<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sonuçlar | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/sonuclar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sonuclar</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 15 Dec 2025 12:22:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>sonuçlar | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sonuclar</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kadın ve Erkeklerin Dünyasında Çarpıcı Sonuçlar!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadin-ve-erkeklerin-dunyasinda-carpici-sonuclar-599017</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2025 12:22:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıcı]]></category>
		<category><![CDATA[dünyasında]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerin]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınla]]></category>
		<category><![CDATA[kalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599017</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İTBF Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak ve Method Research Company Genel Müdür Yardımcısı Esengül Berişah öncülüğünde Türkiye genelinde yürütülen kapsamlı “Kadın ve Erkeklerin Dünyası Araştırması” sonuçları açıklandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-ve-erkeklerin-dunyasinda-carpici-sonuclar-599017">Kadın ve Erkeklerin Dünyasında Çarpıcı Sonuçlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İTBF Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak ve Method Research Company Genel Müdür Yardımcısı Esengül Berişah öncülüğünde Türkiye genelinde yürütülen kapsamlı “Kadın ve Erkeklerin Dünyası Araştırması” sonuçları açıklandı.</p>
<p><strong>Araştırma 7 bölge ve 22 şehirde, 761 erkek ve 602 kadınla yüz yüze yapıldı</strong></p>
<p>Türkiye’de kadın ve erkek profilini karşılaştırmalı olarak ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı çalışma; 7 bölge ve 22 şehirde, 761 erkek ve 602 kadın katılımcı ile yüz yüze görüşülerek yapıldı. Temizlik ve hijyen, beden sağlığı, psikolojik sağlık, cinsel hayat ile evlilik ve aile değerlerine bakış başlıklarında toplumun röntgenini çeken araştırma; çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Araştırmanın katılımcı profili incelendiğinde; kadınların %56’sının, erkeklerin ise %60’ının evli olduğu; eğitim seviyesinde ise kadınların %35’inin, erkeklerin %32’sinin yüksek eğitim grubunda yer aldığı görüldü.</p>
<p><strong>Gizli iktidar savaşı: Erkekler &#8220;Reis Benim&#8221; diyor, kadınlar &#8220;Eşitiz&#8221;</strong></p>
<p>Erkeklerin %35’i “Evin reisi benim” derken, kadınların %46’sı “Eşimle eşitiz” diyor. Ev, erkekler için bir dinlenme ve sığınak alanı iken, kadınlar için hala bir miktar stres ve mesai barındırıyor. </p>
<p><strong>Kadınlar daha hijyenik…</strong></p>
<p>Hijyen ve bakım konularına da odaklanan araştırma sonuçlarına göre kadınlar günde ortalama 9 kez el yıkayıp bakım rutinlerini aksatmazken; erkekler gündelik bakımda biraz daha geride kalıyor ancak duş alma sıklığında kadınları geçiyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Kadınlar hak ettikleri konumu bulmakta zorlanıyor…</strong></p>
<p>Çalışma sonuçlarına göre iş yerindeki statü algısında önemli bir fark bulunuyor. Kendini yönetici olarak tanımlayan erkeklerin oranı (%29), kadınların (%8) neredeyse 4 katı olarak görülüyor&#8230; Erkekler iş yerinde &#8220;saygı gördüğünü&#8221; hissederken, kadınlar hak ettikleri konumu bulmakta zorlanıyor.</p>
<p>Ayrıca bireylerin sağlık durumlarını inceleyen çalışmada, erkek ve kadınlar arasındaki farklılıklar dikkat çekici.<strong> </strong> Erkekler daha çok sigara ve alkol tüketiyor olmasına karşın kendilerini sağlıklı hissederken; daha sağlıklı yaşayan kadınlar kronik hastalıklarla (tansiyon, şeker) daha çok mücadele ediyor. </p>
<p><strong>Kadın ve erkek için de aile kutsal!</strong></p>
<p>Tüm bu farklılıklara rağmen toplum tek bir noktada kenetleniyor: Hem kadınların hem erkeklerin %90&#8217;ından fazlası &#8220;Aile Kutsaldır&#8221; görüşünde birleşiyor. Ancak kadınlar evlilikte &#8220;resmiyet ve güvence&#8221; ararken, erkekler &#8220;imam nikahı&#8221; veya &#8220;birlikte yaşama&#8221; gibi alternatiflere daha sıcak bakıyor.</p>
<p><strong>Kişisel bakım ve hijyende kadınlar daha titiz!</strong></p>
<p>Araştırma, kadınların kişisel bakım ve hijyen konusunda erkeklerden daha titiz olduğunu ortaya koyuyor. Kadınların %84’ü kendi bakımını yeterli bulurken, erkekler %70 oranında kendini yeterli görüyor. Kadınlar günde ortalama 9 kez el yıkayıp 1,3 kez diş fırçalarken, erkeklerde bu sayılar sırasıyla 7 ve 1. Deodorant ve parfüm kullanımında kadınlar daha aktif, ancak duş alma sıklığında erkekler haftada 5,3 kez ile kadınların 4,5’ini geçiyor. Erkekler, duş alma sıklığında liderliği alıyor; kadınlar haftada ortalama 4,5 kez duş alırken, erkeklerin ortalaması 5,3’e ulaşıyor.</p>
<p><strong>Kadınlar sağlıkta daha gerçekçi ve temkinli… </strong></p>
<p>Araştırma, erkeklerin sağlık algısında daha iyimser olmasına rağmen, kadınların sağlık durumunun daha gerçekçi ve temkinli olduğunu gösteriyor. Erkeklerin %78’i kendini sağlıklı hissederken, kadınlarda bu oran %72. Kronik hastalık oranı erkeklerde %24, kadınlarda %32; özellikle tansiyon ve şeker hastalığı kadınlarda daha yaygın. Erkekler sağlık sorunlarını genellikle yaşam tarzına bağlarken, kadınlar doğrudan hastalıkla ilişkilendiriyor. Araştırma sonuçlarına göre sigara ve alkol tüketiminde erkekler açık ara önde. Sigara içen erkekler haftada ortalama 5,7 paket tüketirken, kadınlarda bu ortalama 5 pakette kalıyor. Alkol kullanımında ise erkeklerin %31’i alkol kullandığını belirtirken, kadınlarda bu oran %11 seviyesinde görülüyor. </p>
<p><strong>Kadınların %46’sı &#8220;Eşimle eşitiz&#8221; diyor</strong></p>
<p>&#8220;Evdeki rolünüzü en iyi tanımlayan ifade hangisidir?&#8221; sorusuna erkeklerin %35’i &#8220;Evin reisi benim&#8221; yanıtını verirken, bu tanımı kabul eden kadınların oranı sadece %15’te kalıyor. Kadınların %46’sı &#8220;Eşimle eşitiz&#8221; derken, erkeklerde eşitlik vurgusu %26’ya kadar düşüyor. Kadınların evdeki varlıklarını &#8220;Saygınlığım yüksektir&#8221; (%31) ifadesiyle tanımlama oranının ise erkeklerden (%28) daha yüksek ifade ettiği görülüyor.</p>
<p><strong>Erkeğe sığınak, kadına mesai alanı… </strong></p>
<p>Ev ortamı her iki cinsiyet için de en güvenli liman olarak görülüyor. Kadın %86, Erkek %85 &#8220;Güvenli&#8221; hissediyor. Erkeklerin %56’sı evde stres hissetmediğini belirtirken, kadınlarda bu oran %47’de kalıyor. Benzer şekilde erkeklerin %64’ü evde &#8220;sakin&#8221; hissettiğini söylerken, kadınlarda bu oran %55 seviyesine düşüyor. Bu veriler, evin erkekler için bir &#8220;dinlenme alanı&#8221;, kadınlar için ise ev içi sorumluluklar nedeniyle hala bir &#8220;mesai alanı&#8221; olabileceğine işaret ediyor.</p>
<p><strong>Erkekler, ‘Ben daha çok seviyorum’ diyor…</strong></p>
<p>Araştırma, aşk hayatında da cinsiyetler arası algı farkını ortaya koyuyor. İlişkisi olanlarda “karşılıklı sevgi ve bağlılık” duygusu öne çıkarken (Kadın %53, Erkek %51), “Ben daha çok seviyorum” diyen erkeklerin oranı %16 iken, kadınlarda bu oran %8. Toplumun yaklaşık beşte biri ise (Kadın %20, Erkek %17) aşk hayatına sahip değil.</p>
<p><strong>Cam tavan yıkılmıyor!</strong></p>
<p>Araştırma, iş hayatında toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin statü ve unvan dağılımına nasıl yansıdığını ortaya koyuyor. Erkek çalışanların oranı %70, kadınların ise %30 olmasına rağmen asıl fark, karar verici pozisyonlardaki temsilde görülüyor. “İş ortamındaki rolünüzü en iyi tanımlayan ifade hangisidir?” sorusuna erkeklerin %29’u “Yöneticiyim” yanıtını verirken, kadınlarda bu oran %8’de kalıyor. Bu durum, kadınların iş hayatında var olsalar bile liderlik pozisyonlarına erişimde yaşadıkları zorlukları (Cam Tavan etkisi) gözler önüne seriyor.</p>
<p><strong>Erkeklerin yarısı işyerinde saygınlığım var diyor, kadınlar oran daha düşük</strong></p>
<p>Erkeklerin neredeyse yarısı (%48) iş yerinde &#8220;Saygınlığım var&#8221; diye yanıt verirken, çalışan kadınların sadece %31’i bu ifadeyi kullanıyor. Benzer şekilde, iş süreçlerinde &#8220;Fikir alırlar&#8221; diyen erkeklerin oranı %18 iken, kadınlarda bu oran %11’de kalıyor. </p>
<p><strong>Erkeklerin %64’ü cinsel hayatından memnun</strong></p>
<p>Araştırmanın cinsel yaşam ve ilişki geçmişine dair bulgular, kadınlar ve erkekler arasında hem deneyim hem de memnuniyet açısından farklar olduğunu ortaya koyuyor. Erkeklerin %64’ü cinsel hayatlarından memnun olduğunu belirtirken, kadınlarda bu oran %44’te kalıyor. </p>
<p>Hayatları boyunca ortalama partner sayısı erkeklerde 7, kadınlarda 2 olarak belirtiliyor. Ciddi ilişki deneyimlerinde de benzer bir tablo var; erkekler ortalama 5 ciddi ilişki yaşarken, kadınlar 2 ciddi ilişki yaşadığını dile getiriyor.</p>
<p><strong>Kadın da erkek de evliliği insan doğasına uygun buluyor…</strong></p>
<p>Evlilik kurumunu insan doğasına uygun bulma konusunda erkekler (%78) ve kadınlar (%74) benzer görüşte birleşirken, çok eşlilik konusunda farklılıklar dikkat çekiyor: Erkeklerin %11’i çok eşliliğe katıldığını belirtirken, kadınlarda bu oran %5’te kalıyor. Sadakat konusunda ise kadınlar daha temkinli; aldatıldığını düşünen kadınların oranı %9 iken, erkeklerde %7. Erkeklerin %16’sı ise “Evdeki kadın çocuklarımın annesi, dışarıdaki kadın cinselliği yaşadığım kişidir” görüşünü benimseyerek evlilik ve cinselliği ayrı değerlendirme eğiliminde olduğunu gösteriyor.</p>
<p><strong>Katılımcıların %90&#8217;dan fazlası ‘Aile kutsaldır’ diyor</strong></p>
<p>Araştırmanın son bölümü, yaşam tarzı ve alışkanlıklardaki tüm farklılıklara rağmen Türk toplumunun aile kavramı etrafında kenetlendiğini kanıtladı. Cinsiyet fark etmeksizin katılımcıların neredeyse tamamı aileyi dokunulmaz bir değer olarak görüyor. &#8220;Aile kutsaldır&#8221; görüşüne katılan erkeklerin oranı %93, kadınların oranı ise %92 olarak ölçülüyor. Benzer bir uzlaşı evlilik kurumunda da görülüyor; kadınların %81’i, erkeklerin ise %79’u &#8220;Evlilik kutsaldır&#8221; görüşünde birleşiyor. </p>
<p><strong>Kadın evlilikte yasal güvence ve resmiyet istiyor… </strong></p>
<p>Veriler, erkeklerin gayri resmi birlikteliklere ve alternatif evlilik modellerine kadınlardan daha sıcak baktığını gösteriyor. &#8220;Sadece imam nikahı ile evlilik olabilir&#8221; görüşünü erkeklerin %29’u desteklerken, kadınlarda bu oran %14’e düşüyor. Benzer şekilde, &#8220;Sadece imam nikahı ile çocuk sahibi olunabilir&#8221; fikrine erkeklerin %26’sı olumlu yaklaşırken, kadınlarda bu oran %15’te kalıyor. Modern birlikteliklerde de benzer bir eğilim var: </p>
<p>&#8220;Evlilik olmasa da çiftler birlikte yaşayabilir&#8221; diyen erkeklerin oranı %30, kadınlarda %19. Evlilik dışı çocuk sahibi olmaya erkeklerin yaklaşımı (%17) kadınlara (%10) göre daha esnek. Bu veriler, kadınların evlilikte &#8220;yasal güvence ve resmiyeti&#8221; önemserken, erkeklerin daha esnek modellere yöneldiğini ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Geleneksel &#8220;görücü usulü&#8221; evlilik hâlâ geçerliliğini koruyor</strong></p>
<p>Araştırmaya katılan hem kadınlar (%34) hem de erkekler (%32) için en yaygın ve kabul gören evlilik biçimi &#8220;Kendimiz tanıştık, anlaştık, aileler onayladı&#8221; seçeneği olurken, geleneksel &#8220;görücü usulü&#8221; evlilik de hâlâ geçerliliğini koruyor; kadınlarda bu oran %31, erkeklerde %22 seviyesinde.</p>
<p><strong>Esengül Berişah: “Aile, evlilik ve ortak yaşamda güçlü bir uzlaşı var”</strong></p>
