<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sürecinde | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/surecinde/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/surecinde</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Mar 2026 10:28:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>sürecinde | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/surecinde</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Meme kanseri sürecinde psikolojik dayanıklılığı artırmak mümkün!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-surecinde-psikolojik-dayanikliligi-artirmak-mumkun-624041</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 10:28:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırmak]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[dayanıklılığı]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[etme]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tepkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624041</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında, özellikle kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri sürecinde kadınların yaşadığı psikolojik zorluklar, duygusal tepkiler, vücut imajı sorunları ve baş etme stratejileri ile sosyal desteğin önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-surecinde-psikolojik-dayanikliligi-artirmak-mumkun-624041">Meme kanseri sürecinde psikolojik dayanıklılığı artırmak mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında, özellikle kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri sürecinde kadınların yaşadığı psikolojik zorluklar, duygusal tepkiler, vücut imajı sorunları ve baş etme stratejileri ile sosyal desteğin önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Kanser teşhisi hayatın tamamını sarsan bir ‘eşik anı’ olabilir!</strong></p>
<p>Meme kanseri teşhisinin, birçok kadın için yalnızca tıbbi bir bilgi olmadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu teşhis hayatın tamamını sarsan bir ‘eşik anı’dır. Bu nedenle ilk tepkiler çoğunlukla yoğun, karmaşık ve dalgalı olur.” dedi.</p>
<p>En sık görülen ilk duygular arasında şok, inkâr, korku, kaygı ve kontrol kaybı hissinin yer aldığını ifade eden Aydın, “Pek çok kadın, tanıyı ilk duyduğunda ‘bu bana olamaz’ ya da ‘bir hata olmalı’ düşüncesine kapılır. Bu inkâr tepkisi, psikolojide akut stres tepkisinin doğal bir parçasıdır ve beynin ani tehdide karşı kendini koruma mekanizması olarak değerlendirilir. Araştırmalar, kanser tanısı alan bireylerin önemli bir kısmında ilk haftalarda travma sonrası stres belirtilerine benzer tepkiler görülebildiğini gösteriyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Farklı tepkiler, baş etme tarzı ve kişilikle ilgili!</strong></p>
<p>Bu tepkilerin yanında ölüm korkusu, geleceğe dair belirsizlik, ‘çocuklarıma ne olacak?’, ‘hayatım yarım mı kalacak?’ gibi varoluşsal soruların da çok erken dönemde ortaya çıkabileceğini kaydeden Klinik Psikolog Cumali Aydın, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bazı kadınlar bu süreçte aşırı bilgi arayışına girerken, bazıları tam tersine tıbbi konuşmalardan kaçınabilir. Her iki tepki de psikolojik açıdan anlaşılırdır. Bir kadın, tanıdan sonraki ilk günlerde sürekli internette hastalıkla ilgili içerik aradığını, geceleri uyuyamadığını ve zihninin hiç durmadığını ifade edebilir. Bir başka kadın ise tam aksine, ‘hiçbir şey duymak istemiyorum’ diyerek çevresinden gelen bilgileri kapatabilir. Bu farklılıklar, kişinin baş etme tarzı, geçmiş yaşam deneyimleri ve kişilik yapısıyla yakından ilişkilidir.”</p>
<p><strong>Duygular tedavinin ‘yan etkisi’ değil, insani ve anlaşılır psikolojik tepkiler!</strong></p>
<p>Meme kanseri tedavilerinin, bedeni hedef alıyor gibi görünse de psikolojik dünyayı da derinden etkilediğine vurgu yapan Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi süreçleri; bedensel bütünlük algısını, kontrol hissini ve benlik algısını doğrudan etkileyen deneyimlerdir. Cerrahi müdahaleler sonrasında kadınlar sıklıkla bedenlerine yabancılaşma, ‘artık eskisi gibi değilim’ duygusu ve kayıp hissi yaşayabilir. Özellikle mastektomi geçiren kadınlarda bu duygular daha belirgin olabilir.” dedi.</p>
<p>Bilimsel çalışmaların, cerrahi sonrası dönemde depresif belirtilerin ve anksiyetenin artabildiğini gösterdiğini aktaran Aydın, “Kemoterapi süreci ise yalnızca fiziksel yan etkilerle değil, psikolojik açıdan da zorludur. Saç dökülmesi, halsizlik, mide bulantısı gibi belirtiler, kişinin kendini ‘hasta’ olarak algılamasını pekiştirir. Bu süreçte kadınlar sıklıkla çaresizlik, öfke, sabırsızlık ve zaman zaman umutsuzluk hissedebilir. Ayrıca ‘kemobeyin’ olarak bilinen dikkat ve hafıza sorunları, kişinin kendine güvenini sarsabilir. Radyoterapi ise daha sessiz ilerleyen ama uzun vadede yorgunluk, tahammülsüzlük ve duygusal dalgalanmalar yaratabilen bir süreçtir. Tedavinin uzaması, ‘bu hiç bitmeyecek mi?’ düşüncesini besleyebilir. Önemli nokta şudur; bu duygular tedavinin ‘yan etkisi’ değil, insani ve anlaşılır psikolojik tepkilerdir. Araştırmalar, tedavi sürecinde psikolojik destek alan kadınların hem ruhsal dayanıklılığının hem de tedaviye uyumunun daha yüksek olduğunu gösteriyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bedenle yeniden ilişki kurmak zamana ve şefkate ihtiyaç duyar!</strong></p>
<p>Meme kanseri sonrası vücut imajının, kadınlar için en hassas konulardan biri olduğuna işaret eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Meme, kültürel ve bireysel düzeyde kadınlık, annelik, cinsellik ve çekicilik ile ilişkilendirilen bir organdır. Bu nedenle bedende meydana gelen değişimler, yalnızca fiziksel değil, psikolojik bir kayıp olarak da yaşanabilir.” dedi.</p>
<p>Tedavi sonrası kadınların; ameliyat izleri, meme kaybı, protez kullanımı, kilo değişimleri veya ciltteki farklılıklar nedeniyle aynaya bakmakta zorlanabileceğini dile getiren Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>“‘Artık kendimi tanımıyorum’ ya da ‘eşim beni eskisi gibi beğenir mi?’ gibi düşünceler sıkça dile getirilir. Araştırmalar, olumsuz vücut algısının özsaygı düşüşü, cinsel isteksizlik ve ilişkisel mesafelenme ile ilişkili olduğunu gösteriyor. </p>
<p>Tedavi süreci bitmiş, tıbben ‘iyi’ denilen bir kadın, sosyal ortamlardan kaçınmaya başlayabilir, denize girmekten çekinebilir ya da aynada kendine uzun süre bakmaktan kaçınabilir. Bu durum dışarıdan ‘abartı’ gibi algılansa da, aslında derin bir kimlik yeniden yapılanma sürecinin parçasıdır. Burada önemli olan, bedenle yeniden ilişki kurmanın zamana ve şefkate ihtiyaç duyduğunu kabul etmektir.”</p>
<p><strong>Güçlü olmak zorunda değilsiniz; ağlamak ve durmak da iyileşmenin parçası!</strong></p>
<p>Meme kanseri sürecinde psikolojik dayanıklılığı artırmak mümkün olduğunu hatırlatan Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Araştırmalar, bazı baş etme stratejilerinin ruh sağlığını belirgin şekilde desteklediğini gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Öncelikle duyguları bastırmak yerine ifade etmenin büyük önem taşıdığının altını çizen Aydın, “Üzgün, öfkeli ya da korkmuş hissetmek zayıflık değil; insan olmanın doğal bir sonucudur. Yazmak, güvendiği biriyle konuşmak ya da bir uzmandan destek almak, bu duyguların yükünü hafifletir. İkinci olarak, kontrol edilebilir alanlara odaklanmak önemlidir. Tedavi sürecini yönetmek, randevularını planlamak, beslenme ve uyku düzenine özen göstermek, kişiye ‘aktif bir özne’ olma hissi kazandırır. Bu, kaygıyı azaltan temel faktörlerden biridir. Mindfulness, nefes egzersizleri ve gevşeme çalışmaları gibi yöntemlerin, kanser hastalarında anksiyete ve depresyonu azalttığı bilimsel olarak gösterilmiştir. Ayrıca destek gruplarına katılmak, ‘yalnız değilim’ duygusunu güçlendirir. En önemlisi ise; güçlü olmak zorunda değilsiniz. Zaman zaman dağılmak, ağlamak, durmak da iyileşmenin bir parçasıdır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Şefkatli, anlayışlı ve sabırlı bir çevre, iyileşmenin psikolojik zeminini güçlendirir!</strong></p>
<p>Sosyal desteğin meme kanseri sürecinde en güçlü koruyucu faktörlerden biri olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Güçlü sosyal desteğe sahip kadınlar daha düşük depresyon düzeyleri yaşıyor ve tedaviye psikolojik olarak daha iyi uyum sağıyor.” dedi.</p>
<p>Ancak desteğin her zaman ‘çok konuşmak’ ya da ‘pozitif ol’ demek anlamına gelmediğini aktaran Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bazen en iyisi, sadece orada olmak ve dinlemektir. ‘Güçlüsün, atlatırsın’ gibi iyi niyetli cümleler, kadının yaşadığı korkuyu görünmez kılabilir. Yakın çevreye düşen en önemli rol; yargılamadan dinlemek, duygulara alan açmak ve kadının temposuna saygı göstermektir. Yardım teklif etmek ama zorlamamak, bilgi vermeden önce izin almak, bedenle ilgili yorumlardan kaçınmak bu süreçte çok değerlidir. ‘İstersen bugün yanında olabilirim’ demek, ‘ben senin yerinde olsam böyle yapardım’ demekten çok daha destekleyicidir.</p>
<p>Sonuç olarak, meme kanseri yalnızca bireyin değil, bir ilişkiler sisteminin yaşadığı bir deneyimdir. Şefkatli, anlayışlı ve sabırlı bir çevre, iyileşmenin psikolojik zeminini güçlendirir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-surecinde-psikolojik-dayanikliligi-artirmak-mumkun-624041">Meme kanseri sürecinde psikolojik dayanıklılığı artırmak mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir, taziye sürecinde de vatandaşın yanında</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-taziye-surecinde-de-vatandasin-yaninda-605575</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 09:35:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<category><![CDATA[taziye]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşın]]></category>
		<category><![CDATA[yanında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605575</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, vatandaşları en acılı günlerinde yalnız bırakmıyor. Taziye evlerine çadır, masa ve sandalye desteğini sürdüren Büyükşehir ekipleri, acıları hafifleterek taziye ziyaretlerinin daha düzenli ve konforlu bir ortamda gerçekleştirilmesini sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-taziye-surecinde-de-vatandasin-yaninda-605575">Büyükşehir, taziye sürecinde de vatandaşın yanında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, vatandaşları en acılı günlerinde yalnız bırakmıyor. Taziye evlerine çadır, masa ve sandalye desteğini sürdüren Büyükşehir ekipleri, acıları hafifleterek taziye ziyaretlerinin daha düzenli ve konforlu bir ortamda gerçekleştirilmesini sağlıyor.</p>
<p><b>TAZİYE ALANLARINA DÜZENLEME</b><br />Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, vefat eden vatandaşların yakınlarının taziye sürecinde de yanında olmaya devam ediyor. Mezarlıklar Şube Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında taziye alanları kısa sürede düzenlenerek vatandaşların ihtiyaçları karşılanıyor.<b> </b>Taziye ziyaretlerinin gerçekleştirildiği alanlarda ihtiyaçlar doğrultusunda masa, sandalye, tabure ve gerekli ekipmanlar temin edilerek kurulumları yapılıyor. Böylece taziye ziyaretlerinin daha düzenli ve konforlu bir ortamda gerçekleştirilmesi sağlanıyor.</p>
<p><b>EKİPLER EVE KADAR TESLİM EDİYOR</b><br />Açık alanlarda kurulan taziye alanlarında olumsuz hava koşullarına karşı gölgelik kurulumlarını da gerçekleştiren Büyükşehir Belediyesi, aldığı önlemlerle taziye sürecinin daha sağlıklı koşullarda sürdürülmesine katkı sunuyor. Vefat bilgisinin iletilmesinin ardından ekipler kısa sürede sahaya intikal ederek alan kurulum ve düzenleme çalışmalarını tamamlıyor, gerekli ekipmanları ihtiyaç duyulan bölgelere ulaştırıyor.</p>
<p><b>BÜYÜKŞEHİR VATANDAŞIN YÜKÜNÜ HAFİFLETİYOR</b><br />Taziye süresi boyunca ortaya çıkabilecek ihtiyaçlar ekipler tarafından yerinde takip ediliyor. Sunulan taziye destek hizmetleriyle vatandaşların zor günlerinde yanlarında olan Büyükşehir Belediyesi, taziye sürecindeki yükün hafifletilmesini sağlıyor. Sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda planlı ve koordineli şekilde yürütülen hizmetlerle Büyükşehir ekipleri, ihtiyaç anında hızlı ve etkin müdahaleleriyle vatandaşlara destek olmaya devam ediyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-taziye-surecinde-de-vatandasin-yaninda-605575">Büyükşehir, taziye sürecinde de vatandaşın yanında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YKS Tercih Sürecinde Denizli Büyükşehir’den Ücretsiz Rehberlik</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yks-tercih-surecinde-denizli-buyuksehirden-ucretsiz-rehberlik-561549</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Aug 2025 09:57:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehirden]]></category>
		<category><![CDATA[denizli]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz]]></category>
