<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sendromu | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/sendromu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sendromu</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 21 Mar 2026 12:52:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>sendromu | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sendromu</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Osmangazi&#8217;de Down Sendromu Farkındalığına Anlamlı Dokunuş</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazide-down-sendromu-farkindaligina-anlamli-dokunus-622089</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 12:52:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anlamlı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[dokunuş]]></category>
		<category><![CDATA[down]]></category>
		<category><![CDATA[Down Sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalığına]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Bireyler]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622089</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi’nin 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü kapsamında düzenlediği programda özel bireyler sahne alarak farkındalık oluşturdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-down-sendromu-farkindaligina-anlamli-dokunus-622089">Osmangazi&#8217;de Down Sendromu Farkındalığına Anlamlı Dokunuş</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi’nin 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü kapsamında düzenlediği programda özel bireyler sahne alarak farkındalık oluşturdu. Etkinlikte erken tanı ve eğitimin önemi vurgulanırken, OBAM üyelerinin sunumları ve atölye çalışmaları büyük beğeni topladı.</p>
<p>Osmangazi Belediyesi, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü kapsamında toplumsal bilinç oluşturmak ve özel bireylerin hayatın her alanında daha aktif yer almasına katkı sağlamak amacıyla eğitici ve anlamlı bir programa imza attı. Osmangazi Belediyesi Meclis Salonu’nda düzenlenen etkinlikte, Osmangazi Belediyesi Engelli Bakım Merkezi (OBAM) üyeleri sahne alarak farkındalık mesajı verdi. Programda OBAM üyesi down sendromlu çocuklar gerçekleştirdikleri sunumlarla izleyenlerden büyük alkış aldı. Kendi gelişim süreçlerini ve merkezde yürütülen faaliyetleri anlatan özel bireyler, özgüvenleri ve ifade becerileriyle dikkat çekti.</p>
<p>Etkinlikte ayrıca, Engelli Bakım Merkezi bünyesinde yürütülen atölye çalışmalarında hazırlanan el emeği ürünler de sergilenerek katılımcıların beğenisine sunuldu. Düzenlenen programda özel eğitimci Öykü Gül İlhan da 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’nün önemine ilişkin bilgilendirmede bulundu. İlhan, down sendromunun erken tanı ve doğru eğitimle bireylerin yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğine dikkat çekti.</p>
<p>“Down Sendromunu Tanıyalım, Ailelere Tanıtalım”</p>
<p>Down sendromunun önemine dikkat çeken ve özellikle de erken teşhise vurgu yapan Osmangazi Belediyesi Sosyal Hizmetler Müdürü Dr. Sevcan Yaman, “21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’nün temeldeki amacı ve hedefimiz, erken tanı ve eğitimlere başlanması. Bunun için gebelikte de tanı konulabiliyor. Ne kadar erken hareket edilebilirse, eğitime başlanırsa, down sendromlu bireylerin hayata tutunabilmeleri, kendi başlarına yapabildiği iş kabiliyetleri artıyor. O yüzden vermek istediğimiz mesaj da; down sendromunu tanıyalım, ailelere tanıtalım, doğar doğmaz fark edebiliyorlar o yüzden bununla ilgili en önemli şeylerden biri gereken eğitimlere başlanması” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Program boyunca verilen mesajlarda, down sendromunun bir hastalık değil genetik bir farklılık olduğu vurgulanırken; sevgi, anlayış ve doğru eğitimle özel bireylerin topluma kazandırılmasının mümkün olduğunun altı çizildi. Katılımcılar, etkinlik sayesinde hem bilgilendi hem de özel bireylerin hayatlarına daha yakından tanıklık etme fırsatı buldu.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-down-sendromu-farkindaligina-anlamli-dokunus-622089">Osmangazi&#8217;de Down Sendromu Farkındalığına Anlamlı Dokunuş</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PKOS&#8217;ta gizli tehlike: İnsülin direnci!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pkosta-gizli-tehlike-insulin-direnci-609241</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 09:13:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[direnci]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[insülin]]></category>
		<category><![CDATA[İnsülin Direnci]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[nsülin]]></category>
		<category><![CDATA[pkos]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609241</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adet düzensizliği, kilo verememe, özellikle karın çevresinde yağlanma, akne, tüylenme artışı, saç dökülmesi ve sürekli yorgunluk…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pkosta-gizli-tehlike-insulin-direnci-609241">PKOS&#8217;ta gizli tehlike: İnsülin direnci!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Adet düzensizliği, kilo verememe, özellikle karın çevresinde yağlanma, akne, tüylenme artışı, saç dökülmesi ve sürekli yorgunluk… Birbirinden bağımsız gibi görünen bu şikâyetler, aslında tek bir sorunun habercisi olabilir.  Dünya genelinde milyonlarca kadını etkileyen Polikistik Over Sendromu’nda (PKOS) altta yatan temel mekanizmalardan  birinin insülin dengesinin bozulması olduğuna dikkat çeken <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can Hastanesi) Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Filiz Candan Topuz</strong>, “İnsülin direnci Polikistik Over Sendromu’nun gelişimini kolaylaştırırken Tip 2 diyabetin oluşma riskini artırır, metabolik sorunların derinleşmesine zemin hazırlar” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Sadece yumurtalıkları değil tüm vücudu etkiliyor</strong></p>
<p>Üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen hormonal bozukluklardan biri olan Polikistik Over Sendromu (PKOS) sadece yumurtalıkları değil, tüm vücudu etkiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Filiz Candan Topuz, PKOS’un dünya genelinde üreme çağındaki kadınların yüzde 6 &#8211; 19’unu etkilediğini belirtiyor ve “PKOS, yumurtlama düzensizliği, adet problemleri ile yumurtalıklarda çok sayıda küçük kist görünümüyle tanımlansa da, temelinde hormon dengesizliği ve çoğu zaman insülin direnci yer alır. Dolayısıyla, PKOS yalnızca doğurganlıkla ilgili değil; metabolik sağlık, kilo kontrolü ve uzun vadeli hastalık riskleri açısından yakından takip edilmesi gereken bir hormon bozukluğudur. PKOS’a bağlı olarak insülin direnci gelişebilir, bu da tip 2 diyabet riskini artırır ve kilo alma eğilimine yol açar. Ciltte akne, tüylenme artışı, saç dökülmesi gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalıkları riskinin yanı sıra depresyon ve anksiyete gibi ruhsal sorunlar da yine bu sendroma bağlı olarak gelişebilir. PKOS yaşam kalitesini ciddi anlamda düşebilir” diyor. </p>
<p><strong>PKOS’da gizli tehlike: İnsülin direnci! </strong></p>
<p>PKOS ile insülin direnci arasındaki ilişkinin hem sendromun ortaya çıkışında hem de ilerlemesinde kilit rol oynadığına dikkat çeken Dr. Filiz Candan Topuz, “Vücut insülini etkili kullanamadığında kandaki insülin seviyesi yükselir; bu durum yumurtalıklarda androjen (erkeklik hormonu) üretimini artırarak yumurtlamayı bozar ve adet düzensizliklerine yol açar. Aynı zamanda yüksek insülin düzeyi yağ depolanmasını kolaylaştırır, özellikle karın çevresinde kilo artışına neden olur ve metabolik sorunların derinleşmesine zemin hazırlar. Öte yandan, PKOS’a bağlı hormonal dengesizlikler de insülin direncini daha da artırabilir. Bu karşılıklı etkileşim, bir kısır döngü oluşturarak hem belirtilerin şiddetlenmesine hem de uzun vadede diyabet ve kalp-damar hastalıkları riskinin yükselmesine neden olabilir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Kesin tedavisi yok ama kontrolü mümkün!</strong></p>
<p>Polikistik Over Sendromu’nda doğru ve zamanında tanının önemine dikkat çeken<strong> </strong>Dr. Filiz Candan Topuz, “Bu sendrom tüm metabolizmayı etkileyen bir sağlık sorunudur.<strong> </strong>Bu nedenle,<strong> </strong>belirtiler farklı şekillerde kendini gösterebilir.<strong> </strong>Bazı kişilerde belirtiler hafif, bazı kişilerde ise ağır seyredebilir. Tanı konulduktan sonra PKOS’un tamamen tedavi edilmesi mümkün değildir. Beslenmeden yaşam koşullarına, kilodan metabolizmaya uzanan geniş bir yelpazede etkilerini azaltmaya yönelik bir plan çerçevesinde hareket edilir. Bu kapsamda sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması, kilo kontrolü ve düzenli yapılan spor metabolizmanın düzenlenmesinde yardımcı olur. Bunların yanı sıra ilaç tedavileri ile yumurtlama ve hormon döngüsünde düzenleme sağlanır” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Tedavide 4 altına kural</strong></p>
<p>Küçük adımlarla önemli ilerleme sağlanabileceğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Filiz Candan Topuz, “Bu sendromun yönetiminde süreklilik önemlidir. Yani, hastanın kendisine iyi gelen değişimleri yaşam boyu alışkanlık haline getirmesi gerekir” diyor. Dr. Filiz Candan Topuz, dikkat edilmesi gereken kuralları şöyle özetliyor: </p>
