<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tehdidi | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/tehdidi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/tehdidi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Feb 2026 07:33:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>tehdidi | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/tehdidi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kilitle, ifşa et, baskı kur</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kilitle-ifsa-et-baski-kur-614662</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 07:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[baskı]]></category>
		<category><![CDATA[Çalınan]]></category>
		<category><![CDATA[et]]></category>
		<category><![CDATA[Fidye Yazılımı]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[ifşa]]></category>
		<category><![CDATA[kilitle]]></category>
		<category><![CDATA[kur]]></category>
		<category><![CDATA[ödeme]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<category><![CDATA[tehdidi]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614662</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fidye yazılımı geniş bir suçlu kitlesinin ilgisini çekmeye devam ederken tehditlerin uyarlanabilirliği ve kalıcılığı da artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kilitle-ifsa-et-baski-kur-614662">Kilitle, ifşa et, baskı kur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Fidye yazılımı geniş bir suçlu kitlesinin ilgisini çekmeye devam ederken tehditlerin uyarlanabilirliği ve kalıcılığı da artıyor. Suçlular çalınan verileri kamuoyu önünde sergileyebildikleri sürece bu yöntemi kullanmayı sürdürüyor ve fidye yazılımı suç ekonomisi için önemli bir gelir kaynağı olmaya devam ediyor. Siber güvenlik şirketi ESET, kuruluşların fidye yazılımı tehdidi için almaları gereken savunma önlemleri ile ilgili bilgilendirmede bulundu.</strong></p>
<p>Siber suçlar yaşanan dönemin özelliklerine ve teknolojinin gelişimine göre değişiyor. Siber şantaj, daha geniş bir suç kategorisi olarak kalıcılığını kanıtlamış olsa da en zararlı türlerinden biri olan fidye yazılımı artık yalnızca şifreleme ile sınırlı değil.  Geçmişte saldırganlar dosya veya sistemleri kilitleyerek şifre çözme anahtarı karşılığında ödeme talep ederken son yıllarda kampanyalar şifrelemeyi veri sızdırma ve çalınan bilgileri yayımlama tehditleriyle birleştiriyor.<strong> </strong>Bu noktada özel sızıntı siteleri veya veri sızıntı siteleri (DLS’ler) devreye giriyor. İlk olarak 2019’un sonlarında ortaya çıkan bu siteler, çift şantaj stratejisinin bel kemiği hâline geldi. Tehdit aktörleri kurumsal verileri şifrelemeden önce çalıyor ve ardından bu verileri kamuya açık şekilde kullanarak bir güvenlik olayını doğrudan bir  krize dönüştürüyor.</p>
<p>Fidye yazılımı artık yalnızca sistemlerin kilitlenmesi değil, aynı zamanda veri hırsızlığı ve şantaj sorunu olarak değerlendiriliyor. Kamuya açık takip projeleri de bu eğilimi doğrulasa da sızıntı sitelerinin yalnızca suçluların duyurmayı seçtiği olayları yansıttığı, gerçek kurban sayısının daha yüksek olabileceği belirtiliyor.</p>
<p><strong>Veri sızıntı siteleri nasıl kullanılıyor?</strong></p>
<p>Dark web üzerinde barındırılan ve Tor ağı üzerinden erişilen veri sızıntı siteleri, genellikle çalınan verilerin bir bölümünü yayımlıyor. Ödeme yapılmazsa tüm verilerin açıklanacağı tehdidinde bulunuyor. Bazı durumlarda kurban ödeme yapmayı reddettiğinde veriler yayımlanıyor ve baskı daha da artıyor. Kurbanlara ait bilgiler, çalınan verinin kapsamı ve belirlenen son tarihler bu stratejinin parçası olarak sunuluyor. Bu yaklaşımın yıkıcı etkisi, hız ve görünürlükten kaynaklanıyor. Olay kamuoyuna duyurulduğu anda birden fazla risk aynı anda ortaya çıkıyor ve çoğu zaman kuruluşlar saldırının kapsamını tam olarak anlamadan yoğun belirsizlik altında kalıyor. </p>
<p>Veri sızıntı siteleri bu nedenle doğrudan bir baskı aracı olarak kullanılıyor. Saldırganlar blöf yapmadıklarını göstermek için genellikle sınırlı miktarda veri yayımlıyor. Kurban ödeme yapmazsa daha fazlası paylaşılmaya devam ediyor. Zarar çoğu zaman ilk kurbanla sınırlı kalmıyor. Sızdırılan veya yeniden satılan veriler kimlik avı, iş e-postası dolandırıcılığı ve kimlik sahtekârlığı gibi sonraki suçların kaynağı hâline geliyor. Tedarik zinciri olaylarında ihlal müşterilere ve iş ortaklarına kadar yayılabiliyor. Bu domino etkisi, fidye yazılımının münferit olaylar değil sistemik bir risk olarak değerlendirilmesinin nedenlerinden biri olarak görülüyor.</p>
<p><strong>Sızıntı sitesinin her öğesi, psikolojik baskıyı en üst düzeye çıkarmak için tasarlanıyor.</strong></p>
<p><strong>Yetkisiz erişimin kanıtı</strong>. Çeteler, saldırının gerçek olduğunu ve tehdidin inandırıcı olduğunu göstermek için sözleşmeler ve şirket içi e-postalar gibi örnek belgeler yayımlar. </p>
<p><strong>Aciliyet</strong>: Zamanlayıcılar ve geri sayımlar, zamanın dolmakta olduğu hissini uyandırır çünkü zaman baskısı altında alınan kararlar genellikle saati kontrol eden tarafın lehine olur.</p>
<p><strong>Kamuya ifşa</strong>: Çalınan veriler hiçbir zaman kamuya açıklanmasa bile ihlalle ilişkilendirilmek bile itibar kaybına neden olur ve bu zararın giderilmesi yıllar alabilir.</p>
<p><strong>Yasal risk</strong>: Giderek genişleyen eyalet düzeyindeki gizlilik yasaları gibi çerçeveler altında, kişisel verileri içeren doğrulanmış bir ihlal, zorunlu açıklamalar, soruşturmalar ve para cezalarına yol açabilir.</p>
<p><strong>Geniş etkiler ve kalıcı sonuçlar</strong></p>
<p>Veri sızıntısı ihtimali; itibar kaybı, müşteri güveninin zedelenmesi, finansal zararlar ve yasal yaptırımlar gibi çok sayıda riski aynı anda tetikliyor. Çalınan verilerin satılması suç ekonomisini besliyor ve yeni saldırıların önünü açıyor. Bazı grupların şifrelemeyi tamamen atlayarak yalnızca veri ele geçirip yayımlama tehdidiyle şantaj yaptığı da görülüyor.</p>
<p>Kurban durumunda olan kuruluşlar çoğu zaman yeterli değerlendirme süresi olmadan karar vermek zorunda kalıyor. İhlalden etkilenen bireyler ise uzun süren temizlik süreçleri, hesap ele geçirmeleri ve kimlik dolandırıcılığı gibi risklerle karşılaşıyor. Fidyeyi ödemek kolay bir çözüm gibi görünse de dosyaların geri alınacağını ya da verilerin gizli kalacağını garanti etmiyor. Ödeme yapan birçok kuruluşun kısa süre içinde yeniden saldırıya uğradığı biliniyor ve yapılan her ödeme yeni saldırıların finansmanına katkı sağlıyor.</p>
