<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sur | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/sur/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sur</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Jul 2026 12:43:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>sur | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sur</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Prof. Dr. Haydar Sur&#8217;dan aşırı sıcak uyarısı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-haydar-surdan-asiri-sicak-uyarisi-645813</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2026 12:43:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çarpması]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[haydar]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[ortam]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Haydar Sur]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[vücudu]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=645813</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, aşırı sıcak havanın yarattığı tehlikeler ve alınacak önlemleri ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-haydar-surdan-asiri-sicak-uyarisi-645813">Prof. Dr. Haydar Sur&#8217;dan aşırı sıcak uyarısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, aşırı sıcak havanın yarattığı tehlikeler ve alınacak önlemleri ele aldı.</p>
<p><strong>İnsan vücudu belirli sıcaklık aralığında en verimli şekilde çalışır</strong></p>
<p>İnsan sağlığı açısından hem vücut iç sıcaklığı hem de yaşanılan ortam sıcaklığının belirli sınırlar içinde olduğunda fizyolojik işlevlerin en verimli şekilde çalıştığına işaret eden Prof. Dr. Haydar Sur, “Sağlıklı bir erişkinde normal vücut sıcaklığı genellikle 36,1-37,2 derece arasındadır. Ortalama kabul edilen değer yaklaşık 36,5-37 derece civarındadır. Vücut sıcaklığının 35 derecenin altına düşmesi hipotermi riskini artırırken, 38 derecenin üzeri ateş olarak değerlendirilir. Vücut sıcaklığının 40 dereceyi aşması ise sıcak çarpması ya da ciddi hipertermi açısından yaşamı tehdit edebilecek bir tablo oluşturabilir.” dedi.</p>
<p><strong>İdeal ortam sıcaklığı 20-24 derece arasında olmalı</strong></p>
<p>Yalnızca sıcaklığın değil nem oranının da sağlık açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Sur, “İnsanların kendilerini en rahat hissettikleri ortam sıcaklığı genellikle 20-24 derece arasındadır. Bunun yanında bağıl nem oranının yüzde 40-60 seviyelerinde olması gerekir. Yüksek nem terin buharlaşmasını engelleyerek sıcaklığın daha fazla hissedilmesine neden olurken, çok düşük nem ise ciltte ve solunum yollarında kuruluğa yol açabilir.” diye konuştu. </p>
<p><strong>İnsan biyolojisi açısından en uygun iklim koşulları neler</strong></p>
<p>Prof. Dr. Sur, araştırmaların, insan vücudunun enerji harcamadan ısı dengesini koruyabildiği &#8220;termal konfor bölgesinin&#8221; yaklaşık 22–25 derece sıcaklık ve yüzde 40–60 nem ile hafif hava akımı bulunan ortamlar olduğunu gösterdiğini de kaydetti.</p>
<p><strong>Aşırı sıcaklar vücudun denge mekanizmasını bozuyor</strong></p>
<p>Aşırı sıcakların vücudun ısı düzenleme sistemini zorladığını belirten Prof. Dr. Haydar Sur, “Aşırı sıcaklar, vücudun ısı dengesini sağlayan mekanizmalarını zorlayarak birçok sağlık sorununa yol açabilir. İnsan vücudu terleme yoluyla serinlemeye çalışır; ancak yüksek sıcaklık ve nem oranı arttığında bu mekanizma yeterince etkili olamaz. Ayrıca vücut suyunu tüketerek kurumaya neden olur. Bu hayatı tehdit eden dehidratasyon olarak adlandırılır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Kalp ve böbrek hastaları daha büyük risk altında</strong></p>
<p>Aşırı sıcaklarda en sık görülen sağlık sorunlarına değinen Prof. Dr. Haydar Sur, “Susuz kalma, halsizlik, yorgunluk ve baş dönmesi, kas krampları, baş ağrısı, düşük tansiyon ve bayılma, ısı bitkinliği ve sıcak çarpması en sık karşılaşılan tablolardır. Bunun yanında böbrek fonksiyonlarında bozulma görülebilir ve mevcut kalp-damar hastalıkları ağırlaşabilir. Uzun süre sıcağa maruz kalmak kronik hastalıkların da alevlenmesine neden olabilir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Sıcak çarpması acil müdahale gerektiren bir durum</strong></p>
<p>Sıcak çarpmasının vücudun ısı düzenleme mekanizmasının tamamen yetersiz kalması sonucu geliştiğini belirten Prof. Dr. Sur, şöyle devam etti:</p>
<p>“Sıcak çarpmasında vücut sıcaklığı genellikle 40 derecenin üzerine çıkar. Şiddetli baş ağrısı, yüksek ateş, bilinç bulanıklığı, sersemlik, bulantı, kusma, nabızda hızlanma, nefes alıp vermede artış, sıcak ve kuru cilt ya da aşırı terleme, kasılmalar ve bilinç kaybı görülebilir. Bilinç kaybı, nöbet geçirilmesi, solunum güçlüğü, şok tablosu veya organ yetmezliği bulguları gelişmesi halinde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.&#8221;</p>
