<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>temas | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/temas/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/temas</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Apr 2026 10:04:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>temas | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/temas</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Polenler yükseldi, çocuklarda şikayetler arttı, ancak…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/polenler-yukseldi-cocuklarda-sikayetler-artti-ancak-624351</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 10:04:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[arttı]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[böcek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kaşıntı]]></category>
		<category><![CDATA[polen]]></category>
		<category><![CDATA[polenler]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[şikayetler]]></category>
		<category><![CDATA[temas]]></category>
		<category><![CDATA[yükseldi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624351</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğanın canlandığı ve havaların ısındığı bahar ayları, bazı çocuklar için alerji mevsiminin başlangıcı anlamına geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polenler-yukseldi-cocuklarda-sikayetler-artti-ancak-624351">Polenler yükseldi, çocuklarda şikayetler arttı, ancak…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doğanın canlandığı ve havaların ısındığı bahar ayları, bazı çocuklar için alerji mevsiminin başlangıcı anlamına geliyor. Bu dönemde artan polen ve çevresel etkenler, çocuklarda alerjik şikâyetlerin belirgin şekilde artmasına neden olabiliyor.<strong> </strong>Çocuklarda en sık burun akıntısı, burun kaşıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler görülüyor. Bu tablo, halk arasında saman nezlesi olarak bilinen “mevsimsel alerjik rinit”ten kaynaklanabiliyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu,</strong> bahar alerjisinin sadece polenlerden ibaret olmadığını belirterek, “Küf sporları, ev içi alerjenler, böcek sokmaları ve güneş maruziyeti de alerjik reaksiyonları tetikleyebilir. Bahar aylarında artan bitki ve böcek temasının yanı sıra güneşe maruz kalmak, bazı çocuklarda ciltte kaşıntılı döküntüler, kızarıklık ve kabarıklık şeklinde alerjik reaksiyonlara yol açabilir.  Bu nedenle, bahar aylarında çocuklarda oluşan şikayetlerin doğru değerlendirilmesi ve gerektiğinde bir uzmana başvurulması son derece önemlidir” diyor.  <strong>Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, </strong>bahar mevsiminde çocuklarda alerjiyi tetikleyen 8 etkeni anlattı ve ailelere önemli önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>POLENLER</strong></p>
<p>Ağaç, çim ve yabani ot polenleri bahar alerjilerinin en yaygın nedenini oluşturuyor. Ülkemizde polen alerjisi belirtilerinin genellikle ilkbaharda başladığını vurgulayan Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, “İlkbaharda ağaç ve çim polenleri, yaz sonu ve sonbahar başında ise yabani ot polenleri öne çıkar. Sabah saatlerinde yabani ot polenleri yoğunluğu en yüksek seviyeye ulaşır. Buna karşılık, ağaç ve çim polenleri ise genellikle öğleden sonra ve akşam saatlerinde daha yoğun olur. Sıcak ve rüzgarlı günlerde polen miktarı hızla artar. Yağmur polenleri geçici olarak temizlese de yağmur sonrasında miktar yeniden yükselir” diyor. Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu,  diğer mevsimlerde şikâyeti olmayan çocuklarda belirtilerin bu dönemlerde ortaya çıkmasının polen alerjisinden kaynaklanabileceğine işaret ediyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?<br /> </strong>• Hava durumu uygulamalarından polen uyarılarını takip edin.<br /> • Polenin yoğun olduğu sabah erken saatlerde ve rüzgarlı havalarda dışarı çıkarmayın; mecbursanız kısa süre kalın.<br /> • Dışarıdan eve döndüğünüzde kıyafetlerini değiştirin ve duş aldırın.<br /> • Dışarı çıkarken gözlük ve maske kullanın.<br /> • Evde camları kapalı tutun; mümkünse polen filtreli klima, hava temizleyici veya HEPA filtreli süpürge kullanın.<br /> • Çim biçildikten sonraki 1–2 saat polen yoğunluğu en yüksek olduğundan evde kalın ve pencereleri kapalı tutun.</p>
<p><strong>KÜF SPORLARI</strong></p>
<p>Bahar aylarında sıcaklıkların artması, yağışların çoğalması, kıştan kalan ve çürüyen bitki atıkları nedeniyle küf sporları belirgin şekilde artıyor. Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, bu mikroskobik sporların bazı dönemlerde polenlerden bile daha yüksek seviyelere ulaşabildiği ve alerji, astım ile solunum yolu şikâyetlerini tetikleyebildiği uyarısında bulunarak, “Küf sporları özellikle nemli toprakta, ıslak yaprak yığınlarında ve ev içindeki nemli ortamlarda kolayca çoğalabilir” diyor.<br /><strong>Nasıl önlem almalı? </strong><br /> • Evinizi iyi havalandırın, odalardaki nemi yüze 50’nin altında tutun ve su sızıntılarını giderin.<br /> • Ev içinde HEPA filtreli hava temizleyiciler kullanın.<br /> • Dışarıda nemli ortamlarda uzun süre kalmamasına dikkat edin; gerekiyorsa maskeden faydalanın.<br /> • Bahçe işlerinde çürümüş yapraklarla temas ederken dikkatli olun. <br /><strong>EVCİL HAYVAN TÜYLERİ</strong></p>
<p>Havanın ısınmasıyla birlikte birçok evcil hayvan kışlık tüylerini döküyor; bu da ev ortamındaki alerjen miktarını artırıyor.<br /> <br /><strong>Nasıl önlem almalı? </strong></p>
<p> • Evcil hayvanları düzenli tarayın ve tüylerini toplayın.<br /> • Evde tüy birikmesini azaltmak için sık sık süpürün; HEPA filtreli süpürge tercih edin.<br /> • Evcil hayvanları yatak odası gibi sık kullanılan alanlardan uzak tutun.<br /> • Ellerini sık yıkayın ve evcil hayvanlarla temastan sonra yüzüne dokunmamasına özen gösterin.<br /> <br /><strong>TOZ AKARLARI</strong><br /> <br /> Toz akarları yıl boyunca evde bulunuyor, ancak bahar temizliği sırasında havaya karışan toz alerji belirtilerini artırabiliyor.<br /> <br /><strong>Nasıl önlem almalı?<br /> </strong>• Bahar temizliği sırasında tozlu alanlardan uzak tutun veya evde bulunmamasına dikkat edin.<br /> • Yatak çarşafları, yastık kılıfları ve nevresimleri haftalık olarak 60°C’de yıkayın ve sıcak kurutucuda kurutun.<br /> • Yatak ve yorganları alerjenlere dayanıklı kılıflarla kaplayın.<br /> • Halı, perde ve koltukları sık süpürün; HEPA filtreli süpürge kullanın.<br /> • Ev içindeki nemi düşük tutmak için nem giderici veya klimalardan destek alın.<br /> • Odasında fazla toz tutan eşya bulundurmayın.<br /> <strong>TEMİZLİK ÜRÜNLERİ</strong></p>
<p>Bahar temizliği sırasında kullanılan bazı kimyasal temizlik ürünleri de alerjiyi tetikleyebiliyor. Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, temizlik ürünlerinin çocuklarda gözlerde kaşıntı, burun akıntısı ve solunum yollarında tahrişe neden olabileceği uyarısında bulunuyor. <br /><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>
<p>• Mümkünse doğal, kimyasal içermeyen temizlik ürünleri kullanın.<br /> • Temizlik yaparken çocuğunuzun o odada bulunmamasına dikkat edin.<br /> • Temizlik sırasında evin iyi havalandırılmasını sağlayın.</p>
<p><strong>BÖCEK ISIRIKLARI VE SOKMALARI</strong></p>
<p>Bahar ve yaz aylarında artan arı, sivrisinek ve diğer böcek sokmaları bazı çocuklarda alerjik reaksiyonlar oluşturabiliyor. Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, böcek ısırığı sonrasında alerjik belirtiler ortaya çıkarsa hemen sağlık kuruluşuna başvurmanızın büyük önem taşıdığına vurgu yapıyor  <br /><strong>Nasıl önlem almalı?</strong><br /> • Böcek yoğunluğu olan alanlarda uzun süre kalmamasına özen gösterin.<br /> • Açık havada uzun kollu giysiler ve kapalı ayakkabılar tercih edin.<br /> • Arı veya böcek yuvalarına yakın durmamasına dikkat edin.<br /> • Arı sokmasına bağlı ciddi alerji (anafilaksi) riski varsa, doktor önerisiyle acil kullanım için yanınızda mutlaka adrenalin oto-enjektörü bulundurun.</p>
