<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tarzı | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/tarzi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/tarzi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Apr 2026 09:13:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>tarzı | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/tarzi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kanserden Korunmada Yaşam Tarzı, Düşündüğünüzden Çok Daha Güçlü!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanserden-korunmada-yasam-tarzi-dusundugunuzden-cok-daha-guclu-625381</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 09:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[düşündüğünüzden]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[kıvılcım]]></category>
		<category><![CDATA[korunmada]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Tarzı Tıbbı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625381</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel Hastalık Yükü Çalışması Meme Kanseri İş birliği Grubu'nun analizine göre, kadınlarda yeni meme kanseri vakaları dünyada üçte bir oranında arttı ve 2050 yılında vaka sayısının 3,5 milyonu aşacağına dikkat çekiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserden-korunmada-yasam-tarzi-dusundugunuzden-cok-daha-guclu-625381">Kanserden Korunmada Yaşam Tarzı, Düşündüğünüzden Çok Daha Güçlü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küresel Hastalık Yükü Çalışması Meme Kanseri İş birliği Grubu&#8217;nun analizine göre, kadınlarda yeni meme kanseri vakaları dünyada üçte bir oranında arttı ve 2050 yılında vaka sayısının 3,5 milyonu aşacağına dikkat çekiliyor. Yeni araştırmanın sonuçları ise, bu tabloyu değiştirebileceğimizi gösteren güçlü bir hatırlatma niteliğinde. Elde edilen verilere göre; sigara içmemek, yeterli düzeyde fiziksel aktivite yapmak ve kırmızı et tüketimini azaltmak gibi sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdürmek, meme kanseri hastalarında hem kaybedilen sağlıklı yaşam yıllarının dörtte birinden fazlasını geri getiriyor hem de erken yaşam kayıplarını önleyebiliyor. </p>
<p><strong>TEDAVİ, MUTFAKTA VE GÜNLÜK RUTİNLERDE BAŞLIYOR </strong></p>
<p>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Taner Kıvılcım, araştırmanın sonuçlarına ve yaşam tarzı alışkanlıklarının artan önemine dair açıklamalarda bulundu. “<em>Bizim için bu rakamlar, meme kanseri tedavisinin sadece hastanede değil, mutfakta ve günlük rutinlerde başladığının bilimsel belgesidir</em>. <em>Bu oran, aslında meme kanserinin kader olmadığını, her 4 kadından birinin hayat kalitesini tamamen kendi seçimleriyle koruyabileceğini gösteriyor. Özellikle 20-54 yaş arası kadınlarda vaka oranlarının %29 artması, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve kötü beslenmenin bedelini genç kuşakların ödediğinin de bir kanıtı</em>.”  </p>
<p>Sağlıklı yaşamanın değeri kuşkusuz tartışılmaz. Bu konuda kanıta dayalı olmayı sağlayan önemli bir bilim alanı var; yaşam tarzımızın genlerimizi nasıl etkilediğini inceleyen epigenetik çalışmalar. Sağlıksız bir yaşam şekli epigenetik yapımızı bozarak kansere ve kronik hastalıklara olan yatkınlığımızı artırabiliyor. Bununla beraber güzel haber şu ki; tıp dünyası bize, sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri ile bu epigenetik değişimlerin geri dönüşümlü olabileceğini de gösteriyor.</p>
<p><strong>MODERN TIBBIN YENİ BİLİMİ: YAŞAM TARZI TIBBI</strong></p>
<p>Son yıllarda fonksiyonel tıp, longevity ya da wellness gibi kavramları sıkça duyuyoruz. Hepsinin temelinde yaşam tarzı değişiklikleri var. Ancak Dr. Kıvılcım, kanıta dayalı yaşam tarzı tıbbı adı altında ticari bakış açısıyla bazen bilim dışı uygulamaların da sürece dahil edildiğini, bu nedenle bilinçli olmak gerektiğini söylüyor. Yaşam tarzı tıbbı, her hastanın bireysel değerlendirmesini gerektirirken; bir yandan ailenin, çevrenin, toplumun ve hatta gezegenimizin sağlığına kavuşması gerekliliğine odaklanan çatı bir kavram. “Yaşam tarzı tıbbı, sağlıklı yaşamı bir lüks olarak görmüyor” diyen Dr. Kıvılcım, her kronik hastalıkta olduğu gibi meme kanserinde de yaşam tarzının, artık reçete edilmesi gereken bir ana tedavi yöntemi olduğunu belirtiyor. Dolayısyla klasik tıp protokollerini tamamlayan ve etkisini artıran bir disiplin ve hastanın bu süreci yönetebilmesi için en az cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi kadar gerekli. </p>
<p>Beslenme, egzersiz, uyku, bağımlılıklardan kaçınma, stres yönetimi ve sosyal ilişkiler, bugün kanıta dayalı olan yaşam tarzı tıbbının ilgilendiği 6 önemli başlık. Her bir başlık üzerine saatlerce konuşulabilecek bilimsel bir altyapı var. Bu konuda eğitim alan hekimlerin diğer branşlarla da iş birliği içinde yapacakları düzenli hasta takipleri, kalıcı bir kültür oluşturulması açısından önemli. Dr. Kıvılcım, konuya bir bütüncül ve sistematik şekilde bakılmadığında yarım bilgilerle yol alınamadığını vurguluyor ve ekliyor: “<em>Biz sadece ‘sağlıklı beslenin’ demiyoruz; uyku kalitesinden stres yönetimine kadar 6 temel başlığı, hastanın biyokimyasını iyileştirecek birer ‘ilaç’ gibi planlıyoruz.”</em></p>
<p> </p>
<p><strong>VAKALARIN YÜZDE 40’A YAKINI ÖNLENEBİLİR </strong></p>
<p>2023&#8217;te 2,3 milyon olan meme kanseri vaka sayısının 2050&#8217;de 3,5 milyonu aşması bekleniyor. Bu yükü sadece bireysel çabayla göğüslemenin kolay görünmediğini belirten Dr. Kıvılcım, <em>“Sağlıklı yaşam merkezleri kurulup etkinlikleri artırılmalı, hekimler için yaşam tarzı tıbbı eğitimi teşvik edilmelidir. Kanser Research UK&#8217;nin de açıkladığı gibi, vakaların %40&#8217;ı önlenebilir” diyor. </em></p>
<p><strong>MEME KANSERİ RİSKİNİ AZALTMAK İÇİN EN ETKİLİ 3 DEĞİŞİKLİK! </strong></p>
<p>Araştırma sonuçlarının da vurguladığı gibi, yaşam tarzımızda 3 temel değişiklikle riskleri azaltmak, yarınları değiştirmek mümkün: </p>
<p><strong>Minimize edin.</strong> Tabağınızdaki kırmızı eti mümkün olduğunca azaltın ve yerine bitkisel proteinler tercih edin. </p>
<p><strong>Yanınıza dahi yaklaştırmayın.</strong> Pasif içicilik dahil tütünden tamamen uzaklaşın. </p>
<p><strong>Her gün aksatmadan uygulayın.</strong> Unutmayın, her gün yapılan düzenli, orta tempolu yürüyüşler epigenetik yapımızı hızlıca onarmaya başlar.  </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserden-korunmada-yasam-tarzi-dusundugunuzden-cok-daha-guclu-625381">Kanserden Korunmada Yaşam Tarzı, Düşündüğünüzden Çok Daha Güçlü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hatalı yaşam tarzı tercihleri, kalp ve damar sağlığını tehdit ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hatali-yasam-tarzi-tercihleri-kalp-ve-damar-sagligini-tehdit-ediyor-623085</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 10:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hatalı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Ve Damar]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp-Damar Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[tercihleri]]></category>
		<category><![CDATA[torun]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Tarzı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623085</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde yaş ilerledikçe sıklığı artmakla birlikte her üç ölümden birinin kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, toplumda kalp ve damar hastalıklarının yaygın şekilde görülmesinde yaşam tarzı ve tercihlerin etkili olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hatali-yasam-tarzi-tercihleri-kalp-ve-damar-sagligini-tehdit-ediyor-623085">Hatalı yaşam tarzı tercihleri, kalp ve damar sağlığını tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Ülkemizde yaş ilerledikçe sıklığı artmakla birlikte her üç ölümden birinin kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, toplumda kalp ve damar hastalıklarının yaygın şekilde görülmesinde yaşam tarzı ve tercihlerin etkili olduğunu söyledi.</span></span></span> Y</b><b><span><span><span>aşam alışkanlıklarının değiştirilerek kan şekeri, tansiyon ve kolesterol bozukluklarının önüne geçilmesinin etkili bir önlem olacağını belirten Torun, “Doğru ve dengeli beslenme, mümkün olduğunca fazla yüksek nabızla hareketi arttırmak, sigara ve alkolden uzak durmak olası birçok kalp ve damar hastalığının önüne geçecektir” tavsiyesinde bulundu.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, 25-31 Mart Kalp Haftası kapsamında kalp sağlığının korunmasına ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kalp ve damar hastalıkları, yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Günümüzde kalp ve damar hastalıklarının kanserle birlikte en sık ölüm nedenleri arasında yer aldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, “Sadece hayatı tehdit etmekle kalmayan bu hastalık grubu, aynı zamanda kişinin yaşam kalitesini son derece olumsuz etkileyebilen çeşitli rahatsızlıklardan meydana geliyor.  Bu rahatsızlıklar genel olarak kalp damar tıkanıklığı, boyun ve bacak damar tıkanıklıkları, kalp yetmezliği ve kapak hastalıkları ile kalp ritim bozukluklarından oluşmaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kalp hastalıkları, yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bu hastalıkların bir kısmının önlenebilir olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, “Bu hastalıkların bir kısmı doğuştan olabilmekle birlikte birçoğu sonraki tercihlerimiz neticesinde oluşmaktadır. Örneğin kalp krizine baktığımız zaman buna birçok sebep etki ederken bu sebeplerin yüzde 90’ı değiştirilebilir faktörlerden kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle yüzde 90’ı bizim yanlış tercihlerimiz neticesinde oluyor. Belki genetik risklerden kaçamayız ama yaşam tarzı alışkanlıklarımızla bunların bir çoğunluğunun önüne geçmek mümkün” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Her üç ölümden biri kalp damar hastalıklardan kaynaklanıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kalp ve damar hastalıklarına ilişkin verilere de değinen Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, şu bilgileri verdi: </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Ülkemizde yaş ilerledikçe sıklığı artmakla birlikte her üç ölümden biri kalp damar hastalıklarından kaynaklanmaktadır. Yıllık olarak baktığımızda bir yetişkinin kalp krizi riski ülkemizde yüzde 0,5-1 arasında gözükmektedir. Kalp damar hastalıklarının yanına ritim bozukluklarını, kalp yetmezliklerini ve kapak hastalıklarına da eklersek ülkemizde yaklaşık 5 milyon kalp damar hastası olduğu düşünülmektedir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yaşam tarzı en önde gelen risk faktörleri arasında yer alıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ülkemizde kalp ve damar hastalıklarının bu denli yaygın olmasının ana sebeplerinden birinin yaşam tarzı olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, “Avrupa ülkeleri ile kıyasladığımız zaman Türk toplumunda kalp ve damar hastalıklarının daha sık olduğunu görüyoruz. Bunun en büyük sebebi, maalesef bizim tercihlerimiz. Biz Avrupa’nın en çok sigara içen ülkesiyiz ve en obez ülkesiyiz. Bunun yanında düzenli spor alışkanlığı en düşük ülkeyiz. Hal böyle olunca kalp damar hastalıkları majör risk faktörleri arasında yer alan bu faktörler, ülkemizde daha çok kalp damar hastalıklarının görülmesinde başı çeken sebepler olarak öne çıkıyor. Bunların dolaylı etkileri olarak da hipertansiyon, şeker hastalığı ve kolesterol bozuklukları meseleyi daha da olumsuz hale getiriyor. Bilimsel gerçekler bu denli ortadayken ve ülke olarak son derece olumsuz birinciliklerimiz varken kalp damar hastalığı yönünden ortalama bir Avrupa vatandaşına göre çok daha riskliyiz” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>40 yaş sonrası kardiyoloji kontrolleri yaptırılmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi için alınacak tedbirlere değinen Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, şu tavsiyelerde bulundu:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Kalp ve damar hastalıklarında değiştirilebilir ve değiştirilemez risk faktörleri vardır. Dolayısıyla her şeyden önce yaşam alışkanlıklarımızı değiştirerek kan şekeri, tansiyon ve kolesterol bozukluklarının önüne geçilmeye çalışılmalıdır. Diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıkların kontrol altında tutulması, doğru ve dengeli beslenme, mümkün olduğunca fazla yüksek nabızla hareketi arttırmak, sigara ve alkolden uzak durmak olası birçok kalp ve damar hastalığının önüne geçecektir. Bunun yanında günümüz teknolojisiyle kalp damar hastalıkları çok erken dönemde yakalanabilmektedir. 40 yaş sonrası yaptırılacak kardiyoloji kontrolleri, olumsuz bir sürprizle karşılaşmadan büyük oranda kalp hastalıklarının kontrol altına alınmasında etkili olacaktır.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hatali-yasam-tarzi-tercihleri-kalp-ve-damar-sagligini-tehdit-ediyor-623085">Hatalı yaşam tarzı tercihleri, kalp ve damar sağlığını tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikiyatrik İlaçlar, Hastanın Yaşam Tarzı ve İhtiyacına Göre Belirleniyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-hastanin-yasam-tarzi-ve-ihtiyacina-gore-belirleniyor-2-609280</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 11:21:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[Hastanın]]></category>
