<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>solunum | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/solunum/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/solunum</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 19 Feb 2026 07:49:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>solunum | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/solunum</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Hapşu&#8221;ya karşı 5 Süper Güç! Okul ve Kreşlerde Enfeksiyonlardan Nasıl Korunmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hapsuya-karsi-5-super-guc-okul-ve-kreslerde-enfeksiyonlardan-nasil-korunmali-614250</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 07:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonlardan]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[hapşu]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kreşlerde]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[süper]]></category>
		<category><![CDATA[temas]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614250</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda influenza, RSV, adenovirüs ve halk arasında “beta mikrobu” olarak bilinen streptokok enfeksiyonları özellikle son dönemlerde en sık karşılaşılan hastalıklar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hapsuya-karsi-5-super-guc-okul-ve-kreslerde-enfeksiyonlardan-nasil-korunmali-614250">&#8220;Hapşu&#8221;ya karşı 5 Süper Güç! Okul ve Kreşlerde Enfeksiyonlardan Nasıl Korunmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda influenza, RSV, adenovirüs ve halk arasında “beta mikrobu” olarak bilinen streptokok enfeksiyonları özellikle son dönemlerde en sık karşılaşılan hastalıklar. Okul ya da kreş gibi kapalı alanlar, virüs ve bakterilerin daha hızlı yayıldığı ortamlar olduğu için sadece üst solunum yolu enfeksiyonları değil, bronşit ve zatürre gibi alt solunum yolu enfeksiyonları için de risk yaratıyor. Solunum yolu enfeksiyonları en sık; konuşma, öksürme ve hapşırma sırasında havaya yayılan damlacıklar ve enfekte yüzeylerle temas sonucu bulaşıyor. </p>
<p>Kronik hastalığı bulunan çocuklarda ve 2 yaş altı bebeklerde; yüksek ve düşmeyen ateş, beslenme bozukluğu, hızlı solunum, genel durumda belirgin bir zayıflık ile yoğun kusma ve ishal gibi belirtilerin görülmesi halinde gecikmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirten <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Serkan Atıcı, </strong>çocukların sadece hastalandıklarında değil, sağlıklıyken de düzenli kontroller için doktora götürülmesi gerektiğini söylüyor. Bu kontrollerle büyüme gelişmesi, aşı, vitamin ya da demir gibi mineral eksikliklerinin gözden geçirilip gerekli önlemlerin alınması sağlanabiliyor. </p>
<p><strong>Doç. Dr. Atıcı, </strong>soğuk havalarda enfeksiyonlardan korumak için çocukların hayatında bir alışkanlığa dönmesi gereken önerilerini de paylaştı. </p>
<p><strong>1- El Hijyeni: Mis Kokan Eller!</strong></p>
<p>Okul saatlerinde çocukların, kalabalık bir sınıfta mikrobik yükün çok olduğu ortak kullanım alanlarına dokunmaları elbette kaçınılmaz. Ancak bu gibi durumlarda elleri mümkün olduğunca ağız ve buruna temas ettirmemek, teneffüs aralarında elleri yıkamak ya da el dezenfektanı kullanmak hastalıklardan korunmak için son derece önemli. Çocuklarımıza mutlaka doğru el yıkamayı öğretmeli ve el yıkama alışkanlıklarını geliştirmeliyiz.</p>
<p><strong>2- Kağıt Mendil: Biri Çantada, Biri Cepte </strong></p>
<p>Kış aylarında çocuklarınızın kağıt mendil kullanma alışkanlığı edinmelerine yardımcı olun. Montlarının cebinde mutlaka bir adet, çantalarında da bir yedek bulundurun. Hapşırma ya da öksürme gibi durumlarda sadece kağıt mendil kullanmaları ve kullandıktan sonra çöpe atmaları gerektiğini öğretin. </p>
<p><strong>3- Yakın Temas: Sarılıp Öpmelere Bir Süre Ara </strong></p>
<p>Özellikle hasta kişilerin, solunum sekresyonu ile mikrobu yaymasını önlemek için yakın temastan kaçınmaları gerekir. Çünkü solunum yolu enfeksiyonları en çok yakın temas sonucu ağızdan çıkan damlacıklar yoluyla bulaşır.</p>
<p><strong>4- Güçlü Bağışıklık: Sağlıklı Beslen, Mikroplar Zayıflasın </strong></p>
<p>Güçlü bir bağışıklık için sağlıklı beslenme, çocuklar için de önemli bir kural. Bu noktada anne ve babalara 3 büyük görev düşüyor; özellikle kış aylarında çocuklara, kış meyve ve sebzelerini sevdirmek, besin öğelerini dengeli şekilde tüketmelerine destek olmak ve abur cubur gıdalardan uzak durmalarını sağlamak. </p>
<p><strong>5- Burundan Nefes: Sağlıklı Solunumun Tek Yolu  </strong></p>
<p>Burnumuz, soluduğumuz havayı nemlendirerek akciğerlerimize daha temiz bir hava girmesini sağlayıcı filtre görevi görür. Burunda tıkanıklık olduğunda ise, solunum bu kez ağız yoluyla yapılır ve bu da mikrop içeren havanın akciğerlere inmesine neden olur. Unutmayalım ki, kış enfeksiyonları için de burundan nefes almak, güçlü bir koruyucu bariyerdir. Çocuklarınızda gün içinde ağız yoluyla nefes alma alışkanlığı varsa, bunun farklı sebepleri olabileceği için en kısa sürede bir uzmana başvurmayı ihmal etmeyin. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hapsuya-karsi-5-super-guc-okul-ve-kreslerde-enfeksiyonlardan-nasil-korunmali-614250">&#8220;Hapşu&#8221;ya karşı 5 Süper Güç! Okul ve Kreşlerde Enfeksiyonlardan Nasıl Korunmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dinlenmeden uyanıyorsanız dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dinlenmeden-uyaniyorsaniz-dikkat-605331</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2026 12:05:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Anormal]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dinlenmeden]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[eeg]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[metin]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[uyanıyorsanız]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605331</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, uyku bozuklukları tanısında kullanılan testler ve tedavi edilmediğinde ortaya çıkabilecek ciddi sağlık riskleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dinlenmeden-uyaniyorsaniz-dikkat-605331">Dinlenmeden uyanıyorsanız dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, uyku bozuklukları tanısında kullanılan testler ve tedavi edilmediğinde ortaya çıkabilecek ciddi sağlık riskleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Uyku bozukluklarında tanının temeli polisomnografidir (PSG)!</strong></p>
<p>Uyku bozukluklarının tanısında, hastanın şikayetlerinin ayrıntılı sorgulanması ve objektif uyku testlerinin birlikte değerlendirilmesinin esas olduğunu aktaran Prof. Dr. Barış Metin, “Obstrüktif uyku apnesi şüphesinde altın standart yöntem, gece boyunca beyin dalgaları, solunum akımı, oksijen satürasyonu, kas aktivitesi, göz hareketleri ve kalp ritminin eş zamanlı izlendiği polisomnografidir (PSG).” dedi.</p>
<p>Bu testin apne-hipopne indeksinin (saatte solunum durma sayısı) belirlenmesini ve hastalığın şiddet sınıflamasını sağladığını ifade eden Prof. Dr. Metin, “Narkolepsi  gibi aşırı uyuma durumlarının ayırıcı tanısında ise PSG’yi takip eden gün, tekrarlanan kısa uyku denemeleriyle ortalama uykuya dalma süresini ve REM’e girişin anormal derecede erken olup olmadığını ölçen Çoklu Uyku Gecikme Testi kullanılır. Narkolepside uyku başlangıç süresinin kısalması ve REM ile başlayan uyku dönemlerinin (SOREM) saptanması tanı açısından kritik bulgulardır. Başka bir deyişle narloeptik birey  gündüz uyku için yattığında uykuya hemen REM evresi ile başlar. Bunlara ek olarak tüm gece video EEG tetkiki de epilepsi şüphesi varlığında kullanılan bir testtir. Tüm gece video EEG testinde hastanın sabaha kadar video kaydı ve çok kanallı EEG kayıtları alınır ve ortaya çıkan anormal hareketlerin epilepsi kaynaklı olup olmadığı araştırılır.” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>Kullanılan ekipmanlar uyku bozukluklarının kapsamlı ve doğru şekilde tanınmasını sağlıyor!</strong></p>
<p>Uyku laboratuvarında PSG testi için kullanılan yöntemlere değinen Prof. Dr. Barış Metin, şunları söyledi:</p>
<p>“EEG beyin aktivitesini gösterir. EEG’ye bakarak hekim gece uyanıklıkları ve uyku evrelerini anlayabilir. Ayrıca epilepsi şüphesi varlığında EEG tanısal değer taşır. Kas aktivite kaydı (EMG), uykuda görülen hareketler ve anormal kas kasılmalarının anlaşılmasını sağlar. Solunum sensörleri, soluk alıp vermelerin kaydını yapar ve uykuda solunum durmalarının kaydedilmesini sağlar. Göğüs ve karın hareket sensörleri, solunum eforunun yeterli olup olmadığını anlamamızı sağlar. Horlama sensörü, horlamanın kaydedilmesini sağlar. EKG, kalp ritmini tüm gece ölçer ve anormal durumlar kaydedilir. Oksijen satürasyonu, kan oksijen miktarının yeterli olup olmadığını ölçer. Tüm gece ortaya çıkan anormal hareketlerin değerlendirilebilmesi için video kaydı alınır. Cpap/Bipap cihazları, yardımcı solunum cihazına ihtiyaç duyan hastalara uygun basınç ve cihaz tipinin belirlenmesini sağlar.”</p>
<p><strong>Dinlenmiş uyanmamak bile tek başına bir uyku problemine işaret ediyor!</strong></p>
<p>Uyku bozukluğu yaşayan bireylerin genel sağlıklarını korumak için önerilerde bulunan Prof. Dr. Barış Metin, “Öncelikle gece şiddetli horlama ve nefes durması yaşayan bireylerin hemen uyku hastalalıkları uzmanına başvurması gerekir.” dedi.</p>
<p>Uyku apnesinin, tedavi edilmezse birçok ciddi hastalığa neden olan sinsi bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Metin, “Hem dikkat, konsantrasyon gibi temel yaşam fonksiyonlarını bozar hem de kalp krizi ve felç gibi tehlikeli durumların olasılığını artırır. Gündüz aşırı uyuma da ciddiye alınması gereken bir durumdur. Uyku apnesine bağlı olabileceği gibi narkolepsi gibi hastalıkların da temel belirtisi engellenemeyen uyku ataklarıdır. Uyku yaşamımız için hayati bir fonksiyondur. Sağlıklı ve  başarılı bir iş, aile, akademik ve sosyal yaşama sahip olmak için kaliteli uyku uyumalıyız. Sabah uyandığınızda kendinizi dinç ve dinlenmiş hissetmiyorsanız bu durum bile tek başına bir uyku probleminiz olduğunu gösterir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dinlenmeden-uyaniyorsaniz-dikkat-605331">Dinlenmeden uyanıyorsanız dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güzel koku hijyen göstergesi değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/guzel-koku-hijyen-gostergesi-degil-603190</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 11:37:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Dilek Leyla Mamçu]]></category>
		<category><![CDATA[göstergesi]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[hijyen]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasallar]]></category>
		<category><![CDATA[koku]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[temizlik]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[yüzey]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603190</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, temizlik kimyasallarının yanlış ve gereksiz kullanımının insan sağlığına ve çevreye zararları ile doğru ve bilinçli temizlik alışkanlıklarının önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guzel-koku-hijyen-gostergesi-degil-603190">Güzel koku hijyen göstergesi değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, temizlik kimyasallarının yanlış ve gereksiz kullanımının insan sağlığına ve çevreye zararları ile doğru ve bilinçli temizlik alışkanlıklarının önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Yanlış kullanılan temizlik kimyasalları sağlığa zarar veriyor!</strong></p>
<p>Ev temizliğinde sık kullanılan yüzey temizleyicileri ve dezenfektanların, çamaşır suyu (sodyum hipoklorit), amonyak, alkoller, kuaterner amonyum bileşikleri ve sentetik kokular gibi kimyasallar içerdiğini aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu maddeler mikropları öldürürken, yanlış veya sık kullanıldığında insan sağlığına da zarar verebilir.” dedi.</p>
