<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>terapi | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/terapi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/terapi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Feb 2026 12:02:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>terapi | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/terapi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Psikolojik danışman, mali müşavir gibi zorunlu hale geldi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikolojik-danisman-mali-musavir-gibi-zorunlu-hale-geldi-611854</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 12:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[danışman]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[hale]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[mali]]></category>
		<category><![CDATA[müşavir]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Seans]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611854</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, terapi sürecine dair her şey konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-danisman-mali-musavir-gibi-zorunlu-hale-geldi-611854">Psikolojik danışman, mali müşavir gibi zorunlu hale geldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, terapi sürecine dair her şey konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Terapiste olan ihtiyaç gerçek mi, yapay mı?</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, modern çağda terapinin yalnızca bir tedavi değil, bir yaşam gereksinimi hâline geldiğini belirterek, “Geçenlerde bir anne anlatıyordu; çocuğu terapiste gidiyormuş. ‘Anne, sen de çocukken gittin mi terapiye?’ diye sormuş. Anne de ‘Hayır, hiç gitmedim, ihtiyaç da hissetmedim’ demiş. Bu diyalog günümüzün gerçeğini gösteriyor. Şimdi ergenler bile terapi ihtiyacı hissediyor. Peki bu ihtiyaç gerçek mi, yoksa yapay mı? Tartışmalı bir konu. Modernizm, insanın stres yönetimini zayıflattı. İnsan artık problemlerini çözmekte zorlanıyor, duygusal baskı altında hissediyor. Böyle durumlarda terapi bir zorunluluk hâline geliyor.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, günümüzde terapiye olan ihtiyacın artışını değerlendirerek, “Modern insan artık yalnız, beklentilerini yönetemiyor, ilişkiler yüzeyselleşti. Bu da terapiste yönelimi artırdı. Artık bir mali müşavir, hukuk danışmanı gibi ‘psikolojik danışman’ sahibi olmak modern yaşamın bir gerekliliği hâline geldi.” diye konuştu.</p>
<p>Modern yaşamın insanın stres eşiğini zorladığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“İlk çağlarda bir insan aslanla, kaplanla karşılaştığında nabzı yılda birkaç kez 140’a çıkardı. Bugün ise şehir trafiğinde, iş hayatında, her gün nabzı 140’a çıkan insanlar var. Stresörler arttı, beklentiler çoğaldı. İnsan artık her istediğini ihtiyaç zannediyor. Halbuki insanın ihtiyaçları sınırsız değil, istekleri sınırsız. Modern çağ, insanı bu farkı unutturdu.”</p>
<p><strong>Yalnızlık artık küresel bir tehdit hâline geldi</strong></p>
<p>Yalnızlığın artık küresel bir tehdit hâline geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, modern insanın “derin bağ” kurma kapasitesini kaybettiğini ifade etti:</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Birleşmiş Milletler, küresel ölçekte üç büyük sorun tanımlıyor; gelir eşitsizliği, iklim değişikliği ve yalnızlık. Yalnızlık çağın salgını hâline geldi. İnsan artık çok arkadaş sahibi ama güvenli, derin ilişkiler kuramıyor. Aile içinde bile güvenli bağ kuramayan gençler, bu ilişkiyi terapistle kurmaya çalışıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Klasik terapi yaklaşımları yerini “pozitif psikoterapi”ye bıraktı</strong></p>
<p>Klasik terapi yaklaşımlarının artık yerini “pozitif psikoterapi”ye bıraktığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Kişi değişim ihtiyacı hissediyorsa ama bunu nasıl yapacağını bilmiyorsa, pozitif psikoterapi devreye girer. Bu yaklaşımda patolojiye değil, potansiyele odaklanırız. Kişinin güçlü karakter özelliklerini ortaya çıkarıp, zayıf yönlerini bu kaynaklarla yönetmesini öğretiriz. Bu, yara açmadan iyileştirme yaklaşımıdır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Nörobilim alanındaki gelişmelerin psikoterapiyi dönüştürdüğünü vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Beyindeki mutlulukla ilgili alanların pozitife odaklı terapilerde daha aktif olduğu görüldü. Negatife odaklı terapiler, kişiyi geçmişe hapsederken; pozitife odaklı olanlar psikolojik bağışıklığı güçlendiriyor. Bu da travmalarla baş etmede daha kalıcı sonuçlar veriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Güven oluşmadan terapi olmaz</strong></p>
<p>Bir terapinin en temel unsurlarından birinin “terapötik ittifak” olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Hiç kimseye anlatamadığı bir şeyi terapistine anlatacak. Eğer terapist geçmişteki danışanlarının isimlerini söylüyorsa, orada güven oluşmaz. Bu, mesleki etik sorunudur. Terapötik ittifak için güven, şeffaflık, samimiyet ve aktif dinleme şarttır. Samimi bir terapist, karşısındaki kişinin beynindeki ayna nöronları harekete geçirir. Bu nedenle güvenin oluştuğu her terapide, duygusal iyileşme çok daha hızlı gerçekleşir.” diye konuştu.</p>
<p>Ayrıca “nonverbal iletişimin” yani mimik, jest ve beden dilinin terapi sürecinde sözcükler kadar önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “İnsanlar sadece sözle değil, duyguyla iletişim kurar. Bazen bir bakış, bir mimik bin kelimeden daha etkilidir. O sıcaklık hissi, terapinin yarısını çözer.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Her terapi kişiye özel</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, terapi sürecinin kişiselleştirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Biz genelde 10 seanslık bir hedefle başlıyoruz. Önce kişilik testleri, ilişki değerlendirme ölçekleri yapıyoruz. Kişinin iç ve dış dünyasını, söylemediklerini projektif testlerle anlamaya çalışıyoruz. Sonra hangi terapi yönteminin uygun olduğuna karar veriyoruz. Tıpkı iyi bir tamircinin çantasında her aletin bulunması gibi, terapistin de araçları farklıdır. Bazen bilişsel davranışçı terapi, bazen nörofeedback, bazen psikanaliz gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Psikiyatrist ve psikologların ekip çalışmasının önemine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, “İnsanı biyopsikososyal ve spiritüel bir bütün olarak ele almak gerekir. Biyolojik altyapı bozuksa, psikolojik müdahaleler tek başına yeterli olmaz. Bu nedenle ilaç tedavisiyle birlikte terapi planı en ideal sonuçları verir. Terapide amaç sadece yarayı görmek değil, kişinin kendini yeniden inşa etmesine yardımcı olmaktır.” dedi.</p>
<p><strong>“Terapist önyargılarını vestiyere asmalı”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, terapistin kimlik rollerinden sıyrılıp, danışan karşısında yalnızca “klinis­yen” rolünde olması gerektiğini dile getirerek, “Terapide paylaşılabilecekler var, paylaşılamayacaklar var. Terapistin kişinin özeline, özrüne ve kutsalına saygı duyması gerekir. Mesela birinin kekemeliği olabilir, bu onun özrüdür. Ya da farklı bir alt kültüre mensup olabilir. Terapist bunu hissettirmemeli. Ön yargılarını vestiyere asmalı. Dışarıda anne, baba, eş, iş insanı, hatta politik kimliği olabilir ama terapide sadece klinisyen kimliğiyle bulunmalı. O role giremeyen, kategorik düşünce yapısına sahip olmayan kişi terapi yapamaz. Her vakayı ayrı değerlendirmek gerekir. Bir gün içinde on farklı vaka görebilirsiniz. Önceki vakayı rafa kaldırmadan yeni vakaya odaklanamazsınız. Bu yüzden yazılı not almak çok değerlidir. Danışan, ‘Benim anlattıklarım önemli, terapistim not alıyor’ duygusunu yaşar. O notlar sonraki seanslarda kullanıldığında güven ilişkisi güçlenir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Nasihatle terapi aynı değil</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, terapiyi nasihatten ayıran temel farkın “yapılandırılmış bir süreç” olması gerektiğini belirterek, “Bazı kişiler nasihat arıyor. Oysa terapi nasihat değildir. Terapi, kişinin ihtiyaçlarına göre yapılandırılmış bir süreçtir. Hedef belirlenir, yol haritası çizilir. Terapist, başlangıçta değerlendirme ölçekleriyle kişinin durumunu ölçer, terapi sonunda da aynı ölçeklerle değişimi gözlemler. Subjektif ve objektif veriler karşılaştırılır. Böylece terapinin somut etkisi izlenir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İnsan akışı değiştiremiyorsa bakışı değiştirmeli</strong></p>
<p>Danışanların büyük bölümünün sorunlarını dış etkenlere bağladığını belirten Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Terapiye gelenlerin yüzde 70–80’i problemi dış nedenlere bağlıyor; eşine, topluma, ekonomiye… Oysa insan akışı değiştiremiyorsa bakışını değiştirmelidir. Kişinin psikolojik kaynakları güçlü olsa bile düşünce çarpıtmaları varsa bunları kullanamaz. Zihinsel esneklik kazandırmak terapi sürecinin önemli bir hedefidir. Biz buna ‘kognitif fleksibilite’ diyoruz. Yani sadece A planı değil, B ve C planlarını da görebilmeli insan.”</p>
<p><strong>Ego savaşları ilişkilere zarar veriyor</strong></p>
<p>Aile ve çift terapilerinde sıkça gözlenen durumun “karşı tarafın değişmesini bekleme” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Yakın ilişkilerde taraflar genellikle birbirini değiştirmeye çalışıyor. Oysa ‘İlişkimizin geleceği için doğru olan nedir?’ sorusunu sormak gerekir. Çoğu kişi ‘Eşim düzelirse ben de düzelirim’ diyor. Her iki taraf da böyle düşününce ego savaşları başlıyor. Değişim önce kendinden başlamalı. Terapi de bu farkındalığı kazandırmakla başlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Değişim isteğinin terapiye başlamanın en önemli koşulu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Bir kişi sürekli eşini, patronunu, çevresini anlatıyor ama kendinden hiç bahsetmiyorsa bu kişi değişim istemiyor demektir. O yüzden terapide ilk hedef değişim motivasyonu oluşturmaktır. Terapiste gitmeyi kabul etmek bile yüzde 50 iyileşme anlamına gelir. Çünkü bu bir olgunluk göstergesidir.” dedi.</p>
<p><strong>Terapide rahatlama değil değişim hedeflenir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, terapi sürecinde “rahatlama” yerine “değişim” hedefinin altını çizerek, “Bazıları ‘Terapiden çıktım, çok rahatladım’ diyor. Oysa terapinin amacı rahatlama değil, değişimdir. Terapi bir basamak gibidir; kişi her seansta bir adım yukarı çıkmalıdır. Amaç belirlenmeli, bağ kurulmalı ve kişiye ödevler verilmelidir. Bu, terapötik sürecin yapıtaşlarından biridir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Terapötik ilişkinin duygusal boyutuna da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Bazı kişiler terapisti bir bağlanma nesnesi olarak görür; annesi, eşi ya da hayatındaki eksik rolün yerine koyar. Buna ‘transferans’ diyoruz. Terapist, böyle bir durumda profesyonel sınırlarını korumalı ve gerekiyorsa danışanı başka bir uzmana yönlendirmelidir. Aksi hâlde terapi bozulur.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, aile içi ilişkilerdeki güç savaşlarına da değinerek, “Bazı kişiler gerçekten ‘hastayı eden’ kişiler oluyor. Ama kişi izin vermezse kimse onu hasta edemez. Kontrol duygusu yüksek, empati yoksunu bireyler karşı tarafı köleleştirmeye çalışıyor. Bu sürdürülebilir değil. Evliliğin ilk dönemlerinde ‘hayır deme becerisi’ kazandırmak çok önemli. ‘Bunu senin için yapıyorum ama doğru değil’ diyebilmek, ilişkileri dengede tutar.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Terapinin nihai amacının kişinin kendine tarafsız bakabilmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bir insan yaşadığı soruna tarafsız olamıyorsa çözüm üretemez. Hep kendini haklı gören kişi, kendi kör noktasını göremez. Terapide hem danışanın hem terapistin kendi ön yargılarına karşı bağımsız olması gerekir. Gerçek değişim ancak bu farkındalıkla mümkündür.” dedi.</p>
<p><strong>10 seanslık bir terapi almak kişinin kendine yatırımı</strong></p>
<p>Terapiye gitmenin bir “lüks” olarak değil, kişinin ruhsal sağlığına yaptığı orta ve uzun vadeli bir yatırım olarak görülmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Tabii lüks gibi gözüküyor ama kişi böyle durumlarda kaybedeceği şeyleri düşündüğü zaman, on seanslık bir terapi almak aslında orta-uzun vadeli bir yatırımdır. Bu, ileride birçok hata yapmasını, yalnız kalmasını, depresyona girmesini önler. Her olayı bir travma olarak değil, geliştiren bir deneyim olarak görebilmek mümkündür. Hayatın olumlu ve olumsuz yönlerini birlikte görebilmeli, ama odağı olumludan yana kurabilmeliyiz.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Kişinin bunu kendi başına başaramadığı durumlarda “bir bilenden yardım almasının son derece insani ve faydalı” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Hayat yolunda ilerlerken karşına bir engel çıktıysa ve sen aşamıyorsan, danışırsın. Bu konuda yüzlerce hasta görmüş bir uzman, ‘Bu açıdan bak, şöyle yaparsan düzelir’ diyebilir. Eskiden insanlar bu rehberliği bilge kişilerden alırdı, şimdi bunu mesleki formasyon almış terapistler yapıyor.” diye konuştu.</p>
<p>Terapi sürecinde kültürel uyumun önemine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Terapi eğitiminin içinde bile bu vurgulanır: Kişinin kültürünü, kimliğini ve değerlerini bilmek gerekir. Danışan kendi değerlerini anlamayan bir terapistten fayda göremez. Kültürüne uygun terapistle çalışan kişi daha hızlı yol alır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yapay zekâ terapinin süresini kısaltacak ama yerini alamaz</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yapay zekânın terapi sürecindeki rolünü değerlendirerek, “Yapay zekâdan faydalanılabilir. Terapiste gitmeden önce kişi yapay zekâya sorular sorabilir, düşüncelerini tartabilir. Bu, seans sayısını azaltabilir. Belki on seansta yapılacak terapi altı seansta tamamlanabilir. Ama yapay zekâ bilinçli bir varlık değildir. Onu terapist yerine koyarsanız sizi yönetir, çocuk gibi yönlendirir. O yüzden alınan bilgileri terapistle birlikte değerlendirmek gerekir.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-danisman-mali-musavir-gibi-zorunlu-hale-geldi-611854">Psikolojik danışman, mali müşavir gibi zorunlu hale geldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Talha&#8217;nın iletişim yolculuğu Gonca&#8217;yla başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/talhanin-iletisim-yolculugu-goncayla-basladi-606721</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 10:59:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Ve Konuşma Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Engelsiz Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[etkileşim]]></category>
		<category><![CDATA[gonca]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[talha]]></category>
		<category><![CDATA[temelli]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[yla]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606721</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde özel gereksinimli çocuklara bilimsel temelli dil ve konuşma terapisi ile destek olunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/talhanin-iletisim-yolculugu-goncayla-basladi-606721">Talha&#8217;nın iletişim yolculuğu Gonca&#8217;yla başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde özel gereksinimli çocuklara bilimsel temelli dil ve konuşma terapisi ile destek olunuyor. Bu kapsamda dil ve konuşma terapisinden yaralanan 3 yaşındaki Talha Kahraman’ın hem karşılıklı etkileşim becerileri gelişti hem de iletişimi daha işlevsel bir şekilde kullanmaya başladı.</p>
