<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>süresi | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/suresi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/suresi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 05 Mar 2026 10:22:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>süresi | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/suresi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanserde-yeni-donem-yasam-suresi-artiyor-rehabilitasyonla-yasam-kalitesi-yukseliyor-617769</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 10:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserde]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Onkolojik Rehabilitasyon]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[rehabilitasyonla]]></category>
		<category><![CDATA[süresi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617769</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser tedavisinde son yıllarda önemli bir değişim yaşanıyor. Artık hedef yalnızca tümörü küçültmek ya da hastalığı kontrol altına almak değil; aynı zamanda hastanın fiziksel gücünü, bağımsızlığını, yaşam kalitesini korumak ve artırmak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserde-yeni-donem-yasam-suresi-artiyor-rehabilitasyonla-yasam-kalitesi-yukseliyor-617769">Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Kanser tedavisinde son yıllarda önemli bir değişim yaşanıyor. Artık hedef yalnızca tümörü küçültmek ya da hastalığı kontrol altına almak değil; aynı zamanda hastanın fiziksel gücünü, bağımsızlığını, yaşam kalitesini korumak ve artırmak. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişi kanser tanısı alırken, erken tanı ve gelişmiş tedaviler sayesinde sağ kalım oranları giderek artış gösteriyor. Ancak tedavi sürecinin bedende bıraktığı izler, çoğu zaman en az hastalığın kendisi kadar yıpratıcı olabiliyor. </strong></em></p>
<p><em><strong>Kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi müdahaleler; kas kaybı, denge sorunları, hareket kısıtlılığı, lenfödem ve kronik yorgunluk gibi ciddi problemlere yol açabiliyor ve uzmanlara göre her üç hastadan ikisinde belirgin kas gücü kaybı ortaya çıkıyor. İşte bu noktada onkolojik rehabilitasyon, tedavinin tamamlayıcısı değil, ayrılmaz bir parçası olarak öne çıkıyor. Onkolojik rehabilitasyonun önemine dikkat çeken Acıbadem Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, süreci bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmek gerektiğini vurguluyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Kanser tedavisinde tümörü küçültmek ya da ortadan kaldırmak kadar, hastanın kas gücünü ve dayanıklılığını korumak, günlük yaşam aktivitelerini sürdürebilmesini sağlamak da büyük önem taşıyor” diyor. Özellikle kemoterapi sürecinde ortaya çıkan kas kütlesindeki azalmanın tedaviye toleransı azalttığını da belirten Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Ciddi kas kaybı yaşayan hastalarda komplikasyon oranlarının daha yüksek olduğunu biliyoruz. Bununla birlikte erken dönemde başlanan kişiye özel egzersiz programları kas kaybını önemli ölçüde azaltabiliyor” ifadelerini kullanıyor… </strong></em></p>
<p>Onkolojik rehabilitasyonun yararlarından söz eden Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon; meme kanseri cerrahisi sonrası her beş hastadan birinde görülen lenfödem riskinin azaltılmasında büyük fayda sağlıyor. Erken dönemde başlanan koruyucu egzersiz ve manuel terapi uygulamaları ile bu risk önemli ölçüde azaltılabiliyor. Onkolojik rehabilitasyon ayrıca akciğer kanseri sonrasında solunum kapasitesinin korunmasında, kolon ve rektum kanseri ameliyatlarından sonra karın kaslarının güçlendirilmesinde, prostat kanseri sonrası pelvik taban fonksiyonlarının desteklenmesinde ve beyin tümörü cerrahileri sonrasında denge ve koordinasyonun yeniden kazandırılmasında büyük önem taşıyor” diyor. </p>
<p><strong>Amaç Sadece Hayatta Kalmak Değil, Kaliteli Yaşamak </strong></p>
<p>Yapılan çalışmalar, düzenli rehabilitasyon programına katılan kanser hastalarında hastanede yatış süresinin kısaldığını, tedaviye uyumun arttığını ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığın güçlendiğini gösteriyor. Ayrıca depresyon ve anksiyete oranlarında azalma, denge ve koordinasyon kaybında iyileşme ve kas gücünde artış gözlemleniyor.</p>
<p>Örneğin <em>Journal of Clinical Oncology</em>’de yayımlanan geniş kapsamlı bir meta-analiz, kanser hastalarında uygulanan yapılandırılmış egzersiz programlarının kanser ile ilişkili yorgunluğu anlamlı düzeyde azalttığını ve fiziksel fonksiyonları belirgin şekilde iyileştirdiğini ortaya koyuyor. Benzer şekilde <em>The Lancet Oncology</em>’de yayımlanan bir başka çalışma, tedavi sürecinde uygulanan egzersiz ve rehabilitasyon programlarının yaşam kalitesini artırdığını ve psikolojik iyilik halini güçlendirdiğini bildiriyor. Uzmanlara göre bu veriler, onkolojik rehabilitasyonun destekleyici bir uygulama değil, kanser tedavisinin bilimsel temele dayanan tamamlayıcı bir bileşeni olduğunu açıkça ortaya koyuyor.</p>
<p>Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon hastanın yalnızca fiziksel değil, psikolojik dayanıklılığını da artırır. Amaç yalnızca hayatta kalmak değil, kaliteli yaşamak olmalıdır” diyerek rehabilitasyonun yaşam kalitesine olan katkısını da vurguluyor.</p>
<p><strong>Evde Yapılabilecek Basit Ama Etkili Egzersizler </strong></p>
<p>Uzman kontrolünde planlanmak kaydıyla, hastaların evde sürdürebileceği bazı temel egzersizler tedavi sürecine önemli katkı sağlıyor. Günlük 20–30 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, dayanıklılığı artırarak kas kaybını azaltmaya yardımcı olurken; derin nefes alıp kontrollü verme şeklinde uygulanan solunum egzersizleri ise özellikle akciğer kapasitesinin korunmasında etkili oluyor. Meme kanseri cerrahisi sonrası omuz eklem hareket açıklığını korumak ve artırmak amacıyla üst ekstremiteye, şiddeti ve süresi hastalığın evresine göre değişen kuvvetlendirme ve germe hareketleri öneriliyor. Bu şekilde hem eklem hareket açıklığının sağlanmasına hem de kas kuvveti kaybının önlenmesine katkı sağlanıyor. Sandalyeden kontrollü şekilde oturup kalkma egzersizi, alt ekstremite kas gücünü destekliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Egzersiz ilaç gibidir; doğru dozda ve kişiye özel uygulanmalıdır. Her hasta için program farklı planlanmalı ve mutlaka uzman kontrolünde ilerlenmelidir” diyor.</p>
<p><strong>Kanser Hastalarında Egzersiz Kronik Yorgunluğu Azaltıyor </strong></p>
