<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tema | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/tema/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/tema</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 19 Mar 2026 08:19:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>tema | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/tema</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Su ve Orman: Doğanın, Refahın ve Eşitliğin Temel Taşları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/su-ve-orman-doganin-refahin-ve-esitligin-temel-taslari-621655</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 08:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[doğanın]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[eşitliğin]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[refahın]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[taşları]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[varlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621655</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası ile Dünya Su Günü kapsamında yaptığı açıklamada, insan faaliyetleri nedeniyle giderek derinleşen orman kaybı ve su yoksunluğunun başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en çok kırılgan toplulukları etkilediğine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/su-ve-orman-doganin-refahin-ve-esitligin-temel-taslari-621655">Su ve Orman: Doğanın, Refahın ve Eşitliğin Temel Taşları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TEMA Vakfı, Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası ile Dünya Su Günü kapsamında yaptığı açıklamada, insan faaliyetleri nedeniyle giderek derinleşen orman kaybı ve su yoksunluğunun başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en çok kırılgan toplulukları etkilediğine dikkat çekti. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, suyu ve ormanları korumanın toplumsal eşitliği ve ekonomik dayanıklılığı da korumak anlamına geldiğini vurguladı.</strong></p>
<p>Ormanlar ve su varlıkları, yaşamın sürekliliğini sağlayan ekosistemlerin temelini oluştururken, ekonomik yaşamın görünmez altyapısını ve toplumsal refahın güvencesini de sağlıyor. Ancak bugün, gezegenimizin yaşanabilirliği için vazgeçilmez olan bu doğal varlıklar hiç olmadığı kadar baskı altında. Artan nüfus ve insan kaynaklı iklim krizinin etkileri, ormanlar ile su varlıklarını giderek daha kırılgan hale getiriyor. Büyük resme baktığımızda ise acilen önleyici adımların atılması gerekiyor.</p>
<p>Birleşmiş Milletler bu yıl, Ormancılık Haftası’nın da başlangıcı olan 21 Mart Dünya Ormancılık Günü’nün temasını &#8220;Ormanlar ve Ekonomiler&#8221;, 22 Mart Dünya Su Günü’nün temasını ise &#8220;Su ve Cinsiyet&#8221; olarak belirledi. Bu iki tema, ormanlar ve su varlıklarının doğal sistemlerin bir parçası olduğunu yeniden hatırlatırken, toplumsal eşitliğin ve ekonomik refahın temelini de oluşturduklarına dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Dünyada 45 milyon insan geçimini ormanlardan sağlıyor</strong></p>
<p>Karbon depolamadan iklimin düzenlenmesine, toprağın korunmasından su üretimine kadar sayısız ekosistem hizmeti sunan ormanlar, aynı zamanda insan refahı ve ekonomik yaşamın ana bileşenlerinden biri. Dünya genelinde 45 milyon insan geçimini doğrudan ormanlardan sağlarken, milyarlarca insanın yaşamı, ormanların sağladığı gıdaya ve düzenlediği su döngüsüne bağlı olarak sürüyor. Tüm bu hizmetlerin ekonomik karşılığını hesaplamak ise mümkün bile değil.</p>
<p>Ancak küresel ölçekte orman kaybı hız kesmeden devam ediyor. 1990–2025 yılları arasında dünyada yaklaşık 489 milyon hektar orman alanı yok edildi. Son 10 yılda ise her yıl yaklaşık 11 milyon hektar, Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi kadar, doğal orman alanı kaybedildi. Yangınların yol açtığı tahribatlar giderek artarken son 20 yılda yangınlardan zarar gören orman alanı iki katına çıktı.</p>
<p><strong>Orman kaybı su güvencesini de zayıflatıyor</strong></p>
<p>Ormanların zayıflaması sadece ekolojik bir kayıp değil, su güvenliği açısından da ciddi bir risk oluşturuyor. Çünkü ormanlar su döngüsünün önemli bir parçasını oluşturuyor; havzaları koruyor, yağışları ve suyun kalitesini artırıyor, kuraklık ve taşkın riskini azaltıyor.</p>
<p>TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, ormanların korunmasının yaşamın sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekerek şunları söyledi: &#8220;Ormanlar yalnızca ağaçlardan ibaret olmayan; suyun sürekliliğini sağlayan, ekonomiyi ayakta tutan ve yaşamı mümkün kılan doğal sistemlerdir. Ormanlar zayıfladığında su güvenliği de zayıflar. Bu nedenle ormanları korumak, suyu ve yaşamın devamlılığını da korumak demektir.&#8221;</p>
<p><strong>Su yoksunluğu en çok kadınları ve çocukları etkiliyor</strong></p>
<p>Suyun coğrafi bölgelere ve ülkelere dağılımı konusunda görülen eşitsizlikler ise toplumsal yaşamda daha da derinleşiyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada kadınlar ve kız çocukları her gün yaklaşık 250 milyon saatlerini su bulmak ve taşımak için harcıyor. Bu durum eğitimden kopuş, ekonomik dışlanma ve zaman yoksulluğu gibi eşitsizlikleri derinleştiren sonuçlar doğuruyor.</p>
<p>İklim krizinin etkileriyle artan kuraklık, su kıtlığı ve aşırı hava olayları da özellikle kırılgan toplulukların yaşam koşullarını daha da zorlaştırıyor.</p>
<p>Bu duruma ilişkin değerlendirmede bulunan Deniz Ataç, &#8220;Su yoksunluğu, bir eşitsizlik krizidir. Suya erişimin zorlaştığı her yerde bakım yükünü en çok kadınlar ve kız çocukları üstleniyor; eğitimden, çalışma hayatından ve yaşam fırsatlarından feragat etmek zorunda kalıyorlar. Oysa suya erişim bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkıdır. Aynı iklim koşullarına sahip toplumlar arasında suya erişim yönetsel nedenlerle üç kata kadar değişebiliyorsa bu bize su yoksunluğunun çözümünde sadece altyapıya değil, adil ve katılımcı yönetime de odaklanmamız gerektiğini gösterir.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Dünya &#8220;su iflası&#8221; riskiyle karşı karşıya</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü tarafından yayımlanan yeni bir rapor ise dünyanın artık, “küresel su iflası” olarak tanımlanan yeni bir döneme girdiğini ortaya koyuyor. Rapora göre insanlık nehirleri, gölleri ve yer altı su varlıklarını doğanın kendini yenileyebileceğinden çok daha hızlı tüketiyor ve birçok su sistemi geri dönülmesi zor bir eşik noktasına yaklaşıyor. Ataç, endişe verici bu tabloya karşı uyarıda bulundu:</p>
<p>&#8220;Tatlı su varlığı azalan Dünyamız küresel bir su iflası riskiyle karşı karşıya. Ormanları korumadan ise su güvencesini sağlamak mümkün değil.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Doğal varlıkların korunması, birbirini tamamlayan bütüncül politikalarla mümkün&#8221;</strong></p>
<p>Deniz Ataç, su güvencesinin sağlanabilmesi için suyun alınıp satılan bir kaynak olarak görülmesinden vazgeçilmesinin, orman ekosistemlerinin korunmasının, su havzalarının bütüncül bir yaklaşımla yönetilmesinin ve suya erişimin temel bir insan hakkı olarak ele alınmasının büyük önem taşıdığını söyledi:</p>
<p>&#8220;İklim krizine karşı yaşanabilir bir gelecek için orman kaybını durduracak politikaların güçlendirilmesi, su varlıklarının doğanın yenilenme kapasitesini gözeten bir anlayışla yönetilmesi ve su yönetiminde kadınların ve yerel toplulukların karar alma süreçlerine etkin katılımının sağlanması gerekiyor. Doğal varlıkların korunması, su güvencesinin sağlanması ve toplumsal eşitsizliklerin azaltılması ancak birbirini tamamlayan bütüncül politikalarla mümkün.&#8221;</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/su-ve-orman-doganin-refahin-ve-esitligin-temel-taslari-621655">Su ve Orman: Doğanın, Refahın ve Eşitliğin Temel Taşları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>WordPress Kullanıcıları İçin Yeni Bir Blog Teması: Temajet</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/wordpress-kullanicilari-icin-yeni-bir-blog-temasi-temajet-618215</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 12:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[içerik]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcılar]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcıları]]></category>
		<category><![CDATA[site]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[temajet]]></category>
		<category><![CDATA[teması]]></category>
		<category><![CDATA[wordpress]]></category>
		<category><![CDATA[yayın]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618215</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital yayıncılık ve içerik üretimi her geçen gün büyürken, blog ve içerik siteleri için kullanılan WordPress temaları da önemli bir rol oynuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/wordpress-kullanicilari-icin-yeni-bir-blog-temasi-temajet-618215">WordPress Kullanıcıları İçin Yeni Bir Blog Teması: Temajet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dijital yayıncılık ve içerik üretimi her geçen gün büyürken, blog ve içerik siteleri için kullanılan WordPress temaları da önemli bir rol oynuyor. Bu alandaki seçeneklere yeni bir alternatif olarak sunulan <strong>Temajet</strong>, blog ve içerik siteleri için geliştirilen modern WordPress temaları arasında yerini aldı.</p>
<p><strong>Warble Group bünyesinde kullanıcılarla buluşturulan Temajet</strong>, özellikle blog yazarları, içerik üreticileri ve dijital yayıncıların ihtiyaçları göz önünde bulundurularak sunuluyor. Tema, sade tasarım anlayışı ve içerik odaklı yapısıyla farklı kategorilerde yayın yapan web sitelerine uyum sağlayabilecek bir yapı sunuyor.</p>
<p><b>İçerik ve Okuyucu Deneyimi Ön Planda</b></p>
<p>Temajet’in en dikkat çeken özelliklerinden biri mobil uyumlu (responsive) yapısı. Bu sayede tema, masaüstü bilgisayarlar, tabletler ve mobil cihazlarda sorunsuz şekilde görüntülenebiliyor. Aynı zamanda farklı blog düzenleri ve widget alanları sayesinde site sahipleri içeriklerini daha düzenli ve okunabilir bir şekilde sunabiliyor.</p>
<p><b>Kolay Kurulum ve Demo İçe Aktarma</b></p>
<p>Tema içerisinde bulunan demo içerik sistemi, kullanıcıların site kurulum sürecini hızlandırmayı hedefliyor. Demo sayfa düzenleri ve tema ayarları kısa sürede içe aktarılabiliyor. Bu özellik özellikle yeni bir blog veya içerik sitesi kurmak isteyen kullanıcılar için pratik bir başlangıç sunuyor.</p>
<p><b>WordPress Kullanıcıları İçin Yeni Bir Alternatif</b></p>
<p>WordPress altyapısı üzerine kurulu olan Temajet, blog siteleri, içerik platformları ve dijital yayın projeleri için kullanılabilecek esnek bir yapı sunuyor. Warble Group bünyesinde sunulan tema, içerik üreticilerinin hızlı ve modern bir web sitesi oluşturmasına yardımcı olmayı amaçlıyor.</p>
<p>Dijital yayıncılık alanındaki araç ve hizmetlerini genişletmeye devam eden Warble Group’un, Temajet ile WordPress kullanıcılarına yeni bir seçenek sunduğu belirtiliyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/wordpress-kullanicilari-icin-yeni-bir-blog-temasi-temajet-618215">WordPress Kullanıcıları İçin Yeni Bir Blog Teması: Temajet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Warble Group, WordPress Tema Markası Temajet&#8217;i Satın Aldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/warble-group-wordpress-tema-markasi-temajeti-satin-aldi-617662</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 20:59:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[alanında]]></category>
		<category><![CDATA[çözümler]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[group]]></category>
		<category><![CDATA[markası]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[projeler]]></category>
		<category><![CDATA[satın]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[temajet]]></category>
		<category><![CDATA[warble]]></category>
		<category><![CDATA[web]]></category>
		<category><![CDATA[wordpress]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617662</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital medya, yazılım ve teknoloji alanlarında faaliyet gösteren Warble Group, WordPress tema geliştirme alanında bilinen markalardan biri olan Temajet’i satın aldığını duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/warble-group-wordpress-tema-markasi-temajeti-satin-aldi-617662">Warble Group, WordPress Tema Markası Temajet&#8217;i Satın Aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dijital medya, yazılım ve teknoloji alanlarında faaliyet gösteren <strong>Warble Group</strong>, WordPress tema geliştirme alanında bilinen markalardan biri olan <strong>Temajet’i satın aldığını</strong> duyurdu. Gerçekleşen satın alma ile birlikte Temajet markası, Warble Group bünyesindeki projeler arasında yerini aldı.</p>
<p>Uzun süredir WordPress temaları ve web tasarım çözümleri ile içerik üreticileri, blog sahipleri ve dijital yayıncılar tarafından tercih edilen Temajet, Warble Group çatısı altında yeni bir yapılanma sürecine girecek. Bu süreçte markanın mevcut kullanıcılarına sunulan hizmetlerin kesintisiz şekilde devam etmesi planlanırken, yeni tema projeleri ve geliştirmelerle Temajet’in daha güçlü bir ürün yapısına kavuşması hedefleniyor.</p>
<p>Warble Group yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, dijital yayıncılık ve web teknolojileri alanındaki yatırımların devam ettiği belirtilirken, Temajet markasının özellikle WordPress tabanlı projeler için önemli bir değer taşıdığı ifade edildi. Satın alma ile birlikte Temajet’in teknik altyapısının güçlendirilmesi, yeni nesil tema projelerinin geliştirilmesi ve kullanıcı deneyiminin iyileştirilmesi planlanıyor.</p>
<p>Warble Group ekosistemi içerisinde yürütülen medya ve teknoloji projeleriyle entegre şekilde geliştirilecek Temajet temalarının; haber siteleri, blog platformları ve kurumsal web siteleri için daha hızlı, modern ve performans odaklı çözümler sunması hedefleniyor.</p>
<p>Yeni dönemde Temajet markasının hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarda WordPress tema geliştirme alanında daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşması amaçlanıyor.</p>
<p>Warble Group, Temajet markasını bünyesine katarak dijital yayıncılık ve web teknolojileri alanındaki yatırımlarını sürdürmeye devam ediyor.</p>
<p><b>Warble Group Hakkında</b></p>
<p><strong>Warble Group</strong>, Birleşik Krallık merkezli bir medya ve teknoloji grubudur. Dijital medya, basın danışmanlığı, müzik dağıtımı, halkla ilişkiler (PR) hizmetleri ve web teknolojileri alanlarında faaliyet göstermektedir. Grup bünyesinde yer alan markalar aracılığıyla sanatçılar, markalar, içerik üreticileri ve şirketlere yönelik çeşitli dijital çözümler sunulmaktadır.</p>
<p>Warble Group ekosistemi içerisinde; basın bülteni dağıtımı, medya ilişkileri, dijital müzik dağıtımı, basın danışmanlığı, web projeleri ve teknoloji geliştirme gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren markalar bulunmaktadır. Grup, geliştirdiği dijital projeler ve medya çözümleri ile hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarda faaliyetlerini sürdürmektedir.</p>
<p>Warble Group, dijital yayıncılık ve medya teknolojileri alanındaki yatırımlarıyla içerik üreticileri ve kurumlar için yenilikçi çözümler geliştirmeye devam etmektedir.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/warble-group-wordpress-tema-markasi-temajeti-satin-aldi-617662">Warble Group, WordPress Tema Markası Temajet&#8217;i Satın Aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Ulaşımının Stratejik Eylemleri Şekillendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/istanbul-ulasiminin-stratejik-eylemleri-sekillendi-2-608987</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 11:28:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[eylemleri]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[şekillendi]]></category>
		<category><![CDATA[stanbul]]></category>
		<category><![CDATA[stratejik]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşımının]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608987</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul’un ulaşım geleceğine yön verecek dev zirve gerçekleşti. İBB tarafından düzenlenen İstanbul Ulaşım Çalıştayı ile kentin plansız büyümesinin getirdiği trafik yoğunluğunun yönetiminden ulaşımda afet dayanıklılığına, toplu ulaşım entegrasyonundan ulaşım hizmetlerinin kalitesi ve verimliliğine kadar 6 ana temada hazırlanan stratejik eylem planı kamuoyuna sunuldu. 210 paydaşın "ortak akıl" ve “bilimsel yöntemler” ile şekillendirdiği çalıştay, İstanbul’u daha sürdürülebilir bir ulaşıma kavuşturmanın büyük adımlardan biri oldu.  Bu buluşma ve sonuçları, İBB tarafından 2019 yılında gerçekleştirilen 'İstanbul Sürdürülebilir Ulaşım Kongresi' ile başlatılan ortak akıl ve katılımcı yönetim sürecinin, bizzat İstanbulluların önerileriyle şekillenmeye devam eden en güncel halkalarından birini oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbul-ulasiminin-stratejik-eylemleri-sekillendi-2-608987">İstanbul Ulaşımının Stratejik Eylemleri Şekillendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Ulaşım Dairesi koordinasyonunda, İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Florya Kampüsü’nde düzenlenen “İstanbul Ulaşım Çalıştayı”; ulaşımın her alanına çok yönlü ve bütüncül müdahaleler önererek stratejik ve bilimsel bir yol haritası ile sürdürmek amacıyla gerçekleştirildi.</p>
<p>İBB Başkanvekili Nuri Aslan ve İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir’in açılış konuşmaları ile başlayan çalıştay; İstanbul’daki 61 üniversiteden akademisyenlerin, 39 ilçe belediyesinden teknik bürokrat ve çalışanların, ulaşım sektöründe hizmet veren uzman profesyonellerin ve ulaşım esnafının geniş katılımıyla gerçekleştirildi. Farklı sektörlerden oluşan geniş ve kapsayıcı heyet, İstanbul’un ulaşımına dair temel sorun ve çözüm önerilerini masaya yatırdı. Çalıştayda belirlenen hedefler, Bilim Kurulu’nun değerlendirmesinin ardından uygulama projelerine rehberlik edecek.</p>
<p><strong>GELECEĞİN İSTANBUL’U İÇİN 6 STRATEJİK ROTA</strong></p>
<p>Çalıştay kapsamında ele alınan 6 tema; İstanbul’un sadece bugünkü trafik sorununa değil, gelecekteki makroformuna, olası nüfus hareketliliğine ve afet risklerine karşı da kapsamlı bir savunma hattı oluşturuyor. Bu rota; fiziksel yatırımları teknolojik çözümlerle birleştiren, esnafın refahı ile vatandaşın konforunu aynı paydada buluşturan ve en önemlisi &#8220;akıllı şehir&#8221; mimarisini ulaşımın merkezine koyan bir vizyon sunuyor. İşte Bilim Kurulu’nun değerlendirmesine sunulan ve İstanbul’un ulaşım anayasasını oluşturacak o 6 stratejik tema:</p>
<p><strong>TEMA 1: KESİNTİSİZ AKTARMA VE ENTEGRASYON</strong></p>
<p>Raylı sistemlerin ana omurga kabul edildiği bu temada, ulaşımın tüm unsurlarının birbirine fiziksel ve dijital olarak bağlanması hedefleniyor. Bu kapsamda, toplu ulaşım hatları arasında zaman entegrasyonu ile bekleme sürelerinin azaltılması, toplu ulaşım istasyonlarına mikromobilite erişilebilirliği ve kentin çeperlerindeki minibüslerin İstanbulkart sistemine tam dahil edilmesi öncelikli adımlar arasında yer alıyor. </p>
<p>Yapay zeka destekli yönlendirmeler ve fiziki düzenlemeler ile aktarma noktalarının sadece bir geçiş alanı değil, konforlu birer erişim merkezi olarak yapılandırılması öngörülüyor.</p>
<p><strong>TEMA 2: TRAFİK TIKANIKLIĞININ AZALTILMASI T</strong><strong>ALEP YÖNETİMİ</strong></p>
<p>Bu temada İstanbul trafiğinin yalnızca fiziksel altyapı ile değil, özel araç kullanımı talebinin yönetilmesi, zaman planlanması ve davranış değişiklikleri ile çözülebileceği üzerine bir vizyon sergileniyor. Stratejik yol haritası; kademeli ve esnek mesai saatlerinin teşvik edilmesini, otopark bölgesel ücretlendirme politikalarının kurgulanmasını, başta Tarihi Yarımada olmak üzere düşük emisyon alanlarının belirlenmesini ve bu alanlara özel araç girişinin kısıtlanmasını öngörüyor. Ayrıca &#8220;Park Et Devam Et&#8221; sistemleriyle sürücülerin kent merkezine girmeden toplu taşımaya yönlendirilmesi amaçlanıyor.</p>
<p><strong>TEMA 3: TRAFİK TIKANIKLIĞININ AZALTILMASI KARAYOLU VE ALTYAPI</strong></p>
<p>Mevcut yol ağını etkin ve verimli kullanmayı hedefleyen; akıllı trafik yönetimi, bütüncül ve noktasal geometrik iyileştirmeler ve öncelikli koridor yatırımlarıyla kapasite sürekliliğini sağlayan bir karayolu/trafik yönetiminin geliştirilmesi vizyonu ön plana çıkıyor. Stratejik yol haritası; ana yolların trafik tıkanıklığı yaşanan yerlerinde iyileştirmeye yönelik projelendirme ve uygulama çalışmalarını, gerçek zamanlı trafik yönetimi uygulamalarının yaygınlaştırılmasını, toplu ulaşım öncelikli şeritlerin ve koridorların geliştirilmesini önceliklendiriyor.  Ayrıca karayolu kapasitesinin etkin kullanımının sağlanması amacıyla; trafik denetim yetkisinin yerel yönetimlerle paylaşılması ile araç park ve ihlal yönetiminin güçlendirilmesini öneriyor.</p>
<p><strong>TEMA 4: MAKROFORM VE ULAŞIM İLİŞKİSİ</strong></p>
<p>Günümüze kadar süregelen plansız gelişme kaynaklı ulaşım sorunlarının kontrol altına alınabilmesi adına; arazi kullanımı ve ulaşım planlamasının paralel yürütülmesi stratejisi benimsendi.</p>
<p>Yeni önerilen çekim merkezleri ile toplu ulaşım ilişkisini kuran ve kentsel hareketliliği dengeli biçimde yöneten mekan-ulaşım entegrasyonu ön plana çıktı. Kent bütününde iş, konut ve okul fonksiyonlarının bütüncül olarak planlanması ile zorunlu yolculuk sürelerinin azaltılması bu temanın temelini oluşturuyor.</p>
<p><strong>TEMA 5: DAYANIKLI ULAŞIM PLANLAMASI</strong></p>
<p>Olası bir afet durumunda, İstanbul’un ana ulaşım ağının kesintisiz işlerliği hedefleniyor. Stratejik yol haritası; kritik köprü ve viyadüklerin öncelikli olarak güçlendirilmesini, acil ulaşım yolları ve tahliye koridorlarının hiçbir engel olmaksızın işlevsel kalmasını sağlayacak düzenlemeleri kapsıyor. Ayrıca afet anında kesintisiz iletişim ve koordinasyon için kurumlar arası veri paylaşım protokollerinin güçlendirilmesi stratejik bir zorunluluk olarak belirlendi.</p>
<p><strong>TEMA 6: ULAŞIM ESNAFI İLE HİZMET KALİTESİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ</strong></p>
