<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sebep | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/sebep/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sebep</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 29 Sep 2025 07:56:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>sebep | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sebep</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Göz Alerjisi Görme Kaybına Sebep Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/goz-alerjisi-gorme-kaybina-sebep-olabilir-2-580191</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Sep 2025 07:56:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik]]></category>
		<category><![CDATA[alerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[kaybına]]></category>
		<category><![CDATA[Konjonktivit]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sebep]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580191</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbahar döneminde yaşanan hava değişimleriyle birlikte alerjiler de gün yüzüne çıkıyor. Çevreyle en fazla temas halinde bulunan organlarımızdan biri olan gözlerimiz, bu durumdan ciddi anlamda olumsuz etkilenebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goz-alerjisi-gorme-kaybina-sebep-olabilir-2-580191">Göz Alerjisi Görme Kaybına Sebep Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbahar döneminde yaşanan hava değişimleriyle birlikte alerjiler de gün yüzüne çıkıyor. Çevreyle en fazla temas halinde bulunan organlarımızdan biri olan gözlerimiz, bu durumdan ciddi anlamda olumsuz etkilenebiliyor. Tedavi edilmediği takdirde ciddi rahatsızlıklara yol açabilecek konjonktivit hakkında bilgi veren Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Sezer Hacıağaoğlu, “Alerjik konjonktivit, en sık karşılaşılan alerjik göz hastalığıdır. Bu hastalık özellikle çocuklarda, gençlerde ve erkeklerde daha sık görülmektedir. Teşhis konulan hastaların büyük bir kısmında, aynı zamanda astım ve diğer alerjik rahatsızlıklara da rastlanabiliyor. Zamanında tedavi edilmeyen konjonktivit vakalarında, gözün sık ovuşturulması ve korneanın zarar görmesi nedeniyle ilerleyen dönemlerde görme kaybı oluşabilir” dedi.</p>
<p><strong>Kontakt lens kullanımı riski artırıyor</strong></p>
<p>Güneş ışınlarının da alerji oluşumunda önemli bir etken olduğunu belirten Op. Dr. Sezer Hacıağaoğlu, “Gözlerde oluşabilecek birçok hastalıkta güneş ışınları önemli bir rol oynar. Ultraviyole ışınlarının sebep olabileceği konjonktivit gibi rahatsızlıklardan korunmak için UV korumalı güneş gözlüklerinin kullanılması önemlidir. Lens kullanımı da alerjik reaksiyon riskini artıran faktörler arasında yer alır. Lenslerin üzerine yapışan polen ve mikroplar, alerjilerden iltihaplanmalara kadar pek çok ciddi probleme yol açabilir. Bu nedenle, özellikle hava değişimlerinin yoğun olduğu dönemlerde lens yerine gözlük kullanılması, bu riskleri en aza indirmek için alınabilecek önlemlerden biridir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Belirtilere dikkat</strong></p>
<p>Alerjik konjonktivitin ortaya çıkmasındaki en büyük etkenlerin; alerjenler ve çevresel faktörler olduğunu belirten Op. Dr. Hacıağaoğlu, “Alerjik konjonktivitin en belirgin belirtileri; gözlerde aşırı sulanma, kaşıntı, çapaklanma, kızarıklık ve sabah uyanıldığında kirpiklerde yapışıklık ve kabuklanma oluşmasıdır. Bu belirtileri yaşayan hastaların, doğru tedaviye yönelmek adına mutlaka bir göz muayenesine gitmeleri gerekir. Zamanında tedavi edilmeyen vakalarda, sürekli göz ovuşturulması sonucu korneanın deforme olması, keratokonus adı verilen hastalığa neden olabilir. Bu sebeple alerjik konjonktivit kesinlikle hafife alınmamalıdır. Ancak zamanında teşhis ve tedavi sayesinde, ileride oluşabilecek ciddi sonuçların önüne geçilebilir” şeklinde konuştu</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goz-alerjisi-gorme-kaybina-sebep-olabilir-2-580191">Göz Alerjisi Görme Kaybına Sebep Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göz Alerjisi Görme Kaybına Sebep Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/goz-alerjisi-gorme-kaybina-sebep-olabilir-580094</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Sep 2025 11:05:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[alerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[kaybına]]></category>
		<category><![CDATA[Konjonktivit]]></category>
		<category><![CDATA[lens]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sebep]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580094</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hava değişimi ve sonbahar mevsimi; hapşırma, burun akıntısı ve alerji gibi birçok hastalığı da beraberinde getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goz-alerjisi-gorme-kaybina-sebep-olabilir-580094">Göz Alerjisi Görme Kaybına Sebep Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hava değişimi ve sonbahar mevsimi; hapşırma, burun akıntısı ve alerji gibi birçok hastalığı da beraberinde getiriyor. Gözleri de olumsuz etkileyen alerjiler; kaşıntı, sulanma, yanma, batma, çapaklanma gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Sezer Hacıağaoğlu, “Alerjik göz nezlesi, ilkbaharda olduğu gibi sonbaharda da gözlerde istenmeyen ve olumsuz etkilerin yaşanmasına sebep olabiliyor. Özellikle lens kullananlar alerjilere karşı çok daha dikkatli olmalı. Zamanında tedavi edilmeyen konjonktivit vakalarında, ilerleyen dönemlerde gözün ovuşturulması ve korneanın deforme olması sonucunda görme kaybı yaşanabilir” dedi.</strong></p>
