<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sinüzit | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/sinuzit/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sinuzit</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Dec 2025 09:07:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>Sinüzit | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sinuzit</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kanama Bozukluğu Olan Kişilerin Sinüzit Tedavisinde de Kullanılabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanama-bozuklugu-olan-kisilerin-sinuzit-tedavisinde-de-kullanilabiliyor-599172</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 09:07:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[Kanama]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerin]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[Sinüs]]></category>
		<category><![CDATA[Sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599172</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yarattığı iş gücü kaybı, kişilerin yaşam konforunu bozması sürekli ilaç kullanmak gerekliliği gibi birçok etken sinüzit sorunu yaşayan kişilerin yaşamlarını ciddi şekilde etkileyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanama-bozuklugu-olan-kisilerin-sinuzit-tedavisinde-de-kullanilabiliyor-599172">Kanama Bozukluğu Olan Kişilerin Sinüzit Tedavisinde de Kullanılabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Yarattığı iş gücü kaybı, kişilerin yaşam konforunu bozması sürekli ilaç kullanmak gerekliliği gibi birçok etken sinüzit sorunu yaşayan kişilerin yaşamlarını ciddi şekilde etkileyebiliyor. Özellikle son yıllarda daha çok gündeme gelen “Balon sinoplasti” yönteminin, hiçbir dokuyu kesmeden uygulanması sayesinde önemli bir seçenek haline geldiğini söyleyen KBB, Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Selim Pata “Bu sayede güvenli ve komplikasyon riskini belirgin şekilde azaltan bir seçenek oluşturuyor. Ayrıca kesisiz olması nedeniyle kanama bozukluğu yaşayan hastalarda da kullanılabiliyor” dedi </em></p>
<p><strong>SİNÜZİT GİDEREK ARTIYOR; ALERJİLER VE KALABALIK YAŞAM ETKİLİ </strong></p>
<p>Giderek kalabalıklaşan dünya, yaşam alanlarımızın yapaylaşması hem alerjilerde artışa hem de daha sık enfeksiyonlarla karşılaşmamıza neden oluyor. Günümüzde sinüzit hastalığının artış gösterdiğini ve özellikle bu iki durumun da etkisiyle sinüzitin kronikleştiğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Selim Pata hastalığın mutlaka tedavi edilmesi gerekliliğini şu cümlelerle aktardı: “Sürekli yüz bölgesinde dolgunluk, baş ağrısı, yorgunluk, nefes alamama ve bozuk uyku hayat standardımızı ve mutluluğumuzu ciddi şekilde azaltıyor. İş gücü kaybına neden oluyor. Beraberinde sürekli ilaç kullanımı gerekliliği de ekonomik kayıp yaratıyor. Bu nedenle sinüzit mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık.” </p>
<p>Riski düşük olmakla birlikte tedavi edilmediği taktirde sinüzitin kulağa yayılıp orta kulak iltihabına neden olabileceğini hatırlatan Prof. Dr. Pata, “Hatta, göze doğru yayılıp görme kaybına hatta ve hatta beyne ilerleyip menenjit gelişmesine, beyin absesi oluşumuna bile neden olabilir” dedi. </p>
<p><strong>“BALON SİNOPLASTİ DOKULARA ZARAR VERMEDEN KANAMASIZ UYGULANABİLİYOR” </strong></p>
