<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>stresi | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/stresi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/stresi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 Jan 2026 11:08:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>stresi | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/stresi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sınav Stresine Karşı Altın Kurallar: Dengeli Çalışma ve Doğru Beslenme Şart</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinav-stresine-karsi-altin-kurallar-dengeli-calisma-ve-dogru-beslenme-sart-606998</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 11:08:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kurallar]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[stresi]]></category>
		<category><![CDATA[stresine]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606998</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Diyetisyen Pınar Hamurcu, vize ve final dönemlerinde artan stresin en önemli nedenlerinin gerçekçi olmayan çalışma planları ve düzensiz beslenme olduğunu belirterek, dengeli çalışma, yeterli uyku ve doğru beslenmenin akademik performans için kritik rol oynadığını vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-stresine-karsi-altin-kurallar-dengeli-calisma-ve-dogru-beslenme-sart-606998">Sınav Stresine Karşı Altın Kurallar: Dengeli Çalışma ve Doğru Beslenme Şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Diyetisyen Pınar Hamurcu, vize ve final dönemlerinde artan stresin en önemli nedenlerinin gerçekçi olmayan çalışma planları ve düzensiz beslenme olduğunu belirterek, dengeli çalışma, yeterli uyku ve doğru beslenmenin akademik performans için kritik rol oynadığını vurguladı.</strong></p>
<p>Vize ve final dönemleri üniversite öğrencileri için yoğun stresin yaşandığı zamanlar olarak öne çıkıyor. İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Diyetisyen Pınar Hamurcu, sınav dönemlerinde stresle baş etmenin yollarını, doğru çalışma planının ve beslenmenin önemini anlattı.</p>
<p><strong>Gerçekçi Çalışma Planı Stresi Azaltıyor</strong></p>
<p>Doç. Dr. Hamurcu’ya göre sınav dönemlerinde yaşanan stresin en önemli nedenlerinden biri plansız ve gerçekçi olmayan çalışma programları. Kısa sürede çok şey başarmaya çalışmanın öğrencilerde kaygıyı artırdığını belirten Hamurcu, etkili bir çalışma planının yalnızca ders saatlerinden ibaret olmaması gerektiğini vurguluyor. Hamurcu, “Uyku, beslenme ve dinlenme sürelerini içeren dengeli bir plan, öğrencinin kontrol duygusunu güçlendirir” diyerek özellikle sınavı yakın ve zorlayıcı derslere öncelik verilmesini öneriyor. Uzun ve kesintisiz çalışma saatleri yerine 25–50 dakikalık odaklanmış çalışma periyotlarının kısa molalarla desteklenmesinin hem verimi artırdığını hem de zihinsel tükenmeyi azalttığını ifade ediyor.</p>
<p><strong>Uyku ve Beslenme İhmal Edilmemeli</strong></p>
<p>Sınav haftalarında “daha çok çalışmak” adına uykunun ve öğünlerin ihmal edilmesinin ciddi bir hata olduğuna dikkat çeken Hamurcu, yetersiz uykunun dikkat, hafıza ve öğrenme süreçlerini olumsuz etkilediğini söylüyor. Düzensiz beslenmenin de zihinsel performansı düşürerek stresi artırdığını belirten Hamurcu, çalışma planlarının mutlaka esnek olması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><strong>Aşırı Kafein ve Fast Food Performansı Düşürüyor</strong></p>
