<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>travmalar | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/travmalar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/travmalar</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Feb 2026 10:29:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>travmalar | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/travmalar</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Travmalar, yıldönümlerinde yeniden canlanabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/travmalar-yildonumlerinde-yeniden-canlanabilir-610366</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 10:29:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[canlanabilir]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[felaket]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[travmalar]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<category><![CDATA[yıldönümlerinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610366</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, 6 Şubat depreminin bireysel ve toplumsal düzeyde yarattığı psikolojik etkiler, felaket yıldönümlerinin tetikleyici rolü ve sağlıklı başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travmalar-yildonumlerinde-yeniden-canlanabilir-610366">Travmalar, yıldönümlerinde yeniden canlanabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, 6 Şubat depreminin bireysel ve toplumsal düzeyde yarattığı psikolojik etkiler, felaket yıldönümlerinin tetikleyici rolü ve sağlıklı başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Büyük ölçekli travmalar, doğrudan ya da dolaylı tanık olanlarda psikolojik etkiler bırakabiliyor!</strong></p>
<p>6 Şubat 2023’te yaşanan deprem felaketinin, Türkiye’nin en yıkıcı doğal afetlerinden biri olduğunu hatırlatan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Geniş bir coğrafyada milyonlarca insanın hayatını doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen kitlesel bir travmaya sebebiyet verdi.” dedi.</p>
<p>Böylesine büyük ölçekli bir travmanın hem felakete doğrudan maruz kalanlar hem de uzaktan tanık olanlar üzerinde derin ve kalıcı psikolojik etkiler bıraktığını kaydeden Beyaz, “Doğrudan felakete maruz kalan kişilerde Travma Sonrası Stres Bozukluğu<strong> </strong>gibi ciddi psikolojik rahatsızlıklara neden olabilir. Bu kişiler kabuslar, geri dönüşler (flashback), yoğun kaygı, aşırı uyarılma ve kaçınma gibi birtakım belirtiler yaşayabilir. Uzaktan tanık olanlarda ise kaygı, güvensizlik, geleceğe dair belirsizlik hissi gelişebilir. Toplum genelinde yaygın bir güvensizlik ve belirsizlik hali oluşarak toplumsal düzeyde kolektif travma<strong> </strong>meydana gelebilir. Toplumun genelinde kısa veya uzun süreli bir stres hali ve çaresizlik duygusu yaygınlaşabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Felaketlerin yıldönümleri, olayın hatıralarını yeniden canlandıran güçlü bir tetikleyici!</strong></p>
<p>Felaketlerin yıldönümlerinin, olayın hatıralarını yeniden canlandıran güçlü bir tetikleyici olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu nedenle travmaya maruz kalan veya uzaktan tanık olan bireylerde anksiyete ve depresyon belirtilerinin yaşanması gibi psikolojik sorunlara neden olabilir.” dedi.</p>
<p>Bu süreçte kişilerin, daha önce yaşadıkları korku, çaresizlik ve kayıp duygularını yeniden yaşayabileceklerini ifade eden Beyaz, “Medya ve toplumsal ilgi, bu etkileri şiddetlendirip artırabilir. Özellikle travmatik içeriklere maruz kalma, sevdiklerini kaybetmiş kişilerde kederin ve yalnızlık hissinin yoğunlaşmasına, anksiyete seviyelerinin artmasına neden olabilir. Bireyler bu dönemde bir stres hali ve duygusal zorluklarla karşılaşabilirler, bu da gerekli olduğu koşulda psikolojik desteğe olan ihtiyacı artırır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Felaketin yıldönümünde yoğun medya içeriklerinden uzak durmak ruhsal yükü hafifletebilir!</strong></p>
