<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>söylemi | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/soylemi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/soylemi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 Mar 2024 21:04:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>söylemi | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/soylemi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Toplumsal bir sorun: Nefret söylemi! Nefret söylemi, şiddet olaylarının sinyallerini de veriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toplumsal-bir-sorun-nefret-soylemi-nefret-soylemi-siddet-olaylarinin-sinyallerini-de-veriyor-445762</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Mar 2024 21:04:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[nefret]]></category>
		<category><![CDATA[olaylarının]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[sinyallerini]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[veriyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=445762</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nefret söyleminin, günümüzde önemli bir toplumsal sorun olarak karşımıza çıktığını kaydeden uzmanlar, bu kavramın, toplumun güç ilişkilerini ve sorunlarını yansıtarak mevcut problemleri açığa çıkardığını ve şiddet olaylarının sinyallerini verdiğini söylüyor. Herhangi bir nefret söylemini hafife almamak gerektiğini de kaydeden uzmanlar, sosyal medyanın, nefret söyleminin yayılmasında büyük bir rol oynadığını da dile getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumsal-bir-sorun-nefret-soylemi-nefret-soylemi-siddet-olaylarinin-sinyallerini-de-veriyor-445762">Toplumsal bir sorun: Nefret söylemi! Nefret söylemi, şiddet olaylarının sinyallerini de veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nefret söyleminin, günümüzde önemli bir toplumsal sorun olarak karşımıza çıktığını kaydeden uzmanlar, bu kavramın, toplumun güç ilişkilerini ve sorunlarını yansıtarak mevcut problemleri açığa çıkardığını ve şiddet olaylarının sinyallerini verdiğini söylüyor. Herhangi bir nefret söylemini hafife almamak gerektiğini de kaydeden uzmanlar, sosyal medyanın, nefret söyleminin yayılmasında büyük bir rol oynadığını da dile getiriyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Bengi Çakmak, nefret söylemi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Nefret söylemi, toplumsal düzenin korunması bakımından bir uyarı sistemi rolü üstleniyor</strong></p>
<p>Nefret söylemi kavramının tek bir tanımı olmadığını belirten Sosyolog Bengi Çakmak, “Ne ifade ettiğini birbiriyle bağlantılı şu iki açıdan özetleyebiliriz; İlk olarak, nefret söylemi kavramı, ifade özgürlüğünün sınırlarıyla ilişkili düşünülür. İfade özgürlüğünün nefrete ve şiddete yol açabilecek derecede belirsizleşmesini ve esneklik göstermesini engellemek adına insan haklarına dayanarak bir sınır çizme gereği duyulur. Nefret söylemi de bu sınırın oluşturulmasına işlevsel bir katkı sunar. İkinci olarak da nefret söylemini, toplumsal düzenin korunması bakımından rol üstlenen bir faktör veya bir uyarı sistemi olarak ele alabiliriz.” dedi.</p>
<p><strong>Dildeki nefret söylemi suç olaylarına yönelik uyarı niteliği taşıyor</strong></p>
<p>Dilde kendini gösteren bir olgu olarak nefret söyleminin, toplumdaki güç ilişkilerini ve sorunları yansıtarak mevcut problemleri açığa çıkaracağını ve ağırlaşabilecek şiddet ve suç olaylarına yönelik bir uyarı niteliği taşıyacağını da kaydeden Çakmak, “Nefret söyleminin taşıdığı bu iki anlama paralel olarak, her tür ayrımcılık ifadesini ve bunlardan ötürü meydana gelebilecek hak ihlallerinin dildeki yansımalarını kapsayan sözlü, yazılı, görsel gibi içerikleri nefret söylemi olarak ele alabiliriz.” şeklinde bilgi verdi.</p>
