<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sinyali | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/sinyali/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sinyali</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 05 Mar 2026 11:00:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>sinyali | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sinyali</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Serebral Palside Ortopedik Sorunların 5 Sinyali</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/serebral-palside-ortopedik-sorunlarin-5-sinyali-617790</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 11:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[görülme]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[kalça]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[Ortopedi]]></category>
		<category><![CDATA[ortopedik]]></category>
		<category><![CDATA[palside]]></category>
		<category><![CDATA[serebral]]></category>
		<category><![CDATA[sinyali]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[sorunların]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617790</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluk çağında görülen ve duruş bozukluklarına yol açan nörolojik bir hastalık olarak bilinen Serebral Palsi (SP), beraberinde önemli ortopedik sorunları da getirebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/serebral-palside-ortopedik-sorunlarin-5-sinyali-617790">Serebral Palside Ortopedik Sorunların 5 Sinyali</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağında görülen ve duruş bozukluklarına yol açan nörolojik bir hastalık olarak bilinen Serebral Palsi (SP), beraberinde önemli ortopedik sorunları da getirebiliyor. En sık karşılaşılan sorunların başında, spastisite ve buna bağlı ortaya çıkan denge sorunları,  kalça çıkığı ve omurga deformiteleri geliyor. Memorial Ankara Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Rafik Ramazanov, serebral palsili çocuklarda görülen ortopedik sorunlar hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Yürüme ve duruş bozuklukları sık görülüyor</strong></p>
<p>Serebral palsinin ağırlık derecesine bağlı olarak farklı sorunların görülme oranları da farklılık gösterebilmektedir. En sık karşılaşılan sorunlar spastisite ve buna bağlı ortaya çıkan yürüyüş ve denge sorunları, eklemlerde kontraktürler (eklem hareketliliğini etkileyen kasların, tendonların, bağların veya derinin kalıcı olarak gerilmesi veya kısalması) deformiteler, kalça çıkığı ve omurga ve ayak deformiteleridir. Hastalığın şiddetine bağlı olarak kalça çıkığı görülme oranları %15-20’den %75’lere kadar çıkabilir. Aynı şekilde, omurga deformitelerinin de görülme sıklığı hastalığın şiddeti arttıkça artmakta ve en şiddetli şeklinde %85’lerin üzerine çıkmaktadır. Bu sorunların görülme sıklığı Kaba Motor Sınıflama Sistemi derecesi arttıkça (GMFCS I-V) artış göstermektedir. </p>
<p><strong>Bu 5 belirtiyi hafife almayın!</strong></p>
<p>Aileler genelde bir Fizik Tedavi doktoru yönlendirmesi sonrasında Çocuk ortopedistine başvurmaktadır. Erken çocukluk döneminde bu belirtiler var ise mutlaka uzmana başvurulması gerekmektedir;</p>
<ol>
<li>Çocuğun tonusunda artma veya azalma </li>
<li>Yürüyen çocuklarda parmak ucu yürüme</li>
<li>Dizlerde ve kalçalarda bükülme</li>
<li>Perineal hijyen sırasında çocuğun kalçalarını açamama veya kalçaların açılma derecesinde bir asimetri ve ağrı </li>
<li>Omurgada eğrilik </li>
</ol>
<p><strong>Zamanında müdahale edilmezse ilerliyor </strong></p>
<p>Uzun süre parmak ucunda yürüme, dengede bozulma, ayakaltında nasırlar, ayak kemiklerinde geriye döndürülemeyen taraklanma ile kalıcı hale gelebilir. Aynı şekilde müdahale edilmeyen diz ve kalça fleksiyon kontraktürleri, içe basmaya neden olan yüksek femoral anteversiyon gibi sorunlar beyin hasarı nedeni ile zaten denge sorunları olan çocukların yürüme dengesini iyice bozmaktadır. En önemli konuların başında kalça çıkığı ve omurga deformiteleri gelmektedir. Yürüyemeyen çocuklarda bile kalça ve omurga sorunlarının giderilmesi gerekmektedir. Tedavi edilmeyen omurga deformiteleri kaburgaların leğen kemiğine teması ile ağrılı hale gelir. Öte yandan artmış deformite ile batın ve göğüs kafesi hacimleri azalmaktadır. Göğüs kafesi hacminin azalması akciğer (solunum sorunları ve enfeksiyonlar) ve ilerledikçe de kalp sorunlarına neden olur. Aynı zamanda batın hacminin azalması beraberinde beslenme sorunlarını getirmektedir. Beslenme sonrasında gıda aspirasyonlarının görülme sıklığını artırmaktadır. </p>
<p><strong>Düzenli kalça muayenesi ihmal edilmemeli </strong></p>
<p>Bu hastaların büyük çoğunluğu fizik tedavi aldığı için sürekli profesyonel bir gözün takibinde olmaktadır. Bu yüzden SP’li hastaların tümü için rutin ortopedik muayene gerekmemektedir. Genel olarak, fizik tedavi doktorlarının ilerleyemediği, spastisite kontrolününün fizik tedavi ile sağlanamadığı veya kontraktürlerin geliştiği zamanlarda hastalar tarafımıza yönlendirilmektedir. Ama bundan bağımsız olarak kalça muayenesinin rutin olarak yapılması ve radyografilerle kalçanın durumunun kontrol edilmesi gerekir. GMFCS I ve II hastalara rutin filme gerek yoktur. Semptom varsa film görülmelidir. Ama GMFCS III, IV ve V hastalara 6 ayda bir klinik muayene ve yıllık radyografilerle kontrol edilmesi gerekir. Bu kontroller iskelet büyümesinin tamamlanmasına kadar sürdürülmektedir. </p>
<p><strong>Kişiye ve hastalığa özel tedavi planı uygulanıyor </strong></p>
