<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tedavisi | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/tedavisi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/tedavisi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Apr 2026 07:53:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>tedavisi | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/tedavisi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kök Hücre Tedavisi ile Ameliyatsız İyileşebilen 4 Cilt Problemi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kok-hucre-tedavisi-ile-ameliyatsiz-iyilesebilen-4-cilt-problemi-624595</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 07:53:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatsız]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[doku]]></category>
		<category><![CDATA[eksozom]]></category>
		<category><![CDATA[elde]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[Kök Hücre]]></category>
		<category><![CDATA[problemi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavileri]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yileşebilen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624595</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kök hücre temelli tedaviler, hasar görmüş dokuların onarılmasını destekleyerek yalnızca hastalıkların tedavisinde değil, aynı zamanda yaşlanma etkilerinin azalmasında da umut vadediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kok-hucre-tedavisi-ile-ameliyatsiz-iyilesebilen-4-cilt-problemi-624595">Kök Hücre Tedavisi ile Ameliyatsız İyileşebilen 4 Cilt Problemi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kök hücre temelli tedaviler, hasar görmüş dokuların onarılmasını destekleyerek yalnızca hastalıkların tedavisinde değil, aynı zamanda yaşlanma etkilerinin azalmasında da umut vadediyor. Yenileyici tıbbın en önemli yapı taşlarından biri olan bu yöntemler, estetik ve fonksiyonel iyileşmeyi bir arada hedefliyor. Memorial Ankara Hastanesi Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Cemal Alper Kemaloğlu, kök hücre ve eksozom tedavileri hakkında bilgi verdi. </p>
<p>2000’li yılların başında kök hücrelerin keşfiyle birlikte tıpta önemli bir paradigma değişimi yaşandı. Daha önce yaşlanma ve doku hasarına yönelik tedaviler sınırlı kalırken, iyileşmenin büyük ölçüde mevcut hücrelerin kapasitesiyle gerçekleştiği düşünülüyordu. Ancak kök hücrelerin farklı hücre tiplerine dönüşebilme ve bulundukları dokuyu yeniden düzenleyebilme özellikleri sayesinde, dokuların orijinal yapısıyla onarılabileceği ortaya kondu. Bu gelişme, özellikle estetik ve plastik cerrahi alanında yeni tedavi yaklaşımlarının önünü açtı.</p>
<p><strong>Vücut kendi hücreleriyle kendini onarıyor</strong></p>
<p>İnsan vücudu aslında doğuştan güçlü bir yenilenme kapasitesine sahiptir. Anne karnında tek bir kök hücreden gelişen bu yapı, erişkin dönemde de vücutta varlığını sürdürür. Çoğunlukla yağ dokusu içinde bulunan kök hücreler; travma, stres veya açlık gibi durumlarda aktive olarak onarım sürecini başlatır. Günümüzde bu hücreleri kontrollü şekilde elde edip çoğaltarak yeniden hastaya uygulamak mümkün hale gelmiştir.</p>
<p><strong>Yağ dokusundan elde edilen doğal tedavi </strong></p>
<p>Klinik uygulamalarda en sık tercih edilen yöntem, hastanın kendi yağ dokusundan kök hücre elde edilmesidir. Lokal anestezi altında alınan yağ dokusu özel işlemlerden geçirilerek kök hücreden zengin bir içerik haline getirilir. Bu hücreler ihtiyaç duyulan bölgeye enjekte edildiğinde;</p>
<ul>
<li>İnflamasyonu azaltır,</li>
<li>Kolajen yıkımını yavaşlatır,</li>
<li>Kanlanmayı artırır.</li>
</ul>
<p>Böylece hem doku onarımı desteklenir hem de yaşlanma belirtilerinde belirgin iyileşme sağlanır. Hastanın kendi hücreleri kullanıldığı için tedavi tamamen doğal ve biyouyumlu bir yapıdadır.</p>
<p><strong>Ciltteki problemler ameliyatsız iyileşebiliyor</strong></p>
<p>Hücresel tedaviler günümüzde pek çok alanda etkili sonuçlar sunmaktadır. Bu yöntemler sayesinde büyük cerrahi işlemlere gerek kalmadan, daha konforlu ve tatmin edici sonuçlar elde edilebilmektedir. Genellikle aşağıdaki durumlarda tercih edilmektedir:</p>
<ol>
<li>Yüz gençleştirme,</li>
<li>Erkek tipi saç dökülmesi,</li>
<li>Yara ve iz tedavileri,</li>
<li>Kronik yaraların iyileştirilmesi</li>
</ol>
<p><strong>Kişiye özel tedavi planlanıyor</strong></p>
<p>Kök hücre tedavilerinin bazı sınırlılıkları da bulunmaktadır. Yağ dokusundan elde edilmesi gerektiği için cerrahi işlem açısından uygun olmayan hastalarda uygulanamayabilir. Ayrıca hücre kalitesi yaşla birlikte azaldığından ileri yaş hastalarda tedavi etkinliği düşebilir. Tekrarlayan uygulamalarda yeniden doku alınması gerekliliği de bir diğer önemli faktördür.  </p>
<p>Son yıllarda yapılan çalışmalar, kök hücrelerin etkilerini büyük ölçüde salgıladıkları “eksozom” adı verilen biyolojik veziküller aracılığıyla gösterdiğini ortaya koymuştur. Eksozomlar; hücreler arası iletişimi sağlayan, DNA, RNA ve protein taşıyan mikro yapılardır. Hedef hücreye ulaştıklarında onarım ve yenilenme süreçlerini tetiklerler. Bu sayede kök hücrenin kendisini kullanmadan da benzer biyolojik etkiler elde edilebilmektedir. </p>
<p><strong>Cerrahiye alternatif güçlü bir seçenek</strong></p>
<p>Eksozom tedavileri; </p>
<ul>
<li>Cerrahi işlem gerektirmemesi,</li>
<li>Bağışıklık sistemi tarafından düşük reddedilme riski,</li>
<li>Daha kolay saklanabilmesi</li>
</ul>
<p>gibi avantajlarıyla öne çıkmaktadır. Özellikle kök hücre tedavisi için uygun olmayan hastalarda önemli bir alternatif sunmaktadır. Her ne kadar eksozom tedavileri henüz gelişim aşamasında olsa da, dozlama ve uygulama standartlarının belirlenmesine yönelik çalışmalar hızla devam etmektedir. İnsan vücudundaki milyarlarca hücre sürekli bir iletişim halindedir. Bu iletişimi doğru şekilde yönlendirmek, hastalığın kökenine inmeyi mümkün kılmaktadır. Kök hücre ve eksozom tedavilerinin, modern tıbbın en güçlü ve en doğal iyileşme araçlarından biri olarak önümüzdeki yıllarda çok daha yaygın kullanılacağı öngörülmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kok-hucre-tedavisi-ile-ameliyatsiz-iyilesebilen-4-cilt-problemi-624595">Kök Hücre Tedavisi ile Ameliyatsız İyileşebilen 4 Cilt Problemi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düzenli ve yeterli diyaliz tedavisi, yaşam kalitesini iyileştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duzenli-ve-yeterli-diyaliz-tedavisi-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-619550</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 11:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Diyaliz]]></category>
		<category><![CDATA[Diyaliz Hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[iyileştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesini]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619550</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyalizin hastanın yaşamını sürdürebilmesi için hayati öneme sahip olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Diyaliz Program Başkanı Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, düzenli ve yeterli diyaliz tedavisinin; halsizlik, ödem, nefes darlığı gibi belirtilerin azalmasını sağladığını ve yaşam süresini uzattığını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-ve-yeterli-diyaliz-tedavisi-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-619550">Düzenli ve yeterli diyaliz tedavisi, yaşam kalitesini iyileştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyalizin hastanın yaşamını sürdürebilmesi için hayati öneme sahip olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Diyaliz Program Başkanı Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, düzenli ve yeterli diyaliz tedavisinin; halsizlik, ödem, nefes darlığı gibi belirtilerin azalmasını sağladığını ve yaşam süresini uzattığını söyledi. Diyaliz hastalarının dikkat etmesi gereken noktalara değinen Karasoy, “Diyaliz hastaları sıvı tüketimini doktor ve diyetisyen önerilerine göre düzenlemelidir. Tuz, potasyum ve fosfor içeriği yüksek gıdalardan kaçınmalıdır. Diyabet ve hipertansiyon kontrolü sağlanması önemlidir. Seanslara düzenli katılım göstermelidir” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Diyaliz Program Başkanı Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, 12 Mart Dünya Böbrek Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, diyaliz tedavisine ilişkin bilgi verdi ve diyaliz hastalarının dikkat etmesi gerekenlerle ilgili tavsiyelerde bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kronik böbrek hastalığı sessiz ilerliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, kronik böbrek hastalığının, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen, erken dönemde belirti vermediği için “sessiz ilerleyen” önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyaliz kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda uygulanıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyalizin en sık olarak son dönem kronik böbrek yetmezliği olan hastalara uygulandığını belirten Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, “Bunun yanında bazı akut böbrek yetmezliği durumlarında da geçici olarak diyaliz gerekebilir. Diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve genetik böbrek hastalıkları, kronik böbrek yetmezliğinin en önemli nedenleri arasında yer almaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Böbrek fonksiyonları azaldığında diyaliz tedavisi uygulanıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyalizin “böbreklerin süzme görevini yeterli düzeyde yerine getiremediği durumlarda, kandaki zararlı atık maddelerin ve fazla sıvının vücuttan uzaklaştırılmasını sağlayan bir tedavi yöntemi” olduğunu belirten Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, “Böbrekler normalde kandaki toksinleri temizler, sıvı-elektrolit dengesini sağlar ve asit-baz dengesini düzenler. Böbrek fonksiyonları ciddi düzeyde azaldığında ise diyaliz tedavisi devreye girer” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyaliz yaşam kalitesini artırıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyalizin hastanın yaşamını sürdürebilmesi için hayati öneme sahip olduğunu belirten Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, “Düzenli ve yeterli diyaliz tedavisi; halsizlik, ödem, nefes darlığı gibi belirtilerin azalmasını sağlar ve yaşam süresini uzatır. Ancak tedavi haftada birkaç gün düzenli seans gerektirdiği için hastanın sosyal yaşamını, çalışma hayatını ve psikolojik durumunu etkileyebilir. Bu nedenle multidisipliner bir yaklaşım, hasta eğitimi ve aile desteği büyük önem taşır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyaliz hastaları bu noktalara dikkat etmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyaliz hastalarının dikkat etmesi gereken noktalara da işaret eden Öğr. Gör. Zeynep Karasoy,bunları şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Sıvı tüketimini doktor ve diyetisyen önerilerine göre düzenlemelidir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Tuz, potasyum ve fosfor içeriği yüksek gıdalardan kaçınmalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Diyabet ve hipertansiyon kontrolünü sağlamalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Seanslara düzenli katılım göstermelidir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Fistül veya kateter bakımına özen göstermelidir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>•          Düzenli hekim kontrollerini aksatmamalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Gereksiz ilaç kullanımından kaçınılmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Böbrek sağlığını korumanın önemine işaret eden Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, böbrek sağlığını korumak için sağlıklı beslenme, yeterli su tüketimi, kan basıncının kontrolü, düzenli egzersiz tavsiyesinde bulundu ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınılması gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Toplumsal farkındalık çağrısında bulundu</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, her yıl mart ayının ikinci perşembe günü kutlanan Dünya Böbrek Günü’nde böbrek sağlığı konusunda bilinçli olma çağrısında bulunarak şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Erken tanı hayat kurtarır. Basit kan ve idrar testleri ile böbrek hastalıkları erken dönemde tespit edilebilir. Diyabet, hipertansiyon hastaları, ailesinde böbrek hastalığı olanlar gibi risk grubundaki bireylerin düzenli kontrol yaptırmaları önerilmektedir. 12 Mart Dünya Böbrek Günü vesilesiyle toplumumuzu böbrek sağlığı konusunda bilinçli olmaya ve düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemeye davet ediyoruz.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-ve-yeterli-diyaliz-tedavisi-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-619550">Düzenli ve yeterli diyaliz tedavisi, yaşam kalitesini iyileştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan&#8217;da Glokom Hastalarına Kritik Uyarı: &#8220;Göz Damlasını İhmal Etmeyin&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-glokom-hastalarina-kritik-uyari-goz-damlasini-ihmal-etmeyin-614108</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 10:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Aykan]]></category>
		<category><![CDATA[damlasını]]></category>
		<category><![CDATA[glokom]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[uyarı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614108</guid>

					<description><![CDATA[<p>Glokom hastalığının tedavisinde kullanılan damlalar, görme kaybını önlemek için basıncı kontrol altında tutan en kritik unsurlardan biri.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-glokom-hastalarina-kritik-uyari-goz-damlasini-ihmal-etmeyin-614108">Ramazan&#8217;da Glokom Hastalarına Kritik Uyarı: &#8220;Göz Damlasını İhmal Etmeyin&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Glokom hastalığının tedavisinde kullanılan damlalar, görme kaybını önlemek için basıncı kontrol altında tutan en kritik unsurlardan biri. Ancak birçok hasta, Ramazan ayında &#8220;orucum bozulur&#8221; kaygısıyla göz damlalarını ihmal edebiliyor. Konu hakkında önemli bilgilendirmelerde bulunan Dünyagöz Hastaneler Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ümit Aykan, tedavide kullanılan damlaların ihmal edildiği takdirde geri dönüşü zor görme kayıplarına sebep olabileceğini söyledi.</p>
<p>Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom hastalığının tedavisinde kullanılan damlaların aksatılmasının risklerinden bahseden Prof. Dr. Ümit Aykan, “Oruç tutacak kişilerin göz damlalarını ihmal etmemeleri ve tedavilerinin sürekliliğine dikkat etmeleri gerekiyor. Ramazan ayında, ‘iftardan sonra damlatırım’ şeklinde bir görüş olabiliyor ancak gün içindeki basınç dalgalanmaları sinir hücrelerine zarar verebilir” dedi.</p>
<p>Göz muayenesi olması gereken hastaların da Ramazan dolayısıyla tedavilerini ertelememeleri gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Aykan, muayene ve tedavide kullanılan göz damlasının orucu bozmayacağına dair Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;nın müspet görüşünün olduğunu da hatırlattı.</p>
<p><strong>İftarda aşırı su tüketimine dikkat</strong></p>
<p>Ramazan ayında uzun süreli susuzluğun ardından iftar sofrasında hızlı su tüketiminin göz sağlığı açısından tehlikelerine dikkat çeken Prof. Dr. Aykan, “İftarın hemen ardından, kısa bir zaman dilimi içerisinde gerçekleştirilen aşırı su tüketimi, göz içi basıncında ani ve sert yükselişlere neden olabilmektedir. Metabolizmanın sıvı adaptasyonunu sağlıklı bir şekilde tamamlayabilmesi için su tüketimi iftar ile sahur arasındaki geniş zaman dilimine yayılmalıdır” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İlaç kullanımının sona ermesi mümkün</strong><br />Glokom hastalığında yenilikçi bir yöntem olarak öne çıkan stent tedavisinin, ilaç tedavisine yanıt vermeyen veya cerrahi müdahale gerektiren hastalar için uygun bir seçenek olduğunu belirten Prof. Dr. Aykan, “İnsan vücuduna yerleştirilebilen en küçük implant olan stent tedavisi sayesinde, göz içi sıvısının akışını düzenleyerek basıncı düşürebiliyoruz. Böylece, glokom tedavisinde ilaç bağımlılığını ortadan kaldırırken, basınç kontrolünde yüksek başarı oranı sağlayabiliyoruz. Bu tedavi sonrası ilaç kullanımının azaltılması ya da tamamen kesilmesi de mümkündür. Ancak hastaların düzenli göz muayenelerine devam etmeleri ve doktorlarının önerilerine uymaları önemlidir” dedi.</p>
<p><strong>Kimler glokom açısından risk altında?</strong></p>
<ul>
<li>40 yaş üzerindeki kişiler</li>
<li>Ailesinde glokom öyküsü olanlar</li>
<li>Şeker hastalığı, hipertansiyon ve damar hastalığı olanlar</li>
<li>Miyoplar</li>
<li>Ciddi göz travması geçirenler</li>
<li>Uzun süreli kortizon kullananlar</li>
<li>Retina hastalıkları, üveit ve göz tümörleri glokom riskini artıran durumlar arasındadır.</li>
</ul>
<p><strong>Doktora ne zaman gidilmeli?</strong></p>
<p>Dünya genelinde körlük nedenleri arasında ikinci sırada yer alan bu ciddi hastalık, geç tanı konulduğunda geri dönüşü olmayan kalıcı görme kayıplarına yol açmaktadır. Hastalığın en yaygın türü olan açık açılı glokom, görme sinirinde telafisi mümkün olmayan ağır hasarlar oluşana kadar neredeyse hiçbir belirti vermez. Bu durum, hastaların ancak görme yetilerinin büyük bir kısmını kaybettiklerinde doktora başvurmalarına neden olur. Ancak unutulmamalıdır ki glokomda kaybedilen görme yetisini geri getirmek mümkün değildir; tedavinin tek amacı mevcut durumu korumaktır. Bu bakımdan düzenli göz muayeneleri, glokomun erken tanısı ve başarılı bir koruyucu tedavinin planlanmasında en güçlü anahtardır. Özellikle risk grubunda yer alan bireylerin şikâyetlerin ortaya çıkmasını beklemeden harekete geçmesi hayati önem taşır.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-glokom-hastalarina-kritik-uyari-goz-damlasini-ihmal-etmeyin-614108">Ramazan&#8217;da Glokom Hastalarına Kritik Uyarı: &#8220;Göz Damlasını İhmal Etmeyin&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüp bebek tedavisi gören çalışan kadınlara özel izin hakkı tanınmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tup-bebek-tedavisi-goren-calisan-kadinlara-ozel-izin-hakki-taninmali-612460</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2026 07:23:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan]]></category>
		<category><![CDATA[düzenleme]]></category>
		<category><![CDATA[gören]]></category>
		<category><![CDATA[izin]]></category>
		<category><![CDATA[İzinli]]></category>
		<category><![CDATA[kadını]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlara]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[tüp]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek Tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612460</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yerli ve Milli Parti (YMP) Lideri Teoman Mutlu, kamu kurumlarında ve özel sektörde çalışan kadınların, tüp bebek tedavisi sürecinde tamamen izinli sayılmaları için yeni bir yasal düzenleme yapılması çağrısında bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tup-bebek-tedavisi-goren-calisan-kadinlara-ozel-izin-hakki-taninmali-612460">Tüp bebek tedavisi gören çalışan kadınlara özel izin hakkı tanınmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yerli ve Milli Parti (YMP) Lideri Teoman Mutlu, kamu kurumlarında ve özel sektörde çalışan kadınların, tüp bebek tedavisi sürecinde tamamen izinli sayılmaları için yeni bir yasal düzenleme yapılması çağrısında bulundu. Teoman Mutlu, “Bir anne adayının çocuk sahibi olma umudu mesaiden daha değerlidir” dedi.</p>
<p><strong>TÜP BEBEK STRESİ YAŞATIYORLAR</strong></p>
<p>YMP Lideri Teoman Mutlu’nun açıklaması şöyle:</p>
<p>“Yürürlükteki yasal düzenleme, tüp bebek tedavisi görmek isteyen çalışan bir kadını strese sokuyor. Tetkik ve tahlillerin bitiminden sonra kadının işe dönme zorunluluğu, izin için yatarak tedavi olduğunu kanıtlaması, 10 günü geçen tedavi süreçlerinde kurul onayı istenmesi, özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi kadını zor durumda bırakıyor. </p>
<p>Üreme süreci yalnızca biyolojik değil, psikososyal bir süreçtir. Bu yüzden, tüp bebek tedavisi gören çalışan kadının her türlü stresten uzak kalması gerekiyor. Bunun için yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç var. </p>
<p><strong>21 GÜN YA DA DAHA FAZLA</strong></p>
<p>Yapılacak düzenlemede, çalışan kadının, SGK anlaşmalı ya da özel kliniklerde tüp bebek tedavisine başladığını bildirmesi izin hakkı için yeterli olmalı.  </p>
<p>Doktorlarımızın verdiği bilgiye göre, normal şartlarda bir tüp bebek yapımı 21 gün sürüyor. Ancak çeşitli sorunlar çıktığında bu süreç uzuyor. </p>
<p>Çok sayıda testler, tahliller yaptırmak zorunda olan çalışan kadın, tekrar koştura koştura mesaiye dönmemeli. Tedavi gördüğü kliniğin, kadına istirahat raporu verip vermediğine bakılmaksızın anne adayı bu süreçlerde izinli sayılmalı. </p>
<p><strong>ÇOCUK SAHİBİ OLMA UMUDU</strong></p>
<p>Çalışan kadının tüp bebek tedavisi sürecinde kullandığı izinler normal hastalık izinlerinden düşülmemeli. Çalışma yasasında ‘tüp bebek izni’ başlığı altında özel bir izin hakkı oluşturulmalı.</p>
<p>Bir anne adayının çocuk sahibi olma umudu mesaiden daha değerlidir. </p>
<p><strong>HER DENEMEDE İZİNLİ SAYILACAKLAR</strong></p>
<p>Ak Parti’den, çalışan kadınlarımızı rahatlatacak bu düzenlemeyi yapmasını bekliyorum. Yeni düzenleme yapılmazsa Yerli ve Milli Parti iktidarında, kamu kurumlarında ve özel sektörde çalışan kadınlar, tüp bebek tedavisi sürecinde izinli sayılacak. Kaç defa tüp bebek denemesi yaptırırsa yaptırsın, bu süre boyunca izinli sayılacaklar.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tup-bebek-tedavisi-goren-calisan-kadinlara-ozel-izin-hakki-taninmali-612460">Tüp bebek tedavisi gören çalışan kadınlara özel izin hakkı tanınmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Parkinson&#8217;dan beyin pili ile kurtuldular</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/parkinsondan-beyin-pili-ile-kurtuldular-611851</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 12:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[Dbs]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuldular]]></category>
		<category><![CDATA[parkinson]]></category>
		<category><![CDATA[pili]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611851</guid>

					<description><![CDATA[<p>Parkinson hastalığı başta olmak üzere esansiyel tremor, distoni, epilepsi gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan ve halk arasında “beyin pili” olarak bilinen Derin Beyin Stimülasyonu (DBS) uygulamalarının yapıldığı Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi’nin resmi açılışı, törenle gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parkinsondan-beyin-pili-ile-kurtuldular-611851">Parkinson&#8217;dan beyin pili ile kurtuldular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span>Parkinson hastalığı başta olmak üzere esansiyel tremor, distoni, epilepsi gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan ve halk arasında “beyin pili” olarak bilinen Derin Beyin Stimülasyonu (DBS) uygulamalarının yapıldığı Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi’nin resmi açılışı, törenle gerçekleşti. İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, modern anlamda Derin Beyin Stimülasyonu’nun 30 yılı aşkın süredir çeşitli nörolojik hareket bozukluklarının </span></span></b><b><span>ve psikiyatrik rahatsızlıkların <span>tedavisinde kullanıldığını belirterek derin beyin stimülasyonun bilimsel olarak kanıtlanmış ve güvenilir bir yöntem olduğunu söyledi. Geçmiş dönemde geçirdikleri DBS ameliyatıyla sağlıklarına kavuşan Parkinson hastası Erkan Yavuz ile Ömer Faruk Haşil, yaşadıkları zorlukların sona erdiğini ve beyin pili tedavisi sayesinde yaşam kalitelerinin arttığını söyledi. </span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Hastanesi’nde hizmet verecek olan Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi’nin resmi açılış törenine Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Yusuf Elgörmüş, Atlas Üniversitesi Rektörü, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, Maastricht Üniversitesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yasin Temel, İstanbul Atlas Üniversitesi Rektör Yardımcıları ve akademisyenleri, Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi ekibi, Atlas Üniversitesi Hastanesi başhekimi, doktor ve personeli, Parkinson Hasta ve Yakınları Derneği Kurucu Başkanı Gülnur Uğurlu Kelçe ile Parkinson şikayetiyle DBS tedavisi gören hastaların da bulunduğu davetliler katıldı.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Dr. Yusuf Elgörmüş: “Uluslararası iş birlikleri üzerinde duruyoruz”</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Yusuf Elgörmüş, açılış konuşmasında en büyük hayallerinden birinin 2018’de kurdukları Atlas Üniversitesi ile gerçekleştiğini belirterek “Bu hayalim, sevdam ve heyecanım, bu merkez ve programları gördükçe her geçen gün artıyor. Bizim üniversite olarak en çok üzerinde durduğumuz konu uluslararası ilişkiler ve yurt dışı üniversitelerle iş birliği yapmak. Yurt dışı üniversitelerle yaptığımız iş birliklerini sadece kâğıt üzerinde değil, iş birliği yaptığımız üniversitelerin özellikleri ile kendi özelliklerimizi bir araya getirerek yürütmeye çalışıyoruz. Maastricht Üniversitesi ile Nöromodülasyon Merkezi iş birliğimiz yeniden hayırlı olsun” diye konuştu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Multidisipliner çalışmanın bir arada olabildiği yerlere ihtiyaç var” </span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak açılış konuşmasında “Bu merkezde hem eğitim öğretim faaliyetleri oldu hem de rutin ve bazı özel hastalıkların tedavisi gerçekleştirildi. Bazı hastalıklar var ki tek bir hekimin tedavi etmesi mümkün değil. O yüzden ortak aklın bir araya geldiği, multidisipliner çalışmanın bir arada olabildiği yerlere ihtiyaç var. ‘’diye konuştu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, açılış konuşmalarının ardından “Nöromodülasyon ve DBS ” başlıklı bir konferans verdi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Nöromodülasyon: Çağdaş tıbbın güçlü tedavi seçeneklerinden biri</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Parkinson hastalığı başta olmak üzere esansiyel tremor, distoni, epilepsi gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan ve zamanla kullanım alanı genişleyen DBS’nin obsesif kompulsif bozukluk, Tourette sendromu ve epilepsi gibi psikiyatrik ve nörolojik hastalıkların yanı sıra bağımlılık, majör depresyon, Alzheimer demansı, otizm ve tinnitus gibi alanlarda da umut verici klinik ve deneysel sonuçlar ortaya koyduğunu kaydeden Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, son yıllarda MR görüntüleme ve DBS sistemlerindeki teknolojik gelişmeler, hasta seçimi, ameliyat sonrası takip ve programlama süreçlerinin daha güvenli ve etkin hale gelmesini sağlayarak nöromodülasyonu çağdaş tıbbın güçlü tedavi seçeneklerinden biri konumuna taşıdığını kaydetti.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Bütüncül bir yaklaşımla hizmet sunacak</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>DBS’nin kullanıldığı alanlara da değinen Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, bu bilimsel ve teknolojik gelişmeler ışığında kurulan Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi’nin nöromodülasyonun doğası gereği farklı disiplinleri bir araya getiren bütüncül bir yaklaşımla hizmet sunmayı hedeflediğini söyledi. Merkezde; nöroloji, beyin ve sinir cerrahisi, psikiyatri, nöropsikoloji, beslenme ve diyetetik, fizyoterapi, dil ve konuşma terapisi, nörofizyoloji, anestezi, radyoloji ve ilgili diğer branşlardan uzmanların iş birliğiyle hasta odaklı tanı ve tedavi süreçleri yürütüleceğini aktardı.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Kişiselleştirilmiş ve sürdürülebilir tedavi yaklaşımları sunulmaktadır</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Derin Beyin Stimülasyonu alanında uzun yıllara dayanan klinik ve cerrahi deneyim üzerine inşa edilen merkezin bilimsel yetkinlik, etik değerler ve hasta güvenliğini temel alan bir anlayışla hizmet verdiğini kaydeden Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Dünyanın en ileri teknolojileri, deneyimli ve multidisipliner bir ekip eşliğinde uygulanarak, her hastaya kişiselleştirilmiş ve sürdürülebilir tedavi yaklaşımları sunulmaktadır. Başta Derin Beyin Stimülasyonu alanında ileri tanı ve tedavi olanakları sunan merkezde nöromodülasyonla ilgili diğer invaziv ve non-invaziv yöntemler, multidisipliner bir yaklaşımla uygulanmaktadır. Merkezin temel amaçları arasında; Derin Beyin Stimülasyonu ve diğer nöromodülasyon uygulamalarının bilimsel içeriğini, eğitimini, klinik pratiğini ve erişilebilirliğini artırmak, bu alandaki güncel bilgi ve deneyimi yaygınlaştırmak yer almaktadır. Bu kapsamda, DBS ve nöromodülasyona ilgi duyan sağlık profesyonellerine yönelik teorik ve uygulamalı eğitim programları, vaka temelli öğrenme olanakları ve multidisipliner bilimsel paylaşımlar planlanmaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>DBS Fellowship Programı yürütülmektedir</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi’nin ayrıca akademik ve klinik Derin Beyin Stimülasyonu (DBS) uygulamalarını bütüncül bir yaklaşımla ele alarak Prof. Dr. Yasin Temel’in akademik liderliği ve bilimsel danışmanlığında Hollanda’daki Maastricht Üniversitesi Tıp Merkezi (MUMC+) ile iş birliği içinde Nörolojik ve Psikiyatrik Bozukluklarda DBS Fellowship Programını yürüttüğünü sözlerine ekledi. Prof. Dr. Kocabıçak, “Bu program kapsamında katılımcılar, hem Maastricht Üniversitesi Tıp Merkezi hem de Atlas Üniversitesi Hastanesi’nin DBS programlarında aktif olarak yer alarak ileri düzey teorik bilgi, klinik gözlem ve cerrahi uygulama deneyimi kazanma fırsatı bulmaktadır. Akademik niteliği ve bilimsel üretkenliğiyle öne çıkan merkezde görev yapan DBS ekibi, 15 yılı aşkın klinik ve cerrahi deneyime sahip olup, ulusal ve uluslararası düzeyde çok sayıda bilimsel yayına imza atmıştır. Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi, yalnızca güncel bilimsel verilerin aktarılmasını değil; aynı zamanda ortak bir bilimsel dilin ve sürdürülebilir akademik iş birliklerinin güçlendirilmesini amaçlayarak nöromodülasyon alanında ulusal ve uluslararası düzeyde referans bir merkez olmayı hedeflemektedir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Prof. Dr. Yasin Temel’den “Beyin: Görünmez Pusula” Konferansı</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Maastricht Üniversitesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yasin Temel ise “Beyin: Görünmez Pusula” başlıklı konferansında 1999 yılından bu yana uyguladıkları DBS ile ilgili yürüttükleri çalışmalardan örnekler sundu. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi kurdele kesimiyle açıldı.</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Parkinson hastaları DBS ile sağlığına kavuştu</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Geçmiş dönemde geçirdikleri DBS ameliyatıyla sağlıklarına kavuşan Parkinson hastaları, yaşadıkları zorlukların sona erdiğini ve beyin pili tedavisi sayesinde yaşam kalitelerinin arttığını söyledi. 2022’de Parkinson teşhisi konulan 55 yaşındaki Erkan Yavuz, DBS ameliyatından sonra sağlığına kavuştuğunu belirterek “Şikayetlerim minimize edildi.  Yaşam konforum iyileşti” dedi. Parkinson hastası Ömer Faruk Haşil de 9 yıl önce teşhis konulduğunu, DBS operasyonu sonrasında şikayetlerinin büyük ölçüde geçtiğini kaydetti.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Parkinson hastaları için sosyal destek önemli </span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Parkinson Hasta ve Yakınları Derneği Kurucu Başkanı Gülnur Uğurlu Kelçe ise Parkinson olan eşinin hastalığı nedeniyle 12 yıl önce kurduğu derneğin Parkinson hastaları ve ailelerine özellikle sosyal anlamda destek verdiğini söyledi. Parkinson hastalarında beyin pili tedavisinin yaşam konforunu artırmada etkili olduğunu belirten Gülnur Uğurlu Kelçe, Parkinson hastalığında sosyal desteğin önemini de vurguladı.</span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parkinsondan-beyin-pili-ile-kurtuldular-611851">Parkinson&#8217;dan beyin pili ile kurtuldular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanal tedavisi dişin ömrünü uzatıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanal-tedavisi-disin-omrunu-uzatiyor-610591</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 09:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Abat]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[dişin]]></category>
		<category><![CDATA[durumlar]]></category>
		<category><![CDATA[kanal]]></category>
		<category><![CDATA[ömrünü]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[uzatıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610591</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Endodonti Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Vahide Hazal Abat, kanal tedavisinin nasıl uygulandığı, tedavi sonrası normal ve riskli durumlar ile hangi durumlarda yeniden tedavi veya cerrahi müdahalenin gerekebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanal-tedavisi-disin-omrunu-uzatiyor-610591">Kanal tedavisi dişin ömrünü uzatıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Endodonti Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Vahide Hazal Abat, kanal tedavisinin nasıl uygulandığı, tedavi sonrası normal ve riskli durumlar ile hangi durumlarda yeniden tedavi veya cerrahi müdahalenin gerekebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kanal tedavisi, enfeksiyonlu dişi kurtarmayı hedefler!</strong></p>
<p>Kanal tedavisinin, dişin iç dokularında meydana gelen enfeksiyonların ortadan kaldırılması ve dişin ağızda sağlıklı şekilde korunması amacıyla uygulanan bir tedavi yöntemi olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Vahide Hazal Abat, “Tedavi sürecine başlamadan önce ilgili diş lokal anestezi ile uyuşturulur.” dedi.</p>
<p>Ardından kavitenin (diş çürüğünün gözle görülür hale geldiği aşama) açılarak dişin iç kısmındaki sinir dokusunun uzaklaştırıldığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Abat, “Kanal boşlukları detaylı şekilde dezenfekte edilir ve özel materyaller kullanılarak şekillendirilir. Bu işlemlerin ardından kanallar, kök ucuna kadar biyo-uyumlu dolgu materyalleriyle doldurulur. Kanal tedavisinin tamamlanmasını takiben, dişin fonksiyonunu ve dayanıklılığını artırmak amacıyla dolgu ya da kaplama gibi restoratif işlemler uygulanır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Tedavi sonrası beklenmeyen durumlarda diş hekimine başvurulmalı! </strong></p>
<p>Kanal tedavisinin ardından özellikle ilk günlerde ağrı veya çiğneme sırasında hassasiyet gibi şikâyetlerin görülmesinin oldukça normal olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Vahide Hazal Abat, “Bu semptomların zamanla azalarak kaybolması beklenir.” dedi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Abat, ağrının geçmemesi, giderek artması, gece uykudan uyandıracak şiddete ulaşması, yüzde şişlik, apse ya da iltihap belirtilerinin ortaya çıkması durumunda vakit kaybetmeden diş hekimine başvurulması uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Dişlerin karmaşık kanal yapısı, kanal tedavisini zorlaştırabiliyor! </strong></p>
<p>Her dişin kendine özgü morfolojik ve anatomik bir yapıya sahip olmasının, kanal sisteminin bazı durumlarda oldukça kompleks olmasına neden olabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Vahide Hazal Abat, “Bu karmaşık yapı nedeniyle kanalların tamamına yeterli şekilde ulaşılamaması söz konusu olabilir.” dedi.</p>
<p>Böyle durumlarda kanal içinde bakteri kalması ya da yeniden bakterilerin çoğalması sonucu enfeksiyon gelişebileceğini ve kanal tedavisinin tekrarlanması gerekebileceğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Abat, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kanal tedavisinin yenilenmesinin mümkün olmadığı vakalarda ise rezeksiyon gibi cerrahi müdahaleler gündeme gelir. Hem kanal tedavisinin tekrarlanmasının hem de cerrahi girişimin mümkün olmadığı durumlarda ise son seçenek olarak diş çekimi değerlendirilebilir.</p>