<p>Kanser hastalarının yüzde 70 ila 80’i tedavi sürecinde, özellikle dinlenmekle geçmeyen bir yorgunluk yaşıyor. Bu tablo, hastaların günlük yaşam aktivitelerini ciddi şekilde kısıtlayabiliyor ve psikolojik olarak da yıpratıcı olabiliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Paradoks gibi görünse de kontrollü egzersiz yorgunluğu azaltıyor. Haftada birkaç gün yapılan hafif ve orta şiddette aerobik ve dirençli egzersizlerin, yorgunluğu belirgin biçimde azalttığını gösteren güçlü bilimsel veriler var” diyor.</p>
<p>Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu’na göre özellikle düşük yoğunluklu, sürdürülebilir egzersizler bu süreçte büyük önem taşıyor. Örneğin günde 15–20 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, dolaşımı artırarak enerji düzeyini yükseltebiliyor. Aynı şekilde sandalyede oturur pozisyonda yapılan kalça ve diz eklemine yönelik basit egzersizler ve kontrollü otur-kalk egzersizleri, kas gücünü desteklerken aşırı efor gerektirmiyor. Derin nefes alıp kontrollü verme şeklinde uygulanan solunum egzersizleri ise hem akciğer kapasitesini korumaya yardımcı oluyor hem de gevşeme sağlayarak stres düzeyini azaltabiliyor.</p>
<p>Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Burada önemli olan yoğunluk değil, egzersizlerin düzenli yapılmasıdır. Hastalar kendilerini tüketmeden, kontrollü ve planlı şekilde hareket etmeli. Egzersiz, doğru uygulandığında yorgunluğu artırmaz; tam tersine azaltır” ifadelerini kullanıyor. Onkolojik rehabilitasyon, kanser tedavisini yalnızca hastalığı kontrol altına alan bir süreç olmaktan çıkarıp, hastayı yeniden hayatın içine kazandırmayı hedefliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu’na göre doğru zamanda başlanan ve düzenli sürdürülen rehabilitasyon programları, kanserle mücadelede hem fiziksel hem de ruhsal gücü artırarak hastalara daha kaliteli bir yaşam sunuyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserde-yeni-donem-yasam-suresi-artiyor-rehabilitasyonla-yasam-kalitesi-yukseliyor-617769">Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YEDEP 2026&#8217;da başvuru süresi 15 Şubat&#8217;a uzatıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yedep-2026da-basvuru-suresi-15-subata-uzatildi-609948</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 08:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[15]]></category>
		<category><![CDATA[15 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[2026]]></category>
		<category><![CDATA[başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[şubat]]></category>
		<category><![CDATA[süresi]]></category>
		<category><![CDATA[uzatıldı]]></category>
		<category><![CDATA[yedep]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609948</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle hayata geçirilen Yerel Destek Programı’nda (YEDEP) 2026 yılı başvuru süresi STK’lardan gelen talepler doğrultusunda 15 Şubat’a kadar uzatıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yedep-2026da-basvuru-suresi-15-subata-uzatildi-609948">YEDEP 2026&#8217;da başvuru süresi 15 Şubat&#8217;a uzatıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle hayata geçirilen Yerel Destek Programı’nda (YEDEP) 2026 yılı başvuru süresi STK’lardan gelen talepler doğrultusunda 15 Şubat’a kadar uzatıldı.</p>
<p><b>SON BAŞVURU TARİHİ 15 ŞUBAT</b><br />Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle hayata geçirilen ve Kocaeli Kent Konseyi tarafından yürütülen Yerel Destek Programı (YEDEP), 2022 yılından bu yana kesintisiz olarak devam ediyor. Katma değeri yüksek, katılımcılığı esas alan ve yerel değerleri koruyan projelerin desteklendiği programda son başvuru tarihi uzatıldı. Buna göre 2026 yılı başvuruları için son tarih 15 Şubat olarak güncellendi.</p>
<p><b>TALEPLER DİKKATE ALINDI</b><br />Sivil toplum kuruluşlarına yönelik hazırlanan YEDEP kapsamında bilgilendirme toplantıları İzmit ve Gebze’de tamamlanmış, proje teklifleri için son başvuru tarihi 31 Ocak 2026 olarak duyurulmuştu. STK’lardan gelen yoğun talep üzerine başvuru süresi 15 Şubat’a kadar uzatıldı. Katılımcılık, sosyal sorumluluk ve yerel kalkınmayı odağına alan yenilikçi projelerin destekleneceği YEDEP, sivil toplumun güçlenmesine katkı sunmayı sürdürüyor.</p>
<p><b>BAŞVURU ADRESLERİ</b><br />STK’lar, proje başvurularını 15 Şubat Cuma günü saat 23.59’a kadar sivildunyakocaeli.com adresinde yer alan YEDEP başvuru portalı üzerinden online olarak gerçekleştirebilecek. Başvuru süreciyle ilgili detaylı bilgilere https://sivildunyakocaeli.com ve https://kocaelikentkonseyi.org internet sitelerinden ulaşılabiliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yedep-2026da-basvuru-suresi-15-subata-uzatildi-609948">YEDEP 2026&#8217;da başvuru süresi 15 Şubat&#8217;a uzatıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz Tatilinde Ekran Süresi Kontrolünde Olun!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-tatilinde-ekran-suresi-kontrolunde-olun-560608</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Aug 2025 08:57:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolünde]]></category>
		<category><![CDATA[olun]]></category>
		<category><![CDATA[süresi]]></category>
		<category><![CDATA[tatilinde]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=560608</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk ve Genç Psikiyatristi Uzm. Dr. Merve Cura, yaz aylarında çocukların ekran kullanımıyla ilgili önemli uyarılarda bulunarak ailelere yol gösterici öneriler paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-tatilinde-ekran-suresi-kontrolunde-olun-560608">Yaz Tatilinde Ekran Süresi Kontrolünde Olun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tatil, çocukların yalnızca okul stresinden uzaklaştığı bir dönem değil, aynı zamanda sinir sistemi ve ruhsal dengenin yeniden düzenlenmesi için önemli bir fırsat. Ancak ekranlar bu doğal iyileşme sürecini sekteye uğratabiliyor.</p>
<p>Çocuk ve Genç Psikiyatristi Uzm. Dr. Merve Cura, tatil dönemlerinin çocuğun okul, ödev ve performans yükünden uzaklaşmasıyla beyin ve sinir sistemi işlevlerinin, nöronal ağın yeniden düzenlenebilir hale geldiği kritik zamanlar olduğunu beliterek, &#8220;Bu vakitler iyi değerlendirildiğinde çocuklar doğayla, bedenle ve ilişkisel bağlarla kendilerini güçlendirip akademik dönemin stresinden arınma fırsatı yakalayabilir. Ekranlar ise bu doğal ritmin dışsal bir dopamin bombardımanıyla bastırılmasına neden olmaktadır&rdquo; dedi.</p>
<p><strong>DİJİTAL DETOKSUN ÖNEMİ</strong></p>
<p>Günümüzde ekranların, çocukların can sıkıntısı ya da zorlayıcı duygularla baş edemediği anlarda hızlı haz sağlayan bir kaçış alanına dönüştüğünü belirten Çocuk ve Genç Psikiyatristi Uzm. Dr. Merve Cura, bu duruma karşı dijital detoksun önemine dikkat çekti.</p>
