<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sindirim | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/sindirim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sindirim</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Mar 2026 09:18:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>sindirim | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sindirim</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bayramı keyifli geçirmek için beslenmeye dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayrami-keyifli-gecirmek-icin-beslenmeye-dikkat-621387</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 09:18:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmeye]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[geçirmek]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hülya]]></category>
		<category><![CDATA[keyifli]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[ogün]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621387</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, Ramazan sonrası bayram döneminde beslenme ve öğün düzeninin değişmesi ile porsiyon kontrolü ve tatlı tüketimi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayrami-keyifli-gecirmek-icin-beslenmeye-dikkat-621387">Bayramı keyifli geçirmek için beslenmeye dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, Ramazan sonrası bayram döneminde beslenme ve öğün düzeninin değişmesi ile porsiyon kontrolü ve tatlı tüketimi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bayramda eski yeme düzenine geçiş bilinçli olmalı!</strong></p>
<p>Ramazan ayı boyunca değişen öğün saatleri ve azalan gündüz beslenmesiyle birlikte vücudun farklı bir ritme adapte olduğunu aktaran Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Bayramla birlikte eski düzene dönerken ani ve kontrolsüz bir geçiş yapmak yerine, süreci bilinçli yönetmek sindirim sistemi, kilo kontrolü ve genel iyilik hali açısından önemlidir.” dedi.</p>
<p>Bayramda yeni düzene alışmak için önerilerde bulunan Hülya Yiğit İspiroğlu, “İlk olarak güne dengeli bir kahvaltıyla başlayın. Uzun açlık döneminin ardından bayram sabahına şerbetli tatlılar ve hamur işleriyle başlamak kan şekeri dalgalanmalarına neden olabilir. Yumurta, az tuzlu peynir, zeytin, bol yeşillik, söğüş sebzeler ve tam tahıllı ekmek içeren bir kahvaltı daha dengeli bir başlangıç sağlar. Reçel ve bal gibi basit şeker kaynaklarını küçük porsiyonlarla sınırlandırmak faydalıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Vücudu bir anda sık ve ağır öğünlere zorlamak sindirim sorunlarına yol açabilir! </strong></p>
<p>Tatlının yasaklanmaması ancak porsiyon yönetimine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Hülya Yiğit İspiroğlu, “Bayramda şerbetli ve hamur işi tatlıların aşırı tüketimi; kan şekeri dengesizliği, mide-bağırsak sorunları ve kilo artışı riskini artırabilir. Özellikle karın çevresi yağlanması kalp-damar hastalıkları açısından risk faktörüdür. Tatlı tüketilecekse ana öğün sonrasında ve tadım porsiyonunda tercih edilmeli; mümkünse sütlü veya meyve bazlı seçenekler seçilmelidir.” dedi.</p>
<p>Öğün düzeninin adım adım artırılması ve su tüketiminin ihmal edilmemesi konularına değinen<strong> </strong>Hülya Yiğit İspiroğlu, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ramazan boyunca iki öğüne alışan vücudu bir anda sık ve ağır öğünlere zorlamak sindirim şikâyetlerine yol açabilir. Bayramla birlikte ara öğünleri yoğurt, taze meyve veya çiğ kuruyemiş gibi dengeli seçeneklerle eklemek; gece oluşan şeker isteğini azaltmaya yardımcı olur.</p>
<p>Bayramda artan şeker tüketimi iştah kontrolünü zorlaştırabilir. Günlük sıvı ihtiyacını (yaklaşık kilo başına 30–35 ml) karşılamak hem ödem kontrolüne hem de tokluk hissine katkı sağlar. Ana öğünleri yatmadan en az 4–5 saat önce tamamlamak da sindirim açısından önemlidir.”</p>
<p><strong>Amaç mükemmel olmak değil, dengeyi kaybetmeden keyifli ve sağlıklı bir geçiş süreci yaşamak! </strong></p>
<p>Günlerin uzaması ve gün ışığının artmasının, sirkadiyen ritmin yeniden düzenlenmesi için önemli bir fırsat olduğunun da altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Sabah saatlerinde yapılacak hafif tempolu yürüyüşler hem sindirimi destekler hem de metabolik dengeyi güçlendirir.” dedi.</p>
<p>Ramazan boyunca azalan gündüz hareketliliğini artırmanın, kilo kontrolü açısından destekleyici olduğunu yineleyen Hülya Yiğit İspiroğlu, “Bayram birkaç gün sürer; ancak beslenme alışkanlıkları uzun vadeli sonuçlar doğurur. Amaç mükemmel olmak değil, dengeyi kaybetmeden keyifli ve sağlıklı bir geçiş süreci yaşamaktır.” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayrami-keyifli-gecirmek-icin-beslenmeye-dikkat-621387">Bayramı keyifli geçirmek için beslenmeye dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan sonrası sindirim sistemine dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-sonrasi-sindirim-sistemine-dikkat-2-621038</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 09:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hafif]]></category>
		<category><![CDATA[hamur]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[sistemine]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621038</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan’ın bitmesine sayılı günler kaldı. Ramazan sonrasında normal beslenme düzenine geçişte sindirim sisteminin uyumunun sağlanması, önemli sağlık sorunlarının önlenmesinde etkili oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-sonrasi-sindirim-sistemine-dikkat-2-621038">Ramazan sonrası sindirim sistemine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Ramazan’ın bitmesine sayılı günler kaldı. </span></span></span></b><b><span><span><span>Ramazan sonrasında normal beslenme düzenine geçişte sindirim sisteminin uyumunun sağlanması, önemli sağlık sorunlarının önlenmesinde etkili oluyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, iki öğün gibi özel bir beslenmenin uygulandığı bu dönemden normal yemek düzenine geçerken dikkat edilmesi gereken noktalara değindi. Bayramlarda çok çeşitli ve yoğun enerji içeren beslenme düzeninin etkili olduğunu Prof. Dr. M. Emel Alphan, bayram geleneğinin bir sembolü olan kahvaltı ve yemek sofralarında ağır yemeklerden uzak durulması uyarısında bulunarak tatlı ve şeker tüketiminden kaçınılmasını tavsiye etti.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, Ramazan sonrası normal beslenme düzenine geçişle ilgili değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bayramda ağır ikramlara dikkat!</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ramazan ayının, oruç tutanlar için, günde iki öğün gibi özel bir beslenme uygulanan ve alışılmışın dışındaki saatlerde yemek yemeyi gerektiren bir dönem olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, bu dönemden normal yemek düzenine geçişte, sindirim sisteminin de uyumunu sağlamanın önemli olduğunu vurguladı. Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Oysa bir aylık oruç döneminden sonraki bayram günlerinde bireyler, genellikle psikolojik olarak aşırı yemek yeme eğilimindedirler. Bunun yanı sıra, geleneklerimize bağlı olarak, bayram yemeklerinin, günlük beslenme düzeninin dışında, çeşit olarak fazla ve içeriğinin ağır olması, bayram ziyaretlerindeki hamur tatlısı ağırlıklı ikramlar ve bu ikramların geleneklerimiz nedeniyle ısrarla yedirilmesi, sindirim sistemindeki adaptasyonu güçleştirir. Bu adaptasyonu sağlamak için bayramda hafif yiyecekler yenilmesi gerekir. Güne hafif bir kahvaltı ile başlamak, gün içinde aşırı yağlı, çok tuzlu, kalori açısından yoğun hamur işlerinin ve hamur tatlılarının yenilmemesi gerekir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Güne hafif kahvaltı ile başlanmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sindirim sisteminde adaptasyonun sağlanması için bayramda hafif yiyecekler yenilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Güne hafif bir kahvaltı ile başlamak, gün içinde aşırı yağlı, çok tuzlu, enerji açısından yoğun hamur işlerinin ve hamur tatlılarının yenilmemesi gerekir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sağlıklı bir bayram için bu önerilere kulak verin</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. M. Emel Alphan, bayramda uygulanması gereken beslenme kurallarının aşağıdaki gibi olması gerektiğini belirterek şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span>Güne hafif bir kahvaltı ile başlanmalıdır.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Öğüne çorba ve salata ile başlanmalı, çorba ile ekmek yenilmemelidir. Bu, o öğünde aşırı miktarda yemek yemeyi önler.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Yemekler çok yağlı ve çok tuzlu yapılmamalıdır. Et ve tavuk yemeklerine pişerken yağ ilave edilmemeli, kızartılmış besinlerden kaçınılmalıdır.</span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Börek ve sarma varsa ekmek tüketilmemeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span>Bayram yemeğinde, börek, pilav, makarna, dolma, sarma gibi besinler bulunduğu takdirde ekmek yenilmemelidir.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Enerjisinin düşük olmasından dolayı, öğünde mutlaka sebze ve salata bulunmalıdır.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Ağır hamur tatlıları yerine sütlü ve meyveli tatlılar ya da en iyisi meyve tercih edilmelidir.</span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Meyve seçeneği sunulmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span>Bayram ziyaretleri sırasında, ikram edilen tatlıların, porsiyon ölçülerinin az olması, misafirlerin de az yemesine neden olur. Mümkünse misafirlere seçenek olarak meyve de sunulmalıdır.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Geleneksel Türk misafirperverliğinin bir sonucu olarak gelişen ikram edilen yiyeceklerin yenilmesi konusundaki ısrardan kaçınılmalıdır.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Bayram günlerinde, çikolata, şeker, şekerlemeler ve tatlı gibi kalorisi yüksek olan yiyecekleri, herkesin, özellikle çocukların aşırı yemeleri önlenmelidir.</span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kafeinli içecekler aşırı tüketilmemeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span>İkram edilen çay, kahve gibi kafeinli içeceklerin aşırı tüketiminden kaçınılması, açık ve limonlu çay, ıhlamur ve bitki çaylarının tercih edilmesi gerekir.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Ramazan boyunca, su tüketiminin az olmasından dolayı oluşabilen su kaybının, yerine konulması için su ve sulu gıdaların tüketimine önem verilmesi gerekir.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Diyabetlilerin (şeker hastalarının), kalp hastalarının, hipertansiyonu (yüksek tansiyon) olan kişilerin, diyetisyenleri tarafından önerilmiş olan diyetlerini bozmamaya özen göstermeleri ve aile çevresindekilerin de hastalara bu konuda yardımcı olmaları gerekir.</span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sindirim zorluklarıyla karşılaşılabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. M. Emel Alphan</span></span></span><span><span><span>, belirtilen hususlara dikkat edilmediği takdirde sindirim zorlukları, mide ve bağırsaklarda aşırı gaz birikimi, ani tansiyon ve şeker yükselmesi gibi hastalıkların ortaya çıkabileceği, hastalarda ve yaşlılarda ise daha ağır sorunlar oluşabileceği uyarısında bulundu. Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Bayramınızı sağlıklı geçirmek ve kendinizi iyi hissetmek istiyorsanız bu hususlara dikkat etmeniz gerekir” diyerek sözlerini tamamladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-sonrasi-sindirim-sistemine-dikkat-2-621038">Ramazan sonrası sindirim sistemine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zengin Ama Sağlıklı Bir Bayram Sofrası İçin Önemli İpuçları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zengin-ama-saglikli-bir-bayram-sofrasi-icin-onemli-ipuclari-621014</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 09:23:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[puçları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[sofrası]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[zengin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621014</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeni, bayramla birlikte yerini zengin sofralara ve ikramlara bırakıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zengin-ama-saglikli-bir-bayram-sofrasi-icin-onemli-ipuclari-621014">Zengin Ama Sağlıklı Bir Bayram Sofrası İçin Önemli İpuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeni, bayramla birlikte yerini zengin sofralara ve ikramlara bırakıyor. Ancak bayram günlerinde büyük porsiyonlarda ve sık aralıklarla yemek tüketmek; mide problemleri, kan şekeri dalgalanmaları ve halsizlik gibi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bu nedenle bayramın keyfini çıkarırken sağlığı korumak birkaç küçük ama etkili beslenme ipucu ile mümkün olabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Sinem Türkmen, bayram beslenmesinde dikkat edilmesi gerekenleri anlatıyor.</p>
<p><strong>Kahvaltıda sindirim sistemini yormayan tercihler yapın</strong></p>
<p>Ramazan sonrası yeniden düzenlenen beslenme alışkanlıklarında dengeli seçimler yapmak, hem sindirim sistemini korumaya hem de gün boyu enerjik hissetmeye yardımcı olur. Bayram sabahı genellikle uzun süredir özlenen kahvaltı sofralarıyla başlar. Ancak oruç sonrası mide henüz yoğun beslenmeye tam adapte olamayabilir. Bu nedenle kızartmalar, aşırı yağlı börekler veya çok fazla şarküteri ürünleri yerine daha dengeli bir kahvaltı tercih edilmesi önerilir. Sindirim sistemini yormayan bir bayram kahvaltısı için şu besinler tercih edilebilir. Örneğin; haşlanmış yumurta veya az yağlı omlet, peynir, zeytin, tam tahıllı ekmek ve bol yeşillik. Bu şekilde hazırlanan dengeli bir kahvaltı hem sindirimi kolaylaştırır hem de gün içinde aşırı yeme isteğinin önüne geçebilir.</p>
<p><strong>Aynı gün içinde birden fazla tatlı tüketmeyin </strong></p>
<p>Bayramın en zor kısmı şüphesiz tatlı ikramlarına karşı koyabilmektir. Özellikle şerbetli tatlılar yüksek şeker ve kalori içerdiği için kan şekerini hızlı yükseltip kısa sürede tekrar düşmesine neden olabilir. Bu durum daha fazla tatlı isteği yaratırken; halsizlik, uyku hali, yorgunluk ve stres artışına da yol açabilir. Bu nedenle tatlı porsiyonlarının küçük tutulması, aynı gün içinde birden fazla tatlı tüketilmemesi, şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyve bazlı tatlıların tercih edilmesi daha dengeli bir seçim olacaktır. Tatlıların yanında tüketilen içeceklerin de şekersiz olması önerilmektedir.</p>
<p><strong>Ziyaretlere gitmeden önce küçük bir ara öğün yapın</strong></p>
<p>Bayram ziyaretleri sırasında sürekli ikramlarla karşılaşmak oldukça normaldir. Ancak ziyaretlere çok aç gitmek kontrolsüz şekilde fazla yemek tüketilmesine neden olabilir. Evden çıkmadan önce tüketilecek küçük bir ara öğün, porsiyon kontrolünü kolaylaştırabilir. Örneğin bir avuç çiğ badem, bir kase yoğurt gibi besinler tokluk hissini artırarak aşırı tüketimi önlemeye yardımcı olur.</p>
<p><strong>Bol su tüketin, fazla yeme isteğiniz azalsın</strong></p>
<p>Ramazan boyunca azalan su tüketimi alışkanlığı bayram günlerinde de sürdürülmemelidir. Gün içinde yeterli miktarda su tüketmek metabolizmanın düzenlenmesine ve fazla yeme isteğinin azalmasına yardımcı olur. Günlük olarak 1.5-2 litre su içilmesi vücudun sıvı dengesini koruyabilmek için önemlidir. Çay ve kahve tüketiminin de günde 2-3 fincanla sınırlandırılması gerekir.</p>
<p><strong>Her yemek sonrası 20-30 dakika yürüyüş yapın</strong></p>
<p>Bayram günleri çoğu zaman uzun süreli oturmalarla geçer. Ancak yemek sonrası yapılacak 20-30 dakikalık hafif yürüyüşler hem sindirimi destekler hem de kan şekeri kontrolüne yardımcı olur. Günlük hareketi artırmak için asansör yerine merdiven kullanmak, kısa mesafelerde araç yerine yürümek gibi küçük alışkanlıklar da oldukça faydalı olabilir.</p>
<p><strong>Bayrama sağlıklı tatlı önerisi “Şekersiz hurmalı fit toplar”</strong></p>
<p><strong>İçindekiler:</strong> Rafine şeker içermeyen bu pratik tatlı, bayram ikramlarına daha dengeli bir alternatif sunar. Malzemeler; 10 adet hurma, 1 çay bardağı çiğ badem veya fındık, 2 yemek kaşığı kakao, 1 yemek kaşığı Hindistan cevizi, 1 yemek kaşığı fıstık ezmesi (isteğe bağlı).</p>
<p><strong>Yapılışı:</strong> Hurmaların çekirdeklerini çıkarıp 1-2 saat suda beklettikten sonra rondodan geçirin. Badem veya fındığı ekleyerek tekrar çekin. Kakao ve Hindistan cevizi ile karıştırıp küçük toplar haline getirin. İsteğe bağlı olarak dışını Hindistan cevizine veya kakao tozuna bulayabilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zengin-ama-saglikli-bir-bayram-sofrasi-icin-onemli-ipuclari-621014">Zengin Ama Sağlıklı Bir Bayram Sofrası İçin Önemli İpuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan&#8217;da sahur &#8220;altın değerinde&#8221; bir öğün!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sahur-altin-degerinde-bir-ogun-616935</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 10:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[değerinde]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[ogün]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sahur]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616935</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimler Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Müge Arslan, Ramazan’da yapılan beslenme hatalarını anlattı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sahur-altin-degerinde-bir-ogun-616935">Ramazan&#8217;da sahur &#8220;altın değerinde&#8221; bir öğün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimler Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Müge Arslan, Ramazan’da yapılan beslenme hatalarını anlattı.<strong> </strong></p>
<p><strong>Uzun süreli açlık sonrası mideye yüklenmeyin</strong></p>
<p>Ramazan’da beslenme düzeninin tamamen değiştiğini belirten Prof. Dr. Müge Arslan, “İnsan yaşamında bazı özel dönemler vardır, Ramazan ayı bunların en önemlilerindendir. Çünkü beslenme şekli tamamen değişir. Uzun süreli bir açlık sonrası iftarla birlikte o açlık sonlandırılır. Bu nedenle iftar öğünü en önemli öğündür. Ancak aç olan mide zaten asit salgılamış durumdadır. Hızlı ve yüksek miktarda besin alımı ciddi mide sorunlarına yol açabilir.” dedi.</p>
<p>İftara suyla başlanmasının en doğru tercih olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, “Uzun süreli dehidrasyon söz konusu olduğu için iftarın suyla açılması en doğru tercihtir. Açlık süresince mide asit salgılamaya devam ettiği için, iftar anında hızlı ve yüksek miktarda besin tüketmek ciddi sindirim sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle iftara hafif bir çorba ya da geleneksel olarak sofralarda yer alan mantı gibi nispeten hafif bir seçenekle başlanabilir. İftarı açtıktan sonra mutlaka kısa bir ara verilmesi önerilir. Çorba veya ölçülü iftariyeliklerin ardından 15–20 dakikalık bir mola sindirime zaman tanır. Bu süreçte namaz kılınabilir ya da sofradan kısa süreliğine uzaklaşılabilir. İftariyeliklerde de porsiyon kontrolü önemlidir. Peynir ince bir dilim olacak şekilde tüketilmeli; sucuk ve pastırma gibi ürünler ise abartılmamalıdır. Amaç, uzun süreli açlık sonrası mideyi yormadan sindirime geçişi sağlamaktır. Aranın ardından zeytinyağlılar veya sebze yemekleri tercih edilebilir. Hemen ağır ana yemeklere, özellikle et ve yoğun protein içeren yemeklere geçilmesi önerilmez. Sindirim sistemine kademeli olarak uyum sağlatıldıktan sonra ana yemeklere geçilmesi daha sağlıklı bir iftar düzeni oluşturacaktır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tatlı yasak değil, doğru tercih önemli</strong></p>
<p>Ramazan’da tatlı tüketiminin tamamen yanlış olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, “Uzun süreli açlıklarda en önemli noktalardan biri, besinlerin hızlı tüketilmemesi ve doğru tercihler yapılmasıdır. Hem yeme hızı hem de tüketilen besinin türü sindirim sağlığı açısından belirleyicidir. Tatlı konusu ise genellikle yanlış anlaşılıyor. Tatlıya tamamen karşı çıkmak doğru değildir; tatlı beslenmede yer alabilir. Ancak burada belirleyici olan, hangi tatlının ve ne miktarda tüketildiğidir. Ramazan sofralarında sıklıkla şerbetli ve hamurlu tatlılara yer verildiğini görüyoruz. Oysa bunun yerine sütlü tatlılar tercih edilmelidir. Güllaç, sütlaç, tavukgöğsü veya su muhallebisi gibi şeker ve şerbet içeriği daha düşük seçenekler daha uygun alternatiflerdir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Hızlı yemek, gereğinden fazla tüketmeye ve sindirim sorunlarına yol açar</strong></p>
<p>Ramazan’da yapılan en büyük hatalardan birinin de ezanla birlikte yemeğe hızlı ve kontrolsüz bir şekilde başlanması olduğunu söyleyen Prof. Dr. Arslan, “Oysa hem ana yemekler hem de tatlılar yavaş ve iyi çiğnenerek tüketilmelidir. Çünkü besin ağza alındıktan yaklaşık 15 dakika sonra tokluk hissi beyne ulaşır. Hızlı yemek, gereğinden fazla tüketmeye ve sindirim sorunlarına yol açar. ‘Ramazan kilo aldırır’ ya da ‘oruç mideyi bozar’ şeklindeki yaygın inanışlar doğru değildir. Asıl önemli olan, nasıl beslendiğiniz, neyi tercih ettiğiniz ve ne hızda tükettiğinizdir. Yavaş ve dengeli beslenmek hem sindirime zaman tanır hem de uzun süreli açlık sonrası oluşabilecek kan şekeri dalgalanmalarının dengelenmesine yardımcı olur.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Sahur altın değerinde</strong></p>
<p>Sahurun atlanmaması gerektiğini özellikle vurgulayan Prof. Dr. Müge Arslan, “Sahurun tamamen atlanmasındansa, gece 12–01 gibi geç saatlerde de olsa bir öğün yapılmasını tercih ediyoruz. Çünkü Ramazan’da 8–10 hatta 12 saate varan uzun süreli açlık söz konusu oluyor ve bu süreçte kan şekeri dengesinde ciddi dalgalanmalar yaşanabiliyor. Bu nedenle sahur, adeta ‘altın değerinde’ bir öğündür ve mutlaka yapılmasını öneriyoruz” dedi.</p>
<p>Uyku nedeniyle sahura kalkmanın zor olabildiğini belirten Prof. Dr. Arslan, sağlıklı bir oruç süreci için bu öğünün ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti. Sahurda hafif, mideyi yormayan ve kan şekerini dengeleyen besinlerin tercih edilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Arslan, “Kahvaltı tarzı bir öğün iyi bir seçenek olabilir. Peynir, yumurta veya omlet, zeytin, yeşillikler ve 1–2 dilim ekmek dengeli bir alternatif sunar. Daha yemek tarzında bir tercih yapmak isteyenler için çorba ya da zeytinyağlılar uygun olabilir. Pratik bir seçenek arayanlar ise yoğurt içine yulaf, meyve ve badem ekleyerek doyurucu ve dengeleyici bir öğün hazırlayabilir.” diye konuştu.</p>
