<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tavsiyelere | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/tavsiyelere/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/tavsiyelere</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 21 May 2026 15:52:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>tavsiyelere | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/tavsiyelere</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kurban Bayramı&#8217;nda sağlık sorunları yaşamamak için bu tavsiyelere dikkat</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-saglik-sorunlari-yasamamak-icin-bu-tavsiyelere-dikkat-637240</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2026 15:52:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Açısından]]></category>
		<category><![CDATA[bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eti]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[ogün]]></category>
		<category><![CDATA[porsiyon]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyelere]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamamak]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637240</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurban Bayramı’na sayılı günler kalırken İstanbul Atlas Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, bayramda dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-saglik-sorunlari-yasamamak-icin-bu-tavsiyelere-dikkat-637240">Kurban Bayramı&#8217;nda sağlık sorunları yaşamamak için bu tavsiyelere dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Kurban Bayramı’na sayılı günler kalırken İstanbul Atlas Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, bayramda dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin tavsiyelerde bulundu. Taze et tüketiminin hazımsızlık ve şişkinlik, kabızlık, gut atakları gibi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunan Kalkan, kalp, hipertansiyon ve diyabet hastalarının porsiyon miktarına dikkat etmesi gerektiği uyarısında bulundu. Bayramda hafif tatlıların tercih edilmesini öneren Kalkan, ana öğünle tatlı tüketilen öğün arasında 2 saat olmasını tavsiye etti. </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, yaklaşan Kurban Bayramı dolayısıyla doğru ve dengeli beslenme, et tüketiminde dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Kurban eti buzdolabında en az 12-24 saat dinlendirilmeli</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kurban Bayramı&#8217;nda taze et tüketimi konusunda dikkat edilmesi gereken noktalara değinen Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Kurban Bayramı&#8217;nda dikkat edilmesi gereken ilk ve en temel konu, etin doğru şekilde dinlendirilmesidir. Hayvan kesildikten sonra kas dokusunun bir dinlenme sürecine ihtiyacı vardır. Buna rigor mortis sonrası gevşeme diyoruz ve yaklaşık 24 saat sürüyor. Bu süre tamamlanmadan pişirilen et hem çok sert olmakta hem de sindirilmesi güçleşmektedir. Bu nedenle ideali, eti buzdolabında en az 12–24 saat dinlendirdikten sonra pişirmektir. Pişirme sırasında da etin iç sıcaklığının en az 70°C&#8217;ye ulaşması gerekmektedir” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Önemli sindirim sorunları ortaya çıkabilir</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Taze etin sindirilmesi ile ilgili ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Kırmızı etin sindirimi, beyaz ete kıyasla daha uzun sürer çünkü bağ doku içeriği (kollajen) ve kas lifi yoğunluğu daha fazladır” diyerek sık karşılaşılan sorunları şu şekilde sıraladı:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Hazımsızlık ve şişkinlik</span></b><span>: Özellikle fazla miktarda ve dinlendirilmemiş et tüketildiğinde mide boşalması gecikir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Kabızlık:</span></b><span> Et lif içermez; eğer diyet lif açısından yetersizse bağırsak hareketi yavaşlar.