<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sorunun | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/sorunun/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sorunun</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Apr 2026 08:38:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>sorunun | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sorunun</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sokak çocukları sorununda çözüm bireysel değil, kamusal!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sokak-cocuklari-sorununda-cozum-bireysel-degil-kamusal-626230</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 08:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[kamusal]]></category>
		<category><![CDATA[karatay]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sokak]]></category>
		<category><![CDATA[Sokak Çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[sorunun]]></category>
		<category><![CDATA[sorununda]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626230</guid>

					<description><![CDATA[<p>12 Nisan Uluslararası Sokak Çocukları Günü kapsamında değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Abdullah Karatay, sokakta yaşayan çocuklara ilişkin verilerin gerçeği tam yansıtmadığını, sorunun temelinde yoksulluk ve yapısal eşitsizliklerin bulunduğunu vurguladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sokak-cocuklari-sorununda-cozum-bireysel-degil-kamusal-626230">Sokak çocukları sorununda çözüm bireysel değil, kamusal!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>12 Nisan Uluslararası Sokak Çocukları Günü kapsamında değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Abdullah Karatay, sokakta yaşayan çocuklara ilişkin verilerin gerçeği tam yansıtmadığını, sorunun temelinde yoksulluk ve yapısal eşitsizliklerin bulunduğunu vurguladı. </strong></p>
<p><strong>Karatay, sokak çocuklarının çoğu zaman “görünmeyen grup” olarak kaldığını ifade ederek, “Bir ‘sosyal sorun olarak’ sokak çocukları sorununun ne nedeni ne de çözümü bizim sokakta onlara yardım etmemiz değildir. Kapsamlı kamusal politikalar çözüm için belirleyicidir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü’nden Prof. Dr. Abdullah Karatay, 12 Nisan Uluslararası Sokak Çocukları Günü kapsamında sokakta yaşayan çocuklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Sokakta yaşayan çocuklara ilişkin veriler gerçeği tam olarak yansıtmıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Abdullah Karatay, sokakta yaşayan çocuklara ilişkin verilerin gerçeği tam olarak yansıtmadığını belirterek, “Çünkü sokaktaki çocuklarla özel olarak ilgilenen ne uluslararası ne de ulusal düzeyde bir örgütlenme yok. Sayılar daha çok projeler bazlı ve belli bölgelerden alındığı için genelleştirilmesi doğru değil. Dönemsel olarak bu çocuklara karşı gelişen ilgiye paralel olarak kamuoyunda algı ve istatistikler de değişmektedir. Ama bilinen ve değişmeyen bir gerçek var ki erken sanayileşme döneminde beri bu olgu her zaman var olmuştur. Ancak toplumların ekonomik düzeyinin iyileşmesine bağlı olarak özellikle refah toplumlarında çok az görülürken; yoksul dünyada çok daha fazla karşımıza çıkmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Bu çocuklar görünmeyen bir grup</strong></p>
<p>Sokakta yaşayan çocukların “görünmeyen grup” olarak tanımlanmasının nedenlerine de değinen Prof. Dr. Karatay, “Toplumun çok önemsediği, değer sıralamasında önde olan bir grup değil bu çocuklar. Daha çok ‘ötekimiz’ ve korku nesnelerimizdir. Bir de sorunun toplumsal boyutundan çok, çocukların bireysel özellikleri, sokaktaki görünürlüğü daha fazla ilgi çekiyor. ‘Görünmeyen grup’ olarak tanımlanan sokaktaki çocukların sokakta olma nedenleri, sorunun gerisindeki iten nedenler, içinde bulundukları aile hikayeleri, yoksulluk döngüsü ‘görünmüyor’ esas olarak. Biz sıradan insanlar olgunun gerisindeki bu yapısal mekanizmayı görmüyoruz. Sadece kirli ve tehlikeli imgeler olarak bazı çocukları görüyoruz ve çoğu kez dışlıyoruz, anlamak yerine suçluyoruz.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yoksulluk temel belirleyici</strong></p>
