<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sıradan | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/siradan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/siradan</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 23 Mar 2026 12:43:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>sıradan | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/siradan</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Sıradan şeylerden mutlu olmak, basit ama anlamlı bir yaşam tarzı sürmek, uzun ömrün sırrıdır!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-siradan-seylerden-mutlu-olmak-basit-ama-anlamli-bir-yasam-tarzi-surmek-uzun-omrun-sirridir-622346</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 12:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[şeylerden]]></category>
		<category><![CDATA[sıradan]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622346</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Sağlıklı Yaşlanma-Longevity konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-siradan-seylerden-mutlu-olmak-basit-ama-anlamli-bir-yasam-tarzi-surmek-uzun-omrun-sirridir-622346">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Sıradan şeylerden mutlu olmak, basit ama anlamlı bir yaşam tarzı sürmek, uzun ömrün sırrıdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Sağlıklı Yaşlanma-Longevity konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>İnsanlık tarihinde ortalama yaşam süresi giderek artıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Longevity (uzun ömür) kavramının, özellikle son yıllarda öne çıkan bir konu haline geldiğini ifaden ederek, “Çünkü insanlık tarihinde ortalama yaşam süresi giderek artıyor. 100 yıl kadar önce dünya genelinde ortalama ömür 40’lı yaşlardaydı. Günümüzde ise Türkiye&#8217;de bu süre kadınlarda ortalama 78, erkeklerde ise 74-76 yaş aralığına kadar yükseldi. Küresel ölçekte de benzer bir artış söz konusu. Yaşam süresi uzadıkça, daha önce nadir görülen sağlık sorunları da artmaya başladı. Geçmişte insanlar daha erken yaşta hayatını kaybettiği için Alzheimer gibi hastalıklar fazla ortaya çıkmıyordu. Ancak bugün insanlar 70 yaş ve üzerine çıktığında Alzheimer riski belirgin şekilde artıyor. Unutkanlık daha sık görülüyor. Eğer kişi sağlıklı bir yaşam tarzı benimsememişse, ömrü uzasa da pek çok hastalıkla mücadele etmek zorunda kalıyor. Oysa yapılan araştırmalar, hastalıkların yüzde 60-70’inin doğrudan yaşam tarzıyla ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu çok ciddi bir oran. Diyabetten depresyona kadar birçok hastalık, sağlıksız beslenme, yetersiz hareket, stresli yaşam gibi faktörlerle ortaya çıkıyor. Yani kişi doğru yaşasa, doğru beslense bu hastalıkların pek çoğu önlenebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Artık yaşam tarzı psikoterapisi adı verilen bir yaklaşım uygulanıyor</strong></p>
<p>Günümüzde yaşam tarzı eğitimlerine tüm dünyada ağırlık verilmeye başlandığını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Artık yaşam tarzı psikoterapisi adı verilen bir yaklaşım uygulanıyor. Bu yöntem, hasta olmadan önce kişiye sağlıklı yaşama becerileri kazandırmayı amaçlıyor. Bu, aynı zamanda pozitif psikoterapinin de bir türü. Sağlıklı yaşamı desteklemek için duygusal zeka çalışmaları da yapılıyor. Buradaki amaç, sadece uzun yaşamak değil; sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürebilmek.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Beden farkındalığı önemli…</strong></p>
<p>Sağlıklı yaşam tarzı eğitiminde en çok önem verilen konulardan birinin beden farkındalığı olduğunu da belirten Prof. Dr. Tarhan, “Kişinin kendi bedenini tanıması, fark etmesi gerekir. Bir kişiye bakıyorsunuz, obez. Beden kitle indeksi 30’un üzerinde. Ama ‘Su içsem yarıyor’ diyor. Aslında farkında olmadan sürekli bir şeyler yiyor, atıştırıyor. Gerçekte ne yediğinin farkında değil. Benzer şekilde, bazı kişiler ‘Hiç uyumadım’ diyor. Aslında uyumuş ama uyku farkındalığı yok; uyuduğunun farkında değil. Beynimiz algılayan bir organ olduğu için beden farkındalığı çok önemli. Çünkü kişi bedeninin sinyallerini ne kadar iyi tanırsa, o kadar doğru kararlar verir. Farkındalık yanlışsa, alınan karar da yanlış olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zihinsel farkındalık en az bedensel farkındalık kadar önemli</strong></p>