<p>Özellikle solunum yolu ile alınan zararlı maddelerin çeşitli sağlık sorunlarına yol açabildiğine işaret eden Dr. Mamçu, “Temizlik sırasında aerosol haline gelen kimyasallar, havada askıda kalan partiküller olarak solunabilir ve bu durum, solunum sisteminde irritasyona, alerjik reaksiyonlara ve hatta astım gibi nezle-boğaz hastalıklarına sebep olabilir. Ayrıca, temizlik kimyasallarının göz irritasyonu üzerindeki etkileri de araştırmalara konu olmuştur. Birçok kimyasal, doğrudan gözle temas ettiğinde yanma, sulanma veya kızarıklık gibi belirtilere neden olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Güzel koku olması, yüzeyin daha hijyenik olduğu anlamına gelmez!</strong></p>
<p>Temizlik maddelerinin kokusunun genellikle parfüm ve uçucu kimyasallardan geldiğini hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Koku olması, yüzeyin daha hijyenik olduğu anlamına gelmez.” dedi.</p>
<p>Bazı ürünlerin mikropları öldürmeden sadece kokuyu bastırdığını ifade eden Dr. Mamçu, şöyle devam etti:</p>
<p>“Güçlü koku daha fazla kimyasal solunması demektir. Bu kimyasallar, cilt irritasyonlarından solunum problemlerine kadar geniş bir sağlık spektrumunda olumsuz etkilere neden olabilir. Özellikle çocukların ve hamile kadınların kimyasallara maruz kalma riski, bu maddelerin cinsiyet bazında farklı etkileri ve çevresel etkileri, bilinçli tüketim gerekliliğini daha da ön plana çıkarıyor. </p>
<p>Özellikle çamaşır suyu, asitli ürünler gibi başka temizleyicilerle asla karıştırılmamalı. Zehirli gaz açığa çıkabilir. Gerçek hijyen; doğru ürünün doğru miktarda ve doğru süre uygulanması ile sağlanır.”</p>
<p><strong>Temizlik sırasında ortamın havalandırılması şart!</strong></p>
<p>Masalar, tezgâhlar ve çalışma yüzeylerinin temiz ve dezenfekte edilmiş olmasının bulaşıcı hastalıkların önlenmesi için son derece önemli olduğuna dikkat çeken Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Temizlik malzemelerinin kullanımı esnasında havaya salınan kimyasalların solunmaması ve sonrasında ortamın havalandırılması yararlı olacaktır.” dedi.</p>
<p>Sprey formdaki ürünlerin kapalı alanlarda kullanımının ise daha tehlikeli olduğunu kaydeden Dr. Mamçu, “Temizlik yaparken daha az kimyasal madde solumak için uygun havalandırma yapmak büyük önem taşır. Bu amaçla pencerelerin ve kapıların mutlaka açılması gerekir. İyi bir havalandırma, odanın havasındaki toksik maddelerin en aza indirilmesine yardımcı olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Temizlik kimyasalları hassas gruplarda sağlık sorunlarına neden olabiliyor!</strong></p>
<p>Çocuklar, hamileler, yaşlılar ve alerjik bünyelerin bu kimyasallardan nasıl etkilendiğine değinen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Çocukların solunum yolları daha hassastır. Yüzeylere temas edip ellerini ağızlarına götürebilirler. Kimyasalların bazıları hamilelerde hormonal dengeyi etkileyebilir. Yaşlıların akciğer kapasitesi ve bağışıklık sistemi daha zayıf olabilir. Alerjik bünyeler ve astımlılarda burun akıntısı, hırıltılı solunum görülebilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p>Dr. Mamçu, Temizlik sonrası geçmeyen öksürük, nefes almakta zorlanma, baş dönmesi veya mide bulantısı, gözlerde şiddetli yanma, ciltte kızarıklık, kaşıntı veya yanma hissi, astım veya alerji belirtilerinde artış ortaya çıkmasının kullanılan ürüne bağlı olabileceğini hatırlattı. </p>
<p><strong>Gereksiz antibakteriyel ürün kullanımı, sağlık sorunlarına ve çevre kirliliğine yol açıyor! </strong></p>
<p>Antibakteriyel ürünlerin gereksiz kullanımının ne gibi sağlık ve çevre sorunları ortaya çıkarabileceği hakkında bilgi veren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Dirençli bakterilerin gelişmesi, bağışıklık sisteminin bozulması, cilt florasının bozulması gibi sağlık sorunlarına ve kimyasalların suya karışarak çevre kirliliği oluşturmasına neden olur.” dedi.</p>
<p>Temizlik ürünlerinin içerisinde yer alan zararlı kimyasallardan korunmak için önerilerde bulunan Dr. Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Temizlik ürünlerinin etiketlerini doğru okumak çok önemlidir. Hangi ürünün hangi içeriklerle temas etmemesi gerektiği hakkında bilgi sahibi olmak kimyasal reaksiyonla ortaya çıkabilecek olumsuz etkileri minimize eder. Kimyasal içeriği azaltılmış veya tamamen doğal ürünler tercih edilebilir. Evde sirke, karbonat ve limon gibi malzemelerle doğal temizlik ürünleri yapılabilir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guzel-koku-hijyen-gostergesi-degil-603190">Güzel koku hijyen göstergesi değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Astımın 9 Sinyali</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-astimin-9-sinyali-597563</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 08:05:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik]]></category>
		<category><![CDATA[astım]]></category>
		<category><![CDATA[astımın]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[sinyali]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597563</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde yaklaşık her 10 çocuktan birinde görülen astım, doğru yönetilmediğinde tekrarlayan öksürük, hırıltı ve solunum güçlüğü ile çocukların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-astimin-9-sinyali-597563">Çocuklarda Astımın 9 Sinyali</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde yaklaşık her 10 çocuktan birinde görülen astım, doğru yönetilmediğinde tekrarlayan öksürük, hırıltı ve solunum güçlüğü ile çocukların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor. Aile farkındalığı ve erken tanıyla doğru tedavi planlaması, hastalığın kontrol altına alınmasında önemli rol oynuyor. Çocukluk çağı astımının anlaşılması ve doğru şekilde yönetilmesi için bazı bulgular yol gösterici nitelik taşıyor. Memorial Göztepe Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, çocuklarda astım hastalığı hakkında bilgi verdi ve alınması gereken önlemleri anlattı.</p>
<p><strong>Çocuğunuzun öksürüğünü basit bir enfeksiyon sanmayın</strong></p>
<p>Astım, bronşların zaman zaman daralmasıyla ortaya çıkan tekrarlayıcı öksürük, hırıltı ve solunum güçlüğü ataklarıyla seyreden bir hastalıktır. Öksürük astımın en temel belirtisidir, öksürüksüz bir astım hastalığı olmaz. Türkiye’de çocuklarda astım görülme sıklığı yüzde 5–9 arasında değişmektedir. Kuru ve yüksek bölgelerde daha az, nemli ve deniz kıyısı bölgelerde daha fazla görülür. Maalesef pek çok çocuk astım ilacı kullanmasına rağmen, ailesi onun astım olduğunu bilmemekte ve bronşit, alerjik bronşit veya zatürre başlangıcı gibi yanlış tanılar alabilmektedir. Bu nedenle önce doğru tanı konulmalıdır. Ayrıca, her çocuğun akciğerlerinin yanı sıra,  burun içi de detaylı değerlendirilmelidir. Çünkü eşlik eden bir alerjik rinit de sıklıkla birlikte bulunabilir. Özellikle 2-3 yaş altındaki çocuklarda viral enfeksiyonlara bağlı kısa süreli hışıltılı ataklar görülebilir ve bu durum çoğu zaman yaş ilerledikçe kaybolur. Ancak bu çocuklar yakından ve düzenli olarak izlenmeli; gereksiz uzun süreli ilaç tedavisinden de kaçınılmalıdır.</p>
<p><strong>Çocuklarda astımı fark etmek için bu 9 bulgu önemli</strong></p>
<p>Astım belirtileri her çocukta aynı şekilde ortaya çıkmaz. Çocuklarda astım belirtileri farklılık gösterebilir. Astımda yalnızca solunum güçlüğü değil, tekrarlayan kuru veya balgamlı öksürük de tek başına belirti olabilir. Hırıltılı solunum, nefes verirken duyulan ıslık sesi, gece artan öksürük, eforla gelen öksürük nöbetleri, ağır ataklarda göğüs duvarında çökmeler ve solunumda zorlanma görülebilir. Çocuklarda astımı fark edebilmek için bu belirtileri göz ardı edilmemelidir:</p>
<ol>
<li>Gece artan öksürük</li>
<li>Hırıltılı solunum</li>
<li>Nefes verirken duyulan ıslık sesi</li>
<li>Tekrarlayan kuru veya balgamlı öksürük</li>
<li>Koşma, gülme, ağlama gibi eforla gelen öksürük</li>
<li>Atak dönemlerinde omuz ve kaburga aralarında solunum eforunun artması</li>
<li>Ciddi nöbetlerde halsizlik, huzursuzluk ve nadiren bilinç değişikliği</li>
<li>Çocuğun geçmişinde besin alerjisi, egzama bulunması</li>
<li>Ailede alerjik hastalık varlığı</li>
</ol>
<p><strong>Alerjiler kontrol edilmezse astım kontrolü zorlaşır</strong></p>
<p>Çocukluk çağı astımının yüzde 70’inden fazlası alerjik kökenlidir. Ailede alerji veya astım öyküsü, çocukta astım görülme riskini artırabilir. Astımı olan çocuklarda sıklıkla, inek sütü proteini alerjisi gibi besin alerjileri, egzama ve burun akıntısı, tıkanıklık, hapşırma, göz kaşıntısı gibi bulgularla seyreden alerjik nezle de görülebilir. Özellikle alerjik nezlenin tedavi edilmemesi, astım kontrolünü zorlaştırabilir.</p>
<p><strong>Astımda uzun süreli bir tedavi planı gerekli </strong></p>
<p>Astım kronik bir gidişle, yıllarca devam eden bir hastalık olduğundan yalnızca atak dönemlerinde değil, atak dışı uzun süreli tedavi gereklidir. Dünya genelinde kabul gören basamak tedavisi yaklaşımı ile çocuğun durumuna göre tedavi düzeni belirlenmelidir. Son yıllarda solunum yolundan alınan kortizonlu ilaçlar, astımın uzun süreli tedavisinin en önemli ögelerinden biri haline geldi. Bu ilaçların dozu ağızdan alınanlardan çok daha düşük olduğundan, diğer kortizonlu ilaçların alınmasıyla sıkça gözüken yan etkiler bunlarda gözükmez. Koruyucu etkileri olan bu ilaçlar doktor kontrolu altında uzun süre kullanılabilirler. Hava yolu ile kullanılan (inhaler ya da nebülizer) ilaçların doğru kullanımlarının öğrenilmesi başarılı bir tedavi için son derecede önemlidir.</p>
<p><strong>Doğru yönetilen astım tedavisi çocukların yaşam kalitesini artırır</strong></p>
<p>Çocukluk çağı astımı, ailelerin doğru bilgilendirilmesi ve uygun tedaviyle yönetildiğinde çocukların yaşam kalitesini olumsuz etkilemeden kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Öksürüğün küçümsenmemesi, alerjik belirtilerin dikkate alınması ve uzman hekim takibi, çocukların sağlıklı bir geleceğe adım atması için kritik öneme sahiptir. Tedavide amacımız atak sayısını azaltmak, atakların şiddetini hafifletmek, komplikasyonları önlemek, çocuğun yaşına uygun fiziksel aktiviteleri sürdürebilmesini sağlamak, büyüme ve gelişmenin normal devamını sağlamak, ilaç yan etkilerinden korumak ve hem aileleri hem de çocukları hastalık konusunda bilinçlendirmektir. Astım konusunda ailelerin bilinçli olması ve astım ataklarını önleyici tedbirler almaları da çocukların yaşam kalitesine önemli derecede etki eder. Ailelerin sigara içmesi çocuk astımını olumsuz etkileyen çok ciddi bir faktördür.</p>
<p><strong>Çocuğunuzda ev tozu akarı alerjisi varsa astım ataklarını önlemek için bu önlemleri alın!</strong></p>
<ul>
<li>Yatak odasında halı bulundurmayın.</li>
<li>Tüylü oyuncak ve yünlü eşyaları azaltın.</li>
<li>Toz tutan eşyaları kapalı dolaplarda saklayın.</li>
<li>Nevresim ve çarşafları haftada iki kez 60°C üzerinde yıkayın.</li>
<li>Yatak, yorgan ve yastığın yün, kuştüyü olmamasına dikkat edin.</li>
<li>Akar barındırmayan özel yataklar tercih edin.</li>
<li>Gerekli durumlarda HEPA filtreli hava temizleme cihazları kullanın.</li>
<li>Düzenli doktor kontrolleri ihmal etmeyin.</li>
<li>Doktorunuz uygun görürse özel durumlarda alerji aşı tedavisi gerekebilir.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-astimin-9-sinyali-597563">Çocuklarda Astımın 9 Sinyali</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyku apnesi gençlerde de yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uyku-apnesi-genclerde-de-yayginlasiyor-596854</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 08:51:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[apnesi]]></category>
