<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sinyal | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/sinyal/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sinyal</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Mar 2026 15:09:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>sinyal | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sinyal</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yapay zeka ile hastalık tanı ve tedavisinde yüzde 90&#8217;a yakın doğruluk!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-ile-hastalik-tani-ve-tedavisinde-yuzde-90a-yakin-dogruluk-623435</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2026 15:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[90]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[demans]]></category>
		<category><![CDATA[eeg]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[sinyal]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623435</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi’nce bu yıl ‘Demansın Erken Teşhisine Multidisipliner Yaklaşım’ ana temasıyla düzenlenen 14. Kognitif Nörobilim ve 4. Nöroteknoloji Kongresi, Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbn-i Sina Oditoryumu'nda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-ile-hastalik-tani-ve-tedavisinde-yuzde-90a-yakin-dogruluk-623435">Yapay zeka ile hastalık tanı ve tedavisinde yüzde 90&#8217;a yakın doğruluk!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi’nce bu yıl ‘Demansın Erken Teşhisine Multidisipliner Yaklaşım’ ana temasıyla düzenlenen 14. Kognitif Nörobilim ve 4. Nöroteknoloji Kongresi, Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbn-i Sina Oditoryumu&#8217;nda gerçekleştirildi. Demansın erken belirtilerini ele veren yeni keşifler ile erken tanıda rol alan son gelişmelerin ele alındığı kongre, alanında uzman isimleri bir araya getirdi.</p>
<p><strong>Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Önümüzdeki yıllarda psikiyatrik hastalıkların tanımlanma biçimi kökten değişecek” </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, NPİSTANBUL Yönetim Kurulu Başkanı ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şu anda yapay zekâ ve dijital devrim yaşadığımızı aktardı. Sanayi devriminin daha yavaş bir değişime yol açtığını ancak dijital devrimin çok daha hızlı bir dönüşümü beraberinde getirdiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Bu hızlı değişim, klinik alanları ve tıbbi hastalıkları da etkiliyor. Birçok nöropsikiyatrik hastalık yeniden tanımlanıyor.” dedi.</p>
<p>Bugüne kadar hastalıkları tanımlarken kullanılan sistemlerin daha çok anatomik temelli olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, “Şizofreni, demans gibi tanılar, büyük ölçüde anatomik bilgiler üzerinden ele alınıyordu. Ancak artık yalnızca anatomik bağlantılar değil, fonksiyonel bağlantılar da ölçülebilir hâle geldi. Biyobelirteçler ortaya çıktı, epigenetik etkiler ölçülebiliyor ve gen ifadesindeki değişimler izlenebiliyor. Tüm bunlar, önümüzdeki yıllarda psikiyatrik hastalıkların tanımlanma biçimini kökten değiştirecek. Örneğin ‘şizofreni’ demek yerine, beynin amigdala ile prefrontal bölgesi arasındaki ya da farklı bölgeler arasındaki bağlantı bozuklukları üzerinden tanımlamalar yapılabilecek.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Tarhan: “Nörobilimi kaçıran, tarihsel olarak geride kalır”</strong></p>
<p>Günümüzde yeni bir beyin görüntüleme yöntemi olarak elektromanyetik tomografinin öne çıktığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Önce X-ray temelli tomografi, ardından manyetik rezonans görüntüleme teknikleri gelişmişti. Şimdi ise elektromanyetik tomografi, beyindeki elektriksel haritalamaları ortaya koyuyor. Böylece hastalıklarla beynin fonksiyonel bağlantıları arasındaki ilişkileri ölçebilir hâle geldik.” dedi.</p>
<p>Tüm bunların, tıpta ve özellikle psikiyatride ciddi bir paradigma dönüşümüne işaret ettiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Nörobilimi kaçıran, tarihsel olarak geride kalacaktır. İnsan davranışıyla ilgilenen biri bu gelişmeleri kaçırırsa, bu hızlı dönüşümün dışında kalır. Son yıllarda psikiyatride dikkat çeken konulardan biri de ‘Default Mode Network’. Biz buna ‘anlam ağı2’da diyoruz; benlik algısıyla ilişkilidir. Bu ağ içinde, paryetal lobun medial bölgesinde yer alan precuneus adlı yapı özellikle dikkat çekiyor. Precuneus’un benlik algısıyla doğrudan ilişkili olduğu görülüyor. Bu oldukça önemli ve yeni bir bilgi.”   </p>
<p><strong>Tarhan: “Yüzde 90’a yakın doğrulukla tespit eden yazılımlar geliştirdik”</strong></p>
<p>Bilinçle ilgili çalışmalar da bu alanı destekliyor diyen Tarhan, “Anestezi uygulandığında bu bölgenin aktivitesi baskılanıyor ve bilinç kaybı gerçekleşiyor. Dolayısıyla bu bölgenin bilinçle doğrudan ilişkili olduğu anlaşılıyor. Bu gelişmelerin tamamı, tanı ve tedavi süreçlerinde yeni yaklaşımların önünü açıyor. Özellikle geliştirdiğimiz ve patentini aldığımız ‘NP modeli’ bu açıdan önemli. Beynin elektriksel fonksiyonlarını, elektromanyetik dalgaları ve yapay zekâyı kullanarak hastalıkları değerlendirebiliyoruz. Örneğin obsesif kompulsif bozukluğu (OKB), hastayı hiç görmeden, normal popülasyonla karşılaştırarak yüzde 90’a yakın doğrulukla tespit edebilen yazılımlar geliştirdik. Şimdi hastalıklarda yüzde 90 oranında tanıyı doğrulama, yapay zeka ile beyin dalgalarının okunmasıyla mümkün hale geldi. Bu çalışmalar hâlen devam ediyor. Bu nedenle yapay zekâyı herkesin öğrenmesi ve anlaması gerektiğini düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Tarhan: “Yapay zekâ bugün popüler hâle gelmiş olsa da biz bu çalışmaları yıllar öncesinden başlatmıştık”</strong></p>
