<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tedaviyle | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/tedaviyle/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/tedaviyle</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Jun 2025 10:24:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>tedaviyle | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/tedaviyle</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Robot destekli tedaviyle çok ağır felçli hastalarda bile yürüme şansı yüzde 48 oranında artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/robot-destekli-tedaviyle-cok-agir-felcli-hastalarda-bile-yurume-sansi-yuzde-48-oraninda-artiyor-542126</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2025 10:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağır]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bile]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[destekli]]></category>
		<category><![CDATA[felçli]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarda]]></category>
		<category><![CDATA[oranında]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[şansı]]></category>
		<category><![CDATA[tedaviyle]]></category>
		<category><![CDATA[yürüme]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542126</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya nüfusunun hızla yaşlanmasının etkisiyle nörolojik hastalıkların yaygınlığı da artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/robot-destekli-tedaviyle-cok-agir-felcli-hastalarda-bile-yurume-sansi-yuzde-48-oraninda-artiyor-542126">Robot destekli tedaviyle çok ağır felçli hastalarda bile yürüme şansı yüzde 48 oranında artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya nüfusunun hızla yaşlanmasının etkisiyle nörolojik hastalıkların yaygınlığı da artıyor. Öyle ki günümüzde her 6 kişiden 1’inin felç (inme) geçirdiği belirtiliyor. Vücudun bir tarafında güçsüzlük, uyuşma veya konuşma zorluğuna yol açan inme sonrasında gerçekleştirilen fizik tedavi ve rehabilitasyon ise hasarın kalıcı hale gelmesinin önlenmesinde kilit bir rol üstleniyor. Son yıllarda, inme tedavisinde devrim niteliğinde bir gelişme olan “robotik rehabilitasyon” çok ağır hastaların bile yeniden yürüyebilmelerini ve diğer uzuvlarını eskisi gibi kullanabilmelerini sağlıyor! <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi’nde</strong> geçtiğimiz günlerde düzenlenen <strong>“Robotik Rehabilitasyon”</strong> söyleşisinde, hekimler robot destekli fizik tedavi ve rehabilitasyon programının önemini anlatırken,   bu tedaviyle sağlıklarına kavuşan hastaları da tedavi süreciyle ilgili deneyimlerini paylaştılar.  <strong>Beyinde hasarlı dokuların görevini sağlıklı bölgeler üstleniyor</strong></p>
<p><strong> </strong>Hareket etme yeteneğimiz, beyindeki nöronların; inme ve beyin hasarı nedeniyle zarar görmeleri veya omurilik yaralanmaları sonucu omurilikten kaslara ulaşan sinyal yolunun kesilmesiyle bozulabiliyor. Beynimizin gördüğü hasardan sonra kendini toparlamaya ve iyileştirmeye çalıştığı süreç ise aylarca sürebiliyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Robotik Rehabilitasyon Merkezi’nden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Cihan Aksoy</strong>, beyin ve sinir hücrelerinin iyileşmesinin hasta inme geçirdikten hemen sonra başladığını belirterek, “Ancak hasarlı bölgede düzelme çoğunlukla sınırlı kalıyor ve normal fonksiyonun tam düzelmesiyle sonuçlanmıyor. Bu nedenle, hasar gören beyin dokularının görevini beynin sağlıklı bölgeleri üstleniyor. Beyin, zarar görmemiş hücreleri yeniden düzenleyerek ve yeni bağlantılar oluşturarak hasarı telafi etmeye çalışıyor” dedi.</p>