<p>Bedeni tanımanın, güçlü ve zayıf yönlerini bilmenin çok önemli olduğunu, “Hangi gıdalar bana iyi geliyor, hangileri dokunuyor? Nasıl beslenirsem daha sağlıklı olurum? Boyum, kilom ne durumda? Uyku düzenim nasıl? Su tüketimim yeterli mi? Metabolik dengem nasıl?” sorularının yanıtlarının beden farkındalığıyla ilgili odluğunu anlatan Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bir de zihinsel farkındalık var. Bu da en az bedensel farkındalık kadar önemli. Zihinsel farkındalık, kişinin psikolojik durumunu, olayları nasıl algıladığını ve nasıl tepki verdiğini içerir. Bir olay yaşanıyor, bir ipucu alıyoruz ve buna alışkanlıkla, otomatik bir yanıt veriyoruz. Hoşumuza giden bir şey olduğunda hemen tepki veriyoruz. Oysa bu tepkiler, zihinsel çarpıtmalar ya da çocuklukta öğrenilmiş yanlış kalıp yargılardan kaynaklanıyor olabilir. Zihinsel yanlış kalıp yargılarımız var. Bunları düzeltmek gibi, kendimizi geliştirmek gibi bir hedefimiz yoksa çocukluğumuz öğrendiğimiz zihinsel kalıpları, kalıp yargılar aynen devam ettiriyoruz. Halbuki şartlar değişmiş, ortam değişmiş ama siz değişmemişsiniz. Hastalıklar başlıyor. Ruhsal hastalıklarda zihin farkındalığı önemli. Bedensel hastalıklarda da beden farkındalığı önemli. Bunun birinci şartı kişinin kendini tanıması. Kendini iç iç keşif yolculuğu. Hem bedensel farkındalık açısından hem zihinsel farkındalık açısından kendini tanımak ilk adım. Buna öz bilinç deniyor. Kendinin farkına varmak. Bunu fark ettikten sonra öz yönetim başlıyor. Güçlü zayıf yönlerini yönetmek başlıyor.”</p>
<p><strong>Yalnızlık bazen seçilmiş bir durum olabilir</strong></p>
<p>İnsanın diğer canlılardan farklı olarak ilişkisel bir varlık olduğunu, sosyal yapıdan izole olan insanın mutsuz olacağını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Elbette yalnızlık bazen seçilmiş bir durum olabilir. Tasavvufta da bu tür yalnızlıklar, kişinin kendini geliştirmesi için teşvik edilir. Eski zamanlarda insanlar çilehanelere çekilerek manevî gelişim sağlamaya çalışmışlardır. Ancak günümüzde, bu tür bir yalnızlığı sürdürebilmek ve onunla gelişmek oldukça zordur. Artık insanlar sosyal hayatın içinde, ilişkilerini yöneterek gelişmek zorundadır. Sağlıklı ve mutlu bir yaşam için kişinin sosyal hayatın içinde ilişkilerini yönetebilmesi gerekir.” dedi.</p>
<p><strong>Yeme alışkanlıkları sade ve sağlıklı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, mavi bölgeler denilen Japonya, İtalya ve Yunan adalarında örneklerine rastlanan bölgelerde yaşayan insanların ortak bazı özellikleri bulunduğunu, en bilinenlerinden birinin Japonya’daki Okinawa Adası olduğu olduğunu ve bu insanların hem uzun yaşadıklarını hem de sağlıklı bir yaşam sürdürdüklerini anlatarak, “Bir diğer ortak özellikleri de beslenme biçimleri. Yeme alışkanlıkları oldukça sade ve sağlıklı. Bitkisel temelli, renkli tabaklara ağırlık veriyorlar. Sebze odaklı besleniyorlar; meyve tüketimi daha az, ama sebze tüketimi oldukça fazla. Bu kişilerin yaşam felsefeleri de dikkat çekici. Hayata bakışları haz odaklı değil, anlam odaklı. Mesela yemek yerken doymadan kalkıyorlar. Bu, onların en belirgin alışkanlıklarından biri.” diye konuştu.</p>
<p>Midenin her seferinde tıka basa doldurulması durumunda sindirimi sağlamak için midenin genişlemek zorunda kaldığını, her öğünde azıcık genişleyen midenin, bir süre sonra doyma hissini kaybettiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Sonunda kişi doyamaz hale gelir ve obezite gelişebilir. Oysa çözüm çok daha basittir: Her öğünde tam doymadan sofradan kalkmak. Tam doymadan sofradan kalkabilen kişilerin midesi büyümüyor. Hava boşluğu kaldığı için sindirim de kolay oluyor. Ve vücutta toksinler de birikmiyor. Yediklerimize dikkat etmemiz gerekiyor. Çünkü yediklerimiz bağırsaktaki mikrobiyotayı oluşturuyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Anadolu irfanını unuttuk</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, günlük hayatın hızı içinde yapılan 20 dakikalık meditasyon seansının, zihni sakinleştirdiğini ifade ederek, “Mevlana sufi meditasyon şeklinde yapmış. Sema meditasyonu şeklinde yapmış. Bu uygulamalar, bireye kendini gözlemleme ve öz-eleştiri fırsatı sunar. Kişi, ‘Bugün neleri doğru, neleri yanlış yaptım, yanlışlarımdan ne öğrendim?’ sorularını sorarak gelişir. Böylece eleştiriye açık bir zihniyet oluşur ve sürekli öğrenme kültürü benimsenir. Vahşi kapitalizmin tehlikeli virajlarında koşturuyoruz şu anda Türkiye olarak. Böyle olunca Anadolu irfanını unuttuk, kadim kültürümüzü unuttuk.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Meditatif meditasyonun ilk aşaması, kişinin zihinsel olarak rahatlaması</strong></p>
<p>Meditatif meditasyonun ilk aşamasının, kişinin zihinsel olarak rahatlaması olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Kişi kendisine mantra tarzında kişi bir kelime seçiyor. O kelimeyi 20 dakika boyunca düşünüyor, hayal ediyor. Bu esnada beyin, günlük rutinden çıkar. Artık zihni ‘Bu niye böyle oldu, şu neden böyle?’ gibi alışılmış sorular sormaz. Bunun yerine, kişi bu kelimeyle birlikte yeni anlamlar üretir, hayal kurar, zihinsel olarak yaratıcı bir sürece girer. İkinci aşama ise fiziksel egzersizdir. Kişi bu sırada vücudunu gevşetmeye yönelik egzersizler yapar. Üçüncü unsur ise ses. Meditasyonu destekleyecek bir müzik, doğa sesi (su, kuş sesi vb.) ya da geçmişte kişiye iyi hissettiren bir melodi kullanılabilir. Böylece zihinsel, fiziksel ve işitsel boyut birlikte devreye girer. Bu üç unsur bir araya geldiğinde meditasyon etkili olur. Çünkü bu sayede beynin farklı bölgeleri aynı anda aktive edilir. Beş duyumuz harekete geçer: işitsel, görsel, fiziksel&#8230; İnce motor, kaba motor, sözel ve duygusal beceriler hep birlikte çalışır. Beynin tüm alanları aktive olur.”</p>
<p><strong>Her gün 20’şer dakikalık meditatif eylemler oldukça faydalı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, her gün 20’şer dakikalık meditatif eylemlerin oldukça faydalı olduğuna işaret ederek, “Ancak burada önemli olan, kişinin zihnini tamamen bu eyleme verebilmesidir. Mesela birçok insan biliyorum ki dini ritüellerini yerine getiriyor, ibadet ediyor ama aklı başka yerde. Aklını ve duygularını ibadete veremediği için bu, meditatif bir eyleme dönüşmüyor. Oysa kişi zihnini ve duygularını tamamen o ana verebildiğinde, işte o zaman bu eylem gerçekten meditatif olur. Bu yaklaşım terapilerde de kullanılıyor.” dedi.</p>
<p>Aşırıya kaçan yalnızlık anlayışının bencillik ve ben-merkezcilik oluşturduğunu, kişinin yalnızca kendi çıkarlarını düşünmesinin sağlıklı olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Seçilmiş yalnızlık, doğru dozda yapıldığında faydalıdır. Ancak aşırıya kaçarsa, kişi kendini ermiş gibi görmeye başlar ve dini narsizm gibi tehlikeli bir duruma düşebilir. Tıpkı etnik narsizmde olduğu gibi, dini narsizm de tehlikelidir. Her şeyin doğru ölçüde ve zamanında olması gerekir” dedi.</p>
<p><strong>Sıradan şeylerden mutlu olmak uzun ömrün de sırrı…</strong></p>
<p>Sağlıklı bir yaşam için üç temel unsurun dengeli olması gerektiğini, bunların maddi varlıklar, sağlık ve bilgeliği kapsadığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bu üç şeyi akıl tepsisine koyarak, dengeli bir şekilde yaşamak, uzun ömürlü ve sağlıklı bir yaşam sürmeyi sağlar. Sıradan şeylerden mutlu olmak, basit ama anlamlı bir yaşam tarzı sürmek, uzun ömrün sırrıdır. Mizahı çok kullanan, pozitif etkileşim içinde olan insanlar, çevrelerindeki kişilere huzur verirler. Bir insanın yanında kendinizi huzurlu hissetmiyorsanız, kaygılı hissediyorsanız o kişi negatif bir kişidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Stresle baş etmede mizah çok etkili</strong></p>
