<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>şeker | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/seker/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/seker</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 22 May 2026 13:19:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>şeker | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/seker</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kurban Bayramı&#8217;nda ağız ve diş sağlığı ihmal edilmemeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-agiz-ve-dis-sagligi-ihmal-edilmemeli-637454</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2026 13:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız Bakım]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Eti]]></category>
		<category><![CDATA[ihmal]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637454</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurban Bayramı’nda lifli et, şeker ve tatlı tüketirken dikkat edilmesi gereken noktalara dikkat çeken İstanbul Atlas Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Nadin Gemrekoğlu, bayramda ağız ve diş sağlığının ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-agiz-ve-dis-sagligi-ihmal-edilmemeli-637454">Kurban Bayramı&#8217;nda ağız ve diş sağlığı ihmal edilmemeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Kurban Bayramı’nda lifli et, şeker ve tatlı tüketirken dikkat edilmesi gereken noktalara dikkat çeken İstanbul Atlas Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Nadin Gemrekoğlu, bayramda ağız ve diş sağlığının ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. </span></span></span></b><b><span><span><span>Diş arasında kalan besinlerin uzun süre temizlenmezse bakteri birikimine, kötü ağız kokusuna, diş eti kanamasına ve zamanla çürük oluşumuna neden olabileceğini belirten Gemrekoğlu, “Et tüketiminden sonra diş ipi veya ara yüz fırçası kullanılarak mekanik temizlik yapılması önemlidir” dedi. Kürdan kullanırken yumuşak uçlu ürünlerin tercih edilmesini ve zorlanmaması gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Nadin Gemrekoğlu, tatlı ve şeker tüketiminin ardından su tüketilmesini ve dişlerin fırçalanmasını önerdi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Ana Bilim Dalı’ndan Dr.Öğr. Üyesi Nadin Gemrekoğlu, Kurban Bayramı’nda ağız ve diş sağlığının korunmasıyla ilgili önerilerde bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diş aralarına sıkışan besinler temizlenmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kurban Bayramı’nda özellikle ağız ve diş sağlığı açısından bazı risk ve tehditlerin ortaya çıkabildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Nadin Gemrekoğlu, “Kurban Bayramı’nda kırmızı et tüketiminin artmasıyla birlikte diş aralarına lifli et parçalarının sıkışması oldukça sık karşılaştığımız bir durumdur. Özellikle mevcut diş eti problemi, çapraşıklık veya eski dolgu-protez varlığında bu durum daha belirgin hale gelir. Diş arasında kalan besinler uzun süre temizlenmezse bakteri birikimine, kötü ağız kokusuna, diş eti kanamasına ve zamanla çürük oluşumuna neden olabilir. Bu nedenle et tüketiminden sonra diş ipi veya ara yüz fırçası kullanılarak mekanik temizlik yapılması önemlidir. Ayrıca yeterli su tüketimi ve ağız hijyeninin aksatılmaması gerekir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bilinçsiz kürdan kullanımı diş eti dokusuna zarar verebilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kürdanın bilinçsiz ve sert şekilde kullanılmasının diş eti dokusuna zarar verebileceğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Nadin Gemrekoğlu, “Özellikle sivri uçlu kürdanlar diş eti çekilmesine, diş eti travmasına ve zamanla diş aralarında boşluk oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle diş arasında biriken besinleri temizlemek için öncelikli olarak diş ipi veya hekimin önerdiği ara yüz fırçaları tercih edilmelidir. Kürdan kullanılacaksa da çok zorlamadan ve yumuşak uçlu ürünler tercih edilerek dikkatli kullanılmalıdır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bayramda ağız bakım rutinleri ihmal edilmemeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bayram döneminde ağız bakım rutinlerinin ihmal edilmemesinin çok önemli olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Nadin Gemrekoğlu, tavsiyelerini şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“</span></span></span><span><span><span>Günde en az iki kez florürlü diş macunu ile dişler fırçalanmalı, özellikle gece yatmadan önce diş ipi kullanımı ihmal edilmemelidir. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Et tüketimi sonrası ağız çalkalamak, su tüketmek ve şekerli gıdaların ardından dişleri temizlemek ağız ortamındaki asit yükünü azaltır. Ayrıca çok sert kemik parçalarını dişle kırmaya çalışmak diş çatlaklarına veya kırıklarına yol açabileceği için bundan kaçınılmalıdır.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tatlıdan sonra su içilmeli ve dişler fırçalanmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bayramlarda gelenekselleşen tatlı ve şeker ikramları ile çay ve kahve tüketiminin arttığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Nadin Gemrekoğlu, “Bayram ziyaretlerinde gün boyu sık aralıklarla tatlı ve şeker tüketimi ağızdaki asidik ortamı artırarak çürük riskini yükseltir. Özellikle şekerli gıdaların tüketim sıklığı, miktarından daha önemlidir. Tatlı tüketimi mümkünse ana öğün sonrasında yapılmalı, ardından su tüketilmeli ve kısa süre sonra dişler fırçalanmalıdır. Çay ve kahve tüketiminin artması ise dişlerde renklenmeye neden olabilir. Bu nedenle su tüketimini artırmak ve düzenli ağız bakımı yapmak önemlidir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düzenli ve doğru ağız hijyeni diş çürüklerini önler</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Nadin Gemrekoğlu</span></span></span><span><span><span>, diş çürüklerinin önlenmesinde alınabilecek tedbirlere değinerek sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Diş çürüğünü önlemenin temelinde düzenli ve doğru ağız hijyeni yer alır. Florürlü diş macunu kullanımı, diş ipi alışkanlığı ve düzenli diş hekimi kontrolleri büyük önem taşır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Şekerli ve yapışkan gıdaların sık tüketiminden kaçınılmalı, özellikle gece tüketim sonrası dişler mutlaka temizlenmelidir. Çocuklarda bayram şekeri tüketimi kontrol altında tutulmalı ve aileler ağız bakım konusunda çocukları teşvik etmelidir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bayram döneminde küçük gibi görünen ağız bakım ihmalleri, sonrasında diş eti problemleri ve çürük artışı olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bu nedenle ağız bakım rutinlerinin bayramda da devam ettirilmesi gerekir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-agiz-ve-dis-sagligi-ihmal-edilmemeli-637454">Kurban Bayramı&#8217;nda ağız ve diş sağlığı ihmal edilmemeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayramda yapışkan şekerlere dikkat</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayramda-yapiskan-sekerlere-dikkat-621685</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 08:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayramda]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[şekerlere]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yapışkan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621685</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bayram ziyaretleriyle birlikte özellikle çocuklar tarafından tüketilen şeker ve tatlı miktarı artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayramda-yapiskan-sekerlere-dikkat-621685">Bayramda yapışkan şekerlere dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bayram ziyaretleriyle birlikte özellikle çocuklar tarafından tüketilen şeker ve tatlı miktarı artıyor. Ancak bu durum diş sağlığı açısından bazı riskler doğurabiliyor. Şekerlemelerin dişler üzerindeki etkisinin, türüne ve ağızda kalma süresine bağlı olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Diş Hekimi Elanur Kök, “Tatlılar arasında dişler için en riskli olanlar; lokum, karamelli şeker ve jelibon gibi ağızda uzun süre kalan yapışkan şekerlerdir. Çikolata daha kısa sürede eridiği için nispeten daha az riskli sayılır” dedi. </strong></p>
<p>Çocukların diş yapısı yetişkinlere göre daha hassas olduğu için şekerli yiyeceklerden daha hızlı etkilenebilir. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Diş Hekimi Elanur Kök, “Çocukların dişlerinin dış tabakası olan mine yetişkinlere göre daha ince, iç kısmı olan dentin ise daha yumuşaktır. Bu yapı nedeniyle şekerli yiyecekler çocuk dişlerinde daha hızlı etki gösterebilir ve çürük oluşma ihtimali artabilir. Ayrıca çocukların ağız hijyeni alışkanlıkları henüz tam oturmadığı için diş yüzeyinde kalan şeker, bakteriler için uygun bir ortam oluşturabilir. Bu nedenle aynı miktarda şeker tüketildiğinde yetişkin dişleri daha dayanıklı kalabilirken çocuk dişleri daha hızlı zarar görebilir” bilgilerini verdi.</p>
<p><strong>Florürlü diş macunu kullanılmalı</strong></p>
<p>Bayramda artan tatlı tüketimine dikkat çeken Kök, “3-4 günlük bayram sürecinde yoğun tatlı tüketimi tek başına hemen çürük oluşturmaz. Çürük gelişimi genellikle haftalar veya aylar içinde başlar. Ancak tatlılardan sonra dişler fırçalanmaz ve şeker ağızda uzun süre kalırsa çürük riski artar. Bayramda çocukların dişlerini korumak için ailelerin dikkat etmesi gerekenler; çocukların tatlılardan sonra ağzını suyla çalkalamasını sağlamak, günde en az iki kez özellikle yatmadan önce dişlerini fırçalatmak, tatlıları ana öğünlerle birlikte vermek, gece şeker vermekten kaçınmak, florürlü diş macunu kullanmak ve yapışkan şekerleri sınırlamak olarak sıralanabilir” dedi.</p>
<p><strong>6-12 yaş grubunda risk daha fazla</strong></p>
<p>Diş sağlığı açısından en riskli yaş grubuna dikkat çeken Kök, “Diş sağlığı açısından en riskli yaş grubu 6-12 yaş arasındaki çocuklardır. Bu dönemde hem süt hem de kalıcı dişler bulunur ve kalıcı dişler yeni çıkmaya başladığı için yapıları daha hassas olabilir. Ortodontik tedavi gören veya daha önce çürük geçmişi olan çocuklarda da çürük gelişme riski daha yüksek olabilir. Ayrıca çocukların tatlıyı ödül gibi bir alışkanlık haline getirmemesi önemli. Düzenli diş hekimi kontrolleri de çürüklerin erken fark edilmesi ve önlenmesi açısından kıymetli” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayramda-yapiskan-sekerlere-dikkat-621685">Bayramda yapışkan şekerlere dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 07:49:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[bayramında]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[haz]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimine]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621594</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan Bayramının olmazsa olmazlarının başında şüphesiz tatlılar geliyor. Bayram ziyaretlerinde ‘yemezsem üzülür, o kadar emek vermiş’ diye geri çevirilemeyen şekerli ikramlıklar…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594">Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan Bayramının olmazsa olmazlarının başında şüphesiz tatlılar geliyor. Bayram ziyaretlerinde ‘yemezsem üzülür, o kadar emek vermiş’ diye geri çevirilemeyen şekerli ikramlıklar… Ancak dikkat! ‘Bir taneden zarar gelmez’ diyerek yediğiniz tatlıları ya da günlük yaşamdaki şekerli yiyecekleri tüketmeden önce bir kez daha düşünmek gerekiyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik</strong> “Şeker ve tatlı tüketimi yalnızca diyabeti olan ya da yüksek kilolu kişilerin kaçınması gereken zararlı bir şey gibi düşünülse de yaygın inanışın aksine, tanı almış bir hastalığı olmayanların dahi günlük beslenme rutinlerinde yer almaması gereken bir besindir. Dünya Sağlık Örgütü, günlük enerji gereksiniminizin ortalama yaklaşık 10’unun şekerden alınabileceğini ancak uzun vadeli hedefin yüzde 5 ve altı olduğunu vurgulamaktadır. Örneğin; enerji gereksinimi 2000 kalori olan bir birey, günde maksimum 200 kalorisini basit şekerden alabilir ki bu da ortalama 1 küçük porsiyon tatlıya eşittir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, şekerli besinlerin neden tüketilmemesi gerektiğini, vücuda çok önemli zararlarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Kalp ve damar hastalıklarına yol açar</strong></p>
<p>Aşırı şeker tüketimi nedeniyle karaciğerde trigliserid adı verilen yağ asitleri artarak, damar duvarlarında birikmeye başlar. Zamanla damar yapısı bozulup damar sertliği ve diğer kalp hastalıklarına yol açar. Artan şeker tüketimiyle karın çevresi yağlanması ve bel çevresinin artması kalp hastalıkları açısından önemli diğer risk faktörlerindendir. Bu nedenle şeker ve tatlı tüketimini azaltıp, kalp ve damar sağlığı için yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere, sebze, meyve, çiğ kuruyemiş vb liften zengin gıdalara beslenmede yer vermek gerekir. </p>
<p><strong>İnsülin direnci ve Tip 2 diyabet riskini artırır</strong></p>
<p>Şeker gibi basit karbonhidratlar yedikten sonra kana çok hızlı karışarak kan şekerini hızla yükseltir. Bu nedenle, vücudun, kan şekeri metabolizmasını düzenleyen hormonlardan biri olan insüline verdiği yanıt bozularak insülin direncinin oluşmasına ve tip-2 diyabet riskinin artmasına yol açar. Özellikle ailede diyabet öyküsü olanlar şeker ve tatlıyı sınırlandırmalıdır. Eğer son zamanlarda fazla şeker tüketiyor, tatlı yeme isteğinizin arttığını düşünüyorsanız mutlaka bir hekim ile görüşüp insülin direnci ve diyabet ile ilgili kontrollerinizi yaptırmalısınız.</p>
<p><strong>Karaciğer yağlanmasına neden olur</strong></p>
<p>Son zamanlarda alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması gençlerde de yaygınlaşıyor.  Bunun öncelikli nedenlerinin başında; basit şeker, hazır paketli ürünler ve tatlılarda kullanılan fruktoz şurubu tüketiminin artması geliyor. Sofra şekeri ve yüksek fruktoz büyük ölçüde karaciğerde işlenir ve fazla tüketildiğinde karaciğer bu enerjiyi yağa dönüştürür. Karaciğer yağlanmasının artması sağlığı olumsuz etkiler. Tüketim sıklığına ve porsiyonlara dikkat etmek, işlenmiş ve etiket bilgisinde fruktoz şurubu içeren gıdalardan uzak durmak gerekir. </p>
<p><strong>Obeziteye zemin hazırlar</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Yüksek şeker içeren besinler; kalorisi yüksek ve karbonhidrat ağırlıklı olup, vücut için gerekli vitamin- minerallerden ise oldukça fakirdir. Genellikle protein ve liften düşük oldukları için sık acıkmanıza, kan şekeri dengesizliği nedeniyle sürekle tatlı tüketme isteğinizin artmasına yol açar. Bu da kişiyi bitmeyen </p>
<p>bir kısır- döngüye sokarak, gün içerisinde alınan toplam kalori miktarının artmasına, kilo artışına ve uzun vadede obeziteye zemin hazırlar” diyor.  </p>
<p><strong>Diş çürüklerini artırır</strong></p>
<p>Şeker tüketimi diş minesinin zarar görmesine, çürüklere ve buna bağlı diş kayıplarına neden olurken ağız sağlığını da olumsuz etkiler. Ağızda pH dengesinin bozulmasıyla birlikte ağız içindeki bakteri çeşitliliği değişir ve ağız kokusu ile ilgili problemler artabilir. Sık aralıklarla şeker tüketmek, gazlı şekerli içecekler içmek ve yetersiz ağız hijyeni olumsuz sonuçları belirginleştirir. Aşırı tatlı tüketiminden uzak durmak, xekerli besin tükettikten sonra ise mutlaka dişleri fırçalamak gerekir. </p>
<p><strong>Bağımlılık yaratır</strong></p>
<p>Yüksek miktarda şeker tüketimi hem metabolik hem de nörobiyolojik süreçleri etkiler. Hızlı emildiği için kan şekerinde ani yükselmelere ve ardından hızlı düşüşlere neden olarak yeniden tatlı, şekerli gıda tüketme isteğine yol açar. Aynı zamanda beynin ödül merkezinde dopamin salınımını artırarak kısa süreli haz duygusu ve buna bağlı daha fazla tüketme isteğine sebep olur. Bu nedenle şeker ve tatlının ödül yerine tüketilmemesi haz duygusu ile örtüşmemesi açısından önemlidir. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594">Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayramı keyifli geçirmek için beslenmeye dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayrami-keyifli-gecirmek-icin-beslenmeye-dikkat-621387</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 09:18:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmeye]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[geçirmek]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hülya]]></category>
		<category><![CDATA[keyifli]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[ogün]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621387</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, Ramazan sonrası bayram döneminde beslenme ve öğün düzeninin değişmesi ile porsiyon kontrolü ve tatlı tüketimi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayrami-keyifli-gecirmek-icin-beslenmeye-dikkat-621387">Bayramı keyifli geçirmek için beslenmeye dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, Ramazan sonrası bayram döneminde beslenme ve öğün düzeninin değişmesi ile porsiyon kontrolü ve tatlı tüketimi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bayramda eski yeme düzenine geçiş bilinçli olmalı!</strong></p>
<p>Ramazan ayı boyunca değişen öğün saatleri ve azalan gündüz beslenmesiyle birlikte vücudun farklı bir ritme adapte olduğunu aktaran Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Bayramla birlikte eski düzene dönerken ani ve kontrolsüz bir geçiş yapmak yerine, süreci bilinçli yönetmek sindirim sistemi, kilo kontrolü ve genel iyilik hali açısından önemlidir.” dedi.</p>
<p>Bayramda yeni düzene alışmak için önerilerde bulunan Hülya Yiğit İspiroğlu, “İlk olarak güne dengeli bir kahvaltıyla başlayın. Uzun açlık döneminin ardından bayram sabahına şerbetli tatlılar ve hamur işleriyle başlamak kan şekeri dalgalanmalarına neden olabilir. Yumurta, az tuzlu peynir, zeytin, bol yeşillik, söğüş sebzeler ve tam tahıllı ekmek içeren bir kahvaltı daha dengeli bir başlangıç sağlar. Reçel ve bal gibi basit şeker kaynaklarını küçük porsiyonlarla sınırlandırmak faydalıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Vücudu bir anda sık ve ağır öğünlere zorlamak sindirim sorunlarına yol açabilir! </strong></p>
<p>Tatlının yasaklanmaması ancak porsiyon yönetimine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Hülya Yiğit İspiroğlu, “Bayramda şerbetli ve hamur işi tatlıların aşırı tüketimi; kan şekeri dengesizliği, mide-bağırsak sorunları ve kilo artışı riskini artırabilir. Özellikle karın çevresi yağlanması kalp-damar hastalıkları açısından risk faktörüdür. Tatlı tüketilecekse ana öğün sonrasında ve tadım porsiyonunda tercih edilmeli; mümkünse sütlü veya meyve bazlı seçenekler seçilmelidir.” dedi.</p>
<p>Öğün düzeninin adım adım artırılması ve su tüketiminin ihmal edilmemesi konularına değinen<strong> </strong>Hülya Yiğit İspiroğlu, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ramazan boyunca iki öğüne alışan vücudu bir anda sık ve ağır öğünlere zorlamak sindirim şikâyetlerine yol açabilir. Bayramla birlikte ara öğünleri yoğurt, taze meyve veya çiğ kuruyemiş gibi dengeli seçeneklerle eklemek; gece oluşan şeker isteğini azaltmaya yardımcı olur.</p>
<p>Bayramda artan şeker tüketimi iştah kontrolünü zorlaştırabilir. Günlük sıvı ihtiyacını (yaklaşık kilo başına 30–35 ml) karşılamak hem ödem kontrolüne hem de tokluk hissine katkı sağlar. Ana öğünleri yatmadan en az 4–5 saat önce tamamlamak da sindirim açısından önemlidir.”</p>
<p><strong>Amaç mükemmel olmak değil, dengeyi kaybetmeden keyifli ve sağlıklı bir geçiş süreci yaşamak! </strong></p>
<p>Günlerin uzaması ve gün ışığının artmasının, sirkadiyen ritmin yeniden düzenlenmesi için önemli bir fırsat olduğunun da altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Sabah saatlerinde yapılacak hafif tempolu yürüyüşler hem sindirimi destekler hem de metabolik dengeyi güçlendirir.” dedi.</p>
<p>Ramazan boyunca azalan gündüz hareketliliğini artırmanın, kilo kontrolü açısından destekleyici olduğunu yineleyen Hülya Yiğit İspiroğlu, “Bayram birkaç gün sürer; ancak beslenme alışkanlıkları uzun vadeli sonuçlar doğurur. Amaç mükemmel olmak değil, dengeyi kaybetmeden keyifli ve sağlıklı bir geçiş süreci yaşamaktır.” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayrami-keyifli-gecirmek-icin-beslenmeye-dikkat-621387">Bayramı keyifli geçirmek için beslenmeye dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Besinlerdeki şeker ve tuz tehlikesine dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/besinlerdeki-seker-ve-tuz-tehlikesine-dikkat-621290</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 08:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[besinlerdeki]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[porsiyon]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikesine]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimini]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621290</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan boyunca uzun süreli açlık ve değişen öğün saatleri nedeniyle vücudumuz farklı bir metabolik düzene uyum sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/besinlerdeki-seker-ve-tuz-tehlikesine-dikkat-621290">Besinlerdeki şeker ve tuz tehlikesine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan boyunca uzun süreli açlık ve değişen öğün saatleri nedeniyle vücudumuz farklı bir metabolik düzene uyum sağlıyor. Bayramla birlikte bu düzenin aniden değişmesi ise bazı beslenme hatalarını ve buna bağlı sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor. Güne ağır bir kahvaltıyla başlamak, şerbetli tatlı ve hamur işi gibi yüksek kalorili besinlerin tüketimini artırmak, hızlı yemek yemek ve porsiyon kontrolüne dikkat etmemek bayramda sık yapılan beslenme hataları arasında yer alıyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar,</strong> bu tür beslenme hatalarının hazımsızlık, şişkinlik ve reflü gibi şikayetlere yol açabileceğine dikkat çekerek, “Aynı zamanda kan şekeri düzeylerinde hızlı dalgalanmalara, gün içinde halsizlik, yorgunluk ve ani enerji düşüşlerine sebep olabilir” diyor. Özellikle diyabet, hipertansiyon ve kalp hastalığı olan bireylerde bu hataların daha  ciddi etkiler oluşturabileceğini belirten <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar,</strong>    “Rafine karbonhidrat ve şeker alımının yüksek olması diyabet hastalarında kan şekerinin kontrolsüz şekilde yükselmesine neden olabilir. Tuz ve yağ içeriği yüksek besinlerin fazla tüketimi ise tansiyon yükselmesine ve kardiyovasküler risklerin artmasına yol açabilir. Özellikle diyabet hastalarında kontrolsüz tüketimler sonucunda hiperglisemi atakları, hatta bayılma ve komaya kadar gidebilen ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Bu nedenle bayram döneminde porsiyon kontrolüne dikkat etmek ve sebze tüketimini artırarak dengeli bir beslenme planı sürdürmek sağlık açısından önem taşımaktadır” uyarısında bulunuyor. <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar,</strong> Ramazan Bayramı’nı sağlıklı geçirmek için dikkat etmemiz gereken 10 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Bayram sabahına dengeli bir kahvaltıyla başlayın</strong></p>
<p><strong>Ramazan boyunca değişen beslenme düzeninin ardından bayram sabahına dengeli bir kahvaltıyla başlamak, gün içindeki besin tüketiminin daha kontrollü ilerlemesine yardımcı oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar, sağlıklı bir kahvaltıyı şöyle anlatıyor: “Yumurta ve peynir gibi protein kaynakları; yulaf, çavdar veya tam buğday ekmeği gibi tam tahıllar ve taze mevsim sebzeleri tercih edilmelidir. Reçel, bal ile şekerleme gibi yüksek şeker içeren besinler ise kan şekeri düzeyinde hızlı yükselmelere ve ardından ani düşüşlere neden olarak daha çabuk acıkmaya yol açabileceği için sınırlandırılmalıdır.”</strong></p>
<p><strong> Porsiyon kontrolüne dikkat edin</strong></p>
<p>Bayram ziyaretlerinde farklı yiyecek ve tatlıların arka arkaya sunulması fark edilmeden yüksek miktarda kalori alınmasına yol açabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar, bu nedenle porsiyon kontrolüne dikkat etmek gerektiğini vurgulayarak, “<strong>Ana öğünlerde tabağın yarısının sebzelerden, dörtte birinin et, tavuk veya balık gibi protein kaynaklarından ve kalan kısmının bulgur, karabuğday veya tam buğday ekmeği gibi tam tahıllardan oluşması dengeli bir yaklaşım sağlar.</strong> Ziyaretlerde sunulan tatlı ve hamur işleri ise küçük porsiyonlarla veya bir başkasıyla paylaşılarak tüketilmelidir&#8221; diyor.</p>
<p><strong>Şerbetli tatlıları sınırlayın</strong></p>
<p>Bayram sürecinde sık tüketilen şerbetli tatlılar yüksek yağ ve şeker içeriği nedeniyle kan şekerinin ani yükselmesine sebep oluyor. Ayrıca, yüksek kalorileri nedeniyle porsiyonlara dikkat edilmezse, kilo artışına da yol açabiliyor. Dolayısıyla tatlı tüketimini ölçülü tutmanız ve mümkünse günde tek porsiyonla sınırlandırmanız önem taşıyor. Tatlı tüketecekseniz şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyve içeren tatlıları tercih etmelisiniz. Şerbetli tatlılarda en fazla 40–60 gram, sütlü tatlılarda ise yaklaşık 150 gramlık bir porsiyon  tüketmeniz yeterli olacaktır. </p>
<p><strong>Sebze ve lif tüketimini artırın</strong></p>
<p>Bayramda hamur işleri ve tatlı tüketiminin artması nedeniyle sebze yemeklerine yönelim azalabiliyor. Oysa sebzeler, lif içeriği sayesinde sindirim sisteminin düzenli çalışmasını destekliyor ve tokluk hissini artırıyor. Ayrıca, öğünlerde salata veya sebze yemeklerine yer vermek besin çeşitliliğini artırırken  dengeli beslenmeye de katkı sağlıyor.  Bu nedenle günde en az 300–400 gram sebze tüketmeyi ihmal etmeyin. </p>
<p><strong>Sofranızda bağırsak dostu besinler mutlaka olsun</strong></p>
<p>Bayram sofralarında yüksek kalorili ve ağır besinlerin tüketiminin artması sindirim sistemi üzerinde yük oluşturabiliyor. Dolayısıyla bağırsak sağlığını destekleyen probiyotik ve prebiyotik besinlere günlük beslenmenizde yer vermeniz önem taşıyor.   Yoğurt, kefir ve fermente süt ürünleri gibi probiyotik kaynakları bağırsaklardaki yararlı bakteri dengesinin korunmasına yardımcı oluyor. Soğan, sarımsak, pırasa, enginar, yulaf ve tam tahıllar gibi prebiyotik besinler ise bu yararlı bakterilerin beslenmesini destekleyerek sindirim sisteminin daha düzenli çalışmasına katkı sağlayabiliyor. </p>
<p><strong>Sofradaki tuz tehlikesine dikkat! </strong></p>
<p>Bayram sofralarında salamura peynirler, zeytin ve işlenmiş et ürünleri tuz alımını artırabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, yetişkin bireylerde günlük tuz tüketiminin 5 gramı (1 çay kaşığı) geçmemesini öneriyor. Çünkü, yüksek tuz tüketimi özellikle hipertansiyon ve kalp hastalarında tansiyonun yükselmesine yol açabiliyor. Bu nedenle yemeklerde ilave tuz kullanımını sınırlandırmaya özen gösterin. Yemeklerin lezzetini artırmak için tuz yerine karabiber, pul biber, kekik ve kimyon gibi baharatlar ile limon gibi doğal aromaları kullanabilirsiniz. </p>
<p><strong>Yavaş ve bilinçli yemek yiyin</strong></p>
<p>Hızlı yemek yemek vücudun doyma sinyallerini algılamasını zorlaştırarak  daha fazla besin tüketilmesine neden olabiliyor. Doygunluğun sağlanabilmesi için öğünlerin ortalama 15–20 dakika sürmesi gerektiğini anlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar, sözlerine şöyle devam ediyor:   “Lokmaları iyi çiğneyerek ve daha yavaş bir tempoda yemek yemek hem sindirim sürecini destekler hem de porsiyon kontrolünü kolaylaştırır. Ayrıca yemek sırasında acele etmemek ve öğüne odaklanmak daha bilinçli bir yeme davranışı geliştirilmesine yardımcı olabilir.” </p>
<p><strong>Bol bol su tüketin</strong></p>
<p>Yeterli su içmek sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlıyor ve metabolik süreçlerin sağlıklı şekilde devam etmesine yardımcı oluyor. Ek olarak, tokluk hissinin desteklenmesine ve gereksiz atıştırmaların azalmasına katkı sağlayabiliyor.  Gün içinde yetersiz sıvı alımı baş ağrısı, halsizlik ve kabızlık gibi sorunlar oluşturabiliyor. Günlük su ihtiyacınızı vücut ağırlığınızın her kilogramı için yaklaşık <strong>30–35 ml</strong> olacak şekilde hesaplayabilirsiniz. </p>
<p><strong>Çay ve kahvenin ardından mutlaka su için</strong></p>
<p>Bayram ziyaretlerinde çay, kahve ve şekerli içeceklerin tüketimi artabiliyor. Ancak şekerli ve gazlı içecekler günlük şeker alımını yükseltiyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar, “Susuzluğu gidermek için su, ayran, kefir veya sade maden suyu gibi içeceklerin tercih edilmesi daha sağlıklı bir seçim olacaktır. Çay ve kahve ise suyun yerini tutmaz;  aksine diüretik etkileri nedeniyle vücuttan sıvı kaybını artırabilir. Dolayısıyla bu içeceklerin ardından yeterli su içmeye özen gösterilmelidir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Yemek sonrasında 30-45 dakika yürüyüş yapın</strong></p>
<p>Bayram döneminde artan enerji alımını dengelemek için fiziksel aktivitenin sürdürülmesi büyük önem taşıyor. Gün içinde yapılan hafif ve orta şiddette yürüyüşler sindirim sisteminin daha düzenli çalışmasına destek olurken, kan şekeri seviyelerinin daha dengeli seyretmesine yardımcı olabiliyor. Özellikle yemeklerden sonra 30–45 dakikalık yürüyüşler hem metabolik dengeyi destekliyor hem de bayram sofraları sonrasında oluşabilecek şişkinlik ve hazımsızlık gibi sindirim şikayetlerinin azalmasına yardımcı olabiliyor.  </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/besinlerdeki-seker-ve-tuz-tehlikesine-dikkat-621290">Besinlerdeki şeker ve tuz tehlikesine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nedeni irade eksikliği değil, değişen hormonlar!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nedeni-irade-eksikligi-degil-degisen-hormonlar-621287</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 08:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[değişen]]></category>
		<category><![CDATA[eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[hormonlar]]></category>
		<category><![CDATA[insülin]]></category>
		<category><![CDATA[irade]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621287</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Arş. Gör. Ekin Çevik, bir ay süren oruç ibadetinin ardından Ramazan Bayramı’nda artan tatlı tüketimini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nedeni-irade-eksikligi-degil-degisen-hormonlar-621287">Nedeni irade eksikliği değil, değişen hormonlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Arş. Gör. Ekin Çevik,<strong> </strong>bir ay süren oruç ibadetinin ardından Ramazan Bayramı’nda artan tatlı tüketimini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Görkemli bayram sofraları biyolojik bir sınav</strong></p>
<p>Ramazan Bayramı’nın, toplumumuzda &#8220;Şeker Bayramı&#8221; olarak da anılmasıyla daha en başından zihnimizde tatlı ve şekerleme çağrışımları uyandırdığını dile getiren Arş. Gör. Ekin Çevik, “Ancak bir ay süren oruç ibadetinin ardından kurulan o görkemli bayram sofraları, sadece kültürel bir gelenek değil, aynı zamanda vücudumuz için biyolojik bir sınav niteliği taşıyor. Yapılan araştırmalar, Ramazan ayı boyunca beslenme düzenindeki değişimlerin bayram sabahı kapımızı farklı bir hormonal tabloyla çaldığını gösteriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Biyolojik olarak daha aç hissediyoruz</strong></p>