<p><strong>11.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşten kaçınılmalı</strong></p>
<p>Özellikle dış ortamda çalışanlar ve spor yapanların daha dikkatli olması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Haydar Sur, “Vatandaşlarımız özellikle 11.00 ile 16.00 saatleri arasında doğrudan güneş altında uzun süre kalmamalıdır. Fiziksel aktiviteler sabah erken veya akşam serin saatlerde yapılmalıdır. Açık renkli, bol ve pamuklu kıyafetler tercih edilmeli, geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Düzenli aralıklarla gölge alanlarda dinlenilmeli ve susamayı beklemeden su tüketilmelidir. Aşırı sıcak günlerde ağır egzersizlerden kaçınılmalı, güneş koruyucu ürünler de ihmal edilmemelidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sıcak havalarda günlük 2-3 litre su tüketilmeli</strong></p>
<p>Sıcak havalarda sıvı tüketiminin büyük önem taşıdığına işaret eden Prof. Dr. Haydar Sur, &#8220;Sağlıklı erişkinlerin günde yaklaşık 2-3 litre su tüketmesi önerilir. Yoğun fiziksel aktivite yapanlarda ve dış ortamda çalışanlarda bu miktar daha da artabilir. Susamayı beklemeden su içilmeli, terlemeyle kaybedilen mineraller ayran, kefir veya maden suyu gibi içeceklerle desteklenmelidir.&#8221; dedi.</p>
<p>Şekerli içeceklerden uzak durulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Sur, &#8220;Kafeinli ve alkollü içecekler sıvı kaybını artırabileceği için özellikle aşırı sıcak günlerde tercih edilmemelidir. İdrar renginin koyulaşması susuzluğun önemli bir göstergesidir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Risk grupları daha dikkatli olmalı</strong></p>
<p>Yaşlılar, çocuklar, hamileler ve kronik hastalığı bulunan bireylerin sıcak havalardan daha fazla etkilendiğini vurgulayan Prof. Dr. Haydar Sur, &#8220;Bu kişiler günün sıcak saatlerinde dışarı çıkmamalı, düzenli sıvı tüketmeli, ev ortamı serin tutulmalı ve hafif beslenmelidir. Kalp, böbrek, diyabet veya solunum hastalığı bulunan bireyler belirtiler açısından daha dikkatli olmalıdır. Özellikle yaşlı bireylerin sıvı alımı yakınları tarafından takip edilmelidir.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Klimalar 23-26 derece arasında çalıştırılmalı</strong></p>
<p>Ev ortamında serin kalabilmek için de önerilerde bulunan Por. Dr. Sur, &#8220;Gündüz saatlerinde perdeler kapalı tutulmalı, ev sabah ve akşam serin saatlerde havalandırılmalıdır. Gereksiz elektrikli cihaz kullanımı azaltılmalı, hafif kıyafetler tercih edilmeli ve ılık duş alınabilir.&#8221; dedi.</p>
<p>Klima kullanımında dikkat edilmesi gereken noktalara değinen Prof. Dr. Sur, &#8220;Klimalar 23-26 derece arasında ayarlanmalı, filtreleri düzenli temizlenmeli ve soğuk hava doğrudan kişiye üflenmemelidir. Ani sıcaklık değişimlerinden kaçınılmalıdır. Vantilatörler ise ortam çok sıcak olduğunda tek başına yeterli olmayabilir. Özellikle yaşlı bireylerde uzun süre doğrudan hava akımı oluşturulmamalıdır.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sıcak çarpmasında ilk yardım hayat kurtarabilir</strong></p>
<p>Sıcak çarpması yaşayan kişiye uygulanacak ilk yardımın büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Haydar Sur, &#8220;Kişi hemen gölge veya serin bir ortama alınmalı, fazla giysileri çıkarılmalı, boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerine soğuk uygulama yapılmalıdır. Bilinci açıksa küçük yudumlarla su verilebilir. Soğuk duş veya ıslak havlu uygulaması da yararlı olabilir.&#8221; diye konuştu. </p>
<p>Prof. Dr. Sur, &#8220;Bilinç bulanıklığı, bayılma, konuşma bozukluğu, yüksek ateş, nöbet, şiddetli nefes darlığı, kusmanın sürmesi veya kişinin sıvı alamaması durumunda vakit kaybetmeden acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.&#8221; uyarısında bulundu.</p>
<p> <strong>Toplumun doğru bilgilendirilmesi de en az bireysel önlemler kadar önemli</strong></p>
<p>Aşırı sıcaklarla mücadelede halk sağlığı iletişiminin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Sur, &#8220;Vatandaşlara meteorolojik sıcaklık uyarıları önceden ulaştırılmalı, SMS ve mobil uygulama bildirimleri etkin kullanılmalıdır. Riskli günlerde vatandaşlar sıcak çarpması konusunda bilgilendirilmelidir. Televizyon, radyo, gazete, haber siteleri ve sosyal medya aracılığıyla düzenli bilgilendirme yapılmalıdır. Sağlık kuruluşlarında bilgilendirici afiş ve broşürlere yer verilmeli, belediyeler de dijital ekranlar, toplu taşıma araçları ve hoparlör anonslarıyla vatandaşları bilgilendirmelidir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Sur, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>&#8220;Mesajların kısa ve anlaşılır olması gerekir. &#8216;11.00-16.00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın&#8217;, &#8216;Susamayı