		<category><![CDATA[dar]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerde]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596854</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern çağın salgın hastalığı obezite nedeniyle günümüzde gençlerde de hızla yaygınlaşan uyku apnesi yaşam kalitesini düşürüp ciddi hastalıklara zemin hazırlarken, ani ölüme de yol açabiliyor! </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uyku-apnesi-genclerde-de-yayginlasiyor-596854">Uyku apnesi gençlerde de yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Modern çağın salgın hastalığı obezite nedeniyle günümüzde gençlerde de hızla yaygınlaşan uyku apnesi yaşam kalitesini düşürüp ciddi hastalıklara zemin hazırlarken, ani ölüme de yol açabiliyor! <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı</strong>, tıkayıcı uyku apnesinde hava yolunu çevreleyen kasların uyku esnasında havayolunu daraltıp, solunumun onlarca hatta yüzlerce kez kesintiye uğramasına neden olduğunu belirterek “Uyku apnesi riski erkeklerde 40 yaşından itibaren, kadınlarda da menopoz sonrasında artmaktadır. Yapılan çalışmalar; kilomuzdaki yüzde 10’luk artışın, uyku apnesi riskini 6 kat yükselttiğini göstermektedir” diyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Tavşanlı, uyku apnesinin 9 önemli belirtisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Son yıllarda gerek sağlıksız beslenme alışkanlıkları gerekse hareketsiz yaşam tarzı obezitenin hızla yaygınlaşmasına neden olurken, modern çağın bu salgın hastalığı çok ciddi başka hastalıklara da neden olabiliyor. Onlardan biri de tıkayıcı uyku apnesi! <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı</strong>, günümüzde gençlerde de hızla yaygınlaşan uyku apnesinin yaşam kalitesini düşürdüğünü vurgulayarak şöyle konuşuyor: “Tıkayıcı uyku apnesi; basitçe havayolunu çevreleyen kasların uyku esnasında solunumu etkileyecek derecede havayolunu daraltması olarak tanımlanabilir. Uyanıkken hastalarda herhangi bir solunum sıkıntısı yoksa da, uyku esnasında bu bölgedeki kasların gevşemesi ve daralmanın artmasına bağlı olarak solunumları onlarca hatta yüzlerce kez kesintiye uğramaktadır. Bazı kişilerde yapısal olarak buradaki geçiş yolu dar olmakta ve özellikle kilo alımı ile daha da dar hale gelebilmektedir.”<strong> </strong></p>
<p><strong>Kiloda yüzde 10’luk artış, riski 6 kat yükseltiyor!</strong></p>
<p>Uyku apnesinin tedavi edilmediğinde diyabet, hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları ile beyin damarlarında hasar riskini artırdığını vurgulayan Doç. Dr. Tavşanlı “Tıkayıcı uyku apnesinde nefeste kesilmelerin olduğu dönemde kandaki oksijen oranı düşmekte olup; oksijen seviyelerindeki dalgalanmalar damar yapısında hasarlanma ve yine bunun sonucunda damarlarda tıkanıklıklara neden olabilmektedir. Bu durum aynı zamanda kan şeker düzeyi ve kan basıncı kontrolünün sağlanmasında da zorlanmaya sebep olup; dirençli diyabet ve hipertansiyona yol açabilmektedir. Bu nedenle tedavide geç kalmamak yaşamsal öneme sahiptir” diyor. Uyku apnesi riskinin erkeklerde 40 yaşından itibaren, kadınlarda da menopoz sonrasında arttığını belirten Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, fazla kilonun da çok önemli bir risk unsuru oluşturduğunu vurgulayarak sözlerine şöyle devam ediyor: “Yapılan çalışmalara göre; kilomuzdaki yüzde 10’luk bir artış uyku apnesi riskini 6 kat yükseltmektedir. Ayrıca kişinin boyun yapısı kısaysa, boğazda havanın geçtiği yol yapısal olarak dar bir anatomiye sahipse, apne riski artmaktadır.” </p>
<p><strong>Erken tedavi yaşamsal öneme sahip!</strong></p>
<p>Uyku apnesinin tanısı; hastanın şikayetlerinin yanı sıra bir gecelik uykusunun izlendiği ve beyin aktivitesi, solunum, kalp ritmi ile vücut kas hareketleri gibi çeşitli parametrelerin kaydedildiği ‘polisomnografi’ tetkikiyle konuluyor. Bu tetkiklerde aynı zamanda uyku apnesinin şiddeti de belirleniyor. Doç. Dr. Tavşanlı hastalığın tedavisini şöyle anlatıyor: “Tedavi olarak hastaya gece uyku esnasında kullanacağı bir cihaz yardımıyla, genelde burna takılan bir maskeyle basınçlı hava verilmektedir. Bu yöntemle hava yolundaki tıkanıklığı aşarak solunumun kesintisiz devam etmesi hedeflenmektedir. Hastaların genelinde CPAP dediğimiz sürekli pozitif hava basıncı veren cihaz yeterli olmaktadır. Cihaz tedavisiyle birlikte hastaların fazla kilolarından kurtulmaları, dolayısı ile metabolik tablonun da kontrol altına alınması kolaylaşmaktadır.”</p>
<p><strong>Tıkayıcı uyku apnesinin 9 önemli belirtisi!</strong></p>
<p>Hastaların sıklıkla horlama şikayeti ile geldiklerini, ancak tıkayıcı uyku apnesinde tek belirtinin horlama olmadığını belirten Doç. Dr. Tavşanlı “Hatta basit horlama denilen tabloda apneye rastlanılmayabilir” diyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, tıkayıcı uyku apnesinin 9 önemli belirtisini şöyle sıralıyor; </p>
<ul>
<li>Gürültülü ve aralıklı horlama</li>
<li>Hastanın nefesindeki kesintilerin çevredekiler tarafından fark edilmesi</li>
<li>Boğulur gibi uyanmak </li>
<li>Gece tuvalete kalkma ihtiyacı hissetmek</li>
<li>Gece özellikle ense ve göğüs üzerinde terlemenin olması</li>
<li>Sabah yorgun kalkmak </li>
<li>Gün içinde uykulu ve yorgun olmak</li>
<li>Sabah baş ağrısıyla uyanmak</li>
<li>Unutkanlık, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu </li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Tavşanlı “Kendisinde bu tür şikayetler olan kişilerin uyku tıbbı ile ilgilenen bir hekimle en kısa zamanda görüşmesi faydalı olacaktır” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uyku-apnesi-genclerde-de-yayginlasiyor-596854">Uyku apnesi gençlerde de yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlk yardımda dikkat edilmesi gereken 6 nokta</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ilk-yardimda-dikkat-edilmesi-gereken-6-nokta-596794</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 08:21:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Masajı]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[yardımda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596794</guid>

					<description><![CDATA[<p>1-7 Aralık Acil Tıp Haftası kapsamında Beşiktaş-Kadıköy şehir hatları vapurunda ilk yardım eğitimi etkinliği gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilk-yardimda-dikkat-edilmesi-gereken-6-nokta-596794">İlk yardımda dikkat edilmesi gereken 6 nokta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1-7 Aralık Acil Tıp Haftası kapsamında Beşiktaş-Kadıköy şehir hatları vapurunda ilk yardım eğitimi etkinliği gerçekleştirildi. Atlas Üniversitesi İlk ve Acil Yardım Program Başkanı Öğretim Görevlisi Kadir Şeker ve öğrencileri, katılımcılara acil durumlarda uygulanması gereken ilk yardım tekniklerini uygulamalı olarak gösterdi. İlk ve acil yardımda dikkat edilmesi gereken en önemli noktalara dikkat çeken Şeker, ortam güvenliğinin sağlanmasını, ardından bilinç ve solunum kontrolünün yapılmasını, kalp masajında doğru ritim uygulanmasını, tam tıkanma belirtileri varsa Heimlich manevrası uygulanması gerektiğini söyledi. İlk yardım sırasında bilinçsiz kişiye su içirmeye çalışılmaması, olası kırıklarda hastanın zorla hareket ettirilmemesi ya da gelişigüzel taşıma yöntemleri uygulamaktan kaçınılması gerektiğini belirten Şeker, ilk müdahalenin ardından prrofesyonel yardım çağrılması ve ekip gelene kadar hastanın/yaralının sürekli izlenmesi ve yalnız bırakılmaması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>İstanbul’da 1-7 Aralık Acil Tıp Haftası dolayısıyla toplumda ilk yardım konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla Beşiktaş- Kadıköy Şehir Hatları vapurunda, ilk yardım eğitimi düzenlendi. <br />&#8220;Havada, Karada, Denizde İlk Yardım&#8221; eğitimleri kapsamında Beşiktaş Barbaros Hayrettin Paşa İskelesi&#8217;nden Kadıköy&#8217;e hareket eden vapurda düzenlenen programda, Atlas Üniversitesi İlk ve Acil Yardım Program Başkanı, Acil Tıp ve Afet Çalışanları Derneği (ATAÇ-DER) Başkan Yardımcısı, Öğretim Görevlisi Kadir Şeker, acil durumlarda yapılması gerekenlerle ilgili bilgi verdi. <br />Maket üzerinde uygulamalı eğitim verdiler<br />Öğretim Görevlisi Kadir Şeker’in öğrencilerle birlikte maket üzerinde uygulamalı olarak yolculara kalp masajı ve Heimlich manevrasını gösterdiği eğitimde gönüllü yolcular da maket üzerinde kalp masajı yaptı.<br />Atlas Üniversitesi İlk ve Acil Yardım Program Başkanı, Acil Tıp ve Afet Çalışanları Derneği (ATAÇ-DER) Başkan Yardımcısı, Öğretim Görevlisi Kadir Şeker, ilk ve acil yardımda dikkat edilmesi gereken noktalara dikkat çekti. <br />Önce güvenlik: Müdahaleden önce ortamın güvenli olup olmadığı kontrol edilmeli, hem müdahaleyi yapan hem de çevredeki kişiler için risk oluşturacak unsurlar ortadan kaldırılmalıdır.<br />Bilinç ve solunum kontrolü: Bilinci kapalı kişiye önce seslenerek ve omzundan hafifçe dokunarak yanıt olup olmadığı kontrol edilmeli, yanıt alınamadığı durumlarda ağrılı uyaran verilerek acıyı hissedip hissetmediği değerlendirilmeli ve ardından 10 saniyeyi geçmeyecek şekilde solunum değerlendirilmelidir.<br />Kalp masajında doğru ritim: Temel yaşam desteği gereken durumlarda dakikada 100–120 bası hızında, göğsü en az 5 cm çöktürecek derinlikte kalp masajı uygulanmalıdır. Suni solunum ise ağızdan ağıza veya ağızdan buruna olacak şekilde 2 kurtarıcı soluk uygulanarak yapılır.<br />Tıkanmada doğru yaklaşım: Tam tıkanma belirtileri varsa Heimlich manevrası uygulanmalı; kişi öksürebiliyorsa müdahale edilmeden öksürmesi teşvik edilmelidir.<br />Yanlış uygulamalara dikkat: Bilinçsiz kişiye su içirmeye çalışmak, olası kırıklarda hastayı zorla hareket ettirmek ya da gelişigüzel taşıma yöntemleri uygulanmamalıdır.<br />Profesyonel yardım çağırmak şart: 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bilgi verildikten sonra ekip gelene kadar hasta/yaralı sürekli izlenmeli ve yalnız bırakılmamalıdır.<br />Dr. Temel Kılınçlı: “İlk yardımı öğretmek istiyoruz”<br />Acil Tıp ve Afet Çalışanları Derneği (ATAÇ-DER) Başkanı Dr. Temel Kılınçlı ise toplumun her bir ferdinin ilk yardımı öğrenmesini istediklerini ifade ederek ilk yardımı bilmeyenlerin de ilk yardımın önemini fark etmesi için bu eğitimi düzenlediklerini söyledi. Dr. Temel Kılınçlı, “Burada temel yaşam desteği yani doğru kalp masajı, doğru suni solunum, doğru kalp ve akciğer canlandırmasını maketler üzerinde, hocalarımız eşliğinde ve stajyer öğrencilerimizle birlikte yolcuların katılımıyla beraber gösteriyoruz.&#8221; dedi.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilk-yardimda-dikkat-edilmesi-gereken-6-nokta-596794">İlk yardımda dikkat edilmesi gereken 6 nokta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğerlerinizi Yaşlandıran 5 Önemli Etken</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akcigerlerinizi-yaslandiran-5-onemli-etken-594180</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 08:08:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[akciğerlerinizi]]></category>
		<category><![CDATA[doku]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kapasitesi]]></category>
		<category><![CDATA[oksijen]]></category>
		<category><![CDATA[okur]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlandıran]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594180</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücudumuzdaki her hücre aldığımız oksijen miktarına ve kalitesine göre besleniyor ya da beslenemiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerlerinizi-yaslandiran-5-onemli-etken-594180">Akciğerlerinizi Yaşlandıran 5 Önemli Etken</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vücudumuzdaki her hücre aldığımız oksijen miktarına ve kalitesine göre besleniyor ya da beslenemiyor. Bu da doğrudan akciğerlerimizin fonksiyonlarına bağlı. Solunum sistemindeki en küçük değişiklik bile genel sağlığımız üzerinde sandığımızdan çok daha fazla etkili oluyor. Tıpkı beden yaşımız gibi organlarımızın da yaş aldığını belirten <strong>Acıbadem Life Danışmanı, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur</strong>, “Akciğerlerimiz ne kadar yaşlı ise aldığımız nefesin kalitesi o kadar azalıyor. Bu da başta solunum hastalıkları olmak üzere kalp-damar hastalıklarından enfeksiyonlara, erken yaşlanmadan bilişsel performans düşüşüne kadar pek çok sağlık sorununu beraberinde getiriyor” diyor.</p>