<p><strong>GÜNEŞ IŞINLARI </strong></p>
<p>Genellikle ilkbahar veya yaz başında açık havada zaman geçirdikten sonra güneşe maruz kalan bölgelerde ciltte kızarıklık, kaşıntı ve farklı görünümlerde lezyonlar oluşabiliyor. Bu durum çocuklarda rahatsızlık oluşturabiliyor ve yaşam kalitesini düşürebiliyor.<br /> <br /><strong>Nasıl önlem almalı? </strong><br /> • Güneşli saatlerde dışarıda uzun süre kalmamasına özen gösterin.<br /> • Güneşe maruz kalacak olan cilt bölgelerini koruyucu giysilerle örtün; şapka kullanın.<br /> • Güneş kremiyle cildini zararlı UV ışınlarından koruyun; SPF 30 veya üzeri tercih edin. <br /> <br /><strong>BİTKİLER </strong></p>
<p>Bazı çocuklarda bitkilere temas sonrasında ciltte kaşıntılı, kabarık ve kızarıklık şeklinde döküntüler, bazen içi su dolu kabarcıklarla seyreden temas egzaması (kontakt dermatit) gelişebiliyor. Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, “Temas sonrası ciltte döküntü oluşursa, gerekirse hekim kontrolünde uygun kremler veya ilaçlar kullanmanız gerekir” diyor.  <br /><strong>Nasıl önlem almalı?</strong><br /> • Çimenlere temas edecekse; parka, okul bahçesine veya ormanlık alana gitmeden önce uzun kollu giysiler giydirin.<br /> • Bahçede veya doğada oynadıktan sonra ellerini ve cildin açıkta kalan bölgelerini yıkayın. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polenler-yukseldi-cocuklarda-sikayetler-artti-ancak-624351">Polenler yükseldi, çocuklarda şikayetler arttı, ancak…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Hapşu&#8221;ya karşı 5 Süper Güç! Okul ve Kreşlerde Enfeksiyonlardan Nasıl Korunmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hapsuya-karsi-5-super-guc-okul-ve-kreslerde-enfeksiyonlardan-nasil-korunmali-614250</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 07:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonlardan]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[hapşu]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kreşlerde]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[süper]]></category>
		<category><![CDATA[temas]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614250</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda influenza, RSV, adenovirüs ve halk arasında “beta mikrobu” olarak bilinen streptokok enfeksiyonları özellikle son dönemlerde en sık karşılaşılan hastalıklar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hapsuya-karsi-5-super-guc-okul-ve-kreslerde-enfeksiyonlardan-nasil-korunmali-614250">&#8220;Hapşu&#8221;ya karşı 5 Süper Güç! Okul ve Kreşlerde Enfeksiyonlardan Nasıl Korunmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda influenza, RSV, adenovirüs ve halk arasında “beta mikrobu” olarak bilinen streptokok enfeksiyonları özellikle son dönemlerde en sık karşılaşılan hastalıklar. Okul ya da kreş gibi kapalı alanlar, virüs ve bakterilerin daha hızlı yayıldığı ortamlar olduğu için sadece üst solunum yolu enfeksiyonları değil, bronşit ve zatürre gibi alt solunum yolu enfeksiyonları için de risk yaratıyor. Solunum yolu enfeksiyonları en sık; konuşma, öksürme ve hapşırma sırasında havaya yayılan damlacıklar ve enfekte yüzeylerle temas sonucu bulaşıyor. </p>
<p>Kronik hastalığı bulunan çocuklarda ve 2 yaş altı bebeklerde; yüksek ve düşmeyen ateş, beslenme bozukluğu, hızlı solunum, genel durumda belirgin bir zayıflık ile yoğun kusma ve ishal gibi belirtilerin görülmesi halinde gecikmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirten <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Serkan Atıcı, </strong>çocukların sadece hastalandıklarında değil, sağlıklıyken de düzenli kontroller için doktora götürülmesi gerektiğini söylüyor. Bu kontrollerle büyüme gelişmesi, aşı, vitamin ya da demir gibi mineral eksikliklerinin gözden geçirilip gerekli önlemlerin alınması sağlanabiliyor. </p>
<p><strong>Doç. Dr. Atıcı, </strong>soğuk havalarda enfeksiyonlardan korumak için çocukların hayatında bir alışkanlığa dönmesi gereken önerilerini de paylaştı. </p>
<p><strong>1- El Hijyeni: Mis Kokan Eller!</strong></p>
<p>Okul saatlerinde çocukların, kalabalık bir sınıfta mikrobik yükün çok olduğu ortak kullanım alanlarına dokunmaları elbette kaçınılmaz. Ancak bu gibi durumlarda elleri mümkün olduğunca ağız ve buruna temas ettirmemek, teneffüs aralarında elleri yıkamak ya da el dezenfektanı kullanmak hastalıklardan korunmak için son derece önemli. Çocuklarımıza mutlaka doğru el yıkamayı öğretmeli ve el yıkama alışkanlıklarını geliştirmeliyiz.</p>
<p><strong>2- Kağıt Mendil: Biri Çantada, Biri Cepte </strong></p>
<p>Kış aylarında çocuklarınızın kağıt mendil kullanma alışkanlığı edinmelerine yardımcı olun. Montlarının cebinde mutlaka bir adet, çantalarında da bir yedek bulundurun. Hapşırma ya da öksürme gibi durumlarda sadece kağıt mendil kullanmaları ve kullandıktan sonra çöpe atmaları gerektiğini öğretin. </p>
<p><strong>3- Yakın Temas: Sarılıp Öpmelere Bir Süre Ara </strong></p>
<p>Özellikle hasta kişilerin, solunum sekresyonu ile mikrobu yaymasını önlemek için yakın temastan kaçınmaları gerekir. Çünkü solunum yolu enfeksiyonları en çok yakın temas sonucu ağızdan çıkan damlacıklar yoluyla bulaşır.</p>
<p><strong>4- Güçlü Bağışıklık: Sağlıklı Beslen, Mikroplar Zayıflasın </strong></p>
<p>Güçlü bir bağışıklık için sağlıklı beslenme, çocuklar için de önemli bir kural. Bu noktada anne ve babalara 3 büyük görev düşüyor; özellikle kış aylarında çocuklara, kış meyve ve sebzelerini sevdirmek, besin öğelerini dengeli şekilde tüketmelerine destek olmak ve abur cubur gıdalardan uzak durmalarını sağlamak. </p>
<p><strong>5- Burundan Nefes: Sağlıklı Solunumun Tek Yolu  </strong></p>
<p>Burnumuz, soluduğumuz havayı nemlendirerek akciğerlerimize daha temiz bir hava girmesini sağlayıcı filtre görevi görür. Burunda tıkanıklık olduğunda ise, solunum bu kez ağız yoluyla yapılır ve bu da mikrop içeren havanın akciğerlere inmesine neden olur. Unutmayalım ki, kış enfeksiyonları için de burundan nefes almak, güçlü bir koruyucu bariyerdir. Çocuklarınızda gün içinde ağız yoluyla nefes alma alışkanlığı varsa, bunun farklı sebepleri olabileceği için en kısa sürede bir uzmana başvurmayı ihmal etmeyin. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hapsuya-karsi-5-super-guc-okul-ve-kreslerde-enfeksiyonlardan-nasil-korunmali-614250">&#8220;Hapşu&#8221;ya karşı 5 Süper Güç! Okul ve Kreşlerde Enfeksiyonlardan Nasıl Korunmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sarılmak bedeni &#8216;alarm modundan&#8217; çıkarabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sarilmak-bedeni-alarm-modundan-cikarabiliyor-606766</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 11:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Aktive]]></category>
		<category><![CDATA[alarm]]></category>
		<category><![CDATA[bedeni]]></category>
		<category><![CDATA[çıkarabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[modundan]]></category>
		<category><![CDATA[Sarılma]]></category>
		<category><![CDATA[sarılmak]]></category>