<p>Sonbahar döneminde yaşanan hava değişimleriyle birlikte alerjiler de gün yüzüne çıkıyor. Çevreyle en fazla temas halinde bulunan organlarımızdan biri olan gözlerimiz, bu durumdan ciddi anlamda olumsuz etkilenebiliyor. Tedavi edilmediği takdirde ciddi rahatsızlıklara yol açabilecek konjonktivit hakkında bilgi veren Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Sezer Hacıağaoğlu, “Alerjik konjonktivit, en sık karşılaşılan alerjik göz hastalığıdır. Bu hastalık özellikle çocuklarda, gençlerde ve erkeklerde daha sık görülmektedir. Teşhis konulan hastaların büyük bir kısmında, aynı zamanda astım ve diğer alerjik rahatsızlıklara da rastlanabiliyor. Zamanında tedavi edilmeyen konjonktivit vakalarında, gözün sık ovuşturulması ve korneanın zarar görmesi nedeniyle ilerleyen dönemlerde görme kaybı oluşabilir” dedi.</p>
<p><strong>Kontakt lens kullanımı riski artırıyor</strong></p>
<p>Güneş ışınlarının da alerji oluşumunda önemli bir etken olduğunu belirten Op. Dr. Sezer Hacıağaoğlu, “Gözlerde oluşabilecek birçok hastalıkta güneş ışınları önemli bir rol oynar. Ultraviyole ışınlarının sebep olabileceği konjonktivit gibi rahatsızlıklardan korunmak için UV korumalı güneş gözlüklerinin kullanılması önemlidir. Lens kullanımı da alerjik reaksiyon riskini artıran faktörler arasında yer alır. Lenslerin üzerine yapışan polen ve mikroplar, alerjilerden iltihaplanmalara kadar pek çok ciddi probleme yol açabilir. Bu nedenle, özellikle hava değişimlerinin yoğun olduğu dönemlerde lens yerine gözlük kullanılması, bu riskleri en aza indirmek için alınabilecek önlemlerden biridir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Belirtilere dikkat</strong></p>
<p>Alerjik konjonktivitin ortaya çıkmasındaki en büyük etkenlerin; alerjenler ve çevresel faktörler olduğunu belirten Op. Dr. Hacıağaoğlu, “Alerjik konjonktivitin en belirgin belirtileri; gözlerde aşırı sulanma, kaşıntı, çapaklanma, kızarıklık ve sabah uyanıldığında kirpiklerde yapışıklık ve kabuklanma oluşmasıdır. Bu belirtileri yaşayan hastaların, doğru tedaviye yönelmek adına mutlaka bir göz muayenesine gitmeleri gerekir. Zamanında tedavi edilmeyen vakalarda, sürekli göz ovuşturulması sonucu korneanın deforme olması, keratokonus adı verilen hastalığa neden olabilir. Bu sebeple alerjik konjonktivit kesinlikle hafife alınmamalıdır. Ancak zamanında teşhis ve tedavi sayesinde, ileride oluşabilecek ciddi sonuçların önüne geçilebilir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Dünyagöz Hastaneler Grubu Hakkında:</strong></p>
<p>1996 yılında hizmet vermeye başlayan Dünyagöz, gözün tüm branşlarında sunduğu yüzlerce farklı tedavi yöntemiyle ve en gelişmiş teknolojilerle göz ve göz çevresi sağlığına dair her türlü soruna çözüm sunmaktadır. Branş hastaneciliği anlayışıyla Türkiye’de yeni bir dönem başlatan Dünyagöz, günlük 8.000 poliklinik ve 1.000 ameliyat kapasitesiyle yurt içi ve yurt dışında toplam 31 noktada etik ve ilkeli sağlık hizmeti vermektedir.</p>
<p>Dünyagöz; 350’si öğretim üyesi ve uzman doktor olmak üzere 800 kişilik medikal kadrosu, 3.500’ün üzerinde çalışanı ve çağdaş yönetim anlayışıyla kısa sürede dünyanın sayılı merkezleri arasında yer almıştır. Türkiye genelinde İstanbul, Ankara, Antalya, İzmit, Adana, Samsun, Tekirdağ, Bursa, Konya, Sakarya, Gaziantep ve İzmir olmak üzere 12 ilde 21 şubesi; yurt dışında ise Almanya (Frankfurt, Köln), Gürcistan (Tiflis), Azerbaycan (Bakü), Kosova (Priştine), Kırgızistan (2 noktada Bişkek), Özbekistan (Taşkent) ve Bulgaristan (Haskovo) olmak üzere toplam 10 noktada hizmet vermektedir.</p>
<p>2026–2027 döneminde Almanya, Hollanda ve Avusturya başta olmak üzere Avrupa’da 15 yeni klinik açılması hedeflenmektedir. Dünyagöz, Türkiye’de sağlık turizminin öncülerinden biri olarak, yılda ortalama 120.000 yabancı hastaya 7/24 hizmet vermekte; dünyanın 171 farklı ülkesinden gelen hastalarına ileri düzey göz sağlığı çözümleri sunmaktadır.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goz-alerjisi-gorme-kaybina-sebep-olabilir-580094">Göz Alerjisi Görme Kaybına Sebep Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sigara izmaritini yere atma, yangına sebep olma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sigara-izmaritini-yere-atma-yangina-sebep-olma-548602</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 08:07:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atma]]></category>
		<category><![CDATA[izmaritini]]></category>
		<category><![CDATA[olma]]></category>
		<category><![CDATA[sebep]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[yangına]]></category>
		<category><![CDATA[yere]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548602</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi her yıl yol kenarlarına atılan sigara izmaritlerinden kaynaklı onlarca yangın ihbarına gidiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigara-izmaritini-yere-atma-yangina-sebep-olma-548602">Sigara izmaritini yere atma, yangına sebep olma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi her yıl yol kenarlarına atılan sigara izmaritlerinden kaynaklı onlarca yangın ihbarına gidiyor. Atılan bu izmaritler, oluşturduğu yangınların yanı sıra doğaya zarar veriyor ve çevresel kirlilik de oluşturuyor. Kocaeli İtfaiyesi yol kenarlarına sigara izmaritinin atılmaması konusunda vatandaşlardan daha özenli davranış bekliyor.</p>