<p>Sektörün sahadaki temsilcileri olan ulaşım esnafının hizmet kalitesini artıracak adımlar strateji belgesinde yer alıyor. Şoför eğitimlerinin standartlaşması, Elektronik Ulaşım Yönetimi Lisansı&#8217;nın hayata geçirilmesi ve esnafın gelir çeşitliliğinin desteklenmesi hedefleniyor. Bu strateji ile hem kayıt dışı taşımacılıkla mücadele edilmesi hem de toplu taşıma hizmetinin prestijinin artırılması amaçlanıyor.</p>
<p><strong>2019’DAN BUGÜNE: SÖZ VERDİK, BİRLİKTE BAŞARDIK</strong></p>
<p>2019 yılında düzenlenen İstanbul Sürdürülebilir Ulaşım Kongresi’nde &#8220;ortak akıl&#8221; ile alınan kararlar, geçen 5 yılda İstanbul’un çehresini değiştiren somut yatırımlara dönüştü. Bu süreçte raylı sistem hamlesiyle 65,1 km uzunluğunda 6 yeni metro hattı ve 62 istasyon hizmete alınırken, raylı sistemin toplu ulaşımdaki payı yüzde 35,5’ten yüzde 43’e, günlük yolculuk sayısı ise 2,7 milyondan 4 milyon seviyesine ulaştı. </p>
<p>Toplu ulaşım kalitesini artırmak adına İETT filosuna 785 yeni araç ve 250 elektrikli otobüs dahil edilirken, ulaşımda gece seferleri dönemi başlatıldı ve TAHKUK ile TUDES gibi denetim mekanizmaları hayata geçirildi.</p>
<p>Sadece toplu taşıma değil, aktif ulaşım ve altyapıda da dev adımlar atıldı; İstanbul genelinde bisiklet yolu ağı 569 km’ye ulaştırıldı, 21.420 araç kapasiteli 67 yeni otopark ve 10 bin araçlık &#8220;Park Et Devam Et&#8221; alanı şehre kazandırıldı. </p>
<p>Şehrin düğüm noktalarını çözen 250 kavşak yapımı tamamlanırken, diğer birçok noktada ise projelendirme ve imalat süreçleri devam etmektedir.</p>
<p>Taksi sorununun çözümü için araç sayısı 17.395’ten 20.311’e çıkarılmıştır. 2500 adet Uygulama Bazlı Taksi İstanbulların hizmetine sunmak için aldığımız karar doğrultusunda takside digital dönüşümü başlatmış bulunmaktayız. Uygulama bazlı taksiler, vatandaşlarımızın kolayca erişebilecekleri taksi hizmeti sunarken, diğer taraftan ulaşım esnafımız için verimliği amaçlıyor. İlgili başvuru şartları altında tüm vatandaşlarımızın satın alabileceği yeni Uygulama bazlı taksilerimizi,  halkımızın arzına sunmaya devam edeceğiz. </p>
<p>Sosyal belediyecilik vizyonuyla ulaşıma erişimi kolaylaştıran İBB, 861 binden fazla anneye &#8220;Anne Kart&#8221; ve iş arayan vatandaşlara destek kartları sunarak ulaşımı bir haktan öte sosyal bir desteğe dönüştürdü.</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbul-ulasiminin-stratejik-eylemleri-sekillendi-2-608987">İstanbul Ulaşımının Stratejik Eylemleri Şekillendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğaya Adanmış Ömürler, Bugüne Taşınan Bir Sorumluluk: TEMA Vakfı Kurucularını Andı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogaya-adanmis-omurler-bugune-tasinan-bir-sorumluluk-tema-vakfi-kurucularini-andi-607501</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 08:23:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[adanmış]]></category>
		<category><![CDATA[bugüne]]></category>
		<category><![CDATA[dede]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[doğaya]]></category>
		<category><![CDATA[Doğayı Koruma]]></category>
		<category><![CDATA[hayrettin]]></category>
		<category><![CDATA[kurucu]]></category>
		<category><![CDATA[ömürler]]></category>
		<category><![CDATA[sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[taşınan]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[Tema Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607501</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, yaşamlarını toprağın, doğanın ve tüm doğal varlıkların korunmasına adayan Kurucu Onursal Başkanları merhum Hayrettin Karaca ve merhum A. Nihat Gökyiğit’i, İstanbul’daki mezarları başında düzenlenen törenle andı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogaya-adanmis-omurler-bugune-tasinan-bir-sorumluluk-tema-vakfi-kurucularini-andi-607501">Doğaya Adanmış Ömürler, Bugüne Taşınan Bir Sorumluluk: TEMA Vakfı Kurucularını Andı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TEMA Vakfı, yaşamlarını toprağın, doğanın ve tüm doğal varlıkların korunmasına adayan Kurucu Onursal Başkanları merhum Hayrettin Karaca ve merhum A. Nihat Gökyiğit’i, İstanbul’daki mezarları başında düzenlenen törenle andı.</strong></p>
<p>İki doğa sevdalısının aramızdan ayrılışlarının ardından TEMA Vakfı tarafından her yıl &#8220;<em>Anma ve Anlama Haftası</em>&#8221; düzenleniyor; hafta boyunca Vakıf Genel Merkezi ve Türkiye’nin dört bir yanındaki temsilcilikleri tarafından gerçekleştirilen etkinliklerle kurucuların anısı yaşatılıyor.</p>
<p>Bu yıl, 19–25 Ocak tarihleri arasında gerçekleştirilen Anma ve Anlama Haftası kapsamında; Toprak Dede Hayrettin Karaca’nın vefatının 6. yıl dönümü ile Yaprak Dede A. Nihat Gökyiğit’in vefatının 3. yıl dönümünde TEMA Vakfı yöneticileri, gönüllüleri ve çalışanları bir araya geldi. Düzenlenen anma töreninde kurucuların kabirleri başında dualar edildi; doğaya adanmış yaşamları, saygı ve minnetle hatırlandı.</p>
<p><strong>Doğaya adanmış ömürler</strong></p>
<p>Hayrettin Karaca ve A. Nihat Gökyiğit, yalnızca TEMA Vakfı’nın kurucuları değil; doğayla kurulan ilişkinin yeniden tanımlanmasına öncülük eden iki önemli yol gösterici olarak hafızalarda yer etti. Toprağın korunmasını bir vicdan meselesi olarak gören ve yeryüzündeki tüm canlılara sahip çıkan Toprak Dede ve Yaprak Dede, <em>&#8220;doğayı savunmanın süreklilik isteyen bir sorumluluk&#8221;</em> olduğunu her fırsatta dile getirdiler.</p>
<p>TEMA Vakfı için bu hafta, yalnızca iki ismi anmakla sınırlı kalmıyor; onların işaret ettiği değerleri, mücadele anlayışını ve toplumsal sorumluluk bilincini yeniden düşünmeye ve hatırlamaya vesile oluyor.</p>
<p><strong>&#8220;Kurucularımızın yolundayız; doğayı korumak bir tercih değil, bir sorumluluktur&#8221;</strong></p>
<p>TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, kurucularını minnet ve özlemle andıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>&#8220;İki doğa sevdalısı olan Kurucu Onursal Başkanlarımız, doğayı korumanın tercih değil, insan olmanın bir sorumluluğu olduğunu hayatları boyunca ortaya koydular. Toprağın kaybıyla, su varlıklarının tükenişiyle ve doğanın sınırlarının zorlanmasıyla karşı karşıya kaldığımız bu dönemde; onların inancı ve kararlılığı yolumuzu aydınlatırken adları ve idealleri projelerle yaşamayı sürdürüyor. 2021’de başlattığımız <em>Hayrettin Karaca Doğal Yaşlı Ormanlar Projesi</em> ile yaklaşık 6 bin futbol sahası büyüklüğündeki 52 orman sahası, <em><strong>doğal yaşlı orman</strong></em> olarak tescil edildi. 2022’de hayata geçirilen <em>A. Nihat Gökyiğit Biyolojik Çeşitlilik Projesi,</em> gezegenimizin en büyük krizlerinden biri olan biyolojik çeşitlilik kaybına dikkat çekerek bu alanda farkındalık oluşturmaya devam etti. Proje kapsamında, biyolojik çeşitlilik kavramının tanıtımını yaygınlaştırmak amacıyla farklı yaş gruplarına yönelik gerçekleştirilen farkındalık sunumlarıyla 57 bini aşkın çocuk ve genç ile yaklaşık 5 bin yetişkine ulaşıldı. Toprak Dedemizin <strong>‘İnanç her şeyi halleder. İnanırsak dünyayı kurtarmaya gücümüz yeter.’</strong> sözünden yola çıkarak umudu büyütmeye devam ediyoruz. TEMA Vakfı olarak doğayı, toprağı, suyu ve tüm canlıları gözeten bu mirası, aynı inanç ve sorumlulukla geleceğe taşımayı sürdüreceğiz.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Doğayı hep birlikte korumaya devam edeceğiz&#8221;</strong></p>
<p>TEMA Vakfı Genel Müdürü Didem Bilgin ise kurucularının gönüllülüğü merkeze alan anlayışlarının çalışmalarına yön verdiğini ve doğayı koruma sorumluluğunun temel dayanakları olduğunu vurguladı.</p>
<p>Bilgin, &#8220;Vakfımızın kurucuları Hayrettin Karaca ve A. Nihat Gökyiğit, doğayı korumanın ancak hep birlikte mümkün olabileceğini bizlere gösterenlerdi. Onların açtığı yolda gönüllülük, yalnızca bir iyilik hâli değil; doğaya ve yaşama karşı üstlenilen ortak bir sorumluluk oldu. Yaprak Dedemizin <strong>‘Başkalarını mutlu ederek mutlu olmanın mümkün olduğunu anlayan insanlardır gönüllüler’</strong> sözünde can bulan anlayıştan ilham alarak bugün 1 milyon 250 bini aşkın gönüllümüzle bu sorumluluğumuzu geleceğe taşıyoruz.  Toprağın nefes almasında, bir fidanın kök salmasında, bir çocuğun doğayla kurduğu ilk bağda bu anlayışın izleri var. Doğayı hep birlikte korumaya devam edeceğiz.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Kurucuların mirası, gönüllülükle yaşatılıyor</strong></p>
<p>Hayrettin Karaca ve A. Nihat Gökyiğit’in doğayı koruma çalışmalarının merkezinde yer alan gönüllülük anlayışı, bugün TEMA Vakfı’nın en güçlü dayanaklarından biri olmayı sürdürüyor.</p>
<p>Kurulduğu günden bu yana bir <em><strong>‘halk hareketi’ </strong></em>olarak yol alan Vakıf, kurucularının anısını yaşatmanın en anlamlı yollarından birinin bu anlayışı büyütmek olduğuna inanıyor. Bu anlayışla her yıl verilen <strong>Hayrettin Karaca ve A. Nihat Gökyiğit Gönüllülük Ödülleri</strong>, doğa için atılan her adımın, gösterilen her gayretin ve büyütülen her umudun görünür kılınmasını sağlıyor.</p>
<p>2025 yılında,<em> Gönüllü Kazanımı, Verimlilik, Eğitim Çalışmaları, Umut Yeşertenler, Savunuculuk</em> ve <em>Üstün Başarı</em> olmak üzere altı farklı kategoride toplam 50 ödüle layık görülen 36 TEMA Vakfı gönüllüsü ise kurucuların doğaya düşen izlerinin bugün de geleceğe yön veren bir ilhama dönüştüğünü gösteriyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogaya-adanmis-omurler-bugune-tasinan-bir-sorumluluk-tema-vakfi-kurucularini-andi-607501">Doğaya Adanmış Ömürler, Bugüne Taşınan Bir Sorumluluk: TEMA Vakfı Kurucularını Andı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğa İçin Sorumluluk Hepimizde: TEMA Vakfı 2025&#8217;in Çevre Olaylarını Değerlendirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doga-icin-sorumluluk-hepimizde-tema-vakfi-2025in-cevre-olaylarini-degerlendirdi-601905</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2025 07:51:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[2025]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[Çed]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[hepimizde]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[kömür]]></category>
		<category><![CDATA[maden]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601905</guid>

					<description><![CDATA[<p>2025, ortak evimiz olan gezegenimiz üzerindeki baskının ne kadar büyük olduğunu açıkça gördüğümüz bir yıl oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doga-icin-sorumluluk-hepimizde-tema-vakfi-2025in-cevre-olaylarini-degerlendirdi-601905">Doğa İçin Sorumluluk Hepimizde: TEMA Vakfı 2025&#8217;in Çevre Olaylarını Değerlendirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2025, ortak evimiz olan gezegenimiz üzerindeki baskının ne kadar büyük olduğunu açıkça gördüğümüz bir yıl oldu. Küresel iklim krizinin etkilerinin giderek şiddetlendiği bir dönemde, Türkiye’de çevre ve iklim politikalarına dair alınan kararlar; toprak, orman, su ve tüm doğal varlıklarımız üzerindeki riskleri daha da büyüttü. İnsan faaliyetlerinin yol açtığı bu çok yönlü tahribat, doğayla kurduğumuz ilişkinin sorgulanmasını ve yeniden kurulmasını ertelenemez bir zorunluluk haline getirdi.</p>
<p>Yıl boyunca yaşanan gelişmeler; ekosistemlerin bütünlüğünü, biyolojik çeşitliliği ve milyonlarca canlının yaşam hakkını tehdit eden uygulamaların ne denli yaygınlaştığını gözler önüne sererken, aynı zamanda güçlü bir toplumsal duyarlılığı da beraberinde getirdi. Doğayı savunan yurttaşların, gönüllülerin, bilim insanlarının ve sivil toplumun yükselen sesi; bu sürecin yalnızca kayıplarla değil, sorumluluk ve dayanışmayla da nasıl şekillenebileceğini gösterdi.</p>
<p>2025’in çevre olayları bize net bir mesaj veriyor: <strong>Tehlike büyük, kaybedecek vaktimiz yok. Ancak umut hâlâ elimizde.</strong></p>
<p>TEMA Vakfı olarak hazırladığımız bu derlemede, geride bıraktığımız yıl boyunca doğaya karşı sorumluluğun hep birlikte taşınmasıyla ortaya çıkan kazanımları ve ekosistemimizi tehdit eden olumsuz gelişmeleri bir araya getirerek, çevre gündemine dair kapsamlı bir değerlendirme sunuyoruz.</p>
<p><strong><u>2025’te Umut Veren Çevre Kazanımları</u></strong></p>
<p>2025 yılında doğayı koruma mücadelesi, birçok alanda somut kazanımlar üretti. Yargı kararları, bilimsel raporlar ve toplumsal savunuculuklar; doğa için hep birlikte sorumluluk almanın etkili sonuçlar doğurabildiğini gösterdi.</p>
<p><strong>Kanal İstanbul’a bilimden güçlü itiraz</strong></p>
<p>Kanal İstanbul projesine ilişkin <em>ÇED Olumlu</em> kararına karşı açılan davada hazırlanan bilirkişi raporu; projenin çevresel, jeolojik ve sosyal etkilerinin eksik ve hatalı değerlendirildiğini ortaya koydu. Raporda ÇED dosyasının bilimsel açıdan yetersiz olduğu, <em>&#8220;yanlışlarla dolu, tutarsız, çelişkili, konunun uzmanları tarafından hazırlanmadığı izlenimi veren özensiz hazırlanmış bir rapor; olumlu değerlendirmek mümkün değil&#8221;</em> ifadeleriyle açıkça vurgulandı.</p>
<p>Kuzey Ormanları’nı ve İstanbul’un su varlıklarını doğrudan tehdit eden proje için hazırlanan bu rapor, kentin geleceği ve doğanın korunması açısından kritik bir gelişme olarak kayda geçti.</p>
<p><strong>Kuzey Ormanları’nda madenciliğe geçit yok!</strong></p>
<p>İstanbul Şile’de Kuzey Ormanları’nı tehdit eden kömür, kuvars ve kil maden sahasının genişletilmesine yönelik proje; bölge halkının itirazları ve ilgili kurumların olumsuz görüşleri doğrultusunda iptal edildi. Su havzaları, orman ekosistemleri ve doğal yaşam açısından ciddi riskler barındıran proje, güçlü toplumsal tepki sayesinde durduruldu ve Kuzey Ormanları’nın korunması adına önemli bir kazanım sağlandı.<strong> </strong></p>
<p><strong>Sarıalan Altın Madeni’nde doğa kazandı!</strong></p>
<p>Balıkesir’in Altıeylül ve İvrindi ilçelerinde planlanan Sarıalan Altın Madeni Projesi’ne ilişkin <em>ÇED Olumlu</em> kararı, Danıştay’ın kararı bozmasının ardından yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda iptal edildi. 2022 yılında başlattığımız hukuki süreçte, ÇED raporunda tespit edilen çok sayıda eksiklik ve çevresel risk, mahkemenin doğa lehine karar vermesinde belirleyici oldu. </p>
<p>TEMA Vakfı olarak bölgedeki doğal alanların korunması amacıyla proje sahasını yakından takip etmeyi sürdürüyoruz.</p>
<p><strong>Tokat ve Kırklareli’nde yaşamı savunuyoruz</strong></p>
<p>Tokat Almus ve Kırklareli Merkez’de planlanan altın madeni projeleri için verilen <em>ÇED Gerekli Değildir</em> kararları yargıdan döndü. TEMA Vakfı olarak bizim de davacı olduğumuz hukuki süreçler neticesinde çevresel etkilerin yeterince değerlendirilmediği bu projelere ilişkin iptal kararları, çevre hakkı ve kamusal denetim açısından önemli bir kazanım oldu.</p>
<p><strong>Gölbaşı’nda kömür ocağına yargı freni</strong></p>
<p>Ankara, Gölbaşı’nda planlanan kömür ocağı için verilen <em>ÇED Gerekli Değildir</em> kararı, açtığımız dava sonucunda mahkeme tarafından iptal edildi. Bu karar, doğal alanların korunmasında yargının kritik rolünü bir kez daha ortaya koydu.</p>
<p><strong>Afşin-Elbistan’da hâlâ umut var!</strong></p>
<p>Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne yeni üniteler eklenmesini öngören projeye ilişkin <em>ÇED Olumlu </em>kararına karşı açtığımız davada hazırlanan bilirkişi raporu; hava kalitesi, su varlıkları, tarım alanları ve halk sağlığı üzerindeki ciddi riskleri ortaya koydu. Bilirkişi raporunun bu yöndeki tespitleri, bölgenin daha fazla kömür kirliliğine maruz kalmaması açısından önemli bir gelişme oldu. </p>
<p>Bu gelişme, doğayı koruma mücadelesinde yerel halkın ve sivil toplumun kararlı duruşunun somut bir kazanımı olarak değerlendirildi.</p>
<p><strong>Gerede Çayı için önemli hukuki aşama</strong></p>
<p>Gerede Çayı’ndaki sanayi kaynaklı kirliliğe karşı, TEMA Vakfı’nın da parçası olduğu Gerede Çayı Temiz Aksın Platformu tarafından yürütülen hukuki süreçte önemli bir gelişme yaşandı. </p>
<p>Ankara Bölge İdare Mahkemesi, Bolu İdare Mahkemesi’nin <em>atık sular çevreye zarar vermeyecek değerlere ulaşana kadar, organize sanayi bölgelerinde faaliyetlerin durdurulması</em> talebini reddeden kararını bozarak dosyanın yeniden görülmesine hükmetti. Bu karar, temiz su mücadelesinde önemli bir aşama olarak kayda geçti.</p>
<p><strong>Likya coğrafyasını tehdit eden otoyol projesinin ÇED kararı iptal edildi</strong></p>
<p>Finike–Demre–Kaş–Kalkan Otoyol Projesi’ne verilen <em>ÇED Olumlu</em> kararı, bilirkişi raporu doğrultusunda mahkeme tarafından iptal edildi. TEMA Vakfı olarak bizim de davacı olduğumuz süreçte çıkan karar; Likya Yolu, Kaputaş Plajı ile birçok doğal ve kültürel alanın korunması açısından kritik bir kazanım sağladı.</p>
<p><em>Tüm bu umut verici gelişmeler, doğayı korumak için alınan sorumlulukların ve gösterilen çabaların ne kadar etkili olduğunu gösterdi.</em></p>
<p><strong><u>2025’te Doğayı Tehdit Eden Olaylar</u></strong></p>
<p>2025 yılı, iklim krizinin etkilerinin şiddetlendiği ve doğa üzerindeki baskının arttığı bir yıl olarak kayda geçti. Hem dünyada hem ülkemizde alınan kararlar ve yaşanan çevresel olaylar, gezegenimiz için hayati risklerin hâlâ çok yüksek olduğunu gösterdi.</p>
<p><strong>Türkiye, son 52 yılın en kurak yılını yaşadı</strong></p>
<p>İklim değişikliğine karşı en kırılgan bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye’de, iklim krizinin etkileri her geçen yıl daha belirgin hâle gelirken, ülkemiz son 52 yılın en kurak dönemini yaşadı.</p>
<p>2025 su yılında (1 Ekim 2024 – 30 Eylül 2025) birçok bölgede son yılların en düşük yağış seviyeleri kaydedildi. Türkiye genelinde ortalama yağış miktarı 422,5 mm olarak gerçekleşti. Bu değer, uzun yıllar ortalamasına göre yağışların yüzde 26, bir önceki yıla göre ise yüzde 29 oranında azaldığını ortaya koydu.</p>
<p>Kuraklık, özellikle Güneydoğu Anadolu’nun güneyi ile Hatay çevrelerinde yer yer yüzde 60’ın üzerinde yağış kaybına neden oldu. İç Anadolu’nun orta kesimleri, Eskişehir, Hatay, Malatya ve Güneydoğu Anadolu’nun büyük bölümünde yıllık yağış miktarı 250 mm’nin altına düştü. Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu’da son 65 yılın, Marmara’da son 63 yılın, Akdeniz’de son 51 yılın, Ege’de ise son 18 yılın en düşük yağış seviyeleri kaydedildi.</p>
<p>Bu veriler, iklim krizinin artık kalıcı bir tehdit haline geldiğini; başta toprak olmak üzere tüm doğal varlıkları merkeze alan bilim temelli ve bütüncül politikalara acilen ihtiyacımız olduğunu gözler önüne seriyor.<strong> </strong></p>
<p><strong>Bu yıl, Yalova’nın yüz ölçümünden daha büyük orman alanı küle döndü</strong></p>
<p>2025 yılı, orman yangınlarının sebep olduğu kayıpların giderek ağırlaştığı bir yıl olarak kayda geçti. Yaz aylarında artan sıcaklıklar ve şiddetlenen kuraklık, insan kaynaklı ihmal ve dikkatsizliklerle birleşerek ülke genelinde çok sayıda büyük yangına yol açtı. </p>
<p>1988’den bu yana tutulan kayıtlara göre 2025, 2021’de yaşanan büyük yangınlardan yalnızca dört yıl sonra, en fazla orman alanının yandığı ikinci yıl oldu. Bu tablo, iklim krizinin derinleşen etkileri karşısında yangınlara yönelik önleyici politikaların ve etkin koruma önlemlerinin yetersizliğini bir kez daha gözler önüne serdi.</p>
<p>Yangınlar yalnızca Ege ve Akdeniz ile sınırlı kalmadı; Eskişehir, Sakarya, Bilecik, Karabük, Bursa ve Tekirdağ gibi daha önce büyük ölçekli yangınların nadiren görüldüğü illerde de ciddi orman kayıpları yaşandı. Yıl boyunca çıkan yangınlarda yaklaşık 81.500 hektar (yaklaşık 109 bin futbol sahası büyüklüğünde) orman alanı, yani Yalova’nın yüz ölçümünden daha büyük bir alan zarar gördü.</p>
<p>Yangınlarla mücadele sırasında 18 orman emekçisi yaşamını yitirdi. TEMA Vakfı olarak hayatını kaybeden emekçilerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyor; yaralanan işçilerimize geçmiş olsun diyoruz. </p>
<p>TEMA Vakfı olarak orman yangınlarında kaybettiğimiz tüm canlılar için derin bir üzüntü duyuyoruz. Küçük ihmal ve dikkatsizliklerin büyük felaketlere yol açabildiğini bir kez daha hatırlatıyor; özellikle şiddetli rüzgârın etkili olduğu ve nemin düşük seyrettiği dönemlerde artan yangın riskine karşı herkesi daha dikkatli ve sorumlu davranmaya çağırıyoruz.<strong> </strong></p>
<p><strong>Marmara’da müsilaj tehdidi sürüyor</strong></p>
<p>2025 yılının Ocak ayında Kadıköy sahilinde kaydedilen görüntüler, Marmara Denizi’nde müsilaj tehdidini bir kez daha gözler önüne serdi. Bu tablo, 2021 yılında geniş alanlara yayılarak büyük kaygı yaratan müsilajın ardından yeterli ve kalıcı önlemlerin hâlâ hayata geçirilmediğini ortaya koydu.</p>
<p>İklim değişikliği, artan deniz suyu sıcaklıkları ve yanlış atık yönetimi gibi nedenlerle derinleşen müsilaj sorununun çözümü için, Marmara Denizi’ndeki kirlilik yükünü azaltmayı hedefleyen Marmara Denizi Eylem Planı’nın gecikmeksizin ve bütüncül biçimde uygulanması gerekiyor.</p>
<p><strong>İklim Kanunu’nda doğa ve toplum yararı gözetilmedi</strong></p>
<p>9 Temmuz’da yürürlüğe giren Türkiye’nin ilk İklim Kanunu, iklim krizinin etkilerine karşı bağlayıcı emisyon azaltım hedefleri ve fosil yakıtlardan çıkış planı içermemesi nedeniyle kamuoyunda ve uzmanlar arasında ciddi eleştirilere neden oldu.</p>
<p>Hazırlık sürecinde sivil toplumun, uzmanların ve yerel yönetimlerin etkin biçimde dahil edilmediği düzenleme; emisyon azaltımı, iklim uyumu ve adil geçişi güçlendirecek bütüncül politikalar sunmadı. Bunun yerine, emisyon ticaret sistemini merkeze alan dar bir yaklaşım benimsendi; doğa ve toplum yararı geri plana itildi.</p>
<p>Bilimsel gerçeklerle ve Paris Anlaşması’nın 1,5°C hedefiyle uyumsuz olan kanunda, iklim krizinden en fazla etkilenen kırılgan gruplara yönelik koruyucu mekanizmalar ile bağımsız bir izleme ve denetim yapısı da yer almadı. Bu eksiklikler, Türkiye’nin iklim krizinin olumsuz etkilerine karşı adil, etkili ve katılımcı bir mücadele yürütmesini zayıflatan önemli bir geri adım olarak değerlendirildi. </p>
<p><strong>Doğal varlıklarımız madencilik baskısı altında</strong></p>
<p>24 Temmuz’da yürürlüğe giren ve Maden Kanunu’nda değişiklikler içeren <em>Torba Yasa</em> ile ormanlar, zeytinlikler, tarım arazileri ve korunan alanlar madencilik faaliyetlerine açıldı. Düzenleme, madencilik ve enerji yatırımlarına geniş ayrıcalıklar tanırken, doğa koruma ilkelerini geri plana iten bir yaklaşımı beraberinde getirdi.</p>
<p>Yasa kapsamında maden ruhsatı süreçlerinin hızlandırılması, izin mekanizmalarının yatırımcı lehine yeniden düzenlenmesi, orman alanlarının MAPEG’e devredilmesi ve zeytinliklerin madenciliğe açılması gibi hükümler, koruma politikalarını ciddi biçimde zayıflattı. Ayrıca korunan alanlarda izinlere belirli sürede yanıt verilmemesi halinde onaylanmış sayılması ve nadir-stratejik madenlere özel izin süreçleri tanımlanması, doğal ve kültürel miras açısından telafisi güç riskler doğurdu.</p>