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Gut atakları:</span></b><span> Kırmızı et purin açısından zengindir; ürik asit yüksekliği olan bireylerde gut ataklarını tetikleyebilir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Böbrek yükü:</span></b><span> Yüksek protein alımı, böbrek yetmezliği riski taşıyan bireylerde azot yükünü artırır.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>İshal</span></b><span>: Yetersiz pişirilmiş et veya hijyen hatası durumunda Salmonella, E. coli gibi patojenler ciddi gastroenterite yol açabilir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Çiğ etle temas eden eller ve malzemeler iyi yıkanmalı</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Çiğ etle temas eden bıçak, tezgâh ve ellerin mutlaka iyi yıkanması gerektiğini söyleyen Kalkan, “Çiğ ette bulunabilecek Salmonella, E. coli gibi bakterilerin pişmiş besinlere taşınmasını önlemek açısından kritik önem taşımaktadır. Karaciğer, böbrek ve işkembe gibi sakatatların çok daha hızlı bozulduğu göz önünde bulundurularak aynı gün tüketilmesi ya da pişirilmesi gerekmektedir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Her öğünde kırmızı et tüketimi riskli</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kurban Bayramı&#8217;nda beslenme açısından yapılan hataların büyük çoğunluğunun aslında birbirine bağlı bir zincir oluşturduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, önerilerini şöyle sıraladı: </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Bayram boyunca her öğünde kırmızı et tüketme alışkanlığı son derece yaygındır; oysa bu durum böbreklere, kalp-damar sistemine ve sindirim sistemine ciddi bir yük bindirmektedir. Et seçiminde de kuyruk yağı ve iç yağ gibi doymuş yağdan zengin kısımların fazla tüketimi LDL kolesterol düzeyini yükseltmekte, özellikle kalp-damar hastalığı riski taşıyan bireyler için olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sofranın genel dengesine bakıldığında ise sebze, salata ve kurubaklagilin büyük ölçüde arka plana çekildiği görülmektedir. Lif alımının azalması, sindirim sorunlarını doğrudan tetiklemektedir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Mangalda etin kömürleşmemesine dikkat edilmeli</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Son olarak mangal ve açık ateşte yapılan aşırı kızartmadan da söz etmek gerekir. Yüksek ısıda ve alevle temas eden etlerde heterosiklik aminler ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar gibi kanserojen bileşikler oluşabilmektedir. Mangal tamamen dışlanması gereken bir pişirme yöntemi değildir ancak alevin ete doğrudan temas etmemesine ve etin kömürleşmemesine dikkat edilmesi gerekmektedir.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Kalp hastaları için günlük tüketim 90-120 gram civarında tutulmalı</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Özellikle kalp, tansiyon ve diyabet gibi kronik hastalığı olan bireyler için Kurban Bayramı döneminin biraz daha dikkatli bir planlama gerektirdiğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Kalp hastaları açısından en önemli konu, doymuş yağ içeriği yüksek kısımlardan uzak durmaktır. Kuyruk, kaburga ve iç yağ bu dönemde mümkün olduğunca sınırlandırılmalı; bunların yerine but ve tranç gibi yağsız kısımlar tercih edilmelidir. Günlük et tüketiminin 90–120 gram civarında tutulması ve yağda kızartma yerine haşlama ya da fırında pişirme yöntemlerinin tercih edilmesi