<p>Sahura kalkamayan kişiler için ise hiç yememektense hafif bir alternatifin tercih edilmesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Arslan, en azından gece geç saatlerde küçük bir öğün tüketmenin daha doğru olacağını ifade etti.</p>
<p><strong>İftar ile sahur arasında su tüketimine dikkat</strong></p>
<p>Sıvı tüketiminin önemine de değinen Prof. Dr. Arslan, iftardan sahura kadar geçen sürede yeterli su alınması<strong> </strong>gerektiğini söyledi ve “Uzun süreli susuzluk nedeniyle dehidratasyon gelişir. Bireysel farklılıklar olmakla birlikte en az 2 litre su tüketilmesini öneriyoruz.” dedi.</p>
<p>İftarda şekerli ve şerbetli içecekler yerine su ve ayranın tercih edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Arslan, bu tür içeceklerin kan şekeri dengelendikten sonra ve sınırlı miktarda tüketilmesinin daha uygun olacağını vurguladı.</p>
<p>Çay ve kahvenin ölçülü tüketilebileceğini ancak aşırı tüketimin kalp atım hızını artırabileceğini ifade eden Prof. Dr. Arslan, özellikle tansiyon ve kalp-damar hastalığı olanların dikkatli olması gerektiğini kaydetti.</p>
<p><strong>Kilo artışı, Ramazan’dan ziyade besin tercihleri ve yaşam tarzıyla ilişkili</strong></p>
<p>Ramazan ayının tek başına kilo aldırdığı yönündeki inanışın doğru olmadığını söyleyen Prof. Dr. Arslan, “Kilo artışı, Ramazan’dan ziyade besin tercihleri ve yaşam tarzıyla ilişkilidir. Ramazan’da birçok kişi normal beslenme düzeninden farklı bir modele geçiyor. Uzun süreli açlığın ardından sofraya oturulduğunda, özellikle pide, ekmek, pilav ve makarna gibi karbonhidrat ağırlıklı besinler hızlı ve büyük porsiyonlarla tüketilebiliyor. Ancak boş mideye bir anda yüksek miktarda yemek yüklenmesi sindirim sistemine zaman tanımıyor ve mide rahatsızlıklarına yol açabiliyor. Ayrıca uzun süre düşük seyreden kan şekeri, hızlı ve yoğun karbonhidrat alımıyla aniden yükseliyor; ardından tekrar düştüğünde ise halsizlik, titreme ve yemekten sonra bitkinlik hissi ortaya çıkabiliyor. Sahura kalkmamak ya da sahurda ağır ve yüksek kalorili besinler tüketmek süreci olumsuz etkiler. Sahurda baklava, pilav, makarna ya da iftar kadar ağır bir öğün tüketmek elbette kilo alımına neden olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ramazan’da kilo almak bir yana, kilo vermek bile mümkün olabilir</strong></p>
<p>Sağlıklı bir Ramazan için iftarın kademeli yapılmasını öneren Prof. Dr. Müge Arslan, “Önce ölçülü iftariyelikler (peynir, zeytin, az miktarda pastırma gibi), ardından çorba ve kısa bir ara… Sonrasında salata veya hafif bir sebze yemeğiyle devam edilip, mideye sindirim için zaman tanındıktan sonra ana yemeğe geçilmelidir. Tatlı tercihi ise sütlü tatlılardan yana kullanılmalıdır. Ayrıca iftardan 1–2 saat sonra yapılacak 30–45 dakikalık bir yürüyüş hem sindirimi destekler hem de kilo kontrolüne katkı sağlar. Günümüzde iftar saatlerinin daha erken olması, akşam yürüyüşü için zaman da yaratmaktadır. Düzenli ve dengeli beslenme ile birlikte hafif fiziksel aktivite eklendiğinde, Ramazan’da kilo almak bir yana, kilo vermek bile mümkün olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sahur-altin-degerinde-bir-ogun-616935">Ramazan&#8217;da sahur &#8220;altın değerinde&#8221; bir öğün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan&#8217;da sindirim sağlığını korumak için bu önerilere dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sindirim-sagligini-korumak-icin-bu-onerilere-dikkat-616667</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 11:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çiğ]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[önerilere]]></category>
		<category><![CDATA[porsiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Aytaç Atamer]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616667</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, Ramazan’da sindirim sağlını korumak için dikkat edilmesi gereken alışkanlıklar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sindirim-sagligini-korumak-icin-bu-onerilere-dikkat-616667">Ramazan&#8217;da sindirim sağlığını korumak için bu önerilere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve<strong> </strong>Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, Ramazan’da sindirim sağlını korumak için dikkat edilmesi gereken alışkanlıklar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Ramazan’a uygun beslenme alışkanlıkları geliştirilmesi önemli! </strong></p>
<p>Ramazan ayında beslenme şeklinden yemek saatlerine, yenen yemeğin çeşidinden hareket miktarına kadar birçok dengenin değiştiğini hatırlatan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bu nedenle bu döneme uygun alışkanlıklar geliştirilmesi büyük önem taşır.” dedi.</p>
<p>Ramazan ayının nefis terbiyesi, yeme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi ve özellikle porsiyon kontrolünü öğrenmek için önemli bir fırsat olarak görülmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Atamer, bayram sonrasında da benzer yeme alışkanlıklarının sürdürülmesi ve dengeli beslenmenin yaşam tarzı haline getirilmesi önerisinde bulundu.</p>
<p><strong>Su tüketimi iftar ve sahur arasına yayılmalı!</strong></p>
<p>Ramazan ayı boyunca su kaybının daha belirgin hale geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bu nedenle yeterli suyun iftar ve sahur aralığında tüketilmesi gerekir.” dedi.</p>
<p>Suyu bir anda içmenin doğru olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Atamer, şunları söyledi:</p>
<p>“Bir anda içilen bir litre suyun faydası sınırlı olacaktır. Bunun yerine su tüketimi iftar ve sahur arasına yayılmalı. Günlük ortalama 2-3 litre su hedeflenmeli. Sahurda en az yarım litre su içilmesi önerilir. İftarda birkaç bardak suyun ardından ılık, hafif ballı ve limonlu su tüketmek şeker dengesinin ayarlanmasına katkı sağlayabilir.</p>
<p>Çay ve kahve tüketimi ise sınırlandırılmalı. İftar ve sahurda içilen kahve ve siyah çay, beyindeki susama merkezinin baskılanmasına neden olarak yeterince su içmeyi engelleyebilir. Ayrıca idrar söktürücü etkileri nedeniyle gün içinde su kaybını artırabilirler. Bu nedenle Ramazan boyunca kontrollü tüketilmeleri önerilir. Gazlı ve şekerli soğuk içeceklerden ise uzak durulmalı.”</p>
<p><strong>Ramazan’da porsiyonların küçültülmesi önemli!</strong></p>
<p>Ramazan’da porsiyonların küçültülmesinin önemli olduğunu aktaran Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Tabağa tüm ürünleri doldurmak yerine, her ürün tüketildikten sonra diğer yemeğe geçilmeli.” dedi.</p>
<p>Göz ve mide açlığı nedeniyle porsiyon alımının fazla olabileceği uyarısını yapan Prof. Dr. Atamer, “İlk 15 dakika az ölçüyle başlanırsa, devamında da yine az porsiyon ile devam edilir ve bu sayede kilo alımının önüne geçilebilir. Her grup besin kaynağı az ve dengeli şekilde tüketilmeli. Vücudun ihtiyacı olan karbonhidratlar daha çok sebze ve bakliyatlardan, daha az miktarda olmak üzere meyvelerden alınmalı. Pide gibi beyaz unlu ürünler yerine kepekli siyah bulgur, esmer pirinç, çavdar, tam buğday ve kepekli buğday gibi şeker yükseltici etkisi daha az olan gıdalar tercih edilmeli.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Protein ağırlıklı beslenme iştah kontrolünü destekler!</strong></p>
<p>Protein alımının azaltılmasının iştah kontrolünü zorlaştıracağına ve Ramazan sonunda bedenin yağ oranında artışa neden olabileceğine vurgu yapan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Protein ağırlıklı beslenmek gerekir.” dedi.</p>
<p>Balığın haftada iki kez, kızartma yerine diğer pişirme yöntemleriyle tüketilmesi gerektiğine değinen Prof. Dr. Atamer, “Aşırı yağlı tüketilen protein kaynakları; sucuk, sosis, pastırma, aşırı yağlı et, kavurma, kızartma ve yağlı peynir gibi besinler kilo alımına neden olabilir. Özellikle kırmızı et ve balık eti hazırlanırken sebzelerle sote edilmeli; yoğurt, ayran veya kefirle birlikte tüketilmelidir. Sahurda yumurta ihmal edilmemelidir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Katı bir lokma en az 20 kez çiğnenmeli ve sonra yutulmalı!</strong></p>
<p>Yemeklerin çok çiğnenerek tüketilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Katı bir lokma en az 20 kez çiğnenmeli ve sonra yutulmalıdır. Çiğnenme yapılamıyorsa yemek arasında mola verilmelidir.” dedi.</p>
<p>Özellikle iftarda, ilk çorbadan sonra mutlaka 15 dakika beklenmesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Atamer, beynin doğru besin sinyali oluşturabilmesi için ilk lokmadan itibaren en az 13 dakika geçmesi gerektiğini hatırlattı.</p>
<p><strong>Sahurda tatlı tüketilmemeli!</strong></p>
<p>Sahurda tatlı yenmemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “İftarda ise haftada en fazla bir-iki kez hafif tatlılar tercih edilebilir.” dedi.</p>
<p>Az şekerli sütlü tatlılar, güllaç ve dondurucuya atılan meyveli yoğurtların tercih edilebileceğine işaret eden Prof. Dr. Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ancak bu tatlılar yemekten en az bir saat sonra tüketilmeli. Şerbetli tatlılardan uzak durulmalı. İftar sonrası yatıncaya kadar olan dönemde ve sahurda sınırlı olmak kaydıyla taze meyve ile birlikte çiğ, kavrulmamış kuru yemiş tüketilebilir. Bağırsakların iyi çalışmasını sağlayan meyveler zaman zaman bol tarçınlı, şekersiz veya az şekerli komposto olarak hazırlanabilir. Ancak meyvelerin şeker içeriği unutulmamalı ve günde iki porsiyondan fazla tüketilmemeli.</p>
<p>Ceviz, içerdiği Omega 3 desteği ve tokluk süresini uzatması nedeniyle hem sahurda hem iftarda 2-3 adet tüketilebilir. Bunun yanında çiğ olarak 4 adet badem, 3 adet fındık veya fıstık alınması önerilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sindirim-sagligini-korumak-icin-bu-onerilere-dikkat-616667">Ramazan&#8217;da sindirim sağlığını korumak için bu önerilere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğru Probiyotik Ramazan Ayında Bağırsak Sağlığınıza İyi Gelir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogru-probiyotik-ramazan-ayinda-bagirsak-sagliginiza-iyi-gelir-615826</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 08:13:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayında]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[gıdalar]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrobiyota]]></category>
		<category><![CDATA[Probiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığınıza]]></category>
		<category><![CDATA[sahur]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[yi]]></category>
		<category><![CDATA[yoğurt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615826</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayında uygulanan intermittent fasting yani aralıklı oruç, yani gün ışığı saatlerinde yemekten uzak durma, bağırsaklardaki mikroorganizma topluluğu olan mikrobiyotayı önemli ölçüde yeniden şekillendiriyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogru-probiyotik-ramazan-ayinda-bagirsak-sagliginiza-iyi-gelir-615826">Doğru Probiyotik Ramazan Ayında Bağırsak Sağlığınıza İyi Gelir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayında uygulanan intermittent fasting yani aralıklı oruç, yani gün ışığı saatlerinde yemekten uzak durma, bağırsaklardaki mikroorganizma topluluğu olan mikrobiyotayı önemli ölçüde yeniden şekillendiriyor. Yapılan bilimsel araştırmalar, bu sürecin mikrobiyal çeşitliliği artırdığını ve kısa zincirli yağ asitleri (SCFA) üretimini teşvik ettiğini gösteriyor. SCFA&#8217;ler, bağırsak duvarını güçlendirerek iltihaplanmayı azaltıyor, bağışıklık sistemini destekliyor ve hatta beyin sağlığına olumlu etki ediyor. Ramazan ayı, kilo kaybı veya enerji seviyeleriyle ilişkilendirirken, mikrobiyota değişiklikleri gibi derin etkiler göz ardı ediliyor. Oysa bu; obezite, diyabet ve sindirim sorunları gibi modern hastalıklarla mücadelede kritik rol oynuyor. Memorial Antalya Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Berna Ertuğ, orucun bağırsak sağlığına faydası hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Oruç tutmak bağırsak sağlığına iyi geliyor</strong></p>
