<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>toksik | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/toksik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/toksik</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 02 Feb 2026 10:38:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>toksik | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/toksik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Toksik kişilikler empati yapmaz, sadece &#8216;hep bana&#8217; der!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-toksik-kisilikler-empati-yapmaz-sadece-hep-bana-der-610023</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 10:38:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[kişilikler]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[taraf]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610023</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişilikler ve ilişkiler konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-toksik-kisilikler-empati-yapmaz-sadece-hep-bana-der-610023">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Toksik kişilikler empati yapmaz, sadece &#8216;hep bana&#8217; der!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişilikler ve ilişkiler konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Yılanın zehri dozunda ilaç olur, fazlası öldürür</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişiliklerin bireysel ilişkilerde ve toplumsal hayatta yarattığı risklere dikkat çekerek, “Yılanın zehri dozunda ilaç olur, fazlası öldürür. İnsan karakterindeki bazı özellikler de böyledir. Yerinde ve ölçülü kullanıldığında faydalı olabilir, ama manipülatif şekilde kullanılırsa toksik hale gelir” dedi.</p>
<p><strong>Zorba ve kurban ilişkisi ortaya çıkar</strong></p>
<p>Toksik ilişkilerde genellikle manipülasyonun ön planda olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Normal görünen bir ilişki, manipülasyon başladığında toksikleşir. Bu ilişkilerde zorba ve kurban vardır. Zorba kişiler adaylarını iyi seçer, manipüle eder, üzerinde baskı kurar. Bazı kişiler bunu kasıtlı yapar, bazıları ise karakterinin gereği olarak farkında olmadan yapar. İki tür kişilikten söz ediyoruz: Kasten manipüle edenler ve bunu doğru zannettiği için yapanlar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>B tipi kişilikler empati yoksunudur</strong></p>
<p>Kişilik bozukluklarını da işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Özellikle B tipi kişilikler risk taşır. Narsistik, antisosyal, histrionik ve paranoid kişilik bozuklukları toksik ilişkilere zemin hazırlar. Bu kişiliklerin ortak özelliği empati yoksunluğudur. Egoları çok yüksektir, eleştiriye kapalıdırlar. Eleştiriyi tehdit olarak algılar, hemen dost-düşman ayrımı yaparlar. Böyle kişiler karar verici pozisyonda olduklarında büyük tehlike doğar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Karanlık üçlü kanser hücresi gibi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, narsistik kişilik, Makyavelistlik ve antisosyal eğilimlerin birleşimine “karanlık üçlü” denildiğini belirterek, “Bu üçlü bir araya geldiğinde kanser hücresi gibi davranır. Kanser hücresi sınırsızdır, sorumsuzdur, doyumsuzdur. Sadece kendini büyütür, çevresini yutar. Toksik kişilikler de aynıdır. Empati yapmaz, sadece ‘hep bana’ der. Vücudumuzda bağışıklık sistemi kanser hücresine sınır koyar, durdurur. İnsan ilişkilerinde de aynı yöntem geçerlidir: Sınır koymazsanız toksik kişilikler büyür.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Niyet analizi yapılmalı</strong></p>
<p>Toksik kişiliklerle baş etmede en kritik noktanın “niyet analizi” olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Bir kişi manipülasyonu kasten mi yapıyor, yoksa doğru olduğuna inanarak mı yapıyor? Bu ayrımı yapmak gerekir. Hukuktaki gibi kasti suç ile taksirli suç arasında fark vardır. Kasten yapanlara karşı daha dikkatli olmak gerekir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Hayır diyemeyenler hasta oluyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, özellikle aile içindeki toksik ilişkilerin ağır psikiyatrik tablolar doğurabileceğini ifade ederek, “Üç çocuklu bir kadın ağır depresyonla geldi. Evde kayınvalideyle yaşıyorlardı. Kayınvalide iyi niyetliydi ama evin tüm düzenini o belirliyordu. Eşi de tamamen annesinin tarafını tutuyordu. Kadın hiçbir sınır koymamıştı, hep fedakârlık yapmıştı. Sonunda ağır depresyona girdi ve hastaneye yatırmak zorunda kaldık. Oysa sorun kayınvalide değil, kadının sınır koyamamasıydı. Fedakârlık şeması ve merhamet yorgunluğu dediğimiz tablo buydu.” dedi.</p>
<p><strong>Kendine zarar verme özgürlüğü yok</strong></p>
<p>Fedakârlığın kültürel olarak yüceltildiğini ancak kişinin kendi ruh sağlığını hiçe saymasının kabul edilemeyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bizim kültürümüzde ‘evi dişi kuş yapar’ anlayışı vardır. Ama kişi kendi haklarını yok sayarsa, ‘aman olay çıkmasın’ diye sürekli taviz verirse sonunda hasta olur. İnsanın başkasına zarar verme özgürlüğü olmadığı gibi, kendine zarar verme özgürlüğü de yoktur. Bu nedenle toksik ilişkilerde en önemli korunma mekanizması, sınır koyma becerisidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Toksik kişilikler farklı yöntemlerle insanları köleleştiriyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, toksik kişiliklerin farklı yöntemlerle insanları köleleştirdiğini belirterek, “Kimisi överek, kimisi azarlayarak, kimisi şiddetle köleleştirir. Ama yöntem değişse de amaç aynıdır; karşı tarafı kontrol altına almak” dedi.</p>
<p><strong>Antisosyaller şiddet uygular, narsistler överek köleleştirir</strong></p>
<p>Toksik kişiliklerin davranışlarını örneklendiren Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Egosu yüksek kişiler farklı yöntemler kullanır. Narsistik kişilik, eşini över, yüceltir. Ardından ‘bana her istediğimi yapacaksın’ der, köle-efendi ilişkisi kurar. Başkaları ise eşini aşağılar, özgüvenini yerle bir eder, depresyona sokar ama bunu ‘senin için yaptım’ diye sunar. Yani biri överek köleleştirir, diğeri ezerek köleleştirir. Antisosyal kişiliklerse daha da farklıdır, sosyal normları yoktur, merhametleri yoktur, suça beceriklidirler, çok rahat şiddet uygularlar.”</p>
<p><strong>İçine atmak en büyük hata</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, toksik ilişkilerde en çok yapılan hatanın sessizlik olduğunu belirterek, “Kurban olan taraf genelde ‘aman olay çıkmasın, çocuklar etkilenmesin’ diyerek içine atıyor. Bu, en büyük hatadır. Oysa yapılması gereken güzellikle sınır koymaktır. ‘Bu yaptığın yanlış, ben bunu onaylamıyorum. Ama evliliğimizin geleceği için katlanıyorum’ denirse karşı taraf savunmaya geçmez” diye konuştu.</p>
<p><strong>Ego savaşları orman kanununa döner</strong></p>
<p>İlişkilerdeki ego savaşlarına da işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Şu an ‘o bağırınca sen de bağır, o bir şey fırlatıyorsa sen de fırlat’ gibi öneriler var. Bu yöntem ego savaşlarını körükler. Ego savaşlarının olduğu yerde orman kanunları geçerli olur. Güçlü zayıfı ezer. Ekonomik veya fiziksel gücü fazla olan kazanır. Oysa burada hisseden beyin değil, düşünen beyin kullanılmalı. Karşı taraf bağırmaya başladığında ‘yavaş konuşur musun, seni anlamak istiyorum’ demek çok etkilidir. Çünkü bağırarak yavaş konuşmak mümkün değildir. Böylece düşünen beyin devreye girer ve öfke kırılır.” dedi.</p>