<p><strong>Beslenme düzeni:</strong> Rafine şeker ve beyaz un içeren ürünlerden uzak durmak; tam tahıllar, sebzeler, baklagiller, kaliteli protein kaynakları ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağlara ağırlık vermek, kan şekerinin daha dengeli seyretmesine yardımcı oluyor. Öğün atlamadan, düzenli ve dengeli beslenmek insülin dalgalanmalarını azaltıyor. </p>
<p><strong>Fiziksel aktivite:</strong> Egzersizin metabolizmayı destekleyen en güçlü araçlardan biri olduğunu söyleyen Dr. Filiz Candan Topuz, “Masa başında çalışanlar için gün içinde kısa yürüyüş molaları bile önem taşırken, günde 15–20 dakikalık tempolu yürüyüş, esneme veya hafif egzersizler insülin duyarlılığını artırır” diyor. </p>
<p><strong>Kilo kontrolü: </strong>Fazla kilonun yalnızca yüzde 5–10’unun verilmesi bile adet düzeninin iyileşmesine ve insülin direncinin azalmasına katkı sağlayabiliyor. </p>
<p><strong>Yeterli ve kaliteli uyku:</strong> Her gece 7–8 saat kaliteli uyumak hormon dengesinin korunması ve metabolik sağlığın desteklenmesi açısından vazgeçilmez kurallar arasında yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pkosta-gizli-tehlike-insulin-direnci-609241">PKOS&#8217;ta gizli tehlike: İnsülin direnci!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Polikistik Over Sendromu&#8217;na (PKOS) İşaret Eden 6 Belirti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/polikistik-over-sendromuna-pkos-isaret-eden-6-belirti-596143</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 07:35:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[adet]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[değişiklikler]]></category>
		<category><![CDATA[eden]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[na]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[over]]></category>
		<category><![CDATA[pkos]]></category>
		<category><![CDATA[polikistik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[şaret]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596143</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her 10 kadından birinde görülen Polikistik over sendromu (PCOS), hormon değişikliği ve adet düzensizliği problemleri ile kendini gösterebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-over-sendromuna-pkos-isaret-eden-6-belirti-596143">Polikistik Over Sendromu&#8217;na (PKOS) İşaret Eden 6 Belirti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her 10 kadından birinde görülen Polikistik over sendromu (PCOS), hormon değişikliği ve adet düzensizliği problemleri ile kendini gösterebiliyor. PCOS, sadece üreme sağlığını etkilemekle kalmayıp, ileri yaşlarda diyabet ve kalp hastalığı riskini de artırıyor. Gebelik planı olmayan polikistik over sendromu hastalarının adet dönemleri rahim sağlığını koruyacak şekilde düzenleniyor. Bebek planı olan kadınlarda ise yumurtlama tedavisi, adım adım aşılama veya tüp bebek uygulamalarına başlanıyor. Ayrıca hastanın yaşam tarzı değişiklikleri, beslenme alışkanlıkları ve kilo kontrolü de tedavinin olumlu sonuçlanmasında önemli rol oynuyor. Memorial Ankara Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Başkanı Prof. Dr. Aygül Demirol, Polikistik Over Sendromu (PCOS) hastalığı ve tedavi yöntemleri hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. </p>
<p><strong>Üreme çağındaki kadınların %15-20’sinde görülüyor</strong></p>
<p>Polikistik over sendromu görülme sıklığı, dünya genelinde kullanılan tanı kriterlerine göre değişmekle birlikte %5 ila 15 oranında değişmektedir. Türkiye’de üreme çağındaki kadınlarda en az %15-20’si bu rahatsızlığı yaşamaktadır. Belirgin bir risk faktörü olmamakla birlikte, temel olarak genetik faktörlerin hazırladığı zeminde, çevresel faktörler, karbonhidrat ağırlıklı beslenme gibi durumlar etkili olabilmektedir. </p>
<p><strong>Hormonal değişiklikler ve adetler düzensizliklerini hafife almayın</strong></p>
<p>Polikistik over sendromunun bazı önemli belirtileri şöyle sıralanmaktadır. </p>
<ul>
<li>Hormonal değişiklikler</li>
<li>Yumurtlama sorununa bağlı olarak gelişen adet düzensizlikleri</li>
<li>Yumurtlama olmaması nedeniyle hamile kalamama</li>
<li>Aşırı tüylenme</li>
<li>Ciltte sivilcelenme ve yağlanma</li>
<li>Kiloda artış</li>
</ul>
<p><strong>Kalp hastalığı ve diyabet riskini artırıyor</strong></p>
<p>Hastalıkta belirtiler direkt olarak üreme sağlığını etkilemekte, yumurtlama sorunuyla gebelik oluşması zorlaşmaktadır. Bu belirtileri yaşayan kadınların mutlaka bir uzmana başvurması gerekmektedir. Kişiye özel tedaviler bu noktada önemli rol oynamaktadır. PCOS, genel sağlığı da dolaylı olarak etkilemektedir. Kalp sağlığını, şeker metabolizmasını ve lipit metabolizmasını ciddi şekilde olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle yaşam tarzı değişiklikleri, düzenli egzersiz ve dengeli beslenme çok önemlidir. </p>
<p><strong>Tanıda adet döngüsü ve hormon düzeyleri etkili oluyor</strong></p>
<p>Polikistik over sendromun tanısında, hastanın hikayesi ve adet döngüsü önemlidir. Yapılan ultrasondaki yumurtaların morfolojik görünümü ve bazı kan testlerine bakılır. İlerleyen teknoloji ve yeni tanı kriterleri ile kişiye özel gerekli testlerin yapılması tavsiye edilmektedir. Bunlar için de yumurtalıkları, salgıladığı FSH ve LH hormon oranları, insülin direnci, tiroid fonksiyonları ve prolaktin hormonunun dengesi önem taşımaktadır. Kişinin şikayetlerine göre total testosteron düzeyi ve böbrek üstü bezlerinden salgılanan androjen hormonların analizi de gerekli olabilir.</p>
<p><strong>Gebelik isteği var ise yumurtlama, aşılama ya da tüp bebek tedavileri yapılabilir </strong></p>
<p>Polikistik over sendromunda tedavi yöntemleri hastanın eğer bir gebelik isteği yok ise adetlerinin rahim sağlığını koruyacak şekilde düzenlenmesi esasına dayanır. Bunun için her hastaya klasik tek tip doğum kontrol hapı gibi tedaviler uygulanması doğru değildir. Kişiye göre tedavi şekillendirilmelidir. Eğer bebek isteği var ise buna yönelik olarak baba adayının da özellikleri göz önünde bulundurularak, yumurtlama tedavisine başlanır. Olumlu sonuç alınamıyorsa adım adım aşılama en son aşamada tüp bebek tedavisi gündeme gelir. Bununla birlikte, yaşam tarzı değişiklikleri, beslenme alışkanlıkları ve kilo verme gibi faktörler de tedavinin olumlu sonuçlanmasında etkili olmaktadır. Polikistik over sendromlu kadınlarda gebelik şansı hastanın yaşına, altta yatan diğer faktörlere ve baba adayının sperm parametresine göre de değişmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-over-sendromuna-pkos-isaret-eden-6-belirti-596143">Polikistik Over Sendromu&#8217;na (PKOS) İşaret Eden 6 Belirti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyin pili ameliyatı, tik hastalığına (Tourette sendromu) umut oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beyin-pili-ameliyati-tik-hastaligina-tourette-sendromu-umut-oldu-591924</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 13:06:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Berke]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Pili]]></category>
		<category><![CDATA[bilgin]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığına]]></category>
		<category><![CDATA[pili]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tık]]></category>
		<category><![CDATA[tourette]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591924</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde, tik (Tourette sendromu) bozukluğu nedeniyle yaşam kalitesi ciddi şekilde etkilenen bir hastaya beyin pili (Derin Beyin Stimülasyonu – DBS) ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-pili-ameliyati-tik-hastaligina-tourette-sendromu-umut-oldu-591924">Beyin pili ameliyatı, tik hastalığına (Tourette sendromu) umut oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde, tik (Tourette sendromu) bozukluğu nedeniyle yaşam kalitesi ciddi şekilde etkilenen bir hastaya beyin pili (Derin Beyin Stimülasyonu – DBS) ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak ve ekibi tarafından yapılan ameliyat sonrası 20 yaşındaki Berke Bilgin’in tiklerinde belirgin azalma görülürken, sosyal uyumu ve yaşam kalitesi anlamlı şekilde arttı.