<p>Sınav dönemlerinde artan kafein tüketimi ve fast food alışkanlıklarının kısa vadede enerji verse de uzun vadede zihinsel performansı olumsuz etkilediğini ifade eden Hamurcu, aşırı kafeinin kaygı, çarpıntı ve uyku bozukluklarına yol açabileceğini belirtiyor. Günlük kafein tüketiminin 400 mg’ın altında tutulması ve özellikle akşam saatlerinde sınırlandırılması gerektiğini söylüyor. Fast food tarzı besinlerin ise kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olarak dikkat azalması ve duygu durum değişikliklerine yol açabildiğini belirten Hamurcu, bu durumun sınav dönemlerinde öğrenme sürecini zorlaştırdığını dile getiriyor.</p>
<p><strong>Hafıza İçin Ne Tüketilmeli</strong></p>
<p>Doğru beslenmenin sınav başarısında kilit rol oynadığını vurgulayan Doç. Dr. Hamurcu, rafine şekerler yerine kompleks karbonhidratların tercih edilmesini öneriyor. Yeterli protein alımının dikkat ve odaklanmayı desteklediğini belirten Hamurcu, yumurta, süt ürünleri, balık, tavuk, kuru baklagiller ve yağlı tohumların önemli protein kaynakları olduğunu ifade ediyor. Hafıza ve bilişsel işlevler için özellikle omega-3 yağ asitleri, B grubu vitaminleri ve magnezyumun önemine dikkat çeken Hamurcu; balık, ceviz, yeşil yapraklı sebzeler, tam tahıllar ve kuruyemişlerin beslenme düzeninde mutlaka yer alması gerektiğini söylüyor. Ayrıca yeterli su tüketiminin bile dikkat ve kısa süreli hafıza üzerinde belirleyici olduğunun altını çiziyor.</p>
<p><strong>“Sınavlar Değerinizi Belirlemez”</strong></p>
<p>Stres yaşayan öğrencilere seslenen Doç. Dr. Hamurcu, her öğrencinin stresle baş etme düzeyinin farklı olduğunu hatırlatıyor. Stresin doğal bir tepki olduğunu ancak yoğun ve sürekli hale geldiğinde performansı olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. “Sınavlar, bireyin değerini belirleyen nihai ölçütler değildir” diyen Hamurcu, öğrencilerin bu süreci başarısızlık korkusu yerine öğrenmenin bir parçası olarak görmelerinin stres algısını azalttığını söylüyor. Mükemmeliyetçi beklentilerden uzak durulması gerektiğini vurgulayan Hamurcu, sınavların geçici olduğunu; ancak bu süreçte kazanılan stresle baş etme becerilerinin yaşam boyu kalıcı olduğunu ifade ediyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-stresine-karsi-altin-kurallar-dengeli-calisma-ve-dogru-beslenme-sart-606998">Sınav Stresine Karşı Altın Kurallar: Dengeli Çalışma ve Doğru Beslenme Şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınav Stresi Görme Problemine Neden Oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinav-stresi-gorme-problemine-neden-oluyor-543974</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Jun 2025 08:12:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[problemine]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[stresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=543974</guid>

					<description><![CDATA[<p>YKS’nin yaklaşmasıyla birlikte öğrencilerde artan stres, yalnızca psikolojik değil, fiziksel sağlık üzerinde de ciddi etkiler yaratıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-stresi-gorme-problemine-neden-oluyor-543974">Sınav Stresi Görme Problemine Neden Oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>YKS’nin yaklaşmasıyla birlikte öğrencilerde artan stres, yalnızca psikolojik değil, fiziksel sağlık üzerinde de ciddi etkiler yaratıyor. Özellikle lise ve üniversite sınavlarına hazırlanan gençlerde göz yorgunluğu, bulanık görme, çift görme, ışığa hassasiyet ve göz seğirmesi gibi problemlerin görüldüğünü belirten Op. Dr. Şenay Yılmaz, “Sınav stresi vücuttaki kortizol seviyesini yükseltiyor. Bu durum, göz kaslarının kasılmasına ve odaklanma sorunlarına yol açabiliyor. Uzun süreli ekran kullanımı ve yetersiz uyku ile birleştiğinde görsel rahatsızlıklar kaçınılmaz hale geliyor. Akıllı telefon ve tabletler, artık iletişimin yanı sıra birer öğrenme cihazı olarak gençler tarafından gerek evlerinde gerek okullarında sıklıkla kullanılıyor. Ancak bu cihazlar, uzun süreli ve kontrolsüz kullanımlar sebebiyle gözlerde sorunlar oluşmasına sebep oluyor. Akıllı telefon, bilgisayar ve tablet ekranlarına uzun süre bakmak, göz kırpma sıklığını ve göz kuruluğunu doğrudan etkiliyor” dedi.</p>