		<category><![CDATA[htiyacına]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[laçlar]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikiyatrik İlaç]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609280</guid>

					<description><![CDATA[<p>Psikiyatrik ilaçların, yalnızca ağır ruhsal hastalıklarda kullanılmadığını belirten uzmanlar, depresyon, anksiyete ve bazı fiziksel ağrı durumlarında da tedavinin önemli bir parçası olabildiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-hastanin-yasam-tarzi-ve-ihtiyacina-gore-belirleniyor-2-609280">Psikiyatrik İlaçlar, Hastanın Yaşam Tarzı ve İhtiyacına Göre Belirleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Güncel psikiyatri anlayışı, beyin ve nörobilim temelli yaklaşımlarla kişiye özel tedavileri esas aldığını vurgulayan</strong><strong>Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “İlaçların iyileştirici etkileri olduğu kadar bir takım yan etkileri de vardır. Psikiyatrik ilaçların yan etkileri, ilacın ilk kullanılmaya başlanıldığı zamanlarda ortaya çıkar. İlacın olumlu etki edebilmesi için zaman gerekir.” dedi. Psikiyatrik ilaçlarla birlikte alkol ve bazı gıdaların tüketiminin ilacın etkisini bozabildiği uyarısında bulunan </strong><strong>Dr. Zorbozan, ilaç seçiminin hastanın yaşam tarzı ve ihtiyacına göre yapıldığını aktardı.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, psikiyatrik ilaçların güncel psikiyatrideki yeri, kimler için gerekli olduğu, yan etkileri, kullanımda dikkat edilmesi gerekenler ve ilaçlara dair yanlış inanışlar hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Bazı psikiyatrik sorunlar, psikiyatrik ilaç kullanımı gerektirebiliyor!</strong></p>
<p>Günümüzde psikofarmakolojinin çok geliştiğini ifade eden Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Psikiyatri artık sadece Freudyen bir ekolle devam etmiyor. Beyin odaklı, neuroscience (nörobilim) odaklı ve ilaç tedavilerinin ön planda olduğu bir güncel psikiyatri anlayışı söz konusu.” dedi.</p>
<p>Psikiyatrların ilaç yazabildiklerini aktaran Dr. Zorbozan, “Psikiyatrik ilaçları kullanmak için kişinin çok ciddi bir akıl rahatsızlığına sahip olması gerekmez. Depresyon ve anksiyete bozukluğu da bir psikiyatrik hastalıktır; psikiyatrik ilaçlara ihtiyaç duyulur. Bu ilaçları kullanan bir kişiye yapılabilecek en iyi şey, bir sorunu olduğunda doktoru ile görüşmesini öğütlemek ve bunun son derece normal ve insani bir durum olduğunu vurgulayarak onun tedavide kalmasını sağlamaktır. Bu ilaçlar sadece psikiyatrik bozukluklarda değil; nöropatik ağrı tedavisinde, migren tedavisinde, kronik yorgunluk tedavisinde ve kanser hastalarının ağrı tedavilerinde de zaman zaman kullanılabilir. Bununla birlikte bazı psikiyatrik bozukluklar ilaç gerektirmez, sadece psikoterapiler ile tedavi edilebilir. Örneğin sosyal fobiler, ilişki sorunları ve evlilik problemleri ilaç tedavisi olmadan da tedavi edilebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlarla birlikte tüketilen bazı gıda ve maddeler, ilacın etkisini bozabilir!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçlar kullanılırken tüketilmemesi gerekenlere değinen Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Bu, ilacın ihtiva ettiği etken maddeye göre değişebilir. Fakat genel olarak dikkat edilmesi gereken şeylerden biri alkoldür.” dedi.</p>
<p>Psikiyatrik ilaçlar ile alkolün metabolize olurken karaciğeri kullandıklarına işaret eden Dr. Zorbozan, “İkisinin birden kullanımı karaciğeri yorabilir. Ayrıca alkol tıpkı psikiyatrik ilaçlar gibi beyin etkili bir madde. Dolayısıyla birbirlerinin çalışmasını etkileyebilir, birbirlerini bozabilir veya beyindeki gaba reseptörleri için birbirleriyle yarışa girebilirler. Bu nedenlerle genel olarak alkolün, psikiyatrik ilaçlarla birlikte kullanılmaması gerekir. Ayrıca eğer çoklu anti depresan kullanımı varsa yoğun peynir tüketilmemeli. Bu bazı özellikli ilaçlar için geçerlidir ve hekiminiz size bu ilaçlara göre bir uyarıda bulunacaktır. Yine aynı şekilde lityum kullanımında tuzlu gıdalardan uzak durulmalı, bol sıvı tüketilmeli.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlarda yan etkiler erken, fayda ise zamanla ortaya çıkıyor!</strong></p>
<p>İlaçların iyileştirici etkileri olduğu kadar bir takım yan etkilere de sahip olduklarını hatırlatan Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Bu çerçevede sadece psikiyatrik ilaçlar değil, bütün ilaçların insan hayatına bir takım olumsuz etkileri olabilir.” Dedi.</p>
<p>Psikiyatrik ilaçların yan etkilerinin, ilacın ilk kullanılmaya başlanıldığı zamanlarda ortaya çıktığını vurgulayan Dr. Zorbozan, “Ağız kuruluğu, kabızlık, mide bulantıları gibi yan etkiler vardır. Kişi önce yan etkileri görmeye başlar, hastalığına yararlı etkiyi erken aşamada göremez. Bunun sebebi psikiyatrik ilaçların çok geç etki etmesidir. Akut etki etme oranları düşüktür. Bu ilaçlar etki edebilmek için kan beyin bariyerini geçerler. Kan beyin bariyerini geçmek için de moleküller bir süre vücutta depolanır; ilacın etki edebilmesi için zaman gereklidir. Yan etkilerin erken görülmesi, bir ön yargı oluşturabilir. Bu konuda sabırlı olmak çok önemlidir, akut yan etkiler genellikle ilk bir haftada ortadan kalkar.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlar kişiye özel seçilir; etkileri ve yan etkileri hekim kontrolünde değerlendirilmeli!  </strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçların uyku durumu üzerinde de olumlu ve olumsuz etkilere sahip olabildiğine dikkat çeken Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Anti depresan ilaçlar genellikle rem uykusunun süresini kısaltır, yani kaliteli uykunun süresini kısaltılmış olur. Dolayısıyla bu ilaçlar uykusuzluk problemi yapabilir.” dedi.</p>
<p>Bazı ilaçların da uykuyu arttırdığını kaydeden Dr. Zorbozan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dürtüselliği fazla olan hastalarda kullanılan ilaçların yoğun uyku yapma gibi sedatif yan etkileri mevcuttur. Bu tür ilaçlar hekim tarafından hastanın ihtiyacına, yaşam tarzına ve şikâyetine göre seçilir ve hasta, yan etkiler hakkında hekim tarafından bilgilendirilir.</p>
<p>Psikiyatri ilaçlarının kilo aldırdığı, kişinin duygularını tamamen ortadan kaldırdığı ve bağımlılık yaptığı gibi şehir efsaneleri de vardır. Özellikle sanal ortamda, ürün yorumları kısmında ilaçlar hakkında çok fazla yanlış bilgi dolaşır. Eğer bir yan etkiye maruz kalırsanız veya kafanızda bir soru işareti oluşursa, ilacı reçete eden hekim ile iletişime geçmelisiniz.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-hastanin-yasam-tarzi-ve-ihtiyacina-gore-belirleniyor-2-609280">Psikiyatrik İlaçlar, Hastanın Yaşam Tarzı ve İhtiyacına Göre Belirleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikiyatrik ilaçlar, hastanın yaşam tarzı ve ihtiyacına göre belirleniyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-hastanin-yasam-tarzi-ve-ihtiyacina-gore-belirleniyor-609274</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 09:39:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[Hastanın]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyacına]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilacı]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[İlaçların]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikiyatrik İlaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Etkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609274</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, psikiyatrik ilaçların güncel psikiyatrideki yeri, kimler için gerekli olduğu, yan etkileri, kullanımda dikkat edilmesi gerekenler ve ilaçlara dair yanlış inanışlar hakkında bilgi verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-hastanin-yasam-tarzi-ve-ihtiyacina-gore-belirleniyor-609274">Psikiyatrik ilaçlar, hastanın yaşam tarzı ve ihtiyacına göre belirleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, psikiyatrik ilaçların güncel psikiyatrideki yeri, kimler için gerekli olduğu, yan etkileri, kullanımda dikkat edilmesi gerekenler ve ilaçlara dair yanlış inanışlar hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Bazı psikiyatrik sorunlar, psikiyatrik ilaç kullanımı gerektirebiliyor!</strong></p>
<p>Günümüzde psikofarmakolojinin çok geliştiğini ifade eden Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Psikiyatri artık sadece Freudyen bir ekolle devam etmiyor. Beyin odaklı, neuroscience (nörobilim) odaklı ve ilaç tedavilerinin ön planda olduğu bir güncel psikiyatri anlayışı söz konusu.” dedi.</p>
<p>Psikiyatrların ilaç yazabildiklerini aktaran Dr. Zorbozan, “Psikiyatrik ilaçları kullanmak için kişinin çok ciddi bir akıl rahatsızlığına sahip olması gerekmez. Depresyon ve anksiyete bozukluğu da bir psikiyatrik hastalıktır; psikiyatrik ilaçlara ihtiyaç duyulur. Bu ilaçları kullanan bir kişiye yapılabilecek en iyi şey, bir sorunu olduğunda doktoru ile görüşmesini öğütlemek ve bunun son derece normal ve insani bir durum olduğunu vurgulayarak onun tedavide kalmasını sağlamaktır. Bu ilaçlar sadece psikiyatrik bozukluklarda değil; nöropatik ağrı tedavisinde, migren tedavisinde, kronik yorgunluk tedavisinde ve kanser hastalarının ağrı tedavilerinde de zaman zaman kullanılabilir. Bununla birlikte bazı psikiyatrik bozukluklar ilaç gerektirmez, sadece psikoterapiler ile tedavi edilebilir. Örneğin sosyal fobiler, ilişki sorunları ve evlilik problemleri ilaç tedavisi olmadan da tedavi edilebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlarla birlikte tüketilen bazı gıda ve maddeler, ilacın etkisini bozabilir!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçlar kullanılırken tüketilmemesi gerekenlere değinen Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Bu, ilacın ihtiva ettiği etken maddeye göre değişebilir. Fakat genel olarak dikkat edilmesi gereken şeylerden biri alkoldür.” dedi.</p>
<p>Psikiyatrik ilaçlar ile alkolün metabolize olurken karaciğeri kullandıklarına işaret eden Dr. Zorbozan, “İkisinin birden kullanımı karaciğeri yorabilir. Ayrıca alkol tıpkı psikiyatrik ilaçlar gibi beyin etkili bir madde. Dolayısıyla birbirlerinin çalışmasını etkileyebilir, birbirlerini bozabilir veya beyindeki gaba reseptörleri için birbirleriyle yarışa girebilirler. Bu nedenlerle genel olarak alkolün, psikiyatrik ilaçlarla birlikte kullanılmaması gerekir. Ayrıca eğer çoklu anti depresan kullanımı varsa yoğun peynir tüketilmemeli. Bu bazı özellikli ilaçlar için geçerlidir ve hekiminiz size bu ilaçlara göre bir uyarıda bulunacaktır. Yine aynı şekilde lityum kullanımında tuzlu gıdalardan uzak durulmalı, bol sıvı tüketilmeli.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlarda yan etkiler erken, fayda ise zamanla ortaya çıkıyor!</strong></p>
<p>İlaçların iyileştirici etkileri olduğu kadar bir takım yan etkilere de sahip olduklarını hatırlatan Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Bu çerçevede sadece psikiyatrik ilaçlar değil, bütün ilaçların insan hayatına bir takım olumsuz etkileri olabilir.” Dedi.</p>