<p>Pek çok kişinin bayramda iştahına hakim olamamaktan şikayet etse de bilimin, bu durumun sadece iradeyle ilgili olmadığını kanıtladığını söyleyen Arş. Gör. Ekin Çevik, “Ramazan sonunda, vücudumuzda ‘açlık hormonu’ olarak bilinen ghrelin seviyelerinde belirgin bir artış yaşanırken; tokluk hissi veren leptin hormonunda ise hafif bir düşüş gözleniyor. Yani biyolojik olarak hem daha aç hissediyoruz hem de doyma sinyali beynimize normalden daha geç ulaşıyor. Vücudumuz adeta ‘depoları doldur’ komutu verirken, insülin dengesi de bu ani şeker yüklemesiyle sarsılmaya açık hale geliyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Aşırı tatlı isteği değişen hormonların doğal bir sonucu</strong></p>
<p>Bayramda aşırı tatlı tüketme isteğinin aslında değişen hormonların doğal bir sonucu olduğunu kaydeden Arş. Gör. Ekin Çevik, bu biyolojik iştah dalgasını yönetme ve farkındalıkla yemenin ise bayramı sağlıklı atlatmanın anahtarı olduğunu söyledi.</p>
<p>Ramazan ayı boyunca vücudun, bazal metabolizma hızını ve enerji kullanımını düşük bir tempoya göre kalibre ettiğini dile getiren Arş. Gör. Ekin Çevik, “Bayramla birlikte başlayan ani ve yüksek glisemik indeksli tatlı tüketimi, pankreasın üzerinde ciddi bir akut stres yaratır. Kan şekeri hızla yükselirken, vücut bu durumu dengelemek için hiper-insülinemi (aşırı insülin salgılanması) tepkisi verir. Bu ani dalgalanma, sadece enerji düşüklüğüne değil, damar endotel yapısında (damar iç zarı) mikroskobik hasarlara ve oksidatif strese yol açabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Diyabet ve kalp hastaları için &#8216;kırmızı çizgiler&#8217;</strong></p>
<p>Özellikle diyabet, insülin direnci ve kalp hastaları için bayramın &#8220;tadımlık&#8221; ile &#8220;doyumluk&#8221; arasındaki ince çizginin hayati önem taşıdığı bir dönem olduğunun altını çizen Arş. Gör. Ekin Çevik, “En büyük kırmızı çizgi, tatlıyı tek başına ve aç karnına tüketmektir. Tatlı mutlaka ana yemeğin ardından, lifli gıdalar (sebze) ve proteinlerle birlikte tüketilmelidir. Bu, şekerin kana karışma hızını yavaşlatır. Şerbetli ve hamurlu tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlılar tercih edilmelidir. Ancak ‘şeker ilavesiz’ olsa dahi meyve şekerinin de insülini yükselttiği unutulmamalıdır. Tatlının yanında içilen asitli/şekerli içecekler glisemik yükü ikiye katlar. Yanında sadece su, sade maden suyu veya ayran tercih edilmelidir. Hazır tatlılar ve hamur işleri sadece şeker değil, gizli sodyum ve trans yağ da içerir. Bu durum kan basıncını (tansiyonu) aniden yükselterek kalbe binen yükü artırabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Porsiyonu elinizle ölçün!</strong></p>
<p>Şerbetli tatlıların basit karbonhidrat ve yüksek fruktoz içeriğiyle &#8220;boş enerji&#8221; sınıfında olduğunu, sütlü tatlıların ise protein ve kalsiyum sayesinde kan şekerini daha yavaş yükselttiğini söyleyen Ekin Çevik, şöyle devam etti:</p>
<p>“Puding, muhallebi veya meyve salatası gibi kaseyle yenen tatlılar için ideal porsiyon küçük bir kaseye denk gelen bir avuç içi kadardır. Taze meyveler veya hafif meyve bazlı tatlılar için bir yumruk büyüklüğü idealdir. Baklava, kadayıf gibi enerji yoğunluğu çok yüksek şerbetli tatlılarda ise ölçü, birleştirilmiş iki parmağınız (işaret ve orta parmak) genişliğinde ve uzunluğunda olmalıdır. Bu ölçü, yaklaşık 40-50 gramlık (165-170 kalori) bir porsiyona denk gelir ve karşılığı olan 1-2 adet orta boy baklava dilimi genellikle yeterli bir porsiyondur. Şerbetli tatlılar yüksek oranda yağ içerdiği için porsiyonun kalınlığı başparmağınızın boğumunu geçmemelidir. Eğer tatlı daha kalınsa (örneğin havuç dilimi baklava), boyutu küçültmek gerekir. Bir dilim kekin porsiyonu, avucunuzun ayası (parmaklar hariç orta kısım) büyüklüğünde ve yaklaşık bir parmak kalınlığında olmalıdır.”</p>
<p><strong>Bayram ziyaretlerinde &#8220;seçici denge&#8221; stratejisi</strong></p>
<p>Sosyal baskıyı ve yoğun ikramları yönetmek için kültürel ikramları tamamen reddetmek yerine &#8216;seçici denge&#8217; stratejisi uygulanmasını tavsiye eden Ekin Çevik, “Günlük toplam ilave şeker alımı, toplam kalori ihtiyacının %5-10’unu geçmemelidir. Bu da yetişkin bir birey için günde ortalama 2 dilim baklava veya muadili bir tatlıya tekabül eder. Birden fazla ziyaret yapılacaksa, ikramlar ‘paylaşılarak’ tüketilmelidir (örneğin; bir evde yarım dilim baklava, diğerinde küçük bir kase sütlü tatlı gibi). Vücudunuzun şeker dengesini sarsmamak için kendinize bir &#8220;tatlı seçim hiyerarşisi&#8221; oluşturabilirsiniz. Birinci tercih; meyveli veya sütlü tatlılar (güllaç, sütlaç, kazandibi gibi hafif seçenekler). İkinci tercih; şeker ilavesiz, kuru meyvelerle (incir dolması gibi) hazırlanmış doğal tatlılar. Sınırlı tercih; şerbetli ve hamurlu tatlılar (baklava, kadayıf).” dedi.</p>
<p><strong>Aşırı şeker tüketimi ‘yemek sonrası çöküşü’ denilen ağır uyku haline yol açıyor</strong></p>
<p>Aşırı şeker tüketiminin klinik etkileri hakkında çarpıcı detaylar veren Ekin Çevik, “Kısa vadede,<strong> </strong>yoğun şeker alımı sonrası insülin tavan yapar. Bu aşırı tepki, kan şekerinin normalin altına düşmesine neden olarak; titreme, soğuk terleme, baş dönmesi ve ani acıkma hissini tetikleyebilir. Kan şekerindeki sert dalgalanmalar, nöronal aktiviteyi etkileyerek konsantrasyon güçlüğü ve ‘yemek sonrası çöküşü’ dediğimiz ağır uyku haline yol açabilir. Şeker molekülleri, fiziksel yapıları gereği suyu kendilerine çekme özelliğine sahiptir ve bu nedenle bağırsaklara sıvı çekilir. Bu da bayramda sıkça rastlanan şişkinlik, gaz ve diyare (ishal) şikayetlerine neden olabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Şeker karaciğeri yağlandırıyor</strong></p>
<p> Uzun vadede ise sürekli tekrarlanan yüksek şeker döngüsünün; visseral (iç organ) yağlanmayı artırdığını, leptin direncini tetikleyerek obeziteye zemin hazırladığını kaydeden Ekin Çevik, “Buna bağlı olarak hiperinsülinemi dediğimiz kanda insülin seviyelerinin sürekli yüksek olması durumu, hücrelerin bu hormona duyarsızlaşmasına neden olur. Bu nedenle, pankreas yorulur ve şeker hastalığı kronikleşmiş olur. Fazla fruktoz sadece karaciğerde işlenir. Kapasite aşıldığında karaciğer bu şekeri yağa dönüştürür; bu da alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmasına (NAFLD) yol açar. Yüksek şeker, LDL (kötü kolesterol) parçacıklarını küçülterek damar duvarına yapışmasını kolaylaştırır ve trigliseridleri yükseltir. Bu durum, damar sertliği (ateroskleroz) riskini doğrudan artırır. Kandaki ani glikoz artışı, sitokin adı verilen iltihap yapıcı maddelerin salınımını tetikleyerek eklem ağrılarını veya mevcut ödemleri artırabilir. Şeker molekülleri proteinlere bağlanarak ‘Gelişmiş Glikasyon Son Ürünleri’ oluşturur. Bu süreç cildin kolajen yapısını bozar (erken kırışıklık) ve damar esnekliğini kaybettirir.” ifadelerinde bulundu.</p>
<p><strong>Şekerin panzehiri bol su ve yürüyüş</strong></p>
<p>Tatlı tüketiminin neden olduğu metabolik yükü hafifletmenin iki temel yolunun &#8216;su tüketimi&#8217; ve &#8216;fiziksel aktivite&#8217; olduğunu belirten Arş. Gör. Ekin Çevik, “Yoğun şeker ve karbonhidrat alımı, vücutta ‘ozmotik yük’ yaratarak hücrelerin su dengesini bozar ve böbreklerin fazla glikozu süzmek için normalden fazla çalışmasına neden olur. Bu süreçte yeterli su tüketmek, sadece susuzluğu gidermekle kalmaz; kandaki şeker konsantrasyonunu seyrelterek böbreklerin yükünü hafifletir ve şekerin idrar yoluyla atımını destekler. Ayrıca, tatlı tüketimiyle birlikte vücudun tuttuğu ödemin atılması ve bağırsaklarda şeker kaynaklı oluşabilecek şişkinlik, gaz gibi sindirim şikayetlerinin minimize edilmesi için su, en doğal ve etkili çözümdür. Gün boyu küçük yudumlarla yaygın bir şekilde içilen 2,5-3 litre su, bayram sonrası oluşabilecek ‘metabolik yorgunluğun’ önüne geçmek için temel şarttır.” dedi.</p>
<p><strong>‘Tasarruf moduna’ giren metabolizmayı yeniden canlandırmak için yürüyüş şart</strong></p>
<p>Tatlı bir ikramın ardından yapılan hafif tempolu bir yürüyüşün, vücudun insülin hormonuna olan ihtiyacı azaltan sihirli bir mekanizmayı devreye soktuğunu kaydeden Ekin Çevik, “Kaslar hareket halindeyken, kandaki glikozu insülinin rehberliğine ihtiyaç duymadan doğrudan yakıt olarak kullanmaya başlar; bu da kan şekerindeki ani ve keskin yükselişlerin önüne geçer. Yemeklerden yaklaşık 15-20 dakika sonra yapılacak kısa bir yürüyüş hem pankreasın üzerindeki baskıyı azaltır hem de bayramın getirdiği enerji fazlasının yağ olarak depolanmasını engeller. Hareket etmek, sadece ‘kalori’ yakmak değil, uzun süreli açlık döneminden çıkan ve ‘tasarruf moduna’ giren metabolizmayı yeniden canlandırarak enerji seviyenizi gün boyu dengede tutmaktır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nedeni-irade-eksikligi-degil-degisen-hormonlar-621287">Nedeni irade eksikliği değil, değişen hormonlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayramda şeker tüketirken bir kez daha düşünün!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayramda-seker-tuketirken-bir-kez-daha-dusunun-621086</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 10:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[bayramda]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[düşünün]]></category>
		<category><![CDATA[kez]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tüketirken]]></category>
		<category><![CDATA[üzerinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621086</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, Ramazan Bayramı öncesi şekerin diş sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayramda-seker-tuketirken-bir-kez-daha-dusunun-621086">Bayramda şeker tüketirken bir kez daha düşünün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, Ramazan Bayramı öncesi şekerin diş sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Şeker, ağız ortamındaki asiditenin artmasına neden oluyor!</strong></p>
<p>Aşırı şeker tüketiminin halk arasında da bilindiği gibi dişlerde çürük oluşumuna sebep olduğunu hatırlatan Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Şeker ağız florasını ve tükürüğün yapısını değiştirerek asidik bir ortam oluşturuyor.” dedi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Bahar, ağız ortamının asiditesinin artmasını dişlerdeki mine yüzeyinin yumuşamasına ve çürüklerin oluşmasına sebep olduğunu aktardı.</p>
<p><strong>Şekerlerin hepsi diş üzerinde çürük yapıcı etkiye sahip!</strong></p>
<p>Dişlerin emayesini zayıflatan ve çürümeye neden olan şeker türleri hakkında da bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, şunları söyledi:</p>
<p>“Şekerlerin hepsi diş üzerinde çürük yapıcı etkiye sahiptirler. Bazıları daha fazladır bazıları da az. Şekerler arasında yapışkan olanlar yani dişin üzerinde daha uzun süre kalanlar tükürükle de daha zor temizlendikleri için diğer tür şekerlere göre dişlerde daha çok çürük yapıcı özelliğe sahiptirler.”</p>
<p><strong>Dişlerin çürümemesi için ne yapılmalı?</strong></p>
<p>Bayramda fazla şeker tüketildiği için dişlerin çürümesinden korkulup korkulmaması konusunda da bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Şeker tüketiminden hemen sonra dişler fırçalanırsa şekerin çürük yapma özelliği ortadan kalkar. Diş fırçalama gibi bir olanak yoksa su içerek veya ağzı su ile çalkalayarak şekerin dişler üzerindeki negatif etkisi daha aza indirilebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayramda-seker-tuketirken-bir-kez-daha-dusunun-621086">Bayramda şeker tüketirken bir kez daha düşünün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zengin Ama Sağlıklı Bir Bayram Sofrası İçin Önemli İpuçları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zengin-ama-saglikli-bir-bayram-sofrasi-icin-onemli-ipuclari-621014</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 09:23:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[puçları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[sofrası]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[zengin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621014</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeni, bayramla birlikte yerini zengin sofralara ve ikramlara bırakıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zengin-ama-saglikli-bir-bayram-sofrasi-icin-onemli-ipuclari-621014">Zengin Ama Sağlıklı Bir Bayram Sofrası İçin Önemli İpuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeni, bayramla birlikte yerini zengin sofralara ve ikramlara bırakıyor. Ancak bayram günlerinde büyük porsiyonlarda ve sık aralıklarla yemek tüketmek; mide problemleri, kan şekeri dalgalanmaları ve halsizlik gibi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bu nedenle bayramın keyfini çıkarırken sağlığı korumak birkaç küçük ama etkili beslenme ipucu ile mümkün olabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Sinem Türkmen, bayram beslenmesinde dikkat edilmesi gerekenleri anlatıyor.</p>
<p><strong>Kahvaltıda sindirim sistemini yormayan tercihler yapın</strong></p>
<p>Ramazan sonrası yeniden düzenlenen beslenme alışkanlıklarında dengeli seçimler yapmak, hem sindirim sistemini korumaya hem de gün boyu enerjik hissetmeye yardımcı olur. Bayram sabahı genellikle uzun süredir özlenen kahvaltı sofralarıyla başlar. Ancak oruç sonrası mide henüz yoğun beslenmeye tam adapte olamayabilir. Bu nedenle kızartmalar, aşırı yağlı börekler veya çok fazla şarküteri ürünleri yerine daha dengeli bir kahvaltı tercih edilmesi önerilir. Sindirim sistemini yormayan bir bayram kahvaltısı için şu besinler tercih edilebilir. Örneğin; haşlanmış yumurta veya az yağlı omlet, peynir, zeytin, tam tahıllı ekmek ve bol yeşillik. Bu şekilde hazırlanan dengeli bir kahvaltı hem sindirimi kolaylaştırır hem de gün içinde aşırı yeme isteğinin önüne geçebilir.</p>
<p><strong>Aynı gün içinde birden fazla tatlı tüketmeyin </strong></p>
<p>Bayramın en zor kısmı şüphesiz tatlı ikramlarına karşı koyabilmektir. Özellikle şerbetli tatlılar yüksek şeker ve kalori içerdiği için kan şekerini hızlı yükseltip kısa sürede tekrar düşmesine neden olabilir. Bu durum daha fazla tatlı isteği yaratırken; halsizlik, uyku hali, yorgunluk ve stres artışına da yol açabilir. Bu nedenle tatlı porsiyonlarının küçük tutulması, aynı gün içinde birden fazla tatlı tüketilmemesi, şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyve bazlı tatlıların tercih edilmesi daha dengeli bir seçim olacaktır. Tatlıların yanında tüketilen içeceklerin de şekersiz olması önerilmektedir.</p>
<p><strong>Ziyaretlere gitmeden önce küçük bir ara öğün yapın</strong></p>
<p>Bayram ziyaretleri sırasında sürekli ikramlarla karşılaşmak oldukça normaldir. Ancak ziyaretlere çok aç gitmek kontrolsüz şekilde fazla yemek tüketilmesine neden olabilir. Evden çıkmadan önce tüketilecek küçük bir ara öğün, porsiyon kontrolünü kolaylaştırabilir. Örneğin bir avuç çiğ badem, bir kase yoğurt gibi besinler tokluk hissini artırarak aşırı tüketimi önlemeye yardımcı olur.</p>
<p><strong>Bol su tüketin, fazla yeme isteğiniz azalsın</strong></p>
<p>Ramazan boyunca azalan su tüketimi alışkanlığı bayram günlerinde de sürdürülmemelidir. Gün içinde yeterli miktarda su tüketmek metabolizmanın düzenlenmesine ve fazla yeme isteğinin azalmasına yardımcı olur. Günlük olarak 1.5-2 litre su içilmesi vücudun sıvı dengesini koruyabilmek için önemlidir. Çay ve kahve tüketiminin de günde 2-3 fincanla sınırlandırılması gerekir.</p>
<p><strong>Her yemek sonrası 20-30 dakika yürüyüş yapın</strong></p>
<p>Bayram günleri çoğu zaman uzun süreli oturmalarla geçer. Ancak yemek sonrası yapılacak 20-30 dakikalık hafif yürüyüşler hem sindirimi destekler hem de kan şekeri kontrolüne yardımcı olur. Günlük hareketi artırmak için asansör yerine merdiven kullanmak, kısa mesafelerde araç yerine yürümek gibi küçük alışkanlıklar da oldukça faydalı olabilir.</p>
<p><strong>Bayrama sağlıklı tatlı önerisi “Şekersiz hurmalı fit toplar”</strong></p>
<p><strong>İçindekiler:</strong> Rafine şeker içermeyen bu pratik tatlı, bayram ikramlarına daha dengeli bir alternatif sunar. Malzemeler; 10 adet hurma, 1 çay bardağı çiğ badem veya fındık, 2 yemek kaşığı kakao, 1 yemek kaşığı Hindistan cevizi, 1 yemek kaşığı fıstık ezmesi (isteğe bağlı).</p>
<p><strong>Yapılışı:</strong> Hurmaların çekirdeklerini çıkarıp 1-2 saat suda beklettikten sonra rondodan geçirin. Badem veya fındığı ekleyerek tekrar çekin. Kakao ve Hindistan cevizi ile karıştırıp küçük toplar haline getirin. İsteğe bağlı olarak dışını Hindistan cevizine veya kakao tozuna bulayabilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zengin-ama-saglikli-bir-bayram-sofrasi-icin-onemli-ipuclari-621014">Zengin Ama Sağlıklı Bir Bayram Sofrası İçin Önemli İpuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek Sağlığını Korumak İçin 8 Altın Kural</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagligini-korumak-icin-8-altin-kural-619753</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 11:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619753</guid>

					<description><![CDATA[<p>Böbrekler, vücudumuzun hayati filtre sistemidir. Günde yaklaşık 180 litre kanı süzerek zararlı atıkları idrar yoluyla uzaklaştırır, sıvı dengesini düzenler, tansiyon kontrolüne katkı sağlar ve kemik sağlığı için gerekli hormonları üretir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagligini-korumak-icin-8-altin-kural-619753">Böbrek Sağlığını Korumak İçin 8 Altın Kural</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Böbrekler, vücudumuzun hayati filtre sistemidir. Günde yaklaşık 180 litre kanı süzerek zararlı atıkları idrar yoluyla uzaklaştırır, sıvı dengesini düzenler, tansiyon kontrolüne katkı sağlar ve kemik sağlığı için gerekli hormonları üretir. Buna rağmen böbrek hastalıkları dünyada giderek artan bir halk sağlığı sorunudur. Kronik böbrek hastalığı, dünya nüfusunun yaklaşık %10’unu etkileyen yaygın bir hastalık olup, çoğu zaman erken dönemde belirti vermez. Diyabet ve hipertansiyon ise son dönem böbrek yetmezliğinin en sık nedenleri arasında yer almaktadır.  Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Adil Güçal Güçlü,‘’12 Mart Dünya Böbrek Günü’’ nedeniyle böbrek sağlığının korunması için önemli önerilerde bulundu. </p>
<p>Böbrek sağlığının korunması için günlük yaşamda bazı önlemler alınmalıdır. Bunlar şöyle özetlenebilir:</p>
<ol>
<li><strong>Yeterli Su Tüketimi:</strong> Böbrekler, vücuttaki atık maddeleri, idrar yoluyla uzaklaştırmak için suya ihtiyaç duyar. Günde ortalama 2-3 litre su içmek, toksinlerin atılmasını hızlandırır ve böbrek taşı oluşumunu mekanik olarak engeller.</li>
<li> <strong>Böbrek Hastalığı Belirtilerini Bilmek:</strong> İdrarda gözle görülür kanama, şiddetli ve kıvrandırıcı yan ağrısı veya sık tekrarlayan idrar yolu iltihapları varsa acilen bir üroloji bölümüne başvurulmalıdır.</li>
<li><strong>Düzenli Taramalar:</strong> Özellikle 50 yaş üstü erkekler, idrar yapma zorluğu hissetmeseler bile böbrek ve prostat sağlığının kontrolü için yılda bir kez üroloji muayenesi ve ultrasonografi yaptırmalıdır.</li>
<li><strong>Kan Şekeri Kontrolü:</strong> Diyabet (şeker hastalığı), dünyada son dönem böbrek yetmezliğinin bir numaralı nedenidir. Kanda sürekli yüksek seyreden şeker, böbreğin süzgeç görevi gören ince damar yumaklarına zarar verir. Şeker hastaları kan şekerini katı şekilde kontrol altında tutmalıdır.</li>
<li><strong>Tansiyon Kontrolü ve Tuz Kısıtlaması:</strong> Yüksek tansiyon (hipertansiyon), böbrek yetmezliğinin ikinci en sık nedenidir. Basıncı artmış kan akımı böbrek damarlarını yırtar ve daraltır.  Günlük tuz tüketimi 5 gramın (1 çay kaşığı) altında tutulmalıdır.</li>
<li><strong>Bilinçsiz İlaç Kullanımından Kaçınmak:</strong> Reçetesiz satılan ve toplumda sık kullanılan ağrı kesiciler (romatizma ilaçları, NSAİİ grubu), uzun süreli veya yüksek dozda kullanıldığında doğrudan böbrek hücrelerini öldüren zehirli etki gösterir. İlaçlar hekim onayı olmadan kullanılmamalıdır.</li>
<li><strong>Sigara ve Tütün Ürünlerinden Uzak Durmak:</strong> Sigara, böbreklere giden kan damarlarını daraltarak böbreğin oksijensiz kalmasına neden olur. Aynı zamanda böbrek hücrelerinin DNA yapısını bozarak böbrek kanserine doğrudan zemin hazırlar.</li>
<li><strong>Düzenli Egzersiz ve Kilo Kontrolü:</strong> Obezite, böbreklerin vücudu temizleyebilmek için normalden fazla çalışmasına neden olur. Bu aşırı çalışma hali zamanla böbreği yorar ve tüketir. Düzenli fiziksel aktivite hem kilo kontrolü sağlar hem de tansiyon ve diyabet riskini düşürür.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagligini-korumak-icin-8-altin-kural-619753">Böbrek Sağlığını Korumak İçin 8 Altın Kural</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan&#8217;da sindirim sağlığını korumak için bu önerilere dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sindirim-sagligini-korumak-icin-bu-onerilere-dikkat-616667</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 11:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çiğ]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[önerilere]]></category>
		<category><![CDATA[porsiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Aytaç Atamer]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616667</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, Ramazan’da sindirim sağlını korumak için dikkat edilmesi gereken alışkanlıklar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sindirim-sagligini-korumak-icin-bu-onerilere-dikkat-616667">Ramazan&#8217;da sindirim sağlığını korumak için bu önerilere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve<strong> </strong>Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, Ramazan’da sindirim sağlını korumak için dikkat edilmesi gereken alışkanlıklar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Ramazan’a uygun beslenme alışkanlıkları geliştirilmesi önemli! </strong></p>
<p>Ramazan ayında beslenme şeklinden yemek saatlerine, yenen yemeğin çeşidinden hareket miktarına kadar birçok dengenin değiştiğini hatırlatan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bu nedenle bu döneme uygun alışkanlıklar geliştirilmesi büyük önem taşır.” dedi.</p>
<p>Ramazan ayının nefis terbiyesi, yeme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi ve özellikle porsiyon kontrolünü öğrenmek için önemli bir fırsat olarak görülmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Atamer, bayram sonrasında da benzer yeme alışkanlıklarının sürdürülmesi ve dengeli beslenmenin yaşam tarzı haline getirilmesi önerisinde bulundu.</p>
<p><strong>Su tüketimi iftar ve sahur arasına yayılmalı!</strong></p>
<p>Ramazan ayı boyunca su kaybının daha belirgin hale geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bu nedenle yeterli suyun iftar ve sahur aralığında tüketilmesi gerekir.” dedi.</p>
<p>Suyu bir anda içmenin doğru olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Atamer, şunları söyledi:</p>
<p>“Bir anda içilen bir litre suyun faydası sınırlı olacaktır. Bunun yerine su tüketimi iftar ve sahur arasına yayılmalı. Günlük ortalama 2-3 litre su hedeflenmeli. Sahurda en az yarım litre su içilmesi önerilir. İftarda birkaç bardak suyun ardından ılık, hafif ballı ve limonlu su tüketmek şeker dengesinin ayarlanmasına katkı sağlayabilir.</p>
<p>Çay ve kahve tüketimi ise sınırlandırılmalı. İftar ve sahurda içilen kahve ve siyah çay, beyindeki susama merkezinin baskılanmasına neden olarak yeterince su içmeyi engelleyebilir. Ayrıca idrar söktürücü etkileri nedeniyle gün içinde su kaybını artırabilirler. Bu nedenle Ramazan boyunca kontrollü tüketilmeleri önerilir. Gazlı ve şekerli soğuk içeceklerden ise uzak durulmalı.”</p>
<p><strong>Ramazan’da porsiyonların küçültülmesi önemli!</strong></p>
<p>Ramazan’da porsiyonların küçültülmesinin önemli olduğunu aktaran Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Tabağa tüm ürünleri doldurmak yerine, her ürün tüketildikten sonra diğer yemeğe geçilmeli.” dedi.</p>
<p>Göz ve mide açlığı nedeniyle porsiyon alımının fazla olabileceği uyarısını yapan Prof. Dr. Atamer, “İlk 15 dakika az ölçüyle başlanırsa, devamında da yine az porsiyon ile devam edilir ve bu sayede kilo alımının önüne geçilebilir. Her grup besin kaynağı az ve dengeli şekilde tüketilmeli. Vücudun ihtiyacı olan karbonhidratlar daha çok sebze ve bakliyatlardan, daha az miktarda olmak üzere meyvelerden alınmalı. Pide gibi beyaz unlu ürünler yerine kepekli siyah bulgur, esmer pirinç, çavdar, tam buğday ve kepekli buğday gibi şeker yükseltici etkisi daha az olan gıdalar tercih edilmeli.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Protein ağırlıklı beslenme iştah kontrolünü destekler!</strong></p>
<p>Protein alımının azaltılmasının iştah kontrolünü zorlaştıracağına ve Ramazan sonunda bedenin yağ oranında artışa neden olabileceğine vurgu yapan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Protein ağırlıklı beslenmek gerekir.” dedi.</p>
<p>Balığın haftada iki kez, kızartma yerine diğer pişirme yöntemleriyle tüketilmesi gerektiğine değinen Prof. Dr. Atamer, “Aşırı yağlı tüketilen protein kaynakları; sucuk, sosis, pastırma, aşırı yağlı et, kavurma, kızartma ve yağlı peynir gibi besinler kilo alımına neden olabilir. Özellikle kırmızı et ve balık eti hazırlanırken sebzelerle sote edilmeli; yoğurt, ayran veya kefirle birlikte tüketilmelidir. Sahurda yumurta ihmal edilmemelidir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Katı bir lokma en az 20 kez çiğnenmeli ve sonra yutulmalı!</strong></p>
<p>Yemeklerin çok çiğnenerek tüketilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Katı bir lokma en az 20 kez çiğnenmeli ve sonra yutulmalıdır. Çiğnenme yapılamıyorsa yemek arasında mola verilmelidir.” dedi.</p>
<p>Özellikle iftarda, ilk çorbadan sonra mutlaka 15 dakika beklenmesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Atamer, beynin doğru besin sinyali oluşturabilmesi için ilk lokmadan itibaren en az 13 dakika geçmesi gerektiğini hatırlattı.</p>
<p><strong>Sahurda tatlı tüketilmemeli!</strong></p>
<p>Sahurda tatlı yenmemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “İftarda ise haftada en fazla bir-iki kez hafif tatlılar tercih edilebilir.” dedi.</p>
<p>Az şekerli sütlü tatlılar, güllaç ve dondurucuya atılan meyveli yoğurtların tercih edilebileceğine işaret eden Prof. Dr. Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ancak bu tatlılar yemekten en az bir saat sonra tüketilmeli. Şerbetli tatlılardan uzak durulmalı. İftar sonrası yatıncaya kadar olan dönemde ve sahurda sınırlı olmak kaydıyla taze meyve ile birlikte çiğ, kavrulmamış kuru yemiş tüketilebilir. Bağırsakların iyi çalışmasını sağlayan meyveler zaman zaman bol tarçınlı, şekersiz veya az şekerli komposto olarak hazırlanabilir. Ancak meyvelerin şeker içeriği unutulmamalı ve günde iki porsiyondan fazla tüketilmemeli.</p>
<p>Ceviz, içerdiği Omega 3 desteği ve tokluk süresini uzatması nedeniyle hem sahurda hem iftarda 2-3 adet tüketilebilir. Bunun yanında çiğ olarak 4 adet badem, 3 adet fındık veya fıstık alınması önerilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sindirim-sagligini-korumak-icin-bu-onerilere-dikkat-616667">Ramazan&#8217;da sindirim sağlığını korumak için bu önerilere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gizli Göz Hastalıkları Ramazan&#8217;da Fark Edilebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gizli-goz-hastaliklari-ramazanda-fark-edilebilir-615225</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 09:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[Erden]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615225</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayında uzun süreli açlık ve iftar sonrası yaşanan ani kan şekeri değişimleri göz sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken bir nokta.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gizli-goz-hastaliklari-ramazanda-fark-edilebilir-615225">Gizli Göz Hastalıkları Ramazan&#8217;da Fark Edilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayında uzun süreli açlık ve iftar sonrası yaşanan ani kan şekeri değişimleri göz sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken bir nokta. Özellikle henüz teşhis edilmemiş şeker hastalığı ve buna bağlı gelişen diyabetik retinopati, Ramazan’daki beslenme düzeni değişikliğiyle birlikte ilk sinyallerini vermeye başlayabiliyor. </p>
<p>Diyabetik retinopatinin şeker hastalığının en ciddi komplikasyonlarından olduğunu belirten Doç. Dr. Burak Erden, retinopatinin sinsice ilerlediğine dikkat çekerek, Ramazan ayı bağlamında şu kritik bilgileri paylaşıyor:</p>
<p>&#8220;Uzun süreli açlık sırasında kan şekeri dalgalanmaları yaşanabilir. Eğer kişide gizli bir diyabet varsa, bu dalgalanmalar gözün en hassas tabakası olan retinadaki kılcal damarlarda sızıntılara veya genişlemelere yol açar. Gözde bulanık görme veya ışık parlaması şeklinde belirti gösterebilir. Diyabetik retinopati, şeker hastalığının görme kaybı ile sonuçlanabilen en ciddi komplikasyonlarından biridir ve ne kadar erken teşhis edilirse, ilerlemesini önleme veya mevcut hasarı tedavi etme şansımız o kadar yüksek olur.”</p>
<p><strong>Her 10 yetişkinden biri diyabetli </strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından ilk kez bulaşıcı niteliğe sahip olmayan salgın bir hastalık olarak nitelendirilen diyabetin ulaştığı rakamlar korkunç.   Diyabetli bireylerin sayısı hızla artarken, bu hastalığın göz sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri de giderek büyüyor. Doç. Dr. Erden, rakamlar hem Türkiye’de hem de dünyada endişe verici şekilde arttığına dikkat çekerek, şunları söyledi: “Diyabet, gözleri de vuruyor.   Diyabetik retinopati ise 50 yaş altındaki kişilerde körlüğe bile yol açabiliyor. Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre, dünya genelinde 2025 itibarıyla 828 milyon yetişkin diyabetle yaşıyor. Bu rakamın 2050 yılına kadar 1,3 milyara ulaşması bekleniyor. Her 10 yetişkinden biri diyabetli olmasına rağmen, bu kişilerin önemli bir kısmı hastalığının farkında değil veya yeterli tedavi alamıyor.”  </p>
<p><strong>Ramazan öncesi muayene tavsiyesi</strong></p>
<p>Birçok göz hastalığının, özellikle retinopatinin erken evrelerde hiçbir belirti vermeden de ilerleyebileceğini hatırlatan Doç. Dr. Burak Erden, rutin göz muayenesinin altını çiziyor ve Ramazan öncesi yapılacak muayene ile birçok göz rahatsızlığının erken evrede teşhis edilebileceğini söylüyor.</p>
<p>Doç. Dr. Erden, “Ramazan öncesi yapılacak kontrollerde henüz belirti vermemiş diyabeti, yüksek tansiyonun damarlardaki tahribatını, glokom (göz tansiyonu) riskini görebiliyoruz. Ramazan’da değişen metabolizma hızı ve sıvı alımındaki azalma, göz içi dengelerini değiştirebileceği için, muayeneyi oruç öncesine çekmek kritik bir öneme sahiptir.&#8221;</p>
<p><strong>Kalıcı görme kaybı oluşur</strong></p>
<p>Diyabetin, gözün ağ tabakasında kanamalara ve sarı noktada ödem oluşumuna yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Erden, “Bu durumların zamanında fark edilmemesi halinde kalıcı görme kaybı yaşanabilir. Erken teşhis edilen vakalarda görme kaybını önlemek mümkündür. Ancak birçok hasta, gözde ciddi hasar oluşana kadar muayeneye gitmiyor. Bu da geri dönüşü olmayan sonuçlara neden oluyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Retinadaki kılcal damarları bozuyor</strong></p>