<p>Bu konuya verilen önemin yeni olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “2008’li yıllardan itibaren bu alana yöneldik. 2017 yılında derin öğrenme üzerine bir laboratuvar kurmak istedik. Bu kapsamda bir proje hazırladık. Başlangıçta büyük bir ilgi gördü; ancak süreç ilerlerken beklenmedik şekilde durdu. Daha sonra Ankara’da NÖROM adlı bir merkez kuruldu. İçeriği büyük ölçüde bizim hazırladığımız projeyle örtüşüyordu. Elbette devletimizin böyle bir merkez kurması sevindiricidir; ancak proje fikrinin bize ait olduğunu da belirtmek isterim.” dedi.</p>
<p><strong>Nöroteknolojide güçlü konum</strong></p>
<p>2019 yılında ‘Hesaplamalı Psikiyatri’ başlığıyla hazırlanan çalışmaya da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Çalışmayı 2020’de Amerikan Psikiyatri Birliği Kongresi’ne sunduk. Sunum kabul edildi ve büyük ilgi gördü. Hatta yılın sunumu seçildi. 2021 yılında bu sunum, tüm dünyada online olarak tekrar yayımlandı. Düşünün ki yapay zekâ bugün popüler hâle gelmiş olsa da biz bu çalışmaları yıllar öncesinden başlatmıştık. Bugün geldiğimiz noktada nöroteknoloji alanında güçlü bir konumdayız. Çünkü üniversitemizin kuruluş teması buna dayanıyor: nörobilim, genetik, sağlık, mühendislik ve bilgisayar bilimlerinin bir araya gelmesi. 2013 yılında başlattığımız Bilim ve Fikir Festivali de bu vizyonun bir parçasıydı. O dönemde Türkiye’de bilim festivali yoktu. ‘Neden bilim festivali yok?’ diye yola çıktık ve bu etkinliği başlattık. Bu yıl 11.’si düzenlenecek. Her yıl yüzlerce lise öğrencisi katılıyor. Bu festivalin amacı, geleceğin bilim insanlarını ve potansiyel Nobel adaylarını desteklemekti. Araştırmalar gösteriyor ki insan beyni, öğrenmeyi eğlenceli ve disiplinli bir ortamda daha iyi gerçekleştiriyor. Biz de bilimi eğlenceli hâle getirmek istedik ve bu yaklaşım büyük ilgi gördü. ” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Tarhan: “Artık her şey hesaplamalı ve matematik temelli ilerliyor”</strong></p>
<p>Bu alandaki çalışmaların geleceğin tıbbını, nörobilimini ve psikiyatrisini şekillendireceğine dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Artık her şey hesaplamalı ve matematik temelli ilerliyor. Matematik ile mantığın birleşmesi bilgisayarı doğurduysa, matematik ile psikiyatrinin birleşmesi de yapay zekâyı doğurdu.” dedi.</p>
<p>Eskiden bu alanda çalışanlara ‘fazla hayalci’ denildiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Ancak bugün bu bakış açısı büyük ölçüde değişti. Nörobilimle ilgilenenler, geleceği daha iyi yakalayacaklardır. Bu nedenle bu toplantıya katılan herkesi vizyoner olarak görüyorum. Nöroteknoloji ile kognitif nörobilimi birleştiren tüm katılımcılara ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Artık nöroloji de klasik yaklaşımlarını sorguluyor ve dönüşüyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ: “Demans&#8217;ta erken tanı, geciktirilmiş tanıdır.”</strong></p>
<p>Kongrenin ilk sunumunu ‘Demansta Erken Tanı Kavramı’ konusunda gerçekleştiren Üsküdar Üniversitesi Nörobilim Anabilim Dalı Başkanı, NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, “Demans&#8217;ta erken tanı, geciktirilmiş tanıdır.” dedi ve bu kavramın, bir tecrübenin eseri ve aynı zamanda bir mesajı olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Öncelikle ‘neden?’ sorusunu sormak gerektiğine değinen Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, şöyle devam etti:</p>
<p>“Demans, genel olarak kronik zeminde oluşmuş bir sendromdur. Tıbbi anlamda esas olan, risk faktörlerinin ve demans öncesi hastalık evrelerinin tanısıdır. Demans kavramının ortak iç yüzeyine baktığımızda kronik seyirli bir sendrom olduğu görülür ve dört ana özelliği vardır; bilinç korunmuştur, kognitif/bilişsel zayıflama vardır, kişilik ve davranış anormalliği vardır, gündelik yaşam işlevlerinde bozulma vardır.</p>
<p>Akut demans diye bir kavram yoktur. Eğer demansa benzeyen akut bir sendromla karşılaşırsanız, aklınıza ilk gelmesi gereken deliryumdur. Deliryum, psikiyatride demansla birlikte gündeme gelir ve tedavisi mümkün ve başarılı olan bir sendromdur.</p>
<p>Demansın ortaya çıkışını belirleyici faktörler arasında; süre faktörü, risk faktörleri, nörodejenerasyon faktörleri ve demans potansiyeli taşıyan hastalıklar bulunur. Her demansın bir oluşum süresi, belirli risk faktörleri, nörodejenerasyon aşamaları ve hastalık faktörleri vardır.</p>
