<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sıvı | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/sivi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sivi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jul 2026 07:39:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>sıvı | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sivi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sıcak hava ve güneş kemoterapinin yan etkilerini artırabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sicak-hava-ve-gunes-kemoterapinin-yan-etkilerini-artirabiliyor-646640</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Jul 2026 07:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etkilerini]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapinin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=646640</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan sıcaklıklar ve yoğun güneş maruziyeti kanser tedavisinde bazı yan etkilerin daha belirgin hissedilmesine yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-hava-ve-gunes-kemoterapinin-yan-etkilerini-artirabiliyor-646640">Sıcak hava ve güneş kemoterapinin yan etkilerini artırabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan sıcaklıklar ve yoğun güneş maruziyeti kanser tedavisinde bazı yan etkilerin daha belirgin hissedilmesine yol açabiliyor. Özellikle kemoterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler alan hastalarda sıvı kaybı, güneş hassasiyeti, enfeksiyonlar ve sıcak havaya bağlı bazı sağlık sorunları daha sık görülebiliyor. Ancak doğru önlemler alındığında tedavi sürecini yaz döneminde de güvenli şekilde sürdürmenin mümkün olduğunu belirten <strong>Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Engin Erdemoğlu</strong> “Kanser tedavisi gören hastalar için güvenli bir yaz mevsiminin temelinde bilinçli davranmak ve hekim önerilerine uyum göstermek yatmaktadır. Yeterli sıvı tüketimi, güneşten korunma, güvenli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve enfeksiyonlardan korunma gibi basit önlemler hem tedavi sürecinin daha rahat geçmesini sağlar hem de yaşam kalitesini önemli ölçüde artırır” diyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Erdemoğlu, yazın kanser tedavisi gören görenlerin dikkat etmesi gereken 10 kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<ul>
<li><strong>Güneşten korunun</strong></li>
</ul>
<p>Tedavi gören hastaların yaz aylarında yaptığı en önemli hatalardan biri uzun süre güneş altında kalmaktır. Bazı kemoterapi ilaçları ve hedefe yönelik tedaviler çok hızlı güneş yanığı gelişmesine, cilt lekelerine ve tahrişe yol açabilir. Güneşten korunmanın yalnızca krem kullanmak anlamına gelmediği unutulmamalıdır. Gölge alanların tercih edilmesi, uygun kıyafet, geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü kullanılması, güneşin en yoğun olduğu saatlerden kaçınılması da en az güneş kremi kadar önemlidir. Özellikle saat 11.00 ile 16.00 arasında doğrudan güneşe maruz kalınmamalı, en az SPF 50 koruma sağlayan, geniş spektrumlu (UVA ve UVB korumalı) güneş kremleri tercih edilmelidir.</p>
<ul>
<li><strong>Sıvı tüketimini artırın</strong></li>
</ul>
<p>Yaz döneminde onkoloji kliniklerinde en sık karşılaşılan sorunlardan biri yetersiz sıvı tüketimidir. Hastaların önemli bir kısmı su içmek için, susama hissinin yeterli olduğunu düşünse de özellikle ileri yaş hastalarda susama mekanizması her zaman güvenilir değildir. Sıvı kaybı sadece halsizlik ve baş dönmesine değil, aynı zamanda böbrek fonksiyonlarında bozulmaya ve bazı kemoterapi ilaçlarının yan etkilerinin artmasına da neden olabilir. Ayrıca bazı kemoterapi ilaçlarının yan etkilerinin daha belirgin hale gelmesine neden olabilir. Bu nedenle gün boyunca susamayı beklemeden, düzenli aralıklarla su içilmelidir. Böbrek, kalp hastalığı vb özel bir durum yoksa günde 2–2,5 litre sıvı tüketimi hedeflenmelidir. Ancak bu miktar kişinin kilosuna, aldığı tedaviye ve mevcut sağlık durumuna göre değişebilir.</p>
<ul>
<li><strong>SPF 50’yi tercih edin</strong></li>
</ul>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Engin Erdemoğlu “Son yıllarda güneş kremlerinin içeriğiyle ilgili çeşitli tartışmalar gündeme gelmektedir. Hastaların bu konuda sosyal medyadaki bilgi kirliliğinden ziyade bilimsel verilere güvenmeleri önemlidir. Günümüzde onaylı güneş kremlerinin kanser tedavileriyle veya hormon tedavileriyle klinik açıdan anlamlı bir etkileşim gösterdiğine dair güçlü bir kanıt bulunmamaktadır. Özellikle mineral filtre içeren, çinko oksit veya titanyum dioksit bazlı ürünler hassas cilde sahip hastalarda iyi bir seçenek olabilir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Beslenmenize özen gösterin</strong></li>
</ul>
<p>Tedavi sürecinde yeterli ve dengeli beslenmek bağışıklık sisteminin desteklenmesine katkı sağlar. Hafif, dengeli ve güvenilir gıdaların tercih edilmesi gerekir. Mevsim sebze ve meyveleri, yeterli protein içeren öğünler ve düzenli sıvı alımı tedavi sürecini destekler. </p>
<ul>
<li><strong>Açıkta olan gıdalardan kaçının</strong></li>
</ul>
<p>Ancak açıkta satılan yiyecekler, iyi yıkanmamış sebzeler, çiğ et ve çiğ deniz ürünleri enfeksiyon riski nedeniyle dikkatle değerlendirilmelidir. Özellikle beyaz küre sayısı düşük olan hastalarda basit bir gıda kaynaklı enfeksiyon bile ciddi sonuçlar doğurabilir. Yaz aylarında uzun süre dışarıda beklemiş süt ürünleri, mayonezli yiyecekler ve açık büfe ürünleri de risk oluşturabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Sıcak çarpmasına dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Erdemoğlu “Kanser tedavisi gören hastaların çoğunun farkında olmadığı önemli bir risk de sıcak çarpmasıdır. Sıcak çarpması ile kemoterapi yan etkileri bazen birbirine karışabilir. Ancak yüksek ateş, bilinç bulanıklığı, aşırı terleme veya tam tersine terleyememe, ciddi baş dönmesi, çarpıntı ve bayılma hissi gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa sıcak çarpması mutlaka akılda tutulmalıdır. Özellikle ileri yaş hastalar, eşlik eden kalp-damar hastalığı bulunanlar, böbrek fonksiyonları sınırlı olanlar ve performans durumu düşük hastalar sıcak havalardan daha fazla etkilenmektedir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Enfeksiyonlardan korunun</strong></li>
</ul>
<p><strong>Kemoterapi </strong>bağışıklık sistemini baskılayabildiği için enfeksiyonlara karşı daha dikkatli olunmalıdır. Kalabalık ve kapalı ortamlardan kaçınılmalı, el hijyenine özen gösterilmeli, hasta kişilerle yakın temasta bulunulmamalı ve ateş gelişmesi halinde mutlaka hekime başvurulmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Aktif kalmaya çalışın</strong></li>
</ul>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Erdemoğlu “Fiziksel aktivite tedavi sürecinin önemli bir parçasıdır. Günümüzde mümkün olduğu kadar aktif kalmanın hem yaşam kalitesini hem de fiziksel dayanıklılığı artırdığı bilinmektedir. Yaz aylarında yürüyüş, hafif tempolu bisiklet, yüzme ve esneme egzersizleri uygun seçenekler arasında yer alır. Ancak egzersizlerin günün serin saatlerinde yapılması, yeterli sıvı alınması ve aşırı efordan kaçınılması gerekir. Hastaların kendilerini zorlamadan, vücutlarının verdiği sinyalleri dikkate alarak hareket etmeleri önemlidir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Tatili tedavi programına göre planlayın</strong></li>
</ul>
<p>Tedavi alan hastaların yaz tatiline çıkmasında çoğu zaman bir sakınca yoktur. Ancak seyahat planları tedavi takvimine göre yapılmalı, gidilecek bölgede sağlık hizmetlerine erişim imkanı araştırılmalı ve kullanılan ilaçlar düzenli şekilde taşınmalıdır. Deniz genellikle uygun koşullarda tercih edilebilirken, hijyeninden emin olunmayan havuzlarda enfeksiyon riski göz önünde bulundurulmalıdır. Yakın zamanda cerrahi geçirmiş, kateter taşıyan veya ciddi bağışıklık baskılanması olan hastalarda daha dikkatli olunmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Estetik işlemleri erteleyin</strong></li>
</ul>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Engin Erdemoğlu “Estetik uygulamalar konusunda kemoterapi sürecinde dikkatli olunmalıdır. Botoks, dolgu, mezoterapi ve benzeri işlemler bazı hastalarda uygun olsa da aktif tedavi sırasında enfeksiyon, gecikmiş yara iyileşmesi ve beklenmeyen cilt reaksiyonları açısından risk oluşturabilir. Bu nedenle estetik girişimler mutlaka hastayı takip eden onkoloji uzmanı ile görüşülerek planlanmalıdır. Özellikle beyaz küre veya trombosit değerlerinin düşük olduğu dönemlerde bu tür işlemlerden kaçınılmalıdır” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-hava-ve-gunes-kemoterapinin-yan-etkilerini-artirabiliyor-646640">Sıcak hava ve güneş kemoterapinin yan etkilerini artırabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz Sıcaklarında Kalbi Koruyacak Altın Değerinde Öneriler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-sicaklarinda-kalbi-koruyacak-altin-degerinde-oneriler-645771</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2026 08:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Altın]]></category>
		<category><![CDATA[değerinde]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[koruyacak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[Sıcak Hava]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklarında]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[Yaz Ayları]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=645771</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz ayları birçok kişi için tatil ve açık hava aktiviteleri anlamına gelse de artan sıcaklıklar kalp ve damar sistemi üzerinde önemli bir yük oluşturabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-sicaklarinda-kalbi-koruyacak-altin-degerinde-oneriler-645771">Yaz Sıcaklarında Kalbi Koruyacak Altın Değerinde Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz ayları birçok kişi için tatil ve açık hava aktiviteleri anlamına gelse de artan sıcaklıklar kalp ve damar sistemi üzerinde önemli bir yük oluşturabiliyor. Özellikle ileri yaş grubundaki bireyler ve kalp hastaları için sıcak hava dalgalarının ciddi sağlık riskleri yaratabileceğine dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Yücel Karabay, yaz aylarında kalp sağlığını korumak için basit ancak etkili önlemler alınması gerektiğini vurguladı.<br /> </p>
<p><strong>Yaz aylarında kalbin iş yükü artıyor</strong></p>
<p>Sıcak havalarda birçok kişinin daha çabuk yorulduğunu, merdiven çıkarken zorlandığını veya kısa yürüyüşlerde nefes nefese kaldığını belirten Prof. Dr. Karabay, bunun yalnızca sıcaklık hissiyle açıklanamayacağını söyledi. Prof. Dr. Can Karabay &#8220;Vücut normal ısısını koruyabilmek için sıcak havalarda daha fazla çalışır. Damarlar genişler, ciltteki kan akımı artar ve kalp vücudun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için daha fazla efor sarf eder. Sağlıklı bireylerde bu durum genellikle sorun yaratmaz ancak kalp hastalığı bulunanlarda sıcak hava önemli bir stres faktörüne dönüşebilir&#8221; dedi.<br /> </p>
<p><strong>Kalp hastaları ve yaşlılar daha fazla risk altında</strong></p>
<p>Sıcak havaların herkesi etkilediğini ancak bazı gruplarda riskin daha yüksek olduğunu belirten Prof. Dr. Karabay, kalp yetersizliği bulunan hastalar, koroner arter hastalığı olanlar, yüksek tansiyon nedeniyle tedavi görenler ve ileri yaş grubundakilerin daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. Özellikle yalnız yaşayan yaşlılarda sıvı kaybının fark edilmeden ilerleyebileceğine dikkat çeken Karabay, yaz aylarında yeterli sıvı tüketiminin kalp sağlığının önemli bir parçası olduğunu vurguladı.<br /> </p>
<p><strong>Susamayı beklemek geç kalmak anlamına gelebilir</strong></p>
<p>Sıcak havalarda vücudun susuz kalmasının kalp üzerinde ek yük oluşturabileceğini belirten Prof. Dr. Karabay, &#8220;Susuzluk hissi ortaya çıktığında bazen vücut önemli miktarda sıvı kaybetmiş olabilir. Özellikle yaşlı hastaların düzenli sıvı tüketimine dikkat etmesi gerekir. Susamayı beklemek çoğu zaman geç kalmak anlamına gelir&#8221; diye konuştu.<br /> </p>
<p><strong>İlaçlar doktor kontrolü dışında değiştirilmemeli</strong></p>
<p>Kalp hastalarının önemli bir bölümünün düzenli ilaç kullandığını söyleyen Prof. Dr. Karabay, özellikle idrar söktürücü kullananlarda sıcak havalarda sıvı kaybının daha belirgin hale gelebildiğini söyledi. Bazı hastalarda yaz aylarında ilaçların yeniden değerlendirilmesinin gerekebileceğini belirten Karabay, &#8220;Hastalar kendi kendilerine ilaç değişikliği yapmamalı. İlaçların azaltılması veya kesilmesi gerektiği düşünülüyorsa buna mutlaka doktor kontrolünde karar verilmeli&#8221; dedi.<br /> </p>
<p><strong>Tatilde kalp sağlığını korumak mümkün</strong></p>
<p>Yaz aylarında alınacak basit önlemlerin ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini belirten Prof. Dr. Karabay, özellikle günün en sıcak saatleri olan 11.00 ile 16.00 arasında uzun süre güneş altında kalınmaması gerektiğini söyledi. Açık havada yapılacak yürüyüş ve egzersizlerin sabah erken saatlerde veya akşam serinliğinde tercih edilmesini öneren Karabay, yeterli sıvı tüketimi, hafif beslenme ve düzenli uykunun da sıcak havalarla mücadelede önemli olduğunu ifade etti.<br /> </p>
<p><strong>YAZ AYLARINDA KALBİ KORUYACAK 5 ÖNERİ </strong></p>
<p>Prof. Dr. Can Yücel Karabay, yaz aylarında kalp sağlığını korumak için şu önerilerde bulundu:</p>
<p>• Gün boyunca düzenli su tüketin.</p>
<p>• Öğle saatlerinde uzun süre güneş altında kalmayın.</p>
<p>• Egzersizleri sabah veya akşam saatlerinde yapın.</p>
<p>• İlaçlarınızı doktor önerisi dışında değiştirmeyin.</p>
<p>• Aşırı sıcak günlerde vücudunuzu zorlayacak aktivitelerden kaçının</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-sicaklarinda-kalbi-koruyacak-altin-degerinde-oneriler-645771">Yaz Sıcaklarında Kalbi Koruyacak Altın Değerinde Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıcak çarpmasının ilk belirtisi soğuk cilt olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sicak-carpmasinin-ilk-belirtisi-soguk-cilt-olabilir-645478</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 09:28:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[çarpmasının]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[serin]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[Sıcak Çarpması]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[vücudun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=645478</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son günlerde Avrupa'nın birçok ülkesinde etkisini artıran aşırı sıcaklar, sıcak çarpması riskini yeniden gündeme taşıdı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-carpmasinin-ilk-belirtisi-soguk-cilt-olabilir-645478">Sıcak çarpmasının ilk belirtisi soğuk cilt olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son günlerde Avrupa&#8217;nın birçok ülkesinde etkisini artıran aşırı sıcaklar, sıcak çarpması riskini yeniden gündeme taşıdı. Yüksek sıcaklıkların yalnızca konforu değil, sağlığı da tehdit ettiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Eyyüp Kenan Özok, “Sıcak çarpması kısa sürede gelişebilen ve müdahale edilmediğinde hayati sonuçlara yol açabilen acil bir durum. Yüksek sıcaklıklar vücudun ısı dengesini bozarak başlangıçta fark edilmeyen belirtilerin hızla ciddi sağlık sorunlarına dönüşmesine neden olabiliyor. Bu nedenle sıcak havalarda vücudun verdiği sinyalleri dikkate almak büyük önem taşıyor” dedi.</strong></p>
<p><strong> </strong>Sıcak çarpmasının ilk belirtileri arasında, vücudun kendini soğutmak için yoğun terlemesine bağlı olarak görülen soğuk ve terli cilt, bitkinlik, aşırı susama, kas krampları, baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, kusma ve idrar renginin koyulaşması yer alıyor. Vücut sıcaklığı arttıkça cilt sıcak, kuru ve kızarık bir görünüm alırken solunum ve nabız hızlanıyor, bilinç bulanıklığı gelişebiliyor diyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Eyyüp Kenan Özok, “Damarların genişlemesine bağlı olarak tansiyon düşüyor ve kalp daha fazla çalışmak zorunda kalıyor. Yoğun terlemeyle gelişen sıvı ve tuz kaybı ise sıcak bitkinliğine, ileri vakalarda hayati organlara giden kan akışının azalmasına ve kalp krizi riskinin artmasına yol açabiliyor. Bu belirtiler görüldüğünde kişi vakit kaybetmeden serin bir ortama alınmalı ve tıbbi destek istenmeli” dedi.</p>
<p><strong>Yaz sofralarının yıldızı taze fasulye, tatlı tercihi vişne</strong></p>
<p>Sıcak havalarda beslenme alışkanlıklarını mevsim koşullarına göre düzenlemenin önemine dikkat çeken Özok, “Mısır, domates, kabak ve taze fasulye gibi yaz sebzeleri ile vişne, ahududu, yaban mersini ve çilek gibi meyveler bu dönemdeki en iyi seçenekler arasında yer alıyor. Karpuz da yaz aylarının en çok tercih edilen meyvelerinden biri ancak kontrollü tüketilmeli. Yaklaşık 200 gram karpuz veya kavunda 13-15 gram karbonhidrat bulunuyor. Bu nedenle özellikle diyabetli bireylerin ara öğünde 200 gramdan fazla karpuz ya da kavun tüketmemesi gerekli. İçecek tercihlerinde ise buzlu kahve ve buzlu çay ölçülü miktarlarda tüketilebilir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Vücudun kendini serinletme sistemi yaşla değişiyor </strong></p>
<p>Sıcak çarpmasının herkesi etkileyebileceğini ancak bazı grupların daha büyük risk altında olduğunu vurgulayan Özok, “Özellikle 5 yaş altındaki çocuklar, 65 yaş üzerindeki kişiler, kronik hastalığı olanlar, hamileler ile aşırı kilolu ya da aşırı zayıf bireylerin sıcak havalarda daha dikkatli olması gerekiyor. Çocuklarda vücut ısısını düzenleyen mekanizmalar henüz tam gelişmediği, ileri yaşlarda ise bu mekanizmaların etkinliği azaldığı için aşırı sıcaklar daha ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Kronik hastalıklar ve gebelik de vücudun sıcakla baş etmesini zorlaştırabiliyor. Bu dönemde vücudu serin tutmak, sıvı kaybını önlemek ve günlük alışkanlıklarda küçük değişiklikler yapmak önemli. Örneğin düzenli koşu yapanlar egzersizlerini öğle sıcağı yerine akşam saatlerine bırakabilir. Ayrıca gün boyunca yeterli miktarda su tüketerek vücudun sıvı dengesini korumak da büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p><strong>Güneşte beklemiş araçlara hemen binilmemeli</strong></p>