<p><b>DİL VE KONUŞMA TERAPİSİ</b><br />Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı olarak hizmet veren Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde özel gereksinimli çocuklara bilimsel temelli dil ve konuşma terapisi ile destek olunuyor. Terapi sürecinde alıcı ve ifade edici dil becerilerinin geliştirilmesi, konuşma seslerinin doğru üretimi, iletişim başlatma ve sürdürme, sosyal etkileşim ile oyun becerilerinin desteklenmesi hedefleniyor. Oyun temelli ve etkileşim odaklı çalışmalar sayesinde bireylerin iletişimi günlük yaşamda daha işlevsel kullanmaları amaçlanıyor.</p>
<p><b>3 YAŞINDAKİ TALHA’NIN TERAPİ SÜRECİ</b></p>
<p>Gonca’da her çocuğun bireysel gelişim özellikleri ve ihtiyaçları doğrultusunda planlanan dil ve konuşma terapisinden yaralanan bir küçük prens de Talha Kahraman. 3 yaşındaki Talha Kahraman, atipik otizm tanısı ile Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde “Dil ve Konuşma Terapisi” hizmeti alıyor. Terapi sürecinin başlangıcında Talha’nın ortak dikkat ve karşılıklı etkileşim becerilerinin zayıf olduğu, iletişimi başlatma ve sürdürme konusunda sınırlılıklar yaşadığı gözlemlendi. Yaklaşık 1,5 yıldır devam eden bireyselleştirilmiş ve oyun temelli dil ve konuşma terapisi çalışmalarıyla Talha’nın ortak dikkat süresinde belirgin bir artış yaşandı. Talha’nın karşılıklı etkileşim becerileri gelişirken, iletişimi de daha işlevsel bir şekilde kullanmaya başladı.</p>
<p><b>OYUN TEMELLİ ÇALIŞMALARLA GELEN İLERLEME</b></p>
<p>Alıcı dil becerilerinde ilerleme kaydedilen Talha’nın anlamlı kelime çıktısı arttı ve iki kelimeli cümleler kurmaya başladı. Oyun becerilerindeki gelişimle birlikte sembolik oyun oynayabilen Talha, sosyal iletişim alanında da göz teması kurma, sıra alma ve bekleme gibi becerileri daha tutarlı biçimde sergiliyor. Talha’nın annesi Melikenur Kahraman ise çocuğunun gelişimini şu sözlerle ifade etti: “1,5 senedir buradayız. Hem dil terapisi hem de bireysel eğitim alıyoruz. Rehabilitasyonda kat edemediğimiz yolları burada çok rahat ve hızlı ilerledik. Buraya gelmeden önce anne, baba ve dede gibi birkaç kelime kullanabiliyordu. Şimdi kendini ifade edebiliyor; sayıları, harfleri, hayvanları biliyor.”</p>
<p><b>GÜVEN VEREN BİR ORTAM</b></p>
<p>Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nin sadece eğitim değil, yaklaşımıyla da fark yarattığını ifade eden anne Melikenur Kahraman, kuruma ve çalışanlarına dair memnuniyetini şu sözlerle aktardı: “Gonca’daki öğretmenlerimizden çok memnunum. Talha’nın karşısına çıkabilecek en iyi hocalar onlardı. Kurumda herkesin güler yüzüyle karşılanıyorum. Güvenliğin bile sabah geldiğimizde ‘günaydın’ diyerek karşılaması bizi çok mutlu ediyor.”</p>
<p><b>BİREYİN İHTİYACINA ÖZEL PROGRAMLAR</b></p>
<p>Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde yürütülen Dil ve Konuşma Terapisi çalışmaları; çocukların kendilerini daha anlaşılır ifade edebilmelerini, sosyal yaşama daha aktif katılmalarını ve iletişim, oyun ile sosyal etkileşim becerilerini güçlendirmeyi amaçlıyor. Talha’nın gelişim süreci olduğu gibi bireyselleştirilmiş terapi yaklaşımlarının çocukların hayatında ne denli büyük farklar yaratabildiğini bir kez daha gözler önüne serdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/talhanin-iletisim-yolculugu-goncayla-basladi-606721">Talha&#8217;nın iletişim yolculuğu Gonca&#8217;yla başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VR terapiyle korkular aşılabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vr-terapiyle-korkular-asilabiliyor-603430</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 09:37:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[aşılabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Danışanın]]></category>
		<category><![CDATA[deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[Dişçi]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[korkular]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[terapiyle]]></category>
		<category><![CDATA[vr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603430</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Can Karpat, VR terapinin psikoterapide kaygı ve fobilerle baş etmede geleneksel yaklaşımları nasıl güçlendirdiği, güvenli ve kontrollü bir araç olarak nasıl kullanıldığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vr-terapiyle-korkular-asilabiliyor-603430">VR terapiyle korkular aşılabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Can Karpat, VR terapinin psikoterapide kaygı ve fobilerle baş etmede geleneksel yaklaşımları nasıl güçlendirdiği, güvenli ve kontrollü bir araç olarak nasıl kullanıldığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>VR terapisi, bir terapi ekolü değil; kanıta dayalı yaklaşımları güçlendiren bir araç!</strong></p>
<p>Psikoterapinin, her zaman danışanın iç dünyasına açılan bir kapı olduğunu aktaran Klinik Psikolog Can Karpat, “Ancak bazı kapılar vardır ki, sadece konuşarak aralanmaz.” dedi.</p>
<p>Sanal gerçeklik (VR) terapisinin tam da bu noktada, modern psikoterapinin dikkat çeken araçlarından biri olarak karşımıza çıktığını vurgulayan Karpat, “VR terapisi, bir terapi ekolü değil; mevcut, kanıta dayalı yaklaşımların etkisini artıran bir araçtır. Özellikle kaygı bozuklukları ve fobilerde, danışanın gerçek hayatta kaçındığı durumlarla güvenli bir ortamda yüzleşmesini sağlar. Seans odasında yaratılması mümkün olmayan deneyimler, VR sayesinde kontrollü ve yapılandırılmış bir şekilde terapötik sürece dâhil edilir. Böylece VR, danışanı gerçek yaşama hazırlayan güçlü bir köprü işlevi görür.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>VR terapide korku anlatılmaz, yaşanır! </strong></p>
<p>VR terapiyi geleneksel terapilerden ayıran temel özelliklere değinen Klinik Psikolog Can Karpat, “Geleneksel terapilerde danışan, korktuğu durumları ya anlatır ya da hayal eder. VR terapide ise bu durum ‘yaşanır’. Sanal gerçeklik, danışanın görsel ve işitsel olarak deneyimin içine girmesini sağlar. Terapist, ortamın yoğunluğunu, süresini ve içeriğini anlık olarak kontrol edebilir. Bu da terapötik süreci daha ölçülebilir, tekrarlanabilir ve güvenli hâle getirir. En önemli farklardan biri de kaçınma davranışının azalmasıdır; çünkü danışan, gerçek hayatta yüzleşmeye hazır olmadığı durumları önce sanal ortamda deneyimler. Bu, terapi sürecini hem hızlandırır hem de derinleştirir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>VR terapi, korkuyla baş etme deneyimini adım adım kazandırıyor! </strong></p>
<p>Dişçi korkusu gibi spesifik fobilerde de VR terapisi uygulandığını ifade eden Klinik Psikolog Can Karpat, “Dişçi korkusu, çoğu zaman sadece ağrı korkusundan ibaret değildir. Kontrol kaybı, çaresizlik, geçmişte yaşanan olumsuz deneyimler bu korkunun temelini oluşturur.” dedi.</p>
<p>VR terapide, bu korkunun aşamalı olarak ele alındığını kaydeden Karpat, şunları söyledi:</p>
<p>“Danışan önce bir bekleme salonunda bulunur, sonra dişçi koltuğuna oturur, alet seslerini duyar ve en son müdahaleye yaklaşır. Senaryolar, danışanın korku düzeyine ve geçmiş deneyimlerine göre özel olarak hazırlanır. Amaç, danışanı bir anda korkunun içine atmak değil; korkuyla baş edebileceğini adım adım deneyimlemesini sağlamaktır. </p>
<p>VR terapinin en dikkat çekici yönlerinden biri, etkisinin görece kısa sürede gözlemlenebilmesidir. Hafif ve orta düzey dişçi fobilerinde birkaç seans içinde kaygı düzeyinde belirgin bir düşüş görülür. Daha derin, travmatik geçmişi olan vakalarda ise süreç biraz daha uzayabilir. Ancak çoğu danışan, VR terapi sonrasında ilk kez gerçek bir dişçi randevusuna gitmeyi mümkün görmeye başlar. Bu, terapi açısından son derece kritik bir eşiktir.”</p>
<p><strong>VR terapi, doğru yapılandırıldığında kişinin kendine olan güvenini dönüştürür!</strong></p>
<p>Her güçlü araç gibi VR terapinin de dikkatli kullanılması gerektiğine dikkat çeken Klinik Psikolog Can Karpat, “En büyük risklerden biri, danışanın henüz hazır olmadığı bir düzeyde maruz bırakılmasıdır. Ayrıca bazı danışanlar VR’ı bir oyun gibi algılayabilir ya da teknolojiye karşı direnç gösterebilir.” dedi.</p>
<p>Zaman zaman baş dönmesi veya mide bulantısı gibi fiziksel yan etkiler görülebildiğini de ifade eden Karpat, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu nedenle VR terapisi, klinik deneyim ve etik duyarlılık gerektirir; tek başına bir çözüm olarak sunulmamalıdır.</p>
<p>VR terapinin en değerli kazanımı, danışanın ‘başa çıkabilirim’ duygusunu içselleştirmesidir. Seanslar sonrasında kaçınma davranışları azalır, bedensel kaygı tepkileri hafifler. Uzun vadede ise bu kazanımlar yalnızca dişçi korkusuyla sınırlı kalmaz. Danışan, diğer tıbbi işlemler ve stresli durumlar karşısında da daha dayanıklı hâle gelir. VR terapi, doğru yapılandırıldığında, sadece bir korkuyu değil; kişinin kendine olan güvenini de dönüştürür.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vr-terapiyle-korkular-asilabiliyor-603430">VR terapiyle korkular aşılabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gonca&#8217;da hidroterapi tedavisi hayatları değiştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/goncada-hidroterapi-tedavisi-hayatlari-degistiriyor-597695</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 11:51:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bireyler]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[duru]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[gonca]]></category>
		<category><![CDATA[hayatları]]></category>
		<category><![CDATA[hidroterapi]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[rehabilitasyon]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı hizmet veren Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi, sunduğu birçok terapi uygulamalarıyla hayatları değiştiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goncada-hidroterapi-tedavisi-hayatlari-degistiriyor-597695">Gonca&#8217;da hidroterapi tedavisi hayatları değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı hizmet veren Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi, sunduğu birçok terapi uygulamalarıyla hayatları değiştiriyor. Bu bağlamda gelişimsel ve fiziksel destek sağlayan hidroterapi, 4 yaşındaki serebral palsili hastası Duru Atasoy’un hayatına önemli dokunuş yaptı. Güçlü kulaçlarıyla suyun tadını çıkaran küçük Duru’nun gelişimi aile tarafından da memnuniyetle takip ediliyor.</p>
<p><b>SUYUN GÜCÜYLE REHABİLİTASYON</b><br />Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı faaliyetlerini sürdüren Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi, özel gereksinimli bireyler için birçok terapi hizmeti sağlıyor. Psikolojik danışmanlıktan dil ve konuşma terapisine, duyu bütünlemeden fizyoterapiye kadar birçok hizmet Gonca üyelerinin ihtiyaçlarına göre uygulanıyor. Bunlardan en çok dikkat çekeni ise suyun içerisinde yapılan hidroterapi. Hidroterapi, suyun doğal özelliklerini kullanarak eklem yükünü azaltan, hareket kapasitesini artıran ve tedavi sürecini hızlandıran önemli bir yöntem olarak öne çıkıyor. Suyun kaldırma kuvveti hareketi kolaylaştırırken, su sıcaklığının gevşetici etkisi kaslardaki ağrıyı azaltıyor ve dolaşımı güçlendiriyor. Böylece bireyler için rehabilitasyon süreci hem daha konforlu hem de daha etkili hâle geliyor.</p>
<p><b>KİŞİYE ÖZEL PROGRAMLARLA PROFESYONEL DESTEK</b><br />Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde hidroterapi, fizyoterapistler tarafından bireylerin farklı gelişim düzeyleri ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak planlanıyor. Uzman ekipler, seanslarda uygulanan egzersizleri düzenli olarak değerlendiriyor ve ilerlemeleri takip ederek tedavi sürecini sürekli güncelliyor. Bu sayede terapi, tamamen kişiye özel ve bilimsel verilere dayalı bir şekilde yürütülüyor.</p>
<p><b>MODERN REHABİLİTASYON TEKNİKLERİ</b><br />Merkezde kullanılan gelişmiş ölçüm ve analiz sistemleri, bireyin su içerisindeki hareketlerinin detaylı olarak takip edilmesine imkân sağlıyor. Bu teknolojik altyapı sayesinde fizyoterapistler, seansları daha güvenli şekilde yönetirken tedavi programları da objektif verilere dayanarak şekilleniyor. Böylece hidroterapi, klasik yaklaşımın ötesine geçerek modern bir rehabilitasyon niteliği kazanıyor.</p>
<p><b>KÜÇÜK DURU, SUYUN TADINI ÇIKARIYOR</b><br />Gonca’da hidroterapi eğitimi alan üyelerden biri de küçük Duru. Merkezde fizik tedavi ve hidroterapi desteği alan 4 yaşındaki serebral palsili hastası Duru Atasoy, seanslara aktif bir şekilde katılıyor. Duru için su içinde vücut farkındalığı, denge ve kol kuvvetlendirme çalışmaları uygulanıyor. Uzman hocalar eşliğinde yapılan seanslar hem eğlenceli hem de motive edici bir ortamda geçerken, Duru’nun gelişimi aile tarafından da memnuniyetle takip ediliyor.</p>
<p><b>AİLELERİN GÜVEN DUYDUĞU HİZMET</b><br />Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi, hidroterapi dâhil tüm terapi hizmetlerinde özel gereksinimli bireylerin gelişimsel, duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını merkeze alıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle sürdürülen bu hizmetler, modern rehabilitasyon anlayışının şehirdeki en güçlü örneklerinden biri olmayı sürdürüyor. Bu hizmetler sayesinde hem bireyler mutlu oluyor hem de aileler maddi ve manevi açıdan önemli bir destek alıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goncada-hidroterapi-tedavisi-hayatlari-degistiriyor-597695">Gonca&#8217;da hidroterapi tedavisi hayatları değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çeşme&#8217;de Engellilik Odağında Sanatla Terapi Yaklaşımları Kampı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cesmede-engellilik-odaginda-sanatla-terapi-yaklasimlari-kampi-597428</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 13:05:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çeşme]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveynler]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[engellilik]]></category>
		<category><![CDATA[kamp]]></category>
		<category><![CDATA[kampı]]></category>
		<category><![CDATA[odağında]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanatla]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşımları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597428</guid>

					<description><![CDATA[<p>Engelli bireyler ve ebeveynlerinin katılımıyla gerçekleştirilen programda üç gün boyunca sabah aktivitelerinden grup çalışmalarına, akşam paylaşım oturumlarından değerlendirme testlerine kadar birçok aktivite yer aldı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cesmede-engellilik-odaginda-sanatla-terapi-yaklasimlari-kampi-597428">Çeşme&#8217;de Engellilik Odağında Sanatla Terapi Yaklaşımları Kampı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>Engelli bireyler ve ebeveynlerinin katılımıyla gerçekleştirilen programda üç gün boyunca sabah aktivitelerinden grup çalışmalarına, akşam paylaşım oturumlarından değerlendirme testlerine kadar birçok aktivite yer aldı.</i></b><b><i> </i></b></p>
<p>Çeşme Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle 5–7 Aralık 2025 tarihlerinde düzenlenen <em>Engellilik Odağında Sanatla Terapi Yaklaşımları Kampı</em>, Çeşme’de üç gün süren yoğun bir programın ardından tamamlandı. Çocuklar, ebeveynleri ve uzmanların katılımıyla gerçekleşen kamp; katılımcıların sosyal, duygusal ve fiziksel gelişimlerini destekleyen sanat temelli terapi yöntemlerini bir araya getirdi.</p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nden akademisyenler ile sanat terapistleri, psikologlar, fizyoterapistler ve sosyal hizmet uzmanlarının katkısıyla yürütülen kamp; müzikle terapi, çamurla terapi, resimle terapi, yoga, zumba, fizyoterapi oturumları ve ebeveyn–çocuk değerlendirme seanslarından oluştu. Engelli bireyler ve ebeveynlerinin katılımıyla gerçekleştirilen programda üç gün boyunca sabah aktivitelerinden grup çalışmalarına, akşam paylaşım oturumlarından değerlendirme testlerine kadar birçok aktivite yer aldı.</p>
