<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>teşhis | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/teshis/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/teshis</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Mar 2026 08:39:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>teşhis | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/teshis</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Glokomda erken teşhis görme kaybını önleyebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/glokomda-erken-teshis-gorme-kaybini-onleyebilir-618829</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 08:39:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[glokom]]></category>
		<category><![CDATA[glokomda]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[Görme Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kaybını]]></category>
		<category><![CDATA[önleyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618829</guid>

					<description><![CDATA[<p>Glokom, çoğu zaman erken dönemde fark edilmeden ilerleyebilen ve görme kaybına sebep olabilen kritik bir göz hastalığı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/glokomda-erken-teshis-gorme-kaybini-onleyebilir-618829">Glokomda erken teşhis görme kaybını önleyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Glokom, çoğu zaman erken dönemde fark edilmeden ilerleyebilen ve görme kaybına sebep olabilen kritik bir göz hastalığı. Bu nedenle birçok kişinin hastalığı ancak rutin göz muayenesi sırasında öğrendiğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yusuf Avni Yılmaz, “Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom, görme sinirine zarar vererek kalıcı görme kaybına yol açabilir. 40 yaş üstünde olmak, ailede glokom öyküsü bulunması, miyop ve hipermetrop gibi görme sorunları, Afrika ve Asya kökenli olmak, diyabet, hipertansiyon, yüksek göz içi basıncı, kortizon kullanımı, göz travması, ince kornea yapısı, migren ve dolaşım problemleri glokom için risk faktörleridir” dedi.</strong></p>
<p>Glokomun çoğu zaman göz içi basıncının yükselmesiyle ilişkili olduğunu ancak bazı kişilerde basınç normal olsa bile hastalığın gelişebileceğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yusuf Avni Yılmaz, “Glokomun birçok türü ağrıya yol açmaz ve çoğu hastada görme kaybı oluşana kadar belirgin bir şikâyet ortaya çıkmaz. Bu nedenle düzenli göz muayenesi, kalıcı görme kaybı gelişmeden hastalığın fark edilmesi için en önemli yöntemdir. Bununla birlikte daha nadir görülen akut açı kapanması glokomu; ani bulanık görme, ışıkların etrafında halka görme, göz ağrısı, bulantı ve kusma gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Bu tür şikâyetler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık merkezine başvurmak gerekir” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Glokomun ilerlemesi tünel görüşü oluşuyor</strong></p>
<p>Glokomda görme kaybının çoğu zaman çevreden başladığını belirten Yılmaz, “Hastalık genellikle önce çevresel görmeyi etkiler. Bu nedenle kişi karşısını net görmeye devam ettiği için görme alanındaki daralmayı uzun süre fark etmeyebilir. Zamanla yanlardan gelen hareketleri veya çevredeki nesneleri fark etmek zorlaşabilir. İlerleyen durumlarda halk arasında ‘tünel görüşü’ olarak adlandırılan, kişinin yalnızca karşısındaki dar bir alanı görebildiği bir tablo ortaya çıkabilir” dedi.E</p>
<p><strong>Tedavi görme kaybını geri getirmiyor</strong></p>
<p>Göz damlasının yani ilaç tedavisinin glokomda en yaygın yöntem olduğunu dile getiren Dr. Yılmaz, “Glokom tedavisinde temel amaç göz içi basıncını düşürerek görme sinirinde oluşabilecek hasarın ve görme kaybının ilerlemesini durdurmaktır. En sık kullanılan yöntem göz damlalarıdır ve bu tedavi düzenli kullanım ile süreklilik gerektirir. Bu nedenle damlaların aksatılmaması büyük önem taşır. Bazı glokom tiplerinde lazer tedavisi uygulanabilir. İlaç tedavisinin yetersiz kaldığı veya hastalığın ilerleme gösterdiği durumlarda ise cerrahi tedavi gündeme gelebilir. Tedavinin amacı hastalığın ilerlemesini kontrol altına almaktır ancak oluşmuş görme kaybı geri getirilemez” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/glokomda-erken-teshis-gorme-kaybini-onleyebilir-618829">Glokomda erken teşhis görme kaybını önleyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanserde erken teşhis neden önemli ? </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanserde-erken-teshis-neden-onemli-613137</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 14:52:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[kanserde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613137</guid>

					<description><![CDATA[<p>Radyasyon Onkoloji Uzmanı Dr. Özgür Ozan Şeşeoğulları, kanserde erken tanının önemini anlattı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserde-erken-teshis-neden-onemli-613137">Kanserde erken teşhis neden önemli ? </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Radyasyon Onkoloji Uzmanı Dr. Özgür Ozan Şeşeoğulları, kanserde erken tanının önemini anlattı. </span></p>
<p><span>Özel Egon Tıp Merkezi’nde görevli Radyasyon Onkoloji Uzmanı Dr. Özgür Ozan Şeşeoğulları, kanserde erken tanının önemini tedavi ve yaşam süresi açısından değerlendirdi. Şeşeoğulları, “Yaşam süresi ciddi uzar. Erken evrede yakalanan kanserlerin büyük kısmı tamamen tedavi olabilir ya da uzun yıllar kontrol altında tutulabilir. Örneğin meme kanseri erken evrede 5 yıllık sağkalım yüzde 90–95, kolon kanseri Evre-1’de yüzde 90’lara yakın, prostat kanseri lokal evrede neredeyse yüzde 100’e yakındır” dedi. Şeşeoğulları şunları söyledi, </span></p>
<p><b><strong>Tedavi daha hafif olur</strong></b></p>
<p><span>“Kanserde erken tanı olduğunda daha küçük ameliyatlar yapılır. Hastalar, daha düşük doz ve kısa süreli radyoterapi ve daha küçük alanlı radyoterapi alır bu da ciddi anlamda yan etkileri azaltır. Hasta daha az kemoterapi aldığı için daha az yan etki görülür”</span></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/kanserde-erken-teshis-neden-onemli-0-HXQ4LGSs.jpeg"/></p>
<p><b><strong>Metastaz riski azalır</strong></b></p>
<p><span>“Erken tanıda geç kalındığında lenf nodunun kemik, karaciğer, akciğer, beyine yayılma riski artar. Bu durumda uygulanan tedavi çoğu zaman maalesef sadece hastalığı durdurma hedefiyle yapılır. Tedavilerin maliyeti azalır. İş gücü kaybı azalır.</span></p>
<p><b><strong>Erkan tanının radyoterapi açısından önemi </strong></b></p>
<p><span>Kanserde erken teşhisin ve erken evrede tümörü yakalamanın radyoterapi tedavisi açısından da önemlidir. Bu sayede  küratif (tam iyileştirme) şansı belirgin artar.  Erken evrede radyoterapi tek başına tedavi edici olabilir. Örneğin erken evre prostat tm  , Erken evre larenks glottik tm. Erken evre serviks tm sadece radyoterapi ile tamamen tedavi edilebilir. Erken evrede: Işınlanacak tümör daha küçük olduğu için daha kısıtlı bir alandan ve daha güvenli marjla  daha düşük akut ve geç yan etki ile tedavi edilebilir. Örneğin erken evre prostatta sadece prostat radyoterapi sahasına  alınırken, Geç evrede prostat, seminal veziküller,  pelvik nodlar radyoterapi sahasına alındığından bağırsak ve idrar kesesinde yan etki görülme sıklığı artar.  Erken evrede kemoterapi ile birlikte verilme ihtimali azalır. Sıklıkla RT tek başına yeterli gelir.Geç evrede:RT + KT + HT gibi çoklu tedaviler gerekir. Bu da yan etkileri arttırdığı gibi tedaviye uyumu ve hastanın yaşam kalitesini de azaltır.  Erken evrede radyoterapinin kontrol oranı çok daha yüksektir .Tümör  yükü küçük ve Radyobiyolojik olarak RT’ye daha duyarlı olduğu için .Erken evrede %80–95 kontrol altına alınır .Geç evrede belirgin düşer. Erken tanı = ilk atışta işi bitirme şansıdır” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) </span></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserde-erken-teshis-neden-onemli-613137">Kanserde erken teşhis neden önemli ? </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>En etkili korunma yöntemi sigaradan uzak durmak!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/en-etkili-korunma-yontemi-sigaradan-uzak-durmak-588618</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 10:38:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[durmak]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Evre]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[korunma]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[sigaradan]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588618</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada her yıl 2 milyondan fazla ülkemizde de yaklaşık 41 bin kişiye akciğer kanseri tanısı konuluyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/en-etkili-korunma-yontemi-sigaradan-uzak-durmak-588618">En etkili korunma yöntemi sigaradan uzak durmak!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada her yıl 2 milyondan fazla ülkemizde de yaklaşık 41 bin kişiye akciğer kanseri tanısı konuluyor. Erkeklerde en sık görülen kanser türü olan akciğer kanseri kadınlarda da meme ve kolorektal kanserlerinden sonra 3. sıklıkta görülüyor. Kansere bağlı ölümlerde ilk sırada yer alan akciğer kanserinin en önemli nedeni olarak sigara gösteriliyor. Öyle ki akciğer kanserinin yüzde 85&#8217;inin sigara kullanımı nedeniyle geliştiği belirtiliyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane,</strong> akciğer kanserinden korunmanın veya riski azaltmanın en etkili yolunun  sigara ile tütün ürünlerinin bırakılması ve mümkün olduğunca pasif içicilikten kaçınılması olduğuna dikkat çekerek, “Sigara ve tütün ürünlerinin bırakılmasıyla akciğer kanseri önlenebilmektedir. Ayrıca çevresel risk faktörlerini kontrol etmek ve sağlıklı bir yaşam sürdürmek riskin azaltılmasında büyük bir önem taşımaktadır” diyor. Akciğer kanserinin genellikle erken dönemlerinde belirti vermemesi ve en tipik sinyali olan öksürüğün sigara kullanımına bağlanması nedeniyle sıklıkla ileri evrede teşhis edildiğine vurgu yapan <strong>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane,</strong> “Tanının gecikmesi de tedaviden etkin sonuç alınamamasına ve bunun sonucunda hastanın yaşamını yitirmesine neden olabilmektedir. Her kanserde olduğu gibi akciğer kanseri de ne kadar erken teşhis edilirse tam şifa şansı o kadar yükselmektedir. Bazen tarama yöntemleriyle tespit edilen çok erken evre akciğer kanserinde hastalarda sadece ameliyat ile şifa sağlanabilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Risk grubundaki 50 yaş ve üzeri kişilere tarama önerisi</strong></p>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, akciğer kanserine aslında tarama yöntemleriyle erken dönemde tanı konulabildiğini belirterek, “Erken evrede teşhis edilebilmesi için yüksek riskli olarak belirlenmiş; yoğun sigara içen veya geçmişte içmiş olan 50 yaş ve üzeri kişilere her yıl düşük radyasyon dozlu bilgisayarlı akciğer tomografi çekimi yapılması önerilmektedir. Bu sayede henüz belirti vermemiş erken evre akciğer kanserinin yakalanması mümkün olabilmektedir” bilgisini veriyor.  </p>