<p>Serebral palsili çocuklarda var olan patolojiye yönelik ortopedik tedaviler uygulanmaktadır. Spastisite kontrolü için en sık kullanılan yöntemlerden bir tanesi kas içine Botulinium Toksini enjeksiyonudur. Bununla kas-sinir kavşağında geçici bir felç durumu sağlanır ve spastisite çözülür. Kontraktürler geliştikten sonra artık bu yöntem işe yaramamaktadır. Bu dönemde artık kas gevşetmeleri yapılması gerekir. Bazı ayak ve üst ekstremite deformitelerinde fazla çalışan tendonun tamamı veya bir kısmı alınarak transfer edilir. Kemiklerdeki deformiteler veya kas gevşetmesi ile düzeltilemeyecek deformiteler için kemik ameliyatları devreye girmektedir. Yine, kalça çıkığı için de hem kemik ameliyatı hem de yumuşak doku ameliyatının birlikte yapıldığı kombine cerrahiler uygulanmaktadır. Omurga deformiteleri gelişen hastalarda spinal enstrümantasyon ve füzyon ameliyatı yapılır. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/serebral-palside-ortopedik-sorunlarin-5-sinyali-617790">Serebral Palside Ortopedik Sorunların 5 Sinyali</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Astımın 9 Sinyali</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-astimin-9-sinyali-597563</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 08:05:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[astım]]></category>
		<category><![CDATA[astımın]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[sinyali]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597563</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde yaklaşık her 10 çocuktan birinde görülen astım, doğru yönetilmediğinde tekrarlayan öksürük, hırıltı ve solunum güçlüğü ile çocukların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-astimin-9-sinyali-597563">Çocuklarda Astımın 9 Sinyali</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde yaklaşık her 10 çocuktan birinde görülen astım, doğru yönetilmediğinde tekrarlayan öksürük, hırıltı ve solunum güçlüğü ile çocukların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor. Aile farkındalığı ve erken tanıyla doğru tedavi planlaması, hastalığın kontrol altına alınmasında önemli rol oynuyor. Çocukluk çağı astımının anlaşılması ve doğru şekilde yönetilmesi için bazı bulgular yol gösterici nitelik taşıyor. Memorial Göztepe Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, çocuklarda astım hastalığı hakkında bilgi verdi ve alınması gereken önlemleri anlattı.</p>
<p><strong>Çocuğunuzun öksürüğünü basit bir enfeksiyon sanmayın</strong></p>
<p>Astım, bronşların zaman zaman daralmasıyla ortaya çıkan tekrarlayıcı öksürük, hırıltı ve solunum güçlüğü ataklarıyla seyreden bir hastalıktır. Öksürük astımın en temel belirtisidir, öksürüksüz bir astım hastalığı olmaz. Türkiye’de çocuklarda astım görülme sıklığı yüzde 5–9 arasında değişmektedir. Kuru ve yüksek bölgelerde daha az, nemli ve deniz kıyısı bölgelerde daha fazla görülür. Maalesef pek çok çocuk astım ilacı kullanmasına rağmen, ailesi onun astım olduğunu bilmemekte ve bronşit, alerjik bronşit veya zatürre başlangıcı gibi yanlış tanılar alabilmektedir. Bu nedenle önce doğru tanı konulmalıdır. Ayrıca, her çocuğun akciğerlerinin yanı sıra,  burun içi de detaylı değerlendirilmelidir. Çünkü eşlik eden bir alerjik rinit de sıklıkla birlikte bulunabilir. Özellikle 2-3 yaş altındaki çocuklarda viral enfeksiyonlara bağlı kısa süreli hışıltılı ataklar görülebilir ve bu durum çoğu zaman yaş ilerledikçe kaybolur. Ancak bu çocuklar yakından ve düzenli olarak izlenmeli; gereksiz uzun süreli ilaç tedavisinden de kaçınılmalıdır.</p>
<p><strong>Çocuklarda astımı fark etmek için bu 9 bulgu önemli</strong></p>
<p>Astım belirtileri her çocukta aynı şekilde ortaya çıkmaz. Çocuklarda astım belirtileri farklılık gösterebilir. Astımda yalnızca solunum güçlüğü değil, tekrarlayan kuru veya balgamlı öksürük de tek başına belirti olabilir. Hırıltılı solunum, nefes verirken duyulan ıslık sesi, gece artan öksürük, eforla gelen öksürük nöbetleri, ağır ataklarda göğüs duvarında çökmeler ve solunumda zorlanma görülebilir. Çocuklarda astımı fark edebilmek için bu belirtileri göz ardı edilmemelidir:</p>
<ol>
<li>Gece artan öksürük</li>
<li>Hırıltılı solunum</li>
<li>Nefes verirken duyulan ıslık sesi</li>
<li>Tekrarlayan kuru veya balgamlı öksürük</li>
<li>Koşma, gülme, ağlama gibi eforla gelen öksürük</li>
<li>Atak dönemlerinde omuz ve kaburga aralarında solunum eforunun artması</li>
<li>Ciddi nöbetlerde halsizlik, huzursuzluk ve nadiren bilinç değişikliği</li>
<li>Çocuğun geçmişinde besin alerjisi, egzama bulunması</li>
<li>Ailede alerjik hastalık varlığı</li>
</ol>
<p><strong>Alerjiler kontrol edilmezse astım kontrolü zorlaşır</strong></p>
<p>Çocukluk çağı astımının yüzde 70’inden fazlası alerjik kökenlidir. Ailede alerji veya astım öyküsü, çocukta astım görülme riskini artırabilir. Astımı olan çocuklarda sıklıkla, inek sütü proteini alerjisi gibi besin alerjileri, egzama ve burun akıntısı, tıkanıklık, hapşırma, göz kaşıntısı gibi bulgularla seyreden alerjik nezle de görülebilir. Özellikle alerjik nezlenin tedavi edilmemesi, astım kontrolünü zorlaştırabilir.</p>
<p><strong>Astımda uzun süreli bir tedavi planı gerekli </strong></p>
<p>Astım kronik bir gidişle, yıllarca devam eden bir hastalık olduğundan yalnızca atak dönemlerinde değil, atak dışı uzun süreli tedavi gereklidir. Dünya genelinde kabul gören basamak tedavisi yaklaşımı ile çocuğun durumuna göre tedavi düzeni belirlenmelidir. Son yıllarda solunum yolundan alınan kortizonlu ilaçlar, astımın uzun süreli tedavisinin en önemli ögelerinden biri haline geldi. Bu ilaçların dozu ağızdan alınanlardan çok daha düşük olduğundan, diğer kortizonlu ilaçların alınmasıyla sıkça gözüken yan etkiler bunlarda gözükmez. Koruyucu etkileri olan bu ilaçlar doktor kontrolu altında uzun süre kullanılabilirler. Hava yolu ile kullanılan (inhaler ya da nebülizer) ilaçların doğru kullanımlarının öğrenilmesi başarılı bir tedavi için son derecede önemlidir.</p>
