<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>soru | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/soru/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/soru</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Mar 2026 08:29:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>soru | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/soru</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Jean Grondin&#8217;den Heidegger Felsefesine Kapsamlı Bir Rehber: &#8220;Heidegger&#8217;i Anlamak&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/jean-grondinden-heidegger-felsefesine-kapsamli-bir-rehber-heideggeri-anlamak-622968</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 08:29:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anlama]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[felsefesine]]></category>
		<category><![CDATA[grondin]]></category>
		<category><![CDATA[heidegger]]></category>
		<category><![CDATA[jean]]></category>
		<category><![CDATA[kapsamlı]]></category>
		<category><![CDATA[rehber]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[varlık]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622968</guid>

					<description><![CDATA[<p>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), günümüz filozoflarından Jean Grondin’in kaleme aldığı “Heidegger’i Anlamak” adlı eseri okurlarla buluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/jean-grondinden-heidegger-felsefesine-kapsamli-bir-rehber-heideggeri-anlamak-622968">Jean Grondin&#8217;den Heidegger Felsefesine Kapsamlı Bir Rehber: &#8220;Heidegger&#8217;i Anlamak&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), günümüz filozoflarından Jean Grondin’in kaleme aldığı “<em>Heidegger’i Anlamak”</em> adlı eseri okurlarla buluşturuyor. Bu çalışma <em>Heidegger’in </em>felsefesini, modernitenin nominalist ve teknikçi çıkmazına karşı varlığın gizemini ve asli anlamını yeniden keşfetmeye yönelik kahramanca, ancak trajik bir mücadele olarak sunuyor.</strong></p>
<p>VBKY’nin felsefe kitaplığı, çağdaş felsefenin önemli isimlerinden Jean Grondin’in kaleme aldığı ve Özkan Gözel’in özenli çevirisiyle Türkçeye kazandırılan <em>“Heidegger’i Anlamak”</em> adlı eserle genişlemeye devam ediyor. Grondin bu kapsamlı çalışmasında, Martin Heidegger’in felsefi projesini merkeze alarak, modern düşüncenin varlığı çoğu zaman ölçülebilir, hesaplanabilir ve teknik olarak kullanılabilir bir “var olan”a indirgeme eğilimini eleştiriyor. Heidegger’in düşüncesini, bu hâkim varlık anlayışını aşmaya yönelik radikal bir sorgulama ve alternatif bir düşünme yolu olarak resmediyor. Kitap, Heidegger’in felsefesini yalnızca soyut kavramlar düzeyinde ele almakla kalmıyor; filozofun yaşamı ve tarihsel bağlamıyla düşüncesi arasındaki gerilimli ilişkiye de dikkatle eğiliyor. Grondin, Heidegger’in Nasyonal-Sosyalizme verdiği desteği, onun felsefi arayışlarıyla bağlantılı, fakat sonuçları itibarıyla trajik bir yanlış anlama olarak yorumluyor. Heidegger’in, Nazi “hareketinin” varlıkla ilişkide tarihsel bir “dönemeç” yaratabileceğini umut ettiğini, ancak zamanla bu hareketin aslında eleştirdiği modern teknik zihniyetin en uç ve tehlikeli biçimini temsil ettiğini fark ettiğini vurguluyor. <em>“Heidegger’i Anlamak”</em>, Heidegger’le hesaplaşmanın esasen siyasi tartışmaların ötesinde, metafizik bir zeminde yürütülmesi gerektiği iddiasını savunuyor. Grondin, bu doğrultuda, Heidegger felsefesinin temel problemlerini, kavramlarını ve sorularını titizlikle çözümleyerek okura tutarlı bir düşünsel çerçeve sunuyor. Kitap, hem Heidegger’e yeni adım atan okurlar için yol gösterici bir giriş niteliği taşıyor hem de onun düşüncesiyle derinlemesine hesaplaşmak isteyenler için kapsamlı ve eleştirel bir okuma imkânı sağlıyor.</p>
<p><strong>Kitaptan:</strong></p>
<p><em>“Heidegger’e göre, varlık sorusu felsefenin ama aynı zamanda bizzat varoluşun mutlak surette temel sorusudur. Gerçekten de, bu çok güçlü tez Heidegger’den önce hiç kimse tarafından savu­nulmamıştı. Ne var ki bu tez, felsefi soruşturmayı, insanın varlık ve onun anlamı sorusuyla yüzleştiği andan itibaren karşı karşıya kaldığı ve bizzat insanı kendi için soru hâline getiren soruştur­maya bağlamak gibi bir başarıya sahiptir. Heidegger’in biraz iğ­neleyici de olsa daha eksiksiz tezi, tüm kesinlikleri sarsan istik­rarsızlaştırıcı bir soru olması ölçüsünde, varlık sorusunun hem insanın hem de felsefenin önünden sıvışma eğiliminde olduğu tek soru olduğudur. Demek ki varlığın unutulması, bu hatırlatıcı düşüncenin kalkış noktasını ete kemiğe büründürür, nasıl ki Parmenides ve Platon’dan bu yana bütün büyük felsefelerde de öyleyse. Burada mevzubahis olan, Varlık ve Zaman’ın müellifinin sahici-olmayan varoluşun bir biçimine hamlediyor göründüğü bir unutmadır, ne var ki, sonraki döneminde Heidegger, batı düşüncesine ge­niş ölçüde hâkim olan bu unutmada, tarihsel bir yazgının yani “metafiziğin” yazgısının sonucunu görecektir nihai olarak. Bu­nunla birlikte, ister Varlık ve Zaman’da varlık sorununun, isterse düşünürün sonraki felsefesinde Andenken (“düşünen hatırlama”) sorununun ısrarlı tekrarı suretinde olsun, düşünceyi ve varoluşu asli sorun olarak varlık sorununa geri çağırmak söz konusudur.”</em></p>
<p><strong>Yazar Hakkında;</strong></p>
<p>1955 Kanada doğumlu felsefeci. Çağdaş felsefenin önde gelen isimlerinden biri olarak Alman felsefesi, metafizik ve hermenötik alanlarına yaptığı özgün katkılarla tanınmaktadır. Hermenötik ve anlam felsefesi üzerine çalışmaları uluslararası düzeyde yankı uyandırmış; eserleri birçok dile çevrilmiştir. Hâlen Montréal Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde profesör olarak görev yapmaktadır. </p>
<p><strong>KÜNYE</strong></p>
<p><strong>Yayınevi: VBKY</strong></p>
<p><strong>Kategori: Felsefe        </strong></p>
<p><strong>Yazan: Jean Grondin</strong></p>
<p><strong>Kitabın adı: Heidegger’i Anlamak</strong></p>
<p><strong>Türkçesi: Özkan Gözel</strong></p>
<p><strong>Proje Editörü ve Son Okuma: M. Halit Çelikyön </strong></p>
<p><strong>Kitap Editörü: Saygın Günenç</strong></p>
<p><strong>Kapak ve Sayfa Uygulama: Faruk Özcan  </strong></p>
<p><strong>Sayfa sayısı: 308 </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/jean-grondinden-heidegger-felsefesine-kapsamli-bir-rehber-heideggeri-anlamak-622968">Jean Grondin&#8217;den Heidegger Felsefesine Kapsamlı Bir Rehber: &#8220;Heidegger&#8217;i Anlamak&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>24 saat açık sanal tehlike!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/24-saat-acik-sanal-tehlike-619234</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 09:33:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[açık]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlı]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[kumar]]></category>
		<category><![CDATA[Kumar Oynama]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[sanal]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619234</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, kumar ve sanal kumar bağımlılığının psikolojik, nörolojik ve sosyal boyutlarını, risklerini, motivasyon mekanizmalarını ve tedavi yaklaşımlarını açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/24-saat-acik-sanal-tehlike-619234">24 saat açık sanal tehlike!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, kumar ve sanal kumar bağımlılığının psikolojik, nörolojik ve sosyal boyutlarını, risklerini, motivasyon mekanizmalarını ve tedavi yaklaşımlarını açıkladı.</p>
<p><strong>Sanal kumarın erişilebilirliği arttıkça bağımlılık riski de yükseliyor!</strong></p>
<p>Kumarın hem fiziksel ortamlarda hem de dijital platformlarda oynanabildiğini ifade eden Dr. Bahruz Shukurov, “Ancak teknolojinin gelişmesiyle birlikte sanal kumarın erişilebilirliği ve yaygınlığı ciddi şekilde arttı. Bu durum bağımlılık riskini de önemli ölçüde yükseltmekte.” dedi.</p>
<p>Kumar bağımlılığının en temel özelliklerinden birinin, kişinin kumar oynama davranışı üzerinde kontrolünü kaybetmesi olduğunu aktaran Dr. Shukurov, “Kişi zamanla kazandığından çok daha fazla para harcamaya başlar ve gününün önemli bir bölümünü kumar oynayarak geçirir. Bu süreç ilerledikçe iş hayatı, aile ilişkileri ve sosyal sorumluluklar ihmal edilmeye başlanır. Maddi kayıplar büyür, borçlar oluşur ve kişi giderek daha zor bir ekonomik tabloyla karşı karşıya kalır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kişi kazandığında da kaybettiğinde de kumar oynamak ister! </strong></p>
<p>Yalan söyleme davranışının kumar bağımlılığının önemli tanı ölçütleri arasında yer aldığına işaret eden Dr. Bahruz Shukurov, “Bağımlı birey, kumar oynayabilmek için para bulmak amacıyla yakınlarına veya çevresine yalan söyleyebilir. Bunun temel nedeni, kumar oynayamadığında yaşayacağı yoğun sıkıntı ve huzursuzluğun, yalan söylemenin yaratacağı vicdani rahatsızlıktan daha ağır gelmesidir. Zaman içinde bu davranış giderek kolaylaşır ve kişinin kişilik yapısında belirgin değişimlere yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Kumar bağımlılığında motivasyonun iki yönlü çalıştığına değinen Dr. Shukurov, şunları söyledi:</p>
<p>“Kişi kazandığında da kaybettiğinde de kumar oynamak ister. Kazandığında aldığı ödül ve haz duygusu yeni bir motivasyon oluşturur. Kaybettiğinde ise kaybını telafi etme isteği devreye girer. Bağımlı bireyler sıklıkla ‘keyif için oynamıyorum, sadece kaybımı telafi etmek istiyorum’ şeklinde açıklamalar yapar. Ancak bu düşünce çoğu zaman bağımlılık döngüsünü sürdürür ve kişi yeniden kumar oynamaya devam eder.”</p>
<p><strong>Kumar, keyif yerine kötü hisleri geçici olarak azaltan bir araca dönüşür! </strong></p>
<p>Kumar bağımlılığının çoğu zaman ilk başlarda yaşanan bir yüksek kazanç veya güçlü heyecan deneyimi ile başlayabileceğine dikkat çeken Dr. Bahruz Shukurov, “Özellikle erken yaşlarda elde edilen büyük bir kazanç, kişinin beyninde güçlü bir iz bırakır. Bu deneyim beynin ödül sisteminde normalin üzerinde bir haz oluşturur ve kişi zamanla bu duyguyu tekrar yaşamak için kumar oynamaya devam eder.” dedi.</p>
<p>Ancak süreç ilerledikçe kişinin bu yüksek heyecanı daha az yaşamaya başladığını, kayıpların arttığını ve kişinin normal duygu durumunun daha düşük bir seviyeye gerilediğini ifade eden Dr. Shukurov, “Sonuç olarak kumar, artık keyif veren bir aktiviteden çok, kişinin kendini kötü hissetmesini geçici olarak azaltan bir araca dönüşür. Bağımlılığın ilerleyen dönemlerinde yalnızca kumar oynamak değil, kumarla ilişkili uyaranlar da tetikleyici hâle gelir. Bahis sesleri, oyun bildirimleri, maç izlemek veya kumarla ilgili reklamlar bile kişide güçlü bir kumar oynama isteği yaratabilir. Bu nedenle bağımlılıkla mücadelede tetikleyici unsurlardan mümkün olduğunca uzak kalmak büyük önem taşır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Beyin kısa vadeli ödülleri tercih eder, bu da bağımlılığı güçlendirir! </strong></p>
<p>Kumar bağımlılığının ciddi maddi kayıplara yol açabileceğini vurgulayan Dr. Bahruz Shukurov, “Kimi zaman kayıplar kişinin aylık gelirinin onlarca hatta yüzlerce katına ulaşabilir.” dedi.</p>
<p>Bu durumun bankalara veya farklı kaynaklara borçlanmaya kadar ilerleyebileceğini aktaran Dr. Shukurov, şöyle devam etti:</p>
<p>“Çoğu zaman aile bireyleri devreye girerek bu sorunları çözmeye çalışır. Ancak profesyonel destek alınmadan yapılan müdahaleler genellikle geçici bir rahatlama sağlar ve kişi bir süre sonra yeniden kumar oynamaya başlayabilir.</p>
<p>Bu noktada önemli bir soru ortaya çıkar: Bu kadar kayba rağmen kişi neden kumar oynamaya devam eder? Bunun iki önemli nedeni vardır. Birincisi, bağımlı kişinin yaşadığı sorunların çoğu zaman çevresi tarafından telafi edilmesidir. Eğer kişi yaşadığı sonuçlarla doğrudan yüzleşmezse davranış değişimi zorlaşır. İkinci neden ise kumarın kısa vadede sağladığı heyecanın, uzun vadeli zararların önüne geçmesidir. İnsan beyni çoğu zaman kısa vadeli ödülleri tercih eder ve bu durum bağımlılık davranışını güçlendirir.”</p>
<p><strong>Sanal kumarın en büyük riski 24 saat erişilebilir olması! </strong></p>
<p>Sanal kumarın, geleneksel kumara göre bazı açılardan daha riskli olduğunu dile getiren Dr. Bahruz Shukurov, bu riskleri şöyle açıkladı:</p>
<p>“En önemli farklardan biri 24 saat erişilebilir olmasıdır. Kişi günün her saatinde, bulunduğu her yerde kumar oynayabilir. Ayrıca dijital ortamda para çoğu zaman sadece sayısal bir değer gibi algılanır. Bu nedenle kişiler gerçek para kaybettiklerini daha az hissedebilir ve daha büyük riskler alabilir.</p>
<p>Sanal kumar platformları aynı zamanda yoğun reklam ve teşvik mekanizmaları kullanır. Bonus teklifleri, mesajlar ve sürekli gönderilen bildirimler kişiyi tekrar oyuna çekmek için tasarlanır. İlk aşamada bazı kullanıcıların kazanç elde etmesi de bu sistemin bir parçası olabilir. Böylece kişi erken dönemde güçlü bir ödül deneyimi yaşayarak kumara daha fazla bağlanabilir.”</p>
<p><strong>Bağımlılıklarda ‘tam iyileşme’ yerine ‘kontrol altına alma’ daha gerçekçi bir yaklaşım! </strong></p>
<p>Kumar bağımlılığının, beynin ödül sistemi ile yakından ilişkili olduğuna dikkat çeken Dr. Bahruz Shukurov, “Ventral tegmental alan, nükleus akumbens ve insula gibi bölgeler bu süreçte rol oynar. Kumar davranışı tekrarlandıkça bu sinir yolları güçlenir.” dedi.</p>
<p>Başlangıçta küçük bir iz gibi olan bu yolakların zamanla adeta bir otoyola dönüştüğünü ve kişinin düşünce dünyasında kumarın merkezi bir yer edindiğini kaydeden Dr. Shukurov, kumar bağımlılığının tedavisinin mümkün olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Dr. Shukurov bu sürecin genellikle çok yönlü bir yaklaşım gerektirdiğini söyledi ve devam etti:</p>
<p>“Tedavi yalnızca bireyi değil, aileyi de kapsayan bir iş birliği içinde yürütülmeli. Psikiyatrist, psikolog, hasta ve aile üyelerinin birlikte çalışması başarı şansını artırır. Profesyonel destek olmadan yalnızca söz vermek, yemin etmek veya kendi kendine bırakmaya çalışmak çoğu zaman yeterli olmaz.</p>
<p>Bağımlılıklar için ‘tam iyileşme’ kavramından ziyade ‘kontrol altına alma’ veya ‘düzelme’ kavramı daha gerçekçidir. Bu durum bazı kronik hastalıklara benzetilebilir. Kişi tetikleyicilerden uzak durur, tedavi planına uyar ve gerekli önlemleri alırsa uzun süre kumar oynamadan sağlıklı bir yaşam sürdürebilir. Ancak tamamen iyileştiğini düşünerek tüm önlemleri kaldırmak tekrar risk oluşturabilir.”</p>
<p><strong>Çoğu durumda belirleyici olan heyecan ve adrenalin duygusu! </strong></p>
<p>Kumar bağımlılığında çoğu zaman kişinin parayı mı yoksa heyecanı mı sevdiği sorusunun sorulduğunu aktaran Dr. Bahruz Shukurov, “Çoğu durumda belirleyici olan heyecan ve adrenalin duygusudur. Kazanma ihtimalinin eşiğinde olmak, risk almak ve o anki yoğun duygu durumunu yaşamak bağımlılığı besleyen önemli faktörlerdir.” dedi.</p>
<p>Bağımlılık ilerledikçe kişinin yalnızca kumar ve kumarla ilişkili konulara karşı yüksek motivasyon gösterdiğinin altını çizen Dr. Bahruz Shukurov, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Günlük sorumluluklara karşı isteksizlik ve enerji düşüklüğü görülebilir. Bu nedenle tedavi sürecinde yalnızca kumar davranışı değil, kişinin düşünce yapısı, motivasyonu ve yaşam düzeni de ele alınmalıdır. Kumar oynayan bir yakına sahip olan aile bireyleri için de destek almak önemlidir. Aileler hem bağımlı bireyle birlikte tedavi sürecine katılabilir hem de ayrı olarak danışmanlık alabilirler. Erken müdahale, sorunun büyümesini ve daha büyük kayıpların oluşmasını önleyebilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/24-saat-acik-sanal-tehlike-619234">24 saat açık sanal tehlike!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Sağlıkta Şiddet Soru Önergesine Sağlık Bakanı Beş Aydır Yanıt Vermedi !”</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikta-siddet-soru-onergesine-saglik-bakani-bes-aydir-yanit-vermedi-618476</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 16:52:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[beş]]></category>
		<category><![CDATA[önergesine]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıkta]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618476</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıkta şiddet giderek tırmanırken, Türk Tabipleri Birliği Sağlık Bakanı Memişoğlu'nun sağlıkta şiddetle ilgili soru önergesine yanıt vermediğini savundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikta-siddet-soru-onergesine-saglik-bakani-bes-aydir-yanit-vermedi-618476">“Sağlıkta Şiddet Soru Önergesine Sağlık Bakanı Beş Aydır Yanıt Vermedi !”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu üyesi Dr. Kayıhan Pala; sağlıkta şiddetin önlenmesine ilişkin Sağlık Bakanı Dr. Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle 7 Ekim 2025 günü bir soru önergesi sundu.</p>
<p>“Ülkemizde sağlık çalışanlarına yönelik şiddet vakaları her geçen gün artmakta, uzun süredir yürütülen çalışmalara rağmen bu endişe verici tabloya kalıcı bir çözüm üretilememektedir” cümlesiyle başlayan önergede, TBMM’nin 24. Yasama Dönemi’nde hazırlanan ve Ocak 2013’te yayımlanan araştırma komisyonu raporundaki 66 maddelik önerilerin büyük kısmının uygulanmadığına, ayrıca sağlıkta şiddet verilerinin düzenli ve şeffaf biçimde paylaşılmadığına dikkat çekildi.</p>
<p><b>Dr. Kayıhan Pala’nın soru önergesinde hangi maddeler var?</b></p>
<p>Sağlıkta şiddet sorununa ilişkin Ekim 2023 ve Ağustos 2024 tarihlerinde sunulan iki soru önergesine de gerekli ve yeterli yanıtlar alınamadığı belirtilen önergede, Sağlık Bakanı Dr. Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle şu sorular soruldu: Komisyon raporunda yer alan 66 öneriden bugüne kadar kaç tanesi hayata geçirilmiştir? Bakanlığınızın bu önerilerin uygulanmasına ilişkin hazırladığı bir rapor bulunmakta mıdır? Komisyonun “Örgütsel/Kurumsal Faktörlere ve Cezalara Yönelik Önerileri” kapsamında bugüne kadar neler yapılmıştır? Komisyonun “Toplumsal ve Çevresel Faktörlere Yönelik Önerileri” kapsamında bugüne kadar neler yapılmıştır? Komisyonun “Tarafların (Hizmet Sunan ve Alan) Özellikleri, Etkileşimleri ve İletişimlerine Yönelik Çözüm Önerileri” kapsamında bugüne kadar neler yapılmıştır? 2013-2024 yıllarında yıllara göre Beyaz Kod sayısı kaçtır? 2013-2024 yıllarında yıllara göre Beyaz Kod verilen olguların; Sağlık hizmeti sunumu basamaklarına göre, kamu/özel sektör sağlık kuruluşlarına göre, hizmet sunulan birimlere (acil servis, poliklinik, klinik vb.) göre, cinsiyete ve yaş grubuna göre, sağlık mesleklerine göre, illere göre, şiddetin türüne göre, dağılımları nedir? Bakanlığınız acil servis başvuru sayıları ile Beyaz Kod başvuruları arasındaki ilişkiyi izleyen, ölçen ve değerlendiren herhangi bir çalışma yürütmekte midir? 2013-2024 yılları arasında, yıllara göre Beyaz Kod olaylarının kaçı için hukuki işlem başlatılmıştır? Aynı dönemde hukuki işlem başlatılan sağlıkta şiddet olgularının yıllara göre kaçı, hangi kararlarla sonuçlanmıştır? 2023 yılında uygulamaya konulacağı duyurulan “Sağlıkta Şiddete Karşı Eylem Planı” hangi aşamadadır? Sağlıkta şiddet verilerinin Sağlık İstatistik Yıllıkları gibi kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılan raporlara eklenmesine dair bir plan bulunmakta mıdır?</p>
<p>TTB’nin açıklamasında şu ifadelere yer verildi, ” Sağlık Bakanı Dr. Kemal Memişoğlu ise soru önergesini TBMM İç Tüzüğü’nde belirlenen on beş günlük sürede yanıtlamadığı gibi; aradan geçen beş ayda da hiçbir adım atmadı, hiçbir açıklama yapmadı. Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) Şubat 2022’de TBMM’de grubu bulunan siyasi partilere sunduğu sağlıkta şiddet kanun teklifi de TTB’nin ve tabip odalarının tüm açıklama, çağrı ve girişimlerine karşın dört yıldır TBMM Genel Kurulu gündemine gelmedi.</p>
<p>TTB’nin hazırladığı kanun teklifi; şiddet faillerine yönelik cezaların artırılması, Türk Ceza Kanunu’nda şiddet başlığı ile ayrı bir suç kategorisi tanımlanması, suçların infazında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve denetimli serbestlik uygulamalarının kaldırılması, sağlık kuruluşlarına silahla girilmesinin yasal düzenlemelerle engellenmesi gibi düzenlemeler içeriyor. TTB ve tabip odaları, kanun teklifi çerçevesinde çözüme yönelik somut adımlar atılması için TBMM’deki tüm siyasi partilerin katkı vermesini bekliyor. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikta-siddet-soru-onergesine-saglik-bakani-bes-aydir-yanit-vermedi-618476">“Sağlıkta Şiddet Soru Önergesine Sağlık Bakanı Beş Aydır Yanıt Vermedi !”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den Soma Termik Santrali İşçilerine Anlamlı İftar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-soma-termik-santrali-iscilerine-anlamli-iftar-618464</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 13:18:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[bundan]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[ehir]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[işçiler]]></category>
		<category><![CDATA[ks]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[olacak]]></category>
		<category><![CDATA[santrali]]></category>
		<category><![CDATA[soma]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[termik]]></category>
		<category><![CDATA[yanınızda]]></category>
		<category><![CDATA[yu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618464</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, Soma Termik Santrali önünde 17 gündür hak mücadelesi veren işçiler ve aileleri için iftar programı düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-soma-termik-santrali-iscilerine-anlamli-iftar-618464">Büyükşehir&#8217;den Soma Termik Santrali İşçilerine Anlamlı İftar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, Soma Termik Santrali önünde 17 gündür hak mücadelesi veren işçiler ve aileleri için iftar programı düzenledi. İftar sofrasında işçilere seslenen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, “17 gündür nasıl yanınızdaysak, bundan sonra da her süreçte yanınızda olmaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<p>Sosyal belediyecilik anlayışıyla vatandaşların yanında olan Manisa Büyükşehir Belediyesi, Soma’da termik santrali işçilerine yönelik iftar programı gerçekleştirdi. Soma Termik Santrali işçilerinin 17 gündür devam eden hak arama mücadelesine destek vermek amacıyla tesis önünde düzenlenen iftar programına CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Soma Belediye Başkanı Sercan Okur, Kırkağaç Belediye Başkanı Üstün Dönmez, Manisa Büyükşehir Belediyesi genel sekreter yardımcıları, başkan danışmanları, siyasi parti ve sendika temsilcileri, santral çalışanları ile aileleri katıldı.</p>
<p><strong>“Her Zaman Yanınızdayız”</strong></p>
<p>Her zaman işçilerin yanlarında olduklarını ifade eden Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, meclis çatısı altında seslerinin kısılmayacağını söyledi. Bakırlıoğlu, “Bizler siyasetçi olmaktan öte, bu toprakların birer evladı olarak her zaman yanınızdayız. Şunu iyi bilin ki; Meclis çatısı altında sizin sesiniz kısılmayacak. Yarın sabah Ankara’ya döndüğümde ilk işim, bu kazanımların kalıcı hale gelmesi ve o çok istediğimiz kamulaştırma adımlarının atılması için gerekli girişimlerde bulunmak olacak” dedi.</p>
<p><strong>“Tek Çözüm Kamulaştırmak”</strong></p>
<p>İşçilerin başarısını kutlayan ve büyük bir iş başardıklarını söyleyen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, başarının birlik ve beraberlikten kaynaklandığını söyledi. 17 gündür yanlarında olduklarını ve bundan sonra da olmaya devam edeceklerini söyleyen Başkan Dutlulu, “17 gündür nasıl yanınızdaysak, daha önce nasıl yanınızdaysak, bundan sonra nasıl bir sonuç olursa olsun, nasıl bir süreç olursa olsun Manisa Büyükşehir Belediyesi de Soma Belediye Başkanı da Manisa&#8217;mızın milletvekilleri de her zaman yanınızda olmaya devam edecek; bundan şüpheniz olmasın. Soma halkı, Türkiye&#8217;de örnek olacak bir birliktelik gerçekleştirdi. Allah bir daha böyle şeylere ihtiyaç duyurmasın. Biz buraya gelmeden birkaç gün önce, &#8216;Bu süreç nasıl olacak?&#8217; diyorduk. Haberi aldık, mutlu olduk. Tabii haberdeki soru işaretleri içimizi kuşkuya düşürdü ama en azından şimdilik işçi kardeşlerimizin sorunları çözülüyor, işe başlıyorlar, maaşlar alınıyor. Ama bundan sonraki süreçte de hepimizin dikkatli olması lazım. Arkadaşlarımız çok güzel söyledi: ‘Bu işin tek çözümü kamulaştırma.’ Bunu bakan da kabul ediyor, herkes kabul ediyor. Bu iş şirketlere devredilecek bir iş değil. Ama kamulaştırma yapılamıyorsa da bir an önce buranın sorunu çözülsün, Soma&#8217;nın sorunu çözülsün, sizlerin sorunu çözülsün; bunu istiyoruz. Bunun için de elimizden geleni yapacağız” dedi.</p>
<p><strong>Soma Belediye Başkanı Sercan Okur: “Termik Santral İşçisi Devlet İşçisi Olsun”</strong></p>
<p>Mücadelenin henüz bitmediğine dikkat çeken Soma Belediye Başkanı Sercan Okur, “Bugün güzel haberler aldık, hayırlı haberler aldık. Ancak bu haberler bir başlangıç, henüz her şey bitmiş değil. Sıcak su devam ettiği sürece ödenecek bir teşvik söz konusu. İki ay sonra sıcak su sona erdiğinde termik santralin durumu ne olacak? Çalışmaya devam edecek mi? Sizlerin durumu ne olacak? Bu konuda yeterli bir açıklama yok. Soma&#8217;mızın geleceğine birlikte sahip çıkacağız. Soma&#8217;mızın termik santrali, madenleri Somalının olana kadar birlikte mücadeleye devam edeceğiz. Tek bir isteğimiz var: Termik santral eskiden olduğu gibi yine devlet tarafından işletilsin. Termik santral işçisi devlet işçisi olsun. İşçimizin de ilçemizin de gelecek korkusu kalmasın” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>TES-İŞ Şube Başkanı Mustafa Girginler: “Soma Olarak Kenetlendik”</strong></p>
<p>Konuşmasına destek veren herkese teşekkür ederek başlayan TES-İŞ Şube Başkanı Mustafa Girginler, “Ben sizlerin önünde sayın vekilime, bizleri Meclis&#8217;te her zaman sesimiz olduğu için kendilerine çok teşekkür etmek istiyorum. Bugün direnişimizin 17. günü. 17 günden beri bizlere burada her türlü imkanı sunan, bizleri hiçbir zaman yalnız bırakmayan Büyükşehir Belediye Başkanıma, Soma Belediye Başkanıma çok teşekkürlerimi sunuyorum. Soma olarak çok güzel birbirimize kenetlendik, birbirimize sahip çıktık. Bir heyet oluşturduk. Bu heyet aynı şekilde işimizin devamlılığı için, uzun süreli bu tesisimizin, Soma&#8217;mızın mağdur olmaması için çalışması için bizler aynı şekilde çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-soma-termik-santrali-iscilerine-anlamli-iftar-618464">Büyükşehir&#8217;den Soma Termik Santrali İşçilerine Anlamlı İftar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmirli öğrencilere yapay zekâ destekli matematik</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirli-ogrencilere-yapay-zeka-destekli-matematik-611344</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 07:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[destekli]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[matematik]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilere]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zmirli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611344</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen Yapay Zekâ Destekli Bireysel Matematik Öğretimi Projesi genişletildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirli-ogrencilere-yapay-zeka-destekli-matematik-611344">İzmirli öğrencilere yapay zekâ destekli matematik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen Yapay Zekâ Destekli Bireysel Matematik Öğretimi Projesi genişletildi. Daha önce 8. ve 12. sınıf öğrencilerinin yararlandığı projeden, Büyükşehir Belediyesi Sınav Destek Merkezi’nde eğitim alan öğrenciler de faydalanmaya başladı. Programdan şu anda 500 öğrenci yararlanıyor.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin eğitimde fırsat eşitliğine katkı sunan Yapay Zekâ Destekli Bireysel Matematik Öğretimi Projesi, İzmirli öğrencilerden büyük ilgi görüyor. Günümüz eğitim anlayışında dijital dönüşümün önemli bir parçası olan yapay zekâ teknolojilerinin matematik öğretimine etkin biçimde entegre edildiği program genişletildi. Daha önce kent genelinde başvuru yapan 8. ve 12. sınıf öğrencilerinin yararlandığı proje, Sınav Destek Merkezi’nde eğitim alan öğrencilere de sunuldu. Program kapsamında öğretmenlere sağlanan ölçme ve değerlendirme verileri sayesinde öğrencilerin bireysel gelişimleri daha yakından izlenirken, eğitim sürecinin daha verimli biçimde planlanması da mümkün hâle geldi. Şu anda 500 öğrencinin kullandığı programdan 2024 ve 2025 yıllarında 1.100 öğrenci yararlandı.  </p>
<p><strong>Cep telefonlarında da kullanılabiliyor</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Sınav Destek Merkezi Sorumlusu Mehmet Parlak, Eğitim Destekleri Şube Müdürlüğü olarak Liselere Geçiş Sistemi (LGS) ve Temel Yeterlilik Testi (TYT) sınavlarına hazırlanan Sınav Destek Merkezleri öğrencileri için Türkçe, Matematik ve İngilizce derslerinin yanı sıra Yapay Zekâ Destekli Bireysel Matematik Öğretimi Programı’nı başlattıklarını belirtti. Programın masaüstü ve dizüstü bilgisayarların yanı sıra tablet ve cep telefonlarında da kullanılabildiğini ifade eden Parlak, “Öğrencilerimiz kullanıcı adı ve şifreleriyle programa giriş yapıyor, yapay zekâ desteğiyle seviyelerini ölçebiliyor. Program, öğrencilerin seviyelerine uygun videolu anlatımlar ve soru çözümlemeleri sunuyor” dedi.</p>
<p><strong>Öğrenciler memnun</strong></p>