<p>Felaketin yıldönümünde sağlıklı başa çıkma stratejileri geliştirmenin, bireylerin bu zor dönemi daha iyi geçirmelerine yardımcı olabileceğini aktaran Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Duyguları kabul ve ifade etmek, bu dönemde duygusal iyileşmenin zeminini oluşturur. Bireylerin, duygularını bastırmak yerine, onları ifade etmesi önemli bir husustur. Günlük yaşamın olağan rutinlerine bağlı kalmak, güvenlik ve kontrol hissinin artmasını destekleyici bir roldedir. Fiziksel aktiviteler, stresin ve kaygının azalmasına yardımcı olur. Sosyal etkileşim, yalnızlık hissini azaltarak duygusal dengeyi korumaya yardım eder. Eğer duygularla başa çıkmakta güçlük yaşanıyorsa profesyonel yardım almakta da fayda var. Anma törenleri,<strong> </strong>travmayı anlamlandırmada ve duygusal yükü hafifletmede etkili olabilir. Ayrıca<strong> </strong>medya<strong> </strong>kullanımını olabildiğince sınırlamak da bu dönemde önemli stratejiler arasında yer alır.”</p>
<p><strong>İyileşme süreci, bireysel ve toplumsal düzeyde ele alınmalı!</strong></p>
<p>Toplumun ve bireylerin psikolojik iyileşme sürecinin değişken ve uzun vadeli olabilen bir süreç olduğuna vurgu yapan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Akut tepki ve şok dönemi, olayın hemen ardından gelen, yoğun duyguların yaşandığı bir dönemdir. Sonrasında, bireyler ve toplum genel olarak yaşananlarla başa çıkmaya çalışır.” dedi.</p>
<p>Toplumsal dayanışma ve yardımseverliğin<strong> </strong>bu süreçte oldukça önemli rol oynadığının altını çizen Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Topluluklar bir araya gelerek iyileşme sürecini başlatır. Travma işleme ve psikolojik destek, bireylerin travmayı anlamlandırması ve duygusal dengeyi yeniden kurması için kritiktir. Yeniden yapılanma ve normalleşme hem bireylerin hem de toplumun yaşananları geride bırakarak geleceğe odaklanmalarını sağlar. Uzun vadede ise, psikolojik dayanıklılığın artırılması, gelecekteki olası travmalara karşı bireylerin ve toplumların daha dirençli hale gelmesini sağlar. Felaket sonrası iyileşme süreci, bireysel ve toplumsal düzeyde ele alınmalı; duygusal iyileşme, sosyal destek, profesyonel yardım ve dayanışma gibi unsurlar bu sürecin sağlıklı bir şekilde ilerlemesini sağlayacak temel taşlar olarak kabul edilmelidir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travmalar-yildonumlerinde-yeniden-canlanabilir-610366">Travmalar, yıldönümlerinde yeniden canlanabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Travma Sonrası Böbrek Yetmezliği Gelişen Yönetmen Onur&#8217;un Hayatını Ablasının Bağışı Kurtardı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/travma-sonrasi-bobrek-yetmezligi-gelisen-yonetmen-onurun-hayatini-ablasinin-bagisi-kurtardi-595698</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 08:35:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[gelişen]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[nakil]]></category>
		<category><![CDATA[önal]]></category>
		<category><![CDATA[onur]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[travmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Umman]]></category>
		<category><![CDATA[yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595698</guid>

					<description><![CDATA[<p>Travmalar, kas dokusundaki yıkımla birlikte böbrekleri susturabiliyor. Yaşanan bir kaza farkına bile varmadan hayatı diyaliz makinelerine bağlı hale getirebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travma-sonrasi-bobrek-yetmezligi-gelisen-yonetmen-onurun-hayatini-ablasinin-bagisi-kurtardi-595698">Travma Sonrası Böbrek Yetmezliği Gelişen Yönetmen Onur&#8217;un Hayatını Ablasının Bağışı Kurtardı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Travmalar, kas dokusundaki yıkımla birlikte böbrekleri susturabiliyor. Yaşanan bir kaza farkına bile varmadan hayatı diyaliz makinelerine bağlı hale getirebiliyor. Tıpkı 41 yaşındaki aksiyon sahneleri yönetmeni Onur Ozan Önal’ın yaşadıkları gibi… Altı yıl önce geçirdiği trafik kazası ve akabinde yaşadığı düşme sonrasında böbrek fonksiyonlarını kaybeden Önal, bir yıl boyunca diyaliz tedavisiyle yaşamını sürdürdü. Önal, böbreklerini hiç düşünmeden bağışlayan ablası Nalan Önal sayesinde yeniden hayata tutundu. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Veysel Umman ve ekibi tarafından gerçekleştirilen başarılı nakil operasyonunun ardından sağlığına kavuşan Onur, “Hayatın gerçek anlamını, sevdiklerim sayesinde yeniden öğrendim” dedi. </em></p>
