<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tehlike | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/tehlike/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/tehlike</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Mar 2026 08:39:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>tehlike | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/tehlike</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sessiz tehlike ağızda başlıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-agizda-basliyor-622779</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 08:39:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Bakteriler]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Eti]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kanama]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622779</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağız ve diş sağlığının yalnızca diş çürüğü ya da diş kaybı ile sınırlı olmadığını, tüm vücut sağlığınızı doğrudan etkileyen kritik bir öneme sahip olduğunu biliyor muydunuz? </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-agizda-basliyor-622779">Sessiz tehlike ağızda başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ağız ve diş sağlığının yalnızca diş çürüğü ya da diş kaybı ile sınırlı olmadığını, tüm vücut sağlığınızı doğrudan etkileyen kritik bir öneme sahip olduğunu biliyor muydunuz? “Basit bir diş eti kanaması” denilerek yeterince önemsenmeyen sorunun hayati riske dahi yol açabildiğini? Hatta kalp krizi riskinin diş etinden başlayabildiğini? <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Diş Eti Hastalıkları Uzmanı (Periodontolog) Prof. Dr. Ülkü Noyan</strong>,<strong> </strong>özellikle diş eti hastalıklarının kalp ve damar hastalıklarıyla güçlü bir bağlantısı olduğunu belirterek, Alzheimer ve kanser sürecini de olumsuz etkilediğini, buna karşın toplumdaki farkındalığın hala son derece yetersiz olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Noyan, ağız ve diş sağlığının önemine yönelik çarpıcı bilgiler verdi; alınacak basit ama etkili 7 yöntemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu…</p>
<p>Diş eti hastalığının en erken ve en önemli belirtisi diş fırçalarken oluşan kanamayla ortaya çıkıyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi </strong><strong>Diş Eti Hastalıkları Uzmanı (Periodontolog) Prof. Dr. Ülkü Noyan</strong> “Nasıl ki ellerimizi yıkarken kanama olmuyorsa, diş etlerimizin de fırçalarken kanamaması gerekir. Ancak birçok kişi yanlış fırçalama teknikleri nedeniyle diş etine temas etmeden temizlik yapıyor. Bu da hastalığın fark edilmeden ilerlemesine yol açıyor” diyor. Sorunun ilerlemesiyle kendiliğinden veya yemek sırasında kanamalar ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Noyan bu aşamada çoğu hastanın cerrahi işlemler, implant ve protez gibi çok daha kapsamlı tedaviye ihtiyaç duyar hale geldiğini söylüyor. </p>
<p><strong>Diş eti hastalıkları Alzheimer ve kanserle de ilişkili!</strong></p>
<p>Diş eti hastalıkları, diş çürükleri ve diş kaybıyla sınırlı kalmayıp, vücutta kronik iltihaplanmaya yol açarak birçok hastalığı tetikliyor. Prof. Dr. Noyan şu bilgileri veriyor: “Diş eti hastalıkları sistemik hastalıkların ortaya çıkması, var olan hastalığın da şiddetlenmesinde rol oynuyor. Kötü ağız hijyeninin, kanser sonrası sağ kalım süresini olumsuz etkilediği de bilimsel olarak gösterilmiştir. Tedavi edildiğinde; iltihap belirteci olan CRP (c-reaktif protein) azalır, kolesterol seviyesi düşer, kan şekeri olumlu etkilenir. Kalp ve damar hastalıklarının tekrarlama riski azalır. Alzheimer ve kanserin önemli nedenlerinden olan vücuttaki kronik enflamasyon ortadan kalkar. Yapılan çalışmalar; ameliyatlardan önce diş taşı temizliği, kök yüzeyi düzleştirme işlemlerinin yapılması ve ağız hijyeninin sağlanmasının da enfeksiyon riskini azalttığını ve hastanede kalış süresini kısalttığını ortaya koyuyor.” </p>
<p><strong>Kalp hastalıkları ve kalp krizi riskini artırabiliyor!</strong></p>
<p>Uluslararası Kardiyoloji Dergisi&#8217;nde geçtiğimiz ay yayınlanan çalışmada; çocukluk dönemindeki ağız sağlığının, yetişkinlikte damar sertliği ve kalp hastalıkları riskinin artmasına yol açtığının bildirildiğini vurgulayan Prof. Dr. Noyan “Bu bize, süt dişlerinin sürmesini takiben, hemen diş fırçalama işleminin başlaması gerektiğini gösteriyor. Dolayısıyla bu halk sağlığı konusunda herkese büyük görev düşmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Diş eti kanamasında erken müdahale şart</strong></p>
<p>Ağız ve diş sağlığını korumanın en etkili yolu, zararlı bakterilerin çoğalmasını engellemekten geçiyor. Bunun için ağız ve diş bakımı alışkanlığı kazanmak şart. Diş Eti Hastalıkları Uzmanı (Periodontolog) Prof. Dr. Ülkü Noyan, diş eti kanaması fark edildiğinde zaman kaybetmeden diş hekimine başvurulması gerektiğini, erken dönemde yapılan diş taşı temizliği ve kök yüzeyi düzleştirme işlemleriyle iltihabın kolaylıkla tedavi edilebildiğini söylüyor. </p>
<p><strong>Ağız ve diş bakımında basit ama etkili 7 yöntem!</strong></p>
<p>“Küçük gibi görünen bazı alışkanlıklar, hayat kurtaracak kadar büyük bir etkiye sahiptir” diyen Prof. Dr. Noyan, doğru ve sağlıklı ağız ve diş bakımının kurallarını şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Günde en az iki kez, özellikle gece yatmadan önce dişlerinizi fırçalayın. </li>
<li>Doğru teknik ve size uygun diş fırçası için mutlaka diş hekiminin önerisini alın. </li>
<li>Günde en az bir kez diş ipi ya da arayüz fırçası kullanın. Bakteriler en çok, diş fırçasının ulaşamadığı alanlarda birikir. </li>
<li>Ağız kokusunun ve bakterilerin önemli kaynaklarından biri dil yüzeyidir. Bu nedenle mutlaka dilinizi de temizleyin. </li>
<li>Ağız gargarasını hekim önerisi olmadan kullamayın. Çünkü gargaralar yararlı bakterileri de yok ederek damar sağlığı için gerekli olan nitrit oksit üretimini azaltabilir. Ayrıca alkollü gargaralar, özellikle sigara kullanan bireylerde kanser riskini artırabilir.</li>
<li>Her gün yeterli su için. Tükürük ağız içini koruyan doğal bir savunmadır. Ağız kuruluğu yaşayan bireylerin gün boyunca suyu yudum yudum tüketmesi büyük önem taşır.</li>
<li>En az 6 ayda bir mutlaka diş hekimine gidin. Yapılan kontroller, yalnızca diş taşı temizliği değil, zararlı bakterilerin hastalık oluşturacak seviyeye ulaşmasını önlemek için gereklidir. Çünkü temizlik yapılmasından 9-11 hafta sonra zararlı bakteriler çoğalmaya başlar.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-agizda-basliyor-622779">Sessiz tehlike ağızda başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>24 saat açık sanal tehlike!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/24-saat-acik-sanal-tehlike-619234</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 09:33:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlı]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[kumar]]></category>
		<category><![CDATA[Kumar Oynama]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[sanal]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619234</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, kumar ve sanal kumar bağımlılığının psikolojik, nörolojik ve sosyal boyutlarını, risklerini, motivasyon mekanizmalarını ve tedavi yaklaşımlarını açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/24-saat-acik-sanal-tehlike-619234">24 saat açık sanal tehlike!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, kumar ve sanal kumar bağımlılığının psikolojik, nörolojik ve sosyal boyutlarını, risklerini, motivasyon mekanizmalarını ve tedavi yaklaşımlarını açıkladı.</p>
<p><strong>Sanal kumarın erişilebilirliği arttıkça bağımlılık riski de yükseliyor!</strong></p>
<p>Kumarın hem fiziksel ortamlarda hem de dijital platformlarda oynanabildiğini ifade eden Dr. Bahruz Shukurov, “Ancak teknolojinin gelişmesiyle birlikte sanal kumarın erişilebilirliği ve yaygınlığı ciddi şekilde arttı. Bu durum bağımlılık riskini de önemli ölçüde yükseltmekte.” dedi.</p>
<p>Kumar bağımlılığının en temel özelliklerinden birinin, kişinin kumar oynama davranışı üzerinde kontrolünü kaybetmesi olduğunu aktaran Dr. Shukurov, “Kişi zamanla kazandığından çok daha fazla para harcamaya başlar ve gününün önemli bir bölümünü kumar oynayarak geçirir. Bu süreç ilerledikçe iş hayatı, aile ilişkileri ve sosyal sorumluluklar ihmal edilmeye başlanır. Maddi kayıplar büyür, borçlar oluşur ve kişi giderek daha zor bir ekonomik tabloyla karşı karşıya kalır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kişi kazandığında da kaybettiğinde de kumar oynamak ister! </strong></p>
<p>Yalan söyleme davranışının kumar bağımlılığının önemli tanı ölçütleri arasında yer aldığına işaret eden Dr. Bahruz Shukurov, “Bağımlı birey, kumar oynayabilmek için para bulmak amacıyla yakınlarına veya çevresine yalan söyleyebilir. Bunun temel nedeni, kumar oynayamadığında yaşayacağı yoğun sıkıntı ve huzursuzluğun, yalan söylemenin yaratacağı vicdani rahatsızlıktan daha ağır gelmesidir. Zaman içinde bu davranış giderek kolaylaşır ve kişinin kişilik yapısında belirgin değişimlere yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Kumar bağımlılığında motivasyonun iki yönlü çalıştığına değinen Dr. Shukurov, şunları söyledi:</p>
<p>“Kişi kazandığında da kaybettiğinde de kumar oynamak ister. Kazandığında aldığı ödül ve haz duygusu yeni bir motivasyon oluşturur. Kaybettiğinde ise kaybını telafi etme isteği devreye girer. Bağımlı bireyler sıklıkla ‘keyif için oynamıyorum, sadece kaybımı telafi etmek istiyorum’ şeklinde açıklamalar yapar. Ancak bu düşünce çoğu zaman bağımlılık döngüsünü sürdürür ve kişi yeniden kumar oynamaya devam eder.”</p>
<p><strong>Kumar, keyif yerine kötü hisleri geçici olarak azaltan bir araca dönüşür! </strong></p>
<p>Kumar bağımlılığının çoğu zaman ilk başlarda yaşanan bir yüksek kazanç veya güçlü heyecan deneyimi ile başlayabileceğine dikkat çeken Dr. Bahruz Shukurov, “Özellikle erken yaşlarda elde edilen büyük bir kazanç, kişinin beyninde güçlü bir iz bırakır. Bu deneyim beynin ödül sisteminde normalin üzerinde bir haz oluşturur ve kişi zamanla bu duyguyu tekrar yaşamak için kumar oynamaya devam eder.” dedi.</p>
<p>Ancak süreç ilerledikçe kişinin bu yüksek heyecanı daha az yaşamaya başladığını, kayıpların arttığını ve kişinin normal duygu durumunun daha düşük bir seviyeye gerilediğini ifade eden Dr. Shukurov, “Sonuç olarak kumar, artık keyif veren bir aktiviteden çok, kişinin kendini kötü hissetmesini geçici olarak azaltan bir araca dönüşür. Bağımlılığın ilerleyen dönemlerinde yalnızca kumar oynamak değil, kumarla ilişkili uyaranlar da tetikleyici hâle gelir. Bahis sesleri, oyun bildirimleri, maç izlemek veya kumarla ilgili reklamlar bile kişide güçlü bir kumar oynama isteği yaratabilir. Bu nedenle bağımlılıkla mücadelede tetikleyici unsurlardan mümkün olduğunca uzak kalmak büyük önem taşır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Beyin kısa vadeli ödülleri tercih eder, bu da bağımlılığı güçlendirir! </strong></p>
<p>Kumar bağımlılığının ciddi maddi kayıplara yol açabileceğini vurgulayan Dr. Bahruz Shukurov, “Kimi zaman kayıplar kişinin aylık gelirinin onlarca hatta yüzlerce katına ulaşabilir.” dedi.</p>
<p>Bu durumun bankalara veya farklı kaynaklara borçlanmaya kadar ilerleyebileceğini aktaran Dr. Shukurov, şöyle devam etti:</p>
<p>“Çoğu zaman aile bireyleri devreye girerek bu sorunları çözmeye çalışır. Ancak profesyonel destek alınmadan yapılan müdahaleler genellikle geçici bir rahatlama sağlar ve kişi bir süre sonra yeniden kumar oynamaya başlayabilir.</p>
<p>Bu noktada önemli bir soru ortaya çıkar: Bu kadar kayba rağmen kişi neden kumar oynamaya devam eder? Bunun iki önemli nedeni vardır. Birincisi, bağımlı kişinin yaşadığı sorunların çoğu zaman çevresi tarafından telafi edilmesidir. Eğer kişi yaşadığı sonuçlarla doğrudan yüzleşmezse davranış değişimi zorlaşır. İkinci neden ise kumarın kısa vadede sağladığı heyecanın, uzun vadeli zararların önüne geçmesidir. İnsan beyni çoğu zaman kısa vadeli ödülleri tercih eder ve bu durum bağımlılık davranışını güçlendirir.”</p>
<p><strong>Sanal kumarın en büyük riski 24 saat erişilebilir olması! </strong></p>
<p>Sanal kumarın, geleneksel kumara göre bazı açılardan daha riskli olduğunu dile getiren Dr. Bahruz Shukurov, bu riskleri şöyle açıkladı:</p>
<p>“En önemli farklardan biri 24 saat erişilebilir olmasıdır. Kişi günün her saatinde, bulunduğu her yerde kumar oynayabilir. Ayrıca dijital ortamda para çoğu zaman sadece sayısal bir değer gibi algılanır. Bu nedenle kişiler gerçek para kaybettiklerini daha az hissedebilir ve daha büyük riskler alabilir.</p>
<p>Sanal kumar platformları aynı zamanda yoğun reklam ve teşvik mekanizmaları kullanır. Bonus teklifleri, mesajlar ve sürekli gönderilen bildirimler kişiyi tekrar oyuna çekmek için tasarlanır. İlk aşamada bazı kullanıcıların kazanç elde etmesi de bu sistemin bir parçası olabilir. Böylece kişi erken dönemde güçlü bir ödül deneyimi yaşayarak kumara daha fazla bağlanabilir.”</p>
<p><strong>Bağımlılıklarda ‘tam iyileşme’ yerine ‘kontrol altına alma’ daha gerçekçi bir yaklaşım! </strong></p>
<p>Kumar bağımlılığının, beynin ödül sistemi ile yakından ilişkili olduğuna dikkat çeken Dr. Bahruz Shukurov, “Ventral tegmental alan, nükleus akumbens ve insula gibi bölgeler bu süreçte rol oynar. Kumar davranışı tekrarlandıkça bu sinir yolları güçlenir.” dedi.</p>
<p>Başlangıçta küçük bir iz gibi olan bu yolakların zamanla adeta bir otoyola dönüştüğünü ve kişinin düşünce dünyasında kumarın merkezi bir yer edindiğini kaydeden Dr. Shukurov, kumar bağımlılığının tedavisinin mümkün olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Dr. Shukurov bu sürecin genellikle çok yönlü bir yaklaşım gerektirdiğini söyledi ve devam etti:</p>
<p>“Tedavi yalnızca bireyi değil, aileyi de kapsayan bir iş birliği içinde yürütülmeli. Psikiyatrist, psikolog, hasta ve aile üyelerinin birlikte çalışması başarı şansını artırır. Profesyonel destek olmadan yalnızca söz vermek, yemin etmek veya kendi kendine bırakmaya çalışmak çoğu zaman yeterli olmaz.</p>
<p>Bağımlılıklar için ‘tam iyileşme’ kavramından ziyade ‘kontrol altına alma’ veya ‘düzelme’ kavramı daha gerçekçidir. Bu durum bazı kronik hastalıklara benzetilebilir. Kişi tetikleyicilerden uzak durur, tedavi planına uyar ve gerekli önlemleri alırsa uzun süre kumar oynamadan sağlıklı bir yaşam sürdürebilir. Ancak tamamen iyileştiğini düşünerek tüm önlemleri kaldırmak tekrar risk oluşturabilir.”</p>
<p><strong>Çoğu durumda belirleyici olan heyecan ve adrenalin duygusu! </strong></p>
<p>Kumar bağımlılığında çoğu zaman kişinin parayı mı yoksa heyecanı mı sevdiği sorusunun sorulduğunu aktaran Dr. Bahruz Shukurov, “Çoğu durumda belirleyici olan heyecan ve adrenalin duygusudur. Kazanma ihtimalinin eşiğinde olmak, risk almak ve o anki yoğun duygu durumunu yaşamak bağımlılığı besleyen önemli faktörlerdir.” dedi.</p>
<p>Bağımlılık ilerledikçe kişinin yalnızca kumar ve kumarla ilişkili konulara karşı yüksek motivasyon gösterdiğinin altını çizen Dr. Bahruz Shukurov, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Günlük sorumluluklara karşı isteksizlik ve enerji düşüklüğü görülebilir. Bu nedenle tedavi sürecinde yalnızca kumar davranışı değil, kişinin düşünce yapısı, motivasyonu ve yaşam düzeni de ele alınmalıdır. Kumar oynayan bir yakına sahip olan aile bireyleri için de destek almak önemlidir. Aileler hem bağımlı bireyle birlikte tedavi sürecine katılabilir hem de ayrı olarak danışmanlık alabilirler. Erken müdahale, sorunun büyümesini ve daha büyük kayıpların oluşmasını önleyebilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/24-saat-acik-sanal-tehlike-619234">24 saat açık sanal tehlike!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tehlike Arz Eden Dereler Güvenli Hale Getiriliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tehlike-arz-eden-dereler-guvenli-hale-getiriliyor-616795</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 07:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arz]]></category>
		<category><![CDATA[dere]]></category>
		<category><![CDATA[dereler]]></category>
		<category><![CDATA[eden]]></category>
		<category><![CDATA[getiriliyor]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[hale]]></category>
		<category><![CDATA[korkuluk]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[maski]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616795</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ), can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla Demirci ilçesine bağlı Yiğitler Mahallesi’nden geçen ve tehlike arz eden derede korkuluk yapım çalışmalarına başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tehlike-arz-eden-dereler-guvenli-hale-getiriliyor-616795">Tehlike Arz Eden Dereler Güvenli Hale Getiriliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ), can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla Demirci ilçesine bağlı Yiğitler Mahallesi’nden geçen ve tehlike arz eden derede korkuluk yapım çalışmalarına başladı.<br /> <br />MASKİ Genel Müdürlüğü, hayata geçirdiği çalışmalarla yerleşim merkezlerini daha güvenli ve konforlu hale getirmeye devam ediyor. Özellikle dere yatakları, sulama ve yağmur suyu kanalları gibi tehlike arz eden noktalarda korkuluk çalışmalarını sürdüren MASKİ, Demirci ilçesi Yiğitler Mahallesi’nden geçen derede 300 metrelik korkuluk imalatı çalışmalarına başladı.<br /> <br />“Derelerimizi Güvenli Hale Getiriyoruz”<br />Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Recep Günay, yürütülen çalışmalarla ilgili yaptığı açıklamalarda, “MASKİ Genel Müdürlüğü olarak, il genelinde yaptığımız saha incelemeleri ile riskli alanları tespit ediyor, yaptığımız korkuluk imalatları ile güvenlik önlemi çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Demirci ilçesi Yiğitler Mahallesi içerisinden geçen ve tehlike arz ettiğini düşündüğümüz deremizin korkuluk yapım çalışmalarına başladık. Hayırlısıyla çalışmaları en kısa süre içerisinde tamamlayarak deremizi güvenli hale getireceğiz” diye konuştu.<br /> <br />“Mahalle Sakinlerimiz Tedirgin Olmayacak”<br />Derede güvenlik önlemlerinin alınması için daha önce başvurularda belirten Yiğitler Mahalle Muhtarı Hayrettin Karakaya, “Mahallemiz içerisinden geçen deremizin tehlike oluşturmasından ötürü gerekli yerlere taleplerimizi iletmiştik. Sağ olsun Manisa Büyükşehir Belediyesi ve MASKİ ekipleri talebimize duyarsız kalmadı ve çalışmalara başladı. Çalışmalar hızla ilerliyor, tehlike oluşturan deremiz güvenli hale getiriliyor. Artık mahalle sakinlerimiz tedirgin olmayacak. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Besim Dutlu başta olmak üzere emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tehlike-arz-eden-dereler-guvenli-hale-getiriliyor-616795">Tehlike Arz Eden Dereler Güvenli Hale Getiriliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PKOS&#8217;ta gizli tehlike: İnsülin direnci!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pkosta-gizli-tehlike-insulin-direnci-609241</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 09:13:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[direnci]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[insülin]]></category>
		<category><![CDATA[İnsülin Direnci]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[nsülin]]></category>
		<category><![CDATA[pkos]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609241</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adet düzensizliği, kilo verememe, özellikle karın çevresinde yağlanma, akne, tüylenme artışı, saç dökülmesi ve sürekli yorgunluk…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pkosta-gizli-tehlike-insulin-direnci-609241">PKOS&#8217;ta gizli tehlike: İnsülin direnci!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Adet düzensizliği, kilo verememe, özellikle karın çevresinde yağlanma, akne, tüylenme artışı, saç dökülmesi ve sürekli yorgunluk… Birbirinden bağımsız gibi görünen bu şikâyetler, aslında tek bir sorunun habercisi olabilir.  Dünya genelinde milyonlarca kadını etkileyen Polikistik Over Sendromu’nda (PKOS) altta yatan temel mekanizmalardan  birinin insülin dengesinin bozulması olduğuna dikkat çeken <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can Hastanesi) Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Filiz Candan Topuz</strong>, “İnsülin direnci Polikistik Over Sendromu’nun gelişimini kolaylaştırırken Tip 2 diyabetin oluşma riskini artırır, metabolik sorunların derinleşmesine zemin hazırlar” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Sadece yumurtalıkları değil tüm vücudu etkiliyor</strong></p>
<p>Üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen hormonal bozukluklardan biri olan Polikistik Over Sendromu (PKOS) sadece yumurtalıkları değil, tüm vücudu etkiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Filiz Candan Topuz, PKOS’un dünya genelinde üreme çağındaki kadınların yüzde 6 &#8211; 19’unu etkilediğini belirtiyor ve “PKOS, yumurtlama düzensizliği, adet problemleri ile yumurtalıklarda çok sayıda küçük kist görünümüyle tanımlansa da, temelinde hormon dengesizliği ve çoğu zaman insülin direnci yer alır. Dolayısıyla, PKOS yalnızca doğurganlıkla ilgili değil; metabolik sağlık, kilo kontrolü ve uzun vadeli hastalık riskleri açısından yakından takip edilmesi gereken bir hormon bozukluğudur. PKOS’a bağlı olarak insülin direnci gelişebilir, bu da tip 2 diyabet riskini artırır ve kilo alma eğilimine yol açar. Ciltte akne, tüylenme artışı, saç dökülmesi gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalıkları riskinin yanı sıra depresyon ve anksiyete gibi ruhsal sorunlar da yine bu sendroma bağlı olarak gelişebilir. PKOS yaşam kalitesini ciddi anlamda düşebilir” diyor. </p>
<p><strong>PKOS’da gizli tehlike: İnsülin direnci! </strong></p>
<p>PKOS ile insülin direnci arasındaki ilişkinin hem sendromun ortaya çıkışında hem de ilerlemesinde kilit rol oynadığına dikkat çeken Dr. Filiz Candan Topuz, “Vücut insülini etkili kullanamadığında kandaki insülin seviyesi yükselir; bu durum yumurtalıklarda androjen (erkeklik hormonu) üretimini artırarak yumurtlamayı bozar ve adet düzensizliklerine yol açar. Aynı zamanda yüksek insülin düzeyi yağ depolanmasını kolaylaştırır, özellikle karın çevresinde kilo artışına neden olur ve metabolik sorunların derinleşmesine zemin hazırlar. Öte yandan, PKOS’a bağlı hormonal dengesizlikler de insülin direncini daha da artırabilir. Bu karşılıklı etkileşim, bir kısır döngü oluşturarak hem belirtilerin şiddetlenmesine hem de uzun vadede diyabet ve kalp-damar hastalıkları riskinin yükselmesine neden olabilir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Kesin tedavisi yok ama kontrolü mümkün!</strong></p>
<p>Polikistik Over Sendromu’nda doğru ve zamanında tanının önemine dikkat çeken<strong> </strong>Dr. Filiz Candan Topuz, “Bu sendrom tüm metabolizmayı etkileyen bir sağlık sorunudur.<strong> </strong>Bu nedenle,<strong> </strong>belirtiler farklı şekillerde kendini gösterebilir.<strong> </strong>Bazı kişilerde belirtiler hafif, bazı kişilerde ise ağır seyredebilir. Tanı konulduktan sonra PKOS’un tamamen tedavi edilmesi mümkün değildir. Beslenmeden yaşam koşullarına, kilodan metabolizmaya uzanan geniş bir yelpazede etkilerini azaltmaya yönelik bir plan çerçevesinde hareket edilir. Bu kapsamda sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması, kilo kontrolü ve düzenli yapılan spor metabolizmanın düzenlenmesinde yardımcı olur. Bunların yanı sıra ilaç tedavileri ile yumurtlama ve hormon döngüsünde düzenleme sağlanır” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Tedavide 4 altına kural</strong></p>
<p>Küçük adımlarla önemli ilerleme sağlanabileceğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Filiz Candan Topuz, “Bu sendromun yönetiminde süreklilik önemlidir. Yani, hastanın kendisine iyi gelen değişimleri yaşam boyu alışkanlık haline getirmesi gerekir” diyor. Dr. Filiz Candan Topuz, dikkat edilmesi gereken kuralları şöyle özetliyor: </p>
<p><strong>Beslenme düzeni:</strong> Rafine şeker ve beyaz un içeren ürünlerden uzak durmak; tam tahıllar, sebzeler, baklagiller, kaliteli protein kaynakları ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağlara ağırlık vermek, kan şekerinin daha dengeli seyretmesine yardımcı oluyor. Öğün atlamadan, düzenli ve dengeli beslenmek insülin dalgalanmalarını azaltıyor. </p>