		<category><![CDATA[yks]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=561549</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi, üniversite hayali kuran gençlerin doğru ve bilinçli tercihler yapabilmesi amacıyla ücretsiz YKS tercih danışmanlığı hizmeti sunmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yks-tercih-surecinde-denizli-buyuksehirden-ucretsiz-rehberlik-561549">YKS Tercih Sürecinde Denizli Büyükşehir’den Ücretsiz Rehberlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) tercih süreci 30 Temmuz &ndash; 11 Ağustos 2025 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Bu kapsamda Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin uzman rehber öğretmenler eşliğinde sunduğu ücretsiz tercih danışmanlığı hizmeti iki etapta planlandı. İlk etap, 25 Temmuz &ndash; 3 Ağustos 2025 tarihleri arasında Denizli Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Hizmetin ikinci etabı ise ilçelerde devam ediyor. 4-11 Ağustos tarihleri arasında her gün farklı ilçelerde görev alacak rehber öğretmenler, gençlere üniversite ve bölüm tercihleri konusunda destek veriyor. Böylece şehir merkezine gelemeyen adayların da doğru tercihler yapması hedefleniyor.</p>
</p>
<p><strong>İlçe İlçe Danışmanlık Hizmeti Sürüyor</strong></p>
</p>
<p>Danışmanlık hizmeti kapsamında Sarayköy, Babadağ, Buldan, Serinhisar ve Acıpayam ilçelerinde gençlerle buluşuldu. Bugün (6 Ağustos) ise Denizli Büyükşehir Belediyesi Tavas Kapalı Yüzme Havuzu ile Denizli Büyükşehir Belediyesi Kale DESKİ Hizmet Birimi’nde tercih desteği sunuluyor. Rehber öğretmenler, her ilçede bir gün süreyle hizmet verecek. İlçe programlarının ise 11 Ağustos’a dek süreceği belirtildi.</p>
</p>
<p>7 Ağustos<br />
Çal: Çal Belediyesi Halkla ilişkiler toplantı odası<br />
Bekilli: Bekilli Belediyesi toplantı salonu<br />
8 Ağustos<br />
Çardak: Çardak Belediyesi<br />
Bozkurt: Bozkurt Belediyesi Kültür sanat (etüt) merkezi<br />
9 Ağustos<br />
Honaz: Honaz Kitap Kafe<br />
Güney: Güney Belediyesi<br />
10 Ağustos<br />
Çameli: Çameli İtfaiye<br />
Beyağaç: Beyağaç Anadolu İmam Hatip lisesi<br />
11 Ağustos<br />
Çivril: Çivril Yüzme Havuzu<br />
Baklan: Baklan DESKİ hizmet birimi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yks-tercih-surecinde-denizli-buyuksehirden-ucretsiz-rehberlik-561549">YKS Tercih Sürecinde Denizli Büyükşehir’den Ücretsiz Rehberlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üniversite tercih sürecinde adaylar nelere dikkat etmeli?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/universite-tercih-surecinde-adaylar-nelere-dikkat-etmeli-556570</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Jul 2025 10:09:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etmeli]]></category>
		<category><![CDATA[nelere]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=556570</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversite sınav maratonunun sona ermesiyle birlikte gençleri en az sınav kadar önemli bir süreç bekliyor: tercih dönemi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-tercih-surecinde-adaylar-nelere-dikkat-etmeli-556570">Üniversite tercih sürecinde adaylar nelere dikkat etmeli?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üniversite sınav maratonunun sona ermesiyle birlikte gençleri en az sınav kadar önemli bir süreç bekliyor: tercih dönemi. </p>
<p>Tercih döneminde adayların dikkat etmesi gereken noktaları paylaşan <strong>İstanbul Bilgi Üniversitesi Eğitim Danışmanı Samet Alyu,</strong>  “Üniversite, öğrencileri geleceğe hazırlayan bir basamak ve bu basamağı ne kadar sağlam atarsanız gelecekte atacağınız adımlarınız da o kadar sağlam olur. Doğru üniversite ve bölüm tercihi, gelecekteki kariyeriniz ve yaşam kaliteniz üzerinde önemli bir etkiye sahiptir.” dedi.</p>
<p><strong>İlgi alanlarınızı ve güçlü yönlerinizi dikkate alın</strong></p>
<p>Alyu, meslek seçiminde sadece sınav puanına odaklanmak yerine, öğrencilerin ilgi alanlarını, yeteneklerini ve güçlü yönlerini göz önünde bulundurarak bölüm tercihi yapmalarının daha doğru bir yaklaşım olduğunu belirtti.</p>
<p>Alyu, “Tercihlerinizi şekillendirirken ilgi alanlarınızı, güçlü ve zayıf yönlerinizi dikkate alın. Bu doğrultuda yapacağınız bölüm tercihlerinin ardından listenizde yer vereceğiniz üniversitelerin  akademik kadrolarını, eğitim kalitesini,  teknik ve fiziki özelliklerini, yurt dışı eğitim olanaklarını, burs koşullarını ve öğrencilerine sunduğu sosyal imkanlar gibi birçok özelliğini iyi araştırmanız gerekir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Başarı sıralamanızdan yola çıkın ama onunla sınırlı kalmayın</strong></p>
<p>Tercih listesi oluşturulurken başarı sıralamalarının doğru yorumlanması gerektiğini belirten Alyu, “İlgilendiğiniz bölümün kılavuzda yer alan başarı sıralaması, o programa geçen sene yerleşen en son öğrencinin sıralamasını gösterir. Ancak bu sıralama her yıl değişkenlik gösterebilir. Bu nedenle, başarı sıralamasını karşılıyor olmanız yerleşeceğinizin garantisi olmadığı gibi, sıralamanın biraz gerisinde kalmanız da şansınızın tamamen bittiği anlamına gelmez” dedi.</p>
<p>Tıp, hukuk, mühendislik, mimarlık gibi bazı programlarda sıralama barajları olduğunu hatırlatan Alyu, öğrencilerin tercihlerini kendi sıralamalarının yaklaşık %50 üstünden başlayarak %100 altına kadar geniş bir aralıkta yapmalarını önerdi. Alyu, “Örneğin 150 bininci sırada olan bir aday, tercihlerine 75 binlerden başlamalı ve 300 bine kadar inmelidir” dedi.</p>
<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi, aday öğrencilerin tercih sürecinde merak ettikleri sorulara yanıt bulmaları amacıyla <strong>santral</strong>istanbul ve Kuştepe kampüslerinde 21 Temmuz- 11 Ağustos tarihleri arasında Tercih Günleri düzenliyor. Aday öğrenciler BİLGİ’nin uzman danışmanlarıyla bir araya gelerek hem hedefledikleri meslekler hem de üniversite yaşamı hakkında kapsamlı bilgi edinebilecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-tercih-surecinde-adaylar-nelere-dikkat-etmeli-556570">Üniversite tercih sürecinde adaylar nelere dikkat etmeli?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2025 LGS Sonuçları Belli Oldu: Gözler Tercih Sürecinde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/2025-lgs-sonuclari-belli-oldu-gozler-tercih-surecinde-553119</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Jul 2025 07:53:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[belli]]></category>
		<category><![CDATA[gözler]]></category>
		<category><![CDATA[lgs]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=553119</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında 15 Haziran 2025’te gerçekleştirilen merkezi sınavın sonuçlarını duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2025-lgs-sonuclari-belli-oldu-gozler-tercih-surecinde-553119">2025 LGS Sonuçları Belli Oldu: Gözler Tercih Sürecinde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık 1 milyon öğrencinin katıldığı sınavın sonuçları, 11 Temmuz 2025 Cuma günü saat 10:00 itibarıyla MEB’in resmi internet sitesi meb.gov.tr üzerinden erişime açıldı.</p>
<p>Sonuçlarla birlikte, Ortaöğretime Geçiş Tercih ve Yerleştirme Kılavuzu da aynı gün yayımlandı.</p>
<p>Öğrenciler, T.C. kimlik numaraları, okul numaraları ve doğum tarihleriyle sonuçlarını sorgulayabilecek. Sınav sonuç belgeleri posta yoluyla gönderilmeyecek.</p>
<p>Tercih süreci, 14-24 Temmuz 2025 tarihleri arasında gerçekleşecek, yerleştirme sonuçları ise 4 Ağustos 2025’te açıklanacak.</p>
</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2025-lgs-sonuclari-belli-oldu-gozler-tercih-surecinde-553119">2025 LGS Sonuçları Belli Oldu: Gözler Tercih Sürecinde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİLGİ&#8217;de afet sürecinde doğum sonrası depresyon ele alındı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bilgide-afet-surecinde-dogum-sonrasi-depresyon-ele-alindi-532712</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 May 2025 12:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[alındı]]></category>
		<category><![CDATA[bilgide]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=532712</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Afetler ve Ruhsal Travma Mükemmeliyet Alanı, Uluslararası Aile Günü kapsamında “Afetlerden Sonra Doğum Sonrası Depresyona Yaklaşım” başlıklı bir seminer düzenledi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilgide-afet-surecinde-dogum-sonrasi-depresyon-ele-alindi-532712">BİLGİ&#8217;de afet sürecinde doğum sonrası depresyon ele alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Afetler ve Ruhsal Travma Mükemmeliyet Alanı, Uluslararası Aile Günü kapsamında “Afetlerden Sonra Doğum Sonrası Depresyona Yaklaşım” başlıklı bir seminer düzenledi. BİLGİ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zeynep Şimşek’in moderatörlüğünü yaptığı seminerde, afet sonrası dönemde doğum yapan annelerde görülebilecek depresyon riskine dikkat çekilirken, bu süreçte tarama uygulamalarının, toplumsal farkındalığın ve farklı uzmanlık alanları arasındaki işbirliğinin önemi vurgulandı.</p>
<p>Prof. Dr. Şimşek, “Afetler, ailelerin ve özellikle annelerin ruh sağlığını daha da kırılgan hale getiriyor. Bu süreçte doğum sonrası depresyonun fark edilmesi, aile hekimleri tarafından taranması ve annelere yalnız olmadıklarının hissettirilmesi büyük önem taşıyor. Gerekli durumlarda annelerin Sağlıklı Hayat Merkezleri, Sosyal Hizmet Merkezleri gibi kurumlara yönlendirilmesi; hekim, hemşire, psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarının iş birliğiyle olguların bütüncül bir şekilde yönetilmesi gerekiyor” dedi.</p>
<p>‘Yardım istemek güçsüzlük değil, güç kazanmaktır’</p>
<p>Uzmanlar, doğum sonrası dönemin kadınlar için fiziksel olduğu kadar duygusal anlamda da hassas bir süreç olduğuna dikkat çekti. Washington DC’de Çocuk Hastanesi Erken ÇocuklukKliniği’nden Psikiyatrist Hanife Nur Akal, afet sonrası sürecin özellikle yeni doğum yapmış anneler için zorlu bir süreç olduğunu belirterek doğum sonrası depresyonun erken müdahale edilmediğinde hem anne hem bebek için uzun vadeli olumsuz sonuçlara neden olabileceğini dile getirdi. Akal, “Yakın çevrenizde doğum yapmış bir kadın varsa, ona gerçekten nasıl olduğunu sorun. Tavsiye vermeden, yargılamadan onu sadece dinleyin. Eğer kendini sürekli üzgün ya da boşlukta hissettiğini, uykusuzluk yaşadığını ya da tam tersi aşırı uyumak istediğini, bebeğine karşı ilgisizlik veya aşırı kaygı duyduğunu söylüyorsa; hatta kendine ya da bebeğine zarar verme düşüncelerinden bahsediyorsa, bunlar doğum sonrası depresyon belirtileri olabilir. Böyle bir durumda, mutlaka bir aile hekimine başvurması gerektiğini söyleyin. Unutmayın, yardım istemek güçsüzlük değil; aksine güç kazanmaktır” dedi.</p>
<p>Annenin iyileşmesi zaman alırken, bebeğin bekleyecek zamanı yoktur</p>
<p>Bebek, çocuk ve yetişkin psikiyatristi ve travma psikanalisti Harvard Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Alexandra M. Harrison ise depresyon yaşayan annelerin bebekleriyle kurduğu etkileşimde bozulmalar olduğunu ve bu durumun bebeğin duygusal, sosyal ve sinirsel gelişimini olumsuz etkilediğini vaka örnekleriyle açıkladı. Harrison, “Doğum sonrası depresyon yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda psikososyal nedenlere de dayanır. Stresli yaşam olayları, aile içi şiddet, istenmeyen gebelikler, sosyal destek eksikliği ve geçmiş travmalar en önemli risk faktörleri arasında yer alır. Depresyon yaşayan anneler bazen bebeklerine karşı ilgisiz ya da aşırı müdahaleci olabilir. Bu tür etkileşimler, bebekte kaygı ve gelişimsel sorunlara yol açabilir. Özellikle 20 yaş altı annelerde depresyon gelişme riski çok daha yüksektir. ‘Dur, Bak ve Dinle’ yaklaşımıyla anne-bebek bağı güçlendirilebilir. Annenin iyileşme süreci zaman alabilir ancak bebeğin beklemeye tahammülü yoktur. Bu nedenle bakımın sürdürülebilirliği için ‘genişletilmiş bakım çemberi’ (annenin çevresindeki baba, büyükanne, sağlık çalışanları gibi diğer bakım verenlerin) aktif rol alması büyük önem taşır” dedi.</p>
<p>Aile hekimi Dr. Ali Kanatlı, 15-49 yaş aralığındaki kadınların, gebe ve lohusa sürecindeki kadınların, bebeklerin biyopsikososyal bütünlük içinde izlemlerinin aile hekiminin görevi olduğunu belirtti. Kanatlı, artan psikososyal risklere ve ruhsal sorunlara dikkat çekerek hekim, hemşire, psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve çocuk gelişimcilerin birlikte çalışmasının önemini örnek vakalarla açıkladı.</p>