<p>Psikiyatrik ilaçların yan etkilerinin, ilacın ilk kullanılmaya başlanıldığı zamanlarda ortaya çıktığını vurgulayan Dr. Zorbozan, “Ağız kuruluğu, kabızlık, mide bulantıları gibi yan etkiler vardır. Kişi önce yan etkileri görmeye başlar, hastalığına yararlı etkiyi erken aşamada göremez. Bunun sebebi psikiyatrik ilaçların çok geç etki etmesidir. Akut etki etme oranları düşüktür. Bu ilaçlar etki edebilmek için kan beyin bariyerini geçerler. Kan beyin bariyerini geçmek için de moleküller bir süre vücutta depolanır; ilacın etki edebilmesi için zaman gereklidir. Yan etkilerin erken görülmesi, bir ön yargı oluşturabilir. Bu konuda sabırlı olmak çok önemlidir, akut yan etkiler genellikle ilk bir haftada ortadan kalkar.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlar kişiye özel seçilir; etkileri ve yan etkileri hekim kontrolünde değerlendirilmeli!  </strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçların uyku durumu üzerinde de olumlu ve olumsuz etkilere sahip olabildiğine dikkat çeken Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Anti depresan ilaçlar genellikle rem uykusunun süresini kısaltır, yani kaliteli uykunun süresini kısaltılmış olur. Dolayısıyla bu ilaçlar uykusuzluk problemi yapabilir.” dedi.</p>
<p>Bazı ilaçların da uykuyu arttırdığını kaydeden Dr. Zorbozan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dürtüselliği fazla olan hastalarda kullanılan ilaçların yoğun uyku yapma gibi sedatif yan etkileri mevcuttur. Bu tür ilaçlar hekim tarafından hastanın ihtiyacına, yaşam tarzına ve şikâyetine göre seçilir ve hasta, yan etkiler hakkında hekim tarafından bilgilendirilir.</p>
<p>Psikiyatri ilaçlarının kilo aldırdığı, kişinin duygularını tamamen ortadan kaldırdığı ve bağımlılık yaptığı gibi şehir efsaneleri de vardır. Özellikle sanal ortamda, ürün yorumları kısmında ilaçlar hakkında çok fazla yanlış bilgi dolaşır. Eğer bir yan etkiye maruz kalırsanız veya kafanızda bir soru işareti oluşursa, ilacı reçete eden hekim ile iletişime geçmelisiniz.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-hastanin-yasam-tarzi-ve-ihtiyacina-gore-belirleniyor-609274">Psikiyatrik ilaçlar, hastanın yaşam tarzı ve ihtiyacına göre belirleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği, LMGA Liderlerini İstanbul’da Ağırlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yasam-tarzi-tibbi-dernegi-lmga-liderlerini-istanbulda-agirliyor-604664</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 13:21:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[derneği]]></category>
		<category><![CDATA[liderlerini]]></category>
		<category><![CDATA[lmga]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[stanbul]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[tıbbi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604664</guid>

					<description><![CDATA[<p>13 Şubat 2026’da İstanbul’daki sempozyum, yaşam tarzı tıbbının Türkiye’de kurumsal ve bilimsel açıdan lansmanı niteliğinde olacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasam-tarzi-tibbi-dernegi-lmga-liderlerini-istanbulda-agirliyor-604664">Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği, LMGA Liderlerini İstanbul’da Ağırlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşam tarzı tıbbını bugün 30’dan fazla ülkede temsil eden hekim ve sağlık profesyonellerinin dernek başkanlarını buluşturan Lifestyle Medicine Global Alliance (LMGA) Leadership Toplantısı, Türkiye’de ilk kez düzenleniyor. Küresel liderlik buluşması, 13 Şubat 2026’da İstanbul’da gerçekleşecek Yaşam Tarzı Tıbbı Sempozyumu ile eş zamanlı yapılacak. Organizasyon, Türkiye’de yaşam tarzı tıbbının kurumsal ve bilimsel ölçekte konumlanmasına yönelik önemli bir eşik olarak görülüyor.</p>
<p>LMGA çatısı altında bir araya gelen liderler; yaşam tarzı tıbbının farklı ülkelerdeki klinik uygulamalarını, sağlık sistemi entegrasyon modellerini ve politika düzeyindeki yaklaşımları İstanbul’da paylaşacak. Sempozyum, Türkiye’de Sağlık Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen ve Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) hekimlerine yönelik sağlıklı yaşam eğitimlerinin ardından düzenlenecek; böylece yaşam tarzı tıbbının klinik uygulamalarla birlikte ulusal sağlık politikaları perspektifinde de ele alınması hedeflenecek. Etkinlikte, Harvard Üniversitesi ve Stanford Üniversitesi gibi önde gelen akademik merkezlerden öğretim üyeleri ile alandaki bilimsel literatüre yön veren uzmanlar yer alacak. Program ve uluslararası konuşmacı listesine ilişkin güncel bilgiler derneğin resmî web sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden duyurulacak.</p>
<p>Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği [Yönetim Kurulu Başkanı/Temsilcisi – Hande Namal Türkyılmaz], “LMGA liderlerini İstanbul’da ağırlamak, Türkiye’de yaşam tarzı tıbbının bilimsel temellerle güçlenmesi ve sağlık sistemine etkin biçimde entegre edilmesi adına tarihi bir fırsat. Bu buluşmayla küresel deneyimi doğrudan ülkemize taşıyor; klinik uygulamalar, eğitim ve politika başlıklarında sürdürülebilir bir yol haritasını birlikte şekillendiriyoruz.” dedi.</p>
<p>İstanbul’da gerçekleşecek bu eş zamanlı buluşma, Türkiye’nin yaşam tarzı tıbbında bölgesel bir referans noktası olma potansiyelini güçlendirmeyi amaçlıyor. Bilimsel yaklaşımın, klinik uygulamanın ve politika düzeyindeki iş birliklerinin aynı çatı altında ele alınması; hem sağlık profesyonelleri hem de toplum sağlığı açısından uzun vadeli, ölçülebilir katkılar sunacak bir zemin oluşturacak.</p>
<p>Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği, yaşam tarzı tıbbı yaklaşımının bilimsel kanıta dayalı olarak yaygınlaşmasını destekleyen; eğitim, araştırma, klinik uygulama ve farkındalık çalışmaları yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. Dernek, sağlık profesyonellerinin yetkinliklerini güçlendirmeyi, kurumlar arası iş birliğini geliştirmeyi ve toplum sağlığını iyileştirmeye yönelik sürdürülebilir programları teşvik etmeyi hedefler. Dernek faaliyetleri ve etkinlik duyuruları, resmî web sitesi www.yttd.org ve sosyal medya hesapları üzerinden paylaşılmaktadır.</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasam-tarzi-tibbi-dernegi-lmga-liderlerini-istanbulda-agirliyor-604664">Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği, LMGA Liderlerini İstanbul’da Ağırlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tip 2 Diyabeti Önlemek İçin Yapmamız Gereken 8 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tip-2-diyabeti-onlemek-icin-yapmamiz-gereken-8-oneri-591460</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 08:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabeti]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[Riskin]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[yapmamız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591460</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstatistiklere göre, dünya genelinde yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 13–14’ü yani her 7 kişiden biri Tip 2 diyabetli.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tip-2-diyabeti-onlemek-icin-yapmamiz-gereken-8-oneri-591460">Tip 2 Diyabeti Önlemek İçin Yapmamız Gereken 8 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstatistiklere göre, dünya genelinde yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 13–14’ü yani her 7 kişiden biri Tip 2 diyabetli. Bu oranın özellikle 30 yılda önemli ölçüde artış gösterdiğine işaret eden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Öztürk, Uluslararası Diyabet Federasyonu verilerine göre Türkiye’de de yetişkinlerin yaklaşık yüzde 16’sının diyabetli olduğunu hatırlattı. </p>
<p>Bu artışın temel nedenlerinin başında sağlıksız yaşam, beslenme alışkanlıklarındaki değişim ve obezitenin geldiğini söyleyen Dr. Öztürk, “Ancak doğru yaşam tarzı değişiklikleriyle Tip 2 diyabet büyük ölçüde önlenebilir” dedi.  Dr. Öztürk, “Verilere bakıldığında, diyabetin sadece tedavi edilmesi gereken bir hastalık olmadığı, aynı zamanda önlenmesi mümkün bir halk sağlığı sorunu olduğu ortaya çıkıyor” diye konuşarak, bilimsel verilerin ışığında Tip 2 diyabeti önlemek için hayatımızda yapmamız gereken önerileri sıraladı…</p>
<p><strong>HAREKET EDİN, DÜZENLİ EGZERSİZ YAPIN</strong></p>
<p>Egzersiz ile diyabet riskinin yüzde 40 oranında azaltmanın mümkün olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Öztürk, “Finlandiya ‘da 2001 yılında yayınlanan bir çalışmada; egzersiz ve kalori kısıtlaması ile diyabet riskinin yaklaşık yüzde 58 oranında azaltılabileceği gösterilmiş. Ayrıca, aerobik (dayanıklılık) egzersizlerinin yanı sıra kas güçlendirmesini sağlayacak direnç egzersizlerinin de insülin duyarlılığını artırdığı ve kan şekeri kontrolünü geliştirdiği gösterilmiştir.” diye konuştu. </p>
<p>Herkesin fiziksel kapasitesine uygun bir egzersiz programını seçerek bugünden egzersize başlaması gerektiğine işaret eden Dr. Öztürk, “En kolay yapılabilecek egzersiz 30 dakikalık yürüyüştür. Mümkünse haftanın her günü olacak şekilde en az haftanın üç günü yürümeye dikkat edin. Ayrıca haftanın iki günü de kas güçlendirici hareket faydalı olacaktır.”</p>
<p><strong>SAĞLIKLI BESLENİN, KİLO KONTROLÜNÜ SAĞLAYIN</strong></p>
<p>Beslenme şekli, sağlıklı ürünlerden oluşan bir diyetin, diyabetin önlenmesinde kilit bir rol oynadığını hatırlatan Dr. Öztürk, “Örneğin Akdeniz diyeti üzerin yapılan metaanalizler, Akdeniz tarzı beslenmeye yüksek uyum sağlayan kişilerde tip 2 diyabet riskinin yaklaşık yüzde 20-30 oranında daha düşük olduğunu gösteriyor.”</p>
<p>2024’te Çin’de 12.575 kişiyle yapılan bir başka çalışmada da Akdeniz diyetine uyum arttıkça yeni diyabet gelişim riskinin her bir puan artışta yüzde 17 azaldığının tespit edildiğini anlatan Dr. Öztürk, sözlerine şöyle devam etti: “Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, kuruyemişler, balık ve sağlıklı yağlar (özellikle zeytinyağı) ön planda olmalı. Kırmızı ve işlenmiş etler, ilave şeker içeren gazlı içecekler, rafine karbonhidratlar ve aşırı yağ‑şekerli yiyeceklerden uzak durulmalı. Unutmayın, hızla kilo verdiğiniz ancak sonrasında sürdüremediğiniz bir beslenme modelinin kilo kontrolünde ve diyabeti önlemede faydası yok.”</p>
<p><strong>AİLE RİSKİNİZİ ÖĞRENİN</strong></p>
<p>Tip 2 diyabetin genetik yatkınlığın etkili olduğu hastalıklardan biri olduğunu anlatan Dr. Funda Öztürk, “Birinci derece yakınlarınızda tip 2 diyabet varsa sizin de diyabet riskinizin yüksek olabileceğini unutmayın. Ailenizdeki birinci ve ikinci derece yakınlarınızın hangi hastalıkları taşıdığını öğrenin ve yaşam tarzı değişiklikleriniz için bir uyarı işareti olarak görün. Riskin varlığı sizi önlem almak için teşvik etmelidir.”</p>
<p><strong>MAVİ EKRAN SÜRESİNİ KONTROL EDİN</strong></p>
<p>“Günümüzde televizyon, bilgisayar, telefon gibi cihazlar karşısında geçirilen uzun sürelerin fiziksel aktivitenin azalmasına, hareketsizliğe ve dolaylı olarak diyabet riskine katkıda bulunabilir” diyen Dr. Öztürk, sözlerine şöyle devam etti: “Bilimsel çalışmalar, hareketli yaşam tarzına kıyasla oturmanın uzun süreli olması, insülin direncini artırdığını ve dolayısıyla metabolik sağlığı olumsuz şekilde etkilediğini gösteriyor. Bu nedenle ekran başında geçen süreyi azaltmak, aktif molalar vermek, cihaz kullanımını sınırlamak önemlidir. Cihazlarda ekran süresi için zamanlayıcı kurmak, sosyal medya ya da online alışveriş gibi hareketsiz kalmaya yol açan etkinlikleri sınırlamak yarar sağlayabilir.”</p>
<p><strong>UYKU DÜZENİNİZİ KORUYUN</strong></p>
<p>Uyku kalitesi ve düzeninin, metabolizma ve hormon dengesi açısından kritik öneme sahip olduğunu anlatan Dr. Öztürk, “Uyku yetersizliği veya düzensizliği; insülin duyarlılığını azalttığı, kan şekeri kontrolünü bozduğu çalışmalarla gösterilmiştir. Uyku en önemli sağlık göstergelerinden biridir. Bu nedenle hiçbir zaman uyku ritminizin bozulmasına izin vermeyin. Uyku ritminiz bozulduysa yeniden düzenlemeye gayret gösterin. Bazen bunun için en az üç haftalık bir süre gerekebileceğini unutmayın.”</p>
<p><strong>HEKİM KONTROLÜNDE VERİLEN İLAÇLARI DÜZENLİ KULLANIN</strong></p>