<p><strong>Fiziksel aktivite:</strong> Egzersizin metabolizmayı destekleyen en güçlü araçlardan biri olduğunu söyleyen Dr. Filiz Candan Topuz, “Masa başında çalışanlar için gün içinde kısa yürüyüş molaları bile önem taşırken, günde 15–20 dakikalık tempolu yürüyüş, esneme veya hafif egzersizler insülin duyarlılığını artırır” diyor. </p>
<p><strong>Kilo kontrolü: </strong>Fazla kilonun yalnızca yüzde 5–10’unun verilmesi bile adet düzeninin iyileşmesine ve insülin direncinin azalmasına katkı sağlayabiliyor. </p>
<p><strong>Yeterli ve kaliteli uyku:</strong> Her gece 7–8 saat kaliteli uyumak hormon dengesinin korunması ve metabolik sağlığın desteklenmesi açısından vazgeçilmez kurallar arasında yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pkosta-gizli-tehlike-insulin-direnci-609241">PKOS&#8217;ta gizli tehlike: İnsülin direnci!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz ve Sinsi Tehlike: Diyabetik Ayak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-ve-sinsi-tehlike-diyabetik-ayak-608990</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 11:28:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[candan]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetik]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabetik Ayak]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608990</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nev Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Bangin Bekir Candan, diyabetik ayağın çoğu zaman küçük bir ihmalin sonucu olarak ortaya çıktığını belirterek, doğru bilgilendirme ve basit önlemlerle bu tablonun büyük oranda önlenebileceğini ifade etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ve-sinsi-tehlike-diyabetik-ayak-608990">Sessiz ve Sinsi Tehlike: Diyabetik Ayak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;<b>Diyabet Sadece Şeker Yüksekliği Değildir”</b></p>
<p>Diyabetin yalnızca kan şekeri yüksekliğiyle sınırlı bir hastalık olmadığını belirten Op. Dr.  Bangin Bekir Candan, uzun süre kontrol altına alınamayan diyabetin damarları ve sinirleri etkilediğini söyledi. Bu durumun özellikle ayaklarda ciddi problemlere yol açtığını ifade eden Candan, diyabetik ayağın bu sürecin en ağır sonuçlarından biri olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1 milyon kişinin diyabetik ayak nedeniyle uzuv kaybı yaşadığını hatırlatan Candan, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her 30 saniyede bir kişinin diyabete bağlı komplikasyonlar nedeniyle ayağını kaybettiğini belirtti. Candan, Türkiye’de ise her yıl yaklaşık 10 bin kişinin diyabete bağlı nedenlerle uzuv kaybı yaşadığını söyledi.</p>
<p><b>“Diyabetik Ayak Nasıl Oluşuyor?”</b></p>
<p>Diyabetik ayak yaralarının oluşumunda iki temel mekanizmanın rol oynadığını söyleyen Op. Dr. Candan, bunlardan birinin sinir hasarı yani nöropati olduğunu ifade etti.</p>
<p>Ayakta his kaybı geliştiğinde hastanın ağrıyı, sıcaklığı ya da basıncı algılayamadığını belirten Candan, ayakkabı içindeki yabancı cisimlerin fark edilmediğini ve uzun süre aynı noktaya basılmasıyla yaraların oluştuğunu söyledi.</p>
<p>İkinci önemli nedenin damar tıkanıklığı olduğunu vurgulayan Candan, damar daralması nedeniyle dokulara yeterli oksijen gitmediğini, bu nedenle yaraların geç iyileştiğini ve enfeksiyon riskinin arttığını dile getirdi.</p>
<p><b>“Basit Kontroller Hayat Kurtarıyor”</b></p>
<p>Diyabetik ayağın önlenmesinde farkındalığın çok önemli olduğunu vurgulayan Op. Dr. Bangin Bekir Candan, hastaların her gün ayaklarını kontrol etmeleri gerektiğini söyledi. Ayak tabanı ve parmak aralarının mutlaka incelenmesi gerektiğini belirten Candan, iki ayak arasında sıcaklık farkı hissedilmesinin ya da dokunma hissinde azalma fark edilmesinin erken uyarı işareti olabileceğini ifade etti.</p>
<p><b>“Günlük Ayak Bakımı İhmal Edilmemeli”</b></p>
<p>Ayak bakımının diyabet hastaları için hayati önem taşıdığını belirten Candan, ayakların ılık suyla yıkanması ve iyice kurulanması gerektiğini söyledi. Cilt kuruluğunu önlemek için uygun ayak kremlerinin kullanılmasının önemine dikkat çeken Candan, tırnakların düz kesilmesi, nasırların bilinçsizce kazınmaması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Pamuksu çorapların tercih edilmesi, ayakların kuru tutulması ve ortopedik özellikte ayakkabıların kullanılması gerektiğini söyleyen Candan, ayakkabının giymeden önce mutlaka içinin kontrol edilmesi gerektiğini de hatırlattı. Candan ayrıca en ufak bir kızarıklık ya da yara fark edildiğinde ise vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><b>“Teknoloji Diyabetik Ayakta Umut Oluyor”</b></p>
<p>Teknolojik gelişmelerin diyabetik ayakla mücadelede önemli bir rol oynadığını söyleyen Op. Dr. Bangin Bekir Candan, akıllı tabanlıkların basınç ve sıcaklık değişimlerini takip ederek ülser riskini erken dönemde haber verebildiğini belirtti. Dr. Candan, ısı sensörlü çoraplar ve 3D yazıcılarla kişiye özel üretilen tabanlıkların da ayak sağlığının korunmasına katkı sunduğunu ifade etti.</p>
<p><b>“Diyabetik Ayak Kader Değil”</b></p>
<p>Diyabetik ayağın önlenebilir bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Op. Dr. Bangin Bekir Candan, “Bu tablo kader değil. Doğru bilgilendirme, düzenli takip ve küçük önlemlerle diyabete bağlı uzuv kayıplarının büyük bir kısmını engellemek mümkün. Küçük bir ihmal, büyük kayıplara yol açabilir” açıklamalarında bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ve-sinsi-tehlike-diyabetik-ayak-608990">Sessiz ve Sinsi Tehlike: Diyabetik Ayak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz Tehlike: Diş Çürükleri Fark Edilmeden İlerleyebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-dis-curukleri-fark-edilmeden-ilerleyebilir-608210</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 07:49:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[çürükleri]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[dolgu]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeden]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[lerleyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[mine]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608210</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağız içinde bulunan bakterilerin ürettiği asitler, diş minesindeki mineralleri çözerek mine bütünlüğünü bozar ve çürük oluşumuna zemin hazırlar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-dis-curukleri-fark-edilmeden-ilerleyebilir-608210">Sessiz Tehlike: Diş Çürükleri Fark Edilmeden İlerleyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ağız içinde bulunan bakterilerin ürettiği asitler, diş minesindeki mineralleri çözerek mine bütünlüğünü bozar ve çürük oluşumuna zemin hazırlar. Ancak diş çürüğü, doğru önlemler alındığında önlenebilir bir sorundur. Dengeli beslenme, düzenli ve etkili ağız hijyeni, diş minesini onarıcı ajanların kullanımı ve periyodik diş hekimi kontrolleri, çürük riskini önemli ölçüde azaltır. </p>
<p><strong>Başlangıç Aşamasında Dolguya Gerek Kalmayabilir</strong></p>
<p>Diş çürüğünün başlangıç aşamasında, henüz gözle görülür bir boşluk (kavite) oluşmamışsa, dolgu tedavisi yerine remineralizasyon tedavileri (diş minesini onaran, güçlendiren) tercih edilebilir. Bu sayede dişin kaybettiği mineral içerik yeniden kazandırılabilir. Ancak mineral kaybı ilerlediğinde, diş minesinde geri dönüşü olmayan hasarlar meydana gelir ve kavite adı verilen boşluklar oluşur. Vücudun yeni mine dokusu üretememesi nedeniyle bu aşamada restoratif diş tedavileri kaçınılmaz hale gelir. </p>
<p><strong> Diş Dolguları Aynı Zamanda Koruyucu Bir Uygulamadır</strong></p>
<p><strong>İstanbul Okan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Gülşah Yenier Yurdagüven</strong>, diş dolgularının yalnızca mevcut çürüğü tedavi etmekle kalmadığını, aynı zamanda çürüğün ilerlemesini durdurarak daha büyük sorunların önüne geçebildiğini vurguluyor. Çürük dokunun uzaklaştırılmasıyla bakteriler ortadan kaldırılırken, aynı bölgede yeniden çürük oluşma riski de azaltılır. Bu yönüyle diş dolguları, sadece bir tedavi değil, aynı zamanda koruyucu bir uygulama olarak da değerlendirilir. <strong> </strong></p>
<p><strong>Küçük Bir Çürük, Büyük Sorunlara Yol Açabilir</strong></p>
<p>Tedavisi geciken çürüklerde riskler de yükselir. Çürük, dentin tabakasına ulaştığında daha hızlı ilerler; sıcak, soğuk ve tatlı gıdalara karşı hassasiyet, ilerleyen vakalarda ise ağrı şikayetleri ortaya çıkabilir. Çürük ilerledikçe diş dokusunda daha fazla madde kaybı meydana gelir; bu durum dişi zayıflatarak kırılma riskini artırır. Ayrıca, çürüğün derinleşmesiyle birlikte dişin canlılığını sağlayan pulpa dokusunun zarar görme riski ve buna bağlı olarak kanal tedavisi gereksinimi de artar.</p>
<p><strong>Erken Teşhis Büyük Diş Kayıplarını Önleyebilir </strong></p>
<p>Çürüklerin erken dönemde teşhis edilip tedavi edilmesinin önemine dikkat çeken <strong>Dr. Öğr. Üyesi Gülşah Yenier Yurdagüven</strong>, erken teşhis ve minimal invaziv tedavi yaklaşımları sayesinde hem sağlıklı diş dokusunun korunabildiğini hem de yapılan restorasyonların klinik ömrünün uzatılabildiğini belirtiyor. Zamanında uygulanan basit bir dolgu ileride yaşanabilecek büyük diş kayıplarının önüne geçmek mümkün. Bu nedenle düzenli diş hekimi kontrollerinin ihmal edilmemesi büyük önem taşıyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-dis-curukleri-fark-edilmeden-ilerleyebilir-608210">Sessiz Tehlike: Diş Çürükleri Fark Edilmeden İlerleyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MASKİ&#8217;den Dereler için 12 Kilometrelik Güvenlik Hamlesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/maskiden-dereler-icin-12-kilometrelik-guvenlik-hamlesi-603836</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 00:21:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[dere]]></category>
		<category><![CDATA[dereler]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[hamlesi]]></category>
		<category><![CDATA[kilometrelik]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[maski]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603836</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü, il genelinde can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla tehlike arz eden derelerde ıslah ve korkuluk yapım çalışmalarına başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maskiden-dereler-icin-12-kilometrelik-guvenlik-hamlesi-603836">MASKİ&#8217;den Dereler için 12 Kilometrelik Güvenlik Hamlesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü, il genelinde can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla tehlike arz eden derelerde ıslah ve korkuluk yapım çalışmalarına başladı. Toplam 12 kilometrelik çalışmanın planlandığı projede, bazı mahallelerde çalışmalar tamamlanarak güvenli alanlar oluşturuldu.</p>
<p>Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü, hayata geçirdiği çalışmalarla yerleşim merkezlerini daha güvenli ve konforlu hale getirmeye devam ediyor. Özellikle dere yatakları, sulama ve yağmur suyu kanalları, yol kenarları ile düşme ve kaza riski gibi tehlike arz eden noktalara 12 kilometrelik dayanıklı ve uzun ömürlü korkuluklar yerleştiriliyor. MASKİ ekipleri, saha incelemeleri sonucunda riskli alanları tespit ederek gerekli güvenlik önlemlerini hayata geçiriyor.</p>
<p><b>“Hedef Yaşanabilecek Kazaların Önüne Geçmek”</b></p>
<p>Söz konusu çalışmalarla olası kazaların önüne geçmeyi hedeflediklerini belirten Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı Kontrol Mühendisi Müjde Aparı, “İlimiz genelinde bulunan muhtelif derelerde yaklaşık 12 kilometrelik korkuluk tamiratı ve sıfırdan imalat çalışmalarımız başladı. Mahalle muhtarlarımız tarafından gelen talepler doğrultusunda çalışmaların yapılacağı bölgeleri tespit ederek programlarımıza dahil ettik. Çalışmalara başlayan ekiplerimiz hızlı bir şekilde çalışmalarını sürdürüyor” dedi.</p>
<p><b>“Tehlike Arz Eden Bölgeydi”</b></p>
<p>Daha önce de dere temizliği yapıldığını hatırlatan Karaali Mahalle Muhtarı Metin Yardımcı, “Mahallemiz sınırları içinden geçen deremizin geçtiğimiz aylarda ıslah çalışması tamamlanmıştı. Manisa Büyükşehir Belediyesi ve MASKİ ekiplerinin destekleriyle deremiz pırıl pırıl oldu. Mahallemizde nüfusun artmasıyla ihtiyaçlarımızda artıyor. Bu nedenle ıslah edilen deremizin bazı yerlerinde korkuluklar eksik bazı yerlerinde ise tamirat gerekiyordu. Sağ olsunlar taleplerimizi hemen dikkate alarak çalışmalara başladılar. Artık mahalle sakinlerimiz rahat nefes alacak. Hizmetlerinden ötürü Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’ya çok teşekkür ederim” dedi.</p>
<p><b>“Çocuklar İçin Tehlike Oluşturuyordu”</b></p>
<p>Yürütülen çalışmalardan dolayı memnuniyetini dile getiren Barbaros Mahallesi sakinlerinden Uğur Yılmaz, “Mahallemizin içinden geçen dere özellikle kış aylarında sıkıntılar yaşatıyordu. Çocuklar için çok tehlikeliydi. Artık güvenlik önlemleriyle birlikte bu tehlike ortadan kalmış oldu. Ayrıca deremizin içine de kimse çöp atamıyor. Hem koku oluşumu hem de görüntü kirliliğinin önlenmesi için güzel bir çalışma oldu. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p>Barbaros Mahalle sakinlerinden Ercan Yılmaz ise, “Yürütülen çalışmalardan çok memnunuz. Hem güvenlik hem de derelerin temizliği noktasında güzel bir çalışma oldu. Emeği geçenlere çok teşekkür ederim” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maskiden-dereler-icin-12-kilometrelik-guvenlik-hamlesi-603836">MASKİ&#8217;den Dereler için 12 Kilometrelik Güvenlik Hamlesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tehlike yaratan metruk binalar yıkılıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tehlike-yaratan-metruk-binalar-yikiliyor-588249</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 17:59:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[binalar]]></category>
		<category><![CDATA[metruk]]></category>
		<category><![CDATA[Metruk Bina]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yaratan]]></category>
		<category><![CDATA[yıkılıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yıkım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588249</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lüleburgaz Belediyesi, kent genelinde metruk binaların yıkımını sürdürüyor. Güneş Mahallesi Yüksel Sokak’ta okula yakın bir noktada, güvenlik açısından risk oluşturan, can güvenliğini riske atan metruk yapı ekiplerce yıkıldı.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tehlike-yaratan-metruk-binalar-yikiliyor-588249">Tehlike yaratan metruk binalar yıkılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Lüleburgaz Belediyesi, kent genelinde metruk binaların yıkımını sürdürüyor. Güneş Mahallesi Yüksel Sokak’ta okula yakın bir noktada, güvenlik açısından risk oluşturan, can güvenliğini riske atan metruk yapı ekiplerce yıkıldı.  </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Lüleburgaz Belediyesi kent genelinde metruk binaların yıkımını sürdürüyor.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Güvenlik açısında risk oluşturan, can güvenliğini riske atan metruk binalar, tespitinin yapılması ve yasal prosedürlerin tamamlanmasının ardından teker teker yıkılıyor.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>BİR METRUK BİNA DAHA YIKILDI</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Lüleburgaz Belediyesi Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü ekiplerince Güneş Mahallesi Yüksel Sokak’ta tespiti yapılan bir metruk bina daha ekiplerce yıkıldı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Alınan önlemlerin ardından iş makinesi yardımıyla binanın yıkımı gerçekleştirilirken, bölgede yaşayan vatandaşlar okula yakın bir konumda bulunan metruk binanın yıkımından memnuniyet duyduklarını ifade etti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>YIKILMAYA DEVAM EDİLECEK</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Lüleburgaz Belediyesi Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü’nden İnşaat Teknikeri Kerem Demirkan; “Metruk yapılarla ilgili yıkım ve rehabilite sürecimiz devam ediyor. Güneş Mahallesi Yüksel Sokak’taki bölge İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün tespitinin yanı sıra okullar bölgesi olması nedeniyle bizim için de önemli bir bölgeydi. Önlem almamıza rağmen illegal olaylar burada devam etti. Kent genelinde tespit ettiğimiz metruk yapıları yıkmaya devam ediyoruz” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tehlike-yaratan-metruk-binalar-yikiliyor-588249">Tehlike yaratan metruk binalar yıkılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kentsel dönüşümde görünmeyen tehlike yıkım tozları!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kentsel-donusumde-gorunmeyen-tehlike-yikim-tozlari-583281</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2025 08:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[asbest]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşümde]]></category>
		<category><![CDATA[görünmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel]]></category>
		<category><![CDATA[metaller]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[toz]]></category>
		<category><![CDATA[tozları]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yıkım]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583281</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi AR-GE ve Yenilikçi Politikaları Direktörü ve İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Müge Ensari Özay, kentsel dönüşüm projelerinde bina yıkımlarının çevre ve halk sağlığı üzerindeki potansiyel ciddi etkileri hakkında önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kentsel-donusumde-gorunmeyen-tehlike-yikim-tozlari-583281">Kentsel dönüşümde görünmeyen tehlike yıkım tozları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi AR-GE ve Yenilikçi Politikaları Direktörü ve İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Müge Ensari Özay, kentsel dönüşüm projelerinde bina yıkımlarının çevre ve halk sağlığı üzerindeki potansiyel ciddi etkileri hakkında önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Bina yıkım tozları asbest ve ağır metaller içerebiliyor</strong></p>
<p>Kentsel dönüşümün, şehirlerin dirençliliğini artırma ve modern altyapılar oluşturma hedefiyle yürütülen bir süreç olduğunu kaydeden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Ancak bu dönüşümün en önemli aşamalarından biri olan bina yıkımları, bilimsel metodoloji ve titizlikle ele alınmadığı takdirde, halk sağlığı ve çevre için ciddi riskler içermektedir. Yıkım faaliyetleri, binanın yapısına bağlı olarak çeşitli tehlikeli maddelerin atmosfere karışmasına neden olabilir. Bu tehlikeler, özellikle eski yapılarda yaygın olarak kullanılan malzemelerden kaynaklanmaktadır. Yıkım tozları, organik ve inorganik maddelerin bir karışımını içerir. Bu kapsamda asbest, ağır metaller, kristalin silika ve radyasyon başlıca tehlikelerdir.” dedi.</p>
<p><strong>1980&#8217;lerden önce inşa edilen binalarda asbest tehlikesi!</strong></p>
<p>Doç. Dr. Müge Ensari Özay, yıkımlar sırasında ortaya çıkabilecek tehlikeli maddeleri ve sağlık üzerindeki etkilerini detaylandırarak, şunları kaydetti:</p>
<p><strong>“Asbest:</strong> 1980&#8217;lerden önce inşa edilen binalarda yalıtım, çatı kaplama ve boru malzemelerinde yaygın olarak kullanılan lifli bir mineraldir. Havaya karışan asbest lifleri, solunduğunda akciğer kanseri, mezotelyoma (akciğer zarı kanseri) ve asbestoz gibi ölümcül hastalıklara yol açabilen Grup 1 kanserojen olarak sınıflandırılmıştır.</p>
<p><strong>Ağır Metaller:</strong> Eski boyalarda, borularda ve endüstriyel ekipmanlarda bulunan kurşun ve kadmiyum gibi ağır metaller, yıkım sırasında toz partikülleriyle birlikte serbest kalabilir. Bu metaller sinir sistemi, böbrekler ve diğer organlar üzerinde toksik etkilere neden olur.</p>
<p><strong>Kristalin Silika (SiO2):</strong> Beton, tuğla ve taş gibi yapı malzemelerinin parçalanmasıyla ortaya çıkan tozun önemli bir bileşenidir. Yeterli önlem alınmadığında silika tozuna maruziyet, silikoz gibi kalıcı ve tedavisi olmayan akciğer hastalıklarına neden olur.</p>
<p><strong>Radyasyon:</strong> Bazı eski binalarda kullanılan malzemelerde doğal olarak oluşan radyoaktif elementler (örneğin uranyum) veya özel tıbbi ya da endüstriyel tesislerdeki radyasyon kaynakları, yıkım sırasında risk oluşturabilir.”</p>
<p><strong>Kahramanmaraş depremi sonrası kritik tespit: &#8220;Solunabilir toz sınır değerin 2 katı üstünde!&#8221;</strong></p>
<p>Bu tehlikeli maddelerin açığa çıkmasının hem yıkım işçileri hem de çevrede yaşayan halk için akut ve kronik sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyleyen Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Yıkım bölgelerinde yapılan ölçümler, özellikle solunabilir toz konsantrasyonlarının çok yüksek seviyelere ulaştığını göstermektedir. Örneğin, Kahramanmaraş deprem sonrası Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü olarak gerçekleştirdiğimiz TÜBİTAK projesi araştırmasında enkaz kaldırma çalışmalarında, solunabilir tozun ortalama konsantrasyonu sınır değerin 2 katının üstünde olduğu tespit edilmiştir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İşçilerde akciğer kanseri gibi ölümcül hastalıklara yol açabilir</strong></p>
<p>İşçilerin tehlikeli maddelere doğrudan ve en yoğun maruz kalan grup olduğunu belirten Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Akut maruziyet, solunum yolu tahrişleri, alerjik reaksiyonlar ve cilt problemleri gibi sorunlara neden olurken, kronik ve yüksek seviyeli maruziyet; asbestoz, silikoz, akciğer kanseri ve mezotelyoma gibi uzun vadede gelişen, ölümcül meslek hastalıklarına yol açabilir. Hastalığın ilerleme hızı, tozlu ortamda geçirilen süre, partikül büyüklüğü ve ortamın kapalı veya açık olması gibi faktörlere göre değişmektedir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireylere dikkat</strong></p>
<p>Rüzgarla yayılan toz ve toksik maddelerin, yıkım alanına yakın bölgelerde yaşayan halk için de ciddi riskler oluşturduğunu ifade eden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Çevrede yaşayan halk için risklere bakıldığında, rüzgarla yayılan toz ve toksik maddeler, yıkım alanına yakın bölgelerde yaşayan halk için de ciddi riskler oluşturur. Partikül büyüklüğü azaldıkça, tozun havada asılı kalma süresi artar ve daha uzun mesafelere taşınabilir. Bu durum, solunum yolu hastalıklarını (astım ve bronşit), alerjileri ve genel toksik maruziyeti tetikleyebilir. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler bu risklere karşı daha hassastır.” dedi.</p>
<p><strong>Riskleri en aza indirmenin yolları neler?</strong></p>
<p>Doç. Dr. Müge Ensari Özay, bu riskleri en aza indirmek için bilimsel ve yasal standartlara uygun bir yaklaşımın şart olduğunu dile getirerek, alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:</p>
<p>“Ön analiz yapılmalı. Yıkım öncesinde, binada potansiyel tehlikeli maddelerin (asbest, kurşun vb.) varlığı uzmanlar tarafından belirlenmelidir. Tehlikeli maddelerin sökümü, deneyimli ve sertifikalı ekipler tarafından, toz yayılımını engelleyecek şekilde, özel ekipmanlar kullanılarak yapılmalıdır. Toz kontrolü için yıkım alanında su püskürtme ve nemlendirme gibi toz bastırma yöntemlerinin sürekli olarak uygulanması, partiküllerin havaya karışmasını önlemede kritik bir öneme sahiptir.</p>
<p>İşçiler, maske (filtreli), koruyucu tulum, eldiven ve gözlük gibi uygun (Kişisel Koruyucu Ekipman) KKD&#8217;leri mutlaka kullanmalıdır. Yıkım çalışmalarında uygulanan çevre ve iş sağlığı denetimleri, ulusal ve uluslararası mevzuatlara uygun olarak gerçekleştirilmelidir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kentsel-donusumde-gorunmeyen-tehlike-yikim-tozlari-583281">Kentsel dönüşümde görünmeyen tehlike yıkım tozları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sigara içen her 10 kişiden 9&#8217;u tehlike altında!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sigara-icen-her-10-kisiden-9u-tehlike-altinda-582132</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 08:45:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bırakma]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs]]></category>
		<category><![CDATA[içen]]></category>