<p>Seminerde BİLGİ Travma ve Afet Çalışmaları Uygulamalı Ruh Sağlığı Yüksek Lisans Programı öğrencisi Psikolog Büşra Uğur, Prof. Dr. Zeynep Şimşek’in yürütücü olduğu saha uygulamalarında travma bilgili bakımın temel boyutlarını ve ilkelerini açıklayarak bu yaklaşımın doğum sonu depresyonu önlediğini, depresyonu olanların ise iyileşme sürelerini kısalttığını söyledi.  Travma ve Afet Ruh Sağlığı Çalışmaları Derneği üyesi Psikolog Zehra Kobu ise konteyner kentte yaşayan annelere ulaşılarak yapılan empatik ve güven temelli görüşmelerin önemini vurguladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilgide-afet-surecinde-dogum-sonrasi-depresyon-ele-alindi-532712">BİLGİ&#8217;de afet sürecinde doğum sonrası depresyon ele alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hemşirelik Fakültesinde &#8220;Bilimsel Yayın Sürecinde Kolaylaştırıcılar&#8221; konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hemsirelik-fakultesinde-bilimsel-yayin-surecinde-kolaylastiricilar-konusuldu-459464</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 May 2024 10:38:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesinde]]></category>
		<category><![CDATA[hemşirelik]]></category>
		<category><![CDATA[kolaylaştırıcılar]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<category><![CDATA[yayın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=459464</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Hemşirelik Fakültesi tarafından Araştırma Ekosistemini Güçlendirme Atöylesi-II kapsamında “Bilimsel Yayın Sürecinde Kolaylaştırıcılar” paneli düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hemsirelik-fakultesinde-bilimsel-yayin-surecinde-kolaylastiricilar-konusuldu-459464">Hemşirelik Fakültesinde &#8220;Bilimsel Yayın Sürecinde Kolaylaştırıcılar&#8221; konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>EÜ Hemşirelik Fakültesi Prof. Dr. İnci Erefe Konferans Salonunda düzenlenen panelin moderatörlüğünü EÜ Hemşirelik Fakültesi Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ülkü Güneş üstlendi. Düzenleme kurulunda Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Fahriye Vatan, Doç. Dr. Nurdan Akçay Didişen, Prof. Dr. Şafak Dağhan, Doç. Dr. Şeyda Dülgerler, Doç. Dr. Sezer Ergüneri, Doç. Dr. Emine Karaman, Araştırma Görevlileri Dr. Sinem Geçit, R. Yağız Altıntaş ve Erkan Ünsal’ın yer aldığı panel üç oturumla gerçekleştirildi.</span></p>
<p><span>Panelin birinci oturumunda, “WOS Yayın Kabulünü Kolaylaştırabilecek İpuçları” konulu sunum, EÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ferhan Girgin Sağın tarafından ele alındı. Bilimsel yayın sürecinde çalışmalarda bulunanlara çeşitli tavsiyelerde bulunan Sağın, doğru yayın seçiminin öneminden bahsetti.</span></p>
<p><span>Panelin ikinci oturumunda EÜ Tıp Fakültesi Eğitim Koordinatörü ve Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Öğr. Gör. Dr. Ozan Karaca “Makale Yazımında Teknolojinin Kullanımı” üzerine yaptığı konuşmada yapay zekânın eğitimdeki yerine ve önemine değindi. Yapay zekâ işleme modelleri teknolojisinin kullanım alanlarının gelişip, genişlemesinden bahseden Karaca, pek çok konuda teknolojinin yapay zekâ yönünün kullanıldığını belirtti. </span></p>
<p><span>Panelin üçüncü oturumunda ise EÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Fizyoterapi Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Özkeskin tarafından hazırlanan “Revizyon Sürecindeki Makaleler için Stratejiler” başlıklı sunum gerçekleştirildi. Bir makalenin dergiye gönderildikten sonra başlayan revizyon sürecinden bahseden Özkeskin, bu süreçte yapılması ve yapılmaması gerekenlerin üzerinde durdu. Uygun dergi seçiminin öneminden bahseden Özkeskin, hakem değerlendirmesinin ardından revizyon sürecinde yaşananları anlattı. </span></p>
<p><span>Panelin sonunda dinleyicilerin sorularının cevaplandırılmasının ardından EÜ Hemşirelik Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Eda Dolgun’un katılımcılara teşekkür belgesi takdimi ile panel son buldu.  </span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hemsirelik-fakultesinde-bilimsel-yayin-surecinde-kolaylastiricilar-konusuldu-459464">Hemşirelik Fakültesinde &#8220;Bilimsel Yayın Sürecinde Kolaylaştırıcılar&#8221; konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşk psikiyatrik bir hastalık mı? Psikiyatrik hastalıklarda görünen bulgular aşk sürecinde de görülüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ask-psikiyatrik-bir-hastalik-mi-psikiyatrik-hastaliklarda-gorunen-bulgular-ask-surecinde-de-goruluyor-429566</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Dec 2023 07:38:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[bulgular]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[görünen]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarda]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrik]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=429566</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüz dünyasında aşkın evrensel bir olgu olduğunun kabul edildiğini ifade eden uzmanlar, çok sayıda araştırmanın da aşkın kültürel bağlamsal koşullardan etkilendiğine işaret ettiğini söylüyor. Aşkın ilişkiyi başlatıcı olduğunu dile getiren Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, “Aşk, kısmi kontrolümüzdedir. Daha geçicidir. Sevgi ise karşı tarafı tanımakla, bilmekle daha çok ilişkilidir.” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ask-psikiyatrik-bir-hastalik-mi-psikiyatrik-hastaliklarda-gorunen-bulgular-ask-surecinde-de-goruluyor-429566">Aşk psikiyatrik bir hastalık mı? Psikiyatrik hastalıklarda görünen bulgular aşk sürecinde de görülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüz dünyasında aşkın evrensel bir olgu olduğunun kabul edildiğini ifade eden uzmanlar, çok sayıda araştırmanın da aşkın kültürel bağlamsal koşullardan etkilendiğine işaret ettiğini söylüyor. Aşkın ilişkiyi başlatıcı olduğunu dile getiren Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, “Aşk, kısmi kontrolümüzdedir. Daha geçicidir. Sevgi ise karşı tarafı tanımakla, bilmekle daha çok ilişkilidir.” dedi.</strong></p>
<p><strong>Dr. Mert Sinan Bingöl: “Aşk, neredeyse tüm psikiyatrik hastalıklara ait kriterleri bünyesinde barındıran coşkunluk hâlidir.”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, ‘Aşkın Nörofizyolojisi’ konusunu değerlendirdi.</p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, ilişki kavramının insanın hayatındaki belki de en değerli kavramlardan biri olduğunu ifade ederek, bağ kurmanın önemli olduğunu ve beynin birbirini ‘tamamlayıcı’ özellikte olan ‘iki yarımküreden’ oluşuyor olmasına da işaret etti.</p>
<p><strong>İletişim olmazsa nöronlar da insanlar da kuruyup ölüyor</strong></p>
<p>Nöronlar, birbirleriyle ne kadar sık iletişim kurarsa aradaki bağlantıların o kadar güçlü olacağını dile getiren Dr. Mert Sinan Bingöl, “Bu nöronal bağlantılar; genetik, mizaç ve çevresel etkileşimler sonucunda daha çok gelişir ya da geriler. Doğada izole bir hâlde var olabilecek ne bir nöron ne de bir insan vardır. Karşılıklı uyarıcı etkileşimler olmazsa nöronlar ve insanlar kuruyup ölürler.” dedi. </p>
<p><strong>Aşk nedir?</strong></p>
<p>Aşkı; ‘Her iki tarafın da daha iyi ilişkiler yaratabilecek olan hayal gücüyle olumlu yanılsamalara kapıldığı ve diğer kişiye kendisinin idealize ettiği önyargılı bir imgeye, ayrılmaz biçimde bağlandığı yoğun bir süreç’ olarak tanımlayan Dr. Mert Sinan Bingöl, günümüz dünyasında aşkın evrensel bir olgu olduğu kabul edilmekle birlikte çok sayıda araştırma bulgusunun aşkın kültürel bağlamsal koşullardan etkilendiğine işaret ettiğini söyledi.</p>
<p>“Tutkulu aşk, kendi ruhsal ve fizyolojik ihtiyaçlarımızla ilişkilidir.” diyen  Dr. Mert Sinan Bingöl, aşkın ilişkiyi başlatıcı olduğunu da dile getirerek, “Aşk, kısmi kontrolümüzdedir. Daha geçicidir. Sevgi ise karşı tarafı tanımakla, bilmekle daha çok ilişkilidir. Nesnesi bellidir. İlişkiyi sürdürücüdür. Özenle beslenip büyütülen bir şeydir. Sürece bağlı olarak daha kalıcı olabilir. Güvenle ilişkilidir. Aşık olma süreci; genetik, hormonlar, çevresel ve psikolojik deneyimlerle oluşmaktadır.” dedi. </p>
<p><strong>Peki aşk bir hastalık mı?</strong></p>
<p>Dr. Mert Sinan Bingöl, “Aşk, neredeyse tüm psikiyatrik hastalıklara ait kriterleri bünyesinde barındıran coşkunluk hâlidir. Psikiyatrik hastalıklarda görünen belirtilerin ve bulguların hemen hemen hepsi bir aşk sürecinde görülebiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Cinsel uyaranlara erkekler daha duyarlı</strong></p>
<p>Duygularının hissedilebilmesi için bilişsel faktörlerin tek başına yeterli olmadığını, aynı zamanda belli bir duyguya uygun nörokimyasal ve otonomik sinir sistemi tepkilerinin de olabilmesi gerektiğini kaydeden Dr. Mert Sinan Bingöl, şunları da ifade etti:</p>
<p>“Cinsel uyarılma sırasında aktive olan beyin bölgeleri romantik aşk sürecinde aktive olanlarla benzerdir. Aşk ve sevgi ilişkileri, beyindeki ödüllendirme sisteminin (limbik sistem) aktivasyonuna da dayanan karmaşık nörobiyolojik fenomenlerdir. Amigdala; görsel ve işitsel uyaranların kesişme noktasını oluşturması ve limbik sistem, beyin kabuğu ve beyin sapı ile yaptığı yaygın bağlantılar nedeniyle özellikle önem taşır. Erkek amigdalasının dişi amigdalasından yüzde 20 daha büyük olduğu bilinmektedir. Bu nedenle görsel cinsel uyaranlara erkek amigdalası daha duyarlıdır. Bu bilgi, erkeklerde pornografinin daha yaygın görülmesini ve kadınların neden görsel uyaranlar karşısında erkekler kadar hızlı uyarılmıyor oluşunu açıklayabilir.”</p>
<p><strong>Anne babanı seçemiyorsun, eşini seçiyorsun ama nasıl?</strong></p>
<p>İnsanların ebeveynlerini, kardeşlerini ya da çocuklarını seçemediğini ama kendi tercihi olarak eşini seçebildiğini dile getiren Dr. Mert Sinan Bingöl, “Onu da büyük oranda bilinçdışı seçiyoruz. Fiziksel çekim, bir kişiyle karşılaştığımızda ilk dikkat ettiğimiz özelliktir. Karşı cinsin yakışıklı veya güzel bulunması gibi dış özellikler, ilişkinin erken aşamalarında en önemli belirleyicilerinden biridir.” şeklinde konuştu. </p>
<p>Fiziksel çekiciliğin kısa süreli ilişkilerde ve tanışma sırasına daha önemli olduğunu kaydeden Dr. Mert Sinan Bingöl, “Coğrafi yakınlık da çekim açısından önemlidir. Özellikle ergenlik ve sonrasında aynı mahallede, okulda, iş yerinde bulunuyor olmak ilgi duyma ve yakınlaşma olasılığımızı arttırır.” dedi.</p>
<p>Kültürel ve sosyal normların benzer olana çekim duyulmasını sağladığını da ifade eden Dr. Mert Sinan Bingöl, “Evrimsel, biyolojik ve bilinçdışı normlar ise bizi zıt olana yöneltmektedir. Hem kendimize benzeyen kişileri daha çekici buluruz hem bizim gibi olan eşlere kucak açarız hem de beraber uzun yıllar geçirdiğimiz eşimize daha çok benzeşiriz. Tamamlayıcılık da önemli bir faktördür. Zıtlık ve farklılıklara rağmen mutlu olabilen çiftlerde, en önemli etken uyumluluktur.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Erkeklerin cinsel çekimden daha hızlı etkileniyor</strong></p>
<p>Bireyin vücudunda salgılanan hormonların cinsel istek için önemli bir etken olduğunun gözlemlendiğini de belirten Dr. Mert Sinan Bingöl, “Güçlü bir ilişkide cinsel çekiciliği yok sayamayız. Cinsel çekiciliğin varlığı önemlidir. Genel çalışmalar erkeklerin cinsel çekimden daha hızlı etkilendiğini gösteriyor. Aşinalık ve benzerlik, dostluk ve anlaşmayı geliştirse de tutkulu aşk ve cinsel çekimi ateşlemek için bir ölçüde yabancılık ve benzemezlik gerekir. Son tahlilde egzotik olan erotik olur. ‘Coolide Etkisi’ olarak bilinen yenilik etkisi araştırması bize gösteriyor ki dopamin kısa süreli heyecana; oksitosin ise bağlanma temelinde uzun soluklu güvenilir bir ilişkiye itmektedir.” dedi.</p>
<p>Stres faktörlerinin, aşk süreçlerini en çok tetikleyen unsurlar olduğuna da vurgu yapan Dr. Mert Sinan Bingöl sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Özellikle tutkulu aşka dönüşümde bir engel vardır. Engel ne kadar fazla ise çekim o kadar artıyor. Kişi kurtarıcı bekliyor bu durum aşkı tetikliyor. Kişi stres anında uyarılmış oluyor ve o duygunun varlığını daha çok hissediyor. </p>
<p>Karşılılık unsuru aşkı besler, aşk karşılığında aşkı ister, bunu bulduğumuzda güçlü bağlanmalar yaşıyoruz. Seçtiğimiz kişinin bizden bir parça taşıdığı düşünülür bu duruma eksikliğin giderilme ihtiyacı diyebiliriz. Hayata aynı açıdan değil, aynı acıdan bakanlar birbirlerine daha çok çekim hissederler. Aynı noktadan yaralananlar birbirlerine daha hızlı çekim hissederler.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ask-psikiyatrik-bir-hastalik-mi-psikiyatrik-hastaliklarda-gorunen-bulgular-ask-surecinde-de-goruluyor-429566">Aşk psikiyatrik bir hastalık mı? Psikiyatrik hastalıklarda görünen bulgular aşk sürecinde de görülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zeka uygulamaları diş tedavisi sürecinde artık daha fazla kullanılıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-uygulamalari-dis-tedavisi-surecinde-artik-daha-fazla-kullaniliyor-425018</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Nov 2023 21:04:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamaları]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=425018</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diş tedavisinde yapay zeka uygulamalarının, tedavi sürecini iyileştirmek ve dental sağlık hizmetlerini optimize etmek için giderek daha fazla kullanıldığını belirten uzmanlar bazı uygulamaların halen gelişmekte olduğunu söylüyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-uygulamalari-dis-tedavisi-surecinde-artik-daha-fazla-kullaniliyor-425018">Yapay zeka uygulamaları diş tedavisi sürecinde artık daha fazla kullanılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Hem hastaların hem de hekimlerin hayatını kolaylaştırıyor</strong></p>