<p>Uygulamayı kullanan öğrencilerden Meryem Güvenç, merkezdeki derslerin ardından evde yapay zekâ destekli eğitim programından yararlandıklarını belirterek, “Uygulama seviyemizi ölçüyor, eksiklerimize göre konu anlatımı ve sorular sunuyor. Yapamadığımız soru türlerini tespit ederek o konulara yoğunlaşmamızı sağlıyor. Bu sayede netlerimizi artırıyoruz” dedi. Haktan Yaral ise, “Bu uygulama bana çok şey kattı. Matematikte sıfır netten 20 net bandına çıktım. Eksiklerimi görmemi sağlıyor, konu anlatımları ve sorularla konuları pekiştiriyorum” diye konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirli-ogrencilere-yapay-zeka-destekli-matematik-611344">İzmirli öğrencilere yapay zekâ destekli matematik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bir Serebral Taşma Olarak Sanat&#8221; Programının Ocak Ayı Söyleşisi Gerçekleşti!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bir-serebral-tasma-olarak-sanat-programinin-ocak-ayi-soylesisi-gerceklesti-609573</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 12:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayı]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[ocak]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[programının]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[serebral]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[taşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609573</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu ve Uğur Polat, sanatın insan bilincinin taşma biçimi olduğunu ortaya koyan altı bölümlük bir düşünce programını Zeytinburnu Kültür Sanat’ta yürütüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-serebral-tasma-olarak-sanat-programinin-ocak-ayi-soylesisi-gerceklesti-609573">&#8220;Bir Serebral Taşma Olarak Sanat&#8221; Programının Ocak Ayı Söyleşisi Gerçekleşti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span>Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu ve Uğur Polat, sanatın insan bilincinin taşma biçimi olduğunu ortaya koyan altı bölümlük bir düşünce programını Zeytinburnu Kültür Sanat’ta yürütüyor. Uğur Polat’ın sunduğu söyleşi dizisinde Haşlakoğlu; “mimetik bilinç” kavramı etrafında sanatın felsefe, bilim, tasarım ve yapay zekâyla ilişkisini tartışıyor. Program, “Sanat öğretilebilir mi?” ve “Makine düşünebilir mi?” gibi soruların izini sürüyor. 29 Ocak Perşembe günü gerçekleşen söyleşide “Sanat ve Bilinç” konusu ele alındı. </span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Bir Serebral Taşma Olarak Sanat, sanatın farklı alanlarla ilişkisini tartışıyor. Uğur Polat’ın sunduğu söyleşi dizisinde Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, sanatı kökeni ve tarihiyle birlikte ele alarak sanatın bir üretim değil, bir taşma biçimi olduğunu ortaya koyuyor. 29 Ocak Perşembe akşamı saat 19.30’da başlayan söyleşide “Sanat ve Bilinç” konuşuldu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>“İnsan, rüyada uyanan varlıktır.”</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, insanlarla diğer canlılar arasındaki farka değindi:</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>“İnsan dışındaki canlılar aslında rüyadalar. Çevreleriyle uyumlular ve içgüdüleriyle çevrimsel çarkın içinde dönüyorlar. İnsan ise rüyada olduğunu biliyor. Bu rüyada, rüyaya uyanmak anlamına geliyor. İnsan ile diğer canlılar arasındaki ilişki türünde insanın sınır olarak anlaşılması açısından bu durum önemli. Bilincin kendisinin bu sınır varlığın ifadesi olduğunu ve bunun insanda tezahür etmesi açısından zirve nokta olduğunu düşünüyorum.”</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>“Descartes ile modern düşünce, bir dala kondu.”</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, Descartes’ın modern düşünce tarihindeki konumundan söz etti:</span></span></span> </span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>“Bütün bir modern düşünce, ‘şüpheden şüphe edemiyorsam demek ki düşünüyorum’ fikri üzerine oturur. Düşünmek için de bir ego olması gerekiyor. Burada ontolojik bir bağlam var ama o bedene bağlanamıyor. Öyle veya böyle, Descartes ile bir dala konuyoruz. Bu dala konmak, evrenin bütününü tarif etmez ve bütün bir karanlığı aydınlatmaz elbette. Bu sorular başka şeyler. Ama Descartes önümüze düşüncenin kendisinin esasen bir soru olduğunu koydu. Sorunun da hakkında soru sorulamaz hiçbir şey bırakmadığı ortaya koyunca bizar sorunun düşünce olduğu ortaya çıkıyor. Dolayısıyla kendi içerisinde bir uzlaşıma giriyor.”</span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-serebral-tasma-olarak-sanat-programinin-ocak-ayi-soylesisi-gerceklesti-609573">&#8220;Bir Serebral Taşma Olarak Sanat&#8221; Programının Ocak Ayı Söyleşisi Gerçekleşti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklar &#8220;Sorumluluk&#8221; kavramını felsefe ile keşfetti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklar-sorumluluk-kavramini-felsefe-ile-kesfetti-608445</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 16:18:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[aksu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[kavramını]]></category>
		<category><![CDATA[keşfetti]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[sorumluluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608445</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Çocuklar İçin Felsefe” atölyesinde bir araya gelen öğrenciler, eğitmen Seda Aksu eşliğinde hak, adalet ve sorumluluk kavramlarını kendi pencerelerinden konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklar-sorumluluk-kavramini-felsefe-ile-kesfetti-608445">Çocuklar &#8220;Sorumluluk&#8221; kavramını felsefe ile keşfetti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Çocuklar İçin Felsefe” atölyesinde bir araya gelen öğrenciler, eğitmen Seda Aksu eşliğinde hak, adalet ve sorumluluk kavramlarını kendi pencerelerinden konuştu.</b></p>
<p>Nilüfer Belediyesi, yarıyıl tatilinde çocukları birbirinden farklı etkinliklerle buluşturmaya devam ediyor. Bu kapsamda Misi’de bulunan Çocuk Kütüphanesi’nde “Çocuklar İçin Felsefe” etkinliği düzenlendi.</p>
<p>Seda Aksu’nun yürütücülüğünü üstlendiği “Meraklı Fikirler Buluşuyor. Sorumluluk Üzerine…” başlıklı atölyede çocuklar, sadece dinleyici olarak değil, aktif birer katılımcı olarak yer aldı.<b> </b>Etkinlikte, Seda Aksu, felsefenin temelini oluşturan soru sorma sanatını günlük hayattan örneklerle anlattı. Felsefi düşünceyi Türkçe derslerindeki “5N1K” sorusuna benzeten Aksu, “Bir ihtiyaçtan yola çıkarak soru üretiyoruz. Soru doğdukça merak ediyor, merak ettikçe öğrenmeye başlıyoruz. İcatlar, farklı düşünceler hep bu merak sayesinde ortaya çıkıyor” dedi.</p>
<p><b>ÖDEVSİZ BİR GEZEGEN MÜMKÜN MÜ?</b></p>
<p>Etkinliğin en dikkat çekici bölümlerinden biri, çocuklara yöneltilen “Ödevsiz bir gezegen hayal edin, orası nasıl bir yer olurdu?” sorusu oldu. Sorumluluğun sadece okul ödevi veya odayı toplamak olmadığını tartışan çocuklar, sorumluluk bilincinin olmadığı bir dünyada kaos yaşanacağı fikrinde birleşti.</p>
<p>Aksu, sinemada filmi yarıda bırakıp giden bir makinist veya oteldeki odasını başkasına veren bir işletmeci örnekleri üzerinden çocuklara empati kurdurdu. Çocuklar, “Herkesin istediğini yaptığı, sorumlulukların olmadığı bir dünyada hakların korunamayacağı ve karmaşanın hakim olacağı” sonucuna vardı.</p>
<p><b>ZORBALIK VE ADALET MAHKEMESİ</b></p>
<p>Etkinlikte günümüzün önemli sorunlarından olan “akran ve akran zorbalığı” konuları da ele alındı. Fiziksel özelliklerle dalga geçilmesinden, dijital dünyada yapılan siber zorbalığa kadar pek çok konuyu tartışan çocuklar, yasaların ve kuralların huzur için gerekliliğini konuştu. Çocuklar, “Büyük balığın küçük balığı yediği” bir dünya yerine, yasaların güvence olduğu adil biz düzenin önemini vurguladı.</p>
<p>Atölyede “içsel motivasyon” ve “vicdan” kavramları üzerinde de duruldu. Eğitmen Seda Aksu, vicdanı bir “Gece Mahkemesi”ne benzeterek şunları söyledi:</p>
<p>“Gece mahkemesi dediğimiz şey aslında vicdanımızdır. Eğer gün içerisindeki sorumluluklarımızı yerine getirmediysek, birinin hakkını yediysek o akşam uykuya geçmekte zorlanırız. Haklarımız ve ödevlerimiz aslında bizim özgürlüğümüzün bekçileridir.”</p>
<p>Çocukların hem tartıştığı hem de düşüncelerini yazı ve resimle kağıda döktüğü etkinlik, keyifli anlarla sona erdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklar-sorumluluk-kavramini-felsefe-ile-kesfetti-608445">Çocuklar &#8220;Sorumluluk&#8221; kavramını felsefe ile keşfetti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gölcük Belediyesi Sağlık Seminerleri Bilinçlendiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/golcuk-belediyesi-saglik-seminerleri-bilinclendiriyor-608008</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 07:43:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçlendiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[gölcük]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[seminerleri]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608008</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi, sağlık konusunda vatandaşları bilinçlendirme amacıyla; 29 Ocak Perşembe günü Sanat Galerisi’nde skolyoz, idrar ve gaita kaçırma sorunlarına yönelik kapsamlı bir farkındalık semineri düzenleyecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcuk-belediyesi-saglik-seminerleri-bilinclendiriyor-608008">Gölcük Belediyesi Sağlık Seminerleri Bilinçlendiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi, sağlık konusunda vatandaşları bilinçlendirme amacıyla; 29 Ocak Perşembe günü Sanat Galerisi’nde skolyoz, idrar ve gaita kaçırma sorunlarına yönelik kapsamlı bir farkındalık semineri düzenleyecek.</p>
<p>Gölcük Belediyesi, çocuklarda ve yetişkinlerde yaşam konforunu kısıtlayan skolyoz (3 boyutlu egzersiz tedavisi), idrar ve gaita kaçırma sorunlarına yönelik kapsamlı bir farkındalık semineri düzenleyecek. Uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirilecek organizasyonda, toplumda sıkça karşılaşılan bu sağlık sorunlarının cerrahi müdahale olmaksızın tedavi edilebilme imkanları vatandaşlara aktarılacak.</p>
<p><b>Uzman Doktorlar Önemli Bilgiler Paylaşacak</b></p>
<p>Gölcük Belediyesi Kadın ve Aile Birimi koordinasyonunda düzenlenecek seminer, 29 Ocak Perşembe günü saat 14.00’te Gölcük Belediyesi Sanat Galerisi’nde gerçekleştirilecek. Seminerde; Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ayten Başak Kılıç, Kadın Doğum Uzmanı Op. Dr. Fatma Bilge Öğütcüoğlu, Fizik Tedavi Uzmanı Uzm. Dr. Selcen Güre ve Fizyoterapistler Ayça Albay ve Busenur Yıldırım; skolyoz, idrar ve gaita kaçırma sorunlarına yönelik önemli bilgiler paylaşacaklar.</p>
<p><b>Başkan Sezer’den Seminere Davet</b></p>
<p>Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, vatandaşların uzman isimlere doğrudan soru sorma imkanı bulacağı bu ücretsiz etkinliğe tüm ilçe halkını davet etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcuk-belediyesi-saglik-seminerleri-bilinclendiriyor-608008">Gölcük Belediyesi Sağlık Seminerleri Bilinçlendiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Enpara Bank&#8217;tan beklenmedik soru: &#8216;Eee Daha Daha Nasılsınız?&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/enpara-banktan-beklenmedik-soru-eee-daha-daha-nasilsiniz-606938</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 08:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bank]]></category>
		<category><![CDATA[beklenmedik]]></category>
		<category><![CDATA[eee]]></category>
		<category><![CDATA[enpara]]></category>
		<category><![CDATA[müşterilerine]]></category>
		<category><![CDATA[nasılsınız]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[tan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606938</guid>

					<description><![CDATA[<p>13 yıldır masrafsız bankacılık hizmeti sunan Enpara.com, ‘ömür boyu masrafsızlık’ sözünü bu kez müşterilerine hal hatır sorduğu yeni reklam filmiyle hatırlatıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/enpara-banktan-beklenmedik-soru-eee-daha-daha-nasilsiniz-606938">Enpara Bank&#8217;tan beklenmedik soru: &#8216;Eee Daha Daha Nasılsınız?&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>13 yıldır masrafsız bankacılık hizmeti sunan Enpara.com, ‘ömür boyu masrafsızlık’ sözünü bu kez müşterilerine hal hatır sorduğu yeni reklam filmiyle hatırlatıyor. </strong></p>
<p>Enpara.com, yeni reklam filminde müşterilerine sunduğu ömür boyu masrafsızlık vaadini eğlenceli bir yaklaşımla gündeme getiriyor. Bankaların işlem ücretlerindeki artışları müşterilerine SMS yoluyla bildirmesine gönderme yapan film, bir mesajlaşma ekranı üzerinden ilerliyor. Enpara.com’dan müşterilerine giden mesajda ise alışıldık ücret artışı bilgilendirmelerinin aksine yalnızca hal hatır sormak için atılan “Eee daha daha nasılsınız?” ifadesi yer alıyor.</p>
<p>2012 yılından bu yana masrafsız bankacılık hizmeti sunan ve bu ilkesinden taviz vermeyen Enpara.com, bu filmle tam 13 yıldır müşterilerine verdiği sözü bir kez daha hatırlatıyor: Enpara.com’da ömür boyu EFT/FAST/havale ücreti yok, kart aidatı yok; haliyle zam da yok. </p>
<p>Film, Rabarba imzası taşıyor. </p>
<p><strong>Reklam Filmi Link:</strong> https://www.youtube.com/watch?v=rgG3OIrz-JA </p>
<p><strong>KÜNYE</strong></p>
<p><strong>Reklam:</strong> Eee daha daha nasılsınız? </p>
<p><strong>Reklamveren</strong>: Enpara.com</p>
<p><strong>Reklam Ajansı:</strong> Rabarba</p>
<p><strong>Reklamveren Yetkilisi</strong>: Ayşegül Sınar, Nida Şenler, Ece Ölmez, Tolga Salatacı</p>
<p><strong>Yönetici Kreatif Direktör:</strong> Pemra Ataç Açıktan </p>
<p><strong>Kreatif Direktör:</strong> Volkan Yanık </p>
<p><strong>Kreatif Ekip Liderleri:</strong> Ebru Karaman Mertler, Sergen Temel Bayram </p>
<p><strong>Kreatif Ekip:</strong> Nurgül İletir Türkeş, Bilge Nur Kiraz, Tamay Öğüt, Aylin Hayırcı</p>
<p><strong>Strateji:</strong> Oğuz Savaşan</p>
<p><strong>Ajans Başkan Yardımcısı:</strong> Melda Tarlan</p>
<p><strong>Müşteri İlişkileri:</strong> Nihan Şimşek Gür</p>
<p><strong>Prodüktör:</strong> Berrak Damla Olgun, Dila İraf</p>
<p><strong>Medya Planlama/Satınalma:</strong> People Initiative</p>
<p><strong>Post Prodüksiyon:</strong> Danke-Alp Kızıltan</p>
<p><strong>Müzik:</strong> Nilinişleri</p>
<p><strong>Ses Miksajı:</strong> Fuzztank-Gürhan Berkel</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/enpara-banktan-beklenmedik-soru-eee-daha-daha-nasilsiniz-606938">Enpara Bank&#8217;tan beklenmedik soru: &#8216;Eee Daha Daha Nasılsınız?&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YKS Konularını “hızlı Bitirme” Taktikleri!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yks-konularini-hizli-bitirme-taktikleri-2-606126</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2026 23:21:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bitirme]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[konuları]]></category>
		<category><![CDATA[konularını]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[taktikleri]]></category>
		<category><![CDATA[yap]]></category>
		<category><![CDATA[yks]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606126</guid>

					<description><![CDATA[<p>20-21 Haziran 2026’da yapılacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) öncesinde adaylara “konuları yetiştirememe” kaygısının doğru yöntemlerle büyük ölçüde aşılabileceğini söyleyen Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, “YKS müfredatı oldukça geniştir ancak ‘her şeyi sırayla öğrenmek’ yerine stratejik ve nokta atışı çalışarak konuları çok daha hızlı bitirebilirsiniz.” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yks-konularini-hizli-bitirme-taktikleri-2-606126">YKS Konularını “hızlı Bitirme” Taktikleri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, 20-21 Haziran 2026&#8217;da yapılacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) aylar kala YKS konularını hızlı bitirme taktikleri verdi.</p>
<p>YKS müfredatının genişliğinin öğrencileri zorladığını belirten Özgür Akoğlan, “YKS müfredatı oldukça geniştir ancak ‘her şeyi sırayla öğrenmek’ yerine stratejik ve nokta atışı çalışarak konuları çok daha hızlı bitirebilirsiniz.” dedi.</p>
<p><strong>TYT ve AYT’yi ayrı düşünmek zaman kaybettiriyor</strong></p>
<p>Özgür Akoğlan, YKS’ye hazırlanan adaylar için “Hızlandırılmış Bitirme Taktikleri” ni şöyle sıraladı:</p>
<p>Konuların zincirleme şekilde ele alınması gerektiğini vurgulayan Özgür Akoğlan, “TYT ve AYT’yi birbirinden kesin çizgilerle ayırmak öğrenciyi gereksiz tekrar yükünün altına sokar. Konuları bir bütün olarak çalışmak hem kalıcı öğrenmeyi artırır hem de süreyi ciddi biçimde kısaltır” dedi.</p>
<p>Özgür Akoğlan, matematikte fonksiyonlar, polinomlar ve ikinci dereceden denklemler; fen bilimlerinde ise atom, periyodik sistem ve hücre gibi konuların TYT–AYT birlikte ele alınmasının büyük avantaj sağladığını ifade etti.</p>
<p><strong>Her detaya çalışmak değil, çıkanlara odaklanmak kazandırır</strong></p>
<p>YKS’de soruların büyük bölümünün sınırlı sayıda konudan geldiğini hatırlatan Özgür Akoğlan, &#8220;Sadece Çıkanlar&#8221; filtresi yani Pareto prensibine dikkat çekerek, “Soruların yaklaşık yüzde 80’i, konuların yüzde 20’sinden geliyor. Öğrenciler önce ‘banko’ konuları bitirmeli, ÖSYM’nin yıllardır sormadığı detaylarda boğulmamalı” diye konuştu.</p>
<p>Çıkmış soru analizinin önemine değinen Özgür Akoğlan, “Son beş yılda soru gelmeyen bir alt başlığa günler harcamak, sınav stratejisi değildir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Yazarak değil, akıllı notlarla çalışın</strong></p>
<p>Konu çalışırken defter doldurmanın ciddi bir zaman tuzağı olduğunu belirten Özgür Akoğlan, “Her şeyi baştan sona yazmak aylarınızı alır. Video ders defterleri ve hazır notlar, öğrenciyi yüzde 50 hızlandırır” dedi.</p>
<p>Video derslerin 1,5 veya 1,75 hızda izlenmesini öneren Akoğlan, “Beyin buna çok kısa sürede adapte olur. Öğrenciler bu hızdan korkmamalı” diye konuştu.</p>
<p><strong>Konuyu testin içinde öğrenin</strong></p>
<p>Klasik ‘önce konu, sonra test’ anlayışının değişmesi gerektiğini söyleyen Özgür Akoğlan, “Konu anlatımına günlerce çalışmak yerine, kısa bir özetin ardından hemen çözümlü sorulara geçilmeli. Konu en iyi, soru üzerinde öğrenilir” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Akoğlan, yapılamayan soruların çözümünün bekletilmeden öğrenilmesinin kalıcı öğrenmeyi artırdığını vurguladı.</p>
<p><strong>Aynı derse kamp yapın, zihni bölmeyin</strong></p>
<p>Günde çok sayıda derse dağınık biçimde çalışmanın öğrenmeyi yavaşlattığını belirten Özgür Akoğlan, blok çalışma yöntemini önerdi.</p>
<p>Akoğlan, “Üç gün boyunca sadece tek bir konuya odaklanmak, öğrenme hızını katlar. Beyin o konuya adapte olur ve konu kalıcı şekilde biter” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bildiğiniz konularda ego yapmayın ama durmayın</strong></p>
<p>Öğrencilerin gerçekten bildikleri konuları acımasızca elemesi gerektiğini söyleyen Özgür Akoğlan, “Bir tarama testinde yüksek net yapan öğrencinin o konunun videosunu yeniden izlemesine gerek yok. Sadece soru çözerek pratik yap ve bir sonraki konuya geç.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yks-konularini-hizli-bitirme-taktikleri-2-606126">YKS Konularını “hızlı Bitirme” Taktikleri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YKS konularını &#8220;hızlı bitirme&#8221; taktikleri!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yks-konularini-hizli-bitirme-taktikleri-605998</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2026 08:49:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bitirme]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[konuları]]></category>
		<category><![CDATA[konularını]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[taktikleri]]></category>
		<category><![CDATA[yap]]></category>
		<category><![CDATA[yks]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605998</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, 20-21 Haziran 2026'da yapılacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) aylar kala YKS konularını hızlı bitirme taktikleri verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yks-konularini-hizli-bitirme-taktikleri-605998">YKS konularını &#8220;hızlı bitirme&#8221; taktikleri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, 20-21 Haziran 2026&#8217;da yapılacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) aylar kala YKS konularını hızlı bitirme taktikleri verdi.</p>
<p>YKS müfredatının genişliğinin öğrencileri zorladığını belirten Özgür Akoğlan, “YKS müfredatı oldukça geniştir ancak ‘her şeyi sırayla öğrenmek’ yerine stratejik ve nokta atışı çalışarak konuları çok daha hızlı bitirebilirsiniz.” dedi.</p>
<p><strong>TYT ve AYT’yi ayrı düşünmek zaman kaybettiriyor</strong></p>
<p>Özgür Akoğlan, YKS’ye hazırlanan adaylar için “Hızlandırılmış Bitirme Taktikleri” ni şöyle sıraladı:</p>
<p>Konuların zincirleme şekilde ele alınması gerektiğini vurgulayan Özgür Akoğlan, “TYT ve AYT’yi birbirinden kesin çizgilerle ayırmak öğrenciyi gereksiz tekrar yükünün altına sokar. Konuları bir bütün olarak çalışmak hem kalıcı öğrenmeyi artırır hem de süreyi ciddi biçimde kısaltır” dedi.</p>
<p>Özgür Akoğlan, matematikte fonksiyonlar, polinomlar ve ikinci dereceden denklemler; fen bilimlerinde ise atom, periyodik sistem ve hücre gibi konuların TYT–AYT birlikte ele alınmasının büyük avantaj sağladığını ifade etti.</p>
<p><strong>Her detaya çalışmak değil, çıkanlara odaklanmak kazandırır</strong></p>
<p>YKS’de soruların büyük bölümünün sınırlı sayıda konudan geldiğini hatırlatan Özgür Akoğlan, &#8220;Sadece Çıkanlar&#8221; filtresi yani Pareto prensibine dikkat çekerek, “Soruların yaklaşık yüzde 80’i, konuların yüzde 20’sinden geliyor. Öğrenciler önce ‘banko’ konuları bitirmeli, ÖSYM’nin yıllardır sormadığı detaylarda boğulmamalı” diye konuştu.</p>
<p>Çıkmış soru analizinin önemine değinen Özgür Akoğlan, “Son beş yılda soru gelmeyen bir alt başlığa günler harcamak, sınav stratejisi değildir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Yazarak değil, akıllı notlarla çalışın</strong></p>
<p>Konu çalışırken defter doldurmanın ciddi bir zaman tuzağı olduğunu belirten Özgür Akoğlan, “Her şeyi baştan sona yazmak aylarınızı alır. Video ders defterleri ve hazır notlar, öğrenciyi yüzde 50 hızlandırır” dedi.</p>
<p>Video derslerin 1,5 veya 1,75 hızda izlenmesini öneren Akoğlan, “Beyin buna çok kısa sürede adapte olur. Öğrenciler bu hızdan korkmamalı” diye konuştu.</p>
<p><strong>Konuyu testin içinde öğrenin</strong></p>
<p>Klasik ‘önce konu, sonra test’ anlayışının değişmesi gerektiğini söyleyen Özgür Akoğlan, “Konu anlatımına günlerce çalışmak yerine, kısa bir özetin ardından hemen çözümlü sorulara geçilmeli. Konu en iyi, soru üzerinde öğrenilir” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Akoğlan, yapılamayan soruların çözümünün bekletilmeden öğrenilmesinin kalıcı öğrenmeyi artırdığını vurguladı.</p>
<p><strong>Aynı derse kamp yapın, zihni bölmeyin</strong></p>
<p>Günde çok sayıda derse dağınık biçimde çalışmanın öğrenmeyi yavaşlattığını belirten Özgür Akoğlan, blok çalışma yöntemini önerdi.</p>
<p>Akoğlan, “Üç gün boyunca sadece tek bir konuya odaklanmak, öğrenme hızını katlar. Beyin o konuya adapte olur ve konu kalıcı şekilde biter” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bildiğiniz konularda ego yapmayın ama durmayın</strong></p>
<p>Öğrencilerin gerçekten bildikleri konuları acımasızca elemesi gerektiğini söyleyen Özgür Akoğlan, “Bir tarama testinde yüksek net yapan öğrencinin o konunun videosunu yeniden izlemesine gerek yok. Sadece soru çözerek pratik yap ve bir sonraki konuya geç.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yks-konularini-hizli-bitirme-taktikleri-605998">YKS konularını &#8220;hızlı bitirme&#8221; taktikleri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gölcük&#8217;te İdrar ve Gaita Kaçırmaya Yönelik Tedavi Yöntemleri Anlatılacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/golcukte-idrar-ve-gaita-kacirmaya-yonelik-tedavi-yontemleri-anlatilacak-601710</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 09:21:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[drar]]></category>
		<category><![CDATA[gaita]]></category>
		<category><![CDATA[gölcük]]></category>
		<category><![CDATA[kaçırmaya]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601710</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi, sağlık konusunda vatandaşları bilinçlendirme amacıyla; 29 Aralık Pazartesi günü Kongre Sarayı’nda idrar ve gaita kaçırma sorunlarına yönelik kapsamlı bir farkındalık semineri düzenleyecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcukte-idrar-ve-gaita-kacirmaya-yonelik-tedavi-yontemleri-anlatilacak-601710">Gölcük&#8217;te İdrar ve Gaita Kaçırmaya Yönelik Tedavi Yöntemleri Anlatılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi, sağlık konusunda vatandaşları bilinçlendirme amacıyla; 29 Aralık Pazartesi günü Kongre Sarayı’nda idrar ve gaita kaçırma sorunlarına yönelik kapsamlı bir farkındalık semineri düzenleyecek.</p>
<p>Gölcük Belediyesi, çocuklarda ve yetişkinlerde yaşam konforunu kısıtlayan idrar ve gaita kaçırma sorunlarına yönelik kapsamlı bir farkındalık seminerine imza atmaya hazırlanıyor. Uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirilecek organizasyonda, toplumda sıkça karşılaşılan bu sağlık sorunlarının cerrahi müdahale olmaksızın tedavi edilebilme imkanları vatandaşlara aktarılacak.</p>
<p><b>Uzman Doktorlar Önemli Bilgiler Paylaşacak</b></p>
<p>Gölcük Belediyesi Kadın ve Aile Birimi koordinasyonunda düzenlenecek seminer, 29 Aralık Pazartesi günü saat 14.00’te Gölcük Belediyesi Kongre Sarayı’nda gerçekleştirilecek. Seminerin panelist koltuğunda tıp dünyasından önemli isimler bir araya gelecek. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ayten Başak Kılıç, Kadın Doğum Uzmanı Op. Dr. Fatma Bilge Öğütcüoğlu, Fizik Tedavi Uzmanı Uzm. Dr. Selcen Güre ve Fizyoterapist Busenur Yıldırım,  idrar ve gaita kaçırma sorunlarına yönelik önemli bilgiler paylaşacaklar.</p>
<p><b>Güncel Tıbbi Yaklaşımlar Ele Alınacak</b></p>
<p>Toplumda hem çocukluk döneminde hem de ileri yaşlarda sıkça rastlanan rahatsızlıkların ele alınacağı seminerde, güncel tıbbi yaklaşımlar ve yaşam tarzı değişiklikleri de masaya yatırılacak. Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, vatandaşların uzman isimlere doğrudan soru sorma imkanı bulacağı bu ücretsiz etkinliğe tüm ilçe halkını davet etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcukte-idrar-ve-gaita-kacirmaya-yonelik-tedavi-yontemleri-anlatilacak-601710">Gölcük&#8217;te İdrar ve Gaita Kaçırmaya Yönelik Tedavi Yöntemleri Anlatılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mudanya Belediyesi&#8217;nden Kaçak Yapı Açıklaması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mudanya-belediyesinden-kacak-yapi-aciklamasi-601557</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 16:20:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[dalgıç]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[kaçak]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[kimse]]></category>
		<category><![CDATA[mudanya]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yıkım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601557</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mudanya’da 2021’den bu yana kararı kesinleşmiş iki bin kaçak yapı için yıkım süreci başlatıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mudanya-belediyesinden-kacak-yapi-aciklamasi-601557">Mudanya Belediyesi&#8217;nden Kaçak Yapı Açıklaması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mudanya’da 2021’den bu yana kararı kesinleşmiş iki bin kaçak yapı için yıkım süreci başlatıldı. Başkan Dalgıç, sürecin kamu güvenliği ve can güvenliği gerekçesiyle, hukuki ve planlı şekilde yürütüleceğini söyleyerek, “Bugün yapılmayan her işlem, yarın çok daha ağır bedellerle karşımıza çıkar. Tek bir insanın canı her şeyden önce gelir. Bu sorumluluğu birlikte taşımalıyız” dedi.<br />Ruhsatsız ve kaçak yapılar için harekete geçen Mudanya Belediyesi, ilçe genelinde kapsamlı bir uygulama süreci başlatıyor. Kaçak yapılaşma ve yıkım süreciyle ilgili açıklama yapan Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, yıkım kararlarının büyük bölümünün 2021 yılı ve öncesinde alındığını, yıkım takvimine alınan kaçakların, beş – altı yıl önce yıkım tebliği yapılmış, tüm hukuki süreçleri yapılmış tamamı ruhsatsız yapılar olduğunu söyledi.<br />Yıkım kararlarının hem idari hem de hukuki sorumluluk doğurduğunu kaydeden Dalgıç, amaçlarının yıkım değil, güvenli ve planlı bir kent düzeni oluşturmak olduğunu belirterek, sürecin barışçıl, düzenli ve kamu güvenliği esas alınarak yürütüleceğini vurguladı. Dalgıç, şöyle konuştu:<br />“Adalet Bakanlığı soruyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı soruyor. Tarım Bakanlığı soruyor. İçişleri Bakanlığı müfettişleri soruyor. Sorulan soru açık: Yıkım kararı alınmış, tebliğ edilmiş ve tüm hukuki süreci tamamlanmış bu yapılar neden hala duruyor?.. Bu yalnızca belediyemizin değil, devletin tüm kurumlarını ilgilendiren bir kamu sorumluluğudur. Bugün yapmadığımız her işlem, yarın çok daha ağır bir bedel olarak karşımıza çıkar. Tek bir kişinin canı, her şeyden önce gelir. Bugün zor olanı yapıyoruz ki, yarın telafisi mümkün olmayan sonuçlarla karşılaşmayalım”<br />Sürecin şeffaf biçimde yürütüldüğünü ifade eden Dalgıç, yıkım uygulamalarının öncesinde ilgililere tebligat yapıldığını, kimsenin ani bir uygulamayla karşılaşmayacağını, taşınma ve tahliye sürecinde lojistik destek sağlanabileceğini anlattı.<br />“HESABINI KİMSE VEREMEZ”<br />Mudanya’nın deprem riski ile karşı karşıya olduğunu vurgulayan Dalgıç, “Bir deprem olsa, bu yapıların içinde insanlar hayatını kaybetse, bunun hesabını vicdanen de hukuken de kimse veremez.” diyerek, şöyle devam etti:<br />“Bir belediye başkanının görevi halkın esenliği kadar, can güvenliğini sağlamaktır. Üstelik kaçak yapı yıkılmadıkça yenileri yapılıyor. Yanlış ortadan kaldırılmadığında, başkaları da aynı yanlışı yapıyor. Buna seyirci kalamayız. Tek katlıyken tespit edilen, yıkım kararı alınan bir bina, karar uygulanmayınca üzerine kat bile çıkılıyor. Biz ruhsatsız ve kaçak yapılan inşaatları tespit için sistemler kurduk. Ama kaçak inşaat o kadar hızlı ki, uydu takip sistemi bile yetişemiyor” <br />“AMACIMIZ, KİMSEYİ MAĞDUR ETMEK DEĞİL”<br />Göreve geldikleri ilk günden beri adalet ilkesini esas aldıklarını söyleyen Dalgıç, “Kurallara hep birlikte uymak zorundayız. Suça ortaklık yapmamalıyız. Bizim amacımız kimseyi evinden, yuvasından atmak değil. Mağdur etmek hiç değil” dedi.<br />Bu nedenle Mudanya Belediyesi Meclisi’nde alınan karar ile kırsalda yaşayan, üreten, o bölgede gerçekten hayat kuran insanlar için tip projeler kararı alındığını hatırlatan Dalgıç, mühendislik hizmeti alınmış, denetlenmiş, kurallara uygun yapıların desteklediğini, sağlıklı imar planları yapabilmek için plansız ve kuralsız yapılaşmanın önünü kesmek zorunda olduklarını ekledi. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mudanya-belediyesinden-kacak-yapi-aciklamasi-601557">Mudanya Belediyesi&#8217;nden Kaçak Yapı Açıklaması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Ölü İnternet Teorisi&#8221; gerçekleşiyor mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/olu-internet-teorisi-gerceklesiyor-mu-594629</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 01:12:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[geçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleşiyor]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[İldiz]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[nternet]]></category>