<p><strong>Kuruluşlar için fidye yazılımı tehdidi  kapsamlı savunma önlemleri gerektirir:</strong></p>
<ul>
<li>EDR/XDR/MDR özelliklerine sahip gelişmiş güvenlik çözümleri kullanmak. Bu çözümler, yetkisiz işlem yürütme ve şüpheli yanal hareket gibi anormal davranışları izleyerek tehdidi anında durdurur.</li>
<li>İyi tanımlanmış, sıkı erişim kontrolleriyle yanal hareketleri kısıtlama. Sıfır Güven ilkeleri, herhangi bir varlık için varsayılan güven varsayımlarını ortadan kaldırarak şirketin güvenlik durumunu güçlendirir. </li>
<li>Tüm yazılımların güncel tutulması. Bilinen güvenlik açıkları, fidye yazılımı aktörleri için başlıca giriş vektörlerinden biridir. </li>
<li>Fidye yazılımının erişemeyeceği veya değiştiremeyeceği, izole edilmiş, hava boşluğu olan ortamlarda yedeklemeler saklayın. Fidye yazılımının birincil amacı, hassas verileri bulmak ve şifrelemektir. Dayanıklı yedeklemeler ve fidye yazılımı giderme yetenekleri, tehdidin neden olduğu hasarı azaltmada büyük rol oynar.</li>
<li>İyi tasarlanmış güvenlik farkındalığı eğitimleriyle etkili bir savunma bariyeri oluşturulabilir. Kötü amaçlı e-postaları erken tespit edebilen bir çalışan, fidye yazılımı aktörlerinin en sevdiği giriş noktalarından birini ortadan kaldırır ve bu tek başına, tüm kuruluşunuzu mağdur eden bir saldırı riskini önemli ölçüde azaltabilir.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kilitle-ifsa-et-baski-kur-614662">Kilitle, ifşa et, baskı kur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2025&#8217;te Küresel Üretimde Fidye Yazılımı Tehdidi: Potansiyel Kayıp 18 Milyar Dolar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/2025te-kuresel-uretimde-fidye-yazilimi-tehdidi-potansiyel-kayip-18-milyar-dolar-594201</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 09:17:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[2025]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[fidye]]></category>
		<category><![CDATA[Fidye Yazılımı]]></category>
		<category><![CDATA[finansal]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[kuruluş]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[saldırılar]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<category><![CDATA[tehdidi]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[üretimde]]></category>
		<category><![CDATA[yazılımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594201</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky, VDC Research iş birliğiyle yaptığı açıklamada, 2025’in ilk üç çeyreğinde üretim kuruluşlarına yönelik fidye yazılımı saldırılarının 18 milyar dolardan fazla kayba yol açabileceğini duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2025te-kuresel-uretimde-fidye-yazilimi-tehdidi-potansiyel-kayip-18-milyar-dolar-594201">2025&#8217;te Küresel Üretimde Fidye Yazılımı Tehdidi: Potansiyel Kayıp 18 Milyar Dolar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kaspersky, VDC Research iş birliğiyle yaptığı açıklamada, 2025’in ilk üç çeyreğinde üretim kuruluşlarına yönelik fidye yazılımı saldırılarının 18 milyar dolardan fazla kayba yol açabileceğini duyurdu. Bu rakam, yalnızca üretim hattının durması nedeniyle iş gücünün boşta kalmasının doğrudan maliyetini yansıtıyor; operasyonel ve finansal etkiler ise çok daha yüksek olabiliyor. </p>
<p>Tahminler, APAC, Avrupa, Orta Doğu, Afrika, BDT ve LATAM bölgelerinde, fidye yazılımı girişimlerinin tespit ve önlenme oranı, her bölgede toplam üretim kuruluşu sayısı, gerçek saldırılarda ortalama kesinti süresi, kuruluş başına ortalama çalışan sayısı ve ortalama saatlik ücret esas alınarak yapıldı.</p>
<p>Kaspersky, VDC Research iş birliğiyle yaptığı açıklamada, 2025’in ilk üç çeyreğinde üretim kuruluşlarına yönelik fidye yazılımı saldırılarının 18 milyar dolardan fazla kayba yol açabileceğini duyurdu. Bu rakam, yalnızca üretim hattının durması nedeniyle iş gücünün boşta kalmasının doğrudan maliyetini yansıtıyor; operasyonel ve finansal etkiler ise çok daha yüksek olabiliyor.</p>
<p>Kaspersky Security Network verilerine göre, Ocak-Eylül 2025 döneminde üretim sektöründe fidye yazılımı tespitlerinde bölgesel sıralama şu şekilde gerçekleşti: Orta Doğu (%7) ve Latin Amerika (%6,5) ilk sırada yer alırken; APAC (%6,3), Afrika (%5,8), BDT (%5,2) ve Avrupa (%3,8) bu sıralamayı izledi. Bu saldırıların tamamı Kaspersky çözümleri tarafından engellendi. Aşağıdaki potansiyel zarar tahmini, bu saldırılar başarılı olsaydı oluşabilecek finansal etkiyi gösteriyor.</p>
<p>Fidye yazılımı üretim tesislerini hedef aldığında, üretim hatları durur ve bu durum, hem iş gücünün boşta kalması nedeniyle anlık gelir kaybına hem de üretimdeki azalma nedeniyle uzun vadeli eksikliklere yol açıyor. Ortalama saldırı süresi 13 gün (Kaspersky Olay Müdahale Raporu temel alınmıştır). 2025’in ilk üç çeyreğinde fidye yazılımı nedeniyle boşta kalan iş gücünün maliyeti bölgeler bazında şu şekilde hesaplanmıştır:</p>
<ul>
<li>Avrupa: 4,4 milyar dolar</li>
<li>LATAM: 711 milyon dolar</li>
<li>Orta Doğu: 685 milyon dolar</li>
<li>BDT: 507 milyon dolar</li>
<li>Afrika: 446 milyon dolar</li>
</ul>
<p>Tedarik zinciri aksaklıkları, itibar kaybı ve kurtarma masrafları gibi ek faktörler göz önüne alındığında, gerçek işletme kayıpları çok daha yüksek olabiliyor.</p>
<p><strong>VDC Research, Endüstriyel Otomasyon ve Sensörler Araştırma Direktörü Jared Weiner</strong>: “<em>Araştırmamız, fidye yazılımının dünya genelindeki üretim sektöründe yaratabileceği finansal etkiyi tahmini olarak ortaya koyuyor. Üretim ortamlarının giderek karmaşıklaşması, uzmanlık açıklarının genişlemesi ve sürekli değişen iş gücü dinamikleri, çoğu kuruluşun siber güvenliği etkin bir şekilde yönetmesini zorlaştırıyor. Ancak bu konuda başarısız olmak, hem finansal kayıplara hem de itibar zedelenmesine yol açabilir. Etkin bir BT, OT ve IIoT koruması için güvenilir siber güvenlik sağlayıcılarıyla iş birliği yapmak kritik önem taşıyor</em>,” yorumunda bulundu</p>
<p><strong>Kaspersky GReAT, Rusya ve BDT Araştırma Merkezi Başkanı Dmitry Galov</strong> konuya ilişkin şunları söyledi:“<em>Hiçbir bölge fidye yazılımından muaf değil; ister Orta Doğu, LATAM, APAC, BDT, Afrika ya da Avrupa olsun, tüm üretim merkezleri sürekli hedef alınıyor. Daha önce tehdit aktörleri tarafından göz ardı edilebilecek orta ölçekli üreticiler de artık hedefte çünkü güvenlik bütçeleri daha küçük ve tedarik zinciri aksaklıklarının etkisi çoğu kişinin tahmin ettiğinden daha büyük olabiliyor. Üretim sektörü ve diğer tüm kuruluşlar, güvenilir ve kanıtlanmış savunma sistemlerine ve sürekli kullanıcı eğitimi programlarına ihtiyaç duyuyor</em>.” </p>