<p>Negatif enerjisi olan bireylerin çevresine huzursuzluk yaydığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Eğer bir insanın yanında kendinizi huzurlu değil, kaygılı hissediyorsanız o kişi negatif bir kişidir. Pozitif ruh halindeki kişiler ise güven verir, şaka kaldırır, mizahı kullanır, hatta kendileriyle dalga geçebilirler. Böyle kişiler gerçekten daha uzun yaşıyorlar. Stresle baş etmede mizah çok etkilidir. Kayserili bir vatandaş ağır hastalanıyor. Ailesi etrafında toplanınca, &#8216;Hepiniz buradaysanız dükkânda kim var?&#8217; diyor. Herkesi güldürüyor. İnsan ilişkilerinde mizahı kullanabilen kişiler daha uzun ömürlü oluyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Bireyin önce kendisinde değişimi başlatması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Başkalarını düzeltmeye çalışmadan önce kendimize odaklanmalıyız. Farkındalık geliştiren bireyler hem daha sağlıklı kararlar alır hem de ilişkilerde daha az hata yapar.” dedi.</p>
<p><strong>Kadınlar duygusal beyin yapıları sayesinde daha uzun yaşıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kadınların erkeklerden daha uzun yaşamasının ardındaki biyolojik ve psikolojik nedenleri değerlendirdi ve kadın beyninin yapısal özelliklerinin uzun yaşamda önemli rol oynadığını ifade ederek, “Küresel verilere baktığımızda kadınların erkeklere kıyasla daha uzun yaşadığı görülüyor. Bunun en temel nedenlerinden biri, kadın beyninin duygulara ve şefkate odaklı çalışmasıdır.” dedi.</p>
<p>Kadınların annelik içgüdüsü ve duygusal yapılarıyla daha empatik olduklarını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Erkek beyni daha çok avcı karakterde, sol beyin ağırlıklı çalışır; mantık, analiz ve savaşma güdüsüne odaklıdır. Kadın beyni ise sağ beyinle, yani duygular, estetik, sanat ve şefkatle ilişkilidir. Bu yapısal fark, kadınların kendilerini aşmaya ve iç huzura daha fazla odaklanmalarını sağlıyor. Empati yetenekleri de erkeklere kıyasla daha gelişmiş. Bu da uzun ve sağlıklı yaşam için avantaj sağlıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Mutlu evlilik yaşam süresini uzatıyor</strong></p>
<p>Araştırmaların evli bireylerin ortalama olarak daha uzun yaşadığını ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, bunun ancak mutlu bir evlilik söz konusu olduğunda geçerli olabileceğine dikkat çekti. Prof. Dr. Tarhan, “Eğer evlilik huzursuzsa, çiftler sürekli çatışma halindeyse, bu durumda uzun yaşamak pek mümkün değil. Modern çağın bize dayattığı rekabetçi evlilik modelinde, kadın ve erkek arasında ego savaşları yaşanıyor. Oysa ideal olan, yol arkadaşlığına dayalı, tamamlayıcı bir evliliktir.” dedi.</p>
<p>Evliliğin bireyler arasında bir güç mücadelesine dönüşmesinin ilişkiyi zayıflattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Rekabetçi evliliklerde taraflar 1+1 gibi ayrı varlıklar olarak kalır. Ama ortak amaçta hareket eden kişilerse iki tane bir yan yana gelince 11 kişi gibi oluyor.” diye konuştu.</p>
<p>Geleneksel kültürde eşlerin ‘Refik’ ve ‘Refika’ yani ‘yol arkadaşı’ olarak tanımlandığını hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, “Bu anlayışta çiftler birbirlerini domine etmeye çalışmaz, aksine birlikte güçlenirler. Gerçek bir evlilik, iki ayrı bireyin birleşerek daha büyük bir anlam yaratmasıdır.” diye sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-siradan-seylerden-mutlu-olmak-basit-ama-anlamli-bir-yasam-tarzi-surmek-uzun-omrun-sirridir-622346">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Sıradan şeylerden mutlu olmak, basit ama anlamlı bir yaşam tarzı sürmek, uzun ömrün sırrıdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk Şenlikleri &#8220;Okulda Sıradan Bir Gün&#8221; Gösterisi İle Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuk-senlikleri-okulda-siradan-bir-gun-gosterisi-ile-basladi-606540</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 15:38:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[gösterisi]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[le]]></category>
		<category><![CDATA[okulda]]></category>
		<category><![CDATA[şenlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[sıradan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606540</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gemlik Belediyesi tarafından düzenlenen çocuk etkinlikleri kapsamında, “Okulda Sıradan Bir Gün” adlı tiyatro oyunu çocuklarla buluşturuldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuk-senlikleri-okulda-siradan-bir-gun-gosterisi-ile-basladi-606540">Çocuk Şenlikleri &#8220;Okulda Sıradan Bir Gün&#8221; Gösterisi İle Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gemlik Belediyesi tarafından düzenlenen çocuk etkinlikleri kapsamında, “Okulda Sıradan Bir Gün” adlı tiyatro oyunu çocuklarla buluşturuldu.</p>