<p>Uzm. Dr. Cura, &ldquo;Aslında can sıkıntısı, gerçek oyunun yani hayalin ve düşüncenin doğduğu yerdir. Dijital detoks ise çocuğa &lsquo;boş kalabilme, bir şey yapmadan da durabilme, kendini sakinleştirip kendini eğlendirebilme kapasitesini&#8217; geri kazandırma girişimidir. Tatilde ekranı kapatmak, çocuğun sadece &lsquo;dikkatini&#8217; değil, sinir sistemi üzerinden biyolojik ruhsal dengesini de onarmaya katkı sağlar&rdquo; diye konuştu.</p>
<p>Sürecin, çocuklara yetişkinlikte de kullanabilecekleri alternatif yöntemler kazandırmak için bir fırsat sunduğunu vurgulayan Cura, ekranı tamamen yasaklamak yerine doğa, oyun, ilişki ve ritüellerin konulması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>EKRAN BA&#286;IMLILI&#286;ININ RİSKLİ DAVRANIŞLARI VE ANLAMLARI</strong></p>
<p>Ekran kullanımının çocuklar için yalnızca bir eğlence ya da teknoloji aracı olmadığını belirten Uzm. Dr. Merve Cura, zamanla ekranın çocuğun duygusal bir düzenleme aracı h&acirc;line gelebileceğini ifade ederek, &#8220;Bu noktada artık &lsquo;çok mu izliyor?&#8217; sorusundan çok, &lsquo;neden sadece burada huzur buluyor?&#8217; sorusunu sormak gerektiğini söyledi.</p>
<p>Ekranla kurulan ilişkide bazı davranışların risk işareti olabileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Cura, bu noktada ekranı sadece sınırlamanın yeterli olmadığını kaydetti.</p>
<p>&ldquo;Ekranı aldığınızda yerine ne koyduğunuz çok önemlidir&#8221; diyen Uzm. Dr. Cura, &#8220;Sessizlik, doğa, oyun, hik&acirc;ye, ritüel gibi ilişkisel ve bedensel karşılaşmalar, çocuğun yeniden dış dünyaya bağlanmasına yardımcı olur. Eğer ekran, çocuğun duygusal dünyasında bir destek mekanizmasına dönüşmüşse, ani bir yasaktan ziyade, bu boşluğun nasıl sağlıklı yollarla doldurulabileceğini düşünmek gerekir. Ekran, çocuğun ruhsal olarak çökmesini ve aile içindeki krizleri engelleyen bir &lsquo;psikolojik koltuk değneği&#8217;ne dönüşmüşse, o ekranı hemen almak değil, çocuğun yeniden yürüyebileceği içsel zemini inşa etmek gerekir&#8221; diye konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-tatilinde-ekran-suresi-kontrolunde-olun-560608">Yaz Tatilinde Ekran Süresi Kontrolünde Olun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Ortalama Yaşam Süresi 78,1 Yıla Çıktı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-ortalama-yasam-suresi-781-yila-cikti-559499</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 10:57:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çıktı]]></category>
		<category><![CDATA[ortalama]]></category>
		<category><![CDATA[süresi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yıla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559499</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022-2024 dönemine ait yaşam süresi verilerini yayımladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-ortalama-yasam-suresi-781-yila-cikti-559499">Türkiye’de Ortalama Yaşam Süresi 78,1 Yıla Çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doğuşta beklenen yaşam süresi, mevcut ölümlülük riskleri altında bir bireyin yaşaması beklenen ortalama yıl sayısı olarak 78,1 yıl olarak açıklandı. Bu süre, 2021-2023 dönemindeki 77,3 yıla göre 0,8 yıl artış gösterdi.</p>
<p><strong>KADINLAR ERKEKLERDEN 5,2 YIL DAHA UZUN YAŞIYOR</strong></p>
<p>TÜİK verilerine göre, kadınlarda doğuşta beklenen yaşam süresi 80,7 yıl, erkeklerde ise 75,5 yıl olarak hesaplandı. Kadınların erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşadığı belirlendi.</p>
<p>2021-2023 döneminde erkeklerde 74,7 yıl, kadınlarda 80 yıl olan yaşam süresi, her iki cinsiyette de artış gösterdi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/turkiyede-ortalama-yasam-suresi-781-yila-cikti-0-zeyHt9PY.jpeg"></p>
<p><strong>15 Yaş: </strong>Çalışma çağının başında olan 15 yaşındaki bireylerin ortalama kalan yaşam süresi 64,3 yıl oldu. Erkekler için bu süre 61,7 yıl, kadınlar için 66,9 yıl olarak kaydedildi.</p>
<p><strong>30 Yaş: </strong>30 yaşındaki bir bireyin kalan yaşam süresi 49,9 yıl olarak hesaplandı. Erkeklerde 47,5 yıl, kadınlarda 52,3 yıl olan bu süre, kadın-erkek farkını 4,8 yıl olarak gösterdi.</p>
<p><strong>50 Yaş: </strong>50 yaşındaki bireylerin ortalama kalan yaşam süresi 30,9 yıl oldu. Erkekler için 28,6 yıl, kadınlar için 33,1 yıl.</p>
<p><strong>65 Yaş: </strong>65 yaşındaki bireylerin kalan yaşam süresi 18 yıl olarak belirlendi. Erkeklerde 16,3 yıl, kadınlarda 19,6 yıl olan bu süre, kadınların erkeklerden 3,3 yıl daha uzun yaşayacağını ortaya koydu.</p>
<p><strong>E&#286;İTİM DÜZEYİ YAŞAM SÜRESİNİ ETKİLİYOR</strong></p>
<p>TÜİK’in raporunda, eğitim düzeyinin yaşam süresine etkisi vurgulandı. Eğitim düzeyi yükseldikçe beklenen yaşam süresinin de arttığı gözlendi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/turkiyede-ortalama-yasam-suresi-781-yila-cikti-1-K9ahUM1l.jpeg"></p>
<p>Özellikle 30 yaşındaki bireylerde, ortaöğretim altı ile yükseköğretim mezunları arasındaki yaşam süresi farkı yaklaşık 5 yıl olarak tespit edildi.</p>
<p>Hem erkeklerde hem de kadınlarda, daha yüksek eğitim seviyesine sahip olanların daha uzun yaşadığı belirlendi.</p>
<p>Günlük yaşam faaliyetlerini kısıtlayacak sağlık sorunları olmadan geçirilen süre olarak tanımlanan doğuşta sağlıklı yaşam süresi, Türkiye genelinde 57,6 yıl olarak hesaplandı. Erkeklerde bu süre 58,9 yıl, kadınlarda ise 56,3 yıl oldu. Böylece, erkeklerin sağlıklı yaşam süresinin kadınlardan 2,6 yıl daha uzun olduğu görüldü.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-ortalama-yasam-suresi-781-yila-cikti-559499">Türkiye’de Ortalama Yaşam Süresi 78,1 Yıla Çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ergenlerde ekran süresi 9 saati buluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ergenlerde-ekran-suresi-9-saati-buluyor-548530</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 07:35:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[buluyor]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlerde]]></category>
		<category><![CDATA[saati]]></category>
		<category><![CDATA[süresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548530</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, dijital dünyanın neden olduğu bağımlılık, zihinsel yorgunluk ve sosyal ilişkiler üzerindeki olumsuz etkilerine karşı "dijital detoks"un önemini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ergenlerde-ekran-suresi-9-saati-buluyor-548530">Ergenlerde ekran süresi 9 saati buluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, dijital dünyanın neden olduğu bağımlılık, zihinsel yorgunluk ve sosyal ilişkiler üzerindeki olumsuz etkilerine karşı &#8220;dijital detoks&#8221;un önemini anlattı.</p>
