<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>şıklığı | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/sikligi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sikligi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 11 May 2026 08:28:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>şıklığı | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sikligi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bu Kanser Türlerine Dikkat: Görülme Sıklığı Artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-kanser-turlerine-dikkat-gorulme-sikligi-artiyor-634169</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2026 08:28:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[faktörler]]></category>
		<category><![CDATA[görülme]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[şıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[türlerine]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634169</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser görülme sıklığı dünyada ve ülkemizde artarken; yaşam tarzındaki değişiklikler, obezite, çevresel faktörler ve metabolik hastalıklar bazı kanser türlerini daha da yaygınlaştırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-kanser-turlerine-dikkat-gorulme-sikligi-artiyor-634169">Bu Kanser Türlerine Dikkat: Görülme Sıklığı Artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kanser görülme sıklığı dünyada ve ülkemizde artarken; yaşam tarzındaki değişiklikler, obezite, çevresel faktörler ve metabolik hastalıklar bazı kanser türlerini daha da yaygınlaştırıyor. Özellikle sindirim sistemi ve hormonlarla ilişkili kanser türlerinde dikkat çekici bir yükseliş yaşanıyor. Memorial Şişli Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Serkan Keskin, görülme sıklığı artan kanser türleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kolon kanseri en hızlı artış gösteren türlerden biri </strong></p>
<p>Kolon kanseri hem dünyada hem de Türkiye’de artış eğilimi gösteren kanserlerin başında gelmektedir. Liften fakir beslenme, işlenmiş gıda tüketimi, hareketsiz yaşam ve obezite bu artışta belirleyici rol oynamaktadır. Tarama programlarının yaygınlaştırılması erken tanı açısından büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Pankreas kanseri artış trendi ile öne çıkıyor</strong></p>
<p>Pankreas kanseri görülme sıklığı artan kanser türleri arasında yer almaktadır. Obezite, diyabet ve sigara kullanımı en önemli risk faktörleri olarak bilinmektedir. Erken dönemde belirti vermemesi nedeniyle tanı çoğu zaman ileri evrede konulmaktadır. Pankreas kanserinden korunmak için düzenli sağlık taramaları büyük önem taşımaktadır. </p>
<p><strong>Karaciğer kanseri metabolik hastalıklarla birlikte yükseliyor</strong></p>
<p>Karaciğer kanseri özellikle yağlı karaciğer hastalığı ve metabolik sendrom ile birlikte daha sık görülmektedir. Viral hepatitlerin yanı sıra obeziteye bağlı karaciğer hastalıkları bu artışta önemli rol oynamaktadır.</p>
<p><strong>Rahim (endometrium) kanseri obezite ile paralel artıyor</strong></p>
<p>Endometrium kanseri obezite oranlarındaki artışa paralel olarak daha sık görülmektedir. Hormonal dengenin değişmesi ve insülin direnci bu süreçte etkili olmaktadır.</p>
<p><strong>Safra yolu ve safra kesesi kanserlerinde artış gözlemleniyor</strong></p>
<p>Daha nadir görülmesine rağmen safra yolu ve safra kesesi kanserlerinde son yıllarda artış dikkat çekmektedir. Safra taşları, kronik inflamasyon ve bazı enfeksiyonlar bu artışta rol oynamaktadır. Tanı yöntemlerinin gelişmesiyle daha fazla vakanın saptanması da bu tabloya katkı sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Böbrek ve tiroid kanserlerinde daha fazla tanı konuluyor</strong></p>
<p>Böbrek kanserinde obezite ile ilişkili bir artış söz konusu olmaktadır. Tiroid kanserinde ise artışın önemli bir kısmı görüntüleme yöntemlerinin yaygınlaşmasına bağlı olarak daha fazla tanı konulmasından kaynaklanmaktadır.</p>
<p><strong>Meme kanseri en sık görülen kanserlerden biri olmaya devam ediyor</strong></p>
<p>Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olmayı sürdürmektedir. Görülme sıklığındaki artışın bir kısmı erken tanı yöntemlerinin yaygınlaşmasına bağlı olarak daha fazla vakanın saptanmasından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte geç yaşta doğum, emzirme süresinin kısalması, hormonal faktörler ve yaşam tarzı değişiklikleri de bu artışta etkili olmaktadır.</p>
<p><strong>Akciğer kanserinde risk profili değişiyor</strong></p>
<p>Akciğer kanseri dünya genelinde en sık görülen ve en fazla ölüme neden olan kanser türlerinden biri olmaya devam etmektedir. Sigara en önemli risk faktörü olmayı sürdürmektedir. Ancak son yıllarda sigara içmeyen bireylerde de akciğer kanseri görülme oranında artış dikkat çekmektedir. Hava kirliliği, pasif sigara maruziyeti ve çevresel toksinler bu tabloda etkili olmaktadır. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan bireylerde bu risk daha belirgin hale gelmektedir Yaşam tarzı ve çevresel faktörler oldukça belirleyici </p>
<p>Kanser gelişiminde genetik faktörlerin yanı sıra yaşam tarzı ve çevresel etkiler giderek daha belirleyici hale gelmektedir. Sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik, sigara ve hava kirliliği birçok kanser türü için ortak risk faktörleri arasında yer almaktadır.</p>
<p><strong>Erken tanı ve korunma stratejilerinin öne çıkması gerekiyor</strong></p>