<p>Sinüzit tedavisinde kullanılan ve özellikle son yıllarda öne çıkan balon sinoplasti yönteminin kanamasız şekilde uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Yavuz Selim Pata, “Elimizde bıçak, makas gibi kesici bir alet olmadan çalışıyoruz. Hiçbir dokuyu zedelemiyor, çevre yapılara herhangi bir temasla zarar vermiyoruz. Böylece kanama riski en aza iniyor ve cerrahi süreç çok daha kontrollü ilerliyor” dedi. Balon sinoplastinin dokuları koruyan ve iyileşme sürecini hızlandıran bir yöntem olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Pata, 2005’te Amerika’da geliştirilen, Türkiye’de ise 2006’dan bu yana uygulanan bu tekniğin klasik ameliyatlarla aynı tedavi başarısına sahip olduğunu söyledi. </p>
<p>Prof. Dr. Pata, sözlerine şöyle devam etti: “Balon sinoplasti ameliyatında dokulara hiçbir zarar vermeden sinüs ağızlarını açıyoruz. Klasik cerrahilerle karşılaştırıldığında elde edilen sonuçların birbirine denk olduğunu görüyoruz. Ancak bu yöntemde doku bütünlüğü korunuyor ve kanama riski ortadan kalkıyor. Dolayısıyla sinüzit hastalıklarının cerrahi tedavisinde önemli bir alternatif olarak kullanılmaya devam ediyor” diye konuştu. </p>
<p><strong>DOĞRU HASTA SEÇİMİ ÖNEMLİ </strong></p>
<p>Balon sinoplastinin genellikle genel anestezi altında uygulandığını aktaran Prof. Dr. Pata, süreçle ilgili şu bilgileri aktardı: “Hastamız genel anestezi altında uyurken sinüs kanalının ağzını bulup balonu ilerletiyoruz. Balon tam sinüsün ağzına geldiğinde şişiriyoruz. Balon şiştiğinde o bölgedeki daralmış sinüs kanalı genişliyor ve sinüsün havalanması sağlanıyor. Sinüsün içine hava girince de kronik sinüzit haftalar içerisinde yavaş yavaş düzeliyor ve hastalık tamamen geçiyor.” </p>
<p>Her sinüzit hastasının bu yönteme uygun olmadığının altını çizen Prof. Dr. Pata, “Nadiren nazal polip dediğimiz oluşumlar olabilir; polipli kronik sinüzitli hastalarda balon sinoplasti tek başına sonuç vermez ama endoskopik sinüs cerrahisiyle birlikte kombine şekilde kullanılırsa sonuçlar çok daha iyi olur. Bunun dışındaki birçok hastada balon sinoplasti uygulanabilir” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>‘KANAMA RİSKİ OLAN HASTALARDA KULLANILABİLİYOR” </strong></p>
<p>“Balon sinoplastinin önemli kazanımlarından biri kanamasız bir yöntem olması” diyen Prof. Dr. Pata, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bazı hastalarda, kanaması zor duran ya da kanama hastalığı olan durumlar olabilir. Klasik ameliyatlarda bu hastaları takip etmek zordur cümlesi yerine bu hastaları standart cerrahi yöntemler ile ameliyat etmek zordur. Balon sinoplasti ise hiçbir yeri kesmediğimiz ve dokulara zarar vermediğimiz için kanamasız bir yöntemdir. Bu nedenle kanama riski olan hastalarda çok önemli kazanım sağlar.” </p>
<p><strong>“GÜNLÜK YAŞAMA HIZLI DÖNÜŞ SAĞLANABİLİYOR” </strong></p>
<p>İşlemin hasta konforu açısından önemli kazanımları olduğunu belirten Prof. Dr. Pata, “Kesme, kanatma, travma oluşturma gibi bir durum olmadığı için hastalar aynı gün taburcu oluyor. Çoğu kişi 3–5 saat içinde günlük aktivitelerine dönebiliyor” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“AYLARCA SÜREN BURUN TIKANIKLIĞINI BASİT NEZLE SANMAYIN” </strong></p>
<p>Uzun süreli tıkanıklığın farklı patolojilere işaret edebileceğini belirten Prof. Dr. Pata, “Burun kemiği eğriliği, alerji, sinüzit, polip hatta nadiren tümör gibi nedenler olabilir” dedi. Günümüzde sinüzit hastalığının artış gösterdiğini belirten Prof. Dr. Pata şöyle devam etti: “Hem kalabalık ortamlarda yaşamamız nedeniyle daha sık enfeksiyon geçiriyoruz hem de yaşam alanlarımız yapaylaştıkça alerjiler artıyor. Her iki durum da üst solunum yolları enfeksiyonu sıklığını artırıp sinüzit olmamıza ve zaman içerisinde sinüzitin kronikleşmesine yol açabilir. Sürekli dolgunluk, baş ağrısı, yorgunluk, nefes alamama ve bozuk uyku hayat konforunu ciddi şekilde azaltıyor. İş gücü kaybına neden oluyor. Sürekli ilaç kullanımı da ekonomik kayıp yaratıyor. Bu nedenle sinüzit mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık.”</p>