<p><strong>Fırtınalara dayanabilen ilişkiler uzun ömürlüdür</strong></p>
<p>Evliliklerde üç dönem olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, “Birinci dönem romantizm, ikinci dönem ego savaşları, üçüncü dönem bağlılıktır. Asıl kırılma ikinci dönemde olur. Bu dönemde sorun çözme becerilerini kullanan çiftler bağlılık dönemine geçer. İşte o zaman ömür boyu süren bir aşk doğar.</p>
<p><strong>Narsistler sert duvara çarptığında değişir</strong></p>
<p>B tipi kişiliklerin eleştiriye kapalı olduklarını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Narsistik, antisosyal, histrionik kişilikler eleştiriyi tehdit olarak görür. Ama hayatın sert duvarına çarpınca değişmeye başlarlar. Narsistik yaralanma yaşadıklarında yalnız kaldıklarını fark ederler. Etraflarındaki ilişkilerin sahte olduğunu anlarlar. Çünkü insanlar onları değil, menfaatlerini seviyordur. Bu kişilerin değer verdiği şey para, makam ya da ailesi olabilir. Onun zarar gördüğünü fark ettiklerinde hızla dönüşürler. Eşi ‘artık ayrılacağım’ dediğinde, narsist bir eş birdenbire özeleştiriye başlar” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Toksik ilişkilerde bazen iki toksik birleşir…</strong></p>
<p>Tarhan, toksik ilişkilerin yalnızca tek taraflı olmayabileceğini de anlatarak, “Narsistik biriyle toksik özellikteki bir başka kişi birleşebiliyor. Bazen borderline kişiliklerde de toksik ilişkiler olur. ‘Senden nefret ediyorum, Allah belanı versin’ deyip ardından ‘sakın beni bırakma’ diyen bölünmüş duygular buna örnektir.” diye konuştu.</p>
<p>Toksik kişiliklerin çoğunda çocukluk travmalarına rastlandığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Çözülmemiş travmalar Etna Yanardağı gibidir, uyur ama bir gün patlar. Psikoterapide farklı başa çıkma yöntemleri vardır. Problem odaklı, duygu odaklı, bedensel ve spiritüel başa çıkma yolları vardır. Kişinin kişilik profiline göre hangisi uygunsa onu kullanıyoruz. Şimdi pozitif psikoterapi ön plana çıktı. Yani kişiyi geçmiş travmalara boğmadan savunma mekanizmalarını güçlendirip ego gücünü artırıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Evin küçük hükümdarı gibi büyütülüyorlar</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişilik özellikleri taşıyan bireylerin hem aile içi hem de sosyal hayatta ciddi yıkımlara yol açabileceğini belirterek, “Bu kişiler empati yoksunu, haz ve çıkar odaklıdır. Beyinlerinde ‘ver’ butonu yoktur, sadece ‘al’ butonuyla hareket ederler.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Toksik kişiliklerin genellikle çocuklukta yanlış yetiştirme tarzıyla şekillendiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Böyle kişilere bakarsanız çocukluklarında hep altın tepside her şey sunulmuştur. Evin küçük hükümdarı gibi büyütülmüşlerdir. Prens ve prenses gibi büyütülmüş, hep almaya yönelik yetiştirilmişlerdir. Bu yüzden karşı tarafın acısını, hakkını göremezler.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Toksik kişilerin eleştiriye tahammülsüz olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bu kişiler kendilerine ‘hayır’ diyeni düşman gibi görürler. Haksızlık yaptıklarının farkında değildirler. Onlara karşı eleştirel duruş sergilemek cesaret ister. Bu kişiler güçlü olanın yanında köleleşir, zayıfları ezerler. Çıkar odaklıdırlar. Yalan söylemekte zorlanmaz, manipülasyona başvururlar. Dost ve düşman diye ayırırlar. İtaat etmeyenleri tehdit olarak görürler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Öz güvenleri düşük, sıradan olmaktan korkuyorlar</strong></p>
<p>Dışarıdan güçlü gibi görünen bu kişilerin aslında öz güven sorunu yaşadığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bu kişilerin arka planında sıradan olma korkusu vardır. Kendilerini yetersiz ve değersiz hissederler. Bu yüzden güçlü rol oynamaya çalışırlar. Çoğu zaman narsistik yaralanma yaşadıklarında intihara eğilimli olabilirler, bazen de eşini öldürüp kendini öldürebilirler.” dedi.</p>
<p><strong>İlişkilerde başarısız oluyorlar</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, toksik kişiliklerle yaşayanların da ağır bedeller ödediğini ifade ederek,<strong> </strong>şöyle devam etti:</p>
<p>“Böyle durumlarda ilaç tedavisi tek başına yeterli olmaz. Çift terapisi, stres ve ilişki yönetimi eğitimleri gerekir. Eğer taraflarda iyi niyet varsa, altın orta nokta kuralıyla adım adım ilerleyerek sağlıklı bir ilişki kurulabilir. Hataların fark edilmesi ve yöntem değişikliği önemlidir. Aksi halde bu kişiler sürekli aynı çatışmaları tekrarlar. Bu kişiler mantıksal zekâda çok başarılı olabilirler, ancak duygusal ve sosyal zekâları düşük olduğu için ilişkilerinde başarısız olurlar. Duygusal okuryazarlık geliştirilmezse en yakınlarına bile zarar verebilirler. Çözüm; farkındalık, öz eleştiri ve doğru yöntemleri öğrenmektir.”</p>
<p><strong>Dışarıya melek gibi görünüyorlar</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişilikler ve narsizm üzerine yaptığı değerlendirmelerde, bu kişilerin farklı alt türleri bulunduğuna işaret ederek, “Dışarıya melek gibi görünen, evde zorba olan pasif-agresif narsistler vardır. Bazıları mükemmeliyetçi narsisttir; kendisini mükemmel görür ve herkesi aşırı kontrol ederek domine etmeye çalışır. Bir de alçak gönüllü rolü oynayan narsistler vardır. Çıkarlarına dokunana kadar melek gibidirler, fakat bir gün çıkarlarına ters düşerseniz aniden canavara dönüşürler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kişiyi tanımak için stres anlarına bakmak lazım</strong></p>
<p>Narsistik özelliklerin en çok zorlayıcı durumlarda ortaya çıktığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bir insanın gerçek kişiliği ya stres, kayıp, ticari kriz ya da uzun bir yolculuk sırasında ortaya çıkar. Çünkü maskeler uzun süreli ilişkilerde düşer. Kişiyi anlamak için sadece görünen davranışlarına değil, kriz anlarında nasıl davrandığına da bakmak gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bağlanma bozukluğu olanlar kurban olur</strong></p>
<p>Toksik kişiliklerin karşısında en çok zarar gören grubun “bağlanma sorunları” olan kişiler olduğuna dikkat çeken Prof. Dr.  Tarhan, “Bu kişiler özgüveni düşük, yalnızlığa tahammül edemeyen bireylerdir. Çocukluk çağında annesiyle ya da babasıyla sağlıklı bağlanma kuramayan kişiler, ileride yanlış kişilere yapışır. Onlar için ilişki bir yara bandı gibidir. Yara bandı yarayı kapatır ama iyileştirmez; acıtır, kanatır, kişi yine aynı ilişkiye sarılır. İşte patolojik bağlanmalar böyle oluşur.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Genetik kader değildir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, kişilik bozukluklarının çocukluk travmaları ve genetik yatkınlıklarla ilişkisine de değinerek, “Genetik yüzde 30-40 etkilidir ama geri kalan yüzde 60-70 epigenetik mekanizmalardır. Yani aileden öğrenilen yanlış davranış kalıplarıdır. Kişi bunları fark ederse değiştirebilir. Yaşanan hayat olayları, şoklar bu değişim için fırsattır. Epigenetik mekanizmaları doğru şekilde çalıştıran bir kişi kaderini değiştirebilir.” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-toksik-kisilikler-empati-yapmaz-sadece-hep-bana-der-610023">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Toksik kişilikler empati yapmaz, sadece &#8216;hep bana&#8217; der!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çalışanların Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-ruh-sagligi-uzerindeki-etkileri-609839</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 04:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanların]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<category><![CDATA[üzerindeki]]></category>