<p>Vücut ısısını dengede tutmanın ve sıvı kaybını önlemenin sıcak çarpmasına karşı en etkili korunma yöntemleri arasında yer aldığını belirten Özok, “Özellikle güneşin etkisinin en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalı, mecbur kalındığında ise gölge veya klimalı ortamlar tercih edilmeli. Güneş altında ağır egzersiz ve yoğun fiziksel aktivitelerden kaçınılmalı, susamayı beklemeden gün boyunca düzenli aralıklarla yeterli miktarda sıvı tüketilmeli. Dışarıda bulunurken açık renkli, hafif ve bol giysiler giyilmeli, şapka kullanılmalı, gözleri ultraviyole ışınlarından koruyan güneş gözlüğü takılmalı ve cildi korumak için güneş koruyucu krem kullanılmalı. Ayrıca alkol ve aşırı kafein tüketiminden kaçınılmalı, güneşte uzun süre beklemiş araçlara binmeden önce araç mutlaka havalandırılmalı” dedi.</p>
<p><strong>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Eyyüp Kenan Özok, sıcak çarpmasından şüphelenilen birine yapılması gereken ilk müdahale adımlarını sıraladı:</strong></p>
<ol>
<li>Sıcak çarpması geçirdiğinden şüphelendiğiniz kişiyi vakit kaybetmeden serin ve gölgeli bir ortama alın.</li>
<li>Bilinç bulanıklığı, bayılma veya yüksek ateş varsa zaman kaybetmeden 112’yi arayın.</li>
<li>Hastanın üzerindeki kalın veya sıkı giysileri gevşetin ya da çıkarın.</li>
<li>Vücut ısısını düşürmeye çalışın. Serin suyla vücudunu ıslatın, vantilatör kullanın veya ense, koltuk altı ve kasık bölgelerine soğuk kompres uygulayın.</li>
<li>Bilinci açıksa küçük yudumlarla su içmesini sağlayın. Bilinci kapalı ya da yarı kapalıysa ağızdan su veya herhangi bir içecek vermeyin.</li>
<li>Sağlık ekipleri gelene kadar hastayı yalnız bırakmayın. Solunumunu ve bilinç durumunu yakından takip edin.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-carpmasinin-ilk-belirtisi-soguk-cilt-olabilir-645478">Sıcak çarpmasının ilk belirtisi soğuk cilt olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıcak çarpması çocuklarda hızla ağırlaşabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sicak-carpmasi-cocuklarda-hizla-agirlasabiliyor-645185</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2026 09:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağırlaşabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çarpması]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[dik]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[saatleri]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[Sıcak Çarpması]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=645185</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz mevsiminde çocukların en sevdikleri aktiviteler deniz ve havuzda yüzmek, parklarda oynamak oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-carpmasi-cocuklarda-hizla-agirlasabiliyor-645185">Sıcak çarpması çocuklarda hızla ağırlaşabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminde çocukların en sevdikleri aktiviteler deniz ve havuzda yüzmek, parklarda oynamak oluyor. Ancak uzun süre güneş altında kalmak pek çok sağlık problemine yol açabiliyor. Bunlardan belki de en tehlikelisi olan sıcak çarpması; aşırı sıcak ortamda veya güneş altında uzun süre kalmaya bağlı olarak vücudun ısı dengesini kaybetmesiyle ortaya çıkan acil bir durum olarak tanımlanıyor. Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte çocuklarda sıcak çarpması vakalarında da belirgin bir yükseliş görülüyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben, </strong> ısı düzenleme mekanizmalarının tam gelişmemiş olması ve terleme yoluyla çok hızlı sıvı kaybetmeleri nedeniyle sıcak çarpmasının 5 yaş altındaki çocuklarda daha sık görüldüğünü belirterek, “Özellikle açık havada uzun süre kalan,  yeterince sıvı almayan veya günün en sıcak saatlerinde dışarıda  bulunan çocuklar risk grubunda yer almaktadır. Bu nedenle yaz aylarında çocukların susamaları beklenmeden bol bol su içmelerini sağlamak ve onları güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği öğle saatlerinde açık hava aktivitelerinden uzak tutmak büyük bir önem taşımaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Belirtiler hafif başlayıp, hızla ağırlaşabiliyor!</strong></p>
<p>Sıcak çarpmasının başlangıçta basit halsizlik ve huzursuzlukla kendini gösterebileceğini belirten Dr. Demet Matben, ilerleyen aşamalarda tablonun ciddi boyutlara ulaşabileceğini vurguluyor.   Dr. Demet Matben, sıcak çarpmasının belirtilerini, “Vücut sıcaklığının aniden 39-40°C’nin üzerine çıkması, mide bulantısı ve kusma, halsizlik ile aşırı uyku hali, baş ağrısı ve baş dönmesi, sıcak, kırmızı ve kuru cilt” olarak sıralıyor. Sıcak çarpmasına bağlı ateş, çocuk serin bir ortama alınıp yeterli sıvı desteği sağlandığında kademeli olarak düşmeye başlıyor ve genellikle bir gün içerisinde geçiyor. </p>
<p><strong>Günün en kritik saatleri: 11.00 – 16.00 arası</strong></p>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben, güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11.00 ile 16.00 saatleri arasında çocukların mümkün olduğunca dışarı çıkarılmaması gerektiği uyarısında bulunuyor. Bu saatlerde oyun oynayan ya da spor yapan çocuklarda vücut ısısının kısa sürede tehlikeli seviyelere çıkabileceğine dikkat çeken Dr. Demet Matben, “Eğer çocuğun dışarıda bulunması zorunluysa mutlaka gölgede kalınmalı, sık sık su içmesi teşvik edilmeli ve ağır fiziksel aktivitelerden kaçınması sağlanmalıdır”  diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Bol sıvı tüketimi hayati önem taşıyor</strong></p>
<p>Yaz aylarında çocukların yeterli su içmemesi de sıcak çarpması riskini artıran önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Çocukların susama hissi oluşmadan düzenli aralıklarla su içmeye teşvik edilmesinin  son derece önemli olduğunu vurgulayan Dr. Demet Matben, “Çocuklar oyun oynarken su içmeyi unutabiliyor. Bu nedenle düzenli aralıklarla su içmelerinin sağlanması çok önemlidir” uyarısında bulunuyor. </p>
<p> <strong>Acil müdahale çok önemli!</strong></p>
<p>Sıcak çarpmasında vücut sıcaklığının kontrol edilemeyecek düzeyde yükselmesi beyin, böbrekler ve kalp gibi hayati organların işlevlerini olumsuz etkileyebiliyor. Tedavide gecikildiğinde ise organ yetmezliği gibi yaşamı tehdit eden komplikasyonlar gelişebiliyor. Bu nedenle sıcak çarpmasının acil müdahale gerektiren bir durum olduğu uyarısında bulunan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben,  ilk süreçte yapılması gerekenleri şöyle anlatıyor: “Çocuk hemen serin ve gölgeli bir ortama alınmalıdır. Ardından, bilinci yerindeyse yeterli sıvı desteği sağlanmalı, mümkünse serin bir duş veya ıslak bezlerle vücut sıcaklığının düşmesine yardımcı olunmalıdır. Elektrolit ve sıvı kaybını yerine koymak için bol sıvı tüketimi desteklenmelidir. Gerekli durumlarda hekim önerisiyle ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir.” Dr. Demet Matben, çocuğun ağızdan yeterli sıvı alamadığı veya genel durumunun bozulduğu ağır vakalarda ise zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söylüyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sıcak çarpmasına karşı 8 kritik kural! </strong></p>
<p>Dr. Demet Matben,<strong> </strong>sıcak çarpmasının aslında büyük ölçüde önlenebilir bir durum olduğuna dikkat çekerek, ailelere basit ama etkili önlemleri şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Açık renkli, ince ve pamuklu kıyafetler tercih edin.</li>
<li>Güneş altında uzun süre kalmamasına dikkat edin.</li>
<li>Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11.00-16.00 saatleri arasında açık hava aktivitelerinden ve egzersizden uzak tutun.</li>
<li>Güneşe çıkmadan en az 15-20 dakika önce 30+ koruma faktörlü güneş kremi kullanın.</li>
<li>Baş bölgesini korumak için geniş kenarlıklı şapkalar ve güneş gözlüğü kullanın.</li>
<li>Tente veya şemsiye yerine ağaç gölgesini tercih edin.</li>
<li>Her fırsatta su içirin, susamasını veya istemesini beklemeyin.</li>
<li>Asla araçta bırakmayın. Araç içi sıcaklık bir saat içinde bile hayati tehlike oluşturabiliyor. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-carpmasi-cocuklarda-hizla-agirlasabiliyor-645185">Sıcak çarpması çocuklarda hızla ağırlaşabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz aylarında ishal vakaları artıyor&#8230;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-ishal-vakalari-artiyor-644863</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2026 10:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[gıdalar]]></category>
		<category><![CDATA[ishal]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[Sıvı Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[vakaları]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=644863</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarında sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte çocuklarda ishal vakalarında dikkat çekici bir artış yaşanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-ishal-vakalari-artiyor-644863">Yaz aylarında ishal vakaları artıyor&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte çocuklarda ishal vakalarında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Araştırmalar, bu dönemde ishal görülme sıklığının yaklaşık 2 kat arttığını gösteriyor. Çoğu ishal tablosu hafif geçiyor ve bir hafta içinde bağırsak düzeni normale dönüyor. Ancak, özellikle 5 yaşın altındaki çocuklarda oluşan sıvı<strong> </strong>kaybı hayatı tehdit edebilecek ciddi tablolar oluşturabiliyor.<strong> </strong>Bunun nedeni ise bu yaş grubundaki çocukların vücutlarındaki su oranının yüksek olması ve metabolizmalarının hızlı çalışması. Bu sebepler nedeniyle ishal ve kusmayla oluşan sıvı kaybı  kısa sürede tehlikeli boyutlara ulaşabiliyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Berrin Arslan,</strong> ishal sürecinde yalnızca su değil, vücudun sağlıklı çalışmasında kilit rol oynayan sodyum ve potasyum gibi minerallerin de kaybedildiğini   belirterek, “Dolayısıyla, özellikle küçük çocuklarda gelişen ciddi sıvı kaybı kısa sürede organ fonksiyonlarının bozulmasına ve acil müdahale gerektiren tablolara yol açabilmektedir. Bu nedenle, çocuklarda ishal tablosunda sıvı kaybının yakından takip ve takviye edilmesi hayati önem taşımaktadır” uyarısında bulunuyor. </p>
<p>Tedavide ilk 24 saatin kritik bir öneme sahip olduğunu belirten <strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Berrin Arslan,</strong> “Erken tanı ve tedavi ishalin yol açabileceği ciddi sıvı kaybını önlemesi açısından büyük önem taşımaktadır. İshalin ilk dönemlerinde yeterli sıvı alımı ve uygun beslenme desteğiyle hastalık çoğu zaman kolayca kontrol altına alınabilmektedir” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>En sık kirli su ve gıdalar yoluyla bulaşıyor!  </strong></p>
<p>Yaz ishallerinin yaklaşık yüzde 90’ından virüs, bakteri ve parazit gibi mikrobik etmenler sorumlu oluyor. Özellikle E. coli, rotavirüs, norovirüs, salmonella ve shigella gibi mikroorganizmalar yaz aylarında enfeksiyona daha sık neden olabiliyor.  Dr. Berrin Arslan, yaz ishalinin genellikle kirli su ve gıdalarla bulaşan bakteri ve virüslerden kaynaklandığını belirterek, “Sıcakta uzun süre bekleyen et, tavuk, yumurta ve süt ürünleri gibi gıdalar, iyi klorlanmamış havuz suları, kirli içme suları ve yeterince yıkanmamış meyve ile sebzeler ishal riskini artırmaktadır. Ayrıca, yaz aylarında aşırı miktarda tüketilen bazı meyveler, içeriklerindeki yüksek fruktoz nedeniyle, özellikle çocuklarda ishale yol açabilmektedir. Bu nedenle yaz döneminde gıda ve su hijyenine dikkat etmek son derece önemlidir” bilgilerini veriyor. </p>
<p><strong>Bu belirtiler varsa, dikkat! </strong></p>
<p>Yaz ishali; sıcaklık ve nemin artmasıyla mikropların hızla çoğalması sonucu ortaya çıkan, genellikle kirli su veya bozulmuş gıdaların tüketimiyle bulaşan bir bağırsak enfeksiyonu olarak tanımlanıyor. Çoğunlukla ani başlayan karın ağrısı ve krampların ardından gelişen sulu dışkılamayla kendini gösteriyor. Belirtilerin şiddeti ise enfeksiyona neden olan mikroorganizmaya ve çocuğun yaşına göre değişiklik gösterebiliyor. Hastalığın ilk ve en yaygın belirtisinin normalden daha sık ve sulu dışkılama olduğunu söyleyen Dr. Berrin Arslan, “Buna mide bulantısı, kusma, halsizlik, iştahsızlık ve zaman zaman ateş de eşlik edebilmektedir. Özellikle enfeksiyona bağlı gelişen tablolarda genel bir kırgınlık hissi de oluşabilmektedir” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>İlk 24 saat kritik önem taşıyor</strong></p>
<p>İshalin ilk 24 saati, vücudun sıvıyı en hızlı kaybettiği dönem olması nedeniyle kritik önem taşıyor.  Hastalığın tedavisinde temel amaç, ishal sırasında kaybedilen sıvı ve minerallerin yerine konularak vücudun susuz kalmasını (dehidratasyonu) önlemek. Bu süreçte doğru sıvı ve beslenme desteğinin sağlanması, hastalığın ağırlaşmasını ve hastanede tedavi gerektirecek düzeyde sıvı kaybı gelişmesini önlemede kritik bir rol oynuyor. Ayrıca, idrar miktarının takip edilerek olası sıvı kaybı belirtilerinin mutlaka izlenmesi gerektiğini  vurgulayan Dr. Berrin Arslan, sözlerine şöyle devam ediyor: <strong>  </strong>“İlk 24 saat içinde sık aralıklarla su, ayran veya hekim önerisine uygun sıvılar verilmesi, anne sütü alan bebeklerin daha sık emzirilmesi ve çocuğun yaşına uygun hafif beslenmenin sürdürülmesi çok önemlidir. Beslenmede muz, yoğurt, pirinç ve haşlanmış patates gibi sindirimi kolay gıdalar tercih edilmektedir. Bazı durumlarda hekim önerisiyle probiyotik veya çinko desteği verilebilir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Doktora danışmadan asla! </strong></p>
<p>Bu dönemde şekerli ve gazlı içeceklerin, yağlı ve ağır gıdaların belirtileri artırabileceği için tercih edilmemesi gerektiğini aktaran Dr. Berrin Arslan, “Çocuğu aç bırakmak da doğru bir yaklaşım değildir; az ve sık öğünlerle beslenmenin sürdürülmesi gerekir” diyor. Dr. Berrin Arslan, bunların yanı sıra doktora danışmadan ishal kesici ilaç veya antibiyotiklerin asla kullanılmaması gerektiğini vurgulayarak, aksi halde hastalığın seyrinin gizlenebileceğini, altta yatan enfeksiyonun ilerleyebileceğini ve sıvı kaybının fark edilmeden ağırlaşabileceğini aktarıyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Yaz ishalinden korumak için 12 önemli öneri!</strong></p>
<p>Yaz ishallerinin önemli bir kısmı basit hijyen ve beslenme önlemleriyle önlenebiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Berrin Arslan, çocuklarda yaz ishaline karşı alınması gereken önlemleri şöyle anlatıyor:   </p>
<ul>
<li>Çocuğunuza düzenli olarak el yıkama alışkanlığını kazandırın</li>
<li>Güvenilir içme suyu kullanın, güneş altında uzun süre beklemiş olan sulardan kaçının</li>
<li>Meyve ve sebzeleri iyice yıkayın</li>
<li>Pişmiş yiyecekleri uzun süre oda sıcaklığında bekletmeyin, uygun koşullarda saklayın</li>
<li>Bebek mamalarını her öğünde taze hazırlayın</li>
<li>Biberonların ve emziklerin temizliğine dikkat edin </li>
<li>Hijyeninden emin olmadığınız havuzları kullanmayın </li>
<li>Havuzdan veya denizden çıktıktan sonra mutlaka duş almasını sağlayın</li>
<li>Havuz suyunu yutmaması konusunda bilinçlendirin</li>
<li>Özellikle açıkta satılan ve uygun koşullarda muhafaza edilmeyen yiyeceklerden kaçının</li>
<li>Çözülmüş gıdaları yeniden dondurmayın</li>
<li>Evde ishal geçiren biri varsa havlu, bardak ve çatal gibi kişisel eşyalarını ortak kullanmayın </li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-ishal-vakalari-artiyor-644863">Yaz aylarında ishal vakaları artıyor&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı sıcaklar beyin fonksiyonlarını etkiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-beyin-fonksiyonlarini-etkiliyor-644579</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:38:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[fonksiyonlarını]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[nörolojik]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklar]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=644579</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, aşırı sıcakların beyin fonksiyonları, bilişsel performans, ruh hali ve nörolojik sağlık üzerindeki etkileri ve korunma yolları hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-beyin-fonksiyonlarini-etkiliyor-644579">Aşırı sıcaklar beyin fonksiyonlarını etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp,<strong> </strong>aşırı sıcakların beyin fonksiyonları, bilişsel performans, ruh hali ve nörolojik sağlık üzerindeki etkileri ve korunma yolları hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Aşırı sıcaklar beyne giden kan akımı ve oksijen miktarını azaltabiliyor!</strong></p>
<p>Beynin, vücut ağırlığımızın yaklaşık yüzde 2&#8217;sini oluşturmasına rağmen toplam enerjinin yaklaşık yüzde 20&#8217;sini tüketen son derece hassas bir organ olduğunu hatırlatan Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Yüksek sıcaklıklarda organizma öncelikle vücut ısısını sabit tutmaya çalışır. Bu süreçte cilt damarları genişler, terleme artar ve dolaşım sistemi yeniden düzenlenir.” dedi.</p>
<p>Ancak aşırı sıcak koşullarda sıvı ve elektrolit kaybı ortaya çıktığında beyne ulaşan kan akımı ve oksijenlenmenin etkilenebileceğine işaret eden Alp, “Bunun sonucunda dikkat, karar verme, işlem hızı ve yürütücü işlevler gibi üst düzey bilişsel süreçlerde geçici bozulmalar görülebilir. Ayrıca sıcaklık artışı, sinir hücreleri arasındaki iletişimi sağlayan nörotransmitter sistemlerinin çalışma dengesini de etkileyebilir. Bu nedenle kişi kendisini daha yorgun, dalgın ve zihinsel olarak daha yavaş hissedebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sıcak hava karar verme süreçlerini yavaşlatabilir!</strong></p>
<p>Araştırmaların özellikle uzun süreli sıcak maruziyetinin dikkat, konsantrasyon, çalışma belleği ve problem çözme performansında azalmaya yol açabileceğini gösterdiğini dile getiren Zeynep Betül Alp, “Beyin, sıcak ortamda aynı anda hem bilişsel görevleri sürdürmeye hem de vücut ısısını dengelemeye çalışır. Bu durum bir anlamda sinir sisteminin kaynaklarını iki farklı göreve bölmesi anlamına gelir. Sonuç olarak zihinsel performans düşebilir, hata yapma olasılığı artabilir ve karar verme süreçleri yavaşlayabilir. Özellikle yaşlı bireyler, çocuklar, kronik hastalığı olan kişiler ve yoğun zihinsel performans gerektiren işlerde çalışanlar bu etkilerden daha fazla etkilenebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Susuzluk beyin fonksiyonlarını doğrudan etkiliyor!</strong></p>