<p>Kamp boyunca katılımcılar hem bireysel hem de grup hâlinde üretim yapma fırsatı buldu. Çocuklar oyun ve kukla atölyelerinde duygularını ifade ederken; ebeveynler duygu-mask çalışmalarında güçlendirici bir paylaşım ortamı deneyimledi. Müzikoloji, temel sanat eğitimi ve psikoloji disiplinlerinden uzmanların yürüttüğü atölyeler, sanatın iyileştirici yönünü bilimsel temellerle buluşturdu.</p>
<p><strong>Başkan Lâl Denizli: “Bu kamp dayanışmanın ve eşitliğin somut bir karşılığıdır”</strong></p>
<p>Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli, kampla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:<br />“Bu kampı eşitlik ve kapsayıcılık temelinde kurduğumuz sosyal belediyecilik anlayışımızın güçlü bir örneği olarak görüyorum. Sanatla temas eden her çocuğun kendini ifade etme kapasitesi güçleniyor, ebeveynler dayanışma içinde yeni yollar keşfediyor. Engelli bireylerin yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen tüm çalışmalarımızda olduğu gibi, bu kampta da toplumsal faydayı, erişilebilirliği ve ortak üretimi merkeze aldık. Dayanışmanın ve eşitliğin somut bir karşılığını ortaya koyduk.”</p>
<p>Kamp, katılımcıların gelişim süreçlerine doğrudan katkı sağlamasının yanı sıra, Çeşme’nin sürdürülebilir ve kapsayıcı sosyal politikalarını güçlendiren önemli bir model oluşturdu. Çeşme Belediyesi, engellilik alanında kapsayıcı ve eşitlikçi hizmetleri çeşitlendirmeye devam ederken; sanat, bilim ve toplumsal dayanışmayı bir araya getiren çalışmaları artırmayı hedefliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cesmede-engellilik-odaginda-sanatla-terapi-yaklasimlari-kampi-597428">Çeşme&#8217;de Engellilik Odağında Sanatla Terapi Yaklaşımları Kampı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aliağa&#8217;da Atla Terapi ve Binicilik Hizmetleri Dört Mevsim Devam Edecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aliagada-atla-terapi-ve-binicilik-hizmetleri-dort-mevsim-devam-edecek-589512</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 16:57:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[alia]]></category>
		<category><![CDATA[aliağa]]></category>
		<category><![CDATA[atla]]></category>
		<category><![CDATA[binicilik]]></category>
		<category><![CDATA[dört]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetleri]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589512</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aliağa Belediyesi’nin özel gereksinimli bireylerin sosyal, psikolojik ve fiziksel gelişimlerine katkı sunmak amacıyla faaliyete sunduğu Alia Park Atla Terapi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde kapalı manej yapımı hızla ilerliyor. Proje ile atla terapi ve binicilik eğitimlerinin yılın 12 ayı kesintisiz olarak sürdürülmesi hedefleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aliagada-atla-terapi-ve-binicilik-hizmetleri-dort-mevsim-devam-edecek-589512">Aliağa&#8217;da Atla Terapi ve Binicilik Hizmetleri Dört Mevsim Devam Edecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aliağa Belediyesi’nin özel gereksinimli bireylerin sosyal, psikolojik ve fiziksel gelişimlerine katkı sunmak amacıyla faaliyete sunduğu Alia Park Atla Terapi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde kapalı manej yapımı hızla ilerliyor. Proje ile atla terapi ve binicilik eğitimlerinin yılın 12 ayı kesintisiz olarak sürdürülmesi hedefleniyor.</p>
<p>Kapalı manej sayesinde özellikle sıcak yaz aylarında ve yağışlı kış dönemlerinde eğitim ve terapi süreçlerinin aksamaması sağlanacak. Böylece hem sporcular hem de özel çocuklar için güvenli, konforlu ve iklim koşullarından bağımsız bir çalışma ortamı oluşturulacak. Merkezde gün boyu ve akşam saatlerinde hizmet verilebilecek, eğitim sürekliliği korunacak. Ayrıca proje, çevresel faktörlerin ve olası iş kazalarının azaltılmasına da katkı sağlayacak.</p>
<p><b>BİNİCİLİK YARIŞLARINDA YENİ MERKEZ: ALİAĞA</b><br />Kapalı manej, aynı zamanda Aliağa’nın binicilik sporunda bölgesel bir merkez haline gelmesine kapı aralıyor. Türkiye Binicilik Federasyonu’nun yarışma düzenleme kriterleri arasında bulunan kapalı manej şartı, yeni projeyle birlikte karşılanmış olacak. Böylece Aliağa, ileri dönemde binicilik müsabakalarına ve çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapabilecek.</p>
<p>Toplam 50&#215;30 metre ebatlarındaki alanın üst ve yan bölümleri kapalı şekilde tasarlanıyor. 6 Ekim’de inşaatına başlanan kapalı manejin yıl sonuna kadar tamamlanması, 2026 yılı itibarıyla tam kapasiteyle hizmete girmesi planlanıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aliagada-atla-terapi-ve-binicilik-hizmetleri-dort-mevsim-devam-edecek-589512">Aliağa&#8217;da Atla Terapi ve Binicilik Hizmetleri Dört Mevsim Devam Edecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kekemeliğe müdahalede en uygun dönem 2-6 yaş aralığı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kekemelige-mudahalede-en-uygun-donem-2-6-yas-araligi-585682</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Oct 2025 17:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aralığı]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[kekemeliğe]]></category>
		<category><![CDATA[Kekemelik]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[müdahalede]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585682</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kekemeliğin tedavi edilebilen, yönetilebilen ve etkisi büyük oranda azaltılabilen bir konuşma akıcılığı bozukluğu olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Araştırma Görevlisi Şevval Cengizli, erken müdahalenin önemine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kekemelige-mudahalede-en-uygun-donem-2-6-yas-araligi-585682">Kekemeliğe müdahalede en uygun dönem 2-6 yaş aralığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kekemeliğin tedavi edilebilen, yönetilebilen ve etkisi büyük oranda azaltılabilen bir konuşma akıcılığı bozukluğu olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Araştırma Görevlisi Şevval Cengizli, erken müdahalenin önemine dikkat çekti. En sık 2-5 yaş arasındaki dönemde ortaya çıkan kekemeliğe vakit kaybeden müdahale edilmesi gerektiğini söyleyen Cengizli, kekemelikte ‘bekleyelim, geçer’ yaklaşımının bilimsel olarak riskli olduğunu vurgulayarak “Kekemelik ne kadar erken fark edilir ve müdahale başlatılırsa, tedavi edilebilirlik oranı o kadar yükselir. En ideal müdahale aralığı 2–6 yaş olup bu dönem beynin plastisitesinin en yüksek olduğu dönemdir” dedi. Cengizli, kekemelikte yanlış yaklaşımın kekemeliği güçlendirdiğini, doğru yaklaşımın ise terapi kadar güçlü bir terapi aracı olduğunun altını çizdi.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Araştırma<br />Görevlisi Şevval Cengizli, 22 Ekim Dünya Kekemelik Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada kekemeliğin tedavi edilebilen, yönetilebilen ve etkisi büyük oranda azaltılabilen bir konuşma akıcılığı bozukluğu olduğunu söyledi.</p>
<p>Nörogelişimsel temelli akıcılık bozukluğu</p>
<p>Kekemeliğin yalnızca konuşmanın takılması şeklinde basit bir mekanik sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Cengizli, “Aksine konuşmayı başlatma, sürdürme ve sözcükler arasında doğal geçiş yapabilme becerisini etkileyen nörogelişimsel temelli bir akıcılık bozukluğu olarak tanımlanmalıdır. En güncel bilimsel literatüre göre kekemelik, beynin konuşmayı planlama – motor komutları organize etme – zamanlama – geri bildirim döngülerini yönetme görevlerini üstlenen ağlarında işitsel, motor ve bilişsel yüklemelerin etkileşim bozukluğu sonucunda ortaya çıkar” diye konuştu. </p>
<p>Sadece ses ve hece tekrarlarıyla sınırlı kalmayabilir</p>
<p>Kekemelikte konuşma sırasındaki akıcısızlıkların sadece ses veya hece tekrarlarıyla sınırlı kalmadığını kaydeden Cengizli, “Ses uzatmaları, bloklar, nefes kesilmeleri, ani duraklamalar ve bunlara eşlik eden yüz kas gerilmeleri, hızlı göz kırpma, çene hareketleri, ayak sallama gibi fiziksel eş davranışlar da tabloya eşlik edebilir. Kekemelik yaşayan bazı bireylerde bu davranışlar fark edilmeyecek kadar hafif seyrederken, bazı bireylerde konuşma girişimi sırasında belirgin şekilde görünür hale gelir” dedi.</p>
<p>En çok 2-5 yaş arasında ortaya çıkıyor</p>
<p>Bilimsel çalışmaların kekemeliğin en sık olarak 2–5 yaş arasındaki hızlı dil edinim döneminde ortaya çıktığını gösterdiğini ifade eden Cengizli, “Kekemelik genellikle genetik ve nörogelişimsel bir yatkınlık temelinde ortaya çıktığı için doğuştan bir risk taşır ancak konuşma belirtileri doğumda değil, konuşma ve dil gelişiminin hızlandığı erken çocukluk döneminde fark edilir. En sık başlangıç dönemi 2–5 yaş arasıdır. Bu yaş aralığı, beynin konuşma – dil – motor planlama – sosyal iletişim ağlarının birbirine entegre hale geldiği kritik bir dönemdir. Bu nedenle kekemelik bir anda değil, çoğu zaman belirli durumlarda fark edilir hale gelen, bazen var bazen yok gibi algılanabilen dalgalı bir seyir izleyebilir. Bu durum, çevredeki ebeveyn ve eğitimcilerin ‘Arada oluyor, bence geçer’ yanılgısına düşmesine yol açabilmektedir fakat bilimsel olarak bu yaklaşım riskli ve artık önerilmeyen bir bekle-gör tutumudur. ‘Bekleyelim, geçer’ şeklindeki yaklaşım bilimsel olarak risklidir. Erken başvuru, yalnızca akıcılığı değil çocuğun psikolojik güvenliğini de korur” dedi.</p>
<p>Kekemelik tek nedene bağlı değil</p>
<p>Kekemeliğin pek çok nedeni olduğunu belirten Cengizli, “Güncel bilimsel görüş, kekemeliğin tek bir nedene bağlı olmadığını, çok faktörlü bir model içerisinde açıklanması gerektiğini vurgular” dedi. Şevval Cengizli, bu nedenleri şöyle sıraladı:</p>
<p>Genetik yatkınlık: Kekemelik yaşayan bireylerin yaklaşık yüzde 60–80’inde aile öyküsü vardır.<br />Nörobiyolojik farklılıklar: Beynin konuşmayı planlayan bölgelerinde beyin bağlantısallığı ve zamanlamasında farklılıklar saptanmıştır.<br />Konuşma motor sistemi hassasiyeti: Hızlı ve yüksek yük içeren konuşma girişimlerinde sistemin daha fazla zorlanması.<br />Çevresel hız/baskı: Ailenin konuşma temposu çok yüksekse, çocuk yetişemediğini fark eder ve akıcısızlıklar tetiklenebilir.<br />Psikososyal faktörler: Kekemeliğin sebebi değildir ama var olan kekemeliği belirginleştirir veya kalıcı hale getirebilir.</p>
<p>Müdahale için 2-6 yaş aralığı en ideal </p>
<p>Kekemeliğin heyecandan, travmadan, baskıdan oldu gibi halk arasında yaygın ama bilim dışı yorumlarla açıklamanın indirgemeci olduğunu belirten Şevval Cengizli, “Çevresel duygulanımlar kekemeliği etkiler fakat bunu, neden değil tetikleyici / pekiştirici faktör olarak görmek doğrudur. Bugün artık bilimsel olarak çok net bilmekteyiz ki kekemelik ne kadar erken fark edilir ve müdahale başlatılırsa, tedavi edilebilirlik oranı o kadar yükselir. En ideal müdahale aralığı 2–6 yaş olup bu dönem beynin plastisitesinin en yüksek olduğu dönemdir. Ayrıca çocuğun henüz konuşmaya dair kendilik algısı gelişmeden harekete geçmek, kekemeliğin psikolojik katman oluşturmadan çözülmesini sağlayabilir. Ertelenmiş müdahalelerde çocuk konuşmaktan kaçınmaya, sosyal ortamlarda geri çekilmeye, yanlış bir ‘Ben konuşamıyorum’ kimliği geliştirmeye başlayabilir, bu çok daha zorlayıcı bir tablonun başlangıcıdır” uyarısında bulundu.</p>
<p>Kalıcı kekemelikte risk faktörlerine dikkat</p>
<p>Kalıcı kekemelikte bazı risk faktörleri olduğunu belirten Şevval Cengizli, kekemelik yaşayan çocukların yüzde 65–80’inin doğal olarak iyileşebildiğini belirterek bu noktada hangi çocukta riskin yüksek olduğunu doğru öngörmenin oldukça kritik olduğunu söyledi. Şevval Cengzli, bu risk faktörlerini şöyle sıraladı:</p>
<p>-Kekemeliğin 6 aydan uzun sürmesi veya dalgalanarak şiddetlenmesi<br />-Ailede kalıcı kekemelik öyküsü bulunması<br />-Çocuğun kekemeliğin farkında olup kaçınma davranışı geliştirmeye başlaması<br />-Erkek çocuklarda görülme oranının 4 kattan fazla olması<br />-Eşlik eden dil bozukluğu, artikülasyon sorunu veya dikkat-bilişsel güçlük olması<br />-Aile veya çevre tarafından hızlı konuşmaya zorlanması ya da baskı altında hissetmesi</p>
<p>İletişim becerisini güçlendirmek ve özgüveni korumak önemli</p>
<p>Kekemelikte tedavi kavramını doğru anlamanın da çok önemli olduğunu belirten Şevval Cengizli, sözlerini şöyle tamamladı:<br />“Modern dil ve konuşma bilimi, kekemeliği tamamen ortadan kaldırmak yerine iletişim becerisini güçlendirmek, çocuğun (ya da yetişkinin) özgüvenini korumak ve konuşma akıcılığını doğal koşullarda sürdürülebilir hale getirmek hedefiyle ele alır. Özellikle erken çocukluk döneminde başlayan müdahalelerde, beyin plastisitesi en yüksek seviyedeyken yapılan akıcılık şekillendirici terapiler çok yüksek başarı oranlarına sahiptir. Bu nedenle bugün dünyanın birçok ülkesinde yalnızca dil-konuşma terapistleri değil, pediatristler, aile hekimleri ve erken çocukluk eğitimi uzmanları da erken sevk sorumluluğu taşımaktadır. Güncel literatür, bütüncül modellerin en etkili sonuçları verdiğini göstermektedir. Örneğin sadece konuşmayı mekanik olarak düzeltmeye çalışan yaklaşımların bireyin duygusal yükünü gözden kaçırması durumunda, kısa vadeli olsa dahi uzun vadede geri dönüş riski oluşabilir. Bu nedenle günümüzde tedavi süreçleri fizyolojik (nefes, hız, ses), psikolojik (özgüven, kaygı, iletişim girişkenliği), çevresel (aile hızı, dinleme kültürü, öğretmen farkındalığı) boyutlarıyla birlikte yapılandırılmaktadır. Yanlış yaklaşım kekemeliği güçlendirir, doğru yaklaşımın ise terapi kadar güçlü bir terapi aracıdır”.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kekemelige-mudahalede-en-uygun-donem-2-6-yas-araligi-585682">Kekemeliğe müdahalede en uygun dönem 2-6 yaş aralığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zeka şu an psikologların yerini alabilecek noktada değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-su-an-psikologlarin-yerini-alabilecek-noktada-degil-584777</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 12:20:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alabilecek]]></category>
		<category><![CDATA[an]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[noktada]]></category>
		<category><![CDATA[psikologların]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yerini]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584777</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Psikoloji (İngilizce) Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Elif Kurtuluş Anarat, günümüzün en çok tartışılan konularından biri olan yapay zekanın psikoloji ve terapi alanındaki rolünü değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-su-an-psikologlarin-yerini-alabilecek-noktada-degil-584777">Yapay zeka şu an psikologların yerini alabilecek noktada değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Psikoloji (İngilizce) Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Elif Kurtuluş Anarat, günümüzün en çok tartışılan konularından biri olan yapay zekanın psikoloji ve terapi alanındaki rolünü değerlendirdi.</p>
<p><strong>Yapay zeka psikologların yerini alabilir mi?</strong></p>