<p><strong>Kadınlarda akciğer kanseri artıyor, çünkü… </strong></p>
<p>Akciğer kanseri, akciğer dokusundaki hücrelerin genetik olarak bazı değişimlere uğradıktan  sonra kontrolsüz çoğalması sonucunda oluşan bir kanser türü. Genel olarak erkeklerde kadınlara oranla yaklaşık 3 ila 3,5 kat daha sık görülüyor. Erkeklerin sigara ve tütün kullanımının kadınlardan çok daha yaygın olmasının bunun başlıca nedeni olduğu düşünülüyor. Ancak, günümüzde kadınlarda sigara kullanımının artmasıyla birlikte akciğer kanseri oranları kadınlarda da yükseliyor ve iki cinsiyet arasındaki fark giderek azalıyor.</p>
<p><strong>Bu kanserin yüzde 85’inden sigara sorumlu!</strong></p>
<p>Akciğer kanserinin en önemli nedeni olarak sigara kullanımı gösteriliyor. Öyle ki akciğer kanserinin yaklaşık yüzde 85&#8217;inin sigarayla ilişkili olduğu belirtiliyor. Sigara dumanında bulunan çok sayıda kimyasal maddenin bir kısmı kanserojen özellik taşıyor. Bu kanserojen maddeler akciğer dokusunda hücrelerin genetik yapısını bozarak akciğer kanserine yol açabiliyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane,<strong> </strong>sigaranın bırakılması sonrasında akciğer kanseri riskinin azalması için üzerinden uzun bir süre geçmesi gerektiğini anlatarak, “Ayrıca, uzun dönem yoğun sigara içen kişilerde sigaranın bırakılması riski azaltsa da bu risk hiçbir zaman içmeyenler seviyesine düşmez; çünkü akciğerlerde bir miktar hasar mutlaka oluşmuştur. Bu nedenle, sigaraya hiç başlamamak en doğrusudur” diyor.  Prof. Dr. Faysal Dane, sigaranın yanı sıra hava kirliliği, radon gazı veya asbest maruziyeti, genetik faktörler, pasif içicilik ve ev içi duman maruziyetinin de risk faktörleri arasında yer aldığını söylüyor. </p>
<p><strong>Genellikle tesadüfen teşhis ediliyor</strong></p>
<p>Akciğer kanseri şikayete yol açtığında sıklıkla ileri evrede oluyor. Geç teşhis edilmesinin nedeni ise kanserin çoğunlukla uzun süre belirti vermemesi veya öksürük gibi yakınmaların sigaraya bağlanarak önemsenmemesi. Ayrıca yoğun sigara kullanan hastalarda tarama yöntemlerinin olmaması da geç teşhisin bir diğer sebebini oluşturuyor. Erken evrede çoğunlukla belirti vermemesi nedeniyle bu dönemde ancak rastlantısal çekilen bir görüntüleme yöntemi sonrasında fark ediliyor. İleri evrelerde ise uzun süreli öksürük, kan tükürme, nefes darlığı, boyunda şişme, göğüs bölgesinde ağrı, hırıltı veya ses kısıklığı gibi belirtilerle kendini belli ediyor.  Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, bu tür belirtilerin mutlaka akciğer kanseri yönünden tetkik edilmesi gerektiğine işaret ederek, “Akciğer grafisi bazı büyük kitleleri veya sıvı toplanmasını gösterebilmektedir. Şüphe olan hastalarda düşük doz bigisayarlı tomografi çekilmesi en uygun olan yöntemdir. Asıl teşhis ise görülen kitleden biyopsi yapılarak alınan numunenin mikroskop altında incelenmesiyle konulmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Tedavide çığır açan gelişmeler yaşanıyor! </strong></p>
<p>Akciğer kanserinin tedavisinde; ameliyat, radyoterapi, kemoterapi, hedefe yönelik ilaçlar ve immünoterapi yöntemlerine başvuruluyor.  Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, kanser tedavisinde çığır açan immünoterapi ve hedefe yönelik ilaçların son yıllarda akciğer kanserinde de uygun hastalarda hem erken evrede hem de ileri evrelerde  kullanılmaya başlandığını vurgulayarak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Eskiden immünoterapi tedavisi bu hastalıkta daha ileri evrede fayda sağlarken, son birkaç yıldır erken evrede de temel oyunculardan biri haline gelmiştir. Aynı şekilde, eğer hastanın tümörü hedefe yönelik ilaçlar için uygunsa,  bu ilaçlara artık hem erken evre hem de ileri evre hastalıkta başvurabilmektedir. Bunların yanı sıra günümüzde hastanın tümöründen alınan bir parçadan kapsamlı gen analizi yapılarak hangi ilacın bu hastanın kanserinde etkili olduğunu tespit etmek mümkün olmaktadır. Tüm bu gelişmeler sayesinde  son yıllarda akciğer kanserinde hastaların yaşam sürelerinde ciddi artışlar kaydedilmiştir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/en-etkili-korunma-yontemi-sigaradan-uzak-durmak-588618">En etkili korunma yöntemi sigaradan uzak durmak!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Kamer, &#8220;Erken teşhis hayat kurtarır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kamer-erken-teshis-hayat-kurtarir-583052</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 10:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kamer]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarır]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583052</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında anlamlı bir etkinlik gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kamer-erken-teshis-hayat-kurtarir-583052">Prof. Dr. Kamer, &#8220;Erken teşhis hayat kurtarır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında anlamlı bir etkinlik gerçekleştirdi. Avrupa Tıp Öğrencileri Birliği (EMSA) Ege iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, EÜ 1 Nolu Yemekhane önünde hibrit bir farkındalık çalışması olarak yapıldı.</p>
<p>Etkinlikte, Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Emine Serra Kamer ve hekim adayları, öğrencilere meme kanseri konusunda erken tanı ve korunma yöntemlerini anlattı. Öğrenciler, katılımcılara kendi kendine meme muayenesi ve düzenli doktor kontrollerinin önemine dair mesajlar verdi.</p>
<p><b>“Meme kanserinden korkmamak ve geç kalmamak gerekiyor”</b></p>
<p>Etkinlikle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Emine Serra Kamer, “Meme kanseri, dünya genelinde ve ülkemizde kadınlar arasında en sık görülen tümörlerden biridir. Farkındalık ve erken tanı giderek önem kazanıyor. Her ay yalnızca beş dakika ayırarak memelerdeki şişlik, renk değişikliği, meme başında içe dönme veya kanlı akıntı gibi belirtiler fark edilebilir. Düzenli mamografi ve ultrasonografi ile de belirti vermeden kanser tespiti mümkün. Meme kanserinden korkmamak ve geç kalmamak gerekiyor. Erken teşhis hayat kurtarır. Tarama programlarına katılım, riskinizi minimize eder. Unutmayın, ayıracağınız beş dakika hayatınızı kurtarabilir” dedi.</p>
<p>Kurulan stantta katılımcılara meme kanseriyle ilgili kitap, broşür ve pembe kurdeleler dağıtılırken, görsel materyallerle de bilgilendirme yapıldı. Pembe balonlar ve kurdelelerle süslenen stant, katılımcıların ilgisini topladı. Etkinlik boyunca kampüs ve çevresinde meme kanseri farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalar gerçekleştirildi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kamer-erken-teshis-hayat-kurtarir-583052">Prof. Dr. Kamer, &#8220;Erken teşhis hayat kurtarır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme kanserinin erken evrede doğru teşhis ve tedavisine yönelik proje</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-erken-evrede-dogru-teshis-ve-tedavisine-yonelik-proje-576341</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Sep 2025 09:22:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[evrede]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinin]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisine]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576341</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Eczacılık Fakültesi Eczacılık Teknolojisi Bölümü Radyofarmasi Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Meliha Ekinci’nin yürütücülüğünü yaptığı “99mTc ile işaretli lapatinib ditosilat içeren nanopartiküllerin meme kanserini görüntüleme potansiyelinin in vitro ve in vivo çalışmalar ile araştırılması” başlıklı proje, TÜBİTAK 1002-A Hızlı Destek Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-erken-evrede-dogru-teshis-ve-tedavisine-yonelik-proje-576341">Meme kanserinin erken evrede doğru teşhis ve tedavisine yönelik proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Eczacılık Fakültesi Eczacılık Teknolojisi Bölümü Radyofarmasi Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Meliha Ekinci’nin yürütücülüğünü yaptığı “99mTc ile işaretli lapatinib ditosilat içeren nanopartiküllerin meme kanserini görüntüleme potansiyelinin in vitro ve in vivo çalışmalar ile araştırılması” başlıklı proje, TÜBİTAK 1002-A Hızlı Destek Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p>Proje kapsamında, meme kanserine yönelik erken teşhise katkı sağlamak amacıyla, HER2 pozitif meme kanserinin tanısında kullanılabilecek yeni bir radyofarmasötik geliştirilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam akredite, sağlık temalı araştırma üniversitemiz, sağlık alanında yenilikçi projeler üretmeye devam ediyor. Bu değerli çalışmalar, üniversitemizin araştırma ve inovasyon vizyonuna önemli katkılar sunuyor. Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanserinin erken tanısına yönelik gerçekleştirdikleri projeleri TÜBİTAK tarafından kabul gören Eczacılık Fakültesi öğretim üyemiz Doç. Dr. Meliha Ekinci ve ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.</p>