<p><strong>Hareketler sinir sistemine yeniden öğretiliyor</strong></p>
<p>İnme sonrasında yürüyemeyen, kollarını hareket ettiremeyen hastalarda Robotik rehabilitasyonun beynin yeniden öğrenme işlevlerinin hızlı ve düzgün şekilde oluşmasını sağladığını belirten Prof. Dr. Cihan Aksoy, “Rehabilitasyonun hedefi, her bir hasta için en uygun sonucu elde etmek amacıyla nöroplastisiteden, yani beynin yapısal veya fizyolojik değişikliklere uğrama yeteneğinden maksimum düzeyde yararlanmaktır. Robotik rehabilitasyon teknolojileri, belirli hareketlerimizin ve günlük yaşantımızda yaptığımız olağan işlerimizin tekrar tekrar uygulanmasına olanak tanıyor. Bu sayede ağır etkilenmiş, yani hiç bacak veya kol hareketi olmayan hastalarda bile beyin, hücrelerinin yeniden çalışmasını ve hareketleri tekrar öğrenmesini sağlıyor” diye konuştu.  </p>
<p><strong>Beynin tekrar iyileşmesi için 4 önemli kural</strong></p>
<p>Prof. Dr. Cihan Aksoy, tedaviden etkin sonuç alınması için rehabilitasyon programına zaman kaybetmeden başvurmak gerektiğini belirterek, “Ayrıca,<strong> </strong>beynin tekrar iyileşmesi için rehabilitasyonun dört önemli ayağı vardır.  Bunlar; hastanın motivasyonu ve tedaviye olan inancı ile aile desteği, tecrübeli multidisipliner bir ekip, en iyi teknolojik destek ve maksimum iyileşmeyi uyaran, ortalama 6 saat süren yoğun ve kapsamlı bir programdır” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p><strong>Çok ağır felçli hastada bile tekrar yürüme şansı yüzde 48 oranında artıyor!</strong></p>
<p>Dünya nüfusu hızla yaşlanıyor ve yakın bir gelecekte 60 yaş ve üzerindeki nüfusun 2 milyarın üzerine çıkacağı öngörülüyor. Nüfusun yaşlanmasının bir etkisi olarak toplumda inme hastalığının görülme sıklığının da giderek arttığını söyleyen <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Robotik Rehabilitasyon Merkezi’nden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı</strong> <strong>Doç. Dr. Mustafa Çorum,</strong> günümüzde bu hasta grubunda robotik rehabilitasyon programından son derece başarılı sonuçlar alındığına işaret ederek, “Öyle ki  robotik rehabilitasyonla çok ağır inme geçirmiş hastalarda dahi yüzde 48 oranında tekrar yürüme olasılığını artırabiliyoruz. Yeter ki hastalar umutlarını hiç yitirmesinler ve programlara düzenli olarak katılsınlar” diye konuştu. </p>
<p><strong>Robot yardımıyla egzersizlerde maksimum fayda</strong></p>
<p>Standart fizik tedavide hastalar yorulabildikleri için süre ve motivasyonun sınırlanabildiğini aktaran Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Çorum, robot destekli programın ise egzersizlerin süresi, tekrarı ve zorluğunda tedavinin yoğunluğunun artabileceği bir ortam sunduğunu anlatarak, “Örneğin, felçli hastalar kol hareketlerini çalıştırmak için seans içerisinde bir fizyoterapist ile 30 hareket tekrarı gerçekleştirirken, robot yardımıyla 1000&#8217;den fazla tekrar yapabiliyorlar. Klasik yöntemle günde en fazla 1,5 saat fizik tedavi alabiliyorken, robotik rehabilitasyonda günde 6 saate kadar fizyoterapistlerle birlikte çalışabiliyorlar” dedi.</p>
<p><strong>Egzersizler sanal gerçeklik ekranında simüle ediliyor</strong></p>