<p>Yaşam tarzında yapılacak değişimler diyabeti önlemede çok önemli olmakla birlikte özellikle yüksek riskli kişilerle tıbbi değerlendirme ve gerekirse koruyucu ilaç kullanımının da gündeme geldiğini anlatan Dr. Funda Öztürk, “Hekimin yapacağı tetkikler ve hastalık geliştirme riskine göre bazı ilaçlar kullanılabilir. Yapılan araştırmalar, bu ilaçların bazılarında yüzde 30-40 oranında diyabeti geciktirebildiği gösterilmiştir. Ancak bu noktada hekim değerlendirmesi ve hastanın tedaviye uyumu çok önemlidir. Ayrıca, 45 yaş üstü bireyler için yılda en az bir kez açlık kan şekeri, HbA1c gibi testlerin yapılması gerekir. Zira, erken tanı ve önlem açısından bu oldukça önemlidir.”</p>
<p><strong>STRESİNİZİ KONTROL ETMEYİ ÖĞRENİN</strong></p>
<p>Stresin diyabeti önleme ve kontrolde de çok önemli bir unsur olduğunu söyleyen Dr. Funda Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı: “Stres uyku kalitenizi; diyet uyumunuzu, hareket kapasitenizi değiştiren en önemli faktörlerden biridir. Bilimsel olarak da süreklilik, spor ya da diyet gibi müdahalelerde en güçlü etkiye sahip unsur olarak görülmektedir. Bu nedenle kendinize katı kurallar koyup yıkılınca  strese girmeyin. Yaşam tarzı değişikliklerini kademeli yaparak, o anının tadını çıkarmaya odaklanın. Kontrolde çok zorlanıyorsanız profesyonel yardım almayı ihmal etmeyin. Zaman zaman; beslenme ve egzersiz düzeniniz aksasa bile her günün yeni bir gün olduğunu hatırlayarak gayret göstermeye devam edin.”</p>
<p>  </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tip-2-diyabeti-onlemek-icin-yapmamiz-gereken-8-oneri-591460">Tip 2 Diyabeti Önlemek İçin Yapmamız Gereken 8 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaş Değil, Yaşam Tarzı Beyin Sağlığını Etkiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yas-degil-yasam-tarzi-beyin-sagligini-etkiliyor-556078</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2025 09:44:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=556078</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yılın 22 Temmuz Dünya Beyin Günü teması “Her Yaşta Beyin Sağlığı.” Çünkü beyin, yalnızca yaşlandıkça değil, hayatın her döneminde özen istiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-degil-yasam-tarzi-beyin-sagligini-etkiliyor-556078">Yaş Değil, Yaşam Tarzı Beyin Sağlığını Etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yılın 22 Temmuz Dünya Beyin Günü teması “Her Yaşta Beyin Sağlığı.” Çünkü beyin, yalnızca yaşlandıkça değil, hayatın her döneminde özen istiyor.</p>
<p>Dünya Nöroloji Federasyonu tarafından belirlenen bu tema, beyin sağlığının sadece yaşlılık dönemine özgü bir konu olmadığını; yaşamın her aşamasında dikkat edilmesi gereken çok önemli bir konu olduğunu hatırlatıyor.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, konuyla ilgili şunları söyledi:</p>
<p>“Beyin sağlığı, sadece unutkanlık başladığında düşünülmesi gereken bir konu değildir. Anne karnındaki gelişimden çocukluğa, yetişkinlikten ileri yaşlara kadar beynimiz her dönemde korunmaya ihtiyaç duyar. Çünkü beynimiz hayatımızın merkezidir: düşünür, karar verir, duygularımızı yönetir, hatırlar ve öğrenir. Onun sağlığı da yaşam kalitemizi doğrudan etkiler.”</p>
<p><strong>Beyin Sağlığı için En Güçlü İlaç Yaşam Tarzı!</strong></p>
<p>Küresel verilere göre, bugün dünyada her iki kişiden biri hayatının bir döneminde bir nörolojik hastalıkla karşılaşıyor. Bu hastalıklar arasında epilepsi, migren, inme, parkinson, alzheimer, dikkat eksikliği ve otizm gibi çok farklı sorunlar yer alıyor.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Çocuklar, gençler, yetişkinler, yaşlılar… Her yaş grubunun karşı karşıya kaldığı farklı riskler var. Beyin sağlığı dediğimiz şey, yalnızca bir hastalık ortaya çıktığında devreye giren bir tedavi süreci değil; tam tersine, bu hastalıkları oluşmadan önce önleyebilme becerisidir. Ve bu beceri, günlük yaşam alışkanlıklarımızla doğrudan ilişkilidir.”</p>
<p><strong>Beyin Sağlığını Korumak İçin 6 Öneri</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, sağlıklı bir beyin için şu önerilerde bulunuyor:</p>
<ul>
<li><strong>Beslenme: </strong>“Akdeniz tipi, doğal besinlere dayalı bir beslenme modeli, beyin dostu bir tercihtir. Renkli sebzeler, meyveler, balık, zeytinyağı, ceviz ve tam tahıllar hem bedenimizi hem zihnimizi korur.”</li>
<li><strong>Hareket: </strong>“Her gün yapılan 30 dakikalık tempolu yürüyüş bile beyne giden kan akışını artırır. Bu da öğrenme, dikkat ve hafıza üzerinde olumlu etki yapar.”</li>
<li><strong>Uyku: </strong>“Beyin, uykuda kendini yeniler. Yetişkinler için ideal olan her gece 7-8 saat kesintisiz, kaliteli uykudur.”</li>
<li><strong>Stres Yönetimi: </strong>“Stres, beynin düşmanıdır. Onu tamamen hayatımızdan çıkaramayız ancak yönetmeyi öğrenebiliriz. Derin nefes almak, doğada zaman geçirmek, sevdiğiniz bir işle uğraşmak bu konuda etkili olur.”</li>
<li><strong>Zihinsel Aktivite: </strong>“Beyin kullanılmazsa körelir. Kitap okumak, bulmaca çözmek, yeni bir beceri öğrenmek beynin canlı kalmasına yardımcı olur.”</li>
<li><strong>Sosyal İlişkiler: </strong>“İnsan sosyal bir varlıktır. Sevdiklerimizle vakit geçirmek, sohbet etmek, birlikte gülmek sadece ruhu değil, zihni de besler.”</li>
</ul>
<p><strong>Beyin Sağlığı Her Yaşta Farklı Şekilde Desteklenmeli!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Aykut Bingöl, her yaşın beyin sağlığı açısından farklı ihtiyaçlar taşıdığına dikkat çekiyor:</p>
<p>“Bebeklikte beyin gelişimi için sağlıklı bir gebelik süreci ve güvenli bir doğum çok önemlidir. Çocukluk döneminde ise koruyucu bir çevre ve nitelikli bir eğitim sistemi beyin gelişimini destekler. Ergenlikte duygusal dengeyi sağlayacak ruhsal destek gerekirken, yetişkinlikte sağlıklı yaşam alışkanlıkları ön plana çıkar. İleri yaşlarda ise sosyal bağların güçlendirilmesi ve düzenli sağlık kontrolleri, beyin sağlığının korunmasına katkı sağlar.”</p>
<p><strong>Beyin Sağlığı Yaşam Önceliği Olmalı!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, beyin sağlığının önemine şu sözlerle dikkat çekti:</p>
<p>“Beyin sağlığı bir lüks değil, bir yaşam önceliğidir. Herkes, her yaşta, kendi hayatında küçük ama etkili adımlarla beynine iyi bakabilir. Bugün atacağımız adımlar, hem bugünkü hem de gelecekteki zihinsel sağlığımızı belirler. Dünya Beyin Günü vesilesiyle herkesi bu konuda düşünmeye ve harekete geçmeye davet ediyorum.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-degil-yasam-tarzi-beyin-sagligini-etkiliyor-556078">Yaş Değil, Yaşam Tarzı Beyin Sağlığını Etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğru yaşam tarzı seçimi yaşlanmayı geciktiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogru-yasam-tarzi-secimi-yaslanmayi-geciktiriyor-539736</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 May 2025 08:55:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[geciktiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=539736</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 24-25 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşen Longevity etkinliğinde konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogru-yasam-tarzi-secimi-yaslanmayi-geciktiriyor-539736">Doğru yaşam tarzı seçimi yaşlanmayı geciktiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 24-25 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşen Longevity etkinliğinde konuştu. Tarhan, sağlıklı yaşamın biyolojik ve psikolojik unsurları ile stres yönetiminin önemi üzerine açıklamalarda bulundu. </p>
<p><strong>“Haz mutluluğu ile anlam mutluluğu birbirinden farklı”</strong></p>
<p>Bir endokrinolog tarafından yazılan ‘Amerikan Zihninin Hacklenmesi’ adlı kitapta haz mutluluğu, dopamin mutluluğu, serotonin mutluluğu gibi kavramların ele alındığını aktaran Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Yani endokrin uzmanı olan bir kişi kitapta mutluluğu tanımlıyor ve kanıtlıyor. Amerikan ekonomisinin temelini çok güzel özetlemiş.” dedi.</p>
<p>Kitapta, haz odaklı bir yaşam biçiminin yaygın olduğundan ve bunun maalesef psikiyatrik vakaları çok arttırdığından bahsedildiğini dile getiren Tarhan, “Özetinde şunu diyor, ‘Haz peşinde koşan mutlu olamaz’. Halbuki şu anda toplumda sürekli ‘şunu al mutlu ol, bunu ye mutlu ol, gez, eğlen, mutlu ol, seks yap mutlu ol, kendini sev gene mutlu ol’ gibi mesajlar veriliyor. Oysa bunlar mutluluk değil, sadece haz. Haz mutluluğu ile serotonin mutluluğu, yani anlam mutluluğu birbirinden farklı. Aslında bu yeni bir şey değil, Aristoteles bunu 2500 sene önce söylemiş. Hedonik mutluluğu, haz mutluluğu olarak tanımlarken, ödömonik mutluluğu ise anlam mutluluğu olarak tanımlıyor. Haz mutluluğu kısa vadeli bir etki yaratıyor ve Latince’de söylendiği gibi dopamin aracılığıyla beyinde bir ödül salgılıyor. Haz duyuluyor, kişiler o anda müthiş bir enerji hissediyorlar.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sürdürülebilir mutluluk için ‘anlam mutluluğu’ seçilmeli!</strong></p>
<p>Anlam, yani ideal mutluluğun serotonin ve oksitosinle ilgili olduğuna değinen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Artık biyolojik belirteçleri kesinleştiği için, bu durum yaşam felsefemizi yeniden yazmamız açısından çok önemli. Serotonin zaten depresyon ilaçlarında da kullanılıyor. Bu ilaçlar, serotonin seviyesini artırmak için veriliyor ama hemen etki etmiyorlar, 2-3 hafta sonra etkisi ortaya çıkıyor. Bu nedenle serotonin yavaş etkiliyor ve yavaş salgılanıyor. Anlam üreten kişilerin beyni serotonin salgılıyor. Böyle olunca, sürdürülebilir mutluluk ortaya çıkıyor.” dedi.</p>
<p>‘Otantik mutluluk’ kavramı üzerine çalışan Martin E. P. Seligman’ın, anlam mutluluğunu tarif ettiğini dile getiren Tarhan, şunları söyledi:</p>
<p>“Pozitif psikolojinin teorisyeni olan Seligman, anlam mutluluğunu ‘otantik mutluluk’ olarak tanımlıyor. Otantik mutluluğun İngilizcede tam karşılığı yok ama Türkçede ben bunun karşılığını ‘huzur’ kelimesinde buldum. Huzur kelimesi, kişinin gelecekteki en kötüye de hazır olabilmesi anlamına geliyor. Kişi, olumlu ve olumsuz tüm olasılıkları görüyor, olumsuzu algılıyor ve en kötüye hazır bir şekilde stres altında soğukkanlı kalabiliyor. Seligman buna şöyle diyor, ‘Cezaevinde de olsa aynı mutluluğu, sarayda da olsa aynı mutluluğu yaşayabilme becerisi.’ Düşünün, cezaevine düştüğünüzde kaç kişi aynı mutluluğu yaşayabilir? Sarayda da şımarmayacaksınız mesela. Sarayda şımarma riski var. Çünkü güç ele geçtiğinde ‘güç yanılsaması’ denilen bir durum ortaya çıkıyor. Gücü ele geçiren insan, kendini adeta bir yer tanrısı gibi görmeye başlıyor, eleştiriye kapanıyor, egosu şişiyor ve narsisizm ortaya çıkıyor. Bu da sahte bir mutluluk oluyor. Makamı terk edince ABD’de CEO’lar emekli olup köpek gezdirmeye başladıklarında altı ay içinde kalp krizi geçirip ölüyorlar. Çünkü yaşam tarzı olarak sadece o makamın sağladığı haz mutluluğunu seçmişler. Halbuki emekliliğe hazır olsalar ve yaşam tarzı olarak anlam mutluluğunu seçseler, emekli olduktan sonra da kendilerini mutlu edecek bir şeyler bulabilirler.”</p>
<p><strong>“Hücrelerimiz duygularımızı ve hislerimizi dinliyor” </strong></p>
<p>Bağışıklık sisteminin de çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bağışıklık sistemi, düşüncelerimiz tarafından belirleniyor. ‘Bağışıklık sistemi ne, düşünce ne?’ diyeceksiniz ama çok ilginç bir konu bu. Bağışıklık sistemi, aslında duygusal diyaloglarımızla bağlantılı.” dedi.</p>
<p>Hücrelerimizin içimizden geçen duyguları dinlediğini kaydeden Tarhan, “Yani duygularımızı, hislerimizi dinliyorlar. Bağırsaklarımız da duygularımızla konuşuyor. Midemiz duygularımızla konuşuyor. Bağışıklık sistemimizin en büyük organı bağırsaklarımız. Bu yüzden ‘beyin-bağırsak aksı’ çok önemli. Serotonin de en çok orada bulunuyor. İmmün sistemin ilk organı bağırsaklarımız.  Bağışıklık sistemimizi stresin nasıl etkilediğini de fark etmişizdir. Stres olduğunda insanların alerjileri ve çeşitli sağlık sorunları ortaya çıkar. Literatürde ‘immün stres – immün süpresyon’ kavramı geçiyor. Yani stres, bağışıklık sistemini baskılar. Bu da artık bilimsel olarak kanıtlanmış durumda.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Egzersiz, sosyalleşmek ve iyilik yapmak yaşlanmayı geciktiriyor! </strong></p>