<p>Maden Kanunu’ndaki bu değişikliklerle birlikte ÇED süreçlerinin zayıflatılması ve izinlerin hızlandırılması, doğal varlıklarımızın yatırım baskısı altında korunmasız bırakılmasına yol açabilecek bir hukuki zemin yarattı.<strong> </strong></p>
<p><strong>Akbelen’de kömür için zeytin ağaçları kesildi ve sökülerek taşındı</strong></p>
<p>Torba yasa ile getirilen düzenlemeler doğrultusunda Akbelen’de zeytin ağaçlarının kesilmesi ve sökülerek taşınması, 2025’in en üzücü çevre olaylarından biri olarak kayda geçti. Akbelen Ormanı ve çevresindeki zeytinlikler, vahşi madencilik faaliyetleri uğruna geri dönüşü olmayan bir tahribata maruz bırakıldı. </p>
<p>Bölge halkının ve doğa savunucularının tüm itirazlarına rağmen gerçekleştirilen bu kesim ve taşımalar; Akbelen’de yüzyıllardır süregelen zeytin kültürüne, tarımsal üretime ve bölgenin doğal ekosistemine ağır zarar verdi.</p>
<p>TEMA Vakfı olarak Akbelen’de zeytinliklerin ve orman ekosisteminin korunması için savunuculuk çalışmalarımıza ve doğa için sorumluluk almaya devam edeceğiz.</p>
<p><strong>Kaz Dağları’nda tahribat derinleşiyor</strong></p>
<p>Kaz Dağları’nda art arda gündeme gelen maden projeleri, bölgenin su varlıkları, orman ekosistemleri ve canlı yaşamı üzerinde ağır ve kalıcı baskılar yaratıyor. Halilağa Bakır Madeni, Lapseki, Karapınar, Sarıalan, İvrindi altın madenleri ile Balya’daki madenler, bölgenin ekolojik bütünlüğünü geri dönülmesi güç biçimde zedeliyor. Vahşi madencilik faaliyetleri, yalnızca doğayı değil; bölge halkının sağlığını, geçim kaynaklarını ve yaşam alanlarını da riske atıyor. </p>
<p>Bu endişe verici tablo, Kaz Dağları’nın geleceğinin her geçen gün daha kırılgan hâle geldiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Eskişehir’de vahşi madencilik tehdidi büyüyor</strong></p>
<p>2025 yılında Eskişehir, vahşi madencilik projelerine yönelik başvuruların en yoğunlaştığı illerden biri oldu. Kaymaz, Alpagut–Atalan ve Sarıcakaya altın madeni projeleriyle Orta Sakarya Vadisi ciddi bir baskı altına girdi.</p>
<p>TEMA Vakfı olarak bu projelere karşı yürüttüğümüz hukuki süreçler devam ederken, bölgenin madenciliğe kapatılması yönündeki çağrımızı yineliyoruz. Orta Sakarya Vadisi’nin madene kapalı alan ilan edilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.</p>
<p><strong>Maden kazaları önlenebilir: Kömürden çıkış ertelenemez</strong></p>
<p>2025 yılında Ankara, Sivas ve Zonguldak’ta yaşanan maden kazaları, kömür madenciliğinin hem işçiler hem de doğa açısından taşıdığı ağır riskleri bir kez daha gözler önüne serdi. Ankara Beypazarı’ndaki kömür ocağında meydana gelen göçükte 13 işçi yaralanırken; Sivas Zara’daki bir maden sahasında yapılan patlatma sırasında 1 işçi hayatını kaybetti, 2 işçi yaralandı. Zonguldak Kilimli’de yaşanan bir diğer göçükte ise 1 maden işçisi yaşamını yitirdi, 4 işçi yaralandı.</p>
<p>Sosyal Güvenlik Kurumu verileri, kömür madenciliğinin en fazla iş kazası ve en çok ölümlü kazanın yaşandığı iş kollarından biri olduğunu ortaya koyuyor. Yaşanan bu kazalar, mevcut üretim anlayışının işçi sağlığı ve güvenliğini yeterince gözetmediğini bir kez daha acı biçimde hatırlattı.</p>
<p>TEMA Vakfı olarak hayatını kaybeden işçilerimize tekrar Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyor; yaralanan işçilerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. İşçilerin yaşamını tehlikeye atan, havayı, toprağı ve suyu kirleten kömür faaliyetlerinden vazgeçilmesi ve insan hayatı ile ekosistemleri merkeze alan kömürden çıkış ve adil geçiş planlarının acilen hayata geçirilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.</p>
<p><em>Son bir yılda yaşanan ve doğal varlıkları tehdit eden tüm bu olaylar, bütüncül çevre politikalarına duyulan ihtiyacın aciliyetini bir kez daha ortaya koydu.</em></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doga-icin-sorumluluk-hepimizde-tema-vakfi-2025in-cevre-olaylarini-degerlendirdi-601905">Doğa İçin Sorumluluk Hepimizde: TEMA Vakfı 2025&#8217;in Çevre Olaylarını Değerlendirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tema İstanbul Aile Sağlığı Merkezi, Tevfikbey Mahallesi&#8217;nde Hizmete Açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-istanbul-aile-sagligi-merkezi-tevfikbey-mahallesinde-hizmete-acildi-601644</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 08:21:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Sağlığı Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[küçükçekmece]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[mahallesi]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[stanbul]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[tevfikbey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601644</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi, Tevfikbey Mahallesi’ne  Aile Sağlığı Merkezi kazandırdı. Tema İstanbul Aile Sağlığı Merkezi, hayırsever Süleyman Çetinsaya’nın katkılarıyla vatandaşın hizmetine açıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-istanbul-aile-sagligi-merkezi-tevfikbey-mahallesinde-hizmete-acildi-601644">Tema İstanbul Aile Sağlığı Merkezi, Tevfikbey Mahallesi&#8217;nde Hizmete Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi, Tevfikbey Mahallesi’ne  Aile Sağlığı Merkezi kazandırdı. Tema İstanbul Aile Sağlığı Merkezi, hayırsever Süleyman Çetinsaya’nın katkılarıyla vatandaşın hizmetine açıldı.</p>
<p>Tema İstanbul Aile Sağlığı Merkezi’nin açılış törenine; İstanbul Valisi Davut Gül, Vali Yardımcısı Hasan Gözen, Küçükçekmece Kaymakamı Mustafa Anteplioğlu, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Başkanı Dr. Burhan Küçükoğlu, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, İlçe Sağlık Müdürü Dr. Ali Osman Çolak, Küçükçekmece Müftüsü Hasan Hüseyin Palabıyık, Avcılar Müftüsü Mehmet Özcan, siyasi parti temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Açılışta Vali Davut Gül tarafından destek veren hayırseverlere plaket takdim edildi.</p>
<p><b>Vali Gül: Hedefimiz ASM’lerde 2500 kişiye bir hekimin düşmesi</b></p>
<p>Açılışta konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, ‘’İstanbulumuzda her gün mutlaka bir kamu binası hizmete giriyor. Sağlık alanında inşaatı devam eden hastanelerimizin yatak sayısı ise 10 bine yakın, bu çok önemli. Hastaneler kadar Aile Sağlık Merkezleri de önemli çünkü vatandaşa yürüme mesafesinde ve mahalle ölçeğinde hizmet veriyor. Hedefimiz ASM’lerde 2500 kişiye bir hekimin düşmesi, vatandaşların hastaneye ihtiyaç duymaması, gitmesine gerek kalmaması. Sağlık Bakanımızın koordinesiyle, il sağlık müdürümüzle, kaymakamımızla, belediyemizle, hayırseverlerimizle, hekimlerimizle ve çalışanlarımızla hep birlikte bu hizmetleri daha ileriye götüreceğiz. Açılışını yaptığımız Aile Sağlığı Merkezimizin hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum’’ dedi.</p>
<p><b>Kemal Çebi: Sağlık hizmetlerine erişimi güçlendirmek için önemli adımlar atıyoruz</b></p>
<p>Tema İstanbul Aile Sağlığı Merkezi’nde emeği geçen herkese teşekkür eden Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, ‘’Yerel yönetimler olarak sağlık hizmetlerinin doğrudan sorumlusu olmayabiliriz. Ama biliyoruz ki sağlık sadece hastanede değil, mahallede, sokakta, insanın yaşadığı yerde başlar. Bu anlayışla, ilçemizde birinci basamak sağlık hizmetlerine erişimi güçlendirmek için önemli adımlar atıyoruz. Fevzi Çakmak, Yarımburgaz, Yeşilova, Atatürk Mahallelerimizle birlikte Tevfikbey de beşinci Aile Sağlığı Merkezimizi halkımızın hizmetine sunmuş olacağız. Özellikle çocukların ve yaş almış büyüklerimizin kendi mahallelerinde sağlık hizmeti alabilmesi bizim için çok kıymetli. Tema İstanbul Aile Sağlığı Merkezimizin mahallemize, ilçemize ve tüm komşularımıza hayırlı olmasını diliyorum’’ dedi.</p>
<p>Tema Aile Sağlığı Merkezinde; 8 adet muayene odası , 2 gebe izleme odası , 2 aşı odası ve 2 tıbbı müdahale odası yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-istanbul-aile-sagligi-merkezi-tevfikbey-mahallesinde-hizmete-acildi-601644">Tema İstanbul Aile Sağlığı Merkezi, Tevfikbey Mahallesi&#8217;nde Hizmete Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı: Sağlıklı kentler için, sağlıklı topraklara ihtiyacımız var!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-saglikli-kentler-icin-saglikli-topraklara-ihtiyacimiz-var-596815</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 08:21:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[artan]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyacımız]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kentler]]></category>
		<category><![CDATA[kentlerde]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[toprağı]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<category><![CDATA[topraklara]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Alan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596815</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, 5 Aralık Dünya Toprak Günü’nde toprağın yaşamımızdaki hayati rolünü hatırlatarak, kentlerde hızla artan betonlaşmanın yol açtığı toprak kaybına dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-saglikli-kentler-icin-saglikli-topraklara-ihtiyacimiz-var-596815">TEMA Vakfı: Sağlıklı kentler için, sağlıklı topraklara ihtiyacımız var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TEMA Vakfı, 5 Aralık Dünya Toprak Günü’nde toprağın yaşamımızdaki hayati rolünü hatırlatarak, kentlerde hızla artan betonlaşmanın yol açtığı toprak kaybına dikkat çekti. Vakıf, bu yıl &#8220;Sağlıklı Kentler İçin Sağlıklı Topraklar&#8221; temasıyla kutlanan özel günde; kentlerde yaşayan insanların, iklim krizi ve artan nüfus sebebiyle toprağın sunduğu yaşamsal hizmetlere her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğunu vurguladı.</strong></p>
<p>TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, tüm canlıların yaşamı ve sağlıklı kentler için toprağı korumanın her zamankinden önemli olduğunun altını çizerek şu şekilde konuştu:</p>
<p>&#8220;Kırsal alanları hızla yutarak büyüyen kentler toprağı yok ediyor. Oysa iklim krizi ve artan gıda ihtiyacı karşısında kentlerin dayanıklılığı ve refahı, sağlıklı topraklara ve toprağın hayat verdiği yeşil alanlara bağlı.&#8221;</p>
<p><strong>Türkiye’de 35 yılda, İstanbul büyüklüğünde alan kente dönüştü</strong></p>
<p>Hem dünyada hem ülkemizde kent alanları son 35 yılda iki kat arttı. 1990–2018 yılları arasında dünyada yaklaşık bir buçuk Türkiye, Türkiye’de ise yaklaşık bir İstanbul büyüklüğünde yeni kent yapıları inşa edildi. Bu veriler, gezegenimizde her gün 33 bin 170; ülkemizde ise 667 futbol sahası büyüklüğünde toprağın betonla kaplandığı anlamına geliyor.</p>
<p>Kentlerin büyümesinin çoğu zaman verimli tarım alanlarının yok edilmesiyle gerçekleştiğini belirten Deniz Ataç, &#8220;Kişi başına düşen tarım alanı son 30 yılda yüzde 50 azaldı. Ülkemizde hiç tarım alanı kaybı yaşanmasa bile, artan nüfus nedeniyle mevcut tarım alanları 20 yıl sonra yetersiz hale gelme tehlikesi ile karşı karşıya. Tüm bunların yanında iklim krizi sebebiyle azalan yağışlar ve artan kuraklıklar tarımsal üretimi düşürüyor. Bu tabloya baktığımızda daha fazla verimli tarım arazisi kaybetmememiz ve bu alanları başka amaçlar için kullanmamamız gerektiğini açık bir şekilde görüyoruz.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Tarım topraklarımız kayboluyor; gıda güvenliği tehlikede </strong></p>
<p>Plansız kentleşme ve kontrolsüz yapılaşmanın, iklim krizi ile artan sel, taşkın ve aşırı sıcakların etkilerini daha da şiddetlendirdiğini ifade eden Ataç, nüfusun büyük bölümünün kentlerde yaşadığına dikkat çekerek şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Bugün dünya nüfusunun yüzde 58’i, Türkiye’de ise yaklaşık yüzde 80’i kentlerde yaşıyor. Oysa kentlerdeki insanların gıdası betonlaşan şehirlerde değil, kırsaldaki topraklarda üretiliyor. Kentleşme sebebiyle kaybettiğimiz tarım topraklarımızın yanında başta erozyon olmak üzere, yanlış uygulamalar ve yaygınlaşan tarım kimyasalları sebebiyle de tarım topraklarımızın yüzde 30’u üretkenliğini kaybediyor. Her yıl dünyada ortalama 75 milyar ton, Türkiye’de ise 642 milyon ton verimli üst toprağı kaybediyoruz.&#8221;</p>
<p>Ataç, bu gidişatın gelecekte yaratacağı riskleri ise şöyle özetledi:</p>
<p>&#8220;Böyle devam ederse 2050’de dünyadaki tarım topraklarının yüzde 90’ı sağlığını ve verimliliğini kaybedecek. Buna karşılık gıda ihtiyacımız yüzde 50 artacak. Kentte yaşasak bile toprağı korumanın gıdamızın güvencesi olduğunu bilmeliyiz.&#8221;</p>
<p><strong>Türkiye’deki kentsel yeşil alan oranı %1’in altında</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre aşırı sıcaklıklar her yıl yüz binlerce insanın ölümüne yol açıyor. Kentlerde toprağın hayat verdiği yeşil alanlar ve ağaçlar ise gölge sağlayarak, radyasyonu azaltarak ve havayı nemlendirerek sıcaklıkları birkaç derece düşürüyor ve yaşam kalitesini artırıyor.</p>
<p>Araştırmalar, bir ağacın gölgesinin açık alana kıyasla 5–12°C, yoğun yeşil alanlara sahip kentlerin ise ortalama 3°C daha serin olduğunu ortaya koyuyor. Kişi başına düşmesi gereken yeşil alan büyüklüğünün en az 9 m² olması gerekirken, önerilen büyüklük ise 50 m². Ancak Türkiye’de kentsel yeşil alan oranı yüzde 1’in altında ve kentlerdeki yeşil alanlar, ihtiyaç duyulanın yalnızca altıda biri kadar.</p>
<p><strong>&#8220;Sağlıklı kentler için toprağı merkeze alan planlama şart&#8221;</strong></p>
<p>Deniz Ataç toprakların korunmasının; su döngüsü, biyolojik çeşitlilik ve iklim direnci gibi çevresel konuların yanında tarımsal üretim, gıda ve su güvenliği, toplum sağlığı gibi ekonomik ve toplumsal konularda da kritik bir sorumluluk olduğunu şu sözlerle vurguladı:</p>
<p>&#8220;Toprağı kaybetmek yaşamı kaybetmektir. Toprağını kaybeden bir ülke, suyunu, gıdasını ve doğal varlıklarını da kaybeder. Artan nüfusu beslemek, afet risklerini azaltmak ve iklim kriziyle başa çıkmak istiyorsak, toprağı merkeze koymak zorundayız.”</p>
<p>Sağlıklı kentler için sağlıklı topraklara ihtiyacımız olduğunun altını çizen Ataç karar vericilere ve yerel yönetimlere seslendi: &#8220;Bugün alınan her karar, geleceğimizi ve yaşam kalitemizi belirliyor. Bilimi, doğayı ve katılımcılığı esas alan planlamalar yapılmalı; başta toprak olmak üzere tüm doğal varlıkların korunması ve bozuluma uğrayan toprakların iyileştirilmesi konusunda acilen somut adımlar atılmalı.&#8221;</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-saglikli-kentler-icin-saglikli-topraklara-ihtiyacimiz-var-596815">TEMA Vakfı: Sağlıklı kentler için, sağlıklı topraklara ihtiyacımız var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı: COP30 Çözüm Değil, Erteleme Üretti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-cop30-cozum-degil-erteleme-uretti-595761</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 12:05:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[2035]]></category>
		<category><![CDATA[Ataç]]></category>
		<category><![CDATA[cop30]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[emisyon]]></category>
		<category><![CDATA[erteleme]]></category>
		<category><![CDATA[finansman]]></category>
		<category><![CDATA[Fosil Yakıt]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[ton]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üretti]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595761</guid>

					<description><![CDATA[<p>Brezilya’nın Belém kentinde gerçekleştirilen COP30 İklim Zirvesi, giderek büyüyen iklim krizi tehdidi ile ülkelerin somut adım atma iradesi arasındaki uçurumu bir kez daha ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-cop30-cozum-degil-erteleme-uretti-595761">TEMA Vakfı: COP30 Çözüm Değil, Erteleme Üretti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Brezilya’nın Belém kentinde gerçekleştirilen COP30 İklim Zirvesi, giderek büyüyen iklim krizi tehdidi ile ülkelerin somut adım atma iradesi arasındaki uçurumu bir kez daha ortaya koydu. TEMA Vakfı, bu yıl &#8220;Hakikat ve Uygulama&#8221; temalarıyla lanse edilen zirvede, fosil yakıtlardan çıkış, emisyon azaltımı ve adil iklim finansmanı gibi kritik konularda somut ve bağlayıcı kararlar alınamadığına dikkat çekti.</strong></p>
<p>TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin Taraflar Konferansı (COP) süreçlerine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:</p>
<p>&#8220;Bilim, iklim krizinin her geçen gün ağırlaşan etkilerini açıkça ortaya koyuyor. Ancak COP30’da ortaya çıkan tablo, ülkelerin gerekli adımları atma konusundaki isteksizliğinin sürdüğünü ve sürecin her yıl daha da tıkandığını gösteriyor.&#8221;</p>
<p><strong>COP30: Fosil yakıt lobilerinin gölgesinde bir zirve</strong></p>
<p>COP30’un en dikkat çekici yönlerinden biri, iklim değişikliğiyle mücadeledeki ilerlemeyi değerlendirmek üzere düzenlenen zirveye 1.600’den fazla fosil yakıt lobicisinin katılması ve &#8220;sürdürülebilirlik&#8221; söylemi altında görünürlük kazanması oldu. Bu durum, COP süreçlerinin yıllar içinde çözüm yerine ertelemeler üreten ve sermaye çıkarlarını önceleyen bir zemine dönüştüğünü gösterdi.</p>
<p>Zirvenin resmi sonuç bildirgesi olan <strong>Mutirão</strong> metni, petrol ve gaz üreticisi ülkelerin baskısıyla fosil yakıtlara dair ifadelerin tamamen çıkarılması nedeniyle, küresel mücadelede yeni ve bağlayıcı bir yol haritası sunamadı. Bu gelişme, COP28’de kabul edilen &#8220;<strong>enerji sistemlerinde fosil yakıtlardan uzaklaşma</strong>&#8221; kararının bile gerisinde kalındığını ortaya koydu.</p>
<p>Ataç değerlendirmesinde, &#8220;Dünyanın geleceğini yakından ilgilendiren bir süreçte, fosil yakıt lobilerinin bu derece belirleyici bir aktör hâline gelmesi kabul edilemez.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>1,5°C hedefi kâğıt üzerinde kaldı</strong></p>
<p>Ulusal Katkı Beyanları’na (NDC) ilişkin mevcut tablo ise iklim müzakerelerinin geldiği noktaya dair ciddi kaygılar doğurdu. Birleşmiş Milletler’in analizine göre yeni NDC’ler, 2035 yılına kadar küresel emisyonlarda yalnızca <strong>yüzde 12’lik bir düşüş</strong> öngörüyor. Oysa bilimsel veriler, küresel sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlamak için bu oranın <strong>en az yüzde 60</strong> olması gerektiğine işaret ediyor.</p>
<p>Birçok ülkenin NDC’lerini güçlendirmeyi reddetmesinin, iklim politikalarında yaşanan tıkanmanın açık bir göstergesi olduğunu belirten Ataç, Türkiye’nin sunduğu İkinci Ulusal Katkı Beyanı’nın (NDC 3.0) da benzer bir çelişki barındırdığına dikkat çekti. Ataç, konuya ilişkin şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Türkiye’nin iklim hedefi, 2035’e kadar 466 milyon ton emisyon azaltımı yaparak toplam emisyonları 643 milyon ton CO₂e (karbondioksit eşdeğeri) seviyesine çekmek olarak açıklandı. Bu da 2035 yılında yaklaşık 1,1 milyar tona ulaşacağı öngörülen emisyonlardan <strong>yüzde 41 daha düşük</strong> bir seviyeye işaret ediyor. Ancak TÜİK verileri farklı bir tablo ortaya koyuyor; Türkiye’nin emisyonları 2018’de yaklaşık 530 milyon ton CO₂e iken, 2023’te 552 milyon tona yükseldi. Bu durumda 2035’teki emisyonlar, 2023’e kıyasla aslında <strong>yüzde 16 artmış</strong> olacak. Bu tabloya rağmen hedefin <strong>‘yüzde 41 azaltım’</strong> olarak sunulması, kamuoyunda yanıltıcı bir iklim politikası algısı oluşturuyor.&#8221;</p>
<p><strong>İklim finansmanında yetersizlik ön planda</strong></p>
<p>Zirvenin en kritik başlıklarından biri olan <strong>iklim finansmanı</strong> konusunda ise yetersizlik ön plana çıktı.</p>
<p>Küresel Güney’in uyum ihtiyacı için 2035 yılına kadar yıllık yaklaşık 300 milyar dolar talep edilirken, COP30’da kabul edilen finansman düzeyi 120 milyar dolar ile son derece yetersiz kaldı. Ayrıca mevcut hedef 2030’dan 2035’e ertelendi. </p>
<p>Bu noktada asıl önceliğin azaltım olması gerektiğinin altını çizen Ataç &#8220;İklim uyumu için gerekli finansmanın yıllara yayılarak ertelenmesi, kriz karşısında sorumlulukların görmezden gelinmesidir. Emisyonlar hızla düşmeden uyum politikalarının etkili olamayacağını biliyoruz.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Adil geçiş söylemde kaldı, karar metinleri ise zayıf </strong></p>
<p>Zirvede hak temelli ifadelerle duyurulan <strong>Adil Geçiş Mekanizması</strong> için herhangi bir finansman ayrılmadı. Afrika ve Küresel Güney ülkelerinin, kritik minerallerin çıkarılmasına ilişkin ağır sosyal ve çevresel risklerin karar metnine eklenmesi yönündeki talepleri de karşılık bulmadı. Çin ve Rusya’nın itirazları sonucu bu bölüm tamamen metinden çıkarıldı.</p>
<p>Oysa enerji dönüşümünün temiz ve yenilenebilir kaynaklara yönelmesi adil geçişin temel ilkelerinden biri. Buna karşın, doğa ve insanlar üzerinde ağır ve geri dönüşü olmayan etkileri defalarca ortaya çıkmış yoğun ve denetimsiz madencilik faaliyetlerinin bu süreçte göz ardı edilmesi, sosyal adalet açısından ciddi bir zafiyet yaratıyor. Bu eksiklik, özellikle Kongo gibi ülkelerde yaşanan ciddi hak ihlallerinin görünmez kılınmasına yol açıyor.</p>
<p>Zirve boyunca yerli halklar ve sivil toplum örgütleri, fosil yakıtlardan çıkış, Amazon’un korunması ve hak temelli bir iklim politikası için güçlü çağrılarda bulundu. Ancak bu talepler, nihai kararlara bağlayıcı şekilde yansımadı.</p>
<p><strong>COP31 Türkiye’de: Şimdi kararlı adımlar atma zamanı</strong></p>
<p>COP30’un Türkiye açısından en önemli çıktısı, COP31 için ev sahibi ülkenin Türkiye olarak belirlenmesi oldu. Müzakere başkanlığı Avustralya tarafından yürütülecek olsa da Türkiye için bu süreç, iklim politikalarını güçlendirmek ve dönüşümü hızlandırmak adına önemli bir fırsat niteliği taşıyor.</p>
<p>2026 yılında Antalya’da gerçekleşecek zirveye ev sahipliği yapmanın, güçlü bir iklim politikası oluşturma, iklim eylemini hızlandırma ve fosil yakıtlardan çıkışı kararlılıkla başlatma sorumluluklarını beraberinde getirdiğini vurgulayan Deniz Ataç, &#8220;Türkiye’nin ev sahipliği; bilime uygun, adil, şeffaf ve kömürden çıkışı içeren gerçek bir iklim politikası açıklamak için kaçırılmaması gereken bir fırsat.&#8221; dedi.</p>
<p>Gerçek dönüşüm için kararlı adımlar atmanın artık ertelenemeyeceğini söyleyen Ataç sözlerini şu şekilde sonlandırdı:</p>