<p>‘Demanslarda erken tanı, geciktirilmiş tanıdır’ derken dayandığımız faktörleri kısaca gözden geçirecek olursak: Alışılmış risk faktörleri arasında ileri yaş, inme, travma, enfeksiyon, sistemik hastalıklar ve psikiyatrik faktörler bulunurken, son 30-40 yılda genetik faktörler riskler arasında ilk sıraya yerleşmiştir.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Barış Metin: “Erken tanıda kantitatif EEG, gözle fark edilemeyen ince değişiklikleri ortaya çıkarabilir”</strong></p>
<p>Kongre kapsamında sunum gerçekleştiren Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin ‘Demansın Erken Tanısında EEG Biyobelirteçleri’ konusunda bilgiler paylaştı.</p>
<p>EEG’nin, aslında çok eski bir tetkik olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Barış Metin, “Son yıllarda ise demansın erken tanısı için EEG biyobelirteçleri, özellikle hesaplamalı uygulamalar, hesaplamalı nörobilim ve sinyal işleme biliminin güçlenmesi ile yapay zekâ ve derin öğrenmenin kullanımına paralel olarak hızla artmıştır.” dedi.</p>
<p>Demansta EEG’nin neden iyi bir tetkik olduğunu açıklayan Prof. Dr. Metin, şunları söyledi:</p>
<p>“EEG uygulaması kolay, non-invaziv ve ucuz bir tetkiktir. Ayrıca beyin fonksiyonları hakkında bilgi verir ve herhangi bir risk oluşturmadan sıkça tekrar edilebilir. Kantitatif EEG yöntemi kullanıldığında, beyin osilasyonları sayısal veriye dönüştürülür ve bir kişinin osilasyonları veya EEG indeksleri, popülasyonun normatif değerleriyle karşılaştırılarak artmış veya azalmış gibi istatistiksel çıkarımlar yapılabilir. Bu yöntem, demans ile depresyon ayrımı gibi somut pratik problemleri çözmede de ciddi düzeyde yardımcı olur.</p>
<p>Erken tanıda kantitatif EEG, gözle fark edilemeyen ince değişiklikleri ortaya çıkarabilir. EEG, genellikle gözle analiz edilse de kantitatif yöntem, erken dönem farklarını tespit etmemizi sağlar. Ucuz ve kolay uygulanabilir olduğundan, tarama testi açısından geniş kitlelere uygulanabilir. Hasta takibi sırasında birçok EEG kaydı yapılabilir. Böylece demansa özgü bulgular ve başlangıç durumunun progresyonu takip edilebilir.</p>
<p>Demansın en temel EEG bulguları; yavaş dalgaların (teta, delta) artışı ve hızlı dalgaların (alfa, beta) azalmasıdır. Buna spektral kayma denir. Bu durum, klinik olarak demans henüz ortaya çıkmamış, fakat riski yüksek bireylerde de gözlemlenebilir. Kantitatif EEG ile bu tablo sıkça görülür; delta ve teta dalgalarının spektral gücü artmış, alfa ve beta dalgalarının spektral gücü azalmış olarak gösterilir.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Sultan Tarlacı: “LORETA, EEG sinyalini üç boyutlu beyin yapısına dönüştürerek sinyalin hangi beyin bölgesinden geldiğini tespit etmeyi sağlar”</strong></p>
<p>‘Alzheimer Hastalığının Erken Tanısında Düşük Çözünürlüklü Beyin Eloktromanyetik Tomogrofisi (LORETA)’ başlıklı bir sunum gerçekleştiren Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı ise EEG’nin yüzyılı aşan bir hikâyeye sahip olsa da yazılımlar geliştikçe ve sinyal analizi yöntemleri ilerledikçe gördüğümüz bilgilerin giderek arttığına değindi.</p>
<p>Düşük çözünürlüklü elektromanyetik tomografinin nispeten yeni olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarlacı, “Klasik bir EEG yüksek zamansal çözünürlük sağlar. Ancak uzun yıllar, kaydedilen elektriksel aktivitenin esas kaynağının neresi olduğu bilinmemekteydi. EEG kayıtları, korteksteki birçok piramidal nöronun elektriksel aktivitesini kaydeder. Elektrot sayısını artırarak belirli beyin loblarının veya bölgelerinin karşılığını görmek mümkündür; örneğin frontal lobun ön ve arka kısmı, temporal lobun ön ve arka kısmı veya orta hat gibi bölgeler hakkında fikir edinilebilir. Fakat bu sinyali beynin derin yapıları ve fonksiyonel anatomisiyle ilişkilendirmek uzun süre zor olmuştur.” dedi.</p>
<p>1996 yılında geliştirilen LORETA yöntemi ile bu sorunun aşıldığını aktaran Prof. Dr. Tarlacı, konuşmasında şu noktalara değindi:</p>
<p>“LORETA, matematiksel algoritmalar ve ileri hesaplamalar kullanarak düşük çözünürlüklü bir manyetik tomografi gibi işlev görür ve beynin derinliklerindeki elektriksel aktiviteyi anlamamızı sağlar.</p>
<p>Normal şartlarda EEG sinyali, düz bir beyin yüzeyi üzerine yayılır. Ancak kafatası ve beyin düz bir yapı değildir; elipsoidal, üç boyutlu bir yapıya sahiptir. LORETA tekniği, sinyali iki boyutlu yapıdan üç boyutlu beyin yapısına dönüştürür. Bu sayede gelen sinyalin beyin derinliklerinde hangi anatomik bölgeden kaynaklandığı tespit edilebilir ve alfa, beta, gama, delta, teta bantları üzerinden ilgili beyin alanı belirlenebilir.</p>
<p>LORETA’nın temel özelliği, elektriksel sinyali yapısal anatomi üzerine yerleştirip buradan fonksiyonu çıkarmaktır. Üç aşamalı bir yöntemdir.</p>
<p>Edinilen bilgiler, fonksiyonel MR’dan elde edilen verilerle de uyumludur. LORETA ile sinyalin kaynağı ve hangi yapının farklı çalıştığı, hangi fonksiyonların kaybolduğu anlaşılabilir. Konumuz demans olduğundan, belirli networkler doğrudan demansla ilişkilidir. Örneğin dil networkleri, hipokampus, entorhinal korteks ve amigdaloid çekirdek gibi yapılar hafıza ve duygu ile ilişkilidir. Sinyalin kaynaklarını yapısal anatomi ile birleştirerek fonksiyon kaybı LORETA ile gözlemlenebilir.</p>
<p>Erken teşhis sorunu her zaman önemlidir; prodromal evreyi yakalamak gerekmektedir.”</p>
<p><strong>Alanında uzman isimler sunum gerçekleştirdi! </strong></p>
