<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>toplumun | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/toplumun/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/toplumun</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Mar 2026 07:09:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>toplumun | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/toplumun</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Op. Dr. Devseren: Toplumun yüzde 40’ı baş ağrısı sorunu yaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/op-dr-devseren-toplumun-yuzde-40i-bas-agrisi-sorunu-yasiyor-621892</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Mar 2026 07:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[40]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[devseren]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[op]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621892</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baş ağrısı sorunu. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Nimet Özalp Devseren, toplumda en çok yaygın olan baş ağrısı tipleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/op-dr-devseren-toplumun-yuzde-40i-bas-agrisi-sorunu-yasiyor-621892">Op. Dr. Devseren: Toplumun yüzde 40’ı baş ağrısı sorunu yaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baş ağrısı sorunu. <span>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Nimet Özalp Devseren, toplumda en çok yaygın olan baş ağrısı tipleri hakkında bilgi verdi. </span></p>
<p><span>Özel ENTO Cerrahi Tıp Merkezi’nde görevli Devseren, “Baş ağrıları toplumda son derece yaygın bir problemdir. Dünya Sağlık Örgütüne göre toplumun yüzde 40’ı baş ağrısı sorunlarıyla uğraşıyor. Yaygın olmakla birlikte her başağrısı tipi aynı değildir. En sık görülen baş ağrısı problemlerini  ‘migren’ , ‘gerilim tipi baş ağrısı’ , ‘sinüs hastalıklarına bağlı baş ağrıları’ olarak sayabiliriz” dedi. </span></p>
<p><b><b>“7-10 Gün Arası Baş Ağrısı Çekiyorsanız Doktora Başvurun”</b></b></p>
<p><span>Op. Dr. Devseren, baş ağrısı rahatsızlığı çekenlerin özellikle 7 ila 10 gündür baş ağrısı çekiyorlarsa bir doktora başvurmaları gerektiği uyarısında bulundu. Ağrı tipleri ve belirtileri hakkında bilgi veren KBB Uzmanı Devseren şunları söyledi: “Migrendeki ağrı keskin zonklayıcı ve genellikle kafanın tek tarafını tutan ağrı ile karakterizedir. Baş ağrısı ile birlikte mide bulantısı, sürekli yorgunluk hissi, dengesizlik hissi, bulanık görme gibi semptomlar eşlik edebilir. Migren nörolojik bir altyapıya sahip, hatta genetik geçiş gösteren bir hastalıktır.” </span><span>Bir diğer baş ağrı tipinin gerilim tipi baş ağrıları olduğunu belirten Devseren, “Gün içinde tükettiğimiz yiyecek, içecek ile, rakım değişikliği ve stresten tetiklenebilen bir ağrı tipidir. Daha donuk, daha sızlayıcı, şakakları mengene ile sıkıyormuşsun gibi bir ağrı ile karaterizedir. Migren ile gerilim tipi, sinüs tipi baş ağrısının belirtileri birbirlerine benzeyebilir. Sinüs kaynaklı baş ağrıları öncesinde nezle, grip gibi viral bir hava yolu enfeksiyonu geçirilmiş oluyor.” şeklinde konuştu. </span></p>
<p><b><b>Baş Ağrısı Semptomları ve Tedavisi</b></b></p>
<p><span>“Ön yüzde bir dolgunluk, basınç hissi, öne eğilmekle ve yatmakla daha çok şiddetlenen bir baş ağrısı olur” vurgusunda bulunan Op. Dr. Nimet Devseren, “Bu baş ağrısı ile birlikte sinüs hastalıklarında çoğunlukla burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı, öksürük, koku alamama gibi semptomlar eşlik edebilir. KBB muayenesi, endoskopik bakılarla, sinüs tomografisi çekilerek ağrıda ayırıcı tanıya gidilebilir. Enfeksiyona bağlı olabilir, alerjik burun etlerine bağlı sinüsler havalanmıyor ve bası altında kalmış olabilir. Sinüslerin içinde mukus ve retansiyon kisti olacak denilen yer kaplayıcı ekstra lezyonlara bağlı sinüs problemi olabilir. Bu problemlerin bazıları ilaçla, bazıları ise cerrahi müdahale ile tedavi edilebilir.” açıklaması yaptı. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) </span></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/op-dr-devseren-toplumun-yuzde-40i-bas-agrisi-sorunu-yasiyor-621892">Op. Dr. Devseren: Toplumun yüzde 40’ı baş ağrısı sorunu yaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplumun Yarısı Dişlerini Günde İki Kez Fırçalamıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toplumun-yarisi-dislerini-gunde-iki-kez-fircalamiyor-619726</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 07:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Hekimi]]></category>
		<category><![CDATA[dişlerini]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[fırçalamıyor]]></category>
		<category><![CDATA[günde]]></category>
		<category><![CDATA[kez]]></category>
		<category><![CDATA[ortalama]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yarışı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619726</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağız sağlığına yönelik alışkanlıkları kapsamlı bir şekilde ortaya koymak üzere Ipsos Türkiye tarafından Sensodyne iş birliği ile gerçekleştirilen “Türkiye Ağız Sağlığı Haritası” araştırması, ülkenin ağız sağlığına dair güncel bir tablo sunuyor. Araştırma, tüketicilerin bildikleri ile uyguladıkları arasındaki farkı sayısal verilerle gözler önüne seriyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumun-yarisi-dislerini-gunde-iki-kez-fircalamiyor-619726">Toplumun Yarısı Dişlerini Günde İki Kez Fırçalamıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ağız sağlığına yönelik alışkanlıkları kapsamlı bir şekilde ortaya koymak üzere Ipsos Türkiye tarafından Sensodyne iş birliği ile gerçekleştirilen “Türkiye Ağız Sağlığı Haritası” araştırması, ülkenin ağız sağlığına dair güncel bir tablo sunuyor. Araştırma, tüketicilerin bildikleri ile uyguladıkları arasındaki farkı sayısal verilerle gözler önüne seriyor. </p>
<p><strong>İdeal fırçalama süresine uyanların oranı yalnızca yüzde 12</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün (DSÖ) önerdiği ideal diş fırçalama süresi 2 dakika* olmasına rağmen, katılımcıların yalnızca yüzde 12&#8217;si bu süreye uyuyor. Bunun yanında toplumun yarısı diş hekimlerinin önerdiği günde iki kez fırçalama rutinini uygulamıyor. Yüzde 30’u dişlerini günde yalnızca bir kez, yüzde 13’ü ise haftada 3-4 kez fırçalıyor. Nüfusun yüzde 6’sı ise dişlerini yalnızca sosyalleşeceği zaman fırçaladığını ifade ediyor. Bu tablo, ağız bakımının düzenli bir sağlık rutini olmaktan ziyade dönemsel bir “sosyal vitrin” davranışına dönüşebildiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Çürük dişler “acil ağrı” seviyesine gelene kadar erteleniyor</strong></p>
<p>Araştırmaya göre toplumun yüzde 25’i, yani her 4 kişiden 1’i, ağzında aktif ve tedavi edilmemiş bir çürükle yaşamını sürdürüyor. Aktif çürüğü bulunan kişilerin yüzde 76’sı son 3 aydır diş hekimine gitmediğini belirtirken, her 5 kişiden 1’i son 2 yıldır diş hekimi koltuğuna hiç oturmadığını ifade ediyor. Veriler, çürüğün çoğu zaman “acil ağrı” seviyesine gelene kadar ertelendiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>İlk diş hekimi ziyareti ortalama 16 yaşında gerçekleşiyor</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de yetişkinlerin diş hekimiyle ilk tanışma yaşı ortalama 16 olarak öne çıkıyor. Ancak ebeveynler, ağız sağlığı konusunda kendi yaşadıkları gecikmeyi yeni nesilde olumlu yönde kırıyor. Kendileri diş hekimiyle ortalama 16 yaşında tanışırken, bugün çocuklarını ortalama 7 yaşında diş hekimiyle tanıştırıyorlar. Ortalama 7 yaş büyük bir gelişme gibi görünse de bunun 1-2 yaşlara çekilmesi gerekiyor. Süt dişlerinin çıkmasıyla birlikte çocukların diş hekimiyle tanışması ve doğru bakım ritüeli kazanması büyük önem taşıyor. Öte yandan çocukların ağız bakımında florür farkındalığı da kritik bir rol oynuyor. Aileler çocukları için hala florürsüz diş macunlarına yönelme eğiliminde olsa da uzmanlar, çürük oluşumunu önlemede doğru dozlarda florür kullanımının başlıca faktör olduğunun altını çiziyor. İş çocuklara diş fırçalamayı sevdirmeye geldiğinde ise aromalar devreye giriyor: Satın alınan çocuk diş macunlarında ebeveynlerin yüzde 49&#8217;u açık ara &#8220;çilek&#8221; aromasını tercih ederken, onu yüzde 26 ile nane ve yüzde 21 ile karpuz takip ediyor.</p>
<p><strong>Bugüne kadar diş hekimine bir kez gitmiş olanlara baktığımızda ise yaklaşık yüzde 40’lık kesimin bir yıldan uzun süredir hiç diş hekimine uğramadığını görüyoruz. </strong>Diş hekimine gitmeme nedenleri arasında en çok ihtiyaç duyulmaması ve maliyet öne çıkarken, bu faktörleri diş hekimi korkusu ve zaman bulamamak izliyor. Bu tablo, yetişkinlerde koruyucu hekimlik refleksinin hala zayıf olduğunu ve diş hekiminin çoğunlukla kriz anında başvurulan bir çözüm noktası olarak konumlandığını gösteriyor.</p>
<p><strong>Diş hassasiyetini tedavi etmek yerine göz ardı ediyoruz</strong></p>
<p>Toplumda yaygın görülen ağız sağlığı sorunlarından biri olan diş hassasiyeti, günlük yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Hassasiyet en çok soğuk yiyecek ve içeceklerde hissedilirken; sıcak gıdalar ve tatlılar da başlıca tetikleyiciler arasında yer alıyor. Araştırma, bu sorunla başa çıkarken tedavi yöntemleri kadar, problemi göz ardı etme eğiliminin de yaygın olduğunu gösteriyor. Katılımcıların yüzde 41&#8217;i hassasiyet giderici macun kullanıp yüzde 36&#8217;sı diş hekimine başvururken; yüzde 35&#8217;lik kesim kalıcı bir önlem almak yerine, yalnızca sevdiği yiyecek ve içecekleri tüketmekten kaçınarak problemi hasıraltı etmeyi tercih ediyor.</p>
<p><strong>Ağız ve Diş Sağlığında Yeni Bilgi Kaynağı: Yapay Zeka</strong></p>
<p>Araştırma, toplumun ağız sağlığı konusunda kime güvendiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Yüzde 64’le diş hekimleri ezici bir üstünlüğe sahipken, toplumun yüzde 39’u bilgi almak için internet üzerinden araştırma yapmaya yöneliyor. Her dört kişiden biri ise eczacıların danışmanlığına güveniyor. Ancak araştırmanın en dikkat çekici çıktılarından biri dijitalleşen yeni neslin alışkanlıklarında gizli: Özellikle 18-25 yaş arası gençlerin ağırlıkta olduğu bir kesim (yüzde 9) için, ağız sağlığı hakkında yapay zekaya danışmak yükselen yeni bir trend olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><strong>Ağız sağlığı özgüveni doğrudan etkiliyor</strong></p>