önerilmektedir” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Tansiyon hastaları ilave tuz yerine baharat kullanabilir</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Tansiyon hastalarının en çok işlenmiş gıda tüketimine dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Kalkan, şu önerilerde bulundu: </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Tansiyon hastaları için ise asıl tehlike, taze etten çok sucuk, salam ve pastırma gibi işlenmiş ürünlerde gizlidir. Bu ürünler yüksek miktarda sodyum içerdiğinden sofrada sıkça yer bulmamalıdır. Ete ayrıca tuz eklemek yerine baharatlarla lezzet katmak hem daha sağlıklı hem de oldukça lezzetli bir alternatif sunmaktadır. Potasyumdan zengin sebze ve meyvelerin öğünlere eklenmesi de tansiyonun dengelenmesine katkı sağlamaktadır.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Diyabetliler porsiyon kontrolüne dikkat edilmeli </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, diyabet hastaları ile ilgili en sık sorulan sorunun “Et tüketimi kan şekerini yükseltir mi?” sorusu olduğunu belirterek “Protein alımı tek başına kan şekerini doğrudan etkilemez ancak yağlı etlerle birlikte gelen yüksek enerji yükü, insülin direncini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu nedenle porsiyon kontrolü şarttır. Yanına bol yeşillik ve lif kaynağı eklenmesi glisemik yanıtı olumlu yönde düzenlemektedir. Bunların ötesinde, bayram sebebiyle sosyalleşmenin artması öğün atlamalarına ya da ilaç ve insülin zamanlamasının aksatmasına sebep olabilmektedir. Bu nedenle diyabet hastalarının bu konuda titiz davranması büyük önem taşımaktadır” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Dengeli tüketim önemli</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Kurban Bayramı&#8217;nda beslenme açısından temel ilke aslında oldukça basittir: Denge. Et tüketimini kısıtlamak değil, doğru pişirme yöntemleriyle, uygun porsiyonlarla ve yanına eklenecek sebze, yoğurt, salata gibi besinlerle dengelemek yeterlidir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Ana öğün ile tatlı tüketilen öğün arasında en az 2 saat olmalı</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bayramda şeker ve tatlı tüketimine de dikkat edilmesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Bayramda tatlıdan tamamen uzak durmak ne gerekli ne de gerçekçidir; önemli olan zamanlamaya ve porsiyona dikkat etmektir. Ana öğünle tatlı tüketilen öğün arasına en az 1,5–2 saat koymak, daha hafif alternatifler tercih etmek ve her ziyarette tatlı yeme alışkanlığını sorgulamak bu dönemde beslenme dengesini korumanın en pratik yollarından biridir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Kurban etinin doğru saklanması önemli</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kurban etinin doğru saklanmasının, tüm bu dikkat ve emeğin boşa gitmemesi açısından en az pişirme kadar önemli olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Buzdolabında saklama söz konusu olduğunda, dinlendirilmiş etin +4°C veya altında 2–3 gün tazeliğini koruduğu bilinmektedir. Karaciğer ve böbrek gibi sakatatlar ise çok daha çabuk bozulduğundan en geç 1 gün içinde tüketilmeli ya da pişirilmelidir. Etin açıkta bırakılmayıp hava almayan kaplarda veya streç filme sarılarak saklanması da bu süreçte büyük fark yaratmaktadır” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Et porsiyonlara bölünerek saklanmalı</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Uzun süreli saklama için derin dondurucu tercih edildiğinde ise −18°C ve altında saklanan kırmızı etin teknik olarak 6–12 ay bozulmadan kalabildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Ancak besin kalitesi açısından 4–6 ay içinde tüketilmesi çok daha isabetli olacaktır. Eti büyük bloklar halinde dondurmak yerine porsiyonlara bölerek saklamak hem çözündürmeyi kolaylaştırmakta hem de ihtiyaç fazlasını tekrar dondurma riskini ortadan kaldırmaktadır. Zira çözülmüş etin tekrar dondurulmaması son derece önemlidir; çözülen et aynı gün pişirilmeli ya da buzdolabında en fazla 1–2 gün bekletilerek tüketilmelidir. Çözündürme işleminin de tezgâhta değil, buzdolabında yapılması besin güvenliği açısından en doğru yöntemdir” tavsiyesinde bulundu.