<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>şart | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/sart/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sart</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Apr 2026 09:18:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>şart | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sart</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İnme ve beyin hasarında erken rehabilitasyon şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/inme-ve-beyin-hasarinda-erken-rehabilitasyon-sart-625938</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 09:18:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[çorum]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hasarında]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[Hastanın]]></category>
		<category><![CDATA[inme]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[nme]]></category>
		<category><![CDATA[rehabilitasyon]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625938</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de ve dünyada inme (felç), en sık görülen nörolojik hastalıklar arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inme-ve-beyin-hasarinda-erken-rehabilitasyon-sart-625938">İnme ve beyin hasarında erken rehabilitasyon şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de ve dünyada inme (felç), en sık görülen nörolojik hastalıklar arasında yer alıyor. Yapılan bilimsel çalışmalara göre; her 4 kişiden biri yaşamı boyunca en az bir kez inme geçirme riski taşıyor. Ülkemizde ise her yıl yaklaşık 200-250 bin yeni inme vakası görülüyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Çorum,</strong> günümüzde inmenin sadece ileri yaş hastalığı olmaktan çıktığını ve genç yaş gruplarında da görülmeye başladığını belirterek, bunda hareketsiz yaşam tarzı, hipertansiyon, diyabet ve sigara kullanımı gibi yanlış yaşam alışkanlıklarının etkili olduğunu söylüyor. </p>
<p>Felç sonrası iyileşmede zamanın kritik önem taşıdığını, bu süreçte robotik rehabilitasyonun da  tedavinin başarısını artırdığını belirten Doç. Dr. Çorum “İnme ve beyin hasarı ile beyin ameliyatları sonrası gelişen nörolojik kayıplar ve omurilik yaralanmaları gibi durumlarda, erken dönemde başlanan nörorehabilitasyon, hastaların iyileşme sürecini belirgin şekilde hızlandırıyor” diyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Çorum, robot destekli erken rehabilitasyonun 5 kritik etkisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Fonksiyon kayıplarını geri kazandırıyor</strong></li>
</ul>
<p>Felç sonrası iyileşmede zamanla yarış başlıyor. Yoğun ve hedefe yönelik rehabilitasyon; hareket, denge, konuşma ve yutma fonksiyonlarının daha hızlı geri kazanılmasını sağlıyor. Doç. Dr. Mustafa Çorum “Erken dönemde başlanan, doğru planlanmış nörorehabilitasyon programları; hastanın yalnızca hareket kabiliyetini değil, yaşam kalitesini de yeniden kazandırır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Komplikasyonları önlüyor</strong></li>
</ul>
<p>Uzun süre hareketsiz kalan felçli hastalarda; kas sertliği, eklem kısıtlılıkları, yatak yaraları, akciğer enfeksiyonları, solunum ve dolaşım problemleri gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir.  Bu durum hem tedavi sürecini zorlaştırır hem de iyileşmeyi geciktirir. Erken dönemde başlanan nörorehabilitasyon ile hastanın mümkün olan en kısa sürede kontrollü şekilde hareket ettirilmesi sağlanır. </p>
<ul>
<li><strong>Beynin kendini yenilemesini destekliyor</strong></li>
</ul>
<p>Beyin, hasar sonrası özellikle ilk aylarda yeniden yapılanmaya en açık dönemindedir. Özellikle inme sonrası ilk haftalar ve aylar, beynin bu yeniden yapılanma kapasitesinin en yüksek olduğu dönemdir. Bu kritik süreçte uygulanan doğru ve tekrarlı terapiler, yeni sinir bağlantılarının oluşmasını destekler.</p>
<ul>
<li><strong>Bağımsızlığı artırıyor</strong></li>
</ul>
<p>Felç sonrası en önemli hedeflerden biri, hastanın günlük yaşamda mümkün olduğunca bağımsız hale gelmesidir. Erken dönemde başlanan rehabilitasyon programları, hastanın yürüme, oturma, ayağa kalkma, giyinme, yemek yeme ve kişisel bakım gibi temel aktiviteleri yeniden öğrenmesini sağlar. Hastalar günlük yaşam aktivitelerinde daha kısa sürede bağımsız hale gelir. Bu durum, hem fiziksel iyileşmeyi hem de sosyal hayata katılımı güçlendirir.</p>
<ul>
<li><strong>Psikolojik olarak güçlendirir</strong></li>
</ul>
<p>Hastalık süreci yalnızca fiziksel değil, psikolojik olarak da zorlu olup, sıklıkla umutsuzluk, kaygı, bağımsızlık hissi ve depresyon gibi duygulara yok açabilir. Ancak erken dönemde başlanan rehabilitasyonla birlikte görülen küçük ama somut ilerlemeler, hastaya ‘iyileşiyorum’ duygusunu kazandırır ve motivasyonunu artırır, tedaviye aktif katılımı destekler. </p>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Bütüncül yaklaşım tedavi başarısını artırıyor</strong></p>
<p>Multidisipliner yaklaşımın benimsendiği erken dönem rehabilitasyonda; hastaların robotik rehabilitasyon, fizyoterapi, ergoterapi ve konuşma-yutma terapisi alanlarında bire bir ve yoğun programlara alınarak yakından izlendiklerini belirten Doç. Dr. Mustafa Çorum sözlerine şöyle devam ediyor: “Klinik durumlar anlık olarak değerlendirilerek gerektiğinde ileri tıbbi müdahale ve yoğun bakım desteği sağlanabiliyor. Bu bütüncül yapı, özellikle ağır etkilenmiş hastaların güvenli, kontrollü ve etkili bir rehabilitasyon süreci geçirmesine olanak tanıyor.” </p>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Robotik rehabilitasyon kritik rol oynuyor</strong></p>
<p>Robot destekli rehabilitasyon uygulamaları, günümüzde nörorehabilitasyonun önemli bir parçası haline gelmiş durumda. Güncel bilimsel çalışmalara göre; bu yöntemlerin, beynin hasar sonrası yeniden yapılanma yeteneği olan nöroplastisiteyi destekleyerek iyileşme sürecine katkı sağladığını belirten Doç. Dr. Çorum “Hastaya özel planlanan robotik programlar sayesinde erken dönemde güvenli mobilizasyon sağlanırken, yüksek tekrarlı egzersizlerle doğru hareketlerin öğrenilmesi destekleniyor. Aynı zamanda hastanın motivasyonu ve tedaviye katılımı da artıyor” diyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inme-ve-beyin-hasarinda-erken-rehabilitasyon-sart-625938">İnme ve beyin hasarında erken rehabilitasyon şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Down sendromunda bağımsızlık için erken eğitim şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/down-sendromunda-bagimsizlik-icin-erken-egitim-sart-621516</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 18:12:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[bireyin]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[down]]></category>