<p>Kanserle mücadelede yalnızca tedavi değil, erken tanı ve riskin azaltılması da büyük önem taşımaktadır. Tarama programlarına katılım, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi ve düzenli kontroller hastalığın kontrol altına alınmasında kritik rol oynamaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-kanser-turlerine-dikkat-gorulme-sikligi-artiyor-634169">Bu Kanser Türlerine Dikkat: Görülme Sıklığı Artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda alerjik rinitin görülme sıklığı artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-alerjik-rinitin-gorulme-sikligi-artiyor-632720</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:07:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[görülme]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[polen]]></category>
		<category><![CDATA[rinitin]]></category>
		<category><![CDATA[şikayetler]]></category>
		<category><![CDATA[şıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632720</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlkbaharla birlikte çocuklu ailelerde alerji kaynaklı sorunlar artıyor. Özellikle polenlerin etkisiyle çocuklarda alerjik rinit görülme sıklığında belirgin bir yükseliş yaşanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-alerjik-rinitin-gorulme-sikligi-artiyor-632720">Çocuklarda alerjik rinitin görülme sıklığı artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlkbaharla birlikte çocuklu ailelerde alerji kaynaklı sorunlar artıyor. Özellikle polenlerin etkisiyle çocuklarda alerjik rinit görülme sıklığında belirgin bir yükseliş yaşanıyor. Burun akıntısı, hapşırık, burun tıkanıklığı ve gözlerde kaşıntı gibi belirtilerle ortaya çıkan alerjik rinit, çoğu zaman, ortak belirtilere sahip soğuk algınlığı (nezle) ya da grip ile karıştırılabiliyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Betül Sarıtaş</strong>, alerjik hastalıkların çocukların ve ailelerinin yaşam konforunu düşürdüğünü ve okula devamsızlığa da yol açabildiğini belirterek, uzun süren şikayetlerde mutlaka çocuk alerji uzmanına da başvurmalarını öneriyor. Bahar döneminde alınacak basit ama etkili önlemlerle, çocukların daha rahat bir süreç geçirebileceğini vurgulayan Dr. Sarıtaş, çocukları alerjik rinitten korumanın 6 etkili yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Polen saatlerini doğru yönetin</strong></li>
</ul>
<p>Polen yoğunluğu özellikle sabah erken saatlerde (05:00-10:00) ve rüzgarlı havalarda artar. Bu saatlerde mümkünse çocukların dışarıda bulunmaması önemlidir. Ancak dışarı çıkması gerekiyorsa, açık alanlarda geçirilen süre sınırlandırılmalı, şapka ve güneş gözlüğü kullanarak polenlerle teması azaltılmalıdır. Çocukların, çimlerin yeni biçildiği alanda uzun süre kalmaması da önemli bir koruyucu adımdır. </p>
<ul>
<li><strong>Dışarıdan gelince temizlik rutini oluşturun</strong></li>
</ul>
<p>Dış ortamdan eve dönüldüğünde ellerin ve yüzün yıkanması, kıyafetlerin değiştirilmesi polen temasını azaltır. Özellikle saçlar polenleri tuttuğu için akşam duşu, şikayetleri belirgin şekilde hafifletebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Ev içinde polen kontrolünü sağlayın</strong></li>
</ul>
<p>Pencereleri gün boyu açık tutmak yerine, kısa süreli havalandırma yapılmalı. Sık temizlik, mümkünse HEPA (yüksek verimli partikül tutucu) filtreli süpürge kullanımı ve hava temizleyiciler alerjen yükünü azaltmaya yardımcı olur.</p>
<ul>
<li><strong>Burun temizliği alışkanlığı kazandırın</strong></li>
</ul>
<p>Tuzlu su (serum fizyolojik) ile günde bir-iki kez yapılan burun yıkaması, alerjenlerin burun mukozasından uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Doktor önerisiyle kullanılan burun spreyleri çocuklar için pratik bir seçenektir. Burun temizliği yaparken basınç uygulanmamalı, sıvı nazikçe verilmelidir. Çok sık ve sert sümkürmek burun iç yüzeyini tahriş edebileceğinden dolayı, çocuğa nazik temizleme alışkalığı kazandırılmalıdır. Bu yöntemler hem burun tıkanıklığını azaltır hem de çocuğun daha rahat nefes almasını sağlar. </p>
<ul>
<li><strong>Çamaşırları dışarıda kurutmamaya özen gösterin</strong></li>
</ul>
<p>Bahar aylarında açık havada kurutulan çamaşırlar polenleri tutabilir. Bu da çocukların gece boyunca alerjenlere maruz kalmasına neden olabilir. Ancak mümkünse çamaşırların çocuktan uzak bir odada kurutulması ve kurutulduğu ortamın sık havalandırılması da alerjen birikimini azaltır. </p>
<ul>
<li><strong>Belirtileri hafife almayın, erken önlem alın</strong></li>
</ul>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Betül Sarıtaş “Uzun süre hapşırık, burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve göz kaşıntısı gibi şikayetler varsa mutlaka Çocuk Alerji uzmanına başvurun. Çünkü bu tür şikayetler, soğuk algınlığı (nezle) ve grip gibi hastalıklarla karıştırılabildiği için çoğu zaman ‘kendiliğinden geçer’ diye bekleniyor ya da gereksiz ilaç kullanımıyla alerji tedavisiz kalabiliyor. Oysa erken dönemde alınan önlemler ve doğru tedavi ile hem şikayetler kontrol altına alınır hem de yaşam kalitesi korunur” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-alerjik-rinitin-gorulme-sikligi-artiyor-632720">Çocuklarda alerjik rinitin görülme sıklığı artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gülşah Hatun Şıklığı ve Güzelliğiyle Kırmızı Halıların Aranan Yüzü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gulsah-hatun-sikligi-ve-guzelligiyle-kirmizi-halilarin-aranan-yuzu-630355</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2026 13:52:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[aranan]]></category>
		<category><![CDATA[gülşah]]></category>
		<category><![CDATA[güzelliğiyle]]></category>
		<category><![CDATA[halıların]]></category>
		<category><![CDATA[hatun]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı]]></category>