<p>Ayrıca kardiyovasküler sistem, kan akımı ve egzersizin de burada devreye girdiğine işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Özellikle bacak kasları için ‘ikinci kalp’ deniyor. Çünkü spor yapan, günde en az 5 bin adım yürüyen kişilerde kalbin yükü hafifliyor. Yani fiziksel egzersiz, vücudun yükünü alıyor. İbn Sina bile yürümenin, fiziksel aktivitenin anti-stres özelliğini vurgulamış. Ancak biz şu anda tembelleştiren bir çağda yaşıyoruz.” dedi.</p>
<p>İnsanlarla konuşmanın, yalnızlığı ve beyin yaşlanmasını önlemek için önemli çözümlerden biri olduğunun altını çizen Tarhan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“John Cacioppo’nun yaptığı bir araştırmaya göre, 50 yaşın üstünde, bilişsel ve zihinsel gerilemenin olduğu yaşlarda, ölüm risk faktörlerinden en önemlisi sosyal izolasyon, yani yalnızlık. Yaşlılarda ölümün en büyük sebebi yalnızlık. Ama etrafında çocukları ve ailesi dolaşan bir yaşlı, ortalama ömrünü uzatıyor ve daha mutlu oluyor.</p>
<p>Harvard Business School’un yaptığı, 136 ülkede gerçekleştirilen büyük bir araştırma da var. Bu araştırmada iş adamları arasında, filantropik yani yardımseverlik ve cömertlik faaliyetleriyle mutluluk arasındaki ilişki incelenmiş. Sonuçlar gösteriyor ki, yardımsever ve cömert olan iş adamlarının mutluluk oranı yüzde 23 daha yüksek çıkıyor. Yani aslında veren kaybetmiyor, veren kazanıyor. Bu da beynimizin iyilik psikolojisiyle ilgili bir özelliğini ortaya koyuyor.”</p>
<p><strong>“6 saatten daha az uyuyanlarda demans riski artıyor”</strong></p>
<p>Uykunun da çok önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bozuk uyku, uykunun bilişsel işlevler üzerindeki etkisiyle bunamayı hızlandırıyor. Literatürde bunun kümülatif bir etkisi olduğu belirtiliyor. Yaş ilerledikçe uyku örüntüsü ve kalıbı bozuluyor, bu da kişiyi daha kırılgan hale getiriyor.” dedi.</p>
<p>Bu konuda yapılan bin kişinin yer aldığı bir çalışmada, 50-60 yaş arası 6 saatten kısa uyku süresine sahip kişilerde demans riskinin daha yüksek olduğunun bulunduğunu aktaran Tarhan, “Yani 6 saatten daha az uyuyanlarda demans riski artıyor. Ancak illa 8 saat olacak diye bir şey yok; literatüre göre fizyolojik olarak 6 saatlik bir uyku yeterli. Uykuda beynin en çok dinlendiği dönem yaşanıyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>“Omega-3 yaşları, vücutta hücre zarının esnekliğini sağlıyor” </strong></p>
<p>Sağlıklı yaş almak için omega-3&#8217;ün de önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “EPA ve DHA oranlarına göre hamsi, 1. derecede yüksek omega-3 içeriğine sahip. Karadenizlilerin de beyin gücüyle Türkiye&#8217;yi yönetmesi tesadüf değil. Hamsi gerçekten çok önemli.” dedi.</p>
<p>Diğer taraftan Atlantik uskumrusunun da omega-3 açısından oldukça yoğun olduğunu hatırlatan Tarhan, literatürde krill yağının da övgüyle yer aldığını ve bu yağların, vücutta hücre zarının esnekliğini sağladığını kaydetti. Tarhan ayrıca beyin dostu diğer gıdalar arasında zencefil, sarımsak, papaya, safran, tarçın, kurkumin, zerdeçal ve kekik gibi besinler olduğunu sözlerine ekledi. </p>
<p><strong>“Beyin, küflenmeye neden olan maddeleri, uykuda temizler” </strong></p>
<p>Antioksidanların beyin sağlığı üzerindeki önemli bir yeri olduğunun altın çizen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Antioksidanlar beyin ‘küfü’nü önler. Beyin küfü dediğim şey oksidatif strestir. Oksidatif stres varsa beynimiz küfleniyor, tıpkı mantar gibi. Serbest radikaller beyinde birikir ve dokular arasında hasara yol açar.” dedi.</p>
<p>Beyinde glifatik bir sistem olduğunu dile getiren Tarhan, “Bu, vücuttaki lenf dolaşımı gibi görev yapar. Uykuda, beyinde kılcal damarların etrafında kanallar açılır, beyin küçülür ve damarların yanındaki ince zar açılır. Beyin, yorgunluk maddelerini ve serbest radikalleri, yani küflenmeye neden olan maddeleri, uykuda temizler. Düzenli uykumuz yoksa bu atıklar beyinde kalır ve beyin sisi oluşur. Anlama, kavrama ve algılamamız yavaşlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Beslenme tarzı, gen ifadesini değiştirir” </strong></p>
<p>Bununla birlikte renkli tabakların, beyin sağlığı için temel bir unsur olduğunu vurgulayan Tarhan, “Düşünme, yaşam, fiziksel optimizasyon, nörolojik ve psikolojik optimizasyon, beslenme optimizasyonu gibi alanlarda renkli tabak beslenme çok önemlidir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca yürüyüş de çok kıymetli olduğunu ve günde 5-6 bin adım yürümenin psikolojik modifikasyon ve DNA metilasyonu sağladığını aktaran Tarhan, “Bunlar epigenetik mekanizmalardır. Yani beslenme tarzımız, gen ifademizi değiştirir. Beslenmeyi otomatik hale getirirseniz, renkli tabak beslenme ile DNA’larınız buna göre çalışır. Lüzumsuz besin istekleri azalır. Eğer hâlâ zararlı şeyleri canınız çok istiyorsa, epigenetik yapınız ona şartlanmış demektir. Ancak 5-6 aylık sabır ve diyetle bu epigenetik mekanizmaları değiştirebiliriz. Bu süreçte brokoliden bile zevk almak mümkün! 60 yaşından sonra brokoli yemekle hemen her şeyi çözemezsiniz ama önceden bu alışkanlığı kazanmak gerekir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>“Stres ve zorlukların hem tehdit hem de fırsat boyutu var” </strong></p>
<p>Bir diğer önemli noktanın stres yönetimi olduğuna dikkat çeken Tarhan, “Stres yönetimi telomerlerimizin ömrünü verimli kullanmamız açısından çok önemli. Hangi tip kişilik olacağız? Sünger tip mi, teflon tip mi, kauçuk tip mi? Sünger tip kişiler, hep dertli ve negatif düşüncelere odaklanan, kaygılı ve nevrotik yapıda olurlar, tüm problemleri üzerlerine çeker ve hem kendilerini hem de başkalarını olumsuz etkilerler.” dedi.</p>
<p>Teflon tipi kişilerin bencil, sadece kendi rahatlarını düşünen kişiler olduğunu ifade eden Tarhan sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Başkasının konforunu umursamazlar, ellerinde güç varken rahat ve konforlu görünürler. Ancak yaşlandıklarında, fiziksel güçlerini kaybettiklerinde bilgelik geliştirmemişlerse, kolayca kırılırlar. İdeal tip, kauçuk tipidir. Kauçuk esnek yapısıyla bilinir. Stres karşısında esnemek ve tekrar eski haline dönmek önemlidir. Yani stresi yaşarız, esneriz, sonra tekrar toparlanırız. Stresi tehdit gibi değil, yönetilebilir bir şey olarak görmeliyiz. ‘Stresi yenmek’ değil, ‘stresi yönetmek’ denir her zaman. Stres hayatımızın kaçınılmaz bir parçasıdır. Onu hayat enerjisi haline dönüştürmek gerekir. Stoacıların da dediği gibi, stres ve zorlukların hem tehdit hem de fırsat boyutu vardır. Fırsat boyutuna odaklandığımızda, yaşadığımız olayı bizi geliştiren bir travmaya dönüştürürüz. Buna ‘travma sonrası büyüme’ denir. Böylece her yaşadığımız olay, bizim için bir gelişme fırsatı olur.</p>
<p>Sonuç olarak, hayattaki negatif olayları tehdit olarak değil, büyüme fırsatı olarak görmeliyiz. ‘Neden geldi, ben bunu hak etmiyorum’ dediğimizde stres yönetimini yapamayız ve telomerlerimiz erkenden kısalır.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogru-yasam-tarzi-secimi-yaslanmayi-geciktiriyor-539736">Doğru yaşam tarzı seçimi yaşlanmayı geciktiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aktif bir yaşam tarzı bilişsel yaşlanmayı ve demansı öteliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aktif-bir-yasam-tarzi-bilissel-yaslanmayi-ve-demansi-oteliyor-455572</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 May 2024 13:22:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aktif]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[demansı]]></category>
		<category><![CDATA[öteliyor]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=455572</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada yaklaşık 47 milyon demans sendromlu birey var olduğunu kaydeden uzmanlar, 2050 yılında bu sayının üç katına çıkarak 150 milyon kişiyi bulmasını beklendiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aktif-bir-yasam-tarzi-bilissel-yaslanmayi-ve-demansi-oteliyor-455572">Aktif bir yaşam tarzı bilişsel yaşlanmayı ve demansı öteliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Demans sendromu olmayan, sağlıklı yaşlanan kişilerde belli bir raddeye kadar bilişsel yaşlanma olduğunu dile getiren Psikoloji (İngilizce) Bölüm Başkanı Doç. Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, Demans vakalarının yüzde 35 kadarı değiştirilebilir risk faktörlerinden kaynaklanıyor. Sağlıklı bir yaşam tarzı belirleyerek, genetik yatkınlığımız olsa dahi bilişsel yaşlanma ve demans sendromunu önleyebiliriz ya da ortaya çıkmasını öteleyebiliriz.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji (İngilizce) Bölüm Başkanı Doç. Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, mutlu ve sağlıklı yaş almak konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>2050 yılında 150 milyon demanslı kişinin olması bekleniyor</strong></p>
<p>Doç. Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, insanların yaş aldıkça bilişsel yaşlanma ve demans sendromundan kaçınmaya çalıştıklarını ifade ederek, dünyada mevcut tahminlere göre yaklaşık 47 milyon demans sendromundan muzdarip birey var olduğunu, 2050 yılında bu sayının üç katına çıkarak 150 milyon kişiyi bulması beklendiğini söyledi.</p>
<p>Demans sendromu olmayan sağlıklı yaşlanan kişilerde de belli bir raddeye kadar bilişsel yaşlanma olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, “Nasıl oluyor? Bilgi işleme hızında yavaşlık, hafif bellek problemleri ve dikkat problemleri olabiliyor. Bunlar belirli bir seviyeye kadar normal yaşlanma olarak kabul ediliyor. Peki böyle bir yaşlanma beynimizde neden oluyor? Sebebini çok fazla bilmemekle beraber nöronların azaldığını, nöronların arasındaki bağlantıların yani sinapsların azaldığını buna bağlı olarak korteksimizin inceldiğini ve beyin hacmimizin küçüldüğünü farklı beyin bölgeleri arasındaki bağlantısallığın azaldığını görüyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>Belli bir raddeye kadar normal yaşlanma sınırlarında kabul ediliyor </strong></p>
<p>Beyinde görülen bu değişikliklerin, nöron ölümlerinin, nöropatolojik değişimlerin zamansal ve mekânsal yayılımının belli bir raddeye kadar normal yaşlanma sınırlarında kabul edildiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, “Belli bir raddeden sonra bunun bir patolojik yaşlanmaya, demans sendromuna evrildiğini görüyoruz. Temel olarak bu değişimler zihinsel işlevlerin yürütücüsü olan prefrontal korteks, uzun süreli bellek kaybından sorumlu olan hipokampus, karmaşık görsel algı, dil becerileri, semantik bellekten sorumlu olan temporal kortekste küçülme olarak görülüyor. Hipokampus yaşlılık dönemine girildiği an itibariyle yüzde bir iki oranında her yıl küçülüyor. Demans sendromunda, Alzheimer demansında özellikle bu oranın çok daha fazla olduğunu biliyoruz.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Demans vakalarının yüzde 35 kadarı değiştirilebilir risk faktörlerinden kaynaklanıyor</strong></p>
<p>Neden yaşlanıldığına ilişkin pek çok biyolojik teorinin var olduğunu kaydeden Doç. Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, “Demans vakalarının yüzde 35 kadarı değiştirilebilir risk faktörlerinden kaynaklanıyor. Sağlıklı bir yaşam tarzı belirleyerek, genetik yatkınlığımız olsa dahi bilişsel yaşlanma ve demans sendromunu önleyebiliriz ya da ortaya çıkmasını öteleyebiliriz.” dedi. </p>
<p><strong>Elimizde olan faktörlerle beyin sağlımızı nasıl en iyi şekilde koruyabiliriz?</strong></p>
<p>Nörodejeneratif hastalıklarının bilinen bir tedavi yöntemi olmadığına da dikkati çeken Doç. Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, şunları anlattı:</p>
<p>“Bütün stratejiler semptomları ötelemeye, semptomları yavaşlatmaya yönelik. Sonuç olarak bunu iyileştirmek gibi bir şansımız henüz yok. O zaman ne yapacağız? Nasıl bir sağlıklı yaşam tarzı belirleyebiliriz? Elimizde olan faktörlerle beyin sağlımızı nasıl en iyi şekilde koruyabiliriz? Bir hipotez ortaya atılmış. Bu hipoteze göre; aktif bir yaşam tarzı belirlemek ve belirli aktivitelere yaşam boyu düzenli katılım sağlamak bilişsel yaşlanmayı ve demansı öteliyor. </p>
<p><strong>Entelektüel ve fiziksel aktiviteler ile sosyal yaşam beyni genç tutuyor</strong></p>