<p>&#8220;TEMA Vakfı olarak iklim krizinin gönüllü taahhütler, belirsiz yol haritaları veya sermayeyi önceleyen müzakere süreçleri ile çözülemeyeceğini vurgulamak istiyoruz. Son 30 yılda yaşanan gecikmeler, karar vericilerin gezegenimiz, doğa ve gelecek adına gerçek bir dönüşüm iradesini ortaya koymasının artık ertelenemez bir zorunluluk olduğunu gösteriyor. COP30 boyunca insanlar toprakları, ormanları, su ve tüm doğal varlıkları koruma taleplerini güçlü bir şekilde dile getirdi. Bizim için sevindirici olan, önümüzdeki yıl fosil yakıt lobilerinin ülkemize gelecek olması değil; COP31’de dünyanın dört bir yanından halkların, toplulukların ve sivil toplumun Antalya’da bir araya gelecek olması.&#8221;</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-cop30-cozum-degil-erteleme-uretti-595761">TEMA Vakfı: COP30 Çözüm Değil, Erteleme Üretti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı: Toprak Yoksa Su, Su Yoksa Gıda Yok!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-toprak-yoksa-su-su-yoksa-gida-yok-592186</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 08:43:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[toprağın]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[verimli]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<category><![CDATA[yoksa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592186</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, 17–30 Kasım Erozyonla Mücadele Haftası kapsamında "Toprak Yoksa Su, Su Yoksa Gıda Yok" söylemiyle toprağın su, gıda ve iklimle arasındaki kopmaz bağa dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-toprak-yoksa-su-su-yoksa-gida-yok-592186">TEMA Vakfı: Toprak Yoksa Su, Su Yoksa Gıda Yok!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TEMA Vakfı, 17–30 Kasım Erozyonla Mücadele Haftası kapsamında </strong><em><strong>&#8220;Toprak Yoksa Su, Su Yoksa Gıda Yok&#8221;</strong></em><strong> söylemiyle toprağın su, gıda ve iklimle arasındaki kopmaz bağa dikkat çekiyor. Dünyada her saniye 1.260 ton, yani yaklaşık 42 kamyon dolusu verimli toprak erozyonla kaybediliyor. Bu kayıp, yalnızca doğanın değil, yaşamın da kaybı anlamına geliyor.</strong></p>
<p>TEMA Vakfı, her yıl Erozyonla Mücadele Haftası kapsamında toprağı korumanın ve erozyonla mücadele çalışmalarının önemine dikkat çekerken; çevrim içi seminerler, geleneksel toprak yürüyüşleri, stant çalışmaları ve eğitim sunumlarıyla toplumda farkındalık yaratmayı hedefliyor.</p>
<p><strong>500 yılda oluşan toprak, 16 yılda kayboluyor</strong></p>
<p>Karalardaki tüm yaşam toprağa ve topraktaki suya bağlı, ancak bu yaşam kaynağı hızla tükeniyor. Toprak bozulumunun en yaygın şekli olan erozyon nedeniyle her yıl milyonlarca ton verimli toprak kayboluyor. Ülkemizde her 16 yılda 1 santimetre toprak erozyona uğrarken, 1 santimetre toprağın oluşması 500 yıl sürüyor.</p>
<p>Bu tabloya dikkat çeken <em><strong>TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç</strong></em>, toprağın gezegenin sihirli örtüsü olduğunu vurgulayarak, &#8220;Yalnızca tarım için değil; suyun döngüsü, gıdanın sürekliliği ve iklimin dengesi için de toprak hayati öneme sahip. Toprağı korumak demek, yaşamın devamını güvence altına almak demek. Bugün toprağa sahip çıkmazsak, yarının suyunu, gıdasını ve yaşamını kaybederiz.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bu hızla gidersek toprakların yüzde 90’ı zarar görecek</strong></p>
<p>Erozyon, toprağın en verimli ve organik madde açısından en zengin kısmını yok ediyor. Bu durum, tarımda ürün kayıplarını yüzde 50’ye kadar artırırken, toprağın su tutma kapasitesini azaltıyor ve kuraklığı derinleştiriyor. Dünya genelinde toprakların yüzde 33’ü bozulmuş durumda; bu hızla devam ederse 2050 yılında bu oran yüzde 90’a ulaşacak.</p>
<p>Ataç, toprak kaybının tarım verimliliği ve su varlıkları için büyük bir tehdit olduğunu vurgulayarak, “Toprağın en verimli kısmı yok olduğunda tarım verimliliği de azalıyor. Bu durum, yoğun kimyasal gübre kullanımı ve daha fazla sulamayla dengelenmeye çalışıldığında ise doğa zarar görüyor. Kimyasal gübreler ve pestisitler toprak ekosistemine zarar verirken aşırı sulama sonucunda dereler, nehirler ve göller kuruyor.” dedi.</p>
<p><strong>Kuraklık artıyor, toprak sağlığı azalıyor</strong></p>
<p>Diğer yandan insan kaynaklı iklim değişikliği yağış düzenlerini bozuyor; topraklar her geçen yıl daha fazla kuruyor ve toprak sağlığı azalıyor. Son 30 yılda dünyadaki kurak alanlar, Türkiye’nin beş buçuk katı kadar (4,3 milyon km²) büyüdü.  Türkiye’de ise toprakların yüzde 5,5’i, yani yaklaşık Konya büyüklüğünde bir alan, artık daha kurak bir iklime sahip.</p>
<p>Bu noktada küresel ısınmaya dikkat çeken Ataç, &#8220;Sıcaklığın artması, daha az su ve daha az gıda demek. Topraklarını kaybeden, su varlıkları azalan ve her geçen gün ısınan bir dünyada gıda üretiminin azalması kaçınılmaz görünüyor. Buna karşın nüfus artışıyla gıdaya olan talep de büyüyor; 2050 yılında gıdaya olan ihtiyaç yüzde 50 artacak.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Çözümün merkezinde toprak var</strong></p>
<p>Tüm bu sorunların çözümünün merkezinde toprağın yer aldığını söyleyen Deniz Ataç, şunları dile getirdi:</p>
<p>&#8220;Toprak, karbonu depolayarak iklim krizinin etkilerini azaltıyor. Yağışların büyük bölümü yine toprakta birikiyor; pınarları ve akarsuları besleyerek ihtiyaç duyduğumuz suyu sağlıyor. Bu nedenle erozyonla mücadele, iklim değişikliği etkilerinin azaltılmasında kritik rol oynuyor. Sağlıklı topraklar, artan verimle birlikte bereketi büyütüyor. Daha yaşanabilir bir gelecek için toprağın gıda, su ve iklim ile arasındaki bağı doğru anlamak ve bu bağı güçlendirmek zorundayız.&#8221;</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-toprak-yoksa-su-su-yoksa-gida-yok-592186">TEMA Vakfı: Toprak Yoksa Su, Su Yoksa Gıda Yok!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tasarımcılar &#8220;Dirlik&#8221; için çalışacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tasarimcilar-dirlik-icin-calisacak-585115</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Oct 2025 12:26:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[Bu Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[çalışacak]]></category>
		<category><![CDATA[dirlik]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[etkinliği]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Sunum]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[tasarımcılar]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585115</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından, Akdeniz Akademisi koordinasyonunda düzenlenen İyi Tasarım/Good Design İzmir_10,  bu yıl “Dirlik” temasıyla organize ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tasarimcilar-dirlik-icin-calisacak-585115">Tasarımcılar &#8220;Dirlik&#8221; için çalışacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından, Akdeniz Akademisi koordinasyonunda düzenlenen İyi Tasarım/Good Design İzmir_10,  bu yıl “Dirlik” temasıyla organize ediliyor. Projenin açılış töreni, tarihi Bıçakçı Han’da tasarımcıların yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. </p>
<p>Tasarımın kalbi, bu yıl yine İzmir’de atacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Akdeniz Akademisi tarafından düzenlenen İyi Tasarım/Good Design İzmir_10 kapsamında, 7 Kasım’a kadar sergiler, atölyeler, paneller, film gösterimleri ve kamusal etkinlikler yapılacak. Bu yıl “Dirlik” temasıyla organize edilen İyi Tasarım’ın açılışı, tarihi Bıçakçı Han’da gerçekleştirildi. Sunumların yapıldığı açılışta, birbirinden farklı sergiler de gezildi. </p>
<p><strong>“Birlikte şifalanmak üzere kurguladık”</strong></p>
<p>Açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi Akdeniz Akademisi Şube Müdürü Zeynep Özen Barkot, “İyi Tasarım, 10 yıl boyunca sürekli kendini yenileyen, üreten ve hatta kendi üretim sürecini şeffaflıkla paylaşan bir süreç. Dolayısıyla sürekli değişen, dönüşen bir deneyim alanı. Nefes aldığımız bir özgürlük alanı olması, onu nadir ve değerli kılan en önemli özelliklerden biri. Bu etkinliği 10. yılında birlikte şifalanmak üzere kurguladık. Bu yılı bir iyilik ve esenlikle anmak istiyoruz. İyilik ve esenliği nasıl tasarımın gücüyle dayanışarak sağlayabiliriz, bunu birlikte düşünmek istiyoruz. Sanıyorum ki bunun için iyi bir başlangıç noktası. Bugün salgın haline gelmiş kötülüğün sıradanlığına karşı koymaktan geliyor. Bu tarz bir sıradanlık; ayrıştırmayı, bölmeyi, yalnızlaştırmayı ve yabancılaştırmayı getiriyor. Dirlik ise birlikte düşünmeyi, bir aradalığı ve bu bir aradalığın temelini kuracak fikirleri çağırıyor” dedi. </p>
<p><strong>Bu yıl ilk kez etkinliğin etkisi ölçülecek</strong></p>
<p>Zeynep Özen Barkot’un ardından temayı tanıtmak üzere bu yılın tema küratörü Cem Güvenir ve ekibi sahneye çıktı. Güvenir, “Dirlik konusunu hep beraber arıyoruz. Dirlik denilen şeyde canlı olma, hareketli olma, uyum içinde olma hali, kolektif iyileşme var ama hepimizin dirliği çok farklı ve hepimiz bunu yaratıcı süreçlerde göreceğiz. Bu sene hedefimiz, jenerasyonlar ve disiplinler arası üretim kültürünü en azından tasarım aracılığı ile deneyimlemek” diye konuştu. Daha sonra kürasyon ekibi temaya ilişkin sunum yaptı. “Dirlik” kavramının çok katmanlı yapısına, bireysel iyilik hâlinden toplumsal uyuma, dayanışmadan ortak yaşama uzanan anlamlarına değinildi. Sunumda, bu yıl ilk kez etkinliğin etkisini ölçmek için bir çalışma da yapılacağı duyuruldu. Bu kapsamda katılımcılara bir haftanın ardından etki anketi gönderilecek ve etkinliğin nasıl bir iz bırakılacağı irdelenecek. </p>
<p><strong>“Her tasarım iyi tasarım değildir”</strong></p>
<p>Konuşmaların ardından Akdeniz Akademisi İyi Tasarım’ın kurucu danışmanlarından ve yürütücülerinden Prof. Dr. Tevfik Balcıoğlu ve Kültür Yöneticisi Emre Erbirer, “Dirlik” temasını farklı bakış açılarıyla ele alan konuşmalar gerçekleştirdi. Sunumunda İzmir’in tasarım geçmişini aktaran Balcıoğlu, “Tasarım kelimesinin yavaş yavaş içinin boşaltıldığını gördüm. Her tasarım iyi tasarım değildir. Bu aşırı kullanım; sözcüğü yıpratıyor, anlamını kaydırıp değersizleştiriyor diye düşünüyorum. Tasarım, gökten zembille inmez. İyi tasarım da var; yerine uygun olmayan, zamansız, aşırı tasarım da var. İyi tasarımdan anladığımız, bu tartışmayı yürütebileceğimiz bir zeminin olması meselesidir. Tasarım alanında gündemin nabzını tutmada bence çok yetkiniz. Kendimizi asla Batı ülkelerinden daha aşağıda görmemeliyiz” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“Tema yazılmasını çok önemli ve özenli buluyorum” </strong></p>
<p>Kültür Yöneticisi Erbirer ise “Dirlik teması benim için çok öğretici ve heyecan verici oldu. Belli bir etkinliğin bir temayla yapılması, tema için içerik çalışılması, araştırılması, kürasyon için bir temanın yazılmasını çok önemli ve özenli buluyorum. Dirlik teması benim için de araştırma ve öğrenme süreci oldu” diyerek hem kendi hakkında hem ürettiği işlerini aktararak dirlik üzerinden bir sunum yaptı. </p>
<p><strong>Sergi gezileri yapıldı</strong></p>
<p>Programın son bölümünde davetliler, “İyi Tasarım İzmir: İlk 10 Yıl” başlıklı sergiyi gezdi. Kürasyon ekibinden Elif Kocabıyık Savasta, Emre Gönlügür ve Ziyacan Bayar, ziyaretçilere sergi hakkında bilgi verdi. Sergi, İyi Tasarım İzmir’in 10 yıllık yolculuğunu, kentle kurduğu ilişkiyi ve tasarım kültürüne yaptığı katkıyı arşiv niteliğinde sunuyor. Gezi kapsamında üniversitelerin tasarım bölümlerinden mezun olan öğrencilerin tez çalışmalarından oluşan sergileri de incelendi. </p>
<p><strong>Dirlik: Birlikte iyileşmenin, üretmenin ve dayanışmanın adı</strong></p>
<p>Bu yılki tema olan “Dirlik”; canlılık, uyum, dayanışma ve ortak iyilik gibi çok katmanlı anlamlarıyla, bireysel ve toplumsal düzeyde iyileşmeyi odağına alıyor. Program kapsamında 7 Kasım’a kadar sürecek sergiler, atölyeler, paneller, film gösterimleri ve kamusal etkinlikler; kentin farklı noktalarında tasarımın dönüştürücü gücünü görünür kılacak. Bu kapsamda düzenlenen “Açık Sınıf: Bergama Vapuru’nda Kamusal Dersler” başlıklı programda ilk ders, 20 Eylül’de yapıldı. Dokuz Eylül Üniversitesi İzmir Meslek Yüksekokulu’ndan Dr. Öğr. Üyesi Turgay Gülpınar, “Gecekonduyu Özneleşme Üzerinden Düşünmek: Kolektif Yaratıcılıktan Devrimci Potansiyele” başlıklı dersiyle katılımcılarla buluştu. </p>
<p><strong>“Şehirde Tasarım Var”</strong></p>
<p>2016 yılından bu yana İzmir Akdeniz Akademisi tarafından düzenlenen İyi Tasarım İzmir, Akdeniz ve dünya meselelerine odaklanan tasarım çalışmalarını bir araya getiren, İzmir’in tasarım kapasitesini eşitlikçi, işbirlikçi ve katılımcı bir yaklaşımla geliştirmeyi hedefleyen kapsamlı bir kamusal program olarak öne çıkıyor. Türkiye’de sayılı, İzmir’de ise tek uzun soluklu tasarım etkinliği olan İyi Tasarım İzmir, 10’uncu yılında da “Şehirde Tasarım Var” sloganıyla kentte ortak düşünme ve üretme alanı yaratmayı sürdürüyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tasarimcilar-dirlik-icin-calisacak-585115">Tasarımcılar &#8220;Dirlik&#8221; için çalışacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu kez tasarımın özünde &#8216;Dirlik&#8217; var</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-kez-tasarimin-ozunde-dirlik-var-584206</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 10:06:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[dirlik]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kez]]></category>
		<category><![CDATA[özünde]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[tasarımın]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584206</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Akdeniz Akademisi koordinasyonunda düzenlenen İyi Tasarım/Good Design İzmir, bu yıl 10’uncu kez tasarımın dönüştürücü gücünü kente taşıyacak. Organizasyon, 17 Ekim-7 Kasım tarihleri arasında ‘Dirlik’ temasıyla gerçekleştirilecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-kez-tasarimin-ozunde-dirlik-var-584206">Bu kez tasarımın özünde &#8216;Dirlik&#8217; var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Akdeniz Akademisi koordinasyonunda düzenlenen İyi Tasarım/Good Design İzmir, bu yıl 10’uncu kez tasarımın dönüştürücü gücünü kente taşıyacak. Organizasyon, 17 Ekim-7 Kasım tarihleri arasında ‘Dirlik’ temasıyla gerçekleştirilecek.</p>
<p>İzmir’i, 2016 yılından bu yana tasarım farkındalığıyla buluşturan İyi Tasarım/Good Design İzmir, 10’uncu yılında “Dirlik” teması ve “Şehirde Tasarım Var” sloganıyla, bireysel ve kolektif iyilik hâline odaklanıyor. Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı’na bağlı İzmir Akdeniz Akademisi tarafından organize edilen, 17 Ekim-7 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek programda; sergiler, paneller, atölyeler, film gösterimleri ve açık sınıf etkinlikleri yer alıyor.</p>
<p><strong>Açılış, Tarihi Bıçakçı Han’da</strong></p>
<p>İyi Tasarım İzmir_10’un açılış töreni, 17 Ekim Cuma günü Tarihi Bıçakçı Han’da yapılacak. “Dirlik” temasını, organizasyonun küratörü, Yaşar Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Endüstriyel Tasarım Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Can Güvenir tanıtacak. Ardından Emre Erbirer ve Prof. Dr. Tevfik Balcıoğlu, açılış konuşmalarını yapacak.</p>
<p>Bu yılki tema olan “Dirlik”, paylaşmanın, birlikte üretmenin, iyileşmenin ve dayanışmanın ışığı altında, yalnızca düzeni değil, yaşamın doluluğunu ve içten gelen uyumu simgeliyor. Organizasyon kapsamındaki tüm etkinlikler, bu anlayışla, kentte ve gündelik yaşamda iyilik hâlini gözeten, insan-doğa-şehir ilişkisini yeniden ele alan bir çerçeve sunacak.</p>
<p><strong>Bergama Vapuru’nda kamusal dersler</strong></p>
<p>Resmi açılış töreni öncesinde başlayan “Açık Sınıf: Bergama Vapuru’nda Kamusal Dersler”, her cumartesi 10.30–12.30 saatleri arasında Konak İskelesi’nde devam ediyor. Paulo Freire’nin özgürleştirici eğitim anlayışından ilhamla, öğrenmeyi, paylaşmayı ve kolektif düşünmeyi teşvik eden bu derslerde, İzmir Ekonomi Üniversitesi moderatörlüğünde akademisyenler, sanatçılar ve tasarımcılar bir araya geliyor.</p>
<p><strong>Sergiler, atölyeler, söyleşiler, paneller ve rotalar</strong></p>
<p>Tarihi Bıçakçı Han, Originn Creative Hub, İzmir Mimarlık Merkezi, İzmir Doğal Yaşam Parkı gibi mekânlarda düzenlenecek etkinliklerde, “tasarımda dirlik”, “kolektif iyilik”, “doğayla uyumlu yaşam”, “görünmeyen emek” vb. konular ele alınacak. “Dirlik Laboratuvarı: Duyguların Tasarımı”, “Urban Sketching ile İzmir’i Gözlemlemek”, “Design2Prototype: Eko-Tasarım Çalıştayı” ve “Doğalda Dirlik” gibi atölyeler, katılımcıları doğayla, kentle ve birbirleriyle yeniden ilişki kurmaya davet edecek.</p>
<p><strong>İyi Tasarım İzmir hakkında</strong></p>
<p>İzmir Akdeniz Akademisi tarafından 2016 yılından bu yana düzenlenen İyi Tasarım/Good Design İzmir, her yıl farklı bir tema etrafında kentin tasarım potansiyelini açığa çıkaran kamusal bir program&#8230; İzmir’i Akdeniz’in güçlü tasarım merkezlerinden birine dönüştürmeyi ve Akdeniz’in ortak değerlerini geleceğe taşımayı hedefleyen proje; her yıl farklı bir tema etrafında tasarımcıları, akademisyenleri, sanatçıları, sivil toplum kuruluşlarını ve kentlileri bir araya getiriyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-kez-tasarimin-ozunde-dirlik-var-584206">Bu kez tasarımın özünde &#8216;Dirlik&#8217; var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı Edirne’de Gönüllülerini Arıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-edirnede-gonullulerini-ariyor-574917</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2025 14:19:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arıyor]]></category>
		<category><![CDATA[edirne]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllü]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllülerini]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574917</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı Edirne İl Temsilciliği, Lalapaşa, Merkez, Meriç ve Uzunköprü ilçelerinde görev yapacak gönüllü ilçe sorumluları ile Edirne genelinde aktif gönüllüler arıyor. Başvurular, fotoğraflı özgeçmiş ile e-posta yoluyla kabul edilecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-edirnede-gonullulerini-ariyor-574917">TEMA Vakfı Edirne’de Gönüllülerini Arıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TEMA Vakfı Edirne İl Temsilciliği, doğa koruma çalışmalarına destek olmak amacıyla gönüllü ilçe sorumluları ve aktif gönüllüler aradığını duyurdu.</p>
<p>Gönüllü adaylarında TEMA Vakfı’nın vizyon ve hedeflerini benimsemek, çevre sorunlarına karşı duyarlı olmak, araştırmacı ve bilinçli davranmak gibi özellikler aranıyor.</p>
<p>Ayrıca gönüllülerin çalışmalara zaman ayırabilecek ve temsil sorumluluğunu üstlenebilecek nitelikte olması bekleniyor.</p>
<p>Lalapaşa, Merkez, Meriç ve Uzunköprü ilçelerinde Gönüllü İlçe Sorumluları, Edirne genelinde ise aktif gönüllüler için başvuruların fotoğraflı özgeçmişlerini e-posta yoluyla gonullu@tema.org.tr yapmaları istendi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/09/tema-vakfi-edirnede-gonullulerini-ariyor-0-IsXZPYDD.jpeg"></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-edirnede-gonullulerini-ariyor-574917">TEMA Vakfı Edirne’de Gönüllülerini Arıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atik Ailesi ve TEMA Vakfı&#8217;ndan Orman Yangınlarına Karşı Dikkat Çeken İş Birliği: Yanmış Ormanda Kamp</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/atik-ailesi-ve-tema-vakfindan-orman-yanginlarina-karsi-dikkat-ceken-is-birligi-yanmis-ormanda-kamp-554538</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jul 2025 12:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ailesi]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[çeken]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[kamp]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[ormanda]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[vakfından]]></category>
		<category><![CDATA[yangınlarına]]></category>
		<category><![CDATA[yanmış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554538</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, orman yangınlarına karşı farkındalık oluşturmak amacıyla Atik Ailesi ile sıra dışı bir iş birliğine imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atik-ailesi-ve-tema-vakfindan-orman-yanginlarina-karsi-dikkat-ceken-is-birligi-yanmis-ormanda-kamp-554538">Atik Ailesi ve TEMA Vakfı&#8217;ndan Orman Yangınlarına Karşı Dikkat Çeken İş Birliği: Yanmış Ormanda Kamp</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TEMA Vakfı, orman yangınlarına karşı farkındalık oluşturmak amacıyla Atik Ailesi ile sıra dışı bir iş birliğine imza attı. Proje kapsamında, İzmir’de, yangınlarından zarar gören Aliağa’daki bir orman alanında yapılan kamp deneyimiyle yüz binlerce kişiye ulaşarak kamuoyunda farkındalık yaratılması hedefleniyor. </strong></p>
<p>Kamp dendiğinde akla gelenler; kuş cıvıltıları, yaprak hışırtıları, çalıların arasında hareket eden bir kaplumbağanın sesi ve serin bir ağaç gölgesi altında geçirilen huzurlu saatlerdir. Peki ya sessizliğe bürünmüş, is kokusunun hâkim olduğu ve yaşamın yerini karanlık izlere bıraktığı bir ormanda kamp yapmak?</p>
<p>TEMA Vakfı, ülkemizde son dönemde artış gösteren orman yangınlarının önlenmesine yönelik farkındalık çalışmalarına devam ediyor<strong>. Orman Yangınları Farkındalık Projesi </strong>kapsamında, orman yangınlarının büyük çoğunluğunun insan kaynaklı olduğu gerçeğinden yola çıkarak özellikle yaz aylarında ihmal ve dikkatsizlik sonucu çıkan yangınların önlenmesi amacıyla kamuoyunda farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Bu kapsamda Vakıf, sosyal medya üzerinden 4 milyona yakın takipçisiyle kamp deneyimlerini paylaşan YouTube içerik üreticisi Atik Ailesi’nin gönüllü desteğiyle anlamlı bir iş birliği gerçekleştirdi.</p>
<p>Videolarının her birinde gittikleri doğal güzellikler arasında farklı bir seyir keyfi yaşatan Atik Ailesi, bu kez oldukça çarpıcı bir kamp deneyimiyle izleyicilerin karşısına çıkıyor. Orman Genel Müdürlüğü’nün desteği ve TEMA Vakfı iş birliğiyle bu ay İzmir’de meydana gelen yangınlardan zarar gören Aliağa’daki bir ormanda kamp gerçekleştiriyor. Yanan ormanların %99’unun insan kaynaklı olduğu gerçeğinden yola çıkarak orman yangınları öncesinde ve sonrasında alınması gereken önlemler hakkında izleyicilere çeşitli bilgiler sunuyor.</p>
<p>Kreatif süreçleri Senfonico tarafından üstlenilen proje videosu, <strong>&#8220;Yanmış Ormanda Kamp&#8221; </strong>adıyla Atik Ailesi ve TEMA Vakfı’nın dijital kanallarında izleyicilerle buluştu.</p>