<p><strong>UZUN VE SAĞLIKLI YAŞAMAK İSTİYORSAK AKCİĞERLERİMİZE İYİ BAKMAK ZORUNDAYIZ</strong></p>
<p>“Akciğerlerimiz, uzun ve sağlıklı yaşamın en belirleyici organlarından biridir” diyen <strong>Acıbadem Life Danışmanı, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur</strong>, vücuttaki her hücrenin fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için oksijene ihtiyaç duyduğunu vurguluyor. <strong>Prof. Dr. Okur,</strong> “Aldığımız oksijenin kalitesi ve miktarı doğrudan akciğer sağlığımızla ilişkilidir. Akciğer kapasitesi yüksek olan bireyler daha uzun ve sağlıklı bir yaşam süresine sahiptir. Akciğer kapasitesi düştükçe doku oksijeni azalacağı için erken yaşlanma olur. Vücuttaki oksijen yetersiz olduğunda kalp daha fazla efor harcar ve kalp damar hastalığı riski daha fazla olur. Sağlıklı akciğerler vücuda giren mikroplara bariyer görevi yapar ve enfeksiyon riskini azaltır. Sağlıklı akciğerde oksijen miktarı yeterli olacağı için hücre yenilenmesi daha hızlı olur. Kas gücü ve beyin fonksiyonları daha iyidir. Bütüncül sağlık için akciğer sağlığımız çok önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>AKCİĞERLERİMİZİ YAŞLANDIRAN ETKENLER</strong></p>
<p>Yaşlanmanın her organımızda olduğu gibi akciğer dokusunda da olduğunu ifade eden <strong>Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur</strong>, “Orta yaştan sonra akciğer hacimleri her yıl azalır ve kapasite düşer. Solunum kaslarımızın gücü azalır. Enfeksiyon riski artar” diyor. Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur, günlük hayatta yaptığımız 5 hatayı şöyle sıralıyor; </p>
<ul>
<li><strong>Tütün ürünleri: </strong>Akciğerlerin yaşlanmasının en büyük sorumlusu sigara gibi tütün ve tütün ürünlerine aktif ya da pasif olarak maruz kalmaktır. </li>
<li><strong>Solunan hava:</strong> Hava kirliliği, egzoz dumanı, soba ve kömür dumanına maruz kalmak akciğer yaşlanmasında etkili olan faktörlerdir. Bunun yanı sıra evlerde sıklıkla kullanılan ağır kimyasallar olan çamaşır suyu ve kireç çözücü gibi temizlik ürünleri de akciğer üzerinde toksik etkide bulunarak akciğerin hızlı yaşlanmasına neden olur. </li>
<li><strong>Enfeksiyonlar:</strong> Geçirilen solunum yolu enfeksiyonları akciğerlerde hasar bırakabilir. Bu nedenle riskli dönemlerde mümkün olduğunca korunmaya özen göstermek önemlidir.  </li>
<li><strong>Hareketsizlik:</strong> <strong>Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur</strong> hareketsizliğin de solunum kaslarının güçsüzleşmesine neden olarak akciğer yaşlanması üzerinde etkili olduğunu belirtiyor. </li>
<li><strong>Az su tüketimi:</strong> Akciğerleri temizleyen ve arındıran en önemli madde sudur. Yeterli su tüketimi, solunum yollarındaki mukusun incelmesine, toksinlerin daha kolay atılmasına ve akciğer dokusunun daha iyi oksijenlenmesine yardımcı olur. <strong>Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur,</strong> “Az su içmek, akciğerlerin kendini temizleme kapasitesini azaltır ve biriken zararlı maddelerin dokuda daha uzun süre kalmasına neden olur” diyerek su tüketiminin hayati önemine değiniyor.</li>
</ul>
<p>Bunların yanı sıra genetik faktörlerin de akciğerlerin hızlı yaşlanması üzerinde etkili olduğunu belirten <strong>Prof. Dr. Okur</strong>, “Ailede KOAH, astım veya akciğer hastalıkları öyküsünün bulunması, kişinin solunum sistemini çevresel faktörlere karşı daha hassas kılabilir” diyor. </p>
<p><strong>AKCİĞERLERİNİZİ GENÇ TUTMAK MÜMKÜN MÜ?</strong></p>
<p>“Akciğerler yaşlandıkça mikropları temizleme gücü azalır ve bu nedenle solunum yolu enfeksiyonları daha sık, daha ağır ve daha uzun süreli seyreder” diyen <strong>Acıbadem Life Danışmanı, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur</strong>, akciğer yaşlanmasının tüm vücudu etkilediğini belirtiyor. <strong>Prof. Dr. Okur</strong>, “Akciğer kapasitesinin düşmesi kalbi daha fazla efor harcamaya zorlar; bu da kalp-damar hastalıklarının riskini artırır. Elastikiyetini kaybetmiş akciğer dokusunda DNA tamiri bozulur, hücre yenilenmesi yavaşlar ve KOAH ile akciğer kanseri gibi hastalıkların ortaya çıkma ihtimali yükselir. Yaşlanan akciğerler yalnızca solunumu değil, kas gücünü, efor kapasitesini, bilişsel fonksiyonları ve uyku kalitesini de etkiler. Dikkat azalması, unutkanlık, çabuk yorulma ve metabolik sorunlar da akciğer yaşlanmasının yansımalarıdır” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p>Akciğerlerinizi genç tutmanın mümkün olduğunu belirten <strong>Prof. Dr. Okur</strong>, “Doğru nefes almayı bilmek, düzenli nefes egzersizleri yapmak ve temiz havada yürüyüşler akciğer kapasitesini artırır. Sigara ve elektronik sigaradan uzak durmak ise akciğeri yaşlandıran en büyük düşmanı ortadan kaldırmak demektir. Bol su içmek, antioksidan ağırlıklı beslenmek, ideal kiloyu korumak ve düzenli uyku, akciğer dokusunun yenilenmesini destekleyen en güçlü alışkanlıklardır” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerlerinizi-yaslandiran-5-onemli-etken-594180">Akciğerlerinizi Yaşlandıran 5 Önemli Etken</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>5 Adımda Kışın Sağlıklı Kalın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/5-adimda-kisin-saglikli-kalin-593917</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 08:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[adımda]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kalın]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kışın]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593917</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında soğuk havanın etkisi ile kapalı ortamlarda uzun süre bulunmak ve güneş ışığından daha az yararlanmak gibi durumlar nedeniyle bağışıklık sistemi zayıflayabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/5-adimda-kisin-saglikli-kalin-593917">5 Adımda Kışın Sağlıklı Kalın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarında soğuk havanın etkisi ile kapalı ortamlarda uzun süre bulunmak ve güneş ışığından daha az yararlanmak gibi durumlar nedeniyle bağışıklık sistemi zayıflayabiliyor. Bu dönemde grip, soğuk algınlığı, zatürre ve bronşit gibi solunum yolu enfeksiyonları da artış gösteriyor. Başta kronik rahatsızlığı olan bireyler olmak üzere günlük yaşamda uygulanabilecek basit fakat etkili önlemlerle bu hastalıkların büyük bir kısmının önüne geçilebiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Mahir Cengiz, kışın sağlıklı kalmak için dikkat edilmesi gereken temel adımları anlattı.</p>
<p><strong>1. Bağışıklık sisteminizi güçlendirin</strong></p>
<p>Güçlü bir bağışıklık sistemi için dengeli beslenme şarttır. Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, yağsız protein ve zeytinyağı, ceviz, avokado gibi sağlıklı yağları içeren bir beslenme düzeni tercih edilmelidir. C vitamini ve çinko alımı artırılmalıdır. Portakal, kivi, brokoli, kırmızıbiber ve fındık gibi besinler bağışıklık sistemini destekler. D vitamini eksikliği önlenmelidir. Kış aylarında güneşlenme süresi azaldığı için D vitamini düzeyleri düşebilir. Gerekirse doktor önerisiyle takviye alınmalıdır. Yeterli kalitede uyumak önemlidir. Günde 7-8 saat uyku, bağışıklık fonksiyonlarının sağlıklı çalışması için gereklidir.</p>
<p><strong>2. Enfeksiyonlardan korunun</strong></p>
<p>Kış döneminde enfeksiyon riskini azaltmanın en etkili yollarından biri el hijyenine dikkat etmektir. Grip ve nezlenin en sık bulaşma yolu eller olduğu için sabunla en az 20 saniye el yıkamak büyük koruma sağlar. Kapalı ve kalabalık ortamlarda maske takmak, ortamı sık sık havalandırmak ve hasta kişilerle temastan kaçınmak da enfeksiyonların yayılımını azaltır. Hasta bireylerin çevrelerine karşı sorumlulukla maske kullanması önemlidir. Ayrıca grip aşısının her yıl sonbaharda yapılması ve 65 yaş üstü ile kronik hastalığı olan bireylerin zatürre aşılarını ihmal etmemesi, ciddi enfeksiyonlara karşı etkili bir koruma sağlar.</p>
<p><strong>3. Solunum yollarını koruyun</strong></p>
<p>Solunum yollarının sağlıklı kalması için ortamın nem dengesi önemli bir rol oynar. Kuru hava, solunum yollarını tahriş ederek enfeksiyonlara yatkınlığı artırır; bu nedenle ev içi nem oranının yüzde 40–50 seviyesinde tutulması önerilir. Sigara ve sigara dumanına maruz kalmak solunum yolu enfeksiyonlarını artırdığından hem aktif hem pasif içicilikten uzak durulmalıdır. Ayrıca günde en az 1.5-2 litre kadar su içmek, solunum yollarının nemli ve dirençli kalmasına katkı sağlar.</p>
<p><strong>4. Kronik hastalıklarınızı kontrol altında tutun</strong></p>
<p>Diyabet, hipertansiyon, KOAH veya kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlıkları olan bireylerde kış aylarında görülen enfeksiyonlar daha ağır ve hızlı seyredebilir. Bu nedenle ilaçların düzenli kullanılması, kan şekeri ve tansiyonun yakından takip edilmesi ve rutin doktor kontrollerinin aksatılmaması büyük önem taşır. Kronik hastalıkların iyi yönetilmesi, enfeksiyonlara karşı vücudun direncini artırarak komplikasyon riskini azaltır.</p>
<p><strong>5. Fiziksel aktivite ve ruhsal sağlığı desteklemek önemli</strong></p>
<p>Düzenli egzersiz yapmak bağışıklık sistemini güçlendirdiği gibi kalp ve damar sağlığını da destekler. Haftada en az üç gün 30 dakikalık egzersiz ya da günde 8-10 bin adım atmak, genel sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratır. Kış aylarında güneş ışığından yeterince yararlanmak için öğle saatlerinde kısa yürüyüşler yapmak hem D vitamini sentezini artırır hem de ruh halini iyileştirir. Stresin bağışıklık üzerinde olumsuz etkileri bilindiği için nefes egzersizleri, meditasyon ve hobi aktiviteleriyle stres yönetimi sağlanması kışın daha sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürdürmeye yardımcı olur.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/5-adimda-kisin-saglikli-kalin-593917">5 Adımda Kışın Sağlıklı Kalın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOAH&#8217;tan korunmak için sigara ve pasif içicilikten uzak durulmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koahtan-korunmak-icin-sigara-ve-pasif-icicilikten-uzak-durulmali-592917</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 14:27:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[içicilikten]]></category>
		<category><![CDATA[koah]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[pasif]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[tan]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592917</guid>

