<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sessiz | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/sessiz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sessiz</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Mar 2026 08:39:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>sessiz | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sessiz</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sessiz tehlike ağızda başlıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-agizda-basliyor-622779</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 08:39:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[ağızda]]></category>
		<category><![CDATA[Bakteriler]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Eti]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kanama]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622779</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağız ve diş sağlığının yalnızca diş çürüğü ya da diş kaybı ile sınırlı olmadığını, tüm vücut sağlığınızı doğrudan etkileyen kritik bir öneme sahip olduğunu biliyor muydunuz? </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-agizda-basliyor-622779">Sessiz tehlike ağızda başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ağız ve diş sağlığının yalnızca diş çürüğü ya da diş kaybı ile sınırlı olmadığını, tüm vücut sağlığınızı doğrudan etkileyen kritik bir öneme sahip olduğunu biliyor muydunuz? “Basit bir diş eti kanaması” denilerek yeterince önemsenmeyen sorunun hayati riske dahi yol açabildiğini? Hatta kalp krizi riskinin diş etinden başlayabildiğini? <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Diş Eti Hastalıkları Uzmanı (Periodontolog) Prof. Dr. Ülkü Noyan</strong>,<strong> </strong>özellikle diş eti hastalıklarının kalp ve damar hastalıklarıyla güçlü bir bağlantısı olduğunu belirterek, Alzheimer ve kanser sürecini de olumsuz etkilediğini, buna karşın toplumdaki farkındalığın hala son derece yetersiz olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Noyan, ağız ve diş sağlığının önemine yönelik çarpıcı bilgiler verdi; alınacak basit ama etkili 7 yöntemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu…</p>
<p>Diş eti hastalığının en erken ve en önemli belirtisi diş fırçalarken oluşan kanamayla ortaya çıkıyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi </strong><strong>Diş Eti Hastalıkları Uzmanı (Periodontolog) Prof. Dr. Ülkü Noyan</strong> “Nasıl ki ellerimizi yıkarken kanama olmuyorsa, diş etlerimizin de fırçalarken kanamaması gerekir. Ancak birçok kişi yanlış fırçalama teknikleri nedeniyle diş etine temas etmeden temizlik yapıyor. Bu da hastalığın fark edilmeden ilerlemesine yol açıyor” diyor. Sorunun ilerlemesiyle kendiliğinden veya yemek sırasında kanamalar ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Noyan bu aşamada çoğu hastanın cerrahi işlemler, implant ve protez gibi çok daha kapsamlı tedaviye ihtiyaç duyar hale geldiğini söylüyor. </p>
<p><strong>Diş eti hastalıkları Alzheimer ve kanserle de ilişkili!</strong></p>
<p>Diş eti hastalıkları, diş çürükleri ve diş kaybıyla sınırlı kalmayıp, vücutta kronik iltihaplanmaya yol açarak birçok hastalığı tetikliyor. Prof. Dr. Noyan şu bilgileri veriyor: “Diş eti hastalıkları sistemik hastalıkların ortaya çıkması, var olan hastalığın da şiddetlenmesinde rol oynuyor. Kötü ağız hijyeninin, kanser sonrası sağ kalım süresini olumsuz etkilediği de bilimsel olarak gösterilmiştir. Tedavi edildiğinde; iltihap belirteci olan CRP (c-reaktif protein) azalır, kolesterol seviyesi düşer, kan şekeri olumlu etkilenir. Kalp ve damar hastalıklarının tekrarlama riski azalır. Alzheimer ve kanserin önemli nedenlerinden olan vücuttaki kronik enflamasyon ortadan kalkar. Yapılan çalışmalar; ameliyatlardan önce diş taşı temizliği, kök yüzeyi düzleştirme işlemlerinin yapılması ve ağız hijyeninin sağlanmasının da enfeksiyon riskini azalttığını ve hastanede kalış süresini kısalttığını ortaya koyuyor.” </p>
<p><strong>Kalp hastalıkları ve kalp krizi riskini artırabiliyor!</strong></p>
<p>Uluslararası Kardiyoloji Dergisi&#8217;nde geçtiğimiz ay yayınlanan çalışmada; çocukluk dönemindeki ağız sağlığının, yetişkinlikte damar sertliği ve kalp hastalıkları riskinin artmasına yol açtığının bildirildiğini vurgulayan Prof. Dr. Noyan “Bu bize, süt dişlerinin sürmesini takiben, hemen diş fırçalama işleminin başlaması gerektiğini gösteriyor. Dolayısıyla bu halk sağlığı konusunda herkese büyük görev düşmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Diş eti kanamasında erken müdahale şart</strong></p>
<p>Ağız ve diş sağlığını korumanın en etkili yolu, zararlı bakterilerin çoğalmasını engellemekten geçiyor. Bunun için ağız ve diş bakımı alışkanlığı kazanmak şart. Diş Eti Hastalıkları Uzmanı (Periodontolog) Prof. Dr. Ülkü Noyan, diş eti kanaması fark edildiğinde zaman kaybetmeden diş hekimine başvurulması gerektiğini, erken dönemde yapılan diş taşı temizliği ve kök yüzeyi düzleştirme işlemleriyle iltihabın kolaylıkla tedavi edilebildiğini söylüyor. </p>
<p><strong>Ağız ve diş bakımında basit ama etkili 7 yöntem!</strong></p>
<p>“Küçük gibi görünen bazı alışkanlıklar, hayat kurtaracak kadar büyük bir etkiye sahiptir” diyen Prof. Dr. Noyan, doğru ve sağlıklı ağız ve diş bakımının kurallarını şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Günde en az iki kez, özellikle gece yatmadan önce dişlerinizi fırçalayın. </li>
<li>Doğru teknik ve size uygun diş fırçası için mutlaka diş hekiminin önerisini alın. </li>
<li>Günde en az bir kez diş ipi ya da arayüz fırçası kullanın. Bakteriler en çok, diş fırçasının ulaşamadığı alanlarda birikir. </li>
<li>Ağız kokusunun ve bakterilerin önemli kaynaklarından biri dil yüzeyidir. Bu nedenle mutlaka dilinizi de temizleyin. </li>
<li>Ağız gargarasını hekim önerisi olmadan kullamayın. Çünkü gargaralar yararlı bakterileri de yok ederek damar sağlığı için gerekli olan nitrit oksit üretimini azaltabilir. Ayrıca alkollü gargaralar, özellikle sigara kullanan bireylerde kanser riskini artırabilir.</li>
<li>Her gün yeterli su için. Tükürük ağız içini koruyan doğal bir savunmadır. Ağız kuruluğu yaşayan bireylerin gün boyunca suyu yudum yudum tüketmesi büyük önem taşır.</li>
<li>En az 6 ayda bir mutlaka diş hekimine gidin. Yapılan kontroller, yalnızca diş taşı temizliği değil, zararlı bakterilerin hastalık oluşturacak seviyeye ulaşmasını önlemek için gereklidir. Çünkü temizlik yapılmasından 9-11 hafta sonra zararlı bakteriler çoğalmaya başlar.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-agizda-basliyor-622779">Sessiz tehlike ağızda başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üsküdar&#8217;da &#8220;İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi&#8221; ile Kadınların Sessiz Kalan Sorunları Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uskudarda-ismini-vermek-istemeyen-soylesi-ile-kadinlarin-sessiz-kalan-sorunlari-konusuldu-620221</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:48:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[smini]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[stemeyen]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<category><![CDATA[vermek]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620221</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Belediyesi ile Medicana Çamlıca Hastanesi iş birliğiyle, Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen “İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi: Konuşamadıkça Büyüyen Duygular” programı Bağlarbaşı Kültür Merkezi Çamlıca Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudarda-ismini-vermek-istemeyen-soylesi-ile-kadinlarin-sessiz-kalan-sorunlari-konusuldu-620221">Üsküdar&#8217;da &#8220;İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi&#8221; ile Kadınların Sessiz Kalan Sorunları Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üsküdar Belediyesi ile Medicana Çamlıca Hastanesi iş birliğiyle, Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen “İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi: Konuşamadıkça Büyüyen Duygular” programı Bağlarbaşı Kültür Merkezi Çamlıca Salonu’nda gerçekleştirildi. Kadınların çoğu zaman dile getirmekten çekindiği sağlık, psikoloji ve toplumsal konuların ele alındığı söyleşide farkındalık oluşturulması hedeflendi.</strong></p>
<p>Programın moderatörlüğünü İnci Ertuğrul üstlenirken, alanında uzman isimler ve farklı alanlardan konuklar kadınların yaşamında çoğu zaman görünmeyen veya konuşulmayan konulara dair görüşlerini paylaştı.</p>
<p>“Kadınların güçlenmesini son derece kıymetli buluyoruz”</p>
<p>Programda konuşan Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, yoğun programı nedeniyle etkinliğe katılamayan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın selamlarını ileterek sözlerine başladı.</p>
<p>Çelik konuşmasında, kadınların fiziksel ve ruhsal sağlığına dikkat çekmek ve toplumsal hayattaki güçlerini görünür kılmak amacıyla düzenlenen programın önemine değinerek, alanlarında önemli bir birikime sahip konukların paylaştığı görüş ve deneyimlerin kadın sağlığı, psikolojik dayanıklılık, sporun yaşamımıza kattığı güç ve toplumsal dayanışma açısından son derece değerli olduğunu ifade etti.</p>
<p>Üsküdar Belediyesi ile Medicana Çamlıca Hastanesi iş birliğiyle gerçekleştirilen programda emeği geçen herkese teşekkür eden Çelik, kadınların hayatın her alanında güçlenmesini, dayanışma ve ortak akılla daha görünür hale gelmesini son derece kıymetli bulduklarını belirtti.</p>
<p><strong>Kadın sağlığı ve psikolojik dayanıklılık ele alındı</strong></p>
<p>Söyleşide Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bahar Temur, “İsmini Vermek İstemeyen Kalp” başlıklı sunumunda kadınlarda kalp sağlığını etkileyen faktörlere değindi. Temur, kırık kalp sendromu, stres kaynaklı kalp hastalıkları ve tükenmişlik sendromunun kalp üzerindeki etkileri hakkında katılımcıları bilgilendirdi.</p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Meltem Vural ise “İsmini Vermek İstemeyen Cinsellik” başlıklı konuşmasında vajinismus, libido kaybı, menopoz ve cinsel kimlik gibi toplumda çoğu zaman konuşulmaktan çekinilen konuların aslında tedavi edilebilir sağlık sorunları olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Klinik Psikolog Cansu Kaya, “İsmini Vermek İstemeyen Tükenmişlik” başlıklı sunumunda kadınların iş ve sosyal yaşamda görünmeyen emeği, sürekli eksik hissetme duygusu ve kendini geri plana atmanın psikolojik etkileri üzerine değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Kadınların yaşam deneyimleri farklı başlıklarda ele alındı</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog ve yazar Fundem Ece, “Anne Olmak, Yetersizlik ve Suçluluk Hissi” başlıklı konuşmasında iyi anne olma baskısı, çalışan annelerin yaşadığı suçluluk duygusu ve çocukluk deneyimlerinin annelik üzerindeki etkilerini ele aldı.</p>
<p>THY Spor Kulübü Kadın Voleybol Takımı oyuncusu Melis Yılmaz ise “İsmini Vermek İstemeyen Güç” başlığıyla spor dünyasında kadın olmanın zorluklarını, güçlü görünme baskısını ve sporun kadınların hayatındaki dönüştürücü etkisini katılımcılarla paylaştı.</p>
<p>Üsküdar Acıbadem Mahalle Muhtarı Semra Aydın da “İsmini Vermek İstemeyen Mahalle” başlıklı konuşmasında mahallelerde en sık gizlenen kadın sorunlarına, ev içi fiziksel ve psikolojik şiddete ve kadınların destek mekanizmalarına ulaşma süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Üsküdar Belediyesi ve Medicana Çamlıca Hastanesi iş birliğiyle düzenlenen söyleşi, kadınların sağlık, psikoloji ve toplumsal yaşamda çoğu zaman dile getirilmeyen sorunlarını görünür kılmayı amaçlayan önemli bir farkındalık buluşması olarak tamamlandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudarda-ismini-vermek-istemeyen-soylesi-ile-kadinlarin-sessiz-kalan-sorunlari-konusuldu-620221">Üsküdar&#8217;da &#8220;İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi&#8221; ile Kadınların Sessiz Kalan Sorunları Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalyon Kültür, Filistin&#8217;e Destek İçin &#8220;Sessiz Ayakkabılar&#8221; Sergisini Hayata Geçirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalyon-kultur-filistine-destek-icin-sessiz-ayakkabilar-sergisini-hayata-gecirdi-620153</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 10:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Ayakkabılar]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[kalan]]></category>
		<category><![CDATA[kalyon]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620153</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gazze’de yarım kalan hayatların izini seramik ve resim sanatıyla görünür kılan ‘Sessiz Ayakkabılar’ sergisi Kalyon Kültür Zone’da açıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalyon-kultur-filistine-destek-icin-sessiz-ayakkabilar-sergisini-hayata-gecirdi-620153">Kalyon Kültür, Filistin&#8217;e Destek İçin &#8220;Sessiz Ayakkabılar&#8221; Sergisini Hayata Geçirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazze’de yarım kalan hayatların izini seramik ve resim sanatıyla görünür kılan ‘Sessiz Ayakkabılar’ sergisi Kalyon Kültür Zone’da açıldı. Sanatçı Ali Uslu’nun seramikten yaptığı 200 çift çocuk ayakkabısı ve iki tablodan oluşan sergi, “Kalanlar” Filistin sergisinin devamı niteliğini taşıyor.</strong> <strong>Sergi, 30 Nisan tarihine kadar ziyaret edilebilecek. </strong></p>
<p><strong> </strong>Sanatçı Ali Uslu’nun eserlerinden oluşan ‘Sessiz Ayakkabılar’ sergisi, Kalyon Vakfı Başkanı Reyhan Kalyoncu’nun ev sahipliğinde Üsküdar’da bulunan Nevçarşı Alışveriş Merkezi’ndeki Kalyon Kültür Zone’da düzenlenen törenle açıldı. </p>
<p>Kırılgan ancak kalıcı bir malzeme olan seramikten yapılan ayakkabılar, savaşta yaşamını yitiren çocukların izlerini temsil ederken yokluğun maddesel bir hafızaya dönüşmesini sağlıyor. Sahiplerinden geriye kalan ve zamanın içinde donmuş gündelik nesneler olarak sessizce yerde duran bu ayakkabılar, yıkıntılar içindeki Gazze’yi gösteren tablolarla birlikte savaşın en ağır yükünü taşıyan çocukların masumiyetini sembolize ediyor.</p>
<p><strong>Kalyon Vakfı Başkanı Reyhan Kalyoncu</strong> sergiyle ilgili şunları söyledi: “Filistin halkına destek olma amacıyla geçtiğimiz aralık ayında Kalyon Kültür’de “Kalanlar” Filistin sergimizi hayata geçirmiştik. Bugün ise açılışını yaptığımız “Sessiz Ayakkabılar” sergimizle; Filistin halkının onurlu mücadelesine destek vermeye devam ediyoruz. Savaşın en ağır faturasını her daim çocuklar ödüyor. Filistin’de son 2 senede; tüm insanlığın gözleri önünde 20 binden fazla çocuk öldürüldü. On binlerce çocuk annesiz, babasız bırakıldı. Bana göre burada, susturulmuş çocuk seslerinin önünde insanlığın yoklamasını yapıyoruz. Çocuk ayakkabısı bize; oyunu, okulu, eve dönüşü hatırlatır. Bayram sabahlarını hatırlatır. Ancak burada; yarım bırakılmış çocukluğu ve eve dönemeyenlerin izini hatırlatıyor. Bizler hatırladıkça; gök kubbeyi sağır eden sessizliğin, vicdanların sesiyle yükseleceğine ve Gazze’nin üstüne çöken karanlığın aydınlığa dönüşeceğine inanıyoruz”</p>
<p><strong>Sanatçı Ali Uslu sergiye ilişkin </strong>“Gazze&#8217;de yaşananlar, sadece bölgesel bir sorun değil, aynı zamanda küresel bir endişe kaynağı ve insanlık için bir vicdan sınavıdır. 21. yüzyılda maalesef ki insanlık onuru yerle bir olmuştur. Bir sanatçı olarak amacım Gazze’deki masum çocukların seslerini duyurabilmektir. Çünkü zulme karşı sessiz kalmak, zulme ortak olmaktır. Çağımız güçlünün zayıfı ezdiği bir zaman dilimidir. Bir sanatçı olarak bana düşen; ezilen, acı çeken mazlumların sesini duyurabilmektir. &#8220;Sessiz Ayakkabılar&#8221; sergisi de bu sesin yankısıdır” dedi.</p>
<p>Serginin küratörlüğünü yapan <strong>Kalyon Kültür Sanat Yönetmeni Aslı Bora </strong>“Bu sergide Ali Uslu, Gazze’de hayatını kaybeden çocukların gerçek hikâyesinden yola çıkarak yokluk ve hafıza üzerine düşündüren güçlü bir görsel dil kuruyor. Resimler ve özellikle ayakkabılar, geride kalan izleri ve yarım kalmış hayatları hatırlatan güçlü bir imgeye dönüşüyor. Sergi, bireysel bir kaybı görünür kılarken aynı zamanda Gazze’de yok olan sayısız insanın bıraktığı büyük boşluğu da düşündürüyor. Bu çalışmalar, izleyiciye yeni bir söylem sunmaktan ziyade güçlü bir hatırlatıcı işlevi görüyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalyon-kultur-filistine-destek-icin-sessiz-ayakkabilar-sergisini-hayata-gecirdi-620153">Kalyon Kültür, Filistin&#8217;e Destek İçin &#8220;Sessiz Ayakkabılar&#8221; Sergisini Hayata Geçirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fark edilmeyen bir iç kopuş: Sessiz çatlama!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-bir-ic-kopus-sessiz-catlama-618428</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 12:08:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ardı]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[çatlama]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[İç]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kopuş]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618428</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, işlevselliğin sürdürülebilmesine rağmen işe ve ortama duygusal olarak bağlanılamamasıyla ilerleyen ve fark edilmesi zor olan ‘sessiz çatlama’ süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-bir-ic-kopus-sessiz-catlama-618428">Fark edilmeyen bir iç kopuş: Sessiz çatlama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, işlevselliğin sürdürülebilmesine rağmen işe ve ortama duygusal olarak bağlanılamamasıyla ilerleyen ve fark edilmesi zor olan ‘sessiz çatlama’ süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Dışarıdan her şey normal görünse de, kişi işine duygusal olarak bağlanamaz! </strong></p>
<p>Günümüzde gittikçe yaygın kullanılmaya başlanan ‘sessiz çatlama’ teriminin, kişinin işlevselliğini sürdürmesine rağmen iş hayatında; anlam, aidiyet ve duygusal bağlarını yitirmesiyle gelişen bir süreç olduğunu ifade eden Klinik Psikolog İpek Erol, “Bu durum ani bir kırılma ya da açık bir tükenme haliyle değil, daha çok fark edilmeden ilerleyen bir iç kopuş şeklinde yaşanır.” dedi.</p>
<p>Kişinin işine devam ettiğini ve sorumluluklarını yerine getirdiğini aktaran Erol, “Hatta çoğu zaman dışarıdan bakıldığında herhangi bir sorun varmış gibi görünmez. Ancak iç dünyada, yapılan işle kurulan duygusal bağ zayıflamış, anlam duygusu aşınmış ve kişinin kendisini işe ait hissetme hali belirgin biçimde azalmıştır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kişi ne işi bırakmayı ne de açıkça geri çekilmeyi düşünür! </strong></p>
<p>Bu yönüyle sessiz çatlamanın, klasik tükenmişlikten ayrıldığına işaret eden Klinik Psikolog İpek Erol, şunları söyledi:</p>
<p>“Tükenmişlikte duygusal bitkinlik, enerji kaybı ve işlevsellikte gözle görülür bir düşüş daha erken dönemde ortaya çıkar. Sessiz istifada ise kişi bilinçli olarak geri çekilir ve minimum çabayla çalışmayı tercih eder. Sessiz çatlamada durum daha belirsizdir; kişi ne işi bırakmayı ne de açıkça geri çekilmeyi düşünür. Sorun davranıştan çok, kişinin yaptığı işle ve bulunduğu ortamla kurduğu içsel bağın giderek kopmasıdır.”</p>
<p><strong>Sessiz çatlamanın temelinde uzun süre göz ardı edilen psikolojik ihtiyaçlar var! </strong></p>
<p>Bu süreci yaşayan kişilerde sıklıkla tarif edilmesi zor bir huzursuzluk hali görüldüğünü dile getiren Klinik Psikolog İpek Erol, “İçsel boşluk, anlamsızlık hissi, duygusal donukluk ya da bastırılmış öfke eşlik edebilir.” dedi.</p>
<p>Zihinsel olarak sürekli ‘idare etme’ modunda olmak, otomatikleşmiş bir şekilde çalışmak ve yapılan işten eskisi kadar tatmin olmamak durumlarının yaygın olduğunu kaydeden Erol, “Kişi çoğu zaman neyin yanlış gittiğini tam olarak adlandıramaz; çünkü yaşanan durum tek bir olaydan değil, uzun süre göz ardı edilen psikolojik ihtiyaçlardan beslenir. Sessiz çatlamanın dışarıdan fark edilmesinin zor olmasının temel nedeni budur. Bu kişiler genellikle sorumluluklarını aksatmaz, şikâyet etmez ve beklentileri karşılamaya devam eder. Duygularını ifade etmekte zorlanan ya da yük olmamayı öğrenmiş bireylerde süreç daha da görünmez hâle gelir. Bu nedenle çevre tarafından ‘her şey yolunda’ algısı oluşurken, iç dünyada ciddi bir kopuş yaşanıyor olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Önce içsel bağ zayıflar, ardından motivasyon ve performans düşer! </strong></p>
<p>Performans açısından bakıldığında, sessiz çatlamanın her zaman doğrudan bir düşüşle ilerlemediğine dikkat çeken Erol, “Çoğu zaman önce içsel bağ zayıflar, ardından motivasyon azalır ve ancak daha ileri aşamalarda performans etkilenmeye başlar.” dedi.</p>
<p>Bu süreçte asıl kaybın, kişinin işe kattığı duygusal yatırım, yaratıcılık ve aidiyet hissi olduğuna değinen Erol, “Bu kayıp sayısal verilerle ölçülmediği için uzun süre gözden kaçabilir. Sessiz çatlamayı tetikleyen etkenler hem bireysel hem de örgütsel düzeyde ele alınabilir. Bireysel düzeyde sınır koyamama, sürekli sorumluluk alma, onaylanma ihtiyacının yüksek olması ve duyguları bastırma eğilimi öne çıkar. Örgütsel düzeyde ise işverenler tarafından görülmeme hissi, takdir eksikliği, belirsiz beklentiler, psikolojik güvenliğin zayıf olması ve yapılan işin anlam boyutunun göz ardı edilmesi bu süreci besleyebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sessiz çatlamayı kişisel yetersizlik değil, bir uyarı sinyali olarak görmek gerekir! </strong></p>
<p>Sessiz çatlamayla başa çıkabilmek için önerilerde bulunan Klinik Psikolog İpek Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İlk adım, yaşanan durumu kişisel bir yetersizlik olarak değil, bir uyarı sinyali olarak ele almaktır. Bu noktada; kişi kendi duygusal durumunu fark etmeye ve adlandırmaya çalışmalı, yaptığı işle kendi değerleri arasındaki ilişkiyi yeniden değerlendirmeli, iş ve özel yaşam sınırlarını daha net hâle getirmeli, duygularını ifade edebileceği güvenli alanlar oluşturmalı ve gerekli durumlarda psikolojik destek almaktan kaçınmamalı. </p>
<p>Sessiz çatlama çoğu zaman yüksek sesle dile getirilmeyen, hatta kişinin kendisinin bile tam olarak fark edemediği bir süreçtir. Ancak görmezden gelindikçe derinleşir. Bu nedenle erken fark edilmesi, hem bireyin ruhsal sağlığı hem de uzun vadeli işlevselliği açısından belirleyici bir öneme sahiptir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-bir-ic-kopus-sessiz-catlama-618428">Fark edilmeyen bir iç kopuş: Sessiz çatlama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlanmayı Hızlandıran Sessiz Tehdit</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaslanmayi-hizlandiran-sessiz-tehdit-617700</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 07:32:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Enflamasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Enflamatuvar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hızlandıran]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaşla]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmayı]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617700</guid>

					<description><![CDATA[<p>Enflamasyon aslında koruyucu bir süreç ama…  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaslanmayi-hizlandiran-sessiz-tehdit-617700">Yaşlanmayı Hızlandıran Sessiz Tehdit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Enflamasyon aslında koruyucu bir süreç ama…  </strong></p>
<p>Enflamasyonun bağışıklık sisteminin tehdit algıladığında devreye soktuğu koruyucu ve iyileştirici bir yanıt olduğunu söyleyen <strong>Dr. Halil Ertürk</strong>, “Akut enflamasyon kısa sürer; enfeksiyonla savaşır, yara iyileşmesini başlatır ve işini tamamlayınca sonlanır. Kronik enflamasyon ise enflamatuvar sinyallerin uzun süre hafif yüksek kalmasıdır. Klinik olarak sessiz görünebilir, fakat hücresel düzeyde yıpranmayı artırır, yaşlanmayı hızlandırır” diyor. </p>
<p><strong>Enflamasyon sinyalleri bu değerlerde gizli!</strong></p>
<p>Klinik pratikte enflamasyon sürecinin izlerini kanda takip edebildiklerini belirten <strong>Dr. Halil Ertürk,</strong> “Örneğin hs-CRP (yüksek duyarlılıklı C-reaktif protein) vücuttaki düşük düzeyli enflamasyonu gösteren önemli bir belirteçtir. Ferritin her ne kadar demir depolarını yansıtsa da enflamasyon durumlarında yükselme eğilimindedir. İnsülin direnci göstergeleri, hücrelerin insüline yanıtının azalmasını ortaya koyarak metabolik stres hakkında ipucu verir. Lipid profili (kolesterol ve trigliserid değerleri) ve karaciğer enzimleri ise damar sağlığı ve metabolik yük hakkında bize bilgi sağlar. Gerektiğinde daha ileri tetkiklerle altta yatan neden detaylandırılabilir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Kronik enflamasyon bu 3 yol ile yaşlandırıyor!</strong></p>
<p>Yaş ilerledikçe bağışıklık sisteminin eskisi kadar esnek çalışmayabileceğini belirten <strong>Dr. Halil Ertürk</strong>, “Bazı savunma yanıtları zayıflarken, bazı enflamatuvar sinyaller daha kolay tetiklenebilir ve daha uzun süre yüksek kalabilir. İşte bu tablo, yaşla birlikte görülen düşük düzeyli ve sistemik enflamasyon eğilimini ifade eder. Bilimsel literatürde bu durum “inflammaging” olarak adlandırılır. Terim, “inflamasyon” ve “aging” (yaşlanma) kelimelerinin birleşiminden gelir ve kronik, düşük düzeyli enflamasyonun biyolojik yaşlanma sürecini hızlandırıcı etkisini tanımlar. Bu süreç tek bir mekanizmayla değil, birbiriyle bağlantılı üç temel biyolojik yol üzerinden ilerler” diyerek o 3 mekanizmayı açıklıyor. </p>
<p><strong>Bağışıklık Sisteminde Sürekli Alarm Hâli</strong></p>
<p>Bağışıklık sisteminin düşük düzeyde ama sürekli uyarıldığında hücreler arası iletişimi sağlayan “sitokin” adı verilen sinyallerin dengesinin değişebileceğini belirten Dr. Halil Ertürk, “Onarım ve iyileşme süreçleri yerine “tetikte kalma” durumu baskınlaşabilir. Bu da dokuların uzun vadede daha fazla yıpranmasına neden olabilir” diyor.</p>
<p><strong>Metabolik Dengesizlik ve Visseral Yağ</strong></p>
<p>İnsülin direnci (hücrelerin insüline yeterli yanıt verememesi), kan şekeri dalgalanmaları ve özellikle karın içi yağ dokusu enflamatuvar sinyalleri artırabilir. Metabolik stres ile enflamasyon arasında bir kısır döngü oluşabilir ve bu durum biyolojik yaşlanmayı hızlandırabilir.</p>
<p><strong>Hücresel Enerji Üretiminde Zorlanma</strong></p>
<p>Hücrelerin enerji üretim merkezleri olan mitokondriler zorlandığında oksidatif yük artabilir. Bu durum hücresel onarım kapasitesini ve stresle baş etme mekanizmalarını zayıflatabilir. Uzun vadede hücresel yıpranma artabilir.</p>
<p><strong>Kronik enflamasyon engellenebilir mi? </strong></p>
<p>Kronik enflamasyonun sıfırlanamayacağını belirten <strong>Dr. Halil Ertürk</strong>, “Çünkü enflamasyon iyileşme ve savunma için gereklidir. Daha doğru hedef kronik gereksiz uyarıyı azaltmak ve sistemi yeniden dengeye yaklaştırmaktır. Bunun için öncelikle birkaç temel alanda tutarlı bir şekilde çalışmak gerekir”uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Kronik enflamasyona karşı 6 önemli adım</strong></p>
<p><strong>Uyku:</strong> Her gün düzenli 7-8 saat uykunun yanı sıra aynı saatte ve kesintisiz uyumak enflamatuar sinyalleri azaltmakta etkilidir. </p>
<p><strong>Beslenme:</strong> İşlenmiş gıdaların azaltılması ve yeterli lif ile protein tüketimi, yemekten sonra kan şekerinin ani yükselip düşmesini önleyerek enflamatuvar yükü azaltabilir.</p>
<p><strong>Egzersiz:</strong> Kalp-damar dayanıklılığı ve kas kütlesinin birlikte ele alınması gerektiğini belirten Acıbadem Life Longevity’den İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, “Düzenli yürüyüşe haftada 2–3 gün kuvvet egzersizi eklemek, metabolizmanın daha dengeli çalışmasına ve vücuttaki enflamatuvar yükün azalmasına yardımcı olabilir” diyor. </p>
<p><strong>Stres yönetimi:</strong> Uzamış stres, uyku ve glukoz üzerinden enflamatuvar yükü besler; kısa, sürdürülebilir pratiklerle stres yükü azaltılmalıdır.</p>
<p><strong>Bel çevresi ve vücut kompozisyonu:</strong> Amaç sadece kilo vermek değil; karın içi yağlanmayı azaltıp kas kütlesini koruyarak daha sağlıklı bir vücut kompozisyonu oluşturmaktır.</p>
<p><strong>Sigara, alkol ve çevresel toksinler: </strong>Birçok hastalık için sigara en net risk faktörlerinden biridir. Alkol ve toksik maruziyetler de enflamatuvar yükü artırır.</p>
<p>Romatizmal hastalıklardan, viral enfeksiyonlara kadar daha birçok nedenin uzun süren düşük düzey enflamasyona neden olabileceği uyarısında bulunan <strong>Dr. Halil Ertürk</strong>, “Bu durumların tedavisi enflamasyonu tamamen ortadan kaldırmayabilir ancak azaltmakta etkili olur. Uyku, egzersiz, beslenme, stres ve bel çevresi gibi temel alanlar düzenlendiğinde, birçok kişide hem yakınmaların hem de laboratuvar görüntüsünün daha iyi bir yere geldiğini görebiliyoruz” diyor. </p>
<p><strong>…Kutu bilgisi…</strong></p>
<p><strong>Kronik enflamasyon hangi hastalıklarda rol oynuyor?</strong></p>
<p><strong>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk</strong>, kronik enflamasyonun yalnızca yaşlanma üzerinde etkili olmadığını, pek çok hastalığa da zemin hazırladığını belirtiyor. </p>
<p><strong>Kalp-damar hastalıkları:</strong></p>
<p>Damar duvarında uzun süre devam eden enflamatuvar süreçler, damar sertliği olarak bilinen aterosklerozun gelişimine katkı sağlayabilir. Bu durum kalp krizi ve inme riskini artırabilir.</p>
<p><strong>İnsülin direnci ve diyabet:</strong></p>
<p>Yağ dokusu, karaciğer ve kaslarda artan enflamatuvar sinyaller, hücrelerin insüline verdiği yanıtı bozabilir. Bu da kan şekeri kontrolünün zorlaşmasına ve zamanla diyabet riskinin artmasına neden olabilir.</p>
<p><strong>Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması (NAFLD):</strong></p>
<p>Karaciğerde yağ birikimi zamanla enflamasyona ve doku sertleşmesine (fibrozis) ilerleyebilir. Özellikle bel çevresi artışı ve karın içi yağlanma bu süreci daha belirgin hale getirebilir.</p>
<p><strong>Nörodejeneratif süreçler:</strong></p>
<p>Metabolik stres ve beyin dokusunda gelişen enflamasyon (nöroenflamasyon), sinir hücrelerinde hasara ve bilişsel işlevlerde azalmaya yol açabilir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaslanmayi-hizlandiran-sessiz-tehdit-617700">Yaşlanmayı Hızlandıran Sessiz Tehdit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz ilerleyen risk osteoporoz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-risk-osteoporoz-614683</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[ilerleyen]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporoz]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614683</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Kemik Erimesi ve Beslenme” başlıklı söyleşide konuşan Uzman Dr. Büşra Yeşil, osteoporozun (kemik erimesi) sessizce ilerleyen bir rahatsızlık olduğuna dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-risk-osteoporoz-614683">Sessiz ilerleyen risk osteoporoz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Kemik Erimesi ve Beslenme” başlıklı söyleşide konuşan Uzman Dr. Büşra Yeşil, osteoporozun (kemik erimesi) sessizce ilerleyen bir rahatsızlık olduğuna dikkat çekti. Dr. Yeşil, hastalığın önlenebilir yönlerine değinerek, beslenme ve egzersiz önerilerinde bulundu.</p>
<p>Nilüfer Belediyesi, halk sağlığını yakından ilgilendiren konularda düzenlediği bilgilendirme toplantılarına devam ediyor. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen “Kemik Erimesi ve Beslenme” başlıklı söyleşiye, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda Uzman Dr. Büşra Yeşil, kemik sağlığını korumanın yollarını anlattı.</p>
<p> </p>
<p>Konuşmasında hastalığın gelişimindeki risk faktörlerine değinen Dr. Yeşil, toplumdaki yaygın kanının aksine düşük vücut kitle indeksinin kemik sağlığı için bir tehdit oluşturduğunu belirtti. Dr. Yeşil, “Zayıf kişilerde kemiklere binen yük azaldığı için kemik üretimi, kilolu kişilere oranla daha az gerçekleşir” dedi.</p>
<p>Erken menopoz, ailede kalça kırığı öyküsü, uzun süreli kortizon kullanımı ve tütün-alkol tüketiminin riskleri artırdığını vurgulayan Yeşil, hastalığın en ağır sonuçlarının kalça kırığı ve omurga çökmesi olduğunu ifade etti. Yapılan araştırmalara göre kalça kırığı yaşayan bireylerin iki yıl içinde yüzde 12 ile 20 arasında ölüm riski taşıdığını belirten Yeşil, bu durumun yaşam konforunu tamamen yok ederek, kişiyi başkasına bağımlı hale getirdiğini ekledi.<br /> </p>
<p>EGZERSİZİN ÖNEMİ<br />Hastalığı karşı hem korunma hem de tedavi sürecinde egzersizin hayati önem taşıdığının altını çizen Dr. Yeşil, şu tavsiyelerde bulundu:</p>
<p>“Sadece kardiyo gibi yük vermeyen egzersizler yeterli değil. Mutlaka ağırlık ve direnç egzersizleri yapılmalı. Kasların kemiklere bir çekme gücü uygulaması, vücuda ‘daha fazla kemik üretmeliyim’ mesajı gönderir. Özellikle 50-60 yaş üzerindeki bireylerde düşmeleri engellemek için denge ve koordinasyon eğitimi şart.”</p>
<p>BESLENME ÖNERİLERİ<br />Beslenme düzeninde kalsiyum, protein ve D vitamini üçlüsüne de işaret eden Dr. Yeşil, günlük kalsiyum ihtiyacının ortalama bin 200 miligram olduğunu hatırlattı. Yağsız süt ve yoğurt tüketiminin önemini vurgulayan Yeşil, “Örneğin 100 gram çedar peyniri tükettiğinizde yaklaşık 720 miligram kalsiyum alırsınız. Bu da günlük ihtiyacınızın yarısından fazlasını tek başına karşılar” dedi.</p>
<p>CAM ARKASINDAN GÜNEŞLENMEYİN</p>
<p>D vitamininin besinlerle alınamayacağını, sadece cilde doğrudan temas eden güneş ışığıyla sentezlenebileceğini hatırlatan Yeşil, Türkiye’deki güneş açısı nedeniyle saat 12.00-13.00 arasının en verimli zaman dilimi olduğunu ifade etti. Yeşil, cam arkasından güneşlenmenin D vitamini üretimi için yeterli olmadığını belirtti.</p>
<p>VÜCUDUMUZA YATIRIM YAPMALIYIZ<br />Osteoporozun sessiz ilerleyen ancak önlenilebilir bir hastalık olduğunu sözlerine ekleyen Yeşil, “Geleceğimiz için vücudumuza yatırım yapmalıyız. Bunu beslenme, egzersiz ve düzenli takiple sağlayabiliriz” diye konuştu.</p>