		<category><![CDATA[Sinir Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[temas]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606766</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, 21 Ocak Dünya Sarılma Günü dolayısıyla, sarılmanın nörobiyolojik etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sarilmak-bedeni-alarm-modundan-cikarabiliyor-606766">Sarılmak bedeni &#8216;alarm modundan&#8217; çıkarabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, 21 Ocak Dünya Sarılma Günü dolayısıyla, sarılmanın nörobiyolojik etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Sarılma, bedeni biyolojik olarak ‘alarm modundan’ çıkarıyor!</strong></p>
<p>Sarılmanın, basit bir temas gibi görünse de beyin ve sinir sistemi açısından oldukça güçlü bir düzenleyici etkisi olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog İpek Erol, “Nörobiyolojik açıdan bakıldığında sarılma, insan bedenine ‘güvendesin’ mesajı veren en temel uyaranlardan biridir.” dedi.</p>
<p>Sarılma sırasında beyinde başta oksitosin olmak üzere bazı nörokimyasal maddelerin salınımının arttığını aktaran Erol, “Oksitosin, bağlanma, güven ve sakinlik duygusuyla ilişkilidir. Aynı anda stres hormonu olarak bilinen kortizol düzeyi düşmeye başlar. Bu denge değişimiyle birlikte kişi daha sakin, daha bağlı ve daha regüle hisseder. Kalp atışları yavaşlar, nefes derinleşir ve kas gerginliği azalır. Yani sarılma, bedeni biyolojik olarak ‘alarm modundan’ çıkarır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sinir sistemi, sarılma yoluyla gevşeme fırsatı buluyor! </strong></p>
<p>Sarılmanın özellikle parasempatik sinir sistemini aktive ettiğine değinen Klinik Psikolog İpek Erol, “Bu sistem, bedenin dinlenme ve onarım modudur.” dedi.</p>
<p>Günlük yaşamda sürekli tetikte olan sinir sisteminin, sarılma yoluyla kısa süreli de olsa gevşeme fırsatı bulduğunu kaydeden Erol, “Bu yüzden sarıldıktan sonra birçok kişi rahatladığını ya da daha iyi hissettiğini ifade eder. Bu his psikolojik olduğu kadar biyolojiktir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sarılma, duygusal zorlanma dönemlerinde sözel destekten bile daha hızlı yatıştırıcı etki gösterebilir! </strong></p>
<p>Yalnızlığın sadece duygusal bir durum olmadığını vurgulayan Klinik Psikolog İpek Erol, “Beyinde tehdit algısını artıran bir süreçtir. Fiziksel temasın azalması, beynin sosyal güvenlik sinyallerini zayıflatır.” dedi.</p>
<p>Sarılmanın ise bu sinyalleri yeniden aktive ederek kişiye ‘yalnız değilsin’ mesajı verdiğini dile getiren Erol, bu nedenle sarılmanın, özellikle duygusal zorlanma dönemlerinde sözel destekten bile daha hızlı yatıştırıcı etki gösterebileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>İstenmeyen ya da sınır ihlali içeren temas, stres sistemini aktive edebilir! </strong></p>
<p>Çocuklarda sarılmanın, gelişmekte olan sinir sistemi için temel bir düzenleyici olduğunun altını çizen Klinik Psikolog İpek Erol, “Güvenli ve tutarlı fiziksel temas, çocuğun stres sisteminin sağlıklı çalışmasına katkı sağlar. Sarılan çocuk, duygularının fark edildiğini hisseder ve bu deneyim beyninde duygu düzenleme yollarının gelişmesini destekler.” dedi.</p>
<p>Bu çocukların ilerleyen yaşlarda duygularını daha iyi tanıyacağını, sakinleşme becerilerinin daha güçlü olacağını aktaran Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sarılma, çocuk beyninde güven ve sakinlik duygusunu destekleyen güçlü bir düzenleyicidir; ancak etkili ve sağlıklı olabilmesi için sınırlarla birlikte düşünülmeli. İstenmeyen, zorlayıcı ya da ani temas ise tam tersine stres sistemini aktive edebilir. Yani aynı davranış, rıza yoksa beyin tarafından ‘tehdit’ olarak algılanabilir.</p>
<p>Sağlıklı sarılmanın sınır ilkelerinin başında ‘rıza’ gelir. ‘Sarılabilir miyim?’ gibi basit bir soru, çocuğun bedenine saygıyı öğretir. Zamanlama da önemli bir noktadır. Çocuk yoğun öfke, korku ya da utanç içindeyken sarılmak istemeyebilir. Böyle durumlarda önce regülasyon, sonra temas daha uygundur. Sarılmanın süresi ve yoğunluğu da önemlidir. Kısa ve yumuşak temas, çocuğun sinir sistemi için genellikle daha güvenlidir. Sarılmak istemeyen çocuk için el tutma, yanına oturma, göz teması gibi seçenekler sunulabilir.</p>
<p>Sarılmak her bireyde psikolojik açıdan aynı etkiyi yaratmaz. Nörobiyolojik olarak sarılmanın yatıştırıcı etkisi ancak kişi kendini güvende hissediyorsa ortaya çıkar. İstenmeyen ya da sınır ihlali içeren temas, tam tersine stres sistemini aktive edebilir. Bu nedenle sarılmanın iyileştirici olması için rıza, zamanlama ve karşı tarafla kurulan güven ilişkisi belirleyicidir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sarilmak-bedeni-alarm-modundan-cikarabiliyor-606766">Sarılmak bedeni &#8216;alarm modundan&#8217; çıkarabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güvenli Ama Yalnız İlişkiler Çağı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/guvenli-ama-yalniz-iliskiler-cagi-2-604661</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 13:21:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[çağı]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[karşılık]]></category>
		<category><![CDATA[lişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[temas]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604661</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde dijitalleşmenin de etkisiyle ilişkilerin sayıca arttığının görüldüğünü belirten uzmanlar, ancak gerçek yakınlığın giderek azaldığını söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guvenli-ama-yalniz-iliskiler-cagi-2-604661">Güvenli Ama Yalnız İlişkiler Çağı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sosyal medya, ekranlar ve yapay zekâ aracılığıyla kurulan tek taraflı bağların, güvenli ve kontrol edilebilir yapıları nedeniyle daha çok tercih edildiğini dile getiren Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, </strong><strong>“Ancak insan psikolojisi yalnızca güvenle değil, karşılıklılıkla gelişir. Gerçek ilişkiler temas, duygusal karşılık ve birlikte regülasyon gerektirir.” dedi. </strong><strong>Uzun vadede kişinin, gerçek ilişkilerden uzaklaştıkça içsel boşluk, yalnızlık ve duygusal durgunluk yaşayabildiğine dikkat çeken Yalçın, duygular ifade edilemediğinde ise bedenin devreye girdiğini ve psikosomatik belirtilerin artabildiğini vurguladı.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, dijital çağda yaygınlaşan tek taraflı (parasosyal) ilişkilerin insan psikolojisi ve bedeni üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsetti.</p>
<p><strong>Tek taraflı ilişkiler, güvenli ve kontrol edilebilir olduğu için daha çok tercih ediliyor! </strong></p>
<p>Dijital çağda insan ilişkilerinin görünürde artarken, ‘gerçek’ yakınlığın giderek azaldığına dikkat çeken Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Sosyal medya, ekranlar ve yapay zekâ aracılığıyla kurulan bağlar kişiye sürekli bir ulaşılabilirlik hissi sunuyor; ancak bu temas çoğu zaman karşılıklılıktan ve derinlikten yoksun kalıyor.” dedi.</p>
<p>Bu bağlanma biçiminin psikolojide ‘parasosyalleşme’ olarak adlandırıldığını aktaran Yalçın, “Kişinin bir ekran figürüyle, bir içerik üreticisiyle ya da yapay zekâ ile kurduğu bu tek taraflı ilişkiler, güvenli ve kontrol edilebilir olduğu için giderek daha fazla tercih ediliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İnsan psikolojisi yalnızca güvenle değil, karşılıklı etkileşimle gelişir!</strong></p>
<p>Parasosyal bağların reddedilme ve hayal kırıklığı riskini azalttığına işaret eden Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Kişi incinmeden, çaba göstermeden ve belirsizliğe girmeden bir yakınlık hissi yaşayabiliyor.” dedi.</p>
<p>Ancak insan psikolojisinin yalnızca güvenle değil, karşılıklılıkla geliştiğini ifade eden Yalçın, gerçek ilişkilerin temas, duygusal karşılık ve birlikte regülasyon gerektirdiğini; bu unsurlar olmadığında, kişinin kendini ilişkide hissediyor olsa bile derin bir bağdan yoksun kalabildiğini dile getirdi.</p>