<p>İstanbul’da yaşayan evli ve iki çocuk babası 41 yaşındaki Onur Ozan Önal’ın şikayetleri 2019 yılında yaşadığı trafik kazası sonrasında gelişmeye başladı. Ancak onu böbrek yetmezliğine götüren sebep yüksekten düştüğü o kaza oldu. Bu olay sonrasında böbrek fonksiyonlarını tamamen kaybeden Önal bir yıl boyunca diyaliz tedavisi gördü. Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Organ Nakli Merkezi Sorumlusu Doç. Dr. Veysel Umman ve ekibi tarafından gerçekleştirilen nakil ameliyatı drensiz şekilde tamamlanan Onur ameliyatın üçüncü, ablası Nalan ise ikinci gününde taburcu edildi.</p>
<p><strong>‘BÜYÜK TRAVMALAR VE BAZI İLAÇ TEDAVİLERİ DE BÖBREK HASARINA NEDEN OLABİLİYOR’</strong></p>
<p>Trafik kazaları, ağır travmalar veya kas ezilmeleri gibi durumlar böbreklerde ciddi hasara yol açabiliyor. Bu tür travmalar sonrası gelişen böbrek yetmezliğinin çoğu zaman geç fark edildiğine işaret eden Doç. Dr. Veysel Umman, bu nedenle travma, halsizlik veya ödem gibi belirtiler yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden böbrek fonksiyonlarını kontrol ettirmesi gerektiğini vurguları. Türkiye’de her yıl binlerce kişi böbrek yetmezliğiyle mücadele ederken, Onur’un hikayesinin bir kez daha organ bağışının ne kadar hayat kurtarıcı olduğunu hatırlattı. </p>
<p><strong>“BÖBREK FONKSİYONLARIMI TAMAMEN KAYBETTİM”</strong></p>
<p>Hastalığını ilk kez 2019 yılında trafik kazası sonrasında öğrendiğini söyleyen Onur Ozan Önal, yaşadığı süreci şöyle anlattı: “Kaza sonrasında halsizlik ve bitkinlik hissetmeye başladım. Yapılan muayenelerde ödemler nedeniyle nefrolojiye yönlendirildim. Tetkikler sonucunda vücudumda protein kaçağı olduğu, yani nefrotik sendrom teşhisi konuldu. Yaklaşık beş yıl boyunca tedaviler devam etti. Ancak çalışırken yaşadığım yüksekten düşme travması nedeniyle böbrek fonksiyonlarımı tamamen kaybettim ve diyaliz tedavisine başlamak zorunda kaldım. Diyaliz süreci oldukça zorluydu çünkü dört saat boyunca makineye bağlı kalıyorsunuz. Sürekli hareket halinde olmam gereken bir işim var, ancak bu süreç işime devam etmemi güçleştirdi. Bazen diyalize beş kilo fazla gidiyordum ve bayılacak kadar halsiz düşüyordum. Bu durum hem iş hem aile yaşamımı olumsuz etkiledi.”</p>
<p><strong> “BÜYÜK TRAVMALAR BÖBREKLERİ SUSTURABİLİYOR”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Veysel Umman, kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda genellikle enerji düşüklüğü, halsizlik, bitkinlik ve iştah kaybı görüldüğünü belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Hastamız da benzer şekilde yorgunluk ve enerji düşüklüğü şikayetleriyle başvurdu. Günlük yaşamına devam edebiliyordu ancak sürekli bir halsizlik hali vardı. Vericisi kız kardeşiydi. Kardeşler arasında genetik uyum genellikle daha yüksektir. Bu hastada da üç bölü altı uyum dediğimiz, risk açısından avantajlı bir eşleşme vardı.”</p>
<p>Doç. Dr. Umman, Önal’ın altı yıl önce geçirdiği trafik kazasının ardından hastanede tedavi gördüğünü, o dönemde ödem ve benzeri şikayetlerin başladığını belirtti. “Uzun dönem takiplerinde kronik böbrek yetmezliği teşhisi konulmuş. Böbrek fonksiyonları zamanla azalmış ve son bir yıldır diyaliz tedavisi alıyordu. Bu hasta özelinde, trafik kazası sonrasında ortaya çıkan bir böbrek yetmezliği söz konusu. Ancak genel olarak, büyük travmalar, deprem gibi kas ezilmesine yol açan durumlar veya bazı ilaç tedavileri de böbrek hasarına neden olabiliyor. Bu nedenle halsizlik, ödem, şişlik gibi belirtiler yaşayan kişilerin mutlaka böbrek fonksiyonlarını kontrol ettirmesi gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>“KAS DOKUSU PARÇALANDIĞINDA BÖBREK SÜZME FONKSİYONUNU YİTİRİYOR”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Umman, Onur Ozan Önal’ın yüksekten düşme travmasının da tabloyu ağırlaştırdığını belirterek, “Olay sonrasında yapılan tetkiklerde böbrek enzimlerinin çok yüksek olduğu ve böbreklerin artık çalışmadığı tespit edilerek diyaliz tedavisine başlanmış. Bu tablo, deprem gibi kas hasarı ve dokusal yıkıma neden olan durumlarda görülen böbrek hasarıyla benzerlik gösteriyor. Kas dokusu parçalandığında böbrek süzme fonksiyonunu yitiriyor ve tıkanma meydana geliyor” dedi.</p>