<p><strong>Nefret söylemini meydana getiren toplumsal dinamikler neler?</strong></p>
<p>Buradan yola çıkarak, nefret söylemini meydana getiren toplumsal dinamiklerin başında ötekiyle, başka olanla, farklı veya yabancı olanla kurulan gerilimli ilişkinin sayılabileceğini aktaran Bengi Çakmak, “Bir diğer deyişle, insan hakları her ne kadar evrensel biçimde tanımlanmış olsa da toplumsal düzenleri oluşturan normlar toplumlar ve kültürler arasında değişkenlik gösterebiliyor. Bu açıdan, neyin ve kimin normal olmadığını belirleyen toplumsal dinamikler zamana ve mekâna göre farklılaşabilir. Fakat her durumda, nefret söylemini kuran faktörlerin başlıcası, normal kabul edilenin dışında kalanların birer öfke ve nefret nesnesine dönüşmesidir. Öfkenin ve nefretin sebebi, normal olmayanın toplumsal düzeni sarsacağına dair önyargı ve endişedir diyebiliriz.” dedi.</p>
<p><strong>Sosyal medyanın rolü…</strong></p>
<p>Sosyal medyanın, nefret söyleminin yayılmasında büyük bir rol oynadığını da dile getiren Sosyolog Çakmak, “Sosyal medya yalnızca nefret söyleminin değil her tür söylemin, bilginin, imgenin yayılmasını sağlıyor. İletişim ve haberleşme açısından geçmişte benzerini görmediğimiz cinsten geniş ölçekli, hızlı ve katılıma açık bir ortam sağlaması bakımından sosyal medya çağımızın en öne çıkan sıçramalarından biri haline geldi. Her bireyin kendi isteği doğrultusunda katılabildiği, paylaşım yapabildiği ve etki yaratabildiği bir ortamda, nefret söyleminin de kolaylıkla yer bulması ve hızla yayılması kaçınılmaz.  Yüz yüze iletişimin aksine anonimliğin, anlık iletişimin ve geçiciliğin hâkim olduğu bir ortamda kişilerin daha kayıtsız olması da sorunu büyüten nedenlerden biridir.” dedi.</p>
<p><strong>Nefret söylemi uyarı niteliği de taşıyor</strong></p>
<p>Nefret söyleminin bir uyarı niteliği taşıdığını da söyleyen Bengi Çakmak, “Toplumda halihazırda var olan ve belki de büyümekte olan sorunlara ayna tutar ve yaşam hakkının ihlaline dek varabilecek şiddet olaylarının sinyallerini verir. Nefret söylemiyle ifade özgürlüğü arasındaki sınırların çok hassas olduğunu bilmek ve bu sınırlar üzerine tartışabilmek önemlidir. Ancak nefret söyleminin ifade özgürlüğü adı altında geçerli görülmesi veya toplumsal normlara dayanarak normal kabul edilmesi son derece tehlikelidir.” diye anlattı.</p>
<p><strong>Herhangi bir nefret söylemini hafife almamak gerekiyor</strong></p>
<p>Ayrımcılık içeren şakalar, hakaretler, tehditler ve nihayetinde şiddet uygulamaları arasında fark olmakla beraber, hepsinde ortak bulunan nefret unsuru üzerinde durmak ve herhangi bir nefret söylemini hafife almamak gerektiğini de kaydeden Bengi Çakmak, “Elbette bu noktada şiddeti yalnızca kişilerin fiziksel saldırıya uğramasına indirgemiyoruz; nefretin normalleşmesi ve yayılmasıyla birlikte kişilerin rahat ve mutlu şekilde yaşamalarının önünde oluşabilecek her tür engel toplumsal bir sorun olarak ele alınmalıdır. Nefret söylemiyle mücadele edebilmek için insan haklarının evrenselliğini temel almak önemlidir.” dedi.</p>
<p><strong>Nefret söylemine ve ayrımcılığa karşı durmak, herkesin var oluş hakkını savunmaktır</strong></p>
<p>Nefret söylemine karşı farkındalık oluşturabilmek için ayrımcılığın ne olduğunu tartışmak ve eğitimin bir parçası haline getirmek gerektiğini de dile getiren Çakmak, “Bunun için temel koşul, sorgulayıcı ve eleştirel olmaya teşvik etmektir. Bu noktada yalnızca kurumsal bir eğitim sürecinden değil, bireylerin kendi yargılarını ve değerlerini de eleştirel biçimde gözden geçirerek kendilerini eğitmeleri önemlidir. Bireysel veya toplumsal düzeyde yeterince kabul görmeyen, azınlık veya öteki kabul edilen, anormal bulunan ve ahlaki açıdan iyi değerlendirilmeyen toplumsal grupların, kişilerin, davranış biçimlerinin neler olduğu değişkenlik gösterebilir. Nefret söylemine karşı bilinçlenmek ve ayrımcılığa karşı insan haklarını savunmak, kişilerin herkesi ve her şeyi tamamen benimsemesi demek değildir. Nefret söylemine ve ayrımcılığa karşı durmak, herkesin var oluş hakkını savunmak demektir. Bu hususa dair bir bilinçlenme, nefret söylemine ve şiddete karşı mücadelede önceliklidir.