<p>Method Research Company Genel Müdür Yardımcısı Esengül Berişah, Method Research Company ve Üsküdar Üniversitesi iş birliğinde yürütülen “Kadın ve Erkeklerin Dünyası Araştırması”, yıllar içinde gençleri, ardından erkekleri ve son olarak kadınları merkeze alarak insanı, toplumsal değerleri, beklentileri ve dönüşümü anlamamıza yönelik önemli bir bakış açısı sağladığını söyledi. Berişah, araştırmanın, kadın ve erkeğin hayatın birçok alanında farklı deneyimler yaşadığını ortaya koymakla birlikte; aile, evlilik ve ortak yaşam gibi temel konularda güçlü bir uzlaşıya da işaret ettiğini kaydetti.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak: “Geleneksel ile modernin harmanlandığı toplum yapısı tüm araştırmalarımızın en belirgin özelliği”</strong></p>
<p>Araştırmayı değerlendiren Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak: </p>
<p>“Bugün kadın ve erkeklerin sosyal yaşamları ve sosyal kurumlara yaklaşımını özetleyen bir araştırmamızı kamuoyu ile paylaşıyoruz. Ortaya çıkan sonuç hala geleneksel kurumların ve toplumu bir arada tutan temel yapıtaşı olarak ailenin önemini koruduğu. Hala insanlar kendilerini güvende hissedebilmek için çoğuldan tekile doğru yönleniyor. Erkeklerde özgüven, kadınlarda ise fedakarlık eğilimi biraz daha yüksek. Geleneksel ile modernin harmanlandığı bir toplum yapısı tüm araştırmalarımızın en belirgin özelliği.” İfadelerini kullandı</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-ve-erkeklerin-dunyasinda-carpici-sonuclar-599017">Kadın ve Erkeklerin Dünyasında Çarpıcı Sonuçlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toksinler saatler içinde solunum kaslarını felç edebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toksinler-saatler-icinde-solunum-kaslarini-felc-edebilir-591888</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 08:07:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edebilir]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[kaslarını]]></category>
		<category><![CDATA[kesin]]></category>
		<category><![CDATA[Midye]]></category>
		<category><![CDATA[Nedenle]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[saatler]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[toksin]]></category>
		<category><![CDATA[toksinler]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591888</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gıda zehirlenmeleri bazı durumlarda ölümcül olabilecek sonuçlara varabiliyor. Geçtiğimiz günlerde Fatih'te bir otelde konaklayan Servet ve Çiğdem Böcek ile çocukları Kadir Muhammet ve Masal, mide bulantısı ve kusma şikayetleri üzerine hastaneye kaldırıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toksinler-saatler-icinde-solunum-kaslarini-felc-edebilir-591888">Toksinler saatler içinde solunum kaslarını felç edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gıda zehirlenmeleri bazı durumlarda ölümcül olabilecek sonuçlara varabiliyor. Geçtiğimiz günlerde Fatih&#8217;te bir otelde konaklayan Servet ve Çiğdem Böcek ile çocukları Kadir Muhammet ve Masal, mide bulantısı ve kusma şikayetleri üzerine hastaneye kaldırıldı. Çocuklar ve anne hayatını kaybetti. Babanın ise tedavisi devam ediyor. Ailenin midye ve kumpir tükettiği belirtilirken kesin ölüm nedenleri için laboratuvar sonuçları bekleniyor. İstinye Üniversitesi Gastroenteroloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağdaş Erdoğan, laboratuvar sonuçlarını görmeden kesin bir yargıya varılamayacağını belirterek olası bir zehirlenmenin midyeden kaynaklanabileceğini belirtiyor. Erdoğan’a göre, hızlı ilerleyen ve ölümcül olabilen gıda zehirlenmeleri genellikle toksin kaynaklı oluyor. Bu nedenle de bu olayda gıda zehirlenmesi varsa bunun midyeden kaynaklı olma ihtimalinin daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor</p>
<p><strong>“Toksinler ısıya karşı dayanıklıdır”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Çağdaş Erdoğan, olayla ilgili şunları söylüyor:</p>
<p>“Öncelikle şunu vurgulamak gerekir: Bu tür olaylarda kesin neden ancak laboratuvar sonuçlarıyla ortaya çıkar. Bir hekim olarak sonuçlar çıkmadan ‘kesin budur’ dememiz mümkün değil. Ancak tablonun çok hızlı gelişmiş olması, bazı ihtimalleri diğerlerinden daha ön plana çıkarıyor. Genel olarak gıda zehirlenmelerinin büyük bölümü hafif seyreder; bulantı, kusma gibi belirtilerle kendiliğinden düzelir. Fakat hızlı ilerleyen ve ölümcül olabilen gıda zehirlenmeleri de vardır. Bunlar genellikle toksin kaynaklıdır. Yani gıdanın içinde daha önceden oluşmuş bir zehirden söz ediyoruz, bu nedenle pişirmek veya kaynatmak çoğu zaman koruyucu olmaz. Toksinler ısıya dayanıklıdır.”</p>
<p><strong>“Toksinler saatler içinde solunum kaslarını felç edebilir”</strong></p>
<p>Kabuklu deniz ürünlerinde biriken toksinlerin dakikalarla, saatler içinde solunum kaslarını felç edebileceğinden bahseden Doç. Dr. Erdoğan, şöyle devam ediyor:</p>
<p>“Botulinum toksini (botoks zehirlenmesi) en bilinen örneklerden biridir; özellikle ev yapımı konservelerde görülür. Daha çok görme bozukluğu, çift görme, yutma güçlüğü gibi belirtilerle başlar ve solunum kaslarını etkileyebilir. Ancak bu toksinin belirtilerinin başlaması genellikle birkaç saat ile üç gün arasında değiştiği için, çok ani seyreden tablolarda ilk sırada düşündüğümüz etken değildir. Buna karşılık özellikle kabuklu deniz ürünlerinde, yani midye gibi filtrasyon yoluyla beslenen canlılarda biriken ciddi nörotoksinler vardır. Bu toksinler dakikalarla saatler içinde solunum kaslarını felç edebilir ve bu durum ani hayati kayıplara yol açabilir. En önemli özellikleri, ne kadar pişirilirse pişirilsin yok olmamalarıdır. Dolayısıyla ‘piştiği için güvenlidir’ düşüncesi doğru değildir.”</p>
<p><strong>“Salmonella, böyle hızlı bir tabloya sebep olmaz”</strong></p>
<p>Geçtiğimiz aylarda İzmir’de bir vatandaşın kumpir yedikten sonra hayatını kaybetmesi Salmonella bakterisini gündeme getirmişti. Doç. Dr. Erdoğan bu bakterinin bu kadar hızlı ölüme götürmediğini belirterek şu açıklamayı yapıyor:</p>
<p>“Enfeksiyon kaynaklı bir gıda zehirlenmesi, örneğin salmonella, böyle hızlı bir tabloya sebep olmaz. Salmonellada belirtiler daha yavaş gelişir; kanlı ishal ve ateş gibi bulgular olur. Bu nedenle enfeksiyon ihtimali bu olayda öncelikli görünmüyor.”</p>
<p><strong>“Toksinin vücuda dağılmasında kilo önemli bir belirleyicidir”</strong></p>
<p>Toksinlerin herkeste farklı şekilde etki edebileceğini belirten Erdoğan, “Ailenin farklı bireylerinin farklı hızlarda etkilenmesi de açıklanabilir bir durum. Çünkü her midye aynı miktarda toksin içermez. Ayrıca toksinin vücuda dağılmasında kilo önemli bir belirleyicidir; çocukların ve annenin daha hızlı etkilenmesi bu nedenle olağandır. Tabii çok düşük bir ihtimal de olsa yiyeceğe karışmış kimyasal bir madde—örneğin bir temizlik ürünü—de benzer şekilde hızlı etki yaratabilir. Fakat toksin ihtimali daha güçlü bir olasılık olarak duruyor” diyor.</p>
<p><strong>“Zamanında hastaneye ulaşıldığında iyileşme ihtimali var</strong></p>
<p>Bu tür vakalarda erken müdahalenin hayati önem taşıdığını belirten Erdoğan, şöyle devam ediyor:</p>
<p>“Eğer toksin solunum kaslarını felç ettiyse, hastanın solunumu durabilir. Böyle bir durumda tek tedavi, solunum cihazıyla hastayı yaşatıp toksinin etkisi geçene kadar destek sağlamak. Yani zamanında hastaneye ulaşıldığında iyileşme ihtimali var.”</p>
<p><strong>“Bulantı ve kusma başlarsa zaman kaybetmeden acil servise başvurulmalı”</strong></p>
<p>“Vatandaşlar açısından bakarsak, böyle bir tehlikeyi gıdanın tadından, kokusundan veya görünüşünden anlamak mümkün değil. Bu yüzden özellikle kabuklu deniz ürünlerinin mutlaka denetimli ve güvenilir kaynaklardan alınması gerekir. Sokakta satılan ürünler her zaman daha risklidir. Kumpir gibi mayonez, sosis, sucuk gibi kolay bozulan malzemeler içeren ve uzun süre açıkta bekleyebilen yiyeceklerde de risk artar. Aynı gıdayı yiyen birden fazla kişide kısa sürede bulantı ve kusma başlarsa, özellikle çocuklarda zaman kaybetmeden acil servise başvurulmalı. Son olarak tekrar söylemek lazım: Kesin neden laboratuvar sonuçlarıyla belirlenecek. Ancak mevcut bilgiler ışığında bu kadar hızlı gelişen bir tabloda nörotoksinler daha olası görünüyor.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toksinler-saatler-icinde-solunum-kaslarini-felc-edebilir-591888">Toksinler saatler içinde solunum kaslarını felç edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zeka doğru verilerle beslenmezse yanlış sonuçlar üretebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-dogru-verilerle-beslenmezse-yanlis-sonuclar-uretebilir-585196</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 07:46:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmezse]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sarıalioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[verilerle]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585196</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zeka bugün neredeyse her sektörde olduğu gibi yazılım testinde de büyük bir dönüşüm yaratıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-dogru-verilerle-beslenmezse-yanlis-sonuclar-uretebilir-585196">Yapay zeka doğru verilerle beslenmezse yanlış sonuçlar üretebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapay zeka bugün neredeyse her sektörde olduğu gibi yazılım testinde de büyük bir dönüşüm yaratıyor. Test ekiplerine ciddi bir hız, öngörü ve verim kazandırıyor; tekrarlayan işleri üstleniyor, riskleri daha doğru analiz ediyor ve test kapsamını genişletiyor. Bu sayede ekipler sadece hata bulmaya değil, ürünün kalitesini ve kullanıcı deneyimini geliştirmeye odaklanabiliyor. Yapay zekanın test ekiplerinin elini güçlendirdiğini belirten TesterYou Kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Her güçlü teknolojide olduğu gibi bu noktada da dengeyi korumak önemli. Yapay zeka doğru verilerle beslenmezse yanlış sonuçlar üretebilir, mesele sadece teknolojiyi kullanmak değil, onu doğru biçimde yönlendirebilmek. Bizler yapay zekayı bir tehdit ya da mucize olarak değil, doğru yönetildiğinde inanılmaz bir potansiyel barındıran bir iş ortağı olarak görüyoruz.” diyor.</strong></p>
<p>Yapay zeka bazı rutin görevleri çok daha hızlı ve hatasız yapabiliyor. Test senaryosu üretmek, log analizi yapmak, regresyon süreçlerini otomatikleştirmek ya da rapor oluşturmak gibi işler artık büyük ölçüde makinelere devrediliyor. Ancak bu durum test uzmanlarının rolünü ortadan kaldırmak bir yana, onları çok daha değerli bir hale getiriyor. Çünkü teknoloji hala insanın sezgisi, yaratıcılığı, merakı ve empati kurma yeteneğiyle boy ölçüşemiyor.</p>
<p><strong>Etik, gizlilik ve güvenlik gibi konulara daha çok dikkat edilmeli</strong></p>
<p>TesterYou Kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Eğer yapay zeka doğru verilerle beslenmezse yanlış sonuçlar üretebilir. Etik, gizlilik ve güvenlik gibi konulara yeterince dikkat edilmezse hız kısa sürede riske dönüşebilir. Mesele, yapay zeka testi nasıl yapar? değil, biz yapay zeka ile nasıl daha akıllıca test ederiz? sorusuna cevap bulmak.” diyor.</p>
<p>Bir yazılımın doğru çalışması kadar, doğru deneyim sunması da kritik ve bu farkı hala yalnızca insan anlayabiliyor. Yapay zeka veriyi analiz edebiliyor, ancak o verinin arkasındaki duyguyu, kullanıcıyı rahatsız eden küçük bir detayın aslında büyük bir deneyim farkı yaratabileceğini insan kadar hissedemiyor. İşte tam da bu noktada, test profesyonellerinin değeri ortaya çıkıyor.</p>
<p><strong>Yapay zeka ile değer üretenler kazanacak</strong></p>
<p>Bu dönemi bir değişim değil, bir evrim olarak gördüğünü belirten Sarıalioğlu, “Artık test uzmanları yalnızca bulguları raporlayan kişiler değil, teknolojiyi yönlendiren, onu anlamlandıran ve sonuçları stratejik kararlara dönüştüren kişiler haline geliyor. Kısacası, testin geleceği makineye karşı insan değil, insan + makine iş birliği üzerine kuruluyor. Bizim işimiz, yapay zekadan korkmak değil, onu anlamak; ondan daha hızlı değil, onunla daha akıllı çalışmak. Gelecekte test profesyonelleri, yapay zekayı sadece kullanan değil, onunla değer üretebilen, kaliteyi uçtan uca şekillendiren stratejik roller üstlenecek.” dedi.</p>
