<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sürecin | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/surecin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/surecin</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Feb 2026 12:02:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>sürecin | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/surecin</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Psikolojik danışman, mali müşavir gibi zorunlu hale geldi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikolojik-danisman-mali-musavir-gibi-zorunlu-hale-geldi-611854</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 12:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[danışman]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[hale]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[mali]]></category>
		<category><![CDATA[müşavir]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Seans]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611854</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, terapi sürecine dair her şey konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-danisman-mali-musavir-gibi-zorunlu-hale-geldi-611854">Psikolojik danışman, mali müşavir gibi zorunlu hale geldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, terapi sürecine dair her şey konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Terapiste olan ihtiyaç gerçek mi, yapay mı?</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, modern çağda terapinin yalnızca bir tedavi değil, bir yaşam gereksinimi hâline geldiğini belirterek, “Geçenlerde bir anne anlatıyordu; çocuğu terapiste gidiyormuş. ‘Anne, sen de çocukken gittin mi terapiye?’ diye sormuş. Anne de ‘Hayır, hiç gitmedim, ihtiyaç da hissetmedim’ demiş. Bu diyalog günümüzün gerçeğini gösteriyor. Şimdi ergenler bile terapi ihtiyacı hissediyor. Peki bu ihtiyaç gerçek mi, yoksa yapay mı? Tartışmalı bir konu. Modernizm, insanın stres yönetimini zayıflattı. İnsan artık problemlerini çözmekte zorlanıyor, duygusal baskı altında hissediyor. Böyle durumlarda terapi bir zorunluluk hâline geliyor.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, günümüzde terapiye olan ihtiyacın artışını değerlendirerek, “Modern insan artık yalnız, beklentilerini yönetemiyor, ilişkiler yüzeyselleşti. Bu da terapiste yönelimi artırdı. Artık bir mali müşavir, hukuk danışmanı gibi ‘psikolojik danışman’ sahibi olmak modern yaşamın bir gerekliliği hâline geldi.” diye konuştu.</p>
<p>Modern yaşamın insanın stres eşiğini zorladığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“İlk çağlarda bir insan aslanla, kaplanla karşılaştığında nabzı yılda birkaç kez 140’a çıkardı. Bugün ise şehir trafiğinde, iş hayatında, her gün nabzı 140’a çıkan insanlar var. Stresörler arttı, beklentiler çoğaldı. İnsan artık her istediğini ihtiyaç zannediyor. Halbuki insanın ihtiyaçları sınırsız değil, istekleri sınırsız. Modern çağ, insanı bu farkı unutturdu.”</p>
<p><strong>Yalnızlık artık küresel bir tehdit hâline geldi</strong></p>
<p>Yalnızlığın artık küresel bir tehdit hâline geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, modern insanın “derin bağ” kurma kapasitesini kaybettiğini ifade etti:</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Birleşmiş Milletler, küresel ölçekte üç büyük sorun tanımlıyor; gelir eşitsizliği, iklim değişikliği ve yalnızlık. Yalnızlık çağın salgını hâline geldi. İnsan artık çok arkadaş sahibi ama güvenli, derin ilişkiler kuramıyor. Aile içinde bile güvenli bağ kuramayan gençler, bu ilişkiyi terapistle kurmaya çalışıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Klasik terapi yaklaşımları yerini “pozitif psikoterapi”ye bıraktı</strong></p>
<p>Klasik terapi yaklaşımlarının artık yerini “pozitif psikoterapi”ye bıraktığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Kişi değişim ihtiyacı hissediyorsa ama bunu nasıl yapacağını bilmiyorsa, pozitif psikoterapi devreye girer. Bu yaklaşımda patolojiye değil, potansiyele odaklanırız. Kişinin güçlü karakter özelliklerini ortaya çıkarıp, zayıf yönlerini bu kaynaklarla yönetmesini öğretiriz. Bu, yara açmadan iyileştirme yaklaşımıdır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Nörobilim alanındaki gelişmelerin psikoterapiyi dönüştürdüğünü vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Beyindeki mutlulukla ilgili alanların pozitife odaklı terapilerde daha aktif olduğu görüldü. Negatife odaklı terapiler, kişiyi geçmişe hapsederken; pozitife odaklı olanlar psikolojik bağışıklığı güçlendiriyor. Bu da travmalarla baş etmede daha kalıcı sonuçlar veriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Güven oluşmadan terapi olmaz</strong></p>
<p>Bir terapinin en temel unsurlarından birinin “terapötik ittifak” olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Hiç kimseye anlatamadığı bir şeyi terapistine anlatacak. Eğer terapist geçmişteki danışanlarının isimlerini söylüyorsa, orada güven oluşmaz. Bu, mesleki etik sorunudur. Terapötik ittifak için güven, şeffaflık, samimiyet ve aktif dinleme şarttır. Samimi bir terapist, karşısındaki kişinin beynindeki ayna nöronları harekete geçirir. Bu nedenle güvenin oluştuğu her terapide, duygusal iyileşme çok daha hızlı gerçekleşir.” diye konuştu.</p>
<p>Ayrıca “nonverbal iletişimin” yani mimik, jest ve beden dilinin terapi sürecinde sözcükler kadar önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “İnsanlar sadece sözle değil, duyguyla iletişim kurar. Bazen bir bakış, bir mimik bin kelimeden daha etkilidir. O sıcaklık hissi, terapinin yarısını çözer.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Her terapi kişiye özel</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, terapi sürecinin kişiselleştirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Biz genelde 10 seanslık bir hedefle başlıyoruz. Önce kişilik testleri, ilişki değerlendirme ölçekleri yapıyoruz. Kişinin iç ve dış dünyasını, söylemediklerini projektif testlerle anlamaya çalışıyoruz. Sonra hangi terapi yönteminin uygun olduğuna karar veriyoruz. Tıpkı iyi bir tamircinin çantasında her aletin bulunması gibi, terapistin de araçları farklıdır. Bazen bilişsel davranışçı terapi, bazen nörofeedback, bazen psikanaliz gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Psikiyatrist ve psikologların ekip çalışmasının önemine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, “İnsanı biyopsikososyal ve spiritüel bir bütün olarak ele almak gerekir. Biyolojik altyapı bozuksa, psikolojik müdahaleler tek başına yeterli olmaz. Bu nedenle ilaç tedavisiyle birlikte terapi planı en ideal sonuçları verir. Terapide amaç sadece yarayı görmek değil, kişinin kendini yeniden inşa etmesine yardımcı olmaktır.” dedi.</p>
<p><strong>“Terapist önyargılarını vestiyere asmalı”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, terapistin kimlik rollerinden sıyrılıp, danışan karşısında yalnızca “klinis­yen” rolünde olması gerektiğini dile getirerek, “Terapide paylaşılabilecekler var, paylaşılamayacaklar var. Terapistin kişinin özeline, özrüne ve kutsalına saygı duyması gerekir. Mesela birinin kekemeliği olabilir, bu onun özrüdür. Ya da farklı bir alt kültüre mensup olabilir. Terapist bunu hissettirmemeli. Ön yargılarını vestiyere asmalı. Dışarıda anne, baba, eş, iş insanı, hatta politik kimliği olabilir ama terapide sadece klinisyen kimliğiyle bulunmalı. O role giremeyen, kategorik düşünce yapısına sahip olmayan kişi terapi yapamaz. Her vakayı ayrı değerlendirmek gerekir. Bir gün içinde on farklı vaka görebilirsiniz. Önceki vakayı rafa kaldırmadan yeni vakaya odaklanamazsınız. Bu yüzden yazılı not almak çok değerlidir. Danışan, ‘Benim anlattıklarım önemli, terapistim not alıyor’ duygusunu yaşar. O notlar sonraki seanslarda kullanıldığında güven ilişkisi güçlenir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Nasihatle terapi aynı değil</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, terapiyi nasihatten ayıran temel farkın “yapılandırılmış bir süreç” olması gerektiğini belirterek, “Bazı kişiler nasihat arıyor. Oysa terapi nasihat değildir. Terapi, kişinin ihtiyaçlarına göre yapılandırılmış bir süreçtir. Hedef belirlenir, yol haritası çizilir. Terapist, başlangıçta değerlendirme ölçekleriyle kişinin durumunu ölçer, terapi sonunda da aynı ölçeklerle değişimi gözlemler. Subjektif ve objektif veriler karşılaştırılır. Böylece terapinin somut etkisi izlenir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İnsan akışı değiştiremiyorsa bakışı değiştirmeli</strong></p>
<p>Danışanların büyük bölümünün sorunlarını dış etkenlere bağladığını belirten Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Terapiye gelenlerin yüzde 70–80’i problemi dış nedenlere bağlıyor; eşine, topluma, ekonomiye… Oysa insan akışı değiştiremiyorsa bakışını değiştirmelidir. Kişinin psikolojik kaynakları güçlü olsa bile düşünce çarpıtmaları varsa bunları kullanamaz. Zihinsel esneklik kazandırmak terapi sürecinin önemli bir hedefidir. Biz buna ‘kognitif fleksibilite’ diyoruz. Yani sadece A planı değil, B ve C planlarını da görebilmeli insan.”</p>
<p><strong>Ego savaşları ilişkilere zarar veriyor</strong></p>
<p>Aile ve çift terapilerinde sıkça gözlenen durumun “karşı tarafın değişmesini bekleme” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Yakın ilişkilerde taraflar genellikle birbirini değiştirmeye çalışıyor. Oysa ‘İlişkimizin geleceği için doğru olan nedir?’ sorusunu sormak gerekir. Çoğu kişi ‘Eşim düzelirse ben de düzelirim’ diyor. Her iki taraf da böyle düşününce ego savaşları başlıyor. Değişim önce kendinden başlamalı. Terapi de bu farkındalığı kazandırmakla başlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Değişim isteğinin terapiye başlamanın en önemli koşulu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Bir kişi sürekli eşini, patronunu, çevresini anlatıyor ama kendinden hiç bahsetmiyorsa bu kişi değişim istemiyor demektir. O yüzden terapide ilk hedef değişim motivasyonu oluşturmaktır. Terapiste gitmeyi kabul etmek bile yüzde 50 iyileşme anlamına gelir. Çünkü bu bir olgunluk göstergesidir.” dedi.</p>