<p>“Yapay zeka psikologların yerini alabilir mi?” sorusunun günümüzde çok sık sorulduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Elif Kurtuluş Anarat, “Yapay zeka şu an için psikologların yerini alabilecek bir noktada değil. Çünkü terapist olmanın özü yalnızca bilgi aktarmak ya da bir protokolü takip etmek değildir. Terapide asıl belirleyici olan şey empati, insana özgü sezgiler ve sahici bir duygusal bağ kurabilme yeteneğidir. Yapay zeka bu yönleri belirli ölçüde taklit edebilir ama ‘sahici bir empati’ kurması mümkün değil. Dolayısıyla yapay zekayı, psikoloğun yerine geçecek bir figürden çok, süreci destekleyen bir yardımcı araç gibi görmek daha doğru olur.” dedi.</p>
<p><strong>İnsan terapist, danışanıyla sıcaklık, güven ve empatiye dayalı bir bağ kuruyor</strong></p>
<p>İnsan psikologla yapılan terapi ile yapay zekâ destekli terapi arasındaki en büyük farkın &#8220;duygusal derinlik&#8221; olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Anarat, şöyle devam etti:</p>
<p>“İnsan terapist, danışanıyla sıcaklık, güven ve empatiye dayalı bir bağ kurar. Bu bağın kendisi bile iyileştirici bir etki yaratır. Yapay zeka ise daha çok erişilebilirlik ve pratiklik açısından daha güçlü olabilir. Sohbet robotları günün her saati ulaşılabilir, hızlıdır ve maliyeti düşüktür. Ancak bir insan terapistin sağladığı içgörü, esneklik ve ilişki derinliğini vermesi mümkün değildir. Nitekim yapılan bazı araştırmalar, yapay zeka ile çalışan kişilerin kaygı düzeylerinde azalma yaşadığını göstermiştir; ama insan terapilerindeki iyileşme oranı çok daha yüksektir.”</p>
<p><strong>Yapay zeka psikologların rolünü dönüştürüyor</strong></p>
<p>Yapay zeka destekli psikolojik uygulamaların meslekte yarattığı dönüşüme de değinen Dr. Öğr. Üyesi Elif Kurtuluş Anarat, şunları kaydetti:</p>
<p>“Şunu net olarak söylemek gerekir ki yapay zeka psikolojide bazı kolaylıklar sağlıyor ama insan psikologların yerini doldurması söz konusu değil. Evet, sohbet robotları günün her saati ulaşılabilir, hızlı ve maliyet açısından avantajlı olabilir. Fakat bu uygulamalar daha çok yüzeysel destek sunuyor. Asıl iyileştirici olan şey, danışanın karşısında gerçekten onu dinleyen, duygusunu hisseden ve ihtiyaçlarına göre esneyebilen bir terapist bulmasıdır. Yapay zeka bu insani boyutu taklit edebilir ama sahici biçimde kuramaz. Bu dönüşüm, aslında psikologların rolünü daha da önemli hale getiriyor. Çünkü artık sadece terapi yapmak değil, aynı zamanda teknolojiyi doğru şekilde yönlendirmek, etik sınırları gözetmek ve yapay zekanın sunduğu verileri insani bir çerçeveye oturtmak da bizim sorumluluğumuzda. Yani psikoloji mesleğini geri plana itmek yerine, yapay zeka aslında bize ‘danışanın yanında insani bir bağ kuran vazgeçilmez özne’ olduğumuzu yeniden hatırlatıyor.”</p>
<p><strong>Kriz anlarında yapay zekanın tek başına karar vermesi risk</strong></p>
<p>Yapay zekanın psikolojik destek ve terapi alanında üstlenebildiği görevlere de işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Elif Kurtuluş Anarat, “Şu anda yapay zeka en çok idari süreçlerde kullanılıyor. Örneğin, randevu ayarlama ya da not tutma gibi işlerde oldukça pratik. Bunun yanı sıra, anksiyete ya da depresyon için bilişsel davranışçı terapi tekniklerini uygulayan sohbet robotları da mevcut. İnsanlara psiko-eğitim sağlamak, günlük ruh halini takip etmek ve kişiye özel hatırlatmalar yapmakta başarılı olabiliyorlar. Ama kriz anlarında, örneğin intihar riski olan bir danışanla karşılaşıldığında, yapay zekanın tek başına karar vermesi büyük bir risk. Bu nedenle mutlaka insan gözetimiyle kullanılmaları gerekiyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yapay zeka, empatiyi belirli kalıplar üzerinden taklit edebiliyor ama sahici değil…</strong></p>
<p>Yapay zekanın, empatiyi belirli kalıplar üzerinden taklit edebildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Elif Kurtuluş Anarat, “Hatta bazı çalışmalar, kullanıcıların yapay zeka yanıtlarını insan terapistlerden daha empatik algıladığını gösteriyor. Ama burada çok kritik bir fark var: bu bir ‘yansıtılmış empati’, yani kullanıcının komut ve yönlendirmesi üzerinden tepkiler almak söz konusu. Terapide ise güven ve iyileşme, karşınızdaki kişinin sizin duygularınızı gerçekten hissettiğini bilmekle mümkün oluyor. Yapay zekanın buna yaklaşabilmesi mümkün, ama aynı sahicilikte değil.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İnsanlar yapay zeka ile bir bağ kurabiliyor ama bu terapist gözetiminde olmalı</strong></p>
<p>İnsan-makine etkileşiminde terapötik güven ve bağ kurulup kurulamayacağına da değinen Dr. Öğr. Üyesi Elif Kurtuluş Anarat, “Kısa vadede evet, insanlar yapay zeka ile bir bağ kurabiliyor. Bazen bu bağ, kişiye destek olduğunu hissettirebiliyor. Ama uzun vadede sahte bir yakınlık oluşma riski var. Bu da bağımlılık, yalnızlık ya da insan ilişkilerinden kaçma gibi olumsuz sonuçlar doğurabilir. O yüzden yapay zeka ile güven ilişkisi kurulsa bile, bunun sınırlarının net çizilmesi ve mutlaka insan terapistin gözetiminde olması gerekir.” dedi.</p>
<p><strong>Yapay zeka karar verici değil, sadece bir araç</strong></p>
<p>Yapay zekanın hatalı bir terapi önerisi vermesi durumunda sorumluluğun kimde olacağı sorusuna yanıt veren Dr. Öğr. Üyesi Elif Kurtuluş Anarat, “Sorumluluk her zaman insanda olmalı. Yapay zeka bir karar verici değil, sadece bir araç. Bu yüzden terapistler kullandıkları sistemlerin sınırlılıklarını bilmek, danışandan bilgilendirilmiş onam almak ve veri güvenliğini sağlamak zorundadır. Eğer bir hata olursa, bunun sorumluluğu terapiste ve sistemi geliştiren kurumlara aittir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Geleceğin terapistleri &#8220;yapay zeka okuryazarı&#8221; olmalı</strong></p>
<p>Öğrencilerin bu teknolojiyi bir tehdit olarak değil, doğru kullanıldığında bir destek aracı olarak görmeyi öğrenmeleri gerektiğini de kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Elif Kurtuluş Anarat, “Bunun için de yapay zeka okuryazarlığı şart. Yani sadece yapay zekanın nasıl çalıştığını değil, etik sınırlarını, risklerini ve insan merkezli yaklaşımı nasıl koruyabileceklerini de öğrenmeliler. Geleceğin terapistleri, teknolojiyi meslek kodlarıyla uyumlu, etik çerçevede kullanmayı bilen kişiler olmak zorundadır.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-su-an-psikologlarin-yerini-alabilecek-noktada-degil-584777">Yapay zeka şu an psikologların yerini alabilecek noktada değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir İtfaiyesi&#8217;nden Balçova Terapi Ormanları&#8217;nda kurtarma operasyonu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-itfaiyesinden-balcova-terapi-ormanlarinda-kurtarma-operasyonu-583305</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2025 09:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[balçova]]></category>
		<category><![CDATA[ekipler]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[ormanları]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[tfaiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583305</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri, Balçova Terapi Ormanları’nın dağlık kesimlerinde yürüyüş yaparken ayak bileğinden yaralanan ve bu nedenle bulunduğu noktada mahsur kalan bir vatandaşı 2 saat süren zorlu çalışmaların ardından kurtardı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-itfaiyesinden-balcova-terapi-ormanlarinda-kurtarma-operasyonu-583305">İzmir İtfaiyesi&#8217;nden Balçova Terapi Ormanları&#8217;nda kurtarma operasyonu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri, Balçova Terapi Ormanları’nın dağlık kesimlerinde yürüyüş yaparken ayak bileğinden yaralanan ve bu nedenle bulunduğu noktada mahsur kalan bir vatandaşı 2 saat süren zorlu çalışmaların ardından kurtardı.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri, Balçova Terapi Ormanları Yakapınar mevkiinde zorlu bir kurtarma operasyonuna imza attı. Dere yatağında yürüyüş yaptığı sırada ayak bileğinden yaralanan bir kişinin mahsur kaldığı ihbarı üzerine ekipler harekete geçti. Bölgeye ulaşan kurtarma personeli, ayak bileğinden yaralanan ve yürüyemeyen kazazedeyi helikopter sedye kullanarak kurtarma çalışması başlattı. Dik ve dar patikalardan yaralıyı taşıyarak ilerleyen ekipler, yaklaşık 2 saat süren operasyonun ardından güvenli noktaya taşıyarak 112 Acil Sağlık ekiplerine teslim etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-itfaiyesinden-balcova-terapi-ormanlarinda-kurtarma-operasyonu-583305">İzmir İtfaiyesi&#8217;nden Balçova Terapi Ormanları&#8217;nda kurtarma operasyonu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gonca&#8217;da her adım büyük umuda dönüşüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/goncada-her-adim-buyuk-umuda-donusuyor-580726</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 10:37:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüyor]]></category>
		<category><![CDATA[gonca]]></category>
		<category><![CDATA[Hümeyra]]></category>
		<category><![CDATA[ikiz]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[umuda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580726</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ni hizmete sunduğu Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde yeni hikâyeler yazılıyor. Burada aldığı terapilerle bağımsızlık yolunda ilk adımlarını atan 8 aylık Hümeyra bebek, merkezin en sevilen üyelerinden biri oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goncada-her-adim-buyuk-umuda-donusuyor-580726">Gonca&#8217;da her adım büyük umuda dönüşüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ni hizmete sunduğu Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde yeni hikâyeler yazılıyor. Burada aldığı terapilerle bağımsızlık yolunda ilk adımlarını atan 8 aylık Hümeyra bebek, merkezin en sevilen üyelerinden biri oldu.</p>
<p><b>DUYU BÜTÜNLEME TERAPİSİYLE İLK ADIMLARINI ATIYOR</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin engelli bireylerin topluma daha aktif katılımını, sosyalleşmelerini ve yeni deneyimler kazanmalarını sağlamak amacıyla hayata geçirdiği Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi, 7’den 70’e herkese kapılarını açıyor. Merkezin en küçük üyesi ise henüz 8 aylık olan Hümeyra İkiz. Down sendromlu doğan ve kalp rahatsızlığı nedeniyle zorlu bir süreçten geçen Hümeyra bebek, Gonca’daki duyu bütünleme terapileri sayesinde kısa sürede büyük gelişmeler kat etti.</p>
<p><b>ZORLU BİR BAŞLANGIÇ</b></p>
<p>Hümeyra’nın annesi Halise İkiz, hamileliğinde aldığı haberle yaşadığı süreci şöyle anlattı; “Detaylı ultrason sırasında bebeğimin kalbinde sorun olduğunu öğrendik. Sonrasında yapılan amniyosentezde yüzde 99 down sendromu teşhisi konuldu. Çok zor bir süreçti. Özellikle hamileliğim boyunca anksiyete ve panik ataklarla mücadele ettim. Ama Hümeyra doğduğunda meleğimi kucağıma aldım. O an yaşadığım tüm korkuların yersiz olduğunu anladım.” Doğum sonrası yoğun bakım sürecinin çok yıpratıcı geçtiğini belirten Hatice İkiz, Hümeyra’yı her zaman bir “emanet melek” olarak gördüğünü ve süreci kabullenerek mücadele ettiklerini vurguladı.</p>
<p><b>DUYU BÜTÜNLEME TERAPİSİNİN KATKISI</b></p>
<p>Hümeyra, Gonca’da aldığı duyu bütünleme seanslarıyla kısa sürede önemli gelişmeler kat etti. Başlangıçta başını kontrol edemiyor, dönemiyor ve çevresine ilgisi sınırlıydı. Üç aylık düzenli terapi sonrası ise başını bağımsız tutabiliyor, dönme hareketlerini yapabiliyor, kollarını ve bacaklarını aktif kullanıyor, çevresine daha fazla tepki veriyor. Annesi Halise İkiz, “Boynunu tutamıyordu, şimdi tutuyor. Önceden dönemiyordu, artık yüzüstü dönebiliyor. Eğitimler sayesinde desteksiz oturmaya da başlamak üzere” diyerek sevincini dile getirdi.</p>
<p><b>GONCA’NIN KATKISI BÜYÜK</b></p>
<p>Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi, sadece bireylere değil ailelerine de destek sunuyor. Geniş ve ferah sınıfları, donanımlı materyalleri, engelleri ortadan kaldıran yapısıyla ailelere güven veriyor. Anne Halise İkiz, merkeze ilk geldikleri günü şöyle anlattı; “Eşim, oğlum, babam hepimiz geldik. İlk görüşte çok beğendik. Sınıflar geniş, materyaller çok fazla, park sorunu bile yok. Burada her şey düşünülmüş. Ayrıca burası sayesinde yalnız olmadığımı anladım, diğer annelerle dayanışma içinde oldum.”</p>
<p><b>“DÜNYANIN SONU DEĞİL, BİR MELEK EMANET”</b></p>
<p>Anne İkiz, kendisiyle benzer süreçleri yaşayan ailelere de mesaj vererek, “Down sendromu dünyanın sonu değil. Onlar bize emanet edilmiş birer melek. Bu süreçte yalnız olmadığınızı bilmek çok önemli. Biz Gonca sayesinde çok şey öğrendik, çok şey kazandık” dedi. Hümeyra’nın hikâyesi, Gonca’nın en küçük bireyi olarak hem umut hem de örnek oluyor. Onun yolculuğu, benzer durumda olan birçok aile için ilk adımı atma cesareti veriyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goncada-her-adim-buyuk-umuda-donusuyor-580726">Gonca&#8217;da her adım büyük umuda dönüşüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diş hekimi korkusunu terapi ve VR gözlük ile çözmek mümkün!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dis-hekimi-korkusunu-terapi-ve-vr-gozluk-ile-cozmek-mumkun-574980</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2025 17:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çözmek]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Hekimi]]></category>
		<category><![CDATA[gözlük]]></category>
		<category><![CDATA[hekimi]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[korkusunu]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[vr]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574980</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Can Karpat, diş hekimi korkusu (dentofobi) ve bu korkunun psikolojik temelleri, nedenleri, önleme yöntemleri ile çocuk ve yetişkinlerde uygulanabilecek terapi ve destek teknikleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-hekimi-korkusunu-terapi-ve-vr-gozluk-ile-cozmek-mumkun-574980">Diş hekimi korkusunu terapi ve VR gözlük ile çözmek mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Can Karpat, diş hekimi korkusu (dentofobi) ve bu korkunun psikolojik temelleri, nedenleri, önleme yöntemleri ile çocuk ve yetişkinlerde uygulanabilecek terapi ve destek teknikleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Diş hekimi korkusunun temeli travmatik deneyimler ve çocukluk dönemindeki ağrılı tedaviler! </strong></p>
<p>Dentofobinin diş hekimine ve tedaviye gitmeye karşı yoğun ve anlamsız korkulara verilen isim olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Can Karpat, “Mantık dışı korkular olarak değerlendirilir. Travmatik deneyimler ve çocukluk dönemindeki ağrılı tedavilerden sonra gelişen problemler dentofobinin kaynağını oluşturur.” dedi.</p>
<p>Çocukluk döneminde yaşanan olumsuz anıların yetişkinlikte ‘korku’ olarak ön plana çıktığını aktaran Karpat, “Diş hekimi fobisi yaşayanlarda kaygı bozukluğu, panik atak görülme sıklığı oldukça fazladır. Uzun vadede tedavi ertelendiği için ağızda birtakım estetik problemler, sağlık sorunları, enfeksiyonlar gibi ciddi riskler görülme eğilimi içerisinde olabilirler.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sanal gerçeklik terapisi, diş hekimi korkusunu aşmayı sağlıyor!</strong></p>
<p>Temel psikolojik nedenlere değinen Uzman Klinik Psikolog Can Karpat, “Utanma, kontrol kaybı, ağrı duyacağına dair yoğun korkular psikolojik temelleri oluşturur.” dedi.</p>
<p>Hastanın güvenliğini arttırmanın, süreci anlamasını sağlamanın ve hastayla birlikte süreci yönetmenin önemli değerler olduğuna işaret eden Karpat, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Dentofobide kullanılan psikolojik yöntemler içerisinde bilişsel davranış teknikleri, maruz bırakma, sanal gerçeklik uygulamaları gibi teknolojiden de faydalanılan terapi yöntemleri ön plana çıkıyor. Sanal gerçeklik uygulamalarıyla hastanın bir diş kliniğine geldiği ilk dakikadan itibaren tüm serüveni canlandırılıyor. Hasta terapi ortamında kendini diş kliniğinde buluyor ve korkusunun üzerine gitmesine ortam sağlanmaya çalışılıyor.” </p>