<p><strong>Sınav esnasında 20-20-20 kuralı uygulanmalı</strong></p>
<p>Göz yorgunluğu, konsantrasyon eksikliği ve artan stres, sınav başarısını olumsuz etkileyebiliyor. Göz sağlığı ve sınav verimliliğini artırmak için Op. Dr. Şenay Yılmaz, sınav esnasında uygulanabilecek pratik önerilerde bulundu.</p>
<p>“Sınav süresince gözlerinizin dinlenmeye ihtiyacı olabilir. Her 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca yaklaşık 6 metre uzağa bakarak göz kaslarınızı rahatlatabilirsiniz. Bu basit uygulama, göz yorgunluğunu azaltmada oldukça etkili oluyor. Sınav esnasında birkaç saniyelik göz egzersizleri, göz kaslarının gevşemesine yardımcı olur. Gözlerinizi farklı yönlere hareket ettirerek veya bir nesneye odaklanıp sonra uzağa bakarak basit egzersizler yapabilirsiniz. Derin nefes almak, birkaç saniye gözleri kapatıp zihni toparlamak stres seviyesini düşürür ve daha net düşünmenizi sağlar.</p>
<p>Sınavdan önceki gece mutlaka en az 7-8 saat uyumaya özen gösterin. Uykusuzluk hem gözlerin işlevini hem de beyin performansını olumsuz etkiler. Işık yayan ekranlara uzun süre bakmak göz sağlığını olumsuz etkileyebilir. O nedenle sınav öncesi dijital ekranlardan kendinizi korumanız göz yorgunluğunu azaltacaktır.” </p>
<p><strong>Öğretmenler bu belirtilere dikkat etmeli</strong></p>
<p>Göz problemi yaşayan, fakat ailesi tarafından muayeneye yönlendirilmeyen çocukların tespit edilmesinde öğretmenlerin rolünün büyük olduğunu açıklayan Op. Dr. Şenay Yılmaz, “Görme problemleri, ders notlarının yanı sıra davranış bozuklukları oluşmasına da yol açabilir. Miyopi sorunu yaşayan çocuklar tahtayı okumakta zorluk yaşarken, hipermetropa sahip olan çocuklar ise yazı yazma ve yakını okumadan sıkıntılar yaşarlar. Bu durumdaki çocuklarda rahatsızlıkların anlaşılabilmesi için öğretmenlere de önemli bir görev düşüyor. Öğrencilerde dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında; göz seğirmeleri, sık baş ağrıları, bulanık veya çift görme şikayetleri, okul notlarında keskin bir düşüş, gözlerin sıklıkla ovalanması, bir türlü sahip olduğuna inanılan potansiyele ulaşamaması ve bir gözü kullanmamak için kafanın çevrilmesi veya yana yatırılması bulunuyor. Okul ve sınıf ortamlarında rahatlıkla gözlemlenebilen bu durumlarda, öğretmenlerin sürece dahil olarak velileri bilgilendirmesi, bu çocuklarda gelecekte görme kayıplarına ulaşabilecek sonuçların oluşmasının önüne geçilmesini sağlayacaktır. Eğitim çağındaki çocukların rutin göz muayenelerine götürülmesi, gelecekteki başarılarını da ciddi ölçüde etkileyecek bir önlem olarak görülmeli” diyerek sözlerini tamamlıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-stresi-gorme-problemine-neden-oluyor-543974">Sınav Stresi Görme Problemine Neden Oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şefkat ve kabul stresi azaltıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sefkat-ve-kabul-stresi-azaltiyor-523896</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 May 2025 09:45:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[kabul]]></category>
		<category><![CDATA[şefkat]]></category>