<p><strong>Kişi farkında olmadan konfor alanını daraltıyor! </strong></p>
<p>Uzun süre gerçek ilişkilerden uzak kalındığında zihinsel ve duygusal düzeyde bir durgunluk ortaya çıkabildiğini vurgulayan Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, şöyle devam etti:</p>
<p>“Hayata karşı isteksizlik, karar vermekte zorlanma, erteleme davranışları ve içsel boşluk hissi bu sürecin sık görülen yansımaları arasında yer alıyor. Duygular yüzeyde kalıyor; kişi bir şeylere bağlı hissederken aynı anda yalnızlık duygusu yaşayabiliyor. Yakınlık ihtiyacı tam olarak karşılanmadığı için gerçek ilişkiler yorucu, talepkâr ve riskli algılanmaya başlıyor. Bu durum ilişkisel alanda da belirginleşiyor. Karşılıklı bağ kurmak yerine izlemek, takip etmek ve mesafede kalmak daha kolay geliyor. Küçük hayal kırıklıkları bile zor tolere edilir hâle gelirken, ilişki kurma isteği yerini geri çekilmeye bırakabiliyor. Böylece kişi farkında olmadan konfor alanını daraltıyor.”</p>
<p><strong>Duygular ifade edilemediğinde, beden konuşmaya başlar! </strong></p>
<p>İnsan bedeninin ise bu temas eksikliğine kayıtsız kalamadığını aktaran Yalçın, “Sinir sistemi; dokunma, göz teması, ses tonu ve duygusal karşılık gibi canlı ilişkisel uyaranlarla düzenleniyor.” dedi.</p>
<p>Bu ihtiyaçlar karşılanmadığında ise bedenin devreye girdiğini ifade eden Yalçın, “Nedeni açıklanamayan ağrılar, kronik yorgunluk, sindirim problemleri, kas gerginlikleri, çarpıntı ve nefes darlığı gibi psikosomatik belirtiler bu süreçte artış gösterebiliyor. Duygular ifade edilemediğinde ya da ilişki içinde yaşanamadığında, beden konuşmaya başlıyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>İnsan, temas ederek ve karşılık bularak var olur! </strong></p>
<p>Yapay zekâ ile kurulan bağların bu noktada dikkat çekici bir alan oluşturduğunun altını çizen Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Yargılamayan, her zaman ulaşılabilir ve kırıcı olmayan bir ilişki deneyimi sunması, bu bağları cazip hâle getiriyor.” dedi.</p>
<p>Ancak insan sinir sisteminin yalnızca bir başka canlı sinir sistemiyle düzenlenebildiğini kaydeden Yalçın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yapay bağlar geçici bir rahatlama sağlayabilir; kalıcı denge ve iyilik hâli ise gerçek ve karşılıklı ilişkilerle mümkün oluyor. Yakın ilişki kurmak romantik bir beklenti değil, psikolojik ve biyolojik bir ihtiyaçtır. Zihinsel, duygusal ve bedensel iyi oluşu değerlendirirken yalnızca stres düzeyine değil; kişinin nasıl bağlandığına, nerede temastan kaçtığına ve hangi alanlarda yalnız kaldığına da bütüncül bir bakışla yaklaşmak gerekir. İnsan yalnızca izleyerek değil, temas ederek ve karşılık bularak var olur.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guvenli-ama-yalniz-iliskiler-cagi-2-604661">Güvenli Ama Yalnız İlişkiler Çağı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güvenli ama yalnız ilişkiler çağı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/guvenli-ama-yalniz-iliskiler-cagi-604535</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 09:51:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[çağı]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[karşılıklı]]></category>
		<category><![CDATA[temas]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604535</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, dijital çağda yaygınlaşan tek taraflı (parasosyal) ilişkilerin insan psikolojisi ve bedeni üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guvenli-ama-yalniz-iliskiler-cagi-604535">Güvenli ama yalnız ilişkiler çağı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, dijital çağda yaygınlaşan tek taraflı (parasosyal) ilişkilerin insan psikolojisi ve bedeni üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsetti.</p>
<p><strong>Tek taraflı ilişkiler, güvenli ve kontrol edilebilir olduğu için daha çok tercih ediliyor! </strong></p>
<p>Dijital çağda insan ilişkilerinin görünürde artarken, ‘gerçek’ yakınlığın giderek azaldığına dikkat çeken Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Sosyal medya, ekranlar ve yapay zekâ aracılığıyla kurulan bağlar kişiye sürekli bir ulaşılabilirlik hissi sunuyor; ancak bu temas çoğu zaman karşılıklılıktan ve derinlikten yoksun kalıyor.” dedi.</p>
<p>Bu bağlanma biçiminin psikolojide ‘parasosyalleşme’ olarak adlandırıldığını aktaran Yalçın, “Kişinin bir ekran figürüyle, bir içerik üreticisiyle ya da yapay zekâ ile kurduğu bu tek taraflı ilişkiler, güvenli ve kontrol edilebilir olduğu için giderek daha fazla tercih ediliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İnsan psikolojisi yalnızca güvenle değil, karşılıklı etkileşimle gelişir!</strong></p>
<p>Parasosyal bağların reddedilme ve hayal kırıklığı riskini azalttığına işaret eden Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Kişi incinmeden, çaba göstermeden ve belirsizliğe girmeden bir yakınlık hissi yaşayabiliyor.” dedi.</p>
<p>Ancak insan psikolojisinin yalnızca güvenle değil, karşılıklılıkla geliştiğini ifade eden Yalçın, gerçek ilişkilerin temas, duygusal karşılık ve birlikte regülasyon gerektirdiğini; bu unsurlar olmadığında, kişinin kendini ilişkide hissediyor olsa bile derin bir bağdan yoksun kalabildiğini dile getirdi.</p>
<p><strong>Kişi farkında olmadan konfor alanını daraltıyor! </strong></p>
<p>Uzun süre gerçek ilişkilerden uzak kalındığında zihinsel ve duygusal düzeyde bir durgunluk ortaya çıkabildiğini vurgulayan Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, şöyle devam etti:</p>
<p>“Hayata karşı isteksizlik, karar vermekte zorlanma, erteleme davranışları ve içsel boşluk hissi bu sürecin sık görülen yansımaları arasında yer alıyor. Duygular yüzeyde kalıyor; kişi bir şeylere bağlı hissederken aynı anda yalnızlık duygusu yaşayabiliyor. Yakınlık ihtiyacı tam olarak karşılanmadığı için gerçek ilişkiler yorucu, talepkâr ve riskli algılanmaya başlıyor. Bu durum ilişkisel alanda da belirginleşiyor. Karşılıklı bağ kurmak yerine izlemek, takip etmek ve mesafede kalmak daha kolay geliyor. Küçük hayal kırıklıkları bile zor tolere edilir hâle gelirken, ilişki kurma isteği yerini geri çekilmeye bırakabiliyor. Böylece kişi farkında olmadan konfor alanını daraltıyor.”</p>
<p><strong>Duygular ifade edilemediğinde, beden konuşmaya başlar! </strong></p>
<p>İnsan bedeninin ise bu temas eksikliğine kayıtsız kalamadığını aktaran Yalçın, “Sinir sistemi; dokunma, göz teması, ses tonu ve duygusal karşılık gibi canlı ilişkisel uyaranlarla düzenleniyor.” dedi.</p>
<p>Bu ihtiyaçlar karşılanmadığında ise bedenin devreye girdiğini ifade eden Yalçın, “Nedeni açıklanamayan ağrılar, kronik yorgunluk, sindirim problemleri, kas gerginlikleri, çarpıntı ve nefes darlığı gibi psikosomatik belirtiler bu süreçte artış gösterebiliyor. Duygular ifade edilemediğinde ya da ilişki içinde yaşanamadığında, beden konuşmaya başlıyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>İnsan, temas ederek ve karşılık bularak var olur! </strong></p>
<p>Yapay zekâ ile kurulan bağların bu noktada dikkat çekici bir alan oluşturduğunun altını çizen Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Yargılamayan, her zaman ulaşılabilir ve kırıcı olmayan bir ilişki deneyimi sunması, bu bağları cazip hâle getiriyor.” dedi.</p>