<p><strong>Olumlu imgeleme, nefes ve gevşeme egzersizleri kişiye yardımcı olabilir!  </strong></p>
<p>Bireylerin diş tedavisine gelmeden önce kendilerine uygulayabilecekleri yöntemler olduğundan bahseden Uzman Klinik Psikolog Can Karpat, “Bu yöntemler arasında olumlu imgeleme, meditasyon, nefes egzersizleri ve gevşeme egzersizleri bulunuyor.” dedi.</p>
<p>Psikoterapi seansları içerisinde aynı tekniklerin uygulandığını aktaran Karpat, “Uygulanan destek yöntemleri içerisinde danışanları algılayabilme, onların problemlerini görebilme, birlikte bu süreçte adım adım ilerleme ve onları sakinleştirme üzerine kurulu bir planlama bulunur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Korku nedeniyle diş hekiminden uzun süre kaçınılıyorsa profesyonel destek gerekebilir!</strong></p>
<p>Profesyonel bir desteğe ihtiyaç duyulup duyulmadığının genellikle kişinin kaçınma davranışı üzerinden değerlendirildiğine vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Can Karpat, “Eğer kişi korkularına bağlı olarak doktora gitmekten uzun vadede kaçınıyorsa ve diş problemlerinde ciddi ilerleme görülüyorsa o zaman profesyonel desteğe ihtiyacı olabilir.” dedi.</p>
<p>Çocuklarda gelişen dentofobide ebeveynlerin tutumlarının genellikle açıklayıcı korku dilinden uzak ve kapsayıcı şekilde olması gerektiğine dikkat çeken Karpat, “Çocuk danışanlarla eğlenceli ve oyun barındıran ortamlar, açıklayıcı süreçler ve küçük ödüllerle bağ kurarak tedavi süreçleri daha kolay hale getirilebilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-hekimi-korkusunu-terapi-ve-vr-gozluk-ile-cozmek-mumkun-574980">Diş hekimi korkusunu terapi ve VR gözlük ile çözmek mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kekemelik tedavisi kişiye özel olmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kekemelik-tedavisi-kisiye-ozel-olmali-568826</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Aug 2025 15:47:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Kekemelik]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[tamamen]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=568826</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Dil ve Konuşma Terapisti Prof. Dr. Ahmet Konrot, çocuklarda 2 ila 5 yaş arasında ortaya çıkan kekemelik konusuna değindi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kekemelik-tedavisi-kisiye-ozel-olmali-568826">Kekemelik tedavisi kişiye özel olmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Dil ve Konuşma Terapisti Prof. Dr. Ahmet Konrot, çocuklarda 2 ila 5 yaş arasında ortaya çıkan kekemelik konusuna değindi.</p>
<p><strong>Kekemelik kendiliğinden ortaya çıkıyor</strong></p>
<p>Kekemeliğin kendiliğinden ve 2 ile 5 yaşları arasında ortaya çıkan bir durum olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ahmet Konrot, “Kekemelik her 100 çocuktan beşinde gözlenir. Kekemeliğe müdahale, kişinin yaşına göre tamamen farklılık gösterir. Okul öncesi dönem, okul çağı, ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinin her biri farklı yaklaşımlar gerektirir. Bu nedenle okul öncesi dönemdeki çocuklar için &#8216;ne kadar erken, o kadar iyi&#8217; prensibi geçerlidir. Diğer yaş gruplarında ise duruma özgü farklı yöntemler kullanılır. Kekemelik, ilk bakışta basit görünse de aslında yönetilmesi en zor konuşma bozukluklarından biridir. Çünkü bu durum sadece konuşan kişiyi değil, aynı zamanda ailesini ve sosyal çevresini de derinden etkileyen çok boyutlu bir sorundur.” dedi.</p>
<p><strong>Kekemelik terapisi nasıl yapılıyor</strong></p>
<p>Kekemelik terapisine ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Ahmet Konrot, “Yaş fark etmeksizin, kekemelik terapisinde temelde iki ana yaklaşım bulunur, bunlar doğrudan ve dolaylı yöntemler. Özellikle okul öncesi dönemde sıkça başvurduğumuz dolaylı yöntemde, çocuğa müdahale etmek yerine çevresi düzenlenir. Bu, ailenin bakış açısını değiştirmeyi, onları bilgilendirmeyi ve sürece doğal gelişimin bir parçası olarak yaklaşmalarını sağlamayı içerir. Diğer yandan, doğrudan yöntemlerde ise değişim için farkındalık yaratmak esastır ve bu amaca yönelik terapiler uygulanır. En uygun yöntemi belirlerken çocuğun kişiliği, ailenin durumu ve dinamikleri gibi pek çok faktörü göz önünde bulundururuz. Bu nedenle, hangi yaşta olursa olsun, kekemelik tedavisi her zaman kişiye özel ve karmaşık bir süreçtir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Hedefimiz, bireyi daha iyi iletişim kurabilen bir kişi haline getirmek</strong></p>
<p>Kekemelik terapisinde üç yaklaşımın öne çıktığını dile getiren Prof. Dr. Ahmet Konrot, şöyle devam etti:</p>
<p>“Birincisi, klasik konuşma terapisi olan akıcılığın biçimlendirilmesidir. Bu yöntemde odak, çeşitli alıştırma ve egzersizlerle &#8216;kekemeliği nasıl kontrol edebilirim ve akıcılığı nasıl sağlayabilirim?&#8217; sorusuna cevap aramaktır. İkinci yaklaşım ise kekemeliğin yönetilmesidir. Burada amaç kekemeliği tamamen ortadan kaldırmak değil, &#8216;onunla nasıl başa çıkabilirim ve hayatımı nasıl daha rahat sürdürebilirim?&#8217; sorusuna odaklanmaktır. Üçüncü ve daha yeni bir yaklaşım ise bizim de Üsküdar Üniversitesi&#8217;nde uygulamaya başladığımız, kişinin konuşma şekline değil, iletişim becerilerini geliştirmeye odaklanan yöntemdir. Bu yaklaşımda hedefimiz, bireyi daha iyi iletişim kurabilen bir kişi haline getirmektir. Bu süreçte hem bireyin kendisiyle hem de ailenin farkındalığını artırmaya yönelik çalışırız. Görüldüğü gibi kekemelik, basit bir konuşma sorunundan çok daha karmaşık ve çok boyutlu bir konudur.&#8221;</p>
<p><strong>Dil ve konuşma terapistlerinin alanı çok geniş</strong></p>
<p>Dil ve konuşma terapistlerinin alanının çok geniş olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ahmet Konrot, “Görev tanımımız sadece dil ve konuşma bozukluklarını değil, aynı zamanda ses ve yutma bozukluklarını da kapsar. Bu alanların her biri kendi içinde derin ve farklı bir uzmanlık gerektirdiği için terapistler 4 yıllık kapsamlı bir eğitim alırlar. Örneğin, dudak-damak yarıklığı gibi ağız-yüz (orofasiyel) bozukluklarına bağlı sorunlarda, ameliyat öncesi ve sonrası için tamamen farklı terapi yaklaşımları gerekir. Bu noktada &#8216;yönetim&#8217; kelimesini sıkça kullanıyorum, çünkü ailelerin ilk sorusu &#8216;Bunu nasıl halledebilirim?&#8217; olsa da, asıl önemli olan &#8216;Bu sorunla nasıl baş edebilirim ve bu süreci nasıl yönetebilirim?&#8217; sorusudur. Sorunu ortadan kaldırma isteği anlaşılırdır, ancak süreci doğru yönetmek çok daha karmaşık ve önemlidir. Bu nedenle, her vakayı kişiye ve ailenin dinamiklerine özgü olarak, ayrı ayrı değerlendirmek zorundayız.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>&#8216;Kekemelik tamamen iyileşir mi?&#8217; gibi soruların kesin bir cevabı yok</strong></p>
<p>Dil ve konuşma bozukluklarının tanımı net olsa da yönetiminin son derece karmaşık ve çok değişkenli bir süreç olduğuna işaret eden Prof. Dr. Ahmet Konrot, şöyle devam etti:</p>
<p>“Özellikle &#8216;Kekemelik tamamen iyileşir mi?&#8217; gibi soruların kesin bir cevabı yoktur. Sürecin nasıl ilerleyeceğini ancak yaşayarak görebiliriz. Bu belirsizlik nedeniyle bazı terapi yaklaşımları, kekemeliği tamamen yok etmeye odaklanmak yerine, bireyin &#8216;daha akıcı bir kekeme olarak bununla nasıl başa çıkabileceğine&#8217; odaklanır. Bilimsel veriler umut vericidir; özellikle okul öncesi dönemde doğru müdahalelerle kekemeliğin tamamen ortadan kalktığı vakalar kanıta dayalı araştırmalarla gösterilmiştir. Ancak bu, her çocukta aynı sonucun alınacağı anlamına gelmez. Biz istatistiklerle konuşuruz ve kanıta dayalı uygulamalarda bile her zaman bir hata payı ve olumsuz sonuç ihtimali kaçınılmazdır.&#8221;</p>
<p><strong>Dijital çağın çocukların konuşma becerileri üzerindeki etkisi </strong></p>
<p>İçinde yaşadığımız dijital çağın çocukların konuşma becerileri üzerindeki etkisine de değinen Prof. Dr. Konrot, <strong>&#8220;</strong>Pek çok soru aileler tarafından bana getirilir: &#8216;Tablet kullanmalı mı? Bu, çocuğun iletişim becerilerini bozar mı?&#8217; diye. İçinde yaşadığımız gerçeği bir görmemiz lazım. Ben WhatsApp&#8217;ta yazışırken düzgün cümleler kurmaya çalışıyorum ama bir genç &#8216;tamam&#8217; yerine &#8216;tmm&#8217; diye yazıyor. Şimdi hangisi doğru? Benim düzgün cümlelerle yazmam mı, yoksa WhatsApp&#8217;ın kendi jargonu mu? Dijital iletişimin de kendine özgü bir sistemi var ve o kendi mecrasını bulacak. İletişim becerilerini bozduğunu ya da bozmadığını söyleyebilecek kanıta dayalı araştırmaları yapmak mümkün olmadığı için de bunun cevabını vermek çok doğru olmaz.&#8221; şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kekemelik-tedavisi-kisiye-ozel-olmali-568826">Kekemelik tedavisi kişiye özel olmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekanın Terapi Seanslarının Yerini Tutmadığını Gösteren nedenler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-terapi-seanslarinin-yerini-tutmadigini-gosteren-nedenler-563738</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Aug 2025 08:41:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[gösteren]]></category>
		<category><![CDATA[nedenler]]></category>
		<category><![CDATA[seanslarının]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[tutmadığını]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yerini]]></category>
		<category><![CDATA[zekanın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=563738</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son zamanlarda bazı kullanıcıların yapay zekayı “dijital terapist” olarak görmeye başladığını hatırlatan Uzm. Klinik Psikolog Merve Öz, insan-yapay zeka ilişkilerinin psikolojik etkileri ve potansiyel riskleri hakkında uyardı. “Yapay zeka yargılamıyor, hep ulaşılabilir, ‘sizi anlıyormuş’ gibi davranıyor” diyen Öz, yapay zeka ile sohbetin terapi seanslarının yerini tutamayacağının altını çizerek nedenlerini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-terapi-seanslarinin-yerini-tutmadigini-gosteren-nedenler-563738">Yapay Zekanın Terapi Seanslarının Yerini Tutmadığını Gösteren nedenler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Son zamanlarda bazı kullanıcıların yapay zekayı “dijital terapist” olarak görmeye başladığını hatırlatan Uzm. Klinik Psikolog Merve Öz, insan-yapay zeka ilişkilerinin psikolojik etkileri ve potansiyel riskleri hakkında uyardı. “Yapay zeka yargılamıyor, hep ulaşılabilir, ‘sizi anlıyormuş’ gibi davranıyor” diyen Öz, yapay zeka ile sohbetin terapi seanslarının yerini tutamayacağının altını çizerek nedenlerini anlattı.</em></p>
<p>“Yapay zeka sizi rahatlatabilir ama sizi dönüştüremez. Dolayısıyla iyileştirmez” diyen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri, Uzm. Klinik Psikolog Merve Öz, ruhsal destek arayışında olan bireylerin yapay zeka tabanlı çözümler yerine mutlaka alanında uzman terapistlere başvurması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>YAPAY ZEKANIN TERAPİ SEANSLARININ YERİNİ TUTMADIĞINI GÖSTEREN NEDENLER</strong></p>
<p><strong>• Empati Kuramaz</strong></p>
<p>Yapay zeka ile kurulan iletişimin bir terapi ilişkisi olmadığının altını çizen Öz, “Yapay zekanın programlanmış cümleleri var; empati yetisi, bir kalbi, içgörüsü yok. Yani yapay zeka empatiyi sadece simüle edebilir, gerçekten hissedemez” dedi. Yapay zekanın sadece yazılı veya sesli komutlara tepki verdiğini ve duygusal karmaşıklığı kavrayamadığını anlatan Öz, şöyle devam etti: “Bu konunun uzmanları, duygusal zekâları yüksek bireylerdir ve gözlem yetenekleri çok gelişmiştir. Ses tonu ve beden dili gibi ince sinyallerden kişinin hissettikleri hakkında çıkarımlarda bulunabilirler. Kişisel fayda bu noktadan sonra oluşur.”</p>
<p><strong>• Gerçekle Yüzleştirmez</strong></p>
<p>Psikoterapinin temel hedeflerinden birinin kişinin kendiyle yüzleşmesini sağlamak ve olaylar karşısında yeni bir bakış açısı kazandırmak olduğunu anlatan Öz, yapay zeka sohbetlerinde ise kişinin baktığı tarafa göre yanıtlar geliştirildiğini dolayısıyla sadece kişinin duymak istediklerini söylediğini aktardı. Psikoterapide yüzleştirme varken, yapay zekanın amacının kişiyi haklı hissettirmek olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>• Veri Güvenliği Sağlanamaz</strong></p>
<p>Terapilerin gizlilik esasına göre yapıldığını ve bu konuda etik kurallara bağlılığın son derece önemli olduğunu hatırlatan Öz, yapay zeka kullanımında böyle bir gizliliğin söz konusu olmadığını belirtti ve şunları söyledi:</p>
<p>“Yapay zeka sistemleri büyük miktarda veriyi işlediği için yanlış ellere bu verilerin sızması veya kötüye kullanılması riski vardır. Özellikle ruh sağlığıyla ilgili hassas verilerin işlenmesi, saklanması ve paylaşımı çok büyük etik riskler taşımaktadır.”</p>
<p><strong>• Bireysel Bağ Kurma Eksikliği Var</strong></p>
<p>Terapilerin sadece öneri değil, derinlemesine analiz ve karşılıklı ilişki ile ilerlediğini ve iki insan arasındaki güven ilişkisi üzerine kurulduğuna işaret eden Öz, “Yapay zeka, insanla kurulan derin ve anlamlı terapötik ilişkiyi kopyalayamaz. Oysa terapistler aktif dinleme yaparak, duyguları yansıtarak, yanlış anlamaları düzelterek, kişinin içsel dünyasına derinlemesine nüfuz eder. Terapistle kurulan bağ, güven inşa etmek için kritik öneme sahiptir” dedi.</p>
<p><strong>• Karmaşık Psikolojik Durumlar ve Kriz Anlarında Etik Kararlar Alamaz</strong></p>
<p>Kişilik bozuklukları, majör depresyon gibi ağır psikolojik rahatsızlıklarda yapay zekanın vereceği birkaç tavsiyenin yeterli olamayacağını belirten Öz, “Ayrıca intihar düşünceleri, şiddet, travma gibi durumlarda yapay zeka yetersiz kalır. Terapistler bu gibi durumlarda gerekirse destek kaynaklarına yönlendirir, kriz müdahalesi yapar. Yapay zeka bu tür kararları etik olarak alamaz ve almamalıdır” diye konuştu.</p>
<p><strong>• Yasal Sorumluluğu Yoktur</strong></p>
<p>En önemli noktalardan birinin de yapay zekanın yasal sorumluluğunun bulunmaması olduğunu belirten Öz, “Terapistler meslek etiğine, denetimine ve yasal sorumluluğa tabidir. Yapay zeka hata yapsa bile etik sorumluluk taşımaz. Terapi için güvenli ve etik bir ortam gerekir. Yapay zeka ile bu sağlanamaz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Yapay Zeka ile Dertleşmek Bazı Tehlikeler de Doğurabiliyor”</strong></p>
<p>Yapay zekadan bazen yanlış, eksik ya da bağlamdan kopuk bilgiler edinilebildiğini, bunun da özellikle ruh sağlığı gibi hassas konularda olumsuz sonuçlara neden olabileceğini hatırlatan Merve Öz, yapay zeka ile dertleşmenin olası tehlikeleri konusunda şu uyarılarda bulundu:</p>
<p>“Yapay zeka ile sürekli sohbet etmenin sonucu olarak insanlarda ‘Yapay zeka beni anlıyor, insanlara ihtiyacım yok’ düşüncesi gelişebilir. Oysa duygusal iyileşme genellikle insanlar arası ilişkiler üzerinden gerçekleşir. Yapay zekaya fazla bağlanmak, yalnızlığı derinleştirebilir. Ayrıca kişi konuşunca rahatladığını sanabilir ama sorun içeride büyümeye devam edebilir. Yani yalancı bir rahatlama ortaya çıkabilir. Yapay zeka rahatsız edici veya zorlayıcı konuların üzerine gitmez çünkü yapay zeka iyi hissettirmeye odaklıdır. Bu da derinleşmeyi engelleyebilir hatta kaçınmayı besleyebilir. Sürekli yapay zekaya fikir danışmak zamanla beyin için bir tembelleşme alanı yaratabilir, kişinin özgün düşünme becerilerini köreltebilir. Bu bir alışkanlığa dönüştüğünde ise kişi öz farkındalık, duygusal dayanıklılık ve içsel dünyası ile bağlantı kurmak yerine hep dışardan yanıt aramaya başlar. Bu da bağımlılığa yol açabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-terapi-seanslarinin-yerini-tutmadigini-gosteren-nedenler-563738">Yapay Zekanın Terapi Seanslarının Yerini Tutmadığını Gösteren nedenler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genç tasarımcıdan otizmli çocuklar için modüler terapi aracı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genc-tasarimcidan-otizmli-cocuklar-icin-moduler-terapi-araci-563400</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Aug 2025 09:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[aracı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[modüler]]></category>
