<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sınır | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/sinir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sinir</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Apr 2026 08:32:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>sınır | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sinir</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Diş Ağrısı Sanılıyor Sinir Hastalığı Çıkabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dis-agrisi-saniliyor-sinir-hastaligi-cikabiliyor-625318</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 08:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[çıkabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[sanılıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625318</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüzün bir tarafında aniden başlayan, elektrik çarpması gibi şiddetli ve keskin bir ağrı… Çoğu kişi bu durumu diş ağrısı ya da sinüzit sanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-agrisi-saniliyor-sinir-hastaligi-cikabiliyor-625318">Diş Ağrısı Sanılıyor Sinir Hastalığı Çıkabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzün bir tarafında aniden başlayan, elektrik çarpması gibi şiddetli ve keskin bir ağrı… Çoğu kişi bu durumu diş ağrısı ya da sinüzit sanıyor. Oysa bu tablo, ciddi bir sinir hastalığı olan trigeminal nevraljinin habercisi olabiliyor. Uzmanlar, özellikle tek taraflı ve yüz kaslarının kullanıldığı hareketlerle tetiklenebilen yüz ağrılarında vakit kaybetmeden değerlendirme yapılması gerektiğini vurguluyor. Memorial Göztepe Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Mustafa Sakar, halk arasında “yüzde ağrı sendromu” olarak bilinen trigeminal nevralji hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong> Yüzde ağrı ani başlıyor gün içinde tekrarlayabiliyor</strong></p>
<p>Trigeminal nevralji, yüzün duyusunu taşıyan beşinci kranial sinirin etkilenmesiyle ortaya çıkan bir ağrı sendromudur. Sinirin bir noktada sıkışması ya da tahriş olması, ani ve çok şiddetli ağrı ataklarına yol açabilir. Ağrı çoğu zaman yüzün tek tarafında hissedilir. Elektrik çarpması ya da bıçak saplanması şeklinde tarif edilir. Saniyeler sürer ancak gün içinde defalarca tekrar edebilir. Diş fırçalama, konuşma, yüz yıkama hatta hafif rüzgarla bile tetiklenebilir. En sık neden, sinire temas eden bir damar baskısıdır. Daha nadir durumlarda yapısal sorunlar ya da nörolojik hastalıklar da tabloya yol açabilir.</p>
<p><strong> Yüzünüzde bu sorunları yaşıyor musunuz?</strong></p>
<p>Genellikle yüzün bir tarafında, saniyeler süren ama çok keskin bir ağrı şeklinde hissedilir. Elektrik çarpması, bıçak saplanması ya da yanma gibi tarif edilir. Diş fırçalama, yüz yıkama, konuşma, hatta hafif bir esinti bile ağrıyı tetikleyebilir. Ağrılar genellikle birden başlar ve kısa sürer, ancak gün içinde defalarca tekrar edebilir. Ağrı sırasında istemsiz yüz kasılmaları veya göz kırpma görülebilir. Ağrının olduğu bölgede dokunmaya karşı aşırı hassasiyet gelişebilir.</p>
<p><strong>En çok diş ağrısı ve sinüzit ile karıştırılıyor</strong></p>
<p>Yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen bu hastalık doğru yaklaşımla kontrol altına alınabilir. Trigeminal nevralji bir diş ağrısı değildir. Sinir kaynaklı bir ağrı sendromu olduğu için diş ağrısıyla karışabilir ama mekanizması farklıdır. Ağrı yüzde tek taraflıdır. Çünkü trigeminal sinir, her iki tarafta birer tanedir. Hangi taraftaki sinir etkilenmişse, ağrı genellikle o yüz yarısında hissedilir.</p>
<p>Bu nedenle bu tarz tek taraflı, ani başlayan ve elektrik çarpması şeklinde tarif edilen yüz ağrıları sıradan bir diş ağrısı ya da sinüzit olarak değerlendirilmemelidir. Yanlış tanı sonucu gereksiz diş çekimleri yapılması olasıdır ve bu durum tanı sürecini geciktirebilir. Ağrının tek taraflı, kısa süreli ve tetiklenebilir olması önemli ipuçlarıdır. Gerekli durumlarda beyin MR görüntülemesi yapılarak sinir çevresinde damar teması ya da başka bir neden olup olmadığı değerlendirilir. Böylece doğru tanı konularak uygun tedavi planlanır.</p>
<p><strong>Konuşmayı bile engelleyebiliyor</strong></p>
<p>Hastalık ilerledikçe ataklar sıklaşabilir ve şiddetlenebilir. Bazı hastalar ağrıyı tetiklediği için konuşmaktan kaçınacak kadar etkilenebilir. Yıllarca çevreleri ile yazı tahtası aracılığıyoa iletişim kurmak zorunda kalan hastaların cerrahi tedavi sonrasında ağrısız konuşmanın rahatlığını yaşadığı görülmektedir. Trigeminal nevralji, doğru tanı konulduğunda etkili şekilde tedavi edilebilen bir hastalıktır. Tedavi planı, ağrıların sıklığına, şiddetine ve yaşam kalitesine etkisine göre belirlenir. Tedavi kişiye özeldir; her hastada farklı bir yol izlenebilir. Önemli olan, ağrının kontrol altına alınması ve yaşam kalitesinin yükseltilmesidir.</p>
<p><strong> Tedavi mümkün mü?</strong></p>
<p>Tedavinin ilk basamağında sinir üzerindeki hassasiyeti azaltan bazı özel ilaçlar kullanılabilir. Sinir bloğu, radyofrekans ablasyon gibi girişimsel işlemlerle de ağrı kontrol altına alınabilir. Son aşamada ise cerrahi müdahale planlanabilir. Mikrocerrahiyle sinir üzerindeki baskının kaldırılması (mikrovaskülerde kompresyon) pek çok hastada yüksek başarı oranına sahiptir ve kalıcı çözüm sağlayabilir. Tedavide cerrahi şart değildir ve çoğunlukla ilaçlarla rahatlama sağlanabilir; ancak cerrahi uygun seçilmiş vakalarda çok yüksek başarı oranına sahiptir. </p>
<p><strong>Yüzde ağrı sendromundan korunmak için öneriler;</strong></p>
<ol>
<li>Yüzünüzü sert bir şekilde ovmayın.</li>
<li>Yüzünüzü ılık suyla yıkayın.</li>
<li>Yumuşak diş fırçası kullanın.</li>
<li>Rüzgarlı havada atkı ya da şal ile yüzünüzü koruyun.</li>
<li>Çok sıcak ya da soğuk içeceklerden kaçının.</li>
<li>Stresli ve yoğun günlerde kısa molalar verin, nefes egzersizleri yapın.</li>
<li>Atakların sıklığını ve tetikleyicilerini not alın ve doktorunuzla paylaşın.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-agrisi-saniliyor-sinir-hastaligi-cikabiliyor-625318">Diş Ağrısı Sanılıyor Sinir Hastalığı Çıkabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saç telinden ince dikişlerle sinir sıkışmasına hassas çözüm</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sac-telinden-ince-dikislerle-sinir-sikismasina-hassas-cozum-622812</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 09:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[dikişlerle]]></category>
		<category><![CDATA[düzgün]]></category>
		<category><![CDATA[hassas]]></category>
		<category><![CDATA[ince]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sıkışmasına]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[telinden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622812</guid>

					<description><![CDATA[<p>Elde sinir sıkışması günlük yaşamda sık karşılaşılan ancak çoğu zaman üzerinde durulmayan bir sorun.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sac-telinden-ince-dikislerle-sinir-sikismasina-hassas-cozum-622812">Saç telinden ince dikişlerle sinir sıkışmasına hassas çözüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Elde sinir sıkışması günlük yaşamda sık karşılaşılan ancak çoğu zaman üzerinde durulmayan bir sorun. Parmaklarda uyuşma, karıncalanma ve elde güçsüzlük gibi belirtilerle kendini gösteren bu durumun, özellikle bilgisayar başında uzun süre çalışanlar, telefonu sık kullananlar ve elini tekrarlayan hareketlerle zorlayan kişilerde kendini daha sık gösterdiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi&#8217;nden Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Serdar Düzgün, “Şikâyetlerin kendiliğinden geçmesini beklemeden bir sağlık merkezine başvurmak kıymetli. Hastalar bize geldiğinde öncelikle eli detaylı şekilde muayene ediyoruz. Elin fonksiyonlarını, duyu ve hareket becerilerini tek tek inceliyoruz” dedi.</strong></p>
<p>Sinir sıkışmasının derecesine göre tedavi planının değiştiğini açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi&#8217;nden Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Serdar Düzgün, “Elektromiyogram testinde hafif düzeyde bulgular varsa genellikle fizik tedavi ve rehabilitasyondan fayda bekleriz, bu süreçte hastalara atel kullanımı da önerilebilir. Ayrıca bazı durumlarda ilgili bölgelere steroid enjeksiyonları uygulanabilir. Ancak elektromiyogramda orta ya da ileri düzeyde sinir hasarı saptanırsa bu durumda cerrahi seçenekler gündeme gelebilir. Mikro cerrahi sayesinde de saç telinden bile daha ince dikişlerle hassas bir işlem gerçekleştirilir” dedi.</p>
<p><strong>Sinirin kaslara ilettiği mesajın doğruluğu ölçümlenebiliyor</strong></p>
<p>Sıkışan sinirin ne kadar etkilendiğini görebilmek için başvurulan testlerden elektromiyogramın nasıl bir işlem olduğunu açıklayan Düzgün, “Bu test ile kaslara yerleştirilen ince iğneler ve cilt üzerinden verilen küçük uyarılarla sinirlerin kaslara gönderdiği sinyaller ölçülüyor. Böylece sinirin mesajı ne kadar sağlıklı ilettiğini anlayabiliyoruz. Uygulama sonucunda sinirdeki hasarı derecelendirerek tedavi planını oluşturuyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Mikro cerrahide sinirler daha net görülüyor</strong></p>
<p>Mikro cerrahinin, mikroskop altında ve özel geliştirilmiş aletlerle yapılan bir ameliyat tekniği olduğundan bahseden Düzgün, “Mikro cerrahinin normal ameliyatlardan farkı, mikroskop altında yüksek büyütmede o bölgedeki damar ve sinirlerin çok daha net görülebilmesi ve buna uygun özel aletlerin kullanılmasıdır. Gerekli durumlarda saç telinden bile daha ince dikişler kullanılabilir. Bu sayede işlem daha hassas şekilde gerçekleştirilir” dedi. </p>
<p><strong>Ödemi engellemek için atel kullanımı şart</strong></p>
<p>Ameliyat sonrası sürecin de ayrı özen gerektirdiğini sözlerine ekleyen Düzgün, “Eli korumak için genellikle 5 gün gibi kısa süreli atel kullanıyoruz. Bunun sebebi el bölgesini hareketsiz bırakarak ödemin önüne geçmek. Aynı zamanda el hareketleriyle oluşan ağrıyı da en aza indirmek. Bu süreçte istirahat etmek ve verilen ilaçları düzenli kullanmak iyileşmeyi hızlandırıyor. Doktor tavsiyeleri dikkate alınırsa hastalar genellikle yaklaşık bir hafta içinde günlük hayatlarına dönebiliyor” açıklamasında bulundu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sac-telinden-ince-dikislerle-sinir-sikismasina-hassas-cozum-622812">Saç telinden ince dikişlerle sinir sıkışmasına hassas çözüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üç kuşağı buluşturan film: &#8216;Süper 1 Takım: Varol Abi&#8217;nin Çizgi Film Makinesi&#8217; için geri sayım başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uc-kusagi-bulusturan-film-super-1-takim-varol-abinin-cizgi-film-makinesi-icin-geri-sayim-basladi-622427</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 21:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[buluşturan]]></category>
		<category><![CDATA[Çizgi Film]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[gişe]]></category>
		<category><![CDATA[kuşağı]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[süper]]></category>
		<category><![CDATA[takım]]></category>
		<category><![CDATA[üç]]></category>
		<category><![CDATA[varol]]></category>
		<category><![CDATA[Varol Yaşaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622427</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gişe rekorları kıran fenomen çizgi karakter Kral Şakir’in de aralarında bulunduğu ‘Süper 1 Takım: Varol Abi’nin Çizgi Film Makinesi’ filmi 22 Mayıs’ta seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uc-kusagi-bulusturan-film-super-1-takim-varol-abinin-cizgi-film-makinesi-icin-geri-sayim-basladi-622427">Üç kuşağı buluşturan film: &#8216;Süper 1 Takım: Varol Abi&#8217;nin Çizgi Film Makinesi&#8217; için geri sayım başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gişe rekorları kıran fenomen çizgi karakter Kral Şakir’in de aralarında bulunduğu ‘Süper 1 Takım: Varol Abi’nin Çizgi Film Makinesi’ filmi 22 Mayıs’ta seyirci karşısına çıkıyor. Varol Yaşaroğlu’nun usta yaratıcılığı, Grafi2000’nin yapım sürecini üstlendiği ‘Süper 1 Takım: Varol Abi’nin Çizgi Film Makinesi’nin önceki gün yayınlanan teaser’ı sosyal medya ve basın mecralarında büyük ilgi gördü. Süper kahramanlar Ayı Dede, Birce, Birol, Yapay Zekai, Kral Şakir ve Fil Necati’nin de yer aldığı ‘Süper 1 Takım: Varol Abi’nin Çizgi Film Makinesi’nin renkli dünyası, iyiler ve kötülerin yarışı izleyiciyi bu kez beyaz perdeye taşıyacak.</p>
<p><b>“Animasyonda sınır hayal gücü”</b></p>
<p>Yönetmen koltuğunda Haluk Can Dizdaroğlu ve Berk Tokay’ın oturduğu, senaryosunu Haluk Can Dizdaroğlu’nun yazdığı çizgi film ‘Süper 1 Takım: Varol Abi’nin Çizgi Film Makinesi’ hem çocukların hem de yetişkinlerin kalbini kazanacak. ‘Süper 1 Takım: Varol Abi’nin Çizgi Film Makinesi’nin yaratıcısı ünlü karikatürist- yapımcı Varol Yaşaroğlu animasyonunun her koşulda gişede tercih edilmesinin ve filmlerinin başarısını çizgi filmlerde yaş sınırının olmamasına, sınırsız bir anlatıma ve duygulara hitap eden bir tür olduğunun altını çizdi. İyi yapılmış bir çizgi filmin aynı anda üç kuşağa hitap edebiliyor olmasının büyük bir avantaj olduğunu açıklayan usta karikatürist Varol Yaşaroğlu sözlerine şöyle devam etti: “Çocuk, filmi izlerken macerayı görüyor, genç izlerken mizahı yakalıyor, yetişkin ise alt metni ve referansları fark ediyor. Çizgi film aynı zamanda sınırsız bir anlatım alanı sunuyor. Gerçekçi sinemada bütçe, fizik kuralları ve prodüksiyon sınırları vardır. Animasyonda ise hayal gücü sınırdır. Bu da daha büyük dünyalar, daha cesur hikâyeler ve daha unutulmaz karakterler yaratma şansı verir. Seyirci sinemaya “farklı bir deneyim” için gider. Çizgi film bu deneyimi en net veren türlerden biridir”</p>
<p><b>Çizgi Filmler Gişeyi Aşıyor, Markaya Dönüşüyor</b></p>
<p>Sevilen çizgi filmler gişeyi değil, uzun vadeli marka değerini de büyütür</p>
<p>Bugüne kadar yarattığı çizgi filmlerinin özellikle çocuklar tarafından defalarca izlenir olmasının önemine dikkat çeken Yaşaroğlu “Bu sadece gişeyi değil, uzun vadeli marka değerini de büyütür. Oyuncak, lisans, dijital platform, devam filmi… Animasyon bir film olmanın ötesinde bir evrene dönüşebilir. Dünyada ne olursa olsun, çizgi filmler genellikle iyimser bir tonla çıkar seyircinin karşısına. Aileler güvenle tercih eder. Bu güven duygusu da gişede sürdürülebilir başarıyı getirir” açıklamasında bulundu.</p>
<p>Yapım aşaması 3 yıl süren, 22 Mayıs 2026’da vizyona girecek ‘Süper 1 Takım: Varol Abi’nin Çizgi Film Makinesi’nin kısaca konusu şöyle:</p>
<p>Varol Abi (Varol Yaşaroğlu) atölyesinde icat ettiği sinema makinesiyle, çizgi film izlemeyi çok seven bir kız çocuğunun hayal dünyasını beyaz perdeye yansıtmak için çalışmalara başlar. Muhteşem bir ikili olan Varol Abi ve Gece’nin yarattığı dünyada olaylar şu şekilde gelişir: Birol adındaki küçük bir çocuk, dedesinin çiftlikte yaşayan bir arkadaşının yanına tatile gönderilir. Birol için başta her şey fazlaca normal ve sıkıcı gözükür. Doğa, tarla, çiftlik hayvanları ve internetsiz bir köy… Ancak zamanla yeni tanıştığı insanların aslında göründükleri gibi olmadıklarını anlar. Çiftlikte yaşayan Ayı Dede, Birce ve Yapay Zekai, gizli bir süper kahraman hayatı yaşayan köylülerdir. Birol’un bunu fark etmesiyle, bu gerçeği daha fazla saklayamazlar ve Birol’u da takıma almaya karar verirler. Artık Birol’un yaz tatili, hiç beklemediği gizemli bir maceraya dönüşmüştür. İkiyüzlü ve diğer kötü adamlar, İbret karakterinin önderliğinde dünyayı yok etmeye çalışacak, ‘Süper 1 Takım’ ise onları durdurmak için ellerinden geleni yapacak.</p>
<p><strong>Künye</strong></p>
<p>Yapım: Grafi2000 Prodüksiyon Reklamcılık Yayıncılık ve Tic. A.Ş.</p>
<p>Yapımcı: Varol Yaşaroğlu</p>
<p>Yönetmen: Haluk Can Dizdaroğlu &#8211; Berk Tokay</p>
<p>Senarist: Haluk Can Dizdaroğlu</p>
<p>Dağıtımcı: CJ Entertainment</p>
<p>Türü: Animasyon</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uc-kusagi-bulusturan-film-super-1-takim-varol-abinin-cizgi-film-makinesi-icin-geri-sayim-basladi-622427">Üç kuşağı buluşturan film: &#8216;Süper 1 Takım: Varol Abi&#8217;nin Çizgi Film Makinesi&#8217; için geri sayım başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ülkemizde yaklaşık bir milyon kişide görülüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-yaklasik-bir-milyon-kiside-goruluyor-619685</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 07:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[Epilepsi Pili]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[kesi]]></category>
		<category><![CDATA[kişide]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[nöbet]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşık]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619685</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında sara olarak bilinen epilepsi,  beyindeki sinir hücrelerinin ani, geçici ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan ve tekrarlayıcı nöbetlerle seyreden bir hastalık. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-yaklasik-bir-milyon-kiside-goruluyor-619685">Ülkemizde yaklaşık bir milyon kişide görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında sara olarak bilinen epilepsi,  beyindeki sinir hücrelerinin <strong>ani, geçici ve kontrolsüz elektriksel boşalımları</strong> sonucu ortaya çıkan ve <strong>tekrarlayıcı nöbetlerle</strong> seyreden bir hastalık. <strong>D</strong>ünya genelinde yaklaşık <strong>50 milyon, Türkiye’de de </strong>yaklaşık <strong>bir milyon</strong> kişinin epilepsiyle yaşadığı bildiriliyor. Epilepsi her yaşta gelişebilen bir hastalık olsa da yaşamın erken ve geç dönemlerinde daha sık görülüyor. En riskli grupları 0-10 yaş arası çocuklar ile 65 yaş ve üzerindeki bireyler oluşturuyor. Epilepsi tedavi edilmediğinde eğitim ile iş hayatında kesintilere, sosyal izolasyona ve özgüven sorunlarına, nadiren de olsa hayatı tehdit edebilen tablolara yol açabiliyor. Ancak, son yıllarda tedavisinde yaşanan önemli gelişmeler sayesinde artık hastaların yaşam kalitesini düşüren bir sorun olmaktan çıkıyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy, </strong>günümüzde  epilepsi tedavisinde hedefin hastaların nöbet geçirmelerini önlemek ve normal bir yaşam sürmelerini sağlamak olduğunu belirterek, “Tedavide nöbetleri tamamen durdurmak veya sıklığı ile şiddetini azaltmak temel ilkemizdir. Doğru tedaviyle hastaların yüzde 70&#8217;inde nöbetler ilaç tedavisiyle tamamen kontrol altına alınabilirken, direnç gösteren 30&#8217;luk kısmı için cerrahi yöntemler ve epilepsi pili tedavisi gibi güçlü seçeneklerin olması büyük bir umut kaynağıdır” diyor.  </p>
<p><strong> Her iki hastadan birinde nedeni bilinmiyor! </strong></p>
<p>Epilepsi hastalarının yaklaşık yarısında kesin bir nedeni tespit edilemiyor. Aile öyküsü ve spesifik gen mutasyonları ile beyin tümörleri gibi yapısal bozukluklar, belirlenen en yaygın nedenlerini oluşturuyor. Bunların yanı sıra kafa travmaları ile beyin ve beyin zarı iltihapları (menenjit ve ensefalit) serebrovasküler olaylar (inme ve beyin kanaması) ile metabolik etkenler (hipoglisemi) de epilepsiye yol açabiliyor.</p>
<p><strong>Nöbet gelmeden önce sinyal verebiliyor!</strong></p>
<p><strong> </strong>Epilepsi belirtileri, beynin hangi bölgesinin etkilendiğine bağlı olarak çok geniş bir yelpazede değişebiliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy,<strong> </strong>bazı hastaların nöbetten hemen önce garip bir his yaşadıklarını anlatarak, “Yanık plastik kokusuna benzer bir koku, mide bulantısı veya yoğun bir korku hissi olabilir. Bunlar ‘haberci belirtiler’ olarak adlandırılır” diyor.  Bazı durumlarda bilincin tamamen kapanmayabileceğini ifade eden Doç. Dr. Kemal Paksoy, epilepsinin diğer belirtilerini şöyle açıklıyor: “Vücudun bir bölgesinde (el ve yüz gibi) seğirmeler, boşluğa bakma, çevreden kopma ve anlamsız hareketler gibi kısmi belirtiler gelişebilir. Yaygın belirtilerde ise bilinç kaybı eşlik eder. Vücudun aniden kaskatı kesilmesi ve ardından şiddetli sarsıntılar yaşanabilir. Bunların yanı sıra birkaç saniye süren ‘dalma atakları’ ve kas gücünün aniden kaybolmasıyla ‘yığılıp kalma’ şeklinde klinik belirtiler ortaya çıkabilir.”</p>
<p><strong> İlaca dirençli nöbetlere “epilepsi pili” </strong></p>
<p>Epilepsi tedavisinde hedef,  hastanın  nöbet geçirmesini önleyerek normal bir yaşam sürmesini sağlamak. Doç. Dr. Kemal Paksoy, günümüzde epilepsi tedavisinden oldukça başarılı sonuçlar elde edildiğini vurgulayarak, “Her 10 hastadan 7’sinde doğru tedaviyle nöbetler kontrol edilebilmektedir. Ayrıca, hastalar uzun yıllar nöbetsiz kaldıktan sonra doktor kontrolünde ilaçlarını bırakabilmekte ve hayatına nöbetsiz devam etmektedir” diyor. Ancak, ilaç tedavisi birçok hastada nöbetleri kontrol altına alabilse de bazı hastalar için bu yöntem yeterli olmuyor. İşte bu noktada toplumda “epilepsi pili” olarak bilinen ve Vagal Sinir Stimülasyonu olarak adlandırılan yöntem önemli bir alternatif tedavi seçeneği sunuyor.</p>
<p><strong>Nöbet sıklığında en az yüzde 50 azalma!  </strong></p>
<p>Vagal Sinir Stimülasyonu (VNS),  ilaç tedavisine yanıt vermeyen hastalarda nöbet kontrolünü sağlamak amacıyla başvurulan ileri düzey bir nöromodülasyon yöntemi. En az iki veya üç antiepileptik ilacın uygun dozda kullanılmasına rağmen nöbetlerin devam etmesi, nöbet odağının beynin kritik bir bölgesinde (konuşma veya hareket merkezi gibi) olması ve bu bölgenin ameliyatla çıkarılamaması durumunda tercih ediliyor. Epilepsi pili nöbetleri tamamen ortadan kaldırmasa da birçok hastada belirgin bir iyileşme sağlayabiliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy, epilepsi pili uygulanan yaklaşık her iki hastadan birinde nöbet sıklığında en az yüzde 50 oranında azalma sağlandığına işaret ederek,   “Bazı hastalarda ise nöbetler daha kısa sürmekte ve daha hafif geçmektedir. Bu yöntemin en ilginç özelliği ise etkisinin zamanla artmasıdır. İlk 3 ayda başarı oranı daha düşükken, birinci yılın sonunda hastaların yaklaşık yarısında yüzde 50 oranında iyileşme görülür. Beşinci yılın ardından bu oranlar yüzde 60-70 seviyelerine kadar çıkabilir. Hastaların yüzde 5-8’inde ise nöbetler tamamen kesilmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Cerrahi işlemle vücuda yerleştiriliyor! </strong></p>