<p>Toplumun yüzde 78&#8217;i ağız ve diş sağlığının özgüvenini doğrudan etkilediğini belirtiyor. Diş görünümünden kaynaklanan memnuniyetsizliklerin temelinde kozmetik kaygılar yatıyor; özgüveni en çok zedeleyen sorunların başında yüzde 50 oranıyla diş rengi ve yüzde 40 oranıyla diş dizilimi geliyor. Bu durum günlük rutinlere de yansıyor; dişlerin fırçalanamadığı bir günde tüketicilerin yüzde 74&#8217;ü kendini huzursuz ve rahatsız hissederken, yüzde 33&#8217;ü doğrudan özgüven eksikliği yaşadığını ifade ediyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumun-yarisi-dislerini-gunde-iki-kez-fircalamiyor-619726">Toplumun Yarısı Dişlerini Günde İki Kez Fırçalamıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hekim Birliği Başkanı Balcı, “Kadının Gücü Toplumun Gücüdür”</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hekim-birligi-baskani-balci-kadinin-gucu-toplumun-gucudur-618593</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2026 15:59:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[balcı]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[gücü]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[kadının]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618593</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hekim Birliği Başkanı Balcı, "Kadının Gücü Toplumun Gücüdür" dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hekim-birligi-baskani-balci-kadinin-gucu-toplumun-gucudur-618593">Hekim Birliği Başkanı Balcı, “Kadının Gücü Toplumun Gücüdür”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“8 Mart, yalnızca bir kutlama günü değil; emeğin, mücadelenin ve eşitlik arayışının sembolüdür” diyen Hekim Birliği Sendikası Genel Başkanı Dr. Hatice Çerçi Balcı, şu açıklamayı yayınladı, “Başta Türk kadını olmak üzere, hayatın her alanında varlığıyla toplumu güçlendiren tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü saygı ve minnetle selamlıyoruz. Türk kadını tarih boyunca sadece ailesinin değil, toplumun ve devletin de taşıyıcı gücü olmuştur. Kurtuluş mücadelesinde cephe gerisinde fedakârca çalışan, Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte bilimde, sanatta, eğitimde ve sağlıkta öncü roller üstlenen kadınlarımız; Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlara verdiği değer ve açtığı çağdaşlaşma yolunun en güçlü temsilcileri olarak bugün de aynı kararlılıkla ülkemizin geleceğini inşa etmeye devam etmektedir”</p>
<p><b>“Türk kadın hekimleri bu onurlu mücadelenin en güçlü temsilcilerindendir”</b></p>
<p>“Sağlık alanında görev yapan Türk kadın hekimleri ise bu onurlu mücadelenin en güçlü temsilcilerindendir. Gecesini gündüzüne katarak insan hayatını korumak için çalışan, şefkati ile bilimi birleştiren, zorluklar karşısında yılmadan görevini sürdüren kadın hekimlerimiz; yalnızca hastalarına değil, tüm topluma umut olmaktadır. Pandemiden afetlere, en zor zamanlarda dahi görevlerinin başında duran kadın hekimlerimizin emeği, özverisi ve mesleki onuru hepimiz için büyük bir gurur kaynağıdır. Bizler Hekim Birliği olarak biliyoruz ki; sağlık sisteminin güçlü olması, hekimlerin güçlü ve eşit şartlarda çalışabilmesiyle mümkündür. Kadın hekimlerimizin çalışma hayatında karşılaştığı zorlukların ortadan kaldırılması, mesleki saygınlıklarının korunması ve eşit fırsatlara sahip olmaları için mücadele etmeye devam edeceğiz. Kadınların emeğinin görünür olduğu, şiddetin ve ayrımcılığın olmadığı, eşitliğin ve adaletin hâkim olduğu bir gelecek umuduyla; başta fedakâr Türk kadın hekimleri olmak üzere, hayatın her alanında emek veren tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, sağlık, huzur ve başarı dolu bir gelecek diliyorum. Kadının gücü, toplumun gücüdür” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hekim-birligi-baskani-balci-kadinin-gucu-toplumun-gucudur-618593">Hekim Birliği Başkanı Balcı, “Kadının Gücü Toplumun Gücüdür”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kadın; toplumun direnci, geleceğidir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadin-toplumun-direnci-gelecegidir-618397</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 08:23:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[direnci]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğidir]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618397</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, kadının toplumun her katmanındaki belirleyici rolüne dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-toplumun-direnci-gelecegidir-618397">&#8220;Kadın; toplumun direnci, geleceğidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, kadının toplumun her katmanındaki belirleyici rolüne dikkat çekti. Başkan Büyükakın şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Kadın; evin sıcaklığı, toplumun direnci, geleceğin güvencesidir. O, bir medeniyeti kuran iradenin, bir toplumun ruhunu yoğuran emeğin ve insanın insana umut olmasını sağlayan merhametin adıdır. Tarih boyunca nice devrin yükünü omuzlayan, nice zorluğu yüreğiyle aşan kadınlarımız; cesaretin, sabrın ve adaletin yaşayan tanıklarıdır.</p>
<p>Bizim medeniyetimiz kadını, hayatın tam merkezinde konumlandırmıştır. Bilginin izini süren âlimlerden vatanı için mücadele eden kahramanlara, sanatıyla kalbe dokunanlardan öğretmenlik ederek geleceği inşa edenlere kadar kadın, her alanda toplumun ufkunu genişletmiş, milletimizin yolunu aydınlatmıştır. Bugün de bilimin, üretimin, sanayinin, sanatın ve siyasetin her sahasında başarılarıyla gurur kaynağımız olmaya devam etmektedir.</p>
<p>Ancak unutulmamalıdır ki, kadının değeri insan olarak taşıdığı hak ve onurla ölçülür. Şiddetin gölgesinden uzak, ayrımcılığın zincirlerini kırmış, huzurla nefes alan bir toplumun anahtarı kadına verilen saygıdadır. Kadınların haklarına sahip çıkmak; adaletin, vicdanın ve toplumsal olgunluğun en temel göstergesidir.</p>
<p>Bu kapsamda biz de Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olarak; kadınların toplumsal yaşama aktif katılımını artıran, aileyi koruyan, özgüveni büyüten çalışmaları kararlılıkla sürdürüyoruz.</p>
<p>Kadın ve Aile Hizmetleri Dairemiz bünyesinde faaliyet gösteren merkezlerimizde; eğitimden istihdama, girişimcilikten sağlıklı yaşama, psiko-sosyal destekten aile danışmanlığına uzanan geniş yelpazede projeler yürütüyor; hanım kardeşlerimizin potansiyellerini ortaya çıkaracak güçlü bir altyapı sunuyoruz. Kadın emeğini görünür kılan, yeteneklerini destekleyen, ihtiyaç anında yanında duran bir şehir oluşturmak için gece gündüz çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz ki güçlü kadın, güçlü aileyi; güçlü aile ise güçlü bir toplumu var eder. Ve kadın mutluysa o toplum da mutlu olur.</p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle; gönlümüzü iyilikle yoğuran, sabrıyla hayatı güzelleştiren, sevgisiyle dünyayı onaran tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum. Şehit ve gazi anneleri başta olmak üzere tüm kadınlarımıza huzur, sağlık ve bereketle dolu bir ömür diliyorum.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-toplumun-direnci-gelecegidir-618397">&#8220;Kadın; toplumun direnci, geleceğidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükakın: &#8220;Kadının olmadığı toplumun geleceği de yoktur&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyukakin-kadinin-olmadigi-toplumun-gelecegi-de-yoktur-613894</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 17:52:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Girişimciler]]></category>
		<category><![CDATA[kadının]]></category>
		<category><![CDATA[körfez]]></category>
		<category><![CDATA[olmadığı]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<category><![CDATA[yoktur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613894</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Körfezli kadın girişimciler ile bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-kadinin-olmadigi-toplumun-gelecegi-de-yoktur-613894">Büyükakın: &#8220;Kadının olmadığı toplumun geleceği de yoktur&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Körfezli kadın girişimciler ile bir araya geldi. Ülke olarak daha çok kadın girişimciye ihtiyaç duyduğumuzu belirten Başkan Büyükakın, “Çünkü kadının olmadığı bir toplumun geleceği de olmaz” dedi.</p>
<p><b>KATILIM YÜKSEKTİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kadın girişimcileri desteklemeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Büyükşehir Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Körfez Belediyesi ve Körfez Kent Konseyi Kadın Meclisi iş birliğiyle “Birlikte Yaşayan Kocaeli: Girişimde Güç, Dayanışmada İlham Programı” düzenlendi. Körfez Tütünçiftlik Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programa Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Körfez Belediye Başkanı Şener Söğüt, Büyükşehir Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Nagehan Malkoç, Körfez Kent Konseyi Başkanı Ahmet Önal, Körfez Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Zehra Coşkun Salih, yürütme kurulu üyeleri, kadın girişimciler, yerel üreticiler ve kooperatif temsilcileri katıldı.</p>
<p><b>“KADIN ÜRETİRSE TOPLUM GÜÇLENİR”</b></p>
<p>Programda konuşan Başkan Büyükakın, kadınların üretime katılımının önemli olduğunu ifade etti, “Toplumda kadınların sayısıyla erkeklerin sayısı yarı yarıya. Bu toplamın yarısı çalışmazsa ne olur? Bir üretiyorsanız, o bir olarak kalır. Diğer yarı çalışmaya başlarsa, o bir ürettiğimiz iki olmaz, ikiden daha fazla olur. Orada bir sinerji ortaya çıkar. Bu nedenle daha çok kadın girişimciye ihtiyacımız var. Türkiye’de, kadının iş gücüne, iş yaşamına katılma oranı giderek artmaya başladı. Hükümetimiz uyguladığı politikalarla kadının iş yaşamına katılmasını teşvik ediyor” dedi.</p>
<p><b>“TOPLUMUN GELECEĞİNİ ŞEKİLLENDİRİR”</b></p>
<p>Başkan Büyükakın girişimciliğin bir ekosistem olduğuna dikkat çekti, toplumun kalkınmasında kadınların rolünün belirleyici olduğunu ifade etti. Başkan Büyükakın sözlerini şöyle tamamladı: “Kadın yoksa o ülkenin geleceği de yoktur. Hayatın her noktasında kadınların katılımının artması, toplumları da olumlu yönde etkiler. Kadın hayatın her boyutunda kendi rengini katamıyorsa o toplumun rengi eksik kalmıştır. Biz birlikte Türkiye’yiz, bunu unutmayın. Her unsuruyla birlikte Türkiye’yiz ve geleceğin güçlü Türkiye’sini de hep birlikte inşa edeceğiz.”</p>
<p><b>BAŞKANLARDAN DESTEK VURGUSU</b></p>
<p>Şener Söğüt yerel yönetimler olarak kadın girişimcileri desteklemeye devam edeceklerini vurgulayarak programa katkı sunan tüm paydaşlara teşekkürlerini sundu. Ahmet Önal, “Genç Cumhuriyet’i daha ileriye taşımanın yolu, üretimden geçiyor” dedi. Zehra Coşkun Salih de yaptıkları çalışmaları anlattı, kadın girişimcilerin yanında olmayı sürdüreceklerini vurguladı.</p>