					<description><![CDATA[<p>Solunum yollarında hava akışının kısıtlanmasıyla oluşan, ilerleyici ve sürekli bir solunum yolu hastalığı olan KOAH’ın en önemli nedenleri arasında, tütün ve tütün ürünleri kullanımı ilk sırada yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koahtan-korunmak-icin-sigara-ve-pasif-icicilikten-uzak-durulmali-592917">KOAH&#8217;tan korunmak için sigara ve pasif içicilikten uzak durulmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Solunum yollarında hava akışının kısıtlanmasıyla oluşan, ilerleyici ve sürekli bir solunum yolu hastalığı olan KOAH’ın en önemli nedenleri arasında, tütün ve tütün ürünleri kullanımı ilk sırada yer alıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, tütün ve tütün ürünleri kullanımının KOAH&#8217;ın ana nedeni olduğunu vurgulayarak “KOAH&#8217;ı önlemenin en etkili yolu, sigarayı bırakmak, tütün ve tütün ürünlerinden tamamen uzak durmaktır” dedi. Pasif içicilikten korunmanın da önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, başkalarının sigara dumanına maruz kalmaktan kaçınılmasını tavsiye etti.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>20 Kasım Dünya KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) Günü, tüm dünyada milyonlarca insanı etkileyen ancak büyük ölçüde önlenebilir olan bu kronik akciğer hastalığı hakkında farkındalığı artırmak için her yıl tüm dünyada kutlanıyor. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, 20 Kasım Dünya KOAH Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada KOAH hastalığı, önlenmesi ve tedavi yöntemlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Nefes alma ve verme zorlaşıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığının (KOAH), solunum yollarında hava akışının kısıtlanmasıyla oluşan ilerleyici ve sürekli bir solunum yolu hastalığı olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, “Bu kısıtlanma, akciğerlerdeki hava keseciklerinin (alveol) hasar görmesi (amfizem) ve/veya hava yollarının iltihaplanıp daralması (kronik bronşit) sonucu gelişir. Hastalar ilk aşamada nefes vermekte zorlanırken, zamanla hem nefes alma hem verme giderek zorlaşır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tütün ürünleri kullanımı ilk sırada yer alıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>KOAH&#8217;ın nedenleri arasında en belirleyici olan faktörlere değinen Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, bunları şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tütün ve tütün ürünleri kullanımı</span></span></span></b><span><span><span>: KOAH&#8217;ın ana nedenidir. Sigara, e-sigara içiciliği, pasif içicilik, puro veya pipo kullanımı, nargile ya da diğer tüm tütün ürünleri, vakaların büyük çoğunluğundan sorumludur.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Hava kirliliği</span></span></span></b><span><span><span>: Hem iç (biyoyakıt, odun, tezek gibi yakıtlar ya da tandır dumanı), hem de dış mekan hava kirliliği önemli risk faktörleridir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Mesleki maruziyet</span></span></span></b><span><span><span>: İş yerinde toz, kimyasal madde ve dumanlara uzun süre maruz kalmak KOAH gelişimine yol açabilir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Genetik yatkınlık</span></span></span></b><span><span><span>: Nadir de olsa, &#8220;Alfa-1 Antitripsin&#8221; adlı bir proteinin eksikliği, özellikle genç yaşta KOAH gelişimine neden olabilir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İki aydan uzun süren öksürük ciddiye alınmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>KOAH&#8217;ın belirtilerinin genellikle yavaş başladığını ve zamanla kötüleştiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, hastaların bu belirtileri sıklıkla &#8220;yaşlanmanın doğal bir parçası&#8221; veya &#8220;sigara öksürüğü&#8221; olarak görmesi nedeniyle doktora başvurmakta gecikebildiğini söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, “En yaygın belirtileri şöyle sıralayabiliriz: Özellikle fiziksel aktivite sırasında artan nefes darlığı; kronik (iki aydan uzun süren) öksürük; balgam üretimi, bu genellikle sabahları daha belirgindir. Nefes alırken veya verirken hırıltı veya ıslık sesi; göğüste sıkışma hissi; sık tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları; ileri evrelerde yorgunluk, kilo kaybı ve ayak bileklerinde şişlik (ödem)” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>KOAH yönetilebilir bir hastalıktır</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>KOAH’ın nezle ya da grip gibi atlatılan bir hastalık olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, “KOAH, adı üstünde kronik bir hastalıktır. Akciğerlerde oluşan hasar kalıcıdır ve tam olarak geri döndürülüp tamamen iyileştirilemez (kür sağlanamaz). Bu nedenle KOAH, nezle veya grip gibi &#8220;atlatılabilen&#8221; bir hastalık değildir. Hastalık teşhis edildikten sonra ömür boyu devam eder. Bu nedenle en önemli adım, KOAH oluşumunun engellenmesidir. Ancak KOAH olduktan sonra hastalık kesinlikle tedavi edilebilir ve yönetilebilir bir hastalıktır” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tedavide öncelikle nefes açıcı ilaçlar kullanılıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>KOAH tedavisinin temel amaçlarına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, bu hedefleri belirtileri (nefes darlığı, öksürük) hafifletmek, hastalığın ilerleyişini yavaşlatmak, “alevlenme&#8221; adı verilen ani kötüleşme dönemlerinin sıklığını ve şiddetini azaltmak ve hastanın efor kapasitesini ve genel yaşam kalitesini artırmak olarak sıraladı. Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, “Tedavide öncelikle nefes açıcı (bronkodilatatör) ilaçlar (genellikle inhaler-solunum yoluyla alınan cihazlar), pulmoner rehabilitasyon (fiziksel egzersiz ve eğitim), gerekirse; kortizon tedavileri, oksijen tedavisi ve enfeksiyon tedavileri kullanılır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sigara bırakılmalı ve pasif içicilikten korunulmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>KOAH’ın büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, hastalığın önlenmesi için yapılması gerekenler ve alınacak tedbirleri şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sigarayı bırakmak:</span></span></span></b><span><span><span> KOAH&#8217;ı önlemenin en etkili yolu, tütün ve tütün ürünlerinden tamamen uzak durmaktır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Pasif içicilikten korunmak:</span></span></span></b><span><span><span> Başkalarının sigara dumanına maruz kalmaktan kaçının.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Temiz hava solumak:</span></span></span></b><span><span><span> İç ve dış ortam hava kirliliğinden mümkün olduğunca kaçının. Evinizi düzenli havalandırın.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İşyeri güvenliği:</span></span></span></b><span><span><span> Riskli iş kollarında (madencilik, tekstil, inşaat, egzoz tamirciliği vb.) çalışanlar mutlaka koruyucu maske kullanmalı ve işyeri havalandırma kurallarına uymalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>KOAH&#8217;lı hastalar nelere dikkat etmelidir?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, KOAH tanısı alan hastaların yaşam kalitelerini korumak için dikkat etmeleri gereken altın kuralları da şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sigarayı derhal bırakmak</span></span></span></b><span><span><span>: Tedavinin temel taşıdır. Sigarayı bırakmak, hastalığın ilerleyişini yavaşlatan kanıtlanmış tek yöntemdir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İlaçları doğru kullanmak</span></span></span></b><span><span><span>: Doktorun verdiği inhaler (nefes açıcı) cihazları doğru teknikle ve düzenli olarak kullanmak hayati önem taşır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Aşılarını yaptırmak</span></span></span></b><span><span><span>: KOAH hastaları enfeksiyonlara karşı çok hassastır. Alevlenmeleri önlemek için mutlaka doktorun uygun gördüğü takvimde zatürre (pnömokok) aşısı ve yıllık grip (influenza) aşısı yaptırmalıdırlar.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Aktif kalmak:</span></span></span></b><span><span><span> Nefes darlığı nedeniyle hareketten kaçınmak bir kısır döngü yaratır. Doktorun önerdiği şekilde pulmoner rehabilitasyon (akciğer rehabilitasyonu) programlarına katılmak veya düzenli yürüyüş yapmak kas gücünü ve nefes kapasitesini artırır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sağlıklı beslenmek</span></span></span></b><span><span><span>: İdeal kiloyu korumak, dengeli ve sağlıklı beslenmek solunum kaslarının daha verimli çalışmasına yardımcı olur.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tetikleyicilerden kaçınmak:</span></span></span></b><span><span><span> Duman, keskin kokular (parfüm, deterjan), soğuk hava ve hava kirliliği gibi tetikleyicilerden uzak durulmalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düzenli doktor kontrolü: </span></span></span></b><span><span><span>Hastalığın seyrini izlemek için düzenli olarak göğüs hastalıkları uzmanına kontrole gitmek şarttır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>KOAH’ta erken tanı kritik önemde</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, sözlerini şöyle tamamladı: “Dünya KOAH Günü&#8217;nde vurgulamak istediğimiz en önemli mesaj erken tanının kritik önemidir. Eğer 40 yaşın üzerindeyseniz, sigara içiyorsanız veya içtiyseniz ve basit bir merdiven çıkarken bile nefesiniz daralıyorsa, sık öksürüyorsanız veya balgam çıkarıyorsanız; bu durumu ‘sigara öksürüğü’ veya ‘yaşlılık’ olarak geçiştirmeyin. Bu belirtiler KOAH&#8217;ın habercisi olabilir. &#8220;Nefes Ölçüm Testi&#8221; (Solunum Fonksiyon Testi &#8211; SFT) adı verilen basit ve ağrısız bir test ile KOAH tanısı kolayca konulabilmektedir. Erken tanı, akciğer fonksiyonları henüz ciddi düzeyde bozulmadan tedaviye başlama ve yaşam kalitesini koruma şansı demektir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koahtan-korunmak-icin-sigara-ve-pasif-icicilikten-uzak-durulmali-592917">KOAH&#8217;tan korunmak için sigara ve pasif içicilikten uzak durulmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toksinler saatler içinde solunum kaslarını felç edebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toksinler-saatler-icinde-solunum-kaslarini-felc-edebilir-591888</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 08:07:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edebilir]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[kaslarını]]></category>
		<category><![CDATA[kesin]]></category>
		<category><![CDATA[Midye]]></category>
		<category><![CDATA[Nedenle]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[saatler]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[toksin]]></category>
		<category><![CDATA[toksinler]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591888</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gıda zehirlenmeleri bazı durumlarda ölümcül olabilecek sonuçlara varabiliyor. Geçtiğimiz günlerde Fatih'te bir otelde konaklayan Servet ve Çiğdem Böcek ile çocukları Kadir Muhammet ve Masal, mide bulantısı ve kusma şikayetleri üzerine hastaneye kaldırıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toksinler-saatler-icinde-solunum-kaslarini-felc-edebilir-591888">Toksinler saatler içinde solunum kaslarını felç edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gıda zehirlenmeleri bazı durumlarda ölümcül olabilecek sonuçlara varabiliyor. Geçtiğimiz günlerde Fatih&#8217;te bir otelde konaklayan Servet ve Çiğdem Böcek ile çocukları Kadir Muhammet ve Masal, mide bulantısı ve kusma şikayetleri üzerine hastaneye kaldırıldı. Çocuklar ve anne hayatını kaybetti. Babanın ise tedavisi devam ediyor. Ailenin midye ve kumpir tükettiği belirtilirken kesin ölüm nedenleri için laboratuvar sonuçları bekleniyor. İstinye Üniversitesi Gastroenteroloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağdaş Erdoğan, laboratuvar sonuçlarını görmeden kesin bir yargıya varılamayacağını belirterek olası bir zehirlenmenin midyeden kaynaklanabileceğini belirtiyor. Erdoğan’a göre, hızlı ilerleyen ve ölümcül olabilen gıda zehirlenmeleri genellikle toksin kaynaklı oluyor. Bu nedenle de bu olayda gıda zehirlenmesi varsa bunun midyeden kaynaklı olma ihtimalinin daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor</p>
<p><strong>“Toksinler ısıya karşı dayanıklıdır”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Çağdaş Erdoğan, olayla ilgili şunları söylüyor:</p>