		<category><![CDATA[Down Sendromlu Bireyler]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[sendromunda]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621516</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi ÇEGOMER (Çocuk ve Ergen Gelişimi ve Otizm Uygulama ve Araştırma Merkezi) Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü kapsamında, erken yaşta başlanan eğitim ve uzman-aile desteğinin Down sendromlu bireylerin günlük yaşam, sosyal ve motor becerilerinin gelişmesine etkisinden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/down-sendromunda-bagimsizlik-icin-erken-egitim-sart-621516">Down sendromunda bağımsızlık için erken eğitim şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi ÇEGOMER (Çocuk ve Ergen Gelişimi ve Otizm Uygulama ve Araştırma Merkezi) Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü kapsamında, erken yaşta başlanan eğitim ve uzman-aile desteğinin Down sendromlu bireylerin günlük yaşam, sosyal ve motor becerilerinin gelişmesine etkisinden bahsetti.</p>
<p><strong>Destek programları, her Down sendromlu bireyin ihtiyacına göre planlanmalı!</strong></p>
<p>Down sendromunun, bireylerin sosyal, fiziksel ve bilişsel gelişimini etkileyen genetik bir farklılık olduğunu hatırlatan Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, “Bu nedenle birey yaşamı boyunca bazı alanlarda desteğe ihtiyaç duyabiliyor.” dedi.</p>
<p>Her birey kendine özgü olduğu için görülen sorunların da farklılık gösterebildiğine işaret eden Kaya, şöyle devam etti:</p>
<p>“Her Down sendromlu bireyin gelişim süreci farklıdır. Bu nedenle destek programları bireyin ihtiyacına göre planlanır. En sık karşılaşılan zorluklardan biri öz bakım becerileridir. Giyinme, düğme ilikleme, ayakkabı bağlama, yemek yeme ve kişisel temizlik gibi işlerde bazen daha yavaş öğrenebilirler. Bunun nedeni genellikle kas tonusu düşük olması ve motor becerilerin daha yavaş gelişmesidir. Ayrıca bireyler günlük hayatta yapmaları gereken işleri planlarken ve sırayla yapma konusunda da zorlanabilir. Bir işi adım adım tamamlamak veya günlük rutinlere uyum sağlamak bazen güç olabilir. Karşı tarafın söylediklerini anlamakta iyi olsalar bile kendilerini sözlü olarak ifade etmekte zorlanabilirler. Down sendromlu bireylerde yüksek seslere, kalabalık ortamlara ya da bazı dokulara karşı daha hassas olabilirler. Bazı Down sendromlu bireyler hareket etmeye, dokunmaya veya dokunsal uyaranlara daha fazla ihtiyaç duyar. Her birey farklı olduğu için bu özellikler her Down sendromlu bireylerde aynı şekilde görülmeyebilir.”</p>
<p><strong>Aile ve uzman desteği, Down sendromlu bireylerin gelişimi için çok önemli!</strong></p>
<p>Down sendromlu bireylerin günlük yaşam becerilerinde bağımsızlıklarını sağlayabilmeleri için erken yaşlarda eğitime başlanması gerektiğine dikkat çeken Emrullah Harun Kaya, “Bu eğitimlerde ailenin desteği çok önemli olmakla birlikte, alanında uzman kişilerden alınan destek de Down sendromlu bireyin gelişimi açısından büyük katkı sağlar.” dedi. </p>
<p>Özel eğitim, ergoterapi, spor/hareket eğitimi ve dil konuşma terapistlerinden alınan eğitimlerin önemli katkılar sağlayacağını kaydeden Kaya, “Bu desteklerle birlikte iletişim ve etkileşim becerileri, oyun becerileri, öğrenmeye hazırlık becerileri, ebeveyn ilişkisi, beslenme, uyku, tuvalet gibi günlük yaşam becerileri, kaba motor becerileri, ince motor becerileri ve duyusal kazanımın sağlanması amaçlanır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ergoterapi, bireyin günlük yaşam ve sosyal becerilerini geliştirir! </strong></p>
<p>0-3 yaş erken çocukluk dönemi eğitimlerinde temel motor becerileri üzerinde durulduğunu ifade eden Emrullah Harun Kaya, “Ayrıca günlük rutinlere katılım teşvik edilir. Oyuncaklarla etkileşim, kendi başına basit hareketler yapma gibi aktiviteler desteklenir.” dedi. </p>
<p>Diğer yaş dönemlerindeki eğitim süreçleri hakkında bilgi veren Kaya, şunları söyledi:</p>
<p>“3-6 yaş okul öncesi dönemde olan bireylerde ise öz bakım becerileri üzerine durulması gerekir. Giyinme becerisi, tuvalet alışkanlığı, el yıkama ve basit ev içi görevler ile desteklenmeliler. Desteklenen alanlarda küçük adımlar ve görsel yönergelerle, tekrar ve oyun temelli aktivitelerle öğrenmesi kolaylaştırılabilir.</p>
<p>6-12 yaş okul çağında olan bireyin, günlük yaşamda daha aktif rol alması hedeflenmeli. Çantasını hazırlama, odasını düzenleme, zaman yönetimini daha iyi kavraması gibi beceriler üzerine çalışılmalı. Bu çalışmalar dışında sosyal becerilerin ve iletişim becerilerinin geliştirilmesi de bu dönemde önem taşır.</p>
<p>12 yaş sonrası ergenlik ve genç yetişkin döneminde bağımsız olarak yaşamayı daha kapsamlı hale getirmekte fayda vardır. Para kullanma, alışveriş yapma, toplu taşıma kullanma ve günlük sorumluluklarını yerine getirme becerileri desteklenebilir. Ayrıca mesleki beceriler ve toplumsal yaşama katılımın artırılması da hedeflenmeli. Ergoterapi bireyin günlük yaşam aktivelerine katılımını artırmayı hedefleyerek öz bakım becerileri, oyun, okul ve sosyal yaşam becerilerinin geliştirilmesine destek olur.” </p>
<p><strong>Doğru destekle Down sendromlu bireyler bağımsızlaşır!</strong></p>
<p>Grup terapileri ve oyun terapilerinin, Down sendromlu çocukların akranlarıyla etkileşim kurmasını sağlayarak sosyal becerileri çok önemli derecede geliştirdiğine vurgu yapan Emrullah Harun Kaya, “Bu süreç içerisinde paylaşma, sıra bekleme ve iletişim kurma gibi becerileri desteklenir. Ayrıca özgüvenlerinin artmasına ve sosyal ortamlara daha kolay uyum sağlamalarına yardımcı olur.” dedi.</p>
<p>Ailelerin, terapilerde öğrenilen becerilerin günlük yaşamda uygulanmasını sağlayarak süreci önemli ölçüde destekleyebileceklerini ifade eden Kaya, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Giyinme, yemek yeme, tuvalet alışkanlığı veya basit ev işleri gibi becerilerin evde tekrar edilmesi Down sendromlu bireyin pratiğini artırabilir. Bu sayede öğrenilen bilgiler günlük hayata taşınır ve bağımsızlık gelişir. Ailelerin bu süreçte sabırlı olması gerekir. Ayrıca olumlu davranışları teşvik etmeleri çok önemli. Ailelerin uzmanlar ile iş birliği yaparak evde uygulanabilecek etkinlikleri sürdürmesi, çocuğun öğrenme ve sosyal becerilerini günlük hayata daha rahat taşımalarını sağlar. Öğrenilen beceriler yalnızca terapi seanslarında kalmamış olmakla birlikte erken ve doğru destekle Down sendromlu bireylerin günlük yaşam becerileri, sosyal uyumları ve bağımsızlık düzeyleri önemli ölçüde gelişebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/down-sendromunda-bagimsizlik-icin-erken-egitim-sart-621516">Down sendromunda bağımsızlık için erken eğitim şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeme bozukluklarında erken müdahale şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeme-bozukluklarinda-erken-mudahale-sart-593265</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 07:58:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluklarında]]></category>