		<category><![CDATA[yönetici]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609839</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pek çok işçi toksik yöneticilerin hayatlarını etkilediğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-ruh-sagligi-uzerindeki-etkileri-609839">Çalışanların Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Küçük bir halkla ilişkiler ajansındaki iş imkanı, kağıt üzerinde ideal görünüyordu: Uyumlu bir ekip, yüksek profilli müşteriler ve hızlı ilerleyen bir kariyer inşa etme şansı.</strong> </p>
<p>Ancak Maya&#8217;nın (gerçek adı değil) beklemediği şey, &#8220;inanılmaz derecede yüksek standartlar&#8221; koyan ve bunları karşılamayan personeli alenen azarlayan &#8220;toksik bir patron&#8221;du.</p>
<p>&#8220;Düzenli olarak tüm ekibin önünde insanlara &#8216;kalın kafalı mısın&#8217; ve &#8216;bu iş saçmalık&#8217; gibi hakaretler savururdu&#8221; diye anlatıyor yaşadıklarını.</p>
<p>Maya, yöneticisinin davranışlarının çoğu zaman performans yönetiminin ötesine geçip kişisel saldırılara dönüştüğünü söylüyor.</p>
<p>Hatta bir meslektaşı düğünü öncesinde kişisel antrenör tuttuğunu söylediğinde patronu masasına kilolu bir gelin fotoğrafı bırakmış. </p>
<p>Maya, işe başladıktan birkaç ay sonra &#8220;her bir meslektaşının neredeyse her gün ağladığını&#8221; fark etti.</p>
<p>Ekipte &#8220;kötü ruh sağlığı nedeniyle&#8221; sürekli hastalıklar yaşanıyordu. Maya sonunda işten ayrıldı.</p>
<p><b>Toksik mi yoksa kişilik çatışması mı?</b></p>
<p>Maya yalnız değil: Araştırmalara göre her üç kişiden biri toksik bir işyeri ya da kötü bir yönetici nedeniyle işten ayrılıyor.</p>
<p>Ancak Chartered Management Institute CEO&#8217;su Ann Francke, her kötü yöneticinin toksik olmadığını ve aradaki farkı anlamanın önemli olduğunu vurguluyor. </p>
<p>Birçok lider, enstitünün &#8220;tesadüfi yönetici&#8221; olarak adlandırdığı kategoriye giriyor: Bu kategoride insanlar liderlik becerilerinden ziyade teknik becerileri nedeniyle terfi ettiriliyor.</p>
<p>Bu gibi durumlarda, kötü davranışlar genellikle kasıttan değil, deneyimsizlik veya belirsizlikten kaynaklanıyor.</p>
<p>Toksik bir patron ise kötü yöneticilerin aksine &#8220;hem empatiden hem de genellikle öz farkındalıktan yoksun oluyor&#8221;.</p>
<p>Francke, &#8220;Ekiplerini aktif olarak baltalayabilir, başkalarının çalışmalarından kendilerine pay çıkarabilir veya korkuyla yönetip gerçekçi olmayan beklentilere sahip olabilirler&#8221; diyor. </p>
<p>Bu etki, kişilik çatışmalarının ötesine geçerek hem ruh sağlığına hem de performansa zarar verebilecek bir kaygı yaratır:</p>
<p>&#8220;Pazartesi sabahı midenizde bir düğüm varsa, yüzleşmekten kaçınmak için sürekli koridorlarda siniyorsanız veya cezalandırılma korkusuyla toplantılarda konuşmaktan korkuyorsanız, bu bir kişilik çatışması değil, toksikliktir.&#8221;</p>
<p>Josie (gerçek adı değil) yıllarca kendisini sürekli gözetim altında tutan bir yönetici için çalıştığını anlatıyor:</p>
<p>&#8220;Sabah 7&#8217;den akşam 10&#8217;a kadar durmaksızın beni arar, yazılı ve sesli mesajlar atardı.&#8221;</p>
<p>&#8220;Çalışmadığı günlerde bile her zaman nerede olduğunuzu bilmek isterdi.&#8221;</p>
<p>Ayrıca projeleri Josie&#8217;den alıp başkalarına verdi ve ekip üyelerini grup öğle yemeklerinden dışladı.</p>
<p>BBC&#8217;nin konuştuğu bir diğer işçi Hannah (gerçek adı değil) büyük bir süpermarket zincirinde çalışırken patronu tarafından düzenli olarak aşağılandığını söylüyor.</p>
<p>Bir keresinde kurumsal bir etkinliğe konuklardan biriyle aynı kazağı giyerek gelmiş.</p>
<p>&#8220;Patronum Kasım ayında kazağımı çıkarttırıp yeleğimle etkinlikte çalışmamı istedi. Kendimi aptal gibi hissettim ve çok aşağılayıcıydı&#8221; diye anlatıyor yaşadıklarını.</p>
<p>Bu yıl vizyona giren, bir uçak kazasının ardından ıssız bir adada birlikte mahsur kalan bir yönetici ve çalışanın, çözümlenmemiş işyeri gerilimleriyle yüzleşmek zorunda kaldıkları karanlık ve komik bir hayatta kalma gerilimi olan Send Help (Yardım Çağrısı) filminde, toksik zehirli bir patron ile ekip üyelerinden biri arasındaki gerilim ele alınıyor.</p>
<p>Haksızlığa uğrayan çalışanı canlandıran Rachel McAdams, film prömiyerinde yaptığı konuşmada, zor işyerlerinde çalışmak zorunda kaldığını ve bir yaz işinde özellikle kötü bir patrona denk geldiğini söylüyor:</p>
<p>&#8220;Ben sadece bıraktım ve tavsiyem eğer yapabiliyorsanız sessizce bırakmanız, yapamıyorsanız da biraz zen pratiği yapmanız.&#8221;</p>
<p><b>Toksik bir patronla nasıl başa çıkılır?</b></p>
<p>Ancak çoğu kişi için başka bir rol bulana kadar işi bırakmak bir seçenek değildir.</p>
<p>Francke, bir sonraki adımın ne olacağına karar verirken durumu idare etmenin yolları olduğunu söylüyor.</p>
<p>Şunları öneriyor:</p>
<p><strong>&#8211; Birine anlatın:</strong> Doğrudan yöneticiniz olmayan, kurumu tanıyan ve size dürüst, bağımsız tavsiyeler verebilecek bir danışman bulun.</p>
<p><strong>&#8211; Davranışa meydan okuyun:</strong> Patronunuza tuzak kurmayın, bir toplantı ayarlayın ve endişelerinizi belirli örneklerle sakin ve resmi bir şekilde dile getirin. İş arkadaşlarınız da etkileniyorsa, daha geniş etkiyi göstermek için birlikte ele almayı düşünün. Patronunuz davranışlarıyla neden olduğu zararın farkında olmayabilir.</p>
<p><strong>&#8211; Kendinizi koruyun: </strong> Sınırlar belirleyin, sağlığınıza öncelik verin ve iş dışında kendinize alan yaratın. Zor olabilir, ancak kendinizi bir durumdan nasıl ayıracağınızı öğrenmek, perspektifinizi yeniden kazanmanıza ve sonraki adımları planlamanıza yardımcı olacaktır.</p>
<p><strong>&#8211; İK&#8217;yı dikkatli kullanın:</strong> Kuruluşunuzda iyi bir İK (İnsan Kaynakları) varsa, onlara kesinlikle güvenebilirsiniz, ancak kötü davranışları görmezden gelmek yerine bunlarla mücadele etme konusunda bir geçmişleri olup olmadığını kontrol etmeye değer.</p>
<p><strong>&#8211; Olayı ne zaman büyüteceğinizi bilin:</strong> Davranış taciz içeriyorsa veya itibar riski oluşturuyorsa, resmi bir ihbar süreci gerekli olabilir, ancak cezalandırılma korkusuyla bunu yapmak daha zor olabilir.</p>