<p>Dehidrasyonun, yani vücudun susuz kalmasının, beyin fonksiyonlarını doğrudan etkileyen önemli bir faktör olduğuna dikkat çeken Alp, şunları söyledi:</p>
<p>“Beynin yaklaşık yüzde 75&#8217;i sudan oluşur ve sinir hücrelerinin sağlıklı çalışabilmesi için uygun sıvı-elektrolit dengesi gereklidir. Vücut sıvısı azaldığında kan hacmi düşer ve beynin beslenmesi zorlaşabilir. Bunun yanında sodyum ve potasyum gibi elektrolitlerdeki değişimler sinir hücrelerinin elektriksel iletişimini etkiler. Sonuç olarak dikkat azalması, zihinsel yavaşlama, unutkanlık hissi, baş ağrısı, reaksiyon süresinde uzama ve karar vermede güçlük görülebilir. Bazı çalışmalar, hafif düzeydeki sıvı kaybının bile bilişsel performansta ölçülebilir düşüşlere yol açabileceğini göstermektedir.”</p>
<p><strong>Sıcak çarpması kalıcı nörolojik hasara yol açabilir!</strong></p>
<p>Sıcak çarpmasının tıbbi açıdan acil müdahale gerektiren ciddi bir durum olduğuna dikkat çeken Zeynep Betül Alp, “Vücut sıcaklığı aşırı yükseldiğinde beyindeki koruyucu mekanizmalar yetersiz kalmaya başlar.” dedi.</p>
<p>Bu süreçte kan-beyin bariyerinin bütünlüğünün bozulabileceğini aktaran Alp, “Sinir hücrelerinde metabolik stres gelişebilir ve yaygın inflamatuvar yanıt ortaya çıkabilir. Aynı zamanda hücresel proteinler zarar görebilir, oksidatif stres artabilir ve bazı bölgelerde ödem gelişebilir. Klinik olarak bilinç bulanıklığı, konuşma bozukluğu, yönelim kaybı, davranış değişiklikleri, nöbetler ve ağır vakalarda koma görülebilir. Tedavi gecikirse kalıcı nörolojik hasar riski ortaya çıkabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sıcak havalarda sinirliliğin arkasında hem biyolojik hem psikolojik etkenler var! </strong></p>
<p>Sıcak havalarda görülen sinirlilik ve huzursuzluk gibi durumların psikolojik olarak mı yoksa nörolojik olarak mı değerlendirilebileceğine değinen Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Bu belirtileri yalnızca nörolojik ya da yalnızca psikolojik olarak sınıflandırmak doğru olmaz. Genellikle her iki mekanizmanın da katkısı söz konusudur.” dedi.</p>
<p>Yüksek sıcaklıkların uyku kalitesini bozabileceğini, fiziksel rahatsızlık hissini artırabileceğini ve kişinin stres toleransını azaltabileceğini vurgulayan Alp, “Bunun psikolojik sonuçları olarak gerginlik ve tahammülsüzlük ortaya çıkabilir. Öte yandan sıcaklık, beyindeki serotonin, dopamin ve diğer nörotransmitter sistemlerini de etkileyebilir. Dehidrasyon ve yorgunluk da sinir sisteminin işleyişini değiştirerek irritabiliteyi artırabilir. Bu nedenle sıcak havalarda görülen sinirlilik, biyolojik ve psikolojik faktörlerin birlikte oluşturduğu bir tablo olarak değerlendirilmelidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Basit önlemler, sıcak havalarda bilişsel performansın korunmasına katkı sağlıyor!</strong></p>
<p>Beynimizi sıcak havanın olumsuz etkilerinden korumak için bazı önlemler alınabileceğini kaydeden Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Gün boyunca, susamayı beklemeden düzenli sıvı tüketmek, özellikle öğle saatlerinde uzun süre doğrudan güneş altında kalmamak, kapalı ortamların yeterli havalandırılmasını sağlamak, düzenli ve kaliteli uyku almak, yoğun fiziksel aktiviteleri günün daha serin saatlerine planlamak gerekir. Yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı olan bireylerde sıcak stresine karşı daha dikkatli olunmalı. Terlemeyle kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin dengeli biçimde yerine konmasına özen gösterilmeli. </p>
<p>Beyin fonksiyonlarının sağlıklı sürdürülebilmesi için en kritik unsur, vücudun sıvı ve sıcaklık dengesinin korunmasıdır. Basit gibi görünen bu önlemler, sıcak havalarda bilişsel performansın korunmasına ve sıcaklığa bağlı nörolojik risklerin azalmasına önemli katkı sağlar.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-beyin-fonksiyonlarini-etkiliyor-644579">Aşırı sıcaklar beyin fonksiyonlarını etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Plajda kalp sağlığı için 5 öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/plajda-kalp-sagligi-icin-5-oneri-644411</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:32:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[plajda]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=644411</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deniz, güneş ve açık havada geçirilen zaman yaz aylarının vazgeçilmezleri arasında.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/plajda-kalp-sagligi-icin-5-oneri-644411">Plajda kalp sağlığı için 5 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Deniz, güneş ve açık havada geçirilen zaman yaz aylarının vazgeçilmezleri arasında. Ancak sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte kalp-damar sisteminin de daha yoğun çalışmak zorunda kaldığından bahseden Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Özellikle sıvı kaybı, yüksek nem ve güneşe uzun süre maruz kalmak, tansiyon değişikliklerinden ritim bozukluklarına kadar çeşitli sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor. Hipertansiyon, kalp yetmezliği, ritim bozukluğu veya koroner arter hastalığı bulunan kişiler için risk daha da artabiliyor” açıklamasında bulundu. </strong></p>
<p>Sıcak havalarda vücut, serin kalabilmek için damarları genişletir ve terlemeyi artırır. Bu durumun kalbin daha fazla çalışmasına neden olarak sıvı ve elektrolit kaybını artırdığını açıklayan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Yüksek nem, uzun süre güneş altında kalmak, yetersiz su tüketimi ve yoğun fiziksel aktivite kalp üzerindeki yükü artırabilir. Bu nedenle göğüs ağrısı, nefes darlığı, şiddetli çarpıntı veya baygınlık hissi gibi belirtiler ihmal edilmemeli. Özellikle kalp hastalığı bulunan kişilerin yeterli sıvı tüketmesi, güneşin yoğun olduğu saatlerde dikkatli olması ve fiziksel aktivitelerini bilinçli planlaması yaz aylarında kalp sağlığını korumak için şart” dedi.</p>
<p>Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan plajda kalp sağlığını korumaya yardımcı olacak 5 öneriyi sıraladı:</p>
<p><strong>Sıvı kaybı kalbi zorlayabiliyor </strong></p>
<p>Kalp sağlığını korumak için yaz aylarında dikkat edilmesi gerekenlerin başında yeterli sıvı tüketimi geliyor. Plajda en sık yapılan hatalardan biri susamayı bekleyerek su içmek. Oysa susuzluk hissi ortaya çıktığında vücut genellikle sıvı kaybetmeye başlamış oluyor. Sıcak havalarda terlemeyle birlikte yalnızca su değil, sodyum, potasyum ve magnezyum gibi önemli elektrolitler de azalabiliyor. Bu durum çarpıntı, halsizlik, baş dönmesi, tansiyon düşüklüğü ve kalp ritim bozuklukları gibi sorunlara zemin hazırlıyor. Bu nedenle gün boyunca düzenli aralıklarla su tüketmek, çok şekerli içecekleri sınırlandırmak, aşırı alkol tüketiminden kaçınmak ve uzun süre güneş altında kalınan günlerde sıvı alımını artırmak kıymetli.</p>
<p><strong>Güneşin en yoğun olduğu saatlerde dikkatli olun </strong></p>
<p>Güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında uzun süre direkt güneşe maruz kalmak kalp-damar sistemi üzerindeki stresi artırabiliyor. Özellikle kalp hastaları bu saatlerde daha dikkatli olmalı. Şemsiye veya gölgelik kullanmak, açık renkli ve hafif kıyafetler tercih etmek, geniş kenarlı şapka takmak ve güneş altında uzun süre hareketsiz kalmamak vücudun ısı yükünü azaltmaya yardımcı olur. Ayrıca ileri yaş grubunda sıcak çarpması riskinin daha yüksek olduğu da unutulmamalı.</p>
<p><strong>Soğuk suya birden girmek risk yaratabilir </strong></p>
<p>Çok sıcak bir ortamdan sonra birdenbire soğuk suya girmek, kalp ve damar sistemi üzerinde ani stres oluşturabilir. Ani ısı değişimleri damar spazmına, tansiyon dalgalanmalarına, çarpıntıya ve baygınlık hissine neden olabilir. Özellikle hipertansiyon ile koroner arter hastalığı bulunanların ve ileri yaş grubundakilerin suya yavaş yavaş adapte olması gerekiyor. Önce ayakların ve kolların ıslatılması, ardından vücudun kademeli olarak suya alıştırılması çok daha güvenli bir yaklaşım. </p>
<p><strong>Plajda kalp dostu beslenmeye özen gösterin </strong></p>
<p>Beslenme tercihleri de plajda geçirilen zaman boyunca kalp sağlığını etkiliyor. Tuzlu atıştırmalıklar, işlenmiş gıdalar, aşırı yağlı yiyecekler ve şekerli içecekler sıcak havanın dolaşım sistemi üzerindeki yükünü artırabiliyor. Bunun yerine meyve, yoğurt, ayran, hafif salatalar, ızgara balık ve zeytinyağlı yiyeceklerin tercih edilmesi çok daha uygun. Akdeniz tipi beslenme, yaz aylarında kalp sağlığının korunmasına katkı sağlar.</p>
<p><strong>Egzersiz için doğru saatleri seçin </strong></p>
<p>Yaz aylarında yürüyüş, yüzme ve diğer açık hava aktiviteleri kalp sağlığı açısından faydalı olsa da egzersizin yapıldığı saatlere dikkat etmek kritik. Günün en sıcak saatlerinde yapılan yoğun fiziksel aktiviteler kalp hızını artırabiliyor, sıvı kaybını hızlandırabiliyor ve tansiyon dengesini bozabiliyor. Bu nedenle egzersizlerin sabah erken saatlerde veya gün batımına yakın zamanlarda yapılması gerekiyor. Özellikle kalp hastalığı öyküsü bulunan kişiler aşırı zorlayıcı aktivitelerden kaçınmalı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/plajda-kalp-sagligi-icin-5-oneri-644411">Plajda kalp sağlığı için 5 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Atila Altuntaş&#8217;tan Polikistik Böbrek Hastalarına Önemli Uyarılar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-atila-altuntastan-polikistik-bobrek-hastalarina-onemli-uyarilar-644317</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:29:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altuntaş]]></category>
		<category><![CDATA[atila]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[polikistik]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[tan]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=644317</guid>

					<description><![CDATA[<p>Polikistik böbrek hastalığının böbreklerde zamanla büyüyen çok sayıda sıvı dolu kistin oluştuğu kalıtsal bir hastalık olduğunu belirten İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Atila Altuntaş, bu kistlerin yıllar içerisinde böbreklerin büyümesine, böbrek dokusunun zarar görmesine ve bazı hastalarda böbrek yetmezliğine yol açabileceğini belirtti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-atila-altuntastan-polikistik-bobrek-hastalarina-onemli-uyarilar-644317">Doç. Dr. Atila Altuntaş&#8217;tan Polikistik Böbrek Hastalarına Önemli Uyarılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Polikistik böbrek hastalığının böbreklerde zamanla büyüyen çok sayıda sıvı dolu kistin oluştuğu kalıtsal bir hastalık olduğunu belirten İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Atila Altuntaş, bu kistlerin yıllar içerisinde böbreklerin büyümesine, böbrek dokusunun zarar görmesine ve bazı hastalarda böbrek yetmezliğine yol açabileceğini belirtti.</p>
<p>Her polikistik böbrek hastasında böbrek yetmezliği gelişmediğini vurgulayan Doç. Dr. Atila Altuntaş, hastalığın düzenli takip edilmesi ve yaşam tarzı önerilerine uyulmasının böbrek fonksiyonlarının daha uzun süre korunmasına yardımcı olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Aile öyküsü hastalık riskini artırıyor</strong></p>
<p>Polikistik böbrek hastalığının çoğunlukla kalıtsal olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Atila Altuntaş, anne veya babasında polikistik böbrek hastalığı bulunan bir kişinin hastalığı taşıma riskinin yaklaşık yüzde 50 olduğunu belirterek, aile öyküsü bulunan bireylerin düzenli kontrollerini yaptırmalarının büyük önem taşıdığını söyledi.</p>
<p><strong>Hastalık uzun yıllar belirti vermeden ilerleyebiliyor</strong></p>
<p>Polikistik böbrek hastalığının uzun yıllar belirti vermeden ilerleyebileceğini belirten Altuntaş, zamanla yüksek tansiyon, bel veya yan ağrısı, idrarda kan görülmesi, sık idrar yolu enfeksiyonu, karında şişlik hissi ve böbrek fonksiyonlarında bozulma gibi belirtilerin ortaya çıkabileceğini söyledi.</p>
<p>Polikistik böbrek hastalarında en önemli sorunların yüksek tansiyon ve böbrek fonksiyonlarında azalma olduğuna dikkat çeken Altuntaş, &#8220;Kontrolsüz tansiyon böbrek hasarını hızlandırabilir. Bu nedenle hastaların tansiyonlarını düzenli takip etmeleri ve tedavilerini aksatmamaları gerekiyor.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Erken tanı ve doğru tedavi yaklaşımı böbrek fonksiyonlarının korunmasına katkı sağlıyor</strong></p>
<p>Polikistik böbrek hastalığını tamamen ortadan kaldıran bir tedavinin günümüzde bulunmadığını belirten Altuntaş, erken tanı, düzenli takip, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve uygun tedavi yaklaşımları sayesinde hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılabildiğini ve böbrek fonksiyonlarının uzun yıllar korunabildiğini ifade etti.</p>
<p>İlaç tedavisinin yanı sıra sağlıklı yaşam alışkanlıklarının da hastalığın seyrini etkileyebileceğini belirten Altuntaş, tansiyonun iyi kontrol edilmesi, tuz tüketiminin azaltılması, düzenli egzersiz yapılması ve sigaranın bırakılmasının böbrek sağlığının korunmasına katkı sağladığını söyledi.</p>
<p>Bazı ağrı kesicilerin böbreklere zarar verebileceğini hatırlatan Altuntaş, bu nedenle ilaçların yalnızca doktor önerisi doğrultusunda kullanılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca uygun hastalarda hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya yönelik tedavi seçeneklerinin bulunduğunu ancak bu tedavilerin her hasta için uygun olmayabileceğini ve mutlaka nefroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p><strong>Yeterli sıvı tüketimi ve düzenli takip büyük önem taşıyor</strong></p>
<p>Doç. Dr. Atila Altuntaş, güncel tedavi kılavuzlarının ileri evre böbrek yetmezliği bulunmayan polikistik böbrek hastalarında yeterli sıvı tüketimini önerdiğini belirterek, &#8220;Yeterli su tüketimi bazı hastalarda kist büyümesini uyaran vazopressin hormonunun baskılanmasına yardımcı olabilir.&#8221; dedi.</p>
<p>Kalp yetmezliği bulunanlar, ileri evre böbrek yetmezliği olanlar ve sıvı kısıtlaması önerilen hastaların sıvı tüketimlerini mutlaka doktorlarının önerileri doğrultusunda düzenlemeleri gerektiğini vurgulayan Altuntaş, özellikle sıcak havalarda terlemeyle birlikte sıvı kaybının arttığını belirterek polikistik böbrek hastalarının susamayı beklemeden su içmelerinin ve yeterli sıvı almaya özen göstermelerinin önemli olduğunu söyledi.</p>
<p>Aşırı susama, ağız kuruluğu, baş dönmesi, halsizlik, çarpıntı ve koyu renkli idrarın susuz kalmanın önemli belirtileri olduğunu ifade eden Altuntaş, bu durumda sıvı alımının artırılması ve gerekirse doktora başvurulması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Hastaların günlük yaşamlarında dikkat etmeleri gereken temel noktaları da sıralayan Altuntaş, şu önerilerde bulundu:</p>
<ul>
<li>Özellikle genç polikistik böbrek hastalarında tansiyonun evde düzenli takip edilmesi ve hekimin önerdiği hedef değerlerde tutulması,</li>
<li>Günlük tuz tüketiminin yaklaşık 5 gramı geçmemesi,</li>
<li>Haftada en az 150 dakika fiziksel aktivite yapılması,</li>
<li>İleri kronik böbrek hastalığı veya kalp yetmezliği bulunmuyorsa günlük 2–3 litre sıvı tüketilmesi,</li>
<li>Ağrı kesici ilaçların yalnızca gerekli durumlarda ve doktor önerisiyle kullanılması,</li>
<li>Düzenli doktor kontrollerinin aksatılmaması.</li>
</ul>
<p><strong>Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalı</strong></p>
<p>Polikistik böbrek hastalarının bazı belirtileri ihmal etmemesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Atila Altuntaş, aşağıdaki durumlarda gecikmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi:</p>
<ul>
<li>İdrarda kan görülmesi,</li>
<li>Şiddetli yan veya bel ağrısı,</li>
<li>Ateş ve titreme,</li>
<li>Ani gelişen çok şiddetli baş ağrısı,</li>
<li>Kontrol altına alınamayan yüksek tansiyon,</li>
<li>İdrar miktarında belirgin azalma,</li>
<li>Şiddetli susuzluk, bayılma hissi, kusma, ishal, yüksek ateş, ciltte veya gözlerde sararma, koyu renkli idrar ve belirgin halsizlik.</li>
</ul>
<p><strong>Polikistik böbrek hastalığıyla uzun ve kaliteli bir yaşam mümkündür</strong></p>
<p>Polikistik böbrek hastalarının doğru takip ve tedaviyle uzun yıllar kaliteli bir yaşam sürdürebileceğini vurgulayan Doç. Dr. Atila Altuntaş, sözlerini şöyle tamamladı: &#8220;Polikistik böbrek hastalığıyla uzun ve kaliteli bir yaşam sürmek mümkündür. Bunun için düzenli doktor kontrollerinizi aksatmayın, tansiyonunuzu kontrol altında tutun, sigara kullanmayın, tuz tüketimini azaltın ve yeterli sıvı almaya özen gösterin. Erken tanı, düzenli takip ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları sayesinde böbrek fonksiyonlarını uzun yıllar korumak mümkündür.&#8221;</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-atila-altuntastan-polikistik-bobrek-hastalarina-onemli-uyarilar-644317">Doç. Dr. Atila Altuntaş&#8217;tan Polikistik Böbrek Hastalarına Önemli Uyarılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz mevsiminde hamileler için 11 kritik öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-mevsiminde-hamileler-icin-11-kritik-oneri-644125</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:22:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[11]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hamileler]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[mevsiminde]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=644125</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüksek sıcaklıklar, anne adaylarının günlük yaşamını zorlaştırabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-mevsiminde-hamileler-icin-11-kritik-oneri-644125">Yaz mevsiminde hamileler için 11 kritik öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yüksek sıcaklıklar, anne adaylarının günlük yaşamını zorlaştırabiliyor. Hamilelik döneminde hormonlardaki değişimler ve artan kan dolaşımı nedeniyle vücut sıcaklığının doğal olarak yükseldiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuri Ceydeli, “Gebeler, hızlanan kan akışı nedeniyle kendilerini normalden daha sıcak hissedebilir. Hava sıcaklıklarının artması da bu durumu daha belirgin hale getirebilir. Bu nedenle yaz aylarında günlük alışkanlıkların ve yaşam koşullarının gebeliğe uygun şekilde düzenlenmesi önemli” dedi. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuri Ceydeli, yaz mevsimini daha konforlu geçirmek isteyen anne adayları için 11 önemli öneri paylaştı:</p>