<p>‘Diyabetik retinopati’nin, görme oranında yüzde 90’a varan kayıplara yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Erden, şöyle dedi: “Diyabet, retinadaki kılcal damarların yapısını bozarak hücre kaybına, damar geçirgenliğinin artmasına ve sarı noktada sıvı birikimine neden olur. Zamanla retinada yeni damarlar oluşur, bu damarlar kanayabilir ve göz içinde zar oluşumuna yol açabilir. Sonuç olarak ciddi görme kayıpları ve ağrılı göz tansiyonu artışları meydana gelir.”</p>
<p><strong>Göz kuruluğu Ramazan’da belirginleşebiliyor</strong></p>
<p>Sadece retina hastalıkları değil göz kuruluğu gibi problemlerin de Ramazan’da belirginleşebileceğini belirten Doç. Dr. Burak Erden, sözlerini şöyle tamamlıyor:</p>
<p>&#8220;Vücudun uzun süre susuz kalması, gözyaşı kalitesini düşürerek şiddetli göz kuruluğuna ve buna bağlı bulanık görmeye neden olabilir. Bu nedenle, özellikle ailesinde şeker hastalığı öyküsü olanlar, 40 yaş üstü bireyler ve yüksek miyopisi bulunanların Ramazan öncesi kapsamlı bir göz taramasından geçmesi, oldukça önemlidir.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gizli-goz-hastaliklari-ramazanda-fark-edilebilir-615225">Gizli Göz Hastalıkları Ramazan&#8217;da Fark Edilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Griple mücadelede &#8220;Anne yemekleri&#8221; çok önemli, çünkü…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/griple-mucadelede-anne-yemekleri-cok-onemli-cunku-610300</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 08:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bal]]></category>
		<category><![CDATA[C Vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[griple]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yemekleri]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610300</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında çocuklarda grip (influenza virüsü) oldukça sık görülürken, özellikle okul ve kreş ortamlarında hızla yayılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/griple-mucadelede-anne-yemekleri-cok-onemli-cunku-610300">Griple mücadelede &#8220;Anne yemekleri&#8221; çok önemli, çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarında çocuklarda grip (influenza virüsü) oldukça sık görülürken, özellikle okul ve kreş ortamlarında hızla yayılıyor. Dünya genelinde veriler, 10 yaş altındaki çocuklarda influenza virüsünün, solunum hastalıklarına bağlı hastaneye yatışların yaklaşık yüzde <strong>15’ini </strong>oluşturduğunu gösteriyor.  İnfluenza gribinin temel semptomları olan yüksek ateş, halsizlik, kuru öksürük, boğaz ve kas ağrıları özellikle küçük yaştaki çocuklarda daha şiddetli seyrederken, ebeveynlerde ciddi kaygıya yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik,  </strong>  griple mücadelede sadece tıbbi tedavinin değil, doğru ve dengeli beslenmenin de kritik bir önem taşıdığına dikkat çekerek,  “Yeterli sıvı alımı ve doğru beslenme,  bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasına, şikayetlerin hafiflemesine ve komplikasyonların azalmasına yardımcı olur. Hastalık döneminde vücudu dinlendirmek için iyi bir uyku,  bol sıvı ve yeterli protein ile bağırsak mikrobiyotasını destekleyen gıdaların alınması  son derece değerlidir” diyor. </p>
<p>Influenza virüsünde en önemli kurallardan birinin çocuğu zorlamadan az ve sık aralıklarla sıvı ağırlıklı beslemek olduğunu belirten <strong>Prof. Dr. Coşkun Çeltik,</strong>  “C vitamini, çinko ve probiyotikler mucizevi sonuçlar yaratmazlar ama vücudun doğru çalışmasına destek olurlar.  C vitamininden zengin gıdaların yanı sıra mikrop öldürücü ve bağışıklığı destekleyici etkileri nedeniyle sarımsak ile soğan içeren yemeklerin tüketilmesi, üzerlerine antiviral özelliği olan karabiber serpilmesi önemlidir. C vitamininden zengin limon da çorbaların ve salataların üzerine sıkılıp kolayca tüketilebildiği için avantaj sağlar” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>C vitamini bağışıklığı destekliyor</strong></p>
<p>Vücuttaki kolajen üretimini artıran ve bağışıklık hücrelerinin işlevlerini destekleyen C vitamini grip tedavisinde önemli bir destek sağlıyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “C vitamini grip virüsünü azaltmaz ve bağışıklığı güçlendirmez. Ancak, akut hastalık döneminde şikayetlerin daha hızlı hafiflemelerine yardımcı olabilir” diyor.  Yüksek doz C vitamininin ekstra bir faydası olmadığını; bu nedenle gıdalarla doğal yoldan alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “Portakal, mandalina, limon, biber, avokado, kivi ile kuşburnu C vitamini açısından zengindir.  Çocuğun mümkünse meyvelerin kendisini tüketmesi önemlidir. Meyve suyu olarak verilecekse günlük iki bardağın geçmemesi daha iyi olur; çünkü aşırı şeker yükü metabolizmayı olumsuz etkiler” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Çinko enzimlerin çalışması için çok önemli</strong></p>
<p>Çinko, vücudumuzda çok sayıda enzimin yardımcısı olduğu için influenza virüsünün sınırlanmasını sağlıyor, hatta dokuya tutunmasını engelliyor. Bu nedenle, çinko içeren gıdaların tüketilmesi de faydalı oluyor. Hindi, tavuk, kıyma, yoğurt, badem, ceviz, fıstık, kaju, kabak çekirdeği ve nohut çinkodan zengin gıdaları oluşturuyor.  </p>
<p><strong>Omega – 3 yağ asitleri vücuttaki yangıyı azaltıyor</strong></p>
<p>Omega-3 yağ asitleri vücuttaki enflamasyonu, yani aşırı yangıyı azaltırken,  bağışıklık hücrelerini de destekliyor. Dolayısıyla, yüksek omega-3 (EPA/DHA) içeren balıkların hastalık döneminde haftada 1-2 kez tüketilmesinde fayda var. <strong>Somon, sardalye, uskumru ve hamsi</strong> özellikle kış mevsiminde omega-3 oranı yüksek deniz balıkları arasında yer alıyor.  “Balıkların kızartma olarak değil fırında pişirilmesi en ideal seçimdir. Bu sayede kızartmayla ortaya çıkan kötü trans yağlardan da uzak durulmuş olur” bilgisini veren Prof. Dr. Coşkun Çeltik, çok yağlı gıdaların hastalık dönemlerinde bulantıyı tetikleyebileceği için dikkatli olunması gerektiğini anlatıyor. Bitkisel omega-3 kaynaklarından olan ceviz de tercih edilebiliyor. </p>
<p><strong>Probiyotikler bağırsak mikrobiyotası için önemli</strong></p>
<p>Kefir gibi fermente süt ürünleri bağırsak mikrobiyotasını destekleyerek bağışıklık yanıtına dolaylı katkı sağlayabiliyor; ancak inek sütü alerjisi, laktoz intoleransı, irritabl bağırsak hastalığı olan çocuklarda sorun oluşturabiliyor. Ayrıca, fazla probiyotik tüketimi de bazen gaz sorununu artırarak olumsuz etkilere neden olabiliyor. Günde 1-2 öğün, en fazla 200 ml (bir su bardağı) kadar probiyotik kaynağı tüketmek genellikle yeterli geliyor. Laktozu tolere edemeyen çocuklarda doğal yoğurt alternatif olabiliyor. Hastalık döneminde probiyotik etkisi nedeniyle en güzel olanı ise doğal kefir tüketmek. </p>
<p><strong>Protein kaynakları dokuları onarıyor</strong></p>
<p>Protein; bağışıklık hücrelerinin çalışmalarında, antikor üretiminde ve dokuların onarımında son derece önemli bir rol üstleniyor. Tüm enfeksiyon durumlarında fazla enerji tüketimine bağlı olarak bir tür metabolik yıkım süreci gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Coşkun Çeltik<strong>,</strong>  “Bu süreci geri döndürmek için karbonhidratla birlikte protein almak şarttır. Hastalık döneminde yağlı et ve kızartma yemekleri yerine daha hafif ve sulu yiyecekler tercih edilmelidir.  Örneğin, yoğurtlu pirinç pilavı, yumurta, lor peyniri, tavuk ve hindi beyaz eti, tavuk çorbası, kıymalı çorbalar veya deniz balıkları verilebilir. Alınan protein, pirinç, yulaf, patates, muz ve elma gibi besinlerle desteklenmelidir” diyor.  Prof. Dr. Coşkun Çeltik, gaz ve karın ağrısını tetikleyebilecekleri için baklagilleri çok tercih etmediklerine, bu dönemde bal ile pekmezin de iyi enerji verdikleri için avantaj sağladıklarına vurgu yapıyor.    </p>
<p><strong>Sağlıklı yağlar iltihabı hafifletiyor</strong></p>
<p>Sağlıklı yağlar vücuttaki iltihabı azaltarak bağışıklık hücrelerinin çalışmalarına destek oluyor. Sağlıklı yağlar denildiğinde ise aklımıza ilk olarak zeytinyağı geliyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik,<strong> </strong>ancak zeytinyağının kesinlikle gıdaları kızartma amaçlı kullanılmaması gerektiği uyarısında bulunarak, “Çünkü, zeytinyağı çabuk yanar ve bunun sonucunda birçok toksik madde açığa çıkararak hücrelere zarar verebilir. Dolayısıyla, zeytinyağının yemeği ocaktan indirmeye yakın ilave edilmesi önemlidir” diyor. Ayrıca, avokado, ceviz, fındık ve badem yağları da iyi yağlar grubunda yer alıyorlar. Ek olarak, bu gıdaların kendilerinin tüketilmesi lif açısından da katkı sağlıyor ve enerji veriyor.<strong> </strong></p>
<p><strong>Bol bol sıvı alması şart! </strong></p>
<p>Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, enfeksiyon döneminde çocuğun mutlaka bol sıvı alması gerektiğine de vurgu yaparak, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Ateş, hızlı solunum ve terleme nedeniyle sıvı kaybı artar. Bu da halsizlik, baş ağrısı, bulantı ve kusma yapabilir. Ağırlıklı olarak su olmak üzere, belli ölçülerde ayran, elma suyu ve limonata gibi içecekler ile çorbalar sıvı eksikliğini tamamlayabilir. Bulantıyı tetiklememek için sıvıların yavaş, az az ve sık alınması gerekir. Bazen ılık, ballı ve limonlu ıhlamur çayı da solunum sorunlarının azaltılması için iyi bir alternatif olabilir. Ancak sıvı alımı çok azsa ve kusma başladıysa bir sağlık kurumuna başvurulması elzemdir.” </p>
<p><strong>Anne yemekleri çok önemli, çünkü… </strong></p>
<p>İşlenmiş gıdalar, içeriğinde yağ oranı çok yüksek olduğu için hekimler tarafından hurda gıdalar olarak tanımlanıyor. Paketli atıştırmalıklar, <strong>şekerlemeler, gazlı içecekler, meyve oranı düşük olan şekerli içecekler, salam, sosis ve sucuk</strong> gibi ürünler yağ oranı çok yüksek olmalarının yanı sıra birçok katkı ve koruyucu kimyasal maddeleri de içerebiliyor, <strong>gereksiz şeker ile tuz </strong>yükü getiriyorlar. “Tüm bunlar çocuğun midesini rahatsız edebilir ve iştahını daha da bozabilir” uyarısında bulunan Prof. Dr. Coşkun Çeltik,<strong> </strong>“Özellikle yüksek şekerli içecekler ve yiyecekler kısa süreli enerji verseler de ani insülin yükselmesine sebep olup,  kan şekeri dengesizliğine ve beslenmenin bozulmasına yol açabilir. Ayrıca reflü ve kusmaya da neden olabilir. Dolayısıyla, anne yemekleri dediğimiz sulu, temiz ve sevgi yüklü yemekler çocuklar için son derece önemlidir” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/griple-mucadelede-anne-yemekleri-cok-onemli-cunku-610300">Griple mücadelede &#8220;Anne yemekleri&#8221; çok önemli, çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi&#8217;de Girişimci Adaylarına Altın Değerinde Tavsiyeler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazide-girisimci-adaylarina-altin-degerinde-tavsiyeler-609758</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 11:42:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[değerinde]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[elde]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyeler]]></category>
		<category><![CDATA[ürünler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609758</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, “Girişimci Kafası” söyleşileri ile girişimci adaylarını, girişimcilik hayatında başarı elde etmiş iş dünyasının önemli isimleriyle buluşturmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-girisimci-adaylarina-altin-degerinde-tavsiyeler-609758">Osmangazi&#8217;de Girişimci Adaylarına Altın Değerinde Tavsiyeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, “Girişimci Kafası” söyleşileri ile girişimci adaylarını, girişimcilik hayatında başarı elde etmiş iş dünyasının önemli isimleriyle buluşturmaya devam ediyor.</p>
<p>Girişimciliğe merak duyan ve bu yolda büyük başarılar elde etmek isteyen gençlere yol göstermek için harekete geçen Osmangazi Belediyesi, düzenlediği “Girişimci Kafası” söyleşileri ile iş hayatında sıfırdan başlayarak büyük başarılar elde etmiş girişimcileri gençlerle bir araya getiriyor. Bu buluşmaların bir yenisi, Gençlik ve Girişimcilik Merkezi’nde düzenlendi. Söyleşilerin bu haftaki konuğu, sıfırdan başlayarak ürünlerini bugün Türkiye’nin en büyük markasına dönüştüren Şeker Hanım Doğal Ürünler Kurucusu Dilek Şeker oldu. Başarılı kadın girişimci, girişimcilik hikayesini ve başarıya giden yolu programa katılan gençlerle paylaştı.</p>
<p><b>“Bu Başarıyı Elde Etmek İçin Çok Sayıda Eğitim Aldım”</b></p>
<p>Girişimciliğe 40 yaşından sonra başladığını ifade eden Şeker Hanım Doğal Ürünler Kurucusu Dilek Şeker, “Hep küçüklüğümden itibaren başarılı bir iş kadını olma hayalim vardı. Bu başarımı elde etmek için çok sayıda eğitim aldım. Avrupa Birliği’nin Bursa’da düzenlediği ilk girişimcilik eğitimlerini alanlardan biriyim. Bu eğitimlerin ardından KOSGEB’in eğitimlerine katıldım. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, 2002 yılında ilk kez ulusal girişimcilik kongresi düzenledi. O kongrede doğal sabun projem birincilik ödülü aldı. Bu ödül sayesinde hayalimdeki reçel atölyemi kurdum. 30 kavanozla başladığımız reçel üretimi, fuarlarda büyük ilgi gördü ve üretim kapasitemiz hızla arttı. Kaliteli ürünler ürettiğinizde, ürünleriniz mutlaka talep görüyor” şeklinde konuştu. </p>
<p><b>“Yorulmadan, Terlemeden Başarıya Ulaşılamıyor”</b></p>
<p>Girişimci adayı gençlere önemli tavsiyelerde bulunan Şeker, “Gençlere tavsiyem, öncelikle hayallerinin peşinden gitmeleri. Hayal etsinler ama bunu gönülden istesinler. Gönülden istediğiniz zaman size her kapı açılıyor. Düzenlenen eğitim çalışmalarını kesinlikle kaçırmasınlar ve önem versinler. Çok çalışıp çok sabretmeleri gerekiyor. Sabrettiklerinde çok güzel yollar açılıyor. Yorulmadan, terlemeden hiçbir zaman başarıya ulaşılamıyor. Gönülden çalışıp yaptığınız işinize güvendiğinizde çok güzel yerlere geliyorsunuz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Düzenlenen “Girişimci Kafası” söyleşilerine katılarak başarılı girişimcilerden önemli tecrübeler edinen gençler ise bu güzel buluşmaları düzenlediği için Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür etti.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-girisimci-adaylarina-altin-degerinde-tavsiyeler-609758">Osmangazi&#8217;de Girişimci Adaylarına Altın Değerinde Tavsiyeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yetersiz uyku ve yüksek şeker içeren gıdalar, beyin sağlığını tehdit ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yetersiz-uyku-ve-yuksek-seker-iceren-gidalar-beyin-sagligini-tehdit-ediyor-602653</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 12:05:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[beyni]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[gıdalar]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[içeren]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yetersiz]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602653</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gündelik yaşamdaki pek çok alışkanlığın beyin sağlığı üzerinde doğrudan etkileri olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, uzun süreli yetersiz uykunun dikkat ve hafızayı zayıflattığını ve öğrenme kapasitesini düşürdüğünü söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetersiz-uyku-ve-yuksek-seker-iceren-gidalar-beyin-sagligini-tehdit-ediyor-602653">Yetersiz uyku ve yüksek şeker içeren gıdalar, beyin sağlığını tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Gündelik yaşamdaki pek çok alışkanlığın beyin sağlığı üzerinde doğrudan etkileri olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu,</span></b><span> <b>uzun süreli</b> <b>yetersiz uykunun dikkat ve hafızayı zayıflattığını ve öğrenme kapasitesini düşürdüğünü söyledi. Yüksek şeker içeren işlenmiş gıdaların odaklanma güçlüğü ve beyin sisi oluşumuna yol açtığını belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, işlenmiş gıdaların tümünün, beyin için yüksek risk oluşturduğuna dikkat çekti.</b></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, günlük yaşam alışkanlıklarının beyin sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirerek beyin sağlığının korunmasına ilişkin tavsiyelerde bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Günlük yaşam alışkanlıklarının beyin sağlığı üzerindeki etkilerine değinen Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Günlük yaşam alışkanlıkları beyin sağlığını etkiliyor. Anlık kısa vadeli etkilenmeler de olabiliyor, uzun vadeli etkilenmeler de olabiliyor. Temennimiz uykusuzluk ve kötü beslenme gibi olumsuz davranışların kısa vadeli etkiler yapması. Düzenli egzersiz yapmak, uyku hijyenini sağlamak gibi iyi alışkanlıklarımızın da uzun vadeli etkiler yapmasını isteriz” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Kronik uykusuzluk demans riskini artırıyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Beyni yoran ve daha hızlı yaşlanmasına neden olan alışkanlıkların başında yetersiz uykunun geldiğini belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Yetersiz uyku, kısa vadede dikkat, hafıza ve öğrenme kapasitesini etkilerken; uzun vadede kronik uykusuzluğun demans riskini artırdığını biliyoruz. Fiziksel olarak hareketsizlik, kısa vadede enerji düşüklüğü ve zihinsel yorgunluk gibi sonuçlarla kendini gösterirken; uzun vadede yine bilişsel fonksiyonlarda gerileme ve nöron bağlantılarının zayıflaması gibi etkiler ortaya çıkabiliyor” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Uykusuzluk beyni olumsuz etkiliyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Uykusuzluğun özellikle beynin hipokampüs, prefrontal korteks ve amigdala bölgeleri üzerinde etkileri olduğunu belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Uykusuzluk özellikle hafıza merkezi denilen hipokampüs ve dikkat ve karar verme gibi yüksek entelektüel fonksiyonların kontrol edildiği prefrontal korteks dediğimiz alanları etkileyen bir faktördür. Amigdala, duygusal ve dürtüsel kontrolün sağladığı bir alandır. Bu alan da yetersiz uykudan olumsuz etkilenmektedir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Hafıza zayıflıyor, öğrenme kapasitesi düşüyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Uzun süreli uyku yetersizliğinin, hafızayı zayıflattığını ve öğrenme kapasitesini düşürdüğünü ifade eden Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Hipokampüs etkilendiği zaman, hafıza oluşumu ve bilgilerin uzun süreli belleğe aktarılması bozuluyor. Çünkü kısa bellekteki bilgilerin uzun süreli belleğe aktarılması, derin uykuda gerçekleşen bir hadisedir. Prefrontal korteks etkilendiğinde, dikkat ve odak sorunları ortaya çıkabiliyor. Problem çözme ve karar verme yetilerinde aksamalar yaşanabiliyor. Günlük hayatta farkında olmadan birçok entelektüel fonksiyonumuzu kullanırız, gün içerisinde bir sürü problem çözeriz. Örneğin sabah işe gideceğiz, aracımız arızalandı hemen çözüm üretmeye çalışırız. Ya taksiye bineriz ya da başka bir çözüm bulmaya çalışırız. Bunlar problem çözme yeteneklerimizin bir örneğidir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Abartılı duygusal reaksiyonlar ortaya çıkabiliyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yetersiz uykunun duygusal ve dürtüsel kontrolü sağlayan beyin bölgesi amigdalayı da etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Amigdala, uykusuzluktan şu şekilde etkileniyor: Aşırı uyarılıyor. Abartılı duygusal reaksiyonlar ve dürtüsel tepkiler ortaya çıkabiliyor. Dolayısıyla kişinin toplumsal uyumu da azalıyor” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Uyku sırasında glimfatik sistem devreye giriyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Pandemi sonrası uykunun tamamen gereksiz bir şey gibi algılanmaya başlandığını kaydeden Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, oysa uyku sırasında beyin için çok önemli olan işlemlerin gerçekleştiğini söyledi: “Uyku, özellikle gün içinde saatler yetmediği zaman feragat edilecek şey olarak görülüyor. Oysa uyku sırasında glimfatik sistem dediğimiz özel sistem devreye giriyor, özellikle gün boyunca beyinde biriken toksinleri siliyor. Bu süreç bellek oluşumuna, sinir hücrelerinin onarımına ve birtakım kognitif bozuklukların onarımına yardım eden bir süreç. Glimfatik sistemin aktivasyonunu şöyle anlatabiliriz: Uyku sırasında beyin hücrelerinin arasındaki boşluklar genişliyor ve beyin omurilik sıvısı bu boşluklardan akarak gün içinde biriken toksinleri, amiloid beta gibi zararlı proteinleri temizliyor. Özellikle derin uyku evresinde aktif oluyor. Gün içinde nöronlar çalışarak birtakım metabolik atıklar biriktiriyor. Bunlar yine beyin omurilik sıvısı aracılığıyla uykuda temizleniyor. Glimfatik sistem devreye girince toksinler temizlenir, sinir hücrelerinin arasındaki iletişim de yeniden dengelenmiş olur. Hafıza ve belleğimiz de etkileniyor. Uyku hipokampüsteki kısa süreli hafızayı uzun süreli hafızaya dönüştürme fonksiyonunu indüklüyor. Bu süreçte sinaptik bağlantılar güçleniyor ve öğrenilen bilgiler de kalıcı hale geliyor.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>İşlenmiş gıdalar beyin için yüksek risk oluşturuyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Beyni olumsuz etkileyen faktörlerden birinin ise kötü beslenme olduğunu belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Özellikle yüksek şeker içeren işlenmiş gıdalar, odaklanma güçlüğü ve beyin sisi oluşumuna yol açıyor. İşlenmiş gıdaların tümü, beyin için yüksek risk oluşturuyor. Çünkü bunlar çok yüksek şeker, yüksek oranda tuz ve düşük kaliteli yağlar denilen trans yağ içeriyor. Bu da beynimizin ödül mekanizmasını bozarak bağımlılık yaratıyor. Aslında en büyük problem bu” uyarısında bulundu.  </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Yüksek şeker dopaminerjik ödül mekanizmasını bozuyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Beyinde dopaminerjik sistem üzerinden ilerleyen bir ödül mekanizması olduğunu belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “İhtiyaç sahibi bir insana yardımda bulunduğunuzu ve onun size şükran duyduğunu düşünün. Bu size kendinizi iyi hissettiren ve haz veren bir durum. Bu, size beyninizin ödülü. Dopaminerjik sistemin verdiği bir ödül bu. Normal şartlarda beynimiz, iyi bir şey yaptığımızda bizi ödüllendirir ancak bu işlenmiş gıdaları tükettiğimizde yüksek şeker dopaminerjik ödül mekanizmasını bozar. Dahası enflamasyonu artırır, hafıza ve bilişsel işlevi zayıflatır” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Hipokampüsün yapısı da bozuluyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Cips, şeker ve fastfood gibi yüksek şeker içeren işlenmiş gıdaların dopamin salınımını aşırı düzeyde uyardığını belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Bu ürünler, sürekli bir ödül alıyormuş gibi beyni uyarıyor. Buna haz tuzağı diyoruz ve beyin bu gıdalara bağımlı hale geliyor. Çünkü bunları tükettiği zaman kendini sürekli iyi hissediyor ancak bir süre sonra uzun vadede dopamin reseptörleri duyarsızlaşıyor. Dolayısıyla motivasyon ve ruh hali bozuluyor; inflamasyon ve oksidatif stres, sinaptik bağlantıları zayıflatıyor. Birtakım hayvan deneyleri var, bu deneylerde hayvanlara kafeterya tipi besinler veriliyor. Hipokampüste yapısal bozulma gözlenmiş. Şimdiye kadar hep elektriksel iletim, nöro transfer dengesi, dopaminal sistemin etkileri konuşulurken hayvan sistemlerinde hipokampüsün yapısının dahi bozulduğu, bellek üzerinde ne kadar olumsuz etkileri olduğu görülüyor” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Yetersiz su tüketimi, beyin fonksiyonlarını nasıl etkiliyor?</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Beyin sağlığı için su tüketiminin de önemine işaret eden Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Beynin yüzde 75’i sudan oluşuyor. Yetersiz su içmek, beyin hücrelerinin hacmini küçültüyor ve elektrolit dengesini bozuyor ve toksinlerin temizlenmesini engelliyor. Bu da hafıza, dikkat, konsantrasyon ve ruh hali üzerinde doğrudan olumsuz etki yapıyor. Beyin dokusunun üçte ikisinden fazlası su. Su, sinir hücrelerinin elektriksel iletişimi ve metabolizması için de kritik bir bileşen. Su kaybı olduğunda sodyum ve potasyum gibi iyonların dengesi de bozuluyor ki bunlar sinir iletimi için elzemdir. Sinir iletiminin yavaşlamasıyla bilişsel fonksiyonlar da zayıflıyor. Dehidrasyona bağlı olarak hücre hacmi de küçülüyor, büzülüyor yine aynı şekilde sinaps iletişimi ve bilgi işleme hızını düşürüyor. Yeterli su olmadan toksin temizliği mümkün değil çünkü yine omurilik sıvısının ana içeriği su. Metabolik atıklar da temizlenmemiş oluyor. Bilhassa yaşlılar ve çocuklar dehidrasyon yani susuzluğa karşı çok hassastır. Özellikle demans hastaları az su içtikleri için bile çok ciddi kötüleşme yaşayabilirler” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Beyin sağlığını korumak için bu önerilere kulak verin</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Beyin sağlığını korumak için yapılması gerekenler konusunda da önerilerini sıralayan Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, şunları söyledi:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Her gün açık havada 20 dakika yürüyüş yapılmalıdır. Egzersiz, BBFN dediğimiz Beyin Kökenli Nörotronik Faktörü artırıcı özelliği sayesinde stresi azaltan, kan akışını düzelten ve artıran etkisi ile uzun vadede uyku düzenini de etkilemektedir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>&#8211; Uzun vadede uyku düzeninizi mutlaka yoluna koyunuz. Bunun için gerekirse yardım alınmalıdır. Kronik uykusuzluk, bazen ilaç tedavisi ve hekim yardımı gerektiren düzeylere gelebilir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>&#8211; Sosyal izolasyondan kaçınılmalıdır. Bireylerin yalnız kalmaktan imtina etmesi önemlidir çünkü beyin ne kadar çok uyaran alırsa o kadar çok kendini yenileme, çalışma ve fonksiyon görme yetilerini korur. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>&#8211; Sağlıklı ve dengeli beslenmeye önem verilmelidir. Kişinin eksiği varsa D vitamini ve Omega 3 gibi takviyeler de alınabilir.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetersiz-uyku-ve-yuksek-seker-iceren-gidalar-beyin-sagligini-tehdit-ediyor-602653">Yetersiz uyku ve yüksek şeker içeren gıdalar, beyin sağlığını tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlk yardımda dikkat edilmesi gereken 6 nokta</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ilk-yardimda-dikkat-edilmesi-gereken-6-nokta-596794</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 08:21:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Masajı]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[yardımda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596794</guid>

					<description><![CDATA[<p>1-7 Aralık Acil Tıp Haftası kapsamında Beşiktaş-Kadıköy şehir hatları vapurunda ilk yardım eğitimi etkinliği gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilk-yardimda-dikkat-edilmesi-gereken-6-nokta-596794">İlk yardımda dikkat edilmesi gereken 6 nokta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1-7 Aralık Acil Tıp Haftası kapsamında Beşiktaş-Kadıköy şehir hatları vapurunda ilk yardım eğitimi etkinliği gerçekleştirildi. Atlas Üniversitesi İlk ve Acil Yardım Program Başkanı Öğretim Görevlisi Kadir Şeker ve öğrencileri, katılımcılara acil durumlarda uygulanması gereken ilk yardım tekniklerini uygulamalı olarak gösterdi. İlk ve acil yardımda dikkat edilmesi gereken en önemli noktalara dikkat çeken Şeker, ortam güvenliğinin sağlanmasını, ardından bilinç ve solunum kontrolünün yapılmasını, kalp masajında doğru ritim uygulanmasını, tam tıkanma belirtileri varsa Heimlich manevrası uygulanması gerektiğini söyledi. İlk yardım sırasında bilinçsiz kişiye su içirmeye çalışılmaması, olası kırıklarda hastanın zorla hareket ettirilmemesi ya da gelişigüzel taşıma yöntemleri uygulamaktan kaçınılması gerektiğini belirten Şeker, ilk müdahalenin ardından prrofesyonel yardım çağrılması ve ekip gelene kadar hastanın/yaralının sürekli izlenmesi ve yalnız bırakılmaması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>İstanbul’da 1-7 Aralık Acil Tıp Haftası dolayısıyla toplumda ilk yardım konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla Beşiktaş- Kadıköy Şehir Hatları vapurunda, ilk yardım eğitimi düzenlendi. <br />&#8220;Havada, Karada, Denizde İlk Yardım&#8221; eğitimleri kapsamında Beşiktaş Barbaros Hayrettin Paşa İskelesi&#8217;nden Kadıköy&#8217;e hareket eden vapurda düzenlenen programda, Atlas Üniversitesi İlk ve Acil Yardım Program Başkanı, Acil Tıp ve Afet Çalışanları Derneği (ATAÇ-DER) Başkan Yardımcısı, Öğretim Görevlisi Kadir Şeker, acil durumlarda yapılması gerekenlerle ilgili bilgi verdi. <br />Maket üzerinde uygulamalı eğitim verdiler<br />Öğretim Görevlisi Kadir Şeker’in öğrencilerle birlikte maket üzerinde uygulamalı olarak yolculara kalp masajı ve Heimlich manevrasını gösterdiği eğitimde gönüllü yolcular da maket üzerinde kalp masajı yaptı.<br />Atlas Üniversitesi İlk ve Acil Yardım Program Başkanı, Acil Tıp ve Afet Çalışanları Derneği (ATAÇ-DER) Başkan Yardımcısı, Öğretim Görevlisi Kadir Şeker, ilk ve acil yardımda dikkat edilmesi gereken noktalara dikkat çekti. <br />Önce güvenlik: Müdahaleden önce ortamın güvenli olup olmadığı kontrol edilmeli, hem müdahaleyi yapan hem de çevredeki kişiler için risk oluşturacak unsurlar ortadan kaldırılmalıdır.<br />Bilinç ve solunum kontrolü: Bilinci kapalı kişiye önce seslenerek ve omzundan hafifçe dokunarak yanıt olup olmadığı kontrol edilmeli, yanıt alınamadığı durumlarda ağrılı uyaran verilerek acıyı hissedip hissetmediği değerlendirilmeli ve ardından 10 saniyeyi geçmeyecek şekilde solunum değerlendirilmelidir.<br />Kalp masajında doğru ritim: Temel yaşam desteği gereken durumlarda dakikada 100–120 bası hızında, göğsü en az 5 cm çöktürecek derinlikte kalp masajı uygulanmalıdır. Suni solunum ise ağızdan ağıza veya ağızdan buruna olacak şekilde 2 kurtarıcı soluk uygulanarak yapılır.<br />Tıkanmada doğru yaklaşım: Tam tıkanma belirtileri varsa Heimlich manevrası uygulanmalı; kişi öksürebiliyorsa müdahale edilmeden öksürmesi teşvik edilmelidir.<br />Yanlış uygulamalara dikkat: Bilinçsiz kişiye su içirmeye çalışmak, olası kırıklarda hastayı zorla hareket ettirmek ya da gelişigüzel taşıma yöntemleri uygulanmamalıdır.<br />Profesyonel yardım çağırmak şart: 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bilgi verildikten sonra ekip gelene kadar hasta/yaralı sürekli izlenmeli ve yalnız bırakılmamalıdır.<br />Dr. Temel Kılınçlı: “İlk yardımı öğretmek istiyoruz”<br />Acil Tıp ve Afet Çalışanları Derneği (ATAÇ-DER) Başkanı Dr. Temel Kılınçlı ise toplumun her bir ferdinin ilk yardımı öğrenmesini istediklerini ifade ederek ilk yardımı bilmeyenlerin de ilk yardımın önemini fark etmesi için bu eğitimi düzenlediklerini söyledi. Dr. Temel Kılınçlı, “Burada temel yaşam desteği yani doğru kalp masajı, doğru suni solunum, doğru kalp ve akciğer canlandırmasını maketler üzerinde, hocalarımız eşliğinde ve stajyer öğrencilerimizle birlikte yolcuların katılımıyla beraber gösteriyoruz.&#8221; dedi.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilk-yardimda-dikkat-edilmesi-gereken-6-nokta-596794">İlk yardımda dikkat edilmesi gereken 6 nokta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aralıklı oruç vücudu bakım moduna sokuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aralikli-oruc-vucudu-bakim-moduna-sokuyor-594608</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 23:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aralıklı]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[moduna]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sokuyor]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[vücudu]]></category>