<p><strong>“Amacımız, kaliteyi uçtan uca inşa eden Quality Engineer neslini yetiştirmek”</strong></p>
<p>Bu alanda ilerlemek isteyenlerin öncelikle yazılım testinin temellerini iyi kavraması gerektiğinin altını da çizen Barış Sarıalioğlu, “Veri bilimi, makine öğrenmesi, istatistik ve algoritma mantığı gibi alanlarda kendini geliştirmek büyük fark yaratıyor. Etik, güvenlik, gizlilik ve “explainable AI”, yani açıklanabilir yapay zeka gibi kavramlarına da hakim olmak gerekiyor. Tüm bunların yanında, çevik metodolojileri, özellikle Agile ve DevOps yaklaşımlarını bilmek artık bir zorunluluk haline geldi. Amaç, sadece yapay zekayla test yapmak değil; onunla üretebilmek, birlikte gelişebilmek olmalı.” diyor.</p>
<p>TesterYou olarak bu yolculukta profesyonellere rehberlik ettiklerini açıklayan Sarıalioğlu, “Global akreditasyonlara sahip eğitim programlarımızla hem yazılım testinin temellerini öğretiyor hem de yapay zeka destekli test yaklaşımlarında yeni bir bakış açısı kazandırıyoruz. Amacımız, geleceğin sadece test uzmanlarını değil, kaliteyi uçtan uca inşa eden “Quality Engineer” neslini yetiştirmek.” şeklinde sözlerini sürdürdü.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-dogru-verilerle-beslenmezse-yanlis-sonuclar-uretebilir-585196">Yapay zeka doğru verilerle beslenmezse yanlış sonuçlar üretebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lenf Bezlerinde Kalıcı Büyüme Dikkate Alınmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lenf-bezlerinde-kalici-buyume-dikkate-alinmali-583956</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2025 10:06:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınmalı]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[bezlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[dikkate]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Tipler]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583956</guid>

					<description><![CDATA[<p>Seksenin üzerinde alt tipi olan lenfomada, yeni geliştirilen hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler sayesinde yüz güldürücü sonuçlar alınıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenf-bezlerinde-kalici-buyume-dikkate-alinmali-583956">Lenf Bezlerinde Kalıcı Büyüme Dikkate Alınmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Seksenin üzerinde alt tipi olan lenfomada, yeni geliştirilen hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler sayesinde yüz güldürücü sonuçlar alınıyor. Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, “Lenfoma tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bir kısmı yavaş seyirli olup sadece izlenebilirken, hızlı seyirli olanların erken tanıyla tedavi edilme oranı çok yüksektir” dedi.<strong> Lenfomanın artık korkulacak bir hastalık olmadığının altını çizen </strong></em><strong>Prof. Dr. Ateşoğlu,</strong><em><strong> </strong>doğru zamanda konulan tanı ve uygun tedavi planının hastalığın gidişatını tamamen değiştirebileceğine dikkat çekti. </em></p>
<p>Lenfomanın bağışıklık sisteminin doğal parçası olan lenf bezlerinden kaynaklanan bir hastalık olduğunu anlatan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastaneleri Hematoloji Bilim Dalı Bölüm Başkanı ve Kemik İliği Nakli Direktörü Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, “Halk arasında lenf kanseri olarak biliniyor. Bir kısmı yavaş seyirlidir ve tedavisiz izlenebilir. Hızlı seyirli olanlarda ise tedavi edilme oranı yüksektir. Ancak doğru zamanda konulan tanı ve uygun tedavi planı hastalığın gidişatını tamamen değiştirebilir” diye konuştu. </p>
<p>Prof. Dr. Ateşoğlu, “Seksenin üzerinde alt tipi olan lenfomanın erken tanıyla tedavi edilme oranı yüz güldürücüdür. Kalıcı lenf bezi büyümeleri, gece terlemeleri, açıklanamayan kilo kaybı ve ateş ihmal edilmemelidir” dedi. </p>
<p><strong>“ADI KANSER OLSA DA BİR KISMI YAVAŞ SEYİRLİDİR”</strong></p>
<p>Lenfomanın bir lenf bezi hastalığı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, şunları söyledi: “Lenfoma, halk arasında ‘lenf kanseri’ olarak bilinen, lenf bezlerinin büyümesiyle kendini gösteren bir hastalıktır. Son yıllarda farkındalık günlerinin de etkisiyle toplumda tanınırlığı giderek artıyor. Bu çok önemli çünkü lenfoma tedavi edilebilir bir hastalıktır. Seksenin üzerinde alt tipi bulunur; bazıları tedavi gerektirmeden izlenebilir, bazıları ise daha hızlı seyrettiği için tedaviye ihtiyaç duyar. Bu nedenle her lenfoma tanısından korkmamak gerekir.”</p>
<p>“Adı kanser olsa da bir kısmı yavaş seyirlidir ve hızlı seyirli olanların da tedavisi mümkündür” diye konuşan Prof. Dr. Ateşoğlu, “Erken tanı ile erken tedavi sağlanır, bu da yüz güldürücü sonuçlara ulaşmamızı sağlar. Doğru zamanda, doğru biyopsi ve patoloji raporlarıyla konan tanı çok önemlidir çünkü her alt tipin tedavisi farklıdır. Yıllarca nüks etmeden yaşayan pek çok lenfoma hastası vardır.” diye konuştu. </p>
<p><strong>“GECE TERLEMELERİNE DİKKAT”</strong></p>
<p>Lenf bezlerinin bağışıklık sisteminin doğal bir parçası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ateşoğlu, şunları söyledi: “Lenf bezlerimiz vücudun savunma hattıdır. Enfeksiyonlarla savaşırken geçici olarak büyüyebilirler ve çoğu kişi bunu enfeksiyona bağlayarak önemsemez. Evet, her enfeksiyonda lenf bezi büyüyebilir ancak <strong>uzun süren, giderek büyüyen ve kaybolmayan lenf bezleri mutlaka araştırılmalıdır. </strong>Bu her zaman lenfoma anlamına gelmez, farklı nedenlerden de kaynaklanabilir ama sebebin netleşmesi için doktora başvurmak gerekir.” Prof. Dr. Ateşoğlu, şüphelenilmesi gereken bulgular konusunda şu bilgileri verdi: “Gece uykudan uyandıracak kadar yoğun terleme, istemsiz kilo kaybı, iştah azalması, nedeni açıklanamayan ateşler ve geçmeyen kaşıntılar bizim için önemlidir. Bu belirtiler enfeksiyon sırasında da görülebilir fakat enfeksiyon bittiğinde kaybolması beklenir. Eğer devam ediyorsa mutlaka hekime başvurulmalıdır.”</p>
<p><strong>“LENFOMADAN ŞÜPHELENMEK İÇİN İLERİ YAŞTA OLMAK GEREKMEZ”</strong></p>
<p>Lenfomanın bazı alt tiplerinin erkeklerde, bazılarının ise kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Prof. Dr. Elif Birdal Ateşoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de bu konuda net bir veri tabanı yok ancak mevcut veriler, ülkemizdeki sıklığın Avrupa ülkelerine benzer olduğunu gösteriyor. Dünyanın farklı bölgelerinde bazı alt tipler daha sık görülebiliyor; Türkiye’deki dağılım Avrupa’ya yakın. Lenfoma genellikle ileri yaş hastalığıdır ancak gençlerde de görülebilir. Bu nedenle lenfomadan şüphelenmek için ileri yaşta olmak gerekmez.”</p>
<p><strong>“TEDAVİ BAŞARISI ERKEN TANIYA BAĞLI”</strong></p>
<p>Lenfoma tedavisinin evreye göre tedavi edilen bir hastalık olduğunu anlatan Prof. Dr. Ateşoğulu, tedavi yaklaşımları konusunda şu bilgileri aktardı: “Lenfomanın yavaş seyirli tipleri bazen yalnızca takip edilirken, agresif tiplerde tanıyı ne kadar erken koyarsak tedavi süresi o kadar kısalır ve başarı oranı o kadar yükselir. Geçmişte tedavi yalnızca kemoterapiyle yapılırken, bugün tedavi seçenekleri büyük ölçüde gelişmiş durumda. İmmünoterapiler bu alanda adeta bir çığır açtı. Lenfomaların iki ana tipi vardır: B hücreli ve T hücreli. Özellikle B hücreli tiplerde kullanılan hedefe yönelik ilaçlar tedavi yaklaşımını tamamen değiştirdi. Artık kemoterapi tek başına değil, immünoterapi ile birlikte uygulanıyor. T hücreli lenfomalarda da hedefe yönelik yeni ilaçlar geliştirildi ve hastalara daha etkili tedavi imkânı sağlanıyor.”<strong> </strong></p>
<p><strong>“KEMİK İLİĞİ NAKLİ NE ZAMAN GÜNDEME GELİR?”</strong></p>
<p>Lenfoma tedavisinde kemik iliği naklinden de yararlandıklarını anlatan Prof. Dr. Elif Birdal Ateşoğlu, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Bazı agresif lenfomalarda, ilk tedaviden sonra hastalığın geri gelmesini önlemek için otolog (kendinden) kök hücre nakli yapılır. Bazı hastalarda ise nakil gerekmez, yalnızca hastalık tekrarladığında uygulanır. Dirençli ve genç hastalarda allojenik (vericiden) nakil seçeneği de gündeme gelebilir.”</p>
<p><strong>“ÖNÜMÜZDEKİ YILARDA TEDAVİDE ÇOK DAHA ETKİLİ SONUÇLAR BEKLİYORUZ”</strong></p>
<p>Lenfoma tedavisinin hızla geliştiği ve önümüzdeki yıllarda çok daha etkili sonuçlar alınabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Ateşoğlu, “Yeni ilaçlar ve hedefe yönelik tedaviler sayesinde, daha önce dirençli olan hastalarda bile yüz güldürücü sonuçlar elde edilebiliyor. Özellikle CAR-T hücre tedavisi, kemoterapiye yanıt vermeyen hastalarda büyük bir umut haline geldi. Bağışıklık sistemini aktive ederek hastalığı yok etmeyi amaçlayan bu tedavilerin, önümüzdeki yıllarda çok daha etkili sonuçlar sağlaması bekleniyor.” diye konuştu. </p>
<p>Lenfoma bir kanser hastalığıdır ancak çok yavaş seyirli tipleri de vardır; bazı hastalar yıllarca sadece düzenli kontrollerle izlenebilir. Agresif tiplerde ise tedavi gerekir ve en iyi sonuçlar erken evrede tanı konulduğunda alınır. Tedaviden sonra hastalık tekrarlayabilir ama nüks en sık ilk iki yılda görülür; beş yıl sonrasında tekrarlama riski belirgin şekilde azalır. Sonuç olarak, lenfoma tedavi edilebilir bir hastalıktır. Gelişen tedavi seçenekleri sayesinde her geçen gün daha başarılı ve umut verici sonuçlar elde ediyoruz.”</p>
<p><strong>İŞARETLERİN FARK EDİLMESİNDE TOPLUMSAL FARKINDALIK ŞART!</strong></p>
<p>Erken tanıyla tedavide elde edilen başarının önemine işaret eden Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, bu konuda toplumsal farkındalığın artırılması gerekliliğini değinerek, “Bu konuda birçok sivil toplum kuruluşu da önemli çalışmalar sürdürüyor. Halen Lenfoma Bilimsel Alt Komite Başkanlığı görevini yürüttüğüm Türk Hematoloji Derneği’ nde de hem bilimsel hem de toplumsal çalışmaları ulusal ve uluslararası boyutta sürdürüyoruz. Amacımız tüm toplumlarda lenfomanın tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu ancak erken tanının ne denli önemli olduğunu anlatmak” diye konuştu</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenf-bezlerinde-kalici-buyume-dikkate-alinmali-583956">Lenf Bezlerinde Kalıcı Büyüme Dikkate Alınmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme onarımıyla doğal görünüme yakın sonuçlar alınıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-onarimiyla-dogal-gorunume-yakin-sonuclar-aliniyor-583645</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 10:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınıyor]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[görünüme]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[onarım]]></category>
		<category><![CDATA[onarımıyla]]></category>
		<category><![CDATA[radyoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[yakın]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583645</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde ve ülkemizde her 8 kadından 1’i yaşamının bir döneminde meme kanserine yakalanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-onarimiyla-dogal-gorunume-yakin-sonuclar-aliniyor-583645">Meme onarımıyla doğal görünüme yakın sonuçlar alınıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde ve ülkemizde her 8 kadından 1’i yaşamının bir döneminde meme kanserine yakalanıyor. Meme kanserinin kadınlarda görülme oranı giderek artarken, tanı ve tedavisinde yaşanan önemli gelişmeler ise hayat kurtarıyor. Erken tanı yöntemlerindeki ilerlemeler ve tedavi seçeneklerinin çeşitlenmesi, artık birçok kadının memenin alınmasına gerek kalmadan iyileşmesini mümkün kılıyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Saçak,</strong> ancak yine de bazı durumlarda memenin kısmen veya tamamen alınmasının gerekebildiğini belirterek, “Kanserle savaşmak gibi zorlu bir mücadeleye meme kaybı da eklendiğinde, hastalarda özgüven kaybından derin duygusal etkilenmeye kadar uzanan psikolojik zorluklar gelişebilmektedir” diyor.<br /> </p>