<p>“Vagal Sinir Stümilasyonu, boyun bölgesinde yer alan vagus siniri üzerine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla sinir sistemine belirli aralıklarla elektriksel uyarılar gönderilmesi prensibine dayanıyor. Bu uyarılar beyinde nöbet gelişiminden sorumlu olan bölgelerdeki anormal elektriksel aktivitenin düzenlenmesine destek oluyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy,<strong> </strong>epilepsi pilinin cerrahi işlemle vücuda yerleştirildiğini belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Önce göğüs bölgesinde küçük bir kesi açılır ve epilepsi pili köprücük kemiğinin altındaki bölgeye yerleştirilir. Daha sonra, cihazdan çıkan ince elektrotlar, boyundan açılan küçük bir kesiden, boyun bölgesinin sol tarafından geçen vagus sinirine bağlanır. Vagus siniri, beyinle vücudun pek çok bölgesi arasında iletişim sağlayan sinirlerden biri olarak bilinir. Göğüs bölgesine yerleştirilen cihaz belirli aralıklarla vagus sinirine elektriksel uyarılar gönderir. Bu uyarılar, beyindeki anormal elektriksel aktivitenin düzenlenmesine yardımcı olarak epilepsi nöbetlerinin sıklığını ve şiddetini azaltmayı amaçlar. Ardından cilt kapatılarak operasyon tamamlanır. Cihazın ayarları hekim tarafından hastanın nöbet sıklığına ve şiddetine göre programlanır.&#8221; </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-yaklasik-bir-milyon-kiside-goruluyor-619685">Ülkemizde yaklaşık bir milyon kişide görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenişehir&#8217;de genç kadınlara &#8216;Güvenli ilişki&#8217; rehberi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-genc-kadinlara-guvenli-iliski-rehberi-614665</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 07:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlara]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[yenişehir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614665</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yenişehir Belediyesi ve Yenişehir Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü, Toros Üniversitesi öğrencisi genç kadınlar için farkındalık eğitimi ve etkileşimli atölye çalışması düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-genc-kadinlara-guvenli-iliski-rehberi-614665">Yenişehir&#8217;de genç kadınlara &#8216;Güvenli ilişki&#8217; rehberi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Yenişehir Belediyesi ve Yenişehir Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü, Toros Üniversitesi öğrencisi genç kadınlar için farkındalık eğitimi ve etkileşimli atölye çalışması düzenledi. &#8220;Güvenli İlişki&#8221; ve &#8220;Flört Şiddeti&#8221; konularının ele alındığı programda, genç kadınlara yasal hakları, KADES Uygulaması ve koruyucu mekanizmalar anlatıldı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yenişehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü ile Yenişehir Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü iş birliğinde, Toros Üniversitesi’nde öğrenim gören genç kadın öğrencilere yönelik farkındalık eğitimi ve etkileşimli atölye çalışması gerçekleştirildi. Kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında planlanan koruyucu ve önleyici çalışma ile genç kadınların romantik ilişkilerde sınırlarını tanımaları, güvenli ilişki kurma becerilerini geliştirmeleri ve 6284 Sayılı Kanun ile KADES uygulaması hakkında bilinçlenmeleri hedeflendi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İLİŞKİLERDE DUYGUSAL GÜVENLİK VE SAĞLIKLI SINIRLAR</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Etkinliğin ilk bölümünde, Yenişehir Belediyesi bünyesinde görev yapan Uzman Psikolog Gülnihal Bilim tarafından “Bağlanma Stilleri”, “Güvenli İlişki” ve “Flört Şiddeti Farkındalığı” konularında eğitim verildi. Romantik ilişkilerde bağlanma biçimleri, duygusal ihtiyaçlar ve güvenli ilişki kavramının ele alındığı programda; flört şiddetinin erken belirtilerini tanıyabilme, manipülatif ve kontrol edici davranışları ayırt edebilme ve sağlıklı sınır koyabilme becerilerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapıldı. Deneyim odaklı uygulamalar sayesinde katılımcıların kendi ilişki davranışlarını fark etmeleri ve ilişkilerde duygusal güvenlik algılarını güçlendirmeleri amaçlandı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>YASAL HAKLAR VE KORUYUCU MEKANİZMALAR ANLATILDI</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Programın ikinci bölümünde ise Yenişehir Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü’nden Psikolog Selin Yaylalı tarafından kadına yönelik şiddetin türleri, etkileri ve başvuru yolları hakkında bilgilendirme yapıldı. 6284 Sayılı Kanun kapsamında sunulan koruyucu ve önleyici tedbirler aktarılırken, şiddet riskinde hızlı destek alınmasını sağlayan KADES uygulamasının önemi vurgulandı. Böylece katılımcıların hem yasal haklarını öğrenmeleri hem de destek mekanizmalarına erişim konusunda güçlenmeleri hedeflendi. Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencilerinin yoğun katılım gösterdiği eğitimde, sağlıklı bir toplumun temelinin güvenli ilişkiler üzerine kurulduğuna dikkat çekildi. Bireyin başkalarına güvenli bir alan sunabilmesi için öncelikle kendi sınırlarını tanıyıp koruyabilmesinin önemi vurgulandı. Yenişehir Belediyesi ve Yenişehir Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü iş birliğinde, kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında üniversite gençliğine yönelik koruyucu ve önleyici çalışmaların sürdürüleceği bildirildi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>BAŞKAN ÖZYİĞİT“YENİŞEHİR’DE HİÇBİR KADIN KENDİNİ YALNIZ HİSSETMEYECEK”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kadına yönelik şiddete sıfır tolerans ilkesiyle hareket ettiklerini ifade eden Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyğit, &#8220;Kadına yönelik şiddetle mücadele sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda bir zihniyet dönüşümü mücadelesidir. Yenişehir Belediyesi olarak biz, şiddetin her türlüsüne &#8216;sıfır tolerans&#8217; ilkesiyle hareket ediyoruz. Ancak bu mücadelede en güçlü gücümüz eğitim ve farkındalıktır. Genç kadınlarımızın ilişkilerinde sınırlarını bilmesi, duygusal manipülasyonu tanıyabilmesi ve en önemlisi yasal haklarına hâkim olması, sağlıklı bir toplumun inşası için hayati önem taşıyor. Yenişehir Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü ile gerçekleştirdiğimiz bu kıymetli iş birliğiyle, gençlerimizi koruyucu mekanizmalarla güçlendiriyoruz. Yenişehir’de hiçbir kadın kendini yalnız hissetmeyecek; biz her zaman yanlarında olmaya, onları hem sosyal hem de hukuki anlamda desteklemeye devam edeceğiz” dedi. </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-genc-kadinlara-guvenli-iliski-rehberi-614665">Yenişehir&#8217;de genç kadınlara &#8216;Güvenli ilişki&#8217; rehberi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bulgaristan’a Araçla Gidecekler Dikkat: Yeşil Sigorta Hakkında En Çok Merak Edilenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bulgaristana-aracla-gidecekler-dikkat-yesil-sigorta-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-611557</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2026 08:11:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araçla]]></category>
		<category><![CDATA[bulgaristan]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[geçerli]]></category>
		<category><![CDATA[gidecekler]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[sigorta]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611557</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bulgaristan’a araçla seyahat etmeyi planlayan sürücüler için yeşil sigorta büyük önem taşıyor. Sınırda sorun yaşamamak ve cezalardan kaçınmak isteyenler için yeşil sigortanın zorunlu olup olmadığı, nereden ve nasıl yaptırılacağına dair en sık sorulan soruları derledik.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bulgaristana-aracla-gidecekler-dikkat-yesil-sigorta-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-611557">Bulgaristan’a Araçla Gidecekler Dikkat: Yeşil Sigorta Hakkında En Çok Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yurt dışına araçla çıkmayı planlayanların son dönemde en çok araştırdığı konulardan biri <strong>yeşil sigorta</strong>. Özellikle Bulgaristan üzerinden Avrupa’ya geçecek sürücüler, sınır kapısına gelmeden önce “Yeşil sigorta gerekli mi, yoksa sınırda mı yaptırılır?” sorusunun yanıtını arıyor. İşte Bulgaristan’a araçla giderken yeşil sigortaya dair <strong>en sık sorulan sorular ve bilinmesi gereken kritik detaylar</strong>…</p>
<p>Yeşil sigorta nedir, neden gerekli?</p>
<p>Yeşil sigorta, aracınızın yurt dışında üçüncü şahıslara verebileceği zararları karşılayan <strong>uluslararası zorunlu trafik sigortasıdır</strong>. Türkiye’de yaptırılan zorunlu trafik sigortası, Bulgaristan dahil olmak üzere yurt dışında geçerli değildir. Bu nedenle sınır ötesine çıkan araçlar için yeşil sigorta büyük önem taşır.</p>
<p><strong>Bulgaristan’a girişte yeşil sigorta zorunlu mu?</strong></p>
<p>Evet. <strong>Bulgaristan’a araçla girişte yeşil sigorta zorunludur.</strong> Sigortası olmayan araçların ülkeye girişine izin verilmez veya sürücüler sınırda ek sigorta yaptırmak zorunda kalır. Bu durum hem zaman kaybına hem de daha yüksek maliyetlere yol açabilir.</p>
<p><strong>Yeşil sigorta hangi ülkelerde geçerli?</strong></p>
<p>Yeşil sigorta; Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Macaristan ve birçok Avrupa ülkesinde geçerlidir. Ancak sigorta poliçesinde yer alan <strong>ülke kodlarının açıkça belirtilmiş olması</strong> gerekir. Poliçenizde Bulgaristan’ın kapsama dahil olduğundan mutlaka emin olun.</p>
<p><strong>Süresi ne kadar olmalı?</strong></p>
<p>Yeşil sigorta genellikle <strong>15 gün, 1 ay, 3 ay veya 1 yıl</strong> gibi sürelerle düzenlenir. Bulgaristan’dan sadece geçiş yapacak olsanız bile, seyahat sürenizi kapsayacak geçerlilikte olması şarttır.</p>
<p><strong>Yeşil sigorta kaskoyu da kapsar mı?</strong></p>
<p>Hayır. Yeşil sigorta <strong>sadece karşı tarafa verilen zararları</strong> karşılar. Kendi aracınızda oluşabilecek hasarlar için ayrıca <strong>yurt dışı teminatlı kasko</strong> yaptırmanız gerekir.</p>
<p><strong>Sınırda yeşil sigorta sorulur mu?</strong></p>
<p>Evet. Bulgaristan sınır kapılarında polis ve gümrük görevlileri <strong>yeşil sigorta belgesini kontrol edebilir</strong>. Belgenin fiziksel çıktısının yanınızda bulunması tavsiye edilir.</p>
<p><strong>Cezası var mı?</strong></p>
<p>Yeşil sigortası olmayan araçlar Bulgaristan’da trafikte yakalanırsa <strong>yüksek para cezaları</strong> ve aracın trafikten men edilmesi gibi yaptırımlarla karşılaşabilir.</p>
<p><strong>Dijital poliçe geçerli mi?</strong></p>
<p>Birçok ülkede dijital poliçe kabul edilse de, Bulgaristan’a girişte <strong>basılı belge bulundurmak</strong> hâlâ en güvenli seçenek olarak görülüyor.</p>
<p><strong>Yola Çıkmadan Önce Son Kontrol</strong></p>
<p>Uzmanlar, Bulgaristan’a araçla seyahat edecek sürücülerin yola çıkmadan önce:</p>
<ul>
<li>Yeşil sigortanın geçerlilik tarihini</li>
<li>Kapsadığı ülke listesini</li>
<li>Basılı poliçe belgesini</li>
</ul>
<p>kontrol etmelerini öneriyor.</p>
<p>Avrupa yolculuğu planlayanlar için küçük bir ihmal, büyük bir masrafa dönüşebilir. Yeşil sigorta, sadece bir belge değil, <strong>sorunsuz bir sınır geçişinin anahtarı</strong> olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Kaynak : www.balkanyatirim.com</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bulgaristana-aracla-gidecekler-dikkat-yesil-sigorta-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-611557">Bulgaristan’a Araçla Gidecekler Dikkat: Yeşil Sigorta Hakkında En Çok Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asil-mesele-erkekligin-nasil-ogretildigi-2-611032</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 07:29:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[asil]]></category>
		<category><![CDATA[dili]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[erkekliğin]]></category>
		<category><![CDATA[görünür]]></category>
		<category><![CDATA[grupları]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mesele]]></category>
		<category><![CDATA[öğretildiği]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611032</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, son dönemde özellikle dijital platformlarda görünür hale gelen şiddet, zorbalık ve kadın düşmanı dili değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asil-mesele-erkekligin-nasil-ogretildigi-2-611032">Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, son dönemde özellikle dijital platformlarda görünür hale gelen şiddet, zorbalık ve kadın düşmanı dili değerlendirdi.</p>
<p><strong>Erkeklik hep sarsılmaması gereken bir rol olarak algılanıyor</strong></p>
<p>Son dönemde okul ortamlarından meslek gruplarına uzanan ve çoğu zaman dijital platformlarda görünür hale gelen vakaların topluma zarar verebilecek bir sapmaya işaret ettiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Bu tablo, erkekliğin nasıl kurulduğuna, nasıl öğrenildiğine ve dijital alanlarda nasıl yeniden üretildiğine dair geniş bir soruyu gündeme getiriyor diyebiliriz. Günümüzde erkekliğin hâlâ büyük ölçüde güç, kontrol ve cinsel başarı üzerinden tanımlanması tesadüf değil. Yıllar boyunca erkeklere, değerli olmanın yolunun güçlü görünmekten, hâkim olmaktan ve duygusal mesafeyi korumaktan geçtiği öğretildiği için bu durum, erkekliğin kırılganlıkla, eşitlikle ya da bakım verme pratikleriyle ilişkilendirilmesini zorlaştırdı. Açıkçası erkeklik hep sarsılmaması gereken bir rol olarak algılandığı sürece eşitlikçi bir temele oturan insan ilişkilerinden uzaklaşıyoruz. Bazı durumlarda erkeklik, kaybedildiği hissedilen gücü yeniden kurma çabasıyla daha sert, daha dışlayıcı ve daha tahakkümcü biçimlerde ortaya çıkabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital alanlar şiddeti görünür kılıyor</strong></p>
<p>İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte dijital alanlarda üretilen kadın düşmanı dilin, gerçek hayatta bu kadar kolay karşılık bulmasının nedenlerine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte hayatımıza giren dijital alanlar ve dijital alt kültürlerde üretilen kadın düşmanı dilin gerçek hayatta bu kadar kolay karşılık bulmasının en önemli nedenlerinden biri, dijital alanların yarattığı mesafe hissi. Kapalı gruplar, anonimlik ve şaka söylemi, sınırların esnekleşmesine neden oluyor. Zamanla bu dil, yalnızca çevrimiçi bir ifade biçimi olmaktan çıkıp gündelik ilişkilerin parçası haline gelip normalleştiriliyor. Bir taraftan ‘her şeyi söyleyebilirim, sansürsüz ifade edebilirim’ özgürlüğü ve cezasızlık hissi yaratan bir serbestlik, diğer taraftan ise başka bir insanın mahremini fütursuzca metalaştırma gerçeği aynı anda karşımıza çıkıyor. Kullanılan dilin burada belirleyici bir rol oynadığını söyleyebiliriz. Kadını nesneleştiren, aşağılayan ya da küçümseyen ifadeler tekrarlandıkça sıradanlaşıyor; sıradanlaştıkça da sorgulanmaz hale geliyor. Bu durum, dijital alan ile gerçek hayat arasındaki sınırın sanılandan çok daha geçirgen olduğunu gösteriyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>WhatsApp grupları ‘erkekliğin onaylandığı’ alanlara dönüşebiliyor</strong></p>
<p>WhatsApp gruplarını örnek göstererek, ilk bakışta masum görünen bu alanların zamanla erkekliğin kolektif olarak onaylandığı ve pekiştirildiği mecralara dönüşebildiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “WhatsApp Grupları üzerinden örnek vermek gerekirse; bir grup insanın ortak paylaşım ve haberleşme platformu olarak WhatsApp grubu kurması masum görünebilir ama mevzu bahis grubun erkekler tarafından oluşturulup kurulan iletişimin ise kadını nesneleştiren ortak bir dil üretmesi ayrı bir sorgu alanı oluşturuyor. Ortaya çıkan bu tür WhatsApp grupları erkekliğin kolektif olarak onaylandığı, performe edildiği ve pekiştirildiği alanlar haline geldiğinde toplumsal nitelikli bir çıkmazın içinde buluyoruz kendimizi. Şöyle ki; bu gruplarda paylaşılan içerikler, çoğu zaman erkekler arası bir aidiyet ve onay mekanizması işlevi görüyor. Kadınlar üzerinden kurulan dil, grubun iç bütünlüğünü güçlendirirken, erkekliğin belirli bir biçimini normal ve makbul olarak yeniden üretiyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zorbalık bir aidiyet dili haline geliyor</strong></p>
<p>Zorbalığın da bu kültürel zeminin bir çıktısı olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Zorbalık ve şiddetin erkek çocukları arasında bir aidiyet dili haline gelmesi, duyguların nasıl yönetildiğiyle yakından ilişkili diyebiliriz. Erkek çocuklar çoğu zaman korku, kırılganlık ya da yetersizlik hissini ifade etmeyi değil, bastırmayı öğreniyor. Bastırılan duygular ise sıklıkla öfke ve saldırganlık olarak dışa vuruluyor. Bu noktada zorbalık, yalnızca bireysel bir davranış değil; gruba dahil olmanın, görünür olmanın ve kabul edilmenin bir yolu haline geliyor. Üstelik şiddet, bir iletişim biçimi olarak öğreniliyor ve ödüllendiriliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Sorun neden geç fark ediliyor?</strong></p>
<p>Bu tür davranışların neden zamanında fark edilemediğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, şöyle devam etti:</p>
<p>“Peki bu durum neden zamanında fark edilemiyor diye soracak olursak; eğitim ve iş hayatı pratiklerinde genellikle başarı, disiplin ve performansa odaklanılırken; ilişkisel ve etik boyutlar geri plana itilebiliyor. ‘Başarılı öğrenci’, ‘profesyonel’ ya da ‘örnek çalışan’ tanımları çoğu zaman akademik ya da mesleki yeterlilikle sınırlı kalıyor. Erkeklik ise görünmez bir norm olarak kabul edildiği için, sorun alanı olarak tanınmıyor. Bu da erken uyarı işaretlerinin gözden kaçmasına ve sorunların ancak kriz anlarında görünür olmasına yol açıyor. Bu tür davranışların çoğunlukla kapalı erkek gruplarında ortaya çıkması, denetimden çok kültürle ilgili bir meseleye işaret ediyor. Kapalı alanlar, erkekliğin sorgulanmadan yeniden üretildiği, sınırların test edildiği ve çoğu zaman aşıldığı mekânlar haline geliyor. Bu durum, sorunun birkaç kötü örnekten ibaret olmadığını; belirli koşullar oluştuğunda benzer davranışların tekrar edebileceğini gösteriyor.”</p>
<p>Bu durumu yalnızca sapma ya da ahlaki çöküş olarak tanımlamanın yeterli olmadığına da işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Diğer taraftan bu meselenin sadece kadınların sorunu olmadığını aynı zamanda erkeklerin de sorunu olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü bu erkeklik biçimi erkekleri de yalnızlaştırıyor, duygusal olarak yoksullaştırıyor. Çözüm; erkek çocuklara erken yaştan itibaren duygularını tanıma, sınır öğrenme ve eşit ilişki kurma becerileri kazandırmakla mümkün. Asıl mesele, erkekliğin nasıl öğretildiği, hangi davranışların ödüllendirildiği ve hangi sessizliklerin sürdürüldüğü. Erkekliği yeniden tanımlamak gerekiyor. Güçle değil, sorumlulukla; tahakkümle değil, eşitlikle; sessizlikle değil, yüzleşmeyle kurulan bir erkeklik inşasına odaklanabiliriz. Aksi halde bu kriz, gerçek ya da sanal farklı mekânlarda ve farklı biçimlerde karşımıza çıkmaya devam edecek.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asil-mesele-erkekligin-nasil-ogretildigi-2-611032">Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asil-mesele-erkekligin-nasil-ogretildigi-610792</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 08:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[asil]]></category>
		<category><![CDATA[dili]]></category>
		<category><![CDATA[erkekliğin]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[görünür]]></category>
		<category><![CDATA[grupları]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mesele]]></category>
		<category><![CDATA[öğretildiği]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610792</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, son dönemde özellikle dijital platformlarda görünür hale gelen şiddet, zorbalık ve kadın düşmanı dili değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asil-mesele-erkekligin-nasil-ogretildigi-610792">Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, son dönemde özellikle dijital platformlarda görünür hale gelen şiddet, zorbalık ve kadın düşmanı dili değerlendirdi.</p>
<p><strong>Erkeklik hep sarsılmaması gereken bir rol olarak algılanıyor</strong></p>
<p>Son dönemde okul ortamlarından meslek gruplarına uzanan ve çoğu zaman dijital platformlarda görünür hale gelen vakaların topluma zarar verebilecek bir sapmaya işaret ettiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Bu tablo, erkekliğin nasıl kurulduğuna, nasıl öğrenildiğine ve dijital alanlarda nasıl yeniden üretildiğine dair geniş bir soruyu gündeme getiriyor diyebiliriz. Günümüzde erkekliğin hâlâ büyük ölçüde güç, kontrol ve cinsel başarı üzerinden tanımlanması tesadüf değil. Yıllar boyunca erkeklere, değerli olmanın yolunun güçlü görünmekten, hâkim olmaktan ve duygusal mesafeyi korumaktan geçtiği öğretildiği için bu durum, erkekliğin kırılganlıkla, eşitlikle ya da bakım verme pratikleriyle ilişkilendirilmesini zorlaştırdı. Açıkçası erkeklik hep sarsılmaması gereken bir rol olarak algılandığı sürece eşitlikçi bir temele oturan insan ilişkilerinden uzaklaşıyoruz. Bazı durumlarda erkeklik, kaybedildiği hissedilen gücü yeniden kurma çabasıyla daha sert, daha dışlayıcı ve daha tahakkümcü biçimlerde ortaya çıkabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital alanlar şiddeti görünür kılıyor</strong></p>
<p>İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte dijital alanlarda üretilen kadın düşmanı dilin, gerçek hayatta bu kadar kolay karşılık bulmasının nedenlerine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte hayatımıza giren dijital alanlar ve dijital alt kültürlerde üretilen kadın düşmanı dilin gerçek hayatta bu kadar kolay karşılık bulmasının en önemli nedenlerinden biri, dijital alanların yarattığı mesafe hissi. Kapalı gruplar, anonimlik ve şaka söylemi, sınırların esnekleşmesine neden oluyor. Zamanla bu dil, yalnızca çevrimiçi bir ifade biçimi olmaktan çıkıp gündelik ilişkilerin parçası haline gelip normalleştiriliyor. Bir taraftan ‘her şeyi söyleyebilirim, sansürsüz ifade edebilirim’ özgürlüğü ve cezasızlık hissi yaratan bir serbestlik, diğer taraftan ise başka bir insanın mahremini fütursuzca metalaştırma gerçeği aynı anda karşımıza çıkıyor. Kullanılan dilin burada belirleyici bir rol oynadığını söyleyebiliriz. Kadını nesneleştiren, aşağılayan ya da küçümseyen ifadeler tekrarlandıkça sıradanlaşıyor; sıradanlaştıkça da sorgulanmaz hale geliyor. Bu durum, dijital alan ile gerçek hayat arasındaki sınırın sanılandan çok daha geçirgen olduğunu gösteriyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>WhatsApp grupları ‘erkekliğin onaylandığı’ alanlara dönüşebiliyor</strong></p>
<p>WhatsApp gruplarını örnek göstererek, ilk bakışta masum görünen bu alanların zamanla erkekliğin kolektif olarak onaylandığı ve pekiştirildiği mecralara dönüşebildiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “WhatsApp Grupları üzerinden örnek vermek gerekirse; bir grup insanın ortak paylaşım ve haberleşme platformu olarak WhatsApp grubu kurması masum görünebilir ama mevzu bahis grubun erkekler tarafından oluşturulup kurulan iletişimin ise kadını nesneleştiren ortak bir dil üretmesi ayrı bir sorgu alanı oluşturuyor. Ortaya çıkan bu tür WhatsApp grupları erkekliğin kolektif olarak onaylandığı, performe edildiği ve pekiştirildiği alanlar haline geldiğinde toplumsal nitelikli bir çıkmazın içinde buluyoruz kendimizi. Şöyle ki; bu gruplarda paylaşılan içerikler, çoğu zaman erkekler arası bir aidiyet ve onay mekanizması işlevi görüyor. Kadınlar üzerinden kurulan dil, grubun iç bütünlüğünü güçlendirirken, erkekliğin belirli bir biçimini normal ve makbul olarak yeniden üretiyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zorbalık bir aidiyet dili haline geliyor</strong></p>
<p>Zorbalığın da bu kültürel zeminin bir çıktısı olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Zorbalık ve şiddetin erkek çocukları arasında bir aidiyet dili haline gelmesi, duyguların nasıl yönetildiğiyle yakından ilişkili diyebiliriz. Erkek çocuklar çoğu zaman korku, kırılganlık ya da yetersizlik hissini ifade etmeyi değil, bastırmayı öğreniyor. Bastırılan duygular ise sıklıkla öfke ve saldırganlık olarak dışa vuruluyor. Bu noktada zorbalık, yalnızca bireysel bir davranış değil; gruba dahil olmanın, görünür olmanın ve kabul edilmenin bir yolu haline geliyor. Üstelik şiddet, bir iletişim biçimi olarak öğreniliyor ve ödüllendiriliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Sorun neden geç fark ediliyor?</strong></p>
<p>Bu tür davranışların neden zamanında fark edilemediğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, şöyle devam etti:</p>
<p>“Peki bu durum neden zamanında fark edilemiyor diye soracak olursak; eğitim ve iş hayatı pratiklerinde genellikle başarı, disiplin ve performansa odaklanılırken; ilişkisel ve etik boyutlar geri plana itilebiliyor. ‘Başarılı öğrenci’, ‘profesyonel’ ya da ‘örnek çalışan’ tanımları çoğu zaman akademik ya da mesleki yeterlilikle sınırlı kalıyor. Erkeklik ise görünmez bir norm olarak kabul edildiği için, sorun alanı olarak tanınmıyor. Bu da erken uyarı işaretlerinin gözden kaçmasına ve sorunların ancak kriz anlarında görünür olmasına yol açıyor. Bu tür davranışların çoğunlukla kapalı erkek gruplarında ortaya çıkması, denetimden çok kültürle ilgili bir meseleye işaret ediyor. Kapalı alanlar, erkekliğin sorgulanmadan yeniden üretildiği, sınırların test edildiği ve çoğu zaman aşıldığı mekânlar haline geliyor. Bu durum, sorunun birkaç kötü örnekten ibaret olmadığını; belirli koşullar oluştuğunda benzer davranışların tekrar edebileceğini gösteriyor.”</p>
<p>Bu durumu yalnızca sapma ya da ahlaki çöküş olarak tanımlamanın yeterli olmadığına da işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Diğer taraftan bu meselenin sadece kadınların sorunu olmadığını aynı zamanda erkeklerin de sorunu olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü bu erkeklik biçimi erkekleri de yalnızlaştırıyor, duygusal olarak yoksullaştırıyor. Çözüm; erkek çocuklara erken yaştan itibaren duygularını tanıma, sınır öğrenme ve eşit ilişki kurma becerileri kazandırmakla mümkün. Asıl mesele, erkekliğin nasıl öğretildiği, hangi davranışların ödüllendirildiği ve hangi sessizliklerin sürdürüldüğü. Erkekliği yeniden tanımlamak gerekiyor. Güçle değil, sorumlulukla; tahakkümle değil, eşitlikle; sessizlikle değil, yüzleşmeyle kurulan bir erkeklik inşasına odaklanabiliriz. Aksi halde bu kriz, gerçek ya da sanal farklı mekânlarda ve farklı biçimlerde karşımıza çıkmaya devam edecek.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asil-mesele-erkekligin-nasil-ogretildigi-610792">Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Refah Sınır Kapısı’nda sınırlı hareketlilik: Yaya geçişleri deneme amaçlı başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/refah-sinir-kapisinda-sinirli-hareketlilik-yaya-gecisleri-deneme-amacli-basladi-609824</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 21:27:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[hareketlilik]]></category>
		<category><![CDATA[kapısı]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[refah]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[sınırlı]]></category>