<p><strong>Doğru yönetilen astım tedavisi çocukların yaşam kalitesini artırır</strong></p>
<p>Çocukluk çağı astımı, ailelerin doğru bilgilendirilmesi ve uygun tedaviyle yönetildiğinde çocukların yaşam kalitesini olumsuz etkilemeden kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Öksürüğün küçümsenmemesi, alerjik belirtilerin dikkate alınması ve uzman hekim takibi, çocukların sağlıklı bir geleceğe adım atması için kritik öneme sahiptir. Tedavide amacımız atak sayısını azaltmak, atakların şiddetini hafifletmek, komplikasyonları önlemek, çocuğun yaşına uygun fiziksel aktiviteleri sürdürebilmesini sağlamak, büyüme ve gelişmenin normal devamını sağlamak, ilaç yan etkilerinden korumak ve hem aileleri hem de çocukları hastalık konusunda bilinçlendirmektir. Astım konusunda ailelerin bilinçli olması ve astım ataklarını önleyici tedbirler almaları da çocukların yaşam kalitesine önemli derecede etki eder. Ailelerin sigara içmesi çocuk astımını olumsuz etkileyen çok ciddi bir faktördür.</p>
<p><strong>Çocuğunuzda ev tozu akarı alerjisi varsa astım ataklarını önlemek için bu önlemleri alın!</strong></p>
<ul>
<li>Yatak odasında halı bulundurmayın.</li>
<li>Tüylü oyuncak ve yünlü eşyaları azaltın.</li>
<li>Toz tutan eşyaları kapalı dolaplarda saklayın.</li>
<li>Nevresim ve çarşafları haftada iki kez 60°C üzerinde yıkayın.</li>
<li>Yatak, yorgan ve yastığın yün, kuştüyü olmamasına dikkat edin.</li>
<li>Akar barındırmayan özel yataklar tercih edin.</li>
<li>Gerekli durumlarda HEPA filtreli hava temizleme cihazları kullanın.</li>
<li>Düzenli doktor kontrolleri ihmal etmeyin.</li>
<li>Doktorunuz uygun görürse özel durumlarda alerji aşı tedavisi gerekebilir.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-astimin-9-sinyali-597563">Çocuklarda Astımın 9 Sinyali</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baş Ağrısı Kanserin Yeniden Sinyali Olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bas-agrisi-kanserin-yeniden-sinyali-olabilir-556969</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jul 2025 08:26:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[kanserin]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sinyali]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=556969</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beyin metastazının, vücudun başka bir bölgesinde başlayan kanserin beyin dokularına, zarlarına veya kafatasına yayılması anlamına geldiğini açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Nöroşirurji Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Kanser hücreleri, genellikle kan dolaşımı yoluyla beyne ulaşır ve burada yeni bir tümör oluşturur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-agrisi-kanserin-yeniden-sinyali-olabilir-556969">Baş Ağrısı Kanserin Yeniden Sinyali Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Beyin metastazının, vücudun başka bir bölgesinde başlayan kanserin beyin dokularına, zarlarına veya kafatasına yayılması anlamına geldiğini açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Nöroşirurji Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Kanser hücreleri, genellikle kan dolaşımı yoluyla beyne ulaşır ve burada yeni bir tümör oluşturur. Beyin metastazlarının belirtileri, tümörün büyüklüğüne, yerine ve çevre dokular üzerindeki etkisine bağlı olarak değişebilir. En yaygın belirtiler arasında ise; baş ağrısı, bulantı ve kusma, epileptik ataklar, görme bozuklukları, kol veya bacaklarda güçsüzlük veya uyuşma, hafıza sorunları veya dikkat kaybı, kişilik ya da davranış değişiklikleri, denge bozuklukları, konuşma veya hareket bozuklukları yer alır. Bu belirtilere sahip kanser atlatmış hastaların beyin metastazı şüphesi ile bir sağlık merkezine başvurması önemli” dedi.</strong></p>
<p>Beyin metastazlarının genellikle; akciğer, meme, melanom yani cilt, böbrek ve kolorektal kanser türlerinde oluştuğunu ifade eden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Nöroşirurji Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Multidisipliner yaklaşımın, kişiye özel tedavide kilit bir rolü var. Kanser hastalarına multidisipliner bir yaklaşım gerektiği için şüpheli bir hastanın değerlendirilmesinde Beyin ve Sinir Cerrahisine ek olarak Tıbbi Onkoloji, Radyasyon Onkolojisi, Radyoloji, Nöroloji ve Patolojinin kanıta dair görüşleri alınır. Bu uzmanlıklardan oluşan nöro-onkoloji tümör kurulundaki değerlendirme sonucunda hasta için en uygun tedavi planı seçilir. Örneğin kanama riskine sahip bazı beyin metastazlarında ani şekilde genel durum bozukluğu oluşabilir. Bu tür riskler varsa cerrahi tedavi önceliklenir” dedi.</p>
<p><strong>Şüpheli durumlarda biyopsi şart</strong></p>
<p>Hastaların kanser taramalarında adını sıklıkla duyduğu PET-CT’nin, beyin metastazlarını göstermede yetersiz kalabileceğine vurgu yapan Göçmen, “Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) bu alandaki en önemli yöntemdir. Ayrıca Bilgisayarlı Tomografi (BT) de yardımcı bir görüntüleme yöntemi olarak tercih edilebilir. Şüpheli lezyonlarda ise kesin tanı için beyin biyopsisi şarttır. Kan testleri ve diğer görüntüleme yöntemleri ise tanıya destek ve tedavi takibi amaçlı kullanılır. Tedavi; metastazların sayısına, boyutuna, hastanın genel sağlık durumuna ve kanserin türüne bağlı olarak değişir. Beyindeki metastazların büyümesini durdurmak ya da küçültmek için de radyoterapiden faydalanılır. Bunların yanında kemoterapi, hedefe yönelik tedavi ve immünoterapi de kullanılır. Hastanın şikayetlerini hafifletmek ve yaşam kalitesini artırmak için ise palyatif bakımdan destek alınır” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Erken tanı her zaman hayat kurtarıyor</strong></p>