<p>İnsanların doğal yapılarından (yani annelerinden, kardeşlerinden, babalarından) kopmalarının alacakları en zor karar olduğuna işaret eden Prof. Dr. Karatay, şöyle devam etti:</p>
<p>“Dolayısıyla çocukların anne, baba ve kardeşlerinden koparak bağımsız olarak sokakta yaşaması basit olarak tek nedene bağlı olarak anlaşılamaz. Çoklu nedenler ve onların tarihi, birikmişliği vardır; anlık, öfkeyle verilecek bir karar değil. Birçok nedeni olmakla birlikte temel nedenden söz edilebilir. Yoksulluk temel nedendir mesela; çünkü, yoksulluk birden fazla faktörü aynı anda etkiler (sağlık, eğitim, suç, evsizlik vb.), birden fazla mekanizma üzerinden etki üretir ve zaman içinde varlığını inatla sürdüren bir durumdur.  Dolayısıyla bu çocuk grubunun içinde bulunduğu çoklu durumu ortaklaştıran temel mekanizma, çocuklar ve ailelerinin yoksulluk durumu ya da ‘düşük sosyo ekonomik statüsüdür’. O halde sadece bireylere ya da sadece ailelerin özelliklerine bakarak sokakta yaşayan çocuklar olgusunu açıklamak yanıltıcı olacaktır.”</p>
<p><strong>İstismar riski yüksek!</strong></p>
<p>Sokakta yaşayan çocukların her türlü istismara açık olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Karatay, “Sokak çocuğu her tür korumadan uzaklaştırdığı için; çocuklar da her tür istismar riskinin içindedir. Cinsel istismar, şiddet, zorla çalıştırma, yasadışı işlere bulaştırılma ve madde kullanımı en önde gelen istismar riskleri olarak sayılabilir. Çocuk henüz ‘yetişkin’ statüsünde olmadığı için esas olarak mağdurdur. İşlediği cürümler ve işlemeye itildiği suçlar karşısında tam sorumluluğu yoktur; henüz gelişme ve dolayısıyla koruma ihtiyacı devam eden bir dönemde olduğu için her koşulda ‘sistem’ belli oranlarda sorumludur. Çocuk yetişkin oluncaya kadar içine girdiği olumsuz koşullar nedeniyle ‘sistem’ doğrudan ya da dolaylı sorumluluktan kaçamaz.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Bireysel yardımlar çözüm değil</strong></p>
<p>Toplumun en büyük yanılgısının sorunu sadece çocuklar ve aileleriyle sınırlı görmek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Karatay, “Toplum olarak en büyük yanılgımız sokaktaki çocuklar sorununun ‘çocukların kendisi, ailesi ve sokakla’ sınırlı bir durum olduğunu düşünmemiz; gerisindeki mekanizmayı, sistemi görmememizdir. Bir ‘sosyal sorun olarak’ sokak çocukları sorununun ne nedeni ne de çözümü bizim sokakta onlara yardım etmemiz değildir. Sokaktaki insanlarla yardım ilişkimiz tamamen bireysel vicdani bir durumdur. Sorunu derinleştirecek kadar ya da yapısal durumu belirleyecek kadar büyük bir etkisi olmaz. Yardım etmek isteyen insanlar kendisi için risk yaratmadan bunu yapabilirler; ama bilmelidirler ki, sokaktaki birkaç çocuğa birkaç yardım bu sorunu çözmeyecektir. Bu sorunu biz hayırsever bireyler ne yarattık ne de çözebiliriz. Kamuyu sorumluluğuna çağırma, talep etme, kamuoyu oluşturma, kamu üzerinde baskı unsuru olma belki yaptığımız birkaç kuruşluk yardımdan çok daha etkili olacaktır.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Karatay, sokak çocukları sorununun ancak kapsamlı ve kamusal politikalarla çözülebileceğinin altını çizdi. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sokak-cocuklari-sorununda-cozum-bireysel-degil-kamusal-626230">Sokak çocukları sorununda çözüm bireysel değil, kamusal!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ateşle oynamak nadir bir sorunun belirtisi olabilir! Yangına karşı durdurulamayan tutku: Piromani</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/atesle-oynamak-nadir-bir-sorunun-belirtisi-olabilir-yangina-karsi-durdurulamayan-tutku-piromani-578848</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2025 13:20:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ateşle]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[nadir]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[oynamak]]></category>