<p>Kenan Yıldırım’ın kurucusu ve yönetmeni olduğu Gemlik Akademi Tozlu Sahne ile Orhangazi Efe Sanat Merkezi iş birliğinde sahnelenen oyun, çocuklardan yoğun ilgi gördü.</p>
<p>Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, yarıyıl tatili boyunca çocuklara yönelik eğitici, eğlenceli ve sanatsal etkinliklerin devam edeceğini belirtti.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuk-senlikleri-okulda-siradan-bir-gun-gosterisi-ile-basladi-606540">Çocuk Şenlikleri &#8220;Okulda Sıradan Bir Gün&#8221; Gösterisi İle Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıradan bir öksürük sandığınız şey, zatürre olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siradan-bir-oksuruk-sandiginiz-sey-zaturre-olabilir-591060</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2025 08:07:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Belirten]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sandığınız]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[sıradan]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zatürre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591060</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl milyonlarca insanın hayatını etkileyen zatürrenin (pnömoni), hala dünyanın en ciddi solunum yolu enfeksiyonlarından biri olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, erken fark edildiğinde tedavisi mümkün olan hastalığın, özellikle risk grubundakiler için ölümcül seyredebileceğine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siradan-bir-oksuruk-sandiginiz-sey-zaturre-olabilir-591060">Sıradan bir öksürük sandığınız şey, zatürre olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl milyonlarca insanın hayatını etkileyen zatürrenin (pnömoni), hala dünyanın en ciddi solunum yolu enfeksiyonlarından biri olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi,  erken fark edildiğinde tedavisi mümkün olan hastalığın, özellikle risk grubundakiler için ölümcül seyredebileceğine dikkat çekti. Dr. Öğretim Üyesi El Jundi, “Özellikle yaşlılarda ateş olmadan seyreden ‘sessiz zatürre’ vakaları da artmaktadır. Bu nedenle ‘ateşim yok, ciddi değildir’ dememek gerekir” uyarısında bulundu. Alınacak tedbirlerle zatürreden korunmanın mümkün olduğunu belirten El Jundi, zatürrenin büyük oranda önlenebilir bir hastalık olduğunu vurgulayarak 6 öneride bulundu.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, 12 Kasım Dünya Zatürre Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, zatürrenin hala dünyanın en ciddi solunum yolu enfeksiyonlarından biri olduğunu söyledi.<br />Zatürre grip gibi başlar, daha ağır seyreder<br />Zatürrenin akciğerlerdeki hava keseciklerinin (alveollerin) mikrop, virüs veya mantar kaynaklı iltihaplanmasıyla oluştuğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “Bu iltihap, hava keseciklerinin sıvı veya irinle dolmasına neden olur, nefes almak zorlaşır, vücut oksijensiz kalır. Belirtiler genellikle grip gibi başlar ancak daha ağır seyreder. Belirtileri süregelen öksürük (balgamlı veya kuru),  göğüs ağrısı, nefes alırken batma hissi, yüksek ateş, titreme, terleme, hızlı nefes alma, nefes darlığı, yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık şeklinde sıralayabiliriz. Belirtiler arasında bazen mide bulantısı veya ishal de eşlik edebilir. Mayo Clinic uzmanlarına göre, özellikle yaşlılarda ateş olmadan seyreden ‘sessiz zatürre’ vakaları da artmaktadır. Bu nedenle ‘ateşim yok, ciddi değildir’ dememek gerekir” uyarısında bulundu.<br />Risk grupları dikkatli olmalı<br />Zatürreye herkesin yakalanabileceğini ancak bazı kişiler için riskin daha yüksek olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, bu grupları şöyle sıraladı:<br />-65 yaş üstü bireyler ve 5 yaş altı çocuklar<br />-Kronik hastalığı olanlar: Astım, KOAH, kalp yetmezliği, diyabet gibi hastalıklarda risk artmaktadır.