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-saglik-sorunlari-yasamamak-icin-bu-tavsiyelere-dikkat-637240">Kurban Bayramı&#8217;nda sağlık sorunları yaşamamak için bu tavsiyelere dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YKS&#8217;ye 5 hafta kala bu tavsiyelere dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yksye-5-hafta-kala-bu-tavsiyelere-dikkat-636244</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2026 11:18:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[kala]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[net]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyelere]]></category>
		<category><![CDATA[ye]]></category>
		<category><![CDATA[yks]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=636244</guid>

					<description><![CDATA[<p>20-21 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleşecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) 5 hafta kaldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yksye-5-hafta-kala-bu-tavsiyelere-dikkat-636244">YKS&#8217;ye 5 hafta kala bu tavsiyelere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>20-21 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleşecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) 5 hafta kaldı. İstanbul Atlas Üniversitesi Kurumsal İletişim Daire Başkanlığı İş Geliştirme Müdürü Seda Kahraman, hazırlık sürecinin en kritik evresine girildiğini belirterek “Uzun bir maratonun ardından son haftalar, yeni konu öğrenmekten çok mevcut bilgiyi doğru kullanma, eksikleri netleştirme ve zihinsel dayanıklılığı koruma süreci olarak değerlendirilmeli” tavsiyesinde bulundu.  Kahraman, bu süreçte sakin kalabilen, enerjisini doğru kullanan, hata analizini iyi yapan ve sınav stratejisini netleştiren adayların önemli bir avantaj elde edeceklerini söyledi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Kurumsal İletişim Daire Başkanlığı İş Geliştirme Müdürü Seda Kahraman, sınava kısa süre kala yapılan plansız ve yoğun yüklemelerin, öğrencinin performansını artırmaktan çok, kaygı düzeyini yükseltebildiğine dikkat çekti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yanlış yapılan soruların analizi yapılmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sınava hazırlık sürecinin son döneminde en sık yapılan hatalardan birinin, eksik görülen tüm konuları aynı anda kapatmaya çalışmak olduğunu belirten Kahraman, “Oysa bu dönemde önemli olan ‘Her şeyi bitirmek’ değil, en çok getirisi olacak alanlara odaklanmaktır.  Öğrencilerin son haftalarda yanlış yaptığı soruların analizini yapması, tekrar eden hata kalıplarını fark etmesi ve özellikle dikkat kaynaklı yanlışlara odaklanması, net artışı açısından yeni konu çalışmaktan daha etkili sonuçlar verebiliyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Deneme sınavları ile sınav pratiği geliştirilmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Deneme sınavlarının bu süreçte hâlâ önemli bir araç olmaya devam ettiğini kaydeden Seda Kahraman, “Ancak burada amaç sadece net görmek değil, sınav pratiğini geliştirmek olmalı. Süre yönetimi, soru başında geçirilen zaman, zor soruya takılı kalma eğilimi ve optik forma dikkat gibi detaylar, sınav sonucunu doğrudan etkileyebiliyor. Özellikle son haftalarda çözülen denemelerin ardından yapılan detaylı analiz, öğrencinin gerçek sınav stratejisini şekillendiren en önemli adımlardan biri haline geliyor” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Uyku saatlerinin planlanmasına dikkat!