		<category><![CDATA[yaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609824</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gazze ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı deneme amaçlı açıldı. İlk aşamada yalnızca sınırlı sayıda yaya geçişine izin verileceği, insani yardım girişinin ise kapsam dışında tutulduğu aktarıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/refah-sinir-kapisinda-sinirli-hareketlilik-yaya-gecisleri-deneme-amacli-basladi-609824">Refah Sınır Kapısı’nda sınırlı hareketlilik: Yaya geçişleri deneme amaçlı başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong>Gazze</strong>’nin dış dünyaya açılan noktalarından biri olan <strong>Refah Sınır Kapısı</strong>’nın deneme amaçlı olarak açıldığı bildirildi. İsrail basınında yer alan haberlerde, kapının bugün test amacıyla faaliyete geçtiği, yarından itibaren ise yaya geçişlerinin başlayacağı aktarıldı.</p>
</div>
<div>
<p>Haberde, geçişlerin sınırlı tutulacağı ve günlük <strong>150 kişinin Gazze’den çıkmasına</strong>, <strong>50 kişinin ise geri dönmesine</strong> izin verileceği ifade edildi. Mısır’daki insani yardım tırlarının bu aşamada Gazze’ye girişine izin verilmeyeceği de belirtildi.</p>
</div>
<div>
<p><b>Geçişler Mısır koordinasyonunda</b></p>
</div>
<div>
<p><strong>İsrail</strong>’in Kanal 12 televizyonu, giriş ve çıkışların <strong>Mısır</strong>’ın koordinasyonuyla yapılacağını aktardı. Buna göre, <strong>Mısır’ın </strong>sınırdan geçecek kişilerin listesini 24 saat önceden <strong>İsrail’e </strong>sunacağı, geçişlerin İsrail’in onayının ardından gerçekleşeceği belirtildi.</p>
</div>
<div>
<p>Ayrıca, <strong>Avrupa Birliği Refah Sınır Yardım Misyonu</strong>’nun bulunduğu bölgeye geçilmeden önce İsrail tarafından güvenlik kontrolü yapılacağı aktarıldı.</p>
</div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/refah-sinir-kapisinda-sinirli-hareketlilik-yaya-gecisleri-deneme-amacli-basladi-0-x56pBYgI.png"/></div>
</div>
<div>Gazze&#8217;ye gitmek üzere yola çıkan ambulanslar, Refah Sınır Kapısı&#8217;nın Mısır tarafından geçti</div>
<div>
<div>© AA</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div>
<p><b>Ateşkes taahhütleri tartışma konusu</b></p>
</div>
<div>
<p><strong>İsrail</strong> ordusundan <strong>Refah Sınır Kapısı</strong>’nın deneme amaçlı açılmasına ilişkin resmi bir açıklama henüz yapılmadı. <strong>Hamas </strong>ve <strong>İsrail </strong>arasında 10 Ekim&#8217;de başlayan ateşkes anlaşmasına göre, İsrail ordusu Gazze içinde &#8220;<strong>Sarı Hat</strong>&#8221; ismi verilen ve sınır kapısının da içinde yer aldığı Refah bölgesini işgal ediyor.</p>
</div>
<div>
<p>Anlaşmanın ilk aşamasında, İsrail’in Refah Sınır Kapısı’nı açması ve insani yardımların belirlenen miktarlarda Gazze’ye girişine izin vermesi gerektiği ifade ediliyordu. Ancak İsrail’in bu yükümlülüğü yerine getirmediği, kapının yalnızca sınırlı yaya geçişine açılacağını duyurduğu aktarıldı.</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/refah-sinir-kapisinda-sinirli-hareketlilik-yaya-gecisleri-deneme-amacli-basladi-609824">Refah Sınır Kapısı’nda sınırlı hareketlilik: Yaya geçişleri deneme amaçlı başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nöralterapi ile ağrılara müdahale edilebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/noralterapi-ile-agrilara-mudahale-edilebiliyor-608388</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 11:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrılara]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[edilebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[enjeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[nöralterapi]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608388</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Asiye Gülsüm Kakı, nöralterapinin ne olduğu, nasıl etki ettiği ve hangi durumlarda kullanıldığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/noralterapi-ile-agrilara-mudahale-edilebiliyor-608388">Nöralterapi ile ağrılara müdahale edilebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Asiye Gülsüm Kakı, nöralterapinin ne olduğu, nasıl etki ettiği ve hangi durumlarda kullanıldığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Nöralterapi ile sinir hücrelerinde bozulan elektriksel uyarı iletimi düzenlenebiliyor!</strong></p>
<p>Nöralterapinin, vücuttaki sinir sistemi bozukluklarını düzenlemek amacıyla lokal anesteziklerin çok düşük dozlarda belirli noktalara enjeksiyonu ile yapılan tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olduğunu dile getiren Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Burada ki amaç anestezi oluşturmak değil, sinir hücrelerinde bozulan elektriksel uyarı iletimini düzenlemektir.” dedi.</p>
<p>Nöralterapide kullanılan lokal anesteziklerin düşük dozlarda, iyon kanalları ve membran stabilitesi üzerinde düzenleyici etki sağladığını aktaran Dr. Kakı, “Böylelikle antiinflamatuar, vazodilatör ve nöromodülatör etkileri ortaya çıkar. Bu etki sayesinde  Nöralterapi otonom sinir sistemini düzenler, vücuttaki bozulmuş elektriksel alanları (bozucu alanlar) dengelemeye yardımcı olur, kan dolaşımını ve doku beslenmesini destekler, ağrı ve fonksiyon bozukluklarının azalmasına katkı sağlar. Kısaca nöralterapinin etkisi  sadece lokal değil, sistemik etkisi sayesinde vücut regülasyonunu  sağlayan bir tedavi yöntemidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Nöralterapi, bozucu alanların etkisini azaltmayı hedefliyor!</strong></p>
<p>Nöral terapideki bozucu alan tanımına açıklık getiren Dr. Asiye Gülsüm Kakı, şunları söyledi:</p>
<p>“Vücutta daha önce geçirilmiş; ameliyat izleri, travmalar, enfeksiyonlar, diş ve çene problemleri gibi durumlar, sinir sistemi üzerinde sürekli uyarı oluşturarak başka bölgelerde şikâyetlere yol açabilir. Nöralterapi, bu bozucu alanların etkisini azaltmayı hedefler. Bozucu alanların oluşturduğu bozulmuş elektriksel iletimi düzenleyerek otonom sinir siteminin regülasyonunu sağlar.”</p>
<p><strong>Nöralterapi birçok hastalıkta tercih edilebiliyor!</strong></p>
<p>Nöralterapinin hangi durumlarda destekleyici tedavi olarak tercih edilebileceğine değinen Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Baş, boyun ve bel ağrıları, migren ve gerilim tipi baş ağrıları, kas ve eklem ağrıları, fibromiyalji, sinir sıkışmaları, spor yaralanmaları, ameliyat veya travma sonrası ağrılar, sindirim sistemi fonksiyon bozuklukları, adet düzensizlikleri ve bazı jinekolojik şikâyetler, stres ve otonom sinir sistemi dengesizlikleri nöralterapinin kullanılabildiği hastalıklar arasında yer alır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Nöralterapi nasıl uygulanır?</strong></p>
<p>Nöralterapi uygulamasında öncelikle hastadan şikayetlerin başlangıcı, tetikleyen sebepler, geçirilmiş enfeksiyonlar ve operasyonlar, beslenme şekli gibi detaylı öykü alındığını kaydeden Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Ardından detaylı fizik muayene yapılır.” dedi.</p>
<p>Enjeksiyon için tetik noktalar, sinir çıkışları, skarlar (yara dokuları) gibi noktaların belirlendiğini aktaran Dr. Kakı, “Belirlenen noktalara enjeksiyon yapılır. Uygulama genellikle ince uçlu iğnelerle yapılsa da bazı bozucu alan yada organ patolojilerinde, ganglion enjeksiyonlarında (sinir düğümlerine yapılan enjeksiyonlar) derin enjeksiyonlar tercih edilebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Nöralterapi bazı durumlarda uygulanamaz! </strong></p>
<p>Seans sayısının kişiye ve şikâyete göre değiştiğini vurgulayan Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Enjeksiyon sonrası hastalarda değişik refleks yanıtlar (nöralterapide buna fenomen denir) görülebilir. Bu fenomenler enjeksiyon bölgesi ve sıklığını planlamada yol göstericidir.” dedi.</p>
<p>Nöralterapinin kimlere uygulanamayacağı hakkında da bilgi veren Dr. Kakı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Lokal anestezik alerjisi olanlar, ciddi kalp ritim bozukluğu olanlar, bazı özel durumlarda hamileler ve  kanama bozukluğu olanlarda uygulanmaz. Nöralterapi sonrası, enjeksiyon yerinde kızarıklık, kısa süreli baş dönmesi, geçici ağrı artışı olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/noralterapi-ile-agrilara-mudahale-edilebiliyor-608388">Nöralterapi ile ağrılara müdahale edilebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Literatürde &#8220;Dünyanın en şiddetli ağrısı&#8221; olarak geçiyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/literaturde-dunyanin-en-siddetli-agrisi-olarak-geciyor-2-607683</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Jan 2026 07:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın]]></category>
		<category><![CDATA[geçiyor]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[literatürde]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetli]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Trigeminal Nevralji]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607683</guid>

					<description><![CDATA[<p>Trigeminal nevralji, yüzün duyusunu sağlayan trigeminal sinirin tutulmasıyla oluşan ve literatürde ‘dünyanın en şiddetli ağrısı’ şeklinde tanımlanan kronik bir ağrı olarak dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/literaturde-dunyanin-en-siddetli-agrisi-olarak-geciyor-2-607683">Literatürde &#8220;Dünyanın en şiddetli ağrısı&#8221; olarak geçiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Trigeminal nevralji, yüzün duyusunu sağlayan trigeminal sinirin tutulmasıyla oluşan ve literatürde ‘dünyanın en şiddetli ağrısı’ şeklinde tanımlanan kronik bir ağrı olarak dikkat çekiyor. Hastalar tarafından yüzde ‘şimşek çakması’ veya ‘elektrik çarpması’ olarak tarif edilen trigeminal nevralji; genellikle yüzün tek tarafında, tekrarlayıcı ve şiddetli ağrı   ataklarıyla kendini gösteriyor. Kısa sürmesine rağmen tekrarlayan ataklar nedeniyle hastaların günlük yaşamı adeta kabusa dönüşebiliyor. Öyle ki hastalar ağrıyı tetikleyebildiği için yemek yeme, su içme ve konuşma gibi en temel ihtiyaçlarından kaçınabiliyor, yüzlerini yıkayamaz ve dişlerini fırçalayamaz hale gelebiliyor.  <strong>Acıbadem International Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Barış Peker,</strong> yaygın inanışın aksine trigeminal nevraljinin çözümsüz bir hastalık olmadığına dikkat  çekerek, “ Günümüzde, uygun hastalarda, modern tıbbın sunduğu balon kompresyon gibi girişimsel yöntemlerle bu şiddetli ağrıdan kurtulmak mümkündür” diyor. </p>
<p><strong>Türkiye’de önemli bir halk sağlığı sorunu</strong></p>
<p>Trigeminal nevralji, dünya genelinde her 100 bin kişinin yaklaşık 4 ila 13’ünde görülürken, Türkiye’de bu oranın çok daha yüksek olduğu belirtiliyor. Yapılan güncel çalışmalara göre, ülkemizde trigeminal nevralji görülme sıklığı 100 bin kişide 98’e ulaşıyor. Türkiye’de her yıl yaklaşık 4 bin kişiye trigeminal nevralji tanısı konulurken, bu veriler hastalığın önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu gösteriyor. En sık 50-70 yaş aralığında gelişen bu hastalığa kadınlarda erkeklere oranla daha yaygın rastlanıyor. Trigeminal nevraljinin en yaygın nedeni ise  beyin sapındaki bir damarın (genellikle üst serebellar arter) trigeminal sinire bası yaparak siniri rahatsız etmesi veya koruyucu kılıfına (myelin zarı) zarar vermesi. </p>
<p><strong>Günlük hayat durma noktasına geliyor! </strong></p>
<p>Trigeminal nevralji, hastaların günlük yaşamlarını ‘durma’ noktasına getirebilecek kadar ciddi sorunlar oluşturabiliyor. En temel insani ihtiyaçlar olan yemek yemek, su içmek veya konuşmak ağrıyı tetikleyebildiği için hastalar bu gereksinimlerinden kaçınmaya başlıyor.  Zamanla ciddi kilo kayıpları oluşabiliyor. Ayrıca, hastalar toplum içinde aniden bir atak geçirme korkusuyla sosyal ortamlardan uzaklaşıyor; ağrı tetiklenmesin diye yüz kaslarını donduruyor ve gülümsemekten dahi kaçınıyorlar. Uzmanlar bu durumu, ‘yüz donması’ olarak tanımlıyor. Sosyal izolasyonun yanı sıra hijyen ve kişisel bakım da önemli bir sorun haline gelebiliyor. Öyle ki yüze dokunmanın oluşturduğu şiddetli ağrı nedeniyle erkekler tıraş olamıyor, kadınlar makyaj yapamıyorlar. Dahası, yüz yıkama ve diş fırçalama gibi hijyen alışkanlıkları da imkansız hale gelebiliyor.</p>
<p><strong>Literatürde “intihar hastalığı” olarak tanımlanıyor! </strong></p>
<p>Trigeminal nevralji, tıbbi literatürde ‘intihar hastalığı’ olarak tanımlanacak kadar ağır bir psikolojik ve sosyal yükü beraberinde getirebiliyor.  Zira, ağrının ne zaman geleceğinin bilinmemesi sebebiyle hastalar  sürekli bir ‘beklenti anksiyetesi’ içine giriyor. Bu kronik stres hali zamanla çaresizlik hissine, derin depresyona ve uyku bozukluklarına neden olarak hastaların yaşam kalitesini dramatik şekilde düşürüyor. Ayrıca, şiddetli ataklar sırasında hastaların konsantrasyonu tamamen dağılıyor; bu durum iş hayatında verimsizliğe veya profesyonel yaşamın tamamen sonlanmasına da yol açabiliyor. </p>
<p><strong>Yanlış tanı, gereksiz yere çekilen sağlıklı dişler! </strong></p>
<p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Barış Peker, ağrı genellikle üst veya alt çene bölgesinde hissedildiği için hastaların büyük bir çoğunluğunun ilk olarak diş hekimine başvurduğuna işaret ederek, “Maalesef, doğru tanı konulana kadar birçok hasta gereksiz yere sağlıklı dişlerini çektiriyor. Dolayısıyla, eğer yüzünüzde yemek yerken, konuşurken veya rüzgar estiğinde tetiklenen ani, kısa süreli ve şok benzeri ağrılar varsa beyin cerrahisi uzmanına başvurmanız son derece önemlidir” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Amaç hastayı ağrısız yaşama kavuşturmak</strong></p>
<p>Trigeminal nevraljinin tanısı klinik öykü ve nörolojik muayene ile konuluyor. Damar basısını veya ikincil nedenleri (tümör, multiple skleroz vb.) dışlamak için manyetik rezonans görüntüleme (MR) tetkikine başvuruluyor. Tedavinin birincil amacı ise hastayı ağrısız yaşama kavuşturmak. İlaç tedavisi trigeminal nevraljide ilk adımı oluşturuyor. İlacın yetersiz kaldığı veya sersemlik ile dengesizlik gibi yan etkilerin arttığı durumlarda açık cerrahi (Mikrovasküler dekompresyon) veya kapalı cerrahi yöntemler (Balon kompresyon ve radyofrekans gibi yöntemler) gündeme geliyor.  Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Barış Peker, trigeminal nevraljinin tedavisinde uzun yıllardır mikrovasküler dekompresyon (MVD) cerrahisinin altın standart olarak kabul edildiğini söyleyerek, “Bu operasyon, hemen kulak arkasından kafatasına bir kemik pencere açılıp,  mikroskop altında, trigeminal sinirinin beyin sapından çıktığı noktaya müdahale edilen büyük bir cerrahi girişimdir. Ancak, her hasta için uygun olmayabiliyor ve çeşitli riskler barındırabiliyor. Bu nedenle alternatif olarak, daha az girişimsel (minimal invaziv ya da kapalı cerrahi) yöntemlere de başvuruluyor” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Balon kompresyon yöntemi öne çıkıyor</strong></p>
<p>Geçmişten günümüze uygulanan alkol enjeksiyonu veya radyofrekans gibi kapalı yöntemlerde, ağrının kesilip kesilmediğini test etmek için hastanın işlem sırasında uyanık kalması gerekebiliyor. Ancak, bu durumun şiddetli ağrı çeken hastaları hem fiziksel hem de psikolojik olarak oldukça zorladığını vurgulayan Dr. Barış Peker, “Ayrıca, söz konusu her iki yöntemde de “anesthesia dolorosa” olarak adlandırılan bir yan etki görülebiliyor. Şiddetli ve  sürekli devam eden bu ağrı durumu trigeminal nevraljiden çok daha ağır bir klinik tabloya neden olabiliyor. Dolayısıyla, cerrahi riskleri minimize eden, hastayı uyanık tutma zorunluluğunu ortadan kaldıran ‘Balon kompresyon’ yöntemi, günümüzde trigeminal nevraljiye bağlı yüz ağrısından kurtulmak isteyen hastalar için en çok tercih ettiğimiz yöntem olarak öne çıkıyor” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>İşlem hasta ağrı hissetmeden tamamlanıyor!</strong></p>
<p>Balon kompresyon yöntemi ameliyathanede ve genel anestezi altında uygulanıyor. Bu sayede işlemin hastaların hiçbir ağrı veya sıkıntı hissetmeden tamamlandığını belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Barış Peker,  sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu yöntemde, skopi (röntgen) eşliğinde ve bir iğne (katater) yardımıyla ağız kenarından girilerek, kafa tabanında yer alan ‘foramen ovale’ isimli delikten trigeminal sinirinin bulunduğu bölgeye ulaşılıyor. Ardından, katater aracılığıyla, küçük bir balon, şişirilmeden bu bölgeye iletiliyor. Balon burada 1-2 dakika süreyle şişirilerek, sinir liflerine kontrollü bir basınç uyguluyor. Yüksek çözünürlüklü skopi (röntgen) sayesinde, hedeflenen &#8220;armut&#8221; veya &#8220;üçgen&#8221; şeklindeki  baskı formu, sinir üzerinde tam istenilen noktada oluşturuluyor. Şiddetli ağrıya neden olan sinir liflerine yapılan bu baskı ağrının kesilmesini sağlıyor” diyor. Balon kompresyon ameliyatında anesthesia dolorosa riskinin yaşanmadığını anlatan Dr. Barış Peker, bu faydasının yöntemin seçilmesindeki en önemli nedenlerden biri olduğunu vurguluyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/literaturde-dunyanin-en-siddetli-agrisi-olarak-geciyor-2-607683">Literatürde &#8220;Dünyanın en şiddetli ağrısı&#8221; olarak geçiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Literatürde &#8220;Dünyanın en şiddetli ağrısı&#8221; olarak geçiyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/literaturde-dunyanin-en-siddetli-agrisi-olarak-geciyor-607510</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 08:29:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın]]></category>
		<category><![CDATA[geçiyor]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[literatürde]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetli]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Trigeminal Nevralji]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607510</guid>

					<description><![CDATA[<p>Trigeminal nevralji, yüzün duyusunu sağlayan trigeminal sinirin tutulmasıyla oluşan ve literatürde ‘dünyanın en şiddetli ağrısı’ şeklinde tanımlanan kronik bir ağrı olarak dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/literaturde-dunyanin-en-siddetli-agrisi-olarak-geciyor-607510">Literatürde &#8220;Dünyanın en şiddetli ağrısı&#8221; olarak geçiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Trigeminal nevralji, yüzün duyusunu sağlayan trigeminal sinirin tutulmasıyla oluşan ve literatürde ‘dünyanın en şiddetli ağrısı’ şeklinde tanımlanan kronik bir ağrı olarak dikkat çekiyor. Hastalar tarafından yüzde ‘şimşek çakması’ veya ‘elektrik çarpması’ olarak tarif edilen trigeminal nevralji; genellikle yüzün tek tarafında, tekrarlayıcı ve şiddetli ağrı   ataklarıyla kendini gösteriyor. Kısa sürmesine rağmen tekrarlayan ataklar nedeniyle hastaların günlük yaşamı adeta kabusa dönüşebiliyor. Öyle ki hastalar ağrıyı tetikleyebildiği için yemek yeme, su içme ve konuşma gibi en temel ihtiyaçlarından kaçınabiliyor, yüzlerini yıkayamaz ve dişlerini fırçalayamaz hale gelebiliyor.  <strong>Acıbadem International Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Barış Peker,</strong> yaygın inanışın aksine trigeminal nevraljinin çözümsüz bir hastalık olmadığına dikkat  çekerek, “ Günümüzde, uygun hastalarda, modern tıbbın sunduğu balon kompresyon gibi girişimsel yöntemlerle bu şiddetli ağrıdan kurtulmak mümkündür” diyor. </p>
<p><strong>Türkiye’de önemli bir halk sağlığı sorunu</strong></p>
<p>Trigeminal nevralji, dünya genelinde her 100 bin kişinin yaklaşık 4 ila 13’ünde görülürken, Türkiye’de bu oranın çok daha yüksek olduğu belirtiliyor. Yapılan güncel çalışmalara göre, ülkemizde trigeminal nevralji görülme sıklığı 100 bin kişide 98’e ulaşıyor. Türkiye’de her yıl yaklaşık 4 bin kişiye trigeminal nevralji tanısı konulurken, bu veriler hastalığın önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu gösteriyor. En sık 50-70 yaş aralığında gelişen bu hastalığa kadınlarda erkeklere oranla daha yaygın rastlanıyor. Trigeminal nevraljinin en yaygın nedeni ise  beyin sapındaki bir damarın (genellikle üst serebellar arter) trigeminal sinire bası yaparak siniri rahatsız etmesi veya koruyucu kılıfına (myelin zarı) zarar vermesi. </p>
<p><strong>Günlük hayat durma noktasına geliyor! </strong></p>
<p>Trigeminal nevralji, hastaların günlük yaşamlarını ‘durma’ noktasına getirebilecek kadar ciddi sorunlar oluşturabiliyor. En temel insani ihtiyaçlar olan yemek yemek, su içmek veya konuşmak ağrıyı tetikleyebildiği için hastalar bu gereksinimlerinden kaçınmaya başlıyor.  Zamanla ciddi kilo kayıpları oluşabiliyor. Ayrıca, hastalar toplum içinde aniden bir atak geçirme korkusuyla sosyal ortamlardan uzaklaşıyor; ağrı tetiklenmesin diye yüz kaslarını donduruyor ve gülümsemekten dahi kaçınıyorlar. Uzmanlar bu durumu, ‘yüz donması’ olarak tanımlıyor. Sosyal izolasyonun yanı sıra hijyen ve kişisel bakım da önemli bir sorun haline gelebiliyor. Öyle ki yüze dokunmanın oluşturduğu şiddetli ağrı nedeniyle erkekler tıraş olamıyor, kadınlar makyaj yapamıyorlar. Dahası, yüz yıkama ve diş fırçalama gibi hijyen alışkanlıkları da imkansız hale gelebiliyor.</p>
<p><strong>Literatürde “intihar hastalığı” olarak tanımlanıyor! </strong></p>
<p>Trigeminal nevralji, tıbbi literatürde ‘intihar hastalığı’ olarak tanımlanacak kadar ağır bir psikolojik ve sosyal yükü beraberinde getirebiliyor.  Zira, ağrının ne zaman geleceğinin bilinmemesi sebebiyle hastalar  sürekli bir ‘beklenti anksiyetesi’ içine giriyor. Bu kronik stres hali zamanla çaresizlik hissine, derin depresyona ve uyku bozukluklarına neden olarak hastaların yaşam kalitesini dramatik şekilde düşürüyor. Ayrıca, şiddetli ataklar sırasında hastaların konsantrasyonu tamamen dağılıyor; bu durum iş hayatında verimsizliğe veya profesyonel yaşamın tamamen sonlanmasına da yol açabiliyor. </p>
<p><strong>Yanlış tanı, gereksiz yere çekilen sağlıklı dişler! </strong></p>
<p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Barış Peker, ağrı genellikle üst veya alt çene bölgesinde hissedildiği için hastaların büyük bir çoğunluğunun ilk olarak diş hekimine başvurduğuna işaret ederek, “Maalesef, doğru tanı konulana kadar birçok hasta gereksiz yere sağlıklı dişlerini çektiriyor. Dolayısıyla, eğer yüzünüzde yemek yerken, konuşurken veya rüzgar estiğinde tetiklenen ani, kısa süreli ve şok benzeri ağrılar varsa beyin cerrahisi uzmanına başvurmanız son derece önemlidir” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Amaç hastayı ağrısız yaşama kavuşturmak</strong></p>
<p>Trigeminal nevraljinin tanısı klinik öykü ve nörolojik muayene ile konuluyor. Damar basısını veya ikincil nedenleri (tümör, multiple skleroz vb.) dışlamak için manyetik rezonans görüntüleme (MR) tetkikine başvuruluyor. Tedavinin birincil amacı ise hastayı ağrısız yaşama kavuşturmak. İlaç tedavisi trigeminal nevraljide ilk adımı oluşturuyor. İlacın yetersiz kaldığı veya sersemlik ile dengesizlik gibi yan etkilerin arttığı durumlarda açık cerrahi (Mikrovasküler dekompresyon) veya kapalı cerrahi yöntemler (Balon kompresyon ve radyofrekans gibi yöntemler) gündeme geliyor.  Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Barış Peker, trigeminal nevraljinin tedavisinde uzun yıllardır mikrovasküler dekompresyon (MVD) cerrahisinin altın standart olarak kabul edildiğini söyleyerek, “Bu operasyon, hemen kulak arkasından kafatasına bir kemik pencere açılıp,  mikroskop altında, trigeminal sinirinin beyin sapından çıktığı noktaya müdahale edilen büyük bir cerrahi girişimdir. Ancak, her hasta için uygun olmayabiliyor ve çeşitli riskler barındırabiliyor. Bu nedenle alternatif olarak, daha az girişimsel (minimal invaziv ya da kapalı cerrahi) yöntemlere de başvuruluyor” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Balon kompresyon yöntemi öne çıkıyor</strong></p>
<p>Geçmişten günümüze uygulanan alkol enjeksiyonu veya radyofrekans gibi kapalı yöntemlerde, ağrının kesilip kesilmediğini test etmek için hastanın işlem sırasında uyanık kalması gerekebiliyor. Ancak, bu durumun şiddetli ağrı çeken hastaları hem fiziksel hem de psikolojik olarak oldukça zorladığını vurgulayan Dr. Barış Peker, “Ayrıca, söz konusu her iki yöntemde de “anesthesia dolorosa” olarak adlandırılan bir yan etki görülebiliyor. Şiddetli ve  sürekli devam eden bu ağrı durumu trigeminal nevraljiden çok daha ağır bir klinik tabloya neden olabiliyor. Dolayısıyla, cerrahi riskleri minimize eden, hastayı uyanık tutma zorunluluğunu ortadan kaldıran ‘Balon kompresyon’ yöntemi, günümüzde trigeminal nevraljiye bağlı yüz ağrısından kurtulmak isteyen hastalar için en çok tercih ettiğimiz yöntem olarak öne çıkıyor” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>İşlem hasta ağrı hissetmeden tamamlanıyor!</strong></p>