		<category><![CDATA[stresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=523896</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi, NP Etiler ve NP Feneryolu Tıp Merkezi, Türk Psikolojik Danışma Rehberlik Derneği ve Pozitif Psikoloji Enstitüsü paydaşlığında Üsküdar Üniversitesi tarafından bu yıl 7’ncisi gerçekleştirilen Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongresi, bu alanda çalışmalar yürüten dünyaca tanınmış uzman isimleri ağırladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sefkat-ve-kabul-stresi-azaltiyor-523896">Şefkat ve kabul stresi azaltıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi, NP Etiler ve NP Feneryolu Tıp Merkezi, Türk Psikolojik Danışma Rehberlik Derneği ve Pozitif Psikoloji Enstitüsü paydaşlığında Üsküdar Üniversitesi tarafından bu yıl 7’ncisi gerçekleştirilen Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongresi, bu alanda çalışmalar yürüten dünyaca tanınmış uzman isimleri ağırladı.</p>
<p><strong>Doç. Dr. Thomas Field: “Öz-şefkat ve öz-kabul yaşam kalitesini artırıyor”</strong></p>
<p>İki gün süren kongrenin bu yılki teması, “Nörobilim Temelli Pozitif Psikoloji” olarak belirlendi. Kongrede “Onur Konuğu” Oregon Eyalet Üniversitesi’nden Doç. Dr. Thomas Field, çevrimiçi olarak “Sinirbilime Dayalı Bilişsel Davranış Terapisi Hakkında Kısa Başlangıç” konusunu ele aldı.</p>
<p>Bilişsel davranışçı terapinin (BDT) nörobilimsel temellerini pozitif psikoloji bakış açısıyla ele alan Doç. Dr. Thomas Field, öz-şefkat, kendini sevme ve öz-kabul gibi kavramların insan psikolojisindeki dönüştürücü gücüne dikkat çekti ve “Öz-şefkat ve öz-kabul yaşam kalitesini artırıyor” dedi.</p>
<p>Sunumunda, bilginin beyinde ve bedende nasıl işlendiğini nörobilimsel bir bakış açısıyla aktaran Doç. Dr. Thomas Field, bu sürecin pozitif psikolojiyle nasıl uyum sağlayabileceğini örneklerle açıkladı. Bilişsel davranışçı terapinin temel yapı taşlarına değinen Doç. Dr. Thomas Field, kişinin çevresel stres veya zorlukla karşılaştığında, bu durumu nasıl algıladığına dair geliştirdiği inançların, duygusal tepkilerini ve davranışlarını doğrudan etkilediğini vurguladı.</p>
<p>“Pozitif ya da negatif inançlar, kişinin olaylara yüklediği anlamı ve buna karşı geliştirdiği davranışları belirler. Bu da öfke, utanç ya da bağımlılığa kadar uzanabilen sonuçlara neden olabilir” diyen Doç. Dr. Thomas Field, geleneksel BDT’nin bilinçli ve rasyonel düşünceye odaklandığını ve bu süreçte prefrontal korteksin aktif rol oynadığını kaydederek, “Bilişsel terapide amaç, bireyin duruma ilişkin düşüncelerini sorgulaması ve gerekirse değiştirmesidir” diye ekledi.</p>
<p><strong>Doç. Dr. Thomas Field: “İnsan, duygusal tepkileri üzerinde kontrol sahibidir”</strong></p>
<p>ABD’li nörobilim uzmanı Doç. Dr. Thomas Field, duygusal regülasyonun nörobilimsel temellerine dikkat çekerek, bireylerin yaşadıkları olaylara verecekleri duygusal tepkiler üzerinde tam kontrole sahip olduklarını vurguladı. </p>
<p>“İşinizi kaybetmek üzere olduğunuzu öğrendiğinizi düşünün. Bu durumda nasıl hissedeceğinizi ve nasıl tepki vereceğinizi siz belirlersiniz.” diyen Doç. Dr. Thomas Field, kişinin yalnızca kendi tepkilerinden sorumlu tutulabileceğini ifade etti.</p>
<p>Stresli bir durumla karşılaşıldığında, beynin ilk olarak tehdidi algılayacağını ifade eden Doç. Dr. Thomas Field, “Nörobilim temelli BDT, bireyin otomatik tepkilerini ve temel inançlarını fark etmesini sağlayarak daha sağlıklı başa çıkma yolları geliştirmesine olanak tanır.” dedi.</p>
<p><strong>Otomatik tepkiler, beynin alt yapılarında gerçekleşiyor</strong></p>