		<category><![CDATA[kişiden]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[Sigarayı Bırakma]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582132</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sigara dumanında bulunan 7 binden fazla kimyasal maddenin en az 70’i kanserojen etkisi taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigara-icen-her-10-kisiden-9u-tehlike-altinda-582132">Sigara içen her 10 kişiden 9&#8217;u tehlike altında!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sigara dumanında bulunan 7 binden fazla kimyasal maddenin en az 70’i kanserojen etkisi taşıyor. Arsenik, hidrojensiyanid, kadmiyum, benzen, nitrozaminler ve krom gibi maddeler, sigaranın sağlığa verdiği zararın en tehlikeli bileşenleri arasında yer alıyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu,</strong> sigaranın içeriğindeki zararlı maddeler nedeniyle vücudumuzdaki tüm organlara zarar verdiğini belirterek, “Sigaranın hasar oluşturmadığı hiçbir organ yoktur. Sigara içenlerin yüzde 90&#8217;ı, yani her 10 kişiden 1’i, hayatlarının herhangi bir döneminde sigaranın yol açmış olduğu sağlık problemiyle yüz yüze gelmektedirler” uyarısında bulunuyor. <strong>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu,</strong> sigarayı bıraktıktan sonra hastalıklara yakalanma riskinin zamanla sigara içmeyenlere yakın düzeylere indiğini, bu nedenle sigarayı bırakmanın sağlık için atılacak en önemli adım olduğunu vurgulayarak, “Bu konuda, Sağlık Bakanlığı’na bağlı olan Sigara Bırakma Poliklinikleri, ilaç tedavisi ve motivasyonel destek sağlamaktadır. Ancak, sigarayı bırakmak için hangi yöntem uygulanırsa uygulansın, önemli olan kişinin kendi iradesiyle bırakma isteğidir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Akciğerlerden kalbe mideden saçlara… </strong></p>
<p>Sigara, tüm organlara ciddi derecede zarar verirken, özellikle akciğerler üzerinde ölümcül riskler oluşturabiliyor.  Öyle ki akciğer kanserinin yüzde 90’ından sigara sorumlu oluyor.<strong> </strong>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, sigaranın zararlarını şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Saçlarda dökülme, kırılma</li>
<li>Ciltte kırışma, buruşma, erken yaşlanma</li>
<li>Dişlerde bozulma ve çürüme, diş eti hastalıkları, ağız içi kanserleri</li>
<li>Ses teli kanseri, yutak kanseri, sinüzit</li>
<li>Yemek borusu, pankreas, karaciğer ve bağırsak kanserlerinin yanı sıra gastroösafageal reflü, peptik ülser</li>
<li>KOAH, amfizem, astım, akciğer kanseri, akciğer kesecikleriyle ilgili hastalıklar</li>
<li>Koroner arter hastalığı, aort anevrizması, Buerger hastalığı</li>
<li>Böbrek ve mesane tümörleri, iktidarsızlık</li>
<li>Jinekolojik kanserler, infertilite (kısırlık), düşük, erken doğum </li>
<li>Kemik erimesi</li>
<li>Diyabet, guatr</li>
<li>Gözlerde sarı nokta hastalığı, körlük</li>
<li>Romatoid artrit, Raynaud hastalığı</li>
<li>Demans</li>
<li>Anksiyete, depresyon</li>
</ul>
<p><strong>“Arada tek tük sigara içeyim, bir şey olmaz”   demeyin!</strong></p>
<p>Sigarayı bırakmada en kritik nokta, sigarayı tam anlamıyla beyninizde bitirmektir. Göğüs  Hastalıkları Uzmanı Prof.  Dr. Bülent Tutluoğlu, sigarayı bırakmak isterken yapılan önemli bir hatayı, “Eğer bir yanınız sigarayı bırakmak isterken, bir yanınız   ‘arada tek tük sigara içeyim, bir şey olmaz’ derse, içmek isteyen tarafınız galip gelir ve düşündüğünüz gibi tek tük değil, eskiden içtiğiniz tempoda sigaraya devam edersiniz” sözleriyle anlatıyor. </p>
<p><strong>SİGARAYI BIRAKMAYI KOLAYLAŞTIRAN 6 PRATİK ÖNERİ!</strong></p>
<p>Sigarayı azaltmak bırakmaya yardımcı olabiliyor, ancak en etkin yöntem tam olarak bırakma tarihini belirlemek! Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu,<strong> </strong>hedeflediğiniz tarihten önce sigarayı bırakma sürecine katkı sağlayacak olan önerileri ise şöyle özetliyor: </p>
<p><strong>Yakınlarınızdan destek alın:</strong> Ailenize ve arkadaşlarınıza sigarayı belirli bir tarihte bırakacağınızı söyleyin.<strong> </strong>Sigarayı bırakma tarihiniz üzerine bir arkadaşınızla bahse girin. Eşinizin veya arkadaşınızın sizinle birlikte sigarayı bırakmasını sağlayın.<strong> </strong></p>
<p><strong>Sigaraya ulaşma imkanlarınızı kısıtlayın:  </strong>Kartonlarca sigara almaktan vazgeçin. Diğer bir paketi almak için paketinizin<strong> </strong>boşalmasını bekleyin.<strong> </strong>Evde ve işyerinde üzerinizde sigara bulundurmaktan kaçının.</p>
<p><strong>Markaları değiştirin: </strong>İçimini kötü bulduğunuz bir sigara markasına geçiş yapın.<strong> </strong>Hedeflediğiniz bırakma tarihinden birkaç hafta önce katranı ve nikotini düşük bir<strong> </strong>sigara markasına geçin. Ancak miktarı arttırmayın, daha derin nefes almayın.</p>
<p><strong>İçtiğiniz sigaraların sayısını azaltın: </strong>Her sigaranın sadece yarısını için.<strong> </strong>Her gün ilk sigaranızı 1’er saat erteleyin.<strong> </strong>Sadece tek veya çift saat başlarında sigara için. Gün boyunca kaç sigara içeceğinizi kararlaştırın. Her ekstra sigara için kendinize para cezası verin. </p>
<p> </p>
<p><strong>Alışkanlık nedeniyle sigara içmeyi önleyin: </strong>Gerçekten çok istediğiniz zaman sigara için. Alışkanlığınız yüzünden sigara yakmak üzere olduğunuz anları yakalayın.<strong> </strong></p>
<p><strong>Sigara içmeyi sevimsiz hale getirin: </strong>Kül tablalarınızı boşaltmayın, sigara izmaritlerinizi cam bir kapta toplayın. <strong> </strong>Düşünmeden sigara yakıyorsanız, sigarayı aynanın karşısında yakmayı deneyin.<strong> </strong>Sigarayı sadece sizin için rahatsız edici ortamlarda için. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigara-icen-her-10-kisiden-9u-tehlike-altinda-582132">Sigara içen her 10 kişiden 9&#8217;u tehlike altında!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sertifikasız Modifikasyonlar Trafikte Tehlike Yarattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sertifikasiz-modifikasyonlar-trafikte-tehlike-yaratti-582038</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 06:56:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[aşçı]]></category>
		<category><![CDATA[modifikasyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[sertifikasız]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[trafikte]]></category>
		<category><![CDATA[yarattı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582038</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzmanlar, son dönemde artan sertifikasız modifikasyon uygulamalarının ciddi bir trafik güvenliği riski oluşturduğuna dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sertifikasiz-modifikasyonlar-trafikte-tehlike-yaratti-582038">Sertifikasız Modifikasyonlar Trafikte Tehlike Yarattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çin menşeili ucuz parçaların e-ticaret yoluyla kontrolsüz şekilde Türkiye’ye girmesinin hem sektör hem de tüketiciler açısından büyük tehdit oluşturuyor.</p>
<p>Otomotiv yedek parça distribütörlerinden Motor AŞİN CEO’su Saim Aşçı, son 2-3 yılda durumun kritik seviyelere ulaştığını belirterek, bugün trafikte standart dışı modifikasyonlu araçlarla karşılaşanın artık olağan hale geldiğini söyledi. &#8220;Tablet büyüklüğündeki multimedya ekranları araç elektronik sistemlerini bozuyor, direksiyon ve hava yastığı mekanizmalarının sağlıklı çalışmasını engelleyebiliyor&#8221; diyen Aşçı, &#8220;Kalitesiz LED ampuller karşı şeritteki sürücülerin gözünü alıyor, egzoz sistemleri ise gürültü kirliliğini artırıyor.Pick-up ve arazi araçlarında standart dışı süspansiyon yükseltme kitleri, tampon eki uygulamaları hızla artıyor. Tüketiciler internet üzerinden sipariş ettiği parçayı hiçbir teknik bilgi almadan, sadece fiyata bakarak satın alıyor. Ertesi gün takıyor ve trafikte kullanmaya başlıyor. Bu sadece ekonomik bir kayıp değil, doğrudan can güvenliği meselesi&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Tabiri caizse ucuz etin yahnisi yenmez&#8221; diyen Aşçı, &#8220;5 bin TL’lik sertifikasız bir süspansiyon kiti ile 30 bin TL’lik TÜV onaylı kit arasında yalnızca fiyat farkı yok. Güvenlik, dayanıklılık ve performans farkı da dağlar kadar. Tüketici, bunu ancak sorun yaşadığında fark ediyor&#8221; dedi.</p>
<p>Mevcut araç muayene sisteminin, bu kadar çeşitli ve karmaşık modifikasyonları tespit edemediğini belirten Aşçı, özellikle elektronik modifikasyonların görünürde standart olan araçlarda da kritik güvenlik riskleri barındırdığını söyledi.</p>
<p><strong>SEKTÖRDEN ACİL ÇÖZÜM ÇAĞRISI</strong></p>
<p>Saim Aşçı, sorunun yalnızca bireysel kullanıcıları değil tüm sektörü ilgilendirdiğini belirterek acil çözüm önerilerini şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>E-ticaret platformlarında aftermarket ürün satışlarına sıkı düzenleme,</li>
<li>İthalat aşamasında zorunlu kalite sertifikasyonu,</li>
<li>Muayene istasyonlarının teknolojik altyapısının geliştirilmesi,</li>
<li>Tüketicilere yönelik bilinçlendirme kampanyaları,</li>
<li>Sektör oyuncularının ortak hareket etmesi.</li>
</ul>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sertifikasiz-modifikasyonlar-trafikte-tehlike-yaratti-582038">Sertifikasız Modifikasyonlar Trafikte Tehlike Yarattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Birlik Caddesi&#8217;nde Büyük Tehlike…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/birlik-caddesinde-buyuk-tehlike-581538</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2025 15:10:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[birlik]]></category>
		<category><![CDATA[boru]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[caddesi]]></category>
		<category><![CDATA[doğalgaz]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[Yağmur Suyu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581538</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şehrin altyapısını modern teknolojiyle denetleyen Sivas Belediyesi ekipleri, Birlik Caddesi’nde yaptıkları incelemelerde büyük bir tehlikeyi gün yüzüne çıkardı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/birlik-caddesinde-buyuk-tehlike-581538">Birlik Caddesi&#8217;nde Büyük Tehlike…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Şehrin altyapısını modern teknolojiyle denetleyen Sivas Belediyesi ekipleri, Birlik Caddesi’nde yaptıkları incelemelerde büyük bir tehlikeyi gün yüzüne çıkardı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yeraltı kanalları ve yağmur suyu hatları robot kameralarla taranırken, yağmur suyu hattının içinden doğalgaz borusu geçirildiği tespit edildi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Konuya ilişkin açıklama yapan Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, yaşanan duruma tepki göstererek insan hayatını riske atan bu tür sorumsuzlukların kabul edilemez olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Başkan Uzun, &#8220;Artık sadece yeraltı kanallarını değil, yağmur suyu hatlarımızı da robot kameralarla izliyoruz. Birlik Caddesi&#8217;ndeki yağmur suyu hattını incelediğimizde karşımıza bizleri şaşkına çeviren bir görüntü çıktı. Yağmur suyu hattımızın içinden bir doğalgaz borusu geçtiğini gördük. Bizim hattımızı delerek içinden doğalgaz borusu geçirmişler. Bu boruya da yağmur suyu ile beraber gelen poşetler ve bazı atıkların takıldığını gördük. Şu anda apartman bu boruyla doğalgaz alıyor. Peki burada aşırı yağışlarla bu birikmeler devam etse, tıkanıklıkla birlikte Allah göstermesin bu boru patlasa ve yağmur suyu hattında bir doğalgaz patlamasına sebep olsa, facianın boyutu ne derece olur?&#8221; dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Vatandaşlar ve özellikle inşaat sektöründeki yetkililere uyarılarda bulunan Başkan Uzun, &#8220;Buradan tüm hemşehrilerimize soruyorum, bunu yapan müteahhite özellikle söylüyorum. Bu olacak bir iş mi? İnsanlarımızın sağlığı bu kadar ucuz mu? Yapılan işler bu kadar değersiz mi? Bu görüntüyü de herkese örnek olması açısından özellikle paylaşıyoruz ve hiçbir müteahhitin artık böyle bir hata yapmasını istemiyoruz&#8221; ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Belediye ekipleri, tespit ettikleri bu ciddi ihmalin ardından gerekli müdahaleyi başlatarak tehlikeyi ortadan kaldırmak için çalışmalarını sürdürüyor.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/birlik-caddesinde-buyuk-tehlike-581538">Birlik Caddesi&#8217;nde Büyük Tehlike…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli bilim ekibinden, Kuzeydoğu Anadolu&#8217;nun tehlike altındaki engerekler için yeni araştırma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-ekibinden-kuzeydogu-anadolunun-tehlike-altindaki-engerekler-icin-yeni-arastirma-580200</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Sep 2025 08:08:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[ekibinden]]></category>
		<category><![CDATA[kuzeydoğu]]></category>
		<category><![CDATA[nün]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[türler]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580200</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Fen Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Kerim Çiçek’in yürütücülüğünü yaptığı “Kuzeydoğu Anadolu’nun Subalpin Kuşağında Yaşayan Darevski Engereği (Vipera darevskii) ve Step Engereği (Vipera eriwanensis) Türlerinin Termal Ekolojisi, Habitat Tercihi ve İklim Değişimine Duyarlılığının Araştırılması” başlıklı proje, TÜBİTAK-1001 programı kapsamında desteklenmeye değer bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-ekibinden-kuzeydogu-anadolunun-tehlike-altindaki-engerekler-icin-yeni-arastirma-580200">Egeli bilim ekibinden, Kuzeydoğu Anadolu&#8217;nun tehlike altındaki engerekler için yeni araştırma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Fen Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Kerim Çiçek’in yürütücülüğünü yaptığı “Kuzeydoğu Anadolu’nun Subalpin Kuşağında Yaşayan Darevski Engereği (<i>Vipera darevskii</i>) ve Step Engereği (<i>Vipera eriwanensis</i>) Türlerinin Termal Ekolojisi, Habitat Tercihi ve İklim Değişimine Duyarlılığının Araştırılması” başlıklı proje, TÜBİTAK-1001 programı kapsamında desteklenmeye değer bulundu.</p>
<p>EÜ Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dinçer Ayaz’ı, Prof. Dr. Kerim Çiçek’i ve Doç.Dr. Yusuf Bayrakcı’yı makamında ağırlayan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Ege Üniversitesinin bilim üretme kapasitesine katkılarından dolayı tebrik ederek başarılar diledi. Prof. Dr. Budak, “Tam akredite, araştırma üniversitemiz ekosistemi içerisinde bilim insanlarımız tarafından hazırlanan projeler TÜBİTAK nezdinde kabul görmeye devam ediyor. Üniversitesi Fen Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Kerim Çiçek’in yürütücülüğünü yaptığı proje kapsamında Kuzeydoğu Anadolu’nun tehlike altındaki engerekler için yeni araştırma başlatıldı. Ülkemizde ilk defa yapılan araştırma kapsamında Darevski Engereği ve Step Engereği türlerinin yaşam alanları, ihtiyaçları saptanacak. Hocamızı ve ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.</p>
<p>Kuzeydoğu Anadolu’nun dağlık bölgelerinde yaşayan Darevski Engereği (<i>Vipera darevskii</i>) ve Step Engereği (<i>Vipera eriwanensis</i>), dar yayılış alanları ve hassas yaşam koşulları nedeniyle yok olma riskiyle karşı karşıya. Her iki türün de popülasyonlarının azaldığı ve iklim değişikliğinden olumsuz etkilendiği biliniyor. Bu durumdan yola çıkarak Türkiye’de ilk kez yürütülecek kapsamlı bir araştırma projesi başlatıldı. Proje, bu iki türün yaşam alanlarını, çevresel ihtiyaçlarını ve iklim değişikliğine karşı duyarlılıklarını daha iyi anlamayı hedefliyor.</p>
<p>Ege Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Kerim Çiçek yürütücülüğünde proje ekibi üç yıl boyunca, yılanların yaşadığı tüm bilinen bölgeleri ziyaret edecek, yeni popülasyonların izini sürecek ve türlerin yaşam alanlarını detaylı biçimde inceleyecek. Araştırmada, yılanların yaşam alanlarıyla iklim koşulları arasındaki ilişkiler değerlendirilecek ve gelecekte karşılaşabilecekleri tehditler ortaya konacak.</p>
<p>Elde edilecek bilgiler, başta Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü olmak üzere ilgili kurumlarla paylaşılacak ve bu türler için daha güçlü koruma planları hazırlanmasına yardımcı olacak.</p>
<p>Üç üniversiteden beş akademisyen ve iki lisansüstü öğrencisinin yer aldığı 7 kişilik ekip, bu endemik yılan türlerinin doğadaki geleceğini güvence altına almak için kapsamlı veriler toplayacak.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-ekibinden-kuzeydogu-anadolunun-tehlike-altindaki-engerekler-icin-yeni-arastirma-580200">Egeli bilim ekibinden, Kuzeydoğu Anadolu&#8217;nun tehlike altındaki engerekler için yeni araştırma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Tayfun Uzbay: &#8220;Zayıflama amacıyla, ister gıda takviyesi ister başka bir ilaç olsun, ezbere ilaç kullanılmaz!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-tayfun-uzbay-zayiflama-amaciyla-ister-gida-takviyesi-ister-baska-bir-ilac-olsun-ezbere-ilac-kullanilmaz-567952</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 14:09:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[bunlar]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=567952</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, son dönemde ölümlere neden olan zayıflama ürünlerinin içine gizlice katılan ve tüm dünyada yasaklanan "Sibutramin" maddesi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-tayfun-uzbay-zayiflama-amaciyla-ister-gida-takviyesi-ister-baska-bir-ilac-olsun-ezbere-ilac-kullanilmaz-567952">Prof. Dr. Tayfun Uzbay: &#8220;Zayıflama amacıyla, ister gıda takviyesi ister başka bir ilaç olsun, ezbere ilaç kullanılmaz!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, son dönemde ölümlere neden olan zayıflama ürünlerinin içine gizlice katılan ve tüm dünyada yasaklanan &#8220;Sibutramin&#8221; maddesi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>“Yemek yeme arzusu azalıyor ancak tehlikeli olan da bu…”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Uzbay, “Sibutramin” maddesinin beyinde neden olduğu etkiyi ve tehlike boyutunu şu sözlerle açıkladı:</p>
<p>&#8220;Bu madde, herkesin bildiği dopamin, serotonin, noradrenalin gibi nörokimyasalların etkilerini arttırıyor. Onların sinir uçlarında daha fazla etki göstermesine neden oluyor. Evet, iştah azalıyor, yemek yeme arzusu azalıyor. Ancak tehlikeli olan da bu. Noradrenalini arttırması nedeniyle zaten hipertansiyonu arttırması beklenir. Damar yataklarında ciddi bozukluklara, kanamalara, örneğin inmeye yol açabiliyor. Bu özellikleri nedeniyle hem Amerikan Gıda İlaç Dairesi (FDA) tarafından hem de Avrupa İlaç Ajansı (EMA) tarafından yasaklandı ve piyasadan çekildi.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Problem, onayın Tarım Bakanlığı&#8217;ndan alınması&#8221;</strong></p>
<p>Tehlikenin temelinde yatan yasal boşluğa ve denetim zafiyetine dikkat çeken Prof. Dr. Uzbay, &#8220;Buradaki problem aslında bu gıda takviyelerinin Tarım Bakanlığı tarafından onaylanması, kolayca piyasaya sürülmesi ve denetimlerinin az olmasıdır. Sibutramin maddesi başka nelere konuyor, onu bilmiyoruz. Bu yetkinin tamamen Sağlık Bakanlığı&#8217;na geçmesi ve bu ürünlerin bu kadar kolay piyasaya çıkmaması lazım.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Bitkisel olan zararsızdır&#8221; efsanesi bir aldatmaca</strong></p>
<p>Halk arasında yaygın olan yanlış bir algının tehlikeyi büyüttüğünü belirten Prof. Dr. Uzbay, &#8220;bitkisel&#8221; ve &#8220;ilaç değildir&#8221; etiketlerinin birer aldatmaca olduğunu söyledi:</p>
<p>Prof. Dr. Uzbay, &#8220;Halkın ilaç okuryazarlığı maalesef çok düşük ve şöyle bir şey pompalandı: &#8216;Bitkisel olan, bitki kökenli ürünlerin tamamı zararsızdır.&#8217; O nedenle de burada Sağlık Bakanlığı denetimi devre dışı kaldı. Önemli olan etken maddenin böyle bir etki oluşturmasıdır. Bitkisel olması, bir etken maddenin yan etkileri olmayacağı anlamına gelmiyor. Bu ürünlerin üzerinde ne yazıyor? ‘İlaç değildir.’ Ama bunların hepsi sağlık için pazarlanıyor, hastalıklara iyi geleceği iddia ediliyor ve aynen bir ilaç gibi eczanelerde de satılıyor.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;Viagra etken maddesi de katılıyor&#8221;</strong></p>
<p>Prof. Dr. Uzbay, bu sahtekarlığın sadece zayıflama ürünleriyle sınırlı olmadığını, cinsel gücü artırdığı iddia edilen takviyelerde de benzer bir durumun yaşandığını ifade ederek, “Cinsel gücü arttırdığı iddia edilen birçok başka takviye var piyasada satılan. Bunlar üzerinde de inceleme yapılsa çoğunda Viagra diye bildiğimiz sildenafil etken maddesi bulunuyor. Bunlar internetten ve elden pazarlayan şirketlerden de temin edilebiliyor, kuryelerle kapıya kadar getirilebiliyor.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Bu işleri yapanların bu işlerden men edilmesi gerekiyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bu ölümcül ticaretin önüne geçmek için atılması gereken adımları şu şekilde sıraladı:</p>
<p>&#8220;Bunu yapan firma ve bunu piyasaya sürenler her kimlerse, bunların cezalandırılması gerekiyor. Yani yasaklamaktan önce caydırıcı cezaların açık seçik ortaya konması lazım. Bu işleri yapanların bu işlerden men edilmesi gerekiyor. Ve denetimi yapmaya yetkili olan bakanlığın Tarım Bakanlığı&#8217;ndan ziyade Sağlık Bakanlığı olması lazım. Üzerinde ‘ilaç değildir’ yazınca sorumluluktan da kurtuluyorsunuz. Hâlbuki bir hekim böyle bir ilaç verse ve hasta zarar görse ciddi sorumlulukları var. Bunların da bir sorumluluk dâhilinde olması lazım.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Ezbere ilaç kullanmayın!&#8221;</strong></p>
<p>Prof. Dr. Uzbay, sözlerini vatandaşlara yönelik hayati bir uyarıyla tamamladı:</p>
<p>&#8220;Bir ayda 10-15 kilo vermek çok sağlıklı bir şey değildir. Zayıflama amacıyla, ister gıda takviyesi ister başka bir ilaç olsun, ezbere ilaç kullanılmaz. Mutlaka bir endokrinoloji uzmanının değerlendirmesi, reçetesi veya tavsiyesi ve bir diyetisyenin gözetiminde yapılması lazım. Yoksa insanlar çok ağır sonuçlarla karşılaşabilir.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-tayfun-uzbay-zayiflama-amaciyla-ister-gida-takviyesi-ister-baska-bir-ilac-olsun-ezbere-ilac-kullanilmaz-567952">Prof. Dr. Tayfun Uzbay: &#8220;Zayıflama amacıyla, ister gıda takviyesi ister başka bir ilaç olsun, ezbere ilaç kullanılmaz!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem sonrası beyin &#8216;sürekli tehlike&#8217; modunda kalabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-sonrasi-beyin-surekli-tehlike-modunda-kalabilir-562909</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 14:24:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[kalabilir]]></category>
		<category><![CDATA[modunda]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562909</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, deprem korkusu konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-sonrasi-beyin-surekli-tehlike-modunda-kalabilir-562909">Deprem sonrası beyin &#8216;sürekli tehlike&#8217; modunda kalabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, deprem korkusu konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Anlamlı bir korku faydalıdır</strong></p>
<p>Korkunun aslında faydalı bir duygu olduğunu ve hayatta kalmamızı sağladığını belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Korku, tehlikelerden korunmamızı, doğru ve sağlıklı kararlar vermemizi ve kendimizi geliştirmemizi sağlar. Tanımlanmış ve anlamlı bir korku faydalıdır.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, sağlıksız korkuların ise genellikle rasyonel olmayan, orantısız ve ölçüsüz korkular olduğunu dile getirerek, &#8220;Anlam arayışı, özgürlük arayışı, yalnızlığı giderme ihtiyacı ve ölümü açıklayamama korkusu varoluşsal korkuları oluşturur. Belirsizlik ise bunların temel nedenidir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Korkuyu yönetmenin hiç de zor olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, kişinin kendi kendine başa çıkamadığı durumlarda profesyonel yardım alabileceğini söyledi.</p>
<p>&#8220;Olayları doğru analiz edersek, ön yargılarımızı ve zihinsel şartlanmalarımızı değiştirebilirsek, birçok korkunun temelsiz olduğu ortaya çıkar. Karar verirken korkuyu yönetebilmek çok önemlidir.&#8221; Diyen Prof. Dr. Tarhan, beynin belirsizliği gidermesi durumunda korkunun yönetilebileceğini vurguladı.</p>