<p>Kanal tedavisi sonrasında ortaya çıkan şikâyetlerde hastanın kendi kendine ilaç kullanması sakıncalı olabilir. Özellikle antibiyotik kullanımı mutlaka hekim kontrolünde ve önerisi doğrultusunda yapılmalı. Aksi halde hem tedavi süreci olumsuz etkilenebilir hem de gereksiz ilaç kullanımı çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanal-tedavisi-disin-omrunu-uzatiyor-610591">Kanal tedavisi dişin ömrünü uzatıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alzheimer&#8217;da TPS tedavisi umut vadediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alzheimerda-tps-tedavisi-umut-vadediyor-599826</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 13:24:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel]]></category>
		<category><![CDATA[bölgeler]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarda]]></category>
		<category><![CDATA[metin]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[tps]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[Uygulanabilir]]></category>
		<category><![CDATA[vadediyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599826</guid>

					<description><![CDATA[<p>Transkraniyal Puls Stimülasyon (TPS) yönteminin, kısa ultrasonik uyarılarla beynin derin bölgelerini hedefleyerek beyin aktivitesinde değişiklik oluşturabildiğini dile getiren Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, “TPS’nin en sık uygulandığı hastalık, Avrupa Birliği CE onayı almış olan Alzheimer tipi demans hastalığıdır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimerda-tps-tedavisi-umut-vadediyor-599826">Alzheimer&#8217;da TPS tedavisi umut vadediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Transkraniyal Puls Stimülasyon (TPS) yönteminin, kısa ultrasonik uyarılarla beynin derin bölgelerini hedefleyerek beyin aktivitesinde değişiklik oluşturabildiğini dile getiren Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, “TPS’nin en sık uygulandığı hastalık, Avrupa Birliği CE onayı almış olan Alzheimer tipi demans hastalığıdır. Aynı zamanda Alzheimer tipi demansa henüz dönüşmemiş, daha hafif bilişsel problemi bulunan hastalarda da uygulanabilir” dedi. Yapılan çalışmalarda, TPS sonrası hastaların bilişsel performanslarında belirgin iyileşmeler gözlendiğini aktaran Prof. Dr. Metin, uygun hastalarda TPS’nin ciddi bir yan etkisinin bulunmadığını ifade etti.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, Alzheimer hastalığında uygulanan TPS (Transkraniyal Puls Stimülasyon) tedavisinin etki mekanizmasını, uygulama şeklini, güvenliğini ve ilaç tedavisine ek olarak sağladığı potansiyel faydaları hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>İlaç tedavisine rağmen ilerleyen Alzheimer’da TPS’den fayda sağlanabilir!</strong></p>
<p>Alzheimer hastalığının kronik ve ilerleyici bir durum olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Barış Metin, “Hastaların bilişsel fonksiyonları giderek azalır” dedi.</p>
<p>İlaç tedavilerinin sınırlı bir tedavi seçeneği sunduğunu aktaran Prof. Dr. Metin, “Güncel ilaç tedavileriyle hastalığın ilerlemesi tamamen durdurulamıyor, yalnızca bir miktar yavaşlatabiliyoruz. İlaç tedavisi almasına rağmen hastalığı ilerlemeye devam eden ve belirtileri artan hastalarda TPS tedavisi uygulanabilir ve bu tedavinin faydasından istifade edilebilir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>TPS derin beyin bölgelerini uyararak beyin aktivitesini değiştirebiliyor </strong></p>
<p>Kısaca TPS denilen Transkraniyal Puls Stimülasyon cihazı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Barış Metin, “TPS, beyne çok kısa ultrasonik dalgaların verilmesi sonucu beyin aktivitesinin değiştirilmesi prensibiyle çalışan bir cihaz. Bu yönüyle TPS, nöromodülasyon tedavileri olarak adlandırılan tedavi grubu içerisinde yer alır” dedi.</p>
<p>Transkraniyal manyetik stimülasyon, yani TMU ya da TMS denilen yöntemin nöromodülasyon tedavilerine örnek olarak verilebileceğini kaydeden Prof. Dr. Metin, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“TPS yöntemi, beynin içerisine çok kısa ultrasonik uyarılar gönderir. Bu sayede diğer nöromodülasyon yöntemlerinin ulaşamadığı çok daha derin beyin bölgelerine ulaşabilir. Böylece, diğer nöromodülasyon yöntemlerine kıyasla beynin daha derin bölgelerini uyararak beyin aktivitesinde değişiklik oluşturabilir. TPS yöntemi uygulamasında hasta, kendisini rahatsız etmeyen rahat bir koltukta oturur ve TPS’nin uyarı veren başlığı aracılığıyla, hastanın kafasının çeşitli bölgelerine uyarılar gönderilir. TPS tedavisi farklı hastalıklarda da uygulanabilir. Ancak en sık uygulandığı hastalık, Avrupa Birliği CE onayı almış olan Alzheimer tipi demans hastalığıdır. Aynı zamanda Alzheimer tipi demansa henüz dönüşmemiş, daha hafif bilişsel problemi bulunan hastalarda da uygulanabilir.”</p>
<p><strong>TPS yönteminde, hastaların bilişsel performanslarında belirgin iyileşmeler görüldü! </strong></p>
<p>Tedavinin genellikle haftada üç seanstan iki hafta boyunca toplam 6 seans uygulandığını dile getiren Prof. Dr. Barış Metin, “Tedavi, gerekli eğitimleri almış, güvenli uygulama testlerini geçmiş personel tarafından gerçekleştirilir. Hastanın MR görüntüleri eşliğinde, beyinde uygulanacak bölgeler belirlenerek bu bölgelerin üzerine uyarılar eğitimli personel tarafından uygulanır. Bir seansta toplam 6 bin atım yapılır” dedi.</p>
<p>Bu yöntemle ilgili yapılan çalışmalarda, hastaların bilişsel performanslarında belirgin iyileşmeler saptandığını kaydeden Prof. Dr. Metin, “Hastalar ve hasta yakınları tarafından sıkça bu tedavinin bir yan etkisi olup olmadığı soruluyor. Genellikle hastalarda herhangi bir yan etki tariflenmemekte ve güvenlik açısından bir risk oluşturmamaktadır” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>TPS, Alzheimer hastalığında doğrudan onay almış bir yöntem! </strong></p>
<p>TMU ile karşılaştırıldığında, TPS yönteminde daha az seans uygulandığına işaret eden Prof. Dr. Barış Metin, “TMU’dan farklı olarak Alzheimer hastalığında doğrudan onay almış bir yöntemdir” dedi.</p>
<p>Risk faktörleri açısından değerlendirildiğinde, çok yakın zamanda beyin kanaması ya da inme geçirmiş hastalara bu tedavinin uygulanmaması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Metin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kafa içinde beyin pili ya da işitme implantı bulunan hastalar dışında, TPS birçok hastaya uygulanabilir. Yakın zamanda inme ya da beyin kanaması geçirmemiş hastalarda da, bu tedavi yine güvenle uygulanabilir. TPS tedavisinin temel uygulama alanı Alzheimer hastalığıdır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimerda-tps-tedavisi-umut-vadediyor-599826">Alzheimer&#8217;da TPS tedavisi umut vadediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gonca&#8217;da hidroterapi tedavisi hayatları değiştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/goncada-hidroterapi-tedavisi-hayatlari-degistiriyor-597695</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 11:51:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bireyler]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[duru]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[gonca]]></category>
		<category><![CDATA[hayatları]]></category>
		<category><![CDATA[hidroterapi]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[rehabilitasyon]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı hizmet veren Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi, sunduğu birçok terapi uygulamalarıyla hayatları değiştiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goncada-hidroterapi-tedavisi-hayatlari-degistiriyor-597695">Gonca&#8217;da hidroterapi tedavisi hayatları değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı hizmet veren Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi, sunduğu birçok terapi uygulamalarıyla hayatları değiştiriyor. Bu bağlamda gelişimsel ve fiziksel destek sağlayan hidroterapi, 4 yaşındaki serebral palsili hastası Duru Atasoy’un hayatına önemli dokunuş yaptı. Güçlü kulaçlarıyla suyun tadını çıkaran küçük Duru’nun gelişimi aile tarafından da memnuniyetle takip ediliyor.</p>
<p><b>SUYUN GÜCÜYLE REHABİLİTASYON</b><br />Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı faaliyetlerini sürdüren Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi, özel gereksinimli bireyler için birçok terapi hizmeti sağlıyor. Psikolojik danışmanlıktan dil ve konuşma terapisine, duyu bütünlemeden fizyoterapiye kadar birçok hizmet Gonca üyelerinin ihtiyaçlarına göre uygulanıyor. Bunlardan en çok dikkat çekeni ise suyun içerisinde yapılan hidroterapi. Hidroterapi, suyun doğal özelliklerini kullanarak eklem yükünü azaltan, hareket kapasitesini artıran ve tedavi sürecini hızlandıran önemli bir yöntem olarak öne çıkıyor. Suyun kaldırma kuvveti hareketi kolaylaştırırken, su sıcaklığının gevşetici etkisi kaslardaki ağrıyı azaltıyor ve dolaşımı güçlendiriyor. Böylece bireyler için rehabilitasyon süreci hem daha konforlu hem de daha etkili hâle geliyor.</p>
<p><b>KİŞİYE ÖZEL PROGRAMLARLA PROFESYONEL DESTEK</b><br />Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde hidroterapi, fizyoterapistler tarafından bireylerin farklı gelişim düzeyleri ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak planlanıyor. Uzman ekipler, seanslarda uygulanan egzersizleri düzenli olarak değerlendiriyor ve ilerlemeleri takip ederek tedavi sürecini sürekli güncelliyor. Bu sayede terapi, tamamen kişiye özel ve bilimsel verilere dayalı bir şekilde yürütülüyor.</p>
<p><b>MODERN REHABİLİTASYON TEKNİKLERİ</b><br />Merkezde kullanılan gelişmiş ölçüm ve analiz sistemleri, bireyin su içerisindeki hareketlerinin detaylı olarak takip edilmesine imkân sağlıyor. Bu teknolojik altyapı sayesinde fizyoterapistler, seansları daha güvenli şekilde yönetirken tedavi programları da objektif verilere dayanarak şekilleniyor. Böylece hidroterapi, klasik yaklaşımın ötesine geçerek modern bir rehabilitasyon niteliği kazanıyor.</p>
<p><b>KÜÇÜK DURU, SUYUN TADINI ÇIKARIYOR</b><br />Gonca’da hidroterapi eğitimi alan üyelerden biri de küçük Duru. Merkezde fizik tedavi ve hidroterapi desteği alan 4 yaşındaki serebral palsili hastası Duru Atasoy, seanslara aktif bir şekilde katılıyor. Duru için su içinde vücut farkındalığı, denge ve kol kuvvetlendirme çalışmaları uygulanıyor. Uzman hocalar eşliğinde yapılan seanslar hem eğlenceli hem de motive edici bir ortamda geçerken, Duru’nun gelişimi aile tarafından da memnuniyetle takip ediliyor.</p>
<p><b>AİLELERİN GÜVEN DUYDUĞU HİZMET</b><br />Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi, hidroterapi dâhil tüm terapi hizmetlerinde özel gereksinimli bireylerin gelişimsel, duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını merkeze alıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle sürdürülen bu hizmetler, modern rehabilitasyon anlayışının şehirdeki en güçlü örneklerinden biri olmayı sürdürüyor. Bu hizmetler sayesinde hem bireyler mutlu oluyor hem de aileler maddi ve manevi açıdan önemli bir destek alıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goncada-hidroterapi-tedavisi-hayatlari-degistiriyor-597695">Gonca&#8217;da hidroterapi tedavisi hayatları değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİLGİ&#8217;li öğrenciler antibiyotik direncine karşı yenilikçi ve doğal bir yöntem geliştirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bilgili-ogrenciler-antibiyotik-direncine-karsi-yenilikci-ve-dogal-bir-yontem-gelistirdi-594551</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 17:48:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[bi]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[direncine]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[lgi]]></category>
		<category><![CDATA[li]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[Sinir Otu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594551</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde artan antibiyotik direnci, modern tıbbı zor durumda bırakırken bilim insanlarını doğadan ilham alan yenilikçi çözümler geliştirmeye yönlendiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilgili-ogrenciler-antibiyotik-direncine-karsi-yenilikci-ve-dogal-bir-yontem-gelistirdi-594551">BİLGİ&#8217;li öğrenciler antibiyotik direncine karşı yenilikçi ve doğal bir yöntem geliştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde artan antibiyotik direnci, modern tıbbı zor durumda bırakırken bilim insanlarını doğadan ilham alan yenilikçi çözümler geliştirmeye yönlendiriyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü öğrencileri Ayşegül Şahin ve Deniz Helin Polat, mezuniyet projeleri kapsamında TÜBİTAK desteğiyle yürüttükleri “Plantago Major Ekstraktı ve Vankomisinin Osteomyelit Tedavisinde Birlikte Kullanım Potansiyelinin Araştırılması” başlıklı çalışmalarıyla sinir otu bitkisinin antibiyotik direncine karşı doğal bir çözüm olabileceğini ortaya koydu. </p>
<p>BİLGİ Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ali Deniz Dalgıç ve Dr. Öğr. Üyesi Sesil Çınar danışmanlığında yürütülen araştırmada, sinir otu bitkisinden elde edilen özütün, antibiyotik tedavisine destek olarak kullanılmasıyla antibakteriyel etkinin artırılması, ilaç dozunun düşürülmesi ve uzun süreli antibiyotik tedavisinin yan etkilerinin azaltılması amaçlandı.</p>
<p>Araştırma sonuçları, sinir otunun osteomiyelit gibi tedavisi güç kemik enfeksiyonlarında yüksek doz antibiyotik kullanımına olan ihtiyacı azalttığını ve antibiyotiklere bağlı yan etkileri önemli ölçüde düşürdüğünü gösterdi. Yapılan deneylerde özellikle sinir otu özütünün kemik enfeksiyonuna yol açan bakterilerin çoğalmasını neredeyse tamamen durdurduğu gözlemlendi.</p>
<p><strong>Anneanne şifasından bilimsel keşif</strong></p>
<p>Projeye ilham veren hikâye, Deniz Helin Polat’ın Ardahan Göle’de yaşayan anneannesi Yıldız Özdemir’in yıllardır hayvanlarına uyguladığı geleneksel bir tedavi yöntemine dayanıyor. Hayvancılıkla uğraşan Özdemir, yaralanan büyükbaş hayvanların tedavisi için sinir otu bitkisini kaynatıp unla karıştırarak yaralara sürüyordu. Bu yöntemin, yaraların beklenenden çok daha hızlı iyileşmesini sağladığını gözlemleyen Polat, “Gelenekten gelen bu deneyimin, antibiyotik direncinin arttığı günümüzde yeni bir çözüm olabileceğini fark ettik. Böylece hem kültürel mirastan ilham alarak hem de modern biyoteknolojinin sunduğu imkânları kullanarak daha etkili ve güvenli bir tedavi geliştirmeyi hedefledik” dedi.</p>
<p><strong>‘Doğa temelli antibakteriyel çözümler enfeksiyon tedavisinde kullanılacak’</strong></p>
<p>Ayşegül Şahin ise, “Araştırmamız doğal kaynaklardan elde edilen bitkisel içeriklerle yüksek doz antibiyotik kullanımına duyulan ihtiyacın azaltılabileceğini gösteriyor. Doğa temelli antibakteriyel çözümlerin gelecekte enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde kritik bir rol oynayabileceğini düşünüyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilgili-ogrenciler-antibiyotik-direncine-karsi-yenilikci-ve-dogal-bir-yontem-gelistirdi-594551">BİLGİ&#8217;li öğrenciler antibiyotik direncine karşı yenilikçi ve doğal bir yöntem geliştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erken menopozda östrojen tedavisi yaşam kalitesini iyileştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erken-menopozda-ostrojen-tedavisi-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-584861</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 15:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[iyileştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesini]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[menopozda]]></category>
		<category><![CDATA[östrojen]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584861</guid>

					<description><![CDATA[<p>Erken menopoz diğer adıyla Primer Over Yetmezliği (POI) tanısı, 40 yaşın altındaki kadınlarda ortaya çıkan, adet düzensizliği ve Folikül Uyarıcı Hormon (FSH) konsantrasyonlarının menopoz sonrası aralıkta olması durumu olarak tanımlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-menopozda-ostrojen-tedavisi-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-584861">Erken menopozda östrojen tedavisi yaşam kalitesini iyileştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Erken menopoz diğer adıyla Primer Over Yetmezliği (POI) tanısı, 40 yaşın altındaki kadınlarda ortaya çıkan, adet düzensizliği ve Folikül Uyarıcı Hormon (FSH) konsantrasyonlarının menopoz sonrası aralıkta olması durumu olarak tanımlanıyor. Erken menopozda bazı önlemlerin alınması gerektiğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, erken menopozda östrojen tedavisinin önemine dikkat çekti. Östrojen tedavisine karşı mutlak bir kontrendikasyon olmadığı sürece erken menopozda olan tüm kadınların osteoporoz ve kardiyovasküler hastalık riskini azaltmak için östrojen tedavisi alması gerektiğini belirten Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, “Hormon tedavisinin rolü, östrojen eksikliği semptomlarını yönetmek, erken menopoz ile ilişkili uzun vadeli sağlık risklerini (osteoporoz, koroner kalp hastalığı, felç) önlemek, yaşam kalitesini iyileştirmek ve cinsel işlevi korumaktır” diye konuştu.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Menopoz Topluluğu (IMS) tarafından tüm dünyadaki kadınların menopozla ilgili bilinçlendirilmesini sağlamak ve farkındalık yaratmak amacıyla her yıl 18 Ekim Dünya Menopoz Günü olarak kutlanıyor.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, Dünya Menopoz Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada erken menopoz ve bu dönemde alınması gereken önlemlere ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Erken menopozda adet görülebilir</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Erken menopozda tanı koymak için adet görmemenin şart olmadığını belirten Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, “Erken menopoz diğer adıyla Primer Over Yetmezliği (POI) tanısı, 40 yaşın altındaki kadınlarda, adet düzensizliği ve Folikül Uyarıcı Hormon (FSH) konsantrasyonlarının menopoz sonrası aralıkta (ölçüm laboratuvarı tarafından tanımlandığı şekilde) olması durumudur. Erken menopoz, yaşamı değiştiren bir tanıdır. Erken menopoz tanısı koymak için adet görmemek şart değildir. Erken menopozda sıklıkla aralıklı yumurtalık fonksiyonu ve kendiliğinden adet görme, ilk başvurularından yıllar sonra bile görülebilir” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Erken menopoz tanısı, çoğu kadın için travmatik olabiliyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, kadınların tanı konulduktan sonraki ilk saatlerdeki duygusal durumlarını tanımlamak için kullandıkları en yaygın kelimelerin &#8220;yıkılmış&#8221;, &#8220;şokta&#8221; ve &#8220;kafası karışmış&#8221; olduğunu söyledi. Doç. Dr. Sivri Aydın, “Erken menopoz tanısı, çoğu kadın için duygusal olarak travmatiktir çünkü aile kurma konusundaki yaşam planlarını, umutlarını ve hayallerini altüst eder. Erken menopozlu kadınlar, depresyon ve anksiyete bozuklukları geliştirebilirler” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Adet fonksiyonunda değişiklik ve ateş basması görülebilir</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Erken menopozun belirtilerine değinen Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, “Erken menopoz, adet fonksiyonunda değişiklik (uzun aralıklarla adet görme veya hiç adet görmeme) ve ateş basması ve vajinal kuruluk gibi östrojen eksikliği semptomlarıyla karakterizedir. Ancak aralıklı yumurtalık fonksiyonu, bu kadınların yaklaşık yüzde 50 ila yüzde 75&#8217;inde görüldüğünden ateş basması, terleme veya vajinal kuruluk olmaması, adet düzensizliği olan bir kadında erken menopoz tanısını düşünmekten alıkoymamalıdır” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Östrojen replasman tedavisi koruyucu etkiye sahip</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Östrojen replasman tedavisi almayan erken menopozlu kadınların bir dizi semptom ve eşlik eden hastalık açısından daha yüksek risk altında olduğunu kaydeden Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, “Bazı kadınlarda vazomotor semptomlar dediğimiz ateş basması, terleme, sıkıntı hissi, anormal adet döngülerinin gelişmesinden önce başlayabilir” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Erken menopozun kemik kaybı ve osteoporoz için önemli bir risk faktörü olduğunu kaydeden Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, bu kadınlarda ayrıca osteoporotik kırık sıklığının daha yüksek olduğunu belirtti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Östrojen eksikliği ve psikososyal sorunlar, cinsel işlevi ve refahı bozabilir</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Erken menopoz döneminin önlem alınmaması halinde kadın sağlığı açısından bazı sorunlara yol açabileceğini ifade eden Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, “Adet görmeme ve derin östrojen eksikliğinin ilerlemesiyle atrofik vajinit ve ilişki sırasında ağrı semptomları (östrojen yerine konmazsa) belirginleşir. Östrojen eksikliği ve psikososyal sorunlar, cinsel işlevi ve refahı bozabilir. Erken menopoz, artmış kardiyovasküler morbidite ve mortalite ile ilişkilidir. Erken menopozlu kadınlarda meme kanseri riski artmış olabilir. Bazı çalışmalar erken menopozlu kadınların demans ve bilişsel gerileme açısından daha yüksek risk altında olduğunu göstermektedir” uyarısında bulundu.  </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Erken menopoz için risk faktörlerine dikkat!</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Olası erken menopozlu bir kadının tıbbi öyküsünün altta yatan etiyoloji hakkında ipuçları sağlayabileceğini kaydeden Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, bunları şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Daha önce yumurtalık ameliyatı, kemoterapi veya radyasyon tedavisi geçirmiş olmak, hipotiroidizm veya Graves hastalığı, primer adrenal yetmezlik, vitiligo, miyastenia gravis, hipoparatiroidizm, tekrarlayan mukokutanöz kandidiyazis veya tip 1 diyabet tek başına veya kombinasyon halinde kişisel veya ailesel otoimmün hastalık öyküsü, ailede (anne ve kız kardeşte) erken menopoz öyküsü, Turner Sendromu, Fragile X gibi bazı kromozomal bozukluklar erken menopoz riskini arttırabilir. Sigara kullanımı, menopoz başlangıcını 1-2 yıl öne alabilir. Vakaların yaklaşık yüzde 10&#8217;u aileseldir.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Erken menopozda östrojenin yararlı etkisinden yoksun kalınıyor </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Erken menopozda östrojenin azalmasının uzun süre etkileri olduğunu kaydeden Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, “Erken menopoz, östrojen hormonunun koruyucu etkisinden uzun süre yoksun kalmak anlamına gelir. Bunun uzun vadeli etkileri; kemik erimesi (osteoporoz), kalp-damar hastalıkları, bilişsel fonksiyonlarda azalma, demans riski artışıdır, vajinal kuruluk ve libido kaybı gibi cinsel sağlık sorunları olarak sıralanabilir. Depresyon, kaygı ve benlik saygısında düşüş gibi durumlar da ortaya çıkabilir” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Östrojen tedavisi alınmalıdır</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Östrojen tedavisine karşı mutlak bir kontrendikasyon olmadığı sürece, erken menopozda olan tüm kadınların, osteoporoz ve kardiyovasküler hastalık riskini azaltmak için östrojen tedavisi alması gerektiğini belirten Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, “Ayrıca östrojen tedavisi cinsel sağlığı ve yaşam kalitesini korumak ve gerekirse menopozun genitoüriner sendromunu (vajinal östrojenle) tedavi etmek için önemlidir. Hormon tedavisinin rolü, östrojen eksikliği semptomlarını yönetmek, erken menopoz ile ilişkili uzun vadeli sağlık risklerini (osteoporoz, koroner kalp hastalığı, felç) önlemek, yaşam kalitesini iyileştirmek ve cinsel işlevi korumaktır. Bazı kadınların sistemik östrojene ek olarak vajinal östrojene ihtiyacı olabilir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Hormon tedavisine en kısa zamanda başlanmalıdır</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Hormon replasman tedavisine, erken menopoz tanısı konduktan sonra mümkün olan en kısa sürede başlanması ve ortalama menopoz yaşına (ortalama 51) kadar devam edilmesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, “İstisnai olarak ailesinde meme kanseri öyküsü olan erken menopozlu kadınlarda 45 yaşında hormon replasmanının durdurulması önerilir. Bu süreçte hormon tedavisi, vücudu doğal hormonal dengeye yakın tutarak kemik ve kalp sağlığını korur. Hormon tedavisi, tek başına yeterli değildir. Dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, stres yönetimi ve kaliteli uyku, tedaviyi destekleyen ve yaşam kalitesini artıran temel taşlardır” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Yumurta veya embriyo dondurma seçenek olabilir</span></b> </span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Erken menopoz teşhisi konan ve çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar için yumurta veya embriyo dondurmanın bir seçenek olabileceğini kaydeden Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, “Bu kadınlar tedavi olmaksızın gebe kalsa da gebelik oranları çok düşüktür. (Yüzde 5 ila yüzde 10) Erken menopoz teşhisi konan ve çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar için yumurta veya embriyo dondurma bir seçenek olabilir. Bu kadınlar genellikle yaklaşan veya teşhis edilen erken menopoz sırasında yumurta dondurma olasılığını sorarlar. Yumurta dondurma, yumurtalık fonksiyonları azalmadan önce erken menopoz için bilinen genetik riski olan kadınlarda (örneğin Turner mozaiği) erken menopoz gelişmeden yapılabilir ancak yumurtalıkta kalan oosit sayısının azlığı nedeniyle erken menopoz teşhisi sırasında faydalı olma olasılığı daha düşüktür” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Yalnız değilsiniz!</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Doç. Dr. Derya Sivri Aydın, sözlerini şöyle tamamladı: “Erken menopoz zorlu bir süreç olabilir ancak yalnız değilsiniz. Bu konuda deneyimli bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile iş birliği içinde olmak ve gerekirse psikolojik destek almak, süreci sağlıklı ve güçlü bir şekilde yönetmenize yardımcı olacaktır.”</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-menopozda-ostrojen-tedavisi-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-584861">Erken menopozda östrojen tedavisi yaşam kalitesini iyileştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genel anesteziyle diş tedavisi uzman hekim, güvenilir ilaç, ekipman ve teknikle uygulanmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genel-anesteziyle-dis-tedavisi-uzman-hekim-guvenilir-ilac-ekipman-ve-teknikle-uygulanmali-582624</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 19:20:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anestezi]]></category>
		<category><![CDATA[anesteziyle]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[endişe]]></category>
		<category><![CDATA[genel]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Anestezi]]></category>
		<category><![CDATA[güvenilir]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582624</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Hayrettin Ağralı, genel anestezi altında diş tedavisi uygulamaları, kimler için uygun olduğu, riskleri, hastaların endişeleri ve tedavi sonrası süreçler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genel-anesteziyle-dis-tedavisi-uzman-hekim-guvenilir-ilac-ekipman-ve-teknikle-uygulanmali-582624">Genel anesteziyle diş tedavisi uzman hekim, güvenilir ilaç, ekipman ve teknikle uygulanmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Hayrettin Ağralı, genel anestezi altında diş tedavisi uygulamaları, kimler için uygun olduğu, riskleri, hastaların endişeleri ve tedavi sonrası süreçler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Genel anestezi tüm duyuların geçici olarak ortadan kalkmasını sağlar! </strong></p>
<p>Genel anestezinin kısaca tıbbi bir işlemden önce spesifik ilaçlar uygulanarak uyku benzeri bir durum oluşturan uygulama olduğunu aktaran Dr. Hayrettin Ağralı, “Santral sinir sisteminin geçici olarak devre dışı bırakılarak ağrı başta olmak üzere tüm duyular geçici olarak ortadan kaldırılır.” dedi.</p>
<p>Diş tedavisinde kullanıldığına değinen Dr. Ağralı, “Genel ya da sedasyon dediğimiz hafif uyku haline benzer ama kişideki korku, endişe ve ağrıyı hissetmesini engelleyen sakinleştirme şeklinde uygulanır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Genel anestezi altında diş tedavisi kontrendikasyonu olmayan herkes için uygun!</strong></p>
<p>Genel anestezi altında diş tedavisinin kimler için uygun olabileceğine değinen Dr. Hayrettin Ağralı, “Diş hekimi fobisi olanlar, operasyon zorluğu çekilen çocuk ve yetişkinler, engelli ve otizmli kişiler başta olmak üzere kontrendikasyonu olmayan herkes için uygundur.” dedi.</p>
<p>Tedavi öncesi hastaların muayene edilip olası risklerin belirlendiğini aktaran Dr. Ağralı, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Tetkikler istenir. Uygun olanlara ameliyathanede damar yolu açılarak anestezi ilaçları verilir ve entübe edilir. Sonra takip için monitörize edilir. İşlem bitiminde anestezi sonlandırılıp uyandırılır. Postop gözlemde bir süre takip edilir. Hastalar özellikle işlemden önce açlık sürelerine dikkat etmeliler. Bu süre çocuklarda 4 buçuk saat yetişkinlerde 6 saattir.”</p>
<p><strong>Genel anestezi güvenilir ilaç, ekipman ve tekniklerle çok güvenilir bir işlem! </strong></p>
<p>Genel anestezinin günümüzde güvenilir ilaç, ekipman ve tekniklerle çok güvenilir bir işlem ve uygulama olduğuna vurgu yapan Dr. Hayrettin Ağralı, “Bununla birlikte yok denecek kadar küçük riskler de barındırabilir.” dedi.</p>
<p>Başlıca risklerin bulantı, kusma, boğaz ağrısı, kas ağrısı ve bazı alerjik reaksiyonlar olduğunu ifade eden Dr. Ağralı, “İşlem öncesi, sırasında ve sonrasında gerekli ilaçları vererek bu reaksiyonların önlenmesi sağlanabiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Hastalar arasında bazı endişeler olabiliyor!</strong></p>
<p>Tedavi sonrası hastaların iyileşme süreçleri hakkında bilgi veren Dr. Hayrettin Ağralı, “Tedavi sonrası çocukların 2 saat, yetişkinlerin de 3-4 saat dinlenmeleri genelde yeterli oluyor. Tabi komplike olmayan büyük ameliyatlar hariç.” dedi.</p>
<p>Genel anestezi ile ilgili hastaların sık sık dile getirdiği endişeler olduğunu kaydeden Dr. Ağralı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Hastalar arasında genellikle; ‘Operasyon sırasında acı çeker miyim?’, ‘Hisseder miyim?’, ‘Operasyon sonrasında uyanır mıyım?’, ‘Ne kadar sonra uyanırım?’ gibi endişeler mevcut. Gidermek için işlem öncesi sakinleştirici ilaçlar ve telkin yöntemlerine başvurabiliyoruz.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genel-anesteziyle-dis-tedavisi-uzman-hekim-guvenilir-ilac-ekipman-ve-teknikle-uygulanmali-582624">Genel anesteziyle diş tedavisi uzman hekim, güvenilir ilaç, ekipman ve teknikle uygulanmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akıllı bandaj ve 3 boyutlu deriyle diyabetik ayakta yeni dönem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akilli-bandaj-ve-3-boyutlu-deriyle-diyabetik-ayakta-yeni-donem-581249</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Oct 2025 10:09:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akıllı]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[ayakta]]></category>
		<category><![CDATA[bandaj]]></category>
		<category><![CDATA[boyutlu]]></category>
		<category><![CDATA[çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[dalga]]></category>
		<category><![CDATA[deriyle]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetik]]></category>
		<category><![CDATA[doku]]></category>
		<category><![CDATA[eksozom]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Yara]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581249</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre Türkiye’de 20-79 yaş aralığında yaklaşık 7 milyon diyabet hastası bulunuyor ve bu rakam yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 15’ine karşılık geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akilli-bandaj-ve-3-boyutlu-deriyle-diyabetik-ayakta-yeni-donem-581249">Akıllı bandaj ve 3 boyutlu deriyle diyabetik ayakta yeni dönem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre Türkiye’de 20-79 yaş aralığında yaklaşık 7 milyon diyabet hastası bulunuyor ve bu rakam yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 15’ine karşılık geliyor. Sanılanın aksine diyabetin yalnızca kan şekeri yüksekliği ile sınırlı olmadığını dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Zamanla göz, böbrek, kalp-damar sistemi ve sinirler de bu rahatsızlıktan olumsuz etkilenebiliyor. Bu komplikasyonlardan biri olan diyabetik ayak hastalığı, sinir hasarı ve dolaşım bozukluğu nedeniyle ayakta yaraların iyileşmesini zorlaştırıyor; enfeksiyon riskini artırarak ilerleyen dönemlerde ayak ya da bacak kaybına kadar gidebiliyor” dedi.</strong></p>
<p>Diyabetik ayak tedavisinde en önemli klasik yaklaşımlar; kan şekerinin kontrolü, düzenli yara bakımı, enfeksiyon tedavisi ve gerekirse cerrahi müdahaledir. Günümüzde eksozom, amniotik membran ve şok tedavileri gibi yeni yaklaşımların dikkat çektiğinden bahseden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Eksozom tedavisi iltihabı azaltıp iyileşmeyi hızlandırıyor, plasentadan elde edilen zar dokusu amniyotik membran biyolojik bandaj gibi etki ederek doku onarımını destekler, şok dalga tedavileri ise hücreleri uyararak zor kapanan yaraların iyileşmesini kolaylaştırıyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Eksozom tedavisiyle vücudun onarım gücü destekleniyor</strong></p>
<p>Vücudumuzdaki hücrelerin birbiriyle haberleşmesini sağlayan çok küçük parçacıklara eksozom dendiğini dile getiren Prof. Dr. Çetinkaya, “Kök hücreler tarafından üretilen bu parçacıklar iyileşmeyi destekleyen bilgiler, proteinler ve büyüme faktörleri taşır; yani hücrelerin birbirine ‘iyileş’ sinyali göndermesini sağlar. Eksozomlar yaralarda üç mekanizmayla etki eder: aşırı iltihabı kontrol altına alır, onarıcı hücrelerin daha aktif çalışmasını sağlar ve yeni damar oluşumunu destekleyerek yaranın beslenmesini ve iyileşmesini hızlandırır. Vücudun kendi hücreleri de eksozom üretir, ancak doğal miktar bazen yeterli olmaz. Eksozom tedavisinde; kök hücrelerden elde edilen eksozomlar laboratuvar ortamında yoğunlaştırılarak yara bölgesine uygulanır ve bu süreç dışarıdan desteklenmiş olur” dedi.</p>
<p><strong>Plasenta yaraları iyileştiriyor</strong></p>
<p>Amniyotik membranın, hamilelik sırasında plasentaya bağlı olarak bebeği saran zar tabakası olduğunu ifade eden Çetinkaya, “Plasenta, bebeği dış etkenlerden korur ve gelişimi boyunca ihtiyaç duyduğu birçok maddeyi sağlar. Doğumdan sonra artık kullanılmayan bu zar, özel işlemlerden geçirilerek tedavi amaçlı kullanılabilir hale getirilir. Özellikle zor iyileşen yaralarda etkili olan amniyotik membran, cilt üzerine ya da ihtiyaç duyulan başka bir bölgeye uygulanarak adeta bir biyolojik bandaj gibi görev yapar. İçerdiği doğal büyüme faktörleri ve proteinler sayesinde hücre yenilenmesini hızlandırarak hızlı iyileşme sağlar. Yaralı bölgede şişlik ve iltihabı azaltmaya, ağrıyı hafifletmeye yardımcı olur. Ayrıca yara izinin oluşmasını önleyebilir ve yeni, sağlıklı doku oluşumunu teşvik ederek doku onarımını destekler” dedi.</p>
<p><strong>Şok dalgaları “iyileş” mesajını taşıyor</strong></p>
<p>Tıpta giderek daha fazla kullanılan yöntemlerden birinin de şok dalga tedavisi olduğunu açıklayan Çetinkaya, “Tıbbi adıyla Extracorporeal Shock Wave Therapy, vücuda dışarıdan uygulanan ses dalgalarıyla iyileşmeyi hızlandırır ve özellikle zor kapanan yaralarda etkili sonuçlar verir. Düşük yoğunlukta ve kontrollü şekilde uygulanan şok dalgaları, cilt üzerinden yara bölgesine bir cihaz aracılığıyla gönderilir. Bu dalgalar cilde veya dokuya zarar vermeden hücrelerin çalışmasını hızlandırarak adeta vücuda ‘Harekete geç, kendini onar!’ mesajı iletir” bilgisini verdi.</p>
<p><strong>Biyoyazıcılarla kişiye özel deri üretimi bekleniyor</strong></p>
<p>Diyabetik ayak tedavisinde yakın gelecekte önemli gelişmeler beklendiğini belirten Çetinkaya, “Yakında akıllı bandajlar yalnızca koruma sağlamayacak; yarayı analiz edecek, enfeksiyonu algılayacak ve ilaç salımı yaparak adeta ‘minik bir doktor’ gibi çalışacak. Daha saflaştırılmış eksozom ürünleri ile hazır jel ve spreyler geliştirilecek. 3D biyoyazıcılarla hastanın kendi hücrelerinden kişiye özel deri yamaları üretilebilecek ve vücut bu dokuyu daha kolay kabul edecek. Yaranın mikrobiyomunu koruyan probiyotik kremler kötü bakterileri baskılayarak doğal savunma sağlayacak. Ayrıca akıllı tabanlıklar, basınç sensörleri ve sıcaklık ölçen cihazlar sayesinde ayakta yara oluşmadan önce risk fark edilip önlem alınabilecek” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akilli-bandaj-ve-3-boyutlu-deriyle-diyabetik-ayakta-yeni-donem-581249">Akıllı bandaj ve 3 boyutlu deriyle diyabetik ayakta yeni dönem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli akademisyenden akciğer kanserine karşı yenilikçi tedavi yaklaşımı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenden-akciger-kanserine-karsi-yenilikci-tedavi-yaklasimi-580696</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 10:14:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyenden]]></category>