<p><strong>Günde ortalama 100 kez telefon kontrol ediliyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Atalay, dijital bağımlılığın giderek arttığını ve artık hayatın her alanını etkilediğini belirterek, “Bu alandaki bağımlılık giderek artıyor. Dijital teknolojiler o kadar yaygınlaştı ki her an yanımızdalar, her an cebimizdeler. Elbette ki hayatı kolaylaştıran yanlarının farkındayız. O açıdan vazgeçilmezler. Fakat çok uzun saatler boyunca bunu kullandığımızda artık ihtiyacın ötesine geçen bağımlılığa dönüşüyor. Günümüzde bir yetişkin günde 6-7 saatini ekran başında geçiriyor. Günde ortalama 100&#8217;e yakın kez mobil telefon kontrolü yapıyoruz. Özellikle genç kuşakta bu oran çok daha yüksek. Ergenlerin ekran süresinin günde 9 saati bulabildiğini görüyoruz. Birçok farklı açıdan bağımlılık gelişiyor. Kişiler, telefonlarını evde unuttuklarında anksiyete, gerginlik ve konsantrasyon bozukluğu gibi belirtiler yaşayabiliyor. Bu, giderek artan bir problemdir.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Dijital detoksta, kişiler kendi tercihleriyle sosyal mecralardan uzak duruyor</strong></p>
<p>&#8220;Günümüzde dijital dünyayla gerçekten çok içli dışlıyız. Sürekli sosyal medyada, sürekli mobil telefonlarla aslında dijital dünyaya bağlı hale geldik. Dolayısıyla burada geçirilen süre giderek artıyor.” diyen Prof. Dr. Atalay, “Böyle olduğu zaman günlük yaşamın ritmi de aslında bundan olumsuz etkilenebiliyor. Ve insanlar aslında günlük yaşamdaki sosyal ilişkilerine vakit ayıramamaya başladıklarını fark ettiklerinde, zihinsel yorgunluklarının farkına vardıklarında bu mecralardan biraz uzak durmanın kendilerine iyi olabileceğini anlamaya başladılar. Dolayısıyla dijital detoks diye bir kavram hayatımıza girmiş oldu.  Dijital detoks, kişilerin kendi tercihleriyle belirli bir süre boyunca mobil telefonlardan, tabletlerden, sosyal medya mecralarından uzak durmaları anlamında kullanılıyor. Dışarıdan bir müdahaleyle değil de bireyin kendi tercihleriyle uyguladıkları bir deneyim olması önemli burada. Farklı uygulama biçimleri olabiliyor dijital detoksun. Bazıları belirli sürelerde dijital teknolojileri kullanmayı tamamen kısıtlayabiliyor. Bazıları da belirli kullanım süreleri tanıyarak kısa sürelerde kullanmaya devam ediyor. Günde 15 dakikadan fazla sosyal medyada vakit geçirmemek ya da elektronik postaları günde iki kez kontrol etmek gibi.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Dijital dünyada sürekli erişilebilir olma hali nelere neden oluyor?</strong></p>
<p>Prof. Dr. Gül Esra Atalay, özellikle gençlerin dijital teknolojilerle yoğun etkileşim içinde olduğunu ve bu durumun gelişim süreçlerini ciddi şekilde etkileyebileceğini dile getirerek, ergenlik döneminin kimlik ve kişilik gelişiminin devam ettiği hassas bir evre olduğunu, dijital mecralarda geçirilen zamanın gençler üzerinde derin psikolojik etkiler oluşturduğunu söyledi.</p>
<p>“Gençler sosyal medyada geçirdikleri zamanı, kendi hayatlarıyla kıyasladıklarında sıklıkla yetersizlik hissine kapılıyor. Bu durum, özgüven sorunlarına ve duygusal dalgalanmalara yol açabiliyor. Ayrıca dijital dünyada sürekli erişilebilir olma hali, bireylerin gerçek hayattan kopmalarına neden oluyor.” diyen Prof. Dr. Atalay, dijital uyaranlara sürekli maruz kalmanın sadece gençlerde değil, yetişkinlerde de zihinsel yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve unutkanlık gibi sorunları artırdığını kaydetti.</p>
<p><strong>Odaklanma problemi artık yaygın bir sorun haline geldi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Atalay, “Sürekli bildirimler almak, içerik akışına maruz kalmak zihnimizin dinlenmesini engelliyor. Özellikle gençler bu durumdan daha fazla etkileniyor. Odaklanma problemi artık yaygın bir sorun haline geldi.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ekran süresi verileri düzenli takip edilmeli</strong></p>
<p>Dijital detoksa başlamanın ilk adımının farkındalık olduğunu belirten Prof. Dr. Atalay, “Ekran süresi verilerinin düzenli takip edilmesi gerekiyor. Ne kadar ve hangi uygulamalarda zaman harcadığımızı görmek gerekiyor. Bu farkındalıkla birlikte gerçekçi hedefler koymak önemli. Örneğin, ‘Günde sadece 2 saat sosyal medyada vakit geçireceğim’ ya da ‘Uyumadan önceki son 1 saat ekranlara bakmayacağım’ gibi adımlarla başlanabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Ekransız zamanlar için bildirimleri kapatın! </strong></p>
<p>Dijital dünyadan uzaklaşmanın en etkili yollarından birinin bildirimleri kapatmak olduğunu ifade eden Prof. Dr. Atalay, “Özellikle sabah ilk iş olarak sosyal medya kullanımından kaçınılmalı. Bildirimler bizi sürekli dijital dünyaya çağırıyor. Bu hem ders çalışmayı hem de aile içi iletişimi bozuyor. Ekransız zaman dilimleri yaratmak çok kıymetli. Örneğin sabah kalkar kalkmaz sosyal medyaya bakmak yerine kahvaltıdan sonra bakmak gibi küçük değişiklikler büyük fark yaratabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Alternatif uğraşlar geliştirin, birlikte uygulayın</strong></p>
<p>Prof. Dr. Atalay, dijital detoks sürecinde boşalan zamanı doldurmak için alternatif uğraşların önemli olduğunu belirterek, “Spor yapmak, yürüyüşe çıkmak, kitap okumak gibi faaliyetler detoks sürecini destekler. Ayrıca bu süreci aile ya da arkadaşlarla birlikte yürütmek daha sürdürülebilir ve keyifli hale getirir.”</p>
<p><strong>Detoks, zihinsel, fiziksel ve sosyal yaşam kalitesini artırıyor… </strong></p>
<p>Dijital detoksun sadece zihinsel değil, fiziksel ve sosyal yaşam kalitesini de artırdığını ifade eden Prof. Dr. Atalay, şöyle konuştu:</p>
<p>“Zaman gerçekten çok kıymetli. Dijital dünyaya harcadığımız zamanı geri alamıyoruz. Teknolojiden biraz uzaklaşmak sadece zihinsel berraklığı artırmakla kalmaz; aynı zamanda fiziksel aktivitelere, doğaya ve yüz yüze ilişkilere daha fazla zaman ayırmamıza da imkân tanır. Bu da daha sağlıklı ve dengeli bir yaşamın kapılarını aralar.”</p>
<p><strong>Dijital sınırlar yasaklarla değil konuşarak konulmalı</strong></p>
<p>Dijital sınırlar koymanın günümüz koşullarında hem mümkün hem de gerekli olduğunu belirten Prof. Dr. Gül Esra Atalay, bunun yasaklarla değil, aile içinde ortaklaşa inşa edilen kurallarla sağlıklı şekilde yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti.</p>