<p><b>ODAK GRUP ÇALIŞMALARI GERÇEKLEŞTİRİLDİ</b></p>
<p>Konuşmaların ardından program, odak grup yöntemiyle yürütülen masa çalışmalarıyla devam etti. Katılımcılar; girişimcilik süreçlerinde yaşanan yapısal sorunları, güncel sektör ihtiyaçlarını, destek ve eğitim beklentilerini ve yerel yönetimlerden taleplerini hem sözlü hem yazılı olarak paylaştı. Elde edilen çıktılar, kadın girişimciliğine yönelik stratejik planlama ve uygulamalara veri sağlayacak.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-kadinin-olmadigi-toplumun-gelecegi-de-yoktur-613894">Büyükakın: &#8220;Kadının olmadığı toplumun geleceği de yoktur&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye İklim Krizine Dair Daha Bilinçli Ama Hâlâ Hareketsiz!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiye-iklim-krizine-dair-daha-bilincli-ama-hala-hareketsiz-608963</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 11:27:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçli]]></category>
		<category><![CDATA[dair]]></category>
		<category><![CDATA[hala]]></category>
		<category><![CDATA[hareketsiz]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[klim]]></category>
		<category><![CDATA[krizine]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608963</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması 2025 Sonuçları Açıklandı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-iklim-krizine-dair-daha-bilincli-ama-hala-hareketsiz-608963">Türkiye İklim Krizine Dair Daha Bilinçli Ama Hâlâ Hareketsiz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yuvam Dünya Derneği, KONDA Araştırma aracılığıyla üst üste dördüncü kez gerçekleştirdiği Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması’nın 2025 sonuçlarını paylaştı. Araştırma, toplumun iklim krizine dair farkındalığının arttığını ancak bu  bilincin eyleme dönüşmesinde hâlâ yetersiz kalındığını ortaya koyuyor.</p>
<p>Bilinç Artıyor, Bilgi Eksikliği Sürüyor</p>
<p>Araştırmaya göre toplumun %45’i iklim krizi hakkında bilgisiz olduğunu ifade ediyor.<br />  İklim eğitimi alanların oranı yalnızca %8. Katılımcılar, en güvenilir bilgi kaynakları olarak okulları (%81), medyayı (%78) ve sivil toplum kuruluşlarını (%54) gösteriyor.</p>
<p>Toplum Farkında Ama Öncelikler Değişiyor</p>
<p>Toplumun %70’i iklim krizini kendi hayatı içinde tehlikeli olarak görse de, ekonomik ve sosyal sorunların bu aciliyeti gölgelediğini belirtiyor. %76’sı bireysel mücadelede enerji tüketimini azaltmanın ortak payda olduğunun farkında. Ayrıca çevreye duyarlı markaların tercih edilme oranı geçen yıla göre artış gösteriyor. Kağıt, cam ve plastik gibi atıklarda geri dönüşüm eğiliminin de güçlendiği görülüyor.</p>
<p>Toplum Devletin Öncülük Etmesini Bekliyor</p>
<p>Katılımcıların %93’ü devlet ve hükümetleri iklim kriziyle mücadelede sorumlu görüyor. Toplumun %73’ü ise özel sektörü iklim kriziyle mücadelede aktif bir rolde görmek istiyor. Gençler bireysel eylemlere daha fazla sorumluluk yüklüyor. Bu durum, Türkiye’de çözümün ancak ortak bir irade ile mümkün olabileceğine dair güçlü bir algıyı yansıtıyor.</p>
<p>Duyguların Dengesi: Endişe Yüksek, Umut Direniyor</p>
<p>Katılımcıların %77’si endişe, %53’ü çaresizlik, %45’i umut, %33’ü suçluluk hissediyor.<br />  Endişe hâlâ baskın duygu; ancak geçen yıla göre düşüşte. Bu düşüş, “duyarsızlaşma” değil, eylem için yeni bir duygusal denge arayışı olarak yorumlanıyor. Buna karşın suçluluk hissi, önceki yıla kıyasla artış gösteriyor.</p>
<p>Kadınlar ve Gençler İleri Dönüşümde Öncü</p>
<p>“İleri dönüşüm” kavramı henüz tam olarak yerleşmemiş olsa da, toplumun %48’i artık ileri dönüşüm yaptığını söylüyor. Kadınlar ve genç sosyal medya kullanıcıları bu dönüşümün öncüleri konumunda. Katılımcıların üçte ikisi, ileri dönüşümün iklim kriziyle mücadelede etkili olduğuna inanıyor.</p>
<p>Yuvam Dünya Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Pınar Kocabıyık:</p>
<p>“Yuvam Dünya olarak 2022’den bu yana Türkiye’ye aynı soruyu soruyoruz: “İklim krizini nasıl görüyorsunuz?” Bu sorunun yanıtı, yalnızca bugünü değil, geleceği de anlamamıza yardımcı oluyor. Çünkü toplumsal algı, değişimin hem barometresi hem de pusulası. Bu yılın sonuçları hem düşündürücü hem de yol gösterici. Toplumun neredeyse yarısı hâlâ kendini bilgisiz hissediyor. Endişe yüksek; çaresizlik ve suçluluk duyguları artıyor. Ama aynı zamanda umut veren gelişmeler de var: Gençlerin bilgiye daha hızlı erişmesi,eğitimin ve sosyal medyanın farkındalığı güçlendirmesi,ileri dönüşüm ve enerji tasarrufunun yaygınlaşması… Ve en önemlisi, Türkiye toplumunun büyük çoğunluğunun iklim krizinin çözümünde devletin, özel sektörün ve bireylerin birlikte sorumluluk alması gerektiğini düşünmesi. Bu yaklaşım, sürdürülebilir dönüşüm için çok değerli bir eşik.”</p>
<p>KONDA Araştırma ve Danışmanlık Genel Müdürü Aydın Erdem:</p>
<p>“Yuvam Dünya için gerçekleştirdiğimiz bu araştırma serisinin önemi büyük.</p>
<p>KONDA gibi toplumsal algıları uzun yıllar boyunca aynı yöntemle ölçen bir kurum olarak, başlangıçta az kişinin sahiplendiği birçok meselenin zamanla ülke genelinde önem kazandığını gözlemledik. İklim krizinin de bu yönde ilerlediğini görüyoruz. Bu durum hem toplumsal bir kazanım hem de araştırmacılar olarak bizim için gurur kaynağı.</p>
<p>Bugün iklim krizi, toplumun hayatında artık görmezden gelinemeyecek kadar büyük. Ancak konuya yaklaşım hâlâ parçalı: kimisi konuyu iyi bildiğini söylüyor, kimisi yüzeysel geçiyor, kimisi ise hâlâ bilgisiz. Eğitim, gençlik ve dijital dünyaya yakınlık bilgiyi artırıyor; yaş ilerledikçe ve gündelik hayattan kopuldukça farkındalık zayıflıyor. Tehlike algısında iki katman öne çıkıyor: İnsanların büyük bölümü iklim krizini kendi hayatı için de tehdit olarak görüyor, ancak neredeyse herkes gelecek nesillerin daha büyük risk altında kalacağına inanıyor. Yani bugünün kaygısı var, fakat yarının yükü daha ağır hissediliyor.”</p>
<p>Yuvam Dünya Derneği Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Levent Kurnaz:</p>
<p>“İklim değişikliğinin hayatımızı giderek daha fazla etkilediği bir dönemde yaşıyoruz.<br />  Artık bu meseleyi yalnızca bilim insanlarının raporlarında ya da uzak coğrafyalardaki felaketlerde değil; kuruyan göllerimizde, yaz ortasında yaşadığımız su kesintilerinde, orman yangınlarında, beklenmedik fırtınalarda doğrudan hissediyoruz. Ancak hepimiz biliyoruz ki iklim değişikliğinin etkileri kadar önemli olan bir diğer boyut da toplumların bu krizi nasıl algıladığıdır. Bu araştırma, Türkiye toplumunun iklim değişikliğine bakışını tüm açıklığıyla ortaya koyuyor.”</p>
<p>Sonuç</p>
<p>İklim krizi artık herkesin gündeminde. Ancak farkındalık, eyleme dönüşmedikçe tükenen gezegen değil, zamandır. Yuvam Dünya olarak bu dönüşüm zincirini tamamlamaya kararlıyız; çünkü biliyoruz ki iklim krizi ile mücadele için bir gün, artık bugün.</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-iklim-krizine-dair-daha-bilincli-ama-hala-hareketsiz-608963">Türkiye İklim Krizine Dair Daha Bilinçli Ama Hâlâ Hareketsiz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Komplo teorileri toplumun gerçekleri görmesini engelliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/komplo-teorileri-toplumun-gercekleri-gormesini-engelliyor-606953</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 08:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[eleştirel]]></category>
		<category><![CDATA[engelliyor]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleri]]></category>
		<category><![CDATA[görmesini]]></category>
		<category><![CDATA[komplo]]></category>
		<category><![CDATA[Komplo Teorileri]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[teorileri]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606953</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümünden Dr. Berat Dağ, komplo teorilerinin günümüzde toplumda hızla yayılmasının arkasındaki nedenleri ve etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/komplo-teorileri-toplumun-gercekleri-gormesini-engelliyor-606953">Komplo teorileri toplumun gerçekleri görmesini engelliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümünden Dr. Berat Dağ, komplo teorilerinin günümüzde toplumda hızla yayılmasının arkasındaki nedenleri ve etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Komplo teorileri aslında basit kurgular</strong></p>
<p>Komplo teorilerinin, karşılaşılan siyasi, iktisadi ve toplumsal sorunların teşhisi ve çözümü için üretilen basit kurgular olduğunu dile getiren Dr. Berat Dağ, “Dolayısıyla bu teoriler, herhangi bir olay ve sürece yönelik çok yönlü, derinlikli ve bütünlüklü bir değerlendirme yapılmasını gerektirmez. Yani komplo teorileri, genelde doğrulanamayan ve yanlışlanamayan iddialar toplamı olarak görülebilir. Buradan hareketle eleştirel bilinç düzeyi azalan toplumların bu tür indirgemeci, yüzeysel ve parçalı hazır cevaplara saplanması beklenir.” dedi.  </p>
<p><strong>Gerçek komploların üzerini örtmek için kullanılıyor</strong></p>
<p>“Komplo teorileri, aslında gerçek komploların üzerini örtmek için kullanılır.” diyen Dr. Berat Dağ, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu anlamda komplo teorileri üzerinden ifrat veya tefrite savrularak kitleleşen bireylerin inşa edilmesi söz konusudur. Bunun sonucunda aşırı edilgen veya etken bir konuma gelen birey ve toplumların özgün ve sürekli bir adalet mücadelesi vermesi çok güçleşir. Söz gelimi, bir bireyin dünyayı beş ailenin yönettiğine inanarak umutsuzluğa düşmesiyle birlikte en basit hak mücadelesini bile anlamsız bulması mümkündür. Bu da sürekli olarak eşitsizlik, baskı ve ötekilik üreten yapı ve etkileşim biçimlerinin kendini yeniden üretmesi için uygun zeminin hazırlanması anlamına gelmektedir.”     </p>
<p><strong>Güvensiz ve yalnız toplumlar komplo teorilerine daha açık</strong></p>
<p>Komplo teorilerine bilinçsiz, güvensizleşmiş, yalnızlaşmış ve kendisini çaresiz hisseden birey ve toplumların daha çok yöneldiğinin savunulabileceğini ifade eden Dr. Berat Dağ, “Yani esasen kimsenin kimseye güvenmediği toplumlarda tek başına kalan bireyler, karşılaştığı sorunları çözecek bilgi ve destekten mahrum kalır. Bu mahrumiyet hali de birey ve toplumların kendisini kısa vadede rahatlatacak yanıtları mutlak olarak görmesine neden olur. Elbette ki kısa vadede işlevsel olan bu yanıtların uzun vadede sorunların kaynağını derinleştirmekten öteye gitmeyeceği açıktır.” diye konuştu.           </p>