<p><strong>AMELİYAT ÖNCESİNDE 10 KİLO VERDİ</strong></p>
<p>Hastanın aynı zamanda obeziteyle de mücadele ettiğini belirten Umman, “Kilo fazlalığı nedeniyle operasyon öncesi yaklaşık üç buçuk aylık bir hazırlık süreci planladık. Hastamız bu süreçte 10 kilo vererek ameliyata hazır hale geldi. Obez hastalarda karın bölgesindeki yağlanma, böbreğin yerleştirileceği alana ulaşmayı ve damar bağlantılarını yapmayı zorlaştırabiliyor. Ayrıca kilo vermek diyabet riski açısından da büyük önem taşıyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>“TAM KAPALI BÖBREK NAKLİ İYİLEŞME SÜRECİNİ HIZLANDIRDI”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Umman, başarılı geçen operasyonun ardından alıcı ve vericinin kısa sürede taburcu olduğunu belirterek şunları söyledi: “Her iki hastamız da şu anda iyi durumda, böbrek fonksiyonları sağlıklı şekilde çalışıyor. Böbrek nakillerinde iyileşmeyi etkileyen en önemli faktörlerden biri kapalı ameliyat yöntemidir. Bu yöntem sayesinde vericide ağrı çok daha az görülür, yara iyileşmesi hızlı olur ve kişiler kısa sürede işine ve günlük yaşamına dönebilir. Bu hastamızda da benzer şekilde sorunsuz bir iyileşme süreci yaşandı. Organ yetmezlikleri ister böbrek ister karaciğer olsun, ülkemizde giderek artıyor. Bu nedenle organ bağışı bilincinin yaygınlaşması çok önemli. Canlı vericiler dışında kadavradan yapılan organ bağışlarının da artması, bu hastalar için hayat kurtarıcı olacaktır.”</p>
<p><strong>‘NAKİLDEN SONRA DAHA ÇOK AİLEME VE KENDİME YÖNELDİM’</strong></p>
<p>Geçirdiği başarılı ameliyatın ardından sağlığına kavuşan Önal bu süreçle birlikte hayata bakışının tamamen değiştiğini söyleyerek,  şunları anlattı: “Nakil sonrasında ise hayatım tamamen değişti. Nakilden önce daha çok iş ve dış dünya odaklıydım; nakilden sonra ise daha çok aileme ve kendime yöneldim. Bu süreçte elimden geldiğince bedensel olarak da daha sağlıklı, daha formda bir yapıya kavuşmaya çalıştım. Beslenmeme dikkat ediyorum, hareket ediyorum.”</p>
<p><strong>“HAYAT, SEVDİKLERİMİZLE BİRLİKTEYKEN GÜZEL”</strong></p>
<p>Kardeşine böbreğini bağışlayan Nalan Önal ise, “Kazadan sonra Onur aynı gün diyalize bağlandı. O an kardeşimi makineye bağlı görünce kararımı verdim. Çünkü hayat, sevdiklerimizle birlikteyken güzel. Diyalizin ne kadar yıpratıcı olduğunu biliyordum. Daha önce çevremde böbrek nakli olmuş kişiler vardı, bu nedenle ilk günden itibaren böbreğimi vermeye kararlıydım. Ameliyattan iki gün sonra taburcu oldum, kısa sürede normal hayatıma döndüm. İnsanlar korkmasın, bu süreç sanıldığı kadar zor değil. Zaten birçok kişi farkında olmadan tek böbrekle hayatına devam ediyor. Benim de hayatımda hiçbir değişiklik olmadı; yeme içmem, yürüyüşüm, iş performansım aynı şekilde sürüyor. En önemlisi, artık sevdiklerimle daha sağlıklı ve uzun bir ömür geçireceğim” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travma-sonrasi-bobrek-yetmezligi-gelisen-yonetmen-onurun-hayatini-ablasinin-bagisi-kurtardi-595698">Travma Sonrası Böbrek Yetmezliği Gelişen Yönetmen Onur&#8217;un Hayatını Ablasının Bağışı Kurtardı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplumsal travmalar seçmen davranışını etkileyebiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toplumsal-travmalar-secmen-davranisini-etkileyebiliyor-369998</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Apr 2023 11:16:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[davranışını]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[seçmen]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[travmalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=369998</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oy verme, mevcut seçenekler arasında bir tercih yapma, karar verme süreci olarak tanımlanıyor. Nöropolitika çalışmalarının seçmen davranışlarına odaklandığını belirten uzmanlar, duyguların karar verme sürecine etki eden önemli bir faktör olduğunu ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumsal-travmalar-secmen-davranisini-etkileyebiliyor-369998">Toplumsal travmalar seçmen davranışını etkileyebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Oy verme, mevcut seçenekler arasında bir tercih yapma, karar verme süreci olarak tanımlanıyor. Nöropolitika çalışmalarının seçmen davranışlarına odaklandığını belirten uzmanlar, duyguların karar verme sürecine etki eden önemli bir faktör olduğunu ifade ediyor. Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, yapılan araştırmalarda liberallerin yeniliğe ve belirsizliğe daha duyarlıyken, muhafazakarların daha yapılandırılmış ve kalıcı bilişsel özelliklere sahip olduğunun ortaya konduğunu söyledi. Çebi, deprem ya da terör saldırısı gibi büyük toplumsal travmaların seçmen davranışına yansıdığını ve mevcut hükümete yaklaşma ya da uzaklaşma yönünde eğilimlerin ortaya çıkabildiğine dikkat çekti.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji (İngilizce) Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, seçmen davranışlarını etkileyen faktörlerle ilgili değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Oy vermek bir karar verme sürecidir</strong></p>
<p>Oy vermenin önümüzdeki seçenekler arasında bir seçim yapmak yani karar verme süreci olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, “Oy verme bir akıl yürütme sürecidir. Biz psikologlar biliyoruz ki karar verme, çok katılımlı bir beyin aktivitesi gerektiren, üst düzey ve karmaşık bir bilişsel işlevdir. Olası fayda ve zararın hesaplanması, bir önceki kararın neticesini hafızada tutabilme ve bu sonuçlar doğrultusunda karar verme stratejilerini başarılı bir şekilde düzenleme becerisi gerektiriyor.” dedi.</p>
<p><strong>İnsan davranışının duygularla bağlantısı var</strong></p>
<p>Duygular dahil edilmeden düşünüldüğünde zihnin bir bilgisayar gibi çalışması ve elimizdeki verilerle tüm avantaj ve dezavantajları hesaplayan kusursuz bir işlem yapması gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, “Halbuki insan davranışını duygulardan bağımsız düşünmek mümkün değil.  Her ne kadar bin yıldan fazla bir zaman boyunca düşünürler akıl ve duygunun birbirinden ayrı olduğunu ve etkili karar verme davranışının ancak rasyonel düşünceyle mümkün olduğunu ifade etmiş olsalar da, 18’nci yüzyıl itibariyle psikoloji ve nörobilimin gelişmesiyle, emosyonların yani basitçe duyguların karar verme sürecine etki eden önemli bir faktör olduğu anlaşılmaya başlamış.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Nöropolitika çalışmaları seçmen davranışına odaklanıyor</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, siyasal nörobilim veya nöropolitika olarak tanımlanan alanın siyaset hakkında nasıl karar verdiğimize dair anlayışımızı geliştirmek için beyin yapısıyla işlevi hakkındaki nörobilimsel yöntemlerin ve teorilerin kullanımına odaklandığını söyledi ve sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu alan, bireysel insan psikolojisi ile politik davranış arasındaki etkileşime odaklanan politik psikoloji ile yakından bağlantılı. Politik nörobilim alanında çalışan araştırmacılar, EEG MRI ve fMRI gibi sosyal ve bilişsel sinirbilimde yaygın olarak kullanılan metodolojik yaklaşımları kullanıyorlar. Seçmen davranışıyla ilgili çalışmaların çoğu da ABD’de gerçekleştirilmiş. Bu çalışmalarda da çoğunlukla liberaller ile konservatifler yani muhafazakarları karşılaştırmışlar. Karar verirken liberaller yeniliğe ve belirsizliğe daha duyarlıyken, muhafazakarların daha yapılandırılmış ve kalıcı bilişsel özelliklere sahip olduğu gösterilmiş. 2011’de yapılan bir çalışmada muhafazakarların karar verirken limbik sistemde yer alan sağ amigdalanın etkisinde olduğunu ortaya koymuş. Buna karşılık liberallerin karar verme süreçlerinde daha çok bilgi, araştırma ve uzman görüşlerini dikkate aldıkları belirtilmiş. Liberaller risk alırken sol insula önemli ölçüde aktif olurken muhafazakârlarda sağ amigdalanın önemli ölçüde aktivite gösterdiği ortaya çıktı.”</p>
<p><strong>Amigdala korku merkezi olarak biliniyor</strong></p>