		<category><![CDATA[akbaba]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[ekibi]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserine]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580696</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Biyoteknoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Hasan Akbaba’nın yürütücülüğünü üstlendiği “Akciğer kanserinin tedavisine yönelik terapötik gen düzenlemesi amacıyla ribonükleoprotein yüklü lipit nanopartiküllerin piezoelektrik inhalasyon sistemleri ile iletimi” başlıklı proje, TÜBİTAK 2515 –COST Aksiyon Üyeleri Ar-Ge Destek Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenden-akciger-kanserine-karsi-yenilikci-tedavi-yaklasimi-580696">Egeli akademisyenden akciğer kanserine karşı yenilikçi tedavi yaklaşımı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Biyoteknoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Hasan Akbaba’nın yürütücülüğünü üstlendiği “Akciğer kanserinin tedavisine yönelik terapötik gen düzenlemesi amacıyla ribonükleoprotein yüklü lipit nanopartiküllerin piezoelektrik inhalasyon sistemleri ile iletimi” başlıklı proje, TÜBİTAK 2515 –COST Aksiyon Üyeleri Ar-Ge Destek Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Proje kapsamında çağın hastalığı olan kanserin tedavisine yönelik olarak yenilikçi ve multidisipliner bir yaklaşımla gen tedavisi gerçekleştirilecek.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Proje ekibini makamında ağırlayarak tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemizde oluşturduğumuz sürdürülebilir bilim iklimi çerçevesinde üretken akademisyenlerimiz tarafından hazırlanan projeler, TÜBİTAK ve TÜSEB nezdinde desteklenmeye devam ediyor. Eczacılık Fakültesi öğretim üyemiz Doç. Dr. Hasan Akbaba ve ekibinin gerçekleştirdiği proje ile kanser tedavisine yönelik gen tedavileri geliştirilecek. Sağlık temalı bir üniversite olarak bu alanda önemli projeler üretmeye devam ediyoruz. Hocamızı ve ekibini çalışmalarından ötürü tebrik ediyorum” dedi. Ziyaret esnasında Doç. Dr. Akbaba, Prof. Dr. Budak’a, proje dışında, yurt dışında gerçekleştirdikleri mRNA aşılarının uygulamasına yönelik mikroiğne sistemlerinin geliştirilmesi çalışmaları ve alanının en prestijli dergilerinden olan “Nature Immunology” dergisinde çıkan makalesi ile ilgili bilgiler de aktardı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span>“CRISPR teknolojisi doğrudan kanserli hücre çekirdeğine hedeflenecek”</span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Proje kapsamında akciğer kanserinin tedavisine yönelik olarak hedeflenebilir ve etkin gen tedavisi yaklaşımının geliştirileceğini ifade eden Doç. Dr. Hasan Akbaba, “Gen tedavisinin yaygınlaşması, etkinliğinin ve güvenilirliğinin artması için keşfedilen moleküler yolaklar ve mekanizmalar kadar bu yolaklarda etkin materyallerin ilgili bölgelere taşınması da oldukça önemlidir. CRISPR-Cas9 sisteminin gen tedavisi amacıyla kullanılmasının gündeme gelmesinden sonra bu sistemi etki yerine ulaştıracak taşıyıcı sistemler geliştirilmesi önem kazanmıştır.  Projenin amacı, moleküler bir teknik olan ‘CRISPR/Cas9’ teknolojisinin terapötik amaçla kullanımı için enzim ve sgRNA kompleksinin lipit nanopartiküller içerisinde enkapsüle edilmesi ve yüzey modifikasyonları ile bu nanopartiküllerin hücre ve çekirdek (nükleus) penetrasyonlarının artırılmasıdır. Hazırlanan formülasyonlar ile çok hedefli bir tedavi yaklaşımı gerçekleştirilecek olup farklı moleküler yolaklar akciğer kanserine spesifik hedefleyici peptit kombinasyonu kullanılarak uygulanacaktır. Uygulama yolu olarak inhalasyon yolağı tercih edilmekle birlikte, hazırlanan LNP süspansiyonu pizeoelektrik sistemler aracılığı ile aerosol forma getirilerek uygulama gerçekleştirilecektir” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Projenin gelişim sürecini anlatan Doç. Dr. Akbaba, “Bu proje, doktora öğrencim Uzm.  Ecz. Deniz Onan’ın doktora tezi çalışmaları esnasında geliştirdiğimiz çalışmaların devamı ve geliştirilmiş bir halidir. Ayrıca, Uzm.  Ecz. Deniz Onan’ın doktora tezi kapsamındaki çalışmalarını yürütücülüğünü de üstlendiği TÜSEB-A3-01 projesi dış kaynaklı olarak desteklemesi oldukça önemli bir başarıdır.” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span>Multidisipliner araştırma ekibi</span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Doç. Dr. Hasan Akbaba’nın yürütücü olduğu proje ekibinde; Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Biyoteknoloji Anabilim Dalı doktora öğrencisi Deniz Onan,  Ege Üniversitesi Aşı Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mert Döşkaya danışmanlık görevini üstlenirken,  Doç Dr. Hüseyin Can ve Doç. Dr. Muhammet Karakavuk araştırmacı olarak yer alıyor. Projenin kurum dışı paydaşlarında; İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Biyoteknoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Gülşah Erel Akbaba ve İzmir Biyotıp ve Genom Merkezinden Doç. Dr. Şerif Şentürk bulunuyor.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenden-akciger-kanserine-karsi-yenilikci-tedavi-yaklasimi-580696">Egeli akademisyenden akciğer kanserine karşı yenilikçi tedavi yaklaşımı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir bakıma muhtaç hastaların yüklerini hafifletiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-bakima-muhtac-hastalarin-yuklerini-hafifletiyor-569137</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2025 09:31:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=569137</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Evde Sağlık Hizmetleri Birimi ile bakıma muhtaç vatandaşların yanında olmaya devam ediyor. Öncelikli olarak yaşlı, kronik hasta ve engellilere hizmet veren birim, 2025 yılı Ocak-Ağustos döneminde 1173 yeni hasta kaydı yaparak bu süreçte toplam 10 bin 665 hastaya evde sağlık hizmeti sundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-bakima-muhtac-hastalarin-yuklerini-hafifletiyor-569137">Büyükşehir bakıma muhtaç hastaların yüklerini hafifletiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Evde Sağlık Hizmetleri Birimi ile bakıma muhtaç vatandaşların yanında olmaya devam ediyor. Öncelikli olarak yaşlı, kronik hasta ve engellilere hizmet veren birim, 2025 yılı Ocak-Ağustos döneminde 1173 yeni hasta kaydı yaparak bu süreçte toplam 10 bin 665 hastaya evde sağlık hizmeti sundu.<br />
Antalya Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, ücretsiz Evde Sağlık Hizmeti ile engelli, yaşlı ve yatalak durumda olan vatandaşların yanında olmaya devam ediyor. Doktor, hemşire, fizyoterapist ve bakım personeli tarafından evlerinde ziyaret edilen hastalara; sonda takılması, şeker-tansiyon ölçümü, diş muayenesi, öz bakım ve yaşam alanı temizliği gibi hizmetler veriliyor. Ayrıca ihtiyaç duyulan tıbbi malzemeler de ücretsiz olarak temin ediliyor. Hastanede müdahale gerektiren durumlarda ise hastalar nakil aracı ile güvenli şekilde sağlık kuruluşlarına ulaştırılıyor.<br />
10 BİN 665 HASTAYA EVDE SAĞLIK VE BAKIM HİZMETİ VERİLDİ<br />
Evde Sağlık Hizmetleri Birim Sorumlusu Hande Yalınlar, Antalya’da yaşayan ekonomik olarak dezavantajlı hasta, yaşlı ve engelli bireylere kapsamlı evde sağlık hizmeti sunduklarını belirtti. Hande Yalınlar, “Hastalarımıza evlerinde ve aile ortamlarında doktor muayenesi eşliğinde hemşirelik hizmetleri, diş tedavisi, fizyoterapi, bakım elemanı desteği ve banyo hizmeti veriyoruz. Yatağa bağımlı olup hastaneye gitmekte zorlanan hastalarımızı nakil araçlarıyla güvenli bir şekilde ulaştırıyoruz. Yürüyebilen hastalarımıza ise yardımcı personel eşliğinde hastane servisi hizmeti sunuyoruz” dedi. 2025 yılı Ocak ayından Ağustos ayına kadar gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin bilgi veren Yalınlar şunları söyledi: “Bu süreçte 1173 yeni hasta tespit ettik. Hemşirelerimiz 10 bin 665 ev ziyareti gerçekleştirdi. 5240 hastamıza nakil ve hastane servisi sağladık. 681 hastamıza fizyoterapi, 323 hastamıza diş tedavisi uyguladık. Ayrıca 2680 kişiye banyo ve bakım elemanı hizmeti sunduk” diye konuştu.<br />
BÜYÜKŞEHİR HASTALARA ŞİFA OLUYOR<br />
Daha önce kanser tedavisi gördüğünü belirten Zülal Özleyen, tedavisinin ardından ani damar tıkanıklığı yaşadığını ve ayağını kaybettiğini söyledi. Ampütasyon sonrası yaşadığı zorlukları anlatan Özleyen, “Oturduğum yerden kalkmakta çok zorlanıyorum. İstediğim hiçbir şeyi tam olarak yapamıyorum. Yatak yaralarım var ve pansuman yapılması gerekiyor. Buraya gelen ekipler pansumanımın yanı sıra tansiyon ve şekerimi de ölçüp takip ediyorlar. Evime gelip benimle ilgilenen hemşirelerden ve sağlık ekiplerinden çok memnunum. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne evde sağlık hizmetleri ve ambulansla hastaneye ulaşım desteği sağladıkları için çok teşekkür ediyorum. Çok profesyonel çalışıyorlar. Bu konuda gerçekten mükemmeller. Emeklerine sağlık” dedi.<br />
BAKIMA MUHTAÇ HASTALAR EVDE SAĞLIK HİZMETİNDEN MEMNUN<br />
Morbid obezite rahatsızlığı bulunan Ümmügülsüm Tunç da Antalya Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin sunduğu hizmetlerden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Büyükşehir Belediyesinden gelen ekipler sayesinde duş alabiliyorum, tansiyonum ölçülüyor, tırnaklarım kesiliyor. Hepsinden Allah razı olsun, çok memnunum” dedi. Ümmügülsüm Tunç’un eşi Akif Tunç da verilen hizmetlerden dolayı teşekkür etti. Tunç, “Eşimin tedavisiyle ilgileniyorlar, yaşam alanımızı temizliyorlar. İlaçlarını kontrol ediyor, muayenesini yapıyorlar. Daha ne isteyebiliriz ki. Büyükşehir Belediyesinin tüm personeline ve Başkanımıza teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.<br />
Evde Sağlık Hizmeti’nden yararlanmak isteyenler, 326 94 06 numaralı telefonu arayarak, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin internet sitesi veya ABİM üzerinden başvuru yapabiliyor. Dileyenler doğrudan birim merkezine gelerek de başvuruda bulunabiliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-bakima-muhtac-hastalarin-yuklerini-hafifletiyor-569137">Büyükşehir bakıma muhtaç hastaların yüklerini hafifletiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabetik Ayak Belirtileri ve Tedavisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabetik-ayak-belirtileri-ve-tedavisi-564727</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 08:07:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetik]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=564727</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabetik ayak belirtileri ve tedavisi. Diyabet hastalarında sinirlerde ve damar sisteminde oluşan hasarlar nedeniyle ortaya çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetik-ayak-belirtileri-ve-tedavisi-564727">Diyabetik Ayak Belirtileri ve Tedavisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyabetik ayak belirtileri ve tedavisi. Diyabet hastalarında sinirlerde ve damar sisteminde oluşan hasarlar nedeniyle ortaya çıkıyor.</p>
<p>Sinir hasarı, ayağın ağrı, sıcaklık ve yaralanma gibi uyarıları hissetmesini engelliyor, bu nedenle hastalar küçük yaraları fark edemez hale geliyor ve tedavi de gecikebiliyor. Öte yandan, damar hasarları dokulara giden kan akışını azaltarak, yaranın iyileşmesini zorlaştırıyor ve enfeksiyon riskini artırıyor. Yaz aylarında sıcaklık, terleme ve yanlış ayakkabı kullanımı da bu süreci hızlandırarak, ayakta ciddi yaralara ve çeşitli sorunlara yol açabiliyor. Memorial Bodrum Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Serkan Akçay, yaz aylarının diyabetik ayak hastaları için özel riskler barındırdığını belirterek, alınması gereken önlemleri paylaştı.</p>
<p><b><strong>Yazın yara oluşumu kolaylaşıyor</strong></b></p>
<p>Sıcak hava, terleme, uygunsuz ayakkabı seçimi ve çıplak ayakla dolaşma gibi etkenler, diyabetik ayak hastalarında yara oluşumunu kolaylaştırabilir veya mevcut yaraları kötüleştirebilir. Yazın artan mantar ve enfeksiyon riski de bu dönemi diyabetik ayak hastaları için daha hassas hale getirir.</p>
<p><b><strong>Sıcak ve güneşten korunmak için önlem alın </strong></b></p>
<p>Hastaların ayaklarını güneşten koruması önemlidir çünkü yaz aylarında sık görülen güneş yanıkları yara oluşumuna neden olabilir. Kum, asfalt veya taş zeminler aşırı ısınabilir ve nöropatisi olan hastalar bu yanıkları fark edemeyebilir. Yeterli sıvı tüketerek cilt kuruluğunu ve çatlak oluşumunu önlemek önemlidir.</p>
<p><b><strong>Ayak bakımı ve günlük kontrol</strong></b></p>
<p>Yaz aylarında diyabetik ayak hastalarının ayak sağlığını koruyacak bazı önlemler alması gerekir. Bu tedbirler şöyle sıralanabilir:</p>
<ul>
<li>Ayaklarınızı her gün yaralar, kızarıklık, su toplaması, çatlak veya renk değişikliği açısından kontrol edin.</li>
<li>Ayak altını görmek için ayna kullanın.</li>
<li>Ayaklarınızı her gün ılık suyla yıkayın, ancak uzun süre suda bekletmeyin.</li>
<li>Yumuşak havluyla, özellikle parmak aralarını dikkatlice kurulayın.</li>
<li>Tırnak batması veya nasır varsa kendi başınıza müdahale etmeyin.</li>
</ul>
<p><b><strong>Ayakkabı ve çorap seçimi önemli</strong></b></p>
<p>Diyabetik ayak hastalarının yazın çıplak ayakla dolaşmaması önerilmektedir. Bu dönemde konu ile ilgili dikkat edilmesi gereken birkaç nokta bulunmaktadır.</p>
<ul>
<li>Sahilde, havuz kenarında, bahçede ya da balkonda diyabetik terlik veya ayakkabı kullanın.</li>
<li>Nefes alabilen, dikişsiz ve ortopedik ayakkabılar tercih edin.</li>
<li>Yeni ayakkabıları önce evde kısa süreli deneyin.</li>
<li>Pamuklu, terletmeyen ve dikişsiz çoraplar giyin, her gün değiştirin.</li>
</ul>
<p><b><strong>Belirtileri tanıyın, önleyici sağlık önlemlerine dikkat edin</strong></b></p>
<p>Dikkat edilmesi gereken durumlar arasında yeni yara veya su toplaması, kızarıklık ve şişlik, ayakta sıcaklık artışı, iltihap veya kötü koku ile yara iyileşmesinde duraklama yer alır. Ayrıca kan şekeri seviyesini düzenli olarak takip etmek, diyete özen göstermek, şekerli ve işlenmiş gıdalardan uzak durmak ve sigara kullanıyorsanız bırakmak, dolaşımın korunması ve yara iyileşmesinin desteklenmesi açısından büyük önem taşır. Ayrıca diyabetik ayak hastalarının düzenli doktor kontrollerini de yaptırması gerekmektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetik-ayak-belirtileri-ve-tedavisi-564727">Diyabetik Ayak Belirtileri ve Tedavisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tavuk Karası Hastalığı Tedavisi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tavuk-karasi-hastaligi-tedavisi-564355</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2025 08:46:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[karası]]></category>
		<category><![CDATA[tavuk]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=564355</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tavuk Karası Hastalığı tedavisi var mı ? Uzmanlar, tavuk karası hastalığının kök hücre yöntemi ile tedavi edilebileceğini öne sürdü. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tavuk-karasi-hastaligi-tedavisi-564355">Tavuk Karası Hastalığı Tedavisi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tavuk Karası Hastalığı tedavisi var mı ? Uzmanlar, tavuk karası hastalığının kök hücre yöntemi ile tedavi edilebileceğini öne sürdü.</p>
<p>Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi’nden Prof. Dr. Sinan Emre, halk arasında  tavuk karası olarak bilinen retinitis pigmentosa hastalığında, kök hücre tedavisinin hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyebileceğini vurguluyor. Kalıtsal bir retina hastalığı olan tavuk karası, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ilerleyici bir hastalık olarak öne çıkıyor. Şu anda kesin bir tedavisi bulunmayan bu hastalıkta, kök hücre tedavisi sayesinde önemli kazanımlar elde edilebiliyor.</p>
<p><b>Görme Kaybının İlerlemesi Yavaşlatılabilir</b></p>
<p>Retina hücrelerinin zamanla bozulmasıyla ortaya çıkan tavuk karası hastalığında, gece körlüğü ve daralan görme alanı yaygın belirtiler arasında yer alıyor. Prof. Dr. Sinan Emre, kök hücre tedavisinin bu hastalıkta umut vadeden bir yaklaşım olduğunu belirterek şu bilgileri veriyor,  “Tavuk karası, günümüzde kesin olarak tedavi edilebilen bir hastalık değil. Ancak, kök hücre tedavisi sayesinde hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir ve bazı görsel fonksiyonlar korunabiliyor. Bu da hastaların günlük yaşam kalitelerini önemli ölçüde iyileşmeler sağlıyor.”</p>
<p><b>Karanlık Adaptasyonunda ve Görme Alanında İyileşme Mümkün</b></p>
<p>Tavuk Karası hastalarının zorlandığı durumlardan biri olan karanlık ortamlarda görme sorunu, kök hücre tedavisiyle kısmen hafifletilebilir. Tedavi sonrasında hastalar karanlığa daha kolay adapte olabilir ve gece görüş performanslarında artış gözlemlenebilir. Hastalığın görme alanında daralma ile seyretmesi ise günlük yaşamda ciddi kısıtlamalara yol açabiliyor. Kök hücre tedavisi, bazı hastalarda çevresel görme alanının genişlemesini sağlayarak bireyin hareket kabiliyetini artırabiliyor.</p>
<p><b>Mevcut Görme Düzeyi Korunabiliyor</b></p>
<p>Kök hücre tedavisinin bir diğer önemli avantajı ise mevcut görme seviyesinin korunmasına yardımcı olması. İlerleyici görme kaybını durdurmasa da hastalığın mevcut seviyede sabitlenmesi, kişinin bağımsız yaşamını sürdürebilmesi açısından önemli. Prof. Dr. Sinan Emre, “Hedefimiz, mevcut görmeyi koruyarak, hastanın yaşam kalitesini maksimum düzeyde sürdürmesini sağlamak. Özellikle erken evrede başlanan tedavilerde bu başarı oranı daha yüksek,” açıklamasında bulundu.</p>
<p><b>Kişiselleştirilmiş Tedavi Yaklaşımı Şart</b></p>
<p>Kök hücre tedavisi her hasta için uygun olmayabilir. Uygulama kararı; kişinin hastalık evresi, genetik yapısı ve genel göz sağlığı gibi faktörler dikkate alınarak değerlendirilmelidir. “Tedavi süreci her hastada farklılık gösterebilir. Bu nedenle kişiye özel değerlendirme ve multidisipliner bir yaklaşım benimsenmeli” diyen Prof. Dr. Sinan Emre, kök hücre tedavisinin deneyimli uzmanlar tarafından, uygun koşullarda uygulanması gerektiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tavuk-karasi-hastaligi-tedavisi-564355">Tavuk Karası Hastalığı Tedavisi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tavuk Karası Hastalığı ve Tedavisi Nasıl Olmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tavuk-karasi-hastaligi-ve-tedavisi-nasil-olmali-562736</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Aug 2025 18:55:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[karası]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[tavuk]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562736</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tavuk Karası Hastalığı tedavisi var mı ? Uzmanlar, tavuk karası hastalığının kök hücre yöntemi ile tedavi edilebileceğini öne sürdü. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tavuk-karasi-hastaligi-ve-tedavisi-nasil-olmali-562736">Tavuk Karası Hastalığı ve Tedavisi Nasıl Olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tavuk Karası Hastalığı tedavisi var mı ? Uzmanlar, tavuk karası hastalığının kök hücre yöntemi ile tedavi edilebileceğini öne sürdü.</p>
<p>Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi’nden Prof. Dr. Sinan Emre, halk arasında  tavuk karası olarak bilinen retinitis pigmentosa hastalığında, kök hücre tedavisinin hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyebileceğini vurguluyor. Kalıtsal bir retina hastalığı olan tavuk karası, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ilerleyici bir hastalık olarak öne çıkıyor. Şu anda kesin bir tedavisi bulunmayan bu hastalıkta, kök hücre tedavisi sayesinde önemli kazanımlar elde edilebiliyor.</p>
<p><b>Görme Kaybının İlerlemesi Yavaşlatılabilir</b></p>
<p>Retina hücrelerinin zamanla bozulmasıyla ortaya çıkan tavuk karası hastalığında, gece körlüğü ve daralan görme alanı yaygın belirtiler arasında yer alıyor. Prof. Dr. Sinan Emre, kök hücre tedavisinin bu hastalıkta umut vadeden bir yaklaşım olduğunu belirterek şu bilgileri veriyor,  “Tavuk karası, günümüzde kesin olarak tedavi edilebilen bir hastalık değil. Ancak, kök hücre tedavisi sayesinde hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir ve bazı görsel fonksiyonlar korunabiliyor. Bu da hastaların günlük yaşam kalitelerini önemli ölçüde iyileşmeler sağlıyor.”</p>
<p><b>Karanlık Adaptasyonunda ve Görme Alanında İyileşme Mümkün</b></p>
<p>Tavuk Karası hastalarının zorlandığı durumlardan biri olan karanlık ortamlarda görme sorunu, kök hücre tedavisiyle kısmen hafifletilebilir. Tedavi sonrasında hastalar karanlığa daha kolay adapte olabilir ve gece görüş performanslarında artış gözlemlenebilir. Hastalığın görme alanında daralma ile seyretmesi ise günlük yaşamda ciddi kısıtlamalara yol açabiliyor. Kök hücre tedavisi, bazı hastalarda çevresel görme alanının genişlemesini sağlayarak bireyin hareket kabiliyetini artırabiliyor.</p>
<p><b>Mevcut Görme Düzeyi Korunabiliyor</b></p>
<p>Kök hücre tedavisinin bir diğer önemli avantajı ise mevcut görme seviyesinin korunmasına yardımcı olması. İlerleyici görme kaybını durdurmasa da hastalığın mevcut seviyede sabitlenmesi, kişinin bağımsız yaşamını sürdürebilmesi açısından önemli. Prof. Dr. Sinan Emre, “Hedefimiz, mevcut görmeyi koruyarak, hastanın yaşam kalitesini maksimum düzeyde sürdürmesini sağlamak. Özellikle erken evrede başlanan tedavilerde bu başarı oranı daha yüksek,” açıklamasında bulundu.</p>
<p><b>Kişiselleştirilmiş Tedavi Yaklaşımı Şart</b></p>
<p>Kök hücre tedavisi her hasta için uygun olmayabilir. Uygulama kararı; kişinin hastalık evresi, genetik yapısı ve genel göz sağlığı gibi faktörler dikkate alınarak değerlendirilmelidir. “Tedavi süreci her hastada farklılık gösterebilir. Bu nedenle kişiye özel değerlendirme ve multidisipliner bir yaklaşım benimsenmeli” diyen Prof. Dr. Sinan Emre, kök hücre tedavisinin deneyimli uzmanlar tarafından, uygun koşullarda uygulanması gerektiğini söyledi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tavuk-karasi-hastaligi-ve-tedavisi-nasil-olmali-562736">Tavuk Karası Hastalığı ve Tedavisi Nasıl Olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Demans Tedavisi Nasıl Olmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/demans-tedavisi-nasil-olmali-562733</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Aug 2025 18:55:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[demans]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562733</guid>

					<description><![CDATA[<p>Demans tedavisi nasıl olmalı. Her unutkanlık demans değil! Uzmanlar, demansın nedenleri ve tedavisi hakkında bilgiler verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/demans-tedavisi-nasil-olmali-562733">Demans Tedavisi Nasıl Olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Demans tedavisi nasıl olmalı. Her unutkanlık demans değil! Uzmanlar, demansın nedenleri ve tedavisi hakkında bilgiler verdi.</p>
<p>Unutkanlığın çoğu zaman hayatın doğal bir parçası olarak kabul edildiğini belirten uzmanlar, ancak bazı belirtilere dikkat edilmesi gerektiğini söylüyor.</p>
<p>Yaşlanmayla birlikte hafızada belirli değişiklikler olmasının doğal olduğunu ifade eden Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, “Bu, her yaşlılık dönemi hafıza sorununun demans belirtisi olduğu anlamına gelmez. Demans, beynin fonksiyonlarında belirgin ve ilerleyici bozulmalarla karakterizedir.” dedi. Stres, uykusuzluk, vitamin eksikliği gibi nedenlerin de unutkanlığa yol açabileceğine dikkat çeken Şalçini, bu durumların tedavi edilebildiğini, düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve zihni aktif tutmanın beyin sağlığı için önemli olduğunu söyledi.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, unutkanlığın ne zaman normal bir durum, ne zaman demans gibi ciddi bir sorunun belirtisi olabileceği anlattı.</p>
<p><b><strong>Günlük hayatta karşılaşılan basit unutkanlıklar genellikle endişe verici değil!</strong></b></p>
<p>Unutkanlığın hepimizin yaşadığı, çoğu zaman normal kabul edilen bir durum olduğunu aktaran Dr. Celal Şalçini, “Günlük yaşamda unutkanlık çoğu zaman mizah konusu olsa da bazen akıllara ‘her unutkanlık demans belirtisi mi?’ gibi önemli sorular getirir” diye konuştu. Günlük hayatta karşılaşılan basit unutkanlıkların genellikle endişe verici olmadığını dile getiren Şalçini, “Anahtarı nereye koyduğumuzu unutmak, birinin ismini hatırlayamamak, markete gidince birkaç şeyi almayı unutmak veya bir kelimeyi dilimizin ucuna gelip de söyleyememek oldukça normal kabul edilir. Bunlar, beynimizin yoğun bilgi akışı içinde zaman zaman yaşadığı geçici aksaklıklardır” dedi.</p>
<p><b><strong>Demans, beynin fonksiyonlarında belirgin ve ilerleyici bozulmalarla karakterize!</strong></b></p>
<p>Yaşlanmayla birlikte hafızada belirli değişiklikler olmasının doğal olduğunu ifade eden Dr. Celal Şalçini, “Yeni bilgileri eskisi kadar hızlı öğrenememek, olayları hatırlamak için biraz daha zamana ihtiyaç duymak gibi durumlar yaşlılıkla birlikte görülebilir. Ancak bu, her yaşlılık dönemi hafıza sorununun demans belirtisi olduğu anlamına gelmez. Demans, beynin fonksiyonlarında belirgin ve ilerleyici bozulmalarla karakterizedir” şeklinde konuştu. Unutkanlığın sadece yaşlanma veya demansla ilgili olmadığını da vurgulayan Şalçini, “Stres, yoğun çalışma temposu, uykusuzluk, B12 eksikliği, tiroid bozuklukları, depresyon, anksiyete ve bazı ilaçların yan etkileri gibi birçok faktör unutkanlığa neden olabilir. Bu durumlar genellikle altta yatan neden tedavi edildiğinde veya ortadan kaldırıldığında düzelir.” dedi.</p>
<p><b><strong>Normal unutkanlıklardan farklı olarak, demans günlük yaşamı ciddi şekilde etkiler!</strong></b></p>
<p>Hangi unutkanlıkların bir uyarı sinyali olabileceği ve doktora başvurmayı gerektireceğine değinen Dr. Celal Şalçini, “Normal unutkanlıklardan farklı olarak, demans belirtileri genellikle günlük yaşamı ciddi şekilde etkiler ve zamanla kötüleşir.” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Yemek pişirmeyi veya faturaları ödemeyi unutmak gibi günlük görevleri yerine getirmede zorluk; problem çözme ve planlama yeteneğinde azalma, karmaşık işleri organize edememek; zaman ve yer kavramında karışıklık; tanıdık bir yerde kaybolmak gibi görsel-uzamsal yeteneklerde bozulma; kelime bulmada güçlük çekmek veya konuşmayı takip edememek; eşyaları yanlış yerlere koyma ve bulamama, daha sonra mantıksız yerlerde bulmak; basit kararları bile verememek; hobilerden ve sosyal aktivitelerden uzaklaşma; kişilik ve ruh halinde değişiklikler.</p>
<p>Eğer kendinizde veya sevdiklerinizde bu tür belirtilerin bir araya geldiğini ve günlük yaşamı olumsuz etkilediğini fark ederseniz, bir doktora başvurmak önemlidir.”</p>
<p><b><strong>Unutkanlık hayatın doğal bir parçası ancak beyin sağlığını korumak gerekli…</strong></b></p>
<p>Demans teşhisi almamış ancak unutkanlık yaşayan bireyler için bazı önerilerde bulunan Dr. Celal Şalçini, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Düzenli egzersiz yapın, dengeli beslenin ve yeterli uyuyun. Beyin sağlığı için bu adımlar çok önemli. Beyninizi aktif tutun. Kitap okuyun, bulmaca çözün, yeni bir dil veya enstrüman öğrenin. Sosyal aktivitelerde bulunun ve sevdiklerinizle vakit geçirin. Meditasyon ve yoga gibi stresi azaltmaya yönelik teknikler öğrenin. Notlar alın, ajanda kullanın, hatırlatıcılar kurun. Unutkanlığınızın altında yatabilecek tıbbi nedenleri araştırmak için doktorunuza danışın. Unutkanlık çoğu zaman hayatın doğal bir parçasıdır. Ancak bu durum günlük yaşamınızı etkilemeye başladığında veya beraberinde başka belirtilerle ortaya çıktığında, bir uzmana başvurmaktan çekinmeyin. Unutmayın, erken teşhis birçok durumda çok önemlidir. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/demans-tedavisi-nasil-olmali-562733">Demans Tedavisi Nasıl Olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yangında kurtarılan kaplumbağanın tedavisi sürüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yanginda-kurtarilan-kaplumbaganin-tedavisi-suruyor-558283</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Jul 2025 12:59:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[kaplumbağanın]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarılan]]></category>
		<category><![CDATA[sürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yangında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=558283</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin 23 Temmuz’da Bayındır’daki yangında kurtardığı kaplumbağanın tedavisi sürüyor. Veteriner hekimler, vücudunda üçüncü derece yanık oluşan dişi kaplumbağanın eski sağlığına kavuşması için tedavisini özenle yürütüyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanginda-kurtarilan-kaplumbaganin-tedavisi-suruyor-558283">Yangında kurtarılan kaplumbağanın tedavisi sürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin 23 Temmuz’da Bayındır’daki yangında kurtardığı kaplumbağanın tedavisi sürüyor. Veteriner hekimler, vücudunda üçüncü derece yanık oluşan dişi kaplumbağanın eski sağlığına kavuşması için tedavisini özenle yürütüyor.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı Hayvan Sağlığı Şube Müdürlüğü, 23 Temmuz’da Bayındır’ın Yeşilova Mahallesi’ni de etkileyen orman yangınında, hayvanların sağlıklı şekilde tahliye edilmesi, sahipsiz hayvanların güvenli bölgelere alınması için seferber oldu. Yangının kontrol altına alınmasının ardından köy içinde ve çevresinde yaralı hayvan olup olmadığını kontrol eden ekipler, yangından etkilenen bir kaplumbağayla karşılaştı. 15 yaşından büyük olduğu tahmin edilen dişi kara kaplumbağasına (tosbağa) ilk müdahale, olay yerindeki ekiplerce yapıldı. Daha sonra Kültürpark Küçük Hayvan Polikliniğine sevk edilen kaplumbağa, burada tedaviye alındı.</p>
<p><strong>Üçüncü derecede yanıklar oluştu</strong><br />
Kaplumbağanın tedavisine dair bilgi veren Kültürpark Küçük Hayvan Polikliniği Sorumlu Hekimi Veteriner Hekim Özge Aras Çolak, kaplumbağanın bedeninde üçüncü derece yanıkların oluştuğunu söyledi. Çolak, “İleri derecede yanıkları var. Kabuğun altında iç organlar var. Tedavileri yapıyoruz ancak yanık derecesi çoklu organ yetmezliğine neden olabilir. Biz bu aşamaya gelinmemesi için çabalıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Sağlığına kavuştuğunda doğal yaşam alanına bırakılacak</strong><br />
Kaplumbağanın iyileşmesi için merhem sürdüklerini, ağrısı için ağrı kesici ilaç tedavisine başladıklarını vurgulayan Çolak, şunları söyledi: “Kabuğundaki yaraları yanık kremi, antibiyotikli merhem ve doku iyileştirici merhem ile iyileştirmeye çalışıyoruz. Serin bir ortamda tutuluyor. Pansumanları düzenli şekilde yapılıyor. Enerjisi düşmesin diye beslenmesini ağızdan mama ile yapıyoruz. Salatalık ve maruldan biraz yedi. Umuyorum ki kurtulur. Biz durumunu stabil hale aldık.”<br />
Tedavisi süren kaplumbağa, İzmir Doğal Yaşam Parkı’na sevk edildi. Tedaviye yanıt vermesi ve tam anlamıyla iyileşmesi halinde yaşam alanına geri dönecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanginda-kurtarilan-kaplumbaganin-tedavisi-suruyor-558283">Yangında kurtarılan kaplumbağanın tedavisi sürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eksozom tedavisi ile tüp bebekte destek yöntem!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eksozom-tedavisi-ile-tup-bebekte-destek-yontem-558045</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 12:56:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bebekte]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[eksozom]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[tüp]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=558045</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüp bebek, dermatoloji ve kozmetik alanlarında umut vaat eden yeni bir yöntem olan eksozom tedavisi, bu alanlardaki başarı oranlarını artırma potansiyeli taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eksozom-tedavisi-ile-tup-bebekte-destek-yontem-558045">Eksozom tedavisi ile tüp bebekte destek yöntem!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tüp bebek, dermatoloji ve kozmetik alanlarında umut vaat eden yeni bir yöntem olan eksozom tedavisi, bu alanlardaki başarı oranlarını artırma potansiyeli taşıyor. Tedavinin adını, vücuttaki hücrelerin birbiriyle iletişim kurarken salgıladığı küçük keseciklerden aldığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Tüp Bebek Merkezi Direktörü Prof. Dr. Tayfun Kutlu, &#8220;Eksozomlar, hücre içindeki mesajları taşıyan protein bazlı maddeler, büyüme faktörleri ve genetik materyaller içerir. Bu kesecikler laboratuvar ortamında kandaki ya da dokulardan ayrıştırılır ve ayrıştırılan bu sıvı hedeflenen dokuya enjekte edilir. Yoğunlaştırılan eksozomların yeniden vücuda verilmesindeki amaç, hücreler arası iletişimi artırarak, hedeflenen dokunun yenilenmesini desteklemektir” dedi.</strong></p>
<p>Eksozomların temini noktasında iki türlü uygulama olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Tüp Bebek Merkezi Direktörü Prof. Dr. Tayfun Kutlu, “Bu küçük keseciklerin başka kişilerden elde edilmesi işlemine allojenik denir. Bebeklerin göbek kordonunda bulunan kök hücrelerin salgıladığı veziküllerin ayrıştırılması bu yönteme örnek verilebilir. Bir diğer teknik, kişinin kendisinden elde edilen otolig yöntemdir. Bu yöntemde bireyin kendi kanı belirli işlemlere tabi tutularak ayrıştırılır ve ihtiyaç duyulan dokuya enjekte edilir. Tüp bebekte eksozom yöntemi, yumurtalık rezervi düşük ya da klasik tedavilerle yeterli yumurta elde edilemeyen kişilerde uygulanır. Anestezi altında, ultrason eşliğinde ve yaklaşık 15–20 dakikada tamamlanır. Yumurta toplamanın tersine, iğneyle eksozomlar yumurtalıklara verilir. Adet sebebiyle kanamalı günler dışında, her zaman yapılabilir” dedi.</p>
<p><strong>Kök hücre ‘yapıcı’, ekzosom ‘yönlendirici’</strong></p>
<p>Eksozom uygulamasının sıklıkla kök hücre tedavisi ile karıştırılabildiğinden bahseden Kutlu, “Kök hücre işleminde kök hücreler ayrıştırılırken, ekosom tedavisinde kök hücrenin salgıladığı veziküller yani kesecikler ayrıştırılıyor. Kök hücreler değişim potansiyeline sahip oldukları için enjekte edilen dokuya dönüşüp oradaki canlı hücre sayısını artırıyor. Eksozomda ise kök hücreleri değil onların iletişim kurabilmek için ürettikleri maddecikleri kullanıyoruz. Özetle, kök hücreler yeni hücre üretir ve doğrudan onarım yapar, eksozomlar ise hücrelere onar mesajı gönderir, dolaylı etki eder. Bu nedenle benzer görünseler de farklı alanlarda daha etkili olabilirler” dedi.</p>
<p><strong>Eksozom ikincil tedavi yöntemlerinden biri</strong></p>
<p>Erken menopoz, düşük yumurtalık rezervi, prematür yumurta yetmezliği gibi durumlarda veya standart tüp bebek tedavilerinde yeterli cevabı alamadığımız kişilerde faydalandığımız eksozom yöntemi herkese uygulanabilir. PRP, ekzosom ve hormon tedavilerinin bu kişilerde tercih edilmesi işlemden alınacak verimin artırılmasını sağlar bu nedenle ilk değil ikincil tedavi yöntemleri olarak görmek gerekir. Örneğin tüp bebek tedavisi gören bir hastadan ortalama 15 yumurta toplanabiliyorsa burada bu ek çözümlere başvurmaya gerek yok” dedi.</p>
<p><strong>Nadir riskler mevcut</strong></p>
<p>Eksozomun özünde bir tehlike barındırmadığını ancak her tüp bebek tedavisinde uygulanan yumurta toplama işlemiyle benzer teorik riskler taşıdığını belirten Kutlu, “Eksozom tedavisinin teorik anlamda benzer tıbbi uygulamalarda görülebilecek olası risklere açık olduğunu söylemek gerekir. Uygulama, anestezi altında ve ultrason eşliğinde gerçekleştiriliyor. Bu nedenle PRP uygulaması ya da yumurta toplama işleminde olduğu gibi; kanama, enfeksiyon ve nadiren de olsa organ yaralanması gibi riskler söz konusu olabilir” dedi.</p>
<p><strong>Tedavi deneysel ama umut vadediyor</strong></p>
<p>Eksozom uygulamasının hâlâ deneysel bir yöntem olduğunu belirtmekte fayda var diyen Kutlu, “Bu tedavi, tüp bebek sürecinde başarı şansını artırabilecek alternatif destek uygulamaları arasında değerlendirilmeli. Şu anda halihazırda ağırlıklı olarak tüp bebek, dermatoloji ve kozmetik alanlarında kullanılmasına rağmen, önümüzdeki yıllarda eksozomun ortopedi gibi farklı branşlarda da önemli çözümler sunacağını öngörüyorum. Tedaviye dair bilimsel çalışmalar arttıkça, potansiyel kullanım alanlarının genişlemesi kaçınılmaz” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eksozom-tedavisi-ile-tup-bebekte-destek-yontem-558045">Eksozom tedavisi ile tüp bebekte destek yöntem!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üniversite öğrencisi babasının hastalığından yola çıkarak vitiligo tedavisi için cihaz geliştirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/universite-ogrencisi-babasinin-hastaligindan-yola-cikarak-vitiligo-tedavisi-icin-cihaz-gelistirdi-554734</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2025 08:40:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[babasının]]></category>