<p><strong>‘GÜNCEL TEDAVİLERLE YÜZDE YÜZE YAKIN BAŞARI SAĞLANIYOR’ </strong></p>
<p>Modern tedavi yöntemlerinin oldukça etkili olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yavuz Selim Pata, “Eskiden sinüzit ameliyat ile tedavi edilmez, edilemez yine tekrarlar diye bilinir ve kabul edilirdi. Günümüzde ise modern teşhis ve tedavi yöntemleri kullanılarak birçok hastalık gibi kronik sinüzitlerde başarı ile tedavi edilebilmektedir. Sinüzit ameliyatları iyi bir cerrah tarafından doğru yöntemler kullanılarak yapılır ise başarı oranı oldukça yüksektir. Doğru tanı ve doğru yöntemle sinüzit bir daha tekrarlamayacak şekilde tedavi edilebiliyor” ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanama-bozuklugu-olan-kisilerin-sinuzit-tedavisinde-de-kullanilabiliyor-599172">Kanama Bozukluğu Olan Kişilerin Sinüzit Tedavisinde de Kullanılabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinüzit ve yüz felci hakkındaki doğru bilinen yanlışlar!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinuzit-ve-yuz-felci-hakkindaki-dogru-bilinen-yanlislar-598699</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Dec 2025 11:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[felci]]></category>
		<category><![CDATA[hakkındaki]]></category>
		<category><![CDATA[içinde]]></category>
		<category><![CDATA[islak]]></category>
		<category><![CDATA[Kasları]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>
		<category><![CDATA[Sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışlar]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Felci]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598699</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, toplumda yaygın olan sağlıkla ilgili inanışların bilimsel karşılığını, sinüzit ve yüz felci örnekleri üzerinden değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinuzit-ve-yuz-felci-hakkindaki-dogru-bilinen-yanlislar-598699">Sinüzit ve yüz felci hakkındaki doğru bilinen yanlışlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, toplumda yaygın olan sağlıkla ilgili inanışların bilimsel karşılığını, sinüzit ve yüz felci örnekleri üzerinden değerlendirdi.</p>
<p><strong>Nesilden nesile aktarılan bazı inanışlar, sorgulanmadan doğru kabul edilebiliyor!</strong></p>
<p>Toplumda nesilden nesile aktarılan bazı inanışların, çoğu zaman bilimsel dayanağı olup olmadığı sorgulanmadan doğru kabul edildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Günlük yaşamda sıkça duyduğumuz bu ifadeler, özellikle soğuk algınlığı, enfeksiyonlar ve sinir sistemi hastalıklarıyla ilişkilendirilir.” dedi.</p>
<p>Kültürümüzde yerleşmiş olan inanışlardan örnekler veren Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “En çok duyduklarımız ‘dondurma yersen bademcik iltihabı olursun’, ‘çıplak ayakla taşa basma böbreklerini üşütürsün’, ‘taşa oturma bağırsaklarını üşütürsün’, ‘boynuna atkı sar boğazın şişmesin’ ve özellikle soğuk havalarda çok sık duyduğumuz ‘ıslak saçla yatarsan sinüzit olursun’ deyimleridir. Bu ifadelerin hiçbirinin tıpta ispatlanmış bir çalışması yoktur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sinüzitin saçın ıslak kalmasıyla ilişkili olduğunu gösteren bilimsel çalışma yok! </strong></p>