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 20 yaşındaki Berke Bilgin’e  beyin pili (Derin Beyin Stimülasyonu – DBS) ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Tıptaki adı Tourette Sendromu olantik bozukluğu nedeniyle yaklaşık 10 yıldır yaşam kalitesi ciddi şekilde etkilenen Berke Bilgin, şikayetinden büyük ölçüde kurtuldu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İzmir Tire’de yaşayan Berke Bilgin, çocukluk döneminde başlayan istemsiz hareketlerin (tikler), yıllar içinde şiddetlenmesi nedeniyle sosyal yaşamında ve eğitim hayatında zorluklar ve olumsuzluklar yaşadı. Uzun yıllar ilaç tedavilerinden fayda göremeyen Berke Bilgin’e, Atlas Üniversitesi Hastanesi Nöromodülasyon Merkezi ekibi tarafından yapılan değerlendirme sonucunda beyin pili takılmasına karar verildi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tiklerde belirgin azalma görüldü</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Cerrahi operasyon Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak ve ekibi tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Ameliyat sonrası tiklerde belirgin azalma görülürken, hastanın sosyal uyumu ve yaşam kalitesi anlamlı şekilde arttı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Beyin pili,  Tourette Sendromu’nda etkili bir seçenektir”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Kocabıçak, “Beyin pili tedavisi, sadece Parkinson veya distoni gibi hastalıklarda değil, tedaviye dirençli tik (Tourette Sendromu)<b> </b>bozukluklarında da etkili bir seçenektir.” dedi. Prof. Dr. Kocabıçak, Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi’nde beyin pili cerrahisinde uluslararası standartlarda hizmet sunmaya devam edildiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Berke Bilgin: “Yaşam kalitem yükseldi, sosyal ortamlarda rahatladım”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Beyin pili ameliyatı sayesinde yaşam kalitesinin arttığını belirten Berke Bilgin, “Ameliyattan sonra  tiklerimde çok fazla azalma oldu,artık arkadaşlarımla olduğum ortamlarda çok daha rahatım” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Berke’nin yaşam kalitesi arttı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Berke Bilgin’in annesi Zerrin Bilgin ve babası Nail Bilgin, çocuklarının 10 yaşında ortaya çıkan vokal ve hareket tik bozukluğu nedeniyle özellikle sosyal yaşamında zorluklar yaşadığını söyledi. Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak ve ekibi tarafından Mayıs ayında gerçekleşen başarılı beyin pili operasyonu ile Berke’nin şikayetlerinin büyük ölçüde ortadan kalktığını söyleyen Bilgin çifti, Berke’nin yaşam kaltesinin arttığını, artık arkadaşlarıyla çok rahat bir şekilde sosyalleşebildiğini söyledi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-pili-ameliyati-tik-hastaligina-tourette-sendromu-umut-oldu-591924">Beyin pili ameliyatı, tik hastalığına (Tourette sendromu) umut oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ardında Bu Sendrom Yatıyor Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ardinda-bu-sendrom-yatiyor-olabilir-574545</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2025 11:22:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alma]]></category>
		<category><![CDATA[ardında]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Başkalarını]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaçlarını]]></category>
		<category><![CDATA[life]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sendrom]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[yatıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[zamanla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574545</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda kadın olmak genellikle uyumlu, anlayışlı ve fedakâr olmakla eş tutuluyor. Ancak uyumlu ve sorunsuz bir tablo çizmek uğruna her isteğe “evet” demek, başkalarını memnun etmek pahasına kendi ihtiyaçlarını yok saymak, zamanla duygusal yorgunluk ve tükenmişlik getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ardinda-bu-sendrom-yatiyor-olabilir-574545">Ardında Bu Sendrom Yatıyor Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda kadın olmak genellikle uyumlu, anlayışlı ve fedakâr olmakla eş tutuluyor. Ancak uyumlu ve sorunsuz bir tablo çizmek uğruna her isteğe “evet” demek, başkalarını memnun etmek pahasına kendi ihtiyaçlarını yok saymak, zamanla duygusal yorgunluk ve tükenmişlik getiriyor. Bu durum, psikolojide mükemmeliyetçilik sendromu olarak tanımlanıyor. <strong>Acıbadem Life Klinik Psikolog Cansu Karaman</strong>, özellikle kadınlarda sık görülen bu davranış kalıbının ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguluyor. </p>
<p>İnsanları memnun etmeye çalışmak, mükemmeliyetçilik ve başkalarının ihtiyaçlarını kendi önceliklerinin önüne koymak… Bu davranışlar ilk bakışta olumlu gibi görünse de, aslında kişinin ruhsal sağlığını zedeleyen bir sendromun habercisi olabilir. Toplumsal beklentilere uyum sağlamak adına sürekli başkalarını memnun etmeye odaklanan kişiler, kendi ihtiyaçlarını geri plana atıyor. Zamanla bu durum, duygusal yorgunluk, tükenmişlik ve özgüven kaybına yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Life Klinik Psikolog Cansu Karaman, </strong>mükemmeliyetçilik sendromunun 4 belirtisini sıralıyor.  </p>
<p><strong>Onay ararlar</strong></p>
<p>Bu sendromu yaşayan kişiler için başkalarının düşünceleri ve yorumları adeta bir pusula gibidir. Sürekli onay alma ihtiyacı, bireyin kendi kararlarını sorgulamasına ve özgüveninin zedelenmesine yol açar. Olumsuz bir tepki ya da eleştiri, bu kişilerde normalden çok daha büyük bir kaygı yaratır.</p>
<p><strong>Başkalarını kırmaktan korkarlar </strong></p>
<p>“Hayır” diyememek, bu sendromun en belirgin işaretlerinden biridir. Başkalarını kırmaktan, hayal kırıklığına uğratmaktan korkan kişiler, kendi sınırlarını korumakta zorlanır. Oysa sürekli “evet” demek, sağlıksız bir dengeye ve kişinin kendi ihtiyaçlarının yok sayılmasına neden olur.</p>
<p><strong>Kendi ihtiyaçlarını ihmal ederler</strong></p>
<p>Mükemmel bir tablo çizmek uğruna bireylerin sıklıkla başkalarının mutluluğunu kendi mutluluklarının önüne koyduklarını belirten <strong>Acıbadem Life Klinik Psikolog Cansu Karaman,</strong> “Kendi isteklerini, dinlenme zamanlarını, hatta sağlıklarını bile ikinci plana atabilirler. Bu durum uzun vadede kişinin hem ruhsal hem de fiziksel refahını olumsuz etkiler” ifadelerini kullandı.   </p>
<p><strong>Yorgun ve tükenmiş hissederler</strong></p>
<p>Sürekli başkalarını mutlu etmeye çalışmak, zamanla ağır bir duygusal yük haline gelir. Kendi isteklerini bastırmak ve daima uyumlu görünmek isteyen kişilerde tükenmişlik, değersizlik hissi ve hatta depresif belirtiler görülebilir. Bu yorgunluk, günlük yaşamı da olumsuz etkiler.</p>
<p><strong>MÜKEMMEL OLMAK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ! 7 ÖNEMLİ ÖNLEM</strong></p>
<p> “Sağlıklı sınırlar koymak ve kendi ihtiyaçlarına öncelik vermek, duygusal ve psikolojik iyilik hali için kritik bir gerekliliktir” diyen <strong>Acıbadem Life</strong> <strong>Klinik Psikolog Cansu Karaman, </strong>bu sendrom ile baş etmede kullanılabilecek 8 adımı paylaştı. </p>
<p><strong>Fark Edin</strong></p>
<p>Değişimin ilk adımının farkındalık olduğunu söyleyen <strong>Acıbadem Life</strong> <strong>Klinik Psikolog Cansu Karaman,</strong> “Kendinizi sürekli başkalarının ihtiyaçlarını karşılarken ve onların beklentilerine göre hareket ederken buluyorsanız, bu davranışın sizde yarattığı duyguları gözlemleyin. “Ben bunu gerçekten istediğim için mi yapıyorum, yoksa onay almak için mi?” sorusu bu farkındalığı geliştirmenize yardımcı olabilir” diyor.</p>
<p><strong>Kendi İhtiyaçlarınızı Anlayın</strong></p>
<p>Duygusal, fiziksel ve zihinsel ihtiyaçlarınızı tanımak; sağlıklı sınırlar koyabilmenin temelini oluşturur. Dinlenmeye, yalnız kalmaya, keyif almaya veya destek görmeye ihtiyaç duyduğunuz anları fark edin. Kendi ihtiyaçlarınızı tanıdıkça, başkalarının beklentileriyle aranıza sağlıklı bir mesafe koyabilirsiniz.</p>
<p><strong>Sınırlarınızı netleştirin</strong></p>
<p>Başkalarını kırmaktan korkmadan “hayır” diyebilmek, aslında bencillik değil; kendinize ve ilişkilerinize değer vermektir. Sınırlarınızı net bir şekilde ifade ettiğinizde, hem kendinizi daha güçlü hissedersiniz hem de karşınızdakilerle daha sağlıklı bağlar kurarsınız.</p>
<p><strong>Kendi Değerlerinizi Belirleyin!</strong></p>
<p>Toplumun, ailenin veya çevrenizin beklentileri yerine kendi değerlerinizi keşfetmek; kimliğinizi güçlendirir. “Benim için gerçekten önemli olan nedir?” sorusu, hayatınıza yön vermede yol gösterici olur. Değerlerinizin farkına vardığınızda, başkalarını memnun etmek yerine kendi doğrularınıza göre yaşamaya başlarsınız.</p>
<p><strong>Kendinize Şefkat Gösterin</strong></p>
<p>“Başkalarına gösterdiğiniz anlayış ve empatiyi kendinize de gösterebilmelisiniz” diyen<strong> Acıbadem Life Klinik Psikolog Cansu Karaman, </strong>hata yaptığınızda kendinizi eleştirmek yerine, bir dostunuza nasıl davranırdınız diye düşünmeyi öneriyor. Kendi kendine şefkat geliştirmenin olumsuz duygularla baş edilmesini kolaylaştırdığını ve ruhsal dayanıklılığı artırdığını belirtiyor. </p>
<p><strong>Destek Alın</strong></p>
<p>Bu süreçte yalnız olmadığınızı bilmek çok önemlidir. Güvendiğiniz bir arkadaş, aile üyesi veya bir uzmandan destek almak, yükünüzü hafifletebilir. Profesyonel yardım almak ise duygusal süreçleri daha sağlıklı yönetmenize yardımcı olur.</p>
<p><strong>Küçük Adımlarla Başlayın</strong></p>
<p>Değişimin bir anda gerçekleşmediğini söyleyen <strong>Acıbadem Life</strong> <strong>Klinik Psikolog Cansu Karaman, “</strong>Küçük adımlar atarak başlamak, sürecin sürdürülebilir olmasını sağlar. Örneğin, küçük bir ricaya “şu an uygun değilim” demek bile büyük bir adımdır. Küçük zaferler, zamanla büyük dönüşümlere yol açar” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ardinda-bu-sendrom-yatiyor-olabilir-574545">Ardında Bu Sendrom Yatıyor Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp krizi değil, &#8216;Kırık Kalp Sendromu&#8217;!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-krizi-degil-kirik-kalp-sendromu-545328</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jun 2025 12:26:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kırık]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, yoğun stres veya duygusal travmaların tetiklediği ve kalp krizine benzer belirtilerle ortaya çıkan ‘kırık kalp sendromu’ hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-krizi-degil-kirik-kalp-sendromu-545328">Kalp krizi değil, &#8216;Kırık Kalp Sendromu&#8217;!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, yoğun stres veya duygusal travmaların tetiklediği ve kalp krizine benzer belirtilerle ortaya çıkan ‘kırık kalp sendromu’ hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Stres hormonlarının kalp kasına olan etkileri kırık kalp sendromuna neden oluyor!</strong></p>