		<category><![CDATA[ölü]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[Tartışma]]></category>
		<category><![CDATA[teorisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594629</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Yazılım Mühendisliği (İngilizce) Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, “ölü internet teorisi” ni değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olu-internet-teorisi-gerceklesiyor-mu-594629">&#8220;Ölü İnternet Teorisi&#8221; gerçekleşiyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Yazılım Mühendisliği (İngilizce) Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, “ölü internet teorisi” ni değerlendirdi.</p>
<p><strong>&#8220;Ölü internet teorisi” ne anlama geliyor?</strong></p>
<p>&#8220;Ölü internet teorisi”nin, internetin günümüzde aldığı yapısal biçimi tartışmaya açan spekülatif bir kavram olduğunu ve dijital ekosistemlerin geçirdiği dönüşümü anlamada metaforik bir işlev taşıdığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, “Teorinin bazı bileşenlerinin özellikle insan merkezli etkileşimlerin azalması, yapay içeriklerin çoğalması ve kolektif dijital hafızanın bozulması bağlamında düşündürücü bir çerçeve sunduğunu gösteriyor. İnsanların da özgün eforlarına olan eğilimi de azalıyor ve bu da üretilen düşünce içeriğinin özgünlüğünü kısıtlıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Forumlar ve bloglar, internetin ‘insani dokusunu’ oluşturan en önemli unsurlardı</strong></p>
<p>İnternetin ilk dönemlerinde forumlar, bloglar ve açık tartışma platformlarının, kullanıcıların hem bilgi ürettiği hem de birbirini doğruladığı sosyal alanlar olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, “O dönemin tartışmaları, deneyimler ve kolektif üretimler, internetin ‘insani dokusunu’ oluşturan en önemli unsurlardı. Tabii burada insanların uzun süre düşünerek verdiği yanıtları ve tartışmaların derinliğini akılda tutmak gerek. Ancak bugün bu içeriklerin büyük bölümü ya erişilemez durumda ya da algoritmik akışların arasında ulaşılamaz durumda. Eski forumlar kapandı, arşivler bozuldu ve milyonlarca kullanıcı tartışması indekslenemez, dolayısıyla doğrulanamaz bir geçmişe dönüştü.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dijital hafıza da insan hafızasında olduğu gibi kırılgan bir yapıya sahip </strong></p>
<p>Bu kayboluşun yalnızca teknik bir sorun değil aynı zamanda dijital hafızanın insan hafızasında olduğu gibi kırılgan bir yapıya sahip olduğuna dair bir benzerlik olduğuna da işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, şöyle devam etti:</p>
<p>“Artık internet, geçmişe dönük organik tartışmaları saklayan bir alan olmaktan çıkıp, yüzeysel ve tekrarlayan yapay içeriklerin hakim olduğu bir akış mantığına evrilmiş durumda. Bu noktada yapay zeka halüsinasyonları kritik bir rol oynuyor. Üretken modellerin zaman zaman doğrulanmamış, uydurulmuş ya da bağlamdan kopuk bilgiler üretmesi, zaten erişimi zorlaşmış olan eski dijital tartışmaların üzerine ek bir belirsizlik katmanı ekliyor. Bir başka deyişle, dijital geçmiş hem kayboluyor hem de yerine yapay bir geçmiş üretiliyor. İşin özü özgün insan içeriği körelirken bu yıpranmış ve körelmiş bölgeleri yapay zekanın halüsinasyonları kapatıyor. Gerçek bellek silinirken, yerini simüle edilmiş bir bellek alıyor.”</p>
<p><strong>Yapay zeka tabanlı arama, yeni bir anlatı üretebiliyor</strong></p>
<p>“Geçmişte gerçekten ne tartışılmıştı ve bugün ulaştığımız bilgi bunun ne kadarını doğru temsil ediyor?” sorusuna net bir yanıt vermenin giderek zorlaştığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, “Çünkü yapay zeka tabanlı arama, özetleme ve içerik üretim sistemleri, geçmişi olduğu gibi aktarmak yerine, veriler arasında benzerlik temelli yeni bir anlatı üretebiliyor. Kullanıcılar için gerçek tartışmalarla algoritmik yeniden üretimler arasındaki farkın ayırt edilememesi, bilişsel düzeyde ciddi bir karmaşa yaratıyor. Bu da insanın gerçekten biraz uzak dahi olsa yüksek doğrulukta olan özgün ifadesinin üretkenlik alanını daraltıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>‘Dijital hafıza’ giderek daha çok simülatif bir yapıya dönüşüyor</strong></p>
<p>Nörobilimsel açıdan bakıldığında, bu durumun insan zihninin güven mekanizmasını doğrudan etkilediğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, “Zihin, doğrulanabilir tarihsel izlere ihtiyaç duyar. Oysa internetteki tartışmalar kaybolup, yerlerini yapay sentezlere bıraktıkça, kullanıcıların ‘dijital hafıza’ olarak gördüğü şey giderek daha çok simülatif bir yapıya dönüşüyor. Bu da gerçek bilginin izlenebilirliğini zayıflatıyor. Dolayısıyla ben Ölü İnternet Teorisi’ni, internetin tamamen ‘öldüğü’ iddiasından çok, dijital hafızanın yapaylaşması ve insan katkısının sessizce ve fark edilmeden geri plana itilmesi anlamında ele alıyorum.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İnternetin sessiz kayboluşu ölüm mü?</strong></p>
<p>İnternetin sessiz kayboluşunun yeni düzene alışmış insan için bir ölüm olarak ifade edildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, “Yeni dünya kavramı da bu kayboluşu internetin ölümü olarak nitelendiriyor. Bu bağlamda asıl mesele içerik üretiminin miktarı değil, kaynağının insandan uzaklaşması ve geçmişe dair referansların doğrulanabilirliğinin giderek zorlaşmasıdır. İnternetin yaşayan hafızası silikleşirken, yapay zeka sistemleri bu boşluğu kendi kurgusal üretimleriyle doldurmaya başlıyor.” dedi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, sözlerini geleceğe yönelik önemli bir soru işaretiyle tamamladı:</p>
<p>“Gerçek dijital geçmişi kaybettiğimizde, gelecekte üreteceğimiz bilgi hangi temele dayanacak? Sorulara yanıt arıyorken soru üretebilecek özgünlüklerimizi ne kadar kaybedeceğiz? Bu sorular da muhtemelen ‘ölü zihinler teorisi’ gibi kavramlarla karşımıza, insan üretkenliğinin çürüdüğü bir dönemde çıkacak.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olu-internet-teorisi-gerceklesiyor-mu-594629">&#8220;Ölü İnternet Teorisi&#8221; gerçekleşiyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zeka çağında karar yine insanın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-caginda-karar-yine-insanin-592782</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 08:57:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[çağında]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[ürünü]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yine]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592782</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Felsefe Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, her yıl Kasım ayının üçüncü perşembe günü kutlanan Dünya Felsefe Günü dolayısıyla dijital çağda felsefenin önemine değindi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-caginda-karar-yine-insanin-592782">Yapay zeka çağında karar yine insanın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Felsefe Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, her yıl Kasım ayının üçüncü perşembe günü kutlanan Dünya Felsefe Günü dolayısıyla dijital çağda felsefenin önemine değindi.</p>
<p><strong>Felsefe farklılıklarla birlikte düşünme becerisini geliştirmeye çağırıyor</strong></p>
<p>Unesco’nun, Dünya Felsefe Gününün felsefe ile ilgilenen herkese ait olduğunu söylediğine işaret eden Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, “Dünya Felsefe Günü, çağımızın problemlerini ve krizlerini akılcı, kültürlerarası diyaloğu güçlendirerek tartışabileceğimiz hoşgörülü bir ortam yaratmaya aracı olmayı hedefler. Yani felsefe yalnızca kendimizi anlamak ve tanımakla yetinen bir etkinlik değildir; aynı zamanda bizden farklı olanla karşılaşmak, bu farklılıkları tanımak ve bu farklılıklarla birlikte düşünmek becerisini de geliştirmeye çağıran bir etkinliktir.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital çağda, düşünmenin ve sorgulamanın anlamı değişti mi?</strong></p>
<p>Dijitalleşmenin hayatlarımızı önemli oranda kolaylaştırdığı ve ilerleyen dönemlerde daha da kolaylaştıracağı gerçeğini görmenin gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, “Yapay zeka aracılığıyla üzerinde düşündüğümüz ya da araştırma yaptığımız konular hakkında her zamankinden çok daha fazla veriye ulaşabiliyoruz. Yine yapay zeka bu veriyi işleyebiliyor ve bize anlamlı sonuçlar verebiliyor. Ancak bu dijitalleşme insanın üzerinden kendi yaşamıyla ve varoluşuyla ilgili önemli sorularla meşgul olmak ve bu sorulara kendi yaşamlarında aldıkları kararlar ve yaptıkları tercihlerle birtakım cevaplar aramak ve vermek sorumluluğunu alamaz. Örneğin yapay zekaya aklımıza gelen tüm soruları sorabiliriz ancak ne yapacağımız ve nasıl yaşayacağımızla ilgili nihai karar her zaman bize ait olmak zorunda. Bu nedenle eleştirel düşünebilme, kendimize, başkalarına ve dünyaya ilişkin içten bir merak ve sorgulama hiçbir zaman yapay zeka ile gerçekleştirilemez. Dijital çağda da düşünmenin ve sorgulamanın anlamının değişmediğini ancak eskisine oranla çok daha büyük bir önem, değer ve aciliyet kazandığını söyleyebiliriz.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Teknolojinin dönüştürücü gücünü sorgulama felsefi bir ihtiyaç</strong></p>
<p>İnsanın dünya üzerinde var olmaya başladığı ilk andan itibaren hem kendisine hem de etrafında yaşadığı dünyaya şu veya bu şekilde bir anlam yüklediğini kaydeden Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, “Onu belirli bir şekilde yorumlamış ve dönüştürmüştür. Teknoloji de bu dönüştürme araçlarından bir tanesidir aslında. Dolayısıyla teknoloji aracılığıyla insanın kendisini ve yeryüzünü nasıl dönüştüreceği ve neye dönüştüreceği teknolojinin kendisinin cevaplayamayacağı açık bir soru olarak durmaktadır. Günümüzde yaşanan savaşları, hammadde ve iklim krizlerini düşünecek olursak bu soru son derece hayati ve acil bir sorudur. Bu soru ancak felsefi etkinliğin ve felsefece bir yaşamın teori ve pratiğin önünde açabileceği yeni ufuklar içinde ele alınabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Yapay zeka felsefesi adı altında ele alınabilecek kendine özgü bir alandan bahsetmenin mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, “Yapay zeka felsefesi yapay zekanın hayatlarımızda kapladığı yerin ortaya çıkarabileceği çeşitli ahlaki ve pratik soruları, insan zihni ve yapay zeka arasındaki ilişkileri, farklılıkları ve benzerlikleri, insan ve makineler arasındaki ilişkileri ele alır ve tartışır.” dedi.</p>
<p><strong>Yakın zamanda bilinçli bilgisayarlar programlamamız pek mümkün görünmüyor</strong></p>
<p>Yapay zekanın “düşünebilme” ya da “bilinç” sahibi olma kapasitesi olup olmadığını değerlendiren Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Zeka sorun çözme becerisi anlamına gelirken bilinç acı, neşe, aşk ve öfke gibi şeyleri hissedebilme ve kendinin farkında olabilme becerisini de ifade eder. Yapay zeka, verilerle sorun çözme konusunda insandan çok daha becerikli bir hale gelebilir. Ancak bu onun zamanla bilinç kazanacağı anlamına gelmez. Biz henüz bilincin kökeni ve nasıl ortaya çıktığı hakkında yeterince bilgi sahibi olamadığımız için yakın zamanda bilinçli bilgisayarlar ya da makineler programlamamız pek mümkün görünmüyor gibi. Bu konuya ilgisi olanlar Yuval Noah Harari’nin 21. YY Dersleri isimli kitabına bakabilirler.”</p>
<p><strong>Yapay zeka insan ürünü olan fikir ve düşünceleri işleyip ortaya yeni bir felsefe atabilir</strong></p>
<p>İnsan aklının ürünü olan bir sistemin, kendi felsefesini oluşturup oluşturamayacağı konusunu da ele alan Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İnsan ürünü bir sistem, bir felsefe yaratması söz konusu olduğunda ancak insanı taklit edebilir. İnsan aklının ürünü olan bir sistem derken yapay zeka benzeri bir sistemden bahsediyorsak eğer yapay zeka yalnızca insan ürünü olan fikir ve düşünceleri bir veri olarak işleyip ortaya yeni bir felsefe atabilir. Ama bu felsefe insan aklının ürettiklerinden bağımsız olamaz; insanların toplu birikimlerini aktardıkları verilerin derlenmesi ile ortaya daha önce yazılmamış daha kapsamlı felsefe tarihi derlemelerinden ortaya felsefi teori örnekleri çıkartabilir. Kaldı ki yapay zekanın ortaya attığı felsefe ne tür bir soru etrafında şekillenecek yani başlangıç noktası ne olacak? Yapay zeka neden yeni bir felsefi sistem ortaya atmaya ihtiyaç duysun? Bunu ancak kendisi dışındaki bir etki nedeniyle örneğin bir insanın bunu talep etmesi üzerine yapabilir. Felsefe ancak insana özgü bir anlamlandırma ihtiyacının ürünü olarak kendi otantikliğini koruyabilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-caginda-karar-yine-insanin-592782">Yapay zeka çağında karar yine insanın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alışveriş bağımlılığını bilinçli farkındalıkla yenmek mümkün!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alisveris-bagimliligini-bilincli-farkindalikla-yenmek-mumkun-590598</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 12:07:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığını]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçli]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalıkla]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[maddi]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[taşkın]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yenmek]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590598</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, alışveriş bağımlılığının belirtileri, bilinçli farkındalıkla nasıl yönetilebileceği ve sağlıklı alışveriş alışkanlıkları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alisveris-bagimliligini-bilincli-farkindalikla-yenmek-mumkun-590598">Alışveriş bağımlılığını bilinçli farkındalıkla yenmek mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, alışveriş bağımlılığının belirtileri, bilinçli farkındalıkla nasıl yönetilebileceği ve sağlıklı alışveriş alışkanlıkları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bilinçli farkındalık oluşturmadan alışveriş yapmak, tüketim tuzağına düşmek demek!</strong></p>
<p>Sağlıklı bir alışverişin nasıl olması gerektiğinden bahseden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Sağlıklı alışverişte kendimize üç tane soru sorabiliriz.” dedi.</p>
<p>‘Benim bu alışverişe ihtiyacım var mı?’, ‘Bu alışveriş benim maddi durumumu zorlayacak mı?’ ve ‘Bu alışverişi yaptığımda gerçekten gerekli, maddi durumumu zorlamamış ve aynı zamanda hedeflerimi engellemeyecek, gittiğim yolu, ilerlediğim yolu engellemeyecek bir alışveriş yapmış olmuyor muyum?’ sorularının değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Taşkın, “Çünkü bazen alışveriş kaynaklı kişiler maddi anlamda o kadar çok açılıyor ki, normalde hayatına, yaşam gereçlerini, o hiyerarşi listesindeki birinci basamakta olan yeme, içme, barınma listesindeki gereklilikleri yerine getiremeyecek kadar ilerlemiş oluyor. Haliyle bu üç soruya bakmadan yani bilinçli farkındalık oluşturmadan alışveriş yapmak tüketim tuzağına düşmek demektir.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Alışveriş bağımlısı kişiyi suçlamak, o kişiye yapılabilecek en büyük kötülük! </strong></p>
<p>Alışveriş bağımlılarına yapılabilecek en büyük kötülüğün onları eleştirmek olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Kesinlikle eleştirilmemeli. Sadece ne hissettiği, ne istediği ve neden bu alışverişe ihtiyaç duyduğu sorulmalı.” dedi.</p>
<p>Bu durumun aile bütçesini sarması halinde gerekçeleriyle beraber anlatılması gerektiğine vurgu yapan Taşkın, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Aile bütçesinde böyle bir maddi imkana ihtiyaç olduğu ama alışveriş kaynaklı bu maddi imkanın sağlanamadığı açık açık anlatılmalı, sebepler belirtilmeli. Burada kişiyi suçlamak, kişiye yapılabilecek en büyük kötülüktür. Eğer suçlayacaksak bu iletişime hiç girmemek daha mantıklı. Ama suçlamayıp bilinçli farkındalık boyutuna kişiyi ulaştıracaksak zaten işlevsel olacaktır. İşlevsel olamadığı durumlarda da artık burada demek ki biz yakınlarımıza yardımcı olamıyoruz anlamına gelir. Bu durum da bir psikolog ya da psikiyatrist desteğine, bir bağımlılık desteğine ihtiyaç duyduğunu gösterir.” </p>
<p><strong>Kişinin zor duruma düşmesine neden olacak kadar alışveriş yapması bir bağımlılık…  </strong></p>
<p>Alışveriş bağımlılığı gerçekten bir bağımlılık olduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Çünkü kişi alışveriş yaptıkça dopamin salgılanır, bu da ödül sistemini oluşturur.” dedi.</p>
<p>Beynin bu durumu ödül olarak algıladığını aktaran Taşkın, “Hatta bazı kişiler, ‘kendimi bugün ödüllendirdim, kendim için alışveriş yaptım’ derler. Ancak o mutluluğun anlık olduğunu hissederler. ‘Bir sürü şey aldım ama aslında gereksizdi, çok da gerek yoktu. Bir anda heyecanlandım ve aldım. İyi de hissettim ama şu anda ben bunları ne yapacağım, zaten kullanamayacağım’ noktasına kadar gidebilirler. Bağımlılık dediğimiz durum, kişinin zor duruma düşmesine neden olacak kadar alışveriş yapmasıdır. Acil ihtiyaçları varken ya da birikim yapması gerekirken bu durumu göz ardı edip, sadece duygusal bir boşlukta hissettiği için ya da dopamin ihtiyacından kaynaklanan bir dürtüyle alışveriş yapmasıdır. Eğer bu durum kişinin hayatını ciddi anlamda etkiliyorsa, buna bağımlılık diyebiliriz.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>‘Ne hissediyorum ve neden alışveriş yapıyorum?’ sorusu tatmini erteler!</strong></p>
<p>Anlık tatmin duygusunun nasıl kırılabileceği konusunda bilgi veren Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Anlık tatmin duygusunu farkındalıkla değil, bilinçli farkındalıkla kırabiliriz.” dedi.</p>
<p>Konuya açıklık getiren Taşkın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yani bu şu demek oluyor; farkındalığımız, bize o alışverişi yapmamamız gerektiğini, maddi imkânımızın olmadığını söyleyebilir. Ancak bilinçli farkındalık, ‘bu alışverişi yaptıktan sonra başına bunlar gelecek, zorlanacaksın, sıkıntıya düşeceksin, depresif hissedeceksin’ gibi maddeleri de açar. Orada duyguyu bastırmak yerine ‘ben şu anda ne hissediyorum ve neden bu alışverişi yapıyorum?’ sorusunu sormak, sizi üç saniyeliğine de olsa alışverişten uzaklaştırır. Ardından nefes teknikleriyle beraber, alışveriş yapma arzusu geldiğinde veya haz tetiklendiğinde kendimizi rahatlatabiliriz. Yani alışveriş yapmaya gittik, baktık, beğendik, alacağız ama buna uygun bir bütçemiz yok. O zaman o alışveriş ortamından biraz uzaklaşmak, belki bir kahve molası vermek, biraz düşünmek, maddi süreci ve bunu nasıl karşılayacağımızı değerlendirmek gerekir. Hâlâ o ihtiyacımızın devam ettiğini düşünüyorsak, bilinçli farkındalıkla bir bütçe planı yapıp alışveriş yapmak doğru bir örnektir.</p>
<p>Özetle; hazzı erteliyoruz. Hazzı ertelediğimizde, o haz hâlâ bir ihtiyaç hâlindeyse, bu durumda onun için doğru ve uygun yolları bulmaya çalışıyoruz.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alisveris-bagimliligini-bilincli-farkindalikla-yenmek-mumkun-590598">Alışveriş bağımlılığını bilinçli farkındalıkla yenmek mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Altın Portakal Galalarında Bugün Gürcistan&#8217;dan Masalsı Bir Öykü ve Deprem Yaralarını Oyunla Saran Çocuklar Vardı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/altin-portakal-galalarinda-bugun-gurcistandan-masalsi-bir-oyku-ve-deprem-yaralarini-oyunla-saran-cocuklar-vardi-588409</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Nov 2025 09:20:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[bugün]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[galalarında]]></category>
		<category><![CDATA[gürcistan]]></category>
		<category><![CDATA[masalsı]]></category>
		<category><![CDATA[Nedim]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[portakal]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588409</guid>

					<description><![CDATA[<p>62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde çok özel iki filmin galası vardı. Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu’nda beyazperdeye yansıyan; kurmaca film “Gondola” ve “Hayal Gücü Oyun Parkı” belgeseli, gösterimleri kadar söyleşileriyle de ilgi çekti. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/altin-portakal-galalarinda-bugun-gurcistandan-masalsi-bir-oyku-ve-deprem-yaralarini-oyunla-saran-cocuklar-vardi-588409">Altın Portakal Galalarında Bugün Gürcistan&#8217;dan Masalsı Bir Öykü ve Deprem Yaralarını Oyunla Saran Çocuklar Vardı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde çok özel iki filmin galası vardı. Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu’nda beyazperdeye yansıyan; kurmaca film “Gondola” ve “Hayal Gücü Oyun Parkı” belgeseli, gösterimleri kadar söyleşileriyle de ilgi çekti. </p>
<p>7 kişilik bir film ekibi!</p>
<p>Almanya- Gürcistan yapımı “Gondola” filminin gösteriminden sonra yönetmen Veit Helmer, seyircilerin sorularını cevapladı. </p>
<p>Gürcistan dağlarının masalsı atmosferinde iki genç kadının aralarında kurulan bağı, diyalogsuz olarak anlatan filmle ilgili ilk soru da buradan geldi. Yönetmen, bu fikri Alfred Hitchcock’tan aldığını söyledi: “Hitchcock ile ilgili bir kitapta diyalogsuz filmin nasıl yapılacağına dair bir bölüm vardı; oradan etkilendim. Ayrıca sesi ve sesin doğru kullanımını çok seviyorum. Eğer bir filmde diyalog kullanırsanız sesin çok fazla önüne geçiyor. Diyalog olmayınca ses için geniş bir alan kalıyor”</p>
<p>Gürcistan’da ve gondola’da (teleferik) geçen bir film fikrinin, önceki filmde Azerbaycan’da yaşadıkları sorunlar sebebiyle Gürcistan’a geçtiklerinde belirdiğini dile getiren yönetmen, şunları söyledi: “Gürcistan’da filmi tamamladığımızda ekip, ‘lütfen tekrar gelin ve bir daha film çekin’, dedi. Yapımcılardan biri de kendi köyünde çok gondolalar olduğunu söyleyip bunları filmde kullanmamı önerdi. Gondolalar ile çalışmaksa oldukça zor; çünkü sadece bir kabin var. Görüntü yönetmeni ile çekimden önce ‘iki gondolun gidip gelişini nasıl gösterebiliriz, diye düşündük. Ekibin bir kısmı ‘asla başaramazsınız’ bile dedi. Limitli bir bütçemiz olduğu için bir kısmını görsel efekt kullanarak yaptık. Aslına bakarsanız filmin senaristi, yönetmeni, yapımcısı, ses tasarımcısı ve ekip için kamyonu kullanan kişiydim! Toplam 7 kişi ile bu filmi çektik” </p>
<p>“Hep çocukları duymayı ve anlamayı denedik”</p>
<p>6 Şubat 2023’te yaşanan depremin ardından Nedim Buğral, bir grup gönüllüyle Hatay’ın farklı noktalarında oyun alanları kurdu. “Hayal Gücü Oyun Parkı (HOP)” adı verilen ve II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’da geliştirilen “esnek oyun alanı” yaklaşımından ilham alan proje, çocukların, çevrelerinde kolayca bulabilecekleri atık malzemeleri, oyuncaklara dönüştürmeleri fikrine dayanıyor. Depremden yalnızca iki hafta sonra çadır alanlarında başlayan bu kolektif iyileşme süreci, iki yılı aşkın bir süredir, konteyner kentlerde devam ediyor. Oyun aracılığıyla hayata tutunan çocukların dünyasını, dayanışmanın önemini ve hayal kurmanın dönüştürücü etkisini anlatan filmin yönetmeni Jale İncekol ve Nedim Buğral, gösterimden sonra soruları cevapladı. </p>
<p>Depremden iki ay sonra Nedim Buğral’ın kurduğu derneğin gönüllüsü olarak Hatay’a gittiğinde şahit oldukları üzerine belgesele karar verdiğini dile getiren İncekol; Hatay’da gördüklerini şöyle anlattı: “O dönemde çadır kentlerde yaşıyordu insanlar. Nedim’in asistanı olarak çalışmaya başladım. Çocukları HOP’a girerken ve HOP’tan çıktıktan sonra gözlemlediğimde çok büyük farklılıklar gördüm. Beş dakika önce kayıplarından bahseden birinin, beş dakika sonra çocuğuna HOP’ta yardım ederken gülümseyebildiğine şahit oldum. Nedim’le bir sene iletişimde kaldık, ben daha sonra film için geri döndüm. Nedim hâlâ Hatay’da, sahada. İnsanlar hâlâ konteyner kentlerde yaşamaya devam ediyor. Filmi 2024’te çekmiştik; çocuklar hâlâ o 21 metrekarenin içinde, o beton zeminde yaşamaya, büyümeye devam ediyor”</p>
<p>Çocuklarla, özellikle de büyük bir felaketin mağduru olmuş çocuklarla, çalışırken izledikleri yolun sorulması üzerine, “Hep çocukları duymayı ve anlamayı denedik” diyen Nedim Buğral ise  sözlerini şöyle sürdürdü: “Filmde kurgu olarak konuştuğumuz her şeyi biz play-workerlarla / (oyun çalışmalarıyla) yaptık. Bir duygu check-list’i yaptık. Çok farklı disiplinlerden sanatçılar, gönüllüler vardı. Akşamları oturup çocukların oyununu anlama meselesi üzerine çalıştık. Bu süreçte hep çocukları duymayı ve anlamayı denedik” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/altin-portakal-galalarinda-bugun-gurcistandan-masalsi-bir-oyku-ve-deprem-yaralarini-oyunla-saran-cocuklar-vardi-588409">Altın Portakal Galalarında Bugün Gürcistan&#8217;dan Masalsı Bir Öykü ve Deprem Yaralarını Oyunla Saran Çocuklar Vardı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyanın ilk yapay zekâ belgeseli &#8220;Post Truth&#8221; Altın Portakal&#8217;daydı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunyanin-ilk-yapay-zeka-belgeseli-post-truth-altin-portakaldaydi-2-587557</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Oct 2025 10:06:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[belgeseli]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın]]></category>
		<category><![CDATA[ilhan]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[post]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[truth]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587557</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alkan Avcıoğlu’nun, tümüyle yapay zekâ araçlarıyla yaptığı ve dünyada türünün ilk örneği olan belgesel çalışması “Post Truth”, Altın Portakal’da seyirciyle buluştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyanin-ilk-yapay-zeka-belgeseli-post-truth-altin-portakaldaydi-2-587557">Dünyanın ilk yapay zekâ belgeseli &#8220;Post Truth&#8221; Altın Portakal&#8217;daydı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span>Alkan Avcıoğlu’nun, tümüyle yapay zekâ araçlarıyla yaptığı ve dünyada türünün ilk örneği olan belgesel çalışması “Post Truth”, Altın Portakal’da seyirciyle buluştu. </span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu’nda iki belgesele ev sahipliği yaptı. Bunlardan biri; dünyada ilk kez tümüyle yapay zekâyla hazırlanan, <b>Alkan Avcıoğlu </b>imzalı <b>“Post Truth”</b>tu. Gittikçe daha kaotik bir hal alan teknoloji ve insan ilişkisini ve önü alınamaz şekilde artan enformasyon bombardımanını ele alan çalışma, dünya galasını Varşova Film Festivali’nde yapmıştı. </span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Gösterimden sonra seyircilerin sorularını cevaplayan Avcıoğlu, uzun zamandır yapay zekâ ile ilgilendiğini ve yapay zekâyla sanat çalışmaları yaptığını söylerken yapay zekâyla bir belgesel yapma fikrinin nasıl oluştuğunu şöyle açıkladı: “Ben bu araçlarla yıllardır çalışırken şunu düşündüm: Yapay zekâ ruhsuz görüntüler üretiyor, deniyor. Çağımız da epey ruhsuzlaşıyor; o zaman belgesel için çok iyi. Ya da ‘çağımız yapaylaşıyor’. O zaman belgesel için gene çok iyi. Belgeselin sınırlarını esnetmek için belki de güzel olur, diyen bir köyün delisi ben çıktım. Henüz hâlâ bir belgesel projesi de duymadım yapay zekâyla; yapılanlar hep kurmaca.” </span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>“Attila İlhan belgeseli yapmak istiyorum ama duygusal olarak zor”</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Yönetmen Biket İlhan’ın, sinemaya girişinden bugüne uzanan kariyerini konu alan “<b>Sisler Bulvarı’ndan Geçtim: Biket İlhan</b>” belgesel de AKM Perge Salonu’nda seyircin yoğun ilgisiyle karşılandı. Yönetmen ve müzisyen <b>Mehmet Güreli</b>’nin imzasını taşıyan belgeselin ardından Yönetmen <b>Biket İlhan </b>ve kızı, müzisyen- yönetmen <b>Nihan Belgin</b>, seyircilerin sorularını cevapladı. </span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Sinemaya, büyük şair ve yazar Attila İlhan’ın eserlerinin uyarlamasıyla başlayan ve bir dönem kendisiyle evli de olan İlhan, bir Attila İlhan belgeseli yapmayı düşünüp düşünmediği sorusuna şu cevabı Verdi: “Bu hep soruluyor; inşallah yapmaya çalışacağım. İstiyorum da ama hayatımdaki yeri, bana ifade ettikleri dolayısıyla duygusal olarak biraz zorlanıyorum” diye konuştu. Biket İlhan, sinemayla ilgilenmek isteyen gençlere ise çok okumalarını tavsiye etti. </span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Nihan Belgin’e yöneltilen bir soru ve cevabı da yine duygusaldı. “Annenizin hayatının anlatıldığı bir işte sesinizle var olmak nasıl bir his?” diye sorulan Belgin, şu cevabı verdi: “Ses kaydını yaparken çok da duygusuna varamamıştım ama şu an perdede kendi hayatımın da büyük bir bölümünü izledim. Çünkü ben de vardım o projelerde. Gurur duydum, hiç görmediğim fotoğraflarımı gördüm. Aynı yoldan yürüyor olmak da benim için çok gurur verici” </span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyanin-ilk-yapay-zeka-belgeseli-post-truth-altin-portakaldaydi-2-587557">Dünyanın ilk yapay zekâ belgeseli &#8220;Post Truth&#8221; Altın Portakal&#8217;daydı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyanın ilk yapay zekâ belgeseli &#8220;Post Truth&#8221; Altın Portakal&#8217;daydı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunyanin-ilk-yapay-zeka-belgeseli-post-truth-altin-portakaldaydi-587382</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 19:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bana]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[belgeseli]]></category>