		<category><![CDATA[şıklığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=630355</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemde yapılan ödül törenlerinin kırmızı halılarında sunuculuk yapan Gülşah Hatun, katıldığı son davette tüm bakışları üzerine topladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gulsah-hatun-sikligi-ve-guzelligiyle-kirmizi-halilarin-aranan-yuzu-630355">Gülşah Hatun Şıklığı ve Güzelliğiyle Kırmızı Halıların Aranan Yüzü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde yapılan ödül törenlerinin kırmızı halılarında sunuculuk yapan Gülşah Hatun, katıldığı son davette tüm bakışları üzerine topladı. </p>
<p>Sanat ve cemiyet hayatının nabzının attığı ödül törenlerine katılan ünlüler kadar dikkat çeken Gülşah Hatun tercih ettiği kıyafet ve asil duruşuyla adından söz ettirdi</p>
<p>Klasik hatları modern dokunuşlarla birleştiren kıyafetler tercih eden Gülşah Hatun, hem geleneksel asaletini hem de yenilikçi moda anlayışını gözler önüne serdi. </p>
<p>​&#8221;Zarafet Benim İçin Bir Yaşam Biçimi&#8221;</p>
<p>​Kameralara verdiği pozların ardından kısa bir açıklama yapan Gülşah Hatun, stiliyle ilgili soruları içtenlikle yanıtladı. Şıklığın sadece giyilen kıyafetle değil, taşınan tavırla ilgili olduğunu belirten Hatun, &#8220;Kırmızı halı her zaman heyecan verici bir atmosfer. Ancak benim için en önemli şey, seçtiğim parçanın ruhumu yansıtması,&#8221; dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gulsah-hatun-sikligi-ve-guzelligiyle-kirmizi-halilarin-aranan-yuzu-630355">Gülşah Hatun Şıklığı ve Güzelliğiyle Kırmızı Halıların Aranan Yüzü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gözdeki sinsi tehlikenin görülme sıklığı artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gozdeki-sinsi-tehlikenin-gorulme-sikligi-artiyor-627389</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2026 10:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[doku]]></category>
		<category><![CDATA[eti]]></category>
		<category><![CDATA[görülme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[Göz Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[gözdeki]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Pterjium]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[şıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikenin]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=627389</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda göz hastalıkları arasında daha sık görülmeye başlayan gözde et büyümesi, tıp dilinde ‘pterjium’ olarak adlandırılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gozdeki-sinsi-tehlikenin-gorulme-sikligi-artiyor-627389">Gözdeki sinsi tehlikenin görülme sıklığı artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda göz hastalıkları arasında daha sık görülmeye başlayan gözde et büyümesi, tıp dilinde ‘pterjium’ olarak adlandırılıyor. Masum sanılan ancak tedavi edilmediğinde sinsice ilerleyerek ciddi sonuçlara yol açabilen göz eti, özellikle gözlerde kanlanma ve kızarma ile ortaya çıkıyor.</p>
<p><strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Birgül</strong> “Gözde et büyümesi çoğu zaman gözlerin buruna yakın iç kısımlarında yoğun kızarıklık ile fark edilir. Hastalar kendileri aynaya baktıklarında veya çevresindekilerin dikkat çekmesi ile fark ederler. Bu doku zamanla korneanın üzerine yürüyebilir ve görme alanını kapatabilir. Başlangıçta basit bir kızarıklık ve kanlanma gibi görülse de ilerlediğinde görme kaybına neden olabilmektedir. Bu nedenle geçmeyen göz kızarıklığı durumunda mutlaka doktora başvurulmalıdır” diyor.</p>
<p>Göz eti büyümesinde hastaların şikayetlerini ‘Gözüme sanki kum tanesi kaçmış gibi hissediyorum veya herkes bana gözlerin neden bu kadar kırmızı, az mı uyudun ya da alkol mü aldın diye soruyor’ gibi söylemlerle dile getirdiğini belirten Dr.Tolga Birgül, oysa bu durumun çoğu zaman gözde et büyümesinden kaynaklanabildiğini vurguluyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Birgül, göz etine yol açan 4 önemli etkeni anlattı, belirtilere ve tedaviye yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Güneş ışığı ve ultraviyole maruziyeti</strong></p>
<p>Göz eti gelişiminde en önemli faktörlerden biri güneş ışığına uzun süre maruz kalmak. Araştırmalar, yoğun güneş ışığına maruz kalan kişilerde pterjiumun (gözde et büyümesi) daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Rüzgar, toz ve kum gibi çevresel tahriş</strong></p>
<p>Toz, kum ve rüzgar gibi çevresel faktörler, özellikle açık havada çalışan kişilerde riski artırıyor. Zira göze sık sık kaçan toz, kum ve yabancı cisimler göz yüzeyindeki dokuyu sürekli uyararak tahrişe neden olurken, bu tahriş zamanla dokunun (konjonktivanın) kalınlaşmasına ve korneaya doğru ilerleyen et büyümesine zemin hazırlayabiliyor.</p>
<p><strong>Kronik göz kuruluğu</strong></p>
<p>Uzun süre bilgisayar veya telefon ekranına bakmak da göz kuruluğuna yol açabiliyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Birgül “Özellikle bilgisayar başında gerekli göz molalarını vermeden uzun süre kalan ve yine uzun süreler telefon ekranına bakan kişilerde göz kuruluğu arttığı için bu hastalığa daha sık rastlayabiliyoruz. Göz yüzeyinin yeterince nemli olmaması da pterjium gelişimini kolaylaştırabiliyor” diyor.  </p>
<p><strong>Göz yapısının kuruluğa yatkın olması</strong></p>
<p>Bazı kişilerde göz yüzeyi doğal olarak daha hassas ve nem dengesini korumakta zorlanan bir yapıya sahip olabilir. Bu durum göz yüzeyinin dış etkenlere karşı daha kolay tahriş olmasına neden olur. Yeterli nem sağlanamadığında gözün koruyucu tabakası zayıflar ve konjonktiva dokusu zamanla kalınlaşıp korneaya doğru ilerleyebilir. Göz kuruluğu yaşayan kişilerde bu süreç daha kolay tetiklenebilir ve pterjium (gözde et büyümesi) gelişme riski artabilir.</p>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Gözünüzde bu belirtilere dikkat!</strong></p>