<p><b>İZMARİT YANGIN ÇIKARABİLİYOR</b></p>
<p>Özellikle kırsal kesimdeki yollarda seyahat ederken araçlardan yol kenarlarına atılan söndürülmemiş sigara izmaritleri tarla ve ormanlık alanlarda yangın çıkarabiliyor. Çıkan yangınlara hızlı bir şekilde müdahale eden Kocaeli İtfaiyesi bu duruma karşı vatandaşları uyarıyor. Yol kenarı yangınlarında birçok canlı zarar görebildiği gibi doğal bitki örtüsü de bu yangınlardan etkilenebiliyor. Yaz aylarına girdiğimiz ve hava sıcaklıklarının yükseldiği bu dönemde vatandaşların sigara izmaritini yere atmamaları konusunda göstereceği hassasiyet; mal, can, doğal yaşamın korunması ve temiz bir çevrenin devamlılığı konusunda büyük bir önem taşıyor.</p>
<p><b>ANIZ YANGINLARINA DİKKAT </b></p>
<p>Özellikle hububat hasadından sonra ikinci ürün ekimi için kısa sürede toprak hazırlığını tamamlamak, toprak işlemede kolaylık sağlamak, hastalık ve zararlılarla mücadele edilmesi, yabancı ot kontrolü gibi sebeplerle yasak olduğu halde anız yakma olaylarıyla karşılaşılıyor. Hububat hasadı sonrasında geriye kalan anızın yakılması orman yangınları, telefon ve enerji iletim hatlarının yanması, sis oluşumu nedeniyle çeşitli trafik kazalarına yol açması, hasat edilmemiş komşu tarlalara yangın sıçraması, yakın köylerdeki hayvan barınaklarının ve yerleşim birimlerinin yanması gibi birçok riskleri ortaya çıkarıyor.</p>
<p><b>ANIZ YANGININA SEBEP OLANLARA YASAL İŞLEM</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, can ve mal kaybına neden olan anız yangınları noktasında olumsuz durumların yaşanmaması için vatandaşları uyarıyor. <strong>Anız yangınına sebebiyet verenler hakkında 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca yasal işlem uygulanıyor.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigara-izmaritini-yere-atma-yangina-sebep-olma-548602">Sigara izmaritini yere atma, yangına sebep olma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tiroid bozuklukları anksiyeteye sebep olabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tiroid-bozukluklari-anksiyeteye-sebep-olabiliyor-542324</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jun 2025 08:14:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyeteye]]></category>
		<category><![CDATA[bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[olabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[sebep]]></category>
		<category><![CDATA[tiroid]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542324</guid>

					<description><![CDATA[<p>Metabolizmadan ruh haline kadar pek çok sistemi etkileyen tiroid problemleri, tiroid bezinin görevlerini yerine getirememesiyle ortaya çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tiroid-bozukluklari-anksiyeteye-sebep-olabiliyor-542324">Tiroid bozuklukları anksiyeteye sebep olabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Metabolizmadan ruh haline kadar pek çok sistemi etkileyen tiroid problemleri, tiroid bezinin görevlerini yerine getirememesiyle ortaya çıkıyor. Bu işlev bozuklukları sıklıkla; hormon üretiminde aşırılık yani hipertiroidizm veya yetersiz üretim anlamına gelen hipotiroidizm olarak kendini gösteriyor. Bu iç salgı bezi ile ilgili sağlık sorunlarının kadınlarda daha sık görüldüğünü paylaşan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Bu durumun temel nedeni, otoimmün yani bağışıklık sistemi hastalıklarının kadınlarda daha sık görülme eğilimidir. Ayrıca yaşlılarda görülme sıklığı artsa da gençler ve hatta çocuklarda da tiroid hastalıklarına rastlanılabileceği bilinmeli” dedi.</strong></p>
<p><strong> </strong>Toplumda en sık karşılaşılan tiroid hastalıkları; Haşimato, Graves, tiroid nodülleri ve tiroid kanseridir. Bu bezde salgılanan hormonların beyin fonksiyonları üzerinde doğrudan etkili olduğunu bu yüzden de depresyon ile bağlantılı olabileceğini belirten Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Özellikle hipotiroidizm; yorgunluğa, motivasyon eksikliğine veya konsantrasyon güçlüğüne yol açarken, hipertiroidizm anksiyete, sinirlilik ve ruhsal dalgalanmalara neden olabilir. Bu nedenle, depresyon veya anksiyete belirtileri olan kişilerin tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesi son derece önemli” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İyotlu tuz tiroide iyi geliyor</strong></p>
<p>Tiroid hastalıklarının belirtilerinin, hastalığın türüne ve şiddetine göre değişiklik gösterebileceğini ifade eden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Hipertiroidizmde sinirlilik, huzursuzluk, hızlı kalp atışı, kilo kaybı, iştah artışı, terleme, sıcak intoleransı, titreme, uyku sorunları ve guatr yani tiroid bezinin büyümesi görülebilir. Hipotiroidizmde ise yorgunluk, halsizlik, kilo alma, kabızlık, soğuk intoleransı, cilt kuruluğu, saç dökülmesi, unutkanlık, depresyon ve guatr ortaya çıkabilir. Bu hastalıkların gelişiminde hem genetik hem de çevresel faktörler birlikte rol oynar. Ailede hastalık öyküsü varsa kişinin de tiroitle ilgili bir problem yaşama olasılığı artar. Bunun yanı sıra iyot alımı, radyasyona maruz kalma, bazı enfeksiyonlar, stres ve sigara kullanımı gibi çevresel unsurlar da hastalığın tetiklenmesinde veya seyrinde etki gösterebilir. Öyle ki iyotlu tuz kullanan gelişmiş ülkelerde tiroid ile ilgili rahatsızlıkların görülme oranı düşüktür” dedi.</p>
<p><strong>Ömür boyu tedavi ‘ilaca bağımlı bir hayat’ anlamına gelmez</strong></p>