<p>Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Dr. Yeşil’i, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun teşekkür etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-risk-osteoporoz-614683">Sessiz ilerleyen risk osteoporoz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de “Sessiz Boşanmalar” Dönemi: Evli Çiftlerin Sadece Yüzde 5’i Mutlu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-sessiz-bosanmalar-donemi-evli-ciftlerin-sadece-yuzde-5i-mutlu-614515</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 15:49:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmalar]]></category>
		<category><![CDATA[çift]]></category>
		<category><![CDATA[çiftlerin]]></category>
		<category><![CDATA[dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[evli]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilikle]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[Sevilay Abudaram]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614515</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre Türkiye’de boşanma sayıları 3,5 milyona ulaşırken, evli kalan çiftlerin sadece yüzde 5’inin mutlu olması ilişkilerdeki sessiz bir krizin varlığını kanıtlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-sessiz-bosanmalar-donemi-evli-ciftlerin-sadece-yuzde-5i-mutlu-614515">Türkiye’de “Sessiz Boşanmalar” Dönemi: Evli Çiftlerin Sadece Yüzde 5’i Mutlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, evliliğe karar verme süreçlerindeki dışsal faktörlerin ve duygusal farkındalık eksikliğinin boşanma riskini doğrudan artırdığını vurguluyor. İlişkisini sadece somut kazanımlar veya yalnızlık korkusu üzerine kuran çiftler, zamanla duygusal bir kopuş yaşayarak ayrılık noktasına geliyor.</strong></p>
<p>TÜİK tarafından paylaşılan güncel veriler, Türkiye’de yaklaşık 3,5 milyon kişinin boşanmış olduğunu ve yetişkin nüfus içinde bu oranın %5,20 seviyesinde seyrettiğini gösteriyor. Klinik gözlemler ve toplumsal araştırmalar, boşanmadan evliliğini sürdüren çiftlerin sadece yüzde 5 kadarının gerçek bir mutluluk yaşadığını ortaya koyuyor. Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, bu tablonun boşanmış olmanın ötesinde, aynı çatı altında duygusal paylaşım yaşamayan &#8220;sessiz boşanmış&#8221; kitlelerin varlığını kanıtladığını belirtiyor. Boşanma kararı, ilişkinin kalitesini göstermek yerine tarafların o ilişkide ne kadar var olmak istediğini simgeliyor. Hayat deneyimlerinden yola çıkarak kendi isteklerini netleştiren ve duygusal farkındalığı yüksek bireylerin kurduğu evliliklerde ise ayrılık ihtimali minimum seviyede kalıyor.</p>
<p><strong>Araftaki Evlilikler: İnsanlar Neden Boşan(a)mıyor?</strong></p>
<p>Mutsuzluğa rağmen evliliğin sürdürülmesinin ardındaki görünmez engelleri analiz eden Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, bireyleri bir döngüye hapseden nedenleri açıklıyor.</p>
<p><strong>Düzenin Konforu ve Değişim Travması:</strong> Çiftler mutsuz olsalar dahi mevcut yaşam ritminin, sorumluluk paylaşımının ve kurulu düzenin bozulmasını istemiyor. Sıfırdan bir hayat kurma fikri, mutsuzluğun tanıdık güvenliğinden çok daha travmatik bir seçenek olarak algılanıyor.</p>
<p><strong>Finansal Prangalar:</strong> Evlilikteki bütçe paylaşımı, çiftler için korunaklı bir ekonomik sistem oluşturuyor. Boşanmayla gelecek olan ekstra mali yüklerin altına girmekten kaçınan bireyler, yeni yaşam giderlerini göze alamadıkları için mutsuzluğu sürdürmeyi tercih ediyor.</p>
<p><strong>Çocuk Odaklı Suçluluk ve İçsel Istırap:</strong> Anne ve babasından ayrı büyüyecek çocukların ruhsal dünyasına dair duyulan yoğun sorumluluk, çiftleri bir tıkanıklığa sürüklüyor. Hem eşiyle devam edemeyen hem de boşanmayı gerçekleştiremeyen bireyler, bu arafta kalmışlık haliyle yoğun bir içsel ıstırap yaşıyor.</p>
<p><strong>Evliliklerin İlk Beş Yılındaki Kritik Viraj</strong></p>
<p>TÜİK verilerine göre boşanmaların yüzde 34’ü evliliğin ilk beş yılında gerçekleşiyor. Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, bu dönemde kazanılan gelin, damat veya yenge gibi yeni kimliklerin beraberinde büyük sorumluluklar getirdiğini ifade ediyor. Kök ailesinden zihnen ayrışamayan ve hala ebeveynlerinin &#8220;küçük çocuğu&#8221; gibi davranan bireyler, eşiyle &#8220;biz&#8221; olma halini yaşamakta güçlük çekiyor. Geniş aile üyelerinin müdahaleleri, henüz temeli oturmamış evliliklerde büyük depremlere yol açıyor. Evlilikle gelen güven duygusunun yarattığı cinsel rehavet ise tutkunun yerini durağanlığa bırakmasına neden oluyor. Henüz ilişki zemini sağlamlaşmadan sadece evliliği kurtarmak amacıyla çocuk sahibi olmak, tahammül seviyesini hızla düşürerek ayrılık sürecini hızlandırıyor.</p>
<p><strong>On Yılı Aşan Evliliklerde Değişen Dinamikler</strong></p>
<p>Türkiye’de boşanmayla sonuçlanan evliliklerin ortalama 12 yıl sürmesi, zamanla biriken hasarların geri dönülemez bir noktaya ulaştığını gösteriyor. Uzun süreli evliliklerde boşanma sebeplerini analiz eden Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, özellikle &#8220;tükenen tahammül&#8221; faktörüne dikkat çekiyor. Sorun çıkmasın diye sürekli uyumlanan ve kendi isteklerini yok sayan partner, yıllar içinde biriken emek ve sevginin karşılıksız kaldığını fark ettiğinde boşanma kararı netleşiyor. Çocukların ihtiyaçlarının tüm enerjiyi tüketmesi eşlerin birbirine ayıracak vakit bulamamasına yol açarken, tarafların birbirini &#8220;sabit bir veri&#8221; olarak görmesi duygusal bağları zayıflatıyor.</p>
<p>Bu süreçte bireylerin yaşadığı kişisel dönüşüm ve farkındalık artışı eşler arasında senkronize ilerlemediğinde, ortak bir rotada devam etmek imkansız hale geliyor. Dr. Psk. Sevilay Abudaram, gelişimsel farklılıkların çiftlerin aynı zaman diliminde farklı ihtiyaçlara sahip olmasına yol açtığını ve bu durumun evliliğin ilerleyen yıllarında boşanma kararını tetiklediğini belirtiyor.</p>
<p>İlişkilerin ilk yıllarındaki sağlam sınırlar ve ilerleyen yıllardaki duygusal yatırım evliliğin ömrünü belirliyor. Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, bireysel gelişim süreçlerini eşzamanlı yönetebilen ve &#8220;biz&#8221; alanını koruyan çiftlerin mutsuzluk döngüsünden kurtulabildiğini ifade ediyor.</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-sessiz-bosanmalar-donemi-evli-ciftlerin-sadece-yuzde-5i-mutlu-614515">Türkiye’de “Sessiz Boşanmalar” Dönemi: Evli Çiftlerin Sadece Yüzde 5’i Mutlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz İlerleyen Genetik Hastalığa Karşı Erken Tanı ve Doğru Yönetim Hayat Kurtarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-genetik-hastaliga-karsi-erken-tani-ve-dogru-yonetim-hayat-kurtariyor-614286</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 08:13:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığa]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[lerleyen]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[türkmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614286</guid>

					<description><![CDATA[<p>Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Nefrolog Prof. Dr. Kültigin Türkmen, Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı’nın (ODPKD) toplumda sanılandan daha yaygın görülen, ancak farkındalığı hâlâ yeterli olmayan ciddi bir genetik hastalık olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-genetik-hastaliga-karsi-erken-tani-ve-dogru-yonetim-hayat-kurtariyor-614286">Sessiz İlerleyen Genetik Hastalığa Karşı Erken Tanı ve Doğru Yönetim Hayat Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Nefrolog Prof. Dr. Kültigin Türkmen</strong>, Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı’nın (ODPKD) toplumda sanılandan daha yaygın görülen, ancak farkındalığı hâlâ yeterli olmayan ciddi bir genetik hastalık olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p>“<strong>ODPKD, böbreklerde çok sayıda sıvı dolu kistin oluşmasıyla seyreden, kalıtsal ve ilerleyici bir hastalıktır. Dünya genelinde her 400–1000 doğumdan birinde görülür ve diyaliz ya da böbrek nakli gerektiren son dönem böbrek yetmezliğinin en önemli dört nedeninden biridir</strong>” diyen Prof. Dr. Türkmen, hastalığın erken dönemde tanınmasının kritik önem taşıdığını vurguluyor.</p>
<p><strong>Genetik Bir Miras</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kültigin Türkmen, hastalığın tamamen genetik geçişli olduğunu belirterek şu bilgileri paylaşıyor:<br />“<strong>Vakaların yaklaşık %85’i PKD1, %15’i ise PKD2 genindeki mutasyonlardan kaynaklanır. PKD1 mutasyonu olan hastalarda hastalık daha erken yaşta ve daha ağır seyrederken, PKD2 mutasyonu olanlarda genellikle daha yavaş ilerler</strong>.”</p>
<p>Türkmen’e göre, kişi bu genetik yatkınlıkla doğsa da kistlerin oluşumu için yaşam boyunca hücrelerde ikinci bir tetikleyici mekanizmanın devreye girmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Sadece Böbrekleri Değil, Tüm Vücudu Etkiliyor</strong></p>
<p>“<strong>ODPKD yalnızca bir böbrek hastalığı değildir; tüm vücudu etkileyen sistemik bir hastalıktır</strong>” diyen Prof. Dr. Türkmen, böbrek yetmezliği gelişmeden çok önce hastaların önemli bir kısmında <strong>yüksek tansiyon</strong> görüldüğünü belirtiyor.</p>
<p>Hastalığın böbreklerle ilişkili en sık belirtileri arasında:</p>
<ul>
<li>Kronik bel ve yan ağrısı,</li>
<li>İdrarda kanama ve enfeksiyon atakları,</li>
<li>Böbrek taşı oluşumu bulunuyor.</li>
</ul>
<p>Böbrek dışı bulgulara da dikkat çeken Türkmen, “<strong>Karaciğer kistleri en sık görülen böbrek dışı bulgudur. Ayrıca bazı hastalarda beyin damarlarında anevrizma riski ve kalp kapakçığı sorunları görülebilir. Bu nedenle hastalar çok yönlü değerlendirilmelidir</strong>” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><strong>Tanı Basit, Takip Hayati</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kültigin Türkmen’e göre ODPKD tanısı çoğu zaman ultrason ile konulabiliyor.<br />“<strong>Manyetik rezonans (MR) görüntüleme, böbrek hacmini ölçerek hastalığın ne kadar hızlı ilerleyeceğini öngörmemizi sağlar. Aile öyküsü olmayan ya da tanısı netleşmeyen hastalarda genetik testler önemli bir destek sağlar</strong>” diyor.</p>
<p><strong>Hastalığın Seyri Değiştirilebiliyor</strong></p>
<p>ODPKD’yi tamamen ortadan kaldıran bir tedavi henüz bulunmasa da, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmanın mümkün olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Türkmen, şu noktalara dikkat çekiyor:</p>
<p>“<strong>Bol su tüketimi, tuz kısıtlaması ve tansiyonun sıkı kontrolü tedavinin temelini oluşturur. Bunun yanı sıra, uygun hastalarda kullanılan Tolvaptan tedavisi, böbrek hacmindeki artışı yavaşlatır ve böbrek fonksiyon kaybını geciktirebilir</strong>.”</p>
<p>Türkmen, Tolvaptan tedavisi sırasında hastaların düzenli olarak izlenmesi gerektiğini belirterek, “<strong>Sık idrara çıkma ve susuzluk hissi görülebilir; nadiren karaciğerle ilgili yan etkiler ortaya çıkabileceği için düzenli kan testleri büyük önem taşır</strong>” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Geleceğe Umutla Bakılıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kültigin Türkmen, tıp dünyasında ODPKD’ye yönelik yaklaşımın hızla değiştiğini vurguluyor: “<strong>Gelecekte her hastanın genetik yapısına uygun kişiselleştirilmiş tedavilerle, bu hastalıkla yaşayan bireylerin yaşam kalitesini çok daha ileriye taşımayı hedefliyoruz</strong>.”</p>
<p>Son olarak toplumsal farkındalığın önemine dikkat çeken Türkmen, şu mesajla sözlerini tamamlıyor: <strong>“Erken tanı, doğru tedavi ve düzenli takip ile ODPKD ile yaşamak mümkündür.”</strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-genetik-hastaliga-karsi-erken-tani-ve-dogru-yonetim-hayat-kurtariyor-614286">Sessiz İlerleyen Genetik Hastalığa Karşı Erken Tanı ve Doğru Yönetim Hayat Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çöl Tozu Geliyor: Akciğerler için Sessiz Risk</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/col-tozu-geliyor-akcigerler-icin-sessiz-risk-613403</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 09:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[akciğerler]]></category>
		<category><![CDATA[çöl]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[toz]]></category>
		<category><![CDATA[tozu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613403</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kuzey Afrika üzerinden gelen yoğun toz taşınımı Marmara Bölgesi’ni etkisi altına aldı. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Seha Akduman uyarıyor: Bu durum, özellikle solunum sistemi açısından ciddi sağlık riskleri barındırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/col-tozu-geliyor-akcigerler-icin-sessiz-risk-613403">Çöl Tozu Geliyor: Akciğerler için Sessiz Risk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Afrika üzerinden gelen yoğun toz taşınımı Marmara Bölgesi’ni etkisi altına aldı. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Seha Akduman uyarıyor: Bu durum, özellikle solunum sistemi açısından ciddi sağlık riskleri barındırıyor.</p>
<p>Libya üzerinden havalanarak atmosferin üst katmanlarında taşınan çöl tozlarının, İstanbul başta olmak üzere birçok ilde etkili olabileceği öngörülüyor. Dr. Öğr. Üyesi Seha Akduman’a göre, bu süreçte özellikle solunum yolu hastalarının daha dikkatli olması gerekiyor.</p>
<p>Çöl tozlarının masum olmadığını vurgulayan Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Seha Akduman, bu partiküllerin akciğer sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti.</p>
<p>“Çöl tozları yalnızca kum taneciklerinden oluşmaz. Yapılan araştırmalar, bu partiküllerin akciğer dokusunda hücrelere zarar veren ve iltihaplanmayı artıran bir etki oluşturduğunu gösteriyor,” diyen Akduman, tozların ağır metaller, polenler ve mikroorganizmalar taşıyabildiğini, solunum yoluyla akciğerlerin en derin noktalarına kadar ulaşabildiğini belirtti.</p>
<p><strong>“Gizli Astım” Riski</strong></p>
<p>Toz taşınımının etkili olduğu dönemlerde acil servis başvurularında artış yaşandığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Seha Akduman, şu uyarıda bulundu:</p>
<p>“Güncel bilimsel çalışmalar, yoğun toz maruziyetinin yalnızca astım ve KOAH gibi mevcut solunum hastalıklarını tetiklemediğini, sağlıklı bireylerde bile yeni tanılı astım gelişimine zemin hazırlayabildiğini gösteriyor. Hava yollarında oluşan bu hassasiyet ve iltihaplanma, toz bulutları dağıldıktan sonra dahi haftalarca sürebiliyor.”</p>
<p><strong>Tozlu Havalar için 5 Hayati Öneri</strong></p>
<p>Özellikle çocuklar, yaşlılar ile kalp ve akciğer hastalarının bu süreçte daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Seha Akduman, çöl tozunun etkili olduğu günlerde alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı:</p>
<p>* Pencereleri kapalı tutun: Dış ortam havasının iç mekana girmesini sınırlayın.</p>
<p>* Maske kullanın: Dışarı çıkmak zorunda kalanlar cerrahi maske, tercihen N95 maske kullanmalı.</p>
<p>* Klima ayarlarını kontrol edin: Araçlarda ve kapalı alanlarda hava sirkülasyonu dışarıdan hava alacak şekilde değil, iç hava dolaşımı modunda olmalı.</p>
<p>* Açık hava sporlarını erteleyin: Derin nefes gerektiren aktiviteler, zararlı partiküllerin akciğerlere daha fazla ulaşmasına neden olur.</p>
<p>* Risk grupları evde kalmalı: Bebekler, yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar mecbur olmadıkça dışarı çıkmamalı.</p>
<p><strong> </strong></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/col-tozu-geliyor-akcigerler-icin-sessiz-risk-613403">Çöl Tozu Geliyor: Akciğerler için Sessiz Risk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir İtfaiyesi sessiz canlar için zamanla yarıştı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-itfaiyesi-sessiz-canlar-icin-zamanla-yaristi-613289</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Feb 2026 15:52:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çanlar]]></category>
		<category><![CDATA[ekipler]]></category>
		<category><![CDATA[kalan]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tfaiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[yarıştı]]></category>
		<category><![CDATA[zamanla]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613289</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’de etkili olan yoğun yağışların ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi, yalnızca bir afet müdahalesi değil, aynı zamanda bir yaşam mücadelesine imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-itfaiyesi-sessiz-canlar-icin-zamanla-yaristi-613289">İzmir İtfaiyesi sessiz canlar için zamanla yarıştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de etkili olan yoğun yağışların ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi, yalnızca bir afet müdahalesi değil, aynı zamanda bir yaşam mücadelesine imza attı. Menemen ilçesinde taşkın sular altında kalan tavuk çiftliğinde mahsur kalan yüzlerce hayvan için ekipler gece boyunca büyük bir özveriyle çalıştı.</p>
<p>İzmir’de etkili olan yoğun yağışların ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı itfaiye ekipleri, Menemen Mermerli Mahallesi’nde sular altında kalan bir tavuk çiftliğinde mahsur kalan hayvanları kurtarmak için hızla harekete geçti. Bölgenin kot seviyesinin düşük olması ve yoğun yağışla birlikte Gediz Nehri’ni besleyen kolların debisinin yükselmesi sonucu çiftlik kısa sürede suyla doldu. Durumun 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmesi üzerine İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri çok sayıda araç ve personel ile olay yerine sevk edildi. Olay yerine ulaşan itfaiye personeli, yaklaşık 1 metreyi bulan sel sularının ortasında kalan canlıları kurtarmak için dalgıç ekiplerle birlikte zorlu bir operasyon başlattı. Botlarla gerçekleştirilen tahliye çalışmalarında ekipler dört sefer yaparak 100’e yakın hayvanı güvenli alana ulaştırdı. Tüm çabalara rağmen bazı hayvanların hayatını kaybetmesi ise ekiplerde derin bir üzüntü yarattı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-itfaiyesi-sessiz-canlar-icin-zamanla-yaristi-613289">İzmir İtfaiyesi sessiz canlar için zamanla yarıştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Görünmeyen sessiz salgın: Toplumsal cinsiyet eşitsizliği sağlığı tehdit ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gorunmeyen-sessiz-salgin-toplumsal-cinsiyet-esitsizligi-sagligi-tehdit-ediyor-612273</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[eşitsizliği]]></category>
		<category><![CDATA[görünmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612273</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Sağlık Yönetimi doktora programı mezunu Dr. Elif Akdemirel’in“Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğinin Sağlık Sonuçları ile İlişkisi” başlıklı araştırması, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yalnızca bir hak ihlali değil, aynı zamanda küresel ölçekte etkili bir halk sağlığı sorunu olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gorunmeyen-sessiz-salgin-toplumsal-cinsiyet-esitsizligi-sagligi-tehdit-ediyor-612273">Görünmeyen sessiz salgın: Toplumsal cinsiyet eşitsizliği sağlığı tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Sağlık Yönetimi doktora programı mezunu Dr. Elif Akdemirel’in“Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğinin Sağlık Sonuçları ile İlişkisi” başlıklı araştırması, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yalnızca bir hak ihlali değil, aynı zamanda küresel ölçekte etkili bir halk sağlığı sorunu olduğunu ortaya koyuyor. Akdemirel, eşitsizliğin yaygınlığı, sürekliliği ve önlenebilir sağlık sonuçlarına yol açması nedeniyle “görünmeyen, sessiz bir salgın” olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Araştırmaya göre, kadınların cinsiyetleri nedeniyle maruz kaldıkları ayrımcılık, sağlıklarını hem doğrudan hem de dolaylı biçimde olumsuz etkiliyor. Sağlık bilgisine ve hizmetlerine erişimdeki engeller, düşük eğitim ve gelir düzeyi, karar alma mekanizmalarından dışlanma gibi faktörler; istenmeyen gebelikler, anne ölümleri, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve şiddet gibi riskleri artırıyor. Birleşmiş Milletler verileri, her beş kız çocuğundan birinin 18 yaşından önce evlendirildiğini ve dünya genelinde 230 milyon kız çocuğu ve kadının kadın sünnetine maruz kaldığını ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Toplumsal cinsiyet eşitsizliği erkekleri de etkiliyor</strong></p>
<p>Toplumsal cinsiyet eşitsizliği yalnızca kadınları değil, erkekleri de etkiliyor. Akdemirel’e göre erkeklere yüklenen riskli davranış kalıpları; sigara, alkol ve madde kullanımını artırırken, sağlık hizmetlerinden yararlanma isteksizliği erken ölümlere yol açabiliyor. Bu durum, önlenebilir hastalıklar nedeniyle yaşam süresinin kısalmasına neden oluyor.</p>
<p>Araştırma, eşitsizliğin kuşaklar arası sağlık sorunlarını da derinleştirdiğini gösteriyor. Anne eğitiminin düşüklüğü, yetersiz beslenme ve sağlık hizmetlerine erişimdeki sorunlar; düşük doğum ağırlıklı bebeklerin dünyaya gelmesine ve bebek-çocuk ölümlerinin artmasına yol açıyor. Akdemirel, bu tablonun çocuk ölümlerinin yalnızca yoksullukla değil, eğitim, sağlık ve gelir gibi temel kaynakların adaletsiz dağılımıyla ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>
<p><strong>Bütüncül politikalar gerekiyor</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın 2025 raporuna göre, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülkeler arasında Yemen, Nijerya, Somali, Çad ve Afganistan yer alıyor. Bu ülkelerde anne ölüm oranları ve adölesan doğurganlık hızları son derece yüksekken, Danimarka ve Norveç gibi eşitlikte iyi performans gösteren ülkelerde hem yaşam süresi daha uzun hem de anne ve çocuk ölümleri çok daha düşük seviyelerde.</p>
<p>Akdemirel, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının kısa vadede anne ölümleri ve adölesan gebeliklerde, uzun vadede ise kuşaklar arası sağlık eşitsizliklerinde belirgin iyileşmeler yaratacağını belirtiyor. Ancak bunun yalnızca sağlık politikalarıyla değil; eğitim, istihdam, sosyal güvence ve karar alma süreçlerinde eşitliği hedefleyen bütüncül politikalarla mümkün olabileceğinin altını çiziyor.</p>
<p>Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri ise toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin doğumda beklenen yaşam süresini kısaltması. Bu sonuç, “eşitsizlik öldürür” ifadesinin bilimsel karşılığını ortaya koyarken, politika yapıcılara da net bir uyarı sunuyor: Sağlıkta kalıcı ve sürdürülebilir iyileşme, ancak toplumsal cinsiyet eşitliğini merkeze alan önleyici ve sektörler arası politikalarla mümkün.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gorunmeyen-sessiz-salgin-toplumsal-cinsiyet-esitsizligi-sagligi-tehdit-ediyor-612273">Görünmeyen sessiz salgın: Toplumsal cinsiyet eşitsizliği sağlığı tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>30 Ekim ve 6 Şubat&#8217;ın sessiz tanıkları İzmir&#8217;de sergilendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/30-ekim-ve-6-subatin-sessiz-taniklari-izmirde-sergilendi-611599</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2026 11:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[30]]></category>
		<category><![CDATA[6 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[Arama Kurtarma]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[ekim]]></category>
		<category><![CDATA[ekipmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[enkaz]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılan]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[şubat]]></category>
		<category><![CDATA[tanıkları]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611599</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, 6 Şubat 2023 depremlerinin yıl dönümünde Konak Atatürk Meydanı’nda düzenlenen anma programında, afetlere hazırlığın hayati önemine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/30-ekim-ve-6-subatin-sessiz-taniklari-izmirde-sergilendi-611599">30 Ekim ve 6 Şubat&#8217;ın sessiz tanıkları İzmir&#8217;de sergilendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, 6 Şubat 2023 depremlerinin yıl dönümünde Konak Atatürk Meydanı’nda düzenlenen anma programında, afetlere hazırlığın hayati önemine dikkat çekti. Etkinlik kapsamında, 30 Ekim ve 6 Şubat depremlerinde arama kurtarma çalışmalarında kullanılan, enkazdan umut çıkaran araç ve ekipmanlar İzmirlilerle buluşturuldu.</p>
<p>Merkez üssü Kahramanmaraş olan ve 11 kenti etkileyen 6 Şubat 2023 depremlerinde yaşamını yitiren binlerce yurttaş, İzmir’de düzenlenen programla saygı ve hüzünle anıldı. Konak Atatürk Meydanı’nda gerçekleştirilen anmada, İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı da afetlerde yaşamla ölüm arasındaki kritik süreçte kullanılan arama kurtarma araç ve ekipmanlarını sergiledi. İzmir İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) tarafından düzenlenen program kapsamında açılan sergiyi ziyaret eden İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Arama Kurtarma Şube Müdürü Şenol Dereköy ve itfaiye personeliyle bir araya geldi. Vali Elban, afetlerde verilen zorlu mücadeleye ilişkin bilgi aldı,  sahada görev yapan ekiplerin çalışmalarını dinledi.</p>
<p><strong>Her ekipman bir hayat hikâyesi</strong></p>
<p>Sergide, başta 30 Ekim 2020 İzmir depremi ve 6 Şubat depremleri olmak üzere birçok afette kullanılan, sayısız yurttaşın hayata tutunmasına katkı sağlayan arama kurtarma ekipmanları yer aldı. Her biri enkaz başında geçen uzun saatlerin, umutla beklenen seslerin ve zamana karşı verilen mücadelenin sessiz tanıkları olan bu ekipmanlar, ziyaretçilere tanıtıldı. Trafik kazalarında araç içinde sıkışan kazazedeleri kurtarmak ve deprem sonrası enkazlarda arama kurtarma çalışmalarında kullanılan hidrolik ayırıcı ve kesici ekipmanların işlevi anlatılırken, enkaz altından gelen en küçük ses titreşimini dahi algılayabilen akustik dinleme cihazının hayati önemi vurgulandı. Dar alanlarda ve zorlu koşullarda kullanılan, hafif ve esnek yapısıyla öne çıkan sked sedyenin ise yaralıların güvenli şekilde taşınmasında kritik bir rol üstlendiği ifade edildi.</p>
<p><strong>Enkazdan umuda uzanan mücadele</strong></p>
<p>Sergide, kırıcı hilti de dikkat çeken ekipmanlar arasında yer aldı. Beton, duvar ve sert zeminlerde kullanılan bu araç, enkaz altında kalanlara ulaşmak için verilen umut dolu mücadelenin simgesi olarak ziyaretçilere tanıtıldı. Anma programında sergilenen her araç, 6 Şubat’ta yitirilen canları anmanın yanı sıra, benzer acıların bir daha yaşanmaması için afetlere hazırlığın önemini bir kez daha hatırlattı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/30-ekim-ve-6-subatin-sessiz-taniklari-izmirde-sergilendi-611599">30 Ekim ve 6 Şubat&#8217;ın sessiz tanıkları İzmir&#8217;de sergilendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakırköy&#8217;de Saat 04.17&#8217;de &#8220;Sessiz Anma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-saat-04-17de-sessiz-anma-611014</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 07:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[04]]></category>
		<category><![CDATA[17]]></category>
		<category><![CDATA[Acı]]></category>
		<category><![CDATA[anma]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[depremler]]></category>
		<category><![CDATA[programı]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611014</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bakırköy Belediyesi, 6 Şubat 2023’te meydana gelen ve 11 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlar için Cumhuriyet Meydanı’nda “Sessiz Anma” programı düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-saat-04-17de-sessiz-anma-611014">Bakırköy&#8217;de Saat 04.17&#8217;de &#8220;Sessiz Anma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bakırköy Belediyesi, 6 Şubat 2023’te meydana gelen ve 11 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlar için Cumhuriyet Meydanı’nda “Sessiz Anma” programı düzenledi.</p>
<p>Bakırköy Belediyesi, 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli olarak meydana gelen ve 11 ili etkileyen depremlerde yaşamını yitiren vatandaşları anmak amacıyla “Sessiz Anma” programı gerçekleştirdi. Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen anmada, depremin gerçekleştiği saat olan 04.17’de saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Anma programına Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, CHP Bakırköy İlçe Başkanı Gizem Başaran Arslan, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, Mag Ame Acil Müdahale Ekibi ile BAKUT katıldı. Program kapsamında, depremlerde hayatını kaybeden vatandaşların anısına Cumhuriyet Meydanı’na karanfiller bırakıldı. Duygu dolu anların yaşandığı Sessiz Anma programı, 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitiren vatandaşların hatırasını yaşatmak ve toplumsal hafızayı diri tutmak amacıyla gerçekleştirildi.</p>
<p><b>“Bu acıyı unutmayacağız”</b></p>
<p>Anma programında konuşan Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, “Kahramanmaraş merkezli depremlerde 11 ilimiz ağır şekilde etkilendi. 13 milyon insanımızın hayatı bu depremler yüzünden tamamen değişti ve ne yazık ki resmi rakamlara göre 50 binden fazla canımızı kaybettik. Bugün burada bıraktığımız her karanfil, sadece bir çiçek değil; yarım kalan hayallerin, susturulamayan acının ve unutulmayacak bir sorumluluğun sembolüdür. Biz bu acıyı unutmayacağız. Unutursak, yeniden yaşarız” dedi.</p>
<p><b>“Kayıplar ihmalle büyür”</b></p>
<p>Daha dirençli kentler için çalışmanın bir görev olduğunu belirten Başkan Ovalıoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Deprem bize şunu çok acı bir şekilde öğretti;</p>
<p>Afetler kader değildir. Kayıplar ihmalle büyür, ihmaller sessizlikle çoğalır. Yerel yönetimler olarak bizlere düşen görev; yalnızca anmak değil, yalnızca yas tutmak değil, bu şehirleri daha güvenli, daha dirençli, daha yaşanabilir hale getirmektir. Sorumluluğumuzun farkındayız ve bu bilinçle çalışıyoruz. O gün yaşadığım acıyı hala daha ilk andaki kadar güçlü hissediyorum. Bir hekim olarak belirtmek isterim ki; günlerce çaresizce enkaz altından kurtulmayı bekleyen insanlarımızın umuduyla yaşadım. Allah bir daha hiç kimseye, hiçbir coğrafyaya böyle büyük acılar yaşatmasın. Hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı derin bir saygı ve rahmetle anıyorum.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-saat-04-17de-sessiz-anma-611014">Bakırköy&#8217;de Saat 04.17&#8217;de &#8220;Sessiz Anma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zor zamanların sessiz kahramanları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zor-zamanlarin-sessiz-kahramanlari-610495</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 07:19:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dereköy]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[itfaiye]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kahramanları]]></category>
		<category><![CDATA[kesici]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarma]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[yüzük]]></category>
		<category><![CDATA[zamanların]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610495</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir İtfaiyesi paramedikleri, cisim batması ve yüzük sıkışması gibi yüksek riskli vakalarda cerrahi hassasiyetle müdahale ederek hayat kurtarıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zor-zamanlarin-sessiz-kahramanlari-610495">Zor zamanların sessiz kahramanları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir İtfaiyesi paramedikleri, cisim batması ve yüzük sıkışması gibi yüksek riskli vakalarda cerrahi hassasiyetle müdahale ederek hayat kurtarıyor. Trafik kazalarında da görev alan ekipler, özel kesici ekipmanlarla acil tıbbi müdahale ve kurtarma çalışmalarını eş zamanlı yürütüyor.</p>
<p>Parmakta sıkışan bir yüzük ya da vücuda saplanan bir cisim… Bunu yaşayanlar için yoğun acı, panik ve çaresizlik anlamına geliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde görev yapan paramedikler ise tam bu noktada devreye girerek, saniyelerin ve doğru müdahalenin hayati önem taşıdığı operasyonları başarıyla gerçekleştiriyor. Paramedikler, tıbbi ve teknik müdahaleyi eş zamanlı yürüterek vatandaşların hayatını güvence altına alıyor. Türkiye’de yalnızca İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde görev yapan paramedikler, özel donanımlı Kurtarma ve Acil İlk Yardım Aracı (AKS) ile hizmet veriyor. Merkez birimin yanı sıra Karşıyaka, Bornova, Gaziemir, Torbalı Çaybaşı, Aliağa ve Urla gruplarında konuşlanan ekiplerde toplam 62 paramedik görev yapıyor. Ekipler, bugüne kadar 765 olaya müdahale ederek birçok yurttaşın hayatına dokundu.</p>
<p><strong>Mikro kesicilerden ağır demir kesicilere kadar özel ekipman</strong><br />İzmir İtfaiyesi bünyesinde, büyük çaplı demirleri kesebilen ağır ekipmanlardan trafik kazalarında kullanılan pedal kesicilere, yüzük çıkarma işlemlerinde kullanılan mikro özel kesicilere kadar geniş bir kurtarma ekipmanı yelpazesi bulunuyor. Paramedikler, çevre güvenliğini sağlayarak kazazedeye zarar vermeden müdahaleyi titizlikle tamamlıyor.</p>
<p><strong>“Yüzük sıkışması basit sanılıyor, doku hasarı büyüyor”</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Arama Kurtarma Şube Müdürü Şenol Dereköy, İzmir’de yalnızca insanlara değil tüm canlılara titizlikle hizmet verdiklerini belirtti. En sık karşılaşılan vakaların başında parmakta yüzük sıkışmasının geldiğini ifade eden Dereköy, “Yüzük parmağı sıkıyor, parmak hızla şişiyor ve kişi ciddi acı yaşıyor. Basit gibi görülüyor ama acıyı yaşayan bilir. Müdahale geciktiğinde ise ciddi doku kayıpları oluşabiliyor” dedi. Dereköy, parmakta yüzük sıkışması ve vücuda cisim batması gibi vakaların, görevli paramedikler tarafından ileri düzey sağlık ve kurtarma operasyonları kapsamında ele alındığını da vurguladı.</p>