<p>Balon kompresyon yöntemi ameliyathanede ve genel anestezi altında uygulanıyor. Bu sayede işlemin hastaların hiçbir ağrı veya sıkıntı hissetmeden tamamlandığını belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Barış Peker,  sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu yöntemde, skopi (röntgen) eşliğinde ve bir iğne (katater) yardımıyla ağız kenarından girilerek, kafa tabanında yer alan ‘foramen ovale’ isimli delikten trigeminal sinirinin bulunduğu bölgeye ulaşılıyor. Ardından, katater aracılığıyla, küçük bir balon, şişirilmeden bu bölgeye iletiliyor. Balon burada 1-2 dakika süreyle şişirilerek, sinir liflerine kontrollü bir basınç uyguluyor. Yüksek çözünürlüklü skopi (röntgen) sayesinde, hedeflenen &#8220;armut&#8221; veya &#8220;üçgen&#8221; şeklindeki  baskı formu, sinir üzerinde tam istenilen noktada oluşturuluyor. Şiddetli ağrıya neden olan sinir liflerine yapılan bu baskı ağrının kesilmesini sağlıyor” diyor. Balon kompresyon ameliyatında anesthesia dolorosa riskinin yaşanmadığını anlatan Dr. Barış Peker, bu faydasının yöntemin seçilmesindeki en önemli nedenlerden biri olduğunu vurguluyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/literaturde-dunyanin-en-siddetli-agrisi-olarak-geciyor-607510">Literatürde &#8220;Dünyanın en şiddetli ağrısı&#8221; olarak geçiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sınırlar gerçek değil, bizim pratiklerimizle inşa ediliyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinirlar-gercek-degil-bizim-pratiklerimizle-insa-ediliyor-607504</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 08:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[bizim]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[ediliyor]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[inşa]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[pratiklerimizle]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[seminer]]></category>
		<category><![CDATA[serisi]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[sınırlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607504</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Maria Pia Ester Cristaldi ile İtalya Insubria Üniversitesi’nden Dr. Elisa Ramazzina tarafından organize edilen “Entangled Histories: Borders and Cultural Encounters from the Medieval to the Contemporary Era” başlıklı uluslararası seminer serisi, “sınır” kavramını disiplinlerarası bir perspektifle ele alarak yoğun ilgi görüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinirlar-gercek-degil-bizim-pratiklerimizle-insa-ediliyor-607504">&#8220;Sınırlar gerçek değil, bizim pratiklerimizle inşa ediliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi <strong>Maria Pia Ester Cristaldi</strong> ile İtalya <strong>Insubria Üniversitesi</strong>’nden <strong>Dr. Elisa Ramazzina</strong> tarafından organize edilen <strong>“Entangled Histories: Borders and Cultural Encounters from the Medieval to the Contemporary Era”</strong> başlıklı uluslararası seminer serisi, “sınır” kavramını disiplinlerarası bir perspektifle ele alarak yoğun ilgi görüyor.</p>
<p>Dil, iletişim, edebiyat, siyaset ve kültür ekseninde şekillenen seminerler; akademik üretimde sınırların nasıl inşa edildiğini ve bu sınırların nasıl aşılabileceğini tartışmaya açtı. Farklı kıtalardan akademisyenleri bir araya getiren seminer serisi hem akademik hem de toplumsal düzeyde sınır kavramına yönelik farkındalık oluşturmayı hedefledi.</p>
<p>Bu kapsamda Dr. Öğr. Üyesi Maria Pia Ester Cristaldi, seminer serisinin çıkış noktası, amacı ve akademik yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>“Sınırlar sadece siyasetle ilgili değil</strong></p>
<p>Seminer serisinin uzun yıllara dayanan akademik çalışmaların bir sonucu olarak ortaya çıktığını vurgulayan Cristaldi, “Elisa ve ben yaklaşık 13 yıldır yakın arkadaşız ve ikimiz de akademisyeniz. Hem benim hem de Elisa’nın çalışmalarında genelde farklı toplumlar arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları araştırıyoruz. Bunları karşılaştırarak ilerliyoruz. ‘Borders’ yani sınır konusunu seçmemizin nedeni de bu. Çünkü sınırlar sadece siyasetle ilgili değil; dil, iletişim, edebiyat ve kültürle de çok yakından ilişkili. Aslında sınırların gerçek bir şey olmadığını, bizim toplumsal pratiklerimizle, bizim iletişimsel pratiklerimizle inşa ettiğimiz bir şey olduğunu vurgulamaya çalışıyorum. Sınırlar gerçek değil, bizim pratiklerimizle inşa ediliyor.” dedi.</p>
<p><strong>“Sınırların nasıl ortaya çıktığını araştırmamız gerekiyor”</strong></p>
<p>Güncel küresel gelişmelerin de sınır tartışmalarını yeniden gündeme taşıdığını belirten Cristaldi, bu konuların tarihsel arka planla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Cristaldi; “Filistin ve İsrail arasındaki savaş ya da Rusya ve Ukrayna arasındaki çatışmalar bir günlük olaylar değil. Bunların kökenleri yüzyıllar öncesine dayanıyor. Mesela neden birileri Ukraynalı olarak tanımlanıyor, diğerleri Rusyalı olarak değerlendiriliyor? Bunları anlayabilmek için sınırların nasıl ortaya çıktığını araştırmamız gerekiyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Temel hedef farkındalık!</strong></p>
<p>Seminerlerin temel hedefinin sınırlar konusunda bir farkındalık olduğunu belirten Cristaldi; “Aslında aramızda gerçek bir sınır yok. Kültürel, siyasal ya da dini açıdan sınırların yüzyıllar içinde inşa edildiğini göstermeye çalışıyoruz. Bu sınırların nasıl aşılabileceğini de birlikte düşünmek istiyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>Farklı kıtalardan akademisyenler Üsküdar’da buluştu</strong></p>
<p>Seminer serisinin uluslararası yapısına özel önem verdiklerini vurgulayan Cristaldi, tek merkezli akademik bakış açılarına mesafeli durduklarını ifade etti. Cristaldi; “Bu tarz seminerlerde genelde ya sadece Batı’nın bakış açısı yansıtılıyor ya da sadece Doğu’nun. Biz herkesi bir araya getirmeye çalıştık. Çin’den akademisyenler var, Japonya’dan araştırmacılar var, İngiltere’den ve Kanada’dan da katılımcılar oldu.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Tüm kategorileri altüst ediyoruz”</strong></p>
<p>Ele alınan konuların sınırları zihinsel olarak da sorgulattığını belirten Cristaldi; “Çin’deki Hristiyan metinlerinin çevirisinden, Kanada’da Japonya çalışan bir araştırmacıya, İtalyan Şamanizmine kadar uzanan konular var. Aslında tüm kategorileri altüst ediyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>Dil, iletişim ve basın tarihi çalışmaların merkezinde yer aldı</strong></p>
<p>Çalışmalarında dil ve iletişim ilişkisine özel bir önem verdiğini belirten Cristaldi, dilin toplumsal hafızayla kurduğu bağa dikkat çekti. Cristaldi; “İletişimin en önemli noktası ortak bir dilin olmasıdır. Dil sadece sözlü değil, sözsüz de olabilir. Beni en çok ilgilendiren kısım, dilin sosyal ve siyasal tarafıdır. Bir dilin bir toplum içinde nasıl kullanıldığı, nasıl değiştiği, kelimelere yüklenen anlamlar ve duygular benim için çok önemli.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Dil bir alışkanlık, bir pratiktir…</strong></p>
<p>Dil ve basın tarihi üzerine yaptığı çalışmalara da değinen Cristaldi, dillerin birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğinden bahsetti. Cristaldi; “Bir dil otorite tarafından değiştirilebilir ama bu hemen olan bir şey değildir. Zaman alıyor çünkü dili kullanan halktır. Dil bir alışkanlıktır, bir pratiktir. Bir dilden o dilde kullandığımız ifadeleri, kelimeleri kültürel bir birikimden ayrı olarak düşünmek çok zordur. Mesela ‘İnşallah’ kelimesini kaç kişi dini anlamda kullanıyor? Ama yine de kullanmaya devam ediyoruz. Çünkü artık kültürün bir parçası.” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“Dilde milliyetçilik yoktur”</strong></p>
<p>Bu bağlamda dil üzerinden kurulan sınırların da yapay olduğunu vurgulayan Cristaldi; “Dilde milliyetçilik yoktur. Çünkü insanlar arasında sınırlar yapaydır. Aynı coğrafyayı paylaşıyorsanız kelimeler de ortaklaşır.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital beşerî bilimler ve metin madenciliği vurgusu</strong></p>
<p>Çalışmalarında ele aldığı dijital beşerî bilimler ve metin madenciliği çalışmalarının klasik basın ve iletişim araştırmalarına yeni imkânlar sunduğunu belirten Cristaldi; “18. ve 19. yüzyılda çıkan gazeteler modernleşmenin en önemli araçlarıydı. Osmanlı, Rus ve Japon basınını karşılaştırmalı olarak inceleyebiliyoruz. Metin madenciliği sayesinde bu gazetelerdeki ortak kavramları kategori bazlı araştırmak mümkün.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“İnsan ve makine arasındaki etkileşim burada çok önemli”</strong></p>
<p>Bu sürecin disiplinlerarası çalışmayı da zorunlu kıldığını ifade eden Cristaldi; “Ben tek başıma metin madenciliği yapamam. Mühendislerle birlikte çalışıyordum. İnsan ve makine arasındaki etkileşim burada çok önemli.” sözleriyle iş birliğinin önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>“Akademi toplumdan kopuk olmamalı”</strong></p>
<p>Önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini de paylaşan Cristaldi, seminerlerin yalnızca akademik çevreye değil, topluma da hitap etmesini önemsediklerini vurguladı. Cristaldi; “Ben sadece akademisyenleri düşünmüyorum. Öğrencileri ve toplumu da düşünüyorum. Akademinin gerçek faydası toplumla kurduğu bağda ortaya çıkıyor. Bu seminerler herkese açık ve bu bilinçli bir tercih. Akademi toplumdan kopuk olmamalı.” dedi.</p>
<p><strong>Seriler 1 Temmuz’a kadar devam edecek!</strong></p>
<p>Farklı kıtalardan akademisyenleri bir araya getiren seminer serisi 1 Temmuz&#8217;a kadar her Çarşamba 19.00’da düzenlenmeye devam edecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinirlar-gercek-degil-bizim-pratiklerimizle-insa-ediliyor-607504">&#8220;Sınırlar gerçek değil, bizim pratiklerimizle inşa ediliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acıbadem Üniversitesi NeuroConnect Sempozyumu&#8217;nda Sinir Biliminin öncü isimleri bir araya geldi…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesi-neuroconnect-sempozyumunda-sinir-biliminin-oncu-isimleri-bir-araya-geldi-607178</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 08:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[acıbadem]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[biliminin]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkların]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[neuroconnect]]></category>
		<category><![CDATA[Nörobilim]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607178</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acıbadem Üniversitesi, sinir bilimin (nörobilim) güncel araştırma alanlarını ve geleceğe yön veren yaklaşımlarını bir araya getiren “NeuroConnect Sinir Bilimi Günü” ile akademi dünyasında önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesi-neuroconnect-sempozyumunda-sinir-biliminin-oncu-isimleri-bir-araya-geldi-607178">Acıbadem Üniversitesi NeuroConnect Sempozyumu&#8217;nda Sinir Biliminin öncü isimleri bir araya geldi…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Acıbadem Üniversitesi, sinir bilimin (nörobilim) güncel araştırma alanlarını ve geleceğe yön veren yaklaşımlarını bir araya getiren “NeuroConnect Sinir Bilimi Günü” ile akademi dünyasında önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Ufuk Avrupa destekli GEMSTONE Projesi kapsamında bu yıl ilk kez düzenlenen uluslararası etkinlik, genç araştırmacılar ile nörobilimin önde gelen bilim insanlarını aynı platformda buluşturdu.</strong></em></p>
<p><em><strong>Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı ve GEMSTONE Projesi Yürütücüsü Prof. Dr. Filiz Onat başkanlığında, Sinir Bilimi Anabilim Dalı koordinasyonunda; ACUTBAT, Acıbadem Üniversitesi Nörobilim Öğrenci Kulübü ve Sinir Bilimi Öğrenci Araştırma Grubu iş birliğiyle gerçekleşen ACU NeuroConnect sempozyumu, nörobilimde ağ temelli yaklaşımlar, gen ve hücre tedavileri, nörodejeneratif hastalıkların mekanizmaları, yapay zekâ ve büyük veri uygulamaları gibi başlıklara odaklandı. Uluslararası etkinliğin bilimsel çerçevesini şekillendiren Prof. Dr. Filiz Onat, “Bugün beyni, izole merkezlerden oluşan bir yapı gibi değil; sürekli iletişim hâlindeki dinamik bir ağ olarak ele alıyoruz. Bu bakış açısı, öğrenme, hafıza ve duygulanım bozukluklarını anlamada devrim niteliğinde” şeklinde konuştu…</strong></em></p>
<p><em><strong>ACU NeuroConnect’in bilimsel temelini oluşturan GEMSTONE Projesi, epilepsi ve Parkinson hastalıklarının nörogelişimsel mekanizmalarını sinir bilim odağında ele alırken; ileri araştırma teknolojileri, genetik ve transgenik modeller ile güçlü uluslararası iş birlikleri aracılığıyla üniversitenin nörobilim alanındaki araştırma kapasitesini ve uluslararası görünürlüğünü güçlendirmeyi amaçlıyor…</strong></em></p>
<p>Nörobilimde son yıllarda yaşanan dönüşümü bütüncül bir bakışla değerlendiren Prof. Dr. Filiz Onat, beynin artık tek tek bölgeler üzerinden değil, etkileşim hâlindeki ağlar üzerinden ele alındığını vurgulayarak, bu yaklaşımın özellikle bilişsel süreçler ve nöropsikiyatrik bozuklukların anlaşılmasında belirleyici olduğunu ifade ediyor. Fonksiyonel görüntüleme tekniklerindeki ilerlemelerin sağlıklı ve hastalıklı beyin arasındaki farkların daha erken ve hassas biçimde saptanmasına olanak tanıdığını belirten Prof. Dr. Filiz Onat, “Yapay zekâ ve büyük veri analizlerinin nörobilime entegrasyonu çok önemli. Yapay zekâ, nörobilimin yerini alan bir araç değil; aksine insan beyninin karmaşıklığını çözebilmemiz için bize yeni bir pencere açıyor” diyor. </p>
<p>Prof. Dr. Filiz Onat, nörobilimin geleceğinde kişiselleştirilmiş tedavilerin belirleyici olacağını vurgulayarak, genetik, çevresel ve nörofizyolojik verilerin birlikte değerlendirilmesinin önemini şu sözlerle ifade ediyor: </p>
<p>“Artık ‘tek hastalık, tek tedavi’ anlayışından uzaklaşıyoruz. Her beynin kendine özgü bir imzası var ve biz bu imzayı okuyabildiğimiz ölçüde etkili tedaviler geliştirebileceğiz”…</p>
<p><strong>Beyin Hastalıklarında Hücre ve Gen Tedavileri </strong></p>
<p>Sempozyumun önemli konuşmacılarından Lund Üniversitesi Sinir Sistemlerinde Beyin Onarımı ve Görüntüleme (Brain Repair and Imaging in Neural Systems, BRAINS) Departmanı Araştırma Yöneticisi Prof. Dr. Deniz Kırık, Parkinson hastalığına yönelik hücre ve gen tedavilerindeki güncel gelişmeleri kapsamlı biçimde ele aldı. Hücre nakline dayalı yaklaşımların son 30 yılda aşamalı olarak geliştiğini belirten Prof. Dr. Deniz Kırık, geçmişten bugüne yaşanan dönüşümü şöyle özetliyor: </p>
<p>“İlk uygulamalarda primer hücreler kullanılıyordu ve en verimli sonuçlar fetüsten elde edilen dopamin hücreleriyle alınıyordu. Ancak teknik ve etik sorunlar nedeniyle, bugün odağımız kök hücre temelli yaklaşımlara kaymış durumda.”</p>
<p>Hayvan deneylerinden elde edilen olumlu sonuçların ardından klinik çalışmaların başladığını ve insan kök hücrelerinden elde edilen dopamin hücrelerinin belirli beyin bölgelerine nakline dayalı çalışmaların önümüzdeki yıllarda önemli sonuçlar verebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Deniz Kırık, “Önümüzdeki 3–5 yıl içinde, potansiyeli en yüksek hücre preparatlarının klinik kullanıma girmesini bekliyoruz. Gen tedavilerinde hedef seçimi, hastalığın evresine göre değişiyor. Erken evrede GDNF gibi nörotrofik faktörler, ileri evrelerde ise dopamin sentezine yönelik genler öne çıkıyor. Bugüne kadar örneğin Parkinson hastalığı için kullanılan gen tedavi yöntemlerinde güvenlik açısından ciddi bir sorunla karşılaşmadık” şeklinde konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Nadir Hastalıklar, Yaygın Hastalıkların Tedavisine Işık Tutuyor  </strong></p>
<p>University College London Nöroloji Enstitüsü, Kas Hastalıkları Departmanı’ndan Klinik Araştırmacı Dr. Rauan Kaiyrzhanov, nadir görülen nörolojik hastalıkların genetik temellerine odaklanan çalışmaların çok önemli olduğuna dikkat çekerek, “Özellikle Orta Asya ve Kafkasya popülasyonlarında akraba evliliklerinin yüksek oranda olması,  nadir genetik hastalıkların görülme sıklığını artırıyor. Yaptığımız bilimsel incelemelerde sadece 1.000 aileyi analiz ederek yaklaşık 100 potansiyel yeni hastalık geni belirledik. Bu durum, henüz keşfedilmemiş birçok hastalık mekanizması olabileceğini gösteriyor” diyor…</p>
<p>Nadir hastalık araştırmalarının yalnızca küçük hasta gruplarıyla sınırlı kalmadığını vurgulayan Dr. Rauan Kaiyrzhanov, bu çalışmaların yaygın hastalıkların anlaşılmasına da doğrudan katkı sunduğunu belirtiyor: “Genetik epilepsilerden ailesel hiperkolesterolemiye kadar birçok nadir hastalık çalışması, bugün milyonlarca insanı etkileyen yaygın hastalıkların tedavi yaklaşımlarını şekillendirdi.”</p>
<p>Dr. Rauan Kaiyrzhanov’a göre, nadir hastalık araştırmaları sayesinde, yaygın hastalıkların tedavisinde de doğrudan ilerlemeler sağlandı: “Ailesel hiperkolesterolemi çalışmaları LDL reseptörlerinin rolünü ortaya koyarak, günümüzde yaygın olarak kullanılan statinler ve PCSK9 inhibitörlerinin geliştirilmesine yol açtı. Ailesel obezite çalışmaları leptin–melanokortin yolaklarını ortaya çıkardı ve bu mekanizmalar güncel obezite tedavilerinin temelini oluşturdu. Neonatal diyabet çalışmaları KATP kanal mutasyonlarını tanımlayarak, bazı hassas tedavilerin önünü açtı ve tip 2 diyabet biyolojisine katkı sağladı. Genetik epilepsi araştırmaları, nöronal iyon kanal bozukluklarını açıklayarak hem epilepsi hem de nöropatik ağrı tedavisinde kullanılan ilaçların mekanizmalarını geliştirdi. BRCA1/2 gibi genetik kanser sendromları ise tarama, korunma ve hedefe yönelik tedavilerin geliştirilmesini sağladı”&#8230;</p>
<p> </p>
<p><strong>Genetik Testler ve Dizileme Teknolojileri Hızla Gelişiyor</strong></p>
<p>Özellikle çocuklar ve yetişkinlerde görülen nadir nörolojik hastalıklar üzerinde çalıştığına değinen Dr. Rauan Kaiyrzhanov gelişimsel gecikme, epileptik ensefalopatiler, hareket bozuklukları, ALS, serebellar ataksi, Huntington hastalığı ve Parkinson alanlarında önemli bilimsel araştırmalar gerçekleştirdiklerine dikkat çekiyor. Son yıllarda bu hastalıkların genetik temelini anlamada çok önemli gelişmeler yaşandığını vurgulayan Dr. Rauan Kaiyrzhanov, “Bu alanlarda birkaç önemli ilerleme kaydedildi. Örneğin Parkinson hastalığında ‘Seed aggregation assay’ yönteminin geliştirilmesi, geç başlangıçlı serebellar ataksinin en yaygın genleri olarak FGF14 ve RFC1’in keşfi ve Huntington hastalığında ATM-130 gen tedavisinin geliştirilmesi bunlar arasında yer alıyor” şeklinde konuşuyor…</p>
<p>Dr. Rauan Kaiyrzhanov’a göre genetik testler ve dizileme teknolojilerinin hızla geliştiği bir çağdayız. Bu gelişmelerin nadir görülen nörolojik hastalıkların tanısına büyük katkı sağladığına dikkat çeken Dr. Rauan Kaiyrzhanov, sözlerini şöyle tamamlıyor: </p>
<p>“Son yıllardaki genetik dizileme alanındaki gelişmeler, nadir hastalıkların tanı ve bakımını kesinlikle iyileştirdi. Her yıl yaklaşık 300 yeni hastalık geni tanımlanıyor. Üçüncü ve dördüncü nesil dizileme teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla, bugün çözülemeyen genetik hastalıkların da aydınlatılması ve bu hastalıkların tedavi edilebilmesi mümkün olacak”…</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesi-neuroconnect-sempozyumunda-sinir-biliminin-oncu-isimleri-bir-araya-geldi-607178">Acıbadem Üniversitesi NeuroConnect Sempozyumu&#8217;nda Sinir Biliminin öncü isimleri bir araya geldi…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atasun Optik Büyümesini Sınır Ötesine Taşıdı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/atasun-optik-buyumesini-sinir-otesine-tasidi-605863</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 20:19:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atasun]]></category>
		<category><![CDATA[Atasun Optik]]></category>
		<category><![CDATA[büyümesini]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[mağaza]]></category>
		<category><![CDATA[optik]]></category>
		<category><![CDATA[ötesine]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[taşıdı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605863</guid>

					<description><![CDATA[<p>Atasun Optik, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ilk mağazasını açarak büyümesini ülke sınırlarının dışına taşıyor. Türkiye’de 71 ilde 350’den fazla mağazayla hizmet veren Atasun Optik, Lefkoşa’da açılan yeni şube ile kalite, hizmet standartları ve müşteri odaklı deneyimini KKTC’ye taşıyacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atasun-optik-buyumesini-sinir-otesine-tasidi-605863">Atasun Optik Büyümesini Sınır Ötesine Taşıdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de optik perakende sektörünün güçlü markalarından Atasun Optik, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Lefkoşa kenti Gazeteci Hasan Tahsin Caddesi üzerinde açtığı yeni şubeyle birlikte 354. mağazasına ulaşacak. Yeni yılın ilk ayında açılan mağaza ile Atasun Optik, iyi görme ve iyi görünmeyi herkese ulaştırma misyonuyla, müşteri odaklı hizmet anlayışını KKTC’deki tüketicilerle de buluşturacak.</p>
<p><b>Evren Kutlu:’ Türkiye’de büyüttüğümüz optik perakende gücümüzü ilk kez ülke dışına taşıyoruz’</b></p>
<p>‘Atasun Optik olarak yıllardır Türkiye’de büyüttüğümüz optik perakende gücümüzü genişleterek ülke dışına taşıyoruz’ diyen Atasun Optik CEO’su Evren Kutlu, bu yatırımı yeni bir büyüme yolculuğunun başlangıcı olarak gördüklerini söyledi. Kutlu sözlerine şöyle devam etti: ‘Kıbrıs’taki ilk mağazamız, yeni bir lokasyon olmakla beraber; müşterilerimizle kurduğumuz güvene dayalı ilişkiyi ve hizmet standardımızı uluslararası ölçekte genişl etmemizin de başlangıcı. “İyi görme ve iyi görünmeyi herkese ulaştırma” misyonumuzu artık Kıbrıs’ta da hayata geçireceğimiz için heyecan duyuyoruz. Gazeteci Hasan Tahsin Caddesi’ndeki yeni mağazamızda, Atasun Optik hikayesinde yeni bir sayfa açıyoruz. Mağazamızda Atasun’un güçlü seçkisini; farklı tarzlara ve bütçelere hitap eden koleksiyonlarla birlikte Kıbrıs’taki tüketicilerin beğenisine sunuyoruz. Trendleri yakından takip eden zengin ürün alternatifleriyle, aradıkları modele uzmanlarımız eşliğinde kolayca ulaşabilecekleri bir deneyim kuruyoruz. Bunu, her ziyaretlerinde kendilerini rahat ve güvende hissedecekleri Atasun hizmet standardıyla tamamlamak en büyük önceliğimiz. Kıbrıs’ta da aynı samimiyetle ve aynı sorumlulukla var olacağız. Bu mağazayı, uzun soluklu bir yolculuğun başlangıcı olarak görüyoruz.”</p>
<p>Atasun Optik; dünyaca ünlü orjinal markaların yanı sıra Atasun’a özel koleksiyonlar? ? aynı çatı altında sunan geniş ürün seçkisiyle, modayı erişilebilir fiyatlarla buluşturan yaklaşımıyla öne çıkıyor. Müşteri memnuniyetini kurum kültürünün merkezine alan Atasun Optik, “%100 mutlu müşteri” politikası ve “Size Gözümüz Gibi Bakarız” söylemiyle güvene dayalı bir marka deneyimi oluşturuyor. Atasun Optik’in Kıbrıs’ta açtığı mağazasında her zevke ve farklı bütçelere hitap eden koleksiyonlarla, 30 gün değişim, 7 gün iade imkanlarıyla tüketicilere güçlü bir alışveriş deneyimi sunmak amaçlanıyor.</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atasun-optik-buyumesini-sinir-otesine-tasidi-605863">Atasun Optik Büyümesini Sınır Ötesine Taşıdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Travma Sonrası Zihnimiz De Bedenimiz De Yeni Bir Hikaye Yazabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/travma-sonrasi-zihnimiz-de-bedenimiz-de-yeni-bir-hikaye-yazabilir-600605</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Dec 2025 09:52:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[bedenimiz]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[yazabilir]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[zihnimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600605</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçmişte yaşanan travmalar, tehdit geçtikten çok uzun süre sonra bile “tehlike halen varmış gibi” fizyolojik tepkilerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travma-sonrasi-zihnimiz-de-bedenimiz-de-yeni-bir-hikaye-yazabilir-600605">Travma Sonrası Zihnimiz De Bedenimiz De Yeni Bir Hikaye Yazabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçmişte yaşanan travmalar, tehdit geçtikten çok uzun süre sonra bile “tehlike halen varmış gibi” fizyolojik tepkilerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Ortada belirgin bir tehdit yokken kalbin hızlanması, nefes darlığı ve avuç içlerinin terlemesi, omuz-gövde gerginliği, mide-bağırsak hassasiyetleri ya da hızlı irkilme tepkileri gibi bulgular, psikolojide “travma sonrası fizyolojik yeniden etkinleşme” olarak tanımlanıyor. Fiziksel bir hastalık tanısı olmasa da bedende sürekli bir hazırlıklı olma hali söz konusu olabiliyor. Oysa bunların hiçbiri “kişisel zayıflık” değil; otonom sinir sisteminin tehdit kalıbını kapatamamasının bir sonucu. </p>
<p><strong>Bedenimizin de Hafızası Var</strong></p>
<p>Beynimizin tehdit algılama merkezi olarak bilinen “amigdala” alarm verdiğinde; sempatik sinir sisteminin devreye girmesiyle, adrenalin ve kortizolun artması, kaslardaki gerginliğin yükselmesi ve dolaşım hızının değişmesi gibi bazı bedensel etkiler görülebiliyor. Bu da bize şunu söylüyor: Travmanın izleri yalnızca düşüncelerde değil, sinir sistemi devrelerinde ve bedensel duyumlarda saklanıyor. Literatürde bu durum “Somatik Depolama” veya “Bedensel Hafıza” olarak bilinmekte.  </p>
<p><strong>Sakinleşmek ve Güvende Hissetmek Her Zaman Mümkün mü? </strong></p>