<p>Farklı bölgelerde fidye yazılımı ile ilgili daha fazla bilgi, Kaspersky’nin 2025 Fidye Yazılımı Durum Raporu’nda yer alıyor</p>
<p>Kaspersky, kuruluşların fidye yazılımına karşı korunmaları için şu en iyi uygulamaları takip etmelerini öneriyor:</p>
<ul>
<li>Tüm uç noktalarda fidye yazılımı korumasını etkinleştirin. Ücretsiz Kaspersky Anti-Ransomware Tool for Business ,bilgisayar ve sunucuları fidye yazılımı ve diğer kötü amaçlı yazılımlardan korur, istismar girişimlerini engeller ve mevcut güvenlik çözümleriyle uyumludur.</li>
<li>Endüstriyel ve kritik sektörlerin kapsamlı korunması için Kaspersky, OT sınıfı teknolojiler, uzman bilgi ve tecrübeyi birleştiren özel bir ekosistem sunar. Bu ekosistemin merkezinde, kritik altyapı koruması için tasarlanmış) is Kaspersky Industrial CyberSecurity (KICS) platformu bulunur. KICS, güçlü ağ trafiği analizi ve uç nokta koruma, tespit ve müdahale yeteneklerini sağlar. Geleneksel BT güvenlik önlemleri ile endüstriyel güvenlik teknolojilerini birleştirerek şirketinizi her türlü tehdide karşı donanımlı hâle getirir.</li>
<li>Endüstriyel olmayan sektörlerdeki şirketler, gelişmiş tehdit tespiti, araştırma ve hızlı müdahale yetenekleri sağlayan anti-APT ve EDR çözümlerini kullanabilir. Kuruluşlar ayrıca SOC ekiplerine en güncel tehdit istihbaratına erişim sağlayabilir ve profesyonel eğitimlerle ekiplerini düzenli olarak geliştirebilir. Tüm bunlar Kaspersky Next Expert çatısı altında sunulmaktadır.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2025te-kuresel-uretimde-fidye-yazilimi-tehdidi-potansiyel-kayip-18-milyar-dolar-594201">2025&#8217;te Küresel Üretimde Fidye Yazılımı Tehdidi: Potansiyel Kayıp 18 Milyar Dolar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yanlış atık yönetimi, gezegenin en büyük tehdidi haline geldi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yanlis-atik-yonetimi-gezegenin-en-buyuk-tehdidi-haline-geldi-585789</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 10:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[doğrudan]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[gezegenin]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tehdidi]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585789</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, dünyayı bekleyen çevresel riskleri anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanlis-atik-yonetimi-gezegenin-en-buyuk-tehdidi-haline-geldi-585789">Yanlış atık yönetimi, gezegenin en büyük tehdidi haline geldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, dünyayı bekleyen çevresel riskleri anlattı.</p>
<p><strong>Çevre sağlığı önemli ve hassas bir konu!</strong></p>
<p>Çevre sağlığının uzun yıllardır gündemde olması, pek çok bilimsel ve teknolojik gelişme sayesinde bu alandaki bilgimizin artmasına rağmen hala önemli ve hassas bir konu olma özelliğini koruduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Günümüzde atık suların arıtılmasından, suyun dezenfeksiyonuna, atık yönetiminden kirlilik izleme teknolojilerine kadar pek çok gelişim gösteren alan maalesef nüfus artışı ve üretim süreçlerinden çıkan pek çok atıkla başa çıkmakta zorlanmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Güncel sorunlar, hava, su ve toprak kirliliği…</strong></p>
<p>Günümüzde farklı bölgelerde farklı çevresel sorunların kendini gösterdiğine işaret eden Dr. Adiller, “Sanayi bölgeleri ve yoğun nüfusa sahip şehirlerde hava kirliliği, su kirliliği, yanlış atık yönetiminden kaynaklı toprak kirliliği yoğun bir şekilde görülürken, bir yandan da iklim değişikliği su ve toprak gibi doğal kaynakları baskı altına almaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çevre kirliliği ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor!</strong></p>
<p>Çevre kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkilerini de değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, şöyle devam etti:</p>
<p>“Aslında çevresel anlamda her türlü kirliliğin kısa ve uzun vadeli etkileri bulunduğu gibi doğrudan ve dolaylı etkileri bulunmaktadır. Hava, su ya da toprakta bulunan kirleticilerin bazıları kısa süreli anlık sağlık sorunları yaratırken bazıları uzun sürede kendini göstermekte ve ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Ayrıca bir çevre bileşeninde kendini gösteren kirlilik bir diğerinde bozulmaya yol açmakta ve beklenmedik sonuçlar doğurabilmektedir. Örneğin içerisinde zararlı maddeler bulunan bir su ile sulanan bitkiler gıda güvenliği riski oluşturabilmektedir.”</p>
<p><strong>Bir kot pantolon üretiminde 3 bin 781 litre su tüketiliyor</strong></p>
<p>Bireylerin günlük yaşamda alabileceği önlemlere de işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Bireyler günlük hayatlarında öncelikle çevre sağlığını koruma amaçlı önlemler almalıdırlar. Çünkü her ne kadar tüketiciler doğrudan çevreyi kirletmese de çevreyi kirleten üreticilerden aldıkları ürünlerle ya da fazla tüketimleri sonuçlarında ortaya çıkan atıklarla çevre kirliliğine ortak olmaktadırlar. Bu yüzdende her tüketici aldığı herhangi bir ürününün -ne kadar masum olursa olsun- üretim sürecinin çevreye zararı olduğunun bilincinde olmalıdır. Çünkü üretim sürecinde ortaya çıkan atıklar ne kadar doğru biçimde yönetilirse yönetilsin, her üretim sürecinde ortaya çıkan atık ya da kullanılan doğal kaynak çevrede bir iz bırakmaktadır. Bunun en önemli örneklerinden biri de su tüketimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Örneğin Birleşmiş Milletler Çevre Programı UNEP verilerine göre bir kot pantolon üretiminde 3 bin 781 litre su tüketilmektedir. Su sıkıntısı yaşadığımız bu günlerde bunun aslında hayatımız için ne kadar önemli olduğunu tahmin edebiliriz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Türkiye hızla “su fakiri” ülke olmaya doğru gidiyor</strong></p>
<p>Su kıtlığına dikkat çeken Dr. Adiller, şöyle devam etti:</p>