beklemeden su için&#8217;, &#8216;Yaşlı yakınlarınızı düzenli kontrol edin&#8217;, ‘Baş dönmesi, bilinç bulanıklığı veya yüksek ateş gelişirse sağlık kuruluşuna başvurun’ gibi basit ama etkili uyarılar toplum sağlığının korunmasında önemli rol oynar. Aşırı sıcaklar özellikle risk gruplarında yaşamı tehdit edebilecek sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor. Ancak doğru bilgilendirme ve basit koruyucu önlemlerle toplumun sıcak hava dalgalarına karşı dayanıklılığı artırılabilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-haydar-surdan-asiri-sicak-uyarisi-645813">Prof. Dr. Haydar Sur&#8217;dan aşırı sıcak uyarısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tugay: Eşitliği bir hedef değil, bir yönetim biçimi olarak görüyoruz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tugay-esitligi-bir-hedef-degil-bir-yonetim-bicimi-olarak-goruyoruz-590034</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 13:45:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[biçimi]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[eshot]]></category>
		<category><![CDATA[eşit]]></category>
		<category><![CDATA[eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Şoför]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[toplu]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590034</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de en çok kadın şoför çalıştıran kamu kurumu olan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde kadın şoför sayısı 290 oldu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-esitligi-bir-hedef-degil-bir-yonetim-bicimi-olarak-goruyoruz-590034">Tugay: Eşitliği bir hedef değil, bir yönetim biçimi olarak görüyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de en çok kadın şoför çalıştıran kamu kurumu olan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde kadın şoför sayısı 290 oldu. ESHOT Genel Müdürlüğü’nün, kadın şoför istihdamını artırmak ve toplumsal cinsiyet eşitliği bilincini güçlendirmek amacıyla geliştirdiği “Eşitliğe Sür” projesi kapsamında düzenlenen çalıştay ve sempozyum açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kısa sürede kadın şoför sayısını yüzde 60 artırdıklarını söyledi. Başkan Tugay, “Bir kurumda kadın istihdamını artırmak, yalnızca yerel değil, uluslararası ölçekte örnek alınacak bir dönüşümdür. Toplumsal cinsiyet eşitliği bizim için bir ilke değil; hizmet anlayışımızın ayrılmaz bir parçası. Eşitliği bir hedef değil, bir yönetim biçimi olarak görüyoruz” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, toplumsal cinsiyet eşitliğini desteklemek ve toplu ulaşım sektöründe kadın istihdamını artırmak amacıyla “Eşitliğe Sür” Projesi’ni hayata geçirdi. ESHOT Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen ve Fransız Kalkınma Ajansı’nın (AFD) 100 bin Euro’luk hibe desteği sağladığı proje kapsamında 80 kadın şoför iş başı yaparken, proje süreci, kazanımlar ve elde edilen iyi uygulama örneklerini kamuoyu ile paylaşmak için çalıştay ve sempozyum düzenlendi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın ev sahipliğinde Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde düzenlenen programa İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır,  Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller,  İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı ve ESHOT Genel Müdürü Övünç Özgen, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Hakan Uzun, bürokratlar, kadın şoförler ve akademisyenler katıldı. </p>
<p><strong>Tugay: Atatürk’ün vizyonuna dayanıyor</strong></p>
<p>Kadın şoförleri her gördüğünde mutlu olduğunu ifade ederek konuşmasına başlayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Bu bir kapanış değil bizim için önemli bir dönüşüm sürecinin kutlamasıdır. Kadınların iş yaşamında eşit olması mücadelesinin sonuna gelmedik. Bunun başlarındayız henüz” dedi. Tugay, “Göreve geldiğimizde, İzmir’de kadın toplu ulaşım şoförlerinin sayısını artıracağımızı söylemiştik. Bugün o sözü bir ölçüde yerine getirmenin gururunu yaşıyoruz. Biz diyoruz ki; kadın üretirse şehir gelişir, görünürse toplumsal adalet güçlenir ve kadın yaşarsa bir toplumda o toplum nefes alır. Bu inancın kökleri, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonuna dayanıyor” dedi.</p>
<p><strong>Tugay dünyadan örnekler verdi</strong></p>
<p>Dünyadan kadınların iş hayatındaki yerinden örnekler vererek konuşmasına devam eden Tugay, “Berlin ve Toronto örneklerinde kadınlara teknik eğitimler verilerek sektöre erişimleri artırılmış. Sydney’de vardiya planlamasında esneklik ve güvenli tesisler; Londra’da kadın liderlik programları ile istihdam oranları yükselmiş. Bu örnekler gösteriyor ki; eğitim, güvenli ortam ve kurumsal dönüşüm bir arada olduğunda gerçek eşitlik mümkün. Kadınların toplumsal yaşama katılımı, ‘kadın da yapabilir’ meselesi değildir. Şehirleri daha adil ve insani hale getirmenin yoludur. Eşitliğe Sür Projesi işte bu anlayışla şekillendi” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Kısa sürede kadın şoför sayımızı yüzde 60 oranında artırdık”</strong></p>