</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>YKS’ye haftalar kala yeterli uyku ve dengeli beslenme konusuna da dikkat edilmesi gerektiğini belirten Kahraman, “Geç uyuyup geç uyanma düzeni, sınav sabahı odaklanma problemlerine neden olabiliyor. Bu nedenle öğrencilerin uyku saatlerini sınav saatine uygun şekilde yeniden planlaması, zihinsel performans açısından önemli bir avantaj sağlayabiliyor. Aynı şekilde beslenme düzeninde ani değişikliklerden kaçınmak ve bedensel enerjiyi dengede tutmak da dikkat performansını destekleyen unsurlar arasında yer alıyor” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sınav kaygısını yönetebilmek önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bu süreçte sınav kaygısını yönetmenin önemine de işaret eden Kahraman, “Sınav kaygısının tamamen yok edilmesi gereken bir duygu olmadığı, aksine doğru seviyede olduğunda performansı destekleyebildiği belirtiliyor. Burada önemli olan kaygıyı bastırmak değil, onu yönetebilmek. Öğrencilerin kendilerini başkalarıyla kıyaslamak yerine kendi gelişim süreçlerine odaklanmaları, özellikle sosyal medya kaynaklı başarı baskısından uzak durmaları ve gerçekçi hedefler belirlemeleri psikolojik dayanıklılığı artırıyor” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ailelerin duygusal desteği yapıcı etki yaratıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ailelerin bu süreçteki yaklaşımının da belirleyici rol oynadığını söyleyen Kahraman, “Sürekli ders odaklı konuşmalar yapmak, “Kaç net yaptın?’ sorusunu tekrar etmek ya da beklenti baskısını artırmak, öğrencinin üzerindeki zihinsel yükü büyütebiliyor. Bunun yerine duygusal destek sunmak, güven vermek ve sürecin sadece bir sınavdan ibaret olmadığını hissettirmek çok daha yapıcı bir etki yaratıyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sınav stratejisini netleştiren adaylar avantaj sağlayacak</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Seda Kahraman, sözlerini şöyle tamamladı: “Unutulmamalı ki sınavın son haftaları bilgi yarışından çok, denge yönetimidir. Bu süreçte sakin kalabilen, enerjisini doğru kullanan, hata analizini iyi yapan ve sınav stratejisini netleştiren adaylar önemli bir avantaj elde ediyor. Son düzlükte amaç daha fazla yüklenmek değil; emeği doğru yönetmek, zihni toparlamak ve sınav gününe mümkün olan en güçlü şekilde ulaşmak olmalı. Çünkü bazen başarıyı belirleyen şey, son anda öğrenilen bilgi değil; doğru zamanda korunan dengedir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yksye-5-hafta-kala-bu-tavsiyelere-dikkat-636244">YKS&#8217;ye 5 hafta kala bu tavsiyelere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mevsimsel depresyonun önlenmesi için bu tavsiyelere dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mevsimsel-depresyonun-onlenmesi-icin-bu-tavsiyelere-dikkat-599175</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 09:21:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyonun]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimsel]]></category>