<p>Nörogörüntüleme çalışmalarının amigdaladaki daha büyük gri madde hacminin mevcut hiyerarşik sosyal yapıya destek ile ilişkili olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, “Büyük amigdala hacmine sahip kişilerin sosyal protestolara katılmaya pek de gönüllü olmadıkları görülmüş. Amigdala yıllardan beridir beynin korku merkezi olarak biliniyor. Hatta hayvanlar üzerindeki deneylerde amigdala bölgesine hasar verildiğinde korku şartlanması oluşturulamazsa ya da bu kısımdaki hücreler bir şekilde zarar gördüğünde kişilerde de korku duygusu oluşmayacağı tespit edildi. Elbette amigdala için sadece korku ve öfke gibi duygularda aktive olur denilemez fakat bu duygulara yanıt veren hücre paketleri amigdalada çok yoğun görülüyor. Güncel fMRI çalışmaları, pozitif duygularda da amigdala aktivasyonunun varlığını gösteriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Liberaller bilişsel çatışmalarla daha rahat başa çıkıyor</strong></p>
<p>Beynimizde anterior singulat korteks (ACC) adı verilen bilişsel kontrol, emosyon regülasyonu, rahatsız durumlarla başa çıkabilme, öz değerlendirme gibi işlevlerden sorumlu, ilkel tabir edebileceğimiz bir kortikal alanın mevcut olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, “Daha gelişmiş bir ACC, liberallerin belirsiz, yeni veya çelişkili bilgi veya durumlarla daha rahat başa çıkmasına olanak tanıyor. Liberallerin daha gelişmiş bir ACC’si olması amigdaladan gelen yüksek duygu aktivitesini düzenleyip azaltarak bu bilişsel uyumsuzluğu da azaltıyor. Tercih edilecek adayların yüzünün görülmesi, beynimizdeki ödül ve motivasyon ağlarının en temel alanlarından biri olan ventral striatumda artmış aktivasyon ile ilişkilendirilmiş. Bu da demek oluyor ki, tercih edilen adayları görmek, bir şekilde ödüllendirici etki yaratıyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Toplumsal travmalar seçmen davranışını etkileyebilir</strong></p>
<p>Deprem ya da terör saldırısı gibi büyük toplumsal travmaların bireylerde korku duygusunu işleyen beyin bölgelerini etkilediğini ve bu durumun da seçmen davranışına yansıdığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu davranış, mevcut hükümete yaklaşma yönünde de mevcut hükümetten uzaklaşma yönünde de gerçekleşebilir. Bireyler, hissettikleri korku duygusunun sorumluluğunu hükümetin dışındaki faktörlere yüklerlerse, mevcut yönetime doğru bir oy artışı olabilir. Eğer yaşanan travmayı mevcut yönetimle ilişkilendirirlerse bu sefer de muhalefete doğru bir kayma yaşanabilir. Sonuç olarak tüm bu çalışma sonuçlarını değerlendirdiğimizde aslında şunu anlıyoruz ki, politik karar verme süreçlerinde; beynin duygu ve afekti işleme (amigdala, insula), çatışmayı çözme ve duyguyu bilişle bütünleştirme (insula, anterior singulat korteks),daha üst düzey bilişsel işlemleme (prefrontal korteks) ve ödül işlemede (ventral striatum) rol alan pek çok bölgesinin dahil olduğu geniş bir nöral ağ katılımı var. Demek ki politik davranışları daha iyi çözebilmek için, rasyonel düşüncenin yanında duygusal ve motivasyonel süreçleri de göz önünde bulundurmamız gerekiyor.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumsal-travmalar-secmen-davranisini-etkileyebiliyor-369998">Toplumsal travmalar seçmen davranışını etkileyebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Akkuş, &#8220;Travmalar, paylaştıkça iyileşir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-akkus-travmalar-paylastikca-iyilesir-360743</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Mar 2023 17:05:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşir]]></category>
		<category><![CDATA[paylaştıkça]]></category>
		<category><![CDATA[travmalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=360743</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Kariyer Planlama ve Başarı Koordinatörlüğünce organize edilen “Kariyer Söyleşileri” kapsamında EÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından “Afetlerde İletişim” başlıklı bir söyleyişi gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-akkus-travmalar-paylastikca-iyilesir-360743">Dr. Akkuş, &#8220;Travmalar, paylaştıkça iyileşir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Kariyer Planlama ve Başarı Koordinatörlüğünce organize edilen “Kariyer Söyleşileri” kapsamında EÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından “Afetlerde İletişim” başlıklı bir söyleyişi gerçekleştirildi. Çevrimiçi olarak yapılan ve moderatörlüğünü Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü Arş. Gör. Ayşenur Akan’ın üstlendiği söyleşiye klinik Psikolog Dr. Koray Akkuş konuşmacı olarak katıldı. Söyleşide; 11 ili etkileyen ve çok sayıda can kaybına yol açan Kahramanmaraş merkezli depremlerinin ardından afetzedelere nasıl yaklaşılması gerektiği, travma kavramı ve etkileri ile travmatik olayları deneyimleyen bireylere yardım etme yolları gibi konularda bilgiler sunuldu. </p>