<p>Kadın istihdamına öncelik verdiklerini aktaran Başkan Tugay, “İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak; itfaiyeden bürokrasiye, çağrı merkezlerinden saha çalışmalarına kadar birçok alanda kadın istihdamına öncelik veriyoruz. Yaklaşık on bir ay önce ‘Sizi direksiyon başında görmek istiyoruz’ demiştim. O gün hedefimiz 72 kadın şofördü. Ancak 80 kadınımızın tüm aşamaları başarıyla geçti ve biz hepsini istihdam ettik. Bu kısa sürede kadın şoför sayımızı yüzde 60 oranında artırdık. Bu sadece bir rakam değil; İzmir’in eşitlik konusundaki kararlılığının somut bir göstergesidir” dedi.</p>
<p><strong>“Yalnızca İzmir’e değil, Türkiye’ye ve dünyaya örnek olacak”</strong></p>
<p>Projenin üç temel amacının olduğunu belirten Tugay, “Kadınlara cesaret vermek önyargıları kırmak, Kadın Akademisi aracılığıyla kadın şoför adaylarına eğitimler sunmak ve bu süreçte edinilen deneyimleri paylaşarak kalıcı bir dönüşüm modeli oluşturmak. Bugün yaptığımız çalıştay ve sempozyum, işte bu üçüncü hedefin en önemli adımıdır. Buradan çıkacak sonuçlar yalnızca İzmir’e değil, Türkiye’ye ve dünyaya örnek olacaktır. ESHOT, Avrupa’nın en büyük toplu ulaşım filolarından birine sahip. Bu ölçekte bir kurumda kadın istihdamını artırmak, yalnızca yerel değil, uluslararası ölçekte örnek alınacak bir dönüşümdür. Kadınların ekonomide, yaşamın her alanında daha görünür olması hepimizin ortak sorumluluğu. Bu çabalar, Birleşmiş Milletler’in sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle de örtüşüyor. Eşitlik için attığımız her adım, “hiç kimse geride kalmasın” diyen evrensel çağrının bir parçası. Bugün itibarıyla kadın şoför sayımız 290’a ulaştı. ESHOT, Türkiye’de en fazla kadın şoför istihdam eden kamu kurumu olma özelliğini de pekiştiriyor. Artık sadece varacağımız yere değil; eşitliğe giden yola da birlikte yön veriyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliği bizim için bir ilke değil; hizmet anlayışımızın ayrılmaz bir parçası. Eşitliği bir hedef değil, bir yönetim biçimi olarak görüyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Yolunuz açık olsun”</strong></p>
<p>Kadın şoförlere seslenen Başkan Tugay, “Sevgili kadın şoförlerimiz;  sizler bu şehrin değişiminin gerçek kahramanlarısınız. Direksiyon başına geçtiğinizde yalnızca yol almıyor; İzmir’i eşitliğe taşıyorsunuz. Yolunuz açık; geleceğiniz İzmir kadar aydınlık olsun” diyerek konuşmasını tamamladı.</p>
<p><strong>Kandiller: Gururluyuz</strong></p>
<p>Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, “Bu proje aslında İzmir’in vizyoner yerel yönetimi şemsiyesi altında çok önemli parçalardan biri. Hem hizmeti veren hem hizmeti alan tarafta aslında toplumsal cinsiyet eşitliği, erişilebilirlik ve güvenlik ilkelerini güçlendirmeyi hedefleyen bir proje. Yaşar Üniversitesi olarak bu projede bilimsel yaklaşım ve veri analiz parçalarında yer alıyoruz. İzmir öncü bir kent ve biz Yaşar Üniversitesi olarak bu öncü kentin kurumlarından biri olmaktan onur duyuyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Keyik: Bu bir dönüşüm hikayesi</strong></p>
<p>AFD Türkiye Proje Yöneticisi Tülin Keyik ise programa video mesajla katıldı. Keyik mesajında, “Bu proje sadece bir ulaşım projesi değildir. Proje kadınların da şehir yaşamının her alanında yer alabileceğini, direksiyon arkasında da, ön safta da güçlü bir şekilde durabileceğini kanıtlayan bir dönüşüm hikayesidir. Bu vizyonu desteklemekten çok gurur duyuyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Kadın şoför sayısı 290’a ulaştı</strong></p>
<p>ESHOT Genel Müdürlüğü’nün Fransız Kalkınma Ajansı (AFD) iş birliğiyle hayata geçirdiği 100 bin Euro hibe destekli proje, kadınların toplu taşımada daha fazla yer almasını sağlayacak öncü bir adım niteliğinde. 2024 yılı temmuz ayında başlayan projede başarılı bulunan 120 adaya İzmir Ekonomi Üniversitesi tarafından 30 saatlik “Farkındalık Eğitimi” verildi. Özel bir sürücü kursu tarafından 10 saatlik saha eğitimi de alan adaylar, ESHOT tarafından direksiyon sınavına alındı. Başarılı olan 80 kadın ESHOT ailesine katılarak direksiyon başına geçti. Proje sonunda, ESHOT Genel Müdürlüğü’nün kadın şoför sayısı 290’a ulaştı. ESHOT, Türkiye’de en fazla kadın toplu ulaşım şoförünü istihdam eden kamu kurumu unvanını korudu. Proje, Yaşar Üniversitesi iş birliği ile yapılan çalıştay ve sempozyum sonrası bilimsel makale ve elde edilen bulguların infografik kitapçık hâline getirilmesin ardından son bulacak. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-esitligi-bir-hedef-degil-bir-yonetim-bicimi-olarak-goruyoruz-590034">Tugay: Eşitliği bir hedef değil, bir yönetim biçimi olarak görüyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur: &#8220;Yapay zekâ hekimin yerini alacak savı ne hekimliği ne de yapay zekâyı anlamamaktır!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tip-fakultesi-dekani-prof-dr-haydar-sur-yapay-zeka-hekimin-yerini-alacak-savi-ne-hekimligi-ne-de-yapay-zekayi-anlamamaktir-561106</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Aug 2025 08:54:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dekanı]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[haydar]]></category>
		<category><![CDATA[hekimin]]></category>
		<category><![CDATA[hekimliği]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[savı]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yerini]]></category>
		<category><![CDATA[zek]]></category>
		<category><![CDATA[zekyı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=561106</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, tıbbın, tarihinin en köklü ve hızlı değişimini yaşadığını anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tip-fakultesi-dekani-prof-dr-haydar-sur-yapay-zeka-hekimin-yerini-alacak-savi-ne-hekimligi-ne-de-yapay-zekayi-anlamamaktir-561106">Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur: &#8220;Yapay zekâ hekimin yerini alacak savı ne hekimliği ne de yapay zekâyı anlamamaktır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, tıbbın, tarihinin en köklü ve hızlı değişimini yaşadığını anlattı.</p>
<p><strong>Hekimlik asla tarihe karışmayacak</strong></p>
<p>Teknolojinin tıp mesleğini ortadan kaldıracağı yönündeki endişe ve sorulara cevap veren Prof. Dr. Haydar Sur, “Yaşadığımız günler, tıp tarihinin on binlerce yıllık süreci içinde geçirdiği tüm değişimlerin en hızlı ve en köklü olanlarının yaşandığı yıllardır. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak; tıp uygulamaları ve hekimlik mesleği de eskisi gibi olmayacak. Bunun farkındayız. Ancak ‘Yapay Zekâ hekimin yerini alacak’ savı tümden yanlıştır. Bunu konuşan insanlar ne hekimliği ne de yapay zekâyı anlamıştır. Çünkü yapay zekânın fayda vereceği durumlar, hep insanın o yapay zekâyı kontrol altında tuttuğu durumlar olacaktır. Bu nedenle hekimlik asla tarihe karışmayacağı gibi, yapay zekâyı en fazla kullanan mesleklerden biri olacaktır. Bu da bizim, 21. yüzyılın hekim profilini bugünden öngörmemizi kolaylaştırıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Yapay zekâyı da en iyi kullanan insanlar hekimler olacak</strong></p>
<p>“Hekimler hep zeki insanlar olmuşlardır; yapay zekâyı da en iyi kullanan insanlar hekimler olacaktır.” diyen Prof. Dr. Sur, &#8220;Yapay Zekâ hekimin yerini alacak savının tersini ben şöyle dillendirebilirim: Hekimler, yapay zekâyı en çok kullanan meslek grupları arasında yer alacaktır. Değişim bu yönde gerçekleşecek. O zaman biz teknolojiyle, makine öğrenmesiyle, nesnelerin internetiyle yakın ilişkimizi sürdüreceğiz ve onun, insan beyninin kusursuz filtresine veri aktarmasını sağlayacağız. İşimiz çok kolaylaşacak, çok daha isabetli hekimlik yapabileceğiz, becerilerimiz gelişecek ve tanılarımızda, tedavi yöntemlerimizde, laboratuvar bulgularının değerlendirilmesinde çok daha az hata yapan hekimler haline geleceğiz.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tıp ve mühendislik yakınlaşıyor</strong></p>
<p>Tıp fakültesi eğitimine teknolojik değişimi kısmen yansıttıklarını dile getiren Prof. Dr. Sur, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ancak bu yetmez. Önümüzdeki yıllarda çok daha fazlasını yapmak zorundayız. Çünkü şu bir gerçek: Hekimlik mesleği, mühendislik mesleğine doğru yaklaşmaktadır. Biyomühendislik, biyomedikal mühendislik, moleküler biyoloji ve genetik çalışmaları dolayısıyla bu iki meslek arasındaki mesafe gittikçe daralmaktadır ve ortak projelerde buluşmak zorunluluğumuz vardır. Ne tek başına hekimler bu değişimi tam olarak yönetebilecek kadar hâkim olabilir ne de mühendisler. Çünkü onlar da sağlık tarafını bilmiyorlar. Biz güçlerimizi birleştirerek yapay zekâyı insana en iyi hizmet eden hekim yetiştirme noktasını bulmada beraberce çalışacağız.”</p>
<p><strong>Multidisipliner çalışmanın çok büyük önemi var</strong></p>
<p>Sağlık bilişimi ve teknolojileri kısmında mühendislik fakülteleriyle ortak derslerin olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sur, “Fakat bu yeterli değil. Hücre düzeyinden başlayıp bütün sağlıkta kullandığımız tanı ve tedavi yöntemlerine varıncaya kadar, multidisipliner çalışmanın çok büyük önemi var. İnsan vücudunun bilinmezlikleri hâlâ çok fazla. Bildiğimiz, bilmediğimizin yanında çok az kalır. İşte o bilinmezlikleri beraberce keşfetme yolculuğunda multidisipliner çalışmalar kritik olacaktır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Proje yönetimi bazlı hekimlik… </strong></p>