<p><strong>Yapay zeka uygulamaları diş tedavisi sürecinde artık daha fazla kullanılıyor</strong></p>
<p><strong>Diş tedavisinde yapay zeka uygulamalarının, tedavi sürecini iyileştirmek ve dental sağlık hizmetlerini optimize etmek için giderek daha fazla kullanıldığını belirten uzmanlar bazı uygulamaların halen gelişmekte olduğunu söylüyor. Yapay zekanın, diş hekimlerine cerrahi müdahalelerde yardımcı olmak için robotik sistemlerle entegre edilebileceğine değinen Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Bu avantajlar, diş tedavisi teknolojilerinin hayatımızı kolaylaştırdığı ve daha etkili, daha rahat ve daha kalıcı tedaviler sağladığı anlamına gelir. Ancak, teknolojilerin kullanımı, uzmanlık ve deneyim gibi faktörlerle birlikte etkili hale gelir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Diş Hastanesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, henüz gelişme aşamasında olan diş hekimliğinde yapay zeka uygulamalarının, diş tedavisinde ne gibi avantajları olabileceğini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Diş tedavisinin her aşamasında yapay zeka kullanılabiliyor </strong></p>
<p>Diş tedavisinde yapay zeka uygulamalarının, tedavi sürecini iyileştirmek ve dental sağlık hizmetlerini optimize etmek için giderek daha fazla kullanıldığını belirten Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, tanı ve teşhisten hasta iletişimine kadar her aşamada yapay zeka uygulamalarının kullanıldığını söyledi.</p>
<p>Yapay zekanın, dental röntgen görüntülerini analiz ederek diş hastalıklarını tanılamada yardımcı olabileceğini ifade eden Bellaz, şöyle devam etti:</p>
<p>“Derin öğrenme algoritmaları kullanılarak, yapay zeka sistemleri diş çürükleri, periodontal hastalıklar ve diğer patolojik durumları tespit edebilir. Bu sayede, daha erken tanı ve tedavi müdahaleleri yapılabilir. Ayrıca diş hekimlerine tedavi planlama sürecinde rehberlik edebilir. Hastanın ağız yapısı ve mevcut diş durumu gibi faktörleri değerlendirerek, optimal bir tedavi planı oluşturabilir. Bu planlamalar, implant cerrahisi, protez uygulamaları ve ortodontik tedaviler gibi karmaşık işlemlerde özellikle faydalı olabilir.”</p>
<p><strong>Yapay zeka, robotik sistemleri yönlendirerek cerrahi sürecin doğruluğunu artırabilir </strong></p>
<p>Yapay zekanın, diş hekimlerine cerrahi müdahalelerde yardımcı olmak için robotik sistemlerle entegre edilebileceğine değinen Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Robotik cerrahi, hassas ve tekrarlanabilir işlemler yapabilme yeteneği sayesinde implant yerleştirme veya kök kanal tedavisi gibi prosedürlerde kullanılabilir. Yapay zeka, robotik sistemleri yönlendirerek cerrahi sürecin doğruluğunu artırabilir.” dedi.</p>
<p>Yapay zekanın diş hekimlerinin hastane veya klinik yönetimi konusunda da yardımcı olabileceğini belirten Bellaz, “Randevu planlaması, hasta kayıtları, faturalandırma ve envanter yönetimi gibi işlemleri otomatikleştirerek verimliliği artırabilir. Ayrıca, yapay zeka hastalarla iletişimde de kullanılabilir. Ses veya metin tabanlı konuşma arabirimleri aracılığıyla hastaların sorularını yanıtlayabilir, tedavi süreciyle ilgili daha fazla bilgiye erişmesi ve kendi sağlık yönetimine daha etkin bir şekilde katkıda bulunmasını sağlayabilir. Chatbotlar, hasta sorularını yanıtlayabilir ve randevu taleplerini yönetebilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Daha az ağrılı tedaviler yapılabiliyor </strong></p>
<p>Diş tedavisinde gelişen teknolojinin hem hastanın hem de hekimlerin hayatını nasıl kolaylaştırdığına da değinen Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Gelişmiş diş tedavisi teknolojileri, tedavi sürelerini kısaltarak daha hızlı sonuçlar elde etmeyi mümkün kılar. Örneğin, CAD/CAM (Bilgisayar Destekli Tasarım/Bilgisayar Destekli Üretim) teknolojisi kullanılarak, diş implantları, dental kronlar veya veneerler gibi restorasyonlar aynı gün içinde yapılabilir. Bu da hastaların tekrar tekrar kliniklere gitmek zorunda kalmadan tek seansta tedavi olmalarını sağlar.” dedi.</p>
<p>Gelişmiş anestezi teknikleri ve dijital görüntüleme sistemleri gibi teknolojilerin de diş tedavileri sırasında ağrı ve rahatsızlığı minimize etmeye yardımcı olduğunu ifade eden Bellaz, ayrıca lazer teknolojisi kullanılarak, daha az invaziv ve daha az ağrılı tedavilerin yapılabildiğini söyledi.</p>
<p><strong>“Teknolojilerin kullanımı, uzmanlık ve deneyim gibi faktörlerle birlikte etkili hale gelir”</strong></p>
<p>Diş tedavisi için kullanılan dijital röntgen cihazları, üç boyutlu görüntüleme sistemleri ve intraoral tarayıcılar gibi teknolojilerin, diş hekimlerinin daha doğru teşhisler koymalarını sağladığını belirten Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz şunları şöyledi:</p>
<p>“Bu da tedavi sürecinin daha etkili olmasını ve gereksiz prosedürlerin önlenmesini sağlar. Teknoloji, diş hekimleri ve hastalar arasındaki iletişimi artırır. Hasta eğitimi için kullanılan dijital görseller ve simülasyonlar, hastaların tedavi sürecini daha iyi anlamalarına yardımcı olur. Gelişmiş diş tedavisi teknolojileri, tedavi sonrası uzun vadeli sonuçların iyileştirilmesine yardımcı olur. Örneğin, dental implantlarda kullanılan kemik büyüme uyarıcıları ve implant tasarımı teknolojileri, implantın vücut tarafından daha iyi kabul edilmesini ve uzun süreli dayanıklılığını sağlar.</p>
<p>Bu avantajlar, diş tedavisi teknolojilerinin hayatımızı kolaylaştırdığı ve daha etkili, daha rahat ve daha kalıcı tedaviler sağladığı anlamına gelir. Ancak, teknolojilerin kullanımı, uzmanlık ve deneyim gibi faktörlerle birlikte etkili hale gelir.”</p>
<p><strong>Diş hekimliği teknolojileri gelişmeye devam ediyor </strong></p>
<p>Diş hekimliğinde kullanılan yeni teknolojik cihazlara da değinen Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, bu teknolojileri şöyle anlattı:</p>
<p>“İntraoral tarayıcılar, diş hekimlerine hastaların ağızlarını dijital olarak tarayarak üç boyutlu modeller oluşturma imkanı sağlar. Bu sayede geleneksel alçı kalıplarının kullanılması gereksinimi ortadan kalkar ve daha hızlı, daha doğru ve daha konforlu bir şekilde diş restorasyonları yapılabilir. CAD/CAM (Bilgisayar Destekli Tasarım/Bilgisayar Destekli Üretim) sistemleri, diş hekimlerinin bilgisayar ortamında diş restorasyonlarını tasarlamalarını ve üretmelerini sağlar. Bu sistemler, dental kronlar, veneerler, inleyler/onleyler, diş implantları ve diğer restorasyonlar gibi özelleştirilmiş diş yapılarını hızlı bir şekilde üretebilir. Dijital röntgen cihazları, geleneksel film tabanlı röntgenlerin yerini alarak diş hekimlerine daha hızlı, daha az radyasyon maruziyeti ve daha net görüntüler sunar. Bu sayede dişlerin ve çene yapısının daha iyi teşhisi sağlanır. Bunlar sadece birkaç örnek olup diş hekimliğinde sürekli bir gelişme artarak devam etmektedir.”</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-uygulamalari-dis-tedavisi-surecinde-artik-daha-fazla-kullaniliyor-425018">Yapay zeka uygulamaları diş tedavisi sürecinde artık daha fazla kullanılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Schneider Electric ve Boston University&#8217;nin Ortak Çalışması, Net Sıfır Binalara Geçiş Sürecinde 2 Milyondan Fazla Yeni İstihdam Yaratılabileceğini Ortaya Koyuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/schneider-electric-ve-boston-universitynin-ortak-calismasi-net-sifir-binalara-gecis-surecinde-2-milyondan-fazla-yeni-istihdam-yaratilabilecegini-ortaya-koyuyor-415583</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Oct 2023 19:42:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[binalara]]></category>
		<category><![CDATA[boston]]></category>
		<category><![CDATA[çalışması]]></category>
		<category><![CDATA[electric]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[geçiş]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[koyuyor]]></category>
		<category><![CDATA[milyondan]]></category>
		<category><![CDATA[net]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[ortaya]]></category>
		<category><![CDATA[schneider]]></category>
		<category><![CDATA[sıfır]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<category><![CDATA[universitynin]]></category>
		<category><![CDATA[yaratılabileceğini]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415583</guid>

					<description><![CDATA[<p>Enerji yönetimi ve otomasyonun dijital dönüşümüne liderlik eden Schneider Electric ve uluslararası çapta öncü eğitim kurumu Boston University binalarda temiz enerji teknolojilerinin benimsenmesinin istihdama etkilerini araştıran yeni bir rapor yayınladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/schneider-electric-ve-boston-universitynin-ortak-calismasi-net-sifir-binalara-gecis-surecinde-2-milyondan-fazla-yeni-istihdam-yaratilabilecegini-ortaya-koyuyor-415583">Schneider Electric ve Boston University&#8217;nin Ortak Çalışması, Net Sıfır Binalara Geçiş Sürecinde 2 Milyondan Fazla Yeni İstihdam Yaratılabileceğini Ortaya Koyuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Enerji yönetimi ve otomasyonun dijital dönüşümüne liderlik eden Schneider Electric ve uluslararası çapta öncü eğitim kurumu Boston University binalarda temiz enerji teknolojilerinin benimsenmesinin istihdama etkilerini araştıran yeni bir rapor yayınladı. Boston University Küresel Sürdürülebilirlik Enstitüsü (IGS) ve Schneider Electric Sürdürülebilirlik Araştırma Enstitüsü (SRI) tarafından gerçekleştirilen bu araştırmaya göre, binaların yeni teknolojilerle sürdürülebilirlik odaklı dönüşümü, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde 2 milyondan fazla yeni iş fırsatı yaratma potansiyeli taşıyor. Net sıfır binalara giden yolculuğun 141 milyondan fazla iş yılı yaratması bekleniyor.</p>
<p>“Yeşil Bir Gelecek İnşa Etme: Düşük Karbonlu Binalarda Elektrik, Isıtma ve Depolamanın İş Yaratma Potansiyelinin İncelenmesi” başlıklı araştırma makalesi, düşük karbonlu yeni nesil binaların iş yaratma potansiyelini bu denli ayrıntılı bir düzeyde ele alan ilk çalışma. Mikro ölçekli bir bakış açısıyla araştırma, Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya bölgelerindeki konut, hastane, otel, ofis, satış ve eğitim alanlarını kapsayan düşük karbonlu bina modelleri için küresel istihdam sonuçlarını inceliyor. Veriler, özellikle tüketici tarafından üretilen yenilenebilir enerji kaynakları için çatı üstü güneş panelleri, ısı pompaları ve enerji depolama pillerinin kullanımına ilişkin potansiyele odaklanıyor. Bugün kolayca erişilebilen bu düşük karbonlu teknolojiler, küresel ölçekte sera gazı emisyonlarının azaltılması açısından kritik öneme sahip olan bina sektörünün elektrifikasyonunu ve dijitalleşmesini destekliyor. Buna bağlı istihdam tahminleri ise 2050 küresel net sıfır hedefleriyle uyumlu olarak, binaların %100 yenilenmesi için öngörülen bir zaman çizelgesi doğrultusunda hazırlandı.</p>
<p><strong>Schneider Electric İklim ve Enerji Dönüşümü Araştırmaları Kıdemli Başkan Yardımcısı ve SRI Yöneticisi Vincent Petit</strong>; “Modern teknolojiler sayesinde binaları hızla net sıfıra dönüştürmek mümkün ve bu, sadece çevresel değil sosyoekonomik faydaları da beraberinde getiriyor. Teknoloji odaklı bu dönüşümün şimdiye dek pek konuşulmayan istihdama etkisini bu araştırma ile ele alıyoruz. Böylece sürdürülebilirlik odaklı dönüşümün çok katmanlı faydalarını görünür kılıyoruz” dedi.  </p>
<p>Araştırmadan öne çıkan bulgular ise şu şekilde:</p>
<ul>
<li>İş yaratma potansiyeli hem bölgeye hem de bina türlerine göre incelendi. Buna göre, konut binaları için bina başına yaklaşık 0,05 iş yaratılabilir. Ticari binalar için bu rakam 0,3 ile 4,7 arasında değişiyor. Birleştirilmiş konut ve ticari bina sayısı göz önüne alındığında, bu dönüşümün yeni iş yaratma potansiyeli milyonları aşıyor.  </li>
<li>Avrupa’da ülke bazında bu potansiyel incelendiğinde; Fransa’da 295.000, Almanya’da 257.000 İtalya’da 252.000, İngiltere’de 247.000, İspanya’da 212.000 ve Hollanda’da 66.000 istihdam yaratılacağı öngörülüyor. </li>
<li>Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin çeşitli bölgelerinde önemli ölçüde istihdam yaratılması beklenirken, özellikle Güney ve Güneydoğu bölgelerinde 319.000 yeni iş olanağı ile önemli bir büyüme tahmin ediliyor.  </li>