<p>Bu aktiviteler; bir entelektüel aktiviteler, iki fiziksel aktiviteler, üç sosyal yaşam… Entelektüel aktivite; yüksek bir eğitim düzeyi. Çok karmaşık zihinsel aktivite gerektiren, fiziksel aktivitede gerektiren yüksek bir kariyer. Zihnimizi yoran, zihnimizi zorlayan tartışmalar, zihinsel oyunlar, bulmacalar, okumalar, yeni şeyler öğrenmeler, enstrüman çalma, zihinsel performans gerektiren, zihinsel efor gerektiren, yeni nöral bağlar oluşturan beyinde bir entelektüel aktivite. İkincisi fiziksel egzersiz… Fiziksel aktiviteler özellikle kardiyovasküler sağlığı besleme. Kan akışını düzenleme. Sonuç olarak beyindeki nöronlar kan akışıyla besleniyor. Dans, bahçe işleriyle uğraşmak gibi fiziksel olarak bizi aktif tutan mobil tutan aktiviteler. Diğer kategori de sosyal yaşam… Olabildiğince fazla seyahat etmek, hayatımızdaki insanlarla kaliteli sosyal yaşama katılmak.”</p>
<p><strong>Fiziksel olarak aktif olanların beyindeki nöron ölümü daha az görülüyor</strong></p>
<p>Daha hareketsiz bir hayat yaşayan insanlarla fiziksel olarak aktif olan grubun karşılaştırıldığını ve fiziksel olarak aktif olanların beyindeki nöron ölümünün daha az olduğunun görüldüğünü kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, bilişsel yaşlanmanın ve hücre ölümünün kaçınılamaz olduğunu, bilişsel rezerve müdahale ederek yaşlanmanın etkilerinin azaltılabileceğini, bu bağlamda, eğitimler alarak entelektüel kapasitenin geliştirilebileceğini, sosyal etkileşimleri artırarak sosyal hayatın zenginleştirilebileceğini ve fiziksel aktivite düzeyini artırarak beyin sağlığının desteklenebileceğini anlattı.</p>
<p><strong>Güçlü bir bilişsel rezerv deposu hastalıkların semptomlarıyla daha iyi başa çıkılmasını sağlıyor</strong></p>
<p>Güçlü bir bilişsel rezerv deposunun Alzheimer demansı, Parkinson demansı, MS, inme gibi beyni hasarlayan nörolojik hastalıklarda, hastalıkların semptomlarıyla daha iyi başa çıkılmasını sağladığını ifade eden Doç. Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, “Alzheimer demansında ya da diğer demanslarda klinik semptomların daha geç ortaya çıkmasını sağlıyor. Nörodejeneratif hastalıklarda ya da nörolojik hastalıklarda değil beklenmeyen yaşam olaylarında, strese maruziyette, toksik maddelere maruz kalmada, kafa travmasında ve tüm bu yaşam olaylarında daha güçlü bir bilişsel rezerv, bu olaylarda daha kolay başa çıkmamızı ve aslında daha hızlı bir iyileşme sürecine girmemizi sağlıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yüksek eğitim düzeyiyle beyindeki fonksiyonel bağlantısallık arasında ilişki var</strong></p>
<p>Yüksek eğitim düzeyiyle beyindeki fonksiyonel bağlantısallık arasında bir ilişkinin saptandığını da söyleyen Doç. Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, “Entelektüel kapasitemiz, zihinsel katılımımız, fiziksel aktivite düzeyimiz ve sosyal yaşamımız bilişsel yaşlanma ve demans konusunda bize hem beyin yapısı üzerinden hem de bilişsel rezerv hipotezinden yola çıkarak beynin bağlantısallığı üzerinden katkı sağlıyor.” dedi.</p>
<p><strong>20’li yaşlarda 80’li yaşlarımızı düşünmeliyiz</strong></p>
<p>Yaşlıların teknolojik aletleri kullanmayı öğrenmelerinin bilişsel rezerv kapasitesini arttırma açısından faydalı olduğunu dile getiren Doç. Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, “Aslında çocukluktan itibaren zihnimizi ve bedenimizi aktif tutarak yaşlılık dönemine doğru ilerlememiz gerekiyor. Yirmili yaşlarda elbette seksen yaşımızı hiçbirimiz düşünmedik, düşünmüyoruz ama düşünmemiz gerekiyor. Şimdi düşünmezsek altmış yetmiş yaşına geldiğimizde beynimizin zaten belirli bir kısmını yitirmiş olacağız ve bunun geri dönüşü olmuyor.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aktif-bir-yasam-tarzi-bilissel-yaslanmayi-ve-demansi-oteliyor-455572">Aktif bir yaşam tarzı bilişsel yaşlanmayı ve demansı öteliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geçmişten Kalan filmine Hollywood tarzı makyaj</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gecmisten-kalan-filmine-hollywood-tarzi-makyaj-451088</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Apr 2024 20:40:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[filmine]]></category>
		<category><![CDATA[geçmişten]]></category>
		<category><![CDATA[hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[kalan]]></category>
		<category><![CDATA[makyaj]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=451088</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilay Deniz ve Can Güreler'in başrolü paylaştığı 'Geçmişten Kalan' filmi için Hollywood'dan özel ekip getirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gecmisten-kalan-filmine-hollywood-tarzi-makyaj-451088">Geçmişten Kalan filmine Hollywood tarzı makyaj</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nilay Deniz ve Can Güreler&#8217;in başrolü paylaştığı &#8216;Geçmişten Kalan&#8217; filmi için Hollywood&#8217;dan özel ekip getirildi.</p>
<p>Yapımcılığını NO 23 Prodüksiyon&#8217;un yaptığı yönetmen koltuğunda Ahmet Toklu&#8217;nun oturduğu senaryosunu Kurtuluş Yiğit Demiralp&#8217;in kaleme aldığı &#8216;<b>Geçmişten Kalan</b>&#8216; filmi için yurtdışından özel ekip getirildi. Gerilim ve korku alanında bu yılın en iddialı yapımları arasında gösterilen &#8216;Geçmişten Kalan&#8217; filmi için Hollywood&#8217;dan plastik makyaj ve görsel efekt uzmanı ekibe katıldı. Göz makyajı için özel lenslerin, plastik makyaj için de 2 haftalık bir çalışmanın yapıldığı &#8216;Geçmişten Kalan&#8217; filminin oyuncu kadrosunda Zeynep Yaylıcıoğlu, Aysan Sümercan, Kenan Demirok, Derin Deniz Keskin, E. Tuana Usta, Melih Çardak, İzmir Mert gibi başarılı isimler yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p><b>Filmin Konusu</b></p>
<p>Yakın zamanda trajik bir kaza sonucu bebeğini kaybeden sosyal medya fenomeni Ayşe ve açgözlü emlakçı kocası Ali&#8217;nin tatil için gittikleri köy evi, onları bekleyen korkunç bir kâbusun başlangıcıdır.</p>
<p>Bu lanetli ev, içinde barındırdığı korkunç varlık aracılığıyla, Ayşe&#8217;ye hem kendi geçmişindeki gizemleri hem de Ali&#8217;nin vahşi gerçek yüzünü acımasız bir şekilde gösterir. O ev ve çevresi, alınmış ahlar, kayıp bebekler ve lanetli bir kadının hikayesi ile doludur&#8230; Bu karanlık geçmişin ödenecek bir bedeli vardır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gecmisten-kalan-filmine-hollywood-tarzi-makyaj-451088">Geçmişten Kalan filmine Hollywood tarzı makyaj</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı bir kalp için yaşam tarzı değişikliği ve rutin kontrol şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-kalp-icin-yasam-tarzi-degisikligi-ve-rutin-kontrol-sart-449441</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Apr 2024 13:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[rutin]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=449441</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp hastalıklarının bütün dünyada önde gelen ölüm nedenlerinden biri olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, alınacak önlemlerle daha sağlıklı kalbe sahip olmanın, daha kaliteli ve uzun yaşamanın mümkün olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-kalp-icin-yasam-tarzi-degisikligi-ve-rutin-kontrol-sart-449441">Sağlıklı bir kalp için yaşam tarzı değişikliği ve rutin kontrol şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp hastalıklarının bütün dünyada önde gelen ölüm nedenlerinden biri olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, alınacak önlemlerle daha sağlıklı kalbe sahip olmanın, daha kaliteli ve uzun yaşamanın mümkün olduğunu söyledi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, kalp sağlığının korunmasında varsa şeker ve hipertansiyon gibi hastalıkların kontrol altında olmasını, 40 yaşından sonra belli aralıklarla kalp kontrollerinin yapılmasını, haftada en az dört kez 45 dakika tempolu yürüyüş yapılmasını tavsiye etti.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, 8-14 Nisan Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada kalp sağlığının korunmasına ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Kalp sağlığını tehdit eden birçok risk var</p>
<p>Kalp sağlığı için bilinen risk faktörlerine değinen Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “Diyabet yani halk arasındaki bilinen ismiyle şeker hastalığı, hipertansiyon, ileri kalp hastalığı öyküsü, hareketsiz yaşam tarzı, sigara kullanımı, sağlıksız beslenme, obezite ve kolesterol yüksekliği bilinen risk faktörleri arasında yer almaktadır” dedi.</p>
<p>Yaş ilerledikçe risk yükseliyor</p>
<p>Kalp sağlığı açısından ne kadar çok risk faktörü varsa ve yaş ne kadar ileri ise riskin o kadar yüksek olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “İleride kalp hastalığı riskini tahmin etmek için yaş ve risk faktörlerini kullanarak geliştirilmiş skorlamalar mevcuttur” dedi.</p>
<p>40 yaşından itibaren rutin kontrol yapılmalı</p>
<p>Kalple ilgili kontrollerin önemine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “Eğer daha önceden bilinen bir kalp hastalığı ya da risk faktörleri yoksa 40 yaşından itibaren periyodik kalp kontrolleri önerilir. Önceden bilinen bir kalp hastalığı ya da risk faktörü olan hastalar hekimlerinin önerdiği sıklıkta kalp kontrollerine gitmelidir” uyarısında bulundu.</p>
<p>Hareketsiz ve stresli yaşam koşulları kalbi yoruyor</p>
<p>Kalp sağlığını en çok tehdit eden etkenlere değinen Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “Kalp sağlığını en çok tehdit eden etkenler, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde modern yaşam tarzının yaygınlaşması ve bunun sonucunda fastfood ve işlenmiş gıda tüketiminin artması, hareketsiz ve stresli yaşam koşulları sayılabilir. Ayrıca bilinen kalp rahatsızlığı olan ya da kalp hastalığı için risk faktörleri olan hastalardaki tedaviye uyumsuzluk oranları da kalp sağlığını en çok tehdit eden etkenler arasında sayılabilir” dedi.</p>
<p>Haftada en az dört kez 45 dakika tempolu yürünmeli</p>
<p>Kalp sağlığının korunması için tavsiyelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “Sağlıklı beslenmek, haftada en az dört kez 45 dakika tempolu yürüyüş yapmak, sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıklardan ve stresten uzak durmak, varsa şeker ve hipertansiyon gibi hastalıkların kontrol altında olması ve risk faktörlerine göre belli aralıklarla kalp kontrol muayenesi yapılması önerilir” dedi.</p>
<p>Sağlıklı bir kalp için hayat tarzı değişikliği ve rutin kontroller şart</p>
<p>Kalp hastalıklarının bütün dünyada önde gelen ölüm nedenlerinden olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “Erken dönemde ölüme neden olmayan kalp hastalıklarında dahi ilerleyen zamanlarda hayat kalitesi ne yazık ki ciddi anlamda düşmektedir. Hayat tarzı değişikliği ve rutin kalp kontrolleri gibi alacağımız bazı önlemlerle daha sağlıklı kalbe sahip olmak, daha kaliteli ve uzun yaşamak mümkündür” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-kalp-icin-yasam-tarzi-degisikligi-ve-rutin-kontrol-sart-449441">Sağlıklı bir kalp için yaşam tarzı değişikliği ve rutin kontrol şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar Uyarıyor! Yaşam Tarzı Alışkanlıkları Alzheimer Riskini Artırabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-yasam-tarzi-aliskanliklari-alzheimer-riskini-artirabilir-406581</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Sep 2023 13:40:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[artırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=406581</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sigara içmek, yüksek tansiyon, obezite, şeker hastalığı, düşük fiziksel aktivite, yetersiz uyku ve yüksek stres seviyelerinin Alzheimer riskini artırdığını vurgulayan uzmanlar, yaşam tarzında yapılacak olumlu değişikliklerin Alzheimer riskini azaltmada önemli bir rol oynayabildiğini söylüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-yasam-tarzi-aliskanliklari-alzheimer-riskini-artirabilir-406581">Uzmanlar Uyarıyor! Yaşam Tarzı Alışkanlıkları Alzheimer Riskini Artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sigara içmek, yüksek tansiyon, obezite, şeker hastalığı, düşük fiziksel aktivite, yetersiz uyku ve yüksek stres seviyelerinin Alzheimer riskini artırdığını vurgulayan uzmanlar, yaşam tarzında yapılacak olumlu değişikliklerin Alzheimer riskini azaltmada önemli bir rol oynayabildiğini söylüyor. Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Ancak unutulmamalıdır ki yaşam tarzı değişiklikleri, mevcut Alzheimer hastalığını tedavi etmez; sadece riski azaltabilir veya hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, yaşam tarzı ve Alzheimer ilişkisi hakkında bilgi vererek, Alzheimer riskini azaltmanın yollarını anlattı.</p>