		<category><![CDATA[bozuk]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[ilhan]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[post]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[truth]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587382</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alkan Avcıoğlu’nun, tümüyle yapay zekâ araçlarıyla yaptığı         ve dünyada türünün ilk örneği olan belgesel çalışması         “Post Truth”, Altın Portakal’da seyirciyle buluştu. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyanin-ilk-yapay-zeka-belgeseli-post-truth-altin-portakaldaydi-587382">Dünyanın ilk yapay zekâ belgeseli &#8220;Post Truth&#8221; Altın Portakal&#8217;daydı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Alkan Avcıoğlu’nun, tümüyle yapay zekâ araçlarıyla yaptığı         ve dünyada türünün ilk örneği olan belgesel çalışması         “Post Truth”, Altın Portakal’da seyirciyle buluştu. </p>
<p>62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 27 Ekim Pazartesi günü, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu’nda iki belgesele ev sahipliği yaptı. Bunlardan biri; dünyada ilk kez tümüyle yapay zekâyla hazırlanan, Alkan Avcıoğlu imzalı “Post Truth”tu.</p>
<p>Gittikçe daha kaotik bir hal alan teknoloji ve insan ilişkisini ve önü alınamaz şekilde artan enformasyon bombardımanını ele alan çalışma, dünya galasını Varşova Film Festivali’nde yapmıştı. </p>
<p>Gösterimden sonra seyircilerin sorularını cevaplayan Avcıoğlu, uzun zamandır yapay zekâ ile ilgilendiğini ve yapay zekâyla sanat çalışmaları yaptığını söylerken yapay zekâyla bir belgesel yapma fikrinin nasıl oluştuğunu ise şöyle açıkladı:    </p>
<p>“Ben bu araçlarla yıllardır çalışırken şunu düşündüm: Yapay zekâ ruhsuz görüntüler üretiyor, deniyor. Çağımız da epey ruhsuzlaşıyor; o zaman belgesel için çok iyi. Ya da ‘çağımız yapaylaşıyor’. O zaman belgesel için gene çok iyi. Belgeselin sınırlarını esnetmek için belki de güzel olur, diyen bir köyün delisi ben çıktım. Henüz hâlâ bir belgesel projesi de duymadım yapay zekâyla; yapılanlar hep kurmaca.</p>
<p>Yapay zekâ konusunda ben de dünya gibi sağa sola savruldum diyebilirim. Hem sosyal medya hem o teknoloji ilerledikçe hepimizin, sübjektif ve sadece kendi eko çemberimizde gerçek bulduğu paradigmanın içinde boğuldum diyebilirim. Enformasyon bombardımanı altında yaşıyoruz. Filmin kendisi de zaten bu noktada bir ayna; yani hem sahte ve gerçekliğin arasındaki sınırı zorluyor hem de kendisi de bir enformasyon bombardımanı. Düşünmeye fırsat bırakmamaya çalışıyor” </p>
<p>Film için pek çok farklı yapay zekâ aracını kullandığını belirten Avcıoğlu, bunların isimlerini ise özellikle vermek istemediğini belirtti: “O şirketlerden beni arayıp ‘röportajlarda bizim ismimizi söyle’, diye para teklif eden bile oldu. Sadece şunu söyleyebilirim; yapay zekâyla çalışan çoğu sanatçıya göre aşırı araç kullanıyorum. Benimki eklektik bir yaklaşım diyebilirim. Hem tek bir araca indirgensin istemiyorum hem de o aracın esiri olmak istemiyorum. Şöyle bir şansım var; hemen hemen hepsini başından beri kullanıyorum. Hemen her birinin türünü bildiğim için kimisi yakın çekim yüz planı için iyi, kimisi hareketli kamera için iyi, kimisi bozuk insan formu yapmak için daha iyi; her birinin kendine özgü avantajını kullanmaya çalıştım. Zaten filmde de gördüğünüz gibi kusursuz bir görüntü yaratmaktan ziyade bu ham bozukluğunu çok seviyorum yapay zekânın. Çünkü bu abartılı çağı çok iyi yansıttığını düşünüyorum”</p>
<p>Sanatçı bu noktada yapay zekâdaki gelişimlere ters bir mantıkla yaklaştığını ifade etti: “Kuşkusuz bu teknoloji çok daha gerçekçi görüntüler üretmeye gidecek ve muhtemelen benim bile ayırt edemeyeceğim bir hale gelecek. Fakat sanırım bence o biraz daha ticarâ sinema ya da reklam üretimi gibi işlerin işine yarayacak. Bense sanatsal dilin bu bozuk formdan çok iyi besleneceğini düşünüyorum. Brian Eno&#8217;nun bir sözü var: Bir teknoloji kusursuzlaştıktan sonra geriye dönüp o bozuk dönemlerini imza haline getiririz. Mesela ilk bilgisayar oyunlarının o 8 bit ilkel sesleri bugün elektronik müzikte çok kullanılır. Analog filmin karlı bir görüntüsü vardı, grenli; post prodüksiyonda efekt olarak onu koymaya, ona ulaşmaya çalışıyoruz. Bana göre yapay zekâ 10 yıl sonra kusursuz bile olsa belki de sanatsal anlatım, bu bozuk formda yatıyor”</p>
<p>Seyircilerden gelen bir soru, belgeselin bakış açısına dairdi: “Kısır döngüden bahsetmişsiniz ama bunun için bir şey yapılamayacağından söz ediliyor aslında belgeselde. Sadece bu kısır döngüyü anlatmak için mi yaptınız?” şeklindeki soruyu Avcıoğlu, şöyle cevapladı: </p>
<p>“İyi bir soru. Teknolojiye bağımlılığımız var ama, belgeselin de ifade ettiği gibi, sorun aslında teknolojide ya da teknoloji şirketlerini yöneten kötü adamlarda değil. Bir noktada zihinlerimizde makineleşiyoruz. Eğer zihnimizdeki makineleşmeyi durdurursak kısır döngünün çözümü var. Çok bariz bir çözüm gibi sunmuyor bunu belgesel, çünkü çok kısa vadede uygulanabilir şeyler değil. Döngünün tamamen dışına çıkmak çok efor gerektiriyor. Uzun vadede insanlık belki oraya gidecek ama kısa vadede biraz böyle çalkalanacağız, kısır döngünün içinde gideceğiz gibi görünüyor. Ama bana göre çıkış kendi zihinlerimizi ve mental modlarımızı makineleşmekten uzaklaştırmakta yatıyor” </p>
<p>“Attila İlhan belgeseli yapmak istiyorum ama duygusal olarak zor”</p>
<p>Yönetmen Biket İlhan’ın, sinemaya girişinden bugüne uzanan kariyerini konu alan “Sisler Bulvarı’ndan Geçtim: Biket İlhan” belgesel de AKM Perge Salonu’nda seyircin yoğun ilgisiyle karşılandı. Yönetmen ve müzisyen Mehmet Güreli’nin imzasını taşıyan belgeselin ardından Yönetmen Biket İlhan ve kızı, müzisyen- yönetmen Nihan Belgin, seyircilerin sorularını cevapladı. </p>
<p>Sinemaya, büyük şair ve yazar Attila İlhan’ın eserlerinin uyarlamasıyla başlayan ve bir dönem kendisiyle evli de olan İlhan’a, ilk soru; Attila İlhan’ın kendisine desteğiyle ilgiliydi. İlhan bu soruyu şöyle cevapladı: “Bir kere bana  çok inanır, çok güvenirdi. Bu, benim için çok önemli. Sizler için de çok önemli ama o, benim hayatımda farklı bir yerde duruyor. Biz bir hayatı paylaştık ve o hayatın içinde bana güvenen biri vardı yanımda. Bu bile yetti bana, diyebilirim”</p>
<p>İlhan’ın; bir Attila İlhan belgeseli yapmayı düşünüp düşünmediği sorusuna cevabı da söylediklerinin devamı niteliğindeydi. İlhan, “Bu hep soruluyor; inşallah yapmaya çalışacağım. İstiyorum da ama hayatımdaki yeri, bana ifade ettikleri dolayısıyla duygusal olarak biraz zorlanıyorum” diye konuştu.  </p>
<p>Nihan Belgin’e yöneltilen bir soru ve cevabı da yine duygusaldı. “Annenizin hayatının anlatıldığı bir işte sesinizle var olmak nasıl bir his?” diye sorulan Belgin, şu cevabı verdi: “Ses kaydını yaparken çok da duygusuna varamamıştım ama şu an perdede kendi hayatımın da büyük bir bölümünü izledim. Çünkü ben de vardım o projelerde. Gurur duydum, hiç görmediğim fotoğraflarımı gördüm. Aynı yoldan yürüyor olmak da benim için çok gurur verici” </p>
<p>Biket İlhan, sinemayla ilgilenmek isteyen gençlere ise şu tavsiyelerde bulundu: “Okumanızı öneririm. Sanatçı olmayabilirsiniz ama sanata merakınız olabilir; bunu için de okumalısınız. Öncelikle klasikleri. Ben bir yandan oyunculuk hocalığı da yapıyorum ve öğrencilerime söylediğim şeyi size de söylemek isterim. Bizim işimizde süreklilik yok; oyunculuk için özellikle, proje gelebilir, gelmeyebilir. O yüzden oyunculuğu bırakma ama mesela kendi projelerini de üret”</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyanin-ilk-yapay-zeka-belgeseli-post-truth-altin-portakaldaydi-587382">Dünyanın ilk yapay zekâ belgeseli &#8220;Post Truth&#8221; Altın Portakal&#8217;daydı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Obezite salgını diyabeti de tetikliyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/obezite-salgini-diyabeti-de-tetikliyor-586690</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 22:06:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabeti]]></category>
		<category><![CDATA[diyabette]]></category>
		<category><![CDATA[En Büyük]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[konferans]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[salgını]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tetikliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586690</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya çapında diyabet araştırmaları ve insülin direnci kavramının geliştirilmesinde öncü rol oynayan,  tip 2 diyabet tedavisinde temel ilaçlardan biri olan metforminin geliştirilmesine liderlik eden ABD’den Houston Texas Sağlık Bilimleri Merkezi Diyabet Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen konferansta diyabet tedavilerindeki gelişmeleri anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-salgini-diyabeti-de-tetikliyor-586690">&#8220;Obezite salgını diyabeti de tetikliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Dünya çapında diyabet araştırmaları ve insülin direnci kavramının geliştirilmesinde öncü rol oynayan,  tip 2 diyabet tedavisinde temel ilaçlardan biri olan metforminin geliştirilmesine liderlik eden ABD’den Houston Texas Sağlık Bilimleri Merkezi Diyabet Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen konferansta diyabet tedavilerindeki gelişmeleri anlattı. </b></p>
<p><b>Diyabette dünya çapındaki en büyük sorunun obezite olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, “Obezite salgını, diyabet salgınını da tetikliyor. Bu yüzden diyabetli hastalara verebileceğim en önemli mesaj şu olurdu: Kilonuzu koruyun, fit kalın, fiziksel olarak aktif olun. Eğer bunu başarabilirseniz, bu aslında diyabetli hastalar için en iyi tedavidir. Ama bunun çok zor olduğunun da farkındayım. Eğer kilo veremiyorsanız ve düzenli bir egzersiz programına uyamıyorsanız, doktorunuza gittiğinizde size çok iyi ilaçlar önerebiliriz. Bu ilaçlarla diyabetin neden olduğu sorunların üstesinden gelebilir ve diyabet hastalarında gerçekten çok iyi bir kontrol sağlayabiliriz” diye konuştu. </b></p>
<p><b>Günümüzde diyabet tedavisinde kullanılan ilaçlar sayesinde hastalığın kontrol altında tutulabildiğini kaydeden Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, “Eğer hastalığı erken dönemde ve etkili şekilde tedavi edersek, tüm komplikasyonları önleyebiliyoruz” dedi.</b></p>
<p>ABD’deki Houston Texas Sağlık Bilimleri Merkezi Diyabet Bölümü Başkanı ve dünya çapında diyabet araştırmalarının öncüsü olan Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, İstanbul Atlas Üniversitesi Vadi Kampüs’te adının verildiği oditoryumda  “Bir Ustanın İzinde: Prof. Dr. DeFronzo ile Diyabetin Geleceği” başlıklı konferans verdi.</p>
<p><b>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Merak olmadan bilimsel keşif yapmak imkansız”</b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, konferansın açılış konuşmasında Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo’yu isminin verildiği oditoryumda ağırlamaktan mutluluk duyduklarını belirterek  “Bugün Atlas Üniversitesi olarak bilim ve tıp dünyası için çok özel, çok müstesna bir ismi, buluşlarıyla diyabet tedavisinde çığır açmış bir bilim insanını ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz” dedi.</p>
<p>Bilim insanlarının en büyük özelliğinin zeka ve merak duygusuna sahip olması olduğunu belirten Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Bilim insanlarının ya da keşif yapan insanların en büyük özellliğinin zeka olduğu düşünülür. Bir bakıma belki doğrudur, bununla beraber bu başarı için başka parametreler de var. Bunların başında da merak duygusu geliyor. Merak olmadan bilimsel keşif yapmak neredeyse imkansız. Tabii bu merakı bilimin sistemize edilmiş yollarıyla geçerek başarıya ulaştırmak mümkün. Bununla beraber dirençli ve sabırlı olmak ve bu yolda ilerleyebilmek gerekiyor” dedi.</p>
<p><b>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Başarı için dirençli ve sabırlı olmak şart”</b></p>
<p>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Einstein’a atfedilen bir anektod vardır, kendisine diyorlar ki ‘Siz çok zeki olduğunuz için bu kadar önemli başarılar elde ettiniz.’ Einstein’ın cevabı, ders niteliğinde, diyor ki: ‘Hayır, çok zeki olduğum için değil, bence dirençli ve sabırlı olduğum için buralara geldim. Bir mektup pulu gibi olun ve varacağınız adrese ulaşmadan ondan ayrılmayın.’ Aslında belki de başarının en büyük parametresi bu. O yüzden yapabildiklerimiz, hayal ettiklerimizle sınırlı” dedi.</p>
<p><b>Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo,  diyabet tedavisinde uygulanan yöntemleri anlattı</b></p>
<p>İnsülin direnci kavramının geliştirilmesinde öncü rol oynayan, tip 2 diyabet tedavisinde temel ilaçlardan biri olan metforminin geliştirilmesine liderlik eden Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, özellikle tip 2 diyabet konusunda yapılan çalışmalar ve araştırmalardan örnekler verdi.</p>
<p>Konferansta diyabetin sebeplerine değinen Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, tip 2 diyabetin yalnızca insülin direnci veya beta hücre yetmezliği olmadığını, “Uğursuz Sekizli” (Ominous Octet) adını verdiği 8 temel bozukluktan kaynaklandığını söyledi. Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, tip 2 diyabetle ilgili yapılan çalışmalardan örnekler sundu. Prof. Dr. DeFronzo, tip2 diyabet tedavisinde birden fazla patofizyolojik kusuru düzeltmek için birden fazla ilacın bir arada kullanılmasının gerektiğini kaydetti. Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, tedavide kullanılan metamorfin reçetesinin HBA1c üzerindeki etkilerini gösteren çalışmalardan örnekler de sundu.</p>
<p><b>“Erken dönemde ve etkili şekilde tedavi edersek komplikasyonları önleyebiliyoruz” </b></p>
<p>Konferansta soruları da yanıtlayan Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, diyabet için kalıcı bir tedavi olup olmadığına ilişkin soru üzerine “Keşke diyabet için kalıcı bir tedavi olsaydı. Elbette bu konuda çok çalışıyoruz. Ama bence hikâyenin güzel tarafı şu: Artık diyabetli hastalarımızı tedavi etmek için mükemmel ilaçlarımız var. Eğer hastalığı erken dönemde ve etkili şekilde tedavi edersek, tüm komplikasyonları önleyebiliyoruz. Örneğin körlüğü önleyebiliyoruz, böbrek hastalığını önleyebiliyoruz, kalp krizi ve felçleri önleyebiliyoruz. Harika ilaçlarımız var, çok şey öğrendik, ama sanırım kalıcı tedaviye ulaşmamıza biraz daha zaman var” diye konuştu.</p>
<p><b>“Diyabetteki en büyük ilerleme, hastalarda çok sayıda sorunun fark edilmesi oldu”</b></p>
<p>Son yıllarda diyabet tedavisindeki değişimlere de değinen Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, “Bence en büyük ilerlememiz, diyabetli hastalarda çok sayıda farklı sorunun olduğunu fark etmemiz oldu. Diyabetli bir hastayı tedavi ederken, mevcut tüm bozuklukları düzeltmek için birden fazla ilacı birlikte kullanmamız gerektiğini artık biliyoruz. İyi haber şu ki artık birçok farklı kategoride çok sayıda etkili ilacımız var ve bu ilaçları birlikte nasıl kullanacağımızı öğrendik. Böylece hastalarımızı çok daha etkili bir şekilde tedavi edip; uzun vadeli komplikasyonların önüne geçebiliyoruz” dedi.</p>
<p><b>“Obezite salgını diyabeti tetikliyor”</b></p>
<p>Diyabette en büyük sorunun obezite olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Aslında diyabette dünya çapındaki en büyük sorun obezite. Obezite salgını, diyabet salgınını da tetikliyor. Bu yüzden diyabetli hastalara verebileceğim en önemli mesaj şu olurdu: Kilonuzu koruyun, fit kalın, fiziksel olarak aktif olun.Eğer bunu başarabilirseniz, bu aslında diyabetli hastalar için en iyi tedavidir. Ama bunun çok zor olduğunun da farkındayım. İyi tarafı şu: Eğer kilo veremiyorsanız ve düzenli bir egzersiz programına uyamıyorsanız, doktorunuza gittiğinizde size çok iyi ilaçlar önerebiliriz. Bu ilaçlarla diyabetin neden olduğu sorunların üstesinden gelebilir ve diyabet hastalarında gerçekten çok iyi bir kontrol sağlayabiliriz.”</p>
<p>Konferans sonunda Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo’ya Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Aydın tarafından plaket takdim edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-salgini-diyabeti-de-tetikliyor-586690">&#8220;Obezite salgını diyabeti de tetikliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir Zabıtası 50 yeni memur ile güçleniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-zabitasi-50-yeni-memur-ile-gucleniyor-580666</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 09:57:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[güçleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[memur]]></category>
		<category><![CDATA[mutaf]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaf]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[zabıta]]></category>
		<category><![CDATA[zabıtası]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580666</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Zabıta Dairesi Başkanlığı bünyesine alınacak 50 yeni memur için uygulamalı ve sözlü sınav yaptı. 511 kişi içerisinden kriterlere uyan ve sınavlara girmeye hak kazanan 250 aday zabıta memuru olmak için yarıştı.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-zabitasi-50-yeni-memur-ile-gucleniyor-580666">İzmir Zabıtası 50 yeni memur ile güçleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Zabıta Dairesi Başkanlığı bünyesine alınacak 50 yeni memur için uygulamalı ve sözlü sınav yaptı. 511 kişi içerisinden kriterlere uyan ve sınavlara girmeye hak kazanan 250 aday zabıta memuru olmak için yarıştı.  İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri İsmail Mutaf, sınav sürecinin şeffaf bir şekilde yürütüldüğünü ve liyakata öncelik verilerek tamamlanacağını belirterek, “Hem ailelerimizin hem de adaylarımızın içi rahat olsun” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanlığı, 50 yeni memuru bünyesine dahil etmek için sınav açtı. 511 kişinin başvurduğu sınavda 250 kişi sözlü ve uygulamalı sınava girmeye hak kazandı. Adaylar İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı İtfaiye Dairesi Başkanlığı Toros Yangın ve Doğal Afet  Eğitim Merkezi’nde sınavlara alınmaya başlandı.</p>
<p><strong>Zorlu parkurlarda kıyasıya yarış</strong></p>
<p>Uygulamalı sınav önce 100 metre engelli koşusu ile başladı. Ardından ağırlık kaldıran adaylar, 20 metrelik tünelden geçti. Bir dakika şınav ve mekik çektikten sonra ise sözlü sınava katıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Mutaf ile İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Çağatay Güç’ün de yer aldığı sözlü mülakatta, adaylar soru kitapçığını kura ile kendileri seçti. Adaylara Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, mahalli idarelerle ilgili temel mevzuat konularından sorular yöneltildi.</p>
<p><strong>“Yeni personelle teşkilatımız güçlenecek”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Mutaf, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın göreve gelmesiyle birlikte hem itfaiye hem de zabıta teşkilatının güçlendirilmesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na başvuru yaptıklarını söyledi. Zabıta Teşkilatı’nı alacakları 50 personelle güçlendireceklerini aktaran İsmail Mutaf, “İzmir Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi 486 zabıta memuru ile kente hizmet sunuyor. Norm kadromuz ise 961. KPSS puanı başta olmak üzere gerekli şartları taşıyan adaylar başvurularını yaptı. Toplam 511 kişi başvuruda bulundu. Başvurularda KPSS puanı öncelikli olduğu için en yüksek puandan en düşük puana göre eleme yaptık. 250 aday sınavlara katılacak. 50 personel alacağımız için belediye zabıta yönetmeliğine göre atama yapılacak kadro sayısının en az 5 katı adayı davet etmemiz gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>“Şeffaflık ve liyakata öncelik veriyoruz”</strong></p>
<p>Mutaf, sınav sürecini de anlatarak, “İlk önce uygulamalı sınav yapılıyor. Sahadaki sınavın ardından kameralar eşliğinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, Anayasa, Atatürk İlke ve İnkılap Tarihi ile Mahalli İdareler konularından sorularımızı soruyoruz. Adaylar kura çekerek soru numarası ve kitapçığı kendisi belirliyor. Kamera eşliğinde sınavlarımızı yapıyoruz. Süreci şeffaf bir şekilde, liyakata öncelik vererek tamamlayacağız. Her zaman olduğu gibi İzmir Büyükşehir Belediyesi liyakatta ve şeffaflıkta öncü olmaya devam edecek. Ailelerimizin ve adaylarımızın içi rahat olsun” diye konuştu.</p>
<p><strong> “Hem zor hem eğlenceli oldu”</strong></p>
<p>Adaylardan Mesut Mutlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;ne kendilerine bu imkanı tanıdığı için teşekkür ederek, “Sınav hem zor hem de eğlenceliydi. Yağmur da yağıyor. Beklediğim gibi zor oldu ama değeceğini düşünüyorum. Hak eden kazansın” dedi.</p>
<p>Resul Emre Bulutlu ise parkurun çok yorucu olduğunu ifade ederek, “Beklemediğim şekilde zordu. Parkurun bu kadar zor olacağını beklemiyordum. En çok ağırlık kaldırma kısmında zorlandım. Ağırlıktan sonra bacaklarımda güç kalmadığı için diğer kısımlarda zorlandım” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Sporcu disiplinimi zabıta teşkilatına yansıtmayı düşünüyorum”</strong></p>
<p>Aziz Karal da bu sınav için hazırlık yaptığını ifade ederek, “Hepimiz emek verdik. Herkes için hayırlısı olsun. Önceki yıllarda yapılan parkurlar farklıymış. Şimdi biraz eklemeler yapılmış. Bu sınavın şeffaf şekilde yapıldığını düşünüyorum. Her şey kayıt altına alınıyor” şeklinde konuştu.</p>
<p>Yener Mert Gültekin ise sınavın iyi geçtiğini söyleyerek, “Ben sporcu bir babanın oğluyum. Babam da eski bir boksör. Hayatım boyunca hep sporun içindeydim. Bu sporcu disiplinimi zabıta teşkilatına yansıtmayı düşünüyorum. Bu teşkilata fayda ve katkı sunmayı hedefliyorum. Umarım olur” diye konuştu.</p>
<p>Zabıta memuru alımı için düzenlenen sınav 3 Ekim Cuma gününe kadar devam edecek.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-zabitasi-50-yeni-memur-ile-gucleniyor-580666">İzmir Zabıtası 50 yeni memur ile güçleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanseri Hakkında En Çok Merak Edilen 16 Soru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-hakkinda-en-cok-merak-edilen-16-soru-580235</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Sep 2025 08:26:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınması]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kitle]]></category>
		<category><![CDATA[mamografi]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580235</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her 8 kadından 1’inde görülen meme kanseri, yaşamın her döneminde ortaya çıkabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-hakkinda-en-cok-merak-edilen-16-soru-580235">Meme Kanseri Hakkında En Çok Merak Edilen 16 Soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her 8 kadından 1’inde görülen meme kanseri, yaşamın her döneminde ortaya çıkabiliyor. Pek çok kadın artık meme kanserini yakından tanıyor. Ancak bu hastalıkla ilgili kafalarda netleşmeyen pek çok soru olabiliyor. Meme sağlığı ile ilgili yanlış bilinenler de tanı ve tedavide geç kalınmasına, hastalığın daha ciddi seyretmesine hatta yaşam kaybıyla sonuçlanan tablolara neden olabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Serkan Keskin, “<strong>1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı”</strong> nedeniyle meme kanseri hakkında merak edilen soruları yanıtladı. </p>
<p><strong>1. Sık mamografi çektirmek meme kanseri yapar mı?</strong></p>
<p>Meme kanseri tanısında çok önemli bir yere sahip olan mamografide verilen ışın dozu düşüktür. Belirli aralıklarla mamografi çektirmek sakıncalı değildir.</p>
<p><strong>2. Mememi ben kontrol ediyorum, şikayetim de yok, doktora gitmeli miyim?</strong></p>
<p>Meme kanseri için en önemli nokta herhangi bir şikayet olmadan doktora gitmektir. Memedeki kitle, ele gelecek hale gelmeden çok önce mamografi ile saptanabilir. Dolayısıyla hiç şikayet olmadan kontrole gidilmelidir.</p>
<p><strong>3. Ailemde hiç meme kanseri yok, bende de olmaz değil mi?</strong></p>
<p>Ailedeki kanser vakaları, meme kanseri riskini artırır. Ancak meme kanserlerinin %85&#8217;i bireysel faktörlerle ortaya çıkar. Bu nedenle ailesinde meme kanseri olmayan kadınlarında rutin kontrollerini ihmal etmemesi gerekir. </p>
<p><strong>4. Doğum yaptım ve emzirdim, benim meme kanseri olma riskim var mı? </strong></p>
<p>Doğum yapmış ve emzirmiş olmak meme kanseri riskini azaltsa da meme kanseri olmayacağı anlamına gelmez.</p>
<p><strong>5. Menopozdan önce meme kanseri olur muyum?</strong></p>
<p>Hayati riske sebep olan en önemli hastalıklardan biri olan kanserin çoğu türü her yaşta ortaya çıkabilir. Meme kanseri günümüzde genç yaşlardaki kadınlarda da sık görülmeye başlamış durumdadır. </p>
<p><strong>6. Erkeklerde meme kanseri olur mu?</strong></p>
<p>Ailesinde kanser hikayesi olan erkekler de meme kanseri ve diğer tüm kanser türleri riski taşırlar. Tüm meme kanserlerinin %1’i erkeklerde görülür.</p>
<p><strong>7. Mememde kistler var, meme kanseri miyim?</strong></p>
<p>Meme kistleri çoğu kadında görülür ve kanser riski taşımaz. Ameliyat ile alınmasına gerek yoktur. Büyüyüp ağrı yaptıklarında ya da meme kanseri yönünden kuşku uyandırdıklarında boşaltılabilir.</p>
<p><strong>8. Mememde bir kitle var ve ağrımıyor, kanser mi oldum?</strong></p>
<p> Kitlenin ağrıması ile kanser olması arasında bağlantı yoktur. Memede ele gelen her doku kanser kitlesi demek değildir.</p>
<p><strong>9. Mememdeki akıntı kanser anlamına gelir mi?</strong></p>
<p>Her kadında memeden sıkmakla bir miktar akıntı olabilir. Bu kanser belirtisi değildir. Kendiliğinden olan, tek taraflı ve kanlı akıntılar tehlike habercisidir ve incelenmesi gerekir.</p>
<p><strong>10. Genç yaşta mamografi çektirmek sakıncalıdır mıdır?</strong></p>
<p> Genç yaşta mamografi çektirmenin sakıncası yoktur. Ancak 30 yaşın altındaki kadınlarda meme dokusunun özelliğinden dolayı mamografi ile yeterli görüntü alınamadığından, genç yaşlarda genellikle mamografi yerine ultrason tercih edilir.</p>
<p><strong>11. Meme MR’ı ile yüksek dozda radyasyon alınır mı?</strong></p>
<p>Meme MR çekimlerinde hasta herhangi bir radyasyona maruz kalmaz.</p>
<p><strong>12. Çok sık meme ultrasonu yaptırmak sakıncalıdır mıdır?</strong></p>
<p> Ultrason, anne karnındaki bebeğe bile yapılabilir. Hangi sıklıkta gerekiyorsa o sıklıkla yapılabilir.</p>
<p><strong>13. Biyopsi yaptırmak kitlenin kanserleşmesine yol açar mı?</strong></p>
<p> Biyopsi işlemi, bir kitlenin adının konması için en güvenli yoldur ve kitlenin niteliğini değiştirmez. Hastalığın yayılmasına neden olmaz.</p>
<p><strong>14. Kanserli bir kitlenin ameliyatla alınması kanserin vücuda yayılmasına yol açar mı?</strong></p>
<p>Kanser vücuda yayılacaksa, kanserli kitleden ayrılan hücreler yoluyla yayılır. Bu kitlenin alınması yayılmayı engeller. Kitlenin alınmasında geç kalınmış ise, ameliyattan önce vücuda yayılmış hücreler, kitlenin kendisi alınsa bile bir süre sonra yeni kitleler oluşturabilir. Bu durumun ameliyatla ilgisi yoktur.</p>
<p><strong>15. Bende meme kanseri tespit edildi, mememi kaybedecek miyim?</strong></p>
<p>Çok geç kalınmamışsa meme kanseri ameliyatlarında memenin tümünün alınmasına gerek yoktur. Yalnızca kanserli dokunun alınmasıyla memeye dokunmadan tedavi tamamlanmaktadır. Gecikmiş olgularda ise, memenin tamamen alınması gerekse bile, aynı seansta hastanın kendi dokularından ya da hazır protezler kullanılarak aynı seansta hastanın alınan memesi yerine konabilmektedir.</p>
<p><strong>16. Meme kanseri ameliyatlarında koltuk altı lenf bezleri tamamen alınır ve bu da kolun şişmesine, sakatlanmasına yol açar. Kolumu artık eskisi gibi kullanamayacak mıyım?</strong></p>
<p>Çok geç kalınmamışsa koltuk altı lenf bezlerinin tamamının alınmasına gerek yoktur. Çeşitli işaretleme yöntemleri ile ameliyat sırasında lenf bezlerinin birkaçı işaretlenip alınarak incelenir. Eğer sorun yoksa diğer lenf bezlerine hiç dokunulmaz. Diğer lenf bezlerinin alınması gerekse bile bu durum mutlaka kolun şişmesi anlamına gelmez. Kolun şişmemesi için tedbirler alınmalıdır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-hakkinda-en-cok-merak-edilen-16-soru-580235">Meme Kanseri Hakkında En Çok Merak Edilen 16 Soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okula uyum sorunu varsa bu sinyallere dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/okula-uyum-sorunu-varsa-bu-sinyallere-dikkat-576064</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Sep 2025 10:52:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Asma]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[okula]]></category>
		<category><![CDATA[sinyallere]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[uyum]]></category>
		<category><![CDATA[Uyum Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[varsa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576064</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Pınar Demir Asma, yeni eğitim-öğretim yılıyla birlikte çocukların ve ailelerin yaşadığı uyum sorunları konusunda ebeveynlere önemli tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okula-uyum-sorunu-varsa-bu-sinyallere-dikkat-576064">Okula uyum sorunu varsa bu sinyallere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Pınar Demir Asma, yeni eğitim-öğretim yılıyla birlikte çocukların ve ailelerin yaşadığı uyum sorunları konusunda ebeveynlere önemli tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><strong>Bu sinyallere dikkat!</strong></p>