		<category><![CDATA[davranışlar]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[Nervoza]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonel]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593265</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, yeme bozukluklarının kültürel ve psikolojik etkilerini, bulimia ve anoreksiya nervoza farklarını, tedavi yöntemlerini ve aile ile partner desteğinin önemini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeme-bozukluklarinda-erken-mudahale-sart-593265">Yeme bozukluklarında erken müdahale şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, yeme bozukluklarının kültürel ve psikolojik etkilerini, bulimia ve anoreksiya nervoza farklarını, tedavi yöntemlerini ve aile ile partner desteğinin önemini anlattı.</p>
<p><strong>Beslenme alışkanlıkları büyük ölçüde kültürel normlarla şekilleniyor</strong></p>
<p>Beslenme davranışları ile kültürel faktörler arasındaki ilişkinin, psikoloji ve antropoloji literatüründe önemli bir araştırma alanı olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Çeşitli kültürlerde beslenme alışkanlıkları ve yemekle ilgili sosyal pratikler büyük ölçüde kültürel normlar tarafından şekillenir.” dedi.</p>
<p>Türk kültüründe aile ve arkadaşlarla birlikte yemek yemenin önemli bir sosyal etkinlik olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, “Bol yiyecek sunulması ve bereket vurgusu yaygındır. Buna karşın Kuzey Avrupa kültürlerinde daha minimalist ve işlevsel bir yemek anlayışı görülür. Yemekleri ödül olarak görmek, tıkanırcasına yeme ya da anoreksiya nervoza gibi bozukluklarda görülen besin kaygısı gibi davranışlar, bu kültürel kodlardan etkilenebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bulimia nervoza, kontrolsüz yeme krizleri ve telafi edici davranışlarla ciddi sonuçlara yol açabilir!</strong></p>
<p>Bulimia nervozanın, kontrol edilemeyen yeme krizleriyle başlayan ve bu davranışı telafi etmek için kusma, laksatif kullanımı, aşırı egzersiz ya da katı diyetler gibi yöntemlerin uygulandığı bir yeme bozukluğu olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Bireyler genellikle suçluluk, utanç ve yoğun kilo alma kaygısı yaşarlar. Fiziksel olarak normal kilo aralığında olsalar bile bu kaygı devam eder ve davranışlar çoğunlukla gizli gerçekleşir. Tedavi edilmediğinde hem psikolojik hem fiziksel açıdan ciddi sonuçlara yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Bulimia Nervoza ve Anoreksiya Nervoza arasındaki farklara ve benzerliklere değinen Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, şunları söyledi: </p>
<p>“Bulimia nervoza; hızlı ve kontrolsüz yeme, ardından telafi edici davranışlar ile karakterize edilir. Bu kişiler genellikle normal kilo aralığındadır. Anoreksiya nervoza ise kişinin düşük kiloda olmasına rağmen kendisini kilolu görmesi ve aşırı kısıtlayıcı beslenme davranışlarıyla tanımlanır. Her iki bozuklukta da beden imajı kaygısı, yoğun kilo alma korkusu ve yeme davranışında bozulmalar görülür. Tedavi edilmediğinde depresyon, anksiyete ve sosyal izolasyon gibi sorunlara neden olabilir.”</p>
<p><strong>Güzellik baskısı gençlerde yeme bozukluklarına yol açabiliyor!</strong></p>
<p>Toplumsal normların, medya etkisinin ve kişisel özgüvenin, insanların dış görünüşe verdiği önemi belirlediğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Güzellik standartlarının yarattığı baskı, özellikle gençlerde beden algısını olumsuz etkileyerek yeme bozukluklarına zemin hazırlayabilir.” dedi.</p>
<p>Yeme bozukluklarının genetik, biyolojik ve psikolojik faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıktığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, “Erken teşhis, semptomların şiddetlenmesini önlemek ve ciddi komplikasyonları engellemek açısından kritiktir. Psikiyatrist, psikolog, diyetisyen ve diğer uzmanlardan oluşan multidisipliner bir ekip, hem fiziksel hem ruhsal sağlığın iyileştirilmesinde etkili olur. Komorbid durumların yönetimi de tedavinin önemli bir parçasıdır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Tedavi sonrasında nüks riski devam edebilir; düzenli takip ve profesyonel destek önemli!</strong></p>
<p>Yeme bozukluklarıyla mücadelede bireyin kendi sağlık durumunu anlaması ve ihtiyaç duyduğunda profesyonel yardım almasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Erken müdahale, uzun vadeli sorunların önüne geçebilir.” dedi.</p>
<p>Teşhisin genellikle bir psikiyatrist tarafından konduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, şöyle devam etti:</p>
<p>“Fiziksel muayene, kan testleri, elektrolit ölçümleri ve gerekirse görüntüleme yöntemleriyle desteklenir. Psikiyatrik değerlendirme ve yeme davranışının gözlemlenmesi teşhisin temel aşamalarıdır. Medikal tedavi, çeşitli psikoterapi yöntemleri ve diyetisyen desteği tedavinin temel bileşenleridir. Uygulanan yöntem bireyin ihtiyacına göre belirlenir. Tedavi sonrasında nüks riski devam edebilir. Bu nedenle düzenli takip ve profesyonel destek önemlidir. Hastanın kendi durumunu izlemesi ve gerektiğinde yardım alması nüks riskini azaltır. Multidisipliner ekip, tedavinin kişiye özel ve etkili ilerlemesini sağlar. Ekip çalışması hem fiziksel hem psikolojik açıdan bütünsel bir yaklaşım sunar.”</p>
<p><strong>Belirtiler fark edildiğinde zaman kaybetmeden bir ruh sağlığı uzmanına başvurulmalı!</strong></p>
<p>Ailelerin destekleyici, baskıcı olmayan bir tutum sergilemesinin de önemli olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Mevcut yeme rutinlerinin aşırı şekilde değiştirilmemesi, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının teşvik edilmesi ve stresin azaltılması iyileşme sürecine katkı sağlar. Ailenin hastalık belirtilerini tanıması ve profesyonel yardım aramada destek olması kritik önem taşır.” dedi.</p>
<p>Partnerlerin, kısıtlayıcı tutumlardan kaçınarak, belirtileri fark ederek ve duygusal destek sunarak tedavi sürecine olumlu katkıda bulunabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, “Yeme bozuklukları ciddi tıbbi sorunlara yol açabileceği için belirtileri fark eden bireylerin en kısa sürede bir ruh sağlığı profesyoneline başvurmaları önerilir. Tedavi süreci sabır gerektirir ve yakın desteği iyileşmenin önemli bir parçasıdır.” uyarısında bulunarak sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeme-bozukluklarinda-erken-mudahale-sart-593265">Yeme bozukluklarında erken müdahale şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser tedavisinde ruhsal destek şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-ruhsal-destek-sart-589578</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 08:36:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[erol]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[Hastanın]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589578</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, kanser tanısının hastalarda yarattığı psikolojik etkileri ve psikolojik desteğin tedavi sürecindeki önemini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-ruhsal-destek-sart-589578">Kanser tedavisinde ruhsal destek şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, kanser tanısının hastalarda yarattığı psikolojik etkileri ve psikolojik desteğin tedavi sürecindeki önemini anlattı.</p>