<p>Ramazan ayı, milyonlarca kişi için manevi bir “yenilenme” dönemi olmanın yanı sıra, beden sağlığı üzerinde de ilginç etkilere sahiptir. Ancak sahur ve iftar yemekleri, su tüketimi veya kilo yönetimi gibi yaygın konuların ötesinde, az bilinen bir etkisi de orucun bağırsak mikrobiyotası üzerindeki dönüştürücü etkisidir. Yapılan araştırmalarda Ramazan sonrası mikrobiyota çeşitliliğinin arttığı ve faydalı bakterilerin (örneğin, kısa zincirli yağ asidi üreten türler) çoğaldığı gözlemlenmiştir. </p>
<p><strong>Ramazan ayının sağlığa uzun vadeli, olumlu katkıları oluyor</strong></p>
<p>Ramazan ayı, uzun süreli açlık dönemleriyle birlikte sindirim sistemimizi zorlayabilir. Bu süreçte probiyotik gıdalar, bağırsak mikrobiyotasını destekleyerek hazımsızlık, gaz, şişkinlik, kabızlık veya ishal gibi sorunları önlemeye yardımcı olur. Probiyotikler, canlı mikroorganizmalar olarak tanımlanır ve fermente gıdalar yoluyla alınabilir; bu da sindirimi sağlayan enzimleri aktive eder ve iyi bakterilerin sayısını artırır.</p>
<p>Bu etkiler yaş, mevcut sağlık durumu gibi bireysel faktörlere göre değişebilir. Hamileler, diyabet hastaları veya kronik rahatsızlığı olanlar, oruç öncesi doktorlarına danışmalıdır. Bağırsak mikrobiyotası yeniden yapılandırılarak uzun vadeli sağlık kazanımları sağlanabilir.</p>
<p><strong>Probiyotik gıdaların Ramazan ayında bağırsak sağlığına etkileri şu şekildedir;</strong></p>
<ul>
<li><strong>Sindirim Düzenlemesi:</strong> Oruç sırasında mide ve bağırsaklar dinlenir, ancak iftar ve sahurda dengesiz beslenme hazımsızlık yaratabilir. Probiyotikler, bu dengesizliği gidererek ağrı ve şişkinliği azaltır.</li>
<li><strong>Bağışıklık Güçlendirme:</strong> Ramazan&#8217;da bağışıklık sistemi zayıflayabilir; probiyotikler, kötü bakterilerin kana karışmasını engelleyerek genel sağlığı korur.</li>
<li><strong>Bağırsak Florasını Destekleme:</strong> Özellikle sahurda tüketildiğinde, mikrobiyotayı yenileyerek uzun vadeli faydalar sağlar. Araştırmalar, probiyotik takviyesinin sindirim sorunlarını etkili şekilde azalttığını göstermektedir.</li>
</ul>
<p><strong>Probiyotikten zengin gıdalar aşağıdaki gibidir;</strong></p>
<ul>
<li><strong>Yoğurt ve kefir:</strong> Ev yapımı yoğurt veya kefir, günlük probiyotik ihtiyacını karşılar. Sahurda bir kase yoğurt, sindirimi kolaylaştırır.</li>
<li><strong>Turşu ve lahana turşusu:</strong> Lahana turşusu gibi fermente sebzeler, yüksek probiyotik içerir. İftarda salata yanında tüketin.</li>
<li><strong>Peynir, tarhana ve şalgam suyu:</strong> Eski kaşar gibi peynir çeşitleri ve tarhana çorbası, probiyotik kaynağıdır. Şalgam suyu ise bağışıklığı destekler.</li>
<li><strong>Diğer örnekler:</strong> Kimchi, kombucha, miso veya elma sirkesi gibi uluslararası seçenekler de faydalıdır, ancak Türk mutfağına uyarlayarak kullanın.</li>
</ul>
<p>Probiyotik gıdaları aşağıdaki şekilde tüketin;</p>
<ul>
<li><strong>Sahurda:</strong> Probiyotik gıdaları sahurda tercih edin; örneğin, yoğurtla karıştırılmış probiyotik takviyesi veya kefir. Bu, gün boyu sindirimi destekler.</li>
<li><strong>İftarda:</strong> Ağır yemeklerden sonra turşu veya yoğurt ekleyin. Prebiyotik gıdalar (pırasa, enginar) ile birleştirin ki probiyotikler daha etkili olsun.</li>
<li><strong>Günlük Miktar:</strong> Günde 1-2 porsiyon yeterli. Aşırı tüketimden kaçının ve suyla destekleyin.</li>
</ul>
<p> Eğer divertikülit gibi kronik bir rahatsızlığınız varsa doktorunuza danışmadan tüketmeyin.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogru-probiyotik-ramazan-ayinda-bagirsak-sagliginiza-iyi-gelir-615826">Doğru Probiyotik Ramazan Ayında Bağırsak Sağlığınıza İyi Gelir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gerçek Yaşınız Kimliğinizde Değil, Bağırsaklarınızda Yazıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gercek-yasiniz-kimliginizde-degil-bagirsaklarinizda-yaziyor-615524</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 07:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsaklarınızda]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[İltihap]]></category>
		<category><![CDATA[kimliğinizde]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrobiyota]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşınız]]></category>
		<category><![CDATA[yazıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615524</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda öne çıkan “bağırsak yaşı” kavramı uzun ve sağlıklı yaşam (longevity) araştırmalarında giderek daha güçlü bir yer ediniyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gercek-yasiniz-kimliginizde-degil-bagirsaklarinizda-yaziyor-615524">Gerçek Yaşınız Kimliğinizde Değil, Bağırsaklarınızda Yazıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda öne çıkan “bağırsak yaşı” kavramı uzun ve sağlıklı yaşam (longevity) araştırmalarında giderek daha güçlü bir yer ediniyor. Son yıllarda bilim dünyası, sağlıklı yaş almanın anahtarını şaşırtıcı bir şekilde bağırsak sisteminde arıyor. Yaşa bağlı hastalıkların arkasındaki sessiz biyolojik süreç mikrobiyotamız olabilir.  <strong>Acıbadem Life Danışmanı Prof. Dr. İsmet Tamer</strong> bağırsaklarda yaşayan trilyonlarca mikroorganizmanın dengesinin bozulmasının; kalp hastalıklarından diyabete, unutkanlıktan bağışıklık sorunlarına kadar birçok tabloyla ilişkili olduğuna dikkat çekiyor. <strong>Prof. Dr. Tamer</strong>, sağlıklı yaşlanmanın anahtarının sindirim sisteminde gizli olduğunu vurguluyor ve bağırsakları genç tutmanın yollarını anlatıyor. </p>
<p><strong>Yaşlanmanın Temeli Bağırsaklarda!</strong></p>
<p>Yaşlanmayı çoğu zaman aynadaki görüntümüzle ya da takvim yaşımızla ilişkilendiririz; oysa gerçek biyolojik yaşımızın önemli bir kısmı bağırsaklarımızda saklıdır. Son yıllarda bilim dünyası, yaşlanma sürecini ve yaşa bağlı hastalıkları anlamada bağırsak mikrobiyotasını merkeze alıyor. Bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca mikroorganizmanın sindirimden bağışıklığa, ruh hâlinden beyin sağlığına kadar birçok sistemi etkilediğini belirten <strong>Acıbadem Life Danışmanı Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Bağırsaklar adeta dinamik bir ekosistem oluşturuyor.  Genç ve sağlıklı bireylerde bu mikroorganizmalar çeşitlilik gösterir ve dengeli bir uyum içinde çalışır. Ancak yaş ilerledikçe bu denge bozulur; faydalı bakterilerin azalması ve iltihap artırıcı türlerin çoğalmasıyla ortaya çıkan bu tablo, tıpta “disbiyozis” olarak adlandırılır ve sağlıksız yaşlanmanın temel biyolojik zeminlerinden biri olarak kabul edilir” diyor. </p>
<p><strong>Mikrobiyota ile Kronik İltihap Arasındaki İlişki…</strong></p>
<p>Yaşla birlikte vücutta ortaya çıkan en önemli biyolojik değişimlerden birinin çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen kronik iltihap süreci olduğuna dikkat çeken <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Bilim dünyasında bu tablo “inflammaging” olarak tanımlanır. Bu sessiz iltihaplanma; kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, Alzheimer ve bazı kanser türleri için uygun bir zemin oluşturabilir. Bu noktada bağırsaklar kritik bir rol oynar. Bozulmuş bir mikrobiyota dengesi, bağırsak duvarının geçirgenliğini artırarak zararlı maddelerin kana karışmasına yol açabilir. Bunun sonucunda bağışıklık sistemi sürekli tetikte kalır ve vücut, farkında olmadan uzun vadede kendi dokularını yıpratan bir savunma hâline girer” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Mikrobiyota, Yediklerimiz ve Hastalıklar Arasındaki İnce Çizgi </strong></p>
<p>Son yıllardaki bilimsel verilerle birlikte tip 2 diyabet ve obezitenin yalnızca kalori fazlasıyla açıklanamayacağını belirten <strong>Acıbadem Life Danışmanı Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Bağırsak mikrobiyotası metabolik denge üzerinde belirleyici rol oynar. Bağırsak bakterileri, liften zengin besinleri fermente ederek kısa zincirli yağ asitleri üretir; bu biyolojik bileşikler kan şekeri kontrolünü desteklerken iltihap düzeylerini de baskılamaya yardımcı olur. Ancak yaşla birlikte bu koruyucu bakterilerin azalması, insülin direncinin artmasına zemin hazırlayabilir. Öte yandan bazı bağırsak mikroorganizmaları, özellikle kırmızı et tüketimi sonrasında damar sertliğiyle ilişkilendirilen metabolitlerin oluşumuna katkıda bulunabilir. Bu mekanizmalar, kalp-damar hastalıklarının yaş ilerledikçe daha sık görülmesini açıklayan önemli biyolojik bağlantılar arasında yer alır” diyor. </p>
<p><strong>Alzheimer ve Parkinson’da Mikrobiyota Etkisi </strong></p>
<p>Bağırsaklarla beyin arasında kesintisiz bir iletişim ağı bulunduğunu söyleyen <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Bu biyolojik ilişki “beyin–bağırsak ekseni” olarak tanımlanır. Son yıllarda Alzheimer ve Parkinson hastaları üzerinde yürütülen araştırmalar, bu nörodejeneratif hastalıkların bağırsak mikrobiyotasındaki değişimlerle bağlantılı olabileceğine işaret ediyor. Mikrobiyota dengesinin bozulması yalnızca sindirimi değil, sinir sistemi üzerinden bilişsel fonksiyonları ve ruh hâlini de etkileyebilir. Bu nedenle bazı bireylerde sindirim şikâyetlerine eşlik eden unutkanlık, odaklanma güçlüğü veya duygudurum değişiklikleri görülebilir. Başka bir deyişle, tablo her zaman yalnızca beyinde başlamaz; biyolojik süreç çoğu zaman bağırsak düzeyinde şekillenir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Bağırsaklarınızı Genç Tutmanın Formülü</strong></p>
<p>Mikrobiyota ile ilişkili sorunların bir kader olmadığını belirten <strong>Acıbadem Life Danışmanı Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Sağlıklı yaşlanan ve ileri yaşına rağmen aktif yaşamını sürdüren bireylerin mikrobiyota profilleri incelendiğinde, bakteri çeşitliliğinin büyük ölçüde korunduğu görülüyor. Longevity araştırmaları da benzer biçimde, sağlıklı yaş alan bireylerin ortak özelliklerinden birinin zengin ve dengeli bir bağırsak mikrobiyotası olduğunu ortaya koyuyor. Science dergisinde yayımlanan çalışmalarda 90 yaş üzerindeki sağlıklı bireylerde bile bu çeşitliliğin korunabildiği bildiriliyor” diyor. </p>
<p>Üstelik bunun için karmaşık ya da “mucize” çözümlere ihtiyaç yok” diyen <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, bağırsak yaşının genç kalmasına katkı sağlayan 5 maddeyi sıralıyor. </p>
<ul>
<li>Liften zengin sebze ve meyvelerle beslenmek, </li>
<li>Yoğurt ve kefir gibi fermente gıdaları tüketmek, </li>
<li>Düzenli hareket etmek, </li>
<li>Kaliteli uyumak ve </li>
<li>Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmak.</li>
</ul>