<p>Bedenimizin “sakinleşme ve güvenlik” durumuna geçmesinden sorumlu olan vagus sinirinin, travma sonrasında bu görevinde bir aksama olması (vagal tonusun düşmesi) sık görülen bir durum. Bu süreçte bedenin sakinleşme kapasitesi azalırken, tetiklenme kolaylaşır, dinlenme hali sürdürülemez ve duygu düzenleme mekanizmaları zorlanabilir. Dolayısıyla travma sonrası iyileşme sadece bilişsel bir süreç değil; aynı zamanda bedenin yeniden güvenli bir ritme dönmesini de içeren kapsamlı bir süreç. Peki bu her zaman mümkün mü? Travma sonrası terapilerle bedene yeni bir ritim kazandırmak, yeni bir hikaye yazmak mümkün mü?</p>
<p><strong>Hem Zihnimiz Hem de Bedenimiz Yeniden Öğreniyor </strong></p>
<p><strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Uzm. Kln. Psikolog M. Yasin Çakıroğlu</strong>, travma sonrası terapi ihtiyacının önemine değinirken: “<em>Zihin unutsa da beden unutmaz. Ancak beden de zamanla yeni, güvenli bir hikayeyi öğrenebilir. Dolayısıyla terapi sürecinde beden odaklı çalışmaların pek çok olumlu nörobiyolojik etkileri olduğunu görmek mümkün” </em>diyor. Buna göre, derin nefes egzersizleri; diyafram ile vagus sinirini uyarırken, ritmik hareket sinir sistemine düzen sinyali gönderiyor ve bedensel farkındalığımız tehdit algısını azaltıyor. Ayrıca güvenli ilişki deneyimleri, beynimizin mantıksal karar verme mekanizması (Prefrontal Korteks) ile tehdit algılama merkezi arasındaki (Amigdala) bağlantıyı güçlendiriyor. <strong>Uzm. Kln. Psikolog Çakıroğlu</strong>, böylece anlamlı değişimlerle bedenimizin alarm sistemini yeniden düzenlemeyi öğrenebildiğimize dikkat çekiyor. Elbette bu, travmanın etkilerinin tümüyle yok olduğu anlamına gelmiyor ancak bedenin artık tehdit yerine güveni referans almaya başladığını gösteriyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travma-sonrasi-zihnimiz-de-bedenimiz-de-yeni-bir-hikaye-yazabilir-600605">Travma Sonrası Zihnimiz De Bedenimiz De Yeni Bir Hikaye Yazabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinüzit ve yüz felci hakkındaki doğru bilinen yanlışlar!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinuzit-ve-yuz-felci-hakkindaki-dogru-bilinen-yanlislar-598699</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Dec 2025 11:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[felci]]></category>
		<category><![CDATA[hakkındaki]]></category>
		<category><![CDATA[içinde]]></category>
		<category><![CDATA[islak]]></category>
		<category><![CDATA[Kasları]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>
		<category><![CDATA[Sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışlar]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Felci]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598699</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, toplumda yaygın olan sağlıkla ilgili inanışların bilimsel karşılığını, sinüzit ve yüz felci örnekleri üzerinden değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinuzit-ve-yuz-felci-hakkindaki-dogru-bilinen-yanlislar-598699">Sinüzit ve yüz felci hakkındaki doğru bilinen yanlışlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, toplumda yaygın olan sağlıkla ilgili inanışların bilimsel karşılığını, sinüzit ve yüz felci örnekleri üzerinden değerlendirdi.</p>
<p><strong>Nesilden nesile aktarılan bazı inanışlar, sorgulanmadan doğru kabul edilebiliyor!</strong></p>
<p>Toplumda nesilden nesile aktarılan bazı inanışların, çoğu zaman bilimsel dayanağı olup olmadığı sorgulanmadan doğru kabul edildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Günlük yaşamda sıkça duyduğumuz bu ifadeler, özellikle soğuk algınlığı, enfeksiyonlar ve sinir sistemi hastalıklarıyla ilişkilendirilir.” dedi.</p>
<p>Kültürümüzde yerleşmiş olan inanışlardan örnekler veren Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “En çok duyduklarımız ‘dondurma yersen bademcik iltihabı olursun’, ‘çıplak ayakla taşa basma böbreklerini üşütürsün’, ‘taşa oturma bağırsaklarını üşütürsün’, ‘boynuna atkı sar boğazın şişmesin’ ve özellikle soğuk havalarda çok sık duyduğumuz ‘ıslak saçla yatarsan sinüzit olursun’ deyimleridir. Bu ifadelerin hiçbirinin tıpta ispatlanmış bir çalışması yoktur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sinüzitin saçın ıslak kalmasıyla ilişkili olduğunu gösteren bilimsel çalışma yok! </strong></p>
<p>Sinüzitin, genellikle nezle ve grip enfeksiyonları sırasında virüslerin sinüs boşlukları içinde iltihap oluşturmasıyla meydana geldiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bu durumun saç telleriyle ya da saçın ıslak olmasıyla ilişkili olduğunu gösteren herhangi bir bilimsel çalışma bulunmaz.” dedi.</p>
<p>Saç derisi ile nazal mukozanın anatomik olarak birbirinden oldukça uzak bölgelerde yer aldığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Ayrıca bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan bir etkileşim söz konusu değildir. Buna rağmen, bireylerin kendilerini koruma konusunda azami dikkat göstermeleri elbette önemlidir. Her ne kadar ıslak saçla uyumanın sinüzite yol açtığı bilimsel olarak kanıtlanmamış olsa da, konfor, genel hijyen ve vücut direncinin korunması açısından ıslak saçla uyumamak daha sağlıklı bir tercih olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yüz felci, yüz sinirindeki iletim bozukluğuyla gelişir!</strong></p>
<p>Günlük hayatta sıkça yanlış yorumlanan bir diğer durumun ise yüz felci olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Yüz felci, yüz kaslarını hareket ettiren yüz sinirinin iletiminin durması ve bu nedenle mimik kaslarının çalışamaması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.” dedi.</p>
<p>Yüz sinirinin motor dallarının beyinden çıktıktan sonra kulak kemiği olarak bilinen temporal kemik içinde dar bir kanaldan ilerlediğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Rahimi şunları söyledi:</p>
<p>“Bu kanaldan çıktıktan sonra yanaktaki tükürük bezesinin içine girer ve çeşitli dallara ayrılarak yüzümüzdeki mimikleri oluşturan kasları hareket ettirir. Özellikle bu dar kemik kanal içinden geçerken sinirde herhangi bir ödem oluşması durumunda sinir iletimi bozulur ve kaslar görevini yapamaz. Bu tabloya yüz felci adı verilir. Bunun yanı sıra, tükürük bezi ameliyatları, çeşitli kafa travmaları ya da cerrahi kesiler sırasında sinirin bazı bölümleri zarar görebilir. Bu gibi durumlarda da sinir iletimi durur, ilgili bölgede mimik kasları çalışmaz ve yüz hareketlerinde belirgin bir asimetri oluşur.”</p>
<p><strong>Yüz felciyle karşılaşıldığında zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı!</strong></p>
<p>Yüz felçleri içinde en sık karşılaşılan tablonun, Bell’s palsi olarak adlandırılan ve kemik içindeki ödeme bağlı olarak gelişen felç olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bu tür yüz felçleri büyük oranda kendiliğinden düzelir.” dedi.</p>
<p>Ancak düşük bir ihtimal de olsa, iyileşmenin gerçekleşmediği durumlar da olabileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Kalıcı yüz felci gelişebilir. Bu durumda yüzde asimetri ve estetik açıdan şekil bozuklukları ortaya çıkar. Yüz felciyle karşılaşıldığında zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması son derece önemlidir. İlk olarak yapılması gereken, felcin santral mi (beyin kaynaklı) yoksa periferik mi (sinir trasesi boyunca) geliştiğinin ayırt edilmesidir. Bu ayrım tedavi yaklaşımını doğrudan belirler. Ardından, aynı tarafta kulak enfeksiyonu, kolesteatoma, temporal kemik fraktürü ya da tükürük bezine ait kitle veya cerrahi öykü olup olmadığı değerlendirilmelidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Tedaviye erken başlamak başarı oranını her zaman artırır!</strong></p>
<p>Göz kapağını kapatan kasları uyaran sinirin de fasiyal sinirin dallarından biri olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Yüz felcinde gözün kapanamaması, göz kuruluğu ve enfeksiyon riskini artırdığı için ayrıca önem taşır.” dedi.</p>
<p>Tedaviye mümkün olduğunca erken başlanmasının başarı oranını her zaman artırdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Tedavi sürecinde ilaçlar, fizik tedavi uygulamaları, masaj, sıcak uygulamalar ve destekleyici yöntemler birlikte kullanılabilir. Bazı durumlarda herpes zoster virüsü, kulak çevresinde döküntülerle birlikte işitme kaybı, kulak çınlaması ve yüz felcini aynı anda ortaya çıkarabilir. Bu tabloda kalıcı hasar riski daha yüksek olduğu için ek ve daha yoğun tedavi yöntemlerine başvurulması gerekir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinuzit-ve-yuz-felci-hakkindaki-dogru-bilinen-yanlislar-598699">Sinüzit ve yüz felci hakkındaki doğru bilinen yanlışlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bir Serebral Taşma Olarak Sanat&#8221; Programının İlk Söyleşisi Gerçekleşti!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bir-serebral-tasma-olarak-sanat-programinin-ilk-soylesisi-gerceklesti-594970</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 21:00:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[programının]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanatın]]></category>
		<category><![CDATA[serebral]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşisi]]></category>
		<category><![CDATA[taşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594970</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu ve Uğur Polat, sanatın insan bilincinin taşma biçimi olduğunu ortaya koyan altı bölümlük bir düşünce programını Zeytinburnu Kültür Sanat’ta yürütüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-serebral-tasma-olarak-sanat-programinin-ilk-soylesisi-gerceklesti-594970">&#8220;Bir Serebral Taşma Olarak Sanat&#8221; Programının İlk Söyleşisi Gerçekleşti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span>Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu ve Uğur Polat, sanatın insan bilincinin taşma biçimi olduğunu ortaya koyan altı bölümlük bir düşünce programını Zeytinburnu Kültür Sanat’ta yürütüyor. Uğur Polat’ın sunduğu söyleşi dizisinde Haşlakoğlu; “mimetik bilinç” kavramı etrafında sanatın felsefe, bilim, tasarım ve yapay zekâyla ilişkisini tartışıyor. Program, “Sanat öğretilebilir mi?” ve “Makine düşünebilir mi?” gibi soruların izini sürüyor. İlk söyleşide “Sanat ve Felsefe” başlığı altında sanatın niteliği ve kaynakları üzerine konuşuldu.</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Bir Serebral Taşma Olarak Sanat, sanatın farklı alanlarla ilişkisini tartışıyor. Uğur Polat’ın sunduğu söyleşi dizisinde Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, sanatı kökeni ve tarihiyle birlikte ele alarak sanatın bir üretim değil, bir taşma biçimi olduğunu ortaya koyuyor. 24 Kasım Pazartesi akşamı saat 19.30’da başlayan ilk söyleşide “Sanat ve Felsefe” konuşuldu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>“Materyalizm ve idealizm, felsefe tarihinin dogmaları.”</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, sanatı anlamaya çalışırken indirgemeci dogmalardan uzak durulması gerektiğini söyledi:</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span> “Serebral, beyinsel demek. Serebral da beyinsel bir taşma ve bilinçle yakın olarak okunması gerekiyor. Bu vesileyle indirgemeci yaklaşımı benimsemediğimi söyleyeyim. Bilinç ve beyin arasındaki ilişkide beynin doğrudan doğruya beynin bilincin sebebi ve kökeni olduğunu düşünmüyorum. Ama bilincin esas alınması gerektiğini de söylemiyorum. Bu iki savrulma türünü, materyalizm ve idealizmi, felsefe tarihinin dogmaları olarak görüyorum. Birinin iptali, diğerinin de iptaline de sebep olacak durumda. Artık başka bir yere bakmanın zamanı geldi. Bu dogmalardan kendimizi kurtarmamız lazım. ”</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>“İnsan bir sınır varlıktır.”</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, sınır kavramı üzerinden insana ve sanata dair görüşlerini paylaştı:</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>“Sınırı ben mimetik olarak değerlendirdiğimde bir araya getiren ve ayıran yönünü birlikte görüyorum. Hem bir araya getiriyor hem ayırıyor. Bunlar aynı anda oluyor. Mimetik bilinç, sanatı aşan bir şekilde insanı tanımlayan bir şey. İnsan bir sınır varlık. İnsanı bu yönden anlamak bize çok şey kazandırır. Yunanistan, ne senin sadece düşmanın olur ne de sadece dostun olur. Dost ve düşman olma birbiriyle iç içedir ve kaçınılmazdır. Bu sadece Türkiye ile Yunanistan arasında geçerli değil. Kardeşiniz ile aranızdaki sınır da hem sizi ayırır hem de bir araya getirir. Bunları hepiniz yaşamışsınızdır.”</span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-serebral-tasma-olarak-sanat-programinin-ilk-soylesisi-gerceklesti-594970">&#8220;Bir Serebral Taşma Olarak Sanat&#8221; Programının İlk Söyleşisi Gerçekleşti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Elektrik Tüketiminde Sınır: 4 Bin kWh Üstü Devlet Desteği Kapsamında Değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/elektrik-tuketiminde-sinir-4-bin-kwh-ustu-devlet-destegi-kapsaminda-degil-588170</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 12:53:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[düzenleme]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[elektrikte]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[kwh]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tüketiminde]]></category>
		<category><![CDATA[üstü]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588170</guid>

					<description><![CDATA[<p>EPDK’nın yeni kararıyla yüksek elektrik tüketen konut aboneleri artık devlet destekli tarifeden faydalanamayacak. Uzmanlar, güneş enerjisinden elektrik üretmenin hem tasarruf hem de enerji güvenliği sağlayacağını vurguluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/elektrik-tuketiminde-sinir-4-bin-kwh-ustu-devlet-destegi-kapsaminda-degil-588170">Elektrik Tüketiminde Sınır: 4 Bin kWh Üstü Devlet Desteği Kapsamında Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), milyonlarca elektrik abonesini ilgilendiren yeni bir karara imza attı. Kurumun duyurusuna göre, yıllık elektrik tüketimi 4 bin kilovatsaatin (kWh) üzerine çıkan konut aboneleri, 2026 yılı itibarıyla devlet destekli ulusal tarifeden çıkarılarak piyasa bazlı fiyatlandırma sistemine geçecek.</p>
<p>Yeni düzenleme kapsamında, 1 Şubat 2025’ten itibaren yürürlüğe giren uygulamayla 5.000 kWh sınırı getirilmişti. Bu sınırın 1 Ocak 2026 itibarıyla 4.000 kWh’a düşürüleceği açıklandı. Böylece daha fazla konutun “Son Kaynak Tedarik Tarifesi (SKTT)” adı verilen sistemden etkileneceği bildirildi.</p>
<p>Sektör temsilcilerinden ELİN Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Arda Yalı, kararı “enerji sektöründe yeni bir dönem” olarak değerlendirdi.</p>
<p>“Artık ev kullanıcıları için de yıllık elektrik tüketim limiti var&#8221; diyen Yalı, &#8220;Elektrikli araç şarj istasyonları, ısı pompaları veya merkezi klima sistemi gibi yüksek tüketim yapan konutlarda faturalar piyasa koşullarına göre şekillenecek&#8221; diyerek, gelişmenin aynı zamanda güneş enerjisi yatırımları için büyük bir fırsat sunduğunu söyledi. Yalı, “Her ev, güneş panelleriyle kendi elektriğini üretebilir. Fazla üretilen enerji şebekeye satılarak gelir elde edilebilir. Bu hem çevre hem ekonomi açısından en rasyonel çözüm.” dedi.</p>
<p>Hatırlanacağı gibi, EPDK’nın kararına göre, kamu kurumları, apartmanlar, konut siteleri ve ortak kullanım alanları da aynı kapsama dahil edilecek.</p>
<p>Ayrıca AFAD geçici barınma merkezleri ve köy içme suyu tesisleri gibi belirli gruplar için yıllık tüketim sınırı 150 milyon kWh, diğer tüketici grupları için ise 15 bin kWh olarak uygulanacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/elektrik-tuketiminde-sinir-4-bin-kwh-ustu-devlet-destegi-kapsaminda-degil-588170">Elektrik Tüketiminde Sınır: 4 Bin kWh Üstü Devlet Desteği Kapsamında Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser hücreleriyle sinirler arasında gizli iletişim hattı bulundu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-hucreleriyle-sinirler-arasinda-gizli-iletisim-hatti-bulundu-582078</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 08:11:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağlantı]]></category>
		<category><![CDATA[bulundu]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hattı]]></category>
		<category><![CDATA[hücreleriyle]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser Hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mekanizma]]></category>
		<category><![CDATA[Pankreas Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[sinirler]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582078</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pankreas kanseri, dünyada kanser kaynaklı ölümler arasında üst sıralarda yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-hucreleriyle-sinirler-arasinda-gizli-iletisim-hatti-bulundu-582078">Kanser hücreleriyle sinirler arasında gizli iletişim hattı bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><em><strong>Pankreas kanseri, dünyada kanser kaynaklı ölümler arasında üst sıralarda yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl yaklaşık 500 bin yeni vaka ortaya çıkıyor. Türkiye’de ise her yıl yaklaşık 5 bin kişiye pankreas kanseri tanısı konuyor. Geç teşhis edilmesi, tedaviye dirençli olması ve hızlı yayılması nedeniyle pankreas kanseri, hem hekimlerin hem de bilim insanlarının en zorlandığı kanser türlerinden biri. Bu zorlu kanser türünde yeni bir mekanizma keşfeden Türk bilim insanları ise, tedaviye giden yolda umut ışığı yaktı.</strong></em></b></p>
<p><em><strong>Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Avrupa Pankreas Derneği Başkanı <strong>Prof. Dr. Güralp Ceyhan’ın</strong> liderliğinde, Acıbadem Üniversitesi bilim insanları ve Münih Teknik Üniversitesi (TUM) ile yürütülen uluslararası iş birliği sonucunda gerçekleştirilen çalışmada pankreas kanseri hücreleri ile sinirler arasında daha önce bilinmeyen bir iletişim mekanizması keşfedildi. Bu bulgu, hastalığın ilerleyişini ve tekrarlamasını anlamada, ayrıca yeni tedavi stratejileri geliştirmede önemli bir kapı aralıyor. Dünyanın en prestijli dergilerinden biri olan Cancer Cell’de yayımlanan bu çalışma, hem bilim dünyasında hem de tedavi arayışında olan hastalar için büyük bir önem taşıyor.</strong></em></p>
<p>Çalışmalarında kanser hücreleri ile sinirler arasında daha önce bilinmeyen bir iletişim mekanizması keşfettiklerini söyleyen Prof. Dr. Güralp Ceyhan, “Pankreas kanserinde kanser hücrelerinin sinirlerle yakın etkileşimde olduğu biliniyor. Özellikle, sinir invazyonu yani kanser hücrelerinin sinirleri istila etmesi durumu hastaların neredeyse tamamında görülüyor. Bu durum ise, artmış ağrı ve kısa sağ kalım süreleriyle doğrudan ilişkili. Çalışmamız, kanser hücreleri ve sinirler arasındaki etkileşimin pasif bir süreç olmadığını, aksine aktif bir iletişim ağı içerdiğini ortaya koydu. İlk kez sinirler ile kanser hücreleri arasında glutamat aracılı ‘psödo-sinapslar’ oluştuğunu gösterdik. Bu özel bağlantılar üzerinden sinir uçları glutamat salgılıyor ve bu sinyal kanser hücrelerinin büyüme, hareket ve yayılma kapasitesini artırıyor” diyor. </p>
<p>Araştırmanın, Acıbadem Üniversitesi ve Münih Teknik Üniversitesi iş birliğiyle yaklaşık 5 yıl süren kapsamlı bir ekip çalışmasının ürünü olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Güralp Ceyhan, “Bu projede cerrah, patolog, moleküler biyolog, biyoinformatikçi ve nörobilimcilerden oluşan çok disiplinli bir ekip yer aldı. Klinik örneklerden hayvan deneylerine, ileri görüntüleme tekniklerinden elektrofizyolojik ölçümlere kadar pek çok farklı yöntem bir araya getirildi. Bu güçlü ekip çalışması, hücresel, moleküler ve fonksiyonel düzeyleri kapsayan bütüncül bir hikâyeyi ortaya koymamızı sağladı. Türkiye ve Almanya’dan araştırmacıların uzmanlıklarını bir araya getirmesi çalışmanın hem kapsamını genişletti hem de bilimsel gücünü artırdı. Uluslararası iş birlikleri, böyle karmaşık biyolojik sorulara yanıt ararken çok kritik bir rol oynuyor. Farklı bakış açıları ve teknik altyapılar birleşince, tek bir merkezin tek başına yapamayacağı kadar kapsamlı ve derinlikli sonuçlara ulaşabiliyoruz. Bu sinerji, bu çalışmayı mümkün kılan en önemli unsurlardan biriydi. Böyle bir iş birliği olmadan bu kadar karmaşık bir mekanizmayı aydınlatmak mümkün olmazdı” diyor.</p>
<p><strong>Yeni Tedavi Yollarının Önü Açılabilir </strong></p>
<p>Peki mekanizma nasıl işliyor? Prof. Dr. Güralp Ceyhan, bu sistemi basit bir dille şöyle açıklıyor: “Normalde sinir hücreleri birbirleriyle iletişim kurmak için sinaps denilen özel bağlantıları kullanır. Biz pankreas kanseri hücrelerinin de sinirlerle benzer bir bağlantı kurduğunu gösterdik. Buna ‘psödo-sinaps’ diyoruz. Adeta sinir ile kanser hücresi arasında kurulmuş özel bir iletişim hattı gibi çalışıyorlar. Sinirlerden gelen glutamat, kanser hücrelerine büyüme sinyali veriyor.”</p>
<p>Bu bulgunun pankreas kanseri tedavisinde yeni stratejilerin önünü açtığını vurgulayan Prof. Dr. Güralp Ceyhan, “Çalışmamız, GRIN2D alt birimini içeren NMDA reseptörlerinin tümörün ilerlemesinde kritik rol oynadığını gösterdi. Halihazırda kullanılan NMDA reseptör antagonistleri var ve bunlar pankreas kanserinde yeniden konumlandırılabilir. Böylece sinirlerden gelen büyüme sinyali kesilerek tümörün ilerlemesi yavaşlatılabilir” diyor.</p>
<p>Çalışma, özetle sinir hücreleri ile kanser hücreleri arasındaki özel bağlantıları (psödo-sinapslar) ortaya koyuyor. Prof. Dr. Güralp Ceyhan’a göre bu bağlantıları engellemek ise kanserin ilerlemesini durdurmak için yeni tedavi yollarının geliştirilmesine zemin hazırlayabilir. Eğer kanser, sinirlerden aldığı sinyallerle daha hızlı büyüyorsa, bu sinyalleri kesen ilaçlar da ileride pankreas kanserinde kullanılabilir. Ayrıca bu yaklaşımın gelecekte kemoterapi gibi standart tedavilerle kombine edilerek tümörün tedaviye duyarlılığını artırabileceği de belirtiliyor.</p>
<p><strong>Erken Tanı ve Kişiselleştirilmiş Tedaviler İçin Umut</strong></p>
<p>Çalışmanın, pankreas kanserinin daha erken teşhis edilmesi açısından da potansiyel taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Güralp Ceyhan, “Hasta biyopsilerinde GRIN2D düzeyinin yüksek olduğunu ve bunun tümör evreleriyle ilişkili olduğunu gördük. Bu mekanizma ileride erken tanı veya risk belirleme amacıyla biyobelirteç olarak kullanılabilir.<strong> </strong>Kanserin sinirlerle ilişkisini anlamak, hastalığın ne kadar hızlı ilerleyeceğini öngörmede yeni biyobelirteçler sunabilir” diyor.</p>
<p>Prof. Dr. Güralp Ceyhan, araştırmanın kişiselleştirilmiş tedaviler için de kapı araladığını vurgulayarak, “GRIN2D düzeyi yüksek olan hastaların, NMDA reseptör inhibitörleri gibi hedeflenmiş tedavilere aday olabileceğini düşünüyoruz.<strong> </strong>Sinir-kanser etkileşimleri bazı hastalarda daha baskın olabilir. Bu hastaları belirleyip onlara özel tedaviler uygulanması mümkün hale gelebilir. Böylece tedavi seçimini daha bireye özgü hale getirmek mümkün olabilir” şeklinde konuşuyor.<strong> </strong></p>
<p>Peki bu bulgular klinik uygulamaya ne zaman geçebilir? Prof. Dr. Güralp Ceyhan bu soruya şöyle yanıt veriyor: “Bulgularımız, güvenlik profili bilinen ilaçların pankreas kanseri için yeniden kullanılabileceğini gösteriyor. Bu süreç hızlandırıcı bir avantaj. Ancak klinik uygulamaya taşınması için preklinik doğrulama ve faz I–II klinik çalışmalar gerekiyor. Hastaların bu gelişmeden faydalanmaya başlaması için birkaç yıl beklememiz gerekecek. Ancak gelişmeler ciddi umut vaat ediyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-hucreleriyle-sinirler-arasinda-gizli-iletisim-hatti-bulundu-582078">Kanser hücreleriyle sinirler arasında gizli iletişim hattı bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyin de dengesini kaybedebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beyin-de-dengesini-kaybedebiliyor-581918</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2025 14:09:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[Denge Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[dengesini]]></category>
		<category><![CDATA[İç Kulak]]></category>
		<category><![CDATA[kaybedebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[metin]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581918</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, beyinde denge kaybının nedenleri, belirtileri, teşhis yöntemleri ve tedavi seçenekleri ile yaşam kalitesine etkisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-de-dengesini-kaybedebiliyor-581918">Beyin de dengesini kaybedebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, beyinde denge kaybının nedenleri, belirtileri, teşhis yöntemleri ve tedavi seçenekleri ile yaşam kalitesine etkisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Beyin, beyincik ve iç kulak arasındaki iletişimin bozulması beynin dengesini de bozuyor!</strong></p>