<p><strong>Kanser tanısı, bedeni ve ruhu sarsan bir deneyim!</strong></p>
<p>Kanser tanısı almanın, insanın yaşamını yalnızca bedensel değil ruhsal anlamda da sarsan bir deneyim olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Kişinin hayatındaki pek çok alanın yeniden yapılanmasıyla birlikte en temel inanç sistemleri de değişir.” dedi.</p>
<p>Tanı konulduğunda, birçok hastanın ilk anda yoğun bir şok, korku, inkar ve çaresizlik hissettiğini ifade eden Erol, “Bu süreçlerde çoğu hastanın zihninde beliren yaygın otomatik düşünceler ‘artık eskisi gibi olamayacağım’ ya da ‘bunu hak ettim’ gibi yıkıcı olumsuz inançlardır. Bu düşünceler, kişinin geleceğe dair umudunu ve kontrol duygusunu zayıflatır. ‘Neden ben?’ sorusu zihinde yankılanırken, ölüm korkusu, belirsizlik, bedensel kontrolün kaybedilmesi ve sosyal rollerin değişmesi gibi faktörler duygusal yükü artırır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikolojik destek, hastanın duygusal yükünü hafifleterek, tedaviye uyumunu artırıyor!</strong></p>
<p>Bu süreçte hastaların genellikle anksiyete, depresyon, öfke patlamaları, uyku bozuklukları, dikkat dağınıklığı, umutsuzluk ve sosyal izolasyon gibi psikolojik belirtiler yaşadığına dikkat çeken Erol, “Bu noktada psikolojik desteğin devreye girmesi, hem duygusal yükün hafiflemesi hem de tedavi sürecine uyumun artması açısından kritik bir önem taşır.” dedi.</p>
<p>Bilimsel verilerin, psikolojik desteğin yaşam kalitesini artırdığını, bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve tedaviye uyumu arttırdığını ortaya koyduğunu kaydeden Erol, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Ruhsal olarak iyi hisseden bir hastanın, kemoterapi ve radyoterapi gibi zorlu tedavi süreçlerine daha dayanıklı olduğu gözlenmiştir. Klinik deneyimlerde de sıkça görüldüğü üzere, psikoterapi desteği alan hastalar yan etkilerle daha iyi baş edebiliyor. İlaçlarını düzenli kullanıyor ve hastalığa rağmen günlük yaşam aktivitelerine devam edebiliyor. Psikolojik desteğin etkisi, beynin stres ve bağışıklık sistemleri arasındaki bağlantıyla da açıklanabilir; çünkü yüksek stres, kortizol düzeylerini artırarak bağışıklık sistemini zayıflatırken, duygusal dengeyi korumak bu biyolojik mekanizmayı da olumlu etkiler.”</p>
<p><strong>Psikoterapi, hastaların kontrol edilebilir yönlere odaklanmasını sağlar!</strong></p>
<p>Psikoterapinin kanser hastalarında sıkça görülen olumsuz otomatik düşünceleri fark etmeyi ve yeniden yapılandırmayı hedeflediğine değinen Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Yani yıkıcı inanışlar yerine hastalığın kontrol edilebilir yönlerine ve yaşamın halen sürdürülebilir değerlerine odaklanma sağlanır.” dedi.</p>
<p>Kabul ve Kararlılık Terapisinin (ACT) ise hastalığın getirdiği belirsizlik ve acı karşısında duygusal kabul geliştirmeye, kişinin yaşamına anlam katan değerlere yeniden yönelmesine yardımcı olduğuna işaret eden Erol, “Mindfulness temelli yaklaşımlar, kişinin şu ana odaklanmasını ve bedeninde olan değişimlerle savaşmak yerine onlarla birlikte var olmayı öğrenmesini destekler. Bu sayede kaygı düzeyi azalır, duygusal regülasyon artar ve yaşam kalitesinde belirgin bir iyileşme gözlenir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Ruh sağlığı desteklenmeden yapılan bir tedavi, eksik kalır! </strong></p>
<p>Psikolojik desteğin yalnızca bireysel terapiyle sınırlı olmadığını hatırlatan Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Grup terapileri, sanat terapisi ve aileye yönelik psiko-eğitim programları da büyük önem taşır.” dedi.</p>
<p>Grup terapilerinin, hastaların benzer deneyimlerden geçen kişilerle paylaşım yapmasını sağlayarak yalnızlık hissini azalttığını ve umut duygusunu güçlendirdiğini vurgulayan Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sanat terapisi, hastalığı söze dökmenin zor olduğu durumlarda duyguların ifade edilmesine olanak tanır. Aileye verilen psiko-eğitim ise hastanın yakın çevresinin de sürece bilinçli ve destekleyici şekilde katılmasını sağlar. Çünkü kanser yalnızca bireyi değil, ailesini ve sosyal çevresini de etkileyen bir krizdir.</p>
<p>Kanserle başa çıkmak, hastalığı yenmek kadar, yeniden yaşama tutunmayı, yeniden umut etmeyi öğrenmektir. Ruh sağlığı desteklenmeden yapılan bir tedavi, eksik kalır. Çünkü insan yalnızca bedenden ibaret değil; iyileşme de yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda ruhsal bir süreçtir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-ruhsal-destek-sart-589578">Kanser tedavisinde ruhsal destek şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEHB tedavisinde hekim-aile-öğretmen iş birliği şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dehb-tedavisinde-hekim-aile-ogretmen-is-birligi-sart-583986</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2025 11:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hekim-aile-öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerin]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583986</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısı konmuş öğrencilerin eğitim sürecinde yaşadığı zorluklar, etkili öğrenme yöntemleri ve tedavi süreçleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dehb-tedavisinde-hekim-aile-ogretmen-is-birligi-sart-583986">DEHB tedavisinde hekim-aile-öğretmen iş birliği şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısı konmuş öğrencilerin eğitim sürecinde yaşadığı zorluklar, etkili öğrenme yöntemleri ve tedavi süreçleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Dikkat eksikliği, dersi dinleme ve görev tamamlama güçlüğüyle ilişkili!</strong></p>
<p>DEHB belirtilerinin okul başarısı üzerinde olumsuz etki gösterdiğinin bilindiğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “Dikkat eksikliği, dersi dinlemekte güçlük, ders sırasında dalıp gitme, verilen ödevlerde dağılma ve görevleri tamamlamakta güçlük ile ilişkilidir.” dedi.</p>
<p>DEHB’li öğrencilerin öğrenim yönteminin nasıl olması gerektiğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin, “Sınavlarda soruların daha kısa olması ya da alt bölümlere ayrılmış olması, sınav süresinin kısa tutulması, uzun sınavlarda gözetmen eşliğinde sınıfa girip çıkmaya izin verilmesi gibi uygulamalar DEHB’li öğrencilerin dikkatlerini sürdürebilmelerine olanak sağlayabilir, daha az dikkat hatası yapmalarına vesile olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ödevler ilgi çekici hale getirilmeli, karmaşık ödev veya görevler parçalara ayrılmalı! </strong></p>
<p>DEHB tanısı konmuş çocuklar için eğitimde özel ihtiyaçlar ve yaklaşımlar olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “DEHB &#8216;li öğrencilerin öğretmene yakın yerlerde oturması gerekir. Bu şekilde dikkatlerini öğretmenin anlattıklarına daha kolay yönlendirebilirler.” dedi.</p>