<p>Ancak insan sinir sisteminin yalnızca bir başka canlı sinir sistemiyle düzenlenebildiğini kaydeden Yalçın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yapay bağlar geçici bir rahatlama sağlayabilir; kalıcı denge ve iyilik hâli ise gerçek ve karşılıklı ilişkilerle mümkün oluyor. Yakın ilişki kurmak romantik bir beklenti değil, psikolojik ve biyolojik bir ihtiyaçtır. Zihinsel, duygusal ve bedensel iyi oluşu değerlendirirken yalnızca stres düzeyine değil; kişinin nasıl bağlandığına, nerede temastan kaçtığına ve hangi alanlarda yalnız kaldığına da bütüncül bir bakışla yaklaşmak gerekir. İnsan yalnızca izleyerek değil, temas ederek ve karşılık bularak var olur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guvenli-ama-yalniz-iliskiler-cagi-604535">Güvenli ama yalnız ilişkiler çağı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara Üniversitesi, NAFSA 2025&#8217;te 50&#8217;den Fazla Üniversite ile Temas Kurdu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ankara-universitesi-nafsa-2025te-50den-fazla-universite-ile-temas-kurdu-541419</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 May 2025 06:54:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kurdu]]></category>
		<category><![CDATA[nafsa]]></category>
		<category><![CDATA[temas]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541419</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ankara Üniversitesi, ABD’nin San Diego şehrinde düzenlenen dünyanın en kapsamlı yükseköğretim fuarı olan NAFSA 2025 Yükseköğretim Fuarı’nda, dünyanın dört bir yanından gelen 50’den fazla üniversite ile temas kurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ankara-universitesi-nafsa-2025te-50den-fazla-universite-ile-temas-kurdu-541419">Ankara Üniversitesi, NAFSA 2025&#8217;te 50&#8217;den Fazla Üniversite ile Temas Kurdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Ankara Üniversitesi, ABD’nin San Diego şehrinde düzenlenen dünyanın en kapsamlı yükseköğretim fuarı olan NAFSA 2025 Yükseköğretim Fuarı’nda, dünyanın dört bir yanından gelen 50’den fazla üniversite ile temas kurdu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dışişleri Bakanlığı Türkiye Ulusal Ajansı organizasyonuyla Türkiye’den 53 üniversite ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Türkiye Maarif Vakfı, Yunus Emre Enstitüsü ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulunun stant açtığı fuarda, Ankara Üniversitesi standı yoğun ilgi gördü. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar öncülüğünde, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kaan Orhan, Dış İlişkiler Koordinatörü Prof. Dr. Oğuz Güngör ve Avrupa Birliği Eğitim Programları Koordinatörü ve Avrupa Birliği-Uluslararası Projeler Ofisi Sorumlusu Dr. Öğr. Üyesi Cafer Yıldırım’dan oluşan heyet, 27-30 tarihleri arasında düzenlenen fuarda, etkin tanıtım faaliyetleri yürüterek, çok sayıda üniversite ve kurumla iş birliği görüşmeleri gerçekleştirdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Farklı Kıtalarla Akademik Diyaloglar Kuruldu</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Üniversitelerin uluslararası ağlarını ve akademik iş birliklerini genişletme fırsatı bulduğu fuarda heyet, Fransa’dan Évry Paris-Saclay Üniversitesi, ABD’den San Francisco Film Okulu, Brigham Young Üniversitesi, New York Columbia Üniversitesi, Güney Methodist Üniversitesi, California Üniversitesi, George Washington Üniversitesi, Teksas Tech Costa Rica Üniversitesi, Japonya’dan Tokai ve Kanda Üniversiteleri, Romanya’dan Galati Üniversitesi başta olmak üzere birçok yükseköğretim kurumu ile ikili görüşmeler yaptı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Fuarda ayrıca, Güney Kore’den Seul Üniversitesi ile öğrenci değişimine yönelik mevcut protokol yenilenirken, Teksas Tech Costa Rica Üniversitesi ile yeni bir akademik iş birliği protokolü imzalandı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ankara Üniversitesi standı, Türkiye Ulusal Ajansı Başkanı İlker Astarcı, Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosu Sinan Kuzum ve fuara Türkiye’den katılan üniversitelerin rektörleri ve yöneticileri tarafından da ziyaret edildi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Türk Evi’nde Türk Akademisyen Buluşması</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar ve beraberindeki heyet, San Diego’daki Türk Evi’ni de ziyaret ederek, ABD&#8217;de görev yapan Türk akademisyen ve araştırmacılarla da bir araya geldi. 30’a yakın akademisyen ve araştırmacının katıldığı buluşmada, Ankara Üniversitesi ile akademisyen ve araştırmacıların görev yaptığı üniversitelerle yapılabilecek akademik iş birlikleri üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Rektör Ünüvar hem fuar alanında hem de Türk Evi’nde karşılaştığı Ankara Üniversitesi mezunlarına rozet taktı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İllumina ile İş Birliği Görüşmesi</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ankara Üniversitesi heyeti, hassas sağlık alanında geleceğin yeniliklerini sunan, insan sağlığı konusunda önemli çalışmalar yapan İllumina firmasını da ziyaret etti. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Heyet, genetik varyasyon ve işlev analizine yenilikçi teknolojiler uygulayarak kanser, mikrobiyoloji, hastalık genetikleri ve hücresel moleküler biyoloji alanında çalışmalar yapan firmanın Küresel İleri Bilim Başkan Yardımcısı Cande Rogert ve Ürün Yönetim Direktörü Krisha Bose tarafından yapılan sunumları dinledi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ankara Üniversitesi heyeti kurumun kampüs ve laboratuvarlarında incelemelerde bulunurken, görüşmede, Ankara Üniversitesi araştırma merkezleri ile potansiyel iş birlikleri de değerlendirildi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Geleceğe Yön Veren Adımlar</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Heyetin NAFSA 2025 ve ABD’deki temaslarına ilişkin açıklamalarda bulunan Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, NAFSA 2025 kapsamında üniversitenin küresel görünürlüğünü daha da artırma yolunda önemli görüşmeler yaptıklarını, fuarın, geleceğe dönük yeni akademik projeler ve uluslararası ortaklıklar bakımından Ankara Üniversitesi için çok verimli geçtiğini söyledi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ankara Üniversitesi standının, fuarın en çok ziyaret edilen stantlarından biri olduğunu ifade eden Ünüvar, fuar boyunca 50’den fazla üniversite ile temas kurduklarını belirtti. Ünüvar, “Üniversitelerle çok kaliteli ve etkili görüşmeler gerçekleştirdik. Fuarın genelinde Ankara Üniversitesi, eğitim ve araştırma kapasitesiyle büyük ilgi gördü” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ankara Üniversitesinin Türkiye’nin en önemli markalarından biri olduğunun altını çizen Ünüvar, “Ankara Üniversitesi dünyada da tanınan bir üniversite. Dolayısıyla gerek Ankara Üniversitesi standına yapılan ziyaretlerde gerekse bizim gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerde geleceğe dair çok önemli iş birliklerini de konuşma fırsatımız oldu” diye konuştu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Fuardan Edindiğimiz Yeni Tecrübe ve İş Birlikleriyle Üniversitemizi Daha da İleriye Götüreceğiz”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Türkiye Ulusal Ajansının desteğiyle kurulan stantta Ankara Üniversitesini güçlü bir kadroyla temsil ettiklerini kaydeden Ünüvar, şöyle devam etti:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“NAFSA 2025 Yükseköğretim Fuarı’na katılan ülke sayısı 103. Yaklaşık 8 bin civarında üniversite yöneticisi var ve 320 stant bulunuyor. Dolayısıyla burası adeta bütün dünyadan; Avrupa’dan, Asya’dan, Amerika’dan, farklı kıtalardan üniversitelerin katıldığı ve kendisini tanıttığı, çok önemli iş birliklerini yaptığı bir fuar. Burada Ankara Üniversitesi hem sosyal hem fen-mühendislik hem de sağlık alanındaki yetkinlikleriyle gerçekten göz dolduran bir üniversite konumundaydı. İnşallah buradan edindiğimiz yeni tecrübelerle, yeni iş birliği programlarıyla üniversitemizi daha da ileriye götürme fırsatı bulacağız.