		<category><![CDATA[vücudun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594608</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemde yaşam tarzı trendleri arasında hızla öne çıkan aralıklı oruç, geniş bir kitle tarafından ilgiyle takip edilirken beraberinde pek çok soru işaretini de getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aralikli-oruc-vucudu-bakim-moduna-sokuyor-594608">Aralıklı oruç vücudu bakım moduna sokuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son dönemde yaşam tarzı trendleri arasında hızla öne çıkan aralıklı oruç, geniş bir kitle tarafından ilgiyle takip edilirken beraberinde pek çok soru işaretini de getiriyor. Bu yöntem, yalnızca popüler bir kilo verme yaklaşımı olmasının ötesinde vücudun enerji kullanım biçimini değiştiren önemli biyolojik süreçleri de harekete geçiriyor. Yaklaşık 12 saatlik açlık sonrası vücudun önce şeker depolarını tükettiğini, ardından yağ yakmaya geçtiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi&#8217;nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esat Erdem Türemen, “Bu süreçte ‘keton’ adı verilen ve yağ asitlerinin oksidasyonundan oluşan doğal bir yakıt ortaya çıkıyor. Keton cisimcikleri beynin alternatif enerji kaynağı olduğu için birçok kişi bu esnada kendini zihinsel olarak daha berrak hissedebiliyor” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Aralıklı orucun tıbbi faydalarına değinen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi&#8217;nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esat Erdem Türemen, “Açlık süresi uzadıkça insülin duyarlılığı artıyor yani hücreler şekeri daha etkin kullanmaya başlıyor. Bu da glukoz seviyelerinin düşmesine yardımcı oluyor. Ayrıca diyabet riski azalabiliyor, trigliserid ve LDL kolesterol değerlerinde iyileşme görülebiliyor, karaciğer yağlanma riski düşüyor. En dikkat çekici noktalardan biri de hücrelerin kendi kendini temizlediği otofaji sürecini başlatması. Bu süreçte vücut hasarlı proteinleri parçalayıp geri dönüştürüyor. Yani aralıklı oruç, vücudun kriz moduna değil, tam tersine bir bakım moduna geçmesini sağlıyor” dedi.</p>
<p><strong>Hücreler adeta hurdalarından arınıyor</strong></p>
<p>16 saatlik açlık ve 8 saatlik beslenme aralığından oluşan 16/8 modelinin özellikle çalışan bireylerin günlük rutinine en kolay uyum sağlayan aralıklı oruç yöntemi olduğunu belirten Uzm. Dr. Türemen, “Açlık süresi 16 saate yaklaştığında hücreler enerji azalmasını bir uyarı olarak algılıyor ve otofaji adı verilen doğal onarım süreci başlıyor. Otofaji, hücrenin hasarlı proteinleri ve işlevini yitirmiş yapıları parçalayıp geri dönüştürdüğü bir iç temizlik mekanizması. Bu dönemde anabolik sinyaller azalır, vücut büyüme modundan onarım moduna geçer. Hayvan çalışmalarında otofajinin Alzheimer, Parkinson, diyabet ve yaşlanma süreçleri üzerinde olumlu etkiler gösterdiği; insanlarda ise insülin direncinin azalması ve mitokondri fonksiyonlarının iyileşmesiyle ilişkili olduğu ortaya konmuştur” diye konuştu.</p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi&#8217;nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esat Erdem Türemen, aralıklı oruçla ilgili yanlış bilinen noktaları şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>Aralıklı oruç sadece kilo vermek içindir</strong></p>
<p>Aralıklı oruçta esas değişim vücudun açlıkla birlikte enerji kullanımını yenilemesi ve hücrelerin kendini onarmaya başlamasıdır yani etkisi yalnızca kilo kaybıyla sınırlı değildir.</p>
<p><strong>Açlık vücuda zarar verir</strong></p>
<p>Aralıklı oruç yönteminde kişi günlük ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineralleri aldığında açlık bir kriz değil, kontrollü bir onarım sürecidir.</p>
<p><strong>Aralıklı oruç herkes için uygundur</strong></p>
<p>Hamileler, kronik hastalığı olanlar ve düzenli ilaç kullananlar aralıklı oruca başlamadan önce mutlaka doktora danışmalıdır.</p>
<p><strong>Aralıklı oruçta sıvı alımı da durdurulur</strong></p>
<p>Aralıklı oruç yalnızca yeme düzenini sınırlar, su tüketimi bu dönemde devam etmesi gereken temel bir ihtiyaçtır. Gün içinde yeterli su içmek vücudun dengede kalmasına yardımcı olur ayrıca şekersiz çay ile kahve de tüketilebilir.</p>
<p><strong>Yeme saatinde sınırsız yemek serbesttir</strong></p>
<p>Bu yaygın bir yanılgı olsa da beslenmenin içeriği ve ölçüsü her zaman önemlidir. Dengesiz veya aşırı kalorili beslenmek aralıklı orucun etkilerini azaltır.</p>
<p><strong>Aralıklı oruç kan şekerini aşırı düşürür</strong></p>
<p>Aralıklı oruç diyetini uygulayan sağlıklı bireylerde kan şekeri kontrollü şekilde düşer. Risk daha çok diyabet hastaları içindir ve onlar için süreç mutlaka doktor kontrolünde ilerlemelidir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aralikli-oruc-vucudu-bakim-moduna-sokuyor-594608">Aralıklı oruç vücudu bakım moduna sokuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet Hastalarının En Sık Yaptığı 10 Beslenme Hatası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarinin-en-sik-yaptigi-10-beslenme-hatasi-594270</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 12:48:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarının]]></category>
		<category><![CDATA[hatası]]></category>
		<category><![CDATA[kahvaltı]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[lif]]></category>
		<category><![CDATA[ogün]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaptığı]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594270</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabet, yalnızca ilaçla değil, yaşam tarzı değişiklikleriyle de yönetilmesi gereken kronik bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarinin-en-sik-yaptigi-10-beslenme-hatasi-594270">Diyabet Hastalarının En Sık Yaptığı 10 Beslenme Hatası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Diyabet, yalnızca ilaçla değil, yaşam tarzı değişiklikleriyle de yönetilmesi gereken kronik bir hastalık. Ancak yapılan araştırmalar, hastaların önemli bir kısmının beslenmede farkında olmadan hatalar yaptığını gösteriyor. Diyetisyen Harika Özkaya Yurttadur, diyabet yönetiminde beslenmenin kritik bir rol oynadığını belirterek, “Basit görünen yanlış alışkanlıklar bile kan şekeri dengesini bozarak komplikasyon riskini artırabilir” uyarısında bulundu. Dyt. Yurttadur, diyabet hastalarının en sık yaptığı 10 beslenme hatasını ve doğru yaklaşımları anlattı.</em></p>
<p><strong>KAHVALTIYI ATLAMAK</strong></p>
<p>Kahvaltıyı atlamanın diyabet hastaları için kan şekeri kontrolünü olumsuz etkileyen en önemli beslenme hatalarından biri olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Harika Özkaya Yurttadur, “Gece boyunca uzun süren açlık süresi kan şekerinin düşmesine neden olurken, sabah saatlerinde vücut enerji ihtiyacını karşılamak için glikojen depolarından kana şeker salınımını artırır ve bu da ani yükselmelere yol açabilir” dedi. Kahvaltı yapılmadığında bu dalgalanmaların daha belirgin hale geldiğini ve gün boyu kan şekeri dengesini sağlamak zorlaştığını anlatan Dyt. Yurttadur, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Yapılan araştırmalar, kahvaltıyı atlamanın diyabet yönetiminde olumsuz sonuçlar doğurduğunu göstermektedir. Nitekim 317 diyabet hastası üzerinde yapılan bir çalışmada, katılımcıların yaklaşık yüzde 7’sinin kahvaltı yapmadığı belirlenmiştir. Bu grubun, kahvaltı yapanlara kıyasla daha genç olduğu, sigara kullanımının daha yaygın olduğuna ve en önemlisi de HbA1c düzeyleri ile gün içindeki şeker dalgalanmalarının anlamlı biçimde yüksek seyrettiği saptanmıştır.’ Bu sonuçların kahvaltının diyabet kontrolünde vazgeçilmez bir rol oynadığını ve düzenli kahvaltı alışkanlığının kan şekeri dengesini korumada temel bir adım olduğunu gösterdiğini söyleyen Dyt. Yurttadur, önerilerini şöyle sıraladı: “Güne yumurta ve peynir gibi sağlıklı protein kaynakları, avokado, zeytin ve ceviz gibi sağlıklı yağlar ile tam tahıllı ekmek, yulaf, kepekli galeta gibi lifli karbonhidrat kaynaklarını içeren bir kahvaltıyla başlamak, kan şekeri kontrolünü destekleyecektir.”</p>
<p><strong>ŞEKERSİZ ÜRÜNLERE GÜVENMEK</strong></p>
<p>Diyabet hastaları arasında yaygın bir başka yanılgının da şekersiz ibaresi taşıyan her ürünün güvenli olduğu düşüncesi olduğunu belirten Dyt. Yurttadur, “Oysa birçok şekersiz gıda, kan şekerini etkilemeyen tatlandırıcılar içerse de, yüksek oranda karbonhidrat, yağ veya kalori barındırabilir. Bu ürünler, özellikle aşırı tüketildiklerinde kan şekeri dengesini olumsuz yönde etkileyebilir ve kilo artışına zemin hazırlayabilir.”</p>
<p>Ayrıca bazı şekersiz ürünlerde kullanılan yapay tatlandırıcıların, iştah artışına ve tatlı isteğinin sürmesine yol açabileceğine işaret eden Dyt. Yurttadur, “Bu nedenle şekersiz etiketi, bir ürünün diyabet dostu olduğu anlamına gelmez. Diyabet hastalarının ürün etiketlerini dikkatle okumaları, karbonhidrat ve kalori içeriklerini değerlendirmeleri büyük önem taşır. En doğru yaklaşım doğal ve dengeli beslenme planına sadık kalmak, işlenmiş şekersiz gıdaları ise içindekiler kontrolü yaparak ölçülü tüketmek olacaktır.”</p>
<p><strong>LİF TÜKETİMİNİ İHMAL ETMEK</strong></p>
<p>Diyabet hastalarında lif alımının yetersiz olmasının kan şekeri kontrolünü olumsuz etkileyen önemli bir beslenme hatası olduğunun altını çizen Dyt Yurttadur, bu gıdaların sağlığı yararlar konusunda şu bilgileri verdi: “Lifli gıdalar, özellikle çözünür lifler, sindirimi yavaşlatarak glikozun kana daha dengeli bir şekilde geçmesini sağlar ve ani kan şekeri yükselmelerini önler. Ayrıca lif, tokluk hissini artırarak aşırı yemeyi engeller ve kilo kontrolüne yardımcı olur. Ancak birçok diyabet hastası, sebze, meyve, tam tahıllar ve baklagiller gibi lif kaynaklarını yeterince tüketmemektedir. Bu durum, hem kan şekeri dalgalanmalarına hem de bağırsak sağlığının olumsuz etkilenmesine yol açabilir.</p>
<p>Çözünebilir lif yönünden zengin olan bezelye, kuru fasulye, barbunya, yulaf, bazı sebze ve meyveler diyabetlilerde, yemeklerden sonra kan şekerinin daha yavaş yükselmesini sağlar. Posalı besinler, çok çiğneme gerektirdiğinden yemek yeme zamanını uzatırlar, midedeki sindirimi ve mide boşaltma hızını yavaşlatarak tokluk hissini arttırırlar. Böylece tip 2 DM çok sık görülen şişmanlığın tedavisinde lif, ağırlık kaybedilmesinde de yardımcı olmaktadır.”</p>
<p><strong>PORSİYON KONTROLÜNÜ SAĞLAYAMAMAK</strong></p>
<p>En sık yapılan hatalardan biri sağlıklı besin tercihlerine rağmen porsiyon kontrolü yapılmaması olduğunu söyleyen Dyt. Yurttadur, “Ne yazık ki bazı diyabet hastaları, sağlıklı gıdalar tüketseler bile miktarlara dikkat etmedikleri için kan şekeri kontrolünde zorluk yaşayabiliyor. Aşırı yemek, özellikle karbonhidrat ve yağ açısından yoğun öğünler, kan şekerinde ani yükselmelere yol açabilir ve kilo artışına neden olabilir. Bu durum hem diyabet yönetimini hem de genel sağlığı olumsuz etkileyebilir” dedi. </p>
<p><strong>SIVILARDAN ALINA GİZLİ KALORİLER</strong></p>
<p>Dyt. Yurttadur, diyabet hastalarının fark etmeden sıvılardan yüksek miktarda kalori alabildiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti: “Çay, kahve, meyve suyu, gazlı içecekler ve hazır içeceklerdeki eklenen şeker ve krema, günlük kalori alımını hızla artırıyor. Çoğu kişi sıvının etkisi olmaz diye düşünse de bu küçük eklemeler kan şekerinde ani yükselmelere ve uzun vadede kilo artışına yol açabiliyor. Bu nedenle içeceklerin içeriklerini kontrol etmek ve mümkün olduğunca şekersiz, doğal seçenekleri tercih etmek büyük önem taşıyor.”</p>
<p><strong>KARBONHİDRAT KAYNAKLARINI BİLMEMEK</strong></p>
<p>Karbonhidrat kaynaklarını yeterince tanımamanın ve sadece ekmek, makarna veya pilavı karbonhidrat kaynağı olarak görmenin de sık yapılan bir başka yanılgı olduğunu anlatan Dyt. Yurttadur, yoğurt, süt, bazı sebzeler, meyveler ve hatta paketli atıştırmalıkların da kan şekerini yükselten karbonhidrat içerdiğini hatırlattı. Dyt. Yurttadur konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Bir dilim ekmeğin veya bir kâse pirincin karbonhidrat miktarı küçük görünebilir, ama bir öğünde birkaç karbonhidrat kaynağını bir arada tüketmek kan şekerinde ani yükselmelere yol açabilir. Paketli gıdalarda karbonhidrat miktarının farkında olmamak da yaygın bir sorun. Az şekerli veya şekersiz ürünler de yüksek karbonhidrat içerebilir, etiket okumak bu nedenle önemli. Meyve suları, smoothie’ler, sütlü içecekler gibi sıvılar da hızlı emilen karbonhidrat içerir ve bunlar genellikle göz ardı edilir.”</p>
<p>Bu gıdaların miktarı kontrol edilmediğinde, özellikle birden fazla karbonhidrat kaynağı aynı öğünde tüketildiğinde, kan şekerinin hızla yükseldiğine dikkat çeken Dyt. Yurttadur, “Bu nedenle hangi yiyeceklerin karbonhidrat içerdiğini bilmek ve miktarlarını düzenlemek, kan şekeri dalgalanmalarını önlemenin en etkili yollarından biridir” dedi. </p>
<p><strong>YETERSİZ SU TÜKETİMİ</strong></p>
<p>Diyabet hastaları için su tüketiminin çok kritik bir rol oynadığını söyleyen Dyt. Yurttatur, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeterli su almak, kanda biriken fazla glikozun idrar yoluyla atılmasını kolaylaştırır ve böylece hiperglisemi riskini azaltır. Bu nedenle diyabetlilerin, kan şekerini dengelemeye destek olmak için günlük en az 2,5 litre su içmeye özen göstermesi gerekir.”</p>
<p><strong>GÜN İÇİNDE ÖĞÜN ATLAMA VE SONRASINDA AŞIRI YEME / YANLIŞ ARA ÖĞÜN TERCİHİ</strong></p>
<p>Gün içinde öğün atlamak, diyabet hastalarının sık yaptığı hatalardan biri. Uzun süre aç kalmanın kan şekerinin düşmesine yol açtığını ve bir sonraki öğünde aşırı yemek yeme isteğini tetiklediğine dikkat çeken Dyt. Yurttadur, “Özellikle kahvaltı veya öğle öğününü atlayanlarda bu durum daha belirgin. Bir diğer sorun ise yanlış ara öğün tercihleri. Çikolata, paketli atıştırmalıklar veya şekerli içecekler, kan şekerini hızla yükseltiyor ve kısa süre sonra tekrar açlık hissi yaratıyor. Bu döngü, hem kan şekeri dalgalanmalarına hem de kilo kontrolünün zorlaşmasına neden oluyor. Diyabet yönetiminde, öğünlerin atlanmaması ve ara öğünlerde sağlıklı seçenekler tercih edilmesi, kan şekeri dengesini korumanın ve gün boyunca enerjiyi dengede tutmanın temel yollarından biri diyebiliriz.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>YAĞ KAYNAKLARININ KALİTESİNE DİKKAT ETMEME</strong></p>
<p>“Diyabet hastalarının beslenmesinde sadece yağ miktarının değil, yağın kalitesinin de büyük önem taşıdığını anlatan Dyt. Yurttadur, “Doymuş ve trans yağlar açısından zengin besinler, hem kan damarlarını olumsuz etkileyerek kalp-damar hastalıkları riskini artırıyor hem de kilo kontrolünü zorlaştırıyor. Oysa zeytinyağı, avokado, fındık ve balık gibi sağlıklı yağ kaynakları, kan şekeri dengesinin korunmasına ve kalp sağlığının desteklenmesine yardımcı oluyor.” Dedi. </p>
<p><strong>PROFESYONEL DESTEK ALMAMAK</strong></p>
<p>“Diyabetli kişiler, beslenme konusunda kendi başlarına karar verdiklerinde yanlış alışkanlıklar geliştirebilir. Hangi besinleri ne miktarda tüketmeleri gerektiğini bilmemek, kan şekeri dalgalanmalarına ve uzun vadede komplikasyon riskine yol açabilir” diyen Dyt. Harika Özkaya Yurttadur, sözlerini şöyle tamamladı: “Uzman bir diyetisyenden alınacak kişiye özel öneriler, hem kan şekeri kontrolünü hem de sağlıklı kilo yönetimini destekler. Profesyonel rehberlik olmadan yapılan denemeler, sık yapılan beslenme hatalarının kalıcı hale gelmesine neden olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarinin-en-sik-yaptigi-10-beslenme-hatasi-594270">Diyabet Hastalarının En Sık Yaptığı 10 Beslenme Hatası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya&#8217;nın ağzını tatlandırdık 2,3 milyar dolar döviz kazandık</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunyanin-agzini-tatlandirdik-23-milyar-dolar-doviz-kazandik-592701</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 08:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[dolar]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[döviz]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ihracat]]></category>
		<category><![CDATA[ihracatı]]></category>
		<category><![CDATA[milyar]]></category>
		<category><![CDATA[Milyon Dolar]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[Şekercilik Mamulleri]]></category>
		<category><![CDATA[tatlandırdık]]></category>
		<category><![CDATA[yılı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592701</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye 2025 yılının ocak – ekim döneminde dünyanın ağzını tatlandırarak, şekercilik mamullerinde 2,3 milyar dolarlık ihracata imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyanin-agzini-tatlandirdik-23-milyar-dolar-doviz-kazandik-592701">Dünya&#8217;nın ağzını tatlandırdık 2,3 milyar dolar döviz kazandık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye 2025 yılının ocak – ekim döneminde dünyanın ağzını tatlandırarak, şekercilik mamullerinde 2,3 milyar dolarlık ihracata imza attı.</p>
<p>Çikolatalı şekercilik mamulleri ihracatı yüzde 57’lik artışla 830 milyon dolardan 1 milyar 303 milyon dolara sıçrarken, şekercilik mamulleri sektörü ihracatta yüzde 7 düşüş yaşasa da 975 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı.</p>
<p>Türkiye’nin hububat bakliyat yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı 2025 yılının ocak – ekim döneminde yüzde 4,4’lük artışla 10 milyar 134 milyon dolar olurken, şekercilik mamulleri sektörü yüzde 23’lük pay aldı.</p>
<p><strong>Ege Bölgesi’nden ihracat yüzde 22 arttı</strong></p>
<p>Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, 2025 yılının ocak – ekim döneminde ihracatlarının yüzde 16’lık artışla 947 milyon dolara ulaştığını, aynı dönemde Ege Bölgesi’nde şekercilik mamulleri sektörünün ihracatının ortalamanın üzerinde yüzde 22’lik artışla 92 milyon dolardan 113 milyon dolara yükseldiğini dile getirdi.</p>
<p>Başkan Öztürk, “Türkiye geneline bakıldığında en çok ihraç edilen ürünler; 511 milyon dolarla sakızlı şekerler, 164 milyon dolarla diğer şekercilik mamulleri, 104 milyon dolar saf fruktoz. En çok ihracat yapılan ilk üç ülke: ABD, Birleşik Krallık ve Irak. EİB’e bakıldığında en çok ihraç ettiğimiz ürün geçen senenin aynı döneminde hiç ihracatı olmayan kristal şekerde 8,9 milyon dolarlık döviz girdisi sağladık. Bu dönem EİB’den yapılan 18 milyon dolarlık şekerli mamuller ihracatının %50’si kristal şeker ihracatı olarak görünmektedir. En çok kristal şekerin ihraç edildiği ülke Irak. En çok ihraç yapılan ülkeler sırasıyla: Irak, ABD, Birleşik Krallık.” dedi.</p>
<p>5-10 Kasım 2025 tarihleri arasında Çin’de düzenlenen Çin Uluslararası İthalat Fuarı’na katıldığını paylaşan Öztürk, “Çin’de şekerleme ürünlerine yoğun bir ilgi gözlemledik. Çin’de özellikle Z kuşağı yeni lezzetlere deneyimlemek istiyor. Şekerleme, çikolatalı şekerleme, helva, lokum gibi ürünlerimizi 2026 yılındaki Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nda daha yoğun bir şekilde Çinli ithalatçılarla buluşturmak için bugünden çalışmalara başlayacağız. Sektörümüzde Türkiye genelinde bulunan 6 ihracatçı birliğinin URGE Projelerine katılan ihracatçılarımızla CIIE’de yerimi almak istiyoruz. Çikolatalı şekercilik ve şekercilik mamulleri sektöründe 2025 yılı sonunda 3 milyar dolar orta vadede 5 milyar dolar ihracat hedefliyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyanin-agzini-tatlandirdik-23-milyar-dolar-doviz-kazandik-592701">Dünya&#8217;nın ağzını tatlandırdık 2,3 milyar dolar döviz kazandık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>O Şekerden Uzak Durun!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/o-sekerden-uzak-durun-592415</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 08:12:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[durun]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[şekerden]]></category>
		<category><![CDATA[şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592415</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birçok kişi şekeri yalnızca tatlılarda veya gazlı içeceklerde arıyor, oysa günlük hayatımızda tükettiğimiz unlu mamuller, kahvaltılık gevrekler, soslar ve özellikle “light” etiketli ürünler bile yüksek miktarda gizli şeker içeriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/o-sekerden-uzak-durun-592415">O Şekerden Uzak Durun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birçok kişi şekeri yalnızca tatlılarda veya gazlı içeceklerde arıyor, oysa günlük hayatımızda tükettiğimiz unlu mamuller, kahvaltılık gevrekler, soslar ve özellikle “light” etiketli ürünler bile yüksek miktarda gizli şeker içeriyor. Bu ürünlerin çoğu, özellikle yüksek fruktozlu mısır şurubu ile tatlandırılıyor ve vücutta ciddi metabolik bozulmalara yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, “Fruktoz, özellikle yüksek fruktozlu mısır şurubu formunda alındığında en agresif ve zararlı şeker türüdür. Karaciğerde doğrudan yağ üretimini tetikler, ürik asidi yükseltir ve insülin direncini hızlandırır. Fazla fruktoz, non-alkolik karaciğer yağlanması ve metabolik sendrom gelişiminin temel nedenlerinden biridir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>ŞEKER VÜCUDUNUZA BUNLARI YAPIYOR </strong></p>
<p>Şekerin vücut üzerindeki etkisi yalnızca alınan kaloriyle sınırlı değil; fazla glikoz ve özellikle fruktoz, hücre düzeyinde biyokimyasal değişimlere yol açıyor. Şekerin proteinlerle kontrolsüz birleşmesi sonucu ileri glikasyon ürünleri (AGEs) adı verilen bileşikler oluşuyor. Bu maddeler, dokulardaki protein, lipid ve DNA yapılarında çapraz bağlanmalara neden olarak doku elastikiyetini azaltıyor, hücrelerin fonksiyonlarını bozuyor ve yaşlanma sürecini hızlandırıyor.</p>
<p><strong>5 MADDEDE ŞEKERİN VÜCUDA YAPTIĞI HARABİYET </strong></p>
<ul>
<li><strong>Hücre yaşlanmasını hızlandırır:</strong> Glikozun proteinlerle kontrolsüz birleşmesi sonucu oluşan ileri glikasyon ürünleri (AGEs), doku elastikiyetini azaltır ve hücrelerin yenilenme kapasitesini düşürür.</li>
<li><strong>Damar yapısını bozar:</strong> AGEs birikimi, damar sertliğine yol açarak kalp-damar hastalıklarının zeminini hazırlar.</li>
<li><strong>Organ hasarına neden olur:</strong> Böbrek, göz ve sinir dokularında dejeneratif hasarlar oluşturur; diyabetin uzun vadeli komplikasyonlarını tetikler.</li>
<li><strong>Bağımlılık benzeri etki yaratır: </strong>Şeker, beyinde dopamin salınımını artırarak geçici bir haz oluşturur ve bu da sürekli tatlı yeme isteğini körükler.</li>
<li><strong>Bağışıklığı zayıflatır:</strong> Fazla şeker, nötrofil fonksiyonlarını yüzde 40’a kadar düşürerek vücudun enfeksiyonlara karşı savunmasını zayıflatır.</li>
</ul>
<p><strong>Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız;</strong> “Şeker yalnızca kilo aldırmaz; hücre yaşlanmasını hızlandırır, damar yapısını bozar ve bağışıklığı zayıflatır. Bu nedenle diyabetle mücadelede asıl hedef, şekeri sadece azaltmak değil, vücudun biyolojik dengesini korumaktır. ”diyor. </p>
<p><strong>DİYABETİ NASIL UZUN VE SAĞLIKLI YAŞAMIN ANAHTARI YAPARSINIZ?</strong></p>
<p>Yüksek şeker alımı, pankreası sürekli insülin üretmeye zorlayarak hücrelerin bu hormona karşı duyarsızlaşmasına neden olur. Bu durum, insülin direnci ve ardından tip 2 diyabetin gelişimini tetikler. Ancak diyabet yalnızca fazla şeker tüketiminden değil; genetik yatkınlık, stres, uyku eksikliği ve hareketsizlik gibi faktörlerin birleşiminden doğan çok boyutlu bir metabolik sorundur. Dr. Erkan Sarıyıldız, bundan 40–50 yıl önce diyabet tanısı alan bireylerin yaşam süresinin kısa olduğunu, ancak bugün durumun tamamen değiştiğini vurgulayarak “Geçmişte diyabet erken ölüm anlamına gelirdi. O dönemde kan şekeri takibi kısıtlı, ilaç seçenekleri sınırlıydı. Bugünse sürekli glikoz ölçüm sistemleri, modern ilaçlar ve yaşam tarzı değişiklikleri sayesinde diyabet yönetilebilir bir kronik hastalık haline geldi ”ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>DİYABETİNİ YÖNETEN SAĞLIĞINI DA YÖNETİR!</strong></p>
<p>Diyabetin artık sadece kan şekerini kontrol altında tutmak değil, tüm yaşam biçimini dengelemek anlamına geldiğini belirten <strong>Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, “Düzenli beslenme, yeterli uyku, stres yönetimi ve hareketli yaşam, diyabeti bir “risk”ten çıkarıp “yaşam rehberi”ne dönüştürüyor. Diyabetini doğru yöneten bir kişi, ortalama nüfusa göre daha uzun ve daha kaliteli bir hayat sürebilir. Çünkü bu hastalık, kişiyi disiplinli, farkındalığı yüksek ve sağlıklı bir yaşama yönlendirir” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/o-sekerden-uzak-durun-592415">O Şekerden Uzak Durun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den Dünya Diyabet Günü&#8217;nde farkındalık çalışmaları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-dunya-diyabet-gununde-farkindalik-calismalari-591891</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 08:09:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591891</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi’nde (İZSEM) Dünya Diyabet Günü nedeniyle  diyabet ve aktif yaşamın diyabete pozitif etkisi konulu seminer düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-dunya-diyabet-gununde-farkindalik-calismalari-591891">Büyükşehir&#8217;den Dünya Diyabet Günü&#8217;nde farkındalık çalışmaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi’nde (İZSEM) Dünya Diyabet Günü nedeniyle  diyabet ve aktif yaşamın diyabete pozitif etkisi konulu seminer düzenledi. Ayrıca Kültürpark’ta ücretsiz kan şekeri ölçümü yapılırken, diyabetle sağlıklı yaşam konusunda bilgiler verildi. </p>
<p>Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hızla artan küresel bir halk sağlığı sorunu. Dünya Diyabet Federasyonu verilerine göre dünyadaki her dokuz yetişkinden birisi diyabet hastası. Türkiye’de ise 10 milyonu aşkın diyabet hastası bulunuyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, diyabetli yurttaşların yaşam kalitesini artırmak ve risk altındaki vatandaşları bu hastalıktan korumak için eğitim ve danışmanlık çalışmaları yapıyor. 14 Kasım Dünya Diyabet Günü&#8217;nde de İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Çiğli’deki İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi’nde (İZSEM) bilgilendirme ve aktif yaşamın diyabete pozitif etkisi üzerine seminer gerçekleştirildi. Ayrıca Eşrefpaşa Hastanesi iş birliği ile Kültürpark’ta vatandaşlara ücretsiz kan şekeri ölçümü yapıldı. Etkinlikte, diyabetle sağlıklı yaşam konusunda bilgiler verildi.  </p>
<p><strong>Diyetisyenden altın değerinde nasihatler</strong><br />İZSEM’de düzenlenen eğitimde ise Sağlık Eğitimleri Şube Müdürlüğü’nde görevli Diyetisyen Emre Turhan, diyabet farkındalığını artırmak ve diyabet eğitimini yaygınlaştırmak için köy köy, mahalle mahalle diyabet farkındalığı eğitimleri düzenlediklerini belirtti. Turhan, “Bu eğitimlerde diyabetin nasıl bir hastalık olduğu, diyabette beslenme, fiziksel aktivite ve öz bakımın önemini anlatıyoruz. Şeker hastalarının en büyük korkularından birisi de ‘yediklerimiz kan şekerimi yükseltir mi?’ korkusudur. Bu noktada diyabet hastalarının özellikle karbonhidratlardan korkmamaları gerekir. Burada önemli olan kan şekerini yavaş yükselten kompleks karbonhidratları tüketmektir. Kompleks karbonhidratlar tam tahıllar, kuru baklagiller, sebzeler ve meyvelerde bulunur. Yüksek şeker zarar verir, düşük şeker öldürür. Bu nedenle şeker hastalarının hipoglisemi tehlikesine karşın mutlaka yanlarında kan şekerini hızlı artıracak karbonhidratları taşımaları ve ara öğün yapmaları çok önemlidir. Yine kan şekeri ölçümü yapmak hayat kurtarır. Beslenmenin düzenlenmesi için bir diyabet diyetisyenine gidilmesinin yanı sıra hekimin verdiği ilaçları düzenli kullanmak ve düzenli hekim kontrolüne gitmek de çok önemlidir” dedi.  </p>
<p><strong>Diyabet ve egzersiz</strong><br />Sağlık Eğitimleri Şube Müdürlüğü’nde görevli Fizyoterapist Hülya Yıldız ise “Düzenli yapılan fiziksel aktivite kan şekerinin dengelenmesine katkı sağlar ve diyabetin oluşturabileceği diğer hastalıkların, yani komplikasyonların oluşmasını geciktirir. Egzersize başlamadan önce mutlaka kan şekeri ölçümü yapılmalı, yüksek seyreden şeker seviyeleri varsa ağır egzersizler yapılmamalıdır. Orta şiddette yapılan direnç egzersizleri ve aerobik egzersizler kan şekerini dengeleyerek diyabetin kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Gün içinde 10 dakikadan az olmamak şartıyla orta şiddette yapılan yürüyüş aktiviteleri genel iyilik halini artırarak diyabetle yaşamı kolaylaştırır. Diyabetin iyi yönetilmesinde sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri çok önemlidir. Bu nedenle düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve düzenli hekim kontrolü diyabet tedavisinde olmazsa olmazdır” diye konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-dunya-diyabet-gununde-farkindalik-calismalari-591891">Büyükşehir&#8217;den Dünya Diyabet Günü&#8217;nde farkındalık çalışmaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çağın Hastalığı Diyabet Tadınızı Kaçırmasın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cagin-hastaligi-diyabet-tadinizi-kacirmasin-591626</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 07:58:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çağın]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kaçırmasın]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tadınızı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591626</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde yaklaşık 540 milyon yetişkin (20-79 yaş) diyabetle yaşıyor. Tahminlere göre bu sayı, 2030 yılına kadar 640 milyonu geçecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cagin-hastaligi-diyabet-tadinizi-kacirmasin-591626">Çağın Hastalığı Diyabet Tadınızı Kaçırmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde yaklaşık 540 milyon yetişkin (20-79 yaş) diyabetle yaşıyor. Tahminlere göre bu sayı, 2030 yılına kadar 640 milyonu geçecek. Uluslararası Diyabet Federasyonu ise, 2045 yılına gelindiğinde her 8 yetişkinden birinin, yani 783 milyon kişinin diyabet hastası olacağını tahmin ediyor. Türkiye’de de artış devam ediyor. Güncel rakamlara göre ülkemizde diyabet sıklığı özellikle son 20 yılda %7’den %14’e yükseldi. </p>
<p>Diyabet doğru bir şekilde tedavi edilmediğinde görme kaybı, böbrek yetmezliği, kalp-damar hastalıkları ve inme gibi ağır komplikasyonları da beraberinde getiren ciddi bir sağlık sorunu. Hastalığın nedenleri için aile öyküsü, hipertansiyon ve yüksek trigliserid değerlerini saymak mümkün ancak diyabetin önlenebilir risk faktörleri de var. En sık görülen diyabet türü olan Tip 2 diyabet vakalarının yaklaşık yüzde 80’i; obezite, fiziksel hareketsizlik ve sağlıksız beslenme gibi önlenebilir nedenlere bağlı. Bu noktada erken tanının hayati önemini vurgulayan <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Açık</strong>, <em>“Diyabet aslında, hastalara sağlıklı bir yaşam biçimi sunuyor. Yaşam tarzı değişiklikleriyle diyabetliler de uzun ve sağlıklı bir yaşam sürdürebiliyor. Unutmayalım ki, d</em><em>iyabet tedavi edilebilen bir hastalıktır. Hastalar için eğitim, düzenli tarama ve tedavilerle diyabetin yol açacağı olası organ hasarları önlenebilir ya da geciktirilebilir. Açlık kan şekeri, HbA1c ve oral glukoz tolerans (şeker yükleme) testleriyle erken tanı konması ve böylelikle tüm bu olası riskleri azaltarak süreci doğru yönetmek mümkün.”</em></p>