<p>Yaşlanmanın yalnızca takvimle ilgili olmadığını belirten <strong>Prof. Dr. Tamer</strong>, “Bağırsaklarımız ne kadar sağlıklıysa, genel sağlığımız da o kadar güçlü kalıyor. Sindirim sistemine özen göstermek, aslında kalbi, beyni ve uzun vadeli yaşam kalitesini korumak anlamına geliyor” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gercek-yasiniz-kimliginizde-degil-bagirsaklarinizda-yaziyor-615524">Gerçek Yaşınız Kimliğinizde Değil, Bağırsaklarınızda Yazıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İftarda hızlı ve aşırı yemek metabolizmayı zorluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iftarda-hizli-ve-asiri-yemek-metabolizmayi-zorluyor-614072</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 09:59:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[ftarda]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[metabolizmayı]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614072</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin, Ramazan’da beslenme konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iftarda-hizli-ve-asiri-yemek-metabolizmayi-zorluyor-614072">İftarda hızlı ve aşırı yemek metabolizmayı zorluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin,<strong> </strong>Ramazan’da beslenme konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>İftarda hızlı ve aşırı yemek tokluk mekanizmasını bozuyor</strong></p>
<p>Ramazan ayında uzun süreli açlığın ardından iftarda hızlı ve aşırı yemek yemenin sindirim sistemi başta olmak üzere metabolik dengeyi olumsuz etkilediğini kaydeden Öğr. Gör. Kübra Şahin, “Aşırı yemek yemenin kalp ve dolaşım sistemi üzerinde de etkileri bulunmaktadır. Sindirim için mide ve bağırsaklara yönelen kan akışı, kalbin yükünü artırabilmektedir. Özellikle yaşlı bireyler ve kronik hastalığı olanlarda çarpıntı ve halsizlik gibi şikâyetler daha sık ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca hızlı yemek tokluk mekanizmasını bozmaktadır. Beynin ‘doydum’ sinyalini geç algılaması, farkında olmadan fazla enerji alımına neden olmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Mide hacmi ani şekilde genişliyor ve hazımsızlığa yol açıyor</strong></p>
<p>Gün boyu boş kalan mideye kısa sürede büyük porsiyonlarda besin alınmasının, mide hacminin ani şekilde genişlemesine neden olduğunu da söyleyen Beslenme Uzm. Kübra Şahin, “Bu durum şişkinlik, mide ağrısı, hazımsızlık ve reflü şikayetlerini beraberinde getirmektedir. Hızlı yemek, yeterli çiğnemenin önüne geçtiği için sindirim sürecini daha da zorlaştırmaktadır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Reaktif hipoglisemi görülebiliyor</strong></p>
<p>Uzun açlık sonrası özellikle karbonhidrat ağırlıklı ve hızlı tüketilen öğünlerin kan şekerinin ani yükselmesine yol açtığını da ifade eden Şahin, “Buna bağlı olarak insülin salınımı artar ve kısa süre sonra halsizlik, baş dönmesi ve uyku haliyle kendini gösteren reaktif hipoglisemi görülebilmektedir. Bu dalgalanmaların uzun vadede insülin direnci ve kilo artışı riskini artırmaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İftara çorbayla başlayın!</strong></p>
<p>Uzun süren açlığın ardından iftara çorba, hurma ya da suyla başlanmasının hem doygunluk hissinin sağlanması hem de sindirim problemlerinin önlenmesi açısından etkili olduğunu belirten Şahin, “İftara su veya çorba ile başlanması, mide hacminin yavaş yavaş genişlemesini sağlayarak şişkinlik, mide ağrısı ve hazımsızlık riskini azaltıyor. Sıvı içeriği yüksek bu besinler, mide asidinin daha dengeli salınmasına katkı sağlıyor. Hurma ise içerdiği doğal şekerler sayesinde kan şekerinin kontrollü bir şekilde yükselmesine yardımcı oluyor. Aynı zamanda lif içeriğiyle bağırsak hareketlerini uyararak sindirimi destekliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İftarda hemen tatlı yemeyin!</strong></p>
<p>Hızlı ve arka arkaya tüketilen ağır öğünlerin, mide ve kan şekeri üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiğini anlatan Öğr. Gör. Kübra Şahin, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ana yemek sonrası mide besinlerin sindirim açısından yoğun şekilde çalışmaya başlıyor. Bu aşamada hemen tatlı tüketilmesi, mideye ek bir sindirim yükü bindirerek şişkinlik, hazımsızlık ve reflü şikâyetlerini artırabiliyor. Özellikle şerbetli ve yağlı tatlılar mide boşalmasını geciktirerek sindirim sürecini zorlaştırıyor. Ayrıca kan şekerinde ani yükselmelere neden olabiliyor. Bu durum, kısa süre sonra halsizlik ve uyku haliyle kendini gösteren kan şekeri dalgalanmalarına yol açabiliyor. Ana yemekten sonra en az 1–2 saat beklenmesini ve tatlı tercihlerinde sütlü veya meyve bazlı seçeneklere yönelinmesi hem sindirim sistemini rahatlatır hem de kilo kontrolünü sağlar.”</p>
<p><strong>Çorbadan sonra 15-20 dakika ara verin </strong></p>
<p>Gün boyu süren açlığın ardından iftara ağır ve büyük porsiyonlarla başlanmasının, mide hacminin ani şekilde genişlemesine neden olduğunu hatırlatan Öğr. Gör. Kübra Şahin, “Bu durum şişkinlik ve mide rahatsızlıklarını artırıyor. İftara çorba, su veya hurma gibi hafif besinlerle başlanması ve 15-20 dakika kısa bir ara verilmesi sonrası az yağlı / ızgara et yemeği, kurubaklagil, sebze yemeği, salata, ayran, cacık gibi yemeklerle devam edilmesi hem doygunluk hissinin sağlanması hem de sindirim problemlerinin önlenmesi açısından etkili olacaktır.” dedi.</p>
<p><strong>İftarda yavaş yiyin</strong></p>
<p>Yeterince çiğnenmeden tüketilen besinlerin sindirim yükünü artırırken, tokluk hissinin geç algılanmasına yol açtığını kaydeden Şahin, “Bu nedenle yavaş yemek ve porsiyon kontrolü yapılması önemlidir. İftarda aşırı yağlı, kızartılmış ve baharatlı besinlerin tercih edilmesi reflü riskini artırabiliyor. O nedenle haşlama, fırın veya ızgara yöntemleriyle hazırlanmış yemekleri tercih etmeliler. Tatlı tüketiminin ise ana yemekten hemen sonra değil, 1-2 saat geçtikten sonra tüketilmesi gerekir.  Sıvı tüketimi de iftar sonrası halsizlik ve şişkinliği etkileyen faktörler arasındadır. Yemek sırasında aşırı sıvı tüketiminin mideyi gereğinden fazla doldurduğu, bunun yerine sıvının iftar ile sahur arasına yayılması gerekmektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çayı iftardan 2 saat sonra için</strong></p>
<p>Vücudun ihtiyacı olan suyun; metabolik su, günlük içtiğimiz sıvılar (çay, kahve, taze sıkılmış meyve suları, ayran, komposto suyu vb.) ve yediğimiz yiyeceklerle sağlandığını anlatan Öğr. Gör. Kübra Şahin, “İftar ve sahur arasında sıvı gereksinimini karşılamak için ortalama 2–2,5 litre su tüketilmelidir ve bunun zaman dilimine yayılması önerilmektedir. Gazlı içecekler, aşırı kafeinli içecekler ve şekerli içeceklerin ise iftar sonrası dönemde mide şikâyetlerini artırabileceği için bu tür içecekler yerine su, ayran veya şekersiz bitki çayları tercih edilmelidir. Yemekten hemen sonra çay ve kahve tüketilmesi önerilmemektedir. Bu içeceklerde bulunan bazı bileşenler, demirin emilimini azaltmaktadır. Bu nedenle çay ve kahvenin, yemekten en az iki saat sonra tüketilmesi daha uygundur.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Ana yemekten 1–2 saat sonra hafif bir ara öğün yapın</strong></p>
<p>Ara öğün planlamasının da iftar sonrası denge açısından önemli olduğunu dile getiren Öğr. Gör. Kübra Şahin, “Ana yemekten yaklaşık 1–2 saat sonra yapılacak hafif bir ara öğün, kan şekeri dengesini korumaya yardımcı oluyor. Bu ara öğünlerde süt ve yoğurt gibi protein içeren besinler, meyve ve bir miktar kuruyemiş, şerbetli ve ağır tatlılar yerine sütlü veya meyve bazlı tatlılar gibi sağlıklı seçenekler tercih edilmelidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iftarda-hizli-ve-asiri-yemek-metabolizmayi-zorluyor-614072">İftarda hızlı ve aşırı yemek metabolizmayı zorluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış Aylarında Vücudunuzu Zorlamadan Beslenmenin Yolları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-vucudunuzu-zorlamadan-beslenmenin-yollari-609298</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 11:23:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[bakliyatlar]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmenin]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[vücudunuzu]]></category>
		<category><![CDATA[yolları]]></category>
		<category><![CDATA[zorlamadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609298</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kışın beden çoğu zaman kalın kıyafetlerin arkasına saklansa da, yaz-kış fark etmeksizin aynı özeni hak ediyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-vucudunuzu-zorlamadan-beslenmenin-yollari-609298">Kış Aylarında Vücudunuzu Zorlamadan Beslenmenin Yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soğuk günler, kısalan saatler ve yavaşlayan tempo; beslenme düzenini de doğrudan etkiliyor. Bu dönemde vücudun enerji ihtiyacı artarken, bağışıklık sistemi ve sindirim düzeni daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyor. Tam da bu nedenle, kış aylarında mevsime uygun ve sürdürülebilir bir beslenme sağlayan baklagiller, her zamankinden daha önemli hale geliyor.</strong></p>
<p>Yeni yılın başlangıcıyla birlikte beslenme düzenini gözden geçirmek isteyen pek çok kişi için ocak ayı güçlü bir motivasyon sunuyor. Duru Gıda Beslenme Danışmanı Diyetisyen Emine Uluçay’a göre, kış mevsiminin ortasında yer alan bu dönemde hızlı ve katı değişiklikler yerine, bedeni zorlamayan ve doğal ritmini destekleyen tercihler ön plana çıkmalı. Uluçay, “Kış aylarında amaç, bedeni zorlamak değil; bağışıklığı güçlendiren, sindirimi destekleyen ve ruh halini dengeleyen bir düzen kurmak olmalı” diyerek beslenmeye daha bütüncül bir yerden bakılması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Bu noktada kış beslenmesinin en güçlü yardımcılarından biri ise kuru baklagiller oluyor. Uluçay, bakliyatların yalnızca doyurucu değil, aynı zamanda bağışıklık ve sindirim sistemi için önemli bir destek olduğuna dikkat çekiyor:  “Bakliyatlar; protein, çinko, demir ve B vitaminleri açısından oldukça zengindir. Bu besin öğeleri, bağışıklık sistemi hücrelerinin sağlıklı çalışmasına katkı sağlar ve hastalıklara karşı direnci artırmaya yardımcı olur.”</p>
<p>Soğuk havayla birlikte hareketin ve sıvı tüketiminin azalması sindirim sistemini yavaşlatabiliyor. Bakliyatların yüksek lif içeriği ise bu noktada önemli bir avantaj sunuyor. Uluçay, “Yüksek lif içerikleri sayesinde bakliyatlar sindirimi düzenlemeye ve kabızlığı önlemeye yardımcı olur. Aynı zamanda bağırsak mikrobiyotasını destekler. Sağlıklı bir bağırsak, güçlü bir bağışıklık sistemi demektir” diyor.</p>
<p>Kış sofralarında çorbalardan salatalara, zeytinyağlılardan ana yemeklere kadar pek çok farklı şekilde yer bulabilen bakliyatlar, mevsim sebzeleriyle birlikte tüketildiğinde besleyici ve dengeli öğünler oluşturmayı kolaylaştırıyor. Lahana, brokoli, karnabahar, pırasa ve ıspanak gibi kış sebzeleri; bakliyatlarla birleştiğinde hem doyurucu hem de bedeni yormayan tabaklar ortaya çıkıyor. Kivi, mandalina ve portakal gibi C vitamini ve antioksidan açısından zengin meyveler ise bu dengeyi destekliyor.</p>
<p>Uluçay, ana öğünlerin yapısında protein dengesine dikkat edilmesi gerektiğini de hatırlatıyor: “Her ana öğünde bir protein kaynağı bulunması, tokluk süresini uzatır ve gün içindeki enerji dalgalanmalarını azaltır.” Bu noktada bakliyatlar, bitkisel protein kaynağı olarak kış aylarında önemli bir rol üstleniyor.</p>
<p>Karbonhidrat tercihlerinde ise rafine seçenekler yerine bulgur, kinoa, karabuğday ve tam buğday ekmek gibi kompleks kaynaklara yönelmek; sindirim sistemini ve bağırsak sağlığını destekleyerek genel iyilik haline katkı sağlıyor.</p>
<p>Kış aylarında çoğu zaman fark edilmeden ihmal edilen bir diğer konu ise sıvı tüketimi. Susuzluk hissi azalsa da vücudun su ihtiyacı devam ediyor. Gün içinde suya ek olarak bitki çaylarını rutine dahil etmek, sıvı dengesini korumaya yardımcı oluyor.</p>