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumsal-bir-sorun-nefret-soylemi-nefret-soylemi-siddet-olaylarinin-sinyallerini-de-veriyor-445762">Toplumsal bir sorun: Nefret söylemi! Nefret söylemi, şiddet olaylarının sinyallerini de veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sürekli &#8216;Ders Çalış&#8217; Söylemi Doğru Değil! Çocuklar okul Zamanı da Oyun Oynar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/surekli-ders-calis-soylemi-dogru-degil-cocuklar-okul-zamani-da-oyun-oynar-407215</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Sep 2023 12:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[çalış]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[oynar]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<category><![CDATA[zamanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=407215</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzmanlar, çocukların sosyalleşmeleri ve günlük yaşam becerilerini pratik etmeleri için önemli bir yere sahip olan oyunlar ve oyuncakların, çocuğun gelişimini desteklediğini, empati duygusunu ve yaratıcılığını güçlendirdiğini, sorumluluk almasını ve kendini ifade etmesini sağladığını söylüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/surekli-ders-calis-soylemi-dogru-degil-cocuklar-okul-zamani-da-oyun-oynar-407215">Sürekli &#8216;Ders Çalış&#8217; Söylemi Doğru Değil! Çocuklar okul Zamanı da Oyun Oynar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uzmanlar, çocukların sosyalleşmeleri ve günlük yaşam becerilerini pratik etmeleri için önemli bir yere sahip olan oyunlar ve oyuncakların, çocuğun gelişimini desteklediğini, empati duygusunu ve yaratıcılığını güçlendirdiğini, sorumluluk almasını ve kendini ifade etmesini sağladığını söylüyor. Çocuk Gelişimi Uzmanı Elif İpek Tutuş, “Oyun çocuğun işi. Çocuğun sadece erken çocuklukta oyun oynaması, okul döneminde ise sürekli olarak ders çalışmasının söylenmesi doğru değil.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Öğr. Gör. Elif İpek Tutuş, oyunun belli bir amaca yönelik olan veya olmayan, kurallı veya kuralsız olarak sergilenen, çocuğun keyifli ve aktif bir şekilde rol aldığı, çocuğun tüm gelişim alanlarını destekleyen bir aktivite olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:</p>
<p><strong>Oyun, hayatın pratiğinde yardımcı oluyor…</strong></p>
<p>“Oyun, çocuğun hayatının bir parçası. Çocuğun hayatında gelişimlerinin desteklenmesi, sosyalleşmesi, günlük yaşam becerilerini pratik etmesi ve her şeyden önce keyifli vakit geçirebilmesi için önemli bir yere sahip. Çocuğun oyunları ve oyuncakları çocuğun yaşına, gelişim özelliklerine ve gelişim alanlarına göre değişiklik gösterebiliyor. Oyun, çocuğun gelişimini destekliyor, empati duygusunu, yaratıcılığını güçlendiriyor; sorumluluk almasını, kendini ifade etmesini sağlıyor ve hayatın pratiğini yapmasına yardımcı oluyor.”</p>
<p><strong>Oyuncaklar çocukların yaşına uygun olmalı </strong></p>
<p>Çocukların yaşına uygun oyuncak seçiminin önemine vurgu yapan Tutuş, “Erken çocuk döneminde çocukların boğazına kaçabilecek küçüklükte, yumuşak olmayan ya da elektrikli oyuncakların seçilmemesi öneriliyor. Sağlam ve dayanıklı oyuncaklar seçmek, seçilen oyuncağın çocuğun yaşına uygun ve işlevsel olup olmadığına dikkat etmek de oldukça önemli.” dedi.</p>
<p><strong>Oyunlar çocuğun kas ve kemik gelişimine katkı sağlıyor</strong></p>