<p>Doç. Dr. Thomas Field, stresli durumlarda bireylerin verdiği tepkilerin sadece bilinçli düşünce süreçleriyle değil, beynin otomatik işleyişiyle de şekillendiğini belirterek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Nörobilim temelli bilişsel davranışçı terapi (BDT) modeli, kişinin yaşadığı duygusal ve fiziksel tepkilerin, çoğu zaman farkındalık düzeyinin ötesinde geliştiğini ortaya koyuyor. Bir aile ferdiyle yaşanan sözlü tartışmalarda, kişi düşüncelerini net bir şekilde ifade etmekte zorlanabilir. Bu durum, beynin savunma sistemlerinin hızla devreye girmesiyle ilgilidir. Aynı, 10 metre önümüzde aniden duran bir araba gibi. Hemen frene basarız ama bu tepkiyi neden verdiğimizi düşünmeyiz. Bu tür otomatik tepkiler, beynin alt yapılarında gerçekleşiyor. Ancak burada önemli bir nokta var; bu tür tepkileri düşünmeden verdiğimiz için, kişinin hissettiği şeylerden sorumlu tutulması adil olmaz. Çünkü beyin otomatik bir hayatta kalma mekanizmasını devreye sokuyor. Özellikle çocuklarla yapılan terapilerde, ‘önce düşün, sonra hareket et’ yaklaşımı bazı çocuklar için mümkün olmayabiliyor.” </p>
<p><strong>Farkındalık aşaması ve yukarıdan aşağıya beyin süreci</strong></p>
<p>Nörobilim temelli BDT modelinde, farkındalık aşamasında, bireyin bedeninde bir aktivasyon hissettiğini kaydeden Doç. Dr. Thomas Field, “Kalp atışı hızlanır, korku ya da öfke gibi duygular açığa çıkar. Bu bedensel tepkiler yukarıdan aşağıya beyin süreciyle, düşüncelerle şekillenir. Örneğin, trafikte ‘Bu kadar kötü sürücülerle karşılaştığım için daha dikkatli olmalıyım’ gibi bir düşünce hem rahatlama sağlar hem de olumlu sonuçlara yol açar. Aksi halde, daha fazla öfke ve stresle sonuçlanabilecek bir döngüye girilebilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Şefkat ve kabul, stresi azaltabilir</strong></p>
<p>“Kendimize karşı daha şefkatli ve kabul temelli yaklaştığımızda, stresle baş etme becerilerimiz de artar” diyen Doç. Dr. Thomas Field, “Yaşanan durumları sadece tehdit olarak algılamak ve duyguları bastırmak, çaresizlik ve tükenmişlik gibi duygulara yol açabiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Nörobilim temelli VDT yaklaşımıyla farkındalık geliştiriliyor</strong></p>
<p>Psikolojik destek süreçlerinde nörobilim temelli Vücut-Duygu-Tepki (VDT) yaklaşımının, danışanların bedensel farkındalıklarını artırarak anksiyete ile başa çıkmalarına katkı sağladığını anlatan Doç. Dr. Thomas Field, yalnızca bedensel tepkilerin değil, bu tepkilere eşlik eden düşüncelerin de yeniden yapılandırılması gerektiğine dikkat çekti. Doç. Dr. Thomas Field, “Bedenimize iyi bakmadığımızda uyku, beslenme ve egzersiz gibi temel ihtiyaçlarımızın karşılanmaması ve duygusal regülasyon zorlaştırabilir.” diyerek sözlerini noktaladı. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sefkat-ve-kabul-stresi-azaltiyor-523896">Şefkat ve kabul stresi azaltıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınav stresi beslenme düzenini de etkiliyor! Sınav dönemlerinde çikolata, çay ve kahve daha çok tüketiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinav-stresi-beslenme-duzenini-de-etkiliyor-sinav-donemlerinde-cikolata-cay-ve-kahve-daha-cok-tuketiliyor-463162</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 May 2024 09:54:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çay]]></category>
		<category><![CDATA[çikolata]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[dönemlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[düzenini]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[stresi]]></category>