<div><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/calisanlarin-ruh-sagligi-uzerindeki-etkileri-0-VqsCLAB8.png"/></div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-ruh-sagligi-uzerindeki-etkileri-609839">Çalışanların Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlişkiniz toksik olabilir mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iliskiniz-toksik-olabilir-mi-592577</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 16:01:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkide]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkinin]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[lişkiniz]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<category><![CDATA[tarafı]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592577</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, toksik ilişkilerin belirtilerini, neden olduğu psikolojik etkileri ve iyileşme sürecinde atılması gereken adımlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iliskiniz-toksik-olabilir-mi-592577">İlişkiniz toksik olabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, toksik ilişkilerin belirtilerini, neden olduğu psikolojik etkileri ve iyileşme sürecinde atılması gereken adımlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Toksik ilişkiler, anksiyete ve depresyon gibi ruhsal bozukluklara yol açabilir!</strong></p>
<p>Kişinin toksik bir ilişkide olup olmadığını anlamasının her zaman kolay olmayabileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Hatta çoğunlukla zordur. Bunun en temel nedenlerinden biri, ilişkinin başında yaşadığınız güzel günlerin ve hissettiğiniz sevgi ile bağlılığın, manipülatif davranışları fark etmenizi engelleyebilmesidir.” dedi.</p>
<p>Bazen kişinin, toksik olduğunu fark etse bile, durumu görmezden gelmeye çalışabileceğini dile getiren Aytop, “Toksik ilişkiler, anksiyete ve depresyon gibi ruhsal bozukluklara yol açabilir. Manipülasyon, değersizlik ve çaresizlik duyguları, özgüven kaybı, sürekli kontrol altında hissetme ve sürekli açıklama yapma gibi durumlar kişinin ruh sağlığını olumsuz etkiler. Ayrıca, bu durum fiziksel sağlık sorunlarına da sebep olabilir. Toksik bir ilişkinin bazı belirtileri bulunur. Sürekli eleştirilmek, kendini kullanılmış ve değersiz hissetmek, çaresizlik ve suçluluk duygusu, aşırı baskı ve kontrol altında hissetmek, sürekli fedakarlık yapan tarafın hep siz olması, sürekli kendini sorgulamak zorunda hissetmek… Bu belirtileri deneyimliyorsanız, büyük olasılıkla toksik bir ilişkide bulunuyorsunuz demektir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Toksik ilişkide yalnızlık korkuları da sık görülüyor!</strong></p>
<p>Bazı kişilik örüntüleri ve bağlanma stillerinin, toksik ilişkide kalmayı güçlendirebileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Örneğin kaygılı bağlanma stili ve bağımlı kişilik örüntüleri bunlar arasında sayılabilir.” dedi.</p>
<p>Manipülatörün uyguladığı tekniklerin de kişinin bu ilişkide kalmasını pekiştirdiğini aktaran Aytop, “Bu manipülasyonlar, kişinin kendini değersiz, suçlu veya çaresiz hissetmesine yol açar ve öz saygısını zedeler. Toksik ilişkide yalnızlık korkuları da sık görülür; kişi ‘ya ilişki biterse yalnız kalırsam?’ gibi kaygılar yaşar. Bazı durumlarda kişi, kurtarıcı rolüne bürünerek karşı tarafı ‘düzeltmeye’ çalışabilir. Bu rol, kısa vadede karşı tarafı kurtarabilir, ancak uzun vadede kişinin duygusal, psikolojik ve hatta fiziksel zarar görmesine neden olabilir. Maddi bağımlılık, çocuklar, aile baskısı veya sosyal kaygılar da kişinin ilişkide kalma motivasyonunu artırabilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Toksik bir ilişkinin düzelmesi, her iki tarafın da değişim için istekli olmasına bağlı!</strong></p>
<p>Toksik bir ilişkinin iyileşmesi veya düzelmesinin mümkün olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Ancak oldukça zordur ve her zaman başarılı olacağı garanti değildir. Burada kritik olan, her iki tarafın da sorumluluk alması ve değişim için istekli olmasıdır.” dedi.</p>
<p>Sadece mağdur tarafın değil, manipülatörün de çaba göstermesi gerektiğini vurgulayan Aytop, “Bu süreçte ilişkideki sorunları ve sağlıksız örüntüleri kabul etmek, empati göstermek, ilişkiyi düzeltmek için efor sarf etmek gerekir. Eğer bu koşullar sağlanabiliyorsa ve her iki taraf da bireysel olarak destek alabiliyorsa, çift terapisi gibi yöntemlerle toksik ilişkiyi düzeltmek mümkün olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>İyileşme sürecinde, kendine şefkat duymayı tekrar öğrenmek çok önemli!</strong></p>
<p>“Toksik bir ilişki, kişiyi tüketir ve adeta bir enkaz bırakır.” diyen Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, bu nedenle, ilişkinin ardından kişinin birçok açıdan toparlanmaya ihtiyaç duyacağını söyledi. </p>
<p>İyileşme sürecinin; kendini kabul etmek, kendine güveni yeniden sağlamak, öz saygı ve öz değeri kazanmak, kendi yetenek, beceri ve kapasitesinin farkına varmak, kendine zaman tanımak adımlarını kapsadığını belirten Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Toksik ilişkide kişi, şefkatini çoğunlukla karşı tarafa yönlendirir ve kendine şefkat göstermeyi ihmal eder. Bu nedenle iyileşme sürecinde, kendine şefkat duymayı tekrar öğrenmek çok önemli. Ayrıca toksik ilişkide bazı iletişim yetenekleri kaybolabilir; ‘hayır’ demek, hoşlanmadığı şeyleri ifade etmek zorlaşabilir. Bu süreçte sağlıklı iletişim becerilerini yeniden kazanmak, hem mevcut hem de gelecekteki ilişkiler için kritik öneme sahip. Sınır koymayı öğrenmek de bu sürecin önemli bir parçası; ‘Ben kimim? Sınırlarım neler? Başkaları bu sınırlara ne kadar dahil olabilir?’ Bunları belirleyip uygulamak, sağlıklı ilişkiler için temel oluşturur. Sosyalleşmek, iyi gelen aktiviteleri yapmak, kişisel gelişime ve fiziksel sağlığa odaklanmak, yeni hobiler edinmek ve kişisel bakımına önem vermek, iyileşme sürecini hızlandırır. Bu süreçte yalnız olmak gerekmez, güvenilen insanlar veya uzman desteği sürecin olumlu ilerlemesine yardımcı olur.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iliskiniz-toksik-olabilir-mi-592577">İlişkiniz toksik olabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Enerji içeceğiyle alkol karışımı: İlk belirtiler çarpıntı ve tansiyon yükselmesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/enerji-icecegiyle-alkol-karisimi-ilk-belirtiler-carpinti-ve-tansiyon-yukselmesi-589640</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 09:43:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çarpıntı]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji İçeceği]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[içeceğiyle]]></category>
		<category><![CDATA[içecekleri]]></category>