<p>Tiroid hastalıklarının teşhisinin genellikle fiziksel muayene, kan testleri ve bazen de görüntüleme yöntemleriyle konulduğunu açıklayan Prof. Dr. Fulya Akın, “Örneğin fiziksel muayenede doktor tiroid bezinin büyüklüğünü ve kıvamını değerlendirebilir. Tedavide ise hipotiroidizm genellikle ilaçla kontrol altına alınır. İlaç, vücudun ihtiyaç duyduğu hormon seviyesini yerine koyarak şikayetleri ortadan kaldırır ve çoğu zaman ömür boyu kullanılması gerekebilir. Ancak bu, ‘ilaca bağımlı’ bir hayattan ziyade, vücudun ihtiyaç duyduğu bir hormonun yerine konmasıdır. Hipertiroidizmde ise ilaçlardan, radyoaktif iyot tedavisinden veya cerrahiden yararlanılabilir. Tiroid kanseri de genellikle cerrahi, radyoaktif iyot tedavisi bazen de hormon tedavisi veya radyoterapi ile başarılı bir şekilde tedavi edilebilir” dedi.</p>
<p><strong> Sağlıklı yaşam alışkanlıkları tedaviye destek oluyor</strong></p>
<p>Tiroid tedavisinde ilaç temel olsa da beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerinin destekleyici rol oynayabileceğini söyleyen Akın, “Dengeli ve sağlıklı beslenme her hastalıkta olduğu gibi olmazsa olmaz. Ek olarak tiroid bezi fonksiyonlarının özellikle ihtiyaç duyduğu iyot, selenyum ve çinko gibi bazı minerallerin yeterli alımı da çok kıymetli. Bağışıklık sistemini destekleyerek inflamasyonu azaltmaya yardımcı olabilecek anti-inflamatuar bir beslenme düzeninin de oldukça fayda sağlayabileceğini söylemek mümkün. Stresi yönetmek, düzenli uyku ve egzersiz de genel sağlığı iyileştirerek daha iyi hissetmeye yardımcı olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki, beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri tek başına yeterli olmadığı için mutlaka doktor kontrolü ve ilaç tedavisiyle birlikte uygulanmalı” dedi.</p>
<p><strong>Tedavi sonrası takip çok önemli</strong></p>
<p>Tiroid ile ilgili rahatsızlıklarda takip sürecinin, hastalığın türüne ve tedavi yöntemine göre değişiklik gösterebileceğini vurgulayan Akın, “Örneğin hipotiroidizmde genellikle hormon seviyelerini kontrol etmek ve ilaç dozunu ayarlamak için düzenli aralıklarla kan testleri yapılır. Hipertiroidizmde tedaviye yanıtı değerlendirmek ve nüksü takip etmek için düzenli doktor kontrolleri ve kan testleri önemlidir. Tiroid nodüllerinde ise bu kitlelerin büyüklüğünü ve yapısını takip etmek için periyodik ultrasonografilere ihtiyaç duyulur. Her kanser türünde olduğu gibi tiroid kanserinde de tedavi sonrası nüksü erken tespit etmek ve olası komplikasyonları yönetmek için düzenli doktor kontrolleri, kan testleri, tümör belirteçleri, tiroid ultrasonografisi ve tüm vücut iyot taraması gibi görüntüleme yöntemlerden yararlanılabilir. Kısaca, tiroid hastalığı tanısı almış kişilerin doktorlarının önerdiği takip programına uymaları ve kontrollerini aksatmamaları hayati önem taşır” uyarısında bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tiroid-bozukluklari-anksiyeteye-sebep-olabiliyor-542324">Tiroid bozuklukları anksiyeteye sebep olabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güneş Gözlüğü Seçimine Dikkat: Sahtesi Katarakta Sebep Oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gunes-gozlugu-secimine-dikkat-sahtesi-katarakta-sebep-oluyor-534863</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 May 2025 12:55:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gözlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[katarakta]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[sahtesi]]></category>
		<category><![CDATA[sebep]]></category>
		<category><![CDATA[seçimine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=534863</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaklaşan yaz ayları ile birlikte daha dik düşmeye başlayan UV ışınları, gözlerde ciddi problemler oluşmasına sebep olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunes-gozlugu-secimine-dikkat-sahtesi-katarakta-sebep-oluyor-534863">Güneş Gözlüğü Seçimine Dikkat: Sahtesi Katarakta Sebep Oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşan yaz ayları ile birlikte daha dik düşmeye başlayan UV ışınları, gözlerde ciddi problemler oluşmasına sebep olabiliyor. Bu aylarda oluşabilecek rahatsızlıklarla ilgili bilgiler paylaşan Dünyagöz Ataköy Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Haluk Talu, “Yaz döneminde etkilerini artıran UV ışınları konusunda herkesin dikkatli olması gerekiyor. Çünkü UV ışınlarını göremez veya hissedemezsiniz. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve açık göz rengine sahip kişilerin bu dönemde ekstra önlemler alması gerekebilir. Güncel araştırmalara göre, uzun süre UV ışınına maruz kalan bireylerde katarakt riski %60 daha fazla. Üstelik bu risk yalnızca yaşlılar için değil; 20’li ve 30’lu yaşlardaki bireyler de yüksek risk grubunda. Bu noktada güneş gözlükleri, alınabilecek önlemler arasında en pratiği olarak öne çıkıyor. Güneş gözlüğü kullanımı sayesinde, UV ışınları sebebiyle oluşabilecek katarakt, sarı nokta dejenerasyonu, kuşkanadı ve korneanın zarar görmesi gibi olumsuz etkilerin önüne geçmek de mümkün. Tüm bunlara ek olarak, güneşin etkisiyle gözleri kısmayı azaltacağı için, göz çevresinde oluşabilecek kırışıklıklar da güneş gözlüğü kullanımı ile engellenebiliyor” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Belirtiler değişebilir</strong></p>