<p>Eğer siz de <strong>#DahaYanmadan</strong> harekete geçmenin ne kadar önemli olduğunu yakından görmek isterseniz Atik Ailesi’nin videosunu izleyebilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atik-ailesi-ve-tema-vakfindan-orman-yanginlarina-karsi-dikkat-ceken-is-birligi-yanmis-ormanda-kamp-554538">Atik Ailesi ve TEMA Vakfı&#8217;ndan Orman Yangınlarına Karşı Dikkat Çeken İş Birliği: Yanmış Ormanda Kamp</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı: Toprağı İyileştirmek, Doğayı ve Geleceği Korumaktır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-topragi-iyilestirmek-dogayi-ve-gelecegi-korumaktir-545086</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jun 2025 09:01:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[doğayı]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[iyileştirmek]]></category>
		<category><![CDATA[korumaktır]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[toprağı]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545086</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’nde, yaşamın kaynağı olan toprak varlığının hızla tükenmekte ve sağlığını kaybetmekte olduğunu vurgulayarak herkesi sorumluluk almaya çağırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-topragi-iyilestirmek-dogayi-ve-gelecegi-korumaktir-545086">TEMA Vakfı: Toprağı İyileştirmek, Doğayı ve Geleceği Korumaktır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TEMA Vakfı, Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’nde, yaşamın kaynağı olan toprak varlığının hızla tükenmekte ve sağlığını kaybetmekte olduğunu vurgulayarak herkesi sorumluluk almaya çağırdı. Arazi tahribatı, iklim krizi ve giderek artan kuraklık tehdidiyle mücadelenin odağında arazilerin üretkenliğinin ve toprak sağlığının bulunduğuna dikkat çeken Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, &#8220;Artık gezegenin taşıma kapasitesini aştığımız çok açık. Arazi tahribatı, iklim kriziyle birleşerek çölleşmeyi hızlandırıyor. Gecikmeden doğada açılan yaraları iyileştirmeli, toprağın kaybolan üretkenliğini tekrar kazandırmalıyız.&#8221; dedi.</strong></p>
<p>İnsan faaliyetlerinin neden olduğu arazi tahribatı ve iklim krizi, dünyanın dört bir yanında gıda güvenliğini, su varlıklarını, geçim kaynaklarını ve gezegendeki yaşamı tehdit ediyor. Her yıl Mısır büyüklüğünde, yaklaşık 100 milyon hektar arazi üretkenliğini ve toprak sağlığını kaybediyor. Bu tehditlerin ortadan kaldırılabilmesi için arazi tahribatının engellenmesi, tahrip edilen arazilerin iyileştirilmesi ve kaybolan üretkenliğin geri kazandırılması, yani arazi restorasyonu büyük önem taşıyor.</p>
<p>Birleşmiş Milletler tarafından her yıl 17 Haziran’da kutlanan Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü, çölleşme ve kuraklık konusunda farkındalık yaratmayı ve çözümler üretmeyi amaçlıyor. Bu yıl <strong>“Arazi Restorasyonu Yap, Fırsatları Açığa Çıkar”</strong> temasıyla,  arazi restorasyonu için ayrılan kaynakların yetersizliğine dikkat çekilerek acil eylem çağrısı yapılıyor.</p>
<p>Sağlıklı toprak; gıda güvenliğinin, sosyal refahın ve kuşaklar arası adaletin temelini oluşturuyor. TEMA Vakfı, bu özel günde arazi tahribatının dünya ekonomisine yıllık maliyetinin 10 trilyon ABD doları olduğunu belirterek, arazi tahribatının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik boyutları olan küresel bir sorun olduğuna dikkat çekti. Vakıf, bu sorunun engellenmesi ve arazi restorasyonu için toplumun tüm kesimlerini sorumluluk almaya ve harekete geçmeye çağırıyor.</p>
<p><strong>Dünyadaki kurak alanlar Türkiye’nin 7,5 katı kadar genişleyecek</strong></p>
<p>Arazi tahribatı ve iklim krizi, kuraklığı daha da artırıyor. 2000 yılından bu yana yaşanan kuraklık olaylarında %29’luk bir artış gözlemlendi. Son otuz yılda, dünya genelindeki toprakların dörtte üçünden fazlası, önceki 30 yıla kıyasla daha kurak hale geldi. Bu durum, özellikle kurak bölgelerde yaşayan 3 milyar insanın yaşamını doğrudan etkiliyor.</p>
<p>TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, bu tablo karşısında toprağın korunmasının ve iyileştirilmesinin doğayla uyumlu yaşamın vazgeçilmez bir parçası olduğunu hatırlatarak şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Bugün dünya ekonomisinin %50’si doğadan elde ediliyor. Ancak kısa vadeli kazançlar uğruna doğa sürekli tahrip ediliyor. Doğadan alıyor, ancak ona neredeyse hiç yatırım yapmıyoruz. Eğer önlem alınmazsa, yüzyıl sonunda kurak alanlar Türkiye’nin 7,5 katı &#8211; yani 5,8 milyon km²- kadar genişleyecek. Bu sadece toprak verimliliğinin ve gıda üretiminin azalması değil; aynı zamanda su kıtlığı, yoksulluk ve iklim krizinin derinleşmesi anlamına gelir.&#8221;</p>
<p><strong>Türkiye’nin yarısı çölleşme riski altında</strong></p>
<p>TEMA Vakfı, tam 31 yıl önce <strong>&#8220;Türkiye Çöl Olmasın!&#8221;</strong> sloganıyla bu hayati tehdide dikkat çekmiş ve bu sorunu Türkiye’nin gündemine ilk kez bu kadar güçlü biçimde taşımıştı. Deniz Ataç, gelinen noktada çölleşme tehlikesinin daha da derinleştiğini belirterek &#8220;İklim krizinin etkisiyle yağışlar azalıyor, su varlıklarımız yok oluyor; Türkiye’de çölleşmeye maruz kalan alanlar ise hızla artıyor. Türkiye topraklarının %50’si yüksek çölleşme riski altında. 2001–2020 yılları arasında kurak iklime sahip alanlar %5,4 oranında arttı. Sürdürülebilir olmayan tarım uygulamaları, erozyon ve aşırı gübre kullanımı topraklarımızın üretkenliğini azaltıyor. Yanlış ürün tercihleriyle yer altı su seviyemiz hızla azalıyor, sulak alanlarımız yok oluyor. Bu durumu tersine çevirmek ise bizim elimizde. &#8221; ifadelerinde bulundu.</p>
<p><strong>“Doğaya yatırım yapma zamanı”</strong></p>
<p>Tüm bu veriler, hem Türkiye’de hem de dünya genelinde toprağın korunması ve eski sağlığına kavuşturulması için acil adımlar atılması gerektiğini açıkça gösteriyor. Toprağın ve doğal varlıkların korunmasına katkı sağlayabilmek için birlikte hareket edilmesinin önemini vurgulayan Deniz Ataç, &#8220;Bugün neden olduğumuz arazi tahribatı ve bunun sonucu oluşan çölleşme, kuşaklar arası adaleti ortadan kaldırıyor. Bu adaleti yeniden sağlamak; doğaya olan yükümüzü azaltmaktan, arazi tahribatına karşı durmaktan, bu alanda etkili politikalar geliştirmekten ve arazi restorasyonu yoluyla doğayı iyileştirmekten geçiyor. Bunun için tahrip olmuş ormanların yeniden orman haline getirilmesi, çayır ve meraların ıslah edilmesi, sulak alanların geri kazanılması, tarım arazilerinde ise erozyonu önleyen, toprak organik madde içeriğini artıran ve toprak sağlığını koruyan sürdürülebilir tarım tekniklerinin uygulanması gerekiyor. Üstelik arazi restorasyonu çalışmalarına yapılacak her bir yatırımın getirisi 30 katına kadar ulaşabiliyor. Şimdi doğaya yatırım yapma zamanı. Çünkü toprağı iyileştirmek; yalnızca bugünü değil, doğayı ve geleceğimizi de korumaktır.” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-topragi-iyilestirmek-dogayi-ve-gelecegi-korumaktir-545086">TEMA Vakfı: Toprağı İyileştirmek, Doğayı ve Geleceği Korumaktır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı: Biyolojik çeşitliliğin korunması için &#8220;Planın Parçası Olun&#8221; ve geleceği şekillendirin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-biyolojik-cesitliligin-korunmasi-icin-planin-parcasi-olun-ve-gelecegi-sekillendirin-461407</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 May 2024 10:08:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[çeşitliliğin]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korunması]]></category>
		<category><![CDATA[olun]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[planın]]></category>
		<category><![CDATA[şekillendirin]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=461407</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, 22 Mayıs Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü'nde, biyolojik çeşitliliğin korunması için herkesi harekete geçmeye çağırarak sivil toplum, kamu ve özel sektör iş birliğinin önemine vurgu yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-biyolojik-cesitliligin-korunmasi-icin-planin-parcasi-olun-ve-gelecegi-sekillendirin-461407">TEMA Vakfı: Biyolojik çeşitliliğin korunması için &#8220;Planın Parçası Olun&#8221; ve geleceği şekillendirin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span>TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, &#8220;Her geçen gün, gezegenimizi yaşanabilir kılan doğal varlıklar tükeniyor. Yaşanan biyolojik çeşitlilik kaybı, insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük krizlerden biri. Artık değişim zamanı, elimizi taşın altına koymak zorundayız.&#8221; diyerek biyolojik çeşitliliğin korunması için atılması gereken adımlara dikkat çekti</span></strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler (BM) tarafından her sene 22 Mayıs’ta kutlanan Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü’nün bu yılki teması &#8220;Planın Parçası Olun&#8221; olarak belirlendi.</p>
<p>Ekosistemlerin temel bileşeni olan biyolojik çeşitlililiği korumanın; havayı, suyu ve gıdayı yani kısacası tüm yaşamı korumak olduğunu belirten TEMA Vakfı, her bir bireyin yapacağı küçük katkıların bir araya geldiğinde büyük sonuçlar doğuracağını ve hep birlikte harekete geçme zamanının geldiğini vurguladı. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, Dünya’da tüm yaşamın birbirine bağlı olduğunu söyleyerek &#8220;İnsan faaliyetleri sonucunda 1970’den günümüze kadar biyolojik çeşitlilikteki azalma %68 oranına ulaşmıştır. Ancak bu endişe verici tabloyu tersine çevirmek mümkün. Daha az tüketerek, israftan kaçınarak, tamir ederek, dönüştürerek, paylaşarak, atıkları azaltarak, doğayı kirleten kimyasal kullanımından kaçınarak, iklimi koruyarak, doğadaki ayak izimizi azaltarak, doğal alanların korunması konusunda birlik olarak ve en önemlisi toplumsal duyarlılığımızı artırarak bunu başarabiliriz. Yapacaklarımız sadece bugünü değil,  geleceğimizi de korumak demektir.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Dünya’da 1 milyon türün nesli tehlike altında </strong></p>
<p><span>Biyolojik çeşitlilik kaybının ana nedenlerinin iklim değişikliği, çevre kirliliği, istilacı türler, orman ve çayır-mera arazilerinin zarar görmesi ile bu arazilerden aşırı yararlanma olduğunu belirten Ataç, &#8220;Bugün, buzul alanlar hariç karaların %75&#8217;i insan faaliyetlerinin etkisi altında. Yapılan araştırmalara göre, karalarda biyolojik çeşitlilik kaybının %70’i ise tarım faaliyetlerinden kaynaklanıyor ve tarım faaliyetlerinin, nesli tehlike altında olan 24.000 türün tükenmesinden sorumlu olduğu ifade ediliyor. Buna karşılık, üretilen gıdanın %33’ü ise ne yazık ki israf oluyor. Denizlerde ve okyanuslarda da yaşamın neredeyse tamamının yok olduğu 245.000 km2 alan bulunuyor. Bunun yanında denizlerin %66’sı kirlilik ve balıkçılıktan etkilenmiş durumda. Ülkemizde son yıllarda deniz salyası (müsilaj) kirliliği yaşanan Marmara Denizi bu durumun örneklerinden birini oluşturuyor.&#8221; şeklinde konuştu. </span></p>
<p><span>Dünyamızdaki 1 milyon türün neslinin tehlike altında olduğunu vurgulayan Deniz Ataç, &#8220;İnsanlığın refahı, ekosistemlerin sunduğu hizmetlere bağlıdır. Bugün, küresel ekonominin %50’si doğal varlıklardan elde ediliyor. Bu nedenle tüm canlıların yaşamı için tehdit oluşturan bu sorunun çözümü adına acil olarak harekete geçilmesi gerekiyor. Aksi halde <em>Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’</em>ndaki ilgili başlıklarda yer alan 44 hedefin 35’inin gerçekleşmesi mümkün olmayacak.&#8221; dedi.</span></p>
<p><strong><span>&#8220;Biyolojik çeşitliliği korumak evrensel bir sorumluluktur&#8221;</span></strong></p>
<p><span>Türkiye’nin kıtalar arasında bir köprü olmasının yanı sıra üç tarafının denizlerle çevrili olması, topoğrafyası ve iklim çeşitliliği ile önemli bölgelerden biri olduğunu belirten Deniz Ataç, “Türkiye dünyada üç farklı bitki coğrafyasına sahip ender ülkelerden biri. Ülkemizdeki bitki türlerinin %32’si, yani yaklaşık 3.700 tür dünyada sadece Türkiye’de yetişiyor. Bunun yanında Dünya genelinde karasal ekosistemlerde korunan alan oranı %17 iken bu oran Türkiye&#8217;de %14. Dünya’da 2030 yılına kadar bu oranın %30’a çıkarılması hedefleniyor. Sahip olduğumuz zenginliği korumak için korunan alanların artırılması gerekiyor. Örneğin, biyolojik çeşitliliğin yüksek olduğu birçok önemli doğa alanı henüz koruma altına alınmadı.&#8221; dedi. </span></p>
<p><span>Doğamızın ve sahip olduğumuz biyolojik çeşitliliğin korunmasının evrensel bir sorumluluk olduğunun altını çizen Ataç, &#8220;Biyolojik çeşitlilik kaybı, insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük krizlerden biri. Artık değişim zamanı, elimizi taşın altına koymak zorundayız. Bu senenin teması olan ‘Planın Parçası Olun’ çağrısı da tüm insanların biyolojik çeşitliliği korumak için adım atması gerektiğini vurguluyor. Sivil toplum, kamu ve özel sektör iş birliğiyle beraber herkesin biyolojik çeşitliliği koruma konusundaki kararlılığını gösterecek adımlar atması lazım. Nitekim 2022 yılında gerçekleşen Kunning-Montreal Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi’nde de bunun altı çizilmişti.&#8221; ifadelerinde bulundu.</span></p>
<p><span>Biyolojik çeşitlilik zenginliğinin, gelecek nesillerin yaşam kalitesini ve gezegenimizin sürdürülebilirliğini sağlamak için hayati öneme sahip olduğunu ifade eden Ataç, &#8220;Unutmamalıyız ki, Kurucu Onursal Başkanımız Yaprak Dedemiz merhum A. Nihat Gökyiğit’in her zaman belirttiği gibi, ‘Evrenin o akıl almaz düzenini dengede tutan biyolojik zenginliktir.’ Biz de TEMA Vakfı olarak</span> <span>A. Nihat Gökyiğit Biyolojik Çeşitlilik Projesi ile ülkemizdeki biyolojik çeşitliliğinin korunmasının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz ve herkesi biyolojik çeşitliliği korumak için sorumluluk almaya çağırıyoruz.&#8221; şeklinde konuştu.</span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-biyolojik-cesitliligin-korunmasi-icin-planin-parcasi-olun-ve-gelecegi-sekillendirin-461407">TEMA Vakfı: Biyolojik çeşitliliğin korunması için &#8220;Planın Parçası Olun&#8221; ve geleceği şekillendirin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı ve Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi iş birliğiyle çocuklar bitkilerin büyüleyici dünyasını keşfediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-ve-nezahat-gokyigit-botanik-bahcesi-is-birligiyle-cocuklar-bitkilerin-buyuleyici-dunyasini-kesfediyor-453168</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Apr 2024 13:24:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bahçesi]]></category>
		<category><![CDATA[birliğiyle]]></category>
		<category><![CDATA[bitkilerin]]></category>
		<category><![CDATA[botanik]]></category>
		<category><![CDATA[büyüleyici]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[dünyasını]]></category>
		<category><![CDATA[gökyiğit]]></category>
		<category><![CDATA[keşfediyor]]></category>
		<category><![CDATA[nezahat]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453168</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı'nın Kurucu Onursal Başkanlarından, Yaprak Dede merhum A. Nihat Gökyiğit'e atfedilen Biyolojik Çeşitlilik Projesi kapsamında, Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi iş birliğiyle başlatılan “Bitki Müzesi Keşfi Etkinliği” çocuklarla buluşuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-ve-nezahat-gokyigit-botanik-bahcesi-is-birligiyle-cocuklar-bitkilerin-buyuleyici-dunyasini-kesfediyor-453168">TEMA Vakfı ve Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi iş birliğiyle çocuklar bitkilerin büyüleyici dünyasını keşfediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TEMA Vakfı&#8217;nın Kurucu Onursal Başkanlarından, Yaprak Dede merhum A. Nihat Gökyiğit&#8217;e atfedilen Biyolojik Çeşitlilik Projesi kapsamında, Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi iş birliğiyle başlatılan “Bitki Müzesi Keşfi Etkinliği” çocuklarla buluşuyor. </strong></p>
<p><strong>İlkokul 3. ve 4. sınıfa giden çocuklara yönelik hazırlanan etkinlikler, çocuklara biyolojik çeşitlilik kavramını tanıtmayı ve çocukların bahçede gözlem yapmalarını hedefliyor.</strong></p>
<p>Sınıflarda yapılan eğitim çalışmalarını desteklemeyi amaçlayan Bitki Müzesi Keşfi Etkinliği,          A. Nihat Gökyiğit’in büyük emekleriyle oluşturulan ve bitki biyolojik çeşitliliği konusunda önemli bir örnek olan Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nde yapılıyor.</p>
<p> TEMA Vakfı&#8217;nın ve Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nin kuruluş hikâyelerinin anlatılmasıyla başlayan etkinlik, TEMA Vakfı Kurucu Onursal Başkanları A. Nihat Gökyiğit ve Hayrettin Karaca’nın tanıtılmasıyla devam ediyor. Geliştirilen eğitim etkinliklerinde çocuklar, biyolojik çeşitlilik kavramını öğreniyor ve bahçede zaman geçirerek farklı bitki koleksiyonlarına ait türleri gözlemliyorlar. Etkinlik boyunca çocukların; çevrelerindeki çeşitliliği fark edebilmeleri, oyunların aracılığıyla öğrenirken keyifli vakit geçirmeleri ve bitki müzesi, botanik, endemik tür gibi kavramlara dair farkındalık kazanmaları amaçlanıyor.</p>
<p>Mart ayında gerçekleştirilen ilk etkinliklerin ardından Nisan ve Mayıs ayları süresince iki kurum, Kurucu Onursal Başkanlarının mirasını yaşatmak ve daha fazla çocukla buluşmak amacıyla bu iş birliğini güçlendirerek sürdürmeyi hedefliyor.</p>
<p>2024 ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde; çarşamba ve cuma günleri 10.00-11.30 ile 13.00-14.30 saatleri arasında gerçekleştirilecek etkinlikler ile çocuklar bitki dünyasının büyüleyici yolculuğuna devam edecekler.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-ve-nezahat-gokyigit-botanik-bahcesi-is-birligiyle-cocuklar-bitkilerin-buyuleyici-dunyasini-kesfediyor-453168">TEMA Vakfı ve Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi iş birliğiyle çocuklar bitkilerin büyüleyici dünyasını keşfediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı&#8217;ndan çarpıcı çalışma: Hatay&#8217;daki enkaz atıkları zehir saçıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-vakfindan-carpici-calisma-hataydaki-enkaz-atiklari-zehir-saciyor-438575</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Feb 2024 11:40:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atıkları]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıcı]]></category>
		<category><![CDATA[enkaz]]></category>
		<category><![CDATA[hataydaki]]></category>
		<category><![CDATA[saçıyor]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[vakfından]]></category>
		<category><![CDATA[zehir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=438575</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, 6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli meydana gelen, 11 ilde yıkıma ve on binlerce can kaybına sebep olan depremlerin neden olduğu enkaz atıklarının, toprak ve su üzerinde yarattığı kirliliği tespit etmek üzere, yıkımın en çok yaşandığı illerden biri olan Hatay’da çalışma başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfindan-carpici-calisma-hataydaki-enkaz-atiklari-zehir-saciyor-438575">TEMA Vakfı&#8217;ndan çarpıcı çalışma: Hatay&#8217;daki enkaz atıkları zehir saçıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ülkemizi derinden etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Hatay’da çalışmalar yürüten TEMA Vakfı, ulaştığı çarpıcı sonuçları depremin 1. yıl dönümünde kamuoyuyla paylaştı. Sonuçlara göre, depremin ardından enkaz kaldırma çalışmalarının yürütüldüğü Hatay’da, toprak ve su varlıklarından alınan örneklerde salgın hastalıklar ve kanser gibi ciddi halk sağlığı sorunlarına yol açma riski olan asbest, ağır metal ve bakteriyolojik kirlenme tespit edildi. </strong></p>
<p>TEMA Vakfı, 6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli meydana gelen, 11 ilde yıkıma ve on binlerce can kaybına sebep olan depremlerin<strong> </strong>neden olduğu enkaz atıklarının, toprak ve su üzerinde yarattığı kirliliği tespit etmek üzere, yıkımın en çok yaşandığı illerden biri olan Hatay’da çalışma başlattı. Çalışma kapsamında 2023 yılının haziran, eylül ve aralık aylarında Hatay’a yapılan ziyaretlerde toprak ve su örnekleri alınarak asbest, ağır metal ve bakteriyolojik analizler yapıldı.</p>
<p><strong>Asbest, ağır metal ve bakteriyolojik kirlenme tespit edildi</strong></p>
<p>Çalışmaya dair bilgi veren TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Hatay’da planlı olmadığını düşündüğümüz değişik noktalara dökülmüş enkaz atıklarından ve yakınlarındaki tarla ve bahçelerdeki topraktan aldığımız 7 örneğin 5 tanesinde asbest tespit edildi. Ayrıca Samandağ deniz kenarında bulunan Mileyha Kuş Cenneti Sulak Alanı’ndan ve Antakya Serinyol’da bulunan kuyu suyundan alınan 3 örneğin 2’sinde de asbeste rastlandı.   Güneysöğüt, Samandağ ve Serinyol’dan aldığımız 3 adet su örneğinde ise bakteriyolojik üreme tespit edildi.  Bu sonuçlar Hatay’da kullanılmakta olan suya, kanalizasyon suyunun karışmış olma ihtimalini gösteriyor. Bu durum zehirlenmelere ve salgın hastalıklara yol açabilir. Yine Defne ve Samandağ Mileyha Kuş Cenneti yakınlarından aldığımız su örneklerinde bazı ağır metal miktarlarının İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hk. Yönetmelik’le belirlenen sınır değerlerin oldukça üzerinde olduğu tespit edildi. Bu nedenle halk sağlığı açısından endişeliyiz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Asbest ve ağır metaller ciddi hastalıklara yol açabiliyor</strong></p>
<p>Asbestin, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın (IARC) en önemli kanser nedenleri listesinde yer aldığını hatırlatan Deniz Ataç, “Deprem sırasında ve sonrasında binaların yıkılmasıyla etrafa yayılan yüksek miktardaki asbest lifleri, halk sağlığı açısından ciddi tehlike yaratıyor. Maalesef daha önce bazı Sivil Toplum Kuruluşları tarafından yapılan asbest ölçümleri sonucunda havada sınır değerlerinin çok üstünde asbeste rastlandı. Asbestin, özellikle solunum yoluyla insan vücuduna alındığında; akciğer fibrozu, akciğer ve gırtlak kanseri vb. ciddi hastalıklara yol açtığı biliniyor. Sindirim yoluyla vücuda alındığında kansere neden olup olmadığı konusunda kesin bir sonuç olmamakla birlikte kansere yol açabildiğine yönelik çalışmalar da mevcut” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Hatay’da halk sağlığını tehdit eden tek etkenin asbest olmadığını söyleyen Ataç, “Moloz yığınlarından havaya yayılan zehirli gazlar, tozlarda bulunan inorganik ve kimyasal atıklar ile sulara karışan mikrobiyolojik atıklar da söz konusu. Bunların içinde en tehlikelisi ise ağır metaller. Bazı ağır metaller su ve toprakta biriktiğinde; nörolojik hasar, böbrek yetmezliği, kanser gibi sağlık sorunlarına neden olabilir” diyerek diğer etkenlere de dikkat çekti.</p>