<p><strong>Terapide rahatlama değil değişim hedeflenir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, terapi sürecinde “rahatlama” yerine “değişim” hedefinin altını çizerek, “Bazıları ‘Terapiden çıktım, çok rahatladım’ diyor. Oysa terapinin amacı rahatlama değil, değişimdir. Terapi bir basamak gibidir; kişi her seansta bir adım yukarı çıkmalıdır. Amaç belirlenmeli, bağ kurulmalı ve kişiye ödevler verilmelidir. Bu, terapötik sürecin yapıtaşlarından biridir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Terapötik ilişkinin duygusal boyutuna da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Bazı kişiler terapisti bir bağlanma nesnesi olarak görür; annesi, eşi ya da hayatındaki eksik rolün yerine koyar. Buna ‘transferans’ diyoruz. Terapist, böyle bir durumda profesyonel sınırlarını korumalı ve gerekiyorsa danışanı başka bir uzmana yönlendirmelidir. Aksi hâlde terapi bozulur.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, aile içi ilişkilerdeki güç savaşlarına da değinerek, “Bazı kişiler gerçekten ‘hastayı eden’ kişiler oluyor. Ama kişi izin vermezse kimse onu hasta edemez. Kontrol duygusu yüksek, empati yoksunu bireyler karşı tarafı köleleştirmeye çalışıyor. Bu sürdürülebilir değil. Evliliğin ilk dönemlerinde ‘hayır deme becerisi’ kazandırmak çok önemli. ‘Bunu senin için yapıyorum ama doğru değil’ diyebilmek, ilişkileri dengede tutar.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Terapinin nihai amacının kişinin kendine tarafsız bakabilmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bir insan yaşadığı soruna tarafsız olamıyorsa çözüm üretemez. Hep kendini haklı gören kişi, kendi kör noktasını göremez. Terapide hem danışanın hem terapistin kendi ön yargılarına karşı bağımsız olması gerekir. Gerçek değişim ancak bu farkındalıkla mümkündür.” dedi.</p>
<p><strong>10 seanslık bir terapi almak kişinin kendine yatırımı</strong></p>
<p>Terapiye gitmenin bir “lüks” olarak değil, kişinin ruhsal sağlığına yaptığı orta ve uzun vadeli bir yatırım olarak görülmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Tabii lüks gibi gözüküyor ama kişi böyle durumlarda kaybedeceği şeyleri düşündüğü zaman, on seanslık bir terapi almak aslında orta-uzun vadeli bir yatırımdır. Bu, ileride birçok hata yapmasını, yalnız kalmasını, depresyona girmesini önler. Her olayı bir travma olarak değil, geliştiren bir deneyim olarak görebilmek mümkündür. Hayatın olumlu ve olumsuz yönlerini birlikte görebilmeli, ama odağı olumludan yana kurabilmeliyiz.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Kişinin bunu kendi başına başaramadığı durumlarda “bir bilenden yardım almasının son derece insani ve faydalı” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Hayat yolunda ilerlerken karşına bir engel çıktıysa ve sen aşamıyorsan, danışırsın. Bu konuda yüzlerce hasta görmüş bir uzman, ‘Bu açıdan bak, şöyle yaparsan düzelir’ diyebilir. Eskiden insanlar bu rehberliği bilge kişilerden alırdı, şimdi bunu mesleki formasyon almış terapistler yapıyor.” diye konuştu.</p>
<p>Terapi sürecinde kültürel uyumun önemine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Terapi eğitiminin içinde bile bu vurgulanır: Kişinin kültürünü, kimliğini ve değerlerini bilmek gerekir. Danışan kendi değerlerini anlamayan bir terapistten fayda göremez. Kültürüne uygun terapistle çalışan kişi daha hızlı yol alır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yapay zekâ terapinin süresini kısaltacak ama yerini alamaz</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yapay zekânın terapi sürecindeki rolünü değerlendirerek, “Yapay zekâdan faydalanılabilir. Terapiste gitmeden önce kişi yapay zekâya sorular sorabilir, düşüncelerini tartabilir. Bu, seans sayısını azaltabilir. Belki on seansta yapılacak terapi altı seansta tamamlanabilir. Ama yapay zekâ bilinçli bir varlık değildir. Onu terapist yerine koyarsanız sizi yönetir, çocuk gibi yönlendirir. O yüzden alınan bilgileri terapistle birlikte değerlendirmek gerekir.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-danisman-mali-musavir-gibi-zorunlu-hale-geldi-611854">Psikolojik danışman, mali müşavir gibi zorunlu hale geldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mülakata halk girdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mulakata-halk-girdi-611023</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 07:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[girdi]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[İşe Alım]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[komisyon]]></category>
		<category><![CDATA[mülakat]]></category>
		<category><![CDATA[mülakata]]></category>
		<category><![CDATA[rapor]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611023</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, “eş-dost” tartışmalarına son verecek modeli hayata geçirdi. İşe alımlar, yurttaşlardan oluşan İzleme Kurulu’nun gözü önünde yapılıyor. Liyakat yoksa süreç iptal.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mulakata-halk-girdi-611023">Mülakata halk girdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, “eş-dost” tartışmalarına son verecek modeli hayata geçirdi. İşe alımlar, yurttaşlardan oluşan İzleme Kurulu’nun gözü önünde yapılıyor. Liyakat yoksa süreç iptal.  </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, işe alımlarda halk katılımı ile şeffaflığı sağlayacak yeni bir kamu yönetim modelini uygulamaya aldı. İşe alım süreçlerinde görevli olmak kaydı ile istihdam talep eden birimin bağlı olduğu Genel Sekreter Yardımcısı, 1. Hukuk Müşavirliği tarafından görevlendirilen bir hukukçu ve İnsan Kaynakları Dairesi Başkanı’nın yer aldığı bir İstihdam Komisyonu oluşturuldu. Komisyon, yazılı, sözlü ve beceri gerektiren sınavları objektif bir şekilde yürütecek şekilde yapılandırıldı. Çalışmalar kapsamında İstihdam Komisyonu’nun işe alım aşamalarını değerlendirecek ve doğrudan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’a raporlayacak dört hemşehri temsilcisi ve kolaylaştırıcı olarak görevlendirilecek bir kurum temsilcisinden oluşan İzleme Kurulu da oluşturuldu. Kurul, işe alım süreçlerinde yapılan mülakatlara girerek sürecin şeffaf ve adil işlemesine katkı sunuyor ve raporlarını Başkan Tugay’a iletiyor. </p>
<p><strong>Tugay: İstihdamın liyakatli yapılması lazım</strong></p>
<p>30 ilçede yurttaş konseyleri kurduklarını ve belediyenin karar verme mekanizmasına dâhil edeceklerini kaydeden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Memurlarda biraz daha farklı bir yaklaşım var. Memur atamayla gelebiliyor. Ben üst yönetimi başkan iradesiyle atamak zorundayım. Ama onun dışında diğer kademelerde istihdamın bir ihtiyaca binaen yapılması lazım. Tamamen birilerinin yakını diye ya da siyasi olarak belli tarafta diye insanları liyakat gözetmeksizin istihdam etmek doğru değil. İnsanları işe alıp ondan sonra ne iş vereceğiz diye bakıyorlar. Bunlar çok yanlış. Başka türlü kurumları başarılı hale getiremeyiz. Başarısız bir belediyenin başarılı bir belediye başkanı olmanızın ihtimali yok” dedi. </p>
<p><strong>“Tanışıklıklar üzerinden istihdam bitti”</strong></p>
<p>İzleme Kurulu hakkında bilgi veren Başkan Tugay, “Biz bir karar verdik, ihtiyaç olmayan pozisyona kimseyi almayacağız. İhtiyaç belirlendikten sonra herkese duyurulacak. Başvuruların değerlendirmesini kurum içinde oluşturduğumuz bir İstihdam Komisyonu yapacak. Kişi hangi birimde çalışacaksa o birimin yöneticisi başta olmak üzere uzman kişilerden oluşan bir komisyon bu. Bu komisyon değerlendirmeyi yapacak ama bu sürecin de denetimi lazım diye düşündük. Bunu da yurttaşlarımız yapsın istedik. O nedenle bir duyuruya çıktık, kamu ya da özel sektörde yönetim deneyimi olan yurttaşlarımızı davet ettik. Böyle bir İzleme Kurulu oluşturacağız dedik. 2 binden fazla yurttaşımız başvurdu. Bunların arasından hangi sektörde ya da hangi vasıfta insan alacaksak ona uygun olarak tamamen kura ile 5 kişilik vatandaş gözlem grubu seçiyoruz. Onlar bu süreci başından sonuna kadar takip ediyorlar. Raporlarını doğrudan bana iletiyorlar. Değerlendirmede hata var diye yazarsa, o sürecin başından sonuna kadar incelemesini sağlıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Balcılar: İzmir halkı adına gözlem ve raporlama yapıyoruz</strong></p>
<p>İzleme Kurulu üyelerinden Mürüvet Suatoğlu Balcılar, 27 yıllık avukat olduğunu belirterek “Bu uygulama Türkiye’de ilk defa İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirildi. İşe alımlarda objektif kriterlerin uygulanıp uygulanmadığı, liyakatin geçerli olup olmadığına bakılıyor. Burada işe alım sürecinin tamamında, hemşehrilerimiz adına tamamen gönüllü olarak yer alıyoruz. Kura ile seçildik, İzmir halkı adına gözlem ve raporlama yapıyoruz” dedi.  </p>
<p><strong>Erbil: Her gelen adaya eşit şartlar sunuldu</strong></p>
<p>Kurul üyelerinden emekli sağlık personeli Hülya Erbil, İzleme Kurulu’nda olmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek “Her gelen adaya eşit şartlar sunuldu. Bu mülakatları yapan ekip uzman kişilerden oluşuyordu. Liyakatli şekilde, sorun yaşamadan mülakat sürelerini tamamladık. Kasap alımında iki defa, diyetisyen alımında üç gün, sınıf öğretmenliği alımında günlerce süreçte yer aldık” diye konuştu. </p>
<p><strong>Koçak: Bize ihtiyaç olmayan bir toplum düzenine ulaşmak</strong></p>