<p>Kongrede daha sonra NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Nöropsikolog İnci Birincioğlu “Demansın Erken Teşhisinde Nöropsikolojik Değerlendirme Testleri”, NPİSTANBUL Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Necati Alp Tabak “Demansta Erken Radyolojik Bulgular”, NPİSTANBUL Hastanesi Tıbbi Genetik Uzmanı Doç. Dr. Yeşim Özdemir “Unutkanlıktan Demansa Giden Yolda: Erken Tanıda Genetik Ve Mitokondriyal Göstergeler”, Prof. Dr. Erdinç Dursun<strong> </strong>“Demansta Kan Biyobelirteçleri Ve Kullanım Koşulları”, Prof. Dr. Duygu Gezen Ak<strong> </strong>“Demansta Beyin Omurilik Sıvısı Biyobelirteçleri”, Dr. Öğr. Üyesi Onur Erdem Şahin “Demans Tanısında Nükleer Tıp: Fdg-Pet İle Görüntülemenin Klinik Önemi”, Doç. Dr. Özgül Ekmekçioğlu “Demans Tanısında Nükleer Tıp: Diğer Moleküler Görüntüleme Yöntemleri”, Prof. Dr. Lütfü Hanoğlu “Yeni Gelişen Hastalık Modifiye Edici Tedaviler Işığında Biyolojik Erken Tanıya Yaklaşım”, NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini “Demansta Nöromodülasyon Uygulamaları”, Üsküdar Üniversitesi Düzenleme Kurulu Sekreteri Dr. Psk. Shams Farhad “Amnestik Hafif Bilişsel Bozuklukta (Ahbb) İşlevsel Beyin Bağlantısallığı” ve Uzm. Müh. Sahar Taghizadeh Makouei “Demansın Erken Teşhisinde Yapay Zekâ Uygulamaları” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdiler.</p>
<p><strong>Toplu fotoğraf çekimi yapıldı</strong></p>
<p>Kongreye sunumlarıyla katkı sağlayan konuşmacılara teşekkür belgesi takdim edildi ve toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-ile-hastalik-tani-ve-tedavisinde-yuzde-90a-yakin-dogruluk-623435">Yapay zeka ile hastalık tanı ve tedavisinde yüzde 90&#8217;a yakın doğruluk!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antalya trafiği 7/24 takip altında</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/antalya-trafigi-7-24-takip-altinda-607892</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Jan 2026 14:18:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[anlık]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[kavşak]]></category>
		<category><![CDATA[sinyal]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[takip]]></category>
		<category><![CDATA[trafiği]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607892</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde her geçen gün artan araç yoğunluğunu daha güvenli, düzenli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak amacıyla teknolojiyi etkin biçimde kullanmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalya-trafigi-7-24-takip-altinda-607892">Antalya trafiği 7/24 takip altında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde her geçen gün artan araç yoğunluğunu daha güvenli, düzenli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak amacıyla teknolojiyi etkin biçimde kullanmaya devam ediyor. Bu kapsamda 2022 yılında hizmete açılan Trafik Kontrol Merkezi, Antalya trafiğini 7 gün 24 saat esasına göre izleyerek anlık müdahalelerle ulaşımda sürekliliği sağlıyor. </p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Planlama ve Raylı Sistem Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda faaliyet gösteren Trafik Kontrol Merkezi, kent genelinde bulunan 104 sinyalize kavşağı tek noktadan yönetiyor. Trafik Kontrol Merkezi’nde kullanılan ileri teknoloji sistemler kapsamında; 66 adet hareketli (PTZ) kamera ve 40 adet balıkgözü kamera ile kavşaklar, ana arterler ve yoğunluk yaşanan bölgeler anlık olarak izleniyor. Ayrıca uzaktan erişilebilir 104 sinyalize kavşak haricinde 108 adet kavşakta uygulanan manyetik loop sistemi ile anlık araç yoğunluklarına göre değişken yeşil ışık süreleri belirleniyor. Bu sistem sayesinde kavşaklardaki trafik akışı anlık veriler doğrultusunda düzenlenebiliyor.</p>
<p><strong>ANTALYA TRAFİĞİ AKILLI MERKEZDEN YÖNETİLİYOR</strong></p>
<p>Türkiye’nin nüfusuna göre en fazla motorlu araç sayısına sahip  Antalya’da, trafik akışının kesintisiz ve güvenli şekilde sürdürülmesi için geliştirilen merkez, sahip olduğu ileri teknoloji altyapısı sayesinde olası aksaklıklara hızlı müdahale imkânı sunuyor. Trafik Kontrol Merkezi’nde; kent genelindeki kritik kavşaklar, ana arterler ve yoğunluk yaşanan bölgeler kesintisiz olarak izleniyor. Kamera sistemleri, sinyalizasyon altyapısı ve akıllı ulaşım sistemleri aracılığıyla trafik yoğunluğu ölçülüyor, olası sorunlar erken aşamada tespit edilerek gerekli yönlendirmeler yapılıyor. Böylece hem sürücülerin bekleme süreleri azaltılıyor hem de trafik güvenliği artırılıyor.</p>
<p><strong>YOĞUNLUĞA GÖRE DİNAMİK SİNYALİZASYON</strong></p>
<p>Merkezde görev alan uzman ekipler, trafik yoğunluğuna göre sinyal sürelerini dinamik olarak ayarlayarak araç bekleme sürelerini minimum seviyeye indirmeyi hedefliyor. Özellikle sabah ve akşam saatlerinde yaşanan yoğunluklara karşı, veriye dayalı anlık müdahalelerle trafik akışının daha dengeli hale getirilmesi sağlanıyor. Elde edilen veriler doğrultusunda yapılan hızlı müdahalelerle kent genelinde ulaşımın daha konforlu ve güvenli hale gelmesi amaçlanıyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalya-trafigi-7-24-takip-altinda-607892">Antalya trafiği 7/24 takip altında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Büyüme Ağrısı&#8217;nda İhmale Gelmez 5 Kritik Sinyal!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyume-agrisinda-ihmale-gelmez-5-kritik-sinyal-441142</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Feb 2024 12:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısında]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[gelmez]]></category>