<p><strong> </strong>Robotik Rehabilitasyon programının ev ve sosyal yaşantımızda gerçekleştirdiğimiz işleri taklit eden egzersizleri yapma olanağı sağladığını aktaran Doç. Dr. Mustafa Çorum, konuşmasına şöyle devam etti: “Robotik rehabilitasyonda görevler ekranda sanal gerçeklikle simüle edildiği için terapiler çok daha eğlenceli geçiyor. Belirli hareketlerin yapıldığı bilgisayar oyunları dikkati sağlayarak hastaların egzersizlere daha iyi odaklanmalarına yardımcı oluyor. Hastalar, sanal ortamda yaratılmış görsel hedefe yönelik kol veya bacak hareketini görerek kendi hareketlerini düzeltebiliyorlar. Ayrıca hareketleri algılayan sensörler hastaya uyarı vererek hareketin düzgün yapılması için teşvik edebiliyor. Bu robotik cihazlar doğru hareketin her seferinde tam olarak aynı şekilde tekrarlanmasını ve bu sayede beynin kaslarını harekete geçirecek şekilde eğitilmesini sağlıyor.” </p>
<p><strong>&#8220;Aynı dönemde hem felç hem meme kanseriyle savaştım&#8221;</strong></p>
<p><strong> </strong>Söyleşiye katılarak kendi tedavisiyle ilgili bilgi veren 47 yaşındaki Seniha Terzi felç öyküsünü şöyle anlattı: “Bir şirkette pazarlama müdürüyüm. Sıradan bir iş günüydü. Masamda çalışırken, bir an bardağı tutamadığımı hissettim. Kolumdaki hissizlik sadece bir-iki saniye sürmüş olsa da yüksek tansiyon hastası olduğum için hemen tansiyonumu ölçtüm. Tansiyonum çok yüksek çıkınca ilacımı aldım ve  hastaneye gittim. Tam hastaneden ayrılırken bir anda ayağımda inanılmaz bir güç kaybı oluştu, kolum da hiç hareket edemez hale geldi. ‘Felç geçiriyorsunuz, sizi hemen yatırıyoruz’ dediler. Hastanede tedavi gördüğüm bir hafta boyunca kolumu hiç hareket ettiremedim, bacağımdaki güçsüzlük nedeniyle koltuk değneklerinden destek alarak yürüyebildim.” </p>
<p><strong> Adeta oyun oynar gibiydim, hiç sıkılmadım  </strong></p>
<p><strong> </strong>Hastanede klasik fizik tedavi yöntemi uygulandığını ve taburcu olduğunun ertesi günü Robotik Rehabilitasyon Merkezi’nde seanslara başladığını belirten Seniha Terzi, “Tam 35 seans her gün işe gider gibi hastaneye gittim; tüm gün süren yoğun bir programa girdim. Ama hiç klasik bir fizik tedavi gibi değildi. Oyun oynar gibiydim. Aynı hareketi 10 kez yapsanız sıkılırsınız. Ancak hareketleri robotla birlikte yapınca hiç sıkılmadan tekrarlıyorsunuz. Kendimle yarıştığım, puan topladığım ve her gün kendimi biraz daha geçtiğim bir programdı” dedi. </p>
<p><strong>Artık hayatıma kaldığım yerden devam ediyorum</strong></p>
<p>Tedavisine devam ederken meme kanserine de yakalandığını öğrenince zaman kaybetmeden ameliyat olduğunu belirten Seniha Terzi, bu nedenle fizik tedaviye bir hafta ara verdiğini anlatarak, “Beni meme kanserinden daha çok inme zorladı aslında. Ben çalışan, sporunu yapan ve seyahat eden çok aktif bir insandım, birden hayatım kısıtlanmış, neredeyse hiçbir şey yapamaz hale gelmiştim. Bu süreçte doktorum, sağlık personeli, ailem ve arkadaşlarım beni hep motive ettiler. Hem azmim hem çevremdeki insanların büyük destekleri sayesinde tedaviden başarılı sonuç aldım. Artık kolaylıkla elimi ve kolumu hareket ettiriyor, yürüyebiliyor; hayatıma kaldığım yerden aktif bir şekilde devam ediyorum” diyerek noktaladı sözlerini. </p>
<p><strong> “Yeniden yürüyebilmek çok büyük mir mutluluk”</strong></p>