<p>Dr. Tolga Birgül, göz eti büyümesinin belirtilerini şöyle sıralıyor;  </p>
<ul>
<li>Gözde sürekli kızarıklık ve kanlanma</li>
<li>Gözde yanma, batma ve sulanma</li>
<li>Gözün iç kısmında kabarıklık oluşması</li>
<li>Estetik olarak gözün kırmızı görünmesi</li>
<li>Beklenmemiş şekilde Astigmat gelişmesi veya artması</li>
</ul>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Gözde et büyümesinin tedavisi nasıl yapılıyor!</strong></p>
<p>Gözde et büyümesinin tedavisi hastalığın durumuna göre planlanıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Birgül “Her pterjiumun ameliyat edilmesi gerekmeyebiliyor. Eğer doku uzun süre aynı kalıyorsa, stabil ise takip edilebiliyor. Ancak aktif büyüyen ve korneaya ilerleyen pterjiumlarda cerrahi tedavi gerekiyor” diyor. Bu ayırımın yapılması için göz muayenesi yapılması gerektiğini, tedavide en önemli noktanın cerrahi sonrası tekrar oluşumun önlenmesi olduğunu vurgulayan Dr. Tolga Birgül şöyle konuşuyor: “Pterjium cerrahisinde sadece et dokusunun çıkarılması yeterli değildir. Asıl önemli olan ameliyat sonrası tekrar etmesini önlemektir. Bunun için özel cerrahi teknikler kullanıyoruz; et dokusunu çıkardıktan sonra konjonktival flep ve otogreft gibi yöntemlerle kapatmadan önce geride kalan yüzeyi elmas uçlu özel bir tur motoruyla mikro düzeyde temizliyoruz. Bu yöntemle geride kalabilecek mikroskobik dokular da temizleniyor ve tekrar etme riski önemli ölçüde azaltılıyor.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gozdeki-sinsi-tehlikenin-gorulme-sikligi-artiyor-627389">Gözdeki sinsi tehlikenin görülme sıklığı artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Safiye Soyman&#8230; Klibinde Selma Oruç şıklığı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/safiye-soyman-klibinde-selma-oruc-sikligi-562171</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Aug 2025 15:34:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[klibinde]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[safiye]]></category>
		<category><![CDATA[selma]]></category>
		<category><![CDATA[şıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[soyman]]></category>
		<category><![CDATA[soyman8230]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562171</guid>

					<description><![CDATA[<p>Moda dünyasının özel ismi olarak “Selma Oruç Atelier” markasıyla yolunda hızla ilerleyen anne Selma Oruç ve kızı Aslı Şener şöhreti uluslararası boyuta taşındı. Kızı Aslı Şener’in çizdiği modelleri hayata geçiren annesi Selma Oruç birlikteliği birçok yurt dışındaki ünlü isimlerinde dikkatini çekti. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/safiye-soyman-klibinde-selma-oruc-sikligi-562171">Safiye Soyman&#8230; Klibinde Selma Oruç şıklığı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Magazin dünyasındaki ünlülere yaptıkları kostümlerin onlara markalaşma yolunda büyük katkı sağladığını ifade eden anne ve kızı, sahnelerin usta yorumcusu Safiye Soyman’ın yeni çalışmasının klip çekimleri için özel tasarım kıyafetler hazırladılar. Kadının kendine güvenini arttıran kıyafetler tasarlayıp oluşturduklarını dile getiren başarılı modacılar, Safiye Soyman yeni klip çalışmasını moda sektörünü yakın takibe alanların mutlaka izlemesi gerektiğini ifade ettiler.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-562173" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/selma-oruc-safiye-soyman-1.avif" alt="" width="1382" height="1864" srcset="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/selma-oruc-safiye-soyman-1.avif 1382w, https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/selma-oruc-safiye-soyman-1-600x809.avif 600w" sizes="(max-width: 1382px) 100vw, 1382px" /></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/safiye-soyman-klibinde-selma-oruc-sikligi-562171">Safiye Soyman&#8230; Klibinde Selma Oruç şıklığı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Narlıdere Metrosu ön işletmede 15 dakikalık sefer sıklığı ile çalışacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/narlidere-metrosu-on-isletmede-15-dakikalik-sefer-sikligi-ile-calisacak-443730</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Feb 2024 21:06:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çalışacak]]></category>
		<category><![CDATA[dakikalık]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[işletmede]]></category>
		<category><![CDATA[metrosu]]></category>
		<category><![CDATA[narlıdere]]></category>
		<category><![CDATA[sefer]]></category>
		<category><![CDATA[şıklığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=443730</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in göreve geldiğinde yüzde 12 seviyesinde olan ve 24 Şubat Cumartesi günü İzmirlilerin hizmetine açılacak Narlıdere Metrosu'nda seferler ön işletim sürecinde 15 dakikalık sıklıklarla yapılacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/narlidere-metrosu-on-isletmede-15-dakikalik-sefer-sikligi-ile-calisacak-443730">Narlıdere Metrosu ön işletmede 15 dakikalık sefer sıklığı ile çalışacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in göreve geldiğinde yüzde 12 seviyesinde olan ve 24 Şubat Cumartesi günü İzmirlilerin hizmetine açılacak Narlıdere Metrosu&#8217;nda seferler ön işletim sürecinde 15 dakikalık sıklıklarla yapılacak.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in kenti demir ağlarla örme hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdüren İzmir Büyükşehir Belediyesi, kente raylı sistem ağları kazandırmaya devam ediyor. 287 milyon Euro yatırımla yapılan Fahrettin Altay – Narlıdere Metrosu, 24 Şubat Cumartesi gününden itibaren İzmirlilere hizmet vermeye başlıyor. Kentteki tüm metro yatırımlarını kendi imkanlarıyla yapan tek belediye İzmir Büyükşehir Belediyesi, 7 istasyondan oluşan 7,2 kilometrelik hatla Narlıdere’den Bornova Evka-3’e kadar kesintisiz ulaşım sağlayacak.</p>