		<category><![CDATA[ihmale]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[sinyal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=441142</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluk çağında bazı belirtilerin kesinlikle ihmal edilmemesi ve gerekli tetkiklerin mutlaka yapılması gerekiyor. Zira masum gibi görünen ve çoğunlukla ‘büyüme ağrısına’ bağlanan bu şikayetler çok ciddi nedenlerden kaynaklanabiliyor!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyume-agrisinda-ihmale-gelmez-5-kritik-sinyal-441142">&#8216;Büyüme Ağrısı&#8217;nda İhmale Gelmez 5 Kritik Sinyal!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Anne babalar dikkat!</strong></p>
<p><strong>Çocukluk çağı kanserlerinde bu yanılgıya çok sık düşülüyor!</strong></p>
<p><strong>Çocuğunuzun bu şikayetlerini asla ihmal etmeyin!</strong></p>
<p><strong>Çocuklarda kemik ağrısı her zaman masum olmayabilir!</strong></p>
<p><strong>Bel, bacak ve kol ağrısından kemik ağrısına…</strong></p>
<p><strong>‘Büyüme ağrısıdır’ denilerek geç kalınıyor!</strong></p>
<p>Çocukluk çağında bazı belirtilerin kesinlikle ihmal edilmemesi ve gerekli tetkiklerin mutlaka yapılması gerekiyor. Zira masum gibi görünen ve çoğunlukla ‘büyüme ağrısına’ bağlanan bu şikayetler çok ciddi nedenlerden kaynaklanabiliyor! <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Funda Vesile Çorapcıoğlu</strong> “Anne babaların hangi durumlarda kemik ağrılarını ciddiye alarak mutlaka doktora başvurmaları gerektiği konusunda farklı yaklaşımlar vardır. Bazı belirtiler kemik ağrılarının aslında son derece ciddi bir hastalığın habercisi olduğu yönünde uyarıcıdır. Toplumumuzda ‘büyüme ağrısıdır, biraz izleyelim’ şeklinde  yaygın bir inanış vardır ve bu yanlış düşünce ne yazık ki kanserin ilerlemesine neden olabilmektedir” diyor. Prof. Dr. Funda Çorapcıoğlu, <strong>15 Şubat Çocukluk Çağı Kanser Günü </strong>kapsamında yaptığı açıklamada ‘büyüme ağrısı’ olarak görülen kemik ağrılarında ihmale gelmez 5 kritik sinyali anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p> </p>
<p>Kimi zaman üst solunum yolu hastalıklarında da sık görülen öksürük, boyunda şişlik, ateş ya da halsizlikle kendini gösteriyor, kimi zaman bacaklarda morarma ya da kemik ağrılarıyla sinyal veriyor. Kimi zaman da hiçbir belirti vermeden sinsice ilerliyor. Ancak çeşitli nedenlerle erken teşhis edilemediğinde çok ciddi sonuçlara yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Funda Çorapcıoğlu,</strong> çocuklarda bazı şikayetlerin mutlaka önemsenmesi gerektiğini vurgulayarak “Bu şikayetler çocukluk çağında sık görülen lösemi, lenfoma, beyin tümörü ve yumuşak doku sarkomu gibi kanserlerin habercisi olabilir. Ancak ülkemizde bazı yanlışlara çok sık düşülebiliyor. Bu yanlışların en sık görülenlerinin başında da; kemiklerdeki ağrı için ‘büyüme ağrısı’ olabileceği, bacaklardaki morluk için de çocuğun hareketli bir yapısı olduğu ve bacaklarını sık sık bir yerlere çarptığı düşüncesi yatıyor” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Erken teşhis çok önemli ama!</strong></p>
<p>Çocukluk çağı kanserlerinde erken teşhisin son derece önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çorapcıoğlu şöyle konuşuyor: “Çocuklarda kol ve bacak ağrıları nedeniyle çok sayıda başvuru olmaktadır. Ancak çoğu zaman aile bu şikayetlerle doktora başvursa da; başvurulan çocuk hekimi veya ortopedi hekimi tarafından tanı ‘büyüme ağrısı’ olarak sunulur. Bu büyüme ağrılarının bir süre izlenmesi sonucunda aslında daha başka hastalık tanılarının konulduğu bir gerçektir. O nedenle bu şikayetleri, ağrıları olan çocukların hangi durumlarda zaman kaybedilmemesi gerektiği doktorlar tarafından ifade edilmelidir. Yine klinik deneyimlerimize göre; bazı ailelerin bu ağrıları son derece önemseyerek büyüme ağrısı olup olmadığından emin olmak adına doktora başvurduğu halde, hekimlerin herhangi bir tetkik yapma gereği duymadan büyüme ağrısı olarak bu durumu izlemeleri, kemik tümörlerinde tanıda gecikmeye neden olmaktadır. Özellikle bazı kemik tümörleri ve yumuşak doku tümörlerinin tanısının geciktiği çok iyi bilinmektedir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Kemik ağrılarında ihmale gelmez 5 belirti! </strong></p>
<p>Küçük çocuklarda genellikle 4-7 yaş arasında veya daha büyük çocuklarda adölesan (ergenlik) döneme doğru 11-12 yaşlarından 18 yaşına kadar; boy uzamaları nedeniyle kemik ağrıları görülebiliyor. Anne babaların hangi durumlarda kemik ağrılarını ciddiye alarak mutlaka doktora başvurmaları gerektiği konusunda son derece farklı yaklaşımlar olduğunu belirten Prof. Dr. Funda Çorapcıoğlu “Çocuk ısrarla bir kemiğinin ağrıdığını söylüyorsa bu durumda mutlaka tetkik gerekliliği bulunmaktadır” diyor. Prof. Dr. Çorapcıoğlu, kemik ağrıları ile ilgili dikkat edilmesi gereken 5 belirtiyi şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Aktivite ile ara ara olan sonra geçen, tekrar yoğun aktivite ile ortaya çıkan ağrılar genellikle büyüme ağrılarını gösterir. Ancak ağrı süreklilik arz ediyorsa ve çocuk her gün bu ağrıdan şikayet ediyorsa mutlaka altında yatan neden araştırılmalıdır. </li>