<p>Son yıllarda meme onarımı (rekonstrüksiyon) ameliyatları sayesinde kadınların hem estetik hem de psikolojik açıdan büyük bir rahatlama yaşadıklarına dikkat çeken <strong>Prof. Dr. Bülent Saçak,</strong> “Meme onarımı yalnızca fiziksel bir yeniden inşa değil, aynı zamanda kadınların kendilerini yeniden bütün, güçlü ve özgüvenli hissetmelerini sağlayan uzun bir iyileşme sürecidir” diyor. Kanser tedavisindeki yeniliklere paralel olarak meme onarımının bütüncül meme tedavisinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini vurgulayan <strong>Prof. Dr. Bülent Saçak,</strong> sözlerine şöyle devam ediyor: ”Bugün hastalarımıza birbirinden farklı onarım seçenekleri sunabiliyoruz. Ancak, her seçenek avantajlar ve dezavantajlar barındırır. Hangi seçeneğin sizin için en uygun olduğuna, plastik cerrahınızla yapacağınız görüşme ve muayene sonrasında karar verilmelidir. En ideal sonuçlara ulaşmak doğru hastada doğru tedaviyi planlamakla, bazen birden fazla ameliyatla ve zamana yayılan bir süreçle mümkündür. Doğru zamanlama, uygun yöntem seçimi ve multidisipliner yaklaşım, hem estetik hem de psikolojik açıdan en tatmin edici sonuçlara ulaşmanın anahtarıdır.&#8221;  </p>
<p><strong>Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Saçak</strong>, meme onarımı hakkında en çok merak edilen 7 soruyu yanıtladı. </p>
<p><strong>Meme onarımı için en ideal zaman nedir?<br /> </strong><br />Cerrahi olarak tamamı veya bir kısmı alınan memenin tekrar bir bütün haline getirilmesi “meme onarımı” olarak adlandırılıyor. Meme onarımı; mastektomi (memenin alınması ameliyatı) ile aynı anda ya da daha sonra olmak üzere iki farklı dönemde yapılabiliyor. Onarımın zamanlamasında hastanın tercihi ve yaşam tarzı önemli olsa da; yaşı, genel sağlık durumu, kanserin evresi, ameliyat sonrası radyoterapi veya kemoterapi alıp almayacağı gibi pek çok faktör dikkate alınıyor. Prof. Dr. Bülent Saçak, “En ideal onarım, gerek kozmetik gerekse psikososyal üstünlükleri nedeniyle eş zamanlı onarımdır. Ancak onkolojik veya başka nedenlerle yapılamamışsa, geç dönemde de meme onarımı ameliyatı gerçekleştirilebilir” diyor.</p>
<p><strong>Mastektomi ile aynı anda onarım neden tercih ediliyor?<br /> </strong><br />Mastektomi ile aynı anda yapılan onarımda, hastalıklı olmayan meme cildi ve bazı durumlarda meme ucu korunarak normale yakın ve oldukça tatmin edici bir meme görünümü elde edilebiliyor. Prof. Dr. Bülent Saçak, &#8220;Memenin alınması ile aynı operasyonda gerçekleştirilen onarımda meme cildinin korunabilmesi sayesinde hem estetik açıdan daha doğal bir görünüm elde edilir hem de hastalar meme kaybı yaşamadıkları için psikolojik olarak çok daha rahat bir iyileşme süreci geçirirler&#8221; bilgisini veriyor. Geç onarımda elde edilen estetik sonuçlar ise genellikle eş zamanlı onarımlara kıyasla daha az tatmin edici oluyor.<br /> </p>
<p><strong>Meme onarımı için seçenekler nelerdir?<br /> </strong><br /> Meme onarımı temel olarak üç ana seçenekten oluşuyor:</p>
<p>•  Hastanın kendi dokusuyla onarım</p>
<p>•  Silikon protez kullanımı</p>
<p>•  Her iki yöntemin kombinasyonu</p>
<p><strong>Hastanın kendi dokusuyla onarım:</strong> Bu teknikte vücudun farklı bölgelerinden alınan dokular nakledilerek meme yeniden şekillendiriliyor. Dokuların yapısal benzerliği nedeniyle doğala en yakın sonuçlar elde edilirken, yabancı bir materyalin kullanılmaması sebebiyle uzun vadede en sorunsuz ve memnuniyet verici sonuçlar bu yöntemle sağlanıyor. En çok tercih edilen doku kaynağı karın bölgesi olmakla birlikte kalça, sırt ve uyluk bölgeleri de kullanılabiliyor.</p>
<p><strong>Silikon protezle onarım:</strong> Bu yöntemde meme, vücudun başka bir bölgesinden doku alınmadan, silikon protezlerle yeniden şekillendiriliyor. Silikon protezlerle onarım hastanın ve hastalığının durumuna göre tek seansta veya iki seansta tamamlanıyor. En uygun adaylar, vücudunda ek bir ameliyat istemeyen, cildi sağlıklı olan ve radyoterapi almamış veya almayacak olan hastalardır.</p>
<p><strong>Her iki yöntemin kombinasyonu: </strong>Protez ve özdoku tekniklerinin avantajlarını birleştirirken, her iki yöntemin risklerini de taşıyabiliyor. Bu nedenle günümüzde en son tercih edilen seçenektir.</p>
<p><strong>Meme ucunda hangi yöntemlere başvuruluyor?<br /> </strong><br />Bazı hastalarda mastektomi sırasında meme ucunun da alınması gerekebiliyor. Bu durumda, ameliyattan veya radyoterapi tedavisinden 4–6 ay sonra yeni meme ucu oluşturulabiliyor. Prof. Dr. Bülent Saçak, meme ucunu çevreleyen ve “areola” olarak adlandırılan bölgenin ise dövme (tatuaj) işlemiyle memenin diğer kısmıyla uyumlu şekilde renklendirildiğini belirtiyor.</p>
<p><strong>Kemoterapi ve radyoterapi meme onarımını engeller mi?<br /> </strong><br />Prof. Dr. Bülent Saçak, kemoterapi ve radyoterapi tedavisinin meme onarımı için engel olmadığını, ancak onarım metodu seçerken dikkate alınması gerektiğini, esas önemli olanın ise meme onarımının bu tedavileri aksatmaması olduğunu ifade ediyor; “Onarımın ardından gelecek radyoterapi veya kemoterapi tedavisinin gecikmemesi gerekir. Onarım sonrasında yara iyileşme problemleri tedavide gecikmelere yol açabilir. Bu nedenle, onarım yönteminin titizlikle seçilip uygulanması tedavi sürecinin güvenliği açısından önemlidir” diyor. Öte yandan, onarım sonrası uygulanan radyoterapi nihai estetik sonucu da olumsuz etkileyebiliyor. Özellikle implant ile onarılmış memede radyoterapi önemli komplikasyonlara yol açabiliyor. Radyoterapi tedavisinin planlandığı durumlarda, uygulanacak onarım yönteminin buna uygun şekilde seçilmesi büyük önem taşıyor. Hastanın radyoterapi süreci ve olası etkileri konusunda önceden bilgilendirilmesi, hem estetik sonuçların hem de tedavi başarısının korunmasına yardımcı oluyor.</p>
<p><strong>Meme onarımı kanserin tekrarlamasını kolaylaştırır mı?<br /> </strong><br />Prof. Dr. Bülent Saçak, meme onarımının kanserin tekrarlamasını kolaylaştırdığına veya teşhis edilmesini zorlaştırdığına dair bir kanıt bulunmadığını vurgulayarak, “Kanserin tekrarlama riski, hastalığın evresi ve uygulanan tedavi yöntemiyle yakından ilişkilidir. Bu nedenle, meme kanseri sonrasında taramalar eksiksiz sürdürülmelidir” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Günlük aktivitelere ne zaman dönülür?<br /> </strong><br />Meme onarımı sonrasında günlük aktivitelere dönüş süresi, seçilen onarım yöntemine bağlı olarak değişmekle birlikte genellikle 3–4 haftayı buluyor. Yürüyüş gibi basit egzersizlere ilk günden itibaren başlanabilirken, pilates ve ağırlık kaldırma gibi daha kompleks egzersizler için yaklaşık 6 hafta beklemek gerekiyor. Prof. Dr. Bülent Saçak sözlerini, “Hastanın ilk 3 hafta içinde, işlem yapılan taraftaki omuz ve kol hareketlerini kısıtlaması iyileşmeyi hızlandırmakta ve ağrıyı azaltmaktadır” diyerek sonlandırıyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-onarimiyla-dogal-gorunume-yakin-sonuclar-aliniyor-583645">Meme onarımıyla doğal görünüme yakın sonuçlar alınıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan beynini taklit nereye evrilecek tartışıldı…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/insan-beynini-taklit-nereye-evrilecek-tartisildi-572935</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Sep 2025 14:16:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Cct]]></category>
		<category><![CDATA[demans]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=572935</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan başkanlığındaki Üsküdar Üniversitesi ve NPİSTANBUL Hastanesi araştırmacıları, 02-05 Eylül 2025 tarihleri arasında Almanya’nın Münih kentinde gerçekleştirilen “7. Uluslararası Temel ve Klinik Çok Modlu Görüntüleme Kongresi”ne (7th Basic and Clinical Multimodal Imaging (BaCI)) katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insan-beynini-taklit-nereye-evrilecek-tartisildi-572935">İnsan beynini taklit nereye evrilecek tartışıldı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan başkanlığındaki Üsküdar Üniversitesi ve NPİSTANBUL Hastanesi araştırmacıları, 02-05 Eylül 2025 tarihleri arasında Almanya’nın Münih kentinde gerçekleştirilen “7. Uluslararası Temel ve Klinik Çok Modlu Görüntüleme Kongresi”ne (7th Basic and Clinical Multimodal Imaging (BaCI)) katıldı.</p>
<p><strong>Kongrenin teması; “Nörofizyoloji, Makine Öğrenme ve Yapay Zekâ”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kemal Arıkan’ın dönem başkanlığını yürüttüğü EEG &amp; Clinical Neuroscience Society (ECNS) öncülüğünde düzenlenen kongrede, “Nörofizyoloji, Makine Öğrenme ve Yapay Zekâ” teması öne çıktı. Sunumlarda, makine öğrenmesi ve yapay zekâ yöntemlerinin nörofizyoloji ile birleşiminin beyin araştırmaları ve teşhis süreçlerini dönüştürme potansiyeli ele alındı.</p>
<p>Yapay zeka ve yeni nesil makine öğrenme yöntemlerinin EEG, fMRI ve elektrofizyolojik veri yorumlamasını geliştirmesini ele alan sunumlarda özellikle karmaşık sinir sinyallerinin analiz edilmesini, biyobelirteç potansiyeli yüksek özniteliklerin çıkarılmasını ve nöropsikiyatrik bozuklukların tahmin edilmesine ilişkin güncel çalışmalar paylaşıldı.</p>
<p><strong>“Makine öğrenmesi ve yapay zekâ, beyin araştırmalarını dönüştürecek”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kongrede yaptığı konuşmada, nörogörüntüleme alanında toplanan verinin büyüklüğünün artışı ve hesaplama modellerinin derin öğrenme odaklı dönüşümünün önemine dikkat çekerek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Derin öğrenme odaklı dönüşüm biliş, duygu ve bilinci anlamaya daha da yaklaştıracak, beyin araştırmalarında yeni olanaklar sunarak kişiselleştirilmiş tıpta ilerlemeleri de teşvik edecek. Makine öğrenimi, yapay zeka ve nörofizyolojinin birleşimi beyin araştırmalarını ve teşhisini dönüştürecek ve bu yöntemlerin katkısının EEG, fMRI ve elektrofizyolojik veri yorumlamasını da geliştirecek. NPİSTANBUL bünyesinde toplanan verilerin, Üsküdar Üniversitesi laboratuvarları ve araştırma merkezlerinde etkin şekilde analiz edilmesiyle güçlü sonuçlar elde ediyoruz. Bu kapasitemizi uluslararası Ar-Ge projeleriyle geliştirmek ve genişletmek istiyoruz.”</p>
<p><strong>Dijital terapötikler (DTx) yükselişte</strong></p>
<p>“Nörobakım Alanında Dönüşüm” (Transforming the Field of Neurocare) başlıklı oturuma başkanlık eden Prof. Tarhan, özellikle dijital terapötiklerin (DTx) yükselişine dikkat çekti ve şöyle dedi:</p>
<p>“Kişiye özel tıp prensipleriyle örtüşen DTx’ler genellikle mobil uygulamalar, sanal platformlar veya giyilebilir cihazlar aracılığıyla kişiye özel izleme, eğitim, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri sağlayarak hastaların genetik, biyomarker ve yaşam tarzı verilerini dikkate alarak özelleştirilmiş tedavi planları sunuyor. Bu sayede, bireylerin hastalıklarına dair daha doğru ve hızlı veriler elde edilerek, tedavi süreçleri kişiye uygun şekilde optimize ediliyor, sağlık sonuçları iyileştiriliyor. Bu alan kronik hastalıkların yönetimi, mental sağlık bozuklukları ve postoperatif iyileşme gibi birçok alanda önemli bir potansiyel taşıyor.”</p>
<p><strong>Dijital sağlık uygulamaları ve demans yönetimi</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, “Demans Hastalarında Dijital Sağlık Uygulamaları” (Digital Health Applications in Dementia Patient) başlıklı sunumunda demans hastalarının yaşamını kolaylaştıracak dijital uygulamalara değindi ve “Demans yaşlanan nüfusla birlikte giderek artan bir sağlık sorunu haline geldi. Bu hastaların günlük yaşamda yaşadıkları bilişsel kayıplar hem bakım verenlerin yükünü artırıyor hem de kaza ve düşme risklerini yükseltiyor. Dijital uygulamalar, hastaları zihinsel açıdan zinde tutmak, kazaları önlemek, psikolojik belirtileri azaltmak ve bakım yükünü hafifletmek için güçlü bir araç.” dedi.</p>
<p><strong>Demans hastalarının erken teşhis ve takibini kolaylaştıracak</strong></p>