<p>Proje hakkında bilgi veren Doç. Dr. Meliha Ekinci, “HER2 reseptörüne yüksek afinite gösteren ve meme kanseri tedavisinde FDA onaylı bir tirozin kinaz inhibitörü olarak kullanılan lapatinib ditosilat içeren nanopartiküler formülasyonları, 99mTc ile radyoişaretleyerek ‘99mTc-lapatinib ditosilat nanopartikülü’ formunda yeni bir radyofarmasötik geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu yeni radyofarmasötiğin, hücre kültürü ve in vivo biyodağılım çalışmaları ile meme kanseri hücrelerine olan afinitesini değerlendireceğiz. Projemizle, kanserin erken evrede doğru teşhis ve tedavisinin önemine vurgu yaparak, sintigrafik görüntüleme gibi fizyolojik değişiklikleri tespit etmeye yönelik non-invaziv görüntüleme tekniklerinin tanıdaki etkinliğini artırmayı amaçlıyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-erken-evrede-dogru-teshis-ve-tedavisine-yonelik-proje-576341">Meme kanserinin erken evrede doğru teşhis ve tedavisine yönelik proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halsizlik ve Geçmeyen Ağrıların Nedeni Bu Gizli Hastalık Olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/halsizlik-ve-gecmeyen-agrilarin-nedeni-bu-gizli-hastalik-olabilir-576102</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Sep 2025 12:15:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrıların]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[geçmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[huylu]]></category>
		<category><![CDATA[kalsiyum]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[Paratiroid Adenomu]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576102</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halsizlik, yorgunluk, geçmeyen sırt ve bel ağrısı… hayat kalitemizi ciddi şekilde bozan bu şikâyetlerin aslında kalp ve böbrekleri sessizce çökerten bir hastalığın habercisi olabileceğine dikkat çeken Endokrin Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erhan Ayşan, “Paratiroid adenomu, yıllarca fark edilmeyebilen, ancak basit bir kan testiyle bile teşhis edilebilen sinsi bir hastalıktır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/halsizlik-ve-gecmeyen-agrilarin-nedeni-bu-gizli-hastalik-olabilir-576102">Halsizlik ve Geçmeyen Ağrıların Nedeni Bu Gizli Hastalık Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Halsizlik, yorgunluk, geçmeyen sırt ve bel ağrısı… hayat kalitemizi ciddi şekilde bozan bu şikâyetlerin aslında kalp ve böbrekleri sessizce çökerten bir hastalığın habercisi olabileceğine dikkat çeken Endokrin Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erhan Ayşan, “<strong>Paratiroid adenomu,</strong> yıllarca fark edilmeyebilen, ancak basit bir kan testiyle bile teşhis edilebilen sinsi bir hastalıktır. Ne yazık ki, teşhis geciktiğinde kalıcı sağlık sorunlarıyla da karşı karşıya kalabiliyoruz.” Dedi. Prof. Ayşan, bu nedenle halsizlik, yorgunluk ve yaygın vücut ağrıları olup bir türlü teşhis konulamayan hastalarda mutlaka kalsiyum değerine bakılması gerektiğine işaret etti. </em></p>
<p>Toplum tarafından da bilinmeyen paratiroid adenomunun, paratiroid bezinden kaynaklanan iyi huylu bir tümör olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri, Genel Cerrahi ve Endokrin Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erhan Ayşan, “Biz ‘tümör’ dediğimizde hastalarımız hemen kanseri düşünüyor. Oysa bu bir kanser değildir ancak sinsi ilerleyen ve bu nedenle vücuttaki birçok organda kalıcı hasarlar bırakabilen bir hastalıktır. Şüphe edildiğinde ise basit bir kan testi ile tanı koymak mümkün. Bu hastaların kanında kalsiyum yüksek çıkar. Kandaki yüksek kalsiyum başta kalp ve damarlar olmak üzere vücuttaki birçok sisteme ciddi hasarlar verir. Halsizlik, yorgunluk ve yaygın vücut ağrıları olup bir türlü teşhis konulamayan hastalarda mutlaka kandaki kalsiyum değerine bakılmalı” dedi. Prof. Erhan Ayşan, “gizli hastalık” olarak tanımladığı paratiroid adenomunun sinsi seyreden ciddi bir hastalık olduğunu vurgulayarak hastalık hakkında detaylı bilgiler verdi.</p>
<p><strong>BULGULAR ÇOK SİNSİ SEYREDİYOR</strong></p>
<p>Prof. Ayşan, “Paratiroid bezleri vücudun en küçük organlarıdır ve temel görevleri kalsiyum dengesini sağlamaktır. Bunu da parathormon isimli bir hormonu salgılayarak yaparlar. Paratiroid adenomu ise bu bezlerden kaynaklanan ve kana fazla miktarda parathormon salgılayarak zarar veren iyi huylu bir tümördür. İyi huylu olması önemli çünkü ‘tümör’ kelimesi hastalarda hemen kanser kaygısı yaratıyor. Fazla parathormon salgılanması sonucu kanda kalsiyum yükseliyor. Yüksek kalsiyum damarlarda ve organlarda birikerek çeşitli hasarlar oluşturuyor. Bu hastalık ‘gizli hastalık’ olarak da bilinir. Bunun üç nedeni var: Paratiroid bezlerinin çok küçük olması, belirtilerin sinsi ilerlemesi ve ameliyat sırasında bu küçük bezleri bulmanın zorluğudur.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“KÖTÜ HUYLU BİR HASTALIK OLMASA DA TEDAVİ İÇİN AMELİYAT OLMAK GEREKİYOR”</strong></p>
<p>Hastalığın seyrinin sinsi olması nedeniyle teşhis koymanın güç olduğunu ve dolayısıyla tedavinin de geciktiğini söyleyen Prof. Ayşan, “İnsanlar bize genellikle kötü huylu bir hastalıkları olduğu endişesiyle geliyorlar. Ancak bu kesinlikle kötü huylu bir hastalık yani kanser değildir. Burada bizim ilk işimiz hastalarımızı bu konuda rahatlatmak oluyor” diye konuştu. Bu hastalığın tedavisinde ameliyatın mutlaka gerekli olduğunu ise şu cümlelerle anlattı: “Çünkü kandaki kalsiyum yüksekliği çok önemli bir sorun. Dünya Sağlık Örgütü son yıllarda kalsiyumun kandaki üst sınırını 10,5&#8217;dan 10&#8217;a indirdi. Bu çok önemli. Çünkü biz tıpta normal değerlerin revize edilmesi durumuyla çok az karşılaşırız. Bu durum, gelişen teknolojiyle kandaki yüksek kalsiyumun vücuda ne tür zararlar verdiğinin son yıllarda daha iyi anlaşılmasıyla gerçekleşti. Sadece bu olay bile kandaki yüksek kalsiyumun ve buna neden olan paratiroid adenomunun ne kadar önemli bir hastalık olduğunu gösteriyor ve adenomun ameliyatla biran önce vücuttan uzaklaştırılmasının önemini ortaya koyuyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong> ŞİKAYETLER BİRÇOK HASTALIKLA KARIŞTIRILIYOR</strong></p>
<p>Prof. Ayşan, kandaki yüksek kalsiyumun en büyük hasarı kalp ve damar sistemine verdiğini belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Kandaki fazla kalsiyum, damar duvarlarına tutunarak katmanlar oluşturuyor ve önce damarı daraltarak sonra da tıkayarak kan geçişini azaltıyor ya da engelliyor. Bu durum kalp damarlarında olursa kalp krizi, beyin damarlarında olursa inme yani felçler, böbrek damarlarında olursa kalıcı böbrek yetmezliği ve buna bağlı ömür boyu diyalize girme gibi sonuçlara neden oluyor. Paratiroid adenomu halsizlik, yorgunluk, sırt ve bel ağrısı gibi çok genel şikayetlere neden olduğu için çoğu zaman farklı hastalıklarla karıştırılabiliyor. Teşhis konulamadığında hastalar gereksiz tetkiklerle vakit kaybediyor. Oysa sadece kandaki kalsiyum düzeyinin 10’un üzerinde olması paratiroid adenomunu düşündürmeli.”</p>
<p><strong>AMELİYAT TEK ÇÖZÜM</strong></p>
<p>Kalsiyum değerinin 10’un üzerinde olmasının tanıda çok kritik olduğunun altını çizen Prof. Ayşan, “Paratiroid adenomu teşhisi konmuşsa mutlaka ameliyat gerekir. Ameliyatla adenom dediğimiz iyi huylu tümörün vücuttan çıkartılması gerekiyor. İlaçla tedavi mümkün değildir. Ameliyat öncesi ultrasonografi ve sintigrafi ile adenomun yeri tespit edilmeye çalışılır. Ancak bu her zaman başarılı olmaz. Yani ameliyat öncesi tetkiklerde her zaman adenomun yerini tespit edemiyoruz ne yazık ki! Böyle hastalarımızda ameliyat süresi uzayabilir, zorluk derecesi artabilir. Nitekim Endokrin Cerrahide meşhur bir söz vardır: Paratiroid ameliyatı ya 30 dakika sürer ya da 3 saat!”</p>
<p><strong>“TEDAVİDEN SONRA HASTA KENDİNİ HEMEN İYİ HİSSEDİYOR”</strong></p>
<p>Başarılı bir ameliyattan sonra hastalarda hızlı bir iyileşme görüldüğünü söyleyen Prof. Ayşan, yüksek kalsiyum kandan hemen çekildiği için hastaların ameliyattan sonra yataktan ilk kalkışlarında bile kendilerini daha iyi hissettiklerini söyledi. Prof. Ayşan, “Yıllardır devam eden halsizlik, yorgunluk, depresif bulgular da hızla düzeliyor ve hasta kendini çok daha dinç ve enerjik hissediyor. Özellikle genç ve orta yaş grubunda iyileşme süreci çok daha hızlı oluyor. İleri yaşta ise kemik döngüsü yavaş olduğu için iyileşme biraz daha uzun sürebiliyor” dedi.</p>
<p><strong>“HALSİZLİĞİ OLANLAR KALSİYUMUNA BAKTIRMALI”</strong></p>
<p>Başarılı bir ameliyattan sonra hastalığa bağlı kalp krizi, inme, böbrek yetmezliği gibi risklerin de ortadan kalktığına işaret eden Prof. Dr. Erhan Ayşan, sözlerini şu uyarılarla sonlandırdı: “Nadir görülen bir hastalık olduğu için meslektaşlarımızın bu hastalığı düşünmesi ve ayırıcı tanıda yer vermesi de zorlaşıyor. Bu nedenle halsizlik, yorgunluk ve yaygın vücut ağrıları olup bir türlü teşhis konulamayan kişilerin sabah aç karna kalsiyum testi yaptırması çok önemli. Aile Sağlığı Merkezilerinde bile yapılabilen bu basit test, hayat kurtarıcı olabilir. Kalsiyum değeri 10’un üzerindeyse mutlaka bir endokrin uzmanına başvurulmalıdır.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/halsizlik-ve-gecmeyen-agrilarin-nedeni-bu-gizli-hastalik-olabilir-576102">Halsizlik ve Geçmeyen Ağrıların Nedeni Bu Gizli Hastalık Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MPS HASTALIĞINDA ERKEN TEŞHİS KRİTİK ROL OYNUYOR</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mps-hastaliginda-erken-teshis-kritik-rol-oynuyor-459996</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 May 2024 21:00:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığında]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[mps]]></category>