<p><strong>Açılış töreni Balçova İstasyonu’nda</strong></p>
<p>Narlıdere Metrosu’nun açılış töreni 24 Şubat Cumartesi günü  Balçova İstasyonu üzerinde bulunan, Ata Caddesi Kavşağı olarak da bilinen alanda yapılacak. Tören 16.30’da Ersin Show ile başlayacak. Açılış töreninin ardından sevilen sanatçı Haluk Levent konser verecek.</p>
<p><strong>Sefer aralığı 15 dakika</strong></p>
<p>Narlıdere Metrosu&#8217;nun ön işletim sürecinde nasıl çalışacağı da belli oldu. Narlıdere güzergahındaki Fahrettin Altay-Narlıdere Kaymakamlık istasyonları arasında ön işletim sürecinde 15 dakikalık sefer planı uygulanacak. İlerleyen dönemde bu sürenin kısalması planlanıyor.</p>
<p><strong>7 istasyondan oluşuyor</strong></p>
<p>Fahrettin Altay-Narlıdere Metro hattında sırasıyla; Balçova, Çağdaş, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Narlıdere, Şehitlik ve Kaymakamlık istasyonları yer alıyor. Günlük yolcu sayısının ortalama 170 bin olması öngörülüyor. Balçova ve Kaymakamlık istasyonlarında 219 araç kapasiteli iki ayrı otopark da yer alıyor.</p>
<p><strong>287 milyon Euro’luk büyük yatırım</strong></p>
<p>İzmir Hafif Raylı Sistemi’nin dördüncü aşaması olan F. Altay-Narlıdere Kaymakamlık Arası Metro hattı 4 Haziran 2018’de, 252 milyon Euro sözleşme bedeli ile yüklenici firmaya teslim edildi. Bu bedel, keşif artışları ile 287 milyon Euro’yu buldu. Narlıdere Metrosu’nun da hizmete girmesiyle İzmir’in kuzeyinde yer alan Bornova ile güneyindeki Narlıdere ilçesi arasında toplam 27 kilometrelik kesintisiz raylı ulaşım hizmeti sağlanacak. İzmirliler, güvenli, konforlu, çevreci ve ekonomik raylı ulaşım olanağına kavuşacak; ayrıca vakitten kazanacak. Bir uçtan biniş yapan yolcu, diğer uca 45 dakikada ulaşacak. İki uç arasında karayolu uzunluğu ise yaklaşık 47 kilometreyi buluyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/narlidere-metrosu-on-isletmede-15-dakikalik-sefer-sikligi-ile-calisacak-443730">Narlıdere Metrosu ön işletmede 15 dakikalık sefer sıklığı ile çalışacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanserinin Görülme Sıklığı Akciğer Kanserini Geçti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-gorulme-sikligi-akciger-kanserini-gecti-409629</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Sep 2023 11:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[geçti]]></category>
		<category><![CDATA[görülme]]></category>
		<category><![CDATA[kanserini]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinin]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[şıklığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409629</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her 8 kadından birini etkileyen meme kanserinin görülme sıklığı akciğer kanserini geçerek dünya genelinde en yaygın tanı konulan kanser oldu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-gorulme-sikligi-akciger-kanserini-gecti-409629">Meme Kanserinin Görülme Sıklığı Akciğer Kanserini Geçti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Her 8 kadından birini etkileyen meme kanserinin görülme sıklığı akciğer kanserini geçerek dünya genelinde en yaygın tanı konulan kanser oldu. Meme kanseri sıklığının arttığını ancak yaşam süresinin de uzadığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “Hastalığın tedavisindeki gelişmeler başarı sağlıyor ama değişen şartlara bağlı meme kanseri de daha çok görülüyor. Yani ölüm oranı azaldı, yaşam süresi uzadı. Çok kanser görülmesine rağmen daha çok hasta kurtuluyor. Profilaktik yaklaşımlarla genetik risk testlerini daha çok yapıyoruz, hangi grupların meme kanserine daha çok yakalandığını belirleyebiliyoruz ve riskli olan grupta koruyucu olarak örneğin cerrahi veya hormon tedavileri gündeme geliyor” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Şeref Kömürcü Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı vesilesiyle konuyla ilgili önemli bilgiler verdi… </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>BRCA 1 ve BRCA 2 gen mutasyonları kadınlarda meme, erkeklerde de prostat kanseri gelişimini etkileyen önemli bir kalıtsal risk faktörüdür.  Ailesinde meme veya prostat kanseri olanların düzenli doktor kontrollerinden geçmesi gerektiğinin altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “BRCA dışında başka riskli genlere de bakılıyor ve bu anlamlı derecede riskli olan kişilere koruyucu olarak iki taraflı mastektomi önerilebiliyor veya koruyucu olarak hormon tedavisi önerilebiliyor. Meme kanseri, over kanseri, prostat kanseri, pankreas kanseri, kolon kanseri bunlar kardeş kanserler. Bunlardaki risk birbirini takip ediyor. Bu hastalıklardan da varsa yine risk fazla olabiliyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Her 8 kanserden 1’i meme kanseri</strong></p>
<p>Dünyada 2020 yılında 19,3 milyon yeni kanser olgusunun varlığının bilindiğine dikkat çeken Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “Bütün kanserler içinde meme kanseri sıklığı artık akciğer kanserini geçerek dünya genelinde en yaygın tanı konulan kanser oldu. 2020 yılında yaklaşık 2,3 milyon yeni meme kanseri vakası bildirildi, bu da tanı konulan her 8 kanserden 1’inin meme kanseri olduğunu gösteriyor. Yine 2020 yılında meme kanseri, 685.000 yaşam kaybına sebep oldu. Bu hastalık dünya genelinde ölüme sebep olan kanserler arasında 5. sırada yerini aldı. Kadınlarda meme kanseri her 4 kanser vakasının 1’inden ve her 6 kanser nedenli yaşam kaybının 1’inden sorumlu” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Meme kanseri tedavisinde alternatif yöntem: İmmünoterapi</strong></p>