<p>“Su canlı hayatı için en temel ihtiyaçlardan biridir. Ve bu kadar önemli olan bir ihtiyaç maalesef ülkemizde ve içinde bulunduğumuz coğrafyada iklim değişikliği etkisiyle giderek azalmaktadır. Ortadoğu ve Akdeniz ülkeleri iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeler arasında yer almaktadır. Ülkemiz su kaynakları açısından değerlendirildiğinde su stresi yaşayan ülkeler kategorisinde yer almakta ve hızla su fakiri ülke olma yolundadır. Bu noktada bizlere düşen doğrudan ve dolaylı olarak kullandığımız su miktarını azaltmaya çalışmaktır. Genellikle su tasarrufu denince akla diş fırçalarken musluğu kapatma önerisi gelmektedir. Ancak bu öneri çok kısıtlı bir tasarruf sağlamaktadır. Bireysel olarak kullandığımız su doğrudan ve dolaylı kullanım olarak 2 sınıfa ayrılır. Doğrudan kullandığımız su günlük ihtiyaçlarımız için musluğumuzdan tükettiğimiz suyu tarif etmektedir. Dolaylı kullandığımız su ise, tüm ihtiyaçlarımızın üretim süreçleri için harcanan su miktarını ifade etmektedir. Günümüzde büyük şehirde yaşayan bir kişinin doğrudan su tüketimi kabaca günlük 200 litre seviyesindedir. Ancak aynı kişinin ortalama günlük dolaylı su tüketimi 4 bin litrenin üzerinde olabilir. Örneğin satın aldığınız bir akıllı telefonun üretim süreçlerinde 12 bin litreden fazla su tüketilmektedir. Bu açıdan bakıldığında tüketim alışkanlığını değiştirmek yılda milyonlarca litre su tasarrufuna sebep olabilir.”</p>
<p><strong>Enerji tasarrufu da doğanın korunmasında önemli bir unsur</strong></p>
<p> Enerji tasarrufuna da değinen Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, şunları söyledi:</p>
<p>“Enerji tasarrufu da benzer şekilde doğanın korunmasında ve sürdürülebilirlik konusunda bir diğer önemli unsurdur. Dünyanın pek çok ülkesinde yenilenebilir enerji yatırımları yapılsa da günümüzde hala enerji önemli bir oranda doğalgaz ya da kömür gibi fosil kaynaklar yardımıyla gerçekleştirilmektedir. Fosil yakıtlar yardımıyla üretilen bu enerjinin bedeli ne kadar önlem alınıyor olsa da hava kirliliği, karbon emisyonları ve hatta asit yağmurları olmaktadır. Hava kirliliğine bağlı ortaya çıkan hastalıklar, karbon emisyonlarındaki artıştan etkisini arttıran iklim değişikliği ve asit yağmurlarından kaynaklanan tarımsal verim kaybının bedeli ekolojik açıdan ve halk sağlığı açısından büyük olmaktadır. Ayrıca bu durumun geri çevrilmesi için ekonomik bedeller de ödenmektedir.”</p>
<p><strong>Araştırmalar kanımızda bile mikro boyutta plastik kalıntıları olduğunu gösteriyor</strong></p>
<p>Atık yönetiminde bireylerin sorumluluğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Dünyamızda hiçbir madde sınırsız değildir. Bunun yanı sıra bir madde bir anda yok olmaz. Üretim süreçlerinde kullanılan pek çok hammadde doğadan farklı şekillerde elde edilir ve doğadan elde edilen bu maddelerin bir rezerv miktarı vardır. Bu noktada ürünlerin kullanım ömürlerini doldurduktan sonra geri dönüştürülerek doğadan alınan hammadde miktarının azaltılması hem bu rezervleri korumakta hem de bu rezervlerin doğadan elde edilme süreçlerinde ortaya çıkabilecek kirlilik risklerini ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca bu ürünlerin geri dönüştürülmemesi ve atık haline dönüşmesi ciddi bir çevre sağlığı sorunu yaratmaktadır. Atıkların geri dönüştürülmediği her senaryoda bu atıklar ya yakılarak atmosfere karışarak ya da toprağın altında uzun yıllar boyunca bozulmadan kalacaklardır. Daha kötü şekilde yönetilmeleri bu atıkların sulara ve toprağa karışarak çevreye ve canlılara daha fazla zarar vermesine yol açacaktır. Örneklendirecek olursak günümüzde plastik tüketimi sonucunda ortaya çıkan atıkların doğru şekilde yönetilmemesi okyanuslarda ülkemiz yüzölçümünden daha büyük plastik atık adaları oluşmasına sebep olmuştur. Ayrıca yapılan araştırmalar kanımızda bile mikro boyutta plastik kalıntıları olduğunu göstermektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Devlet ve toplum el ele vermeli</strong></p>
<p>Çevre sağlığının korunmasında devletlerin ve yerel yönetimlerin öncelikli adımlarına da değinen Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Günümüzde eşiğinde bulunduğumuz çevresel felaket ancak devlet, yerel yönetim ve halkın tam katılımlı çevreci bir yaklaşım benimsemesiyle mümkündür. Öncelikle devlet ve yerel yönetimlere düşen ilk görev kamu ve özel kurumlarda tam çevreci bir yaklaşım sergilenmesini sağlamaktır. Bu çevreci yaklaşımı sağlarken alanın uzmanlarının gerektiği noktalarda istihdam edilmesi, özellikle kamu ve özel sektörde sürdürülebilirlik ve çevre koruma ile ilgili konumlarda çevre mühendisleri ve çevre sağlığı teknikerlerinin istihdamının arttırılması ülke genelinde bu konudaki bilinci ve işlevselliği arttıracaktır. Ayrıca vatandaşların çevre bilincini ve ekolojik okuryazarlık seviyelerinin yükseltilmesi konusunda da çalışmalar yapılmasını desteklemek gerekmektedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Çözüm fırsatı için geleceği beklemeyelim!</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Hava, su ve toprak kirliliği temel çevresel sorunlar olarak görülse de bu sorunların hayatın her bölümüne yansıması pek çok ciddi çevresel, yaşamsal, ekonomik ve sosyolojik sorun yaratmaktadır. Su stresi yaşadığımız günlerde su kaynaklarımızı kirletmemiz bizi su fakiri haline getirir. Suyu ve toprağı kirletmemiz kısa vadede gıda güvenliğini riske atar, uzun vadede ise toprak kaynaklarımıza zarar vererek tarımsal verimliliği düşürür ve kıtlığa sebep olabilir. Dünyanın farklı ülkelerinde geçmişte yaşanan pek çok çevresel felaket ülkemiz ve içerisinde bulunduğumuz coğrafyada yaşanabilir. Çözüm fırsatı için geleceği beklemeyelim, gelecek nesiller için temiz bir çevre bırakmayı bile düşünmeye gerek yok. Günümüz nesli bile çok uzak olmayan bir gelecekte çevresel risklerle ciddi boyutta karşı karşıya gelebilir. O yüzden sorunun çözümü için yarını bile beklemeden bugünden çalışmaya başlamalıyız.” şeklinde sözlerini tamamladı</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanlis-atik-yonetimi-gezegenin-en-buyuk-tehdidi-haline-geldi-585789">Yanlış atık yönetimi, gezegenin en büyük tehdidi haline geldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>COVID-19’un Yeni Tehdidi: “Frankenstein Varyantı” Endişesi Büyüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/covid-19un-yeni-tehdidi-frankenstein-varyanti-endisesi-buyuyor-582319</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 19:51:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[endişesi]]></category>
		<category><![CDATA[frankenstein]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[ön]]></category>
		<category><![CDATA[tehdidi]]></category>
		<category><![CDATA[un]]></category>
		<category><![CDATA[varyant]]></category>