<p><strong>Vakalar ileri düzey sağlık operasyonuna dönüşüyor</strong><br />Bahçe duvarlarındaki sivri korkuluklar, yüksekten ya da ağaçtan düşmeler ile balıkçılık sırasında yaşanan zıpkın kazaları, vücuda cisim batmasıyla sonuçlanabiliyor. Bu tür vakalarda yanlış ya da bilinçsiz müdahalenin hayati risk oluşturduğunu vurgulayan Dereköy, “Özellikle kancalı cisimler kesinlikle geri çekilmez. Kesilmeden çıkarılmaya çalışıldığında dokuyu parçalar. Buradaki temel amaç, kazazedeyi en az zarar görecek şekilde kurtarmaktır” dedi.</p>
<p><strong>Hastanede de görev alıyorlar</strong><br />Paramediklerin olay yerinde ilk tıbbi müdahaleyi gerçekleştirdiğini belirten Dereköy, “Eğer tendon kopması ya da damar hasarı gibi ileri düzey bir durum söz konusuysa, kazazedeyi sağlık kuruluşuna sevk ediyoruz. Gerektiğinde hastanelerin acil servislerinde ve ameliyathanelerinde de bu kurtarma işlemlerini gerçekleştiriyoruz” diye konuştu. </p>
<p><strong>Türkiye’de tek model</strong><br />İzmir İtfaiyesi’nin paramedik kadrosu ve AKS biriminin Türkiye’de tek olduğuna dikkat çeken Dereköy, “Basit gibi görünen bu vakalarda zamanla yarışıyoruz. Böyle durumlarla karşılaşan yurttaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak en uygun itfaiye istasyonuna yönlendirilebilir. Doğru müdahale edilmezse sonuçları ağır olabilir. İtfaiye olarak 7 gün 24 saat sahadayız” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zor-zamanlarin-sessiz-kahramanlari-610495">Zor zamanların sessiz kahramanları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz ve Sinsi Tehlike: Diyabetik Ayak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-ve-sinsi-tehlike-diyabetik-ayak-608990</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 11:28:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[candan]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetik]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabetik Ayak]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608990</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nev Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Bangin Bekir Candan, diyabetik ayağın çoğu zaman küçük bir ihmalin sonucu olarak ortaya çıktığını belirterek, doğru bilgilendirme ve basit önlemlerle bu tablonun büyük oranda önlenebileceğini ifade etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ve-sinsi-tehlike-diyabetik-ayak-608990">Sessiz ve Sinsi Tehlike: Diyabetik Ayak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;<b>Diyabet Sadece Şeker Yüksekliği Değildir”</b></p>
<p>Diyabetin yalnızca kan şekeri yüksekliğiyle sınırlı bir hastalık olmadığını belirten Op. Dr.  Bangin Bekir Candan, uzun süre kontrol altına alınamayan diyabetin damarları ve sinirleri etkilediğini söyledi. Bu durumun özellikle ayaklarda ciddi problemlere yol açtığını ifade eden Candan, diyabetik ayağın bu sürecin en ağır sonuçlarından biri olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1 milyon kişinin diyabetik ayak nedeniyle uzuv kaybı yaşadığını hatırlatan Candan, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her 30 saniyede bir kişinin diyabete bağlı komplikasyonlar nedeniyle ayağını kaybettiğini belirtti. Candan, Türkiye’de ise her yıl yaklaşık 10 bin kişinin diyabete bağlı nedenlerle uzuv kaybı yaşadığını söyledi.</p>
<p><b>“Diyabetik Ayak Nasıl Oluşuyor?”</b></p>
<p>Diyabetik ayak yaralarının oluşumunda iki temel mekanizmanın rol oynadığını söyleyen Op. Dr. Candan, bunlardan birinin sinir hasarı yani nöropati olduğunu ifade etti.</p>
<p>Ayakta his kaybı geliştiğinde hastanın ağrıyı, sıcaklığı ya da basıncı algılayamadığını belirten Candan, ayakkabı içindeki yabancı cisimlerin fark edilmediğini ve uzun süre aynı noktaya basılmasıyla yaraların oluştuğunu söyledi.</p>
<p>İkinci önemli nedenin damar tıkanıklığı olduğunu vurgulayan Candan, damar daralması nedeniyle dokulara yeterli oksijen gitmediğini, bu nedenle yaraların geç iyileştiğini ve enfeksiyon riskinin arttığını dile getirdi.</p>
<p><b>“Basit Kontroller Hayat Kurtarıyor”</b></p>
<p>Diyabetik ayağın önlenmesinde farkındalığın çok önemli olduğunu vurgulayan Op. Dr. Bangin Bekir Candan, hastaların her gün ayaklarını kontrol etmeleri gerektiğini söyledi. Ayak tabanı ve parmak aralarının mutlaka incelenmesi gerektiğini belirten Candan, iki ayak arasında sıcaklık farkı hissedilmesinin ya da dokunma hissinde azalma fark edilmesinin erken uyarı işareti olabileceğini ifade etti.</p>
<p><b>“Günlük Ayak Bakımı İhmal Edilmemeli”</b></p>
<p>Ayak bakımının diyabet hastaları için hayati önem taşıdığını belirten Candan, ayakların ılık suyla yıkanması ve iyice kurulanması gerektiğini söyledi. Cilt kuruluğunu önlemek için uygun ayak kremlerinin kullanılmasının önemine dikkat çeken Candan, tırnakların düz kesilmesi, nasırların bilinçsizce kazınmaması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Pamuksu çorapların tercih edilmesi, ayakların kuru tutulması ve ortopedik özellikte ayakkabıların kullanılması gerektiğini söyleyen Candan, ayakkabının giymeden önce mutlaka içinin kontrol edilmesi gerektiğini de hatırlattı. Candan ayrıca en ufak bir kızarıklık ya da yara fark edildiğinde ise vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><b>“Teknoloji Diyabetik Ayakta Umut Oluyor”</b></p>
<p>Teknolojik gelişmelerin diyabetik ayakla mücadelede önemli bir rol oynadığını söyleyen Op. Dr. Bangin Bekir Candan, akıllı tabanlıkların basınç ve sıcaklık değişimlerini takip ederek ülser riskini erken dönemde haber verebildiğini belirtti. Dr. Candan, ısı sensörlü çoraplar ve 3D yazıcılarla kişiye özel üretilen tabanlıkların da ayak sağlığının korunmasına katkı sunduğunu ifade etti.</p>
<p><b>“Diyabetik Ayak Kader Değil”</b></p>
<p>Diyabetik ayağın önlenebilir bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Op. Dr. Bangin Bekir Candan, “Bu tablo kader değil. Doğru bilgilendirme, düzenli takip ve küçük önlemlerle diyabete bağlı uzuv kayıplarının büyük bir kısmını engellemek mümkün. Küçük bir ihmal, büyük kayıplara yol açabilir” açıklamalarında bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ve-sinsi-tehlike-diyabetik-ayak-608990">Sessiz ve Sinsi Tehlike: Diyabetik Ayak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz pandemi: antibiyotik direnci</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-pandemi-antibiyotik-direnci-608334</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 09:23:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[Antibiyotikler]]></category>
		<category><![CDATA[çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Direnç]]></category>
		<category><![CDATA[direnci]]></category>
		<category><![CDATA[Dirençli Bakteriler]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608334</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antibiyotiklerin yanlış ve gereksiz kullanımı, bu ilaçlara dirençli bakterilerin ortaya çıkmasına yol açarak enfeksiyonların tedavisini zorlaştırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-pandemi-antibiyotik-direnci-608334">Sessiz pandemi: antibiyotik direnci</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Antibiyotiklerin yanlış ve gereksiz kullanımı, bu ilaçlara dirençli bakterilerin ortaya çıkmasına yol açarak enfeksiyonların tedavisini zorlaştırıyor. Bu durum hastalık sürelerinin uzamasına, hastanede yatışların ve ölüm riskinin artmasına neden olabiliyor. Hekimlerin böyle tablolarla karşılaştığında daha güçlü, daha pahalı ve daha fazla yan etkiye sahip ilaçlara yönelmek zorunda kaldığını vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Antibiyotikler ateş düşürücü ya da ağrı kesici değildir, bu nedenle her enfeksiyonda işe yaramaz. Gereksiz kullanımlar bugün fayda sağlamadığı gibi, yarın gelişen direnç nedeniyle daha ciddi bir hastalıkta kişinin tedavisiz kalmasına da yol açabilir” uyarısında bulundu.</strong></p>
<p>Antibiyotik direnci, bakterilerin bu ilaçlara karşı etkisiz hale gelmesiyle ortaya çıkan önemli bir sağlık sorunu. Bu durumun “sessiz pandemi” olarak adlandırıldığını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Bu sessiz pandemi, COVID-19 gibi ani salgınlar kadar görünür olmasa da etkileri yavaş, sinsi ve süreklidir. Direnç kazanmış bu bakteriler seyahat, gıda ve çevre yoluyla tüm dünyaya yayılır. Dirençli enfeksiyonlar ise daha uzun hastane yatışlarına, daha maliyetli tedavilere ve artan ölüm riskine yol açar” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Evde kalan antibiyotikler hastalığı ağırlaştırabilir</strong></p>
<p>Her enfeksiyonda hastalığa neden olan bakterinin aynı olmadığını ve her antibiyotiğin tüm bakterilere aynı oranda etki edemeyeceğini belirten Çetinkaya, “Özellikle evde kalan bir antibiyotiğin aynı hasta tarafından tekrar kullanılması ya da bir yakınına tavsiye etmesi, hastalığın uzamasına ve daha ağır enfeksiyonlara yol açabilir. Üstelik bu ilaçlar çoğu zaman son kullanma tarihi geçmiş haldedir ve bu nedenle beklenen etkiyi göstermez. Özetle, antibiyotiklerin mutlaka hekim önerisiyle doğru şekilde kullanılması gerekir” dedi.</p>
<p><strong>Bağışıklığı zayıf kişiler için tehlike daha büyük</strong></p>
<p>Antibiyotiklere dirençli bakterilerin herkes için önemli bir risk oluşturduğunu söyleyen Çetinkaya, “Sık ve gereksiz antibiyotik kullanan kişiler farkında olmadan kendi vücutlarında dirençli bakterilerin gelişmesine zemin hazırlarlar. Bu dirençli bakteriler temas, eller, gıdalar ve yakın çevre yoluyla başkalarına da geçebilir. Başta kendi yakınları olmak üzere bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, dirençli enfeksiyonlara karşı daha savunmasızdır. Özellikle dikkat edilmesi gereken bireylere; yaşlılar, bebekler, kanser tedavisi görenler ve kronik hastalığı olanlar örnek verilebilir” şeklinde konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, vücutta antibiyotik direnci gelişmesine yol açabilecek altı hatalı alışkanlığı sıraladı:</p>
<ol>
<li>Gereksiz antibiyotik kullanmak: Soğuk algınlığı, grip gibi viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanmak, direnç gelişimine doğrudan katkı sağlar.</li>
<li>Antibiyotik tedavisini erken kesmek: Kullanılan ilaç keyfi olarak bırakıldığında en dirençli bakteriler hayatta kalır ve tekrar çoğalırlar.</li>
<li>Yanlış doz veya düzensiz antibiyotik kullanmak: Düşük dozlar bakterileri öldürmez, onları daha dirençli hale getirir.</li>
<li>Reçetesiz antibiyotik kullanmak: Doktor kontrolü olmadan kullanılan antibiyotikler çoğu zaman gereksizdir veya hastanın durumunu daha da kötüleştirir.</li>
<li>Başkasına yazılan antibiyotiği kullanmak: Her enfeksiyon için aynı antibiyotik etkili değildir, yanlış ilacı kullanmak direnci artırır. </li>
<li>Hayvancılık ve tarım sektöründe bilinçsiz antibiyotik kullanımı: Yanlış ve gereksiz antibiyotik kullanımı sonucu gelişen dirençli bakteriler, gıdalar yoluyla toplu şekilde insanlara geçebilir.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-pandemi-antibiyotik-direnci-608334">Sessiz pandemi: antibiyotik direnci</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz Tehlike: Diş Çürükleri Fark Edilmeden İlerleyebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-dis-curukleri-fark-edilmeden-ilerleyebilir-608210</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 07:49:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[çürükleri]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[dolgu]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeden]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[lerleyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[mine]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608210</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağız içinde bulunan bakterilerin ürettiği asitler, diş minesindeki mineralleri çözerek mine bütünlüğünü bozar ve çürük oluşumuna zemin hazırlar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-dis-curukleri-fark-edilmeden-ilerleyebilir-608210">Sessiz Tehlike: Diş Çürükleri Fark Edilmeden İlerleyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ağız içinde bulunan bakterilerin ürettiği asitler, diş minesindeki mineralleri çözerek mine bütünlüğünü bozar ve çürük oluşumuna zemin hazırlar. Ancak diş çürüğü, doğru önlemler alındığında önlenebilir bir sorundur. Dengeli beslenme, düzenli ve etkili ağız hijyeni, diş minesini onarıcı ajanların kullanımı ve periyodik diş hekimi kontrolleri, çürük riskini önemli ölçüde azaltır. </p>
<p><strong>Başlangıç Aşamasında Dolguya Gerek Kalmayabilir</strong></p>
<p>Diş çürüğünün başlangıç aşamasında, henüz gözle görülür bir boşluk (kavite) oluşmamışsa, dolgu tedavisi yerine remineralizasyon tedavileri (diş minesini onaran, güçlendiren) tercih edilebilir. Bu sayede dişin kaybettiği mineral içerik yeniden kazandırılabilir. Ancak mineral kaybı ilerlediğinde, diş minesinde geri dönüşü olmayan hasarlar meydana gelir ve kavite adı verilen boşluklar oluşur. Vücudun yeni mine dokusu üretememesi nedeniyle bu aşamada restoratif diş tedavileri kaçınılmaz hale gelir. </p>
<p><strong> Diş Dolguları Aynı Zamanda Koruyucu Bir Uygulamadır</strong></p>
<p><strong>İstanbul Okan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Gülşah Yenier Yurdagüven</strong>, diş dolgularının yalnızca mevcut çürüğü tedavi etmekle kalmadığını, aynı zamanda çürüğün ilerlemesini durdurarak daha büyük sorunların önüne geçebildiğini vurguluyor. Çürük dokunun uzaklaştırılmasıyla bakteriler ortadan kaldırılırken, aynı bölgede yeniden çürük oluşma riski de azaltılır. Bu yönüyle diş dolguları, sadece bir tedavi değil, aynı zamanda koruyucu bir uygulama olarak da değerlendirilir. <strong> </strong></p>
<p><strong>Küçük Bir Çürük, Büyük Sorunlara Yol Açabilir</strong></p>
<p>Tedavisi geciken çürüklerde riskler de yükselir. Çürük, dentin tabakasına ulaştığında daha hızlı ilerler; sıcak, soğuk ve tatlı gıdalara karşı hassasiyet, ilerleyen vakalarda ise ağrı şikayetleri ortaya çıkabilir. Çürük ilerledikçe diş dokusunda daha fazla madde kaybı meydana gelir; bu durum dişi zayıflatarak kırılma riskini artırır. Ayrıca, çürüğün derinleşmesiyle birlikte dişin canlılığını sağlayan pulpa dokusunun zarar görme riski ve buna bağlı olarak kanal tedavisi gereksinimi de artar.</p>
<p><strong>Erken Teşhis Büyük Diş Kayıplarını Önleyebilir </strong></p>
<p>Çürüklerin erken dönemde teşhis edilip tedavi edilmesinin önemine dikkat çeken <strong>Dr. Öğr. Üyesi Gülşah Yenier Yurdagüven</strong>, erken teşhis ve minimal invaziv tedavi yaklaşımları sayesinde hem sağlıklı diş dokusunun korunabildiğini hem de yapılan restorasyonların klinik ömrünün uzatılabildiğini belirtiyor. Zamanında uygulanan basit bir dolgu ileride yaşanabilecek büyük diş kayıplarının önüne geçmek mümkün. Bu nedenle düzenli diş hekimi kontrollerinin ihmal edilmemesi büyük önem taşıyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-dis-curukleri-fark-edilmeden-ilerleyebilir-608210">Sessiz Tehlike: Diş Çürükleri Fark Edilmeden İlerleyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz destek hayat kurtardı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-destek-hayat-kurtardi-607850</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Jan 2026 12:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[durumu]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[İşaret Dili Tercümanı]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kurtardı]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[Tercüman]]></category>
		<category><![CDATA[Tetkik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607850</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmirli Nuran Şerife Kültem, sağır olduğu için hastanede doktorlarla iletişim problemi yaşayınca hayati risk taşıyan rahatsızlığı da teşhis edilemedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-destek-hayat-kurtardi-607850">Sessiz destek hayat kurtardı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmirli Nuran Şerife Kültem, sağır olduğu için hastanede doktorlarla iletişim problemi yaşayınca hayati risk taşıyan rahatsızlığı da teşhis edilemedi. Sonunda Eşrefpaşa Hastanesi’ne başvuran Kültem, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Sessiz Destek Çözüm Merkezi sayesinde yaşama tutundu. İşaret dili tercümanının, doktor ve hasta arasında kurduğu iletişim hayat kurtardı.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından geçen yıl kurulan Türk İşaret Dili Birimi Sessiz Destek Çözüm Merkezi, işitme engelli ve sağır yurttaşlar için sunduğu tercümanlık hizmetleriyle hayati bir kamu hizmeti yürütüyor. İzmir’de yaşayan sağır yurttaş Nuran Şerife Kültem’in yaşadığı olay, Türk İşaret Dili tercümanlığının yalnızca bir iletişim desteği değil, doğrudan yaşam kurtaran bir hizmet olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. </p>
<p><strong>Akciğerindeki sıvı birikmesi tercüman desteğiyle teşhis edildi</strong></p>
<p>Nuran Şerife Kültem, öksürük şikâyetiyle başvurduğu iki hastanede işaret dili tercümanı bulunmadığı için hastalığının ciddiyetini anlayamadı. Grip olduğunu zanneden Kültem, sağlık durumu ağırlaşınca İzmir Büyükşehir Belediyesi Türk İşaret Dili Birimi Sessiz Destek Çözüm Merkezi’ne ulaştı. İşaret dili tercümanı Gamze Albayrak ile iletişime geçen ve Eşrefpaşa Hastanesi’nde randevu oluşturan Kültem, ardından işaret dili tercümanı Zeki Can Yunar ile hastaneye giderek muayene oldu. Akciğerinde sıvı birikmesi olduğu anlaşılan hasta hemen ileri basamak bir hastaneye sevk edildi.</p>
<p>Sessiz Destek Çözüm Merkezi tarafından sunulan tercümanlık hizmeti ileri basamak hastaneye yatış süreci boyunca da kesintisiz şekilde devam etti. Nuran Şerife Kültem ve eşi Bayram Yaşar Kültem, verilen hizmetin hayat kurtardığını belirterek İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. </p>
<p><strong>“Grip olduğunu zannettik”</strong></p>
<p>Nuran Şerife Kültem gibi sağır olan eşi Bayram Yaşar Kültem, “Eşimin grip olduğunu zannettik, öksürüyordu. Hastaneye başvurduk ama tercüman yoktu. Bize bir reçete yazıldı ve eşim ilaçlara başladı. Sonra işyerinde fenalaşmış ve nefes alamamış. İşyerindeki tercümanla başka hastaneye gitmişler. Orada da durumu Türk İşaret Dili ile doğru ve yeterli biçimde aktarılamadığı için eksik iletişim kurabilmiş” dedi. İkinci hastanede de dil bariyeri ortadan kalkamadığı için Sessiz Destek Çözüm Merkezi’ni aradıklarını belirten Bayram, “Birlikte randevu aldık. Tercümanlar bize refakat ettiler ve çok memnun kaldık” diye konuştu. Bayram, işaret dili tercümanı ile birlikte Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Aylin Çelikhisar’ı da ziyaret ederek emeklerinden ötürü teşekkür etti. </p>
<p><strong>“Tercüman sayesinde çok güzel bir iletişim kurduk”</strong></p>
<p>İşaret dili tercümanı sayesinde hastasıyla doğru iletişim kurduğunu kaydeden Eşrefpaşa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Aylin Çelikhisar, “Hastanın İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin profesyonel tercümanlarıyla bize başvurması, hastanın şikâyetlerini daha iyi anlamamı ve tetkiklerini ayrıntılı değerlendirmemi sağladı. Hastaya daha önceki hastanelerde tetkikler yapılmış ancak hasta büyük ihtimalle dil bariyerinden dolayı tetkik sonuçlarını anlayamamış. Ben, tercümanla birlikte muayeneye geldiği için hastanın durumunun ciddiyetini fark ettim. Bunu da tercüman vasıtasıyla hastaya anlattım. Hastanın sağ akciğerinde su toplanması vardı ve ileri tetkikle nedeninin araştırılması gerekiyordu. Hastamız bu durumu anlayamamıştı. Tercümanımız durumu aktarınca hasta da rahatsızlığının boyutunu anladı. İleri tetkik için hastayı ileri basamak başka bir hastaneye sevk ettik. Kendisinin yatışı yapıldı. Bu, hem hasta için hem de benim için sevindirici bir durum. Tercüman sayesinde çok güzel bir iletişim kurduk ve hastanın tedavisi yapılıyor” dedi. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-destek-hayat-kurtardi-607850">Sessiz destek hayat kurtardı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>IF Wedding Fashion İzmir&#8217;de &#8220;Sessiz Asalet&#8221; podyuma taşındı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/if-wedding-fashion-izmirde-sessiz-asalet-podyuma-tasindi-607516</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 08:33:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[asalet]]></category>
		<category><![CDATA[defilesi]]></category>
		<category><![CDATA[fashion]]></category>
		<category><![CDATA[gelinlik]]></category>
		<category><![CDATA[if]]></category>
		<category><![CDATA[kumaş]]></category>
		<category><![CDATA[öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[podyuma]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[wedding]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607516</guid>

					<description><![CDATA[<p>IF Wedding Fashion İzmir–Gelinlik, Damatlık ve Abiye Giyim Fuarı, uluslararası ticari kimliğinin yanı sıra Gelinlik Tasarım Yarışması ile de genç tasarımcıların başarı hikayelerine sahne olmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/if-wedding-fashion-izmirde-sessiz-asalet-podyuma-tasindi-607516">IF Wedding Fashion İzmir&#8217;de &#8220;Sessiz Asalet&#8221; podyuma taşındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>IF Wedding Fashion İzmir–Gelinlik, Damatlık ve Abiye Giyim Fuarı, uluslararası ticari kimliğinin yanı sıra Gelinlik Tasarım Yarışması ile de genç tasarımcıların başarı hikayelerine sahne olmaya devam ediyor.  Genç tasarımcılara profesyonel kariyerlerindeki ilk defilelerini sunma imkanı tanıyan yarışmayı geçen yıl kazanan Öztürk Yıkılmaz, bu yıl IF Wedding Fashion İzmir podyumunda kendi adını taşıyan performans defilesi ile izleyici karşısına çıktı.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından Ege Giyim Sanayicileri Derneği partnerliğinde 19. kez düzenlenen IF Wedding Fashion İzmir, son gününde, Gelinlik Tasarım Yarışması’nın geçen yılki birincisi Öztürk Yıkılmaz’ın defilesine ev sahipliği yaptı. Yıkılmaz’ın “Sessiz Asalet” temasıyla hazırladığı ve 20 parçadan oluşan koleksiyonda, abiye ağırlıklı tasarımlarının yanı sıra gelinlikler de yer aldı. Koleksiyonunda geçmişin romantik kadın siluetlerini bugünün güçlü ve sade duruşuyla bir araya getiren Yıkılmaz, gösterişten uzak ama etkisi yüksek bir estetik anlayış ortaya koydu. 2027 sezonu trendlerinden ilhamla hazırlanan tasarımlarda pastel tonlar ve parlak saten kumaşlar öne çıktı.</p>
<p><strong>“Büyük bir gurur”</strong></p>
<p>Kendi adını taşıyan bir defileyle, bu alanda Avrupa’nın en önemli fuarlarından biri olan IF Wedding Fashion İzmir podyumunda yer almanın kendisi için çok özel bir anlam taşıdığını belirten Öztürk Yıkılmaz, “Bu podyuma çıkana kadar birçok duygu yaşadım. Ancak defilenin sonunda aldığım alkış, benim için tarifsiz, inanılmaz ve paha biçilemezdi. Bu süreçte bana verilen destek de en az o alkış kadar değerliydi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne, İZFAŞ’a ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Ne istediysem herkes yardımcı oldu. Burada olmak, bunu başarabilmek benim için büyük bir gurur. Bundan sonraki süreçte elimden gelenin en iyisini yaparak, bir profesyonel olarak kendi adımı taşıyan defilelerle yine bu podyumda yer almak ve tasarımlarımı izleyiciyle buluşturmak istiyorum. Genç tasarımcıların da benim gibi bu podyumda yer alabileceğine inanıyorum ve hepsini Gelinlik Tasarım Yarışması’na katılmaya davet ediyorum” dedi.</p>
<p><strong>Pastel tonlar ve parlak saten kumaşlar</strong></p>
<p>Defilenin kumaş sponsorluğunu Prenses Tekstil, koreografi ve model organizasyonunu ise Rönesans Model Ajans üstlendi. İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Prenses Tekstil Sahibi Mehmet Bilgin’e, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Ceren Türer Uykal ise Öztürk Yıkılmaz’a plaket verdi. Performans defilesi, sektör temsilcileri ve ziyaretçilerden büyük ilgi gördü.</p>
<p>Genç tasarımcının geçmişle bugün arasında kurduğu estetik bağdan beslenen koleksiyonunda, romantik siluetler, modern çizgilerle buluştu. Gösterişten uzak ama güçlü bir duruşu hedefleyen Yıkılmaz, tasarımlarında sade detaylarla etkileyici bir bütünlük yaratmayı amaçladı. 2027 sezonu trendlerinden ilhamla hazırlanan koleksiyonda pastel tonlar ve parlak saten kumaşlar öne çıktı.</p>
<p><strong>“Asıl ödül bu podyumda yer almak”</strong></p>
<p>Kendi adını taşıyan bir performans defilesiyle IF Wedding Fashion İzmir podyumunda yer almanın kendisi için büyük bir anlam taşıdığını belirten Öztürk Yıkılmaz, “Para ödülünden ziyade benim için asıl ödül bu podyumda yer almak. Böyle büyük bir organizasyonda, kendi ismimle koleksiyonumu sergilemek tarifsiz bir duygu. Bir yıl önce bugün burada olacağımı hayal bile edemezdim. İzmir Büyükşehir Belediyesi, İZFAŞ ekibi, mentörüm ve atölyedeki herkes bu süreçte hep yanımdaydı. IF Wedding Fashion İzmir, genç tasarımcılar için gerçekten çok büyük bir fırsat” dedi.</p>
<p>Defilenin kumaş sponsorluğunu Prenses Tekstil, koreografi ve model organizasyonunu ise Rönesans Model Ajans üstlendi. “Sessiz Asalet” performans defilesi, fuar katılımcıları, sektör profesyonelleri ve ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/if-wedding-fashion-izmirde-sessiz-asalet-podyuma-tasindi-607516">IF Wedding Fashion İzmir&#8217;de &#8220;Sessiz Asalet&#8221; podyuma taşındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükakın: &#8220;Akran zorbalığına sessiz, kayıtsız kalamayız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyukakin-akran-zorbaligina-sessiz-kayitsiz-kalamayiz-607372</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 13:39:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[akran]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[daire]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[kalamayız]]></category>
		<category><![CDATA[kayıtsız]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[Teber]]></category>
		<category><![CDATA[vurgu]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607372</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Ailem Kocaeli Buluşmaları’nda ailelere seslendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-akran-zorbaligina-sessiz-kayitsiz-kalamayiz-607372">Büyükakın: &#8220;Akran zorbalığına sessiz, kayıtsız kalamayız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Ailem Kocaeli Buluşmaları’nda ailelere seslendi. Zorbalığın çok boyutlu bir süreç olduğunu vurgulayan Başkan Büyükakın, “Akran zorbalığına karşı sessiz kalmamalıyız. Bunu önlemenin birincil yolu, çocuklarınızı sevgi ile yetiştirmeniz” dedi.</p>
<p><b>FARKINDALIK OLUŞTURULDU</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde yürütülen “Ailem Kocaeli Buluşmaları” kapsamında, son dönemin en önemli gündem maddelerinden biri olan “Akran Zorbalığı” konulu bir söyleşi gerçekleştirildi. Kocaeli Kongre Merkezi’nde ailelerin ilgiyle takip ettiği programa Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Genel Sekreter Yardımcısı Ali Yeşildal, Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Nagehan Malkoç ve Klinik Psikolog Dr. Mehmet Teber katıldı.</p>
<p><b>BÜYÜKAKIN’DAN BİRLİK VURGUSU</b></p>
<p>Program öncesinde katılımcılara Türk bayrağı dağıtıldı. Salonda hep birlikte dalgalandırılan bayraklarla birlik, beraberlik ve toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekildi. Türk bayrağının ortak değerleri, toplumsal bütünlüğü ve aile yapısını temsil eden en güçlü sembollerden biri olduğuna vurgu yapıldı. Programın açılışında konuşan Başkan Büyükakın da salondaki bu coşkuya dikkat çekti, birlik ve beraberliğin önemine vurgu yaptı.</p>
<p><b>KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR, TÜRKİYE&#8217;DE ÖNCÜ</b></p>
<p>Konuşmasında Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi’nin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki yerine de değinen Büyükakın, bu alanda öncü bir yapıya sahip olduklarını belirtti. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi’nin Türkiye’de ilklerden biri olduğunu vurgulayan Büyükakın, “Kadın ve aile hizmetleri, ilk kez Kocaeli’de bir daire başkanlığı olarak hayata geçirildi. Bu konuda da öncüyüz” dedi.</p>
<p><b>AKRAN ZORBALIĞINA DİKKAT ÇEKTİ</b></p>
<p>Akran zorbalığı konusuna da değinen Büyükakın şu ifadeleri kullandı: “Akran zorbalığı dediğimiz şey aslında çocuğun ailede aldığı eğitim, sonra ilk sosyalleştiği mahalle ya da site, sonra kreş, sonra okul, sonra daha üst düzeylerdeki okullar, iş dünyası ve oradan insanın içinde bulunduğu son derece kompleks, hiyerarşik bir yapının içinde şekilleniyor. Fiziksel boyutu var, sözel boyutu var, sosyal boyutu var, dijital mecralarda olan boyutu var. Ama her boyutta, her vakada üç tane aktör var. Bunlardan bir tanesi mağdur, bir tanesi zorba, üçüncüsü sessiz kalanlar. Aslında çoğu zaman sessiz kalanlardan dolayı bütün her şey olup bitiyor. Kötülüğün zaferi için gerekli olan tek şey, iyi insanların hiçbir şey yapmamasıdır.”</p>
<p><b>ÇOCUKLARINIZI SEVGİ İLE YETİŞTİRİN</b></p>
<p>Sözlerini sonunda ailelere çağrıda bulunan Başkan Büyükakın, farkındalık, takip ve sınır koymanın önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Özetle bu topyekun bir mücadeledir. Öncelikli olarak bunu fark etmenizi istiyorum. Sessiz kalmamanızı, çocuklarınızın hayatını çok daha yakından takip etmenizi, onları sevgi ile yetiştirmenizi istiyorum. Çünkü bütün değişimler küçücük adımlarla başlar. Her seferinde bir iyilik yapın, iyiliği artırmak istiyorsanız iyiliği çoğaltın.”</p>
<p><b>ZORBALIĞIN DOĞRU TANIMI ANLATILDI</b></p>
<p>Söyleşide konuşan Klinik Psikolog Mehmet Teber ise akran zorbalığı kavramının toplumda sıklıkla yanlış kullanıldığına dikkat çekti. Akran zorbalığının, kasıt içeren, sistematik olarak tekrar eden ve karşı tarafı küçük düşürmeyi hedefleyen davranışlardan oluştuğunu vurgulayan Teber, oyun sırasında yaşanan tekil çarpışmalar, anlık tartışmalar ya da karşılıklı kavgalı durumların zorbalık kapsamına girmediğini ifade etti.</p>
<p><b>TEBER, AİLELERİ UYARDI</b></p>
<p>Ailelere de önemli uyarılarda bulunan Teber, zorbalığın ev içinde de başlayabileceğini ifade etti. Kardeşler arasında sürekli tekrar eden sözel ya da fiziksel baskının da zorbalık kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Teber, ebeveynlerin bu davranışlara zamanında sınır koymasının önemine dikkat çekti. Teber, “Sorunu doğru isimlendirmezsek çözüm üretmek de mümkün olmaz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-akran-zorbaligina-sessiz-kayitsiz-kalamayiz-607372">Büyükakın: &#8220;Akran zorbalığına sessiz, kayıtsız kalamayız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sohbetlere Mola Verdiren Kahvesiyle, Shell&#8217;den Sessiz ve Lezzetli Kampanya</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sohbetlere-mola-verdiren-kahvesiyle-shellden-sessiz-ve-lezzetli-kampanya-605048</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 18:34:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[durak]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[istasyon]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[kahvesiyle]]></category>
		<category><![CDATA[lezzet]]></category>
		<category><![CDATA[mola]]></category>
		<category><![CDATA[şahane]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[shell]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetlere]]></category>
		<category><![CDATA[verdiren]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605048</guid>

					<description><![CDATA[<p>Shell, “İnsanların Shell’i” platformu kapsamında hayata geçirdiği “Sohbet Bahane, Kahve Şahane” reklam filmiyle kahveyi merkeze alan yeni iletişim kampanyasını başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sohbetlere-mola-verdiren-kahvesiyle-shellden-sessiz-ve-lezzetli-kampanya-605048">Sohbetlere Mola Verdiren Kahvesiyle, Shell&#8217;den Sessiz ve Lezzetli Kampanya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Shell, “İnsanların Shell’i” platformu kapsamında hayata geçirdiği “Sohbet Bahane, Kahve Şahane” reklam filmiyle kahveyi merkeze alan yeni iletişim kampanyasını başlattı.</strong></p>
<p><strong>Akaryakıt sektörünün “Lovemark”ı Shell, paylaştığı 2025 yılı tüketim verileriyle kahve pazarındaki güçlü konumunu gözler önüne serdi. </strong></p>
<p><strong>Bir kahve zinciri olmamasına rağmen Türkiye’de en çok kahve satan ilk 4 marka arasında yer alan Shell</strong>[1]<strong>; Tunceli’den İzmir’e uzanan Shell kahvesini , “Sohbet Bahane, Kahve Şahane” temalı yeni reklam filmiyle taçlandırdı.</strong></p>
<p>İstasyonlarını sadece yakıt ikmali yapılan duraklar olmaktan çıkarıp, misafirlerinin tüm ihtiyaçlarına yanıt veren merkezlere dönüştüren Shell&#038;Turcas, “İnsanların Shell’i” çatı iletişimi altındaki yolculuğuna hız kesmeden devam ediyor. </p>
<p>Markanın sevilen yüzü Engin Akyürek ile sürdürülen güçlü iş birliğinin en yeni halkası olan reklam filmi, Shell kahvelerinin karşı konulamaz lezzetini merkeze alıyor. Filmde, en koyu sohbetlerin bile bu şahane lezzet karşısında nasıl duraksadığı esprili bir dille işlenirken; kampanya ile eş zamanlı paylaşılan veriler, Türkiye’nin kahve tutkusuna ve mola alışkanlıklarına dair sektöre ışık tutan çarpıcı içgörüler sunuyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de kahve molası Shell’de veriliyor           </strong></p>
<p>Shell&#038;Turcas’ın 2025 yılında gerçekleşen 21 milyon bardak kahve satışı, Türkiye’de kahve tüketiminin yalnızca bireysel bir alışkanlık değil, gündelik yaşamın bir parçası haline geldiğini ortaya koyuyor. Satışların Cuma ve Cumartesi günlerinde yoğunlaşması, hafta sonu öncesi ve yolculuk odaklı tüketimin belirginleştiğine işaret ederken; sabah 09.00–10.00 saatlerinin gün içindeki en yoğun zaman dilimi olması, Shell istasyonlarındaki kahvenin çalışma hayatı ve şehir içi-dışı mobilitenin ayrılmaz bir parçası olduğunu gösteriyor. Bu tablo, Shell istasyonlarının yolculuk planlarının doğal adreslerinden birine dönüştüğünü; kahvenin ise bu dönüşümün merkezinde yer aldığını gösteriyor.</p>
<p><strong>Americano lider, buzlu kahveler yükselişte</strong></p>
<p>Shell istasyonlarında favori kahve açık ara farkla Americano ve Sütlü Americano olurken, Latte ve Cappuccino bu klasikleri takip ediyor. Son yıllarda yükselen bir trend olan buzlu kahveler ise, toplam satışların yaklaşık üçte birini oluşturuyor.</p>