		<category><![CDATA[oynuyor]]></category>
		<category><![CDATA[rol]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=459996</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nadir Hastalıklar içerisinde yer alan Lizozomal Depo Hastalıklarının (LSD) bir alt türü olan Mukopolisakkaridozlar (MPS) vücutta bulunan ve Glikozaminoglikan adı verilen maddeleri parçalayan enzimlerin eksikliği nedeniyle ortaya çıkar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mps-hastaliginda-erken-teshis-kritik-rol-oynuyor-459996">MPS HASTALIĞINDA ERKEN TEŞHİS KRİTİK ROL OYNUYOR</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu eksiklik, söz konusu maddelerin lizozomlarda birikmesine, zamanla da hücrelerde ve organlarda sorunlara yol açabilir. </p>
<p>Hangi lizozomal enzimin eksik olduğuna bağlı olarak farklı tiplerde ortaya çıkabilen MPS hastalığının belirtileri hastalığın şiddeti ve ilerleme hızına göre değişebiliyor. </p>
<p>Ana odak alanlarından biri nadir genetik hastalıklar olan Takeda, 243 yıllık deneyimin getirdiği bilgi birikimi ile bilimin önderliğinde hastaların ihtiyaçlarına odaklanarak kapsamlı ve etkili sağlık çözümleri sunuyor. Takeda’nın küresel düzeyde geliştirdiği güncel tedavi yöntemlerini Türkiye’deki hastalara ulaştıran Takeda Türkiye, hastaların ve hasta yakınlarının hayatlarında anlamlı farklar yaratmak için faaliyetlerini sürdürüyor. </p>
<p>Takeda Türkiye Genel Müdürü Ömür Mangaloğlu; boy kısalığı, bilişsel bozukluklar, iskelet bozuklukları, belirgin yüz özellikleri, işitme kaybı ve kalp-damar hastalıkları gibi bazı klinik özelliklerin genellikle MPS tiplerinde ortak olarak görülebildiğini vurguluyor.</p>
<p>Mangaloğlu; “<em><strong>Nadir genetik ve metabolik hastalıkların belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterebildiği gibi farklı hızlarda da ilerleyebiliyor. Bu nedenle erken teşhis çok önemli. Bunun için küresel düzeyde eğitim ve hastalığa dair bilinçlendirme çalışmalarını destekliyor, Türkiye’deki tüm Pediatrik metabolizma klinikleri ile bilimsel ilişkiler geliştiriyor, Genel Pediatri klinikleriyle bilgilendirme çalışmaları yaparak erken ve doğru teşhise erişimi artırmak için çabalıyoruz. Hastalık belirtilerinin ortaya çıkışı ile teşhis arasındaki zamanı azaltmaya ve inovatif tedavi yöntemleri geliştirerek hastaların hayat kalitesini artırmaya kararlıyız.  Nadir hastalıklarda, hastanın tanı ve tedaviye erişiminde gelişim alanları var. Nadir görülen bir hastalık grubu olduğu için yenilikçi tedavilerin geliştirilmesi ve sonrasında tedaviye erişim kritik bir öneme sahip. Takeda olarak bu alanda var gücümüzle çalışmaya devam ederek, hastalarımızın hayatlarında olumlu etkiler yaratmayı sürdüreceğiz,” </strong></em>dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mps-hastaliginda-erken-teshis-kritik-rol-oynuyor-459996">MPS HASTALIĞINDA ERKEN TEŞHİS KRİTİK ROL OYNUYOR</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Check-Up ile Erken Teşhis Mümkün!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/check-up-ile-erken-teshis-mumkun-454372</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Apr 2024 08:38:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[checkup]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=454372</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda giderek büyüyen çevre kirliliği, hazır gıda tüketimi, sigara ve alkol tüketimindeki artış beraberinde kanser, kalp krizi, diabet vb. birçok kronik hastalığın da artmasına, giderek daha küçük yaşlarda görülmesine yol açmaktadır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/check-up-ile-erken-teshis-mumkun-454372">Check-Up ile Erken Teşhis Mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda giderek büyüyen çevre kirliliği, hazır gıda tüketimi, sigara ve alkol tüketimindeki artış beraberinde kanser, kalp krizi, diabet vb. birçok kronik hastalığın da artmasına, giderek daha küçük yaşlarda görülmesine yol açmaktadır. Bu tür kronik rahatsızlıkların çok sinsice ilerlemesi ve belirli bir aşamadan sonra kendini göstermesi hepimiz için en büyük tehlike.</p>
<p>Her ne kadar tıp gelişse, sağlık sistemimiz iyileşse de belli bir aşamadan sonra ilaç kullanarak kaçınılmaz sonu uzatmaktan başka bir şey kalmıyor elimizde. Bu yüzden önleyici tedbirler almak ve erken teşhis bu tür hastalıklar için çok önemli.</p>
<p>Özellikle; düzenli Check-Up yaptırmak önleyici ve erken teşhis imkânı sağlaması açısından hayat kurtaran bir yöntem.</p>
<p>Peki, ama neye göre ve nasıl Check-Up yaptırmamız lazım? Konunun uzmanından sizler için detaylı bilgiler aldık.</p>
<p>Galen Laboratuvar ve Görüntüleme Merkezi’nden Biyokimya Uzmanı Prof. Dr. Ayşegül AKBAY, Check-Up bu önemli konu ile ilgili sorularımızı yanıtladı ve önemli açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Check-Up nedir, nasıl yapılır ve neden önemlidir? İşte detaylar&#8230;</p>
<p> </p>
<p><strong>Check-Up Nedir?</strong></p>
<p>Check-Up, halk arasında sağlık taraması olarak bilinen, herhangi bir hastalık belirtisi olmayan kişilerde sağlık sorunu yaşayıp yaşamadığını öğrenmek için yapılan işlemlerdir. Bu tarama sayesinde pek çok hastalığın erken tanısı konulabilir. Kişiye özel olarak yapılan bu tarama için muayene, test ve tetkikler yapılır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Neden Check-Up Yaptırmalısınız?</strong></p>
<p>Zaman zaman insan vücudunda belirli hastalıklar meydana gelse de belirti göstermeden vücut içinde gizlice büyümeye ve ilerlemeye devam edebilir. Bu nedenle düzenli olarak Check-Up yaptırmak önemlidir. Yılda bir ya da iki defa hiçbir hastalık belirtisi olmasa bile yapılan detaylı sağlık testleri, olası hastalıkların erken teşhisine olanak sağlar.</p>
<p> </p>
<p><strong>Check-Up Nasıl Yapılır?</strong></p>
<p>Günümüzde sıklıkla yapılan Check-Up işlemi yalnızca tahlil ve tetkik içeren işlemlerdir. Kişinin cinsiyetine, yaşına, taşıdığı risk faktörlerine, hastalığı varsa hastalığın belirtilerine göre en uygun<br />testler uygulanır. Laboratuvar testlerinin yanı sıra radyolojik görüntülemeler ile birlikte tarama işlemi desteklenir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Check-Up Ne Kadar Sürer?</strong></p>
<p>Birçok testten meydana gelen Check-Up, kişilerin hastalık belirtisi olmasa bile sağlık taraması için yaptırdıkları testlerdir. Kan testleri, idrar testleri, tomografi, MR, ultrasonografi gibi farklı testler yapılır. Vücudun her sistemi için ayrı ayrı yapılan bu testler ile vücuda sağlık taraması yapılmış olur.</p>
<p> </p>
<p><strong>Check-Up Ne Zaman Yaptırmalısınız?</strong></p>
<p>Hiçbir hastalık belirtisi ve şikâyeti olmadan yapılması gereken Check-Up, genel olarak her yetişkin bireyin yılda 1 kez düzenli ve detaylı olarak yaptırması önerilmektedir. Ancak kişisel risk faktörleri, sağlık öyküsü ve genetik yapısı gibi faktörler nedeniyle uzman doktor gerek görürse Check-Up testlerinin 1 yıldan daha kısa sürede düzenli olarak yapılmasını tavsiye edebilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Check up Öncesi Yapılması Gerekenler</strong></p>
<p>Eğer herhangi bir sağlık sorunu yoksa da bu rapor sayesinde kişi sağlık durumu hakkında bilgi sahibi olur. Bu sayede olası bir hastalığın önüne geçmek için gerekli önlemleri alabilir.</p>
<p>Check-Up taraması sonucunda çıkan raporun yanı sıra doktor da gerekli değerlendirmeyi yapar. Eğer herhangi bir sağlık sorunu varsa tedavi süreci planlanır. Aynı zamanda doktor, kişiye sağlıklı yaşam önerileri de sunabilir.</p>
<p>Sonuç olarak, Check-Up taraması yaptırmak her birey için önemlidir. Sağlıklı bireylerin de düzenli olarak Check-Up yaptırması, olası hastalıkların erken teşhis edilmesine ve tedavi sürecinin başlamasına yardımcı olur. Bu sayede sağlıklı bir yaşam sürmek ve hastalıkların önüne geçmek mümkün olur. Unutmayın, sağlık her şeyden önemlidir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Check-Up Fiyatları</strong></p>
<p>Check-Up hizmetleri genellikle devlet hastanelerinde ve özel sağlık kuruluşlarında sunulmaktadır. Her sağlık merkezinde farklı özelliklerde çeşitli Check-Up paketleri oluşturulur ve bu paketler kampanyalar dâhilinde hastalara sunulur. Fiyatlar, paket özelliklerine ve yapılan testlere göre değişiklik gösterebilir. 2024 yılı itibarıyla Check-Up fiyatları 3000 ile 4000 TL arasında değişmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/check-up-ile-erken-teshis-mumkun-454372">Check-Up ile Erken Teşhis Mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rosatom&#8217;dan bilim insanları, onkolojik ve fonksiyonel hastalıkların teşhis ve tedavisine yönelik yeni bir teknoloji geliştirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rosatomdan-bilim-insanlari-onkolojik-ve-fonksiyonel-hastaliklarin-teshis-ve-tedavisine-yonelik-yeni-bir-teknoloji-gelistirdi-453711</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Apr 2024 12:54:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[fonksiyonel]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirdi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkların]]></category>
		<category><![CDATA[insanları]]></category>
		<category><![CDATA[onkolojik]]></category>
		<category><![CDATA[rosatomdan]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisine]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453711</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yenilikçi teknoloji, birçok hastalığın daha doğru teşhis ve tedavisi için radyoaktif izotoplar içeren bir ilaç grubu olan radyofarmasötiklerin geliştirilmesini sağlıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rosatomdan-bilim-insanlari-onkolojik-ve-fonksiyonel-hastaliklarin-teshis-ve-tedavisine-yonelik-yeni-bir-teknoloji-gelistirdi-453711">Rosatom&#8217;dan bilim insanları, onkolojik ve fonksiyonel hastalıkların teşhis ve tedavisine yönelik yeni bir teknoloji geliştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yenilikçi teknoloji, birçok hastalığın daha doğru teşhis ve tedavisi için radyoaktif izotoplar içeren bir ilaç grubu olan radyofarmasötiklerin geliştirilmesini sağlıyor</p>