<p>Beyinde denge kaybının, günlük yaşamda fark edilmese bile kişinin hayat kalitesini ciddi şekilde etkileyen bir sağlık sorunu olduğunu dile getiren Prof. Dr. Barış Metin, “Düşme riskini artıran, baş dönmesi ve sersemlik hissiyle kendini gösteren bu durumun ardında basit nedenler olabileceği gibi ciddi hastalıklar da yatabilir.” dedi.</p>
<p>Beyinde denge kaybının, merkezi sinir sisteminde dengeyi sağlayan beyin, beyincik ve iç kulak arasındaki iletişimin bozulması sonucu ortaya çıktığını aktaran Prof. Dr. Metin, “Bu durum, kişinin yürüme, oturma veya ayakta durma gibi temel hareketlerinde dengesizlik, sendeleme veya baş dönmesi hissetmesine yol açar. Denge, yalnızca beyincik tarafından değil, gözler, iç kulak ve sinir sisteminden gelen bilgilerin bütünleşmesiyle sağlanır. Bu sistemdeki en küçük bir aksama bile kişinin günlük yaşamını zorlaştıran semptomlara neden olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beyinde denge kaybı pek çok nedenle ortaya çıkabilir!</strong></p>
<p>Denge kaybının en sık ileri yaş grubunda görülse de gençlerde de rastlanabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Barış Metin, “Beyinde denge kaybı pek çok nedenle ortaya çıkabilir. Yaşla birlikte beyincik dokusunda hücresel kayıplar ve sinir iletim hızının düşmesi dengeyi etkiler.” dedi.</p>
<p>Beyincik hasarının ve koordinasyon merkezinin etkilenmesinin yürüyüşte bozulma ve yalpalamaya yol açabileceğini aktaran Prof. Dr. Metin, diğer problemleri şöyle sıraladı:</p>
<p>“İç kulak problemleri, yani vestibüler sistemdeki enfeksiyonlar ve Meniere hastalığı dengeyi doğrudan bozabilir. Beyin tümörleri nedeniyle oluşan basınç artışı dengeyi etkiler. İnme ve damar tıkanıklığı gibi sorunlar beyne giden kan akışının azalmasına neden olarak ani denge kaybına yol açabilir. Multipl skleroz, Parkinson gibi nörolojik hastalıklar sinir iletimini etkiler. Özellikle B12 eksikliği sinir sistemini olumsuz etkileyerek denge sorunlarını tetikler.”</p>
<p><strong>Çeşitli fiziksel belirtilerle kendini gösterebilir! </strong></p>
<p>Beyinde denge kaybının belirtilerine değinen Prof. Dr. Barış Metin, “Yürüme veya ayakta durmada sağa sola yalpalama, sürekli veya tekrarlayan baş dönmesi, mide bulantısı ve kusma, kulakta uğultu ve baş ağrısı, bulanık görme veya çift görme, ileri vakalarda konuşmada bozulma, kas güçsüzlüğü ve titreme ortaya çıkabilir. Bazı hastalar odanın döndüğünü hissederken, bazıları ayaklarının altındaki zemin kayıyormuş gibi tarif eder. İleri vakalarda bilinç bulanıklığı görülebilir.” dedi.</p>
<p>Denge kaybının kaynağını belirlemek için bazı yöntemler kullanıldığını ifade eden Prof. Dr. Metin, “Hastanın hikayesi dinlenir ve fiziksel muayeneyapılır. MR veya BT gibi görüntüleme yöntemleri ile beyin tümörü, kanama veya damar tıkanıklığı olup olmadığı tespit edilir. Romberg testi başta olmak üzere denge ölçümleri yapılır. İç kulak kaynaklı sorunlar ile vitamin eksiklikleri ve metabolik nedenler araştırılır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Doğru teşhis ve tedavi ile denge kaybı düzelebilir!</strong></p>
<p>Tedavinin, altta yatan nedene göre planlandığını kaydeden Prof. Dr. Barış Metin, “Neden tespit edildikten sonra, ilaç tedavisi, fizik tedavi ve rehabilitasyon, cerrahi müdahale, yaşam tarzı düzenlemeleri ve psikolojik destek yöntemlerinden biri veya birkaçı hastaya önerilebilir.” dedi.</p>
<p>Beyinde denge kaybının, kendi başına ölümcül olmasa da düşme riskini artırarak özellikle yaşlılarda kırık ve yaralanma riskini yükseltebileceğinin altını çizen Prof. Dr. Metin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çoğu durumda doğru teşhis ve tedavi ile denge kaybı düzelebilir veya kontrol altına alınabilir. Bu duruma en sık B12 vitamini eksikliği yol açarken, yoğun stres ve anksiyete de bazı kişilerde baş dönmesi ve dengesizlik hissi yaratabilir. Denge kaybı yaşayan kişilerin öncelikle nöroloji uzmanına başvurması önerilir; iç kulak kaynaklı sorunlarda KBB uzmanı da değerlendirme yapabilir. Her zaman kalıcı olmamakla birlikte, altta yatan neden tedavi edilirse denge genellikle düzelir. Ayrıca vestibüler rehabilitasyon ve denge egzersizleri, beynin denge mekanizmasının yeniden uyum sağlamasına yardımcı olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-de-dengesini-kaybedebiliyor-581918">Beyin de dengesini kaybedebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağrılarınız Hakkında Duyduklarınız Doğru mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/agrilariniz-hakkinda-duyduklariniz-dogru-mu-578720</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2025 12:26:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrılarınız]]></category>
		<category><![CDATA[Algoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[duyduklarınız]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578720</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücut ağrıları, hayatımızın farklı dönemlerinde karşımıza çıkıyor ve yaşam kalitemizi ciddi şekilde düşürebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agrilariniz-hakkinda-duyduklariniz-dogru-mu-578720">Ağrılarınız Hakkında Duyduklarınız Doğru mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vücut ağrıları, hayatımızın farklı dönemlerinde karşımıza çıkıyor ve yaşam kalitemizi ciddi şekilde düşürebiliyor. Ancak birçok kişi, ağrılarla baş ederken kulaktan dolma bilgiler ve yanlış yönlendirmeler nedeniyle doğru tedavi yöntemlerine ulaşamıyor. Ağrının bir hastalık değil, altta yatan başka bir problemin belirtisi olduğunu vurgulayan <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi </strong><strong>Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alireza Soltanzadeh,</strong> bu nedenle her ağrının multidisipliner bir yaklaşımla ele alınması gerektiğinin altını çiziyor ve doğru bilinen yanlışlar hakkında uyarıyor.</p>
<p><strong>Bel fıtığı varsa ameliyat gerekir mi?</strong></p>
<p>Aslında her bel fıtığı ameliyat edilmez. Çoğu hastada istirahat, egzersiz, fizik tedavi ve algoloji uzmanlarının uyguladığı girişimsel yöntemlerle başarılı sonuçlar alınır. Lazer, radyofrekans veya ozon tedavisi gibi teknikler sayesinde hastalar ameliyatsız ağrılarından kurtulabilir. Ameliyat her durumda zorunlu değildir.</p>
<p><strong>Ağrıya katlanırsam geçer mi? </strong></p>
<p>Kronik ağrı, kendi kendine geçmez. Aksine zamanla sinir sisteminde kalıcı değişikliklere yol açabilir. Bu nedenle ağrıya katlanmak yerine, erken dönemde bir algoloji uzmanına başvurmak önemlidir. Ağrıyı hafifletmek sadece konfor için değil, sağlığın korunması için de gereklidir.</p>
<p><strong>Fibromiyalji, migren ya da kronik yorgunluk psikolojik midir? </strong></p>
<p>Bu hastalıkların temelinde sinir sistemi ve bağışıklık sistemiyle ilgili karmaşık mekanizmalar vardır. Elbette ruhsal durum ağrıyı etkiler ama tek neden psikoloji değildir. Vagus sinir hidrodiseksiyonu gibi yeni yöntemler, bu hastalıklarda bedenin dengesini yeniden kurmayı hedefler. Yani bilim, artık bu sorunların “gerçek” olduğunu ve tedavi edilebileceğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Ağrı kesici ilaçlar zararlı mıdır?</strong></p>
<p>Gereksiz ve uzun süreli kullanım zararlı olabilir ancak kontrollü ve doktor gözetiminde kullanılan ağrı kesiciler güvenlidir. Önemli olan, ağrının kaynağını bulmak ve doğru tedaviyle sorunu çözmektir. Algoloji tam da bu noktada devreye girer.</p>
<p><strong>Sinir blokları tedavisi riskli midir?</strong></p>
<p>Bu yaygın bir korkudur. Oysa ki sinir blokları, ultrason veya floroskopi gibi ileri görüntüleme yöntemleri eşliğinde güvenle yapılır. Doğru ellerde risk son derece düşüktür ve hastaya büyük rahatlama sağlar.</p>
<p><strong>Yaşlılarda ağrı normal midir, tedaviye gerek yok mudur?</strong></p>
<p>Yaş almak, ağrı çekmek anlamına gelmez. Kronik ağrı yaşlıların hayat kalitesini ciddi şekilde düşürür, hareketlerini kısıtlar ve depresyona yol açar. Algoloji tedavileriyle yaşlılarda da ağrısız ve aktif bir yaşam mümkündür.</p>
<p><strong>Algoloji sadece bel-boyun ağrısına bakar mı?</strong></p>
<p>Algoloji çok daha geniş bir alandır. Kanser ağrılarından migrene, eklem ağrılarından nöropatik ağrılara kadar birçok farklı tabloyu kapsar. Sinir blokları, eklem içi enjeksiyonlar, epidural ve spinal uygulamalar, hatta sinir kökü tedavileri algolojinin alanına girer. Yani algoloji sadece “bel-boyun” değil, bütün kronik ağrılar ile ilgilenen uzmanlık alanıdır ve yüksek teknoloji ile kişiye özel tedaviler sunar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agrilariniz-hakkinda-duyduklariniz-dogru-mu-578720">Ağrılarınız Hakkında Duyduklarınız Doğru mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Teknoloji kullanımı, genç yaşta boyun fıtığı riskini artırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/teknoloji-kullanimi-genc-yasta-boyun-fitigi-riskini-artiriyor-574717</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2025 17:48:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[Boyun Fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574717</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, boyun fıtığının nedenleri, belirtileri, tedavi yöntemleri ve önleme yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/teknoloji-kullanimi-genc-yasta-boyun-fitigi-riskini-artiriyor-574717">Teknoloji kullanımı, genç yaşta boyun fıtığı riskini artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, boyun fıtığının nedenleri, belirtileri, tedavi yöntemleri ve önleme yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Boyundan kollara uzanan ağrı boyun fıtığı belirtisi olabilir!</strong></p>
<p>Boyun fıtığının iki kemiğin arasındaki kıkırdak topunun yerinden çıkıp kola giden sinirleri bası altına almasıyla ortaya çıktığını aktaran Prof. Dr. Onur Yaman, “Genellikle genç yaş grubundaki kişilerin özellikle bilgisayarı, cep telefonunu çok kullanmalarıyla yaşlı hastalarda da yaşlanmayla birlikte kıkırdak dokusunun eskisi kadar esnek olmamasıyla ortaya çıkan mekanik bir durum.” dedi.</p>
<p>Boyun fıtığı belirtilerinin genellikle boyunda ağrı ile başladığını kaydeden Yaman, “Boyundan başlayan ağrı başa doğru yayılır. Yine fıtığın olduğu yere göre kürek kemiklerinde ve omuzlarda ağrı ortaya çıkabilir. Bazen sinirin üzerindeki basıyla birlikte kollarda ve parmaklarda ağrı, uyuşukluk ve ilerleyen dönemlerde de kuvvetsizlik şikayetleri oluşabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Boyun fıtığı ameliyatı önden ya da arkadan yapılabilir! </strong></p>
<p>Boyun fıtığı ameliyatlarının iki şekilde yapılabildiğini ifade eden Prof. Dr. Onur Yaman, “Ameliyatın ön taraftan ya da arka taraftan yapılmasına karar verilebilir. Bu karar hastanın yaşı, boyun fıtığının sayısı ve yerine göre verilir.” dedi.</p>
<p>Ameliyatın yapılacağı bölgeye göre risklerin değiştiğini de dile getiren Yaman, “Ön taraftan yapıldığında yemek borusu, nefes borusu, konuşma siniri, şah damarı gibi yapılar ön bölgede yer aldığı için bu hayati organların yaralanmalarına bağlı sorunlar görülebilir. Ancak bu tür sorunların görülme oranı oldukça düşük. Arka taraftan yapıldığında ise enfeksiyon, omurilik zarının yaralanması, kola giden sinirlerin hasar görmesi gibi riskler var. Günümüzde kullanılan teknolojilerle de bu riskler oldukça azalmış durumda.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Boyun fıtığını önlemek ve tekrarını engellemek için yaşam tarzında düzenlemeler şart!</strong></p>
<p>Boyun fıtığını tetikleyen sebeplere değinen Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, “Özellikle boynu öne doğru getirme hareketi, boyun fıtığı oluşma ve tekrarlama riskini arttırır. Dolayısıyla cep telefonuyla uzun süre kullanılacaksa kulaklık kullanılmalı. Bilgisayar başında çok fazla kalınıyorsa ekranı göz hizasına getirilmeli. Boynu öne doğru eğecek hareketlerden mümkün olduğunca uzak durulmalı.” dedi.</p>
<p>Özellikle ön taraftan yapılan boyun fıtığı ameliyatlarından sonra, aynı yerde fıtığın tekrar etme olasılığının düşük olduğunu kaydeden Yaman, “Ancak komşu segment hastalığı denilen, ameliyat edilen yerin bir üst bölgesinin sorun çıkma olasılığı yaklaşık yüzde 20. Dolayısıyla ameliyatlardan sonra hastaların özellikle yaşam tarzlarını düzenlemeleri gerekir. Başlarını çok fazla öne eğmelerine neden olacak pozisyonlardan kaçınmalılar.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Boyun fıtıklarının çoğu cerrahiye gerek kalmadan tedavi edilebiliyor! </strong></p>
<p>Boyun fıtıklarının büyük bir kısmının ameliyatsız tedavi edilebildiğine vurgu yapan Prof. Dr. Onur Yaman, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu yöntemlerden biri boyunluktur. Fizyoterapi yöntemleriyle sırt ve boyun kaslarını kuvvetlendirerek hastaların şikayetleri geriletilebilir. Bunun dışında ağrıyı ortadan kaldırabilecek enjeksiyonlar da şikayetleri azaltarak fıtığın ilerleyişini durdurabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/teknoloji-kullanimi-genc-yasta-boyun-fitigi-riskini-artiriyor-574717">Teknoloji kullanımı, genç yaşta boyun fıtığı riskini artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kâmil Koç ve Flix, Yatırım ve Büyümede Sınır Tanımıyor: Türkiye&#8217;de Diyarbakır, Iğdır, Adıyaman; Dünyada ise Avustralya ile Büyümeye Devam…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kamil-koc-ve-flix-yatirim-ve-buyumede-sinir-tanimiyor-turkiyede-diyarbakir-igdir-adiyaman-dunyada-ise-avustralya-ile-buyumeye-devam-559022</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2025 07:55:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[adıyaman]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[büyümede]]></category>
		<category><![CDATA[büyümeye]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[flix]]></category>
		<category><![CDATA[iğdır]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[işe]]></category>
		<category><![CDATA[kmil]]></category>
		<category><![CDATA[koç]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tanımıyor]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559022</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin en köklü karayolu yolcu taşıma markası Kâmil Koç’un global iş ortağı Flix, faaliyet ağını beşinci kıtaya taşıdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kamil-koc-ve-flix-yatirim-ve-buyumede-sinir-tanimiyor-turkiyede-diyarbakir-igdir-adiyaman-dunyada-ise-avustralya-ile-buyumeye-devam-559022">Kâmil Koç ve Flix, Yatırım ve Büyümede Sınır Tanımıyor: Türkiye&#8217;de Diyarbakır, Iğdır, Adıyaman; Dünyada ise Avustralya ile Büyümeye Devam…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin en köklü karayolu yolcu taşıma markası Kâmil Koç’un global iş ortağı Flix, faaliyet ağını beşinci kıtaya taşıdı. Yatırım ve büyümede sınır tanımayan bu iki güçlü marka, Türkiye’de büyüme; dünyada ise liderlik hedefiyle çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor. Bu kapsamda Kâmil Koç, yurt içinde Diyarbakır, Iğdır ve Adıyaman gibi illerle seyahat ağını genişletirken; Flix ise Avustralya pazarına giriş yaparak küresel büyüme yolculuğuna yeni bir kıta daha ekledi.</strong></p>
<p>Türkiye’nin en çok tercih edilen seyahat markası Kâmil Koç, global iş ortağı seyahat teknolojileri şirketi Flix ile birlikte 100. yılına güçlü adımlarla ilerliyor. Bu doğrultuda, yurt içinde yeni yatırımlar ve iş birlikleriyle hizmet kalitesini Türkiye’nin dört bir yanına taşıyan Kâmil Koç; Flix’in desteğiyle hizmet ağını genişleterek sektöre öncülük etmeyi sürdürüyor.</p>
<p>Büyüme stratejileri doğrultusunda Kâmil Koç, 2025 yılı içerisinde Diyarbakır, Iğdır, Adıyaman ve Varna seferlerini başlatarak seyahat ağına yeni duraklar ekledi. Flix ise Avrupa ve Kuzey Amerika’daki on yıllık başarısının ardından Hindistan ve Latin Amerika ile küresel ölçekte sürdürülebilir büyümenin simgesi haline geldiği yolculuğuna, bu kez Avustralya ile devam etti.</p>
<p><strong>“Flix ile birlikte Türkiye’de büyüme, dünyada liderlik hedefiyle ilerliyoruz”</strong></p>
<p>Kâmil Koç Genel Müdürü Çağatay Kepek, Flix ile birlikte hem Türkiye’de hem de global ölçekte büyümeye devam ettiklerini belirterek şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Türkiye’nin her köşesine kaliteli, konforlu ve güvenilir seyahat hizmeti sunma hedefiyle yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Kâmil Koç olarak yurt içinde yeni yatırım ve iş birlikleriyle büyümemizi sürdürürken, global iş ortağımız Flix de dünya genelindeki güçlü büyümesini kararlılıkla sürdürüyor. Bu vizyonun bir uzantısı olarak Flix’in beşinci kıtaya, yani Avustralya’ya açılması bizler için de gurur verici bir gelişme. Bu adım, aynı zamanda bizleri de büyüme yolculuğumuzda yeni fırsatlar için motive ediyor. Kâmil Koç olarak Türkiye’de 76 ilde, yurtdışında ise Romanya ve Bulgaristan’da 5 farklı noktada, Flix olarak ise 5 kıtada 40’tan fazla ülkede toplamda 8.000’den fazla noktada yolcularımıza hizmet veriyoruz. Seyahat sektörünün iki öncü markası olarak Türkiye’de büyüme, dünyada liderlik hedefiyle yol almaya devam ediyoruz.</p>
<p>Ayrıca, Kâmil Koç ve Flix iş birliği, yalnızca Türkiye’deki faaliyetlerle sınırlı kalmıyor, aynı zamanda ortak değerlere dayanan yatırımlarla da örnek teşkil ediyor. Hem Türkiye’de hem de dünyada daha kaliteli, daha dijital ve sürdürülebilir bir seyahat altyapısı inşa etmek amacıyla attığımız her adım, bu güçlü ortaklığın vizyonunu daha da pekiştiriyor. Kâmil Koç ve Flix’in oluşturduğu bu sinerjinin yalnızca bugünü değil, geleceğin mobilite ekosistemini de şekillendirecek büyük fırsatlar sunduğuna inanıyoruz.”</p>
<p><strong>Flix, Avustralya’daki faaliyetlerini 40 ülkede uyguladığı iş modeliyle yürütecek</strong></p>
<p>Flix, Avustralya’daki faaliyetlerini de 40 ülkede başarıyla uyguladığı, varlık gerektirmeyen iş modeliyle yürütecek. Teknolojik altyapısını, yerel otobüs operatörleriyle kurduğu iş birlikleriyle birleştiren Flix, yolculara yüksek kaliteli, güvenli ve tamamen dijital bir seyahat deneyimi sunmayı hedefliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kamil-koc-ve-flix-yatirim-ve-buyumede-sinir-tanimiyor-turkiyede-diyarbakir-igdir-adiyaman-dunyada-ise-avustralya-ile-buyumeye-devam-559022">Kâmil Koç ve Flix, Yatırım ve Büyümede Sınır Tanımıyor: Türkiye&#8217;de Diyarbakır, Iğdır, Adıyaman; Dünyada ise Avustralya ile Büyümeye Devam…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rusya WhatsApp’a Sınır Getirecek mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rusya-whatsappa-sinir-getirecek-mi-555445</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 13:47:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[getirecek]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[whatsappa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=555445</guid>

					<description><![CDATA[<p>Putin'in hasım ülkelere ait yazılımlara ek kısıtlama getirilmesi yönünde talimat vermesi sonrası Rusya'da WhatsApp'ın geleceği önemli gündem maddeleri arasına girdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rusya-whatsappa-sinir-getirecek-mi-555445">Rusya WhatsApp’a Sınır Getirecek mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Kremlin Sözcüsü <strong>Dmitriy Peskov</strong>, WhatsApp&#8217;a yönelik olası kısıtlamalara ilişkin değerlendirmesinde, popüler mesajlaşma uygulamasının Rusya mevzuatına uygun hareket etmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Rusya Devlet Başkanı<strong> Vladimir Putin&#8217;in</strong> hasım ülkelere ait yazılımların Rusya&#8217;da kullanımına ilişkin ek kısıtlamalar önerilmesi talimatıyla beraber Meta&#8217;ya ait <strong>WhatsApp&#8217;ın Rusya&#8217;daki geleceği </strong>tartışmaya açıldı.</p>
<p>Rus milletvekillerinin WhatsApp&#8217;ın kısıtlanması yönündeki demeçlerinin ardından açıklama yapan Peskov, <em>&#8220;WhatsApp birçok ülkede ve Rusya&#8217;da en popüler servis, ancak ülkemizin yasalarına uymak zorunda&#8221;</em> ifadelerini kullandı.</p>
</div>
<div>
<p><b>&#8216;Zelenskiy&#8217;in müzakere talimatı olumlu bir sinyal&#8217;</b></p>
</div>
<div>
<p><strong>Kremlin Sözcüsü Peskov&#8217;un öne çıkan diğer açıklamaları:</strong></p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f399.png" alt="🎙" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Zelenskiy&#8217;in müzakere sürecini canlandırma talimatı olumlu bir sinyal, bu konuda kesinlikle hemfikiriz</p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f399.png" alt="🎙" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Ukrayna&#8217;da çözüm ve Rusya-ABD ilişkilerinin normalleşmesi konuları birbirindeki farklı meseleler</p>
</div>
<div>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f399.png" alt="🎙" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />NATO Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Christopher Donahue&#8217;nin NATO&#8217;nun Kaliningrad Bölgesi&#8217;ndeki Rus savunma hattını bastırma planına ilişkin açıklaması hakkında: Avrupa&#8217;dan gelen bir dizi düşmanca açıklamanın bir yenisi daha</p>
</div>
<div>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f399.png" alt="🎙" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />NATO bir cepheleşme aracı ve ülkemize düşman bir blok</p>
</div>
<div>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f399.png" alt="🎙" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Rusya&#8217;ya yönelik yeni AB yaptırım paketinin sonuçlarını en aza indirmek için analiz yapmamız gerekiyor</p>
</div>
<div>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f399.png" alt="🎙" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Devlet Başkanı Putin&#8217;in bugün akşam saatlerinde uluslararası telefon görüşmesi yapması planlanıyor</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rusya-whatsappa-sinir-getirecek-mi-555445">Rusya WhatsApp’a Sınır Getirecek mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınır Tanımayan Kadınlar TransAnatolia’da Yarışıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinir-tanimayan-kadinlar-transanatoliada-yarisiyor-553858</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Jul 2025 09:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tanımayan]]></category>
		<category><![CDATA[transanatoliada]]></category>
		<category><![CDATA[yarışıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=553858</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin ve dünyanın en zorlu off-road yarışlarından biri olan TransAnatolia’da, 4 farklı ülkeden 6 kadın yarışmacı, zorlu parkur boyunca hem fiziksel hem de zihinsel dayanıklılıklarını ortaya koyacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinir-tanimayan-kadinlar-transanatoliada-yarisiyor-553858">Sınır Tanımayan Kadınlar TransAnatolia’da Yarışıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TransAnatolia’nın 15. Yıl heyecanı, 30 Ağustos &ndash; 6 Eylül tarihleri arasında Bursa’dan Bolu’ya uzanacak zorlu parkurda bu yıl kadın yarışmacıların çıtasını yükseltiyor.<br />
SSV kategorisinde kadın sürücü sayısındaki artış, kadının bu sporda yükselen rolünün en güçlü kanıtı. Türkiye, Almanya, Romanya ve Hollanda’dan toplam 6 kadın pilot, motosiklet, SSV ve otomobil kategorilerinde, TransAnatolia’nın zorlu parkuru boyunca hem fiziksel hem de zihinsel dayanıklılıklarını ortaya koyacak.</p>
<p>Motosiklet’te Alman Kristin Reith ve Türkiye’nin genç yeteneği Ela Alamo (ADM Racing Team) zamanla yarışırken; SSV sınıfında Romanya’dan Nicoletta Ducian (Duica Team), Hollanda’dan QFF Racing Team’den Patricia Vollebregt kıyasıya mücadele edecek.</p>
<p>Raid grubunda otomobil kategorisinde ise Bahar Sunman ve Burçak Aydinç co pilot olarak yarışacak. Bu yıl ilk kez SSV sınıfında birden fazla ülkeden kadınların mücadele edecek olması, rally raid yarışlarında TransAnatolia’nın uluslararası arenadaki gelişimini de yansıtıyor. Kadın sporcular sadece fiziksel değil; stratejik ve takım ruhuna katkı açısından da yarışa önemli bir enerji katıyor.</p>
<p><strong>KADINLAR ROL MODEL OLACAK</strong></p>
<p>TransAnatolia Genel Koordinatörü Burak Büyükpınar, bu gelişmeyi şu sözlerle yorumladı: &ldquo;Kadın yarışmacıların parkurlarda daha çok görünür olması sadece yarışa değil, motor sporlarının geleceğine de güç katıyor. Bu yıl onların cesareti ve kararlılığı tüm izleyicilere ilham verecek. TransAnatolia 2025’te yer alan kadın yarışmacılar, Türkiye, Romanya ve Hollanda’dan geliyor. Her biri farklı altyapılardan, farklı hik&acirc;yelerle bu maceraya dahil oluyor. Ancak hepsinin ortak noktası: sınırları zorlamaya ve ilham vermeye hazır olmaları. Cesaretleriyle, teknik becerileriyle ve tutkulu hik&acirc;yeleriyle bu yılın TransAnatolia’sı, sınırları aşan kadınların rallisi olarak hafızalara kazınacak.&rdquo; dedi.</p>
<p>Bu yıl kadın yarışmacılar, sadece yarış parkurunu tamamlamakla kalmayıp strateji, dayanıklılık ve teknik becerileriyle dikkat çekecek. Alman Kristin Reith’in zorlu doğa şartlarına dayanıklılığı, Ela Alamo’nun uluslararası sahnedeki ilk çıkışı, Nicoletta Ducian’ın Avrupa tecrübesi, Patricia Vollebregt’in uluslararası yarış mirası, Bahar Sunman’ın stratejik yaklaşımı ve Burçak Aydinç’in mekanik bilgisi TransAnatolia’ya ayrı bir dinamizm katacak.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/sinir-tanimayan-kadinlar-transanatoliada-yarisiyor-0-OhxfT8Ve.jpeg"></p>