<p>Kırık kalp sendromunun, yoğun stres, ani üzüntü veya aşırı duygusal travmalar sonucunda kalbin geçici olarak zayıflamasıyla ortaya çıkan bir durum olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Genellikle sevilen birinin kaybı, iş ile ilgili problemler, ayrılık, büyük korkular veya beklenmedik biçimde gerçekleşen ani olaylar tetikleyici olabilir.” dedi.</p>
<p>Yapı itibariyle kalp krizine benzer belirtiler gösterse de, ortaya çıkış nedenleri arasında farklar olduğunu vurgulayan Aydın, “Kalp krizi damar ve kalp damarının durumları ile ilgilidir. Yani doğrudan kalpte ortaya çıkan organik problemlerle ilişkili. Kırık kalp sendromu belirtileriyse stres hormonlarının kalp kasına olan etkilerden dolayı ortaya çıkar. Göğüs ağrısı, bulantı, baş dönmesi, nefes darlığı, çarpıntı, halsizlik ve sersemlik gibi belirtiler görülebilir. Kırık kalp sendromu olan kişilerde yapılan testlerde damar tıkanıklığı gibi problemler görülmez. Yoğun strese bağlı olarak kalpte ve vücutta birtakım belirtiler ortaya çıkar.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Üzüntü, korku, kayıp veya travmatik olaylar tetikleyebiliyor!</strong></p>
<p>Çoğu hastanın, uygun tedaviyle birkaç hafta içinde tamamen iyileştiğini ve kalpte kalıcı bir hasar kalmadığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Ancak bazı durumlarda, kalp kasının toparlanması daha uzun sürebilir ve nadiren de olsa kalp yetmezliği gibi komplikasyonlara yol açabilir. Özellikle daha önce kalp hastalığı olan veya tekrarlayan ataklar yaşayan kişilerde, kalbin pompalama gücü kalıcı olarak azalabilir.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle, stres yönetimi ve sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemenin, kırık kalp sendromunun tekrarlamasını önlemek için önemli olduğuna dikkat çeken Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>“Kırık kalp sendromu, vücutta aşırı stresin yol açtığı biyolojik değişiklikler nedeniyle gelişir. Ani ve yoğun duygusal stres, vücutta yüksek miktarda, başta adrenalin olmak üzere, stres hormonu salgılar. Bu hormonlar, kalp kasının anormal bir şekilde kasılmasına ve dolayısıyla kalp fonksiyonunun bozulmasına yol açabilir. Beyin, kalbe sinyaller göndererek bu stres yanıtını yönetmeye çalışırken, kalp kası geçici olarak zayıflar ve sağlıklı bir şekilde pompalama yapamaz. Özellikle ani üzüntü, korku, büyük bir kayıp veya travmatik bir olay, bu sendromun tetikleyicisi olabilir. Aşk acısı ve yas bu durumun oluşmasında etkili olabilecek tetikleyicilerdendir.”</p>
<p><strong>Duygusal hassasiyet riski artırıyor!</strong></p>
<p>Kişilik özelliklerinin, kırık kalp sendromunun gelişiminde etkili olabileceğine değinen Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Araştırmalar, daha duyarlı, aşırı empatik, stresle başa çıkma mekanizmaları zayıf olan ya da aşırı duygusal kişilerde bu sendromun gelişme riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Duygusal olarak daha hassas bireylerin, stresli olayları daha yoğun hissedebileceğine ve bu durum kalp üzerinde daha büyük bir baskı yaratabileceğine işaret eden Aydın, “Kişilik özelliklerinin yanı sıra, geçmişte yaşanan travmalar, stresle başa çıkma biçimleri ve sosyal destek düzeyi de risk faktörlerini etkileyebilir. Özetle, duygusal hassasiyet ve stresle başa çıkma yeteneği, kırık kalp sendromu riskini artıran önemli faktörler arasında yer alabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Stres yönetimi kırık kalp sendromu ile başa çıkmak için önemli bir adım!</strong></p>
<p>Kırık kalp sendromu yaşayan bir kişinin, öncelikle duygusal ve psikolojik açıdan desteklenmesi gerektiğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu kişiler için, duygusal travmanın iyileşmesi kadar, psikolojik destek de önemlidir.” dedi.</p>
<p>Öncelikle, kişinin yaşadığı duygusal acıyı anlamak ve onlara empati göstermek gerektiğini kaydeden Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kişinin stresle başa çıkma becerilerini güçlendirmek, meditasyon, derin nefes almayı öğretmek gibi rahatlama teknikleri sunmak faydalı olabilir. Ayrıca, destek grupları veya terapi seansları gibi profesyonel yardım seçenekleri, kişinin duygusal iyileşme sürecini hızlandırabilir. Kırık kalp sendromunun tekrarını önlemek için, stres yönetimi ve sağlıklı duygusal ifade yolları hakkında rehberlik yapmak da önemli bir adımdır. Sosyal destek ve sevgi dolu bir çevre, kişinin iyileşme sürecinde büyük bir fark yaratabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-krizi-degil-kirik-kalp-sendromu-545328">Kalp krizi değil, &#8216;Kırık Kalp Sendromu&#8217;!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu sendrom migren hastalarını masal diyarına götürüyor! &#8220;Alice Harikalar Diyarında Sendromu&#8221; algıları bozuyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-sendrom-migren-hastalarini-masal-diyarina-goturuyor-alice-harikalar-diyarinda-sendromu-algilari-bozuyor-450899</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Apr 2024 09:24:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[algıları]]></category>
		<category><![CDATA[alice]]></category>
		<category><![CDATA[bozuyor]]></category>
		<category><![CDATA[diyarına]]></category>
		<category><![CDATA[diyarında]]></category>
		<category><![CDATA[götürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[harikalar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarını]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>
		<category><![CDATA[sendrom]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=450899</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kişilerde algıda bozulmaya neden olan ‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’na işaret eden uzmanlar, sendromun nedenleri arasında antidepresan ilaç veya halüsinojen madde kullanımı, yoğun stres, kronik migren ve epilepsinin sayılabileceğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-sendrom-migren-hastalarini-masal-diyarina-goturuyor-alice-harikalar-diyarinda-sendromu-algilari-bozuyor-450899">Bu sendrom migren hastalarını masal diyarına götürüyor! &#8220;Alice Harikalar Diyarında Sendromu&#8221; algıları bozuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kişilerde algıda bozulmaya neden olan ‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’na işaret eden uzmanlar, sendromun nedenleri arasında antidepresan ilaç veya halüsinojen madde kullanımı, yoğun stres, kronik migren ve epilepsinin sayılabileceğini söylüyor. Nedenler arasında en yaygın olanın migren olduğunu dile getiren Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Genellikle çocuklukta ve yetişkinlik öncesi dönemde görülüyor. Zamanla ortadan kalkan bir algı bozukluğu ve özel bir tedavi gerektirmiyor.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, adıyla da ilgi çeken ‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’<strong> </strong>hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Alice Harikalar Diyarında Sendromu nedir? </strong></p>
<p>Todd Sendromu veya dismetropsi (mesafenin, hızın veya hareketin gücünün saptanması yeteneğinin yitirilmesi) olarak da bilinen ‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’nun 1950’li yıllarda psikiyatrist John Todd tarafından tanımlanan bir sendrom olduğunu belirten Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Algıda bozulmaya neden olan nöropsikolojik bir durumdur. Nesnelerin olduğundan daha küçük (mikropsi) veya daha büyük (makropsi) veya daha yakın (pelopsi) veya daha uzak (teleopsi) görünmesi gibi görsel algılarda bozulmalar görülebilir. Bozulma görme dışındaki duyularda da meydana gelebilir.” şeklinde bilgi verdi.</p>
<p><strong>Genellikle çocuklukta ve yetişkinlik öncesi dönemde görülüyor</strong></p>
<p>Sendromun nedenleri arasında antidepresan ilaç veya halüsinojen madde kullanımı, yoğun stres, kronik migren, epilepsi, beyin tümörleri, Epstein-Barr Virüsü (EBV) kaynaklı iltihapların sayılabileceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, şunları anlattı:</p>
<p>“Nedenler arasında en yaygın olan ise migrendir. Genellikle çocuklukta ve yetişkinlik öncesi dönemde görülür. ‘Alice Harikalar Diyarı Sendromu’ genellikle nadir rastlanan bir bozukluktur. Özellikle ergenlerle yapılan çalışmalarda oldukça düşük oranlar bulunuyor. Nesneleri olduğundan daha küçük görenlerin oranı yüzde 3,8, daha büyük görenlerin oranı ise yüzde 3,9 olarak bildirilmiştir.”</p>
<p><strong>Kendi beden parçalarını da olduğundan farklı algılıyorlar</strong></p>
<p>Sendromun günlük yaşamı etkilemesi konusuna da değinen Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Bireyler kendi beden parçalarını veya çevrelerindeki nesneleri, olduğundan farklı algılıyorlar. Şekil, boyut, hareket veya renk<strong> </strong>gibi; nesnelere ya da kendimize dair farkındalık oluşturmamıza katkı sağlayan özelliklerde bozulmalar meydana geliyor. Bu sendrom aynı zamanda işitme, dokunma ve zaman algısında da değişikliklere neden olabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>İşitsel halüsinasyonlar da sendromun bir parçası olabiliyor</strong></p>