<p><strong> </strong>Söyleşiye katılarak deneyimlerini anlatan 63 yaşındaki Sevim Çakmak, bir gece uykusundan uyandığında sağ kolunun tamamını kaplayan hissizliği fark ettiğini söyledi. Apar topar hastaneye kaldırılan Sevim Çakmak’a yarım saat içinde tüm tetkikler yapılmış ve beyin kanaması tanısı konulmuş. Son 3 aydır yoğunlaştırılmış nöro-rehabilitasyon tedavisi gören Sevim Çakmak, “En başından beri bilincim yerindeydi. Hiçbir zaman ‘ben artık yürüyemeyeceğim’ gibi umutsuzluğa düşmedim. Kolumun sağ tarafını hiç kullanamıyordum. Bugün pek çok işimi halledebiliyorum. Fizik tedavimi hiç aksatmıyorum. Üstelik sıkılmıyorum da. Tedavi sürecinde bilgisayar oyunu oynuyorum. Kuşları yakalıyorum, sonra ondan çıkıp başka oyunlara giriyorum. Uzun aradan sonra desteksiz yeniden yürüyebilmek çok büyük mutluluk” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/robot-destekli-tedaviyle-cok-agir-felcli-hastalarda-bile-yurume-sansi-yuzde-48-oraninda-artiyor-542126">Robot destekli tedaviyle çok ağır felçli hastalarda bile yürüme şansı yüzde 48 oranında artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Karapınar Yılmaz, &#8220;Lösemili çocukların doğru tedaviyle yaşam şansı yüzde 90&#8217;ın üzerinde&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-karapinar-yilmaz-losemili-cocuklarin-dogru-tedaviyle-yasam-sansi-yuzde-90in-uzerinde-463100</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 May 2024 08:54:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[karapınar]]></category>
		<category><![CDATA[lösemili]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[şansı]]></category>
		<category><![CDATA[tedaviyle]]></category>
		<category><![CDATA[üzerinde]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=463100</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'de ve dünyada her yıl binlerce çocuk lösemi hastalığına yakalanıyor. Ailelerde lösemi konusunda farkındalık yaratmak</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-karapinar-yilmaz-losemili-cocuklarin-dogru-tedaviyle-yasam-sansi-yuzde-90in-uzerinde-463100">Prof. Dr. Karapınar Yılmaz, &#8220;Lösemili çocukların doğru tedaviyle yaşam şansı yüzde 90&#8217;ın üzerinde&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de ve dünyada her yıl binlerce çocuk lösemi hastalığına yakalanıyor. Ailelerde lösemi konusunda farkındalık yaratmak, lösemi tedavisi gören çocukların moral ve motivasyonunun sevgiyle yüksek tutulmasının önemine dikkat çekmek adına her yıl dünyada 25-31 Mayıs tarihleri arasında  “Dünya Lösemili Çocuklar Haftası” kapsamında çeşitli bilgilendirme etkinlikleri düzenleniyor. Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Deniz Yılmaz Karapınar, hafta dolayısıyla lösemi konusunda dikkat çekici açıklamalarda bulundu.</p>
<p>         Lösemi hastalığının çocukluk çağında daha fazla görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Deniz Yılmaz Karapınar, “Lösemi, çocukluk çağlarının kötü huylu kanserleri dediğimiz hastalıkların üçte birini oluşturuyor. Çok ölümcül olduğu için değil çok fazla görüldüğü için bilinen bir hastalık. Bu yüzden adı halk tarafından çok iyi biliniyor. 1960’lı yıllarda ilk tanındığı zamanlarda hastalığın tedavi edilmesi mümkün değildi. Hastaların yüzde 5’i birkaç yıl yaşatılabiliyordu. Ama aradan geçen 60 yıllık periyotta, çocukların yüzde 90 üzerinde yaşam şansı var. Tedavide çok büyük yol alındı. Normalde bizim kemik iliğimizde bazı kan hücreleri üretiliyor. Bu hücreler vücutta bazı hayati görevleri yerine getiriyor. Kanımızın içinde üç tip hücre var. Bunlar da kemik iliği dediğimiz yerde üretilir. Bu üç tip hücrenin yapısı bozulduğunda fonksiyonlarını yerine getiremezler. Bu durum; kanama, enfeksiyonlar, vücudun oksijen ihtiyacının karşılanmaması gibi sorunlara