<br />-Bağışıklığı zayıf kişiler: Kanser tedavisi görmek, kortizon kullanımı, organ nakli sonrası dönemde olanlarda risk artmaktadır. <br />Sigara içenlerin yakalanma riski 2-4 kat daha fazla<br />&#8211; Sigara içenler ve hava kirliliğine maruz kalanlar. Harvard Health raporuna göre, sigara içenlerin zatürreye yakalanma riski içmeyenlere göre 2–4 kat daha fazladır.<br />-Yutma güçlüğü yaşayanlar (Felç, yaşlılık veya nörolojik hastalıklar nedeniyle)<br />-Aşıları eksik olanlar<br />Tekrarlayan zatürrede detaylı tetkik yapılmalı<br />Zatürrenin tekrarlayabileceğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “Zatürre bir kez geçirildikten sonra tekrar ortaya çıkabilir. Eğer kısa aralıklarla zatürre geçirdiyseniz, mutlaka detaylı tıbbi değerlendirme yapılmalıdır. Çünkü bazen tekrarlayan zatürre, daha derin bir sağlık probleminin ilk işareti olabilir” dedi.<br />Zatürre hastaları bu uyarılara kulak vermeli<br />Zatürre hastalarının dikkat etmesi gereken noktalara işaret eden Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi önerilerini şöyle sıraladı:<br />Tedaviyi yarım bırakmayın: Antibiyotik veya antiviral ilaçlar doktorun belirttiği sürede kullanılmalı.<br />Bol sıvı alın, dinlenin: Akciğerin iyileşmesi zaman ister. Yorucu aktivitelerden kaçının.<br />Sigara ve alkolden uzak durun: Akciğer savunmasını zayıflatır, iyileşmeyi geciktirir.<br />Ağız ve diş sağlığına önem verin: Kötü ağız hijyeni, özellikle yaşlılarda “aspirasyon pnömonisi” riskini artırıyor.<br />Kronik hastalıklarınızı kontrol altında tutun: Diyabet, kalp yetmezliği veya KOAH varsa düzenli kontrollerinizi aksatmayın.<br />Belirtiler tekrarlarsa doktora başvurun: Tam iyileşme sağlanmadan iş veya egzersize dönmek komplikasyonlara yol açabilir.<br />Zatürreden korunmak için 6 tavsiye<br />Alınacak tedbirlerle zatürreden korunmanın mümkün olacağını belirten Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, zatürrenin büyük oranda önlenebilir bir hastalık olduğunu vurgulayarak önerilerini şöyle sıraladı:<br />1. Aşı olun. Pnömokok aşısı özellikle 65 yaş üstü ve kronik hastalığı olanlar için önemlidir. Grip aşısı da olunmalıdır. Grip aşısı, grip sonrası zatürre gelişimini yüzde 50’ye kadar azaltabilir.<br />2. Sigara içmeyin. Sigara, akciğerin doğal savunma mekanizmasını zayıflatır.<br />3. Ellerinizi sık yıkayın. Solunum yolu enfeksiyonlarının yüzde 80’i temasla bulaşır.<br />4. Sağlıklı beslenin, egzersiz yapın. Harvard Üniversitesi araştırmalarına göre, düzenli egzersiz yapan bireylerde zatürreye bağlı ölüm riski yüzde 48 daha düşüktür.<br />5.Yeterince uyuyun. Bağışıklık sistemi dinlenmeye ihtiyaç duyar; az uyku enfeksiyon riskini artırır. <br />6. Kapalı ortamları havalandırın. Ev ve iş yerlerinde temiz hava dolaşımı sağlanmalıdır.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siradan-bir-oksuruk-sandiginiz-sey-zaturre-olabilir-591060">Sıradan bir öksürük sandığınız şey, zatürre olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ya sıradan bir adet sancısı değilse ?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ya-siradan-bir-adet-sancisi-degilse-424947</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Nov 2023 08:26:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[adet]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[değilse]]></category>
		<category><![CDATA[sancısı]]></category>
		<category><![CDATA[sıradan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=424947</guid>

					<description><![CDATA[<p>YA SIRADAN BİR ADET SANCISI DEĞİLSE?MİYOM HER KADINDA GÖRÜLÜR MÜ?MİYOMLAR NEDEN OLUR? MİYOMLAR TEKRARLAR MI? SIK İDRAR SEBEBİ: MİYOM Bedenimizin sesini dinlediğimizde, aslında bize gerçekten iyi olup olmadığımız konusunda uyarılarda bulunduğunu ...</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ya-siradan-bir-adet-sancisi-degilse-424947">Ya sıradan bir adet sancısı değilse ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YA SIRADAN BİR ADET SANCISI DEĞİLSE?</p>
<p>MİYOM HER KADINDA GÖRÜLÜR MÜ?</p>
<p>MİYOMLAR NEDEN OLUR?</p>
<p> MİYOMLAR TEKRARLAR MI?</strong></p>
<p><strong>SIK İDRAR SEBEBİ: MİYOM</p>