<li>En büyük istihdam yaratma potansiyeli, güneş enerjisi potansiyeli yüksek olan bölgelerde ve bina türlerinde büyük binalar için ısı pompalarının ve batarya depolamanın kurulumundan kaynaklanıyor. </li>
<li>Isı pompaları, solar PV ve bataryalar için en büyük istihdam payı inşaat ve kurulumdan geliyor. </li>
<li>Araştırma aynı zamanda, Schneider Electric’in bu düşük karbonlu çözümleri uygularken %60&#8217;ın üzerinde ve mevcut ofis binalarında dijital bina ve güç yönetimi çözümlerini uygularken %70&#8217;e kadar karbon emisyonu azaltımı sağlanabileceğini gösteren iki yeni bulgusunu destekliyor.  </li>
</ul>
<p>Schneider Electric ve Boston University iş birliğinde gerçekleştirilen araştırma, bina dönüşüm süreçlerinin çok katmanlı etkilerini gözler önüne sererek kurumlar ve hükümetlerin bu alandaki yatırımları için önemli bir kaynak rolü oynuyor. Net sıfır binalara geçişin istihdama sunacağı katkının anlaşılması, yeşil enerjiye geçişi de destekliyor ve teşvik ediyor. </p>
<p><strong>Schneider Electric Hakkında</strong></p>
<p>Schneider’in amacı herkesin <strong>enerji ve kaynaklardan en iyi şekilde faydalanmasına yardımcı olmak, süreçleri ve sürdürülebilirliği ilişkilendirmektir</strong>. Schneider Electric&#8217;te biz buna <strong>Life Is On</strong> diyoruz.</p>
<p>Misyonumuz <strong>Sürdürülebilirlik ve Verimlilikte dijital iş ortağınız olmaktır</strong>.</p>
<p>Dijital dönüşümü teşvik etmek amacıyla kullanım döngüsünün tamamında dünya lideri süreç ve enerji teknolojilerini, uç nokta &#8211; bulut bağlantı ürünlerini, kontrolleri, yazılım ve hizmetleri entegre ediyor; evler, binalar, veri merkezleri, altyapı ve sektörlerde entegre şirket yönetimini mümkün kılıyoruz.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/schneider-electric-ve-boston-universitynin-ortak-calismasi-net-sifir-binalara-gecis-surecinde-2-milyondan-fazla-yeni-istihdam-yaratilabilecegini-ortaya-koyuyor-415583">Schneider Electric ve Boston University&#8217;nin Ortak Çalışması, Net Sıfır Binalara Geçiş Sürecinde 2 Milyondan Fazla Yeni İstihdam Yaratılabileceğini Ortaya Koyuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gıdanın Yüzde 30&#8217;u Tedarik Sürecinde Kaybediliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gidanin-yuzde-30u-tedarik-surecinde-kaybediliyor-415229</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Oct 2023 16:24:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[gıdanın]]></category>
		<category><![CDATA[kaybediliyor]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<category><![CDATA[tedarik]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415229</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sürdürülebilirlik Akademisi ve TÜGİS tarafından her yıl Dünya Gıda Günü ile eş zamanlı gerçekleştirilen “Sürdürülebilir Gıda Zirvesi” gıda endüstrisinin mevcut sınırlarını ve gıda sistemlerindeki durumu mercek altına aldı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gidanin-yuzde-30u-tedarik-surecinde-kaybediliyor-415229">Gıdanın Yüzde 30&#8217;u Tedarik Sürecinde Kaybediliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sürdürülebilirlik Akademisi ve TÜGİS tarafından her yıl Dünya Gıda Günü ile eş zamanlı gerçekleştirilen “Sürdürülebilir Gıda Zirvesi” gıda endüstrisinin mevcut sınırlarını ve gıda sistemlerindeki durumu mercek altına aldı. Bu yıl 9’uncusu düzenlenen zirvenin ilk gününde, 13 oturumda gıda sanayinden yarının gıdalarına, sürdürülebilir tedarik zincirinden gıda inovasyonlarına kadar önemli konular ele alındı. Kamu, sivil toplum, akademisyenler, sektörün önde gelen markaları, girişimci ve yatırımcıların geniş katılım gösterdiği zirvede, gıda israfı uyarısı yapıldı. Yaşanan gıda israfına dikkati çeken sektör temsilcileri, “Türkiye’de günde üretilen 80 milyon adet ekmeğin, 14 milyon adedi israf ediliyor. Gıdanın yüzde 30’u, yani 3’te 1’i tedarik sürecinde kaybediliyor” uyarısı yaptı. Uzmanlar, artan nüfusu beslemek için hayvan kesmeden kök hücre ve bitkisel üretimle et ve süt ürünleri üretimine ilginin arttığına dikkat çekti.</p>
<p><strong>Yeşil dönüşüm odak noktamız</strong></p>
<p>Zirvede konuşan <strong>Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, </strong>bakanlık bünyesinde yeşil dönüşüm, akıllı ulaşım, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda çalışmalar yaptıklarını söyledi. Gıda israf ve kayıpların azaltılması, hileli gıdanın önlenmesi ve organik tarımın artırılması gibi hedeflere ulaşmak için çalıştıklarını söyleyen Gürcan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeşil dönüşüm perspektifiyle hareket ediyoruz. Yenilenmiş ürünlerin satışına yönelik yönetmelik bu çalışmalarımızın bir örneği. Tablet, telefon, oyun konsolları gibi elektronik ürünlerin yenilenerek satışa sunulmasının önü açıldı. Önümüzdeki dönemde bunun kapsamını genişleteceğiz. İthal edilen bu ürünlerde, dış ticaret açığımızın kapatılmasına da katkı sağlayacağını öngörüyoruz. Yine sıfır atıkta, gıda başta olmak israf profilini ortaya koyan bir çalışma başlattık. Haksız fiyatla mücadeleye yönelik çalışmalarımız da sürüyor. Bu kapsamda 81 ilde müfettişlerle denetimler aralıksız sürüyor. Bu kapsamda 2023 yılında fahiş fiyat uyguladığı tespit edilen firmalara yaklaşık 90 milyon TL idari para cezası kesildi. Tarım ürünlerinin modern depolanması için lisansı depoculuk hayata geçirildi ve 45 ilde 184 lisanlı depo işletmemiz, şubeleriyle birlikte 288 noktada lisanslı depoculuk gösteriyoruz. Bu işletmelerin toplam depolama kapasitesi 9,7 milyon tona ulaştı. Lisanslı depolardaki malların alınıp satıldığı, Türkiye ürün ihtisas borsasındaki işlem hacmi de 163.87 milyar TL’ye ulaştı.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Stokçuluk yapanlara 142,5 milyon TL ceza</strong></p>
<p>Vatandaşları korumaya yönelik faaliyetleri de sürdürdüklerinin vurgulayan Gürcan, otomotiv ve emlaktaki fahiş fiyatlara yönelik çalışmalarını sürdürdüklerini, stokçulukla ilgili de önemli adımlar attıklarını açıkladı. Gürcan, “Otomotivde 6 ay 6 bin kilometre olarak bilinen pazarlama ve satış kısıtlamasına yönelik düzenlemeyi hayata geçirdik. Süreci 1 Ocak 2024’e kadar uzattık. Kuralı ihlal eden 126 firmaya ceza kesildi. Stokçuluk yapan 28 firmaya da 142,5 milyon TL idari para cezası uyguladık” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p><strong>Suyun bilinçsiz kullanımı endişeleri artırıyor</strong></p>
<p><strong>Türkiye Gıda Sanayi İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, zirvenin açılışında yaptığı konuşmada, </strong>gıdada sürdürülebilir kavramını bütüncül bir şekilde ele almak gerektiğini, sorunları belirlemek kadar çözüm üretmenin de büyük önem taşıdığını vurguladı. Kuraklıktan olumsuz etkilenmede tarımı ve gıdanın ilk sıralarda yer aldığına vurgu yapan Sidar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Su kaynakları kısıtlı ve tarımda suyun bilinçsiz kullanımı endişelerimizi artırıyor. FAO’nun ‘su hayattır’ mottosundan yola çıkarsak, günlük gıda ihtiyacı için 4 ton suya ihtiyaç var. Tarım uygulamaları, su kaynaklarını etkiliyor. Bu noktada adımlar atılması gerekiyor, yoksa geç kalacağız. Gıda israfı da bir başka önemli sorun. Dünyada üretilen gıdanın yüzde 30’u sevkiyat sırasında israf oluyor, uygun olmayan nakliye ve depolama koşullarından dolayı.”</p>
<p><strong>Gıda sanayisi teşvikle desteklenmeli</strong></p>
<p><strong>Sürdürülebilirlik Akademisi Başkanı Murat Sungur Bursa, </strong>gıdanın geleceği için değişim ve dönüşümü esas aldıklarına vurgu yaptı. Bu yıl Cumhuriyet’in 100’üncü kuruluş yıl dönümünün kutlandığını anımsatan Bursa, “İkinci yüz yılda çok büyük hedeflerimiz var ve bu hedeflerin ötesine geçmek için çalışmalıyız. En önemli sorunumuz çalışma ve üretme. İki başlığı gerçekleştirmek için, gerçek anlamda Kurtuluşu Savaşı seferberliği kadar büyük seferberlik ilan etmeliyiz” dedi. İşsizliğin yaşandığı ortamda birçok işletmenin çalıştıracak eleman bulamadığını dile getiren Bursa, “Turizm bölgesine gidin lokanta, tarlaya giden işçi, sanayiye gidin çırak, kalfa, işçi… Bütün bunlarda eksiklikler görüyoruz, o nedenle çok gayret etmeliyiz” dedi. Gıdada bir konuya dikkati çeken Bursa, “Son dönemde savunma sanayisindeki başarılar göğsümüzü kabartıyor. Bizim gıda sektöründe, nasıl ki savunma sanayine yönelik teşvikler veriliyor, gıda sektöründe de önemli alt yapı desteklerine ihtiyacımız var” diye konuştu. </p>
<p><strong>Güçlü değil, güçlendiren liderler</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve CEO’su Mehmet Tütüncü, </strong>dünyada birçok şeyin hızla değiştiğini, hızlı değişimin de belirsizlik ortamı yarattığına işaret ederek, bunun hızlı öğrenmeyi zorunlu kıldığını vurguladı. Tütüncü, şöyle devam etti: “Sürekli öğrenmeye geçmemiz gerekiyor. Her şey değişirken, günümüzde liderlik ve şirket kültürü modelinin de değişmesi gerekiyor. Bugünkü işimize odaklanırken, geleceği de düşünmeli. Liderler artık birden fazla şapka takmak zorunda. Sadece bugüne odaklanırsak, geleceğe yanıt vermek için geç kalabiliriz. Güçlü liderler değil, güçlendiren liderler olmalı. Hep ‘lider burada’ demek zorunda değilsiniz ancak çalışanın ihtiyacı olduğunda yol göstermelisiniz. Bunu yapmak için de işin dinamiklerini iyi bilmek gerekiyor.” Bu noktada üç kritik konuya vurgu yapan Mehmet Tütüncü, bunları belirsizlik &#8211; gündemi yönetmek, şirket hedeflerini, yüksek performansı yönetmek ve şirketleri geleceğe hazırlamak olarak sıraladı. Gıdanın stratejik bir ürün olduğuna vurgu yapan Tütüncü, “İnsan var olduğu sürece gıdaya ihtiyaç olacak. Gıdada riskler her geçen gün büyüyor. Artan göçler de gıda krizine aslında yol açıyor. Bir yer gıdaya ulaşamazken, bir yere talep yığılıyor. Bioçeşitlilik kaybı da sorun yaratıyor. Su konusu da öncelikli problemlerden biri. Gıda sofraya gelene kadar üretimin 3’te 1’i yolda kayboluyor. FAO, tarımsal üretimin yüzde 70 artması gerektiğini söylüyor. Biz tarladan sofraya yönelik çalışmalar, sözleşmeli üretim ve eğitimlerle verimliliğin artırılmasın için birçok projeye destek veriyoruz” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p><strong>Bitkisel bazlı proteine 250 milyon dolarlık yatırım</strong></p>
<p><strong>Tiryaki Agro CEO’su Süleyman Tiryakioğlu, </strong>“Dünya 1950’lerden bu yana verimlilik artışına odaklandı, bu konuda çok önemli atılımlar yaptık. Ancak bu metodun vahşi bir yaklaşım olduğuna, bu yaklaşımın toprak sağlığına, kırsal kalkınmaya ve gıda güvenliğine tehdit oluşturduğuna şahit oluyoruz. Üstüne bir de iklim değişikliği eklenince geleneksel metotların dönüştürülmesi artık zorunlu hale geldi.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Risklere karşı dayanıklı yönetim anlayışı</strong></p>
<p><strong>Ülker CEO’su Mete Buyurgan,</strong> iklim kriziyle mücadelede gıda sektörünün değişim ve uyum potansiyeline rağmen bundan etkilenecek sektörler arasında yer aldığına dikkat çekti. Buyurgan şu değerlendirmeyi yaptı: “Ülker olarak küresel gündemler, risk ve fırsatlar doğrultusunda yeni bir sürdürülebilirlik vizyonu oluşturduk. Hedeflerimizi ve çalışmalarımızı Dünyamız, Değer Zinciri, Çalışanlar ve Toplum olmak üzere dört başlık altında topladık. 2050 Net Sıfır yolculuğumuzda, orta ve uzun vadeli hedeflerimizi de bu çerçevede yeniledik. Sürdürülebilir ham madde tedarikine verdiğimiz önemli buğday, fındık, kakao özelinde projeler geliştiriyoruz. Risklere karşı daha dayanıklı bir yönetim anlayışına sahip olarak, liderliğimizi ve rekabet avantajımızı devam ettirmeyi hedefliyoruz.” </p>
<p><strong>80 milyon ton ekmek üretiliyor</strong></p>
<p><strong>UNO Yönetim Kurulu Üyesi &#038; CEO Vekili Evin Pehlivanlı, </strong>Türkiye’nin kişi başı ekmek tüketiminin en yüksek ülke olduğunu söyledi. Gıda israfının azaltılmasına odaklandıklarına işaret eden Pehlivanlı, israfın hangi noktalarda oluştuğuna ilişkin çalışma yaptıklarını, bunu yakında kamuoyu ile paylaşacaklarını, belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de günde 80 milyon adet ekmek üretiliyor, bunun 14 milyon adeti israf ediliyor. Neredeyse ürettiğimiz her 5 ekmekten biri israf ediliyor. Bu 14 milyonun 13,7 milyon adeti ambalajsız ekmekten oluşuyor. İsraf noktalarında, tedarik zinciri ve tüketim noktaları karşımıza çıkıyor. Tüketiciyle hiç buluşamayan ciddi gıda kaybı var. O nedenle ambalaj, gıda için koruma bariyeri. Havadan, nemden koruyor, bozulmasını ve küflenmesini önlüyor. Ekmeğe ömür sağlıyor. Ambalaj teknolojileri o nedenle çok önemli. Araştırmalarımız, ambalajlı ürünlerin israfı yüzde 50 azalttığını gösteriyor. Bizim ambalajlarımız, kazara doğaya karışması halinde, 24 ayda çözünerek yok alan ve hiçbir zararlı kalıntı bırakmıyor.” </p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Fiyat artık birinci kriter değil</strong></p>