<p>Uymaları gereken kuralların DEHB’li öğrencilere net bir şekilde öğretilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin, “İstenen biçimde davranmanın ve davranmamanın doğuracağı sonuçların neler olacağı belirlenip öğrenci tarafından bilinmesi sağlanmalı. Yapacakları ödevler olabildiğince ilgi çekici hale getirilmeli, karmaşık ödev veya görevler parçalara ayrılmalı ve adım adım ilerlemeleri sağlanmalı.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>DEHB tedavisinde hekim-aile-öğretmen ekip olmalı!</strong></p>
<p>DEHB’li öğrencilerin ders sırasında yerinde oturmakta zorlandığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “Ders anlatılırken kalkıp dolaşabilir. Oturmayı sürdürse dahi kıpır kıpırdır, oturduğu yerde bacağını sallar veya bir başka arkadaşı ile uğraşabilir.” dedi.</p>
<p>Bu davranışları yönetmenin öncelikle psikiyatrik takip ve tedavi ile mümkün olduğunu dile getiren  Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin, şunları söyledi:</p>
<p>“DEHB ile ilgili kişiye ve aileye psikoeğitim verilmeli, yaşanan zorlukların DEHB ile ilgili olduğu anlatılmalı. Psikiyatrist ile aile ve öğretmen arasındaki iş birliği tedavi için önem taşır. Etkin müdahale ve tedavi stratejileri için hekim-aile-öğretmen iletişim içerisinde olmalı. Özetle, DEHB tedavisi ekip çalışmasıdır. DEHB’li kişinin ne tür zorluklar yaşadığının ailesi ve öğretmeni tarafından fark edilmesi, kişinin anlaşılmış hissetmesini ve tedaviye motivasyonunun artmasını sağlar.”</p>
<p><strong>İlaç tedavisi sonuçları yüz güldürücü… </strong></p>
<p>İlaç tedavisinin, DEHB tanısı konmuş öğrencilerin sınıf içindeki performansını nasıl etkileyebileceği hakkında bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “DEHB’de ilaç tedavisi sonuçları oldukça yüz güldürücüdür. DEHB’de ilaç tedavisi ile kişinin potansiyelini ortaya koyması mümkün olur. Kişinin akademik performansında, sınıf içi ve arkadaşlık ilişkilerindeki uyumunda düzelme gözlenir. Bu noktada öğretmen ve velilerin empatik ve kapsayıcı rolü süreci olumlu etkiler.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dehb-tedavisinde-hekim-aile-ogretmen-is-birligi-sart-583986">DEHB tedavisinde hekim-aile-öğretmen iş birliği şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenişehirlioğlu: İnsanın ihyası için bilgi şart</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yenisehirlioglu-insanin-ihyasi-icin-bilgi-sart-581972</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2025 14:55:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ihya]]></category>
		<category><![CDATA[ihyası]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[nsanın]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[Yara]]></category>
		<category><![CDATA[yenişehirlioğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581972</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, edebiyatın gücünü insanın derinliklerine taşıyan söyleşilere ev sahipliği yapmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirlioglu-insanin-ihyasi-icin-bilgi-sart-581972">Yenişehirlioğlu: İnsanın ihyası için bilgi şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, edebiyatın gücünü insanın derinliklerine taşıyan söyleşilere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Kocaeli Kongre Merkezi Akçakoca Salonu’nda dinleyicilerle buluşan yazar ve akademisyen Bahadır Yenişehirlioğlu, “Yara Açan Değil, Yara Saran Olmak” başlıklı konuşmasında insanın ihyası üzerine etkileyici bir yolculuğa çıkardı.</p>
<p><b>“YARA AÇAN DEĞİL, YARA SARAN OLMAK”</b></p>
<p>Kocaelili kitapseverleri kâğıdın büyülü dünyasıyla buluşturan Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, Kongre Merkezi’nde tüm heyecanıyla devam ediyor. Bu yıl da fuarın konuklarından olan yazar ve akademisyen Bahadır Yenişehirlioğlu, “Yara Açan Değil, Yara Saran Olmak” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Yenişehirlioğlu konuşmasında, insanın yalnızca yaşamak için değil, anlamak ve gelişmek için yaratıldığını vurguladı. Kartal ve karga metaforuyla anlattığı bölümde, insanın yüklerinden kurtulması için bilgiyle yükselmesi gerektiğini belirten Yenişehirlioğlu, “Kartal sırtındaki kargadan kurtulmak için daha yükseğe uçar. İnsan da bilgiyle, bilinçle yükselerek kendini bulur” dedi.</p>
<p><b>“OKU!” EMRİYLE BAŞLAYAN SERÜVEN</b></p>
<p>Hz. Peygamber’e gelen ilk vahiy olan “Oku!” emrini hatırlatan Yenişehirlioğlu, bu kelimenin sadece okumayı değil, anlamayı, idrak etmeyi ve kalple düşünmeyi ifade ettiğini belirterek, “Allah’ın sonsuz kelime haznesinden seçilmiş bir kelime: OKU. Bu sadece görmek değil, hissetmektir. Şuurla okuyan insan ihya olur” dedi.</p>
<p><b>GAZZE’DE YAŞANAN ZULME DİKKAT ÇEKTİ</b></p>
<p>Yenişehirlioğlu, eğitimin vicdanla birleşmediğinde insanı vahşileştirebileceğini söyledi. Gazze’de yaşanan insanlık dışı olayları örnek göstererek, okumanın salt bilgi yüklemesiyle değil, erdem ve vicdanla birleşmesi gerektiğini dile getiren Yenişehirlioğlu, “İsrail’i yönetenlerin çoğu iyi eğitimli ama zalimler. Çünkü insan kardeşine merhamet etmeyen, en iyi okulu da bitirse kötü kalır” dedi.</p>
<p><b>“İNSAN KALİTESİNİ DİZİLERLE DEĞİL, KÜLTÜRLE YÜKSELTİR”</b></p>
<p>Günümüz medya alışkanlıklarını da eleştiren Yenişehirlioğlu, sabah kuşağı programları ve yüzeysel dizilerle insanın ihya edilemeyeceğini ifade ederek, “Toplumun ayarıyla oynadılar. İnsan ihya olmadan, medeniyet kurulmaz. Kültür yatırımları şart. Kitap fuarları bunun en etkili yoludur” dedi.</p>
<p><b>“FUARLAR, İNSANIN KENDİSİNİ YENİDEN HATIRLAMASIDIR”</b></p>
<p>Konuşmasının sonunda 15. Kocaeli Kitap Fuarı’na olan özel ilgisini dile getiren Yenişehirlioğlu, fuarları sadece kitapla buluşma değil, kendini tanıma, yükselme ve ihya olma mekânı olarak tanımladı. Söyleşi sonunda AK Parti Kocaeli İl Başkanı Dr. Şahin Talus, Yenişehirlioğlu’na günün anısına plaket takdim etti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirlioglu-insanin-ihyasi-icin-bilgi-sart-581972">Yenişehirlioğlu: İnsanın ihyası için bilgi şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükakın &#8220;Sağlıklı bir yaşam için hareketlilik şart&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyukakin-saglikli-bir-yasam-icin-hareketlilik-sart-577912</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Sep 2025 11:39:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[balon]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hareketlilik]]></category>
		<category><![CDATA[katılımcılar]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=577912</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin "Avrupa Hareketlilik Haftası" kapsamında düzenlediği “Herkes İçin Hareketlilik” etkinliğinde konuşan Başkan Tahir Büyükakın, kent genelinde son bir yılda toplam 19.3 ton kilo kaybı sağlandığına dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-saglikli-bir-yasam-icin-hareketlilik-sart-577912">Büyükakın &#8220;Sağlıklı bir yaşam için hareketlilik şart&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin &#8220;Avrupa Hareketlilik Haftası&#8221; kapsamında düzenlediği “Herkes İçin Hareketlilik” etkinliğinde konuşan Başkan Tahir Büyükakın, kent genelinde son bir yılda toplam 19.3 ton kilo kaybı sağlandığına dikkat çekti. Büyükakın, “Siz başardınız, bu şehri hafifleten sizlersiniz&#8221; diyerek katılımcılara teşekkür etti.</p>