		<category><![CDATA[varyantı]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582319</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde son dönemde gündeme oturan yeni Covid-19 varyantı “Frankenstein Varyantı”, uzmanların dikkatini çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/covid-19un-yeni-tehdidi-frankenstein-varyanti-endisesi-buyuyor-582319">COVID-19’un Yeni Tehdidi: “Frankenstein Varyantı” Endişesi Büyüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Frankenstein Varyantı, birden fazla Covid-19 alt varyantının birleşimiyle ortaya çıkan hibrit bir tür olarak tanımlanıyor.</p>
<p>Bu durum, bağışıklık sistemini daha kolay yanıltabilen ve mevcut bağışıklığı kısmen aşabilen bir özellik kazandırıyor. Uzmanlar varyantın adının farklı mutasyonları bir araya getirmesinden dolayı halk arasında “Frankenstein” olarak anıldığını söylüyor.</p>
<p><strong>BELİRTİLER KLASİK COVİD-19’DAN FARKLI MI?</strong></p>
<p>Frankenstein Varyantı’nda en sık görülen belirtiler arasında boğaz ağrısı, burun akıntısı, baş ağrısı ve yorgunluk bulunuyor. Bazı vakalarda tat ve koku kaybı daha az görülürken, mide bulantısı ve sindirim sistemi problemleri ön plana çıkabiliyor.</p>
<p>Toplu taşıma, kalabalık ortamlar ve kapalı alanlarda maske kullanımı yeniden önerilirken, el hijyenine özen göstermek ve hastalık belirtileri olduğunda kalabalıktan uzak durmak bulaş zincirini kırmada kritik rol oynuyor.</p>
<p>Uzmanlar özellikle kış aylarında maske ve hijyenin grip, RSV ve diğer solunum yolu hastalıklarına karşı da koruyucu olacağını vurguluyor.</p>
<p><strong>TÜRKİYE’DE FRANKENSTEİN VARYANTI İÇİN DURUM</strong></p>
<p>Son günlerde varyantın görüldüğü ülkeler arasında Türkiye’de yer alıyor. Sağlık otoriteleri gelişmeleri yakından takip ederken, toplumun bilinçli davranması ve kişisel korunma önlemlerini alması gerektiği ifade ediliyor.</p>
<p>“Kişiler hafif grip benzeri semptomlar ya da yalnızca halsizlik yaşayabiliyor. Bu nedenle test yapılmadığında COVID-19 olduğu anlaşılmayabiliyor” diyen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji hekimi Uzm. Dr. Deniz Dazkır, bu durumun bulaşma riskini artırdığını belirtti. Bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, yaşlılar ve kronik hastalıkları bulunan bireyler Frankenstein Varyantı’ndan daha fazla etkilenebiliyor. Uzm. Dr. Deniz Dazkır, “Risk gruplarında ağır seyir ihtimali daha yüksek olduğu için maske ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p>Frankenstein Varyantı’nın mevcut aşıların koruyuculuğunu kısmen aşabildiği ancak yine de ciddi hastalık ve ölüm riskini belirgin şekilde azalttığı ifade ediliyor. “Aşıların tamamen etkisiz olduğu düşüncesi yanlış. Güncellenmiş aşıların varyant üzerinde daha güçlü koruma sağladığı biliniyor” diyen Dr. Dazkır, aşılamanın devam etmesinin önemine dikkat çekerek, &#8220;Frankenstein Varyantı diğer varyantlardan farklı gibi görünse de korunma yöntemleri aynı. Maske, hijyen, sosyal mesafe ve güncel aşılar halen en etkili yöntemler arasında” diye konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/covid-19un-yeni-tehdidi-frankenstein-varyanti-endisesi-buyuyor-582319">COVID-19’un Yeni Tehdidi: “Frankenstein Varyantı” Endişesi Büyüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı beslenmenin görünmeyen tehdidi: Pestisit</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-beslenmenin-gorunmeyen-tehdidi-pestisit-530097</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 May 2025 10:28:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmenin]]></category>
		<category><![CDATA[görünmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[pestisit]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tehdidi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=530097</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, özellikle sebze ve meyvelerdeki pestisit tehdidi hakkında bilgi verdi ve sebze - meyve tüketiminden önce dikkat edilmesi gerekenleri açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-beslenmenin-gorunmeyen-tehdidi-pestisit-530097">Sağlıklı beslenmenin görünmeyen tehdidi: Pestisit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, özellikle sebze ve meyvelerdeki pestisit tehdidi hakkında bilgi verdi ve sebze &#8211; meyve tüketiminden önce dikkat edilmesi gerekenleri açıkladı.</p>
<p><strong>Sebze ve meyve tüketirken bu tehlike göz ardı edilmemeli!</strong></p>
<p>Sağlıklı beslenme denildiğinde akla gelen ilk şeyin bol sebze ve meyve tüketmek olduğunu dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Ancak bu öneri, göz ardı edilmemesi gereken bir konuyu da beraberinde getiriyor; pestisitler…” dedi.</p>
<p>Tarımda kullanılan bu kimyasal maddelerin, ürünleri zararlılardan koruma amacıyla kullanıldığını, fakat insan sağlığına etkilerinin önemli olduğunu vurgulayan Yiğit, “2025 yılının başlarında, Türkiye&#8217;den Avrupa Birliği ülkelerine gönderilen bazı tarım ürünleri, özellikle kuru incir ve asma yaprağı, pestisit ve aflatoksin kalıntıları nedeniyle gümrüklerden geri çevrildi. Bu gelişmeler, pestisit konusunun sadece ihracatı değil, sofralarımıza gelen ürünleri de ilgilendiren önemli bir mesele olduğunu gösteriyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Pestisit maruziyeti çocuk ve ergenlerde dikkat eksikliği ve davranışsal bozukluk riskini artırabiliyor</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;ne göre, pestisit maruziyetinin hormonal bozukluklar, bağışıklık sistemi sorunları ve bazı kanser türleriyle ilişkilendirildiğini hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Özellikle ergenlik dönemindeki bireyler, gelişim süreçlerinde oldukları için bu tür kimyasallara karşı daha duyarlıdır. Araştırmalar, pestisit maruziyetinin çocuk ve ergenlerde dikkat eksikliği ve davranışsal bozukluk riskini artırabileceğini gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Bu durumda ‘sebze meyve yemeyelim mi?’ diye sormanın doğal olduğunu aktaran Yiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Tam tersine, bu besinler sağlıklı yaşamın olmazsa olmazıdır. Ancak dikkatli ve bilinçli tüketimle bu riskleri azaltmak mümkün. Sebze ve meyveleri önce karbonatlı suda bekletin, ardından durulayıp sirkeli suyla ayrı ayrı yıkayın. Bu işlemi birleştirmeyin, çünkü bazı pestisitler asidik ortamda çözünüp gıdanın içine geçebilir. Mümkünse organik ürünleri veya mevsiminde ve yerel ürünleri tercih edin. Pazardan ya da marketten alınan ürünleri yıkamadan buzdolabına koymayın. Yüzeydeki kalıntılar temasla diğer besinlere   de geçebilir. Alışveriş yaparken güvenilir, gıda güvenliği belgeleri olan kaynakları tercih edin. Sertifikalı üreticiler ve denetlenmiş pazarlar öncelikli olmalı.”</p>
<p><strong>Sağlıklı beslenme, tabağa konulan yiyeceğin nasıl üretildiğiyle de doğrudan ilişkili </strong></p>