<p>“Öncelikle şunu vurgulamak gerekir: Bu tür olaylarda kesin neden ancak laboratuvar sonuçlarıyla ortaya çıkar. Bir hekim olarak sonuçlar çıkmadan ‘kesin budur’ dememiz mümkün değil. Ancak tablonun çok hızlı gelişmiş olması, bazı ihtimalleri diğerlerinden daha ön plana çıkarıyor. Genel olarak gıda zehirlenmelerinin büyük bölümü hafif seyreder; bulantı, kusma gibi belirtilerle kendiliğinden düzelir. Fakat hızlı ilerleyen ve ölümcül olabilen gıda zehirlenmeleri de vardır. Bunlar genellikle toksin kaynaklıdır. Yani gıdanın içinde daha önceden oluşmuş bir zehirden söz ediyoruz, bu nedenle pişirmek veya kaynatmak çoğu zaman koruyucu olmaz. Toksinler ısıya dayanıklıdır.”</p>
<p><strong>“Toksinler saatler içinde solunum kaslarını felç edebilir”</strong></p>
<p>Kabuklu deniz ürünlerinde biriken toksinlerin dakikalarla, saatler içinde solunum kaslarını felç edebileceğinden bahseden Doç. Dr. Erdoğan, şöyle devam ediyor:</p>
<p>“Botulinum toksini (botoks zehirlenmesi) en bilinen örneklerden biridir; özellikle ev yapımı konservelerde görülür. Daha çok görme bozukluğu, çift görme, yutma güçlüğü gibi belirtilerle başlar ve solunum kaslarını etkileyebilir. Ancak bu toksinin belirtilerinin başlaması genellikle birkaç saat ile üç gün arasında değiştiği için, çok ani seyreden tablolarda ilk sırada düşündüğümüz etken değildir. Buna karşılık özellikle kabuklu deniz ürünlerinde, yani midye gibi filtrasyon yoluyla beslenen canlılarda biriken ciddi nörotoksinler vardır. Bu toksinler dakikalarla saatler içinde solunum kaslarını felç edebilir ve bu durum ani hayati kayıplara yol açabilir. En önemli özellikleri, ne kadar pişirilirse pişirilsin yok olmamalarıdır. Dolayısıyla ‘piştiği için güvenlidir’ düşüncesi doğru değildir.”</p>
<p><strong>“Salmonella, böyle hızlı bir tabloya sebep olmaz”</strong></p>
<p>Geçtiğimiz aylarda İzmir’de bir vatandaşın kumpir yedikten sonra hayatını kaybetmesi Salmonella bakterisini gündeme getirmişti. Doç. Dr. Erdoğan bu bakterinin bu kadar hızlı ölüme götürmediğini belirterek şu açıklamayı yapıyor:</p>
<p>“Enfeksiyon kaynaklı bir gıda zehirlenmesi, örneğin salmonella, böyle hızlı bir tabloya sebep olmaz. Salmonellada belirtiler daha yavaş gelişir; kanlı ishal ve ateş gibi bulgular olur. Bu nedenle enfeksiyon ihtimali bu olayda öncelikli görünmüyor.”</p>
<p><strong>“Toksinin vücuda dağılmasında kilo önemli bir belirleyicidir”</strong></p>
<p>Toksinlerin herkeste farklı şekilde etki edebileceğini belirten Erdoğan, “Ailenin farklı bireylerinin farklı hızlarda etkilenmesi de açıklanabilir bir durum. Çünkü her midye aynı miktarda toksin içermez. Ayrıca toksinin vücuda dağılmasında kilo önemli bir belirleyicidir; çocukların ve annenin daha hızlı etkilenmesi bu nedenle olağandır. Tabii çok düşük bir ihtimal de olsa yiyeceğe karışmış kimyasal bir madde—örneğin bir temizlik ürünü—de benzer şekilde hızlı etki yaratabilir. Fakat toksin ihtimali daha güçlü bir olasılık olarak duruyor” diyor.</p>
<p><strong>“Zamanında hastaneye ulaşıldığında iyileşme ihtimali var</strong></p>
<p>Bu tür vakalarda erken müdahalenin hayati önem taşıdığını belirten Erdoğan, şöyle devam ediyor:</p>
<p>“Eğer toksin solunum kaslarını felç ettiyse, hastanın solunumu durabilir. Böyle bir durumda tek tedavi, solunum cihazıyla hastayı yaşatıp toksinin etkisi geçene kadar destek sağlamak. Yani zamanında hastaneye ulaşıldığında iyileşme ihtimali var.”</p>
<p><strong>“Bulantı ve kusma başlarsa zaman kaybetmeden acil servise başvurulmalı”</strong></p>
<p>“Vatandaşlar açısından bakarsak, böyle bir tehlikeyi gıdanın tadından, kokusundan veya görünüşünden anlamak mümkün değil. Bu yüzden özellikle kabuklu deniz ürünlerinin mutlaka denetimli ve güvenilir kaynaklardan alınması gerekir. Sokakta satılan ürünler her zaman daha risklidir. Kumpir gibi mayonez, sosis, sucuk gibi kolay bozulan malzemeler içeren ve uzun süre açıkta bekleyebilen yiyeceklerde de risk artar. Aynı gıdayı yiyen birden fazla kişide kısa sürede bulantı ve kusma başlarsa, özellikle çocuklarda zaman kaybetmeden acil servise başvurulmalı. Son olarak tekrar söylemek lazım: Kesin neden laboratuvar sonuçlarıyla belirlenecek. Ancak mevcut bilgiler ışığında bu kadar hızlı gelişen bir tabloda nörotoksinler daha olası görünüyor.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toksinler-saatler-icinde-solunum-kaslarini-felc-edebilir-591888">Toksinler saatler içinde solunum kaslarını felç edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Kanserden Otizme Hastalıkların Önemli Nedenlerinden Biri Kirli Hava</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-kanserden-otizme-hastaliklarin-onemli-nedenlerinden-biri-kirli-hava-588264</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 17:59:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkların]]></category>
		<category><![CDATA[Hava Kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[nedenlerinden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[otizme]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588264</guid>

					<description><![CDATA[<p>Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP), kuruluşunun 10. yılında hava kirliliğinin çocuklar üzerindeki çok yönlü etkisini mercek altına aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-kanserden-otizme-hastaliklarin-onemli-nedenlerinden-biri-kirli-hava-588264">Çocuklarda Kanserden Otizme Hastalıkların Önemli Nedenlerinden Biri Kirli Hava</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP), kuruluşunun 10. yılında hava kirliliğinin çocuklar üzerindeki çok yönlü etkisini mercek altına aldı. İstanbul’da düzenlenen Çocuklar İçin Temiz Hava Sempozyumu’nda hava kirliliği ve iklim krizinin çocuk sağlığı üzerindeki etkileri farklı boyutlarıyla, güncel bilimsel veriler ışığında tartışıldı; temiz havanın çocuklar için temel bir insan hakkı olduğu vurgulandı. Üç panel ve bir forum oturumundan oluşan sempozyumun konuşmacıları arasında, Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Nilay Etiler, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Ddr. Bülent Tandoğan, Çocuk Alerji ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı Prof. Dr. Zerrin Orbak, Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Duygu Övünç Hacıhamdioğlu, Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Semih Ayta, İş ve Meslek Hastalıkları Uzmanı Dr. Selin Çakmakcı Karakaya ve Çocuk Hematoloji Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Emine Zengin yer aldı. </p>
<p>Hava kalitesi, özellikle sanayileşme ve kentleşmenin hızla arttığı ve/veya halihazırda yoğun olduğu bölgelerde, günümüzde insan sağlığının en önemli çevresel belirleyicisi. Dünya Sağlık Örgütü&#8217;ne (DSÖ) göre dünya çapında 5 yaşından küçük her 10 çocuktan 1’i hava kirliliğine bağlı olarak hayatını yitiriyor. </p>
<p><strong>Türkiye’de 1 Yılda 538 Yenidoğan Kirli Hava Nedeniyle Hayatını Kaybetti </strong></p>
<p>Zira çocuklar, hava kirliliği söz konusu olduğunda en kırılgan toplum kesimi. Fizyolojik ve metabolik özellikleri nedeniyle hava kirliliğinin olumsuz etkilerine daha açıklar. Akciğerleri ve bağışıklık sistemleri tam olarak gelişmemiş; solunum hızları daha fazla ve kan-beyin bariyerleri daha geçirgen. Yetişkinlere göre açık havada daha çok vakit geçiriyorlar. Bununla birlikte hava kirliliğinin tehlikeleri konusunda daha az farkındalığa sahipler. Düşük sosyo-ekonomik statüye sahip hanelerde yaşayan ve çalışan çocuklar için risk daha da fazla. Erken dönemde hava kirliliğine maruz kalma ömür boyu hasara yol açabiliyor.</p>
<p>Çocuklar İçin Temiz Hava Sempozyumu’nun başkanlarından <strong>THHP Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan</strong> şöyle konuştu: “Türkiye’de ölüm sebepleri arasında hava kirliliği 5. sırada. Ülkemizde sadece 2021’de 538 yenidoğan hava kirliliğinin yol açtığı sağlık sorunları nedeniyle yaşamını yitirdi; 0-6 günlük bebeklerde ölümlerin yüzde 10,1&#8217;i ve 7-27 günlük bebekler arasında ölümlerin yüzde 7,52&#8217;si hava kirliliğine atfediliyor. Sadece ölümlere değil, hastalıklara da yol açan hava kirliliği, bir halk sağlığı sorunudur ama özellikle üzerinde durulması gereken, önlenebilir bir sağlık sorunu olması. Hava kirliliği, etkili politikalar ve hava kirliliği kaynaklarının kontrolü ile engellenebilir.” </p>
<p><strong>Anne Karnında Başlayan Etki</strong></p>
<p>Hamilelikte önemli hormonal değişiklikler olur ve hava kirliliği bu hassas dengeyi bozabilir. Toksinler, annenin solunum, dolaşım ve bağışıklık sistemi üzerinden plasentadan fetüse geçiyor. Gebelikte kirleticilere maruz kalmak, erken doğum ve düşük doğum ağırlığı riskini artırıyor, çocukların ilerleyen yaşlarda kalıcı sağlık sorunları yaşamasına neden oluyor. </p>
<p>Bebeklerin hayata sağlıklı bir başlangıç yapabilmelerinin, anne karnında temiz havaya erişimleri ile yakından ilgili olduğunu belirten uzmanlar, temiz havanın yüz binlerce yenidoğan ölümünü önleyebileceğinin altını çizdi.  </p>
<p><strong>Ağaçlandırma Kanser Gelişimini Yüzde 20 Azaltabilir</strong></p>
<p>Anne karnında ya da doğum sırasında maruziyet ile çocukluk çağı kanser riski arasında da doğrusal bir ilişki söz konusu. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı’nın kanserojen olarak tanımladığı PM2.5, NO₂, ozon ve benzen gibi kirleticiler, tümör gelişimini tetikleyerek çocukluk çağı kanserlerinin riskini artırıyor. </p>
<p>Çalışmalar, çocukların kansere yakalanmasında; annenin gebeyken kirli hava solumasının yüzde 32, doğum sonrası maruz kalmasının yüzde 37 ve babanın maruziyetinin ise yüzde 12 oranında etkili olduğunu gözler önüne serdi. </p>
<p>Sempozyumda, hava kirliliğinin ve buna bağlı kanser gibi hastalıkların önlenmesinde yönetimlere büyük bir görev düştüğü vurgulandı. Bir bilimsel çalışmaya göre ağaçlandırmanın hava kirliliğine bağlı kanser gelişimini yüzde 20 azaltabileceğine dikkat çekildi.</p>
<p><strong>Alzheimer Hastalığı Riskinin Artmasında Rol Oynuyor</strong></p>
<p>“Günümüzde, 2 milyar çocuğun hava kirliliğinden şiddetli şekilde etkilendiği tahmin ediliyor. Çocukluk döneminde kirli havaya maruz kalan bireylerde genetik faktörlerin de etkisiyle ilerleyen yaşlarda Alzheimer hastalığı riskinin arttığını ortaya koyan çalışmalar bulunmaktadır” diyen Çocuklar İçin Temiz Hava Sempozyumu’nun başkanlarından <strong>Çocuk Nörolojisi Uzmanı</strong> <strong>Doç. Dr. Semih Ayta</strong> sözlerini şöyle sürdürdü: </p>
<p>“Gebelik ve çocuklukta hava kirliliğine maruz kalmanın beyin gelişimi üzerine olumsuz etkileri olduğu saptandı. Üstelik bu olumsuz etkiler, hava kirliliği için Avrupa Birliğince izin verilen limitlerin altında da gözlemlendi. Kısaca, insan yaşamı süresi boyunca muhtemel kalp-damar, solunum, merkezi sinir sistemine yönelik hastalıkların ortaya çıkmasında hava kirliliğinin etkisi var. Çocuklar İçin Temiz Hava Sempozyumu’nda dinlediğimiz bilimsel çalışmalar, temiz havanın çocuk sağlığı ve iyilik hali ile ilişkili olduğunu, yetişkinlik döneminde yaşam kalitesine etki ettiğini ortaya koyuyor.” </p>
<p>Çocuklar İçin Temiz Hava Sempozyumu’nda, artan düzeylerde kirli havaya maruz kalmanın, epileptik nöbetler nedeni ile acil servise başvuruları arttırdığı gündeme getirildi.  Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve otizm spektrum bozuklukları (OSB) gibi gelişimsel sorunlarda da yine hava kirliliğinin etkisi olduğu belirtildi. </p>
<p><strong>Solunum Yolu Hastalıkları, Böbrek Sorunları, MS, Diyabet… </strong></p>
<p>Hava kirliliği, solunum sistemi hastalıklarının oluşmasındaki temel etkenlerden. Hava kalitesindeki değişiklikler, özellikle influenza ve RSV (Respiratuar Sinsityal Virüs gibi viral spesifik solunum yolu enfeksiyonları daha sık görülüyor. Her yıl dünyada 33 milyon bebek RSV enfeksiyonu geçiriyor, 100 bine yakın çocuk bu nedenle hayatını kaybediyor.</p>
<p>Kirli hava çocukların bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Çocuklar; zatürre, bronşiolit ve alerjik bronşit gibi hastalıklara karşı savunmasız kalıyorlar. Yine astım sıklığı ve şiddeti artarken hastalık süreleri uzuyor. </p>