<p>Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un bünyesindeki Bilim Bölümü’nün bir parçası olan Khlopin Radyum Enstitüsü AŞ’den bilim insanları, yeni tip galyum-68 jeneratörlerinin üretimi için bir pilot sorbent sentez ünitesi geliştirdi ve üniteyi devreye aldı. Çalışmalar, Rosatom’un Birleşik Sanayi Tematik Planı&#8217;nın (UITP) programı çerçevesinde yürütüldü.</p>
<p>Galyum-68 bazlı bir radyofarmasötik, nöroendokrin tümörlerin, miyokardiyal perfüzyonun ve prostat kanserinin en doğru şekilde teşhisi için kullanılıyor. Radyum Enstitüsü’nün gelişmiş sorbent sentez teknolojisine sahip jeneratörleri, dünya çapında kabul gören en üst seviyedeki standartları karşılayacak. Titanyum dioksit bazlı bir sorbent elde etmek için jel-sferifikasyon teknolojisinin kullanılması dolayısıyla benzersiz olma özelliği taşıyan bu yöntem, bir radyofarmasötiğin doğrudan bir jeneratörün içeriğinden sentezlenmesini sağlayacak ve kliniklerde üretim işlemlerinin sayısını azaltacak. Proje, yerli ve yabancı ilaç pazarlarının ihtiyaçlarını tamamen karşılayabilecek, tüketiciler için ilacın etkinliğini artırabilecek ve ilaca erişimi kolaylaştırabilecek. </p>
<p>Khlopin Radyum Enstitüsü AŞ Proje Müdürü Stepan Danilov, konuya ilişkin açıklamasında şunları belirtti: “<em>Galyum-68 bazlı radyofarmasötik, teşhisin yanı sıra onkolojik ve fonksiyonel hastalıkları tedavi etmek için kullanılabilmektedir. Radyonüklid, halihazırda kullanılan izotoplara kıyasla onkoloji ve fizyolojik süreçleri görüntülemek için daha yüksek kontrast ve çözünürlüğe sahiptir. Oluşturduğumuz bilimsel ve teknolojik temel ve sürecin esnekliği, mevcut jeneratörlerin rekabet gücünü artırmamıza ve yeni nesil jeneratörler geliştirmemize olanak tanıyacaktır</em>.”</p>
<p>Khlopin Radyum Enstitüsü AŞ Genel Direktörü Konstantin Vergazov da konuyla ilgili olarak, “<em>Özellikleri göz önüne alındığında bu tür bir jeneratör Rusya Federasyonu’nda üretilenlerin en verimlisi olacak ve dünya çapında öncülerden biri haline gelecektir. Ar-Ge çalışmalarının tamamlanmasının ardından, Radyum Enstitüsü sahasında inşa edilmekte olan siklotron kompleksinin bir parçası olacak germanyum-68/galyum-68 jeneratörlerinin üretimine yönelik bir projeyi hayata geçirmeyi planlıyoruz. Bu proje çerçevesinde jeneratörlerin üretimi, germanyum-68 izotopunun üretimi için ışınlamadan nihai ürünün üretimine kadar tüm süreç zincirini birleştirecek</em>” dedi. </p>
<p>Bilim insanları bu yıl deneysel jeneratörlerin dayanıklılık testlerine başlamayı planlıyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rosatomdan-bilim-insanlari-onkolojik-ve-fonksiyonel-hastaliklarin-teshis-ve-tedavisine-yonelik-yeni-bir-teknoloji-gelistirdi-453711">Rosatom&#8217;dan bilim insanları, onkolojik ve fonksiyonel hastalıkların teşhis ve tedavisine yönelik yeni bir teknoloji geliştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli bilim ekibinden çocuklarda sık görülen enfeksiyonların erken teşhis ve tedavisine yönelik proje</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-ekibinden-cocuklarda-sik-gorulen-enfeksiyonlarin-erken-teshis-ve-tedavisine-yonelik-proje-453648</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Apr 2024 11:24:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[ekibinden]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonların]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisine]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453648</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Eylem Ulaş Saz, “ Bu proje ile sistemik enfeksiyon şüphesi olan 1 yaş altı çocuklarda noninvazif tükürük prokalsitonin düzeylerinin çalışılması serum düzeyleri ile karşılaştırılması planlanmaktadır. Bu yöntem ile enfeksiyonun kaynağının bakteriyel veya viral kaynaklı olup olmadığı araştırılacak”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-ekibinden-cocuklarda-sik-gorulen-enfeksiyonlarin-erken-teshis-ve-tedavisine-yonelik-proje-453648">Egeli bilim ekibinden çocuklarda sık görülen enfeksiyonların erken teşhis ve tedavisine yönelik proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Çocuk Acil Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Eylem Ulaş Saz’ın yürütücülüğünü yaptığı “Sistemik Enfeksiyon Şüphesi Olan Bir Yaş Altı Çocuklarda Tükürük Prokalsitonin (PCT) Düzeylerinin Kullanımı ve Serum PCT Düzeyleri İle Karşılaştırılması” başlıklı proje TÜBİTAK  tarafından desteklenmeye uygun bulundu. </p>
<p>Proje ekibini makamında ağırlayan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, yaptıkları nitelikli çalışmalarından dolayı tebrik etti. Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemiz bilim insanları,  ülkemiz başta olmak üzere tüm insanlığın ihtiyaçları doğrultusunda araştırma alanlarını yoğunlaştırarak, ulusal ve uluslararası iş birlikli ve  disiplinlerarası  önemli projeler hazırlamaya devam ediyorlar. Referans gösterilen araştırma üniversitemiz ekosistemi bünyesinde çocuklarda sık görülen enfeksiyonların erken teşhisi ve tedavisine yönelik nitelikli bilimsel çalışma yürüten ekibimizi yürekten tebrik ediyorum” dedi.</p>
<p>Projenin içeriği ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. Eylem Ulaş Saz, “Bakteriyel enfeksiyonlar, özellikle 1 yaş altı çocuklarda ciddi morbidite ve mortaliteye yol açabilir. Bu nedenle, enfeksiyonun erken teşhisi ve tedavisi hayati önem taşır. Geleneksel biyokimyasal belirteçler ve klinik bulgular, erken teşhiste sınırlılıklar gösterebilir. Bu çalışmanın amacı, tükürükteki Prokalsitonin (PCT) düzeylerinin, 1 yaş altı çocuklarda bakteriyel enfeksiyon şüphesi durumunda kullanımını ve serum PCT düzeyleri ile karşılaştırılmasını incelemektir. Prokalsitonin, bakteriyel enfeksiyonlara spesifik bir belirteç olup, vücutta enfeksiyon varlığında artış gösterir. Çalışma, serum ve tükürük örneklerindeki PCT düzeylerini ölçen prospektif bir analiz olacaktır. Araştırmadaki hipotezimizi, tükürük PCT düzeylerinin, bakteriyel enfeksiyonun erken teşhisinde kullanılabileceği ve serum PCT düzeyleri ile yüksek oranda korelasyon göstereceği üzerine kurduk. Bunun sağlanması durumunda  özellikle invaziv olmayan bir yöntem olarak, tükürük PCT düzeyleri, bakteriyel enfeksiyonların erken teşhisinde ilk basamak test olarak potansiyel bir araç olabilecektir. Bu yaklaşım, özellikle küçük bebeklerde kan alma işleminin zorlukları göz önünde bulundurulduğunda, hastane kaynaklarının gereksiz kullanımını azaltacağı, ileri test (kan kültürü, BOS kültürü, Akciğer grafisi) taleplerini engelleyebileceği, uygunsuz antibiyotik kullanımını düşüreceği ve acil servislerden hızlı taburculuk üzerine önemli bir avantaj sağlayacağını düşünüyoruz ” diye konuştu.</p>
<p>Yürütücülüğünü Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Çocuk Acil Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Eylem Ulaş Saz’ın yaptığı projede, Doç. Dr. Ali Yurtseven, Doç. Dr. Caner Turan, Dr. Sercan Çınarlı, Doç. Dr. Elif Azarsız, Doç. Dr. Timur Köse araştırmacı olarak yer alıyor. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-ekibinden-cocuklarda-sik-gorulen-enfeksiyonlarin-erken-teshis-ve-tedavisine-yonelik-proje-453648">Egeli bilim ekibinden çocuklarda sık görülen enfeksiyonların erken teşhis ve tedavisine yönelik proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanseri Erken Teşhis Edildiğinde Hastalar Tedaviye Yüzde 99 Olumlu Yanıt Veriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-erken-teshis-edildiginde-hastalar-tedaviye-yuzde-99-olumlu-yanit-veriyor-414938</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Oct 2023 22:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[edildiğinde]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[olumlu]]></category>
		<category><![CDATA[tedaviye]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[veriyor]]></category>
		<category><![CDATA[yanıt]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=414938</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koç Healthcare’in Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında hayata geçirdiği Meme Kanseri Farkındalığı Bisiklet Turu Etkinliği 3. yılında da yoğun bir katılımla gerçekleşti</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-erken-teshis-edildiginde-hastalar-tedaviye-yuzde-99-olumlu-yanit-veriyor-414938">Meme Kanseri Erken Teşhis Edildiğinde Hastalar Tedaviye Yüzde 99 Olumlu Yanıt Veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Koç Healthcare’in Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında hayata geçirdiği Meme Kanseri Farkındalığı Bisiklet Turu Etkinliği 3. yılında da yoğun bir katılımla gerçekleşti. Katılımcıların toplamda 7 kilometre pedal çevirdiği etkinlikte meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekildi. 15 Ekim Pazar günü gerçekleştirilen farkındalık etkinliğine Koç Healthcare çalışanları bisiklet grubu ve yürüyüşlerle destek verdi.</strong></p>
<p> </p>
<p>Koç Healthcare, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında yürüttüğü çalışmalarına bu yıl 3’üncü kez düzenlediği Meme Kanseri Farkındalığı Bisiklet Turu ile devam etti. Meme kanseri konusunda toplum nezdinde farkındalık yaratmak amacıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor İstanbul destekleriyle 15 Ekim Pazar günü düzenlenen etkinliğe Koç Healthcare çalışanları bisiklet grubu ve yürüyüşlerle destek verdi. Sabah saat 10:00’da Bostancı İsbike önünden hareket eden bisikletliler, Fenerbahçe Orduevi’ne kadar pedal çevirdi. Turun finali Şaşkınbakkal Paten Pisti oldu. Katılımcılar pembe tişörtleri ve bisikletlerine bağladıkları pembe balonları ile çevredekilerin dikkatini çekerken, dağıtılan broşürlerde meme kanserine yönelik bilgiler paylaşıldı. </p>
<p> </p>