<p><strong>Omron Endüstri Çözümleri Ülke Müdürü Yusuf Safran, dünyada nüfusun 2050’de 10 milyar, </strong>Türkiye’de 100 milyona ulaşmasının beklendiğine işaret ederek, bugünkü tüketim alışkanlıklarıyla devam edilmesi halinde, üç dünyaya daha ihtiyaç olduğunu vurguladı. Ambalaj konusuna da değinen Safran, global ölçekte yüzde 10’unun geri dönüştürülebildiğini, Türkiye’de bu oranın yüzde 9’un altında olduğunu düşündüğünü söyledi. Ayrışmaya izin veren, biyo çözünür yeni nesil paketlemelere ihtiyaç olduğunu vurgulayan Safran, günümüzde tüketici davranışının da değiştiğini belirterek, “Tüketici artık fiyat önemli ancak, etiket bilgilerine, çevreye duyarlılık gibi kriterleri de dikkat etmeye başladı” dedi. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yeşil dönüşüm OVP’ye girdi</strong></p>
<p><strong>Sütaş Yönetim Kurulu Üyesi ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Duygu Yılmaz, </strong>sürdürülebilirlikte artık aksiyon almak gerektiğini vurguladı. Yılma, şöyle devam etti. “Bu yıl o aksiyonların alınması zorunlu hale gelecek, hukuki zorunlulukların olacağı bir yıl. Avrupa Birliği’ne ihracat için. Bu konuda yoğun mesai harcanıyor. Yine Orta Vadeli Program’da (OVP) ilk defa yeşil dönüşüm başlığı açıldı. Bu, Türkiye’nin bu yolda yapmak istediklerine yönelik önemli bir adım” diye konuştu. <strong>Döhler CEO’su Can Aydemir, </strong>mevzuat beklemeden her şirketin şapkayı önüne koyup, gerekeni yapması gerektiğini söyledi. Aydemir, çayda ithalatı kesen önemli bir ihracat hikayesi yazdıklarını açıkladı. </p>
<p> </p>
<p><strong>Bağını sormayan tüketici geride kaldı</strong></p>
<p><strong>Ferrero Fındık Genel Müdürü Bamsi Akın, </strong>dünyada ve Türkiye’de sıfır emisyon için çalışmalar yaptığını, şirketlerin de bunu gündemlerine alması gerektiğini vurguladı. Değerli tarım ve fındık konusuna değinen Bamsi Akın, “Fındık tedarik zincirinin adil, sürdürülebilir ve şeffaf olmasını hedefliyoruz. Türkiye’de fındık değer zincirinin iyileştirilmesi için katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Sivil toplum kuruluşları, çiftçi ve değer zincirinin tüm paydaşlarıyla işbirliği yapıyoruz ve herkes için bir fındık sektörü hedefiyle, 2012 yılından bu yana Ferrero Değerli Tarım Sürdürülebilirlik programımızı da yürütüyoruz” diye konuştu. Çocukların oynayarak öğrenmesi kapsamında aktiviteler yaptıklarını belirten Akın, 10 yılda 21 bin aşkın çocuğa ve 9 bine yakın aileye ulaştıklarını söyledi. Tüketicinin artık ne yiyip içtiğini bilmek istediğini belirten Akın, “Üzümünü yiyip bağını sormayan tüketici artık geride kaldı. Tedarikçi şeffaflığı önem arz ediyor” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sıcaklık artışı riskleri de getiriyor</strong></p>
<p><strong>Pınar Et &#038; Çamlı Yem Başkan Yardımcısı Tunç Tuncer, </strong>iklim değişikliğiyle artan sıcaklık karşısında hayvancılık için yem üretiminde daralmaların söz konusu olduğunu belirterek, “Tarım arazilerinin de daraldığını görüyoruz” dedi. Yaşanan gelişmelerin ışında yapılan araştırmaların gıda kalitesinde de değişiklikler olduğunu gösterdiğine işaret eden Tuncer, sıcaklık artışının yeni riskleri de beraberinde getirdiğini sözlerine ekledi. </p>
<p><strong>  </strong></p>
<p><strong>Rasyonel tarıma geçmeliyiz</strong></p>
<p><strong>Danone Türkiye Sürdürülebilirlik Lideri Begüm Yontar Avcı,</strong> tatlı su kaynaklarını yüzde 74’ünün tarım için kullanıldığını, sürdürülebilirliği sadece karbon salınımına indirgemenin gerçekçi çözümlere götürmeyeceğine işaret etti. İklim değişikliğinden önce su kaynaklarının etkilenmesinin söz konusu olduğunun altını çizen Begüm Yontar Avcı, “Tarım ve hayvancılığın iklim krizinden en çok etkilenecek sektör olduğunu düşünüyorum. Akıllı tarımı hayata geçiremezsek, ürünlere üretim ve erişilebilirlikte sorunlar yaşanabilir. Rasyonel tarım politikalarına geçmeliyiz.” </p>
<p> </p>
<p><strong>Sektörümüze öncülük edeceğiz</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Palsgaard Türkiye Genel Müdürü Eymen Baltaşı Çırağıloğlu, </strong>Palsgaard’ın, bugün 100 yılı aşkın deneyimi, üreticilerin kullanımına sunduğu yüzlerce farklı ürünü ve derin teknik bilgisi ile dünya genelinde gıda, ambalaj ve kozmetik sektöründeki üreticilere emülgatör tedariği sağladığını söyledi. Çırağıloğlu, “Gıda israfının önlenmesine yönelik yenilikçi yaklaşımlarımız ile alanımızda, sektörümüze öncülük etmeye devam edeceğiz” dedi. <strong>Aromsa Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı Melis Yasa Aytaman ise </strong>döngüsel ekonomiye katkıda için çeşitli uygulamalar yaptıklarını belirterek, “Örneğin; çay, kahve ve domates posaları, narenciye  kabuğu gibi çeşitli atıkları farklı ürün gruplarında uyguluyoruz. Hammadde temini konusunda da Ar-Ge sürecinde döngüye dahil edilebilecek maddeleri araştırıyor ve yerel tedariği önceliklendiriyoruz” dedi. </p>
<p> </p>
<p> <strong>İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Beraat Özçelik, </strong>geleceğin gıda mühendislerini yetiştirdiklerini belirterek, “Sürdürülebilirlik konusunu ders içeriklerimize de yerleştirdik, öğrencilerimizi bu konuda donanımlı hale getirmeye çalışıyoruz” dedi. Hayvansal proteinlerin bitkisel yöntemlerle üretilmesine yönelik risklere değinen Özçelik, “Ucuz besin kaynağı olarak hayvancılık ürünlere ihtiyacımız var” dedi. <strong>Migros Kalite ve Çevre Yönetimi Direktörü Dr. Hülya Günay, </strong>56 üyesi olan Sürdürülebilir Gıda Platformunda, eş başkanı olduğu Gıda atığı çalışma grubunun çalışmalarından bahsetti. Günay, “Birinci önceliğimiz gıda atığının önlenmesi. Bu noktada sektöre yönelik 5 klavuz hazırladık. Süt ve süt ürünleri, kümes hayvanları, bal, hububat, kuru meyve ve çay sektörü gibi. Bunları ilgi bakanlığımızla da istişare edildi. Daha sonra bunu platform üzerinden duyurup, sektörün kullanımına sunacağız” dedi. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gidanin-yuzde-30u-tedarik-surecinde-kaybediliyor-415229">Gıdanın Yüzde 30&#8217;u Tedarik Sürecinde Kaybediliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Enerjisa Dağıtım Şirketleri Başkent EDAŞ, Ayedaş ve Toroslar EDAŞ&#8217;tan Hasar Başvuru Sürecinde Dijital Dönüşüm</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/enerjisa-dagitim-sirketleri-baskent-edas-ayedas-ve-toroslar-edastan-hasar-basvuru-surecinde-dijital-donusum-413232</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Oct 2023 10:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ayedaş]]></category>
		<category><![CDATA[başkent]]></category>
		<category><![CDATA[başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtım]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[edaş]]></category>
		<category><![CDATA[edaştan]]></category>
		<category><![CDATA[enerjisa]]></category>
		<category><![CDATA[hasar]]></category>
		<category><![CDATA[şirketleri]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<category><![CDATA[toroslar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413232</guid>

					<description><![CDATA[<p>Müşterilerine hızlı ve kaliteli hizmet sunmak isteyen Enerjisa Dağıtım Şirketleri Başkent EDAŞ, Ayedaş ve Toroslar EDAŞ, müşteri memnuniyetini artırmak amacıyla teknolojik çözümlerine bir yenisini daha ekledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/enerjisa-dagitim-sirketleri-baskent-edas-ayedas-ve-toroslar-edastan-hasar-basvuru-surecinde-dijital-donusum-413232">Enerjisa Dağıtım Şirketleri Başkent EDAŞ, Ayedaş ve Toroslar EDAŞ&#8217;tan Hasar Başvuru Sürecinde Dijital Dönüşüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sürdürülebilirliği stratejisinin merkezine koyarak, insan ve teknoloji odağıyla daha dijital ve yeşil bir dünyaya katkı sunmak isteyen Enerjisa Dağıtım Şirketleri Başkent EDAŞ, Ayedaş ve Toroslar EDAŞ</strong> <strong>hizmet verdikleri bölgelerde şebeke kaynaklı oluşan arızalardan meydana gelen hasar başvurularının evrak teslim sürecini dijital platforma taşıdı.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Müşterilerine hızlı ve kaliteli hizmet sunmak isteyen Enerjisa Dağıtım Şirketleri Başkent EDAŞ, Ayedaş ve Toroslar EDAŞ, müşteri memnuniyetini artırmak amacıyla teknolojik çözümlerine bir yenisini daha ekledi.</p>
<p> </p>
<p>Müşteriler, dağıtım şebekesi kaynaklı oluşan arızalardan meydana gelen hasarları için başvuruda bulunduktan sonra olumlu sonuçlanan hasar başvurularının evrak teslimini artık kullanıcı hizmet merkezlerine gitmelerine gerek kalmadan, Başkent EDAŞ’a 0312 186 00 00, Toroslar EDAŞ’a 0322 186 00 00 ve AYEDAŞ’a da 0216 186 00 00 numaralı WhatsApp destek hatları üzerinden de ulaşabilecek.</p>
<p> </p>
<p><strong>Müşteri Memnuniyetinin Artırılmasının Yanı Sıra Karbon Ayak İzinin de Azaltılması Amaçlanıyor</strong></p>
<p><strong> </strong>Türkiye’de 21 milyonu aşkın kullanıcıya hizmet veren Toroslar EDAŞ, Ayedaş ve Başkent EDAŞ bu dijital dönüşüm sayesinde hem operasyon merkezlerinde hem de müşterilerinin evrak teslim sürecindeki kağıt ve enerji tüketimini azaltarak, çevre dostu uygulamalarına bir yenisini daha eklemiş oldu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Enerjisa Dağıtım Şirketleri Hakkında</strong></p>
<p>Yatırım, teknoloji ve müşteri memnuniyeti gibi alanlarda elektrik dağıtım sektörüne öncülük eden Enerjisa Dağıtım Şirketleri, Başkent EDAŞ ile Ankara, Bartın, Çankırı, Karabük, Kastamonu, Kırıkkale ve Zonguldak’ta, Ayedaş ile İstanbul Anadolu Yakası’nda, Toroslar EDAŞ ile Adana, Gaziantep, Kilis, Mersin, Osmaniye ve Hatay’da faaliyetlerini sürdürüyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/enerjisa-dagitim-sirketleri-baskent-edas-ayedas-ve-toroslar-edastan-hasar-basvuru-surecinde-dijital-donusum-413232">Enerjisa Dağıtım Şirketleri Başkent EDAŞ, Ayedaş ve Toroslar EDAŞ&#8217;tan Hasar Başvuru Sürecinde Dijital Dönüşüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Birinci Sınıfa Başlayan Çocukların Okula Uyum Sürecinde Neler Yapılmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/birinci-sinifa-baslayan-cocuklarin-okula-uyum-surecinde-neler-yapilmali-399657</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Aug 2023 10:40:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başlayan]]></category>
		<category><![CDATA[birinci]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[neler]]></category>
		<category><![CDATA[okula]]></category>
		<category><![CDATA[sınıfa]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<category><![CDATA[uyum]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=399657</guid>

					<description><![CDATA[<p>Duygular bulaşıcıdır; duygularınız çocuğunuza doğrudan bulaşır. Dolayısıyla çocuğunun okula başlamasıyla ilgili kaygı ve korku gibi duygular yaşayan ebeveynler bu duyguları çocuklarına da aktarabilirler. Bu noktada ebeveynin kendi duygusuna yönelik destek alması önerilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/birinci-sinifa-baslayan-cocuklarin-okula-uyum-surecinde-neler-yapilmali-399657">Birinci Sınıfa Başlayan Çocukların Okula Uyum Sürecinde Neler Yapılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li>Duygular bulaşıcıdır; duygularınız çocuğunuza doğrudan bulaşır. Dolayısıyla çocuğunun okula başlamasıyla ilgili kaygı ve korku gibi duygular yaşayan ebeveynler bu duyguları çocuklarına da aktarabilirler. Bu noktada ebeveynin kendi duygusuna yönelik destek alması önerilir.</li>
<li>Belirsizlik yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da kaygı uyandırır. Soyut düşüncesi gelişmekte olan çocuğunuza okul sürecini somutlaştırarak gelişimine uygun bir dille anlatın. Örneğin; okulun nasıl bir yer olduğu, kaçta okula gideceği, onu kim nasıl ve nerden alacağı, orada kimler olacağı ve ne yapacakları konusunda sade anlaşılır bir dille bilgilendirin.</li>
<li>Çocuğunuz okula başlamadan birlikte gideceği okulu gezin, sınıfını, kantini okulun tuvaletlerini ona gösterin öğretmeniyle tanıştırın. Bu tutum çocuğun okulun nasıl bir yer olduğu ve kendisini nelerin beklediği konusunda somutlaştırma yapmasına yardımcı olarak kendisini güvende hissettirecektir.</li>
<li>Çocuğunuz kaygı ve korku gibi olumsuz duyguları yetişkinler kadar doğrudan aktaramayabilir. Bu dönemde duygular somatik deneyimlerle çıkabilir. Örneğin karın ağrısı, mide bulantısı, baş ağrısı gibi belirtiler çocuğunuzda gözlemliyorsanız duygularını ifade edilmesi için oyun yolu ya da resim yoluyla alan açın ve gerekli durumlarda uzmandan destek alın.</li>
<li>Abartıya kaçmadan kendi çocukluk deneyimlerinizden korku ve kaygılarınızdan bahsedebilir ve duyguları normalleştirebilirsiniz. Bunu yaparken çocuğunuzun duygularını görmezlikten gelme ya da küçültmeye tutumunuzun kaymadığından emin olun.</li>
<li>Okula başlayacak olan çocukların olayları sebep sonu ilişkisi ile ilişkilendirmesini bekleriz. Ebeveyn olarak bu konuda çocuğunuzla kurallar konusunda tutarlı bir tutum sergilemenizi öneririm. Bu noktada kurallarda zaman zaman esneklik ve fikir alışverişinde bulunma ortak bir karara varma çocuğun düşünme becerisinin gelişmesine yardımcı olacaktır.</li>