<p><strong> </strong></p>
<ol>
<li><strong>Susuz kalmayın: </strong>Gebelikte, özellikle sıcak havalarda yeterli sıvı tüketimine dikkat edilmeli. Vücudun susuz kalması rahimde kasılmaları tetikleyerek erken doğum sancılarına ve erken doğuma neden olabilir. Bu nedenle anne adayları günde en az 2,5-3 litre su içmeli. Sıvı alırken de dikkatli olunmalı; kafein içeren çay ve kahve, sık idrara çıkmaya bağlı olarak sıvı kaybını artırabileceği için sınırlandırılmalı.</li>
<li><strong>Sıcaktan kaçının: </strong>Hamileler mümkün olduğunca 11.00-15.00 saatleri arasında dışarı çıkmamalı, gölge ve serin alanları tercih etmeli. Doğrudan güneş altında kalınmamalı çünkü bu durum vücudun sıvı kaybını artırabilir. Sıcak havalarda klimalı ortamlar tercih edilmeli ancak ortamın aşırı soğuk olmamasına dikkat edilmeli. Ani ısı değişikliklerinden kaçınılmalı.</li>
<li><strong>Yolculuklarda hareket etmeyi unutmayın: </strong>Hamileler, doktorlarının uygun görmesi halinde sağlık raporuyla 26. haftadan 34. haftaya kadar uçak yolculuğu yapabilir. Ancak ulaşım aracı ne olursa olsun yolculuk sırasında her saat başı 5-10 dakika hareket edilmeli ve uzun süre aynı pozisyonda kalınmamalı. Uçak yolculuklarında da düzenli olarak ayağa kalkıp yürünmeli. Bu kurallara uyulduğu sürece yolculuk süresine ilişkin özel bir kısıtlama bulunmaz.</li>
<li><strong>Şişliklere karşı önlem alın: </strong>Hamileliğin son üç ayında her üç gebeden birinde, özellikle el ve ayaklarda şişlik görülebilir. Sıcak hava, yüksek nem ve uzun süre ayakta kalmak bu şikayetleri artırabilir. Bu nedenle gün içinde fırsat buldukça dinlenilmeli, ayaklar yüksekte tutulmalı ve mümkünse ayak ile bacaklara masaj yapılmalı. Ayak banyolarından yararlanılabilir. Ayrıca yüzük ve bilezik gibi aksesuarlar, el ve parmaklarda şişlik oluşmadan önce çıkarılmalı.</li>
<li><strong>Beslenmenize dikkat edin: </strong>Yaz aylarında hafif ve kolay sindirilebilen besinler tercih edilmeli. Gaz yapan ve sindirimi zor gıdalardan uzak durulmalı. Öğünler az miktarda ancak daha sık aralıklarla tüketilmeli. Ayrıca yemek sonrasında hemen sıcak havaya çıkılmamalı.</li>
<li><strong>Serin kalmaya özen gösterin: </strong>Sıcak havaların etkisini azaltmak için gün içinde serin duş alınmalı. İmkân varsa havuzda ya da denizde vakit geçirilmeli ve yüzülmeli. Deniz bulunan bölgelerde havuz yerine deniz tercih edilmeli. Her gün 15-20 dakikalık yüzme seansları yapılabilir. Deniz veya havuz sonrası ise ıslak kıyafetler bekletilmeden kuru olanlarla değiştirilmeli.</li>
<li><strong>Egzersizi hafif tempoda sürdürün: </strong>Terlemeye bağlı aşırı sıvı kaybı oluşabileceği için hamilelikte yoğun egzersizlerden kaçınılmalı. Bunun yerine yoga, pilates ve t’ai chi gibi hafif aktiviteler ya da suda yapılan egzersizler tercih edilmeli. Egzersiz sonrasında kaybedilen sıvı ve minerallerin yerine konabilmesi için yeterli sıvı tüketilmeli.</li>
<li><strong>Cilt sağlığınızı koruyun: </strong>Hamilelikte artan melatonin hormonunun etkisiyle ciltte lekelenme ve bronzlaşma eğilimi artabilir. Bu nedenle güneşe çıkmadan yaklaşık 20 dakika önce uygun UVB koruması sağlayan bir güneş kremi kullanılmalı. Günümüzde gebelik dönemine özel geliştirilen güneş kremleri de tercih edilebilir.</li>
<li><strong>Doğru kıyafetler tercih edin: </strong>Sıcak havalarda açık renkli kıyafetler tercih edilmeli. Pamuk ve keten gibi doğal kumaşlardan üretilen bol ve rahat giysiler kullanılmalı. Bu sayede hem terleme azaltılabilir hem de hareket özgürlüğü sağlanabilir.</li>
<li><strong>Ayakkabı seçimine dikkat edin: </strong>Ayakların hava almasını sağlayan rahat ayakkabılar tercih edilmeli. Bu sayede hem şişlik kaynaklı rahatsızlıkların önüne geçilebilir hem de düşme riskinin azaltılmasına katkı sağlanabilir. Ek olarak bel sağlığını desteklemek için çok hafif topuklu ayakkabılar kullanılabilir.</li>
<li><strong>Tatil planınızı doğru yapın: </strong>Hamileler yaz aylarında tatil planlarında aşırı sıcak olmayan bölgeleri tercih etmeli. Tatil sırasında doğrudan güneş altında uzun süre kalınmamalı, serin ve gölge alanlarda vakit geçirilmeli.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-mevsiminde-hamileler-icin-11-kritik-oneri-644125">Yaz mevsiminde hamileler için 11 kritik öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz Aylarında Kalbinizi Korumanın 9 Altın Kuralı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-kalbinizi-korumanin-9-altin-kurali-643883</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:12:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Altın]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kalbinizi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[korumanın]]></category>
		<category><![CDATA[kuralı]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[yetersiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643883</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz mevsimiyle birlikte artan hava sıcaklıkları yalnızca günlük yaşam konforunu değil, kalp ve damar sağlığını da önemli ölçüde etkileyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-kalbinizi-korumanin-9-altin-kurali-643883">Yaz Aylarında Kalbinizi Korumanın 9 Altın Kuralı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsimiyle birlikte artan hava sıcaklıkları yalnızca günlük yaşam konforunu değil, kalp ve damar sağlığını da önemli ölçüde etkileyebiliyor. Özellikle kalp-damar hastalığı, kalp yetersizliği ve hipertansiyon gibi kronik rahatsızlıkları bulunan kişilerde sıcak havalar ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Kalp, yaz aylarında vücudun ısı dengesini koruyabilmek için daha fazla çalıştığı için bu aylarda oluşabilecek her türlü belirtinin dikkate alınması gerekiyor. Memorial Dicle Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ferhat Işık, başta kalp hastaları olmak üzere tüm bireylerin kalp sağlığı hakkında dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Yaz aylarında kalbinizi korumak için bunlara dikkat edin!</strong></p>
<p>Yüksek sıcaklıklarda vücut, ısı dengesini koruyabilmek için damarları genişletir ve terleme yoluyla ısı kaybını artırmaya çalışır. Bu süreçte sıvı ve elektrolit kaybı meydana gelir. Kalp ise vücudun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Bu nedenle yaz aylarında kalbi korumak için bazı önemli kurallara dikkat edilmesi gerekir.</p>
<ol>
<li><strong>Susamayı beklemeden su için: </strong>Yaz aylarında düzenli olarak su tüketilmelidir. Susama hissi beklenmemeli, günde ortalama 3 litre civarında su içilmelidir. Yetersiz sıvı alımı tansiyon düşüklüğüne, çarpıntıya ve böbrek fonksiyonlarında bozulmaya neden olabilir. Kalp yetersizliği olan hastalar ise sıvı tüketimi konusunda mutlaka doktorlarının önerilerine uymalıdır. </li>
<li><strong>Güneşin en yoğun olduğu saatlerden kaçının: </strong>Sıcaklığın ve güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır. Zorunlu durumlarda gölgede kalınmalı, şapka ve şemsiye kullanılmalıdır. </li>
<li><strong>Hafif ve açık renkli kıyafetler tercih edin: </strong>Yaz aylarında açık renkli, bol ve hafif kıyafetler tercih edilmelidir. Bu tür kıyafetler vücudun serin kalmasına yardımcı olur ve sıcaklığın kalp üzerindeki olumsuz etkilerini azaltabilir.</li>
<li><strong>Egzersizi doğru saatlerde yapın: </strong>Egzersiz kalp sağlığı için önemlidir ancak sıcak havalarda sabah erken saatler veya akşam serinliği tercih edilmelidir. Aşırı efor gerektiren aktivitelerden kaçınılmalıdır.</li>
<li><strong>Ağır Fiziksel Aktiviteleri Sınırlandırın</strong>: Sıcak havalarda ani ve yoğun egzersizler kalp krizi riskini artırabilir. Bahçe işleri, ağır yük taşıma veya uzun süreli yoğun spor aktiviteleri dikkatli planlanmalı ve mümkün olduğunca sınırlandırılmalıdır.</li>
<li><strong>Beslenmenize dikkat edin, tuz ve kafeini sınırlayın: </strong>Tuz tüketiminin artması tansiyon kontrolünü zorlaştırabilir ve kalp yetersizliği hastalarında sıvı tutulmasına neden olabilir. Yaz aylarında daha hafif ve dengeli beslenme tercih edilmelidir. Alkol ve aşırı kafein tüketiminden kaçınılmalıdır. Bu içecekler sıvı kaybını artırarak çarpıntı ve ritim bozukluklarına zemin hazırlayabilir.</li>
<li><strong>Kalbinizin verdiği sinyalleri ciddiye alın: </strong>Kalp-damar hastalığı bulunan kişilerde göğüs ağrısı, nefes darlığı veya efor kapasitesinde belirgin azalma ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kalp yetersizliği hastalarında ani kilo artışı, bacaklarda şişlik, nefes darlığında artış veya gece nefes almakta zorlanma gibi belirtiler sıvı dengesinin bozulduğunu gösterebilir.</li>
<li><strong>Tansiyon ilacı kullanıyorsanız düzenli ölçüm yapın:</strong> Artan sıcaklıklar, hipertansiyon hastalarında tansiyon değişikliklerine neden olabilir. Özellikle tansiyon ilacı kullanan hastaların düzenli ölçüm yapmaları ve olağan dışı değerlerde doktorlarına danışmaları önemlidir. Kalp ilaçları hekim önerisi olmadan kesinlikle bırakılmamalı veya dozları değiştirilmemelidir.</li>
<li><strong>Sağlıklı olsanız da sıcak havanın verdiği sinyalleri dikkate alın:</strong> Unutulmamalıdır ki yaz sıcakları, sağlıklı bireylerde bile kalp üzerinde ek yük oluşturabilir. Özellikle ileri yaşta olanlar ve kalp-damar hastalığı bulunan kişiler, basit görünen önlemlerle ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebilir. Kalp sağlığını korumanın en etkili yolu, sıcak havalarda vücudun verdiği sinyalleri dikkate almak ve hekim önerilerine uygun hareket etmektir.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-kalbinizi-korumanin-9-altin-kurali-643883">Yaz Aylarında Kalbinizi Korumanın 9 Altın Kuralı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıcaklarda seyahate çıkacak anne adayları dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sicaklarda-seyahate-cikacak-anne-adaylari-dikkat-642717</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:38:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Adayları]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[çıkacak]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[kemer]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[seyahate]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklarda]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=642717</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte uzun saatler süren uçak, otobüs ve otomobil yolculukları, anne adayları için bazı sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicaklarda-seyahate-cikacak-anne-adaylari-dikkat-642717">Sıcaklarda seyahate çıkacak anne adayları dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte uzun saatler süren uçak, otobüs ve otomobil yolculukları, anne adayları için bazı sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor. Bu nedenle seyahat öncesinde ve yolculuk sırasında alınacak önlemler hem anne adayının hem de bebeğin sağlığının korunmasında büyük önem taşıyor.  <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ecem Eren</strong> hamilelik döneminde yapılan seyahatlerin her zaman gebeliğin haftasına, anne adayının genel sağlık durumuna ve mevcut risk faktörlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini belirterek “Sağlıklı ilerleyen bir hamilelikte, doktor onayıyla planlanan ve gerekli önlemlerin alındığı seyahatler güvenli şekilde gerçekleştirilebiliyor.<strong> </strong>Ancak özellikle aşırı sıcak ve nemin hakim olduğu yaz döneminde; sıvı kaybı, tansiyon değişiklikleri, halsizlik ve dolaşım problemleri gibi bazı riskleri beraberinde getirebiliyor” diyor. Anne adaylarının alacakları basit ama etkili önlemlerle hem kendi sağlıklarını hem de bebeklerini koruyabileceklerini belirten Dr. Eren, hamilelikte güvenli yolculuğun 7 kuralını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Seyahat öncesi doktor kontrolünü ihmal etmeyin </strong></p>
<p>Her hamilelik kendine özgü özellikler taşıyor. Bu nedenle seyahat öncesinde mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanına danışılması gerekiyor. Özellikle erken doğum riski, tansiyon problemleri, çoğul gebelik veya plasentaya ilişkin sorunlar bulunan anne adaylarında yolculuk planı kişiye özel olarak değerlendiriliyor. Hekim kontrolü sayesinde olası riskler önceden belirleniyor ve gerekli önlemler alınabiliyor.</p>
<p><strong>Bol sıvı tüketmeye özen gösterin </strong></p>
<p><strong> </strong>Aşırı yaz sıcaklarında artan sıvı ihtiyacı nedeniyle su tüketimi daha da önem kazanıyor. Hamilelik döneminde oluşabilecek sıvı kaybı; halsizlik, baş dönmesi ve dolaşım problemlerine neden olabiliyor. Bu nedenle yolculuk boyunca düzenli aralıklarla su içilmesi büyük önem taşıyor. Kafeinli ve aşırı şekerli içeceklerden kaçınarak, su, ayran ve mineral desteği sağlayan sağlıklı içecekler tüketilmesi gerekiyor.  </p>
<p><strong>Uzun süre hareketsiz kalmayın </strong></p>
<p>Özellikle otomobil, otobüs ve uçak yolculuklarında uzun süre aynı pozisyonda oturmak bacaklarda şişlik ve pıhtılaşma riskini artırabiliyor. Bu nedenle her 1-2 saatte bir kısa yürüyüşler yapılması, bacakların hareket ettirilmesi ve basit esneme egzersizlerinin uygulanması öneriliyor. Düzenli hareket, kan dolaşımının desteklenmesine yardımcı oluyor.</p>
<p><strong>Emniyet kemerini doğru şekilde kullanın </strong></p>
<p>Araç yolculuklarında emniyet kemeri kullanımını kesinlikle ihmal etmemek gerekiyor. Kemerin alt kısmı karın bölgesinin üzerinden değil, karın altından ve kalça kemiklerinin üzerinden geçiriliyor. Omuz kemeri ise göğüslerin arasından çapraz şekilde yerleştiriliyor. Doğru kemer kullanımı hem anne adayını hem de bebeği olası kazalara karşı koruyor.</p>
<p><strong> Hafif ve sağlıklı beslenin </strong></p>
<p>Yolculuk sırasında ağır, yağlı ve sindirimi zor yiyecekler mide bulantısı, hazımsızlık ve reflü şikayetlerini artırabiliyor. Bu nedenle taze meyveler, yoğurt, kuruyemiş ve hafif atıştırmalıklar tercih edin. Düzenli ve dengeli beslenme sayesinde enerji seviyesi korunuyor ve yolculuk daha konforlu hale geliyor.</p>
<p><strong>Yol üzerinde yediklerinize dikkat edin</strong></p>
<p>Yolculuk sırasında verilen molalarda tüketilen yiyecek ve içeceklerin güvenilir kaynaklardan temin edilmesi gerekiyor. Özellikle yaz aylarında yüksek sıcaklık nedeniyle uygun koşullarda saklanmayan gıdalarda bakteri üreme riski artabiliyor. Bu durum gıda zehirlenmelerine, ishal ve kusma gibi şikayetlere yol açarak anne adayında sıvı kaybına neden olabiliyor. Açıkta satılan yiyecekler yerine taze hazırlanmış ve hijyenik koşullarda sunulan besinlerin tercih edilmesi, çiğ veya iyi pişmemiş ürünlerden kaçınılması önem taşıyor. Ayrıca ambalajlı ürünlerin son kullanma tarihlerini de mutlaka kontrol etmek gerekiyor. </p>
<p><strong>Acil durumlar için hazırlıklı olun </strong></p>
<p>Seyahat edilen bölgede en yakın sağlık kuruluşunun önceden araştırılması önem taşıyor. Anne adaylarının kullandıkları ilaçları, gebelik takip belgelerini ve gerekli sağlık kayıtlarını mutlaka yanlarında bulundurmaları gerekiyor. Beklenmedik bir sağlık sorunu yaşandığında hızlı hareket edilmesi hem anne hem de bebeğin güvenliği açısından kritik rol oynuyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicaklarda-seyahate-cikacak-anne-adaylari-dikkat-642717">Sıcaklarda seyahate çıkacak anne adayları dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz kulağını çok sık çekiyorsa dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-kulagini-cok-sik-cekiyorsa-dikkat-626266</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çekiyorsa]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[kulağı]]></category>
		<category><![CDATA[kulağını]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[Kulak Ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Kulak Enfeksiyonları]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Kulak]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626266</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda ve bebeklerde sık görülen bir sağlık sorunu olan kulak ağrısının birçok sebebi olabiliyor. Ağrının en önemli nedenlerinden biri olan kulak enfeksiyonları, her 6 çocuktan 5’inde 3 yaşına kadar görülebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-kulagini-cok-sik-cekiyorsa-dikkat-626266">Çocuğunuz kulağını çok sık çekiyorsa dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda ve bebeklerde sık görülen bir sağlık sorunu olan kulak ağrısının birçok sebebi olabiliyor. Ağrının en önemli nedenlerinden biri olan kulak enfeksiyonları, her 6 çocuktan 5’inde 3 yaşına kadar görülebiliyor. Kulak ağrısına yol açan enfeksiyonlara zamanında müdahale edilmediğinde işitme kayıpları yaşanabiliyor. Konuşma yetisi olmayan küçük çocuklar ve bebekler ise ağrının varlığını kulaklarını çok sık çekerek belli edebiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Ufuk Ertural, çocuklarda huzursuz ve iştahsızlığın önemli bir nedeni olan kulak ağrısı hakkında bilgi verdi. <strong> </strong></p>
<p><strong>Çocuklarda kulak ağrısının 8 nedeni</strong></p>
<p>Kulak enfeksiyonları ve diğer kulak, burun ve boğaz sorunları nedeniyle ebeveynler çocuklarını doktora çok sık getirmektedir. Çocuklarda kulak enfeksiyonlarının sık görülmesinin nedeni ise kulak zarının arkasında sıvı birikmesine neden olan östaki tüplerinin yetişkinlere oranla iyi çalışmaması ve bağışıklık sistemlerinin henüz gelişme aşamasında olmasıdır. Kulak enfeksiyonları, çocuklarda iştahsızlığa, uyku ve zamanla duyma problemine yol açmaktadır. </p>
<p>Çocuklarda kulak ağrısının nedeni şunlar olabilir;</p>
<ol>
<li>Kulak enfeksiyonu (Orta kulak veya dış kulak enfeksiyonu olarak da adlandırılır).</li>
<li>Kulakta biriken sıvı. </li>
<li>Yüzücü kulağı (Suya maruz kalma).</li>
<li>Kulak kirinin kanalı tıkaması.</li>
<li>Kulağa sokulan ve orada sıkışıp kalan cisimler (Pamuk çubuklarının kullanımında kalan parçalar).</li>
<li>Kulak kanalının tahriş olması ya da ortaya çıkan yaranın olması.  </li>
<li>Diş çürüğü veya diş çıkarma gibi bir diş probleminin varlığı.</li>
<li>Sık tekrarlanan boğaz ağrısı. </li>
</ol>
<p><strong>Enfeksiyon aniden başlar </strong></p>