<p>Diyabet, sinsi ilerleyen bir hastalık olduğundan, zaman içinde ortaya çıkan belirtileri arasında; sık idrara çıkma, ağız kuruluğu, bulanık görme, çok su içme, sürekli açlık hissi gibi şikayetler önde geliyor. Açlık kan şekeri ölçümü, 100-125 mg/dl ise gizli şeker (pre-diyabet) olabilir. Ancak 126 mg/dl veya daha fazla olması diyabet varlığını gösteriyor. Son üç aylık şeker ölçümünde (Hba1c testi) sonuca göre 5.7-6.4 pre-diyabet, 6.5 ve üzeri değerler ise diyabet olarak kabul ediliyor. </p>
<p><strong>Dr. Öğr. Üyesi Hasan Açık</strong>, tedavisi göz ardı edildiğinde hastaların yaşam kalitesini düşüren diyabetten korunmak için Dünya Sağlık Örgütü’nün de önerdiği yaşam tarzı değişikliklerini paylaştı: </p>
<p><strong>Sağlıklı Beslenme:</strong> Dengeli ve sağlıklı bir diyet, diyabet riskini ciddi oranda azaltmada etkilidir. Meyve, sebze ve lif açısından zengin gıdaların tüketimine özen gösterin, şeker, beyaz ekmek ve tatlı gibi rafine karbonhidratları azaltın. Aynı şeklide kırmızı et ve işlenmiş gıda tüketiminizi de sınırlandırarak balık ve beyaz et tercih edebilirsiniz.</p>
<p><strong>Düzenli Fiziksel Aktivite:</strong> Doktorunuzun sizin için önereceği egzersizleri düzenli yaparak diyabet riskinizi düşürün. Örneğin, hafif tempoda yürüyüş ya da yüzme gibi sporlar pek çok açıdan sağlığınıza faydalıdır. </p>
<p><strong>Sağlıklı Kilo Yönetimi:</strong> Fazla kilolu olmak diyabet riskini artıran önemli bir faktör. İdeal kilonuzda kalarak kan şekeri kontrolünüzü dengede tutabilirsiniz. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cagin-hastaligi-diyabet-tadinizi-kacirmasin-591626">Çağın Hastalığı Diyabet Tadınızı Kaçırmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Pekyatırmacı Şeker Mahallesi&#8217;nde vatandaşlarla buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-pekyatirmaci-seker-mahallesinde-vatandaslarla-bulustu-590070</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 14:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[cuma]]></category>
		<category><![CDATA[mahallesi]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[pekyatırmacı]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlarla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590070</guid>

					<description><![CDATA[<p>Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı “Cuma Buluşmaları” kapsamında Şeker Mahallesi Mehmet Akif Ersoy Camii’nde vatandaşlarla bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-pekyatirmaci-seker-mahallesinde-vatandaslarla-bulustu-590070">Başkan Pekyatırmacı Şeker Mahallesi&#8217;nde vatandaşlarla buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı “Cuma Buluşmaları” kapsamında Şeker Mahallesi Mehmet Akif Ersoy Camii’nde vatandaşlarla bir araya geldi.</b></p>
<p>Selçuklu’da Cuma Buluşmalarının bu haftaki adresi Şeker Mahallesi oldu. Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Mehmet Akif Ersoy Camii’nde kılınan Cuma namazının ardından vatandaşların Cumasını tebrik ederek gelen talep ve önerileri dinledi.</p>
<p>Başkan Pekyatırmacı’ya, Selçuklu Kaymakamı Eflatun Can Tortop, AK Parti Selçuklu İlçe Başkanı Arif Bağcı,  Selçuklu Belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri ve birim müdürleri eşlik etti.</p>
<p><b>Başkan Pekyatırmacı “Selçuklu’da katılımcı belediyecilik anlayışının en güzel örneklerini hayata geçiriyoruz”</b></p>
<p>Cuma Buluşmaları’nın birlik ve beraberlik duygularının güçlenmesine vesile olduğunu ifade eden Başkan Pekyatırmacı, “Namaz sonrası bir araya geldiğimiz hemşehrilerimize mahallelerimize kazandırdığımız yatırım ve hizmetleri yerinde anlatıyor, onlardan gelen istek ve önerileri dinleme imkanı buluyoruz. Bu buluşmalar hizmetlerin daha etkin ve hızlı bir şekilde mahallelerimizde ulaştırılması noktasında önemli bir köprü görevi görüyor. Mahallelerimizde yürüttüğümüz altyapı, eğitim, sağlık, spor ve kültür projeleri; ortak akıl ve istişare anlayışıyla hayata geçiyor. Bu çerçevede Selçuklu’da katılımcı belediyecilik anlayışının en güzel örneklerini hayata geçiriyoruz. Amacımız, her bir mahallemizin yaşam kalitesini daha da yükseltmek ve hemşehrilerimizin memnuniyetini en üst seviyeye taşımak” dedi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-pekyatirmaci-seker-mahallesinde-vatandaslarla-bulustu-590070">Başkan Pekyatırmacı Şeker Mahallesi&#8217;nde vatandaşlarla buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konya Şeker, Pancar Sektöründe Uluslararası Başarıyla Dikkat Çekti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konya-seker-pancar-sektorunde-uluslararasi-basariyla-dikkat-cekti-588893</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Nov 2025 06:34:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[attı]]></category>
		<category><![CDATA[başarıya]]></category>
		<category><![CDATA[başarıyla]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[mza]]></category>
		<category><![CDATA[pancar]]></category>
		<category><![CDATA[pancarda]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sektöründe]]></category>
		<category><![CDATA[tohum]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588893</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Şeker’in iştiraki Beta Ziraat A.Ş., dünyada yalnızca birkaç firmanın uygulayabildiği Pancarda Sapa Kalkma Testlerini gerçekleştirerek Avrupa ve Türkiye’deki şeker pancarı tohumlarını analiz ediyor. Bu çalışmalarla, yerli üretimde kalite, verim ve sürdürülebilirliğin artırılması hedefleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konya-seker-pancar-sektorunde-uluslararasi-basariyla-dikkat-cekti-588893">Konya Şeker, Pancar Sektöründe Uluslararası Başarıyla Dikkat Çekti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada yalnızca birkaç firma tarafından gerçekleştirilebilen Pancarda Sapa Kalkma Testleri, Beta Ziraat tarafından 11 yıldır başarıyla yürütülüyor.</p>
<p>Şirket, 2025 yılından itibaren Çumra Sera&#8217;da yapılan iyileştirme ve geliştirme çalışmaları sayesinde mevcut kapasitesini de arttırarak sadece kendi üretimlerini değil, iş ortaklarının Türkiye ve Avrupa’daki üretim sahalarından gelen tohum numunelerini de test ediyor.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/11/konya-seker-pancarda-uluslararasi-basariya-imza-atti-0-QQjdp4D5.jpeg" /></p>
<h3><strong>AVRUPA VE TÜRKİYE&#8217;DEKİ TOHUM NUMUNELERİ TEST EDİLİYOR</strong></h3>
<p>Çumra Ar-Ge Serası’nda yürütülen bu testlerde, her bir numune ayrı parsellerde yetiştirilerek tohuma kalkan pancar oluşumunun önüne geçilmesi ve verim kaybının engellenmesi amaçlanıyor.</p>
<p>Bilimsel veriler ışığında belirlenen oranın üzerinde sapa kalkma gösteren tohumlar üretime dahil edilmiyor. Bu sayede hem çiftçinin verimi artırılıyor, hem de fabrikaların pancar işleme potansiyeli destekleniyor.</p>
<p>Beta Ziraat’in Çumra’daki Ar-Ge çalışmaları, Türkiye’de tarımsal üretimin verimliliğini artırma yolunda önemli bir adım olarak görülürken, şirket, yüksek kaliteli, dayanıklı ve yerli tohumları geliştirerek çiftçilerin hizmetine sunmayı, böylece tarımsal sürdürülebilirliği güçlendirmeyi amaçladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konya-seker-pancar-sektorunde-uluslararasi-basariyla-dikkat-cekti-588893">Konya Şeker, Pancar Sektöründe Uluslararası Başarıyla Dikkat Çekti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de Bilet Sayıları Alarm Veriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-bilet-sayilari-alarm-veriyor-588430</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Nov 2025 10:13:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilet]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[sayıları]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[veriyor]]></category>
		<category><![CDATA[yapım]]></category>
		<category><![CDATA[Yapımcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588430</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yönetmen ve yapımcı Murat Şeker, rakamlar eşliğinde üretim ve bilet satışındaki korkunç düşüşü gözler önüne serdi. Şeker “Artan üretim maliyetleri dolayısıyla 20 yıldır ilk defa bu yaz film çekmedim” dedi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-bilet-sayilari-alarm-veriyor-588430">Türkiye&#8217;de Bilet Sayıları Alarm Veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yönetmen ve yapımcı Murat Şeker, rakamlar eşliğinde üretim ve bilet satışındaki korkunç düşüşü gözler önüne serdi. Şeker “Artan üretim maliyetleri dolayısıyla 20 yıldır ilk defa bu yaz film çekmedim” dedi. </p>
<p>62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yan etkinlikler, 31 Ekim Cuma günü gerçekleştirilen, “Yeni Dalga mı Durgunluk mu:  Bu Gişe Bizi Kurtarır mı?” ve “Pelikülden Dijitale &#8211; Sinemada Tasarım” panelleriyle sona erdi. </p>
<p>Türk sinema sektöründeki üretim ve seyirci sayısı sorunları; yönetmen ve yapımcı Murat Şeker, CJ ENM Dağıtım Müdürü Ferhat Aslan ve Cinema Pink by Maximum Film Programlama Müdürü İlkay Erdem’in katıldığı “Yeni Dalga mı Durgunluk mu:  Bu Gişe Bizi Kurtarır mı?” başlıklı panelde ele alındı.  </p>
<p>Bilet satışı en çok düşen ülke, Türkiye; en çok artan ise Suudi Arabistan</p>
<p>Murat Şeker’in verdiği sayısal bilgiler, korkunç bir manzarayı işaret ediyordu. Önce Türkiye’de yıllar içindeki değişimi resmetti Şeker; buna göre 2017’de toplam 72 milyon bilet satılmışken bu sayı, 2024&#8217;te 33 milyona düşmüştü ve bu yıl için beklenti, 24 milyondu. Pandemi öncesi, 2015-2019 arası satılan toplam bilet sayısı 290 milyon iken 2020-2024 arası; bu rakam sadece 130 milyon. Uluslararası karşılaştırmalı bilgilerse durumun vehametini çok daha keskin gösteriyordu: Pandemi öncesi 5 yılda satılan toplam 6 milyon bileti, 70 milyona çıkaran tek ülke; Suudi Arabistan. </p>
<p>“20 yıldır ilk defa bu yaz film çekmedim”</p>
<p>Bilet satışlarındaki düşüşün sebebinin, alım gücünün düşmesinin uzantısı olduğunun bilindiğini ancak asıl sıkıntının, eşzamanlı olarak yapım maliyetlerinin yükselmesi olduğunu belirten Şeker, “Kendimden örnek vereceğim; 20 yıl sonra ilk defa bu yaz film çekmedim çünkü çekim maliyetini göze alamadım” dedi. </p>
<p>Şeker; “Yapım maliyetlerinin artmasının Türkiye&#8217;deki özel sebebi; Netflix, Disney gibi Amerikan menşeli firmaların dijital platformalarda yapıma başlaması, yapım giderlerini dolar bazında yükseltmesi ve piyasayı dengesizleştirmesi. Burada; festivallere katılan, özellikle festival filmi üreten arkadaşların dikkat etmediği bir husus var: Ülkenin ana akım sineması çarkları dönmediğinde zaten festivaller, yarışmalar düzenlenemez hale gelir” uyarısında bulundu. </p>
<p>“Üç yılda bir film üreten yapımcı kalmadı”</p>
<p>CJ ENM Dağıtım Müdürü-Yapımcı Ferhat Arslan’sa kurumsallığın ve endüstrinin oluşmamasına dikkat çekti: Aslan, “BKM vardı, TAFF vardı, Avşar Film vardı. Med Yapım, Ay yapım; girdi, çıktı. Fakat hiçbirisi sürdürülebilir bir ekosistem yaratamadı. Biz bir yapımcı kültürü oluşturamadık. Türkiye&#8217;de üç yılda bir film üreten yapımcı kalmadı” </p>
<p>“Sinema salonlarında doluluk oranımız, yüzde 5; bu bir felaket!” diyen Aslan; bu rakamın, bir seansın gösteriminin elektrik bedelini karşılamadığını ifade etti. </p>
<p>Seyirciyi salonlara çekmek için alternatif yollar denenmesi gerektiğini söyleyen, Cinema Pink by Maximum Film Programlama Müdürü İlkay Erdem, “Bu nedenle etkinliklerin arttırılması gerektiğini düşünüyorum. Mesela 27- 28 Eylül&#8217;de çok düşük bir bilet fiyatıyla bir festival gerçekleştirdik. Vizyon filmleriyle devamını da getirmeyi planlıyoruz” diye konuştu. Bu uygulamada; 80 TL’lik bilet fiyatıyla hafta sonu satılan bilet sayısının 800 bin olduğu bilgisini veren Murat Şeker, “Bu, bize bir şey işaret ediyor: Türk insanının kültüre ayıracak parası yok” dedi. “Sektörü yakın zamanda sorunlar bekliyor; ilk filmini yapanlar belki bir daha film yapamayacaklar, salonlar kapanacak” şeklinde konuşan Şeker, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sektörün çoğunluğu, televizyon ve dizi dünyasına yöneldi. Devlet desteği olmadan, bireysel yapımcıların finansal desteğiyle gerçekleşen sinemaya da ‘bunu neden yapıyorsun?’ diyemeyiz. Zaten bu sayede 70 milyon seyirci, senede 250 film, yarışmalar, festivaller gibi güzellikleri yaşadık”  </p>
<p>Melies’ten Da Vinci Resolve’a </p>
<p>Altın Portakal’da günün diğer paneli, sinemada tasarım üzerineydi. “Pelikülden Dijitale &#8211; Sinemada Tasarım” panelinde akademisyen Emre Ahmet Seçmen, Melies’ten Da Vinci Resolve’a; sinema tarihindeki dönüm noktaları üzerinden değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-bilet-sayilari-alarm-veriyor-588430">Türkiye&#8217;de Bilet Sayıları Alarm Veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer&#8217;de pancarın öyküsü müzik, ritüel ve lezzetle buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/niluferde-pancarin-oykusu-muzik-rituel-ve-lezzetle-bulustu-585399</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 14:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[lezzetle]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[pancar]]></category>
		<category><![CDATA[pancarın]]></category>
		<category><![CDATA[ritüel]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[varlı]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585399</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin yeni söyleşi serisi “Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar” başladı. Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı ve Doç. Dr. Erhan Akarçay’ın katıldığı ilk etkinlikte, pancarın tarladan sofraya yolculuğu, kültürel ve sosyolojik boyutlarıyla ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-pancarin-oykusu-muzik-rituel-ve-lezzetle-bulustu-585399">Nilüfer&#8217;de pancarın öyküsü müzik, ritüel ve lezzetle buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyesi’nin yeni söyleşi serisi “Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar” başladı. Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı ve Doç. Dr. Erhan Akarçay’ın katıldığı ilk etkinlikte, pancarın tarladan sofraya yolculuğu, kültürel ve sosyolojik boyutlarıyla ele alındı.</b></p>
<p>Nilüfer Belediyesi, yemek, müzik ve kültürü bir araya getiren yeni bir söyleşi serisine başladı. “Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar” adıyla düzenlenen serinin ilk buluşmasında, pancarın tarladan fabrikaya uzanan öyküsü, müzik ve yemek kültürüyle harmanlanan zengin bir anlatımla sunuldu.<br />Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın hazırlayıp sunduğu “Pancar Pezik Değil Mi?” başlıklı söyleşide, Doç. Dr. Erhan Akarçay konuk olarak yer aldı. Pancar Deposu’nda gerçekleşen etkinliğe Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir de katıldı.</p>
<p>Etkinlik boyunca katılımcılar hem pancarla ilgili şarkılar dinledi hem de çeşitli pancar yemeklerini tatma fırsatı buldu. Şeker pancarı, pancar pekmezi, pezik turşusu, pezik turşusu yemeği ve pancar kvassı gibi farklı lezzetler sunulurken, her tadımda farklı bir ezgi ve hikaye paylaşıldı.</p>
<p>YEMEK VE MÜZİĞİN KÜLTÜREL HAFIZADAKİ YERİ<br />Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı, gastroetnomüzikoloji kavramını açıklarken, yemek ve müzik ilişkisine getirdiği yeni bakış açısını anlattı. Varlı, gastronomi uzmanlarının şölen yemeklerinden bahsederken şölenin içeriğine derinlemediğini, etnomüzikologların ise hasat ritüellerinden söz ederken hasatın kendisine odaklanmadığını belirtti.<br />Bir yemeğin, bir ürünün varoluş sürecinde sesin, müziğin ve dansın nasıl iç içe olduğunu göstermek istediklerini belirten Varlı, “Cenaze, düğün gibi ritüellerimizde müzik vardır ama bu genelde unutuluyor. Biz bunları hatırlatmak ve Türkiye&#8217;ye özgü anlatılar üzerinden bir veri tabanı oluşturmak istiyoruz&#8221; dedi. Varlı, etkinliklerin ilkine, mekanın geçmişine atıfla pancardan başladıklarını, ekim-kasım aylarının da pancar hasadı dönemi olduğunu ekledi.</p>
<p>ÜRETİMDEN KOPUŞUN TOPLUMSAL YANSIMALARI<br />Doç. Dr. Erhan Akarçay ise modern kentlerde yaşayan bireylerin üretimden kopuşuna dikkat çekti. Bursa gibi hızla dönüşen kentlerde yaşayanların tarımsal üretim koşullarından ve emek süreçlerinden tamamen uzaklaştığını vurgulayan Akarçay, bunun büyük bir yabancılaşmayı beraberinde getirdiğini söyledi.<br />“Şekerin fiyatı arttığında nihai tüketici olarak hissediyoruz ama şekerin üretim koşullarına, çiftçilerin tarımsal üretim ilişkilerinde nasıl dönüşüm geçirdiklerine dair bağlamdan uzaklaşmış durumdayız” diyen Akarçay, etkinliğin yapıldığı Pancar Deposu’nun da eskiden üretim ilişkileriyle tanımlanan bir mekandan, kültürel üretime dönüştüğünü belirtti.</p>
<p>ŞEKERİN TARİHSEL YOLCULUĞU VE CUMHURİYET SANAYİSİ<br />Akarçay, şekerin tarihsel süreçte aristokratların erişebildiği değerli bir üründen, günümüzde alt sınıfların kalori ihtiyacını karşılayan temel besin maddesine dönüşümünü anlattı. Türkiye’de şeker pancarından şeker üretiminin Cumhuriyet&#8217;in sanayi politikalarıyla yakından ilişkili olduğunu vurgulayan Akarçay, Alman teknolojisiyle kurulan fabrikaların sadece üretim merkezi değil, okuluyla, hastanesiyle bütün bir yaşam kompleksi oluşturduğunu söyledi.<br />“Eskişehir&#8217;de Şeker Mahallesi var. Bu, şeker fabrikasının bir kentin mahallesine adını verebilecek kadar kurumsal kültür ve dayanışma yarattığını gösteriyor” diyen Akarçay, pandemi döneminde kolonya üretimi için şeker fabrikalarının etil alkol sağlamasının, bu tesislerin ne kadar hayati olduğunu kanıtladığını belirtti.<br />Cumhuriyet&#8217;in kuruluş yıllarında “üç beyaz” olarak un, şeker ve dokumanın sanayileşme politikalarının temelini oluşturduğunu hatırlatan Akarçay, günümüzde nüfusun yüzde 85’inin kentlerde yaşamasına rağmen tarımın hala ülkenin en önemli meselelerinden biri olduğunu vurguladı.</p>
<p>Söyleşinin sonunda katılımcıların da sorularını yanıtlayan Doç. Dr. Erhan Akarçay’a, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir günün anısına hediye verdi.    </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-pancarin-oykusu-muzik-rituel-ve-lezzetle-bulustu-585399">Nilüfer&#8217;de pancarın öyküsü müzik, ritüel ve lezzetle buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konya Şeker’den Üreticiye İki Kat Avans Desteği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konya-sekerden-ureticiye-iki-kat-avans-destegi-582340</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 19:56:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[avans]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[üreticiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582340</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Şeker, 2025-2026 kampanya döneminde, 544 milyon 317 bin 913 TL'lik avans desteğiyle üreticiye can suyu oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konya-sekerden-ureticiye-iki-kat-avans-destegi-582340">Konya Şeker’den Üreticiye İki Kat Avans Desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>377 milyon 196 bin 250 TL söküm avans ödemesinin yanında, 167 milyon 121 bin 663 TL motorin avansı veren Konya Şeker, toplamda 544 milyon 317 bin TL avans desteği sağlayacak.</p>
<p>PANKOBİRLİK Genel Başkanı ve Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Erkoyuncu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, yeni kampanya döneminin söküm ve motorin avanslarını 8 Ekim 2025 saat 17:00 itibariyle üretici ortakların hesaplarına yatırmaya başlayadıklarını belirterek, ödemelerin şimdiden tüm üreticilere hayırlı olmasını temenni etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konya-sekerden-ureticiye-iki-kat-avans-destegi-582340">Konya Şeker’den Üreticiye İki Kat Avans Desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;in fide desteği sıfır şekerli gazoza dönüştü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirin-fide-destegi-sifir-sekerli-gazoza-donustu-575985</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Sep 2025 07:52:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[çamlı]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[fide]]></category>
		<category><![CDATA[gazoz]]></category>
		<category><![CDATA[gazoza]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[otu]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[şekerli]]></category>
		<category><![CDATA[sıfır]]></category>
		<category><![CDATA[Stevia]]></category>
		<category><![CDATA[tat]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575985</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi kırsaldaki üreticilerin gelirinin katma değerli ürünlerle artırılmasına yönelik desteklerine devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirin-fide-destegi-sifir-sekerli-gazoza-donustu-575985">Büyükşehir&#8217;in fide desteği sıfır şekerli gazoza dönüştü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi kırsaldaki üreticilerin gelirinin katma değerli ürünlerle artırılmasına yönelik desteklerine devam ediyor. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Güzelbahçe Çamlı Üretim ve Pazarlama Kooperatifi’ne 15 bin adet stevia (şeker otu) desteği verdi. Çamlılı üreticiler, şeker alternatifi stevia bitkisini yetiştirip işleyerek Türkiye’de ilk kez şeker ilavesiz stevia gazozu üretti. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, kuraklık ve üretim maliyetlerinin giderek artması nedeniyle zor bir dönemden geçen çiftçiye yeni gelir kapısı yaratmak için gelir getirici alternatif bitkileri toprakla buluşturmaya devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen proje kapsamında, Güzelbahçe Çamlı Üretim ve Pazarlama Kooperatifi ile geçen yıl başlatılan stevia bitkisi (şeker otu) çalışması, fidelerin toprak ile buluşması ile devam etti. Proje kapsamında 52 ortaklı Çamlı Üretim ve Pazarlama Kooperatifi’ne 15 bin adet stevia desteği verildi. Fideler, Çamlı’da düzenlenen etkinlikle toprakla buluşturuldu. Etkinliğe İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay’ın eşi Nermin Günay, S.S. Güzelbahçe Çamlı Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Gurbet Gündüz Gün ve çok sayıda üretici katıldı. </p>
<p><strong>Beğeni topladı</strong><br />Etkinlik kapsamında ilk olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan ziraat mühendisi Hilal Balcıoğlu, çiftçilere stevia bitkisinin özellikleri ve kullanımıyla ilgili bilgilendirme yaptı. Ardından Türkiye’de ilk kez Çamlı Kooperatifi tarafından üretilen stevialı gazozların tanıtımı yapıldı.  İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkısıyla katma değerli ürüne dönüştürülen gazozlar, katılımcılar arasında büyük beğeni topladı. </p>
<p><strong>“Alternatif ürünleri destekleyeceğiz”</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, Çamlı Üretim ve Pazarlama Kooperatifi’yle yapılan iş birliği neticesinde 15 bin stevia fidesini toprakla buluşturduklarını belirterek “Bu fideleri toprakla buluşturmanın yanı sıra, bu ürünleri katma değerli ürünlere dönüştürüyoruz. Stevia bitkisi, doğal tatlandırıcı olarak kullanılan, şeker alternatifi bir ürün. Bu ürünü yetiştirdikten sonra bunları katma değerli bir ürün olan gazoza dönüştürüyoruz. Stevia otundan gazoz, Türkiye’de ilk defa İzmir’de yapılıyor. Üretmek artık zor; büyük bir iklim kriziyle mücadele ediyoruz. Bütün üreticilerimiz, çiftçilerimiz alternatif ürün arayışına gidiyorlar. Biz de alternatif ürün çeşitleri ve gelir getirici katma değerli üretimi İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman desteklemeye devam edeceğiz” dedi. </p>
<p><strong>“Sağlıklı bir gazoz ürettik”</strong><br />Çamlı Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Gurbet Gündüz Gün ise, “Biz kooperatif olarak stevia bitkisini çok araştırdık ve dört ortağımızın talebi üzerine İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne talepte bulunduk. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız protokolümüzü yeniledi. İlk etapta damla sulamaların olduğu yere fidelerimizi dikiyoruz. Sonra 35 gün sonra diz boyuna geldiğinde hasadımızı gerçekleştiriyoruz. Şeker oranı önemli bu bitkide. Nane gibi aromatik bir bitki. Türkiye’de bir ilk kez stevia otundan gazozu biz yaptık. Markamızı ve patent başvurumuzu tamamladık. İlk etapta Güzelbahçe Belediyesi’nin imkanlarıyla satışlara başladık. Maddi olarak beklentimizden ziyade sağlıklı bir gazoz ürettik” diye konuştu.</p>
<p><strong>Stevia (şeker otu) nedir?</strong><br />Stevia şeker otu olarak bilinen, Güney Amerika’da bolca bulunan bir bitki. Yapraklarında bulunan özler tatlandırıcı görevi taşıyor. Brezilya, Kore ve Çin’de doğal tatlandırıcı olarak kullanılan stevia, sakkarozdan 400 kat fazla tatlı aromaya sahip. Lif içeriği yüksek olan stevia, ısıya dayanıklı olmasıyla ilgi görüyor. Ağızda acı tat bırakmayan, aksine tatlı bir aroma veren stevia son yılların en çok kullanılan gıda maddelerinden biri. Sigarayı bırakmak isteyenlerin sıkça kullandığı stevia, insanları şeker tüketiminden uzaklaştırıyor ve ağızda uzun süreli tatlı bir aroma bırakıyor. Kalorisi düşük olduğundan dolayı daha sağlıklı ürünler ortaya çıkıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirin-fide-destegi-sifir-sekerli-gazoza-donustu-575985">Büyükşehir&#8217;in fide desteği sıfır şekerli gazoza dönüştü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanı uyardı: Aromalı sütler sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-aromali-sutler-saglik-sorunlarina-zemin-hazirlayabilir-570169</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Aug 2025 13:03:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Miktar]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=570169</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, çocukların tükettiği aromalı sütlerin içerik ve tüketim miktarının neden olabileceği sağlık sorunları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-aromali-sutler-saglik-sorunlarina-zemin-hazirlayabilir-570169">Uzmanı uyardı: Aromalı sütler sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, çocukların tükettiği aromalı sütlerin içerik ve tüketim miktarının neden olabileceği sağlık sorunları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>İçeriği ve tüketim miktarı kontrol edilmeli!</strong></p>
<p>Renkli ambalajları, çizgi film karakterleri ve tatlı aromalarıyla aromalı sütlerin, çocukların dikkatini kolayca çekebildiğini ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu ürünler, süt tüketmeyen çocuklar için cazip bir seçenek gibi görünse de içerik ve miktar açısından dikkatli değerlendirilmesi gerekir.” dedi.</p>
<p>Yiğit, “Aromalı sütler, gazlı içecekler ve soğuk çaylar gibi şekerli içeceklere göre elbette daha besleyici olabilir. Ancak evde doğal malzemelerle hazırlanan aromalı sütlerden daha sağlıklı oldukları söylenemez.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Şeker içeriği sağlık sorunlarına neden olabilir! </strong></p>
<p>Ticari aromalı sütlerin, kalsiyum, protein ve D vitamini gibi faydalı bileşenler içerse de çoğu zaman yüksek miktarda eklenmiş şeker ve aroma vericiler de barındırdığını kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu içerikler, uzun vadede çocuklarda kilo artışı, diş çürükleri, insülin direnci gibi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir.” dedi.</p>
<p>Tatlı aromalara alışan çocukların doğal gıdalara ilgisinin azalabileceği ve beslenme alışkanlıklarının olumsuz etkilenebileceği konusunda uyaran Yiğit, şunları söyledi:</p>
<p>“Bazı araştırmalar, fazla şeker tüketiminin vücut yağ oranını artırarak hormonal dengeyi etkileyebileceğini ve bu durumun kız çocuklarında erken ergenlik riskini artırabileceğini gösteriyor. Ayrıca, günde 600 ml ve üzeri inek sütü tüketiminin, demir emilimini azaltarak bazı çocuklarda kansızlık riskini artırabileceği de belirtiliyor.”</p>
<p><strong>Evde hazırlamak hem besleyici hem de güvenli… </strong></p>
<p>Evde hazırlanan doğal aromalı sütlerin ise çocuklar için hem daha güvenli hem de daha besleyici bir alternatif olduğunu vurgulayan Yiğit, “Örneğin; 5-6 adet çilekle hazırlanan çilekli süt ya da şekersiz kakao, az miktarda bal veya hurma özü ile yapılmış kakaolu süt, katkı maddesi içermeyen sağlıklı seçenekler sunar. Alerjik yapıya sahip çocuklar için ise bu tarifler keçi sütüyle hazırlanarak da uygulanabilir.” dedi.</p>
<p>Çocukların sütle olumlu bir ilişki kurabilmesi için birlikte süt hazırlamanın, farklı meyve veya sunumlarla süreci eğlenceli hâle getirmenin beslenme alışkanlıklarını da olumlu etkileyeceğini dile getiren Yiğit, “Sonuç olarak, aromalı sütler bazı koşullarda süt tüketimini teşvik edebilir. Ancak içeriğindeki şeker, katkı maddeleri ve tüketim miktarı göz önünde bulundurularak değerlendirilmeli. Mümkün olduğunca evde hazırlanan, sade ve doğal içeriklerle zenginleştirilmiş sütler tercih edilmeli.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-aromali-sutler-saglik-sorunlarina-zemin-hazirlayabilir-570169">Uzmanı uyardı: Aromalı sütler sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Dönem Şeker Kotaları Resmiyet Kazandı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-donem-seker-kotalari-resmiyet-kazandi-569215</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2025 14:33:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[kotası]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=569215</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye şeker sektöründe 2025/2026 pazarlama yılı için kotalar, bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile netleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-donem-seker-kotalari-resmiyet-kazandi-569215">Yeni Dönem Şeker Kotaları Resmiyet Kazandı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>4634 sayılı Şeker Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca alınan karara göre, ülke toplam A kotası 2 milyon 910 bin ton olarak belirlendi.</p>
<p>Karar kapsamında, pancar şekeri A kotası 2 milyon 837 bin 250 ton, B kotası ise bunun yüzde 5’i oranında 141 bin 863 ton olarak tespit edildi.</p>
<p>Nişasta bazlı şeker kotası ise ülke toplam A kotasının yüzde 2,5’ine karşılık gelen 72 bin 750 ton olarak kararlaştırıldı.</p>
<p>Ayrıca, pancar şekeri A ve B kotaları ile nişasta bazlı şeker A kotası miktarları şirketler bazında detaylandırıldı. Nişasta bazlı şeker şirketlerinin, tahsis edilen kotanın en az yüzde 50’sini glukoz olarak kullanacağı belirtildi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/yeni-donem-seker-kotalari-resmiyet-kazandi-0-pal51WEg.jpeg" /></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-donem-seker-kotalari-resmiyet-kazandi-569215">Yeni Dönem Şeker Kotaları Resmiyet Kazandı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okula Dönüşte Dikkat ve Enerjiyi Şekersiz Beslenme ile Destekleyin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/okula-donuste-dikkat-ve-enerjiyi-sekersiz-beslenme-ile-destekleyin-568628</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Aug 2025 10:24:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=568628</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni eğitim yılı, çocuklar için sadece yeni bilgiler değil; aynı zamanda odaklanma, öğrenme ve sosyal uyum süreçlerini de beraberinde getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okula-donuste-dikkat-ve-enerjiyi-sekersiz-beslenme-ile-destekleyin-568628">Okula Dönüşte Dikkat ve Enerjiyi Şekersiz Beslenme ile Destekleyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni eğitim yılı, çocuklar için sadece yeni bilgiler değil; aynı zamanda odaklanma, öğrenme ve sosyal uyum süreçlerini de beraberinde getiriyor. Bu dönemde sağlıklı beslenme, akademik başarı ve genel yaşam kalitesi için kritik bir rol oynuyor. Bütünsel Beslenme ve Sağlıklı Yaşam Koçu <strong>Ebru Zeynep Altay</strong>, 21 Gün Şekersiz Beslenme Programı ile ailelere çocuklarının konsantrasyonunu ve enerjisini doğal yollarla artırma imkânı sunuyor.</p>