<p>Eylül ayı itibariyle yeni eğitim öğretim yılının da başladığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Pınar Demir Asma, “Bu süreç ailelerin okula uyum sürecinde çeşitli zorluklarla karşı karşıya bırakmakta ve ailelerin kafasında çeşitli soru işaretleri oluşturmaktadır. Çocukların yaşayacağı problemler ailenin ve çocukların özelliklerine göre farklılık göstermekle birlikte olası zorluklar arasında; günlük rutinde tatil rutininden okul rutinlerine dönüşte uyum sorunları oluşabilir. Yemek saatleri, uyku saatleri gibi fiziksel ihtiyaçlara yönelik süreç değişimlerine uyum problemleri yaşanabilir. Arkadaş çevresine sosyal uyumlanmada sorunlar olabilir. Özellikle okuldaki sosyal çevrede zorbalık, dışlanma gibi olumsuz yaşantılar deneyimliyorsa çocuk okula gitmek istemeyebilir. Bu gibi sinyallere dikkat edilmelidir. Okul başarısıyla ve sınavlarla ilgili kaygılar ortaya çıkabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Çocuğun hızlı uyumuna yönelik aşırı beklenti içine girilmemeli</strong></p>
<p>Çocukların okula uyumunda ailenin tutum ve davranışlarının da belirleyici olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Pınar Demir Asma, “Bu hatalı tutum ve davranışlar ise; aşırı müdahaleci olmak, baskıcı bir iletişim tarzını benimsemek, çocuğun günlük rutinin sürekli değişmesi, düzensiz ve çocuk için tahmin edilemez olması, çocuğun hızlı uyumuna yönelik aşırı beklenti içine girmek ya da çocuğun gelişimine veya yaşına uygun olmayan beklentiler içinde olmak şeklinde özetlenebilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Her koşulda sevginizi gösterin!</strong></p>
<p>Uyum sürecini kolaylaştırmak ve çocuklara destek olmak amacıyla ebeveynlere tavsiyelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Pınar Demir Asma, “Sabırlı olun. Çocuğunuzun taleplerini dinleyin ve sınırlarına saygı duyun. Anne- baba arasındaki iletişimde tutarlı ve net olun. Çocuğunuzun okuldaki yaşantısı hakkında bilgi sahibi olun. Çocuğunuzun arkadaşları ve akranlarıyla ilişkileri konusunda duyarlı davranın ve çocuğunuzu dinleyin. Çocuğunuzun sorumluluk almasına izin verin. En önemlisi her koşulda çocuğunuzun destekçisi olduğunuzu ve sevginizi göstermeyi unutmayın.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Uyum süreci yüksek akademik başarı ile yakından ilişkili</strong></p>
<p>Okula uyum sürecinin sadece dönem başındaki geçici bir evre olarak görülmemesi gerektiğini de kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Pınar Demir Asma, “Çocuğun gelişimi üzerinde önemli kalıcı etkileri olabilecek bir süreç olarak ele alınmalı ve bu hassasiyetle yaklaşılmalıdır. Unutulmamalıdır ki olumlu okula uyum süreci hem okul yaşantısının devamlılığı hem de yüksek akademik başarı ile yakından ilişkilidir. Bunun yanında okula uyum süreci sonrasında gelen okula devamlılık, akran ilişkilerinin de desteklenmesiyle birlikte çocukların sosyal ve duygusal gelişimlerine de önemli katkı sunmaktadır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okula-uyum-sorunu-varsa-bu-sinyallere-dikkat-576064">Okula uyum sorunu varsa bu sinyallere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duygusal destek arayışında &#8220;yapay zekâ&#8221; dönemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duygusal-destek-arayisinda-yapay-zeka-donemi-571712</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Sep 2025 17:03:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyacı]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571712</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde farklı alanlarda yararlanılan yapay zekâ, duygusal ilişkilerle ilgili soru işaretlerini yanıtlamak için de kullanılıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duygusal-destek-arayisinda-yapay-zeka-donemi-571712">Duygusal destek arayışında &#8220;yapay zekâ&#8221; dönemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Günümüzde farklı alanlarda yararlanılan yapay zekâ, duygusal ilişkilerle ilgili soru işaretlerini yanıtlamak için de kullanılıyor.  </b><b>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, </b><b>duygusal konularda yapay zekâya danışılmasının insanların “güven, anlaşılma, yargısız dinlenme, belirsizlikten kurtulma ve destek alma” gibi temel psikolojik ihtiyaçlarının bir yansıması olduğunu söyledi. </b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, yapay zekânın duygusal destek arayışındaki rolünü değerlendirdi.</p>
<p><b>Yapay </b><b>zekâ</b><b>ya en çok sorulan 10 soru…</b></p>
<p>Günümüzde pek çok alanda kullanılan yapay zekânın artık duygusal destek arayışında da kullanıldığını belirtenDr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, insanların duygusal ilişkilerle ilgili yapay zekâya en çok sorduğu ilk 10 sorunun sorulma sıklığına göre sıralamasının şu şekilde olduğunu söyledi:</p>
<ol>
<li>&#8220;Beni gerçekten seviyor mu?&#8221;</li>
<li>&#8220;Onunla devam etmeli miyim yoksa ayrılmalı mıyım?&#8221;</li>
<li>&#8220;Aldatıyor olabilir mi?&#8221; / &#8220;Sadık mı?&#8221;</li>
<li>&#8220;Beni neden aramıyor / yazmıyor?&#8221;</li>
<li>&#8220;İlişkimiz uzun vadede evliliğe gider mi?&#8221;</li>
<li>&#8220;Neden uzaklaştı?&#8221;</li>
<li>&#8220;Onu nasıl geri kazanabilirim?&#8221;</li>
<li>&#8220;Doğru kişi o mu?&#8221;</li>
<li>&#8220;İlişkimde nasıl mutlu olabilirim?&#8221;</li>
<li>&#8220;Benden hoşlanıyor mu?&#8221;</li>
</ol>
<p><b>Yakın çevrenin yerini yapay zekâ alıyor</b></p>
<p>İlişkilerin insan yaşamının en önemli duygusal bağlamlarından biri olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “Bu sorulardan da anlaşılacağı üzere belirsizlik, kaygı ve güven sorunları ilişkilerde sık görülen psikolojik yükler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sorular geleneksel olarak yakın çevreyle paylaşılırken, günümüzde birçok birey bu soruları yapay zekâ sistemlerine yöneltmektedir.  Yukarıda örnekleri görülen ve yapay zekaya yöneltilme sıklığı giderek artan duygusal ve ilişki odaklı sorular yalnızca bilgi arayışını değil, aynı zamanda duygusal regülasyon ihtiyacını da ortaya koymaktadır” dedi.</p>
<p><b>Belirsizliği azaltma ihtiyacı, en başta yer alıyor</b></p>
<p>İnsanların yapay zekâya ilişkiyle ilgili duygusal sorular yöneltmesinin aslında birkaç temel psikolojik ihtiyaca işaret ettiğini belirten Ömerbaşoğlu, “Bunların en başta geleni, ‘belirsizliği azaltma ihtiyacı’dır. İlişkilerdeki en zorlayıcı durumlardan biri olan belirsizlik, başta kaygı olmak üzere üzüntü, öfke, çaresizlik, yetersizlik gibibaş edilmesi güç duygular ortaya çıkarmaktadır. ‘Beni seviyor mu, uzaklaşır mı, aldatıyor mu?’ gibi sorulara cevap aramak, belirsizliği netleştirme çabasının bir göstergesidir. Bu noktada yapay zekâ, kesinlik veremese de düzenli ve mantıklı bir çerçeve ya da çeşitli davranışsal stratejiler sunarak kişinin düşüncelerini ve davranışlarının düzenlemesine, zor duygularla başa çıkabilmesine katkıda bulunabilmektedir” diye konuştu.</p>
<p><b>Duyguları netleştirme ve düzenleme ihtiyacı da önemli</b></p>
<p>Yapay zekaya yöneltilen soruların altında yatan bir başka temel ihtiyacın ise “duyguları netleştirme ve düzenleme ihtiyacı”olduğunu belirten Ömerbaşoğlu, “İnsanlar aslında cevabı çoğu zaman içten içe bilse de emin olmak için dışarıdan bir sese ihtiyaç duyabilmektedir. Çünkü, ilişkilerde yaşanan belirsizlik, yoğun kaygı ve çelişkili duygular bireyde ne hissettiği konusunda bir karmaşa yaratabilir. Yapay zekâya soru sormak, kişinin kendi duygularını yansıtma ve düzenleme biçimi olarak işlev görebilmektedir. Yapay zekâ, sunduğu yansıtıcı cevaplarla bireyin duygularını söze dökmesine ve kendi düşünce örüntülerini fark etmesine yardımcı olabilmektedir. Bu durum kişinin duygularını düzenli bir dile aktarmasına imkân tanıyarak bir çeşit öz-farkındalık geliştirmesine katkı sunabilmektedir.</p>
<p><b>Yapay zekâ, güvenli alan duygusu yaratıyor</b></p>
<p>İnsanı duygusal ilişkilerle ilgili yapay zekada cevap aramaya iten bir diğer ihtiyacın da <b>“</b>tarafsız ve yargısız dinlenme” ihtiyacı olduğunu kaydeden Ömerbaşoğlu, “İnsanlar, bir sorunu ya da durumu yakın çevreleriyle paylaşma söz konusu olduğunda yargılanmaktan, eleştirilmekten veya dedikodudan çekinebilmektedir. Özellikle utanç veya kırılganlık hislerinin yoğun olduğu konularda yapay zekânın eleştirmeyen, önyargısız şekilde cevap vermesi “güvenli alan” duygusu yaratabilmektedir” dedi.</p>
<p><b>Onaylanma ve anlaşılma ihtiyacı karşılanıyor</b></p>
<p>“Onaylanma ve anlaşılma ihtiyacı”nın da bir başka önemli nokta olduğunu kaydeden Ömerbaşoğlu<b>, “</b>Bireyler çoğu zaman bir sorunu ya da durumu paylaşırken çözüm ya da öneri ihtiyacıyla değil, paylaşmak ihtiyacıyla anlatsa da genellikle çözüm önerileri duymaktadır. Yapay zekâalgoritmalarının empatik dille verdiği yanıtlar, kişilerin bu en temel iki ihtiyacını karşılamasına katkı sağlayarak yalnızlık duygusunu azaltabilmektedir” dedi.</p>
<p><b>Hızlı ve kolay erişilebilir destek…</b></p>
<p>Son olarak “hızlı ve kolay erişilebilir destek” arayışının da bireyleri yapay zekâya yönlendiren ihtiyaçlardan biri olduğunu ifade eden Ömerbaşoğlu, “Birçok kişi ilişkide yaşadığı kaygıyı hemen paylaşmak istemekte ama herkese açılamamaktadır. Arkadaşa açılmak yüksek duygusal yatırım gerektirirken, psikoloğa gitmek hem duygusal hem maddi yatırım gerektirmektedir. Bu noktada yapay zekâ daha erişilebilir, düşük riskli ve düşük maliyetli bir seçenek olarak görülmektedir. Tüm bu noktalardan hareketle, yapay zekâya sorulan ilişki sorularının aslında insanların güven, anlaşılma, yargısız dinlenme, belirsizlikten kurtulma ve destek alma ihtiyaçlarının bir yansıması olduğu söylenebilir” dedi.</p>
<p><b>Yapay zekanın önerileri doğru değerlendirilmeli</b></p>
<p>Yapay zeka tarafından sunulan önerilerin doğru bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “Özünde yapay zekadan fikir alınmasında bir sakınca olmamakla birlikte bireyin, yapay zekâ tarafından sunulan önerilerin kendi varoluşuna uygunluğunu değerlendirebilme becerisinin düzeyi kritik önem taşımaktadır” dedi.</p>
<p><b>Uzmana başvurulmalı ve destek alınmalı</b></p>
<p>İkili ilişkilerde yaşanan sorunların çözümünde kişinin kendini, eşini ya da partnerini tanımasının önemli olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, yapay zekadan alınan önerilerin kısa vadeli destek, bir ilkyardım olarak değerlendirilebileceğini yaşanan sorunlara yönelik kalıcı ve uzun vadeli çözümler oluşturmak için çift terapisi konusunda uzmanlaşmış psikolog ya da psikiyatristlerden destek alınması gerektiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duygusal-destek-arayisinda-yapay-zeka-donemi-571712">Duygusal destek arayışında &#8220;yapay zekâ&#8221; dönemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kekemelik tedavisi kişiye özel olmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kekemelik-tedavisi-kisiye-ozel-olmali-568826</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Aug 2025 15:47:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Kekemelik]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[tamamen]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=568826</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Dil ve Konuşma Terapisti Prof. Dr. Ahmet Konrot, çocuklarda 2 ila 5 yaş arasında ortaya çıkan kekemelik konusuna değindi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kekemelik-tedavisi-kisiye-ozel-olmali-568826">Kekemelik tedavisi kişiye özel olmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Dil ve Konuşma Terapisti Prof. Dr. Ahmet Konrot, çocuklarda 2 ila 5 yaş arasında ortaya çıkan kekemelik konusuna değindi.</p>
<p><strong>Kekemelik kendiliğinden ortaya çıkıyor</strong></p>
<p>Kekemeliğin kendiliğinden ve 2 ile 5 yaşları arasında ortaya çıkan bir durum olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ahmet Konrot, “Kekemelik her 100 çocuktan beşinde gözlenir. Kekemeliğe müdahale, kişinin yaşına göre tamamen farklılık gösterir. Okul öncesi dönem, okul çağı, ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinin her biri farklı yaklaşımlar gerektirir. Bu nedenle okul öncesi dönemdeki çocuklar için &#8216;ne kadar erken, o kadar iyi&#8217; prensibi geçerlidir. Diğer yaş gruplarında ise duruma özgü farklı yöntemler kullanılır. Kekemelik, ilk bakışta basit görünse de aslında yönetilmesi en zor konuşma bozukluklarından biridir. Çünkü bu durum sadece konuşan kişiyi değil, aynı zamanda ailesini ve sosyal çevresini de derinden etkileyen çok boyutlu bir sorundur.” dedi.</p>
<p><strong>Kekemelik terapisi nasıl yapılıyor</strong></p>
<p>Kekemelik terapisine ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Ahmet Konrot, “Yaş fark etmeksizin, kekemelik terapisinde temelde iki ana yaklaşım bulunur, bunlar doğrudan ve dolaylı yöntemler. Özellikle okul öncesi dönemde sıkça başvurduğumuz dolaylı yöntemde, çocuğa müdahale etmek yerine çevresi düzenlenir. Bu, ailenin bakış açısını değiştirmeyi, onları bilgilendirmeyi ve sürece doğal gelişimin bir parçası olarak yaklaşmalarını sağlamayı içerir. Diğer yandan, doğrudan yöntemlerde ise değişim için farkındalık yaratmak esastır ve bu amaca yönelik terapiler uygulanır. En uygun yöntemi belirlerken çocuğun kişiliği, ailenin durumu ve dinamikleri gibi pek çok faktörü göz önünde bulundururuz. Bu nedenle, hangi yaşta olursa olsun, kekemelik tedavisi her zaman kişiye özel ve karmaşık bir süreçtir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Hedefimiz, bireyi daha iyi iletişim kurabilen bir kişi haline getirmek</strong></p>
<p>Kekemelik terapisinde üç yaklaşımın öne çıktığını dile getiren Prof. Dr. Ahmet Konrot, şöyle devam etti:</p>
<p>“Birincisi, klasik konuşma terapisi olan akıcılığın biçimlendirilmesidir. Bu yöntemde odak, çeşitli alıştırma ve egzersizlerle &#8216;kekemeliği nasıl kontrol edebilirim ve akıcılığı nasıl sağlayabilirim?&#8217; sorusuna cevap aramaktır. İkinci yaklaşım ise kekemeliğin yönetilmesidir. Burada amaç kekemeliği tamamen ortadan kaldırmak değil, &#8216;onunla nasıl başa çıkabilirim ve hayatımı nasıl daha rahat sürdürebilirim?&#8217; sorusuna odaklanmaktır. Üçüncü ve daha yeni bir yaklaşım ise bizim de Üsküdar Üniversitesi&#8217;nde uygulamaya başladığımız, kişinin konuşma şekline değil, iletişim becerilerini geliştirmeye odaklanan yöntemdir. Bu yaklaşımda hedefimiz, bireyi daha iyi iletişim kurabilen bir kişi haline getirmektir. Bu süreçte hem bireyin kendisiyle hem de ailenin farkındalığını artırmaya yönelik çalışırız. Görüldüğü gibi kekemelik, basit bir konuşma sorunundan çok daha karmaşık ve çok boyutlu bir konudur.&#8221;</p>
<p><strong>Dil ve konuşma terapistlerinin alanı çok geniş</strong></p>
<p>Dil ve konuşma terapistlerinin alanının çok geniş olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ahmet Konrot, “Görev tanımımız sadece dil ve konuşma bozukluklarını değil, aynı zamanda ses ve yutma bozukluklarını da kapsar. Bu alanların her biri kendi içinde derin ve farklı bir uzmanlık gerektirdiği için terapistler 4 yıllık kapsamlı bir eğitim alırlar. Örneğin, dudak-damak yarıklığı gibi ağız-yüz (orofasiyel) bozukluklarına bağlı sorunlarda, ameliyat öncesi ve sonrası için tamamen farklı terapi yaklaşımları gerekir. Bu noktada &#8216;yönetim&#8217; kelimesini sıkça kullanıyorum, çünkü ailelerin ilk sorusu &#8216;Bunu nasıl halledebilirim?&#8217; olsa da, asıl önemli olan &#8216;Bu sorunla nasıl baş edebilirim ve bu süreci nasıl yönetebilirim?&#8217; sorusudur. Sorunu ortadan kaldırma isteği anlaşılırdır, ancak süreci doğru yönetmek çok daha karmaşık ve önemlidir. Bu nedenle, her vakayı kişiye ve ailenin dinamiklerine özgü olarak, ayrı ayrı değerlendirmek zorundayız.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>&#8216;Kekemelik tamamen iyileşir mi?&#8217; gibi soruların kesin bir cevabı yok</strong></p>
<p>Dil ve konuşma bozukluklarının tanımı net olsa da yönetiminin son derece karmaşık ve çok değişkenli bir süreç olduğuna işaret eden Prof. Dr. Ahmet Konrot, şöyle devam etti:</p>
<p>“Özellikle &#8216;Kekemelik tamamen iyileşir mi?&#8217; gibi soruların kesin bir cevabı yoktur. Sürecin nasıl ilerleyeceğini ancak yaşayarak görebiliriz. Bu belirsizlik nedeniyle bazı terapi yaklaşımları, kekemeliği tamamen yok etmeye odaklanmak yerine, bireyin &#8216;daha akıcı bir kekeme olarak bununla nasıl başa çıkabileceğine&#8217; odaklanır. Bilimsel veriler umut vericidir; özellikle okul öncesi dönemde doğru müdahalelerle kekemeliğin tamamen ortadan kalktığı vakalar kanıta dayalı araştırmalarla gösterilmiştir. Ancak bu, her çocukta aynı sonucun alınacağı anlamına gelmez. Biz istatistiklerle konuşuruz ve kanıta dayalı uygulamalarda bile her zaman bir hata payı ve olumsuz sonuç ihtimali kaçınılmazdır.&#8221;</p>
<p><strong>Dijital çağın çocukların konuşma becerileri üzerindeki etkisi </strong></p>
<p>İçinde yaşadığımız dijital çağın çocukların konuşma becerileri üzerindeki etkisine de değinen Prof. Dr. Konrot, <strong>&#8220;</strong>Pek çok soru aileler tarafından bana getirilir: &#8216;Tablet kullanmalı mı? Bu, çocuğun iletişim becerilerini bozar mı?&#8217; diye. İçinde yaşadığımız gerçeği bir görmemiz lazım. Ben WhatsApp&#8217;ta yazışırken düzgün cümleler kurmaya çalışıyorum ama bir genç &#8216;tamam&#8217; yerine &#8216;tmm&#8217; diye yazıyor. Şimdi hangisi doğru? Benim düzgün cümlelerle yazmam mı, yoksa WhatsApp&#8217;ın kendi jargonu mu? Dijital iletişimin de kendine özgü bir sistemi var ve o kendi mecrasını bulacak. İletişim becerilerini bozduğunu ya da bozmadığını söyleyebilecek kanıta dayalı araştırmaları yapmak mümkün olmadığı için de bunun cevabını vermek çok doğru olmaz.&#8221; şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kekemelik-tedavisi-kisiye-ozel-olmali-568826">Kekemelik tedavisi kişiye özel olmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Onarımı Hakkında En Sık Sorulan 7 Soru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-onarimi-hakkinda-en-sik-sorulan-7-soru-2-447570</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Mar 2024 21:14:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[onarımı]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[sorulan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=447570</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genetik ve çevresel faktörlere yanlış yaşam alışkanlıkları da eklendiğinde günümüzde görülme sıklığı giderek artan meme kanseri artık genç yaşlarda da kapıyı çalıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-onarimi-hakkinda-en-sik-sorulan-7-soru-2-447570">Meme Onarımı Hakkında En Sık Sorulan 7 Soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genetik ve çevresel faktörlere yanlış yaşam alışkanlıkları da eklendiğinde günümüzde<br />görülme sıklığı giderek artan meme kanseri artık genç yaşlarda da kapıyı çalıyor.</p>
<p>Ancak tanı<br />ve tedavisine yönelik bilimsel çalışmaların en yoğun şekilde devam ettiği bu kanserde; gerek<br />tıpta gerekse teknolojideki baş döndürücü gelişmeler sayesinde tümör hücreleri gibi estetik kaygıya yol açan sorunlardan da eser kalmıyor! <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Saçak</strong> “Teknikler ve ekipmanlar geliştikçe, kanser tedavisindeki yeniliklere paralel olarak meme onarımı artık az sayıda hastanın ayrıcalığı olmaktan çıkmış, bütüncül meme tedavilerinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Cerrahlar günümüzde hastalara birbirinden farklı seçenekler sunabilmektedir.</p>
<p>Meme rekonstrüksiyonu birçok kadın için psikolojik sağlığı ve duygusal iyileşmeyi olumlu<br />yönde etkilerken, kadınların meme kanseri tedavisinin zorluklarıyla karşılaştıktan sonra<br />kadınlık ve bütünlük duygusunu yeniden kazanmalarına da olanak tanımaktadır” diyor. Prof.<br />Dr. Bülent Saçak meme onarımı hakkında hastaların en sık sorduğu 7 soruyu sıraladı, önemli<br />uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p><strong> SORU: Doğal görünüm mümkün mü?</strong><br /> </p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Günümüzde plastik cerrahi tekniklerinin çok hızlı gelişmesi ve hekimlerin artan tecrübeleri sayesinde meme rekonstrüksiyonu ehil Plastik Cerrahlar tarafından yapıldığında<br />doğala yakın bir görünüm sağlanabiliyor.</p>
<p><strong>SORU: Her hastaya yapılabilir mi?<br /> </strong></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Üç grup hasta meme onarımı adayıdır: Hastalığı olmayan ancak genetik mutasyon<br />saptanan ve meme kanseri riskinin yüksek olması sebebiyle koruyucu mastektomi (meme<br />dokusunun cerrahi olarak alınması) ameliyatı olacak hastalar; meme kanseri tanısı almış ve<br />ameliyat olup kısmi kayıp olacak hastalar; meme kanseri tanısı almış ve mastektomi<br />yapılmış/yapılacak olan hastalara meme onarımı yapılır.</p>
<p><strong>SORU: Meme onarımı estetik bir işlem midir?<br /> </strong><br /><strong>CEVAP:</strong> Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Saçak “Meme<br />onarımı estetik bir işlem değildir. Kadınlara; meme kanseri tedavisinin zorluklarıyla<br />karşılaştıktan sonra kadınlık ve bütünlük duygusunu yeniden kazandırdığı sayısız çalışmayla<br />gösterilmiştir; bu sebeple bir kadınlık organı olan memenin onarımı bir kadın hakkıdır” diyor.</p>
<p><strong>SORU: Kemoterapi meme onarımına engel midir?<br /> </strong></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Meme onarımı öncesinde birçok hasta kemoterapi alır. Kemoterapi sonrası yara<br />iyileşmesinin normale dönmesi için beklenen süre tümör cerrahisi gibi onarım için de<br />yeterlidir. Onarım, arkasından gelecek kemoterapiyi geciktirmemelidir ancak ameliyat<br />sonrasında yaşanacak yara iyileşme problemleri gecikmelere sebep olabilir.</p>
<p><strong>SORU: Radyoterapi almak meme onarımına engel midir?<br /> </strong></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Radyasyonun meme kanseri tedavisindeki önemi giderek artmaktadır. Kanseri tedavi<br />edici ve engelleyici özelliklerinin yanı sıra, ışının yeni meme üzerinde tahrip edici etkileri<br />vardır ve nihai sonucu olumsuz etkileyebilir. Özellikle implant ile onarılmış memede<br />radyoterapi önemli komplikasyonlara neden olabilir. Radyoterapi kesin olarak yapılacaksa<br />meme onarımı radyoterapi sonrasına bırakılabilir.</p>
<p><strong>SORU: Meme onarımı için seçenekler nelerdir?<br /> </strong></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Silikon implantların ve diğer sentetik materyallerin kullanıldığı yöntemlerin yanı sıra,<br />kişinin özdokularıyla yani vücudunun diğer kısımlarından (karın bölgesi, kalça, sırt, uyluk)<br />faydalanılarak da meme onarımı yapılabiliyor. Özdoku ile onarım, transfer edilen dokuların meme dokusu ile benzer nitelikleri nedeniyle doğala en yakın sonuçları verecektir. Ayrıca daha nadir olarak başvurduğumuz, hem özdoku hem de implantların beraber kullanıldığı hibrid onarımlar da seçenekler arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>SORU: “Hastalığım tekrarlarsa fark edilmeme ihtimali var mı!”<br /> </strong></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Prof. Dr. Bülent Saçak meme onarımında toplumda doğru sanılan bazı yanlışların<br />meme onarımının önünde engel teşkil ettiğini belirterek “Toplumda, özellikle hastalığın nüks<br />etmesi durumunda atlanabileceği düşüncesi, meme onarımı başarısız olursa<br />düzeltilemeyeceği, doğal bir görünüm sağlanamayacağı, meme onarımının ameliyatla eş<br />zamanlı yapılamayacağı gibi şeklindeki inanışlar günümüzde pek çok kadının, kadınlık<br />hakkından mahrum kalmasına ve tedavi olsa bile mutsuz yaşamasına neden olabiliyor. Oysa<br />artık meme onarımı bütüncül meme tedavilerinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.<br />Cerrahlar günümüzde hastalara birbirinden farklı seçenekler sunarak hem doğal bir meme<br /> görünümü kazandırmakta hem de tedavi süreci aksamamaktadır” diyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-onarimi-hakkinda-en-sik-sorulan-7-soru-2-447570">Meme Onarımı Hakkında En Sık Sorulan 7 Soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Onarımı Hakkında En Sık Sorulan 7 Soru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-onarimi-hakkinda-en-sik-sorulan-7-soru-447569</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Mar 2024 21:14:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[onarımı]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[sorulan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=447569</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genetik ve çevresel faktörlere yanlış yaşam alışkanlıkları da eklendiğinde günümüzde görülme sıklığı giderek artan meme kanseri artık genç yaşlarda da kapıyı çalıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-onarimi-hakkinda-en-sik-sorulan-7-soru-447569">Meme Onarımı Hakkında En Sık Sorulan 7 Soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genetik ve çevresel faktörlere yanlış yaşam alışkanlıkları da eklendiğinde günümüzde<br />görülme sıklığı giderek artan meme kanseri artık genç yaşlarda da kapıyı çalıyor.</p>
<p>Ancak tanı<br />ve tedavisine yönelik bilimsel çalışmaların en yoğun şekilde devam ettiği bu kanserde; gerek<br />tıpta gerekse teknolojideki baş döndürücü gelişmeler sayesinde tümör hücreleri gibi estetik kaygıya yol açan sorunlardan da eser kalmıyor! <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Saçak</strong> “Teknikler ve ekipmanlar geliştikçe, kanser tedavisindeki yeniliklere paralel olarak meme onarımı artık az sayıda hastanın ayrıcalığı olmaktan çıkmış, bütüncül meme tedavilerinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Cerrahlar günümüzde hastalara birbirinden farklı seçenekler sunabilmektedir.</p>
<p>Meme rekonstrüksiyonu birçok kadın için psikolojik sağlığı ve duygusal iyileşmeyi olumlu<br />yönde etkilerken, kadınların meme kanseri tedavisinin zorluklarıyla karşılaştıktan sonra<br />kadınlık ve bütünlük duygusunu yeniden kazanmalarına da olanak tanımaktadır” diyor. Prof.<br />Dr. Bülent Saçak meme onarımı hakkında hastaların en sık sorduğu 7 soruyu sıraladı, önemli<br />uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p><strong> SORU: Doğal görünüm mümkün mü?</strong><br /> </p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Günümüzde plastik cerrahi tekniklerinin çok hızlı gelişmesi ve hekimlerin artan tecrübeleri sayesinde meme rekonstrüksiyonu ehil Plastik Cerrahlar tarafından yapıldığında<br />doğala yakın bir görünüm sağlanabiliyor.</p>
<p><strong>SORU: Her hastaya yapılabilir mi?<br /> </strong></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Üç grup hasta meme onarımı adayıdır: Hastalığı olmayan ancak genetik mutasyon<br />saptanan ve meme kanseri riskinin yüksek olması sebebiyle koruyucu mastektomi (meme<br />dokusunun cerrahi olarak alınması) ameliyatı olacak hastalar; meme kanseri tanısı almış ve<br />ameliyat olup kısmi kayıp olacak hastalar; meme kanseri tanısı almış ve mastektomi<br />yapılmış/yapılacak olan hastalara meme onarımı yapılır.</p>
<p><strong>SORU: Meme onarımı estetik bir işlem midir?<br /> </strong><br /><strong>CEVAP:</strong> Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Saçak “Meme<br />onarımı estetik bir işlem değildir. Kadınlara; meme kanseri tedavisinin zorluklarıyla<br />karşılaştıktan sonra kadınlık ve bütünlük duygusunu yeniden kazandırdığı sayısız çalışmayla<br />gösterilmiştir; bu sebeple bir kadınlık organı olan memenin onarımı bir kadın hakkıdır” diyor.</p>
<p><strong>SORU: Kemoterapi meme onarımına engel midir?<br /> </strong></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Meme onarımı öncesinde birçok hasta kemoterapi alır. Kemoterapi sonrası yara<br />iyileşmesinin normale dönmesi için beklenen süre tümör cerrahisi gibi onarım için de<br />yeterlidir. Onarım, arkasından gelecek kemoterapiyi geciktirmemelidir ancak ameliyat<br />sonrasında yaşanacak yara iyileşme problemleri gecikmelere sebep olabilir.</p>
<p><strong>SORU: Radyoterapi almak meme onarımına engel midir?<br /> </strong></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Radyasyonun meme kanseri tedavisindeki önemi giderek artmaktadır. Kanseri tedavi<br />edici ve engelleyici özelliklerinin yanı sıra, ışının yeni meme üzerinde tahrip edici etkileri<br />vardır ve nihai sonucu olumsuz etkileyebilir. Özellikle implant ile onarılmış memede<br />radyoterapi önemli komplikasyonlara neden olabilir. Radyoterapi kesin olarak yapılacaksa<br />meme onarımı radyoterapi sonrasına bırakılabilir.</p>
<p><strong>SORU: Meme onarımı için seçenekler nelerdir?<br /> </strong></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Silikon implantların ve diğer sentetik materyallerin kullanıldığı yöntemlerin yanı sıra,<br />kişinin özdokularıyla yani vücudunun diğer kısımlarından (karın bölgesi, kalça, sırt, uyluk)<br />faydalanılarak da meme onarımı yapılabiliyor. Özdoku ile onarım, transfer edilen dokuların meme dokusu ile benzer nitelikleri nedeniyle doğala en yakın sonuçları verecektir. Ayrıca daha nadir olarak başvurduğumuz, hem özdoku hem de implantların beraber kullanıldığı hibrid onarımlar da seçenekler arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>SORU: “Hastalığım tekrarlarsa fark edilmeme ihtimali var mı!”<br /> </strong></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> Prof. Dr. Bülent Saçak meme onarımında toplumda doğru sanılan bazı yanlışların<br />meme onarımının önünde engel teşkil ettiğini belirterek “Toplumda, özellikle hastalığın nüks<br />etmesi durumunda atlanabileceği düşüncesi, meme onarımı başarısız olursa<br />düzeltilemeyeceği, doğal bir görünüm sağlanamayacağı, meme onarımının ameliyatla eş<br />zamanlı yapılamayacağı gibi şeklindeki inanışlar günümüzde pek çok kadının, kadınlık<br />hakkından mahrum kalmasına ve tedavi olsa bile mutsuz yaşamasına neden olabiliyor. Oysa<br />artık meme onarımı bütüncül meme tedavilerinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.<br />Cerrahlar günümüzde hastalara birbirinden farklı seçenekler sunarak hem doğal bir meme<br /> görünümü kazandırmakta hem de tedavi süreci aksamamaktadır” diyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-onarimi-hakkinda-en-sik-sorulan-7-soru-447569">Meme Onarımı Hakkında En Sık Sorulan 7 Soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nevşehir Belediyesi&#8217;nin, Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS)&#8217;ye hazırlanan gençler için gerçekleştirdiği ücretsiz soru bankası dağıtımı devam ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nevsehir-belediyesinin-kamu-personeli-secme-sinavi-kpssye-hazirlanan-gencler-icin-gerceklestirdigi-ucretsiz-soru-bankasi-dagitimi-devam-ediyor-440791</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Feb 2024 09:26:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bankası]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesinin]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleştirdiği]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlanan]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[kpssye]]></category>