<p>Alp, Alzheimer hastalığının, yaşlı bireyler arasında hafıza kaybına ve zihinsel fonksiyon bozukluğuna yol açan yaygın bir nörodejeneratif hastalık olduğunu ifade ederek, hastalığın oluşumu üzerinde genetik faktörlerin yanı sıra yaşam tarzı faktörlerinin de etkili olabildiğini söyledi.</p>
<p>Yaşam tarzını optimize ederek Alzheimer riskini azaltabileceğimizi ifade eden Alp, sigara içmek, yüksek tansiyon, obezite, şeker hastalığı ve düşük fiziksel aktivite gibi faktörlerin Alzheimer riskini artırabildiğine dikkat çekti. Alp, ayrıca yetersiz uyku ve yüksek stres seviyelerinin de riski yükseltebildiğini kaydetti.</p>
<p><strong>Sosyal izolasyon ve yalnızlık Alzheimer riskini artırabilir </strong></p>
<p>Düzenli fiziksel aktivitenin, beyin sağlığına katkıda bulunduğunu ve Alzheimer riskini azaltabildiğini belirten Alp, şöyle devam etti:</p>
<p>“Özellikle yüzme, koşu, bisiklet gibi kardiyovasküler egzersizler ve ağırlık antrenmanları faydalı olabilir. Bu egzersizler, kan akışını artırarak ve inflamasyonu azaltarak beyin fonksiyonlarını korumaya yardımcı olur. Antioksidan açısından zengin meyve ve sebzeler, omega-3 yağ asitleri ve düşük doymuş yağ içeren diyetler, Alzheimer riskini azaltabilir. Akdeniz diyeti gibi sağlıklı beslenme planları, bu konuda etkili olabilir. Bulmaca çözme, satranç oynama veya yeni bir dil öğrenme gibi zihinsel aktiviteler, beyin plastisitesini artırabilir ve kognitif rezervi güçlendirebilir. Bu, Alzheimer&#8217;ın etkilerini geciktirebilir veya hafifletebilir.</p>
<p>Kronik stres, kortizol seviyelerini yükseltir ve beyin sağlığını olumsuz etkiler. Ayrıca sosyal izolasyon ve yalnızlık da Alzheimer riskini artırabilir. Stres yönetim teknikleri ve sosyal etkileşim, bu riski azaltmada yardımcı olabilir.<strong> </strong>Yetersiz uyku, beynin &#8220;temizlik&#8221; mekanizmalarını engeller ve toksik proteinlerin birikmesine yol açabilir. Uykusuzluk, bu nedenle Alzheimer riskini artırabilir.”</p>
<p><strong>Alzheimer riskini düşürmek için yaşam tarzında olumlu değişiklikler yapılmalı</strong></p>
<p>Uzman Psikolog Zeynep Betül Alp, Alzheimer ve yaşam tarzı değişiklikleri konusunda güncel araştırmalara atıfta bulunarak, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Güncel araştırmalar, yaşam tarzı değişikliklerinin Alzheimer riskini azaltabileceğini gösteriyor. Özellikle beslenme, egzersiz, kognitif eğitim gibi çoklu müdahalelerin bir arada uygulandığı çalışmalar, en umut verici sonuçları veriyor. Örneğin, aerobik egzersizin amiloid plak birikimini azaltabileceği belirtildi. Sağlıklı bir diyetin, özellikle Akdeniz diyetinin, bilişsel fonksiyonları korumada etkili olabileceği gösterildi. Ayrıca, uyku kalitesinin iyileştirilmesinin Alzheimer’ın etkilerini hafifletebileceği belirlendi. </p>
<p>Sonuç olarak, yaşam tarzınızda yapacağınız olumlu değişiklikler, Alzheimer riskinizi azaltmada önemli bir rol oynayabilir. Ancak unutulmamalıdır ki yaşam tarzı değişiklikleri, mevcut Alzheimer hastalığını tedavi etmez; sadece riski azaltabilir veya hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir. Her zaman bir sağlık uzmanıyla konsültasyon yapmanız önerilir.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-yasam-tarzi-aliskanliklari-alzheimer-riskini-artirabilir-406581">Uzmanlar Uyarıyor! Yaşam Tarzı Alışkanlıkları Alzheimer Riskini Artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hipertansiyona karşı 7 yaşam tarzı önerisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hipertansiyona-karsi-7-yasam-tarzi-onerisi-390892</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jul 2023 08:54:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyona]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[önerisi]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390892</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kan basıncı yüksekliği anlamına gelen hipertansiyon; kalp yetmezliği, kalp krizi, atriyal fibrilasyon gibi bazı ritim bozuklukları, kronik böbrek hastalığı gibi çeşitli rahatsızlıklar için önlenebilir risk faktörlerinin başında geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipertansiyona-karsi-7-yasam-tarzi-onerisi-390892">Hipertansiyona karşı 7 yaşam tarzı önerisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kan basıncı yüksekliği anlamına gelen hipertansiyon; kalp yetmezliği, kalp krizi, atriyal fibrilasyon gibi bazı ritim bozuklukları, kronik böbrek hastalığı gibi çeşitli rahatsızlıklar için önlenebilir risk faktörlerinin başında geliyor. Kişide yüksek kan basıncı gelişimine zemin hazırlayabilecek birçok risk faktörünün bulunduğunu hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ersin Özen, “İlerleyen yaş ve ailede hipertansiyon hastası bulunması hipertansiyon gelişimi için riskli kabul edilen faktörler arasında yer alıyor. Bu durumlar dışında aşırı kilolu, fiziksel aktivite yapmayan ya da tütün kullanan kişiler de hipertansiyon gelişimi açısından riskli kabul edilen grup içerisinde değerlendirilir” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Kişide kan basıncının yükselmesine neden olabilecek durumların birincil ve ikincil nedenler olmak üzere 2 grupta incelendiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ersin Özen “Birincil hipertansiyon kişideki yüksek kan basıncının oluşmasına neden olabilecek durumun tespit edilememesi halinde kullanılan bir terimdir. Birincil hipertansiyon klinik olarak zaman içerisinde yavaş yavaş gelişme eğilimindedir. İkincil hipertansiyon ise kişideki yüksek kan basıncının belirli bir sağlık durumunun bir sonucu olarak ortaya çıkması anlamına geliyor. Birincil hipertansiyondan farklı olarak, bir neden sonucunda sekonder olarak gelişen yüksek kan basıncı ani olarak yükselir” açıklamasında bulundu.</p>
<p>Çeşitli rahatsızlıklar ve bazı ilaç veya maddelerin kullanımı sonrasında ikincil hipertansiyonun ortaya çıkabildiğini vurgulayan Dr. Ersin Özen, “Obstrüktif uyku apnesi, böbrek rahatsızlıkları, böbrek üstü bezi tümörleri, tiroit rahatsızlıkları, bebeğin anne karnında olduğu dönemde meydana gelen damar gelişimi ile ilgili anormallikler, doğum kontrol ilaçları, soğuk algınlığının tedavisinde kullanılan ilaçlar ve bazı ağrı kesicilerin kullanımı hipertansiyona sebep olabilir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hipertansiyon belirtileri</strong></p>
<p>Hipertansiyonun genellikle gelişme aşamasındayken sinsi ilerleyen ve kişilerde herhangi bir belirtiye neden olmadan varlığını sürdürebilen bir sağlık sorunu olduğunu dile getiren Dr. Ersin Özen, “Yüksek kan basıncına dair belirtilerin belirgin hale gelmesi bazı kişilerde hipertansiyon gelişiminden yıllar sonra ortaya çıkar. Kişide ciddi bir hipertansiyon varlığına işaret edebilecek birçok belirti ve bulgu var. Bunlar baş ağrısı, nefes darlığı, burun kanaması, kızarma, sersemlik, göğüs ağrısı, görme ile ilgili problemler, idrarda kan varlığı” dedi.</p>
<p><strong>Hipertansiyonun uzun dönem tedavisinde yaşam tarzı değişikliği şart</strong></p>
<p>Rutin fizik muayene esnasında hekim tarafından gerçekleştirilen kan basıncı ölçümlerinin normalden daha yüksek olarak tespit edilmesi ve bu durumun ilerleyen günlerde yapılan ölçümlerde de tespit edilmesi halinde kişide hipertansiyon varlığının ortaya konabildiğini söyleyen Dr. Ersin Özen sonrasında gerekli tedavilerin uygulanmaya başladığını dile getirdi. Dr. Ersin Özen, hipertansiyonun uzun dönem yönetimi ve tedavisinde en önemli aşamalardan 7 yaşam tarzı değişikliğini şöyle paylaştı:</p>
<p>•    Sağlıklı ve dengeli beslenme</p>
<p>•    Düzenli fiziksel aktivite</p>
<p>•    Vücut ağırlığının sağlıklı kabul edilen sınırlara çekilmesi</p>
<p>•    Aktif ya da pasif olarak tütün dumanına maruz kalınmasının sonlandırılması</p>
<p>•    Başarılı stres yönetimi</p>
<p>•    Beslenmeyle birlikte alınan tuz miktarının kısıtlanması</p>
<p>•    Kafein içeriğine sahip ürünlerin tüketiminin sınırlandırılması</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipertansiyona-karsi-7-yasam-tarzi-onerisi-390892">Hipertansiyona karşı 7 yaşam tarzı önerisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyaca ünlü ABD&#8217;li yaşam tarzı markası Nautica, şimdi E-Scooter, Tüketici Elektroniği ve Kişisel Bakım Ürünleri ile Türkiye pazarında da satışta.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunyaca-unlu-abdli-yasam-tarzi-markasi-nautica-simdi-e-scooter-tuketici-elektronigi-ve-kisisel-bakim-urunleri-ile-turkiye-pazarinda-da-satista-363137</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2023 10:26:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[dünyaca]]></category>
		<category><![CDATA[elektroniği]]></category>
		<category><![CDATA[escooter]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[markası]]></category>
		<category><![CDATA[nautica]]></category>
		<category><![CDATA[pazarında]]></category>
		<category><![CDATA[satışta]]></category>
		<category><![CDATA[şimdi]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[ürünleri]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363137</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyaca ünlü yaşam tarzı markası Nautica; elektronik, kişisel bakım, hobi ve outdoor kategorilerinde ürünlerinin yer aldığı Türkiye lansmanını 5-12 Nisan tarihleri arasında Hepsiburada’da yapıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyaca-unlu-abdli-yasam-tarzi-markasi-nautica-simdi-e-scooter-tuketici-elektronigi-ve-kisisel-bakim-urunleri-ile-turkiye-pazarinda-da-satista-363137">Dünyaca ünlü ABD&#8217;li yaşam tarzı markası Nautica, şimdi E-Scooter, Tüketici Elektroniği ve Kişisel Bakım Ürünleri ile Türkiye pazarında da satışta.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyaca ünlü yaşam tarzı markası Nautica; elektronik, kişisel bakım, hobi ve outdoor kategorilerinde ürünlerinin yer aldığı Türkiye lansmanını 5-12 Nisan tarihleri arasında Hepsiburada’da yapıyor. Technofashion güvencesiyle satışa sunulan Nautica teknolojik ürün koleksiyonu yaklaşan Ramazan Bayramı öncesinde en iyi hediye alternatiflerini bünyesinde barındırıyor.</p>
<p>Nautica’nın Tüketici Elektroniği, Kişisel Bakım ve Hobi &#038; Outdoor alanındaki ürünleri arasında farklı motor ve menzil seçenekleriyle son dönemin en popüler ürünlerinden Elektrikli Scooter’lar, Led Ambiyans Işıklı Taşınabilir Kablosuz Hoparlörler, Sonic Yüz Temizleme ve Masaj Aletleri, TWS Kulaklıklar, Vakumlu Siyah Nokta Temizleyici, Sporcu Kulaklıkları, Mobil Aksesuarlar, Akıllı Tartılar, Özel tasarım Paslanmaz Çelik Termoslar, Drone modelleri ve daha birçok ürün yer almakta. İki yılı aşkın bir süredir başta ABD olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinde satılmakta olan Nautica markalı tüketici elektroniği ürünleri, bu ülkelerde kendine önemli bir pazar oluştururken, tüketiciden tasarım, fiyat performans, kalite kategorilerinde tam not aldı. Türkiye pazarına sunulacak ürünler ise yine Türkiyeli tüketicilerin kullanım alışkanlıkları ve ihtiyaçlarına uygun şekilde üretildi. </p>
<p><strong>Nautica Buds: Bir TWS’den daha fazlası</strong></p>
<p>Farklı tasarım, renk ve fiyat seviyelerinde pazara sunulan Nautica TWS Kablosuz Kulaklıklar ergonomik ve estetik tasarımları ile dikkat çekiyor.  Dokunmatik kontrol paneli, handsfree telefonla görüşme, dahili şarj, kolay bluetooth bağlantısı ve daha bir çok özelliğe sahip Nautica Buds ailesi, neredeyse tüy kadar hafif olması ve farklı renk seçenekleri ile dikkat çekiyor.  </p>
<p><strong>Üst Düzey Ses Deneyimi sunan Nautica Kulaklıklar</strong></p>
<p>Derin bas ve net tiz sağlayan yüksek kaliteli sürücüler ile donatılmış Nautica Kulaklıklar ses deneyiminizi bir üst seviyeye taşıyor.  Akıllı Gürültü Engelleme (ANC) teknolojiine sahip Nautica H400 dış ortam gürültüsünü %95’e kadar azaltarak etkileyici bir ses deneyini sunarken, altı farklı renk seçeneği ile Nautica H120 20 saate varan kesintisiz müzik dinleme ve spor tasarımı ile dikkat çekiyor.  Spor yapmayı sevenler için özel olarak tasarlanmış Nautica B310 Neckband, hafızalı katlanmayan silikon malzemesi, hafifliği ile ön plana çıkıyor.</p>