<p>Prof. Dr. Metin ayrıca, Üsküdar Üniversitesi’nin AB destekli MEDGPT projesi ile ilgili bilgi vererek, “Yakın zamanda Üsküdar Üniversitesi demans hastalarının erken teşhis ve takibini kolaylaştıracak bir uygulama olan MEDGPT projesini yürütmek için AB’den destek aldı. Proje ile hastaların interaktif olarak kullanabileceği, MR gibi nörogörüntüleme bilgilerini de kullanarak hekim tarafından hastalığın teşhis ve takibine olanak sağlayacak bir uygulama geliştirilmesi hedeflendiğini vurgulandı.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dijital terapötikler ve Alzheimer araştırmaları</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel de “Dijital Terapötikler: Tıbbın Geleceği” (Digital Therapeutics: The Future of Medicine) başlıklı sunumunda, psikiyatri özelinde DTx’in sağlık uygulamaları ve klinik deneme sonuçlarını sistematik meta-sentez çalışma sonuçları ile paylaştı.</p>
<p>FDA onaylı DTx çalışmalarından bahseden ve hafif bilişsel bozukluk, demans tanılı hastalar ve sağlıklı kontrol gruplarındaki klinik sonuçları karşılaştırmalı olarak ele alan Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, şöyle devam etti:</p>
<p>“Randomize kontrollü çalışmalar (RCT) temelinde, hafif kognitif bozukluk (MCI) veya demanslı yaşlılarda mobil uygulamalar ile kognitif işlev sonuçları arasındaki ilişkileri meta-sentez çalışmasında MCI veya demanslı yaşlılarda mobil uygulama müdahaleleri kullanan RCT&#8217;ler seçilmiştir. Müdahaleler ve karşılaştırmalar şunları içermektedir: CCT, yoğun CCT (CCT2x), progresif direnç eğitimi (PRT), CCT artı ilaç tedavisi, CCT artı PRT ve sadece ilaç tedavisinin yer aldığı karşılaştırmalı gruplarda bilişsel işlevsellik ve diğer işlevsellik ölçütleri (ör. günlük yaşam aktiviteleri-GYA) kıyaslanmıştır. CCT2x, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında küresel bilişsel işlev, epizodik bellek ve çalışma belleğinde istatistiksel olarak anlamlı iyileşmeler göstermiştir. GYA&#8217;lerinde CCT, işlevsel bozukluğu önemli ölçüde azaltmıştır. Depresif semptomlarda, CCT2x semptomları azaltmada en etkili yöntem olmuştur.”</p>
<p>Genel olarak, DTx’in, MCI veya demansı olan yaşlı yetişkinlerde bilişsel ve diğer işlevsel sonuçları iyileştirmede etkili olabileceği paylaşan Prof. Dr. Ergüzel, Üsküdar Üniversitesi’nde yürütülmekte olan “Alzheimer Hastalığının VR Tabanlı Bilişsel Ciddi Oyunlar Üzerinden Alınan Uzamsal Veriler ve EEG Verileri Kullanılarak Yapay Zeka (YZ) İle Erken Evrede” başlıklı TÜBİTAK projesi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Alzheimer’a yönelik VR destekli erkan tanı sistemi</strong></p>
<p>Nörobilim doktora öğrencisi Shams Farhad, “Evidence-Based Therapeutic Intervention by Software” başlıklı sunumunda, Üsküdar Üniversitesi, NPİSTABUL Hastanesi ve Iottech Bilişim tarafından Alzheimer’a yönelik geliştirilen Voctor Health – VH Alzheimer sisteminin ilk sonuçlarını paylaştı:</p>
<p>“Alzheimer hastalığı dünya çapında hızla artıyor ancak erken tanı konulamadığı için çoğu hasta zamanında müdahale şansı bulamıyor. Geliştirdiğimiz VR ve yapay zekâ destekli dijital terapiler, göz, el ve baş hareketlerinden dinamik ölçümler yaparak erken bilişsel bozulmaları saptıyor. Bu sistem sadece bir tanı aracı değil, aynı zamanda güçlü bir terapötik destek.”</p>
<p>Shams Farhad ayrıca, gelecekte EEG entegrasyonuyla gerçek zamanlı beyin aktivitesi analizlerinin mümkün olacağını belirterek, “Bu yaklaşım, Alzheimer bakımında yeni bir dijital biyobelirteç platformu oluşturabilir.” dedi.</p>
<p><strong>‘Genç araştırmacı’ ödülü Üsküdar’a…</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Elvan Çiftçi, obsesif kompulsif bozuklukta derin ve tekrarlayan manyetik uyarım (dTMU/rTMU) tedavilerinin sonuçlarını sundu. Dr. Öğr. Üyesi Elvan Çiftçi, çalışmalarında özellikle erken yaş, frontal delta ve oksipital theta yüksekliği gibi biyobelirteçlerin tedaviye yanıtı öngörmede önemli olduğunu aktardı.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Elvan Çiftçi, 2025 yılında dikkat çeken çalışmaları dolayısıyla ECNS Derneği tarafından “Genç Araştırmacı” (Young Investigator) ödülüne layık görüldü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insan-beynini-taklit-nereye-evrilecek-tartisildi-572935">İnsan beynini taklit nereye evrilecek tartışıldı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Lenfoma tedavisinde erken tanıyla yüz güldürücü sonuçlar almak mümkün&#8221; </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lenfoma-tedavisinde-erken-taniyla-yuz-guldurucu-sonuclar-almak-mumkun-427891</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Dec 2023 09:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almak]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[güldürücü]]></category>
		<category><![CDATA[lenfoma]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[tanıyla]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=427891</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adını duyan birçok kişinin korkmasına neden olan lenfomanın aslında yüz güldürücü sonuçlarla tedavi edilebildiğini söyleyen Hematoloji Uzm. Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu,” Lenfoma tedavi edilebilir bir hastalıktır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenfoma-tedavisinde-erken-taniyla-yuz-guldurucu-sonuclar-almak-mumkun-427891">&#8220;Lenfoma tedavisinde erken tanıyla yüz güldürücü sonuçlar almak mümkün&#8221; </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Lenfoma tedavisinde erken tanıyla yüz güldürücü sonuçlar almak mümkün” </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em>Adını duyan birçok kişinin korkmasına neden olan lenfomanın aslında yüz güldürücü sonuçlarla tedavi edilebildiğini söyleyen Hematoloji Uzm. Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu,” Lenfoma tedavi edilebilir bir hastalıktır. Tanı konulduğu sürece tedaviyle uzun süreli sağ kalım elde edebiliyoruz” dedi. Hastanın gece uyanıp çamaşır değiştirecek kadar terlemesi, 6 ayda kilosunun yaklaşık yüzde 10’undan fazlasını kaybetmesi, sebepsiz ateşlerinin olması ve dirençli kaşıntıların lenfoma açısından önemli bulgular olduğunu anlatan Prof. Dr. Ateşoğlu, bu bulgular ortaya çıktığı zaman ayrıntılı değerlendirme için hekime başvurulması gerektiğine dikkat çekti. </em></p>
<p> </p>
<p>Lenfomanın tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu ve tedaviyle yüz güldürücü sonuçlar alınabileceğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, farklı hastalıklarla karıştırılma riskine karşın lenfomanın belirtilerinin çok iyi tanınması gerektiğine işaret etti. </p>
<p>Yaygın olarak lenf kanseri olarak bilinen lenfomanın çok iyi tanınmadığı için korkulan bir hastalık olduğunu anlatan Prof. Dr. B. Ateşoğlu, bununla birlikte çoğunlukla yüz güldürücü ve iyi tedavi yanıtıyla sonuçlanan bir hastalık grubu olduğuna işaret etti.  Prof. Dr. B. Ateşoğlu, hastalığın belirtilerini ve tedavi yöntemlerini anlattı. </p>
<p><strong>TANI BİYOYSİ SONUCU KONULUR</strong></p>
<p>Hastaların çoğunlukla vücudun farklı bölgelerindeki lenf bezlerindeki şişlik nedeniyle hekime başvurduğunu anlatan Prof. Dr. B. Ateşoğlu, “İlk yapılan değerlendirmeler sonrasında tanı biyopsi sonucunda konulur. Lenfomanın çok çeşitli alt tipleri olduğu için doğru tedavi uygulanmasında doğru tanı çok önemlidir. Tedavi sonrasında hastalığın nasıl seyredeceği tamamen bu patolojik tanıya bağlıdır” dedi.<strong> </strong></p>
<p><strong>“GÖRÜLME YAŞI LENFOMANIN ALT TİPİNE GÖRE DEĞİŞİYOR”</strong></p>
<p>Lenfomanın alt tipine göre görüldüğü yaş gruplarının değiştiğini söyleyen Prof. Dr. Ateşoğlu, “Lenfomanın Hodgkin ve Non-Hodgkin lenfoma olarak iki alt tipi bulunuyor.  Hodgkin lenfoma sıklığı genelde 30 yaş altı gençlerde ve 60 yaş üzerindeki kişilerde artış gösteriyor Non- hodgkin lenfoma ise; gençlerde görülen alt tipleri olmakla birlikte çoğunlukla ileri yaş hastalığıdır. Daha çok 60 yaş üzerindekilerde sıklık artar.” Diye konuştu. </p>
<p>Non-hodgkin lenfoma bütün kanserlerin yaklaşık yüzde 4’ünü oluştururken, Hodgkin lenfoma, Non-hodgkin lenfomaya göre daha nadir görüldüğünü söyleyen Prof. Dr. B. Ateşoğlu hastalığın ortaya çıkma nedenlerine ilişkin şu bilgileri verdi: “Lenfomanın neden oluştuğu net olarak bilinmese de bazı çevresel faktörlerin etken olduğu düşünülmektedir. Radyasyon maruziyeti ve bazı enfeksiyonlar lenfomaya neden oluşturabiliyor. Marjinal zon lenfoma dediğimiz alt-grupta bazı bakterilerle hastalığın ortaya çıkışı arasında bir ilişki olduğu biliyor. Bu tip lenfomayı antibiyotik tedavisiyle bile kontrol altına alabiliyoruz.” diye konuştu. </p>
<p><strong>“HASTALAR FARK ETMEDİKLERİ İÇİN ÇOĞUNLUKLA İLERİ EVREDE HEKİME BAŞVURUYOR”</strong></p>
<p>Lenfomaların evre 1 ve evre 4 arasında evrelendiğini söyleyen Uzm. Dr. Ateşoğlu, “Erken evrelerde lenf bezi bölgelerine göre sınırlı bölgelerde ya da evre 3-4 dediğimiz yaygın bölgelerde tutulum görebiliyoruz. Bazı lenfoma alt tiplerinde büyük lenf bezleri erken evrede yakalanılabilirken bir kısım lenfomanın alt tiplerinde ileri evrede tanı koyuyoruz. </p>
<p>Hasta fark etmedikçe yapılan rutin laboratuvur tetkiklerinden lenfomanın fark edilemeyebileceğine işaret eden Prof. Dr. Ateşoğlu, “Örneğin hastada gece terlemesi, kilo kaybı, ateş gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Lenfatik sistem bütün vücutta yaygın olduğu ve hastalık yayılımı hızlı olduğu için eğer hasta önceden fark edip hekime başvurmazsa hastaya tanı ancak ileri evrede konulabiliyor” diye konuştu. </p>
<p><strong>“EN KISA SÜREDE TEDAVİYE BAŞLANMALI” </strong></p>
<p>Zamanında tanı ve doğru tedavi ile lenfomanın tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun bilinmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Ateşoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Kedi ve köpeklerden bulaşan Toksoplasma dediğimiz sorun ya da öpücük hastalığı olarak bilinen Epstein-Barr virüsü gibi enfeksiyonlar da yaygın olarak lenf nodu büyümesi yapabilir. Bu nedenle ayırıcı tanıda öncelikle bu hastalıkları dışlarız. Sonrasında ise biyopsi ile tanı ve tedavi protokolü belirlenir. Hastalarımızın hatırlaması gereken nokta ise lenfomanın tedavi yanıtı oldukça iyi olan bir kanser türü olduğudur. Doğru tanı ve doğru tedavi ile hastalar çok uzun süre sağlıklı olarak yaşamlarını sürdürebilmektedir. Bu nedenle tanıyı koymak ve mümkün olan en kısa sürede tedaviye başlamak çok önemlidir.” </p>
<p><strong>“UZUN SÜRELİ HASTALIKSIZ BİR SAĞ KALIM ELDE EDİYORUZ” </strong></p>
<p>Lenfomanın bazı tiplerinin çok yavaş ilerlediğini söyleyen Prof. Dr. Ateşoğlu, “Yavaş ilerleyen tiplerde, hastalık hastaya zarar vermediği sürece sadece bekle gör dediğimiz yöntemle hastalar tedavisiz gözlem altında tutulabilmektedir. Ama hızlı ilerleyen tiplerde kemoterapiyle akıllı ilaçların beraber kullanıldığı tedavi yöntemleri söz konusudur. Bu konuda her gün yeni gelişmeler yaşanmaktadır. Erken dönemde, ilk basamakta kullanılmasa bile hastalık tekrarladığı dönemde artık kullanılabilecek çok sayıda alternatifimiz var. Bunun ötesinde, bazı lenfoma alt-tiplerinde, hastalık tekrarladığı zaman bu hastalarda lenfomayı tekrar tedavi edip sonrasında otolog kök hücre nakli nakli gerçekleştirmek gerekmektedir. Bu yöntemle de uzun süreli hastalıksız bir sağ kalım elde edebilmekteyiz.” diye konuştu. </p>
<p><strong>“GENETİK BİR HASTALIK DEĞİL” </strong></p>
<p>Lenfomanın ailesel geçiş gösteren bir kanser tipi olmadığını söyleyen Prof. Dr. Ateşoğlu, “O yüzden anne babada lenfoma olması çocuklara geçiş göstermiyor. Ancak ailede bir kanser vakasının olması diğer aile bireylerinde daha sık kanser riskine yol açıyor. Lenfoma hastalarında bazı genetik bozukluklar görülebiliyor. Hatta tanı koymak için de bunları kullanabiliyoruz ama genetik bozukluklar hastalıkla beraber ortaya çıkan bozukluklardır. Bu hastadan çocuğuna geçecek genetik bozukluklar değildir” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>LENFOMA İÇİN BU BELİRTİLERE DİKKAT”</strong></p>