<p>Bireylerin; mikropsi yani nesneleri olduğundan daha küçükmüş gibi algılama, makropsi yani eşyaları olduğundan daha büyük görme, teleopsi yani eşyaları kendinden daha uzaktaymış gibi algılama ve pelopsia yani nesneleri kendine çok yakında görme gibi deneyimler yaşadığını da kaydeden Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Aynı zamanda işitsel halüsinasyonlar da sendromun bir parçası olabiliyor. Bu tip halüsinasyonlar işitilen seslere yönelik algının da çarpıtılmasından kaynaklanıyor. Algıdaki bu değişimler, garip müzik veya seslerin duyulmasına da neden oluyor.” </p>
<p><strong>Özel bir tedavi gerektirmiyor</strong></p>
<p>‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’nun, zamanla ortadan kalkan bir algı bozukluğu olduğunu ve özel bir tedavi gerektirmediğini de ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Semptomların genellikle birkaç hafta veya birkaç ay içerisinde yok olduğu biliniyor. Bazı bireyler semptomları sadece gün içerisinde 10 saniye ila 10 dakika kadar sürecek şekilde deneyimlediklerini söylüyor. Ancak kişinin günlük yaşamdaki işlevselliğini olumsuz etkileyen durumlarda profesyonel destek alınması oldukça önemli.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tanı nasıl konuluyor? </strong></p>
<p>Hastalığa ilişkin tanı koyma süreci hakkında da bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Şikâyetlere bağlı olarak bazı tetkikler istenebilir.   MR, EEG ve kan tahlili istenebilir. Migren veya EBV enfeksiyonu gibi tıbbi bir durumdan kuşkulanılıyorsa ilaç tedavisi uygulanabilir. Özellikle migren tedavisi amaçlı tiramin-migren rejimi ile migren profilaksisi birlikte uygulanabilir. ‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’ tedavisi için kalsiyum kanal bloker ve beta bloker uygulamaları da yardımcı olabilir. Bu uygulamaların ancak doktor önerisi ile uygulanması gerekir.” dedi.</p>
<p><strong>İnsanların mevcut ortamlarının çarpık bir versiyonunu görmelerine neden oluyor</strong></p>
<p>“Alice Harikalar Diyarında Sendromu”nun psikoz belirtisi olmadığına da işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Bu olaylara görme bozukluğu veya bir sanrı neden olmaz. İnsanların genellikle orada olmayan şeyleri görmelerine neden olan bir halüsinasyondan farklı olarak bu sendrom, insanların mevcut ortamlarının çarpık bir versiyonunu görmelerine neden olur. Etkilenen kişi genellikle gördüklerinin tuhaf veya gerçek dışı olduğunu bilir. Çoğu durumda başlangıç ve bitişler aniden gerçekleştiği için tahmin etmek mümkün değildir.” şeklinde bilgi verdi.</p>
<p><strong>Hasta doğru bilgilendirilmeli</strong></p>
<p>Algısal çarpıklıklarla karakterize olan bu sendromun, şizofreni spektrumu ve diğer psikotik bozukluklardan ayırt edilmesi gerektiğini de kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Migren, epilepsi, bazı enfeksiyonlar veya uyuşturucu madde kullanımının tetikleyebildiği bu semptomların yine diğer psikiyatrik hastalıklardan ayırt edilmesi ve hastanın doğru bilgilendirilmesi yapılması gereken en önemli müdahaledir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-sendrom-migren-hastalarini-masal-diyarina-goturuyor-alice-harikalar-diyarinda-sendromu-algilari-bozuyor-450899">Bu sendrom migren hastalarını masal diyarına götürüyor! &#8220;Alice Harikalar Diyarında Sendromu&#8221; algıları bozuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Huzursuz bacak sendromu dikkat dağınıklığına yol açıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/huzursuz-bacak-sendromu-dikkatdaginikligina-yol-aciyor-426655</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Nov 2023 07:40:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bacak]]></category>
		<category><![CDATA[dikkatdağınıklığına]]></category>
		<category><![CDATA[huzursuz]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426655</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde tahminen her 10 kişiden birinde huzursuz bacak sendromunun görüldüğünü belirten VM Medical Park Mersin Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Neslihan Behrem Gayır, “Huzursuz bacağın en belirgin hissedildiği an, gece yatağa yatılıp uykuya dalmak üzere olunan andır. Uyku kalitesini bozması nedeniyle gündüz uykululuğu, dikkat dağınıklığı, sinirlilik, yorgunluk yapabilir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/huzursuz-bacak-sendromu-dikkatdaginikligina-yol-aciyor-426655">Huzursuz bacak sendromu dikkat dağınıklığına yol açıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Huzursuz bacak sendromu dikkat </strong><strong>dağınıklığına yol açıyor</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Ülkemizde tahminen her 10 kişiden birinde huzursuz bacak sendromunun görüldüğünü belirten VM Medical Park Mersin Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Neslihan Behrem Gayır, “Huzursuz bacağın en belirgin hissedildiği an, gece yatağa yatılıp uykuya dalmak üzere olunan andır. Uyku kalitesini bozması nedeniyle gündüz uykululuğu, dikkat dağınıklığı, sinirlilik, yorgunluk yapabilir” dedi.</strong></p>
<p> </p>
<p>VM Medical Park Mersin Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Neslihan Behrem Gayır, huzursuz bacak sendromu hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>AĞRI VE YANMA HİSSİ OLABİLİR</strong></p>
<p>Hastalığın belirtilerinden bahseden Uzm. Dr. Gayır, “Özellikle bacaklarda, bazen de vücudun diğer taraflarında hissedilen tarif etmesi zor, rahatsız edici, hoşa gitmeyen bir his tanımlar kişiler. Bazen ağrı, yanma, kaşınma gibi tarif edildiği de olur. Bacakları hareket ettirme isteği belirgindir. Hareket bu rahatsız edici hissi belirgin şekilde ortadan kaldırır. İstirahatte ve özellikle de akşam ve gece ortaya çıkar. Bacaklarda hareket ettirmekle geçen veya azalan rahatsız edici şikâyetleriniz varsa nöroloji uzmanı bir hekime muayene olmanızda fayda vardır” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>KADINLARI DAHA SIK ETKİLİYOR</strong></p>
<p>Ülkemizde tahminen her 10 kişiden birinde huzursuz bacak sendromu olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Gayır, “Kadınları daha sık etkiler. Genellikle ailede başka bireylerde de benzer şikâyetler vardır. Çocuklukta başlayabilir. Beynin uyku ve hareket merkezlerinin koordinasyonlarını sağlayan kısımlarında bir anormallikten kaynaklandığı düşünülmektedir. Kansızlık, kronik böbrek yetmezliği, gebelik gibi durumlar sebep olabilmekte ancak hastaların çoğunda sebep tespit edilemez” diye konuştu.</p>
<p><strong>ÇOĞUNLUKLA GÜNDÜZ ŞİKÂYET YOKTUR</strong></p>
<p>Huzursuz bacak sendromu günlük hayatımızı nasıl etkilediğini anlatan Uzm. Dr. Gayır, “Çoğunlukla gündüz bir şikâyet yoktur ancak ilerlemiş vakalarda gündüz de uzun süreli istirahatlerde şikâyetler başlayıp hastayı rahatsız edebilir. Sinemada film izlemek, toplantıda oturmak, dersi dinlemek kişi için zorlu hale gelebilir. Hastanın hayat kalitesini en çok bozma nedeni uykuya dalmayı engellemesidir. En belirgin hissedildiği an gece yatağa yatılıp uykuya dalmak üzere olunan andır. Uyku kalitesini bozması nedeniyle gündüz uykululuğu, dikkat dağınıklığı, sinirlilik, yorgunluk yapabilir. Derin uykuya daldıktan sonra hastayı uyandırmaz” dedi.</p>
<p><strong>İLAÇ TEDAVİSİNE BAŞLANABİLİR</strong></p>
<p>Hayat kalitesi ve özellikle uyku bozulmadıysa tedavinin gerekli olmadığını dile getiren Uzm. Dr. Gayır, “Olası nedenlerin tedavisi sonrası şikâyetler devam ediyorsa ilaç tedavisine başlanır. Huzursuz bacak sendromunun tedavisinin Türkiye’deki temelleri 1982 yılında Prof. Dr. Şevket Akpınar hocamız tarafından atılmıştır. Bugün hâlâ bu tedavi prensiplerine göre belirlenmiş ilaçları kullanıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>HEKİM ONAYI OLMADAN DOZ ARTIRIMI İLAÇ DİRENCİNE NEDEN OLUR</strong></p>
<p>Tedavinin nöroloji uzmanı bir hekim ile takip edilmesi gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Gayır, şunları söyledi:</p>
<p>“İlaç kullanan hastaların dikkat etmesi gereken bir husus da ilaç dozunda zamanla artış gerekmesidir. Dozu artırmakla şikâyetlerinin gerilediğini fark eden hastalar bazen doktor kontrolü dışında doz artırırlar. Maalesef bu, zaman içinde hızla gelişen tedavi direncine yani ilacın etkisiz kalmasına neden olur. Dolayısıyla, hastanın şikâyetleri giderek artar. Nöroloji uzmanına danışmadan ilaç değişikliği yapılmaması uygundur. Direnç gelişen hastalarda ilaçtan arınma sağlanıp, vücudun ilacı unutması ve tekrar başlandığında etkinliğinin fazla olması hedeflenir. Arınma döneminde hastayı rahatlatacak geçici tedaviler verilebilir.”</p>
<p><strong>HASTA NÖROLOJİ HEKİMİ TAKİBİNDE OLMALI</strong></p>
<p>Huzursuz bacak sendromunda hastanın tedavi almazsa ne olabileceğinden bahseden Uzm. Dr. Gayır, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“Mevcut tedaviler hastalığın seyrini değiştirmez, hastanın hayat kalitesini artırmaya yöneliktir. Bu nedenle ilaç almamak hastalığı kötüleştirmez. Hayat kalitesine göre ilacı kullanıp kullanmama konusu hastayla tartışılmalıdır. Başka bir hastalığa dönüşmesi de söz konusu değildir. Ancak bazı hareket bozukluklarının (Parkinson hastalığı gibi) belirtilerinden yıllar önce huzursuz bacak sendromu gelişebileceği bilinmektedir. Bu nedenle hastanın nöroloji hekimince düzenli aralıklarla takip edilmesi önemlidir”</p>