<p>Hekimliğin, bundan sonra hiç olmadığı kadar proje yönetimi bazlı yürüyeceğini de anlatan Prof. Dr. Haydar Sur, şunları kaydetti:</p>
<p>“Bu, inovatif bir duruş gerektirir. Bilinmezlikleri tahmin etmede, ‘Şu yöntemle ben bunu araştırabilirim’ demede insan beyni yine var olacaktır. Bunun hipotez haline getirilip sorgulanmasında bize o verileri sağlayan makineler ve yapay zekâ olacaktır. Büyük veriyi analiz ederek bize hipotez üretmede de ışık tutacaktır. Ancak bu büyük veriden çıkan sonuçların yine insan vücuduna, insan hayatına, insan ruhuna aksettirilip daha sağlıklı bireyler ve toplum inşasına katkısı yine insan beyniyle olacaktır. Yapay zekâ bize verileri ve sonuçları ölü rakamlar olarak sunarken, insan beyni bunu canlandıracak, hayata uyarlayacak ve insanın ‘Ben bu dünyaya niye geldim?’ sorusuna cevap arayışında bile büyük katkılar sunacaktır.”</p>
<p><strong>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;nde eğitim</strong></p>
<p>Kaliteli tıp eğitiminin üçlü bir sacayağı üstünde yükseldiğini belirten Prof. Dr. Sur, “Birincisi, eğitim altyapısının, ortamlarının ve bilişim sistemlerinin güzel kurgulanması; ikincisi, bunun dershane düzeyinde güzel öğretilmesi; üçüncüsü ise mesleğin pratik uygulamasında usta-çırak ilişkisinin sağlanması. Üsküdar Tıp Fakültesi&#8217;nde 40&#8217;ı aşkın temel bilim hocasıyla ilk üç sene zımba gibi bir eğitim veriyoruz. Öğrencilerimiz 2. ve 3. sınıfta çok yoğun bir eğitimden geçiyorlar ama fizyoloji, anatomi, histoloji gibi dersler onları hekimliğe çekiyor. Dördüncü, beşinci ve altıncı sınıflarda ise hem kendi afiliye hastanelerimizde hem de Sağlık Bakanlığı Eğitim Araştırma Hastanelerinde uygulamalı stajlar görüyorlar. Böylece her ortamı görerek dört duvarı sağlam bir pratik eğitim alıyorlar.” dedi.</p>
<p><strong>Öğrenciler ikinci sınıftan itibaren bilim dünyasına entegre oluyor</strong></p>
<p>Mezunların “Gittiğimiz zaman çok takdir gördük, meğer ilk 3 senede bize ne güzel şeyler öğretmişsiniz” dediğini ifade eden Prof. Dr. Sur, “Eğitim altyapımızda eksiklik yok; kadavralarımız, salonlarımız, kütüphanemiz tam. Öğrencilerimiz ikinci sınıftan itibaren bilim dünyasına entegre oluyorlar. Kütüphanede harıl harıl, birbirlerini şevklendirerek çalışan öğrencilerimizi gördüğümde 60 yılın yorgunluğu üstümden gidiyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Kurucu dekan olmanın gururu</strong></p>
<p>Prof. Dr. Haydar Sur, bu yıl ilk mezunları veren fakülteyle ilgili duygularını da şöyle dile getirdi:</p>
<p>“1986&#8217;da kendim mezun olduğumda çok heyecanlanmıştım. Ama açık söyleyeyim, kendi ellerimizle kurduğumuz fakültenin ilk mezunlarına diplomalarını verirken daha çok heyecanlandım. Birçok gence hayata atılırken tıbbi etik, insan sevgisi ve sağlığın korunması gibi değerleri aşılamak, bir hoca için doyumsuz bir mutluluk ve çok büyük bir tatmindir.”</p>
<p>Tıp fakültesini, özellikle de Üsküdar Tıbbı seçen öğrencilerin çok bilinçli tercih yaptığını ve &#8220;Hocaların tamamının özgeçmişini okuyup geldik, biz sizi tanıyoruz.” dediklerini söyleyen Prof. Dr. Sur, “Ailece oturup bütün hocaların özgeçmişini okuyorlar. Üsküdar Tıp Fakültesi&#8217;nin bir üstünlüğü de budur; burada hasbelkader gelmiş bir tane hoca gösteremezsiniz. Her birinin ülkemizin köklü tıp fakültelerinde bir başarı öyküsü vardır. Bu deneyimi buraya taşıdılar. Sanki 40 yıllık bir fakülteymişiz gibi başladık. Eğer öğrencilerimiz böyle bilinçli ve sorgulayıcı olmazsa, benim de çaba göstermem için bir nedenim kalmaz. Bir öğrencim öyle bir soru sordu ki, ‘Çocuklar ben bunu bilmiyorum, müsaade edin haftaya okuyup geleyim’ dedim. Gittim, çalıştım ve ertesi hafta anlattım. Soruyu soran öğrenci, ‘Hocam, buna inanmamıştım ama siz ciddiye almışsınız, bana değer verdiğinizi anladım’ dedi. Bir hocanın en büyük enerji kaynağı, aküsü; öğrencisidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tıp eğitiminin zorluğu ve kadavranın önemi</strong></p>
<p>“Tıp fakültesi 6 yıllık bir eğitimdir ve 42 tane anabilim dalı vardır. Bir pratisyen hekimin bu 42 dalın her birinde bilgi ve görgü sahibi olması gerekir. Bu görgü, dershanede değil, pratikte öğrenilir.” diye konuşan Prof. Dr. Sur, şöyle devam etti:</p>