<p>Tatlılar ve hamur işleri ise özellikle bu mevsimde daha cazip hale geliyor. Uluçay, bu noktada yasaklamaktan ziyade dengeye odaklanılması gerektiğini belirtiyor: “Şekerli ve aşırı yağlı yiyecekler sık tüketildiğinde enerji düşüklüğüne ve ruh halinde dalgalanmalara yol açabilir. Tüketilecekse porsiyonun küçük tutulması, vücutla daha barışık bir ilişki kurmayı sağlar.”</p>
<p>Kış aylarında bedeni desteklemek aslında zor değil. Mevsime uygun sebzeler, yeterli sıvı tüketimi ve sofrada bakliyatlara daha fazla yer açmak; hem bağışıklık sistemini güçlendirmek hem de kışın yavaş ritmine uyum sağlamak için en doğal ve etkili adımlardan biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-vucudunuzu-zorlamadan-beslenmenin-yollari-609298">Kış Aylarında Vücudunuzu Zorlamadan Beslenmenin Yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Robotik Cerrahiden Akıllı Tedavilere…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/robotik-cerrahiden-akilli-tedavilere-598400</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 08:06:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akıllı]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahiden]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[pankreas]]></category>
		<category><![CDATA[Pankreas Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Mert Erkan]]></category>
		<category><![CDATA[robotik]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavilere]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598400</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pankreas kanseri, tüm kanser türleri arasında en sinsi seyredenlerden biri. Genellikle belirti vermeden ilerleyen bu hastalığın, erken evrede yakalanması ise hayati önem taşıyor. Dünya genelinde her yıl 500 binden fazla kişiye pankreas kanseri tanısı konuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/robotik-cerrahiden-akilli-tedavilere-598400">Robotik Cerrahiden Akıllı Tedavilere…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Pankreas kanseri, tüm kanser türleri arasında en sinsi seyredenlerden biri. Genellikle belirti vermeden ilerleyen bu hastalığın, erken evrede yakalanması ise hayati önem taşıyor. <strong>Dünya genelinde her yıl 500 binden fazla kişiye pankreas kanseri tanısı konuyor</strong>. Türkiye’de ise <strong>her yıl yaklaşık 4–5 bin yeni vaka</strong> görülüyor. </strong></em></p>
<p><em><strong>Ancak tüm bunlara karşın geliştirilen yeni tedaviler de yüz güldürüyor. Pankreas kanserinin tanı ve tedavisinde önemli gelişmeler olduğundan söz eden Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi <strong>Prof. Dr. Mert Erkan</strong>, “Pankreas, vücudun en derin bölgelerinden birinde yer aldığı için tümörler uzun süre belirti vermez. Bu nedenle çoğu vakada hastalık ileri evrede fark edilir. Son yıllarda uygulanan yeni tedavi yöntemleri sayesinde sağ kalım oranları belirgin biçimde arttı” diyor. </strong></em></p>
<p><em><strong>Prof. Dr. Mert Erkan, özellikle<strong> </strong>ameliyat öncesi tümörü küçültmek için uygulanan ilaç ve ışın tedavisi (<strong>neoadjuvan tedavi)</strong>, <strong>robotik cerrahi</strong> ve <strong>Whipple prosedüründeki teknik yeniliklerin</strong> pankreas kanseri tedavisinde çığır açtığını vurguluyor. Cerrahi öncesinde uygulanan kemoterapi ve radyoterapi kombinasyonları sayesinde artık ileri evre hastalarda bile tümörler küçültülerek ameliyat şansı doğabiliyor. Ayrıca yüksek teknolojiyle uygulanan <strong>robotik ve laparoskopik cerrahiler</strong>, hem iyileşme süresini kısaltıyor hem de hastanın yaşam kalitesini artırıyor…</strong></em></p>
<p>Karaciğerden sonra sindirim sisteminin ikinci büyük salgı organı olan pankreas, insülin ve glukagon hormonlarını salgılayarak kan şekeri dengesini korurken, aynı zamanda yağ, protein ve karbonhidrat sindiriminde görevli enzimleri üretiyor. Bu çok yönlü yapısı nedeniyle pankreas, hem metabolik hem de sindirimsel açıdan yaşamsal öneme sahip.</p>
<p>Pankreasta gelişen kötü huylu tümörlerin ise, bu fonksiyonların hızla bozulmasına neden olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mert Erkan, “Pankreas kanseri uzun süre belirti vermez; sırt ve karın ağrısı, kilo kaybı, sarılık, sindirim sorunları, ani gelişen diyabet gibi bulgular genellikle hastalığın ileri evrelerinde ortaya çıkar. Pankreas kanseri en sık 60–65 yaş aralığında görülüyor; ancak genetik yatkınlığı olan kişilerde hastalık daha erken yaşlarda ortaya çıkabiliyor. Ailesinde genç yaşta pankreas kanseri öyküsü olan bireyler risk grubundalar. Bu kişilerin özel tarama programlarına dahil edilmesi gerekiyor” diyor. Prof. Dr. Mert Erkan, özellikle genetik geçişli vakalarda erken tanı için düzenli kontrollerin hayati olduğunu vurguluyor.</p>
<p><b><strong>Tedavideki Gelişmeler Yüz Güldürüyor</strong></b></p>
<p>Tanı koymak için ultrasonun çoğu zaman yeterli olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Mert Erkan, “Şüpheli durumlarda mutlaka bilgisayarlı tomografi veya MR gibi ileri görüntüleme yöntemleri kullanılmalı. Ayrıca tümör belirteçleri olan CA 19-9 ve CEA değerlerinin yüksekliği de takip edilmeli” şeklinde konuşuyor. </p>
<p>Pankreas kanseri tedavisinde artık klasik yöntemlerin ötesine geçildi. Günümüzde multidisipliner yaklaşımla genel cerrahi, tıbbi onkoloji ve radyasyon onkolojisi uzmanlarının birlikte planladığı tedavi protokolleri uygulanıyor.</p>
<p>“Eskiden cerrahiye uygun olmayan birçok hasta, artık ameliyat edilebilir hale geliyor. Neoadjuvan tedavi dediğimiz kemoterapi ve radyoterapi kombinasyonları sayesinde tümörler küçültülüyor, ardından cerrahiyle tamamen çıkarılabiliyor” şeklinde konuşan Prof. Dr. Mert Erkan, bu yaklaşımın sonucunda 5<strong> </strong>yıllık sağ kalım oranının yüzde 15’lerden yüzde 50’nin üzerine çıkmış durumda olduğunu vurguluyor… </p>
<p>Robotik ve laparoskopik cerrahi tekniklerin de pankreas ameliyatlarında giderek daha fazla kullanıldığını belirten Prof. Dr. Mert Erkan, “Bu yöntemlerle hastalar daha hızlı iyileşiyor ve komplikasyon oranları azalıyor” diyor.</p>
<p><b><strong>En Etkili Ameliyatlardan Biri: Whipple Prosedürü</strong></b></p>
<p>Pankreas kanseri çoğunlukla organın baş bölgesinde görülüyor. Prof. Dr. Mert Erkan, “Bu durumda en etkili cerrahi yöntem ‘Whipple prosedürü’ olarak bilinen operasyon. Bu ameliyatta pankreasın baş kısmı, onikiparmak bağırsağı ve safra yolu birlikte çıkarılır. Sindirim sisteminin devamlılığını sağlamak için mide, pankreas ve safra yolları ince bağırsakla yeniden birleştirilir. Genel Cerrahi’nin en zor ameliyatlarından biri olan bu Whipple Prosedürü, deneyimli merkezlerde başarıyla uygulanabiliyor. Whipple ameliyatının ardından hastaların büyük bir kısmı 7–10 gün içinde taburcu edilip normal beslenmeye dönebiliyor” diyor.   </p>
<p>Bazen pankreasın tamamının da alınması gerekebiliyor. Ancak böyle bir durumda dahi yaşamı sürdürmenin mümkün olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mert Erkan, “Pankreasın tamamen alınması durumunda, hastalar yaşam boyu insülin tedavisi ve sindirim enzimleri takviyesi alıyor. Hastalar yemek sırasında aldıkları tablet şeklindeki enzim ilaçlarıyla sindirim sürecini sürdürebiliyor. İnsülin desteğiyle de metabolik denge korunuyor” diyor. </p>
<p>“Artık pankreas kanseri tanısı bir son değil. Multidisipliner yaklaşımla, doğru merkezde ve zamanında müdahale edilen hastalarda yaşam süresi anlamlı şekilde uzuyor” şeklinde sözlerini sürdüren Prof. Dr. Mert Erkan, bir zamanlar tedavi şansı çok sınırlı olan pankreas kanserinin, bugün modern cerrahi teknikler, moleküler onkoloji ve neoadjuvan yaklaşımlar sayesinde çok daha yönetilebilir hale geldiğine dikkat çekiyor&#8230;</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/robotik-cerrahiden-akilli-tedavilere-598400">Robotik Cerrahiden Akıllı Tedavilere…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yemekten yarım saat önce turşu yemek sindirimi kolaylaştırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yemekten-yarim-saat-once-tursu-yemek-sindirimi-kolaylastiriyor-598079</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Dec 2025 07:36:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[kolaylaştırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[sindirimi]]></category>
		<category><![CDATA[turşu]]></category>
		<category><![CDATA[yarım]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yemekten]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598079</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yılın son gecesinde birçok evde uzun uzun oturulan, bol sohbetli ve özenle hazırlanan yılbaşı sofraları kuruluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yemekten-yarim-saat-once-tursu-yemek-sindirimi-kolaylastiriyor-598079">Yemekten yarım saat önce turşu yemek sindirimi kolaylaştırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yılın son gecesinde birçok evde uzun uzun oturulan, bol sohbetli ve özenle hazırlanan yılbaşı sofraları kuruluyor. Ancak masada geçirilen sürenin uzaması, bu keyifli akşamın zaman zaman sindirim şikâyetleriyle gölgelenmesine neden olabiliyor. Bu duruma dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Yavaş yemek, lokmaları iyice çiğnemek ve menüyü daha hafif tercihlerle dengelemek hem sindirim sistemini rahatlatır hem de sevdiklerinizle bir araya geldiğiniz bu özel geceyi daha konforlu geçirmenizi sağlar. Ayrıca yılbaşı menüsünde renkli sebzeler eşliğinde ızgara veya fırında hazırlanmış hindi, tavuk, et ya da balık tercih etmek sağlıklı bir seçenek olabilir. Pilav, makarna ve börek gibi unlu-tahıllı yiyeceklerin küçük porsiyonlarda tüketilmesi ise gece boyunca daha hafif ve rahat hissetmeye yardımcı olur” dedi.</strong></p>
<p> </p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, yılbaşı gecesini daha sağlıklı geçirmeye yardımcı olacak 10 beslenme önerisini sıraladı:</p>
<p> </p>
<ol>
<li>Akşama hafif bir sebze çorbasıyla başlamak, iştahı dengeler ve ana yemekleri daha kontrollü yemenizi sağlar.</li>
<li>Sindirim sistemine oldukça faydalı olan salatalar kırmızı pancar, avokado veya turşu ekleyerek çeşitlendirilebilir. Sebzelere ek olarak salataya; nohut, fasulye ya da yeşil mercimek eklemek de besleyiciliği artırabilir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ise sızma zeytinyağı, sirke ve limonu eksik etmemek.</li>
<li>Meyve tüketimi yemekten sonraya ve özellikle geç saatlere bırakmamalı.</li>
<li>Asitli ve şekerli içecekler yerine sade soda veya taze sıkılmış meyve suları tercih edilebilir. Ayrıca yemek esnasında fazla sıvı alımı sindirimi güçleştirebileceği için içeceğin miktarına da dikkat edilmeli.</li>
<li>İhtiyaç duyduğunuz tatlı ihtiyacı için antioksidan açısından zengin bal kabağını az miktarda şeker, tahin ve cevizle bir araya getirerek hafif bir seçenek hazırlayabilirsiniz.</li>
<li>Yemek masası humus ya da piyaz gibi bakliyatlarla hazırlanmış mezelerle de zenginleştirilebilir. Mezelerle ilgili dikkat edilmesi gereken nokta, içeriğinde mayonez olmamasıdır.</li>
<li>Mide asidini dengeleyerek vücudun sindirime hazırlanması için sofraya oturmadan yarım saat önce iki-üç çatal ev yapımı lahana turşusu yiyebilir veya bir yemek kaşığı ev yapımı elma sirkesi içebilirsiniz. (Sirke, bir bardak suyun içine karıştırılabilir)</li>