<p>İl bazında bakıldığında kahve satışlarında İstanbul, İzmir, Ankara ve Bursa öne çıkarken, istasyon bazlı kırılımda tatil ve geçiş rotaları dikkat çekiyor. Otoyol üzerinde olmayan istasyonlar arasında ise Tunceli merkezdeki Shell istasyonu, kahve satışlarında zirveye yerleşti. Bu sonuç, Shell kahvesinin Türkiye’nin dört bir yanında; şehir merkezlerinden yol üzerindeki duraklara, tatil rotalarından günlük yaşamın içindeki istasyonlara kadar her noktada aynı lezzet ve kaliteyle sunulduğunu ve molaların ortak paydası haline geldiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>“Sohbet bahane, kahve şahane”</strong></p>
<p>Ocak ayında  yayına giren ve gerçek insan hikayelerinden ilham alan “Sohbet Bahane, Kahve Şahane” reklam filmi, bu verilerin ardındaki duyguyu ekrana taşıyor. Engin Akyürek’in başrolünde olduğu filmde, Shell kahvesinin karşı konulamaz lezzeti esprili ve sıcak bir anlatımla işleniyor. En koyu sohbetlerin bile taze çekilmiş, lezzetli bir deli2go kahvesi karşısında nasıl duraksadığını, içenlerin tadını sessizce çıkarışını, gerçek hayattan samimi insan hikayelerini merkeze alan sahnelerle anlatıyor.</p>
<p>Film, Shell istasyonlarını sadece bir durak olarak değil; insanların kendilerine küçük bir mola armağan ettiği, alıştığı lezzetten vazgeçmeyerek anın tadını çıkardığı özel bir adres olarak konumlandırıyor.</p>
<p><strong>“Sadece akaryakıt istasyonu değil, yol arkadaşıyız”</strong></p>
<p>Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Shell &#038; Turcas Pazarlama Direktörü Özkan Özyavuz, Shell’in bir akaryakıt istasyonu olmanın çok ötesinde konumlandığını belirtti ve şunları söyledi: “Shell olarak yalnızca bir akaryakıt istasyonu değil, misafirlerimizin farklı beklenti ve ihtiyaçlarına çözümler sunan bir deneyim noktasıyız. İnsanların günlük yaşamlarında önemli yer tutan alışkanlıklarının ve molalarının vazgeçilmez bir parçasıyız. Bir kahve zinciri olmamamıza rağmen Türkiye’nin en çok kahve satan ilk 4 markasından biri olmamız, misafirlerimizin de kalbinde edindiğimiz yerin ve bize duyduğu güvenin güçlü bir göstergesi. ‘İnsanların Shell’i’ platformu çerçevesinde kurguladığımız ‘Sohbet Bahane, Kahve Şahane’ kampanyamızda, istasyonlarımızın lezzetli molaların adresi olduğunu, Shell kahvesinin sohbeti bile durduracak kadar şahane olduğunu vurguluyoruz. Her zaman olduğu gibi, çok seven insanların Shell’i olarak yol arkadaşı olmaya ve misafirlerimizin hayatına değer katmaya devam edeceğiz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sohbetlere-mola-verdiren-kahvesiyle-shellden-sessiz-ve-lezzetli-kampanya-605048">Sohbetlere Mola Verdiren Kahvesiyle, Shell&#8217;den Sessiz ve Lezzetli Kampanya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivas Belediyesi Sessiz Dostlarımızı Unutmadı&#8230;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sivas-belediyesi-sessiz-dostlarimizi-unutmadi-602734</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 15:21:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[dostlarımızı]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sivas]]></category>
		<category><![CDATA[unutmadı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602734</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivas Belediyesi tarafından kış aylarında hayvanların soğuktan daha az etkilenmesi amacıyla şehrin farklı bölgelerinde kurulan kedi evlerine düzenli olarak mama bırakılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sivas-belediyesi-sessiz-dostlarimizi-unutmadi-602734">Sivas Belediyesi Sessiz Dostlarımızı Unutmadı&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Sivas Belediyesi tarafından kış aylarında hayvanların soğuktan daha az etkilenmesi amacıyla şehrin farklı bölgelerinde kurulan kedi evlerine düzenli olarak mama bırakılıyor.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun da hayvanseverlerle birlikte gerçekleştirdiği ziyaretlerde, sokak kedilerine mama vererek hayvanların yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik projelerin devam ettiğini belirtti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kedi evlerinin sayısını 19’a çıkardıklarını söyleyen Başkan Uzun, “Kış şartları Sivas’ta zor geçiyor, biz de Sivas Belediyesi olarak can dostlarımızın yanındayız. Arkadaşlarımız bir yandan yeni kedi evlerinin kurulumunu gerçekleştirirken, diğer yandan da eskilerin bakım-onarımını yaparak mamalarını koydular. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sessiz dostlarımız için her türlü desteği sağlayama devam ediyoruz. Tüm ekip arkadaşlarımıza ve hayvansever vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Şu an 50 cm üzerinde bir kar var, -19’lara varan soğuk hava hâkim. Sizlerin de gördüğü gibi kedilerimiz bu kedi evlerinde gayet mutlu ve huzurlu. Aynı zamanda sağlıklı bir şekilde besleniyorlar. Bizler de bunun gururunu yaşıyoruz” dedi.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sivas-belediyesi-sessiz-dostlarimizi-unutmadi-602734">Sivas Belediyesi Sessiz Dostlarımızı Unutmadı&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sessiz Çığlıklar Türkan&#8221; oyunu Bornovalı seyirciyle buluşacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-cigliklar-turkan-oyunu-bornovali-seyirciyle-bulusacak-600942</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2025 08:05:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bornova]]></category>
		<category><![CDATA[bornovalı]]></category>
		<category><![CDATA[buluşacak]]></category>
		<category><![CDATA[çığlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[seyirciyle]]></category>
		<category><![CDATA[türkan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600942</guid>

					<description><![CDATA[<p>1984 yılında Bulgaristan’da uygulanan asimilasyon politikalarının en genç kurbanlarından biri olan Türkan Feyzullah  ölümünün 41. yılında “Sessiz Çığlıklar Türkan” adlı tiyatro oyunu ile Bornova’da anılacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-cigliklar-turkan-oyunu-bornovali-seyirciyle-bulusacak-600942">&#8220;Sessiz Çığlıklar Türkan&#8221; oyunu Bornovalı seyirciyle buluşacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1984 yılında Bulgaristan’da uygulanan asimilasyon politikalarının en genç kurbanlarından biri olan Türkan Feyzullah  ölümünün 41. yılında “Sessiz Çığlıklar Türkan” adlı tiyatro oyunu ile Bornova’da anılacak. Yazar ve yönetmen Fatih Ay’ın imzasını taşıyan oyun 25 Aralık Perşembe saat 20.00’de Altındağ Kültür Merkezi Yıldız Kenter Sahnesi’nde seyirciyle buluşacak. Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Bornova Belediyesi’nin ev sahipliğinde sahnelenecek oyuna tüm Bornovalıları davet etti.</p>
<p>“Sessiz Çığlıklar Türkan” adlı tiyatro oyunu, Bornova Belediyesi, Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği, İKSED Kültür ve Sanat Derneği ile Bornova Kent Konseyi iş birliğiyle hazırlanan Türkan Bebek Anma Programları kapsamında sahnelenecek. Oyun aynı zamanda Bulgaristan’da uygulanan soya dönüş isimli asimilasyon politikaları sonucu Mastanlı ilçesinin Süt Kesiği Köyü Meydanı’nda Bulgar milisleri tarafından açılan ateş sonucu öldürülen dokuz kişinin en küçüğü olan Türkan bebeği anlatan Tükiye’deki ilk oyun olma özelliği de taşıyor.</p>
<p>Bulgaristan’da isim, inanç ve kimliklerin zorla değiştirilmesiyle başlayan zulmün tarihte unutulmaması gereken kara bir leke olduğunu ifade eden Başkan Eşki, “Türklerin orada yaşadıkları asla unutulmayacak. Türkan Bebek başta olmak üzere, bu uğurda hayatını kaybeden tüm şehitlerimizi saygıyla anıyorum. Ruhları “dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-cigliklar-turkan-oyunu-bornovali-seyirciyle-bulusacak-600942">&#8220;Sessiz Çığlıklar Türkan&#8221; oyunu Bornovalı seyirciyle buluşacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gazze’de Soykırım, Suriye’de Sessiz Katliam Var</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-gazzede-soykirim-suriyede-sessiz-katliam-var-599335</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 22:47:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[gazze]]></category>
		<category><![CDATA[katliam]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[soykırım]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599335</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16. Büyükelçiler Konferansı’nda yaptığı konuşmada Suriye ve Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekti. Erdoğan, kalıcı ateşkesin sağlanması ve insani yardımların engelsiz şekilde ulaştırılmasının öncelik olduğunu vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-gazzede-soykirim-suriyede-sessiz-katliam-var-599335">Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gazze’de Soykırım, Suriye’de Sessiz Katliam Var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16. Büyükelçiler Konferansı’nda yaptığı konuşmada, Suriye ve Gazze’de yaşanan trajedilerin insanlık tarihine kara bir leke olarak geçtiğini söyledi. Suriye’de 13,5 yıldır süren savaşta 600 binden fazla insanın hayatını kaybettiğini belirten Erdoğan, milyonlarca Suriyelinin işkence gördüğünü ve yurtlarını terk etmek zorunda kaldığını ifade etti.</p>
<p>Uluslararası toplumun büyük bölümünün yaşanan katliamlara sessiz kaldığını vurgulayan Erdoğan, sınır hatlarında yaşanan insanlık dışı görüntülerin, Avrupa’da kaybolan Suriyeli çocukların ve artan ırkçı saldırıların unutulmadığını söyledi.</p>
<p>Gazze’deki tabloya da değinen Erdoğan, İsrail saldırılarında 70 binden fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini, 170 binden fazla kişinin yaralandığını belirtti. Enkazlar altında kalan binlerce kişinin akıbetinin bilinmediğini ifade eden Erdoğan, on binlerce çocuğun ailesini, evini ve okulunu kaybettiğini vurguladı.</p>
</p>
<figure class="wp-block-embed is-type-rich is-provider-twitter wp-block-embed-twitter">
<div class="wp-block-embed__wrapper">https://twitter.com/iletisim/status/2000898632862580937</div>
</figure>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-gazzede-soykirim-suriyede-sessiz-katliam-var-599335">Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gazze’de Soykırım, Suriye’de Sessiz Katliam Var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Epilepsinin en sinsi belirtisi: Sessiz ve kısa nöbetler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/epilepsinin-en-sinsi-belirtisi-sessiz-ve-kisa-nobetler-599148</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 08:35:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[beynin]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsi]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsinin]]></category>
		<category><![CDATA[kışa]]></category>
		<category><![CDATA[nöbet]]></category>
		<category><![CDATA[nöbetler]]></category>
		<category><![CDATA[Nöroloji]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599148</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında sara hastalığı olarak bilinen epilepsi, beynin elektriksel aktivitesinin zaman zaman kontrolden çıkarak tekrarlayan nöbetlere yol açtığı nörolojik bir hastalık. Dünyada yaklaşık 65 milyon, Türkiye’de de yaklaşık bir milyon epilepsi hastası olduğu belirtiliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepsinin-en-sinsi-belirtisi-sessiz-ve-kisa-nobetler-599148">Epilepsinin en sinsi belirtisi: Sessiz ve kısa nöbetler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında sara hastalığı olarak bilinen epilepsi, beynin elektriksel aktivitesinin zaman zaman kontrolden çıkarak tekrarlayan nöbetlere yol açtığı nörolojik bir hastalık. Dünyada yaklaşık 65 milyon, Türkiye’de de yaklaşık bir milyon epilepsi hastası olduğu belirtiliyor.  Epilepsi ani gelişen nöbetler nedeniyle hastaların iş, aile ve sosyal yaşamlarında ciddi sorunlara neden olabilirken, nadiren de olsa yaşamı tehdit eden tablolara da yol açabiliyor.  <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Aykut Kural,</strong> oysa epilepsi nöbetlerinin doğru tanı ve kişiye özel tedaviyle çoğunlukla kontrol altına alınabildiğine dikkat çekerek, ”Ancak, tedaviden başarılı sonuç alınabilmesinde erken tanı büyük önem taşımaktadır. Erken tanı ile nöbetler daha hızlı kontrol altına alınmakta, nöbetlerin direnç kazanmaları ve beynin tekrarlayan nöbetlerden zarar görmesi önlenebilmektedir. Bunlar sayesinde hastalarımızın çoğu nöbetsiz bir yaşam sürebilmekte ve eğitim ile iş yaşamlarına sorunsuz devam edebilmektedirler. Erken tanı için özellikle gözden kaçabilen belirtilerin bilinmesi ve zaman kaybetmeden hekime başvurulması çok değerlidir” diyor.  </p>
<p><strong> “Dalgın bakışlar” epilepsi sinyali olabilir! </strong></p>
<p>Epilepsi nöbetleri denildiğinde aklımıza ilk olarak ’ağızdan gelen köpükler, bilinç kaybı ve sert kasılmalar’ geliyor. Yaygın inanışın aksine, her epilepsi nöbeti bu şekilde gerçekleşmiyor. Epilepside birçok farklı nöbet tipi mevcut. Belirtiler sorunun beynin hangi bölgesinde başladığı ve ne hızla yayıldığıyla ilgili olarak gelişiyor. Bilinç kaybı, kasılma, dalma, uykuda ani sıçrama, konuşmanın durması, kötü koku duyulması veya déjà-vu gibi tuhaf hisler, epilepsinin en sık görülen belirtilerinden. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Aykut Kural,<strong> </strong>aslında nöbetlerin toplum tarafından bilinmeyen pek çok sinyali de olduğuna işaret ederek, ”Sadece saniyeler süren kısa donakalma, dalgın bakışlar ve sıçrama nöbetleri de epilepside sık görülür ve çoğu zaman fark edilmez. Bu belirtilerin gözden kaçması ise tanıyı ve tedaviyi geciktirmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Uzayan nöbetlerde her dakika çok kritik! </strong></p>
<p>Epilepsi nöbetlerinin çoğu 1–2 dakika içinde geçiyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Aykut Kural, ancak 5 dakikadan uzun süren nöbetlerde acil müdahalenin son derece önemli olduğunu vurgulayarak ”Zira, nöbet süresi uzadıkça beynin oksijensiz kalmasına bağlı olarak kalıcı beyin hasarı riski artmaktadır. Bu nedenle, uzayan nöbetlerde her dakika çok kritiktir” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Yapay zeka destekli analizler tanıyı güçlendiriyor</strong></p>
<p>Epilepsinin en yaygın nedenlerini genetik yatkınlık, doğum sırasında oksijen yetersizliği, inme, travma, beyin tümörleri, enfeksiyonlar ve yapısal beyin bozuklukları oluşturuyor. Bazı hastalarda ise belirgin bir neden saptanamayabiliyor ve bu tablo ”idiopatik epilepsi” olarak tanımlanıyor. Epilepsi hastalığında beynin elektriksel sinyallerini kaydederek anormal paternleri gösteren elektroensefalografi (EEG) temel tanı yöntemi olarak kullanılıyor. Gerekli durumlarda manyetik rezonans görüntüleme (MR) ve video-EEG yöntemlerine başvuruluyor. Yapay zekâ destekli EEG analizleri tanıyı güçlendiriyor ve tedaviyi hastaya özel hale getiriyor. </p>
<p><strong>Tedaviyle nöbetsiz bir yaşam mümkün! </strong></p>
<p>Günümüzde epilepsi tedavisinden oldukça başarılı sonuçlar elde ediliyor. Tedavide amaç nöbetleri tamamen durdurmak ve yan etkisiz bir yaşam sağlamak. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Aykut Kural, epilepsi hastalarının yüzde 65–70’inin doğru ilaç tedavisiyle tamamen nöbetsiz bir yaşam sürebildiklerini vurguluyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepsinin-en-sinsi-belirtisi-sessiz-ve-kisa-nobetler-599148">Epilepsinin en sinsi belirtisi: Sessiz ve kısa nöbetler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hipnoterapi içsel gücü ortaya çıkarıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hipnoterapi-icsel-gucu-ortaya-cikariyor-598987</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2025 11:52:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[birey]]></category>
		<category><![CDATA[çıkarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[gücü]]></category>
		<category><![CDATA[hayatın]]></category>
		<category><![CDATA[hipnoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[içsel]]></category>
		<category><![CDATA[ortaya]]></category>
		<category><![CDATA[öztekin]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sessizliği]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598987</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İhsan Öztekin, içsel sessizliğin kökenleri, birey üzerindeki etkileri ve hipnoterapinin bu sessizliği içten dışa dönüştürücü gücü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipnoterapi-icsel-gucu-ortaya-cikariyor-598987">Hipnoterapi içsel gücü ortaya çıkarıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İhsan Öztekin, içsel sessizliğin kökenleri, birey üzerindeki etkileri ve hipnoterapinin bu sessizliği içten dışa dönüştürücü gücü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Günlük hayatın koşturmacası insanı bedensel ve psikolojik olarak tüketiyor! </strong></p>
<p>İçimizdeki sessizliğin iki farklı anlamı olduğunu ifade eden Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Olumlu yönüyle ele alındığında, bu sessizlik güçlü ve özgüvenli bir kişiliğe sahip bireyin bilinçli bir tercihidir.” dedi.</p>
<p>Günlük hayatın bitmek bilmeyen koşturmacasının insanı yıpratıp yorduğunu, bedensel ve psikolojik olarak tükettiğini kaydeden Öztekin, “Bu noktada yapılması gereken, tükenme sürecine girmeden kendini bu hızlı dönen yaşam çarkının döngüsünden bilinçli olarak çekebilmek, kendine ve kendinle baş başa kalmaya alan açmaktır. Böylece dışsal yolculuktan içsel yolculuğa geçiş mümkün olur. Amaç hayatın sonuna kadar dünyadan ve insanlardan uzak, sessiz bir yaşam sürmek değil. Asıl değerli olan, insanların arasında yaşarken bu içsel sessizliği koruyabilmektir. Bu sayede zihin berraklaşır; toplumun gürültüsünden uzaklaşarak derinlerde gömülü kalmış, gün yüzüne çıkamamış benlik yeniden canlanır. Aynı zamanda toplumla aramızdaki bağın daha sağlıklı bir şekilde kurulmasına olanak tanır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>İçsel sessizliğin temeli çocuklukta atılır!</strong></p>
<p>İçsel sessizliğin olumsuz yönünün ise genellikle ilk çocukluk dönemine dayandığını aktaran Öztekin, şunları söyledi:</p>
<p>“Sürekli maruz kalınan aşağılayıcı, değersizleştirici sözler, tutum ve davranışlar bu sürecin temelini oluşturur. Bunlara eklenen ilgisizlik ve sevgisizlik, ‘ayıp’, ‘günah’, ‘yasak’, ‘yapma’, ‘yapamazsın’, ‘sen beceremezsin’ gibi ifadelerle birleşir. İtiraza izin vermeyen, sürekli ‘evet’ demeye alıştıran ancak bireye çoğu zaman ‘hayır’ diyen dış sesler, içsel sessizliği besler.</p>
<p>Bu sürecin sonucunda özgüven eksikliği, değersizlik hissi, ‘ben başaramam’, ‘yapamam’ düşünceleri ve hayır diyememe ortaya çıkar. Kolu kanadı kırılmış, pasif, silik ve ezik bir kişilik gelişebilir. Düşünce ve duyguların rahatça ifade edilememesi, sağlıklı sosyal ilişki ve iletişim kuramama, karşı cinsle ilişki kurmakta, sürdürmekte ya da gerektiğinde sonlandırmakta zorlanma sık görülür. Zamanla birey sosyal ortamlardan uzaklaşır, kabuğuna çekilir ve kendini korumaya almaya çalışır. İç dünyada derin bir sessizlik hâkim olur.”</p>
<p><strong>Süreç, içten dışa doğru tersine çevrilebilir! </strong></p>
<p>Bu noktada hipnoterapinin güçlü etkisinin devreye girdiğini dile getiren Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Derinlerdeki sessizlik dünyasına girilerek yapılan etkili dokunuşlarla süreç tersine çevrilebilir. İçten dışa doğru bir yolculuk başlar.” dedi.</p>
<p>Bireyin, içindeki kafesten çıkarak ve önündeki engelleri teker teker aşarak dünyaya ve insanlara ‘artık ben de varım’ diyebileceğine dikkat çeken Öztekin, “Artık ezen, susturan ve değersizleştiren sesler yerini; gerçek değerin ve gerçek gücün fark edilmesini sağlayan içsel seslere bırakır. Bu aşamada bireye ‘sesini çıkar, sessiz kalma; ‘ne değişecek’ deme’ çağrısı yapılır. Hiçbir şey değişmese bile sen değişeceksin. Düşüncelerini dile getir, inanmadığın şeylere itiraz et. Kendin ol. Kendine başkalarının gözünden bakma. İnsanların sana neden utanman ya da neden utanmaman gerektiğini söylemelerine izin verme. Başkalarının sana biçtiği hayatı değil, kendi istediğin ve zevk aldığın hayatı yaşa. Sevmediğin şeyleri söylemekten, istemediğin şeyleri yapmamaktan çekinme. ‘Hayır’ de. Yalnızlıktan korkma; kendi başına da var olabilirsin. Yalnızlıktan korktukça kendinden uzaklaşırsın. Geçmişteki hataların nedeniyle kendini suçlama; onları pişmanlık değil, birer öğretmen olarak gör&#8230;” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Hipnoterapi iki yönlü bir dönüşüm sağlıyor! </strong></p>
<p>Hipnoterapinin iki yönlü etkisinin bu noktada açıkça görüldüğüne işaret eden Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Bir yandan, bireyin içinde var olan ancak sürekli bastırıldığı için dışa vurulamayan olumlu özellikleri ortaya çıkarır. Özgüven, sosyal ortamlarda kendini rahatça ifade edebilme, hayır ya da olmaz diyebilme becerileri güçlenir. Tüm bunlar yapılırken ‘acaba kırılır mı, kızar mı, küser mi, beni yanlış anlar mı, beni terk eder mi?’ gibi düşünce ve korkulardan arınmış bir zihinsel duruma ulaşılır.” dedi.</p>
<p>Hipnoterapinin diğer yönlü etkisinin ise dışsal olumsuzluklardan kaynaklanan ve sağlıklı bir bireyde bulunmaması gereken özelliklerin ortadan kaldırılmasına yönelik olduğunu vurgulayan Öztekin sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Aşırı ve kontrolsüz öfke, korkular, kaygılar, şüpheler, güvensizlikler ve takıntılar bu süreçte ele alınır ve etkileri azaltılır. Hipnoterapi sürecinde ilk seans, bireyi tanıma, sorunları belirleme ve psikoterapi sürecinin çözüme yönelik olarak planlanmasıyla geçer. Hipnoterapiye karar verilmesi hâlinde, sonraki seanslardan itibaren kişiye özel olarak hazırlanmış güçlü ve etkili telkinler uygulanır. Bu telkinler ardışık ve sistematik bir şekilde verilir. Bu süreç sonunda birey; özel hayatından aile yaşamına, sosyal hayatından karşı cinsle ilişkilerine ve cinsel yaşamına, çalışma hayatından eğitim hayatına kadar yaşamının her alanında daha güçlü, daha başarılı, kendine güvenen ve çok daha mutlu bir birey olarak hayatını sürdürebilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipnoterapi-icsel-gucu-ortaya-cikariyor-598987">Hipnoterapi içsel gücü ortaya çıkarıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den &#8220;sessiz&#8221; destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-sessiz-destek-585229</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 09:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[eş]]></category>
		<category><![CDATA[görüntülü]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[İşaret Dili]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağır]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[yurttaş]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585229</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, sağır ve işitme engelli yurttaşların yaşamlarındaki engelleri kaldırmak amacıyla Türk İşaret Dili Birimi’ni ve ona bağlı faaliyet gösteren Sessiz Destek Çözüm Merkezi’ni kurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-sessiz-destek-585229">Büyükşehir&#8217;den &#8220;sessiz&#8221; destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, sağır ve işitme engelli yurttaşların yaşamlarındaki engelleri kaldırmak amacıyla Türk İşaret Dili Birimi’ni ve ona bağlı faaliyet gösteren Sessiz Destek Çözüm Merkezi’ni kurdu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın sözünü verdiği çalışma kapsamında, işaret dili çevirmenleri tarafından sağır ve işitme engelli bireylere eğitim, sağlık, sosyal hizmetler gibi alanlarda görüntülü arama desteği ve gerektiğinde kişiye eşlik edilerek yüz yüze tercümanlık hizmeti veriliyor.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, engelleri ortadan kaldıran önemli bir projeyi uygulamaya geçirdi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın Engellilik Çalıştayı’nda sözünü verdiği sağır ve işitme engelli bireylere yönelik yenilikçi hizmet, Türk İşaret Dili Birimi ve birime bağlı Sessiz Destek Çözüm Merkezi’nin kurulmasıyla başladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü, işaret dili çevirmenleri aracılığıyla sağlık, eğitim ve sosyal hizmetler gibi farklı alanlarda sağır ve işitme engelli yurttaşlara iletişim desteği sağlamayı, ayrıca ilgili kamu kurumları, özel kurum ve kuruluşlarla koordinasyon kurarak yönlendirmeler yapmayı amaçlıyor. İşaret dili çevirmenleri, işitme engelli ve sağır vatandaşlardan gelen görüntülü aramaları yanıtlayarak örneğin İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nden randevu alıyor, randevu gününde ise hastaya eşlik edip hasta girişi, doktor-hasta görüşmesi ve tahlil yaptırma gibi aşamaların tümünde tercümanlık yapıyor. Kişiye eşlik edilerek verilen yüz yüze destek hizmeti, Türkiye’de ilk kez bir belediye tarafından uygulanıyor.</p>
<p><strong>Tek tıkla engeller aşılıyor</strong><br />Proje, sağır ve işitme engelli bireylerin iletişim haklarını güçlendirmek, tüm hizmetlerden eşit şekilde yararlanmalarını sağlamak ve toplumsal eşitliği pekiştirmek için önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Görüntülü arama ya da yüz yüze destek ihtiyacı olan sağır ve işitme engelli yurttaşlar, https://www.bizizmir.com/ adresinden Engelsiz Çağrı Merkezi bölümünü tıklayarak rahatlıkla hizmet alabiliyor.</p>
<p><strong>“Onların sesi oluyoruz”</strong><br />Sessiz Destek Merkezi’nde görev alan işaret dili çevirmeni Zeki Can Yunar, anne ve babasının sağır olduğunu ancak kendisinde herhangi bir işitme engeli bulunmadığı için CODA birey olduğunu belirtti. Yunar, “Çocukluğumdan bu yana annemin ve babamın çevirmenliğini yapıyordum. Mesleki olarak da İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde işaret dili çevirmeni olarak görev alıyorum. Sessiz Destek Çözüm Merkezi olarak işitme engelli ve sağır yurttaşlarımızın erişilebilirliği amacıyla bir bariyeri ortadan kaldırıyoruz. Örneğin bir sağır yurttaş bizi görüntülü arıyor ve onlar için hastane randevusu oluşturuyoruz. Randevu gününde de hasta kayıttan doktor-hasta diyaloğuna ve tahlil işlemlerine kadar tüm aşamalarda destekte bulunarak onların sesi oluyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Çok önemli bir adım”</strong><br />Sessiz Destek Çözüm Merkezi’nde görev alan bir diğer işaret dili çevirmeni Gamze Albayrak ise “Ben CODA birey değilim ancak işaret dili ve tercümanlık eğitimi aldım. Sağır derneklerine üye olarak ve özel sektörde sağırlara yönelik çevirmenlik işi yaparak kendimi geliştirdim. Ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde işaret dili çevirmeni olarak göreve başladım. Bu çalışma, erişilebilirlik anlamında çok önemli bir adım. Yüz yüze ve görüntülü arama desteği olarak eş zamanlı şekilde ilerleyen bu proje, işitme engelli ve sağır yurttaşların erişim engellerini ortadan kaldırıyor” diye konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-sessiz-destek-585229">Büyükşehir&#8217;den &#8220;sessiz&#8221; destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem sonrası eve kapanma, psikolojik acının sessiz çığlığı olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-sonrasi-eve-kapanma-psikolojik-acinin-sessiz-cigligi-olabilir-584837</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 14:33:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[eve]]></category>
		<category><![CDATA[kapanma]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584837</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Serdar Nurmedov, özellikle deprem gibi travmalar sonrası evine kapanan gençlerin yaşadığı psikolojik sorunlar, bu durumun nedenleri, belirtileri ve ailelerin nasıl yaklaşması gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-sonrasi-eve-kapanma-psikolojik-acinin-sessiz-cigligi-olabilir-584837">Deprem sonrası eve kapanma, psikolojik acının sessiz çığlığı olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Serdar Nurmedov, özellikle deprem gibi travmalar sonrası evine kapanan gençlerin yaşadığı psikolojik sorunlar, bu durumun nedenleri, belirtileri ve ailelerin nasıl yaklaşması gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Evden çıkmamak, hayatta kalma stratejisi olarak devreye giren bir savunma düzeneği…</strong></p>
<p>Türkiye’de son yıllarda peş peşe yaşanan irili ufaklı depremlerin binlerce insanın hayatını olumsuz yönde etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Fiziki, sosyal ve maddi yıkımların yanı sıra sarsılan psikolojik dengeler de uzun yıllar toplum üzerinde etkisini sürdürmeye devam ediyor.” dedi.</p>
<p>Son günlerde medyada yer yer deprem sonrası evden çıkamayan, sosyal hayata dönemeyen, kendini odasına kapatan gençlerin hikayelerine rastlandığını hatırlatan Prof. Dr. Nurmedov, “Bu durum basit bir isteksizlik ve ilgi azalmasından ziyade buzdağının görünen kısmı misali, ciddi bir ruhsal sorunun yalnızca görünen yüzü olabilir. Deprem gibi ağır bir travmadan sonra bazı insanlar dış dünyayı tehlikeli olarak algılar. Ev, onlar için tek güvenli alan haline gelir. Bu sebeple evden çıkmamak bir tercih değil, beynin hayatta kalma stratejisi olarak devreye giren bir savunma düzeneğidir. Bu duruma psikolojide kaçınma davranışı (avoidance) denir ve çoğu zaman Akut Stres Reaksiyonu ve/veya Travma Sonrası Stres Bozukluğu ile ilişkilidir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Uzun süre evden çıkmamak ruhsal bir bozukluğun gelişmesi için önemli bir risk faktörü!</strong></p>
<p>Uzun süre evden çıkmamanın her zaman için ruhsal bir bozukluğun belirtisi olmayabileceğini fakat bu durumun, ruhsal bir bozukluğun gelişmesi için önemli bir risk faktörü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Uzun süre dışarı çıkmamak, okula ya da işe gitmemek, insanlarla görüşmeyi bırakmak; depresyon, kaygı bozukluğu, agorafobi veya sosyal fobi gibi ruhsal sorunların habercisi olabilir.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Nurmedov, bunlara ek olarak ‘hayat anlamsız’ ya da ‘artık hiçbir şey yapmak istemiyorum’ gibi umutsuzluk da eşlik ediyorsa artık bu durumun ciddiye alınması gerektiğini aktardı.</p>
<p><strong>Aileler ya da kişinin yakın çevresi ne çok zorlayıcı ne de çok izin verici olmalı! </strong></p>
<p>Normal şartlarda bile dijital dünyaya olan eğilimin artmasına ek olarak travma sonrası bazı gençlerin gerçek hayattan iyice çekilip dijital dünyaya sığındıklarını kaydeden Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Saatlerce telefonla oynamak, oyunlara bağımlı hale gelmek aslında duygusal acıdan kaçma yöntemidir. Zamanla bu durum gerçeklikten kopma, sosyal becerilerin körelmesi, yalnızlaşmanın artması gibi ciddi sonuçlar doğurur ve Hikikomori benzeri sosyal izolasyon sürecine evrilir.” dedi.</p>
<p>Bu tür durumla karşılaşan ailelerin ya da kişinin yakın çevresinin ne çok zorlayıcı ne de çok izin verici olması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Nurmedov, şunları söyledi:</p>
<p>“Zorlamak direnci arttırır ve kişi daha çok içine kapanır. Öte yandan ‘bırakalım kendisi toparlasın’ yaklaşımı da sürecin uzamasına ve sorunun büyümesine vesile olur. Bu bağlamda aileler ya da kişinin yakın çevresi yargılamadan dinleyebilmeli, his ve duygularını önemsemeli, birlikte günlük küçük hedeflerle hayata dönüş planları yapmalı, uzman desteği için teşvik etmeliler. Öte yandan azarlamak, suçlamak, kıyaslamak ya da zorla dışarıya çıkarmaya çalışmak asla yapılmaması gereken davranışlardır.” </p>
<p><strong>Kişi iki haftadan daha uzun süredir içe kapanmışsa durum ciddidir!</strong></p>
<p>Uzun süre evde kalmanın ve sosyal hayattan uzaklaşmanın yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda fiziksel sağlık üzerinde de olumsuz etkiler bıraktığına işaret eden Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Bu süreçte uyku düzeni bozulabilir, kişi geç kalkmaya ya da uykuya dalamamaya başlayabilir. Yeme alışkanlıkları değişir, iştahsızlık ya da tam tersi aşırı yeme davranışı sonucu kilo artışı ya da kaybı görülebilir. Zaman içinde kaygı ve depresyon belirtileri derinleşir, kişi özgüveninin kaybedebilir ve umutsuzluk gelişebilir. Tüm bunların sonucunda kişi sosyal hayattan tamamen koparak daha derin bir izolasyon sürecine sürüklenebilir.” dedi.</p>
<p>Bu tür vakalarda gecikmeden müdahale edilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nurmedov, “Aksi halde süreç kronikleşerek tedavi sürecini güçleştirir. Bu süreçte bazı belirtiler ciddi bir riskin habercisi olabilir ve acil uzman desteği gerektirir. Eğer kişi iki haftadan daha uzun süredir içe kapanmış, günlük yaşam işlevlerini yerine getiremeyecek hale gelip okuldan ya da işten uzaklaşmışsa, sosyal ilişkilerini tamamen kesmişse ya da gerçeklikten kopuşu çağrıştıran ifadeler kullanmaya başlamışsa durum ciddidir. Hele sosyal medya hesaplarını kapatmaya başlamışsa bir genç, durum çok daha ciddidir. Böyle durumlarda günler değil, saatler içerisinde önlem almak gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Evine kapanan biri travmanın görünmeyen enkazı altında nefes almaya çalışıyor olabilir! </strong></p>
<p>Benzer bir durum yaşayan kişilere doğru yaklaşım ve destekle içinde bulundukları sürecin tamamen aşılabileceğini ifade eden Prof. Dr. Nurmedov, “İlk adım genellikle ruhsal durum muayenesidir. Kişinin ruhsal durumu, travmanın etkileri ve işlevsellik düzeyi açısından ayrıntılı olarak değerlendirilmeli.” dedi.</p>
<p>Gerek görüldüğünde ilaç tedavisi ile yoğun kaygı, uyku bozukluğu veya depresif belirtilerin de kontrol altına alınması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Nurmedov, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Travma odaklı psikoterapiler travmaya bağlı duygusal yükün işlenmesinde etkili yöntemlerdir. Kişinin günlük hayata yeniden katılımını desteklemek için kademeli sosyal aktivasyon planı uygulanabilir. Bu süreçte aile desteğinin doğru şekilde organize edilmesi önemlidir. Bu amaçla aileye psikoeğitim verilerek hem kişinin zorlandığı noktalar hem de ona nasıl destek olunacağı öğretilir. </p>