<p>Araştırmalar, rafine şekerin çocuklarda kısa süreli enerji patlamalarının ardından ani yorgunluk, dalgınlık ve huzursuzluk yarattığını ortaya koyuyor. Şeker tüketiminin azaltılması ise kan şekerini dengede tutarak uzun süreli odaklanma, zihinsel berraklık ve duygusal istikrar sağlıyor. Aynı zamanda bağışıklık sistemini destekleyerek okul sezonunda sık yaşanan hastalık riskini de azaltıyor.</p>
<p>Ebru Zeynep Altay, şekersiz beslenmenin çocuklar için bir “kısıtlama” değil, tam tersine onları daha enerjik, dengeli ve mutlu kılan bir yaşam biçimi olduğunun altını çiziyor. “Okula dönüş, sağlıklı alışkanlıkları başlatmak için mükemmel bir zamandır. Çocuklarımıza doğal gıdaların renkli ve lezzetli dünyasını tanıtmak, hem bedenlerini hem zihinlerini güçlendirir.” diyen Altay, aileleri de bu sürece dahil olmaya davet ediyor.</p>
<p>Yeni okul yılına başlarken, beslenme çantasına koyacağınız her şekersiz atıştırmalık, yalnızca bir öğün değil; çocuğunuzun dikkatini, öğrenme kapasitesini ve mutluluğunu besleyen değerli bir yatırım olabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okula-donuste-dikkat-ve-enerjiyi-sekersiz-beslenme-ile-destekleyin-568628">Okula Dönüşte Dikkat ve Enerjiyi Şekersiz Beslenme ile Destekleyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kayseri’den Bakan Memişoğlu’na Destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kayseriden-bakan-memisogluna-destek-567673</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Aug 2025 11:56:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=567673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, şekerli ve gazlı içeceklerdeki yüksek fruktoz oranına dikkat çekerek, zararlı şeker olarak bilinen fruktoz şurubunun kullanımının sınırlandırılacağını açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kayseriden-bakan-memisogluna-destek-567673">Kayseri’den Bakan Memişoğlu’na Destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Türkiye’deki içeceklerde Avrupa’ya kıyasla 4 kat daha fazla fruktoz bulunduğunu vurgularken, obezite ve obeziteye bağlı hastalıkların yaşam tarzındaki değişimlerle birlikte önemli bir sorun haline geldiğini ifade etti.</p>
<p>Açıklamalara ilk destek tarım ve şeker sektöründen geldi. Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay, Bakanlığın hazırladığı düzenlemeyi memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.</p>
<p>“Doğal pancar şekeri ülkemizin geleceği için stratejik bir üründür” diyen Başkan Akay, &#8220;Sayın Bakanımızın fruktoz şurubu konusunda ortaya koyduğu kararlı yaklaşımı büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz. Bu karar sadece halk sağlığını korumakla kalmayacak, aynı zamanda şeker pancarı üreticisinin emeğine sahip çıkacaktır. Kayseri Şeker olarak biz, her zaman doğal pancar şekeri üretiminin yanında olduk ve olmaya devam edeceğiz&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Pancar şekeri kullanımının artırılmasının hem çiftçilerin refahına, hem de toplumun sağlıklı beslenmesine katkı sağlayacağını vurgulayan Başkan Akay, Bakanlık tarafından atılacak tarihi adımın sektör açısından da büyük önem taşıdığını dile getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kayseriden-bakan-memisogluna-destek-567673">Kayseri’den Bakan Memişoğlu’na Destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kayseri Şeker 794 Milyon Liralık Yatırımı Tamamladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kayseri-seker-794-milyon-liralik-yatirimi-tamamladi-566808</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Aug 2025 13:17:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[fabrika]]></category>
		<category><![CDATA[kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=566808</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kayseri Şeker, Mayıs 2024-Ağustos 2025 döneminde toplam 794 milyon liralık yatırım yaptı. Yatırımlar; fabrikaların modernizasyonu, enerji projeleri, çiftçilere yönelik tesisler ve tarımsal ekipmanlar gibi geniş bir alanda hayata geçirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kayseri-seker-794-milyon-liralik-yatirimi-tamamladi-566808">Kayseri Şeker 794 Milyon Liralık Yatırımı Tamamladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yatırım hamleleriyle dikkatleri üzerine çeken Kayseri Şeker, Kayseri, Boğazlıyan ve Turhal’da faaliyet gösteren üç fabrikasına geride kalan 15 aylık süreçte önemli kaynak aktardı. Kayseri Şeker, Kayseri Fabrikasına 255 milyon, Boğazlıyan Fabrikasına 74 milyon ve Turhal Fabrikasına 302 milyon liralık yatırım gerçekleştirdi. Böylece sadece fabrikalara yapılan yatırım 631 milyon lirayı buldu.</p>
<p>Kayseri Şeker, üreticilerin ihtiyaçlarını karşılamak ve üretim sürecini desteklemek amacıyla; Yeşilhisar’a bölge tesisi ve depo yatırımı, Pınarbaşı Bölgesi tarım market, bölge binası ve lojman yatırımı, jeotermal kaynaklı sera yatırımı (OSB), personel yemekhanesi, pancar analiz laboratuvarı modernizasyonu, Türkeli Çalış Maden Ocağı Tesisi ( taş ocağı) yatırımlarını hayata geçirdi.</p>
<p>Yatırım sürecinde enerjide sürdürülebilirlik hamlesi de başlatan Kayseri Şeker, enerji maliyetlerini düşürmek ve çevre dostu üretime katkı sunmak amacıyla Boğazlıyan Ovakent ve Yenipazar Bölgelerinde GES yatırımlarıyla da dikkat çekti.</p>
<p>Kayseri Şeker, fabrika ve tarımsal üretimin verimliliğini artırmak için 5 adet maus adı verilen pancar yükleme makinalarını da filosuna katarak modern ekipmanını daha da güçlendirdi.</p>
<p>Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay, yapılan yatırımların önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “15 ayda 794 milyon liralık yatırım yapmak kolay bir iş değil. Ekonomik sıkıntıların, yüksek kredi faizlerinin yaşandığı bir dönemde bu kadar yatırımı çiftçilerimize, Türk tarımına kazandırmış olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Kayseri Şeker, hem fabrikalarıyla hem de çiftçilerimize verdiği desteklerle güçlü şekilde yoluna devam ediyor. ”dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kayseri-seker-794-milyon-liralik-yatirimi-tamamladi-566808">Kayseri Şeker 794 Milyon Liralık Yatırımı Tamamladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayramda Şeker Göze Vuruyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayramda-seker-goze-vuruyor-541826</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2025 09:30:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayramda]]></category>
		<category><![CDATA[göze]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[vuruyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541826</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzmanlar, özellikle tüketiminin arttığı bayram döneminde şekerin gözler üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkilere dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayramda-seker-goze-vuruyor-541826">Bayramda Şeker Göze Vuruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, özellikle tüketiminin arttığı bayram döneminde şekerin gözler üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkilere dikkat çekiyor. Özellikle diyabet hastalarının, bu dönemde fazla şeker tüketimi yüzünden diyabetik retinopati riski taşıdığının altını çizen Op. Dr. Fevzi Akkan, “Özellikle hali hazırda diyabeti olan kişiler, bayram döneminde şeker tüketimini kontrol altında tutmalılar. Bayram süresince normal seviyelerin üzerinde gerçekleşen şeker tüketimi sebebiyle, gözlerde diyabetik retinopati oluşma riski ciddi olarak artış gösterebilir. Dünyada körlüğe sebep olan bir numaralı rahatsızlık olan diyabetik retinopatiye, özellikle diyabet hastaları ve gizli diyabet şüphesi bulunan kişilerin özellikle dikkat etmesi gerekiyor. Rahatsızlığın oluşmasındaki en temel faktör, kontrol altına alınamayan diyabettir. Kan şekerinin yüksek olması veya yüksek tansiyon, kan akışınızın artmasına sebep olur. Aynı zamanda, yüksek kolesterol ve gebelik dönemleri de diyabetik retinopati oluşması için uygun koşulları sağladığı için bu grupların da düzenli şekilde göz muayenelerini yaptırmalarını tavsiye ediyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Diyabet hastaları için göz dibi muayenesi şart!</strong></p>
<p>Hastalığın tanısı için bir göz doktoru tarafından gerçekleştirilecek göz dibi muayenesi yapılması gerektiğini belirten Op. Dr. Akkan, “Özellikle diyabet hastaları ve risk grubunda bulunan kişilerin, yılda en az bir defa detaylı göz muayenelerinin gerçekleştirilmesi gerekiyor. Hastalığın tanısı ne kadar erken yapılırsa, tedavinin etkili olma şansı da o kadar yüksek olur. Teşhisin konulmasının ardından, hızlıca tedaviye başlanarak görme kaybının engellenmesi ve var olan görme seviyelerinin muhafaza edilmesi amaçlanır. Tedavide geç kalınması, 1-2 yıl içerisinde körlüğe varabilecek ciddi sonuçların doğmasına yol açabilir. Tüm bu nedenlerden ötürü, bayram süresince şeker tüketimine dikkat edilmesini ve halihazırda diyabet hastası olanların kontrollerini kesinlikle aksatmamasını tavsiye ediyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayramda-seker-goze-vuruyor-541826">Bayramda Şeker Göze Vuruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeker, yetişkinlerde de ağız ve diş sağlığını tehdit ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seker-yetiskinlerde-de-agiz-ve-dis-sagligini-tehdit-ediyor-531178</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 May 2025 10:12:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkinlerde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=531178</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, aşırı şeker tüketiminin yetişkinlerde neden olabileceği ağız ve diş sağlığı sorunları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-yetiskinlerde-de-agiz-ve-dis-sagligini-tehdit-ediyor-531178">Şeker, yetişkinlerde de ağız ve diş sağlığını tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, aşırı şeker tüketiminin yetişkinlerde neden olabileceği ağız ve diş sağlığı sorunları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Şeker, diş eti iltihabına neden olan bakterileri besliyor!</strong></p>
<p>Şekerli yiyeceklerin, dişler üzerinde plak oluşturan bakteriler için mükemmel bir enerji kaynağı olduğunu ifade eden Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Bu bakteriler şekeri fermente ederken asit üretir ve bu asit diş minesine saldırarak çürük oluşumuna neden olur. Uzun vadede diş kaybına kadar ilerleyen ciddi problemlere yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Güler ayrıca, şeker tüketiminin diş eti iltihabına (gingivitis) sebep olan bakterilerin beslenip plak içerisindeki yerleşimlerini artırdığını ve zamanla ilerleyici boyutta diş eti hastalığına sebep olabildiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Şekerin olumsuz etkileri bu yöntemlerle azaltılabilir! </strong></p>
<p>Bu etkileri azaltmak için bazı önlemler alınabileceğini kaydeden<strong> </strong>Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, şunları söyledi:</p>
<p>“Şeker tüketimini sınırlandırın. Özellikle yapışkan ve işlenmiş şeker içeren gıdalardan kaçının. Ağız hijyenine özen gösterin. Yemeklerden sonra dişlerinizi düzenli olarak florürlü diş macunu ile fırçalayın ve diş ipi kullanarak diş aralarını temizleyin. Düzenli diş hekimi kontrollerini ihmal etmeyin. 6 ayda bir diş hekiminizi ziyaret ederek erken müdahaleler için adım atın. Bol su tüketin. Yemeklerden sonra su içmek, ağızdaki asit oranını nötralize eder ve şeker kalıntılarının uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Kazein içeren besinler tüketin. Şekerli gıdalardan sonra bir lokmacık olsun peynir, yoğurt gibi kazein içeren ürünleri yarım dakika ağız içinde bekletip tüketerek şekerin olumsuz etkilerini nötrleyin.”</p>
<p><strong>Sağlıklı beslenme alışkanlıkları ağız sağlığını da destekliyor… </strong></p>
<p>Yetişkinlerin diş sağlığına zarar veren şekerli yiyeceklerin tüketimine karşı beslenme alışkanlıkları önerilerinde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Şekerli atıştırmalıklar yerine taze meyve, çiğ sebze ve fındık gibi doğal ve besleyici yiyecekler tüketin.” dedi.</p>
<p>Ksilitol içerikli sakız çiğnemenin bakterilerin plak içerisine tutunma gücünü azalttığının çalışmalarla kanıtlanmış olduğunu da sözlerine ekleyen Güler, “Genel olarak sakız çiğnemek tükürük üretimini artırarak ağızdaki asit seviyesini düşürmeye yardımcı olur. Tam tahıllı, lifli gıdalar tüketmek ağız sağlığı için faydalıdır, çünkü bu yiyecekler ağızdaki tükürük akışını destekler. Şekerli içecekler yerine su, soda, ayran gibi diş dostu içecekleri tercih edin.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Şeker ağırlıklı bir diyet, diş etlerinin iltihaplanma riskini artırabilir!</strong></p>
<p>Diş etlerinin, genel sağlığımızdan doğrudan etkilendiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Günümüzde besin bolluğu sayesinde çok nadir gördüğümüz bir durum olsa da, C vitamini eksikliği, diş eti iltihaplarına ve kanamalara neden olabilir. Omega-3 yağ asitleri gibi anti-enflamatuar gıdalar ise diş eti hastalıklarının önlenmesine yardımcı olabilir. Aşırı işlenmiş gıdalar ve şeker ağırlıklı bir diyet, bağışıklık sistemimizi etkileyerek ağız içerisindeki bakterilere karşı bizi güçsüz bırakabilir ve diş etlerinin iltihaplanma riskini artırarak diş eti sağlığını tehdit edebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Aşırı şeker tüketimi diş eti yaşlanmasını hızlandırabilir!</strong></p>
<p>Diş eti yaşlanmasının, genetik ve çevresel faktörlerin birleşimiyle ortaya çıktığını da dile getiren Güler, “Ancak aşırı şeker tüketimi bu süreci hızlandırabilir. Şeker, diş eti iltihabını tetikleyen bakterilerin çoğalmasını artırır. Kronik iltihaplanma, zamanla diş eti çekilmesine ve diş destek dokularının kaybına neden olur. Bu süreç yaşlanma belirtilerini hızlandırabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Ortodontik tedavi sırasında şekerden uzak durulması tedavinin başarısını artırabilir…</strong></p>
<p>Ortodontik tedavi sırasında dişlerin temizliğinin daha zor olduğunun altını çizen Güler, “Bu nedenle şekerli gıdalar tüketmek, braketlerin çevresinde çürük riskini artırır. Ayrıca, diş eti iltihabı oluşursa tedavi süreci aksayabilir. Ortodontik tedavi sırasında ağız hijyenine daha fazla dikkat edilmesi ve şekerden mümkün olduğunca kaçınılması tedavinin başarısını artırır. Diş sağlığınız için doğru alışkanlıklar edinmek hem ağız hem de genel sağlığınızı korumanın anahtarıdır. Sağlıklı gülümsemeler için şeker tüketimini sınırlandırmayı ve düzenli ağız bakımını ihmal etmeyin!” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-yetiskinlerde-de-agiz-ve-dis-sagligini-tehdit-ediyor-531178">Şeker, yetişkinlerde de ağız ve diş sağlığını tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çiğli Belediyesi&#8217;nden istihdama tatlı dokunuş: Şeker ve pasta kursları başlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cigli-belediyesinden-istihdama-tatli-dokunus-seker-ve-pasta-kurslari-basliyor-530427</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 May 2025 09:34:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesinden]]></category>
		<category><![CDATA[çiğli]]></category>
		<category><![CDATA[dokunuş]]></category>
		<category><![CDATA[istihdama]]></category>
		<category><![CDATA[kursları]]></category>
		<category><![CDATA[pasta]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=530427</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çiğli Belediyesi, meslek edindirme çalışmaları kapsamında yeni bir projeye daha imza attı. Gıda sektöründe artan nitelikli eleman ihtiyacını karşılamak amacıyla, şeker ve pasta yapımı kursları başlatılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cigli-belediyesinden-istihdama-tatli-dokunus-seker-ve-pasta-kurslari-basliyor-530427">Çiğli Belediyesi&#8217;nden istihdama tatlı dokunuş: Şeker ve pasta kursları başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çiğli Belediyesi, meslek edindirme çalışmaları kapsamında yeni bir projeye daha imza attı. Gıda sektöründe artan nitelikli eleman ihtiyacını karşılamak amacıyla, şeker ve pasta yapımı kursları başlatılıyor.</p>
<p>Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız, İzmir Şekerciler ve Pastacılar Odası Başkanı İhsan Esen ve Çiğli Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Arif Altıkulaç ile protokol imzalayarak kursların temellerini attı. Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü çatısı altında düzenlenecek olan kurslarda, katılımcılar hem kalfalık belgesi alacak hem de iş garantisiyle istihdama kazandırılacak.</p>
<p><b>Başkan Yıldız: “Çiğli’de işsizlikle mücadelede somut adımlar atıyoruz”</b></p>
<p>Başkan Yıldız, meslek edindirme projelerinin sadece bireysel gelişime değil, aynı zamanda toplumun ekonomik kalkınmasına da katkı sağladığını vurgulayarak şunları kaydetti;  “Yerel yönetim olarak temel hedeflerimizden biri, halkımıza doğrudan fayda sağlayacak projeler üretmek. İşsizlik sadece bireylerin değil, ailelerin ve toplumun genel yapısını etkileyen önemli bir konu. Bu nedenle biz, doğrudan istihdam yaratacak ve vatandaşlarımıza meslek edindirme imkanı sunacak çalışmalara öncelik veriyoruz. Bu projeler sayesinde katılımcılar sadece meslek öğrenmekle kalmıyor, aynı zamanda ekonomik bağımsızlıklarını kazanıyorlar. Kadınların ve gençlerin bu projelerde yer alması bizim için çok önemli. Çünkü biliyoruz ki, kadınların iş hayatına katılması ve gençlerin erken yaşta meslek sahibi olması, toplumun geleceğini güçlendiren temel unsurlardan biri. Şeker ve pasta yapımı kursları, hem el becerilerini geliştirecek hem de gıda sektöründe istihdam imkanlarını artıracak. İşin güzel yanı, bu eğitimleri tamamlayan kursiyerler, sektörde kalfalık belgesi alarak doğrudan iş bulma fırsatı yakalayacaklar. Yani biz sadece eğitim vermekle kalmıyor, iş garantisi de sunuyoruz.”</p>
<p><b>“Meslek edindirme kurslarımızı daha da genişleteceğiz”</b></p>
<p>Projeyi daha geniş kapsamda değerlendiren Başkan Yıldız, Çiğli Belediyesi’nin benzer meslek edindirme kurslarını sürdüreceğini belirtti. Yıldız, “Bu kursları yalnızca pasta ve şeker yapımı ile sınırlı tutmayı düşünmüyoruz. Önümüzdeki dönemlerde farklı sektörlere yönelik meslek edindirme programları açarak daha fazla vatandaşımızın ekonomik hayata dahil olmasını sağlamayı hedefliyoruz. Hem gençlerimiz hem de iş arayan vatandaşlarımız için yeni fırsatlar oluşturacağız. Biz halkımızın yanındayız ve onların meslek sahibi olmaları için elimizden geleni yapacağız. Çiğli Belediyesi olarak, sosyal belediyeciliği en iyi şekilde uygulayarak, kentimizde ekonomik ve sosyal anlamda daha güçlü bir yapı kurmaya devam edeceğiz” diye konuştu.  </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cigli-belediyesinden-istihdama-tatli-dokunus-seker-ve-pasta-kurslari-basliyor-530427">Çiğli Belediyesi&#8217;nden istihdama tatlı dokunuş: Şeker ve pasta kursları başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;de &#8220;Kendisi Tatlı, İşlevi Tatlı Şeker Kaşıkları/Elekleri&#8221; Söyleşisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eude-kendisi-tatli-islevi-tatli-seker-kasiklari-elekleri-soylesisi-452268</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Apr 2024 10:38:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[eüde]]></category>
		<category><![CDATA[işlevi]]></category>
		<category><![CDATA[kaşıklarıelekleri]]></category>
		<category><![CDATA[kendisi]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşisi]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=452268</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Etnografya Müzesinde, “Müze Söyleşileri” kapsamında “Kendisi Tatlı, İşlevi Tatlı Şeker Kaşıkları/Elekleri” söyleşisi düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-kendisi-tatli-islevi-tatli-seker-kasiklari-elekleri-soylesisi-452268">EÜ&#8217;de &#8220;Kendisi Tatlı, İşlevi Tatlı Şeker Kaşıkları/Elekleri&#8221; Söyleşisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Ege Üniversitesi (EÜ) Etnografya Müzesinde, “Müze Söyleşileri” kapsamında “Kendisi Tatlı, İşlevi Tatlı Şeker Kaşıkları/Elekleri” söyleşisi düzenlendi. </span></p>
<p><span>EÜ Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen ve moderatörlüğünü EÜ Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Haluk Sağlamtimur’un yaptığı söyleşide konuşmacı olarak EÜ Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hale Okçay yer aldı. Söyleşiye; EÜ Etnografya Müzesi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Dilek Maktal Canko, akademisyenler, koleksiyon meraklıları ve öğrenciler katıldı.</span></p>
<p><span>Gümüş şeker kaşıkları koleksiyoneri olan Prof. Dr. Hale Okçay, sunumuna koleksiyoner olma hikâyesini anlatarak başladı. Prof. Dr. Okçay; “Yaklaşık 35 sene önce çay süzgeci olarak Selçuk’ta eski bir antikacıdan aldığım iki kaşıkla başlayan bu yolculukta, bu sempatik objelerin kültürel ve estetik fonksiyonlarını araştırmaya başladım. Araştırmalarım gösterdi ki, bu kaşıklar ilk kez 17’nci yüzyılın başında Fransa’da tarihsel kayıtlara geçen ilk yapıldığında altın sonrasında gümüş olmak üzere aristokratik mutfak objeleri olarak karşıma çıktı. Bu kaşıkların çok enteresan bir gelişimi var. Fransa’da krala, aristokratlara gümüş şeker kaşığı yapabilmek için kuyumcuların, gümüş ustalarının kraldan onay alması gerekliymiş bu da kaşıkların enteresanlığını katlayan tarihsel bir zenginlik olarak karşımıza çıkıyor” dedi.</span></p>
<p><b><span>“Gümüş şeker kaşıkları, sosyal statü göstergesi olan objeler”</span></b></p>
<p><span>Başlangıçta zanaatkârın tasarımlarını gösteren kaşıkların zamanla endüstri ürününe dönüştüğünü söyleyen Prof. Dr. Okçay, “18’inci yüzyılda Fransa’da altın çağını yaşayan delikli kepçe formunda gümüş mutfak gereçlerinin temel işlevi, tatlı meyve ve pastaların üzerine şeker elemekti. Bir kepçe ve saptan oluşan formun desen ve sap süslemeleri özellikle 18’inci yüzyıl üretimlerinde bir sanat eseri gibiyken, 19’uncu yüzyılın sonlarında endüstrileşmenin hızlanması ile bu kaşıklar tek tek elde işlenmekten fabrikada döküm tekniğine doğru evrilmiştir. 19’uncu yüzyılın ortalarına gelindiğinde, kaşık yapılarının eskiye göre inceldiğini, küçüldüğünü, gümüş gramajının düştüğünü, altın vermeyden tasarruf edildiğini daha sonra da bir endüstriyel ürün olarak elde işlenmekten ziyade fabrikada makine baskısıyla ürünün elde edildiğini görüyoruz. Burada da tek tek zanaat üstü yapılan tasarımdan artık o tasarımları taklide yönelmiş endüstrinin ayak seslerini bize ifade eden, tek tipleşmeye başlayan kaşıklarla karşılaşmaya başlıyoruz. Kaşıkların hususiyetlerinde çok tipik bir özellik var. Bu kaşıklar, aristokratik yapıya hizmet eden, aslında bir sosyal statü göstergesi olan objeler ” diye konuştu.</span></p>
<p><b><span>“Kaşıklar bir kültür unsuruna dönüştü”</span></b></p>
<p><span>Söyleşide 80 parçadan oluşan gümüş şeker kaşıkları koleksiyonu hakkında bilgi veren Prof. Dr. Okçay; “Bir koleksiyoncu için önemli olan ‘nadirlik’ kıstası, her takımda bir tane olmak üzere üretilmeleri ve kaşığa sahip olan aristokratın inisyalinin kaşığın sapına işlenmesi gibi hususiyetler olarak karşımıza çıkıyor ve bu durum o kaşığın değerini artırıyor. Yüzyıl kadar önce şeker endüstrisinin gelişmesiyle mutfaklarda işlevini tamamlayan bu kaşıklar artık kültür tarihinde yerini almıştır. Bu nedenle hem işlevi hem de kendisi tatlı olan bir kültür unsuruna dönüşmüşlerdir” dedi.</span></p>
<p><span>Prof. Dr. Hale Okçay, söyleşinin ardından katılımcıların koleksiyonuyla ilgili sorularını yanıtladı. Etkinlik sonunda Dr. Öğr. Üyesi Dilek Maktal Canko, Prof. Dr. Hale Okçay’a “Teşekkür Belgesi” takdim etti.</span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-kendisi-tatli-islevi-tatli-seker-kasiklari-elekleri-soylesisi-452268">EÜ&#8217;de &#8220;Kendisi Tatlı, İşlevi Tatlı Şeker Kaşıkları/Elekleri&#8221; Söyleşisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeker hastalığında aseton, böbrek hastalığında amonyak kokusu oluyor…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seker-hastaliginda-aseton-bobrek-hastaliginda-amonyak-kokusu-oluyor-451724</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Apr 2024 17:38:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aseton]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığında]]></category>
		<category><![CDATA[kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=451724</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şeker hastalığında aseton, böbrek hastalığında amonyak kokusu oluyor…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-hastaliginda-aseton-bobrek-hastaliginda-amonyak-kokusu-oluyor-451724">Şeker hastalığında aseton, böbrek hastalığında amonyak kokusu oluyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span>Şeker hastalığında aseton, böbrek hastalığında amonyak kokusu oluyor…</span></strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Çocuklar ve yetişkinlerde ağız kokusunun nedenlerinin benzer olduğunu ifade eden uzmanlar, en önemli nedenin çürük dişler, dil üzerindeki bakteriler, diş eti iltihapları ve ağız kuruluğu olduğunu söylüyor. Susuzluk, sinüzit, geniz eti, reflü, şeker hastalığı, böbrek hastalığı, sindirim sistemi ve solunum sistemi hastalıklarının da ağız kokusuna neden olacağını kaydeden Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Kullanılan ilaçlar, vitamin eksikliği de ağız kokusu yapabiliyor.” dedi.</strong></p>
</p>
<p>Üsküdar Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, çocuklarda neden ağız kokusu olduğu konusunda bilgi vererek, önlemek için yapılması gerekenleri anlattı.</p>
<p><strong>Çocuklar ve yetişkinlerde ağız kokusunun nedenleri benziyor</strong></p>
<p>Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, çocuklar ve yetişkinlerde ağız kokusunun nedenlerinin benzer olduğunu ifade ederek, “En önemli nedeni çürük dişler, dil üzerindeki bakteriler, diş eti iltihapları ve ağız kuruluğudur. Bunların dışında susuzluk, sinüzit, geniz eti, reflü, şeker hastalığı, böbrek hastalığı, siroz, sindirim sistemi ve solunum sistemi hastalıkları, kullanılan ilaçlar, vitamin eksikliği de ağız kokusu yapabiliyor. Sarımsak, soğan gibi koku yapan gıdaların sık tüketilmesi de ağız kokusuna sebebiyet verebilir.” dedi.</p>
<p><strong>“Hastalık nedeniyle oluşan ağız kokusunu anlamak zor”</strong></p>
<p>Bazı spesifik hastalıklarda farklı kokular duyulabileceğini de dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Mesela şeker hastalığında aseton kokusu, böbrek hastalığında amonyak kokusu, karaciğer yetmezliğinde balık kokusu duyulabilir. Yine de hastalık nedeniyle oluşan ağız kokusunu anlamak zordur. Bu nedenle özellikle hastalıkla ilgili başka bir belirti daha varsa ya da önlem alınmasına rağmen ağız kokusu geçmiyorsa bir tıp doktoruna muayene olmak tavsiye edilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Baharatlı gıdalar, et ve şarküteri ürünleri de ağız kokusuna neden olabiliyor”</strong></p>
<p>Bütün olasılıklar değerlendirildikten ve tedavileri yapıldıktan sonra, nadiren de olsa, nedeni belli olmayan ağız kokusunun da olabileceğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Rokfor gibi kokulu peynirler, baharatlı gıdalar, et ve şarküteri ürünleri, deniz ürünleri, yumurta, şekerli gıdaların fazla tüketilmesi ağız kokusuna neden olabilir.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Abur cuburlar ağız sağlığı için de zararlı</strong></p>
<p>Abur-cuburların ağız sağlığı için de zararlı olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Ağız kokusunun başlıca sebeplerinden olan diş çürüğüne, dil üzerinde bakteri üremesine, reflüye neden olabilirler. Ayrıca; bu tip besinler koku yapabilen baharatlar ve şeker içerebilir. Bu nedenle bu tip gıdaların fazla tüketilmesi ağız kokusuna neden olabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Ağız kokusunun önlenmesi için ağız hijyenine dikkat edilmeli</strong></p>
<p>Ağız kokusunun önlenmesi için öncelikle kişinin ağız hijyenine dikkat etmesi gerektiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Dişlerin ve dilin düzenli olarak fırçalanması ağız kokusu tedavisinin ilk aşamasını oluşturur. Varsa çürük dişlerin ve diş eti iltihabının tedavi edilmesi gerekmektedir. Gün içinde su tüketimine özen gösterilmesi ağız kokusunu azaltmaya yardımcı olacaktır. Koku yapmayan gıdaların tüketilmesine özen gösterilmesi önerilir. Ağız gargaralarının düzenli kullanımı da etkili olacaktır. Kulak burun doktoruna muayene olmak boğaz bölgesindeki olası enfeksiyonlardan kaynaklı kokuların eliminasyonu açısından fayda sağlar. Tüm bu işlemler yapılmasına rağmen geçmeyen ağız kokusu varlığında sistemik hastalıkların kontrol edilmesi için tıp hekimine başvurulması önerilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-hastaliginda-aseton-bobrek-hastaliginda-amonyak-kokusu-oluyor-451724">Şeker hastalığında aseton, böbrek hastalığında amonyak kokusu oluyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeker Hastalığına İyi Gelen Besinler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seker-hastaligina-iyi-gelen-besinler-446421</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Mar 2024 00:03:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besinler]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığına]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=446421</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabetle mücadelede yardımcı olacak süper gıdalar, kan şekerini dengelemeye yarayan besinler ve şeker hastalığını doğal yollarla kontrol altına almanın sırları bu içerikte.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-hastaligina-iyi-gelen-besinler-446421">Şeker Hastalığına İyi Gelen Besinler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span>Kan şekeri seviyesinin dengede tutulması, hem tip 1 hem de tip 2 diyabeti olan bireyler için hayati önem taşır. Dengeli bir kan şekeri seviyesi, enerji seviyelerini optimize eder, ani kan şekeri dalgalanmalarını önler ve diyabetin uzun vadeli komplikasyon risklerini azaltır.</span><br /></b></p>
<ul>
<li><strong>Tarçın:</strong> <i>Tarçın</i>, insülin duyarlılığını artırarak kan şekerini düşürmeye yardımcı olabilir.</li>
<li><strong>Yulaf:</strong> <i>Yulaf</i>, yavaş sindirilen karbonhidratlar içerdiği için kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olmaz.</li>
<li><strong>Yeşil Yapraklı Sebzeler:</strong> <i>Yeşil yapraklı sebzeler</i>, düşük kalori ve yüksek lif içermesi sebebiyle kan şekerini dengelemeye yardımcı olur.</li>
<li><strong>Kuru Fasulye ve Mercimek:</strong> <b>Kuru fasulye ve mercimek</b>, yüksek lif içeriği sayesinde kan şekerini düzenler.</li>
<li><strong>Somon ve Sardalya gibi Yağlı Balıklar:</strong> <u>Omega-3 yağ asitleri açısından zengin olan yağlı balıklar</u>, insülin direncini azaltabilir.</li>
<li><strong>Avokado:</strong> Sağlıklı yağlar içeren avokado, tokluk hissini artırır ve kan şekeri seviyelerini dengelemeye yardımcı olur.</li>