<p><strong>KADIN SPORCULARLA GÜÇLENEN KATEGORİLER</strong></p>
<p>Ralli / Motosiklet Kategorisi</p>
<p>Kristin Reith (Almanya) : Tecrübeli bir motosiklet sürücüsü olan Reith, zorlu doğa şartlarına karşı dayanıklılığıyla tanınıyor. TransAnatolia’da ilk kez yarışacak.<br />
Ela Alamo (Türkiye &#8211; ADM Racing Team) : Türkiye’nin genç yeteneklerinden biri olan Ela Alamo, geçtiğimiz yıl ulusal enduro yarışlarında dikkat çekmişti. Bu onun ilk uluslararası tecrübesi olacak.</p>
<p>Ralli / SSV Kategorisi</p>
<p>Nicoletta Ducian (Romanya &#8211; Duica Team): Daha önce Avrupa&#8217;da birçok off-road yarışında derece yapan Ducian, TransAnatolia’da ülkesini temsil edecek.<br />
Patricia Vollebregt (Hollanda-QFF Racing Team): Rally raid dünyasında tecrübesiyle öne çıkan Patricia, Türkiye parkurlarında ilk kez yarışacak olmanın heyecanını yaşıyor.</p>
<p>Raid / Otomobil Kategorisi</p>
<p>Bahar Sunman: Hem iş dünyasında lider bir girişimci hem de klasik otomobil rallilerinde deneyimli bir co&#8209;pilot olarak öne çıkıyor. Rallilerde navigasyon, zamanlama yönetimi gibi kritik görevler üstleniyor ve kadınların motorsporlarındaki yerini güçlendirmeye destek veriyor. Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu&#8217;nda kadınların motorsporlarına katılımını destekleyen aktivitelere de aktif katkı sağlıyor</p>
<p>Burçak Aydinç: Mekanik bilgisiyle yarışın teknik arka planında var olan Aydinç, doğa tutkusu ile bu yarışta co&#8209;pilot olarak öne çıkıyor. Eşinin co-pilotluğunu yapacak olan Aydinç, yarışa bilgisiyle tecrübe katacak.</p>
<p>TransAnatolia Motosiklet, 4&#215;4 Otomobil, SSV, Quad ve Kamyonlar için rally ve raid olmak üzere iki ayrı kategoride düzenleniyor. Rallide yarışmacılar zamana karşı yarışırken, raid kategorisinde ise katılımcılar navigasyonla mücadele ediyor. Yarış, T.C Gençlik ve Spor Bakanlığı, T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, T.C Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu ve Antalya Offroad Kulübü katkılarıyla gerçekleşiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinir-tanimayan-kadinlar-transanatoliada-yarisiyor-553858">Sınır Tanımayan Kadınlar TransAnatolia’da Yarışıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya boks şampiyonu Chavez Jr., ABD&#8217;de tutuklandı: Meksikalı boksörün sınır dışı edilmesi gündemde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunya-boks-sampiyonu-chavez-jr-abdde-tutuklandi-meksikali-boksorun-sinir-disi-edilmesi-gundemde-550757</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Jul 2025 21:09:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[boks]]></category>
		<category><![CDATA[boksörün]]></category>
		<category><![CDATA[chavez]]></category>
		<category><![CDATA[dışı]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gündemde]]></category>
		<category><![CDATA[meksikalı]]></category>
		<category><![CDATA[şampiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tutuklandı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=550757</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meksikalı eski şampiyon boksör Julio Cesar Chavez Jr., ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) tarafından tutuklanarak hızlı sınır dışı edilme işlemiyle karşı karşıya kaldı. Chavez hakkında Meksika’da organize suç ve silah kaçakçılığı suçlarından aktif tutuklama emri bulunduğu iddia edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-boks-sampiyonu-chavez-jr-abdde-tutuklandi-meksikali-boksorun-sinir-disi-edilmesi-gundemde-550757">Dünya boks şampiyonu Chavez Jr., ABD&#8217;de tutuklandı: Meksikalı boksörün sınır dışı edilmesi gündemde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Meksikalı eski dünya şampiyonu boksör Julio Cesar Chavez Jr. ABD&#8217;de tutuklandı.</p>
</div>
<div>
<p>Ünlü boksörün ABD İç Güvenlik Bakanlığına bağlı Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) birimleri tarafından tutuklandığı açıklandı. DHS tarafından yapılan açıklamada, 39 yaşındaki Chavez’in hızlı sınır dışı edilme işlemi kapsamında tutuklandığı belirtildi. </p>
</div>
<div>
<p>Ayrıca, Chavez hakkında Meksika’da <strong>organize suç faaliyetlerine karışmak, silah, mühimmat ve patlayıcı madde kaçakçılığı yapmak </strong>suçlarından aktif bir tutuklama emrinin bulunduğu ifade edildi.</p>
</div>
<div>
<p>Chavez’in tutuklanmasının, sosyal medya fenomeni <strong>Jake Paul&#8217;la 10 rauntluk maçtan dört gün sonra gerçekleştiği</strong> kaydedildi. Los Angeles’ta antrenman yaptığı dönemde şehir merkezinde yapılan göçmen karşıtı baskınlarla ilgili Chavez’in,<em> “Beni bile korkuttu, çok çirkin bir durum”</em> şeklinde görüşlerini paylaştığı da belirtildi.</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-boks-sampiyonu-chavez-jr-abdde-tutuklandi-meksikali-boksorun-sinir-disi-edilmesi-gundemde-550757">Dünya boks şampiyonu Chavez Jr., ABD&#8217;de tutuklandı: Meksikalı boksörün sınır dışı edilmesi gündemde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;da Gürültüye Sınır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/istanbulda-gurultuye-sinir-550284</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Jul 2025 15:20:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[gürültüye]]></category>
		<category><![CDATA[istanbulda]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=550284</guid>

					<description><![CDATA[<p>İBB, İstanbul’da çevresel gürültü denetimlerine devam ediyor. 2024 yılı içinde 3 bin denetim gerçekleştirildi, 10 milyon TL ceza uygulandı. Her ilçe için ayrı ayrı gürültü haritaları oluşturuldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbulda-gurultuye-sinir-550284">İstanbul&#8217;da Gürültüye Sınır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB, İstanbul’da çevresel gürültü denetimlerine devam ediyor. 2024 yılı içinde 3 bin denetim gerçekleştirildi, 10 milyon TL ceza uygulandı. Her ilçe için ayrı ayrı gürültü haritaları oluşturuldu. Buna bağlı olarak stratejik gürültü eylem planları yapılıyor. Karayolları gürültüsünden en çok etkilenen bölgelere ise gürültü bariyerleri kuruldu. Gürültü ile ilgili şikayeti olan İstanbullular, İBB Çözüm Merkezleri aracılığı ile ya da Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı’na dilekçelerini bırakarak şikayetlerini iletebilirler.</strong></p>
<p><strong>EN FAZLA CEZA İZİNSİZ MÜZİK YAYINI YAPAN İŞLETMELERE</strong></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), çevresel gürültü kirliliğini önlemeye yönelik çalışmalarına devam ediyor.  2024 yılı içinde çevresel gürültüye yönelik 3 bin 90 denetim yapıldı. Bu denetimlerde 47 işletmeye toplam 10 milyon 646 bin TL idari para cezası uygulandı. En yüksek ceza, müzik yayın izni olmadan ya da belirlenen saatlerin dışında yayın yapan işletmelere kesildi. </p>
<p><strong>GÜRÜLTÜ SINIRLARI VE SAATLERİ NETLEŞTİRİLDİ </strong></p>
<p>2022 yılında yayınlanan Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği ile diğer gürültü kaynaklarıyla ilgili de sınır ve saatleri belirledi. Buna göre endüstri tesisleri gece en fazla 55 desibele çıkarabilirken, şantiyeler sabah 10.00 ile akşam 22.00 arasında çalışabilir. Açık hava etkinlikleri 01.00’e kadar sürebilir. Havai fişek gösterileri ise sadece 20.00–22.00 saatlerinde yapılabilir.</p>
<p><strong>YENİ GÜRÜLTÜ HARİTALARI HAZIR</strong></p>
<p>İBB, gürültü kirliliğiyle mücadele için oluşturulan İstanbul’un Stratejik Gürültü Haritalarını güncel verilerle yeniledi. İstanbul’da 36 ilçeyi kapsayacak şekilde sanayi tesisleri, eğlence yerleri, karayolları, demiryolları ve havalimanı kaynaklı Stratejik Gürültü Haritaları hazırlandı. 343 bin 817 hektarlık alanda yaşayan 15 milyon 770 bin kişinin gürültüden etkilenme durumları ortaya konuldu. </p>
<p><strong>EN FAZLA ETKİLENEN İLÇELER: KÜÇÜKÇEKMECE, ESENYURT VE ÜMRANİYE</strong></p>
<p>Çalışmaya göre; 436 bin 200 konutta yaşayan 1 milyon 755 bin 900 kişi ile bin 18 okul ve 111 hastane, Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği’ne göre belirlenen 55 desibel sınırını aşan gürültüye maruz kalıyor. Gürültüden çok etkilenenler ilçeler ise; 98 bin 700 kişi ile Küçükçekmece, 97 bin 600 ile Esenyurt, 94 bin kişi ile Ümraniye oldu.  </p>
<p><strong>GÜRÜLTÜ EYLEM PLANI HAZIRLANIYOR</strong></p>
<p>İBB, çevre koruma internet sitesinde kamuoyuyla paylaşılan bu haritalara bağlı olarak, İstanbul Gürültü Eylem Planı (İSGEP) da revize çalışmalarını sürdürüyor. Böylece, gürültü kirliliğiyle mücadelede stratejik kararlar verilebilecek. </p>
<p><strong>GÜRÜLTÜ BARİYERİ YAPILDI</strong></p>
<p>Gürültüyle mücadelede fiziksel uygulamalar da hayata geçiriliyor. Özellikle karayolu gürültüsünden en çok etkilenen bölgeler için çözümler de geliştirildi. Beşiktaş, Kartal ilçelerinde gürültü bariyer inşaatları tamamlandı. Sultangazi, Maltepe ve Sarıyer ilçelerinde yeni gürültü bariyeri ön projeleri tamamlandı. Bu bariyerler, konutlara ve eğitim alanlarına yakın bölgelerde çevresel gürültünün azaltılmasına katkı sağlıyor.</p>
<p><strong>ŞİKAYETLER İBB ÇÖZÜM MERKEZİ ÜZERİNDEN ALINIYOR</strong></p>
<p>Gürültü ile ilgili şikayeti olan İstanbullular, İBB Çözüm Merkezleri aracılığı ile ya da Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı’na dilekçelerini bırakarak şikayetlerini iletebilirler. İBB, şikayet ve taleplere istinaden ani ya da planlı olarak 7 gün 24 saat ölçüm ve denetim gerçekleştiriyor.  </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbulda-gurultuye-sinir-550284">İstanbul&#8217;da Gürültüye Sınır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;deki Şirketler Artık YandexART&#8217;ın Sinir Ağıyla Görseller Oluşturabilecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyedeki-sirketler-artik-yandexartin-sinir-agiyla-gorseller-olusturabilecek-459409</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 May 2024 09:52:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ağıyla]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[görseller]]></category>
		<category><![CDATA[oluşturabilecek]]></category>
		<category><![CDATA[şirketler]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyedeki]]></category>
		<category><![CDATA[yandexartın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=459409</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası teknoloji şirketi Yandex, difüzyon modelini Yandex Cloud platformunda teste açtı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyedeki-sirketler-artik-yandexartin-sinir-agiyla-gorseller-olusturabilecek-459409">Türkiye&#8217;deki Şirketler Artık YandexART&#8217;ın Sinir Ağıyla Görseller Oluşturabilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>YandexART ile işletmeler yapay zeka sayesinde tanıtım çalışmaları ve sosyal medya hesapları için görseller üretebilecek, tasarım düzenlemeleri yapabilecek ve illüstrasyonlar da oluşturabilecekler. </span></p>
<p><span>Ayrıca YandexART&#8217;a bir API aracılığıyla erişerek görüntü oluşturmayı farklı hizmetlere ve web uygulamalarına entegre edebilecekler. Sinir ağı, Türkiye dahil olmak üzere dünya genelindeki şirketlerin İngilizce olarak kullanımına sunuluyor ve ücretsiz olarak test edilebiliyor.</span></p>
<p><span>Bugüne dek çok sayıda şirket YandexART&#8217;ı kapalı önizleme modunda deneme fırsatı buldu. Örneğin büyük bir perakende zinciri, hediye kartları için benzersiz bir tasarım oluşturmak amacıyla YandexART&#8217;ı test ediyor. Şirketin müşterileri metin sorgusu yoluyla hediye kartı için kendi tasarımlarını seçebiliyorlar. </span></p>
<p><span>YandexART, Yandex ürünlerinde de kullanılabiliyor. YandexART, kullanıcıların resim ve videolar oluşturabildiği ve fotoğraflarını geliştirebildiği bir uygulama olan Shedevrum&#8217;a güç veriyor. Yandex Ads müşterileri yapay zeka tarafından oluşturulan görsellerle benzersiz reklamlar oluşturabiliyorlar. </span></p>
<p><span>YandexART öncelikle kullanıcı sorgusuna dayalı olarak görüntüler üreten, ardından görüntü çözünürlüğünü ve ayrıntılarını geliştiren bir difüzyon modelini temel alıyor. Bu model, daha gerçekçi ve ayrıntılı grafiklerin oluşturulabilmesini sağlıyor. </span></p>
<p><span>Yandex uzmanları, görüntü çıktısı kalitesini artırmak için YandexART modeline ince ayarlar yapmaya devam ediyor. Bunun için sinir ağı birden fazla görüntüyü (örneğin çaydanlık) inceliyor ve talepleri en iyi karşılayanları belirliyor. Bu, nesneleri daha iyi ayırt etmeye ve sinir ağı işlemlerini hızlandırmaya yardımcı oluyor ki bu yaklaşım özellikle iş odaklı kullanım senaryoları açısından önemli. </span></p>
<p><span>Medium’da yayınlanan makalede YandexART model eğitiminin kalitesi ve özellikleri hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.  </span></p>
<p><strong><span>Yeni Yandex Foundation Models hizmeti üzerinden erişim sunuluyor</span></strong></p>
<p><span>YandexART, Yandex Foundation Models adlı yeni bir bulut hizmetinin parçası olarak kullanıma sunuluyor. Bu hizmet, metin oluşturma için YandexGPT ve anlamsal arama işlevleriyle bütünleştirme gibi birden fazla makine öğrenimi modelinin entegrasyonunu gerçekleştirebiliyor. İşletmeler tüm bu sinir ağlarına birleşik bir arayüz üzerinden erişirken, altyapı desteğini bulut sağlayıcısı ekibi yönetiyor.</span></p>
<p><span>Yandex Foundation Models ile aynı anda birden fazla üretken yapay zeka modeli kullanarak iş ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. Örneğin, YandexGPT API aracılığıyla reklamlarınız için metinler, YandexART API aracılığıyla resimler oluşturabilirsiniz.</span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyedeki-sirketler-artik-yandexartin-sinir-agiyla-gorseller-olusturabilecek-459409">Türkiye&#8217;deki Şirketler Artık YandexART&#8217;ın Sinir Ağıyla Görseller Oluşturabilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Büyükakın: Annelerimize hizmette sınır yok</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-annelerimize-hizmette-sinir-yok-444751</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Feb 2024 21:08:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[annelerimize]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[hizmette]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444751</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gebze Manolya Anne Şehir Merkezi tanıtım programına katılan Başkan Büyükakın, gelecek nesilleri yetiştiren annelere hizmette sınır tanımadıklarını söyledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-annelerimize-hizmette-sinir-yok-444751">Başkan Büyükakın: Annelerimize hizmette sınır yok</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8221;Anne Şehir Sağlıklı Yaşam Programı” ile kent genelinde her yaştan anneye yeni nefes alanları açan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Gebze Manolya Anne Şehir Merkezi’nin tanıtım programını gerçekleştirdi.</p>
<p>Tanıtımı yapılan merkezde sağlık taramalarının yanı sıra spor, eğitim, sosyal ve kültürel etkinliklerin yer alması planlandı. Gebzeli kadınlara nefes aldıracak Manolya Anne Şehir Merkezi tanıtım programına Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, AK Parti Gebze İlçe Başkanı Recep Kaya, AK Parti İlçe Kadın Kolları Başkanı Habibe Çırak, AK Parti İlçe Gençlik Kolları Başkanı Bilal Durmuş ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
<p><b>BU MERKEZLERİN DEVAMI GELECEK</b></p>
<p>Gebze’de faaliyet gösteren Manolya Aile Kadın ve Çocuk Merkezinde kadın buluşma etkinliği düzenlendi. Programda Gebzeli kadınlarla bir araya gelen Başkan Büyükakın, önümüzdeki dönemde bu merkezlerin sayısının artacağının müjdesini verdi. Başkan Büyükakın, “Önümüzdeki dönem kadınlara, çocuklara, gençlere yönelik hizmetlerimizin sayısı da çeşitliliği de artacak. Güzel projeler listesi hazırladık, zaten birçok hizmeti veriyoruz. Kadınları, engellileri, yaşlıları gündemimize aldık. Her birine ayrı ayrı desteklerimiz olacak” dedi. Gebze Belediye Başkanı Büyükgöz de, yarınların büyük liderlerini annelerin yetiştireceğini vurguladı.</p>
<p><b>SAĞ</b><b>LIKLI BESLENMEDEN E</b><b>ĞİTİ</b><b>ME</b></p>
<p>Tanıtımı yapılan Gebze Manolya Anne Şehir Merkezinde kadınlara ve ailelere hizmette sınır yok. Sağlıklı sürdürülebilir beslenme alanında kilo alma, kilo verme, hastalıklara göre özel beslenme, egzersiz öncesi ve sonrası beslenme, gebelik öncesi ve sürecinde beslenme, laktasyon döneminde beslenme desteği verilecek. Bununla birlikte hamarat eller atölyesi başlığı altında yetişkin bireylere de el sanatları dersleri verilecek.</p>
<p><b>ÖĞ</b><b>RENC</b><b>İ</b><b>LERE ARA TATİL</b><b> </b><b>PLANI</b></p>
<p>Ayrıca özel gereksinimli bireyler ile ayda bir düzenlenen el sanatları dersleri sayesinde bireylerin sosyalleşmesi ve motor becerilerine katkı sağlayan etkinlikler yapılması da planlandı. Ara tatil ve yaz tatillerinde öğrencilere el sanatları dersleri de verilecek. Verilecek ders içeriklerinde resim çizim teknikleri, tuval boyama, hediyelik yapımı, seramik hamuru şekillendirme gibi birçok alan yer alacak. Faaliyetler hakkında 0 262 318 27 25 nolu telefondan detaylı bilgi alınabilir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-annelerimize-hizmette-sinir-yok-444751">Başkan Büyükakın: Annelerimize hizmette sınır yok</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinir sıkışması bardak tutmaya bile engel </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinir-sikismasi-bardak-tutmaya-bile-engel-421174</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Nov 2023 08:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bardak]]></category>
		<category><![CDATA[bile]]></category>
		<category><![CDATA[engel]]></category>
		<category><![CDATA[sıkışması]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tutmaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421174</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uyuşukluk, ağrı, keçeleşme ile başlayan sinir sıkışması şikayetleri sorun ilerlediğinde güçsüzlük ve kaslarda erimeye kadar gidebilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinir-sikismasi-bardak-tutmaya-bile-engel-421174">Sinir sıkışması bardak tutmaya bile engel </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sinir sıkışması bardak tutmaya bile engel </strong></p>
<p><strong>Uyuşukluk, ağrı, keçeleşme ile başlayan sinir sıkışması şikayetleri sorun ilerlediğinde güçsüzlük ve kaslarda erimeye kadar gidebilir. Sinir sıkışmalarının özellikle 40-60 yaş aralığındaki kadınlar, piyanistler, kuaförler, bilgisayar operatörleri, bankacılar, diş hekimleri, heykeltıraşlar ve ev kadınları gibi ellerini aşırı kullanan kişilerde daha sık görüldüğünü hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Sinir sıkışmalarının tedavi edilmemesi durumunda günlük aktivitelerde güçlük çekilebilir ve yürüme sorunları görülebilir. Sinir sıkışması elde ise, hastalarda poşet taşıma, yazı yazma, bardak tutma gibi günlük aktivitelerin yapılmasında ciddi güçlükler ortaya çıkar. Bacaklarda olan ileri derece sinir sıkışmalarında ise hasta yürüyemez, ayağını sürümeye başlayabilir. Bu da ayağının takılıp düşmesine, merdiven çıkamaması, araç kullanamaması gibi problemlere yol açabilir” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>En sık görülen sinir sıkışmasının karpal tünel sendromu adıyla bilinen ve el bileğinde median sinirin sıkışmasıyla ortaya çıkan klinik tablo olduğunu paylaşan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Ayrıca, dirseğimizin dış kısmında ulnar sinirin ve dizimizin yan-dış kısmındaki peronel sinirin sıkışmasına ait klinik tabloları da sık görülen sinir sıkışmaları arasında sayabiliriz” şeklinde konuştu. Sinir sıkışmasının nedenleri arasında diyabet, romatizmal hastalıklar, tiroit hastalıkları, menopoz, oturuş ve duruş bozuklukları, kırılan ya da yerinden kayan kemikler, hamilelik, obezite, ani kilo kayıpları, tümörler, tekrarlayan yanlış hareketler, otururken ve yatarken yapılan yanlış pozisyonlar sorunun görülme oranını artıran başlıca faktörler olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen “Cisimlerin elle sıkı ve şiddetli bir şekilde tutulması, bileğin aşırı bükülmesi gibi aktiviteler de benzer şekilde görülme oranlarını yükseltiyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Ağır düzey sinir sıkışmaları cerrahi yöntemlerle tedavi edilebiliyor</strong></p>
<p>Hafif ve orta düzeydeki sinir sıkışmaları için uygulanan konservatif tedavinin sinir üzerindeki baskıyı ortadan kaldırmak için olduğunu, tedavide ayrıca iltihap giderici ilaçların da yazılabildiğini veya kortizon enjeksiyonlarının yapılabildiğini belirten Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Eğer hastalar istirahat, rehabilitasyon veya diğer tedavilerle iyileşmezse ve tetkiklerde ağır düzeyde sinir sıkışıklığı saptanmışsa cerrahi tedavi yapılması uygun olabilir. Açık cerrahide, bir kesi yapılarak sinir üzerinde bası oluşturan bantlar kesilir ve sinir serbestleştirilir. Endoskopik yöntemde ise, küçük bir kesi yapılarak endoskopik kamerayla bant içeriden kesilir ve bası kaldırılır. Her iki yöntem de genellikle lokal anestezi eşliğinde yapılır. Ameliyat yaklaşık 30 dakika sürer ve hastaya günübirlik yatış yapılabilir” açıklamasında bulundu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sinirleri korumanın 7 yolu</strong></p>
<ul>
<li>Sürekli klavye/fare kullanıyorsanız, bileklerinizi uzun süre bükülü tutmayın.</li>
<li>Oturuş, yatış ve duruş pozisyonlarınıza dikkat edin ve uzun süre yanlış bir pozisyonda kalmayın. Örneğin, uzun süre bacak bacak üstüne veya bağdaş pozisyonunda oturmayın.</li>
<li>Dirsekleriniz masaya veya herhangi bir yere dayanarak çalışmayın.</li>
<li>Ev kadınıysanız sürekli tekrarlayan bez sıkma, el işi yapma gibi zorlayıcı hareketlerden kaçının.</li>
<li>Ellerinizle çok fazla yük taşımayın ve bileklerinizi bükülü tutmayın.</li>
<li>Bağ, eklem ve kasları güçlü tutmak için düzenli olarak germe-esneme egzersizleri uygulayın.</li>
<li>Diyabet, guatr veya romatolojik hastalığınız varsa, rutin kontrollerinizi ihmal etmeyin.</li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinir-sikismasi-bardak-tutmaya-bile-engel-421174">Sinir sıkışması bardak tutmaya bile engel </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinir Sıkışmasının 6 Önemli Belirtisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinir-sikismasinin-6-onemli-belirtisi-413679</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Oct 2023 11:26:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sıkışmasının]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413679</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sinirlerin çevresindeki dokuların sinirlere baskı yapması sonucu oluşan sinir sıkışması; ağrı, kaslarda kuvvetsizlik, uyuşma ve karıncalanma ile kendini belli ediyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinir-sikismasinin-6-onemli-belirtisi-413679">Sinir Sıkışmasının 6 Önemli Belirtisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sinirlerin çevresindeki dokuların sinirlere baskı yapması sonucu oluşan sinir sıkışması; ağrı, kaslarda kuvvetsizlik, uyuşma ve karıncalanma ile kendini belli ediyor. Sağlığı olumsuz etkileyerek yaşam konforunu bozan sinir sıkışması birçok nedene bağlı olarak ortaya çıkabiliyor. Sinir sıkışması, tedavi edilmediğinde ise zamanla his ve kas kaybına neden olabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Nergiz Hüseyinoğlu, sinir sıkışması ve nedenleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p> </p>
<p>Kas ve kemik arasında ilerleyen sinirler, beyinden aldığı sinyalleri vücuttaki organlara taşıyan kablo benzeri yapılardır. Sinirler, deriden aldıkları dokunma, soğuk, sıcak gibi duyuları da üst merkezlere iletmekle görevlidir. Sinir sıkışması, insan vücudundaki tendon, kemik ve kıkırdak gibi dokuların sinirlere baskı yapması sonucundan ortaya çıkmaktadır. Sinir sıkışmalarına tuzak nöropati denilmektedir. Tuzak nöropatilerin % 90’nını elde meydana gelen ‘karpal tünel sendromu’ oluşturmaktadır. Geçirilen travmalar, ameliyatlar, kırık iyileşmesi sürecinde ortaya çıkan aşırı gelişmiş bağ dokuları da sinir sıkışmasına neden olabilmektedir. Ayrıca fıtıklar, kemik çıkıntıları ve omurilik kanalındaki daralma da sinir sıkışmasına yol açabilmektedir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sinir sıkışmasının belirtilerini biliyor musunuz? </strong></p>
<p>Sinir sıkışması sonucunda ağrı belirleyici bir özelliktir. Bazı sıkışmalarda ise ağrı ortaya çıkmayabilir. Sinir sıkışması parmaklarda uyuşma ve karıncalanma, kavrama işlemi sırasında güçsüzlükle kendini belli etmektedir. Ayrıca, sıcak ve soğuktan aşırı etkilenme, kaslarda kuvvetsizlik ve terleme bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. </p>
<ol>
<li>Geceleri uykudan uyandıran el uyuşması,</li>
<li>Sinir sıkışmasının görüldüğü bölgedeki ödem,</li>
<li>Sıkışmasının olduğu bölge boyunca ortay çıkan ağrı ya da sızı, </li>