<p>Sonuç olarak evine kapanan bir insan sadece tembel, sorumsuz ya da isteksiz olmayabilir. O kişi aslında travmanın görünmeyen enkazı altında nefes almaya çalışıyordur. Görmezden gelmek değil, anlamak ve destek olmak gerekir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-sonrasi-eve-kapanma-psikolojik-acinin-sessiz-cigligi-olabilir-584837">Deprem sonrası eve kapanma, psikolojik acının sessiz çığlığı olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>​Konaklı öğrenciler Cumhuriyet Kütüphanelerini çok sevdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konakli-ogrenciler-cumhuriyet-kutuphanelerini-cok-sevdi-582511</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 10:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[konaklı]]></category>
		<category><![CDATA[kütüphane]]></category>
		<category><![CDATA[kütüphanelerini]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sevdi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582511</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konak Belediyesi’nin Güzelyalı Nazım Hikmet Kültür Merkezi ve Toros Sosyal Tesisleri içerisinde yer alan modern ve tam donanımlı Cumhuriyet Kütüphaneleri, sessiz çalışma alanları, zengin kitap yelpazesi ve ücretsiz Wi-Fi olanaklarıyla çocuklarla gençlerin uğrak noktası haline geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konakli-ogrenciler-cumhuriyet-kutuphanelerini-cok-sevdi-582511">​Konaklı öğrenciler Cumhuriyet Kütüphanelerini çok sevdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Konak Belediyesi’nin Güzelyalı Nazım Hikmet Kültür Merkezi ve Toros Sosyal Tesisleri içerisinde yer alan modern ve tam donanımlı Cumhuriyet Kütüphaneleri, sessiz çalışma alanları, zengin kitap yelpazesi ve ücretsiz Wi-Fi olanaklarıyla çocuklarla gençlerin uğrak noktası haline geldi.</b></p>
<p>Konak Belediyesi’nin nisan ayında hizmete açtığı Cumhuriyet Kütüphaneleri, kısa sürede 3 binin üzerinde ziyaretçi sayısına ulaştı. Herkese açık olan ama özellikle öğrencilerin tercih ettiği kütüphaneler, sağladığı sessiz ortam, raflarındaki değerli kitaplar ve ücretsiz internet gibi olanaklarıyla çocukların ve gençlerin gözdesi oldu. Güzelyalı Nazım Hikmet Kültür Merkezi ve Toros Sosyal Tesisleri içerisinde hizmet veren Cumhuriyet Kütüphaneleri, okul çıkışında öğrencilerin arkadaşlarıyla birlikte gelerek ders çalışıp, kitap okuyabildikleri yegane mekanlar oldu.</p>
<p><b>Bilginin ışığı Toros’tan yayılıyor</b></p>
<p>Toros Sosyal Tesisleri içinde hizmet veren Cumhuriyet Kütüphanesi, bölgedeki önemli bir açığı kapatarak, gençlerin kitapla ve ders çalışabilecekleri kaliteli bir ortamla buluşmasını sağladı. Hafta içi 08.30-17.30 saatleri arasında hizmet veren kütüphaneye gelmek için birbirileriyle yarışan öğrenciler, kütüphanenin sağladığı imkanlar sayesinde okuldaki başarılarını da artırdı. Özellikle küçük kardeşlere sahip çocuklar, evdeki gürültülü ortamdan uzak, sessizlik içinde çalışma fırsatı buldu. Kütüphane üyelerinden Almira Hazal Bayram, “Ders çalışmak için güzel bir ortam. Kardeşim evde çok gürültü yaptığı için dersimi burada çalışıyorum. Bu imkanı bize sağladığı için Nilüfer Başkanımıza çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>Güzelyalı’da sessiz bir çalışma ortamı</b></p>
<p>Güzelyalı Kültür Merkezi’ndeki Cumhuriyet Kütüphanesi de sunduğu imkanlarla, öğrencilerin uğrak mekanı oldu. Temizliği, düzeni ve zengin kitap yelpazesiyle dikkat çeken kütüphanenin müdavimlerinden Ayla Şişman ve Elif Söğüt, “Burası sessiz, güzel ve temiz bir ortam. Çok iyi ders çalışabiliyoruz. Herkesin gelmesi gereken bir kütüphane” diyerek kütüphane hakkındaki düşüncelerini belirtti. Pazar hariç haftanın altı günü 08.30-21.00 saatleri arasında açık olan kütüphane, geniş zaman aralığıyla üniversite öğrencilerinin ilke tercihi oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konakli-ogrenciler-cumhuriyet-kutuphanelerini-cok-sevdi-582511">​Konaklı öğrenciler Cumhuriyet Kütüphanelerini çok sevdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kartepe&#8217;de &#8220;Sessiz Çığlık&#8221; Belgeseli Gözyaşlarıyla İzlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kartepede-sessiz-ciglik-belgeseli-gozyaslariyla-izlendi-581273</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Oct 2025 10:24:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belgeseli]]></category>
		<category><![CDATA[çığlık]]></category>
		<category><![CDATA[gözyaşlarıyla]]></category>
		<category><![CDATA[kartepe]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan]]></category>
		<category><![CDATA[zlendi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kartepe Belediyesi ve Kartepe İlçe Müftülüğü iş birliğiyle insanlığın vicdanını kanatan Gazze’deki dramı gözler önüne sermek amacıyla belgesel gösterimi düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepede-sessiz-ciglik-belgeseli-gozyaslariyla-izlendi-581273">Kartepe&#8217;de &#8220;Sessiz Çığlık&#8221; Belgeseli Gözyaşlarıyla İzlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kartepe Belediyesi ve Kartepe İlçe Müftülüğü iş birliğiyle</strong><b> insanlığın vicdanını kanatan Gazze’deki dramı gözler önüne sermek amacıyla belgesel gösterimi düzenledi.</b></p>
<p>Ertuğrulgazi Mahallesi Kanalpark Sinema Alanı’nda düzenlenen programda, Filistin’de yaşanan zulmü ve masum sivillerin acılarını konu alan “Sessiz Çığlık” belgeseli vatandaşların yoğun ilgisiyle izlendi.</p>
<p><b>Dualarla Yükselen Sessiz Çığlık</b></p>
<p>Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program, belgesel gösteriminin ardından yapılan dualarla Gazze’de hayatını kaybeden mazlumların ruhlarına rahmet dilenirken, insanlık adına verilen bu mücadelenin haklılığı vurgulandı.</p>
<p><b>Mavi Kurdela ile Küresel Destek</b></p>
<p>Etkinlikte, insani yardım malzemelerini Gazze’ye ulaştırmayı hedefleyen Küresel Sumud Filosuna destek amacıyla katılımcılara mavi kurdeleler dağıtıldı. Bu sembolik hediye, Kartepe halkının Filistin halkıyla gönül gönüle olduğunu, sınırları aşan bir vicdan ortaklığını simgeledi.</p>
<p><b>Başkan Kocaman’dan Anlamlı Mesaj</b></p>
<p>Kartepe Belediye Başkanı Av. M. Mustafa Kocaman “Gazze’ye bir nefes olmak için yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırı, kabul edilemez bir durumdur. Uluslararası sularda, sadece insani yardım taşınan bir yolculuğa yapılan müdahale; uluslararası hukuka ve tüm vicdanlara karşı işlenmiş bir suçtur. Gazze’de yaşananlar yalnızca Filistin halkının değil, tüm insanlığın sınavıdır. Kartepe’den yükselen bu ‘sessiz çığlık’ ile mazlumların yanında olduğumuzu, vicdanımızın susturulamayacağını haykırıyoruz. Kartepe halkı olarak bu davanın sonuna kadar arkasındayız” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>İnsanlığın Vicdanına Çağrı</b></p>
<p>Gece boyunca gözyaşlarını tutamayan izleyiciler, etkinliğin sadece bir gösterim değil, aynı zamanda tarihe not düşen bir vicdan buluşması olduğunun altını çizdi.</p>
<p>Kartepelilerin ilgi gösterdiği belgesel gösterimine Kartepe Belediye Başkanı Av. M. Mustafa Kocaman’ın yanı sıra Kartepe İlçe Müftüsü Ahmet Nuri Bayraktutan ve müftü yardımcıları, AK Parti Kartepe İlçe Başkan Vekili Kayhan Baysal, ilçe yöneticileri ve belediye başkan yardımcıları katıldı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepede-sessiz-ciglik-belgeseli-gozyaslariyla-izlendi-581273">Kartepe&#8217;de &#8220;Sessiz Çığlık&#8221; Belgeseli Gözyaşlarıyla İzlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Varlı &#8220;Müziğin Sessiz Siyaseti&#8221;ni anlattı&#8230;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-varli-muzigin-sessiz-siyasetini-anlatti-579562</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2025 10:37:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bazen]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[müziğin]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[ni]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Norm]]></category>
		<category><![CDATA[varlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579562</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin "Tematik Buluşmalar" söyleşisinde “Müzik, bazen iktidarın sesi olur, bazen de sessizlerin çığlığı…” diyen Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı, müziğin toplumsal normları ve sessizliği bile siyasete dönüştüren gücüne dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-varli-muzigin-sessiz-siyasetini-anlatti-579562">Prof. Dr. Varlı &#8220;Müziğin Sessiz Siyaseti&#8221;ni anlattı&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyesi’nin &#8220;Tematik Buluşmalar&#8221; söyleşisinde “Müzik, bazen iktidarın sesi olur, bazen de sessizlerin çığlığı…” diyen Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı, müziğin toplumsal normları ve sessizliği bile siyasete dönüştüren gücüne dikkat çekti.</b></p>
<p>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Tematik Buluşmalar” söyleşisine konuk olan Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Türk Müziği Anasanat Dalı Başkanı Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı, müziğin sadece bir sanat formu olmadığını, aynı zamanda toplumsal normları, kimlikleri ve iktidar ilişkilerini şekillendiren politik bir araç olduğunu söyledi.</p>
<p>Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen “Tematik Buluşmalar” söyleşilerinin bu ayki konuğu BUÜ Türk Müziği Anasanat Dalı Başkanı Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı oldu. Nazım Hikmet Kültürevi’nde düzenlenen “Müziğin Sessiz Siyaseti” başlıklı söyleşiye, sanatseverler ve akademisyenlerin yanı sıra Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin ve Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Demirhan Aslan da katıldı. Prof. Dr. Varlı söyleşide, müziğin duyulmayan yönlerini ve toplumsal etkilerini anlattı.</p>
<p>“MÜZİK HER ZAMAN POLİTİKTİR”</p>
<p>“Müziğin salt ses sanatı olarak görülmesi, onun toplumsal etkisini gölgede bırakıyor” diyen Prof. Dr. Varlı, müziğin tarih boyunca politik bir araç olduğunu belirtti. Varlı, müziğin toplumsal norm oluşturma, kültürel hafızayı taşıma ve kimlik inşasında kritik bir rol oynadığını dile getirdi.</p>
<p>Müziğin sadece bireysel bir ifade biçimi olmadığını söyleyen Prof. Dr. Varlı, “Müzik, bir toplumun düşünce biçimini, değerlerini, hatta iktidar ilişkilerini şekillendiren bir güce sahiptir. Bir ezgi, farkında olmadan bizi belirli bir düşünceye yaklaştırabilir. Bu nedenle müzik, toplumsal normların üretimi, dolaşımı ve meşrulaştırılmasında güçlü bir araçtır” dedi.</p>
<p>SESSİZLİĞİN İKİ YÜZÜ</p>
<p>Söyleşide sessizlik kavramına da değinen Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı, sessizliğin hem olumlu hem olumsuz yönlerine dikkat çekti. “Sessizlik, insanın kendinin farkına varması gibi olumlu durumları içerirken, Gazze’de yaşananlara sessiz kalınması gibi durumlarda suç haline dönüşebiliyor” diyen Varlı, sessizliğin bazen güçsüzlere dayatılan bir konuşma eksikliği, bazen de tahakküme karşı bir direniş biçimi olabileceğini ifade etti.</p>
<p>Müziğin hegomanya üretmesi konusuna Gramsci, Adorno gibi düşünürlerin bu konudaki çalışmalarına atıfta bulunarak açıklamalarda bulunan Varlı, yerli ve yabancı parçalarla müzikle üretilen toplumsal normları açıkladı.</p>
<p>“EN DERİN ANLAM SESSİZLİKTE SAKLI”</p>
<p>Prof. Dr. Varlı, müziğin toplumsal dinamiklerle olan ilişkisi hakkında ise şunları söyledi: “Müzik, sesin sanatıdır ama bazen en derin anlam sessizlikte saklıdır. Toplumda da tıpkı müzikte olduğu gibi ses ve sessizlik yan yanadır. Bazı sesler duyulur, bazıları bastırılır. Bu durum rastgele değildir. Her sessizlik bir politik tercihin, iktidar ilişkisinin sonucudur. Müzik ise bu sessizlikle bazen uzlaşır, bazen çatışır, bazen de onu fark ettirmeden deşifre eder.”</p>
<p>Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’ya söyleşinin sonunda Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin günün anısına hediye verdi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-varli-muzigin-sessiz-siyasetini-anlatti-579562">Prof. Dr. Varlı &#8220;Müziğin Sessiz Siyaseti&#8221;ni anlattı&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ofis yaşamının sessiz tehditleri: El ve kol ağrıları!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ofis-yasaminin-sessiz-tehditleri-el-ve-kol-agrilari-578020</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 08:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[el]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[ofis]]></category>
		<category><![CDATA[omuz]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tehditleri]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamının]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578020</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çoğumuz sabah masa başına geçip, günümüzün büyük kısmını bilgisayar ekranı karşısında geçiriyoruz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ofis-yasaminin-sessiz-tehditleri-el-ve-kol-agrilari-578020">Ofis yaşamının sessiz tehditleri: El ve kol ağrıları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çoğumuz sabah masa başına geçip, günümüzün büyük kısmını bilgisayar ekranı karşısında geçiriyoruz. Defalarca yaptığımız küçük tıklamalar, sürekli ekran kaydırmaları derken ilk başta fark edilmeyen bu hareketler, zamanla el, kol ve omuzlarımızda ağrılara, kronik yıpranmalara ve kas sıkışmalarına neden olabiliyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Arel Gereli </strong>“Kolumuz kürek kemiğinden parmak ucuna kadar tek bir ünite; günlük küçük hareketler bile bu ünitenin geleceğini belirliyor. El, kol ve omuz ünitesindeki dokularımızın biyolojik yaş sürecini yavaşlatmak veya geri çevirerek onların ömrünü uzatmak mümkün” diyor. Uzun ömürlü ve sağlıklı bir yaşam sürmek amacıyla, hastalıklar oluşmadan önlemeyi hedefleyen ve son günlerde öne çıkan ‘Longevity Planı’nda diğer organlar gibi el, kol ve omuzlarımızın da ayrı bir yaklaşım istediğini vurgulayan Prof. Dr. Gereli, el, kol ve omuzlarımızı gençleştirmek için alınması gereken basit ama etkili 4 yöntemi açıkladı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Tekrarlayan hareketlerden kaçının</strong></li>
</ul>
<p>Uzun süreli cep telefonu kullanımı ve devamlı bez sıkma gibi aktivitelerden kaçının. El, kol ve omuzlarımızı kullanarak her gün sayısız kez yaptığımız tekrarlayan yüklenmeler kas iskelet sisteminde dokularımızın yıpranmasına, zamanla el, kol ve omuzlarımızda küçük yırtılmalara ve sökülmelere yol açarak kronik inflamasyona neden olur. Longevity plan yaklaşımında, mücadele edilmesi gereken temel düşmanlardan biri olan kronik inflamasyon; ağrı, yorgunluk ve güçsüzlük hissi verir, uyku kalitesini bozar ve genel sağlığı olumsuz etkiler. Ayrıca kol bölgesindeki dokuların sertleşmesine ve kalınlaşmasına yol açarak; kolay zedelenmeye, kireçlenmeye, kas yırtığına ve karpal tünel sendromuna neden olur. </p>
<ul>
<li><strong>Doğru postür geliştirin</strong></li>
</ul>
<p>Kürek kemiğinden itibaren kolun duruşu omuz başları kulak hizasında olacak şekilde göğüs gergin, dirsekler hafif bükülü ve el bilekleri düz şekilde olmalıdır. Özellikle bilgisayar başında çalışanlar için kürek kemiklerimizi öne açılandırarak, dirsek ve el bileklerimiz bükülü şekilde uzun saatler durmak omuz ve kol kaslarımızın kısalmasına, sertleşmesine ve kolay yırtılmasına yol açar. Kötü postür, kola giden damar ve sinirleri sıkıştırarak iyileşme kabiliyetini azaltır. Çevremizi bizi dik ve omuzlarımızı geride tutacak şekilde yapılandırmalı, el bileği ve dirsekler bükülüyken cep telefonu veya tablet ile uzun saatler geçirmekten kaçınmalıyız.</p>
<ul>
<li><strong>Kişiselleştirilmiş egzersiz planı uygulayın </strong></li>
</ul>
<p>Düzenli egzersizin Longevity planının ana öğelerinden biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gereli “Ancak her insanın genetiği ve yaşam tarzı farklı olduğundan kişiye ve yaşına uygun bir egzersiz programı tasarlanmalı ve devamlılıkla uygulanmalıdır. El, kol ve omuzlarımızın kullanım ömrünü uzatmak kişiselleştirilmiş egzersiz programları ile mümkündür. Böylece el, kol ve omuzlarımızın fiziksel performansı artırılırken, kas kütlesi korunabilir ve yaşlanma süreci yavaşlatılabilir. Ancak güçlendirme amaçlı aşırı yüklenme ve ısınmadan yapılan hareketler sakatlıkla sonuçlanabildiğinden dikkat edilmeli, güçlendirme ve direnç egzersizleri kadar esneklik, mobilite ve postür egzersizleri de dengeli şekilde uygulanmalıdır” diyor.  </p>
<ul>
<li><strong>Kişisel risklerinizi öğrenin</strong></li>
</ul>
<p>Hastalıklar genetik yatkınlık zemininde çevresel nedenlerle oluşuyor. Bazı insanların el, kol ve omuzlarında doğuştan gelen özellikleri kimi hastalıklarla daha erken karşılaşmasına neden olabiliyor. Bu nedenle detaylı bir muayene ve uygun görüntüleme yöntemleri kullanılarak kendi risk analizinizi yaptırmak için bir uzman görüşü almakta fayda var. Prof. Dr. Arel Gereli “Ortalama yaşın giderek arttığı günümüz dünyasında enerjik, üretken ve kaliteli bir yaşam sürmek için şimdiden tedbir almamız gerekiyor. Unutmayalım ki; sağlıklı yaş alma sürecinde bağımsız ve kendi kendimize yeterli kalmak için el, kol ve omuzlarımız büyük önem arzediyor” diyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ofis-yasaminin-sessiz-tehditleri-el-ve-kol-agrilari-578020">Ofis yaşamının sessiz tehditleri: El ve kol ağrıları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Temiz ve Sessiz Narlıdere İçin Şarj Ağı Büyüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/temiz-ve-sessiz-narlidere-icin-sarj-agi-buyuyor-576462</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Sep 2025 15:07:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ağı]]></category>
		<category><![CDATA[büyüyor]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[karbon]]></category>
		<category><![CDATA[mahallesi]]></category>
		<category><![CDATA[narlıdere]]></category>
		<category><![CDATA[şarj]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576462</guid>

					<description><![CDATA[<p>Narlıdere Belediyesi, sürdürülebilir ulaşımı desteklemek ve ilçedeki karbon salınımını azaltmak amacıyla elektrikli araç şarj istasyonu ağını 3 noktadan 7 noktaya genişletti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/temiz-ve-sessiz-narlidere-icin-sarj-agi-buyuyor-576462">Temiz ve Sessiz Narlıdere İçin Şarj Ağı Büyüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>Narlıdere Belediyesi, sürdürülebilir ulaşımı desteklemek ve ilçedeki karbon salınımını azaltmak amacıyla elektrikli araç şarj istasyonu ağını 3 noktadan 7 noktaya genişletti. Narlıdere Belediye Başkanı Erman Uzun, “İzmir’imizde ve Narlıdere’mizde elektrikli araç sayısı hızla artarken bizde üzerimize düşeni yapıyor, vatandaşlarımıza verdiğimiz sözleri tutmaya devam ediyoruz” diye konuştu</i></b></p>
<p>Narlıdere Belediyesi’nin sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda, doğa dostu ulaşımı teşvik etmek ve ilçedeki karbon salınımını azaltmak için hayata geçirdiği elektrikli araç şarj istasyonlarına vatandaşların ilgisi artarak devam ediyor. Belediye bu kapsamda, 3 ayrı lokasyonda hizmet veren elektrikli araç şarj istasyonlarının sayısını kısa zamanda 7’ye çıkararak elektrikli araç şarj istasyon ağını genişletti.</p>
<p><b>LOKASYON SAYISI 7’YE YÜKSELDİ</b></p>
<p>Bu kapsamda Atatürk Kültür Merkezi, Limanreis Mahallesi Muhtarlığı önü ve Yenikale Mahallesi Çeltek Sokak’taki istasyonlara ek olarak; Yenikale Mahallesi Şehit Onur Akarsu Caddesi,  Çatalkaya Mahallesi Sessiz Sokak, Huzur Mahallesi Öğretmenler Sokak ve Çamtepe Gülmüş Sokak’ta da yeni istasyonlar vatandaşların hizmetine girdi.</p>
<p><b>ABONE SAYISI 900’Ü AŞTI</b></p>
<p>Narlıdere Belediyesi’nin sıfır karbon çalışmaları, rakamlara da yansıdı. Narlıdere Belediyesi’nin 7 farklı lokasyondaki şarj istasyonunu kullanan toplam abone sayısı kısa sürede 900’ü aşarken, 7 farklı lokasyonda 17 şarj noktasıyla hizmet veren elektrikli araç şarj istasyonlarıyla 1600’ü aşkın ağacın bir yılda temizleyebileceği karbon miktarına eş değer katkı sağlandı.</p>
<p><b>“DAHA ÖNCE SÖZÜNÜ VERMİŞTİK”</b></p>
<p>İklim değişikliği ile mücadele önemli bir faktör olarak görülen ve her geçen gün artan elektrikli araçlar için altyapılarını güçlendirdiklerini söyleyen Narlıdere Belediye Başkanı Erman Uzun, “Vatandaşlarımızdan gelen talebe göre elektrikli araç şarj istasyonlarımızın sayısını artıracağımızı daha önce ifade etmiştik. İstasyonlarımıza olan ilgi doğrultusunda ilçemizin çeşitli lokasyonlarına kısa zamanda yeni şarj noktaları ekledik. İzmir’imizde ve Narlıdere’mizde elektrikli araç sayısı hızla artarken bizde Narlıdere Belediyesi olarak üzerimize düşeni yapıyor, vatandaşlarımıza verdiğimiz sözleri tutuyoruz” diye konuştu. </p>
<p>Elektrikli araçların sıfır emisyonlu sürüş sağladığını ve karbon ayak izini azaltmada kritik rol oynadığını hatırlatan Başkan Uzun, “Temiz, yeşil ve sessiz Narlıdere’ hedefiyle doğaya nefes olan projeler üretmeye devam edeceğiz” açıklamasında bulundu. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/temiz-ve-sessiz-narlidere-icin-sarj-agi-buyuyor-576462">Temiz ve Sessiz Narlıdere İçin Şarj Ağı Büyüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konak&#8217;ta sessiz yürüyüş</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konakta-sessiz-yuruyus-565130</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 17:47:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[konakta]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565130</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konak Belediyesi Afet Merkezi Arama Kurtarma Timi (KAM) ev sahipliğinde, ilçe belediyelerin arama kurtarma ekipleriyle birlikte 17 Ağustos Marmara depremi anısına düzenlenen ‘Sessiz Yürüyüş’ farkındalık yarattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konakta-sessiz-yuruyus-565130">Konak&#8217;ta sessiz yürüyüş</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Konak Belediyesi Afet Merkezi Arama Kurtarma Timi (KAM) ev sahipliğinde, ilçe belediyelerin arama kurtarma ekipleriyle birlikte 17 Ağustos Marmara depremi anısına düzenlenen ‘Sessiz Yürüyüş’ farkındalık yarattı.</b></p>
<p>Konak Belediyesi’nin 17 Ağustos Marmara Depremi anısına düzenlediği “Sessiz Yürüyüş” ilçe belediyelerin arama kurtarma ekiplerinin katılımıyla gerçekleşti. Konak Belediyesi Afet Merkezi Arama Kurtarma Timi’yle (KAM) birlikte İzmir Büyükşehir Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), Balçova Belediyesi Arama Kurtarma Timi (BALKUT), Karşıyaka Belediyesi Arama Kurtarma Ekibi, Menderes Belediyesi Arama Kurtarma Ekibi (MAK), Foça Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü ve  Karabağlar Belediyesi Arama Kurtarma ekibi Gündoğdu Meydanı’ndan Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü. Kortejin önünde “Unutmayacağız” pankartı yer alırken yürüyüş boyunca sessiz kalınarak farkındalık yaratıldı. Ellerinde Atatürk posteri ve Türk bayrağı taşıyarak Cumhuriyet Meydanı’nda Atatürk anıtının önünde toplanan ekipler, burada İzmir Afet Bilinci, Çevre Konak Belediyesi, Arama Kurtarma Timi, 17 Ağustos Marmara Depremi, Sessiz Yürüş, Cumhuriyet Meydanıve İklim Farkındalığı Derneği (İZ-AFED) Başkanı Servet Ertaş’ın arama kurtarma ekipleri için yazdığı şiirle karşılandı. Arama kurtarma ekipleri, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nı okunmasının ardından, enkaz arama kurtarma çalışmalarında yürekleri dağlayan ama bir o kadar da hayata bağlayan “Sesimi Duyan Var mı?” diye bağırarak sessiz yürüyüşü sonlandırdı. Tüm ekipler adına, ev sahibi Konak Belediyesi’nin Afet İşleri Müdürü ve KAM Ekip Lideri Şebnem Firdevs Karakaya bir konuşma gerçekleştirerek şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“45 saniyede binlerce canımızı yitirdiğimiz, milyonlarca hayatın değiştiği o kara geceyi anarken, sadece yas tutmakla kalmıyoruz. Aynı zamanda ders alıyor, dayanışmayı büyütüyor ve dirençli bir gelecek için söz veriyoruz.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konakta-sessiz-yuruyus-565130">Konak&#8217;ta sessiz yürüyüş</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Köstebekler, sessiz ve derinden çalışacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kostebekler-sessiz-ve-derinden-calisacak-562936</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 14:40:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çalışacak]]></category>
		<category><![CDATA[derinden]]></category>
		<category><![CDATA[köstebekler]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562936</guid>

					<description><![CDATA[<p>Körfezray Metrosu’nun tünel çalışmalarına başlayacak olan dev köstebekler, 24 saat ara vermeden sessiz ve derinden çalışacak. Yer altında yapılan kazma işlemi yüzeyde hissedilmeyecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kostebekler-sessiz-ve-derinden-calisacak-562936">Köstebekler, sessiz ve derinden çalışacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Körfezray Metrosu’nun tünel çalışmalarına başlayacak olan dev köstebekler, 24 saat ara vermeden sessiz ve derinden çalışacak. Yer altında yapılan kazma işlemi yüzeyde hissedilmeyecek.</p>
<p><b>İLK İSTİKAMET DOĞU İSTASYONU</b></p>
<p>Kocaeli ulaşımının geleceği olarak görülen Körfezray Metrosu’nun yapım çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı işbirliğinde yürütülen projenin en önemli aşaması önümüzdeki günlerde başlayacak. Metroda yer altı tünellerini açacak olan Tünel Açma Makinesi (Tunnel Boring Maching) TBM’den ikisi, geçtiğimiz günlerde Seka Devlet Hastanesi İstasyonu’na getirildi. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın da köstebeklerin montajını yerinde inceleyip, bilgi almıştı. TBM’lerin, 25 Ağustos’ta tünel çalışmalarına başlaması planlanıyor. Kamuoyunun dev köstebekler olarak bildiği TBM’ler, ilk etapta İzmit Doğu İstasyonu istikametinde tünel açma çalışmalarına başlayacak.</p>
<p><b>24 SAAT BOYUNCA KAZACAK</b></p>
<p>TBM’lerin her biri 100 metre uzunluğunda. Toplam ağırlığı 670 ton, genişliği ise 7 metre civarında. Böylesine devasa makinelerin, çalışırken ne kadar ses çıkaracağı merak konusuydu. TBM’ler, çok düşük seslerde yerin altını delen makineler olarak biliniyor. 24 saat boyunca durmaksızın çalışma kapasitesine sahip TBM’ler, birçok noktada 20-25 metre derinlikte kazı yapacak. Bazı noktalarda ise derinlik 70 metreye kadar inebilecek. Bu nedenle yüzeyde ses duyulmayacak.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kostebekler-sessiz-ve-derinden-calisacak-562936">Köstebekler, sessiz ve derinden çalışacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP Bursa, Hukuk Dışı Girişimlere Sessiz Kalmadı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/chp-bursa-hukuk-disi-girisimlere-sessiz-kalmadi-561133</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Aug 2025 09:43:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bursa]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[dışı]]></category>
		<category><![CDATA[girişimlere]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[kalmadı]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=561133</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, 5 Ağustos 2025’te düzenlenen basın toplantısında, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde kaybedenlerin siyasallaştırılmış yargı yoluyla CHP’ye karşı süreç başlattığını belirtti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/chp-bursa-hukuk-disi-girisimlere-sessiz-kalmadi-561133">CHP Bursa, Hukuk Dışı Girişimlere Sessiz Kalmadı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP&#8217;nin iktidarın oluşturduğu açlık ve sefalete karşı mücadelesini sürdüreceğini kaydeden Yeşiltaş, &#8220;Siyasallaşan hukukun karşısında dimdik ayakta duruyoruz ve vatandaşlarımıza bunu anlatacağız. CHP’yi geri adım attıramayacaklar&rdquo; dedi.</p>
<p><strong>TÜZÜN: &ldquo;BURSA’NIN SORUNLARINI YERİNDE TESPİT EDECE&#286;İZ&rdquo;</strong></p>
<p>CHP 1. Bölge Müdürü ve Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, 138 milletvekili ve parti yöneticileriyle 81 ilde eş zamanlı çalışma başlattıklarını duyurdu.</p>
<p>Bursa’nın ilçelerinde, meslek ve ziraat odalarında, esnaf ve halkla buluşarak sorunları tespit edeceklerini belirten Tüzün, &#8220;CHP’nin hükümet programını güncellemek için Bursa’nın taleplerini rapora dönüştüreceğiz. İktidara geldiğimizde, her ilçenin sorunlarını ve taleplerini bilerek çözümler üreteceğiz&rdquo; dedi. Tüzün, 19 Mart siyasi darbesinin ekonomiye zarar verdiğini, demokratikleşme ve birlikteliğin önemini vurguladı.</p>
<p><strong>BÜLBÜL: &ldquo;SOKAKLARDAN ÇEKİLMEYECE&#286;İZ&rdquo;</strong></p>
<p>CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül ise, 31 Mart’tan bu yana anketlerde CHP’nin birinci parti olduğunu belirtti. &ldquo;Saray rejimi, 19 Mart’ta darbe teşebbüsünde bulundu&#8221; diyen Bülbül, &#8220;CHP, sivil ve askeri darbelere karşıdır. 15 Temmuz sonrası 20 Temmuz sivil darbesi, özgürlük ve demokrasiye zarar verdi. Mücadelemiz sadece Meclis’te değil, sokaklarda, meydanlarda sürecek&rdquo; diye konuştu.</p>
<p>Bülbül, Aksaray ve Bayburt’taki mitinglerdeki başarıyı örnek göstererek, &ldquo;Özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti için el ele mücadele edeceğiz. Adalet; vergide, sağlıkta, eğitimde her yerde olmalı&rdquo; dedi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/chp-bursa-hukuk-disi-girisimlere-sessiz-kalmadi-0-nShYyNHY.jpeg"></p>
<p><strong>BOZBEY: &ldquo;BURSA’NIN EKONOMİK SORUNLARI ARTIYOR&rdquo;</strong></p>
<p>Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de, kentin 3,5 milyon nüfusuyla Türkiye’nin 4. büyük şehri olduğunu, ancak son bir yılda işsizlik ve ekonomik yavaşlamanın ciddi bir sorun haline geldiğini ifade etti. &ldquo;İnegöl’de bile işsizlik artıyor&#8221; diyen Bozbey, &#8220;Bursa’nın ekonomik gidişatı iyi değil. Bursalıların talepleri hükümet programında yer almalı. Sahadan toplanacak bilgiler, Bursa’ya değer katacak&rdquo; diye konuştu.</p>
<p>Toplantı, CHP’nin iktidar yolunda Bursa’nın sorunlarını çözme kararlılığı ve hukuk dışı müdahalelere karşı mücadele mesajıyla sona erdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/chp-bursa-hukuk-disi-girisimlere-sessiz-kalmadi-561133">CHP Bursa, Hukuk Dışı Girişimlere Sessiz Kalmadı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sessiz istifa&#8221; yaygınlaştı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-istifa-yayginlasti-553200</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Jul 2025 08:53:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[istifa]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaştı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=553200</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Barış Erdoğan, tüm dünyada ve Türkiye’de gençler arasında yaygınlaşan ve “sessiz istifa” olarak da adlandırılan sadece geçimini sağlayacak kadar çalışma fikrini sosyolojik olarak değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-istifa-yayginlasti-553200">&#8220;Sessiz istifa&#8221; yaygınlaştı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Barış Erdoğan, tüm dünyada ve Türkiye’de gençler arasında yaygınlaşan ve “sessiz istifa” olarak da adlandırılan sadece geçimini sağlayacak kadar çalışma fikrini sosyolojik olarak değerlendirdi.</p>
<p><strong>Çalışma hayatının tüm dinamikleri değişiyor</strong></p>
<p>Türkiye’de de genç kuşak çalışanlar arasında “sessiz istifa” ya benzer davranış biçimlerinin özellikle büyükşehirlerde gözlemlendiğine işaret eden Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Gençlerin genel hissi ‘fazla iş, az takdir, sıfır güvence’ şeklinde. Günümüz işçisi bedenini işyerine getiriyor ancak ruhunu dışarıda bırakıyor. Çalışma hayatının güvencesizleştiği, işin insanlara bir gelecek perspektifi sunmadığı, emeğin karşılığının ödenmediği bir çağda yaşıyoruz. Bu nedenle genç kuşaklar çalışmanın neye hizmet ettiğini ve ne kazandırdığını sorguluyorlar. Bu sorgulama çalışma hayatının bu zamana kadar bildiğimiz, alışık olduğumuz tüm dinamiklerini değiştiriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Genç kuşak çalışanlar sadece görev tanımlarıyla sınırlı kalmak istiyor</strong></p>
<p>Genç kuşak çalışanların sadece görev tanımlarıyla sınırlı kalmak istemelerini de değerlendiren Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Bir zamanlar işe sadakat ve özveri terfiiyle ya da patronun takdiriyle ödüllendirilirdi. Bugünse en büyük ödül işini korumak gibi gösteriliyor. Günün sonunda ise çoğu zaman sadece enflasyon karşısında erimiş bir maaş ve yoğun stres kalıyor. Bu nedenle gençler sisteme kendilerine ödenenden fazlasını vermek istemiyorlar. Bu durumu eski nesil ve patronlar çoğu zaman ‘gençler tembel’ diye açıklıyorlar. Halbuki bu bir tür duygusal geri çekilme. Gençler ‘çalışmak istemiyor’ değiller. Sadece emeklerinin karşılığını alamadıklarını düşünüyorlar. Zamanımı, enerjimi, sağlığımı neden başkasını zengin etmek için harcayayım? diye soruyorlar. Uzun saatler özveriyle çalışan aileleri belki sağlıklarını kaybetmiş, onlarla yeterince zaman geçirememişti ama maddi bir karşılıkla ödüllendirilmişlerdi. Bu ödülde ortadan kalkınca iş kültüründe ciddi bir kırılma yaşanmaya başladı.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Z kuşağı için iş hayatın merkezinde yer almıyor</strong></p>
<p>Çalışma hayatı içinde yer alan X kuşağının bugün dişini sıktığını dile getiren Prof. Dr. Barış Erdoğan, şöyle devam etti:</p>
<p>“İşini ruhsuzca yaparken gün sayıyor. Bu kuşak iyi kötü bir birikim yapabilmişti. Bir an önce emekli olma hayali var. Ama mevcut emekli maaşlarıyla emekliliğin hayali bir kabusa da dönüşebilir.  Çok farklı bir çalışma kültürü içinde yetişmiş olsalar bile artık onlar da içten içe sessiz istifa moduna giriyorlar. Gençlere bakıp geçmiş yıllarını sorguluyorlar. Y kuşağı (1981–1996) bu büyük umutlarla girilen işlerde liyakatsizlik ve geçim kaygısıyla karşılaştılar. Birikimleri yok, önlerinde uzun çalışma yılları var. Maddi ödül onlara hala çekici gelebilir.   Z kuşağına (1997 sonrası) gelirsek ailelerimizden öğrendiğimiz ‘çok çalış, bir gün senin de olur’ anlatısı onlara gülünç geliyor. Bu gençler için iş hayatın merkezinde yer almıyor.  İş sadece bir geçim aracı.”</p>