		<category><![CDATA[kafein]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[karışımı]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[Miligram]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589640</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’de 16 yaşındaki bir gencin enerji içeceğini alkolle karıştırarak yaşamını yitirmesi sonrası, gözler enerji içeceklerine ve etkilerine çevrildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/enerji-icecegiyle-alkol-karisimi-ilk-belirtiler-carpinti-ve-tansiyon-yukselmesi-589640">Enerji içeceğiyle alkol karışımı: İlk belirtiler çarpıntı ve tansiyon yükselmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de 16 yaşındaki bir gencin enerji içeceğini alkolle karıştırarak yaşamını yitirmesi sonrası, gözler enerji içeceklerine ve etkilerine çevrildi. Eczacılık Fakültesi Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın, enerji içeceğiyle birlikte alınan maddelerin yarattığı sağlık sorunlarına dikkat çekerek “Bir sorun olduğuna dair ilk belirtiler genellikle kalp çarpıntısı ve tansiyon yükselmesidir. Böyle bir durumda kişiler ‘geçer’ diyerek beklememeli, hemen en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Bu erken müdahale hayat kurtarabilir” dedi. </p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın, yüksek miktarda kafein içeren enerji içeceğiyle alkol, kahve veya benzeri maddelerin birlikte tüketilmesinin sağlık açısından tehlikeli olduğuna dikkat çekti. </p>
<p><strong>‘Enerji İçeceği Uyarıyor, Alkol Sakinleştiriyor, Doz Artıyor’</strong></p>
<p>Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Aydın, “16 yaşındaki bir gencimizin enerji içeceğiyle alkolü karıştırarak hayatını kaybetmesi hepimizi derinden üzdü. Bu olay, ciddi bir halk sağlığı problemiyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Enerji içecekleriyle alkolün birlikte tüketilmesi, gençlerimizin sağlığını ve yaşamını tehdit eden tehlikeli bir alışkanlıktır. Bu nedenle konunun üzerinde çok dikkatle durmamız gerektiğini düşünüyorum. Enerji içeceği başlı başına farklı bir alan, alkol ise başka bir alan. Ancak gençlerimizin azımsanmayacak bir kısmı bu iki maddeyi birlikte tüketiyor. Bu durum son derece tehlikeli. Çünkü enerji içeceği uyarıcı etkisi nedeniyle içiliyor; içerisinde yoğun miktarda kafein bulunuyor. Alkol ise ilk başta uyarıcı gibi etki etse de bir süre sonra tam tersi şekilde sakinleştirici etki gösteriyor. Dolayısıyla, bir kişi hem uyarıcı hem de bastırıcı etkili iki maddeyi aynı anda aldığında, bu maddeler birbirinin etkisini azaltıyor. Bu durumda kişi etkisini hissetmediği için hem enerji içeceği hem de alkol miktarını artırma eğilimine giriyor. Bu da kısır bir döngü yaratıyor” dedi.</p>
<p><strong>‘Her Maddenin Toksik Bir Dozu Vardır’</strong></p>
<p>Doz aşımının yol açtığı sorunlara dikkat çeken Aydın, “Sonuç olarak, kişi yüksek miktarda kafein ve alkol almış oluyor. Her maddenin bir toksik (zehir etkisi yaratan) dozu vardır. Bu doz aşıldığında, vücutta ciddi ve istenmeyen sağlık riskleri ortaya çıkar. Her iki madde de tek başına risk taşırken, birlikte kullanıldıklarında ölümcül sonuçlar doğurabilir. Enerji içeceklerinin içeriğindeki kafein miktarı markadan markaya değişiyor. Bir kutuda 80 miligramdan 300 miligrama kadar kafein bulunabiliyor. Hangi markanın, ne kadar kafein içerdiğini her zaman bilmiyoruz. Ayrıca, alkol miktarı ve türü de önemli. Bu nedenle olayın detayları ancak yapılacak analizlerle netleşecektir. Ancak ölümün temel nedeni büyük olasılıkla bu iki bileşenin etkileşimidir. Enerji içeceklerinde sadece kafein yok; yüksek oranda şeker, glukuronolakton ve taurin gibi maddeler de bulunuyor. Bu bileşenlerin alkolle etkileşimi konusunda elimizde yeterli bilimsel veri yok. Ancak bu maddelerin hepsinin etkileşim potansiyeli bulunduğunu söyleyebiliriz” diye konuştu.</p>
<p><strong>‘İki Kutu Enerji İçeceği Altı Fincan Kahveye Denk’</strong></p>
<p>Kafein ve alkolün etkileşimi kalp üzerinde ciddi baskı oluşturabilir” diyen Prof. Dr. Ahmet Aydın, şöyle devam etti: </p>
<p>“Örneğin, eğer bir enerji içeceği 300 miligram kafein içeriyorsa ve kişi bu etkiden tatmin olmayıp ikinci kutuyu da içerse, bu 600 miligram kafein anlamına gelir. Bu miktar, kalp ritmini bozacak düzeye yakın bir dozdur. Aynı anda 600 miligram kafein almak, yaklaşık altı fincan Türk kahvesine denk gelir. Bir kişinin kısa sürede altı fincan kahve içmesi kalpte ciddi ritim bozukluklarına yol açabilir.”</p>
<p><strong>‘Kahveyle Birlikte İçilmesi de Riskli’</strong></p>
<p>Enerji içeceklerinin sadece alkolle değil, kahve gibi diğer kafeinli içeceklerle birlikte alındığında da tehlike oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Aydın, “Enerji içeceği sadece alkolle değil, kahve gibi diğer kafeinli içeceklerle birlikte tüketildiğinde de benzer riskler ortaya çıkar. Çünkü kahveler de 100 miligramdan başlayarak yüksek oranda kafein içerir. Bu da toplamda kafein miktarının toksik seviyelere ulaşmasına neden olabilir. Bir yetişkin için 700 miligram kafein, toksik etki yaratabilecek ciddi bir dozdur” dedi. </p>
<p><strong>‘Geçer Diye Beklemeyin’ </strong></p>
<p>Erken müdahalenin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Aydın, şu uyarılarda bulundu: </p>
<p>“Özellikle alkolle birlikte kullanıldığında, ilk belirtiler genellikle kalp çarpıntısı ve tansiyon yükselmesi şeklinde görülür. Böyle bir durumda kişiler ‘geçer’ diyerek beklememeli, hemen en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Bu erken müdahale hayat kurtarabilir. Yaş grupları ve bireysel farklılıklar da önemlidir. Kafeinin toksik etkisi kişiden kişiye değişebilir. Kalp fonksiyonlarında bozukluk, genetik yatkınlık ya da tansiyon gibi kronik hastalıkları olan kişiler bu tür içecekleri kesinlikle kullanmamalıdır. Ayrıca tansiyon ilacı gibi kalp ve damar sistemini etkileyen ilaçlar kullananların da enerji içeceklerinden uzak durması gerekir. Bu tür ilaçlarla kafein veya alkolün etkileşimi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.”  </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/enerji-icecegiyle-alkol-karisimi-ilk-belirtiler-carpinti-ve-tansiyon-yukselmesi-589640">Enerji içeceğiyle alkol karışımı: İlk belirtiler çarpıntı ve tansiyon yükselmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bitkin, çaresiz ve kullanılmış hissetmek toksik ilişkinin işareti!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bitkin-caresiz-ve-kullanilmis-hissetmek-toksik-iliskinin-isareti-587277</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 15:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[bitkin]]></category>
		<category><![CDATA[çaresiz]]></category>
		<category><![CDATA[davranışlar]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hissetmek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkinin]]></category>
		<category><![CDATA[işareti]]></category>
		<category><![CDATA[kalma]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılmış]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<category><![CDATA[Toksik İlişki]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587277</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toksik ilişkilerin umutsuzluk yaratan, özgüveni zedeleyen, strese sokan ilişki türleri olduğunu belirten uzmanlar, bu durumun, romantik ilişki, arkadaşlık, iş ilişkileri veya genel sosyal ilişkilerde karşımıza çıkabileceğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bitkin-caresiz-ve-kullanilmis-hissetmek-toksik-iliskinin-isareti-587277">Bitkin, çaresiz ve kullanılmış hissetmek toksik ilişkinin işareti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Toksik ilişkilerin umutsuzluk yaratan, özgüveni zedeleyen, strese sokan ilişki türleri olduğunu belirten uzmanlar, bu durumun, romantik ilişki, arkadaşlık, iş ilişkileri veya genel sosyal ilişkilerde karşımıza çıkabileceğini söylüyor.</strong></p>