<p>Prof. Dr. Gül Esra Atalay, “Kurallar çocuklara sadece bir yasaklama olarak sunulursa bu hem çatışmalara neden olur hem de uygulanmaz. Bunun yerine dijital kullanımı birlikte değerlendirerek, çocukla açık ve yaşına uygun bir iletişim kurmak gerekir. ‘Sana güvenmiyorum, o yüzden yasaklıyorum’ demek yerine, ‘Dijital teknolojileri daha dengeli nasıl kullanabiliriz, birlikte konuşalım’ demek, çocukların bu kuralları içselleştirmesini sağlar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kurallar sadece çocuk için değil, herkes için geçerli olmalı</strong></p>
<p>Dijital sınırların etkili olabilmesi için yetişkinlerin de kendi alışkanlıklarını gözden geçirmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Atalay, “Yemek sırasında telefon kullanmamak, sadece çocuklara değil, ailedeki herkese uygulanması gereken bir kural olmalı. Ailece karar alınıp birlikte uygulanırsa, çocuklar bu sınırlamalara daha kolay uyum sağlar. Dijital aile sözleşmeleri hazırlanarak zaman ve mekân sınırları birlikte belirlenebilir. Örneğin, uyumadan bir saat önce dijital cihazların kapatılması gibi basit ama etkili kurallar koyulabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Sürekli erişilebilir olmak psikolojik bir tehdit haline geldi</strong></p>
<p>Günümüzde iş ve özel hayatın iç içe geçmesiyle birlikte bireylerin sürekli erişilebilir olma zorunluluğunun büyük bir psikolojik baskıya neden olduğunu dile getiren Prof. Dr. Atalay, “Bu durum insanları tükenmişliğe sürüklüyor. Artık birçok ülkede ‘irtibatı kesme hakkı’ gibi uygulamalar konuşuluyor. Sürekli çevrim içi olmak sadece iş yaşamını değil, genel yaşam kalitesini de olumsuz etkiliyor. Sosyal medyada sürekli başkalarının hayatlarını izlemek, insanlarda yetersizlik duygusu ve özgüven kaybı yaratıyor. ‘Herkes benden daha mutlu’ algısı anksiyete ve depresyon gibi sorunlara yol açabiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Mavi ışık, uyku düzenini bozuyor</strong></p>
<p>Ekranlardan yayılan mavi ışığın uykuya geçişi zorlaştırdığını anlatan Prof. Dr. Atalay, “Bu durum uyku kalitesini düşürüyor ve sağlığı olumsuz etkiliyor. Uyku, fiziksel ve zihinsel sağlık için vazgeçilmezdir. Ancak dijital cihazlar nedeniyle insanlar geç saatlere kadar çevrim içi kalıyor ve yeterince dinlenemiyor. Bu da kronik yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve verim kaybına neden oluyor.” dedi.</p>
<p><strong>Huzursuzluk, sinirlilik ve sosyal ilişkilerde bozulma oluyor!</strong></p>
<p>Dijital bağımlılığın da tıpkı madde bağımlılığı gibi çeşitli sinyaller verdiğini belirten Prof. Dr. Atalay, “Kişi dijital ortama ulaşamadığında huzursuzluk, sinirlilik yaşıyorsa, geçirdiği süreler giderek artıyorsa, bu bir bağımlılık işaretidir. Ayrıca dijital mecralar nedeniyle aile, arkadaş ya da çocuklarla geçirilen zaman azalıyorsa ve sosyal ilişkiler zarar görüyorsa sınır koymak şart hale gelir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ergenlerde-ekran-suresi-9-saati-buluyor-548530">Ergenlerde ekran süresi 9 saati buluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Klinik araştırmalar sayesinde yaşam süresi uzuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/klinik-arastirmalar-sayesinde-yasam-suresi-uzuyor-460598</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 May 2024 10:54:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmalar]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[sayesinde]]></category>
		<category><![CDATA[süresi]]></category>
		<category><![CDATA[uzuyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=460598</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık alanında önemli bir role sahip olan klinik araştırmaların, tıbbi bilginin artırılmasına ve tıbbi literatüre katkı sağladığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeynep Güneş Özünal, klinik araştırmaların yeni tedavilerin geliştirilmesi, yeni ilaçların, tedavi yöntemlerinin ve tıbbi cihazların geliştirilmesinde kilit rol oynadığına dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/klinik-arastirmalar-sayesinde-yasam-suresi-uzuyor-460598">Klinik araştırmalar sayesinde yaşam süresi uzuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Doç. Dr. Özünal, kanser, diyabet ve tansiyon gibi hastalıkların tedavisi için geliştirilen önemli ilaçlar sayesinde yaşam süresinin uzayabildiğini söyledi. </b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeynep Güneş Özünal, 20 Mayıs Dünya Klinik Araştırmalar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada klinik çalışmaların önemine ilişkin açıklamada bulundu.</p>
<p><b>Klinik araştırmaların modern tarihinin başlangıcı sayılıyor</b></p>
<p>Dünya Klinik Araştırmalar Günü’nün tarihçesine değinen Üyesi Doç. Dr. Zeynep Güneş Özünal, klinik araştırmaların modern tarihinin 20 Mayıs 1747 tarihinde başladığının kabul edildiğini, bu nedenle 20 Mayıs Klinik Araştırmalar Günü olarak anıldığını söyledi.</p>
<p><b>Dr. James Lind’in skorbütle ilgili çalışması temel oldu</b></p>
<p>Bu özel günün tarihinin skorbüt hastalığı ile ilgili araştırmayla belirlendiğini belirten Doç. Dr. Zeynep Güneş Özünal, “Bu hikâye bir gemide geçer. Salesbury gemisinde bir hekimin denizcilerde ölüme neden olan bir hastalığa skorbüte çare aramasıyla başlar. Denizcilerin beslenme ile eksiklikleri skorbüt adı verilen diş etlerinde kanama, halsizlik ve ölüme neden olan hastalığa neden olmaktadır.  Hekimlerin hastalıklara çare aramasının tarihi daha eskiye dayanmakla birlikte Dr. James Lind farklı olarak klinik belirtileri birbirine benzeyen 12 hastayı seçer ve farklı beslenmenin etkisini araştırır. Hastaları ikişerli gruplara bölerek 6 gruba aynı beslenmelerinin dışında farklı ilaveler yapar. Bir grup kontrol grubu olarak deniz suyu ilavesi alır. Birkaç hafta içinde limon ve portakal ile beslenen grupta belirgin iyileşme bulguları saptanır. Bugün iyi bildiğimiz C vitamini ve skorbüt hastalığı ilişkisi bu araştırmanın sonuçlarıyla aydınlanmıştır” diye konuştu.</p>
<p><b>Klinik çalışmalar, yeni tedaviler için adımdır</b></p>
<p>Klinik araştırmaların, yeni tıbbi tedavilerin, ilaçların veya prosedürlerin etkinliğini ve güvenliğini değerlendirmek için yapılan bilimsel çalışmalar olduğunu kaydeden Doç. Dr. Zeynep Güneş Özünal, “Klinik ilaç araştırmaları veya diğer bir deyişle klinik çalışmalar, ilaçların insandaki farmakolojik etkilerini konu alır.  Klinik araştırmalar, gönüllü katılımcılar üzerinde kontrollü bir şekilde yapılan testler, ilaçların veya tedavi yöntemlerinin etkilerini belirlemek için gözlem ve değerlendirmeleri içerir. Bu çalışmalar, yeni tedavilerin geliştirilmesi, ruhsat süreçlerinin tamamlanması ve genel olarak sağlık alanındaki bilgiyi artırmak için önemli bir adımdır” dedi.</p>