		<category><![CDATA[cihaz]]></category>
		<category><![CDATA[çıkarak]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirdi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığından]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencisi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[vitiligo]]></category>
		<category><![CDATA[yola]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554734</guid>

					<description><![CDATA[<p>Derinin açık veya koyu renkte olmasını belirleyen pigmentlerin, melanosit hücrelerinin ölmesi ya da zarar görmesi sonucunda yok olmasıyla ciltte beyaz lekeler ortaya çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-ogrencisi-babasinin-hastaligindan-yola-cikarak-vitiligo-tedavisi-icin-cihaz-gelistirdi-554734">Üniversite öğrencisi babasının hastalığından yola çıkarak vitiligo tedavisi için cihaz geliştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Derinin açık veya koyu renkte olmasını belirleyen pigmentlerin, melanosit hücrelerinin ölmesi ya da zarar görmesi sonucunda yok olmasıyla ciltte beyaz lekeler ortaya çıkıyor. Vitiligo adı verilen bu hastalık halk arasında ‘beyazlama hastalığı’ ya da ‘ala hastalığı’ olarak biliniyor. İstinye Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Zeliha Alboru, babasının da mustarip olduğu bu hastalığa çözüm bulmak istedi. Üniversite öğrencisi, arkadaşları İlayda Erdoğan ve Aleyna Erdoğan ile geliştirdiği bu proje kapsamında vitiligo adı verilen deri hastalığının tedavisinde daha rahat bir tedavi imkânı sağlanmasını hedefliyor. İstinye Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği öğretim üyesi Dr. Aytaç Durmaz’ın akademik danışmanlığında yürütülen bu proje, cihazın klinik güvenlik standartlarına uygun şekilde geliştirilmesi ve MDR başta olmak üzere medikal cihaz regülasyonlarına göre ilerletilmesini hedefliyor. Bu hastalığın tedavisi öncesinde daha büyük cihazlarla yapılırken tasarlanan bu cihaz sayesinde daha portatif ve kullanıcı dostu bir imkân sunuyor. Belirli modlar dahilinde belli sürelerde kontrollü ışık yayıyor. Büyük cihazlarda tüm vücuda radyasyon gelirken, bu cihaz sayesinde bölgesel uygulama yapılıyor.</p>
<p><strong>“Cihazın dermataloji alanında yaygınlaşmasını hedefliyoruz”</strong></p>
<p>Dr. Aytaç Durmaz, projenin önemi ve medikal alanda kullanımına ilişkin şöyle konuşuyor:</p>
<p>“TÜBİTAK 2209-B Üniversite-Sanayi İş Birliği çağrısı kapsamında desteklenen proje kapsamında, cihazın yazılım ve elektronik donanım geliştirme süreçlerinde Pievision Teknoloji firması teknik mentorluk ve altyapı desteği sağlıyor. Bu iş birliği, üniversite-sanayi entegrasyonunun başarılı bir örneğini oluşturuyor ve yenilikçi, kullanıcı odaklı medikal cihazların geliştirilmesine önemli katkı sunuyor. İstinye Üniversitesi i-Lab ve Pievision yüksek teknoloji çözümleri üretmeye yönelik tüm girişimlere destek vermeye ve iş birliğine açık olduklarını ifade etti. Projenin ileri faz klinik çalışmaları tamamlandığında, geliştirilen cihazın dermatoloji alanında yaygın klinik kullanıma sunulmasını hedefliyoruz.”</p>
<p><strong>“Yüzde 73’ü kadınlardan oluşuyor”</strong></p>
<p>Türkiye’de vitiligo hastalığının nüfusun yüzde 0.15’ini etkilediği belirten üniversite öğrencisi Zeliha Alboru ise şunları söylüyor: </p>
<p>“Karadeniz Teknik Üniversitesi önderliğinde 2012 yılında yapılan çalışma raporuna dayanarak vitiligo hastalığı dünya nüfusunun yüzde 1-4’ini etkiliyor. Türkiye’de ise dermatoloji kliniğine başvuran hastaların nüfusun yüzde 0.15’ini etkilediği saptanmış durumda. Hastalığın oluşum sebepleriyle ilgili kesin bir sebep henüz bulunamadı. Vitiligo’nun insidansının yüzde 01,4-8,8 gibi geniş bir aralık gösterdiği ortaya konulsa da ortalama yüksek etkinin nüfusun yüzde 1’i dolayında olduğuna yönelik akademik çalışmalar mevcut. Hastalığın yüzde 50’sinin ilk belirtileri 20 yaş öncesinde görülmeye başlar ve genetik etkinlik olarak hastaların yüzde yirmisinde aile hikayesi vardır. Hastalığın kendisi kalıtımsal olmamasına rağmen, vitiligo’ya yakalananların yatkınlığı kalıtımsaldır. Kontrasa bağlı olarak koyu tenli kişilerde daha fazla görülür ve bu kişilerin yüzde 73’ü kadınlardan oluşuyor.  En küçük başlama yaşı 3, en büyük başlana yaşı ise 54 olarak belirlenmiş olmasına rağmen, hastalığın 81 yaşında görülen olguları da bildiriliyor.”</p>
<p><strong>“Hastalığın sebebi tam olarak bilinmiyor”</strong></p>
<p>Hastalığın sebebinin tam olarak bilinmediğini belirten Zeliha Alboru, şunları söylüyor:</p>
<p>“Vitiligo’nun temel sebebi deri hücrelerinizde bulunan melanin pigmentinin sağlıklı çalışmaması veya ölmesi. Bunun sebebi tam bilinmemekle birlikte tedavi yöntemleri arasında fototerapi öne çıkan çalışmalardan bir tanesidir. Ultraviyole ışığının özel dalga boyları kullanılarak pigment eksikliği bulunan bölgeye cihaz ile lokal olarak uygulaması melatonin pigmentlerini aktive ettiği ve pigmentleri çalışmasını hızlandırdığı klinik çalışmalarla kanıtlanmış durumda. Literatür çalışmalarının sonuçlarında yüzde 40-100 arasında etki gösterdiği görülmüştür.”</p>
<p><strong>“Cihazı güvenli ve pratik kullanıma uygun hale getireceğiz”</strong></p>
<p>Hedefinin cihazı güvenli ve pratik kullanıma uygun hale getirmek olduğunu belirten Alboru, şöyle devam ediyor:</p>
<p>“Taşınabilir NB-UVB&#8217;nin güvenli ve iyi tolere edildiği sonucuna vardılar. Ancak sağlık profesyonellerinden eğitim ve destek gerektiriyor. Burada belirtmek isteriz ki kullanılan UVB ışınlarına fazla maruziyet, güneş yanığı, fotoyaşlanma (ciltte elastikiyet kaybı) göz retinasında hasar, başta olmak üzere DNA hasarına kadar gidebilen farklı etkiler yaratabilir. Dolayısıyla bu sistemlerin belirlenen parametreler ışığında tercihen bir uzman eşliğinde uygulanmasında büyük fayda vardır.”</p>
<p><strong>“En az bir yıllık bir süre gerekli”</strong></p>
<p>Cihazın ne sıklıkla kullanılabileceği ve ne zaman sonuç alınabileceğine dair ise şöyle konuşuyor:</p>
<p>“Son yanıt tedavi sıklığına değil, toplan tedavi sayısına bağlıdır. NB-UVB fototerapisine yanıtı değerlendirmek için en az altı aylık bir süre (48 NB-UVB seansı) ve optimum tedavi yanıtına ulaşmak için en az bir yıllık bir zaman gereklidir. Bu noktadaki ideal çalışma süreleri ileride yapılacak olan hücresel ve klinik çalışmaların sonucunda ortaya çıkacak. Bu projemizin ilerleyen aşamalarından bir tanesidir.”</p>
<p><strong>“Klinik çalışmaların tamamlanması için çalışıyoruz”</strong></p>
<p>Cihazın hangi aşamada olduğundan da bahseden Zeliha Alboru, “Şu anda cihazın yazılım geliştirme süreci devam ediyor. Yazılım tamamlandıktan sonra donanım bileşenleri bir araya getirilerek ilk prototip oluşturulacak. Medikal cihazların geliştirilmesi zaman alan, maliyet ve yüksek dikkat gerektiren bir süreç” diyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-ogrencisi-babasinin-hastaligindan-yola-cikarak-vitiligo-tedavisi-icin-cihaz-gelistirdi-554734">Üniversite öğrencisi babasının hastalığından yola çıkarak vitiligo tedavisi için cihaz geliştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanal gerçeklik gözlüğü ile yeme bozukluklarından bağımlılığa yenilikçi destek tedavisi mümkün…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sanal-gerceklik-gozlugu-ile-yeme-bozukluklarindan-bagimliliga-yenilikci-destek-tedavisi-mumkun-553100</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Jul 2025 07:39:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığa]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluklarından]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeklik]]></category>
		<category><![CDATA[gözlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[sanal]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=553100</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz ile Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi, VR gözlükler kullanılarak beden algısını düzeltmeye yönelik uygulanan tedavi yönteminden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sanal-gerceklik-gozlugu-ile-yeme-bozukluklarindan-bagimliliga-yenilikci-destek-tedavisi-mumkun-553100">Sanal gerçeklik gözlüğü ile yeme bozukluklarından bağımlılığa yenilikçi destek tedavisi mümkün…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz ile Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi, VR gözlükler kullanılarak beden algısını düzeltmeye yönelik uygulanan tedavi yönteminden bahsetti.</p>
<p><strong>Beden algısı bozukluğu kaygı, utanç ve üzüntüye neden olabiliyor!</strong></p>
<p>Beden algısı bozukluğu yaşayan bireylerin, algıladıkları fiziksel kusurlarının anlamını ve önemini akılcı olmayacak şekilde abartarak yorumladıklarını hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Kişiler, küçük sayılabilecek kusurlarını kendilerinin sevilmeyebileceği, değer görmeyebileceği şeklinde sağlıklı olmayan bir tarzda yorumlarlar.” dedi.</p>
<p>Bu düşüncelerle oluşan algının sebebiyet verdiği kaygı, utanç ve üzüntü duyguları ile baş edebilmek adına birtakım ritüelleşebilen davranışlar sergilediklerini aktaran Beyaz, “Sürekli aynaya bakma yahut tartıya çıkma, art arda estetik operasyonlar geçirme gibi davranışlar görülebilir. Ayrıca sosyal ortamlardan geri durma, insanlarla daha az temas gibi kaçınma davranışları geliştirerek geçici rahatlamaya yönelip, rahatsızlığın derinleşmesine hizmet eden bir döngüye girerler.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>VR gözlükler ile kişiye sıkıntıya tahammül edebilmesi öğretiliyor!</strong></p>
<p>VR gözlüklerin, nasıl kullanıldığına açıklık getiren Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları söyledi:</p>
<p>“VR gözlükler danışanın oluşan ritüellerine karşı maruz kalabileceği sanal bir gerçeklik senaryosu oluşturur. Davranışların azaltılıp, bırakılması için duyarsızlaştırılması ve kaçındığı durumlara karşı sıkıntıya tahammül etme pratiği yapmalarına ve olumsuz algılarının değişmesine yardımcı olur. Bu yöntemin temel prensibi, sanal bir ortamda görsel-işitsel duyuların uyarılarak etkileşimli ortamlarla danışanın kaygı, utanç duygularını hissettiren durumlara maruz bırakılması ve ritüel/kaçınma davranışlarını azaltarak sıkıntıya tahammül edebilmeyi öğrenmesidir.”</p>
<p><strong>VR teknolojisi birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılabiliyor… </strong></p>
<p>VR teknolojisinin sadece beden imajı bozukluklarında kullanılmadığını aktaran Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Birçok farklı sorunlarda da kullanılabiliyor. Yükseklik, hayvan, araç kullanımı, enjeksiyon ve kan, MRI cihazı, asansör, otobüs, uçak, sınıf ve etkinlik alanları gibi sosyal durumlar üzerine özgül fobiler, alkol-madde kullanımı gibi bağımlılıklar, depresyon, çeşitli yeme bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluklar, anksiyete bozuklukları gibi çeşitli rahatsızlıkların çalışılması üzerine oldukça geniş bir yelpazesi bulunuyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>VR ile yapılan terapiler ruh sağlığı uzmanı gözetiminde gerçekleştiriliyor!</strong></p>
<p>VR terapilerde minimal seviyelerde de olsa risk faktörleri bulunduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Güvenlik önlemleri, terapiyi uygulayan ruh sağlığı uzmanının gözetiminde alınır.” dedi.</p>
<p>Terapiye başlamadan önce alınan anamnez ve muayene bulgularında danışanın psikolojik ve travma geçmişinin öyküsü, halihazırdaki ruhsal durumu gibi faktörler dikkate alınarak güvenli bir yol haritası belirlendiğini dile getiren Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu vesileyle tetikleyici olabilecek senaryolar uzun sürmeyecek şekilde kontrollü ve hiyerarşik bir modelle uygulandığı için danışanın dissosiye olması gibi risklerini oldukça azaltıyor. Terapist seans esnasında danışanla etkileşim içinde olduğu için danışanın tepkileri takip edilerek stres seviyesi kontrol altında tutuluyor. Psikoz teşhisi olan danışanlar için de durumlarını tetiklemeyecek şekilde senaryolar tasarlandığı için gerçeklik algısında bozulmaya sebebiyet vermiyor.”</p>
<p><strong>Farklı ruhsal sorunlar için farklı senaryolar… </strong></p>
<p>Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi ise tedavi sırasında bireylere ne tür sanal sahneler ya da görseller sunulduğu hakkında bilgi verdi. Çebi, “Tedavi sırasında fobilere yönelik iş görüşmesi simülasyonu, topluluk önünde konuşma, sınıf ortamında öğretmenle konuşma gibi senaryolar bulunuyor. Asansör, uçak, araba, yükseklik, hayvan, MRI cihazı, diş kliniği olarak yapılandırılmış güvenli ortamlarda fobilere ait sahneler yer alıyor.” dedi.</p>
<p>Bağımlılıklara yönelik senaryolar arasında ise süpermarkette alkol reyonunda dolaşma, alkolle temas etme, gece kulübü tuvaletinde maddeyi klozete atıp sifonu çekebilme, özel parti senaryosunda maddeyi ve alkolü reddetme ve sigara içmeme alıştırmasına yönelik senaryolar yer aldığını aktaran Çebi, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Depresyona yönelik sahneler arasında doğa yürüyüşü, kürek çekme, parkta vakit geçirerek fotoğraf çekme, bir görevi yerine getirme gibi sahnelerle hedef ve motivasyon sağlanıyor. Yeme bozukluğuna ait sahneler arasında pizza, hamburger, kurabiye gibi yüksek kalorili yiyeceklerin bulunduğu ortama maruz kalarak yiyecekleri yiyebilir veya yemeyi reddedebilirler.  Ayrıca bir tartı üzerinde durup farklı vücut ağırlıklarını deneyimlerken aynada değişen vücut imajlarını görebilirler. Kişilerin sağlıklı yiyeceklerin, sebzelerin olduğu alternatiflere yöneltileceği senaryolar da bulunuyor. Zorlanmalar/Kompulsiyonlara yönelik senaryolarda oda içerisindeki eşyalarla temas, objeleri dağıtabilme ve düzenleyebilme, çöplerle dolu metro istasyonu senaryosu, oda ve banyo senaryoları yer alıyor.” </p>
<p><strong>VR ile kişi korktuğu nesne ve durumlara kontrollü bir şekilde maruz bırakılıyor!</strong></p>
<p>Sanal gözlükle en çok fobiler üzerine çalışıldığına değinen Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi, “VR ile kişi korktuğu nesne ve durumlarla kontrollü bir şekilde karşılaştırılıp maruz bırakılarak kişinin korku ve kaygısının azalması hedeflenir.” dedi.</p>
<p>Bir diğer hastalık grubunun sosyal anksiyete bozukluğu olduğunu ifade eden Çebi, “VR ile sosyal etkileşim senaryoları planlanarak sosyal beceri kazanımı ve anksiyetenin azalması; panik bozuklukta, travma sonrası stres bozukluğunda kişinin travmatik olayları güvenli bir ortamda tekrar yaşaması ve kaçınmanın azalması; nörogelişimsel bozukluklarda özellikle Otizm spektrum bozukluğunda sosyal iletişim senaryoları ile duyusal entegrasyon ve sosyal beceri eğitiminin kazanımı; dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda sanal sınıf ortamlarında okul motivasyonu, dikkat, zaman yönetimi ve dürtü kontrolünün kazanımı hedeflenir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>VR uygulaması çocuk ve ergenlerde de kullanılabiliyor!</strong></p>
<p>Sanal gerçeklik gözlüklerinin kullanımının kişinin hastalık grubu ve hangi durum için uygulandığına göre farklılık gösterdiğini kaydeden Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi, “Kişiye uygun bir tedavi planı oluşturulur. Yer alan araştırmalar paralelinde fobiler, travma sonrası stres bozukluğu gibi hastalık grubunda etkiler 4-10 seansta gözlemlenirken, nörogelişimsel bozukluklarda etkisi daha ileri seanslarda gözlemlenebiliyor. Kişinin hastalık seyri, bilişsel fonksiyonları ve tedaviye olan direncine göre sonuçların gözlemlenme düzeyi kişiden kişiye farklılık gösterir.” dedi. </p>
<p>Tedavinin çocuk ve ergenler üzerinde kullanılması hakkında da bilgi veren Çebi, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çocuk ve ergen grubunda VR kullanımı çocuğun gerçeklik algısı, bilişsel fonksiyonları ve duyusal profili göz önünde bulundurularak uzman kontrolü eşliğinde bireyselleştirilmiş bir şekilde kullanıldığında oldukça etkilidir. Çocuk ve ergenin gerçeklik ve hayal arasındaki ayrımı iyi yapması ve özellikle nörogelişimsel bozukluğa sahip çocuklarda ani seslerin, karmaşık görsellerin ve hızlı uyaranların kontrollü bir şekilde planlanması gerekir. Tüm bu parametreler uzman eşliğinde planlandığında çocuk ve ergen grubunda oldukça keyifli ve etkili bir tedavi süreci açığa çıkar.</p>
<p>Teknolojik gelişmelere ve ruh sağlığında artan dijitalleşme eğilimi göz önünde bulundurularak önümüzdeki 5-10 yıl içerinde VR teknolojisinin psikiyatrik tedavilerdeki rolünün büyük ölçüde artacağı düşünülüyor. Özellikle fobiler, anksiyete, travma, bağımlılık, yeme bozukluğu ve nörogelişimsel bozukluklarda kişi odaklı, güvenilir ve kolay ulaşılabilir mekanlar ve durumlar oluşturduğundan yaygınlaşması öngörülüyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sanal-gerceklik-gozlugu-ile-yeme-bozukluklarindan-bagimliliga-yenilikci-destek-tedavisi-mumkun-553100">Sanal gerçeklik gözlüğü ile yeme bozukluklarından bağımlılığa yenilikçi destek tedavisi mümkün…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eşrefpaşa Hastanesi&#8217;nde diş tedavisi hem kolay hem erişilebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/esrefpasa-hastanesinde-dis-tedavisi-hem-kolay-hem-erisilebilir-551358</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Jul 2025 07:35:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[erişilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[eşrefpaşa]]></category>
		<category><![CDATA[hastanesinde]]></category>
		<category><![CDATA[hem]]></category>
		<category><![CDATA[kolay]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551358</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’ne bağlı diş poliklinikleri, İzmirli yurttaşlara diş dolgusu, diş taşı temizliği, diş çekimi gibi diş tedavisi hizmetlerini sunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/esrefpasa-hastanesinde-dis-tedavisi-hem-kolay-hem-erisilebilir-551358">Eşrefpaşa Hastanesi&#8217;nde diş tedavisi hem kolay hem erişilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’ne bağlı diş poliklinikleri, İzmirli yurttaşlara diş dolgusu, diş taşı temizliği, diş çekimi gibi diş tedavisi hizmetlerini sunuyor. Ayrıca evde bakım hizmeti kapsamında engelli hastalar evlerinde ziyaret edilerek gerekli görülen durumlarda ambulansla hastaneye ulaşım sağlanıyor ve diş tedavisi uygulanıyor. Diş polikliniklerinde kolaylıkla randevu bulabildiğini belirten hastalar, verilen hizmetten dolayı memnuniyetlerini dile getiriyor.</p>
<p>Diş polikliniklerinde randevu bulma zorluğu yaşayan İzmirli yurttaşlar, İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’ne bağlı diş polikliniklerinde tedavi imkânına kavuşuyor. Cuma günleri öğleden sonra https://hstsira.izmir.bel.tr/ adresi üzerinden kolaylıkla randevu oluşturabilen hastalar, hem İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Dt. Buse Demir Diş Polikliniğinden hem de hastanenin Buca ve Karşıyaka ilçelerinde bulunan diş polikliniklerinden diş tedavisi hizmeti alabiliyor. Eşrefpaşa Hastanesi’nde görevli Diş Hekimi Eda Karakoç, evde bakım hizmetleri kapsamında haftada bir gün ev ziyaretleri de gerçekleştiriyor. Hastanın ağız bakımını evinde gerçekleştiren diş hekimi, gerekli durumda hastanın ambulansla hastaneye sevkini sağlayarak diş tedavisinde bulunuyor. Hastanede, anestezi gereksinimi olan engelli hastalar için de diş tedavisi hizmeti sunuluyor.</p>
<p><strong>“Hizmetimizi geliştireceğiz”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, “Eşrefpaşa Hastanesi bünyesindeki altı diş hekimimiz, hastanemizin içinde bulunan diş polikliniği ile Buca ve Karşıyaka’daki diş polikliniklerimizde diş hekimliği hizmetini sürdürüyor. Diş ünitelerimizi yenilemeye başladık. Yakın zamanda tüm ünitelerimizi yenilemeyi planlıyoruz. Hastanemizin yeni hizmet binasının tamamlanmasıyla anestezi ile diş müdahalesi gerekli hastalarımız da dahil olmak üzere hizmetimizi geliştireceğiz” dedi.</p>
<p><strong>Engelli hastalara anestezi ile diş müdahalesi</strong></p>
<p>Eşrefpaşa Hastanesi’nde görevli Diş Hekimi Eda Karakoç, “Polikliniğimizde hastalarımıza diş dolgusu, diş taşı temizliği, diş çekimi gibi işlemler yapıyoruz. Hastanemizde ‘Orthopantomogram’ dediğimiz bir film cihazımız da mevcut. Gerekli durumlarda hastaları 3. basamak hastanelere sevk ediyoruz. Ayrıca haftanın bir günü engelli hastaların evde bakımı ile de ilgileniyorum. Hastaları evinde görerek gerekli durumlarda engelli hastaları hastanemize nakil ambulansları ile getiriyoruz ve burada tedavisini yapıyoruz. Otizm gibi nörolojik çeşitli olan hastalar ya da bedensel engelli hastalarımıza da hastanemizde anestezi ile diş müdahalesi yapabiliyoruz. Bu hizmetimizin kapasitesini yeni hizmet binamız tamamlandığında daha da genişleteceğiz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Ablamı tek başıma hastaneye getirecek durumum yok”</strong></p>
<p>Diş Hekimi Eda Karakoç’un evde bakım hizmeti kapsamında evine gittiği hastalardan biri olan 47 yaşındaki engelli hasta Dilek Karakuş, diş tedavisi nedeniyle ambulansla evinden alınarak hastaneye ulaştırıldı. Karakuş’un kardeşi Gülizar Akarsu, “Ablam 27 yıl önce özel bir hastanede doğum yaparken yatağa bağımlı kaldı. Eşrefpaşa Hastanesi’ni her aradığımızda evimize gelip ablamla ilgileniyorlar. Hastaneye ambulansla getirip tedavi ediyorlar. Benim ablamı tek başıma hastaneye getirecek durumum yok. Bu hizmet olmasa bizim gibi durumda olanlar ne yapardı bilemiyoruz. Doktorlardan ve sağlık çalışanlarından çok memnunuz. Hepsi güler yüzlü” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Kolaylıkla randevu alabildim”</strong></p>
<p>Diş dolgusu tedavisi için Eşrefpaşa Hastanesi’ne başvuran Abdullah Sekitmez de “Eşrefpaşa Hastanesi Diş Polikliniği için randevu oluşturdum ve bir saat sonrasına kolaylıkla randevu alabildim. Dişimin dolgusu düştü. Özel poliklinikte yaptırdığım diş dolgusu sağlıklı olmadı. Eşrefpaşa Hastanesi’nde randevu buldum ve dolgumu yaptıracağım. Hastanenin ilgisi ve alakası çok iyi. Emekleri için teşekkür ederiz” sözlerine yer verdi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Dt. Buse Demir Diş Polikliniği, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Diş Hekimliği bölümünden mezun olan ve uzmanlık sınavına hazırlanırken 30 Ekim 2020’de meydana gelen depremde hayatını kaybeden Buse Demir’in adını taşıyor. Demir’in annesi Şaziye Demir, Eşrefpaşa Hastanesi’nde ameliyathane hemşiresi olarak görev alıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/esrefpasa-hastanesinde-dis-tedavisi-hem-kolay-hem-erisilebilir-551358">Eşrefpaşa Hastanesi&#8217;nde diş tedavisi hem kolay hem erişilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mutlu günlerinizde hediyelerinizi KAÇUV Umut Dükkânı&#8217;ndan alarak kanser tedavisi gören çocuklara umut olabilirsiniz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mutlu-gunlerinizde-hediyelerinizi-kacuv-umut-dukkanindan-alarak-kanser-tedavisi-goren-cocuklara-umut-olabilirsiniz-547291</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 13:46:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alarak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[dükknından]]></category>
		<category><![CDATA[gören]]></category>
		<category><![CDATA[günlerinizde]]></category>
		<category><![CDATA[hediyelerinizi]]></category>
		<category><![CDATA[kaçuv]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[olabilirsiniz]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547291</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz sezonuyla birlikte düğün ve nişan gibi etkinliklerde sevdiklerine hem anlamlı bir hediye vermek hem de verdikleri hediyelerle kanser tedavisi gören çocuklara umut olmak isteyenler Kanserli Çocuklara Umut Vakfı’nın (KAÇUV) Umut Dükkânı’nı ziyaret edebilirler.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mutlu-gunlerinizde-hediyelerinizi-kacuv-umut-dukkanindan-alarak-kanser-tedavisi-goren-cocuklara-umut-olabilirsiniz-547291">Mutlu günlerinizde hediyelerinizi KAÇUV Umut Dükkânı&#8217;ndan alarak kanser tedavisi gören çocuklara umut olabilirsiniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz sezonuyla birlikte düğün ve nişan gibi etkinliklerde sevdiklerine hem anlamlı bir hediye vermek hem de verdikleri hediyelerle kanser tedavisi gören çocuklara umut olmak isteyenler Kanserli Çocuklara Umut Vakfı’nın (KAÇUV) Umut Dükkânı’nı ziyaret edebilirler. Gerek düğün ve nişan gibi etkinliklerde gerekse doğum günleri gibi özel etkinliklerde Umut Dükkânı’ndan alınan hediyelerle sevdiklerinize anlamlı hediyeler verebilirsiniz. Mutlu gün ürünlerine KAÇUV Umut Dükkanı’ndan ulaşabilir, seçeceğiniz çeşit çeşit ürünler ile misafirlerinize ve sevdiklerinize anlamlı bir hatıra sunabilirsiniz. “Mutlu Gün Ürünleri” seçenekleri arasında taş &#038; açacak magnet, davetiye, ahşap magnet, masa kartı, menü kartı ve kitap ayracı gibi seçenekler yer alıyor. “Çocuk Mutlu Gün Ürünleri” arasında ise taş ve açacak magnet, davetiye gibi yeni doğan hediyeleri, sünnet ürünleri ve doğum günü ürünleri yer alıyor. www.kacuvumutdukkani.org adresinden hediye edebileceğiniz ürünlere göz atabilir ve sevdiklerinizi KAÇUV hediyeleriyle mutlu ederken tedavi gören çocuklara destek olabilirsiniz. </p>
<p><strong>Satın alacağınız her ürün tedavi gören çocuklar için umuda dönüşüyor</strong></p>
<p>Umut Dükkânı’nda termostan çelik bardağa, pelüş oyuncaklardan çantalara ve not defterleriyle kutlama kartlarına kadar onlarca hediye seçeneği yer alıyor. Satışların tüm geliri kanser tedavisi gören çocuklara verilen destekler için aktarıldığı KAÇUV Umut Dükkânı’ndan satın alacağınız her ürün, tedavi gören çocuklar için umuda dönüşüyor. Ayrıca sertifikalara göz atmak ve tedavi sürecindeki daha fazla çocuğa ulaşabilmek için KAÇUV’un çalışmalarına destek olmak isteyenler kacuv.org adresini ziyaret edebilirler.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mutlu-gunlerinizde-hediyelerinizi-kacuv-umut-dukkanindan-alarak-kanser-tedavisi-goren-cocuklara-umut-olabilirsiniz-547291">Mutlu günlerinizde hediyelerinizi KAÇUV Umut Dükkânı&#8217;ndan alarak kanser tedavisi gören çocuklara umut olabilirsiniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lazer olamayanlar için göz içi kontakt lens tedavisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lazer-olamayanlar-icin-goz-ici-kontakt-lens-tedavisi-545002</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jun 2025 07:45:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[içi]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kontakt]]></category>
		<category><![CDATA[lazer]]></category>
		<category><![CDATA[lens]]></category>
		<category><![CDATA[olamayanlar]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545002</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gözlük takmadan güne başlayamıyor, denize girdiğinizde hiçbir şey görememek canınızı sıkıyor, yağmurlu havalarda ise ıslanan ve buğulanan camların rahatsızlığını mı yaşıyorsunuz? Görüş konforu kaybolan ve “artık gözlük kullanmaktan bıktım” diyen kişilerin sayısı günümüzde giderek artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lazer-olamayanlar-icin-goz-ici-kontakt-lens-tedavisi-545002">Lazer olamayanlar için göz içi kontakt lens tedavisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gözlük takmadan güne başlayamıyor, denize girdiğinizde hiçbir şey görememek canınızı sıkıyor, yağmurlu havalarda ise ıslanan ve buğulanan camların rahatsızlığını mı yaşıyorsunuz? Görüş konforu kaybolan ve “artık gözlük kullanmaktan bıktım” diyen kişilerin sayısı günümüzde giderek artıyor. Özellikle aktif yaşam süren gençler ve estetik kaygısı duyanlar başta olmak üzere pek çok kişi, teknolojinin sunduğu olanaklardan da faydalanarak gözlük sorununa kalıcı çözüm arıyor. Gözlükler uzun yıllardır en güvenli çözüm olarak görülse de modern tıp görme kusurları için daha etkili çözümler geliştiriyor. Gözlüğe alternatif olan en güncel yöntemler hakkında bilgi veren <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Demir “</strong>Gözlükten kurtulmak isteyenler için elbette uygun bir yöntem bulunabilir; hatta bir yerine iki farklı tedavi tekniğinin kombine edilmesiyle de çözüm üretilebilir ama her yöntem herkes için uygun olmayabilir. Gözlükten kurtulmada kişiye özel tedavi esastır. Bu yola çıkarken en önemli adım, yetkin ve deneyimli bir göz doktoruna başvurup detaylı bir göz muayenesinden geçmektir” diyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Demir, gözlükten kurtulmada en güncel 5 yöntemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong> </strong></p>
<ul>
<li><strong>Lazer göz ameliyatları (LASIK, PRK, SMILE)</strong></li>
</ul>
<p>Gözlüğe alternatif olan tedavilerin en başında lazer geliyor. Lazer tedavisinde gözün saydam tabakası olan korneaya şekil verilerek, kırma kusuru ortadan kaldırılıyor. Gözün damlayla uyuşturulması, ardından lazer cihazıyla göz numarasına uygun planın uygulanması neştersiz, dikişsiz, çok kısa süren bir işlemle gerçekleştiriliyor. Hastaların oldukça konforlu olduğunu aktardığı bu yöntemin en büyük avantajı, iyileşmenin hızlı ve kalıcı olması. Hastalar çoğu zaman birkaç gün içinde normal yaşantısına dönüyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Demir bu yöntemin; 18 yaşından büyük, son bir yıldır göz numarası sabit kalmış, kornea yapısı normal olan kişilere uygulandığını belirterek “Ancak keratokonus, ciddi göz kuruluğu, göz tansiyonu gibi sorunları olan hastalara uygulanmıyor. Her hasta için uygun lazer tipi farklı olduğundan, uygun tekniğe, detaylı muayene ve yetkin doktor ile birlikte karar verilmesi gerekir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Göz içi kontakt lensler (ICL – Fakik Lens)</strong></li>
</ul>
<p>Kalıcı lens olarak da tarif edilen göz içi kontakt lenslere dair Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Demir “Lazer olamayanlar için önemli bir seçenek. Özellikle korneası ince olan veya lazerin riskli olacağı hastalarda bu yöntemi öneriyoruz. Gözün içine, doğal mercekle iris arasına, kişiye özel üretilmiş bir lens yerleştiriyoruz. Dışarıdan görünmüyor, rahatsız etmiyor ve çok net bir görüş sağlıyor” diyor. Yüksek numaralı miyop, hipermetrop veya astigmatı olan hastalar için uygun olan bu yöntem göz yapısını değiştirmiyor ve istenirse geri alınabiliyor. Ancak göz içi yapısı dar olan, göz tansiyonu riski bulunan ya da kronik göz hastalığı olanlar için önerilmiyor. Ameliyat sonrası düzenli kontroller, özellikle göz içi basıncını takip etmek gerekiyor.</p>
<ul>
<li><strong>Akıllı mercek (Trifokal &#8211; Edof Lens) uygulamaları</strong></li>
</ul>
<p>45 yaşından sonra pek çok kişi hem uzağı hem yakını görememeye başlıyor ki bu durum doğal bir süreç olarak kabul ediliyor. Bu noktada devreye akıllı lensler giriyor. Katarakt ameliyatına benzer bir işlemle gözün doğal merceği çıkarılıyor, yerine hem uzak hem yakın görmeyi sağlayan özel bir mercek yerleştiriliyor. Bu yöntem yakın gözlükten kurtulmak isteyen, kataraktı başlamış ya da lazer için geç kalmış hastalar için uygulanıyor. Fakat retina problemi olanlar, diyabetin göze zarar verdiği hastalar için önerilmiyor. Akıllı mercek uygulamasının çok kişisel bir karar olduğuna dikkat çeken Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Demir “Kişinin mesleğine, bilgisayar karşısında geçirdiği süreye, gece araç kullanıp kullanmadığına göre mercek tipi belirlenmelidir. Doğru hasta doğru mercekle buluştuğunda, ömür boyu gözlüksüz bir yaşam mümkündür” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Monovizyon Lazer (Tek göz yakına ayarlama)</strong></li>
</ul>
<p>Hem uzağı hem yakını tek mercekle göremeyenler için bu yöntem bir denge kuruyor. Genellikle dominant olmayan göze yakın görme için küçük bir ayar yapılırken, diğer göz uzak görüş için olduğu gibi bırakılıyor. Beyin zamanla bu dengeye alışıyor. Genellikle 40–50 yaş arası hastalar için uygulanıyor. Okuma gözlüğünden kurtulmak isteyen, lazer için uygun gözü olan kişiler bu yöntemle rahatlıyor. Fakat herkes bu dengeye uyum sağlayamıyor. Bu nedenle işlemden önce mutlaka deneme lensleriyle test yapılması gerekiyor. Uyum sağlayanlarda ise hem kitap okumak hem de araba kullanmak gözlüksüz hale geliyor.</p>
<ul>
<li><strong>Hibrit yaklaşımlar (Kombine yöntemler)</strong></li>
</ul>
<p>Tek bir yöntemle çözüm bulamayan hastalar için lazer ve lens gibi kombine çözümler gerekiyor. Yani gözlükten kurtulma süreci bazen tek hamleyle değil, birkaç yöntemin birlikte uygulanmasıyla gerçekleşiyor. Bu yaklaşımların tamamen kişiye özel olduğuna işaret eden Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Demir<strong> </strong>şöyle diyor: “İleri yaş hastalar, çok yüksek numaralı gözlük kullananlar ya da hem yakın hem uzak sorunu yaşayanlar bu gruba giriyor. Ama her yöntemin avantajı kadar riski de olabileceğini unutmamak gerekir. Doğru planlama, sabır ve doktor önerilerine sadık kalmak çok önemlidir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lazer-olamayanlar-icin-goz-ici-kontakt-lens-tedavisi-545002">Lazer olamayanlar için göz içi kontakt lens tedavisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Kanser tedavisi, ilaç desteğinin yanında psikolojik desteğin de gerekli olduğu bir süreç&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisi-ilac-desteginin-yaninda-psikolojik-destegin-de-gerekli-oldugu-bir-surec-541805</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2025 09:18:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[desteğin]]></category>
		<category><![CDATA[desteğinin]]></category>
		<category><![CDATA[gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[olduğu]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yanında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de maddi sorunları nedeniyle tedavileri aksama riski taşıyan çocukların tedavilerinin sürekliliğinin sağlanması, kanserle mücadelede önemli bir gereksinim olan psikolojik ve psiko-sosyal desteklerin sunulması ile birlikte çocuk psikolojisine uygun tedavi ortamının oluşturulması amacıyla kurulan</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisi-ilac-desteginin-yaninda-psikolojik-destegin-de-gerekli-oldugu-bir-surec-541805">&#8216;Kanser tedavisi, ilaç desteğinin yanında psikolojik desteğin de gerekli olduğu bir süreç&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de maddi sorunları nedeniyle tedavileri aksama riski taşıyan çocukların tedavilerinin sürekliliğinin sağlanması, kanserle mücadelede önemli bir gereksinim olan psikolojik ve psiko-sosyal desteklerin sunulması ile birlikte çocuk psikolojisine uygun tedavi ortamının oluşturulması amacıyla kurulan Kanserli Çocuklara Umut Vakfı’nın (KAÇUV) psikologları, yeni kanser tanısı almış çocukların ve ailelerinin bu süreçte yaşadığı zorluklarla ve bu süreçteki psikolojik desteğin önemiyle ilgili bilgi verdi. Psikolojik desteğin tedavi sürecinde çocukların ve ailelerinin bu süreci daha sağlıklı bir şekilde yönetmesine yardımcı olduğunu belirten psikologlar, “Unutulmamalıdır: Kanser tedavisi, ilaç desteğinin yanında psikolojik desteğin de gerekli olduğu bir süreçtir” diyor.</p>
<p><strong>Ailelerin en zorlandığı adımlardan biri hastalığı çocuğa nasıl anlatacakları</strong></p>
<p>Yeni kanser tanısı almış çocukların ve ailelerinin süreciyle ilgili bilgi veren psikologlar, şunları söylüyor:</p>
<p>“Kanser tanısı, bir çocuğun ve ailesinin hayatında derin izler bırakan bir dönüm noktasıdır. Bu tanıyla birlikte yalnızca tıbbi bir süreç başlamaz; duyguların, rutinlerin ve ilişkilerin yeniden şekillendiği bir dönem başlar. Aileler tanıyı ilk öğrendiklerinde sıklıkla büyük bir şok yaşar. Kimi zaman tanının gerçekliğiyle yüzleşmekte zorlanır, kimi zaman da ‘Neden biz?’ sorusu bu sürecin ilk günlerine eşlik eder. Üzüntü, korku ve kaygı gibi duygular aynı anda yaşanabilir. Tanıyla birlikte günlük yaşam hızla değişir. Okul, iş, ev düzeni gibi alışılmış yapıların yerini hastane kontrolleri, tedavi planları ve yeni bir tempo alır. Aile içinde roller yeniden şekillenir. Maddi yük artabilir, sosyal çevre daralabilir. Bu durumdan diğer çocuklar da etkilenebilir. Ailelerin en zorlandığı adımlardan biri de hastalığı çocuğa nasıl anlatacaklarıdır. Bu noktada çocuğun yaşı ve gelişim düzeyi göz önünde bulundurulmalıdır. Küçük yaşlardaki çocuklara hastane süreci ve tedaviler basit ve güvenli bir dille anlatılırken, ergenlik dönemindeki çocuklar daha açık ve doğrudan bilgiye ihtiyaç duyar. Her durumda, çocuğa gerçeği saklamadan, duygularını ifade edebileceği bir alan tanımak en sağlıklı yaklaşımdır. Zamanla aileler tedavi sürecine, hastane ortamına ve yeni yaşam düzenine uyum sağlamaya başlar. Günlük planlamalar yeniden yapılır, hastane rutinleri bir düzene oturur. Bu süreçte duygular değişken olabilir; bazen güçlü, bazen yorgun hissedilebilir. Profesyonel psikolojik destek, bu dönemi daha sağlıklı atlatabilmek adına önemli bir kaynak haline gelir. Kanserle mücadele eden çocuklar ve aileleri, tanı sonrası dönemde destek ve dayanışmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyar. Onlara yalnız olmadıklarını hissettirmek, fiziksel olduğu kadar psikolojik iyilik hallerini de güçlendirir. Zor zamanlarda yanlarında olmak; bir sözle, bir oyunla, bir destek eliyle bu yolculuğu daha dayanılır kılmak mümkündür.”</p>