<p>Kurul üyelerinden Eser Koçak, “Böyle bir görev olduğunu duyunca, bu şehrin bir vatandaşı olarak bu sorumluluğu üstlenmek istedim. Şeffaflık konusunda insanların akıllarında artık bir şüphe olmamalı. Ancak benim asıl isteğim, bizlere ihtiyaç olmayan bir toplum düzenine ulaşmak. Bu olgunluğa erişebildiğimiz gün her şey daha güzel olacak” dedi. </p>
<p><strong>Adil değilse istihdam süreci iptal edilecek</strong></p>
<p>İzleme Kurulu üyeleri, İstihdam Komisyonu tarafından yapılan sınav, mülakat, beceri ve ilgili diğer tüm süreçleri ilan sürecinden karar sürecine kadar izliyor ve doğrudan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na rapor sunuyor. Rapor içeriğinde herhangi bir adaletsizlik veya eşitsizliğin tespiti durumunda istihdam sürecinin iptali söz konusu oluyor. Gönüllülüğün esas olduğu İzleme Kurulu üyeliğinde herhangi bir ücret ödenmiyor.</p>
<p><strong>Mülakatla işe alım devam ediyor</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Mezbaha Şube Müdürlüğü’nde kasap olarak görevlendirilmek üzere 10 kişi ile mülakat yapıldı. 6 adayın başvurusu olumlu sonuçlandı. 4’ü işbaşı yaptı. 2 kişinin ise evraklarının tamamlaması bekleniyor. 4 kasap için 29 Ocak’ta mülakat yapıldı. Ayrıca Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’nda görevlendirilmek üzere 50 diyetisyen ile görüşüldü, 4’ü işbaşı yaptı. 1 diyetisyenin de evraklarını tamamlaması bekleniyor. İZDENİZ’de görevlendirilmek üzere 2 uzak yol kaptanı, 6 kaptan, 2 uzak yol başmühendisi, 6 başmakinist ve 11 makine personeli için mülakatlar yapıldı. Olumlu sonuçlananların evraklarını tamamlama süreci devam ediyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mulakata-halk-girdi-611023">Mülakata halk girdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay&#8217;dan medeniyetler şehri Hatay için dayanışma çağrısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugaydan-medeniyetler-sehri-hatay-icin-dayanisma-cagrisi-610945</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 14:00:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[hatay]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyetler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Samandağ]]></category>
		<category><![CDATA[şehri]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610945</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, depremin ağır yaralar açtığı Hatay’ın Samandağ ilçesinde temaslarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugaydan-medeniyetler-sehri-hatay-icin-dayanisma-cagrisi-610945">Başkan Tugay&#8217;dan medeniyetler şehri Hatay için dayanışma çağrısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, depremin ağır yaralar açtığı Hatay’ın Samandağ ilçesinde temaslarda bulundu. Tugay, Hatay’ın toparlanma sürecinin hala sancılı ilerlediğine dikkat çekerek, kamuoyunun ve yerel yönetimlerin kente yönelik ilgisinin canlı tutulması gerektiğini vurguladı. Bunun için 151 üyeye sahip Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği&#8217;ni Hatay&#8217;da toplamak istediklerini yineleyen Başkan Tugay, bunun kentin toparlanma sürecine önemi katkı sunacağını belirtti.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay,  6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümü nedeniyle bulunduğu Hatay&#8217;da, Türkiye İşçi Partili (TİP) Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay&#8217;ı ziyaret etti. Dr. Cemil Tugay, hem acıyı paylaşmak hem de dayanışma ruhunu ön plana çıkarmak için Hatay&#8217;da olduklarını belirtti. Hatay&#8217;ın toparlanma sürecinde olduğunu, fakat bu sürecin de oldukça sancılı ilerlediğini vurgulayan Tugay, “Biz de Hatay&#8217;ı bu toparlanma sürecinde yalnız bırakmamak istedik. Hatay&#8217;ı çok seviyorum” dedi.</p>
<p><strong>“Buraya destek verebilecek herkesin dikkatini kente çekmek zorundayız”</strong><br />Kamuoyunun ilgisinin Hatay&#8217;a çekilmesinin önemli olduğuna değinen Tugay, başkanlığını yaptığı 151 üyeye sahip Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği&#8217;ni Hatay&#8217;da toplamak istediklerini söyledi. Tugay, “Amacımız Hatay&#8217;ın mevcut durumunu konuşmak. Yapılan araştırmaları, verileri de dikkate alarak kamuoyunun dikkatini kente çekmek çok önemli. İnsanların, belediyelerin buraya destek verebilecek herkesin dikkatini kente çekmek zorundayız” diye konuştu. </p>
<p><strong>Yetkililere sitem Başkan Tugay&#8217;a teşekkür</strong><br />Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay, İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin bölgeye yönelik önemli desteklerinin olduğunu söyledi. İlçeye yaklaşık 2 yıldır hiçbir heyetin gelmediğini belirterek sitemde bulunan Karaçay, Başkan Tugay&#8217;a ise teşekkür etti. Karaçay, “Size vefa borcumuz var. Bu borç ödenmez. Hepinizden Allah razı olsun. Temennimiz bir daha böyle acıların yaşanmaması. Burada sizi misafir etmek bizi mutlu etti. Uzun bir aradan sonra bir heyetin Samandağ&#8217;ı hatırlamış olması çok önemli. Çünkü Samandağ, Hatay&#8217;ın son ilçesi. Samandağ hep unutuluyor. O nedenle bizi unutmadığınız için teşekkür ediyorum. Sizi seviyoruz” dedi. </p>
<p><strong>“Konutlarımız hala teslim edilmedi”</strong><br />Yapılan konutların kendilerine teslim edilmediğini belirten Karaçay, teslim edilenlerin de durumunun çok kötü olduğunu, kışın su geçirdiğini anlattı. Elektrik ile ısındıklarını söyleyen Başkan Emrah Karaçay, ancak elektrik altyapısında da ciddi bir sıkıntı yaşandığını vurguladı. <br /> <br /><strong>Sağlık hizmetlerine tam destek </strong><br />Dr. Cemil Tugay, tüm ihtiyaçları İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından karşılanan Samandağ 1 No&#8217;lu Aile Sağlığı Merkezi&#8217;ni de ziyaret etti. Sağlık emekçileri ile bir araya gelen Başkan Tugay, “Bundan sonra da bir şeye ihtiyacınız olursa, desteğe hazırız. Nisan ayında Hatay&#8217;da, kentin  bütün ilçeleri ile yaşadığı sıkıntıları, mevcut durumu masaya yatıralım, konuşalım istiyoruz. Daha sonra görev dağılımı yapalım. Neticede doğru kararlarla bu çalışmaların yapılması daha sağlıklı sonuçlar doğurur. Bir ihtiyacınız olursa bilin ki biz elimizden geleni yapmaya hazırız” dedi. Sağlıkçılar da Başkan Tugay&#8217;a teşekkür etti. </p>
<p><strong>Barış ve kardeşlik vurgusu</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, beraberindeki heyetle Samandağ ilçesinde bulunan Hz. Hızır Türbesi&#8217;ni de ziyaret etti. Hz. Hızır ile Hz. Musa&#8217;nın buluştuğu yer olarak bilinen tarihi inanç merkezinde dua eden Başkan Tugay,  barış ve kardeşlik mesajları verdi. Başkan Tugay, türbede dua edenlerin dualarının kabul edildiğine yönelik güçlü bir inanç bulunduğunu belirterek, şunları söyledi: “Hatay&#8217;ın bir özelliği var. Çok farklı kültürlerde, inançlarda insanların kardeşlik içerisinde yüzyıllar boyunca yaşadığı bir yer. İzmir de hoşgörüsü ile bilinen bir yer. Biz istiyoruz ki insanlar her türü kavgadan, savaştan uzak olsun ve ülkemize, şehirlerimize, dünyamıza barış ve iyilik gelsin. Deprem mağdurlarının acılarını ve sıkıntılarını biliyoruz. Her şeyin dostluk, dayanışma ve adaletle aşılabileceğini biliyoruz. Bu duygunun devletimizin tüm kademelerine işlemesini özellikle diliyoruz. Biz bu duygu ile çalışıyoruz. Ülkemizin geleceği aydınlık olsun. Tüm yurttaşlarımız için huzur ve sağlık dolu bir yaşam olsun” dedi. </p>
<p><strong>“Bu ziyaret bir vicdan borcudur”</strong><br />Samandağ’ın Vakıfköy Mahallesi’nde yurttaşlarla da buluşan Başkan Tugay, depremzedelere geçmiş olsun dileklerini iletti. Vakıfköy Müzesi ve bölge halkı için simgesel öneme sahip olan ve Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından tescillenerek koruma altına alınan Musa Ağacı’nı inceleyen Tugay, temaslarının Hatay’ın kültürel mirasına, toplumsal hafızasına ve deprem sonrası yaşam mücadelesine sahip çıkma anlayışıyla gerçekleştirildiğini vurguladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugaydan-medeniyetler-sehri-hatay-icin-dayanisma-cagrisi-610945">Başkan Tugay&#8217;dan medeniyetler şehri Hatay için dayanışma çağrısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anne Olmaya Güvenle Hazırlık: Gebe Okulları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anne-olmaya-guvenle-hazirlik-gebe-okullari-604287</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 15:29:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[çift]]></category>
		<category><![CDATA[gebe]]></category>
		<category><![CDATA[güvenle]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[okulları]]></category>
		<category><![CDATA[olmaya]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604287</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Gebe okullarında verilen eğitim ve destekler, anne adaylarının gebelik sürecini bilinçli, güvenli ve kaygıdan uzak bir şekilde geçirmesine katkı sağlıyor” diyen Nev Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Tayfur Çift, gebe okulu hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-olmaya-guvenle-hazirlik-gebe-okullari-604287">Anne Olmaya Güvenle Hazırlık: Gebe Okulları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nev Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’ndenDoç. Dr. Tayfur Çift, gebe okullarının anne adaylarını bilinçlendirerek gebelik sürecinde yaşanabilecek komplikasyonların önüne geçilmesinde önemli bir rol üstlendiğini söyledi.</p>
<p>Gebelik sürecine hazırlığın yalnızca doğuma değil, gebeliğin tamamına yönelik olması gerektiğini vurgulayan Çift, bu sürecin doğru bilgiyle çok daha sağlıklı yönetilebileceğini ifade etti.</p>
<p><b>“Fizyolojik Süreçler ile Riskli Durumlar Ayırt Ediliyor”</b></p>
<p>Gebe okullarında anne adaylarına gebeliğin fizyolojik süreçleri ile problemli durumların ayrımının öğretildiğini belirten Doç. Dr. Çift, “Anne adaylarının vücutlarında meydana gelen değişimleri tanıması, hangisinin normal hangisinin riskli olduğunu bilmesi büyük önem taşıyor. Olası bir problemde vakit kaybetmeden hastaneye ya da en yakın aile hekimliğine başvurulması sağlanıyor” dedi.</p>