		<category><![CDATA[tüketiliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=463162</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sınav stresinin fiziksel, duygusal, zihinsel ve sosyal yönden öğrencileri etkilediğini ifade eden uzmanlar, bu dönemin kimi öğrencilerde iştah azalmasına sebep olurken, kimi öğrencilerde de aşırı yeme davranışına neden olabildiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-stresi-beslenme-duzenini-de-etkiliyor-sinav-donemlerinde-cikolata-cay-ve-kahve-daha-cok-tuketiliyor-463162">Sınav stresi beslenme düzenini de etkiliyor! Sınav dönemlerinde çikolata, çay ve kahve daha çok tüketiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yeme düzeninin bozulmasının da vücutta stres düzeyini arttırabildiğini kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Öğrenciler üzerinde yapılan klinik çalışmalarda, öğrencilerin sınav dönemlerinde çikolata, baklava gibi şekerli besinleri, çayı ve kahveyi normale göre daha çok tükettikleri görülmüştür.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sınav dönemi beslenme hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Sınav stresi beslenme düzenini de etkiliyor</strong></p>
<p>Sınav stresinin fiziksel, duygusal, zihinsel ve sosyal yönden öğrencileri etkilediğini ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Birçok öğrencinin sınav dönemlerinde strese bağlı beslenme düzenleri de etkileniyor. Kimi öğrencilerde bu dönem iştah azalmasına sebep olurken, kimi öğrencilerde aşırı bir yeme davranışına sebep olabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Şekerli besinler daha çok tüketiliyor</strong></p>
<p>Sınav stresinin yeme davranışlarındaki bozulmayı etkilerden, yeme düzeninin bozulmasının da vücutta stres düzeyini arttırabildiğini kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Öğrenciler üzerinde yapılan klinik çalışmalarda, öğrencilerin sınav dönemlerinde çikolata, baklava gibi şekerli besinleri, çayı ve kahveyi normale göre daha çok tükettikleri görülmüştür.” diye konuştu. </p>
<p><strong>‘Şeker zihni açar sözü’ yanlış mı? </strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sınav dönemlerinde öğrencilerin daha rahat odaklanabilmeleri için vücudun ihtiyacı olan temel besin maddelerini almalarının oldukça önemli olduğunu ifade ederek, şunları anlattı:</p>
<p>“Birçok çalışmada, şeker tüketimi arttıkça stres düzeyinin da arttığı gösterilmiştir.  Peki yıllardır bizlere söylenen ‘Şeker zihni açar sözü’ yanlış mı? Beynin birinci enerji kaynağı glikozdur yani bir çeşit şekerdir. Ancak bu şekeri direkt rafine olarak almak yerine kuru meyvelerden, bulgur, tam buğday ekmeği, yulaf gibi tam tahıllardan almak daha doğrudur. Örneğin; bir adet kesme şeker yerine kuru üzümden alınan şeker, vücuda hem glikoz, hem de potasyum, kalsiyum, magnezyum gibi mineralleri sağlayarak bilişsel aktiviteleri arttıracaktır.</p>
<p><strong>Konsantrasyonun kolay dağılmasına sebep oluyor</strong></p>
<p>Özellikle sınav dönemlerinde öğrencilerin çay, kahve gibi kafeinli besinleri de yüksek miktarda tüketildiği görülmektedir. Bu sıvıların yüksek miktarda tüketilmesi sık idrara çıkmaya, vücuttan sıvı kaybına, konsantrasyonun kolay dağılmasına sebep olabilmektedir. Özellikle sınav dönemlerinde günde 2 fincandan fazla kahve tüketimi uygun değildir.”</p>
<p><strong>Yeterli miktarda su tüketimi oldukça önemli</strong></p>
<p>Bu dönemde öğrencilerin özellikle beslenme rutininde olmayan farklı bir besini tüketmemelerinin daha uygun olduğunu da ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, şu önerilerde bulundu: </p>