		<category><![CDATA[nevşehir]]></category>
		<category><![CDATA[personeli]]></category>
		<category><![CDATA[seçme]]></category>
		<category><![CDATA[sınavı]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=440791</guid>

					<description><![CDATA[<p>‘Öğrenci dostu belediyecilik’ anlayışıyla geçtiğimiz günlerde il merkezindeki tüm okullarda eğitimlerini sürdüren öğrencilere 30 bin adet LGS ve YKS Soru Bankası ve okuma kitabı dağıtan Nevşehir Belediyesi, KPSS’ye hazırlanan Lise, Ön Lisans ve Lisans mezunu gençleri de unutmadı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nevsehir-belediyesinin-kamu-personeli-secme-sinavi-kpssye-hazirlanan-gencler-icin-gerceklestirdigi-ucretsiz-soru-bankasi-dagitimi-devam-ediyor-440791">Nevşehir Belediyesi&#8217;nin, Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS)&#8217;ye hazırlanan gençler için gerçekleştirdiği ücretsiz soru bankası dağıtımı devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>‘Öğrenci dostu belediyecilik’ anlayışıyla geçtiğimiz günlerde il merkezindeki tüm okullarda eğitimlerini sürdüren öğrencilere 30 bin adet LGS ve YKS Soru Bankası ve okuma kitabı dağıtan Nevşehir Belediyesi, KPSS’ye hazırlanan Lise, Ön Lisans ve Lisans mezunu gençleri de unutmadı. KPSS’ye girecek olan gençler için Nevşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından hazırlanan soru bankası kitaplarının dağıtımına geçtiğimiz günlerde başlandı.</p>
<p>Lise, Ön Lisans ve Lisans düzeylerinde sınava girecek olan adaylar soru bankalarını hafta içi 08.00-17.00 saatleri arasında Nevşehir Belediyesi Başkanlık Binası girişinde bulunan Turkuaz Masa’ya başvurarak ücretsiz olarak alabilecek.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nevsehir-belediyesinin-kamu-personeli-secme-sinavi-kpssye-hazirlanan-gencler-icin-gerceklestirdigi-ucretsiz-soru-bankasi-dagitimi-devam-ediyor-440791">Nevşehir Belediyesi&#8217;nin, Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS)&#8217;ye hazırlanan gençler için gerçekleştirdiği ücretsiz soru bankası dağıtımı devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nevşehir belediyesi&#8217;nden kpss adaylarına soru bankası desteği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nevsehir-belediyesinden-kpss-adaylarina-soru-bankasi-destegi-435500</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jan 2024 09:24:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bankası]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesinden]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[kpss]]></category>
		<category><![CDATA[nevşehir]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=435500</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nevşehir Belediyesi, Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS)’ye hazırlanan tüm gençlere ücretsiz soru bankası dağıtımına başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nevsehir-belediyesinden-kpss-adaylarina-soru-bankasi-destegi-435500">Nevşehir belediyesi&#8217;nden kpss adaylarına soru bankası desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nevşehir Belediyesi, Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS)’ye hazırlanan tüm gençlere ücretsiz soru bankası dağıtımına başladı.</p>
<p>‘Öğrenci dostu belediyecilik’ anlayışıyla geçtiğimiz günlerde il merkezindeki tüm okullarda eğitimlerini sürdüren öğrencilere 30 bin adet LGS ve YKS Soru Bankası ve okuma kitabı dağıtan Nevşehir Belediyesi, KPSS’ye hazırlanan Lisa, Ön Lisans ve Lisans mezunu gençleri de unutmadı. KPSS’ye girecek olan gençler için Nevşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından hazırlanan soru bankası kitaplarının dağıtımına başlandı.</p>
<p>Lise, Ön Lisans ve Lisans düzeylerinde sınava girecek olan adaylar soru bankalarını hafta içi 08.00- 17 saatleri arasında Nevşehir Belediyesi Başkanlık Binası girişinde bulunan Turkuaz Masa’ya başvurarak ücretsiz olarak alabilecek.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nevsehir-belediyesinden-kpss-adaylarina-soru-bankasi-destegi-435500">Nevşehir belediyesi&#8217;nden kpss adaylarına soru bankası desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Topaloğlu&#8217;ndan öğrencilere ücretsiz LGS soru bankası kitabı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-topaloglundan-ogrencilere-ucretsiz-lgs-soru-bankasi-kitabi-425995</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Nov 2023 10:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bankası]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[lgs]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilere]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[topaloğlundan]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=425995</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Eğitim varsa gelecek var” sloganıyla yola çıkan ve eğitimin her kademesinde yer alan Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, Kemer’de Liselere Geçiş Sınavı’na (LGS) girecek olan 550 8’nci sınıf öğrencilerine ücretsiz LGS soru bankası kitabı dağıttı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-topaloglundan-ogrencilere-ucretsiz-lgs-soru-bankasi-kitabi-425995">Başkan Topaloğlu&#8217;ndan öğrencilere ücretsiz LGS soru bankası kitabı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başkan Topaloğlu’ndan öğrencilere ücretsiz LGS soru bankası kitabı</p>
<p> </p>
<p>“Eğitim varsa gelecek var” sloganıyla yola çıkan ve eğitimin her kademesinde yer alan Kemer</p>
<p>Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, Kemer’de Liselere Geçiş Sınavı’na (LGS) girecek olan 550</p>
<p>8’nci sınıf öğrencilerine ücretsiz LGS soru bankası kitabı dağıttı.</p>
<p>İlçede eğitim gören öğrencilerin daha iyi bir eğitim almaları için her türlüğü desteği veren</p>
<p>Belediye Başkanı Topaloğlu, ücretsiz LGS soru bankası kitaplarının dağıtımını bizzat yaptı.</p>
<p>Başkan Topaloğlu, kitap dağıtımına ilk olarak Beldibi Ortaokulu’ndan başladı. Daha sonra</p>
<p>Hakkı Saygan Hacı Hafize Saygan-3 Ortaokulu, Hacı Mehmet Saygın Ortaokulu, Arslanbucak</p>
<p>Ortaokulu, Göynük İmam Hatip Ortaokulu, Kemer İmam Hatip Ortaokulu, Rukiye Koç</p>
<p>Ortaokulu, Tekirova Halit Narin Ortaokulu ve Göynük Ortaokulu’nda öğrencilerle bir araya</p>
<p>gelerek kitaplarını dağıttı.</p>
<p>Öğrenci ve öğretmenlerle sohbet eden Başkan Topaloğlu, yaptığı açıklamada öğrencilerin</p>
<p>önlerinde LGS sınavı olduğunu ve sınava daha iyi hazırlanabilmeleri için ücretsiz olarak LGS</p>
<p>soru bankası kitabı dağıttıklarını söyledi.</p>
<p>Başkan Topaloğlu, LGS sınavına girecek olan tüm öğrencilere başarılar dilediğini ifade ederek,</p>
<p>“Öğretmenlerimiz ve velilerimiz çocuklarımızın en iyi şekilde eğitim alabilmeleri için</p>
<p>uğraşıyor. Öğretmenlerimiz ve velilerimize biz de katkı sağlayalım diye Kemer Kaymakamımız</p>
<p>Ahmet Solmaz’ın bilgisi dahilinde 8’nci sınıf öğrencilerine ücretsiz olarak LGS soru bankası</p>
<p>dağıttık. Çocuklarımızın iyi şekilde çalışarak istedikleri okullara gideceğinden eminim. Tüm</p>
<p>öğrencilerimize başarılar diliyorum.” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-topaloglundan-ogrencilere-ucretsiz-lgs-soru-bankasi-kitabi-425995">Başkan Topaloğlu&#8217;ndan öğrencilere ücretsiz LGS soru bankası kitabı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanseri ile İlgili Yanıtı Merak Edilen 5 Soru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-ile-ilgili-yaniti-merak-edilen-5-soru-410540</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Oct 2023 14:24:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[yanıtı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=410540</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde son yıllarda meme kanseri vakalarında önemli bir artış yaşanıyor. Kadınlarda sık görülen meme kanseri, erkeklerde de görülebiliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-ile-ilgili-yaniti-merak-edilen-5-soru-410540">Meme Kanseri ile İlgili Yanıtı Merak Edilen 5 Soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde son yıllarda meme kanseri vakalarında önemli bir artış yaşanıyor. Kadınlarda sık görülen meme kanseri, erkeklerde de görülebiliyor. Meme kanseri erken evrede yakalandığında tedavide daha başarılı sonuçlar elde edilebiliyor. </p>
<p> </p>
<p>Memorial Sağlık Grubu&#8217;nun kadınların meme sağlığı farkındalığı için her yıl düzenlediği “Pembe Ayna” projesinin lansmanında konuşan Memorial Ataşehir ve Hizmet Hastaneleri Meme Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Bülent Çitgez, meme kanseri ile ilgili en çok merak edilen sorulan yanıtlarını paylaştı.</p>
<p> </p>
<p><strong>1. Meme kanseri sadece kitle ile mi belirti verir? </strong></p>
<p>Meme dokusunda bulunan hücrelerin kontrol dışı çoğalması ve çoğalma sonrasında kanserli hücre yapılarının ortaya çıkması olarak tanımlanmaktadır. Genelde meme kanallarında ve süt bezlerinde bu kontrolsüz çoğalma gerçekleştiğinde kitle benzeri yapılar ortaya çıkmaktadır. Dışarıdan el ile fiziksel muayene gerçekleştirildiğinde oluşan bu kitle fark edilebilmektedir. Bu nedenle kendi kendine meme muayenesi çok önemlidir ve her kadın bunu belirli periyodlarla gerçekleştirmelidir. Ayrıca düzenli taramalar da ihmal edilmemelidir. Memede kitlenin dışında, ağrı, kızarıklık, aşırı hassasiyet, meme boyutunda değişiklik, meme ucunun içe dönmesi gibi belirtiler de gözlemlenebilmektedir. Bu tür durumlarda da vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.</p>
<p> </p>
<p><strong>2. Dünyada meme kanserinin erkeklerde artış durumu nedir? </strong></p>
<p>Dünya genelinde 2020 yılında yaklaşık 2,3 milyon yeni meme kanseri vakası bildirilmiştir, bu da tanı konulan her 8 kanserden 1’inin meme kanseri olduğunu göstermektedir. Yine 2020 yılında meme kanseri 685.000 yaşam kaybına sebep olmuş ve bu hastalık dünya genelinde ölüme sebep olan kanserler arasında 5. sırada yer almıştır. Meme kanserlerinin yaklaşık %0,5-1&#8217;i erkeklerde görülür.</p>
<p> </p>
<p>Meme kanseri en sık kadınlarda ortaya çıksa da, erkekler de meme kanserine yakalanabilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde teşhis edilen her 100 meme kanserinden yaklaşık 1&#8217;i erkeklerde bulunmaktadır. Genellikle 60 yaşın üzerindeki erkeklerde görülmektedir. Ancak nadiren genç erkekleri de etkileyebilmektedir. Risk faktörleri kadın meme kanseri risk faktörlerine benzerdir. İleri yaş, X ışınlarına ve radyoterapiye maruz kalmak, ailede meme kanseri öyküsü veya kalıtsal meme kanseri geni olması, yüksek östrojen hormon düzeylerine ve Klinefelter sendromu adı verilen nadir bir duruma sahip olunması erkeklerde meme kanseri riskini artırmaktadır. </p>
<p> </p>
<p><strong>3. Meme kanseri tedavisi nerede olmalıdır?</strong></p>
<p>Meme kanseri teşhisi konulan hastalara en iyi tedavi ve bakımı sağlamak için birlikte çalışan bir grup uzmanlaşmış doktordan oluşan multidisipliner bir ekip gerekmektedir. Meme kanserinin ana tedavileri arasında ameliyat, radyoterapi, kemoterapi, hormon tedavisi ve hedefe yönelik tedaviler yer alır. Hastalara bu tedavilerden biri veya birden fazlasının kombinasyonu uygulanabilmektedir. Meme kanseri tedavi seçenekleri kanserin türüne, evresine ve derecesine, büyüklüğüne, kanser hücrelerinin hormonlara duyarlı olup olmadığına göre belirlenmektedir. </p>
<p> </p>
<p><strong>4. Meme kanseri erken evrede teşhis edilirse ne olur? Nasıl tedavi edilir? </strong></p>
<p>Erken evre meme kanseri tanısı konulduğu takdirde tedavinin amacı meme kanserinin ve memede, koltuk altında veya vücudun diğer bölgelerinde kalan ancak tespit edilemeyen diğer kanser hücrelerinin uzaklaştırılmasıdır. Erken evre meme kanserinin tedavisi kişiden kişiye farklılık gösterebilmektedir. Tedaviye karar verirken meme kanserinin evresi önemli bir faktördür. Ancak en uygun tedavi, kanserin memenin neresinde olduğu, derecesi, hormon reseptörleri gibi diğer faktörlere de bağlıdır. Ayrıca yaş, genel sağlık durumu ve hastanın tercihleri de dikkate alınmaktır. Genellikle meme kanseri tedavisinde birden fazla tedavi yöntemi kullanılır. Erken evre meme kanseri tedavisinde temel ameliyat seçenekleri meme koruyucu cerrahi veya mastektomi yani meme dokusunun çıkarıldığı cerrahi işlemdir. Her iki ameliyat türü de genellikle koltuk altından bir veya daha fazla lenf düğümünün çıkarılmasını içermektedir. </p>
<p>Radyoterapi genellikle meme koruyucu cerrahi sonrasında memede kalan kanser hücrelerini yok etmek için önerilmektedir. Ayrıca etkilenen memede kanserin nüks yani tekrarlama riskinin azaltılmasına da yardımcı olur. Kanser hücrelerinin meme ve koltuk altı dışına yayılma riski varsa, erken evre meme kanseri hastalarına da kemoterapi önerilebilmektedir. Kemoterapi kanserin tekrarlama ihtimalini azaltabilir ve hastanın hayatta kalma şansını artırabilmektedir. </p>
<p> </p>
<p><strong>5. Hormonal tedaviler ile başarılı sonuçlar elde edilebilir mi?</strong></p>
<p>Hormonal tedaviler, erken evre meme kanserleri de dahil olmak üzere, kanser hücrelerinde hormon reseptörleri bulunan meme kanserlerini tedavi etmek için kullanılan ilaçlardır. Kanserin tekrarlama ihtimalini azaltabilir ve bazı durumlarda hayatta kalma şansını artırabilir. Hormon tedavisinin farklı türleri vardır. Önerilen seçenekler kanserin tekrarlama riskine, hastanın menopoza girip girmediğine ve tedavinin potansiyel yan etkilerine bağlı olacaktır. Hedefe yönelik tedaviler, belirli meme kanseri türlerini tedavi etmek için kullanılan ilaçlardır. Bu tedavi türü yalnızca bazı hastalar için uygundur ve diğer meme kanseri tedavileriyle birlikte kullanılabilir. Erken evre meme kanserini tedavi etmek için yaygın kullanılan hedefe yönelik tedavi, HER2 pozitif meme kanserini tedavi etmek için kullanılan trastuzumab yani akıllı ilaçtır. Çoğu durumda, meme kanseri ne kadar erken teşhis edilir ve tedavi edilirse hayatta kalma şansı o kadar artmaktadır. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-ile-ilgili-yaniti-merak-edilen-5-soru-410540">Meme Kanseri ile İlgili Yanıtı Merak Edilen 5 Soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemoterapi ile ilgili en çok merak edilen 5 soru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kemoterapi-ile-ilgili-en-cok-merak-edilen-5-soru-403633</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Sep 2023 01:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=403633</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser tedavisinde her geçen gün yeni gelişmeler oluyor. Birçok tedavi yeni umut ışığı yanmasını sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemoterapi-ile-ilgili-en-cok-merak-edilen-5-soru-403633">Kemoterapi ile ilgili en çok merak edilen 5 soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanser tedavisinde her geçen gün yeni gelişmeler oluyor. Birçok tedavi yeni umut ışığı yanmasını sağlıyor. Kanserler savaşta en önemli silahlardan olan kemoterapi birçok korkuyu da beraberinde getiriyor. Ancak tedavide uygulanan kemoterapi birçok kişide önyargı uyandırabiliyor. Liv Hospital Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Duygu Derin kemoterapi ile ilgili en çok merak edilen 5 soruyu cevapladı.</strong></p>
<ol>
<li><strong>Kemoterapinin etkileri ne zaman geçer?</strong>
<p>Kemoterapide kullanılan ilaçların bir kısmı karaciğerden bir kısmı da böbrekten atılır. Bazı kemoterapi ilaçları da kalbe olumsuz etki yapabilir. Kemoterapi öncesi ve sonrası, doktor kontrolünde hastaya damar yolu ile bol sıvı vererek böbreklerin ve organların korunması sağlanır. Kemoterapi kürünün bitmesinin ardından, ortalama 3 hafta sonra kan değerleri normal aralığa gelir ve bağışıklık da büyük ölçüde toparlanır. Bu süreden sonra hasta gündelik hayata büyük ölçüde dönebilir. Ama özellikle yorgunluk birkaç ay daha sürebilir. Hastanın kendi durumuna göre en doğru olanı ayarlaması yani bu süreçte kendi kendinin doktoru olması, kendini yorgun hissettiğinde dinlenmesi, doğru stres yönetimi çok önemlidir. Kemoterapi ilaçlarının vücuttan tam olarak atılması kişiden kişiye göre değişkenlik gösterse de 6 ay ile 1 yılı bulabilir. Kadın hastalar eğer gebelik düşünüyorsa ancak bu süreden sonra hamile kalabilir. Ancak meme kanseri sonrasında 3 yıl ile 5 yıl arası hastanın takibinin yapılması ve bu süreç içinde de mümkünse çocuk yapılmaması gerekir.<br /> </li>
</ol>
<ol>
<li><strong>Kemoterapi sırasında beslenme konusunda nelere dikkat edilmeli?</strong>
<p>Kemoterapi sırasında proteinden ve vitaminden zengin, hazmı kolay gıdalarla beslenilmelidir. Kemoterapi sebebiyle daha önce sevdiği yemekler kişide bulantı ve tiksinti yaratabilir. Bu daha sonra geçecektir. Faydalı gördüğümüz besin de olsa hastada bulantı oluşturuyorsa yemeye zorlamamak lazım. Benzer yapıda, yemeyi tercih edeceği gıdaları vermek uygun olur. Kemoterapi sırasında greyfurt tüketilmemelidir. Bu meyve kemoterapi ilaçlarının karaciğer metabolizmalarını etkiler. Ama greyfurtla aynı aileden olan portakal, limon ve diğer tüm turunçgillerin tüketiminde sakınca yoktur. Narın kemoterapi ilaçları ile etkileştiği düşünüldüğü için kemoterapi sırasında tüketilmesi tavsiye edilmez. Kemoterapi ilaçlarının çoğu bağırsak hareketlerini yavaşlatarak kabızlık, bazıları da ishal yapar. Doktorun tavsiyesine göre hareket edilmelidir. Bol su tüketimi böbrekleri korur ve özellikle böbrekten atılan kemoterapi ilacı kullanımında çok gereklidir.<br /> </li>
<li><strong>Kemoterapi sıranda ne gibi yan etkiler görülebilir ve nasıl önlenebilir?</strong>
<p>En sık bulantı ve kusma görülür. Günümüzde bu yan etkileri giderecek çok kuvvetli ilaçlar vardır ve hem damar hem de ağız yolu ile verilerek bu yan etkiler ciddi biçimde azaltılır. Kullanılan ilaca göre sıklıkla kabızlık, bazen de ishal olabilir. Bu yan etkiler için önce diyet düzenlenir, yetmediği hallerde de kabızlık veya ishal için ilaç verilir. İştahsızlık, tat duyusunda azalma olabilir. Öğün sayısı arttırılarak, tercihe göre atıştırmalıklar ekleyerek yeterli gıda alımı sağlanabilir. Nane, limon ve kahve içeren ciklet ve şekerler astanın kötü tat hissini bastırır ve daha iyi hissetmesini sağlar.  Özellikle kemoterapi sonrası ilk hafta hastada halsizlik olur ve istirahat etmek isteyebilir. İkinci hafta daha rahattır ve üçüncü hafta genelde normale döner. Açık ve temiz havada yürüyüşler iyi gelir. Kemoterapi kullanıldığı dönemde ağızda yaralar ve pamukçuk çıkabilir. Pamukçuk oluşumunu engellemek için ağız hijyenine dikkat edilmelidir.  Ayrıca günde dört kere karbonatlı su ile ağız gargarası önerilir. Kemoterapiden sonraki 7-14 gün arasındaki dönem bağışıklığın en çok baskılandığı zamandır genelde. Bu dönemde 38 ve üstü bir ateş olursa hemen hastaneye başvurup doktora görünmek gerekir. Kemoterapi nedeniyle kanımızdaki lökositler, yani bizi mikroplara karşı savunan beyaz hücrelerimiz sayıca çok düşmüş olabilir. Doktor gereken tedaviyi yapacaktır. Özellikle bu dönemde havasız ortamlarda bulunmamalı, hasta kişilerle görüşülmemelidir. Özellikle meme kanseri tedavisinde kullanılan ilaçlarda istenmeyen bir yan etki olarak saçlar dökülmektedir. Bu geçici bir yan etkidir ve kemoterapi bittikten sonra saçlar geri gelecektir. Bu dönemde peruk, bandana ve benzer araçlar kullanılabilir.<br />  </li>
<li><strong>Cinsel ilişkiye ne zaman dönülebilir?</strong>
<p>Yorgunluk, halsizlik, üzüntü ve fiziksel güçsüzlük cinsel yaşamı olumsuz etkileyebilir. Bu durum geçicidir. Kemoterapi sürecinde cinsel ilişki ile ilgili genel olarak yasak bulunmuyor. Ancak, kanserin tuttuğu yer (rahim ağzı ve vajen kanseri) nedeniyle, cinsel yaşam doktorunuz tarafından geçici olarak yasaklanmış olabilir. Veya kemoterapi boyunca bazı özel bazı durumlar yaşandığında; örneğin lökositler düştüğünde, enfeksiyonlardan korunmak için cinsel hayata ara vermek gerekebilir. Bu durumlar haricinde kemoterapi sırasında cinsel yaşam devam edebilir. Hatta tedavi sürecinde yaşanan cinsel ilişkinin sevgi ve şevkat ile yaşanması hastaya moral verir, onu kuvvetlendirir ve mutlu eder. Kemoterapi ve radyoterapi ile vücuda alınan ilaçların cinsel ilişki ile karşı tarafa bulaşmaz, bu yanlıştır.<br /> </li>
<li><strong>Tedavi sırasında doktor hasta ilişkisi nasıl olmalı?</strong>
<p>Kemoterapi çok sayıda yan etkisi olan, zor bir tedavidir. Hastanın yan etkiler konusunda iyi bilgilendirilmesi, bunlarla başa çıkabilmek için iyi yönlendirilmesi gereklidir. Bu nedenle doktoru ile iletişimi çok önemlidir. Hastanın rahat olması için doktorunun ona vakit ayırabilmesi, samimi ve sıcak bir iletişim kurması önemlidir. Kemoterapi sonrasındaki zamanlarda da sorun olduğunda doktoruna ulaşabilmesi de yine aynı şekilde çok önemlidir. Bunu telefonla, mesajla veya kendi gelerek yapabilir. Duygusal olarak da çok hassas ve kırılgan oldukları bu dönemde doktorlarıyla olan iyi ilişkileri onlara ciddi psikolojik destek de sağlamaktır.</li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemoterapi-ile-ilgili-en-cok-merak-edilen-5-soru-403633">Kemoterapi ile ilgili en çok merak edilen 5 soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tiroid Hastalıkları İle İlgili Yanıtı Merak Edilen 7 Soru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tiroid-hastaliklari-ile-ilgili-yaniti-merak-edilen-7-soru-401918</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Sep 2023 18:40:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[tiroid]]></category>
		<category><![CDATA[yanıtı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=401918</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Tiroid Haftası’nda açıklanan verilere göre dünyada ve Türkiye’de tiroid kanseri vakaları hızla artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tiroid-hastaliklari-ile-ilgili-yaniti-merak-edilen-7-soru-401918">Tiroid Hastalıkları İle İlgili Yanıtı Merak Edilen 7 Soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Tiroid Haftası’nda açıklanan verilere göre dünyada ve Türkiye’de tiroid kanseri vakaları hızla artıyor. Tiroid kanserinin özellikle kadınlarda meme kanserinden sonra ikinci sırayı aldığı göze çarpıyor.  Dünya çapında 300 milyondan fazla kişi tiroid hastalıklarından etkileniyor. Tiroide bağlı hastalıkların ortaya çıkmasında; kadın cinsiyeti, yaş, genetik öykü ve hamilelik faktörleri önem sırasında yer alıyor. Memorial Ataşehir ve Hizmet Hastaneleri Meme ve Endokrin Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Bülent Çitgez, tiroid hastalıkları hakkında bilgi verdi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Tiroide bağlı hastalıkların Türkiye’de görülme sıklığı nedir?</strong></p>
<p>Tiroid; soluk borusunun önünde, boynun ortasında bulunan, hormon salgılayan bir bezdir. Vücut metabolizmasında önemli fonksiyonları bulunmaktadır. Çok hormon salgılamasına hipertiroidi, az salgılanmasınaysa hipotiroidi denmektedir. Guatr ise organın normalden büyük olmasıdır. Cerrahi bölümünü ilgilendirense tiroid bezinde gelişen nodüllerdir. Nodüller çok büyük boyutlara ulaşabilir, bunların özellikleri ultrason ve gerekirse biyopsiyle yapılabilmektedir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Tiroid nodülleri nasıl karakterlere sahip?</strong></p>
<p>Nodüllerin çoğu selim karakterdedir. Ancak yüzde 5-10 oranındaki bölümü kanserli hücreler içerebilmektedir. Nodüllerin çoğu hormon salgılamaz, ama bazıları aşırı hormon salgılayarak hipertiroidi gelişmesine yol açmaktadır. Bu bezle ilgili hastalıklar, Türk toplumunun yüzde 35-40’ını etkilemektedir ve özellikle kadınlarda ortaya çıkmaktadır. Guatr ise ülkemizde endemik olarak görülmektedir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Nodüller çoğunlukla tedaviye olumlu cevap veriyor mu?</strong></p>
<p>Her nodül kansere sebep olmaz. Yapıları kistik ve katı olabilir. Bazı hastaların boynunda nodülün, tümörün büyüklüğüne göre ya da lenf bezlerinin tutulumuna bağlı olarak şişlik ortaya çıkabilir. Kitlenin yaptığı basıya bağlı olarak boğazda rahatsızlık hissi ve nefes alıp vermede sıkıntı yaşanabilir. Özellikle seste kısılma, nefes darlığı, iştahsızlık ve boyunda lenf bezlerinin şişmesi, ilerlemiş tiroid kanseri habercisi olabilir. Her kanser kötüdür, ancak tiroid kanseri yavaş seyreden ve cerrahiyle iyi cevap alınabilen bir türdür.</p>
<p>Bu kanserin dört alt grubu vardır. En sık görülen papiller ve folliküler tiroit kanserlerinin seyri yavaştır. Her ameliyat gibi tiroid ameliyatının da riskleri bulunmaktadır. Ses siniri hasarı, kanama ve paratiroit zedelenmesi sonucu kalsiyum metabolizmasında bozulma yaşanabilmektedir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Tiroid hastalıklarından nasıl korunmalıyız?</strong></p>
<p>Beslenmemize dikkat ederek bazı tiplerinden korunmak mümkün, ancak vücudun kendi yaptığı hücrelerin tiroide harap vermesine neden olan durumları durdurmak mümkün değildir. Hashimato tiroidi kadınlarda çok sık görülen, bezin hasara uğramasına yol açan antikorların gelişimiyle ilgili bir hastalıktır ve semptomlarına göre tedavi edilmektedir. Graves hastalığındaysa tiroidin çok çalışmasına sebep olan antikorlar gelişir ve operasyon gerekebilmektedir.</p>
<p> </p>
<p> <strong>Hastalarda hangi şikayetler görülüyor?</strong></p>
<p> Hipotiroidide halsizlik, çabuk yorulma, ciltte kuruluk ve kalınlaşma, soğuğa dayanıksızlık, dikkat dağınıklığı, saç ve kaşlarda dökülme, seste kalınlaşma, kalp hızının yavaşlaması, kabızlık, yüz ve göz kapaklarında şişkinlik, adet düzensizlikleri görülebilmektedir.  </p>
<p>Hipertiroidide ise, iştah artışına rağmen kilo kaybı, çarpıntı, sinirlilik, çabuk yorulma, sıcağa tahammülsüzlük, aşırı terleme, ishal veya sık dışkılama, âdet düzensizliği, kas güçsüzlüğü, göz sorunları vardır. Uzun vadede kemik erimesi de meydana gelebilmektedir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Beslenme ve günlük yaşamda nelere dikkat edilmesi için önerileriniz neler?</strong></p>
<p>Tiroid hormon sentezi için şart olan iyot, besinlerle yeterince alınmalıdır. İyot eksikliğiyle beraber selenyum eksikliği de guatra neden olabilmektedir. Bu hastalarda B12 vitamini ve demir eksikliği de sık görüldüğünden, yerleri gıdalarla doldurulmalıdır. Hashimato hastalarındaysa D vitamini eksikliği vardır. Bu gruptakiler soya, kırmızı lahana, brokoli, brüksel lahanasını dikkatli tüketmesi önerilmektedir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Hastalar tanı ve tedavide hangi süreçlerden geçiyor?</strong></p>
<p>Bezin normal çalışıp çalışmadığı, tiroid hormonlarının test edilmesiyle anlaşılmaktadır. Kanda TSH, T3 ve T4 ölçülür; seviyesi azsa hipotiroidi, çoksa hipertiroididen bahsedilmektedir. Bezin fonksiyonu için sintigrafi yapılabilmektedir. Nodüller hakkında bilgi almak içinse ultrason önerilmektedir. Nodüllerde şüphe saptanırsa, hasta biyopsiye yönlendirilir ve sonucuna göre ameliyat kararı verilebilir. Ameliyat olan hastaların ömür boyunca tiroid bezinin yerini tutan hormon ilacı alması gerekmektedir. Kanserin patolojik tipine ve özelliklerine göre radyoaktif iyot tedavisi de uygulanabilmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tiroid-hastaliklari-ile-ilgili-yaniti-merak-edilen-7-soru-401918">Tiroid Hastalıkları İle İlgili Yanıtı Merak Edilen 7 Soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mesane Pili Hakkında En Çok Merak Edilen 5 Soru!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mesane-pili-hakkinda-en-cok-merak-edilen-5-soru-383735</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jun 2023 10:10:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[mesane]]></category>
		<category><![CDATA[pili]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=383735</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda ‘mesane pili’ olarak bilinen ‘sakral sinir stimülasyonu’ mesane ve bağırsak fonksiyonlarını düzenleyen sinir sistemindeki sorunların tedavisini sağlamak için sinirlerin elektriksel yöntemlerle uyarılması mantığına dayanan bir yöntem.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mesane-pili-hakkinda-en-cok-merak-edilen-5-soru-383735">Mesane Pili Hakkında En Çok Merak Edilen 5 Soru!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda ‘mesane pili’ olarak bilinen ‘sakral sinir stimülasyonu’ mesane ve bağırsak fonksiyonlarını düzenleyen sinir sistemindeki sorunların tedavisini sağlamak için sinirlerin elektriksel yöntemlerle uyarılması mantığına dayanan bir yöntem. Cilt altına yerleştirilen pil aracılığıyla gönderilen elektrik sinyalleri, sinir demetinin uyarılmasını sağlayarak sorun yaşanan mesane ve bağırsakların işlevlerini düzenliyor. Bu sayede, çeşitli tedaviler denenmiş olmasına rağmen sonuç alınamayan pek çok sağlık probleminin giderilmesini sağlıyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sabri Aydın</strong>,<strong> </strong>mesane pili yönteminden özellikle üç önemli sağlık sorununda önemli başarılar elde edilebildiğini belirterek, “Bu yöntem yaşam kalitesini ciddi boyutlarda düşürebilen mesane işlev bozukluğu, erektil disfonksiyon ve pelvik ağrılarında yüksek oranda fayda sağlayabiliyor. İlaç ve botulinum toksin uygulaması gibi yöntemlerden sonuç alınamayan sağlık problemlerinde hastaların çoğu mesane piliyle tedavi olabiliyor. Örneğin, bu yöntem sayesinde idrarı boşaltamama sorununda kalıcı sonda tedavisine ihtiyaç duyulmuyor, hastalar pil tedavisinin ardından uyguladıkları bazı egzersizler sonrasında idrarlarını kendileri yapabilir hale gelebiliyor. Üstelik çözümü olmayan birçok hastalığın tedavisinde başvurulan mesane pili yan etkisi yok denecek kadar az ve tamamen geriye dönüşümlü bir yöntemdir.” diyor.</p>
<p><strong>Mesane pili tedavisinde hedef nedir?</strong></p>