<p><strong>Gençler iş yeri için özveride bulunmak yerine kendi hayatlarına odaklanıyorlar</strong></p>
<p>“Gençler için günümüz dünyasında ortalama bir işte çalışarak ev almak, araba sahibi olmak, çocuk büyütmek uzak bir hayal oldu.” diyen Prof. Dr. Erdoğan, “Ailesinin genç yaşta çalışarak sahip olduğu olanakların neredeyse hiçbirine erişemeyen bu kuşağın iş yerine aynı sadakati göstermemesi gayet normal. Çünkü ortada sadakati ödüllendiren bir çalışma hayatı kalmadı. Bu durumda gençler iş yeri için özveride bulunmak yerine kendi hayatlarına odaklanıyorlar. Hayatın anlamını iş dışı alanlarda bulmaya çalışıyorlar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Gençler, değer, saygı ve geçinebilecekleri bir ücret talep ediyor</strong></p>
<p>Türkiye’de üst kuşak yöneticilerin önemli bir bölümünün bu dönüşümü anlamakta zorlandığına dikkat çeken Prof. Dr. Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Özellikle geleneksel sektörlerde çalışan yöneticiler gençlerin kurumsal sadakat göstermemesini ‘disiplinsizlik’ ya da ‘nankörlük’ olarak yorumluyor. Oysa bu son derece yüzeysel bir okuma. Gençlerin artık çalıştıkları yerden beklentileri değişti. Değer<strong>, </strong>saygı<strong> </strong>ve geçinebilecekleri bir ücret talep ediyorlar. Emir komuta zinciri altında sürekli iş yerinin ihtiyaçlarını önceleyen bir sistem onları boğuyor. Bu nedenle yeni bir çalışma etiği için sistemi zorluyorlar.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-istifa-yayginlasti-553200">&#8220;Sessiz istifa&#8221; yaygınlaştı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençlerin sessiz düşmanı: Esrar bağımlılığı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genclerin-sessiz-dusmani-esrar-bagimliligi-547927</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jun 2025 13:08:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[düşmanı]]></category>
		<category><![CDATA[esrar]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerin]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547927</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, 25 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü kapsamında, özellikle gençler arasında zararsız olduğuna inanılan esrar maddesinin fiziksel, psikolojik ve sosyal etkileriyle birlikte bağımlılık yapıcı özellikleri ve tedavi süreçlerinden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerin-sessiz-dusmani-esrar-bagimliligi-547927">Gençlerin sessiz düşmanı: Esrar bağımlılığı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, 25 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü kapsamında, özellikle gençler arasında zararsız olduğuna inanılan esrar maddesinin fiziksel, psikolojik ve sosyal etkileriyle birlikte bağımlılık yapıcı özellikleri ve tedavi süreçlerinden bahsetti.</p>
<p><strong>Esrar bağımlılık yapıcı bir madde!</strong></p>
<p>Esrar maddesinin bağımlılık yapmadığı düşüncesinin özellikle gençler arasından yaygın bir inanış olduğunu dile getiren Dr. Bahruz Shukurov, “Oysa esrar ikinci kez kullandığında bile kişi de daha sık ve yoğun kullanım eğilimi yaratabilir. Haftada birkaç kez kullanan kişilerde yüzde 60 hatta yüzde 90 oranında bağımlılık geliştiği görülmektedir.” dedi.</p>
<p>Esrar alındığı zaman vücutta oluşan değişimlere değinen Shukurov, “Nabız artışı, tansiyon yükselmesi, konuşkanlık, marazi neşe, gevşeme hali, aşırı gülme krizleri, koordinasyon bozulması, odaklanmada bozulmalar, zaman ve mekan algısında değişiklikler oluşabilir. Bu değişiklikler halüsinasyon görmeye kadar ilerleyebilir. Mistik düşünceler ortaya çıkabilir. Daha ileri seviyede bu paranoya bile dönüşebilir. Akut olarak ortaya çıkan neşe hali, konuşkanlık, gevşeme, rahatlama kısa bir süre sonra yerini duygusal çöküntüye bırakır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ergenlerde ve genç yetişkinlerde psikoz ve şizofreni riskini yedi kat artırıyor </strong></p>
<p>Esrar maddesi vücuda alındığında akut psikoz da ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Dr. Bahruz Shukurov, “Kötülük görme sanrıları ve kıskançlık hezeyanları şeklinde kendini gösteren bu duruma kenevir deliliği de denilir. Genellikle bir gün gibi kısa süren bu durum bazen kalıcı psikoza da dönüşebilir. Esrar kullanımı özellikle ergenlerde ve genç yetişkinlerde psikoz ve şizofreni riskini yedi kat artırır.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Esrar cinsel işlevleri olumsuz etkiliyor!</strong></p>
<p>Esrarın kişiyi rahatlatmasından dolayı cinsel performansı artırdığı düşüncesinin yaygın olduğunu aktaran Dr. Bahruz Shukurov, “Esrar erkeklerde sertleşme bozukluğunu iki kat artırır. Sertleşme bozukluğuna neden olmasının yanında testosteron hormonunun salınımını da azaltır.” dedi.</p>
<p>Testosteron salınımının azalmasıyla jinekomasti yani erkeklerde meme büyümesi ortaya çıktığını ifade eden Shukurov, “Sperm sayısını azaltmasıyla birlikte spermlerin canlılığını ve hareketliliğini azaltır. Kadınlarda da doğurganlığı azaltır. Esrar hamilelik sırasında kullanıldığında bebeklerde çeşitli gelişimsel geriliklere yol açabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Akciğer kanserine yakalanma oranı sigara kullananlara göre beş kat fazla!</strong></p>
<p>Esrarın öğrenme sürecini bozarak özellikle hafızayı etkilediğine dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, “Kısa süreli belleği bozar, bu da kişinin konsantre olmasını, odaklanmasını, dinlemeyi sürdürmesini olumsuz yönde etkiler. Öğrenmeyi bozucu etkisi o kadar ön plandadır ki erken ergenlikte kullanıldığı zaman sonradan IQ düşüşlerine neden olabilir.” dedi.</p>
<p>Esrar alındığı zaman nabzın 140 üzerine çıkabildiğini, bu durumun da tansiyon yükselmesi ve çeşitli kalp sorunlarını ortaya çıkarabildiğini aktaran Shukurov, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Özellikle esrar alınımın ilk bir saati içerisinde kalp krizi riskinin esrar almayanlara göre dört kat daha fazla olduğu saptanmıştır. Esrar genel olarak bağışıklığı düşürür. Akciğer enfeksiyonlarına ve akciğer kanserine neden olma riski yüksektir. Esrar kullananların akciğer kanserine yakalanma oranı sigara kullananlara göre beş kat fazladır. Esrar içenler genelde esrarı akciğerlerine daha derin çekerler ve nefeslerini daha uzun süre tutarlar. Esrarın akciğer üzerine olumsuz etkisi bu açıdan sigaradan daha fazla olur. Esrar alımı sırasında gözdeki kızarıklığın nedeni esrarın göz damarlarının genişlemesine sebep olmasıdır.”</p>
<p><strong>Aile davranışları bağımlılık sürecini etkileyebilir!</strong></p>
<p>Diğer bağımlılıklarda olduğu gibi esrar bağımlılığının da bir aile hastalığı olduğunu kaydeden Dr. Bahruz Shukurov, “Bağımlı bireyin davranışları diğer aile üyelerini etkileyip aile üyelerinin hastalanmasına sebep olabilir.” dedi.</p>
<p>Ailenin davranışları ve tutumlarının da esrar bağımlısı bireyin bağımlılık sürecini etkileyebildiğini sözlerine ekleyen Shukurov, bu nedenle tedavi sürecine bireyin ailesinin de dahil edilmesinin önemini vurguladı ve bağımlı kişiye yardımcı olmak isteyen aile ve arkadaş çevresinin kişiyi danışmanlık amacıyla bir psikiyatri ya da bağımlılık uzmanına yönlendirmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p><strong>Tedavi, kişiye özel bir planla başlıyor!</strong></p>
<p>Esrar bağımlılığı tedavisinde ilk adımın detaylı bir analizle tanının kesinleştirilmesi olduğunu dile getiren Dr. Bahruz Shukurov, “Kişinin ne düzeyde esrar içtiğine, kötüye kullanım düzeyine, bağımlılık düzeyine ve kişinin esrar kullanımının hayatının başka alanlarını nasıl etkilediğine bakarak bir çizelge hazırlanır.” dedi. </p>
<p>Esrar bırakıldığı zaman çeşitli ruhsal ve fiziksel yoksunluk belirtilerine yol açabileceğinin altını çizen Shukurov, “Bunların arasında huzursuzluk, sinirlilik, iştahta azalma, uykusuzluk, ateş, bulantı, terleme, titreme, gevşeyememe sayılabilir. Yoksunluk döneminin tıbbı bir müdahale olmadan geçiştirilmesi çok zor olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Esrar bağımlılığı, bir yaşam biçimini temsil ettiği için kurtulmak zor olabilir!</strong></p>
<p>Yoksunluk sürecinin dört haftadan altı haftaya kadar sürebildiğini belirten Dr. Bahruz Shukurov, “Detoksifikasyon yani arınma, tedavinin başlangıcıdır. Yoksunluk belirtileri bulguları geçtikten sonra bağımlı hastalarda bazı sıkıntılar devam edebilir.” dedi.</p>
<p>Bu sıkıntıların başında esrar içme isteği geldiğini aktaran Shukurov, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Esrar bağımlılığı sadece esrar içmek ilgili değildir. Hastanın düşünceleri, duygularını yönetmesi, hayat tarzı, ilgileri, eğlenmesi esrarın etrafında döner. Bundan dolayı kişinin hayatından esrarın çıkması neredeyse kişiyi sudan çıkmış balığa dönüştürür. Özellikle yoksunluk dönemini atlattıktan sonra artık esrar etrafında dönmeyen hayat tarzının oluşturulması, yeni arkadaşların edinilmesi, hobilerin edinilmesi, sosyal hayat tarzının düzenlenmesi, eğlence dünyasının çeşitlendirilmesi tedavide ilerlemeyi sağlar. Esrarın yoksunluk dönemi atlatıldıktan sonra da doktor ve psikolog desteğinin devam ettirilmesi önem taşır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerin-sessiz-dusmani-esrar-bagimliligi-547927">Gençlerin sessiz düşmanı: Esrar bağımlılığı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz kalp krizinin 7 belirtisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-kalp-krizinin-7-belirtisi-545550</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2025 09:18:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[krizinin]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545550</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oksijen ve besin içeren kanı, vücuttaki tüm sistem ve organlara pompalayarak onları besleyen kalp, yaşamımızın vazgeçilmez başrol oyuncusudur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-kalp-krizinin-7-belirtisi-545550">Sessiz kalp krizinin 7 belirtisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Oksijen ve besin içeren kanı, vücuttaki tüm sistem ve organlara pompalayarak onları besleyen kalp, yaşamımızın vazgeçilmez başrol oyuncusudur. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarından uzaklaşılması saat gibi çalışan bu organın görevlerini düzgünce yerine getirememesine sebep olabilir. Kalple ilgili sağlık problemlerinin bazen sinsi ilerleyebileceğinden bahseden Anadolu Sağlık Merkez Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Özellikle sessiz kalp krizleri, toplumda yeterince bilinmeyen ama ciddi sonuçlara yol açabilen bir konu. Bilinçlenerek ayırt edici belirtileri tanımak, yaşamsal fonksiyonlarda geri dönüşü olmayan rahatsızlıklar yaşanmasını önler” dedi.</strong></p>
<p>Kalp krizi genellikle göğüs ağrısı, kol uyuşması ve nefes darlığı gibi belirtilerle akla geliyor. Ancak her kalp krizinin bu kadar açık sinyaller vermeyebileceğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkez Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Sessiz kalp krizi olarak adlandırdığımız ve sanılandan daha yaygın olan bu komplikasyonda kişi atak geçirdiğinin farkına bile varamıyor. Bu noktada kişilerin sağlık kontrollerini aksatmaması, dengeli beslenmesi, sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durması, stresi yönetebilmesi ve düzenli egzersiz yapması hayat kurtarıcı faktörler olarak öne çıkıyor. Örneğin günde 30 dakikalık bir yürüyüş bile kalp sağlığı için büyük bir fark yaratıyor” dedi.</p>
<p><strong>Kişi kriz atlattığını tesadüfen öğrenebiliyor</strong></p>
<p>Sessiz kalp krizinde kalp damarlarından biri tıkanmış olsa bile belirtiler şiddetli olmadığı için kişi bunu basit bir mide rahatsızlığı ya da yorgunluk olarak yorumlayabilir diyen Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Bu tür krizler özellikle diyabetliler, kadınlar, 65 yaş üstü bireyler, ailede kalp hastalığı öyküsü olanlar, yoğun stres altında yaşayanlar ve sigara kullananlarda daha sık görülür. Atlatılan rahatsızlık genellikle EKG, kan testleri veya geçmişe dönük yapılan kontroller sırasında ortaya çıkar. Kişi, geçmişte farkında bile olmadan kalp krizi geçirdiğini öğrenince büyük bir şaşkınlık yaşar” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Griple karıştırılabiliyor</strong></p>
<p>Belirtiler çok hafif olduğundan ya da grip, yorgunluk gibi durumlarla karıştırabildiğinden sessiz kalp krizinin fark edilmeyebildiğini belirten Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Özellikle kadınlar ve yaşlılar, kalp krizinin klasik belirtilerini yaşamaz. Kimi zaman da günlük koşuşturmacada bedenin verdiği küçük sinyaller göz ardı edilir. Bu sebeple halsizlik, baş dönmesi, soğuk terleme ve hazımsızlık gibi ilk bakışta kalple ilişkilendirilmeyecek belirtiler yaşayan ve risk grubu içinde bulunan kişiler vakit kaybetmeden bir sağlık merkezine başvurmalı. Kardiyoloji uzmanı gerekli görürse; kalbin elektriksel aktivitesini gösteren EKG, kalp hasarını gösteren troponin, kalbin egzersize tepkisini ölçen efor, kalp kası ve kapakçıklarını inceleyen ekokardiyografi gibi testlerden yardım alınabilir” dedi.</p>
<p><strong>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, sessiz kalp krizi belirtilerini sıraladı:</strong></p>
<ol>
<li>Geçmeyen ve nedeni açıklanamayan sırt, çene veya boyun ağrısı.</li>
<li>Sürekli hissedilen halsizlik ve derin bir bitkinlik.</li>
<li>Sebepsiz mide bulantısı, şişkinlik veya hazımsızlık.</li>
<li>Genellikle gece yaşanan ve nedensizce oluşan soğuk terleme.</li>
<li>Özellikle ayakta dururken yaşanan baş dönmesi ve baygınlık hissi.</li>
<li>Merdiven çıkmak gibi basit eylemlerde alışılmadık zorlanma.</li>
<li>Aralıklı ve hafif hissedilen küçük göğüs sıkışmaları.</li>
</ol>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-kalp-krizinin-7-belirtisi-545550">Sessiz kalp krizinin 7 belirtisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Grip Sandığınız Sessiz Bir Kalp Krizi Olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/grip-sandiginiz-sessiz-bir-kalp-krizi-olabilir-545517</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2025 09:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sandığınız]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545517</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, sessiz kalp krizlerinin çoğu zaman fark edilmeden atlatılabileceğine dikkat çekerek, düzenli sağlık kontrolleri ile sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hayat kurtarıcı rolüne vurgu yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/grip-sandiginiz-sessiz-bir-kalp-krizi-olabilir-545517">Grip Sandığınız Sessiz Bir Kalp Krizi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, kalp krizlerinin her zaman göğüs ağrısı, kol uyuşması veya nefes darlığı gibi belirgin belirtilerle ortaya çıkmadığını, &ldquo;sessiz kalp krizi&rdquo; olarak bilinen durumun yaygın olduğunu ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Koylan, &ldquo;Sessiz kalp krizinde kişi atağı fark etmeyebilir, bu da ciddi risk oluşturur. Düzenli sağlık kontrolleri, dengeli beslenme, sigara ve alkolden uzak durma, stres yönetimi ve günde 30 dakika yürüyüş gibi alışkanlıklar kalp sağlığını korur&rdquo; dedi.</p>
<p><strong>TESADÜFEN FARK EDİLİYOR</strong></p>
<p>Prof. Dr. Koylan, sessiz kalp krizlerinin özellikle diyabet hastaları, kadınlar, 65 yaş üstü bireyler, ailede kalp hastalığı öyküsü olanlar, yoğun stres yaşayanlar ve sigara kullananlarda sık görüldüğünü belirtti.</p>
<p>Belirtilerin hafif olduğu için mide rahatsızlığı veya yorgunluk sanılabileceğini ifade eden Prof. Dr. Koylan, &#8220;Çoğu zaman EKG, kan testleri veya rutin kontrollerle geçmişte kriz geçirildiği ortaya çıkar&#8221; dedi. Koylan, sessiz kalp krizinin belirtilerinin grip veya yorgunlukla karıştırılabildiğini, özellikle kadınlar ve yaşlılarda klasik belirtilerin görülmeyebileceğini vurguladı.</p>
<p>&ldquo;Halsizlik, baş dönmesi, soğuk terleme veya hazımsızlık gibi belirtiler ciddiye alınmalı. Risk grubundakiler vakit kaybetmeden doktora başvurmalı,&rdquo; dedi. Gerektiğinde EKG, troponin testi, efor testi veya ekokardiyografi gibi yöntemlerle tanı konulabileceğini ekledi.</p>
</p>
<p><strong>SESSİZ KALP KRİZİ BELİRTİLERİ </strong></p>
<p>Prof. Dr. Koylan söz konusu belirtileri şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>Sebepsiz sırt, çene veya boyun ağrısı</li>
<li>Sürekli halsizlik ve bitkinlik</li>
<li>Mide bulantısı, şişkinlik veya hazımsızlık</li>
<li>Nedensiz soğuk terleme, özellikle geceleri</li>
<li>Baş dönmesi ve baygınlık hissi</li>
<li>Basit aktivitelerde zorlanma</li>
<li>Hafif göğüs sıkışmaları</li>
</ul>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/grip-sandiginiz-sessiz-bir-kalp-krizi-olabilir-545517">Grip Sandığınız Sessiz Bir Kalp Krizi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sessiz Davet&#8221; Sanatseverlerle Buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-davet-sanatseverlerle-bulustu-544654</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Jun 2025 07:39:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[davet]]></category>
		<category><![CDATA[sanatseverlerle]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=544654</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mozaik sanatının usta ismi Halil İbrahim Uyumaz’ın “Sessiz Davet” isimli sergisi Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi (BAKSM)’de sanatseverlerle buluştu. Sergi, BAKSM’ de bulunan Galeri Bedri Rahmi Sergi Salonu’nda 12 Temmuz tarihine kadar ziyarete açık olacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-davet-sanatseverlerle-bulustu-544654">&#8220;Sessiz Davet&#8221; Sanatseverlerle Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><b><span>Mozaik sanatının usta ismi Halil İbrahim Uyumaz’ın “Sessiz Davet” isimli sergisi Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi (BAKSM)’de sanatseverlerle buluştu. Sergi, BAKSM’ de bulunan Galeri Bedri Rahmi Sergi Salonu’nda 12 Temmuz tarihine kadar ziyarete açık olacak.</span></b></span></span></p>
<p><span><span>Beylikdüzü Belediyesi, mozaik sanatçısı Halil İbrahim Uyumaz’ın “Sessiz Davet” adlı sergisine ev sahipliği yapıyor. Sanatçının 25 yıllık mozaik serüvenini yansıtan sergi, yaklaşık 50 eserden oluşuyor. Usta sanatçı Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun çok yönlü sanat anlayışından ve mozaik çalışmalarından ilham alarak kurduğu Siyah Sanat Atölyesi’nde çalışmalarını sürdüren Uyumaz, bu özel sergiyle sanatseverleri görsel bir yolculuğa davet ediyor. “Sessiz Davet” sergisi, 12 Temmuz tarihine kadar Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi (BAKSM) Galeri Bedri Rahmi Sergi Salonu’nda ziyaret edilebilecek.</span></span></p>
<p><span><span><b>BAKSM’de 25. yılımı kutlamak benim için çok büyük onur”</b></span></span></p>
<p><span><span>Serginin açılışında yaptığı konuşmasında emeği geçen herkese teşekkür eden Uyumaz, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün ismini taşıyan Beylikdüzü Atatürk Kültür Merkezi&#8217;nde 25. yılımı kutlamak benim için çok büyük bir onurdur” dedi. </span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-davet-sanatseverlerle-bulustu-544654">&#8220;Sessiz Davet&#8221; Sanatseverlerle Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sessiz Tehlike: Elektronik Sigara Gençlerin Cebinde!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-elektronik-sigara-genclerin-cebinde-541222</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 May 2025 08:45:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cebinde]]></category>
		<category><![CDATA[elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerin]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541222</guid>

					<description><![CDATA[<p>31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada elektronik sigaraların sanıldığından çok daha tehlikeli olduğunu vurgulayan Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Banu Musaffa Salepçi, her yıl dünya genelinde 8 milyondan fazla insanın tütün kullanımına bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğine işaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-elektronik-sigara-genclerin-cebinde-541222">&#8220;Sessiz Tehlike: Elektronik Sigara Gençlerin Cebinde!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada elektronik sigaraların sanıldığından çok daha tehlikeli olduğunu vurgulayan Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Banu Musaffa Salepçi, her yıl dünya genelinde 8 milyondan fazla insanın tütün kullanımına bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğine işaret etti.  Prof. Dr. Salepçi, bu kayıpların yaklaşık 7 milyonunun aktif, 1,3 milyonunun ise pasif içiciler olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>“GENÇLERDE ELEKTRONİK SİGARA KULLANIM ORANI YÜZDE 20’LERE ULAŞTI”</strong></p>
<p>Gençler arasında elektronik sigara kullanım oranının dünya genelinde yüzde 20’lere ulaştığını, Türkiye’de ise lise ve üniversite öğrencileri arasında bu oranın yüzde 16 ila 20 arasında değiştiğini belirten Prof. Dr. Salepçi, “Birçok genç sigaraya hiç başlamamışken, sırf karizmatik görüneceğini düşündüğü için elektronik sigara kullanmaya başlıyor. Bu ürünler cazip aromalarla ve renkli tasarımlarla sunularak gençlerin ilgisini çekiyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;NİKOTİN BAĞIMLILIĞI GELİŞİYOR, AİLELER FARK ETMİYOR&#8221;</strong><br /> Gençlerin kullandığı tek kullanımlık puff barların içinde 300 puffa kadar likit bulunduğunu ve ciddi miktarda nikotin içerdiğini belirten Prof. Dr. Salepçi, “Gençler bu ürünleri birlikte alıp kullanabiliyor. Ne kadar nikotin alındığı bilinmediği için ciddi bağımlılık riski taşıyor. Üstelik aileler çoğu zaman çocuklarının elektronik sigara kullandığını fark edemiyor” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;AKCİĞER HASARI RİSKİ ÇOK YÜKSEK&#8221;</strong><br /> Elektronik sigaraların daha az zararlı olduğu algısının gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Prof. Dr. Salepçi, “Bu cihazlar 300 dereceye kadar ısındığı için içlerindeki metal ve katkı maddeleri kanserojen hale geliyor. Özellikle akciğer dokusuna ciddi hasar veriyor. Akciğer kanseri riskini artırdığı gibi, geri dönüşü olmayan solunum yetmezliklerine de yol açabiliyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;HAYATI TEHDİT EDEN SONUÇLARA YOL AÇABİLİYOR&#8221;</strong><br />2019 yılında ABD&#8217;de yaklaşık 2 bin 500 kişi ani solunum sıkıntısıyla hastaneye başvurmuş, 67 kişi hayatını kaybetmişti. Prof. Dr. Salepçi, bu vakaların çoğunun elektronik sigara kullandığı ve akut akciğer hasarı yaşadığı tespit edildiğini belirterek, “Elektronik sigaraların içine pek çok aroma katılıyor, E vitamini de bunlardan biri. Öyle bir hasar yaratıyor ki geri dönüşümsüz bir şekilde hastayı yoğun bakıma götürüyor, hatta yaşamına mal oluyor. ABD’de 16 yaşındaki bir genç akciğer nakli olmak zorunda kaldı. Ülkemizde de göğüs hastalıkları polikliniklerine aynı nedenle yatan gençler oluyor.”</p>
<p><strong>&#8220;YASALARA ve YASAKLARA RAĞMEN ULAŞIM KOLAY&#8221;</strong><br /> Türkiye’de elektronik sigaraların kapalı alanlarda kullanımını yasaklayan ve ithalatını engelleyen yasal düzenlemelere rağmen, bu ürünlere erişimin hâlâ çok kolay olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Salepçi, “Yasaklara rağmen hızla yayılan bir maddeyle karşı karşıyayız. Bugün akciğerlere ciddi zarar verdiğini biliyoruz, ancak uzun vadede sigara gibi kanserojen etkilerinin ortaya çıkacağından eminiz” dedi.</p>
<p><strong>AİLELERE ÇAĞRI: “USB SANMAYIN, E-SİGARA OLABİLİR”</strong></p>
<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Banu Musaffa Salepçi, “Bazı ülkelerde elektronik sigaralar sigarayı bırakma yöntemi olarak reçete ediliyor. Ancak Dünya Sağlık Örgütü, gençler üzerindeki etkileri nedeniyle bu ürünlerin acilen denetlenmesi ve 18 yaşından küçüklere satışının yasaklanması gerektiğini belirtiyor. Özellikle astım gibi solunum yolu hastalıkları olan çocuklarda semptomları şiddetlendiriyor. Aileler, e-sigaranın USB ya da oyuncak gibi görünmesinden dolayı fark edemeyebiliyor. Kokusu olmaması da bu riski artırıyor. Bu konuda ailelerin ve okullarda öğretmenlerin çok dikkatli olması gerekiyor.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-elektronik-sigara-genclerin-cebinde-541222">&#8220;Sessiz Tehlike: Elektronik Sigara Gençlerin Cebinde!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avasküler Nekroz: Sessiz Tehdit ve Hiperbarik Oksijen Tedavisiyle Gelen Umut</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/avaskuler-nekroz-sessiz-tehdit-ve-hiperbarik-oksijen-tedavisiyle-gelen-umut-540992</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 May 2025 14:01:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[avasküler]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[hiperbarik]]></category>
		<category><![CDATA[nekroz]]></category>
		<category><![CDATA[oksijen]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisiyle]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=540992</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayat bazen öyle küçük sinyaller verir ki, onları fark etmek bazen mümkün olmaz. Özellikle bedenimizle ilgili küçük rahatsızlıklar, hafife alındığında daha büyük sorunlara dönüşebilir. Avasküler nekroz da tam böyle bir sorun. Kemik dokusunun “kansız kalması” sonucu başlayan bu hastalık, çoğu zaman sinsi ilerler. Ama birazdan anlatacağım bir tedavi var ki, bu sinsi düşmana karşı umut ışığı yakıyor: Hiperbarik Oksijen Tedavisi, yani HBO.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/avaskuler-nekroz-sessiz-tehdit-ve-hiperbarik-oksijen-tedavisiyle-gelen-umut-540992">Avasküler Nekroz: Sessiz Tehdit ve Hiperbarik Oksijen Tedavisiyle Gelen Umut</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avasküler nekroz dediğimizde aslında kemik hücrelerinin ölümü söz konusu. Kemiklere giden kan azalınca, o dokular oksijen ve besin yetersizliği yaşar, zamanla çökme ve ağrı başlar. Kalça ekleminde sık görülür, hareket kısıtlanır, yaşam kalitesi düşer. Kulağa ciddi geliyor, değil mi? Çünkü öyle.</p>
<p>Şimdi HBO’ya gelelim. Yüksek basınçlı ortamda saf oksijen soluduğunuzu düşünün. Vücudunuz, normalde alamayacağı kadar oksijenle doluyor ve bu oksijen, damarları açıyor, yeni damar oluşumunu tetikliyor. Böylece kemik dokusunun iyileşmesi hızlanıyor. Bir nevi “yeniden canlanma” sağlanıyor.</p>
<p>Bu tedavi, avasküler nekrozun erken aşamalarında uygulandığında hastalığın ilerlemesini engelleyebiliyor, ağrıları azaltıyor ve eklem fonksiyonlarını koruyor. Tabii ki mucize değil, ama hastaların hayatını değiştiren bir umut.</p>
<p>Bize düşen ise erken fark etmek ve doktora başvurmak. Unutmayalım, sağlıkta ertelemek en büyük düşmanımızdır. Avasküler nekrozla mücadelede HBO, modern tıbbın sunduğu önemli silahlardan biri. Kim bilir, belki siz ya da tanıdığınız biri için de bir umut kapısı açar.</p>
<p>Sağlıklı ve hareketli günler dilerim.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/avaskuler-nekroz-sessiz-tehdit-ve-hiperbarik-oksijen-tedavisiyle-gelen-umut-540992">Avasküler Nekroz: Sessiz Tehdit ve Hiperbarik Oksijen Tedavisiyle Gelen Umut</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vurgun Yiyen Dalgıçların Nefesi: Hiperbarik Oksijenin Sessiz Mucizesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vurgun-yiyen-dalgiclarin-nefesi-hiperbarik-oksijenin-sessiz-mucizesi-540988</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tab. Alb Emin Elbüken]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 May 2025 13:59:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[dalgıçların]]></category>
		<category><![CDATA[hiperbarik]]></category>
		<category><![CDATA[mucizesi]]></category>
		<category><![CDATA[nefesi]]></category>
		<category><![CDATA[oksijenin]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[vurgun]]></category>
		<category><![CDATA[yiyen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=540988</guid>

					<description><![CDATA[<p>Denizaltının mavilikleriyle flört eden her dalgıç, suyun altındaki sessizliğin bir bedeli olduğunu bilir. Derinlere indikçe artan basınç, insan bedeninde görünmeyen bir savaş başlatır. Bu savaşın en bilinen sonuçlarından biri de "dekompresyon hastalığı", halk arasında bilinen adıyla "vurgun". Ve bu sessiz tehlikenin en etkili ilacı, yine sessiz bir odada, yoğun basınç altında verilen saf oksijendir: hiperbarik oksijen tedavisi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vurgun-yiyen-dalgiclarin-nefesi-hiperbarik-oksijenin-sessiz-mucizesi-540988">Vurgun Yiyen Dalgıçların Nefesi: Hiperbarik Oksijenin Sessiz Mucizesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Vurgun nedir, neden olur?</strong></p>
<p>Dalgıçlar derinlere indiklerinde, soludukları havadaki azot, artan basınç nedeniyle dokularda çözünür hale gelir. Eğer dalıştan sonra yüzeye çıkış çok hızlı olursa, bu çözünmüş azot tekrar gaz haline geçerek küçük kabarcıklar oluşturur. Bu kabarcıklar vücudun çeşitli yerlerinde tıkanmalara, ağrılara, felce hatta ölüme yol açabilir. İşte bu duruma “vurgun yemek” denir.</p>
<p><strong>Hiperbarik oksijen tedavisi ne yapar?</strong></p>
<p>Bir vurgun vakası yaşandığında zamanla yarış başlar. Dalgıç, mümkün olan en kısa sürede hiperbarik oksijen tedavisine alınmalıdır. Bu tedavi, özel olarak tasarlanmış bir basınç odasında gerçekleştirilir. Hasta, normal atmosfer basıncının 2-3 katı yüksekliğe sahip bu ortamda saf oksijen solur. Bu uygulama iki önemli etki yaratır:</p>
<p>Azot kabarcıklarının küçülmesini sağlar. Yüksek basınç sayesinde gaz kabarcıkları mekanik olarak bastırılır ve yeniden çözünmeye zorlanır.</p>
<p>Dokuya oksijen desteği sağlar. Hasar gören dokulara normalde taşınamayacak miktarda oksijen ulaştırılır, böylece iyileşme süreci hızlanır.</p>
<p><strong>Sadece bir tedavi değil, bir kurtarma aracı<br />
</strong><br />
Hiperbarik oksijen tedavisi yalnızca tıbbi bir müdahale değil, aynı zamanda hayatta kalma şansı sunan bir kurtarma aracı olarak görülmelidir. Özellikle profesyonel dalgıçlar, askeri personel ve su altı işçileri için hiperbarik odalar, bir güvenlik protokolünün vazgeçilmez parçasıdır.</p>
<p><strong>Geç kalınırsa ne olur?</strong></p>
<p>Tedavinin başarı oranı, müdahalenin hızıyla doğru orantılıdır. İlk 6 saat içinde yapılan hiperbarik uygulamalar, genellikle tam iyileşmeyle sonuçlanır. Ancak gecikme yaşanırsa, sinir sistemi kalıcı zarar görebilir ve hasta ömür boyu etkilerini taşıyabilir.</p>
<p><strong>Son söz</strong></p>
<p>Deniz altının büyüsüne kapılmak, insanın doğayla en yakın temaslarından biridir. Ama bu büyünün bir sınırı, bir disiplini vardır. Vurgun, doğanın bu sessiz uyarısıdır. Ve hiperbarik oksijen tedavisi, modern tıbbın bu uyarıya verdiği en etkili yanıttır. Sessizliğin içinde, basınçla verilen saf bir nefes… Hayatla ölüm arasındaki farkı belirleyebilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vurgun-yiyen-dalgiclarin-nefesi-hiperbarik-oksijenin-sessiz-mucizesi-540988">Vurgun Yiyen Dalgıçların Nefesi: Hiperbarik Oksijenin Sessiz Mucizesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yolda dinlenmeye zorlayan sessiz tehlike!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yolda-dinlenmeye-zorlayan-sessiz-tehlike-530607</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 May 2025 14:52:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dinlenmeye]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[yolda]]></category>
		<category><![CDATA[zorlayan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=530607</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern çağın hareketsiz (sedanter) yaşantısında sinsice ilerleyen omurga kanalı daralması, genellikle 50 yaş üzerinde ortaya çıkarken, son yllarda yanlış yaşam alışkanlıklarının da etkisiyle görülme sıklığı hızla artıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yolda-dinlenmeye-zorlayan-sessiz-tehlike-530607">Yolda dinlenmeye zorlayan sessiz tehlike!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Modern çağın hareketsiz (sedanter) yaşantısında sinsice ilerleyen omurga kanalı daralması, genellikle 50 yaş üzerinde ortaya çıkarken, son yllarda yanlış yaşam alışkanlıklarının da etkisiyle görülme sıklığı hızla artıyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu </strong>“Hastalığın ilerlemesiyle birlikte kişinin ağrısız yürüyebilme süresi giderek kısalır. Bel ve bacak ağrılarınız sıklaştıysa ve yatak istirahatiyle geçmiyorsa mutlaka beyin ve sinir cerrahına başvurmanız gerekir. Çünkü sinir kayıplarının önlenmesi açısından erken teşhis çok büyük önem taşımaktadır” diyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu, omurga kanalı darlığına yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Omurga kanalı darlığı ülkemizde son yıllarda hızla yaygınlaşmasına rağmen, hastalıkla ilgili toplumsal farkındalığın düşük olması tanı ve tedavide önemli gecikmelere yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu</strong>, tıp dilinde ‘lomber dar kanal’ denilen hastalığın genellikle 50 yaş sonrası ortaya çıktığını, en sık 60-70 yaşları arasında görüldüığünü belirterek “Sokakta yürürken yol kenarında durup, bel ve bacaklarındaki ağrıların geçmesini bekleyen ve bir süre dinlendikten sonra yoluna devam eden insanlara pek çoğumuz rastlamışızdır. Bu tablonun arka planında genellikle “lomber dar kanal” adı verilen omurga kanalı darlığı sorunu yatmaktadır.  Lomber dar kanal; omurganın içinde omurilik ve bacağa giden sinirlerin bulunduğu kanalın, kemik veya bağların kireçlenerek sinire ait alanı işgal etmesi neticesinde sinirlerin sıkışmasına yol açan bir hastalıktır. Bel ağrısından sonra başlayan, tek ya da iki taraflı bacak ağrıları belirtisiyle ortaya çıkan bu hastalık, doğumsal veya yaşlanma ile oluşabilmektedir. Eskiden sıklıkla ileri yaşlarda görülen bu hastalık günümüzde artık genç yaşlarda da görülmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Yanlış yaşam alışkanlıkları neden olabiliyor!</strong></p>