<p>“Tıp eğitiminde kadavra ile eğitim çok önemlidir. Bizde hem en prestijli markalardan alınmış maket laboratuvarımız var hem de kadavra salonumuz. Önce maket üzerinde gösterir, sonra kadavra üstüne götürürüz. Kadavra, cansız da olsa bir insan bedeniyle ilk karşılaşma seansıdır. Orada bir yandan insan vücudunu çözümlemeyi, bir yandan da insana ve insan yapısına saygıyı öğretiriz. Diyoruz ki: ‘Bu kişi, bedenini bilime bağışlayarak sizin birçok insanın hayatını kurtarmanıza vesile olmaktadır. Eğer bu kişiye saygı duymazsanız, canlı olan insana da saygı duyamazsınız.’ O salon bizim için aziz bir mekândır. Öğrencilerimizin bu disiplini alması, nasıl bir hekim olarak şekillenecekleri açısından çok önemlidir.”</p>
<p><strong>Geleceğin hekim adaylarına mesaj</strong></p>
<p>Geleceğin hekim adaylarına da seslenen Prof. Dr. Sur, “İnsanla uğraşmayı seviyorsanız, onun yaşamına doğrudan etki eden bir mesleğin mensubu olmak istiyorsanız, sadece maddi gelir değil, insan sevgisini ve minnettarlığını da kazanmak istiyorsanız hekimlikten daha iyi bir meslek bulamazsınız. Hekimliği elde etmek biraz zordur ama o kadar da zor değildir. Sevgiyle yapılan hiçbir şey insana zor gelmez. Elinizi kalbinizin ta derinliklerine koyun. ‘Ben insanı seviyorum, insanla uğraşan bir mesleğin sahibi olacağım’ diyorsanız, seçeceğiniz en iyi meslek hekimliktir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>Tıp öğrencilerine ezber bozan yan dal fırsatı!</strong></p>
<p>Sağlık ve davranış bilimleri alanındaki tematik eğitim modeliyle öne çıkan Üsküdar Üniversitesi’nin Tıp ve Diş Hekimliği eğitiminde geleneksel sınırları yıkan bir adımla öğrencilerine yepyeni ufuklar da attığına dikkat çeken Sur, yan dal olanaklarıyla öğrencilerini multisipliner yetiştirdiklerini vurguladı. Sur, “Tıp ve Diş Hekimliği Fakültesi öğrencileri artık mühendislikten psikolojiye, adli bilimlerden sağlık yönetimine kadar birçok farklı alanda yan dal yaparak kariyerlerine multidisipliner bir vizyon katabiliyor. Bu yeni olanak sayesinde bir tıp öğrencisi, Bilgisayar veya Yazılım Mühendisliği&#8217;nde yan dal yaparak gelecekte sağlıkta yapay zekâ uygulamaları veya teletıp sistemleri geliştirme konularında uzmanlaşabilecek. Benzer şekilde, Biyomühendislik yan dalı ile genetik, doku mühendisliği gibi alanlarda derinlemesine bilgi sahibi olabilecek. Bir diş hekimliği öğrencisi ise Psikoloji yan dalı yaparak, özellikle dental fobi yaşayan hastalarla iletişim kurma ve tedavi süreçlerini yönetme konularında fark oluşturabilecek. Bu multidisipliner yaklaşım, mezunlara sadece ikinci bir uzmanlık sertifikası değil, aynı zamanda modern sa</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tip-fakultesi-dekani-prof-dr-haydar-sur-yapay-zeka-hekimin-yerini-alacak-savi-ne-hekimligi-ne-de-yapay-zekayi-anlamamaktir-561106">Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur: &#8220;Yapay zekâ hekimin yerini alacak savı ne hekimliği ne de yapay zekâyı anlamamaktır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sur Kültür Yolu Festivali Söyleşilerine Çevre İllerden Yoğun İlgi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sur-kultur-yolu-festivali-soylesilerine-cevre-illerden-yogun-ilgi-415175</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Oct 2023 15:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[festivali]]></category>
		<category><![CDATA[ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[illerden]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşilerine]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415175</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sur Kültür Yolu Festivali’nin en ilgi çeken etkinliklerinden biri de söyleşiler. İlahiyatçı Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu Sur Kültür Yolu Festivali kapsamında Diyarbakırlılarla iki gece boyunca buluştu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sur-kultur-yolu-festivali-soylesilerine-cevre-illerden-yogun-ilgi-415175">Sur Kültür Yolu Festivali Söyleşilerine Çevre İllerden Yoğun İlgi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sur Kültür Yolu Festivali’nin en ilgi çeken etkinliklerinden biri de söyleşiler. İlahiyatçı Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu Sur Kültür Yolu Festivali kapsamında Diyarbakırlılarla iki gece boyunca buluştu.  Hatipoğlu, &#8216;Dosta Doğru&#8217; başlıklı söyleşide güncel konulara değinirken, gelen sorulara da yanıt verdi. Prof. Dr. Oktay Bozan’ın “Milli Mücadele Döneminde Diyarbakır Kamuoyu” söyleşisi ise Dicle Üniversitesi Kültür Sanat Merkezi’nde, “Bilinen Diyarbakır’ın Bilinmeyen Yönleri” söyleşisi Şuara Mekan’da yapıldı. </p>
<p><strong>HER GÜNE BİR SÖYLEŞİ </strong></p>