<p>Kataraktın en önemli belirtisinin görme kalitesinde meydana gelen bozulma ve görme azalması olduğunu söyleyen Op. Dr. Haluk Talu “Kataraktın mercekteki yerine göre şikayetler değişebilir. Miyop gözlerde numara hızlıca artabilir veya astigmat gelişebilir. Kataraktı olan bir hasta baktığı yerde gölgeler görür, renkler zor veya soluk olarak algılanır. Kataraktın mercekteki yerine göre, gece veya aydınlık ortamda görme azalması daha belirgindir. Ayrıca katarakt; çift görme, şekilsiz ve bulanık görme, derinlik hissinin kaybı, göz yorgunluğu ve gelişen astigmata bağlı baş ağrısı gibi belirtiler verebilir” dedi.</p>
<p><strong>Modern cerrahi le net görüş mümkün</strong></p>
<p>Hastanın yaşı, mesleği, gece görüş ihtiyacı, okuma alışkanlıkları gibi detaylar mercek seçiminde belirleyici faktörlerdir diyen Op. Dr. Talu, “Tedavi kişiye özel planlanması gerekiyor. Katarakt ilaçla tedavi edilemez ancak gelişmiş cerrahi yöntemlerle oldukça başarılı sonuçlar elde edilebilir. Tedavi sürecinde, bulanıklaşan doğal mercek çıkarılarak yerine yapay bir göz içi mercek yerleştirilir. Günümüzde bu yapay mercekler hastanın yaşam tarzına göre özelleştirilebiliyor. Son yıllarda klasik tek odaklı merceklerin yerini çok odaklı “Premium mercekler” aldı. Bu mercekler sayesinde hastalar, ameliyat sonrası uzak, orta ve yakın mesafede gözlüksüz bir yaşama kavuşabiliyor. Trifokal mercekler yakın, uzak ve orta mesafede net görüş sağlayarak günlük hayatta gözlük ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırır. EDOF (Extended Depth of Focus: Fokus Derinliği Arttırılmış) mercekler ise özellikle karanlık ortamlarda trifokal merceklere göre daha konforlu görüş sunar, ışık parlamaları trifokal merceklere göre çok daha azdır. Fakat yakın mesafede küçük yazılar için düşük numaralı bir gözlük gerekebilir. Her iki mercek tipiyle astigmat düzeltmeleri de yapılabiliyor. Ancak her hasta bu mercekler için uygun olmayabilir. Bu noktada, hekimin deneyimi ve cerrahinin yapıldığı merkezin donanımı tedavi başarısında önemli rol oynar. Gelişen teknoloji ve cerrahi yöntemler sayesinde katarakt tedavisi, sadece görmeyi düzeltmekle kalmıyor, aynı zamanda yaşam kalitesini de yükseltiyor. Doğru zamanda ve doğru yöntemle yapılan bir ameliyat, bireylere hem daha net bir görüş hem de daha aktif bir yaşam sunuyor” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong><u>Dünyagöz Hastaneler Grubu Hakkında:</u></strong> </p>
<p>1996 yılında hizmet vermeye başlayan Dünyagöz, gözün tüm branşlarında ve en gelişmiş teknolojilerle sunduğu yüzlerce farklı tedavi yöntemiyle göz ve göz çevresi sağlığına dair sorunlara çözüm getiriyor. Ülkemizde branş hastaneciliği ile yeni bir dönem başlatan Dünyagöz Hastaneler Grubu, günde 8.000 poliklinik ve 1.000 ameliyat kapasitesiyle yurt içi ve yurt dışında toplam 31 ayrı noktada ilkeli sağlık hizmeti veriyor. Dünyagöz; sürekli yenilenen eksiksiz teknolojisi, 350’si öğretim üyesi ve uzman doktorlardan oluşan 800 kişilik deneyimli medikal kadrosu, 3500’ün üzerinde personeli ve çağdaş yönetim anlayışıyla kısa sürede dünyanın sayılı merkezleri arasında yerini aldı. Türkiye çapında İstanbul, Ankara, Antalya, İzmit, Adana, Samsun, Tekirdağ, Bursa, Konya, Sakarya, Gaziantep ve İzmir olmak üzere 12 ayrı ilde 21 şube ve yurt dışında Almanya’nın Frankfurt ve Köln’de 2 ayrı noktada, Gürcistan’ın Tiflis, Azerbaycan’ın Bakü, Kosova’nın Priştine, Kırgızistan’ın Bişkek’te 2 ayrı noktada, Özbekistan’ın Taşkent, Bulgaristan’ın Haskovo şehirlerinde olmak üzere 10 ayrı noktada hizmet vermektedir. 2026-2027 yılları içerisinde Almanya, Hollanda ve Avusturya başta olmak üzere Avrupa’da 15 ayrı noktada ilave klinikler açmayı hedeflemektedir. Dünyagöz, Türkiye’de sağlık turizminin öncülüğünü üstlenerek dünyanın 171 ayrı yabancı ülkesinden yılda ortalama 120.000 hastaya 7/24 hizmet veriyor.<strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunes-gozlugu-secimine-dikkat-sahtesi-katarakta-sebep-oluyor-534863">Güneş Gözlüğü Seçimine Dikkat: Sahtesi Katarakta Sebep Oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. İlgen Ertam Sağduyu, &#8220;DNA&#8217;yı etkileyen ultraviyole ışınları birçok hastalığa sebep olabilir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ilgen-ertam-sagduyu-dnayi-etkileyen-ultraviyole-isinlari-bircok-hastaliga-sebep-olabilir-396001</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Aug 2023 09:54:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[birçok]]></category>
		<category><![CDATA[dnayı]]></category>
		<category><![CDATA[ertam]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyen]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığa]]></category>
		<category><![CDATA[ilgen]]></category>
		<category><![CDATA[ışınları]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sağduyu]]></category>
		<category><![CDATA[sebep]]></category>
		<category><![CDATA[ultraviyole]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=396001</guid>

					<description><![CDATA[<p>Egeli bilim insanı Prof. Dr. İlgen Ertam Sağduyu, güneşlenmenin faydalarını ve zararlarını anlattı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ilgen-ertam-sagduyu-dnayi-etkileyen-ultraviyole-isinlari-bircok-hastaliga-sebep-olabilir-396001">Prof. Dr. İlgen Ertam Sağduyu, &#8220;DNA&#8217;yı etkileyen ultraviyole ışınları birçok hastalığa sebep olabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> Egeli bilim insanı Prof. Dr. İlgen Ertam Sağduyu, güneşlenmenin faydalarını ve zararlarını anlattı</p>