</ul>
<p><b>Diyabetle Savaşta Yardımcı Süper Gıdalar</b></p>
<p>Diyabet, kan şekerini düzenleyen insülin hormonunun vücutta yeterince üretilmemesi veya etkili kullanılamaması sonucu ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Diyabetle mücadelede beslenme düzeni büyük önem taşır. İşte diyabetle savaşta yardımcı olabilecek süper gıdalar:</p>
<ul>
<li><strong>Yulaf Ezmesi:</strong> Yavaş sindirilen karbonhidratlar açısından zengin olan yulaf, kan şekerini dengede tutmaya yardımcı olur.</li>
<li><strong>Brokoli:</strong> Antioksidanlar açısından zengin brokoli, diyabet riskini azaltmaya yardımcı olabilir.</li>
<li><strong>Ceviz:</strong> Omega-3 yağ asitleri açısından zengin ceviz, kalp sağlığını korumaya ve kan şekerini düzenlemeye yardımcı olabilir.</li>
<li><strong>Chia Tohumları:</strong> Lif bakımından zengin chia tohumları, kan şekerini kontrol altında tutmaya yardımcı olabilir.</li>
<li><strong>Avokado:</strong> Sağlıklı yağlar açısından zengin avokado, insülin direncini azaltabilir.</li>
<li><strong>Yaban Mersini:</strong> Antioksidanlar açısından zengin yaban mersini, diyabetle mücadelede etkili olabilir.</li>
<li><strong>Yeşil Çay:</strong> Metabolizmayı hızlandırıcı etkisiyle bilinen yeşil çay, diyabet riskini azaltabilir.</li>
</ul>
<p>Yukarıda sıralanan besinler, diyabetle mücadelede yardımcı olabilir ancak herhangi bir beslenme değişikliği yapmadan önce doktorunuzla veya bir diyetisyenle görüşmeniz önemlidir.</p>
<p><b>Şeker Hastalığını Kontrol Altına Almanın Doğal Yolları</b></p>
<p>Şeker hastalığı veya tıbbi adıyla diyabet, günümüzde pek çok kişiyi etkileyen kronik bir hastalıktır. Bu hastalıkla mücadelede beslenme düzeni büyük önem taşır. İşte şeker hastalığını kontrol altına almak için tüketilmesi önerilen besinler:</p>
<ul>
<li><strong>Tam tahıllar:</strong> Yavaş sindirilen karbonhidratlar içerir ve kan şekerini dengede tutmaya yardımcı olur.</li>
<li><strong>Yapraklı yeşil sebzeler:</strong> Düşük kalorili ve besin değeri yüksek olan bu sebzeler, şeker hastaları için idealdir.</li>
<li><strong>Kurubaklagiller:</strong> Fasulye, nohut, mercimek gibi kurubaklagiller, hem lif hem de protein açısından zengindir ve kan şekerini dengelemeye yardımcı olur.</li>
<li><strong>Yağlı tohumlar:</strong> Ceviz, badem, chia tohumu gibi yağlı tohumlar, sağlıklı yağlar ve lif içerirler.</li>
<li><strong>Meyveler:</strong> Özellikle düşük glisemik indeksli meyveler (örneğin, çilek, yaban mersini) kan şekerinin kontrolüne yardımcı olur.</li>
</ul>
<p><b>Not:</b> <i>Her bireyin vücudu farklı tepkiler gösterebileceğinden, bu besinleri diyetinize eklerken bir sağlık profesyoneline danışmanız önemlidir.</i></p>
<p><b>Diyabet Dostu Lezzetler: Sağlıklı ve Doğal Seçenekler</b></p>
<p>Şeker hastalığı ya da bilimsel adıyla diyabet, vücudun kan şekerini düzenleyen insülin hormonunu yeterince üretememesi veya etkili bir şekilde kullanamaması durumudur. Sağlıklı beslenme, diyabet yönetiminin temel taşlarından biridir. Diyabet dostu besinler, kan şekerini dengede tutmaya yardımcı olurken, aynı zamanda genel sağlığı da destekler.</p>
<p>Aşağıda, şeker hastalığına iyi gelen ve sağlıklı beslenme planının bir parçası olabilecek besinler listelenmiştir:</p>
<ul>
<li><b>Kabuklu Yemişler:</b> Fındık, ceviz gibi kabuklu yemişler, sağlıklı yağlar, lif ve protein açısından zengin olup, kan şekerini dengede tutmaya yardımcı olur.</li>
<li><b>Tam Tahıllar:</b> Kinoa, esmer pirinç ve tam buğday gibi tam tahıllar, yüksek lif içeriği sayesinde kan şekerinin yavaş yavaş yükselmesine yardımcı olur.</li>
<li><b>Yeşil Yapraklı Sebzeler:</b> Ispanak ve kale gibi yeşil yapraklı sebzeler düşük kalorili olup, mineral ve vitaminler açısından zengindir.</li>
<li><b>Meyveler:</b> Özellikle lif açısından zengin olan meyveler, kan şekerinin kontrol altında tutulmasına yardımcı olur. Ancak meyve tüketimi yapılırken miktarına dikkat etmek gerekir.</li>
<li><b>Baklagiller:</b> Mercimek, nohut ve fasulye gibi baklagiller, yüksek lif ve protein içeriği ile kan şekerini stabilize etmeye yardımcı olur.</li>
<li><b>Yağlı Balıklar:</b> Somon, uskumru gibi yağlı balıklar, omega-3 yağ asitleri açısından zengin olup, kalp sağlığını destekler.</li>
</ul>
<p>Yukarıda sıralanan besinler, diyabet yönetiminde önemli bir rol oynar. Ancak, her bireyin vücut yapısı ve diyabetin seyri farklı olduğundan, kişiye özel beslenme planı için bir sağlık profesyoneli ile görüşmek önemlidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-hastaligina-iyi-gelen-besinler-446421">Şeker Hastalığına İyi Gelen Besinler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazanda Şeker Hastalarına Özel Beslenme Rehberi: Sağlıklı ve Güvenli Oruç</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-seker-hastalarina-ozel-beslenme-rehberi-saglikli-ve-guvenli-oruc-444563</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Feb 2024 22:36:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda]]></category>
		<category><![CDATA[rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444563</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazanda şeker hastaları için sağlıklı ve güvenli oruç tutma rehberi. Dikkat edilmesi gerekenler, önerilen besinler ve kan şekerini dengede tutma yolları.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-seker-hastalarina-ozel-beslenme-rehberi-saglikli-ve-guvenli-oruc-444563">Ramazanda Şeker Hastalarına Özel Beslenme Rehberi: Sağlıklı ve Güvenli Oruç</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><strong>Şeker hastaları</strong><span> için Ramazan ayında oruç tutmak, bazı sağlık risklerini beraberinde getirebilir. Uzmanlar, doğru beslenme ve düzenli takip ile bu süreç, güvenli bir şekilde yönetilebileceğini söyledi. </span></b></p>
<p><b><span>Şeker hastalarının Ramazan ayında dikkat etmesi gereken noktalar </span></b></p>
<p><b><span><br /></span><b>Günlük Karbonhidrat Alımı:</b><span> Oruç sırasında, sahur ve iftarda alınan karbonhidrat miktarına dikkat edilmelidir. Yavaş sindirilen karbonhidratlar tercih edilerek kan şekeri seviyelerinin daha istikrarlı kalması sağlanabilir.</span><span><br /></span></b></p>
<ul>
<li><b>Yeterli Sıvı Tüketimi:</b> Gün boyunca sıvı alımının olmaması, dehidrasyon riskini artırır. İftardan sahura kadar geçen sürede yeterli miktarda su tüketilmelidir.</li>
<li><b>Düzenli Kan Şekeri Kontrolü:</b> Oruç tutan şeker hastaları, gün içerisinde kan şekeri seviyelerini düzenli olarak kontrol etmelidir. Bu, ani dalgalanmaları önleme açısından önemlidir.</li>
<li><b>Hafif Egzersiz:</b> Ağır egzersizler, oruç tutarken kan şekeri seviyelerinde düşüşlere neden olabilir. Hafif yürüyüşler gibi hafif egzersizler tercih edilmelidir.</li>
<li><b>İlaç ve Tedavi Planının Gözden Geçirilmesi:</b> Ramazan ayı öncesinde doktor kontrolü önemlidir. İlaç ve tedavi planlarının, oruç tutma durumuna göre düzenlenmesi gerekebilir.</li>
</ul>
<p>Şeker hastaları, bu önerilere dikkat ederek Ramazan ayını daha sağlıklı ve güvenli geçirebilirler. Ancak her bireyin sağlık durumu farklı olduğundan, oruç tutmadan önce mutlaka doktor tavsiyesi alınmalıdır.</p>
<p><b>Sağlıklı Oruç için Önerilen Besinler ve Tarifler</b></p>
<p><b>1. Tam Tahıllar:</b> Yavaş sindirilen karbonhidratlar içerdiği için sahurda veya iftarda tüketildiğinde kan şekerini dengede tutmaya yardımcı olurlar. Örnekler arasında tam buğday ekmeği, kahverengi pirinç ve yulaf bulunmaktadır.</p>
<p><b>2. Protein Kaynakları:</b> Yumurta, tavuk göğsü, yağsız kırmızı et ve balık gibi protein kaynakları, uzun süre tokluk hissi verir. Ayrıca baklagiller de hem protein hem de lif açısından zengindirler.</p>
<p><b>3. Sağlıklı Yağlar:</b> Zeytinyağı, avokado ve çiğ kuruyemişler gibi sağlıklı yağlar, vücuda enerji verir ve oruç tutarken ihtiyaç duyulan besinleri sağlar.</p>
<p><b>4. Sebze ve Meyveler:</b> Vitamin, mineral ve lif bakımından zengin sebze ve meyveler, sağlıklı bir iftar ve sahur menüsünün olmazsa olmazıdır. Özellikle su içeriği yüksek olanlar (salatalık, karpuz gibi) vücudun susuzluğunu gidermeye yardımcı olur.</p>
<ul>
<li><i>Yulaf Ezmesi:</i> Sahur için yulaf ezmesini süt veya su ile hazırlayıp üzerine ceviz ve taze meyveler ekleyerek hem tok tutan hem de enerji veren bir kahvaltı hazırlayabilirsiniz.</li>
<li><i>Protein Salatası:</i> Iftarda hafif ve besleyici bir yemek isteyenler için, marul, roka, avokado, tavuk göğsü ve çeşitli tohumları bir araya getirerek hazırlayabileceğiniz doyurucu bir salata.</li>
<li><i>Buğday Salatası:</i> Tam tahıl bir seçenek olan buğday salatası, domates, salatalık, limon suyu ve zeytinyağı ile birlikte iftar sofralarınız için sağlıklı ve hafif bir alternatif sunar.</li>
</ul>
<p><b>Oruç Tutarken Kan Şekerini Dengede Tutmanın Yolları</b></p>
<p>Şeker hastaları için Ramazan ayında oruç tutarken kan şekerini dengede tutmak büyük önem taşır. Sağlıklı ve güvenli bir şekilde oruç tutabilmek için izlenebilecek bazı yöntemler şunlardır:</p>
<ul>
<li><strong>Yavaş Sindirilen Karbonhidratlar Tüketin:</strong> Sahur ve iftarınızı, yavaş sindirilen karbonhidratlar açısından zengin gıdalarla doldurun. Tam tahıllar, sebzeler, baklagiller gibi gıdalar kan şekerinizin daha yavaş yükselmesini sağlar.</li>
<li><strong>Yeterli Sıvı Alımı:</strong> Oruç süresince yeterli miktarda sıvı tüketmek dehidrasyonu önler ve kan şekerini dengeler. İftar ile sahur arasında en az 2 litre su içmeye özen gösterin.</li>
<li><strong>Protein Ağırlıklı Beslenme:</strong> Yüksek proteinli gıdaların tüketimi, uzun süre tokluk hissi verir ve kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. Yumurta, süt ürünleri, et ve baklagiller iyi protein kaynaklarıdır.</li>
<li><strong>Ara Öğünleri Atlamayın:</strong> İftar ile sahur arasında kan şekerini dengede tutmak için küçük ara öğünler tüketmek önemlidir. Bu öğünlerde meyve, yoğurt gibi sağlıklı seçenekleri tercih edin.</li>
<li><strong>Fiziksel Aktivite:</strong> Oruç tutarken hafif düzeyde fiziksel aktiviteler yapmak, kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. İftar sonrası yapılacak 30 dakikalık yürüyüşler idealdir.</li>
</ul>
<p>Kan şekerini dengede tutmak için bu adımları takip etmek, şeker hastalarının Ramazan ayını sağlıklı ve güvenli bir şekilde geçirmelerini sağlar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-seker-hastalarina-ozel-beslenme-rehberi-saglikli-ve-guvenli-oruc-444563">Ramazanda Şeker Hastalarına Özel Beslenme Rehberi: Sağlıklı ve Güvenli Oruç</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeker yükleme testi deği &#8220;gebelik diyabeti&#8221; tehlikeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seker-yukleme-testi-degi-gebelik-diyabeti-tehlikeli-435727</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jan 2024 07:54:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[deği]]></category>
		<category><![CDATA[diyabeti]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikeli]]></category>
		<category><![CDATA[testi]]></category>
		<category><![CDATA[yükleme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=435727</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anne ile baba adayları, hamilelik sürecinin sağlıklı ve huzurlu geçmesi için tüm önlemleri alsalar da hesapta olmayan sorunlar gelişebiliyor. Bu sorunların başında gelen ‘gebelik diyabeti’ hem annenin hem bebeğin sağlığını tehdit ediyor. Öyle ki erken doğum riskini artırıyor, anne adayında yüksek tansiyonu ve gebelik zehirlenmesini tetikleyebiliyor, bebekte gelişim geriliğine yol açabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-yukleme-testi-degi-gebelik-diyabeti-tehlikeli-435727">Şeker yükleme testi deği &#8220;gebelik diyabeti&#8221; tehlikeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Anne ile baba adayları, hamilelik sürecinin sağlıklı ve huzurlu geçmesi için tüm önlemleri alsalar da hesapta olmayan sorunlar gelişebiliyor. Bu sorunların başında gelen ‘gebelik diyabeti’ hem annenin hem bebeğin sağlığını tehdit ediyor. Öyle ki erken doğum riskini artırıyor, anne adayında yüksek tansiyonu ve gebelik zehirlenmesini tetikleyebiliyor, bebekte gelişim geriliğine yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Esra Boyar</strong>, özellikle endişeli anne baba adaylarını, tanı ve tedavi konusunda, “Toplumdaki yaygın inanışın aksine, şeker yükleme testi son derece güvenli ve faydalıdır. Şeker yükleme testinden değil diyabetten endişe edilmeli” sözleriyle uyarıyor. Hamilelik sürecinin oluşturduğu hormon dengesindeki değişimlerin tetiklediği bir durum olarak görülen gebelik diyabeti doğumla birlikte ortadan kalktığı için ‘geçici diyabet’ olarak da tanımlanıyor. Ancak, hamilelik boyunca anne adayının ve bebeğin sağlığını tehdit etmesi nedeniyle düzenli takiplerle kontrol altında tutulması gerekiyor. Saptanması ise oldukça kolay; hamileliğin 24 ila 28. haftaları arasında yapılan şeker yükleme testi, gebelik diyabeti olup olmadığını gösteriyor. </p>
<p><strong>En önemli risk hatalı beslenme alışkanlığı</strong></p>
<p>Dünyada gebelik diyabeti riski yüzde 1 ila 14 arasında görülürken ülkemizde bu oranlar yüzde 2.6 ila 27.9 arasında değişkenlik gösteriyor. Bu nedenle özellikle ülkemizde hamilelik sürecinde ve sonrasında kan şekeri takibine dikkat edilmesi gerekiyor. Gebelik diyabetine yol açan en önemli sorunun sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı olduğuna dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Esra Boyar, “Hareketsizlik ve düzenli egzersiz alışkanlığının olmaması diyabetin ortaya çıkma ihtimalini arttırıyor. Bunun yanında tabi ki en önemli faktör beslenme alışkanlığının doğru olmaması. Beslenme doğru şekilde planlanmalı, kişiye özel yapılmalı. Hazır yemek alışkanlığı, paketli gıda tüketmek, fazla karbonhidrat, gluten ve rafine şeker tüketmek, organik gıdaya ulaşmakta zorluk büyük risk oluşturuyor” diyor. Ayrıca kilolu hamile kalmış olmak, ailede diyabet hastalığı öyküsü, bir önceki hamilelikte iri bebek doğurmuş olmak ya da diyabet gibi etkenler gebelik diyabeti riskini daha da artırıyor.  </p>
<p><strong>Gelişim geriliğine bile neden olabiliyor</strong></p>
<p>Uzmanlar tarafından tıbbi önlem alınabilen en önemli multisistem hastalığı olarak kabul gören gebelik diyabeti hem annenin hem bebeğin sağlığını tehdit ediyor. Örneğin anne adayında yüksek tansiyonu ve gebelik zehirlenmesini (preeklampsi) tetikleyebiliyor. Bebeğin iri bebek olmasına ya da gelişim geriliğine neden olabiliyor. Bunların yanı sıra bebekte normalden yüzde 1 ila 3 oranında daha fazla sinir sistemi hastalıklarına; yüzde 3 ila 5 oranında daha fazla sindirim sistemi ve metabolik sorunlara yol açabiliyor.</p>
<p><strong>Şeker yükleme testi gereklidir</strong></p>
<p>Risk grubunda olan anne adaylarına hamileliğin erken dönemlerinde; risk taşımayanlara ise 24-28 haftalar arasında Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTT) ya da diğer adıyla şeker yükleme testiyle ‘gebelik diyabeti’ testi yapılması öneriliyor. Şeker yükleme testinin tüm anne adayları için oldukça güvenli ve faydalı olduğunun altını çizen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Esra Boyar, şunları söylüyor: “Şeker yükleme testi, anne ve bebek sağlığı için en önemli testler arasındadır ve kesinlikle zarar vermez. Bu yüzden anne ile baba adaylarının endişeli sorularına cevaben ‘şeker yükleme testinden değil diyabetten korkun’ diyoruz. Testin sonucuna göre, anne adayı ya bu konuda eğitimli diyetisyen tarafından verilen diyetle takip ediliyor ya da yeterli gelmezse dahiliye ile endokrin hekimlerinin önerisiyle insülin tedavisine başlanıyor ve yakından takip ediliyor. Gebelik diyabeti olan anne adayının diyet ve /veya  medikal tedavinin  yanında kendisi de evde açlık tokluk şeker takiplerini yapması ve hekimini bilgilendirmesi önem taşıyor” </p>
<p>Gebelikte ortaya çıkan diyabetin doğum sonrasında devam etme ihtimali ilk yıl ortalama yüzde 2 iken bu ihtimal 10 yıl içinde yüzde 5 ila 10’a kadar çıkabiliyor. Bunu tespit etmek için ek risk faktörü varsa 6. haftada, yoksa 12. haftada, ilk yıl bitince ve 3. yılda şeker yükleme testinin tekrar edilmesi isteniyor. </p>
<p><strong>Sebze, meyve ve tahıl ağırlıklı beslenin</strong></p>
<p>Gebelik diyabeti saptanan anne adaylarının her şeyden önce beslenme alışkanlıklarını düzenlemeleri ve mutlaka egzersiz yapmaları gerekiyor. Glutenli, genetiği değiştirilmiş, paketli, hazır gıdalardan özellikle kaçınmaları; temiz ve kaliteli su tüketmeleri; tercihen sebze, meyve ve tahıl ağırlıklı olsa da öğün sayısı, miktarı ve niteliği kişiye özel olarak hazırlanan bir diyet uygulamaları tavsiye ediliyor. Ayrıca kan şekeri seviyelerini aç /tok olarak takip ederek hekimlerini bilgilendirmeleri büyük öneme sahip<strong>. </strong>Dr. Esra Boyar, gebelik diyabeti tanısı konulan anne adaylarının, doktor onayını alarak, haftada 3  gün ortalama 150 dakika olmak koşuluyla, en az bir spor dalına ya da egzersiz programına yönlenebileceklerini belirtiyor</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-yukleme-testi-degi-gebelik-diyabeti-tehlikeli-435727">Şeker yükleme testi deği &#8220;gebelik diyabeti&#8221; tehlikeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeker tüketiminin evcil hayvanlarda yol açtığı 5 sağlık sorunu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seker-tuketiminin-evcil-hayvanlarda-yol-actigi-5-saglik-sorunu-430170</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Dec 2023 07:10:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[evcil]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlarda]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[tüketiminin]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430170</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evcil hayvan mamalarının yüksek miktarda karamel ve aromatik katkılar içermesi, patili dostların sağlığı için tehdit oluşturuyor. Bu maddeleri sindirmek için yeterli enzimi bulunmayan kedi ve köpekler, şekerli tatlandırıcılara maruz kaldıklarında mide başta olmak üzere obezite ve zehirlenme gibi önemli sağlık sorunları yaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-tuketiminin-evcil-hayvanlarda-yol-actigi-5-saglik-sorunu-430170">Şeker tüketiminin evcil hayvanlarda yol açtığı 5 sağlık sorunu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Evcil hayvan mamalarının yüksek miktarda karamel ve aromatik katkılar içermesi, patili dostların sağlığı için tehdit oluşturuyor. Bu maddeleri sindirmek için yeterli enzimi bulunmayan kedi ve köpekler, şekerli tatlandırıcılara maruz kaldıklarında mide başta olmak üzere obezite ve zehirlenme gibi önemli sağlık sorunları yaşıyor. Vücut sistemi, doğal tatlandırıcılar için uygun olan evcil hayvanların şeker isteğinin temiz içerikli ürünlerle karşılanması bu noktada önem teşkil ediyor. Evcil dostların yaşam kalitesini arttırmak için özel olarak formüle edilmiş gıda takviyeleri sunan Bonafel’in Kurucusu Uğur Peker, sağlıklı bir yaşam için ölçülü beslenmenin önemli olduğunu söylerken, şekerin evcil hayvanların sağlığında yol açtığı bilinen en yaygın 5 rahatsızlığı sıralıyor. </strong></p>
<p>Kedi ve köpekler insanlara oranla daha az tat duyusuna sahip olsa da şekere karşı bağımlılık geliştirebiliyor. Şekerin enerji ve mutluluğu artırdığına inanılsa da evcil hayvanların sağlığında oldukça zararlı etkilere sahip. Evcil dostların mama tüketimiyle her gün karamel, melas gibi aromatik katkılarla şekerlere maruz kalması, mide rahatsızlıklarından diş çürüklerine, obeziteden zehirlenmelere kadar çeşitli sağlık sorunlarına yol açıyor. Kedi ve köpeklere ekstra kilo ve enerji kaybından başka hiçbir etkisi olmayan şeker içeren katkı maddeli besinler, uzun vadede hayati problemlere sebep oluyor. Evcil dostların yaşam kalitesini artırmak için özel olarak formüle edilmiş gıda takviyeleri sunan Bonafel’in Kurucusu Uğur Peker, sağlıklı bir yaşam için şekerli tatlandırıcılardan kaçınarak ölçülü beslenmenin önemli bir kriter olduğunun altını çiziyor ve şekerin evcil hayvanların sağlığında yol açtığı bilinen 5 rahatsızlığı paylaşıyor.</p>
<p><strong>“Tamamen Doğal Ürünler Bile Ölçülü Tüketilmeli”</strong></p>
<p>Şeker içerikli gıdaların tüketimi insanlarda olduğu gibi evcil hayvanların sağlığında da birçok hastalığa zemin oluşturuyor. Tatlılıkla bağdaştırılan ve birçok çeşidi bulunan şekerin, kedi ve köpeklerin sağlığında acı sonuçlar doğurmaması için çeşitli önlemler alınması gerekiyor. Evcil dostların beslenme düzeni noktasında evcil hayvan sahiplerine büyük sorumluluk düştüğünü vurgulayan Peker, “Sağlıklı yaşam için beslenme şart ve ne yazık ki birçok hayvan maması yüksek oranda aromatik katkı ve lezzet artırıcı maddeler içeriyor. Şekere nerdeyse hiç ihtiyaç duymayan evcil hayvanlar mama aracılığıyla dolaylı yoldan da olsa her gün şekere maruz kalıyor. Bu durum, evcil dostların optimal sağlığında ciddi hastalıkları beraberinde getiriyor. Ancak kedi ve köpeklerde zaman zaman şeker isteği oluşabildiğinden böyle bir durumda doğal tatlandırıcılara başvurmanın daha sağlıklı bir çözüm olduğunu düşünüyorum. Bu noktada her şeyin fazlasının zararlı olduğunu ve tamamen doğal ürünlerin bile ölçülü tüketilmesi gerektiğinin altını çizmekte fayda var. Şeker yoğunluklu katkı maddelerinin hayvan mamalarının tadını maskelemek ve evcil dostların sağlığında kalıcı sorunlara sebep olmak dışında bir etkisi olmadığının bilinciyle hareket etmek gerekiyor.” açıklamalarında bulunuyor. </p>
<p>Şekerin, kedi ve köpeklerde yol açtığı 5 rahatsızlık;</p>
<p><em><strong>1. Mide rahatsızlıkları: </strong></em>Temel görevi organizmadan gelen besinleri sindirmek olan mide, kendisi için uygun olmayan bir besinle karşılaştığında kusma ve ishal gibi tepkiler verir. Mamayı sindirmek için bağırsaklarında bulunan bakteri ve mikroorganizmaları kullanan evcil hayvanlar, şekeri sindirme noktasında yeterli enzime sahip olmadığı için sindirim sisteminde dengesizlikler yaşar. Kedi ve köpeklerin vücudu şekeri patlayıcı bir madde gibi görür ve kanlı kusma, ishal, mide yanması gibi semptomlarla kendini belli eder. </p>
<p><strong> </strong><em><strong>2. Metabolik değişiklikler:</strong></em><strong> </strong>Yoğun şeker tüketimi, evcil hayvanların kas yapısı, yağ depolaması, bağışıklık sistemi ve enerji seviyeleri gibi genel vücut yapısını etkiler. Uzun vadede yüksek dozda şekere maruz kalan kedi ve köpeklerin metabolik sistemi zayıflayarak yaşam kalitesi sekteye uğrar. Yani evcil hayvanların şeker isteklerini giderirken aslında birçok sağlık sorununa da katkıda bulunulduğunu göz ardı etmemek gerekir.</p>
<p><em><strong>3. Zehirlenme: </strong></em>Çikolata, karamel, melas gibi yoğun şekerli tatlandırıcılar, evcil hayvanlar için toksik zararlar içerir. Uzun vadede tüketildiği takdirde zehirlenmeyle meydana gelen problem, bulantı, hareket kaybı, böbrek yetmezliğine kadar uzanır. İşlenmiş şekerlerin en yaygın türü olan ve evcil hayvanları direkt zehirleme potansiyeline sahip ksilitol, yüksek dozda alındığında ölümcül sonuçlara yol açabilir. Bir diğer önemli nokta ise insanlar için tamamen sağlıklı olan yiyeceklerin bile evcil hayvanlarda farklı etkiler yaratacağını bilerek hareket etmek atılacak en doğru adımlardan biri.</p>
<p><em><strong>4. Obezite:</strong></em> Vücuda önemli ölçüde zarar veren obezitenin temelini düzenli oranda şekere maruz kalmak oluşturur.<strong> </strong>Sadece kilo alımına katkıda bulunarak optimal sağlıkta dengesizliklere yol açan aşırı şeker obeziteyle kendini belli eder ve beraberinde çeşitli kalp hastalıkları, eklem sorunları, uyuşukluk, göğüs sorunları gibi birçok hastalığa neden olur. Obezite yani dolaylı yoldan şeker tüketimi, egzersiz yapmayı da büyük oranda zorlaştırdığı için kedi ve köpeklerin hem fiziksel hem optimal sağlığını önemli ölçüde etkiler.</p>
<p><strong>5. <em>Ağız </em></strong><em><strong>ve Diş Sağlığı: </strong></em>Çeşitli araştırmalara göre kedi ve köpeklerin yaklaşık %80&#8217;inde diş problemleri görülme olasılığı yüksek. Aşırı karamel, şeker tüketimi bu rakamı artıracağı gibi diş minesinde çeşitli zayıflamalara yol açabilir. Aynı zamanda ağız içinde oluşan bakteriler giderek artacağından plak ve tartar oluşumu hızlanır. Bu nedenle aşırı şeker tüketiminden kaçınarak evcil dostların ağız ve diş sağlığına doğal ve temiz içerikli ürünlerle yatırım yapmak önemli.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-tuketiminin-evcil-hayvanlarda-yol-actigi-5-saglik-sorunu-430170">Şeker tüketiminin evcil hayvanlarda yol açtığı 5 sağlık sorunu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Celal Kadooğlu: &#8220;Şeker pancarındaki üretim artışından memnunuz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/celal-kadooglu-seker-pancarindaki-uretim-artisindan-memnunuz-429954</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Dec 2023 08:54:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[artışından]]></category>
		<category><![CDATA[celal]]></category>
		<category><![CDATA[kadooğlu]]></category>
		<category><![CDATA[memnunuz]]></category>
		<category><![CDATA[pancarındaki]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=429954</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu küresel şeker stoklarındaki gerilemeye dikkat çekerek, Türkiye’de şeker pancarı ekim alanlarında yaşanan artışı olumlu değerlendirdiklerini belirtti. Hasat mesaisi süren şeker pancarı üretiminde dünyanın bazı sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını ifade eden Kadooğlu şunları söyledi:</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/celal-kadooglu-seker-pancarindaki-uretim-artisindan-memnunuz-429954">Celal Kadooğlu: &#8220;Şeker pancarındaki üretim artışından memnunuz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar</strong> ve <strong>Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu</strong> küresel şeker stoklarındaki gerilemeye dikkat çekerek, Türkiye’de şeker pancarı ekim alanlarında yaşanan artışı olumlu değerlendirdiklerini belirtti. Hasat mesaisi süren şeker pancarı üretiminde dünyanın bazı sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını ifade eden <strong>Kadooğlu</strong> şunları söyledi:</p>
<p>“Bisküvi-pasta, şekerli ve kakaolu mamuller ihracatının Türkiye’ye yıllık getirisinin yıl sonunda 3,5 milyar doları aşacağı düşünülürse, hammadde olarak şekerin gıda ihracatımız içinde ne kadar önemli bir yere sahip olduğu görülecektir. Küresel şeker fiyatları bir süredir yüksek seviyede seyrediyor. Kullanım alanları yaygınlaştığı için de şeker, fiyatına bakılmaksızın yoğun talep görüyor.” </p>
<p><strong>“Şeker, 2024’te de gıda güvenliğinde önemli yerini koruyacak”</strong></p>
<p>Dünyada en fazla şeker ihracatı yapan ülkelerin bu yıl şeker üretimlerinde iklime bağlı sorunlar olmasını değerlendiren<strong> Kadooğlu </strong>şunları belirtti:<strong> </strong></p>
<p>“En büyük şeker üreticisi Hindistan yazı kuraklık sorunuyla geçirdiği için, bu bölgedeki ürünlerin yeterince gelişmediğini duyuyoruz. Tayland’da da El Nino’ya bağlı sorunlar devam ediyor. Bir diğer şeker devi Brezilya’da artan üretime bağlı olarak şeker fiyatları bir süredir duruldu fakat gelecek yıl petrol fiyatları yeniden yükselişe geçerse, bu durumun etanol imalatı için şeker talebini artıracağı tahmin ediyoruz. Şeker, 2024’te de gıda güvenliğinde önemli yerini koruyacaktır.”</p>
<p><strong>“Bu yıl çiftçimizin şeker pancarına ilgisi yüksek”</strong></p>
<p>Pancar söküm işlemlerinin sürdüğü Türkiye’de bu yıl çiftçinin şeker pancarına ilgisinin yüksek olduğunu belirten <strong>Kadooğlu </strong>şunları ifade etti:</p>
<p>“Dünyanın en büyük şeker pancarı üreticilerinden Türkiye’de bu yıl iyi bir rekolte yaşadık. Çiftçimiz ürettiği ürünün değer gördüğünü hissettiğinde, ertesi yıl o ürüne daha bir istekle sarılıyor. Şeker Dairesi Başkanlığımız başta olmak üzere, Tarım ve Orman Bakanlığımız bu konuda çiftçimize yol gösterici oluyor. Güneydoğu Anadolu bölgesi yerel tatlıları kadar, bisküvi-pasta, şekerli ve kakaolu mamuller alanında faaliyet gösteren işletmeleriyle de bilinen bir bölge. En temel hammaddelerimizden birindeki üretim artışından memnunuz.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/celal-kadooglu-seker-pancarindaki-uretim-artisindan-memnunuz-429954">Celal Kadooğlu: &#8220;Şeker pancarındaki üretim artışından memnunuz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeker Yatırım Menkul Değerler A.Ş. Halka Arz Ediliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seker-yatirim-menkul-degerler-as-halka-arz-ediliyor-426347</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Nov 2023 10:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[arz]]></category>
		<category><![CDATA[değerler]]></category>
		<category><![CDATA[ediliyor]]></category>
		<category><![CDATA[halka]]></category>
		<category><![CDATA[menkul]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426347</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk sermaye piyasalarının öncü kurumlarından Şeker Yatırım Menkul Değerler A.Ş. halka açılıyor. Borsa’da satış yöntemiyle gerçekleştirilecek halka arz için, 30 Kasım-1 Aralık 2023 tarihlerinde talep toplanacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-yatirim-menkul-degerler-as-halka-arz-ediliyor-426347">Şeker Yatırım Menkul Değerler A.Ş. Halka Arz Ediliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şeker Yatırım Menkul Değerler A.Ş. Halka Arz Ediliyor</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em><strong>Türk sermaye piyasalarının öncü kurumlarından Şeker Yatırım Menkul Değerler A.Ş. halka açılıyor. Borsa’da satış yöntemiyle gerçekleştirilecek halka arz için, 30 Kasım-1 Aralık 2023 tarihlerinde talep toplanacak.</strong></em></p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Yatırım uzmanlığı tecrübesini Şekerbank’ın köklü gücüyle birleştiren Şeker Yatırım Menkul Değerler A.Ş. (Şeker Yatırım) halka arz ediliyor. Sermaye Piyasası Kurulu’ndan aldığı yetki belgeleri çerçevesinde “Geniş Yetkili Aracı Kurum” olarak tüm sermaye piyasası ürün ve hizmetlerine aracılık edebilen Şirket’in Borsa’da (BİST) gerçekleştirilecek halka arzı için, 30 Kasım-1 Aralık 2023 tarihlerinde talep toplanacak. Şeker Yatırım’ın halka arz büyüklüğü 367,5 milyon TL, halka arz sonrası halka açıklık oranı ise yüzde 33,87 olacak. </p>
<p> </p>
<p><strong>Osman Göktan: “Halka arzda fiyat 7 TL olacak”</strong></p>
<p>Şeker Yatırım’ın gelecek dönem hedefleri, halka arz süreci ve portföy yapısıyla ilgili konuşan <strong>Şeker Yatırım Menkul Değerler A.Ş. Genel Müdürü Osman Göktan</strong>, şunları söyledi: </p>
<p>“70 yıllık Şekerbank’ın gücünü arkamıza alarak çıktığımız bu yolda, genel müdürlüğümüzün yanı sıra Ankara ve İzmir şubelerimizde faaliyetlerimizi sürdürmekteyiz. Bunun yanında ana ortağımız Şekerbank’la imzaladığımız emir iletimine aracılık sözleşmesi çerçevesinde Şekerbank’ın yurt geneline yayılmış yüzde 72’si Anadolu’da bulunan tabana yaygın şube ağıyla geniş bir hizmet alanına sahibiz. Grubun dördüncü halka açık şirketi olacak Şeker Yatırım’ın halka arzından elde edilecek fonu Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemeleri çerçevesinde yürütmekte olduğumuz yatırım hizmetleri ve faaliyetlerimiz ile işletme sermayesi ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanacağız. Aynı zamanda kurumsal organizasyonunun kuvvetlendirilmesi ve özsermayemizin güçlendirilmesi ana hedeflerimiz olarak belirlenmiştir.&#8221;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Toplamda 52.500.000 TL nominal değerli payın halka arz edileceğini ve 1 TL nominal değerli payın halka arz fiyatının 7 TL olacağını belirten <strong>Göktan</strong>, BİST Birincil Piyasa’da gerçekleşecek halka arz için “Borsa’da Satış – Sabit Fiyatla Talep Toplama Yöntemi” kullanılacağına dikkat çekti. <strong>Göktan</strong>, sözlerine şöyle devam etti: “Sermaye artırımı ve ortak satışı yoluyla gerçekleşecek halka arz sonrasında, Şeker Yatırım’ın halka açıklık oranı yüzde 33,87 olacak.”</p>