<p><strong>Toksik ilişkilerde kişilerin kendini sürekli bitkin, çaresiz ve kullanılmış hissedebildiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Sözel ve psikolojik şiddet, manipülatif davranışlar, aşağılayıcı veya kontrol edici tutumlar, cezalandırıcı davranışlar ve duygusal istismar toksik ilişkinin doğrudan belirtileridir.” dedi. Yalnız kalma korkusu ile verilen emek ve alışkanlıkların, toksik ilişkiyi sürdürmede önemli rol oynadığına vurgu yapan Beyaz, farkındalık oluşturmanın, belirtileri gözlemleyerek sınırlar çizmenin, korunmanın ilk adımı olarak öne çıktığını aktardı.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, toksik ilişkilerin belirtileri, nedenleri, kişiler üzerindeki etkileri ile bu ilişkilerden korunma ve çıkış yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Tüm ilişkiler toksik olabilir!</strong></p>
<p>‘Toksik’ kelimesinin, Türkçe’de doğrudan karşılığı olmasa da anlam olarak zarar veren, zehirleyen ve uzak durulması gereken durumları çağrıştırdığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “İlişki boyutunda da benzer bir anlam taşır. Umutsuzluk yaratan, özgüveni zedeleyen, strese sokan ilişki türleri için kullanılır. Toksik ilişkiler, romantik ilişki, arkadaşlık, iş ilişkileri veya genel sosyal ilişkilerde karşımıza çıkabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Bu belirtiler toksik ilişkinin kanıtı!</strong></p>
<p>Bir ilişkide toksik ortamın varlığını anlamanın birkaç belirgin yolu olduğunu aktaran Beyaz, “Kişi kendini ilişkide sürekli bitkin, çaresiz ve kullanılmış hisseder. İhtiyaçlarının göz ardı edildiğini, sürekli ikinci planda kaldığını düşünür. Karşı tarafın ruh halindeki tutarsızlıkları fark eder ve bu durumdan strese girer. Alınan kararlar veya yapılan davranışlar, suçluluk, korku, öfke gibi yoğun duygularla geri döner. Karşı tarafı kırmamak için davranışlarına aşırı dikkat eder ve tepkilerinden endişe duyar. Bunların yanında sözel ve psikolojik şiddet, manipülatif davranışlar, aşağılayıcı veya kontrol edici tutumlar, cezalandırıcı davranışlar ve duygusal istismar da toksik ilişkinin doğrudan belirtileridir. Yalan söylemek de bu tür ilişkilerde sıkça rastlanan bir işaret olabilir, ancak tek başına toksik ilişki varlığını kanıtlamaz, diğer belirtilerle birlikte değerlendirilmeli.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Yalnız kalma korkusu toksik ilişkiyi sürdürmeye neden olabiliyor!</strong></p>
<p>Toksik ilişkilerin çoğu zaman yalnızlık korkusu nedeniyle sürdürüldüğüne işaret eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Kişi, ilişkiyi sonlandırdığında başka birini bulamama veya yalnız kalma kaygısı yaşayabilir.” dedi.</p>
<p>‘Başka biri beni aynı şekilde sevmeyecek’ veya ‘eski çekiciliğim kalmadı’ gibi düşüncelerin, ayrılmayı zorlaştıran inançlar olduğunu kaydeden Beyaz, “Ayrıca ilişki boyunca verilen emek, zaman ve sevgi, ilişkiyi sürdürme eğilimini güçlendirir. Alışkanlıklar ve rutinler de değişimden kaçınmayı beraberinde getirir. Birlikte geçirilen keyifli zamanlar, evde yalnız olmanın yarattığı güvensizlik duygusu, ilişkide kalmayı cazip kılar.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Toksik bir ilişkiyi fark etmek, korunmanın ilk adımı!</strong></p>
<p>Toksik bir ilişkiyi fark etmenin, korunmanın ilk adımı olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Birey, belirtileri gözlemleyip, ilişki öncesi ve sonrası kendi halindeki değişimleri fark edebilir.” dedi.</p>
<p>Farkındalık oluşturmak için önerilerde bulunan Beyaz, “Düşünceleri ve duyguları not etmek, farkındalık oluşturur. Karşı tarafa sınırlar çizmek, disiplinli ve tutarlı olmak önemlidir. Toksik davranışların, çoğu zaman karşı tarafın kendisiyle ilgili sorunlardan kaynaklandığını kabul etmek gerekir. İletişim ve farkındalık, bazen toksik davranışları azaltabilir; ancak bu süreç uzun zaman ve emek gerektirir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kişi etkileri fark edip inkâr etmeyi bırakırsa, süreci yönetmek mümkün!</strong></p>
<p>Çoğu durumda toksik ilişkilerin, boşanma veya pasif agresif iletişimle sonuçlandığına dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Ancak kişi kendi üzerindeki etkilerini fark edip inkâr etmeyi bırakırsa, süreci yönetmek mümkün olabilir.” dedi.</p>
<p>Toksik ilişkiden kurtulmak için inkârı bırakarak yaşanan durumu gerçekçi bir şekilde kabul etmek gerektiğinin altını çizen Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kişinin kendisine iyi gelen etkinlikleri ve alışkanlıklarını ihmal etmemesi önemlidir. Uzman desteği almak, duygusal iyileşmeyi hızlandırır ve süreci daha sağlıklı kılar. İlişki sona erse bile etkileri bir süre hissedilebilir. Bu dönemde sabırlı olmak, kendine şefkat göstermek ve sezgilerine güvenmek kritik öneme sahiptir. Kararlar, kişinin kendisiyle yüzleşmesi açısından önemlidir; bu nedenle rasyonel ve farkındalıkla alınmalıdır.”</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bitkin-caresiz-ve-kullanilmis-hissetmek-toksik-iliskinin-isareti-587277">Bitkin, çaresiz ve kullanılmış hissetmek toksik ilişkinin işareti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hepimizin hayatında toksik kişiler, toksik ilişkiler olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hepimizin-hayatinda-toksik-kisiler-toksik-iliskiler-olabilir-396929</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Aug 2023 13:10:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hayatında]]></category>
		<category><![CDATA[hepimizin]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=396929</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herkesin toksik kişiler ve ilişkilerle karşılaşabileceğini belirten uzmanlar, bu kişilerin yakın çevremizde de olabileceğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hepimizin-hayatinda-toksik-kisiler-toksik-iliskiler-olabilir-396929">Hepimizin hayatında toksik kişiler, toksik ilişkiler olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Herkesin toksik kişiler ve ilişkilerle karşılaşabileceğini belirten uzmanlar, bu kişilerin yakın çevremizde de olabileceğini söylüyor. İlişkilerde çaresizlik, öfke, suçluluk, sürekli açıklama yapma gereği hissetmek gibi duygulara dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu duyguları sık yaşıyorsanız bu ilişkinin toksik olduğunu söyleyebiliriz.” diyor. Toksik kişilerin özür dileme eğiliminde olmadığını vurgulayan Bhais, toksik kişilerin olumsuz duygularını karşısındakine atarak onları da aşağı çektiğinin ve bu kişilerde genellikle kişilik bozukluğu problemi olduğunun altını çiziyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, toksik kişilerin ve toksik ilişkilerin özelliklerine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Toksik kişiyi ya da ilişkiyi zamanla tanırız</strong></p>
<p>Hepimizin hayatında zaman zaman toksik insanlar, toksik ilişkiler olabilir diyerek sözlerine başlayan Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu kişi akrabalardan, aileden biri, arkadaş, sevgili veya eş olabilir. Kısa süreli hayatımıza girebilir ya da uzun süreli hayatımızda kalabilir. Biz bu kişileri süreç içinde bize hissettirdikleri ya da ilişkinin şekliyle tanıyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sık yaşadığınız olumsuz duygular ilişkinin toksik olduğunu gösterir</strong></p>