<p>Yaz mevsiminin en sıcak döneminin yaşandığı bu günlerde, güneş ışınları ve akut etkileri, ışınlardan korunma yöntemleri ile ilgili bilgi veren Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlgen Ertam Sağduyu, “Güneşten korunma fiziksel ve kimyasal yöntemlerle sağlanabilir. Fiziksel korunma; güneş gözlüğü, geniş şapkalar, kalın kumaşlı ve uzun kollu kıyafetler, şemsiye gibi araçlarla sağlanabilir. Güneş ışınlarının deriye daha dik ulaştığı 11.00-15.00 saatleri arasında güneşten kaçınmak önemlidir” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. İlgen Ertam Sağduyu, “Güneş, farklı dalga boylarına sahip ışınlar yayar. Bu ışınlar, dalga boyları ve enerjilerine göre sıralanır. Güneş ışınlarının büyük bir kısmı atmosfer tarafından absorbe edilir.  Yeryüzüne ulaşan ultraviyole ışınlarının yüzde 95’ini UVA, yüzde 5’lik kısmını ise UVB oluşturmaktadır. Dalga boyu uzadıkça, derinin alt tabakalarına ulaşan enerji miktarı artar, ancak kızarıklık yapıcı etki azalır. UVA 320-400 nanometre (nm) arası olup derin dermis tabakasına kadar ulaşır. UVB’nin aksine camlardan da geçebilen, güneş ışınlarına bağlı deri yaşlanması, fototoksik ve fotoallerjik reaksiyonlardan sorumlu olan dalga boyudur. Serbest radikal oluşumu ile DNA’ya etki ederek kanserojen etki gösterebilir. UVB, 290-320 nm dalga boyuna sahip olup bronzlaşma, güneş yanıkları ve deri kanserlerinden en sık sorumlu olan dalga boyudur. Yalnızca yüzde 15’lik kısmı derinin dermis tabakasına ulaşır. Ultraviyole C (UVC) 200-290 nm dalga boyuna sahip olup, en kısa dalga boyuna sahiptir. Atmosfer tarafından emilmektedir” diye konuştu.</p>
<p>Sun Protection Factor (SPF) ile Protection Factor of UVA (PFA) hakkında da bilgiler veren Prof. Dr. İlgen Ertam Sağduyu, “SPF, güneş kreminizin UVB ışınlarından ne kadar koruduğunu gösterir. Kişide güneşe maruziyet sonrası kızarıklık oluşma süresinin kaç kat uzadığını ifade eder.  Örneğin, güneş koruyucu kullanmadan güneşe maruz kaldığında 10 dakika içinde kızarıklık oluşan kişide SPF 15 değerinde ürün kullanıldığında bu süre 150 dakikaya uzamaktadır. SPF 2-12 olan ürünler minimal, SPF 12-30 olan ürünler orta derecede, SPF30’un üstündeki ürünler yüksek koruma sağlar. SPF 15, UVB’yi yüzde 93 oranında bloke ederken, SPF 30 yüzde 97, SPF 50 yüzde 98 oranında bloke eder. SPF seçimi kişinin deri tipi ve mevsime göre yapılmalıdır. Protection Factor of UVA (PFA), Güneş kreminin UVA’ya karşı koruyuculuğunu gösterir” dedi.</p>
<p><b>“Ultraviyole ışınların DNA üzerine zararlı etkileri mevcuttur”</b></p>
<p>Güneş ışınlarının olumlu ve olumsuz etkilerinden bahseden Prof. Dr. İlgen Ertam Sağduyu, “Güneş ışınları, D vitamini sentezi için önemli olmakla birlikte sadece yüz ve el sırtlarının güneşe günde 10-20 dakikalık maruziyeti yeterli vitamin D üretimini sağlar. Fotoyaşlanma, derin kırışıklıklar, telenjiektaziler siyah nokta ve sivilce benzeri lezyonlarda artma ile kendini gösterebilir. Güneş maruziyeti sonrası gözlerde hasar ve özellikle koyu tenli kişilerde, yüz bölgesinde melazma denilen koyu renkli lekeler de ortaya çıkabilir.  Ultraviyole ışınların DNA üzerine zararlı etkileri mevcuttur. DNA hasarı ile çeşitli mutasyonlar gelişebilir. UV maruziyeti sonrası; kansere dönüşebilen aktinik keratoz; yassı hücreli kanser, bazal hücreli kanser ve melanom gibi deri kanseri türlerinde artış olabilir. Özellikle çocukluk ve ergenlik dönemindeki güneş yanıkları, ileride oluşabilecek deri kanserleri açısından risk taşır. Güneş ilişkili bazı dermatolojik hastalıklar da bulunmaktadır. Güneş gören yerlerde su toplamayla birlikte kızarıklık, egzama, kaşıntılı, deriden kabarık kurdeşen lezyonları veya telenjiektaziler izlenebilir. Özellikle ense bölgesinde deride uzun süreli kaşıntı sonrası belirgin kalınlaşma ve deri çizgilerinde artış meydana gelebilir. Gül hastalığı ve bazı romatolojik hastalıklarda güneş maruziyeti sonrası hastalıkta şiddetlenme meydana gelebilir. Doğum kontrol hapları, izotretinoin, bazı tansiyon ilaçları, psikiyatrik ilaçlar, bazı antibiyotikler ve kemoterapötik ajanlar gibi ilaçların alınmasından sonra güneş gören alanlarda güneşe duyarlılığın artmasına bağlı belirgin kızarıklık, hassasiyet meydana gelebilir” dedi.</p>
<p><b>“UVA ve  UVB koruması olan suya dayanıklı kremler kullanılmalı”</b></p>
<p>Prof. Dr. İlgen Ertam Sağduyu, “Özellikle güneş ışınlarının daha dik geldiği saatlerde güneş koruyucu sürmeden denize girilmesi veya uzun süreli yürüyüşler sonrasında açıkta kalan alanlarda kızarıklık, su toplama, yanma, batma şeklinde kendini gösteren güneş yanığı meydana gelebilir. Tedavide ıslak pansuman, kısa süreli topikal kortikosteroidler, deri yenilenmesini hızlandırıcı topikal ilaçlar kullanılabilir. Bol su içilmeli, bol kıyafetler giyilmeli ve güneşten korunulmalıdır. Şikayetler geçmediği takdirde doktora başvurulmalıdır. Güneşten korunma fiziksel ve kimyasal yöntemlerle sağlanabilir. Fiziksel korunma; güneş gözlüğü, geniş şapkalar, kalın kumaşlı ve uzun kollu kıyafetler, şemsiye gibi araçlarla sağlanabilir. Güneş ışınlarının deriye daha dik ulaştığı 11.00-15.00 saatleri arasında güneşten kaçınmak önemlidir.  Güneş koruyucular içerdikleri etken maddelere göre fiziksel ve/veya kimyasal korunma sağlar. Fiziksel etkili koruyucular, bariyer oluşturarak ışınları deriden yansıtarak etki eder. Tahriş edici ve alerjik olmamaları nedeniyle daha güvenilirdirler. Kimyasal etkili koruyucular ise UVA ya da UVB’yi absorbe ederek deriye geçişi azaltırlar.  