<p><strong>Çocuklar ve aileleri için psikolojik destek önemli</strong></p>
<p>Kanser tedavisi gören çocukların ve ailelerin psikolojik destek almasının önemiyle ilgili de konuşan psikologlar, şu bilgileri veriyor:</p>
<p>“Kanser tedavisi gören bir çocuğun yaşadığı süreç yalnızca bedensel değil, aynı zamanda duygusal ve zihinsel yönden de oldukça yıpratıcıdır. Bu süreçte hem çocuklar hem de bakım veren aile bireyleri için psikolojik destek, tedavinin tamamlayıcı bir parçası olarak büyük önem taşır. Tanı ve tedavi süreci çocuklar için anlaşılması zor, çoğu zaman zorlayıcı bir deneyimdir. Hastane ortamı, fiziksel değişiklikler, sosyal yaşamdan kopma gibi durumlar; çocuklarda korku, yalnızlık, öfke ve kaygı gibi duyguları tetikleyebilir. Psikolojik destek; bu duyguların fark edilmesini, ifade edilmesini ve işlenmesini sağlar. Çocuklar, oyun, sanat ve beden temelli yöntemlerle duygularını daha kolay dışa vurabilir, hastalıkla baş etme becerilerini güçlendirebilir. Tedavi süreci sadece çocuğu değil, tüm aileyi etkiler. Günlük yaşamın düzeni değişir, belirsizlik artar, aile içinde roller yeniden şekillenir. Bu süreçte psikolojik destek, ailelerin duygusal yükünü hafifletir; suçluluk, üzüntü, kaygı gibi duygularla başa çıkmalarına yardımcı olur. Aynı zamanda, çocuğa nasıl yaklaşılacağı, kardeşlerin sürece nasıl dahil edileceği gibi konularda da yol gösterici olur.”</p>
<p><strong>Psikolojik destek, ailenin süreci daha sağlıklı yönetmesine yardımcı olur</strong></p>
<p>Psikolojik desteğin nasıl bir yarar sağladığıyla ilgili konuşan psikologlar, “Duygusal rahatlama ve destek, anlamlandırma ve baş etme yolları, aile içi iletişimin güçlenmesi, travmatik etkilerin önlenmesi ve uzun vadede psikolojik dayanıklılığın artması. Psikolojik destek, tedavi sürecinde çocuğun ve ailenin bu süreci daha sağlıklı yönetmesine yardımcı olur. Unutulmamalıdır: Kanser tedavisi, ilaç desteğinin yanında psikolojik desteğin de gerekli olduğu bir süreçtir” diyor.</p>
<p><strong>Kanser tedavisi gören çocukların en çok zorlandığı alanlar</strong></p>
<p>“Kanser tedavisi süreci, çocuklar için hem fiziksel hem de duygusal açıdan pek çok zorluk barındırır. Bu süreçte yaşanan bazı deneyimler, çocukların günlük yaşamında ve psikolojik uyumlarında önemli etkilere yol açabilir. Zorlayıcı deneyimler bağlamında tıbbi işlemler, yeni tanışılan yaşam kısıtlamaları, hastalığa ve tedaviye bağlı ortaya çıkan bedensel değişiklikler sıralanabilir” diyen psikologlar, kanser tedavisi gören çocukların en çok zorlandığı alanları ise şöyle sıralıyor:</p>
<ul>
<li><strong>Tıbbi İşlemler: </strong>Tedavi sürecinde sık karşılaşılan iğne, damar yolu girişimleri, ilaç uygulamaları, tahliller ve genel hastane ortamı, çocuklarda kaygı ve korku oluşturabilir. Özellikle tekrar eden ve ağrılı işlemler, ilk deneyimde yaşanan zorlayıcı faktörler, tedaviye dair yanlış bilgi ve inanışlar bu deneyimlerin daha da zorlayıcı olmasına neden olabilir.</li>
<li><strong>Bedensel Değişiklikler: </strong>Tedavinin yan etkisi olarak ortaya çıkan saç dökülmesi, kilo değişimi, ciltte farklılıklar ya da hareket kısıtlılığı gibi fiziksel değişimler çocukların beden algısını ve özgüvenini etkilemektedir. Bu değişimler, özellikle sosyal ortamlarda çocukların kendilerini farklı ya da dışlanmış hissetmelerine yol açabilir. </li>
<li><strong>Beslenme Zorlukları ve Beslenme Kısıtlamaları: </strong>Tedavi süresince bazı besin gruplarından uzak durmak gerekebilir. Besin tüketiminin bir başkası tarafından kontrol ediliyor olması ve karşılaşılan yasaklar çocuğun kendilik algısını, seçme özgürlüğünü ve kontrol etme dürtüsünü sekteye uğratmaktadır.  Yasakların yanı sıra; iştahsızlık, bulantı, tat değişiklikleri ya da tedaviye bağlı kilo değişiklikleri gibi nedenlerle de beslenme çocuklar için hem fiziksel hem de duygusal olarak zorlayıcı bir hal alabilir.</li>
<li><strong>İzolasyon ve Rutinlerden Uzaklaşmak: </strong>Okula gidememek, arkadaşlarından ve sevdiklerinden uzak kalmak, oyun alanlarından mahrum olmak gibi durumlar çocukların sosyal gelişimini ve duygusal dayanıklılığını etkileyebilir. Tedavi süresince ev ya da hastane ortamında uzun süre kalmak, çocuklarda yalnızlık hissini artırabilir.</li>
</ul>
<p><strong>KAÇUV Umut Merkezi’nde çocuklara ve ailelerine ücretsiz destek</strong></p>
<p>KAÇUV’un yeni açılan Psikolojik Danışma ve Destek Umut Merkezi’nde verilen desteklerle ilgili de bilgi veren psikologlar, şöyle konuşuyor:<strong> </strong></p>
<p>“KAÇUV Psikolojik Danışma ve Destek Umut Merkezi, kanser tanısı almış çocuklar ve ailelerine yönelik disiplinler arası destek sunmayı ve bunu tek çatı altında yapmayı amaçlar. Burada hedef psikolojik destek sunmak başta olmak üzere tedavi sürecindeki çocukların ve ailelerinin yaşam kalitesini artırmak, psiko-sosyal bütünlüklerini korumak, toplumsal entegrasyonlarını desteklemek ve bireylerin sağlıklı bir şekilde süreçle başa çıkabilmelerini sağlamaktır. Umut Merkezi, 0-18 yaş aralığında kanser tedavisi gören ya da tedavisini tamamlamış çocuklara, onların ailelerine ve bakım verenlerine, sağlık çalışanlarına ücretsiz olarak hizmet vermektedir. Merkezde, psikolojik destek, sosyal hizmet desteği ve atölye çalışmaları olmak üzere üç ana eksende çalışmalar sürdürülür. Verilen bütüncül destek ile çocuk hem tedavi sırasında ve sonrasında yaşadığı psikolojik ve sosyal zorlanmalarla baş etme becerileri kazanır hem de travma sonrası stres bozukluğu gibi psikolojik durumların ortaya çıkma ihtimali en aza indirgenmiş olur.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisi-ilac-desteginin-yaninda-psikolojik-destegin-de-gerekli-oldugu-bir-surec-541805">&#8216;Kanser tedavisi, ilaç desteğinin yanında psikolojik desteğin de gerekli olduğu bir süreç&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Skolyoz Tedavisi Nasıl Olmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/skolyoz-tedavisi-nasil-olmali-541561</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 May 2025 14:29:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[skolyoz]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541561</guid>

					<description><![CDATA[<p>Skolyoz tedavisi nasıl olmalı? Skolyoz, omurgaya önden ya da arkadan bakıldığında sağa veya sola doğru eğrilik görülmesi ile anlaşılıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/skolyoz-tedavisi-nasil-olmali-541561">Skolyoz Tedavisi Nasıl Olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Skolyoz tedavisi nasıl olmalı? Skolyoz, omurgaya önden ya da arkadan bakıldığında sağa veya sola doğru eğrilik görülmesi ile anlaşılıyor.</p>
<p><b>Skolyoz Neden Oluşuyor?</b></p>
<p>Skolyoz, genellikle büyüme çağındaki çocuklarda çoğunlukla genetik faktörlere bağlı olarak oluşuyor. Omurganın sağ ya da sola S ve ya C şeklinde eğilmesi, kendi etrafında dönmesi olarak tarif edilen skolyoz, hastanın gelişim dönemini olumsuz etkileyebiliyor. Skolyoz tedavisi, hastanın yaşı, eğriliğin derecesi ve büyümesi yani ilerleme potansiyeline göre kişiye özel olarak planlanıyor. Bu tedavi uygulamalarından biri de ipli skolyoz, füzyonsuz skolyoz ameliyatı ya da omurgada gerdirme metodu olarak adlandırılıyor ve gögüs bölgesindeki omurlarda olan yani idiopatik skolyoz tiplerinin büyük bir kısmında kullanılabiliyor. Bu yöntem, skolyoz hastasının boy uzamasını engellemeyerek büyüme sırasında eğriliğin de düzelmesini sağlıyor. Memorial Şişli ve Bahçelievler Hastaneleri İleri Omurga Merkezi’nden Prof. Dr. Mehmet Aydoğan, 1-30 Haziran Skolyoz Farkındalık Ayı için, ipli skolyoz yöntemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><b><strong>Skolyoz ergenlik döneminde sık görülüyor</strong></b></p>
<p>Skolyoz, omurganın sağa veya sola doğru eğriliği olarak tanımlanır. Skolyoz yani omurgadaki eğrilikler hafif gelişebileceği gibi, ileri derecelerde de görülebilmektedir. Ergenlikte ortaya çıkan “Adölesan İdiyopatik Skolyoz” en yaygın görülen skolyoz tipidir. Skolyoz hastalığında tedavi prensipleri her hasta özelinde değerlendirilerek uygulanmaktadır. Skolyoz tedavisi; hastanın yaşı, eğriliğin yeri, derecesi ve büyüme potansiyeline göre kişiye özel planlanmaktadır. Skolyoz hastalığın erken saptanması hastanın takibi ve doktor kontrolünde olması açısından hastaya önemli avantaj sağlayabilmektedir. Ancak erken yaşlarda saptanan skolyozda çocuğun büyüme potansiyeli aynı zamanda eğilme ihtimali anlamına da gelmektedir. Erken başlayan skolyozlarda çocuk uzadıkça omurga eğilmeye devam etmektedir.</p>
<p><b><strong>Skolyozun derecesi çok önemli</strong></b></p>
<p>Skolyozun derecesi 20 derecenin altında ise hasta gözlem tedavisine alınır. Büyüme potansiyeline göre 4-6 ay aralarla kemik gelişimi tamamlanana kadar hasta takip edilir. İlk doktora başvurduğunda 20-45 derece arasında olan veya 20 derecenin altında olan ancak takiplerde 5 dereceden fazla ilerleme saptanan hastalar konservatif tedavi denilen ameliyatsız tedaviler uygulanır. Bunlar; fizik tedavi, egzersiz ve korse tedavileri gibi yöntemlerdir. Bel eğrilikleri için 35, sırt eğrilikleri için 40 derecenin üzerindeki hastalar cerrahi süreç açısından değerlendirmeye alınmaktadır.</p>
<p><b><strong>Çocukların büyüme ve gelişmesini destekleyen yöntem: İpli skolyoz</strong></b></p>
<p>Skolyoz hastalığında ameliyatla eğriliğin düzeltilmesi ve kaynatılması esastır. Birleşen omurlar düz ancak hareketsiz hale gelmektedir. Hareketsiz hale gelen omurların uzaması da olmayacağı için büyüme çağındaki çocuklara kaynatma ameliyatı mümkün olmamaktadır. Ancak ülkemizde sayılı merkezlerde uygulanan ipli skolyoz yöntemi ile skolyoz hastası çocukların bu sıkıntısı büyük oranda ortadan kalkmaktadır. Bu yöntem göğüs bölgesindeki omurlarda olan idiopatik skolyoz tiplerinin büyük bir kısmında kullanılmaktadır. Hastanın boy uzamasını engellemez, büyüme döneminde eğriliğin uzama ile birlikte düzelmesini sağlar.</p>
<p><b>İpli Skolyoz Yöntemi</b></p>
<p>İpli skolyoz yöntemi, laparoskopik olarak göğüs kafesinden açılan deliklerle kamera yardımıyla yapılmaktadır. Sistem eğriliğin olduğu omurlara ulaşılıp bu omurlarda eğriliğin dış bükey tarafına konan vidalar ve bu vidalara bağlanarak gerdirilen bantlardan oluşmaktadır.  Gerdirme işlemi sırasında akut bir miktar düzelme olur, vidalar ve gerdirilen bant eğriliğin dış (dışbükey)  tarafının daha yavaş iç tarafının daha hızlı büyümesini sağlar, bu sayede hasta uzarken oluşan eşitsiz büyüme eğriliği düzelir. Burada operasyon sırasında germe yapılarak gelişen düzeltme miktarı eğriliğin esnekliği ile orantılı olmaktadır, esnek bir eğrilikte operasyon sonrası belirgin düzelme sağlanmaktadır.</p>
<p><b>Boy Uzaması</b></p>
<p>İpli skolyoz, tüm skolyoz hastalarına uygulan bir yöntem değildir. Bu yöntem için öncelikle uygun hastalar seçilmelidir. Göğüs bölgesindeki omurlarında 30-60 derece arası eğrilik olan kemik büyümesinin başında olan ve boy uzamasının devam edeceği, uzama kıkırdakları açık olan skolyoz hastalarına uygulanmaktadır. Gerdirme yönteminin uygulanması için omurganın belirli bir güce sahip olması gerekmektedir. Hastanın fiziksel özellikleri ve gelişmişliği göz önünde bulundurularak değerlendirilmekle birlikte sıklıkla bu yöntem 10 yaşından sonra uygulanmaktadır. Boy uzaması tamamlamış ancak esnek (hastayı sağa veya sola eğerek çekilen röntgenlerde eğrilikte belirgin düzelme görülüyorsa) bir eğriliğe sahip genç erişkin hastalarda hareketi koruması avantajı göz önünde bulundurularak kullanılabilmektedir.</p>
<p><b><strong>Hastalar ameliyat sonrası dans edip, spor yapabilir</strong></b></p>
<p>İpli skolyoz yöntemi, hastada göğüs kafesi kenarlarından açılan küçük deliklerden yapılmaktadır ve oldukça konforlu bir ameliyat tekniğidir. Hastanın kanama miktarı ve ameliyat sonrası ağrısı az olur. Ameliyat sonrası hastanede kalış süresi kısadır. Skolyoz hastalığında en önemli kıstas hastanın eğriliğini düzeltirken, hareket kapasitesini korumaktır. Bu nedenle skolyoz tedavisinde uzun yıllardır hekim ve hastaların tedaviye karar verirken sordukları “Düz ancak hareketsiz bir omurga mı? Eğik ancak hareketli bir omurga mı?” sorusu yerini “Hem düz hem hareketli bir omurga” cevabına bırakmıştır. Bu nedenle ipli skolyoz yöntemi  hastalara hareketli bir omurga sunmaktadır. Hastalar bu sayede ameliyat sonrası dans, bale, spor gibi her türlü aktiviteyi herhangi bir kısıtlama olmadan rahatlıkla yapabilmektedir. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/skolyoz-tedavisi-nasil-olmali-541561">Skolyoz Tedavisi Nasıl Olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOMEK Lösemi Tedavisi Gören Hastalara Destek Oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/komek-losemi-tedavisi-goren-hastalara-destek-oluyor-540057</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 May 2025 13:12:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[gören]]></category>
		<category><![CDATA[hastalara]]></category>
		<category><![CDATA[komek]]></category>
		<category><![CDATA[lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=540057</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyesi Meslek Edindirme Kursları’nda sosyal sorumluluk bilinciyle yürütülen çalışmalar kapsamında, lösemi tedavisi gören hastalar için Mümine Hatun Aile Sanat ve Eğitim Merkezi’nde özel bir eğitim programı düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/komek-losemi-tedavisi-goren-hastalara-destek-oluyor-540057">KOMEK Lösemi Tedavisi Gören Hastalara Destek Oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediyesi Meslek Edindirme Kursları’nda sosyal sorumluluk bilinciyle yürütülen çalışmalar kapsamında, lösemi tedavisi gören hastalar için Mümine Hatun Aile Sanat ve Eğitim Merkezi’nde özel bir eğitim programı düzenlendi.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi Meslek Edindirme Kursları’nda (KOMEK), lösemi tedavisi devam eden bireyler ile onlara eşlik eden yakınlarına yönelik punch ve amigurumi branşlarında eğitimler verildi.</p>
<p>Mümine Hatun Aile Sanat ve Eğitim Merkezi’nde (ASEM) hazırlanan bu anlamlı programda katılımcılar, her biri 15 kişilik iki ayrı grup halinde, pazartesi ve perşembe günleri düzenli olarak eğitim aldı. Eğitimler, KOMEK tarafından sağlanan uzman eğitmenler eşliğinde, fiziki koşulları elverişli ve motive edici bir ortamda gerçekleştirildi.</p>
<p>Katılımcılar el becerilerini geliştirirken, üretmenin ve birlikte vakit geçirmenin mutluluğunu yaşadı. Bu süreçte, katılımcıların sadece el sanatlarında ilerlemesi değil, aynı zamanda moral ve motivasyonlarının da artırılarak tedavi sürecine olumlu katkı sağlanması hedeflendi.</p>
<p>Katılımcılar bu anlamlı program için Konya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/komek-losemi-tedavisi-goren-hastalara-destek-oluyor-540057">KOMEK Lösemi Tedavisi Gören Hastalara Destek Oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dişlerinizi yeniden şekillendirerek gülüşünüzü yenileyebilirsiniz! Restoratif diş tedavisi, estetik ve fonksiyonu yeniden kazandırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dislerinizi-yeniden-sekillendirerek-gulusunuzu-yenileyebilirsiniz-restoratif-dis-tedavisi-estetik-ve-fonksiyonu-yeniden-kazandiriyor-459533</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 May 2024 16:08:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[dişlerinizi]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[fonksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[gülüşünüzü]]></category>
		<category><![CDATA[kazandırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[restoratif]]></category>
		<category><![CDATA[şekillendirerek]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<category><![CDATA[yenileyebilirsiniz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=459533</guid>

					<description><![CDATA[<p>Restoratif diş tedavisi adı altında kompozit sistemler, porselen estetik çalışmalar, gülüş tasarımı, diş beyazlatma, protez öncesi restorasyon gibi uygulamalar yapıldığını dile getiren uzmanlar, yapılan restorasyonlar sırasında kullanılan ürünlerin estetik görünüm sağlayan ve dişe zarar vermeyen biyouyumlu malzemeler olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dislerinizi-yeniden-sekillendirerek-gulusunuzu-yenileyebilirsiniz-restoratif-dis-tedavisi-estetik-ve-fonksiyonu-yeniden-kazandiriyor-459533">Dişlerinizi yeniden şekillendirerek gülüşünüzü yenileyebilirsiniz! Restoratif diş tedavisi, estetik ve fonksiyonu yeniden kazandırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Estetik diş hekimliği uygulamalarının da restoratif diş tedavisinin bir dalı olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, “Genel görünümünden memnun olmayanlar, gülüşü etkileyebilecek ön bölge dişlerinde yapılan gerekli estetik uygulamalar ile hayal ettikleri görünüme ulaşılabiliyorlar.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Üsküdar Diş Hastanesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, restoratif diş tedavisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Restoratif diş tedavisi nedir?</strong></p>
<p>Restoratif diş tedavisi, diş sert dokularında çürük ya da çürük dışı sebeplerden meydana gelen madde kayıplarını onaran, kaybolmuş estetik ve fonksiyonun tekrar kazanılmasını sağlayan bir diş hekimliği branşı olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, şöyle devam etti:</p>
<p>“Restoratif diş tedavisi adı altında günümüzde birçok tedavi alternatifi bulunuyor. Direkt ya da indirekt olarak uygulanabilen kompozit sistemler, porselen estetik çalışmalar, gülüş tasarımı, diş beyazlatma, diş hassasiyeti için yaptığımız tedaviler, protez öncesi restorasyon uygulamaları bu tekniklerin en önde gelenleridir.” </p>
<p><strong>Dişe zarar vermeyen biyouyumlu malzemeler kullanılıyor</strong></p>
<p>Yapılan restorasyonlar sırasında kullanılan ürünlerin estetik görünüm sağlayan ve dişe zarar vermeyen biyouyumlu malzemeler olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, “Siyah dolgular olarak bilinen ve rengi sebebiyle rahatsızlık yaratan amalgam restorasyonlar günümüzde yerini beyaz renkteki kompozit sistemlere bıraktı. Bu sayede çürük tedavisinin yanı sıra estetik görünüm de rahatlıkla sağlanabiliyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Estetik diş hekimliği uygulamaları da restoratif diş tedavisinin bir dalı”</strong></p>
<p>Kırılan, büyük çürüklere sahip, kaybedileceği düşünülen dişlerin günümüz gelişen teknolojisi ile bilgisayar destekli sistemler tarafından ağız ortamı dışında hazırlanan inlay, onlay, overlay adı ile bilinen porselen restorasyonlar sayesinde eski görünümüne kavuşabildiğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, “Estetik diş hekimliği uygulamaları da restoratif diş tedavisinin bir dalıdır. Genel görünümünden memnun olmayan gülüşü etkileyebilecek ön bölge dişlerinde yapılan gerekli estetik uygulamalar ile hayal ettikleri görünüme ulaşılabiliyorlar.” dedi. </p>
<p><strong>Yeni bir gülüş de oluşturulabiliyor</strong></p>
<p>Beyazlatma uygulamaları ile diş rengini istenilen tona ulaştırabilmenin de mümkün olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, “Kompozit veya porselen materyaller ile tasarlanan ve dişlerde madde kaybı yaratmadan uygulanabilen laminalar sayesinde dişlerin form ve şekil bozuklukları düzeltiliyor ve yeni bir gülüş oluşturulabiliyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dislerinizi-yeniden-sekillendirerek-gulusunuzu-yenileyebilirsiniz-restoratif-dis-tedavisi-estetik-ve-fonksiyonu-yeniden-kazandiriyor-459533">Dişlerinizi yeniden şekillendirerek gülüşünüzü yenileyebilirsiniz! Restoratif diş tedavisi, estetik ve fonksiyonu yeniden kazandırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser Tedavisi Süresince Aktif Hayata Devam Etmek Önemli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisi-suresince-aktif-hayata-devam-etmek-onemli-453129</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Apr 2024 12:38:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aktif]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[etmek]]></category>
		<category><![CDATA[hayata]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[süresince]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453129</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medicana Ataköy Hastanesi; sunucu ve TV programcısı Gözde Kuyumcu ile Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Günaldı’nın katılımıyla Kansere Karşı Bir Işık Yak seminerine ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisi-suresince-aktif-hayata-devam-etmek-onemli-453129">Kanser Tedavisi Süresince Aktif Hayata Devam Etmek Önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Medicana Ataköy Hastanesi; sunucu ve TV programcısı Gözde Kuyumcu ile Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Günaldı’nın katılımıyla Kansere Karşı Bir Işık Yak seminerine ev sahipliği yaptı. </strong></p>
<p><strong>Genç ekran yüzü Gözde Kuyumcu’nun kanseri yenme yolculuğunu anlattığı seminerde, Prof. Dr. Meral Günaldı da kanser tedavisindeki son gelişmeleri aktardı. Prof. Dr. Günaldı “Erken evrede konan tanılar sayesinde artık kanserden korkmuyoruz” dedi. </strong></p>
<p>Medicana Ataköy Hastanesi’nde gerçekleştirilen &#8220;Kansere Karşı Işık Ol, İlham Ver: Kansere Karşı Bir Işık Yak” başlıklı seminerde; sunucu ve TV programcısı Gözde Kuyumcu ile Medicana Ataköy Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Günaldı bir araya geldi.</p>
<p><strong>İlk iki yıl tedavi süreci açısından en önemli dönem </strong></p>
<p>Kanser tedavisindeki son gelişmeler hakkında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Meral Günaldı, “Erken evrede konan tanılar sayesinde artık kanserden korkmuyoruz.  Halk arasında akıllı ilaç olarak bilinen ilaçlar ve kanser tedavisindeki gelişen yöntemler sayesinde kişiye özel bir şekilde tedaviye karar vermekteyiz. Kanser teşhisi sonrası takip ve hastalığın kontrol dönemleri çok önemli. İşin cerrahi kısmı kadar operasyon sonrası süreç de hastalığın seyri açısından oldukça kritik. Kişi, bu hastalığı kabul ederek tedavi sürecini iyi yönetmeli. İlk iki yıl tedavi süreci açısından en önemli dönem. Hastaların tedavi sürecinde aktif hayatlarına devam etmeleri de psikolojik açıdan gerekli. Hedefimiz hastalığın tam tedavisi, bilimsel araştırmalar da bu yönde” dedi.</p>
<p><strong>Tedavi sürecinde moral ve motivasyon büyük önem taşıyor</strong></p>
<p>Kanseri yenme yolculuğunda yaşadıklarını aktaran Gözde Kuyumcu ise “Kanser konusunda erken teşhis çok önemli, özellikle bu konuda bilinçli olunması gerekli. Çok yoğun çalıştığım bir dönemde zihinsel anlamda hiç de hazırlıklı olmadığım bir zamanda bu teşhis bana konulmuştu. Teşhis ardından hemen operasyona alındım ve operasyon başarılı geçti. Kanserde her vaka aslında kişiye özgü özellikler taşıyor. Bugün, artık akıllı ilaçlar sayesinde kanser tedavisinde büyük bir yol alınmış durumda. Ülkemizdeki doktorlar bu alanda çok yetkin ve tüm süreçte hepsi, her anda yanımda bulundu. Kanser tedavisinin kafada büyütülecek kadar büyük bir süreç olmadığının altını çizmem gerek, rutin kontrollere dikkat edilmesi büyük önem teşkil ediyor. Kanserde farkındalık çok yüksek olmadığı için kanser hastaları çevreleri tarafından zaman zaman yanlış yönlendirilebilmekte. En önemlisi de sürecin psikolojik yönü, bu süreçte çözüm odaklı ve metanetli olunması gerekiyor. Bu dönemde ben de bir psikiyatristten destek aldım. Moral ve motivasyon yüksek olunca bu süreç daha kolay atlatılıyor” şeklinde konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisi-suresince-aktif-hayata-devam-etmek-onemli-453129">Kanser Tedavisi Süresince Aktif Hayata Devam Etmek Önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesinde, dünyada diş hekimliği fakültesi bünyesinde kurulan ilk MR ünitesi ile özel gereksinimli bireylere diş tedavisi hizmetinin verileceği sedasyon ünitesi açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ankara-universitesi-dis-hekimligi-fakultesi-hastanesinde-dunyada-dis-hekimligi-fakultesi-bunyesinde-kurulan-ilk-mr-unitesi-ile-ozel-gereksinimli-bireylere-dis-tedavisi-hizmetinin-verilecegi-sedasyon-u-449105</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2024 15:54:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[bireylere]]></category>
		<category><![CDATA[bünyesinde]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereksinimli]]></category>
		<category><![CDATA[hastanesinde]]></category>
		<category><![CDATA[hekimliği]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetinin]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kurulan]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[sedasyon]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[ünitesi]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[verileceği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=449105</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, rektör yardımcıları, dekanlar, enstitü ve MYO müdürleri ile genel sekreter ve daire başkanlarının katılımıyla gerçekleşen törende, önce MR ünitesinin, daha sonra sedasyon ünitesinin açılışı yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ankara-universitesi-dis-hekimligi-fakultesi-hastanesinde-dunyada-dis-hekimligi-fakultesi-bunyesinde-kurulan-ilk-mr-unitesi-ile-ozel-gereksinimli-bireylere-dis-tedavisi-hizmetinin-verilecegi-sedasyon-u-449105">Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesinde, dünyada diş hekimliği fakültesi bünyesinde kurulan ilk MR ünitesi ile özel gereksinimli bireylere diş tedavisi hizmetinin verileceği sedasyon ünitesi açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, rektör yardımcıları, dekanlar, enstitü ve MYO müdürleri ile genel sekreter ve daire başkanlarının katılımıyla gerçekleşen törende, önce MR ünitesinin, daha sonra sedasyon ünitesinin açılışı yapıldı.</p>
<p>Rektör Ünüvar, Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinin, çok özgün özellikleri olan, çok üst düzey diş tedavisi hizmetleri veren, aynı zamanda çok nitelikli diş hekimleri yetiştiren Türkiye’nin en güzide, en gözde diş hekimliği fakültelerinden biri olduğunu vurguladı.</p>
<p>Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinin yakın zamanda 11 bin 900 metrekare alana sahip eski binasından 39 bin metrekare kapalı alan sahip yeni binasına taşındığını anımsatan Ünüvar, “Burası, sadece fiziki büyüklük değil, aynı zamanda çok nitelikli diş hizmetlerinin de verilebileceği hale geldi. Örneğin engelli bireylerin ve özellikle engelli çocukların diş tedavisi son derece zordur. Onları genel anestezi altında yapmak lazım. Burası engelli bireylere en güzel diş hekimliği hizmeti veren önde gelen fakültelerimizden birisi haline geldi” diye konuştu.</p>
<p>Dünyada Diş Hekimliği Fakültesinde Bulunan İlk MR Ünitesi</p>
<p>Bugün de iki önemli ünitenin açılışını gerçekleştirmek için bir arada olduklarını ifade eden Ünüvar, “Avrupa’da hatta dünyada içinde MR ünitesi olan ilk diş hekimliği hastanesi ve ilk diş hekimliği fakültesi oluyoruz. Burada baş-boyun bölgesi ağırlıklı olmak üzere, sahip olduğu nitelikleri itibarı ile gerektiği zaman Tıp Fakültemizin de özellikle farklı alanlardaki MR hizmetleri de yerine getirilebilecek. Biz bununla aynı zamanda tıp fakültemizin üzerindeki yoğun iş yükünün de bir kısmını diş hekimliği olarak almış olacağız” dedi.</p>
<p>Böylelikle fakültelerin, akademisyenlerin birbirinden destek alarak daha nitelikli hizmet verebilmesi, daha nitelikli eğitim hizmeti sunabilmesi imkânının da kazanılmış olacağının altını çizen Ünüvar, “Buranın sadece Diş Hekimliği Fakültemize değil, Tıp Fakültemize ve dolayısıyla da onun uhdesindeki insanlarımıza hizmet edecek bir ünite olduğunu görüyoruz. Bundan da gurur duyuyoruz. Dünyada diş hekimliği fakültesinde bulunan ilk MR ünitesini açıyoruz. Hayırlı uğurlu olsun” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Özel Gereksinimli Bireylere Diş Tedavisi Hizmeti</p>
<p>Ünüvar, bir diğer açılışı yapılan sedasyon ünitesinin de Türkiye’de diş hekimliği fakülteleri arasında ilk olduğunu kaydetti. Ünüvar, özellikle özellikli diş hekimliği hizmeti gerektiren, özel gereksinimli bireyler için, sedasyon gerektiren bireyler için hazırlanan çok önemli bir ünite olduğuna dikkat çekerek, “İnşallah güzel hizmetlere vesile olur” dedi.</p>
<p>Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kaan Orhan da diş hekimliği fakülteleri içinde kurulan ilk MR ünitesine sahip olmaktan gurur duyduklarını belirterek, MR ünitesinde aynı zamanda Tıp Fakültesine de destek verileceğini kaydetti.</p>
<p>Özel gereksinimli bireylere diş tedavisi hizmetinin verileceği sedasyon ünitesi ile ilgili de bilgi veren Orhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu sedasyon üniteleri bizim için çok önemli. Ankara’da hatta Türkiye’de bu bir ilk olacak. Özellikle özel tedavi gereksinimi olan çocuklarımıza biz sadece diş çekimi yapabiliyorduk, ancak şu anda normal bir hastaymış gibi kanal tedavisi, dolgu hatta estetik olarak köprülerini yapar hale geleceğiz. Bu alt yapıda olan şu an için herhangi bir diş hekimliği fakültesi mevcut değil. Bu sebepten dolayı ileride bunu genişleterek özel tedavi gereksinimi olan çocuklarımıza ve erişkin bireylerimize bu hizmeti Ankara Üniversitesi olarak sunacağız.”</p>
<p>Yapılan konuşmaların ardından rektör, rektör yardımcıları, dekanlar, enstitü ve MYO müdürleri tarafından ünitelerin açılış kurdeleleri kesildi. Üniteleri gezen katılımcılara, dekan tarafından bilgilendirmelerde bulunuldu. Açılışa katılanlar, daha sonra hep bir birlikte iftar yaptı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ankara-universitesi-dis-hekimligi-fakultesi-hastanesinde-dunyada-dis-hekimligi-fakultesi-bunyesinde-kurulan-ilk-mr-unitesi-ile-ozel-gereksinimli-bireylere-dis-tedavisi-hizmetinin-verilecegi-sedasyon-u-449105">Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesinde, dünyada diş hekimliği fakültesi bünyesinde kurulan ilk MR ünitesi ile özel gereksinimli bireylere diş tedavisi hizmetinin verileceği sedasyon ünitesi açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli bilim insanları Prof. Dr. Çankaya ve Prof. Dr. Güneri, ağız kanseri belirtileri ve tedavisi ile ilgili önemli bilgiler verdiler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insanlari-prof-dr-cankaya-ve-prof-dr-guneri-agiz-kanseri-belirtileri-ve-tedavisi-ile-ilgili-onemli-bilgiler-verdiler-448845</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2024 09:08:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[güneri]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[insanları]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[verdiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=448845</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda kanser hastalığına ve kanser türlerine dikkat çekmek, kanser konusunda farkındalığın oluşmasını sağlamak amacıyla ülkemizde her yıl 1-7 Nisan tarihleri arasında “Ulusal Kanser Haftası” kapsamında çeşitli bilgilendirme etkinlikleri düzenleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insanlari-prof-dr-cankaya-ve-prof-dr-guneri-agiz-kanseri-belirtileri-ve-tedavisi-ile-ilgili-onemli-bilgiler-verdiler-448845">Egeli bilim insanları Prof. Dr. Çankaya ve Prof. Dr. Güneri, ağız kanseri belirtileri ve tedavisi ile ilgili önemli bilgiler verdiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Toplumda kanser hastalığına ve kanser türlerine dikkat çekmek, kanser konusunda farkındalığın oluşmasını sağlamak amacıyla ülkemizde her yıl 1-7 Nisan tarihleri arasında “Ulusal Kanser Haftası” kapsamında çeşitli bilgilendirme etkinlikleri düzenleniyor. </span></p>
<p><span>Bu kapsamda, Ege Üniversitesi (EÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Hülya Çankaya ve Prof. Dr. Pelin Güneri tüm dünyada önemli bir sağlık sorunu haline gelen ağız kanseri konusunda önemli açıklamalarda bulundu. </span></p>
<p><span>Ağız kanseri ve belirtileri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Güneri, “Ağız kanseri toplumda meme kanseri, akciğer kanseri kadar tanınmayan ve daha çok erkeklerde görülen bir kanser türüdür. Son zamanlarda ağız kanseri vakaları 30’lu yaşlara kadar inmiştir ve tüm kanser türleri sıralamasında sekizinci sırada yer almaktadır. Çok sinsi ilerleyen bir hastalık olduğundan bizler hastalarımıza 3’üncü veya 4’üncü evrede tanı koyabiliyoruz. Vücudumuzdaki değişikliklerin nasıl farkındaysak aslında ağzımızdaki değişikliklerin de farkında olmamız gerekiyor; ancak hastalık ilerleme sürecinde hastada hiçbir şikâyet yaratmıyor. Hasta ses kısıklığı, yutma güçlüğü, dil hareketinde bozukluk, dişlerde sebepsiz sallanma veya o bölgede herhangi bir şişlik meydana geldiğinde, ağızda bir renk değişikliği ve yara olduğunda, uyuşukluk veya tat değişikliği oluştuğunda hekime geliyor. Bu nedenle tanı geç evrelerde konabiliyor ve geç kalındığında da, yaklaşık 5 yıl içerisinde hastaların yarısını kaybediyoruz” dedi. </span></p>
<p><span>Ağız kanserinde tedavi yöntemlerinden bahseden Prof. Dr. Güneri, “Hastayı gördüğümüz zaman ağızda yakınmalarına sebep olabilecek bütün faktörleri ortadan kaldırıyoruz ve hastayı takibe alıyoruz. Hastada tüm etkenleri ortadan kaldırdıktan sonra yaklaşık iki hafta bekliyoruz ve hastayı yeniden görüyoruz. Eğer herhangi bir iyileşme yoksa o zaman mutlaka biyopsi alıyoruz. Bir diğer değerlendirme yöntemi olarak ‘vital boyama’ işlemi de yapıyoruz.  Boyama yöntemi kanser riski taşıyan bölgeleri ağızda daha rahat seçmemize olanak sağlıyor. Ege Üniversitesi bu yöntemi kullanan ilk üniversitelerden biri ve bu konuda öncüyüz. Bunun dışında; boyayla reaksiyon veren bölgelerde de biyopsi fırçası kullanılarak hastada herhangi bir cerrahi işlem olmaksızın değerlendirme yapabiliyoruz. Fırça biyopsisini yapmak için patentini aldığımız bir fırça üretimimiz bulunuyor. Her ne kadar üretimini çeşitli sebeplerden dolayı gerçekleştirememiş olmamıza rağmen, bu alandaki çalışmalarımız devam ediyor” diye konuştu. </span></p>
<p><b><span>“Sigara, alkol tüketimi ve ağız hijyeni en önemli etkenler”</span></b></p>
<p><span>Ağız kanserine neden olan etkenlere ve tanının gecikmesinin sebeplerine değinen Prof. Dr. Güneri, “Ağız kanserini tetikleyen birçok faktörün olduğunu biliyoruz. Diğer kanser türlerinde olduğu gibi, alkol ve tütün kullanımı ağız kanseri oluşumunda da birinci faktör olarak karşımıza çıkıyor. Biz her sağlıklı bireye yılda bir kez hekim kontrolü öneriyoruz; ancak 65 yaş üzerindeyseniz, ağız hijyeniniz iyi değilse, sigara ve alkol tüketiyorsanız daha sık doktor kontrolüne gitmenizi tavsiye ediyoruz. Ağız kanserinde geç tanı sebeplerinden ilki hastaların korktuğu için hekime gelmemesi ve ağız sağlığını önemsememesidir. İkincisi, hekimlerin kanser olgularını ağızda hep karşılaştığımız kanser olmayan diğer lezyonlardan ayırt etmekte zorluk çekmeleridir. Üçüncü sebep ise sistemden kaynaklı geç tanıdır. Tanı konduktan tedavinin başlangıcına dek geçen sürenin uzun olması büyük bir kayıp olduğundan, bizler bu süreyi hastaları ve hekimleri eğiterek kısaltmaya çalışıyoruz” dedi. </span></p>
<p><b><span>“Biz hastanın yolculuğunda onun yol arkadaşı oluyoruz”</span></b></p>