<p><strong>Beyin sisi uzun süreli stresle ilişkili</strong></p>
<p>Günümüzde sıkça duyulan &#8220;beyin sisi&#8221; kavramının uzun süreli stresle ilişkili olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Uzun süreli stres, beyinde stres hormonu olan kortizol salgılanmasına neden oluyor. Bu durum, beyindeki anlama, kavrama, algılama ve karar mekanizmalarının yavaşlamasına yol açıyor. Kişinin beyni adeta yavaş çekimde çalışıyor. Başka bir psikiyatrik problemi olmasa da sadece zihinsel yavaşlama görülüyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, tükenmişlik sendromu gibi durumlarda kişinin kronik stresi yönetemediğini ve çaresizlik hissettiğini ifade ederek, &#8220;Hayattaki iş yükünü, çocuklarla ilgili sorumlulukları yönetemeyen ve sağlıklı çözümler üretemeyen kişilerde bu durum ortaya çıkıyor. Çözüm üreten kişi ise beyindeki belirsizliği gideriyor. Belirsizliği gidermek, insanın temel ihtiyaçlarından birisidir.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Doğum anı bebek için ilk korku deneyimi</strong></p>
<p>Doğum anının bebek için ilk korku deneyimi olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Anne karnında bebek nefes almaya bile ihtiyaç duymaz, her şey hazırdır. Ancak vücuttaki mekanizma doğum sonrasına göre planlanmıştır. Doğduktan sonra çocuğun ilk duyduğu his korku, ilk verdiği tepki ise ağlamaktır. Hemen annesine sığınıp rahatlar. Bu, temel güven duygusunun geliştiği andır. 0-3 yaş arası anne veya anne yerine geçen kişinin sıcaklığının yerini hiçbir şey tutamaz.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, perinatal psikoloji alanındaki çalışmalara da değinerek, normal doğumla dünyaya gelen bebeklerin, sezaryenle doğanlara göre stres testlerinde daha az stres hormonu salgıladığını ifade ederek, &#8220;Normal doğum, hayatın ilk meşakkatidir ve çocukları psikolojik olarak daha dayanıklı kılar. Sezaryenle doğan çocuklarda daha çok stres hormonu oluyor.&#8221; diye ekledi.</p>
<p><strong>Korku, insan için bir kamçıdır</strong></p>
<p>Yaşanan olumsuz hayat olaylarının &#8220;geliştiren travma&#8221; olarak değerlendirilebileceğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Travma sonrası büyüme ölçekleriyle bunu ölçüyoruz. Kişi bu travmadan bir şeyler öğrenerek çıktı mı? Travma sonrası büyümede yeni ihtimaller ortaya çıkar, kişi insan ilişkilerini gözden geçirir, kişisel güçlerini fark eder. Gücünün yetmediği şeylerde radikal kabullenme yöntemini kullanır. Bu, korkunun bir kazanıma dönüşmesidir. Korku, insan için bir kamçıdır, insanı harekete geçiren ve yeni keşif alanları sunan bir duygudur. Korkudan korkmak yerine korkuyu yönetmek önemlidir.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocukluk çağı travmaları bugünkü korkuların önemli bir nedeni</strong></p>
<p>Çocukluk çağı travmalarının bugünkü korkularımızda önemli bir etken olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Çocukluk çağı travmaları bugünkü korkularımızın önemli bir nedenidir. Tüylü nesnelerden korkan bir kişiyi incelediğimizde, bu korkunun kökeninin genellikle çocukluk döneminde tüylü bir varlıkla (veya nesneyle) ilgili yaşadığı olumsuz bir deneyime dayandığını görürüz. Kişi bu olayı bilinçli olarak unutmuş olabilir, ancak bu deneyim genel bir tüy veya tüylü nesne korkusu olarak devam edebilir. Bu tür korkuların ve altında yatan travmaların ele alınması, kişinin ruhsal sağlığı ve gelişimi açısından büyük önem taşır. Ancak unutulmamalıdır ki, çocuklukta yaşanan travmaların &#8216;ömür boyu bende kalacak&#8217; şeklinde bir kader olduğu düşünülmemelidir. Çünkü bu tür etkiler genetik değil, epigenetiktir; yani çevresel faktörlerle değişebilir ve iyileştirilebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Deprem korkusu (sismofobi) yönetilemediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürüyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, deprem korkusunun (sismofobi) ve sonrasında gelişebilen akut stres bozukluğunun doğal tepkiler olduğunu ancak yönetilemediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü kaydederek, &#8220;Kişi zihinsel olarak kendisini bu konuda eğitirse, tıpkı yangın eğitimi almış birinin ne yapacağını bilmesi gibi, panik minimize olur. Çoğu kayıp, afetten değil panikten kaynaklanır.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Japonya&#8217;da 4-6 yaş arası çocuklara verilen afet eğitimlerinin etkinliğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bu eğitimler sonraki yaşlarda daha zor öğreniliyor. Deprem çantası hazırlamak önemli ama asıl mesele o anda ne yapılacağını bilmek. &#8216;Aman deprem konuşmayalım, çocuğun ruh sağlığı bozulur&#8217; demek yerine, okul öncesi dahil çocuklarla &#8216;Deprem olursa ne yapacağız?&#8217; senaryoları konuşulmalı, evde pratik yapılmalı. Kişi ne olacağını bildiğinde korkusu orantısız olmaktan çıkar. Korku doğal bir duygu. Tabii ki korkacağız. Ama zihinsel hazırlık çok önemli.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bazı kişiler devamlı tehdit var, tehlike var diye yaşıyor</strong></p>
<p>Deprem anında beyinde sempatik sinir sisteminin aşırı aktive olduğunu (göz bebeklerinde büyüme, kas gerilmesi, tansiyon yükselmesi), ancak tehlike geçtikten sonra parasempatik sistemin devreye girerek rahatlama sağlaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bazı kişilerde parasempatik sinir sistemi devreye girmiyor. Devamlı tehdit var, tehlike var diye yaşıyor. Travmatik bir olay karşısında, eğer korkunun kaynağı belirsizse, kişide ilk tepki genellikle inkar veya reddetme şeklinde ortaya çıkıyor. Ancak korku, deprem gibi somut ve inkar edilemeyecek bir kaynağa dayanıyorsa, ikinci bir tepki olarak kişi olayla ilgili depresif bir ruh haline girebiliyor. Bu durum, bazı kişilerde öfke patlamaları, bazılarında ise içe kapanma şeklinde kendini gösterebiliyor. Ardından, bazı bireylerde &#8216;savaş, kaç ya da donakal&#8217; tepkileri gözlemlenebiliyor. Bazı kişilerde geçici olarak dil tutulması görülebiliyor veya panikle pencereden atlama gibi davranışlar sergilenebiliyor. Tüm bunlar, akut stres durumunda ortaya çıkan tipik tepkilerdir ve bu tepkilerin birkaç saat veya birkaç gün içinde düzelmesi beklenir. Ancak, bu durum kişinin uyku düzenini bozuyor, kişi vaktinin büyük çoğunu (örneğin, bir saatin 50 dakikasını) depremi düşünerek geçiriyorsa veya &#8216;flashback&#8217; olarak adlandırılan, olayı yeniden yaşantılama durumları sıkça görülüyorsa (yani olayın her an yeniden olacağı hissine kapılıyorsa), eve girememek, sürekli diken üstünde oturmak, &#8216;hipervijilans&#8217; denilen aşırı tetikte olma hali gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa, hatta kişi uyumaktan korkar hale geliyorsa, durum ciddiyet kazanmış demektir.&#8221;</p>
<p><strong>Bazı kişiler korkuyu &#8216;mumyalaştırarak&#8217; hayatlarında sürekli canlı tutar</strong></p>
<p>Yoğun korkunun, adeta beyindeki &#8216;programı&#8217; bozabildiğini anlatan Prof. Dr. Tarhan, şunları dile getirdi:</p>
<p>“Eğer bu durum günlük yaşam aktivitelerini etkilemiyorsa, özellikle ilk bir ay içinde (bazı görüşlere göre ise 8 haftaya kadar) hastalık olarak kabul edilmez. Bu süreçte genellikle ilaç tedavisi gerekmez; aksine, bu stresin bir ölçüde yaşanması ve işlenmesi beklenir. Hatta bu stres, kişinin yeni bakış açıları kazanması, farklı düşünmesi, olaylara yeni anlamlar yüklemesi, derin analizler yapması ve küçük ayrıntıları fark ederek kendini geliştirmesi için bir fırsata dönüşebilir. Kişinin olaya olumlu ya da olumsuz yaklaşımı ve anlamlandırma biçimi, bu sürecin seyrini belirler. Genellikle bu durum, 6-8 hafta içinde çözülür ve kişi normal hayatına döner. Bu süreçte sağlıklı olan, korkuyu &#8216;minyatürize etmek&#8217;, yani küçülterek yönetmektir. Ancak bazı kişiler korkuyu minyatürize edemez, aksine &#8216;mumyalaştırarak&#8217; hayatlarında sürekli canlı tutarlar. Bu kişilerde durum, nesnesi belirsiz bir obsesyondan ziyade, kaynağı belli bir korkuya işaret eder ve bu da genellikle kaçınma davranışlarına yol açar. Sürekli düşünce tekrarları görülür; bu durum daha çok &#8216;rüminasyon&#8217; şeklinde, negatif veya bazen pozitif içerikli olabilir. Kişi sürekli aynı konuyu düşünür. Obsesyonda kişi düşüncelerinin saçma olduğunun farkındadır, ancak rüminasyonda düşüncelerine inanarak onları sürekli zihninde döndürür. O beyni çok yoran bir şeydir. Bu tür tepkilerin 6-8 hafta kadar sürmesi doğaldır. Bu sürenin sonunda kişinin travma sonrası büyüme kazanımlarıyla hayatına devam etmesi beklenir. Eğer bu başarılamazsa, uzman yardımı almak gerekir.&#8221;</p>
<p><strong>İstanbul&#8217;un &#8220;çılgın projesi&#8221; kentsel dönüşüm olmalı</strong></p>
<p>İstanbul&#8217;un &#8220;çılgın projesinin&#8221; öncelikle kentsel dönüşüm olması gerektiğini savunan Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Şu an binaların yaklaşık yüzde 70&#8217;i 2000 öncesi yapılar ve yüksek risk taşıma potansiyeline sahip. Bu konuda liderlik ve ciddi bir gelecek projeksiyonu şart.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, deprem konusunda farklı uzman görüşlerinin &#8220;felaketleştirenler&#8221; ve &#8220;tehlike atlatıldı diyenler&#8221; şeklinde insanları şaşırttığını ve bilgi kirliliğine yol açtığını belirterek, &#8220;Uzmanların kendi aralarında oturup çözüm üretmesi gerekirken, herkes farklı bir şey söylüyor. Rasyonel hareket etmek ve düşünmek gerekiyor.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Depremi her an olacak gibi yaşamaya insan alışamaz</strong></p>
<p>Toplumun zamanla travmaları unutma eğiliminde olduğunu (6 Şubat depremleri gibi) ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Korkuyu yok saymak yerine &#8216;minyatürize edip&#8217; toplumun devamlılığını sağlamak gerekiyor. &#8216;Yarın 7.4 olabilir&#8217; gibi söylemler korkuyu &#8216;mumyalaştırmaktır&#8217; ve bu korkuyla yaşanmaz. Bir odada yılan varken onunla yaşamaya alışılmaz. Depremi her an olacak gibi yaşamaya insan alışamaz. Yöneticilerin işi ciddiye alıp plan yaptıklarını görmek, örneğin Şehircilik Bakanlığı&#8217;nın bina tespit çalışmaları gibi adımlar, insanlarda güven duygusunu artırır, panik davranışını minimize eder ve gelecekle ilgili belirsizliği giderir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Deprem korkusu adli ve psikiyatrik vakalarda artışa neden olabiliyor</strong></p>
<p>Deprem korkusunun adli ve psikiyatrik vakalarda artışa neden olabileceğini, toplumdaki temel güven duygusunu zedeleyebileceğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Güven duygusu olursa, insan &#8216;bunun çözümü vardır&#8217; diyerek sorunları daha rahat aşar.&#8221; dedi.</p>
<p>Başa çıkma yöntemlerinden ilkinin pozitif psikoloji olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bu yaklaşım, olayları olumlamak ve onlara anlam yükleyebilmek üzerine kuruludur. Her olayın bir tehdit, bir de fırsat boyutu vardır. Tehdit boyutunu görüp fırsat boyutuna odaklanmak, gerçekleri kabul edip hedef belirlemek ve strateji geliştirmek korkuyu en güzel yönetme biçimidir. Buna ‘radikal kabullenme’ diyoruz; kabullenip onu bir fırsata dönüştürmek.&#8221; diye açıkladı.</p>
<p><strong>Hepimizin gücünün yettiği ve yetmediği şeyler var</strong></p>
<p>İkinci önemli yöntemin dini başa çıkma olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Hepimizin gücünün yettiği ve yetmediği şeyler var. Böyle durumlarda kişinin zihinsel bir sığınağa ihtiyacı olur: Büyük bir anlamın, bir değerin, bir yaratıcının parçası olmak. Evrendeki olayların tesadüfen olmadığını, bir geminin kaptanı olduğu gibi dünyanın da bir sahibi olduğuna inanmak, insanın gücünün yetmediği yerde bu yöntemleri kullanarak rahatlamasını sağlar. Empati, vicdan duygusunun bir ürünüdür. Vicdan duygusu olmayan kimse empati yapamaz. Bencil kişilerde vicdan duygusu körelir. Deprem gibi olaylarda dini başa çıkma yöntemini kullanan kişiler bu konuda bazen aşırı fedakar olabiliyorlar. Aşırı orantısız tepkiler de olabiliyor. Stres altında soğukkanlı kalma konusunda kendini eğitmiş kişiler bu olaylarda liderlik yapıyorlar. Aileyi de yatıştırıyorlar, çevreyi de yatıştırıyorlar. Biraz zihinsel olarak, emek vermek gerekiyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-sonrasi-beyin-surekli-tehlike-modunda-kalabilir-562909">Deprem sonrası beyin &#8216;sürekli tehlike&#8217; modunda kalabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Su Kaynaklarında Tehlike Alarmı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/su-kaynaklarinda-tehlike-alarmi-562489</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Aug 2025 12:27:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[kaynaklarında]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562489</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sapanca Gölü’nün korunması için alınacak önlemler, alternatif su kaynaklarının hayata geçirilmesi ve bölgenin su arzının kullanım alanlarına göre değerlendirilmesi amacıyla SASKİ Genel Müdürü Seyit Sakallıoğlu ile İSU Genel Müdürü Ali Sağlık bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/su-kaynaklarinda-tehlike-alarmi-562489">Su Kaynaklarında Tehlike Alarmı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ), Sapanca Gölü’nün korunması ve doğru politikalarla sürdürülebilir su yönetiminin sağlanması amacıyla bölgesel iş birliklerini kararlılıkla sürdürüyor.</p>
<p>SASKİ Genel Müdürü Seyit Sakallıoğlu, Kocaeli Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nde İSU Genel Müdürü Ali Sağlık ile bir görüşme gerçekleştirdi. Su yönetimine dair kritik başlıkların ele alındığı değerlendirme toplantısının ana gündem maddesi ise Sapanca Gölü oldu.</p>
<p>İSU Genel Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen görüşmede, Sapanca Gölü’nün mevcut durumu detaylı biçimde ele alınırken, bölgenin su kaynakları üzerindeki stresi minimuma indirecek Ballıkaya Barajı’nın ilerleyişi de ele alındı. Sürecin hızlandırılması için Ankara’daki temaslara ağırlık verilecek.</p>
<p><strong>KAYGIMIZ ORTAK</strong></p>
<p>Su kaynaklarının geleceği için atılan her adımın hayati öneme sahip olduğunu söyleyen SASKİ Genel Müdürü Sakallıoğlu, &ldquo;Sapanca Gölü ve Kocaeli’ne içme suyu temin eden barajlar için su politikalarımızda birlikte hareket edeceğiz. Kaygımız ortak. Ortak akıl ile atılan her adım kaynaklarımızın geleceğinin teminatı olacak. 29.70 seviyesinin ardından alacağımız tedbirler hakkında İSU Genel Müdürümüzü bilgilendirdik. Tedbir, tasarruf ve alternatif kaynaklar iki şehir için de kritik öneme sahip&rdquo; dedi.</p>
<p>Genel Müdür Sakallıoğlu açıklamasının devamında, &ldquo;Ballıkaya Barajı’nın bir an önce devreye alınması için Ankara’daki temaslarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz. Bölgemizin sanayi, turizm ve tarım alanlarında Türkiye’nin en ön sıralarında yer alması nedeniyle yaşanan nüfus yoğunluğuna kesintisiz hizmet verebilmek için alternatif kaynaklar artık zorunlu hale geldi. Biz şehirlerimizin sadece günlük değil aynı zamanda gelecek su ihtiyacının da kaygısıyla çalışıyoruz. Değerli iş birlikleri ve misafirperverlikleri için İSU Genel Müdürü Ali Sağlık’a teşekkür ederim&rdquo; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kocaeli İSU Genel Müdürü Ali Sağlık, SASKİ Genel Müdür’ü Seyit Sakallıoğlu’nu kurumlarında ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirterek, &ldquo;Görüşmemizde mevcut su kaynaklarının korunması, alternatif su temin yöntemleri, teknolojik yatırımlar ve sürdürülebilir su yönetimi konularında karşılıklı bilgi ve tecrübe paylaşımında bulunduk. Bu vesileyle, Sayın Seyit Sakallıoğlu’na yeni görevinde başarılar diler, nazik ziyaretleri ve samimi sohbetleri için teşekkür ederim&rdquo; dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/su-kaynaklarinda-tehlike-alarmi-562489">Su Kaynaklarında Tehlike Alarmı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>USB Portlarından Gelen Gizli Tehlike! Tatilde Nasıl Korunursunuz?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/usb-portlarindan-gelen-gizli-tehlike-tatilde-nasil-korunursunuz-557924</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 13:05:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[korunursunuz]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[portlarından]]></category>
		<category><![CDATA[tatilde]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[usb]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=557924</guid>

					<description><![CDATA[<p>2025 yılının ilk çeyreğinde yurt içinde ikamet eden 8 milyon 262 bin kişi seyahate çıktı. Aynı dönemde Türkiye'den çıkış yapan ziyaretçi sayısı ise geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 1,2 artarak 9 milyon 121 bin 152’ye ulaştı. Ancak tatil dönemlerinde dikkat elden bırakılmamalı; siber suçlular tatile çıkmıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/usb-portlarindan-gelen-gizli-tehlike-tatilde-nasil-korunursunuz-557924">USB Portlarından Gelen Gizli Tehlike! Tatilde Nasıl Korunursunuz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şifre güvenliğini sağlamak, uygulamaları güncellemek ve olası riskleri önceden bilmek; özellikle tatil sırasında düşen dikkat seviyesine karşı verilerin korunması açısından hayati önem taşıyor.</p>
<p>Tatile çıkarken mümkün olduğunca az cihaz (telefon, bilgisayar vb.) almak en iyi tercih. Daha az cihaz, daha az saldırı ya da hırsızlık riski anlamına geliyor.</p>
<p>Tatil öncesinde, önemli verilerin (örneğin fotoğrafların) hem bulut ortamında hem de fiziksel olarak yedeğini almak büyük önem taşıyor. Ayrıca cihazlar ve uygulamalar güncel değilse mutlaka en son sürümleri yüklenmeli. Yazılım güncellemeleri, güvenlik açıklarını kapatarak siber saldırılara karşı daha güçlü koruma sağlıyor.</p>
<p><strong>USB, QR KOD VE Wİ-Fİ ÜZERİNDEN SALDIRILAR</strong></p>
<p>Havalimanları veya tren istasyonları gibi yerlerdeki halka açık Wi-Fi noktaları, siber saldırganların gözde alanları. Bu ağlar aracılığıyla sosyal medya ya da bankacılık giriş bilgileri çalınabiliyor. Bu nedenle, halka açık Wi-Fi kullanıldığında VPN ile bağlantıyı şifrelemek çok daha güvenli. Ayrıca telefon ayarlarında otomatik Wi-Fi ve Bluetooth bağlantılarını devre dışı bırakmak, dışarıdan erişimi zorlaştırıyor.</p>
<p>Kamuya açık USB şarj portları da riskli olabiliyor. Siber suçlular, bu portların içine kendi cihazlarını yerleştirerek veri çalabiliyor. Aynı şekilde, halka açık alanlarda giderek yaygınlaşan QR kodlar da dikkatle kullanılmalı. Bu kodlar sizi dolandırıcılık amaçlı sahte sitelere yönlendirebiliyor. Bu tür sitelere bilgi girmek ya da ödeme yapmak, doğrudan maddi kayıplara yol açabiliyor.</p>
<p><strong>YAPAY ZEKÂ, SAHTECİLİKTE SEVİYE ATLADI</strong></p>
<p>Siber suçlular yapay zekâdan faydalanarak son derece gerçekçi sahte internet siteleri ve e-posta adresleri oluşturabiliyor. Özellikle Booking ya da Airbnb gibi konaklama sitelerini taklit ederek kullanıcıları kandırıp para sızdırıyorlar.</p>
<p>Fortinet uzmanları uyarıyor: “Saldırganlar artık AI destekli ses teknolojileriyle aile bireylerinin sesini taklit edebiliyor. Tanıdık bir sesle, acil para ihtiyaçları olduğunu söyleyip banka hesabına para istiyorlar. Tatildeyken yakınlarla daha az temas kurduğumuz için, dikkatimiz de düşük oluyor – bu da siber saldırganların işini kolaylaştırıyor.”</p>
<p><strong>SALDIRIYA UĞRADIYSANIZ HIZLI HAREKET EDİN</strong></p>
<p>Kendi cihazlarınızı güvenmediğiniz kişilerle paylaşmayın ve siz de onların cihazlarını kullanmayın. Şifrelerinizi korumak ve unutma riskini azaltmak için şifre yöneticisi kullanmak etkili bir yöntem. Ayrıca halka açık Wi-Fi yerine internet paketi olan bir SIM kart tercih etmek daha güvenli olur. Her durumda dikkatli olmak, bağlantı sağlanan web sayfalarının ve e-postaların doğruluğunu kontrol etmek şart.</p>
<p>Fortinet uzmanları, bu noktada şu uyarıyı yapıyor: “Bir siber saldırı durumunda en kritik adım hızlıca harekete geçmektir. İlgili hesapların şifreleri hemen değiştirilmelidir. Banka hesapları koruma altına alınmalı ve olay resmi olarak bildirilmelidir. Ancak hızlı tepki için önce saldırının farkında olmak gerekir. Bu yüzden özellikle tatildeyken e-postalarınızı ve banka hesaplarınızı düzenli kontrol edin.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/usb-portlarindan-gelen-gizli-tehlike-tatilde-nasil-korunursunuz-557924">USB Portlarından Gelen Gizli Tehlike! Tatilde Nasıl Korunursunuz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayındır&#8217;da Köy İçinde Ot Yangını: Yerleşim Alanları Tehlike Altında</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayindirda-koy-icinde-ot-yangini-yerlesim-alanlari-tehlike-altinda-557266</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 06:34:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bayındırda]]></category>
		<category><![CDATA[içinde]]></category>
		<category><![CDATA[köy]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[yangını]]></category>
		<category><![CDATA[yerleşim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=557266</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir'in Bayındır ilçesine bağlı Yeşilova Mahallesi’nde çıkan ot yangını, rüzgarın etkisiyle kısa sürede yerleşim alanlarını tehdit etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayindirda-koy-icinde-ot-yangini-yerlesim-alanlari-tehlike-altinda-557266">Bayındır&#8217;da Köy İçinde Ot Yangını: Yerleşim Alanları Tehlike Altında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir&#8217;in Bayındır ilçesine bağlı Yeşilova Mahallesi’nde çıkan ot yangını, rüzgarın etkisiyle kısa sürede yerleşim alanlarını tehdit etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye ekipleri, tahliye kararı verilen mahallede yaşayan 100 yurttaşı, güvenli bölgelere sevk etti. Alevlerin etkisiyle vücudunda kısmen yanıklar oluştuğu belirlenen bir kişi 112 Acil Sağlık ekiplerine teslim edilerek hastaneye sevk edildi. Ekipler, alevleri kontrol altına almak için havadan ve karadan yoğun bir çalışma yürütüyor.</p>
<p>İzmir&#8217;de bugün 15.30 sıralarında, Bayındır ilçesine bağlı Yeşilova Mahallesi’nde ot yangını çıktı. Mahalle içerisinde çıkan ot yangını, rüzgarın etkisiyle diğer yerleşim yerlerini tehdit etti. Yerleşim yerlerini etkileyen yangın nedeniyle mahalle sakinlerinin tahliyesine karar verildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri, alevlerin tehdit ettiği mahallede tahliye çalışmalarını güvenli şekilde tamamlandı. Ekipler 50 hanesi bulunan mahallede yaşayan 100 yurttaşı güvenli bölgelere sevk etti. Yangın sırasında, alevlerin etkisiyle vücudunda kısmen yanıklar oluştuğu belirlenen bir yurttaş, 112 Acil Sağlık Ekiplerine teslim edilerek, hastaneye sevk edildi.</p>
<p><strong>Kontrol altına alındı</strong><br />
Ekipler, bir yandan bölgedeki vatandaşları tahliye ederken, diğer taraftan ise yangını kontrol altına almak için mücadele verdi. İzmir İtfaiyesi, bölgede 9 araç ve 30 personel ile alevlere karşı savaşıyor. Yine İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin muhtarlara dağıttığı su tankerleri ve orman gönüllüleri de yangını söndürme çalışmalarına destek veriyor. Orman Bölge Müdürlüğü de 8 araç, 2 uçak ve 2 helikopter ile yangının kontrol altına alınması için mücadelesini sürdürüyor. Ekipler tarafından mahalle içerisindeki yangının kontrol altına alındığı belirlenirken, mahalle çevresi için söndürme çalışmaları devam ediyor.</p>
<p><strong>Hayvanlar için seferber oldular</strong><br />
İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı ekipleri de bölgedeki hayvanların tahliye edilmesi için köye ulaştı. 2 araç 6 personel ile özellikle sahipsiz hayvanların yangından zarar görmemesi için seferber olundu. Alevlerden etkilenen bir kaplumbağa da görevli personel tarafından kurtarıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayindirda-koy-icinde-ot-yangini-yerlesim-alanlari-tehlike-altinda-557266">Bayındır&#8217;da Köy İçinde Ot Yangını: Yerleşim Alanları Tehlike Altında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tuğba Özay, İklim Kanununa Tepkili: &#8220;Ülkemiz İçin Tehlike Arz Ediyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tugba-ozay-iklim-kanununa-tepkili-ulkemiz-icin-tehlike-arz-ediyor-555431</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 13:45:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[arz]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[kanununa]]></category>