<p>Çocuklardaki kulak enfeksiyonu çoğu zaman orta kulakta aniden ortaya çıkar. Orta kulak, kulak zarı ile iç kulağın arasında bulunan hava dolu boşluktur. Bu boşlukta, ses titreşimlerini kulak zarından iç kulağa ileten hassas kemikler bulunur. Orta kulağı, boğaz arkasına bağlayan kanalda ise östaki tüpleri vardır. Bu tüpler kulaktaki hava basıncını düzenler ve orta kulak boşluğunda sıvı birikmesini önler. Östaki borusundaki sorunlar ise orta kulak boşluğundan sıvı boşalmasının zorlaşmasına ve bu da işitme kaybına neden olabilir. Kulak enfeksiyonları da orta kulakta sıvı birikmesine yol açar. Sonuç olarak sıvı birikimi orta kulağın enfekte olmasının en önemli nedenidir. </p>
<p><strong>Kulak enfeksiyonları etkili</strong></p>
<p><strong>Orta kulak enfeksiyonları:</strong> Virüsler veya bakteriler çocukların kulak zarının arkasındaki alandaki boşlukta enfekte olarak kulak ağrısına, ateş veya işitme kaybına neden olur. Genellikle 7 yaşın altındaki çocuklarda sık rastlanan bu durum, özellikle de soğuk algınlığı sonrasında etkili olur. Orta kulak ile burnun arka kısmını birbirine bağlayan östaki tüplerinin gelişmemiş olması nedeniyle orta kulakta sıvı birikir. Bu nedenle zararlı bakteriler bu alanda çoğalır.</p>
<p><strong>Dış kulak enfeksiyonları:</strong> En önemli nedeni dış kulak kanalının enfekte olmasıdır. Sonuç olarak ağrı veya akıntı ortaya çıkar. Bu enfeksiyonlar büyük çocuklarda yaygın bir durumdur. Aşırı suya maruz kalma (yüzücü kulağı), tırnak ya da pamuk çubuklarıyla kulak kanalının tahriş edilmesinden kaynaklanabilir. </p>
<p><strong>Oluşmaması için önlem alınmalı</strong></p>
<p>Kulak ağrısı ile başlayan sürecin önlenmesinde, aşağıdaki yöntemler etkili olabilmektedir;</p>
<ul>
<li>Çocuklara grip aşısının sezon başında yaptırılması enfeksiyonun oluşma olasılığını düşürecektir. </li>
<li>Çocukların kulağı, pamuk çubukları veya sivri cisimlerle kesinlikle temizlenmemelidir. </li>
<li>Mevsimsel nezlesi olan kişilerden çocuklar uzak tutulmalıdır.  </li>
<li>Diğer çocuklarla etkileşim halinde olan çocuklara el yıkama alışkanlığı kazandırılmalıdır.</li>
<li>Bebeklere yatar vaziyette kesinlikle biberon verilmemelidir. </li>
</ul>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-kulagini-cok-sik-cekiyorsa-dikkat-626266">Çocuğunuz kulağını çok sık çekiyorsa dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet Hastalarına 5 Kritik Oruç Uyarısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarina-5-kritik-oruc-uyarisi-616411</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 09:03:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[Hipoglisemi]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç Tutma]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616411</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayında diyabet hastalarının en sık sorduğu soru “Oruç tutabilir miyim?” oluyor. Diyabet; kan şekeri dalgalanmalarına bağlı olarak hipoglisemi, hiperglisemi ve diyabetik koma gibi ciddi riskler barındırabilen kronik bir hastalık olduğu için oruç kararı kişiye özel tıbbi değerlendirme gerektiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarina-5-kritik-oruc-uyarisi-616411">Diyabet Hastalarına 5 Kritik Oruç Uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayında diyabet hastalarının en sık sorduğu soru “Oruç tutabilir miyim?” oluyor. Diyabet; kan şekeri dalgalanmalarına bağlı olarak hipoglisemi, hiperglisemi ve diyabetik koma gibi ciddi riskler barındırabilen kronik bir hastalık olduğu için oruç kararı kişiye özel tıbbi değerlendirme gerektiriyor. Bazı hasta gruplarında riskler hayati boyuta ulaşabiliyorken uygun hastalarda, doğru planlama ve düzenli takip ile oruç süreci güvenli bir şekilde yürütülebiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Serap Yavuzer, Ramazan ayında oruç tutmak isteyen diyabet hastalarının dikkat etmesi gereken önemli noktalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>1️. Oruç kararı doktor kontrolüyle verilmeli</strong></p>
<p>Her diyabet hastası, takip edildiği hekimin mevcut durumunu değerlendirerek onay vermesi ve daha önemlisi güvenli oruç tutma sorumluluğunu alacak şekilde eğitim alması koşuluyla oruç tutabilir. Bu karar mutlaka kişinin durumu değerlendirilerek özel olarak verilmelidir. Kişi sağlıklı bir şekilde oruç tutmak istiyorsa öncelikle doktoruna başvurmalıdır. Yaş, diyabet tipi, ek hastalıklar, kullanılan tüm ilaçlar, hastalığın kontrol düzeyi ve hatta hastanın yaşam koşulları birlikte değerlendirilmelidir. Kontrolsüz diyabeti olan, HbA1c değeri 9’un üzerinde seyreden, sık hipoglisemi yaşayan veya yakın zamanda diyabet koması geçiren hastalar yüksek risk grubunda kabul edilir ve bu hastaların genellikle oruç tutması önerilmez.</p>
<p><strong>2️. Kan şekerinin kritik sınırları aşmamasına dikkat edilmeli</strong></p>
<p>Kan şekerinin 70 mg/dl’nin altına düşmesi ya da 300 mg/dl’nin üzerine çıkması diyabet hastaları açısından ciddi risk oluşturur. Bu nedenle oruç sürecinde kan şekeri değerlerinin güvenli aralıkta seyretmesine özellikle dikkat edilmelidir. Hipoglisemi; titreme, soğuk terleme, çarpıntı, bulanık görme, konuşma bozukluğu ve bilinç kaybı gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Bu tür şikayetlerin ciddiye alınması ve kan şekeri takibinin ihmal edilmemesi gerekir. Kan şekeri ölçümü gün içinde ihtiyaç duyulan her an ölçüm yapılması, olası risklerin erken fark edilmesi açısından önem taşır.</p>
<p><strong>3️. İlaç ve insülin dozları yeniden planlanmalı</strong></p>
<p>Oruç tutmayı planlayan diyabet hastalarında ilaç saatleri iftar ve sahura göre yeniden düzenlenmelidir. İnsülin kullanan hastalarda özellikle sahur dozu hipoglisemi riskine karşı azaltılabilir, iftar dozu ise alınan kaloriye göre ayarlanmalıdır. Doz ayarlaması yapmadan oruç tutmak ciddi risk oluşturabileceği için dikkat edilmelidir.</p>
<p><strong>4️. Sahurda protein, iftarda dengeli karbonhidrat</strong></p>
<p>Sahur, uzun açlık sürecine geçiş öğünü olduğu için içeriği büyük önem taşır. Böbrek fonksiyonları uygunsa; süt, yoğurt, kefir ve peynir gibi süt ürünleri, yumurta, az tuzlu zeytin, tavuk gibi protein açısından zengin besinler tercih edilmelidir. Bu öğüne domates ve salatalık gibi lif oranı yüksek sebzeler ile gereğinde tam tahıllar eklenebilir. Protein içeren besinler midede daha uzun süre kaldığı için tokluk süresini uzatır ve hipoglisemi riskini azaltmaya yardımcı olur.</p>
<p>İftarda ise uzun süren açlık sonrası hızlı ve aşırı karbonhidrat tüketimi kan şekerinin ani yükselmesine neden olabilir. Pide, hamur işleri, pirinç pilavı ve şerbetli tatlılar sınırlandırılmalıdır. İftara çorbayla başlamak hem sıvı ihtiyacını karşılamaya yardımcı olur hem de daha kontrollü bir geçiş sağlar. Sebze ve zeytinyağlı yemeklere ağırlık verilmesi, kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur pilavı gibi glisemik indeksi düşük besinlerin tercih edilmesi gün içindeki kan şekeri dengesine katkı sağlar. Büyük porsiyonlar yerine daha küçük ve dengeli öğünler önerilir. Tatlı tüketilecekse küçük porsiyonlu sütlü tatlılar tercih edilmelidir.</p>
<p><strong>5️. İftardan sahura kadar sıvı ihtiyacını sağlanmalı</strong></p>
<p>Diyabetli hastada gün içi su ve sıvı alımının azalması ile oluşan sıvı açığı kan şekerinde dengesizlik yaratabilir. Sıvı açığı hipoglisemi, hiperglisemi ve ketoasidoz dahil tüm diyabetik komaların gelişimi için risk oluşturabilir. Bu nedenle iftara bol su ile başlamak, iki ana öğün ve aralarda yeterince su ve şekersiz içecekler ile vücudun sıvı dengesini düzenlemek gerekir. Ayrıca kahve ve çay gibi idrar söktürücü etki ile sıvı kaybını arttıran ve şeker ilave edilmiş meyve suyu, komposto, şurup gibi kan şekerini hızlıca arttıran içecekler en aza indirilmelidir. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarina-5-kritik-oruc-uyarisi-616411">Diyabet Hastalarına 5 Kritik Oruç Uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>12 derecenin altında kalp krizi riski artabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/12-derecenin-altinda-kalp-krizi-riski-artabiliyor-616128</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 08:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[Damarlar]]></category>
		<category><![CDATA[derecenin]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616128</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soğuk hava kalp hastaları için daha dikkatli olmayı gerektiriyor. Özellikle dış ortamda geçirilen süre ve hava koşulları kalbin yükünü artırabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/12-derecenin-altinda-kalp-krizi-riski-artabiliyor-616128">12 derecenin altında kalp krizi riski artabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soğuk hava kalp hastaları için daha dikkatli olmayı gerektiriyor. Özellikle dış ortamda geçirilen süre ve hava koşulları kalbin yükünü artırabiliyor. Güvenli sınırların kişiden kişiye değiştiğini belirten Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Kalp hastalığı olanlar için kesin bir sıcaklık ya da süre eşiği yok. Bu sınırlar kişinin genel sağlık durumuna ve hastalığın derecesine göre değişir. Ancak kalp sağlığı için en uygun aralık 18–24 derecedir. Özellikle 12 derecenin altındaki soğuklarda kalp krizi riski artabilir. Ayrıca rüzgârın hissedilen sıcaklığı düşürdüğü unutulmamalı ve dışarıda kalma süresi buna göre planlanmalı” dedi.</strong></p>
<p>Kalp rahatsızlığı olan kişilerin soğuk havalarda günlük planlarını yaparken kendi doktorlarına danışarak kişisel risklerini ve güvenli sınırlarını öğrenmelerinin önemli olduğunu belirten Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Soğuk havada vücut ısı kaybetmemek için damarları daraltır. Damarlar daraldığında tansiyon yükselebilir. Tansiyon yükseldiğinde ise kalp kanı dolaştırabilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Bu da kalbin oksijen ihtiyacını artırır. Ancak daralmış damarlar bu ihtiyacın karşılanmasını zorlaştırabilir ve kalp üzerinde ek bir yük oluşabilir. Özellikle 40 yaş üzerindeki kişilerde damar esnekliğinin azalması ve koroner arter hastalığı gibi risklerin daha sık görülmesi nedeniyle bu tablo göğüs ağrısı, kalp krizi ve inme riskini artırabilir” dedi.</p>
<p><strong>Soğuk hava susuzluğu yüzde 40 azaltabiliyor</strong></p>
<p>Soğuk havada susama hissinin azalmasına rağmen vücudun sıvı kaybetmeye devam ettiğini vurgulayan Koylan, “Yetersiz sıvı alımı, dolaşım sistemini zorlayabileceği ve kalbin iş yükünü artırabileceği için özellikle kalp ve damar sağlığı açısından risk taşıyan kişiler için kritik. Daralan damarlar beynin susuzluk sinyalini yüzde 40’a kadar azaltabilir. Ancak susama hissinin azalması, sıvı ihtiyacının düştüğü anlamına gelmez. Soğuk ve kuru havada solunumla oluşan buharlaşma ve fark edilmeyen terleme nedeniyle sıvı kaybı sürer. Bu nedenle susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su içmek gerekir. Özellikle dışarıda geçirilen süre boyunca 20–30 dakikada bir birkaç yudum sıvı almak faydalı olur. İdrar renginin açık sarı olması da yeterli sıvı alındığını gösteren pratik bir ölçüttür” dedi.</p>
<p><strong>Soğukta ölçümler şaşırtabilir</strong></p>
<p>Soğuk havanın, özellikle bilekten ölçüm yapan optik nabız sensörlerinin sonuçlarını etkileyebileceğini vurgulayan Koylan, “Vücut ısısını korumak için cilde yakın damarların da daralmasıyla özellikle bilek gibi uç noktalara giden kan akışı azalır. Bu da kan akışındaki değişimi okuyarak çalışan sensörlerin doğru veri almasını zorlaştırabilir ve nabzın olduğundan daha düşük ya da düzensiz görünmesine neden olabilir. Bu nedenle soğuk havada daha doğru sonuçlar için kalp atışını elektriksel sinyaller üzerinden ölçen göğüs bantları daha güvenilir kabul edilir” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/12-derecenin-altinda-kalp-krizi-riski-artabiliyor-616128">12 derecenin altında kalp krizi riski artabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan Ayını Sağlıklı Geçirmemizi Sağlayan 5 Öneri!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayini-saglikli-gecirmemizi-saglayan-5-oneri-615246</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 09:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayını]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[geçirmemizi]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[iftarda]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlayan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sahur]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615246</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayı, yeme-içme düzeninin, uyku saatlerinin ve günlük aktivitenin değiştiği; bu nedenle planlı beslenmenin hem konforu hem de sağlık sonuçlarını belirgin şekilde etkilediği bir dönemdir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayini-saglikli-gecirmemizi-saglayan-5-oneri-615246">Ramazan Ayını Sağlıklı Geçirmemizi Sağlayan 5 Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayı, yeme-içme düzeninin, uyku saatlerinin ve günlük aktivitenin değiştiği; bu nedenle planlı beslenmenin hem konforu hem de sağlık sonuçlarını belirgin şekilde etkilediği bir dönemdir. Ramazan ayında orucun birçok kişide kilo ve bazı metabolik göstergelerde hafif iyileşmeler sağlayabildiği; ancak aşırı/yanlış iftar, yetersiz sıvı, kötü uyku ve düzensiz fiziksel aktiviteyle bu durum tersine dönebiliyor. Ancak tüm bu önerilerin yanında, diyabet (özellikle insüline bağımlı), böbrek hastalığı, ileri kalp yetmezliği, gebelik/emzirme, ileri yaş gibi durumları olanların veya farklı klinik hastalığı olanların ramazan için mutlaka hekime danışması öneriliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Nihan Yakut, Ramazan ayında beslenme önerileri ile ilgili bilgi verdi. </p>
<ol>
<li><strong>Kan şekeri dalgalanmalarını azaltmak oruç tutarken yardımcı olabilir! </strong></li>
</ol>
<p>Ramazan ayında oruç tutarken beslenmede bazı hedefler konulması gerekmektedir. İftara kadar aç kalan vücut iftarda kan şekeri dalgalanmalarıyla karşı karşıya kalabilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Kan şekeri dalgalanmalarını azaltmak:</strong> Çok hızlı sindirilen karbonhidratlar (şerbetli tatlılar, beyaz ekmek/pilav/makarna ağırlığı) iftardan sonra ani kan şekeri yükselmeleri, ardından erken acıkma ve tatlı isteğine neden olabilir. Bu durum özellikle iftardan hemen sonra görülen halsizlik ve düşük enerjiyi beraberinde getirebilmektedir. Düşük/orta glisemik yük, lif ve protein dengesi daha stabil enerji sağlar.  </li>
<li><strong>Kas kaybını sınırlamak:</strong> Uzun açlık aralığında günlük protein dağılımı önem kazanır. Sahur ve iftarda kaliteli protein (yumurta, yoğurt/kefir, peynir, balık-tavuk-et, baklagil) planlamak kas volümünü korumak için oldukça etkilidir. Ramazan modelini inceleyen güncel derlemeler, uygun makro dağılımıyla vücut kompozisyonunun daha iyi korunabildiğini vurgulamaktadır.  </li>
<li><strong>Hidrasyonu korumak:</strong> Özellikle uzun günlerde ve sıcak iklimde, iftar–sahur arasında suyu “toplam hedef” olarak görmek gerekir. Su tüketiminde ideal hedef için kg başına 30-35 ml su gerekmektedir. Yani 50 kg bir kişi için en az 1,5 litre su tüketilmelidir. Düşük su tüketimi, baş ağrısı, kabızlık, odaklanmada güçlük, yavaş metabolizma ile sonuçlanabilmektedir. </li>
<li><strong>Uyku–sirkadiyen ritme destek olmak:</strong> Gece geç saatlerde ağır yemek, reflü ve uyku kalitesini bozabilir. Ramazan döneminde uyku ve yaşam davranışlarının değiştiğini gösteren çalışmalar, planlamayı daha da önemli kılar.  Özellikle sahura kadar oturmak veya uykudan feragat etmemek için sahura hiç kalkmamak gibi süreçler daha zorlayıcı olabilmektedir. </li>
</ul>
<p>Ramazan ayında en sık ortaya çıkan şikayetler; kabızlık, reflü ve baş ağrısıdır. Bunlarla baş etmek için bazı önlemler alınabilmektedir. </p>
<ul>
<li>Kabızlık: Lif (sebze, baklagil, tam tahıl), iftar–sahur arası yeterli su, sahurda yoğurt/kefir, yürüyüş.</li>
<li>Reflü/hazımsızlık: İftarı bölmek, kızartma ve çok yağlı/çok baharatlıdan kaçınmak, yatmadan 2–3 saat önce yemeyi bitirmek.</li>
<li>Baş ağrısı: Kademeli kafein azaltımı, düzenli su planı, sahuru atlamamak, uyku düzenini korumak.  </li>
<li><strong>İftarda yemeye yavaş başlamak metabolizmayı rahatlatıyor </strong></li>
</ul>
<p>Ramazan ayı boyunca en sık yapılan hata orucu tek öğünde “tıkınır” gibi açmaktır. Hızlı yenilen yemek hem mideyi yoruyor hem de daha tokluk sinyalini düzenliyor. </p>
<p>1. adım (0–10 dakika): </p>
<p>1–2 bardak su </p>
<p>1–2 hurma (veya 1 porsiyon meyve), istenirse küçük bir çorba.</p>
<p>2. adım (10–20 dakika): 10–15 dakikalık ara (mümkünse kısa yürüyüş/namaz arası). Bu ara, tokluk sinyallerinin gelmesini kolaylaştırır.</p>
<p>3. adım (ana öğün): “Tabak modeli” uygulayın:<br /> </p>
<ul>
<li>Tabağın yarısı: salata/haşlanmış-sebze yemekleri</li>
<li>Tabağın çeyreği: protein (balık/tavuk/et/yoğurt-baklagil)</li>
<li>Tabağın çeyreği: tam tahıl veya nişastalı grup (bulgur, tam buğday, kepekli ürünler; porsiyon kontrollü)<br /> </li>
</ul>
<p>Tatlı olacaksa: Şerbetli yerine sütlü/meyveli seçenekleri küçük porsiyonla; mümkünse iftardan 1–2 saat sonra tüketin. Böylece ana öğündeki aşırı enerji yükünü azaltmış olursunuz.</p>
<p>Karaciğer hastalıkları olanlarda da bireysel değerlendirme gerekir; beslenme gereksinimi ve malnütrisyon riski olanlarda hekim-diyetisyen planı şart olmaktadır.</p>
<ol>
<li><strong>Sahuru atlamak gün içinde halsizliği artırır! </strong></li>
</ol>
<p>Sahuru atlamak, gün içinde halsizlik ve iftarda aşırı yeme riskini artırır. Özellikle lif + protein + sağlıklı yağ kombinasyonu daha uzun tokluk sağlar. Aynı zamanda bedenin ihtiyacı olan bütün besin öğelerini eksiksiz almayı kolaylaştırır. </p>
<p>Örnek sahur seçenekleri olarak; </p>
<ul>
<li>Yumurta + yoğurt/kefir + tam tahıllı ekmek + salatalık-domates</li>
<li>Yulaf + yoğurt/süt + chia/keten + ceviz/badem + tarçın + meyve (ölçülü)</li>
<li>Baklagil bazlı seçenek: Nohutlu/mercimekli salata + ayran/yoğurt<br /> Ramazan beslenmesi üzerine pratik öneriler ve diyabet kılavuzları, sahurda düşük glisemik indeksli karbonhidrat, yeterli protein ve sıvıyı özellikle vurgular.  </li>
</ul>
<p>Sahurda kaçınılması gerekenler: Aşırı tuzlu (salamura, çok tuzlu peynir), çok baharatlı ve kızartmalar → gün içinde susuzluğu artırabilir; şekerli hamur işleri → hızla acıktırabilir.</p>
<ol>