<p><strong>Komplo teorileri, toplumların gerçek sorunlarını görmesini engelliyor</strong></p>
<p>Komplo teorilerinin, bireysel ve toplumsal düzeyde iyi, doğru ve güzele yönelik olan kararların alınmasını engelleyeceğini kaydeden Sosyolog Dr. Berat Dağ, “Dünyada kıtlık, yoksulluk ve soykırım örnekleri hala devam etmektedir. Buna rağmen kitleler, bu sorunların temellerine yönelik olarak çözüm yolları aramaktansa farklı etnisite, dini yaşam biçimi veya cinsel tercihe saldırmayı seçmektedir. Örneğin, bir toplumsal kriz derinleştiğinde birey ve topluluklar emperyalist-kapitalist eşitsizlikler üzerine hiç araştırma yapmadan direkt göçmenleri, dindarları veya eşcinselleri bunun sorumlusu ilan edebilmektedir. Bu da bu tip krizlerin daha da derinleşmesi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla komplo teorileri, azınlıkta kalan imtiyazlı sınıf ve kimliklerin çıkarları için birey, topluluk ve toplumları bilinçli bir şekilde yanlış güdüler diyebiliriz.” şeklinde konuştu.      </p>
<p><strong>Medya ve dijital platformlar komplo teorilerinin en hızlı yayılma alanı</strong></p>
<p>Komplo teorilerinin, en hızlı ve etkili bir şekilde medya ve dijital platformlarda yaygınlaştığına dikkat çeken Dr. Berat Dağ, “Aslına bakılırsa bu platformlar, geniş katılımcı ağlarının serbestçe hızlı etkileşimler kurmasını sağlayan teknolojik bir mahiyeti haizdir. Fakat bu olumlu özellikler, tam tersine de dönebilecek bir ihtimali içerir. Özellikle eleştirel medya okur yazarlık düzeyi düşük toplumlarda hiçbir teyit almadan medyada yer alan kutuplaştırıcı teorilerin güvenilir ve geçerli sayıldığı örnekler çoktur. Bu saikle medya ve dijital platformları komplo teorilerini yaygınlaştırabilecek ve önleyebilecek bir imkân olarak değerlendirmek makuldür.” ifadesinde bulundu.  </p>
<p><strong>Toplumda “komplo teorisi okuryazarlığı” nasıl geliştirilebilir?</strong></p>
<p>Komplo teorilerine karşı bütünlüklü bir mücadele inşa etmenin çok önemli olduğunu söyleyen Dr. Berat Dağ, “Somut bir ifadeyle aile, din, eğitim, medya, iktisat ve siyaset kurumlarının eşgüdümlü bir şekilde bireylere komplo teorilerine karşı bilinç kazandıracak dönüşümler geçirmesi anlamlıdır. Bu noktada her bireyin çocukluk sürecinden itibaren öne sürülen dayanaksız iddiaları derinlikli bir biçimde sorgulama alışkanlığı edinmesi gerekmektedir. Bir toplumda soğukkanlı, itidalli ve eleştirel bakış açıları arttıkça komplo teorilerinin etkisinin azalacağını savunmak söz konusudur.” dedi.  </p>
<p><strong>Bilimsel bilgi ile toplum arasındaki kopukluk komplo teorilerini güçlendiriyor</strong></p>
<p>Komplo teorilerini etkisizleştirebilen bilimsel bilgilerin toplumsal anlamda yeterince yaygınlık kazanmamasının birçok nedeni olduğuna işaret eden Dr. Berat Dağ, “Burada öncelikle bilimsel yapıların da parçalı olduğunu görmek kritiktir. Bugün hala hamasi ve üstenci biçimleriyle birlikte toplumdan kopuk kapalı bir devre halinde süreklileşen bilimsel kurumlar mevcuttur. Yine diğer toplumsal kurumların eşgüdümlü bir şekilde komplo teorilerine karşı gerekli tedbirleri almaması da bir sorundur. Zira yaşamının her aşamasında komplo teorilerine karşı donanım edinemeyen bireylerin bilimsel bilgilerle sağlam etkileşimlere girme oranı düşecektir. Hülasa bilimsel bilgi ile toplum arasında organik bir bağ kurulamadığında komplo teorilerinin etkisinin artması mümkündür.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Eleştirel düşüncenin güçlenmesi komplo teorilerine karşı en etkili koruma</strong></p>
<p>Bütün toplumsal kurumların bağımsız, çok yönlü, dengeli, derinlikli ve bütünlüklü bir eleştirel düşünce bağlamında düzenlenmesinin, komplo teorilerinin önlenmesine katkı sağlayabileceğini de dile getiren Dr. Berat Dağ, “Buna binaen her bir bireyin eleştirel bir şekilde aile ilişkileri, dini yaşamı, eğitim aşamaları, medya etkileşimi, iktisadi eylemleri ve siyasi tercihlerini şekillendirebilmesi çok faydalıdır. Böylelikle birey, topluluk ve toplumların komplo teorilerini hakikat olarak görüp bu teoriler bağlamında yıkıcı eylemlere girmesi engellenebilecektir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/komplo-teorileri-toplumun-gercekleri-gormesini-engelliyor-606953">Komplo teorileri toplumun gerçekleri görmesini engelliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güçlü Aile ve Güçlü Toplumun Yol Haritası İnegöl&#8217;de Çizildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/guclu-aile-ve-guclu-toplumun-yol-haritasi-inegolde-cizildi-598283</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Dec 2025 11:51:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çalıştayı]]></category>
		<category><![CDATA[çizildi]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[haritası]]></category>
		<category><![CDATA[inegöl]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[negöl]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598283</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi, tüm dünyanın kronik sorunu olarak görülen aile kurumundaki çöküşe ilişkin harekete geçti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guclu-aile-ve-guclu-toplumun-yol-haritasi-inegolde-cizildi-598283">Güçlü Aile ve Güçlü Toplumun Yol Haritası İnegöl&#8217;de Çizildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi, tüm dünyanın kronik sorunu olarak görülen aile kurumundaki çöküşe ilişkin harekete geçti. Bursa ve İnegöl ölçeğinde konunun uzmanları, akademisyenler ve aile kurumuna dair paydaşların yer aldığı “Güçlü Aile Güçlü Toplum” çalıştayı geçekleştirildi. 7 ayrı masada 7 konuda masaya yatırılan aile konusunda yol haritası olacak sonuçlar için istişareler yapıldı.</p>
<p>İnsan odaklı belediyecilik anlayışıyla hareket eden ve sadece projelerle değil, toplumun sorunlarına ışık tutacak çalışmalarıyla da öne çıkan İnegöl Belediyesi, aile kurumunu merkeze alan özel bir organizasyona imza attı. İnegöl Belediyesi öncülüğünde toplumun temel yapı taşı kabul edilen ailede yaşanan sorunlara çözüm üretmek adına “Güçlü Aile Güçlü Toplum” çalıştayı düzenlendi. Akademisyenler, ilgili Bakanlıkların temsilcileri, belediyelerden temsilciler, İnegöl Belediye Meclisi Kadın ve Aile Komisyonu Üyeleri, kamu kurumlarından temsilciler, Kent Konseyi ve STK’lardan temsilciler ile engelli yakını ailesi ile şiddet mağduru vatandaşlardan oluşan çalıştay grubu, bugün 7 ayrı başlık altında oluşturulan 7 masa etrafında bir araya geldi.</p>
<p>7 AYRI KONU BAŞLIĞI ELE ALINDI<br />İnegöl Kaymakamı Eren Arslan, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bursa İl Müdürü Faruk Uysal’ın da katıldığı çalıştay, Royal Otelde gerçekleştirildi. Çalıştayda; Aile içi iletişim ve psikolojik destek, Çocuk ve gençlerin desteklenmesi, Toplumsal değişme-kadın erkek eşitliği, Aile ekonomisi ve istihdam, Yaşlılar ve engellilere yönelik hizmetler, Yerel hizmetlerin iyileştirilmesi ve Güçlü aile güçlü toplum konuları ele alındı.</p>
<p>BELEDİYELER İNSAN İÇİN VAR<br />Çalıştay açılışında konuşan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, konunun önemine ve İnegöl Belediyesi’nin bu noktada üstlendiği sorumluluğa dikkat çekti. Başkan Taban, şöyle konuştu: “Çalıştayımız kapsamında aile özelinde konu ve konu başlıkları belirlendi. Her masada ayrı bir konu çalıştay için irdelenecek. Bunların raporları çıkarılacak. Bu konuda açıkçası Belediye neden bir çalışma yapıyor diye de düşünülebilir. Bence belediye insan için var. İnsan için bu şehri kuruyoruz. Kurduğumuz şehri yaşatmak için çabalıyoruz, eksiklerimizi gideriyoruz, insanların beklentilerini bu şehirde hayata geçirmeye çalışıyoruz. Ve biz her bir ferdin sağlıklı olmasını istiyoruz. Sağlıklı birey, sağlıklı toplum, sağlıklı ülke olması noktasında ailemizi önemsiyoruz.”</p>
<p>AİLEYE ÇOK CİDDİ SALDIRI VAR<br />“Aile yapısına çok ciddi bir saldırı var dünyada. Bu saldırıyı görüyoruz. Özellikle ailelerin dağıldığını, çok kolay boşanmaların gerçekleştiğini ya da aile içerisinde birbirini çok seven, sayan insanların çok uzaklaştığını görüyoruz. Artık bilişim çağındayız diyoruz, bunun da getirdiği dezavantajlar oluyor. İntiharlar olduğunu görüyoruz. Genç, yaşlı, orta yaşlı kişiler… Bunlara sadece üzülmek yetmiyor, sebeplerini bulmamız gerekiyor. Yine çok acı şekilde yaşlı insanların evlerinde vefat ettiği, ölümlerinden birkaç gün sonra tespit edildiğini görüyoruz. Önce evler ayrıldı, sonra uzaklaşıldı. Birlikteliklere ihtiyacımız var. Ama aksine daha fazla kopuşlar olduğunu görüyoruz. Evlerimizde çocukların odalarına çekildiğini, evin içinde dahi uzaklaşıldığını görüyoruz.”</p>
<p>TOPLUMUN HUZURU, AİLENİN HUZURUNA BAĞLI<br />“İnegöl Belediyesi olarak veriler tutuyoruz. Veriler bizlere zaten görmemiz gerekeni gösteriyor. Örneğin İnegöl’de geçen yıl 2109 kişi evlendi, boşanan kişi sayısı ise 550. Boşanmaların çok sudan sebeplerle gerçekleştiğini görüyoruz. Ortada parçalanmış aileler, zor durumda olan evlatlar… Bunların onarılabilmesi adına da hepimizin varsa yaptığı hatalar, yanlışlar buralardan dönebilmek adına biz bu noktada aileyi korumak, sorunları önlemek için bugün bu çalıştayı düzenledik. Toplumun huzurunun ailenin huzuruna bağlı olduğunu düşünüyoruz.”</p>
<p>BİZİ BİZDEN DAHA İYİ TANIYAN BİR KARŞI TARAF VAR<br />“Ailenin çökmesi, bu ülkenin çökmesi demektir. Dünyada şu an öyle bir saldırı var ki. En başta bu internet ağını dünyaya kurdular. Dünyayı bir ağ haline getirdiler. Bu ağ ile birlikte elimize birtakım cihazlar vererek bu ağ içerisinde kalmamızı sağladılar. Burada aslında birinci amaç insanlara bir şeyler pazarlamak. Ancak bununla da sınırlı kalmıyor. Bizim teknolojik aletlerle yaptığımız her şey bir ayak izi bırakıyor. Bu ayak izinden de bizi bizden daha iyi tanıyan bir karşı taraf oluştu. Buralardan saldırarak aileleri parçalamaya, kendi pazarlarını ayakta tutmaya devam edenler var. Bizim uyanık olmamız lazım. İnşallah buradan çıkacak sonuçlar da sizlerin destekleriyle vücut bulacaktır. Ben çok güzel sonuçlar elde edeceğimizi umuyorum.”</p>
<p>AİLE YER YÜZÜNDEKİ EN ESKİ, EN KÖKLÜ VE EN KIYMETLİ MÜESSESE<br />Başkan Taban’ın ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bursa İl Müdürü Faruk Uysal kürsüye gelerek bir konuşma yaptı. Ailenin yer yüzündeki en eski, en köklü ve en kıymetli müessese olduğuna dikkat çeken Uysal, “İnsanlığın ilk yuvası, kültürümüzün ilk mektebi, değerlerimizin ilk durağıdır. Sevginin mayasıyla yoğurulmuş, fedakarlıkla inşa edilmiş bir vatandır aile. İnegöl Belediyemizin öncülüğünde yapılan aile çalıştayı da tam olarak bu mukaddes kuruma sahip çıkmak, onu anlamak, geleceğe daha güçlü şekilde taşımak için atılmış önemli bir adımdır. Bizler de Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü olarak aileyi daha güçlü kılmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Birlikte daha güçlü bir aile ve daha güçlü bir toplum inşa edeceğimize inancımız tamdır” dedi.</p>