<p><b>“Fiziksel Değişimler Hastalık Olarak Algılanmamalı”</b></p>
<p>Gebelikte pek çok fizyolojik değişimin yaşandığını hatırlatan Çift, bu değişimlerin çoğu zaman anne adayları tarafından hastalık olarak algılanabildiğine dikkat çekti.</p>
<p>“Bu sürecin gebeliğin doğal bir parçası olduğunun bilinmesi, gebenin kendini daha güvende hissetmesini sağlıyor. Bilgi, kaygıyı azaltan en önemli unsurlardan biri” diye konuştu.</p>
<p><b>“Aile Desteği Gebelik Sürecini Güçlendiriyor”</b></p>
<p>Gebe okullarında yalnızca anne adaylarının değil, aile bireylerinin de sürece dahil edildiğini belirten Doç. Dr. Çift, eşlerin ve aile büyüklerinin olumlu geri bildirimlerinin gebelik sürecini doğrudan etkilediğini söyledi. “Olumsuz tutumlar yerine destekleyici bir yaklaşım, gebenin hem fiziksel hem de psikolojik olarak daha sağlıklı bir süreç geçirmesine katkı sağlıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“Lohusalık Döneminde Destek Hayati Öneme Sahip”</b></p>
<p>Doğum sonrası dönemin, yani lohusalık sürecinin kadınlar için oldukça zorlayıcı olabildiğini dile getiren Çift, bu dönemde annelerin kendilerini zaman zaman yalnız, dışlanmış ya da soyutlanmış hissedebildiğini belirtti. Yeni doğan bebeğin bakımının annenin zamanının büyük bölümünü aldığını vurgulayan Çift, bu süreçte verilen desteğin anne ruh sağlığı açısından kritik olduğunu söyledi.</p>
<p><b>“Psikolojik Destek Sürecin Ayrılmaz Bir Parçası”</b></p>
<p>Gebelik ve doğum sonrası dönemde psikolojik desteğin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Tayfur Çift, gebe okullarında bu alanda da rehberlik sağlandığını ifade etti. Anne adaylarının duygusal dalgalanmalarının normal olduğunun anlatıldığını belirten Çift, bu desteğin annenin kendini yalnız hissetmesini engellediğini söyledi.</p>
<p><b>“Gebeler Arası İletişim Süreci Kolaylaştırıyor”</b></p>
<p>Gebe okullarının en önemli avantajlarından birinin de anne adaylarının birbirleriyle iletişim kurabilmesi olduğunu belirten Çift, “Benzer süreçlerden geçen gebelerin bir araya gelmesi, gebeliği daha kolay, daha keyifli ve daha eğlenceli bir hale getiriyor” dedi.</p>
<p><b>“Amaç: Gebeliği Kaygı Değil Güvenle Yaşamak”</b></p>
<p>Gebe okullarının temel amacının gebeliğin bir anksiyete ya da stres kaynağı olarak değil, doğru destekle sağlıklı ve güzel bir süreç olarak yaşanmasını sağlamak olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tayfur Çift, bilinçli ve desteklenen gebeliklerin hem anne hem bebek sağlığına olumlu katkı sunduğunu sözlerine ekledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-olmaya-guvenle-hazirlik-gebe-okullari-604287">Anne Olmaya Güvenle Hazırlık: Gebe Okulları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyetisyen Sümeyra Gözüm ünlüleri zayıflatıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyetisyen-sumeyra-gozum-unluleri-zayiflatiyor-601188</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2025 21:20:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[gözüm]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[sümeyra]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[ünlüleri]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflatıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beslenme ve diyetetik alanında kişiye özel yaklaşımıyla öne çıkan Diyetisyen Sümeyra Gözüm, sağlıklı ve sürdürülebilir yağdan kilo kaybının ancak bireysel ihtiyaçlara göre planlanan beslenme programlarıyla mümkün olduğunu vurguluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyetisyen-sumeyra-gozum-unluleri-zayiflatiyor-601188">Diyetisyen Sümeyra Gözüm ünlüleri zayıflatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme ve diyetetik alanında kişiye özel yaklaşımıyla öne çıkan Diyetisyen Sümeyra Gözüm, sağlıklı ve sürdürülebilir yağdan kilo kaybının ancak bireysel ihtiyaçlara göre planlanan beslenme programlarıyla mümkün olduğunu vurguluyor.</p>
<p>Her danışanın metabolik yapısının, yaşam tarzının ve sağlık durumunun farklı olduğuna dikkat çeken Gözüm, yağ yakımının yalnızca kalori kısıtlamasıyla değil; bilimsel veriler ışığında oluşturulan bütüncül bir sistemle sağlanabileceğini belirtiyor.</p>
<p><strong>SÜREÇ KAN TAHLİLİ İLE BAŞLIYOR</strong></p>
<p>Diyetisyen Sümeyra Gözüm’e göre yağdan kilo kaybında ilk ve en kritik adım, detaylı kan tahlili yapılması. Hormon dengesizlikleri, insülin direnci veya vitamin–mineral eksikliklerinin kilo verme sürecini doğrudan etkilediğini belirten Gözüm, özellikle HOMA-IR, tiroid fonksiyonları, hormon profili ve ferritin, B12, D vitamini ile folik asit değerlerinin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.</p>
<p>Tahlil sonuçlarına göre beslenme planının şekillendirilmesi ve gerekli durumlarda doktor kontrolünde takviye desteği alınması, sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlıyor.</p>
<p><strong>KAS KÜTLESİ KORUNARAK YAĞ KAYBI HEDEFLENİYOR</strong></p>
<p>Sümeyra Gözüm, etkili bir zayıflama sürecinde asıl hedefin kas kütlesini koruyarak yağdan kilo kaybı sağlamak olduğunu vurguluyor. Bu doğrultuda, kişinin kilosuna uygun şekilde yeterli ve kaliteli protein alımının büyük önem taşıdığını belirten Gözüm, protein yetersizliğinin metabolizmayı yavaşlatarak süreci olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Yumurta, yağsız et ürünleri, balık, süt ve süt ürünleri gibi yüksek biyolojik değere sahip protein kaynakları, kişiye özel planlar doğrultusunda beslenme programlarına dahil ediliyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/diyetisyen-sumeyra-gozum-unluleri-zayiflatiyor-0-lvm7JB8X.jpeg"/><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/diyetisyen-sumeyra-gozum-unluleri-zayiflatiyor-1-UffYRs21.jpeg"/></p>
<p><strong>SU TÜKETİMİ, UYKU VE STRES YÖNETİMİ SÜRECİN AYRILMAZ PARÇASI</strong></p>
<p>Yağ yakımını artıran önemli faktörlerden birinin de yeterli su tüketimi olduğunu belirten Gözüm, kilogram başına ortalama 35 ml su tüketiminin metabolizma üzerinde olumlu etkiler yarattığını ifade ediyor.</p>
<p>Bunun yanı sıra, düzenli uyku ve stres yönetiminin hormonal denge açısından büyük önem taşıdığına değinen Gözüm, yetersiz uyku ve yoğun stresin yağ yakım sürecini yavaşlatabileceğini belirtiyor.</p>
<p><strong>BESLENME VE HAREKET BİRLİKTE PLANLANIYOR</strong></p>
<p>Diyetisyen Sümeyra Gözüm, yağdan kilo kaybının yaklaşık yüzde 80–90’ının beslenme düzeni, yüzde 10–20’sinin ise fiziksel aktiviteyle sağlandığını ifade ediyor. Haftada 4–5 gün yapılan tempolu yürüyüş veya kişiye uygun egzersizlerin, doğru beslenme planı ile desteklendiğinde maksimum fayda sağladığını vurguluyor.</p>
<p>Kısa vadeli, sürdürülemez diyetler yerine; bilimsel, kişiye özel ve uzun vadede sağlığı koruyan beslenme modellerini benimsediklerini belirten Gözüm, danışanlarına kalıcı yaşam tarzı değişikliği kazandırmayı hedeflediklerini sözlerine ekliyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyetisyen-sumeyra-gozum-unluleri-zayiflatiyor-601188">Diyetisyen Sümeyra Gözüm ünlüleri zayıflatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hipnoterapi içsel gücü ortaya çıkarıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hipnoterapi-icsel-gucu-ortaya-cikariyor-598987</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2025 11:52:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[birey]]></category>
		<category><![CDATA[çıkarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[gücü]]></category>
		<category><![CDATA[hayatın]]></category>
		<category><![CDATA[hipnoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[içsel]]></category>
		<category><![CDATA[ortaya]]></category>
		<category><![CDATA[öztekin]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sessizliği]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598987</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İhsan Öztekin, içsel sessizliğin kökenleri, birey üzerindeki etkileri ve hipnoterapinin bu sessizliği içten dışa dönüştürücü gücü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipnoterapi-icsel-gucu-ortaya-cikariyor-598987">Hipnoterapi içsel gücü ortaya çıkarıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İhsan Öztekin, içsel sessizliğin kökenleri, birey üzerindeki etkileri ve hipnoterapinin bu sessizliği içten dışa dönüştürücü gücü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Günlük hayatın koşturmacası insanı bedensel ve psikolojik olarak tüketiyor! </strong></p>
<p>İçimizdeki sessizliğin iki farklı anlamı olduğunu ifade eden Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Olumlu yönüyle ele alındığında, bu sessizlik güçlü ve özgüvenli bir kişiliğe sahip bireyin bilinçli bir tercihidir.” dedi.</p>
<p>Günlük hayatın bitmek bilmeyen koşturmacasının insanı yıpratıp yorduğunu, bedensel ve psikolojik olarak tükettiğini kaydeden Öztekin, “Bu noktada yapılması gereken, tükenme sürecine girmeden kendini bu hızlı dönen yaşam çarkının döngüsünden bilinçli olarak çekebilmek, kendine ve kendinle baş başa kalmaya alan açmaktır. Böylece dışsal yolculuktan içsel yolculuğa geçiş mümkün olur. Amaç hayatın sonuna kadar dünyadan ve insanlardan uzak, sessiz bir yaşam sürmek değil. Asıl değerli olan, insanların arasında yaşarken bu içsel sessizliği koruyabilmektir. Bu sayede zihin berraklaşır; toplumun gürültüsünden uzaklaşarak derinlerde gömülü kalmış, gün yüzüne çıkamamış benlik yeniden canlanır. Aynı zamanda toplumla aramızdaki bağın daha sağlıklı bir şekilde kurulmasına olanak tanır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>İçsel sessizliğin temeli çocuklukta atılır!</strong></p>
<p>İçsel sessizliğin olumsuz yönünün ise genellikle ilk çocukluk dönemine dayandığını aktaran Öztekin, şunları söyledi:</p>