<p>“Öğrencilerin rutinlerini bozmayacak şekilde ancak daha sağlıklı bir şekilde beslenmeleri, stres düzeylerini azaltacaktır. Son günler motivasyon arttırmak için gidilen fast food restoranları çok uygun olmayabilir. Yüksek şekerli, yüksek yağlı hazır besinler stres düzeyini arttıracaktır. Bunların yerine az yağlı etler, organik tavuk veya hindi etleri, Omega 3 zengini balıklar, kuru baklagil yemekleri, sebze yemekleri gibi daha çok ev yapımı yemekler, çiğ kuruyemişler, çiğ kuru meyveler tercih edilmelidir. Sınav öncesi birkaç gün kuru baklagiller ve brokoli, karnabahar gibi gaz yapan yiyeceklerden uzak durulabilir. Yeterli miktarda su tüketimi oldukça önemlidir ancak; su tüketilirken gün içine yayılmalıdır. Yavaş yavaş tüketilmelidir.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-stresi-beslenme-duzenini-de-etkiliyor-sinav-donemlerinde-cikolata-cay-ve-kahve-daha-cok-tuketiliyor-463162">Sınav stresi beslenme düzenini de etkiliyor! Sınav dönemlerinde çikolata, çay ve kahve daha çok tüketiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş Stresi Diş Sıkma Problemine Yol Açabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/is-stresi-dis-sikma-problemine-yol-acabiliyor-374385</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 May 2023 08:43:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[problemine]]></category>
		<category><![CDATA[sıkma]]></category>
		<category><![CDATA[stresi]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374385</guid>

					<description><![CDATA[<p>Stres çok sayıda hastalığa davetiye çıkarıyor… Halk arasında diş sıkma olarak bilinen bruksizm sorunu da bu rahatsızlıklar arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-stresi-dis-sikma-problemine-yol-acabiliyor-374385">İş Stresi Diş Sıkma Problemine Yol Açabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Stres çok sayıda hastalığa davetiye çıkarıyor… Halk arasında diş sıkma olarak bilinen bruksizm sorunu da bu rahatsızlıklar arasında yer alıyor. Özellikle günün önemli bir bölümünü kapsayan iş hayatında yaşanan sorunlar ve anlaşmazlıklar, özellikle geceleri diş sıkma problemi olarak dışa vurabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü’nden Protez Uzmanı Uz. Dr. Esma Sönmez, diş sıkma hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İşte tahammül sınırı en alt seviyelere inebiliyor</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Diş sıkma, gün içerisinde ve uyku sırasında diş gıcırdatma- sıkma biçiminde gerçekleşen, ağzın sert ve yumuşak dokularında çeşitli olumsuzluklara yol açan istem dışı ve parafonksiyonel bir çiğneme sistemi rahatsızlığıdır. Birçok insan gün içerisinde ya da gece uyurken gerek iş yoğunluğu, gerekse günlük yaşamın yüksek temposu gibi nedenlerle ciddi bir stres dalgası içerisinde olabilmektedir. İnsanların stres seviyesini katlayan daha birçok sebep olabilir. Bu stres, zaman zaman insan ilişkilerindeki tahammül sınırını en alt seviyelere çekerken, kişilerin istem dışı davranışlarında da belirgin bir artışın gözlemlenmesine yol açabilir. Diş sıkma alışkanlığı da bu davranışlar arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Günlük aktiviteler sırasında bireylerin dişlerini temasta tutup, onlara kuvvet uygulaması sık görülen bir durumdur. Bu tip tablolar gün içinde bireyler işlerine konsantre olduğunda ya da yoğun fiziksel kuvvet sarf ederlerken de görülür.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Diş sıkmanın kaynağında birden fazla etken olabilir</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Diş sıkmanın  nedenleri halen tartışılmaktadır ve genellikle  psikolojik, genetik ve stres faktörleri üzerinde durulmaktadır. Günümüzde birden fazla etkenle ilişkili olabileceğine dair ortak bir inanış bulunmaktadır. Bilimsel çalışmalar uyku sırasında diş sıkmanın  santral ve otonom sinir sisteminde ağız- yüz fonksiyonları ve uyku düzenlemesiyle, ek olarak psikososyal ve genetik faktörlerle ilgili olduğunu göstermektedir. Ancak genetik etkisini açıklamak için, pek çok kuşak üzerinde yapılacak çalışmalarla kromozomal teşhis gerekir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Diş sıkmanın anksiyete, sinir ve depresyon ile ilgili güçlü ilişkileri bulunuyor</strong></p>
