetlerin ani ve şiddetli yaşanmasının, kişide panik, çaresizlik, şaşkınlık, korku gibi tepkilere neden olduğuna vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, “Deprem gibi ani afetler sonrasında depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sorunlar ortaya çıkar. Bu tür afetlerde başa çıkma mekanizmalarını şöyle izah edebiliriz; ilk olarak sosyal destek çok önemlidir. Sonrasında problem çözmek için pratik adımlar atmak kişiye güven ve kontrol hissi sağlayabilir. Bireyin yaşadığı süreci ve olası kendinde oluşabilecek sorunları fark etmesi ya da buna dair bilinçlenmesi zihinsel olarak denge sağlaması konusunda etkili olabilir. Afet sonrası başa çıkma süreci oldukça karmaşık olabilir. Bu durum her birey için farklıdır. Bireylerin duygusal desteğe ve sağlıklı başa çıkma stratejilerine ihtiyacı vardır. Bu mekanizmalar da kişiye özgüdür. O nedenle gerekirse profesyonel yardım alınmalıdır.” önerisinde bulundu. </p>
<p><strong>Travmatik olaylar, çocukların dünyaya bakışlarını etkileyebilir </strong></p>
<p>Toplumları etkileyen travmaların çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerine de değinen Çetin, “Çocuklar ve gençler, toplumsal travmalar sonrasında korku, kaygı, öfke, üzüntü gibi yoğun duygusal tepkiler gösterebilirler. Bu tepkiler normaldir ancak uzun vadeli etkilere yol açabilir. Travmatik olaylar, çocukların düşünce kalıplarını da etkileyebilir. Algılarını ve inançlarını şekillendirerek, dünyaya nasıl baktıklarını etkileyebilir. Çocuklar, travmalar sonrasında davranışsal değişiklikler gösterebilir. Bunlar arasında uyku sorunları, yeme alışkanlıklarındaki değişiklikler, sosyal geri çekilme ve agresyon yer alabilir. Toplumsal travmalar, çocukların okul performansını etkileyebilir. Konsantrasyon güçlüğü, hafıza sorunları ve motivasyon eksikliği gibi zorluklar yaşayabilirler.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocukların duygusal tepkilerini ifade etmelerine izin verilmeli </strong></p>
<p>Çocukların travmayla baş edebilmesi için yetişkinlere de görev düştüğünün altını çizen Çetin, “Ebeveynler ve yetişkinler, çocuklara güvenli ve destekleyici bir ortam sağlamalı. Bu, çocukların duygusal ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olabilir. Çocuklara olayları anlamaları için açık ve anlayışlı bir iletişim kanalı sunulmalı. Çocukların duygusal tepkilerini ifade etmelerine izin verilmeli ve sorularına dürüst cevaplar verilmeli. Ebeveynler, günlük rutinleri korumak ve normalleştirmek için çaba göstermeli. Bu, çocuklara güven ve istikrar hissi sağlayabilir.” önerisinde bulundu.</p>
<p><strong>Toplumsal travmaların çocuklar ve gençler üzerindeki etkileri büyük önem taşır </strong></p>
<p>Ebeveynlerin, sağlıklı başa çıkma stratejilerini modellemeleri gerektiğine vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kendi duygusal tepkilerini yönetme ve olumlu davranışlar sergileme, çocuklara örnek olabilir. Eğer gerekliyse, profesyonel yardım alınmalıdır. Çocuklar ve gençler için uzman psikologlar veya danışmanlar, duygusal iyilik hali ve başa çıkma becerilerini desteklemekte yardımcı olabilir. Toplumsal travmaların çocuklar ve gençler üzerindeki etkileri büyük önem taşır. Ebeveynlerin, yetişkinlerin ve toplumun desteği bu süreçte kritik bir rol oynar.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddetli-afetlerin-toplumdaki-psikolojik-etkileri-cok-yonlu-olabilir-travmatik-olaylar-cocuklarin-dunyaya-bakislarini-etkileyebilir-398640">Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkileri çok yönlü olabilir. Travmatik olaylar, çocukların dünyaya bakışlarını etkileyebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maya vakfı deprem felaketlerinin travmatik etkilerini azaltmak için çalışıyor </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/maya-vakfideprem-felaketlerinin-travmatik-etkilerini-azaltmak-icin-calisiyor-385631</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2023 10:24:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[azaltmak]]></category>
		<category><![CDATA[çalışıyor]]></category>
		<category><![CDATA[etkilerini]]></category>
		<category><![CDATA[felaketlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[maya]]></category>
		<category><![CDATA[travmatik]]></category>
		<category><![CDATA[vakfıdeprem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=385631</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şiddetli ve yıkıcı afetlerin yaşandığı deprem bölgesi için ilk günlerde hızla aksiyon alan Maya Vakfı, temel yaşam gereksinimlerinin karşılanmasının ardından Afet ve Acil Durumlar Programı ile psikososyal destek hizmetlerini başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maya-vakfideprem-felaketlerinin-travmatik-etkilerini-azaltmak-icin-calisiyor-385631">Maya vakfı deprem felaketlerinin travmatik etkilerini azaltmak için çalışıyor </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Odağına travmatik deneyimlere maruz kalmış ve ruh sağlığı hizmetlerine erişimi kısıtlı çocukları alan Maya Vakfı, Türkiye’de 6 Şubat ve ardından meydana gelen yıkıcı depremler sonrası,</strong> <strong>Afet ve Acil Durumlar Programı ile yaklaşık 6000 kişinin hayatına dokunuyor. Maya Vakfı, birden fazla depremin yaşandığı bölgede afetten etkilenenlerin maruz kaldığı travmatik etkileri azaltmak adına Hatay ve Şanlıurfa başta olmak üzere orta ve uzun vadeli psikososyal destek çalışmalarını sürdürüyor.</strong></p>