		<category><![CDATA[Piromani]]></category>
		<category><![CDATA[sorunun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>
		<category><![CDATA[Yangın Çıkarma]]></category>
		<category><![CDATA[yangına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578848</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, piromani ve yangın çıkarma davranışlarının farkları, erken işaretleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atesle-oynamak-nadir-bir-sorunun-belirtisi-olabilir-yangina-karsi-durdurulamayan-tutku-piromani-578848">Ateşle oynamak nadir bir sorunun belirtisi olabilir! Yangına karşı durdurulamayan tutku: Piromani</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, piromani ve yangın çıkarma davranışlarının farkları, erken işaretleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Piromanlar, yangın çıkarma isteğine engel olamıyorlar!</strong></p>
<p>Piromaninin, psikiyatride ‘dürtü kontrol bozuklukları’ sınıfında yer aldığını aktaran Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu bozukluğa sahip kişiler, tekrarlayan ve bilinçli olarak yangın çıkarma isteğine engel olamazlar.” dedi.</p>
<p>Tanı için aranan temel ölçütleri sıralayan Aydın, “Birden fazla kez kasıtlı yangın çıkarmak, yangın öncesinde yoğun bir gerginlik veya heyecan yaşamak, yangın sırasında ya da sonrasında rahatlama veya haz duymak, yangının maddi çıkar, öç, ideolojik amaç gibi nedenlerle çıkarılmaması, bu davranışın psikoz, mani veya zayıf muhakeme gibi başka bir durumla açıklanamaması gerekir. Örneğin 17 yaşındaki bir genç, ‘içimdeki sıkışma ancak kibriti çaktığımda geçiyor’ diyorsa ve bu davranıştan maddi bir kazanç elde etmiyorsa, bu tablo piromaniyi düşündürebilir. Elbette kesin tanı yalnızca uzmanlar tarafından konur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Travmalar yangın çıkarma riskini artırabilir ama her çocuk piromani geliştirmez!</strong></p>
<p>Her yangın çıkaran kişinin piromanik olmadığına dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Yangın çıkarma davranışı, kaza, çıkar sağlama, ideolojik amaç, öfke ya da suç işleme niyetiyle de olabilir. Kundaklama (arson), hukuki bir terimdir ve genellikle zarar verme amacı taşır. Piromani ise tamamen farklıdır. Burada kişi yalnızca yangın çıkarmanın kendisinden haz alır, başka bir amaç yoktur.” dedi.</p>
<p>Araştırmaların, özellikle ergenlerde aile içi çatışma, ebeveyn ilgisizliği, gözetim eksikliği ve travmatik yaşantıların yangın çıkarma davranışlarını artırabileceğini gösterdiğini kaydeden Aydın, “Ancak piromani bu davranışların çok küçük ve nadir bir alt grubudur. Yani travma ve sorunlu aile ortamı yangın çıkarma riskini artırabilir ama her çocuk piromani geliştirmez.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bu davranışlar piromaniye işaret ediyor olabilir!</strong></p>
<p>Toplum verilerine göre yangın çıkarma davranışının en çok 18–29 yaş arası erkeklerde görüldüğünü dile getiren Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Ancak piromani tanısının kendisi oldukça nadirdir. Kundaklama suçundan hüküm giymiş kişilerin yalnızca yaklaşık yüzde 3’ü piromani kriterlerini karşılar.” dedi.</p>