<p>Tutuş, okul öncesi ve okul döneminde çocuğun kaba motor, ince motor, dil, sosyal ve bilişsel gelişimini desteklemeyi amaçlayan; ilerleyen dönemlerde ise okula ve hayata hazırlanmalarını sağlayan oyuncak ve aktiviteler seçmek gerektiğini dile getirerek, şunları anlattı:</p>
<p>“Okul öncesi dönem çocuklarının hayal güçleri oldukça gelişmiştir. Bu dönemde bu becerinin desteklenmesini sağlayan oyun ve oyuncaklar seçilmesi elzem. Bu hususta sembolik oyun oynayabilecekleri, hayatı pratik edebilecekleri ve aktif rol alabilecekleri materyaller tercih edilmeli. Bu materyallere minyatür evcilik oyuncakları örnek verilebilir. Ek olarak bilişsel gelişimi için yap bozlar, basit kutu oyunları, hafıza kartları; motor gelişimi için bloklar legolar, boncuk dizme setleri, ahşap oyuncaklar örnek verilebilir. Hareketli oyunlarla çocuğun kas kemik gelişimine katkı sağlanabilir, kan dolaşımı hızlandırılabilir.”</p>
<p><strong>Tencereler, tahta kaşıklar da birer oyuncak</strong></p>
<p>Oyunların aynı zamanda çocukların duygularını belli etmesine olanak sağlayarak duygusal gelişimini desteklediğini de anlatan Tutuş, şöyle devam etti:</p>
<p>“Çocuğun toplulukla oynadığı oyunlarda sıra alarak, haklarını koruyarak, yardımlaşarak ve iş birliği yaparak sosyal gelişiminin de desteklendiği görülüyor. Peluş oyuncaklar, resimli kitaplar, müzik aletleri de okul öncesi ve okul çocuğunun gelişimini destekleyen temel oyun materyalleri. Hatta sadece bunlar değil evimizde bulunan tahta kaşıklar, tencereler, eski kıyafetler, doğadaki nesneler, atık materyaller, su, kum… Bunların hepsi kendi başına birer oyun materyali haline gelebilir ve bunlarla çeşitli oyun ve aktiviteler kurulabilir.”</p>
<p><strong>Okul döneminde de oyun çok önemli</strong></p>
<p>Sadece okul öncesi değil, ilk ve orta okul döneminde de oyunun çok önemli olduğunu belirten Çocuk Gelişimi Uzmanı Elif İpek Tutuş, “Özellikle eğitici oyunlar, zeka geliştiren kutu oyunları, çocuğun akranlarıyla iş birliği içerisinde bulunarak oynadıkları topluluk aktiviteleri de bu dönemde ön planda. Özellikle bir akran topluluğunda yapılan oyun aktivitelerinde çocuk görgü kurallarını öğrenir, toplumda var olmayı ve haklarını korumayı kavrar, yardımlaşır, sabır ve empati gibi duyguları keşfeder.” dedi.</p>
<p><strong>Sürekli ‘ders çalış’ söylemi doğru değil!</strong></p>
<p>Oyunun çocuğun işi olduğunu belirten Tutuş şöyle devam etti:</p>
<p>“Çocuğun sadece erken çocuklukta oyun oynaması, okul döneminde ise sürekli olarak ders çalışmasının söylenmesi doğru değil. Okul döneminde elbette çocuğun sorumluluklarının üstünde durulmalı fakat oyun hakkı elinden alınmamalı. Okul dönemi çocuklarıyla da düzenli olarak oyun oynanmalı fakat seçilen oyunların yaşına ve gelişim özelliklerine uygun olması sağlanmalı, çocuk bu yönde teşvik edilmeli ve desteklenmeli.”</p>
<p><strong>Oyun, hoşgörü ve yardımlaşmayı da öğretiyor</strong></p>
<p>Bilişsel gelişim oyunlarıyla çocuğun hem akademik alandaki başarısının artacağına hem de toplulukla yapılan aktivitelerle birlikte sosyal anlamda gelişecek hoşgörü, yardımlaşma ve toplum içinde nasıl davranılması gerektiği ile ilgili becerileri öğreneceğine vurgu yapan Tutuş, sözlerini şöyle tamamladı: </p>
<p>“Bu hususta ailelere hafta sonları bilmeceler, kutu oyunları, doğada gezintiler, keşifler ya da atık materyallerden etkinlikler yapmak gibi aktiviteler önerilmekte. Okul zamanında ise çocukların teneffüs aralarında arkadaşlarıyla bir arada olarak aktif bir şekilde oyun oynamasını sağlamak; hem ders aralarında dinlenmesine yardımcı olarak derste konsantrasyonun artmasını sağlayacak hem de arkadaşlarıyla akran ilişkilerini güçlenmesine katkısı olacak.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/surekli-ders-calis-soylemi-dogru-degil-cocuklar-okul-zamani-da-oyun-oynar-407215">Sürekli &#8216;Ders Çalış&#8217; Söylemi Doğru Değil! Çocuklar okul Zamanı da Oyun Oynar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