<p>Sinüzitin, genellikle nezle ve grip enfeksiyonları sırasında virüslerin sinüs boşlukları içinde iltihap oluşturmasıyla meydana geldiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bu durumun saç telleriyle ya da saçın ıslak olmasıyla ilişkili olduğunu gösteren herhangi bir bilimsel çalışma bulunmaz.” dedi.</p>
<p>Saç derisi ile nazal mukozanın anatomik olarak birbirinden oldukça uzak bölgelerde yer aldığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Ayrıca bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan bir etkileşim söz konusu değildir. Buna rağmen, bireylerin kendilerini koruma konusunda azami dikkat göstermeleri elbette önemlidir. Her ne kadar ıslak saçla uyumanın sinüzite yol açtığı bilimsel olarak kanıtlanmamış olsa da, konfor, genel hijyen ve vücut direncinin korunması açısından ıslak saçla uyumamak daha sağlıklı bir tercih olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yüz felci, yüz sinirindeki iletim bozukluğuyla gelişir!</strong></p>
<p>Günlük hayatta sıkça yanlış yorumlanan bir diğer durumun ise yüz felci olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Yüz felci, yüz kaslarını hareket ettiren yüz sinirinin iletiminin durması ve bu nedenle mimik kaslarının çalışamaması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.” dedi.</p>
<p>Yüz sinirinin motor dallarının beyinden çıktıktan sonra kulak kemiği olarak bilinen temporal kemik içinde dar bir kanaldan ilerlediğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Rahimi şunları söyledi:</p>
<p>“Bu kanaldan çıktıktan sonra yanaktaki tükürük bezesinin içine girer ve çeşitli dallara ayrılarak yüzümüzdeki mimikleri oluşturan kasları hareket ettirir. Özellikle bu dar kemik kanal içinden geçerken sinirde herhangi bir ödem oluşması durumunda sinir iletimi bozulur ve kaslar görevini yapamaz. Bu tabloya yüz felci adı verilir. Bunun yanı sıra, tükürük bezi ameliyatları, çeşitli kafa travmaları ya da cerrahi kesiler sırasında sinirin bazı bölümleri zarar görebilir. Bu gibi durumlarda da sinir iletimi durur, ilgili bölgede mimik kasları çalışmaz ve yüz hareketlerinde belirgin bir asimetri oluşur.”</p>
<p><strong>Yüz felciyle karşılaşıldığında zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı!</strong></p>
<p>Yüz felçleri içinde en sık karşılaşılan tablonun, Bell’s palsi olarak adlandırılan ve kemik içindeki ödeme bağlı olarak gelişen felç olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bu tür yüz felçleri büyük oranda kendiliğinden düzelir.” dedi.</p>
<p>Ancak düşük bir ihtimal de olsa, iyileşmenin gerçekleşmediği durumlar da olabileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Kalıcı yüz felci gelişebilir. Bu durumda yüzde asimetri ve estetik açıdan şekil bozuklukları ortaya çıkar. Yüz felciyle karşılaşıldığında zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması son derece önemlidir. İlk olarak yapılması gereken, felcin santral mi (beyin kaynaklı) yoksa periferik mi (sinir trasesi boyunca) geliştiğinin ayırt edilmesidir. Bu ayrım tedavi yaklaşımını doğrudan belirler. Ardından, aynı tarafta kulak enfeksiyonu, kolesteatoma, temporal kemik fraktürü ya da tükürük bezine ait kitle veya cerrahi öykü olup olmadığı değerlendirilmelidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Tedaviye erken başlamak başarı oranını her zaman artırır!</strong></p>
<p>Göz kapağını kapatan kasları uyaran sinirin de fasiyal sinirin dallarından biri olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Yüz felcinde gözün kapanamaması, göz kuruluğu ve enfeksiyon riskini artırdığı için ayrıca önem taşır.” dedi.</p>