<li>Okul çağı çocuğu bu yaşlarda biricikliğini ve bu biricikliğinin ötekilerle ilişki kurarak benlik saygısı üzerinde belirleyici etkiler oluşturur.  Özellikle bu dönemlerde ebeveynlerin eleştirel baskıcı tutumları çocuğun benlik algısında zedeleyici bir etki oluşturabilir. Örneğin; ‘böyle bir çocuk olmaya devam edersen okulda hiç arkadaşın olmaz’ ‘yaramaz çocukları öğretmenler sevmez’ ‘iyi sen tembel çocuk ol’ tam tersi olumlu geri bildirimler veren destekleyici ebeveyn tutumları ise çocukta yüksek benlik saygısının oluşumuna zemin hazırlar.  </li>
<li>Okula başlayabilmek için dikkatini toplayabilme, verilen çalışmaları sonuna kadar yapabilme yani dikkatini sürdürebilme, el göz koordinasyonu, anneden ayrılabilme gibi birçok özellikleri çocuğun barındırıyor olması gerekir. Bu özelliklerden bir ya da daha fazlasının olmaması çocuğun okula uyum süreci üzerinde zorlaştırıcı bir etki oluşturabilir. Okula ve okumaya akademik yaşama tutumu olumsuz yönde etkilenebilir.   </li>
</ul>
<p>Dolayısıyla okul öncesi fizyolojik gelişimin takibi kadar duygusal, sosyal ve bilişsel gelişiminde okula uyum konusunda son derece önemli olduğunu söyleyebilirim. Çocuğunuzun okula hazır oluşluğunun ve gelişimsel sürecinin uzman tarafından değerlendirilmesi ve test edilmesi uyum sürecinin sağlıklı bir şekilde geçirilmesinde önemli bir rol oynayacaktır.   Okula başladıktan sonra da benzer şekilde çocuğun biyo-psiko-sosyal gelişimi ebeveynler ve öğretmenler tarafından gözlenmeli herhangi bir gelişimsel bozukluk belirtileri görülüyorsa psikolojik destek alınması faydalı olacaktır.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/birinci-sinifa-baslayan-cocuklarin-okula-uyum-surecinde-neler-yapilmali-399657">Birinci Sınıfa Başlayan Çocukların Okula Uyum Sürecinde Neler Yapılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AXA, Groupama&#8217;yı Satın Alma Sürecinde Hisse Devrinin Tamamlanmasıyla 8 İlde Acenteleriyle Bir Araya Geldi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/axa-groupamayi-satin-alma-surecinde-hisse-devrinin-tamamlanmasiyla-8-ilde-acenteleriyle-bir-araya-geldi-383714</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jun 2023 09:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[alma]]></category>
		<category><![CDATA[araya]]></category>
		<category><![CDATA[axa]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[devrinin]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[groupamayı]]></category>
		<category><![CDATA[hisse]]></category>
		<category><![CDATA[ilde]]></category>
		<category><![CDATA[satın]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<category><![CDATA[tamamlanmasıyla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=383714</guid>

					<description><![CDATA[<p>AXA Sigorta, Groupama satın alma sürecinde hisse devrinin tamamlanmasıyla, Türkiye çapındaki 4000’e yakın acentesi ile bir araya geldiği buluşmalar gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/axa-groupamayi-satin-alma-surecinde-hisse-devrinin-tamamlanmasiyla-8-ilde-acenteleriyle-bir-araya-geldi-383714">AXA, Groupama&#8217;yı Satın Alma Sürecinde Hisse Devrinin Tamamlanmasıyla 8 İlde Acenteleriyle Bir Araya Geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AXA Sigorta, Groupama satın alma sürecinde hisse devrinin tamamlanmasıyla, Türkiye çapındaki 4000’e yakın acentesi ile bir araya geldiği buluşmalar gerçekleştirdi. “Birlikte Daha Güçlüyüz” mottosuyla düzenlenen etkinliklerde Şirket, tutkulu büyüme yolculuğunu acenteleriyle paylaştı.</strong></p>
<p>Türkiye’nin köklü ve öncü sigorta şirketi AXA Sigorta, Groupama satın alma sürecinde hisse devrinin tamamlanmasının ardından, ülke çapındaki acenteleriyle buluşmak için bir dizi etkinlik düzenledi. Şirket; tüm icra kurulu üyelerinin katılımıyla Adana, Ankara, Bursa, İzmir, Antalya, Samsun, Trabzon ve İstanbul olmak üzere 8 ilde 4000’e yakın acentesiyle bir araya geldiği buluşmaların sonuncusunu 8 Haziran’da <strong>Uniq İstanbul</strong>’da gerçekleştirdi. Buluşmada, AXA Sigorta’nın tüm icra kurulu üyelerinin yanı sıra Bakırköy Bölge, İstanbul Bölge, Kadıköy Bölge, Broker ve Captive Acenteler Koordinatörlüğü çalışanları ile bu bölgelere bağlı acenteler ve iş ortakları olmak üzere 1000’den fazla katılımcı yer aldı. </p>
<p>Geniş dağıtım kanalı, güçlü bölge organizasyonu ve sağlam sermaye yapısı ile sektörde öne çıkan AXA Sigorta, ‘Sürdürülebilir Gelişim ve Büyüme’ yolculuğuna güçlenerek devam ediyor. Diğer illerde olduğu gibi “Birlikte Daha Güçlüyüz” mesajının öne çıktığı İstanbul etkinliğinde konuşan <strong>AXA Sigorta CEO’su Yavuz Ölken</strong>, igortacılığın deneyim gerektiren itibarlı bir meslek olduğunun altını çizerek şunları söyledi: “AXA Sigorta olarak biz, işimizi sadece sigorta satmak olarak görmüyoruz. ‘İnsanlığın gelişmesi adına insanlar için değerli olanı korumak’ marka amacımız doğrultusunda, müşterilerimizin yalnızca canlarını ve mal varlıklarını değil; aynı zamanda sevdiklerini, hayallerini ve geleceklerini de olası risklere karşı koruma altına almayı hedefliyoruz. Bunu da sürdürülebilir kılmaya çalışıyoruz. 2018 yılında başlattığımız tutkulu büyüme yolculuğumuzda bugün geldiğimiz noktada hedefimiz 1+1&#8217;i 3 yapmak. Bunu da birlikte başarabileceğimize olan inancımız tam.” Ölken sunumunda AXA Grubu’nun ve AXA Türkiye’nin finansal sonuçlarının yanı sıra, Şirket’in sürdürülebilirlik anlayışına, değerlerine, başarı kriterlerine ve değer ortaklıklarına da değindi.</p>
<p>Satın alma sonrası satış kanalları acente yapısıyla ilgili bilgi veren<strong> AXA Sigorta Satış ve Pazarlama Başkanı ve İcra Kurulu Üyesi Firuzan İşcan </strong>ise şöyle konuştu: “AXA Sigorta olarak, bizi sektörde ayrıştıran en büyük özelliğimiz güçlü bölge teşkilatlanmamız sayesinde acentelerimizle sürekli temas halinde olmamız. Bizim için güçlü bölge demek güçlü acente demek. Bugün her bölgemizde satıştan hasara, teknikten tahsilata büyük bir ekip olarak acentelerine hizmet veren sektördeki tek şirketiz. ‘Ödeyenden çözüm ortağına dönüşüm’ olarak adlandırdığımız yaklaşımımızı AXA Sigorta’nın en önemli yapı taşlarından biri olarak gördüğümüz acentelerimiz ile sürdüreceğiz. Gelişen acente ağımızın bize katacağı güç ile Sürdürülebilir Gelişim ve Büyüme hedefimiz için çalışmaya devam edeceğiz.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/axa-groupamayi-satin-alma-surecinde-hisse-devrinin-tamamlanmasiyla-8-ilde-acenteleriyle-bir-araya-geldi-383714">AXA, Groupama&#8217;yı Satın Alma Sürecinde Hisse Devrinin Tamamlanmasıyla 8 İlde Acenteleriyle Bir Araya Geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seçim Sürecinde Dezenformasyonla Mücadele için TikTok&#8217;tan Yeni Adımlar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/secim-surecinde-dezenformasyonla-mucadele-icin-tiktoktan-yeni-adimlar-371895</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 May 2023 12:16:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[adımlar]]></category>
		<category><![CDATA[dezenformasyonla]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<category><![CDATA[tiktoktan]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=371895</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'de milyonlarca insan 14 Mayıs’ta gerçekleşecek genel ve cumhurbaşkanı seçimlerinde oylarını kullanmaya hazırlanırken TikTok, seçim sürecinde topluluğunun doğru ve teyitli bilgilere erişimi için çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/secim-surecinde-dezenformasyonla-mucadele-icin-tiktoktan-yeni-adimlar-371895">Seçim Sürecinde Dezenformasyonla Mücadele için TikTok&#8217;tan Yeni Adımlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de milyonlarca insan 14 Mayıs’ta gerçekleşecek genel ve cumhurbaşkanı seçimlerinde oylarını kullanmaya hazırlanırken TikTok, seçim sürecinde topluluğunun doğru ve teyitli bilgilere erişimi için çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.</p>
<p><strong>TikTok Türkiye ve Levant Bölgesi Kamu Politikaları Yöneticisi ve TikTok Türkiye sözcüsü Emir Gelen</strong>, TikTok&#8217;un aslında siyasi tartışmaları ve siyasi içerikleri merkezine alan bir uygulama olmadığını belirterek şu ifadeleri kullanıyor: <em>“TikTok’u hiç bir zaman siyaseti, siyasi tartışmaları, toplumu etkileyecek sosyal ve siyasal gelişmeleri, sıcak haberleri merkezine alan bir platform olarak konumlar ndırmadık. Ancak geldiğimiz noktada Türkiye&#8217;de milyonlarca insanın TikTok’ta seçimler hakkında içerik ürettiği de bir gerçek. Dolayısıyla TikTok&#8217;u herkes için güvenli bir yer olarak muhafaza etmek için çalışmaya devam ediyoruz. Bu güvenlik taahhüdümüzün bir dayanağı olan Topluluk Kurallarımıza uygun tüm içeriklere platformumuzda memnuniyetle yer verdik, vermeye de devam edeceğiz.”</em></p>
<p><strong>TikTok’un Dezenformasyon ve Mezenformasyonla Mücadeleye Yönelik Çalışmaları</strong></p>
<p>Sektörde sıkça duyduğumuz dezenformasyon (yanlış bilgi) ve mezenformasyonun (bilinçli olarak yayılan yanlış bilgi) sosyal ağların ve basın organlarının mücadele etmek zorunda olduğu yeni bir sorun olmadığını vurgulayan <strong>Emir Gelen </strong>sözlerine şöyle devam etti: <em>“Dezenformasyon ve mezenformasyon yeni bir sorun değil ancak internet kullanımında dünya genelinde yaşanan büyük artış eski bir sorunu farklı bir şekilde yeniden önümüze sürmüş durumda. Mezenformasyonun halk sağlığına, seçim süreçlerine, gerçeklere ve bilime olan güveni azaltma üzerindeki etkisinin farkındayız. Bu konudaki kararlı çalışmalarımızı sürdürüyoruz” </em></p>
<p>TikTok&#8217;ta, mezenformasyon ve dezenformasyonun yayılmasını tespit etmeyi ve sınırlandırmayı içeren Topluluk Kurallarını uygulamak için yapay zeka ve dünya genelinde 40 binden fazla güvenlik uzmanı birlikte çalışıyor. </p>
<p><strong>Gelen</strong> konuya ilişkin şu yorumda bulundu:<em> “Bağlam ve doğruluk kontrolü (teyit), dezenformasyon politikalarını tutarlı ve doğru bir şekilde uygulamak için kritik önem taşıyor. Bu nedenle TikTok, potansiyel yanlış bilgileri tespit etmeye yardımcı olmak için makine öğrenimi başta olmak üzere her türlü teknolojik imkanı kullansa da bugünkü yaklaşım nihai olarak moderasyon ekibinin yanlış bilgi ihlallerini değerlendirmesi, onaylaması ve kaldırması üzerine kurulu.”</em></p>
<p><strong>TikTok Tüm Bilgi Doğrulama Kuruluşlarıyla İş Birliği İçerisinde</strong></p>
<p>Öte yandan TikTok’un yanlış bilgiyle mücadele için gelişmiş eğitim, uzmanlık ve araçlara sahip dezenformasyon moderatörleri var. Bu ekibe ek olarak TikTok geçtimiz yıl uluslararası alanda da tanınan doğruluk kontrol organizasyonu Teyit.org&#8217;la iş birliğine gitmişti. Bu iş birliğini Dogrulukpayi.com ve Dogrula.org ile yapılan ortaklıklar takip etti. </p>
<p>Bu işbirlikleriyle birlikte TikTok, Uluslararası Doğruluk Kontrol Ağı IFCN (International Fast-Checking Network) çatısı altındaki tüm yerel doğruluk kontrol kuruluşlarıyla iş birliği yapan ilk platform oldu. TikTok dezenformasyonla mücadeleye ne kadar önem verdiğini yürüttüğü iş birliklerini genişleterek göstermeye devam edecek.</p>
<p><strong>Yanlış Bilgilendirme Toplum İçin Kritik Öneme Sahip</strong></p>
<p>TikTok, dezenformasyon ve mezenformasyonun toplumun geneli üzerindeki etkisini daha iyi anlamak için Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) ile iş birliği yaparak Türkiye&#8217;de Dijital Okuryazarlık başlıklı bir rapor yayınladı.</p>
<p>Şubat ayında ülkemizde yaşanan deprem felaketi nedeniyle duyurusu ertelenen rapor, insanların <strong>yüzde 63&#8217;ünün</strong> internetteki bilgilerin çoğunun gerçeği yansıtmadığını düşündüğünü ortaya koydu.</p>
<p>Rapora göre ayrıca: </p>
<p>&#8211; İnsanların <strong>yüzde 59&#8217;u</strong> güvenilir bir uluslararası veya ulusal kurum tarafından paylaşılan bilgileri dikkate alıyor; </p>
<p>&#8211; İnsanların <strong>yüzde 52&#8217;si</strong> arkadaşlar ve aile tarafından paylaşıldığında bilgi kaynaklarının güvenilir olduğuna inanıyor</p>
<p>&#8211; İnsanların <strong>yüzde 71&#8217;iyse</strong> anonim hesapları ciddiye almıyor ancak bu eğilim 18-24 yaş grubunda <strong>yüzde 61,5&#8217;e</strong> kadar düşüyor.</p>
<p><strong>Emir Gelen</strong> rapora ilişkin şu çarpıcı noktayı vurguluyor: <em>“Araştırmanın son bulgusu önemli bir soruyu gündeme getiriyor; Neden gençler anonim kaynaklardan gelen bilgilere itibar etmeye ya da en azından bunları dikkate almaya daha meyilli? İşte bu noktada sorumluluk bizim gibi platformlara düşüyor. Politikalarımızı güçlendirmeye ve uygulamaya devam ederken şeffaf olmaya çalışıyor ve bu zorluğun üstesinden gelmek için uzmanlarla iş birliği yapıyoruz.”</em></p>
<p><strong>Eğitimin Önemi</strong></p>
<p>TikTok’taki gibi büyük toplulukları bir araya getiren platformların toplumda kritik bir rol oynadığını belirten <strong>Gelen</strong>, bu zorlukların tek başına ele alınamayacağını vurguladı: </p>