<p><strong>Hatay’da tarımsal verim %30 oranında düşebilir</strong></p>
<p>Tarımsal verimlik üzerindeki tehlikeye de dikkat çeken Ataç, “Enkaz atıklarının tarım arazilerinin yakınlarına dökülmesi ve içerisindeki sayısız çeşitlilikteki kirleticilerin toprağa karışmasının yanı sıra havadaki asbestin ve tozların bitkilerin üstünde birikmesi ve fotosentez yapmasını engellemesi toprağı ve tarımsal verimi olumsuz etkileyecektir. Asbest ve tozların yanında, enkaz atıklarının içerisindeki çeşitli kimyasallar da toprak canlılarını, toprağın kalitesini ve verimini olumsuz yönde etkileme tehlikesi taşıyor. Bu nedenle bilim insanları tarımsal verimin yaklaşık %30 oranında düşmesini bekliyor” dedi. Ataç ayrıca bu kimyasalların besin zinciriyle içme suyuna ve sofralara kadar ulaşma ihtimalinin bulunduğunun da altını çizdi.</p>
<p><strong>Amik Ovası, zeytinlikler ve Mileyha Kuş Cenneti korunmalı</strong></p>
<p>Hatay’daki kirliliğin yalnızca insan sağlığını tehdit etmekle kalmadığına da vurgu yapan Ataç, “Asi Nehri&#8217;nin taşıdığı alüvyonlar sayesinde oldukça verimli topraklara sahip olan ve yaklaşık 105 bin hektara yayılan Amik Ovası, deprem sonrasında düzensiz atık bertarafı nedeniyle ortaya çıkan toprak ve su kirliliğinden etkilenmiş durumda. Hatay&#8217;ın zengin bitki örtüsü ve çeşitli yaban hayatına ev sahipliği yapan vadileri ile dere yataklarının yanı sıra sistemlerinin beslediği alanlardaki zeytinlikler de kirlilikten etkilenen alanlar arasında. Türkiye’de bulunan 500 farklı kuş türünden 283’üne, 231 bitki türüne, 24 kelebek, 3 kurbağa ve 12 sürüngen ile 6 memeli türüne ev sahipliği yapan Mileyha Kuş Cenneti’nin yakınındaki bir bölge enkaz döküm alanı haline getirilmiş durumda. Yılın her döneminde yüzlerce kuş buraya dinlenmek, beslenmek ve yazın üremek için geliyor. 2021 yılında resmi bir statü de kazanan bu alanın göz göre göre yok olmaması için acilen önlem alınmalı. Bölgenin doğal yaşamı ve biyolojik çeşitliliği için oldukça önem içeren bu alanların korunması gerekiyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Depremler ikincil felaketlere yol açmasın!</strong></p>
<p>Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğini hatırlatan Deniz Ataç, depremlerin ikincil felaketlere yol açmaması için afet sonrası yönetimin de çok önemli olduğunu, bu nedenle il afet atık planlarının acilen hazırlanması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Ataç “Elbette depreme karşı alınabilecek en büyük önlem zemine uygun, depreme dayanıklı binaların inşa edilmesi ve var olan yapı stoğunun güçlendirilmesidir. Bu sayede bugüne kadar yaşadığımız üzücü kayıpların sayılarını azaltmak mümkün olacaktır. Deprem sonrasında oluşacak milyonlarca ton enkaz atığının, çevreye ve insan sağlığına vereceği zararların önüne geçilmesi için yapılması gereken ise; il afet yönetim planlarının yanı sıra il afet atık planlarının hazırlanıp, kamuoyuyla paylaşılması ve afet sonrası hayata geçirilmesidir. Bu planlarda, ormanlık alanlar, sulak alanlar, tarım arazileri ve meralar gibi önemli doğal varlıklarımızı korumak için enkaz atıklarının nerelere dökülmeyeceğine dair<strong> </strong>katı kuralların konulması gerek” diye konuştu.</p>
<p>Ataç, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde; hayatını kaybeden yurttaşların yakınlarına, depremden etkilenen herkese ve tüm ülkeye başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerini de bir kez daha yineledi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfindan-carpici-calisma-hataydaki-enkaz-atiklari-zehir-saciyor-438575">TEMA Vakfı&#8217;ndan çarpıcı çalışma: Hatay&#8217;daki enkaz atıkları zehir saçıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı 2023&#8217;ün Çevre Olaylarını Değerlendirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-2023un-cevre-olaylarini-degerlendirdi-436724</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jan 2024 08:10:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[değerlendirdi]]></category>
		<category><![CDATA[olaylarını]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=436724</guid>

					<description><![CDATA[<p>2023 yılı boyunca, hem ülkemizde hem de dünya genelinde çeşitli ekolojik sorunlarla karşı karşıya kaldık. Bu sorunların başında; erozyon ve toprak kaybı, gıda güvencesinin azalması, su stresi, iklim krizi ve yarattığı sel felaketleri, biyolojik çeşitliliğin azalması, ormansızlaşma ve doğa koruma alanlarının tahrip edilmesi geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-2023un-cevre-olaylarini-degerlendirdi-436724">TEMA Vakfı 2023&#8217;ün Çevre Olaylarını Değerlendirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2023 yılı boyunca, hem ülkemizde hem de dünya genelinde çeşitli ekolojik sorunlarla karşı karşıya kaldık. Bu sorunların başında; erozyon ve toprak kaybı, gıda güvencesinin azalması, su stresi, iklim krizi ve yarattığı sel felaketleri, biyolojik çeşitliliğin azalması, ormansızlaşma ve doğa koruma alanlarının tahrip edilmesi geldi. Ülkemiz büyük deprem felaketleri ve sonuçları ile karşı karşıya kaldı. Bunların yanı sıra kömüre dayalı enerji politikaları ve 4. Grup madencilik faaliyetleri, ülkemizdeki doğal varlıkların ciddi şekilde zarar görmesine yol açtı. Ayrıca, kentsel ve kırsal alanlarda doğayla uyumlu biçimde yapılmayan mekânsal planlamalar ve artan yapılaşma baskıları, ekolojik dengenin bozulmasını daha da kritik seviyeye taşıdı. </p>
<p>Yıl boyunca çevre gündeminde, olumsuz gelişmeler kadar güzel gelişmeler de yaşandı. Doğa için çalışmalarına ara vermeden devam eden TEMA Vakfı, 2023’ün öne çıkan iyi ve kötü çevre olaylarını değerlendirdi. </p>
<p><strong><u>2023’ün Umut Yeşerten Çevre Haberleri </u></strong></p>
<p><strong>Murat Dağı’ndan Güzel Haber </strong></p>
<p>Kütahya’nın Gediz İlçesi’nde yapılması planlanan Yıldız Altın-Gümüş Madeni projesinin ÇED süreci; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ÇED olumsuz kararı vermesi ile bir kez daha durduruldu. Yurttaşların, yerel yönetimlerin ve meslek odalarının “Murat Dağı Yok Olmasın” sloganıyla projeye karşı göstermiş olduğu tepki sonucunda bölgenin önemli bir su ve turizm kaynağı olan Murat Dağı’nda yaşam kazandı. </p>
<p><strong>Eskişehir Alpu’dan Sevindirici Haber </strong></p>
<p>Eskişehir 1. İdare Mahkemesi, Eskişehir Büyük Ova Koruma Alanı’nda yapılmak istenen termik santral projesinin ÇED olumlu kararını iptal etti. Alpu Termik Santral Projesi’nin yapımına imkân veren Çevre Düzeni Planı, yaptığımız başvuru sonucunda mahkeme kararı ile iptal edilmişti. Projeye ait ÇED olumlu kararının da iptal edilmesi ile önemli bir tarımsal sit alanımızın korunmuş olması sevincimizi artırdı. </p>
<p>Mahkeme kararında, ÇED raporunda yer alan; kömür madeninin, kömürlü termik santralin soğutma suyu için Gökçekaya Barajı’ndan tesise yapılacak olan su dağıtımı ve deşarj hatlarının ayrı faaliyetler olarak ele alınmasının bilimsellikten uzak olduğuna, projenin bütünsel olarak değerlendirilmediğine, atık miktarlarının hesaplanmasında da entegre bir yaklaşımın kullanılmadığına değinildi. Hava kalitesi modellemesinde kullanılan verilerin belirsiz olduğuna da yer verilen kararda, santrale ait kül depo alanının yer altı suyu kalitesini nasıl etkileyeceğine dair çalışma yapılmadığının da altı çizildi. </p>
<p>Eskişehir’in doğal varlıklarını, tarım topraklarını koruyan ve art arda gelen bu iki karar ile TEMA Vakfı olarak umut yeşertmeye devam ediyoruz! </p>
<p><strong>COP28’den Kayıp Zarar Fonu’nun Hayata Geçirilmesi Kararı ve Fosil Yakıtlardan Çıkış için İlk Adım </strong></p>
<p>30 Kasım ile 13 Aralık tarihleri arasında Dubai’de gerçekleşen BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 28. Taraflar Konferansı’nda (COP28) iki önemli gelişme yaşandı. Sera gazı emisyonlarından büyük oranda sorumlu ülkeler, iklim krizinin etkilerini derinden hisseden halkların zararlarını karşılamak için Kayıp Zarar Fonu kapsamında yaklaşık 800 milyon dolar finansman sağlama taahhüdü verdi. Oysa kayıp ve zararları karşılamak için gereken miktarın yıllık olarak milyar dolarlar düzeyinde olduğu tahmin ediliyor. Fonun hayata geçirilmesine yönelik kararda ise kayıp zarar miktarının hesaplanması için bir çalışma yapılması gerekliliğine yer verilmedi.  </p>
<p>Fon için kurulacak sekreteryanın bağımsız bir otorite yerine, geçici olarak Dünya Bankası bünyesinde kurulması kararı da sivil toplumun tepkisini çekti.  </p>
<p>Zira kaynaklara erişim ihtiyacı olan toplulukların ve ülkelerin adil bir şekilde fondan yararlanabilmeleri için sekreteryanın bağımsız olması önem taşıyor. Öte yandan Kayıp Zarar Fonu’nun hibe şeklinde düzenlenmesi gerekirken, Dünya Bankası fosil yakıtları da finanse eden, borç temelli politikaları olan bir kuruluştur. </p>
<p>COP28 bünyesinde atılan ikinci önemli adım ise Küresel Durum Değerlendirmesi (GST) neticesinde açıklanan karar oldu. Karar metninde fosil yakıtlardan çıkış ifadesine yer verildi. Bu durum her ne kadar fosil yakıtların terk edilmesi için ilk adım niteliğinde olsa da net bir hedef içermediği için yeterli değil. </p>
<p>Öte yandan konferansta; 2030 yılına kadar yenilenebilir enerjiyi üç katına çıkartma taahhüdü ve Kömür Sonrası Enerji İttifakına birçok devletin katılması gibi olumlu gelişmeler de oldu. Ancak Türkiye’nin bu belgelere imzacı olmayarak bu süreçlerde yer almaması, doğa için olumsuz çevre gündemleri arasında yerini aldı. </p>
<p><strong><u>2023’ün Olumsuz Çevre Haberleri </u></strong></p>
<p><strong>Kahramanmaraş Depremleri İle Derinden Sarsıldık </strong></p>
<p>6 Şubat 2023’te Türkiye, merkez üsleri Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan sırasıyla 7,8 ve 7,5 şiddetindeki depremlerle sarsıldı. Deprem; Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Kahramanmaraş, Kilis, Gaziantep, Hatay, Osmaniye, Malatya ve Şanlıurfa başta olmak üzere çevre illerde de yoğun olarak hissedildi. Depremler sonucunda Türkiye&#8217;de resmî rakamlara göre en az 50 bin 783 kişi hayatını kaybetti, 122 binden fazla kişi yaralandı. </p>
<p>Depremler sonucunda ortaya çıkan yıkım ve yeniden inşa süreci, çevre ve toplum yaşamı üzerinde birçok konuda olumsuz etkiler yarattı. </p>
<p>Bölgedeki depremzedelerin barınma, temiz gıda ve suya erişim gibi temel ihtiyaçları halen aciliyetini koruyor. Yeni yapılacak toplu konut projelerinde zeytinliklerimizin, ormanlarımızın ve tarım alanlarımızın yok olmaması için yer seçiminin özenle yapılması gerektiğini yineliyoruz. </p>
<p>Tarım alanları, zeytinlikler, deniz kıyısı ve su kaynaklarının yakınlarına dökülen asbest, ağır metal ve zararlı başka birçok bileşen içeren enkaz atıkları hem çevre hem de halk sağlığı üzerinde ciddi sorunlar yaratacak. </p>
<p>TEMA Vakfı olarak deprem kuşağında bir ülke olmamız sebebiyle depreme karşı gerekli önlemlerin alınmasının, afet yönetim planlarının hayata geçirilmesinin ve enkaz yönetim planlarının hazırlanmasının hayati öneme sahip olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. </p>
<p><strong>Küresel Kaynama Çağına Girdik </strong></p>
<p>Dünya Meteoroloji Örgütü ve Copernicus Dünya Gözlem Programı, temmuz ayının şimdiye kadar kayıtlara geçen en sıcak ay olduğunu duyurdu. Bunun üzerine Birleşmiş Milletler, bu durumun iklim krizinin henüz başlangıcı olduğunu ve artık Küresel Isınma Çağında değil Küresel Kaynama Çağında olduğumuzu açıkladı. Ülkemizde ve dünyada sıcak hava dalgalarının sıklığı ve şiddeti giderek artıyor. Bilim insanları; orman yangınları, ani yağışlar, sel felaketleri gibi afetlerin temel sebebinin, insan faaliyetleri sonucu ortaya çıkan sera gazlarının yol açtığı iklim krizi olduğunu vurguluyor. </p>
<p><strong>Madenler Yaşam Alanlarımızdan Değerli Değildir </strong></p>
<p>Korunan alanlar, orman alanları, su havzaları, verimli tarım arazileri ve yaşam alanları üzerinde geri dönüşü imkânsız zararlara sebep olan 4. Grup madencilik faaliyetleri her geçen gün daha ciddi tehditlere sebep oluyor. TEMA Vakfı olarak gerçekleştirdiğimiz maden ruhsatlarına yönelik çalışmalarla, ülkemizdeki 29 ilin ortalama %67’sinin IV. Grup madenlere ruhsatlı olduğunu tespit etmiştik. </p>
<p>Maden ruhsatlarının il bazında dağılımı; Gümüşhane %93, Kütahya %92, Giresun %85, Rize %82, Uşak %80, Çanakkale-Balıkesir (Kaz Dağları) %79, Trabzon %77, Ordu %74, Zonguldak-Bartın %72, Artvin %71, Eskişehir %71, İzmir %70, Bayburt %65, Sivas %65, Tekirdağ-Kırklareli %65, Erzurum %63, Muğla %59, Kahramanmaraş %58, Afyonkarahisar %52, Erzincan-Tunceli %52, Tokat %46, Karaman %38 ve Siirt-Şırnak-Batman %34. </p>
<p>TEMA Vakfı olarak doğal varlıklarımızı, gıda güvenliğimizi ve kültürel değerlerimizi korumak için yaşamsal öneme sahip alanların kanunlarla madencilik faaliyetlerine kapatılmasını talep ediyoruz. </p>
<p><strong>Maden Kazaları Yine Can Aldı </strong></p>
<p>Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre; 8 Haziran’da Soma’da bulunan maden ocağında toprak kayması nedeniyle meydana gelen kazada 1, 13 Eylül’de Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesinde bulunan maden ocağında tavan çökmesi sonucu meydana gelen kazada 1, 15 Kasım’da Denizli’nin Acıpayam ilçesi, Karaismailler Mahallesi&#8217;nde bulunan krom maden ocağında gerçekleşen göçük kazasında 2 ve 23 Kasım’da Siirt&#8217;in Şirvan ilçesindeki maden ocağında meydana gelen göçükte 3 olmak üzere toplam 7 maden işçisi hayatını kaybetti. </p>
<p><strong>Yalova’da Mahkeme Kararına Rağmen Tarım Arazisi Yok Edildi</strong></p>
<p>2020 yılında Yalova’nın Çiftlikköy ilçesi Taşköprü beldesinde tarım arazisi üzerinde kurulması</p>
<p>planlanan sanayi tesisi için tarım dışı kullanım izni verilmesine yönelik alınan Bakanlık Oluru’nun iptali için açtığımız davayı kazandık. Mahkeme kararında; dava konusu arazinin mutlak tarım arazisi olduğuna ve ilgili taşınmazda planlanan yatırım için alternatif alanların bulunduğuna vurgu yapıldı.</p>
<p>Devamında şirket ve bakanlık bu kazanımımızı istinafa taşımış ancak mahkeme istinaf talebini kabul etmeyerek iptal kararını geçerli kılmıştır. Ayrıca karar Danıştay tarafından da onaylanmıştır. Ne yazık ki hukuki kazanımımıza rağmen mahkeme sonucu beklenmeden tarım arazisi üzerindeki yatırımlara başlanmış ve bu durum oradaki mutlak tarım toprağının vasfını yitirmesine neden olmuştur. Kararın uygulanması için gerekli hukuki adımlar atılacaktır.</p>
<p><strong>Su Krizi Derinleşiyor </strong></p>
<p>İklim krizinden dolayı artan sıcaklıklar, buharlaşma ve kuraklık nedeniyle su krizi derinleşiyor. Bu sene eylül ayında ölçülen verilere göre İstanbul barajları doluluk oranları 2014’ten bu yana en düşük seviyeleri gördü. 5 Eylül 2022’de %56,88 olarak ölçülen ortalama baraj doluluk oranı, 1 yıl sonra, 5 Eylül 2023’te %27,88’e kadar düştü. </p>
<p>TEMA Vakfı olarak, iklim krizinin etkilerini her geçen gün daha çok hissettiğimiz bugünlerde, su varlıklarını korumanın ve su israfını engelleyerek suyu verimli kullanmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. </p>
<p><strong>Nükleere Hayır Diyoruz </strong></p>
<p>Ülkemizde nükleer santral kurulmasına yönelik çalışmalar ne yazık ki hız kesmeden devam ediyor. Tüm itirazlara rağmen Mersin’de faaliyete geçirilmeye çalışılan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ilk ünite inşaatında sona gelinirken, açılan davalara rağmen Sinop’ta kurulması planlanan nükleer santral için bölgede etütler devam ediyor. </p>
<p>TEMA Vakfı olarak Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği ile Sinop Merkez İlçe Planlama Alt Bölgesi 1/25.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptali (Sinop Nükleer Santral) ve öncelikle yürütmenin durdurulması kararı verilmesi talebiyle açtığımız dava dosyası Danıştay’da olup yargılama devam ediyor. Üçüncü nükleer santral için Trakya Bölgesi’nde de tespit çalışmaları başladı. </p>
<p>TEMA Vakfı olarak, enerji ihtiyacımızın “enerji verimliliği ve temiz enerji teknolojileriyle” karşılanması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor, tüm karar vericilere yaşamı seçmeleri için bir kere daha çağrıda bulunuyoruz. </p>
<p><strong>Sel Felaketleri Kader Değil </strong></p>
<p>2023 yılında da ülkemizde ve dünyada; iklim krizinin etkisiyle sıklığı giderek artan ani ve şiddetli yağışların neden olduğu sel felaketlerine tanık olduk. </p>
<p>15 Mart’ta Türkiye’nin Güneydoğusu’nda; özellikle Adıyaman ve Şanlıurfa’yı etkileyen seller nedeni ile 21 kişi hayatını kaybetti, iki ilde 3 bin 154 konut zarar gördü. Sellerin 6 Şubat depremlerinin yıkıcı etkilerinden sonra yine aynı bölgelerde meydana gelmesi tahribatın etkilerini daha da ağır hale getirdi. Birçok deprem çadırını ve konteyneri su bastı, evsiz depremzedeler çadırlardan tahliye edildi. </p>
<p>5 Eylül’de İstanbul ve Kırklareli’nde şiddetli yağışlar sebebiyle meydana gelen sel felaketi nedeniyle 8 yurttaşımız yaşamını yitirdi. </p>
<p>20 Kasım’da yaşanan sel felaketi nedeniyle Batman, Zonguldak ve Diyarbakır illerinde toplam 8 kişi, Karadeniz&#8217;de yaşanan şiddetli fırtına nedeniyle batan gemide ise mürettebattan 1 kişi yaşamını yitirdi. </p>
<p>10 Aralık’ta Zonguldak merkez ilçede bulunan Asma Mahallesi’nde dün etkili olan sağanak yağış sonucu yaşanan heyelan felaketinde 2 kişi hayatını kaybetti. </p>
<p>Dünyada da ne yazık ki 10 Eylül&#8217;de Libya&#8217;nın doğusunu vuran “Daniel Fırtınası”; Bingazi, Beyda, Merc, Suse ve Derne kentlerinde sel felaketine neden oldu. Dünya Sağlık Örgütü, can kaybının 4 bin 333&#8217;e ulaştığını açıkladı. Ülkenin doğusunda selden etkilenen bölgelerde altyapının yüzde 70&#8217;i hasar gördü. </p>
<p>TEMA Vakfı olarak iklim krizinin getireceği aşırı hava olaylarına karşı uyum tedbirlerinin alınması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. </p>
<p><strong>Çanakkale’de Yaklaşık 4.500 Futbol Sahası Büyüklüğünde Orman Alanı Yandı </strong></p>
<p>2023 yaz aylarında Çanakkale’de; 16 Temmuz’da Kızılkeçili Köyü yakınında çıkan orman yangınında 1.300 hektar, 22 Ağustos’ta Kayadere Köyü yakınında çıkan orman yangınında ise </p>
<p>2.100 hektar olmak üzere; toplam 3.400 hektar yani yaklaşık 4.500 futbol sahası büyüklüğünde orman alanı yandı. </p>
<p>TEMA Vakfı olarak, “yaşamı da umudu da hep birlikte yeniden yeşerteceğiz” diyerek Çanakkale’de çıkan orman yangınları sebebi ile zarar gören bölgelerin tekrar ağaçlandırılması için fidan bağışı kampanyası başlattık. </p>
<p><strong>Orman Yangınları Can Ve Mal Kaybına Yol Açtı </strong></p>
<p>2023 yılı Eylül ayında İzmir’in Menderes ilçesinde çıkan orman yangınlarında görev alan 3, Kütahya’da 1, Gaziantep’te 1 ve Temmuz ayında yine İzmir’in Menderes ilçesinde çıkan orman yangınlarında 1 kişi olmak üzere toplam 6 Orman Genel Müdürlüğü çalışanı maalesef yaşamını yitirdi. </p>
<p><strong>Akbelen’de Doğa Nöbeti Devam Ediyor </strong></p>
<p>Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’de yer alan Akbelen Ormanı, Yeniköy-Kemerköy termik santrallerine kömür çıkarmak amacıyla yok edilmek isteniyor. İkizköylü yurttaşlar 2 seneyi aşkın süredir zeytinlerini, ormanlarını ve tüm tabiatın yaşamını korumak için nöbet tutuyor. Ancak İkizköylüler ve çevrecilerin tüm çabalarına rağmen 24 Temmuz’da başlayan ağaç kesiminin ardından bölgede maden çalışmaları başladı. </p>
<p>İkizköylüler ve yaşam savunucuları; Muğla 1. İdare Mahkemesi’nin, 2041’e kadar maden işletme izni alan işletmeye yönelik açtığı ruhsat iptali davasını reddetmesi üzerine, avukatları aracılığıyla istinaf mahkemesine başvurdu. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi’ne yapılan başvuruda maden işletme ruhsatı ve işletme izninin yürütmesinin durdurulması istendi. </p>
<p><strong>Phaselis Antik Kenti Korunmalıdır </strong></p>
<p>Antalya’nın Kemer ilçesinde bulunan ve 1. derece arkeolojik sit alanı olan Phaselis Antik Kenti’nin kuzeyindeki Alacasu Koyu ile güneyindeki Bostanlık Koyu’nda bir plaj projesi gerçekleştirilmek isteniyor. Kafeterya, otopark, karşılama merkezi, duş, tuvaletler gibi günübirlik tesisleri içeren projenin inşaat faaliyetleri mahkemenin yürütmeyi durdurma kararına rağmen tamamlanmak üzere. Canlı yaşamının ve biyolojik çeşitliliğin etkilenmemesi, kültürel varlıkların ve doğal alanların tahribata uğramaması için yürütülen faaliyetlerin durdurulmasını ve bölgenin korunmasını talep ediyoruz! </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-2023un-cevre-olaylarini-degerlendirdi-436724">TEMA Vakfı 2023&#8217;ün Çevre Olaylarını Değerlendirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı&#8217;ndan yeni yılda fidan bağışı çağrısı: Her bir fidan, bir umut demek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-vakfindan-yeni-yilda-fidan-bagisi-cagrisi-her-bir-fidan-bir-umut-demek-431176</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Dec 2023 23:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[demek]]></category>
		<category><![CDATA[fidan]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[vakfından]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=431176</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, 2024 yılına günler kala hem sevdiklerimize hem doğaya verilecek en güzel hediyenin daha yaşanabilir bir gelecek olduğunun bilinciyle “Bu topraklara diktiğimiz her bir fidan yeni bir umut” diyerek anlamlı bir hediye arayışında olan herkesi umutları yeşertmeye, fidan bağışı yapmaya çağırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfindan-yeni-yilda-fidan-bagisi-cagrisi-her-bir-fidan-bir-umut-demek-431176">TEMA Vakfı&#8217;ndan yeni yılda fidan bağışı çağrısı: Her bir fidan, bir umut demek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, 2024 yılına günler kala hem sevdiklerimize hem doğaya verilecek en güzel hediyenin daha yaşanabilir bir gelecek olduğunun bilinciyle “Bu topraklara diktiğimiz her bir fidan yeni bir umut” diyerek anlamlı bir hediye arayışında olan herkesi umutları yeşertmeye, fidan bağışı yapmaya çağırıyor.</p>