<p>Kanser tedavisinde her geçen gün hedefe yönelik tedavi için yeni ilaçların kullanılmaya başlandığını belirten Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “İmmünoterapi ve hedefe yönelik tedavi kullanım oranı giderek artıyor. Uzun yıllardır kullanılan kemoterapi ve radyoterapi yöntemlerine ek olarak son yıllarda immünoterapi adı verilen ilaçlarla kanser hastalığı artık daha uzun süreli kontrol altına alınmaya başlandı. Bu tedavi yöntemi sayesinde kişinin bağışıklık sistemi harekete geçirilerek, kişinin kendi bağışıklık sistemi hücrelerinin kanser hücreleri ile daha etkili savaşması sağlanıyor” açıklamasında bulundu.</p>
<p> </p>
<p><strong> Anadolu Sağlık Merkezi Hakkında</strong></p>
<p>Yaşam kalitesini artırmak için dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmak hedefiyle kurulan Anadolu Sağlık Merkezi, modern tıbbın gereklerini yeni ve kapsamlı bir sağlık anlayışıyla hastalarına aktarıyor. Hizmet kalitesine önemli katkı sağlayan Johns Hopkins Medicine (JHM) ile devam eden iş birliği Anadolu Sağlık Merkezi&#8217;nin sağlığın merkezi olma vizyonunu da destekliyor. Kurulduğu günden buyana gerçekleştirdiği çalışmalarla ‘Sağlığın Merkezi’ konumuna ulaşan Anadolu Sağlık Merkezi; onkoloji, kalp damar sağlığı, kadın hastalıkları ve tüp bebek, nöroloji, cerrahi bilimler ve iç hastalıkları dahil olmak üzere tüm branşlarda sunduğu hizmetlerde hasta odaklı yaklaşımla hareket ediyor. Hizmetlerinde hasta hakları ve güvenliğini temel önceliği olarak belirleyen Anadolu Sağlık Merkezi, kaliteli sağlık hizmeti ile dünyanın farklı bölgelerinden gelen hastalara tedavi olanağı sunuyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-gorulme-sikligi-akciger-kanserini-gecti-409629">Meme Kanserinin Görülme Sıklığı Akciğer Kanserini Geçti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cilt kanseri sıklığı giderek artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cilt-kanseri-sikligi-giderek-artiyor-390865</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jul 2023 08:24:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[giderek]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[şıklığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390865</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cilt kanseri, günümüzde en sık görülen kanserler arasında ilk sırada yer alıyor. Yaz aylarında uzun süre güneş ışınlarına maruz kalmak ise cilt kanserinin en önemli risk faktörünü oluşturuyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilt-kanseri-sikligi-giderek-artiyor-390865">Cilt kanseri sıklığı giderek artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cilt kanseri, günümüzde en sık görülen kanserler arasında ilk sırada yer alıyor. Yaz aylarında uzun süre güneş ışınlarına maruz kalmak ise cilt kanserinin en önemli risk faktörünü oluşturuyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Dilek Bıyık Özkaya</strong>,<strong> </strong>bu nedenle cilt kanseri oluşumunu önlemek için güneşten korunma yöntemlerinin mutlaka doğru uygulanması gerektiğine dikkat çekerek, “Güneş koruyucu ürünlerin etkinliği ispatlanmış olsa da cilt kanserine karşı en iyi korunma güneşin zararlı ultraviyole ışınlarına maruz kalmamaktır. Bu nedenle mümkünse öğle saatlerinde dışarıya çıkmamalıyız. Eğer mecbursak güneş koruyucu ürünümüzü mutlaka kullanmalı, deniz ve havuza girmek için sabah veya akşam saatlerini tercih etmeliyiz” diyor. <strong>Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Dilek Bıyık Özkaya</strong>, yaz aylarında cilt kanserinden korunmak için almamız gereken önlemleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!</p>
<p> </p>
<p><strong>Bu saatler arasında güneşe çıkmayın</strong></p>
<p>Güneşin zararlı ultraviyole ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 10:00- 14:00 saatleri arasında, cildimize koruyucu ürün sürmüş olsak bile güneş altında kaldığımızda cilt kanserinin gelişme riski artıyor. Dolayısıyla mümkünse bu saatlerde dışarıya çıkmayın.</p>
<p> </p>
<p><strong>Güneş koruyucunuzu mutlaka kullanın!</strong></p>
<p>Güneşe çıkmanız gerekiyorsa almanız gereken en önemli önlemlerden biri, cildinize uygun güneş koruyucu ürünü yeterli miktarda ve sıklıkta kullanmak olmalı. Güneş koruyucu ürünün etkili olabilmesi için hem UVB hem de UVA ışınlarından koruyan özellikte ve SPF değerinin 50 veya üzerinde olması gerekiyor. Deniz kenarındaysanız güneş altında kalmak yerine, gölge yerlerde zaman geçirmeye dikkat edin. Ayrıca gölgede bulunduğunuz süre boyunca güneş koruyucu ürünü cildinize sürmeyi ihmal etmeyin.</p>
<p> </p>
<p><strong>Dışarıya çıkmadan 30 dakika önce uygulayın</strong></p>
<p>Güneş koruyucu ürünleri genellikle sokağa çıkmadan hemen önce veya plajda kullanmak gibi önemli bir hataya düşüyoruz. Oysa bu ürünlerin ciltten emilmeleri ve koruyucu özelliklerinin başlaması belirli bir zaman alıyor. Dolayısıyla güneşten koruyucunuzu dışarıya çıkmadan 30 dakika önce sürmeyi alışkanlık edinmelisiniz.</p>
<p> </p>
<p><strong>Her iki saatte bir tekrarlayın, ancak…</strong></p>
<p>Güneş koruyucunuzu her iki saatte bir tekrarlamanız çok önemli. Ancak yüzme ve terleme sonrasında bu süreyi beklemeden ürünü cildinize yeniden uygulamanız gerekiyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>2 yemek kaşığından az olmasın!  </strong></p>