<p><strong>Işık Saçan Ses Deneyimi:  Nautica Bluetooth Hoparlörler</strong></p>
<p>Nautica’nın birbirinden farklı tasarım ve özelliklerde kablosuz taşınabilir hoparlörleri ile müziğin ötesinde bir görsel deneyim sunuyor.  Nautica Aurora serisi kablosuz hoparlörler 8 saate varan çalma süreleri ve “Magic Light” özellikleri ile ışıl ışıl parlıyor. 15 farklı renk seçeneği ile Nautica S100 ise 15W PMPO ses çıkış gücü, iki hoparlörün birbirine bağlanarak iki daha güçlü ses elde edilmesine olanak veren TWS özelliği, 15 saate varan çalma süresi, outdoor kullanıma için özel tasarlanmış taşıma ipi ve karabina, su sıçramalarına karşı koruma gibi birçok özelliğe sahip.  Scooter be bisiklet kullanıcıları için özel tasarlanmış S20 ise renkli LED ışığı, özel montaj kayışı ve renkli portatif tasarımı ile dikkat çekiyor. </p>
<p><strong>Nautica Drive E-Scooter: Ulaşım ve Eğlencenin Adresi</strong></p>
<p>En son teknoloji ve güvenlik özellikleri ile tasarlanan yeni Nautica e-scooter modelleri şehir içinde konforlu ve rahat bir kullanım sağlıyor. Nautica çizgilerini taşıyan şık ve modern tasarımları ile sadece görsel olarak çekici olmakla kalmıyor aynı zamanda rüzgâr direncini azaltmaya, enerji verimliliğini arttırmaya yarayan üstün özellikler sunuyor. Altı farklı modelde Türkiye pazarında satılacak Nautica e-scooter modelleri, tüketicilerin ihtiyaçlarına göre farklı çözümler sunuyor. </p>
<p><strong>Nautica Mobil Aksesuar: Şık, Ergonomik ve İnovatif Alternatifler</strong></p>
<p>Kalite, tarz ve işlevselliğe odaklanan Nautica Mobil Aksesuarlar, mobil deneyiminizi daha önce hiç olmadığı kadar geliştirmek üzere tasarlandı. Yeni ürün yelpazesi, mobil kullanıcıların farklı ihtiyaçlarını karşılayan çok çeşitli aksesuarlar içeriyor. Kablosuz Şarj cihazlarından şarj kablolarına, şarj istasyonlarından telefon kılıflarına kadar yüzlerce ürün Nautica estetiği ile tüketicilerin beğenisine sunuluyor. </p>
<p><strong>Kişisel Bakıma Nautica Dokunuşu</strong></p>
<p>Nuatica’nn 12 farklı vücut değerini ölçen akıllı tartı modelleri ile tanışın.  Nautica Body Tracker ve Nautica Body Tracker+  geniş renk ve desen çeşitliği, aplikasyon yardımı ile 8 farklı kullanıcıya ait bağımsız veri takibi,  yüksek hassasiyette ölçüm yapmaları ile ön plana çıkıyor. </p>
<p>Nautica kişisel Bakım ürünleri arasında Siyah Nokta Temizleme Cihazı, Sonic Diş Fırçaları , Yüz Temizleme Cihazları da bulunuyor.  </p>
<p><strong>Pazarın Öncüsü Olacağız</strong></p>
<p>Dünya çapında tanınan, güvenilen Nautica ürünlerini şık, kullanışlı ve ergonomik tasarımlarla buluşturduklarını belirten Technofashion CEO’su Sinan Dallı, “Nautica Ekosisteminde yer alan ürünleri Türkiye’nin e-ticaret devi Hepsiburada ile tüketiciyle buluşturmaktan ve lansmanı gerçekleştirmekten dolayı çok heyecanlı ve mutluyuz. Nautica markasını tanıyan ve kalitesini bilen tüketicilerin özenle ürettiğimiz tüketici elektroniği başta olmak üzere tüm kategorilere yoğun ilgi göstereceğine olan inancımızla hareket ediyoruz. Nautica marka ürünlerimiz kısa sürede Türkiye’de pazarın öncüsü konumuna gelecek” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyaca-unlu-abdli-yasam-tarzi-markasi-nautica-simdi-e-scooter-tuketici-elektronigi-ve-kisisel-bakim-urunleri-ile-turkiye-pazarinda-da-satista-363137">Dünyaca ünlü ABD&#8217;li yaşam tarzı markası Nautica, şimdi E-Scooter, Tüketici Elektroniği ve Kişisel Bakım Ürünleri ile Türkiye pazarında da satışta.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Biaz: Kara İye&#8217;nin Laneti için Hollywood tarzı makyaj yapıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/biaz-kara-iyenin-laneti-icin-hollywood-tarzi-makyaj-yapildi-356446</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Mar 2023 15:12:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[biaz]]></category>
		<category><![CDATA[hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[iyenin]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[laneti]]></category>
		<category><![CDATA[makyaj]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[yapıldı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=356446</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapımcılığını Prof. Dr. Erkut Altındağ’ın yaptığı, yönetmenliğini ise Volkan Özgümüş ve Erkut Altındağ üstlendiği "Biaz: Kara İye’nin Laneti" adlı korku filmine Hollywood tarzı makyaj yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/biaz-kara-iyenin-laneti-icin-hollywood-tarzi-makyaj-yapildi-356446">Biaz: Kara İye&#8217;nin Laneti için Hollywood tarzı makyaj yapıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yapımcılığını Prof. Dr. Erkut Altındağ’ın yaptığı, yönetmenliğini ise Volkan Özgümüş ve Erkut Altındağ üstlendiği &#8220;Biaz: Kara İye’nin Laneti&#8221; adlı korku filmine Hollywood tarzı makyaj yapıldı.</p>
<p><span><span><span><span><span><span>Çekimleri geçtiğimiz haftalarda tamamlanan <b>“Biaz: Kara İye’nin Laneti”</b>adlı korku filmi sinema severlerle buluşmak için gün sayıyor. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Üniversitede dişçilik fakültesinde okuyan dört yakın arkadaş, final sınavlarından sonra eğlence amaçlı bir ruh çağırma ayini düzenlerler. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Buldukları eski kara büyü defteri sayesinde yaptıkları ayin, hayatlarına kabuza çevirir. Korku dolu anların yaşandığı filmde oyuncular için özel makyaj ekibi getirildi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Filmde acımasız bir Kara İye’ye dönüşen Moğol Prensi Biaz karakterini canlandıran Gökhan Toprak için uzun bir ön hazırlık yapıldı. Hollywood tarzı makyaj için film ekibi her sahnede 4 saatlik plastik makyaj yaptı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Stayling ekibi ayrıca döneme uygun özel kumaşlardan kostümler tasarlandı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Filmin beklenen ilk tanıtım çok yakında sinemaseverlerle buluşacak.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yapımcı: Erkut Altındağ – Aver Production</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yönetmen: Volkan Özgümüş – Erkut Altındağ</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Senarist: Ayşe Günsel – Erkut Altındağ &#8211; Hakan Hüseyin Gül &#8211; Volkan Özgümüş</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kurgu &#038; Görsel Efektler: Tahsin Berkan Aşkın</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Müzikler: Can Atilla</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/biaz-kara-iyenin-laneti-icin-hollywood-tarzi-makyaj-yapildi-356446">Biaz: Kara İye&#8217;nin Laneti için Hollywood tarzı makyaj yapıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı kiloyla mücadelede hareketli yaşam tarzı teşvik edilmeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asiri-kiloyla-mucadelede-hareketli-yasam-tarzi-tesvik-edilmeli-347595</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2023 11:27:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[hareketli]]></category>
		<category><![CDATA[kiloyla]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[teşvik]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=347595</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pandemi sonrası hareketsiz yaşamın artmasıyla birlikte değişen alışkanlıklara bağlı olarak yetişkin ve ergenlerde aşırı kilo problemlerinde artış görülürken; Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında bu sorununun en çok yaşandığı ülke olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-kiloyla-mucadelede-hareketli-yasam-tarzi-tesvik-edilmeli-347595">Aşırı kiloyla mücadelede hareketli yaşam tarzı teşvik edilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Pandemi sonrası hareketsiz yaşamın artmasıyla birlikte değişen alışkanlıklara bağlı olarak yetişkin ve ergenlerde aşırı kilo problemlerinde artış görülürken; Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında bu sorununun en çok yaşandığı ülke olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre pek çok hastalığa sebep olan aşırı kilo ile mücadelede hareketli yaşam tarzının teşvik edilmesi ve nitelikli besine erişim şart.</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 2022 Mayıs ayında yayınladığı rapora göre, Türkiye’nin de dahil olduğu Avrupa Bölgesi&#8217;nde aşırı kilo yetişkinlerin yaklaşık yüzde 60&#8217;ını etkiliyor. Ayrıca her üç çocuktan biri bu sorunun etkilerini yaşıyor. </p>
<p><strong>2025’te 167 milyon insan aşırı kiloya bağlı sağlık sorunları yaşayacak</strong></p>
<p>DSÖ’ye göre dünyada 650 milyon yetişkin, 340 milyon ergen ve 39 milyon çocuk olmak üzere 1 milyardan fazla insan aşırı kilo sorunuyla yaşıyor. Son tahminler, Avrupa’da aşırı kilonun, yüksek tansiyon, diyet riskleri ve tütünden sonra bulaşıcı olmayan hastalıklarda en yaygın dördüncü risk faktörü olduğunu gösteriyor. DSÖ, 2025 yılına kadar yetişkin ve çocuklar olmak üzere yaklaşık 167 milyon insanın fazla kilolu oldukları için sağlık sorunları yaşamalarının beklendiğini söylüyor.</p>
<p><strong>Kilo sorunu COVID-19 nedeniyle hastaneye yatışı 3 kat artırıyor</strong></p>
<p>Kilo kontrolünün yapılamaması durumunda kalp, karaciğer, böbrekler, eklemler ve üreme sistemini gibi pek çok vücut sistemlerini doğrudan etkilendiğini belirten <strong>Herbalife Nutrition Beslenme Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, şöyle konuştu: “Kilo kontrolünü yapamayan bireylerde aşırı kilonun getirdiği hareketsiz veya kısıtlı yaşam sorunlarının yanı sıra tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, hipertansiyon ve inme, çeşitli kanser türleri ve ayrıca ruh sağlığı sorunları gibi bir dizi bulaşıcı olmayan hastalığı da beraberinde getirebildiği biliniyor. Tüm dünyayı etkileyen pandemi sürecinde aşırı kilolu kişilerin COVID-19 nedeniyle hastaneye yatma olasılığı üç kat daha fazla olduğu görüldü. Tüm bu nedenlerle hareketsiz yaşamdan uzak durmak ve kilo kontrolü yapmak her yaş grubundan bireyler için oldukça önemli.”</p>
<p>Pandemi sonrasında hareketsizlik ve beslenme alışkanlıklarında yaşanan sorunların arttığını kaydeden<strong> Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Avrupa’daki bazı ülkelerde yapılan erken araştırmaların, COVID-19 salgını sırasında aşırı kilo prevalansının ve ortalama vücut kitle indeksinin çocuklarda ve ergenlerde arttığını gösteriyor” dedi. </p>
<p><strong>Avrupa’da aşırı kilo yetişkinlerin yaklaşık yüzde 60&#8217;ını etkiliyor</strong></p>
<p>Aşırı kilo ile mücadelede herkesin sağlıklı bir diyete erişebilmesi ve karşılayabilmesi için daha iyi bir gıda ortamı yaratılması büyük önem taşıdığının altını çizen <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer, </strong>“Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 Mayıs ayında yayınladığı ‘DSÖ Avrupa Bölgesel Obezite Raporu 2022’ye göre, Türkiye’nin de dahil olduğu Avrupa Bölgesi&#8217;nde aşırı kilo yetişkinlerin yaklaşık yüzde 60&#8217;ını etkiliyor. Ayrıca her üç çocuktan biri bu sorunun etkilerini yaşıyor. Son tahminler, Avrupa’da aşırı kilonun, yüksek tansiyon, diyet riskleri ve tütünden sonra bulaşıcı olmayan hastalıklarda en yaygın dördüncü risk faktörü olduğunu gösteriyor” diye konuştu.</p>
<p>2019 yılında kıtalararası açlığa kaynak yaratabilmek, sağlıklı besine erişim sağlayabilmek ve artan aşırı kilo sorununa çözüm bulabilmek amacıyla “Nutrition for Zero Hunger” programını hayata geçirdi. Herbalife Nutrition’ın sivil toplum örgütleriyle ortaklaşa gerçekleştirdiği ve 2 milyon dolarlık ödenek ayırdığı programın odağında; sağlıklı besinlere erişimi kolaylaştırma, beslenme hakkında daha iyi eğitim verme, sürdürülebilir gıda kaynaklarını tespit etme ve dünya çapındaki krize dikkat çekme başlıklı konular yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-kiloyla-mucadelede-hareketli-yasam-tarzi-tesvik-edilmeli-347595">Aşırı kiloyla mücadelede hareketli yaşam tarzı teşvik edilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