<p>İklim kriziyle mücadelede ağaçlandırma çalışmalarının etkisi oldukça büyük. Ormanlar, iklim kriziyle mücadele için önemli bir karbon yutak alanı. Ayrıca iklim değişikliğinin neden olduğu ısı ve aşırı hava olaylarına maruz kalmada tampon görevi görürler. Bu nedenle her geçen gün etkilerini artıran iklim krizinden korunmak için orman varlıklarımızı korumamız ve alanını artırmamız büyük önem taşıyor.</p>
<p>Sürdürülebilir yaşam ilkesiyle başta toprak olmak üzere tüm doğal varlıkların korunması için çalışan ve  1 milyonu aşkın  gönüllüsüyle paylaşmanın,  doğa  ve  insan sevgisinin önemine inanan TEMA Vakfı, 1992’den bugüne 38 milyondan fazla fidanı toprakla buluşturdu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yeni yıl hediyeniz fidan olsun, kalpler umutla dolsun!</strong></p>
<p>TEMA Vakfı, yeni yıla girerken anlamlı bir hediye arayışında olan herkesi orman  varlıklarımızı artırmak için fidan bağışı yapmaya çağırıyor. Yaşanabilir bir gelecek için Vakfın web sitesi (tema.org.tr) üzerinden fidan bağışı yapabilir, bağış ile birlikte isme özel hazırlanabilen sertifikaları sevdiklerinize,  iş ortaklarınıza, çalışanlarınıza ya da  müşterilerinize hem elektronik hem basılı olarak gönderebilir ve yeni yıllarını kutlayabilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p><strong>Fidan bağışı yapmak ve sertifika hediye etmek için:</strong></p>
<p>tema.org.tr/yeni-yil-secenekleri</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfindan-yeni-yilda-fidan-bagisi-cagrisi-her-bir-fidan-bir-umut-demek-431176">TEMA Vakfı&#8217;ndan yeni yılda fidan bağışı çağrısı: Her bir fidan, bir umut demek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı: Toprağı korumak hepimizin görevi, Türkiye Çöl Olmasın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-topragi-korumak-hepimizin-gorevi-turkiye-col-olmasin-421126</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Nov 2023 07:08:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çöl]]></category>
		<category><![CDATA[görevi]]></category>
		<category><![CDATA[hepimizin]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[olmasın]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[toprağı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421126</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, bu yıl 13 - 19 Kasım tarihleri arasında kutlanan Erozyonla Mücadele Haftası’nı “Türkiye Çöl Olmasın” sloganıyla karşılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-topragi-korumak-hepimizin-gorevi-turkiye-col-olmasin-421126">TEMA Vakfı: Toprağı korumak hepimizin görevi, Türkiye Çöl Olmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TEMA Vakfı: Toprağı korumak hepimizin görevi,</strong></p>
<p><strong>Türkiye Çöl Olmasın!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TEMA Vakfı, bu yıl 13 &#8211; 19 Kasım tarihleri arasında kutlanan Erozyonla Mücadele Haftası’nı “Türkiye Çöl Olmasın” sloganıyla karşılıyor.  Ülkemizin önemli bir bölümünün çölleşme riski altında olduğunu ifade eden TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Çölleşmenin en önemli sebeplerinden biri de erozyon. İklim kriziyle artan şiddetli yağışlarsa erozyonu artırarak topraklarımızı yok ediyor. Ülkemizde her yıl 642 milyon ton toprak erozyona uğruyor” diyerek toprağı korumanın hepimizin görevi olduğunu bir kez daha hatırlattı.</strong></p>
<p> </p>
<p>TEMA Vakfı tarafından hafta boyunca; çevrim içi webinar, uzun yıllardır düzenlenen geleneksel Toprak Yürüyüşü, stant çalışmaları ve eğitim sunumları gibi çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecek.</p>
<p> </p>
<p><strong>Bir kez daha sesleniyoruz: Türkiye çöl olmasın!</strong></p>
<p>Türkiye 1994 yılında, TEMA Vakfı’nın yıllardır birlikte anıldığı “Türkiye Çöl Olmasın!” sloganı ile tanışmış ve slogan o dönem toplumda büyük yankı uyandırmıştı. Önlem alınmadığı takdirde, ülkemizin çölleşme tehlikesi ile karşı karşıya olduğu ilk kez bu kadar yüksek sesle dile getirilmişti. TEMA Vakfı 29 yılın ardından insan faaliyetlerinin neden olduğu ekolojik tahribatların ve bugün karşı karşıya olduğumuz en büyük tehdit olan iklim krizinin şiddetinin artması nedeniyle bir kez daha “Türkiye Çöl Olmasın” diyor ve iklim krizi, erozyon, çölleşme ve kuraklığın ülkemizdeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor.</p>
<p>Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’ne (IPCC) göre; iklim krizinin sebep olduğu, dünyanın ortalama sıcaklığındaki 1.1°C artış iklim krizinden en çok etkilenecek yerlerden biri olan ve ülkemizin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda, dünyanın geri kalanına göre %50 oranında daha fazla yaşanacak.</p>
<p> </p>
<p><strong>2030 yılına gelmeden su fakiri olabiliriz</strong></p>
<p>“İklim krizine dur demezsek sıcak hava dalgaları sıklığını ve şiddetini artıracak, buna bağlı olarak su varlıklarımız giderek azalacak” diyen Deniz Ataç, “Bugün kişi başına düşen 1.347 m3 su miktarı ile su kıtlığı çeken bir konumda olan ülkemizin, nüfus artışı ve su potansiyelindeki azalma ile birlikte 2030 yılından önce su fakiri bir ülke konumuna geleceği öngörülüyor. Yapılan araştırmalar, 2070 yılına gelindiğinde Akdeniz Havzası’nın en büyük gölü olan Beyşehir Gölü başta olmak üzere ülkemizin birçok su varlığının yok olacağını gösteriyor. Ülkemizin su potansiyelinde 2100 yılına kadar; iyi senaryoda %15-20, kötü senaryoda ise %40-45 oranında azalma olacağı düşünülüyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ülkemiz şimdiden ciddi bir kuraklık tehdidi altında</strong></p>
<p>Artan sıcaklıklar ve azalan yağışlar sonucu yaşanan kuraklıkların, tarımsal üretimi de ciddi boyutta etkilediğine vurgu yapan Ataç, “Ülkemizin birçok bölgesinde şiddetli kuraklık yaşanıyor. Küresel ısınmanın 1.5°C’de sınırlanmaması durumunda, 2050 yılına gelindiğinde tarımsal ürünlerin verimliliği %45 oranında azalacak. Küresel gıda ihtiyacının %35-56 oranında artacağı göz önünde bulundurulduğunda, toprak varlığımızı korumanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görüyoruz. </p>
<p>Ancak ülkemiz karasal alanının yaklaşık 3/4’ü orta ve yüksek şiddette çölleşme riski altında. Çölleşmenin en önemli sebeplerinden biri de erozyon. İklim kriziyle artan şiddetli yağışlarsa erozyonu artırarak topraklarımızı yok ediyor. Ülkemizde her yıl 642 milyon ton toprak erozyona uğruyor. Bu da en az 500 yıl gibi bir zamanda oluşan 1 cm’lik verimli üst toprağın 16 yıl gibi kısa bir sürede kaybedilmesi anlamına geliyor” dedi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İklim kriziyle mücadele için toprağı korumalıyız</strong></p>
<p>“Toprak; atmosferden karbonu alan bitkilerin yaşam alanı olmasının yanı sıra en büyük karbon deposudur. Bu nedenle iklim krizinin etkilerini azaltan çözümlerin odağında toprağın korunması yer alıyor. İklim kriziyle mücadele için toprağı korumak hepimizin görevi” ifadelerini kullanan Ataç, “Sera gazı salımının 2030 yılına kadar en az %35 oranında azaltılması, kömür başta olmak üzere fosil yakıt kullanımına son verilmesi ve toprak varlığımızın korunarak çölleşme ile mücadele edilmesi konusundaki çağrımızı yineliyoruz” diyerek bir kez daha karar vericilere seslendi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-topragi-korumak-hepimizin-gorevi-turkiye-col-olmasin-421126">TEMA Vakfı: Toprağı korumak hepimizin görevi, Türkiye Çöl Olmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eflatun Nuri&#8217;de 100. Yıla Özel Tema: Sonsuza Kadar Cumhuriyet</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eflatun-nuride-100-yila-ozel-tema-sonsuza-kadar-cumhuriyet-415850</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Oct 2023 14:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[eflatun]]></category>
		<category><![CDATA[kadar]]></category>
		<category><![CDATA[nuride]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[sonsuza]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[yıla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415850</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konak Belediyesi ile İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin (İGC) bu yıl 7’ncisini düzenlediği Eflatun Nuri Ulusal Karikatür Yarışması tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleşen basın toplantısıyla başladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eflatun-nuride-100-yila-ozel-tema-sonsuza-kadar-cumhuriyet-415850">Eflatun Nuri&#8217;de 100. Yıla Özel Tema: Sonsuza Kadar Cumhuriyet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konak Belediyesi ile İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin (İGC) bu yıl 7’ncisini düzenlediği Eflatun Nuri Ulusal Karikatür Yarışması tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleşen basın toplantısıyla başladı.  Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi ve Yarışma Koordinatörü Karikatür sanatçısı Sadık Pala’nın katılımıyla gerçekleşen basın toplantısında 9 Eylül Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Macit Sefiloğlu, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyeleri Duygu Tuncer ve Esat Erçetingöz ile Konak Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Abdullah Tunalı da yer aldı. Geleneksel hale gelen ve her yıl farklı bir temayla düzenlenen yarışmanın konusu Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü kuruluş yıldönümüne özel “Sonsuza Kadar Cumhuriyet” olarak açıklandı. Usta karikatürist Mustafa Bora adına portre karikatür dalında verilen özel ödül de şampiyonluktan şampiyonluğa koşarak ülkemize eşsiz bir gurur yaşatan Kadın Voleybol Milli Takımımıza ithafen “Filenin Sultanları” oldu. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><b>Batur: Çizgiler her şeyi anlatıyor</b></p>
<p>Basın toplantısında konuşan Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, Eflatun Nuri Ulusal Karikatür Yarışmasını her şartta gerçekleştirdiklerini ve ulusal bazda ses getiren bir yarışma haline geldiğini ifade etti. Başkan Batur, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Ara vermeden her türlü şartta gerçekleştirdiğimiz Eflatun Nuri Karikatür Yarışmamız, tüm Türkiye’nin tanıdığı ve her şehirden katılımın olduğu önemli bir yarışma oldu. Şimdiye kadar yarışmamıza bin yüz yirmi iki karikatürist karikatür göndermiş. İki bin beş yüze yakın eser yarışmış. Altı yarışmada şimdiye kadar altmış dokuz ödül vermişiz. Bu yarışma çok önemli, çizgilerin dili çok  önemli. Çizgiler her şeyi anlatıyor. Yedincisini düzenlediğimiz bu yarışmada, baştan beri bu organizasyonun yapılmasında ve jürinin seçiminden tutun eserlerin değerlendirilmesi noktasında yaptığı çalışmalar ve emekler için Sadık Pala’ya teşekkür ediyorum. İzmir Gazeteciler Cemiyeti bizim her zaman beraber olduğumuz, projeler ürettiğimiz, yan yana, omuz, omuza, dayanışma içinde olmaktan gurur duyduğumuz cemiyetimiz, bizim cemiyetimiz. Cemiyetimizin çok değerli başkanına, yönetim kurulu üyelerine teşekkür etmek istiyorum. Jüri üyelerimize de yapacakları çalışmalar için şimdiden çok teşekkür ediyorum.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><b>“Cumhuriyete daha fazla sahip çıkmamız lazım”</b></p>
<p>Yarışmanın bu yılki temasının  “Sonsuza Kadar Cumhuriyet” olduğunu hatırlatan Başkan Batur, yüzüncü yılın çok önemli olduğunu, Cumhuriyete daha fazla sahip çıkılarak yüzlerce yıl yaşaması gerektiğini belirtti. Başkan Batur konuşmasına şöyle devam etti: </p>
<p>“Bu yıl biliyorsunuz cumhuriyetimizin yüzüncü yıl dönümünü kutlayacağız. Yüzüncü yıl Mustafa Kemal Atatürk’ün bize emanet ettiği bu Cumhuriyete en coşkulu şekilde sahip çıkmamız gereken en önemli yılıdır. Cumhuriyet değerlerinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığı bir ortamda biz Cumhuriyetçiler, Atatürkçüler, Cumhuriyete daha fazla sahip çıkmamız lazım. Bu anlayışla biz Konak Belediyesi olarak Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün değerlerinin korunması, Cumhuriyetimizin yüzlerce yıl devam etmesi için elimizden gelen katkıyı yapıyoruz. Özellikle, bu coğrafyada savaşın yıkımını en acı haliyle izlediğimiz şu günlerde, yurtta barış ve dünyada barış diyen Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün bize emanet ettiği Cumhuriyetimiz ve kazanımları, yüzüncü yılda yüz kat daha değer taşıyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><b>“Dileğimiz barış”</b></p>
<p>Filistin’de sivillerin yaşamını yitirdiği savaşın yarattığı derin üzüntüyü dile getiren ve barış dileğini yineleyen Başkan Batur, “Ortadoğu&#8217;da yine bir yangın var, bir savaş var. Bu savaşın en önemli mağdurları kadınlar ve çocuklar. Gazze’de bir hastanenin tamamen yıkılması dünyanın gündeminde. Başta çocuklar olmak üzere oradaki masum insanların savaşta yitirilmesi hepimizi derinden yaraladı. Bir an evvel bu bölgedeki savaşın sona ermesi, yeniden barışın o bölgeye gelmesi oradaki halkın huzuruna kavuşması en büyük dileğimiz” dedi. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><b>Gappi: Biz her zaman çizgilerin gücüne güvendik</b></p>
<p>Eflatun Nuri Karikatür Yarışmasının Türkiye genelinde en prestijli karikatür yarışmalarının başında geldiğini ifade ettiği konuşmasında Başkan Batur’a yarışmanın her şartta devam etmesine verdiği katkıdan dolayı teşekkür ederek, “Biz her zaman çizgilerin gücüne güvendik, güvenmeye devam ediyoruz. Zaman zaman sözlerin yasaklandığı bir ülkede, özellikle de basın ve fikir özgürlüğünün sık sık kesintiye uğradığı bir ülkede biz çizgilerin gücünün çok daha keskin hale gelmesi gerektiğine inanıyoruz. Biz bu yarışmayı yedi yıldır yapıyoruz. Bu kadar başarılı, Türkiye genelinde ses getiren, karikatür dünyası için en çok konuşulan, en prestijli yarışmalardan birini yapıyorsak bunda, Konak Belediye Başkanımız Sayın Abdül Batur’un verdiği destek çok önemli. Yol arkadaşlığı bizimki,  kendisine çok teşekkür ediyorum” dedi. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><b>“Kadının gücü dünyaya yansıyacak”</b></p>
<p>İGC Başkanı Gappi, yarışmanın ana temasının yanında Mustafa Bora özel ödülü olarak portre dalında Filenin Sultanlarının çizgiye yansıyacağını belirterek konuşmasına şöyle devam etti: </p>
<p>“Yarışmamızda aynı zamanda portre ödülleri de veriyoruz. Porte ödüllerinin bu yıl Filenin Sultanları olması kabul edildi. Bir kadın başkan olarak da bundan ayrıca kıvanç duyduğumu söylemek isterim. Çünkü çok güzel bir sonuç elde etti kadınlarımız. Sadece ve sadece bir yarışma ve dünya birinciliği değil, aynı zamanda kadının gücünü dünyaya yansıtmak anlamında da bunun çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Mustafa Bora özel ödülü olarak Filenin Sultanlarını yansıtan üç ayrı portre ödülünü yine bu yıl vereceğiz.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><b>“Zor zamanlardan geçiyoruz”</b></p>
<p>Yaşanan savaşa da değinen Gappi savaşın bir an önce son bulması dileğini şu sözlerle ifade etti: </p>
<p>“Zor zamanlardan geçtik ve yılmadık. Yarışmamızın bu yıl yedincisi düzenlenirken de yine zor zamanlardan geçiyoruz. Maalesef dünya bir savaşın içerisinde ve yüz binlerce sivil şu an çok zor durumda. Bu acılar coğrafyamızda yaşanıyor ve birçok meslektaşımızı da yitirdik. En son yapılan saldırıları hepimiz biliyoruz. Savaşın acı yüzü katlanılır gibi değil. Ve her savaş, cinayet aslında. Bu nedenle öncelikle bir an önce dünyanın huzura kavuşmasını diliyoruz.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><b>Pala: Hangi ustaya teklifte bulunsak ‘büyük bir onurla’ diyerek kabul ediyor</b></p>
<p>Yarışmanın koordinatörü de olan karikatür sanatçısı Sadık Pala da Eflatun Nuri’nin Türkiye’de başarılı karikatüristler yetiştiren bir isim olduğuna dikkat çekti. Yarışmanın çoğunlukla Nuri’nin öğrencilerinden oluşan jürisine her yıl usta bir karikatürist davet ettiklerini belirten Pala bu yıl kendilerine Kamil Masaracı’nın jüride eşlik ettiğini müjdeleyerek şunları söyledi:</p>
<p>“Eflatun Nuri, bizim İzmir’de yetişmemizi sağlayan çok usta bir çizer. Ulusal basında yer alan, yurt içi ve dışında pek çok ödül alan arkadaşlarımızın da olduğu çizerlerin yetişmesinde büyük vesile oldu. Bize de onu bir yarışmayla anmak düştü. Jüri üyelerinin çoğunluğu da kendi yetiştirdiği öğrencilerinden oluşmaktadır. Belki de karikatür tarihinde böyle bir şey yoktur. Bir ustanın kendi öğrencileri, adına düzenlenen yarışmada jüri üyesi olarak yer alıyor ve böyle bir organizasyon yapılıyor. Bir de biz her yıl Eflatun Nuri’yle diyaloğu olmuş basın çizerlerinden veya mizah dergisi çizerlerinden bir ustayı da aramıza davet ediyoruz. Bu yıl Cumhuriyet gazetesinden Kamil Masaracı ustayı davet ettik. Hiç düşünmeden hemen kabul etti. Bizim bu yarışmamızın kalitesi de biraz da buradan kaynaklanıyor. Hangi ustaya teklifte bulunsak hiç reddetmeden hemen, büyük bir onurla, gururla diyerek kabul ediyor. Bunda Konak Belediyesi ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin de büyük katkısı var. Çünkü çok başarılı iki kurumun paydaş olması yarışmalar ve yarışmacılar için de büyük bir referansı oluşturuyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><b>Son başvuru 15 Aralık’ta</b></p>
<p>Yarışmaya gönderilecek karikatürlerde çizim tekniği serbest olup başvurular e-posta ile yapılacak. Katılımcıların, her iki dalda da katılabilecekleri karikatürlerini A4 boyutunda ve 300 dpi çözünürlükte olmak kaydıyla eflatunnuriyariş[email protected] e-posta adresine göndermeleri gerekiyor. Son katılım tarihi 15 Aralık 2023 Cuma saat 17.30 olarak belirlenen yarışmanın ödül töreni ise gelenek olduğu üzere Çalışan Gazeteciler Günü olan 10 Ocak’ta yapılacak. Birincinin 20 bin, ikincinin 15 bin, üçüncünün 10 bin TL ödül alacağı yarışmanın şartnamesi Konak Belediyesi’nin resmi web sitesi üzerinde yer alıyor.  </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eflatun-nuride-100-yila-ozel-tema-sonsuza-kadar-cumhuriyet-415850">Eflatun Nuri&#8217;de 100. Yıla Özel Tema: Sonsuza Kadar Cumhuriyet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanatçı Buray TEMA Vakfı gönüllüleri ile bir araya geldi: &#8216;Umudu yeşertmeye devam edeceğiz&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sanatci-buray-tema-vakfi-gonulluleri-ile-bir-araya-geldi-umudu-yesertmeye-devam-edecegiz-398960</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Aug 2023 12:54:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[araya]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[buray]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[edeceğiz]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllüleri]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[umudu]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[yeşertmeye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398960</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun yıllardır TEMA Vakfı gönüllüsü olan duyarlı sanatçı Buray, Vakfın İstanbul’da gerçekleştirdiği Saha Koordinasyon Toplantısı’na katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sanatci-buray-tema-vakfi-gonulluleri-ile-bir-araya-geldi-umudu-yesertmeye-devam-edecegiz-398960">Sanatçı Buray TEMA Vakfı gönüllüleri ile bir araya geldi: &#8216;Umudu yeşertmeye devam edeceğiz&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun yıllardır TEMA Vakfı gönüllüsü olan duyarlı sanatçı Buray, Vakfın İstanbul’da gerçekleştirdiği Saha Koordinasyon Toplantısı’na katıldı. TEMA Vakfı’nın çalışmalarına katkılarından dolayı plaket takdim edilen sanatçı, gönüllüğün gücüne inandığını ve gelecek için umutlu olduğunu ifade ederek “Yarınlar için yeşili ve umudu yeşertmeye devam edeceğimize inanıyorum” diye konuştu.<br />TEMA Vakfı Saha Koordinasyon Toplantısı “TEMA Vakfı 30 Yaşında” konseptiyle İstanbul’da başladı.</p>
<p>TEMA Vakfı Kurucu Onursal Başkanları merhum Sayın Hayrettin Karaca ve merhum Sayın Ali Nihat Gökyiğit’in anılmasıyla başlayan toplantıya 64 ilden, İl Temsilcileri, İlçe/Mahalle Sorumluları, Genç TEMA Başkanları, genel merkez çalışanları ile TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Üyelerinden oluşan yaklaşık 400 kişi katıldı.</p>
<p>Saha Koordinasyon Toplantısı’nın ilk gününe TEMA Vakfı’nın uzun yıllardır gönüllüsü olan ve Vakfın yürüttüğü faaliyetlere destek olan şarkıcı Buray da katıldı.</p>
<p>“Toplumsal farkındalığı artırmanın tüm sanatçıların görevi olduğuna inanıyorum”<br />Toplantıdaki konuşmasına “Bu kadar güzel insanlarla aynı mekânı paylaşmak benim için bir onur” sözleriyle başlayan Buray, sanatçıların toplumda farkındalık yaratmak için önemli bir yere sahip olduklarına vurgu yaparak, “Bizlerin dünyayı koruyan, kollayan, yeşile, sürdürülebilirliğe kol kanat geren, özel sevgi dolu insanlar olduğumuza inanıyorum. Toplumsal bilinç uyandırma konusunda hepimiz çalışıyoruz ancak biz sanatçıların farklı sorumlulukları olduğuna inanıyorum. Bilim insanları raporlar, tablolar ve rakamlar hazırlıyor. Tüm bu çalışmalar çok değerli ve insanları bilgilendiriyor elbette ama insanların kalplerine dokunamayabiliyor. İşte burada biz sanatçıların şiirle, müzikle, sinemayla özetle sanatla devreye girip insanların kalplerine dokunmamız lazım. Bunun bütün sanatçıların görevi olduğuna inanıyorum” dedi.</p>
<p>“Dünyanın geleceğinin nasıl bir tehlike altında olduğunun farkında olan ve bu yüzden doğayı korumak için çalışan, yeşili koruyan insanları ben özel insanlar olarak tanımlıyorum” diyen Buray, gönüllüğün gücüne inandığına vurgu yaparak “Bu özel insanların sayısını kat kat büyütüp yarınlar için yeşili ve umudu yeşertmeye devam edeceğimize inanıyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p>TEMA Vakfı’ndan Buray’a teşekkür plaketi<br />Sanatçıya, TEMA Vakfı’nın faaliyetlerine, doğaya vermiş olduğu destek ve gösterdiği duyarlılık nedeniyle TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç ve Genel Müdür Başak Yalvaç Özçağdaş tarafından teşekkür plaketi takdim edildi.</p>
<p>Plaket takdiminin ardından Buray, TEMA Vakfı gönüllüleri ile toplu olarak fotoğraf çektirdi</p>
<p>Değerli sanatçı Buray, “Yok mu?” eserini yazıp bestelemiş ve Vakfın 30. yılında tüm haklarını TEMA Vakfı’na bağışlamıştı. Eserin telifinden elde edilen gelir Vakıf aracılığıyla fidanlara dönüşecek.</p>