		<category><![CDATA[otizmli]]></category>
		<category><![CDATA[tasarımcıdan]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=563400</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencisi Sevim Çağla Yüncüler, otizmli çocukların motor ve duyusal gelişimlerini desteklemek amacıyla ev ortamına uyum sağlayabilen bir terapi ve oyun aracı tasarladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genc-tasarimcidan-otizmli-cocuklar-icin-moduler-terapi-araci-563400">Genç tasarımcıdan otizmli çocuklar için modüler terapi aracı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul Bilgi Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencisi Sevim Çağla Yüncüler, otizmli çocukların motor ve duyusal gelişimlerini desteklemek amacıyla ev ortamına uyum sağlayabilen bir terapi ve oyun aracı tasarladı.</strong></p>
<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencisi Sevim Çağla Yüncüler, mezuniyet projesi kapsamında otizmli çocukların motor ve duyusal gelişimlerini desteklemek amacıyla Archi adlı terapi ve oyun aracı tasarladı. Prof. Dr. Özlem Er, Refik Burak Atatür, Yeşim Eröktem, Suat Batuhan Esirger ve Efe Barayda Tunca danışmanlığındaki mezuniyet projesi dersi kapsamında tasarlanan Archi, modüler yapısıyla evde kolayca kurulup kaldırılabiliyor; terapiyi oyunla birleştirerek çok yönlü bir deneyim sunuyor.</p>
<p><strong>Terapiden oyuna: Archi ile dönüşen mekânlar</strong></p>
<p>Tasarım sürecinde özel eğitim uzmanları, terapistler ve psikologlarla işbirliği yapan Yüncüler, çocukların bireysel ihtiyaçlarına göre şekillendirilebilecek bir yapı kurguladı. Archi, denge tahtası, terapi tüneli, nehir taşları gibi farklı terapi araçlarının işlevlerini tek bir sette birleştiriyor. Modüler yapısıyla ev ortamında rahatça kullanılabilen bu araç, kolayca toplanıp farklı formlara dönüştürülebiliyor. Böylece hem çocukların duyusal ve motor gelişimine katkı sağlıyor hem de ebeveynlere çocuklarıyla etkileşim kurabilecekleri pratik bir çözüm sunuyor.</p>
<p><strong>Çocukluk anılarından doğan bir fikir</strong></p>
<p>“Annemin yıllar önce işlettiği özel eğitim merkezinde geçirdiğim çocukluk yılları, bu projeyi hayal etmemin temelini oluşturdu” diyen Sevim Çağla Yüncüler şöyle devam ediyor:</p>
<p>“Çocukluğumun büyük bir kısmını özel eğitim merkezinde geçirdim. O yıllarda, otizmli ve özel gereksinimli çocuklarla birebir zaman geçirme fırsatım oldu. Onların dünyasını gözlemledim, ihtiyaçlarını, zorlandıkları noktaları ve en önemlisi de en küçük şeylerin bile onlar için nasıl büyük anlamlar taşıdığını gördüm. Bitirme projemde onların hayatını kolaylaştıracak bir şey yapmak istedim. Archi, onların gelişimlerini desteklerken aynı zamanda terapiyi daha eğlenceli ve ulaşılabilir bir hâle getiriyor”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genc-tasarimcidan-otizmli-cocuklar-icin-moduler-terapi-araci-563400">Genç tasarımcıdan otizmli çocuklar için modüler terapi aracı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İyi bir ilişki için çiftlerin terapi alması gerekebiliyor! Aşkın, otomatik olarak iyi bir ilişkiyi getireceğinin garantisi yok!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iyi-bir-iliski-icin-ciftlerin-terapi-almasi-gerekebiliyor-askin-otomatik-olarak-iyi-bir-iliskiyi-getireceginin-garantisi-yok-453201</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Apr 2024 14:24:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alması]]></category>
		<category><![CDATA[aşkın]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çiftlerin]]></category>
		<category><![CDATA[garantisi]]></category>
		<category><![CDATA[gerekebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[getireceğinin]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiyi]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[otomatik]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453201</guid>

					<description><![CDATA[<p>Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, iyi bir ilişki için çiftlerin terapi alması gerekebileceğini ifade ederek, “Aşkın, otomatik olarak iyi bir ilişkiyi getireceği garantisini vermek yanlış olabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iyi-bir-iliski-icin-ciftlerin-terapi-almasi-gerekebiliyor-askin-otomatik-olarak-iyi-bir-iliskiyi-getireceginin-garantisi-yok-453201">İyi bir ilişki için çiftlerin terapi alması gerekebiliyor! Aşkın, otomatik olarak iyi bir ilişkiyi getireceğinin garantisi yok!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>‘Kişiler Arası İlişkilerde Pozitif Psikoloji’ temasıyla düzenlenen ve dünya çapında ünlü bilim insanlarının da katılımıyla gerçekleşen 6. Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongresi’nde, “Aile İçi İlişkilerde Pozitif Psikoloji” paneli gerçekleştirildi. Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Psikolojik sağlamlığa sahip, pozitif kişilerarası ilişkiler kurabilme becerisine sahip olan bireyler, ancak sağlıklı bir evlilik ve aile yaşamını sürdürebilirler.” dedi.</strong></p>
<p><strong>Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, iyi bir ilişki için çiftlerin terapi alması gerekebileceğini ifade ederek, “Aşkın, otomatik olarak iyi bir ilişkiyi getireceği garantisini vermek yanlış olabilir. Ancak, iyi bir ilişkinin varlığı, genellikle aşkı da beraberinde getirir ve bu, güvenilir bir garanti olarak kabul edilebilir.” dedi.</strong></p>
<p><strong>Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Çocuklar günde ortalama 400 defa gülümserken mutlu yetişkinler günde 40 ila 50 kez gülümseme eğilimindedirler. Ortalama bir insan ise günde yaklaşık 20 kez gülümser.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi, NPİSTANBUL Hastanesi, NP Etiler &#038; Feneryolu Tıp Merkezi, Türk Psikolojik Danışma Rehberlik Derneği ve Pozitif Psikoloji Enstitüsü paydaşlığında gerçekleştirilen “6. Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongresi”, 19-20 Nisan 2024 tarihlerinde yapıldı.</p>
<p>Bu yılki teması, “Kişiler Arası İlişkilerde Pozitif Psikoloji” olarak belirlenen ve Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda 2 gün süren kongre,<strong> </strong>“Aile İçi İlişkilerde Pozitif Psikoloji” paneli gerçekleştirildi.</p>
<p><strong>Sosyal yaşamın en temel yapı taşı bireyi yetiştiren aile</strong></p>
<p>Panelde konuşan NPİSTANBUL Hastanesi Psikoloji Hizmetleri Genel Koordinatörü Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, kişilerarası ilişkiler söz konusu olduğunda sosyal yaşamın en temel yapı taşının bireyi yetiştiren aile olduğunu ifade ederek, “Evlilik, ailenin çekirdeği ve temelidir. Psikolojik sağlamlığa sahip, pozitif kişilerarası ilişkiler kurabilme becerisine sahip olan bireyler, ancak sağlıklı bir evlilik ve aile yaşamını sürdürebilirler.” dedi.</p>
<p>Hastane bünyesindeki Aile Çalışma Grubu olarak “Bilinçli Birey, Sağlıklı Aile, Güçlü Toplum” modelini oluşturma hedefiyle geçmiş dönemde “Aileler Üniversitede Projesi”ni yürüttüklerini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, şöyle devam etti:</p>
<p><strong>Pozitif Psikoloji, insanın birçok beceri ve potansiyelle donatıldığı temel varsayımını benimsiyor</strong></p>
<p>“Projemiz; evlilik ve aile yaşam döngüsünün tüm evrelerindeki bireylere, çiftlere ve ailelere yönelik olarak hem koruyucu önleyici hem de geliştirici ve iyileştirici çalışmaları kapsayacak bütüncül bir yaklaşımı benimsedi. Projemizin içeriğini oluşturan çalışmalar, insanın doğası gereği birçok beceri ve potansiyelle donatıldığı temel varsayımını benimseyen Pozitif Psikoloji ilkelerinden ilham alarak hazırlandı. Bu yaklaşımı topluma benimsetmeyi de hedeflemektedir.”</p>
<p>Son yıllarda pozitif psikolojinin çift terapisi alanında popülerlik kazandığının görülmektedir. Pozitif temelli çift terapisi, çiftlerin sorunlarına odaklanmak yerine, bireyleri güçlendirme üzerine kurulu olduğunun görüldüğünü anlatan Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Bu yaklaşım, çiftlerin bireysel güçlerini keşfetmelerini teşvik eder ve ilişkilerini güçlendirir. İletişim becerileri, duygusal ifadeler ve çatışma çözme yöntemleri gibi konularda çiftlere destek sağlanır. Bu süreçte, ilişkinin olumlu yönlerine odaklanarak, kusurların düzeltilmesi yerine güçlü yönlerin ve yeteneklerin keşfedilmesi hedeflenir.” dedi.</p>
<p><strong>İyi bir ilişki için çiftlerin terapi alması gerekebilir </strong></p>
<p>Panelde “Aile içi pozitif ilişkiler” konulu sunum yapan Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, iyi bir ilişki için çiftlerin terapi alması gerekebileceğini ifade ederek, “Aşkın, otomatik olarak iyi bir ilişkiyi getireceği garantisini vermek yanlış olabilir. Ancak, iyi bir ilişkinin varlığı, genellikle aşkı da beraberinde getirir ve bu, güvenilir bir garanti olarak kabul edilebilir.” dedi.</p>
<p><strong>‘İkinci beyin’ olarak kabul edilen kalp, insanın duygusal deneyimlerini işliyor</strong></p>
<p>İnsanın karmaşıklığının, ilişkilerin dinamiklerini derinlemesine etkileyen bir gerçek olduğunu da dile getiren Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz şöyle devam etti:</p>
<p>“İlişkilerin anlaşılmasında kullanılan bir kavram ise ‘beyinler arayüzüdür; bu, ilişkilerin içsel yapılarını ve insan doğasının temelini anlamamıza yardımcı olur’. İlk olarak, ilişkilerde duygusal derinliği temsil eden ve ‘ikinci beyin’ olarak kabul edilen kalp, insanın duygusal deneyimlerini işleyen bir merkezdir. </p>
<p>Nöronlardan oluşan bir ağa sahip olan kalp, duygusal bağlarımızın temelini oluşturur. Beyin, bedenden birçok veri alır ve bedenin tepkilerini şekillendirir. Bu, bedenin de bir tür beyin işlevi gördüğünü ve ilişkilerde duygusal tepkilerin ve bağların oluşmasında etkili olduğunu gösterir. Beyin, kültürel ve toplumsal etkileşimlerin yansımasıdır. İlişkiler, kültürel normlar ve değerlerle şekillenir ve bu normlar, ilişkilerin yapısını büyük ölçüde etkiler. İnsanlar arasındaki bu kültürel etkileşimler, ilişkilerin karmaşıklığını ve çeşitliliğini artırır. İnsanoğlu var olduğu sürece, tek ilişkiler devam edecektir ve birliktelik her zaman tekliğin gücünü gösterecektir.”</p>
<p><strong>Empati, pozitif iletişimin önemli bir bileşeni…</strong></p>
<p>Pozitif iletişimin bir ilişkideki olumlu etkileşimi vurguladığını kaydeden Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Pozitif iletişimde, bağ kurma önemlidir. Bağ kurulmadığı takdirde, iletişimdeki bilgi aktarımı etkili olmaz. Pozitif iletişimde, bağ kurmanın yanı sıra, yapıcı olmak da önemlidir. İletişim, insanların birbirleriyle etkileşim kurmalarını ve birbirlerini anlamalarını sağlar. Empati, pozitif iletişimin önemli bir bileşenidir. Empati, karşısındaki kişinin duygularını anlama ve ona yardımcı olma yeteneğidir. Empati, sempati ile karıştırılmamalıdır. Empatide, kişi karşısındaki kişinin duygularını hisseder ve anlar; ancak sempatide, kişi karşısındaki kişiyle aynı duyguları hisseder.” diye anlattı.</p>
<p><strong>İletişimde, bağ kurma, yapıcı olma ve empati gibi unsurlar önemli</strong></p>
<p>Prof. Dr. Gül Eryılmaz, iletişimde duyguların öneminin büyük olduğunu belirterek, “Pozitif iletişimde, duygular üzerinden iletişim kurulur ve ihtiyaçlar pozitif bir şekilde ifade edilir. İhtiyaçlar üzerinden iletişim, karşılıklı anlayışı artırır ve ilişkide derin bağlar oluşmasını sağlar. Sonuç olarak, iletişimdeki pozitif etkileşim, bir ilişkinin temelini oluşturur. İletişimde, bağ kurma, yapıcı olma ve empati gibi unsurlar önemlidir. İletişim, insanların birbirleriyle etkileşim kurmalarını ve anlamalarını sağlar. İletişimde duyguların önemi büyüktür ve duygular üzerinden iletişim kurulması, ilişkide derin bağlar oluşmasını sağlar.” dedi. </p>
<p><strong>“Ortalama bir insan ise günde yaklaşık 20 kez gülümser”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog S. Aybeniz Yıldırım, çocuk-ergen alanında pozitif psikoloji uygulamalarına işaret ederek, “Çocuklar günde ortalama 400 defa gülümserken, mutlu yetişkinler günde 40 ila 50 kez gülümseme eğilimindedirler. Ortalama bir insan ise günde yaklaşık 20 kez gülümser. Çocukken bilmediğimiz, şimdi bildiğimiz ve mutluluğumuza engel olan şeyler nelerdir? 2022-2023 yılı karşılaştırmasına göre dünyanın en mutlu ülkelerine baktığımızda 2022 kıyaslamalarına göre, 1. sıralarda her zamanki gibi Finlandiya, Danimarka, İsveç ve İzlanda gibi ülkeleri görmekteyiz. 2022 verilerine baktığımızda Türkiye 122. sıradayken, 2023 verilerinde ise Türkiye&#8217;nin dünyadaki mutluluk sırası 102. sıraya yükselmiştir.” dedi.</p>
<p><strong>Mutluluğu belirleyen faktörler neler?</strong></p>
<p>Mutluluğu belirleyen faktörler üzerine düşünüldüğünde, yapılan bir araştırmada yüzde 50&#8217;sinin genetik, yüzde 10&#8217;unun dış etkenler, yüzde 40&#8217;lık oranının ise eylemlerimiz ve düşüncelerimiz olduğunun vurgulandığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog S. Aybeniz Yıldırım, “Duygu ve düşüncelerimiz kısmını ele alacak olursak, düşüncelerimizin, duygularımızın ve davranışlarımızın hep birbirlerini etkilediğini biliyoruz. Genellikle zihinsel olarak ‘ya olursa’ düşünce yapısıyla düşündüğümüzde aslında daha olumsuz noktalara takılıp kalıyoruz. Bu noktada söylenebilecek farklı bir konu ise kültürel inançlarımızdır; kültürümüzde ‘çok gülersen çok ağlarsın’, ‘çok mutlu olduğunu gizle nazar değer’, ‘ne zaman mutlu olsam hayatımda kötü bir şeyler olacağını beklerim’ gibi inançlar yaygındır. Biz en kötüsü düşünelim, hep alıştığımız senaryolar arasında olan noktalardır. Biz bunlara yanıt olarak pozitif eğitimi savunuyoruz ve bunun çok kıymetli olduğunu söylüyoruz.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>“Beyin neyi sık sık yaparsa onda ustalaşıyor”</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog S. Aybeniz Yıldırım, pozitif duygulara işaret ederek, “Beyin neyi sık sık yaparsa onda ustalaşıyor. Eğer sevilen bir aktiviteyi yapma sırasında pozitif duygular hissediliyorsa, pozitif duygular üretecek beyin yollarını pekiştirmek adına farklı yollar denenebilir. Aslında hayatımızda pozitif duyguları ortaya çıkaracak daha fazla etkinlik yapmak ya da bu duyguları yaşayacağımız aktivitelere sık sık katılmak bizler ve çocuklarımız için oldukça önemlidir.” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iyi-bir-iliski-icin-ciftlerin-terapi-almasi-gerekebiliyor-askin-otomatik-olarak-iyi-bir-iliskiyi-getireceginin-garantisi-yok-453201">İyi bir ilişki için çiftlerin terapi alması gerekebiliyor! Aşkın, otomatik olarak iyi bir ilişkiyi getireceğinin garantisi yok!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Tekinsav Sütcü, &#8221; Korku Avcısı, bireysel olarak uygulanan yapılandırılmış bir terapi programıdır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-tekinsav-sutcu-korku-avcisi-bireysel-olarak-uygulanan-yapilandirilmis-bir-terapi-programidir-444928</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Feb 2024 21:01:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[avcısı]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[programıdır]]></category>
		<category><![CDATA[sütcü]]></category>