		<category><![CDATA[Mevsimsel Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyelere]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599175</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında “kış depresyonu” olarak da bilinen mevsimsel depresyonun önlenmesinde gün ışığından olabildiğince yararlanılması büyük önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsimsel-depresyonun-onlenmesi-icin-bu-tavsiyelere-dikkat-599175">Mevsimsel depresyonun önlenmesi için bu tavsiyelere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında “kış depresyonu” olarak da bilinen mevsimsel depresyonun önlenmesinde gün ışığından olabildiğince yararlanılması büyük önem taşıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Belli, “Mevsimsel depresyonun oluşumunda en güçlü teori, gün ışığı miktarındaki azalmanın beyin kimyasını etkilemesidir. Güneş ışığının azalması, beyinde duygu durumu, uyku ve iştahı düzenleyen serotonin ve melatonin gibi hormonların dengesini bozar” dedi. Mevsimsel depresyonun önlenmesi için alınması gereken tedbirlere dikkat çeken Prof. Dr. Hasan Belli, “Güneş ışığından mümkün mertebe faydalanmak gerekir. Ev ve iş yerleri aydınlık tutulmalıdır. Açık havada yürüyüş ve fiziksel aktiviteler ihmal edilmemelidir. Dengeli beslenme oldukça önemlidir. Niteliksiz karbonhidratlardan uzak durulmalı ve omega-3 açısından zengin besinler alınmalıdır. Sosyal bağlar canlı tutulmalı ve sosyal aktiviteler düzenlenmelidir. Her gün aynı saatte yatılıp kalkılmalıdır. Uyku saatlerinin doğal ritminden sapmasına izin verilmemelidir” dedi.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Belli, halk arasında kış depresyonu olarak da bilinen mevsimsel depresyona ilişkin değerlendirmede bulundu.<br />Gün ışığının azalması, beyin kimyasını etkiliyor<br />Mevsimsel depresyonun, “klinik olarak mevsimsel döngülerle ilişkili depresyon” olarak adlandırılabildiğini kaydeden Prof. Dr. Hasan Belli, “Mevsimsel depresyonun temel özelliği, depresyon belirtilerinin yılın belirli mevsimlerinde, genellikle sonbahar ve kış aylarında başlaması, diğer mevsimlerde ise semptomların ya tamamen geçmesi ya da bozukluk şiddetine erişmeyecek düzeye gerilemesidir. Bu doğal gidiş, sürecin güneş ışığı ile doğrudan ilişkili olduğuna en büyük delalettir. Bu durum, sadece ‘kendini kötü hissetme’ ile tanımlanmaz, günlük işlevselliği bozacak düzeyde bir klinik tablo ile seyreder” dedi. <br />Kış depresyonu, mevsimsel depresyonun alt türü<br />Mevsimsel depresyon ile kış depresyonunun tamamen aynı olmadığını belirten Prof. Dr. Hasan Belli, “Mevsimsel depresyon, halk arasında daha çok ‘kış depresyonu’ veya ‘kış hüznü’ olarak bilinir çünkü vakaların büyük çoğunluğu sonbahar-kış aylarında görülür. Ancak mevsimsel depresyonun nadir de olsa ‘yaz tipi’ de bulunmaktadır. Yaz tipinde belirtiler genellikle ilkbahar-yaz aylarında başlar ve uykusuzluk, iştahsızlık, huzursuzluk ve kaygı daha ön planda olabilir. Kış tipi ise daha yaygındır ve aşırı uyku isteği, karbonhidrat düzeyi yüksek gıdalar kaşı aşırı yönelme, iştah artışı ve kilo alma gibi ‘tipik olmayan depresyon’ belirtileriyle karakterizedir. Dolayısıyla ‘mevsimsel depresyon’ daha kapsayıcı bir terimken, ‘kış depresyonu’ onun en sık görülen alt türü olarak değerlendirilebilir” diye konuştu.<br />Kış hüznü, normal ve geçici bir durumdur<br />Kış aylarında depresif duyguların ortaya çıkmasının normal olduğunu belirten Prof. Dr. Hasan Belli, “Kış aylarında havanın erken kararması, soğuk, kapalı hava ve sosyal aktivitelerin azalması nedeniyle bir miktar hüzün, enerji düşüklüğü ve içe kapanma eğilimi birçok insan için normal ve geçici bir durumdur. Buna bazen ‘kış hüznü’ denir. Ancak bu duygular, kişinin günlük sorumluluklarını yerine getirmesine engel olmuyorsa ve haftalar boyunca süren derin bir çökkünlük haline dönüşmüyorsa, patolojik bir depresyondan farklıdır. Güneşin bol olduğu zamanlarda insanların çoğunluğu, kendilerini daha neşeli ve huzurlu hissederler. Kış aylarında görülen depresyonun çeşitli