<p>Pestisit kalıntılarının en çok hangi ürünlerde görüldüğünün her yıl bağımsız kuruluşlar tarafından kamuoyuyla paylaşıldığına işaret eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “ABD merkezli bağımsız bir çevre sağlığı kuruluşu olan Çevresel Çalışma Grubu (EWG), her yıl en fazla ve en az pestisit içeren ürünleri sıralar.” dedi.</p>
<p>Bu verilere değinen Yiğit, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“EWG’nin 2024 verilerine göre, en çok pestisit kalıntısı içeren ürünler arasında çilek, ıspanak, kara lahana, üzüm, şeftali, armut, elma, kiraz, biber (tatlı ve acı), yaban mersini, nektarin ve yeşil fasulye yer aldı. En temiz olarak kabul edilen ürünler ise avokado, tatlı mısır, ananas, soğan, papaya, donmuş bezelye, kuşkonmaz, kavun, kivi, lahana, karpuz, mantar, mango, tatlı patates ve havuç oldu. Bu liste, her ne kadar ABD kaynaklı olsa da, dünya genelinde tarımsal üretim ve pestisit kalıntılarına dair önemli bir referans niteliğindedir. Özellikle çocuklar ve ergenler gibi hassas gruplar için bu tür bilgiler, daha bilinçli tercihler yapılmasına katkı sağlar. Unutmayalım; gerçekten sağlıklı beslenme, yalnızca tabağımıza ne koyduğumuzla değil, o yiyeceğin nasıl üretildiği ve nasıl işlendiğiyle de doğrudan ilişkilidir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-beslenmenin-gorunmeyen-tehdidi-pestisit-530097">Sağlıklı beslenmenin görünmeyen tehdidi: Pestisit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ardahan ve Kars&#8217;ın Suları, Meraları Maden Tehdidi Altında</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ardahan-ve-karsin-sulari-meralari-maden-tehdidi-altinda-458869</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2024 16:08:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altında]]></category>
		<category><![CDATA[ardahan]]></category>
		<category><![CDATA[karşın]]></category>
		<category><![CDATA[maden]]></category>
		<category><![CDATA[meraları]]></category>
		<category><![CDATA[suları]]></category>
		<category><![CDATA[tehdidi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=458869</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin önemli hayvancılık merkezlerinden biri olan Ardahan ve Kars’ı kapsayan Doğu Anadolu’nun verimli meraları, altın ve bakır madeni ile tehlike altında.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ardahan-ve-karsin-sulari-meralari-maden-tehdidi-altinda-458869">Ardahan ve Kars&#8217;ın Suları, Meraları Maden Tehdidi Altında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Koza Altın İşletmeleri tarafından bölgede açılması planlanan altın ve bakır madeni için geçtiğimiz Aralık ayında ÇED süreci başlatıldı. </p>
<p>Madenciliğe açılması planlanan arazi, Ardahan ve Kars’ı kapsayan 1/100 Bin Ölçekli Çevre Düzeni Planında kullanım sınırlaması getirilen Ekolojik Öneme Sahip Alan, Tarımsal Arazi Kullanımları ve Çayır Mera kullanımı için ayrılan bölgede yer alıyor. Projenin faaliyete geçmesinin ardından üç yıl içinde yaklaşık 463.685 ton kazı yapılması planlanıyor. </p>
<p>Türkiye’de görülen dört akbaba türü bu alanda yaşıyor.</p>
<p>Biyolojik çeşitlilik açısından öneme sahip olan bölge, Türkiye&#8217;de görülen dört akbaba türünün (küçük akbaba, sakallı akbaba, kızıl akbaba ve kara akbaba) bir arada görülebildiği nadir alanlardan biri. Urkeklik, kaya kartalı, puhu, küçük kartal ve küçük orman kartalı ile çok sayıda ötücü kuş alanda yaşıyor. Bölgedeki ıslak çayırlar yumuşakça türleri için hayati önem taşıyor. Endemik Elia somchetica somchetica ile endemik Oxychilus spatiosus yumuşakça türleri yine bu çayırlarda yaşıyor.</p>
<p><b>Bölgenin tarımsal ve hayvansal üretimi zarar görecek.</b></p>
<p>Açılması planlanan maden alanı ve çevresi Kafkas ırkı arılarla bal üretiminin yoğun olarak yapıldığı yerlerden biri. Hayvancılık ve buna bağlı süt ürünleri üretimi ise bölgenin ana geçim kaynağı. Kaşar peyniri ve festivalleriyle ünlü olan bölge aynı zamanda Türkiye’nin dünya çapında önemli peynir üretimlerinin yapıldığı bir havzada yer alıyor. Bu havzayı tehdit eden projeye karşı bölgede gösterilen tepki büyüyor.</p>
<p>‘Hiçbir maden projesi yaşamdan daha değerli değil.’</p>
<p>Proje hakkında açıklama yapan Doğa Derneği Başkanı Dicle Tuba Kılıç ‘Türkiye’de tarımsal üretimin biyolojik çeşitliliği koruyarak yapıldığı alanlar sürekli bir kayıp içinde. Yapılması planlanan altın ve bakır madeni ile bölgede ilk olarak biyolojik çeşitlilik ve tarımsal üretimler zarar görecek. Aynı zamanda yer üstü ve yer altı su kaynakları olumsuz etkilenecek. Alan, nesli tehlikede olan küçük akbaba başta olmak üzere birçok türün yaşadığı nadir yerlerden biri. Hiç bir maden projesi yaşamdan daha değerli değil. Doğu Anadolu’nun doğa dostu üretim merkezlerinden biri olan Göle Havzası’nı tehdit eden bu maden ruhsatı hemen iptal edilmeli.’ dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ardahan-ve-karsin-sulari-meralari-maden-tehdidi-altinda-458869">Ardahan ve Kars&#8217;ın Suları, Meraları Maden Tehdidi Altında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eskişehir de İliç Gibi Siyanür Tehdidi Altında</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eskisehir-de-ilic-gibi-siyanur-tehdidi-altinda-445397</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Feb 2024 21:18:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altında]]></category>
		<category><![CDATA[eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[gibi]]></category>
		<category><![CDATA[iliç]]></category>
		<category><![CDATA[siyanür]]></category>
		<category><![CDATA[tehdidi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=445397</guid>

					<description><![CDATA[<p>Erzincan İliç’te yaşanan facianın bir benzerinin Eskişehir’deki Kaymaz Altın ve Gümüş Madeni’nde yaşanmaması için imza kampanyası platformu Change.org’da bir kampanya başlatıldı. İliç’te olduğu gibi, Eskişehir’deki maden için kapasite artışı izni verilmişti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eskisehir-de-ilic-gibi-siyanur-tehdidi-altinda-445397">Eskişehir de İliç Gibi Siyanür Tehdidi Altında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erzincan İliç’te yaşanan facianın bir benzerinin Eskişehir’deki Kaymaz Altın ve Gümüş Madeni’nde yaşanmaması için imza kampanyası platformu Change.org’da bir kampanya başlatıldı. İliç’te olduğu gibi, Eskişehir’deki maden için kapasite artışı izni verilmişti. </p>