<p>AİLE, DEVLETİN GELECEĞİ İÇİN DE KIYMETLİ VE STRATEJİK BİR KONU<br />Kaymakam Eren Arslan da kürsüde yaptığı konuşmada bu kıymetli çalışma için emeği geçen herkese teşekkür etti. Ailesi güçlü olan toplumların yaşadıklarıyla, ailesi bize göre daha zayıf toplumların yaşadıklarının görüldüğüne dikkat çeken Kaymakam Arslan, “Bugün önümüze gelen neredeyse bütün sorunların kaynağında aile kurumunun sağlıklı olmaması veya bozulmasının neticeleri olarak görüyoruz. Biz geleneksel değerleriyle yaşayan bir toplumuz. Bugün artık uzayda yerleşmenin konuşulduğu bir çağı yaşıyoruz. İki dünya arasında bir sarkaç gibi gidip gelen ve nerede tutunacağını bilemeyen bir durumdayız. Örneğin geçmişte evlilik yaşı çok daha erken iken bugün erkeklerde 29, kadınlarda 26’ya ulaşmış. Yaş ilerledikçe de aile kurumunun kurulması zorlaşıyor. Göçler, kentleşme, dijitalleşme birçok sebep bunu aslında tetikliyor. Ama aile ne kadar geç kuruluyorsa o ailenin bütün değerlerinin oluşumu da o kadar sorunlu hale geliyor. Bunu boşanma rakamlarından görüyoruz. Yine Nüfusumuz giderek yaşlanıyor. Doğurganlık hızımız da düşüş eğiliminde. Yani aile kurulamazsa nüfus artmaz, nüfus artmazsa devletin ve milletin geleceği tehlikeye düşer. O kadar kıymetli ve stratejik bir konu. Devletimiz de en üst hassasiyetle bu konunun farkında. 2025 yılı aile yılı ilan edildi. Yapılan çok güzel çalışmalar var. Hepsi bu amaç için atılan adımlar” diye konuştu.</p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından 7 ayrı masada alanında uzman isimler tarafından 7 konuda istişareler yapıldı. Çalıştayın sonuç bildirgesi de ilerleyen dönemde açıklanacak.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guclu-aile-ve-guclu-toplumun-yol-haritasi-inegolde-cizildi-598283">Güçlü Aile ve Güçlü Toplumun Yol Haritası İnegöl&#8217;de Çizildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Pehlivan: Kadın, medeniyetin temelidir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-pehlivan-kadin-medeniyetin-temelidir-594684</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 08:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Yönelik Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyetin]]></category>
		<category><![CDATA[menemen]]></category>
		<category><![CDATA[Menemen Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[pehlivan]]></category>
		<category><![CDATA[temelidir]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594684</guid>

					<description><![CDATA[<p>25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü, Menemen'de anlamlı etkinliklere sahne oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-pehlivan-kadin-medeniyetin-temelidir-594684">Başkan Pehlivan: Kadın, medeniyetin temelidir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü, Menemen&#8217;de anlamlı etkinliklere sahne oldu. Yürüyüş ve salon programına eşi Filiz Pehlivan ile birlikte &#8220;Öldüren sevgi istemiyoruz&#8221; yazılı dövizi taşıyarak katılan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, &#8220;Kadın, bir ailenin kalbi; bir toplumun taşıyıcısı; bir medeniyetin temelidir. Kadına yönelik şiddet ise yalnızca bir kişiye değil, bütün bir topluma yapılmış en büyük haksızlıktır.&#8221; dedi.</i></b></p>
<p>Menemen yalnızca açılışların değil, farkındalık etkinliklerinin ve güçlü toplumsal mesajların da merkezi olmaya devam ediyor. Bu kapsamda 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü, Menemen&#8217;de düzenlenen yürüyüş ve ardından gerçekleşen bilgilendirme toplantısıyla, güçlü bir mesaja dönüştü. Menemen Kadın Danışma Merkezi önünden başlayan yürüyüşe, Menemenli kadınlar ve erkekler tek ses olarak bir arada katıldı. Eşi Filiz Pehlivan ile birlikte yürüyüşe katılan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, &#8220;Öldüren sevgi istemiyoruz.&#8221; ve &#8220;Kadına şiddet, insanlığa ihanet&#8221; yazan dövizleri taşıdı.</p>
<p><b>Kadınlar, şiddete karşı bilgilendirildi</b></p>
<p>Alkışlı yürüyüş, Menemen Belediyesi önüne dek sürerken, günün ikinci programı ise Menemen Belediye Meclis Salonu&#8217;nda gerçekleştirildi. Menemen Belediye Meclis Üyeleri Av. Nevin Öztabak Yıldırım ve Av. Safiye İrem İncesu&#8217;nun 6284 Sayılı Kanun kapsamında Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele hakkında sunum yaptığı programda Polis Memuru Merve Ulusu da, &#8220;Şikayet Başvuru Süreci Nasıl İşler?&#8221; konulu sunum gerçekleştirdi. Menemen Sosyal Hizmet Müdürlüğü İşleyişi ve ŞÖNİM sunumunun da yapıldığı toplantıda, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan farkındalık mesajı verdi.</p>
<p><b>&#8220;Kadın, medeniyetin temelidir&#8221;</b></p>
<p>Başkan Pehlivan, &#8220;Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde, toplumun vicdanını en derinden yaralayan bir meseleye karşı; kadınlarımızın onurunu, hayatını ve geleceğini savunmak için bir aradayız. Kadın, bir ailenin kalbi; bir toplumun taşıyıcısı; bir medeniyetin temelidir. Kadına yönelik şiddet ise yalnızca bir kişiye değil, bütün bir topluma yapılmış en büyük haksızlıktır. Bir kadının gözyaşı hepimizin sorumluluğudur. Bir kadının çığlığı hepimizin vicdanına dokunur ve bir kadının güvenliği bu şehrin en temel görevidir. Kadınlarımızın hayatına, onuruna ve huzuruna uzanan her elin karşısında durmak; yalnızca devletin değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak görevidir. Biz de Menemen’de bu sorumluluğun farkındayız. Kurumlarımızla, STK’larımızla, muhtarlarımızla ve kadınlarımızın güçlü dayanışmasıyla bu mücadeleyi birlikte veriyoruz.&#8221; dedi.</p>
<p><b>&#8220;Konuşmaktan, fark etmekten, duyurmaktan asla vazgeçmemeliyiz&#8221;</b></p>
<p>Etkinlikte konuşan Filiz Pehlivan ise, &#8220;Bugün, yalnızca bir anma değil; farkındalığımızı, duyarlılığımızı ve kararlılığımızı tazelediğimiz bir gündür. Kadına yönelik şiddet; sadece kadınların değil, ailelerin, toplumun ve insanlığın yarasıdır. Bu acı, hiçbir kültürde, hiçbir inançta, hiçbir vicdanda kabul edilemez. Şiddet, bahane değil; mücadele edilmesi gereken bir gerçektir. Her kadın; evinde, işinde, sokakta, hayatın her alanında güven içinde yaşama hakkına sahiptir. Kadının onuru, mutluluğu, sağlığı ve özgürlüğü, toplumun ortak sorumluluğudur. Bizler de bu sorumluluğu paylaşmak ve güçlendirmek zorundayız. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi; yalnızca hukuki yaptırımlarla değil, eğitimle, bilinçle, dayanışmayla ve güçlü toplumsal destekle mümkündür. Konuşmaktan, fark etmekten, duyurmaktan ve el uzatmaktan asla vazgeçmemeliyiz.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-pehlivan-kadin-medeniyetin-temelidir-594684">Başkan Pehlivan: Kadın, medeniyetin temelidir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyetimiz 102 yaşında!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cumhuriyetimiz-102-yasinda-587316</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 17:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[birlik]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyetimiz]]></category>
		<category><![CDATA[eşit]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<category><![CDATA[yaşında]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587316</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarihçi Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, Cumhuriyet’in kuruluşunun 102. yılına ilişkin yaptığı değerlendirmede, Cumhuriyet’in en büyük kazanımının, halka inanç, cinsiyet veya köken ayrımı olmaksızın “eşit yurttaşlar olma” bilincini kazandırması olduğunu vurguladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cumhuriyetimiz-102-yasinda-587316">Cumhuriyetimiz 102 yaşında!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tarihçi Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, Cumhuriyet’in kuruluşunun 102. yılına ilişkin yaptığı değerlendirmede, Cumhuriyet’in en büyük kazanımının, halka inanç, cinsiyet veya köken ayrımı olmaksızın “eşit yurttaşlar olma” bilincini kazandırması olduğunu vurguladı. </strong></p>
<p><strong>Geçmişle kavga etmek yerine geleceğe odaklanmak gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Öncelikle geçmişte horoz döğüşü yapmak yerine yönümüzü ânâ ve geleceğe dönmeliyiz. Bugün tüm farklı kesimlerin birlik ve dayanışmasıyla ancak vatanımızı daha güvenli ve refah içinde bir yuva hâline getirebileceğimizi unutmamalıyız.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, Cumhuriyet’in kuruluşunun 102. yılına ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p><strong>Ülkenin tüm vatandaşları eşittir!</strong></p>
<p>“Cumhuriyet’in en büyük kazanımı, aynı vatanda yaşayan bütün halk kitlesine ‘eşit yurttaşlar olma’ duygusunu kazandırmış olmasıdır.” diyen Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Yurttaşlık bilinci, hangi toplumsal kimliklere sahip olursak olalım, hepimizin eşit haklara sahip bireyler olduğumuzun farkında olmak demektir. Yani inancımızdan, cinsiyetimizden, soyumuzdan ya da gelir düzeyimizden bağımsız olarak, bu ülkenin tüm vatandaşları eşittir. Bu eşitlik bilincinin toplumsal düzeyde yerleşebilmesi ise Cumhuriyet’in ilanıyla mümkün olmuştur. Bu yönüyle Cumhuriyet’in kuruluşu, yalnızca bir yönetim biçimi, rejim değişikliği değil, halkın kendi gücünün farkına vararak kaderini tayin etme cesaretini kazandığı tarihsel bir dönüm noktasıdır.”</p>
<p><strong>Toplumun yapısal temelleri yeniden inşa edildi</strong></p>
<p>Cumhuriyet’in kuruluş sürecinin, ülke tarihindeki en büyük toplumsal kırılmalardan biri olduğunun söylenebileceğini dile getiren Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Çünkü bu süreç ülkenin geçmişindeki en köklü toplumsal ve siyasal dönüşüm anlarından biridir. Sadece monarşiden cumhuriyete geçişi değil, toplumun yapısal temellerinin yeniden inşasını da ifade eder. Cumhuriyet öncesi devirde diğer tüm imparatorluk formlarında olduğu gibi bizde de toplumu oluşturan bireylerin siyasal aidiyeti hanedana ve dine dayalı bir hiyerarşiye yönelikti. Cumhuriyet’le birlikte bu aidiyetin yerini halkın iradesi, yani ‘hakimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olduğu’ anlayışı aldı. Böylece birey-devlet arasındaki ilişkide tam anlamıyla bir paradigma dönüşümü yaşandı. Osmanlı’nın 600 yıllık kadim geleneğinde yaşanan bu kırılma, doğal olarak yeni ulus devletin, Türkiye’nin siyasal kültürünü, toplumsal değerlerini ve kimlik algısını da yeniden şekillendirdi.” dedi.</p>