<p>Omurilik, omurga denilen kemik bir yapının içinde sonlanmasının ardından sinir lifleri olarak omurilik sıvısı içerisinde üzüm salkımı şeklinde sağlı ve sollu olarak vücudun iki yanına dağılıyor. Bir kısım sinir lifleri de sakrum adı verilen kuyruk sokumu kemiğinin içine giriyor ve çeşitli bölgelere dağılıyor. Bu sinirler; idrar torbası (mesane), anal sfinkter, penis, vajina ve pelvis içine ulaşarak, yer aldıkları bölgelerin fonksiyonunu üstleniyorlar. Bu bölgelerde yer alan sinyallerde sorun yaşandığında; idrar yapmakta güçlük çekme, erektil disfonksiyon ve pelvik ile vajinal ağrı gibi önemli sorunlar yaşanıyor. Mesane pili tedavisinde sinirlerin uyarılması yoluyla bozuk sinyallerin düzeltilmesi ve bunun sonucunda hastanın yaşam kalitesini ciddi boyutlarda etkileyen yakınmaların ortadan kaldırılması hedefleniyor. </p>
<p><strong>Mesane piline hangi sorunlarda başvuruluyor? </strong></p>
<p>Sakral sinir stimülasyonu yöntemine, hastaya ilaç ve botulinum toksin uygulaması gibi farklı tedaviler uygulanmış olmasına rağmen sorunun düzelmediği durumlarda başvuruluyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sabri Aydın, mesane pilinden son derece başarılı sonuçlar alınan sağlık sorunlarını şöyle anlatıyor: </p>
<p><strong>Mesane işlev bozukluğu</strong>: Nörojenik mesane olarak adlandırılan ve mesane kaslarının düzgün çalışamaması sonucu gelişen idrara çıkamama, sık idrara gitme ve idrar kaçırma gibi durumlarda </p>
<p><strong>Pelvik ve vajinal ağrılar:</strong> Kadınlarda pelvik bölgesinde gelişen kanser gibi çeşitli hastalıklar nedeniyle pelvik ve kuyruk sokumu kemiğinde oluşan ağrıların, yine kadınlarda sebebi bulunamayan kronik pelvik ağrılarının sıklığı ile şiddetinin azaltılmasında  </p>
<p><strong>Erektil disfonksiyon:</strong> Özellikle genç erkeklerde, sebebi bulunamayan veya bir hastalığın ardından yaşanan erektil disfonksiyonda </p>
<p><strong>Mesane pilinin süresi nedir? </strong></p>
<p>Günümüzde şarj edilebilen pillerin kullanım ömürleri hiçbir sorun yaşanmadan 15 yıla kadar uzayabiliyor. Haftada bir veya iki kez yarımşar saatlik şarj işlemiyle hastalar günlük hayatlarına çok rahat devam edebiliyor. Pilin ayarlamaları, ameliyatın ardından, doktor kontrolünde 2-4 haftalık bir sürede yapılıyor. Ameliyat sonrasında verilen kontrol cihazları sayesinde hastalar uyarıları kendileri ayarlayabiliyor ve pili istedikleri zaman açıp kapatabiliyorlar. </p>
<p><strong>Mesane pili ameliyatı nasıl uygulanıyor? </strong></p>
<p>Sakral sinir stimülasyonu lokal anestezi altında ve iki aşamada gerçekleştiriliyor. İlk aşamada; elektrod röntgen görüntülemesi altında, özel bir iğneyle hastanın kuyruk sokumu bölgesinden girilerek pelvise ulaşılıyor. Test sinyallerinin ardından, mesane ve bağırsaklara uzanan sinir demeti üzerine kalıcı elektrik kablosu yerleştiriliyor. Elektrodun ucu bir ara bağlantı kablosu aracılığıyla dışarıya çıkarılıp geçici olarak harici bir pile bağlanıyor. Bu işlemle, pil aracılığıyla elektrodun gönderdiği sinyaller sakral sinirin uyarılmasını sağlayarak mesane ve bağırsakların işlevlerini düzenliyor. İşlem sonrasında hasta taburcu ediliyor ve test dönemine alınıyor. Test aşaması olan 7-10 günlük süreçte, hastanın şikayetlerinde iyileşme olursa, yine lokal anestezi altında, 2.5 santimlik bir pil, kalça bölgesindeki cilt altında oluşturulan bir cebin içine, dışarıdan görünmeyecek şekilde yerleştiriliyor. Ardından, pil ilk operasyonda yerleştirilmiş olan elektrik kablosuna kalıcı olarak bağlanıyor. Ameliyat sonrasında hasta aynı gün taburcu oluyor ve günlük yaşantısına dönüş yapıyor.</p>
<p><strong>Yöntemden herkes faydalanabiliyor mu? </strong></p>
<p>Mesane pili ameliyatı, vücuduna cihaz takmakla ilgili sağlık sorunu olmayan (örneğin kronik bir hastalığı olup enfeksiyon riski taşımayan, kalp pili taşımayan) ve psikiyatrik sorun yaşamayan her hastaya uygulanabiliyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mesane-pili-hakkinda-en-cok-merak-edilen-5-soru-383735">Mesane Pili Hakkında En Çok Merak Edilen 5 Soru!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Obezite Cerrahisi Hakkında En Çok Merak Edilen 8 Soru!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/obezite-cerrahisi-hakkinda-en-cok-merak-edilen-8-soru-379125</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jun 2023 12:24:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=379125</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 21. yüzyılın en ciddi sağlık sorunlarından biri olarak ilan ettiği obezite, dünyada her 4 kişiden birinde görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-cerrahisi-hakkinda-en-cok-merak-edilen-8-soru-379125">Obezite Cerrahisi Hakkında En Çok Merak Edilen 8 Soru!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 21. yüzyılın en ciddi sağlık sorunlarından biri olarak ilan ettiği obezite, dünyada her 4 kişiden birinde görülüyor. Türkiye’de de yetişkin nüfusun yüzde 67’sinin fazla kilolu, yüzde 32’sinin obezite hastası olduğu belirtiliyor. Bir başka deyişle, ülkemizde neredeyse her 3 kişiden biri obeziteyle mücadele ediyor! ‘Vücutta sağlığı bozacak ölçüde aşırı yağ birikmesi’ olarak tanımlanan obezitenin artışına paralel olarak başta kalp damar hastalıkları olmak üzere, diyabet, solunum problemleri, kas-eklem hastalıkları ve inme gibi tüm vücudumuzu etkileyen hastalıkların sıklığında ciddi yükseliş görülüyor. Ülkemizde obezite oranlarında yaşanan artış doğrultusunda obezite ameliyatlarına olan başvurular da gün geçtikçe artıyor! </p>
<p><strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici</strong>,<strong> </strong>günümüzde obezite cerrahilerinden çok büyük başarılar elde edilebildiğine dikkat çekerek, “Obezite cerrahisinin kilo kaybı için etkili bir tedavi seçeneği olduğu, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve uyku apnesi gibi obeziteyle ilişkili sağlık problemlerinde de çok ciddi iyileşmeler sağladığı, yapılan çok sayıda araştırmalarla gösterildi. Üstelik toplumdaki yaygın inanışın aksine, obeziteyle ilgili edinilen tecrübeler ve teknolojik gelişmeler sayesinde, tam teşekküllü hastanelerde ve uzman ellerde gerçekleştiğinde, obezite cerrahisindeki risk safra kesesi ve diz protezi gibi ameliyatlardan daha yüksek olmuyor.” diyor. <strong>Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici</strong>, obezite cerrahisi hakkında en sık merak edilen soruları yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Obezite cerrahisi hangi durumlarda uygulanıyor? </strong></p>
<p>Obezitenin belirlenmesinde pratik bir ölçüm olan vücut kitle indeksinden (VKİ) faydalanılıyor. Bu yöntemle obezite; kilogram cinsinden kilonun, kişinin metre cinsinden boyunun karesine (kg / m2) bölünmesiyle belirleniyor. Buna göre vücut kitle indeksi 25 ile 30 arasında olanlar fazla kilolu, 30 veya daha yüksek olanlar ise obez olarak tanımlanıyor. Ancak bu yöntem fazla kilosundan yakınan herkese uygulanmıyor. Diyet ve egzersize rağmen başarılı kilo veremeyen, ameliyat olmasında tıbbi açıdan engeli olmayan, yeme bozukluğu sorunu yaşamayan ve psikolojik açıdan dengede olan kilolu kişilere obezite cerrahisi öneriliyor. Kişinin obezite cerrahisine uygun olup olmadığı uluslararası rehberler tarafından belirlenmiş. Buna göre; </p>
<ul>
<li>Vücut Kitle İndeksi ≥ 40 kg/m² olan veya</li>
<li>Vücut Kitle İndeksi 35- 39.9 kg/m² olan ve obeziteyle ilişkili bir veya daha fazla hastalığı olanlar (Hipertansiyon, Tip 2 diyabet, uyku apnesi, yağlı karaciğer, kemik eklem hastalıkları gibi) veya</li>
<li>Vücut Kitle İndeksi 30- 34.9 kg/m² olup optimal tedaviye rağmen düzelmeyen tip 2 diyabeti olanlar, obezite ameliyatına uygun adaylar olarak kabul ediliyor.  </li>
</ul>
<p><strong>Obezite cerrahisi sağlığı nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>Obezite cerrahisinin temel amacı, fazla kilonun neden olduğu metabolik hastalıkları iyileştirmek, hastanın çok daha sağlıklı bir bedene kavuşmasını sağlamak. Obezite cerrahisiyle besin alımı ve/veya besin emiliminin kısıtlanması sonucunda vücutta bir dizi hormonal ve sinirsel değişimler gelişiyor. Böylece obezitenin neden olduğu sağlık sorunlarında çok ciddi oranlarda iyileşmeler görülüyor. Ayrıca cerrahi sonrasında istikrarlı bir şekilde kilo kaybı oluşuyor. Birçok bilimsel çalışma, ameliyattan hemen sonra kan şekeri ve kan basıncı düzeylerinde çok hızlı iyileşmeler görüldüğünü tespit etmiş. Öyle ki tip 2 diyabette yüzde 85’e, hipertansiyonda yüzde 80’e ve tıkayıcı uyku apnesinde yüzde 90’a varan düzelmeler bildirilmiş. Bunun yanı sıra obeziteyle ilişkili kanser riskinde azalma görüldüğü, kalp-damar hastalıkları, kas-eklem hastalıkları, sinir sistemi hastalıkları, hormonal hastalıklar ve psikolojik bozuklukların da gerilediği kaydedilmiş. </p>
<p><strong>Obezite cerrahisinde hangi yöntemler uygulanıyor?</strong></p>
<p>Obezite cerrahisinde uygulanan teknikler 3 başlık altında sınıflandırıyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici,<strong> </strong>bu yöntemleri şöyle özetliyor: </p>
<ul>
<li><strong>Gıda alımını kısıtlayan teknikler:</strong> Dünyada en sık kullanılan ve herkes tarafından bilinen bir teknik olan tüp mide ameliyatı bu sınıfta yer alıyor. Bu yöntemde amaç, mide hacmini azaltmak için mideyi küçük bir tüp haline getirip, alınan besin miktarını azaltmak  </li>
<li><strong>Gıda emilimini azaltan teknikler:</strong> Bu yöntemde amaç, besinin ince bağırsaklardan emildiği yüzey alanını azaltarak vücuda daha az kalori alınmasını temin etmek. Biliopankreatik saptırma ameliyatı bu yöntemler arasında yer alıyor. </li>
<li><strong>Gıda alımını kısıtlayan ve gıda emilimini azaltan kombine teknikler:</strong> Mini Gastrik Bypass ve Roux-en-Y Gastrik Bypass ameliyatları örnek olarak verilebilir. Bu ameliyatlarda mide hacmi azaltılarak ve belirli bir miktar ince bağırsak da emilim alanı dışında tutularak kalori alımı kısıtlanıyor. </li>
</ul>
<p><strong>Hangi yöntemin uygulanacağı nasıl belirleniyor?</strong></p>
<p>En az riskle en yüksek başarıyı elde edecek tekniği belirlemek obezite cerrahisinde büyük önem taşıyor. İlk olarak hastanın beklentilerinin net olarak ortaya konulması gerekiyor. Eşlik eden diyabet, hipertansiyon, crohn ve ülseratif kolit gibi hastalıkların, kullanılan ilaçların, alkol tüketiminin, yeme alışkanlığının, fiziksel aktivitelerin ve psikolojik durumunun belirlenmesi büyük önem taşıyor. Daha önce uygulanan müdahaleler ve/veya ameliyat öyküsü varsa ayrıntılarıyla öğreniliyor. Ardından yapılan kan tahlilleriyle vücut rezervleri ortaya konuluyor. Tüm bu bilgiler değerlendirilerek kişiye uygulanacak olan en uygun cerrahi teknik, standart uygulama adımlarıyla yapılıyor. </p>
<p><strong>Obezite cerrahisi riskli bir yöntem mi? </strong></p>
<p>İnsan bedenine yapılan tüm cerrahi müdahalelerde olduğu gibi obezite cerrahisinde de bazı riskler olabiliyor. Ancak obezite cerrahisi uzun yıllardır yapılan, etkinliğini ve güvenliğini ispat etmiş, sonuçları net olarak belirlenmiş bir tedavi yöntemidir. Ayrıca bilimsel çalışmalara göre; obezite cerrahisi günümüzde safra kesesi ya da diz protezi ameliyatlarından daha fazla risk içermiyor. Uygun hasta seçimi, hastanın yeterli seviyede değerlendirilmesi, tecrübeli hekim ve multidisipliner yaklaşım gösteren ekibin varlığı, kaliteli ve teknolojik malzeme kullanımı, sıkı hasta takibi, sorumluluklarının farkında olup ödevlerini yerine getiren hasta, obezite cerrahisinde başarıyı sağlayıp riski azaltan en önemli parametreleri oluşturuyor.   </p>
<p><strong>Obezite cerrahisi sonrasında ne kadar sürede kaç kilo veriliyor? </strong></p>
<p>Kaybedilen kilo; uygulanan ameliyat tekniğine, eşlik eden hastalığa, kişinin sağlıklı beslenme programına uyum göstermesine, fiziksel aktivitesine ve bireysel özelliklerine göre değişkenlik gösteriyor. Obezite cerrahisi sonrasında genel olarak ilk 6 ayda fazla kilonun yarısı, birinci yılın sonunda da fazla kilonun yüzde 70-80’i kaybediliyor. Yani kabaca bir örnek verilirse; boyu 170 cm olup vücut ağırlığı 120 kg olan bir kişi obezite cerrahisi sonrasında ilk 6 ayda ortalama olarak 30-35 kg, ilk yılın sonunda da 40-45 kg kaybediyor. </p>
<p><strong>Obezite cerrahisinden sonra tekrar kilo alma riski var mı?</strong></p>
<p>Sağlıklı beslenme alışkanlığının kavranması ve daha aktif bir yaşamın tercih edilmesi kilo kaybının kalıcı olarak sağlanmasında en büyük etkeni oluşturuyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici, obezite cerrahisi sonrasında ortalama olarak 1.5 – 2 yıl istikrarlı bir şekilde kilo kaybı görüldüğüne işaret ederek, “Yeniden kilo alımı da ağırlıklı olarak 2 yıldan sonra ortaya çıkıyor. Bilimsel çalışmalarda, ameliyat sonrasında yüzde 20 oranında geri kilo alımı bildiriliyor. Yetersiz cerrahi teknik, kişinin ameliyat sonrasındaki sürece uyum gösterememesi ve duygusal yeme bozukluğunun varlığı, geri kilo alımında en önemli faktörleri oluşturuyor.” bilgisini veriyor.  </p>
<p><strong>Obezite cerrahisinden sonra takibin önemi nedir?</strong></p>
<p>Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici, obezite cerrahisi sonrasında hasta takibinin en az başarılı bir ameliyat yapmak kadar önem taşıdığına dikkat çekerek, “Zira obezite cerrahisi sonrasında takip edilmeyen hastalarda; yeme bozukluğu, vücutta sarkma, saç dökülmeleri, metabolik ve psikolojik sorunlar ile geri kilo alımı gibi problemler daha sık görülüyor.” diyor. Cerrahi sonrasında birinci hafta, birinci ay, üçüncü ay, altıncı ay, birinci yıl ve sonrasında yıllık takip öneriliyor. Bunun yanı sıra kişinin ihtiyaçlarına göre, ara takiplerle sürekli bağlantı halinde kalmak gerekiyor. Bu takip sürecinde; hastanın vücut yapısının değerlendirilmesi, aralıklı olarak kan değerlerinin takip edilerek ihtiyaç halinde hızlıca takviye edilmesi, hastanın motivasyonunu ve uyumunu en üst seviyede tutması büyük önem taşıyor. Sağlıklı beslenme alışkanlığının benimsenmesi ve fiziksel aktivitenin artırılması sürecinde hastaya sunulan profesyonel destek başarıyı getiriyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-cerrahisi-hakkinda-en-cok-merak-edilen-8-soru-379125">Obezite Cerrahisi Hakkında En Çok Merak Edilen 8 Soru!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tiroid ile İlgili Merak Edilen 10 Soru ve Yanıtı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tiroid-ile-ilgili-merak-edilen-10-soru-ve-yaniti-376452</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 May 2023 09:40:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[tiroid]]></category>
		<category><![CDATA[yanıtı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=376452</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tiroid kanseri, diğer kanser türlerine oranla iyi seyir gösteriyor ve kadınlarda, erkeklere oranla daha sık ortaya çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tiroid-ile-ilgili-merak-edilen-10-soru-ve-yaniti-376452">Tiroid ile İlgili Merak Edilen 10 Soru ve Yanıtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tiroid kanseri, diğer kanser türlerine oranla iyi seyir gösteriyor ve kadınlarda, erkeklere oranla daha sık ortaya çıkıyor. Tüm dünyada troid kanserinin görülme sıklığında ortaya çıkan %100’ün üzerinde artışa ise radyasyona maruziyet, teknolojinin günlük yaşamın içinde olması, genetik yatkınlık ve düzenli tarama yöntemleri ile çok küçük nodüllerin saptanabilmesi neden oluyor. Peki, her tiroid nodülü kanser mi? Ne zaman doktora başvurmalı ve ne sıklıkla tarama yaptırılmalı? Memorial Ataşehir/Hizmet Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Bülent Çitgez, 25-20 Mayıs Tiroid Farkındalık Haftası’nda, tiroid hastalıkları ve kanserleri ile ilgili merak edilen soruları yanıtladı. </p>
<p><strong>1- Her nodül kanser midir? </strong></p>
<p>Çoğunlukla görüntüleme veya fizik muayene sırasında tesadüfen saptanan tiroid nodülleri yetişkin popülasyonun yarısını etkilemektedir. Yüksek yayınlık oranına rağmen genellikle belirti vermeyen tiroid nodüllerinin yalnızca %10-15&#8217;i kötü huylu tümör olarak kendini göstermektedir. Tiroid nodüllerini değerlendirmede önemli olan iyi huylu nodüllerde hasta özelinde tedavi uygulanması ve düşük risk oluştursa da tıbbi müdahaleden fayda sağlayacak kötü huylu nodüllerin belirlenmesidir.</p>
<p><strong>2- Tiroidin kanser dışı hastalıkları nelerdir?</strong></p>
<p>Tiroid hastalığının iki ana tipi hipotiroidizm ve hipertiroidizmdir. Her iki duruma da tiroid bezinin çalışma şeklini etkileyen diğer hastalıklar neden olabilmektedir. Hipertiroidizm semptomları kaygı ve sinirlilik hali, hiperaktivite, uykusuzluk, yorgunluk, ısıya duyarlılık, kas güçsüzlüğü, ishal, normalden daha sık idrara çıkmak, susuzluk hissi, kaşıntı ve cinsel isteksizliktir. Hipotiroidizm belirtileri durumun ciddiyetine bağlıdır. Sorunlar genellikle birkaç yıl içinde yavaş yavaş gelişir. Yorgunluk ve kilo alımı gibi hipotiroidizm semptomları çabuk fark edilmez. Ancak metabolizma yavaşlamaya devam ettikçe daha belirgin problemler gelişebilir. Hipotiroidizm belirtileri yorgunluk, soğuğa karşı intolerans, kabızlık, kuru cilt, kilo alımı, şişmiş yüz, boğuk ses, kaba saç ve cilt, kas güçsüzlüğü, kas ağrıları, kaslarda hassasiyet ve sertlik, normalden daha şiddetli veya düzensiz olan adet döngüleri, saç dökülmesi, yavaşlamış kalp hızı, depresyon ve unutkanlığı içermektedir.</p>
<p><strong>3- Tiroid nodülü nasıl fark edilir? </strong></p>
<p>Tiroid nodüllerinin çoğu belirti göstermeden ortaya çıkmakta, fizik muayenede veya tesadüfen diğer görüntüleme işlemleri sırasında yakalanmaktadır. Yakındaki yapıları sıkıştıran kötü huylu veya belirti gösteren nodüller için cerrahi gerekebilir. Bu nedenle tedavinin ilaçla mı yoksa cerrahi müdahale ile mi yapılacağının belirlenmesi için ileri tetkikler istenebilir. Tiroid nodülleri için tercih edilen görüntüleme yöntemi ultrasondur ve ultrason rehberliğinde ince iğne aspirasyon biyopsisi tercih edilen doku örneklenmektedir. Bir santimetre ya da daha büyük nodüller, ultrasonda şüpheli görünüme sahip nodüller veya kötü huylu nodül riskini daha iyi ölçmek için hücresel analiz gerekir. Ameliyat öncesi biyopsi ve patolojik tanı, hastayı ikinci kez ameliyat riskinden kurtarmaktadır.</p>
<p><strong>4- Tiroid kanseri belirtileri nelerdir? </strong></p>
<p>Çoğu tiroid kanseri, hastalığın erken döneminde herhangi bir belirti veya semptoma neden olmamaktadır. Tiroid kanseri büyüdükçe boyunda ele gelen yumru, dar gömlek yakalarının çok sıkı hale geldiği hissi, artan ses kısıklığı da dahil olmak üzere sesinizdeki değişiklikler, yutma güçlüğü, boyundaki şişmiş lenf düğümleri, boğaz ve boyunda ağrı gibi semptomlara neden olabilmektedir.</p>
<p><strong>5- Tiroid kanseri vücuda yayılır mı?</strong></p>
<p>Tiroid kanseri bazen yakındaki lenf düğümlerine veya vücudun diğer bölgelerine yayılabilmektedir. Yayılan kanser hücreleri, ilk tanı konulduğunda veya tedavi sonrası takiplerde saptanabilir. Tiroid kanserlerinin büyük çoğunluğu ise hiç yayılım yapmaz.</p>
<p><strong>6- Tiroid kanserinde tedavi nasıldır? Kemoterapi gerekli midir?</strong></p>
<p>Tiroid nodülü küçük ve tek taraflıysa nodül bulunan kısım çıkarılırken, büyük bir tiroid nodülü varsa tüm tiroid alınmaktadır. Ameliyat sonrası kan dolaşımına katılarak var olabilecek kanser hücrelerini yok eden radyoaktif iyot tedavisi, radyoterapi, kemoterapi ve hedefe yönelik tedaviler gerekli hastalarda uygulanabilir. Kemoterapi, tiroid kanserini tedavi etmek için nadiren kullanılır, ancak bazen vücudun diğer bölgelerine yayılmış tiroid kanserinin agresif ve nadir görülen türünde tercih edilebilir. Kemoterapi tedavisi süreci kanserli hücreleri öldüren güçlü ilaçlar almayı içerir. Tiroid kanserini tedavi etmez, ancak semptomları kontrol etmeye yardımcı olabilir.</p>
<p><strong>7- Tiroid kanseri genetik midir? Ailede tiroid tespit edilirse ne yapmak gerekir? </strong></p>
<p>Dokularda oluşan kanser tipleri arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Medüller olmayan tiroid kanseri papiller, foliküler ve anaplastik türleri içermektedir. Tiroid kanserlerinin büyük çoğunluğu, yaklaşık %70 ila %80&#8217;i papiller tiroid kanseridir ve genellikle hastalığın agresif olmayan ve yüksek oranda tedavi edilebilir bir şeklidir. Bu vakaların çoğu seyrek olarak ortaya çıktığından veya herhangi bir belirgin genetik geçişe bağlı olmadığından, kişisel veya aile öyküsünde tekil bir papiller tiroid kanseri vakası olan birine genetik danışmanlık veya test önerilmektedir. Cowden sendromu, ailesel yani genetik olarak geçen koşullarda meydana gelmektedir. Bu nedenle ailede bir kişide tiroid kanseri varsa, erkenden teşhis etmek için diğer aile bireylerine de tiroid ultrasonu çekilmesi önerilmektedir. Papiller tiroid kanseri öyküsü bulunan yakın akrabası olan bir aileye sahip kişilerde de ultrason ile tiroid kanseri taraması yapılmalıdır. Medüller tiroid kanseri ile ilişkili olan tip 2 (MEN2) kalıtsal bir hastalıktır. Bu tip tiroid kanseri olan tüm bireyler, genetik danışmanlık için sevk edilmeli ve genetik test önerilmelidir. Bir ailede RET geninde bir mutasyon tespit edilirse, koruyucu cerrahiden (tiroidektomi) yararlanabilmeleri için diğer akrabalarda bu durumu teşhis etmek önemli olacaktır. Genel olarak, hastalar tiroid bezleri çıkarıldıktan sonra uygun ilaç tedavisi ve takip ile uzun, kaliteli ve aktif bir yaşam sürebilmektedir.</p>
<p><strong>8- Tiroid kanseri diğer kanser türlerine göre daha mı az <strong>risklidir?</strong></strong></p>
<p>Tiroid kanseri olan çoğu hasta için prognoz yani hastalığın ileriki dönemde nasıl etkileneceğine dair sonuçlar mükemmeldir. Hastaların genelinde tiroid kanserinin yaşamı tehdit edici olmadığı ve tedavi edilebilir olduğu anlamına gelmektedir. Ancak küçük bir hasta grubunda hastalık ilerlemiş olabilir.</p>
<p><strong>9- Tiroid hastalığının kilo ile ilişkisi var mı? </strong></p>
<p>Hipotiroidizmi olan bir kişide bazal metabolik hız azaldığından, aktivitesi azalmış bir tiroid bezi genellikle bir miktar kilo alımı ile ilişkilidir. Kilo alımı, daha şiddetli hipotiroidizmi olan kişilerde fazla görülür. Bununla birlikte, hipotiroidizme bağlı bazal metabolik hızdaki azalma genellikle hipertiroidizmde görülen belirgin artıştan çok daha az dramatiktir ve tiroidin daha az aktif olması nedeniyle ağırlıkta daha küçük değişikliklere yol açmaktadır. Hipotiroid bir kişide kilo alımının nedeni de karmaşıktır ve her zaman aşırı yağ birikimi ile ilişkili değildir. Hipotiroid bireylerde kazanılan ekstra kiloların çoğu, aşırı tuz ve su birikiminden kaynaklanır. Kilo alımı nadiren hipotiroidizm ile ilişkilidir. Hipotiroidizmin mevcut tek semptomu kilo alımıysa, bunun yalnızca tiroide bağlı olması daha az olasıdır. Hipertiroidizm durumunda ise vücudun normalde olduğundan daha fazla enerji kullanması söz konusudur ve bu da kilo kaybına neden olabilmektedir.</p>
<p><strong>10- Tiroid hastalığı veya kanseri gebeliği etkiler mi? </strong></p>
<p>Aktif hipertiroidizmi olan kişilerin gebelik sırasında antitiroid ilaçlaı alması gerekir. Bunlar plasentaya geçtiğinden, bebeğin etkilenme olasılığı daha düşük olacak şekilde mümkün olan en düşük doz ile reçete edilmektedir. Hipertiroidizm için başka bir tedavi olan radyoaktif iyot hamilelik sırasında kullanılamaz. Eğer hipertiroidizm kontrol altında değilse, hamileliğin erken evrelerinde düşük yapma riskini artırabilir. Bu nedenle gebelik sırasında ilaç kullanmak istemeyen anne adayları, gebelik öncesinde Graves Hastalığı için radyoaktif iyot tedavisi veya ameliyat seçeneğini tercih edebilir. Antitiroid ilaçların dozu çok yüksekse, bebeğin tiroidi yetersiz hale gelebilir ve bebekte guatr gelişebilir. Bu nedenle gebe kalma planı öncesinde doktor kontrolünde ilaç kullanımı düzenlenmeli ya da bırakılmalıdır. Tedavi edilmemiş aşırı aktif tiroid bezi, gebelik için antitiroid ilaç almaktan daha büyük risk taşımaktadır. Hamilelikte yüksek tansiyon, bebeğin zayıf büyümesi ve erken doğum gibi komplikasyonlara yol açabilir. İlaç dozunun uygun olup olmadığının kontrolü için gebelikte tiroid fonksiyon testlerinin düzenli olarak yapılması gerekir.</p>
<p>Hipotiroidizmi de tedavi edilmediğinde gebelikte erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve solunum sıkıntısına yol açabilir. Hipotiroid anneyi tedavi etmek için tiroid hormon tedavisi kullanılır ve ilacın dozu, bireyin tiroid hormon seviyelerine bağlıdır. Gebeliğin ilk yarısında tiroid hormon düzeyleri 4 haftada bir kontrol edilmelidir. Tüm yenidoğanlar için rutin tarama ise, tiroid hormon düzeylerinin test edilmesini içerir.</p>
<p>Gebelikte tiroid kanseri tespit edilmesi durumunda, tümör yavaş yayılımlı olduğu için pek çok hastada ameliyat için doğum sonrası beklenebilir. Ancak kanser hızla büyüyorsa veya tiroidin dışına boyundaki lenf bezlerine yayılmışsa, ameliyat gebelik sırasında yapılabilir. Bunun için en uygun zaman, ikinci trimesterdir. Birinci ve üçüncü trimesterlarda da hastalar güvenli sonuçlarla tiroidektomi olabilse de bu zaman çerçevesi ideal değildir. Yine de agresif hastalık durumunda tedavi için önerilir</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tiroid-ile-ilgili-merak-edilen-10-soru-ve-yaniti-376452">Tiroid ile İlgili Merak Edilen 10 Soru ve Yanıtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkanlık ve Şehir Meclisleri Fikir Projesi yarışmasında büyük ödül 500 bin lira Anıt yapı yarışmasında son soru sorma tarihi 8 Mayıs</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskanlik-ve-sehir-meclisleri-fikir-projesi-yarismasinda-buyuk-odul-500-bin-lira-anit-yapi-yarismasinda-son-soru-sorma-tarihi-8-mayis-372450</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 May 2023 13:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anıt]]></category>
		<category><![CDATA[başkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[lira]]></category>
		<category><![CDATA[mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[meclisleri]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[sorma]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yarışmasında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=372450</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 30 Ekim İzmir depreminde hasar gördüğü için yıkılan ana hizmet binasının yerine inşa edilecek anıt yapı için açtığı fikir projesi yarışmasına başvurular sürüyor. “Bir Uygarlık Odağı Olarak Başkanlık ve Şehir Meclisleri Fikir Projesi” başlıklı yarışmada son soru sorma tarihi 8 Mayıs.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskanlik-ve-sehir-meclisleri-fikir-projesi-yarismasinda-buyuk-odul-500-bin-lira-anit-yapi-yarismasinda-son-soru-sorma-tarihi-8-mayis-372450">Başkanlık ve Şehir Meclisleri Fikir Projesi yarışmasında büyük ödül 500 bin lira Anıt yapı yarışmasında son soru sorma tarihi 8 Mayıs</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 30 Ekim İzmir depreminde hasar gördüğü için yıkılan ana hizmet binasının yerine inşa edilecek anıt yapı için açtığı fikir projesi yarışmasına başvurular sürüyor. “Bir Uygarlık Odağı Olarak Başkanlık ve Şehir Meclisleri Fikir Projesi” başlıklı yarışmada son soru sorma tarihi 8 Mayıs.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 30 Ekim depreminde hasar gören ana hizmet binasının yerinde inşa edilecek anıt yapı için açtığı fikir projesi yarışmasına başvurular devam ediyor. “Bir Uygarlık Odağı Olarak Başkanlık ve Şehir Meclisleri Fikir Projesi” yarışması için son soru sorma tarihini 8 Mayıs Pazartesi günü olarak açıklayan Büyükşehir Belediyesi, proje teslim tarihini 3 Temmuz olarak belirledi. Yarışma ile ilgili detaylara “sehirmeclisleriyarismasi.izmir.bel.tr” adresinden ulaşılıyor. Yarışma ile yerel demokrasinin temsil edildiği Büyükşehir Belediye Başkanlığı, toplumsal yaşamı iyileştiren kararların alındığı halka açık Belediye Meclis Salonu projelerinin elde edilmesi hedefleniyor. Projede İzmir kentinin odağında, Türkiye’nin ikinci yüzyılındaki yerel demokrasi idealini kent hafızası ile birleştiren bir tasarım bekleniyor.</p>
<p><strong>Kentlinin gündelik yaşamına katkı koyacak</strong><br />Yarışmanın projesi, yaklaşık iki yüz yıldır kentin hem tarihsel hem de yönetsel merkezi olan Konak (Atatürk) Meydanı için tasarlanacak. Konumu ve içinde barındırdığı yapılarla kentin yoğun bir alanı olarak yaşayan Konak Meydanı, yıllar içinde yapılan imar çalışmaları, yarışmalar ve farklı düzenlemeler ile değişime uğrasa da kent merkezi özelliğini hala sürdürüyor. Seçilecek projede alanın kentsel özelliklerinin ortaya çıkarılması, alanın tarihi, kültürel, sosyal değerlerinin göz önüne alınarak, kentlinin gündelik yaşamına katkı koyması göç önüne alınacak.</p>
<p><strong>İki aşamalı olacak</strong><br />Serbest, ulusal, iki aşamalı olan fikir projesi yarışmasıyla, “İzmir’in demokrasi odağının” ne tür işlevleri içereceği ve İzmirlilerle ilişkisinin nasıl kurulacağı konusunda bir tahayyül geliştirmesi ve bunu bir yapı önerisi haline getirmesi bekleniyor.</p>
<p>Yarışmanın birincisine 500 bin, ikincisine 400 bin, üçüncüsüne 300 bin lira verilecek. Yarışmayla 100 bin lira değerinde beş mansiyon ödülü dağıtılacak.<br />Yarışmanın jüri başkanı mimar Nevzat Sayın. Asli jüri üyeleri ise Mimar Emre Arolat, peyzaj mimarı Prof. Dr. Erhan Vecdi Küçükerbaş, mimar Ersen Gürsel, mimar Prof. Dr. Hikmet Gökmen, inşaat mühendisi, şehir ve bölge plancısı Prof. Dr. İlhan Tekeli, İnşaat Mühendisi, Şehir ve Bölge Plancısı, heykeltıraş Prof. Meriç Hızal.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskanlik-ve-sehir-meclisleri-fikir-projesi-yarismasinda-buyuk-odul-500-bin-lira-anit-yapi-yarismasinda-son-soru-sorma-tarihi-8-mayis-372450">Başkanlık ve Şehir Meclisleri Fikir Projesi yarışmasında büyük ödül 500 bin lira Anıt yapı yarışmasında son soru sorma tarihi 8 Mayıs</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Embriyoda Genetik Test Hakkında Merak Ettiğiniz 7 Soru ve Yanıtı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/embriyoda-genetik-test-hakkinda-merak-ettiginiz-7-soru-ve-yaniti-370403</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Apr 2023 09:00:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[embriyoda]]></category>