<p>Erzincan İliç Çöpler Altın Madeni’nde ihmaller sonucu gerçekleşen facia, Eskişehir Sivrihisar ilçesindeki Kaymaz Altın ve Gümüş Madeni’nde de benzer bir felaket yaşanma riskini gündeme getirdi. <br /> </p>
<p>Kaymaz Altın ve Gümüş Madeni’ni işleten KOZA Altın işletmeleri, kapasite artışı ve üçüncü siyanür havuzu için başvurmuş ve başvuru Ağustos 2023’te kabul edilmişti. İliç’teki madende de kapasite artışına izin verilmesinden sonra facianın gerçekleşmiş olması, endişeleri artırdı. </p>
<p>Madenin kapatılması talebiyle, imza kampanyası platformu Change.org’da kampanya başlatıldı. Bölge halkı kanserle mücadele ediyor<br /> </p>
<p>Kampanyayı Başlatan Nilay Şentürk, Madenin şu anda bile bölgede tarıma ve insan sağlığına zarar verdiğini, İşletme çevresinde yaşayan yüzlerce insanın, yıllardır başta kanser olmak üzere çeşitli hastalıklarla mücadele ettiğini söylüyor ve bölgedeki 13 endemik bitki türü ve biyoçeşitliliğin tehlike altında olduğunu sözlerine ekliyor. <br /> </p>
<p>Kapasite artışı ve 3. siyanür havuzunun yaşanan sorunları artıracağını söyleyen Şentürk, “Olası bir faciada yeni gölet ve diğer iki siyanür göletinde kullanılan siyanürün Kaymaz Barajı’na ulaşarak içme ve sulama suyuna karışmasıyla bölgedeki tarım ve toplum sağlığını riske atmaya devam edecek” diyor. <br /> </p>
<p><strong>Kampanya metninde verilen diğer bilgilere göre:</strong><br /> </p>
<ul>
<li>
<p><strong>Maden atıklarında canlı sağlığı için belirlenen güvenli limit değerlerin çok üstünde siyanür bulunur ve maden atıklarını yönetmek zordur. </strong><br /> </p>
</li>
<li>
<p><strong>Altın madenlerinde kullanılan siyanür, “Su Çerçeve Yönergesi” kapsamında başlıca kirletici kimyasallardan biri olarak belirtilmekte ve halk sağlığı, çevre üzerinde geri dönülmez felaketlere sebep olur.</strong><br /> </p>
</li>
<li>
<p><strong>Geçtiğimiz 25 yıl boyunca dünya genelinde 30’dan fazla atık maden barajı kazası yaşandı. Yani gelişen teknoloji atık barajı kazalarının önüne geçemiyor.</strong></p>
</li>
</ul>
<p><strong>Kampanya, 13 farklı endemik bitki türünün bulunduğu ve insanlanların yaşam alanlarına yakın olan Kaymaz bölgesindeki altın madeninin faaliyetlerinin durdurulmasını talep ediyor.  </strong></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eskisehir-de-ilic-gibi-siyanur-tehdidi-altinda-445397">Eskişehir de İliç Gibi Siyanür Tehdidi Altında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zeka ve Robot Teknolojisi İnsan Hayatını Kolaylaştırıyor Ancak…! Teknolojik İşsizlik Tehdidi Kapıda mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-ve-robot-teknolojisi-insan-hayatini-kolaylastiriyor-ancak-teknolojik-issizlik-tehdidi-kapida-mi-410818</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Oct 2023 12:24:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ancak]]></category>
		<category><![CDATA[hayatını]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[işsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[kapıda]]></category>
		<category><![CDATA[kolaylaştırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[tehdidi]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojik]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=410818</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya, seri üretime alınan ilk insansı robotun videolarını seyrederken bireylerde kimi kaygılar da kendini gösteriyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-ve-robot-teknolojisi-insan-hayatini-kolaylastiriyor-ancak-teknolojik-issizlik-tehdidi-kapida-mi-410818">Yapay Zeka ve Robot Teknolojisi İnsan Hayatını Kolaylaştırıyor Ancak…! Teknolojik İşsizlik Tehdidi Kapıda mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya, seri üretime alınan ilk insansı robotun videolarını seyrederken bireylerde kimi kaygılar da kendini gösteriyor. Yapay zeka ve robot teknolojisinin hızla ilerlediği günümüzde uzmanlar, endişeler ve olumlu etkiler arasında denge kurmanın önemine vurgu yapıyor, bu teknolojilerin doğru ve etik şekilde yönetilmesinin, toplumun faydasına olacak sonuçlar doğurabileceğini söylüyor. Yapay zeka robotlarının, sağlık sektöründen eğitime, tarım ve üretimden hizmet sektörüne kadar birçok alanda insan hayatını kolaylaştırabileceğine dikkat çeken Yazılım Mühendisi Dr. Öğr. Üyesi Murat Oğuz, iş kaybı endişesinin, bu teknolojilerin yaygınlaşması ile arttığına vurgu yaptı. Yapay zeka ve otomasyonun gelişmesinin, insanların sürekli olarak yeni beceriler öğrenme ihtiyacını da beraberinde getireceğini belirten Oğuz, “Teknolojik işsizlik tehdidi, uzun vadeli istihdam perspektifleri konusunda soru işaretleri yaratabilir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Yazılım Mühendisliği Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Murat Oğuz, yapay zeka robotlarının, insanların gelecekle ilgili endişe ve kaygılarına ilişkin etkilerini anlattı.</p>
<p>Bu endişelerin temel nedenlerini iş kaybı, beceri değişimi ve veri gizliliği ile güvenlik bağlamında ele alan Dr. Oğuz, şunları dile getirdi:</p>
<p><strong>Geleneksel becerilerin yerine dijital yetenekler…</strong></p>
<p>“Yapay zeka ve otomasyonun ilerlemesiyle birlikte, rutin ve düşük vasıflı işlerin otomatikleştirilmesi, iş kaybı endişesine yol açabilir. Örneğin, üretim hattındaki robotlar, fabrika işçilerinin yerini alabilir ve bu durum işsizlik oranlarının artmasına sebep olabilir. Yapay zeka çağında, bireylerin hangi becerilere sahip olmaları gerektiği konusunda belirsizlikler ortaya çıkabilir. Geleneksel becerilerin yerine dijital yeteneklerin geçmesi gerekebilir. Bu da insanların eğitimlerini güncellemek için ekstra çaba harcamalarına neden olabilir. Yapay zeka sistemleri ve robotlar, büyük miktarda veriyi işlerken, bu verilerin gizliliği ve güvenliği endişe kaynağı olabilir. Özellikle sağlık sektöründe kişisel sağlık bilgilerinin korunmasını gerektiren durumlar düşünüldüğünde veri güvenliği önemli.”</p>
<p><strong>Yeni istihdam alanlarının oluşmasına da olanak tanıyor</strong></p>
<p>Yapay zekanın ilerlemesi ve robotların daha karmaşık görevleri üstlenmesinin endüstriyel dönüşüm, iş süreçlerinin iyileştirilmesi, yeni istihdam alanları gibi değişikliklere neden olabileceğini belirten Dr. Oğuz, “Yapay zeka ve robotların daha karmaşık görevleri üstlenmesi, üretim ve hizmet sektörlerinde endüstriyel dönüşüme yol açabilir. Otomasyon, verimliliği artırarak ürün ve hizmet kalitesini yükseltebilir. Yapay zeka veri analizi ve tahmin yetenekleri sayesinde iş süreçlerini daha verimli hale getirebilir. Örneğin, lojistik sektöründe rota optimizasyonu yaparak taşıma maliyetlerini düşürebilir. Yapay zeka ve robot teknolojilerinin gelişmesi yeni istihdam alanlarının oluşmasına da olanak tanır. Yapay zeka uzmanları, robot mühendisleri ve veri analistleri gibi pozisyonlar, geleceğin istihdam fırsatlarını şekillendirebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Sağlık sektöründeki cerrahi robotlar</strong></p>