<p>‘Toksik’ kavramının ‘zehirli’ demek olduğunu hatırlatan Bhais, “Yani bizi zehirleyen, bizi aşağı çeken. Biz sosyal ilişkilerimizi neden kurarız? Daha iyi daha mutlu, daha başarılı olabilmek, bize cesaret vermesi, destek olması için. Ancak bu kişiler tam tersini yapar. Biz bu kişileri nasıl tanıyoruz? Öncelikle bizim ilişkilerimizde hissettiğimiz duygulardan bunu çıkartıyoruz. Eğer bazı insanlarla ilişkinizde çaresizlik, öfke, suçluluk gibi, sürekli açıklama yapma gereği hissetmek gibi bazı duyguları sık yaşadığınızı düşünüyorsanız, bu ilişkinin aslında toksik bir ilişki olduğunu söyleyebiliriz. Karşı tarafın bizi bir şekilde manipüle ettiğini, değiştirmeye, kontrol etmeye, belirli yönlere çekmeye çalıştığını düşünebiliriz. Yaşadığımız bu duygulardan anlayabiliriz.” diyerek toksik ilişkiyi açıkladı.</p>
<p><strong>Haklı olsanız bile suçluluk hissi yaşamanıza neden olurlar</strong></p>
<p>Sağlıklı ilişkilerde de tarafların birbirlerine yanlış davranışlarda bulunabileceğine, hatalar yapılabileceğine ve kırıcı olunabileceğine değinen Bhais, “Sonrasında özür bekleriz. Ancak bu kişilerde geri vites yoktur, yani geri adım atma durumu yoktur. Bu kişiler yanlış bir şey yaptıklarını düşündüklerinde ya da siz bunu düşünüyor olsanız bile asla özür dilemezler. Hatta şöyle olur, dersiniz ki, ‘bu durumda yüzde yüz ben haklıyım, bu konuda da bir şey diyemez artık’. O konuşma öyle farklı yerlere gider, öyle gündemler açılır ki sonrasında siz kendinizi suçluluk hissiyle bulursunuz. Aslında baktığınızda burada da bir manipülasyon var.” dedi.</p>
<p><strong>Özür dilememek ihtiyaçlarına iyi geliyor</strong></p>
<p>“Özür dileyememenin birçok sebebi olabilir.” diyen Bhais bu kişilerde sebebin özgüvenle ilişkili bir sorun olduğuna dikkat çekti. Bhais, “Kendisine bir yıkım gibi gelebilir. Bu kişiler için özür dilemek, ‘ben yanlışım, ben hatalıyım, bana olan saygı kaybolacak, bu yüzden asla geri adım atmamalıyım, sonuna kadar gitmeliyim’ demek. Tabii ki bunların da çocukluk öğrenmeleri ve aile yaşantılarından geldiğini biliyoruz. Bu kişiler durduk yere böyle olmuyorlar. Ama bir şekilde onların ihtiyaçlarına özür dilememek iyi geliyor. Ama karşıdaki insanın ihtiyacına iyi gelmiyor.” açıklamasında bulundu. </p>
<p><strong>Olumsuz duyguları size de geçer </strong></p>
<p>Bu kişilerin, ilişkilerde daha fazla sorun yaşayan, zarar görebileceğini, yalnız olduğunu, kimseye güvenmemesi gerektiğini düşünen kişiler olabileceğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu kişilerin de hayata bakışıyla baş etme yöntemleri aslında bu ilişki tarzı. Yaşadıklarının sonucunda kişiler böyle bir yöntem geliştiriyor. Özür dilememek, karşı tarafa bazı duygular hissetmek gibi. Çünkü zamanında kendisi de bunu hissetmiş. Olumsuz duygu aynası diyorum ben buna. Kişi hissettiği duyguları aslında karşı tarafa aktarıyor.” dedi.</p>
<p>Bu kişilerde çok ciddi bir memnuniyetsizlik beklendiğini söyleyerek sözlerine devam eden Bhais, “Sürekli memnun olmama durumu vardır. Eleştiri vardır, sürekli bir şeylere sinirlenirler, kızarlar, rahatsız olurlar, alınganlık gösterirler. Bir kafeye gidersiniz garsonla tartışırlar, sinemaya gideceksinizdir sinemanın yeri ile ilgili şikayet ederler. Siz de bir süre sonra o duyguları satın alırsınız, bir süre sonra sizde onun yanındayken bu duyguları sık hissettiğinizi daha eleştirel, daha alıngan olduğunuzu fark edersiniz. Aslında sizi de o duygularla aşağıya çekmeye çalışırlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Toksik kişiler için ‘kötü kalpliler’ diyemeyiz</strong></p>
<p>Bu kişilere ‘kötü insanlar’ denilemeyeceğinin altını çizen Bhais, “‘Bu kişi kötü kalpli ve bana bunu yapmaya çalışıyor’ diyemeyiz. Sadece hayatta öğrendikleriyle, aldıkları topladıkları bilgilerle böyle baş edebildikleri için kişi bunu yansıtıyor. Mesela, aynı şeyleri onlara yapmaya başlarsanız bunu normal karşılarlar. Onlar zaten ilişkinin doğasının bu olduğunu düşünüyor. O yüzden de siz ona aynı şekilde davrandığınızda  o kendini gerçekleştiren kehanet gibi düşünüyor. ‘Böyle olacağı belliydi, zaten böyle olmasını bekliyordum’ diye düşünürler.” sözleriyle açıkladı.</p>
<p><strong>Toksik kişiliğin farkına varılması çok zor</strong></p>
<p>Bu durumun farkında varılmasının çok zor olduğunu söyleyen Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bireyler ancak, hayatlarında önem verdiği kişilerle sorun yaşadığında, ilişkilerinde ya da hayatı yaşama şeklinde problem olduğunu fark ettiklerinde terapiye başvuruyor. Diyor ki, ‘ben mutlu değilim, ben hayatımdan memnun değilim, yani ortada bir şey yok ama ben memnun değilim.’ Ya da ‘Ben herkesle tartışıyorum, herkesle kavga ediyorum. Herkes benden uzaklaşıyor, yalnız hissediyorum.’ Ancak bu şikayetlerle, dolaylı yollardan fark ederek geliyorlar.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Davranışları genellikle kişilik bozukluğu kaynaklı </strong></p>
<p>Toksik insanların davranışlarının altında yatan nedenin aslında bir hastalık olduğunu dile getiren Bhais, “Altta yatan neden, kaygı, depresif bir durum, kişilik bozuklukları olabilir. Genellikle kişilik bozuklukları daha sık gördüğümüz bir neden oluyor. Bu nedenle iyi insan veya kötü insan olarak değerlendirmemek, bunun bir hastalık olduğunu bilmek gerekiyor.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Sağlıklı bir ilişkide aldığınız kadar verebiliyor olmak önemli</strong></p>
<p>Memnuniyetsiz,  depresif veya kaygılı herkese toksik denilemeyeceğine dikkat çeken Bhais sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bir ilişkinin başından sonuna siz bu durumları hissediyorsanız o toksik bir kişidir. Ama bazen arkadaşlarımızın dosta ihtiyacı vardır, bir şeyleri anlatmaya ihtiyacı vardır. Bazı insanların çok keyifli olmadığı için sessiz kalmaya ihtiyacı vardır. Bu dönemleri de arkadaşlarla birlikte geçirmek gerekebilir. Sağlıklı bir ilişkide aldığınız kadar verebiliyor olmak önemlidir. Ben eğer değerli hissetmek ya da güven hissi verebiliyorsam, o da bana sevgi ve şefkati verebiliyor mu? Benim ihtiyacım olanı alıp ben ona ihtiyacı olanı verebiliyor muyum? Bir taraf daha fazla veriyorsa, bir taraf hep daha fazla alıyorsa o zaman orada dengesiz ve sağlıklı olmayan bir ilişki vardır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hepimizin-hayatinda-toksik-kisiler-toksik-iliskiler-olabilir-396929">Hepimizin hayatında toksik kişiler, toksik ilişkiler olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toksik kişiler, olumsuz duygu aynası oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toksik-kisiler-olumsuz-duygu-aynasi-oluyor-348114</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2023 11:45:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aynası]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=348114</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toksik kişilerin olumsuz duyguları karşı tarafa aktardığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, bu kişilerin ilişkilerinde daha fazla sorun yaşadıklarına dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toksik-kisiler-olumsuz-duygu-aynasi-oluyor-348114">Toksik kişiler, olumsuz duygu aynası oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Toksik kişilerin olumsuz duyguları karşı tarafa aktardığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais,  bu kişilerin ilişkilerinde daha fazla sorun yaşadıklarına dikkat çekiyor. Toksik kişilerin, ilişkilerde zarar görebileceğini, yalnız olduğunu ve kimseye güvenmemesi gerektiğini düşünebileceğini ifade eden Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu kişiler yaşadıklarının sonrasında özür dilememek ve karşı tarafa bazı duygular hissettirmek gibi bir yöntem geliştiriyor. Ben buna olumsuz duygu aynası diyorum. Kişi, hissettiği duyguları aslında karşı tarafa aktarıyor.” dedi. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, toksik ilişkilerin psikoloji ve kişiler üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p><strong>Toksik kişiler herkesin hayatında olabilir</strong></p>
<p>Toksik kişilerin herkesin hayatında zaman zaman olabileceğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu kişi akrabalarımızdan biri olabilir, aileden biri olabilir, arkadaş olabilir, sevgili ve eş olabilir. Kısa süreli hayatımıza girebilir yani bir iş arkadaşı olabilir ya da uzun süreli olabilir. Biz bu kişileri aslında süreç içinde tanıyoruz. Bir süre sonra bize hissettirdikleri ya da bu ilişkinin şekliyle tanıyoruz.” dedi. Toksik ilişkilerin kişilerin psikolojisini olumsuz etkilediğini kaydeden Dr. Aslı Başabak Bhais, “Toksik biliyorsunuz ki zehirli demek. Aslında bizi zehirleyen, bizi aşağı çeken&#8230; Biz sosyal ilişkilerimizi neden kurarız? Daha iyi hissetmek, daha mutlu olabilmek, daha başarılı olabilmek, bize cesaret vermesi ve destek olması için sosyal ilişkiler kurarız ancak bu kişiler bunun tam tersini yapar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Toksik ilişki nasıl anlaşılır?</strong></p>
<p>Kişilerin ve ilişkilerin toksik olup olmadığını yaşadığımız ilişkide hissettiğimiz duygulardan anlayabileceğimizi ifade eden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Biz bu kişileri nasıl tanıyoruz? Öncelikle ilişkilerimizde hissettiğimiz duygulardan bunu çıkartıyoruz. Eğer bazı insanlarla ilişkinizde bazı olumsuz duyguları sık yaşadığınızı düşünüyorsanız yani çaresizlik, öfke ya da suçluluk gibi, sürekli açıklama yapma gereği hissediyorsanız bu ilişkinin aslında toksik bir ilişki olduğunu söyleyebiliriz. Karşı tarafın bizi bir şekilde manipüle ettiğini, değiştirmeye, kontrol etmeye, belirli yönlere çekmeye çalıştığını düşünebiliriz. Yaşadığımız bu duygulardan anlayabiliriz.” dedi.</p>
<p><strong>Toksik kişiler geri adım atmaz</strong></p>
<p>Sağlıklı ilişkilerde tarafların birbirlerinden özür dilediğini toksik ilişkilerde ise böyle bir durumun olmadığını ifade eden Dr. Aslı Başabak Bhais, “Sağlıklı ilişkilerde de kişiler zaman zaman birbirlerine yanlış davranışlarda bulunabilir, hata yapabilir, kırıcı olabilir. Ama sonrasında ne bekleriz, o kişinin özür dilemesini bekleriz. Ancak toksik kişilerde geri vites yoktur yani geri adım atma durumu yoktur. Bu kişiler yanlış bir şey yaptıklarını düşündüklerinde ya da siz bunu düşünüyor olsanız bile asla özür dilemezler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Saygınlıklarını yitirecekleri düşüncesiyle özür dilemezler</strong></p>
<p>Bu kişilerin özür dilememesinin birçok sebebi olabileceğini ifade Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu durum, bu kişilerde daha çok özgüvenle ilişkili bir sorundur. Kendisine bir yıkım gibi gelebilir. Özür dilemek demek, ‘Ben yanlışım, ben hatalıyım, bana olan saygı kaybolacak, bu yüzden asla geri adım atmamalıyım, sonuna kadar gitmeliyim’ şeklinde düşünceye sahiptirler. Tabii bu tür davranışların, öğrenmelerden yani çocukluk öğrenmeleri ve aile yaşantılarından geldiğini biliyoruz. Bu kişiler sebepsiz şekilde böyle olmuyorlar.” dedi.</p>
<p><strong>Olumsuz duygu aynası olurlar</strong></p>
<p>Toksik kişilerin olumsuz duyguları karşı tarafa aktardığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu kişiler, ilişkilerde daha fazla sorun yaşarlar. Bu kişiler, ilişkilerde daha fazla zarar görebileceğini, yalnız olduğunu düşünebilir, kimseye güvenmemesi gerektiğini düşünebilir. Bu kişilerin ilişki tarzı aslında hayata bakışı, baş etme yöntemleri aslında. Bu kişiler yaşadıklarının sonrasında böyle bir yöntem geliştiriyor. Özür dilememek ve karşı tarafa bazı duygular hissettirmek gibi… Çünkü zamanında kendisi de bunu hissetmiş. Ben buna olumsuz duygu aynası diyorum. Kişi hissettiği duyguları aslında karşı tarafa aktarıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Sürekli memnun olmama durumundadırlar</strong></p>
<p>Bu kişilerden çok ciddi bir memnuniyetsizlik beklendiğini kaydeden Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu kişilerde sürekli memnun olmama durumu vardır. Eleştiri vardır, sürekli bir şeylere sinirlenirler, bir şeylere kızarlar, rahatsız olurlar, alınganlık gösterirler. Bir kafeye gidersiniz garsonla tartışırlar, bir sinemaya gideceksinizdir sinemanın yeri ile ilgili şikayet ederler. Sürekli bir memnuniyetsizlik durumu vardır. Aslında baktığımızda siz de bir süre sonra o duyguları satın alırsınız, bir süre sonra siz de onun yanındayken bu duyguları sık hissettiğinizi daha eleştirel daha alıngan olduğunuzu fark edersiniz.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Memnuniyetsizliğinin kaynağını kendisi de bilemez</strong></p>
<p>Toksik kişilerin yanındaki kişiyi de duygu olarak sürekli aşağı çekmeye çalıştığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Aslında sizi de o duygulara çekerek sizi de aşağıya çekmeye çalışırlar. Bu kişilere ‘Neden kötü davranıyorsun, neden bana böyle bir şey söyledin, bir şeye mi kızdın ya da bana kızdığın bir şey mi var, alındığın bir şey mi var, sana yanlış bir şey mi yaptım?’ diye sorsanız neden kötü davrandığına dair bir açıklama yapamaz. Çünkü kişi de bilmez bunu. Kişide bir memnuniyetsizlik var ama bu durum neden kaynaklanıyor onu da bilmez. ‘Öyle olmam gerekiyor’ der. Bu kişilere kötü insanlar diyemeyiz. Bu kişi kötü kalpli ve bana bunu yapmaya çalışıyor diyemeyiz. Sadece hayatta öğrendikleriyle aldıkları topladıkları bilgilerle böyle baş edebildikleri için kişi bunu yansıtıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Altta yatan neden kişilik bozukluğu olabilir</strong></p>
<p>Toksik kişiliğin altında yatan nedenin aslında bir hastalık olduğunu ifade eden Dr. Aslı Başabak Bhais, “Altta yatan neden, kaygı, depresif bir durum olabilir, kişilik bozuklukları olabilir. Genellikle kişilik bozuklukları daha sık gördüğümüz bir durum oluyor. Bu nedenle iyi insan veya kötü insan olarak değil, bunun bir hastalık olduğunu düşünmek gerekiyor.” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toksik-kisiler-olumsuz-duygu-aynasi-oluyor-348114">Toksik kişiler, olumsuz duygu aynası oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