<p>Erken tanının, beyin metastazlarının etkili bir şekilde tedavi edilmesinde kritik rol oynadığının altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Nöroşirurji Uzmanı Dr. Emre Zorlu, “Belirtiler fark edildiğinde bir uzmana başvurmak hayati önem taşıyor. Belirli risk faktörleri varsa örneğin hasta daha önce akciğer kanseri atlatmışsa, belirli aralıklarla nörolojik muayene ve görüntüleme ile mutlaka izlenmeli. Karmaşık bir sağlık problemi olduğu için multidisipliner bir yaklaşım gerektiren beyin metastazlarında erken tanı, etkili tedavi ve hasta yönetimi bu yüzden çok önemli&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Hasta yakınlarının desteği kıymetli</strong></p>
<p>Beyin metastazı tanısı alan bir hastanın hem kendisinin hem de ailesinin tedavi sürecinde aktif rol alması gerektiğini vurgulayan Zorlu, “Doktorun önerdiği tedavi planına uyum sağlamak ve düzenli kontrolleri aksatmamak tedavi başarısını artırabilir. Beyin metastazlarıyla mücadele zorlayıcı bir süreç olsa da doğru tedavi ve destekle yaşam kalitesini artırmak mümkün. Esas tedavi planına ek olarak psikolojik destek almak ve sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemek, bu süreçte büyük fark yaratabilir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-agrisi-kanserin-yeniden-sinyali-olabilir-556969">Baş Ağrısı Kanserin Yeniden Sinyali Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Glokomun Önemli Bir Sinyali Olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/glokomun-onemli-bir-sinyali-olabilir-461718</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 May 2024 08:38:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[glokomun]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sinyali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=461718</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında ‘göz tansiyonu’ olarak bilinen glokom dünyada en önemli görme kaybı ve körlük nedenleri arasında 2. sırada yer alan bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/glokomun-onemli-bir-sinyali-olabilir-461718">Glokomun Önemli Bir Sinyali Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde  yaklaşık   her  13 kişiden 1’ine görme sinirinin ilerleyici hasarıyla seyreden glokom tanısı konuyor. Glokom yenidoğan döneminden itibaren her yaşta görülse de genellikle 40 yaşındaki kişilerde ortaya çıkıyor. Özellikle ailesinde glokom öyküsünün olması ise riski 7 kat artıyor.  Tedavide gecikildiği takdirde kalıcı görme kaybı ve körlükle sonuçlanan glokom açık açılı ve kapalı açılı olmak üzere temel olarak iki gruba ayrılıyor. <strong>Acıbadem International  Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezih Özdemir, </strong>en sık görülen açık açılı glokomun çoğunlukla görme alanında belirgin bir hasar oluşturuncaya dek belirti vermemesi nedeniyle erken teşhis için yılda en az bir kez göz muayenesi yapılması gerektiğine dikkat çekerek, “Glokomda oluşan görme sinirindeki hasarı geriye döndürmek mümkün değildir. Bu nedenle kalıcı görme kaybını önlemenin tek yolu, hastalığa erken tanı konulmasıdır.  Dolayısıyla erken tanı için hiçbir yakınması olmasa bile herkesin yılda bir kez göz muayenesi ve göz tansiyonu kontrolünden geçmesi gerekmektedir. Ailesinde göz tansiyonu olanlar ise daha sık kontrolden geçmelidir” diyor. <strong>Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezih Özdemir, </strong>sinsi ilerlese de glokomun bazen çeşitli yakınmalara da neden olabildiğini belirterek, “Özellikle sabahları belirginleşen baş ağrısı veya geceleri ışıkların etrafında hareler görülmesi glokomun önemli bir belirtisi olabilmektedir. Bu durumda hemen bir hekime başvurulmalıdır” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Göz içindeki sıvının dengesi bozulunca… </strong></p>
<p>Glokom, gözün içerisinde üretilen ve küçük kanalcıklar yoluyla gözü terk eden aköz sıvısının dengesinin bozulması nedeniyle gelişen bir hastalık. Gözümüzde üretilen ve göz yapılarını besleyen aköz sıvısı normal durumlarda gözden dışarı atılıyor. Göz içi sıvısının dışa akım yollarında bazı sebeplerden dolayı tıkanıklık gelişiyor. Dolayısıyla üretilen sıvı ile dışarı atılan sıvıda dengesizlik oluşuyor. Gözün içindeki sıvı hacminin artması sonucu gözün içindeki basınç yükseliyor. Gözde yükselen basınç göz sinirlerinin geri dönüşümsüz hasar görmesine neden olabiliyor. Dr. Nezih Özdemir, glokomun dikkatli bir göz muayenesi ile teşhis edilebildiğini belirterek, “Hastanın göz içi basıncının ölçülmesi, göz dibi muayenesi ve göz sinirlerinin incelenmesi, görme alanı testinin yanı sıra görme siniri ve sinir lifi tabakasını inceleyen ileri tetkikler ile teşhis konulabilmektedir” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>Pek çok etken riski artırıyor! </strong></p>
<p>Yüksek göz tansiyonu glokomun en önemli nedeni olmasına karşın hastalığa yol açabilen pek çok risk faktörü mevcut. Yaşın ilerlemesi, kalıtımsal faktörler, sistemik hipertansiyon, arterioskleröz gibi vasküler hastalıklar, kollajen doku hastalıkları, böbrek hastalıkları, hematolojik bozukluklar ve neoplastik hastalıklar da glokoma yol açabiliyor. Ayrıca endokrin bozukluklar ile hipofiz tümörü, cushing sendromu, diyabet veya tiroit gibi hastalıkların varlığında da glokom gelişebiliyor. </p>
<p><strong>Sabahları belirginleşen baş ağrısına dikkat!</strong></p>