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Rektör Ünüvar, NAFSA 2025’in Ankara Üniversitesi açısından son derece verimli ve etkili geçtiğini vurguladı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>ABD temaslarının San Diego’daki NAFSA Fuarı ile sınırlı olmadığını, fuar öncesinde Washington Büyükelçisi Sedat Önal’ın ev sahipliğinde ABD’nin önde gelen Türk akademisyenleri ve yöneticileri ile de bir araya gelme fırsatı bulduklarını kaydetti. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İçinde rektörlerin, dekanların, bölüm başkanlarının bulunduğu çok önemli konumlarda bulunan Türk akademisyenlerle görüşmeler yaptıklarını belirten Ünüvar, “Çok güzel görüşmeler oldu, yepyeni ufuklar açıldı” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Türk Evi’nde farklı üniversitelerde, farklı konumlarda bulunan akademisyen ve araştırmacılarla yaptıkları görüşmeye de değinen Ünüvar, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Onlar bizimle Türkiye hasretini gidermiş oldular, biz de ülkemizden 11 bin kilometre uzakta ülkemiz için, devletimiz için neler yapabileceğimizi, hangi alanlarda iş birliği kurabileceğimizi ve bu kurulan iş birliklerini nasıl geliştirebileceğimizi konuştuk. Gerçekten çok önemliydi. Bu görüşmeye Türkiye’den fuara katılan diğer üniversitelerin rektör ya da rektör yardımcıları da katıldı. Dolayısıyla orası da çok güzel bir Türk buluşması oldu. Bundan da hem çok keyif aldık hem bilgilendik hem de geleceğe dair yeni programları, planları konuşma fırsatı bulduk.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ankara Üniversitesi heyeti, ABD temaslarını, Los Angeles Başkonsolosluğunun ev sahipliğinde düzenlenecek Türk Akademisyenler Buluşması ile tamamlayacak.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ankara Üniversitesi, ABD’nin San Diego şehrinde düzenlenen dünyanın en kapsamlı yükseköğretim fuarı olan NAFSA 2025 Yükseköğretim Fuarı’nda, dünyanın dört bir yanından gelen 50’den fazla üniversite ile temas kurdu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dışişleri Bakanlığı Türkiye Ulusal Ajansı organizasyonuyla Türkiye’den 53 üniversite ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Türkiye Maarif Vakfı, Yunus Emre Enstitüsü ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulunun stant açtığı fuarda, Ankara Üniversitesi standı yoğun ilgi gördü. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar öncülüğünde, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kaan Orhan, Dış İlişkiler Koordinatörü Prof. Dr. Oğuz Güngör ve Avrupa Birliği Eğitim Programları Koordinatörü ve Avrupa Birliği-Uluslararası Projeler Ofisi Sorumlusu Dr. Öğr. Üyesi Cafer Yıldırım’dan oluşan heyet, 27-30 tarihleri arasında düzenlenen fuarda, etkin tanıtım faaliyetleri yürüterek, çok sayıda üniversite ve kurumla iş birliği görüşmeleri gerçekleştirdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Farklı Kıtalarla Akademik Diyaloglar Kuruldu</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Üniversitelerin uluslararası ağlarını ve akademik iş birliklerini genişletme fırsatı bulduğu fuarda heyet, Fransa’dan Évry Paris-Saclay Üniversitesi, ABD’den San Francisco Film Okulu, Brigham Young Üniversitesi, New York Columbia Üniversitesi, Güney Methodist Üniversitesi, California Üniversitesi, George Washington Üniversitesi, Teksas Tech Costa Rica Üniversitesi, Japonya’dan Tokai ve Kanda Üniversiteleri, Romanya’dan Galati Üniversitesi başta olmak üzere birçok yükseköğretim kurumu ile ikili görüşmeler yaptı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Fuarda ayrıca, Güney Kore’den Seul Üniversitesi ile öğrenci değişimine yönelik mevcut protokol yenilenirken, Teksas Tech Costa Rica Üniversitesi ile yeni bir akademik iş birliği protokolü imzalandı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ankara Üniversitesi standı, Türkiye Ulusal Ajansı Başkanı İlker Astarcı, Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosu Sinan Kuzum ve fuara Türkiye’den katılan üniversitelerin rektörleri ve yöneticileri tarafından da ziyaret edildi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Türk Evi’nde Türk Akademisyen Buluşması</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar ve beraberindeki heyet, San Diego’daki Türk Evi’ni de ziyaret ederek, ABD&#8217;de görev yapan Türk akademisyen ve araştırmacılarla da bir araya geldi. 30’a yakın akademisyen ve araştırmacının katıldığı buluşmada, Ankara Üniversitesi ile akademisyen ve araştırmacıların görev yaptığı üniversitelerle yapılabilecek akademik iş birlikleri üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Rektör Ünüvar hem fuar alanında hem de Türk Evi’nde karşılaştığı Ankara Üniversitesi mezunlarına rozet taktı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İllumina ile İş Birliği Görüşmesi</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ankara Üniversitesi heyeti, hassas sağlık alanında geleceğin yeniliklerini sunan, insan sağlığı konusunda önemli çalışmalar yapan İllumina firmasını da ziyaret etti. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Heyet, genetik varyasyon ve işlev analizine yenilikçi teknolojiler uygulayarak kanser, mikrobiyoloji, hastalık genetikleri ve hücresel moleküler biyoloji alanında çalışmalar yapan firmanın Küresel İleri Bilim Başkan Yardımcısı Cande Rogert ve Ürün Yönetim Direktörü Krisha Bose tarafından yapılan sunumları dinledi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ankara Üniversitesi heyeti kurumun kampüs ve laboratuvarlarında incelemelerde bulunurken, görüşmede, Ankara Üniversitesi araştırma merkezleri ile potansiyel iş birlikleri de değerlendirildi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Geleceğe Yön Veren Adımlar</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Heyetin NAFSA 2025 ve ABD’deki temaslarına ilişkin açıklamalarda bulunan Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, NAFSA 2025 kapsamında üniversitenin küresel görünürlüğünü daha da artırma yolunda önemli görüşmeler yaptıklarını, fuarın, geleceğe dönük yeni akademik projeler ve uluslararası ortaklıklar bakımından Ankara Üniversitesi için çok verimli geçtiğini söyledi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ankara Üniversitesi standının, fuarın en çok ziyaret edilen stantlarından biri olduğunu ifade eden Ünüvar, fuar boyunca 50’den fazla üniversite ile temas kurduklarını belirtti. Ünüvar, “Üniversitelerle çok kaliteli ve etkili görüşmeler gerçekleştirdik. Fuarın genelinde Ankara Üniversitesi, eğitim ve araştırma kapasitesiyle büyük ilgi gördü” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ankara Üniversitesinin Türkiye’nin en önemli markalarından biri olduğunun altını çizen Ünüvar, “Ankara Üniversitesi dünyada da tanınan bir üniversite. Dolayısıyla gerek Ankara Üniversitesi standına yapılan ziyaretlerde gerekse bizim gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerde geleceğe dair çok önemli iş birliklerini de konuşma fırsatımız oldu” diye konuştu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Fuardan Edindiğimiz Yeni Tecrübe ve İş Birlikleriyle Üniversitemizi Daha da İleriye Götüreceğiz”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Türkiye Ulusal Ajansının desteğiyle kurulan stantta Ankara Üniversitesini güçlü bir kadroyla temsil ettiklerini kaydeden Ünüvar, şöyle devam etti:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“NAFSA 2025 Yükseköğretim Fuarı’na katılan ülke sayısı 103. Yaklaşık 8 bin civarında üniversite yöneticisi var ve 320 stant bulunuyor. Dolayısıyla burası adeta bütün dünyadan; Avrupa’dan, Asya’dan, Amerika’dan, farklı kıtalardan üniversitelerin katıldığı ve kendisini tanıttığı, çok önemli iş birliklerini yaptığı bir fuar. Burada Ankara Üniversitesi hem sosyal hem fen-mühendislik hem de sağlık alanındaki yetkinlikleriyle gerçekten göz dolduran bir üniversite konumundaydı. İnşallah buradan edindiğimiz yeni tecrübelerle, yeni iş birliği programlarıyla üniversitemizi daha da ileriye götürme fırsatı bulacağız.