<p>Tüm kanser türlerinde olduğu gibi lenfomada da erken tanının tedavi başarısını ve sağ kalım oranlarını etkilediğinin altını çizen Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, lenfoma için dikkat edilmesi gereken işaretleri sıraladı: “Eğer bir kişi boyun, koltuk altı, kasık bölgeleri gibi yerlerde beze kıvamında büyüme hissediyorsa bu önemli bir bulgudur. Bu dönemde mutlaka bir hekime başvurmalıdır. Bu belirtiye sahip olan bir kişinin mutlaka lenfoma olacağı anlamına gelmemektedir. Ancak mutlaka araştırılması gerekir. Bunun dışında hastanın gece uyanıp çamaşır değiştirecek kadar terlemesi, 6 ayda kilosunun yaklaşık yüzde 10’undan fazlasını kaybetmesi, sebepsiz ateşlerinin olması ve dirençli kaşıntılar lenfoma açısından önemli bulgulardır. Bu bulgular varsa zaman kaybedilmemelidir.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenfoma-tedavisinde-erken-taniyla-yuz-guldurucu-sonuclar-almak-mumkun-427891">&#8220;Lenfoma tedavisinde erken tanıyla yüz güldürücü sonuçlar almak mümkün&#8221; </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlk sonuçlar Başkan Sertaslan&#8217;dan</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ilk-sonuclar-baskan-sertaslandan-397966</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Aug 2023 09:10:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[sertaslandan]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397966</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gemlik Belediyesi tarafından ilçenin Umurbey Mahallesi’nde kurulan ve bu zamana kadar çok sayıda çiftçinin toprak numunesi getirerek faydalandığı laboratuvarda çiftçilere sonuçlar dağıtılmaya ve yol haritası belirlenmeye başlanırken, ilk sonuçlar Gemlik Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan ve Gemtar Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Demiröz tarafından çiftçiye takdim edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilk-sonuclar-baskan-sertaslandan-397966">İlk sonuçlar Başkan Sertaslan&#8217;dan</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gemlik Belediyesi tarafından ilçenin Umurbey Mahallesi’nde kurulan ve bu zamana kadar çok sayıda çiftçinin toprak numunesi getirerek faydalandığı laboratuvarda çiftçilere sonuçlar dağıtılmaya ve yol haritası belirlenmeye başlanırken, ilk sonuçlar Gemlik Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan ve Gemtar Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Demiröz tarafından çiftçiye takdim edildi.</p>
<p>Topraktan aldıkları numunenin çeşitli işlemlerden geçmesinin ardından çıkarılan mikro elementlerin raporunun çiftçiye verilmesinin ardından Gemlik Belediyesi’nin alanında uzman ziraat mühendisleri tarafından elementlerin miktarına göre atılacak ilaç, gübre ve tarım uygulamaları hakkında bilgi verildi.</p>
<p><b>“Bilimsel tarıma teşvik ettik”</b></p>
<p>Gemlik Belediyesi’nin kurduğu laboratuvarın Gemlik’ten ve çevresinden çok sayıda talep aldığını ifade eden Gemlik Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan, yapılan bu yatırımla çiftçileri bilimsel tarıma teşvik ettiklerini ve bu sayede her yıl milyonlarca liranın çiftçilerin cebinden çıkmasını önleyerek ülke ekonomisine katkı sunduklarını belirtti.</p>
<p>Başkan Sertaslan konuşmasının devamında;</p>
<p>Gemlik Belediyesi olarak çiftçilerimizin her zaman yanındayız. İlçe belediyeleri tarafından ilk kez hayata geçirilen bu laboratuvar, bugüne kadar çiftçilerimizin yoğun talebiyle karşı karşıya kaldı. Numunelerini getiren çiftçilerimiz buradaki çıkan analiz sürecine göre, alanında uzman mühendislerimiz tarafından ilaç ve gübreleme tavsiyelerini aldı. Bizlere ilk numunelerini getiren vatandaşlarımızın bugün sonuçlarını vermekten mutluluk duyuyoruz. Laboratuvarımıza toprak örneklerini getirip belirlenen yol haritasıyla birlikte tarım uygulamalarını yapmaya davet ediyorum” dedi.</p>
<p>Toprak örnek sonuçlarını alan çiftçiler, böylesine bir hizmetin Gemlik çiftçisine sunulmasından dolayı Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan’a teşekkür etti. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilk-sonuclar-baskan-sertaslandan-397966">İlk sonuçlar Başkan Sertaslan&#8217;dan</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Endometriozis ve İnfertilite Tedavisinde Elektromanyetik Stimülasyon Yöntemiyle Olumlu Sonuçlar Elde Edilebiliyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/endometriozis-ve-infertilite-tedavisinde-elektromanyetik-stimulasyon-yontemiyle-olumlu-sonuclar-elde-edilebiliyor-389718</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jul 2023 14:24:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edilebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[elde]]></category>
		<category><![CDATA[elektromanyetik]]></category>
		<category><![CDATA[endometriozis]]></category>
		<category><![CDATA[infertilite]]></category>
		<category><![CDATA[olumlu]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[stimülasyon]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemiyle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=389718</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada yaklaşık 190 milyon kadının endometriozis ve buna bağlı olarak pelvik ağrıyla yaşamak durumunda kaldığını söyleyen Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Erkut Attar, bu grup hasta için kullanılmaya başlanan Elektromanyetik Stimülasyon yöntemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/endometriozis-ve-infertilite-tedavisinde-elektromanyetik-stimulasyon-yontemiyle-olumlu-sonuclar-elde-edilebiliyor-389718">&#8220;Endometriozis ve İnfertilite Tedavisinde Elektromanyetik Stimülasyon Yöntemiyle Olumlu Sonuçlar Elde Edilebiliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Dünyada yaklaşık 190 milyon kadının endometriozis ve buna bağlı olarak pelvik ağrıyla yaşamak durumunda kaldığını söyleyen Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Erkut Attar, bu grup hasta için kullanılmaya başlanan Elektromanyetik Stimülasyon yöntemi hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Attar, dünyada yaklaşık 10 kadından birinde görülebilen endometriozisin kronik pelvik ağrı ve adet ağrılarıyla ortaya çıktığını ancak hastalıkla ilgili toplumsal farkındalığın az olması nedeniyle tanı sürecinde zaman kaybedildiğini anlattı.  </em></p>
<p><em> </em>Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Erkut Attar, endometriozis ve pelvik ağrı tedavisinde ‘Elektromanyetik Stimülasyon’ yöntemiyle ağrı tedavisinde olumlu sonuçlar elde ettiklerini söyledi. Farklı branşlarda kullanılan yöntemin endometriozis tedavisinde kullanımının çok yeni olduğunu söyleyen Prof. Dr. Attar, “Endometriozis odaklarına uygun frekanslarla verilen titreşimle” ağrının giderilmesinin amaçlandığını belirtti. Girişimsel bir yöntem olmadığı için de bu yöntemin kolay ve güvenilir olduğunu da ayrıca vurguladı. </p>
<p>Elektromanyetik stimülasyon tedavisinin infertilite olgularında da yarar sağlayabileceğini söyleyen Prof. Dr. Erkut Attar, “Hastalara belirli oranlarda elektromanyetik uyarı verildiğinde rahim kalınlaşmasında artışlar oldu. Elektromanyetik Stimülasyon tedavisinin bu konudaki ve yumurtalık yetmezliği olgularındaki etkisine yönelik çalışmalar devam ediyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“KADINLAR HAYAT KALİTESİNİ DÜŞÜREN CİDDİ AĞRILARLA YAŞAMAK DURUMUNDA KALIYOR”</strong></p>
<p>Endometriozin, sıklıkla üreme çağındaki kadınlarda olmakla birlikte menopozda da dahil olmak üzere her dönemde görülebildiğini vurgulayan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Erkut Attar, sözlerine şöyle devam etti: “Bu kadınlar karın-kasık, vajina- vulva, kas-iskelet sisteminde ve idrar torbasında ciddi ağrılar yaşıyor. Hatta bu yaygın ağrı ile çeşitli mide ve bağırsak sorunları da ortaya çıkabiliyor. Kadınların yüzde 30’u kısırlıkla boğuşurken cinsel ilişki sırasında ciddi ağrılar yaşayabiliyor. Bu da doğal olarak sosyal yaşamı hatta evlilik hayatını önemli ölçüde etkiliyor. Hastalıkla beraber anksiyete, depresyon ve uyku bozuklukları da görülebiliyor. Endometriozis hastalarında ağrı tedavisinde aldığımız sonuca göre ilerliyoruz.”</p>
<p><strong>“HASTANIN HEDEF DOKULARINA TİTREŞİM VERME ESASINA DAYANIYOR”</strong></p>
<p>Endometriozis hastalarının ilaçla veya cerrahi olarak tedavi edilse dahi ağrının tekrar geri gelme riskinin yüksek olduğunu ve bu nedenle farklı dönemlerde, farklı tedavi yöntemlerinin kullanılmasının gerekebildiğini belirten Prof. Dr. Erkut Attar, bu alanda yeni kullanılmaya başlayan Elektromanyetik Stimülasyon tedavisinin de güncel tedavi yaklaşımlarından biri olduğunu anlattı. </p>
<p>Bu yöntemin, hastayı da çok fazla uğraştırmayan daha “basit” ama hızlı sonuç alınabilen bir tedavi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Atar, uygulama konusunda şu bilgileri verdi: “Elektromanyetik Stimülasyon tedavisi hastanın hedef dokularına belirli aralıklarla ve belirli bir süre titreşim verme esasına dayanıyor. Bizim kullandığımız elektromanyetik stimülasyon cihazı Seul Üniversitesi’nde yapılan mühendislik ve tıp araştırmalarının bir ürünü. Akupunktur tedavisinde olduğu gibi, doğrudan doğruya hasta üzerinde yapılan bir ameliyat ya da girişimsel uygulama bulunmuyor. Sadece belirli zaman içerisinde, belirli güç aralıklarıyla hastaya elektromanyetik frekans uygulaması yapılıyor. Hasta birçok farklı yakınmayla kliniğe geldiğinde belki de başka branşlara ihtiyaç duymadan bunu uygulayabiliyoruz.”</p>
<p><strong>“HASTANIN ÇOK ZAMANINI ALMADAN UYGULANIYOR” </strong></p>
<p>İstenilen sonuçlara ulaşılabilmesi ve hastanın yaşam kalitesinin artırılması için ilk bir ay içinde 6 ya da 10 seans düzenli olarak uygulama yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Erkut Attar, “Bu tedavide de hastanın zaman ayırması ve düzenli olarak gelmesi önemli. İlk ay sonrasında olumlu sonuç alırsak tedaviyi kesebiliyor ve bir süre sonra tekrarlayabiliyoruz. Zamana yayılan bir tedavi olduğu için de ihtiyaç duyulduğunda tekrarlanabiliyor.”</p>
<p><strong> “ENDOMETRİOZİS İNFERTİLİTEYE NEDEN OLAN EN ÖNEMLİ HASTALIKLARDAN BİRİ” </strong></p>
<p>Türkiye’deki kadınlarda endometriozis tanısının daha çok infertilite yakınması ile beraber konulduğunu vurgulayan Prof. Dr. Attar, sözlerine şöyle devam etti: “Çünkü Türkiye’de kadınlar ağrıya karşı duyarlı değildir ve genellikle çektikleri ağrıların üzerinde durmuyor. ‘Evlenince düzelir, çocuk doğurunca düzelir’ şeklinde yanlış yaklaşımlar var. Ancak endometriozise erkenden tanı konulmaz ve ilerlerse hem sosyal hem de iş gücü yönünden kadını etkiler. Bu da psikolojik sorunlara neden olur. Yaşam kalitesini ciddi oranda düşürür. Kısırlığa neden olan en önemli hastalıklardan biridir. Ancak kronik bir hastalık olduğu için kadının bu durumla yaşamayı öğrenmesi önemlidir.” </p>
<p><strong> “TÜP BEBEK TEDAVİSİ VE YUMURTA YETMEZLİĞİNDE KULLANIMINA YÖNELİK ARAŞTIRMALARIMIZ VAR” </strong></p>
<p> “Bazı endometriozis hastalarında; embriyonun rahim içine yapışmasında ya da yuvalanmasında sıkıntı olabiliyor. Bu  olgularda veya rahim duvarının yeterince kalınlaşamadığı tüp bebek hastalıklarında Elektromanyetik Stimülasyon yöntemiyle yarar sağlayabileceğimizi düşünüyoruz” diye konuşan Prof. Dr. Attar, sözlerine şöyle devam etti: “Bunun dışında, erken yumurtalık yetmezliği olgularında da bu tedavinin başarılı olabileceği yönünde gözlemlerimiz var. Eğer bu hastalar bize tüp bebek amacıyla gelirse önce 3-6 seanslık bir tedavi ile başlıyoruz. Ağrı tedavisi için dünya genelinde yeni yeni kullanılmaya başlanan bu yöntem. Özellikle kısırlık (infertilite) alanında kullanımına yönelik araştırmalarımız devam ediyor.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/endometriozis-ve-infertilite-tedavisinde-elektromanyetik-stimulasyon-yontemiyle-olumlu-sonuclar-elde-edilebiliyor-389718">&#8220;Endometriozis ve İnfertilite Tedavisinde Elektromanyetik Stimülasyon Yöntemiyle Olumlu Sonuçlar Elde Edilebiliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ciddi Bir Kas Hastalığı Olan Myastenia Gravis&#8217;te Tedavide Etkin Sonuçlar Alınabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ciddi-bir-kas-hastaligi-olan-myastenia-graviste-tedavide-etkin-sonuclar-alinabiliyor-387349</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jun 2023 10:40:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[etkin]]></category>