<li>İlerlemiş durumlarda güç kaybı.</li>
<li>Hareket ederken kaslarda katılık</li>
<li>El ve parmaklarda karakteristik deformasyonlar</li>
</ol>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sinirler neden sıkışır?</strong></p>
<p>Dokuların sinirlere uyguladığı baskı sonucunda ortaya çıkan sinir sıkışmasının nedenleri çok fazladır. Sinir sıkışmasının nedenleri arasında aşağıdakiler olabilmektedir. </p>
<ul>
<li>Bel fıtığı sinir sıkışmasının önemli bir nedenidir.</li>
<li>Omurga üzerindeki omurlar arasındaki jölemsi maddenin dış tabakasının yırtılmasıyla ortaya çıkan disk fıtıklaşması sinirleri ve sinir köklerini sıkıştırabilmektedir.</li>
<li>Travma ve yaralanmalar sonrasında sinir sıkışması ortaya çıkabilir.</li>
<li>Oturuş ve duruş bozuklukları önemli bir nedendir.</li>
<li>Ağır spor aktiviteleri sınır sıkışmasına neden olabilir. </li>
<li>Doğumsal anomaliler ve genetik faktörler sinir sıkışmasının nedeni olabilir.</li>
<li>Şeker hastalığı, tiroid düzensizlikleri ile kist ve tümör oluşumları sinir sıkışması oluşturabilir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Sinir sıkışmasının 4 türü</strong></p>
<p>Sinir sıkışmasının bilinen önemli çeşitleri şunlardır:</p>
<ul>
<li>Karpal tünel sendromu (el bileğinde sinir sıkışması)</li>
<li>Fıtıklaşmış disk (omurga üzerinde sinir ve sinir kökü sıkışması)</li>
<li>Kubital tünel sendromu (dirsekte ulnar sinir sıkışması)</li>
<li>Peroneal sinir sıkışması (bacakta ve dizde sinir sıkışması)</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Teşhis için EMG yapılmalı</strong></p>
<p>Sinir sıkışmasının teşhisi hastanın şikayetleri, fiziki muayene, elektrofizyolojık inceleme ve görüntüleme yöntemleri ile konulabilmektedir. Özellikle elektromiyografide (EMG) sinirlere elektrik uyarısı verilerek sinirin çalışıp çalışmadığı ortaya çıkar. Sinirlerin iletimde bir sorun varsa yeri ve derecesi belirlenir. Ayrıca uyarının kasa ulaşıp ulaşmadığı, kasın bu uyarılara yanıtı da değerlendirilmektedir. EMG işlemi sırasında özel bir cihaz ve elektrotlar aracılığıyla kas ve sinirlerden gelen uyarılar dijital ortama veri halinde aktarılmaktadır. Dijital ortamdaki veriler nörologlar tarafından yorumlanmakta ve herhangi bir anormallik durumunun olup olmadığı değerlendirilmektedir. EMG’nin yapılması iki aşamadan oluşmaktadır. Elektrotların cilde yapıştırıldığı yüzey EMG’si ve iğne elektrotunun kas içine girdiği iğne EMG’si olarak iki aşamaya ayrılmaktadır. İlk aşamada sinir iletim durumu belirlenmektedir. Bunun için, hastanın kol veya bacaklarına iletken madde sürülerek kaydedici kablolar bağlanmakta ve uyarıcı elektrot aracılığı ile elektriksel uyarılar verilmektedir. Kaydedici kablolar sayesinde elde edilen veriler bilgisayara aktarılmakta, veriler dijital ortamda işlenmekte ve bilgisayarın ekranına yansıtılmaktadır. İkinci aşamada ise steril iğne belirli kaslara batırılmakta,  kasların istirahatte ve kasılı haldeki elektriksel faaliyeti yine bilgisayar ekranına yansımakta ve doktor tarafından incelenmektedir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinir-sikismasinin-6-onemli-belirtisi-413679">Sinir Sıkışmasının 6 Önemli Belirtisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siber Casusluk Sınır Tanımıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siber-casusluk-sinir-tanimiyor-411756</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Oct 2023 10:08:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[casusluk]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tanımıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=411756</guid>

					<description><![CDATA[<p>ESET araştırmacıları, İspanya’da bir havacılık-uzay firmasına yapılan Lazarus saldırısını açığa çıkardı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-casusluk-sinir-tanimiyor-411756">Siber Casusluk Sınır Tanımıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ESET araştırmacıları, İspanya’da bir havacılık-uzay firmasına yapılan Lazarus saldırısını açığa  çıkardı. Saldırganların, ESET tarafından LightlessCan adı verilen ve yeni keşfedilen bir arka kapı dahil olmak üzere birçok araç kullandığı ortaya çıktı. </strong></p>
<p> </p>
<p>Kuzey Kore bağlantılı Lazarus grubu operatörleri, geçtiğimiz yıl Facebook, Instagram ve WhatsApp platformlarının sahibi olan Meta için bir işe alım uzmanını taklit ederek giriştikleri başarılı bir kimlik avı (spear phishing) saldırısının  sonrasında firmanın ağına erişim sağladı. Saldırının nihai hedefi ise siber casusluk olarak kayıt altına alındı.</p>
<p> </p>
<p>Sahte işe alım uzmanı, kurban ile LinkedIn profesyonel sosyal ağ platformunun sağladığı bir özellik olan LinkedIn Messaging üzerinden iletişime geçti. Kurbana işe alım sürecinin bir parçası olarak gerekli olduğu söylenen iki kodlama testi gönderdi. ESET Research, etkilenen havacılık-uzay şirketiyle yapılan işbirliği sayesinde ilk erişim adımlarını yeniden oluşturarak Lazarus tarafından kullanılan araç setini analiz edebildi. Grup birden fazla şirket çalışanını hedef aldı.</p>
<p> </p>
<p>Lazarus, kurbanların sistemlerine birden çok veri yükü gönderdi. Bunlardan en önemlisi, daha önceden kayıt altına alınmamış olan ve LightlessCan adı verilen karmaşık bir uzaktan erişim truva atı (RAT). Truva atı, çok çeşitli yerel Windows komutlarının işlevlerini taklit eder ve genellikle gürültülü konsol yürütmeleri yerine RAT&#8217;ın kendi içinde gizli olan yürütmeye ile saldırganlar tarafından kötüye kullanılır. Bu stratejik değişiklik, gizlilik özelliğini geliştirerek saldırganın faaliyetlerini tespit etmeyi ve analiz etmeyi daha zorlu hale getiriyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Saldırıyı açığa çıkaran ESET araştırmacısı Peter Kálnai</strong> şunları söyledi, “Bu saldırının en endişe verici tarafı; tasarımı ve işleyişinde üst düzey gelişmişlik sergileyen, öncülü BlindingCan ile karşılaştırıldığında kötü amaçlı yeteneklerde önemli bir ilerleme sağladığı görülen, karmaşık ve muhtemelen kendini geliştiren bir araç olan yeni veri yükü türü LightlessCan olarak dikkat çekiyor.” </p>
<p> </p>
<p>HIDDEN COBRA olarak da bilinen Kuzey Kore bağlantılı siber casusluk grubu Lazarus’un 2009 yılından beri aktif olduğu düşünülüyor.  Lazarus casusluk, sabotaj ve finansal kazanç elde etme arzusu olmak üzere siber suç etkinliklerinin üç temel özelliğine de sahip. Havacılık-uzay firmaları, Kuzey Kore bağlantılı APT grupları için alışıldık hedefler olarak tanımlanıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-casusluk-sinir-tanimiyor-411756">Siber Casusluk Sınır Tanımıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koç Üniversitesi Hastanesi Demiyelinizan Santral Sinir Sistemi Hastalıkları Merkezi&#8217;nde Multidisipliner Yaklaşım Öne Çıkıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koc-universitesi-hastanesi-demiyelinizan-santral-sinir-sistemi-hastaliklari-merkezinde-multidisipliner-yaklasim-one-cikiyor-392170</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Jul 2023 08:24:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çıkıyor]]></category>
		<category><![CDATA[demiyelinizan]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[koç]]></category>
		<category><![CDATA[merkezinde]]></category>
		<category><![CDATA[multidisipliner]]></category>
		<category><![CDATA[öne]]></category>
		<category><![CDATA[santral]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=392170</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koç Üniversitesi Hastanesi Demiyelinizan Merkezi Sinir Sistemi Hastalıkları Merkezi’nde nöroloji, radyoloji, psikiyatri, romatoloji, göz ile fizik tedavi ve rehabilitasyon gibi birçok birimin entegre çalışmasıyla, tanı ve tedavi süreçleri multidisipliner bir yaklaşımla ele alınıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koc-universitesi-hastanesi-demiyelinizan-santral-sinir-sistemi-hastaliklari-merkezinde-multidisipliner-yaklasim-one-cikiyor-392170">Koç Üniversitesi Hastanesi Demiyelinizan Santral Sinir Sistemi Hastalıkları Merkezi&#8217;nde Multidisipliner Yaklaşım Öne Çıkıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Koç Üniversitesi Hastanesi Demiyelinizan Merkezi Sinir Sistemi Hastalıkları Merkezi’nde nöroloji, radyoloji, psikiyatri, romatoloji, göz ile fizik tedavi ve rehabilitasyon gibi birçok birimin entegre çalışmasıyla, tanı ve tedavi süreçleri multidisipliner bir yaklaşımla ele alınıyor. Merkezin koordinatörlüğünü, dünya genelinde bu hastalıklarla ilgili kurulmuş olan uluslararası vakıflar tarafından tanınan ve bu vakıfların bilimsel kurullarında aktif görev alan </strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. Ayşe Altıntaş üstleniyor. </strong></p>
<p>Koç Üniversitesi Hastanesi, genç erişkinlerde kronik hastalığa yol açan ve özel gereksinimli bireyler olmasına neden olabilen demiyelinizan santral sinir sistemi hastalıklarının tedavisine merkez çatısı altında devam ediyor. Bağışıklık sistemindeki uygun olmayan reaksiyonlar ile genetik ve çevresel faktörlerin olası etkileri sonucu oluşabilen demiyelinizan hastalıkların tanısı hastane bünyesinde multidisipliner bir yaklaşımla incelenerek konulduktan sonra tedavisi gerçekleştiriliyor.   </p>
<p>Koç Üniversitesi Hastanesi Demiyelinizan Santral Sinir Sistemi Hastalıkları Merkezi’nde nöroloji, radyoloji, psikiyatri, romatoloji, göz ile fizik tedavi ve rehabilitasyon gibi birçok birim entegre bir çalışma yürüterek, hastayı ayrıntılı inceleyip, uygun tedavi modelini kişiye özel olarak belirliyor. Klinik olarak değerlendirilen hastalar, eğer isterlerse hastalıklarıyla ilgili araştırma süreçlerine de dahil olabiliyorlar. Koç Üniversitesi Hastanesi’nde Demiyelinizan Santral Sinir Sistemi Hastalıkları Merkezi, klinik ile laboratuvar araştırmalar arasında köprü görevi üstlenerek, disiplinler arası bilgi ve veri paylaşımını sağlayacak şekilde konumlandırıldı. Merkezin direktörlüğünü, bu alandaki deneyimi ve mesleki birikimi merkezi sinir sisteminin nadir görülen demiyelinizan otoimmün hastalıkları konusunda çalışan uluslararası vakıflar (Guthy Jackson Vakfı, Sumaira Vakfı ve Siegel Nadir Nöroimmün Hastalıklar Derneği) tarafından da tanınan Prof. Dr. Ayşe Altıntaş yürütüyor. </p>
<p><strong>Demiyelinizan Santral Sinir Sistemi Hastalıkları Nelerdir?</strong></p>
<p>Merkezi sinir sistemindeki miyelin kılıfının hasarıyla seyreden ve gelişimlerinde bağışıklık sisteminin önemli bir rol oynadığı hastalıklar “Demiyelinizan Santral Sinir Sistemi Hastalıkları” olarak tanımlanır. Bunlar; Multipl Skleroz (MS), nöromiyelitis optika spektrum hastalıkları, miyelin oligodentrosit glikoprotein (MOG) ilişkili hastalıklar, akut dissemine ensefalomiyelit, izole optik nörit ve izole transvers miyelittir. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koc-universitesi-hastanesi-demiyelinizan-santral-sinir-sistemi-hastaliklari-merkezinde-multidisipliner-yaklasim-one-cikiyor-392170">Koç Üniversitesi Hastanesi Demiyelinizan Santral Sinir Sistemi Hastalıkları Merkezi&#8217;nde Multidisipliner Yaklaşım Öne Çıkıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Emre Ünal NPİSTANBUL Hastanesi&#8217;nde hasta kabulüne başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beyin-ve-sinir-cerrahisi-uzmani-op-dr-emre-unal-npistanbul-hastanesinde-hasta-kabulune-basladi-370016</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Apr 2023 11:40:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[emre]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastanesinde]]></category>
		<category><![CDATA[kabulüne]]></category>
		<category><![CDATA[npistanbul]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[ünal]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=370016</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi kadrosuna alanında deneyimli uzmanlar katılmaya devam ediyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Emre Ünal, NPİSTANBUL Hastanesi’nde göreve başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-ve-sinir-cerrahisi-uzmani-op-dr-emre-unal-npistanbul-hastanesinde-hasta-kabulune-basladi-370016">Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Emre Ünal NPİSTANBUL Hastanesi&#8217;nde hasta kabulüne başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi kadrosuna alanında deneyimli uzmanlar katılmaya devam ediyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Emre Ünal, NPİSTANBUL Hastanesi’nde göreve başladı.</strong></p>
<p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Emre Ünal, Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi kadrosuna katıldı.</p>
<p>Op. Dr. Emre Ünal’ın uzmanlık alanları içerisinde beyin tümörleri, pediatrik tümörler, boyun fıtığı, beyin travmaları, karpal tünel sendromu, omurga tümörleri, kronik ağrılar, peroneal sinir tuzaklanması, trigerminal nevralji, omurga travmaları ve ameliyatsız bel fıtığı tedavisi bulunuyor. Epidural enjeksiyon, derin beyin stimülasyonu (beyin ve omurilik pili), vidasız omurga darlığı cerrahisi de Op. Dr. Emre Ünal’ın başarılı operasyonlar gerçekleştirdiği sağlık sorunları arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>Op. Dr. Emre Ünal kimdir?</strong></p>
<p>Çok iyi derecede İngilizce dil bilgisi olan Op. Dr. Emre Ünal, Yeditepe Üniversitesi Fakültesinden 2005 yılında mezun oldu. Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniğinde 2013 yılında uzmanlık eğitimini tamamladıktan sonra Devlet Hizmet Yükümlülüğü (Mecburi Hizmet) kapsamında 2 yıl Ağrı Devlet Hastanesi&#8217;nde görev yaptı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-ve-sinir-cerrahisi-uzmani-op-dr-emre-unal-npistanbul-hastanesinde-hasta-kabulune-basladi-370016">Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Emre Ünal NPİSTANBUL Hastanesi&#8217;nde hasta kabulüne başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi Kapılarını Açtı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/askeri-radar-ve-sinir-guvenligi-zirvesi-kapilarini-acti-359171</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Mar 2023 11:42:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[askeri]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[kapılarını]]></category>
		<category><![CDATA[radar]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[zirvesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=359171</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin askeri radar ve sınır güvenliğine odaklanan tek ihtisas etkinliği 4. Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi - MRBS kapılarını açtı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/askeri-radar-ve-sinir-guvenligi-zirvesi-kapilarini-acti-359171">Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi Kapılarını Açtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>rkiye’nin askeri radar ve sınır güvenliğine odaklanan tek ihtisas etkinliği </strong><strong>4. Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi &#8211; MRBS kapılarını açtı</strong></p>
<p><em><strong>SSB Başkanı Prof. Dr. Demir: </strong></em><em><strong>“Alçak İrtifa Radar Sistemi Projesinin ilk ürününü yakın zamanda envantere kazandıracağız. Yeni bir gelişme olarak, bu yıl içinde Erken İhbar Radar Sistemi ailesi kapsamında ilave radar alım sözleşmeleri imzaladık ve imzalamaya devam ediyoruz”</strong></em></p>
<p><em><strong>MÜSİAD Ankara Başkanı Yılmaz: </strong></em><em><strong>“4. Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi’nde iki gün boyunca kara sınırı, uzay sınırı, deniz sınırı konuları ve HAARP teknolojisi işlenecek. Amacımız; yerli ve milli askeri radar ve sınır güvenliği teknolojilerini yurt dışına tanıtmak ve nihayetinde ihracatı artırmak”</strong></em></p>
<p>Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği &#8211; MÜSİAD Ankara Şubesi tarafından düzenlenen 4. Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi &#8211; MRBS, Hacettepe Beytepe Kongre Merkezi’nde 21 Mart 2023 tarihinde başladı. İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı’nın destekleriyle hayata geçirilen MRBS, askeri radar ve sınır güvenliğine odaklanan en kapsamlı etkinlik olma özelliğini taşıyor.</p>
<p>MRBS’nin açılışını; <strong>T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir</strong>, <strong>Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede</strong>, <strong>Ankara Valisi Vasip Şahin</strong>, <strong>MÜSİAD Genel Başkan Yardımcısı Osman Çalışkan</strong> ile <strong>MÜSİAD Ankara Başkanı Hasan Fehmi Yılmaz</strong> gerçekleştirdi.</p>
<p><strong>“Alçak İrtifa Radar Sistemi Projesinin ilk ürününü yakın zamanda envantere kazandıracağız”</strong></p>
<p>Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi’nin açılışında bir konuşma gerçekleştiren <strong>T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir</strong> şunları söyledi: </p>
<p>“Türkiye’nin sınır güvenliğini etkileyen birden fazla faktör olmakla beraber, ülkemize yönelik tehditler arttıkça ve çeşitlendikçe sınır güvenlik sistemlerine talep ve ihtiyaç da artmaktadır. Sınır güvenlik sistemi unsurları ve özellikle radar sistemleri bu ihtiyacı karşılamak üzere, güvenlik güçlerimizin birincil sensör olarak kullandığı ve keşif gözetleme ile erken ihbar uygulamalarında vazgeçilmez diyebileceğimiz savunma unsurlarındandır. Erken İhbar Radar Sistemi ailesinin yeni ürünü olan Alçak İrtifa Radar Sistemi Projesinin ilk ürününü yakın zamanda envantere kazandıracağız. Güvenlik güçlerimizin kabiliyetlerini ciddi ölçüde arttıracak milli radar sistemlerimizin sayılarının önümüzdeki dönemde artırılmasını planlıyoruz. Bu amaçla yeni bir gelişme olarak, bu yıl içinde Erken İhbar Radar Sistemi ailesi kapsamında ilave radar alım sözleşmeleri imzaladık ve imzalamaya devam ediyoruz.”</p>
<p>Prof. Dr. Demir sözlerine şöyle devam etti: “Sınırlarımızda tespit, teşhis ve müdahale sistemlerini yaygınlaştırmak amacıyla KAYI Projemizi genişleterek Projenin 2. Fazı ile birlikte başta Suriye ve İran hudut hatları olmak üzere sınır güvenliğine yönelik çözümler geliştiriyoruz.”</p>
<p><strong>“İstikbalin Yüzyılına havacılık ve savunma sanayii olarak en büyük katkıyı ve desteği vereceğiz”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Demir: “Yakın zamanda KIZILELMA İnsansız Savaş Uçağımız ilk uçuşunu yapmıştı. 18 Mart’ta söz verdiğimiz gibi Milli Muharip Uçağımız’ı hangardan çıkardık ve koşusuna başlattık. Aynı şekilde HÜRJET’imiz de taksi yaptı ve artık uçuşa hazırlanıyor. İlk kez kamuoyuna gösterdiğimiz ANKA-3 Muharip İnsansız Uçak Sistemimizi ve bu yıl içinde ilk uçuşunu yapacak BAYRAKTAR TB-3 SİHA’mızı da eklediğimizde inşallah İSTİKBALİN YÜZYILINA havacılık ve savunma sanayii olarak en büyük katkıyı ve desteği vereceğiz&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Ankara savunma sanayisinin de başkenti</strong></p>
<p>MRBS aracılığıyla savunma sanayii alanındaki en yeni gelişmeleri izleme fırsatının olacağına dikkat çeken <strong>Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede;</strong> “Ankara bildiğiniz gibi savunma sanayimizin çok önemli başkentlerinden biri haline geldi. Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinatörlüğünde birçok büyük şirketimiz  ağırlıklı olarak Ankara’da bulunuyor. MRBS’nin de Ankara’da yapılması gerçekten bu açıdan önemli” dedi.</p>
<p><strong>MRBS’ye yurt dışı katılımı çok önemli</strong></p>
<p><strong>MÜSİAD Genel Başkan Yardımcısı Osman Çalışkan</strong>: “MRBS’de savunma sanayi ve sınır güvenliği alanında sektörün lider firmalarının yeni projelerini görme fırsatımız olacak. Yurt dışından gelen katılımcıların da önemli bir katkı yapacaklarına inanıyorum” dedi.</p>
<p><strong>MRBS’de HAARP teknolojisi işlenecek</strong></p>
<p>MRBS’nin açılışında <strong>MÜSİAD Ankara Başkanı Hasan Fehmi Yılmaz </strong>şunları söyledi: “4. Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi’ni sektörün önemli aktörlerinin katkılarıyla düzenliyoruz. MRBS’de iki gün boyunca kara sınırı, uzay sınırı, deniz sınırı konuları ve HAARP teknolojisi işlenecek. Amacımız;  üreticilerimizi bir araya getirmek, yerli ve milli askeri radar ve sınır güvenliği teknolojilerini ön plana çıkartarak yurt dışına tanıtmak ve nihayetinde ihracatı artırmaktır.  Tarihten aldığımız tecrübelerle yerli ve milli Türk savunma sanayimiz gün geçtikçe büyümeye gelişmeye devam ediyor. Zirvemizde MÜSİAD üyelerimiz birçok ürünlerini de ilk kez sergiliyorlar. Onlardan bir tanesi de ROBİT Teknoloji firmasının çok amaçlı kullanılabilecek çeşitli kanat açıklıklarına sahip kamikaze İHA platformu AZAB adlı ürünü. Bu ürünün savunma sanayimizin yüzde 80’ini barındıran Ankara’mızda üretildiği için ayrıca gurur duyuyorum.  Savunma sanayi, çıktıları açısından pek çok sektörü, hem teknoloji hem de üretim bilgisi açısından beslemektedir. Bu nedenle savunma sanayi sadece bir üst sektör kolu değil, bir üretim ve tasarım bilgisidir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/askeri-radar-ve-sinir-guvenligi-zirvesi-kapilarini-acti-359171">Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi Kapılarını Açtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi 15 Şubat&#8217;ta Başlayacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/askeri-radar-ve-sinir-guvenligi-zirvesi-15-subatta-baslayacak-345422</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2023 11:07:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[askeri]]></category>
		<category><![CDATA[başlayacak]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[radar]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[şubat]]></category>
		<category><![CDATA[şubatta]]></category>
		<category><![CDATA[zirvesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=345422</guid>

					<description><![CDATA[<p>SEKTÖRÜN TEK İHTİSAS ETKİNLİĞİ MRBS’DE YENİ TEKNOLOJİLER TANITILACAK</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/askeri-radar-ve-sinir-guvenligi-zirvesi-15-subatta-baslayacak-345422">Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi 15 Şubat&#8217;ta Başlayacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SEKTÖRÜN TEK İHTİSAS ETKİNLİĞİ MRBS</strong>’<strong>DE YENİ TEKNOLOJİLER TANITILACAK</strong></p>
<p><strong>Türk savunma sanayisi temsilcileri Ankara</strong>’<strong>da 4. Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi</strong>’<strong>nde buluşmaya hazırlanıyor. Zirve</strong>’<strong>de sınır güvenliğine yönelik yenilikçi çözümler ve teknolojiler sergilenecek</strong></p>
<p>Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği &#8211; MÜSİAD Ankara Şubesi tarafından hayata geçirilen <strong>4. Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi &#8211; MRBS</strong>, 15-16 Şubat 2023 tarihlerinde Hacettepe Beytepe Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek.<strong> </strong></p>
<p><strong>İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı </strong>ve <strong>T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı</strong>’nın<strong> </strong>katılımlarıyla düzenlenecek Zirve’de, hava, kara ve deniz savunmasındaki riskler ve entegre çözümler gündeme getirilecek. Ulusal güvenliğimiz kadar ulusal ekonomimiz açısından da son derece kritik öneme sahip olan sınır güvenliğiyle ilgili ihracat potansiyeli taşıyan son teknolojiler ve inovatif çözümler de MRBS’de tanıtılacak.</p>
<p><strong>MRBS katılımcılarına sınırları aşan bir ihracat vizyonu oluşturuyor</strong></p>
<p>MRBS, Türk savunma sanayisini dost ve müttefik ülkelerden de karar vericilerle buluşturacak ve önemli iş birliği anlaşmalarına ev sahipliği yapacak. Savunma sektöründe sınır güvenliğine, yenilikçi teknolojilere, yeni ürün ve markalara odaklanan tek ihtisas etkinliği olan MRBS’ye her yıl yabancı ülke temsilcilerinin de katılımı artıyor. Teknoloji geliştirirken iş birliğini güç birliğine dönüştürmeyi misyon edinen MÜSİAD üyeleri de savunma sanayi alanında globalleşen dünya için geliştirdikleri glokal ürünlerle MRBS’de yerlerini almaya hazırlanıyor.</p>
<p>MRBS’de bu yıl gençlerin teknoloji ve üretime olan ilgisi, yenilikçi teknolojilerin yenilikçi müşteriler ile buluşması için paneller de düzenlenecek. Sınırların hava, deniz ve kara sınırlarından ibaret olmadığı teknoloji geliştirmenin ülkeleri sınırsızlaştırdığı ve savaş kazandıran teknolojilerin ve güvenlik çalışmalarının konuşulacağı paneller dinleyicilere yeni kazanımlar sunacak. Kalemle çizilen sınırlar için güvenlik sistemleri değil, gönül coğrafyamız için teknolojiyi geliştirenlerin panellerde buluşması amaçlandı.</p>
<p><strong>Sektörü buluşturan Zirve</strong></p>
<p>Savunma sektöründe birçok ürünün ilk kez görücüye çıkacağı Zirve’nin katılımcıları arasında; ASELSAN, BMC,  TAI, HAVELSAN, FİDES TEKNOLOJİ, HAVELSAN HTR, VISCO ELECTRIC, METEKSAN, ASFAT, ROKETSAN, ROBİT TEKNOLOJİ, KAYACI SAVUNMA, MKE gibi önemli temsilciler yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/askeri-radar-ve-sinir-guvenligi-zirvesi-15-subatta-baslayacak-345422">Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi 15 Şubat&#8217;ta Başlayacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