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Rektör Ünüvar, NAFSA 2025’in Ankara Üniversitesi açısından son derece verimli ve etkili geçtiğini vurguladı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>ABD temaslarının San Diego’daki NAFSA Fuarı ile sınırlı olmadığını, fuar öncesinde Washington Büyükelçisi Sedat Önal’ın ev sahipliğinde ABD’nin önde gelen Türk akademisyenleri ve yöneticileri ile de bir araya gelme fırsatı bulduklarını kaydetti. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İçinde rektörlerin, dekanların, bölüm başkanlarının bulunduğu çok önemli konumlarda bulunan Türk akademisyenlerle görüşmeler yaptıklarını belirten Ünüvar, “Çok güzel görüşmeler oldu, yepyeni ufuklar açıldı” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Türk Evi’nde farklı üniversitelerde, farklı konumlarda bulunan akademisyen ve araştırmacılarla yaptıkları görüşmeye de değinen Ünüvar, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Onlar bizimle Türkiye hasretini gidermiş oldular, biz de ülkemizden 11 bin kilometre uzakta ülkemiz için, devletimiz için neler yapabileceğimizi, hangi alanlarda iş birliği kurabileceğimizi ve bu kurulan iş birliklerini nasıl geliştirebileceğimizi konuştuk. Gerçekten çok önemliydi. Bu görüşmeye Türkiye’den fuara katılan diğer üniversitelerin rektör ya da rektör yardımcıları da katıldı. Dolayısıyla orası da çok güzel bir Türk buluşması oldu. Bundan da hem çok keyif aldık hem bilgilendik hem de geleceğe dair yeni programları, planları konuşma fırsatı bulduk.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ankara Üniversitesi heyeti, ABD temaslarını, Los Angeles Başkonsolosluğunun ev sahipliğinde düzenlenecek Türk Akademisyenler Buluşması ile tamamlayacak.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ankara-universitesi-nafsa-2025te-50den-fazla-universite-ile-temas-kurdu-541419">Ankara Üniversitesi, NAFSA 2025&#8217;te 50&#8217;den Fazla Üniversite ile Temas Kurdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk demir çelik devlerinden karbon nötr bir metal endüstrisi için Almanya&#8217;da sıcak temas</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turk-demir-celik-devlerinden-karbon-notr-bir-metal-endustrisi-icin-almanyada-sicak-temas-365876</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Apr 2023 08:54:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[almanyada]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çelik]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[devlerinden]]></category>
		<category><![CDATA[endüstrisi]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[karbon]]></category>
		<category><![CDATA[metal]]></category>
		<category><![CDATA[nötr]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[temas]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365876</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa Birliği’nin (AB) ekonomik motoru Almanya'nın sanayi haritası değişiyor. Dünyanın önde gelen Alman demir çelik firmaları karbon nötr ve sürdürülebilir metal endüstrisini oluşturmak için yatırım yapıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-demir-celik-devlerinden-karbon-notr-bir-metal-endustrisi-icin-almanyada-sicak-temas-365876">Türk demir çelik devlerinden karbon nötr bir metal endüstrisi için Almanya&#8217;da sıcak temas</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Birliği’nin (AB) ekonomik motoru Almanya&#8217;nın sanayi haritası değişiyor. Dünyanın önde gelen Alman demir çelik firmaları karbon nötr ve sürdürülebilir metal endüstrisini oluşturmak için yatırım yapıyor.</p>
<p>Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği, 4-5 Nisan 2023 tarihlerinde Almanya Essen’de global yeşil çelik üreticileri ve kullanıcılarının bir araya geldiği Green Steel World Expo &#038; Conference etkinliğine inceleme ziyareti gerçekleştirdi.</p>
<p>Almanya’nın yıllık 148 milyar dolarlık demir çelik ithalatı olduğunu vurgulayan Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, “2022 yılında Türkiye geneli 35 milyar dolarlık demir çelik ihracatımızın yüzde 24 artışla 2,9 milyar dolarını ana pazarımız Almanya’ya gerçekleştirdik. Green Steel World Expo &#038; Conference kapsamında düşük karbonlu çelik üretimi ile dekarbonizasyon süreçlerinin ve bu sürecin en önemli parçası olan hidrojen enerjisinin ele alındığı konferanslara katıldık. Dünya emisyonunun yaklaşık yüzde 7’sini oluşturan çelik sektöründen kaynaklanan emisyonları azaltmak için çelik üreticilerinin ortak bir misyonda buluştuğunu görüyoruz. Biz de Birliğimizce bu sürdürülebilirlik misyonuna göre uzun süredir çalışmalarımızı yürütüyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>Karbon emisyonunu yüzde 100 sıfırlama hedefi</strong></p>
<p>Başkan Ertan, “Dünyada çelik ve hidrojen sektörünün önde gelen firmalarının stantlarını ziyaret ettik, bütün Alman firmalar yeşil çelik ve hidrojen üretimine yönelik proje, deneyim ve hedeflerini paylaştı.  Almanya’nın toplam demir çelik üretimindeki CO2 miktarına yüzde 29 katkısı olan Thysen Krupp 2030’a kadar karbon emisyonunu yüzde 30’un altında tutmayı, 2045’e kadar ise yüzde 100 oranında sıfırlamayı hedefliyor. 2026’da itibaren doğrudan indirgenme tesislerinde H2 ve yenilikçi ergitme ünitelerinin kullanımını hedefleyen firmanın ayrıca karbon yakalama sistemi ile metalurjik gazların dönüştürülerek yapay gübre ve H2 olarak kullanılmasına yönelik projeleri de mevcut. H2 Green Steel ise karbonsuzlaşma hedeflerine yönelik İsveç’te yer alan Boden-Lulea bölgesinde 500 Ha’lık arazi üzerine yaklaşık 700-800 MW elektrolüzör kapasiteli yüzde 100 hidrojen ile çalışan doğrudan indirgenmiş demir üretim tesisi kurmayı planlıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Geri dönüştürülebilir hammadde, yenilenebilir enerji, düşük karbonlu hidrojen uygulamaları, karbon yakalama yöntemleri</strong></p>
<p>Yalçın Ertan, “Son 15 yılda çoğunlukla enerji verimliliğini artırmaya ve atık oluşumunu azaltmaya yönelik projelere 450 milyon eurodan fazla yatırım yapan Outokumpu firması ise sürdürülebilir yeşil üretim konusunda Avrupa ve Amerika pazarının önemli tedarikçileri arasında yer alıyor. Yüzde 94 oranında geri dönüştürülebilir içerikli hammadde kullanan firmanın 2016 yılından itibaren C02 emisyonların yüzde 18,4’lük bir azaltmayı sağlamış olup, Science Based Target hedefleri doğrultusunda 1.5 °C artış hedefini taahhüt eden ilk şirket. Vulcan Green Steel, çelik dekarbonizasyonu için madenden metale birçok yeşil önlemin uygulanması gerektiğini vurguluyor. Bu kapsamda; döngüsellik, verimlilik, yenilenebilir güç, düşük karbonlu hidrojen uygulamaları, karbon yakalama yöntemleri ve yakıt değişiklikleri uygulanabilir yöntemler arasında. H2 yeşil çelik üretimindeki en önemli bileşen.” dedi.</p>
<p><strong>Yeşil hidrojen kapasiteli yeni üretim tesisleri</strong></p>
<p>Vulcan Green Steel firmasının 3 milyar dolar yatırımla Umman bölgesinde mega bir yeşil çelik projesi gerçekleştirmeyi planladığına değinen Ertan sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Ürün karbon ayak izinin bir ton ham çelik başına 0,5 ton CO2’den az olması hedefleniyor. Şirket, halihazırda Basra Körfezi bölgesindeki özel sektöre ait en büyük entegre çelik üreticisini ve DRI teknolojisini kullanan 2.4 milyon ton kapasiteli tesis işletiyor. Küresel çapta ton çelik başına ortalama 1,85 ton olan karbon ayak izine karşılık şirketin ulaştığı miktar 1.05 ton. Mevcut tesislerdeki yenilenebilir enerji potansiyellerini artırarak mevcut karbon miktarını 0,8 ton’un altına düşürme ve 2030 yılına kadar Umman’da 5 milyon ton yeşil hidrojen kapasiteli bir üretim tesisi oluşturulması planlıyor.”</p>