<p> Bedenimizin sesini dinlediğimizde, aslında bize gerçekten iyi olup olmadığımız konusunda uyarılarda bulunduğunu duyabiliriz. Ancak gerek yaşam şartları gerek erteleme duygumuzun yüksek olması ve her sebebi aslından uzak bahanelerle birleştirip, doktora gitme konusunda kendimizi ikna etmememiz, bazen bizi hastalıkların son noktasında tanışmaya itmiş olabiliyor. Bu yüzden de rutin kontroller son derece önemli. Rutin haline getirilen kontroller sayesinde birçok hastalığın tedavi süreci de çok daha işlevsel olabiliyor. Bunlardan birisi de miyomlardır. Çoğu kadında görülen ve bazen geç fark edilen miyomlar hızla büyüyebilirler. Bu yüzden de adet düzensizliğinin, aşırı adet kanamasının, kansızlığın, cinsel ilişki esnasında oluşan ağrının, sık idrara çıkma durumunun, karındaki büyüme ve şişliğin önemsenmesi gerektiğinin altını çizen Liv Hospital Kadın Hastalıkları ve Uzmanı Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç miyom hakkında merak edilenleri anlattı.</strong></p>
<p><strong>Bazen belirti de veremeyebilir</strong><br />Miyomlar, uterusun (rahim) düz kas dokusundan gelişen selim tabiatlı yani iyi huylu tömöral yapılardır. Birden fazla sayıda olabileceği gibi değişik büyüklüklerde de olabilir, buna bağlı da belirti verebilir veya vermeyebilir.</p>
<p><strong>En sık 30-45 yaş grubu kadınlarda rastlanır</strong> <br />Myom, ergenlik döneminde pek görülmez. Menopozdan sonra gerilemesi hatta kaybolması, gebelikte büyüme eğilimi olması, myomun içinde östrojen reseptörlerine daha yoğun rastlanması, östrojenin rolü olduğunu göstermektedir.</p>
<p><strong>En sık intramural miyom görülür</strong><br />Miyomlar rahimde bulundukları yere göre; </p>
<ul>
<li>Subseroz (Rahim dışına doğru)</li>
<li>Intramural (Rahim duvarında) ki bu en sık görülendir,</li>
<li>Submukoz miyom, (Rahim iç tabakası içinde)</li>
<li>Intraligamenter (Rahim bağları arasında) ve</li>
<li>Servikal (Rahim ağzı) miyom adını alırlar. </li>
</ul>
<p><strong>Miyomların belirtileri</strong><br />Miyomlar genellikle belirti vermedikleri için sıklıkla genel jinekolojik muayene ve ultrasonografi esnasında fark edilmektedirler. Ancak; </p>
<ul>
<li>Adet düzensizliği, </li>
<li>Aşırı adet kanaması, </li>
<li>Kansızlık (anemi), </li>
<li>Cinsel ilişki esnasında ağrı, </li>
<li>Sık idrara çıkma, </li>
<li>Karında büyüme ve şişlik, </li>
<li>Ağrı, </li>
<li>Tüplere yakın veya rahim içinde yerleşimine bağlı olarak kısırlık ve düşük, </li>
<li>Bağırsaklara basıya bağlı olarak kuyruk sokumuna vuran ağrı, </li>
<li>Kabızlık, </li>
<li>Büyük ve saplı miyomun kendi etrafında dönmesine bağlı torsiyon gibi şikayetlere sebep olabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Tanı jinekolojik muayene ve ultrasonografi ile konulur</strong><br />Tanıda en iyi yöntem jinekolojik muayene ve ultrasonografidir. Normalden daha iri ve sert olarak palpe edilir, miyom sayısı çok olduğu zaman normal uterus şekli bozulmuştur, Miyomun boyutları ve lokalizasyonu ultrasonografi ile kolaylıkla tanınır. Özellikle küçük submukoz miyomların tanısında vajinal USG daha iyi sonuç verir. Ayrıca Histereskopi, Histerosalpingografi, Laparaskopi, CT ve MR ayırıcı tanıda kullanılabilir. Ayırıcı tanıda: </p>
<ul>
<li>Gebelik, </li>
<li>Adenomyosis, </li>
<li>Adneksial kitle, </li>
<li>Dış gebelik, </li>
<li>Endometrial polip, </li>
<li>Endometrium kanseri, </li>
<li>Doğuştan uterus anomalileri de düşünülmelidir.</li>
</ul>
<p><strong>Eğer miyomunuz hızla büyüyorsa…</strong><br />Miyomların kansere dönüşme olasılığı 1000’de iki civarındadır. Genellikle menopozdaki kadınlarda görülür. Eğer miyom hızla büyüyorsa kanser riski açısından mutlaka araştırılmalıdır.</p>
<p><strong>Miyomların tedavisi</strong><br />Miyomlar küçük ve şikayete neden olmadıkları taktirde genellikle tedavi gerektirmezler, 6 ayda bir rutin jinekolojik muayene ve ultrasonla takibi yeterlidir.</p>
<p>GnRH analogları (östrojen baskılayıcı hormonal etkili ilaçlar) ve bazı ilaçlar yumurtalıkları baskılayarak geçici menopoz etkisiyle miyomların küçülmesini sağlayabilir. Kullanımındaki amaç miyomu ameliyat etmeden önce biraz küçülterek operasyonu kolaylaştırmak ve kanamayı azaltmaktır. Eğer miyom;</p>