<li><strong>İftar ve sahur arası sıvı alımını düzenlemek önemli </strong></li>
</ol>
<p>Oruçluyken sıvı alınamadığı için, iftar–sahur arası sıvı alımını düzenlemek hayati önem taşıyor. İftarda 1-2 bardak su ile başladıktan sonra, ana öğün sonrası 1–2 bardak, teravih/akşam arası 1–2 bardak ve yine sahura kadar aralıklı 2–3 bardak su içmek gerekiyor. <br /> Toplam hedef kişiye göre değişmektedir. İdrar renginin açık saman rengi olması pratik bir göstergedir. Ramazan modelini değerlendiren derlemeler, hidrasyonun performans ve baş ağrısı üzerinde belirleyici olabildiğini belirtmektedir.</p>
<p>Kafein: Kahve/çay bazı kişilerde diürezi (idrarda artış) artırabilir ve uykuya zarar verebilir; miktarı sınırlı tutmak gerekmektedir. </p>
<ol>
<li><strong>Ramazan ayında egzersizlerinizi de planlayarak devam ettirin </strong></li>
</ol>
<p>Ramazan ayında egzersizler tamamen bırakmadan zamanlaması planlanarak yapılması gerekir. Gün içinde veya iftara yakın hafif orta seviye aktiviteler yani yürüyüş veya esneme hareketleri oruç tutarken de yapılabilir. Daha yoğun antrenmanlarda ise iftardan 1–2 saat sonra (sıvı ve enerji alımı sonrası) yapılmasında fayda vardır. Sporcularda Ramazan orucu sırasında yük–toparlanma dengesinin hassaslaştığını bildiren çalışmalar, aşırı yoğunluğu azaltma ve hidrasyonu planlamayı önermektedirler.  </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayini-saglikli-gecirmemizi-saglayan-5-oneri-615246">Ramazan Ayını Sağlıklı Geçirmemizi Sağlayan 5 Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düşmeyen Kilonuzun Nedeni Lodos Olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dusmeyen-kilonuzun-nedeni-lodos-olabilir-611777</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 08:23:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besinler]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çaylar]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[düşmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[kilonuzun]]></category>
		<category><![CDATA[lodos]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[ödem]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[zengin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611777</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son günlerde birçok kişi beslenme alışkanlıklarında belirgin bir değişiklik yapmamasına rağmen yüz, eller, ayak bilekleri ve karın bölgesinde şişkinlik yaşadığını ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dusmeyen-kilonuzun-nedeni-lodos-olabilir-611777">Düşmeyen Kilonuzun Nedeni Lodos Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde birçok kişi beslenme alışkanlıklarında belirgin bir değişiklik yapmamasına rağmen yüz, eller, ayak bilekleri ve karın bölgesinde şişkinlik yaşadığını ifade ediyor. Uzmanlar, bu durumun yalnızca beslenme hatalarından değil, lodos gibi güçlü hava olaylarının vücudun sıvı dengesini etkilemesinden de kaynaklanabileceğine dikkat çekiyor. Hava basıncındaki ani değişimler, artan nem oranı ve sıcaklık dalgalanmaları, vücutta sıvı tutulumu riskini artırabiliyor. Bu durum halsizlik, baş ağrısı ve huzursuzluk hissiyle birlikte günlük yaşam konforunu da olumsuz etkileyebiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Gözde Akın lodosun vücudumuza fiziksel etkileri konusunda bilgi verdi.</p>
<p><strong>Lodos fiziksel dengemizi de etkiliyor </strong></p>
<p>Lodos, birçok kişinin hem ruh halini hem de fiziksel dengesini etkileyen güçlü bir hava olayıdır. Havanın basıncındaki değişim, nem oranının artması ve sıcaklığın beklenmedik dalgalanmaları; baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk gibi etkilerin yanı sıra vücutta ödem oluşumunu da tetikleyebilir. Özellikle lodosun estiği günlerde birçok birey yüzünde, ellerinde, ayak bileklerinde veya karın bölgesinde şişkinlik fark edebilir. Bu durum doğrudan lodosun yarattığı sıvı tutulumuna yatkınlık ile ilişkilendirilebilir. Ancak beslenme ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle lodos günlerinde ortaya çıkan ödemi kontrol altına almak mümkündür.</p>
<p><strong>Potasyumdan zengin besinleri tüketin</strong></p>
<p>Bu dönemde yetersiz su tüketimi ve tuz oranı yüksek besinlerin tercih edilmesi, ödemin daha belirgin hale gelmesine yol açabilir. Paketli ve işlenmiş gıdalar vücudun su tutma eğilimini artırırken, potasyumdan zengin ve lifli besinler sıvı dengesinin korunmasına destek olur. Potasyumdan zengin olan muz, avokado, ıspanak, kabak, kuru kayısı, mercimek gibi besinler tüketilebilir. Tuz tüketimini mutlaka azaltın. Paketli, salamura ve işlenmiş ürünlerden uzak durun. Maden suyu tüketiyorsanız sodyum oranı düşük olanları tercih edin.</p>
<p><strong>Lodos yüzünden iştah artabilir</strong></p>
<p>Öğün atlamayın çünkü uzun süre aç kalmak vücudun su tutma eğilimini artırabilir. Sebze ağırlıklı, liften zengin öğünler tüketin. Örneğin; brokoli, kabak, enginar, semizotu, salatalık gibi. Şekerli ve rafine karbonhidratlı gıdaları (beyaz ekmek, hamur işleri, tatlılar) sınırlandırın. Lodos nedeniyle artan iştah dalgalanmalarını kontrol etmek için yanınızda sağlıklı atıştırmalıklar bulundurun. Badem, ceviz, yoğurt, meyve, tam tahıllı kraker bu konuda en doğru tercihler olabilir.</p>
<p><strong>Bitki çayları destekleyici rol oynar</strong></p>
<p>Bazı bitki çaylarının vücudun sıvı dengesini destekleyebilir. Ancak bu çayların bilinçsiz ve aşırı bir şekilde tüketilmemesi gerekir. Ödem azaltmaya yardımcı çaylar kontrollü bir şekilde tüketilebilir. Maydanoz, kiraz sapı, zencefil, adaçayı, yeşil çay bu konuda destekleyicidir. Bu çayları günde 1-2 fincan ile sınırlayın. Kronik bir hastalık varsa tüketmeden önce mutlaka bir uzmana danışılmalıdır. Sabah aç karnına 1 bardak ılık su ve limon içmek de sindirimi ve dolaşımı destekleyebilir.</p>
<p><strong>Yaşam tarzı faktörleri ödemi etkileyebiliyor</strong></p>
<p>Uzun süre hareketsiz kalmak, stres düzeyinin artması ve düzensiz uyku lodoslu günlerde ödem şikayetlerini artıran unsurlardandır. Günlük rutinlerde yapılacak küçük düzenlemeler, bu etkilerin hafiflemesine yardımcı olabilir. Örneğin gün içinde en az 20-30 dakika yürüyüş yapmaya çalışın. Bacaklarda şişlik varsa gün içinde birkaç kez bacakları kalp seviyesinin üzerine kaldırarak dinlenin. Uzun süre oturmaktan kaçının ve her 45 dakikada bir kısa hareket molası verin. Lodosun getirdiği stres ve gerginliği azaltmak için nefes egzersizi veya hafif esneme hareketleri uygulayın.</p>
<p><strong>Lodos günlerinde ödemi azaltmaya yönelik öneriler</strong></p>
<ul>
<li>Günlük 8-10 bardak su tüketmeye özen gösterin.</li>
<li>Tuz oranı yüksek, paketli ve işlenmiş gıdalardan uzak durun.</li>
<li>Potasyumdan zengin besinlere beslenmenizde yer verin.</li>
<li>Öğün atlamadan, liften zengin sebze ağırlıklı beslenin.</li>
<li>Gün içinde 20-30 dakika yürüyüş yaparak dolaşımı destekleyin.</li>
<li>Uzun süre oturmaktan kaçının, düzenli hareket molaları verin.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dusmeyen-kilonuzun-nedeni-lodos-olabilir-611777">Düşmeyen Kilonuzun Nedeni Lodos Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Griple mücadelede &#8220;Anne yemekleri&#8221; çok önemli, çünkü…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/griple-mucadelede-anne-yemekleri-cok-onemli-cunku-610300</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 08:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bal]]></category>
		<category><![CDATA[C Vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[griple]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yemekleri]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610300</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında çocuklarda grip (influenza virüsü) oldukça sık görülürken, özellikle okul ve kreş ortamlarında hızla yayılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/griple-mucadelede-anne-yemekleri-cok-onemli-cunku-610300">Griple mücadelede &#8220;Anne yemekleri&#8221; çok önemli, çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarında çocuklarda grip (influenza virüsü) oldukça sık görülürken, özellikle okul ve kreş ortamlarında hızla yayılıyor. Dünya genelinde veriler, 10 yaş altındaki çocuklarda influenza virüsünün, solunum hastalıklarına bağlı hastaneye yatışların yaklaşık yüzde <strong>15’ini </strong>oluşturduğunu gösteriyor.  İnfluenza gribinin temel semptomları olan yüksek ateş, halsizlik, kuru öksürük, boğaz ve kas ağrıları özellikle küçük yaştaki çocuklarda daha şiddetli seyrederken, ebeveynlerde ciddi kaygıya yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik,  </strong>  griple mücadelede sadece tıbbi tedavinin değil, doğru ve dengeli beslenmenin de kritik bir önem taşıdığına dikkat çekerek,  “Yeterli sıvı alımı ve doğru beslenme,  bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasına, şikayetlerin hafiflemesine ve komplikasyonların azalmasına yardımcı olur. Hastalık döneminde vücudu dinlendirmek için iyi bir uyku,  bol sıvı ve yeterli protein ile bağırsak mikrobiyotasını destekleyen gıdaların alınması  son derece değerlidir” diyor. </p>
<p>Influenza virüsünde en önemli kurallardan birinin çocuğu zorlamadan az ve sık aralıklarla sıvı ağırlıklı beslemek olduğunu belirten <strong>Prof. Dr. Coşkun Çeltik,</strong>  “C vitamini, çinko ve probiyotikler mucizevi sonuçlar yaratmazlar ama vücudun doğru çalışmasına destek olurlar.  C vitamininden zengin gıdaların yanı sıra mikrop öldürücü ve bağışıklığı destekleyici etkileri nedeniyle sarımsak ile soğan içeren yemeklerin tüketilmesi, üzerlerine antiviral özelliği olan karabiber serpilmesi önemlidir. C vitamininden zengin limon da çorbaların ve salataların üzerine sıkılıp kolayca tüketilebildiği için avantaj sağlar” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>C vitamini bağışıklığı destekliyor</strong></p>
<p>Vücuttaki kolajen üretimini artıran ve bağışıklık hücrelerinin işlevlerini destekleyen C vitamini grip tedavisinde önemli bir destek sağlıyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “C vitamini grip virüsünü azaltmaz ve bağışıklığı güçlendirmez. Ancak, akut hastalık döneminde şikayetlerin daha hızlı hafiflemelerine yardımcı olabilir” diyor.  Yüksek doz C vitamininin ekstra bir faydası olmadığını; bu nedenle gıdalarla doğal yoldan alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “Portakal, mandalina, limon, biber, avokado, kivi ile kuşburnu C vitamini açısından zengindir.  Çocuğun mümkünse meyvelerin kendisini tüketmesi önemlidir. Meyve suyu olarak verilecekse günlük iki bardağın geçmemesi daha iyi olur; çünkü aşırı şeker yükü metabolizmayı olumsuz etkiler” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Çinko enzimlerin çalışması için çok önemli</strong></p>
<p>Çinko, vücudumuzda çok sayıda enzimin yardımcısı olduğu için influenza virüsünün sınırlanmasını sağlıyor, hatta dokuya tutunmasını engelliyor. Bu nedenle, çinko içeren gıdaların tüketilmesi de faydalı oluyor. Hindi, tavuk, kıyma, yoğurt, badem, ceviz, fıstık, kaju, kabak çekirdeği ve nohut çinkodan zengin gıdaları oluşturuyor.  </p>
<p><strong>Omega – 3 yağ asitleri vücuttaki yangıyı azaltıyor</strong></p>
<p>Omega-3 yağ asitleri vücuttaki enflamasyonu, yani aşırı yangıyı azaltırken,  bağışıklık hücrelerini de destekliyor. Dolayısıyla, yüksek omega-3 (EPA/DHA) içeren balıkların hastalık döneminde haftada 1-2 kez tüketilmesinde fayda var. <strong>Somon, sardalye, uskumru ve hamsi</strong> özellikle kış mevsiminde omega-3 oranı yüksek deniz balıkları arasında yer alıyor.  “Balıkların kızartma olarak değil fırında pişirilmesi en ideal seçimdir. Bu sayede kızartmayla ortaya çıkan kötü trans yağlardan da uzak durulmuş olur” bilgisini veren Prof. Dr. Coşkun Çeltik, çok yağlı gıdaların hastalık dönemlerinde bulantıyı tetikleyebileceği için dikkatli olunması gerektiğini anlatıyor. Bitkisel omega-3 kaynaklarından olan ceviz de tercih edilebiliyor. </p>
<p><strong>Probiyotikler bağırsak mikrobiyotası için önemli</strong></p>
<p>Kefir gibi fermente süt ürünleri bağırsak mikrobiyotasını destekleyerek bağışıklık yanıtına dolaylı katkı sağlayabiliyor; ancak inek sütü alerjisi, laktoz intoleransı, irritabl bağırsak hastalığı olan çocuklarda sorun oluşturabiliyor. Ayrıca, fazla probiyotik tüketimi de bazen gaz sorununu artırarak olumsuz etkilere neden olabiliyor. Günde 1-2 öğün, en fazla 200 ml (bir su bardağı) kadar probiyotik kaynağı tüketmek genellikle yeterli geliyor. Laktozu tolere edemeyen çocuklarda doğal yoğurt alternatif olabiliyor. Hastalık döneminde probiyotik etkisi nedeniyle en güzel olanı ise doğal kefir tüketmek. </p>
<p><strong>Protein kaynakları dokuları onarıyor</strong></p>
<p>Protein; bağışıklık hücrelerinin çalışmalarında, antikor üretiminde ve dokuların onarımında son derece önemli bir rol üstleniyor. Tüm enfeksiyon durumlarında fazla enerji tüketimine bağlı olarak bir tür metabolik yıkım süreci gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Coşkun Çeltik<strong>,</strong>  “Bu süreci geri döndürmek için karbonhidratla birlikte protein almak şarttır. Hastalık döneminde yağlı et ve kızartma yemekleri yerine daha hafif ve sulu yiyecekler tercih edilmelidir.  Örneğin, yoğurtlu pirinç pilavı, yumurta, lor peyniri, tavuk ve hindi beyaz eti, tavuk çorbası, kıymalı çorbalar veya deniz balıkları verilebilir. Alınan protein, pirinç, yulaf, patates, muz ve elma gibi besinlerle desteklenmelidir” diyor.  Prof. Dr. Coşkun Çeltik, gaz ve karın ağrısını tetikleyebilecekleri için baklagilleri çok tercih etmediklerine, bu dönemde bal ile pekmezin de iyi enerji verdikleri için avantaj sağladıklarına vurgu yapıyor.    </p>
<p><strong>Sağlıklı yağlar iltihabı hafifletiyor</strong></p>
<p>Sağlıklı yağlar vücuttaki iltihabı azaltarak bağışıklık hücrelerinin çalışmalarına destek oluyor. Sağlıklı yağlar denildiğinde ise aklımıza ilk olarak zeytinyağı geliyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik,<strong> </strong>ancak zeytinyağının kesinlikle gıdaları kızartma amaçlı kullanılmaması gerektiği uyarısında bulunarak, “Çünkü, zeytinyağı çabuk yanar ve bunun sonucunda birçok toksik madde açığa çıkararak hücrelere zarar verebilir. Dolayısıyla, zeytinyağının yemeği ocaktan indirmeye yakın ilave edilmesi önemlidir” diyor. Ayrıca, avokado, ceviz, fındık ve badem yağları da iyi yağlar grubunda yer alıyorlar. Ek olarak, bu gıdaların kendilerinin tüketilmesi lif açısından da katkı sağlıyor ve enerji veriyor.<strong> </strong></p>
<p><strong>Bol bol sıvı alması şart! </strong></p>
<p>Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, enfeksiyon döneminde çocuğun mutlaka bol sıvı alması gerektiğine de vurgu yaparak, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Ateş, hızlı solunum ve terleme nedeniyle sıvı kaybı artar. Bu da halsizlik, baş ağrısı, bulantı ve kusma yapabilir. Ağırlıklı olarak su olmak üzere, belli ölçülerde ayran, elma suyu ve limonata gibi içecekler ile çorbalar sıvı eksikliğini tamamlayabilir. Bulantıyı tetiklememek için sıvıların yavaş, az az ve sık alınması gerekir. Bazen ılık, ballı ve limonlu ıhlamur çayı da solunum sorunlarının azaltılması için iyi bir alternatif olabilir. Ancak sıvı alımı çok azsa ve kusma başladıysa bir sağlık kurumuna başvurulması elzemdir.” </p>
<p><strong>Anne yemekleri çok önemli, çünkü… </strong></p>
<p>İşlenmiş gıdalar, içeriğinde yağ oranı çok yüksek olduğu için hekimler tarafından hurda gıdalar olarak tanımlanıyor. Paketli atıştırmalıklar, <strong>şekerlemeler, gazlı içecekler, meyve oranı düşük olan şekerli içecekler, salam, sosis ve sucuk</strong> gibi ürünler yağ oranı çok yüksek olmalarının yanı sıra birçok katkı ve koruyucu kimyasal maddeleri de içerebiliyor, <strong>gereksiz şeker ile tuz </strong>yükü getiriyorlar. “Tüm bunlar çocuğun midesini rahatsız edebilir ve iştahını daha da bozabilir” uyarısında bulunan Prof. Dr. Coşkun Çeltik,<strong> </strong>“Özellikle yüksek şekerli içecekler ve yiyecekler kısa süreli enerji verseler de ani insülin yükselmesine sebep olup,  kan şekeri dengesizliğine ve beslenmenin bozulmasına yol açabilir. Ayrıca reflü ve kusmaya da neden olabilir. Dolayısıyla, anne yemekleri dediğimiz sulu, temiz ve sevgi yüklü yemekler çocuklar için son derece önemlidir” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/griple-mucadelede-anne-yemekleri-cok-onemli-cunku-610300">Griple mücadelede &#8220;Anne yemekleri&#8221; çok önemli, çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Chia tohumu tüketirken en sık yapılan 5 hata</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/chia-tohumu-tuketirken-en-sik-yapilan-5-hata-587331</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 17:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[chia]]></category>
		<category><![CDATA[Chia Tohumu]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[tohumu]]></category>
		<category><![CDATA[tüketirken]]></category>
		<category><![CDATA[yapılan]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587331</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda chia tohumu, sağlıklı beslenme ve fit yaşam trendlerinin vazgeçilmezlerinden biri haline geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/chia-tohumu-tuketirken-en-sik-yapilan-5-hata-587331">Chia tohumu tüketirken en sık yapılan 5 hata</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son yıllarda chia tohumu, sağlıklı beslenme ve fit yaşam trendlerinin vazgeçilmezlerinden biri haline geldi. Kendisi küçük faydası büyük olan bu besinin, kalp-damar sağlığından sindirim sisteminin düzenli çalışmasına kadar vücudun genel işleyişine katkı sağladığını dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Chia tohumu; yüksek lif oranı, bitkisel protein içeriği ve omega-3 yağ asitleriyle bağışıklığı destekliyor, uzun süre tokluk hissi sağlıyor ve kalp sağlığını korumaya yardımcı oluyor. Kahvaltılardan tatlılara kadar pek çok tarifte kendine yer bulması da onu mutfaklarda daha popüler bir hale getiriyor. Ancak her alışkanlıkta olduğu gibi, chia tohumunun da bilinçsizce tüketilmesi bazı sağlık sorunlarına yol açabiliyor” dedi.</strong></p>