<p><strong>KRONİK HASTALIKLAR TEDAVİ EDİLEBİLİR</strong></p>
<p>Huzursuz bacak sendromundan korunmak için yapılabileceklere değinen Uzm. Dr. Gayır, “Elimizdeki verilere dayanarak alabileceğimiz sınırlı sayıdaki önlemlerden biri, kronik hastalıkların (şeker hastalığı, böbrek yetmezliği gibi) uygun tedavilerle olabildiğince düzeltilmesi ve kansızlık, vitaminsizlik gibi durumların tedavi edilmesidir” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/huzursuz-bacak-sendromu-dikkatdaginikligina-yol-aciyor-426655">Huzursuz bacak sendromu dikkat dağınıklığına yol açıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Polikistik Over Sendromu Diyabete Yol Açabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/polikistik-over-sendromu-diyabete-yol-acabilir-380120</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jun 2023 09:24:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diyabete]]></category>
		<category><![CDATA[over]]></category>
		<category><![CDATA[polikistik]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=380120</guid>

					<description><![CDATA[<p>En belirgin klinik özellikleri, adet düzensizlikleri, androjen (erkeklik hormonu) fazlalığına bağlı tüylenme ve sivilcelenme gibi cilt sorunları ve yumurtalıklarda görülen çok küçük kistlerle karakterize bir hastalıktır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-over-sendromu-diyabete-yol-acabilir-380120">Polikistik Over Sendromu Diyabete Yol Açabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>En belirgin klinik özellikleri, adet düzensizlikleri,  androjen (erkeklik hormonu) fazlalığına bağlı tüylenme ve sivilcelenme gibi cilt sorunları ve yumurtalıklarda görülen çok küçük kistlerle karakterize bir hastalıktır.</p>
<p>Sebebi tam olarak çözülememiş olsa da çevresel ve genetik faktörlerin rol aldığı öngörülmektedir.  Yapılan tüm araştırmalarda en önemli klinik ve laboratuvar bulgusu <em><strong>insülin direnci</strong></em> olmasıdır.</p>
<p>İnsulin direnci olması sebebi ile bu hastalar çok çabuk kilo alabilmektedir. Bunun sonucunda insülin direnci daha da ağırlaşmakta ve hastanın klinik bulguları daha da kötüleşmektedir. PKOS hastalarında özellikle karın içi yağlanma (viseral yağ) artış çok daha belirgin olmaktadır. Viseral yağlanma insülin direnci konusunda en önemli risk faktörlerinden birisidir. Bunun sonucu olarak dokuların glukoz yani şeker kullanımı zorlaşmaktadır.  Bu durum tedavi edilmez ise yıllar içerisinde kilo artışı daha da belirgin hale gelip diyabet görülme riski artmaktadır.</p>
<p><strong>‘PKOS hastalarında Tip 2 Diyabet görülme sıklığı artmıştır’</strong></p>
<p>PKOS’lu hastalarda tanı konulduğu anından itibaren aynı yaş grubundaki kadınlara göre belirgin olarak diyabet görülme sıklığı artmıştır. Özellikle bel çevresi kalınlığı artmış olanlarda, ileri yaşlarda ve ailesinde diyabet öyküsü olanlarda bu risk çok daha belirgin hale gelmektedir. PKOS’lu kadınlarda kontrol grubuna göre diyabet gelişime zamanı 4-6 yıl önce olabilmektedir. PKOS tanısı konulduğu anda bu hastalarda bozulmuş glukoz toleransı, reaktif hipoglisemi gibi glukoz metabolizma bozuklukları %30 oranında görülebilmektedir. Tanı anında PKOS hastalarının yüzde 8-10’unda diyabet saptanabilmektedir.</p>
<p>İlerleyen zamanlarda 40-50 yaşa geldiklerinde, PKOS hastaların aynı yaş grubundaki diğer kadınlara göre 6-7 kat daha fazla diyabet geliştirme riskine sahiptir. Bu nedenle PKOS hastalığı diyabet açısından çok yüksek riskli bir grup olarak yakın takip edilmesi gerekmektedir.</p>
<p>PKOS hastalarında tanı anında diyabet ve bozulmuş glukoz toleransı açısında 75 gram glukoz tarama testi yapılması ve takibinde kontrol testlerinin yapılması erken tanı ve tedavi açısından çok önemlidir.</p>
<p><strong>PKOS ve gebelik (gestasyonel ) diyabet.</strong></p>
<p>PKOS hastalarında gebelik durumunda çok daha dikkatli olmak gerekmektedir. PKOS’lu hastalar gebelik döneminde diyabet gelişimi açısından çok yüksek riskli gruplar arasında kabul edilmektedirler. Gebeliğin başından itibaren mutlaka şeker takipleri yapılmalı, 20. gebelik haftasından sonra 75 gram glukoz yükleme testi ile bu hastalarda diyabet olup gelişmediği kontrol edilmelidir.</p>
<p><strong>PKOS hastalarında diyabet gelişimi engellenebilir mi?</strong></p>
<p>Temel sorun insulin direnci, viseral yağlanma olması sebebi ile bu hastaların kilo almamaları sağlanmalıdır. Özellikle düzenli egzersiz, karbonhidrattan fakir beslenme ile ideal kilonun korunması temel tedavi şeklidir. İdeal kiloya yakın kilonun korunması halinde birçok metabolik sorun minimalize edilebilmektedir.</p>
<p>İlaç olarak metformin tedavisi glukoz metabolizma bozukluğu olanlarda kullanılabilmektedir. Ancak PKOS hastalığı birçok hormonal değişikliklerle ortaya çıkan kompleks bir hastalık olduğu için bu hastalığın tanı ve takibini mutlaka konusunda tecrübeli endokrinologlar<strong> </strong>tarafından yapılmasını, ilaç tedavisi konusunda doktorunuz vereceği ilaç tedavilerini uygulamanız daha doğru olacaktır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-over-sendromu-diyabete-yol-acabilir-380120">Polikistik Over Sendromu Diyabete Yol Açabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eliyle iş yapanların hastalığı: Karpal Tünel Sendromu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eliyle-is-yapanlarin-hastaligi-karpal-tunel-sendromu-379247</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jun 2023 12:32:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[eliyle]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[karpal]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[tünel]]></category>
		<category><![CDATA[yapanların]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=379247</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teşhis için hastanın anlattıkları tetkiklerden daha önemli</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eliyle-is-yapanlarin-hastaligi-karpal-tunel-sendromu-379247">Eliyle iş yapanların hastalığı: Karpal Tünel Sendromu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Teşhis için hastanın anlattıkları tetkiklerden daha önemli</strong></p>
<p><strong>Karpal tünel sendromunun eliyle iş yapanlarda daha sık görüldüğünü belirten uzmanlar, hastalığın en önemli belirtisinin gece uykusundan uyandırması olduğunu söylüyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Emre Ünal, belirtilerin normal günlük yaşama ya da uyku düzenine müdahale edecek seviyede olması halinde bir uzmana başvurulması gerektiğine dikkat çekiyor. Teşhis için hastanın anlattıklarının önemine vurgu yapan Ünal, öncelikle ilaç ve fizik tedavi gibi seçeneklerin değerlendirildiğini, fayda görülmezse ameliyat yapıldığını söylüyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Emre Ünal, genellikle ellerini fazla kullanarak iş yapanlarda görülen karpal tünel sendromu ve tedavisi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Karpal tünel zamanla kalınlaşabilir</strong></p>
<p>El bileğinde tendonları ve sinirleri yerinde tutan bant olduğunu söyleyerek sözlerine başlayan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Emre Ünal, “Bu bant karpal tünel dediğimiz tünelin tavanını oluşturur. Zamanla çeşitli sebeplere bağlı olarak kalınlaşır. Altından geçen dokuları ezmesine de karpal tünel sendromu denir. Altından geçen siniri ezdiği zaman parmaklarda uyuşma, karıncalanma, güç kaybı ağrı gibi bulgular ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p><strong>En önemli belirtisi gece uykusundan uyandırması</strong></p>
<p>Şeker ve tiroit gibi hastalıkların da karpal tünel sendromuna yol açabileceğine dikkat çeken Ünal, bu hastalıkların kontrol altında tutulması gerektiği uyarısında bulundu. </p>
<p>Karpal tünel sendromu belirtilerinin genellikle yavaş yavaş başlayarak gelişim gösterdiğini sözlerine ekleyen Ünal, “Bu sendromun en önemli belirtisi, kişinin gece ağrıdan ve uyuşmadan uyanıp elini sallama ihtiyacı hissetmesidir. Böyle durumlarda kişinin bir uzmana başvurması gerekir. Bu sendromun diğer belirtileri arasında el uyuşması, karıncalanma, avuç içinde ve parmaklara doğru giden ağrı ve sızı bulunuyor. Belirtiler genellikle gazete, kitap, telefon ya da direksiyon gibi nesneleri tutarken görülür. Bu belirtiler normal günlük yaşama ya da uyku düzenine müdahale edecek seviyedeyse bir uzmana başvurmak gerekir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>El işleri dinlenerek yapılmalı </strong></p>
<p>Karpal tünel sendromunu önlemenin yolunun, elle uzun süre yapılan işlerin dinlenerek yapılması gerektiğini belirten Ünal, “Devamlı aynı hareketi saatler boyunca yapmak, mesela örgü örmek, ufak el işi yapmak, resim yapmak ya da asfalt kıran iş makinalarıyla çalışmak gibi, el bileğinin üzerine fazla yük bindirir. El bileğini çalıştıran işleri hiç ara vermeden uzun süre yapmak bunun nedeni. Bu nedenle de o işi uzun süre dinlenmeden yapmaktan uzak kalmak gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kadınlarda daha sık görülür</strong></p>