<p>Şiddetli ve yıkıcı afetlerin yaşandığı deprem bölgesi için ilk günlerde hızla aksiyon alan Maya Vakfı, temel yaşam gereksinimlerinin karşılanmasının ardından Afet ve Acil Durumlar Programı ile psikososyal destek hizmetlerini başlattı. Maya Vakfı, oluşturulan mobil ekiplerle 6 Şubat depremlerinden sonraki ilk üç aya kadar akut müdahalelerde bulunurken, içinde bulunduğumuz altı aylık süre için depremden etkilenenlerin orta ve uzun vadeli psikososyal destek çalışmalarına ve psikoterapi seanslarına erişimi için çalışıyor. Bireylerin psikolojik dayanıklılıklarını artırmaya ve iyileşme becerilerini geliştirmeye yönelik ruh sağlığı hizmetleri sağlayan Maya Vakfı, gönüllü psikolog ve psikiyatristlerin bulunduğu ekipleriyle aktif olarak Şanlıurfa ve Hatay’da çocuklar başta olmak üzere bakım verenlerin ve aynı zamanda ön safhalarda çalışan STK gönüllülerinin ikincil travma ile baş edebilmelerine yönelik çalışıyor. Grup ve bireysel terapiler, Project Lift ile sanat temelli psikolojik destek çalışmaları ve çocuk koruma hizmetleri gibi doğru ve sağlıklı müdahaleler ile depremin travmatik etkilerinin azaltılması hedefleniyor. Maya Vakfı, kişilerin travmatik durumlarla baş edebilme becerisini ele alan ve hazırlıklı olmalarını sağlayan Afet ve Acil Durumlar Programı sayesinde bölgede hala yaklaşık 6000 kişinin hayatına dokunmaya devam ederken çalışmalarını 2 yıl boyunca sürdürmeyi planlıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Travmatik Etkileri Azaltma Çalışmaları 2 Yıl Olarak Planlanıyor</strong></p>
<p> </p>
<p>6 Şubat 2023 tarihiyle başlayan, 11 ilin ve ortalama 15 milyon kişinin öncelikli olarak etkilendiği depremler, temel ihtiyaçların yanı sıra toplumun refahı ve bireylerin dayanıklılığı için travmayla başa çıkma becerilerini geliştirme ve psikososyal destek ihtiyacını doğurdu. Çocuklar, art arda gelen deprem ve sel felaketlerinde ciddi bir travmatik yaşam deneyimiyle karşı karşıya kaldı. Bu ihtiyaç doğrultusunda özellikle travmaya maruz kalmış ve ruh sağlığı hizmetlerine erişimi kısıtlı 5-24 yaş arası çocuk ve gençleri merkezine alan Maya Vakfı, böylesine yıkıcı bir depremin ardından faaliyetlerindeki dört ana modelden biri olan Afet ve Acil Durumlar Programı’nı hızla hayata geçirerek deprem bölgelerine ulaştı. Afetlerden etkilenen çocuk, genç ve bakım verenlere psikososyal destek hizmeti sunan bu program, 2 yıl boyunca bölgede sağlıklı müdahaleler ve doğru eğitimler ile travmatik etkileri en aza indirmeyi hedefliyor. Maya Vakfı’nın sosyal hizmet uzmanı, vaka görevlisi, program yöneticisi, psikolog ve psikiyatristlerinden oluşan gönüllü ekibi, sanat temelli psikososyal destek hizmetleri (Project Lift), bireysel ve grup terapi seansları, ebeveyn oturumları ve çocuk koruma hizmetleriyle ilk günden itibaren sahada afetten etkilenenlerin yanında. Aktif olarak Şanlıurfa’da çalışmalara devam eden Maya Vakfı gönüllüleri, aynı zamanda Hatay’da yeni gruplar için bir destek sahası daha açıyor.</p>
<p><strong>Eşitsizlikler, Afet ve Acil Durumlarda İyice Derinleşiyor</strong></p>
<p>Sahadaki ulusal ve uluslararası kuruluşların ihtiyaç değerlendirmelerine göre dezavantajlı bireyler, temel ihtiyaçlara erişimde yaşadıkları zorlukların yanı sıra, ciddi bir ayrımcılığa ve şiddete maruz kalıyor. Son yaşanan depremlerin de gösterdiği üzere afet ve acil durumların tümünde kırılgan nüfusun daha fazla etkilendiğini ve eşitsizliklerin iyice belirginleştiğini vurgulayan Maya Vakfı gönüllü psikologlarından Lal Uzun ve Melisa Varol, özellikle toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklanan eşitsizliklerin daha da dikkat çektiğini belirtiyor. Uzun ve Varol, “Örneğin, sıcak suya erişimin az olması, hijyen ürünlerinin kısıtlılığı, fiziksel mahremiyetin korunamaması gibi sebeplerle kadın ve kız çocukları, erkeklere kıyasla genellikle daha da zorlanıyor. Aynı zamanda kadınlar, yine toplumsal cinsiyet rolleri dolayısıyla yaşadıkları yerde hem aile hem de çocuk bakımını daha çok üstleniyor, bu sebeple kronik yorgunluk yaşayabiliyorlar. Son olarak farklı kültüre ve topluma mensup kişiler arasında ayrımcılık, ötekileştirilme gibi problemlere de sıkça rastlıyoruz.” açıklamalarında bulunuyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maya-vakfideprem-felaketlerinin-travmatik-etkilerini-azaltmak-icin-calisiyor-385631">Maya vakfı deprem felaketlerinin travmatik etkilerini azaltmak için çalışıyor </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