<p>Yaşa bağlı olarak omurgada kireçlenme gibi dejeneratif değişikliklerin omurga kanalını daraltarak bu hastalığa neden olabildiği gibi, yanlış yaşam alşıkanlıklarının da büyük rol oynadığını vurgulayan Prof. Dr. Çavuşoğlu sözlerine şöyle devam ediyor: “Pandemi sonrası maalesef uzun süre hareketsiz yaşam tarzı, bel ve karın kaslarının zayıflamasına yol açarken, bel omurgası üzerine binen yükü de artırdığından, omurga kanalı darlığının görülme sıklığı artmıştır. Kilolu olma, ağır kaldırma, ters hareket yapma gibi omurgayı yük altında bırakan etkenler sonucunda fıtıklaşma olmasa bile, zaman içerisinde bel eklemlerinde ve bağ dokularında kalınlaşmaya, kireçlenmeye ve kanal içinde sinirlerin sıkışmasına yol açmaktadır. “ </p>
<p><strong> Bu belirtilerle kendini gösteriyor!</strong></p>
<p>Omurga kanalı darlığının aralıklı topallama belirtisi verdiğini, özellikle uzun mesafe yürüme sonrasında hastanın bacaklarında karıncalanma ve ağrı hissettiğini belirten Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu, ağrısız yürüyebilme süresinin de giderek kısaldığını söylüyor. Ağrıların sıklaşması ve belirli süreli yatak istirahati ile geçmemesi durumunda mutlaka bir beyin ve sinir cerrahına başvurulması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çavuşoğlu şöyle konuşuyor: “Kanal darlığının yaşlılık ile görülen şeklinde tabloya bel fıtıkları da eklenebilir. Bel fıtığı lomber dar kanal ile birleştiğinde daha fazla şikâyete neden olur ve ameliyatı erkene çekebilir. Bu nedenle bel ağrısından sonra başlayan, tek veya iki taraflı bacak ağrısı belirtisiyle ortaya çıkan bu hastalıkta erken teşhis normal yaşama bir an önce ve sağlıkla dönebilmek açısından çok önemlidir.”</p>
<p><strong>Çok ciddi sorunlara neden olabiliyor!</strong></p>
<p>Hastalığın tanı ve tedavisinin gecikmesi durumunda ağrı ile birlikte uyuşma, ağrının yayıldığı bacakta kuvvet kaybı, basının ilerlemesi durumunda ilgili adalelerde felç hatta hastanın idrarını ve dışkısını tutamama gibi sorunların ortaya çıkabildiğine dikkat çeken Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu “Beyin cerrahının görevi sinirde kayıplar olmadan önlem almaktır. Hastalık öyküsünün alınması ve fiziki muayenenin ardından çeşitli tetkikler istenebilir. Genellikle bel bölgesinde görülen ama sırt ve boyunda da etkili olabilen bu hastalığın teşhisinde MR altın standarttır. Ağrıya neden olan durumun lomber kanal darlığı olduğu tespit edildiği takdirde ameliyat planlanır. Cerrahinin amacı, omurga kanalında sinirlerin yer aldığı alanı genişletmektir” diyor. </p>
<p><strong>Ağır ameliyatlar yerine mikrocerrahi tekniği uygulanıyor!</strong></p>
<p>Günümüzde tıp ve teknolojideki hızlı gelişmeler sayesinde ağır ameliyatlar yerine mikrocerrahi tekniği uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu “Son yıllarda minimal invaziv denilen yani dokuya hasarı en az seviyeye indiren yöntemle mevcut şikâyetler giderilmektedir. Mikrocerrahi tekniği ile lomber dar kanal ameliyatlarında alınan sonuçlar son derece yüz güldürücüdür. Bu ameliyat tekniğini yaşlıların çok korktukları diğer ameliyat tekniklerine oranla; kanamanın az olması, kısa sürede sosyal yaşantısına dönüş imkânı sağlaması ve ameliyat konforu nedeni ile özelikle öneriyoruz” diyor. Bu ameliyat sayesinde korse takılması ve vida konması gibi hastaya ek külfet getirecek riskli ameliyat tekniklerinden kaçınılmış olunduğunu belirten Prof. Dr. Çavuşoğlu sözlerine şöyle devam ediyor: “Kanal darlığının durumuna göre 2-4 saat süren bu ameliyattan 3 saat sonra hasta yürütülür. İstenildiği takdirde hasta ameliyattan 5 saat sonra taburcu dahi olabilir. Dikiş yoktur, 2 gün sonra pansuman çıkarılıp banyo yapılabilir. Ameliyat sonrası hastanın oturması yürümesi, merdiven inip çıkması serbesttir ancak hastalarımıza iki hafta süresince her seferinde 20 dakikadan uzun oturmamalarını önermekteyiz. Ameliyattan 15 gün sonra da jimnastik programı başlanır. “</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yolda-dinlenmeye-zorlayan-sessiz-tehlike-530607">Yolda dinlenmeye zorlayan sessiz tehlike!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Denizlerde Sessiz Tehlike Temizleniyor: Hayalet Ağlar Toplandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/denizlerde-sessiz-tehlike-temizleniyor-hayalet-aglar-toplandi-529803</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 May 2025 07:26:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ağlar]]></category>
		<category><![CDATA[denizlerde]]></category>
		<category><![CDATA[hayalet]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[temizleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[toplandı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=529803</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda İzmir İl Jandarma Komutanlığı Sualtı Arama Kurtarma Timi  katılımıyla Karaburun açıklarında hayalet ağ temizliği çalışması gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/denizlerde-sessiz-tehlike-temizleniyor-hayalet-aglar-toplandi-529803">Denizlerde Sessiz Tehlike Temizleniyor: Hayalet Ağlar Toplandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda İzmir İl Jandarma Komutanlığı Sualtı Arama Kurtarma Timi  katılımıyla Karaburun açıklarında hayalet ağ temizliği çalışması gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında deniz dibinden yaklaşık 1,5 ton terk edilmiş balık ağı çıkarıldı.</p>
<p>“Hayalet ağ” olarak adlandırılan bu terk edilmiş ağlar, uzun yıllar boyunca deniz canlıları için ölümcül tuzaklara dönüşebiliyor. Balıklar, deniz kaplumbağaları ve diğer canlılar, bu ağlara takılarak hayatını kaybediyor. Ayrıca bu ağlar, deniz tabanındaki ekosistemi tahrip ediyor ve sürdürülebilir balıkçılığı tehdit ediyor.</p>
<p>İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Sahin yaptığı açıklamada; bu çalışmanın yalnızca bir temizlik değil, aynı zamanda farkındalık oluşturma amacı taşıdığını belirtti. “Hayalet ağlar hem çevre hem de ekonomi açısından ciddi riskler oluşturuyor. Bu temizlik çalışmalarını tüm kıyılarımızda sürdüreceğiz” dedi. Mustafa Şahin ayrıca balıkçıların ağlarını denize terk etmemeleri konusunda uyarılarda bulunarak, sürdürülebilir balıkçılık için herkesin sorumluluk alması gerektiğini vurguladı.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/denizlerde-sessiz-tehlike-temizleniyor-hayalet-aglar-toplandi-529803">Denizlerde Sessiz Tehlike Temizleniyor: Hayalet Ağlar Toplandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kelime kaybıyla başlayan sessiz tehdit: Primer Progressif Afazi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kelime-kaybiyla-baslayan-sessiz-tehdit-primer-progressif-afazi-528770</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 May 2025 10:09:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[afazi]]></category>
		<category><![CDATA[başlayan]]></category>
		<category><![CDATA[kaybıyla]]></category>
		<category><![CDATA[kelime]]></category>
		<category><![CDATA[primer]]></category>
		<category><![CDATA[progressif]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=528770</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzman Prof. Dr. Sultan Tarlacı, nadir bir nörolojik hastalık olan Primer Progresif Afazi’nin (PPA) belirtileri, tanı süreci ve hastaya yaklaşım yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kelime-kaybiyla-baslayan-sessiz-tehdit-primer-progressif-afazi-528770">Kelime kaybıyla başlayan sessiz tehdit: Primer Progressif Afazi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzman Prof. Dr. Sultan Tarlacı, nadir bir nörolojik hastalık olan Primer Progresif Afazi’nin (PPA) belirtileri, tanı süreci ve hastaya yaklaşım yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Dil becerilerinde yavaş ve ilerleyici bozulmayla ortaya çıkıyor!</strong></p>
<p>Birincil ilerleyen dil kaybı olarak da bilinen Primer Progresif Afazi’nin (PPA), yavaş ilerleyen ve genellikle konuşma ve dil becerilerini etkileyen nadir bir nörolojik hastalık olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Bu durum, Alzheimer hastalığı gibi diğer demans türlerinden farklı olarak, başlangıçta sadece dil işlevlerini etkiler ve zamanla diğer bilişsel alanlara yayılmadan önce konuşma ve dilde kelime kayıpları ile belirgin bozulmalara yol açar.” dedi.</p>
<p>PPA&#8217;nın en belirgin özelliğinin, dil becerilerinde yavaş ve ilerleyici bir bozulma olduğunu aktaran Tarlacı, bu bozulmaların, genellikle dil üretiminde veya anlama becerilerinde ortaya çıktığını ifade etti.</p>
<p><strong>PPA, psikiyatrik konuşma bozukluğu ile karıştırılabiliyor! </strong></p>
<p>Karşılaşılan vakaların birçoğunun psikiyatrik konuşma bozukluğu zannedildiğini ve hastaların psikolojik nedenlerle konuşmak istemediğinin düşünüldüğünü kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Bu şekilde karşılaştığımız vakalar var; 10 yıl boyunca psikolojik konuşma bozukluğu zannedildiği için o şekilde takip edilmiş. Genelde konuşma kaybı, kelime kaybı ve anlama kaybı olunca içe çekilme ile psikolojik sanılıyor. PPA başlangıçta yalnızca dil işlevlerini etkilerken, hastalığın ilerleyen aşamalarında diğer bilişsel işlevlerde de bozulmalar görülebilir. Bu, hasta kişilerin daha genel bilişsel işlevlerde de sorun yaşamaya başlaması anlamına gelebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Erkeklerde kadınlardan iki kat daha fazla görülüyor!</strong></p>
<p>PPA’nın ilk olarak 1982 yılında, dünyanın en iyi sinirbilmcilerinden biri olan Türk asıllı Marsel Mesulam tarafından tanımlandığını ifade eden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şunları söyledi:</p>
<p>“Marsel, PPA’yı demansın eşlik etmediği dil yetisi kaybı (afazi) olarak tanımladı. Ortalama olarak, dil kaybının ilk semptomların ortaya çıkmasından yaklaşık beş yıl sonra, PPA belleği ve diğer bilişsel fonksiyonları ve ayrıca davranışı etkilemeye başlar. Erkeklerde kadınlardan iki kat daha fazla görülür. PPA&#8217;lı insanlar genellikle karmaşık işler yapabilir ancak konuşma veya dil konusunda zorluk çekebilirler. Hastalık ilerledikçe, yazılı veya sözlü kelimeleri konuşma ve anlama zorlaşır.”</p>
<p><strong>Empati, sabır ve duygusal destek önemli!</strong></p>
<p>Primer Progressif Afazi’yi fark edebilmek için hastaya ve yakın çevresine önerilerde bulunan<strong> </strong>Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Hastanın konuşurken kelimeleri bulmakta zorlanıp zorlanmadığını veya sık sık duraksayıp duraksamadığını gözlemleyin.” dedi.</p>
<p>Kelimelerin veya cümlelerin anlamını anlamakta zorluk yaşanıyorsa, hastanın kelime seçimlerinde veya ifadelerinde belirsizlikler olabileceğine vurgu yapan Tarlacı, “Cümle yapısında bozulmalar, gramer hataları veya eksik cümleler fark ediliyorsa, bu PPA&#8217;nın bir işareti olabilir. Hastanın sosyal etkileşimlerde veya günlük konuşmalarda zorluk yaşayıp yaşamadığı, davranışlarında veya ruh halindeki değişiklikler gözlemlenmeli. PPA hastaları genellikle iletişim zorluklarından dolayı frustrasyon veya sosyal çekilme yaşayabilirler. Hastanın yaşadığı zorluklar karşısında empati ve sabır göstermek önemlidir. Dil bozuklukları kişisel ve duygusal bir etki yaratabilir, bu nedenle duygusal destek sağlamak büyük önem taşır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p>PPA&#8217;nın tanısı ve yönetimi için bir nörolog veya konuşma terapisti ile görüşmenin önemli olduğunu da sözlerine ekleyen Tarlacı, uzmanların, hastanın belirtilerini değerlendirerek, hikayesi, beyin görüntüleme testleri ve dil testleri ile genelde rahatlıkla tanı koyabileceklerini söyledi. </p>
<p><strong>TMU, PPA için bir tedavi yöntemi olarak değerlenidiriliyor…</strong></p>
<p>Primer progresif afazi (PPA) gibi dil ve konuşma bozukluklarında tedavi ve yönetim stratejilerinin etkinliğinin, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabileceğine ve hastanın yaşam kalitesini artırabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Bu bağlamda, Transkraniyal Manyetik Uyarım (TMU), PPA&#8217;da uygulanabilecek bir tedavi yöntemi olarak değerlendirilmektedir.” dedi.</p>
<p>TMU’nun, beyin bölgelerine manyetik alanlar uygulayarak sinir hücrelerinin aktivitesini modüle etmeyi amaçlayan non-invaziv bir nöromodülasyon yöntemi olduğunu dile getiren Tarlacı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Uygulama sırasında, kafa derisine yerleştirilen bir bobin aracılığıyla beynin belirli bölgelerine kısa süreli manyetik darbeler gönderilir. Bu manyetik darbeler, beyin hücrelerinin elektriksel aktivitesini etkileyebilir. TMU, beynin plastisite yeteneğini artırarak dil işleme ve konuşma becerilerinin iyileşmesine yardımcı olabilir. Beyindeki bozulmuş dil bölgelerinin işlevini destekleyerek, dil becerilerinde iyileşme sağlayabilir. TMU, genel bilişsel işlevleri desteklemeye ve potansiyel olarak diğer bilişsel bozuklukların etkilerini hafifletmeye yardımcı olabilir. Bu, dil becerileri ile ilgili kognitif süreçlerin iyileşmesine katkıda bulunabilir. TMU, bazı hastalarda duygusal ve psikolojik durumların iyileşmesine yardımcı olabilir. Dil bozuklukları ile ilişkilendirilen frustrasyon ve stresin azaltılmasına katkıda bulunabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kelime-kaybiyla-baslayan-sessiz-tehdit-primer-progressif-afazi-528770">Kelime kaybıyla başlayan sessiz tehdit: Primer Progressif Afazi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazililer Gazze&#8217;deki soykırıma sessiz kalmadı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazililer-gazzedeki-soykirima-sessiz-kalmadi-460886</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 May 2024 08:38:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[gazzedeki]]></category>
		<category><![CDATA[kalmadı]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazililer]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[soykırıma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=460886</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarına katılan ünlü şarkıcı Haluk Levent, Filistin’de yaşanan soykırıma dikkat çekti. Ünlü şarkıcının isteği üzerine on binlerce kişi, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında, başta çocuklar olmak üzere tüm hayatını kaybedenler için saygı duruşunda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazililer-gazzedeki-soykirima-sessiz-kalmadi-460886">Osmangazililer Gazze&#8217;deki soykırıma sessiz kalmadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinliklerinde, Filistin’de İsrail zulmü altındaki çocuk ve gençler unutulmadı. 19 Mayıs Atatürk&#8217;ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları kapsamında Osmangazi Meydanı’nda konser verecek olan ünlü şarkıcı Haluk Levent’in öncülüğünde, on binlerce Osmangazili, bir dakikalık saygı duruşunda bulunarak, Filistin’de yaşanan zulme sessiz kalmadı.</p>
<p><b>“GENÇLERİMİZ FİLİSTİN’DEKİ SOYKIRIMA DUR DİYECEKTİR”</b></p>
<p>Konser öncesinde Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ile birlikte sahneye çıkan ünlü şarkıcı, yaptığı konuşmada, “Çok hassas günlerden geçiyoruz. Dünyanın dört bir yanında hiç olmasını istemediğimiz olayların yaşandığını görüyoruz. Ben Atatürk gençliğinin, O’nun gösterdiği yoldan ilerleyen gençlerimizin, dünyadaki zulme dur diyeceğine inananlardanım. Türkiye Cumhuriyeti devletinin güzel gençleri olarak sizlerin, hiçbir şeyi görmezlikten gelmeden, etrafımızda yaşanan soykırımlara dur diyeceğinizi biliyorum. Bugün,  yurt genelinde 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı çeşitli etkinliklerle coşku içerisinde kutluyoruz. Ancak, hemen yanı başımızda bu coşkuyu yaşayamayan on binlerce aile var. Atatürk gençliği olarak sizlerden bugün bir dakikalığına Filistin’deki soykırıma dikkat çekmek için saygı duruşunda bulunmamızı istiyorum” diye konuştu.</p>
<p>Haluk Levent’in isteği üzerine konser alanın dolduran on binlerce kişi, Gazze için saygı duruşunda bulundu. Haluk Levent’in bu duyarlı hareketi Osmangazililer tarafından uzun süre alkışlandı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazililer-gazzedeki-soykirima-sessiz-kalmadi-460886">Osmangazililer Gazze&#8217;deki soykırıma sessiz kalmadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gazze&#8217;de öldürülen çocuklar için sessiz eylem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gazzede-oldurulen-cocuklar-icin-sessiz-eylem-423634</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Nov 2023 21:02:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[eylem]]></category>
		<category><![CDATA[gazzede]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[öldürülen]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423634</guid>

					<description><![CDATA[<p>“İnsanlığın Onur Sınavı: Gazze” başlığı altında Bağcılar Belediyesi’nde düzenlenen etkinlikte Filistin’de öldürülen çocuklara dikkat çekmek için Başkanlık sahnesi sessizliğe büründü. Bu amaçla Gazze’de katledilen çocukların isimleri Başkanlık sahnesindeki koltuklara yazıldı ve boş salonda “Tay” adlı çizgi film gösterildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gazzede-oldurulen-cocuklar-icin-sessiz-eylem-423634">Gazze&#8217;de öldürülen çocuklar için sessiz eylem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gazze’de öldürülen çocuklar için sessiz eylem</p>
<p>“İnsanlığın Onur Sınavı: Gazze” başlığı altında Bağcılar Belediyesi’nde düzenlenen etkinlikte</p>
<p>Filistin’de öldürülen çocuklara dikkat çekmek için Başkanlık sahnesi sessizliğe büründü. Bu</p>
<p>amaçla Gazze’de katledilen çocukların isimleri Başkanlık sahnesindeki koltuklara yazıldı ve boş</p>
<p>salonda “Tay” adlı çizgi film gösterildi.</p>
<p>AK Partili İstanbul ilçe belediyeleri 7 Ekim’den bu yana Gazze’de yaşanan soykırıma dikkat</p>
<p>çekmek amacıyla 20 Kasım – 30 Aralık 2023 tarihleri arasında panelden konsere kadar 11 farklı</p>
<p>türde etkinliğe imza atacak. Etkinliklerin başlangıcı, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde</p>
<p>“İnsanlığın Onur Sınavı: Gazze” adlı programla başladı. Belediyelerin salonlarında saat 14.00’te</p>
<p>eş zamanlı olarak sessiz bir eylem yapıldı.</p>
<p>Çocukların isimleri boş koltuklara yazıldı</p>
<p>Bu amaçla Bağcılar Belediyesi Başkanlık sahnesinde gerçekleşen programda Gazze’de katledilen</p>
<p>çocukların isimleri salon koltuklarına yazıldı. Saat 14.00’ü gösterdiğinde de yapılan anonsun</p>
<p>ardından “Tay” adlı çizgi film gösterildi. Film süresince çocuk cıvıltıları ile dolması gereken salon,</p>
<p>sessizliğe büründü.</p>
<p>Gazze’deki çocukların sesini duyurmak için devlet ve millet olarak Filistin’in yanında olduklarını</p>
<p>söyleyen Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, “İsrail’in 75 yıldır sistematik olarak işlediği</p>
<p>insanlık dışı bu soykırımına karşı herkesi harekete geçmeye davet ediyoruz. Bugün anlamlı bir</p>
<p>duruş sergiledik. Tarihsel sorumluluğumuzun bilincinde olarak kardeşlerimizin itibarını, onurunu</p>
<p>en güçlü biçimde savunmaya devam edeceğiz. Nehirden Denize Filistin Özgür Olacak” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gazzede-oldurulen-cocuklar-icin-sessiz-eylem-423634">Gazze&#8217;de öldürülen çocuklar için sessiz eylem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: Gazze&#8217;de çocuklar binlerce ton bombayla öldürülüyor, buna sessiz kalamayız</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-gazzede-cocuklar-binlerce-ton-bombayla-olduruluyor-buna-sessiz-kalamayiz-418246</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Oct 2023 08:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[binlerce]]></category>
		<category><![CDATA[bombayla]]></category>
		<category><![CDATA[buna]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[gazzede]]></category>
		<category><![CDATA[kalamayız]]></category>
		<category><![CDATA[öldürülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[ton]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=418246</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Belediyeler Birliği Başkanı ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya’nın ev sahipliği yaptığı UCLG Dünya Konseyi Ana Tüzük Komitesi toplantısında konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-gazzede-cocuklar-binlerce-ton-bombayla-olduruluyor-buna-sessiz-kalamayiz-418246">Başkan Altay: Gazze&#8217;de çocuklar binlerce ton bombayla öldürülüyor, buna sessiz kalamayız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>BAŞKAN ALTAY: “GAZZE’DE ÇOCUKLAR BİNLERCE TON BOMBAYLA ÖLDÜRÜLÜYOR, BUNA SESSİZ KALAMAYIZ”</b></p>
<p><strong>Dünya Belediyeler Birliği Başkanı ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya’nın ev sahipliği yaptığı UCLG Dünya Konseyi Ana Tüzük Komitesi toplantısında konuştu. 1947 öncesi Filistin haritasını göstererek dünya belediyelerine seslenen Başkan Altay, “Hiçbir insani hakka erişimi olmayan insanların suyunu kesiyorsunuz, elektriğini kesiyorsunuz, hastaneleri ve okulları bombalıyorsunuz. Hiçbir sivil ayırımı yapmadan uçakla ve topla adeta çocukları katlediyorsunuz. Biz buna mı ses çıkarmayacağız? Yarın bundan utanmayacak mıyız?” dedi. Gazze’ye İsrail tarafından 19 gündür su verilmediğini ve insani yardımın ulaşmasına engel olunduğunu kaydeden Başkan Altay, “Gazze’de binlerce çocuk, o çocukların anneleri binlerce ton bomba altında öldürülüyor. Buna mı sessiz kalacağız? Yapılan hiçbir şey insanların toplu cezalandırılmasını gerektirmez. Bu kadar baskı, bu kadar zulüm Orta Doğu’ya asla barış getirmez. İnsanlar ne yaparlarsa yapsınlar, etrafını kapatıp, tecrit edip, suyunu, elektriğini keserek, hastanelerini bombalayamazsınız. Çocukları öldüremezsiniz. Buna hiç kimsenin hakkı yok. Lütfen size dayatılanla değil, medyanın size gösterdiğiyle değil, vicdanınızla hareket edin” diye konuştu.</strong></p>
<hr/>
<p>Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Dünya Teşkilatı (UCLG) Başkanı ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, UCLG Dünya Konseyi kapsamında düzenlenen Ana Tüzük Komitesi toplantısında konuştu.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Selçuklu Kongre Merkezi’nde devam eden UCLG Dünya Konseyi kapsamında Ana Tüzük Toplantısı’nda İsrail’in Filistin’e yönelik gerçekleştirdiği katliamlar hakkında konuşan Başkan Altay, konuşmasının başında BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in açıklamasından örnek verdi.</p>
<p><strong>BAŞKAN ALTAY 1947 ÖNCESİ FİLİSTİN HARİTASINI GÖSTEREREK DÜNYA BELEDİYELERİNE SESLENDİ</strong></p>
<p>1947 haritasını göstererek konuşmasını sürdüren Başkan Altay, “1949, 1967 ve bugün güncel durum. Gelinen noktada yeşil yerler Filistin halkının yaşadığı bölgeler, beyaz olanlar da İsrail’in yerleşimcilik adı altında işgal ettiği topraklar. 2007 yılından itibaren Gazze’ye insanların girmesi, çıkması yasak. Burada şunu açık yüreklilikle söylemek istiyorum: İçimiz acıyor, içimiz kan ağlıyor. Soykırıma uğrayan bir halkın daha duyarlı olması gerekirken, bunu adeta bir soykırım yapma hakkı olarak görmesini esefle karşılıyoruz. Gazze’de 2007 yılından itibaren insanların denizden ve karadan abluka altında olduğunu, hiçbir insani hakları olmadığını Gazze’de söylenen bir kelimeyle anlatabiliriz: ‘Gazze’de doğan, Gazze’de ölür.’ Biz buna karşı çıkmayacak mıyız? Biz buna sesimizi yükseltmeyecek miyiz?” diye konuştu.</p>
<p><strong>“CUMA NAMAZI İÇİN BİLE MESCİDE ALINMADIKLARI BİR YERDE FİLİSTİNLİLERDEN NE YAPMASINI BEKLİYORUZ?”</strong></p>
<p>Başkan Altay, şöyle devam etti: “İnsanların mescitlerinde ibadet hakkını bile ihlal eden yönetimin ne yapmasını bekliyoruz? Mescitlerine bile aranarak giren 65 yaşın altındaki insanların Cuma namazı için bile mescide alınmadığı bir yerde Filistinlilerden ne yapmasını bekliyoruz? Her gün Filistinlilerin evlerine el koymaları, topraklarına yerleşmeleri ve artık kendi içlerinde bile bir yere gidemez hale gelmeleri karşısında Filistinlilerin ne yapmasını bekliyoruz? Batı Şeria’da, Ramallah’ta yaşıyorsanız Kudüs’e mescide, namaza gelemiyorsunuz. Gazze’de dünyayla irtibatınız yok ve 1967 yılı Birleşmiş Milletler kararlarına rağmen Filistin’in, başkenti Kudüs olan bir devlet olmasına İsrail yönetimi sürekli engel oluyor.”</p>
<p><strong>“LÜTFEN VİCDANINIZLA HAREKET EDİN” </strong></p>
<p>Filistin’de yaşanan olayları salondaki katılımcılardan gözlerini kapatarak düşünmelerini isteyen Başkan Altay, “Tarafların İsrailli, Filistinli olmadığı bir hayalle bakmanızı istiyorum. Gözlerimizi kapatıyoruz ve iki toplum görüyoruz. Tecrit edilmiş, hiçbir insani hakka erişimi olmayan insanların suyunu kesiyorsunuz, elektriğini kesiyorsunuz, hastaneleri ve okulları bombalıyorsunuz. Hiçbir sivil ayrımı yapmadan uçakla ve topla adeta çocukları katlediyorsunuz. Biz buna mı ses çıkarmayacağız? Yarın bundan utanmayacak mıyız? Ölenin ya da öldürülenin kim olduğunun bir önemi yok. Önemli olan insan olarak ne düşündüğümüz. Gazze’ye 19 gündür su vermiyor İsrail yönetimi. Gazze’ye 19 gündür insani yardımın ulaşmasına engel oluyor. Gazze’de binlerce çocuk, o çocukların anneleri binlerce ton bomba altında öldürülüyorlar. Buna mı sessiz kalacağız? Lütfen vicdanınızla hareket edin. Yapılan hiçbir şey insanların toplu cezalandırılmasını gerektirmez. İnsanlar ne yaparlarsa yapsınlar, etrafını kapatıp, tecrit edip, suyunu, elektriğini keserek, hastanelerini bombalayamazsınız. Çocukları öldüremezsiniz. Buna hiç kimsenin hakkı yok. Lütfen size dayatılanla değil, medyanın size gösterdiğiyle değil, lütfen vicdanınızla hareket edin” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“BAŞKENTİ KUDÜS OLAN BİR FİLİSTİN DEVLETİ KURULMALI”</strong></p>
<p>UCLG olarak Filistin’de akan kanın bir an önce durması için bir çağrıda bulunmak zorunda olduklarını vurgulayan Başkan Altay, “Bir an önce ateşkes sağlanmalı, bir an önce insani yardım koridoru açılmalı. Eğer Orta Doğu’da barış istiyorsak, İsrail’de yaşayan Yahudiler, İsrail’de yaşayan Hristiyanlar ve Filistinli Müslümanlar kavga etmeden yaşayacaklarsa bunun tek bir yolu var. 1967 Birleşmiş Milletlerin kararları doğrultusunda başkenti Kudüs olan bir Filistin Devleti’nin kurulması. Bu kadar baskı, bu kadar zulüm Orta Doğu’ya asla barış getirmez. Bunu bir İsrail-Filistin kavgası olarak değil, iki toplumun kavgası olarak değerlendirin. Hiç kimse diğerinden üstün değil. Ölen Müslüman da olsa, Yahudi de olsa, Hristiyan da olsa insanlar ve çocuklar. Onun için bizim buradan güçlü bir şekilde önce ateşkesin sağlanması çağrısında bulunmamız lazım. Sonra insani koridorun açılması çağrısında bulunmamız lazım. Sonra da başkenti Kudüs olan bir Filistin Devleti kurulması çağrısında bulunmamız lazım. İkinci Dünya Savaşı’nda yaşadıklarımızın borcunu çocukları öldürerek veremeyiz, ki o dönemde de Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’nda gelen Yahudilere kucak açmıştır. Yahudilerin yaşamış olduğu, antisemitizm olmayan ülkelerden birinin belediye başkanı olarak konuşuyorum” açıklamasını yaptı.<br /> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-gazzede-cocuklar-binlerce-ton-bombayla-olduruluyor-buna-sessiz-kalamayiz-418246">Başkan Altay: Gazze&#8217;de çocuklar binlerce ton bombayla öldürülüyor, buna sessiz kalamayız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sepsis: Vücudun Sessiz Fırtınası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sepsis-vucudun-sessiz-firtinasi-404167</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Sep 2023 11:10:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[fırtınası]]></category>
		<category><![CDATA[sepsis]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[vücudun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=404167</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sepsis; hem dünyada hem de ülkemizde sağlıkla ilgili sorunlar arasında önemli bir yere sahiptir</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sepsis-vucudun-sessiz-firtinasi-404167">Sepsis: Vücudun Sessiz Fırtınası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sepsis; hem dünyada hem de ülkemizde sağlıkla ilgili sorunlar arasında önemli bir yere sahiptir. Her yıl 13 Eylül, tüm dünyada “Dünya Sepsis Günü” olarak anılır. Doğrudan bulaşıcı olmayan ancak enfeksiyonlarla bulaşan sepsis hakkında her bireyin bilinçlenmesi, farkındalığının artması çok önemli. Tekrarlama riskinin kişinin sağlık durumu ve altta yatan nedenlerine bağlı olarak değişebileceğini belirten Liv Hospital, Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. G. Dilek Arman: “Sepsis, vücudun sessiz fırtınası gibidir; ilk bakışta sakin gibi görünse de aslında içsel bir kaosun habercisidir.” diyerek sepsisin belirtilerinin neler olduğunu, neden önemli olduğunu, kimlerde görüldüğünü teşhis ve tedavisinde neler yapıldığını anlattı.<br /> </strong></p>
<p>Sepsis, ciddi bir sağlık sorunudur ve her bireyin bu konuda bilinçlenmesi önemlidir. Tüm dünyada Sağlık otoriteleri, herkesin sepsis hakkında bilinçlenmesi, enfeksiyonların erken teşhis edilmesi ve etkili tedaviyle ilgili farkındalığın artırılması gerektiğini vurgulamaktadır.</p>
<p><strong>Sepsis nedir?</strong><br />Sepsis, enfeksiyon sonucu vücudun bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesiyle ortaya çıkar. Bağışıklık sistemi, enfeksiyonla savaşmak yerine vücuda zarar vermeye başlar. Bu durum, enfeksiyonun bir bölgede sınırlı olsa bile, vücudun organ ve sistemlerinin etkilenmesine ve yetmezliğine neden olabilir.</p>
<p>Sepsis, vücudun sessiz fırtınası gibidir; ilk bakışta sakin gibi görünse de aslında içsel bir kaosun habercisidir. Bakteriler, adeta gizli bir ordu gibi hızla yayılırlar, bağışıklık sistemi ise çaresiz bir şekilde mücadele etmeye çalışır. Bu süreç, tıpkı okyanusta dalgaların yüzeyde görünmez bir şekilde çarpışması gibi vücudun derinliklerinde gerçekleşir. Eğer erken müdahale edilmezse, bu sessiz fırtına korkunç bir yıkıma dönüşebilir.</p>
<p><strong>Neden önemli?</strong><br />Her yıl 47-50 milyon sepsis olgusu gelişmekte ve en az 11 milyon can sepsis nedeni ile kaybedilmektedir. Bu demektir ki her 5 ölümden biri sepsis ile olmaktadır. Olguların %40’ını beş yaşından küçük çocuklar oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>Sepsis nedenleri</strong><br />Sepsis, daima enfeksiyon nedeni ile gelişir. Çoğu zaman pnömoni ya da ishal gibi bakteriyel, virüs veya mantarlarla gelişen enfeksiyonlar tetikleyici olmaktadır.</p>
<p>Sepsis doğrudan bulaşıcı değildir. Ancak enfeksiyonlar bulaşıcı olabilir.  Tekrarlama riski ise kişinin sağlık durumu ve altta yatan nedenlere bağlı olarak değişebilir.</p>
<p><strong>Sepsis belirtileri</strong><br />Sepsis acil bir durumdur. Belirtileri arasında aşırı titreme ve kas ağrılarının eşlik ettiği ateş, hızlı nefes alma, hızlı kalp atışı, düşük kan basıncı, zihinsel karışıklık ve/veya konuşma bozukluğu ve ciltte renk değişiklikleri bulunur. Zamanla idrar miktarında azalma söz konusu olabilir.  Özellikle ileri yaştaki bireylerde sepsis gelişimine rağmen hiç ateş olmayabileceği de akılda tutulmalıdır.</p>
<p>Erken tanı ve tedavi gerçekleştirilmesinde sepsis, organ yetmezliği, kalp krizi, inme ve hatta ölüme yol açabilir. Bu nedenle sayılan belirtiler fark edildiğinde acilen tıbbi yardım için başvurulmalıdır.</p>
<p>Günümüzde artan antibiyotik direnci nedeni ile erken tedavi ile dahi ölüm söz konusu olabilmektedir.</p>
<p>Diğer yandan Sepsis gelişmiş ve tedavi olmuş kişilerde %50’ye varan oranda uzun dönem fiziksel ve fizyolojik etkileri görülmektedir.</p>
<p><strong>Sepsis kimlerde görülür?</strong><br />Sepsis, her yaştan insanı etkileyebilir ancak yaşlılar, bebekler, bağışıklık sistemi zayıf olanlar ve kronik sağlık sorunlarına sahip bireyler daha yüksek risk altındadır.</p>
<p>Hastanede hastalıkları nedeni ile yatan hastalarda görülme riski yüksek olsa da yapılan çalışmalar sepsis olgularının en az %80’inin hastane dışında geliştiğini göstermektedir.</p>
<p><strong>Teşhis ve tedavi</strong><br />Sepsisin erken teşhisi kritik öneme sahiptir. Kan testleri, radyolojik incelemeler ve diğer tetkiklerle teşhis edilir. Tedavi, genellikle hastanede yapılır ve antibiyotikler, sıvı tedavisi ve solunum desteği gibi yöntemleri içerebilir.</p>
<p>Önlemler esas olarak enfeksiyonların önlenmesini kapsar; kişisel hijyenin sağlanması, maske-mesafe gibi korunma önlemlerinin alınması, gerekli aşıların yapılması yer alır. Ölümün önlenmesi için ise enfeksiyon belirtileri görüldüğünde hemen tıbbi yardım alınması gereklidir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sepsis-vucudun-sessiz-firtinasi-404167">Sepsis: Vücudun Sessiz Fırtınası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençlerin Yüzde 93&#8217;ü Düşük Ücretlere Sessiz Kalıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genclerin-yuzde-93u-dusuk-ucretlere-sessiz-kaliyor-374487</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 May 2023 10:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[düşük]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerin]]></category>
		<category><![CDATA[kalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[ücretlere]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374487</guid>

					<description><![CDATA[<p>Youthall’un gerçekleştirdiği “Gençlerin Beklenti ve Yönelimleri Araştırması” gençlerin geçim derdini gün yüzüne çıkardı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerin-yuzde-93u-dusuk-ucretlere-sessiz-kaliyor-374487">Gençlerin Yüzde 93&#8217;ü Düşük Ücretlere Sessiz Kalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><u>Youthall’un gerçekleştirdiği “Gençlerin Beklenti ve Yönelimleri Araştırması” gençlerin geçim derdini gün yüzüne çıkardı</u></strong></p>