<p>“Sürekli maruz kalınan aşağılayıcı, değersizleştirici sözler, tutum ve davranışlar bu sürecin temelini oluşturur. Bunlara eklenen ilgisizlik ve sevgisizlik, ‘ayıp’, ‘günah’, ‘yasak’, ‘yapma’, ‘yapamazsın’, ‘sen beceremezsin’ gibi ifadelerle birleşir. İtiraza izin vermeyen, sürekli ‘evet’ demeye alıştıran ancak bireye çoğu zaman ‘hayır’ diyen dış sesler, içsel sessizliği besler.</p>
<p>Bu sürecin sonucunda özgüven eksikliği, değersizlik hissi, ‘ben başaramam’, ‘yapamam’ düşünceleri ve hayır diyememe ortaya çıkar. Kolu kanadı kırılmış, pasif, silik ve ezik bir kişilik gelişebilir. Düşünce ve duyguların rahatça ifade edilememesi, sağlıklı sosyal ilişki ve iletişim kuramama, karşı cinsle ilişki kurmakta, sürdürmekte ya da gerektiğinde sonlandırmakta zorlanma sık görülür. Zamanla birey sosyal ortamlardan uzaklaşır, kabuğuna çekilir ve kendini korumaya almaya çalışır. İç dünyada derin bir sessizlik hâkim olur.”</p>
<p><strong>Süreç, içten dışa doğru tersine çevrilebilir! </strong></p>
<p>Bu noktada hipnoterapinin güçlü etkisinin devreye girdiğini dile getiren Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Derinlerdeki sessizlik dünyasına girilerek yapılan etkili dokunuşlarla süreç tersine çevrilebilir. İçten dışa doğru bir yolculuk başlar.” dedi.</p>
<p>Bireyin, içindeki kafesten çıkarak ve önündeki engelleri teker teker aşarak dünyaya ve insanlara ‘artık ben de varım’ diyebileceğine dikkat çeken Öztekin, “Artık ezen, susturan ve değersizleştiren sesler yerini; gerçek değerin ve gerçek gücün fark edilmesini sağlayan içsel seslere bırakır. Bu aşamada bireye ‘sesini çıkar, sessiz kalma; ‘ne değişecek’ deme’ çağrısı yapılır. Hiçbir şey değişmese bile sen değişeceksin. Düşüncelerini dile getir, inanmadığın şeylere itiraz et. Kendin ol. Kendine başkalarının gözünden bakma. İnsanların sana neden utanman ya da neden utanmaman gerektiğini söylemelerine izin verme. Başkalarının sana biçtiği hayatı değil, kendi istediğin ve zevk aldığın hayatı yaşa. Sevmediğin şeyleri söylemekten, istemediğin şeyleri yapmamaktan çekinme. ‘Hayır’ de. Yalnızlıktan korkma; kendi başına da var olabilirsin. Yalnızlıktan korktukça kendinden uzaklaşırsın. Geçmişteki hataların nedeniyle kendini suçlama; onları pişmanlık değil, birer öğretmen olarak gör&#8230;” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Hipnoterapi iki yönlü bir dönüşüm sağlıyor! </strong></p>
<p>Hipnoterapinin iki yönlü etkisinin bu noktada açıkça görüldüğüne işaret eden Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Bir yandan, bireyin içinde var olan ancak sürekli bastırıldığı için dışa vurulamayan olumlu özellikleri ortaya çıkarır. Özgüven, sosyal ortamlarda kendini rahatça ifade edebilme, hayır ya da olmaz diyebilme becerileri güçlenir. Tüm bunlar yapılırken ‘acaba kırılır mı, kızar mı, küser mi, beni yanlış anlar mı, beni terk eder mi?’ gibi düşünce ve korkulardan arınmış bir zihinsel duruma ulaşılır.” dedi.</p>
<p>Hipnoterapinin diğer yönlü etkisinin ise dışsal olumsuzluklardan kaynaklanan ve sağlıklı bir bireyde bulunmaması gereken özelliklerin ortadan kaldırılmasına yönelik olduğunu vurgulayan Öztekin sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Aşırı ve kontrolsüz öfke, korkular, kaygılar, şüpheler, güvensizlikler ve takıntılar bu süreçte ele alınır ve etkileri azaltılır. Hipnoterapi sürecinde ilk seans, bireyi tanıma, sorunları belirleme ve psikoterapi sürecinin çözüme yönelik olarak planlanmasıyla geçer. Hipnoterapiye karar verilmesi hâlinde, sonraki seanslardan itibaren kişiye özel olarak hazırlanmış güçlü ve etkili telkinler uygulanır. Bu telkinler ardışık ve sistematik bir şekilde verilir. Bu süreç sonunda birey; özel hayatından aile yaşamına, sosyal hayatından karşı cinsle ilişkilerine ve cinsel yaşamına, çalışma hayatından eğitim hayatına kadar yaşamının her alanında daha güçlü, daha başarılı, kendine güvenen ve çok daha mutlu bir birey olarak hayatını sürdürebilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipnoterapi-icsel-gucu-ortaya-cikariyor-598987">Hipnoterapi içsel gücü ortaya çıkarıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlişkiniz toksik olabilir mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iliskiniz-toksik-olabilir-mi-592577</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 16:01:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkide]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkinin]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[lişkiniz]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<category><![CDATA[tarafı]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592577</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, toksik ilişkilerin belirtilerini, neden olduğu psikolojik etkileri ve iyileşme sürecinde atılması gereken adımlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iliskiniz-toksik-olabilir-mi-592577">İlişkiniz toksik olabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, toksik ilişkilerin belirtilerini, neden olduğu psikolojik etkileri ve iyileşme sürecinde atılması gereken adımlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Toksik ilişkiler, anksiyete ve depresyon gibi ruhsal bozukluklara yol açabilir!</strong></p>
<p>Kişinin toksik bir ilişkide olup olmadığını anlamasının her zaman kolay olmayabileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Hatta çoğunlukla zordur. Bunun en temel nedenlerinden biri, ilişkinin başında yaşadığınız güzel günlerin ve hissettiğiniz sevgi ile bağlılığın, manipülatif davranışları fark etmenizi engelleyebilmesidir.” dedi.</p>
<p>Bazen kişinin, toksik olduğunu fark etse bile, durumu görmezden gelmeye çalışabileceğini dile getiren Aytop, “Toksik ilişkiler, anksiyete ve depresyon gibi ruhsal bozukluklara yol açabilir. Manipülasyon, değersizlik ve çaresizlik duyguları, özgüven kaybı, sürekli kontrol altında hissetme ve sürekli açıklama yapma gibi durumlar kişinin ruh sağlığını olumsuz etkiler. Ayrıca, bu durum fiziksel sağlık sorunlarına da sebep olabilir. Toksik bir ilişkinin bazı belirtileri bulunur. Sürekli eleştirilmek, kendini kullanılmış ve değersiz hissetmek, çaresizlik ve suçluluk duygusu, aşırı baskı ve kontrol altında hissetmek, sürekli fedakarlık yapan tarafın hep siz olması, sürekli kendini sorgulamak zorunda hissetmek… Bu belirtileri deneyimliyorsanız, büyük olasılıkla toksik bir ilişkide bulunuyorsunuz demektir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Toksik ilişkide yalnızlık korkuları da sık görülüyor!</strong></p>
<p>Bazı kişilik örüntüleri ve bağlanma stillerinin, toksik ilişkide kalmayı güçlendirebileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Örneğin kaygılı bağlanma stili ve bağımlı kişilik örüntüleri bunlar arasında sayılabilir.” dedi.</p>
<p>Manipülatörün uyguladığı tekniklerin de kişinin bu ilişkide kalmasını pekiştirdiğini aktaran Aytop, “Bu manipülasyonlar, kişinin kendini değersiz, suçlu veya çaresiz hissetmesine yol açar ve öz saygısını zedeler. Toksik ilişkide yalnızlık korkuları da sık görülür; kişi ‘ya ilişki biterse yalnız kalırsam?’ gibi kaygılar yaşar. Bazı durumlarda kişi, kurtarıcı rolüne bürünerek karşı tarafı ‘düzeltmeye’ çalışabilir. Bu rol, kısa vadede karşı tarafı kurtarabilir, ancak uzun vadede kişinin duygusal, psikolojik ve hatta fiziksel zarar görmesine neden olabilir. Maddi bağımlılık, çocuklar, aile baskısı veya sosyal kaygılar da kişinin ilişkide kalma motivasyonunu artırabilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Toksik bir ilişkinin düzelmesi, her iki tarafın da değişim için istekli olmasına bağlı!</strong></p>
<p>Toksik bir ilişkinin iyileşmesi veya düzelmesinin mümkün olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Ancak oldukça zordur ve her zaman başarılı olacağı garanti değildir. Burada kritik olan, her iki tarafın da sorumluluk alması ve değişim için istekli olmasıdır.” dedi.</p>
<p>Sadece mağdur tarafın değil, manipülatörün de çaba göstermesi gerektiğini vurgulayan Aytop, “Bu süreçte ilişkideki sorunları ve sağlıksız örüntüleri kabul etmek, empati göstermek, ilişkiyi düzeltmek için efor sarf etmek gerekir. Eğer bu koşullar sağlanabiliyorsa ve her iki taraf da bireysel olarak destek alabiliyorsa, çift terapisi gibi yöntemlerle toksik ilişkiyi düzeltmek mümkün olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>İyileşme sürecinde, kendine şefkat duymayı tekrar öğrenmek çok önemli!</strong></p>
<p>“Toksik bir ilişki, kişiyi tüketir ve adeta bir enkaz bırakır.” diyen Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, bu nedenle, ilişkinin ardından kişinin birçok açıdan toparlanmaya ihtiyaç duyacağını söyledi. </p>
<p>İyileşme sürecinin; kendini kabul etmek, kendine güveni yeniden sağlamak, öz saygı ve öz değeri kazanmak, kendi yetenek, beceri ve kapasitesinin farkına varmak, kendine zaman tanımak adımlarını kapsadığını belirten Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Toksik ilişkide kişi, şefkatini çoğunlukla karşı tarafa yönlendirir ve kendine şefkat göstermeyi ihmal eder. Bu nedenle iyileşme sürecinde, kendine şefkat duymayı tekrar öğrenmek çok önemli. Ayrıca toksik ilişkide bazı iletişim yetenekleri kaybolabilir; ‘hayır’ demek, hoşlanmadığı şeyleri ifade etmek zorlaşabilir. Bu süreçte sağlıklı iletişim becerilerini yeniden kazanmak, hem mevcut hem de gelecekteki ilişkiler için kritik öneme sahip. Sınır koymayı öğrenmek de bu sürecin önemli bir parçası; ‘Ben kimim? Sınırlarım neler? Başkaları bu sınırlara ne kadar dahil olabilir?’ Bunları belirleyip uygulamak, sağlıklı ilişkiler için temel oluşturur. Sosyalleşmek, iyi gelen aktiviteleri yapmak, kişisel gelişime ve fiziksel sağlığa odaklanmak, yeni hobiler edinmek ve kişisel bakımına önem vermek, iyileşme sürecini hızlandırır. Bu süreçte yalnız olmak gerekmez, güvenilen insanlar veya uzman desteği sürecin olumlu ilerlemesine yardımcı olur.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iliskiniz-toksik-olabilir-mi-592577">İlişkiniz toksik olabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesine TÜSKA Akreditasyon Belgesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ankara-universitesi-dis-hekimligi-fakultesine-tuska-akreditasyon-belgesi-591162</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2025 08:03:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akreditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[belge]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Hekimliği Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesine]]></category>