yol açar. Vücudumuzdaki bütün hücrelerin bir ömrü var; biz buna programlanmış ölüm diyoruz. Özellikle üretilen bu kan hücreleri, diğer hücrelerle karşılaştırıldığında kısa bir ömre sahipler. Üreme halindeki hücreler duraklama yaşadıklarında çok fazla üreme ve hata yapma gibi sonuçlar doğurabilirler. Normal hücrelere göre çok fazla üreyen bu hücreler çok fazla yer doldururlar. Sağlıklı kan hücrelerinin üremesi için yer bırakmaz ve üretilememelerine sebep olurlar. Normal kan hücreleriyle aynı fonksiyona sahip olmayan bu hücreler ölmezler ancak kemik iliğinden çıkan kanın gittiği yere ulaşırlar. Burada birçok organa ulaşırlar. Bu da lösemili bireylerdeki lenf şişliklerinin oluşmasına neden olur” diye konuştu.</p>
<p>         <b>“Hastalığın durumuna göre tedavi yöntemleri uygulanıyor”</b></p>
<p>         Löseminin tanı ve tedavisine değinen Prof. Dr. Deniz Yılmaz Karapınar, “Genellikle 2 ile 6 yaş arasındaki çocuklarda görülmektedir. Ancak bütün yaş gruplarında da görülebilir. Çocukluk çağında görülen çoğunlukla ‘akut’ olarak adlandırılır. Yani hızlıca ortaya çıkar, örneğin bir ay öncesinde tamamen sağlıklı bireyler iken bir anda ortaya çıkan burun kanamaları, kalpte çarpıntı, halsizlik, ciltte morarmalar, ateş yükseklikleri görülebilir çünkü vücut mikroplara karşı koyamaz. Erişkinlerde görülen lösemi ise kronik dediğimiz uzun zamana yayılan bulgular gösterir. Çocuklarda yüzde 95’inde akut geri kalanında kronik lösemi görülmektedir, çocuklarda yavaş gelişen lösemi çok nadirdir. Tedavi kısmında ise her çocuğun ilaç tedavisi alması gerekir. Kemoterapi tedavisiyle lösemi hücrelerinin öldürülmesi hedeflenir ancak normal hücreler de bu tedaviyle yok edilmektedir. Kemoterapi, bağışıklık sisteminin başka yardımcı elemanlarını da olumsuz etkileyebiliyor. Kortizon tedavisi uygulanan çocuklarda ilaç; yüz şişkinliğine, bulantı, kusma, enfeksiyonlara karşı bağışıklık sisteminin daha eğilimli hale gelmesine yol açar. Kemoterapiden sonra bazı çocuklara ışın tedavisi uygulanmaktadır. Işın tedavisini kan beyin bariyerine geçme ihtimali olan hücreler için kullanıyoruz. Bilinen başka bir tedavi yöntemi ise kemik iliği naklidir. Çocukların büyük bir kısmı kemik iliği nakli olmadan iyileşip hayatlarına devam edebiliyorlar” dedi.</p>
<p><b>“Ege Üniversitesi çok kapsamlı bir tedavi sunuyor”</b></p>
<p>         EÜ’nün lösemi tedavisinde üstlendiği misyon hakkında bilgi veren Prof. Dr. Deniz Yılmaz Karapınar, “Löseminin her aşamasında burada lösemili çocukların tedavileri mümkün. Genetik problemlerin saptanması, kemoterapilerin verilmesi, radyoterapilerin verilmesi farklı farklı bölümlerin çok büyük bir iş birliğiyle çalışarak gerçekleştirdiği bir süreç. Kemoterapinin verildiği kısmı EÜ Çocuk Hemotolojisi olarak biz yapıyoruz, radyoterapiyi Radyasyon Onkolojisi, Tıbbi Genetik genetik defektlerini değerlendiriyor, Patoloji, kemik iliği biyopsilerini değerlendirmeye çalışıyor, kemik iliği nakil ünitesi de kemik iliği naklini yapıyor. Ege Üniversitesinin çok kapsamlı bir tedavi sunduğunu söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>         Prof. Dr. Deniz Yılmaz Karapınar, lösemi ile ilgili en büyük problemlerden birinin kemik iliği donörleri olduğunu söyleyerek bu konuda farkındalık yaratılması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-karapinar-yilmaz-losemili-cocuklarin-dogru-tedaviyle-yasam-sansi-yuzde-90in-uzerinde-463100">Prof. Dr. Karapınar Yılmaz, &#8220;Lösemili çocukların doğru