<li>Ağrı dışında ağrıya eşlik eden o bölgede; kolda, bacakta, vücudun herhangi bir yerinde şişlik varsa, dokunmakla hassasiyet, ısı artışı ve kızarıklık görülmekteyse bu durumu büyüme ağrısına bağlamak mümkün değildir.</li>
<li>Kemik ağrılarının kanserle ilişkili olduğunun en önemli belirtisi; özellikle çocuğu gece uykudan uyandıran ağrı olmasıdır. Bu son derece önemli bir belirtidir ve kanser açısından ve kemik tümörü açısından mutlaka araştırılması gereken bir durumdur. </li>
<li>Kemik ağrısına kilo kaybı, ateş, gece terlemesi gibi belirtilerden biri dahi eklenme mutlaka Çocuk Onkoloji Uzmanına başvurulması gerekmektedir.</li>
<li>“Çocuklarda kemik ağrılarıyla ilgili en çarpıcı durumlardan biri de bel ağrısıdır” diyen Prof. Dr. Çorapcıoğlu sözlerine şöyle devam ediyor: “Erişkinlerin aksine çocukluk yaş grubunda ne kadar aktivite yaparsa yapsın, ne kadar yorulursa yorulsun çocukların bel ağrısı daima bir hastalığın habercisidir. Ve bu nedenle tümör olup olmadığı mutlaka araştırılmalıdır.”</li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyume-agrisinda-ihmale-gelmez-5-kritik-sinyal-441142">&#8216;Büyüme Ağrısı&#8217;nda İhmale Gelmez 5 Kritik Sinyal!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınların önemsemesi gereken 7 ciddi sinyal !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadinlarin-onemsemesi-gereken-7-ciddi-sinyal-436700</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jan 2024 07:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların]]></category>
		<category><![CDATA[önemsemesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinyal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=436700</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın hastalıklarında erken teşhis ve tedavi hayat kurtarıyor. Ancak geç kalındığında tedavisi oldukça güçleşen ciddi hastalıkların belirtileri kadınlar tarafından ‘strestendir’ veya ‘önemli bir sorun yoktur’ düşüncesiyle göz ardı edilebiliyor. Oysa dikkate alınmayan adet düzensizliği, ara kanamalar ve sık idrara çıkma gibi belirtiler ciddi hastalıkların habercisi olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarin-onemsemesi-gereken-7-ciddi-sinyal-436700">Kadınların önemsemesi gereken 7 ciddi sinyal !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın hastalıklarında erken teşhis ve tedavi hayat kurtarıyor. Ancak geç kalındığında tedavisi oldukça güçleşen ciddi hastalıkların belirtileri kadınlar tarafından ‘strestendir’ veya ‘önemli bir sorun yoktur’ düşüncesiyle göz ardı edilebiliyor. Oysa dikkate alınmayan adet düzensizliği, ara kanamalar ve sık idrara çıkma gibi belirtiler ciddi hastalıkların habercisi olabiliyor.  <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın,</strong> “Kadınların herhangi bir yakınmalarında hekimlerine başvurmaları çok önemlidir. Zira, erken tanı ve tedavi sayesinde pek çok hastalık daha ciddi sağlık problemlerine yol açmadan tedavi edilebilir. En önemlisi ise hiçbir yakınması olmasa bile kadınların 21 yaşından itibaren her yıl düzenli jinekolojik muayenelerini ihmal etmemeleridir. Örneğin, smear testi sayesinde hücresel değişimler rahim ağzı kanserine dönüşmeden tedavi edilebilir. Ayrıca yine düzenli kontrollerini yaptıran kadınlar, genelde belirti vermeden ilerleyen yumurtalık kanserine karşı önemli avantajlar elde edebilirler” diyor.  <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın,</strong> kadınların mutlaka hekime başvurmaları gereken 7 sinyali anlattı; önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Adet düzensizliği ve ara kanamalar</strong></p>
<p>Adet düzensizliği asla ihmal edilmemesi gereken önemli belirtilerden. En sık aşırı stres veya egzersiz, hızlı kilo alıp–verme, polikistik over sendromu (PCOS), tiroit veya prolaktin hormonu problemlerinden kaynaklanıyor. Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın, “Ayrıca aşırı ve yoğun  miktarda görülen uzun süreli adet kanamalarında mutlaka jinekolojik değerlendirme yapılması gerektiğine işaret ederek, “Yoğun adet kanamaları endometrial polip, miyom, rahim duvarı kalınlaşması, rahim ağzı ve endometrium kanserinin önemli bir belirtisi olabilir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Kasık ağrısı, karında şişlik</strong></p>