<p><em>“EDAM tarafından hazırlanan rapor, dijital teknoloji hayatın ayrılmaz bir parçası olmaya devam ettikçe dijital okuryazarlık eğitiminin rolünün kritik olacağı sonucuna varıyor. Örgün eğitimin tüm kademelerinde dijital okuryazarlık eğitiminin, bireylerin dijital dünyada daha güvenli ve etkili bir şekilde varlık göstermeleri için ihtiyaç duyduğu beceri ve bilgiyle donatılmasına yardımcı olacağına inanıyoruz”</em></p>
<p><strong>EDAM Direktörü Sinan Ülgen</strong> de rapora ilişkin şu ifadeleri kullandı;</p>
<p>&#8220;TikTok’un desteğiyle EDAM tarafından hazırlanan raporumuz, Türkiye&#8217;de dijital okuryazarlığa dair somut tespitlerde bulunuyor. 14 Mayıs’ta ülkemizde yapılacak seçimlerde seçmenlerin  demokrasiyle yönetilen bütün ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de, bilgiye dayalı bir enformasyon eko-sistemine güvenmeleri kritik önemde. Bu bağlamda da dijital okuryazarlık büyük önem taşıyor. Dijital okuryazarlığın güçlendirilmesi demokrasinin daha iyi işleyişine katkı yapacağı kuşkusuzdur. Tam da bu nedenle raporumuzda özellikle dezenformasyon ile mücadele açısından dijital okuryazarlığın önemini vurguluyor ve bu alanda Türkiye’de atılması gereken adımlara dair bazı somut önerilere yer veriyoruz.&#8221;</p>
<p><strong>Gelen</strong>, dijital okuryazarlık eğitiminin, günümüz ekonomisinde başarılı olmak için herkesin eşit fırsatlara sahip olmasını sağlamak açısından da kritik öneme sahip olduğunu ve bireylerin girişimcilik, yenilikçilik ve dijital vatandaşlık becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabileceğini söylüyor.</p>
<p>TikTok, kullanıcılarına eriştiği ilk günden bu yana eğlenceli içeriklerin merkezi oldu. Kullanıcıların yaratıcılıklarını ifade ettiği eğlenceli içerikler üretirken, dünyada olup bitenlere, sıcak gelişmelere ve toplumsal olaylara kayıtsız kalması beklenemez. Üretilen tüm içerikleri Topluluk Kuralları süzgecinden geçiren Tiktok, bu bilinçle platformu her geçen gün daha güvenli kılmak için çalışmaya devam edecek.   </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/secim-surecinde-dezenformasyonla-mucadele-icin-tiktoktan-yeni-adimlar-371895">Seçim Sürecinde Dezenformasyonla Mücadele için TikTok&#8217;tan Yeni Adımlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AXA&#8217;nın Groupama Sigorta&#8217;yı Satın Alma Sürecinde Hisse Devri Tamamlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/axanin-groupama-sigortayi-satin-alma-surecinde-hisse-devri-tamamlandi-371679</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 May 2023 08:14:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[alma]]></category>
		<category><![CDATA[axanın]]></category>
		<category><![CDATA[devri]]></category>
		<category><![CDATA[groupama]]></category>
		<category><![CDATA[hisse]]></category>
		<category><![CDATA[satın]]></category>
		<category><![CDATA[sigortayı]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<category><![CDATA[tamamlandı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=371679</guid>

					<description><![CDATA[<p>AXA’nın bu yılın başında duyurduğu Groupama’nın Türkiye’deki sigorta operasyonlarının yüzde 100’ünü satın alma sürecinde, yasal onayların alınmasını takiben hisse devri de tamamlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/axanin-groupama-sigortayi-satin-alma-surecinde-hisse-devri-tamamlandi-371679">AXA&#8217;nın Groupama Sigorta&#8217;yı Satın Alma Sürecinde Hisse Devri Tamamlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AXA’nın bu yılın başında duyurduğu Groupama’nın Türkiye’deki sigorta operasyonlarının yüzde 100’ünü satın alma sürecinde, yasal onayların alınmasını takiben hisse devri de tamamlandı.</strong></p>
<p>AXA’nın, bu yıl başında açıkladığı Groupama Sigorta A.Ş. ve Groupama Hayat A.Ş.’nin hisselerini elinde bulunduran Groupama Investment Bosphorus Holding A.Ş.’nin hisselerinin yüzde 100’ünü satın alma süreci, dün tamamlandı. Bu satın alma ile Türk sigorta sektörünün lider şirketlerinden biri olan AXA Sigorta, pazardaki varlığını daha da güçlendirecek.</p>
<p>2022 yılı sonu itibarıyla yüzde 124,5 büyüme oranı, 13,3 milyar TL prim üretimi, yüzde 6,5 pazar payı ve 2,4 milyar TL fon büyüklüğü ile sigorta ekosisteminin köklü oyuncularından olan AXA Türkiye, ülke genelinde 2.800’den fazla acentesi ve 800’ün üzerinde çalışanı ile müşterilerine hizmet veriyor. AXA Türkiye, satın alma ile birlikte Groupama Sigorta A.Ş. ve Groupama Hayat A.Ş.’nin çalıştığı 1.700’den fazla acente ile çalışma imkanı bulacak ve 300’ün üzerinde çalışanını yetenek havuzuna katmış olacak.</p>
<p>AXA Türkiye’nin bağlı olduğu<strong> AXA Madrid International Hub Genel Müdürü Nuria Fernandez</strong> satın almayla ilgili şunları söyledi: &#8220;Teknik iş kollarımızda ölçek oluşturmayı amaçlayan stratejimizin güçlü bir yansıması olan Groupama’nın Türkiye’deki sigorta operasyonlarını satın alma sürecinin tamamlanmasından memnuniyet duyuyoruz. Ağımıza dahil olan yeni dağıtım kanallarıyla iş kollarımızda pazar payımızı artıracak ve Türkiye operasyonumuzda çok farklı bir boyuta ulaşacağız. Önümüzdeki dönemde hep birlikte çok başarılı işlere imza atacağımıza inanıyoruz.”</p>
<p><strong>AXA Sigorta CEO’su Yavuz Ölken</strong> ise konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Güçlü finansal yapımız, yaratıcı çözümlerimiz, müşteri &#8211; acente &#8211; çalışan denklemine odaklanan veri temelli iş anlayışımızla bugüne kadar Türkiye sigortacılık sektörüne yön veren bir şirket olduk. Bu tutkumuzla da grubumuzdan hep takdir gördük. Bugün ise geldiğimiz noktada Groupama’nın Türkiye’deki operasyonlarını satın alma süreci AXA Grubu’nun Türkiye’ye olan güvenini gösteren bir hamle olmakla birlikte ‘Sürdürülebilir Gelişim ve Büyüme’ olarak adlandırdığımız 2023 yılı stratejimizi de destekleyen bir adım oldu. Bu güzel gelişmeyi 130 yılı aşkın köklü geçmişimizden aldığımız gücün ve ülkemizdeki fırsatları iyi yönetiyor olmamızın bir karşılığı olarak görüyorum. Bu yolda birlikte yürüyeceğimiz yeni iş ortaklarımız ve ekip arkadaşlarımız ile daha da güçlenecek, dünden bir adım daha ileri gideceğiz.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/axanin-groupama-sigortayi-satin-alma-surecinde-hisse-devri-tamamlandi-371679">AXA&#8217;nın Groupama Sigorta&#8217;yı Satın Alma Sürecinde Hisse Devri Tamamlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yas sürecinde olan kişilere nasıl destek olunur?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yas-surecinde-olan-kisilere-nasil-destek-olunur-351803</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Feb 2023 08:51:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[kişilere]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[olunur]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=351803</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm ülkeyi yasa boğan deprem felaketinden sonra maalesef pek çok insan yakınını kaybetmenin acısıyla baş etmeye çalışıyor. Bu kayıp ve yas süreci ize kişiden kişiye ve birçok faktöre bağlı olarak değişkenlik gösterebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-surecinde-olan-kisilere-nasil-destek-olunur-351803">Yas sürecinde olan kişilere nasıl destek olunur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tüm ülkeyi yasa boğan deprem felaketinden sonra maalesef pek çok insan yakınını kaybetmenin acısıyla baş etmeye çalışıyor. Bu kayıp ve yas süreci ize kişiden kişiye ve birçok faktöre bağlı olarak değişkenlik gösterebiliyor. Kişinin yaşadığı, büyüdüğü çevre ve kültür etkisi, başkalarıyla ilişkileri, baş etme yöntemleri, manevi inançlar, kaybın nasıl gerçekleştiği, kaybın büyüklüğü, yakınlığı ve başa çıkma stratejilerinin farklı olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, “Kayıp sonucu yaşanan davranışsal, bilişsel, duygusal ve fiziksel tepkilerin görülmesi normaldir. Fakat ortalama 6 ay geçmesine rağmen sosyal, mesleki ve kişisel işlevselliğin giderek bozulması travmatik yas olarak tanımlanabilir” dedi.</strong></p>
<p><strong>Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, sevdiklerini kaybeden kişilere doğru bir şekilde destek olmanın yollarını anlatmanın yanı sıra, yas süreci ve evreleri ile ilgili de aşağıdaki bilgileri verdi:</strong></p>
<p><strong>Birinci evre</strong></p>
<p>Hissizlik evresidir. Sevdiği kişinin hayatını kaybettiğini öğrenen bireyin ilk tepkisi şok olur ve sevdiği kişiyi kaybettiğini kabul edemez, boşluğa düşer ve hayal kırıklığına uğrar. İnkâr ve kabullenememe normaldir. Bu evre birkaç saat ile birkaç hafta devam edebilir. Kişi iyi hissetmekten korkabilir, suçluluk duyabilir. Öfkesini çevresine yansıtabilir. Sakinleşmekte zorlanabilir veya normalden fazla tepkisiz olabilir.</p>
<p><strong>İkinci evre </strong></p>
<p>Birkaç ay veya birkaç yıl sürebilen, kaybedilen kişiyi özleme ve arama evresidir. Kayıptan sonra kişi gerçeği daha iyi idrak etmeye başlar. Kişi dışarıda gördüğü birinin konuşmasını, davranışını ya da dış görünüşünü kaybettiği kişiye benzetir. Yas tutan birey iki ruhsal durum arasında gidip gelir. Özlem ve acı. Hissedilen özlem duygusu hayatını kaybeden kişiyi arama davranışını da beraberinde getirir.</p>
<p><strong>Üçüncü evre</strong></p>
<p>Ruhsal çökkünlük ve ümitsizlik evresidir. Kişi kendisini teselli eden insanlara karşı düşmanlık besleyebilir çünkü teselli eden kişinin, hayatını kaybeden kişiyi önemsemediğini, bu durumu kabullendiğini düşünür. Hatta bazı durumlarda kişinin ölümünden sorumlu olabileceğini bile düşünebilir. Böyle bir durumda yas tutan kişi çevresinden teselli değil, kayıpla ilgili saygı beklemektedir.</p>
<p><strong>Dördüncü evre</strong></p>
<p>Toparlanma evresidir. Yas tutan kişi artık olumsuz duygulara karşı daha güçlüdür. Öfkesini kontrol edebilir, hayatının eskisi gibi olmayacağını kabullenir, daha fazla empati kurabilir ve hayatını tekrar düzene sokabilir. Kaybedilen kişinin yokluğu kabul edilir ve rutin yaşama devam etmeye başlanır. Bu sırada da sosyalleşme yaşanır ve yeni beceriler kazanılır. Bu süreç yalnızca iyileşme veya yaranın iyileşme evresi değildir. Kişi daha önceden sahip olduklarına yeni durumu ile devam etmeye başlar. Yeni gerçekliğe adapte olmaya çalışır.</p>
<p><strong>Çocuklar yas sürecini nasıl yaşar? </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>3-5 yaş:</strong> Değişen yaşam koşulları ve bozulan düzen çocukların uyum sorunları yaşamasına neden olur. Özellikle bu yaş grubunda maruz kalınan doğal afetin etkisi ile bağlantılı olarak korku, şaşkınlık ve güvensizlik hali oluşur.</p>
<p><strong>6-11 yaş:</strong> Bu yaş grubundaki çocuklar artık olaylar hakkında mantıklı yorum yapabilecek olgunluğa erişmeye başlarlar. Yetişkinlerin de afetlere karşı savunmasız ve zayıf olduklarını görerek onlara karşı da güven kaybı yaşayabilirler.</p>
<p><strong>Kayıp yaşayan ve yas sürecinde olan kişilere destek olmanın yolları</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<ul>
<li>Sakin ve dikkatli bir şekilde kelimeleri seçerek, yavaşça konuşarak ve uygun zamanlarda sessizliğe izin veren dikkatli bir konuşma yapılmalı.</li>
<li>Kayıp yaşayan kişi için mahremiyet sağlanmalı. Sürekli ona destek olmak için baskı yapıp bunaltmamak gerekir.</li>
<li>Eline veya omzuna hafif bir dokunuşla ya da yanına oturarak kişinin önemsendiği vurgulanabilir.</li>
<li>Yasın istenilen ortamda yaşanmasına izin verilerek, yasa ilişkin verilen tüm davranışlar kabul edilmeli ve verilen tepkilerin bireysel olduğu unutulmamalı.</li>
<li>Yaşanan yıkıcı ve yıpratıcı afet sonrası 4-6 haftaya varan isteksizlik, halsizlik, çökkünlük hali olabilir. Bu sürecin normal olduğunu unutmamalıyız. Bu süreci mümkünse sevdiklerimizle geçirmeye çalışmalıyız.</li>
<li>Zihnimizde elbette bu afetle ilgili düşünceler, duygular olacak. Fakat dış etkenlerden aldıklarımız bizi oldukça yordu. Bir süre depremle ilgili haberleri kısıtlayarak günlük yaşama odaklanmalıyız.</li>
<li>Kişinin duygularını yaşamasına izin verilerek kaybının farkına varması ve yasını ifade etmesi için uygun ortam sağlanmalıdır.</li>
<li>Duygu karmaşasının normal olduğu kabul edilmeli. Kayıp öncesi ve sonrası kişinin davranışlarındaki değişimler vurgulanmamalı.</li>
<li>Sakin, yası kabullenen ve güvenli bir ortam sağlanmalı. Konuşmaların böyle zamanlarda kişinin yanında bulunmaktan daha az önem taşıdığını unutmamalıyız.</li>
<li>Yakınını kaybeden kişinin, kaybettiği kişi ile bağlarını devam ettirmesinin yollarını bulmasına yardımcı olmak oldukça önemli.</li>
<li>Daha önce kayıp yaşamış biriyle konuşmak yas sürecindeki kişiye çok iyi gelecektir. Kişi anlaşıldığını düşünerek kendisini daha iyi hissedebilir.</li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-surecinde-olan-kisilere-nasil-destek-olunur-351803">Yas sürecinde olan kişilere nasıl destek olunur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