<p>Travmanın, ruhsal bir rahatsızlık anlamına gelmediğini dile getiren Dr. Koray Akkuş, “Travmatik olayların arkasından ortaya çıkan belirtiler, kişinin ruhsal rahatsızlık içerisinde olduğu, yardıma ihtiyacı olduğu ve bu belirtilerin ortadan kaldırılması gerektiği anlamına kesinlikle gelmez. Bu belirtiler, oldukça normaldir. Belirtiler, travmatik olayı yaşan kişilerde farklı derecelerde görülür ve bazen insanlar hiçbir şey yapmamasına rağmen belirtiler kendiliğinden ortadan kalkar. İletişim yanlışlıklarının en temel noktası budur. İnsanlar, bu durumun ortadan kaldırılması gereken bir sorun olduğunu düşünüyor ve bunu ortadan kaldırmak için çabalıyorlar. Bu durum ise travma yaşayan kişilerin uzun vadede bir zorluğa itilmesine neden oluyor” dedi.</p>
<p><b>         “Çocuklar ve yaşlılar daha çok etkileniyor”</b></p>
<p>Travmanın şiddetinin ve süresinin önemli olduğunu vurgulayan Dr. Koray Akkuş, “Travmanın şiddeti ve süresi ne kadar uzun olursa yaşattığı zorluk da o kadar fazla oluyor. İnsanlarla iletişim kurarken öncelikle yaşadığı travmanın şiddetini öğrenmek lazım. Yani tam olarak ne oldu, depremden nasıl etkilendi, bu önemli. Yaşanan travmatik olay çok uzun sürüyorsa kişide etki yaratma ihtimali çok daha fazla olacaktır. Travmatik olaylarda cinsiyet önemli. Travma sonrasında gelişen psikolojik zorluklar, kadınlarda daha yaygındır. Travmatik olaylarda yaş da önemli bir faktör. Çocuklar ve yaşlılar risk altında, orta yaş grup bu konuda biraz daha korunaklı. Yoksulluk ve eğitimsizlik, bütün psikolojik rahatsızlıklar için risk faktörü. Geçmiş travmalar,  bizi yeni travmalara karşı daha etkilenebilir kılıyor. Var olan psikolojik bir sorun ve yetersiz sosyal destek riski artırmaktadır. Stres faktörleri ne kadar çok ve koruyucu faktörleri ne kadar az ise kişi o kadar etkileniyor” diye konuştu.</p>
<p><b>“Önce güvenlik sağlanmalı”</b></p>
<p>Travmatik olaylar sonrası ilk olarak güvenliğin düşünülmesi gerektiğini dile getiren Dr. Akkuş, “İnsanlar travmatik olaylar yaşar ve ortaya çıkan belirtiler zamanla azalır fakat o belirlilerin azalması için kişinin kendini güvende hissetmesi lazım. Kısa sürede rutini ve istikrarı oluşturmak önemli. Yani travmatik olaylar, insanların hayatında yarılma yaratır. Ortaya çıkan bu yarılmaları kaldırmak için rutin ve istikrarı oluşturup, insanları teşvik etmeliyiz. Travma ve yaslar, diğer insanlarla paylaşılarak iyileşir.  Paylaşılmaması durumunda ilerideki ruhsal rahatsızlıkları için en önemli risk faktörlerinden biridir. Öz bakım önemli. Alkol ve madde bağımlılığından uzak durmak gerekiyor. İlk müdahale alanlarımızdan birisi bedenimiz olmalı; egzersiz, meditasyon nefes egzersizi gibi. Olayı yaşayan kişilerin can güvenliğinin sağlanması ve temel ihtiyaçlarının karşılanması gerekmektedir. Onların duygu durumlarına yardımcı olmamız lazım. Bunun için kişilere sosyal destek yaratılmalı. Kendi merak duygumuzu dizginleyip yaklaşmalıyız. Nasıl oldu, neredeydin, kaç saat bekledin gibi sorular sorulmamalı ve konuşmaları için zorlanmamalı. Onlara mağdur gözüyle bakıp daha çok etkilememek için normal rutinde hareket edilmeli” diyerek sözlerini noktaladı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-akkus-travmalar-paylastikca-iyilesir-360743">Dr. Akkuş, &#8220;Travmalar, paylaştıkça iyileşir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Travmalar uyku düzenini bozuyor, rüyalara girebiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/travmalar-uyku-duzenini-bozuyor-ruyalara-girebiliyor-355084</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Mar 2023 09:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozuyor]]></category>
		<category><![CDATA[düzenini]]></category>
		<category><![CDATA[girebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[rüyalara]]></category>