<p><b>Etkili ve güvenli tedavi yöntemleri için önemli</b></p>
<p>Klinik araştırmaların yeni ilaçların, tedavi yöntemlerinin ve tıbbi cihazların geliştirilmesinde kilit rol oynadığını vurgulayan Doç. Dr. Zeynep Güneş Özünal, “Klinik öncesi araştırmalar dediğimiz hücrelerde veya hayvanlarda yapılan laboratuvar araştırmaları değerli olmakla birlikte elde edilen sonuçların klinik araştırmalarla desteklenmesi gerekir. Klinik araştırmalar yeni tedavilerin geliştirilmesi, yeni ilaçların, tedavi yöntemlerinin ve tıbbi cihazların geliştirilmesinde kilit bir rol oynar” dedi.</p>
<p><b>Hastalıkların önlenmesine yardımcı olabilir</b></p>
<p>Bu çalışmalar sayesinde hastalıkların tedavisi için daha etkili ve güvenli yöntemler bulunabileceğini belirten Doç. Dr. Zeynep Güneş Özünal, “Klinik araştırmalar, mevcut tedavilerin iyileştirilmesine de katkı sağlar. Var olan tedavilerin etkinliğini ve güvenliğini değerlendirmek için yapılan klinik araştırmalar, mevcut tedavilerin iyileştirilmesine ve daha iyi sonuçlar elde edilmesine yardımcı olur. Hastalıkların daha iyi anlaşılmasını, hastalıkların nedenlerini, belirtilerini, ilerlemesini ve tedavi seçeneklerini daha iyi anlamamıza yine klinik araştırmalar yardımcı olur. Bu sayede hastalıkların önlenmesi, tanı ve tedavi süreçlerinin geliştirilmesi mümkün olabilir” diye konuştu.</p>
<p><b>Bilim insanlarına rehberlik eder, literatüre katkı sağlar</b></p>
<p>Klinik araştırmaların, tıbbi bilginin artırılmasına önemli oranda katkıda bulunduğunun altını çizen Doç. Dr. Zeynep Güneş Özünal, “Bu çalışmaların sonuçları, tıbbi literatüre katkı sağlar ve diğer hekimlere ve araştırmacılara rehberlik eder. Klinik araştırmalar sağlık alanında önemli bir role sahiptir” dedi.</p>
<p><b>Yaşam süresini uzatmada klinik çalışmaların önemi büyük</b></p>
<p><b> </b>Klinik araştırmaların sağlık alanında birçok konuda ve sorunun çözümüne katkıda bulunabildiğini ifade eden Doç. Dr. Zeynep Güneş Özünal, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Hastalıkların daha iyi anlaşılması, önlenmesi ve tedavi edilmesi oldukça önemlidir. En çok yeni ilaç geliştirme alanında katkı sağlar. Kanser alanında yeni tedaviler, yeni geliştirilen ilaçlar klinik araştırmalar sayesindedir. Hipertansiyon, diyabet gibi toplumda sık görülen hastalıkların tedavisinde önemli ilaçlar yaşam süresini uzatmıştır. COVID-19 pandemisinde aşılar klinik araştırmalar ile geliştirilmiştir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/klinik-arastirmalar-sayesinde-yasam-suresi-uzuyor-460598">Klinik araştırmalar sayesinde yaşam süresi uzuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de doğuşta beklenen yaşam süresi 77,5 yıl oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-dogusta-beklenen-yasam-suresi-775-yil-oldu-406237</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Sep 2023 23:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beklenen]]></category>
		<category><![CDATA[doğuşta]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[süresi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=406237</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni doğmuş bir bireyin mevcut ölümlülük risklerine maruz kalması durumunda yaşaması beklenen ortalama yıl sayısı olarak tanımlanan "doğuşta beklenen yaşam süresi" Türkiye'de 2019-2021 döneminde 77,7 yıl iken, 2020-2022 döneminde 77,5 oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-dogusta-beklenen-yasam-suresi-775-yil-oldu-406237">Türkiye&#8217;de doğuşta beklenen yaşam süresi 77,5 yıl oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni doğmuş bir bireyin mevcut ölümlülük risklerine maruz kalması durumunda yaşaması beklenen ortalama yıl sayısı olarak tanımlanan &#8220;doğuşta beklenen yaşam süresi&#8221; Türkiye&#8217;de 2019-2021 döneminde 77,7 yıl iken, 2020-2022 döneminde 77,5 oldu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kadınların erkeklerden 5,5 yıl daha uzun yaşadığı görüldü</strong></p>
<p> Türkiye&#8217;de 2019-2021 döneminde erkeklerde 75 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresi, 2020-2022 döneminde 74,8 yıl, kadınlarda ise 80,5 yıl iken 80,3 yıl oldu. Genel olarak kadınlar erkeklerden daha uzun süre yaşamakta olup, erkekler ve kadınlar arasındaki doğuşta beklenen yaşam süresi farkı 5,5 yıldır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Beklenen yaşam süresi 15 yaşındaki kişiler için 63,5 yıl oldu</strong></p>
<p> Çalışma çağının başlangıcı olan 15 yaşındaki kişilerin ortalama kalan yaşam süresi 63,5 yıl oldu. Erkekler için bu süre 60,8 yıl iken kadınlarda 66,2 yıl oldu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Beklenen yaşam süresi 30 yaşındaki kişiler için 48,9 yıl oldu</strong></p>
<p>Ülkemizde, 30 yaşında olan bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 48,9 yıl oldu. Erkekler için bu süre 46,3 yıl iken kadınlarda 51,5 yıl oldu. Bu yaş için kadın ve erkek arasındaki beklenen yaşam süresi farkı 5,2 yıldır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Beklenen yaşam süresi 50 yaşındaki kişiler için 29,8 yıl oldu</strong></p>
<p> Türkiye genelinde, 50 yaşında olan bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 29,8 yıl oldu. Erkekler için bu süre 27,4 yıl iken kadınlarda 32,2 yıl oldu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kadınlarda 65 yaşta beklenen yaşam süresinin erkeklerden 3,5 yıl daha fazla olduğu görüldü</strong> </p>
<p>Türkiye&#8217;de 2020-2022 dönemi hayat tabloları verilerine göre, 65 yaşında olan bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 17,1 yıl olarak hesaplandı. Erkekler için bu süre 15,3 yıl iken kadınlarda 18,8 yıl oldu. Diğer bir ifade ile 65 yaşındaki kadınların erkeklerden ortalama 3,5 yıl daha uzun yaşaması beklenmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-dogusta-beklenen-yasam-suresi-775-yil-oldu-406237">Türkiye&#8217;de doğuşta beklenen yaşam süresi 77,5 yıl oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜİK: Türkiye&#8217;de doğuşta beklenen yaşam süresi 77,7 yıl oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tuik-turkiyede-dogusta-beklenen-yasam-suresi-777-yil-oldu-369950</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Apr 2023 10:40:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[beklenen]]></category>
		<category><![CDATA[doğuşta]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[süresi]]></category>