<li>Sindirimi zorlayacağı için; beyaz un ya da yoğun şeker içeren ve yağda kızartılmış yiyeceklerden uzak durmalı.</li>
<li>Gece ilerledikçe çay, kahve ya da bir miktar kuru yemiş atıştırılabilir. Bu saatler için çiğ ceviz, fındık, badem ve kabak çekirdeği tercih edilebilir. Lif yönünden zengin kestane de hem bağırsak hem de kalp sağlığını destekleyen lezzetli bir alternatiftir. Yine de bu sağlıklı atıştırmalıkların bile porsiyonunun 1 küçük kâseyi aşmaması gerekir.</li>
<li>Sofrada sürekli yemek yerine ara ara sohbet etmek, masadan kısa süreli kalkmak veya su yudumlamak porsiyon kontrolünü kolaylaştırır ve sindirimi destekler.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yemekten-yarim-saat-once-tursu-yemek-sindirimi-kolaylastiriyor-598079">Yemekten yarım saat önce turşu yemek sindirimi kolaylaştırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Chia tohumu tüketirken en sık yapılan 5 hata</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/chia-tohumu-tuketirken-en-sik-yapilan-5-hata-587331</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 17:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[chia]]></category>
		<category><![CDATA[Chia Tohumu]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[tohumu]]></category>
		<category><![CDATA[tüketirken]]></category>
		<category><![CDATA[yapılan]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587331</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda chia tohumu, sağlıklı beslenme ve fit yaşam trendlerinin vazgeçilmezlerinden biri haline geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/chia-tohumu-tuketirken-en-sik-yapilan-5-hata-587331">Chia tohumu tüketirken en sık yapılan 5 hata</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son yıllarda chia tohumu, sağlıklı beslenme ve fit yaşam trendlerinin vazgeçilmezlerinden biri haline geldi. Kendisi küçük faydası büyük olan bu besinin, kalp-damar sağlığından sindirim sisteminin düzenli çalışmasına kadar vücudun genel işleyişine katkı sağladığını dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Chia tohumu; yüksek lif oranı, bitkisel protein içeriği ve omega-3 yağ asitleriyle bağışıklığı destekliyor, uzun süre tokluk hissi sağlıyor ve kalp sağlığını korumaya yardımcı oluyor. Kahvaltılardan tatlılara kadar pek çok tarifte kendine yer bulması da onu mutfaklarda daha popüler bir hale getiriyor. Ancak her alışkanlıkta olduğu gibi, chia tohumunun da bilinçsizce tüketilmesi bazı sağlık sorunlarına yol açabiliyor” dedi.</strong></p>
<p>“Doğal olan zararsızdır” düşüncesi, ne yazık ki toplumda birçok kişi tarafından doğru kabul edilen büyük bir yanılgı. Chia tüketiminde de alınan miktar, su dengesi ve kişisel sağlık durumu gibi unsurların göz ardı edilmemesi gerektiğinden bahseden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Diyetisyenlerin de sıklıkla altını çizdiği gibi, chia’yı beslenme planına dahil ederken dikkat edilmesi gereken önemli noktalar var. Örneğin günde 1–2 yemek kaşığı kadar, mutlaka bol sıvı ile birlikte ve miktarını yavaş yavaş artırarak tüketmek önemli. Çünkü chia tohumu yüksek lif içerdiğinden suyla temas ettiğinde şişer bu nedenle boğazda tıkanma ve sindirim sorunlarını önlemek için yeterli sıvı alımıyla birlikte, ölçülü ve kademeli şekilde tüketilmesi gerekir” açıklamasında bulundu.</p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, chia tohumu tüketilirken dikkat edilmesi gereken noktaları sıraladı:</p>
<p><strong>Kuru bir şekilde tüketmeyin</strong></p>
<p>Chia tohumları sıvı emerek şişer. Bu nedenle kuru şekilde tüketmek, yemek borusunda takılma ya da sindirim problemlerine yol açabilir. Tüketmeden önce bir süre sıvı içinde bekletmek veya yoğurt, süt ya da smoothie gibi sıvı besinlerle karıştırarak almak hem sindirimi kolaylaştırır hem de tohumların besin değerinden daha iyi yararlanmanızı sağlar.</p>
<p><strong>Fazlası faydadan çok zarar</strong></p>
<p>Chia’nın aşırı tüketimi kabızlık, şişkinlik ve sindirim sorunlarına yol açabilir. Özellikle kabızlık eğiliminiz varsa, chia tohumunu mutlaka yeterli sıvı ile birlikte tüketmeli ve miktarını yavaş yavaş artırarak önce vücudunuzu alıştırmalısınız. Ayrıca chia, kalorisi yüksek bir besin olduğu için gereğinden fazla tüketmek fark etmeden kilo alımına neden olabilir. Unutmayın, chia’dan fayda görmek için dengeli ve bilinçli tüketim şart. </p>
<p><strong>Su dengesini ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Chia tohumu fazla tüketildiğinde, içeriğindeki yüksek lif nedeniyle vücudun su ihtiyacı artar. Eğer yeterli sıvı alınmazsa, bu durum dehidrasyona ve mineral dengesizliklerine yol açabilir. Bu nedenle chia tohumunu tüketirken bol su içmeye özen göstermek, vücudun sıvı dengesini korumak açısından oldukça önemli.</p>
<p><strong>Vücudunuzu alıştırarak tüketmeye başlayın</strong></p>
<p>Lif tüketimi düşük olan kişiler, chia tohumuna birden fazla kaşıkla başladıklarında vücut bu lif artışına hemen uyum sağlayamayabilir ve gaz, karın ağrısı ile şişkinlik yaşayabilir. Bu nedenle chia tohumunu küçük miktarlarda başlayarak ve zamanla artırarak tüketmek, sindirim sisteminin uyum sağlaması açısından en doğru ve sağlıklı yaklaşımdır.</p>
<p><strong> İlaç kullanıyorsanız dikkatli olun</strong></p>
<p>Kan sulandırıcı veya tansiyon ilacı kullananlar ya da kronik hastalığı olan kişiler, chia tohumunu yüksek miktarda tüketmeden önce mutlaka doktorlarına danışmalı. Çünkü chia tohumu kan basıncını ve pıhtılaşmayı etkileyebilir bu etkileşim de ilaçlarla bir araya gelince istenmeyen sonuçlara yol açabilir. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/chia-tohumu-tuketirken-en-sik-yapilan-5-hata-587331">Chia tohumu tüketirken en sık yapılan 5 hata</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sindirim problemlerinin sebebi çölyak olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sindirim-problemlerinin-sebebi-colyak-olabilir-527342</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 May 2025 08:20:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çölyak]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[problemlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=527342</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde buğdayı sofralarımızda çok sık kullandığımız için hemen hemen her yemekte karşılaştığımız glüten; buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan doğal bir protein grubudur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sindirim-problemlerinin-sebebi-colyak-olabilir-527342">Sindirim problemlerinin sebebi çölyak olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ülkemizde buğdayı sofralarımızda çok sık kullandığımız için hemen hemen her yemekte karşılaştığımız glüten; buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan doğal bir protein grubudur. İçeriği sayesinde hamurun elastikiyetini sağlar ve özellikle ekmek gibi mayalı ürünlerin kabarmasına yardımcı olur bu yüzden de fırıncılık ürünlerinin vazgeçilmezidir. Glüten içeren tam tahılların; lif, B vitaminleri ve bazı mineraller bakımından zengin olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Bu maddenin sindirim sağlığını ve enerji metabolizmasını desteklemek gibi artı yönleri olsa da bazı kişilerde başta çölyak olmak üzere çeşitli rahatsızlıklara yol açabileceği unutulmamalı” dedi.</strong></p>
<p>Yaklaşık 100 kişiden birinde ortaya çıkan çölyak hastalığının, son yıllarda görülme sıklığının arttığı biliniyor. Bu artışın sebebinin, bağışıklık sistemi ile ilgili rahatsızlıkların yaygınlaşmasıyla ilişkili olabileceğini dile getiren Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Çölyak, bağışıklık sisteminin glütene tepki göstererek ince bağırsaklara zarar verdiği otoimmün bir rahatsızlıktır ve ciddi sindirim sorunlarına sebep olur. En yaygın belirtiler; karın ağrısı, şişkinlik, ishal, kabızlık ve kilo kaybı olsa da çocuklarda büyüme geriliği, iştahsızlık ve gelişim sorunları da dikkat çeker. Sindirim problemleri dışında; demir eksikliği anemisi, kemik erimesi, ağız yaraları, cilt döküntüleri, halsizlik, baş ağrısı, depresyon ve adet düzensizlikleriyle de kendini gösterebilir” şeklinde konuştu.</p>
<p>Hastalığın bazı bireylerde sessiz seyredebileceğini de belirten Eren, “Belirti göstermeden, sadece kan testleri ve bağırsak biyopsisiyle teşhis edilebilen vakalar da mevcuttur. Bu nedenle, özellikle bu belirtilerle açıklanamayan sağlık sorunları yaşayan bireylerde çölyak hastalığı mutlaka göz önünde bulundurulmalı” diye ekledi.</p>
<p><strong>Tedavi edilmezse bağırsak kanseri riski oluşabilir</strong></p>
<p>Çölyak hastalarının glüten almaya devam ederlerse, bağışıklık sistemlerinin ince bağırsaklardaki villus adı verilen yapıları tahrip edeceğini açıklayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Bu villuslar, besin emilimini sağlayan saç benzeri çıkıntılardır ve zarar gördüklerinde vücudun temel vitamin, mineral ve diğer besin maddelerini emme kapasitesi ciddi şekilde azalır. Bunun sonucunda da demir eksikliği anemisi, D vitamini ve B12 eksikliği, kemik erimesi gibi hastalıklar ortaya çıkabilir. Ayrıca glüten tüketimi devam ederse, hastalarda ishal, karın ağrısı, kilo kaybı, halsizlik ve gaz gibi sindirim sistemi sorunları yeniden baş gösterir. Uzun vadede bağırsak hasarı artacağı için bağırsak kanseri riski de yükselebilir. Bazı çölyak hastalarında depresyon, baş ağrısı ve cilt döküntüsü gibi glüten dışı semptomlar da gözlemlenebilir. Bu nedenle glütensiz diyete ömür boyu sadık kalmak, çölyak hastalığının yönetimi için kritik bir değere sahip” dedi.</p>
<p><strong>Hastalıkla mücadelede beslenme bilinci çok önemli</strong></p>
<p>Günümüzde çölyak hastalığının kesin bir tedavisi olmadığını açıklayan Uzman Diyetisyen Derya Eren, “Amerikan Pediatri Derneği’nin raporuna göre bilinen tek tedavi, ömür boyu uygulanması gereken glutensiz beslenmedir. Glutensiz diyet ile şikayetler azalır ve oluşabilecek hastalıklar ortadan kaldırılır. Çölyak sahibi bireylere ve yakınlarına, glüten içerme olasılığı yüksek ürünler ve katkı maddeleri konusunda bilgilendirmeler yapılmalı. Bu kişiler glütensiz yiyeceklerin hazırlanması, depolanması ve saklanması konusunda ayrıntılı ve doğru bilgiye bir beslenme ve diyet uzmanı aracılığıyla ulaşmalı” dedi.</p>
<p><strong>Ek gıdaya geçiş döneminde anne sütü kesilmemeli</strong></p>
<p>Çölyak sağlık probleminin hem çevresel hem de genetik faktörlerle oluşabileceğinin altını çizen Eren, “Ülkemizde olduğu gibi buğdayın çok sık kullanıldığı toplumlarda bebeklik ve çocukluk döneminde glütenle erken buluşma kaçınılmazdır. Öyle ki, bebekler ek gıdaya geçtiği anda bu maddeyle karşılaşır ve böylece bu rahatsızlığa zemin hazırlanır. Bu yüzden ek gıdaya geçiş aşamasında anne sütü alımının kesilmemesi, çölyak gibi hastalıkların riskini önemli ölçüde azaltacağı için çok önemli. Hastalığın nedenleri arasındaki bir diğer önemli faktör ise, fast food gibi karbonhidratı yüksek hazır besinlerin ve katkı maddeleri içeren ürünlerin sık tüketiminden oluşan kötü beslenme alışkanlarıdır” dedi.</p>
<p><strong>Ortak kullanılan mutfak aletleri iyi temizlenmeli</strong></p>