Etkili bir güneşten korunma için; hem UVA hem UVB koruması olan, mümkünse suya dayanıklı, en az SPF 15 güneş koruyucular tercih edilmeli, güneşe çıkmadan en az yarım saat önce güneş gören bütün bölgelere yeterli ve eşit miktarda güneş kremi sürülmeli, bulutlu havalarda da güneş koruyucu kullanılmalı, 2-4 saatte bir ve yüzme veya aşırı terleme sonrası güneş koruyucu yenilenmelidir” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ilgen-ertam-sagduyu-dnayi-etkileyen-ultraviyole-isinlari-bircok-hastaliga-sebep-olabilir-396001">Prof. Dr. İlgen Ertam Sağduyu, &#8220;DNA&#8217;yı etkileyen ultraviyole ışınları birçok hastalığa sebep olabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sigara her yıl 5 milyon kişinin ölümüne sebep oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sigara-her-yil-5-milyon-kisinin-olumune-sebep-oluyor-369977</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Apr 2023 11:00:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[ölümüne]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[sebep]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=369977</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sigara dünyada yılda yaklaşık 5 milyon kişinin ölümüne sebep oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigara-her-yil-5-milyon-kisinin-olumune-sebep-oluyor-369977">Sigara her yıl 5 milyon kişinin ölümüne sebep oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sigara dünyada yılda yaklaşık 5 milyon kişinin ölümüne sebep oluyor. İçerisinde 7000’den fazla kimyasal madde barındıran sigaranın DNA hasarı oluşturarak hücresel fonksiyonlar üzerinde zararlı etkileri olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “Akciğer kanserinin bilinen en sık nedeni sigara kullanımıdır. Tüm akciğer kanserlerinin, yüzde 80-90’ı sigaraya bağlıdır ve sigara bırakılmasıyla önlenebilir. 2022 yılı kanser istatistiklerine göre Amerika Birleşik Devletleri’nde prostat ve meme kanserinden sonra en sık akciğer kanseri gelir. Sigara içenlerde 80 yaşına kadar akciğer kanseri görülme riski yüzde 14’tür” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Sigara ile ilişkisi en çok bilinen hastalığın akciğer kanseri olduğunu hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “Bunun dışında, hamilelikte sigara kullanımı ve erken çocukluk döneminde sigara maruziyeti, çocukların akciğer gelişimini bozar ve astım gelişme riskini artırır. Sigara içen astım hastalarında, içmeyenlere göre, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gelişme riski daha yüksektir” dedi. </p>
<p>KOAH’ın sigara ile ilişkili en sık görülen ve öksürük, balgam çıkarma ve nefes darlığı ile seyreden, kronik, ilerleyici ve önlenebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “KOAH’ın ilerlemesini ve buna bağlı ölümleri azaltmada en etkili yöntem, sigaranın bırakılmasıdır. Sigara, akciğerin süngerimsi yapısını bozarak normal işleyişini bozan bir dizi hastalığa da sebebiyet verebiliyor. Bunlardan sigara ile güçlü ilişkisi olanlar respiratuar bronşiyolit, deskuamatif intersitisyel pnömoni ve langerhans hücreli histiyositosistir” diye konuştu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sigara içme süresi akciğer kanseri riskini etkiliyor</strong></p>
<p>Sigara içme süresi ve yoğunluğunun da akciğer kanseri riskini etkilediğini vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “Günde 1-5 adet sigara içen kişilerde, hiç içmeyenlere göre, akciğer kanseri görülme riski 9 kat daha yüksek. Günde 1-5 adet sigara içen ve 40 yaşın altında sigarayı bırakan kişilerde, akciğer kanseri gelişme riski, hiç sigara içmeyenlerle benzerdir. Ancak, günde 6-15 adet içen kişiler, 40 yaşın altında sigarayı bıraksalar dahi, akciğer kanseri gelişme riski, hiç içmeyenlere göre 1.8 kat yüksek. Günde 1-5 adet sigara içen ve 40 yaşın üzerinde iken sigara bırakan kişilerde, akciğer kanseri riski hiç sigara içmeyenlere göre 3 kat yüksek” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Pasif içicilik de hastalık sebebi</strong></p>
<p>Pasif sigara içiciliğinin ikincil maruziyette, direkt olarak başkasının içtiği sigara dumanına maruz kalınması olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “Üçüncül maruziyet ise, kapalı ortamda sigara içilmesine bağlı, kıyafet, mobilya, yatak, perde gibi yumuşak yüzeylerde nikotin, formaldehid ve naftalin gibi kimyasalların birikmesine ve buna maruz kalınmasına bağlı gerçekleşir. Akciğer kanserlerinin yanı sıra koroner arter hastalığı, inme, gebeleri etkileyerek düşük doğum ağırlığına da sebep olabiliyor. Sigara ayrıca, bebek ve çocuklarda, ani bebek ölüm sendromu, akciğer enfeksiyonları, kulak enfeksiyonu ve astım ataklarına sebebiyet verebilir” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Sigara bırakma poliklinikleri sigarayı bırakmaya destek oluyor</strong></p>
<p>Sigara bırakma polikliniklerinde tütün ürünleri kullanan ve bırakmak isteyen kişilere psikososyal destek sağlanarak, gerekli görülenlere ilaç tedavileri, nikotin replasman tedavileri uygulanarak sigaranın bırakılmasına yardımcı olunduğunun altını çizen Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “Sigara bırakma başarısı, 1 yıl süreyle sigara içilmemesi olarak tanımlanır. Kendi kendine bırakma stratejisinde başarı oranı yüzde 8-25 iken, sigara bırakma polikliniğine başvuran kişilerde başarı oranı yüzde 20-40 arasında saptanmıştır. Bu nedenle sigaranın bırakılması için destek alınması çok önemli” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigara-her-yil-5-milyon-kisinin-olumune-sebep-oluyor-369977">Sigara her yıl 5 milyon kişinin ölümüne sebep oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Soyer: Geleceği inşa etmek için çok sebep var</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-soyer-gelecegi-insa-etmek-icin-cok-sebep-var-358295</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Mar 2023 22:31:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[etmek]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[inşa]]></category>