		<category><![CDATA[özay]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[tepkili]]></category>
		<category><![CDATA[tuğba]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=555431</guid>

					<description><![CDATA[<p>Müzisyen Tuğba Özay, Radyo Sputnik’te Okan Aslan’la Gün Ortası programına konuk oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugba-ozay-iklim-kanununa-tepkili-ulkemiz-icin-tehlike-arz-ediyor-555431">Tuğba Özay, İklim Kanununa Tepkili: &#8220;Ülkemiz İçin Tehlike Arz Ediyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong>Okan Aslan</strong>&#8216;la<strong> Gün Ortası</strong> programının konuğu olan <strong>Tuğba Özay</strong>, toplumsal olaylara karşı duyarsız kalamadığını dile getirdi.</p>
</div>
<div>
<p>Özay, şunları söyledi:</p>
</div>
<div>
<div>
<div>İklim kanunuyla ilgili farkındalık yaratmak istiyorum çünkü bu yasa ileride ülkemize çok büyük zararlar verecek. Vatan, millet ve devlet kavramları benim için siyasetin çok ötesindedir. Hükümetler değişebilir ama bu değerler kalıcıdır.</div>
</div>
</div>
<div>
<p>İklim kanununa yönelik itirazlarını uzun süredir kamuoyuyla paylaştığını belirten Özay, şöyle konuştu:</p>
</div>
<div>
<div>
<div>Sayın Cumhurbaşkanımıza yazdığım açık mektup bir gün çok daha değerli ve anlamlı hâle gelecek. Bu mektupla tarih yazacağımıza inanıyorum” dedi. Kanunun içeriğinin hâlâ geniş kesimlerce anlaşılmadı. Geçtiğimiz günlerde gazeteci İsmail Saymaz’ı aradım. Bu konuda destek rica ettim. Telefonda çok sıcak bir karşılama oldu ama sonra telefon kapandı ve o günden beri ulaşamıyorum. Saygı duyduğum bir gazeteci ama konuyla ilgilenmedi. Benimle değil, konunun kendisiyle ilgilenmedi. Bu tavrın yalnızca bir kişiye değil, genel bir ilgisizliğe işaret ediyor. İklim kanununun içeriğini insanlar bilmiyor. Bu durum beni rahatsız ediyor çünkü kamuoyu bilinçsiz bırakılıyor.</div>
</div>
</div>
<div>
<p>Tuğba Özay, iklim kanununun yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik etkileri olduğuna dikkat çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
</div>
<div>
<div>
<div>Yarın öbür gün seyahat özgürlüğün kısıtlanacak, gıdana kota gelecek, su kullanımına sınırlama getirilecek. İnsanların banka hesaplarına bile müdahale edilebilecek bir sistem kuruluyor. Bu konuda gazetecilerin ve kamuoyunun daha duyarlı olması gerekiyor. Yakın zamanda bir duruşma sırasında gazeteci Emrullah Erdinç ile karşılaştım. İklim kanunuyla ilgili daha çok destek beklediğimi söyledim. Konunun içeriğini bilmediğini söyledi. Bu, toplumun genelinde de böyle. Kimse bu yasanın aslında neyi içerdiğini bilmiyor. Oysa bu, geleceğimizi doğrudan ilgilendiren bir mesele. Bu konudaki mücadelemde yalnız değilim. Toplumun giderek artan bir kesimi iklim kanununa ‘hayır’ diyor. Topluma yön veren kişilerin bu konularda susmaması gerek. Bizler milyonlara ulaşabiliyoruz, bu gücü doğru kullanmak zorundayız.</div>
</div>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugba-ozay-iklim-kanununa-tepkili-ulkemiz-icin-tehlike-arz-ediyor-555431">Tuğba Özay, İklim Kanununa Tepkili: &#8220;Ülkemiz İçin Tehlike Arz Ediyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz aylarındaki gizli tehlike keneler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarindaki-gizli-tehlike-keneler-554433</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jul 2025 11:23:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aylarındaki]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[keneler]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554433</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, kenelerin hayvan sağlığı için oluşturduğu riskleri anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarindaki-gizli-tehlike-keneler-554433">Yaz aylarındaki gizli tehlike keneler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, kenelerin hayvan sağlığı için oluşturduğu riskleri anlattı.</p>
<p><strong>Evcil hayvanlar için dış parazitler sağlık riski oluşturuyor</strong></p>
<p>Evcil hayvanlar için dış parazitlerin sağlık riski oluşturduğunu anlatan Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Bunların en önemlilerinden olan keneler, diğer hayvanlardan kan emen ve örümcek benzeri küçük parazitlerdir. Sekiz bacakları vardır ve kanla dolduğunda daha büyük ve koyu hale gelen yumurta biçimli bir gövdeleri vardır. Pirelerin aksine uçmaz veya zıplamazlar. Bunun yerine, üzerinde oturdukları şeyin yanından geçerken evcil hayvanınızın tüylerine tırmanırlar veya düşerler.” dedi.</p>
<p><strong>Kedilerin köpeklere göre kene kapma riski daha az</strong></p>
<p>Kenelerin ormanlık alanlarda ve çayırlarda yaygın olduğunu ve yıl boyunca aktif olmalarına rağmen, büyük olasılıkla ilkbahar ve sonbahar arasında göründüğünü kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Yaban hayatı aktivitesinin olduğu ılıman ve tropikal iklimlerde bol miktarda bulunur. Kedilerin köpeklere göre kene kapma olasılığı daha düşüktür, ancak yine de olabilir. Ancak bir kene yeni bir konak ararken, evcil hayvanlar ve insanlar dahil olmak üzere yanından geçen herhangi bir memeliye bulaşabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Keneyi çıkarırken nelere dikkat edilmeli? </strong></p>
<p>Kene ısırıklarının hastalık taşıyabildiğini ve bu yüzden onları hemen çıkarmanın önemli olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, şöyle devam etti:</p>
<p>“Hastalığa bağlı olarak, bulaşmanın gerçekleşmesi genellikle en az birkaç saat hatta birkaç gün sürer. Enfekte bir kene ne kadar uzun süre tutunursa, hastalık bulaşma riski o kadar artar. Bir keneyi çıkarırken, kenenin gövdesini sıkmadığınızdan veya başını içinde bırakmadığınızdan emin olun. Vücudunu sıkarsanız veya başını içinde bırakırsanız, bu kanı evcil hayvanınıza geri itebilir ve bu da bir hastalığa yakalanma olasılığını artıracaktır. Kene ısırıkları enfeksiyona, apselere, anemiye, felce ve hatta ölüme neden olabilir. Keneler Lyme hastalığı adı verilen ciddi bir bakteriyel enfeksiyon taşır. Köpekler, kediler ve insanlar Lyme hastalığına yakalanabilir, ancak kedilerde nadirdir.”</p>
<p><strong>En iyi kene tedavisi için veterinere danışın</strong></p>
<p>Evcil hayvanları kenelerin ısırmasını önlemek için keneleri öldüren veya yapıştıklarında uzaklaştıran kene tedavisi kullanılmasını öneren Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Noktasal tedaviler ve tabletler gibi farklı tedavi türleri vardır. En iyi kene tedavisi için veterinere danışın. Dikkatli olun! Kedilerde asla köpek kene ilacı kullanmayın veya tam tersi. Bazı köpek kene tedavileri kediler için toksik olan ve hatta onlar için ölümcül olabilen kimyasallar içerir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Keneler deri yüzeyindeki kanla beslenir ve ısırırlar</strong></p>
<p>Tasma, sprey, damla veya hap gibi kene önleyici ürünlerin kene mevsiminde etki sürelerine göre pet hayvanlarında kullanılması önerildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Her ürünün bir kullanılma süresi bulunmaktadır. Keneler deri yüzeyindeki kanla beslenir ve ısırırlar. Derinin altına girmezler. Yapışık keneler deride küçük koyu şişlikler gibi görünür ve beslendikçe büyürler. Boyutları ve renkleri kene türlerine göre değişir. Kene ısırıkları deride kabuklu, iltihaplı yaralar gibi görünebilir ve kene düzgün bir şekilde çıkarılmış olsa bile tamamen iyileşmesi birkaç hafta sürebilir. Keneler vücudun herhangi bir yerinde bulunabilir ancak genellikle hayvanların ulaşmasının daha zor olduğu bölgelerde bulunurlar, örneğin kulakların içinde ve çevresinde, göz kapaklarının çevresinde, tasma takımlarının altında, ayak parmaklarının arasında, ön bacakların arasında, kuyruk tabanı ve anüs çevresinde.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Evcil hayvanda kene olup olmadığını kontrolü de çok önemli</strong></p>
<p>Bazı kene türlerinin çok küçük olduğunu ve görülmekten çok hissedildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Kenelerin yaygın olduğu çalılık alanlardan geçtikten sonra, kene kaynaklı bir hastalıkla enfeksiyon olasılığını en aza indirmek için evcil hayvanınızda kene olup olmadığını kontrol etmeniz ve bunları olabildiğince çabuk çıkarmanız önemlidir.” dedi.</p>
<p><strong>Arada dışarı çıkan evcil hayvanlar daha az risk altında</strong></p>
<p>Bazı köpeklerin kişilikleri ve cins özellikleri nedeniyle kene konusunda daha yüksek risk altında olabildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Çoban ve av köpekleri günlerinin çoğunu sahada geçirebilirken, diğer köpekler evde kalmaktan ve sadece ara sıra dışarı çıkmaktan memnundur. Arada dışarı çıkan hayvanlar daha az risk altındadır. Köpeğinizi gezdirirken önlem alın ve cildinizi örtmek için uzun kollu üstler ve pantolonlar giyin. Keneleri durdurmak için böcek kovucu da kullanabilirsiniz. Köpekler, kediler ve sahipleri genellikle açık havada kenelere maruz kalırlar. Keneler bacaklarını uzatarak uzun otların ve çalıların üzerinde durur ve yürürken bir konağa tutunurlar. Ağaçlardan düşmezler, uçmazlar veya konaklar arasında atlamazlar.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarindaki-gizli-tehlike-keneler-554433">Yaz aylarındaki gizli tehlike keneler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anoreksiya Nervosa: Hayati Tehlike Yaratan Bir Sağlık Sorunu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anoreksiya-nervosa-hayati-tehlike-yaratan-bir-saglik-sorunu-553984</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Jul 2025 11:07:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anoreksiya]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[nervosa]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[yaratan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=553984</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hastalığın hem fiziksel hem de zihinsel sağlığı etkileyen karmaşık bir bozukluk olduğunu belirten Dr. Erdinç, toplumun bu konuda bilinçlenmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anoreksiya-nervosa-hayati-tehlike-yaratan-bir-saglik-sorunu-553984">Anoreksiya Nervosa: Hayati Tehlike Yaratan Bir Sağlık Sorunu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren tıbbi bir sorun olarak tanımlanan anoreksiya nervosa, 20. yüzyıl boyunca batı toplumlarında yaygınlaşarak bugün dünya genelinde ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldi. Dr. Erdinç’e göre, hastalığın ortaya çıkmasında biyolojik, emosyonel ve kültürel faktörlerin karmaşık etkileşimi söz konusu. Ancak hastalığın nedenleri hakkında sunulan çeşitli kuramlar arasında henüz net bir üstünlük sağlanmış değil.</p>
<p><b>&#8220;KİLO KAYIPLARI YAŞAMLA ÖLÜM ARASINDA İNCE BİR ÇİZGİDE&#8221;</b></p>
<p>Anoreksiya nervosa hastalarının, yaşa ve boya göre olması gereken kilonun en az %15’ini kaybetmiş olmalarına rağmen kendilerini h&acirc;l&acirc; kilolu hissettiklerini belirten Dr. Erdinç, &ldquo;Hastalar çoğu zaman durumun ciddiyetini ink&acirc;r eder ve kilo almamak için aşırı diyet, yoğun egzersiz gibi çeşitli davranışlar sergilerler. Hatta bazıları, sosyal ortamlarda yemek yemekten tamamen kaçınabilir&rdquo; dedi.</p>
<p>Dr. Erdinç, anoreksiya nervosa’nın oluşumunda genetik yatkınlık kadar aile içi dinamiklerin, çocukluk döneminde yaşanan travmaların ve sosyokültürel baskıların da etkili olduğunu ifade etti. Obsesif kompulsif bozukluk öyküsü ve ailede obezite geçmişi bulunan bireylerde riskin arttığına dikkat çekti.</p>
<p>Hastalığın yalnızca psikolojik değil, fiziksel olarak da ciddi belirtilere yol açtığını vurgulayan Erdinç, &ldquo;Aşırı zayıflık, kalp ritminde yavaşlama, vücut ısısında düşme, adet görmeme, el ve sırtta yara izleri gibi bulgular görülebilir. Özellikle adet görememe, yağ dokularının azalmasıyla ilişkilidir&rdquo; şeklinde konuştu.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/anoreksiya-nervosa-hayati-tehlike-yaratan-bir-saglik-sorunu-0-Edqu1KG8.jpeg"></p>
<p><b>TEDAVİDE ÇOK YÖNLÜ YAKLAŞIM ŞART</b></p>
<p>Anoreksiya nervosa tedavisinde tek bir yöntemle başarı sağlanamayacağını belirten Dr. Erdinç, &ldquo;Tedavi planlamasında hastanın genel tıbbi durumu ve ruhsal yapısı mutlaka değerlendirilmelidir. İlaç tedavileri, psikoterapi ve beslenme düzenlemeleri birlikte uygulanmalıdır&rdquo; dedi. Uzm. Dr. Erdoğan Erdinç, vakaların yaklaşık yüzde 40’ında tam iyileşme görüldüğünü, ancak hastalık nedeniyle ölüm riskinin yüzde 5-10 arasında olduğunun da altını çizdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anoreksiya-nervosa-hayati-tehlike-yaratan-bir-saglik-sorunu-553984">Anoreksiya Nervosa: Hayati Tehlike Yaratan Bir Sağlık Sorunu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tehlike saçan metruk binalar yıkıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tehlike-sacan-metruk-binalar-yikildi-551915</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 14:56:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[binalar]]></category>
		<category><![CDATA[metruk]]></category>
		<category><![CDATA[saçan]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[yıkıldı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551915</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, insanların can ve mal güvenliğini tehdit eden, kent estetiğine uygun olmayan metruk binaların yıkımını sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tehlike-sacan-metruk-binalar-yikildi-551915">Tehlike saçan metruk binalar yıkıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, insanların can ve mal güvenliğini tehdit eden, kent estetiğine uygun olmayan metruk binaların yıkımını sürdürüyor. Belediye ekipleri son olarak Alacahırka Mahallesi’nde 3 metruk binanın yıkımını gerçekleştirdi.</p>
<p>Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın göreve gelmesinin ardından Osmangazi’de bulunan metruk binaların yıkımları da hız kazandı. Halkın can ve mal güvenliğini tehdit etmesinin yanı sıra madde bağımlılarının mesken tutması nedeniyle de yoğun şikayetlere konu olan metruk binaların yıkılması vatandaşlar tarafından da memnuniyetle karşılanıyor. İlçedeki metruk binaların oluşturduğu riskleri ortadan kaldırmak ve çevreye zarar veren unsurlara engel olmak amacıyla harekete geçen Yapı Kontrol Müdürlüğü ekipleri, son olarak Alacahırka Mahallesi’nde bulunan 3 metruk binayı yıktı. Yıkımın ardından ortaya çıkan molozlar, belediye ekipleri tarafından kamyonlara yüklenerek yıkım alanı temizlendi.</p>
<p>Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, vatandaşların güvenliğini sağlamak ve daha güzel bir Osmangazi oluşturmak adına metruk binaları yürürlükteki yasa ve yönetmeliklere göre yıkmaya devam edeceklerini söyledi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tehlike-sacan-metruk-binalar-yikildi-551915">Tehlike saçan metruk binalar yıkıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gölcük’te Tehlike Arz Eden Binalar Tek Tek Yıkılıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/golcukte-tehlike-arz-eden-binalar-tek-tek-yikiliyor-551824</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 09:43:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arz]]></category>
		<category><![CDATA[binalar]]></category>
		<category><![CDATA[eden]]></category>
		<category><![CDATA[gölcükte]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[yıkılıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551824</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi, ilçede güçlendirilmemiş orta hasarlı ve sosyal risk taşıyan metruk binaların yıkım çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcukte-tehlike-arz-eden-binalar-tek-tek-yikiliyor-551824">Gölcük’te Tehlike Arz Eden Binalar Tek Tek Yıkılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi, ilçe genelinde onarım ve güçlendirmesi yapılmayan orta hasarlı binalar ile vatandaşların can güvenliğini tehdit eden, sosyal riskler oluşturan metruk binaların yıkımına devam ediyor.</p>
<p>Çalışmalarda son olarak Hasaneyn Köyü&#8217;nde bulunan 4 metruk binanın maili inhidam raporu doğrultusunda yıkımı ve enkazının kaldırılma işlemini belediye ekipleri tarafından tamamlandı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/golcukte-tehlike-arz-eden-binalar-tek-tek-yikiliyor-0-juVIDRIn.jpeg"></p>
<p><strong>RİSKLİ YAPILAR TEK TEK YIKILIYOR</strong></p>
<p>Çalışmanın tamamlanması ile birlikte; ilçe genelinde, sosyal riskler oluşturan ve metruk ya da orta hasarlı olup güçlendirmesi ve onarımı yapılmayan 145 bina, Merkez Kentsel Dönüşüm alanındaki 322 konut, 247 dükkan, 54 ofis, Denizevler’deki 50 ve eski sanayi alanındaki 10 bina yıkılıp enkazı kaldırılmış oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcukte-tehlike-arz-eden-binalar-tek-tek-yikiliyor-551824">Gölcük’te Tehlike Arz Eden Binalar Tek Tek Yıkılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sessiz Tehlike: Elektronik Sigara Gençlerin Cebinde!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-elektronik-sigara-genclerin-cebinde-541222</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 May 2025 08:45:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cebinde]]></category>
		<category><![CDATA[elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerin]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541222</guid>

					<description><![CDATA[<p>31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada elektronik sigaraların sanıldığından çok daha tehlikeli olduğunu vurgulayan Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Banu Musaffa Salepçi, her yıl dünya genelinde 8 milyondan fazla insanın tütün kullanımına bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğine işaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-elektronik-sigara-genclerin-cebinde-541222">&#8220;Sessiz Tehlike: Elektronik Sigara Gençlerin Cebinde!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada elektronik sigaraların sanıldığından çok daha tehlikeli olduğunu vurgulayan Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Banu Musaffa Salepçi, her yıl dünya genelinde 8 milyondan fazla insanın tütün kullanımına bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğine işaret etti.  Prof. Dr. Salepçi, bu kayıpların yaklaşık 7 milyonunun aktif, 1,3 milyonunun ise pasif içiciler olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>“GENÇLERDE ELEKTRONİK SİGARA KULLANIM ORANI YÜZDE 20’LERE ULAŞTI”</strong></p>
<p>Gençler arasında elektronik sigara kullanım oranının dünya genelinde yüzde 20’lere ulaştığını, Türkiye’de ise lise ve üniversite öğrencileri arasında bu oranın yüzde 16 ila 20 arasında değiştiğini belirten Prof. Dr. Salepçi, “Birçok genç sigaraya hiç başlamamışken, sırf karizmatik görüneceğini düşündüğü için elektronik sigara kullanmaya başlıyor. Bu ürünler cazip aromalarla ve renkli tasarımlarla sunularak gençlerin ilgisini çekiyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;NİKOTİN BAĞIMLILIĞI GELİŞİYOR, AİLELER FARK ETMİYOR&#8221;</strong><br /> Gençlerin kullandığı tek kullanımlık puff barların içinde 300 puffa kadar likit bulunduğunu ve ciddi miktarda nikotin içerdiğini belirten Prof. Dr. Salepçi, “Gençler bu ürünleri birlikte alıp kullanabiliyor. Ne kadar nikotin alındığı bilinmediği için ciddi bağımlılık riski taşıyor. Üstelik aileler çoğu zaman çocuklarının elektronik sigara kullandığını fark edemiyor” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;AKCİĞER HASARI RİSKİ ÇOK YÜKSEK&#8221;</strong><br /> Elektronik sigaraların daha az zararlı olduğu algısının gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Prof. Dr. Salepçi, “Bu cihazlar 300 dereceye kadar ısındığı için içlerindeki metal ve katkı maddeleri kanserojen hale geliyor. Özellikle akciğer dokusuna ciddi hasar veriyor. Akciğer kanseri riskini artırdığı gibi, geri dönüşü olmayan solunum yetmezliklerine de yol açabiliyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;HAYATI TEHDİT EDEN SONUÇLARA YOL AÇABİLİYOR&#8221;</strong><br />2019 yılında ABD&#8217;de yaklaşık 2 bin 500 kişi ani solunum sıkıntısıyla hastaneye başvurmuş, 67 kişi hayatını kaybetmişti. Prof. Dr. Salepçi, bu vakaların çoğunun elektronik sigara kullandığı ve akut akciğer hasarı yaşadığı tespit edildiğini belirterek, “Elektronik sigaraların içine pek çok aroma katılıyor, E vitamini de bunlardan biri. Öyle bir hasar yaratıyor ki geri dönüşümsüz bir şekilde hastayı yoğun bakıma götürüyor, hatta yaşamına mal oluyor. ABD’de 16 yaşındaki bir genç akciğer nakli olmak zorunda kaldı. Ülkemizde de göğüs hastalıkları polikliniklerine aynı nedenle yatan gençler oluyor.”</p>
<p><strong>&#8220;YASALARA ve YASAKLARA RAĞMEN ULAŞIM KOLAY&#8221;</strong><br /> Türkiye’de elektronik sigaraların kapalı alanlarda kullanımını yasaklayan ve ithalatını engelleyen yasal düzenlemelere rağmen, bu ürünlere erişimin hâlâ çok kolay olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Salepçi, “Yasaklara rağmen hızla yayılan bir maddeyle karşı karşıyayız. Bugün akciğerlere ciddi zarar verdiğini biliyoruz, ancak uzun vadede sigara gibi kanserojen etkilerinin ortaya çıkacağından eminiz” dedi.</p>
<p><strong>AİLELERE ÇAĞRI: “USB SANMAYIN, E-SİGARA OLABİLİR”</strong></p>
<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Banu Musaffa Salepçi, “Bazı ülkelerde elektronik sigaralar sigarayı bırakma yöntemi olarak reçete ediliyor. Ancak Dünya Sağlık Örgütü, gençler üzerindeki etkileri nedeniyle bu ürünlerin acilen denetlenmesi ve 18 yaşından küçüklere satışının yasaklanması gerektiğini belirtiyor. Özellikle astım gibi solunum yolu hastalıkları olan çocuklarda semptomları şiddetlendiriyor. Aileler, e-sigaranın USB ya da oyuncak gibi görünmesinden dolayı fark edemeyebiliyor. Kokusu olmaması da bu riski artırıyor. Bu konuda ailelerin ve okullarda öğretmenlerin çok dikkatli olması gerekiyor.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-elektronik-sigara-genclerin-cebinde-541222">&#8220;Sessiz Tehlike: Elektronik Sigara Gençlerin Cebinde!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yolda dinlenmeye zorlayan sessiz tehlike!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yolda-dinlenmeye-zorlayan-sessiz-tehlike-530607</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 May 2025 14:52:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dinlenmeye]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[yolda]]></category>
		<category><![CDATA[zorlayan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=530607</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern çağın hareketsiz (sedanter) yaşantısında sinsice ilerleyen omurga kanalı daralması, genellikle 50 yaş üzerinde ortaya çıkarken, son yllarda yanlış yaşam alışkanlıklarının da etkisiyle görülme sıklığı hızla artıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yolda-dinlenmeye-zorlayan-sessiz-tehlike-530607">Yolda dinlenmeye zorlayan sessiz tehlike!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Modern çağın hareketsiz (sedanter) yaşantısında sinsice ilerleyen omurga kanalı daralması, genellikle 50 yaş üzerinde ortaya çıkarken, son yllarda yanlış yaşam alışkanlıklarının da etkisiyle görülme sıklığı hızla artıyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu </strong>“Hastalığın ilerlemesiyle birlikte kişinin ağrısız yürüyebilme süresi giderek kısalır. Bel ve bacak ağrılarınız sıklaştıysa ve yatak istirahatiyle geçmiyorsa mutlaka beyin ve sinir cerrahına başvurmanız gerekir. Çünkü sinir kayıplarının önlenmesi açısından erken teşhis çok büyük önem taşımaktadır” diyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu, omurga kanalı darlığına yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Omurga kanalı darlığı ülkemizde son yıllarda hızla yaygınlaşmasına rağmen, hastalıkla ilgili toplumsal farkındalığın düşük olması tanı ve tedavide önemli gecikmelere yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu</strong>, tıp dilinde ‘lomber dar kanal’ denilen hastalığın genellikle 50 yaş sonrası ortaya çıktığını, en sık 60-70 yaşları arasında görüldüığünü belirterek “Sokakta yürürken yol kenarında durup, bel ve bacaklarındaki ağrıların geçmesini bekleyen ve bir süre dinlendikten sonra yoluna devam eden insanlara pek çoğumuz rastlamışızdır. Bu tablonun arka planında genellikle “lomber dar kanal” adı verilen omurga kanalı darlığı sorunu yatmaktadır.  Lomber dar kanal; omurganın içinde omurilik ve bacağa giden sinirlerin bulunduğu kanalın, kemik veya bağların kireçlenerek sinire ait alanı işgal etmesi neticesinde sinirlerin sıkışmasına yol açan bir hastalıktır. Bel ağrısından sonra başlayan, tek ya da iki taraflı bacak ağrıları belirtisiyle ortaya çıkan bu hastalık, doğumsal veya yaşlanma ile oluşabilmektedir. Eskiden sıklıkla ileri yaşlarda görülen bu hastalık günümüzde artık genç yaşlarda da görülmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Yanlış yaşam alışkanlıkları neden olabiliyor!</strong></p>