<p>Kasık ağrısı; enfeksiyonlar, miyomlar, yumurtalık kistleri ve endometriozise işaret edebiliyor. Ağrıya vajinal akıntı eşlik ediyorsa pelvik enfeksiyonu açısından değerlendirmek önem taşıyor. Antibiyotik tedavisine rağmen ateş, şiddetli karın ve bel ağrısı oluşursa; rahim, yumurtalık ile tubaların enfeksiyonu ve abse açısından ileri tetkik gerekebiliyor. Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın, kadınlarda gelişen kasık ağrısına endometriozis hastalığının da neden olabileceğine dikat çekerek, “Endometriozis rahim içini kaplayan dokunun rahim dışında, endometrioma (çikolata kisti) ise endometriozisin yumurtalıklarda olmasıdır” diyor.   Kasık ağrısına adet gecikmesi eşlik ediyorsa altta yatan etkenin dış gebelik olabileceğini vurgulayan Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın, “Eğer karın ağrısı ve karında şişlik belirtilerine  kilo kaybı da eşlik ediyorsa hasta yumurtalık kanseri açısından tetkik edilir. Yumurtalık kanseri genelde ileri evrede belirti verdiği için yıllık jinekolojik muayeneler, erken tanı ve tedavide büyük önem taşır” diyor. </p>
<p><strong>Genital siğiller</strong></p>
<p>Genital bölgede kabarık ve genellikle deri renginde  olan lezyonlar ‘genital siğil’ olabiliyor. Değişik görünümde, renkte ve çeşitli  yaygınlıkta görülen bu siğiller en sık Human Papilloma Virüsü’nden (HPV) kaynaklanıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın,<strong> </strong>siğillerin çoğunlukla şikayet oluşturmadıklarını ve nadiren kaşıntıya yol açabildiklerini belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Siğillerin yüzde 90’ından sorumlu olan HPV tip 6 ve 11 rahim ağzı kanseri açısından düşük risk grubunda yer alır. Ancak diğer alt grupların da eşlik edebilmesi nedeniyle rahim ağzı kanseri tarama testlerinin mutlaka yapılması gerekir” </p>
<p><strong>Cinsel ilişki sonrasında kanama</strong></p>
<p>Cinsel ilişki sonrasında oluşan vajinal kanama; vajinal enfeksiyonlar, rahim ağzında oluşan polipler, çok daha önemlisi rahim ağzı kanseri lezyonlarına bağlı görülebiliyor. Rahim ağzı kanserine en sık yol açan etkenin genellikle cinsel yolla bulaşan Human Papilloma Virüsü (HPV) olduğuna dikkat çeken Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın, “Bu virüs cinsel ilişki sonrasında vajinal kanamayla da kendini belli edebilir, ancak hastalığın erken dönemlerinde şikayet vermeyebilir. Bu nedenle jinekolojik muayene esnasında yapılan Smear – HPV testleri büyük önem taşır. Tarama testleri (Smear -HPV testleri)  ile kanser öncüsü lezyonlar tespit edilebilir. Erken tanı ve doğru tedaviyle rahim ağzı kanserinin gelişimi önlenebilir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Vajnal akıntı </strong></p>
<p>Fizyolojik vajinal akıntı kokusuz, şeffaf ve renksiz oluyor. Vajina florasında   birtakım yararlı mikroorganizmalar baskındır. Çeşitli sebeplerle flora dengesinin bozulması vajinal akıntıda değişikliklere  yol açabiliyor. Vajinal akıntı sarı ya da yeşil renkli ve kötü kokulu ise buna kasık veya bel ağrısı ile kaşıntı şikayetleri eşlik ediyorsa, nedeni enfeksiyon olabiliyor. Gonore, klamidya, üroplazma veya mikroplazma gibi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların varlığında eşlere antibiyotik tedavisi planlanıyor. </p>
<p><strong>Menopoz döneminde kanama</strong></p>
<p>Son adet tarihinden bir yıl sonra görülen vajinal kanamalarda mutlaka hekime başvurulmalı. Zira bu kanamalar; vajinal kuruluğa bağlı olarak vajinal atrofi kanamaları, endometrial hiperplaziler (rahim iç zarının kalınlaşması), rahim ağzı ya da endometrium kaynaklı polipler, miyomlar, dahası rahim ağzı ve endometrium kanserlerinin habercisi olabiliyor. Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın, bu nedenle menopozda gelişen kanamaların mutlaka önemsenmesi gerektiği uyarısında bulunarak, “Bu kanamalarda jinekolojik muayenenin yanı sıra rahim ağzı kanseri tarama testleri ve ultrasonografi yöntemlerine başvurulur. Rahim içi zarının kalın olduğu tespit edilirse, endometrial biyopsi seçenekleri değerlendirilmeli ve patoloji incelemesi yapılmalıdır” diyor. </p>
<p><strong>Sık idrara çıkma</strong></p>
<p>Kadınlarda sık idrara çıkma sorunu çeşitli sağlık durumlarından kaynaklanabiliyor. En yaygın sebepler arasında idrar yolu enfeksiyonları, üriner inkontinans ve bazı kronik durumlar yer alıyor. İdrar yolu enfeksiyonları, bakterilerin üriner sisteme girmesi ve enfeksiyona yol açmasıyla karakterizedir.  Bu durum, sık idrara çıkma, yanma hissi ve idrar yaparken acı gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Üriner inkontinans ise idrar kesesinin kontrolünün kısmen veya tamamen kaybedilmesi durumudur ve sık idrara çıkma, idrar kaçırma ile ani idrar ihtiyacı gibi semptomlarla ortaya çıkıyor. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarin-onemsemesi-gereken-7-ciddi-sinyal-436700">Kadınların önemsemesi gereken 7 ciddi sinyal !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Baş Ağrısında 5 Önemli Sinyal!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-bas-agrisinda-5-onemli-sinyal-359897</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Mar 2023 09:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısında]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sinyal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=359897</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baş ağrısı en sık görülen sağlık problemlerinde ilk sıralarda yer alıyor. Yaşam kalitesini oldukça düşürebilen baş ağrısı sadece yetişkinlerin değil, çocukların da yakındıkları bir sorun.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-bas-agrisinda-5-onemli-sinyal-359897">Çocuklarda Baş Ağrısında 5 Önemli Sinyal!