		<category><![CDATA[graviste]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[myastenia]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[tedavide]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=387349</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda çok bilinmeyen bir sorun olan Myastenia gravis aslında ciddi bir kas güçsüzlüğü hastalığı. Toplumda görülme sıklığı nispeten nadir olmakla birlikte yıllık insidansı milyonda 7 ila 23 yeni vaka arasında gerçekleşiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ciddi-bir-kas-hastaligi-olan-myastenia-graviste-tedavide-etkin-sonuclar-alinabiliyor-387349">Ciddi Bir Kas Hastalığı Olan Myastenia Gravis&#8217;te Tedavide Etkin Sonuçlar Alınabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Toplumda çok bilinmeyen bir sorun olan Myastenia gravis aslında ciddi bir kas güçsüzlüğü hastalığı. Toplumda görülme sıklığı nispeten nadir olmakla birlikte yıllık insidansı milyonda 7 ila 23 yeni vaka arasında gerçekleşiyor. Bu durum daha çok genç kadınlar ve ileri yaştaki erkekleri etkiliyor. Hastalığın en yaygın belirtisinin kas güçsüzlüğü ve yorgunluk olduğunu söyleyen Nöroloji uzmanı Dr. Yüksel Dede, özellikle kasların yoğun kullanımı sonrasında şikayetlerin arttığına işaret etti.</em></p>
<p>Otoimmün bir hastalık olan Myasthenia gravis (MG), sinir hücreleri ile kaslar arasındaki iletişimi sağlayan sinyalleri algılayan bölgelere vücudun kendi bağışıklık sisteminin savaş açması sonucu ortaya çıkıyor. Sinir uyarılarının kaslara doğru iletilmemesi kas güçsüzlüğü ile sonuçlanıyor. Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nöroloji uzmanı Dr. Yüksel Dede’nin verdiği bilgiye göre, hastanın yaşam kalitesi üzerinde önemli etkileri olan bu sorun günümüzde yeni tanı ve tedavi yöntemleriyle kontrol altına alınıp yönetilebiliyor. </p>
<p>MG&#8217;nin nöromiyelitis optika, otoimmün tiroid hastalığı, sistemik lupus eritematozus (SLE) ve romatoid artrit gibi bazı diğer otoimmün hastalıklarla ilişkili olabileceğinin bilindiğini söyleyen Dr. Yüksel Dede, “Ayrıca yeni anne olmuş kadınlarda doğum sonrası dönemin hastalık açısından riskli dönem olduğu yapılan bazı çalışmalarda gösterilmiştir” diye konuştu. </p>
<p><strong>KAS ZAYIFLIĞI VE YORGUNLUĞA DİKKAT!</strong></p>
<p>Dr. Yüksel Dede’nin verdiği bilgiye göre, myastenia gravise bağlı kas zayıflığı aktiviteye bağlı olarak kötüleşirken dinlendikten sonra düzeliyor. Bununla birlikte hem kas zayıflığının şiddeti hem de etkilendiği kaslar kişiden kişiye değişebiliyor. </p>
<p>Hastalığın semptomlarının yaygın farklı hastalıklarla benzerlik göstermesinden dolayı teşhisinde zaman kaybedilebileceğine işaret eden Dr. Yüksel Dede, hastalığın belirtileriyle ilgili şu bilgileri verdi: “Myasthenia gravisin belirtileri, kas güçsüzlüğü ve yorgunluktur.  Göz kasları, yüz ve çiğneme kasları, boyun, kol ve bacak kasları hatta solunum kasları dahi etkilenebilir. Genellikle göz kapağı düşüklüğü, çift görme, konuşma zorluğu, yutma güçlüğü, solunum zorluğu ve genel kas güçsüzlüğü gibi belirtilerle kendini gösterir. Özellikle de gün içinde değişen bir yorgunluk söz konusudur; hastalar sabahları kendilerini daha iyi hissederken, akşama doğru gittikçe artan kas güçsüzlüğünden yakınırlar. Kaslar kullanıldıkça bulgular daha da belirginleşir, dinlendikçe de kas gücü yerine gelir.”</p>
<p><strong>ÇOĞU VAKADA TEDAVİDE ETKİN SONUÇLAR ALINABİLİYOR!</strong></p>
<p>Dr. Yüksel Dede’nin verdiği bilgiye göre, MG’nin teşhisi alanında uzman hekimlerin hastayı değerlendirmesi ile konuyor. Öncelikle uygun belirtileri olan hastadan ayrıntılı bir tıbbi öykü almak gerekiyor, sonrasında ayrıntılı bir nörolojik muayene yapılıyor ve kan tahlilleri ve elektromiyografi (EMG) gibi tanıyı destekleyecek testlerle teşhiş konuyor. </p>
<p>Bugün gelinen noktada, miyasteninin tedavisinin bulunduğunu ve çoğu vakada etkin sonuçlar sağlanabildiğini söyleyen Dr. Yüksel Dede, tedavi ile genellikle belirtilerin kontrol altına alınmasını, kas gücünün artmasını ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesinin hedeflediğini belirtti. Dr. Yüksel Dede, uygulanan tedaviyle ilgili şu bilgileri verdi: “MG tedavisinde öncelikle daha önce sözü edilen sinir ve kas arasındaki sinyal aksamasını gidermeye yönelik tedaviler uygulanmaktadır. Bunun yanı sıra vücudun kendi kas sinir kavşağına karşı ortaya çıkan immün yanıtı baskılamak için bağışıklık sistemini yatıştırmaya yönelik bağışıklık sistemini baskılayıcı tedaviler uygulanmaktadır. Tedavi yaklaşımları hastanın belirtileri, hastalığın şiddeti, yaygınlığı gibi faktörler göz önünde bulundurularak hastaya özgü seçilir ve bazen ağızdan, bazen damar yoluyla bazen de timektomi gibi cerrahi prosedürlerin uygulanması gerekebilir.”</p>
<p><strong>HASTALIĞIN KONTROLÜNDE DÜZENLİ TAKİPLER ÇOK ÖNEMLİ!</strong></p>
<p>Myastenia gravisin kronik bir durum olduğunu ve tedavi sürecinin genellikle yaşam boyu devam ettiğini hatırlatan Dr. Yüksel Dede,   “Bununla birlikte, modern tedavi yöntemleri ve ilaçlar sayesinde çoğu kişinin semptomları kontrol altına alınabilir ve kişi aktif bir yaşam sürdürebilir. Bu aşamada düzenli tıbbi takip, belirtilerin yönetimi ve kişiye özgü tedavi planının iyileştirilmesi için önem arz etmektedir.” diye konuştu. </p>
<p><strong>HASTALAR BUNLARA DİKKAT ETMELİ!</strong></p>
<p>Bazı önlemler alarak semptomların şiddetini azaltarak ve kontrol altına alarak yaşam kalitesini artırmanın mümkün olabileceğini hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nöroloji uzmanı Dr. Yüksel Dede, hastaların dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı: </p>
<ul>
<li>Miyasteni teşhisi almışsanız, düzenli tıbbi takip önemlidir. Hekiminiz semptomların seyrini izleyebilir, ilaçlarınızı ayarlayabilir ve gerektiğinde tedavi planını yeniden düzenleyebilir. Myastenia tedavisinde ilaçların düzenli kullanımı önem arz etmektedir. </li>
<li>MG hastalarının başka hastalıklar için kullanmaları gereken bazı ilaçlar hastalıklarının alevlenmesine sebep olabilir. Bu nedenle herhangi bir ilacı kullanmadan önce mutlaka hekimlerine konu hakkında bilgi vermeleri ve bu konuyu danışmaları gerekmektedir.</li>
<li>Fizyoterapi, konuşma terapisi ve solunum egzersizleri gibi destek tedaviler, kasların güçlenmesine, hareketliliğin artmasına ve iletişim becerilerinin iyileşmesine katkıda bulunur. </li>
<li>Miyastenili kişiler, enerjilerini daha iyi yönetmek için düzenli olarak dinlenme ve uyku alışkanlıklarına dikkat etmelidirler. Fiziksel aktiviteleri planlamak, aşırı yorucu aktivitelerden kaçınmak ve ihtiyaç duyulduğunda dinlenmek semptomların yönetimine yardımcı olacaktır. Aşırı stres, semptomların şiddetlenmesine neden olabilir, bu yüzden stresi azaltmaya yönelik çalışmalar faydalı olacaktır. (meditasyon, nefes egzersizleri gibi) </li>
<li>MG durumunda enfeksiyonlara karşı daha duyarlı hale gelinebileceği için ikincil enfeksiyonlardan korunmak önem arz eder. El hijyenine dikkat etmek, aşı takvimini takip edip, güncel aşıları olmak ve hasta insanlarla teması sınırlamak enfeksiyon riskini azaltacaktır. </li>
<li>Sıcak hava koşulları miyasteni hastalarını etkileyebilir, aşırı sıcaklar semptomların şiddetlenmesine neden olabilir. Bu nedenle, ortam sıcaklığını uygun bir seviyede tutmak, aşırı sıcak ortamlarda bulunmaktan kaçınmak önemlidir.</li>
<li>Sağlıklı ve dengeli bir beslenme planı izlemek, yeterli miktarda su içmek genel sağlığı destekleyeceği için faydalı olacaktır. </li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ciddi-bir-kas-hastaligi-olan-myastenia-graviste-tedavide-etkin-sonuclar-alinabiliyor-387349">Ciddi Bir Kas Hastalığı Olan Myastenia Gravis&#8217;te Tedavide Etkin Sonuçlar Alınabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ESET&#8217;ten fark yaratan sonuçlar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/esetten-fark-yaratan-sonuclar-381439</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Jun 2023 09:10:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[esetten]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaratan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=381439</guid>

					<description><![CDATA[<p>ESET performans ve kötü amaçlı yazılımlara karşı koruma testlerinde birinci olarak Advanced+ ödüllerini aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/esetten-fark-yaratan-sonuclar-381439">ESET&#8217;ten fark yaratan sonuçlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ESET performans ve kötü amaçlı yazılımlara karşı koruma testlerinde birinci olarak Advanced+ ödüllerini aldı.</strong></p>
<p>Dijital güvenlikte dünya lideri olan <strong>ESET</strong>, gelişmiş çok katmanlı güvenlik yazılımı ESET Internet Security’nin, AV-Comparatives tarafından en son düzenlenen Kötü Amaçlı Yazılımlara Karşı Koruma Testi ve Performans Testi&#8217;nde prestijli Advanced+ ödüllerini aldı. Bu ödüller, ESET’in olağanüstü performansını ve kullanıcıları kötü amaçlı yazılım tehditlerine karşı koruma konusundaki gücünü gösteriyor. </p>
<p><strong>Olağanüstü sonuçlara imza attı </strong></p>
<p>ESET Internet Security de dahil olmak üzere 16 tedarikçinin birçok ürünü, sisteme kötü amaçlı dosyalar yüklenerek Kötü Amaçlı Yazılımlara Karşı Koruma Testine girdi. Test, ağ sürücüleri, USB&#8217;ler gibi vektörleri ve diskte kötü amaçlı yazılımların bulunduğu senaryolardan oluşuyordu. Kapsamlı test seti, kullanıcıların gerçek dünyada karşılaştığı tehditleri temsil eden 10.015 yeni ve yaygın kötü amaçlı yazılım örneğinden oluşuyordu. ESET Internet Security, kötü amaçlı yazılıma karşı koruma konusunda %99,9 gibi olağanüstü bir  oran elde etti. Ayrıca, test raporunda antivirüs yazılımlarının dosya algılama yeteneklerinin özgünlüğünü değerlendiren bir yanlış alarm testi de yer aldı. ESET Internet Security özellikle sıfır yanlış alarm ile kusursuz bir performans sergileyerek güvenilirliğini kanıtladı. Yasal dosyaları ve potansiyel kötü amaçlı yazılım tehditlerini etkili bir şekilde tespit etme yeteneğini de sergiledi.</p>
<p>En son yapılan Performans Testinde, her ikisi de <em>güvenlik ürünü</em> olarak adlandırılan “Antivirüs” ve “İnternet Güvenliği” tüketici ürünleri teste tabi tutuldu. Sonuçlar, bir güvenlik ürününün 16 tedarikçinin test edilen diğer güvenlik ürünleriyle karşılaştırıldığında sistem performansı üzerindeki etkisini gösteriyor. Performans Testinde çeşitli değerlendirmeler yapılıyor ve bu testlerden elde edilen sonuçlar genel Etki Puanını ortaklaşa oluşturuyor. Ürünün minimum kaynak kullanımı verimliliğini test etmek için dosya kopyalama, arşivleme, yükleme, uygulama başlatma, dosya indirme ve web sitelerinde gezinme gibi farklı rutin işlemlerdeki performans etkisi değerlendiriliyor. Ürünler sonuçların ortalamasına göre Yavaş, Vasat, Hızlı ve Çok Hızlı olarak sınıflandırılıyor. Ayrıca teste, sektörde kabul gören PC Mark kalite testi standartları da uygulandı ve test cihazında herhangi bir güvenlik yazılımı olmadan 100 üzerinden PC Mark puanı verildi. Özellikle PC Mark değerlendirmesinde ESET Internet Security 98.4 puanla zirveye çıkarak, çözümün gerçek hayatta etkin olarak kullanılmasını ve genel performansını vurguladı. </p>
<p>ESET Internet Security, bu titiz değerlendirmede hem Kötü Amaçlı Yazılımlara Karşı Koruma hem de Performans Testlerinde üstün başarı gösterdi. Bu olağanüstü puan, ESET Internet Security’yi 16 tedarikçinin ürünleri arasında ilk sıraya yerleştirdi. </p>