tedaviyle yaşam şansı yüzde 90&#8217;ın üzerinde&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Attar: &#8220;PKOS Hastaları Doğru Tedaviyle Çocuk Sahibi Olabilir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-attar-pkos-hastalari-dogru-tedaviyle-cocuk-sahibi-olabilir-411548</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Oct 2023 14:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[attar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[pkos]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sahibi]]></category>
		<category><![CDATA[tedaviyle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=411548</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınlarda yumurtlama kusurlarına neden olan Polikistik Over Sendromu (PKOS)’un kadının üreme sağlığı üzerindeki etkisine dikkat çeken Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Erkut Attar, “PKOS hastalığında görülen yumurtlama bozukluğunun kilo ile ilişkisi yakın ilişkisi vardır</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-attar-pkos-hastalari-dogru-tedaviyle-cocuk-sahibi-olabilir-411548">Prof. Dr. Attar: &#8220;PKOS Hastaları Doğru Tedaviyle Çocuk Sahibi Olabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Kadınlarda yumurtlama kusurlarına neden olan Polikistik Over Sendromu (PKOS)’un kadının üreme sağlığı üzerindeki etkisine dikkat çeken Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Erkut Attar, “PKOS hastalığında görülen yumurtlama bozukluğunun kilo ile ilişkisi yakın ilişkisi vardır. Kilo artıkça yumurtlama kusurları daha belirgin hale gelir. Fakat her PKOS hastası kısırlık yaşamaz; doğru tedavi edildiğinde PKOS hastasının çocuk sahibi olma olasılığı çok yüksektir” diye konuştu. </em></p>
<p> </p>
<p>Kadınlar arasında en sık görülen hastalıklardan biri olan Polikistik Over Sendromu (PKOS), yarattığı kozmetik problemlerin ötesinde farklı sağlık sorunları için de zemin hazırlıyor. Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kadın Hastalıkları Doğum, Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Erkut Attar, yumurtlama bozukluklarının ve doğal olarak infertilitenin de en önemli nedenlerden birinin PKOS olduğunun altını çizdi. </p>
<p>“<strong>KADINLAR HEKİME İNFERTİLİTE NEDENİYLE BAŞVURUYOR”</strong></p>
<p>PKOS’un kadınlarda görülme sıklığının yüzde 5 ile 25 arasında değiştiğini söyleyen Prof. Dr. Attar, sözlerine şöyle devam etti: “Daha çok yumurtlama kusurlarına neden olan hastalık olarak biliniyor. Bu nedenle de kadınlar yumurtlama kusurları, adet düzensizliği ya da yumurta kalitesinde gerçekleşen düşmelere bağlı olarak infertite yani kısırlık sorunuyla bizlere geliyor. Bunun dışında kıllanma, tüylenme, akne, aşırı kilo gibi kozmetik kusurlar nedeniyle de hastalar bize ulaşıyor. Ancak bahsi geçen bu şikayetler aslında hastalığın kısa dönem semptomlarıdır. Uzun dönemde bu kadınlarda rahim kanseri, diyabet, yüksek tansiyon ve kalp damar hastalıkları riski artmaktadır ki bu çok daha ciddi bir durumdur. Dolayısıyla PKOS hastalarının ömür boyu takip edilmesi çok önemlidir.” </p>
<p><strong> “TANI KOYABİLMEK İÇİN PROFESYONEL BİR EKİBE İHTİYAÇ VAR” </strong></p>
<p>Genetik ve çevresel faktörlerden obeziteye, beslenme alışkanlıklarından hormon dengesizliğine kadar birçok nedenin PKOS’un ortaya çıkmasında etken olabildiğini söyleyen Prof. Dr. Erkut Attar, şu bilgileri verdi: </p>