<p>Piromaniyi düşündürebilecek erken işaretlere dikkat çeken Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>“Ateşe, yangınlara, itfaiyeye aşırı ilgi, küçük çaplı ateşler yakma davranışı, yangın öncesinde huzursuzluk, sonrasında rahatlama, yangınların çıkar sağlamak ya da mesaj vermek amacıyla yapılmaması. Aileler ve öğretmenler için uyarı sinyalleri ise şöyle sıralanabilir: Çocuğun gizlice kibrit ya da çakmak taşıması, eşyalarının arasında yanık kokulu materyaller bulunması, sık sık küçük ateşler yakması, yangın sonrası ‘içim ferahladı’ gibi ifadeler kullanması.”</p>
<p><strong>Tedavinin temeli terapi!</strong></p>
<p>Tedavi için piromaniye özgü bir ‘ilaç’ olmadığını hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Ancak tedavi, özellikle psikoterapi ile mümkün.” dedi.</p>
<p>Bilişsel davranışçı terapide dürtüyü fark etme, geciktirme, yerine başka yollar koyma, yangın güvenliği eğitimi gibi teknikler kullanıldığını aktaran Aydın, diğer tedavi yöntemlerinden bahsederek sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Aile temelli programlarda çocuk ve ergenler aileyle birlikte yürütülen programlara alınır ve bunlar çok önemlidir. Multisistemik terapide çocuk, aile, okul, arkadaş çevresi ve toplumla birlikte ele alınır. Bu yöntem, yangın çıkarma davranışı da dâhil olmak üzere birçok riskli davranışı azaltmada etkili bulunmuştur. İlaç desteği eşlik eden depresyon, kaygı, dürtüsellik gibi bazı vakalarda kullanılabilir. Antidepresanlar veya naltrekson gibi ilaçlar vaka bazında tercih edilebilse de kanıtlar sınırlıdır. Tedavi süresi kişiye göre değişir. Çoğunlukla birkaç aylık yoğun terapi ve sonrasında uzun süreli takip gerekir. Başarı oranı, özellikle erken dönemde fark edilirse ve aile-uzman işbirliği sağlanırsa oldukça artar.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atesle-oynamak-nadir-bir-sorunun-belirtisi-olabilir-yangina-karsi-durdurulamayan-tutku-piromani-578848">Ateşle oynamak nadir bir sorunun belirtisi olabilir! Yangına karşı durdurulamayan tutku: Piromani</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öfke de duygusal yeme nedeni, hüzün de… Üzgün ya da öfkeli olduğunuzda sorunun çözümü buzdolabında değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ofke-de-duygusal-yeme-nedeni-huzun-de-uzgun-ya-da-ofkeli-oldugunuzda-sorunun-cozumu-buzdolabinda-degil-445059</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Feb 2024 21:08:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[buzdolabında]]></category>
		<category><![CDATA[çözümü]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[hüzün]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[öfkeli]]></category>
		<category><![CDATA[olduğunuzda]]></category>
		<category><![CDATA[sorunun]]></category>
		<category><![CDATA[üzgün]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=445059</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı metabolik, psikolojik ya da sosyolojik faktörler nedeniyle kontrol kaybedildiğinde, beslenme sorunları yaşandığına işaret eden uzmanlar, bunlar arasında en sık görülenin duygusal yeme olduğunu söylüyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ofke-de-duygusal-yeme-nedeni-huzun-de-uzgun-ya-da-ofkeli-oldugunuzda-sorunun-cozumu-buzdolabinda-degil-445059">Öfke de duygusal yeme nedeni, hüzün de… Üzgün ya da öfkeli olduğunuzda sorunun çözümü buzdolabında değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bazı metabolik, psikolojik ya da sosyolojik faktörler nedeniyle kontrol kaybedildiğinde, beslenme sorunları yaşandığına işaret eden uzmanlar, bunlar arasında en sık görülenin duygusal yeme olduğunu söylüyor.</strong> </p>