<p>Yaşa bağlı olarak omurgada kireçlenme gibi dejeneratif değişikliklerin omurga kanalını daraltarak bu hastalığa neden olabildiği gibi, yanlış yaşam alşıkanlıklarının da büyük rol oynadığını vurgulayan Prof. Dr. Çavuşoğlu sözlerine şöyle devam ediyor: “Pandemi sonrası maalesef uzun süre hareketsiz yaşam tarzı, bel ve karın kaslarının zayıflamasına yol açarken, bel omurgası üzerine binen yükü de artırdığından, omurga kanalı darlığının görülme sıklığı artmıştır. Kilolu olma, ağır kaldırma, ters hareket yapma gibi omurgayı yük altında bırakan etkenler sonucunda fıtıklaşma olmasa bile, zaman içerisinde bel eklemlerinde ve bağ dokularında kalınlaşmaya, kireçlenmeye ve kanal içinde sinirlerin sıkışmasına yol açmaktadır. “ </p>
<p><strong> Bu belirtilerle kendini gösteriyor!</strong></p>
<p>Omurga kanalı darlığının aralıklı topallama belirtisi verdiğini, özellikle uzun mesafe yürüme sonrasında hastanın bacaklarında karıncalanma ve ağrı hissettiğini belirten Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu, ağrısız yürüyebilme süresinin de giderek kısaldığını söylüyor. Ağrıların sıklaşması ve belirli süreli yatak istirahati ile geçmemesi durumunda mutlaka bir beyin ve sinir cerrahına başvurulması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çavuşoğlu şöyle konuşuyor: “Kanal darlığının yaşlılık ile görülen şeklinde tabloya bel fıtıkları da eklenebilir. Bel fıtığı lomber dar kanal ile birleştiğinde daha fazla şikâyete neden olur ve ameliyatı erkene çekebilir. Bu nedenle bel ağrısından sonra başlayan, tek veya iki taraflı bacak ağrısı belirtisiyle ortaya çıkan bu hastalıkta erken teşhis normal yaşama bir an önce ve sağlıkla dönebilmek açısından çok önemlidir.”</p>
<p><strong>Çok ciddi sorunlara neden olabiliyor!</strong></p>
<p>Hastalığın tanı ve tedavisinin gecikmesi durumunda ağrı ile birlikte uyuşma, ağrının yayıldığı bacakta kuvvet kaybı, basının ilerlemesi durumunda ilgili adalelerde felç hatta hastanın idrarını ve dışkısını tutamama gibi sorunların ortaya çıkabildiğine dikkat çeken Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu “Beyin cerrahının görevi sinirde kayıplar olmadan önlem almaktır. Hastalık öyküsünün alınması ve fiziki muayenenin ardından çeşitli tetkikler istenebilir. Genellikle bel bölgesinde görülen ama sırt ve boyunda da etkili olabilen bu hastalığın teşhisinde MR altın standarttır. Ağrıya neden olan durumun lomber kanal darlığı olduğu tespit edildiği takdirde ameliyat planlanır. Cerrahinin amacı, omurga kanalında sinirlerin yer aldığı alanı genişletmektir” diyor. </p>
<p><strong>Ağır ameliyatlar yerine mikrocerrahi tekniği uygulanıyor!</strong></p>
<p>Günümüzde tıp ve teknolojideki hızlı gelişmeler sayesinde ağır ameliyatlar yerine mikrocerrahi tekniği uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu “Son yıllarda minimal invaziv denilen yani dokuya hasarı en az seviyeye indiren yöntemle mevcut şikâyetler giderilmektedir. Mikrocerrahi tekniği ile lomber dar kanal ameliyatlarında alınan sonuçlar son derece yüz güldürücüdür. Bu ameliyat tekniğini yaşlıların çok korktukları diğer ameliyat tekniklerine oranla; kanamanın az olması, kısa sürede sosyal yaşantısına dönüş imkânı sağlaması ve ameliyat konforu nedeni ile özelikle öneriyoruz” diyor. Bu ameliyat sayesinde korse takılması ve vida konması gibi hastaya ek külfet getirecek riskli ameliyat tekniklerinden kaçınılmış olunduğunu belirten Prof. Dr. Çavuşoğlu sözlerine şöyle devam ediyor: “Kanal darlığının durumuna göre 2-4 saat süren bu ameliyattan 3 saat sonra hasta yürütülür. İstenildiği takdirde hasta ameliyattan 5 saat sonra taburcu dahi olabilir. Dikiş yoktur, 2 gün sonra pansuman çıkarılıp banyo yapılabilir. Ameliyat sonrası hastanın oturması yürümesi, merdiven inip çıkması serbesttir ancak hastalarımıza iki hafta süresince her seferinde 20 dakikadan uzun oturmamalarını önermekteyiz. Ameliyattan 15 gün sonra da jimnastik programı başlanır. “</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yolda-dinlenmeye-zorlayan-sessiz-tehlike-530607">Yolda dinlenmeye zorlayan sessiz tehlike!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Denizlerde Sessiz Tehlike Temizleniyor: Hayalet Ağlar Toplandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/denizlerde-sessiz-tehlike-temizleniyor-hayalet-aglar-toplandi-529803</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 May 2025 07:26:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[denizlerde]]></category>
		<category><![CDATA[hayalet]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[temizleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[toplandı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=529803</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda İzmir İl Jandarma Komutanlığı Sualtı Arama Kurtarma Timi  katılımıyla Karaburun açıklarında hayalet ağ temizliği çalışması gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/denizlerde-sessiz-tehlike-temizleniyor-hayalet-aglar-toplandi-529803">Denizlerde Sessiz Tehlike Temizleniyor: Hayalet Ağlar Toplandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda İzmir İl Jandarma Komutanlığı Sualtı Arama Kurtarma Timi  katılımıyla Karaburun açıklarında hayalet ağ temizliği çalışması gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında deniz dibinden yaklaşık 1,5 ton terk edilmiş balık ağı çıkarıldı.</p>
<p>“Hayalet ağ” olarak adlandırılan bu terk edilmiş ağlar, uzun yıllar boyunca deniz canlıları için ölümcül tuzaklara dönüşebiliyor. Balıklar, deniz kaplumbağaları ve diğer canlılar, bu ağlara takılarak hayatını kaybediyor. Ayrıca bu ağlar, deniz tabanındaki ekosistemi tahrip ediyor ve sürdürülebilir balıkçılığı tehdit ediyor.</p>
<p>İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Sahin yaptığı açıklamada; bu çalışmanın yalnızca bir temizlik değil, aynı zamanda farkındalık oluşturma amacı taşıdığını belirtti. “Hayalet ağlar hem çevre hem de ekonomi açısından ciddi riskler oluşturuyor. Bu temizlik çalışmalarını tüm kıyılarımızda sürdüreceğiz” dedi. Mustafa Şahin ayrıca balıkçıların ağlarını denize terk etmemeleri konusunda uyarılarda bulunarak, sürdürülebilir balıkçılık için herkesin sorumluluk alması gerektiğini vurguladı.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/denizlerde-sessiz-tehlike-temizleniyor-hayalet-aglar-toplandi-529803">Denizlerde Sessiz Tehlike Temizleniyor: Hayalet Ağlar Toplandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TikTok&#8217;taki sahte doktorlar tehlike saçıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tiktoktaki-sahte-doktorlar-tehlike-saciyor-527883</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 May 2025 06:41:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doktorlar]]></category>
		<category><![CDATA[saçıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sahte]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[tiktoktaki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=527883</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zekâ tarafından üretilen “TikDoc’lar” gerçek sağlık uzmanları gibi davranarak yanıltıcı tıbbi tavsiyelerde bulunuyor ve şüpheli tedaviler öneriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tiktoktaki-sahte-doktorlar-tehlike-saciyor-527883">TikTok&#8217;taki sahte doktorlar tehlike saçıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapay zekâ tarafından üretilen “TikDoc’lar” gerçek sağlık uzmanları gibi davranarak yanıltıcı tıbbi tavsiyelerde bulunuyor ve şüpheli tedaviler öneriyor. Siber güvenlik şirketi ESET, yaptığı araştırma ve incelemelerle tehlikenin boyutlarını ortaya koyarken kullanıcıların dikkat etmesi gerekenler hakkında da bilgilendirmede bulundu. </strong></p>
<p><strong> </strong>Bir zamanlar araştırma laboratuvarlarıyla sınırlı olan üretken yapay zekâ artık herkesin kullanımına açık; buna kötü niyetli olanlar da dahil. Bu kişiler yapay zekâ araçlarını yaratıcılığı teşvik etmek için değil, aldatmacayı körüklemek için kullanıyor. Son derece gerçekçi videolar, görüntüler ya da sesler oluşturabilen Deepfake teknolojisi, yalnızca ünlü taklidi ya da kamuoyunu etkileme çabaları için değil, aynı zamanda kimlik hırsızlığı ve her türlü dolandırıcılık için de giderek daha fazla başvurulan bir yöntem hâline geliyor.  <strong>Bir TikTok aldatmacası </strong></p>
<p>TikTok ve Instagram gibi sosyal medya platformlarında, deepfake’lerin erişimi ve zarar verme potansiyelleri özellikle şaşırtıcı boyutlarda olabiliyor. ESET araştırmacıları Latin Amerika’da yakın zamanda yapay zekâ tarafından oluşturulan avatarların jinekolog, diyetisyen ve diğer sağlık uzmanları gibi davranarak takviye ve sağlıklı yaşam ürünlerini tanıttığı bir kampanyayla karşılaştı. Genellikle son derece gösterişli ve ikna edici olan bu videolar, satış konuşmalarını tıbbi tavsiye kılığına sokarak dikkatsiz kişileri şüpheli ve potansiyel olarak tamamen riskli alışverişler yapmaya yönlendiriyor.  Her video benzer bir senaryoyu takip ediyor: Genellikle ekranın bir köşesine sıkışmış konuşan bir avatar, sağlık veya güzellik ipuçları veriyor. Bir otorite havasıyla verilen tavsiyeler izleyicileri satış için belirli ürünlere yönlendiriyor. Bu deepfake’ler, uzman tavsiyesi kisvesine bürünerek satışları artırmak için güveni istismar ediyor ve bu taktik etkili olduğu kadar etik dışı da olabiliyor.  Diğer videolar riskleri daha da artırarak onaylanmamış ilaçları ya da ciddi hastalıklar için sahte tedavileri öne sürüyor hatta bazen gerçek, tanınmış doktorları taklit ediyorlar. </p>
<p><strong>TikTok‘ta yapay zekâ ile “kurtarma” yalanı </strong></p>
<p>Videolar, herkesin kısa görüntüler göndermesine ve bunları gösterişli bir avatara dönüştürmesine olanak tanıyan meşru yapay zekâ araçlarıyla oluşturuluyor. Bu, üretimlerini ölçeklendirmek isteyen influencerlar için bir nimet olsa da aynı teknoloji yanıltıcı iddialar ve aldatma için de kullanılabilir. Bir pazarlama hilesi olarak işe yarayabilecek bir şey hızla yanlış bilgileri yayma mekanizmasına dönüşebilir.  ESET araştırmacıları ürünlerini tanıtmak için deepfake doktorlar kullanan 20’den fazla TikTok ve Instagram hesabı tespit etti. Bunlardan biri, 13 yıllık deneyime sahip bir jinekolog gibi davranarak doğrudan uygulamanın avatar kütüphanesine kadar izlendi. Bu tür kötüye kullanımlar, yaygın yapay zekâ araçlarının hüküm ve koşullarını ihlal ederken aynı zamanda bunların ne kadar kolay silah hâline getirilebileceğini de vurguluyor. </p>
<p><strong>TikTok tehlikelerinden uzak durun </strong></p>
<p>Yapay zekâ daha erişilebilir oldukça bu sahtekârlıkları tespit etmek de daha zor hâle geliyor ve teknoloji meraklıları için bile daha büyük bir zorluk oluşturuyor. Bununla birlikte, işte deepfake videoları tespit etmenize yardımcı olabilecek birkaç işaret: </p>
<ul>
<li>Sesle senkronize olmayan dudak hareketleri veya sert ve doğal olmayan yüz ifadeleri, </li>
<li>Bulanık kenarlar veya ani ışık değişimleri gibi görsel aksaklıklar  </li>
<li>Robotik veya aşırı cilalı bir ses </li>
<li>Ayrıca hesabın kendisini de kontrol edin: Az takipçisi olan veya geçmişi olmayan yeni profiller şüphe uyandırır, </li>
<li>“Mucize tedaviler”, “garantili sonuçlar” ve “doktorlar bu numaradan nefret ediyor” gibi abartılı iddialara dikkat edin, özellikle de güvenilir kaynaklardan yoksunlarsa, </li>
<li>İddiaları her zaman güvenilir tıbbi kaynaklarla doğrulayın, şüpheli videoları paylaşmaktan kaçının ve yanıltıcı içerikleri platforma bildirin. </li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tiktoktaki-sahte-doktorlar-tehlike-saciyor-527883">TikTok&#8217;taki sahte doktorlar tehlike saçıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağız İçi Piercing ve Diş Pırlantalarının Parlak Dünyasının Ardında Yatan Tehlike…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/agiz-ici-piercing-ve-dis-pirlantalarinin-parlak-dunyasinin-ardinda-yatan-tehlike-442413</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Feb 2024 21:17:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ardında]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[dünyasının]]></category>
		<category><![CDATA[içi]]></category>
		<category><![CDATA[parlak]]></category>
		<category><![CDATA[piercing]]></category>
		<category><![CDATA[pırlantalarının]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[yatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=442413</guid>

					<description><![CDATA[<p>Estetik beklentilerin ön planda olduğu, kozmetik değişikliklere duyulan ilginin genç erişkinlik yaşlarına gerilediği günümüzde; ağız, dudak ve dil bölgesine yapılan piercing uygulamaları ve diş pırlantası gibi aksesuar kullanımları artık çok popüler.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agiz-ici-piercing-ve-dis-pirlantalarinin-parlak-dunyasinin-ardinda-yatan-tehlike-442413">Ağız İçi Piercing ve Diş Pırlantalarının Parlak Dünyasının Ardında Yatan Tehlike…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Estetik beklentilerin ön planda olduğu, kozmetik değişikliklere duyulan ilginin genç erişkinlik yaşlarına gerilediği günümüzde; ağız, dudak ve dil bölgesine yapılan piercing uygulamaları ve diş pırlantası gibi aksesuar kullanımları artık çok popüler. Sosyal medyada havalı paylaşımlarla ilgi çekici hale getirilerek, risklerinden, zararlarından ve yol açabileceği sağlık sorunlarından bahsedilmeden ön plana çıkarılan bu ürünlerin oluşturabileceği sorunlara dikkat çeken <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir</strong> “Peki gerçekten bir anlık hevesle yaptırılan bu küçük kozmetik değişikliklerin yol açabileceği sorunlar hakkında yeterince bilgi sahibi miyiz?” sorusunu akıllara getirdi.</p>
<p> </p>
<p>Birçok bakterinin üreyebilmesi için uygun bir ortam olan ağız hijyeninin yeterli olarak sağlanamaması durumunda genel vücut sağlığını etkileyen sorunların olabileceğini söyleyen <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir </strong>“Diş eti hastalıkları, bakterilerin sebep olduğu enfeksiyonlardır. Bu bakterilerin kan dolaşımına geçmesi; kalp hastalıkları, diyabet, solunum yolu problemleri için risk oluşturduğu gibi, hamile kadınlarda erken doğumlara da sebebiyet verebildiği gösterilmiştir. Ağız içinde; yanak, dil, dudak ve dudak bağı gibi yumuşak dokularda bulunan piercingler, bulunduğu bölgede, diş eti hastalıklarının oluşmasına sebep olan bakterilerin daha kolay birikmesini sağlar. Bu durum, diş etlerinde enflamasyon ve bölgesel diş eti kayıplarını tetikleyerek; hem estetik açıdan rahatsız edici sonuçlar doğurabilir, hem de genel sağlık durumu için bir risk faktörüdür” dedi. </p>
<p> </p>
<p><strong>Konuşma bozukluğuna yol açabilir</strong></p>
<p>“Aksesuar diş yüzeyinin temizlenebilirliğini zorlaştıracak bölgedeyse, diş çürüğü riskini arttırabileceği gibi; diş yüzeyinde çatlaklara ve diş kırıklarına sebep olabilir. Aksesuarın konumu, kapanışta kaymalara yol açabilir veya konuşma bozukluğu başlatabilir” ifadelerini kullanan <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir </strong>sözlerine şöyle devam etti: “Ağız içi aksesuarların uygulandığı bölgeye göre dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli nokta ise, komşuluğundaki damar ve sinirlere olan yakınlığıdır. Dikkat edilmediği takdirde meydana gelecek sinir veya damar hasarı tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Sinir hasarı, geçici veya kalıcı olabilir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Alerjik bünyeli kişiler dikkatli olmalı</strong></p>
<p>Ağız içi piercinglerin, ağrı, yara ve bölgesel enfeksiyonların yanısıra; ludwig anjini gibi, boyun bölgesini ve ağız tabanını içine alarak hayatı tehdit eden ileri düzey enfeksiyonlar için de risk oluşturduğunu söyleyen Nurgül Demir, alerjik bünyeli bireylerde, ağız içinde kullanılan metal aksesuarlarında materyalin önemine vurgu yaptı. Metal alerjisi olan hastalarda ve daha önce metal alerjisi tespit edilmemiş olmasına rağmen, piercing uygulamasıyla birlikte alerji reaksiyonu gelişen hastalarda oluşabilecek riske dikkat çeken Nurgül Demir “Alerji hava yolunun tıkanmasına yol açarak hayati risk oluşturabilir. Özellikle doğuştan gelen kalp hastalıkları gibi genç erişkin bireylerde de görülen ve bakteriyel endokardit dediğimiz kalp kasında enfeksiyon riski nedeniyle ağız ve diş sağlığının daha çok önem kazandığı hastalarımızda, ağız içi aksesuarların kullanımı kesinlikle doğru değildir. Ağız içi piercinglerin, sterilizasyona dikkat edilmeyen yerlerde veya hijyen kurallarına uymayan kişiler tarafından uygulanması; hepatit, tetanoz, tüberküloz gibi hastalıkların bulaşmasına sebep olabilir. Dil piercinglerinin oluşturabileceği şiddetli kanamalar; ödem ve hava yolu tıkanıklığı gibi hayatı tehdit eden komplikasyonlara yol açabilir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Pırlanta ve taşları yapıştırırken dikkat</strong></p>
<p>Pırlanta ve taşları diş yüzeyine sabitlerken dikkatli olunması gerektiğini hatırlatan Nurgül Demir “Özellikle genç erişkinlerde, daimî dişlere ait sert dokuların sağlıkla gelişimini tamamlaması ve ağız hijyeni alışkanlıklarının eksiksiz idame ettirilmesi çok önemlidir. Yapıştırıldığı bölgede temizlenebilirliği zorlaştıran diş aksesuarları, diş çürükleri ve diş eti hastalıkları için risk oluşturur” diyerek diğer önemli konu başlıklarını şöyle sıraladı;</p>
<p> </p>
<ol>
<li>Ağız içi piercing uygulamaları ve diş yüzeyine yapıştırılan pırlanta, taş gibi kozmetik değişiklikler; ağız ve diş sağlığının korunmasını zorlaştırarak, genel vücut sağlığını etkileyen sorunlara yol açabilir. Bu durum özellikle genç yetişkinlerde büyük önem taşır.</li>
<li>Genç erişkinlerde bulunan piercinglerin ağız içi yumuşak dokularda yol açabileceği doku değişiklikleri ve kayıpları göz önünde bulundurularak çıkartılması daha doğrudur.</li>
<li>Piercing kullanımında ısrar eden genç erişkinlerin ise 3 aylık diş hekimi kontrolleriyle, ağız içi muayenelerinin yapılması, geri dönüşü olmayan yumuşak doku hasarlarının ve diş eti kayıplarının erken dönemde tespit edilebilmesi açısından çok önemlidir.</li>
<li>Ağız içi piercingler, sadece bölgesel olarak ağrı, kanama, şişlik, dişlerde çatlak-kırıklar gibi şikayetlere yol açmaz aynı zamanda kalıcı sinir hasarına sebep olabileceği gibi, kalp hastalıkları, solunum yolu problemleri, diyabet, bulaşıcı hastalıklar için ciddi riskler teşkil ederken; akut alerji reaksiyonları ve kalp kası enfeksiyonları gibi hayatı tehdit eden komplikasyonlara da sebep olabilir.</li>
<li>Diş yüzeyine yapıştırılan pırlanta, taşlar; diş yüzeyinde çürük ve plak birikintisi riskini arttırır; diş ve diş etlerinin sağlığının korunamaması ve ağız içinde bakteri yükünün artması, özellikle kalp hastalığı tanısıyla takip altında olan hastalar için hayati düzeyde önem taşır.</li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agiz-ici-piercing-ve-dis-pirlantalarinin-parlak-dunyasinin-ardinda-yatan-tehlike-442413">Ağız İçi Piercing ve Diş Pırlantalarının Parlak Dünyasının Ardında Yatan Tehlike…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gölcük Belediyesi metruk binaları tehlike olmaktan çıkarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/golcuk-belediyesi-metruk-binalari-tehlike-olmaktan-cikariyor-437024</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jan 2024 08:24:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[binaları]]></category>
		<category><![CDATA[çıkarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[gölcük]]></category>
		<category><![CDATA[metruk]]></category>
		<category><![CDATA[olmaktan]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=437024</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi, ilçede güçlendirmesi yapılmayan orta hasarlı ya da sosyal riskler oluşturan metruk binaların yıkımına devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcuk-belediyesi-metruk-binalari-tehlike-olmaktan-cikariyor-437024">Gölcük Belediyesi metruk binaları tehlike olmaktan çıkarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi, ilçede güçlendirmesi yapılmayan orta hasarlı ya da sosyal riskler oluşturan metruk binaların yıkımına devam ediyor.</p>
<p>Gölcük Belediyesi, ilçe genelinde onarım ve güçlendirmesi yapılmayan orta hasarlı binalar ile vatandaşların can güvenliğini tehdit eden, sosyal riskler oluşturan metruk binaların yıkımına devam ediyor. Çalışmalarda son olarak Dumlupınar Mahallesi, 149 Sokak, No:7 yıkım adresinde bulunan metruk binanın metruk yapının yıkım ve enkaz kaldırma işlemini belediye ekipleri tarafından tamamlandı.</p>
<p>RİSKLİ YAPILAR BİRER BİRER YIKILIYOR</p>
<p>Çalışmanın tamamlanması ile birlikte; ilçe genelinde, sosyal riskler oluşturan ve metruk ya da orta hasarlı olup güçlendirmesi ve onarımı yapılmayan 124 bina, Denizevler’deki 50 ve eski sanayi alanındaki 10 bina yıkılıp enkazı kaldırılmış oldu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcuk-belediyesi-metruk-binalari-tehlike-olmaktan-cikariyor-437024">Gölcük Belediyesi metruk binaları tehlike olmaktan çıkarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gölgedeki tehlike: Yetkisiz BT ürünlerinin işletmeler için oluşturduğu risklere dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/golgedeki-tehlike-yetkisiz-bt-urunlerinin-isletmeler-icin-olusturdugu-risklere-dikkat-430194</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Dec 2023 07:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gölgedeki]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[işletmeler]]></category>
		<category><![CDATA[oluşturduğu]]></category>
		<category><![CDATA[risklere]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[ürünlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[yetkisiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430194</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, dağıtık iş gücüne yönelik artan eğilim nedeniyle şirketlerin, çalışanları tarafından gölge BT kullanımı nedeniyle siber olayların hedefi olma riski artıyor. Kaspersky tarafından yapılan araştırmaya göre, Türkiye’deki şirketlerin %73'ü son iki yılda siber olaylara maruz kaldı ve bunların %6’sı gölge BT kullanımından kaynaklandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golgedeki-tehlike-yetkisiz-bt-urunlerinin-isletmeler-icin-olusturdugu-risklere-dikkat-430194">Gölgedeki tehlike: Yetkisiz BT ürünlerinin işletmeler için oluşturduğu risklere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, dağıtık iş gücüne yönelik artan eğilim nedeniyle şirketlerin, çalışanları tarafından gölge BT kullanımı nedeniyle siber olayların hedefi olma riski artıyor. Kaspersky tarafından yapılan araştırmaya göre, Türkiye’deki şirketlerin %73&#8217;ü son iki yılda siber olaylara maruz kaldı ve bunların %6’sı gölge BT kullanımından kaynaklandı.</strong></p>
<p>Yakın zamanda yapılan bir Kaspersky araştırması[1], son iki yılda dünya çapındaki şirketlerin %11&#8217;inin çalışanlar tarafından gölge BT kullanımı nedeniyle siber olaylara maruz kaldığını gösterdi. Türkiye’de bu oran %6 oldu. Gölge BT kullanımının sonuçları ciddiyet açısından farklı olabiliyor. Ancak ister bir parça gizli verinin sızdırılması olsun isterse de iş dünyasında somut bir hasar olsun, sonuçlarını mutlaka önemsemek gerekiyor.</p>
<p><strong>Gölge BT nedir?</strong></p>
<p>Gölge BT, şirketin BT altyapısının BT ve bilgi güvenliği departmanlarının yetki alanı dışında kalan, yani uygulamalar, cihazlar, genel bulut hizmetleri gibi bilgi güvenliği politikalarına uygun olarak kullanılmayan kısmıdır. Gölge BT&#8217;nin konuşlandırılması ve işletilmesi işletmeler için ciddi olumsuz sonuçlara yol açabiliyor. Kaspersky&#8217;nin son araştırmasına göre, 2022 ve 2023 yıllarında gölge BT&#8217;nin yetkisiz kullanımı nedeniyle meydana gelen siber olayların %16&#8217;sına maruz kalan sektörler arasında en çok etkilenen, BT sektörü oldu. Araştırma, bir dizi örnek ile bu durumu açıkça ortaya koyuyor. Sorundan etkilenen diğer sektörler ise, %13 ile kritik altyapısı ile taşımacılık ve lojistik oldu.</p>