<p>Güneş koruyucular cilde yeterli miktarlarda uygulanmadıklarında gereken etkiyi sağlayamıyor. Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Dilek Bıyık Özkaya, bu nedenle ürünleri cildinize ideal miktarda sürmenin koruyucu etkisi açısından büyük önem taşıdığını belirterek, şöyle devam ediyor: “Vücudumuza santimetrekare başına iki mg koruyucu sürmemiz gerekiyor. Tüm vücut için düşündüğümüzde bu miktar 2 yemek kaşığına denk geliyor. Yüzümüz için de yaklaşık 1/3 çay kaşığı öneriliyor. İşaret parmağı ve orta parmağınıza çizgi halinde sıktığınız güneş koruyucuyu yüz ve boynunuza uyguladığınızda, yüzünüz için ideal miktar ürünü kullanmış oluyorsunuz.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Solaryumdan uzak durun</strong></p>
<p>Sadece güneşin ultraviyole ışınları değil yapay ışık kaynakları da cilt kanserine yol açabiliyor. 2009 yılında, Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı tarafından ‘solaryumlar’ kanser sebebi olarak tanımlandı. Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Dilek Bıyık Özkaya, bilinen zararlarına rağmen solaryumun günümüzde kullanılmaya devam ettiğini vurgulayarak, “Solaryum sadece cilt kanseri değil, ciltte erken yaşlanma, leke, damarlanma artışı ve cilt yapısının bozulması gibi pek çok soruna yol açabiliyor. Cildimiz üzerinde ciddi tehdit oluşturan solaryum kullanımından mutlaka kaçınmalıyız.” diye konuşuyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kıyafetleriniz UV korumalı olsun</strong></p>
<p>Cilt kanserinden korunmak için uzun kollu, beyazlatılmamış özelliğe sahip sık dokulu ve UV absorbsiyonu ile koruma özelliği daha fazla olduğu için koyu renk kıyafetler giymelisiniz. Deniz kenarında veya açık alanda durmanız gerekiyorsa, UV korumalı kıyafetleri tercih etmenizde fayda var. Geniş tenteli şapkalar, UVA ile UVB filtresi olan geniş güneş gözlükleri takmayı da alışkanlık edinin.</p>
<p> </p>
<p><strong>Bulutlu havalarda da korunmak şart!</strong></p>
<p>Pencereden, araba camlarından, balkondan ve bilgisayar ekranlarında gelen ışıklar da cildimizi olumsuz etkileyebiliyorlar. Bunların yanı sıra bulutlu havalarda da cildimizi korumamız çok önemli! Dolayısıyla bulutlu günlerde, evde veya araçta olduğunuzda SPF 15 veya üzeri koruma faktörü içeren güneş koruyucunuzu ihmal etmeyin.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Benlerinizi ayna karşısında kontrol edin!</strong></p>
<ul>
<li>Cilt kanseri melanom ve melanom dışı olmak üzere iki gruba ayırılıyor. Bazal hücreli veya skuamöz hücreli olarak iki gruptan oluşan melanom dışı cilt kanserleri tüm dünyada oldukça sık görülüyor. Melanom daha nadir görülmekle birlikte erken tanı konulmazsa ölümcül olabiliyor.</li>
<li>Cilt kanseri kırmızı pullanan bir lezyon şeklinde görülebileceği gibi, deriden kabarık bir lezyon, iyileşmeyen bir yara veya asimetri, sınırları düzensiz, çoklu renge sahip, çapı büyüyen bir ben olarak da ortaya çıkabiliyor.  </li>
<li>Cilt kanseri erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir kanser türleri arasında yer alıyor. Erken teşhis için ayna karşısında cildinizi 3 ayda bir muayene etmeniz büyük önem taşıyor. Prof. Dr. Dilek Bıyık Özkaya, “Kendinizi muayene ederken değişen bir ben, iyileşmeyen bir yara, yeni ortaya çıkmış ve büyüyen bir lezyon fark ettiğinizde dermatoloji uzmanına başvurmanız erken teşhis için oldukça önemlidir. Ayrıca hiçbir yakınmanız olmasa bile yıllık dermatolojik muayenenizi ihmal etmeyin.” diyor.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilt-kanseri-sikligi-giderek-artiyor-390865">Cilt kanseri sıklığı giderek artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Kazandağ: Deprem sonrası diş kaynaklı olmayan diş ağrılarının görülme sıklığı arttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kazandag-deprem-sonrasi-dis-kaynakli-olmayan-dis-agrilarinin-gorulme-sikligi-artti-358550</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Mar 2023 08:54:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arttı]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[görülme]]></category>
		<category><![CDATA[kaynaklı]]></category>
		<category><![CDATA[kazandağ]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[şıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358550</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depremin insanlardaki ağız ve diş sağlığını da etkileyebileceğini söyleyen Prof. Dr. Meriç Karapınar Kazandağ, “Gerek deprem bölgesinden gelen hastalarımızda gerekse genel popülasyonda, diş kaynaklı olmayan, başka nedenlere bağlı olan diş ağrılarının görülme sıklığının arttığını gözlemliyoruz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kazandag-deprem-sonrasi-dis-kaynakli-olmayan-dis-agrilarinin-gorulme-sikligi-artti-358550">Prof. Dr. Kazandağ: Deprem sonrası diş kaynaklı olmayan diş ağrılarının görülme sıklığı arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Depremin insanlardaki ağız ve diş sağlığını da etkileyebileceğini söyleyen Prof. Dr. Meriç Karapınar Kazandağ, “Gerek deprem bölgesinden gelen hastalarımızda gerekse genel popülasyonda, diş kaynaklı olmayan, başka nedenlere bağlı olan diş ağrılarının görülme sıklığının arttığını gözlemliyoruz. Diş hastalıklarından kaynaklanmayan diş ağrıları nedeniyle dişlerini çektiren birçok hastaya rastlıyoruz” dedi.  </p>
<p>Deprem felaketinin her alanda olduğu gibi ağız ve diş sağlığı konusunda da etkilerinin olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Meriç Karapınar Kazandağ, 20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Haftası’na özel bilgilendirmelerde bulundu. </p>
<p><strong>“Ağrının Kaynağını Doğru Teşhis Etmek Çok Önemlidir” </strong></p>