<p><strong>Gençlerin kariyer platformu Youthall, Mart 2023’te gerçekleştirdiği Gençlerin Beklenti ve Yönelimleri Araştırması’nın sonuçlarını yayınladı. Konjonktür, deprem felaketi ve seçim süreci etkisi altındayken araştırma, gençlerin gelecekleriyle ilgili karamsarlığını ortaya koydu. Türkiye’deki 170’in üzerinde üniversitede okuyan ya da yeni mezun olmuş 18-34 yaş aralığındaki gençler arasında yapılan araştırmaya göre; gençlerin yüzde 80’i şirketlerin çalışanları önemsemediğini ve ekonomik koşullardan fayda sağladığını düşünürken, yüzde 93’ü iş bulma imkanının her geçen gün zorlaşmasından dolayı geçici olarak düşük ücretlere sessiz kalıyor. İş arayan üniversite mezunlarının durumu ise daha vahim. Sonuçlara göre iş arayan mezunların yüzde 69’u bir ayda 1.500 TL harçlık ile geçinmeye çalışıyor ki, bu rakam sağlıklı beslenmelerine bile yetmiyor. </strong></p>
<p> </p>
<p>Türkiye, gençlere armağan edilen 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramının 104. yıl dönümünü kutlamaya hazırlanırken, ülkede Z kuşağının iş hayatına dair beklenti ve düşünceleri, şirketlerin en çok merak ettiği konuların başında geliyor. Ekonomik konjonktür, deprem ve seçim süreci gibi kritik konuların etkisi altındayken gençlerin beklentilerine ışık tutan <strong>Gençlerin kariyer platformu Youthall,</strong> Gençlerin Beklenti ve Yönelimleri Araştırması’nın sonuçlarını yayınladı.</p>
<p> </p>
<p>Bu yıl ikincisi gerçekleştirilen araştırma; üniversite öğrencisi ve yeni mezun gençlerin yaşam koşullarını ve alışkanlıklarını, iç dünyalarını, ülkedeki ekonomik ve sosyal koşullara, dış dünyaya yönelik yorumlarını, kariyer planlarını, iş dünyasına bakış açılarını, karşılanan ya da karşılanamayan beklentilerini, geleceğe yönelik eğilimlerini ortaya koydu. Araştırmaya; 18-34 yaş aralığındaki, 171 farklı üniversitenin 128 farklı bölümünde okuyan 1219 öğrenci ve 342 mezun katıldı. Araştırmanın toplam örneklem büyüklüğü 1558 olarak belirtildi.  </p>
<p> </p>
<p><strong>İş arayan üniversite mezunlarının yüzde 69’u 1.500 TL harçlık ile geçiniyor</strong></p>
<p>2022 araştırması sonuçları ile kıyaslandığında, kötüye giden ekonomik koşullar nedeniyle aile evinde kalan gençler oransal olarak artarken, yurtta ve öğrenci evinde kalanlar ise oransal olarak azaldı. Gençlerin aylık gelir veya harçlık verilerine bakıldığında, çok sınırlı imkanlarla yaşadıkları gözlemleniyor. İş arayan üniversite mezunlarının %69’u, ayda en fazla 1.500 TL harçlığa sahip. Öğrencilerin ise %38’i 1.250 TL, %33’ü 1.251-2.500 TL aralığındaki bir harçlıkla geçinmeye çalışıyor. 2022 araştırması ile kıyaslandığında yıllık %137 enflasyona rağmen, skalanın en alt seviyesindeki bu harçlıkların geçen yıla göre sadece %25 artış gösterdiği görülüyor. Buna karşın Mart 2023 TÜİK verilerine göre, bir yetişkinin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık maliyeti erkeklerde 2.385 TL, kadınlarda ise 2.276 TL. Bu rakamlar göz önünde bulundurulduğunda gençlerin aylık gelirleri, sadece sağlıklı beslenmeleri için gereken tutarın bile çok altında kalıyor.</p>
<p>Buna ek olarak üniversite mezunu çalışanların da gelir seviyesi kendilerini ve yaşam standartlarını geliştirmek için yeterli değil. Araştırma sonuçlarına göre üniversite mezunu çalışan gençlerin yüzde 24’ü asgari ücretten az veya asgari ücret seviyesinde gelir elde ediyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>İş bulmak zorlaştıkça gençler önemsedikleri kriterlerden taviz veriyor</strong></p>
<p>Araştırmanın sonuçları, Türkiye’deki gençlerin geleceklerine yönelik karamsar bakış açıları ile ilgili çok net sonuçlar çıkardı. Verilere göre gençlerin 5’te 1’i mutsuz, 4’te 1’i geleceği olumsuz algılıyor, 4’te 3’ü ise stresli. Mezunların %67’si ve çalışan mezunların %79’u gençlerin şu anda çalıştıkları iş yerlerinden ilk fırsatta ayrılacağı inancında. %80’i şirketlerin çalışanları önemsemediğini ve günümüz ekonomik koşullarından fayda sağladığını düşünüyor. Çalışan mezunların %83’ü, iş arayan mezunların ise %90’ı iş bulmanın eskiye kıyasla daha da zorlaştığı görüşüne katılıyor. İş bulmak zorlaştığı için gençlerin önemsedikleri birçok kriterden geçici olarak taviz verdiği görüşü mezunların %88’i tarafından ifade edilirken bu oran iş arayan mezunlar arasında %92 düzeyinde. %93’ü ise geçici olarak düşük ücretler ile çalışmaya sessiz kalıyor. Üniversite mezunu çalışan gençlerin kazandıkları ücretlere bakıldığında, %24’ü asgari ücretten az veya asgari ücret seviyesinde kazanıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Gençlerin 3’te 1’i ülke fark etmeksizin yurt dışına gitme eğiliminde</strong></p>
<p>Araştırmada, “Gençlerin Gelecek Öngörüleri” bölümünde gençlerin çalışmak için yurt dışına gitme eğilimleri de incelendi. “İmkân olsa yurt dışına gider misin?” sorusuna gençlerin yarısı neresi olduğuna göre karar vereceğini belirtirken; üçte birinden fazlası ülke fark etmeksizin yurt dışına gitmek istiyor. “Büyük ihtimalle gitmem.” ve “Kesinlikle gitmem.” diyenlerin oranı ise sadece %7.</p>
<p>Araştırmada “İş dünyasına bakış ve kişisel hedefler” ile ilgili sorular, hem öğrencilere hem de mezun gençlere soruldu. Buna göre gençlerin gerçekleştirmeyi en çok istedikleri hedefler; yurt dışında çalışmak, yönetici olmak, girişimci olmak ve dünyaya fayda yaratan bir projede yer almak. Yurt dışının en önemli albenileri; iş/özel hayat dengesi ve emeğe değer verilmesi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Gençler küresel şirketlerde, teknoloji alanında, hibrit çalışma istiyor</strong></p>
<p>Araştırmaya katılanların yüzde 86’sı, global şirketlerin eskiye kıyasla daha fazla tercih edilmeye başladığı görüşünde. Gençlerin %84’ü kurumsal bir şirkette çalışmak istiyor. Yazılım geliştirme, IT, Ar-Ge, Ür-Ge gibi teknolojik departmanlar çalışmak için ilk tercih. İnsan kaynakları ve finans gibi bölümler de gençler nezdinde albenili. Çalışma şekli olarak öncelikli tercihleri ise hibrit çalışma. Gençlerin yarısı hibrit çalışma modeli düzenini kendi tanımlamak istiyor.</p>
<p> </p>
<p>Günümüz koşullarında iş dünyasında geçerliliği olan alanlar pandemi öncesine kıyasla farklılaştığı ve yetersiz iş arzı nedeniyle iş bulmak zor olduğu için; gençlerin iş ararken kendi alanları ile sınırlı kalmadıkları, her yere başvuru yaptıkları gözleniyor. Araştırmaya göre pandemiden sonra nesnelerin interneti, otonom araçlar, dronlar, robotlar, 3D baskı, yapay zekâ, artırılmış gerçeklik/sanal gerçeklik gibi alanlara ilgi arttı. Gençler gerçekleştirdikleri iş başvurularına mail veya telefon ile geri dönüş almak istiyor. Cevapsız kalan başvurulardan rahatsız oldukları için %30’u bir daha o şirketin herhangi bir ilanına başvurmayacağını belirtiyor.</p>
<p> </p>
<p>Çalışma koşulları değerlendirildiğinde ise gençler işverenlerin ya da profesyonel yöneticilerin kariyer ve özel hayat dengesine saygı duymasını çok önemsiyor. Buna karşılık, çalışacakları şirketin çevre ve insanlık için iyi şeyler yapmasını çok önemli bulmakla birlikte, içinde bulunduğumuz dönemde bu konuyu öncelikli görmüyorlar.</p>
<p> </p>
<p><strong>“Genç yetenekleri ülkeyi terk etmeden ekonomiye dahil etmemiz gerek”</strong></p>
<p>Gençlerin Beklenti ve Yönelimleri Araştırması sonuçlarını değerlendiren Youthall CEO’su Emre Aykan, geçen yılın katılımcı profili ile karşılaştırıldığında 3 büyük il dışından katılımın %39’dan %51’e yükselmiş olduğuna dikkat çekerek, “Bu veri Youthall’un son bir yıl içinde Anadolu illeri ve özellikle de bu illerde yaşayan ve iş bulmaya çalışan mezunlar tarafından bilinirliğinin arttığını gösteriyor. Ayrıca 2022 yılında 138 üniversiteden katılım sağlanmışken, 2023’te katılımcı üniversite sayısının 171 olması da penetrasyon artışının farklı bir göstergesi. Youthall olarak Türkiye’nin her yerindeki genç yeteneklere ulaşmak için onları dinliyor ve olmamızı istedikleri her yerde olma hedefiyle çalışıyoruz. Amacımız gençlerimizin yurt dışına gitmeden, bu ülkede istedikleri olanaklara ulaşması için köprü olabilmek. Çünkü sonuçlar, işsiz nüfus istatistiklerinde yer almadıkları halde, her an iş değiştirme potansiyeli taşıyan, uygun bütün açık pozisyonlara talip, ‘gizli işsizler’in ve doğal olarak ‘mutsuz çalışanların’ varlığına işaret ediyor. Dolayısıyla eğer giderlerse geri dönüşleri zor görünüyor. Bu nedenle genç yetenekleri gitmeden ülke ekonomisine dahil etmemiz gerek” açıklamasında bulundu. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerin-yuzde-93u-dusuk-ucretlere-sessiz-kaliyor-374487">Gençlerin Yüzde 93&#8217;ü Düşük Ücretlere Sessiz Kalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz evlilikler, toplumsal soruna mı evriliyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-evlilikler-toplumsal-soruna-mi-evriliyor-363242</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2023 13:42:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikler]]></category>
		<category><![CDATA[evriliyor]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[soruna]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363242</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çiftlerin birbiriyle iletişim kurmadığı, eşlerin birbirlerine karşı güçlü bağlar hissetmediği, sıkılma hissi ve duygu yitiminin söz konusu olduğu, sadece dış ve iç baskılar nedeniyle sürdürülen “sessiz evliliklere” dikkat çeken uzmanlar, mikro çevrede bireysel temellere dayalı böylesi sessiz evlilikler olması ve örneklerinin git gide çoğalmasının artık makro bir sorun alanına doğru evrildiği uyarısında bulunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-evlilikler-toplumsal-soruna-mi-evriliyor-363242">Sessiz evlilikler, toplumsal soruna mı evriliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çiftlerin birbiriyle iletişim kurmadığı, eşlerin birbirlerine karşı güçlü bağlar hissetmediği, sıkılma hissi ve duygu yitiminin söz konusu olduğu, sadece dış ve iç baskılar nedeniyle sürdürülen “sessiz evliliklere” dikkat çeken uzmanlar, mikro çevrede bireysel temellere dayalı böylesi sessiz evlilikler olması ve örneklerinin git gide çoğalmasının artık makro bir sorun alanına doğru evrildiği uyarısında bulunuyor. Dr. Nihan Kalkandeler, “Bu evrim bir bulaşma edasıyla bir haneden diğer haneye sıçrıyor. </strong></p>
<p><strong>‘Biz’ olma ihtiyacını yitirmek, çocukların aile içinde yaş almak yerine ‘tek ebeveynli’ olarak yeni normallerine alışmaya başlamaları, ciddi sapma ve toplumsal anomileri beraberinde getiriyor.” diye konuştu.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Nihan Kalkandeler, çiftlerin hiçbir iletişim kurmadığı, sözel ya da duygusal hiçbir bağlantının olmadığı evliliklere ve sosyal etkisine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Ailenin yeni kuşaklara kültürel kimliğin ve değerlerin kazandırılması, toplumsal bilincin aktarılmasında birey ve toplum arasında bir köprü görevi üstlendiğini belirten Dr. Nihan Kalkandeler, aile bireyleri için toplumsal bilincin ne ölçüde hayatın merkezinde yer aldığının önemli olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Değişimden çiftlerin ilişkileri de payını alıyor</strong></p>
<p>Kişilerin gittikçe bireyselleştiği yeni dünya düzeninde toplum üzerindeki yansımaların da dönüşüme uğradığını ifade eden Dr. Nihan Kalkandeler, “Bazı değerlerimizi kaybediyoruz. Hayatımızın değişim, gelişim ve dönüşümlere gebe olduğunu biliyoruz. Bu değişimden aile düzeni ve çiftlerin ilişkileri de nasibini alıyor elbet. Evli çiftin arasındaki sevgi duygusunun da değişime uğraması kaçınılmaz bir durum haline geliyor. Arzu edilen değişim, çiftlerin sevgi dolu, olgun, birlikte büyüyen ve gelişen bir ilişki içerisinde olmalarıdır ve bu ancak karşılıklı çaba ile mümkündür. Eşlerin birlikte kurdukları yuvada aile bağları kuvvetlendikçe, beraberlik duyguları güven ve huzur ortamıyla desteklendikçe aralarındaki sevgi paylaşımı ve ilişkilerinin değeri de artmaktadır. Buradaki sihirli kelime ‘paylaşımdır’. Bu kelimenin sihrini korumak ise zor zanaat. Çünkü paylaşım demek ortaklık demektir oysa ki sonu bireyselliğe çıkan bir paradoksun içinde kaybolan ‘ben merkezli’ bireyler, paylaşım kelimesinin gerekliliklerinden uzaklaşmış durumdalar.” dedi.</p>
<p><strong>Biz olma gayreti tükenme eğilimine girdi</strong></p>
<p>Günümüzde çiftler arasındaki etkileşimin de farklılığa uğradığını kaydeden Dr. Nihan Kalkandeler, “Bir zamanların etkileşim düzeninde kadın ve erkek paylaşım içinde birbirlerinin yerini, konumunu anlamlandırırken örneğin benliğin sunumunda kadın ve erkek kendinden ziyade birbirini öne çıkarmayı seçerken; bugünün etkileşim düzeninde kadın ve erkek sadece kendi kimliklerini korumanın çabası içindeler. Başka bir ifadeyle ‘biz’ olma gayret ve girişimi gün geçtikçe tükenme eğiliminde diyebiliriz. Hal böyle olunca ‘sen’in ve  ‘ben&#8217;in birleşip &#8216;biz&#8217;i oluşturamaması öne çıkıyor ve aile kalabilme gayreti de zarar görüyor. Yeni pratiklerimizde rol aldığımız sahnelerin adı ise ‘sessiz evlilik’ veya ‘boş kabuk evlilik’ oluyor.” dedi.</p>
<p><strong>Dış ve iç baskılar nedeniyle devam eden evliliklere rastlanıyor</strong></p>
<p>Zaman zaman eşlerin birbirlerine karşı güçlü bağlar hissetmediği, sıkılma hissi ve duygu yitiminin söz konusu olduğu, sadece dış ve iç baskılar nedeniyle sürdürülen evlilikler görüldüğünü kaydeden Dr. Nihan Kalkandeler, “Toplumsal kabul açısından sürdürülen evlilikler, başka bir deyişle boşanmaları yakın çevreleri tarafından hoş karşılanmayacağı için evli kalmayı tercih eden, birbirine yabancılaşmış ve ‘evliymiş gibi’ yaşayan çiftler, daha doğrusu ayrı ayrı bireyler ve bireyselleşmiş hayatlardan söz ediyoruz. Eğer çocukları varsa, onların zarar göreceğini düşünerek sürdürülen evlilikler da diğer bir örneğimiz.  Peki bu örnekler, toplumsal normları düşündüğümüzde model olacak nitelikte mi? Emsali olan durumlara eğilim göstermemiz ve farklı tecrübelerden feyz almamız her birimizin kaçınılmaz gerçeğidir.” dedi.</p>
<p><strong>Sessiz evlilikler haneden haneye sıçrıyor</strong></p>
<p>Mikro çevremizde bireysel temellere dayalı böylesi sessiz evlilikler olması ve örneklerinin git gide çoğalmasının artık makro bir sorun alanına doğru evrildiğini ifade eden Dr. Nihan Kalkandeler, “Bu evrim bir bulaşma edasıyla bir haneden diğer haneye sıçrıyor. ‘Biz’ olma ihtiyacını yitirmek, çocukların aile içinde yaş almak yerine ‘tek ebeveynli’ olarak yeni normallerine alışmaya başlamaları, ciddi sapma ve toplumsal anomileri beraberinde getiriyor. Toplumu kucaklayan normları kaybetmeye başladıkça toplum üzerinde de olumlu yansımalara rastlamak zorlaşıyor. Sırf toplumsal normları korumak için anlaşamayan iki insanı bir arada tutmak da değil mesele. Ama eğer bir anlaşmazlık varsa, aile içindeki iletişim pamuk ipliğine tutunuyorsa, oradaki krizi çözebilecek zamanı doğru kullanabilmek gerekiyor.” dedi. </p>
<p><strong>Bu tavsiyelere kulak verilmeli</strong></p>
<p>Bu toplumsal sorunla mücadelede yapılabileceklere değinen Dr. Nihan Kalkandeler, sözlerini şöyle tamamladı: “Eşlerin birbirlerine zaman ayırmaları, birbirleriyle iyi arkadaş olabilmeleri, serbest zamanları beraber paylaşma konusunda istekli olmaları, aralarındaki bağlılığın korunması konusunda istekli ve gayretli olmaları önemli etkenlerdir. Her bireyin kendi biricikliğini, kendi öyküsünün ve bakış açısının olacağını düşünürsek, hayat arkadaşımız dahi olsa eşimizi kendi öyküsüyle kabul etmeye çalışmak, onu şekillendirmemek, empati kurabilmek, kelime ve davranışlarımızda müteşekkir olduğumuzu hissettirmek, destek olabilmek önem arz ediyor. Sona bırakmış oldum ama ‘biz’ olabilmenin yolu sevgi, şefkat, takdir ve saygıdan geçiyor.   Çiftler birbirlerine nasıl saygı göstereceklerini öğrendiği ve birbirlerinin haklarını gözettikleri, birbirlerini dinledikleri ve hayatın müşterekliğini unutmadıkları sürece sessiz evlilikleri normalleştirmeyeceğimize inanıyorum.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-evlilikler-toplumsal-soruna-mi-evriliyor-363242">Sessiz evlilikler, toplumsal soruna mı evriliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Sessiz Kız&#8217; AKM Yeşilçam Sinemasında</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-kiz-akm-yesilcam-sinemasinda-360800</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Mar 2023 17:07:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[akm]]></category>
		<category><![CDATA[kız]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sinemasında]]></category>
		<category><![CDATA[yeşilçam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=360800</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her hafta bağımsız ve ödüllü filmleri sinemaseverlerle buluşturan AKM Yeşilçam Sinemasında, 31 Mart’a kadar İrlanda’nın en dikkat çeken yapımlarından biri olarak kabul edilen ‘Sessiz Kız” filmi gösterimde olacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-kiz-akm-yesilcam-sinemasinda-360800">&#8216;Sessiz Kız&#8217; AKM Yeşilçam Sinemasında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her hafta bağımsız ve ödüllü filmleri sinemaseverlerle buluşturan AKM Yeşilçam Sinemasında, 31 Mart’a kadar İrlanda’nın en dikkat çeken yapımlarından biri olarak kabul edilen ‘Sessiz Kız” filmi gösterimde olacak.  </p>
<p>Yönetmen Colm Bairéad’ın ilk uzun metraj filmi olan Sessiz Kız, eleştirel ve ticari başarı kazanarak tüm zamanların en yüksek gişe yapan İrlanda filmi olarak sinema tarihine geçti. Film, 95. Akademi Ödülleri’nde İrlanda’nın En İyi Uluslararası Film Ödülü adayı seçilmesinin yanı sıra Berlin, Sydney ve Dublin film festivallerinden de ödülleri ve adaylıkları bulunuyor.</p>
<p>Sessiz Kız, 9 yaşındaki kızları Cait’in yazı geçirmesi için ailesi tarafından koruyucu ailesinin yanına göndermesiyle başlar.</p>
<p>Cait, içine kapanık yaşadığı evindekinin aksine alışık olmadığı ilgi sayesinde serpilirken, hayatını daha önce deneyimlemediği bir şekilde sürdürür. Bu huzurlu evde, hiç beklemediği bir sır keşfedecektir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-kiz-akm-yesilcam-sinemasinda-360800">&#8216;Sessiz Kız&#8217; AKM Yeşilçam Sinemasında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depremde yitirilen canlar için İzmir&#8217;den &#8220;sessiz çığlık&#8221; yükseldi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/depremde-yitirilen-canlar-icin-izmirden-sessiz-ciglik-yukseldi-356839</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Mar 2023 20:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çanlar]]></category>
		<category><![CDATA[çığlık]]></category>
		<category><![CDATA[depremde]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[izmirden]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[yitirilen]]></category>
		<category><![CDATA[yükseldi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=356839</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenleri anmak için başlatılan “Sessiz Çığlık” buluşmasına katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depremde-yitirilen-canlar-icin-izmirden-sessiz-ciglik-yukseldi-356839">Depremde yitirilen canlar için İzmir&#8217;den &#8220;sessiz çığlık&#8221; yükseldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenleri anmak için başlatılan “Sessiz Çığlık” buluşmasına katıldı. Çok büyük acıların yaşandığını belirten Soyer, “Bu acılar kader olmadığı için sebeplerini ortadan kaldırmak mümkün. Dirençli kentler yaratmak, dirençli bir ülke yaratmak mümkün. Bunu yapmak için canla başla çalışmaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İzmir Deprem Koordinasyonu tarafından Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybeden on binlerce kişiyi anmak için 6 Mart&#8217;ta başlayan “Sessiz Çığlık” buluşmasına katıldı. 30 Ekim 2020’de meydana gelen depremde hayatını kaybeden 117 kişi anısına İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan Bayraklı Deprem Anıtı’ndaki buluşmada, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ile Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal da yer aldı. Katılımcılar hayatını kaybeden depremzedeler anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulundu.</p>
<p><strong>“Unutmamalıyız”</strong><br />Deprem felaketinde çok büyük acıların yaşandığını belirten Başkan Tunç Soyer, “Depremde ölmek kader değil. Depremde ölmemek için yapılacaklar var. Yapılması gerekenler var. Bu büyük felaket, büyük bir faciaya dönüşmeyebilirdi. Yanlış politikalar, yanlış tercihler sonucu yaşandı bütün bunlar. Bunun için yapılması gereken şey; unutmamak. Bu memlekette yaşayan herkesin hafızasını diri tutmak için, yaşanan acıları unutturmamak, sebepleri üzerine kafa yormak için çabalayan herkese teşekkür ediyorum. Hiç kimse enseyi karartmasın. Bu acılar kader olmadığı için sebeplerini ortadan kaldırmak mümkün. Dirençli kentler yaratmak, dirençli bir ülke yaratmak mümkün. Bunu yapmak için canla başla çalışmaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<p><strong>“Dışarıda birileri var”</strong><br />İzmir Deprem Koordinasyonu adına konuşan Helil İnay Kınay da “Yaşadığımız her depremde, enkaz altında ‘Sesimi duyan var mı’ cümlesini duyardık. Bu afette ‘Dışarda bizi duyan var mı’ dendi. Depremin birinci ayında, 6 Mart’ta biz dışarda ‘bu sesi duyuyoruz, buradayız, bütün acıları paylaşıyoruz. Bu acı hepimizin acısı diyerek’ sessiz çığlıklarımızı paylaştık. Enkazın altından duyulamayan ses olmak istedik. Ellerimizi bırakmıyoruz demek istedik. Bugün burada depremde sesini duyuramayanların sesi olmak için, enkazdan duyulamayan sesi bizlerin duyduğunu, burada olduğumuzu, dışarda birilerinin olduğunu paylaşmak için buradayız. Birbirimizin elini bırakmayacağız” dedi.</p>
<p><strong>Adıyaman’dan gelen depremzede yaşadıklarını anlattı</strong><br />Adıyaman’dan İzmir’e gelen depremzede Abidin Harputluoğlu ise yaşanan sorunlara değinerek, şunları söyledi: “Deprem öldürmedi. Bölgeye çok geç yardım geldi. İnsanlar donarak öldü. Umarım kimse böyle bir şey yaşamaz. Ben depremden sonra İzmir’e geldim. Bedensel engelliyim. Başkanımıza teşekkür ediyorum, bana hayatımı kolaylaştırması için akülü araba tahsis etti.”</p>
<p>Konuşmaların ardından Başkan Soyer İzmir Deprem Anıtı’na karanfil bıraktı. Katılımcılar da mum yakarak ve karanfil bırakarak depremzedeleri andı. 6 Mart’ta başlatılan Sessiz Çığlık buluşması, 16 Mart saat 20.00’de Gündoğdu Meydanı’ndaki nöbetle son bulacak.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depremde-yitirilen-canlar-icin-izmirden-sessiz-ciglik-yukseldi-356839">Depremde yitirilen canlar için İzmir&#8217;den &#8220;sessiz çığlık&#8221; yükseldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>John Wick 2&#8217;nin Sessiz Yıldızı, Modern Korsanlara Karşı! &#8220;Stowaway/ Kaçak Yolcu&#8221; İlk Kez TV&#8217;de</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/john-wick-2nin-sessiz-yildizi-modern-korsanlara-karsi-stowaway-kacak-yolcu-ilk-kez-tvde-345825</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2023 09:07:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[john]]></category>
		<category><![CDATA[kaçak]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kez]]></category>
		<category><![CDATA[korsanlara]]></category>
		<category><![CDATA[modern]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[stowaway]]></category>
		<category><![CDATA[tvde]]></category>
		<category><![CDATA[wick]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızı]]></category>
		<category><![CDATA[yolcu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=345825</guid>

					<description><![CDATA[<p>SPI International, heyecanın hiç düşmediği 2021 yapımı Kaçak Yolcu (Stowaway) filmini FilmBox Extra ve streaming platformu FilmBox+ ekranlarında Türkiye ekran prömiyeri olarak sunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/john-wick-2nin-sessiz-yildizi-modern-korsanlara-karsi-stowaway-kacak-yolcu-ilk-kez-tvde-345825">John Wick 2&#8217;nin Sessiz Yıldızı, Modern Korsanlara Karşı! &#8220;Stowaway/ Kaçak Yolcu&#8221; İlk Kez TV&#8217;de</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SPI International, heyecanın hiç düşmediği 2021 yapımı Kaçak Yolcu (Stowaway) filmini FilmBox Extra ve streaming platformu FilmBox+ ekranlarında Türkiye ekran prömiyeri olarak sunuyor. FilmBox Original içeriği Kaçak Yolcu (Stowaway), bir genç kadının lüks bir yatta yaşadığı ölüm kalım mücadelesini öyküleştiriyor. Filmde, John Wick serisinde sessiz suikastçı Ares’i canlandıran Ruby Rose’un yanı sıra Frank Grillo ve Arnold Schwarzenegger’in oğlu genç aktör Patrick Schwarzenegger de rol alıyor.</strong></p>
<p>6 kıtada, 69 ülkede milyonlarca kişiye hizmet veren uluslararası medya kuruluşu SPI International, bir yatta yaşanan ölüm kalım mücadelesini konu alan son derece sürükleyici bir filmi, aksiyon ve gerilim ağırlıklı filmlere ağırlık veren FilmBox Extra kanalında ve izleyici odaklı yeni nesil streaming platformu FilmBox+ ekranlarında TV prömiyeri olarak sunuyor. </p>
<p>FilmBox Original içeriği Kaçak Yolcu (Stowaway) filminin öyküsünde, hayatı partilerden ibaret olan genç ve güzel kadın, lüks yatını ele geçirmek isteyen modern korsanlarla mücadele ediyor. Açık denizde teknesinde kaçabileceği hiçbir yer olmayan Bella Denton, kaderinin kontrolünü kendi eline almaya ve saldırganlara karşı koymaya karar veriyor.</p>
<p>Yüksek aksiyon temposuyla dikkat çeken “Kaçak Yolcu / Stowaway”, yönetmen Declan Whitebloom’un imzasını taşıyor. FilmBox Original içeriği olan filmde, Belle Denton rolünü John Wick serisinde sessiz suikastçı Ares’i canlandıran Ruby Rose üstleniyor. Güzel aktrise aksiyon filmlerinin başarılı oyuncusu Frank Grillo ve Hollywood efsanesi Arnold Schwarzenegger’in oğlu genç aktör Patrick Schwarzenegger eşlik ediyor. </p>
<p>“Kaçak Yolcu / Stowaway”, 28 Ocak günü saat 21:30’da Türkiye ekran prömiyeri olarak FilmBox Extra ekranlarında olacak ve bu tarih itibarıyla FilmBox+ ekranlarında izlenebilecek. </p>
<p>Aksiyon filmlerini, kesintisiz ve HD kalitesinde FilmBox Extra ekranlarında izlemek isteyen sinemaseverler, kanala Türksat KabloTV 337. kanal üzerinden ulaşabiliyor. FilmBox Extra içeriklerine ayrıca filmbox web sitesi ve FilmBox+ uygulaması kullanılarak bilgisayar, tablet ve mobil telefon ekranlarından da ulaşılabiliyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/john-wick-2nin-sessiz-yildizi-modern-korsanlara-karsi-stowaway-kacak-yolcu-ilk-kez-tvde-345825">John Wick 2&#8217;nin Sessiz Yıldızı, Modern Korsanlara Karşı! &#8220;Stowaway/ Kaçak Yolcu&#8221; İlk Kez TV&#8217;de</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz evlilikte sorunlar konuşulmuyor, gerginlikler artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-evlilikte-sorunlar-konusulmuyor-gerginlikler-artiyor-344579</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2023 09:06:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikte]]></category>
		<category><![CDATA[gerginlikler]]></category>
		<category><![CDATA[konuşulmuyor]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=344579</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evlilik ilişkisinde çiftler arasında çok güçlü bir iletişim olması gerektiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, paylaşımın olmadığı ve sessizliğin hakim olduğu bir evlilikte sorunların çözümsüz kaldığı için zamanla olumsuz duygu birikimi ile gerginlik dozunun artarak patlamalar yaşanabileceği uyarısında bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-evlilikte-sorunlar-konusulmuyor-gerginlikler-artiyor-344579">Sessiz evlilikte sorunlar konuşulmuyor, gerginlikler artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Evlilik ilişkisinde çiftler arasında çok güçlü bir iletişim olması gerektiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, paylaşımın olmadığı ve sessizliğin hakim olduğu bir evlilikte sorunların çözümsüz kaldığı için zamanla olumsuz duygu birikimi ile gerginlik dozunun artarak patlamalar yaşanabileceği uyarısında bulundu. Demirsoy, çiftler arasında duygusal yakınlık ve bağlılığı geliştirecek ölçüde eşlerin birbirine zaman ayırmasının ve iç dünyalarını birbirlerine açtıkları derinlemesine bir paylaşımın olmasının önemini vurguladı. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, sessiz evlilik ve çiftler arasında doğru ilişki ve iletişime ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p><strong>Evlilik ilişkisi iletişimi gerektirir</strong></p>
<p>Sessizliğin bireysel açıdan bir kişilik özelliği olabileceğini ancak evlilik ilişkisinin iletişim gerektirdiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Eşlerin kendi iç dünyalarını birbirine açarak, çeşitli durumlara ilişkin duygu ve düşüncelerini paylaştıkları derinlemesine bir iletişimin olduğu ilişki kurulduysa, eşler birbirini yeterince tanıyor ve kişisel sınırlarına saygı ve kabul gösteriyorsa sessizlik gibi bireysel bir kişilik özelliği ilişki açısından sorun teşkil etmeyecektir.”dedi.</p>
<p><strong>Genel olarak sessizlik, önemli sorunların göstergesi olabilir</strong></p>
<p>İnsanların iletişim kalıpları ve sorun çözme stillerinin birbirinden farklı olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Kimi konuşarak ilişki içinde sorun çözer, rahatlar, kimisi de kendi içinde düşünüp değerlendirmeyi tercih eder. Eşler bu açıdan birbirini tanıyıp, birbirine uyum sağlamayı başarırsa farklılıkları evlilik yaşamında avantaj bile sağlayabilir. Ancak bir ilişkide genel olarak sessizliğin hakîm olması altta yatan önemli sorunların göstergesi olabilir.” uyarısında bulundu. </p>
<p><strong>Olumlu ve olumsuz sessizlik…</strong></p>
<p>Evlilik ilişkisinde sessizliğin, yerine göre hem yapıcı hem de yıkıcı olabileceğini belirten Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “’Söz gümüşse sükut altındır’ atasözünü hatırlayalım, konuşmak iyi bir şey olsa da yerine göre, doğru zamanda susmayı bilmek de kıymetlidir. Bu anlamda ‘olumlu sessizlik’ ve ‘olumsuz sessizlik’ten söz edebiliriz.” dedi.</p>
<p><strong>Anlık tepkiler yerine sessiz kalmak yararlı olabilir</strong></p>
<p>İlişkilerde sessiz kalmanın kabul edilebilir hatta yapıcı olduğu durumlar olduğunu kaydeden Çiğdem Demirsoy, “Örneğin olumsuz bir durum karşısında anlık tepkiler vermek yerine kendi içinde sessizce düşünmek, o durumu daha doğru değerlendirmeyi ve olaya ilişkin duyguları yönetebilmeyi ve daha sağlıklı tepkiler vermeyi sağlayacak, gereksiz tartışmaları, ilişkide stres ve gerilimli durumların yaşanmasını önleyecektir. Böyle bir sessizlik, ‘olumlu sessizlik’tir. Bunu ‘olumsuz sessizlik’ten ayıran şey, temelde eşler arasındaki ilişkide sağlıklı bir iletişimin olması, sadece duruma özgü olarak, sorun çözme amacıyla ilişki içinde küçük bir mola almak ya da ilişkide kopukluğa yol açmayacak ölçüde bireysel ihtiyaç olarak yaşanmasıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Olumsuz sessizlikte sorunlar gözden gelinir</strong></p>
<p>“Olumsuz sessizlik” halinde eşlerden birinin ya da her ikisinin birden problemleri görmezden gelmek, halı altına süpürmek gibi hatalı tutumları olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Ya da bir taraf iletişim kurma, sorun çözme ihtiyacında iken diğer tarafın buna direnmesi, kendini kapatması, pasif direnişe geçme, bazen eşlerden birinin bazen de iki tarafın birden ilişkide güç ve kontrol uygulaması gibi olumsuz davranış kalıpları söz konusudur.” dedi.</p>
<p><strong>Duyguları yok saymak doğru değildir</strong></p>
<p>“Her ilişkide bazı çatışmalar yaşanır ya da kişilik ve tercihlerin farklılığından doğan karşılanmamış ihtiyaçlar söz konusu olabilir” diyen Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, böyle bir durumda duyguları yok varsaymanın ya da bastırmanın doğru olmadığını söyledi.</p>
<p><strong>Sessiz evliliklerde olumsuz duygular birikir</strong></p>
<p>İlişkinin sağlıklı yürümesi için çiftler arasında açık bir iletişim olması gerektiğini söyleyen Çiğdem Demirsoy, şunları söyledi:</p>
<p>“Susup kendi içine kapanmak, ilişkiden geri çekilmek, somurtmak, surat asmak yerine ihtiyaçlarını kendi içinde netleştirdikten sonra kendini uygun bir dille ifade ederek uzlaşma ortamı yaratıldığında ilişki sağlıklı ilerler. Örneğin eşiniz her hafta sonu aile ziyareti yapmak isterken siz evde kalmak ya da bazı günlerde de başka bir şey yapmak istiyor olabilirsiniz. Bu bir çatışma durumudur. İstemediği halde bunu dile getirmeyip oraya gittiğinde ya da ardından somurtmak veya hiç belli etmeyip anlaşılmayı beklemek, beklerken de kırgınlığın, kızgınlığın artması ‘olumsuz sessizlik’ örneğidir. Sessizliğin hakim olduğu bir evlilikte sorunlar çözümsüz kaldığı için zamanla olumsuz duygu birikimi ile gerginlik dozu artar, patlamalar yaşanır ya da eşler arasındaki duygusal bağ zayıflar, giderek birbirinden uzaklaşma ve kopukluk yaşanır, evlilik monotonlaşır, sonuç olarak sadece rollerin gerektirdiği sorumlulukların yerine getirildiği cansız bir evlilik modeli ortaya çıkar.”</p>
<p><strong>Derinlemesine paylaşım olmalı</strong></p>
<p>Sağlıklı bir evlilik için çiftlere tavsiyelerde de bulunan Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Duygusal yakınlık ve bağlılığı geliştirecek ölçüde eşlerin birbirine zaman ayırması, iç dünyalarını birbirlerine açtıkları derinlemesine bir paylaşımın olması ve yanı sıra eşler arasında küçük anlaşmazlıkların büyük sorunlara dönüşmeden çözülmesini sağlayacak açık, net, karşılıklı saygının, empati ve hoşgörünün olduğu bir iletişim olmalıdır.” dedi. </p>
<p><strong>Kişi önce kendini tanımalıdır</strong></p>
<p>Kişinin eşiyle iletişimden önce de kendiyle olan iç iletişiminin sağlıklı olması gerektiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Kendini tanıma, duygu ve ihtiyaçlarının farkında olma ve bunları ilişkiye pozitif yön verecek şekilde ifade edebilmek önemlidir. Kendi duygularını tahlil edemeyen bir insanın karşısındakini anlayabilmesi zordur. Sağlıklı, olumlu yönde ilerleyebilecek bir ilişki için susmak, boyun eğmek değil yerine göre uzlaşma noktası yakalayabilmek için kendini esnetebilmek, yerine göre de nezaketle hayır diyebilmek gereklidir.” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-evlilikte-sorunlar-konusulmuyor-gerginlikler-artiyor-344579">Sessiz evlilikte sorunlar konuşulmuyor, gerginlikler artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