<p><b>EŞİ FİGEN HANIM İLE BİRLİKTE KATILDI</b></p>
<p>Etkinliğe Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr. Tahir Büyükakın’ın yanı sıra eşi Figen Büyükakın, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Berna Abiş ile Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Nagehan Malkoç da katıldı. Program boyunca katılımcılarla yakından ilgilenen Başkan Büyükakın, etkinliklerin aileler ve çocuklar için önemine dikkat çekti.</p>
<p><b>430 BİNİ AŞKIN FİZİKSEL AKTİVİTE HİZMETİ</b></p>
<p>Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nın yürüttüğü Anne Şehir Sağlıklı Yaşam Projesi, yalnızca spor değil; psikolojik danışmanlık, diyetisyen desteği, fizyoterapi ve uzman antrenörlerle yapılan egzersizlerle bütüncül bir sağlık modeli sundu. 2024 yılı itibarıyla 94.257 kadın projeye dâhil olurken, 431 bini aşkın fiziksel aktivite hizmeti sunuldu. Pilates, zumba, yürüyüş, ileri yaş egzersizleri gibi birçok branşla kadınların yaşam kalitesi arttırıldı. Başkan Büyükakın, projeden elde edilen verileri paylaşarak, “Diyetisyenlerimiz aracılığıyla 33 bin 291 kadına bireysel danışmanlık verdik. Obezite ile mücadelede toplam 19.300 kilogram hafifledik. Bu sadece bedenlerimizin değil, şehrimizin yükünün de hafiflemesi demek&#8221; dedi.</p>
<p><b>AİLELER SEKA PARK’TA BULUŞTU</b></p>
<p>Sekaparark Uçurtma Tepesi’nde gerçekleştirilen “Herkes İçin Hareketlilik” etkinliği yüzlerce aileyi bir araya getirdi. Bando eşliğinde yürüyüşle başlayan program, çocuk atölyeleriyle renklendi. Kum boyama, şapka boyama, kalemlik boyama gibi etkinlikler miniklere yaratıcılık fırsatı sunarken; denge bisiklet parkuru, yüz boyama ve balon aktiviteleri eğlenceli anlara sahne oldu. Sahne etkinliklerinde step aerobik ve trambolin gösterileriyle katılımcılar hem eğlendi hem sporun enerjisini doyasıya yaşadı. Etkinlikte atölyelerin yanı sıra açık havada oynanan takım oyunu Mölkky, hem çocuklara hem de ailelere keyifli dakikalar yaşattı. Katılımcılar, doğayla iç içe oynanan bu oyunda hem rekabetin hem de birlikte hareket etmenin tadını çıkarırken, alanda renkli görüntüler oluştu.</p>
<p><b>FİLİSTİN İÇİN BALONLAR GÖKYÜZÜNE</b></p>
<p>Programın sonunda düzenlenen aile yarışmaları büyük heyecan yaratırken, gün Filistin için gökyüzüne balon bırakma etkinliği ile anlamlı bir şekilde son buldu. Katılımcılar kırmızı, yeşil, beyaz ve siyah renklerdeki balonları gökyüzüne bırakarak barış ve dayanışma mesajı verdi. Başkan Büyükakın, konuşmasının bu bölümünde ise toplumsal duyarlılığın önemine dikkat çekerek, &#8220;Gazze’de sadece insanlar değil, insanlık öldürülüyor. Bizler burada huzur içindeysek, askerimiz, polisimiz sayesinde. Çocuklarımız ellerinde balonlarla güven içinde oynayabiliyorsa bu büyük bir nimet. Bu nimetleri korumak için hem şehirde hem dünyada duyarlı olmak zorundayız&#8221; dedi.</p>
<p><b>“MODERN YAŞAM HAREKETLE DENGELENMELİ”</b></p>
<p>Konuşmasında modern yaşamın getirdiği hareketsizlik sorununa da değinen Başkan Büyükakın, “Arabalarla her yere gidiyoruz, hareketliliğimiz minimuma indi. Oysa alınan kaloriler sürekli artıyor. Sağlıklı bir yaşam için hareketi hayatımızın her alanına dâhil etmemiz gerekiyor. Biz de belediye olarak bunun için çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. Gün boyu spor, eğlence ve dayanışmayla dolu program, hem şehirde hareketliliği artırdı hem de toplumsal mesajlarıyla hafızalara kazındı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-saglikli-bir-yasam-icin-hareketlilik-sart-577912">Büyükakın &#8220;Sağlıklı bir yaşam için hareketlilik şart&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay: Sağlıklı gıdaya erişimin sürekliliği için iş birliği şart</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-saglikli-gidaya-erisimin-surekliligi-icin-is-birligi-sart-562304</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Aug 2025 08:40:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[erişimin]]></category>
		<category><![CDATA[gıdaya]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[sürekliliği]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562304</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir’deki 22 ilçenin ziraat odaları temsilcileriyle buluştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-saglikli-gidaya-erisimin-surekliligi-icin-is-birligi-sart-562304">Başkan Tugay: Sağlıklı gıdaya erişimin sürekliliği için iş birliği şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir’deki 22 ilçenin ziraat odaları temsilcileriyle buluştu. Toplantıda iklim krizinin etkilerinden biri olan kuraklığın, tarım ve hayvancılık sektörü üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çeken Başkan Tugay, sağlıklı gıdaya erişimin aksamaması iş birliği içinde çalışmak gerektiğini söyledi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay&#8217;ın ev sahipliğinde İzmir’deki 22 ilçenin ziraat odaları temsilcileri bir araya geldi. Kültürpark Çetin Emeç Toplantı Salonu&#8217;ndaki programda, tarım sektörünü geleceğin krizlerine hazırlamak, tarım ve hayvancılıkta daha modern</p>
<p>teknikleri kullanmak için yapılması gerekenler ve iş birliği olanakları değerlendirildi. Ayrıca gıda sağlığı ve gıda krizine ilişkin alınacak tedbirler üzerinde duruldu. Başkan Tugay’a İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Çalışma Grubu Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Mutaf, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür ve Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Nehir Yüksel eşlik etti.</p>
<p>İzmir&#8217;in Türkiye&#8217;de tarımda en fazla üretim yapan şehirlerden biri olduğunu anımsatarak başlayan Başkan Dr. Cemil Tugay, “Hayvansal üretimde İzmir genellikle Türkiye’de ikinci sırada. İzmir tarım bölgesi. Aynı zamanda Ege Bölgesi’nin de başkenti. İzmir’de yapılan her şey bölgenin bütününe ya zarar veriyor ya da fayda sağlıyor. Etkileşimi güçlü. O nedenle tarım konusu ciddiye alınmalı. Öncelikle kuraklık, aşırı sıcaklar, don olayları… Bunların hepsi normal olmayan iklim şartlarının ortaya çıktığı durumlar. Bunlar bitmeyecek. Bu konuda yol haritası oluşturmak gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>“Yeni şartlara göre tarım yapmak zorundayız”</strong></p>
<p>İklim krizi nedeniyle gelecekte bugünkü gibi tarım yapılmayacağını belirten Başkan Tugay, şunları söyledi: “Yeni şartlara göre tarım yapmak zorundayız. Yaşamak için gıda almak zorundayız. Gıdanın kaynağı tarım. Hayvancılıkta da kritik durumlar var. Artık tarımı doğru şartlarda yapmamız gerekiyor. Ne kadar et ve süt üretmek lazım? Bunların nasıl işlenmesi, saklanması lazım? Bunları iyi planlayamazsak, çiftçi üretemeyecek ve geçimin sağlayamayacak. Diğer tarafta gıda ihtiyacı olan yurttaş, ya çok yüksek fiyatta gıda bulacak ya da bulamayacak. Bunun böyle &#8216;Dur bakalım ne olacak&#8217; deyip kendi akışına bırakılmaması lazım.”</p>