<p>Son yıllarda yapılan geniş ölçekli çalışmalar PM2.5 maruziyetinin kronik böbrek hastalığı, hipertansiyon ve böbrek iltihabı riskini de artırdığını ortaya koydu. Hava kirliliği ne kadar yüksekse böbreklere o kadar fazla yük biniyor; böylece ileride hipertansiyon veya böbrek hastalığına yakalanma riski artıyor. </p>
<p>Ayrıca hava kirliliğinin çocuklarda obezite, diyabet, D vitamini eksikliği, osteoporoz ve tiroid bozuklukları, hipertansiyon ile buna bağlı kalp krizi ve inme, multiple skleroz (MS) ve uyku bozukluklarıyla bağlantılı olduğu belirtiliyor. </p>
<p>Öte yandan 2022 yılında yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre Türkiye’de hava kirliliğinin hastalıklara neden olduğu biliniyor; toplumun önemli bir bölümü hava kirliliğini doğrudan hastalıkla ilişkilendiriyor. Hava kirliliği denildiğinde akla ilk gelen kavramların yüzde 27,5&#8217;i hastalıkla ilgili. Çocuğu olan katılımcıların yüzde 87,4&#8217;ü, çocuklarının kirli hava solumaktan dolayı hastalanmasından endişe ediyor. </p>
<p><strong>“Temiz Hava Hakkımızı Savunalım” Çağrısı</strong></p>
<p><strong>Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Deniz Gümüşel</strong> de şunları kaydetti: “İklim krizi ve hava kirliliği sağlığın çevresel belirleyicilerinin başında gelen ve birbiri ile iç içe geçmiş iki yaşamsal sorun. Her ikisinin de en önemli kaynakları fosil yakıtların kullanıldığı insan faaliyetleri. Hava sıcaklıklarında artış, ozon oluşumunu ve partikül yoğunluğunu arttırarak hava kirliliğinin sağlık risklerini daha da belirgin hale getiriyor. Hava kirliliğinin önlenmesi için yapılması gerekenler konusunda Temiz Hava Hakkı Platformu olarak politika, araştırma ve bilgilendirme çalışmalarımıza devam edeceğiz. Önlenebilir bir halk sorunu olan hava kirliliği, gelir grubundan bağımsız, tüm çocukları ve insanları etkiliyor. Karar vericilere ve topluma açık çağrımız: Türkiye’de PM2.5 için limit değer belirlenmeli. Bunun için hedeftemizhava.org sayfasında bir kampanya başlattık. Herkesi, temel bir çocuk ve insan hakkı olan temiz hava hakkını savunmaya davet ediyoruz.” </p>
<p>Çocuklar İçin Temiz Hava Sempozyumu’nun <strong>sonuç bildirgesinde</strong>, “Çocukların temiz hava hakkı, yaşam ve sağlık hakkının ayrılmaz bir parçası. Hava kirliliği ve iklim krizi, yalnızca çevresel değil; aynı zamanda çocuk hakları ve toplumsal adalet sorunu. Kirliliğin önlenmesi, sadece teknik önlemlerle değil; enerji, ulaşım, kentleşme ve sağlık politikalarında çocuk odaklı yaklaşımların benimsenmesiyle mümkün. Çocukların temiz hava hakkını korumak için bilimsel veriye dayalı, adil ve sürdürülebilir politikalar geliştirilmelidir” denildi. </p>
<p>Sempozyum kapsamında, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi Onkoloji Bölümünde lösemi tedavisi gören ve Farabi İlk ve Orta Okulu öğrencilerinin yaptığı ‘Temiz Hava Haktır’ konulu resimler de sergilendi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-kanserden-otizme-hastaliklarin-onemli-nedenlerinden-biri-kirli-hava-588264">Çocuklarda Kanserden Otizme Hastalıkların Önemli Nedenlerinden Biri Kirli Hava</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukların burnunda gizli tehlikelere dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-burnunda-gizli-tehlikelere-dikkat-580442</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2025 07:57:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[burnunda]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[Burun Tıkanıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikelere]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580442</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuğunuz sürekli ağzından nefes alıp veriyor, geceleri horluyor, uykusunda huzursuzlanıyor ya da iştahsızlığından dolayı yemek yemek istemiyor mu? Bu sorunlarının altında burun tıkanıklığı yatabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-burnunda-gizli-tehlikelere-dikkat-580442">Çocukların burnunda gizli tehlikelere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğunuz sürekli ağzından nefes alıp veriyor, geceleri horluyor, uykusunda huzursuzlanıyor ya da iştahsızlığından dolayı yemek yemek istemiyor mu? Bu sorunlarının altında burun tıkanıklığı yatabiliyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Ayça Özbal Koç</strong>, burundan nefes almanın son derece önemli olduğunu belirterek “Çocuklarda burundan solunumu engelleyen; solunum yolu enfeksiyonları, büyümüş geniz eti, alerjiler ve burun içi anatomik bozukluklar gibi rahatsızlıklar mutlaka tedavi edilmelidir. Aksi taktirde çocuğun fiziksel ve zihinsel olarak gelişiminde geriliğe yol açmakta, okul başarısı, yüz gelişimi ve psikolojik durumunu olumsuz etkileyebilmektedir” diyor. Burun tıkanıklığının geç fark edilmesi ya da ‘geçer’ diye ihmal edilmesinin sık karşılaşılan bir sorun olduğunu belirten Prof. Dr. Koç “Çocuklarda burun tıkanıklığına karşı ebeveynler çok dikkatli olmalı ve olası bir şikayette gecikmeden mutlaka KBB uzmanına başvurmalıdır” diye konuşuyor. KBB Uzmanı Prof. Dr. Ayça Özbal Koç, çocuklarda burundan nefes almayı engelleyen 5 etkeni ve sağlıklı nefes alıp verebilmesi için dikkat edilmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Akut ve kronik üst solunum yolu enfeksiyonları</strong></li>
</ul>
<p>Çocuklarda burundan nefes alma güçlüğünün en sık nedenlerinden biridir. Çok sık geçirilen viral ve bakteriyel enfeksiyonlar, burun mukozasında ödem ve salgıyı artırıp burun tıkanıklığına neden olurken, tedavi edilmediğinde mukoza hasarına yol açar. Uyku kalitesi de bozulan çocuğun sağlığı, okul başarısı ve büyüme- gelişme potansiyeli olumsuz etkilenir. Enfeksiyonların doğru tanı ve tedavisi, burun solunumunun sağlıklı olması açısından önemlidir.</p>
<ul>
<li><strong>Geniz eti büyümesi  </strong></li>
</ul>
<p>Bazı çocuklarda normale göre çok daha büyük olabilen geniz eti, hem burun arkasını tıkar, hem de enfeksiyon ajanları için bir besi yeri olarak görev yapabildiğinden sık sık boğaz enfeksiyonu geçirmelerine, kulakta sıvı birikmesine, işitme kaybı problemlerine, burundan nefes alamamalarına, ağzı açık uyumalarına, gece horlamalarına ve uykuda nefeslerinin durmasına yol açabilir. Tanısı kolay konulup, medikal ya da cerrahi tedavi ile sorun çözülebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Alerjik rinit (Alerjik nezle)</strong></li>
</ul>
<p>Alerjik rinit, çok sık burun tıkanıklığına neden olur. Toz, polen, küf, evcil hayvan vb alerjenlere maruz kalan çocuklarda burun kaşıntısı, hapşırma, burun tıkanıklığı ve akıntı şikayetleri sık görülür. Mevsimsel olabileceği gibi yıl boyunca sürebilen sorun tedavi edilmezse tekrarlayan solunum yolu ve kulak enfeksiyonları, geceleri ağzı açık uyuma, horlama ve ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Erken tanı ile doğru tedavi ve alerjenlerden korunma çok önemlidir. </p>
<ul>
<li><strong>Burun içi anatomik problemler</strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Ayça Özbal Koç “Burun içi anatomik problemler burun tıkanıklığına yol açabilir. Özellikle büyümüş alt burun etleri (konka büyümesi), genetik ya da travma sonucu oluşan, burun boşluğunu ikiye ayıran septumun eğri olması hava akımını kısıtlar. Burun içinde polipler, nadiren de olsa kitleler ya da yabancı cisimler de çocuklarda burun tıkanıklığı yapabilir. KBB uzmanı tarafından yapılan uygun tedaviler ile bu yapısal sorunlar düzeltilebilir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Çevresel faktörler</strong></li>
</ul>
<p>Özellikle; hava kirliliği, aşırı sıcak- soğuk nemsiz hava, sigara dumanı, ev tozu akarları ve kimyasal kokular (kimyasal ev kokuları, parfüm, deterjan, temizlik maddeleri) burun tıkanıklığında önemli rol oynar. Bu faktörler, çocukların burun mukozasında tahrişe ve ödeme yol açarak solunumu zorlaştırabilir. Evin havalandırılarak ısı ve neminin ayarlanması, toz tutan eşya, halı, perde, peluş oyuncak ve sigara dumanı maruziyetinin engellenmesi çok önemlidir. </p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Anne babalar bu önerilere dikkat!</strong></p>
<p>KBB Uzmanı Prof. Dr. Ayça Özbal Koç, anne babalara, çocuklarının sağlıklı nefes alıp verebilmeleri için dikkat etmeleri gerekenleri şöyle sıralıyor; </p>
<ul>
<li>Çocuğunuzun aralıklı olarak, gündüz ve gece uykusunda rahat nefes alıp almadığını, nefes alırken burnundan nefes alma güçlüğü olup olmadığını gözlemleyin. Burun tıkanıklığı, ağzı açık uyuma, horlama ya da nefes durması gibi yakınmaları gördüğünüzde bir KBB uzmanına başvurun.</li>
<li>Burun kaşıntısı, sık hapşırma, burun tıkanıklığı ve akıntısı mevcudiyetinde alerjik rinit açısından değelendirme için bir uzmana başvurun.</li>
<li>Burun temizliğini düzenli hale getirin; tuzlu karbonatlı su ile (okyanus suyu spreyleri, damlaları) burun yıkama yapabilirsiniz.</li>
<li>Ateş, burun tıkanıklığı-akıntısı gibi durumlarda enfeksiyon açısından doktorunuza başvurun.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarin-burnunda-gizli-tehlikelere-dikkat-580442">Çocukların burnunda gizli tehlikelere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Klimanın doğru kullanımı ile akciğer sağlığı korunabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/klimanin-dogru-kullanimi-ile-akciger-sagligi-korunabilir-565577</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2025 14:09:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[klima]]></category>
		<category><![CDATA[klimanın]]></category>
		<category><![CDATA[korunabilir]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[kuru]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565577</guid>

					<description><![CDATA[<p>Klima kullanımının akciğer sağlığı için belirli riskler oluşturabileceğini ancak bu risklerin doğru farkındalık ve proaktif önlemlerle yönetilebileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, alınacak önlemlerle solunum sağlığının ve konforun bir arada sağlanabileceğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/klimanin-dogru-kullanimi-ile-akciger-sagligi-korunabilir-565577">Klimanın doğru kullanımı ile akciğer sağlığı korunabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Klima kullanımının akciğer sağlığı için belirli riskler oluşturabileceğini ancak bu risklerin doğru farkındalık ve proaktif önlemlerle yönetilebileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, alınacak önlemlerle solunum sağlığının ve konforun bir arada sağlanabileceğini söyledi. Optimum nem seviyelerini koruyarak, düzenli bakım yaparak, hava temizleyicileri kullanarak, uygun havalandırma sağlayarak, sıcaklıkları düzenleyerek ve iç mekan bitkileri kullanarak solunum sağlığının desteklenmesi mümkün olabilir.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, klima kullanımında dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<h3>
Solunum sağlığıyla ilgili endişeler ortaya çıkabiliyor</h3>
<p>Klima sistemlerinin iç mekan havasından ısı ve nem çektiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “Bu, içerideki ısıyı dışarıya aktaran kapalı bir devredeki soğutucu akışkan sirkülasyonu ile sağlanır. Ayrıca sistemde nem seviyelerini düşürmek için nem gidericilerin yanı sıra toz ve diğer partikülleri toplamak için filtreler bulunur. Klima ve solunum sağlığıyla ilgili endişeler çok yönlüdür. Klima akciğerleri etkileyebilecek kuru hava, havada artan partiküller ve kirleticiden kaynaklanan düşük hava kalitesi gibi çeşitli potansiyel mekanizmaları içerir” dedi.</p>
<h3>
Kuru hava mukoza zarlarını kurutabilir</h3>
<p>Klima sistemlerinin havayı soğuturken genellikle iç mekan nem seviyelerini düşürdüğünü, nemin uzaklaştırılmasının ise iç mekan ortamlarının aşırı kurumasına yol açabileceğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “Kuru havaya uzun süre maruz kalmak, solunum yollarındaki mukoza zarlarını kurutabilir. Bu durum, tahrişe ve iltihaplanmaya yol açarak solunum yolu enfeksiyonlarının daha kolay yerleşmesine neden olabilir. Belirtiler arasında boğaz kuruluğu, öksürük ve soğuk algınlığı ile gribe karşı artan duyarlılık yer alabilir” uyarısında bulundu.</p>