<p>TEMA Vakfı Temsilcilerinin, İlçe ve Mahalle Sorumlularının ve Genç TEMA’ların doğa koruma konusundaki gelişimine katkı sağlamayı hedefleyen toplantı Ağustos ayının 19’una kadar devam edecek.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sanatci-buray-tema-vakfi-gonulluleri-ile-bir-araya-geldi-umudu-yesertmeye-devam-edecegiz-398960">Sanatçı Buray TEMA Vakfı gönüllüleri ile bir araya geldi: &#8216;Umudu yeşertmeye devam edeceğiz&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı sözünü tuttu: 30&#8217;uncu yıla özel 7 bölgede 7 orman!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-sozunu-tuttu-30uncu-yila-ozel-7-bolgede-7-orman-370184</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Apr 2023 13:42:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bölgede]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[sözünü]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[tuttu]]></category>
		<category><![CDATA[üncü]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[yıla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=370184</guid>

					<description><![CDATA[<p>30’uncu yıl dönümünü NTV’de “Umut Yeşerten Şarkılar - TEMA Vakfı 30. Yıl Özel Yayını” ile kutlayan TEMA Vakfı, söz verdiği gibi; gecede elde edilen fidan bağışlarıyla Türkiye’nin 7 bölgesinde “TEMA Vakfı 30. Yıl Hatıra Ormanları” oluşturdu. Vakıf, 7 hatıra ormanından biri olan ve Kırklareli Celaliye’de yer alan ormanı ziyaret ederek tabela açılışı eşliğinde fidan dikim etkinliği gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-sozunu-tuttu-30uncu-yila-ozel-7-bolgede-7-orman-370184">TEMA Vakfı sözünü tuttu: 30&#8217;uncu yıla özel 7 bölgede 7 orman!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>30’uncu yıl dönümünü NTV’de “Umut Yeşerten Şarkılar &#8211; TEMA Vakfı 30. Yıl Özel Yayını” ile kutlayan TEMA Vakfı, söz verdiği gibi; gecede elde edilen fidan bağışlarıyla Türkiye’nin 7 bölgesinde “TEMA Vakfı 30. Yıl Hatıra Ormanları” oluşturdu. Vakıf, 7 hatıra ormanından biri olan ve Kırklareli Celaliye’de yer alan ormanı ziyaret ederek tabela açılışı eşliğinde fidan dikim etkinliği gerçekleştirdi.</strong></p>
<p> </p>
<p>Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabilmek için 30 yıldır faaliyetlerini sürdüren TEMA Vakfı, kuruluşunun 30. yıl dönümünü 3 Aralık 2022’de, NTV ekranlarında “Umut Yeşerten Şarkılar &#8211; TEMA Vakfı 30. Yıl Özel Yayını” ile kutlamıştı. Yoğun ilgi gören gecede yapılan bağışlarla 100 bin fidan hedefinin de üzerine çıkılarak yaklaşık 200 bin fidan bağışına ulaşılmıştı.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Bağışlar ormana dönüştü</strong></p>
<p>TEMA Vakfı, söz verdiği gibi yayın vesilesiyle sağlanan bağışlarla Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle 30. Yıl Hatıra Ormanları’nı Türkiye’nin 7 bölgesinde; Denizli, Elazığ, Eskişehir, Gümüşhane, Kahramanmaraş, Kırklareli ve Kilis illerinde oluşturdu. </p>
<p>Bugün, Türkiye’nin 81 ilinde TEMA Vakfı bağışçıları sayesinde oluşturulan en az 1 orman bulunuyor. Vakfın 30’uncu yılında düzenlenen kampanya sayesinde bu ormanlara 7 orman daha eklenmiş oldu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Fidanlar toprakla buluştu</strong></p>
<p>TEMA Vakfı’nın 30’uncu yıl gecesinin sunuculuğunu gönüllü olarak üstlenen Seda Öğretir ve Yiğit Özşener’in de katılımıyla, 7 hatıra ormanından biri olan ve Kırklareli ili Lüleburgaz ilçesi, Celaliye köyü sınırları içerisinde yer alan ormana ziyaret gerçekleştirildi. Etkinliğe İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü Ağaçlandırma Şube Müdürü Talip Kavlak ve Kırklareli Orman İşletme Müdürü İsmail Karakaya, TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, Genel Müdürü Başak Yalvaç Özçağdaş ile Vakıf gönüllüleri ve Genel Merkez çalışanları katıldı. Tabela açılışının ardından fidan dikim etkinliğine geçildi ve temsili fidanlar toprakla buluşturuldu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“7 bölgeye 7 orman kazandırmanın gururunu yaşıyoruz”</strong></p>
<p>7 bölgeye 7 orman kazandırmış olmanın gururunu yaşadıklarını belirten TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç “Ormanlar; iklimi düzenleme, su üretimi, sel, çığ ve taşkınları önleme, kuraklık etkilerini azaltma işlevleri ve sahip olduğu biyolojik çeşitlilik nedeniyle, iklim kriziyle mücadele ve biyolojik çeşitliliğin korunması konularında anahtar role sahip.</p>
<p>Hepimizin derin üzüntü ile hatırladığı gibi, 2021 yılı yaz aylarında yaşadığımız ve afet boyutuna dönüşen orman yangınları sebebiyle 133 bin hektara yakın orman varlığımızı, binlerce hektar tarım alanını, 9 vatandaşımızı ve milyonlarca orman canlısını kaybettik. Bir kere daha ağaçların, ormanın ve doğanın bizim için ne kadar değerli olduğunu ne yazık ki böyle üzücü bir hadisenin ardından tekrar anladık. Hem var olan ormanlarımızı korumamız ve yaşatmamız gerektiğini hem de ülkemize yeni ormanlar kazandırmamız gerektiğini artık çok daha iyi biliyoruz.</p>
<p>Biz de bu dönemde ağaçlandırma çalışmalarına özel olarak ağırlık veriyoruz ve 30’uncu yılımızın anısına Türkiye’nin 7 bölgesinde ‘TEMA Vakfı 30. Yıl Hatıra Ormanları’ oluşturmayı hedefledik. Değerli sanatçılarımız ve bağışçılarımız başta olmak üzere bu hedefe ulaşmamızda emeği geçen herkese çok teşekkür ediyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-sozunu-tuttu-30uncu-yila-ozel-7-bolgede-7-orman-370184">TEMA Vakfı sözünü tuttu: 30&#8217;uncu yıla özel 7 bölgede 7 orman!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vialand Tema Park&#8217;ta Ramazan Bayram Coşkusuna Adrenalin Eşlik Etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vialand-tema-parkta-ramazan-bayram-coskusuna-adrenalin-eslik-etti-369305</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Apr 2023 11:54:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[adrenalin]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[coşkusuna]]></category>
		<category><![CDATA[eşlik]]></category>
		<category><![CDATA[etti]]></category>
		<category><![CDATA[parkta]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[vialand]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=369305</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin eğlence adresi Vialand Tema Park’ta Ramazan Bayramı ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı coşkuyla kutlandı. Bayram harçlıklarını alan çocuklar soluğu Tema Park’ta aldılar. Çocuklar aileleriyle birlikte gün boyu çeşitli eğlence ünitelerinde doyasıya eğlendiler.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vialand-tema-parkta-ramazan-bayram-coskusuna-adrenalin-eslik-etti-369305">Vialand Tema Park&#8217;ta Ramazan Bayram Coşkusuna Adrenalin Eşlik Etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin eğlence adresi Vialand Tema Park’ta Ramazan Bayramı ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı coşkuyla kutlandı. Bayram harçlıklarını alan çocuklar soluğu Tema Park’ta aldılar. Çocuklar aileleriyle birlikte gün boyu çeşitli eğlence ünitelerinde doyasıya eğlendiler. </p>
<p>Ramazan Bayramı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı bu yıl aynı tarihlere denk geldi. Çifte bayram heyecanı yaşayan çocuklar, eğlenmek için yine Vialand Tema Park’ı tercih etti. </p>
<p>Bayram harçlıklarını alan çocuklar aileleriyle birlikte soluğu Avrupa’nın en iyi 10 tema parkı arasında yer alan ve bu yıl 10. yaşını kutlayan Vialand Tema Park’ta aldı. Birbirinden renkli eğlence ünitelerinde bu bayramda da adrenalin doruğa çıktı! Vialand Tema Park’ta dünyanın en iyi dördüncü roller coaster’ı seçilen “Nefeskesen” ve 50 metreden adrenalin dolu bir iniş sunan “Adalet Kulesi”nde nefesler tutuldu. King Kong, Viking, İstanbul’un fethini insansı robotlarla anlatan “Fatih’in Rüyası”, “Yaban Arısı”, “Savana” ve &#8220;360 Plus” gibi çok sayıda sevilen ünitelerde gün boyu her yaştan ziyaretçi keyif dolu anlar yaşadı. </p>
<p>Hareket ve dinamizm arayanlar ise Vialand Parkur’da doğa ve macera yaşatan üniteleri tercih etti. Tubby Slide’, ‘Trambolin’, ‘Yüksek İp Parkuru’ ve Tırmanma Duvarı’nda gençler, çocuklar birbiriyle yarışarak bayramın tadını çıkardılar. </p>
<p>Bayramda Vialand Tema Park’ta eğlence; ünitelerle sınırlı kalmadı. Bayram özel kortej gösterisi, Kral Şakir, Canan, Fil Necati ile Kaptan Gaga, Viking ve Vega gibi sevilen kostüm karakterler çocuklarla buluştu ve tema park renkli görüntülere sahne oldu.</p>
<p>Tüm dünyanın en popüler oyunlarından PubgMobile tarafından özel olarak hazırlanan kostüm ve kareografi bayramın 3. Günü 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda ziyaretçileri karşıladı. Flashmob etkinliği ile gösteri yapan profesyonel dans grubu park ziyatetçileri tarafından yoğun ilgi gördü</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vialand-tema-parkta-ramazan-bayram-coskusuna-adrenalin-eslik-etti-369305">Vialand Tema Park&#8217;ta Ramazan Bayram Coşkusuna Adrenalin Eşlik Etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı&#8217;ndan seçimler öncesi çağrı: Siyasette ekoloji temelli yaklaşım odağa alınsın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-vakfindan-secimler-oncesi-cagri-siyasette-ekoloji-temelli-yaklasim-odaga-alinsin-365744</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Apr 2023 16:00:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alınsın]]></category>
		<category><![CDATA[çağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[odağa]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[seçimler]]></category>
		<category><![CDATA[siyasette]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[temelli]]></category>
		<category><![CDATA[vakfından]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365744</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, 28 yıldır her seçim öncesinde olduğu gibi 14 Mayıs seçimleri öncesinde de hazırladığı Ekosiyaset Belgesi ile tüm siyasi partilere, siyasette ekoloji temelli yaklaşımı odağa almaları yönünde çağrıda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfindan-secimler-oncesi-cagri-siyasette-ekoloji-temelli-yaklasim-odaga-alinsin-365744">TEMA Vakfı&#8217;ndan seçimler öncesi çağrı: Siyasette ekoloji temelli yaklaşım odağa alınsın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TEMA Vakfı, 28 yıldır her seçim öncesinde olduğu gibi 14 Mayıs seçimleri öncesinde de hazırladığı Ekosiyaset Belgesi ile tüm siyasi partilere</strong>, <strong>siyasette</strong><strong> ekoloji temelli yaklaşımı odağa almaları yönünde çağrıda bulundu. “Tüm canlıların yaşam hakkını, toplum yararını ve mutluluğunu odağına alan siyasete davet ediyoruz” diyen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, Vakıf olarak doğanın korunması için ellerinden gelen desteği vermeye hazır olduklarını bir kez daha vurguladı.</strong></p>
<p>TEMA Vakfı’nın, 14 Mayıs 2023 seçimi öncesinde hazırladığı Ekosiyaset Belgesi’nde toprak başta olmak üzere; doğal varlıkları, biyolojik çeşitliliği ve iklimi koruma amacıyla uygulanması önerilen çevre politikaları özetlendi. İklim, enerji, madencilik, mekânsal politikalar ve çevresel etki değerlendirme süreçleri kapsamında mevcut durumun incelendiği belgede, başlıca sorunlara dikkat çekilerek çözüm önerileri sunuldu.</p>
<p>Çalışma hakkında bilgi veren TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Hazırladığımız Ekosiyaset Belgesi ile ülkemizde canlı yaşamının, toprak, su, hava, mera, orman varlıklarının, korunan alanların ve iklimin korunması amaçlanıyor. Aynı zamanda doğaya müdahale gerektiren konularda korumacı, denetleyici, bütüncül yaklaşımlar geliştirilirken, kamusal ve toplumsal yararlar gözetilerek ekolojik politikalar oluşturulması talep ediliyor. Üstün kamu yararı ilkesini ve bilimsel gerçekleri esas alarak hazırladığımız önerilerimizi siyasetçilerin benimsemesini ve öncelik vermesini bekliyoruz” çağrısında bulundu.</p>
<p><strong>“Metalik madenciliğin ve büyük kentsel projelerin sebep olduğu tahribatı durdurmalıyız”</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de tarım arazilerinin, ormanların ve diğer doğal alanların hızla kaybedildiğine dikkat çeken Deniz Ataç, “Türkiye&#8217;de son 30 yılda mevcut tarım arazilerinin yaklaşık beşte biri, son 50 yılda ise meraların neredeyse yarısı kaybedildi. Tarım arazilerinin ve meraların amacı dışında kullanımının önünü açarak gıda güvenliğimizi tehdit eden tüm uygulamaların önüne geçilmesi için acil önlemler alınması gerekiyor. 2021 yılı istatistiklerine göre; Türkiye’de karasal ve denizel koruma alanlarının ülke yüz ölçümüne oranı sırasıyla %8,7 ve %4’tür. Bu oranlarla dünyada korunan alanlar sıralamasında ise 177 ülke arasında 133’üncü konumdayız. Ülkemizde koruma alanlarımızı artırmalı, temiz enerjiye geçişi planlamalı ve Kanal İstanbul, 3. Havalimanı gibi büyük kentsel projeler ve metalik madenciliğin doğal varlıklarımız üzerinde sebep olduğu tahribatı acil olarak durdurmalıyız” şeklinde konuştu.</p>
<p>İklim krizinin her geçen gün şiddetini artırdığını belirten Ataç, Türkiye’nin sera gazlarına yol açan etkinliklerin azaltımı ve iklim değişikliğinin etkilerine uyumu konusunda net bir politika belirlemesi gerektiğinin altını çizdi. Ataç ayrıca su varlıklarının sürdürülmesi ve korunması için bir Su Kanunu hazırlanması ve taslağı hazırlanmış İklim Kanunu’nun da iklim adaletini sağlama bakış açısı ile yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p><strong>“Doğal varlıklarımızı ekosistem öncelikli bir anayasa ile garanti altına alalım”</strong></p>
<p>Mevcut kanunların doğal varlıkları koruma esası ile yeniden yapılandırılması gerektiğinin altını çizen Ataç, “Çevreye ağır ve geniş çaplı veya uzun vadeli zarar verme ihtimalinin yüksek olduğunun bilincinde, hukuka aykırı veya gerekli önlemleri almayarak yapılan eylemler, ceza kanununda eko-kırım suçları olarak tanımlanmalıdır. Yaşadıklarımız göstermiştir ki kanunlar ve yönetmelikler, anayasa ile teminat altına alınmadığı sürece yaşam ve ekosistem haklarının sürdürülebilirliğini sağlamakta yeterli olmamaktadır. Bu nedenle iklim adaleti, ekosistem hakları, doğal varlıklarımızın korunması ve çoğaltılması mutlak surette ekosistem öncelikli bir anayasa ile garanti altına alınmalıdır” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Doğanın korunması için elimizden gelen desteği vermeye hazırız”</strong></p>
<p> “2018 yılından bu yana geçen 5 yıllık seçim dönemi boyunca iklim krizi nedeniyle yaşadığımız felaketlerin ve depremin yıkıcı sonuçları için yönetimlerin kapsamlı çözümler üretmesi ve kararlar alması gerekirdi. Tüm bu çözümü zor olan konular, siyasette ekoloji temelli yaklaşımın odağa alınmasını bize bir kere daha hatırlatmış oldu” ifadelerini kullanan Deniz Ataç, doğa olayları felakete dönüşmesin diye doğayı tahrip eden uygulama ve yaklaşımların tespit edilerek, bunlara temel oluşturan politikaların ortadan kaldırılması için siyasilere çağrıda bulunduklarını belirtti.</p>
<p>“Cumhuriyetin 100. yılında yaşam ve felaketler arasında bir seçim olmasın” diyen Ataç, “Tüm siyasi aktörleri bütün canlıların şu anki ve gelecekteki yaşam haklarını korumaya, toplum genelinin yararını ve mutluluğunu odağına alan siyasete davet ediyoruz. Çalışmalarımızda bize ilham kaynağı olan Onursal Başkanlarımız merhum Sayın Hayrettin Karaca ve merhum Sayın Ali Nihat Gökyiğit’in izinde hazırladığımız TEMA Vakfı Ekosiyaset Belgesi’nin tüm siyasiler tarafından benimsenmesini umuyoruz. TEMA Vakfı olarak, doğanın korunması için elimizden gelen desteği vermeye hazır olduğumuzu belirtmek istiyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfindan-secimler-oncesi-cagri-siyasette-ekoloji-temelli-yaklasim-odaga-alinsin-365744">TEMA Vakfı&#8217;ndan seçimler öncesi çağrı: Siyasette ekoloji temelli yaklaşım odağa alınsın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı: Deprem Sonrası Yapılacak Planlama Çalışmaları, Bütüncül Bakışla ve Ekosistem Dikkate Alınarak Yapılmalıdır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-deprem-sonrasi-yapilacak-planlama-calismalari-butuncul-bakisla-ve-ekosistem-dikkate-alinarak-yapilmalidir-354191</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Mar 2023 11:45:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alınarak]]></category>
		<category><![CDATA[bakışla]]></category>
		<category><![CDATA[bütüncül]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[dikkate]]></category>
		<category><![CDATA[ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[planlama]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[yapılacak]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmalıdır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=354191</guid>

					<description><![CDATA[<p>6 Şubat’ta meydana gelen ve Akdeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerini etkileyen depremler on binlerce yurttaşımızın canının, yüz binlerce yurttaşımızın malının ve geçmişinin yok olmasına neden oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-deprem-sonrasi-yapilacak-planlama-calismalari-butuncul-bakisla-ve-ekosistem-dikkate-alinarak-yapilmalidir-354191">TEMA Vakfı: Deprem Sonrası Yapılacak Planlama Çalışmaları, Bütüncül Bakışla ve Ekosistem Dikkate Alınarak Yapılmalıdır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>6 Şubat’ta meydana gelen ve Akdeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerini etkileyen depremler on binlerce yurttaşımızın canının, yüz binlerce yurttaşımızın malının ve geçmişinin yok olmasına neden oldu. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, deprem sonrası yapılacak planlama çalışmalarının anlık ihtiyaçlara göre değil, bütüncül bakışla ve ekosistem dikkate alınarak yapılması gerektiğine vurgu yaparak, “Yıkım yaşamış bu geniş coğrafya için hem bölge insanının hem de doğanın haklarına aykırı kararlar, tarihsel ve kültürel bağlamından kopuk yeni yerleşim alanlarının oluşmasına ve geri dönüşü mümkün olmayacak yeni sorunlara neden olacaktır” dedi. </strong></p>
<p>Afetten derin bir biçimde etkilenmiş yurttaşlarımızın barınma ihtiyaçları acilen giderildikten sonra şehirlerin sürdürülebilir bir şekilde yeniden kurgulanmasının çok ciddi bir ihtiyaç olduğunun altını çizen Deniz Ataç, “126 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesini değerlendirdiğimizde ise meraların ve ormanların korunacağından, yıkıntı atıklarının çevre ve insan sağlığını tehdit etmeyecek şekilde bertaraf edileceğinden ve depremden etkilenen illerin  bütüncül bir yaklaşımla planlanarak inşa edileceğinden endişe duyuyoruz. Yıkım yaşamış bu geniş coğrafya için hem insan hem de doğanın haklarına aykırı kararlar, tarihsel ve kültürel bağlamından kopuk yeni yerleşim alanlarının oluşmasına ve geri dönüşü mümkün olmayacak yeni sorunlara neden olacaktır” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Öncelikle afetzedelere, en kısa sürede nitelikli geçici yaşam alanları sağlanmalıdır”</strong></p>
<p>“Kentlerin yeniden inşası uzun vadeye yayılan, etaplar halinde uygulanabilecek ve çok aktörlü katılımla gerçekleştirilebilecek bir konudur” diyen Ataç, “Bu süreç yürütülürken kısa ve orta vadede, insanların yaşam alanlarını kalıcı şekilde terk etmek zorunda kalmadan şehirlerine, kültürlerine ve doğal varlıklarına sahip çıkabilmelerini sağlayacak nitelikli geçici barınma koşulları sağlanmalıdır. İnsanların var olan toplumsal ve mekânsal ilişkilerini sürdürmelerini sağlayacak ve doğal alanlara zarar vermeyecek, çevreye uyumlu çözümler ortak akılla, hiçbir grup dışlanmadan geliştirilmelidir. Kentsel ve kırsal toplumların ihtiyaçları farklıdır. Bu farklılığın gözetildiği ve ihtiyaç çeşitliliğine uygun çözümlerin sağlanabildiği geçici barınma türleri, uygun yerlerde ve biçimlerde sunulmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Ekolojik gerçeklerle uyumlu güvenli yaşam alanları planlanmalıdır”</strong></p>
<p>Ataç, yıkımın ardından kentsel ve kırsal alanlarda kaybedilenin sadece konut alanları olmadığını hatırlatarak, “Tarımıyla, sanayisiyle, kültür varlıklarıyla ve eşsiz coğrafyasıyla çok değerli bir sistem çökmüştür. Bu çöküşün giderilmesinin tek yöntemi, bütüncül ve ekosistem tabanlı kalkınma planları, bölge planları, çevre düzeni planları ve devamında bunlara bağlı olarak yapılacak imar planlarıdır. </p>
<p>Salgın hastalıklar, yangınlar, seller, depremler, kuraklık gibi art arda yaşanan afetler artık toplum olarak çok riskli koşullarda yaşadığımızı bize sürekli hatırlatmaktadır. Dolayısıyla deprem, iklim krizi gibi üst üste binen risk unsurlarına karşı dirençli bir yaşamı kurgulamak için şehir ve bölge planlama elimizde bulunan en güçlü araçtır” şeklinde konuştu.  </p>
<p><strong>“Toplum demokratik yöntemlerle planlama ve tasarım süreçlerine mutlaka dahil edilmelidir”</strong></p>
<p>Planlama konusunda bir diğer önemli konunun da halkı bölgeden koparan, karar süreçlerinin dışında tutan yaklaşımlardan uzak durulması gerektiği olduğunu belirten Deniz Ataç, afet sonrası yeniden toparlanma süreci ne kadar şeffaf ve katılımcı yürütülürse kayıpların onarılmasının ve bölgede yeni bir yaşam kurulmasının o kadar sağlıklı olacağını söyledi. Ataç, “Güvenli kentlerde uzun vadede barış, huzur ve refah içinde yaşanacak şehirler ancak planlama yoluyla yeniden üretilebilir” diyerek, “Planlama; tüm bu süreçlerdeki eylem ve programları bütüncül şekilde kurgulamayı, toplumsal ve mekânsal olarak kültürel, sosyal ve iktisadi hayatı bir bütün olarak üretmeyi hedefler. Bu denli önemli bir aracı devre dışı bırakıp afet sonrası kentlerin yeniden var edilmesini sadece yer-yapı analizleri sonrasında verilecek mühendislik hizmetleri yoluyla konut üretimi olarak anlamak ve uygulamak yeterli ve doğru olmayacaktır. Ayrıca insanların kendi yaşam alanlarının kurgulanması sırasında sürece katılımının da tamamen önünün kapatılmasına sebep olacaktır” ifadelerini kullandı. </p>
<p>“Olağanüstü bir durum içerisinde olduğumuzun farkındayız” vurgusunda bulunan Ataç, “Bu denli büyük bir yıkımın ardından birlikte yaraları sarmaya, acıları paylaşarak azaltmaya çalıştığımız bugünlerde insan onuruna, değerlerine, gereksinimlerine uygun ve doğayla barışık bir sürecin örgütlenmesinin önemle altını çiziyoruz. Kadim kentlerimizin, yüzyıllar boyunca kentsel ve kırsal yaşama ev sahipliği yaptığı bilinciyle anlık kararlarla değil; uzun vadeli, her bir aşaması hesaplanmış ve öngörülmüş, bütüncül ve ekosistem tabanlı planlama süreçleri işletilerek kalıcı, etkin, başka sorunlara yol açmayacak çözümlerle planlanması için tüm karar vericilere çağrıda bulunuyor, sürece katkıda bulunacak herkese peşinen teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-deprem-sonrasi-yapilacak-planlama-calismalari-butuncul-bakisla-ve-ekosistem-dikkate-alinarak-yapilmalidir-354191">TEMA Vakfı: Deprem Sonrası Yapılacak Planlama Çalışmaları, Bütüncül Bakışla ve Ekosistem Dikkate Alınarak Yapılmalıdır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