<p> “Genellikle üreme çağında görülen bu hastalık ile bize başvuranların PKOS hakkında bilgi sahibi olmadığını görüyoruz. Hastalığın nedenleri arasında ise genetik faktörler ilk sıralarda geliyor. Bunu çevresel etkenler takip ediyor. Ayrıca beslenme alışkanlıkları, obezite ve hormon dengesizlikleri de hastalığın ortaya çıkmasına neden olabiliyor. PKOS belirtileri diğer pek çok hastalıkta da görülebildiği ve yeterince tanınmadığı için hastalar hekime geç başvuruyor. Tanısı pek kolay olmadığı gibi, tanı koyabilmek için profesyonel bir ekibe ihtiyaç vardır. Biz de endokrinoloji uzmanları, dermatoloji ve beslenme uzmanları olarak doğru tanı koyabilmek ve hastalığın doğru tedavisi için birlikte çalışıyoruz.”</p>
<p><strong> “HER PKOS HASTASI KISIRLIK YAŞAMAZ” </strong></p>
<p>Yumurtlama kusurlarına bağlı sorunların yaklaşık yüzde 50’sini PKOS’a bağlı olduğunu ancak bununla birlikte bu kadınların da gebe kalabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Erkut Attar, PKOS ile infertilite ve gebelik ilişkisini şöyle anlattı: “PKOS hastalarının hepsinde yumurtlama bozukluğu olur diyemeyiz. Dolayısıyla PKOS hastaları da kendiliğinden gebe kalabilir. Ancak bu noktada kadının kilosu çok önemli. Çünkü kilo artıkça yumurtlama kusurları daha belirgin hale geliyor. Bu hastalarda kadının kilosu ile kısırlık arasında ciddi bir ilişki vardır. Bu nedenle tedavi başladığında öncelikle beslenme uzmanlarıyla birlikte çalışarak hem doğru beslenmesinin sağlanması hem de varsa fazla kilosundan kurtulmasını sağlıyoruz. Normal kiloya ulaşan kadının ikinci basamak tedaviye geçmeden doğal gebe kalmasını amaçlıyoruz. Erkekte de problem olan çiftlerde tedaviye  aşılamayla devam edebiliyoruz. Bazen de aşılamaya gitmeden yumurtlamayı artırmayı sağlayan basit ilaçlarla hastayı tedavi ediyoruz. Anlaşılacağı üzere kişiye özel tedavinin uygulandığı bu süreç 6 ay kadar sürebilir. Bu nedenle hastanın sabırlı olması ve umutsuzluğa kapılmaması gerekli.” </p>
<p><strong>“DOĞRU TEDAVİYLE PKOS HASTALARI DA ÇOCUK SAHİBİ OLABİLİR!”</strong></p>
<p>“Doğru tedavi edildiği takdirde başka herhangi bir neden yoksa PKOS hastasının çocuk sahibi olma olasılığı çok yüksektir” diyen Prof. Dr. Erkut Attar, hastalıkta kullanılan tedavilerle ilgili şunları kaydetti: </p>
<p>“Şimdiki görüşe göre tüm kısırlık hastaları iki ya da üç kere aşılama yapılmasına rağmen yine gebe kalınmadıysa tüp bebek tedavisine başvurulur. Ancak PKOS olgularında tüp bebek tedavisinde komplikasyon oranı diğer hastalara, göre çok daha yüksek olduğu için bu hastalarda tüp bebek tedavisi kararı vermeden önce normal yollarla gebe kalması için özen ve gayret gösterilmelidir. En ciddi komplikasyon yumurtalıkların aşırı uyarılması sonucunda ortaya çıkabilen ve Ovaryan Hiperstimülasyon Sendromu (OHSS) olarak adlandırılan durumdur. Bu durumda çatlatma iğnesi verildikten sonra vücut boşluklarına su toplanmaya başlar ve kanın akışkanlığı bozulur Bu durum vücutta elektrolit dengesizliğine yol açar. Akciğerlerde ve karın boşluğunda aşırı miktarda sıvı birikir ve solunum güçlüğüne ortaya çıkar. Bu durum şiddetine göre üç aşama olarak ele alınır. Özellikle üçüncü aşama yoğun bakım gerektirecek kadar ciddi bir aşamadır. Bu yüzden bu hastaların tüp bebek tedavisinin deneyimli merkezlerde uzman kişiler tarafından yapılması uygundur.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-attar-pkos-hastalari-dogru-tedaviyle-cocuk-sahibi-olabilir-411548">Prof. Dr. Attar: &#8220;PKOS Hastaları Doğru Tedaviyle Çocuk Sahibi Olabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