		<category><![CDATA[travmalar]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=355084</guid>

					<description><![CDATA[<p>Travmaların hem biyolojik hem de psikolojik olarak insana tamamen zarar veren bir durum olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen, travmanın ruhsal etkileri kadar fiziksel belirtilerle ortaya çıktığını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travmalar-uyku-duzenini-bozuyor-ruyalara-girebiliyor-355084">Travmalar uyku düzenini bozuyor, rüyalara girebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Travmaların hem biyolojik hem de psikolojik olarak insana tamamen zarar veren bir durum olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen, travmanın ruhsal etkileri kadar fiziksel belirtilerle ortaya çıktığını söyledi. Travma nedeniyle uyku düzeninin bozulabileceğini, kişi uykuya dalsa dahi rüyalarında sık sık travmatik olayı görebileceğini kaydeden Dr. Şen, travmalarda açıklanamayan bir halsizlik ve yorgunluk yaşanabileceğini belirtti. </strong></p>
<p><strong>Sosyal medya kullanımının travmayı daha da şiddetlendirebileceği uyarısında bulunan Dr. Firdevs Şen, sosyal medya ve haberlerin sınırlı sürelerde takip edilmesini tavsiye etti.</strong></p>
<p> </p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen, travmaların fiziksel etkilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Travmanın, biyopsikososyal olarak insana tamamen zarar veren bir durum olduğunu belirten Dr. Firdevs Seyfe Şen, travmanın ruhsal etkileri kadar fiziksel belirtilerle de ortaya çıkan bir süreç olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Sürekli travmayı düşünmek sıkıntıya yol açabilir</strong></p>
<p>Travmanın fiziksel etkileri olduğunu kaydeden Dr. Firdevs Seyfe Şen, “Yoğun bir sıkıntı hissi, nedeni açıklanamayan iç sıkıntısı travmanın önemli fiziksel etkilerinden biridir. Özellikle yeniden yaşantılıma denilen, sürekli olarak travmaya maruz kalmayı düşünmek, travmanın yarattığı etkileri düşünmek, bazen bu travmaya kişinin kendisi de fiziksel olarak maruz kalmış gibi düşünmesi o kişide yoğun bir sıkıntıya ve çarpıntıya neden olabilmektedir.” dedi. </p>
<p><strong>Uyku düzeni bozulabilir, halsizlik ve yorgunluk yaşanabilir</strong></p>
<p>Travma nedeniyle uyku düzeninin bozulabileceğini ifade eden Dr. Firdevs Seyfe Şen, “Uykuyu sürdürmek yoğun bir sıkıntı haline gelebilir. Travmanın çok belirgin fiziksel etkilerinden birisi, kişi uykuya dalsa dahi rüyalarında sık sık travmatik olayı görmesi durumudur. Açıklanamayan bir halsizlik, yorgunluk yaşanabilir. Evden çıkmak ve insanlarla iletişim kurmak çok zor gelebilir, her telefon çaldığında bir irkilme belirtisi gösterilebilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Sosyal medya kullanımı sınırlandırılmalıdır</strong></p>
<p>Sosyal medya kullanımının travma üzerinde etkileri olabileceğini kaydeden Dr. Firdevs Seyfe Şen, “Bu noktada sosyal medya, travmayı daha da şiddetlendirebilir. Sürekli travma ile ilgili haberler seyretmek kişiyi daha ağır travmatize edebilmektedir. Gündemden uzak kalmamak adına haberler bir süre takip edilmelidir fakat bu sürenin sınırlandırılması çok önemlidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Zamanında müdahale edilmeli</strong></p>
<p>Travmalara zamanında müdahalenin önemine işaret eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen, ciddi anlamda iştahsızlık, mide bulantısı, yoğun halsizlik, yapılacak işe karşı hiçbir şekilde motive hissedememe, uyku düzeninin bozulması, gün içinde sık sık çarpıntı ataklarıyla karşılaşılması gibi durumlarda mutlaka bir uzmandan yardım alınması gerektiğini vurguladı. Dr. Firdevs Seyfe Şen, sözlerini şöyle tamamladı: “Erken dönem olmasına rağmen önceden müdahale etmek ciddi anlamda faydalı sonuçlar yaratabilmektedir. Bilişsel davranışçı terapi, şema terapisi, EMDR terapisi şeklinde akut travmayla baş etmek için terapi yöntemleri bulunmaktadır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travmalar-uyku-duzenini-bozuyor-ruyalara-girebiliyor-355084">Travmalar uyku düzenini bozuyor, rüyalara girebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