<p><strong>Cumhuriyet fikri toplumunun tüm kesimlerinde</strong> <strong>sarsılmaz bir yer edindi</strong></p>
<p>“Cumhuriyet fikrinin Türkiye toplumunun tüm kesimlerine yüzde yüz yerleştiği söylenemez ancak bu fikrin toplumsal bilinçte kalıcı ve de sarsılmaz bir yer edindiği tartışmasızdır.” diyerek görüşlerini ifade eden Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Toplumun tüm kesimlerine neden yerleşememiş olduğuna dair çeşitli açıklamalar yapılabilir. Bunlardan en yaygını, pek çok coğrafyada olduğu gibi bizde de cumhuriyetle birlikte yaşanan toplumsal dönüşümün ‘yukarıdan aşağıya’ bir modelle kurgulanmasıdır. Bu nedenle ilk dönemlerde cumhuriyet fikri bilhassa özellikle kentli, eğitimli ve devletle yakın temas hâlinde olan kesimlerde güçlü bir karşılık bulmuştur. Diğer kesimlerde aynı şekilde karşılık bulmamasının başlıca sebebi ise geleneksel yaşam biçimlerinin ve dini-kültürel referansların bu çevrelerde daha belirleyici olmasıdır. Bugün gelinen noktada, cumhuriyet fikri, yani halk egemenliği, eşit yurttaşlık ve hukukun üstünlüğü gibi temel ilkeler kuşkusuz geniş kabul görmektedir fakat hem yorumlanması hem de içselleştirilme düzeyleri farklı kesimlerde değişiklikler gösterir. Fakat bu durumun bizim tarihimize münhasır olmadığını, her devirde ve her türden yeniliğe karşı toplumun çeşitli kesimlerinin birbirinden farklı tutumlar geliştirdiğini de vurgulamak gerekir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Cumhuriyet, Osmanlı’nın geleneksel yapısından kopuşu ifade ediyor</strong></p>
<p>Cumhuriyet’in, en öz haliyle Osmanlı’nın geleneksel yapısından kopuşu ifade ettiğine de dikkat çeken Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Dolayısıyla 600 yıllık alışılmış kadim bir geleneğin değişimi ve dönüşümü hiçbir toplum için kolay olmayacaktır, bizim için de öyle oldu. Din ile devlet işlerinin ayrılması yani din-devlet-kamusal yaşam ayrımının içselleştirilmesi, 600 yıllık alışkanlıkları olan bir halk kitlesi için kuşku yok ki hassas ve uzun soluklu bir sürece ihtiyaç duyar; kimi kesimlerde adaptasyon ve kabul sorunlarına yol açar. Zira yeni rejimle birlikte geleneksel otorite zayıflayıp dinin kamusal alandaki rolü sınırlandırılınca yüzlerce yıldır halk tarafından alışılagelmiş toplumsal düzenin güvenlik kurumları da ya zayıflamış ya da ortadan kalkmıştır. Haliyle bu durum karşısında geleneksel bağlantıları daha güçlü kesimler için kolektif bilinçte yani insanların alıştığı kurallar, değerler ve davranış biçimleri bütününde derin bir kırılma yaşanarak güven, aidiyet ve öngörülebilirlik duyguları tehdit edilmiştir.”</p>
<p><strong>Cumhuriyet Türkiye’de birleştirici bir çerçeve sundu</strong></p>
<p>Öte yandan kadın hakları, kıyafet ve dil inkılabı gibi toplumsal değişimlerle yerleşik değerlerin çok hızlı biçimde değişmesinin, geleneksel bağlılığı yüksek olan kesimlerde kaygı düzeyini artırarak direnç ve tepkiye yol açtığını da hatırlatan Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Zira yenilik ve değişim karşısında hem bireysel hem de toplumsal düzeyde ‘bilinen eskiyi tercih etme’ eğilimi genellikle daha güçlüdür. Aynı nedenle yeni rejimin birey-vatandaş kimliğini içselleştirmek de yüzyıllardır bilinen, tanıdık olan eski kimlik, aidiyetler ve yaşanan güven duygusu yerine yeni kimlikle özdeşleşmeyi zorlaştırmıştır; çünkü yeni kimlik de her şeyiyle bir hayli yabancıdır. Sonuç itibariyle cumhuriyet Türkiye’de birleştirici bir çerçeve sunmuş ancak hemen tüm kesimlerce aynı oranda içselleştirilmemiştir. Geleneksel aidiyetleri güçlü kesimler cumhuriyetle birlikte yüz yüze kaldıkları güvendikleri eski otorite ve düzenin kaybına tepki vermiştir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Geçmişle kavga etmek yerine geleceğe odaklanılmalı</strong></p>
<p>Geleceğe dair yol haritası çizen Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Öncelikle geçmişte horoz döğüşü yapmak yerine yönümüzü ânâ ve geleceğe dönmeliyiz. Dünyada ve ülkemizde, Cumhuriyet’in ilanıyla başlayan ulusal kimlik inşa sürecinin artık farklı dinamiklerle ilerlediğini ve zamanın ruhunun değiştiğini kabul etmeliyiz. Bugün tüm farklı kesimlerin birlik ve dayanışmasıyla ancak vatanımızı daha güvenli ve refah içinde bir yuva hâline getirebileceğimizi unutmamalıyız.  Bu nedenle, katılımcı ve kapsayıcı eğitim politikaları, toplumun farklı kesimleriyle iş birliği ve diyalog, halk odaklı farkındalık ve deneyim fırsatları ile sosyal ve ekonomik eşitliği güçlendiren adımlar atmalıyız. Bunu yaparken, toplumun ritmini ve kültürel hassasiyetlerini gözeterek, 21. yüzyılda Cumhuriyet’in kazanımlarını vatandaşlık ve yurttaşlık değerleri temelinde toplumu birleştirecek şekilde yeniden yapılandırabiliriz.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>Geçmişle kavga etmek yerine geleceğe odaklanmak gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Öncelikle geçmişte horoz döğüşü yapmak yerine yönümüzü ânâ ve geleceğe dönmeliyiz. Bugün tüm farklı kesimlerin birlik ve dayanışmasıyla ancak vatanımızı daha güvenli ve refah içinde bir yuva hâline getirebileceğimizi unutmamalıyız.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, Cumhuriyet’in kuruluşunun 102. yılına ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p><strong>Ülkenin tüm vatandaşları eşittir!</strong></p>
<p>“Cumhuriyet’in en büyük kazanımı, aynı vatanda yaşayan bütün halk kitlesine ‘eşit yurttaşlar olma’ duygusunu kazandırmış olmasıdır.” diyen Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Yurttaşlık bilinci, hangi toplumsal kimliklere sahip olursak olalım, hepimizin eşit haklara sahip bireyler olduğumuzun farkında olmak demektir. Yani inancımızdan, cinsiyetimizden, soyumuzdan ya da gelir düzeyimizden bağımsız olarak, bu ülkenin tüm vatandaşları eşittir. Bu eşitlik bilincinin toplumsal düzeyde yerleşebilmesi ise Cumhuriyet’in ilanıyla mümkün olmuştur. Bu yönüyle Cumhuriyet’in kuruluşu, yalnızca bir yönetim biçimi, rejim değişikliği değil, halkın kendi gücünün farkına vararak kaderini tayin etme cesaretini kazandığı tarihsel bir dönüm noktasıdır.”</p>
<p><strong>Toplumun yapısal temelleri yeniden inşa edildi</strong></p>
<p>Cumhuriyet’in kuruluş sürecinin, ülke tarihindeki en büyük toplumsal kırılmalardan biri olduğunun söylenebileceğini dile getiren Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Çünkü bu süreç ülkenin geçmişindeki en köklü toplumsal ve siyasal dönüşüm anlarından biridir. Sadece monarşiden cumhuriyete geçişi değil, toplumun yapısal temellerinin yeniden inşasını da ifade eder. Cumhuriyet öncesi devirde diğer tüm imparatorluk formlarında olduğu gibi bizde de toplumu oluşturan bireylerin siyasal aidiyeti hanedana ve dine dayalı bir hiyerarşiye yönelikti. Cumhuriyet’le birlikte bu aidiyetin yerini halkın iradesi, yani ‘hakimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olduğu’ anlayışı aldı. Böylece birey-devlet arasındaki ilişkide tam anlamıyla bir paradigma dönüşümü yaşandı. Osmanlı’nın 600 yıllık kadim geleneğinde yaşanan bu kırılma, doğal olarak yeni ulus devletin, Türkiye’nin siyasal kültürünü, toplumsal değerlerini ve kimlik algısını da yeniden şekillendirdi.” dedi.</p>
<p><strong>Cumhuriyet fikri toplumunun tüm kesimlerinde</strong> <strong>sarsılmaz bir yer edindi</strong></p>
<p>“Cumhuriyet fikrinin Türkiye toplumunun tüm kesimlerine yüzde yüz yerleştiği söylenemez ancak bu fikrin toplumsal bilinçte kalıcı ve de sarsılmaz bir yer edindiği tartışmasızdır.” diyerek görüşlerini ifade eden Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Toplumun tüm kesimlerine neden yerleşememiş olduğuna dair çeşitli açıklamalar yapılabilir. Bunlardan en yaygını, pek çok coğrafyada olduğu gibi bizde de cumhuriyetle birlikte yaşanan toplumsal dönüşümün ‘yukarıdan aşağıya’ bir modelle kurgulanmasıdır. Bu nedenle ilk dönemlerde cumhuriyet fikri bilhassa özellikle kentli, eğitimli ve devletle yakın temas hâlinde olan kesimlerde güçlü bir karşılık bulmuştur. Diğer kesimlerde aynı şekilde karşılık bulmamasının başlıca sebebi ise geleneksel yaşam biçimlerinin ve dini-kültürel referansların bu çevrelerde daha belirleyici olmasıdır. Bugün gelinen noktada, cumhuriyet fikri, yani halk egemenliği, eşit yurttaşlık ve hukukun üstünlüğü gibi temel ilkeler kuşkusuz geniş kabul görmektedir fakat hem yorumlanması hem de içselleştirilme düzeyleri farklı kesimlerde değişiklikler gösterir. Fakat bu durumun bizim tarihimize münhasır olmadığını, her devirde ve her türden yeniliğe karşı toplumun çeşitli kesimlerinin birbirinden farklı tutumlar geliştirdiğini de vurgulamak gerekir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Cumhuriyet, Osmanlı’nın geleneksel yapısından kopuşu ifade ediyor</strong></p>
<p>Cumhuriyet’in, en öz haliyle Osmanlı’nın geleneksel yapısından kopuşu ifade ettiğine de dikkat çeken Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Dolayısıyla 600 yıllık alışılmış kadim bir geleneğin değişimi ve dönüşümü hiçbir toplum için kolay olmayacaktır, bizim için de öyle oldu. Din ile devlet işlerinin ayrılması yani din-devlet-kamusal yaşam ayrımının içselleştirilmesi, 600 yıllık alışkanlıkları olan bir halk kitlesi için kuşku yok ki hassas ve uzun soluklu bir sürece ihtiyaç duyar; kimi kesimlerde adaptasyon ve kabul sorunlarına yol açar. Zira yeni rejimle birlikte geleneksel otorite zayıflayıp dinin kamusal alandaki rolü sınırlandırılınca yüzlerce yıldır halk tarafından alışılagelmiş toplumsal düzenin güvenlik kurumları da ya zayıflamış ya da ortadan kalkmıştır. Haliyle bu durum karşısında geleneksel bağlantıları daha güçlü kesimler için kolektif bilinçte yani insanların alıştığı kurallar, değerler ve davranış biçimleri bütününde derin bir kırılma yaşanarak güven, aidiyet ve öngörülebilirlik duyguları tehdit edilmiştir.”</p>
<p><strong>Cumhuriyet Türkiye’de birleştirici bir çerçeve sundu</strong></p>