		<category><![CDATA[hekimliği]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[takdim]]></category>
		<category><![CDATA[tüska]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591162</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü (TÜSKA) tarafından Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesine Akreditasyon Belgesi törenle takdim edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ankara-universitesi-dis-hekimligi-fakultesine-tuska-akreditasyon-belgesi-591162">Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesine TÜSKA Akreditasyon Belgesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü (TÜSKA) tarafından Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesine Akreditasyon Belgesi törenle takdim edildi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Belge takdim töreni, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, TÜSKA Başkanı Doç. Dr. Bayram Demir, Rektör Yardımcıları ve akademisyenlerin katılımıyla Diş Hekimliği Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Bu Başarı Tesadüfi Bir Başarı Değil, Uzun Bir Sürecin Sonunda Elde Edilen Bir Başarı”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Törenin açılışında konuşan Rektör Ünüvar, Diş Hekimliği Fakültesi adına gurur verici bir anı hep birlikte yaşadıklarını ifade etti. Ünüvar, akreditasyon belgesinin tesadüfi olmadığını, uzun bir sürecin sonunda elde ettiklerini kaydetti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kaliteyi gösterilen değil hissedilen, kalite akreditasyonunu da bu hissedileni hissettiren durum olarak tanımlayan Ünüvar, “Hissedileni hissettirmişiz ki bugün TÜSKA tarafından akredite edilmiş olmamız son derece kıymetli” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Rektör Ünüvar, kazanılan bu belgenin aynı zamanda ISQua (The International Society For Quality in Health Care) akreditasyonunda olduğunu, sadece ulusal değil uluslararası geçerliliğinin olduğunu da sözlerine ekledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ünüvar, akreditasyon sürecinde emeği geçen herkese teşekkür etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Bugün Gerçekleştirilen Belge Takdim Töreni, Her Birimizin Emeğinin Sonucudur”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Aynı zamanda Diş Hekimliği Fakültesi Dekanlığı görevini de yürüten Ankara Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kaan Orhan ise bugün gerçekleştirilen törenin 5 yıl önce başlayan sürecin bir meyvesi olduğunu dile getirdi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>2022 yılının başlarında Diş Hekimliği Fakültesi olarak akreditasyon sürecine hazırlanma kararı aldıklarını belirten Orhan, o günden bugüne eğitim-öğretim programlarını, klinik uygulamalarını, idari süreçleri, fiziki şartları, kalite güvence mekanizmalarını baştan sona gözden geçirdiklerini ve kendilerini iyileştirmeye adadıklarını kaydetti. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Akreditasyon sürecinde yapılan çalışmaların zorluğuna dikkat çeken Orhan, bu sürecin kendilerine yaratıcı bir yükümlülük olarak hizmet ettiğini sözlerine ekledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Lider Kuruluşlar, Kendisinden Sonra Gelenlere Yol Gösterir”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>TÜSKA Başkanı Doç. Dr. Bayram Demir ise, üniversitelerin 50 yılı geride bıraktıktan sonra olgunluk dönemine girdiğini, Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesinin 50 yılı geride bıraktığını ve bu olgunluk dönemini de TÜSKA tarafından takdim edilen akreditasyon belgesi ile taçlandırdığını kaydetti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesinin akreditasyonundan sonra üç ağız ve diş sağlığı hastanesinden başvuru aldıklarını, lider kuruluşların da böyle bir özelliğinin olduğunu, kendisinden sonra gelenlere de yol gösterdiğini belirten Demir, Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesini gönülden kutladığını da dile getirdi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Açış konuşmalarının ardından akreditasyon belgesi takdimi gerçekleştirildi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ankara-universitesi-dis-hekimligi-fakultesine-tuska-akreditasyon-belgesi-591162">Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesine TÜSKA Akreditasyon Belgesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KEÇ-TİM Ekibine AFAD Akreditasyon Eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kec-tim-ekibine-afad-akreditasyon-egitimi-587927</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 16:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[afad]]></category>
		<category><![CDATA[akreditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[ekibine]]></category>
		<category><![CDATA[ekip]]></category>
		<category><![CDATA[keç-ti]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587927</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü bünyesinde görev yapan KEÇ-TİM (Arama Kurtarma Ekibi), olası afet ve acil durumlara daha etkili müdahalede bulunabilmek amacıyla akreditasyon sürecine yönelik önemli bir eğitim programına katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kec-tim-ekibine-afad-akreditasyon-egitimi-587927">KEÇ-TİM Ekibine AFAD Akreditasyon Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü bünyesinde görev yapan KEÇ-TİM (Arama Kurtarma Ekibi), olası afet ve acil durumlara daha etkili müdahalede bulunabilmek amacıyla akreditasyon sürecine yönelik önemli bir eğitim programına katıldı. AKOM yerleşkesinde gerçekleştirilen eğitimde, Ankara İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından görevlendirilen Mentor Süleyman Yıldız tarafından AFAD akreditasyon sürecine ilişkin bilgilendirme ve uygulamalı çalışmalar yapıldı.</p>
<p><b>AFAD akreditasyon sürecine yönelik uygulamalı eğitim</b></p>
<p>Eğitimde KEÇ-TİM personeline; arama kurtarma ekiplerinin ulusal ve uluslararası standartlara göre sınıflandırılması, belge ve dokümantasyon hazırlığı, operasyonel planlama ve haberleşme zinciri yönetimi konularında bilgi aktarıldı. Katılımcılar, akreditasyon sürecinde tamamlanması gereken kontrol listeleri, eğitim planları, eksik evrak ve belge formatları üzerinde uygulamalı çalışmalar yaptı. Ayrıca ekip üyeleri, enkazda güvenli çalışma teknikleri, arama-kurtarma operasyonlarında koordinasyon, kamp yönetimi, saha lojistiği ve iletişim prosedürleri hakkında bilgilendirildi.</p>
<p><b>“Hazırlık akreditasyonun parçasıdır”</b></p>
<p>Mentor Süleyman Yıldız, eğitimde yaptığı bilgilendirmede, akreditasyon sürecinin yalnızca teknik yeterlilikle sınırlı olmadığını belirterek, “Ekiplerin saha disiplini, iletişim düzeni, sağlık kontrolleri ve lojistik hazırlıkları da bu sürecin bir parçasıdır. Standart operasyon prosedürlerine hâkim olmak, görev sırasında can güvenliğini sağlamak kadar önemlidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>Önemli bir aşama tamamlandı</b></p>
<p>Eğitim sonunda KEÇ-TİM personeli, sınav ve tatbikat aşamaları öncesinde kişisel donanım, saha çantası ve ekipman hazırlıkları konusunda bilgilendirilerek uygulamaya geçti. Böylece ekip, AFAD akreditasyonuna giden süreçte önemli bir aşamayı başarıyla tamamlamış oldu.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kec-tim-ekibine-afad-akreditasyon-egitimi-587927">KEÇ-TİM Ekibine AFAD Akreditasyon Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnegöl&#8217;de Kariyer Ve İstihdam Alanında Yeni Sürecin İmzaları Atıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/inegolde-kariyer-ve-istihdam-alaninda-yeni-surecin-imzalari-atildi-559968</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jul 2025 14:43:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[alanında]]></category>
		<category><![CDATA[atıldı]]></category>
		<category><![CDATA[imzaları]]></category>
		<category><![CDATA[inegölde]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559968</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi’nin hayata geçirdiği İstihdam Ofisi, paydaşların da katkı ve desteği ile gelişerek yeni dönemde Kariyer ve İstihdam Merkezine dönüştü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegolde-kariyer-ve-istihdam-alaninda-yeni-surecin-imzalari-atildi-559968">İnegöl&#8217;de Kariyer Ve İstihdam Alanında Yeni Sürecin İmzaları Atıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>İnegöl Belediyesi’nin hayata geçirdiği İstihdam Ofisi, paydaşların da katkı ve desteği ile gelişerek yeni dönemde Kariyer ve İstihdam Merkezine dönüştü. Çeşitli kurumlarla iş birliğini sürdüren merkezin yeni süreçte üstleneceği misyonun tanıtıldığı bir lansman düzenlenirken, bu lansmanda İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası ile Uludağ Üniversitesiyle de iş birliği protokolü imzalandı.</span></span></p>