<p>Hastalığın başlangıç aşamasında az sayıda hücre etkilendiği için hasta görmeyle ilgili bir olumsuzluk algılamıyor. Sinir   hücrelerinin kaybına  bağlı  olarak zamanla görüntü  bozuluyor ve gördüğümüz  alanda   kayıplar   oluşuyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezih Özdemir, erken evrede genellikle sinsi ilerlese de glokomun bazen çeşitli belirtiler ile kendini belli edebildiğine işaret ederek, “Hastalar bazen bulanık görme, sabahları belirginleşen baş ağrıları, geceleri ışıkların etrafında halka görülmesi, televizyon izlerken göz çevresinde ağrı gibi  sorunlardan yakınabilmektedirler. Göz tansiyonunun çok yükselmesi ise hastalığın artık ileri evreye geldiği anlamına gelmektedir” diyor.  </p>
<p><strong>Görme kaybının ilerlemesi önlenebiliyor! </strong></p>
<p>Glokom birçok hasta tarafından ancak belirgin görme kaybı ortaya çıktığında fark ediliyor. Çok ilerleyen ve tedavi edilmemiş durumdaki glokomda geri dönüşsüz görme kaybı kaçınılmaz oluyor. Dolayısıyla tedavide görme kaybının ilerlemesini önlemek hedefleniyor. İlk basamak tedavi olan medikal yöntemden oldukça etkili sonuçlar elde ediliyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezih Özdemir,  ilaç tedavisinin yetersiz veya etkisiz olduğu durumlarda ise çeşitli cerrahi yöntemlerden faydalanıldığını belirterek, “Hangi cerrahi yönteme başvurulacağına hastanın muayene bulgularına göre karar verilmektedir. Günümüzde hastanın ihtiyacına göre değişik  cerrahi yöntemler uygulanmaktadır. Genellikle kanal açılarak yapılan trabekülektomi yöntemi tercih edilmektedir. Ayrıca göz içindeki sıvıyı boşaltan kanalın açılması veya göze gelen sıvının göz yüzeyinden uzaklaştırılması yöntemi olan drenaj uygulamaları da vardır. Bu yöntemler sayesinde görme kaybının ilerlemesi önlenebilmektedir. Tedavinin başarılı olmasındaki en önemli kriter ise hastanın doktorunun önerilerine uymasıdır” diyor.  </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/glokomun-onemli-bir-sinyali-olabilir-461718">Glokomun Önemli Bir Sinyali Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Beyin Tümörünün İlk Sinyali Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-beyin-tumorunun-ilk-sinyali-olabilir-453047</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Apr 2024 11:08:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sinyali]]></category>
		<category><![CDATA[tümörünün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453047</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beyin tümörleri, çocuklarda lösemiden sonra en yaygın görülen 2’inci kanser türünü oluşturuyor. Çocuklarda iyi ve kötü huylu beyin tümörlerinin neden oluştuğuna yönelik kesin bir veri ise henüz mevcut değil.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-beyin-tumorunun-ilk-sinyali-olabilir-453047">Çocuklarda Beyin Tümörünün İlk Sinyali Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beyin tümörleri, çocuklarda lösemiden sonra en yaygın görülen 2’inci kanser türünü oluşturuyor. Çocuklarda iyi ve kötü huylu beyin tümörlerinin neden oluştuğuna yönelik kesin bir veri ise henüz mevcut değil.</p>
<p>Günümüzde tıp dünyasında atılan dev adımlar, beyin tümörlerinin tedavisinden etkin sonuçlar alınmasını sağlıyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Memet Özek,</strong> beyin tümörlerinin tedavisinden başarılı sonuçlar elde edilmesinde erken tanı ve tedavinin kilit rol oynadığına işaret ederek, “Erken tanı için ebeveynlerin bazı belirtilerde zaman kaybetmeden hekime başvurmaları çok önemlidir. Özellikle baş ağrısı, bulantı ve kusma, en yaygın görülen üç belirtiyi oluşturmaktadır. Çocuğun her gün ısrarlı baş ağrısından yakınması ve özellikle sabahları yataktan kalkar kalkmaz, henüz yemek yemeden fışkırır tarzda kusması, beyin tümörünün önemli bir işareti olabilmektedir. Dolayısıyla bu yakınmaları olan çocuğa mutlaka beyin MR tetkiki yapılmalıdır” uyarısında bulunuyor. <strong>Çocuk Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Memet Özek,</strong> çocukluk çağı beyin tümörleriyle mücadelede ebeveynlerin rolünün de büyük önem taşıdığını belirterek, “Hastalığın erken sinyallerini tanımak, çocuğu düzenli sağlık kontrollerine götürmek ve tedavi sürecinde psikolojik destek sağlamak, tedavinin başarı şansını arttıran faktörler arasındadır” diyor.<br /> </p>
<p><strong>Bu belirtilerde zaman kaybetmeyin!</strong></p>
<p>Çocukluk çağı beyin tümörlerinin belirtileri, tümörün tipine ve konumuna bağlı olarak değişkenlik gösterebiliyor. Çocuk Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Memet Özek, çocuklarda gelişen iyi ve kötü huylu beyin tümörlerinin belirtilerini şöyle sıralıyor:</p>
<p><strong>Bebeklerde</strong> </p>
<ul>
<li>Henüz bıngıldağı açık bebeklerde baş çevresinin normalden fazla genişlemesi,</li>
<li>Güçsüz emme refleksi, </li>
<li>Aktivite düşüklüğü, </li>
<li>Bulantı, kusma ve kilo kaybı. </li>
</ul>
<p><strong>Çocuklarda</strong></p>
<ul>
<li>Bulantı, kusma ve baş ağrısı, </li>
<li>Gözlerde kayma, </li>
<li>Konuşma bozukluğu, </li>
<li>El-kol koordinasyon bozukluğu, </li>
<li>Kol ve bacaklarda güç kaybı, </li>
<li>Denge problemleri. </li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Genellikle ameliyata başvuruluyor! </strong></p>
<p>Çocuk beyin cerrahı tarafından tümörün cinsi, yerleşim yeri, yayılımı, büyüklüğü, el ve kolu hareket ettiren yollara olan yakınlığı gibi parametreler değerlendirilerek tümöre uygun bir tedavi planlanıyor. Çocuk Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Memet Özek,<strong> </strong>tedavide genellikle cerrahi yönteme başvurulduğunu belirterek, “Nadiren de olsa bazı nörofibramatözis gibi genetik hastalıklarla beraber görülen tümörler ve bazı iyi huylu tümör çeşitlerinde cerrahi yerine izlem önerilebilmektedir. Fakat takip sırasında yapılan beyin MR’larında görülecek en ufak bir değişiklikte doku örneği alınması şarttır. Tümörün cinsi ile ilgili en son kararı her zaman ameliyat sırasında alınan doku örneği ile patoloji bölümü söyleyecektir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Tedavideki gelişmeler umut veriyor!</strong></p>