<p>Öte yandan kadın hakları, kıyafet ve dil inkılabı gibi toplumsal değişimlerle yerleşik değerlerin çok hızlı biçimde değişmesinin, geleneksel bağlılığı yüksek olan kesimlerde kaygı düzeyini artırarak direnç ve tepkiye yol açtığını da hatırlatan Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Zira yenilik ve değişim karşısında hem bireysel hem de toplumsal düzeyde ‘bilinen eskiyi tercih etme’ eğilimi genellikle daha güçlüdür. Aynı nedenle yeni rejimin birey-vatandaş kimliğini içselleştirmek de yüzyıllardır bilinen, tanıdık olan eski kimlik, aidiyetler ve yaşanan güven duygusu yerine yeni kimlikle özdeşleşmeyi zorlaştırmıştır; çünkü yeni kimlik de her şeyiyle bir hayli yabancıdır. Sonuç itibariyle cumhuriyet Türkiye’de birleştirici bir çerçeve sunmuş ancak hemen tüm kesimlerce aynı oranda içselleştirilmemiştir. Geleneksel aidiyetleri güçlü kesimler cumhuriyetle birlikte yüz yüze kaldıkları güvendikleri eski otorite ve düzenin kaybına tepki vermiştir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Geçmişle kavga etmek yerine geleceğe odaklanılmalı</strong></p>
<p>Geleceğe dair yol haritası çizen Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Öncelikle geçmişte horoz döğüşü yapmak yerine yönümüzü ânâ ve geleceğe dönmeliyiz. Dünyada ve ülkemizde, Cumhuriyet’in ilanıyla başlayan ulusal kimlik inşa sürecinin artık farklı dinamiklerle ilerlediğini ve zamanın ruhunun değiştiğini kabul etmeliyiz. Bugün tüm farklı kesimlerin birlik ve dayanışmasıyla ancak vatanımızı daha güvenli ve refah içinde bir yuva hâline getirebileceğimizi unutmamalıyız.  Bu nedenle, katılımcı ve kapsayıcı eğitim politikaları, toplumun farklı kesimleriyle iş birliği ve diyalog, halk odaklı farkındalık ve deneyim fırsatları ile sosyal ve ekonomik eşitliği güçlendiren adımlar atmalıyız. Bunu yaparken, toplumun ritmini ve kültürel hassasiyetlerini gözeterek, 21. yüzyılda Cumhuriyet’in kazanımlarını vatandaşlık ve yurttaşlık değerleri temelinde toplumu birleştirecek şekilde yeniden yapılandırabiliriz.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cumhuriyetimiz-102-yasinda-587316">Cumhuriyetimiz 102 yaşında!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gölcük&#8217;te düzenlenen Kent Bayramlaşması toplumun her kesiminden temsilciler vatandaşların geniş katılımı ile gerçekleştirildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/golcukte-duzenlenen-kent-bayramlasmasi-toplumun-her-kesiminden-temsilciler-vatandaslarin-genis-katilimi-ile-gerceklestirildi-450448</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Apr 2024 14:08:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bayramlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlenen]]></category>
		<category><![CDATA[geniş]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleştirildi]]></category>
		<category><![CDATA[gölcükte]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[katılımı]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kesiminden]]></category>
		<category><![CDATA[temsilciler]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşların]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=450448</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gölcük’te 7’den 70’e herkes Ramazan Bayramı’nın birinci gününde kent bayramlaşmasında kucaklaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcukte-duzenlenen-kent-bayramlasmasi-toplumun-her-kesiminden-temsilciler-vatandaslarin-genis-katilimi-ile-gerceklestirildi-450448">Gölcük&#8217;te düzenlenen Kent Bayramlaşması toplumun her kesiminden temsilciler vatandaşların geniş katılımı ile gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gölcük’te 7’den 70’e herkes Ramazan Bayramı’nın birinci gününde kent bayramlaşmasında kucaklaştı.</p>
<p>Gölcük Belediyesi Kongre Sarayı’nda gerçekleşen kent bayramlaşmasına; Gölcük Kaymakamı Müfit Gültekin, Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, siyasi partilerin ilçe başkanları ve yönetimleri, sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticileri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.</p>
<p><b>“BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE NİCE BAYRAMLARA”</b></p>
<p>Bayramlaşma töreninde 7’den 70’e herkesin bayramını tek tek kutlayan Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, “Birlik ve beraberlik içinde nice bayramlara ulaşmayı Cenab-ı Allah&#8217;tan niyaz ederim” dedi.</p>
<p><b>BAŞKAN SEZER, ŞEHİTLERİ UNUTMADI</b></p>
<p>Başkan Sezer, kent bayramlaşmasının ardından Gölcük Kaymakam Gültekin, Gölcük Deniz Ana Üs ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Ali Tuna Baysal ile birlikte; Şehitler Mezarlığı’nda yer alan şehitliği ziyaret etti. Başkan Sezer ve beraberindekileri, Gölcük’ün kahraman şehitlerini, Kuran-ı Kerim tilaveti ve dualarla andılar.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcukte-duzenlenen-kent-bayramlasmasi-toplumun-her-kesiminden-temsilciler-vatandaslarin-genis-katilimi-ile-gerceklestirildi-450448">Gölcük&#8217;te düzenlenen Kent Bayramlaşması toplumun her kesiminden temsilciler vatandaşların geniş katılımı ile gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan ayı boyunca toplumun her kesimiyle bir araya gelen Aydın Büyükşehir Belediyesi, çölyaklıları da unutmadı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayi-boyunca-toplumun-her-kesimiyle-bir-araya-gelen-aydin-buyuksehir-belediyesi-colyaklilari-da-unutmadi-448967</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2024 11:38:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araya]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[ayı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[boyunca]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[çölyaklıları]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[kesimiyle]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<category><![CDATA[unutmadı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=448967</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu çerçevede, Büyükşehir Belediyesi çölyaklılar için Ramazan ayına özel bir iftar hazırladı. Turistik Park Tesisi’nde düzenlenen iftarda, Büyükşehir Belediyesi yemekhanesinde çölyaklılar için özel olarak pişirilen yemekler, tatlı ve ekmek ikram edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayi-boyunca-toplumun-her-kesimiyle-bir-araya-gelen-aydin-buyuksehir-belediyesi-colyaklilari-da-unutmadi-448967">Ramazan ayı boyunca toplumun her kesimiyle bir araya gelen Aydın Büyükşehir Belediyesi, çölyaklıları da unutmadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu çerçevede, Büyükşehir Belediyesi çölyaklılar için Ramazan ayına özel bir iftar hazırladı. Turistik Park Tesisi’nde düzenlenen iftarda, Büyükşehir Belediyesi yemekhanesinde çölyaklılar için özel olarak pişirilen yemekler, tatlı ve ekmek ikram edildi.<br /> <br />Toplumun her kesimini kucaklayan ve onların ihtiyaçlarını karşılamayı hedefleyen bir yaklaşım ile hizmet etmeye devam ettiklerini ifade eden Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, “Çölyaklıların yaşadığı sıkıntıları biliyor ve hafifletmek için her türlü çalışmayı yapıyoruz”dedi. Çerçioğlu, Halk Ekmek’te vatandaşlara glütensiz ekmek ulaştırdıklarını da hatırlattı. Yine Halk Ekmek’te vatandaşların glütensiz un ihtiyaçlarını da giderdiklerinin altını çizen Başkan Çerçioğlu, her zaman çölyaklıların yanında olacaklarını söyledi.  Aydın Çölyak ve Glutensiz Beslenme Derneği Başkan Yardımcısı Neslihan Salcı, düzenlenen bu özel iftar için Çerçioğlu’na teşekkür etti.<br />Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayi-boyunca-toplumun-her-kesimiyle-bir-araya-gelen-aydin-buyuksehir-belediyesi-colyaklilari-da-unutmadi-448967">Ramazan ayı boyunca toplumun her kesimiyle bir araya gelen Aydın Büyükşehir Belediyesi, çölyaklıları da unutmadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: &#8220;Toplumun en önemli özelliği, belirsizlikten statükoya doğru kayması&#8221; &#8220;Muhalif seçmeni de umutlandıracak, mutlu edecek bir yaklaşım zamanıdır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-deniz-ulke-aribogan-toplumun-en-onemli-ozelligi-belirsizlikten-statukoya-dogru-kaymasi-muhalif-secmeni-de-umutlandiracak-mutlu-edecek-bir-yaklasim-zamanidir-378752</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 May 2023 09:26:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arıboğan]]></category>
		<category><![CDATA[belirsizlikten]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[edecek]]></category>
		<category><![CDATA[kayması]]></category>
		<category><![CDATA[muhalif]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[özelliği]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[seçmeni]]></category>
		<category><![CDATA[statükoya]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[umutlandıracak]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[zamanıdır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=378752</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını değerlendiren Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, iktidar tarafında kimsenin Erdoğan’ın siyasi liderliğini sorgulamadığını, muhalefet tarafında ise tereddütlü bir hal yaşandığını söyledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-deniz-ulke-aribogan-toplumun-en-onemli-ozelligi-belirsizlikten-statukoya-dogru-kaymasi-muhalif-secmeni-de-umutlandiracak-mutlu-edecek-bir-yaklasim-zamanidir-378752">Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: &#8220;Toplumun en önemli özelliği, belirsizlikten statükoya doğru kayması&#8221; &#8220;Muhalif seçmeni de umutlandıracak, mutlu edecek bir yaklaşım zamanıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını değerlendiren Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, iktidar tarafında kimsenin Erdoğan’ın siyasi liderliğini sorgulamadığını, muhalefet tarafında ise tereddütlü bir hal yaşandığını söyledi. Toplumun en önemli özelliğinin, belirsizlikten statükoya doğru kayması olduğunu dile getiren Arıboğan, Türkiye&#8217;de çok sert bir milliyetçi refleks görüldüğünü ve tüm partilere dağılmış durumda olduğunu belirtti.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı, Rektör Danışmanı, Siyaset Bilimleri ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğr. Üyesi Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını değerlendirdi.</p>
<p><strong>Sonuçlar beklenmedik değil</strong></p>
<p>Sonuçların beklenmedik olmadığını belirterek sözlerine başlayan Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, “Son dönemde ciddi anket şirketleri de benzer sonuçlar yakalamaya başlamışlardı. Sinan Oğan’ın muhalefet cephesine geçmesi belki bir psikolojik motivasyon yaratabilirdi. Ama Cumhur İttifakı tarafına geçmesiyle o motivasyon da eksildi. İktidar cephesine psikolojik bir ivme kazandırdı.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Toplumun en önemli özelliği, belirsizlikten statükoya doğru kayması</strong></p>