		<category><![CDATA[tekinsav]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[uygulanan]]></category>
		<category><![CDATA[yapılandırılmış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444928</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü öğrencilerinin öncülüğünde Psikoloji Bölümü öğretim üyelerinin katılımıyla  “Bilimsel Araştırma ve Uygulama Paylaşım Günleri” sempozyumu düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-tekinsav-sutcu-korku-avcisi-bireysel-olarak-uygulanan-yapilandirilmis-bir-terapi-programidir-444928">Prof. Dr. Tekinsav Sütcü, &#8221; Korku Avcısı, bireysel olarak uygulanan yapılandırılmış bir terapi programıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü öğrencilerinin öncülüğünde Psikoloji Bölümü öğretim üyelerinin katılımıyla  “Bilimsel Araştırma ve Uygulama Paylaşım Günleri” sempozyumu düzenlendi.</p>
<p>Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Nuri Bilgin Konferans Salonunda yapılan sempozyum iki oturum halinde gerçekleştirildi. Sempozyumda sırasıyla “Çocuklar ve Ergenler İçin Önleyici Müdahale Programları”, “Dikkati Bölmek Belleği Zayıflatır mı Yoksa Güçlendirir mi?”, “Korku Avcısı: Anksiyete Bozukluğu Olan Çocuklar İçin Yapılandırılmış Bir Bilişsel Davranışçı Terapi Programı”, “Mika ile Kendimi Korumayı Öğreniyorum: Cinsel İstismarı Önleme Programı Etkinliği” başlıklı konuşmalar yapıldı.</p>
<p>         Sempozyumda EÜ Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Klinik Psikoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Günay Serap Tekinsav Sütcü, EÜ Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Klinik Psikoloji Anabilim Dalı Araş. Gör. Gizem Gedik ve Aslıhan Tuncel “Korku Avcısı: Anksiyete Bozukluğu Olan Çocuklar için Yapılandırılmış Bir Bilişsel Davranışçı Terapi Programı”  başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.</p>
<p>         Prof. Dr. Tekinsav Sütcü, çocuklara ve yetişkinlere sunulan terapilerin farklarını aktararak, “Çocuk ve ergenlere uygulanan terapiyle yetişkinlere uygulanan terapiyi ayırt eden en önemli unsurlardan biri çocukların terapi motivasyonlarının düşük olmasıyla ilgilidir.  Biliyoruz ki pek çok çocuk kendiliğinden terapiste gitme talebinde bulunmaz. Pek çoğu kendi sorununun farkında bile değildir. Sorunu çoğu zaman ebeveynleri fark eder. Arkadaş ortamında sorun yaşıyorsa belki arkadaş ortamından geri bildirimler gelir. Okul ortamında bir problem yaşanıyorsa, öğretmenlerden ya da yönetimden geri bildirim gelir. Dolayısıyla terapiye gitme talebi çoğunlukla çocuğa ait değildir. Çocukların değişim motivasyonları düşük olduğu için terapide motivasyonu artıracak ve terapiyi ilgi çekici ve eğlenceli kılacak etkinliklere yer vermek gerekir” diye konuştu.</p>
<p><b>Türkiye’de İlk Çalışma: Korku Avcısı Programı</b></p>
<p>Prof. Dr. Tekinsav Sütcü, “2008-2009 yıllarında ekibimizle birlikte dünyada örnekleri bulunan ama Türkiye’de bulunmayan ‘Çocuklar için Yapılandırılmış Bir Terapi Programı’ geliştirmeye karar verdik. Korku Avcısı Terapi Programı yaygın anksiyete, ayrılma anksiyetesi, sosyal anksiyete ve basit fobi belirtileri gösteren ya da tanısı alan çocuklara uygulanan bir program. 8-14 yaş aralığındaki çocuklara hitap ediyor ama asıl hedef kitlesi ilkokul çağındaki çocuklardır. Elbette ki çocukların tanısal özellikleri, gelişim, yaş özellikleri, motivasyon düzeylerinin düşüklüğü gibi özellikleri dikkate alarak programı yapılandırdık. Bireysel olarak uygulanan yapılandırılmış bir terapi programıdır” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tekinsav Sütcü “Bu programı ilk kez 2009 yılında iki kitap olarak yayınladık.  Bunlar ‘Korku Avcısı Terapist Rehberi’ ve ‘Korku Avcısı Çalışma Kitabı’dır. Korku Avcısı Terapist Rehberi; terapinin yapısı, terapide nelere dikkat edilmesi gerektiği, hangi oturumda hangi tekniklerin hangi biçimde çocuğa sunulacağı, olası sorunlarla karşılaşıldığı zaman ne yapılabileceği gibi konularda terapistlere rehberlik ediyor. Korku Avcısı Çalışma Kitabı ise içerisinde terapi sırasında çocukla birlikte okunup yapılacak eğlenceli örneklerin, etkinliklerin olduğu bir kitaptır” dedi.</p>
<p>Program içerisinde kullanılan tekniklere de değinen Prof. Dr. Tekinsav Sütcü, “Yetişkinlerde de kullanılan kendini izleme, psiko-eğitim, gevşeme eğitimi, bilişsel yeniden yapılandırma, yüzleştirme gibi teknikleri kullanıyoruz. Fakat Korku Avcısını bu tekniklerin kullanıldığı başka terapilerden ayıran esas yardımcı tekniklerimiz mevcuttur. Bunlardan bir tanesi programda model olacak bir kahramanın olmasıdır. Terapide bazı kavram ve teknikler çizgi karakter olan bu kahramanın ağzından anlatılmaktadır” dedi.</p>
<p>Araş. Gör. Aslıhan Tuncel, ebeveyn oturumlarına değinerek “Korku Avcısı programı kapsamında ebeveynle 3 oturumda çalışılmaktadır. Bunlardan ilkini çocukla seanslara başlamadan hemen önce gerçekleştiriyoruz. İkincisini çocukla iki seansı tamamladıktan sonra, son ebeveyn oturumunu da aslında yüzleştirme alıştırmalarına geçmeden hemen önce yedinci oturum arifesinde gerçekleştiriyoruz” dedi.</p>
<p>Araş. Gör. Gizem Gedik ise, konuşmasında Korku Avcısı Programının etkililik çalışmalarından bahsetti. Araş. Gör. Gedik, “Korku Avcısı tedavi programının etkililiğinin incelendiği iki çalışmada da, Korku Avcısı programının çocuklarda kaygı bozukluğu semptomlarını azaltmada anlamlı düzeyde etkili olduğu gözlemlenmiştir” dedi</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-tekinsav-sutcu-korku-avcisi-bireysel-olarak-uygulanan-yapilandirilmis-bir-terapi-programidir-444928">Prof. Dr. Tekinsav Sütcü, &#8221; Korku Avcısı, bireysel olarak uygulanan yapılandırılmış bir terapi programıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Alia Park, Atla Terapi ve Rehabilitasyon Merkezi&#8217; Hizmete Açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alia-park-atla-terapi-ve-rehabilitasyon-merkezi-hizmete-acildi-408299</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Sep 2023 12:24:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alia]]></category>
		<category><![CDATA[atla]]></category>
		<category><![CDATA[hizmete]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[park]]></category>
		<category><![CDATA[rehabilitasyon]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=408299</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aliağa Belediyesi’nin engelli bireylerin sosyal, psikolojik ve fiziksel kabiliyetlerini artırabilmelerine yardımcı olmak amacıyla Çaltılıdere Mahallesi’nde projelendirdiği ‘Alia Park, Atla Terapi ve Rehabilitasyon Merkezi’ vatandaşların katılımıyla hizmete açıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alia-park-atla-terapi-ve-rehabilitasyon-merkezi-hizmete-acildi-408299">&#8216;Alia Park, Atla Terapi ve Rehabilitasyon Merkezi&#8217; Hizmete Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aliağa Belediyesi’nin engelli bireylerin sosyal, psikolojik ve fiziksel kabiliyetlerini artırabilmelerine yardımcı olmak amacıyla Çaltılıdere Mahallesi’nde projelendirdiği ‘Alia Park, Atla Terapi ve Rehabilitasyon Merkezi’ vatandaşların katılımıyla hizmete açıldı.</p>
<p>At destekli terapinin yanı sıra kurumsal atlı gezinti ve bireysel atlı gezintilerin de yapılabildiği, cafe- restaurant ve çocuk oyun alanlarının bulunduğu tesis, vatandaşlardan tam not aldı. Şenlik havasında gerçekleşen açılışta, çocuklar atlı gezinti yapmanın mutluluğunu yaşarken büyükler Pony Cafe – Restaurant’ın sunduğu lezzetli yiyecek ve içeceklerin keyfini çıkardı. Ailelerle bol bol sohbet eden Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, küçüklerle de yakından ilgilendi.</p>
<p>Son 9 yılda sağlıktan spora, kültürden sanata, sosyal yaşamdan turizme kadar birçok alanda önemli projeleri hayata geçiren Aliağa Belediyesi, Çaltılıdere Mahallesi&#8217;nde 6 bin 689 metrekarelik proje alanında 2 bin 120 metrekare kapalı alana sahip ‘Alia Park, Atla Terapi ve Rehabilitasyon Merkezi’nin yapımını da tamamlayarak hizmete sundu. Başkan Serkan Acar’ın &#8216;Herkes için yaşanılabilir kent&#8217; vizyonu çerçevesinde engelli vatandaşların rehabilitasyon ihtiyaçlarını karşılamak ve iyileşme süreçlerini hızlandırmak amacıyla hayata geçirilen Avrupa standartlarındaki tesis, sadece Aliağa’ya değil bölgeye de hizmet vermeye hazır hale getirildi.  </p>
<p><b>Engelli Bireyler İçin Tüm Olanaklar Sunuluyor</b><br />‘Alia Park, Atla Terapi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde uygulanacak Atla Terapi programı, özel çocukların sosyalleşme ve iletişim becerilerini destekleyeceği gibi nörolojik, fizyolojik ve psikolojik olarak da gelişimlerini destekleyecek. Engelli bireylerin aileleri ile birlikte keyifle vakit geçirebilecekleri tesiste;  Çocuk Oyun Alanları, Bireysel Eğitim Odaları, Ergoterapi Odası, Dil Konuşma Terapisi, Engelli Mutfak Atölyesi, Fizik Tedavi Merkezi, Padok, Grup Eğitim Odası, Tek Katlı Ahır, Otopark, Seyir Terası, Kafeterya, Günübirlik Dinlenme Alanları ile Tek Katlı &#8216;Rehabilitasyon Merkezi ve Yönetim Binası&#8217; bulunuyor.  </p>
<p><b>Terapi ve Gezinti Atları Çocukların Mutluluğunu Katlıyor</b><br />7 tane terapi ve gezinti atın bulunduğu ‘Alia Park, Atla Terapi ve Rehabilitasyon Merkezi&#8217;nde salı, çarşamba, perşembe ve cuma günleri engelli çocuklara 09.00 – 17.30 saatleri arasında ücretsiz olarak atla terapi desteği veriliyor. Cumartesi ve pazar günleri 09.30 – 18.00 saatleri arasında bireysel, cumartesi günleri ise 12.00 – 14.00 saatleri arasında kurumsal atlı gezintiler yapılabiliyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alia-park-atla-terapi-ve-rehabilitasyon-merkezi-hizmete-acildi-408299">&#8216;Alia Park, Atla Terapi ve Rehabilitasyon Merkezi&#8217; Hizmete Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hiwell&#8217;den sınav kaygısına yönelik özel terapi Aile baskısı ve başarısızlık korkusu sınav kaygısını artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hiwellden-sinav-kaygisina-yonelik-ozel-terapi-aile-baskisi-ve-basarisizlik-korkusu-sinav-kaygisini-artiriyor-2-379466</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jun 2023 07:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[başarısızlık]]></category>
		<category><![CDATA[baskısı]]></category>
		<category><![CDATA[hiwellden]]></category>
		<category><![CDATA[kaygısına]]></category>
		<category><![CDATA[kaygısını]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=379466</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haziran ayında, 3 milyondan fazla öğrenci gelecekleri için çok önemli bir dönüm noktası olan sınavlara girmeye hazırlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hiwellden-sinav-kaygisina-yonelik-ozel-terapi-aile-baskisi-ve-basarisizlik-korkusu-sinav-kaygisini-artiriyor-2-379466">Hiwell&#8217;den sınav kaygısına yönelik özel terapi Aile baskısı ve başarısızlık korkusu sınav kaygısını artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haziran ayında, 3 milyondan fazla öğrenci gelecekleri için çok önemli bir dönüm noktası olan sınavlara girmeye hazırlanıyor. Gençler üzerinde büyük bir baskı yaratan sınavlar ve başarısız olma düşüncesinin oluşturduğu kaygı, öğrencilerin özgüvenlerini de olumsuz etkileyebiliyor. Online Terapi Platformu Hiwell, gençlere yönelik, sınav odaklı özel terapi programlarıyla hazırlık ve sınav sürecinde öğrencilerin kaygılarını azaltmasına ve başarılarını artırmalarına destek oluyor.</strong></p>
<p>Yükseköğretime Geçiş Sınavı ve Liselere Geçiş Sistemi sınavına büyük hızla yaklaşırken pek çok öğrenci, yüksek kaygı sorunuyla karşı karşıya. Özellikle sınav tarihi yaklaşırken; sadece sınava çalışmak, sosyalleşmemek, uyku ve yeme düzenini bozmanın hem zihinsel hem de fiziksel etkileri olabileceğini belirten Hiwell Online Terapi Platformu Uzman Klinik Psikoloğu Şebnem Göker, sınav kaygısı yaşayan gençler ve aileleri için önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>KONUŞMAK ÇÖZÜME GİDEN İLK ADIM</strong></p>
<p>Klinik Psikolog Göker, “Uyku, beslenme zihin ve beden için ne kadar önemliyse, sosyal yaşam da ruh için o kadar değerli. Gençlerin içinde olduğu bu korku ve kaygı durumunu aileleriyle, rehber öğretmeniyle, uzman psikologla veya güvendiği bir yetişkinle paylaşmaları onlar için çok faydalı. Konuşmak, paylaşımda bulunmak ve keyifli vakit geçirmek motivasyonlarını da artıracaktır” dedi.</p>
<p><strong>“SINAV, YEGÂNE ODAK NOKTASI OLMASIN”</strong></p>
<p>Sınav zamanlarında ‘Sadece ders çalışmalısın, dikkatini dağıtacak şeylerden uzaklaşmalısın.’ gibi kısıtlamalarla sıkça karşılaşıldığını da söyleyen Göker, “Bu dönemde sadece sınava, ders çalışmaya odaklanmak, gelecekle ilgili olumsuz düşüncelere sebep oluyor ve performans kaygısını tetikliyor. Sınava hazırlanan kişinin sosyalleşmeye ve düzenli yaptığı ne varsa yapmaya devam etmesi verimliliği de artırıyor. Burada en kritik nokta, öğrencinin bir planlamayla zaman yönetimini yapabilmesi. Bu öğrencinin hem hedefine ulaşması için hem de ruhunu, bedenini ve zihnini dinlendirmesi için kendine zaman ayırmasını sağlayacaktır. Sınavı, hayatın odak noktası yapmaktansa öğrencinin kendine en uygun planlamayla spor yapması, arkadaşlarıyla ve ailesiyle birlikte zaman geçirmesi, bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatmanın en önemli yollarından biri” diye konuştu. </p>
<p><strong>SINAV ANINDA YAPILMASI GEREKEN EGZERSİZ</strong></p>
<p>Son dönemeçte en önemli anın, sınav anı olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Şebnem Göker, sınavda yaşanabilecek kaygının üstesinden gelinmesi için öğrencilere şu tavsiyelerde bulundu:</p>
<p>“Sınav anında derin nefesler alarak kendiniz için hazırladığınız olumlu cümleleri hatırlayın. Eğer odağınız dağılırsa ve başkalarını ya da zamanı sıkça kontrol ettiğinizi fark ederseniz, derin nefesler alın ve görebildiğiniz beş nesneyi kendinize telaffuz edin. Ellerinizi karnınıza koyarak üç kez derin nefes alıp verin ve bu sırada karnınızın hareketine odaklanın. Kendinizi boşlukta hissettiğinizde gözlerinizi kapatın ve çok mutlu olduğunuz anı, sevdiğiniz kişileri düşünün. Çok kaygılandığınızda ve dikkatiniz dağıldığında yapacağınız bu bir dakikalık kısa egzersizler, sakinleşmenize yardımcı olacaktır. Böylece sorulara daha kolay odaklanabilir ve süreci sağlıklı bir şekilde tamamlayabilirsiniz.”</p>
<p><strong>TERAPİ DESTEĞİ İLE KAYGIDAN UZAKLAŞIN VE BAŞARIYA ULAŞIN</strong></p>
<p>Pek çok durumda aile ve öğrenci ne kadar çabalasa ve çeşitli yöntemler denese de kaygı seviyesini düşüremez. Böyle durumlarda gençler için uzman psikolog desteği çok değerli bir çözüm olabilir. Uzmanlar tarafından kişiye özel seanslarla yine kişiye özel yöntem ve çözümlerin getirilmesinin de mümkün olduğunu söyleyen Hiwell kurucusu Ali Ozan Özçiçek, “Hem uzman psikologlarımızın bize sağladığı bildirimler hem de danışanlarımızdan aldığımız yönlendirmeler bize gösterdi ki sınav kaygı gençler için en önemli sorunlardan biri. Bizler de Hiwell olarak, uzmanlarımızla birlikte sınav kaygısına yönelik bir program hazırlama kararı aldık. Bu programda, öğrencilerin yararlanabileceği genel geçer yöntemleri paylaşan uzman psikologlarımız, kişiye özel yöntemler geliştirerek gerekli durumlarda aile görüşmeleriyle öğrenci ve ebeveynlere destek sağlıyor. Bu konu kapsamında özel bir program çıkarmış olduğumuz için mutluyuz ve binlerce gencimize destek olabileceğimiz inanıyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hiwellden-sinav-kaygisina-yonelik-ozel-terapi-aile-baskisi-ve-basarisizlik-korkusu-sinav-kaygisini-artiriyor-2-379466">Hiwell&#8217;den sınav kaygısına yönelik özel terapi Aile baskısı ve başarısızlık korkusu sınav kaygısını artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ozon terapi diyabetin olumsuz etkilerini azaltıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ozon-terapi-diyabetin-olumsuz-etkilerini-azaltiyor-375746</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 May 2023 10:16:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetin]]></category>