<p>Önümüzdeki günlerde gerçekleşecek söyleşi ve dinletilerse şöyle; 17 Ekim’de Prof. Dr. Davut Işıkdoğan, “Diyarbakır&#8217;da Peygamber Sevgisi ve Din Eğitimi” söyleşisini Dicle Üniversitesi Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleştirecek. Kurşunlu Meydanı’nda ise Serdar Tuncer’in “Şiirli Muhabbet”i Grup Dergah, Muzaffer Gürler dinletisi eşliğinde yapılacak. 18 Ekim Çarşamba, Prof. Dr. İrfan Yıldız “Artuklu Sarayı Kazında El-Cezeri İzleri” söyleşisi İç Kale Artuklu Sarayı’nda, Prof. Dr.Tahirhan Aydın’ın &#8220;Diyarbakır&#8217;da Sokak Çocuğu Olmak&#8221; söyleşisi Dicle Üniversitesi Kültür Sanat Merkezi’nde, Doç. Dr. Mustafa Uğurlu Arslan “Diyarbekirli Fikir ve Sanat Adamları” söyleşisi Şehzadeler Konağı’nda yaparken, Alişan Kapaklıkaya “Mutlu Aile, Mutlu Çocuk” söyleşisi ve Dursun Ali Erzincanlı ve Murat Belet dinletisi eşliğinde Kurşunlu Meydanı’nda gerçekleşecek. </p>
<p>19 Ekim Perşembe, “Osmanlı Dönemi’nde Diyarbakır’da Eğitim” söyleşisi Prof. Dr. Hatip Yıldız tarafından Dicle Üniversitesi Kültür Sanat Merkezi’nde, 20 Ekim Cuma “Resmin Dili- Şiirin Sesi- Müziğin Nefesi” söyleşisi Prof. Dr. Mustafa Uğurlu Arslan tarafından Dicle Üniversitesi Kültür Sanat Merkezi’nde düzenlenecek.   </p>
<p>21 Ekim Cumartesi, “Bu Toprakların Muhabbet Hatıratı” etkinliği Postnişin: M.Fatih Çıtlak eşliğinde Ulu Camii’de olacak. “Çok Katmanlı Kültür Mirasından Diyarbakır Suriçi Mimarisi” söyleşisini Doç. Dr. Nursen Işık, Dicle Üniversitesi Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleştirecek. “Kültürümüz Mayamız” konulu söyleşi Sevgi Deniz ve Ali Nuri Türkoğlu tarafından gerşekleşirken, Kurşunlu Meydanı’ndaki etkinliğe Eşraf Ziya’nın dinletisi eşlik edecek. 21 Ekim Pazar, “Meali Devran ve Sema” Anlatımlarıyla Anadolu’nun Kadim Zikir Türleri” M.Fatih Çıtlak tarafından Ulu Cami’de gerçekleşecek.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sur-kultur-yolu-festivali-soylesilerine-cevre-illerden-yogun-ilgi-415175">Sur Kültür Yolu Festivali Söyleşilerine Çevre İllerden Yoğun İlgi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çanakkale Destanı Sergisi Sur Yapı Marka AVM&#8217;de</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/canakkale-destani-sergisi-sur-yapi-marka-avmde-356521</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Mar 2023 09:03:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[avmde]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[destanı]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>
		<category><![CDATA[sergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=356521</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çanakkale Destanı’nın 108’inci yıl dönümünde çok özel bir etkinliğe imza atan Sur Yapı Marka AVM, 18 Mart Çanakkale Zaferi Bağımsızlık Objeleri Sergisi’ni ziyaretçileriyle buluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/canakkale-destani-sergisi-sur-yapi-marka-avmde-356521">Çanakkale Destanı Sergisi Sur Yapı Marka AVM&#8217;de</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çanakkale Destanı’nın 108’inci yıl dönümünde çok özel bir etkinliğe imza atan Sur Yapı Marka AVM, 18 Mart Çanakkale Zaferi Bağımsızlık Objeleri Sergisi’ni ziyaretçileriyle buluşturuyor. Çanakkale Savaşı’ndan günümüze kalabilmiş orijinal harp malzemelerinin, kişisel objelerin ve görsellerin yer aldığı sergi, 19 Mart’a kadar Sur Yapı Marka AVM’de olacak.</strong></p>
<p>Türkiye’nin en seçkin markalarını ziyaretçileriyle buluşturan Sur Yapı Marka AVM, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ordusunun, dünyanın en güçlü askeri güçlerinin birleşik donanmalarına geçit vermeyerek yazdığı Çanakkale Destanı’nı çok özel bir etkinlikle anıyor. Atalarımızın şanlı vatan savunmasını yüreklerimizde canlandıracak 18 Mart Çanakkale Zaferi Bağımsızlık Objeleri Sergisi, Sur Yapı Marka AVM ziyaretçileriyle buluşuyor. 18 Mart Çanakkale Zaferi Bağımsızlık Objeleri Sergisi, 19 Mart’a kadar Sur Yapı Marka AVM’de ziyarete açık olacak.</p>
<p><strong>Yüzlerce obje sergilenecek</strong></p>
<p>Çanakkale’de düşmana karşı kullanılmış yüzlerce top, tüfek, kılıç, dürbün, tabanca mermileri ve bu mermilere ait kovanların yanı sıra, şehit ve gazilerimize ait fotoğraf makineleri, palaskalar, pusulalar, madalyonlar, tabak, çatal, kaşık, yiyecek kapları, sabunlar, tütün keseleri, mataralar sergide yer alacak. Ayrıca, destansı savunmaya ait orijinal fotoğraflar ve döneme ait tarihi değere sahip dergiler sergide ziyaretçiler ile buluşuyor.</p>
<p><strong>Büyük zaferin izleri</strong></p>
<p>Çanakkale Savaşı’ndan günümüze kalabilmiş orijinal harp malzemelerinin, kişisel objelerin ve görsellerin sergilendiği etkinlikte büyük zaferin izleri Sur Yapı Marka AVM ziyaretçilerini bekliyor. 1915’te Türk milletinin, yek vücut halinde vatanı savunurken, Çanakkale’yi nasıl geçilmez kıldığını, adına nasıl türküler yaktığını bir kez daha gözler önüne seren sergi, şehit düşen 253 bin vatan evladının anılarını ziyaretçilere bir kez daha yaşatıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/canakkale-destani-sergisi-sur-yapi-marka-avmde-356521">Çanakkale Destanı Sergisi Sur Yapı Marka AVM&#8217;de</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