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baş ağrısı en sık görülen sağlık problemlerinde ilk sıralarda yer alıyor. Yaşam kalitesini oldukça düşürebilen baş ağrısı sadece yetişkinlerin değil, çocukların da yakındıkları bir sorun. Üstelik cep telefonu ve bilgisayar gibi teknolojik cihazların kullanım sürelerinin uzaması baş ağrısının görülme sıklığını artırıyor. Çocuklarda baş ağrısı özellikle yeni başlamışsa ve şiddetli bir ağrı ise ebeveynlerde büyük bir kaygıya neden olabiliyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Hepsen Mine Serin</strong>,<strong> </strong>toplumdaki yaygın inanışın aksine her baş ağrısının tümörün habercisi olmadığını belirterek, “Baş ağrısının çok sayıda nedeni oluyor ve ayrıntılı öykü ile nörolojik muayeneyle tanı rahatlıkla konulabiliyor. Ancak çocuk sık sık baş ağrısından yakınıyor, günlük aktivitelerini yapmakta güçlük çekiyor, okula gitmek istemiyor ve ödevlerini yapamıyorsa mutlaka doktora başvurmak gerekiyor. Ailelerin dikkat etmeleri gereken önemli bir nokta da başı ağrıyan çocuğa sürekli ağrı kesici ilaçlar vermemek olmalı. Zira sık ağrı kesiciler çocukta baş ağrılarının daha uzun, daha şiddetli olmasına yol açabiliyor ve tedaviyi güçleştiriyor.” diyor.</p>
<p><strong>Migren çocuklarda da görülüyor!</strong></p>
<p>Hemen her yaşı etkileyebilen migren çocuklarda da gelişirken, özellikle ergenlik döneminde görülme sıklığı artıyor. Migren gibi ataklar halinde olan ve tekrarlayıcı baş ağrıları çocukların yaşam kalitesi üzerinde olumsuz etkilere neden olabiliyor. Çocuklarda migren belirtileri yetişkinlerden biraz farklı seyredebiliyor. Örneğin ataklar bir saatten kısa sürede hafifleyebiliyor. Genellikle yetişkinlerin tersine ağrı başın iki bölgesini de etkileyebiliyor. Yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da baş dönmesi, ışık ve kokuya hassasiyet, görme bozukluğu ile halsizlik gibi sorunlar yaşanabiliyor. Detaylı öykünün yanı sıra nörolojik muayene, çocuklarda migren tanısı için yeterli geliyor. Migren tedavisi, baş ağrısını tetikleyen nedenlerin belirlenmesi ve bunlardan kaçınmak, akut baş ağrısı ataklarının tedavisi ve koruyucu tedavi olmak üzere 3 bölüme ayrılıyor. Çocuğun atak sıklığına ve şiddetine göre planlama yapılabiliyor.</p>
<p><strong>Enfeksiyonlardan diş çürüklerine…</strong></p>
<p>Baş ağrısı kafatasının içinde ve dışında bulunan ağrıya duyarlı yapıların çeşitli nedenlerle etkilenmesi sonucu oluşan bir belirti. Çocukluk çağı baş ağrıları ‘pirmer’ ve ‘sekonder’ baş ağrıları olarak iki gruba ayrılıyor.</p>
<p><strong>Primer baş ağrıları:</strong> Migren ve gerilim tipi baş ağrısı çocukluk çağında genellikle de ergenlik döneminde sık görülen baş ağrısı nedenini oluşturuyor.</p>
<p><strong>Sekonder baş ağrıları:</strong> Virüs ve bakteri kaynaklı enfeksiyonlar, burun tıkanıklığı, diş çürükleri, görme bozuklukları, hipertansiyon, beyin tümörü, hidrosefali, beyin kanaması ve kafa travması gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor.</p>
<p><strong>Baş ağrısında 5 önemli belirtiye dikkat!</strong></p>
<p>Çocuklarda baş ağrıları beyin içinde yer kaplayıcı olaylar, beyin kanaması ve hidrosefali gibi ciddi sorunların habercisi olabiliyor. Bu tür tablolara hızla müdahale edilmesi yaşamsal öneme sahip oluyor. Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Hepsen Mine Serin,<strong> </strong>zaman kaybetmeden hekime başvurulması gereken belirtileri şöyle sıralıyor:</p>
<ul>
<li>Özellikle hayatındaki ilk ve en şiddetli baş ağrısı olması ya da zaman zaman gelişen baş ağrısının şiddetinde artış ile özelliklerinde değişim yaşanması</li>
<li>Baş ağrısına kusmanın eşlik etmesi</li>
<li>Sabah erken saatlerde gelişmesi veya gece uykudan uyandıracak şiddette olması</li>
<li>Çift görme/bulanık görme gibi ek yakınmaların gelişmesi</li>
<li>Kişilik ve davranış değişikliği olması</li>
</ul>
<p><strong>Tedavi nedene yönelik planlanıyor</strong></p>
<p>Çocuklarda baş ağrısının tedavisi için öncelikle altta yatan nedenin tespit edilmesi gerekiyor. Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Hepsen Mine Serin,<strong> </strong>migren ve gerilim tipi baş ağrılarının tedavisinde öncelikle yaşam kalitesini arttıran tedbirlerin<strong> </strong>alındığını belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Uzun zamandır ve ataklar halinde olan, ancak çocuğun genel durumunda bozulmaya neden olmayan baş ağrılarında önleyici tedbirler fayda sağlayabiliyor. Migreni tetikleyen besin maddelerini tüketmemek, yemek öğünlerini atlamamak, ekran maruziyetini azaltmak, stres oluşturan faktörlere çözüm sağlamak,  uyku saatlerini çocuğun yaşına uygun olarak düzenlemek, yoğun egzersizden kaçınmak, okul ve ödev zamanlarını ayarlamak gibi yaşam alışkanlıklarında düzenlemeler yapılıyor. Buna rağmen ataklar devam ederse ağrı sıklığını ve şiddetini azaltmak için koruyucu ilaç tedavilerine başlanıyor. Sekonder baş ağrılarında ise altta yatan nedene göre tedavi planlanması yapılıyor” diyor.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-bas-agrisinda-5-onemli-sinyal-359897">Çocuklarda Baş Ağrısında 5 Önemli Sinyal!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