<p>Ağız ve diş sağlığının Türkiye’deki durumuyla ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Kazandağ, “Türkiye özelinde değerlendirecek olursak, insanlarımız genellikle dişlerini fırçalıyor; ancak arayüz temizliği henüz yaygınlaşmadı. Bu nedenle dişlerin arayüzlerinden başlayan çürükleri ve diş eti hastalıklarını halen sıklıkla gözlemliyoruz. Dişlerin birbirine bakan yüzeylerini normal diş fırçası ile temizlemek oldukça güçtür. Bu amaçla üretilmiş diş ipleri ve arayüz fırçaları bulunuyor. Bunları kullanarak ilave bir temizlik yapılmalı. 6 ayda bir diş hekimine giderek diş taşı temizliği yaptırmayan herkes ağız ve diş sağlığı sorunu yaşayabilir” dedi. </p>
<p>Yapılan çalışmaların, insanların yüzde 66&#8217;sının son 6 ay içerisinde ağrı hissettiklerini gösterdiğini belirten Kazandağ, “Bu ağrıların yüzde 12&#8217;si diş ağrısı olarak karşımıza çıkıyor. Ağrının kaynağını doğru teşhis etmek çok önemlidir” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“Detaylı Muayeneyi Endodonti Uzmanı Yapar”</strong></p>
<p>Diş ağrısına dişlerden kaynaklanan ve kaynaklanmayan durumların sebep olabileceğine işaret eden Prof. Dr. Meriç Karapınar Kazandağ, “Hastalar diş ağrılarının yanı sıra diş kaynaklı olmayan ağrılar, en çok da çene eklemi ve çiğneme kaslarından kaynaklanan ağrılarla da diş hekimine başvuruyor. Diş ağrısına birçok etken neden olabileceği için diş hekimlerinin tedaviye başlamadan önce hastayı çok dikkatli dinlemeleri ve detaylı bir muayene yapmaları gerekir. Çeşitli uzmanların çalıştığı merkezlerde diş ağrısına dair bu detaylı muayeneyi genellikle endodonti uzmanları yaparlar” dedi.  </p>
<p><strong>“100 Diş Ağrısından 3’ünün Sebebi Diş Değil” </strong></p>
<p>Diş kaynaklı olmayan diş ağrılarının deprem felaketinden sonra artabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Kazandağ, konuyla ilgili şöyle konuştu: </p>
<p>“Endodonti bölümlerine yönlendirilen 100 hastadan yaklaşık 3 tanesi dişten kaynaklanmayan nedenle ağrı çekiyor. Ancak son günlerde, ülkemizin yaşadığı deprem felaketi sonrasında, gerek deprem bölgesinden gelen hastalarımızda gerekse genel popülasyonda, diş kaynaklı olmayan diş ağrılarının görülme sıklığının arttığını gözlemliyoruz. Bu konuda yapılmış bir çalışma henüz yayınlanmadı; ancak, endodonti uzmanı bir diş hekimi olarak  deprem sırasında ortaya çıkan fiziksel ve psikolojik yaralanmaların bu artışa olabileceğini düşünüyorum. Deprem felaketi hepimizi çok üzdü, çok fazla canımızı yitirdik, çok sayıda yaralımız var. Baş-boyun yaralanmaları yaşayan, uzuvlarını kaybeden, iç organları zarar gören hastalarımız oldu. Bu fiziksel yaralanmalar sinir zedelenmelerine yol açıyor. Sinirler de merkezi sinir sisteminde bazı verileri karıştırabiliyor. Bazen periferik sinirlerde karıştırmalar, bazen de merkezi sinir sisteminde yanılsamalar olabiliyor. Bunların neticesinde hastalar gerçekte dişlerden kaynaklanmayan ağrıları sanki diş ağrıları gibi algılayabiliyor.” </p>
<p><strong>“Kaygı Bozuklukları da Diş Ağrısı Yanılsamasını Ortaya Çıkarır” </strong></p>
<p>Prof. Dr. Kazandağ, detaylı muayene yapıldıktan sonra ağrının diş kaynaklı olmadığı ortaya çıkarsa ‘ne yapılmalı’ sorusuna ise şu cevabı verdi: </p>
<p>“Çiğneme kaslarının yaralanmasından veya diş sıkma alışkanlığından kaynaklandığını düşünüyorsak bu konuda uzmanlaşmış diş hekimlerine yönlendiriyoruz. Sinirlerin travma veya enfeksiyon sonucu zarar gördüğünü ve nedenin diş ile ilgili olduğunu düşünüyorsak diş hekimleri olarak biz tedavi ediyoruz, aksi takdirde ‘Nöroloji uzmanına’ yönlendiriyoruz. Sinüslerin enfeksiyonu veya alerjik nedenlerle ortaya çıkan diş ağrılarını, ‘KBB uzmanına’ yönlendiriyoruz. Daha nadir olarak kalp, göğüs, boğaz, boyun, kafa ve yüzdeki yapılardan kaynaklanan ağrılar da dişlere yansıyor olabilir. Böyle bir olasılık düşündüğümüzde, gerekli değerlendirmelerin ve varsa yönlendirmelerin yapılması için öncelikle ‘Ağrı uzmanına’ yönlendiriyoruz. Bazı kişiler de ise ‘Somatoform bozukluklar’ veya ‘kaygı bozuklukları’ gibi nedenlerle bozulmuş algılarının bir yansıması olarak ‘psikojenik diş ağrısı’ hissedebiliyorlar. Psikolojik travma sonrası da ortaya çıkabilen bu tip durumlarda hastalarımızı bir ‘Psikiyatri uzmanına’ yönlendiriyoruz.” </p>
<p><strong>“Bu Şekilde Dişlerini Kaybeden Birçok Hastaya Rastlıyoruz” </strong></p>
<p>Diş kaynaklı olmayan diş ağrılarının doğru teşhis edilmesinin çok önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Kazandağ, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Diş kaynaklı olmayan diş ağrıları doğru teşhis edilemediğinde hastalar, kanal tedavisi veya ağrı geçmeyince diş çekimi gibi gereksiz müdahalelere maruz kalmış oluyor. Bu yüzden hastalara, diş hekimlerine gidip muayene olmalarını, dişlerinin çekilmesi için ısrar etmek yerine başka uzmanlardan da yardım istemelerini önerebilirim. Hastalar, diş ağrısı olduğunda ısrarcı oluyor. Yapılan muayeneler sonucunda diş ağrısı olduğu kesinleşmese bile hasta büyük ısrarlar neticesinde kanal tedavisi yaptırıyor. Kanal tedavisinden sonra bir hafta 10 güne arası ağrılar genellikle geçiyor. Fakat bir süre sonra tekrar başlıyor. Bu durumda hasta, ben bu ağrıya dayanamıyorum, dişimin çekilmesini istiyorum gibi bir taleple gelebiliyor. Israrlar devam edince diş çekiliyor ve bir süre sonra bu bir kısır döngüye giriyor. Ağrı, bir sonraki dişe atlamış oluyor; o dişe kanal tedavisi yapılıyor ve diş çekiliyor. Bu bir döngü şeklinde devam ediyor. Bu şekilde dişlerini kaybeden birçok hastaya rastlıyoruz.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kazandag-deprem-sonrasi-dis-kaynakli-olmayan-dis-agrilarinin-gorulme-sikligi-artti-358550">Prof. Dr. Kazandağ: Deprem sonrası diş kaynaklı olmayan diş ağrılarının görülme sıklığı arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