<h3>
Havada artan partiküller, alerji semptomlarını şiddetlendirebilir</h3>
<p>Klima sistemlerinin toz, polen, evcil hayvan tüyü ve diğer alerjenleri tekrar dolaşıma sokabileceğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “Bu durumun etkisiyle alerjisi veya astımı olan kişiler, bu partiküllere maruz kaldıklarında semptomlarının şiddetlendiğini görebilirler. Alerjenler, bağışıklık tepkilerini tetikleyerek hapşırma, öksürme ve ciddi vakalarda astım atakları gibi semptomlara yol açabilir” dedi.</p>
<h3>
Bakımı yapılmayan klima sistemleri hava kalitesini düşürür</h3>
<p>Uygun şekilde bakımı yapılmayan klima sistemlerinin küf, bakteri ve diğer zararlı mikroorganizmaların üreme alanı haline gelebileceği uyarısında bulunan Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “Bu maddelerin havada dolaşmasından dolayı iç mekan hava kalitesi düşük olabilir. Küf sporları ve bakterileri astımı şiddetlendirebilir, alerjik reaksiyonlara ve solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabilir. Aşırı durumlarda, küfe uzun süre maruz kalmak uzun vadeli solunum sorunlarına neden olabilir” uyarısında bulundu.</p>
<h3>
Klima kullanımı bu hastalıkları etkiliyor</h3>
<p>Çok sayıda çalışmanın, klima ile solunum sağlığı arasındaki ilişkiyi inceleyerek hem potansiyel riskleri hem de faydaları vurguladığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, klima kullanımının astım ve alerjiler, lejyoner hastalığı ve Hasta Bina Sendromu ile bağlantılı etkilerine dikkat çekti.</p>
<p>Astım ve Alerjiler: Çevre Sağlığı Araştırmaları Dergisi&#8217;nde yayınlanan bir araştırmaya göre, klimalı ortamlarda yaşayan kişilerde hırıltı ve nefes darlığı gibi solunum yolu semptomları daha sık görülmektedir. Çalışmanın sonuçları, iç mekanlarda kirletici maddelere ve alerjenlere daha fazla maruz kalmaya bağlanmıştır.</p>
<p>Lejyoner Hastalığı: Lejyonella bakterisinin neden olduğu ciddi bir zatürre türü olan Lejyoner hastalığı, bakımı kötü yapılan klima sistemlerindeki salgınlarla ilişkilendirilmiştir. Büyük klima sistemlerinin soğutma kuleleri, bu bakterilerin büyümesini destekleyebilir ve bu bakteriler daha sonra atmosfere yayılabilir.</p>
<p>Hasta Bina Sendromu HBS: &#8220;Hasta Bina Sendromu&#8221; (HBS) terimi, bina sakinlerinin orada geçirdikleri zamanla ilişkili gibi görünen akut sağlık semptomları yaşadığı ancak belirli bir rahatsızlık veya nedenin bulunamadığı bir durumu tanımlar. Baş ağrısı, mide bulantısı, baş dönmesi ve solunum problemleri semptomlar arasında yer alır. Klima, içerideki kirleticilerin dolaşımına neden olduğundan, klimanın HBS&#8217;ye katkıda bulunduğu öne sürülmüştür.</p>
<h3>
Bu önerilere kulak verilmeli</h3>
<p>Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, potansiyel risklere rağmen klimanın solunum sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı.</p>
<p>Optimum nem seviyeleri korunmalı: İç mekan nem seviyelerini yüzde 30-50 arasında tutmak için bir nemlendirici kullanın. Bu, mukoza zarlarının kurumasını önlemeye ve solunum yolu tahrişini azaltmaya yardımcı olabilir. İç mekan nemini bir higrometre ile izleyin ve nemlendirici ayarlarını buna göre ayarlayın.</p>
<p>Klima sistemlerinin düzenli bakımı yapılmalı: Klima ünitelerinin düzenli olarak kontrol edilmesini, temizlenmesini ve bakımının yapılmasını sağlayın. Bu, filtrelerin değiştirilmesini, kanalların temizlenmesini ve küf ve bakteri üremesinin kontrol edilmesini içerir. Yılda en az iki kez profesyonel bakım planlayın ve kullanıma ve iç mekan hava kalitesine bağlı olarak filtreleri 1-3 ayda bir değiştirin.<br />
Hava temizleme: Toz, polen ve diğer alerjenler dahil olmak üzere havadaki partikülleri gidermek için Yüksek Verimli Partikül Hava (HEPA) filtreleriyle donatılmış hava temizleyicilere yatırım yapın. Hava temizleyicileri yatak odası ve oturma odası gibi sık kullanılan alanlara yerleştirin ve odanın boyutuna uygun olduğundan emin olun.</p>
<p>Uygun havalandırma:  Temiz havanın dolaşımına izin vermek için pencere ve kapıları periyodik olarak açarak yeterli havalandırma sağlayın. Bu, iç mekan kirleticilerini seyreltmeye ve hava kalitesini iyileştirmeye yardımcı olur. Mutfaklarda ve banyolarda aspiratör kullanın ve enerji verimliliğini korurken kirli iç mekan havasını temiz dış hava ile değiştirmek için bir enerji geri kazanım vantilatörü (ERV) takmayı düşünün.<br />
Sıcaklık düzenlemesi: Klima ünitelerini aşırı düşük sıcaklıklara ayarlamaktan kaçının. Soğuk havaya doğrudan maruz kalmayı önleyen konforlu ve orta bir sıcaklık hedefleyin. Termostatları 22-26°C (72-78°F) arasına ayarlayın ve gün boyunca sabit sıcaklık sağlamak için programlanabilir termostatlar kullanın.</p>
<p>İç mekan bitkileri: Kirleticileri emerek ve nem seviyelerini artırarak hava kalitesini iyileştirebilen iç mekan bitkileri kullanın. Yılan bitkisi, örümcek bitkisi ve barış zambağı gibi bakımı kolay bitkileri seçin ve bunları gelişebilecekleri alanlara yerleştirin.<br />
Konfor ve sağlık arasındaki denge sağlanabilir</p>
<p>Klimanın sağladığı konfor ile potansiyel sağlık riskleri arasında bir denge kurmanın çok önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, sözlerini şöyle tamamladı: “Farkındalık ve proaktif önlemler, solunum sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri önemli ölçüde azaltırken, bireylerin serin ve konforlu bir iç mekan ortamının faydalarından yararlanmasını sağlayabilir. Klima, aşırı hava koşullarından korunmamızı sağlayarak ve iç mekan konforunu artırarak yaşam tarzımızda devrim yaratmıştır. Ancak akciğer sağlığı üzerindeki potansiyel etkisi, dikkate alınması gereken geçerli bir endişedir. Klimanın solunum sağlığını nasıl etkileyebileceğini anlayarak ve bu riskleri azaltmak için pratik stratejiler uygulayarak, bireyler sağlıklarından ödün vermeden klimanın faydalarından yararlanabilirler. Düzenli bakım, doğru havalandırma ve dikkatli sıcaklık düzenlemesi, klima ikileminin üstesinden gelmenin ve herkes için sağlıklı ve konforlu bir yaşam ortamı sağlamanın anahtarıdır.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/klimanin-dogru-kullanimi-ile-akciger-sagligi-korunabilir-565577">Klimanın doğru kullanımı ile akciğer sağlığı korunabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğerlerde Sertleşme Solunum Yetmezliğine Yol Açabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akcigerlerde-sertlesme-solunum-yetmezligine-yol-acabilir-411086</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Oct 2023 09:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğerlerde]]></category>
		<category><![CDATA[sertleşme]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[yetmezliğine]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=411086</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda ‘akciğerlerde sertleşme’ olarak bilinen pulmoner fibroz tedavide gecikildiğinde solunum yetmezliğine yol açabilen bir hastalık</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerlerde-sertlesme-solunum-yetmezligine-yol-acabilir-411086">Akciğerlerde Sertleşme Solunum Yetmezliğine Yol Açabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda ‘akciğerlerde sertleşme’ olarak bilinen pulmoner fibroz tedavide gecikildiğinde solunum yetmezliğine yol açabilen bir hastalık. Üstelik en tipik belirtisi olan nefes darlığı sinsi bir şekilde ortaya çıkıyor ve genellikle yavaş ilerliyor. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte nefes darlığı giderek şiddetleniyor. Öyle ki özellikle yürürken, merdiven çıkarken veya yük taşırken gelişen nefes darlığı ilerleyen evrelerde hastaların giyinmek gibi en basit günlük işlerini bile yapamaz hale gelmelerine yol açabiliyor. Bu hastalığın bir başka önemli zararı da doğrudan kansere dönüşmemekle birlikte hastalarda akciğer kanseri gelişme riskini yükseltmesi. Yapılan çalışmalara göre; pulmoner fibroz hastalarında bu risk yüzde 7-20 oranında artıyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nur Dilek Bakan, </strong>bu nedenle pulmoner fibroz hastalığında erken teşhis ve tedavinin yaşamsal öneme sahip olduğuna dikkat çekerek,<strong> </strong>“Günümüzde bu hastalığın henüz kesin çözümü olmasa da akciğerlerde oluşan hasarın ilerlemesini önlemek, semptomları en aza indirerek hastanın yaşam kalitesini yükseltmek mümkün olabiliyor. Tedaviye erken dönemde başlandığında fibrozun ilerlemesini durdurmada veya yavaşlatmada daha etkili sonuçlar alınıyor. Erken teşhis için nefes darlığı şikayetinde zaman kaybetmeden mutlaka hekime başvurulmalıdır” diyor. </p>
<p><strong>Dünyada 1.5 milyon kişiyi etkiliyor!</strong></p>
<p>Pulmoner fibroz, yani akciğer fibrozu geliştiğinde, akciğerlerin iç yüzeyini kaplayan hava kesecikleri ve akciğer dokusunun destekleyici yapıları zarar görüyor. Akciğerin bu yapılarının kalınlaşıp sertleşerek esnekliğini kaybetmeleri, içimize solunumla çektiğimiz oksijenin kanımıza geçişine engel oluyor. Bunun sonucunda nefes darlığı gelişmeye başlıyor ve ilerleyince solunum yetmezliğine neden olabiliyor. Dünyada tanı konulan 1-1,5 milyon pulmoner fibroz hastası olduğu belirtiliyor. Ancak tanı konulmamış hastalar da düşünüldüğünde gerçek rakamın daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Türk Toraks Derneği’nin yaptığı araştırmaya göre; ülkemizde her yıl yaklaşık 4 bin kişiye pulmoner fibroz tanısı konuluyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Pek çok sebebi olabiliyor</strong></p>
<p>Pulmoner fibroza neden olabilen pek çok etken var. Bağdokusu hastalıkları (romatoid artrit, skleroderma gibi),  çeşitli kimyasal gazlar gibi mesleksel veya çevresel maruziyetler ya da  bazı ilaçlar bu hastalığa en sık yol açan nedenler. Pulmoner fibroza sebep olabilecek bir etken bulunamazsa “idyopatik pulmoner fibroz” olarak adlandırılıyor. Bilgisayarlı tomografi, solunum fonksiyon testleri, bronkoskopi ile akciğerden alınan yıkantı sıvısı veya biyopsi ile nadiren cerrahi akciğer biyopsisi de hastalığın teşhisinde kullanılan en önemli araçları oluşturuyor. </p>
<p><strong>Nefes darlığı sinsi ilerliyor! </strong></p>
<p>Nefes darlığı, öksürük (çoğunlukla kuru), morarma, yorgunluk ve kilo kaybı, bu hastalığın başlıca belirtilerini oluşturuyor<strong>. </strong>Prof. Dr. Nur Dilek Bakan,<strong> </strong>nefes darlığının genellikle sinsi şekilde ortaya çıktığını ve giderek ilerlediğini vurgulayarak, “Hastalığın erken evrelerinde belirtiler pek anlaşılmıyor. En tipik yakınması olan nefes darlığı erken evrelerde ancak merdiven çıkmak ve koşmak gibi zorlu aktivitelerde gelişiyor. Hastalar hekime başvurduklarında sıklıkla altı ay veya daha uzun bir süredir var olan nefes darlığından yakınıyorlar. Bu nedenle hastalığın tanı ve tedavisinde gecikmeler yaşanıyor. Nefes darlığı çok önemli bir belirtidir, her durumda hekime başvurmayı gerektirir” diyor.  </p>
<p> <strong>Hastalığın seyri hastaya göre değişebiliyor </strong></p>
<p>Pulmoner fibrozun klinik seyri değişken olduğu için nasıl ilerleyeceğini öngörmek genellikle zordur. Aynı pulmoner fibroz tipine sahip hastaların doğal seyri dahi değişkenlik gösterebiliyor; bazı hastalarda daha hızlı kötüleşme yaşanırken, bazılarında ise daha durağan bir seyir görülüyor. Prof. Dr. Nur Dilek Bakan,<strong> </strong>bu nedenle pulmoner fibrozun tedavisinin kişiye özel olarak planlandığına işaret ederek “Günümüzde bu hastalığı tamamen durduracak bir tedavi henüz mevcut değil. Akciğerlerde oluşan hasar da geri döndürülemiyor. Dolayısıyla akciğerde gelişen hasarın ilerlemesini önlemeyi amaçlayan tedaviler uygulanıyor. Tedaviye rağmen ilerleyen durumlarda ise kesin çözüm için akciğer nakli gerekebiliyor” diyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerlerde-sertlesme-solunum-yetmezligine-yol-acabilir-411086">Akciğerlerde Sertleşme Solunum Yetmezliğine Yol Açabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