<p><span>Ağız kanserinin tedavisi ve tedaviye bağlı olarak hastaların yaşadığı zorluklardan bahseden Prof. Dr. Hülya Çankaya, “Ağız kanseri teşhisi konmuş hastalarımıza 3 ayrı tedavi yöntemi uygulanıyor. Bu yöntemler kanserin yerine, tipine, büyüklüğüne, hastanın durumuna ve birçok farklı faktöre bağlı olarak değişiyor. Birisi cerrahi tedavi; kanserli dokunun ve altındaki kemiğe yayılması durumunda kemiğin çıkarılmasıdır. Diğeri kemoterapi de dediğimiz ilaç tedavisidir. Üçüncüsü  ise radyasyon tedavisi yani halk arasında bilinen adıyla ışın tedavisidir. Bunlar tek başına kullanılabileceği gibi birlikte de uygulanabilen tedavilerdir. Kemoterapi dediğimiz ilaç tedavisi ve radyasyon tedavisinde hastanın yaşantısını olumsuz etkileyen bazı yan etkiler görülmektedir. Cerrahi tedavi yapılan hastalarda ise sağlıklı dokudan da biraz alınmak zorunda kalındığından büyük defektler yani yüzde ve boyunda deformiteler, estetik olarak bozulmalar meydana gelmektedir. Dünyada bu konuda çalışma yapan birçok uluslararası kuruluş tarafından ağız hijyeni iyi olan hastalarda kanser tedavisinde oluşan yan etkilerin görülme sıklığının az olduğu belirlenmiştir. Yan etkileri önlemek için hasta ağız kanseri tanısı alır almaz, hekimlerin hastalarını bize de göndermelerini istiyoruz. Böylelikle bizler hastaların ağız bakımını kanser tedavisinden önce yapabiliyor ve hastaların ağız sağlığı için gerekli olan işlemleri uygulayabiliyoruz. Bunun dışında hastalara birtakım önerilerde bulunuyoruz. Hastalara sabah-akşam dişlerini flor oranı yüksek diş macunları kullanarak fırçalamalarını, bol su tüketerek ağızı sürekli nemli tutmalarını, asitli baharatlı gıdalardan kaçınmalarını, alkol ve sigara tüketiminden uzak durmalarını öneriyoruz. Kısacası, tanı konduğu andan itibaren hastanın yanında oluyoruz, tedavi öncesinde, tedavi sırasında onun yanındayız ve tedavi tamamlandıktan sonra da yanında olmaya devam ediyoruz. Biz hastanın yolculuğunda onun yol arkadaşı oluyoruz” diye konuştu.</span></p>
<p><span>Diş Hekimliği Fakültesi’nin halkın ve diş hekimlerinin yanı sıra, onkoloji hastalarının bakımını sağlayan hemşirelerin ve hasta yakınlarının da eğitimlerini sağlayan birçok projenin koordinatörü olduğunu belirten Prof. Dr. Çankaya, fakülte web sitesinde onkoloji hastalarının ağız bakımlarına ilişkin bilgilerin yer aldığı bir bağlantının da yer aldığını söyledi.</span></p>
<p><b><span>         “EÜ Yüz ve Ağız Lezyonları Konseyi Türkiye’de bir ilk”</span></b></p>
<p><span>Prof. Dr. Güneri, “Ege Üniversitesi olarak ağız kanseri konusuna oldukça önem veriyoruz. Bunun sonucu olarak, Türkiye’de, hastayı her açıdan değerlendirebilen bir konsey olan ‘EÜ Yüz ve Ağız Lezyonları Konseyi (EGEYA)’ EÜ Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fazıl Apaydın öncülüğünde 2009 yılında kuruldu. Bu konsey, tıp fakültesinden kulak burun boğaz, dermatoloji, patoloji, radyasyon onkolojisi, diş hekimliğinden ise Oral Diagnoz, Periodontoloji ve Cerrahi Anabilim dallarından hekimlerin bir arada olduğu ve hastayı birlikte değerlendirdikleri uluslararası standartlardaki bir konseydir. 2009 yılından pandemi dönemine kadar her hafta ağız kanseri hastalarının değerlendirildiği bu konseyde pek çok hastaya çare olmaya çalıştık. Ayrıca konseyin düzenlediği uluslararası toplantılarla deneyimlerimizi diğer hekimlerle paylaştık ve ülkemizdeki üniversitelere de bu konuda öncü olduk” dedi. </span></p>
<p><span>Ağız kanseri ve ağız sağlığı konusunda bir sosyal sorumluluk projesi de yürüttüklerini belirten Prof. Dr. Güneri ve Prof. Dr. Çankaya, “</span><span>Ege Üniversitesi Rektörlüğü ile İzmir İl Sağlık Müdürlüğü arasında imzalanan<br />İşbirliği Protokolü kapsamında öğrencilerimizle gerçekleştirdiğimiz ‘Ağız Kanserlerinde Erken Teşhisin Önemi’ başlıklı sosyal sorumluluk projesi ile bilgilendirici broşürler hazırladık. Bu broşürleri, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası etkinlikleri kapsamında hastalarımıza dağıtarak, onların ağız kanseri konusundaki farkındalıklarını artırmayı hedefledik” diye konuştu.</span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insanlari-prof-dr-cankaya-ve-prof-dr-guneri-agiz-kanseri-belirtileri-ve-tedavisi-ile-ilgili-onemli-bilgiler-verdiler-448845">Egeli bilim insanları Prof. Dr. Çankaya ve Prof. Dr. Güneri, ağız kanseri belirtileri ve tedavisi ile ilgili önemli bilgiler verdiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adı nadir, tedavisi yetim, etkileri ağır: Nadir Hastalıklar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/adi-nadir-tedavisi-yetim-etkileri-agir-nadir-hastaliklar-444907</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Feb 2024 21:00:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[adı]]></category>
		<category><![CDATA[ağır]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[nadir]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444907</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kistik fibrozis, fenilketonüri ve SMA hastalığı gibi yenidoğan bebeklerde taranan, son zamanlarda bazılarının adını daha sık duyduğumuz nadir hastalıklar, tüm dünyada yaklaşık 7 bin hastalığı kapsıyor ve bu hastalıklar 300 milyon kişiyi etkiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/adi-nadir-tedavisi-yetim-etkileri-agir-nadir-hastaliklar-444907">Adı nadir, tedavisi yetim, etkileri ağır: Nadir Hastalıklar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kistik fibrozis, fenilketonüri ve SMA hastalığı gibi yenidoğan bebeklerde taranan, son zamanlarda bazılarının adını daha sık duyduğumuz nadir hastalıklar, tüm dünyada yaklaşık 7 bin hastalığı kapsıyor ve bu hastalıklar 300 milyon kişiyi etkiliyor.</p>
<p>Nadir hastalık, 2 bin kişiden 1’inde veya daha az görülen hastalıkların tümünü içinde barındıran bir şemsiye terim olarak kullanılıyor. Yani bu hastalıkların bazıları 2 bin kişiden 1’inde görülse de bazı nadir hastalıklara milyonda 1 rastlanıyor. Bu hastalıkların içinde; nadir olanlar, ultra-nadir olanlar, hatta nano-nadir olan hastalıklar var. Hal böyle olunca adı “nadir” olsa da nüfusun yüzde 6 ila 8’ini etkiliyor.  Çok sayıda kişinin yaşamını etkileyen bu hastalıklara dikkat çekmek üzere her 4 yılda bir takvimlerde gördüğümüz 29 Şubat, bu özelliğinden dolayı Nadir Hastalıklar Farkındalık Günü için seçilmiş. Her yıl 28 ya da 4 yılda bir 29 Şubat’ta çeşitli farkındalık çalışmalarıyla toplumun dikkatinin nadir hastalıklara çekilmesi ve bilgilendirilmesi hedefleniyor. Nadir hastalıklarla ilgili <strong>Acıbadem Üniversitesi Nadir Hastalıklar ve Yetim İlaçlar Uygulama ve Araştırma Merkezi (ACURARE) Müdürü ve Çocuk Genetik Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Alanay</strong>’dan bilgi aldık. </p>
<p><strong>Çocukluk çağında tanı konuyor</strong></p>
<p>Nadir hastalıkların yüzde 80’inin nedeni genetik olunca, hastaların neredeyse yarısını çocuklar oluşturuyor. Bu hastalıkların yüzde 95’inin tedavisi olmadığı için çocukların yüzde 30’u 5 yaşına gelmeden hayata veda ediyor. Hastaların yüzde 50’sine çocukluk çağında teşhis konulduğunu belirten <strong>Çocuk Genetik Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Alanay,</strong> “Nadir hastalık görülen bireylerde tanı süreci bazen yılları alıyor, bu süreçte hastaların farklı branştan pek çok hekime görünmesi gerekebiliyor, bazı hastalarda tanı geç konulduğu için de tedavi şansı ortadan kalkıyor. Ayrıca çoğu nadir hastalığın tedavisi bulunmuyor. Bu nedenlerle ne yazık ki nadir hastalıkla dünyaya gelen her 10 çocuktan 3’ü beş yaşından önce hayatını kaybediyor” diyor. Bir yaş altındaki çocuk ölümlerinin yüzde 35’i yine bu nadir hastalıklardan kaynaklanıyor. </p>
<p><strong>Akraba evlilikleri bu çekinik kalıtılan nadir hastalıkları artırıyor</strong></p>
<p>Ülkemizde yaklaşık 6-7 milyon kişinin nadir hastalıklara sahip olduğu tahmin ediliyor. Erken tanı ve tedavi uygulanmadığı durumda çoğu nadir hastalık metabolik, kronik ve hatta ölümcül şekilde ilerleyebiliyor. Nadir hastalıkların yüzde 80’inin genetik faktörlerden kaynaklandığına dikkat çeken Prof. Dr. Yasemin Alanay, “Nadir hastalıklarda genetik nedenler ilk sırada. Tüm hastalıkların ancak yüzde 20’si çevresel ya da bilinmeyen nedenlere bağlı olarak gelişiyor. Yüzde 80’inin genetik olması, akrabalar arasında olan evlilik sonucu çocukların bu hastalıklarla karşılaşma olasılığını yükseltiyor. Maalesef ülkemizde akraba evliliği yüzde 21, yani her 5 evlilikten biri akraba evliliği. Bu yüksek oran anne babanın taşıyıcılığı nedeniyle ortaya çıkan nadir hastalıkların sıklığını artırıyor. Bunun sonucunda da genetik geçişli ve çekinik olarak kalıtılan hastalıklara ülkemizde Avrupa ve ABD’den daha çok rastlanıyor” diyor. </p>
<p><strong>Tedavide “Yetim İlaç” kullanılıyor</strong></p>
<p>7 binden fazla hastalığı kapsayan nadir hastalıklar, farklı kişilerde ve aynı ailenin farklı üyelerinde bile farklı seyir izleyebiliyor. Tedavisi olan ancak nadir olduğu için pahalı ilaçların kullanılması gereken durumlarda aileler özel bakım ve tedavi yöntemlerine, ilaçlara, sarf malzemelerine, özel besinlere ve tıbbi cihazlara ulaşmakta güçlük çekiyor. Araştırma-geliştirme süreçlerinin ise oldukça uzun, zor ve maliyetli olması nedeniyle nadir hastalık ilaçları “Yetim İlaç” olarak adlandırılıyor. Çoğu yurtdışında üretilen bu ilaçların ruhsatlı olmayanları ancak Türk Eczacıları Birliği (TEB) aracılığıyla hastalara ulaştırılıyor.  </p>
<p><strong>Nadir Hastalıklar Merkezi ve İSTisNA Platformu kuruldu</strong></p>
<p>Nadir hastalıklar, tek başına ele alındığında nadir oldukları için bilimsel veri az, çalışmalar kısıtlı, tanı ve tedavi yöntemleri ise büyük oranda eksik. Bu nedenle  nadir hastalığa sahip bireylerin önemli bir kısmında hastalıklarına yol açan sebeplerin belirlenemediğine ve tanıların konulamadığına dikkat çeken Prof. Dr. Yasemin Alanay; nadir hastalıklara sahip bireylerin tanı alana kadar sağlık sistemleri içinde birçok tetkikten geçirilmesinin ve hatta yanlış tedavi uygulamalarına maruz bırakılmasının hem ciddi bir halk sağlığı sorunu hem de sağlık ekonomisi için ciddi bir kayıp yarattığını vurguluyor.  Acıbadem Üniversitesi bünyesinde 2017 yılında kurulan “Nadir Hastalıklar ve Yetim İlaçlar Uygulama ve Araştırma Merkezi-ACURARE” ile nadir hastalıklar ve bu hastalıkların tedavisinde kullanılan yetim ilaçlar alanında tanı ve tedavi olanaklarının iyileştirilmesini, bilimsel ve klinik araştırmaların artırılmasını, hastaların yaşam kalitesinin yükseltilmesini ve katılımlarının sağlanmasını, var olan kaynakların geliştirilmesini ve daha verimli kullanılmasını amaçladıklarını belirten  Prof. Dr. Yasemin Alanay, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu amaca yönelik olarak 2022 yılında İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) tarafından desteklenen, Acıbadem Üniversitesi ve ACURARE yürütücülüğü ve İstanbul Üniversitesi ortaklığı ile “İStanbul Tanısız ve NAdir Hastalıklara Çözüm Platformu-İSTisNA” Projesi, tasarlandı. Biyobanka, çevrimsel araştırmalar ve tanısız hastalıklar programı gibi tanı ve tedaviye ışık tutabilecek faaliyetleri bünyesine katarak ve yoğun eğitim faaliyetleri, farkındalık ve yaygınlaştırma çalışmaları ile sosyal yönden de destek olabilecek bir platform kurulmasını amaçlamaktadır. Platform; tanısız ve nadir hastalıklar alanında hasta ve hasta dernekleri, bilim insanları, kamu kuruluşları ve toplumun geneline yönelik sağlık sistemi organizasyonunun sağlanması, bu alanda araştırma faaliyetlerinin artırılması ve bu faaliyetleri gerçekleştirecek paydaşları bir araya getirme, ulusal ve uluslararası biyobankaların entegrasyonu ve yine bu alanda bilim insanlarının yetiştirilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirmeyi hedeflemektedir. Bunlara ek olarak ülkemizde nadir hastalıkların ekonomik yükünün tespiti için örnek hastalıklar seçilerek, tanı, tedavi ve idame süreçlerinde ortaya çıkan ekonomik yükün belirlenmesi amaçlanıyor. Ayrıca bu çalışma ve araştırmalardan elde edilecek bulgular ile orta vadede yetim ilaç çalışmalarına da destek sağlanması planlanmaktadır”</p>
<p><strong>Çocuk Genetik Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Alanay</strong> bazı nadir hastalıklar hakkında şu bilgileri veriyor. </p>
<p><strong>Saçları ve kirpikleri de beyaz!</strong></p>
<p><strong>Albinizm:</strong> Cildimizin, kaş, kirpik ve göz rengimizi belirleyen genetik özelliklerimiz. Anne babadan alınan özelliklere renk veren ise melanin pigmentleri. Albinizm hastalarında melanin pigmenleri oluşmuyor. Dolayısıyla bembeyaz bir cilt, beyaz kirpik ve kaşlarla dünyaya geliyorlar. Melanin pigmentlerinin olmaması onları güneş ışınlarına karşı hassas hale getiriyor, dikkat edilmezse cilt kanserine yakalanma oranları yükseliyor. </p>
<p><strong>Çok Semptom bir Sendrom</strong></p>
<p><strong>CHARGE Sendromu: </strong>Kolobom, kalp problemleri, arka burun deliklerinin kapalı olması, Büyüme ve gelişme geriliği, genital organ anomalileri, kulak anomalileri gibi çoklu semptomlarla seyreden ve adını da bu semptomların baş harfinden alan nadir bir hastalık. CHD7 genindeki mutasyonlar genelde ilk kez ve tesadüfen ortaya çıkıyor. Bebeklik döneminde ortaya çıkan pek çok sağlık sorunu hayati tehlikelere neden olabiliyor. </p>
<p><strong>Sinir ucu tümörleri</strong></p>
<p><strong>Nörofibromatozis:</strong> Dünya genelinde yaklaşık olarak 3000 kişide bir görülen bu hastalığın farklı tipleri, farklı şiddette gözlenir ve kesin bir sıklık vermek zordur. NF’nin en sık görülen belirtileri arasında deri lekeleri, tümörler, kemik anomalileri, optik sinir gliomu, nörofibromlar ve diğer nörolojik semptomlar yer alır. Tanı yöntemleri klinik muayene ve genetik testlere dayanmaktadır, ancak bilinen bir tedavisi yoktur. </p>
<p><strong>Yaşamı tehdit ediyor</strong></p>
<p><strong>Spinal müsküleratrofi (SMA):</strong> Süt çocukluğu döneminde yaşamı tehdit edebilecek kadar ağır olan hastalığın nedeni omurilik ön boynuz hücrelerinin ilerleyici kaybı olarak açıklanıyor. Başlıca belirtisi ilerleyici kas güçsüzlüğü olan ve 10 binde bir görülen bu hastalığın bilinen bir tedavisi bulunmuyor. </p>
<p><strong>Vosoritide tedavisi ile boy kısalığının şiddeti azalıyor!</strong></p>
<p><strong>Akondroplazi: </strong>Orantısız şiddetli boy kısalığına neden oluyor, 20 binde bir görülüyor. Bebeklikte hidrosefali, ani felce ve hatta ölüme neden olabiliyor. Büyürken sık kulak iltihabı, boy kısalığının yarattığı fiziksel güçlükler yaşam kalitesini etkiliyor. Yakın zamanda ilaç tedavisi ile kemik uzaması sağlanıyor.</p>
<p><strong>En sık görülen genetik hastalıklardan biri</strong></p>
<p><strong>Kistik Fibrozis:</strong> Kalıtsal hastalıklar içinde en sık görülenler arasında yer alıyor. Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, ishal-beslenme bozukluğu ve pankreas yetmezliğiyle ilerliyor. Henüz kesin bir tedavisi bulunmasa da yoğun destek tedavisiyle hasta yetişkin yaşlara kadar hayatına devam edebiliyor.</p>
<p><strong>Her lokmalarını özenle seçmeleri gerekiyor</strong></p>
<p><strong>Fenilketonüri:</strong> Fenilalanin isimli aminoasidin metabolize edilmesini sağlayan enzimin eksikliği sonucu oluşan bir hastalık. Ülkemizde 4 bin 500 kişiden birinde rastlanıyor. Yaşam boyu diyet ve takip gerektiriyor. Uygun tedavi uygulanmadığı takdirde ağır zihinsel engele neden olabiliyor. Bu nedenle hastaların her bir lokmalarını özenle seçmeleri gerekiyor. Günümüz tıp teknikleriyle doğum öncesi tanı konulabiliyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/adi-nadir-tedavisi-yetim-etkileri-agir-nadir-hastaliklar-444907">Adı nadir, tedavisi yetim, etkileri ağır: Nadir Hastalıklar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alzheimer Hastalığının Tedavisi İçin Heyecan Yaratan Çalışma: Gen, Yenilikçi İlacı Sul-238&#8217;in Faz 1 Çalışmasını Başlattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alzheimer-hastaliginin-tedavisi-icin-heyecan-yaratan-calisma-gen-yenilikci-ilaci-sul-238in-faz-1-calismasini-baslatti-443652</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Feb 2024 21:00:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[başlattı]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmasını]]></category>
		<category><![CDATA[faz]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığının]]></category>
		<category><![CDATA[heyecan]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[ilacı]]></category>
		<category><![CDATA[sulin]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yaratan]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=443652</guid>

					<description><![CDATA[<p>GEN, Alzheimer ve diğer nörodejeneratif hastalıkların tedavisinde kullanılması hedeflenen yenilikçi araştırma ilacı SUL-238'in sağlıklı gönüllülerle yapılan Faz 1 klinik çalışmasına başlandığını bildirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-hastaliginin-tedavisi-icin-heyecan-yaratan-calisma-gen-yenilikci-ilaci-sul-238in-faz-1-calismasini-baslatti-443652">Alzheimer Hastalığının Tedavisi İçin Heyecan Yaratan Çalışma: Gen, Yenilikçi İlacı Sul-238&#8217;in Faz 1 Çalışmasını Başlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>GEN, Alzheimer ve diğer nörodejeneratif hastalıkların tedavisinde kullanılması hedeflenen yenilikçi araştırma ilacı SUL-238&#8217;in sağlıklı gönüllülerle yapılan Faz 1 klinik çalışmasına başlandığını bildirdi.</p>
<p>Türkiye’nin önde gelen ilaç firmalarından biri olan GEN, sınıfının ilk üyesi yenilikçi araştırma ilacı SUL-238&#8217;in sağlıklı gönüllülerde yürütülecek Faz 1 klinik araştırmasına başladı. 2021 yılında, Hollanda merkezli biyoteknoloji şirketi Sulfateq BV iş birliğinde çalışmalarına başlayan GEN, Alzheimer hastalığı ve diğer nörodejeneratif hastalıkların tedavisinde kullanılması hedeflenen SUL-38 ilacının ilk dozunun 19 Şubat 2024 tarihinde uygulandığını duyurdu.</p>
<p><strong>İLAÇ, GEN LABORATUVARLARINDA ÜRETİLİYOR</strong></p>
<p>SUL-238’in Faz 1 klinik araştırmasında kullanılacak araştırma ürünlerinin formülasyon ve AR-GE stabilite çalışmaları GEN’in Ar-Ge laboratuvarlarında gerçekleştirildi ve bu araştırmada kullanılacak klinik araştırma ürünleri GEN’in üretim tesislerinde üretildi. </p>
<p><strong>ABİDİN GÜLMÜŞ: SUL-238’İ GELİŞTİRME YOLCULUĞUMUZUN BİR SONRAKİ ADIMINA GEÇTİK</strong></p>
<p>Alzheimer hastalığının tedavisine yönelik önemli bir çalışmaya imza atmanın heyecanını ve gururunu yaşadıklarını belirten GEN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür’ü Abidin Gülmüş, şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Türkiye ilaç endüstrisinin dinamik bir oyuncusu olarak, inovasyon ve küresel büyüme stratejilerimiz doğrultusunda, Alzheimer hastalığı ve diğer nörodejeneratif hastalıklara çözüm sunmak için yeni bir oral tedavi olan SUL-238&#8217;i geliştirme yolculuğumuzun bir sonraki adımına ulaşmaktan dolayı heyecan duyuyoruz. Yürüttüğümüz bu özel çalışmanın, ülkemize ve insanlığa fayda sağlayacak önemli bir adım olduğunu biliyor ve bu sorumluluk bilinci ile çalışmaya devam ediyoruz.&#8221;</p>
<p><strong>DR. NADİR ULU: BU AŞAMA, SUL-238 GELİŞTİRME PROGRAMI ADINA ÖNEMLİ BİR KİLOMETRE TAŞIDIR</strong>                                                                        </p>
<p>GEN Ar-Ge ve Klinik Operasyonlar Genel Müdür Yardımcısı Uzm. Dr. Nadir Ulu ise, şu açıklamayı yaptı:</p>
<p>&#8220;GN-001 çalışmamızda ilk sağlıklı gönüllüye ilk ilaç dozunun uygulandığını duyurmaktan gurur duyuyoruz. Bu hem GEN ve Sulfateq ekipleri hem de Alzheimer hastalığı ve diğer nörodejeneratif hastalıklarda SUL-238 geliştirme programı adına önemli bir kilometre taşıdır. Nörodejeneratif hastalıkları olan bireyler için potansiyel bir tedavi seçeneği olarak SUL-238&#8217;i geliştirmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürmeyi dört gözle bekliyoruz. Sağlıklı gönüllülerden ve klinik araştırmamızda görev alan araştırmacılardan aldığımız destekten ötürü minnettarız.&#8221;</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-hastaliginin-tedavisi-icin-heyecan-yaratan-calisma-gen-yenilikci-ilaci-sul-238in-faz-1-calismasini-baslatti-443652">Alzheimer Hastalığının Tedavisi İçin Heyecan Yaratan Çalışma: Gen, Yenilikçi İlacı Sul-238&#8217;in Faz 1 Çalışmasını Başlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser tedavisi sırasında cinsel hayat da önemsenmeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisi-sirasinda-cinsel-hayat-da-onemsenmeli-443415</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Feb 2024 21:00:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[önemsenmeli]]></category>
		<category><![CDATA[sırasında]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=443415</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser tanısı alan çiftlerde ilişki yönetimi açısından en çok göz ardı edilen ve ötelenen konulardan biri de cinsellik.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisi-sirasinda-cinsel-hayat-da-onemsenmeli-443415">Kanser tedavisi sırasında cinsel hayat da önemsenmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanser tanısı alan çiftlerde ilişki yönetimi açısından en çok göz ardı edilen ve ötelenen konulardan biri de cinsellik. Kanser tedavisi sürecinde cinselliğin yasak olmadığını, aksine belirli koşullar altında sürdürülmesinin ilişkiyi desteklediğini ve tedaviyi olumlu etkilediğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Selin Karabulut Hızlan, “Devam eden bir tedavi esnasında cinsel ilişki yasaklanmaz. Dolayısıyla eşler istediği sürece, cinsel ilişkiye girmelerinde bir sakınca yok” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Cinselliğin her yetişkinin hayatında önemli rol oynadığını ve çift ilişkisinin vazgeçilmez temellerinden biri olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Selin Karabulut Hızlan, “Kuşkusuz insanın hastalık tanısı almış partneri için endişelenmesi kadar doğal bir durum yok ancak cinsellik, doktorunuz tarafından bilhassa uygun görülmeyen durumlar haricinde kemoterapi, radyoterapi ve hormonterapi tedavilerine zarar vermez” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Kanser tedavisinde cinselliğin zararı yok yararı var</strong></p>
<p>“Keyfimiz yerindeyse, ilişkimizde her şey yolundaysa ve sağlıklıysak libidomuz yükselir ve cinsel olarak aktif olmayı, sevdiğimize fiziksel olarak yakınlaşmayı isteriz” diyen Uzman Psikolog Selin Karabulut Hızlan, “Bazı durumlarda ise; örneğin doğum yapıldığında, kötü bir haber alındığında, çok yorgun ve stresli anlarda veya hasta olunduğunda tam tersi cinsellikten uzaklaşılabilir ki bu da çok doğaldır. Bu noktada unutulmaması gereken cinselliğin de temel ve utanılmaması gereken bir ihtiyaç olduğudur. Sadece, hastaya enfeksiyon bulaşmaması açısından prezervatifle korunmaya çok dikkat edilmeli. Kemoterapi sonrası menopoz durumunda da cinsel ilişki sürdürülebilir. Teşhis sonrası ilişkide değişen roller, endişe ve sorumluluklar nedeniyle hastanın destek ve yakınlık ihtiyacı da artar. Cinsel enerjisi düşmüş olan eşlerden her ikisinin de özellikle tanı almış olan eşin yakınlık, şefkat, anlaşılma ve desteklenme ihtiyacı daha fazla olabilir” dedi.</p>
<p><strong>Güçlü bir bağa sahip olan çiftler bu zorlu süreci daha kolay atlatıyor</strong></p>
<p>Genellikle pamuk ipliğine bağlı sağlıksız ilişkilerin bu zorlu dönemde iyice bozulabildiğini söyleyen Karabulut Hızlan, “Kişinin partnerinin kanser tanısı alması elbette en az kendisinin kanser olması kadar travmatik bir durum. Kişi hem sakinliğini koruma hem de sevdiği kişiyi destekleme konusunda zorlanabilir. İlişkideki kimi sorunlar yok sayılmaya çalışılır ama bu esnada ilişki daha da karmaşık hale gelebilir. Sağlıklı ilişkiler ise güçlü destek ve iletişim sayesinde yara almaz, hatta bu süreçten daha da güçlenerek çıkar. Sorun çözme becerileri ve duygusal alandaki açık iletişimleri sayesinde süreci atlatıp yollarına devam ederler” uyarılarında bulundu.</p>
<p>Uzman Psikolog Selin Karabulut Hızlan, kanser tedavisi gören çiftlere 5 tavsiyede bulundu:</p>
<ul>
<li><strong>Anlaşılmak için iletişimi güçlü tutun: </strong>Yapılan araştırmalar, hastalık tanısı almış kişilerin en çok eşleri tarafından “anlaşılmak” istendiği yönünde bulgular veriyor. İletişiminizi güçlü tutun, empatiye önem verin. Bu sayede sorun çözme beceriniz de güçlenecek ve tedavi sürecinde ilişkinizi daha sağlıklı yürütmeyi başaracaksınız. Unutmayın; sağlıklı bir ilişkiye sahip çiftler, partnerlerinin ihtiyaçlarının ve önceliklerinin ne olduğunu anlar, birbirleriyle empati kurabilirler.</li>
<li><strong>Yanlış söylemlere kulak asmayın: </strong>Sağlıklı bir ilişkide cinsellik vardır, hastalığa rağmen vardır. Sadece sıklığı azalabilir, artabilir. Fakat asla cinsel hayat bitmez. “Yaşadığına şükret” gibi söylemlere asla kulak asmayın.</li>
<li><strong>Cinselliği hayatınızın her alanında besleyin: </strong>Cinsellik sadece cinsel bir birleşmeden ibaret değildir. Her türlü ten teması, fiziksel yakınlık, erotik sohbetler, mesajlaşmalar, şefkatli öpücükler veya sarılmalar da cinsellik kapsamına girer. Şunu unutmayın ki partnerinizle cinsel hayatınız yatak odanızla sınırlı kalmaz, hayatın her alanında her zaman besleyebileceğiniz bir durumdur.</li>
<li><strong>Çocuklarınıza dürüst olun: </strong>Unutmayın, çocuklar çift ilişkisinin kurtarıcıları veya ilişkiye katlanma sebebi olmamalı. Söz konusu tanı onların da hayatında birtakım değişiklikler yaratır. Doğru ve yeterli bilgiyi dürüstçe onlarla paylaşın.</li>
<li><strong>Hayatınızı ertelemeyin: </strong>Tedavi bitene kadar normal hayatı ertelemeyin. Tedaviye rağmen sohbet etmek, şakalaşmak, gezmek, tatile gitmek, romantizm mümkün. Bunları hayatınızdan geçici süreliğine de olsa çıkarmayın. Sizi tanımlayan şey “hastalık tanısı” olmamalı.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisi-sirasinda-cinsel-hayat-da-onemsenmeli-443415">Kanser tedavisi sırasında cinsel hayat da önemsenmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağrılarda StemWave tedavisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/agrilarda-stemwave-tedavisi-442069</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Feb 2024 21:11:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrılarda]]></category>
		<category><![CDATA[stemwave]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=442069</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanların günlük rutinlerini gerçekleştirmeyi zorlaştırabilen kas ve eklem ağrıları, bazen hareketlerin tamamen kısıtlanmasına da yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agrilarda-stemwave-tedavisi-442069">Ağrılarda StemWave tedavisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsanların günlük rutinlerini gerçekleştirmeyi zorlaştırabilen kas ve eklem ağrıları, bazen hareketlerin tamamen kısıtlanmasına da yol açabiliyor. Bu ağrılara sebep olan nedenler farklı yaş gruplarına bağlı olarak değişse de günün sonunda hayat kalitesinin olumsuz etkilendiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı, Kayroptaktist Prof. Dr. Semih Akı, “Ağrılar yüzünden hastalar oturup kalkmakta bile zorluk çekebiliyor. Bu nedenle ağrıların azaltılması ve hastanın günlük hayatını da daha düzenli devam ettirebilmesi için kas gücünü artırmaya yönelik egzersizlere ve fizik tedavi uygulamalarına başvurulabilir” açıklamasında bulundu. </strong></p>
<p>Kas ve eklem ağrılarının tedavisi için uygulanan egzersizlerin yetersiz kaldığı durumlarda, yeni bir fizik tedavi uygulaması olan StemWave’den yardım alınabildiğini paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “Kas, eklem ve iskelet sistemi kaynaklı her ağrıda etkili olan ve her yaştaki hastaya uygulanabilen yeni bir teknoloji olan StemWave tedavisi, ağrıları etkin bir şekilde azaltarak yaşam konforunu yeniden yükseltiyor. Bölgede hücresel, dokusal ve sistemik seviyede doğal etkiyle iyileşme sürecini hızlandırıyor. Tedavinin amacı, hücreler ile dokuları uyararak organizmanın doğal ve sürdürülebilir iyileşme ve yenilenme sürecini aktive etmek” dedi</p>
<p>StemWave tedavisinin hamile ve kanser hastalarına önerilmediğini hatırlatan Prof. Dr. Semih Akı, “İşlem sırasında ve işlem sonrasında ciddi bir yan etki bulunmuyor. Bazı vakalarda uygulama alanında hafif ağrı artışı, sınırlı bir şişlik ve kızarıklık olabiliyor. Bu yeni uygulama ağrıyı ve ödemi azalttığı için; rehabilitasyon ve egzersiz açısından da çok uygun bir ortam hazırlıyor. Hasta egzersizlerini ağrısız ve kolay yaptığından, o bölge çok rahat bir şekilde kullanılabilir hale geliyor ve iyileşme süresi kısalıyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>StemWave tedavisi, ameliyat sonrası iyileşme sürecini hızlandırıyor</strong></p>
<p>Vücudun kendi doğal onarım mekanizmalarını harekete geçirerek yenileme kapasitesini ve biyolojik iyileşme sürecini destekleyen bu teknolojinin Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi (FDA) tarafından onaylı olduğunu, etkili ve ağrısız bir tedavi sunduğunu belirten Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “İşlemin etkin olarak kullanıldığı pek çok durum var. Örneğin topuk dikeni ağrılarında, çene-eklem hastalıklarında, fıtıklarda, dolaşım bozukluğuna bağlı uyuşmaların azaltılmasında, eklem ve çevresindeki yapıların cerrahi işlem sonrası iyileşme süreçlerinin desteklenmesinde ve omurga kaynaklı boyun, sırt, bel ağrılarının azaltılmasında bu yöntemden faydalanılabiliyor” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Semih Akı StemWave teknolojisinden faydalanabilecek durumları şöyle sıraladı: </p>
<ul>
<li>Tendinitler (aşil tendonu yaralanmaları, topuk dikeni, omuz sıkışma sendromu, tenisçi ve golfçü dirseği vb.) </li>
<li>Kırıklar</li>
<li>Kalça, diz ve eklem kireçlenmeleri ile cerrahi işlemler sonrası ağrılar</li>
<li>Çene-eklem hastalıkları</li>
<li>Akut dönem eklem ve çevresi tendonların burkulmaları</li>
<li>Spor yaralanmaları</li>
<li>Omurga kaynaklı boyun, sırt, bel ağrıları ve fıtıkları</li>
</ul>
<ul>
<li>Omurganın yanlış̧ kullanımı ve ofis ortamında çalışmanın neden olduğu ağrılar</li>
<li>Omurgada fıtıklara bağlı sinir sıkışması</li>
<li>Kol, bacak ve sinir yaralanmaları</li>
<li>Selülit, lenfödem ve lipo-ödem</li>
<li>Kol ve bacaklarda dolaşım bozukluğuna bağlı uyuşma ve karıncalanmalar</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agrilarda-stemwave-tedavisi-442069">Ağrılarda StemWave tedavisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;in diş tedavisi yüzleri güldürüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirin-dis-tedavisi-yuzleri-gulduruyor-436380</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jan 2024 08:38:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehirin]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[güldürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yüzleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=436380</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kepez’de hizmet veren Sağlık Merkezi bünyesindeki Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nde 7 yaş ve üstü çocuk ile yetişkinlere sosyal güvence aranmadan ücretsiz olarak verdiği diş muayenesi hizmeti yüzleri güldürüyor. Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nde 2023 yılı sonu itibarıyla 42 bin 764 hastanın diş tedavisi yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirin-dis-tedavisi-yuzleri-gulduruyor-436380">Büyükşehir&#8217;in diş tedavisi yüzleri güldürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Büyükşehir’den 42 bin 764 kişiye ücretsiz diş tedavisi </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kepez’de hizmet veren Sağlık Merkezi bünyesindeki Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nde 7 yaş ve üstü çocuk ile yetişkinlere sosyal güvence aranmadan ücretsiz olarak verdiği diş muayenesi hizmeti yüzleri güldürüyor. Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nde 2023 yılı sonu itibarıyla 42 bin 764 hastanın diş tedavisi yapıldı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik hizmetleriyle Antalyalı vatandaşların hayatlarına dokunuyor. Büyükşehir Belediyesi’nin Kepez ilçesinde hizmete açtığı Sağlık Merkezi, Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği hizmetiyle vatandaşların büyük beğenisini topluyor. Merkezde, 7 yaş ve üstü çocuk ile yetişkinlere sosyal güvence aranmadan tamamen ücretsiz olarak ağız ve diş muayenesi, panoramik röntgen çekimi, dolgu, kanal tedavisi, diş çekimi ve diş taşı temizliği hizmeti verilirken, diş tedavisinden korkan, çekinen hastalara da psikolog desteği sağlanıyor. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>ÜCRETSİZ DİŞ TEDAVİSİ </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ağız Diş Sağlığı Polikliniği’nde 2023 yılında 4 bin 263 çocuğa toplam 17 bin 96 işlem yapıldı. 2023 yılında 5 bin 945 yetişkin hasta ücretsiz diş muayenesi olurken, 22 bin 856 işlem uygulandı. 2019 yılı Nisan ayı itibarıyla 2023 yılı sonuna kadar Büyükşehir Belediyesi Ağız Diş Sağlığı Polikliniği’nde toplam 42 bin 764 hastaya toplam 115 bin 186 diş tedavisi işlemi yapıldı. Poliklinikte sadece randevu ile hasta kabulü yapılarak, hastalar bekletilmeden ve yığılma yaşanmadan diş tedavileri yapılıyor. Büyükşehir’in ücretsiz diş tedavisi Antalyalı vatandaşların yüzlerini güldürüyor. Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nde muayene ve tedavi olmak isteyen vatandaşlar mesai saatlerinde 0242 361 39 18 numaralı telefondan randevu alabiliyor.</span></span></span></span></span></span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirin-dis-tedavisi-yuzleri-gulduruyor-436380">Büyükşehir&#8217;in diş tedavisi yüzleri güldürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anestezi altında diş tedavisi sadece ameliyathanede yapılır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anestezi-altinda-dis-tedavisi-sadece-ameliyathanede-yapilir-426338</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Nov 2023 10:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altında]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyathanede]]></category>
		<category><![CDATA[anestezi]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yapılır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426338</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genel anestezi ve sedasyon işlemleri için herhangi bir yaş sınırı bulunmadığını belirten uzmanlar, anestezi işlemleri esnasında ve sonrasında hafiften şiddetliye pek çok komplikasyon görülebileceğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anestezi-altinda-dis-tedavisi-sadece-ameliyathanede-yapilir-426338">Anestezi altında diş tedavisi sadece ameliyathanede yapılır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Uzmanı uyarıyor!</strong></p>
<p><strong>Anestezi altında diş tedavisi sadece ameliyathanede yapılır</strong></p>
<p><strong>Diş fobisini yenen yöntem, anestezi ile diş tedavisi…</strong></p>
<p><strong>Genel anestezi ve sedasyon işlemleri için herhangi bir yaş sınırı bulunmadığını belirten uzmanlar, anestezi işlemleri esnasında ve sonrasında hafiften şiddetliye pek çok komplikasyon görülebileceğini söylüyor. Çocuk ya da yetişkin hastaların uyutularak tedavi edilebilmesi için A tipi Ağız ve Diş sağlığı merkezi lisansı ve ruhsatının alınmış olması gerektiğini belirten Doç. Dr. Barış Karabulut, anestezi altında diş tedavisin çocuklardan yetişkinlere, özel gereksinimli bireylerden diş hekimi korkusu olan, öğürme refleksi olanlara kadar herkese uygulandığını kaydetti.</strong></p>
<p><strong>Doç. Dr. Karabulut, “Genel anestezi altında bütün diş çekimleri, kanal tedavileri, implantlar hepsi yapılıyor. Ölçüleri alınıyor, hemen geçici protezleri yapılıyor. Hasta daha uyurken geçiciler de yapıştırılıyor.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Doç. Dr. Barış Karabulut, genel anestezi ve sedasyon ile yapılan diş tedavileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Doç. Dr. Barış Karabulut, genel anestezi ve sedasyon işlemleri için herhangi bir yaş sınırı bulunmadığını dile getirerek, “Önemli olan işlem öncesi gerekli tüm tıbbi ve radyolojik tetkiklerin yapılması, tam teşekküllü bir ameliyathane ortamında ehil bir anestezi ekibinin olmasıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Yeterli tecrübede ameliyathane ekibi ve sağlık alt yapısı üst düzeyde olan bir kurum seçilmeli</strong></p>
<p>Anestezi işlemleri esnasında ve sonrasında hafiften şiddetliye pek çok komplikasyon görülebildiğini ifade eden Doç. Dr. Barış Karabulut, bu komplikasyonların kolaylıkla ortadan kaldırıldığını söyledi. Doç. Dr. Barış Karabulut, “Önemli olan yeterli tecrübede ameliyathane ekibinin ve sağlık alt yapısı üst düzeyde olan bir kurumun seçilmesidir.” diye konuştu.</p>
<p>Diş uygulamalarında anestezinin bazen çok hafife alındığını kaydeden Karabulut, öncelikle hangi çocuklara genel anestezi altında tedavi uygulanacağının belirlenmesinin önemine vurgu yaptı. Doç. Dr. Barış Karabulut, şunları anlattı:</p>
<p>“Genel anestezi ve sedasyon diye iki başlık var aslında. Sedasyon anestezinin daha hafif hali. Tıbbın tüm dallarında olduğu gibi her zaman basitten zora doğru gitmek ana hedefimizdir. Öncelikle mümkün olan hastalarda sedasyon yöntemi denenmeli. Sedasyonla genel anestezi arasında önemli farklar bulunuyor. Sedasyonda entübasyon yapılmasına gerek kalmadan basit ve kısa süreli işlemler kolaylıkla yapılabilir. Kişinin bilinci yerinde olabilir. Hafif uyaranlara cevap verir sadece. Buna bilinçli sedasyon diyoruz. Daha uzun süreli ve komplike işlemler için derin sedasyon tercih edilir. Derin sedasyonda hasta tam uyku halindedir ancak kendi kendine soluk alıp verebilir.”</p>
<p><strong>Bir merkezde çocuk ya da yetişkin hastaların uyutularak tedavi edilebilmesi için ne gerekli?</strong></p>