		<category><![CDATA[etkilerini]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[ozon]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=375746</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada milyonlarca kişiyi etkileyen diyabet hastalığında komplikasyonlarının tedavisinde en etkili tamamlayıcı tıp yöntemlerinden biri olan ozon terapi, kan dolaşımını arttırırken, dokulara daha çok oksijen gitmesini sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozon-terapi-diyabetin-olumsuz-etkilerini-azaltiyor-375746">Ozon terapi diyabetin olumsuz etkilerini azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyada milyonlarca kişiyi etkileyen diyabet hastalığında komplikasyonlarının tedavisinde en etkili tamamlayıcı tıp yöntemlerinden biri olan ozon terapi, kan dolaşımını arttırırken, dokulara daha çok oksijen gitmesini sağlıyor. Ozon terapinin hücresel metabolizmayı artırarak şeker hastalarında yoğun egzersizin yarattığı faydalı etkiye benzer bir etki oluşturduğunu, dokuların enerji açığının giderildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sadi Kayıran, “Ozon terapi, insülin hormonunun yaptığı bir dizi fonksiyonu oluşturuyor. Şeker hastalarında çok sık görülen susuzluk hissini, idrara çıkma sıklığını, ağız kuruluğunu, cilt kaşıntılarını, el ve ayak yanmalarını azaltıyor. Düzenli ozon tedavisi sonrası hastaların ilaç dozları ve kullanmaları gereken insülin miktarı azalıyor. Bağışıklık sistemini düzenlediğinden ve direnci arttırdığından şeker hastalarında çok sık görülen ayak enfeksiyonlarını, idrar yolları enfeksiyonlarını ve yaraları tedavi ediyor” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p> </p>
<p>Dünyada diyabetik olan bireylerin sayısı giderek artıyor. Dünyada 2000 yılında 171 milyon olan diyabetli sayısının 2030 yılında 366 milyon olması bekleniyor. Türkiye’de de diyabetli sayısının 5 milyona yaklaştığını hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sadi Kayıran, “Hareketsiz yaşam tarzının artması, aşırı obezite, sağlıklı olmayan beslenme alışkanlıkları diyabetin görülme sıklığını artırıyor” dedi. </p>
<p>Şeker hastalığının önemli komplikasyonlarından biri olan ve diyabetin yarattığı olumsuz zeminde gelişen diyabetik ayak ülserleri, iyileşmeyen yara ve kangren nedeniyle ekstremite, hatta hayat kaybına yol açabilen ciddi olgular olduğunu söyleyen Dr. Sadi Kayıran, “Tüm diyabetlilerin yüzde 15’i hayatları boyunca bir kez diyabetik ayak sorunu yaşarlar. Travma dışı amputasyonların yüzde 50’si diyabetik ayak nedenidir. Kan kimyasında değişimler, damarsal yapılarda bozulmalar ve periferik sinirlerde bozulmalar” olduğunu paylaştı.</p>
<p><strong>Diyabet belirtileri dikkate alınmalı</strong></p>
<p>Aşırı susama, sık idrara çıkma, yorgunluk ve açıklanamayan kilo kaybının sık görülen belirtiler olmakla birlikte bazen de hiçbir belirtisinin olmadığının altını çizen Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sadi Kayıran, “Belirtilerden biri veya birkaçı var ise vakit geçirmeden bir sağlık kuruluşuna gidilmeli. Tip 1 diyabetin ortaya çıkışı genelde ani ve dramatik olur. Tip 1 diyabetin belirtileri daha az sıklıkta ama aynı biçimde tip 2 diyabetli kişilerde de olabilir. Tip 2 diyabetin ortaya çıkışı daha yavaştır ve bu yüzden tespiti de daha zordur. Bazı tip 2 diyabetli kişilerde hiçbir erken belirti görülmez ve başlangıçtan birkaç yıl sonra çeşitli diyabet komplikasyonları varlığıyla teşhis koyulur” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ozon terapi damar ve şeker metabolizmasının düzenlenmesini destekliyor</strong></p>
<p>Diyabet hastalarında ozon terapinin etkin olduğunun bilindiğini ve genelde prediyabet hastalarında ve insülin direnci olan hastalarda oldukça yararlı bir tedavi süreci olduğunun altını çizen Dr. Sadi Kayıran, “Ozon terapi için herhangi bir yaş sınırlaması yok. Sadece gebelerde uygulanmıyor. Tedavinin etkin ve faydalı olması için en az 8-10 seans tedavi gerekiyor. Ozon terapi uygulamaları antioksidan sistemi güçlendirdiği için vücudun enerji döngüsüne önemli bir katkı sağlamakta ve bu sayede hastalıklar ile mücadelede olumlu etlkileri olmaktadır. Ozon terapi yara üzerindeki doku oksijenizasyonunu arttırır, damar ve şeker metabolizmasının düzenlenmesine ve immün sistemi güçlendirdiğinden enfeksiyonla mücadelede yardımcı olur” dedi.</p>
<p><strong>Diyabet hastalarının tedavisine ozon terapisi eklemek yaşam kalitesini artırıyor</strong></p>
<p>Diyabet tedavisinde en önemli hususlardan birisi dokulara daha fazla oksijen ulaştırmak olduğunu ifade eden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sadi Kayıran, “Ozon terapinin uygulandığı diyabet hastaları, tedaviye ek olarak bir süre boyunca beslenme programında doktorun önerileri doğrultusunda sağlıklı değişiklikler yaparlarsa, özellikle de sebze ağırlıklı beslenirlerse vücutta herhangi bir dokuda, uzuvda kangren oluşumuna neden olacak doku kaybının engellendiği görülüyor. Vücudun oksijen miktarının artarak hastanın metabolik hızının ve enerjiyi kullanma verimliliğinin de artmasıyla vücudun kan şekerini daha iyi kullanması sağlanabiliyor. Diyetine dikkat eden, bağışıklık sitemini dengede tutan, ilaçlarını düzenli kullanan, egzersiz yapan ve ozon terapi alan diyabet hastalarının yaşam kalitesi yüksek olduğu görülüyor” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozon-terapi-diyabetin-olumsuz-etkilerini-azaltiyor-375746">Ozon terapi diyabetin olumsuz etkilerini azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hiwell&#8217;den sınav kaygısına yönelik özel terapi Aile baskısı ve başarısızlık korkusu sınav kaygısını artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hiwellden-sinav-kaygisina-yonelik-ozel-terapi-aile-baskisi-ve-basarisizlik-korkusu-sinav-kaygisini-artiriyor-373596</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 May 2023 11:44:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[başarısızlık]]></category>
		<category><![CDATA[baskısı]]></category>
		<category><![CDATA[hiwellden]]></category>
		<category><![CDATA[kaygısına]]></category>
		<category><![CDATA[kaygısını]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373596</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haziran ayında, 3 milyondan fazla öğrenci gelecekleri için çok önemli bir dönüm noktası olan sınavlara girmeye hazırlanıyor. Gençler üzerinde büyük bir baskı yaratan sınavlar ve başarısız olma düşüncesinin oluşturduğu kaygı, öğrencilerin özgüvenlerini de olumsuz etkileyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hiwellden-sinav-kaygisina-yonelik-ozel-terapi-aile-baskisi-ve-basarisizlik-korkusu-sinav-kaygisini-artiriyor-373596">Hiwell&#8217;den sınav kaygısına yönelik özel terapi Aile baskısı ve başarısızlık korkusu sınav kaygısını artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haziran ayında, 3 milyondan fazla öğrenci gelecekleri için çok önemli bir dönüm noktası olan sınavlara girmeye hazırlanıyor. Gençler üzerinde büyük bir baskı yaratan sınavlar ve başarısız olma düşüncesinin oluşturduğu kaygı, öğrencilerin özgüvenlerini de olumsuz etkileyebiliyor. Online Terapi Platformu Hiwell, gençlere yönelik, sınav odaklı özel terapi programlarıyla hazırlık ve sınav sürecinde öğrencilerin kaygılarını azaltmasına ve başarılarını artırmalarına destek oluyor.</strong></p>
<p>Yükseköğretime Geçiş Sınavı ve Liselere Geçiş Sistemi sınavına büyük hızla yaklaşırken pek çok öğrenci, yüksek kaygı sorunuyla karşı karşıya. Özellikle sınav tarihi yaklaşırken; sadece sınava çalışmak, sosyalleşmemek, uyku ve yeme düzenini bozmanın hem zihinsel hem de fiziksel etkileri olabileceğini belirten Hiwell Online Terapi Platformu Uzman Klinik Psikoloğu Şebnem Göker, sınav kaygısı yaşayan gençler ve aileleri için önerilerde bulundu.</p>
<p> </p>
<p><strong>KONUŞMAK ÇÖZÜME GİDEN İLK ADIM</strong></p>
<p>Klinik Psikolog Göker, “Uyku, beslenme zihin ve beden için ne kadar önemliyse, sosyal yaşam da ruh için o kadar değerli. Gençlerin içinde olduğu bu korku ve kaygı durumunu aileleriyle, rehber öğretmeniyle, uzman psikologla veya güvendiği bir yetişkinle paylaşmaları onlar için çok faydalı. Konuşmak, paylaşımda bulunmak ve keyifli vakit geçirmek motivasyonlarını da artıracaktır” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>“SINAV, YEGANE ODAK NOKTASI OLMASIN”</strong></p>
<p>Sınav zamanlarında ‘Sadece ders çalışmalısın, dikkatini dağıtacak şeylerden uzaklaşmalısın.’ gibi kısıtlamalarla sıkça karşılaşıldığını da söyleyen Göker, “Bu dönemde sadece sınava, ders çalışmaya odaklanmak, gelecekle ilgili olumsuz düşüncelere sebep oluyor ve performans kaygısını tetikliyor. Sınava hazırlanan kişinin sosyalleşmeye ve düzenli yaptığı ne varsa yapmaya devam etmesi verimliliği de artırıyor. Burada en kritik nokta, öğrencinin bir planlamayla zaman yönetimini yapabilmesi. Bu öğrencinin hem hedefine ulaşması için hem de ruhunu, bedenini ve zihnini dinlendirmesi için kendine zaman ayırmasını sağlayacaktır. Sınavı, hayatın odak noktası yapmaktansa öğrencinin kendine en uygun planlamayla spor yapması, arkadaşlarıyla ve ailesiyle birlikte zaman geçirmesi, bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatmanın en önemli yollarından biri” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p><strong>EBEVEYNLERE ÖNERİLER</strong></p>
<p>Öğrencilerin, sınavdan olumsuz sonuç almaları durumunda ailelerinin vereceği tepkiden de korktuklarını belirten Göker, “Sınavı kazanamazsam ailem çok kızar’ diye fikir yürütmek öğrencide baskı kurarak kaygı oluşmasına neden olur. Kaygı, bazı durumlarda yaşanması çok normal bir duygu. Aileler, endişe etmenin de bir amacı olduğunu herkesin zaman zaman bu duyguyu hissedebileceğini çocuklarına anlatmalı” dedi.</p>
<p>Göker, yaşanan kaygı duygusunu yatıştırmak için ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte yapması gereken bazı yöntemler de paylaştı:</p>
<ul>
<li>Birlikte nefes alıp vererek çocuğun sakinleşmesine destek olun. </li>
<li>Pek çok çocuk kaygı duymak hakkında da kaygılanır. Çocuğunuzun yaşadıklarını anladığınızı ifade edin ve onlara empatiyle yaklaşın.</li>
<li>Birlikte 10-15 dakikalık bir ‘endişe zamanı’ oluşturun. Bu zamanda endişelerini özgürce ifade edebilmeleri için çocuklarınızı teşvik edin.</li>
<li>Kaygılı çocuklar, onları kaygılandıran durumlardan kaçınabilirler. Ders çalışmamak, okula gitmemek, denemelere girmemek gibi kaçınma davranışları gösterebilirler. Böyle bir durum gözlemlediğinizde bir uzmandan destek alın.</li>
<li>Çocuğunuz kaygılandığında kendinizi suçlu hissetmeyin. Siz, çocuğunuza endişeleriyle baş etmesi için destek olan, harika fikirler veren yeterli bir ebeveynsiniz.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>TERAPİ DESTEĞİ İLE KAYGIDAN UZAKLAŞIN VE BAŞARIYA ULAŞIN</strong></p>
<p>Pek çok durumda aile ve öğrenci ne kadar çabalasa ve çeşitli yöntemler denese de kaygı seviyesini düşüremez. Böyle durumlarda gençler için uzman psikolog desteği çok değerli bir çözüm olabilir. Uzmanlar tarafından kişiye özel seanslarla yine kişiye özel yöntem ve çözümlerin getirilmesinin de mümkün olduğunu söyleyen Hiwell kurucusu Ali Ozan Özçiçek, “Hem uzman psikologlarımızın bize sağladığı bildirimler hem de danışanlarımızdan aldığımız yönlendirmeler bize gösterdi ki sınav kaygı gençler için en önemli sorunlardan biri. Bizler de Hiwell olarak, uzmanlarımızla birlikte sınav kaygısına yönelik bir program hazırlama kararı aldık. Bu programda, öğrencilerin yararlanabileceği genel geçer yöntemleri paylaşan uzman psikologlarımız, kişiye özel yöntemler geliştirerek gerekli durumlarda aile görüşmeleriyle öğrenci ve ebeveynlere destek sağlıyor. Bu konu kapsamında özel bir program çıkarmış olduğumuz için mutluyuz ve binlerce gencimize destek olabileceğimiz inanıyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hiwellden-sinav-kaygisina-yonelik-ozel-terapi-aile-baskisi-ve-basarisizlik-korkusu-sinav-kaygisini-artiriyor-373596">Hiwell&#8217;den sınav kaygısına yönelik özel terapi Aile baskısı ve başarısızlık korkusu sınav kaygısını artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Narlıdere&#8217;de Otizmli Bireylere Sanatla Terapi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/narliderede-otizmli-bireylere-sanatla-terapi-365921</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Apr 2023 09:40:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bireylere]]></category>
		<category><![CDATA[narlıderede]]></category>
		<category><![CDATA[otizmli]]></category>
		<category><![CDATA[sanatla]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365921</guid>

					<description><![CDATA[<p>Narlıdere Belediyesi Engelli ve Sosyal Yardımlaşma Birimi, otizmli bireylerin yaratıcılıklarını geliştirmek ve sosyal hayatta daha aktif olmalarını sağlamak için Sanat Terapi etkinliği düzenledi. Seramik Hamuru Etkinliği ile yeni bir şeyler oluşturmanın heyecanını yaşayan otizmli bireyler, hayal dünyalarını seramikle gerçeğe dönüştürmenin keyfini yaşadı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/narliderede-otizmli-bireylere-sanatla-terapi-365921">Narlıdere&#8217;de Otizmli Bireylere Sanatla Terapi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>Narlıdere Belediyesi Engelli ve Sosyal Yardımlaşma Birimi, otizmli bireylerin yaratıcılıklarını geliştirmek ve sosyal hayatta daha aktif olmalarını sağlamak için Sanat Terapi etkinliği düzenledi. Seramik Hamuru Etkinliği ile yeni bir şeyler oluşturmanın heyecanını yaşayan otizmli bireyler, hayal dünyalarını seramikle gerçeğe dönüştürmenin keyfini yaşadı.  </i></b></p>
<p>Narlıdere Belediyesi, otizmli bireylerin sosyal hayatta aktif olmalarını sağlamak ve kendilerini geliştirmelerine yardımcı olmak için gerçekleştirdiği eğitim faaliyetlerine devam ediyor. Narlıdere Belediyesi Engelli ve Sosyal Yardımlaşma Birimi bu kapsamda, otizmli bireylerin el, göz koordinasyonu ve psikomotor becerilerinin gelişmesine katkı sağlamak için ‘Sanat Terapi’ etkinliği düzenledi. Narlıdere Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliğe katılan otizmli bireyler; uzmanlar ve gönüllülerin eşliğinde yeni bir şeyler ortaya çıkarmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşadı.</p>
<p><b>“HER ZAMAN YANLARINDAYIZ”</b></p>
<p>Engelli ve Sosyal Yardımlaşma Birim Sorumlusu Psikolog Ayça Gül Danış, ‘Sanat Terapi’ adı altında gerçekleştirdikleri Seramik Hamuru Etkinliği’nin otizmli bireylere duygusal rahatlama sağladığını belirterek, “Seramik Hamuru Etkinliği ile otizmli bireylerimizin el, göz koordinasyonu ve psikomotor becerilerinin gelişmesine yardımcı olmayı amaçladık. Otizmli dostlarımız burada gerçekleştirdikleri parmak ucu egzersizleri ile parmak uçlarında bulunan sinir hücrelerinin harekete geçmesini sağladılar. Seramik yaparken duygusal rahatlama meydana yaşadılar ve yeni bir şey oluşturmanın heyecanını hissettiler” dedi. Sanatın dile getirilmekte zorlanılan duygu ve düşünceleri açığa çıkardığını da belirten Psikolog Ayça Gül Danış, “Otizmli bireylerimiz burada hem sosyalleştiler hem de çok yönlü gelişimlerine katkı sağladılar. Onlar için düzenlediğimiz yoga, resim ve dans kurslarıyla her zaman yanlarında olmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/narliderede-otizmli-bireylere-sanatla-terapi-365921">Narlıdere&#8217;de Otizmli Bireylere Sanatla Terapi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