<p> </p>
<p>Pek çok hastada diş sıkmanın beraberinde psikiyatrik belirtilerin de bulunuşu gözlemlenmiştir. Bu sendrom ile ilgili yapılan çalışmalarda, hastaların psikolojik ve psikiyatrik açıdan da değerlendirilmelerine ihtiyaç duyulduğu bildirilmiştir. Psikolojik etkenler de var olan temporomandibular ağrıyı ve yakınmaların şiddetini artırır, ağrıyı gidermek için uygulanan tedavilere yanıtı azaltabilir. Deneysel koşullarda psikolojik stres artırılınca, çiğneme kasında elektriksel aktivitenin arttığı gösterilmiştir. Stresli ve yorucu günlerden sonra da diş sıkma veya diş gıcırdatma da artış gözlenmiştir. Bu parafonksiyonel alışkanlıklarda psikolojik etkenler üzerine yapılan çalışmalarda, anksiyete, sinir, kaygı ve depresyon ile ilgili güçlü ilişkiler elde edilmiştir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Diş sıkma birçok sağlık sorununa neden oluyor </strong></p>
<p> </p>
<p>Diş sıkma neticesinde dişlerde, eklemlerde ve dokularda değişik mekanizmalar dahilinde kuvvetler; bununla birlikte gerilmeler meydana gelmektedir. Literatürde diş sıkmanın dişlerde aşınma, kas ağrıları, temporomandibular eklem (TME) ağrısı, dişlerde ağrı ve mobilite, baş ağrısı, sabit ve hareketli protezler için de çeşitli problemlere neden olduğu bildirilmiştir. Çocuklar, genç erişkin ve erişkinler üzerinde yapılan araştırmalarda çeşitli parafonksiyonel aktiviteler ve TME semptomları arasındaki ilişkilerin önemi gösterilmiştir. Diş sıkma aynı zamanda atrizyon yani sürtünme kaynaklı aşınmaya da yol açabilir. Diş sıkma devam ettiği sürece ağız bölgesindeki hasar daha da artar, diş minesinde çatlaklar, dişlerde hassasiyet, mine kırıkları ve renkleşme görülebilir. Ayrıca uzun vadede kemik erimesi ve diş eti çekilmesi ile karşılaşılabilir. Diş sıkma parafonksiyonunu sürdürenlerin çoğu uzun vadede  kapsamlı diş restorasyonlara ihtiyaç duyabilirler. Diş sıkma ve diş gıcırdatma yüz kaslarında ve çiğneme kaslarında (özellikle masseter) hipertrofiye yani büyümeye neden olur. Uzun dönemde bunun sonucu olarak kare çene görünümüne neden olabilir.  Diş sıkma ve gıcırdatmaya bağlı masseter ile temporal kaslarda ağrı ve hassasiyet, yorgunluk, fonksiyonel sınırlama görülür.   </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Şeffaf plaklar tedavide önemli rol oynuyor </strong></p>
<p> </p>
<p>Diş gıcırdatma ya da sıkma problemlerine karşı birtakım tedavi yöntemleri uygulanır. Diş hekimleri ilk aşamada daima geri dönüşü olan klasik tedavilere başvurmalıdır. Bu yöntemlerden biri dişlerin birbirine olan temasını kesmek için kullanılan şeffaf plaklardır. Aşırı diş sıkan bireylerde hekim kontrolünde bir antidepresan ya da kas gevşetici kullanılabilir. İlaç tek başına bir tedavi yöntemi değildir, şeffaf plak ile beraber kullanılmalıdır. Düzenli kontroller ve plağın çiğneme yüzeyi uyumlamaları ile uzun- kısa dönemde ortaya çıkabilecek zararlar önlenebilir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-stresi-dis-sikma-problemine-yol-acabiliyor-374385">İş Stresi Diş Sıkma Problemine Yol Açabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