<p>Okta raporunun son vakası, gölge BT kullanımının tehlikelerini açıkça kanıtlar nitelikte. Bu yıl şirkete ait cihazda kişisel Google hesabı kullanan bir çalışan, istemeden de olsa tehdit aktörlerinin Okta&#8217;nın müşteri destek sistemine yetkisiz erişim sağlamasına izin verdi. Bu kişiler daha sonra saldırılarını gerçekleştirmek için kullanılabilecek oturum belirteçlerini içeren dosyaları ele geçirmeyi başardılar. Okta&#8217;nın raporuna göre bu siber olay 20 gün sürdü ve 134 şirketin müşterisini etkiledi.</p>
<p><strong>&#8216;Bulanık gölgelerin&#8217; ana hatlarını çizmek</strong></p>
<p>Peki gölge BT&#8217;yi ararken nelere dikkat etmelisiniz? Bunlar, çalışan bilgisayarlarına yüklenen yetkisiz uygulamalar, istenmeyen flash sürücüler, cep telefonları, dizüstü bilgisayarlar vb. olabiliyor.  Ancak bu konuda daha az dikkat çeken bazı örnekler de var. Bunun bir örneği, BT altyapısının modernizasyonu veya yeniden düzenlenmesinden sonra kalan terk edilmiş donanımlar. Bu donanımlar diğer çalışanlar tarafından &#8216;gölgede&#8217; kullanılabiliyor ve er ya da geç şirketin altyapısına girecek güvenlik açıkları edinebiliyor.</p>
<p>BT uzmanları ve programcılar, çoğu zaman olduğu gibi, bir ekip/departman içindeki çalışmayı optimize etmek veya dahili sorunları çözmek, işi daha hızlı ve daha verimli hale getirmek için kendilerine özel programlar oluşturabiliyor. Ancak, bu programları kullanmak için her zaman bilgi güvenliği departmanından yetki istemezler ve bu durum son derece olumsuz sonuçlara yol açabiliyor. </p>
<p>Kaspersky Bilgi Güvenliği Başkanı <strong>Alexey Vovk</strong>, konuyla ilgili olarak şu bilgileri paylaşıyor: <em>&#8220;BT departmanı tarafından onaylanmayan uygulamaları, cihazları veya bulut hizmetlerini kullanan çalışanlar, bu BT ürünleri güvenilir sağlayıcılardan geliyorsa korunduklarına ve güvende olduklarına inanırlar. Ancak, üçüncü taraf sağlayıcılar &#8216;şartlar ve koşullarda&#8217; sözde &#8216;paylaşılan sorumluluk modeli&#8217; kullanmaktadır. Buna göre, kullanıcılar &#8216;Kabul ediyorum&#8217; seçeneğini seçerek bu yazılımın düzenli güncellemelerini yapacaklarını ve bu yazılımın kullanımıyla ilgili olaylarda (kurumsal veri sızıntıları dahil) sorumluluğu üstleneceklerini onaylamaktadır. Ancak günün sonunda işletmeler, çalışanlar tarafından kullanıldığında gölge BT&#8217;yi kontrol etmek için araçlara ihtiyaç duyar. Kaspersky Endpoint Security for Business ve Kaspersky Endpoint Security Cloud, istenmeyen uygulamaların, web sitelerinin ve çevre birimlerinin kullanımını sınırlayan uygulama, web ve cihaz kontrolü işlevleriyle bu kontrolü sunar. Bilgi güvenliği departmanının, kontrolsüz ve güvenli olmayan donanım, hizmet ve yazılım uygulamalarının yetkisiz kullanımını önlemek için şirketlerinin iç ağını düzenli olarak taraması gerekir.”</em></p>
<p>Genel olarak, gölge BT&#8217;nin yaygın kullanımıyla ilgili durum, birçok kuruluşun çalışanlarının bu konudaki BT politikalarına karşı gelmelerinin bir sonucu olarak zarar görecekleri herhangi bir belgelenmiş yaptırıma sahip olmaması nedeniyle karmaşık bir hal alıyor. Dahası, gölge BT&#8217;nin 2025 yılına kadar kurumsal siber güvenliğe yönelik en önemli tehditlerden biri haline gelebileceği varsayılıyor. İyi haber şu ki, çalışanların gölge BT kullanma motivasyonu her zaman kötü niyetli değil, hatta çoğu zaman tam tersi. Birçok durumda çalışanlar bunu, izin verilen yazılım setinin yetersiz olduğuna inandıkları ya da sadece kişisel bilgisayarlarındaki tanıdık programı tercih ettikleri için iş yerinde kullandıkları ürünlerin işlevselliğini genişletmek için bir seçenek olarak kullanıyor. </p>
<p><strong>Kaspersky, kurumlarda gölge BT kullanımının risklerini azaltmak için şunları öneriyor:</strong></p>
<ul>
<li>İşletmenin ihtiyaç duyduğu yeni BT hizmetlerini oluşturmak ve mevcut BT hizmetlerini iyileştirmek amacıyla yeni iş ihtiyaçlarını düzenli olarak tartışmak, kullanılan BT hizmetleri hakkında geri bildirim almak için işletme ve BT departmanları arasında işbirliğini sağlayın. </li>
<li>Kontrolsüz donanım ve hizmetlerin ortaya çıkmasını önlemek için düzenli olarak BT varlıklarının envanterini çıkarın ve dahili ağınızı tarayın.</li>
<li>Kişisel çalışan cihazları söz konusu olduğunda, kullanıcılara yalnızca işlerini yapmak için ihtiyaç duydukları kaynaklara mümkün olduğunca sınırlı erişim vermek en iyisidir. Yalnızca yetkili cihazların ağa girmesine izin verecek bir erişim kontrol sistemi kullanın.</li>
<li>Çalışanların bilgi güvenliği okuryazarlığını geliştirmek için eğitim programları uygulayın. Çalışanlar arasında güvenlik farkındalığını artırmak için onları güvenli internet davranışını öğreten Kaspersky Automated Security Awareness Platform eğitim programı ile eğitin.</li>
<li>BT güvenlik uzmanları için ilgili eğitim programlarına yatırım yapın. Kaspersky Cybersecurity for IT Online eğitimi, genel BT yöneticileri için BT güvenliğiyle ilgili basit ama etkili en iyi uygulamaların ve basit olay müdahale senaryolarının oluşturulmasına yardımcı olurken Kaspersky Expert Training, güvenlik ekibinizi tehdit yönetimi ve azaltma konusunda en son bilgi ve becerilerle donatır.</li>
<li>Kurumunuzda gölge BT kullanımını kontrol etmenizi sağlayan ürün ve çözümleri kullanın. Kaspersky Endpoint Security for Business ve Kaspersky Endpoint Security Cloud, istenmeyen uygulamaların, web sitelerinin ve çevre birimlerinin kullanımını sınırlayan uygulama, web ve cihaz kontrolleri sunarak çalışanların gölge BT kullandığı veya siber güvenlik alışkanlıklarının olmaması nedeniyle hata yaptığı durumlarda bile bulaşma risklerini önemli ölçüde azaltır. </li>
<li>Terk edilmiş cihaz ve donanımları ortadan kaldırmak için düzenli olarak BT varlıklarının envanterini çıkarın.</li>
<li>BT&#8217;nin ve dolayısıyla bilgi güvenliği uzmanlarının bunları zamanında öğrenebilmesi için kendi yazdıkları çözümleri yayınlamak üzere merkezi bir süreç düzenleyin.</li>
<li>Çalışanların üçüncü taraf harici hizmetlerle çalışmalarını sınırlandırın ve mümkünse en popüler bulut bilgi alışverişi kaynaklarına erişimi engelleyin.</li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golgedeki-tehlike-yetkisiz-bt-urunlerinin-isletmeler-icin-olusturdugu-risklere-dikkat-430194">Gölgedeki tehlike: Yetkisiz BT ürünlerinin işletmeler için oluşturduğu risklere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalıcı oje ve protez tırnaklardaki gizli tehlike: Akrilat Alerjisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalici-oje-ve-protez-tirnaklardaki-gizli-tehlike-akrilat-alerjisi-429536</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Dec 2023 07:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[oje]]></category>
		<category><![CDATA[protez]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[tırnaklardaki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=429536</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemin popüler uygulamalarından olan kalıcı oje ve protez tırnak sandığınız kadar masum olmayabilir. Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Emek Kocatürk Göncü, uygulamanın sürekli yaptırılması sonucu ellerin sıklıkla UV ışınlarına maruz kalması sonucu cilt kanseri riskinin artacağını ifade ederek, gelişebilecek akrilat alerjisine de dikkat çekti. Peki akrilat alerjisi nedir? Uygulamalar sırasında önlem almak mümkün mü? Prof. Dr. Emek Kocatürk Göncü yanıtladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalici-oje-ve-protez-tirnaklardaki-gizli-tehlike-akrilat-alerjisi-429536">Kalıcı oje ve protez tırnaklardaki gizli tehlike: Akrilat Alerjisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son dönemin popüler uygulamalarından olan kalıcı oje ve protez tırnak sandığınız kadar masum olmayabilir. Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Emek Kocatürk Göncü, uygulamanın sürekli yaptırılması sonucu ellerin sıklıkla UV ışınlarına maruz kalması sonucu cilt kanseri riskinin artacağını ifade ederek, gelişebilecek akrilat alerjisine de dikkat çekti. Peki akrilat alerjisi nedir? Uygulamalar sırasında önlem almak mümkün mü? Prof. Dr. Emek Kocatürk Göncü yanıtladı.</strong></p>
<p>Son dönemde tırnak estetiğine yönelik artan uygulamalar birtakım sağlık sorunlarına yönelik tartışmaları da beraberinde getirdi. Nail Art olarak bilinen kalıcı tırnak tasarımlarının UV ışınlarıyla tırnağa sabitlenmesi nedeniyle birçok riskin bulunduğunu ifade eden<strong> Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Emek Kocatürk Göncü</strong>, kalıcı oje, akrilik protez tırnak ve jel protez tırnak işlemlerini, risklerini ve akrilat alerjisini anlattı:</p>
<p><strong> </strong>“Kalıcı ojede tırnaklara cila sürülmesinin ardından cilayı katılaştırmak için ultraviyole (UV) ışığı uygulanır. Burada uygulamanın sürekli yaptırılması sonucu sık UV’ye maruz kalmak cilt kanseri riskini artırma potansiyeline sahiptir.  Uygulamalara ara vermek, uygulama öncesi güneşten koruyucu krem sürmek veya ucu açık eldiven giymek deri kanseri riskine karşı koruyucu önlemler olabilir. Ayrıca uygulama öncesi tırnağın aşırı törpülenmesi de tırnak hasarına yol açabilir. Akrilik ve jel protez tırnak uygulamalarındaki temel fark, jel protez tırnakta özel protez tırnak jellerinin tırnağa uygulandıktan sonra UV lambalar ile kurutulması söz konusu iken, akrilik protez tırnak uygulaması özel akrilik tozlarının akrilik monomer ile karıştırılıp tırnağa uygulanması yoluyla yapılmaktadır. Burada yine uzun dönemde sağlık tehdidi olarak <strong>UV temasına bağlı kanser riskinden ve erken yaşlanmadan bahsedebiliriz. </strong>Ancak tüm bu uygulamalarda ortaya çıkabilecek ortak problem, kullanılan ürünlerin içerisinde bulunan <strong>akrilatlara bağlı alerji gelişimidir.</strong>”</p>
<p><strong>Akrilat alerjisi nedir ve ne gibi belirtilere ve sonuçlara yol açabilir?</strong></p>
<p><strong> </strong>Akrilat alerjisi daha önceleri genellikle diş hekimleri ve diş teknisyenleri gibi dental personeller; matbaacılar, boyacılar ve yapıştırıcılarla temas eden işçilerde görülen bir durum iken son yıllarda özellikle akrilik tırnaklar, jel tırnaklar, kalıcı oje gibi tırnak işlemlerine bağlı olarak ortaya çıkıyor. Bu reaksiyonlar hem işlem uygulanan kişilerde hem de işlemi uygulayan estetisyenlerde görülebiliyor. Ayrıca evde uygulama ile bu risk daha da artıyor.</p>
<p><strong>Kızarıklık, kaşıntı, şişlik, soyulma, kabuklanma, kepeklenme…</strong></p>
<p>Met, akrilat kimyasallarının en bilinenleri 2-hidroksietil metakrilat (HEMA), 2-hidroksipropil metakrilat ve etil akrilat olmakla birlikte yama testlerinde en çok saptananı HEMA’dır. HEMA, 2019 yılından itibaren Avrupa Kontakt Dermatit Derneği Yama Testi Bazal Serisine girmiştir.</p>
<p>Akrilat alerjisi tırnak ürünlerine bağlı olduğunda özellikle ellerde, parmakların uçlarında, tırnak etrafında, el bileklerinde kızarıklık, <strong>kaşıntı, şişlik, soyulma, kabuklanma, kepeklenme</strong> gibi ekzematöz belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Ancak bu belirtilerin göz kapağı, yüz, boyun, karın derisi, kasık derisi gibi ilk etapta akla gelmeyecek bölgelerde de ortaya çıkabileceğine dikkat çeken <strong>Prof. Dr. Emek Kocatürk Göncü,</strong> tırnaklarda da tırnak plağının tırnak yatağından ayrılması ya da diğer çeşit tırnak bozukluklarının görülebileceğine ve ayrıca nadiren <strong>ürtiker</strong> ya da <strong>nefes darlığına</strong> da yol açabileceğine dikkat çekiyor. Tırnak teknisyenlerinin sürekli bu kimyasallara temas ettiklerinden dolayı semptomların onlarda daha belirgin olabileceğini ifade ediyor.</p>
<p><strong>Akrilat alerjisinin geri dönüşü yok!</strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. Göncü,</strong> akrilatların tırnak ürünleri dışında başka sektörlerde de kullanıldığını ve alerji bir kez kazanıldığında ömür boyu kalıcı olduğunu ifade ederek, “Keyfi bir nedene bağlı olarak bu alerjiyi edinmek, kişilerin ileride mecburi olarak kullanmaları gerekecek tıbbi malzemeleri kullanmalarına engel teşkil edebilir. Örneğin dental protez uygulamaları, ortopedik cerrahi uygulamaları, medikal cihaz uygulamaları veya saç, kirpik protez uygulamaları akrilat alerjisi geliştiğinde artık alerjisi olan kişi için riskli uygulamalar arasına girecektir” dedi.</p>
<p>Sonuçları ve neye sebebiyet vereceği önemsemeden yaptırılan bu uygulamaların ileride kronik bir problem olarak geri dönebileceğini vurgulayan Göncü, “tırnak işlemlerinde kullanılan akrilatların ciddi alerji potansiyeli taşıdığını unutmadan hareket etmek gerekir “diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalici-oje-ve-protez-tirnaklardaki-gizli-tehlike-akrilat-alerjisi-429536">Kalıcı oje ve protez tırnaklardaki gizli tehlike: Akrilat Alerjisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençler Arasında Artan Tehlike: Akran Zorbalığı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gencler-arasinda-artan-tehlike-akran-zorbaligi-424938</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Nov 2023 08:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arasında]]></category>
		<category><![CDATA[artan]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=424938</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde sosyal medyada, basında sıklıkla karşılaştığımız bir konu haline gelen akran zorbalığı, genellikle yaşıt bireyler arasında, bir kişinin diğerine sistematik olarak duygusal, sözlü veya fiziksel zarar verme çabası olarak tanımlanır. Bu tür davranışlar, güç dengesizliği üzerine kuruludur ve mağdur olan kişinin psikolojik veya duygusal sağlığını olumsuz yönde etkiler.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-arasinda-artan-tehlike-akran-zorbaligi-424938">Gençler Arasında Artan Tehlike: Akran Zorbalığı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Akran zorbalığı nedir?</strong></p>
<p>Günümüzde sosyal medyada, basında sıklıkla karşılaştığımız bir konu haline gelen akran zorbalığı, genellikle yaşıt bireyler arasında, bir kişinin diğerine sistematik olarak duygusal, sözlü veya fiziksel zarar verme çabası olarak tanımlanır. Bu tür davranışlar, güç dengesizliği üzerine kuruludur ve mağdur olan kişinin psikolojik veya duygusal sağlığını olumsuz yönde etkiler.</p>
<p>Özellikle yapılan çalışmalar akran zorbalığına maruz kalan bireylerin; düşük özsaygı, anksiyete, depresyon, izolasyon, okul performansının düşmesi ve hatta intihar eğilimleri gibi psikolojik sorunlar yaşadığını göstermektedir. Bu nedenle günümüzde, akran zorbalığıyla başa çıkmak oldukça önemli bir konu haline gelmiştir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Akran zorbalığı nasıl başlar? </strong></p>
<p>Ortalama 4-6 yaş arasında ve oyun çağında olan çocukların birbirleri ile oyun oynamaya başlamalarıyla birlikte bu zorba davranışların ortaya çıktığı gözlemlenmektedir. Elbette bunun birçok sebebi bulunmaktadır. Başlıca sebeplerden biri ise bu dönemin okul öncesi dönem olması ve çocukların iletişim yeteneklerinin tam olarak gelişmemesi, dolayısıyla yaşıtlarıyla iletişime geçerken yanlış yöntemleri tercih etmeleridir. Çocuklar bu noktada akranlarına istediklerini yaptırabilmek için fiziksel, sözel zorbalık davranışlarını öğrenmeye başlarlar.</p>
<p> </p>
<p><strong>Peki, akran zorbalığının diğer sebepleri neler olabilir?</strong></p>
<p>Akran zorbalığının sebepleri karmaşık olabilir ve çeşitli faktörlere dayanır. Bunlar arasında:</p>
<p><strong>Güç Dengeleme Arayışı: </strong></p>
<p>Akran zorbalığında temel sebep aslında bireyin kendi gücünü ispat etme çabasıdır. Dolayısıyla, zorbalığa başvuran kişi, kendi gücünü artırmak veya kontrol etmek için başkalarına zarar verme eğiliminde olabilir. Örneğin, saç çekme, vurma veya itme gibi fiziksel müdahaleler, akran zorbalığının bir türümüze ve bu tür davranışlar, zorbanın gücünü kullanarak kurbanı kontrol etme veya incitme çabasını yansıtmaktadır.</p>
<p><strong>Duygusal Sorunlar: </strong></p>
<p>Zorbalık yapan kişilerde düşük özsaygı, öfke veya diğer duygusal sorunlar görülebilir.</p>
<p><strong>Aile ve Çevresel Faktörler: </strong></p>
<p>Zorbalık, çocukluk döneminde yaşanan aile içi problemler, ailede şiddet veya ihmal gibi faktörlerle ilişkilendirilebilir.</p>
<p><strong>Toplumsal Etkiler: </strong></p>
<p>Özellikle son dönemlerde, medya, kültürel normlar ve toplumsal etkileşimler, çocukları ve gençleri zorba davranışlara yönlendirebilen güçlü bir faktör haline gelmektedir.</p>
<p><strong>İlgisizlik veya Gözetimsizdik: </strong></p>
<p>Yetişkinlerin çocuklar arasındaki ilişkilere yeterince müdahale etmemesi veya eğitim vermemesi, akran zorbalığının artmasına neden olan önemli bir etkendir.</p>
<p> </p>
<p>Elbette bu faktörlerin sıklığı, şiddeti ve etkileri bireyler arasında değişim göstermektedir. Ancak, zorbalığa maruz kalan veya uygulayan kişi de sonucunda birçok psikolojik, sosyal ve fiziksel sorunlar yaşamaktadır. Özellikle, çocukluk döneminde yaşanan akran zorbalığı, mağdur üzerinde ömür boyu etkiler bırakabilir. Bu etkiler, bireyin duygusal, psikolojik ve sosyal sağlığını etkileyebilir. Fakat her bireyin farklı başa çıkma güçlerinin olduğunu unutmamak gerekir. Bu noktada, psikolojik destek ve danışmanlık, duygusal desteğin sağlanması, bu olumsuz etkileri hafifletebilir ve iyileşme sürecini destekleyebilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Çocuğun, akran zorbalığına uğradığını nasıl fark edebiliriz?</strong></p>
<p>Akran zorbalığı genellikle belirgin olmayabilir, ancak şu işaretlere dikkat etmekte fayda vardır:</p>
<p><strong>Duygusal Değişiklikler: </strong></p>
<p>Çocuk ya da genç, ani duygusal değişiklikler gösteriyorsa (örneğin, endişeli, üzgün ya da sinirli olma gibi), bunlar bir işaret olabilir.</p>
<p><strong>Sosyal İzolasyon:</strong></p>
<p>Zorbalığa uğrayan kişi, arkadaşlarından izole olabilir ve sosyal etkileşimlerden kaçınabilir.</p>
<p><strong>Fiziksel Belirtiler: </strong></p>
<p>Kişinin bedeninde beklenmeyen yaralar, morluklar ya da diğer fiziksel belirtiler varsa, bu zorbalığa işaret edebilir.</p>
<p><strong>Okul Performansında Düşüş: </strong></p>
<p>Akademik başarıda beklenmeyen bir düşüş, zorbalık sonucu ortaya çıkabilir.</p>
<p><strong>Eşyaların Kaybolması veya Zarar Görmesi: </strong></p>
<p>Kişinin eşyalarının kaybolması, zarar görmesi veya çalınması durumunda, bu da zorbalık belirtisi olabilir.</p>
<p>Eğer çocuğunuzda ya da bir tanıdığınızda bu tür işaretleri fark ediyorsanız, konuyu açarak açık iletişim kurmaya çalışmak oldukça önemlidir. Çocuğun ya da genç yetişkinin hissettiklerini anlamak ve gerekirse uzman yardımı almak süreci yönetmede yardımcı olacaktır.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-arasinda-artan-tehlike-akran-zorbaligi-424938">Gençler Arasında Artan Tehlike: Akran Zorbalığı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pasta üzerinde çocuklarımızı bekleyen tehlike : Maytap</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pasta-uzerinde-cocuklarimizi-bekleyen-tehlike-maytap-423370</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Nov 2023 07:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bekleyen]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarımızı]]></category>
		<category><![CDATA[maytap]]></category>
		<category><![CDATA[pasta]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[üzerinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423370</guid>

					<description><![CDATA[<p> Çocuğunuzun doğum günü hazırlıklarına günler hatta aylar öncesinden başlayıp organizasyonun kusursuz olması konusunda tam da her şeyi yaptığınızı düşündüğünüz noktada sizi uyarmak isteriz; madem bu kadar titizlendiniz, yeni yaşında çocuğunuza hastalık hediye etmeyin.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pasta-uzerinde-cocuklarimizi-bekleyen-tehlike-maytap-423370">Pasta üzerinde çocuklarımızı bekleyen tehlike : Maytap</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>PASTA ÜZERİNDE ÇOCUKLARIMIZI BEKLEYEN TEHLİKE: MAYTAP</p>
<p> Çocuğunuzun doğum günü hazırlıklarına günler hatta aylar öncesinden başlayıp organizasyonun kusursuz olması konusunda tam da her şeyi yaptığınızı düşündüğünüz noktada sizi uyarmak isteriz; madem bu kadar titizlendiniz, yeni yaşında çocuğunuza hastalık hediye etmeyin. Hamurundan kullanılan malzemeye kadar özenle hazırladığınız ya da hazırlattığınız pastanın üstüne çocuğunuz çok sevse dahi maytap koymayın. Neden mi? Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Reyhan Tamer yanıtladı.</strong><br /> </p>
<p><strong>Göründüğü kadar masum değil</strong><br />Pasta üzerinde doğum günü ve özel günlerde sıkça kullandığımız maytap; aslında birçok ülkede yasaklanan bir kimyasal yanıcı ve patlayıcı bir maddedir. İçinde bulunan;</p>
<ul>
<li>Demir çubuk, </li>
<li>Potasyum klorat, </li>
<li>Alüminyum toz,</li>
<li>Stronsiyum nitrat, </li>
<li>Baryum nitrat gibi kimyasal maddeler solunum ve ağız yoluyla alındığında karaciğer ve böbrek gibi hayati organlarda ciddi yan etkiler oluşturulabilir. </li>
</ul>
<p><strong>Pastasında sadece mum olsun</strong></p>
<p>Özellikle maytabın pasta üzerinde yanmasıyla ortaya çıkan kimyasallar solunum yoluyla vücuda girer. Bunun yanı sıra pasta üzerinde yanan maytabın üzerinden düşen parçalar da pasta ile birlikte ağız yoluyla vücuda girer. Büyüme ve gelişmenin hızlı olduğu çocukluk döneminde eğlence olsun diye tekrarlayan pasta üzerindeki yanan maytaplar; </p>
<ul>
<li>Karaciğer, </li>
<li>Böbrek ve</li>
<li>Akciğer gibi organlarda fonksiyon bozukluğu oluştururken,</li>
<li>Solunum güçlüğü, </li>
<li>Mide bulantısı, </li>
<li>Kusma, </li>
<li>Nefes almada güçlük, </li>
<li>Kan basıncında ve kalp ritminde düzensizlik,</li>
<li>Cilt temasında ise kimyasal yanıklar gibi önemli istenmeyen yan etkiler de oluşturabilirler.</li>
</ul>
<p><strong>Temas halinde ne yapmalı?</strong></p>
<p>Maytap ile hava yolu ile temasta açık havaya çıkmak yararlı olur. Cilde temasında, temas edilen bölgeyi bolca sabunlu su ile yıkamak faydalı olacaktır. Ağız yolu ile alındığında ise baş dönmesi, solunum güçlüğü, kusma gibi belirtiler varsa en yakın sağlık merkezine başvurmak gerekir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pasta-uzerinde-cocuklarimizi-bekleyen-tehlike-maytap-423370">Pasta üzerinde çocuklarımızı bekleyen tehlike : Maytap</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tehlike Saçan Metruk Binalar Yıkılıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tehlike-sacan-metruk-binalar-yikiliyor-415299</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Oct 2023 07:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[binalar]]></category>
		<category><![CDATA[metruk]]></category>
		<category><![CDATA[saçan]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[yıkılıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415299</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, halkın can ve mal güvenliğini tehdit etmesinin yanı sıra kimi zaman madde bağımlılarının mekânına dönüşen ve görsel kirlilik oluşturan metruk yapılarla mücadelesini aralıksız sürdürüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tehlike-sacan-metruk-binalar-yikiliyor-415299">Tehlike Saçan Metruk Binalar Yıkılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, halkın can ve mal güvenliğini tehdit etmesinin yanı sıra kimi zaman madde bağımlılarının mekânına dönüşen ve görsel kirlilik oluşturan metruk yapılarla mücadelesini aralıksız sürdürüyor.</p>
<p>Yapı Kontrol Müdürlüğü ekipleri son olarak Bahar Mahallesi’nde yasal süreci tamamlanan bir metruk binayı daha yıktı. Yıkım öncesi çevre güvenliğini alan ekipler, iş makinesi ile metruk binanın yıkımını gerçekleştirdi. Yıkımın ardından ortaya çıkan molozlar, belediye ekipleri tarafından kamyonlara yüklenerek yıkım alanı temizlendi. Yıkıma tanık olan mahalle sakinleri, madde bağımlıları tarafından mesken tutulması nedeniyle sokaktan geçerken kendileri ve çocukları için endişe duyduklarını ifade ederek, yıkım dolayısıyla Osmangazi Belediyesi’ne teşekkür ettiler.</p>
<p>Belediye ekipleri, vatandaşların can ve mal güvenliğini tehdit eden metruk binaları, yürürlükteki yasa ve yönetmeliklere göre yıkmaya devam edeceklerini belirtti.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tehlike-sacan-metruk-binalar-yikiliyor-415299">Tehlike Saçan Metruk Binalar Yıkılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yüksek Numaralı&#8221; Gözde Tehlike Büyük!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuksek-numarali-gozde-tehlike-buyuk-398550</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Aug 2023 11:54:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[gözde]]></category>