<p><strong>“Yerelleşmeli”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, sistemden kaynaklı hataların olduğunu belirterek, “İzmir tarımının Ankara&#8217;dan yönetilmesi, yani merkeziyetçi yönetim anlayışı yanlış. Sadece tarımla ilgili değil, her konuda böyle. Yönetimler yerelleşmeli. Yerel yönetimlere daha fazla güç verilmeli, yetki tanınmalı ki yerinden yönetilsin” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Uzlaşı içinde olmalıyız”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin büyük ve güçlü bir kurum olduğunu Tugay, şunları söyledi: “Tarım konusunun ne kadar önemli, hassas olduğu ortada. Biz bu şehre hizmet edelim, kentin sorunlarına çare üretelim, gelecekte olabilecek problemler için önceden önlem alalım istiyoruz. Bu yolda bize lazım olan önce çiftçilerin birlikleri. Ziraat odaları, kooperatifler, sulama kooperatifleri gibi yapılarla bir arada, uyum içerisinde çalışabilmek. İşin doğrusunu yapmak için fikir birliği ve uzlaşı içerisinde olmalıyız. Bu durum, kırsal bölgelerdeki yaşamı da yakından ilgilendiriyor. Genç nüfus köyde kalmıyor. Çiftçiliği gençler yapmıyor. İl ve ilçe merkezlerine geliyorlar ama düşük ücretli işlerde çalışmak zorunda kalıyorlar. Biz bunu doğru ve adil bulmuyoruz.”</p>
<p><strong>“Bu çalışmaları siyasi amaçla yapmıyoruz”</strong></p>
<p>Köylerin çok ihmal edildiğini de dile getiren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kırsal bölgelerde yaşamın zor olduğunu, yurttaşların basit imkânlara dahi ulaşmakta sorun yaşadığını ifade etti. Tugay, “Köylerde çocuklar okuyamıyor. Sanat, kültür faaliyetleri yok. Biz kötü giden iklim şartlarında daha doğru tarımsal üretimin nasıl yapılacağı üzerine çalışırken, kırsal bölgedeki yaşamı daha kaliteli hale getirmek için de uğraşıyoruz. Bunun için sizlerin görüşlerine ihtiyacımız var. Biz herkesin belediyesiyiz. Bu çalışmaları siyasi amaçla yapmıyoruz. Konu ekmek. Böyle giderse aç kalacağız. Bunu hep beraber durduracağız” dedi. </p>
<p><strong>“Gençleri yerlerinde tutmamız gerekiyor”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Çalışma Grubu Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu da “İzmir Kırsalı ve Tarımın Gelecek Vizyonu” başlığı ile bir sunum yaptı. Yusuf Kurucu, “Kesintisiz gıda üretimi ve gıdaya ulaşmak önemli. Kesintisiz gıdaya ulaşmak için çok şey yapmalıyız ama çok da engel var. Bunların en başında iklim değişikliği geliyor. İklim değişikliği kendini çok hissettirdi. Yağış ve sıcaklık, istenmeyen koşullara doğru bizi götürmeye başladı. Yakın gelecekte sahil bölgelerindeki meyve bahçelerinin bulunduğu topraklar tuzlanacak. Bunların hepsi gıda üretimini kesintiye uğratacak faktörler. Gıda üretiminin de geleceği olan gençleri yerlerinde tutmamız gerekiyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-saglikli-gidaya-erisimin-surekliligi-icin-is-birligi-sart-562304">Başkan Tugay: Sağlıklı gıdaya erişimin sürekliliği için iş birliği şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğitimde kalıcı çözüm bulmak şart</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egitimde-kalici-cozum-bulmak-sart-556848</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jul 2025 06:39:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bulmak]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimde]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=556848</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yükseköğretime erişimdeki eşitsizliklere değinen SEDER YK Üyesi Dr. Merve Yılmaz'dan acil çağrı: "Eğitimde kalıcı çözüm bulmak şart"</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egitimde-kalici-cozum-bulmak-sart-556848">Eğitimde kalıcı çözüm bulmak şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Yükseköğretime erişimdeki eşitsizliklere değinen SEDER YK Üyesi Dr. Merve Yılmaz’dan acil çağrı: “Eğitimde kalıcı çözüm bulmak şart”</p>
<p>Sürdürülebilir Eşitlik ve Sosyal Araştırmalar Derneği (SEDER) Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Merve Yılmaz, Türkiye’de yükseköğretime erişimdeki eşitsizliklere dikkat çekerek, mevcut durumun ekonomik refah, sosyal adalet ve demokratik gelişim üzerindeki olumsuz etkilerini değerlendirdi. Yılmaz, “Türkiye’de gerçekten herkes için bu yol açık mı?” sorusunu sorarak, eğitim sistemindeki derin sorunlara işaret etti.</p>
<p>SEDER YK Üyesi Dr. Merve Yılmaz’a göre Türkiye’de yükseköğretime erişim sorunu, lise çağında başlıyor. 15-19 yaş grubundaki gençlerin yalnızca yüzde 72,5’inin okula devam ettiği belirtilirken, OECD ortalamasının yüzde 84,1 olduğu kaydedildi. Söz konusu veriler, Türkiye’de neredeyse her dört gençten birinin liseye dahi gitmediğini ve üniversiteye erişim hakkı başlamadan önce bile ciddi bir eşitsizlikle karşılaştığını ortaya koyuyor. Dr. Yılmaz, sadece okula gitmenin yeterli olmadığını, aynı zamanda okullardaki eğitim kalitesi, öğrenci destekleri, mezuniyet oranları ve üniversiteye hazırlanma imkanlarının da kritik önem taşıdığını vurguladı.</p>
<p><b>Gençlerin yüzde 31’i ne eğitimde ne istihdamda</b></p>
<p>Üniversiteye giriş tablosunun da iç açıcı olmadığını belirten Dr. Merve Yılmaz, 2022-2023 döneminde yükseköğretime devam eden gençlerin oranının yüzde 46 iken, bu oranın 2023-2024’te yüzde 42,7’ye gerilediğini ifade etti. Öte yandan 18-24 yaş aralığında “ne eğitimde ne istihdamda” olan gençlerin oranı ise yüzde 31,1. Yılmaz, bu oranın her üç gençten birinin ne çalıştığını ne de okuduğunu gösterdiğini belirterek, “Eğitim sisteminin bu kadar dışına itilmiş bir gençlik hem bireysel olarak hem de toplumsal düzeyde ciddi kayıplara yol açabilir” uyarısında bulundu.</p>
<p><b>Kadınlar dezavantajlı grupta</b></p>
<p>Kadınların yükseköğretime katılım oranının erkeklerden yüksek olmasına rağmen, mezuniyet sonrası iş hayatına katılım oranlarının neredeyse yarı yarıya olduğunu belirten Yılmaz, toplumsal roller, bakım yükü ve cam tavanlar nedeniyle kadınların kariyer hayallerinin sınırlı kaldığını söyledi. Bu nedenle sadece eğitimde değil, iş yaşamında da kadınları destekleyecek mentorluk programları, kreş imkanları ve hibrit çalışma modelleri gibi politikalara ihtiyaç duyulduğunu belirtti.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/yuksekogretime-erisimdeki-esitsizlikler-0-hGrPSVul.jpeg" /></p>
<p><b>Çözüm ne?</b></p>
<p>Dr. Merve Yılmaz, bu sorunları düzeltmek için öncelikle eğitime ayrılan bütçenin artırılması gerektiğini belirtti. Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında öğrenci başına en az harcama yapan ülkelerden biri olduğunu hatırlatarak, daha fazla yatırımın, daha eşit imkanlar ve daha güçlü destek sistemleri anlamına geleceğini vurguladı. Üniversite sayısını artırmak kadar, bu üniversiteleri nitelikli hale getirmenin de önemli olduğunu kaydeden Yılmaz, araştırma kapasitesi, öğretim üyesi kalitesi ve öğrenci destek hizmetleri güçlendirilmeden gerçek bir dönüşüm sağlanamayacağını ifade etti.</p>