<p>Çocukluk çağında oluşan her 6 tümörden birinin beyinde yerleştiği belirtiliyor. Bu tümörlerin yüzde 52’si ilk 2-10 yaş, yüzde 42’si ise 11 – 18 yaş arasında ortaya çıkıyor. Çocuklarda ilk 12 ayın altında gelişen beyin tümörleri de yaklaşık yüzde 5.5 oranında görülüyor. Erken tanı ve tedavi, çocukluk çağında gelişen beyin tümörlerinin üstesinden gelmede kritik bir öneme sahip. Çocuk Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Memet Özek<strong>, </strong> gelişen tıbbi teknolojiler ve tedavi yöntemlerinin bu zorlu mücadelede umut verici sonuçlar sunduğuna işaret ederek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Beyin tümörlerinin tedavi seçenekleri arasında cerrahi müdahale, radyoterapi ve kemoterapi yer almakta olup, çocuğun durumuna göre bireyselleştirilmiş tedavi planları uygulanmaktadır. Günümüzde sağlıklı dokulara hasar vermeyen hedefe yönelik kemoterapiler geliştirilmektedir. Ayrıca tümörlerin barındırdıkları mutasyonlara etki edebilen ilaçlar geliştirilmiştir. Bunlara günümüzde akıllı ilaç diyoruz. Bu sayede iyi veya kötü huylu tümörlerin yeniden büyümeleri ve beynin diğer bölgelerine yayılmaları önlenebilmektedir”  Özellikle  bazı tümör türlerinin gelişim aşamalarını anlayabilmede moleküler testlerin oldukça önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Memet Özek, “Bu testler sonucunda hastalığın gidişatı açısından daha net bilgiler elde edebilmekte ve ayrıca sadece o moleküler değişikliklere sahip hücreleri yok etmeyi amaçlayan hedefli tedaviler planlanabilmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-beyin-tumorunun-ilk-sinyali-olabilir-453047">Çocuklarda Beyin Tümörünün İlk Sinyali Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boyun ağrısı ciddi hastalıkların sinyali olabilir !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/boyun-agrisi-ciddi-hastaliklarin-sinyali-olabilir-429228</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Dec 2023 13:02:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkların]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sinyali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=429228</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boyun ağrısı tüm dünyada bel ağrısından sonra en sık görülen bölgesel ağrıyı oluşturuyor. Her 3 kişiden 1’i hayatı boyunca en az bir kez boyun ağrısı çekiyor. Son yıllarda cep telefonu ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasına paralel olarak boyun ağrısı görülme sıklığı da giderek artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boyun-agrisi-ciddi-hastaliklarin-sinyali-olabilir-429228">Boyun ağrısı ciddi hastalıkların sinyali olabilir !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Boyun ağrısı tüm dünyada bel ağrısından sonra en sık görülen bölgesel ağrıyı oluşturuyor. Her 3 kişiden 1’i hayatı boyunca en az bir kez boyun ağrısı çekiyor. Son yıllarda cep telefonu ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasına paralel olarak boyun ağrısı görülme sıklığı da giderek artıyor. Boyun ağrısı genellikle duruş bozukluğu ve boyun fıtığı gibi etkenler sonucu görülse de birçok önemli hastalığın habercisi de olabiliyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Siyavuş Muhammedrezai, </strong> erken tanı birçok hastalıkta hayat kurtarıcı olabileceği için boyun ağrılarını hafife almamak gerektiğine dikkat çekerek, “Şiddetli ağrılarda hasta zaten mutlaka doktora başvuruyor. Önemli olan, tedaviye rağmen bir haftadan uzun süren ve sık sık tekrarlayan boyun ağrılarıdır. Bu hastalar mutlaka detaylı olarak araştırılıyor” diyor. Boyun ağrılarının altta yatan nedene göre tedavi edildiğini belirten <strong>Dr. Siyavuş Muhammedrezai, </strong>boyun fıtıkları, kireçlenmeler, kasların çok ya da hatalı kullanılması sonucu gelişen boyun ağrılarında girişimsel ağrı yöntemlerinden oldukça başarılı sonuçlar elde edildiğini belirtiyor. </p>
<p><strong>Pek çok ciddi hastalığa işaret edebiliyor! </strong></p>
<p>Boyun ağrıları her zaman boyun omurgası veya yapılarına bağlı gelişmiyor; göğüs, kalp, hatta karın boşluğundaki iç organların hastalıkları bu bölgede ağrı oluşturabiliyor. Örneğin, faranjit, larenjit, kalbe bağlı anjina,  akciğer tümörü, pankreas hastalıkları, safra kesesi taşı veya iltihabı, omurga dışında gelişen boyun ağrıları arasında yer alıyor. Dr. Siyavuş Muhammedrezai,<strong>   </strong>omurgaya bağlı ağrıların da mekanik ve mekanik olmayan boyun ağrıları olarak ikiye ayrıldığını vurgulayarak, şöyle devam ediyor: “Tümör metastazları, romatizmal, enfeksiyon ve metabolik hastalıklar ile fibromiyalji, mekanik olmayan nedenleri oluşturuyor. Mekanik boyun ağrıları ise genellikle trafik kazalarında oluşan yaralanmalar sonucu boyun tutulması, kireçlenme, kötü postür, alışılmamış fiziksel aktivite, omuz kavşağı ve kol eklemlerine bağlı sorunlar nedeniyle gelişiyor. Boyun ağrılarına pek çok etkenin yol açması ise tanıyı zorlaştırıyor” </p>
<p><strong> Girişimsel yöntemlerle ‘ağrı’ kontrol altında! </strong></p>