<p>“Doğal olan zararsızdır” düşüncesi, ne yazık ki toplumda birçok kişi tarafından doğru kabul edilen büyük bir yanılgı. Chia tüketiminde de alınan miktar, su dengesi ve kişisel sağlık durumu gibi unsurların göz ardı edilmemesi gerektiğinden bahseden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Diyetisyenlerin de sıklıkla altını çizdiği gibi, chia’yı beslenme planına dahil ederken dikkat edilmesi gereken önemli noktalar var. Örneğin günde 1–2 yemek kaşığı kadar, mutlaka bol sıvı ile birlikte ve miktarını yavaş yavaş artırarak tüketmek önemli. Çünkü chia tohumu yüksek lif içerdiğinden suyla temas ettiğinde şişer bu nedenle boğazda tıkanma ve sindirim sorunlarını önlemek için yeterli sıvı alımıyla birlikte, ölçülü ve kademeli şekilde tüketilmesi gerekir” açıklamasında bulundu.</p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, chia tohumu tüketilirken dikkat edilmesi gereken noktaları sıraladı:</p>
<p><strong>Kuru bir şekilde tüketmeyin</strong></p>
<p>Chia tohumları sıvı emerek şişer. Bu nedenle kuru şekilde tüketmek, yemek borusunda takılma ya da sindirim problemlerine yol açabilir. Tüketmeden önce bir süre sıvı içinde bekletmek veya yoğurt, süt ya da smoothie gibi sıvı besinlerle karıştırarak almak hem sindirimi kolaylaştırır hem de tohumların besin değerinden daha iyi yararlanmanızı sağlar.</p>
<p><strong>Fazlası faydadan çok zarar</strong></p>
<p>Chia’nın aşırı tüketimi kabızlık, şişkinlik ve sindirim sorunlarına yol açabilir. Özellikle kabızlık eğiliminiz varsa, chia tohumunu mutlaka yeterli sıvı ile birlikte tüketmeli ve miktarını yavaş yavaş artırarak önce vücudunuzu alıştırmalısınız. Ayrıca chia, kalorisi yüksek bir besin olduğu için gereğinden fazla tüketmek fark etmeden kilo alımına neden olabilir. Unutmayın, chia’dan fayda görmek için dengeli ve bilinçli tüketim şart. </p>
<p><strong>Su dengesini ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Chia tohumu fazla tüketildiğinde, içeriğindeki yüksek lif nedeniyle vücudun su ihtiyacı artar. Eğer yeterli sıvı alınmazsa, bu durum dehidrasyona ve mineral dengesizliklerine yol açabilir. Bu nedenle chia tohumunu tüketirken bol su içmeye özen göstermek, vücudun sıvı dengesini korumak açısından oldukça önemli.</p>
<p><strong>Vücudunuzu alıştırarak tüketmeye başlayın</strong></p>
<p>Lif tüketimi düşük olan kişiler, chia tohumuna birden fazla kaşıkla başladıklarında vücut bu lif artışına hemen uyum sağlayamayabilir ve gaz, karın ağrısı ile şişkinlik yaşayabilir. Bu nedenle chia tohumunu küçük miktarlarda başlayarak ve zamanla artırarak tüketmek, sindirim sisteminin uyum sağlaması açısından en doğru ve sağlıklı yaklaşımdır.</p>
<p><strong> İlaç kullanıyorsanız dikkatli olun</strong></p>
<p>Kan sulandırıcı veya tansiyon ilacı kullananlar ya da kronik hastalığı olan kişiler, chia tohumunu yüksek miktarda tüketmeden önce mutlaka doktorlarına danışmalı. Çünkü chia tohumu kan basıncını ve pıhtılaşmayı etkileyebilir bu etkileşim de ilaçlarla bir araya gelince istenmeyen sonuçlara yol açabilir. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/chia-tohumu-tuketirken-en-sik-yapilan-5-hata-587331">Chia tohumu tüketirken en sık yapılan 5 hata</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz Aylarında Sıvı Tüketimi Hayati Önem Taşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-sivi-tuketimi-hayati-onem-tasiyor-551440</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Jul 2025 08:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551440</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte, günlük sıvı alımının ne kadar olması gerektiği sorusu yeniden gündeme geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-sivi-tuketimi-hayati-onem-tasiyor-551440">Yaz Aylarında Sıvı Tüketimi Hayati Önem Taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte, günlük sıvı alımının ne kadar olması gerektiği sorusu yeniden gündeme geldi. Ancak bu sorunun herkes için geçerli, net bir cevabı olmadığını belirtmek gerekiyor. Günlük su tüketimi; kişinin yaşı, cinsiyeti, aktivite düzeyi, çevresel faktörler, kronik hastalıkları ve kullandığı ilaçlara bağlı olarak değişkenlik gösteriyor.</p>
<p>Özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerin alması gereken sıvı miktarı konusunda mutlaka doktorlarına danışmaları ve kendilerine önerilen düzeyde sıvı tüketmeleri gerekiyor.</p>
<p>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Nefroloji Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Ali Rıza Uçar, yaz aylarında artan sıvı ihtiyacı, sağlıklı su tüketimi ve aşırı su alımının yol açabileceği riskler hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Su Yaşam İçin Vazgeçilmez</strong></p>
<p>Vücudumuzun yaklaşık üçte ikisi sudan oluşur ve bu oran, yaşam fonksiyonlarımızın sürdürülebilmesi için büyük önem taşır. Terleme, nefes alıp verme, böbrekler ve bağırsaklar aracılığıyla her gün belirli miktarda sıvı kaybederiz. Vücudumuzun suyu depolama kapasitesi olmadığından, düzenli olarak su tüketilmesi şarttır. Sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için alınan ve kaybedilen sıvı arasında denge sağlanması gerekir. Bu dengeyi bozan hem yetersiz hem de aşırı sıvı tüketimi, sağlık açısından risk oluşturabilir.</p>
<p><strong>Ne Kadar Su İçilmeli?</strong></p>
<p>Sağlıklı bireyler için günlük sıvı ihtiyacı konusunda bilimsel verilere dayalı çeşitli öneriler bulunmaktadır. Sıvı alımı yalnızca sudan değil; diğer içecekler ve özellikle meyve-sebzeler gibi bazı gıdalardan da karşılanabilir. Ancak bu seçenekler arasında en sağlıklı ve ideal olanı sudur.</p>
<p>Genel kabul gören önerilere göre, sağlıklı bir erişkinin günlük sıvı ihtiyacı yaklaşık 2–2,5 litredir. Bunun %20’lik kısmı yiyecek ve diğer içeceklerden karşılanabildiği için günlük su tüketiminin 1,5–2 litre civarında olması gerektiği belirtilmektedir. Yaz aylarında artan sıcaklık ve buna bağlı terleme ile birlikte sıvı kaybı da arttığı için, bu dönemde su tüketiminin biraz daha artırılması önerilir. Aynı şekilde yoğun fiziksel aktivite veya egzersiz yapan bireylerin de su ihtiyacı artar.</p>
<p>Vücut suyunun azaldığını gösteren susama hissi, ağız ve cilt kuruluğu, koyu renkli ve az miktarda idrar gibi belirtiler de dikkate alınmalıdır.</p>
<p><strong>Kronik Hastalığı Olanlar Dikkatli Olmalı</strong></p>
<p>Bu genel önerilerin yalnızca sağlıklı bireyler için geçerli olduğu unutulmamalıdır. Kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıkları olanlar ile gebelik ve emzirme dönemindeki bireyler, sıvı alımını mutlaka doktorlarının önerdiği şekilde düzenlemelidir. Bu kişilerde genel geçer su tüketim önerileri, eksik ya da fazla sıvı alımına bağlı olarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.</p>
<p><strong>Aşırı Su Tüketimi de Zararlı</strong></p>
<p>Yeterli su tüketimi kadar, aşırı sıvı alımından da kaçınılmalıdır. Aşırı su tüketimi bazı durumlarda fizyolojik ya da psikolojik nedenlere bağlı olarak gelişebilir. Bu durum vücutta sıvı artışına ve kandaki sodyum seviyesinin düşmesine yol açarak “su zehirlenmesi” (hiponatremi) adı verilen, ciddi sonuçları olabilecek bir tabloya neden olabilir. Hücrelerin şişmesiyle birlikte özellikle beyin fonksiyonları zarar görebilir; bulantı, kusma, halsizlik, baş ağrısı ve ciddi nörolojik problemler ortaya çıkabilir.</p>
<p>Bununla birlikte böbrek, karaciğer veya kalp yetmezliği gibi sıvı atılımını azaltan hastalıklar bulunan bireylerde aşırı sıvı tüketimi, cilt altı dokular, akciğer ve karın boşluğu gibi alanlarda sıvı birikimine yol açarak ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.</p>
<p>Sonuç olarak, vücut fonksiyonlarının sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için yeterli miktarda sıvı alımı büyük önem taşımaktadır. Sağlıklı bir erişkinin günlük su ihtiyacı ortalama 2 litre civarındadır. Yaz aylarında artan sıvı kaybına karşı bu miktarın biraz artırılması önerilir. Ancak gereğinden fazla su tüketiminin de ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği unutulmamalıdır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-sivi-tuketimi-hayati-onem-tasiyor-551440">Yaz Aylarında Sıvı Tüketimi Hayati Önem Taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uçuş öncesi güvenlikte merak edilenler: Sıvı kısıtlaması ve diğer kritik uygulamalar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ucus-oncesi-guvenlikte-merak-edilenler-sivi-kisitlamasi-ve-diger-kritik-uygulamalar-541152</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 May 2025 07:12:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[diğer]]></category>
		<category><![CDATA[edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlikte]]></category>
		<category><![CDATA[kısıtlaması]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[uçuş]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541152</guid>

					<description><![CDATA[<p>TAV Güvenlik, havalimanlarında uygulanan güvenlik prosedürleri hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı. Havalimanı güvenliğinin birçok farklı yöntemin bir araya gelmesiyle oluşan çok katmanlı bir savunma sistemine dayandığını ve her katmanın bir diğerinin eksiklerini tamamladığını belirten TAV Güvenlik Genel Müdürü Turgay Şahan, “Havalimanında gördüğünüz her güvenlik kuralının arkasında yolcuların ve personelin can güvenliğini sağlamak gibi temel bir amaç yatar. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ucus-oncesi-guvenlikte-merak-edilenler-sivi-kisitlamasi-ve-diger-kritik-uygulamalar-541152">Uçuş öncesi güvenlikte merak edilenler: Sıvı kısıtlaması ve diğer kritik uygulamalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TAV Güvenlik, havalimanlarında uygulanan güvenlik prosedürleri hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı. Havalimanı güvenliğinin birçok farklı yöntemin bir araya gelmesiyle oluşan çok katmanlı bir savunma sistemine dayandığını ve her katmanın bir diğerinin eksiklerini tamamladığını belirten TAV Güvenlik Genel Müdürü Turgay Şahan, “Havalimanında gördüğünüz her güvenlik kuralının arkasında yolcuların ve personelin can güvenliğini sağlamak gibi temel bir amaç yatar. Basit ya da gereksiz gibi görünen bazı uygulamaların arkasında, aslında ciddi tehdit unsurları yer alıyor. Özellikle yoğun seyahat dönemlerinde birçok soru alıyoruz. Bunların başında sıvı sınırlaması ve hiçbir neden olmaksızın yolcunun aramaya tabii tutulması geliyor.” dedi.</strong> </p>
<p><b><strong> Havalimanlarındaki sıvı kısıtlamalarının amacı</strong></b></p>
<p>Havalimanlarındaki güvenlik uygulamaları, özellikle sıvı, aerosol ve jel (LAG) ürünleri konusundaki kısıtlamalar, yolcular arasında sıkça merak edilen bir konu. Bir yandan güvenlik kontrol noktalarında su, kolonya veya spreylerin belli miktarların üzerinde kabine alınmasına izin verilmezken, diğer yandan güvenlik tahditli alanlarda (GTA), yani kontrol noktalarından geçtikten sonra bu ürünlerin serbestçe satılması bir çelişki gibi görünebilir. Ancak bu durum, havacılık güvenliği mevzuatının temel prensipleri ve uygulama detayları ışığında oldukça anlaşılır hale gelmektedir. </p>
<p>Milli Sivil Havacılık Güvenlik Programı, yolcuların kabinde taşıyacakları sıvı, aerosol ve jel maddelerine yönelik kısıtlamaları belirler. Bu kısıtlamalar, genel olarak 100 ml hacimli kaplarda taşınma zorunluluğu ve bu kapların 1 litrelik şeffaf, kapanabilir bir poşet içinde bulunması gibi kuralları içerir. Bu düzenlemelerin temel amacı, sıvı patlayıcıların veya diğer tehlikeli sıvıların uçağa sokulmasını engellemektir. Önemli olan nokta, bu yasakların genellikle güvenlik kontrol noktalarından geçiş sırasında yolcuların &#8220;beraberindeki&#8221; ürünler için geçerli olmasıdır. Peki, güvenlik kontrolünden başarıyla geçtikten sonra neden havalimanının Duty Free mağazaları veya diğer ticari işletmelerinde bu tür ürünler satılabiliyor? </p>
<p>Duty Free mağazalardan satın alınan sıvı ürünler için belirlenmiş özel istisnalar bulunmaktadır. Bu ürünlerin, gümrüksüz mağazalarda satılması; kontrollü tedarik zinciri, güvenlik mühürlü poşetler, belge-fatura zorunluluğu ve transfer güvenliği gibi bir dizi sıkı güvenlik protokolüne dayanır. Milli Sivil Havacılık Güvenlik Programının belirlediği yasaklar, yolcuların dışarıdan getirdiği ve güvenlik kontrolünden geçmemiş, potansiyel risk taşıyan maddeleri hedef alır. Güvenlik tahditli alanlarda satılan ürünler ise, baştan sona kontrollü bir süreçten geçirilmekte ve özel güvenlik önlemleriyle (STEB gibi) paketlenmektedir. Dolayısıyla, Güvenlik Tahditli Alanlardaki bu satışlar, mevzuata tamamen uygun ve uluslararası standartlarla uyumlu bir uygulamadır.</p>
<p><strong>Alarm verecek hiçbir neden yokken aramaya tabii tutulmak</strong></p>
<p>Güvenlik uygulamalarının bir parçası olarak, güvenlik personelinin de öngöremeyeceği bir sistemle hiçbir alarm vermeyen yolcu bile rastgele olarak ek taramalara tabi tutulabilir. Bu, sistemin sürekli olarak öngörülemeyen tehditlere karşı hazır olmasını sağlar. Havalimanında her günün güvenlik derecesi farklı olabilir. Özellikle yoğun dönemlerde güvenlik derecesi arttırılabilir ve her 8 yolcudan biri random olarak uyarı verebilir. </p>
<p><strong>Şüpheli durumlarda laptopun X-ray&#8217;de ayrı geçirilmesinin amacı</strong></p>
<p>Elektronik cihazlar; pil, kablo, çip ve çeşitli bileşenler içeren yoğun ve karmaşık yapılar barındırır. Bu yapılar, X-ray tarayıcılarında net görüntü alınmasını zorlaştırabilir. Özellikle bir dizüstü bilgisayarın içerisine gizlenmiş tehlikeli veya yasadışı maddeler, bu karmaşık yapının içinde “elektronik karmaşa” adı verilen görüntü kirliliği nedeniyle fark edilemeyebilir. Bu nedenle, elektronik eşyaların X-ray cihazında güvenli ve doğru şekilde analiz edilebilmesi için valizlerden ve muhafazalarından çıkarılarak ayrı olarak taramadan geçirilmesi zorunludur.</p>
<p>Ayrıca, şüpheli durumlarda güvenlik görevlileri, cihazın gerçekten çalışır durumda bir laptop olduğunu teyit etmek amacıyla yolcudan laptopu açarak çalıştırmasını isteyebilir. Bu yöntem, cihazın içerisine gizlenmiş olabilecek farklı düzeneklerin tespit edilmesini sağlar ve güvenlik risklerini en aza indirir.</p>
<p><strong>Kesici kısmı 6 santimetre uzunluğunda kesici aletlerin yasak olması</strong></p>
<p>Uluslararası havacılık otoriteleri ve güvenlik uzmanları, yıllar süren araştırmalar ve risk analizleri sonucunda 6 santimetre sınırını belirlemiştir. Bu bir rastgele sayı değildir; aksine, olası bir tehdidin büyüklüğünü ve yaratabileceği riski minimize etmek için tasarlanmış bilimsel ve pratik bir sınırdır. 6 santimetreden daha uzun bir bıçak veya kesici alet, kabin gibi kapalı ve kısıtlı bir alanda, bir güvenlik ihlali durumunda daha ciddi yaralanmalara yol açma potansiyeli taşır. </p>
<p><strong>Güvenlik personelinin sıra tartışmalarına müdahale etmemesi</strong></p>
<p>Havalimanında uçağa yetişme telaşı içinde, güvenlik sırasının uzadığını görmek ve birilerinin acelesi olduğunu bahane ederek öne geçtiğine şahit olmak sinir bozucu olabilir. &#8220;Güvenlik personeli neden müdahale etmiyor?&#8221; diye şikâyet etmekte haklı olabilirsiniz. Özellikle uçağını istemsiz sebeplerle kaçırma riski taşıyan yolcular için bu durum daha da stresli bir hal alabilir. Ancak havalimanı güvenlik personelinin öncelikleri, bu tür &#8220;sıra kavgalarından&#8221; çok daha hassas ve hayati konulara odaklanmıştır. </p>
<p>Güvenlik görevlileri, X-ray cihazının ekranına, kapı dedektöründen geçen yolcuların hareketlerine ve elle yapılan aramalara maksimum düzeyde odaklanmak zorundadır. Sıradaki anlaşmazlıklara veya yolcular arasındaki öncelik tartışmalarına müdahale etmek, onların esas görevlerinden dikkatini dağıtır ve bu da potansiyel bir güvenlik açığı yaratabilir. Güvenlik, saniyelik bir dalgınlığı bile affetmeyecek kadar hassas bir iştir.</p>
<p><strong>“Prosedürlerin amacı hepimizin güvenliğini garanti altına almak”</strong></p>
<p>Havalimanındaki her güvenlik prosedürünün herkesin güvende olması için tasarlandığını belirten TAV Güvenlik Genel Müdürü Turgay Şahan, “Havalimanı güvenliği, tek bir büyük taramadan ibaret değildir. Aksine, birbiri üzerine eklenen çok katmanlı bir savunma sistemidir. Terminal girişindeki ilk X-ray taraması temel bir ön kontrol iken, hava tarafı güvenlik noktasındaki detaylı kontrol ve çalıştırma talebi, riskin tamamen ortadan kaldırılmasını hedefler. Bu ek kontroller, potansiyel tehditleri yakalama olasılığını artırır ve kötü niyetli kişilerin güvenlik sistemini aşma girişimlerini çok daha zor hale getirir. Tüm bu prosedürlerin amacı hepimizin güvenliğini garanti altına almak ve uçuşlarımızın kesintisiz devamlılığını sağlamaktır.” açıklamasında bulundu. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ucus-oncesi-guvenlikte-merak-edilenler-sivi-kisitlamasi-ve-diger-kritik-uygulamalar-541152">Uçuş öncesi güvenlikte merak edilenler: Sıvı kısıtlaması ve diğer kritik uygulamalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıvı ihtiyacını gidermek için önce suyu tercih edin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sivi-ihtiyacini-gidermek-icin-once-suyu-tercih-edin-537488</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 May 2025 11:26:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edin]]></category>
		<category><![CDATA[gidermek]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyacını]]></category>
		<category><![CDATA[önce]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[suyu]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=537488</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, havaların ısınmaya başlamasıyla daha da özen gösterilmesi gereken su tüketimi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sivi-ihtiyacini-gidermek-icin-once-suyu-tercih-edin-537488">Sıvı ihtiyacını gidermek için önce suyu tercih edin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, havaların ısınmaya başlamasıyla daha da özen gösterilmesi gereken su tüketimi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Sağlıklı bir vücut, sıvı dengesini sağlamakla yükümlü…</strong></p>
<p>Suyun yaşamsal faaliyetler için elzem olduğunu hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “İnsan vücudunun yüzde 60’ı sudan oluşur. Vücutta bulunan suyun yüzde 60’ı hücre içinde yüzde 40’ı ise hücre dışında bulunur.” dedi.</p>
<p>Sağlıklı bir vücudun, sıvı dengesini her zaman sağlamakla yükümlü olduğunu dile getiren Yiğit, “Vücuttan günlük olarak deri, akciğer ve boşaltım organları ile sıvı kaybı olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Günlük su ihtiyacı yapılan aktivitelere, ısı durumuna ve metabolizma hızına bağlı olarak değişebilir!</strong></p>