nedenleri vardır. Bunun nedenleri; en başta ışık eksikliği dile getirilebilir. Güneş ışığındaki azalma, serotonin üretimini düşürür ve melatonin üretimini artırır. Melatonin uykunun düzenlenmesinde önemli roller oynar. Bu dengesizlik, enerji kaybı, uyku düzensizliği ve çökkün duygu duruma yol açar. Ayrıca soğuk hava nedeniyle sosyalleşme çabaları, fiziksel aktivite ve dışarı çıkma eğilimi azalır. Bu durumlar psikobiyolojik etkileri ile depresyona girmeye zemin hazırlayabilir. Kasvetli duygulanım ve karanlık hava, olumsuz düşünce kalıplarını ve karamsarlığı tetikleyebilir. Mevsimsel özellikli depresyonların güneş ışığının yıl boyunca az olduğu ülkelerde daha yaygın olması bu etmene bağlanabilir” şeklinde konuştu.<br />Çökkün duygu durum tablosuna dikkat!<br />Mevsimsel depresyonun belirtilerinin klasik depresyon belirtileriyle büyük oranda örtüştüğünü ancak bazılarının mevsime özgü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Hasan Belli, “Sıklıkla çökkün duygu durum tabloya hakimdir. Bu durum sürekli üzüntü, umutsuzluk hisleri ve düşünceleri ve değersizlik deneyimleri ile tanımlanabilir. Ayrıca daha önce keyif alınan uğraşlara karşı ilgisizlik görülür.  Bu ilgisizlik çeşitli hobileri, sosyal faaliyetleri kapsayabilir. Aşırı yorgunluk, enerji kaybı, fazla uyumaya meyilli olma, aşırı karbonhidratlı gıda tüketme, kilo alımı, dikkati toparlayamama, sosyal çekilme, kollarda ve bacaklarda ağırlık hissi, huzursuzluk ya da zihinsel yavaşlama diğer önemli bulgulardır” dedi.<br />Mevsimsel depresyon 4-5 ay sürebilir<br />Mevsimsel depresyonun sonbaharda başlayarak ilkbahara kadar sürebildiğini ifade eden Prof. Dr. Hasan Belli, “Mevsimsel depresyon, genelde bir döngüseldir ve tanımlanan zaman aralıklarında, mevsimsel değişikliklerle ilişkilidir. Belirtiler genellikle sonbahar aylarında başlar, kış boyunca en şiddetli halini alır ve ilkbahar aylarında güneş ışığının artmasıyla birlikte hafifleyerek ya da tamamen ortadan kalkarak düzelir. Bu, ortalama 4-5 aylık bir süreyi kapsar. Ancak bu süre kişiden kişiye, yaşanılan coğrafyanın enlemine ve o yılın hava koşullarına göre değişiklik gösterebilir. Bazı vakalarda, depresyon hali iyi tedavi edilmezse her döngüde semptomlar tekrarlayabilir” uyarısında bulundu. <br />Ne zaman uzmana başvurmak gerekir?<br />&#8220;Kış hüznü&#8221; ile klinik düzeydeki &#8220;mevsimsel depresyon&#8221; arasındaki en kritik ayrımın, işlevselliğin bozulması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Hasan Belli, “Bazı durumlarda mutlaka bir ruh sağlığı uzmanına başvurulmalıdır. Bu durumlar şöyle sıralanabilir: Belirtiler her gün, günün büyük bölümünde hissediliyorsa, işe ya da okula gitmek, ev işlerini yapmak, sosyal ilişkileri sürdürmek büyük ölçüde zorlaştıysa veya imkânsız hale geldiyse mutlaka uzmana danışılmalıdır. Uyku ve iştah düzensizlikleri yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiliyorsa, umutsuzluk, çaresizlik düşünceleri yoğunsa, ölüm veya intihar düşünceleri varsa vakit kaybedilmeden bir uzman hekime başvurulmalıdır. İntihar düşüncelerinin olması vakanın oldukça şiddetli olduğunu ve aciliyet arz ettiğini gösterir. Kısacası ‘Biraz keyifsizim’ değil de ‘Artık hiçbir şey yapamıyorum, hayat çekilmez geliyor’ noktasına gelindiğinde profesyonel destek alınması hayati önem taşır” uyarısında bulundu.