<ul>
<li>Belirgin şikayetlere sebep olacak büyüklükte ve sayıdaysa,</li>
<li>Kısırlık veya düşüğe neden olacak yerleşimdeyse,</li>
<li>Aşırı adet kanaması ve anemi sebebiyse,</li>
<li>Kanser gibi kötü huylu tümörlerle ayrımı net yapılamıyorsa cerrahi tedavi gereklidir. </li>
</ul>
<p><strong>Miyom tedavisinde seçilecek cerrahi yöntem şeklini ne belirler?</strong></p>
<ul>
<li>Hastanın yaşı, </li>
<li>Sosyal durumu ve çocuk isteğine bağlı olarak değişir. </li>
<li>Ayrıca miyomların; sayısı, büyüklüğü ve yerleşimi de ameliyat şeklini belirlemektedir. </li>
</ul>
<p>Bu faktörlere göre sadece miyomların çıkartılması (myomektomi) veya rahmin tamamen alınması (histerektomi) tercih edilir, açık cerrahi operasyon (laparatomi)  uygun vakalarda laparaskopi tercih edilmektedir.</p>
<p><strong>Ameliyatta amaç nedir?</strong><br />Miyomektomi ameliyatında miyomların kapsülünden sıyrılıp çıkartılması amaçlanır. Genellikle çocuk isteyen kadınlarda rahmin korunmasını sağlayan bir yaklaşımdır. Ancak miyomektomi ile miyomları alınmış kadınlarda tekrar miyom gelişme riski 5 yıl içinde %50-60’dır. Miyom çıkartıldıktan bir yıl sonra gebeliğe izin verilir. Doğum eylemi esnasında miyom operasyonuna ait bölgede incelme ve rüptür riski artacağı için doğum şekli olarak sezaryen tercih edilmelidir.</p>
<p><strong>Gebelik düşünmeyen kadınlara ne önerilir?</strong><br />Hızlı büyüyen miyomları olan ve ileride gebelik düşünmeyen kadınlara histerektomi tercih edilmelidir.</p>
<p><strong>Gebelik sırasında büyüyebilir</strong><br />Gebeliklerin %5’inde uterusta miyom bulunur, büyük çoğunluğu gebeliğin gidişini etkilemez. Ancak abortus (düşük) insidansı 2 misli artmıştır, erken gebelik kanamalarına neden olabilir. Miyomların %30’u gebelik sırasında büyür, bu büyüme en fazla gebeliğin ilk 10 haftasında olur, karneoz dejenerasyona gebelikte sık rastlanır. Bu dejenerasyon akut batına benzer bir tablo yaratır, genellikle istirahat ve ağrı kesiciler ile kontrol altına alınır. Eğer başarısız olursa cerrahiye başvurulur ve miyomektomi yapılır. Ancak bu hem aşırı kan kaybına hem de fetal kayba neden olduğu için pek başvurulmaz.</p>
<p>Miyomla birlikte olan gebeliklerde plasentanın yerleşme ve bebeğin duruş anomalileri artmıştır, özellikle servikal miyomlar doğum yolunu tıkayabilir, intramural miyomlar rahmin koordineli kasılmalarına engel olabilir. Erken doğum, erken membran rüptürü, malprezentasyon, plasenta dekolmanı, plasenta retansiyonu ve doğum sonu kanama olasılığı artar. Sezaryen ile doğum oranı yüksektir. Genel kural olarak gebelere uterusta miyomektomi yapılmaz, ancak birden çok miyomu olan ve artık çocuk istemeyen kadınlarda sezaryen sırasında histerektomi yapılması iyi bir tedavi seçeneğidir.</p>
<p><strong>Miyom gelişimini arttıran risk faktörleri:</strong></p>
<ul>
<li>Miyomlar (Fibroidler) genellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda büyür ve menopozdan sonra çoğunlukla küçülürler. </li>
<li>Araştırmalar postmenopozal (menopoz) beyaz kadınlarda, postmenopozal siyah kadınlara göre daha fazla küçüldüklerini de göstermektedir. Afrikalı Amerikan kadınlar için, miyomlar tipik olarak daha genç yaşlarda gelişir, daha fazla büyür ve daha şiddetli semptomlara neden olur.</li>
</ul>
<p><strong>Çeşitli faktörler miyom gelişim riskini arttırabilir:</strong></p>
<ul>
<li>Yaş (30-40 yaş arası),</li>
<li>Afrika kökenli Amerikalı ırk,</li>
<li>Şişmanlık,</li>
<li>Aile öyküsü,</li>
<li>Yüksek tansiyon,</li>
<li>Hiç doğum yapmamış olmak,</li>
<li>D vitamini eksikliği,</li>
<li>Yaşam şekli (kafein ve alkol tüketmek, stres, sigara içmek, soya sütü tüketimi)</li>
</ul>
<p><strong>Miyom riskini azaltabilecek faktörler:</strong></p>
<ul>
<li>Hamilelik (Doğum sayısı ile risk azalır),</li>
<li>Oral veya enjekte edilebilir kontraseptiflerin uzun süreli kullanımı,</li>
<li>Asyalı kadınlarda risk daha düşüktür.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ya-siradan-bir-adet-sancisi-degilse-424947">Ya sıradan bir adet sancısı değilse ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