<p><span><span>İnegöl Belediyesi’nde Başkan Alper Taban’ın göreve gelmesinin ardından hayata geçirilen İstihdam Ofisi, geride kalan süreçte İşkur başta olmak üzere farklı paydaşların da destekleriyle gelişerek etki alanını arttırdı. Geride kalan 5 yılda 6.952 vatandaşın müracaat ettiği ve toplamda da 3.280 vatandaşın yapılan yönlendirmelerle işe başladığı İstihdam Merkezi, yeni dönemde Kariyer ve İstihdam Merkezi olarak yoluna devam ediyor. Bugün itibariyle; İstihdam Danışmanlığı, Kariyer Gelişim Hizmetleri, Meslek Edindirme Programları, Staj ve Genç İstihdam Programları, Girişimcilik Danışmanlığı, Kamu-Özel Sektör İş Birlikleri, Toplu Alım Programları, Kariyer Günleri, Kadın İstihdamı ve Kariyer Destek Programları ve Toplumsal Eğitim, Gelişim ve Farkındalık Programları alanlarında hizmet sunan merkez için bir lansman düzenlendi. Lansmanda merkezin yaşadığı dönüşüm anlatılırken, ayrıca yeni dönem için İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası ile Uludağ Üniversitesiyle de iş birliği protokolü imzalandı.</span></span></p>
<p><span><span><b>BAŞKAN TABAN KURULUŞ HİKAYESİNİ ANLATTI</b></span></span></p>
<p><span><span>İnegöl Belediyesi konferans salonunda yapılan lansmana başta merkezin iş birliği yaptığı kurumlar ve firmalar olmak üzere İnegöl’deki kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı. Kariyer ve İstihdam Merkezine ilişkin konuklara yapılan sunumla başlayan programda kürsüye çıkarak bir konuşma yapan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, İstihdam Merkezinin kuruluş hikayesini anlattı. Başkan Taban, “Bugün bizim için çok anlamlı ve önemli bir buluşmaya ev sahipliği yapıyoruz. Bu hikayenin bizim tarafımızda bir başlangıç noktası var. Malumunuz siyasetin içerisinden geldiğimiz için insanlar bizlere daha rahat şekilde Başkanım iş istiyoruz diyebiliyor. Kendine, oğluna, gelinine, kardeşine gibi çokça talepler alabiliyoruz. Bu alanın daha doğru yönetilmesi gerektiğine inandığımız için bir İstihdam Ofisi kurduk. Sonrasında da bugün itibariyle burayı kariyer ile destekleyen, önüne bir plan koyabilen bir merkeze dönüştürme kararı aldık” dedi.</span></span></p>
<p><span><span><b>EN KIYMETLİSİ, İNSANI YETİŞTİRMEK</b></span></span></p>
<p><span><span>Konuşmasında İşkur’a da teşekkür eden Başkan Taban, şöyle devam etti: “Burada aslında bu işleri çok güzel yapan bir İşkur kurumumuz var. Kendilerine çok teşekkür ediyorum. Bizler de onlarında yanında bunları destekleyen programları ortaya koymuş oluyoruz. En kıymetlisi nedir dediğimizde, bana göre insanı yetiştirmek, geliştirmek, insana katkı vermek. Bizim de İnegöl Belediyesi olarak hedeflerimiz arasında önce kendi bünyemizdeki insan kaynağını geliştirmek sonrasında da hizmet ettiğimiz diğer insanlara katkı sunabilmek öncelikle hedeflerimizden.”</span></span></p>
<p><span><span><b>BU ŞEHRİN MAYASINDA TİCARET VAR</b></span></span></p>
<p><span><span>“Şehrimiz bu manada çok kıymetli. Bu şehrin mayasında ticaret var. İşletmeler kuruluyor, sanayi yapıları var. Üreten bir şehir, ihraç eden bir şehir. Bunun kıymetlini biliyoruz, farkındayız. Ancak bazen şunu görüyoruz, iş gücü talebiyle iş gücü arzının buluşamadığını, mesleklerin örtüşmediğini, aranan kişide tam olarak istenilen kaynağa ulaşılamadığını görüyoruz. Kariyer ve İstihdam Merkezi ile amacımız bu doğru buluşmayı sağlamak. Bunu yaparken de tek başımıza yapmıyoruz. Bahsettiğimiz gibi İşkur Müdürlüğümüz, Ticaret ve Sanayi Odamız, Üniversitemiz, Organize Sanayi Bölgelerimiz, işletmelerimiz… Burada firmalarımızla pek çok personel alım programları gerçekleştirdik. Meslek Odalarımızın da bu noktada ciddi katkıları var. Sosyal Güvenlik Kurumumuz, bizlerle veri paylaşıyor ve buradaki çalışmalarımızı daha anlamlı hale getirmiş oluyoruz. Bu program vesilesiyle bugün bizimle bu yıl içerisinde en fazla personel alım programı yapan 4 firmamıza da bir plaket takdimimiz olacak. Kendilerine çok teşekkür ediyorum.”</span></span></p>
<p><span><span><b>İŞ BİRLİĞİ YAPAN TÜM KURUMLARIMIZA TEŞEKKÜR EDİYORUM</b></span></span></p>
<p><span><span>“Burada amacımız insanlara biz size iş bulduk demek değil. Piyasadaki beklentiyle buluşturma çabası. Burada bu düşünceyle; İstihdam Danışmanlığı, Kariyer Gelişim Hizmetleri, Meslek Edindirme Programları, Staj ve Genç İstihdam Programları, Girişimcilik Danışmanlığı, Kamu-Özel Sektör İş Birlikleri, Toplu Alım Programları, Kariyer Günleri, Kadın İstihdamı ve Kariyer Destek Programları ve Toplumsal Eğitim, Gelişim ve Farkındalık Programları gibi pek çok hedeflenen konu başlığı var. Ben iş birliği yapan tüm kurumlarımıza teşekkür ediyorum.”</span></span></p>
<p><span><span><b>BİR ÇATI ALTINDA SÜRECİ YÖNETME KABİLİYETİNE ERİŞİYORUZ</b></span></span></p>
<p><span><span>İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yavuz Uğurdağ ise “Ticaret ve Sanayi Odası olarak istihdamla ilgili pek çok konunun içerisindeyiz. Ancak burada yapacağımız bu protokol ile birlikte aslında bir çatı altında süreci yönetme ve buluşma kabiliyetine erişmiş olacağız. İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası 6 bin işletme ile şehrin ekonomisine, ticaretine yön veren bir kuruluş. Yapmış olduğu programlarla da Türkiye 1’incisi olmuş bir kuruluş. Bu noktada bu protokol ile birlikte belediyemiz, İşkur ve üniversitemizle daha profesyonel bir seviyeye ulaşmış durumda olacağız” diye konuştu.</span></span></p>
<p><span><span><b>ARZ TALEP DENGESİNE ODAKLANACAĞIZ</b></span></span></p>
<p><span><span>Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz da istihdamın ekonomi ve toplumsal hayat kavramlarının merkezinde yer aldığını kaydederek; “Bizler bunun eğitim ayağını oluşturuyoruz. Yüksek okul ve fakülte bazında en nitelikli kısmını oluşturuyoruz. Ancak daha önce de ifade edildiği gibi meslek liseleri üzerinden de çok ciddi ihtiyaç var yetişmiş ara elemana. İnegöl’de, Bursa’da, Türkiye’de buna ihtiyaç var. Ama mümkün mertebe bunu bir bütün halinde, entegre olarak düşünmemiz gerekiyor. Üniversite mezunu nüfusun toplam nüfusa oranı Avrupa ve Amerika ortalamalarına doğru hızla gidiyor, yakalamak üzere. Şimdi odaklanmamız gereken buradaki arz talep dengesini hızlı şekilde sağlamak olacak. O yüzden ben bu işin formüle edilmesine katkılarından dolayı Belediye Başkanımıza ve İnegöl Belediyesine teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.</span></span></p>
<p><span><span><b>EN FAZLA ALIM ORGANİZASYONU YAPAN 4 FİRMAYA PLAKET TAKDİM EDİLDİ</b></span></span></p>
<p><span><span>Konuşmaların ardından İnegöl Belediyesi Kariyer ve İstihdam Merkezi ile bu yıl içerisinde en fazla toplu personel alım organizasyonu yapan 4 firma olan; Göliplik Şeremet Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş, Türkmen Mobilya, Weltew Grup ve Mahmutoğlu Tekstil firmalarının temsilcilerine plaket takdim edildi.</span></span></p>
<p><span><span><b>İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALANDI</b></span></span></p>
<p><span><span>Lansmanın sonunda İnegöl Belediyesi Kariyer ve İstihdam Merkezi ile İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası ve Uludağ Üniversitesi arasında iş birliği protokolü imzalandı.</span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegolde-kariyer-ve-istihdam-alaninda-yeni-surecin-imzalari-atildi-559968">İnegöl&#8217;de Kariyer Ve İstihdam Alanında Yeni Sürecin İmzaları Atıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tugay: &#8220;İzmir Kentsel Gıda Stratejisi Belgesi&#8217;yle bu sürecin parçası olacağız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tugay-izmir-kentsel-gida-stratejisi-belgesiyle-bu-surecin-parcasi-olacagiz-453886</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Apr 2024 17:00:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belgesiyle]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel]]></category>
		<category><![CDATA[olacağız]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[stratejisi]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453886</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Tarım Ekonomisi Derneği ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından düzenlenen “Neoliberalizmin Krizinde Tarım Politikalarını Yeniden Düşünmek” başlıklı panele katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-izmir-kentsel-gida-stratejisi-belgesiyle-bu-surecin-parcasi-olacagiz-453886">Tugay: &#8220;İzmir Kentsel Gıda Stratejisi Belgesi&#8217;yle bu sürecin parçası olacağız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Tarım Ekonomisi Derneği ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından düzenlenen “Neoliberalizmin Krizinde Tarım Politikalarını Yeniden Düşünmek” başlıklı panele katıldı. </span></p>
<p><span>Gıda krizinin yaşanacağını ve tedbir alınması gerektiğini söyleyen Başkan Tugay, “Gıda kriziyle baş edebilmek için doğru tarım politikalarının olması lazım. Biz hem yakında hazırlayacağımız İzmir Kentsel Gıda Stratejisi Belgesi&#8217;yle, hem de bugüne kadar tarımsal üretimi desteklemiş olan İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin çabalarını daha da artırarak bu sürecin bir parçası olacağız” dedi.</span></p>
<p><span>Tarım Ekonomisi Derneği ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, Mustafa Necati Kültür Merkezi&#8217;nde “Neoliberalizmin Krizinde Tarım Politikalarını Yeniden Düşünmek” konulu bir panel düzenledi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Karabağlar Belediye Başkanı Helil İnay Kınay&#8217;ın da katıldığı panelin ilk oturumunda Adnan Menderes Üniversitesi&#8217;nden Prof. Dr. Renan Tunalıoğlu&#8217;nun moderatörlüğünde, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili, İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez, Tarım Ekonomisi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tayfun Özkaya, Çukurova Üniversitesi&#8217;nden Dr. Burhan Özalp konuşmacı olarak yer aldı. </span></p>