<p> </p>
<p>Halka arza katılmak isteyen yatırımcılar, Şeker Yatırım&#8217;ın internet sitesinde veya Şeker Borsa mobil uygulamasında, “Hisse İşlemleri” menüsündeki “Emir Girişi” adımından SKYMD.HE kodunu kullanarak talepte bulunabilecek. </p>
<p> </p>
<p>Halka arz edilecek paylarla ilgili bilgileri içeren izahname ve tasarruf sahiplerine satış duyurusuna, Kamuyu Aydınlatma Platformu’nun (www.kap.org.tr) yanı sıra Şeker Yatırım web sitesinden ulaşılabilecek.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-yatirim-menkul-degerler-as-halka-arz-ediliyor-426347">Şeker Yatırım Menkul Değerler A.Ş. Halka Arz Ediliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir 13 İlçede Şeker Ölçümü Yapıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-13-ilcede-seker-olcumu-yapiyor-420661</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Nov 2023 21:09:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[ilçede]]></category>
		<category><![CDATA[ölçümü]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[yapıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=420661</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi Dünya Diyabet Günü kapsamında farkındalık yaratmak amacıyla 13 ilçede ücretsiz kan şekeri ölçümlerine başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-13-ilcede-seker-olcumu-yapiyor-420661">Büyükşehir 13 İlçede Şeker Ölçümü Yapıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir 13 İlçede Şeker Ölçümü Yapıyor</p>
<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi Dünya Diyabet Günü kapsamında</p>
<p>farkındalık yaratmak amacıyla 13 ilçede ücretsiz kan şekeri ölçümlerine</p>
<p>başladı.</p>
<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi 14 Kasım Dünya Diyabet Günü nedeniyle</p>
<p>farkındalık yaratmak ve diyabet hastalığına karşı vatandaşları bilgilendirmek</p>
<p>için 13 ilçe 28 noktada sabah 9 ile 12 saatleri arasında ücretsiz kan şekeri</p>
<p>ölçümleri yapacak. 10-20 Kasım tarihleri arasında yapılacak olan şeker</p>
<p>ölçümünden tüm vatandaşlar faydalanabilecek.</p>
<p>10 Kasım’da Menteşe 2’nolu hizmet binasında başlayan şeker ölçümleri, 13</p>
<p>Kasım Pazartesi günü Kavaklıdere Çatak, Köyceğiz Ulu Cami Mahallelerinde,</p>
<p>14 Kasım Salı günü Bodrum Liman Meydanı, Yatağan Turgut, Menteşe Kötekli,</p>
<p>Ula Akyaka, Datça İskele, Ortaca Akın ve Fethiye Karagedik Mahallelerinde</p>
<p>devam edecek.</p>
<p>Şeker ölçümleri, 15 Kasım Yatağan Kozağaç, Ula Merkez Meydan, Marmaris</p>
<p>Tepe, Dalaman Kapıgırgın, Fethiye Pazaryeri, 16 Kasım Perşembe günü</p>
<p>Bodrum Mumcular, Kavaklıdere Menteşe, Menteşe Sınırsızlık Meydanı,</p>
<p>Marmaris Değirmenyanı, Datça Reşadiye, Köyceğiz Yeniköy, Dalaman Merkez</p>
<p>Pazaryeri ve Seydikemer Arsa Mahallesinde sürecek.</p>
<p>17 Kasım Cuma günü ise Milas Selimiye, Ortaca Tören alanı, Seydikemer’de</p>
<p>Seydikemer Mahallesinde devam edecek şeker ölçümleri 20 Kasım Pazartesi</p>
<p>günü Menteşe ilçesi MUSKİ Genel Müdürlüğü bahçesinde sona erecek.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-13-ilcede-seker-olcumu-yapiyor-420661">Büyükşehir 13 İlçede Şeker Ölçümü Yapıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Migren ile şeker ilişkisi, Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/migren-ile-seker-iliskisi-abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-401050</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Sep 2023 18:24:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bülteninde]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=401050</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan ve tıbbın popüler alanındaki gelişmelerin, bilgilendirici özetler şeklinde kamuoyu ile paylaşıldığı “Bilimsel Gündem” bülteninin yeni sayılarında çok çarpıcı bilgilere yer verildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/migren-ile-seker-iliskisi-abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-401050">Migren ile şeker ilişkisi, Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan ve tıbbın popüler alanındaki gelişmelerin, bilgilendirici özetler şeklinde kamuoyu ile paylaşıldığı “Bilimsel Gündem” bülteninin yeni sayılarında çok çarpıcı bilgilere yer verildi. 44’üncü sayıda şeker ve migren bağlantısı ile internet bağımlılığı, 45’inci sayıda ise tatilde güneşten korunma gibi önemli başlıklara yer veriliyor. “Bilimsel Gündem” bültenleri, Abdi İbrahim web sitesinin yanı sıra Spotify ve Youtube’da da yayımlanıyor. </strong></em></p>
<p>TÜRKİYE’NİN iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in Medikal Direktörlüğü’nce hazırlanan ve 2 hafta bir yayımlanan, “Bilimsel Gündem” bültenlerinin son 2 sayısında; yeni, çarpıcı ve pratik bilgilere yer veriliyor. </p>
<p>Tıbbın popüler alanındaki tüm yeni gelişmelerin kamuoyu ile paylaşıldığı, sade, kolay anlaşılır ve bilgilendirici yapıdaki bültenler, 25 bin KVKK onaylı kişiye mail yoluyla iletiliyor. Tıp alanındaki gelişmelerin yanı sıra bu alanda iz bırakan Türk ve yabancı bilim insanları hakkında da bilgi paylaşımı yapılan referans kaynak niteliğindeki bültenler, Abdi İbrahim web sitesinde yayımlanıyor. Bunun yanı sıra her yeni sayısı podcast formatında Spotify’a yükleniyor ve sonrasında bu podcastler Youtube üzerinden de paylaşılıyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Son 2 sayının başlıkları: Migren-şeker ilişkisi, internet bağımlılığı, tatilde güneşten korunma</strong></p>
<p>“Bilimsel Gündem”in son yayımlanan 44&#8217;üncü ve 45’inci sayılarında öne çıkan bazı kritik başlıklar ise şöyle: </p>
<ul>
<li><strong>Migren-şeker ilişkisi</strong>: Migren ile açlık insülini, açlık glikozu ve glikolize hemoglobin (HbA1c) arasındaki, ayrıca baş ağrısı ile glikoz, açlık insülini, HbA1c ve açlık proinsülini arasındaki genetik  bağlantı. </li>
<li><strong>İnternetin kötüye kullanımı: </strong>İnternet bağımlılığı ve bunun özellikle öğrenciler üzerindeki olumsuz etkileri. </li>
<li><strong>ASMR’ye bilimsel bir bakış:</strong> ASMR (Otonom Duyusal Meridyen Yanıtı) nedir? ASMR deneylerinin ortaya koyduğu ilginç sonuçlar.</li>
<li><strong>Tatilde güneşten korunma</strong>: 12-55 yaş arası tatilcilerdeki tatilde güneşten korunma davranışları araştırmasının sonuçlar ve uzun süreli güneşe maruz kalmanın sağlığa zararları.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/migren-ile-seker-iliskisi-abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-401050">Migren ile şeker ilişkisi, Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeker Tüketimini Azaltan 10 Etkili Öneri!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seker-tuketimini-azaltan-10-etkili-oneri-372258</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 May 2023 09:14:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltan]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=372258</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şeker günlük beslenme alışkanlığımızın vazgeçilmezleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Şekeri cazip kılan şey ise ‘mutluluk hormonu’ olarak bilinen serotoninin salgılanmasını tetikleyerek bize keyif veren bir işlev görmesi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-tuketimini-azaltan-10-etkili-oneri-372258">Şeker Tüketimini Azaltan 10 Etkili Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şeker günlük beslenme alışkanlığımızın vazgeçilmezleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Şekeri cazip kılan şey ise ‘mutluluk hormonu’ olarak bilinen serotoninin salgılanmasını tetikleyerek bize keyif veren bir işlev görmesi. Bu nedenle şeker veya şekerli besinlere karşı gelmek kuşkusuz çoğumuz için hiç kolay olmuyor. Ancak vücudumuzun enerji kaynağı olan şekeri doğru besinlerden almamak ve tüketimini abartmak ciddi sağlık sorunlarıyla sonuçlanabiliyor. Öyle ki fazla şeker tüketimi; obeziteden diyabete, kalp hastalıklarından kansere, karaciğer yağlanmasından bunamaya kadar pek çok hastalığa zemin hazırlayabiliyor. Ayrıca heyecanla beklediğimiz yaz mevsimine fit bir vücutla girmek için şeker tüketimini bırakmak kilit role sahip. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman</strong>,<strong> </strong>bu nedenle şekerin mutlaka sınırlı miktarda tüketilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Dünya Sağlık Örgütü’ne göre; günlük alınan enerjinin yüzde 5’inden daha azı şekerden gelmelidir. Paketli gıdalardan da farkında olmadan şeker aldığımızı unutmamalıyız. Zira şeker; hazır soslar, ketçaplar, kahvaltılık gevrekler gibi pek çok paketli gıdalarda bulunuyor. Günlük beslenmemizde şekerden tümüyle kaçınmak neredeyse imkansız olsa da paketli gıdaları satın alırken şeker oranı en düşük olan yiyecekleri tercih etmeye özen gösterebiliriz. Bu noktada etiket okuryazarlığı oldukça önem kazanıyor. Paketlerde yer alan besin etiketlerini inceleyerek şeker içermeyen veya düşük oranda içerenleri seçebiliriz. <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman</strong>, şeker alışkanlığını bırakmanın yollarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p> </p>
<p><strong>Öğün saatlerinizi kendinize göre belirleyin</strong></p>
<p>Günde kaç ana öğün ya da ara öğün yapmanız gerektiğine; vücudunuzdan gelen açlık, tokluk veya tatlı isteği gibi sinyalleri dikkate alarak karar verin. Örneğin, hergün ikindide tatlı krizi yaşıyorsanız, öğle yemeğini atlamanın ya da öğle yemeğinden sonra uzun açlığın dezavantajını yaşıyor olabilirsiniz. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, “Bu durumda öğle yemeğini ihmal etmeyin ya da yediyseniz öğleden sonra meyve veya ceviz gibi bir atıştırma yapmayı deneyin. Bu şekilde kan şekerinizi dengede tuttuktan sonra tatlı istekleriniz devam ediyorsa kendinize alışana kadar biraz zaman tanıyabilir ya da tatlı isteğinizin altında yatabilecek diğer sebepleri araştırabilirsiniz” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Günde 2-3 porsiyon meyve tüketin</strong></p>
<p>Düzenli meyve tüketmek, ihtiyaç duyulan şeker tadını meyvelerden alarak, zamanla diğer şekerli besinlerin tüketilmesinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Diyabet hastası değilseniz, günde 2-3 porsiyon meyve tüketmeyi alışkanlık edinin. Burada önemli olan, bir porsiyon meyvenin bir yumruk büyüklüğü meyve olduğunu unutmamanız ve meyve yemeyi akşama bırakmıyor olmanız.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yeterli karbonhidrat aldığınızdan emin olun</strong></p>
<p>Yeterli miktarda karbonhidrat alınmadığında bu durum tatlı atağıyla sonuçlanabiliyor. Tam tahıllı ekmek, bulgur, meyve gibi besinler doğal olarak karbonhidrat ve diğer birçok besin ögesi içeriyor. Bu besin grubu yeterli miktarda tüketilmediğinde kan şekeri düşebiliyor ve ani bir tatlı isteği belirebiliyor. Dolayısıyla öğünlerinizde karbonhidrat içeren bu besinlerden bir ya da birkaçına yer vermeniz gerekiyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Tarçının tadından faydalanın</strong></p>
<p>Tatlı tada sahip bir baharat olması nedeniyle meyvelere veya süte eklediğinizde tarçının sağlayacağı tat, şeker isteğinizi baskılayabiliyor. Dilimlediğiniz meyvelerin üzerine tarçın serperek veya gece geç saatte tatlı isteğiniz oluyorsa bir su bardağı süte tarçın ekleyerek tatlı isteğini bastırabilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p><strong>Su içmeyi unutmayın</strong></p>
<p>Susama ve açlık sinyalleri bazen birbiriyle karıştırılabiliyor. Susuzluğun açlık veya tatlı isteğiyle karışmaması için yeterli miktarda su içtiğinizden emin olun. Kilonuzu 35 ml ile çarparak günlük su ihtiyacınızı bulabilirsiniz.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Doğru karbonhidratları seçin</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman,<strong> </strong>tükettiğiniz karbonhidrat türünün de tatlı isteğinizi tetikleyebildiği uyarısında bulunarak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Örneğin pirinç ve patates gibi karbonhidratlar kan şekerinizin hızlıca yükselip sonrasında hızlıca düşmesine neden olabiliyor. Bu durum kan şekerini dengelemek için tatlı atağına yol açabiliyor. Bunun aksine, tam tahıl ekmek ve bulgur gibi karbonhidratlar kan şekerinizde dalgalanmalara yol açmıyor ve tatlı isteğini tetikleme olasılıkları daha düşük oluyor.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Süt ürünlerini ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Süt ürünleri hem içeriğindeki protein hem de laktoz sayesinde kan şekerini dengede tutmaya yardımcı oluyor. Gün içerisinde uzun süre aç kaldığınızda süt, yoğurt veya kefir gibi bir süt ürünü tüketerek tatlı isteğinizin önüne geçebilir, aynı zamanda kalsiyum ve protein gereksiniminizi karşılayabilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kahvaltı ve öğünlerde proteini unutmayın</strong></p>
<p>Yeteri kadar protein tüketmek kan şekerinizin dengede kalmasına ve tok hissetmenize yardımcı oluyor. Dolayısıyla eğer karbonhidrat ağırlıklı besleniyor, ancak yeteri kadar protein almıyorsanız tatlı isteği yaşamanız çok daha muhtemel. Kahvaltıda yumurta, peynir ve ceviz tüketmek, öğünlerde et/tavuk/balık/yoğurt gibi protein içeren besinlere yer vermek tatlı isteğinize iyi gelebiliyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sebzeleriniz çeşitli olsun!</strong></p>
<p>Vücuttaki bazı vitamin veya minerallerin eksikliği de tatlı isteği ya da benzer eğilimleri tetikleyebiliyor. Bu nedenle mevsime uygun çeşitli sebzeleri düzenli olarak tüketmeniz hem besin içeriğiyle hem de kan şekerinizi dengede tutmaya yardımcı olarak tatlı isteğinizi azaltabiliyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Düzenli egzersiz yapın!</strong></p>
<p>Fiziksel aktivite ya da egzersiz serotonin salgılanmasına yardımcı olarak duygu durumunuzun dengede olmasına katkı sağlayabiliyor. Eğer tatlı isteğinizin altında stres, anksiyete veya mutsuzluk gibi sebepler yatıyorsa, egzersiz yapmanız tatlı isteğinizi baskılayabiliyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-tuketimini-azaltan-10-etkili-oneri-372258">Şeker Tüketimini Azaltan 10 Etkili Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeker Bayramı da, okul ara tatili de TOD&#8217;la rengarenk!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seker-bayrami-da-okul-ara-tatili-de-todla-rengarenk-361492</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Mar 2023 09:40:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[ara]]></category>
		<category><![CDATA[bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[rengarenk]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tatili]]></category>
		<category><![CDATA[todla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=361492</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nisan ayı, TOD ORIGINALS içerikleri, Türkiye’de ilk kez gösterilecek yepyeni filmler ve bir solukta izlenen dizilerle rengarenk! 15-23 Nisan tarihlerine denk gelen okul ara tatili ve Şeker Bayramı’nda da gözünüz TOD’da olsun.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-bayrami-da-okul-ara-tatili-de-todla-rengarenk-361492">Şeker Bayramı da, okul ara tatili de TOD&#8217;la rengarenk!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nisan ayı, TOD ORIGINALS içerikleri, Türkiye’de ilk kez gösterilecek yepyeni filmler ve bir solukta izlenen dizilerle rengarenk! 15-23 Nisan tarihlerine denk gelen okul ara tatili ve Şeker Bayramı’nda da gözünüz TOD’da olsun.</strong></p>
<p><strong>TOD</strong>, Nisan ayında 9 Emmy ödüllü ve Bill Hader&#8217;in başrolünde yer aldığı “<strong>Barry</strong>” adlı kara komedi dizisinin beklenen final sezonunu, yönetmenliğini Mike Burns’ün üstlendiği ve Bruce Willis’i veda ettiği sinema kariyerinde son kez aksiyon sahnelerinde izleyeceğimiz “<strong>Son Çıkmaz</strong> <strong>(Wrong Place)</strong>” filmini, 2015 yılında başlayan ‘Jurassic World’ üçlemesinin son halkası olan “<strong>Jurassic World: Hakimiyet (Jurassic World: Dominion)</strong>” filmini ve meşhur Variety dergisinin “2022 Yılının En İyi Korku Filmleri” listesine aldığı “<strong>Siyah Telefon (The Black Phone)</strong>” adlı filmi, TV’de ilk kez izleyicileriyle buluşturacak. Nisan ayında “<strong>İtiraf Et Acar Hafiye (Confess, Fletch)</strong>”, “<strong>Girme Kanıma (Let The Wrong One In)</strong>”, “<strong>Yalnız Olmayacaksın (You Won’t Be Alone)</strong>” gibi çok konuşulan filmlerin Türkiye’deki ilk gösterimleri de <strong>TOD</strong>’da gerçekleşiyor. </p>
<p><em><strong>Yepyeni TOD ORIGINALS içerikleri!</strong></em></p>
<ul>
<li>Yeni TOD ORIGINALS içeriği <strong>“Anadolu’nun Kadınları”</strong>, Anadolu tarihinin bilinen ilk dönemlerinden bugüne kadar bu topraklarda yaşamış, medeniyetleri ve halkları etkileyerek DNA’sını bırakmış kadınları anlatıyor. Her bölüm; Emre Altuğ, Ferman Akgül, Emre Karayel, Kerem Fırtına, Hakan Eratik, Geveze, Toprak Sergen, Murat Evgin gibi sanatçıların anlatımı ve konunun uzmanlarının bilgilendirmeleri ile tarihin saklı kalmış kadın kahramanlarını, yaşadıkları yerlerin büyülü görüntüleri eşliğinde izleyiciye sunuyor. <strong>“Anadolu’nun Kadınları”,</strong> 5 Nisan’dan itibaren her Çarşamba 2 yeni bölümüyle;</li>
<li>Yaza gerim sayım devam ederken, Ege’nin en güzel koylarından biri olan Bozburun’da yaşayan Edhem Dirvana birbirinden ünlü arkadaşlarıyla buluşarak ekranlara hayat dolu maceralar getiriyor. Edhem Dirvana ve arkadaşları Ege’nin el değmemiş bakir koylarında offroad’a çıkıyor, dalışlar gerçekleştiriyor, Bodrum’da yelken yarışlarına katılıyor ve bir yandan yemek yiyip, sohbet ediyorlar. Edhem Dirvana’ya bu deneyimde arkadaşları Bülent Şakrak, Umut Kurt, Ruhi Sarı, Ayça Erturan, Burcu Biricik, Serkan Keskin, Burak Yamantürk, Rami Narin, Anıl Berk, Murat Dalkılıç, Serkan Tütüncü, Anıl Altan ve Yiğit Kirazcı gibi ünlü isimler eşlik ediyor. “<strong>Ege Mavisi</strong>”, 21 Nisan’dan itibaren her Cuma 2 bölümüyle <strong>TOD</strong>’da yayımlanacak.</li>
</ul>
<p><em><strong>Nisan ayında dört gözle beklenen final!</strong></em></p>
<ul>
<li>Emmy Ödüllü oyuncu Bill Hader’ın aynı zamanda yapımcıları arasında da yer aldığı, 9 Emmy ödüllü kara komedi dizisi <strong>“Barry”,</strong> 8 bölümlük yeni sezonuyla beklenen finalini gerçekleştiriyor. Kendini tiyatro sahnesinde bulan kiralık katil Barry Berkman&#8217;ın hikayesini anlatan kara komedi Barry&#8217;nin sadece <strong>TOD</strong>’da yayınlanacak final sezonuyla ABD’den 24 saat sonra 17 Nisan’da ilk 2 bölümüyle, sonrasında her Pazartesi 1 yeni bölümüyle hikayesinin merakla beklenen sonunu izleyiciye sunacak.</li>
</ul>
<p><em><strong>En sürükleyici filmler TOD’da!</strong></em></p>
<ul>
<li>Başrollerini Bruce Willis ve Ashley Green’in paylaştığı, Mike Burns’ün yönetmen koltuğunda oturduğu aksiyon filmi <strong>“Son Çıkmaz (Wrong Place)” </strong>bir cinayetin görgü tanığı olan güvenlik görevlisi Frank’in, kendisini ortadan kaldırmaya çalışanlarla verdiği hayatta kalma savaşını aktarıyor. <strong>“Son Çıkmaz (Wrong Place),</strong> sağlık sorunları nedeniyle Bruce Willis’i beyazperdeye taşıyan son film olma özelliğini taşıyor ve sinemalardan sonra ilk kez, 2 Nisan Pazar;</li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li>Efsanevi ‘Jurassic Park’ serisinin 6. filmi <strong>“Jurassic World: Hakimiyet (Jurassic World: Dominion)”, </strong>2015 yılında start verilen “World” üçlemesinin son halkası olarak karşımıza çıkıyor. Film, 1993’te başlayan serinin unutulmaz oyuncuları; Laura Dern, Sam Neill ve Jeff Goldbum’ı izleyiciyle yeniden buluştururken, başrolleri “Jurassic World” üçlemesinin yıldızları Chris Pratt ve Bryce Dallas Howard paylaşıyor.  Filmin yönetmen koltuğunda, üçlemenin ilk filmini de yöneten ve aynı zamanda “Jurassic World” yazarlarından da olan Colin Trevorrow oturuyor. <strong>“Jurassic World: Hakimiyet (Jurassic World: Dominion)”,</strong> TV’de ilk kez 10 Nisan Pazartesi;</li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li>Ünlü Variety dergisinin “2022 Yılının En İyi Korku Filmleri” listesine aldığı ve korku ustası Stephen King’in oğlu Joe Hill’in imzasını taşıyan, 2000’lerin ikinci yarısından itibaren en başarılı korku filmlerinin mutfağı haline gelen Blumhouse Productions yapımı filmin başrolünde Ethan Hawke, oyunculuk performansını zirveye taşıyor. Scott Derrickson’ın yönettiği <strong>“Siyah Telefon (The Black Phone), </strong>TV’de ilk kez 24 Nisan Pazartesi günü <strong>TOD </strong>ekranlarında olacak.<strong> </strong></li>
</ul>
<p><em><strong>TOD Dilediğin Zaman Dilediğin Yerde!</strong></em></p>
<p>TOD’dan popüler dizi, film ve belgeselleri izlemek isteyenler, yıllık paket ile ayda 19,90 TL’den başlayan fiyatlarla kutusuz, kurulumsuz anında internet üzerinden TOD üyesi olabiliyorlar. TOD mobil uygulamasını Google Play ve App Store’dan indirebilir,todtv adresinden tek tıkla tüm içeriklere dilediğiniz zaman dilediğiniz yerden ulaşabilirsiniz. TOD’a ayrıca Apple TV, Android TV ve Smart TV’lerden de erişebilirsiniz. Digiturk uydu üyeleri ise paketleri kapsamındaki içerikleri beIN CONNECT’ten izleyebiliyorlar. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-bayrami-da-okul-ara-tatili-de-todla-rengarenk-361492">Şeker Bayramı da, okul ara tatili de TOD&#8217;la rengarenk!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konya Şeker Pancar Bedellerini Ödemeye Başlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konya-seker-pancar-bedellerini-odemeye-basliyor-350475</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Feb 2023 13:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bedellerini]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[ödemeye]]></category>
		<category><![CDATA[pancar]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=350475</guid>

					<description><![CDATA[<p>BAŞKAN ERKOYUNCU: DEPREM ÜLKEMİZİ VE MİLLETİMİZİ DERİNDEN SARSTI</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konya-seker-pancar-bedellerini-odemeye-basliyor-350475">Konya Şeker Pancar Bedellerini Ödemeye Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BAŞKAN ERKOYUNCU:  DEPREM ÜLKEMİZİ VE MİLLETİMİZİ DERİNDEN SARSTI</strong></p>
<p>BÜTÜN İMKÂNLARIMIZLA DEVLETİMİZİN VE MAĞDUR KARDEŞLERİMİZİN YANINDAYIZ</p>
<p>BİR YANDAN DA BU VATAN İÇİN ÜRETİCİMİZİ AYAKTA TUTMAYI ASLİ GÖREVİMİZ OLARAK GÖRÜYORUZ</p>
<p>Konya Şeker, Pancar çiftçisine teslim ettiği pancar bedellerini 15 Şubat 2023 Çarşamba (Yarın) tarihinde ödemeye başlıyor. Konya Şeker yetkililerinden edinilen bilgiye göre, Konya Şeker, 2022 – 2023 Kampanya Döneminde alınan şeker pancarının karşılığı olarak toplamda 6 Milyar 024 Milyon 247 Bin TL’lik üretici ortaklarına ödeme yapmış olacak. Şu ana kadar ayni ve nakdi olarak ödenen avansın toplamı 2 Milyar 572 Milyon 636 Bin TL olarak gerçekleşti. Bu rakam çıkıldığında kalan 3 Milyar 451 Milyon 611 Bin TL nakdi üretici alacağı 15 Şubat itibariyle çiftçilerin hesaplarına aktarılmaya başlanacak.</p>
<p><strong>KONYA ŞEKER BU YIL 497 BİN TON ŞEKER ÜRETTİ </strong></p>
<p>Konya Şeker’in 2022-2023 kampanya döneminde, Konya ve Çumra Şeker Fabrikalarında toplamda 3 Milyon 508 Bin 100 Ton pancar işlendi ve bunun karşılığı olarak ise iki fabrikasında Konya Şeker 497 Bin Ton şeker üretti. Bunun yanı sıra 785 Bin Ton küspe, 135 Bin Ton melas üretimi de yapan Konya Şeker, ortaya çıkan bu yan ürünlerle de ülkemiz hayvancılığı ve endüstriyel etanol üretimine de büyük katkı sağlamış oldu. Üretim süreci toplamda 149 gün süren Konya Şeker bu üretim ile ülkemiz şeker üretiminin yaklaşık %20’ini karşıladı. </p>
<p><strong>“BU ZOR GÜNDE SEFERBER OLAN GANİ GÖNÜLLÜ ÜRETİCİMİZE DESTEK OLMAK BOYNUMUZUN BORCUDUR”</strong></p>
<p>Konuya ilişkin PANKOBİRLİK Genel Başkanı ve Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Erkoyuncu da bir açıklama yaptı. Erkoyuncu yaptığı açıklamada; “Ülke olarak, başımıza gelmiş olan asrın en büyük felaketinin derin acısını yaşıyoruz. Binlerce canımızı kaybettik, hayatta kalan canlarımızın acılarını bir nebze de hafifletmek için bütün imkânlarımızı ilk andan itibaren seferber ettik, gücümüz yettikçe de devam ettiriyoruz. Afetin meydana geldiği günün alacakaranlığından itibaren bizlere ulaşan, mesaj gönderen,  varını yoğunu seferber etmek isteyen binlerce çalışanımıza, on binlerce üreticimize sonsuz teşekkürlerimi arz ediyorum. </p>
<p>Tüm Türkiye’de olduğu gibi ekmeğinin yarısını bölüp deprem bölgesine gönderen mesai arkadaşlarımız, afet bölgesinde fayda sağlayacak kamyonu, kepçesi her neyi varsa seferber eden, hanelerini depremzede kardeşlerimize açan üreticilerimiz büyük Türk Milletinin ferasetini bir kez daha tarihe kayıt olarak düşmüştür. Bütün bunların yanında üreticilerimizin yoğun talebiyle yardım kampanyası başlatılmış, toplanan yaklaşık 8 Milyon TL’lik bağış devletimizin AFAD kurumu resmi hesaplarına aktarılmıştır.</p>
<p>Ülke olarak topyekûn bu felaketin altından kalkmak için mücadele ederken, bir yandan da mağdur kardeşlerimize yardıma koşan üretici ortaklarımızın daha çok üretip daha çok paylaşacağı bir hayatın devamını sağlamayı kendimize görev ediniyor, önümüzdeki tarımsal üretim dönemine daha rahat hazırlık yapabilmeleri için toplam 3 Milyar 451 Milyon 611 Bin TL pancar bedelini 15 Şubat Çarşamba günü itibariyle hesaplarına aktarmaya başlıyoruz. Çiftçilerimize,  2022 Mart ayından itibaren üretim döneminde verilen ayni ve nakdi avans bedelleri ile birlikte toplamda 6 Milyar 24 Milyon TL’lik bir ödeme yapmış olacağız. Tüm üreticilerimize hayırlı bereketli olsun.</p>
<p>Bu zor günlerde ülkemize en büyük desteğin,  üretimin her halükarda devam etmesi olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. Fabrikalarımız gece gündüz üretime devam ediyor,  biz durmadan üreteceğiz, tarlalarımızda üretim devam etsin diye her türlü desteği verdik ve vermeye devam edeceğiz. Temennimiz odur ki,  2023 – 2024 üretim dönemimiz tüm çiftçilerimiz için daha bereketli olur” dedi.   <br /> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konya-seker-pancar-bedellerini-odemeye-basliyor-350475">Konya Şeker Pancar Bedellerini Ödemeye Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Van Büyükşehir Belediyesi kentte bulunan 300 Tip 1 diyabet hastası çocuğa şeker ölçüm cihazı ile 7 bin sensör dağıttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/van-buyuksehir-belediyesi-kentte-bulunan-300-tip-1-diyabet-hastasi-cocuga-seker-olcum-cihazi-ile-7-bin-sensor-dagitti-345089</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2023 09:22:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[bulunan]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[cihazı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa]]></category>
		<category><![CDATA[dağıttı]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hastası]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kentte]]></category>
		<category><![CDATA[ölçüm]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sensör]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[van]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=345089</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı öncülüğünde, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Sağlık Müdürlüğü işbirliğiyle sürdürülen proje kapsamında kent genelindeki ilkokullarda 'Tip1 Diyabet' konulu seminerler düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/van-buyuksehir-belediyesi-kentte-bulunan-300-tip-1-diyabet-hastasi-cocuga-seker-olcum-cihazi-ile-7-bin-sensor-dagitti-345089">Van Büyükşehir Belediyesi kentte bulunan 300 Tip 1 diyabet hastası çocuğa şeker ölçüm cihazı ile 7 bin sensör dağıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı öncülüğünde, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Sağlık Müdürlüğü işbirliğiyle sürdürülen proje kapsamında kent genelindeki ilkokullarda &#8216;Tip1 Diyabet&#8217; konulu seminerler düzenlendi. Düzenlenen seminerlerle öğretmenlere diyabetli çocukların okulda geçirebilecekleri ataklar konusunda ilk yardım bilgileri verilirken kentte bulunan diyabetli çocukların ailelerine de ulaşılarak seminerlere katılımları istendi. Yapılan bilgilendirici seminerlerin ardından tespiti yapılan 300 diyabetli çocuk için Büyükşehir Belediyesi tarafından sensörlü şeker ölçüm cihazı alınarak ailelere teslim edildi. Birçok aile bugüne kadar maliyeti nedeniyle alamadığı cihazları kullanmaya başlamasıyla birlikte büyük bir rahatlığa kavuşurken çocuklar ise canları yanmadan değerlerine anında kolay bir şekilde bakabiliyor.</p>
<p><strong> “300 AİLEMİZE ÖLÇÜM CİHAZI İLE 7 BİN SENSÖR HEDİYE ETTİK”</strong></p>
<p>Sensörlü şeker ölçüm cihazı hediye edilen Tutal ailesini ziyaret eden Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Selma Biçek ölçüm cihazıyla birlikte ailelerin çocuklarının değerlerine onların canını yakmadan rahatlıkla ulaşabildiğini belirterek projenin birçok çocuğun hayatına dokunduğunu söyledi. Biçek “Diyabetli aileler bize gelip sorun ve sıkıntılarını anlattılar. Biz de hemen onlara yardımcı olabilmek için gerekli çalışmaları başlattık. Sayın Valimiz ve Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ozan Balcı’nın talimatlarıyla çok güzel bir projeyi hayata geçirdik. Projeyle birlikte seminerler düzenleyip 300 aileye ölçüm cihazı ile 7 bin sensör dağıtımı yaptık. Bu cihazlar özellikle annelere, okullarda ise öğretmenlere büyük kolaylık sağladı. Bu cihazlar pahalı olduğu için birçok aile bu cihazları alamıyordu. Yapılan projeden ailelerimiz çok memnun bizlerde ailelerimizin mutluluğuna ortak olduğumuz için çok sevinçliyiz” dedi.</p>
<p><strong> “ARTIK ÇOCUKLARIMIZIN CANI YANMIYOR”</strong></p>
<p>Oğlunun 5 yıl önce diyabet tanısı aldığını belirten 3 Çocuk annesi Sultan Tutal, “Diyabeti ilk tanıdığımızda diyabetle ilgili hiçbir şey bilmiyorduk. Evde, okulda şeker ölçümünü parmak delerek yapıyorduk. Bu süreçte hem oğlum hem ben baya zorlandık. Bazen oğlum için saatlerce okulda kalıyordum. Çok şükür Sayın Valimiz sesimizi duydu. Ekonomik olarak ulaşamadığımız bu cihazların bize ulaşması için yardım etti. Valimiz sayesinde şeker ölçüm cihazımız alarak kullanmaya başladık. Cihazla birlikte hayatımızda hem maddi hem de manevi yönden büyük değişiklikler oldu. Artık parmak delmiyoruz çocuklarımızın canı yanmıyor. Allah devletimizden Valimizden razı olsun” dedi.</p>
<p>13 yaşındaki Diyabet hastası Mert Tutal ise “Önceden ölçüm yapabilmek için parmağımı delmek zorundaydım bu da canımı çok yakıyordu. Şimdi sensör sayesinde anlık ölçüm yapabiliyorum. Aileme öğretmenime ölçtüğüm değeri yine aynı anda söyleyebiliyorum. Cihaz birçok konuda hayatımızı kolaylaştırdı hem de parmak acılarından kurtuldum. Herkese çok teşekkür ederim” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/van-buyuksehir-belediyesi-kentte-bulunan-300-tip-1-diyabet-hastasi-cocuga-seker-olcum-cihazi-ile-7-bin-sensor-dagitti-345089">Van Büyükşehir Belediyesi kentte bulunan 300 Tip 1 diyabet hastası çocuğa şeker ölçüm cihazı ile 7 bin sensör dağıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