<p>Çapraz bulaşmanın kısaca, yemek hazırlama aşamasında glütensiz bir gıdanın glütenle temas etmesi anlamına geldiğini paylaşan Eren, “Bu durum az veya çok ne kadar olursa olsun glüten almaması gereken kişiler için son derece hayatidir. Çünkü miktar az olsa bile glüten bağışıklık sisteminin tepki vermesine ve bağırsakların zarar görmesine yol açabilir. Glüten içeren ve içermeyen gıdalar; aynı kesme tahtasında hazırlanmamalı, aynı yağın içinde kızartılmamalı veya her kullanımdan sonra ortak mutfak gereçleri iyice temizlenmeli” uyarısında bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sindirim-problemlerinin-sebebi-colyak-olabilir-527342">Sindirim problemlerinin sebebi çölyak olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan sonrası sindirim sistemine dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-sonrasi-sindirim-sistemine-dikkat-449270</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Apr 2024 10:08:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[sistemine]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=449270</guid>

					<description><![CDATA[<p>amazan’ın bitmesine sayılı günler kaldı. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, iki öğün gibi özel bir beslenmenin uygulandığı bu dönemden normal yemek düzenine geçerken ...</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-sonrasi-sindirim-sistemine-dikkat-449270">Ramazan sonrası sindirim sistemine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>amazan’ın bitmesine sayılı günler kaldı. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, iki öğün gibi özel bir beslenmenin uygulandığı bu dönemden normal yemek düzenine geçerken dikkat edilmesi gereken noktalara değindi. Sindirim sisteminin uyumunun sağlanmasının önemli olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, bayram geleneğinin bir sembolü olan kahvaltı ve yemek sofralarında ağır yemeklerden uzak durulmasını, tatlı ve şeker tüketiminden kaçınılmasını tavsiye etti.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, Ramazan sonrası normal beslenme düzenine geçişle ilgili değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Sindirim sisteminin uyumunu sağlamak önemli</p>
<p>Ramazan ayının, oruç tutanlar için, günde iki öğün gibi özel bir beslenme uygulanan ve alışılmışın dışındaki saatlerde yemek yemeyi gerektiren bir dönem olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Bu dönemden normal yemek düzenine geçişte, sindirim sisteminin de uyumunu sağlamak önemlidir. Oysa bir aylık oruç döneminden sonraki bayram günlerinde bireyler, genellikle psikolojik olarak aşırı yemek yeme eğilimindedirler. Bunun yanı sıra, geleneklerimize bağlı olarak, bayram yemeklerinin, günlük beslenme düzeninin dışında, çeşit olarak fazla ve içeriğinin ağır olması, bayram ziyaretlerindeki hamur tatlısı ağırlıklı ikramlar ve bu ikramların geleneklerimiz nedeniyle ısrarla yedirilmesi, sindirim sistemindeki adaptasyonu güçleştirir” uyarısında bulundu.</p>
<p>Güne hafif kahvaltı ile başlanmalı</p>
<p>Sindirim sisteminde adaptasyonun sağlanması için bayramda hafif yiyecekler yenilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Güne hafif bir kahvaltı ile başlamak, gün içinde aşırı yağlı, çok tuzlu, enerji açısından yoğun hamur işlerinin ve hamur tatlılarının yenilmemesi gerekir” dedi.</p>
<p>Sağlıklı bir bayram için bu önerilere kulak verin</p>
<p>Prof. Dr. M. Emel Alphan, bayramda uygulanması gereken beslenme kurallarının aşağıdaki gibi olması gerektiğini belirterek şunları söyledi:</p>
<p>    •    Güne hafif bir kahvaltı ile başlanmalıdır.<br />    •    Öğüne çorba ve salata ile başlanmalı, çorba ile ekmek yenilmemelidir. Bu, o öğünde aşırı miktarda yemek yemeyi önler.<br />    •    Yemekler çok yağlı ve çok tuzlu yapılmamalıdır. Et ve tavuk yemeklerine pişerken yağ ilave edilmemeli, kızartılmış besinlerden kaçınılmalıdır.<br />Börek ve sarma varsa ekmek tüketilmemeli<br />    •    Bayram yemeğinde, börek, pilav, makarna, dolma, sarma gibi besinler bulunduğu takdirde ekmek yenilmemelidir.<br />    •    Enerjisinin düşük olmasından dolayı, öğünde mutlaka sebze ve salata bulunmalıdır.<br />    •    Ağır hamur tatlıları yerine sütlü ve meyveli tatlılar ya da en iyisi meyve tercih edilmelidir.<br />Meyve seçeneği sunulmalı<br />    •    Bayram ziyaretleri sırasında, ikram edilen tatlıların, porsiyon ölçülerinin az olması, misafirlerin de az yemesine neden olur. Mümkünse misafirlere seçenek olarak meyve de sunulmalıdır.<br />    •    Geleneksel Türk misafirperverliğinin bir sonucu olarak gelişen ikram edilen yiyeceklerin yenilmesi konusundaki ısrardan kaçınılmalıdır.<br />    •    Bayram günlerinde, çikolata, şeker, şekerlemeler ve tatlı gibi kalorisi yüksek olan yiyecekleri, herkesin, özellikle çocukların aşırı yemeleri önlenmelidir.<br />Kafeinli içecekler aşırı tüketilmemeli<br />    •    İkram edilen çay, kahve gibi kafeinli içeceklerin aşırı tüketiminden kaçınılması, açık ve limonlu çay, ıhlamur ve bitki çaylarının tercih edilmesi gerekir.<br />    •    Ramazan boyunca, su tüketiminin az olmasından dolayı oluşabilen su kaybının, yerine konulması için su ve sulu gıdaların tüketimine önem verilmesi gerekir.<br />    •    Diyabetlilerin (şeker hastalarının), kalp hastalarının, hipertansiyonu (yüksek tansiyon) olan kişilerin, diyetisyenleri tarafından önerilmiş olan diyetlerini bozmamaya özen göstermeleri ve aile çevresindekilerin de hastalara bu konuda yardımcı olmaları gerekir.<br />Prof. Dr. M. Emel Alphan, belirtilen hususlara dikkat edilmediği takdirde sindirim zorlukları, mide ve bağırsaklarda aşırı gaz birikimi, ani tansiyon ve şeker yükselmesi gibi durumların ortaya çıkabileceğini, hastalarda ve yaşlılarda ise daha ağır sorunlar oluşabileceğini vurguladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-sonrasi-sindirim-sistemine-dikkat-449270">Ramazan sonrası sindirim sistemine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayramda Sindirim Sisteminizi Yormayın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayramda-sindirim-sisteminizi-yormayin-368024</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Apr 2023 11:24:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayramda]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[sisteminizi]]></category>
		<category><![CDATA[yormayın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=368024</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zengin bayram sofraları geleneğimizin bir parçasıdır.Bayramlarda bir araya gelmenin mutluluğu ve tadı bu renkli ve zengin sofralarda çıkarılır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayramda-sindirim-sisteminizi-yormayin-368024">Bayramda Sindirim Sisteminizi Yormayın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zengin bayram sofraları geleneğimizin bir parçasıdır.Bayramlarda bir araya gelmenin mutluluğu ve tadı bu renkli ve zengin sofralarda çıkarılır. Özenle hazırlanan tatlı ya da tuzlu tüm lezzetler hem göze hem de mideye hitap eder. Fakat uzun bir süre oruç tutulduktan sonra bayramda eski beslenme alışkanlıklarına dönmek bazı sağlık sorunlarına yol açabilir. İkram edilen tatlıları ve hamur işi gıdaları kontrolsüzce  tüketmek; halsizlik, yorgunluk, kilo artışı ve özellikle kabızlık gibi mide-bağırsak problemlerine neden olabilir. Bu nedenle tüm lezzetleri, küçük porsiyonlarda almakta fayda vardır. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Nur Sinem Türkmen, Ramazan bayramı için sağlıklı beslenme önerilerinde bulundu.</p>
<p><strong>Hızlı yemekten kaçının, besinleri iyi çiğneyin</strong></p>
<p>Oruç tutulan süre boyunca dinlenmeye geçmiş sindirim sistemi bayram sabahı; kızartmalar, hamur işleri, salam, sucuk, sosis gibi şarküteri ürünler, fazla tuz ve şeker içeren kahvaltılıklar ile yorulmamalıdır. Kahvaltı öğününde yumurta, peynir, zeytin, avokado, bol yeşillik, domates, salatalık ve tam tahıllı ekmek içeren lif oranı yüksek protein açısından zengin besinler tüketmelidir. Ana yemeklerde; orta boy bir tabağın yarısının salata veya sebze yemeğinden oluştuğundan emin olmalı, diğer yarısı ise et, tavuk, balık, baklagiller ve pilav gibi karbonhidrat kaynağı gıdalara ayrılmalıdır. Ayrıca, yemekler en az 30 dakika sürecek şekilde tüketilmeli, hızlı yemekten kaçınarak iyice çiğnenerek sindirim sistemine destek olunmalıdır. </p>
<p><strong>Şekersiz çay ya da maden suyu tercih edin</strong></p>
<p>Fazla şeker tüketimini engellemek için, ikram edilen tatlı ya da tuzlu hamur işlerini meyve suyu, şekerli gazoz, komposto, limonata ile tüketmek yerine bitki çayları, ayran veya sade maden suyu tercih tüketilmelidir. Tatlı olarak sütlü tatlılar ve dondurma tercih edilmelidir. Şerbetli tatlı tüketimi bayram boyunca maksimum 1-2 defa ile sınırlandırılmalıdır. Eğer tatlı tüketimi olacaksa; ana yemeklerin yanında tüketilen makarna, pilav, ekmek tarzı gıdaların porsiyonunu azaltmak, diyetin dengelenmesinde yardımcı olacaktır. </p>
<p><strong>Bol su için, ikramlık tüketimini sınırlayın</strong></p>
<p>Gün boyu misafirliklerde geçirilse bile toplam en az 2,5 lt su içimi ihmal edilmemelidir. Tüketilen toplam çay ve kahvenin ise 4 fincandan fazla olmamasına özen gösterilmelidir. Aksi takdirde, Ramazan bayramı boyunca uyku problemleri oluşabilir, dolayısıyla bayram sonrasında günlük rutine dönmekte güçlük çekilebilir.Eğer akşam yemeğinden sonra tekrar açlık hissedilirse; kalan tatlılar veya hamur işlerini tüketmek yerine, 1 porsiyon taze meyve ile 1 avuç kadar çiğ badem, fındık gibi kuru yemiş içeren bir ara öğün tüketilebilir.</p>
<p><strong>Bayram tatilinin tadını sadece yemekle çıkarmayın</strong></p>
<p>Eğer bayramda bir tatil merkezinde konaklanacaksa, olabildiğince evdeki beslenme tarzı devam ettirilmeye çalışılmalıdır. Açık büfe tarzı tüketim yapılan bir yerde kalınacaksa, sabah küçük porsiyonlarda toplam 7 seçenekten oluşan (yumurta, peynir, zeytin, söğüş sebzeler, bal/pekmez/reçel, tam tahıllı ekmek veya tam buğday unlu mamüller, çay/kahve) bir kahvaltı tabağı hazırlanmalıdır. Öğle yemeği; et/tavuk/balık gibi hayvansal kaynaklı gıdalar ile yapılacaksa, mutlaka akşam yemeği öğünü sebze ağırlıklı yapılmalıdır. Tatilin tadı sadece yemekle çıkarılmamalı, olabildiğince hareketli olarak ve düzenli yürüyüşler yaparak geçirilmelidir. </p>
<p><strong>Diyabet ve kalp hastaları bayramı ‘kaçamak‘ olarak görmemeli</strong></p>
<p>Bayram boyunca oluşabilecek kabızlık gibi sindirim problemlerinin önüne geçebilmek için mutlaka ana yemeklerin yanında yeşillik içeren zeytinyağlı bir salata olmalıdır. Kefir veya keten tohumu katılmış yoğurt ile bir ara öğün de yapılabilir. Diyabet, kalp, yüksek tansiyon hastaları ve diğer kronik hastalığı olan kişiler diyetlerine olabildiğince dikkat etmeli ve bayramı ‘kaçamak’ olarak düşünerek aşırı gıda tüketimi yapmamalı ve sağlık problemleri oluşturacak şekilde beslenmemelidir.</p>
<p><strong>Misafirlerin küçük porsiyon isteğini normal karşılayın</strong></p>
<p>Kişi kendi beslenmesine dikkat ettiği kadar, evinde ağırladığı misafirlerin de sağlığına bir o kadar dikkat etmelidir. Misafirperver bir kültüre sahip olmamız bazen misafirlere ikram edilen tüm yiyeceklerin bitirilmesinin istenmesine neden olabilmektedir. Misafirlerin doydukları zaman ikramları tüketmeyi bırakmaları veya sağlık problemlerini düşünerek bazı ikramları tüketmek istememeleri normal karşılanmalıdır. Bireyler, tabaklarındaki her şeyi bitirmemenin ayıp olacağını düşünerek, istemeyerek de olsa fazla gıda tüketebilir. Hem bu durumun hem de israfın önüne geçilebilmesi için, misafirlere küçük porsiyonlarda ikramlar yapılmalıdır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayramda-sindirim-sisteminizi-yormayin-368024">Bayramda Sindirim Sisteminizi Yormayın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