<p>Tedaviye mümkün olduğunca erken başlanmasının başarı oranını her zaman artırdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Tedavi sürecinde ilaçlar, fizik tedavi uygulamaları, masaj, sıcak uygulamalar ve destekleyici yöntemler birlikte kullanılabilir. Bazı durumlarda herpes zoster virüsü, kulak çevresinde döküntülerle birlikte işitme kaybı, kulak çınlaması ve yüz felcini aynı anda ortaya çıkarabilir. Bu tabloda kalıcı hasar riski daha yüksek olduğu için ek ve daha yoğun tedavi yöntemlerine başvurulması gerekir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinuzit-ve-yuz-felci-hakkindaki-dogru-bilinen-yanlislar-598699">Sinüzit ve yüz felci hakkındaki doğru bilinen yanlışlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Başım ağrımıyor, sinüzit değildir&#8221; diye düşünmeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/basim-agrimiyor-sinuzit-degildir-diye-dusunmeyin-569006</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2025 07:57:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akut]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[boğaz]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Sinüs]]></category>
		<category><![CDATA[Sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=569006</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüzümüzde sinüs olarak adlandırılan boşlukların içinde yer alan mukoza örtüsünün iltihaplanmasıyla karakterize bir hastalık olan sinüzit, yaşam kalitesini oldukça düşürebilen bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basim-agrimiyor-sinuzit-degildir-diye-dusunmeyin-569006">&#8220;Başım ağrımıyor, sinüzit değildir&#8221; diye düşünmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzümüzde sinüs olarak adlandırılan boşlukların içinde yer alan mukoza örtüsünün iltihaplanmasıyla karakterize bir hastalık olan sinüzit, yaşam kalitesini oldukça düşürebilen bir hastalık. Sinüs boşluklarının enfeksiyonu olarak da tanımlanan ve akut ile kronik olmak üzere iki gruba ayrılan sinüzitin şiddeti ise hastadan hastaya değişiyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Dilaver Özturan,</strong> günümüzde alerjen faktörlerin artması, sigara kullanımı ve  kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesi nedeniyle tüm dünyada kronik sinüzitin görülme sıklığının giderek arttığına işaret ederek, “Özellikle kronik sinüzitin tedavisinde gecikildiğinde enfeksiyonun vücutta yayılması sonucunda ciddi sağlık sorunları gelişebilmektedir. Öyle ki sinüsler göze ve beyne çok yakın organlardır. Dolayısıyla, sinüzit nadiren de olsa göz apseleri, görme kaybı ve menenjit olarak bilinen beyin zarı iltihaplanmasına neden olabilir. Ayrıca, astım tanısı konulan pek çok hastada kronik sinüzit hastalığı eşlik edebilmektedir. Bu, sinobronşial hastalık olarak adlandırılır” diyor.</p>
<p><strong>Belirtiler 2 hafta içinde geçmezse, dikkat! </strong></p>
<p>Sinüzit tedavi edilmezse tablo gittikçe kronikleşiyor ve ameliyat gerektirecek hale gelebiliyor. Ayrıca ciddi sağlık sorunlarına da yol açabildiği için sinüzitte erken teşhis ve tedavi büyük bir önem taşıyor. Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Dilaver Özturan, <strong> </strong>bu nedenle<strong> </strong>akut sinüzitin belirtileri 2 hafta içinde düzelmezse mutlaka bir hekime başvurmak gerektiği uyarısında bulunarak, “Erken teşhis sayesinde sinüzitin kronikleşmesi önlenebilmekte ve hastaların yaşam kaliteleri yükseltilebilmektedir” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Polenlerden sigara kullanımına…</strong></p>