<p><strong>Memelerinizde farklılık olup olmadığını düzenli olarak kontrol edin</strong></p>
<p>Meme kanserinde erken teşhis için, kendi kendine meme muayenesi, düzenli doktor muayenesi, 40 yaş üzeri için mamografi çektirilmesi öneriliyor. Kendi kendine muayene için ayna karşısında kollarınızı farklı pozisyonlara getirip memelerinizde farklılık olup olmadığını kontrol edebilirsiniz. Parmak uçlarınızla yukarıdan aşağı, aşağıdan yukarı hareketle; meme başlarından çevreye doğru ışınsal hareketle ve dairesel şekilde, meme başından başlayıp çevreye doğru ya da tersi hareketle kendinizi muayene edebilirsiniz. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-erken-teshis-edildiginde-hastalar-tedaviye-yuzde-99-olumlu-yanit-veriyor-414938">Meme Kanseri Erken Teşhis Edildiğinde Hastalar Tedaviye Yüzde 99 Olumlu Yanıt Veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli bilim insanları, yumurtalık kanserini erken evrede teşhis edecek biyosensör geliştirecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insanlari-yumurtalik-kanserini-erken-evrede-teshis-edecek-biyosensor-gelistirecek-363038</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2023 08:26:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[biyosensör]]></category>
		<category><![CDATA[edecek]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[evrede]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirecek]]></category>
		<category><![CDATA[insanları]]></category>
		<category><![CDATA[kanserini]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363038</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık alanında Türkiye’nin en önemli referans merkezlerinden biri olan Ege Üniversitesi (EÜ) nitelikli akademik kadrosu ile tanı ve tedaviye yönelik başarılı projeler üretmeyi sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insanlari-yumurtalik-kanserini-erken-evrede-teshis-edecek-biyosensor-gelistirecek-363038">Egeli bilim insanları, yumurtalık kanserini erken evrede teşhis edecek biyosensör geliştirecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık alanında Türkiye’nin en önemli referans merkezlerinden biri olan Ege Üniversitesi (EÜ) nitelikli akademik kadrosu ile tanı ve tedaviye yönelik başarılı projeler üretmeyi sürdürüyor. </p>
<p>EÜ Eczacılık Fakültesi Temel Eczacılık Bölümü Analitik Kimya Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Pınar Kara, Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Ali Ege, Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Öğretim Üyesi Bilge Kartal Çetin ve doktora öğrencisi Ezgi Kıvrak tarafından önerilen “Jinekolojik Kanserlerin miRNAlar ile Çoklu (Multipleks) Tayinine Yönelik Prototip Nanobiyosensör Geliştirilmesi ve Akıllı Telefon ile Entegrasyonu&#8221; başlıklı proje Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) “A Grubu Acil Ar-Ge Proje Destek Programı” kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Egeli akademisyen tarafından geliştirilen projeyle yumurtalık kanserinin erken evrelerde teşhis edilmesine olanak sağlayacak bir biyosensör geliştirmesi hedeflendi.</p>
<p>Bir referans merkezi olarak yeni projelere imza atmayı sürdüreceklerini ifade eden EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemizin alanlarında uzman ve yetkin akademisyenleri, özellikle sağlık alanında ülkemiz için emsal teşkil edecek çalışmalara imza atmaya devam ediyor. Eczacılık Fakültesi Analitik Kimya Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Pınar Kara tarafından geliştirilen proje ile yumurtalık kanserinin erken evrelerde teşhis edilmesi üzerine yoğunlaşılarak, prototip bir biyosensör geliştirilecek. Geliştirilen cihaz aracılığıyla sağlık ve teknoloji buluşturularak, verilerin akıllı telefonlardan da okunabilmesini sağlanacak. Başarısı dolayısıyla Prof. Dr. Pınar Kara Kadayıfcılar hocamızı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” diye konuştu.</p>
<p>“Günümüzde kullanılan kanser testlerine alternatif olarak erken evrede düşük maliyetli tanı yöntemlerine ihtiyaç duyulmakta”</p>
<p>Yumurtalık kanseri hakkında bilgi veren Analitik Kimya Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Pınar Kara, “Jinekolojik kanserler arasında yer alan yumurtalık kanseri, belirti vermemesi nedeniyle geç saptanan ve ülkemizde kadınlar arasında en ölümcül olan kanserlerden biridir. Yumurtalık kanserinin teşhisinde günümüzde kullanılan testler; jinekolojik muayene, ultrason ve radyolojik incelemeler ve bir kanser biyobelirteci olan ‘CA-125’ teşhisine dayalı kan testleridir. </p>
<p>Jinekolojik muayeneyle belirti göstermeyen on bin kadından yalnızca bir tanesine doğru teşhis konulabilir. Ultrason ve radyolojik incelemeler ise, hem maliyetli hem de erken evrede teşhis için sınırlı duyarlılık gösteren bir yöntemdir. Günümüzde de yumurtalık kanseri teşhisi için altın standart olarak kabul edilen yöntem ‘CA-125’ testidir. </p>
<p>Klinikte rutin kullanılan bu test, “CA-125” seviyelerini oldukça etkili bir şekilde belirleyebilmesine rağmen, ‘CA-125’ seviyeleri başka hastalıklar varlığında veya mensturasyon, gebelik gibi durumlarda da artış gösterebilmektedir. Ayrıca klinikte kullanılan yöntemlerde pahalı ekipman ve nitelikli eleman gibi faktörlere ihtiyaç duyulmakta. Bu gibi sınırlayıcı durumlar yüzünden günümüzde kullanılan testlerin yerine geçebilecek düşük maliyetli, taşınabilir, nitelikli elemana gerek duyulmayan ve geliştirildikleri takdirde sadece kanser değil çoğu hastalık için teşhis sunabilen alternatif yöntemlere ihtiyaç duyulmakta ” dedi.<br />Gelişen teknoloji sayesinde hastaların kendi ölçüm testlerini yapabildiklerine dikkat çeken Prof. Dr. Pınar Kara, “Yumurtalık kanserinin erken teşhisi için yeni yaklaşımların ve yeni biyobelirteçlerin kesin tayinini yapabilen taşınabilir, küçük boyutlu, hızlı sonuç alınabilen, düşük maliyetli ve yerli analitik cihazlara gereksinim duyuluyor. </p>
<p>Bu cihazların başında da ‘Biyosensörler’ geliyor. Çünkü biyosensörler, ihtiyaç duyulduğu gibi biyolojik önemi olan birçok molekülün hızlı ve güvenilir tayinine olanak tanıyan düşük maliyetli, kesin sonuç sunan, kullanımı kolay cihazlar. En bilindik örneği olan kan şekeri ölçüm cihazları (Glukometreler) sayesinde diyabet hastaları herhangi bir sağlık personeline ihtiyaç duymadan kendi ölçümlerini alıp takip edebiliyorlar. Günümüzde teknolojinin de gelişmesiyle birlikte hastaların kendi testlerini kendilerinin yapabilmesi ve bunların sonuçlarını akıllı telefonları aracılığıyla okuyabilecekleri, saklayabilecekleri ve paylaşabilecekleri yöntemler geliştiriliyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Erken teşhis için biyosensör geliştireceğiz”</strong></p>
<p>Proje hakkında bilgi veren Prof. Dr. Pınar Kara, “Biz de projemiz kapsamında yumurtalık kanserinin erken evrelerde teşhis edilmesine olanak sağlayacak bir biyosensör geliştirmeyi hedefledik. Tek bir biyobelirteç tayini kesin tanıya olanak sağlamadığı için birden fazla biyobelirteci eş zamanlı olarak tayin edebilecek bir biyosensör geliştireceğiz. Son zamanlarda rutin analizlerde kullanılan protein biyobelirteçlerinden daha iyi performans gösteren nükleik asit biyobelirteçleri teşhis ve tanı alanında bizlere umut vadediyor. Yaklaşık 30 yıl önce keşfedilen ve bir RNA grubu olan mikroRNA’lar oldukça yeni moleküller. Bu moleküller çeşitli kanserlerde anormal artış gösteriyor. </p>
<p>Ege Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü ile ortak geliştirilecek prototipte, yumurtalık kanseri varlığında artış gösterdiği bilinen iki farklı miRNA molekülünün eş zamanlı teşhisini hedefledik ve son aşama olarak bir akıllı telefon arayüzü ve uygulaması geliştirerek, biyosensörden elde edilecek verilerin akıllı telefonlardan okunabilmesini sağlayacağız. Prototip olarak geliştirilecek bu biyomedikal cihazla diğer kanser türlerinin tayini de zaman içinde gerçekleştirilebilecek. Böylelikle uzun vadede erken dönem kanser taraması için tam teşekküllü hastanelere ve nitelikli eleman ve ekipmanlara gerek kalmadan, herhangi bir sağlık kuruluşunda sadece bir kan örneği alınarak kanser tayini mümkün olabilecek” dedi.<br /> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insanlari-yumurtalik-kanserini-erken-evrede-teshis-edecek-biyosensor-gelistirecek-363038">Egeli bilim insanları, yumurtalık kanserini erken evrede teşhis edecek biyosensör geliştirecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Balon Çocuk Hastalığı Tarama Testi ile Erken Teşhis Edilebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/balon-cocuk-hastaligi-tarama-testi-ile-erken-teshis-edilebilir-358120</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Mar 2023 07:42:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[balon]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[testi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358120</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Benim Adım Farah” dizisiyle tekrar gündeme gelen, halk arasında Balon Çocuk Hastalığı olarak bilinen Ağır Kombine İmmün Yetmezlik, 500’e yakın hastalığı içine alan Primer İmmün Yetmezlik (PİY) grubunda yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/balon-cocuk-hastaligi-tarama-testi-ile-erken-teshis-edilebilir-358120">Balon Çocuk Hastalığı Tarama Testi ile Erken Teşhis Edilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Benim Adım Farah” dizisiyle tekrar gündeme gelen, halk arasında Balon Çocuk Hastalığı olarak bilinen Ağır Kombine İmmün Yetmezlik, 500’e yakın hastalığı içine alan Primer İmmün Yetmezlik (PİY) grubunda yer alıyor. </strong></p>
<p><strong>Hastalığın temel özelliğinin tekrarlayan, dirençli ve çoğu zaman hastaneye yatış gerektiren ağır enfeksiyonlar olduğunu söyleyen Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Doç. Dr. Günseli Bozdoğan, hastalığın kesin tedavisinde tek etkili yöntemin kemik iliği nakli olduğunu belirterek, “Ülkemizde bu hastalık ile ilgili tarama programı maalesef yok. Tarama testleri ile erken tanı konması durumunda kök hücre naklinin başarısı %95&#8217;lere çıkıyor. </strong></p>