		<category><![CDATA[numaralı]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398550</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göz bozukluklarının çok yüksek numaralara ulaştığında başka göz hastalıklarına yol açabileceğini belirten Op. Dr. Gökhan Emre, “Örneğin, yüksek hipermetroplar açı kapanması glokomu riski taşırken, yüksek miyoplarda retina yırtıkları, sarı nokta hastalığı benzeri retina kanamaları sıklıkla görülür.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-numarali-gozde-tehlike-buyuk-398550">&#8220;Yüksek Numaralı&#8221; Gözde Tehlike Büyük!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Göz bozukluklarının çok yüksek numaralara ulaştığında başka göz hastalıklarına yol açabileceğini belirten Op. Dr. Gökhan Emre, “Örneğin, yüksek hipermetroplar açı kapanması glokomu riski taşırken, yüksek miyoplarda retina yırtıkları, sarı nokta hastalığı benzeri retina kanamaları sıklıkla görülür. Ayrıca, göz bozukluğunun derecesi göz çizme, lazer, akıllı lens uygulaması gibi cerrahi yöntemlerin de seçimi konusunda etkili olmaktadır” dedi.</strong></p>
<p>Göz bozukluğu olarak bilinen kırma kusurlarının göze gelen görüntünün retina tabakasına odaklanamaması sonucunda ortaya çıktığını belirten VM Medical Park Ankara Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Gökhan Emre, gözün genel kırma kusurlarının ise miyopi, hipermetropi ve astigmatizma olarak sınıflandırıldığını söyledi. Op. Dr. Gökhan Emre, yaşlanmaya bağlı ortaya çıkan yakın görme bozukluğuna ise “presbyopi” adı verdiğini ifade etti. </p>
<p>Yaygın göz bozuklukları olan miyopi, hipermetropi ve astigmatizma cinsi göz bozuklarının çok düşük numaralarda olup hastayı hiç rahatsız etmeyebileceği gibi bazen de çok yüksek numaralara ulaşıp başka göz hastalıklarına yol açabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Gökhan Emre, bu durumun gözlük, kontakt lens, lazer yöntemleri ve çeşitli ameliyatlarla düzeltebileceğini söyledi.</p>
<p><strong>Göz bozukları tedavi edilebilir</strong></p>
<p>Göz bozukluklarının temelde bir hastalık olmadığını ancak birçok insan gözlük ya da kontak lens istemediğinden çeşitli lazer ya da cerrahi yöntemler kullanılarak kırma kusurlarının düzeltilebileceğini belirten Op. Dr. Gökhan Emre, göz bozukluk çeşitlerini şu şekilde sıraladı:</p>
<ul>
<li>“Miyopi: Gözün uzunluğunun normalden fazla olması ya da kırıcılığının normalden çok olması sonucunda görüntünün retinanın önüne odaklandığı en sık görülen kırma kusurudur.</li>
<li>Hipermetropi: Miyopinin tam tersi olarak gözün uzunluğunun normalden kısa olması veya kırıcılığının normalden az olması sonucunda görüntünün retinanın arkasına odaklandığı kırma kusurudur.</li>
<li>Presbyopi: Diğer göz bozukluklarının aksine, yaşlanma ile ortaya çıkan ve her bireyde görülen yakın görme bozukluğuna verilen addır.</li>
<li>Astigmatizma: Astigmat, gözün şeffaf ön tabakası olan korneanın veya merceğinin diğerine göre daha dik bir şekilde kavis alması sonucu görüşün bulanıklaşmasına neden olan bir görme problemidir.”</li>
</ul>
<p><strong>Yüksek miyoplarda retina yırtığı olabilir</strong></p>
<p>Miyopi, hipermetropi ve astigmatizma cinsi göz bozuklarının, çok düşük numaralarda olup hastayı hiç rahatsız etmeyecekleri gibi bazen çok yüksek numaralara ulaşıp başka göz hastalıklarına yol açabileceğini belirten Op. Dr. Gökhan Emre, “Örneğin yüksek hipermetroplar açı kapanması glokomu riski taşırken, yüksek miyoplarda retina yırtıkları, sarı nokta hastalığı benzeri retina kanamaları sıklıkla görülür. Ayrıca, göz bozukluğunun derecesi göz çizme, lazer, akıllı lens uygulaması gibi cerrahi yöntemlerinde seçimi konusunda etkili olmaktadır” dedi.</p>
<p><strong>Göz bozukluğu tedavisi</strong></p>
<p>Göz bozukluğu tedavisinde yaptıkları çeşitli testlerle göz bozukluğu derecesinin belirlediklerini belirten Op. Dr. Gökhan Emre, “Duruma uygun olarak gözlük veya kontakt lens dışında, daha kalıcı tedavi seçenekleri olarak bilinen lazer yöntemleri ve akıllı lens seçenekleri de bulunmaktadır” diye konuştu. </p>
<p><strong>Tedavide dikkat edilmesi gerekenler</strong></p>
<p>Yaş ve göz durumuna göre nelere dikkat edilmesi gerektiğini Op. Dr. Gökhan Emre, şu şekilde sıraladı:</p>
<ul>
<li>“18 yaş öncesi: Gözlük ve kontakt lens kullanılabilir.</li>
<li>18-40 yaş arası: Miyopi, Hipermetropi ve Astigmat için gözlük ve kontakt lensin alternatifi eğer göz uygunsa lazerle yapılan göz çizme ameliyatlarıdır. LASİK, PRK, no-touch, SMILE gibi birçok yöntem vardır.</li>
</ul>
<p>Hangi yöntemin uygun olduğuna yapılacak muayene ile karar verilir. Her yöntemin kendine göre bazı avantaj ve dezavantajları vardır. Göz lazerle yapılacak bu yöntemlere uygun değilse, göz içine yerleştirilen merceklerle göz bozukluğunun düzetilmesi yapılabilir.</p>
<ul>
<li>40 yaş sonrası: Myopi, hipermetropi ve astigmat için en uygun seçenek katarakt ameliyatı gibi yapılarak göz içine yerleştirilen akıllı mercekler ve astigmat düzelten torik merceklerdir.”</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-numarali-gozde-tehlike-buyuk-398550">&#8220;Yüksek Numaralı&#8221; Gözde Tehlike Büyük!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Havuz ve klimalardaki tehlike: lejyoner hastalığı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/havuz-ve-klimalardaki-tehlike-lejyoner-hastaligi-397649</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Aug 2023 11:24:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[havuz]]></category>
		<category><![CDATA[klimalardaki]]></category>
		<category><![CDATA[lejyoner]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397649</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz zatürresi olarak da bilinen lejyoner hastalığıyla ilgili bilgilendirmede bulunan VM Medical Park Mersin Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzman Dr. Fulya Gülergün, “Kuluçka süresinin 2 gün ile 8 gün arası değiştiği lejyoner hastalığında, yakın zamanda otel konaklamalı seyahat öyküsü olanlar ve vücut direnci az olan, sigara içen kişiler risk altındadır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/havuz-ve-klimalardaki-tehlike-lejyoner-hastaligi-397649">Havuz ve klimalardaki tehlike: lejyoner hastalığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yaz zatürresi olarak da bilinen lejyoner hastalığıyla ilgili bilgilendirmede bulunan VM Medical Park Mersin Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzman Dr. Fulya Gülergün, “Kuluçka süresinin 2 gün ile 8 gün arası değiştiği lejyoner hastalığında, yakın zamanda otel konaklamalı seyahat öyküsü olanlar ve vücut direnci az olan, sigara içen kişiler risk altındadır. Erken tanı konulup tedaviye başlanmazsa, hastalık ilerleyebilir ve kişide bilinç bozukluğu gelişebilir” dedi.</strong></p>
<p>Yaz zatürresi olarak bilinen lejyoner hastalığının tatil sezonun en hareketli olduğu yaz aylarında ölümle sonuçlanabilen ciddi enfeksiyonlara neden olduğunu işaret eden VM Medical Park Mersin Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzman Dr. Fulya Gülergün, uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>İLK KEZ 1976 YILINDA KEŞFEDİLDİ</strong></p>
<p>Lejyoner Hastalığı’nın ilk kez 1976 yılında ABD’nin Pensilvanya Eyaleti’ndeki lejyonerlerin katıldığı bir toplantıda 180’den fazla kişide solunum yolu enfeksiyonu çıkması üzerine hastalığa neden olan etkenin tanımlandığını ifade eden Uzm. Dr. Fulya Gülergün, bu nedenle literatürde “Lejyoner Hastalığı” olarak isimlendirildiğini söyledi. </p>
<p><strong>ENFEKSİYON RİSKİNİ TETİKLEYEBİLİR</strong></p>
<p>Hava sıcaklığının artması ve nem oranlarının yüksek olması ile klima kullanımı yaz aylarında arttığını söyleyen Uzm. Dr. Gülergün, “Küresel ısınma, tüm canlıların olduğu gibi insanların da hem fiziksel hem de psikososyal sağlığını etkileyen sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle iklim olaylarıyla baş etmek için günümüzde iklimlendirme sistemleri ile sıcak havanın yaratabileceği olumsuz etkilerden korunuruz. Ev ve işyeri gibi kapalı alanlarda klimaları kullanarak sıcak hava ile mücadele edebiliriz. Çoğu klimanın çalışma prensibi iç ortam havasını sirküle ederek soğutma işlevi sağlamasıdır. Bu durumda iç ortamda mevcut enfeksiyon etkenleri klimadan tekrar iç ortama salınır ve enfeksiyon etkenlerinin hava sirkülasyonu ile ortamda dolaşmasına neden olur ve hastalık riski artar. Klima kullanımı soğuk ve kuru havanın etkisiyle patojenlerin etkisini artırarak hastalık bulaşını artırabilir. Hava yoluyla yayılabilen ve akciğerde hastalık oluşturabilen birçok mikrop vardır. Grip virüsü, legionella, küf mantarları, verem hastalığına yol açan mycobacterium gibi etkenler akciğerde hastalığa neden olabilir. Eğer klima verimli bir filtreleme sistemine sahip değilse bu mikropları iç ortamda yayarak enfeksiyona neden olabilir.</p>
<p><strong>HEPA FİLTRELİ HAVA TEMİZLEYİCİLER TERCİH EDİLEBİLİR</strong></p>
<p>Hava kalitesinin önemine değinen Uzm. Dr. Gülergün, “Sağlıklı bireylerde çok soğuk hava üfleyen klimalara maruz kalındığında hava yollarında bazı inflamatuar değişiklikler ortaya çıkarak enfeksiyon etkenlerinin buraya yerleşmesini kolaylaştırabilir, astım ve KOAH gibi hastalığı olanlarda bu durum daha belirgin olur. Hava sıcaklığının hızla soğutulduğu durumlarda kişinin hastalanması kolaylaşır. Bu nedenle ortam yavaş soğutulmalıdır ve arada havalandırılmalıdır. İç hava kalitesi için hepa filtreli hava temizleme cihazlarının kullanımı enfeksiyon yayılma riskini azaltabilir. Klima ile ilişkili enfeksiyon yapabilen etkenlerden biri olan Legionella bakterisi Lejyoner Hastalığı’na sebep olur” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>KLİMALARDAN VE HAVUZLARDAN GEÇEBİLİR</strong></p>
<p>Nem ve su içeren ortamlarda yaşayan Legionella Pneumophilia bakterisinin akciğerde zatürreye sebep olabildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Gülergün, “Temizliği ve kontrolleri yapılmamış klimalardan etrafa yayılan havanın solunması ile hastalık oluşabileceği gibi, iyi temizlenmemiş Spa ortamları, havuzlar, termal kaplıca ortamlarında havada asılı damlacıkların solunmasıyla da hastalık oluşabilir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>OTELDE KONAKLAYANLAR RİSK ALTINDA</strong></p>
<p>Kuluçka süresinin 2 gün ile 8 gün arası değiştiği lejyoner hastalığında, yakın zamanda otel konaklamalı seyahat öyküsü olanların ve vücut direnci az olanların, sigara içen kişilerin risk altında olduğunu belirten Uzm. Dr. Gülergün, şu uyarılarda bulundu:</p>
<p>“Bilinenin aksine bu enfeksiyonda insandan insana hastalık bulaşmaz. Baş ağrısı, ateş yüksekliği, kas ağrısı, halsizlik ilk belirtiler olup bu belirtilere öksürük, balgam, nefes darlığı, ishal, kusma eklenebilir. Erken tanı konulup tedaviye başlanmazsa hastalık ilerler ve kişide bilinç bozukluğu gelişebilir.”</p>
<p><strong>ZATÜRREYE NEDEN OLABİLİYOR</strong></p>
<p>Lejyoner hastalığındaki risk gruplarına dikkat çeken Uzm. Dr. Gülergün, “Hastalık zatürreye neden olduğu ve çoğu zaman ishal ile ilişkili olduğu için vücut direnci düşük olan kişiler, kronik hastalığı olanlar ve yaşlılar ciddi hastalık açısından risk altındadır” dedi. </p>
<p><strong>HASTANEYE YATIŞ GEREKEBİLİR</strong></p>
<p>Uzm. Dr. Gülergün, hastalığın tedavisi hakkında ise şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“Öncelikle hastaya solunum yolundan alınan örnekler veya idrar antijen testi ile tanı konulur. Ardında uygun antibiyotik tedavisine hızlıca başlanarak klinikte düzelme sağlanır. Ancak bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde hastalık ilerleyebileceği için zaman zaman hastaneye yatış da gerekebilir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/havuz-ve-klimalardaki-tehlike-lejyoner-hastaligi-397649">Havuz ve klimalardaki tehlike: lejyoner hastalığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tatilde bekleyen tehlike: Yüzücü kulak hastalığı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tatilde-bekleyen-tehlike-yuzucu-kulak-hastaligi-393882</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Aug 2023 07:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bekleyen]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[tatilde]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[yüzücü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=393882</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dış kulak yolunda akut olarak gelişen ve genellikle bakterilerin sorumlu olduğu dış kulak yolu enfeksiyonu, kirli sularda yüzme ve suyla fazla temas nedeniyle özellikle yaz mevsiminde sık görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tatilde-bekleyen-tehlike-yuzucu-kulak-hastaligi-393882">Tatilde bekleyen tehlike: Yüzücü kulak hastalığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dış kulak yolunda akut olarak gelişen ve genellikle bakterilerin sorumlu olduğu dış kulak yolu enfeksiyonu, kirli sularda yüzme ve suyla fazla temas nedeniyle özellikle yaz mevsiminde sık görülüyor. Yüzmeyi seven kişilerde sık rastlandığı için ‘Yüzücü kulağı hastalığı’ olarak da adlandırılan ve çoğumuzun önemsemediği bu enfeksiyon ilerlediğinde şiddetli ağrıya, kulakta tıkanıklığa, iltihaplı akıntıya, geçici işitme kaybına, hatta enfeksiyonun vücuda yayılmasına bile yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Suat Bilici</strong>,<strong> </strong>bu nedenle dış kulak yolu enfeksiyonunda erken teşhisin son derece önemli olduğunu belirterek, “Dikkat edilmesi gereken bir başka önemli nokta ise hekime danışmadan antibiyotik ve kulak damlası kullanımından kaçınmaktır. Örneğin, mantar birikintisi varsa, gelişigüzel alınan damlalar etki etmeyecek ve zaman kaybı nedeniyle enfeksiyonun ilerlemesine sebep olabilecektir. Yine bu enfeksiyonu basit bir problem gibi görüp bitkisel sıvı ürünler kullanmak da tedavi sürecini uzatacaktır” diyor.</p>
<p><strong>Pek çok sebebi var! </strong></p>
<p>Dış kulak yolunun mukozası nemli ve ılık bir yapıya sahip. Ortamın nemli olması bakteri ile mantarların üremesi için uygun koşullar sağlıyor. Dış kulak yolu enfeksiyonundan pek çok etken sorumlu olabiliyor. Dış kulak yolunda darlık, kemiksi büyüme ve buşon gibi kulak yolunu daraltan etkenler, pamuklu çubuklar, yabancı cisim veya kaşıma ile oluşan travmalar, işitme cihazı ya da kulak tıkacı kullanımı, kirli suda yüzmek ve çok sık duş almak, enfeksiyona zemin hazırlayan nedenleri oluşturuyor. Bu etkenler, dış kulak yolunda koruyucu bariyer olan serumen tabakasını zayıflatarak epitelin korumasız hale gelmesine ve bunun sonucunda bakterilerin veya mantarların daha kolay üremelerine yol açabiliyor. Enfeksiyona en sık pseudomonas aeruginosa, stafilokok ve streptokok bakterileri sebep oluyor. Ayrca aspergillus ve candida türü mantarlar da enfeksiyon oluşturabiliyor. </p>
<p><strong>İlk belirtileri ağrı ve kaşıntı oluyor</strong></p>
<p>Dış kulak yolu enfeksiyonunun ilk belirtileri genellikle kaşıntı ve ağrı oluyor. Kulak yolunun önündeki tragus denilen ve kıkırdaktan oluşan çıkıntıya bastırmakla ağrının şiddetlenmesi tipik belirtisini oluşturuyor. Bu yakınmalara daha sonra kulakta akıntı ve dolgunluk hissi ekleniyor, tablo ilerlediğinde ağrı şiddetlenirken ateş ile boyunda şişlikler de görülebiliyor. Tedavide gecikilirse dış kulak yolu tamamen kapandığı için geçici işitme kaybı gelişebiliyor.</p>
<p><strong>Kulağınızı sudan koruyun!</strong></p>
<p>Yüzücü kulağı hastalığının tedavisinde amaç, dış kulak yolunun normal yapısına kavuşmasını sağlamak ve hastanın yakınmalarını ortadan kaldırmak. Kulakta kir veya birikinti varsa, dış kulak yolunun mikroskop altında nazikçe temizlenmesi gerekiyor. Zira, bu işlem yapılmadan uygulanan ilaçların etki etmesi oldukça güçleşiyor. Enfeksiyon, özellikle ödem ile şişliğin fazla olduğu tablolarda ödem çözücü ve antibiyotikli kulak damlalarıyla tedavi edilebiliyor. Mantar enfeksiyonu bulguları varsa, uygun temizlik sonrasında mantara etkili olan kulak damlaları kullanılıyor. Ağrı çok şiddetliyse, ağrı kesici ilaçlar hastanın rahatlamasını sağlayabiliyor. Hastanın şikayetleri tedavi başladıktan sonra genellikle 2-3 günde azalıyor ve sıklıkla 7-10 günde tamamen iyileşme görülüyor. Doç. Dr. Suat Bilici, tedavi süresince kulağı sudan korumanın büyük önem taşıdığına işaret ederek, “Ayrıca tedavi sonrasında da kulağın sudan korunması gerekiyor. Aksi halde dış kulak yolu enfeksiyonunun tekrarlama riski artıyor.” diyor.</p>
<p><strong>Enfeksiyona karşı 5 etkili önlem! </strong></p>
<p><em>Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Suat Bilici,<strong> </strong>dış kulak yolu enfeksiyonuna karşı almanız gereken önlemleri şöyle anlatıyor:  </em> </p>
<ul>
<li>Özellikle havuzda, kulağınızın suyla temasını önlemek için mutlaka bone kullanın.</li>
<li>Temizliğinden emin olduğunuz havuz veya denizi tercih edin.</li>
<li>Kulağınızda ağrı varsa tıkaç kullanmadan havuz veya denize girmeyin. </li>
<li>Kulağınızın ıslanması sonrasında nemini yumuşak bir pamukla alın. </li>
<li>Kulağınızı temizleme çubuğu veya yabancı bir cisimle karıştırmayın. </li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tatilde-bekleyen-tehlike-yuzucu-kulak-hastaligi-393882">Tatilde bekleyen tehlike: Yüzücü kulak hastalığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Metruk binalar tehlike olmaktan çıkıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/metruk-binalar-tehlike-olmaktan-cikiyor-390240</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jul 2023 12:54:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[binalar]]></category>
		<category><![CDATA[çıkıyor]]></category>
		<category><![CDATA[metruk]]></category>
		<category><![CDATA[olmaktan]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390240</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, hem vatandaşlar hem de çevre için tehlike arz eden metruk yapıların yıkımına devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/metruk-binalar-tehlike-olmaktan-cikiyor-390240">Metruk binalar tehlike olmaktan çıkıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, hem vatandaşlar hem de çevre için tehlike arz eden metruk yapıların yıkımına devam ediyor. Son olarak Yeni Karaman Mahallesi’nde bulunan bir metruk binayı daha yıkan Osmangazi Belediyesi’nin yıl içerisinde gerçekleştirdiği metruk bina yıkımı sayısı ise 40’ı geçti.</p>
<p>Alkol ve madde bağımlılarının mesken tutması nedeniyle önemli bir güvenlik sorunu haline gelen metruk binaların yıkılması için hummalı bir çalışma yürüten Yapı Kontrol Müdürlüğü ekipleri, Yeni Karaman Mahallesi Demir Sokak üzerinde yer alan metruk binayı iş makinesi ile yıktı. Güvenlik tedbirleri altında yapılan yıkım, mahalle sakinleri tarafından memnuniyetle karşılandı. Vatandaşlar, metruk binanın yıkılmasıyla hem çirkin görüntünün ortadan kalktığını hem de mahallelerinin daha güvenli hale geldiğini söyledi</p>
<p>Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, halkın can ve mal güvenliğini tehdit eden metruk binaları, yürürlükteki yasa ve yönetmeliklere göre yıkmaya devam edeceklerini söyledi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/metruk-binalar-tehlike-olmaktan-cikiyor-390240">Metruk binalar tehlike olmaktan çıkıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yine Avcıların İstediği Oldu, Nesli Tehlike Altındaki Türlerin Avlanılmasına İzin Verildi.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yine-avcilarin-istedigi-oldu-nesli-tehlike-altindaki-turlerin-avlanilmasina-izin-verildi-387195</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jun 2023 00:24:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[avcıların]]></category>
		<category><![CDATA[avlanılmasına]]></category>
		<category><![CDATA[istediği]]></category>
		<category><![CDATA[izin]]></category>
		<category><![CDATA[nesli]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[türlerin]]></category>
		<category><![CDATA[verildi]]></category>
		<category><![CDATA[yine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=387195</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl ne kadar canlının avlanacağının belirlendiği Merkez Av Komisyonu (MAK) bu yıl 15 Haziran’da toplandı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yine-avcilarin-istedigi-oldu-nesli-tehlike-altindaki-turlerin-avlanilmasina-izin-verildi-387195">Yine Avcıların İstediği Oldu, Nesli Tehlike Altındaki Türlerin Avlanılmasına İzin Verildi.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl ne kadar canlının avlanacağının belirlendiği Merkez Av Komisyonu (MAK) bu yıl 15 Haziran’da toplandı. Türkiye’deki avlanma alanları, avlanacak türler ve avlanma limitlerini belirleyen komisyon, her yıl olduğu gibi avcıların istekleri doğrultusunda kararlar aldı. Merkez Av Komisyonu tarafından, haftanın 3 günü avcılık yapılmasına, küresel ölçekte tehlikede olan üveyik ve elmabaş patka gibi türlerin avına izin verilmesine karar verildi. Komisyonda avcılardan çok daha az sayıda bilim insanı bulunurken, doğanın haklarını savunan sivil toplum kuruluşları ise yeteri kadar bulunmuyor.</p>
<p>Bir av sezonunda hangi canlının ne kadar vurulacağına, nerelerde avlanılabileceğine karar veren Merkez Av Komisyonu 2023-2024 yılı için kararlarını aldı. 25 kişiden oluşan komisyonda resmi kurumlar, kolluk güçleri haricinde 10 kişiden oluşan bir avcı grubu bulunuyor. Alınan kararları avcı gruplarının belirlediği komisyonda akademisyenlerin şerh düşmesine rağmen oy çokluğuyla nesli küresel ölçekte tehlike altında olan elmabaş patka ve üveyik türlerinin avına izin verildi. Komisyon kararları Resmi Gazete’de yayınlanmasının ardından yürürlüğe girecek. </p>
<p>Komisyonda kuş ve memeli türlerin, nerede, nasıl ve kaç tane öldürülmesine izin verileceğine dair listeler hazırlandı. Türkiye’de milyonlarca silah sahibi var ve yasal avcıdan çok yasadışı avcı bulunuyor. Avcılık devlet birimleri tarafından kontrol edilemiyor. Avcı baskısının yanı sıra yaban hayvanlarının sayıları ve yaşam alanları her yıl azalıyor. Dolayısıyla Merkez Av Komisyonu’nun toplanıp aldığı kararlar, avcıları memnun etmek dışında pek bir anlam ifade etmiyor. </p>
<p> </p>
<p>‘’Yasadışı avcılıkta ciddi bir cezasızlık hali var.’’</p>
<p>Doğa Derneği Hukuk Danışmanı Cem Altıparmak’ın konuyla ilgili yaptığı açıklamada:</p>
<p>‘’Her sene toplanan bu komisyonun aldığı kararlar ne yazık ki  yasadışı avcılığın engellenmesine dair yeterli etki yaratmıyor. Daha da kötüsü bu kararlarda, av listelerinde yer almaması gereken canlı türlerinin de av listelerine eklendiğini görüyoruz. Doğa Koruma Milli Parklar Müdürlüğü tarafından yasadışı avlananlara para cezaları verilse bile bu cezaların ciddi bir caydırıcı özelliği bulunmuyor. Üzerine kayıtlı mal varlığı bulunmayan  kişiler bu cezaları ödemekten kaçınabiliyor. Ayrıca hükümetlerin oldukça sık başvurduğu vergi affı, idari para cezası affı gibi uygulamalar, yasadışı avcılık üzerinde bir cezasızlık hali oluşturuyor. Burada atılması gereken ilk adım, kaçak avcılık üzerinde gerçek manada caydırıcılık sağlayan, kaçak avlanan bir kişinin bir daha buna cesaret edemeyeceği ciddi yaptırım mekanizmalarının oluşturulması olmalı.’’ dedi.</p>
<p> </p>
<p>‘’Avcılık bir yaşam hakkı ihlalidir.’’</p>
<p>Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Doğa Derneği Başkanı Dicle Tuba Kılıç; ‘‘Avcılık günümüz koşullarında hiç bir suretle kabul edilebilir bir hak değildir. İnsan türünün kendisini beslemek ve lüks bir yaşam sürmek için yaban hayatını çok büyük bir hızla yok ettiği bir dönemdeyiz. Böyle bir dönemde, avcılık ne bir ihtiyaç ne de bir spor olarak kabul edilemez. Ancak bir yaşam hakkı ihlali olarak görülebilir. Türkiye’de yaban hayatının yaşaması için avcılığın yasaklanması ve kaçak avcılığın önlenmesi ilk talebimiz. Ardından tüm yaban hayvanlarının yaşam hakkı Anayasal güvence altına alınmalı ve tüm planlamalar bu hakları temel alarak düzenlenmeli.’’ dedi. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yine-avcilarin-istedigi-oldu-nesli-tehlike-altindaki-turlerin-avlanilmasina-izin-verildi-387195">Yine Avcıların İstediği Oldu, Nesli Tehlike Altındaki Türlerin Avlanılmasına İzin Verildi.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