<p><strong>Duygusal yemenin, olumsuz duygulara karşılık olarak gelişen ve aşırı yeme eğilimini gösteren bir davranış bozukluğu olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Duygusal yeme özellikle olumsuz emosyonlar denilen yoğun stres, anksiyete, depresyon, kızgınlık, öfke ve hüzün gibi duygu yoğunlukları yaşandığında daha çok tetiklendiği biliniyor.” dedi. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, 26 Şubat-3 Mart 2024 tarihleri arasındaki Yeme Bozukluğu Farkındalık Haftasına dikkat çekerek, yeme bozuklukları ve psikoloji konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>En sık görülen yeme bozukluğu; duygusal yeme…</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, sağlıklı olabilmenin ön koşullarından birinin yeterli ve dengeli beslenmek olduğunu ifade ederek, “Bu kontrolü bazı metabolik, psikolojik ya da sosyolojik faktörler nedeni ile kaybettiğimizde çeşitli beslenme sorunları yaşanıyor. Bunlar arasında en sık karşımıza çıkan çeşidi ise duygusal yemedir.” dedi.</p>
<p>Duygusal yemenin, olumsuz duygulara karşılık olarak gelişen ve aşırı yeme eğilimini gösteren bir davranış bozukluğu olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Ruh halinde gelişen olumsuzlukları kontrol etme dürtüsü ile ortaya çıkan bu yeme davranışında normalden çok daha fazla yemek yeme, gerekenden daha yağlı, tuzlu ve şekerli yeme davranışları gözleniyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Duygusal yemeyi özellikle olumsuz emosyonlar tetikliyor</strong></p>
<p>Bilim insanlarının farklı duygu durumlarının yemek yeme sürecinde, bireylerin yemek davranışını nasıl etkilediğini araştırdığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bunun sonucunda ise duygusal yemenin özellikle olumsuz emosyonlar denilen yoğun stres, anksiyete, depresyon, kızgınlık, öfke ve hüzün gibi duygu yoğunlukları yaşandığında daha çok tetiklendiği ortaya çıkarmıştır.” dedi. </p>
<p><strong>Yalnızlık duygusunda boşluk hissi yemek yiyerek doldurulmaya çalışılıyor</strong></p>
<p>Duygusal yemenin düşük benlik saygısı ve yetersizlik duygularıyla ilişkili olduğunun da saptandığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, şöyle devam etti:</p>
<p>“Kişilerin hayatlarında yaşadıkları olumsuzluklar yemek alışkanlıklarını ciddi anlamda etkiliyor. Ayrılıklar, aldatılmalar, kayıplar, işsizlik gibi yaşanan olumsuzluklar kişide ciddi anlamdan bir boşluk hissi yaratıyor. Yalnızlık duygusuyla baş edilememesiyle yeme bozuklukları başlayabiliyor ve sonrasında kişiler aidiyet duygusunu yitirebiliyor.  Bu noktada boşluğu yemek yiyerek doldurmaya çalışıyorlar.</p>
<p><strong>“Bitkin ya da sıkılmış olduğunuzda sorunun çözümünü bulacağınız adres buzdolabı değil”</strong></p>
<p>Oysa üzgün, öfkeli, yalnız, bitkin ya da sıkılmış olduğunuzda sorunun çözümünü bulacağınız adres buzdolabı değil. Bilmemiz gereken en önemli nokta, duygusal açlığın yiyecekler ile doldurulamayacağıdır.  İnsan yemek yediği anda kendini iyi hissedebilir ama yemek bittiğinde duygular bitmez üstelik kötü duyguların üstüne bir de fazladan alınan kilolar eklenebilir.”</p>
<p><strong>“Bilinçsizce yemek yeme yerine bilinçli yemeyi öğrenebilirsiniz”</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, sorunun çözümüne ilişkin de şunları kaydetti:</p>
<p>“Duygularınızı ele almanın sağlıklı yollarını bulabilir, bilinçsizce yemek yeme yerine bilinçli yemeyi öğrenebilir, kilonuzu kontrol altına alıp duygusal gıda tüketimine son verebilirsiniz. Eğer siz de duygusal yeme noktasında kendinizi durduramıyorsanız mutlaka psikolojik destek almalısınız.” dedi. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ofke-de-duygusal-yeme-nedeni-huzun-de-uzgun-ya-da-ofkeli-oldugunuzda-sorunun-cozumu-buzdolabinda-degil-445059">Öfke de duygusal yeme nedeni, hüzün de… Üzgün ya da öfkeli olduğunuzda sorunun çözümü buzdolabında değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