<p>Boyun ağrılarında tedavi altta yatan etkene göre planlanıyor. Örneğin, hatalı hareketler nedeniyle gelişen kas kaynaklı boyun ağrılarında istirahat, boyun egzersizleri ve kas gevşeticiler genellikle yeterli oluyor. Ciddi olmayan boyun fıtıkları, kireçlenmeler veya miyofasial ağrılarda ilaç ve fizik tedaviyle başarılı sonuçlar alınıyor. Dr. Siyavuş Muhammedrezai, ancak tedaviye rağmen ağrı devam ediyorsa, bu hastalarda girişimsel ağrı tedavisi uygulandığını belirterek, “Ağrının tümünün veya bir kısmının kontrol altına alınmasıyla sorun çözülüyor ya da iyileşmeye yardımcı olunuyor” diyor. Selektif sinir kökü bloğu, faset eklem bloğu, disk içi enjeksiyon, sempatik blok, epidural uygulama, epidural nöroplasti, radyofrekans teknikler, lazer uygulaması, nöromodulasyon (ağrı pompası) ve omurgada kırık varsa kifoplasti veya vertebroplasti ağrıları dindirmede başvurulan girişimsel yöntemler arasında yer alıyor. </p>
<p><strong>Mikroenjeksiyon yöntemi</strong></p>
<p>Mikroenjeksiyon yöntemine, özellikle eklem kireçlenmelerinde, hastanın ağrılarını azaltmak amacıyla başvuruluyor. Dr. Siyavuş Muhammedrezai, mikroenjeksiyon yönteminin sedasyon veya lokal anestezi altında kolayca uygulandığını belirterek, “Hasta işlem sırasında genelde hiç ağrı hissetmiyor. Eklem içine lokal anestezik ajan ile az miktarda kortizol enjekte edilip, aynı seansta faset eklemine radyofrekans uygulandığında, ağrılarda ciddi azalma görülüyor” diyor. Etkisi genelde işlemden hemen sonra ortaya çıkan mikroenjeksiyon yöntemi, hastaya göre, bir kaç aydan bir kaç yıla kadar etkili oluyor. Hasta günlük yaşantısına ertesi gün veya iki gün sonra devam edebiliyor. Yöntem yıllar içinde defalarca tekrarlanabiliyor. </p>
<p><strong> Epidural enjeksiyon </strong></p>
<p>Epidural enjeksiyon küçük boyun fıtıklarında, kireçlenmeye bağlı sinir sıkışmalarında veya boyun disklerinde oluşan<strong> </strong>anüler yırtıklarda ve omurilik sıkışmasına yol açmayan kanal darlıklarında ağrının giderilmesinde faydalı oluyor. Yöntem lokal anestezi veya sedasyon altında yapılıyor. Dr. Siyavuş Muhammedrezai, epidural steroidlerin güçlü antienflamatuar etkileri sayesinde, bası altında kalmış olan sinir dokusunda ödemi azaltmaları ve enflamasyonu önlemeleri nedeniyle epidural enjeksiyonun uzun yıllardır kullanıldığını vurgulayarak, “Etkisi genelde işlem sonrası başlayan yöntem uzun süre kalıcı etki sağlıyor. Hasta bir veya iki gün sonra günlük yaşamına devam ediyor. Epidural enjeksiyon da belli aralıklarla defalarca uygulanabiliyor ama genelde tekrara gerek kalmıyor” diye konuşuyor. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boyun-agrisi-ciddi-hastaliklarin-sinyali-olabilir-429228">Boyun ağrısı ciddi hastalıkların sinyali olabilir !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğal gazda indirim sinyali</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogal-gazda-indirim-sinyali-364207</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Apr 2023 08:36:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[gazda]]></category>
		<category><![CDATA[indirim]]></category>
		<category><![CDATA[sinyali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364207</guid>

					<description><![CDATA[<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, konuk olduğu programda "Doğal gazda indirim olacak mı?" sorusuna heyecanlandıran bir yanıt verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogal-gazda-indirim-sinyali-364207">Doğal gazda indirim sinyali</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Karadeniz gazındaki son durumu CNN Türk ekranlarında katıldığı programda açıkladı.</p>
<p>Karadeniz gazıyla ilgili büyük günün yaklaştığını belirten Dönmez, &#8220;20 Nisan&#8217;da Cumhurbaşkanımızın teşrifiyle gazı bu tesise getireceğiz ve bazı kontroller yapacağız. Mayıs ayı itibariyle de ocaklarda kullanılmaya başlanacak. BOTAŞ üzerinden dağıtılacak. Maliyet kontrolleri yapıyoruz. Doğalgazın üretim maliyeti ithala göre daha iyi olacak. Cumhurbaşkanımız 20 Nisan&#8217;da vatandaşlarımızın büyük bir kısmını memnun edecek müjdeler paylaşacak. Gündemi değiştiren bir müjde olur. Hem milletimiz hem de devletimiz kazanacak.&#8221; dedi.</p>
<p>Dönmez açıklamalarını şöyle sürdürdü: &#8220;Proje bittikten sonra maliyet rakamlarını paylaşacağız. Şuan rakam verirsek yanıltıcı olur. Gazın değeri uluslararası piyasada zaman zaman yükseliyor ve düşüyor. Çünkü birim fiyatla ilgili bir durum var. Gazın değeri yaklaşık olarak 500 milyar dolar üzerinde. Ama bu artabilir. Geçtiğimiz daha yüksek bir değer vardı. Bugün böyle, yarın ne olacağını bilinmez.&#8221;</p>
</p></div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogal-gazda-indirim-sinyali-364207">Doğal gazda indirim sinyali</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Endometriozisin 3 Önemli Sinyali</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/endometriozisin-3-onemli-sinyali-356533</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Mar 2023 09:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[endometriozisin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sinyali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=356533</guid>

					<description><![CDATA[<p>Endometriozis, halk arasındaki yaygın ismiyle ‘çikolata kisti’ normalde rahmin içini kaplayan endometrium dokusuna benzer dokuların rahim dışında büyümesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/endometriozisin-3-onemli-sinyali-356533">Endometriozisin 3 Önemli Sinyali</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Endometriozis, halk arasındaki yaygın ismiyle ‘çikolata kisti’ normalde rahmin içini kaplayan endometrium dokusuna benzer dokuların rahim dışında büyümesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalık. Ülkemizde üreme çağındaki yaklaşık 2 milyon kadın, bir başka deyişle her 10 kadından biri, endometriozis ile mücadele ediyor. Endometriozis bazı hastalarda hiçbir belirti vermezken, bazılarında ise karın ile kasık ağrısı ve bağırsak problemleri gibi pek çok hastalıkta görülebilen belirtilerle gelişebiliyor. Ayrıca ağrılı adetin olağan bir durum olarak düşünülmesi nedeniyle hekime başvurulmakta gecikilebiliyor. Bu etkenler nedeniyle endometriozise tanı konulması 6-7 yıl gibi uzun bir süreyi alabiliyor. Teşhis ve tedavideki gecikme ise tablonun daha da ciddileşmesine neden olabiliyor. Örneğin infertilite ve böbrek kaybıyla sonuçlanması gibi! <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta</strong>,<strong> </strong>bu nedenle erken teşhis ve tedavinin endometriozis hastalığında büyük bir önem taşıdığına dikkat çekerek, “Tanı ve tedavideki gecikmeyi önlemek için öncelikle hastalığın sinyalleri iyi tanınmalı ve zamanında hekime başvurulmalıdır. Özellikle ağrılı adet görme, ağrılı cinsel ilişki ve adet döneminde ağrılı dışkılama varsa, akla mutlaka endometriozis gelmelidir.” diyor. </p>