<p>Susama mekanizmasının nasıl çalıştığı hakkında bilgi veren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Kandaki iyon yoğunluğunun yüzde 1 artması ile hipotalamustaki susama merkezi uyarılır.” dedi.</p>
<p>Susuzluğun neden olduğu belirtilere de değinen Yiğit, şunları söyledi:</p>
<p>Vücutta yüzde 3 sıvı kaybı kan hacmi ve fiziksel performansı azaltırken, yüzde 5 ve üzeri sıvı kaybı baş dönmesi, yorgunluk ve hatta solunum sıkıntılarına sebep olabilir. Günlük su ihtiyacınız bilimsel verilere göre ağırlığınız başına 30 mililitredir. Yani 60 kg bir bireyseniz günlük 1,8 litre su ihtiyacınız vardır. Ancak bu ihtiyaç günlük yapılan aktivitelere, ısı durumuna ve metabolizma hızına bağlı olarak değişebilir.” </p>
<p><strong>Su ihtiyacı sadece suyla karşılanmalı</strong></p>
<p>Birçok araştırmanın, vücudun sıvı ihtiyacının öncelikli olarak sudan karşılanması gerektiğini, çay, kahve gibi diğer içeceklerin tüketiminin bu ihtiyacı karşılamadığını belirttiğinin altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Çünkü bu içeceklerin diüretik yani vücuttan su atma etkileri de vardır.” dedi.</p>
<p>Türkiye’ye Özgü Beslenme Rehberi (TÜBER) 2022 önerilerine göre vücudun sıvı ihtiyacı için günlük en az 600-1500 ml sade su tüketilmesi gerektiğini kaydeden Yiğit sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Günlük çay ve kahve en fazla 800 ml, yağsız veya az yağlı süt en fazla 500 ml, meyve sularının ise en fazla 125 ml olarak tüketilmesi öneriliyor. Sıcak havalarda vücudun sıvı ihtiyacı artmışken sıvı alımına daha da dikkat etmek gereklidir. Eğer sade su içmeyi sevmiyorsanız tadını meyve dilimleri ekleyerek biraz daha aromalı hale getirebilirsiniz. İçtiğiniz suya herhangi bir kronik rahatsızlığınız yok ise limon, nane yaprağı ve seylan tarçını ekleyerek, antioksidan değerini arttırabilirsiniz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sivi-ihtiyacini-gidermek-icin-once-suyu-tercih-edin-537488">Sıvı ihtiyacını gidermek için önce suyu tercih edin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PETRONAS Madeni Yağlar, Lubricant Expo 2023&#8217;te En Son Sıvı Teknolojisi Çözümlerini Sergileyecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/petronas-madeni-yaglar-lubricant-expo-2023te-en-son-sivi-teknolojisi-cozumlerini-sergileyecek-408854</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Sep 2023 15:54:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[çözümlerini]]></category>
		<category><![CDATA[expo]]></category>
		<category><![CDATA[lubricant]]></category>
		<category><![CDATA[madeni]]></category>
		<category><![CDATA[petronas]]></category>
		<category><![CDATA[sergileyecek]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[yağlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=408854</guid>

					<description><![CDATA[<p>PETRONAS Madeni Yağlar (PLI), 26 - 28 Eylül 2023 tarihleri arasında Almanya'nın Essen şehrindeki Messe Essen'de gerçekleşecek olan The Bearing Show kapsamındaki Lubricant Expo'nun bir parçası olacak</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/petronas-madeni-yaglar-lubricant-expo-2023te-en-son-sivi-teknolojisi-cozumlerini-sergileyecek-408854">PETRONAS Madeni Yağlar, Lubricant Expo 2023&#8217;te En Son Sıvı Teknolojisi Çözümlerini Sergileyecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>PETRONAS Madeni Yağlar (PLI), 26 &#8211; 28 Eylül 2023 tarihleri arasında Almanya&#8217;nın Essen şehrindeki Messe Essen&#8217;de gerçekleşecek olan The Bearing Show kapsamındaki Lubricant Expo&#8217;nun bir parçası olacak.</p>
<p>PLI, fuarda PETRONAS Iona markasını ve PETRONAS Iona Integra Plus adlı tam sentetik, e-Şanzıman sıvısını tanıtacak. Elektrik motorunun şanzıman yağından mekanik olarak yalıtıldığı elektrikli şanzımanlar için optimize edilen bu özel sıvı, performansı ve parça dayanıklılığı sağlamak üzere özel olarak geliştirildi.</p>
<p>Sergilenecek çözümler, eDAILY hafif ticari araçlarında kullanılan e-Transfer kutusu (elektrikli motor) için IVECO ve FPT (FIAT Power Train) Industrial ile birlikte hayata geçirildi.</p>
<p><strong>PLI Teknoloji Grup Sorumlusu Ravi Tallamraju</strong> konuya ilişkin olarak şunları söyledi: &#8220;IVECO ve FPT ile birlikte, performansı en üst düzeye çıkarma hedefiyle eDAILY için yeni sıvılar geliştirdik. PETRONAS Iona Integra Plus, e-Transfer kutusundaki çalkalanma kaynaklı kayıpları azaltmanın yanı sıra, sistemin daha yüksek viskoziteli standart sıvılarla karşılaştırılabilir dayanıklılıkta olmasını, güvenlik gereksinimlerini karşılamasını ve yüksek sıcaklıklarda bile mükemmel oksidasyon özellikleri sunmasını sağlıyor.</p>
<p><strong>FPT Industrial e-Powertrain Pazarlama Müdürü Alice Orsi,</strong> &#8220;Yeni teknolojiler, potansiyellerinin tamamını kullanmak için yeni yöntemler gerektiriyor, bu nedenle PETRONAS Madeni Yağlar ve IVECO işbirliği, IVECO eDAILY serisi için eCD140 Merkezi Sürüş Sisteminin heyecan verici performansını garanti etmek ve zaman içinde daha da iyileştirmek için özel olarak tasarlanmış bir sıvı geliştirmek için kilit bir rol oynuyor.&#8221; dedi.</p>
<p>eDAILY ayrıca verimliliği en üst düzeye çıkarmak ve yönetmeliklerdeki en son gereksinimleri karşılamak için, hafif ve ağır ticari araçlar da dahil olmak üzere tüm IVECO akslarına uyumlu olarak geliştirilen 75W-85 aks sıvısı PETRONAS Tutela Axle 900 HD&#8217;yi de kullanacak.&#8221;</p>
<p>PLI ayrıca PETRONAS’ın endüstriyel uygulamalara yönelik yeni ve eksiksiz yüksek nitelikli ürün yelpazesini içeren PETRONAS Endüstriyel Çözümler konseptini de sergileme fırsatını da yakalıyor. </p>
<p>Sürekli üretim ortamında, makine duruşu enerji maliyetleriyle birlikte en önemli sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. PETRONAS Endüstriyel Çözümleri kapsamında sunulan ürünler, en gelişmiş ürün denemeleri ve yağdaki bozulma seviyesini tahmin eden bir analiz sistemiyle geliştirildi. Bu, bakım için ihtiyaç duyulan müdahaleleri programlayarak sorunları daha büyük bir kesinlik ve hassasiyetle belirlememize olanak tanıyor, böylelikle yedek parça bekleme süresini azaltıyor ya da tamamen ortadan kaldırıyor ve makine ömrünün uzatılmasına katkı sağlıyor. PLI, müşterileriyle birlikte onların ihtiyaçları ve zorluklarını derinlemesine anlamak için bir takım olarak çalışıyor. Küresel çaptaki uzman ekibi, performansı optimize etmek ve endüstriyel dayanıklılığı artırmak için yenilikçi, enerji verimli çözümler sunmak ve aynı zamanda çevresel etkiyi en aza indirgeme amacıyla çalışmalarına devam ediyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong>Avrupa&#8217;nın ilk ücretsiz katılımlı fuar ve konferansı</strong></p>
<p>Avrupa&#8217;nın ilk ücretsiz katılımlı fuar ve konferansı olan Lubricant Expo and The Bearing Show, madeni yağ ve rulman çözümü üreticilerini son kullanıcıların yanı sıra tüm kimyasal ve ekipman tedarik zinciriyle buluşturuyor.</p>
<p>Fuarda sergilenecek teknolojiler arasında madeni yağlar, yağlama teknolojisi, sensörler, AI (Yapay Zeka) sistemleri, durum izleme, filtrasyon, otomasyon, katkı maddeleri, baz yağlar, depolama ve lojistik çözümleri, mühendislik hizmetleri, test ve analiz çözümleri, bilyalı rulmanlar, makaralı rulmanlar, monte rulmanlar, takımlar ve çok daha fazlası yer alıyor.</p>
<p>Lubricant Expo ve The Bearing Show, bu ihtiyaçları ele alan ürün ve teknolojileri sergilemek için mükemmel bir platform sunmanın yanı sıra, katılımcılara mühendisliğe dair gerçek dünyadaki zorlukları çözmek için ihtiyaç duydukları bilgileri edinme, yeni ürünleri tanıma, uzmanlardan bilgi alma ve sektörle etkileşim kurma fırsatı sağlıyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>PETRONAS Madeni Yağlar Hakkında:</strong></p>
<p>PETRONAS Madeni Yağlar (Petronas Lubricants International), Malezya&#8217;nın ulusal petrol şirketi Petronas’ın global madeni yağ üretim ve pazarlama iş koludur. 2008 yılında kurulan ve kökleri 1912 yılına kadar dayanan PETRONAS Lubricants International, küresel çapta 80’den fazla pazarda yüksek kaliteli otomotiv ve endüstriyel madeni yağ ürünleri üretmekte ve pazarlamaktadır. Merkezi Kuala Lumpur’da bulunan PETRONAS Madeni Yağlar, 27 ülkede 30’un üzerinde pazarlama ofisine sahipken, 1993 yılından bu yana Türkiye’de faaliyet göstermektedir. Şu anda ilk 10 arasında yer alan PETRONAS Lubricants International (PETRONAS Madeni Yağlar), dünyanın önde gelen madeni yağ şirketlerinden biri olarak konumunu korumak için agresif bir iş büyüme stratejisi yürütüyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/petronas-madeni-yaglar-lubricant-expo-2023te-en-son-sivi-teknolojisi-cozumlerini-sergileyecek-408854">PETRONAS Madeni Yağlar, Lubricant Expo 2023&#8217;te En Son Sıvı Teknolojisi Çözümlerini Sergileyecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Keçiören&#8217;de sıvı savun ve yüzey temizleyicisi üretim atölyesi hizmete açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/keciorende-sivi-savun-ve-yuzey-temizleyicisi-uretim-atolyesi-hizmete-acildi-384907</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jun 2023 21:38:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[atölyesi]]></category>
		<category><![CDATA[hizmete]]></category>
		<category><![CDATA[keçiörende]]></category>
		<category><![CDATA[savun]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[temizleyicisi]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yüzey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384907</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi tarafından ilçedeki Karakaya Mahallesi’nde bulunan AR-GE Merkezi’nde sıvı sabun ve genel yüzey temizleyicisi atölyesinin açılışı yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-sivi-savun-ve-yuzey-temizleyicisi-uretim-atolyesi-hizmete-acildi-384907">Keçiören&#8217;de sıvı savun ve yüzey temizleyicisi üretim atölyesi hizmete açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi tarafından ilçedeki Karakaya Mahallesi’nde bulunan AR-GE Merkezi’nde sıvı sabun ve genel yüzey temizleyicisi atölyesinin açılışı yapıldı.</p>
<p>Keçiören Karakaya Mahallesi’nde pandemi sürecinde Keçiören Belediyesi tarafından hizmete açılan AR-GE Merkezi’nde maske, kolonya ve dezenfektan üretimi yapılmış halka ücretsiz olarak dağıtılmıştı. Bu merkezde şimdi de belediyenin ve talepte bulunan kamu kurumları ile okulların ihtiyacını karşılamak üzere sıvı sabun ve yüzey temizleyicisi üretim atölyesi kurdu.</p>
<p>Atölyenin açılışına katılan Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok katılımcılara hitaben yaptığı konuşmada, “AR-GE merkezimizi pandemide kurduk. Maske, kolonya, çocuk ve yetişkin dezenfektanı üretip ücretsiz dağıttık. Bunları biz üretiyoruz. Bazı kurumlarımız bazı yerlere ürettirip kendi amblemlerini bastırıyorlar. Ama biz burada kimya mühendislerimizle birlikte ürettik. Ürettiğimizi de sokakta vatandaşlarımıza dağıttık.” dedi.</p>
<p>Kamu kurumlarındaki sıvı sabun giderlerinin fazla olduğunu bu nedenle de sıvı sabun üretim atölyesi kurduklarını söyleyen Altınok konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>“En büyük giderlerimizden bir tanesi de sıvı sabun ve yüzey temizleyicisi gideridir. Burada ürettiğimizi belediyemizin birimlerinde kullanacağız. Bu ürünlere çok para veriyoruz. Sadece biz değil bütün kurumlar veriyor. Şimdi kolonya ve dezenfektanın yanında artık kendi sıvı sabunumuzu üretmeye başladık. Maliyet analizi de yaptırıyoruz. Diyoruz ki, piyasadan kaça aldık? Üretsek maliyeti ne olur? Neticede, üretince üçte bir oranda daha az maliyetli olacağını hesapladık. Artık bütün ihtiyaçlarımızı buradan karşılayacağız. Ayrıca okullarımızı da geziyoruz. Okullarımızın da diğer ihtiyacı olan kamu kurumlarınızın da sıvı sabunlarını ücretsiz karşılayacağız. Üstelik piyasadan aldığımızdan daha kaliteli olacak. Elimizi, cildimizi tahriş etmeyecek.”</p>
<p>AR-GE Merkezi’nin bulunduğu Bağlum’a ve Karakaya Mahallesi’ne yapılan yatırımları da anlatan Altınok, “Bağlum’a havaalanı gibi yollar yaptık. Kafkasları geçen sene yaptık. Karakaya&#8217;da inanın yollar köy yolundan beterdi. Her taraf çamurdu. Ama şimdi havaalanı gibi yollar yaptık. Hisar Mahallemize de havaalanı gibi yollar yaptık. Kanuni Mahallemizde çalışmamız devam ediyor. Karşıyaka Yeni Nesil Pazar Yerimizi açtık. Şimdi konağımız inşallah bitmek üzere… İki tane de kapalı çok amaçlı spor salonu yapıyoruz. İki yakaya yapıyoruz. Biri Hisar’a diğeri Karşıyaka’ya… Burada bir de Millet Bahçesi projemiz vardı. Karakaya&#8217;dan başlıyor Karşıyaka’ya kadar… İki defa ihale yapıldı. Pandemi nedeniyle iptal oldu. İhale önce 60 milyon TL daha sonra 98 milyon TL civarında idi. Ama firma ‘Ben bu işi yapamıyorum’ dedi ve gitti. Bu sene yapımı başlayacaktı ancak Asrın Felaketi 6 Şubat depremini yaşadık. Millet Bahçemizi TOKİ yapacaktı. 14 milyon 800 bin nüfusun etkilendiği dünyanın en büyük depremlerinden birini, hatta arka arkaya bu büyüklükte iki depremin yaşandığı ilk depremi yaşayınca deprem bölgesinde yaşayan kardeşlerimizin evlerini inşa etmek TOKİ’nin de bizlerin de önceliği oldu. İnsanlar ya çadırda yaşamaya başladı ya da ülkemizin dört bir yanına dağıldı. Buraları inşa etmek daha elzem. Ama buraya da önümüzdeki sürçte Millet Bahçesi yapılacak.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Açılışta gerçekleştirilen çekilişle iki çocuğa bisiklet hediye edildi. Kurdele kesim merasimiyle atölye hizmete açıldı. ​</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-sivi-savun-ve-yuzey-temizleyicisi-uretim-atolyesi-hizmete-acildi-384907">Keçiören&#8217;de sıvı savun ve yüzey temizleyicisi üretim atölyesi hizmete açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nefes Darlığı Ve Ağrı Akciğerde Sıvı Birikmesine İşaret Edebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nefes-darligi-ve-agri-akcigerde-sivi-birikmesine-isaret-edebilir-365930</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Apr 2023 09:40:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[birikmesine]]></category>
		<category><![CDATA[darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[edebilir]]></category>
		<category><![CDATA[işaret]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365930</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı hastalıkların sonucunda akciğerlerde sıvı birikebiliyor ve bu sıvı akciğerlerdeki birçok hava kesesinde toplanarak nefes almayı zorlaştırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nefes-darligi-ve-agri-akcigerde-sivi-birikmesine-isaret-edebilir-365930">Nefes Darlığı Ve Ağrı Akciğerde Sıvı Birikmesine İşaret Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı hastalıkların sonucunda akciğerlerde sıvı birikebiliyor ve bu sıvı akciğerlerdeki birçok hava kesesinde toplanarak nefes almayı zorlaştırıyor.  Plevral efüzyon olarak adlandırılan akciğerlerde sıvı birikmesi, çoğu zaman kalp problemlerinden kaynaklanıyor ancak akciğerde sıvı farklı nedenlerle de gelişebiliyor. Bu tablonun vakit kaybedilmeden tedavi edilmesi hayati önem taşıyor. Memorial Antalya Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Abdullah Erdoğan, akciğerlerde sıvı birikmesi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. </p>
<p><strong>Sıvı akciğerin çalışmasını engelliyor</strong></p>
<p>Akciğerin dışında göğüs kafesinin içinde plevral aralık diye adlandırılan bölgede sıvı birikmesine plevral efüzyon ya da plevral sıvı denir. Plevral sıvı akciğere yaptığı basıyla akciğerin çalışmasını bloke eder ve bazı rahatsızlıklara neden olur. Akciğerde sıvı birikmesinin diğer adı akciğer ödemidir. Akciğer ödemi akciğerin içinde havalanmayı sağlayan alveoler denilen akciğer keseciklerinde sıvı birikmesidir. </p>
<p><strong>Akciğerde sıvı birikmesine neden olan etkenler şu şekildedir;</strong></p>
<p>Plevral efüzyon sıvı akciğeri sıkıştırdığı ve çalışma alanı bırakmadığı için şikayet oluşturur. Plevral efüzyon yani akciğerde sıvı birikmesinin pek çok sebebi vardır. Bir kısmı akciğerin kendisine ait sebeplerken diğer bir kısmı da akciğer dışında başka hastalıklardan kaynaklanır.</p>
<ul>
<li>Zatürre</li>
<li>Akciğer kanseri</li>
<li>Akciğer apsesi</li>
<li>İnterstisyel akciğer hastalığı </li>
<li>Kalp yetmezliği </li>
<li>Romatizmal hastalıklar</li>
<li>Metabolizma bozukluğu</li>
<li>Böbrek yetmezliği</li>
</ul>
<p>Bazen lenfoma ya da lenf sistemi hastalıkları gibi mediastinal hastalıklarda da plevrada sıvı birikebilir. Bu sıvı şilotoraks olarak adlandırılır ve yenilen besinlere bağlı olarak, o besinlerden emilen yağların lenf sisteminde hareketini bozduğu için plevral alanda birikmesiyle ortaya çıkar. </p>
<p><strong>Başlıca belirti nefes darlığı</strong></p>
<p>Akciğerde sıvı birikmesinde görülen başlıca belirti nefes darlığıdır. Nefes darlığıyla birlikte karın ile sırt arasında kalan bölgede yan ağrısı diye betimlenen ağrı eşlik edebilir. Tek taraflı sıvı birikiminde ağrı nefes darlığından daha çok olabilir. Ama iki taraflı sıvı birikiminde ikisi de görülür. Nefes darlığıyla gelen hastalarda fizik muayenede akciğerden sesler alınmayabilir ve şüphe ortaya çıkarır. Uzman doktor toraks grafisi ister. Grafide sızı görüntüsü belirgindir. Gerekli görüldüğü takdirde tomografiyle de kesin tanı konabilir.  </p>
<p><strong>Sıvı iğne ile boşaltılıyor</strong></p>
<p>Tedavide bu sıvının sebebini, neden ortaya çıktığını belirlemek gerekir. Kalp yetmezliği, romatizmal hastalık, böbrek yetmezliği gibi sistemik hastalığa bağlı problemlerde ilgili hastalığın tedavi edilmesiyle sıvı kendiliğinden azalır ama kanser, zatürre, lenfoma gibi akciğerin kendisine ait sıvı birikiminde sıvının oradan uzaklaştırılması ve etken olan sebebin tedavi edilmesi gerekir. Sadece sıvı ve zatürre varsa sıvı iğne ile ya da göğse diren takılarak boşaltılabilir ve böylelikle tedavi saplanır. İğne ile boşaltmanın adı torasentez, tüp takarak boşaltmanın adı tüp torakostomidir. Altta yatan hastalık tedavi edildikten sonra sıvı bittiği zaman tüp çekilir hasta hayatına devam eder.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nefes-darligi-ve-agri-akcigerde-sivi-birikmesine-isaret-edebilir-365930">Nefes Darlığı Ve Ağrı Akciğerde Sıvı Birikmesine İşaret Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