<br />Tedavi edilmezse kronikleşebilir<br />Mevsimsel depresyona zamanında müdahalenin önemini vurgulayan Prof. Dr. Hasan Belli, “Mevsimsel depresyon tedavi edilmezse, sadece birkaç aylık bir sorun olmaktan çıkıp kronikleşebilir ve kişinin hayatında ciddi yeti yitimlerine sebep olabilir. Öncelikle iş, okul performansında düşme ve sosyal ilişkilerde geri çekilmeye sebep olabilir. Diğer depresyon tiplerinde olduğu gibi alkol ve diğer kötüye kullanılan maddelere yönelimi artırabilir. Mevsimsel depresyon sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve yoğun stres nedeniyle başka tıbbi hastalıklara zemin hazırlayabilir. Depresyonun şiddetli biçimlerinde intihar riski, azımsanmayacak düzeyde yüksektir” uyarısında bulundu.<br />Ev ve iş yerleri aydınlık tutulmalı<br />Mevsimsel depresyonun önlenmesi için alınması gereken tedbirlere dikkat çeken Prof. Dr. Hasan Belli, “Öncelikle biyolojik nedenselliği zayıflatmak için güneş ışığından mümkün mertebe faydalanmak gerekir. Gündüz saatlerinde bu imkân daha olanaklı hale gelir. Ev ve iş yerleri aydınlık tutulmalıdır. Eğer imkân varsa açık havada yürüyüş ve fiziksel aktiviteler ihmal edilmemelidir. Egzersizin kendisi tüm depresyon biçimlerinde fayda sağlayabilir. Bununla birlikte dengeli beslenme oldukça önemlidir. Niteliksiz karbonhidratlardan uzak durulmalı ve omega-3 açısından zengin besinler alınmalıdır. Ayrıca sosyal bağlar canlı tutulmalı ve sosyal aktiviteler düzenlenmelidir” dedi.<br />Uyku düzenine dikkat!<br />Mevsimsel depresyonun önlenmesinde bir diğer önemli hususun da uyku düzeni olduğunu belirten Prof. Dr. Hasan Belli, “Her gün aynı saatte yatılıp kalkılmalıdır. Uyku saatlerinin doğal ritminden sapmasına izin verilmemelidir. Stres yönetimine de dikkat etmek gerekir. Stresli uğraşlardan uzak durmaya çalışmak koruyucu olabilir. Eğer birey geçmiş yıllarda da benzeri sorunlar yaşamışsa ve bu sorunlar şiddetli arazlara sebep olmuşsa depresyonun hemen başlangıcında profesyonel yardım arayışı son derece önemlidir” uyarısında bulundu.<br />Mevsimsel depresyon ihmal edilmemeli<br />Mevsimsel depresyonun ihmal edilmemesi gereken bir bozukluk olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hasan Belli, “Bu doğal bir ‘tembellik’ veya ‘mizaç ve karakter’ özelliği değil, biyolojik temelli bir gerçekliktir. Farkındalık ve erken müdahale son derece önemlidir. Birey kendinde ya da bir yakınında belirtiler fark ettiğinde erken müdahale olanaklarını araştırmalıdır” dedi. <br />Mevsimsel depresyon tedavi edilebilir<br />Mevsimsel depresyonun oldukça etkili bir şekilde tedavi edilebildiğini belirten Prof. Dr. Hasan Belli, tedavi yaklaşımlarını şöyle sıraladı:<br />Fototerapi (Işık Tedavisi): En spesifik ve etkili tedavi yöntemlerinden biridir. Özel bir cihazdan sabahları 30 dakika kadar parlak beyaz ışığa maruz kalmak, güneş ışığının eksikliğini telafi ederek beyin kimyasını düzenler. Etkisi genellikle birkaç gün ila iki hafta içinde görülmeye başlar.<br />Psikoterapi: Çeşitli psikoterapi biçimleri tedavide kullanılmaktadır. Psikoterapiler olumsuz düşünce kalıplarını değiştirmeye, davranışları aktiviteyle yeniden düzenlemeye ve mevsimsel değişikliklere uyum sağlayacak beceriler geliştirmeye odaklanır. Bunlara ilaveten bazı terapi ekolleri olumsuz duygulanımlara odaklanarak bunlarla baş edebilme kapasitesini artırırlar. <br />İlaç Tedavisi: Şiddetli vakalarda, çeşitli antidepresan ilaçlar doktor kontrolünde kullanılabilir. Daha önce de benzeri karakterde depresyon döngüleri deneyimlemiş kişilerde, belirtiler başlamadan önce koruyucu amaçlı olarak antidepresan tedavi başlanıp, mevsim geçince kademeli olarak kesilebilir.<br />D Vitamini Takviyesi: Kışın güneş ışınlarının az olması nedeniyle düşen D vitamini seviyeleri depresyonu şiddetlendirebilir. Doktor önerisiyle takviye alınabilir. </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsimsel-depresyonun-onlenmesi-icin-bu-tavsiyelere-dikkat-599175">Mevsimsel depresyonun önlenmesi için bu tavsiyelere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