<p><strong>Yenilenebilir karbon kaynakları ile ikame</strong></p>
<p>Yalçın Ertan, “SMS Grup tarafında ise karbon nötr ve sürdürülebilir bir metal endüstrisi yaratma misyonu çerçevesinde minimum karbon kullanımı ile çevreye verilen zararın en aza indirilmesi hedefleniyor. Geri kalan miktarın ise örneğin biyo kömür, gaz veya atık plastiklerden geri dönüştürülmüş karbon gibi yenilenebilir karbon kaynakları ile ikamesi söz konusu olabilir. Çelik üretiminde özellikle yan ürünler üzerinde çalışma yapılması gerektiğini vurgulayan firma, kok fırını gazını alıp, hidrojen ve karbon monoksit karışımı olan sentez gazına dönüştürerek prosese geri beslemeyi sağlayan yönteme değinmiştir. AB Yeşil Mutabakatı çerçevesinde üretimde karbonsuzlaşmanın sağlanması sektörümüzün kaçınılmaz bir gereği haline gelmiştir. Bu kapsamda, hidrojen ve yeşil çelik üretimi ile ilgili farklı uzmanların, sistem geliştiricilerin ve hizmet sağlayıcıların bir araya geldiği etkinlikte, Birlik olarak gelişmeleri yakından takip etme fırsatı bularak, sektörümüze yeşil çelik üretimi ile ilgili proses ve süreçlerini kapsayan sürdürülebilir üretim konusunda farklı bir perspektif kazandırmayı hedefliyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-demir-celik-devlerinden-karbon-notr-bir-metal-endustrisi-icin-almanyada-sicak-temas-365876">Türk demir çelik devlerinden karbon nötr bir metal endüstrisi için Almanya&#8217;da sıcak temas</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenidoğanlarda ten tene temas ve kanguru bakımı uygulama rehberi geliştirilecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yenidoganlarda-ten-tene-temas-ve-kanguru-bakimi-uygulama-rehberi-gelistirilecek-353503</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Mar 2023 10:33:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirilecek]]></category>
		<category><![CDATA[kanguru]]></category>
		<category><![CDATA[rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[temas]]></category>
		<category><![CDATA[ten]]></category>
		<category><![CDATA[tene]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğanlarda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=353503</guid>

					<description><![CDATA[<p>Egeli bilim insanı Prof. Dr. Rabia Genç’ten anne çocuk sağlığına yönelik önemli proje</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenidoganlarda-ten-tene-temas-ve-kanguru-bakimi-uygulama-rehberi-gelistirilecek-353503">Yenidoğanlarda ten tene temas ve kanguru bakımı uygulama rehberi geliştirilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Egeli bilim insanı Prof. Dr. Rabia Genç’ten anne çocuk sağlığına yönelik önemli proje</p>
<p>Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Rabia Genç’in yürütücülüğünü yaptığı “Yenidoğanlarda Ten Tene Temas ve Kanguru Bakımı Uygulama Rehberinin Geliştirilmesi: Türkiye Örneği” adlı proje TÜBİTAK’tan destek almaya hak kazandı. </p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Bünyesinde yer alan köklü ve nitelikli sağlık birimleri ile birey ve toplum sağlığını korumayı ve geliştirmeyi hedefleyen tam akredite araştırma üniversitemiz, topluma hizmet misyonu kapsamında anne ve çocuk sağlığına yönelik önemli projelere öncülük ediyor. Sağlık Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Rabia Genç hocamız öncülüğünde, ten tene temas ve kanguru bakımı uygulamasında belli bir standarttın sağlanması ve klinik uygulama rehberi geliştirilmesi amacıyla Sağlık Bakanlığı ve farklı üniversitelerin iş birliği ile hazırlanan proje TÜBİTAK tarafından desteklenmeye uygun bulundu. Anne-bebek bağının geliştirilmesi ve güçlendirilmesi için son derece önemli olan ten tene temas ve kanguru bakımı konusunda ülkemizde uygulama birliği sağlamak hedefiyle çalışmalar yürüten Prof. Dr. Rabia Genç hocamızı ve ekibini tebrik ediyorum” dedi.</p>
<p>Çalışmanın detayları ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. Rabia Genç, “Ten tene temas, yenidoğanı giydirmeden, annenin çıplak karnına veya göğsüne yerleştirmek vasıtasıyla, doğumdan hemen sonra başlayıp ilk bir saate ya da ilk emzirmeye kadar sürdürülen yaşamsal yararları olan bir uygulamadır. Ten tene temas ve kanguru bakımı yaklaşık 40 yıldır birçok ülkede uygulanmaktadır. Ancak uygulama standardının olmaması ten tene temas uygulamasının yararlarını kısıtlamaktadır. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü, emzirmenin desteklenmesi ve sürdürülmesi amacıyla 2017 yılında anne-bebek arasında ten tene temasın doğumdan sonra mümkün olduğunca erken başlatılması gerektiğini belirterek ten tene temas ile ilgili bir rehber yayınlamış ve bu rehberin ülkelerin koşullarına göre değerlendirilerek uygulanmasını önermiştir. Ülkemizde de hastanelerde ten tene temas ve kanguru bakımı yer yer uygulanmasına rağmen, ten tene temas ve kanguru bakımı uygulamasına yönelik standart bir klinik uygulama rehberi bulunmamaktadır. Standart rehberin bulunmaması uygulamada farklılıklar ve bunun sonucunda da ten tene temas uygulamasından beklenen yeterli başarının sağlanamamasına neden olabilir” diye konuştu.  </p>
<p><b> </b></p>
<p><b>“Ülkemizde tüm sağlıklı yenidoğanlara uygulanmasını hedefliyoruz”</b></p>
<p>Prof. Dr. Rabia Genç, “Bu proje ile ülkemizde yenidoğanlar için doğumhane ve postpartum servislerde ten tene temas ve kanguru bakımı uygulamasında standart sağlamak amacıyla, ten tene temas ve kanguru bakımı klinik uygulama rehberi geliştirilmesi ve uygulanması amaçlanmıştır. Proje ekibimiz de hem Sağlık Bakanlığı hem de farklı üniversite işbirliği bulunmaktadır. ‘Yenidoğanlarda Ten Tene Temas ve Kanguru Bakımı Uygulama Rehberinin Geliştirilmesi: Türkiye Örneği’ adlı projemiz Tübitak 1001 kapsamında destek almıştır. Projemizin ilk ayağında, proje ekibimizin literatür ve ülkemiz koşullarına uygun olarak geliştirdiği uygulama rehberi uzman görüşlerine sunularak gerekli düzeltmeler yapılmıştır. Geliştirdiğimiz rehberin klinik kullanımını test etmek için; Türkiye’nin yedi bölgesinde doğum oranları yüksek olan hastanelerin doğumhane ve postpartum servislerinde çalışan ebe veya hemşireler davet edilerek çalıştay yapılmıştır. Çalıştayda katılımcılara rehber hakkında bilgi aktarımı teorik ve uygulamalı olarak gösterilmiştir. Hastanelerde uygulamaları değerlendirmek için proje ekibimizin kurum ziyaretleri devam etmektedir. Projemiz tamamlandığında, maliyeti olmayan ancak anne ve yenidoğan sağlığı açısından yüksek yararı bulunan bu uygulamanın, Ülkemizde tüm sağlıklı yenidoğanlara uygulanmasını hedefliyoruz” dedi.</p>
<p>Projede EÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümünden  Prof. Dr. Esin Çeber Turfan, Prof. Dr. Birsen Karaca Saydam, Dr. Öğretim Üyesi Aysun Ekşioğlu, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesinden Dr. Öğretim Üyesi Emine Serap Çağan, Mersin Üniversitesi İçel Sağlık Yüksekokulundan Dr. Öğretim Üyesi Sevil Güner ve Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Çocuk Ergen Daire Başkanı Dr. Başak Tezel yer alıyor.          </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenidoganlarda-ten-tene-temas-ve-kanguru-bakimi-uygulama-rehberi-gelistirilecek-353503">Yenidoğanlarda ten tene temas ve kanguru bakımı uygulama rehberi geliştirilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