<p>İki ittifak açısından değerlendirildiğinde bir tarafta çok güçlü ve çok sorgulanmadan kabul edilmiş bir siyasi lider olduğunu vurgulayan Arıboğan, “İttifakın hiçbir mensubu Erdoğan’ın siyasi liderliğini sorgulamaya da açmadı. Erdoğan, tecrübeli bir siyaset adamı. O konuda çok büyük bir netlik vardı. Öbür tarafta ise bana göre en ciddi sıkıntı, ‘Kazanacak aday mıydı, değil miydi? şeklinde gelişen tereddütlü bir hal vardı. Bu tür durumlarda toplum o tereddüttü çok hızlı bir şekilde algılıyor. Toplumun en önemli özelliği, çağın ruhunun da belirsizlik olması nedeniyle, belirsizlikten statükoya doğru kayması oluyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Vatana sahip çıkma duygusu kolektif hafızada var</strong></p>
<p>Erdoğan’ın uzunca bir süredir aslında müesses nizamı yani devleti temsil ettiğini belirten Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, “Orada bir siyasi parti liderinden daha fazlası var. Türkiye’de ekonomik problemler, deprem felaketi yaşandı ve gerçekten hani dünya üzerinde de, jeopolitik olarak da güneyde çok ciddi sıkıntılar vardı. Suriye, Irak derken kuzeye sıçradı. Ukrayna üzerinden gelişen bir savaşçı model, bütün dünyada kutuplar arası çatışmaların oluşması, gerginleşmesi… Böyle dönemlerde güçlü bir lider ihtiyacı olduğu ortaya çıkıyor. Politik psikoloji genelde bunlara bakıyor. Birincisi toplumun travmaları neler? Çünkü toplumsal travmalar belli olaylarla birlikte tetikleniyor. Kolektif hafızada birikenler de ortaya çıkmaya başlıyor. Her şeyden önce şunu unutmamak lazım. Bu ülkenin Anadolu coğrafyasının kurucu halkı büyük ölçüde Balkanlar&#8217;dan, Kafkaslar’dan, Kırım&#8217;dan varını yoğunu, vatanını kaybederek ana vatana sığındırılmış, yurdundan kovulmuş insanlar. Vatana sahip çıkma duygusu dediğiniz şey o kolektif hafızada var.” dedi.</p>
<p><strong>Bir taraf özgürlük, demokrasi aşkına, öbürü devlet, vatan, millet aşkına gitti</strong></p>
<p>Bütün bu kampanya süreçlerinde ortaya çıkan şey; Erdoğan hem devletin temsilcisi olarak hem de o ideolojinin bekçisi olarak devleti koruma refleksini tetiklemeye çalıştı.” diyen Arıboğan sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“‘Vatan elden gitmesin, devlet elden gitmesin. Asıl olan devlettir, hepinizi devleti korumaya çağırıyorum.’ dedi. Öbür tarafta da Kılıçdaroğlu&#8217;nun teziyse özgürlükleri, demokrasiyi, bireysel hakları korumaktı. Yani bir taraf özgürlük, demokrasi aşkına, öbürü devlet, vatan, millet aşkına gitti. İşin özü bu.”</p>
<p><strong>Berlin duvarı yıkıldığında sadece on iki ülkenin sınırında duvar vardı, bugün doksan oldu</strong></p>
<p>Ekonomik problemlerin az olduğu, çevrede çok yüksek tehditlerin oluşmadığı ortamlarda genel olarak zamanın ruhunun insan hakları, demokrasi, özgürlük gibi kavramlar etrafında döndüğü zamanlarda insanların da ana konularının bunlar olduğunu dile getiren Arıboğan, “Ama bugünün koşulları bu değil. Zamanın ruhu da bu değil. Uzun zamandır söylüyorum, Berlin duvarı yıkıldığında dünya üzerindeki ülkelerin sadece on iki tanesinin sınırında duvar vardı. Bugün doksan tane ülke sınırlarını duvarlarla çeviriyor. 1989’dan günümüze kadar gelen süreçte, böyle ulusal sınırları yıkan, bireysel ve sivil hakların önünü açan o ruhunun tam tersine bir yere doğru gidiyoruz. Ve bu doğal olarak Türkiye&#8217;ye de sirayet ediyor. Onun için oy verme davranışının geri planındaki temel motivasyon da bu diye düşünüyorum.” şeklinde açıkladı. Arıboğan, Türkiye&#8217;de şu anda çok sert bir milliyetçi refleks görüldüğünü kaydederek, “Milliyetçi refleks bütün partilere dağılmış durumda. Temel mesele böyle bir milliyetçi refleksin değişik formlara bürünmüş bir şekilde çıkıyor olması.” dedi.</p>
<p><strong>Dünyanın her yerinde muhafazakar partiler göçmenlere karşı</strong></p>
<p>Suriyeliler konusunun Türkiye için çok hassas bir mesele olduğunu belirten Arıboğan, “Mülteciler konusunda yüzde 85’in üzerinde partiler üstü bir mutabakat var. Bu bir rahatsızlık kaynağı ve devam da eder. Her zaman oy verme sürecini etkileyecek bir konu olarak devam eder. Fakat buradaki enteresan mesele şu; dünyanın her yerinde milliyetçi, muhafazakâr partiler göçmenlere karşıdır. Fakat bizim burada bütün onlara hamilik yapan kişi milliyetçi muhafazakâr grubun lideri. Kendisi karşı çıksa halkı da tutamazsınız. Bu konuda reaksiyonu olan kitle, Erdoğan&#8217;a olan saygısından ya da sevgisinden bu konuyu gündeminden aşağıya düşürüyor sürekli olarak.” dedi.</p>
<p><strong>Muhalif seçmeni de umutlandıracak, mutlu edecek bir yaklaşım zamanıdır </strong></p>
<p>Sonuç olarak 25 milyon insanın da muhalefete oy verdiğini aktaran Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Artık yüzdelerle, rakamlarla konuşmak ve hesap yapmak zamanı değil kucaklayıcı, kapsayıcı, herkesi rahatlatan; şu anda gerilim içinde olan, üzüntü içinde olan muhalif seçmeni de aslında umutlandıracak, mutlu edecek bir yaklaşım zamanıdır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-deniz-ulke-aribogan-toplumun-en-onemli-ozelligi-belirsizlikten-statukoya-dogru-kaymasi-muhalif-secmeni-de-umutlandiracak-mutlu-edecek-bir-yaklasim-zamanidir-378752">Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: &#8220;Toplumun en önemli özelliği, belirsizlikten statükoya doğru kayması&#8221; &#8220;Muhalif seçmeni de umutlandıracak, mutlu edecek bir yaklaşım zamanıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Kamer, &#8220;Kanserin erken teşhisinde en önemli faktör, toplumun kanser konusunda bilinçlendirilmesidir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kamer-kanserin-erken-teshisinde-en-onemli-faktor-toplumun-kanser-konusunda-bilinclendirilmesidir-362717</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Apr 2023 11:12:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçlendirilmesidir]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[faktör]]></category>
		<category><![CDATA[kamer]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserin]]></category>
		<category><![CDATA[konusunda]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[teşhisinde]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=362717</guid>

					<description><![CDATA[<p>“ Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre 2020 yılında kanser nedeni ile yaklaşık 10 milyon ölüm gerçekleşmiştir. Her yıl yaklaşık 400 bin çocuk kanser tanısı almaktadır”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kamer-kanserin-erken-teshisinde-en-onemli-faktor-toplumun-kanser-konusunda-bilinclendirilmesidir-362717">Prof. Dr. Kamer, &#8220;Kanserin erken teşhisinde en önemli faktör, toplumun kanser konusunda bilinçlendirilmesidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>“ Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre 2020 yılında kanser nedeni ile yaklaşık 10 milyon ölüm gerçekleşmiştir. Her yıl yaklaşık 400 bin çocuk kanser tanısı almaktadır”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği önerisi ile 1956 yılından itibaren her yıl 1-7 Nisan arası Kanser Haftası olarak anılıyor. Kanser Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulunan EÜ Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve EÜ Tıp Fakültesi Dâhili Tıp Bilimleri Bölümü Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Emine Serra Kamer, “Kanser, dünyada ve ülkemizde hastalığa bağlı ölümler arasında kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer alan önemli bir sağlık problemidir. Ülkemizde her yıl 1-7 Nisan tarihleri arasında kamuoyunun kanser ile ilgili bilgilendirilmesi amacıyla pek çok aktivite ile hastalığın kamusal alanda tekrar değerlendirilmesi amaçlanıyor. Ege Üniversitesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi, her yıl olduğu gibi bu yıl da kanser haftasına yönelik toplumda farkındalık yaratacak etkinliklere katılım sağlıyor” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“<b>Erken teşhiste kamusal farkındalığın artırılması önemli” </b></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kanserin erken teşhisinde en önemli faktörün, toplumun kanser konuda bilinçlendirilmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kamer, “Kanser, kontrolsüz hücre bölünmesi sonucu ortaya çıkan, farklı hastalıklar için kullanılan ortak terimdir. Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre 2020 yılında kanser nedeni ile yaklaşık 10 milyon ölüm gerçekleşmiştir. Her yıl yaklaşık 400 bin çocuk kanser tanısı almaktadır. Kanser ile ilgili kamusal farkındalığın artması böylece tarama programlarına katılımın teşvik edilmesi ile erken tanı ile tedavi edilebilen meme, serviks, kolon kanseri gibi sık görülen hastalıklarda ölüm oranlarının azaltılması hedefleniyor” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kanserin oluşumunda çevresel faktörlerin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Kamer, “Kanserler yüzde 90 çevresel, yüzde 10 oranında ise genetik faktörlere bağlı olarak gelişmektedir. Kanserlere neden olan çevresel faktörler arasında yer alan; tütün kullanımı, alkol tüketimi, fazla kilolu veya obez olma ve kansere sebep olan enfeksiyonlara maruziyetin engellenmesi veya aşılama yolu ile günümüzde görülen kanserlerin yüzde 30 ila yüzde 50 oranında önlenebileceği bilinmektedir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><b><span><span>“Kanser Tarama Merkezleri ücretsiz hizmet veriyor”</span></span></b></span></span><span><span><span><span>Kanserin, sık görülen yedi belirtisi olduğunu belirten Prof. Dr. Kamer, “Kişilerde; açıklanamayan kilo kaybı, yorgunluk, beklenmeyen kanamalar, öksürük ve balgamda kan görülmesi, dışkılama alışkanlıklarında değişiklikler, ağrısız büyüyen kitle oluşumları, meme şeklinde değişiklik ve ciltte ben yapısında değişim olması durumunda bir sağlık kurumuna mutlaka başvurulması önerilmektedir.  Sağlık Bakanlığına bağlı Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM), Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) ve Mobil kanser tarama araçlarında meme kanseri, serviks kanseri ve kolon kanserine yönelik tarama programları ücretsiz olarak uygulanıyor” dedi. </span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kamer-kanserin-erken-teshisinde-en-onemli-faktor-toplumun-kanser-konusunda-bilinclendirilmesidir-362717">Prof. Dr. Kamer, &#8220;Kanserin erken teşhisinde en önemli faktör, toplumun kanser konusunda bilinçlendirilmesidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