<p>Akut sinüzit genellikle kış aylarında üst solunum yolu enfeksiyonlarına eşlik ederken, kronik sinüzit ise yaz – kış fark etmeden her mevsim oluşabiliyor. Baş bölgemizde bulunan hava dolu boşluklar olan sinüsler, boğazımızın ve yutağımızın ıslak olmasını sağlayan ve mukus olarak adlandırılan sağlıklı salgılar üretiyorlar.  Mukuslar burun boşluğu kanalıyla boğaz ve yemek borusuna ulaşıyorlar. Sinüslerin içinde yer alan mukoza zarı çeşitli etkenler nedeniyle şiştiğinde bu drenaj bozuluyor ve mukuslar sinüsler içinde birikmeye başlıyorlar. Sinüslerin mukuslarla dolu olması ise virüs, bakteri ile mantarların bu bölgede kolayca üremelerine ve yayılmalarına neden oluyor.  Enfeksiyon başlayınca genel hastalık hali oluşuyor, mukoza zarı daha çok şişerken zamanla polip denilen yapılara da dönüşebiliyor. Klima, sigara kullanımı, polenler ve diğer alerjenler, geniz eti, burun içi deviasyonlar, hava kirliliği ile tozlu ortamlar, sinüzitin gelişimini en çok kolaylaştıran  sebepleri oluşturuyor.</p>
<p><strong>Kronik sinüzit sinsi belirtiler ile seyrediyor! </strong></p>
<p>Akut sinüzit; baş ağrısı, gözlerde sulanma, ateş, yüz ve gözlerin çevresinde dolgunluk hissi ile burun akıntısı gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Kronik sinüzitin ise sinsi belirtilerle seyrettiğini vurgulayan Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Dilaver Özturan, “Örneğin, sinüzitin en temel belirtilerinden olan baş ağrısı kronik sinüzitte gelişmez.  Bu nedenle, kronik sinüzit tanısı konulduğunda hastalarımız ‘Ama benim başım ağrımıyor’ sözleriyle şaşkınlıklarını ifade ederler. Ayrıca kronik sinüzitte, akut sinüzitin tipik belirtilerinin aksine koku ve tat alma kaybı,   burun tıkanıklığı ile geniz akıntısı, öksürük, nefes darlığı ve halsizlik gibi belirtiler ön plandadır” diyor.</p>
<p><strong>Cerrahi müdahale gerekebiliyor! </strong></p>
<p>Sinüzit tedavisi; hastalığın tipine (akut veya kronik), şiddetine ve sebebine (alerji, anatomik sorun gibi) göre planlanıyor.  Akut sinüzitlerin bir kısmı kendiliğinden düzelebiliyor. Kronik sinüzitin ise mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor. Sinüzit, ilaç tedavisi (ateş varsa antibiyotik tedavisi gibi)  ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle kontrol altına alınabiliyor. Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Dilaver Özturan,<strong> </strong>ancak sinüzit bu tedavilerle düzelmiyorsa cerrahi yönteme başvurmak gerektiğini belirterek, “Cerrahi yöntemde temel amaç, sinüs kanallarının açılması ve drenajının, yani sinüslerin içinde yer alan sıvının dışarı çıkarılmasıdır” diyor. Endoskopik cerrahinin tedavide çok kıymetli bir yöntem olduğuna değinen Prof. Dr. Dilaver Özturan, “Bunun nedeni ise endoskopik yöntemin güvenilir bir teknik olması ve bu sayede mukoza kaybı ile kanama gibi sorunlara yol açmamasıdır. Böylelikle ameliyat sonrasında hastanın konforu bozulmaz. Hastalar genel olarak bir veya iki günde normal yaşamlarına dönebilmektedirler” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Sinüziti önlemek için 5 kritik kural!</strong></p>
<ul>
<li>Sigara içmeyin, içilen mekanlarda bulunmayın.</li>
<li>Kalabalık ve tozlu ortamlardan uzak durun.</li>
<li>Bol bol denize girin veya günde 2-3 kez deniz suyu ile burnunuzu yıkayın.</li>
<li>Bilinen bir alerjiniz varsa mutlaka tedavi olun.</li>
<li>Burun eğriliği, geniz eti veya burun konkalarında şişme gibi sorunlarınız varsa, tedavi için hekiminize başvurun.</li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basim-agrimiyor-sinuzit-degildir-diye-dusunmeyin-569006">&#8220;Başım ağrımıyor, sinüzit değildir&#8221; diye düşünmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