<p><strong>Hasta mikropla karşılaşıp, organ hasarı geliştikten sonra tedavinin başarı şansı düşüyor. Yani pek çok hastalıkta olduğu gibi erken tanı hayat kurtarıyor!” dedi.</strong></p>
<p>İmmün sistem (bağışıklık sistemi) T hücreler, B hücreler, NK hücreler, nötrofiller ve makrofajlar gibi çeşitli hücrelerden oluşur. Bu hücrelerin farklı işlevleri vardır ve her biri farklı mikroplarla savaşırlar.  Bu hücreler vücudumuzu mikroplardan korumak için iletişim halindedirler ve mükemmel bir organizasyonda hareket ederler. İnsan vücudundaki her hücre gibi bağışıklık sistemi hücreleri de işlevlerini belirleyen genetik materyal içerir ve bir grup genin kontrol ettiği talimatlara uyarak çalışırlar. İmmün sistem hücrelerini yöneten genlerin bozukluğu sonucunda bağışıklık sistemi normal işlevlerini yerine getiremez, vücudumuz mikroplara karşı savunmasız hale gelir ve tekrarlayan ağır enfeksiyonlar oluşur. <strong>Balon çocuk hastalığı olarak bilinen</strong> <strong>ağır kombine immün yetmezlik, T hücrelerin gelişimi engelleyen genetik bir bozukluk olarak tanımlanıyor.</strong> <strong>Bu hastalarda çok zayıf mikropların bulaşması bile ölümle sonuçlanabilir.</strong></p>
<p>Acil tanı ve tedavi sağlanamadığı durumlarda hastalar ağır enfeksiyonlar nedeniyle 1 yaşına gelmeden yaşamlarını yitirebiliyorlar. Bir zamanlar hastayı hayatta tutmak için tek yol hastanın izole steril bir ortamda yaşamasını sağlamak iken günümüzde <em><strong>kemik iliği nakli (kök hücre nakli)</strong></em> başarılı bir şekilde uygulanarak hastalar sağlıklı ve normal bir hayat sürdürebiliyorlar.<strong> </strong></p>
<p><strong>BEŞYÜZE YAKIN HASTALIĞI KAPSIYOR, HER YAŞ VE CİNSİYETTE GÖRÜLEBİLİYOR</strong></p>
<p><strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Doç. Dr. Günseli Bozdoğan, </strong>bağışıklık sisteminin doğuştan itibaren eksik ya da yetersiz olmasının “Primer immün yetmezlikler veya yeni tanımıyla immün sistemin doğumsal kusurları” olarak bilinen nadir hastalıkları ortaya çıkardığını söyledi. Beş yüze yakın hastalığı kapsayan primer immün yetmezliklerin çoğunluğunun doğumsal genetik bozukluklar sonucunda ortaya çıktığını ve her yaş ve cinste görülebildiğini söyleyen Günseli Bozdoğan, hastalarda birbirinden farklı klinik bulguların görülmesiyle beraber ortak özelliklerinin bağışıklık sisteminin eksikliği ya da yetersiz çalışması olduğunu anlattı. Bağışıklık sisteminin temel görevinin vücudu mikroplara karşı korumak olduğunu belirten Bozdoğan, immün yetmezliklerin temel özelliğinin ise tekrarlayan, dirençli ve çoğu zaman hastaneye yatarak tedavi edilen ağır enfeksiyonlar olduğunun altını çizdi. Aile bireylerinde benzer bulgular olabileceğine de dikkat çeken Bozdoğan, “Primer immün yetmezliğin en ağır formlarından biri ağır kombine immün yetmezliktir. Ağır kombine immün yetmezlik, halk arasında Balon çocuk hastalığı (bubble boy disease) olarak da bilinen mikroplarla savaşma yeteneğinin doğuştan eksik olduğu nadir görülen çok ciddi bir hastalıktır” diye konuştu. </p>
<p><strong>KESİN BİR TEDAVİSİ VAR MI?</strong></p>
<p>Hastalığın kesin tedavi yöntemini anlatan Doç. Dr. Günseli Bozdoğan şunları söyledi: “Kesin tedavi kök hücre nakli yani diğer adıyla kemik iliği naklidir. Kemik iliği nakli ülkemizde pek çok merkezde başarı ile uygulanmaktadır. Aile içi tam uygun donör ilk seçenektir. Tam uygun donör bulunmadığında aile içi yarı uygun donör veya akraba dışı tam uygun donörden de nakil mümkündür. Ülkemizde devlet kök hücre naklini karşılamaktadır. Kök hücre nakli yapan merkez sayısı sınırlı olsa da ulaşılabilir bir tedavidir. Hastalığın bazı alt tiplerinde gen tedavisi de mümkündür. Gen tedavisi hastalık yapan bozuk genin düzeltilerek yeniden hastaya transfer edilmesi şeklindedir.  Transfer işlemi için lentivürüs ya da retrovirüsler vektör olarak kullanılır. Fakat bu tedavi ülkemizde uygulanan bir tedavi yöntemi değildir. Diğer bir tedavi yöntemi immunoglobulin (IG) yerine koyma tedavisidir ve 3-4 haftada bir tekrarlanır. Hastalara tanı konur konmaz, IG tedavisi ile beraber koruyucu dozda ve gerektiğinde enfeksiyonu tedavi etmek üzere antibiyotik uygulanır, böylece hastayı korumak mümkün olur. Kök hücre nakli yapılana kadar hatta nakil başarılı olana kadar bu tedavi devam eder.”</p>
<p><strong>AKRABA EVLİLİKLERİ ARTTIKÇA PİY RİSKİ DE ARTIYOR</strong></p>
<p>Akraba evliliklerinin sık olduğu ülkemizde PİY’in görülme sıklığının da yükseldiğini ifade eden Bozdoğan, “Genlerimizi oluşturan bir çift kromozomun yarısı anneden diğer yarısı babadan çocuklara aktarıldığı için akraba evliliklerinde PİY riski belirgin olarak artmaktadır. Öyle ki hastalığın ülkemizde görülme sıklığı 10 binde 1 iken ABD’de bu oran 58 binde 1’dir. Diğer ülkelere nazaran ülkemizde PİY, daha fazla görülür” dedi.</p>
<p><strong>“TARAMA PROGRAMI YOK”</strong></p>
<p>Bu hastalıkta erken tanının kritik öneme sahip olduğunu ifade eden Bozdoğan, hastalığın etkin bir tedavi seçeneğinin olması ve doğumu takiben bulgu verme süresinin çok kısa olması nedeniyle yenidoğan tarama programı için oldukça uygun bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Hastalık ortaya çıkmadan ve hastaya herhangi bir mikrop bulaşmadan, tarama testleri ile erken tanı konması durumunda kök hücre naklinin başarısının %95&#8217;lere çıktığını söyleyen Bozdoğan, “Hasta mikropla karşılaşıp, organ hasarı geliştikten sonra tedavinin başarı şansı düşer. Bu durumda erken tanı hayat kurtarır. Fakat şunu da belirtmek gerekir ki ülkemizde bu hastalık ile ilgili tarama programı maalesef yok” diye konuştu.</p>
<p><strong>ADI NEDEN BALON ÇOCUK HASTALIĞI? HİKAYESİ NASIL BAŞLADI?</strong></p>
<p>Hastalığın tedavisinin henüz bilinmediği 1971 yılında ABD, Texas’ta dünyaya geldi David Phillip Vetter. Herkes onun gerçek adını David Bubble sanıyordu, bunun nedeni insanların Vetter ailesini dışlamasını engellemekti. Ailenin daha önce 1963 yılında bir erkek çocukları olmuş ancak onu hastalıklardan koruyamadıkları için 7 ay sonra ölmüştü. Doktorlar aileye çocuklarının ağır kombine immün yetmezlik hastalığına yakalandığını söylemişlerdi. Tekrar çocukları olduğunda çocuğu mikroplardan uzak tutmak için bir balonun içinde tuttular ve 12 yıl yaşatabildiler. Yiyecek, içecek, giysi, her şey bu balonun içine girmeden önce sterilize ediliyordu. Bu balona televizyon ve birkaç oyuncak koyulmuştu. Hatta NASA tarafından tasarlanmış bir başlık kullanıyordu David. Doktorlar sonunda David&#8217;e kız kardeşi Katherine’den kemik iliği nakletmeye karar verdi. Operasyon gayet başarılı geçti. Fakat ilk kez balon dışına çıkan David, nakilden 2 gün sonra ilk kez hasta oldu. İshal, ateş, şiddetli kusma ve bağırsak kanaması başladı. David steril odadan çıkarıldıktan sadece 7 gün sonra 22 Şubat 1984’te öldü. Günümüzde bu hastalar kemik iliği nakli ile Balon Çocuğun çektiği zorlukları çekmeden çok daha erken yaşlarda normal hayatlarına devam edebiliyorlar.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/balon-cocuk-hastaligi-tarama-testi-ile-erken-teshis-edilebilir-358120">Balon Çocuk Hastalığı Tarama Testi ile Erken Teşhis Edilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Glokom körlüğünden korunmak için erken teşhis önemli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/glokom-korlugunden-korunmak-icin-erken-teshis-onemli-356263</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Mar 2023 09:12:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[glokom]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[körlüğünden]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=356263</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Oftalmoloji Derneği, tüm dünyada kutlanan Glokom Haftası sebebiyle hastalığın teşhis ve tedavisi ile ilgili vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/glokom-korlugunden-korunmak-icin-erken-teshis-onemli-356263">Glokom körlüğünden korunmak için erken teşhis önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Oftalmoloji Derneği, tüm dünyada kutlanan Glokom Haftası sebebiyle hastalığın teşhis ve tedavisi ile ilgili vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.  </strong></p>
<p><strong>Türk Oftalmoloji Derneği Glokom Birimi Başkanı Prof. Dr. Kıvanç Güngör, glokomu, &#8220;göz sinirinin hasar görmesi sonucu meydana gelen, başlangıçta görme alanını daraltan, ilerleyen dönemlerde ise körlüğe yol açan ve sinsice ilerleyen bir hastalık&#8221; olarak tanımladı.</strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. Kıvanç Güngör ayrıca deprem bölgesinde glokom hastalığı olan yaklaşık 300 bin kişinin bulunduğunu tahmin ettiklerini, bu hastaların görmelerinin korunması için tedavilerinin yakından takip edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Afet bölgesinde mobil göz muayene hizmeti vermek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” dedi.</strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. Kıvanç Güngör</strong>, Dünya Glokom Derneği tarafından hastalıkla ilgili farkındalık oluşturmak toplumdaki bilinçlendirmeyi artırmak amacıyla her yıl mart ayının ikinci haftasının &#8220;Dünya Glokom Haftası&#8221; olarak kutlandığını belirtti.  Türk Oftalmoloji Derneği olarak Türkiye&#8217;de hastalığın erken dönemlerde teşhis edilebilmesi ve görmenin korunabilmesi için temel göz muayenelerine olan gereksinimi halka duyurmayı amaçladıklarını dile getiren Güngör, hafta kapsamında insanları göz tansiyonu ölçümü konusunda bilinçlendirmek için çalışmalar yürüttüklerini, glokom hakkında farkındalığı oluşanların göz doktorlarına başvurduklarını ifade etti.</p>
<p><strong>Deprem bölgesinde yaklaşık 300 bin glokom hastası var</strong></p>