		<category><![CDATA[sebep]]></category>
		<category><![CDATA[soyer]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358295</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi kapsamındaki paydaş buluşmalarına ilişkin süreci değerlendirdi. Paydaş buluşmalarında oluşan tüm metinlerin yarın Yüksek İstişare Kurulu’nun önüne gideceğini söyleyen Başkan Soyer, “Toplantılarda görüyoruz ki umudu kaybetmek için bir sebep yok.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-soyer-gelecegi-insa-etmek-icin-cok-sebep-var-358295">Başkan Soyer: Geleceği inşa etmek için çok sebep var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi kapsamındaki paydaş buluşmalarına ilişkin süreci değerlendirdi. Paydaş buluşmalarında oluşan tüm metinlerin yarın Yüksek İstişare Kurulu’nun önüne gideceğini söyleyen Başkan Soyer, “Toplantılarda görüyoruz ki umudu kaybetmek için bir sebep yok. Umudumuzu korumak ve geleceği inşa etmek için çok sebep var” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin “Doğamıza Davet” temalı dördüncü gün buluşması kapsamında basın mensuplarıyla bir araya geldi. Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi Küçük Salon’da düzenlenen basın toplantısında Başkan Tunç Soyer, İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi süreci hakkında bilgi verdi.<br />Kongre kapsamında çiftçi, işçi ve sanayici-tüccar-esnaf gruplarının birbirlerinin taslak bildirgelerini değerlendirdiği paydaş buluşmalarına ilişkin bilgi aktaran Başkan Tunç Soyer, “Paydaş toplantılarının sonuncusunu yapmış olduk. Paydaşlarımız, 8 ay boyunca geliştirdikleri, çalıştıkları ilke ve kararları müzakere ettiler. Bu müzakerelerde iki ana başlık vardı. Birincisi diğer paydaş gruplarının çalışmalarını müzakere ettiler. İkincisi dört ayrı masada toplanan 200 akademisyenin doğa, tarih, demokrasi ve inovasyon başlıkları altında yaptıkları kavramsallaştırma çalışmalarını, revizyonları müzakere ettiler. Yarın nihai olarak tüm metinler Yüksek İstişare Kurulumuzun önüne gelecek. Bir yandan Yüksek İstişare Kurulu bunları değerlendirecek, bir yandan da İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin manifestosunun dibacesini (önsöz) çalışacaklar” ifadel erini kullandı.</p>
<p><strong>“Millet İttifakı’nın genel başkanlarından ilham alacağız”</strong><br />Başkan Soyer, “Önümüzde üç gün var. Önce Millet İttifakı’nın genel başkanlarını dinleyeceğiz. Onlardan da ilham alacağımız birçok konuşma olacak. Son iki günümüzde ise bir yandan paydaş grupları arasında uyuşmazlıklar varsa müzakere ederek karşılıklı değerlendirmelerini alacağız. Nihayet 21’inde de son haline gelmiş metinleri, her delegasyonun bulunduğu ortamda oylamaya sunacağız. Böylelikle İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’ni tamamlamış olacağız” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Kararları ilgilenen herkesin önüne koyacağız”</strong><br />Kongreden çıkan kararların takipçisi olacaklarını yineleyen Başkan Soyer, “Bütün bunlar bittikten sonra tüm siyasal partilerin, tüm sivil toplum kuruluşlarının, tüm vakıfların, meslek odalarının, ilgilenen herkesin önüne koyacağımız manifestomuz ve kararlarımız olacak. Bir yandan da önümüzdeki yıla hazırlanacağız. Yani, gelecek yıl bütün bu alınan ilke ve kararların takibini yapıyor olacağız. Gelecek yıl hangi kararlarla ilgili nasıl yol alındığını, engellerin ne olduğunu, aşılıp aşılmadığını görüşüyor olacağız. Yeni oluşan hayaller, beklentiler varsa bunları masaya koyacağız” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Hedefimiz Türkiye’ye ışık tutacak ilke ve kararları oluşturmak”</strong><br />Başkan Soyer, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “İzmir’de 100 yıl önce yapılan İktisat Kongresi nasıl yeni bir cumhuriyetin iktisat politikalarını ortaya koyduysa, bugün bizim de hedefimiz, Türkiye’nin gelecek yüzyılına ışık tutacak ilke ve kararları oluşturmak ve bunların takibini yapmak olacak. Türkiye’de yaşanan hayat pahalılığı, yüksek enflasyon ve karşı karşıya kaldığımız bu büyük yıkımın yarattığı enkazın altından nasıl kalkacağımıza dair ve nasıl daha adil, daha müreffeh, daha demokratik, daha özgür bir ülke kuracağımıza dair kararlar ve ilkeler ortaya koyacağız.”</p>
<p><strong>“Görkemli bir çalışma ortaya çıkıyor”</strong><br />Heyecan ve umutlarının artarak devam ettiğini söyleyen Başkan Soyer, “Her gün yaptığımız toplantılarda görüyoruz ki umudu kaybetmek için bir sebep yok. Umudumuzu korumak ve geleceği inşa etmek için çok sebep var. Bu umudu ve heyecanı veren tüm katılımcılara teşekkür ediyorum. Her birinin emeğiyle son derece görkemli bir çalışma ortaya çıkıyor. Bize düşen de sonuna kadar takipçisi olmak olacak” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-soyer-gelecegi-insa-etmek-icin-cok-sebep-var-358295">Başkan Soyer: Geleceği inşa etmek için çok sebep var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