<p>ESET Tüketici ve IoT Bölüm Başkan Yardımcısı Mária Trnková bu konuda şunları söyledi: “ESET olarak, güvenlik konusundaki gelişmeleri sürekli izleme ve gelişmiş çözümler sunma kararlılığımız devam ediyor. Her türlü kötü amaçlı yazılım tehdidine karşı en iyi mobil çok katmanlı korumamız olan ESET Internet Security, interneti alışveriş, bankacılık, iş ve iletişim için aktif olarak kullanan, mahremiyetine önem veren modern kullanıcılarımıza yardımcı oluyor. Bu nedenle, dünyanın önde gelen bağımsız güvenlik test kuruluşlarından AV-Comparatives tarafından Kötü Amaçlı Yazılımlara Karşı Koruma Testi ve Performans Testi&#8217;nde Advanced+ ödüllerini almaktan heyecan duyuyoruz. Bu başarı, kullanıcılarımıza mükemmel koruma sağlamak için temel ESET teknolojilerimizi sürekli geliştirerek, bitmek bilmeyen değerli çözümler arama çabamızın bir kanıtıdır. Kullanılabilirlik özelliğinden ödün vermeden, en üst düzey koruma sağlayan güvenlik çözümleri sunma kararlılığımız devam ediyor.”</p>
<p><strong>ESET Internet Security</strong></p>
<p>ESET Internet Security, gerçek anlamda entegre bilgisayar güvenliğinde yeni bir yaklaşımı temsil ediyor. ESET LiveGrid® tarama motorunun en son sürümü, özel Güvenlik Duvarı ve Antispam modülleriyle birlikte bilgisayarınızı güvende tutmak için hız ve hassasiyetten yararlanır. Bilgisayarınıza zarar verebilecek saldırılara ve kötü amaçlı yazılımlara karşı sürekli tetikte olan akıllı bir sistemdir.</p>
<p>ESET Internet Security, maksimum koruma ile minimum sistem ayak izini birleştiren eksiksiz bir güvenlik çözümüdür. Gelişmiş teknolojisi, sistem performansını engellemeden veya bilgisayarı bozmadan virüsler, casus yazılımlar, truva atları, solucanlar, reklam yazılımları, rootkitler ve diğer tehditlerin sızmasını önlemek için yapay zeka kullanır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/esetten-fark-yaratan-sonuclar-381439">ESET&#8217;ten fark yaratan sonuçlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AWS Türkiye Ülke Müdürü Burak Aydın: Çalışanlarınızın becerilerini geliştirerek şirketinizin daha iyi sonuçlar elde etmesini sağlayın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aws-turkiye-ulke-muduru-burak-aydin-calisanlarinizin-becerilerini-gelistirerek-sirketinizin-daha-iyi-sonuclar-elde-etmesini-saglayin-355573</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Mar 2023 10:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[aws]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[becerilerini]]></category>
		<category><![CDATA[burak]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanlarınızın]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[elde]]></category>
		<category><![CDATA[etmesini]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirerek]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[müdürü]]></category>
		<category><![CDATA[sağlayın]]></category>
		<category><![CDATA[şirketinizin]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=355573</guid>

					<description><![CDATA[<p>2022’nin zorlu bir yıl olduğu konusunda herkes hemfikir. Ancak sabit olan bir şey var, o da teknoloji evriminin, inovasyonun ve bulut bilişimin büyümesinin devam etmesi ve bu yakın zamanda yavaşlayacak gibi de durmuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aws-turkiye-ulke-muduru-burak-aydin-calisanlarinizin-becerilerini-gelistirerek-sirketinizin-daha-iyi-sonuclar-elde-etmesini-saglayin-355573">AWS Türkiye Ülke Müdürü Burak Aydın: Çalışanlarınızın becerilerini geliştirerek şirketinizin daha iyi sonuçlar elde etmesini sağlayın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2022’nin zorlu bir yıl olduğu konusunda herkes hemfikir. Ancak sabit olan bir şey var, o da teknoloji evriminin, inovasyonun ve bulut bilişimin büyümesinin devam etmesi ve bu yakın zamanda yavaşlayacak gibi de durmuyor. Giderek daha fazla kuruluş, bulutun, operasyonlarını, rekabet çevikliklerini ve yenilik yapma yeteneklerini nasıl hızlandırabileceğinin farkına varıyor. AWS Türkiye Ülke Müdürü Burak Aydın, bulutu benimseyen kuruluşların çalışanlarına yatırım yapmanın şirketlerine nasıl bir fayda sağladığını görmeleri gerektiğini belirterek, konuyla ilgili öngörülerini paylaştı:</p>
<p>2023 yılı için faaliyet planları ekonomik belirsizlik nedeniyle sıkı bir şekilde gözden geçirilirken, özellikle de böyle zamanlarda çalışanlarına yatırım yapanlar, kazanacakları getirinin yaptıkları yatırıma değer olduğunu görecekler. Forrester Research tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırma, çalışanlarını bulut becerileri konusunda eğiten kuruluşların altı ay içinde yüzde 100 yatırım getirisi (ROI) ve üç yıl içinde yüzde 234 yatırım getirisi elde ettiğini gösteriyor. Gelişmiş dijital becerilere sahip bir iş gücü bulunan kuruluşlar, çalışanların gelirini ve verimliliğini artırarak yıllık küresel gayri safi yurt içi hasılayı (GSYİH) tahmini 6,3 trilyon dolar artıran inovasyonlar (veya ürün ve hizmetler) üretiyor. </p>
<p>2023’e girerken, bulut becerileri eğitiminin tüm kuruluşlara faydalı olabileceğinin güçlü sinyallerini görüyoruz. </p>
<p><strong>1. BT yatırımları ve ihtiyaç duyacağınız beceriler</strong></p>
<p>Kuruluşunuz halihazırda buluta geçiş yaptıysa veya yapmayı düşünüyorsa, gelişmiş bulut becerilerine sahip yetenek eksikliğinin etkilerini hissediyor olabilirsiniz. Açık olan beş milyon bulut pozisyonu bulunuyor ve doldurulması en zor pozisyonlar listesinin başında bulut bilişim rolleri yer alıyor. Bu nedenle, bulut yeteneği arıyorsanız, mevcut iş gücünüzün becerilerini geliştirmeye odaklanmak izleyeceğiniz en iyi strateji olabilir. Skillsoft&#8217;un 2022 BT Becerileri ve Maaş Anketi&#8217;ne göre, yatırım listesinin başında bulut bilişim geliyor; bunu Siber Güvenlik/Bilgi Güvenliği, AI (yapay zeka)/ML (makine öğrenimi), Altyapı ve Sistemler, Veri Analitiği/Veri Yönetimi ve Veri Bilimi takip ediyor. Bunların, karar vericilerin çalışanların eğitimi konusunda önceliklendirdiği güvenlik, veri analizi, geliştirici araçları ve geliştirme operasyonları (DevOps) alanlarını yansıtıyor olması şaşırtıcı değil. Kuruluşunuz 2023 için benzer bir teknoloji yatırımı planına sahip olabilir. Öyleyse, mevcut çalışanlarınızın bu alandaki becerilerini daha yakından inceleyin ve hedeflerinize ulaşmak için bir eğitim planına sahip olduğunuzdan emin olun. </p>
<p><strong>2. Eğitim ve sertifika fırsatlarına yatırım yaparak gelişmiş bulut yeteneklerini elinizde tutun</strong></p>
<p>2023 faaliyet planınızda eğitim yoksa, küresel yetenek kıtlığı göz önüne alındığında kendinize bu eksikliği karşılayıp karşılayamayacağınızı sormalısınız. AWS Skill Builder&#8217;da, diğer kaynakların yanı sıra çalışanlarınıza kendilerini sürekli geliştirme fırsatları sunmanıza yardımcı olacak çok sayıda eğitim kaynağı da bulunuyor. Çalışanlarınıza eğitim olanakları sunmamak, açık pozisyonların daha uzun sürede doldurulmasına, inovasyonların sunulmasında gecikmelere ve operasyonel verimsizliklere neden olabilir. Şirketinizin en önemli varlığı olan çalışanlarınıza yatırım yapmayı kuruluşunuzun hedefi haline getirin.   Beceri eğitimi için fırsatlar sunmak, çalışan memnuniyetinin ve çalışanları elde tutma oranının artırılmasını sağlayabilir. Ek olarak, bir adım daha ileri gidip çalışanlarınızın sertifika sınavı ücretlerini finanse etmek, çalışanların başka bir yerde iş arama olasılığı daha da azaltabilir.   </p>
<p><strong>3. Kuruluşunuzu geleceğe hazırlamak için kariyerlerinin başında olan yeteneklerden yararlanın </strong></p>
<p>Beceri açığını kapatmanın kolay bir iş olmadığını biliyoruz, ancak bunu yapmak çalışanlarınızın iş yükünü hafifletmenin bir yolu olabilir. Gelişmiş bulut becerilerinin maaşları daha da yükselttiği göz önüne alınırsa, izleyebileceğiniz başka bir yaklaşım da kariyerlerinin başındaki yetenekleri işe almak olabilir. Bu kişiler, temel bulut becerilerine ve sektör sertifikalarına sahip olmanın yanı sıra teknik destek, sorun giderme, kalite güvencesi, test ve düzeltme çalışmaları gibi işleri üstlenmeye de isteklidir. Yeni işe alınanları bu tür görevlerle başlatmak, genel teknoloji yığınında ustalaşmalarına yardımcı olur, kariyerlerinde ilerlemelerini sağlar ve onları zaman içinde daha karmaşık ve zorlu işleri üstlenmeye hazır hale getirir. ESG, kariyerlerinin başında olan yeteneklere yatırım yapan kuruluşların yüzde 90&#8217;ının olumlu yatırım getirisi elde ettiğini gösteriyor. Kariyerlerinin başındaki yetenekler öğrenmeye isteklidir, beceri kazandırılmaları kolaydır ve “değere ulaşma zamanına” işe yeni alınan uzman seviyesindeki bir çalışana kıyasla iki kat daha kısa sürede erişirler. Kısaca, kariyerlerinin başındaki yeteneklere yatırım yapmak inovasyon yapmanıza, bulutun sağladığı geliri artırmanıza ve kadrolu yetenekleri elinizde tutmanıza yardımcı olabilir. </p>
<p><strong>4. Hem çalışanlar hem de liderler entegre öğrenme çözümlerine değer veriyor</strong></p>
<p>Umarız şimdi 2023 için faaliyet bütçenize bakıyor ve çalışan eğitimi için kaynak ayırıyorsunuzdur. Peki, yatırımınızı nereye yapmalısınız? Bu konuda, sanal eğitmen liderliğindeki eğitimler (VILT) en iyi seçeneklerden biri. 2020 öncesinde, canlı eğitimlerin çoğu yüz yüze veriliyordu. Ancak iş dünyası değiştiğinden, fiziksel bir sınıf ortamı olmadan öğrenme deneyimini artıran sofistike yaklaşımlarla sanal eğitimlerin sunulması da değişti. Hem öğrenciler hem de karar vericiler, VILT formatının son derece etkili olduğu, bilginin akılda tutulmasını artırdığı ve seyahat masraflarını ortadan kaldırdığından daha bütçe dostu olduğu konusunda hemfikir. Bunlar göz önüne alındığında, VILT formatının önümüzdeki 12-24 ay içinde bulunabilirliği ve kullanımı da artacak. </p>
<p><strong>5. Sertifikalar kuruluşa değer katmaya devam ediyor</strong></p>
<p>Sektör sertifikaları, yüksek vasıflı yetenekleri ayırt etmenize yardımcı olur ve 2023&#8217;te daha fazla kuruluşun çalışanlarını sertifikalandırmaya önem vererek kurum içi iş gücünü artırmaya yatırım yaptığını göreceğiz. ESG&#8217;ye göre, sertifikalı personel, kuruluşu başarılı olmak için daha rekabetçi bir konuma getiriyor.  Kuruluşunuz ister çalışanlarınızın sertifika almasına yardımcı olmayı planlıyor ister buna halihazırda yatırım yapıyor ve sektör sertifikalarına sahip adayları olumlu değerlendiriyor olsun, kuruluşunuzun üretkenliğinde, inovasyon potansiyelinde ve çalışanların elde tutulmasında bir artış göreceksiniz. </p>
<p><strong>6. Teknoloji dışı alanlarda çalışanların eğitilmesi</strong></p>
<p>Bulutun büyümesi artık BT departmanıyla sınırlı kalmadığından liderler, finanstan satışa, insan kaynaklarından pazarlamaya ve hatta idari personele kadar kuruluş genelinde bulut yetkinliğini giderek daha fazla geliştiriyor. Örneğin Volkswagen, bulut merkezli bir organizasyon şeması kullanarak çalışanlarının bulut bilgi ve becerilerini güçlendirmeye yatırım yaptı. Bu, pazara sunma süresinin kısalmasını ve ekipler arası iş birliğinin gelişmesini sağladı. Volkswagen Finansal Hizmetler Küresel Ürün Sahibi Stefan Klünker, &#8220;AWS Eğitim ve Sertifikalar”, yapılan işin ve BT&#8217;nin birbirine daha yakın olduğu ve herkesin müşterilerimiz için daha iyi ve daha hızlı çözümler sunma ihtiyacını anladığı bir yol tanımlayarak şirket olarak dönüşümümüze yardımcı oldu&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Bir sonraki adımı atın</strong></p>
<p>Bulut yolculuğunuzun neresinde olursanız olun, şirketinizin başarısı için buluta bir şans vermek istiyorsanız, bu yıl şirketinizi geleceğe daha güvenle taşımak için çalışanlarınızın becerilerine yatırım yapacağınız yıl olabilir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aws-turkiye-ulke-muduru-burak-aydin-calisanlarinizin-becerilerini-gelistirerek-sirketinizin-daha-iyi-sonuclar-elde-etmesini-saglayin-355573">AWS Türkiye Ülke Müdürü Burak Aydın: Çalışanlarınızın becerilerini geliştirerek şirketinizin daha iyi sonuçlar elde etmesini sağlayın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