		<category><![CDATA[ettiğiniz]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[yanıtı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=370403</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüp bebek tedavisinde sağlıklı embriyo seçmek için uygulanan genetik testler; 35 yaş üstü kadınlar, tekrarlayan gebelik kayıpları olan veya genetik bozukluk taşıyıcısı olan kişilerde ön plana çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/embriyoda-genetik-test-hakkinda-merak-ettiginiz-7-soru-ve-yaniti-370403">Embriyoda Genetik Test Hakkında Merak Ettiğiniz 7 Soru ve Yanıtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüp bebek tedavisinde sağlıklı embriyo seçmek için uygulanan genetik testler; 35 yaş üstü kadınlar,  tekrarlayan gebelik kayıpları olan veya genetik bozukluk taşıyıcısı olan kişilerde ön plana çıkıyor. Embriyoya herhangi bir zarar vermeyen genetik testler sağlıklı gebeliğe ulaşma süresini de kısaltabiliyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nden Prof. Dr. Ilgın Türkçüoğlu, embriyoda genetik test hakkında merak edilen sorular hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>1-Embriyoda genetik test nedir? </strong></p>
<p> </p>
<p>Embriyoda genetik test yapmak sadece tüp bebek yaptıran hastalarda mümkündür. Bu testler genetik olarak normal, sağlıklı embriyoyu seçmek amacıyla yapılmaktadır. Bölünme aşamasındaki embriyodan az sayıda hücre, biyopsi yöntemi ile alınarak genetik laboratuvarına gönderilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>2-Embriyoda kaç çeşit genetik test yapılabilir? </strong></p>
<p> </p>
<p>Bu hücrelerde iki tip genetik test yapılabilir. Preimplantasyon genetik tarama (PGT-A) ve Preimplantasyon genetik tanı (PGT-M).</p>
<p> </p>
<p><strong>3-Preimplantasyon genetik tarama (PGT-A) testinin amacı nedir?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Preimplantasyon genetik taramanın (PGT-A) amacı kromozomal olarak normal olan çiftte, embriyoda kendiliğinden ortaya çıkan sayısal kromozomal anormallikleri saptamaktır. Teorik olarak, genetik olarak normal embriyonun transferinin gebelik kaybı ve buna bağlı gelişen komplikasyonların riskini azaltması, sağlıklı devam eden gebelik şansını artırması beklenmektedir. Genetik olarak sağlıklı euploid embriyo 23 çift kromozom içerir. Bu kromozom çiftlerinin bir tanesi anneden diğeri babadan gelir. Düşük kaliteli yumurta ya da sperm hücreleri kromozomlar içerisinde bulunan DNA molekülünde genetik hataları bulunan hücrelerdir. Ayrıca hücre bölünmesi ya da döllenmede oluşan sorunlar da embriyoda sayısal kromozomal bozukluklara (aneuploidi) neden olabilir. Aneuploid embriyoların gebelikle sonuçlanma şansı oldukça düşüktür. Gebelik oluşsa bile gebelik kaybı riski yüksektir. </p>
<p> </p>
<p><strong>4-Preimplantasyon genetik tarama (PGT-A) kimlere yapılır?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kadın yaşı arttıkça yaşlı yumurta hücreleri yıllar içerisinde DNA’larında genetik hata biriktirirler. Bu da genetik olarak anormal embriyo gelişimine neden olur. Yirmili yaşlarındaki kadınların embriyolarının %70’i euploid iken, 40 yaşında euploid embriyo oranı %25’e düşmektedir. 35 yaşından sonra doğal yollardan gebe kalma şansının azalması, kısırlık oranlarının artması, gebelik kaybı oranlarının artması ve aneuploidi oranlarının artmasının nedeni artan kadın yaşı ile yumurta kalitesinin azalmasıdır. Dolayısı ile 35 yaş üstü kadınlar Preimplantasyon Genetik Tarama (PGT-A) adayıdırlar.</p>
<p> </p>
<p>Tekrarlayan gebelik kaybı 20 haftanın altında 3 ya da daha fazla gebelik kaybını ifade eder. Sıklıkla 12. Gebelik haftasına kadarki dönemde görülür ve çoğunun nedeni embriyoda aneuploididir. Bu hasta grubunun kısırlık sorunu olmasa da art arda yaşanan kayıplar hastada psikolojik baskı ve artmış gebelik komplikasyonları ile yüz yüze getirmektedir. PGT-A bu olgularda sağlıklı gebeliğe ve canlı doğuma kavuşma süresini kısaltabilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>5-Preimplantasyon genetik tanı (PGT-M) testinin amacı nedir?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Preimplantasyon genetik tanının amacı, ebeveynlerden bir ya da ikisinde kalıtımsal genetik bozukluk bulunan çiftlerde genetik olarak bu bozukluğu taşımayan sağlıklı embriyoyu belirlemektir. PGD-M genel bir tarama testi olmayıp embriyoda sadece ailede bulunan hastalıkla ilgili genin varlığını araştırmaktadır.  Ayrıca ailede kök hücre transplantasyonu gereği olan hasta çocuk varlığında Human Lökosit Antijen (HLA) uyumlu embriyoyu seçmek ya da ileride bazı hastalıkların riskini artıran genetik bozuklukları tespit etmek (meme kanseri riskini artıran BRCA-1 geni gibi) için de kullanılmaktadır. </p>
<p> </p>
<p><strong>6-Preimplantasyon genetik tarama ve tanı testi embriyoya zarar verir mi?</strong></p>
<p> </p>
<p>Embriyo hücre biyopsisi blastokist denilen 5. Gün embriyosuna uygulanmaktadır. Bu aşamada embriyoda 100’den fazla hücre bulunmaktadır ve plasentayı oluşturacak hücrelerle fetüsü oluşturacak hücreler farklılaşmıştır. Hücre biyopsisi plasentayı oluşturacak trophoektoderm’den alınmaktadır. Deneyimli merkezlerde biyopsi işlemine ait embriyoda bir zarar oluşmamaktadır. </p>
<p> </p>
<p><strong>7-Preimplantasyon Genetik Tarama ve Tanı Testi Kimlere Önerilmektedir? </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Preimplantasyon genetik tarama (PGT-A) </p>
<ul>
<li>İnfertilite nedeniyle tüp bebek tedavisi uygulanan 35 yaş üstü kadınlar</li>
<li>Tekrarlayan gebelik kaybı olan olgular</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Preimplantasyon genetik tanı (PGT-M)</p>
<ul>
<li>Tek gen hastalıkları için</li>
<li>Ebeveynlerden her ikisinin de genetik bozukluk için taşıyıcı olması (bazı nadir hastalıklar için tek ebeveynin taşıyıcı olması)</li>
<li>Genetik bozukluktan etkilenmiş biyolojik çocuk varlığı</li>
<li> </li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/embriyoda-genetik-test-hakkinda-merak-ettiginiz-7-soru-ve-yaniti-370403">Embriyoda Genetik Test Hakkında Merak Ettiğiniz 7 Soru ve Yanıtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öğrenciler soru çözüm kampına girdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ogrenciler-soru-cozum-kampina-girdi-370124</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Apr 2023 13:00:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[girdi]]></category>
		<category><![CDATA[kampına]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=370124</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kemer Belediyesi Ahmet Erkal Destek Eğitim Kursu’nda ücretsiz olarak üniversiteye hazırlanan 300 öğrenci, soru çözüm kampına girdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ogrenciler-soru-cozum-kampina-girdi-370124">Öğrenciler soru çözüm kampına girdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kemer Belediyesi Ahmet Erkal Destek Eğitim Kursu’nda ücretsiz olarak üniversiteye hazırlanan 300 öğrenci, soru çözüm kampına girdi.</p>
<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu tarafından eğitime kazandırılan Ahmet Erkal Destek Eğitim Kursu’nda alanında uzmanlaşmış 11 öğretmen eşliğinde üniversiteye hazırlanan öğrenciler, yaklaşan üniversite sınavı öncesinde soru çözüm kampına girdi.</p>
<p>Hafta içi her gün sabahtan akşam 20.30’a kadar tempoyu artırmak adına soru çözen öğrenciler, yapamadıkları soruları ise öğretmenleri eşliğinde çözüyor.</p>
<p>Yaklaşık 1 ay sürecek olan kamp sonrası öğrencilerin seri deneme sınavlarına da gireceği öğrenildi. Seri deneme sınavlarının ise haftanın her günü yapılacağı bildirildi.</p>
<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, yaptığı açıklamada, “Geleceğimizin teminatı olan öğrencilerimiz, kurs merkezimizde soru çözüm kampına girdi. Yaklaşan üniversite sınavı öncesinde hem tempolarını artıyorlar hem de anlamadıkları konuları öğretmenleri eşliğinde tekrar gözden geçiriyor. Öğrencilerimiz kamp sonrası seri deneme sınavlarına da girerek kendi seviyelerini de belirleyecek. Tüm öğrencilerimize şimdiden başarılar diliyorum. Eğitime yaptığımız katkılar aratarak devam edecek.” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ogrenciler-soru-cozum-kampina-girdi-370124">Öğrenciler soru çözüm kampına girdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser ile İlgili Merak Edilen 10 Soru ve Yanıtı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-ile-ilgili-merak-edilen-10-soru-ve-yaniti-363074</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2023 09:12:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[yanıtı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363074</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanserin tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de görülme oranı gün geçtikçe artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-ile-ilgili-merak-edilen-10-soru-ve-yaniti-363074">Kanser ile İlgili Merak Edilen 10 Soru ve Yanıtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kanserin tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de görülme oranı gün geçtikçe artıyor. Hayati riske yol açması bakımından kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer alan kanser hakkında hastalar pek çok konuyu merak ediyor. Memorial Ataşehir ve Hizmet Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Bülent Çitgez, &#8220;1-7 Nisan Kanser Haftası&#8221; nedeniyle kanser hakkında en çok merak edilen sorulara yanıt verdi.</p>
<p><strong>1.Kanseri erken belirleyebilmek için neler yapmalıyım?</strong></p>
<p>Her kanserin belirtileri farklıdır. Kanserin bulunduğu organa ve organın vücuttaki fonksiyonuna göre ortaya çıkan belirtiler de değişebilmektedir. Örneğin meme kanseri hastaları memede kitle nedeniyle başvururken, kolon kanseri kansızlık ve kabızlık şikayeti ile doktora başvurur. Kanseri erken teşhis edebilmek için belirli dönemlerde rutin sağlık kontrollerinin yapılması hayati önem taşımaktadır. Rutin kontrollerin yaşa ve risk grubuna göre yapılması da önemlidir. </p>
<p><strong>2.Memedeki kitleler kansere dönüşür mü?</strong></p>
<p>Memedeki her kitle kanser olmadığı gibi her kitle de kansere dönüşmez. Ama ani ve hızlı gelişen, büyüyen kitlelerde zaman kaybetmeden bir meme cerrahi uzmanına başvurarak muayene olmak ve gerekli radyolojik kontrollerin yaptırılması önemlidir. Her kanserde olduğu gibi meme kanserinde de teşhis ne kadar erken olursa, tedavinin etkinliği de o kadar artmaktadır.</p>
<p><strong>3.Tedavi sürecinde evcil hayvan beslenebilir mi?</strong></p>
<p>Kanser tedavisi sürecinde aşılarının yapılması ve hijyenin sağlanması koşuluyla evcil hayvan beslenmesinde bir sakınca bulunmamaktadır. Hatta hastalar ile evcil hayvanlar arasında kurulan kuvvetli duygusal bağın tedavi sürecini olumlu etkilediği bile söylenebilir. </p>
<p><strong>4.Tedavi sırasında enfeksiyon riski artar mı? Nasıl önlem almalıdır?</strong></p>
<p>Özellikle kemoterapi tedavisi esnasında alınan ilaçlara bağlı olarak değişmekle beraber, bağışıklık sistemi baskılanabilmektedir. Bu nedenle hastalar ister istemez enfeksiyon etkenlerine açık bir hale gelebilmektedir. Bu dönemde özellikle kış aylarında kalabalıktan uzak durulması, maske takılması önemlidir. Yaz aylarında ise öğle güneşinden uzak durulmalıdır.</p>
<p><strong>5.Kanser tedavisi genç hastalarda çocuk sahibi olma ihtimalini azaltır mı</strong>? </p>
<p>Kemoterapi özellikle genç kadınlarda yumurta rezervini de düşürdüğü için gebelik şansı azalmaktadır ancak bu hastaların çocuk sahibi olamayacağı anlamına gelmemektedir. Çocuk sahibi olamama riski menopoza yakın hastalarda daha fazladır. Tedavi sürecinde çocuk sahibi olma ihtimalini artırabilmek adına yumurta toplama ve dondurma gibi önlemler alınabilmektedir. Bu sayede tedavi bitiminde hastaların gebelik şansı tüp bebek yöntemi ile artmaktadır.</p>
<p><strong>6.Memedeki kitlenin ağrı yapması kötü huylu olduğunu mu gösterir?</strong></p>
<p>Memede ortaya çıkan her kitle ağrı yapmamaktadır. Memedeki kistik lezyonlar ve mastit denilen meme iltihabı ağrı kaynağı olabilmektedir. Ancak memede bir kitle saptandığında ağrı olsun olmasın mutlaka muayene ve radyolojik değerlendirme gerekmektedir. </p>
<p><strong>7.Kanser tedavisi alan hastalar il dışına veya seyahate gidebilir mi?</strong></p>
<p>Tedavi süresi boyunca hastanın seyahate çıkıp çıkamayacağı hastalığın evresine ve kişinin bağışıklık sisteminin uygunluğuna göre değişebilmektedir. Hastanın bağışıklık sistemi uygunsa seyahate çıkmasında bir sakınca bulunmamaktadır. </p>
<p><strong>8.Kemoterapi sırasında veya sonrasında hamile kalmak riskli midir? </strong></p>
<p>Gebelik esnasında kemoterapi alınabilir. Ancak özellikle meme kanseri tedavisinin bitiminden hemen sonra gebelik çok önerilmemektedir. Gebelik sırasında yaşanan hormonal artışlar meme kanserini tetikleyebilmektedir. </p>
<p><strong>9.Kanser tedavisi sürecinde beslenmede nelere dikkat edilmeli?</strong></p>
<p>Aslında beslenme, kanser tedavisi ve etyolojisinde en ön sıralarda yer almamaktadır. Ancak hazır ve paketli gıdalar, koruyucu içeren gıdalar, tütsülenmiş, salamura, yanmış gıdalardan uzak durmak gerekir. Olabildiğince mevsiminde ve doğal yollarla elde edilmiş besinlerin tüketilmesi gerekir. Mevsiminde en uygun ve en bol hangi besine ulaşılabiliyorsa bu gıdaların tüketilmesi en doğru yaklaşımdır. Yazın domates ve karpuz, kışın portakal tüketmek örnek olarak gösterilebilir.</p>
<p><strong>10. Meme kanserli hastalarda soya ürünlerinden kaçınılmalı mı? Her aldığımız üründe soya olup olmadığına bakılmalı mıdır?</strong></p>
<p>Soya ve soya ürünleri östrojenik etkiye sahiptir. Bu nedenle özellikle risk faktörü olan hastalarda ve/veya meme kanseri tedavisi alan kişilerde soya ve soya ürünü içeren gıdalardan uzak durmakta fayda vardır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-ile-ilgili-merak-edilen-10-soru-ve-yaniti-363074">Kanser ile İlgili Merak Edilen 10 Soru ve Yanıtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk korku ve kaygılarıyla baş edebilmek için soru sorabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuk-korku-ve-kaygilariyla-bas-edebilmek-icin-soru-sorabilir-357772</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Mar 2023 10:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kaygılarıyla]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[sorabilir]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=357772</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuğun depremle ilgili soruları yaşına uygun şekilde cevaplanmalı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuk-korku-ve-kaygilariyla-bas-edebilmek-icin-soru-sorabilir-357772">Çocuk korku ve kaygılarıyla baş edebilmek için soru sorabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocuğun depremle ilgili soruları yaşına uygun şekilde cevaplanmalı</strong></p>
<p><strong>Çocukların özellikle depremle ilgili korku ve kaygılarıyla baş etmek için bu konudaki sorularını sık sık sorduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, bu soruların çocuğun yaşına uygun şekilde cevaplanması gerektiğine dikkat çekti. Ergür, çocukların ebeveynlerini ve büyüklerini gözlemleyerek kaygılarıyla baş etmeye çalıştığının da altını çizdi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, deprem felaketinin ardından çocukların deprem gibi afetlerle ilgili sorularının doğru şekilde yanıtlanmasına ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Kahramanmaraş depremleri, sonrasında yaşanan travmalardan çocukların da büyük ölçüde etkilendiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Hepimiz bu süreçte çok zor şeyler yaşıyoruz. Çok büyük bir felaket atlattık ve çok derin bir acıyla karşı karşıyayız.” dedi.</p>
<p><strong>Yaşlarına uygun şekilde bilgi paylaşılmalıdır</strong></p>
<p>Bu süreçte çocuklara doğru yaklaşımın çok önemli olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Çocuklarımız için dikkatli davranmak durumundayız. Çocuklarımızın bu dönemde kaygıları ve soruları olabilir. Bu sebeple çocuklarımızı etkilemeyecek düzeyde basite indirgeyerek onlarla yaşlarına uygun şekilde bilgi paylaşmak çok önemli.” dedi.</p>
<p><strong>Çocuklar ebeveynlerini gözlemleyerek baş etmeye çalışırlar</strong></p>
<p>Çocukların olağanüstü durumlarda ebeveynlerini ve büyüklerini gözlemlediğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Çocuklar içerisinde bulunulan durumun ne olduğunu bilebilirler çünkü çocuklar her zaman ve her olayda olduğu gibi felaketler karşısında da ebeveynlerini ve büyüklerini gözlemleyerek, onların kendileri ile paylaştığı bilgileri anlamlandırarak baş edebilirler. Bu yüzden bu süreçte çocukların sorularını mümkün olduğunca basite indirgeyerek cevap vermek çok önemli.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Aynı soruyu defalarca sormasının bir nedeni var</strong></p>
<p>Çocukların aynı soruyu sürekli sormasının da o korkuyla baş etmeye çalışmasının bir işareti olabileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Çocuk aynı soruyu tekrar tekrar soruyorsa ve aynı oyunu tekrar tekrar oynuyorsa bu durumla baş etmeye çalışıyor demektir. O yüzden buna engel olmak yerine izin verelim, duygusunu yaşasın ve üstesinden gelsin. Çünkü bu süreci o dönemde anlamlandırırsa ileride travmaların önüne geçmiş olabiliriz.” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuk-korku-ve-kaygilariyla-bas-edebilmek-icin-soru-sorabilir-357772">Çocuk korku ve kaygılarıyla baş edebilmek için soru sorabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HPV Aşısı Hakkında Merak Edilen 11 Soru ve Cevabı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hakkinda-merak-edilen-11-soru-ve-cevabi-357013</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Mar 2023 10:36:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[cevabı]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=357013</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahim ağzı kanseri dünyada en sık görülen kanserler arasında bulunuyor. Rahim ağzı kanserinin büyük bir çoğunluğunun kaynağı olan HPV virüsünden korunmak için ise HPV aşısı ilk sırada yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hakkinda-merak-edilen-11-soru-ve-cevabi-357013">HPV Aşısı Hakkında Merak Edilen 11 Soru ve Cevabı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rahim ağzı kanseri dünyada en sık görülen kanserler arasında bulunuyor. Rahim ağzı kanserinin büyük bir çoğunluğunun kaynağı olan HPV virüsünden korunmak için ise HPV aşısı ilk sırada yer alıyor. Yakın zamana kadar Türkiye’de 4 tip HPV virüsüne karşı koruma sağlayan aşı uygulanırken artık 9 tip HPV virüsüne karşı koruma sağlayan aşı yapılıyor.  </p>
<p>Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Bilgi Gökcan, HPV aşısı hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>1-HPV aşısı kimlere uygulanabilir?</strong></p>
<p>Rahim ağzı kanserine karşı yüksek düzeyde koruma sağlayan HPV aşısı 9 yaşından itibaren üst yaş sınırı olmaksızın her kadına uygulanabilmektedir. Erkeklerde HPV aşısı 26 yaşına kadar uygulanmaktadır. 9 – 26 yaş aralığında olan bütün erkekler HPV aşısı yaptırabilmektedir. </p>
<p><strong>2-HPV aşısı kaç doz kullanılmalıdır?</strong></p>
<p>HPV aşısı 3 doz kullanılan bir aşıdır. İlk doz aşıdan 1 ay sonra 2. doz uygulanır. 2. dozdan 5 ay sonra da son doz aşı yaptırılmalıdır. 14 yaşına kadar çocuklarda tek doz HPV aşısı yeterlidir. 15 yaşından sonra yetişkinlerde olduğu gibi 3 doz aşı gereklidir. 13 yaş sonu ile 15 yaş başı arasındaki çocuklarda 2 doz aşı yeterli olmaktadır.  </p>
<p><strong>3-HPV aşısı kaç tip HPV virüsüne karşı koruma sağlar?</strong></p>
<p>HPV’nin birçok tipi bulunmaktadır. Bu HPV tiplerinden bazıları rahim ağzı kanserine bazıları ise genital siğil oluşumuna yol açmaktadır. Türkiye’de yakın zamana kadar 4’lü HPV aşısı yapılmaktaydı. HPV tip 6, HPV tip 11, HPV tip 16 ve HPV tip 18’e karşı koruma sağlayan 4’lü aşı yerine artık Türkiye’de de 9 tip HPV’ye karşı koruma sağlayan aşı yapılmaktadır. Yeni aşıda 4’lü aşıya ek olarak HPV tip 31, HPV tip 33, HPV tip 45, HPV tip 52 ve HPV tip 53’e karşı da koruma sağlamaktadır. </p>
<p><strong>4-Yeni HPV aşısında doz oranları aynı mı?</strong></p>
<p>9 Tip HPV virüsüne karşı koruma sağlayan yeni aşıda doz şemasında bir değişiklik bulunmamaktadır. 4’lü HPV aşısında olduğu gibi 3 doz şeklinde yapılabilmektedir.  </p>
<p><strong>5- HPV bulaşan kişilerde aşı yapılabilir mi?</strong></p>
<p>HPV bulaşı olan kişilere de HPV aşısı yapılabilir. HPV virüsü vücuduna girmiş olsa bile HPV aşısının yarattığı bağışıklık kendi kendine geçiren kişilerden daha yüksektir. HPV aşısının bağışıklığı yaklaşık 25 yıl devam etmektedir. </p>
<p><strong>6- HPV bulaşan kişiler tekrar HPV virüsüne yakalanabilir mi?</strong></p>
<p>HPV tedavisi olan kişiler sonrasında tekrar HPV virüsü bulaşı olabilir.  Renfeksiyon denilen tekrar HPV virüsüne yakalanma riski bulunmaktadır. Ancak HPV aşısı olan kişilerde bu ihtimal çok düşüktür. </p>
<p><strong>7- HPV aşısı gebelikte uygulanır mı?</strong></p>
<p>HPV aşısının gebelik döneminde uygulanması tavsiye edilmemektedir. Ancak emzirme döneminde HPV aşısı güvenle kullanılabilir.  </p>
<p><strong>8-HPV aşısı yan etkileri nelerdir?</strong></p>
<p>HPV aşısı dünyada kullanılan en güvenli aşı kabul edilmektedir. Yapılan tıbbi çalışmalarda HPV aşısının ciddi bir yan etkisi tespit edilmemiştir. Aşı yapıldıktan sonar ciltte ağrı, kızarıklık, şişlik görülebilmekte bu şikayetler de kısa süreli olmaktadır.  </p>
<p><strong>9- HPV aşısı rahim ağzı kanserine karşı korur mu?</strong></p>
<p>HPV aşısını rutin olarak yaptıran ülkelerde yapılan çalışmalarda rahim ağzı kanserinin yüzde 80 oranlarında azaldığı belirlenmiştir. </p>
<p><strong>10- HPV 4’lü aşıyı yaptıranların 9’lu HPV aşı yaptırmasına gerek var mıdır?</strong></p>
<p>HPV 4’lü aşı yaptıranlar 9 tip virüse karşı koruma sağlayan yeni aşıyı yaptırabilirler.  Ancak 9’lu aşının uygulaması dünyada da çok yeni olduğu için bu konudaki çalışmalar tam olarak tamamlanmamıştır. </p>
<p><strong>11- HPV aşısı öncesi tarama gerekli midir?</strong></p>
<p>HPV bulaşı olan kişiler de HPV aşısı yaptırabileceği için aşı öncesi tarama yaptırmaya gerek yoktur. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hakkinda-merak-edilen-11-soru-ve-cevabi-357013">HPV Aşısı Hakkında Merak Edilen 11 Soru ve Cevabı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mide balonu ile ilgili merak edilen 5 soru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mide-balonu-ile-ilgili-merak-edilen-5-soru-344597</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2023 09:36:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[balonu]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=344597</guid>

					<description><![CDATA[<p>Obezite tedavisinde uzun yıllardır kullanılan etkili bir yöntem olan mide balonu, son dönemde oldukça sık uygulanan tedavi yöntemlerinden biri.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mide-balonu-ile-ilgili-merak-edilen-5-soru-344597">Mide balonu ile ilgili merak edilen 5 soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Obezite tedavisinde uzun yıllardır kullanılan etkili bir yöntem olan mide balonu, son dönemde oldukça sık uygulanan tedavi yöntemlerinden biri.  Anadolu Sağlık Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Erenoğlu konuyla ilgili merak edilen 5 soruya yanıt verdi.</strong></p>
<p><strong>Mide balonu uygulaması nedir? </strong></p>
<p>Mide balon uygulaması obez hastalarda ameliyata alternatif etkisi ve başarısı kanıtlanmış seçkin bir tedavi yöntemidir. Uygulanması kolay ve kısa süreli endoskopik bir işlemdir, ameliyat değildir. Bu yöntemle hastaların kilo vermesi amaçlanır.</p>
<p><strong>Mide balonu uygulaması ne kadar sürer?</strong></p>
<p>İşlem 20-25 dakika sürer ve hastanede kalış süresi ortalama 2 saattir. Bu işlem uygulanan hastalar aynı gün işine veya evine dönebilirler.</p>
<p><strong>Mide balonu uygulaması kimlere yapılır? </strong></p>
<p>Vücut kitle indeksi (VKİ) 30 ile 40 arasında olan hastalar bu işlem için uygun adaylardır.</p>
<p><strong>Bu yöntemle ne kadar kilo verilir? </strong></p>
<p>Mide balonu uygulaması ile kilo veriminin esası; mideye yerleştirilen ortalama 500 cc hacme sahip içi sıvı dolu balon nedeniyle mide kapasitesinin azaltılmış olmasına dayanır. Hastaların büyük çoğunluğu 2-6 ay içinde fazla kilolarının yarısından fazlasını kaybederler.</p>
<p><strong>Balon midede ömür boyu kalır mı? </strong></p>
<p>Mideye yerleştirilen balon genellikle 6 ayın sonunda kısa süreli endoskopik bir işlem ile çıkarılır. Endoskopik olarak mideye yerleştirilen balonlar olduğu gibi ağızdan yutularak yerleştirilen ve kendiliğinden eriyen balonlar da mevcuttur.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mide-balonu-ile-ilgili-merak-edilen-5-soru-344597">Mide balonu ile ilgili merak edilen 5 soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;in Çernobil&#8217;i Temizlensin Komisyonu&#8217;ndan 14 soru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirin-cernobili-temizlensin-komisyonundan-14-soru-343961</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2023 12:52:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çernobil]]></category>
		<category><![CDATA[çernobili]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[izmirin]]></category>
		<category><![CDATA[komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[komisyonundan]]></category>
		<category><![CDATA[ndan]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[temizlensin]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=343961</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaziemir Emrez’de 16 yıl önce tespit edilen 500 bin tondan fazla radyoaktif atığın temizlenme sürecindeki gizliliğe karşı ortak basın açıklaması yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-cernobili-temizlensin-komisyonundan-14-soru-343961">İzmir&#8217;in Çernobil&#8217;i Temizlensin Komisyonu&#8217;ndan 14 soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gaziemir Emrez’de 16 yıl önce tespit edilen 500 bin tondan fazla radyoaktif atığın temizlenme sürecindeki gizliliğe karşı ortak basın açıklaması yapıldı. İzmir’in Çernobil’i Temizlensin Komisyonu, iş makinelerinin alana girmesinin üzerine çalışmaların ölümcül sonuçlara neden olabileceğinin altını çizerek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı başta olmak üzere sorumlu kurumlara 14 soru sordu.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Gaziemir Belediyesi, meslek kuruluşları ve çevreci hukukçuların yer aldığı İzmir’in Çernobil’i Temizlensin Komisyonu, Gaziemir’in Emrez Mahallesi’ndeki eski kurşun döküm fabrikasının bahçesinde 16 yıl önce tespit edilen tehlikeli atık ve radyoaktif maddelerin temizlenme sürecinin şeffaf yürütülmesi çağrısıyla basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mustafa Özuslu, Gaziemir Belediye Başkanı Halil Arda, TMMOB’a bağlı odaların ve çevre örgütlerinin temsilcileri, İzmir Tabip Odası ile İzmir Barosu temsilcileri, akademisyenler, meclis üyeleri, muhtarlar ve çevre halkı katıldı.<br />Sirenler eşliğinde “Duran Adam” eyleminin yinelendiği toplantıda sürecin bölge halkı üzerine etkileri, hukuki süreçleri hakkında bilgiler verildi. Komisyon adına ortak basın açıklamasını Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Çevre Komisyonu üyesi Helil İnay Kınay yaptı.</p>
<p><strong>“Hala resmi açıklama yapılmadı”</strong><br />Emrez süreciyle ilgili 2021’den beri yürütülen hukuksal mücadeleyle ilgili yaşanan süreci anlatan Kınay, tüm çağrılara rağmen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan ve görevli kurumlardan ciddi bir cevap alınmadığını söyledi. Kınay, “Bu kirli belirsizlik sürerken geçtiğimiz günlerde basında arazinin sahiplerinin bir şirketle anlaştıkları, yakın zamanda temizlik çalışmalarına başlanacağı haberleri yer aldı. Buna rağmen hala bir resmi açıklama yapılmadı” dedi. İzmir halkı olarak sürecin takipçisi olacaklarını ifade eden Kınay, “Alandaki atıkların çevre ve halk sağlığına yönelik daha fazla tehdit oluşturmaması için temizlik süreci ile ilgili yapılacak çalışmaların hazırlık aşamasından itibaren tamamlanıncaya kadar şeffaf yürütülmesi, bağımsız uzmanlar tarafından denetlenmesi, kamuoyunun şeffaf ve sağlıklı şekilde bilgilendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Alanın temizlenmesinin yanı sıra benzer yasa dışı atık ticaretinin önüne geçilmesi için buradaki radyoaktif atıkların nereden kimler tarafından getirildiği mutlaka ortaya çıkarılmalıdır. Tüm adli ve idari kurumları göreve çağırıyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sorulara yanıt bekleniyor</strong><br />Kınay komisyon ve kamuoyu adına Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na, Nükleer Düzenleme Kurulu’na ve tüm ilgili kurumlara şu 14 soruyu sordu:<br />1- Atıkların miktarı ve alandaki dağılımına yönelik tespit çalışması yapılmış mıdır?<br />2- Alandaki radyoaktif ve tehlikeli atıkların bölgeden uzaklaştırılması konusunda neler yapılmıştır?<br />3- Haberlerde geçen temizleme çalışmalarına ilişkin hazırlanmış bir proje var mıdır?<br />4- Alanda mevcut kirlilik ve etkilerine yönelik izleme ve ölçümler düzenli olarak gerçekleştirilmekte midir?<br />5- Bölgede sağlık taraması ve izleme çalışması yapılmış mıdır?<br />6- Ülkemize girişi yasak olan nükleer atıkların bölgeye nasıl geldiği konusunda çalışma yapılmış mıdır?<br />7- Sürecin sorumluları hakkında yürütülen hukuki süreç ve çalışmalar nelerdir?<br />8- Bölgedeki çalışma hangi kurumlar tarafından yürütülecektir?<br />9- İlgili kurumların alanda yürütülecek çalışmalara ilişkin programı, takvimi ve süreci nedir?<br />10- Bu projeye ilişkin ÇED süreci yürütülecek midir?<br />11- 10 Ağustos 2017’de olumlu bulunan ÇED raporuna göre faaliyet yapılacaksa ona ilişkin yapılan itirazlar dikkate alınmış mıdır?<br />12- Atıkların ayrıştırılması ve taşınması sırasında ortaya çıkacak kirliliği önleyecek ne gibi tedbirler alınacaktır?<br />13- Çalışmaların denetimi kim tarafından yapılacaktır?<br />14- Gaziemir’in 16 yıllık sürecinden sorumlu kurumlar tarafından yapılan çalışma ve denetimler güvenli midir? Bağımsız bir denetim süreci gerçekleştirilecek midir?</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-cernobili-temizlensin-komisyonundan-14-soru-343961">İzmir&#8217;in Çernobil&#8217;i Temizlensin Komisyonu&#8217;ndan 14 soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