<p>Bir merkezde çocuk ya da yetişkin hastaların uyutularak tedavi edilebilmesi için A tipi ağız diş sağlığı merkezi lisansı ve ruhsatının alınmış olması gerektiğini belirten Karabulut, “Tam teşekküllü bir ameliyathane olması şarttır. Anestezi cihazları, anestezi teknisyeni, hemşiresi, tüm ilaçları, yani olası komplikasyonlarda müdahale edecek anestezi ekibi, tekrar hayata döndürecek ekibin hazır bulunması gerekir. Genel anesteziden sonra en az 4 saat hasta gözlem altında tutulmalı, her şeyin normal olduğuna emin olunduktan sonra taburcu edilmelidir.” dedi.</p>
<p>Anestezi öncesinde hastalara her zaman belli tahlillerin yapılması gerektiğini ve tüm tıbbi geçmişin de bilinmesinin önemli olduğunu kaydeden Karabulut, “Hasta, eski hastalıkları, geçirmiş olduğu ameliyatları, kullandığı ilaçları anestezi uzmanıyla paylaşmalı. Operasyondan hemen önce tekrar bir muayene ile operasyona uygunluk değerlendirilir. Operasyon esnasında çok dikkatli çalışmak, kanama kontrollerinin iyi yapılması olası komplikasyonları önlemede son derece önemlidir.” dedi.</p>
<p><strong>Sedasyonun avantajı var mı?</strong></p>
<p>Sedasyonun genel anesteziden en önemli avantajının çoğunlukla hava yoluyla hasta uyutulduğu için sedasyon bittiği anda vücutta ilacın kalmaması olduğunu söyleyen Doç. Dr. Barış Karabulut bu sebeple hastanın derlenmesi, taburcu olması ve normal hayatına dönmesinin çok kısa sürdüğünü söyledi.</p>
<p>Genel anestezi sırasında sıklıkla nazal entübasyon yapılabildiğini ifade eden Karabulut, burun mukozasının çok duyarlı olduğunu ve mutlaka kanama kontrolünün çok dikkatli yapılması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Diş hekimlerinin ağız ortamında çalıştığı için genelde nazal entübasyon yapılmasını istediklerini anlatan Karabulut, “Burunda deviasyon, polip veya aşırı darlık durumunda ısrarcı olmayıp ağızdan entübasyonla da çalışabiliriz.” dedi.</p>
<p><strong>Doğru merkez, doğru hekim ile yapılmalı</strong></p>
<p>Anestezi ile diş tedavisi konusunda hastalara ‘gözünüzde büyütecek kadar korkulacak bir olay da değil, ama çok hafife alınacak bir olay da değil’ dediklerini kaydeden Karabulut, “Bu işlemlerin doğru bir yerde, doğru bir hekimle, yetkin bir ekip ve yeterli altyapının olduğu bir hastane ortamında yapılması şart.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Özel gereksinimli çocukların da anestezi uygulamalarıyla tedavi edildiğini kaydeden Karabulut, “Burada da sedasyon veya anestezi arasındaki ayrımı yapılacak işlemlerin süresi belirliyor.</p>
<p><strong>Korkanlar ve öğürme refleksi olanlar da tercih ediyor</strong></p>
<p>Diş hekiminden çok korkan yetişkin hastalara da genellikle sedasyonun uygulandığını anlatan Karabulut, şöyle devam etti:</p>
<p>“Yaş sınırı yok. Yeni doğandan yetişkinlere kadar her yaş grubu hasta, özellikle yetişkinler için söylüyorum, diş hekimi korkusu olan, öğürme refleksi olanlara da uyguluyoruz. Bu tip hastalar ağızlarını belli bir seviyeden fazla açınca veya ağıza ayna dahi girdiğinde öğürmeye başlarlar ve tedavileri neredeyse imkansız hale gelir. Ayrıca çok fazla seans gerektiren, koltukta uzun süre tedavi zamanı gerektiren işlemler tek seferde bitirilmiş olur. Mesela ağır diş çekimleri, implant uygulamaları, ölçü aldırma…Yabancı hastalarda da sağlık turizmi kapsamında kısa zaman diliminde işlemlerinin bitmesi gerekiyor. Genel anestezi altında bütün diş çekimleri, kanal tedavileri, dolgular, implantlar yapılıyor. Ölçüleri alınıyor, hemen geçici protezleri yapılıp hastaya uygulanıyor. Bu da hastalar ve klinikler için zamandan tasarrufun yanında yapılan işlemlerin kalite ve başarısını artıran bir avantaj sağlıyor.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anestezi-altinda-dis-tedavisi-sadece-ameliyathanede-yapilir-426338">Anestezi altında diş tedavisi sadece ameliyathanede yapılır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zeka uygulamaları diş tedavisi sürecinde artık daha fazla kullanılıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-uygulamalari-dis-tedavisi-surecinde-artik-daha-fazla-kullaniliyor-425018</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Nov 2023 21:04:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamaları]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=425018</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diş tedavisinde yapay zeka uygulamalarının, tedavi sürecini iyileştirmek ve dental sağlık hizmetlerini optimize etmek için giderek daha fazla kullanıldığını belirten uzmanlar bazı uygulamaların halen gelişmekte olduğunu söylüyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-uygulamalari-dis-tedavisi-surecinde-artik-daha-fazla-kullaniliyor-425018">Yapay zeka uygulamaları diş tedavisi sürecinde artık daha fazla kullanılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Hem hastaların hem de hekimlerin hayatını kolaylaştırıyor</strong></p>
<p><strong>Yapay zeka uygulamaları diş tedavisi sürecinde artık daha fazla kullanılıyor</strong></p>
<p><strong>Diş tedavisinde yapay zeka uygulamalarının, tedavi sürecini iyileştirmek ve dental sağlık hizmetlerini optimize etmek için giderek daha fazla kullanıldığını belirten uzmanlar bazı uygulamaların halen gelişmekte olduğunu söylüyor. Yapay zekanın, diş hekimlerine cerrahi müdahalelerde yardımcı olmak için robotik sistemlerle entegre edilebileceğine değinen Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Bu avantajlar, diş tedavisi teknolojilerinin hayatımızı kolaylaştırdığı ve daha etkili, daha rahat ve daha kalıcı tedaviler sağladığı anlamına gelir. Ancak, teknolojilerin kullanımı, uzmanlık ve deneyim gibi faktörlerle birlikte etkili hale gelir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Diş Hastanesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, henüz gelişme aşamasında olan diş hekimliğinde yapay zeka uygulamalarının, diş tedavisinde ne gibi avantajları olabileceğini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Diş tedavisinin her aşamasında yapay zeka kullanılabiliyor </strong></p>
<p>Diş tedavisinde yapay zeka uygulamalarının, tedavi sürecini iyileştirmek ve dental sağlık hizmetlerini optimize etmek için giderek daha fazla kullanıldığını belirten Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, tanı ve teşhisten hasta iletişimine kadar her aşamada yapay zeka uygulamalarının kullanıldığını söyledi.</p>
<p>Yapay zekanın, dental röntgen görüntülerini analiz ederek diş hastalıklarını tanılamada yardımcı olabileceğini ifade eden Bellaz, şöyle devam etti:</p>
<p>“Derin öğrenme algoritmaları kullanılarak, yapay zeka sistemleri diş çürükleri, periodontal hastalıklar ve diğer patolojik durumları tespit edebilir. Bu sayede, daha erken tanı ve tedavi müdahaleleri yapılabilir. Ayrıca diş hekimlerine tedavi planlama sürecinde rehberlik edebilir. Hastanın ağız yapısı ve mevcut diş durumu gibi faktörleri değerlendirerek, optimal bir tedavi planı oluşturabilir. Bu planlamalar, implant cerrahisi, protez uygulamaları ve ortodontik tedaviler gibi karmaşık işlemlerde özellikle faydalı olabilir.”</p>
<p><strong>Yapay zeka, robotik sistemleri yönlendirerek cerrahi sürecin doğruluğunu artırabilir </strong></p>
<p>Yapay zekanın, diş hekimlerine cerrahi müdahalelerde yardımcı olmak için robotik sistemlerle entegre edilebileceğine değinen Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Robotik cerrahi, hassas ve tekrarlanabilir işlemler yapabilme yeteneği sayesinde implant yerleştirme veya kök kanal tedavisi gibi prosedürlerde kullanılabilir. Yapay zeka, robotik sistemleri yönlendirerek cerrahi sürecin doğruluğunu artırabilir.” dedi.</p>
<p>Yapay zekanın diş hekimlerinin hastane veya klinik yönetimi konusunda da yardımcı olabileceğini belirten Bellaz, “Randevu planlaması, hasta kayıtları, faturalandırma ve envanter yönetimi gibi işlemleri otomatikleştirerek verimliliği artırabilir. Ayrıca, yapay zeka hastalarla iletişimde de kullanılabilir. Ses veya metin tabanlı konuşma arabirimleri aracılığıyla hastaların sorularını yanıtlayabilir, tedavi süreciyle ilgili daha fazla bilgiye erişmesi ve kendi sağlık yönetimine daha etkin bir şekilde katkıda bulunmasını sağlayabilir. Chatbotlar, hasta sorularını yanıtlayabilir ve randevu taleplerini yönetebilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Daha az ağrılı tedaviler yapılabiliyor </strong></p>
<p>Diş tedavisinde gelişen teknolojinin hem hastanın hem de hekimlerin hayatını nasıl kolaylaştırdığına da değinen Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Gelişmiş diş tedavisi teknolojileri, tedavi sürelerini kısaltarak daha hızlı sonuçlar elde etmeyi mümkün kılar. Örneğin, CAD/CAM (Bilgisayar Destekli Tasarım/Bilgisayar Destekli Üretim) teknolojisi kullanılarak, diş implantları, dental kronlar veya veneerler gibi restorasyonlar aynı gün içinde yapılabilir. Bu da hastaların tekrar tekrar kliniklere gitmek zorunda kalmadan tek seansta tedavi olmalarını sağlar.” dedi.</p>
<p>Gelişmiş anestezi teknikleri ve dijital görüntüleme sistemleri gibi teknolojilerin de diş tedavileri sırasında ağrı ve rahatsızlığı minimize etmeye yardımcı olduğunu ifade eden Bellaz, ayrıca lazer teknolojisi kullanılarak, daha az invaziv ve daha az ağrılı tedavilerin yapılabildiğini söyledi.</p>
<p><strong>“Teknolojilerin kullanımı, uzmanlık ve deneyim gibi faktörlerle birlikte etkili hale gelir”</strong></p>
<p>Diş tedavisi için kullanılan dijital röntgen cihazları, üç boyutlu görüntüleme sistemleri ve intraoral tarayıcılar gibi teknolojilerin, diş hekimlerinin daha doğru teşhisler koymalarını sağladığını belirten Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz şunları şöyledi:</p>
<p>“Bu da tedavi sürecinin daha etkili olmasını ve gereksiz prosedürlerin önlenmesini sağlar. Teknoloji, diş hekimleri ve hastalar arasındaki iletişimi artırır. Hasta eğitimi için kullanılan dijital görseller ve simülasyonlar, hastaların tedavi sürecini daha iyi anlamalarına yardımcı olur. Gelişmiş diş tedavisi teknolojileri, tedavi sonrası uzun vadeli sonuçların iyileştirilmesine yardımcı olur. Örneğin, dental implantlarda kullanılan kemik büyüme uyarıcıları ve implant tasarımı teknolojileri, implantın vücut tarafından daha iyi kabul edilmesini ve uzun süreli dayanıklılığını sağlar.</p>
<p>Bu avantajlar, diş tedavisi teknolojilerinin hayatımızı kolaylaştırdığı ve daha etkili, daha rahat ve daha kalıcı tedaviler sağladığı anlamına gelir. Ancak, teknolojilerin kullanımı, uzmanlık ve deneyim gibi faktörlerle birlikte etkili hale gelir.”</p>
<p><strong>Diş hekimliği teknolojileri gelişmeye devam ediyor </strong></p>
<p>Diş hekimliğinde kullanılan yeni teknolojik cihazlara da değinen Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, bu teknolojileri şöyle anlattı:</p>
<p>“İntraoral tarayıcılar, diş hekimlerine hastaların ağızlarını dijital olarak tarayarak üç boyutlu modeller oluşturma imkanı sağlar. Bu sayede geleneksel alçı kalıplarının kullanılması gereksinimi ortadan kalkar ve daha hızlı, daha doğru ve daha konforlu bir şekilde diş restorasyonları yapılabilir. CAD/CAM (Bilgisayar Destekli Tasarım/Bilgisayar Destekli Üretim) sistemleri, diş hekimlerinin bilgisayar ortamında diş restorasyonlarını tasarlamalarını ve üretmelerini sağlar. Bu sistemler, dental kronlar, veneerler, inleyler/onleyler, diş implantları ve diğer restorasyonlar gibi özelleştirilmiş diş yapılarını hızlı bir şekilde üretebilir. Dijital röntgen cihazları, geleneksel film tabanlı röntgenlerin yerini alarak diş hekimlerine daha hızlı, daha az radyasyon maruziyeti ve daha net görüntüler sunar. Bu sayede dişlerin ve çene yapısının daha iyi teşhisi sağlanır. Bunlar sadece birkaç örnek olup diş hekimliğinde sürekli bir gelişme artarak devam etmektedir.”</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-uygulamalari-dis-tedavisi-surecinde-artik-daha-fazla-kullaniliyor-425018">Yapay zeka uygulamaları diş tedavisi sürecinde artık daha fazla kullanılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yarın, Dünya Yumurta Günü: Yumurta Alerjisine &#8220;Yumurta Merdiveni&#8221; Tedavisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yarin-dunya-yumurta-gunu-yumurta-alerjisine-yumurta-merdiveni-tedavisi-413598</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Oct 2023 09:40:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alerjisine]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[merdiveni]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yarın]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413598</guid>

					<description><![CDATA[<p>Besin alerjisinde güncel tedavi yöntemlerini anlatan Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Betül Büyüktiryaki, toplumda çok sık görülen yumurta alerjisine yönelik geliştirilen “Yumurta Merdiveni” tedavi yöntemini anlattı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yarin-dunya-yumurta-gunu-yumurta-alerjisine-yumurta-merdiveni-tedavisi-413598">Yarın, Dünya Yumurta Günü: Yumurta Alerjisine &#8220;Yumurta Merdiveni&#8221; Tedavisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Besin alerjisinde güncel tedavi yöntemlerini anlatan Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Betül Büyüktiryaki, toplumda çok sık görülen yumurta alerjisine yönelik geliştirilen “Yumurta Merdiveni” tedavi yöntemini anlattı. Prof. Dr. Betül Büyüktiryaki geçtiğimiz yıllarda yumurta alerjisinde yüz güldürücü bir gelişme olduğunu söyleyerek, “Hafif şiddette yumurta alerjisi olan çocukların direkt yumurta tüketemeseler bile kek, muffin gibi fırınlanmış yumurta ürünlerini tolere edebildiklerini gördük. Çünkü yumurtanın 180 derecede 30 dakika ısıya maruz kalması sonucu alerjenik özelliği azaldı” dedi.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Yumurta alerjisi, toplumda en sık görülen besin alerjileri içerisinde yer alıyor. Çocuklarda erişkinlere göre daha sık görülen yumurta alerjisi alerjene maruziyet sonrası ilk 2 saatte ortaya çıkıyor. Erken tip olarak adlandırılan belirtiler arasında; kurdeşen (ürtiker), kaşıntı, kızarıklık, gözler ve dudaklarda şişlik (anjiyoödem), burun akıntısı, hapşırık, gözlerde kaşıntı, öksürük, nefes darlığı, hırıltı, kusma, kramp şeklinde karın ağrısı yer alıyor ve birden fazla organın etkilenmesi ile alerjik şok yani anafilaksi görülebiliyor. Hayatı tehdit edici bir reaksiyon olması nedeniyle acil tıbbi müdahale gerektiren yumurta alerjisinin Geç tip (non-IgE aracılı) reaksiyonları arasında ise; egzama (atopik dermatit), karın ağrısı, kusma, ishal, kanlı gaita, yetersiz kilo alımı ve beslenme güçlükleri yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p>Yumurta alerjisi tanısı klinik öykü, deriden (deri prik testi) veya kandan (spesifik IgE, bileşene dayalı tanı) yapılan alerji testleri, bazı hastalarda da besin yükleme testi yapılarak konuluyor.</p>
<p> </p>
<p>Hayatı bu derece etkileyen ve yaşam kalitesini düşüren yumurta alerjisine dair yeni tedavi yöntemlerini anlatan <strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Betül Büyüktiryaki, “</strong>Yumurta alerjisi tedavisinde ilk basamak; yumurta ve yumurta içeren besinlerin diyetten çıkarılmasıdır. Yumurta önemli bir protein kaynağı olması yanında, selenyum, ribofilavin, vitamin B12, biotin gibi önemli mineral ve vitaminleri içerdiğinden özellikle çocuklarda büyüme-gelişmenin olumsuz etkilenmemesi için günlük diyet düzenlenmeli, yumurta dışındaki alternatif besinler ile desteklenmelidir. Alerjen ile karşılaşmayı önleyebilmede en önemli noktalardan biri etiket okumadır. Tüketilmeden önce besinin içeriği mutlaka okunmalıdır. Besinin içeriğinde albümin, globülin, livetin lizozim, avidin, vitellin, apovitellin, ovalbumin veya ovomukoid yer alıyorsa, bu besinler de yumurta alerjisi olanlarda tüketilmemelidir. Ciddi alerjik reaksiyon riski olan hastalara hekimleri tarafından reçete edilen adrenalin oto-enjektörler mutlaka yanlarında taşınmalıdır. Bazı aşılar (örneğin; KKK aşısı, inluenza aşısı) yumurta alerjeni içerebildiğinden aşı yapılmadan önce hastanın yumurta alerjisi olduğu bilgisi mutlaka belirtilmelidir” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Üyesi Prof. Dr. Betül Büyüktiryaki,</strong> yapılan çalışmalarda yumurta alerjisi olan çocukların %66’sının 5 yaşına kadar yumurtayı tüketebildiğini, şiddetli reaksiyon gösteren hastaların ise %32’sinin 16 yaşında hala yumurta alerjisinin devam ettiğini gösterdiğini söyledi.</p>
<p> </p>
<p><strong>“30 DAKİKA ISIYA MARUZ KALAN YUMURTANIN ALERJENİK ÖZELLİĞİ AZALIYOR”</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Geçtiğimiz yıllarda yumurta alerjisinde yüz güldürücü bir gelişme olduğunu ifade eden Büyüktiryaki, hafif şiddette yumurta alerjisi olan çocukların direkt yumurta tüketemeseler bile kek, muffin gibi fırınlanmış yumurta ürünlerini tolere edebildiklerini söyledi. Çünkü yumurtanın 180 derecede 30 dakika ısıya maruz kalması sonucu alerjenik özelliğinin azaldığını ifade etti.</p>
<p> </p>
<p>Bu bilgiden yola çıkılarak yumurta alerjisinde <strong>“yumurta merdiveni”</strong> tedavisinin yapılmaya başlandığının bilgisini veren <strong>Büyüktiryaki</strong>, sözlerine şöyle devam etti: “İlave olarak merdiven tedavisinin yumurtaya karşı tolerans gelişimini hızlandırdığı gösteren çalışmalar da yayınlanmıştır. Yumurta merdiveninde hedef hastanın yumurtanın en az alerjenik formlarından (fırınlanmış ürünler) başlayarak daha alerjenik formlara doğru basamaklar şeklinde pankek, krep sonrasında haşlanmış yumurta ve takiben omlet, rafadan yumurta, sahanda yumurtayı tüketebilir hale gelmesini sağlamaktır. Bu tedavi için hangi hastanın uygun olduğu, basamaklarda yer alacak besinler, tüketilmesi gereken miktarlar, basamaklar arasını sürenin ne kadar olması gerektiği, basamaklar arasında besin yükleme testlerinin yapılması gerekliliği ve hastane mi evde mi ve yapılacağı çocuk alerji uzmanı tarafından belirlenir. Tedavi için uygun hastaların belirlenmesinde yaş, besin alerjisinin tipi ve şiddeti, önceki reaksiyon hikayesi, kan ve deriden yapılan alerji testlerindeki değerler dikkate alınır. Örneğin anafilaksi (alerjik şok) öyküsü olan, alerji test sonuçlarında değerleri yüksek olan, astımı ve atopik dermatiti kontrol altında olmayan hastalar bu tedavi için uygun değildir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>DİĞER BİR TEDAVİ YÖNTEMİ: YUMURTA İMMÜNOTERAPİSİ</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Yumurta alerjisinde bir diğer yöntemin ise <strong>yumurta immünoterapisi</strong>(desentizasyon) tedavisi olduğundan bahseden <strong>Prof. Dr. Betül Büyüktiryaki,</strong> bu tevavi yöntemiyle ilgili ise şunları anlattı:</p>
<p> </p>
<p>“Yumurta alerjisinde oral immünoterapi (OİT), IgE-bağımlı immün yanıtla oluştuğu kanıtlanmış ve genellikle 4-5 yaşına kadar doğal tolerans gelişmemiş ve laboratuvar ve klinik bulguları ile tolerans gelişmesi öngörülmeyen hastalarda uygulanmaktadır. Uygulayan araştırıcılara göre değişmek ile birlikte oral immünoterapi protokolleri aylar ya da yıllar süresince alerjen besinin doğal haliyle veya bir besin aracıyla birlikte artan dozlarda (miligram, gram) uygulanmasını içermektedir. Amaç tolerans sağlamaktır ve genel olarak %60-80’ninde desensitizasyon (duyarsızlaştırma) sağlanmaktadır. Tedavi sırasında yan etkiler görülebilmektedir, o yüzden doz artırımlarının acil tıbbi müdahale imkanı olan sağlık kurumlarında yapılması uygundur.  Yan etkiler her fazda görülebilmekle birlikte en sık hızlı doz yükseltme fazındadır. Egzersiz, banyo yapma, ateşli hastalık varlığı, pre-menstrüel dönem ve analjezik alımı yan etki sıklığını artırmaktadır. Oral immünoterapi ile antihistamin, lökotrien reseptör antagonistleri ve omalizumab (anti-IgE) gibi yardımcı tedavilerin kullanılmasının yan etkileri azaltarak tedavi başarısını arttırdığı gösterilmiştir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) Hakkında:</strong></p>
<p>Ülkemizde alerji ve immünoloji alanında kurulan ilk dernek olan Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD), erişkin- çocuk alerji ve klinik immünoloji uzmanlarını bir çatı altında toplamaktadır. Alerji ve Klinik İmmünoloji biliminin ve hizmetinin ülkemizde gelişimine katkı sağlamayı ve alerjik – immünolojik hastalıklar konusunda toplumda farkındalık oluşturulmasını hedefleyen AİD, uluslararası katılımlı kongre ve bilimsel toplantılar gerçekleştirerek branş hekimlerinin ve ilişkili sağlık personelinin en yeni bilgiler ile güncellenmesi sağlanmaktadır. Uluslararası bilimsel kurumlarla (AAAAI, EAACI, SIAF, WAO) iş birliği yapan dernek bu iş birliklerinin ışığında uluslararası kurumların düzenlediği kongre ve kursları ülkemizde başarıyla gerçekleştirmiş, ülkemizi başarıyla temsil ederek biliminin ilerlemesine önemli bir katkı sunmuştur. Yine farkındalık yaratma misyonuyla öne çıkan dernek, üyeleri için bilimsel toplantılara katılımı için maddi destek sağlamakta dernek üyeleri dışında da bedelsiz bir şekilde kurs ve okul şeklinde çeşitli eğitim toplantıları düzenlenmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yarin-dunya-yumurta-gunu-yumurta-alerjisine-yumurta-merdiveni-tedavisi-413598">Yarın, Dünya Yumurta Günü: Yumurta Alerjisine &#8220;Yumurta Merdiveni&#8221; Tedavisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanseri Tedavisi Anne Olmanızı Engellemesin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-tedavisi-anne-olmanizi-engellemesin-412857</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Oct 2023 12:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[engellemesin]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[olmanızı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=412857</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme kanseri tedavisi gören ve hastalığı atlatan kadınların hamile kalma ihtimali daha zor olabiliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-tedavisi-anne-olmanizi-engellemesin-412857">Meme Kanseri Tedavisi Anne Olmanızı Engellemesin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Meme kanseri tedavisi gören ve hastalığı atlatan kadınların hamile kalma ihtimali daha zor olabiliyor. Ancak kanser, cerrahi işlem, kemoterapi ve radyoterapi nedeniyle yumurta dokusunu kaybetme riski olan kişilerin bu tedavi öncesinde yumurtalarını dondurup, tedavi süreci bittikten sonra bu yumurtaları kullanıp gebe kalabileceklerini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Ebru Öztürk Öksüz, “Doğurganlık döneminde meme kanserine yakalananlar ve hamile kalmayı planlayanlar tedaviden önce yumurtalarını dondurarak tedavi sonrasında hamile kalabilirler. Yumurtalar yasal olarak 5 yıl saklanabilirken, bakanlık onayı ile bu süre daha da uzayabiliyor” dedi.</strong></p>
<p>Teknolojinin gelişmesine bağlı olarak tıp alanında da çok önemli gelişmeler oluyor. Bu gelişim alanlarından birinin de tüp bebek olduğunu paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Ebru Öztürk Öksüz, “Gebeliğin oluşmasını etkileyen çok önemli iki faktör var, yumurta ve sperm kalitesi. Yaşla birlikte bu kalite düşüyor. Bunun yanında kanser, kemoterapi, radyoterapi tedavileri de yumurta dokusunu olumsuz etkiliyor. Bu noktada meme kanseri tanısı konulan genç hastaların eğer hamile kalma istekleri de varsa, tedaviye başlamadan önce bir tüp bebek uzmanından destek almaları çok önemli. Hastalara da bu konuda bilgilendirme yapılmalı” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yumurta dondurma işlemi uzun bir zaman gerektirmiyor</strong></p>
<p>Yumurta dondurma işleminin çok uzun zaman ayrılması gerektiren bir işlem olmadığını hatırlatan Dr. Ebru Öztürk Öksüz, “Tedavi, adetin herhangi bir döneminde başlanabilir.  Amacımız hormon tedavisi ile birlikte yumurtaları uyarmak ve onları belli bir sayı ve olgunluğa ulaştırmak. Yaklaşık 10-11 günde istediğimiz gelişmeyi elde ediyoruz ve yumurta toplama işlemine geçiyoruz. Yumurtalar toplandıktan sonra iyi kalitede yumurtalarımızı donduruyoruz. Kısaca tedavinin yaklaşık 14 gün sürdüğünü söyleyebiliriz. Yumurta dondurma işlemiyle meme kanseri hastalarının da tedavileri tamamlandıktan sonra anne olma şansları oluyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-tedavisi-anne-olmanizi-engellemesin-412857">Meme Kanseri Tedavisi Anne Olmanızı Engellemesin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağımlılıkta Enjeksiyon Tedavisi Umut Oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bagimlilikta-enjeksiyon-tedavisi-umut-oldu-408485</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Sep 2023 19:24:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılıkta]]></category>
		<category><![CDATA[enjeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=408485</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada ve Türkiye’de her yaştan insanları pençesine alan uyuşturucu madde bağımlılığı tedavilerinde yeni gelişmelere dikkat çeken uzmanlar, bedene uyuşturucu girdiğinde etkisini göstermeyerek kişinin bağımlılığa geri dönmesini engeleyen depo enjeksiyon tedavilerinin başarılı sonuçlar verdiğini söylüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagimlilikta-enjeksiyon-tedavisi-umut-oldu-408485">Bağımlılıkta Enjeksiyon Tedavisi Umut Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyada ve Türkiye’de her yaştan insanları pençesine alan uyuşturucu madde bağımlılığı tedavilerinde yeni gelişmelere dikkat çeken uzmanlar, bedene uyuşturucu girdiğinde etkisini göstermeyerek kişinin bağımlılığa geri dönmesini engeleyen depo enjeksiyon tedavilerinin başarılı sonuçlar verdiğini söylüyor. Psikiyatri Uzmanı ve AMATEM Kliniğinden Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, uzun süreli iğne tedavisinde bağımlı kişinin her gün ilaç almak zorunda kalmadığını dile getirerek, böylece kişinin 3 ayda bir bu aşının ya da iğnenin yapılmasıyla uyuşturucu maddeden uzak kalmasının sağlandığını ifade etti.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı ve AMATEM Kliniğinden Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, bağımlılıkta kullanılan tedavi yöntemleri hakkında bilgi vererek, merak edilenleri anlattı.</p>
<p><strong>İmplant ve çip tedavilerine göre daha pratik</strong></p>
<p>Bağımlılıkta aşı ve iğne tedavilerinin birinin Nalmefen Consta, diğerinin de Vanokserin Consta olduğunu anlatan Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, şunları kaydetti:</p>
<p>“Bu tedaviler aslında halk arasında daha çok çip tedavisi olarak biliniyor. İmplant ve çip tedavilerinin yerini aşı ve iğne tedavisi denilen, ilaç teknolojilerinin gelişmesiyle beraber ortaya çıkan yeni tedaviler aldı. Peki, bu tedavilerin avantajı ne? Diğer implant, çip tedavilerinde cerrahi bir işlem gerekiyor. Yani çipi kişinin vücudunda, özellikle karın bölgesine yerleştirmek gerekiyor. Bu tedavide ilaç yavaş yavaş vücuda yayılıyor ve bir cerrahi işlem ihtiyacı söz konusu. Fakat yeni tedavilerde kısa bir enjeksiyon uygulamasıyla vücutta bu ilaçların bulunmasını sağlamak çok daha kolay hale geldi.”</p>
<p><strong>3 ayda bir uygulanan enjeksiyon ile bağımlılıktan uzak kalınması sağlanabiliyor</strong></p>
<p>İlaç teknolojilerinin gelişmesiyle önümüze büyük bir fırsat ve avantaj olarak çıkan bu yeni tedavilerden biri olan Nalmafen Consta hakkında bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, “Nalmefen aslında bilinen etken bir madde. Geçmiş yıllarda sıklıkla alkol ve eroin bağımlılığı tedavilerinde kullanılan bir etken madde. Nalmefen Consta iğne tedavisi özellikle eroin ve kodein bağımlılığı ile oksikodon denilen ağrı kesici bağımlılığında kullanılıyor.” dedi.</p>
<p>Bu tedaviyi olan bağımlı kişilerin madde isteğinin ciddi oranda azaldığını dile getiren Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, bu kişilerin tedavi sırasında uyuşturucu madde kullansa bile bu maddelerden haz almadıklarını söyledi. Uzun süreli iğne tedavisinde bağımlı kişinin her gün ilaç almak zorunda kalmadığını da dile getiren Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, böylece 3 ayda bir bu aşının ya da iğnenin yapılmasıyla uyuşturucu maddeden uzak kalmasının sağlandığını ifade etti.</p>
<p><strong>Enjeksiyon detoks sonrası yapılıyor</strong></p>
<p>Bağımlı kişinin bu tedaviyi alabilmesi için vücudunda herhangi bir maddenin bulunmaması gerektiğini de kaydeden Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, “Kişi maddeden uzak kalacak bir düzen içerisinde olabilir ya da bir süre hastanede yatışı sağlanarak ‘detoks’ dediğimiz sürede vücuttan bütün maddeler atılır ondan sonra da Nalmefen Consta dediğimiz iğne tedavisi yapılarak tedavi başlatılmış olur.” dedi.</p>
<p>Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, tedavinin etkisinin 3 ay sürdüğünü, iğne tedavisinin tekrarlanması gerektiğini de anlatarak, bunun kararını da hasta, hasta yakını ve doktorun ortak verdiğini ifade etti. Enjeksiyon tedavisinde herhangi bir alerjik reaksiyon yok ise bilinen bir yan etki ortaya çıkmadığını da belirten Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, şöyle devam etti:</p>
<p>“Nalmefen tedavisiyle ciddi bağımlılık yapıcı maddelerden uzak durma süresi artıyor, başarı şansı oldukça yüksek. Bilimsel çalışmalarda diğer implant, çip tedavilerine kıyasla tedavinin daha kolay yapılması, yakın takibinin daha kolay olması da tedavideki başarı şansını artırıyor. Bu tedavinin başlanmasıyla beraber mutlaka gerekli terapi ve psikolojik destek de tedavi şansını artırıyor.”</p>
<p><strong>Beyindeki hızlı dopamin artışını engelliyor</strong></p>
<p>Diğer enjeksiyon tedavisi olan Vanokserin Consta hakkında da bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, bu tedavinin de kokain bağımlılığında önemli bir tedavi olanağı olarak görüldüğünü söyledi.</p>
<p>Kokain bağımlılığının yanı sıra metamfetamin bağımlılığında da Vanokserin Consta’nın tedavide önemli bir yeri bulunduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, bu tedavide de kişinin madde kullanımıyla ciddi bir dopamin artışı ortaya çıktığını, Vanokserin Consta ile beyindeki hızlı dopamin artışının engellendiğini ve bu maddelerin kullanılma isteğinin azaldığını, kullanılsa da haz alınmadığını böylece maddeden uzak kalınmasının sağlandığını anlattı. Bu tedavinin de 3 aylık periyotlarda yapıldığını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, Vanokserin tedavisinde de kişinin vücudunda herhangi bir madde bulunmaması gerektiğini ve yine ‘detoks’ sürecinden sonra uygun görülen hastalarda 3 aylık Vanokserin Consta uygulandığı bilgisini verdi.</p>
<p>3 aylık tedavinin ardından ikinci kez, ihtiyaç halinde üçüncü kez bu iğnenin tekrarlanmasının tedavi başarısını artırdığını da kaydeden Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, “Nalmefen Consta’daki gibi uygulama esnasında iğne bölgesinde 1-2 saatlik bir ağrı olabiliyor, biz danışanlarımıza bu ağrı oluşmaması için ağrı kesici veriyoruz, onun dışında bir yan etki ortaya çıkmıyor.” dedi.</p>
<p><strong>“Uzun etkili iğne tedavileri elimizdeki son çareler”</strong></p>
<p>Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, farklı madde kullanımında da uygun olan tedavi yöntemi seçilerek uzun etkili iğne tedavilerinin kullanıldığını dile getirerek, şunları kaydetti:</p>
<p>“Uzun etkili iğne tedavileri aslında elimizdeki son çareler. Uygun hastalarımızda eğer hastamızın motivasyonu da yüksekse, tedavi sürecinde ilaç alma konusunda zorlanıyorsa, her gün ilaçlarını takip etmek ile ilgili sıkıntı yaşıyorsa, uzun etkili iğne tedavileri çok yardımcı oluyor.  Hiçbir zaman iğne tedavilerini son seçenek olarak düşünmemek lazım. Uygun hastalarda gerekirse erken zamanda iğne tedavilerine başlanabilir, buna mutlaka hasta, hasta yakını ve doktor birlikte karar veriyor.”</p>
<p>Her iki tedavinin de bilinen önemli bir kronik hastalığı olmayan, ciddi bir karaciğer yetmezliği bulunmayan tüm hastalarda erkek-kadın uygulanabildiğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, “Bu tedavilerin kullanılmasıyla beraber tedavide başarı şansının çok yükseldiği, kişinin temiz kaldığı, maddelerden uzak kaldığı periyodun ciddi anlamda arttığı ve tedavi motivasyonunun ciddi anlamda yükseldiği kanıtlandı.” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagimlilikta-enjeksiyon-tedavisi-umut-oldu-408485">Bağımlılıkta Enjeksiyon Tedavisi Umut Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk Sahibi Olmayanlara Aşılama Tedavisi Umut Oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuk-sahibi-olmayanlara-asilama-tedavisi-umut-oluyor-398456</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Aug 2023 10:24:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşılama]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[olmayanlara]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[sahibi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398456</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aşılama (IUI) yöntemi genellikle nedeni açıklanamayan infertilite ya da erkeğe bağlı sebeplerle kısırlık söz konusuysa tüp bebek tedavisi öncesinde uygulanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuk-sahibi-olmayanlara-asilama-tedavisi-umut-oluyor-398456">Çocuk Sahibi Olmayanlara Aşılama Tedavisi Umut Oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aşılama (IUI) yöntemi genellikle nedeni açıklanamayan infertilite ya da erkeğe bağlı sebeplerle kısırlık söz konusuysa tüp bebek tedavisi öncesinde uygulanıyor. Çocuk sahibi olmak istediği halde uzun süre doğal yollarla gebelik elde edemeyen çiftler için aşılama tedavisi umut olabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nden Doç. Dr. Semih Zeki Uludağ, aşılama tedavisiyle ilgili bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bir yıl içinde gebelik oluşmuyorsa</strong></p>
<p>Haftada 2-3 kez düzenli cinsel ilişkiye rağmen 1 yıl içinde gebelik oluşmamasına infertilite (kısırlık) denmektedir. Gebelik isteyen çiftlerin ise 1 yıl sonrasında % 82’si gebelik elde edebilmektedir. Günümüzde maalesef çiftlerin 6’da 1’i infertilite sorunu yaşamaktadır. İnfertilite tedavilerinden birisi de aşılamadır. Aşılama tedavisi kadınlarda bazı haplar ya da iğneler ile yumurtanın büyütülmesi, çatlatılması ve sonrasında spermlerin birtakım işlemlerden geçirilerek içlerinden en hareketlilerinin seçilip rahim içerisine özel bir kateter ile gönderilmesidir. Böylece spermlerin tüpteki yumurtayı bulma ve dölleme şansı artırılmaya çalışılmaktadır. Ağrılı bir işlem değildir. Vajinismus hastaları dışında işlem sırasında anestezi kullanmaya da gerek yoktur.</p>
<p><strong>Gebelik şansını artırmak için yapılıyor</strong></p>
<p>Normal yollarla ya da yumurta çatlatma tedavisi ile gebe kalamayan kadınlara tüp bebek tedavisi öncesinde gebelik şansını artırmak için aşılama yapılabilir. Bunun dışında polikistik over sendromu (PKOS), açıklanamayan infertilite, sperm sayı ve hareketinde hafif sorun olanlara, vajinusmus hastalarına da aşılama uygulanabilir. Aşılama yöntemi ile gebelik şansı; hastanın yaşına, infertilite süresine, erkeğin sperm durumuna göre değişmekle birlikte bu şans deneme başına % 15’i geçmemektedir. Teorik olarak aşılama 6 kez denebilmekle birlikte ilk 3 denemede gebelik elde edilmez ise sonraki denemelerde şans daha da azalmaktadır.</p>
<p><strong>Aşılama tedavisi hangi durumlarda yapılmaz?</strong></p>
<p>Aşılama tedavisi yapılabilmesi için kadının fallop tüplerinin (yumurtalıkları rahme bağlayan tüpler) açık ve sağlıklı olması gerekir. </p>
<ul>
<li>Kadının yaşı 40’tan büyükse, azalmış yumurta rezervi varsa ya da erken menopoz riski varsa</li>
<li>Düşük sperm sayısı veya düşük kaliteli sperm varsa</li>
<li>İleri dereceli endometriozis söz konusuysa</li>
<li>Her iki tüpte kapalı ise aşılama yapılması önerilmez. </li>
</ul>
<p><strong>Aşılama tedavisi uygun çiftlere yapılmalı</strong></p>
<p>Aşılama tedavisine en uygun çiftler; kadın yaşı 35’ten genç, yumurta rezervi iyi, evlilik süresi 3 yıldan az, rahim filminde en az bir tüpü açık, erkekte ise ileri hareketli sperm sayısı 5 milyondan fazla olanlardır. Aşılama tedavisi yapabilmek için kadının en az bir tüpünün açık olması gerekmektedir. Tüpler kapalı ise aşılama tedavisi uygulanamaz. Yine erkekte ileri hareketli sperm sayının en az 5 milyon olması gerekmektir. Bu sayı 5 milyonda az ise aşılama yerine tüp bebek tedavisi tercih edilmelidir. Erkekten klinikte bir numune kabına sperm numunesi vermesi istenecektir. Bu genellikle aşılamanın yapıldığı gün gerçekleşmektedir. Sperm örneği yoğunlaştırılmış bir sağlıklı sperm örneği üretmek için filtrelenecektir. Spermin filtrelenmesi menide bulunan ve rahmimde reaksiyonlara neden olabilecek ve hamile kalmayı zorlaştırabilecek kimyasallardan kurtulmaya yardımcı olacaktır. Daha sonra bu sperm kateter adı verilen ince, esnek bir tüp yardımıyla vajinanın içine yerleştirilir ve rahme yönlendirilir. Yani sperm kateterden geçirilerek rahme gönderilir. Bu işlem çoğunlukla ağrısızdır, ancak bazı kadınlarda kısa süreli hafif kramplar ortaya çıkabilmektedir.</p>