<p><strong>Nedeni henüz bilinmiyor </strong></p>
<p>Endometriozis hastalığının oluşum sebebi hala bilinmemekle birlikte pek çok teori öne sürülüyor. Üreme çağındaki kadınlarda rahim her ay hamilelik için hazırlanıyor ve rahmin iç tabakası kalınlaşarak embriyonun yerleşmesi için hazır hale geliyor. Hamilelik oluşmazsa bu tabaka adet kanamasıyla birlikte vücuttan atılıyor. En çok kabul gören teoriye göre; bazı durumlarda adet sırasında endometrial doku (rahmin en iç tabakasındaki bebeğin hamilelikte yerleştiği zar) peritoneal boşluğa, yani karın boşluğuna geri akıyor. Endometriozis en sık yumurtalıklar, tüpler ve rahim üzerinde oluşuyor. Nadiren de olsa bağırsaklar, mesane, eski ameliyat yeri, tırnak, meme, diyafram, göz ve burun gibi pelvik dışındaki bölgelere de yerleşebiliyor. Endometriozis lezyonlarının yol açtığı bu kistlere ‘çikolata kistleri’ deniyor. </p>
<p><strong>Özellikle 3 belirtisi çok önemli! </strong></p>
<p>Endometriozisin en sık görülen belirtisi, adet döngülerinde artan pelvik ağrıları oluyor. Kadınlarda adet kanaması sürecinde endometrium dokusunda da kanama meydana geldiği için adet ağrısı çok daha şiddetli bir seyir izleyebiliyor. Ayrıca normalden daha ağrılı kramplar gelişebiliyor. Adet döngüsünün uzadığı durumlarda bel ve karın ağrısı da oluşabiliyor. Cinsel ilişki sırasında ve sonrasında gelişen ağrı ile adet dönemi boyunca ağrılı dışkı olması da endometriozisin diğer iki önemli belirtilerinden. Adet döneminde aşırı miktarda kanamanın yanı sıra nadiren de olsa adet döneminde yorgunluk, ishal, kabızlık, şişkinlik ya da aşırı bulantı gibi semptomlar da görülebiliyor. </p>
<p><strong>Tanı için hastanın detaylı öyküsü şart</strong></p>
<p>Endometriozis tanısında en önemli aşamayı hastanın detaylı alınan öyküsü oluşturuyor. Normal bir pelvik muayene, kist ya da skar dokusunu kolaylıkla belirleyebilse de çikolata kisti teşhisinde yeterli olmayabiliyor. Tam teşhis için sıklıkla ultrason, ihtiyaç halinde de Magnetik Rezonans gibi görüntüleme teknolojilerinden yararlanılıyor. Ultrason genellikle tanıda yeterli geliyor. Ultrason ile hastalığın ne durumda olduğu, ne kadar yaygın olduğu, komşu organlarda tutulum olup olmadığı tespit edilebiliyor. </p>
<p><strong>Ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir</strong></p>
<p>Endometriozisin zamanında teşhis ve tedavi edilmemesi durumunda ciddi sağlık sorunları gelişebiliyor. Geç teşhis edildiğinde yumurtalıkların fonksiyonelliği ve yumurta rezervleri (yumurta sayısı) olumsuz etkilenebiliyor ve bunun sonucunda infertilite (kısırlık) oluşabiliyor. Öyle ki çocuk sahibi olmakta güçlük çeken kadınların yaklaşık yüzde 40’ında endometriozis tespit ediliyor. Prof. Dr. Taner Usta, “Erken teşhis ve tedavi edildiğinde ise endometriozis sorunu yaşayan pek çok kadın çocuk sahibi olmayı başarabiliyor&#8221; diyor. Endometriozisin yol açtığı bir başka önemli sağlık problemi ise böbrek kaybı! Çünkü iyi huylu ama kötü seyirli olabilen çikolata kisti, idrar yollarına giden borucuğu daraltarak sessiz böbrek kaybına neden olabiliyor. Bunların yanı sıra derin endometriozisin bağırsağı tıkaması sonucu bağırsak tıkanıklığı tablosu gelişebiliyor. Ayrıca yapılan çalışmalar endometriotik dokuların zamanla kansere dönüşebileceğini de ortaya koyuyor. Hastalık ilerlemesine rağmen tedavi edilmezse cerrahi operasyonla yumurtalıkların ve rahmin alınması noktasına da gelinebiliyor. </p>
<p><strong>Tedavi edilebilen bir hastalık</strong></p>
<p>Endometriozis günümüzde tedavi edilebilen bir hastalık. Tedavisinde bazı durumlarda ilaç kullanımı yeterli olurken, bazen cerrahi tedavi gerekebiliyor. Hastalığın evresi, ağrının şiddeti, semptomlar ve hastanın çocuk isteği gibi etkenler tedavinin yaklaşımını belirliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta, cerrahi yöntemin genellikle yumurtalık ve rahim gibi pelvik organlarında anatomik bir sorun oluştuğunda ya da idrar yolları veya bağırsaklar tıkandığında tercih edildiğine işaret ederek, sözlerine şöyle devam ediyor:</p>
<p>“Endometriozis cerrahisi tüm dünyada kapalı şekilde yapılıyor. Çoğunlukla yumurtalık dokusu ile rahmin korunduğu, yani sadece endometriotik dokuların vücuttan çıkarıldığı koruyucu yöntem tercih ediliyor. Çocuk sahibi olmak istemeyen veya tekrarlayan endometriozis cerrahisi geçiren daha ileri yaşlardaki hastalarda ise rahmin alınması ameliyatı olan histerektomi, özellikle dokuların rahimde tutunduğu hastalarda yapılabiliyor. Bazı durumlarda yumurtalıkların alınması gerekebiliyor. Cerrahi tedavide edinilen tecrübeler ve yaşanan gelişmeler sayesinde çikolata kistlerinin ameliyat sonrasında tekrar etme riski günümüzde deneyimli merkezlerde oldukça düşük oranda seyrediyor.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/endometriozisin-3-onemli-sinyali-356533">Endometriozisin 3 Önemli Sinyali</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