		<category><![CDATA[tüik]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=369950</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni doğmuş bir bireyin mevcut ölümlülük risklerine maruz kalması durumunda yaşaması beklenen ortalama yıl sayısı olarak tanımlanan "doğuşta beklenen yaşam süresi" Türkiye'de 2018-2020 döneminde 78,3 yıl iken, 2019-2021 döneminde 77,7 oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tuik-turkiyede-dogusta-beklenen-yasam-suresi-777-yil-oldu-369950">TÜİK: Türkiye&#8217;de doğuşta beklenen yaşam süresi 77,7 yıl oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni doğmuş bir bireyin mevcut ölümlülük risklerine maruz kalması durumunda yaşaması beklenen ortalama yıl sayısı olarak tanımlanan &#8220;doğuşta beklenen yaşam süresi&#8221; Türkiye&#8217;de 2018-2020 döneminde 78,3 yıl iken, 2019-2021 döneminde 77,7 oldu.</p>
<p><strong>Kadınların erkeklerden 5,5 yıl daha uzun yaşadığı görüldü</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de 2018-2020 döneminde erkeklerde 75,6 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresi, 2019-2021 döneminde 75 yıl, kadınlarda ise 81,1 yıl iken 80,5 yıl oldu. Genel olarak kadınlar erkeklerden daha uzun süre yaşamakta olup, erkekler ve kadınlar arasındaki doğuşta beklenen yaşam süresi farkı 5,5 yıldır.</p>
<p><strong>Beklenen yaşam süresi 15 yaşındaki kişiler için 63,6 yıl oldu</strong></p>
<p>Çalışma çağının başlangıcı olan 15 yaşındaki kişilerin ortalama kalan yaşam süresi 63,6 yıl oldu. Erkekler için bu süre 61 yıl iken kadınlarda 66,4 yıl oldu.</p>
<p><strong>Beklenen yaşam süresi 30 yaşındaki kişiler için 49 yıl oldu</strong></p>
<p>Ülkemizde, 30 yaşında olan bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 49 yıl oldu. Erkekler için bu süre 46,5 yıl iken kadınlarda 51,6 yıl oldu. Bu yaş için kadın ve erkek arasındaki beklenen yaşam süresi farkı 5,1 yıldır.</p>
<p><strong>Beklenen yaşam süresi 50 yaşındaki kişiler için 29,9 yıl oldu</strong></p>
<p>Türkiye genelinde, 50 yaşında olan bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 29,9 yıl oldu. Erkekler için bu süre 27,6 yıl iken kadınlarda 32,3 yıl oldu.</p>
<p><strong>Kadınlarda 65 yaşta beklenen yaşam süresinin erkeklerden 3,5 yıl daha fazla olduğu görüldü</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de 2019-2021 dönemi hayat tabloları verilerine göre, 65 yaşında olan bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 17,3 yıl olarak hesaplandı. Erkekler için bu süre 15,4 yıl iken kadınlarda 18,9 yıl oldu. Diğer bir ifade ile 65 yaşındaki kadınların erkeklerden ortalama 3,5 yıl daha uzun yaşaması beklenmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tuik-turkiyede-dogusta-beklenen-yasam-suresi-777-yil-oldu-369950">TÜİK: Türkiye&#8217;de doğuşta beklenen yaşam süresi 77,7 yıl oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Skywell Yeni Süper Şarj Teknolojisiyle 5 Kat Daha Hızlı Şarj Süresi Sunuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/skywell-yeni-super-sarj-teknolojisiyle-5-kat-daha-hizli-sarj-suresi-sunuyor-368570</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Apr 2023 14:26:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[şarj]]></category>
		<category><![CDATA[skywell]]></category>
		<category><![CDATA[sunuyor]]></category>
		<category><![CDATA[süper]]></category>
		<category><![CDATA[süresi]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojisiyle]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=368570</guid>

					<description><![CDATA[<p>Skywell’i Üreten Teknoloji Firması Skyworth 4C süper hızlı şarj teknolojisini dünyaya tanıttı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/skywell-yeni-super-sarj-teknolojisiyle-5-kat-daha-hizli-sarj-suresi-sunuyor-368570">Skywell Yeni Süper Şarj Teknolojisiyle 5 Kat Daha Hızlı Şarj Süresi Sunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Skywell’i Üreten Teknoloji Firması Skyworth 4C süper hızlı şarj teknolojisini dünyaya tanıttı</strong></p>
<p><strong>Uluslararası Şangay Otomobil Fuarı’na katılan Çin’in en büyük teknoloji firmalarından Skywell’in üreticisi Skyworth, teknolojik donanımlarla ürettiği Skywell model elektrikli araçların dolum süresini minimuma indiren 800V+4C süper hızlı şarj teknolojisini tanıttı. Araçları 0’dan yüzde 80 doluluğa 7,5 dakikada ulaştıran 4C süper hızlı şarj teknolojisi, Skywell’ler ile fosil yakıtlı otomobiller arasındaki dolum süresi farkını neredeyse ortadan kaldırıyor. </strong></p>
<p>Elektrikli araç endüstrisinin gelişimine liderlik etme misyonuyla hareket eden Çin merkezli <strong>Skywell’i üreten teknoloji şirketi</strong> Skyworth, geliştirdiği süper hızlı şarj teknolojisiyle, 2023’ün en büyük otomobil fuarı olan Şangay Uluslararası Otomobil Fuarı’ndaki yerini aldı.<strong> Özellikle elektrikli otomotiv sektörünün rekabet sahası haline gelen fuarda </strong>800V+4C süper hızlı şarj teknolojisini tanıtan Skyworth, Skywell ürünlerinde yeni bir teknoloji sunarak sektörün en büyük sorunu olarak gösterilen uzun süren şarj dolum problemini ortadan kaldırıyor. </p>
<p><strong>Günümüz teknolojisine göre 5 kat daha hızlı şarj etme imkânı sağlıyor</strong></p>
<p>Ulu Motor distribütörlüğünde Türkiye ve Avrupa’da satışa sunulan 642 kilometre menzilli Skywell araçlarını şarj ederken 0’dan yüzde 80 doluluk oranına ulaşmasını 7,5 dakikaya düşüren Skyworth, fosil yakıtlı araçlar ile elektrikli araçların dolum süresi arasındaki farkı neredeyse sıfıra indiriyor. Günümüz teknolojisiyle yüzde 30’dan yüzde 80 doluluk oranına yaklaşık 40 dakikada ulaşabilen Skywell ET5 modeli, yeni 4C süper hızlı şarj teknolojisi sayesinde sadece 7,5 dakikada 500 kilometre menzil yapacak kadar dolum gerçekleştirebilecek. Böylece araçlar, mevcut duruma göre 5 kat daha hızlı şarj edilebilecek. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/skywell-yeni-super-sarj-teknolojisiyle-5-kat-daha-hizli-sarj-suresi-sunuyor-368570">Skywell Yeni Süper Şarj Teknolojisiyle 5 Kat Daha Hızlı Şarj Süresi Sunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çalışma haftası süresi kısalacak, hibrit iş modeli kalıcı olacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/calisma-haftasi-suresi-kisalacak-hibrit-is-modeli-kalici-olacak-360794</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Mar 2023 17:07:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[haftası]]></category>
		<category><![CDATA[hibrit]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[kısalacak]]></category>
		<category><![CDATA[modeli]]></category>
		<category><![CDATA[olacak]]></category>