<p><strong>Tüp bebek tedavisinden farkı</strong></p>
<p>Rahim içi inseminasyon (IUI) yani aşılama tedavisi ile tüp bebek tedavisi (IVF) işlemleri birbirinden farklıdır. Aşılama prosedüründe döllenme fallop tüpünün içinde gerçekleşir. Sperm örneği toplanır ve sadece yüksek kaliteli sperm kalacak şekilde filtre işlemi uygulanır. Bu örnek yumurtlama sırasında bir kateter ile rahme yerleştirilir. Bu yöntem, döllenmenin gerçekleşmesi umuduyla spermin yumurtaya daha kolay ulaşmasına yardımcı olmaktadır. Tüp bebek tedavisinde ise sperm ve yumurta laboratuvarda döllenir ve daha sonra embriyo olarak rahmine yerleştirilir. Aşılama tedavisi tüp bebek tedavisinden önce denenebilmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuk-sahibi-olmayanlara-asilama-tedavisi-umut-oluyor-398456">Çocuk Sahibi Olmayanlara Aşılama Tedavisi Umut Oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>4 yılda 60 bin ücretsiz diş tedavisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/4-yilda-60-bin-ucretsiz-dis-tedavisi-395194</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Aug 2023 10:26:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=395194</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık alanındaki çalışmalarıyla fark yaratan ve her yıl binlerce kişiye ücretsiz hizmet veren Bayraklı Belediyesi, ağız ve diş sağlığı poliklinikleriyle vatandaşın yüzünü güldürmeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/4-yilda-60-bin-ucretsiz-dis-tedavisi-395194">4 yılda 60 bin ücretsiz diş tedavisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık alanındaki çalışmalarıyla fark yaratan ve her yıl binlerce kişiye ücretsiz hizmet veren Bayraklı Belediyesi, ağız ve diş sağlığı poliklinikleriyle vatandaşın yüzünü güldürmeye devam ediyor. Bu kapsamda 6 ağız ve diş sağlığı ünitesi bulunan belediyenin diş kliniklerinden son 4 yılda yaklaşık 60 bin kişi faydalandı. Başkan Serdar Sandal, “İlçe sakinlerimizin sağlığı ve huzuru için çalışıyoruz. Onların mutluluğu her şeye değer” dedi.</p>
<p><strong>ÜCRETSİZ MUAYENE VE TEDAVİ</strong></p>
<p>Özel hastaneleri aratmayan kalitesi, donanımlı poliklinikleri ve uzman kadrosuyla faaliyetlerini sürdüren Bayraklı Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü’ne bağlı diş kliniklerinden son 4 yılda yaklaşık 60 bin vatandaş ücretsiz hizmet aldı. Sunulan hizmetler vatandaşlar tarafından da memnuniyetle karşılandı. Bu kapsamda; 36 bin 672 diş muayenesi gerçekleştirildi. Kliniklerde 11 bin 928 dolgu, 4 bin 527 diş temizliği, 6 bin 973 diş çekimi yapıldı.</p>
<p><strong>TOPLUM SAĞLIĞI ÖNCELİĞİMİZ</strong></p>
<p>Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal, “İzmir’de ücretsiz sağlık hizmetlerimizle örnek ilçelerden biri olmanın gururunu yaşıyoruz. Toplum sağlığına önem ve öncelik veriyoruz. Hizmetlerimizin karşılığında yurttaşlarımızın memnuniyeti de bizi mutlu ediyor. Sağlık hizmetine ulaşmakta zorlanan tüm ilçe sakinlerimizin her zaman yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/4-yilda-60-bin-ucretsiz-dis-tedavisi-395194">4 yılda 60 bin ücretsiz diş tedavisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazın varis tedavisi olur mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yazin-varis-tedavisi-olur-mu-394705</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Aug 2023 09:54:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[varis]]></category>
		<category><![CDATA[yazın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=394705</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemlerde bacaklarınızda oluşan varislerden şikayetçi misiniz? Merak etmeyin yalnız değilsiniz?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-varis-tedavisi-olur-mu-394705">Yazın varis tedavisi olur mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son dönemlerde bacaklarınızda oluşan varislerden şikayetçi misiniz? Merak etmeyin yalnız değilsiniz? Çalışma şartları birçok kadının varis başta olmak üzere şikayetlerini arttırma yönünde ne yazık ki. Peki bu sıkıntının tedavisi için ne yapmalısınız? Varis şikayetlerinin çözümlerini yazın mı yoksa kışın mı aramalıyız? Tedavi konusunda mevsim önemli mi? Yaz aylarında şikayetler daha çok artar mı? Varis hastalığının hem tıbbi hem de estetik amaçlı tedavi yöntemleri olduğunu söyleyen Liv Hospital Kalp ve Damar Cerrahisi, Doç. Dr. Cem Arıtürk merak edilen soruların cevaplarını yanıtladı.</p>
<p>Toplardamarların bir hastalığıdır</strong></p>
<p>Varis vücutta kanı, dokulardan kalbe taşıyan toplardamarların bir hastalığıdır. Bu toplardamarlarda gelişen yetmezlik (venöz yetersizlik) sonucunda oluşan damar deformasyonları varis olarak tanımlanabilir. Venöz yetmezlik ve varis, yerçekiminden en çok etkilenen bacak toplardamarlarında meydana gelen akım ve bunun sonucunda gelişen kalıcı yapı ve şekil bozuklukları (genişleme, kıvrımlanma, kırılgan hale gelme…) ile karakterize bir hastalıktır. Dikkat edilmediği ve tedavi edilmediği takdirde çok ciddi sonuçlara neden olabilir.</p>
<p><strong>Hastalığın belirtilerini ciddileştiriyor</strong></p>
<p>Havanın ısınması ve nem miktarının artması gibi olağan mevsimsel döngülerden etkilenen varis hastaları için yaz aylarının şikayetler açısından can sıkıcı olduğu bir gerçek. Bununla birlikte günümüzün çalışma şartları nedeni ile hareketsizlik ve sürekli oturma gibi ek faktörlerin hastalık belirtilerini daha da ciddileştirebileceğini akılda tutmak lazım.</p>
<p><strong>Hem tıbbi hem de estetik amaçlı tedavileri var</strong></p>
<p>Şikayetleri açısından mevsimsel özellikler gösteren varis tedavisinde de bir takım mevsimsel özellikler bulunmakta. Bilindiği üzere varis hastalığının hem tıbbi hem de estetik amaçlı tedavileri var. </p>
<p><strong>Estetik tedaviler</strong></p>
<p>Olağan şartlarda estetik amaçlı köpük tedavisi (skleroterapi) ve lazer gibi tedavi yöntemleri havanın serin ve güneşli olmadığı dönemlerde önerilmekte; yani haziran ile eylül arası dönem estetik işlemler için pek de uygun değil. Çünkü bu dönemlerde uygulandığında kalıcı iz oluşması ve yapılan tedavinin başarısız olması gibi ihtimaller daha yüksek. </p>
<p><strong>Estetik amaçlı tedavilerden çok farklı</strong></p>
<p>Toplumda çok sık karşılaşılan ancak hem belirsiz şikayetleri hem de yavaş seyri nedeni ile çok dikkate alınmayan ancak ileri dönemlerinde bacak kaybına dek uzanabilecek ciddi komplikasyonlara neden olabilecek kronik venöz yetmezlik ve varis hastalığının tıbbi amaçlı tedavisinde ise durum, estetik amaçlı tedavilerden çok farklı.  </p>
<p><strong>İlaç ve çorap tedavisi</strong></p>
<p>İlaç ve çorap tedavisi ile takip edilen hasta grubu kronik süreçte rutin kontrollerine devam etmelidirler. </p>
<p><strong>Ameliyatsız tedavi yöntemleri</strong></p>
<p>Lazer, radyofrekans ve yapıştırıcı gibi girişimsel yöntemlerle kesisiz ve ameliyatsız tedavi mümkündür. Estetik tedavilerden farklı olarak, tıbbi amaçlı uygulanan girişimsel yöntemler yılın 12 ayında da uygulanabilmektedir. </p>
<p>Hava sıcaklığı veya güneş; işlemlerin iyileşme sürecine veya başarı oranına etki etmemektedir. Bununla birlikte hastaların aynı gün içinde, 2-4 saat sonra evlerine dönebilmeleri ve kaldıkları yerden normal hayatlarına devam etmeleri, ertesi gün iş ve sosyal hayatlarına tekrar dahil olmaları bu girişimlerin en önemli avantajlarındandır. </p>
<p>Lazer, radyofrekans ve yapıştırıcı yöntemlerinden hangisinin hangi hastada kullanılacağı diğer bir soru olarak karşımıza çıkmakta; burada vurgulamam gereken şey, “iyi” veya “kötü” yöntem yerine “hastaya uygun yöntem” olduğu. Bu doğrultuda hastanın şikayet profili, hastalıklı damar bölgesi (diz altı veya üstü), damar özellikleri (çapı, ne kadar kıvrımlı olduğu gibi), vücut yapısı, cilt altı yağ dokusu veya diğer problemler nedeni ile ek bir işlem uygulanıp uygulanmayacağı gibi bir dizi değişken, uygun yöntemi seçmek konusunda değerlendirilmesi gereken kriterlerdir. Benzer şeklide bu üç yöntemden her birinde az oranda da olsa komplikasyon olasılığı bulunmaktadır.  Bu nedenle uygulanacak yöntemin seçimi sırasında; hasta ve yakınlarına işlemlerin tekniği, başarı yüzdeleri, olası komplikasyonları ve sonrasındaki tedavi süreci hakkında detaylı bilgi verilmeli ve hasta ile hekim (hekimin önerisi ve profesyonel yönlendirmesi doğrultusunda) beraber karar vermelidir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-varis-tedavisi-olur-mu-394705">Yazın varis tedavisi olur mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser tedavisi tatile engel değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisi-tatile-engel-degil-383270</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jun 2023 11:00:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[engel]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[tatile]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=383270</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde her ne kadar kanser hastalığı giderek yaygınlaşsa da gelişen tedaviler de yüz güldürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisi-tatile-engel-degil-383270">Kanser tedavisi tatile engel değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzde her ne kadar kanser hastalığı giderek yaygınlaşsa da gelişen tedaviler de yüz güldürüyor. Yeni tedaviler artık hem daha az yan etkili hem de hastanın yaşam kalitesini çok fazla bozmadan yaşamlarını sürdürmelerine imkân sağlıyor. Kanser tedavisi sırasında bazı kurallar çerçevesinde çalışmanın ve tatil yapmanın mümkün olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Uygulanan tedavinin çeşidi, oluşabilecek yan etkiler, çalışma ortamının durumu gibi faktörler farklılık göstereceği için hastaların hekimleri ile konuşarak bu sürece karar vermesi gerekiyor. Ayrıca, kemoterapi sırasında tatilin bazen mümkün olabileceğini ancak bu durum kemoterapilerin yan etki profiline, veriliş sıklığına, hastanın ek hastalıklarına göre değişkenlik gösterebiliyor” diye konuştu.</strong></p>
<p>Kemoterapi almanın tatile çıkılamayacağı anlamına gelmediğini paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Sistemik tedavi alan hastaların genel fiziksel durumları iyi ise, yapılan kan sayımı değerlerinde düşüklük yoksa, yani nötropeni yaşanmıyorsa, tedavilere bağlı bulantı, kusma, ishal gibi yan etkiler oluşmuyorsa ya da beslenme sorunları oluşmuyorsa hastalar doktorları ile konuşarak tatil planı yapabilirler” dedi.</p>
<p><strong>Gidilecek yerde sağlık hizmetine kolay ulaşılabilmeli</strong></p>
<p>Seyahate çıkarken hastaların yanında bir yakının olması ve gidilecek yerde sağlık hizmetine kolaylıkla ulaşılabilmesi gerektiğini vurgulayan Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Gidilecek yere göre seyahat araba ya da uçakla olabilir ancak hastaların araç kullanmaması daha uygun olacaktır. Uçakla seyahat beyin ödemi riski bulunanlarda, ciddi nefes darlığı ya da derin anemisi olanlara tavsiye edilmez” dedi. Tatile çıkmadan önce liste yaparak kullanılan ilaçların, mide koruyucunun, bulantı ve ishal ilacı gibi destek ilaçların, ağrı kesicilerin alındığından emin olunması gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Kullandığınız destek ekipmanlar varsa; yürüteç, oksijen tüpü, kolostomi torbası gibi, bunları yanınıza almayı unutmayın. Tatil süresince ilaçların düzenli olarak saatinde alınması çok önemli” diye konuştu. </p>
<p><strong>Güneşten korunmak önemli</strong></p>
<p>Tatilde güneşin zararlı ışınlarından korunmak için tercihen gölgelerde kalınması, şapka, gözlük ve güneş koruyucu krem kullanılmasının ihmal edilmemesi gerektiğini söyleyen Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Özellikle güneş ışınlarının yoğun olduğu 11 ile 15 saatleri arası güneşe çıkmayın. Unutmayın bazı kemoterapi ilaçları, biyolojik tedaviler ya da akıllı ilaçlar güneşe maruz kalındığında ciltte hasar oluşturabilir. Yine benzer şekilde radyoterapi aldığınız bölgeniz güneş ışınlarına karşı hassas olabilir. O bölgeleri güneş görmeyecek şekilde kapatmanız uygun olacaktır” hatırlatmasında bulundu. Kıyafet seçiminde terlemeyi önleyecek rahat, keten ve doğal liflerden yapılmış giysilerin tercih edilmesi önerisinde bulunan Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Eğer denize ya da havuza girmek isterseniz su yutmamaya özen gösterin çünkü kontamine sulardan birçok enfeksiyon bulaşabilir” dedi.</p>
<p><strong>Açıkta satılan yiyecekler yenmemeli</strong></p>
<p>Yemek yenilen yer ve seçilecek yemeklerin de çok önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Tatilinizin güzel geçmesi için yemek hazırlanan ve sunulan yerin hijyenik olmasına dikkat edin.   Günlük taze pişmiş, açıkta bekletilmemiş yemekler tercih etmenizi, çiğ balık veya deniz ürünü içeren gıdalardan uzak durmanızı, sokaklarda satılan yiyecekleri tüketmemenizi, açık dondurma, pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri tüketmemenizi öneririz. Ayrıca kapalı satılan şişe suyu tercih edin.  Özellikle sıcakta çabuk bozulabilecek mayonez gibi sosları içeren gıdalardan ve yeterince temizlendiğinden emin olmadığınız çiğ yeşilliklerden yapılan salatalardan mutlaka uzak durun, sigara içmeyin ve uykunuza dikkat edin” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisi-tatile-engel-degil-383270">Kanser tedavisi tatile engel değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antalya Büyükşehir&#8217;den engelli bireylere ücretsiz diş tedavisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/antalya-buyuksehirden-engelli-bireylere-ucretsiz-dis-tedavisi-376016</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 May 2023 08:55:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[bireylere]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehirden]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=376016</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Engelliler Haftası etkinlikleri kapsamında engelli bireyler ve ailelerinin diş tedavisini gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalya-buyuksehirden-engelli-bireylere-ucretsiz-dis-tedavisi-376016">Antalya Büyükşehir&#8217;den engelli bireylere ücretsiz diş tedavisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Engelliler Haftası etkinlikleri kapsamında engelli bireyler ve ailelerinin diş tedavisini gerçekleştirdi. </p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, engelli bireyleri misafir etti.  Büyükşehir Belediyesi ve Engelsiz Hacettepe Gençlik ve Spor Kulübü ile yapılan iş birliği çerçevesinde engelli bireylerin diş kontrolleri yapıldı. Engelli bireylerin ilk olarak röntgen çekimi yapılarak alanındaki uzman diş hekimleri tarafından diş muayenesi gerçekleştirildi. Muayenene sonrasında dolgu, kanal tedavisi, diş çekimi ve diş taşı temizliği gibi yapılması gereken tedaviler uygulanacak. </p>
<p>HER ZAMAN YANLARINDAYIZ</p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Ağız Diş Sağlığı Şube Müdürü Yeşim Tuncer Kurt, Büyükşehir Belediyesi olarak engelli vatandaşların her zaman yanlarında olduklarını belirterek, “Engelli bireylerimiz zaman zaman ağız ve diş hijyenlerini sağlamaları fiziksel ve mental engelleri sebebiyle zor olabiliyor. Burada kendilerine ve yakınlarına ağız ve diş sağlığının korunması için eğitim vererek, diş tedavilerini gerçekleştireceğiz” dedi. </p>
<p>Engelsiz Hacettepe Gençlik ve Spor Kulübü İl Temsilcisi Ahmet Oktay da Büyükşehir Belediyesi’ne engelli bireylere yönelik yapılan diş tedavisinden dolayı teşekkür etti. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalya-buyuksehirden-engelli-bireylere-ucretsiz-dis-tedavisi-376016">Antalya Büyükşehir&#8217;den engelli bireylere ücretsiz diş tedavisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çekilen diş eti eski haline gelmez Aşırı vakalarda &#8216;serbest diş eti grefti&#8217; tedavisi uygulanır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cekilen-dis-eti-eski-haline-gelmez-asiri-vakalarda-serbest-dis-eti-grefti-tedavisi-uygulanir-374088</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 12:18:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[çekilen]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[eski]]></category>
		<category><![CDATA[eti]]></category>
		<category><![CDATA[gelmez]]></category>
		<category><![CDATA[grefti]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[serbest]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[uygulanır]]></category>
		<category><![CDATA[vakalarda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374088</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diş eti çekilmelerinin çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabileceğini belirten uzmanlar birincil nedenin diş taşı birikimi olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cekilen-dis-eti-eski-haline-gelmez-asiri-vakalarda-serbest-dis-eti-grefti-tedavisi-uygulanir-374088">Çekilen diş eti eski haline gelmez Aşırı vakalarda &#8216;serbest diş eti grefti&#8217; tedavisi uygulanır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diş eti çekilmelerinin çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabileceğini belirten uzmanlar birincil nedenin diş taşı birikimi olduğunu söylüyor. Diş taşı temizliğinden sonra çekilen diş etinin eski haline gelmeyeceğini kaydeden Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler önemli olanın sıkı, yapışık ve dişin hareket etmesini önleyecek güzel bir dokunun oluşması olduğunu vurguluyor. Güler, bu durumda da ‘serbest diş eti grefti’ denilen damaktan diş eti alınarak yama yapma yöntemiyle tedavi edildiğini açıklıyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler diş eti çekilmesinin nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Diş taşı, diş eti çekilmesinin en temel nedeni </strong></p>
<p>Diş eti çekilmelerinin çeşitli nedenlerle karşımıza çıktığına söylerek sözlerine başlayan Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Farklı nedenleri olsa da en temel sebebi diş taşı birikimidir. Diş taşlarının birikmesiyle diş eti yavaş yavaş aşağı doğru çekilir. Diş taşı temizliğinden sonra ise çekilen diş eti eski haline gelmez.” dedi.</p>
<p><strong>Diş taşı temizliği yapıldıktan sonra tedavi planlanır</strong></p>
<p>Diş taşı temizliği yapıldıktan ve diş etleri sağlığına kavuştuktan sonra tedavi planlamasının yapılabileceğini kaydeden Güler, “En temel tedavi ağzın başka bir bölgesinden bir miktar diş eti alarak o diş eti çekilmesi olan yere yama yapmaktır. Bunun için genellikle damak bölgesinden bir parça kullanılır. Diş eti çekilmesinin boyutuna göre, yani ne kadar parça gerekli ise damak bölgesinden o kadar parça kesilir ve hazırlanan bölgeye çeşitli dikişlerle tutturulur.” şeklinde tedavi yöntemini açıkladı.</p>
<p><strong>Bölge temiz tutulmalı ve çok kullanmaktan kaçınılmalı </strong></p>
<p>Müdahalenin ardından hastanın, tedavinin uygulandığı bölgeye mümkün olduğunca iyi bakması gerektiğinin altını çizen Güler, “Bölge temiz tutulmalı ve çok kullanmaktan kaçınılmalı. 1 hafta ile 10 gün arasında yama yapılan doku alttaki dokulardan da beslenerek yerine yapışır ve iş eti çekilmesi tedavi edilmiş olur.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Aşırı vakalarda ‘serbest diş eti grefti’ tedavisi uygulanır</strong></p>
<p>Yüksek miktarda diş eti çekilmesinin olduğu durumlarda ise her zaman çekilmenin tamamının kapatılamayabileceğini kaydeden Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Ancak önemli olan sıkı, yapışık ve dişin hareket etmesini önleyecek güzel bir dokunun oluşmasıdır. Bu da yapılan ‘serbest diş eti grefti’ denilen damaktan diş eti alınarak yama yapılan tedavilerle mümkün olur. İşlem sonrasında ise ağrı ve enfeksiyon oluşmaması için hastaya antibiyotik ve ağrı kesici reçete edilir.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Damaktaki yara bölgesi için hastanın kanından biyomateryal oluşturulur</strong></p>
<p>Damaktan alınan parçanın yerinde oluşan yara bölgesine de çeşitli uygulamalar yapıldığını belirten Güler sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Damakta oluşan yara bölgesi için hastanın kanından elde edilen ve prf denilen yara bandı benzeri bir biyomateryal oluşturulur ve parçanın alındığı yaralı bölgeye tutturulur. Yeme içme sırasında bu bölgedeki biyomateryal etkilenmez. Bu tedavi süresinde hastalardan beklenen yaklaşık 10 gün kadar yama yapılan bölgeyi kullanmamalarıdır. Bu sürenin sonunda dikişler alınır ve hasta normal yeme içme düzenine dönebilir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cekilen-dis-eti-eski-haline-gelmez-asiri-vakalarda-serbest-dis-eti-grefti-tedavisi-uygulanir-374088">Çekilen diş eti eski haline gelmez Aşırı vakalarda &#8216;serbest diş eti grefti&#8217; tedavisi uygulanır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PRP tedavisi gebelik şansını arttırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prp-tedavisi-gebelik-sansini-arttiriyor-371808</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 May 2023 11:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arttırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[prp]]></category>
		<category><![CDATA[şansını]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=371808</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teknolojik gelişmeler sağlık ve özellikle tüp bebek alanındaki tedaviyi de olumlu yönde etkiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prp-tedavisi-gebelik-sansini-arttiriyor-371808">PRP tedavisi gebelik şansını arttırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Teknolojik gelişmeler sağlık ve özellikle tüp bebek alanındaki tedaviyi de olumlu yönde etkiliyor. Son yıllarda yapılan çalışmalara göre rahimlerinin ilaçlara cevap vermemesi nedeniyle tüp bebek tedavilerinden sonuç alamayan kadınlarda PRP tedavisinin olumlu bir fayda sağlayabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Ebru Öztürk Öksüz, “PRP uygulamasındaki amaç; infertilite sorunu yaşayan, yumurtası olmayan ya da çok az yumurtası kalmış, erken menopoz ve erken over yetmezliği teşhisi konmuş hastaların yumurtalıklarında doku onarımı sağlayıp; kaliteli yumurtaların izlenmesi sonrasında tüp bebek tedavi yöntemiyle çocuk sahibi olmalarını sağlamak. Hiç yumurtası olmayan ya da erken menopoz sorunu yaşayan, annelik şansını kaçırdığını düşünen kadınların çocuk sahibi olmaları için PRP alternatif bir yöntem olarak uygulanabilir” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>PRP’nin kişinin kendi kanından özel bazı işlemlere tabi tutulduktan sonra elde edilmesine rağmen kandakinden 10 kat daha fazla büyüme faktörü içerdiğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Ebru Öztürk Öksüz, “Büyüme faktörleri doğal iyileşme sürecini hızlandırdığı gibi uygulanan dokuda yenileme sağladığı düşünülüyor” dedi.</p>
<p><strong>PRP tedavisi olgunlaşmış yumurtaların gelişmesini sağlıyor</strong></p>
<p>Erken yumurtalık yetmezliğinin 40 yaşından önce yumurtalıkların normal işlevlerini kaybettiği bir durum olduğunu ve bu durumun üreme kaybıyla birlikte görüldüğünü ifade eden Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Ebru Öztürk Öksüz, “Klinik çalışmalarda, büyüme faktörü enjeksiyonu sonucunda yumurtalıkta bulunan kök hücrelerin uyarılmasıyla olgun yumurtaların geliştiği gösterilmiştir. Son yapılan çalışmalarda PRP tedavisinin yumurtalık rezervi çok düşük kadınlarda uygulandığında tedaviden 2-3 ay sonra yumurtalıklarının gençleştiği ve yeni yumurta gelişiminin tetiklendiği tahmin ediliyor” diye konuştu. </p>
<p>Tüp bebek yönteminde başarıyı sağlamak için önemli faktörlerden birinin de rahim olduğunun altını çizen Op. Dr. Ebru Öztürk Öksüz, “Rahmin istenilen seviyeye kadar gelişmediği vakalarda elde edilen embriyolar çok iyi de olsa gebelik elde edilemiyor” dedi.</p>
<p><strong>PRP işlem sonrasında hasta birkaç saate taburcu ediliyor</strong></p>
<p>PRP uygulamasından ortalama 8-12 hafta sonra tüp bebek tedavisinin uygulanabildiğinin altını çizen Op. Dr. Ebru Öztürk Öksüz, “Eğer hasta tüp bebek tedavisi görüyorsa PRP uygulamasının fayda sağlaması adına tüp bebek tedavilerinden en az 8 hafta önce uygulanması öngörülür. Eğer hastaya PRP uygulaması yapılacaksa tüp bebek tedavisi esnasında rahim hazırlığı yapılırken 2 seans şeklinde uygulanır” şeklinde konuştu.</p>
<p>Aynı zamanda PRP tedavi sürecinin aşamalarına da değinen Op. Dr. Ebru Öztürk Öksüz, “İşlem gününde hastadan damar yolu ile kan alınır. Ayrıştırma cihazıyla kan ayrıştırılır ve trombositten zengin plazma elde edilir. Genel anestezi altında ultrason eşliğinde vajinal yoldan yumurtalık dokusuna enjekte edilir. Birkaç saatlik müşahede sonrası hasta taburcu edilir” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prp-tedavisi-gebelik-sansini-arttiriyor-371808">PRP tedavisi gebelik şansını arttırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Mazlum Şahin&#8217;den Kalp Kası Bandı (Myokardial Bridge) Hastalığı ve Tedavisi Hakkında Bilgilendirme</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-mazlum-sahinden-kalp-kasi-bandi-myokardial-bridge-hastaligi-ve-tedavisi-hakkinda-bilgilendirme-363751</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Apr 2023 22:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bandı]]></category>
		<category><![CDATA[bilgilendirme]]></category>
		<category><![CDATA[bridge]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kası]]></category>
		<category><![CDATA[mazlum]]></category>
		<category><![CDATA[myokardial]]></category>
		<category><![CDATA[şahinden]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363751</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doç. Dr. Mazlum Şahin, kalp kası bandı hastalığı ve tedavisi konusunda hastaları bilgilendirerek, uygun tanı ve tedavi yöntemleri ile hastaların sağlıklarını en iyi şekilde yönetmeyi hedeflemektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-mazlum-sahinden-kalp-kasi-bandi-myokardial-bridge-hastaligi-ve-tedavisi-hakkinda-bilgilendirme-363751">Doç. Dr. Mazlum Şahin&#8217;den Kalp Kası Bandı (Myokardial Bridge) Hastalığı ve Tedavisi Hakkında Bilgilendirme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalbi besleyen damarlar kalbin üzerinde seyreder. Kalbin üzerinde değil, bir kısmının veya tamamının kalp kası içinden geçmesine &#8220;Kalp Kası Bandı Hastalığı&#8221; veya &#8220;Miyokardiyal Bridge&#8221; veya &#8220;Kalp Kası Köprüsü&#8221; denir. Bu durum, kalp kasının kasılması sırasında damarlara bası yaparak kan akımının geçişini engelleyebilir ve kalp damar tıkanıklığı gibi belirtilere neden olabilir.</p>
<p>Tanı, genellikle anjiyo yöntemi ile konulmaktadır. İlk olarak ilaç tedavisi ile hastaların şikayetleri kontrol altına alınmaya çalışılır. Ancak ilaç tedavisine rağmen şikayetleri devam eden hastalarda stent veya cerrahi müdahale gerekebilir. Stent kullanımı, bandın basısına bağlı erken tıkanıklık riski taşıdığından dezavantajları bulunmaktadır.</p>
<p>Cerrahi tedavi, kalıcı bir çözüm olarak görülmektedir. Cerrahi müdahalede, kalp kası bandı kesilerek koroner damar rahatlatılmaktadır. Gerektiğinde eş zamanlı olarak koroner bypass ameliyatı da yapılabilmektedir.</p>
<p>Kalp Kası Bandı Hastalığı hakkında bilgilendirme yapan Doç. Dr. Mazlum Şahin, bu durumun tanı ve tedavisi hakkında şunları söyledi: &#8220;Kalp damarlarının kalp kası içinden geçtiği durum olan Kalp Kası Bandı Hastalığı, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Tanı genellikle anjiyo ile konulmaktadır. İlaç tedavisi ile şikayetleri kontrol altına alınamayan hastalarda stent veya cerrahi müdahale gerekebilir. Ancak stentin erken tıkanıklık riski bulunduğundan cerrahi tedavi, kesin ve kalıcı bir çözüm olarak tercih edilebilir. Hastaların durumuna göre, kalp kası bandı kesilerek koroner damar rahatlatılabilir ve gerektiğinde koroner bypass da yapılabilir.&#8221;</p>
<p>Doç. Dr. Mazlum Şahin, kalp kası bandı hastalığı ve tedavisi konusunda hastaları bilgilendirerek, uygun tanı ve tedavi yöntemleri ile hastaların sağlıklarını en iyi şekilde yönetmeyi hedeflemektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-mazlum-sahinden-kalp-kasi-bandi-myokardial-bridge-hastaligi-ve-tedavisi-hakkinda-bilgilendirme-363751">Doç. Dr. Mazlum Şahin&#8217;den Kalp Kası Bandı (Myokardial Bridge) Hastalığı ve Tedavisi Hakkında Bilgilendirme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beylikdüzü Belediyesi Kanser Tedavisi Gören Hastaları Ziyaret Etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-belediyesi-kanser-tedavisi-goren-hastalari-ziyaret-etti-363658</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Apr 2023 13:00:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[beylikdüzü]]></category>
		<category><![CDATA[etti]]></category>
		<category><![CDATA[gören]]></category>
		<category><![CDATA[hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363658</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü tarafından ‘Kanser Haftası’ dolayısıyla Medicana Hastanesi Onkoloji Bölümü’nde tedavi gören hastalar ziyaret edildi. Belediye meclis üyelerinin de katıldığı ziyarette erken teşhis ve tedavinin önemine dikkat çekildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-belediyesi-kanser-tedavisi-goren-hastalari-ziyaret-etti-363658">Beylikdüzü Belediyesi Kanser Tedavisi Gören Hastaları Ziyaret Etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü tarafından ‘Kanser Haftası’ dolayısıyla Medicana Hastanesi Onkoloji Bölümü’nde tedavi gören hastalar ziyaret edildi. Belediye meclis üyelerinin de katıldığı ziyarette erken teşhis ve tedavinin önemine dikkat çekildi.</p>
<p>Beylikdüzü Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü ve Belediye meclis üyeleri 1-7 Nisan Kanser Haftası dolayısıyla Beylikdüzü Medicana Hastanesi’ne ziyaret gerçekleştirdi. Onkoloji bölümüne yapılan ziyaret sırasında hastalara karanfil takdim eden meclis üyeleri geçmiş olsun dileklerinde bulundu. “Pembe Gözlüklerle Kansere Farklı Çerçeveden Bak” sloganıyla, erken tanı ve tedavinin önemine dikkat çekildiği ziyarette hastalara moral verildi.</p>
<p><strong>“Erken teşhis ve tanı büyük önem taşıyor”</strong></p>
<p>Kanser hastalığında yapılacak taramaların, erken teşhis ve tanı için büyük önem taşıdığını belirten Beylikdüzü Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Mehmet Esmer, “İlçemizdeki sağlık kuruluşları ile gerçekleştirdiğimiz iş birlikleri sonucu vatandaşlarımızı hastanelere yönlendirerek muayene ve tedavileri konusunda onlara elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyoruz. Ayrıca erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla yıl boyunca düzenlediğimiz çeşitli eğitim ve seminerlerle de komşularımıza bilgilendirmeler yapıyoruz” dedi. <br /> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-belediyesi-kanser-tedavisi-goren-hastalari-ziyaret-etti-363658">Beylikdüzü Belediyesi Kanser Tedavisi Gören Hastaları Ziyaret Etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kök Hücre Tedavisi ile Prp Arasındaki 4 Önemli Fark</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kok-hucre-tedavisi-ile-prp-arasindaki-4-onemli-fark-363185</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2023 12:00:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arasındaki]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prp]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363185</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda ortopedik hastalıkların tedavisinde kullanılan kök hücre, Platelet Rich Plasma (PRP) ve Plasma Rich in Growth Factors (PRGF) gibi yeni tedavi yöntemleri gün geçtikçe daha da popüler hale geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kok-hucre-tedavisi-ile-prp-arasindaki-4-onemli-fark-363185">Kök Hücre Tedavisi ile Prp Arasındaki 4 Önemli Fark</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda ortopedik hastalıkların tedavisinde kullanılan kök hücre, Platelet Rich Plasma (PRP) ve Plasma Rich in Growth Factors<em> </em>(<em>PRGF</em>) gibi yeni tedavi yöntemleri gün geçtikçe daha da popüler hale geliyor.</p>
<p>Kök hücre tedavisi ile PRP tedavisi hastalar tarafından çok sık karıştırılıyor. Kök hücre tedavisinde kişinin kendisine ait özel hücrelerden yararlanılırken, PRP tedavisinde doku hasarını onarmak için yine hastanın vücudundan alınan trombositler kullanılıyor. Kanın pıhtılaşmasının temel bileşeni olan trombositler, iyileştirici özelliğe sahip proteinleri içeriyor. Memorial Kayseri Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Fatih Karaaslan, kök hücre tedavisi ile PRP arasındaki farklarla ilgili bilgi verdi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Tedavide kök hücreler kullanılıyor</strong></p>
<p>Kök hücreler, vücudumuzda bulunan özel hücrelerdir ve kendilerini yenileyebilme özelliğine sahiptir. Bu nedenle, ortopedik hastalıkların tedavisinde kullanılmaları son yıllarda oldukça yaygın hale gelmiştir. Kök hücre tedavisi, hastanın kendisinden alınan kök hücrelerin, hasarlı dokulara enjekte edilmesiyle gerçekleştirilmektedir. Bu işlem, hasarlı dokuların iyileşmesine yardımcı olmakta ve ağrıyı da azaltmaktadır. Kök hücre tedavisi genellikle aşağıdaki hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.</p>
<ul>
<li>Osteoartrit (eklem kireçlenmesi) </li>
<li>Tendinit (tendon iltihabı)</li>
<li>Ligament hasarı</li>
<li>Kas yaralanmaları </li>
<li>Kıkırdak hasarı </li>
</ul>
<p> <strong>PRP için alınan kan ayrıştırılıyor</strong></p>
<p>PRP Tedavisi Platelet Rich Plasma (PRP) tedavisi ise hastadan alınan kanın özel bir işlemle ayrıştırılması ile gerçekleştirilmektedir. Bu işlem sonrasında elde edilen plazma, zengin trombositler içerir. Trombositler, iyileşmeyi destekleyen büyüme faktörleri salgılarlar. Bu nedenle, PRP tedavisi hasarlı dokuların iyileşmesine yardımcı olmaktadır. PRP tedavisi genellikle aşağıdaki hastalıkların tedavisinde kullanılır:</p>
<ul>
<li>Tendinit </li>
<li>Ligament hasarı </li>
<li>Kas yaralanmaları </li>
<li>Kıkırdak hasarı  </li>
</ul>
<p><strong>Kök hücre tedavisi ve PRP arasındaki farklar </strong></p>
<p>Kök hücre tedavisi ve PRP tedavisi benzerlik gösterse de, aslında bu işlemler farklı uygulamalardır. </p>
<ul>
<li>Kök hücre tedavisi, hasarlı dokulara enjekte edilen canlı kök hücrelerin kullanılmasıyla gerçekleştirilirken, PRP tedavisi trombositlerin salgıladığı büyüme faktörleriyle iyileşme sağlar. </li>
<li>Kök hücre tedavisi daha girişimsel bir işlemdir, çünkü kök hücreler çoğunlukla kemik iliğinden veya yağ dokusundan elde edilir ve enjekte edilmeden önce özel bir işleme tabi tutulurlar. PRP tedavisi ise kanın ayrıştırılması sonrasında enjekte edilir. </li>
<li>Kök hücre tedavisi, PRP tedavisine göre daha uzun süreli bir etkiye sahiptir. Kök hücreler, hasarlı dokuda yenilenmeye başlayarak iyileşmeyi destekler. PRP tedavisi ise daha hızlı bir etkiye sahiptir, ancak etkisi daha kısa sürer. </li>
<li>Genellikle, hafif ila orta şiddetli hastalıklarda PRP tedavisi, daha şiddetli hastalıklarda ise kök hücre tedavisi tercih edilir.  </li>
</ul>
<p><strong>Hastalığın türüne ve şiddetine göre yöntem belirlenmeli</strong></p>
<p>Kök hücre ve PRP tedavileri, son yıllarda ortopedik hastalıkların tedavisinde popüler hale geldi. Her iki yöntem de hasarlı dokuların iyileşmesine yardımcı olur ve ağrıyı azaltabilir. Ancak, kök hücre tedavisi ve PRP tedavisi arasında farklılıklar vardır ve hangi yöntemin seçileceği hastalığın türüne ve şiddetine göre değişebilir. Bu nedenle, hangi tedavi yönteminin seçileceği konusunda uzman doktorla konuşarak karar vermek önemlidir.</p>
<ul>
<li>Kök hücre ve PRP tedavileri popüler hale gelmiş olsa da, bu tedavilerin tam olarak ne kadar etkili olduğu hala araştırılmaktadır. Bu nedenle, bu tedavileri uygulamadan önce, doktorunuzla tedavi seçenekleri hakkında detaylı bir şekilde konuşmanız önemlidir.</li>
<li>Kök hücre ve PRP tedavilerinin potansiyel riskleri ve yan etkileri hakkında bilgi sahibi olmanız önemlidir. Tedavi sonrasında ağrı, enfeksiyon, kanama ve diğer komplikasyonlar gibi riskler olabilir. Bu nedenle, tedavinin potansiyel faydaları ve riskleri hakkında doktorunuzla konuşmanız gerekir.</li>
<li>Kök hücre ve PRP tedavileri, birçok ortopedik hastalığın tedavisinde kullanılabilecek seçeneklerdir. Ancak, bu tedaviler herkes için uygun değildir. Tedavinin sizin için uygun olup olmadığı hakkında doktorunuza danışmalısınız.</li>
<li>Kök hücre ve PRP tedavileri, birçok klinikte sunulmaktadır. Ancak, bu kliniklerin kalitesi ve tedaviyi uygulayanların uzmanlık düzeyleri değişebilir. Bu nedenle, tedavi seçenekleri hakkında doktorunuzla konuşmadan önce, klinikleri araştırmak ve referanslarını kontrol etmek önemlidir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kok-hucre-tedavisi-ile-prp-arasindaki-4-onemli-fark-363185">Kök Hücre Tedavisi ile Prp Arasındaki 4 Önemli Fark</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