<p>Yapay zeka ve robotların olumlu yönlerine atıfta bulunan Dr. Oğuz, “Yapay zeka robotları, sağlık sektöründen eğitime, tarım ve üretimden hizmet sektörüne kadar birçok alanda insan hayatını kolaylaştırabilir. Örneğin, sağlık sektöründe cerrahi robotlar, hassas ve zorlu ameliyatları daha az invazif bir şekilde gerçekleştirerek hasta iyileşme süreçlerini hızlandırabilir.” dedi.</p>
<p>Ancak yapay zeka ve robotların kontrolsüz bir şekilde gelişmesinin, ahlaki ve güvenlik sorunlarına yol açabileceğini de dile getiren Dr. Oğuz, “Örneğin, otomasyonun hızla yaygınlaştığı bir dünyada, otomasyon sistemlerinin güvenliği sağlamak için yeterli önlemler alınmazsa, siber saldırılar veya sistem hataları ciddi sonuçlara yol açabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yapay zeka, yeni beceriler öğrenme ihtiyacını da getiriyor…</strong></p>
<p>Yapay zeka robotlarının, tekrarlayıcı ve zaman alıcı işleri otomatikleştirerek insanların daha stratejik görevlere odaklanmasına yardımcı olabileceğini de kaydeden Dr. Oğuz, ancak yapay zeka ve otomasyonun gelişmesinin, insanların sürekli olarak yeni beceriler öğrenme ihtiyacını da beraberinde getireceğini anlattı.</p>
<p><strong>Teknolojik işsizlik tehdidi</strong></p>
<p>Dr. Murat Oğuz, iş kaybı endişesinin bu teknolojilerin yaygınlaşması ile arttığına dikkat çekerek, “Düşük vasıflı ve tekrarlayıcı işlerin otomasyonla yer değiştirmesi, işsizlik riskini artırabilir. Teknolojik işsizlik tehdidi, uzun vadeli istihdam perspektifleri konusunda soru işaretleri yaratabilir.” diye ifade etti.</p>
<p>Yapay zeka ve robot teknolojisinin ilerlemesinin, beraberinde olumlu etkileri de getirdiğini kaydeden Dr. Oğuz, şöyle dedi:</p>
<p>“Sağlık sektöründeki gelişmeler sayesinde, hastaların daha hızlı ve doğru bir şekilde teşhis edilmesi ve tedavi edilmesi mümkün hale geliyor. Yapay zeka destekli robotlar, cerrahi müdahalelerin daha hassas ve etkili bir şekilde gerçekleştirilmesine olanak sağlayabilir. Bununla birlikte, tarım sektöründe kullanılan robotlar, verimliliği artırarak gıda üretimini desteklerken, aynı zamanda sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaşmasına da yardımcı olabilir. Tarımsal otomasyon, verimliliği artırarak daha fazla insana sağlıklı gıda sağlamak için önemli bir adım olabilir.”</p>
<p><strong>Bu dönem geleceği şekillendiriyor</strong></p>
<p>Dr. Murat Oğuz, yapay zeka ve robot teknolojisinin hızla ilerlediği bir dünyada, endişeler ve olumlu etkiler arasında denge kurmanın önemine vurgu yaparak sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu teknolojilerin doğru ve etik şekilde yönetilmesi, toplumun faydasına olacak sonuçlar doğurabilir. İnsanların bu teknolojilere uyum sağlaması ve beceri setlerini yeniden şekillendirmesi gerekebilir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-ve-robot-teknolojisi-insan-hayatini-kolaylastiriyor-ancak-teknolojik-issizlik-tehdidi-kapida-mi-410818">Yapay Zeka ve Robot Teknolojisi İnsan Hayatını Kolaylaştırıyor Ancak…! Teknolojik İşsizlik Tehdidi Kapıda mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni virüs tehdidi kapıda</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-virus-tehdidi-kapida-347191</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Jan 2023 11:36:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[kapıda]]></category>
		<category><![CDATA[tehdidi]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=347191</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni tip Coronavirüs (Covid-19) pandemisi sona ermedi. Bilim insanları bir sonraki pandeminin pusuya yatıp saldırmayı beklediğinden endişe ediyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-virus-tehdidi-kapida-347191">Yeni virüs tehdidi kapıda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Enfekte ettiği insanların yüzde 75&#8217;ini öldüren Ebola ve Nipah virüsleri en büyük iki tehdidi oluşturuyor. Fırsat verildiğinde dünyayı kasıp kavurabilecek diğer tehlikeler arasında ise kuş gribi, Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA) ve veba yer alıyor. Uzmanlar, bu hastalıkların salgına dönüşerek ardından dünyayı yayılabileceği ülkeleri açıkladı.</p>
<p>İngiltere’de yer alan Birleşik Krallık Sağlık Güvenliği Ajansı&#8217;nın (UKHSA), salgın hastalıklara hazırlıksız yakalanmamak için dünyadaki salgın tehditlerini sürekli olarak izliyor.</p>
<p>UKHSA’nın bu hafta güncellenen listesi, en korkutucu 15 bulaşıcı hastalığı içeriyor. Bilim insanları, bu hastalıkları yüksek sonuçlu bulaşıcı hastalıklar (HCID) olarak adlandırılıyor. Liste, verileri ülkelere göre ayırıyor ve bu ülkelerde hastalıkların insan vakalarının tespit edilip edilmediğini gösteriyor. </p>
<p>Listede yer alan en tehlikeli salgın hastalıklar arasında Ebola ve Nipah başı çekiyor. Ebola, Ebola virüsünün neden olduğu viral bir hastalığa deniliyor. Yüzde 75 oranında ölümcül olabilen hastalığın semptomları arasında tipik olarak ateş, yorgunluk, kas ağrısı, baş ağrısı, boğaz ağrısı ve döküntü bulunuyor. Ebola virüsü, Ebola&#8217;dan hasta olan veya Ebola&#8217;dan ölen bir kişinin kanı veya vücut sıvıları veya virüs bulaşmış nesneler yoluyla başkalarına yayılabiiyor.</p>
<p>Şu anda Ebola için spesifik bir tedavi veya aşı bulunmuyor. Ebola salgınları, Sahra altı Afrika&#8217;da sıklıkla yaşandı, ancak son zamanlarda dünyanın farklı bölgelerinde de görüldü.</p>
<p>Ebola ile benzer bir ölümcüllük oranına sahip Nipah virüsü, öncelikle hayvanlardan, özellikle de yarasalardan insanlara bulaşıyor. Virüs ayrıca kontamine yiyecekler yoluyla veya doğrudan insandan insana da bulaşabiliyor. Nipah virüsü enfeksiyonunun semptomları arasında ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, baş dönmesi ve mide bulantısı yer alıyor ve ve virüs  beyin sapı ensefalitine ilerleyerek ölüme neden oluyor.</p>
<p>Diğer taraftan, Covid-19 salgının ortaya çıktığı yer olduğu düşünülen Çin, yaygın olarak kuş gribi olarak bilinen Avian influenza A&#8217;nın üç farklı türüne sahip:H5N1, H7N9 ve H5N6.</p>
</p></div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-virus-tehdidi-kapida-347191">Yeni virüs tehdidi kapıda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