<p><span><strong>Tugay: “Gıda krizinin yaşanacağı yıllar olacak”</strong><br />Panelin başlangıcında katılımcılara seslenen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Önümüzdeki yıllar çok açık ki gıda krizinin yaşanacağı yıllar olacak. Gıda kriziyle baş edebilmek için doğru tarım politikalarının olması lazım. Ana sorumluluk kamu yönetiminde. Yerel yönetimler kentsel gıda stratejilerini belirlemek, planları yapmak zorundalar. Aynı zamanda üreticiyi doğru noktalarda desteklerken, tüketiciyi de iklim dostu beslenme alışkanlığı, sağlıklı ve güvenli beslenme açısından bilinçlendirmeliler. Herkes yediği içtiği şeylerin nerede, hangi şartlarda üretildiğini hem bilmek hem doğru tercihlerde bulunmak durumunda” şeklinde konuştu.</span></p>
<p><span><strong>“İzmir Kentsel Gıda Stratejisi Belgesi hazırlanacak”</strong><br />İzmir Kentsel Gıda Stratejisi Belgesi hazırlayacaklarını ifade eden Başkan Tugay, “Bilinçli bir toplum, ne yapacağı konusunda net karar vermiş kamu yönetimi ve kamu yönetiminin çabalarına katkıda bulunmaya hazır demokratik kitle örgütü yapısına ihtiyacımız var. Bu çerçevede bu etkinliklerin her birisi değerli. Önümüzdeki 5 yıl hem yakında hazırlayacağımız İzmir Kentsel Gıda Stratejisi Belgesi&#8217;yle, hem bugüne kadar tarımsal üretimi desteklemiş olan İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin bundan sonraki çabalarını daha da artırarak bu sürecin bir parçası olacağım. Bana ihtiyacınız olan her konuda elimden geleni yapmaya hazırım” dedi. </span></p>
<p><span><strong>Günaydın&#8217;dan ortak tarım politikası vurgusu</strong><br />Panelin moderatörlüğünü Adnan Menderes Üniversitesi&#8217;nden Prof. Dr. Renan Tunalıoğlu yaptı. Konuşmacı olarak katılan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimi’nin ardından CHP&#8217;nin kazandığı başarıyı vurgulayarak “Bir başka iklimdeyiz artık. 2019&#8217;dan bu yana büyükşehirlerimiz önemli oranda bizlerle beraber. 2024&#8217;te artık bir başka belediyecilikle karşı karşıyayız. Nüfusun yüzde 65&#8217;i CHP&#8217;li belediyelerin yönettiği yerleşim merkezlerinde yaşıyor ve buralarda gayrisafi milli hasılanın neredeyse yüzde 80&#8217;i üretiliyor. O halde biz burada bir örnek tarım modelinin nasıl kurgulanacağını inşa etmek zorundayız. İzmir Büyükşehir Belediyesi Aziz Kocaoğlu zamanından başlayarak tarım politikalarında doğru işler yaptı. Yeni eklenen belediyelerimiz de bunları sürdürmeye gayret etti. Tüm büyükşehirlerimiz ortak bir tarım politikasının izleyicisi olmak zorundadır. Herkesin tarımı yeniden keşfetmesi gibi bir durum olamaz. Uygulamalarımızı birleştirmek zorundayız. Doğru örnekleri çoğaltmak zorundayız” dedi. </span></p>
<p><span><strong>Özkaya: “Ciddi bir dönüşüme ihtiyaç var”</strong><br />Tarım Ekonomisi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tayfun Özkaya da “Türkiye&#8217;de Tarım Politikalarını Yeniden Düşünmek” başlıklı bir sunum yaptı.  Özkaya, “Bir politika değişikliğine ihtiyaç var. Çok ciddi bir dönüşüme ihtiyaç var. Bugüne kadar yaptığımız şeylerden çok farklı şeyler yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Tarım politikamız neoliberal bir politikadır. Agroekolojik tarım tekniklerini geliştirmemiz gerekiyor. Çiftçinin ezilmesini önleyebilmemiz için endüstriyel girdilerden vazgeçmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.   </span></p>
<p><span><strong>Suiçmez: “Tarım politikasını doğru bulmuyoruz”</strong><br />TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez, “Türkiye&#8217;de tarım politikası var. Destekleri azaltan, dışa bağımlılığı artıran, Cumhuriyet’in kazanımlarını özelleştiren, dolayısıyla büyük şirketlerle, dışarıya bağımlı lobilerle çalışan, üretilen değerden küçük üreticilerin zarar ettiği, alandan çekildiği, tüketicilerin yeterli gıdaya ulaşamadığı ama birilerinin kar ettiği, 1980&#8217;lerde başlayan, 2002&#8217;den sonra da kesintisiz uygulanan bir politika var. Biz bunu doğru bulmuyoruz” dedi. Çukurova Üniversitesi&#8217;nden Dr. Burhan Özalp, “Tarımda Devlet: Türkiye Tarımı” konulu bir sunum yaptı. Özalp, “Ben şuna inanıyorum; Türkiye&#8217;yi dünyanın süper gücü yapacak kadrolar Türkiye&#8217;de var, sadece iktidarda değiller. İktidara gelmek dileğiyle” dedi. </span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-izmir-kentsel-gida-stratejisi-belgesiyle-bu-surecin-parcasi-olacagiz-453886">Tugay: &#8220;İzmir Kentsel Gıda Stratejisi Belgesi&#8217;yle bu sürecin parçası olacağız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklar okulda zorlu sürecin etkileri ile kolaylıkla mücadele edebilir…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklar-okulda-zorlu-surecin-etkileri-ile-kolaylikla-mucadele-edebilir-350857</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2023 10:27:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[edebilir]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kolaylıkla]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[okulda]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=350857</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ebeveynler okula giden çocuklarına nasıl yaklaşmalı?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklar-okulda-zorlu-surecin-etkileri-ile-kolaylikla-mucadele-edebilir-350857">Çocuklar okulda zorlu sürecin etkileri ile kolaylıkla mücadele edebilir…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ebeveynler okula giden çocuklarına nasıl yaklaşmalı?</strong></p>
<p><strong>Özellikle çocukların yaşanan zorlu süreçte maruz kaldıkları ile baş edebilmek için günlük yaşama dönmeye ihtiyaç dönmeye ihtiyaç duyduklarını belirten uzmanlar, okulların açılması ile çocukların karşılaştıkları bu zorlu durumla mücadele edebilmelerinin kolaylaşacağını ifade ediyor. Ebeveynlerin her gün okula giden çocukları ile yakın ilişkide olmasının oldukça önemli olduğunu vurgulayan Çocuk Ergen Psikoloğu Eda Ergür, ebeveynlere çocuklara karşı anlayışlı bir tutum sergilenmelerini, fiziksel temasta bulunmalarını ve de duygularını dışa vurabilmelerine fırsat tanımalarını tavsiye ediyor. Ergür, çocuklara güvenli bir okul ortamı sunulmasının da önemine dikkat çekiyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, okul ortamının çocukların karşılaştıkları zorlu durumla baş etmelerini kolaylaştıracağına değindi ve ebeveynlere önemli tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><strong>Çocuk ve gençlerin ait oldukları yer okuldur</strong></p>
<p>Ülke olarak çok zor günlerden geçtiğimize değinerek sözlerine başlayan Eda Ergür, “Yaşadığımız büyük felaketin etkisi halen sürüyor ve sürmeye devam edecek olmasına rağmen hayatlarımıza tutunmaya ihtiyacımız var. Özellikle çocuklarımızın bu süreçte maruz kaldıklarıyla başa çıkabilmek için günlük yaşama dönebilmeye ihtiyaçları var. Okulların açılması ile çocuklarımız hem sosyal desteklerine kavuşmuş olacak hem de güven duygularını besleyecek olan rutin düzenleri sağlanmış olacak. Çocuk ve gençlerimizin ait oldukları yer okuldur. Okul çocuklarımıza akademik bilginin çok daha ötesinde fayda sağlıyor. Okul aracılığı ile çocuklarımız ve gençlerimiz yaşıtlarıyla bir araya gelerek sosyal destek ihtiyaçlarını giderirken, toplumsal değerleri içselleştirebilir ve de güvende hissetmelerini sağlayacak bir düzene sahip olurlar” dedi.</p>
<p><strong>Ebeveynler çocuklarını net ifadelerle bilgilendirmeli</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, okulların açılması ile çocukların karşılaştıkları bu zorlu durumla baş edebilmelerinin kolaylaşacağını söyledi. Ancak diğer yandan ailelerin kaygılarının bulunduğunu ifade eden Eda Ergür, “Ebeveynler ‘Ya birbirlerine anlattıklarıyla korkuları pekişirse ya duymaması gereken bizim anlatmadığımız durumları öğrenirse? gibi endişelere sahip olabiliyorlar. Bu sebeple ailelerin çocuklarına yaşananlarla ilgili basit, net ve kısa ifadelerle gerçek bilgiler vermesi oldukça önemli.” dedi.</p>
<p><strong>Bilinmeyen şeyler, kaygıyı besliyor</strong></p>
<p>“Yaşanan olaylar karşısında çocuğumuz ne denli gerçek bilgiye sahip ise edindiği yeni bilgilerle o kadar kolay baş edebilecektir” diyen Eda Ergür, “Unutmayalım ki bilinmeyen, kaygıyı besler. Eğer çocuğumuz duyduğu bilgi hakkında fikir sahibi değilse anlamlandıramadığı bu bilgi ile ne yapacağı konusunda zorluk yaşar. Sahip olduğu bir bilgi ile ilişkilendirdiği durumlarla ise çok daha kolay baş edebilir. Bu sebeple çocuğumuza karşı dürüst olmak, yaşına ve gelişimine uygun bilgi vermek, yaşıtlarıyla bir araya geldiğinde edindiklerini sınırsız hayal güçleri ile birleştirmelerine ve kaygılarını beslemelerine engel olabilecektir” dedi.</p>
<p><strong>Duygularını dışa vurmalarına fırsat tanınmalı</strong></p>
<p>Ebeveynlerin her gün okula giden çocukları ile yakın ilişkide olmasının oldukça önemli olduğunu vurgulayan Eda Ergür, “Mutlaka aklına takılan ya da merak ettiği bir durum olduğunda sizlerle konuşabileceği ve size sorabileceğini paylaşmalısınız. Size getirdiği konu her ne kadar zor olursa olsun mutlaka dürüstçe, gerçek bilgiyle, kısa ve basit bir dille cevaplayın. Böylece uçsuz bucaksız hayal güçleriyle anlamlandırmaya ihtiyaçları kalmayacaktır. Çocuklara karşı anlayışlı bir tutum sergilemek, fiziksel temasta bulunmak ve de duygularını dışa vurabilmelerine fırsat tanımak gerekiyor” şeklinde tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><strong>Güvenli okul ortamı sunabilmek çok önemli</strong></p>
<p>Çocukların deprem sonrası yaşadıkları duygusal zorlanmalarıyla arkadaşları ve öğretmenleriyle bir arada olacakları okul ortamında çok daha kolay baş edebileceklerini ve üstesinden geleceklerini belirten Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Yaşanan olumsuzluklardan çocuklarımızı koruyabilmek için sevgi ve desteğimizle yanlarında olmak ve onlara güven dolu bir okul ortamı sunabilmek oldukça önemli. Bu zorlu günlerin üstesinden sevgi, birlik ve dayanışma ile geleceğiz” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklar-okulda-zorlu-surecin-etkileri-ile-kolaylikla-mucadele-edebilir-350857">Çocuklar okulda zorlu sürecin etkileri ile kolaylıkla mücadele edebilir…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