<p>Kahramanmaraş merkezli, 11 ili etkileyen depremlerin ardından, dernek olarak bu bölgelerde mobil göz muayenesi hizmeti sunmaya hazırlandıklarını aktaran Prof. Dr. Kıvanç Güngör, &#8220;Ülkemizde 2 milyon glokom hastası olduğu tahmininden hareket edersek, bu hastaların yaklaşık 300 binden fazlasının deprem bölgesinde olduğunu söyleyebiliriz. Bu hastaların görme kaybı yaşamamaları için takip ve tedavilerinin aksamaması amacıyla, gerekli önlemleri almaya çalışıyoruz. Bu kapsamda Türk Oftalmoloji Derneği olarak deprem bölgesindeki illerde mobil göz muayenesi hizmeti vermek üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz.&#8221; diye konuştu. </p>
<p>Prof. Dr. Güngör, glokom hastalığının, görme yolundaki sinir hücrelerini bozduğuna dikkati çekerek, &#8220;Hastalığın önemli nedenlerinden biri, hastaların çoğunda yükselen göz tansiyonunun, göz sinirindeki kan dolaşımı ile beslenmesini bozması ve bu basıncın sinir hücrelerinde harabiyet oluşturmasıdır. Göz sinirinde oluşan hasarın geri dönüşü yoktur. Bu nedenle erken tanı ve tedavi çok önemlidir.&#8221; ifadesini kullandı.</p>
<p><strong>Dünyada 6 buçuk milyon insan görme kaybı yaşadı</strong></p>
<p>Hastalığın doğuştan itibaren her yaşta görülebildiğini, ancak genellikle 40 yaşlarından sonra ortaya çıktığını ifade eden Güngör, yaş ilerledikçe bunun görülme sıklığının arttığını ve glokomun birçok tipinin kadınlarda daha sık görüldüğünü belirterek, doğumsal olanlara ise erkeklerde daha sık rastlandığını belirtti.</p>
<p>Türkiye ve dünyada göz tansiyonunun görülme sıklığını aktaran Güngör, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Dünyada glokomlu kişilerin sayısı, özellikle 40&#8217;lı ve 80&#8217;li yaşlar arasında geçtiğimiz yıllarda 70 milyonlardayken 2050&#8217;li yıllarda bu sayının en az iki katına çıkacağı düşünülmektedir. Kırk yaş üstünde glokom görülme olasılığı yüzde 2 civarındadır. Bu hastalık nedeniyle 6 buçuk milyon insan görme kaybı yaşamasına sebep olmuştur. Ülkemizde görülme sıklığı yüzde 2-2,5&#8217;tur. Türkiye&#8217;de tanı konmuş glokomlu hasta sayısı 500 bin civarındadır. Ancak glokomlu sayısının bunun 4 katı olduğu tahmin edilmektedir. Diğer bir deyişle yaklaşık 2 milyon hastanın 1 buçuk milyonu henüz tedaviye kavuşamamıştır.&#8221;</p>
<p><strong>Tedavi yöntemleri neler?</strong></p>
<p>Belli aralıklarla göz siniri üzerinde cihazlarla yapılan değerlendirmelerde hasar saptanırsa damlalarla göz tansiyonunu düşürmek ve görme alanındaki kaybı durdurmak gerektiğini belirten Güngör, &#8220;Eğer ilaç tedavisinden olumlu sonuç alamazsak lazer uygulamaları ve ameliyatlara gereksinim olmaktadır. Lazer ve cerrahi işlemler hastanın klinik durumuna göre farklı tekniklerle uygulanabilmektedir. Tedavi için geç kalınırsa ya da yetersiz olursa glokom körlükle sonuçlanabilmektedir.&#8221; uyarısında bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/glokom-korlugunden-korunmak-icin-erken-teshis-onemli-356263">Glokom körlüğünden korunmak için erken teşhis önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanseri Tedavisinde Erken Teşhis Başarıyı Artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-tedavisinde-erken-teshis-basariyi-artiriyor-354910</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2023 13:45:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[başarıyı]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=354910</guid>

					<description><![CDATA[<p>Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Tanısal Radyoloji Uzmanı Dr. Aresh Soudmand, meme kanseri hakkında bilgilendirdi. Meme kanserinin erken tanısında en önemli faktörün kişinin bilinçlenmesi olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Aresh Soudmand, "Meme kanserinin erken dönemde teşhis edilmesi, tedavinin başarısını ve hayatta kalma şansını artırır” diye konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-tedavisinde-erken-teshis-basariyi-artiriyor-354910">Meme Kanseri Tedavisinde Erken Teşhis Başarıyı Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Tanısal Radyoloji Uzmanı</p>
<p>Dr. Aresh Soudmand, meme kanseri hakkında bilgilendirdi. Meme kanserinin erken tanısında en önemli faktörün kişinin bilinçlenmesi olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Aresh Soudmand, &#8220;Meme kanserinin erken dönemde teşhis edilmesi, tedavinin başarısını ve hayatta kalma şansını artırır” diye konuştu.</p>
<p><b>“50 YAŞ ÜZERİNDE DAHA YAYGIN”</b></p>
<p>Kanser, vücudumuzdaki herhangi bir organ ya da dokudaki hücrelerin kontrol dışı çoğalması ve büyümesi sonucunda ortaya çıkan bir hastalıktır. Meme kanseri ise meme dokusundaki hücrelerden gelişen kanserlerdir. Sıklıkla 50 yaş sonrası ortaya çıkan meme kanseri, kadınlarda görülen kanser tipleri arasında birinci sırada yer almaktadır. Tüm yaşamı boyunca her sekiz kadından birinin kansere yakalanma riski mevcuttur. Meme kanserinin görülme sıklığı yaş ilerledikçe artar. Meme kanserinin risk faktörleri,</p>
<p>•  Fazla kilolu olmak</p>
<p>• Alkol ve sigara kullanmak,</p>
<p>• Fiziksel aktivite azlığı,</p>
<p>•  Uzun süreli hormon tedavisi almak,</p>
<p>•  Aile hikâyesi ve genetik faktörler (Anne veya kardeşte meme kanseri görüldüğünde hastalık riski üç kat artmaktadır.),</p>
<p>• 30 yaşından sonra doğum yapmak veya hiç doğum yapmamış olmak,</p>
<p>•  Erken yaşta adet görmek (hayatları boyunca daha fazla östrojen hormonuna maruz kalacaklarından dolayı risk artmaktadır),</p>
<p>•  Menopoza geç girmek (Burada da etken yine uzun süre östrojen hormonuna maruz kalmak).</p>
<p><b>“YILDA BİR KEZ MAMOGRAFİ ÇEKİLMELİ”</b></p>
<p>En sık rastlanan belirti memede ve koltuk altında ağrısız, zamanla yavaş yavaş büyüyen bir kitlenin hissedilmesidir. Ağrı çok nadiren de olsa eşlik edebilir. Memede şişlikler, deride kalınlaşma, meme ucunun içe dönmesi, deride kızarıklık ve tahriş nadiren de olsa meme kanserinin diğer belirtileridir. Erken tanı için en temel yöntem, evde kendi kendine yapılan meme kontrolleridir. Meme dokusu içerisinde herhangi bir şüpheli kitle ele geldiğinde vakit geçirmeden doktora başvurulmalıdır. Normalde 20 yaşından sonra ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi ve yılda bir kez uzman doktora meme muayenesi yaptırmanız önerilir. 40 yaşından sonra ise, ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi ve yılda bir kez mamografi çekilmesi gerekmektedir. Mamografi meme kanseri taramasında en temel yöntem olarak kabul edilmektedir. 40 yaşından önce özel bir sebep olmadıkça mamografi çekilmesi önerilmez. Bunun sebebi ise, genç kadınlarda meme dokusunun yoğunluğunun fazla olması nedeni ile yeterli bilgi vermemesidir.</p>
<p>Her hastanın tedavisi farklılık göstermekte olup tedavi kararında hastalığın seyri, kanserin evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunları gibi birden fazla faktör etkilidir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-tedavisinde-erken-teshis-basariyi-artiriyor-354910">Meme Kanseri Tedavisinde Erken Teşhis Başarıyı Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Ağız ve Diş Sağlığı Teşhis ve Tedavi Aracı Deprem Bölgesinde Hizmet Verecek&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-agiz-ve-dis-sagligi-teshis-ve-tedavi-araci-deprem-bolgesinde-hizmet-verecek-352111</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Feb 2023 11:45:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[aracı]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[verecek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352111</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm Türkiye’yi yasa boğan depremlerden sonra Hatay'da yaraları sarmak için ilk günden itibaren dur durak bilmeden çalışan Konya Büyükşehir Belediyesi, deprem bölgesindeki vatandaşlar için Ağız ve Diş Sağlığı Teşhis ve Tedavi Aracı hazırladı. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Diş Hekimleri Odası ile birlikte hazırladıkları aracın Pazartesi gününden itibaren Hataylılara şifa dağıtmaya vesile olacağını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-agiz-ve-dis-sagligi-teshis-ve-tedavi-araci-deprem-bolgesinde-hizmet-verecek-352111">Başkan Altay: &#8220;Ağız ve Diş Sağlığı Teşhis ve Tedavi Aracı Deprem Bölgesinde Hizmet Verecek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm Türkiye’yi yasa boğan depremlerden sonra Hatay&#8217;da yaraları sarmak için ilk günden itibaren dur durak bilmeden çalışan Konya Büyükşehir Belediyesi, deprem bölgesindeki vatandaşlar için Ağız ve Diş Sağlığı Teşhis ve Tedavi Aracı hazırladı. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Diş Hekimleri Odası ile birlikte hazırladıkları aracın Pazartesi gününden itibaren Hataylılara şifa dağıtmaya vesile olacağını söyledi.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi, deprem bölgesindeki vatandaşların ağız ve diş sağlığıyla ilgili sorun yaşamaması için Ağız ve Diş Sağlığı Teşhis ve Tedavi Aracı’nı hayata geçirdi.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, tüm ülkeyi yasa boğan yıkıcı depremlerden sonra Hatay’da ilk gününden itibaren arama-kurtarmadan lojistik merkeze, içme suyu temininden mobil mutfak ve ekmek fırınına, enerjiden konteyner kent çalışmalarına kadar tüm imkanları seferber ederek Hataylıların yanında olmaya gayret ettiklerini hatırlattı.</p>
<p>Tüm bu çalışmaların yanında deprem bölgesinde yaşayan vatandaşların ağız ve diş sağlığıyla ilgili de sorun yaşamamaları için önemli bir hizmeti daha hayata geçirdiklerini ifade eden Başkan Altay, “Bu kapsamda Konya Diş Hekimleri Odamız ile birlikte Ağız ve Diş Sağlığı Teşhis ve Tedavi Aracını hazırladık. Tüm hazırlıkları tamamladıktan sonra aracımız inşallah Pazartesi günü Hatay’da olacak ve depremzede kardeşlerimize şifa dağıtmaya vesile olacak. Depremzede kardeşlerimizin her yönden sağlıklı olmasına büyük önem veriyoruz. Bu zor zamanları en kısa sürede atlatmak için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-agiz-ve-dis-sagligi-teshis-ve-tedavi-araci-deprem-bolgesinde-hizmet-verecek-352111">Başkan Altay: &#8220;Ağız ve Diş Sağlığı Teşhis ve Tedavi Aracı Deprem Bölgesinde Hizmet Verecek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