<p>Halihazırda şeker hastalığı bulunan, tiroidi az çalışan ve ev işi yapan kişilerde daha sık karpal tünel sendromu görüldüğüne değinen Op. Dr. Emre Ünal, “Kadınlarda erkeklerden biraz daha fazladır. Genellikle iki taraflıdır. Sinirin ne işe yaradığını bilirseniz belirtileri de anlayabilirsiniz. Sinirin görevi, parmağımızı oynatıp bir cismi tutmak ve duyusunu sağlamaktır. Sinir sıkıştığında avuç içine doğru uyuşma, karıncalanma, ağrı ve güçsüzlük olur. Anlamadan ilerlerse güçsüzlüğün olduğu noktada hastalık çok ilerledi demektir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Teşhis için hastanın anlattıkları tetkiklerden daha önemli</strong></p>
<p>Bu hastalığın teşhisinde en önemli noktanın hastanın şikayetleri ve muayene bulguları olduğunu kaydeden Ünal, “Özellikle bu hastalıkta hiçbir tetkik hastanın anlattıklarının ve doktorun yaptığı muayenenin yerini alamaz. Gerekli muayene ve hastanın anlattıklarından sonra Emg denilen sinir iletim testi yapılabilir. Boyun fıtığı var mı diye bakılabilir çünkü aynı şikayetler boyun fıtığında da olabilir. Mutlaka bir boyun EMR’ı da çekmek gerekir. Ancak unutulmamalıdır ki Emg denilen testin yüzde 30 oranında yanlış gösterme ihtimali vardır. Bu sebeple hastanın muayenesi ve anlattıkları tetkiklerden daha önemlidir.” dedi.</p>
<p><strong>Öncelikle ilaç ve fizik tedavi tercih edilir</strong></p>
<p>Eğer bir güç kaybı ve elin kas bölgesinde bir incelme yoksa öncelikle ilaç tedavisi ve el bileği ateli tercih edildiğini aktaran Ünal, “Ortasında demiri olan ve elin aşağı ve yukarı hareket etmesini engelleyen bir el bileği ateli kullanırız. En az iki hafta boyunca ateli gece ve gündüz kullanıp, ilaç tedavisi neticesinde sonuçlarına bakmak gerekir. Eğer bundan fayda görülmezse fizik tedavi kullanılabilir.” şeklinde açıkladı.</p>
<p><strong>Ameliyatın ardından en az iki hafta dinlenmek başarı oranını yükseltir</strong></p>
<p>Bunların yanı sıra iğneyle kortizon tedavisi de yapılabileceğini söyleyen Ünal, “Hastalık cerrahi müdahale gerektirecek bir duruma geldiyse ameliyat edilmelidir. Ameliyat lokal anestezi ile yapılır. 15-20 dakika kadar sürer ve çok fazla riski bulunmaz. Ameliyat zamanında yapılmazsa geri dönüşü olmayan sonuçlar ortaya çıkabilir.” diyerek uyardı.</p>
<p>Karpal tünel sendromu ameliyatlarının genelde lokal anestezi ile yapıldığını kaydeden Op. Dr. Emre Ünal sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“El bileğine açılan çok ufak bir kesi ile bu işlem gerçekleşir. Aynı gün hastalar taburcu edilir. Kişi ameliyattan sonra en az iki hafta dinlenmelidir. Hastanın ameliyattan sonra kendini iyi koruması gerekir. Ameliyattan sonraki koruma, ameliyatın başarı oranını yükselten en önemli unsurlardan biridir. Bundan dolayı kişi en az iki hafta ameliyat olan elini rutin olarak kullanmamalıdır. Yaklaşık bir ay sonra hastalar neredeyse ameliyat olmamış gibi elini normal şekilde kullanmaya başlayabilir.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eliyle-is-yapanlarin-hastaligi-karpal-tunel-sendromu-379247">Eliyle iş yapanların hastalığı: Karpal Tünel Sendromu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bireysel kimliğin yitirilmesine yol açan zihinsel ve fiziksel bir sorun: Tükenmişlik Sendromu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bireysel-kimligin-yitirilmesine-yol-acan-zihinsel-ve-fiziksel-bir-sorun-tukenmislik-sendromu-373701</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 May 2023 13:28:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[kimliğin]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tükenmişlik]]></category>
		<category><![CDATA[yitirilmesine]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373701</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tükenmişlik Sendromu sıradan bir enerji düşüklüğü ile karıştırılmamalı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bireysel-kimligin-yitirilmesine-yol-acan-zihinsel-ve-fiziksel-bir-sorun-tukenmislik-sendromu-373701">Bireysel kimliğin yitirilmesine yol açan zihinsel ve fiziksel bir sorun: Tükenmişlik Sendromu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tükenmişlik Sendromu sıradan bir enerji düşüklüğü ile karıştırılmamalı</strong></p>
<p><strong>Aşırı mükemmeliyetçi ya da ‘hayır’ diyemeyenlerde de olası bir sonuç</strong></p>
<p><strong>Tükenmişlik sendromunun bir çeşit psikolojik rahatsızlık olduğunu söyleyen uzmanlar bu sendromun özellikle 1970’li yıllarda Amerikalı bir psikoloğun iş ve meslek yaşantısı sonrasında geliştirdiği bir kavram olarak karşımıza çıktığı bilgisini veriyor. “Tükenmişlik sendromu günümüzde öncelikli iş, meslek hayatı ve hayatın birçok alanında karşımıza çıkabiliyor.” diyen Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz bu psikolojik rahatsızlığı “Tükenmişlik sendromu yaşayan kişiler, çevrelerine sağlayabilecekleri ya da verebilecek bir şeylerin kalmadığını hissederler. Günlük rutinlerini gerçekleştirme de zorlantı, isteksizlik, korku duyarlar. Karamsar bir bakış açısıyla birlikte sürekli bu kişilerin umutsuz hissetmesi söz konusudur. “ şeklinde tanımlıyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Etiler Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz tükenmişlik sendromuyla ilgili açıklamalarda bulundu. Daha çok kimlerde görülebileceği ve hangi durumlarda tetiklenebileceğine değinen Beyaz, tükenmişilik sendromuna karşı önerilerini de sıraladı.</p>
<p><strong>Bireysel kimliğin yitirilmesine yol açan zihinsel ve fiziksel tükenme durumu</strong></p>
<p>Tükenmişlik Sendromu’nun kişinin ruh halini etkileyen ve sosyal hayatında kişiyi zorlayan psikolojik bir rahatsızlık olduğunu belirterek sözlerine başlayan Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “İş hayatının getirmiş olduğu sorumluluklar, kişinin kaldırabileceği yükten daha fazla olduğunda, aile konusunda baskılanan, aile içerisinde fazla sorumluluk yüklenen kişilerde, bireyin normal şartlarda kariyerinden, arkadaşlıklarından veya aile etkileşimlerinden aldığı keyif duygusunu azaltan ve bireysel kimliğin yitirilmesine yol açan bir tür zihinsel ve fiziksel tükenme durumudur.” dedi.</p>
<p><strong>Sıradan bir yorgunluk ya da enerji düşüklüğü ile karıştırılmamalı</strong></p>
<p>Tükenmişlik sendromunun sıradan bir yorgunluk ya da enerji düşüklüğü ile karıştırılmaması gerektiğine dikkat çeken Beyaz, “Çok daha ağır ve ruhsal durumdur. Stresle başa çıkabilme ve günlük sorumluluklarını yerine getirebilme konusunda tükenmişlik sendromu yaşayan bireylerde zorlanma görülür. Ayrıca bu kişiler, çevrelerine sağlayabilecekleri ya da verebilecek bir şeylerin kalmadığını hissederler. Günlük rutinlerini gerçekleştirmede zorlantı, isteksizlik, korku duyarlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Aşırı mükemmeliyetçi ya da ‘hayır’ diyemeyenlerde de olası bir sonuç</strong></p>
<p>Kişisel faktörlerin de önemli bir etkiye sahip olduğunun altını çizen Beyaz, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Yetiştirilme tarzı ve kişilik özellikleri bunlardan bir tanesi. A Tipi kişilik özellikleri dediğimiz aşırı mükemmeliyetçi, rekabetçi, hırsa sahip olma özelliği bulunan kişilerde karşımıza çıkıyor. Bunun dışında hayır demekte zorluk çeken, sınırlarını çizme noktasında sorun yaşadığını düşünen bireylerde tükenmişlik sendromu bir sonuçtur.”</p>
<p><strong>Fiziksel, psikolojik ve davranışsal belirtiler ortaya çıkabiliyor</strong></p>
<p>Tükenmişlik sendromunun belirtilerinin fiziksel, psikolojik ve davranışsal olarak ele alınabileceğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Fiziksel belirtiler yorgunluk, bitkinlik, enerjisizlik, vücut ağrıları, bağırsak problemleri, kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, iştahta artış veya azalış, uyku düzeninin değişiyor olması, nefes alıp vermede zorlanma şeklinde karşımıza çıkabiliyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Psikolojik belirtiler arasında iş ve sosyal yaşantıda öfke patlamaları, ümitsizlik, çaresizlik, tatminsizlik, kişinin kendinden memnun olmayışı, özgüvensizlik, gerçekçi olmayan endişe ve şüphelerin ortaya çıkması, suçluluk ve düşmanlık hisleri olduğunu söyleyen Beyaz, davranışsal belirtileri de şöyle sıraladı:</p>
<p>“Davranışsal boyuttaki belirtiler arasında öfke patlamaları, kişinin sorumluluklarına karşı duyarsız olması, erteleme, öz bakımın düşüyor olması, kişinin kendisine özen göstermiyor olması gibi durumlar görülebiliyor.”</p>
<p><strong>Tükenmişlik Sendromu’nun dört evresi</strong></p>
<p>Tükenmişlik sendromunun dört aşaması olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz bu evreleri şöyle açıkladı:</p>
<p>“Birinci evre, sınırların zorlanması dediğimiz idealistik olarak adlandırılır. Bireyi fazla sorumluluk altına alır. Bu evre yorgunluk hissi ve enerji düşüklüğü oluşturmaya başlar. </p>
<p>İkinci evre, memnuniyetsizlik dediğimiz evredir. Birey yaptığı işerin sonucundan memnun olmaz. Çaba ve zaman harcayarak gerçekleştirdiği eylemlerin beklentisini alamaz. Alamadığı zaman ise duygusal bir buhrana girmeye başlayabilir.</p>
<p>Üçüncü evre, umutsuzluk evresidir. Bireyin zihninden yaşadığı olumsuz durumların hep devam edeceğine yönelik düşünceler geçmeye başlar. Yanı sıra kişi artan yükü sebebiyle; sinir nöbeti, öfke krizleri, tepkisizlik, uyku bozukluğu gibi semptomlar yaşamaya başlayabilir.</p>
<p>Dördüncü evre, tepkisizlik evresidir. Kişinin etrafında gerçekleşen olaylara karşı tepkisini yitirmesidir. Her şeyin kötüye gideceğine yönelik düşüncelerde olduğu için sorumluluklarını yerine getirememe durumuna gelir.”</p>
<p><strong>Ulaşılabilir hedefler motivasyonu arttırır</strong></p>