		<category><![CDATA[süresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=360794</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada 53 ülkede her gün 100 milyondan fazla insana hizmet veren Sodexo, İsveçli araştırma şirketi Novus ile iş insanlarına 2030 yılının çalışma modellerinden beklentilerini sordu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/calisma-haftasi-suresi-kisalacak-hibrit-is-modeli-kalici-olacak-360794">Çalışma haftası süresi kısalacak, hibrit iş modeli kalıcı olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyada 53 ülkede her gün 100 milyondan fazla insana hizmet veren Sodexo, İsveçli araştırma şirketi Novus ile iş insanlarına 2030 yılının çalışma modellerinden beklentilerini sordu. İş insanları gelecekte daha kısa bir çalışma haftası bekliyor, hibrit iş modeli ve kişiselleştirilmiş çalışma şartları istiyor. Sodexo Türkiye CEO’su Ahmet Zeytinoğlu, “Dünya hızla değişiyor. Bu süreçte küresel deneyimimizi araştırmalarla güçlendirip, iş ortaklarımıza en doğru hizmeti sunuyoruz” dedi. </strong></p>
<p>İş yaşamındaki değişim rüzgarları, Covid-19 pandemisi ve teknolojinin yükselişiyle daha sert esiyor. Sodexo, İsveç’te faaliyet gösteren Novus araştırma şirketiyle geleceğin çalışma modellerini mercek altına aldı. Araştırmada çalışanlara 2030 yılına kadar kendi sektörlerinde nasıl çalışma koşulları bekledikleri de soruldu. Daha bireysel, esnek ve kişiye özgü çalışma koşullarının ön planda olduğu çalışma koşullarının beklenildiği ortaya çıktı.</p>
<p><strong>Her dört çalışanın üçü hibrit çalışmanın ana çalışma biçimi olacağına inanıyor</strong></p>
<p>Araştırmanın sonuçlarına göre Mart 2022’den Ekim 2022’ye kadar çalışanların tam zamanlı olarak ofiste çalışmalarına karar veren işverenlerin oranı azalırken, uzaktan çalışan oranı arttı. Genel olarak, profesyoneller geleceğin çalışma şartlarına umutla yaklaşıyor. On kişiden dördü, kendi sektörlerindeki çalışma hayatının 2030 yılına kadar iyiye doğru inanıyor. Çoğu çalışan, 2030&#8217;da ne zaman ve ne kadar çalışacağını kendilerinin belirleyeceğine inanıyor; becerilerini geliştirmek için daha büyük fırsatlara sahip olacaklarını düşünüyor. Her dört profesyonelden üçü, 2030&#8217;da hibrit iş modelinin ana çalışma biçimi olacağına inanıyor. Çalışanların yüzde 47’si 2030 yılında daha kısa bir çalışma haftası diliyor. Bu isteği daha esnek çalışma saatleri, dünyanın her yerinden çalışabilme, teknolojinin yeni meslek grupları yaratması takip ediyor.</p>
<p><strong>İş arkadaşları işyerindeki refah seviyesini etkiliyor</strong></p>
<p>Çalışanlar araştırmaya göre ideal çalışma hayatının esneklik, özgürlük ve takım bileşenlerinden oluştuğunu ve iş arkadaşlarının ve liderlerinin tutumunun iş yerlerindeki refah seviyesini arttırdığını belirtiyor. Diğer taraftan başka bir anket sorusu ile çalışanların ofise gitmelerinin en büyük avantajlarından birinin iş arkadaşları ile sosyalleşmek ve yeni başlayan arkadaşları ile tanışmak olduğu belirtiliyor. Bu sebeple, tüm çalışanlar hibrit çalışıyor olsa dahi, ofislerin sosyalleşme alanlarının yeni çalışma koşullarına göre tasarlanması; sosyalleşebilecekleri, çalışanların samimi bir şekilde kaynaşabileceği ve motivasyonlarını artırabileceği alanların yaratılması çok önemli. </p>
<p><strong>Araştırmalar sunduğumuz hizmeti şekillendirmemize katkı sunuyor</strong></p>
<p>Çalışanların bireysel ihtiyaçlarının, onları motive eden itici güçlerini, zorlandıkları noktaların anlaşılması için zaman ve kaynak yatırımı yapmanın ve yeni çözümler denemeye açık olmanın önemli olduğunu vurgulayan Sodexo Türkiye CEO’su Ahmet Zeytinoğlu, “İş dünyası ve çalışan mutluluğu konularındaki araştırmaları yakından takip ediyor, sunduğumuz hizmeti şekillendiriyoruz. Kurumların ihtiyaçları çerçevesinde iş ortaklarımıza özel çözümler sunuyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/calisma-haftasi-suresi-kisalacak-hibrit-is-modeli-kalici-olacak-360794">Çalışma haftası süresi kısalacak, hibrit iş modeli kalıcı olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VakıfBank Hack to the Future&#8217;da başvuru süresi uzatıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vakifbank-hack-to-the-futureda-basvuru-suresi-uzatildi-345116</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2023 09:37:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[future]]></category>
		<category><![CDATA[futureda]]></category>
		<category><![CDATA[hack]]></category>
		<category><![CDATA[süresi]]></category>
		<category><![CDATA[the]]></category>
		<category><![CDATA[to]]></category>
		<category><![CDATA[uzatıldı]]></category>
		<category><![CDATA[vakıfbank]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=345116</guid>

					<description><![CDATA[<p>VakıfBank’ın genç yazılımcı ve tasarımcıları dördüncü defa buluşturacağı hackathon etkinliği “Hack to the Future” için geri sayım başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vakifbank-hack-to-the-futureda-basvuru-suresi-uzatildi-345116">VakıfBank Hack to the Future&#8217;da başvuru süresi uzatıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VakıfBank’ın genç yazılımcı ve tasarımcıları dördüncü defa buluşturacağı hackathon etkinliği “Hack to the Future” için geri sayım başladı. 3-5 Şubat tarihlerinde düzenlenecek etkinlikte, sürdürülebilirlik ve dijital bankacılık alanlarında yenilikçi çözüm önerileri yarışacak.</strong></p>
<p>VakıfBank’ın “dijital kolaylaştırır” yaklaşımıyla geleceğin bankacılığını şekillendirmek isteyen gençleri bir araya getirdiği “Hack to the Future”a başvuru tarihi yoğun ilgi nedeniyle 26 Ocak’a kadar uzatıldı. Finansın dijitalleşmesinde söz sahibi olmak isteyen yazılımcı ve tasarımcılar, ilk kez VakıfBank hackathon organizasyonunda kodlayarak üretecekleri fikirlerle  https://hacktothefuture.com.tr/ adresine başvurabiliyorlar. </p>
<p>Ana temaları yenilikçi ürün ve hizmetler, dijital bankacılık kullanıcı deneyimi ve tasarımı, yeni nesil müşteri iletişimi, sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik olarak belirlenen hackathon’da, 48 saatlik bir maratonda geliştirilecek projeler, 3-5 Şubat tarihlerinde yarışacak. Etkinliğin finali ise 10 Şubat’ta gerçekleştirilecek.</p>
<p>VakıfBank Genel Müdür Yardımcısı Metin Recep Zafer, VakıfBank Genel Müdür Yardımcısı Ferkan Merdan, Marketing Türkiye Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Günseli Özen, Digital Advice Lab kurucusu Berk Kuşaksız gibi alanında uzman ve deneyimli isimlerden oluşan jürinin inovatif fikirleri değerlendireceği “Hack to the Future”da dereceye girenlere toplam 170 bin TL tutarında ödül verilecek.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vakifbank-hack-to-the-futureda-basvuru-suresi-uzatildi-345116">VakıfBank Hack to the Future&#8217;da başvuru süresi uzatıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