<p>“Kişinin kendisine iyi gelecek meşguliyetlere zaman ayırarak, stresten uzaklaşıp dinleneceği, tükenmişliğinin azalacağı önemli bir adım atabilir.” diyerek tükenmişlik sendromuna karşı öneride bulunan Beyaz sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Gerek bir profesyonelden gerekse aile veya arkadaş çevresinden alınacak destekler fayda sağlar. Kişinin anlaşılıyor olması, sorunlarının çözüme yönelik karşılık buluyor olması bu semptomların azalmasında büyük bir öneme sahip. Kişinin ulaşılabilir hedefler belirliyor olması, motivasyonunu arttırır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bireysel-kimligin-yitirilmesine-yol-acan-zihinsel-ve-fiziksel-bir-sorun-tukenmislik-sendromu-373701">Bireysel kimliğin yitirilmesine yol açan zihinsel ve fiziksel bir sorun: Tükenmişlik Sendromu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilişim uzmanlarının büyüyen sorunu tükenmişlik sendromu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bilisim-uzmanlarinin-buyuyen-sorunu-tukenmislik-sendromu-358910</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Mar 2023 06:25:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[büyüyen]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[tükenmişlik]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlarının]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358910</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gelişen teknoloji IT sektörü ve çalışanlarının sınırlarını zorluyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilisim-uzmanlarinin-buyuyen-sorunu-tukenmislik-sendromu-358910">Bilişim uzmanlarının büyüyen sorunu tükenmişlik sendromu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gelişen teknoloji IT sektörü ve çalışanlarının sınırlarını zorluyor </strong></p>
<p><strong>Teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerlerken bilişim sektörü ihtiyaç duyduğu insan kaynaklarının yaklaşık üçte ikisiyle çalışıyor.</strong> <strong>IT uzmanları büyük stres altında ve görevlerinden bunalıyorlar. Kapasite sıkıntısı nedeniyle tükenmişlik sendromu oldukça sık görülen bir sorun.  </strong></p>
<p>2013’ten 2021 yılına kadar siber güvenlik alanındaki eleman açığı yüzde 350 artarken tükenmiş olduğunu bildiren güvenlik uzmanlarının oranı yüzde 84’e ulaşmış durumda. Siber güvenlik şirketi ESET, IT uzmanlarının giderek büyüyen bu önemli sorununu masaya yatırdı, çözüm önerilerini paylaştı.  </p>
<p>Bugün herkes dijitalleşmenin öneminin farkında. Şirketlerin ne kadar çok süreci ve parçası çevrimiçi olursa, dijital güvenlik ve diğer IT uzmanları üzerindeki yük o kadar artıyor. Günümüzde, IT yöneticilerinin ve diğer ekip üyelerinin uzmanlığı, sadece yazıcıları kurmanın veya çalışanlara internetle ilgili önemsiz konularda yardımcı olmanın çok ötesine geçti. Artık iş süreçlerini ve sürekliliği kötü niyetli aktörlerden de korudukları için rolleri daha önemli hale geldi. Dijital güvenliğin önemi ne kadar yüksek ise IT uzmanlarına olan talep de o kadar yüksek olur. Son yıllarda, piyasada büyük bir yetenek sıkıntısı olduğu için işe alım daha da zorlaştı. Bu nedenle, yüksek vasıflı IT uzmanları bulma konusunda şanslı olan şirketlerin, IT ekiplerinin refahını dikkate almaları ve tükenmişliği önlemeleri çok önemli. Aksi halde uzmanların işten ayrılmasına veya düşük performans göstermesine neden olabilirsiniz. </p>
<p>Yazılım şirketi 1Password tarafından paylaşılan  raporda güvenlik uzmanlarının yüzde 84’ü kendini tükenmiş hissettiğini bildiriyor. Ayrıca, her üç çalışandan biri, tükenmişliğin inisiyatiflerini ve motivasyon düzeylerini etkilediğini söylüyor. 2021 Erişim Durumları Raporu, “Çalışanlar ve özellikle güvenlik uzmanları arasındaki yaygın tükenmişlik, kuruluşları siber güvenlik saldırılarına karşı tehlikeli bir şekilde savunmasız bırakıyor” diye açıklıyor. ESET Siber Güvenlik Uzmanı Tony Anscombe, “Bence sorun, deneyimli yetenekli insanların eksikliği ve son iki yıldan fazla bir süredir tanık olduğumuz hızlandırılmış dijital dönüşüm ve hiç bitmeyen siber saldırıların birleşiminden kaynaklanıyor” diyor. IT çalışanlarının kendilerini iyi hissetmelerini sağlamak için neler yapılabilir?</p>
<p><strong>Şeffaf olun ve tükenmişlik hakkında açıkça konuşun</strong></p>
<p>Aşırı çalışmanın yüceltilmediği ve iş-yaşam dengesinin yanı sıra kişisel hayatın teşvik edildiği bir şirket kültürü oluşturun. IT uzmanları da dahil olmak üzere çalışanlarınız duyguları ve hisleri hakkında açıkça konuşabiliyorsa, tükenmişliğin ilk belirtilerini tespit edebilir ve iş arkadaşlarınıza uygun desteği sağlamak için harekete geçebilirsiniz. </p>
<p><strong>IT uzmanlarının işlerini kolaylaştıran teknik araçlara yatırım yapın</strong></p>
<p>Birçok siber güvenlik ekibinin günleri manuel izleme veya raporlama ile geçer. Yanlış tespitlerin ve diğer gereksiz bildirimlerin sayısından bunalırlar. Sadece dış kaynak kullanımı değil aynı zamanda etkili teknik araçların kullanılması, IT ekibinizi tekrarlanan çalışmalardan kurtararak daha önemli görevlere odaklanmalarına ve insan hatasını önlemelerine yardımcı olur. Güvenilir otomatik araçlar araştırın.</p>
<p><strong>Siber güvenlik pozisyonları  için gereksinimlerinizi azaltın</strong></p>
<p>ESET siber güvenlik uzmanı Tony Anscombe, “Birçok şirket, adayların yüksek düzeyde eğitim almalarını, CISSP gibi endüstri tarafından tanınan bir siber güvenlik yeterliliğine sahip olmalarını ve 3-5 yıllık deneyime sahip olmalarını gerektiriyor” diyor. Bu gereksinimler yüzünden siber güvenlik pozisyonları doldurulamayabiliyor. Daha az deneyimli ancak ilgili ve istekli olan bazı gençleri bu deneyimi kazanmaları ve geleceğin saldırılarına karşı hazırlıklı olacak uzman yetenek olmaları için işe alın. </p>
<p><strong>IT uzmanları üzerindeki stresi azaltmak için dış kaynak kullanmayı deneyin</strong></p>
<p>Siber güvenlik ihtiyaçlarınızı dışarıdan karşılayabilirsiniz. Sunucu, yönlendirici, güvenlik duvarı izleme ve MDR gibi sorumluluklar harici uzmanlara devredilebilir. Bunun için bir MSP’ye (Yönetilen Hizmet Sağlayıcısı) ulaşabilirsiniz.  İster bir STK, ister bir araba galerisi veya bir oyun stüdyosu olun, bir MSP, güvenlik duvarlarını ve sistemi izlemek gibi günlük gündemle ilgilenirken siz temel işlerinize odaklanabilirsiniz. IT yöneticileri iç taleplerin, güncellemelerin ve projelerin yanı sıra şirketin IT stratejisine ve iş süreçlerine odaklanmalıdır. Her şeyi yapamamaları doğaldır ve işte o zaman bir MSP devreye girebilir. </p>
<p><strong>IT uzmanlarınızı dinleyin </strong></p>
<p>IT ekibinizin dijital güvenlikteki en son eğilimleri belirleyebilmek, ilgili veri koruma stratejilerini uygulayabilmek ve işini özgüvenle yerine getirebilmek için bunları karşılayabilecek bir bütçeye ihtiyacı vardır. Bazı CEO’lar bu gerçeğin farkında olsa da, bir kısmı hala, etkili siber güvenlik yazılımlarına ve diğer önlemlere yeterli finansal desteğin ve yatırımların önemini kabul etmemektedir. Siber güvenlik harcamaları dünya çapında artmasına rağmen, BYOD (Kendi Cihazını Getir) politikaları gibi bazı siber güvenlik alanları hafife alınıyor. IT ekibiniz altyapınızda bu tür boşluklar tespit ederse, uzmanlıklarına güvenin ve sorunu çözmek için uygun miktarda finansman sağlayın. Bu tür güvenlik açıklarının neden olduğu bir siber saldırının maliyetleri genellikle önlemek için yapacağınız yatırımdan çok daha yüksektir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilisim-uzmanlarinin-buyuyen-sorunu-tukenmislik-sendromu-358910">Bilişim uzmanlarının büyüyen sorunu tükenmişlik sendromu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Down Sendromu Farkındalık Gününde Buğday Tanesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/down-sendromu-farkindalik-gununde-bugday-tanesi-358349</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Mar 2023 08:58:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[buğday]]></category>
		<category><![CDATA[down]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[gününde]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[tanesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358349</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir, Down Sendromu Farkındalık Günü’nde farkındalık oluşturmak için ücretsiz film gösterimi düzenliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/down-sendromu-farkindalik-gununde-bugday-tanesi-358349">Down Sendromu Farkındalık Gününde Buğday Tanesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir, Down Sendromu Farkındalık Günü’nde farkındalık oluşturmak için ücretsiz film gösterimi düzenliyor</p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü nedeniyle bir dizi etkinlik gerçekleştirecek. Engelli milletvekili Serkan Bayram&#8217;ın hayata tutunma mücadelesinin anlatıldığı &#8220;Buğday Tanesi&#8221; filmi Kocaeli Kongre Merkezinde 21 Mart Salı günü saat 19.00’da gösterilecek. Kutsi, Yeliz Akkaya ve Deniz Arna’nın başrolünü oynadığı 2022 yıl yapımı Buğday Tanesi filmini sinemaseverler ücretsiz olarak izleyebilecek. Engelli insanlara umut mücadelesinin anlatıldığı film işaret dili uyarlaması ve Türkçe altyazısı ile seyredilebilecek.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/down-sendromu-farkindalik-gununde-bugday-tanesi-358349">Down Sendromu Farkındalık Gününde Buğday Tanesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