<p>Yılmaz, son olarak üniversiteye erişim hakkının sadece bir binaya girme hakkı olmadığını, o binada kendini geliştirebilme, sosyal destek alabilme, güvenli bir ortamda yaşayıp eğitimini tamamlayabilme hakkı olduğunu vurguladı. “Eğitimde fırsat eşitliği dediğimizde sadece sayı değil, nitelik ve sürdürülebilirlikten de bahsetmeliyiz” diyen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Türkiye’nin genç nüfusu, en büyük avantajı olabilir. Ama bu avantajı kullanabilmek için adil, kapsayıcı ve cesur politikalara ihtiyacımız var. Çünkü eğitim, sadece bireyin değil, ülkenin de geleceğidir. Eğitim alanında yaşanan sorunlara kalıcı bir çözüm bulunması şart.”</p>
<p><b>Dr. Merve Yılmaz kimdir?</b></p>
<p>Merve Yılmaz, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Matematik Öğretmenliği bölümünden mezun olduktan sonra, Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsünde Eğitim Yönetimi ve Denetimi alanında yüksek lisans, İstanbul Okan Üniversitesi’nde ise aynı alanda doktora eğitimini tamamlamıştır. Örgütsel liderlik, müfredat liderliği ve eğitimde fırsat eşitliği konularına odaklanmaktadır. Evli ve bir çocuk annesidir. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egitimde-kalici-cozum-bulmak-sart-556848">Eğitimde kalıcı çözüm bulmak şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz Sıcağında Klimalı Araç Şart: Çalışmıyorsa Ceza Gelebilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-sicaginda-klimali-arac-sart-calismiyorsa-ceza-gelebilir-552177</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Jul 2025 10:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmıyorsa]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[gelebilir]]></category>
		<category><![CDATA[klimalı]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[sıcağında]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552177</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir, toplu taşıma araçlarından yararlanan vatandaşların konforu ve sağlığı için klima sistemlerini düzenli bir şekilde denetliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-sicaginda-klimali-arac-sart-calismiyorsa-ceza-gelebilir-552177">Yaz Sıcağında Klimalı Araç Şart: Çalışmıyorsa Ceza Gelebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, toplu taşıma araçlarından yararlanan vatandaşların konforunu sağlamak için her alanda çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Büyükşehir Ulaşım Dairesi Başkanlığı’na bağlı ekipler tarafından Kocaeli genelindeki toplu taşıma araçlarında klima sistemlerinin denetimleri gerçekleştiriyor. Büyükşehir tarafından hassasiyetle yürütülen denetimler vatandaş sağlığının ve konforunun korunması açısından büyük önem taşıyor.</p>
<p><b>GÜNDE 200 ARAÇ DENETLENİYOR</b></p>
<p>Kocaeli sınırları içinde hizmet veren özel halk otobüslerinde klima sistemlerini denetleyen ekipler, günlük rutin olarak 200 araca binerek inceleme yapıyor. Ulaşım Dairesi Başkanlığı ekipleri, denetim sırasında klimaların yeterli düzeyde soğutma yapıp yapmadığını, bakımlarının zamanında gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini kontrol ederek otobüs şoförlerine uyarıda bulunuyor. Düzenli olarak yapılacak denetimlerde uyarıları dikkate almayan kişilere ise cezai işlem uygulanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-sicaginda-klimali-arac-sart-calismiyorsa-ceza-gelebilir-552177">Yaz Sıcağında Klimalı Araç Şart: Çalışmıyorsa Ceza Gelebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koruncuk Vakfı, &#8220;Başarı Şart mı?&#8221; Kampanyasıyla Kristal Ödül Kazandı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koruncuk-vakfi-basari-sart-mi-kampanyasiyla-kristal-odul-kazandi-545297</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jun 2025 12:05:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[kampanyasıyla]]></category>
		<category><![CDATA[kazandı]]></category>
		<category><![CDATA[koruncuk]]></category>
		<category><![CDATA[kristal]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545297</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koruncuk Vakfı, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nde hazırladığı “Başarı Şart mı?” reklam filmiyle, başarının yalnızca sonuçlarla değil, sürecin kendisiyle ve deneyimlerle de ilgili olduğunu anlattığı kampanyasıyla Kristal Ödül Töreni’nde “Kristal” ödüle layık görüldü. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koruncuk-vakfi-basari-sart-mi-kampanyasiyla-kristal-odul-kazandi-545297">Koruncuk Vakfı, &#8220;Başarı Şart mı?&#8221; Kampanyasıyla Kristal Ödül Kazandı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Koruncuk Vakfı, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nde hazırladığı “Başarı Şart mı?” reklam filmiyle, başarının yalnızca sonuçlarla değil, sürecin kendisiyle ve deneyimlerle de ilgili olduğunu anlattığı kampanyasıyla Kristal Ödül Töreni’nde “Kristal” ödüle layık görüldü.</strong> </p>
<p>Koruncuk Vakfı, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’ne özel olarak hazırladığı “Başarı Şart mı?” reklam filmiyle, Kristal Ödül Töreni’nde <strong>“Sosyal Sorumluluk” </strong>kategorisinde <strong>Kristal</strong> ödülün sahibi oldu. </p>
<p>Toplumsal başarı algılarını toplumun gözünden sorgulayan kampanya, <strong>“Başarı şart mı?”</strong> sorusunu tüm samimiyetiyle gündeme taşıdı. <strong>Akademik başarı şartı olmaksızın</strong> her çocuğun sevgi, güven ve fırsat eşitliği içinde büyümesi gerektiğine dikkat çeken Koruncuk Vakfı, bu etkileyici kampanyasıyla başarının sadece sonuçlarla değil, süreçteki deneyimlerle de ilgili olduğunu güçlü bir şekilde anlattı.  </p>
<p>Bu ödül, Koruncuk Vakfı’nın yalnızca çocuklara destek olmakla kalmayıp, aynı zamanda toplumun başarıya bakış açısını dönüştürme çabasının da güçlü bir göstergesi oldu. Vakıf, her çocuğun kendi potansiyelini özgürce keşfedebileceği bir dünya hayalini savunuyor ve bu hayali gerçeğe dönüştürmek için kararlılıkla çalışmaya devam ediyor.</p>
<p>Reklam filminde bir kız çocuğunun elindeki kâğıttan uçakla başlayan yolculuk; bilimden sanata, spordan müziğe uzanan zengin bir deneyim alanına yayılıyor. Film, başarıyı yalnızca sonuca indirgemiyor; sürecin içindeki çabayı, denemeyi ve deneyimi de başarı tanımının ayrılmaz parçaları olarak sunuyor.</p>
<p> </p>
<p><em><strong>Koruncuk Vakfı Hakkında</strong></em> </p>
<p><em><strong>Koruncuk Vakfı;</strong> çocukların, hangi sosyo &#8211; ekonomik koşulda olursa olsun haklarına eriştiği, sevgi ve güvenle büyüdüğü, eğitimlerine kesintisiz devam edebildiği ve katma değer yaratabildiği bir topluma hizmet etmek amacıyla çalışıyor. <strong>Koruncuk Vakfı</strong> geliştirdiği önleyici, koruyucu ve iyileştirici hizmet modelleriyle, temel ihtiyaçları ve eğitime erişimleri risk altındaki kız çocuklarını, kendilerini ifade edebilen, haklarının bilincinde bireyler olarak toplum içinde yer almaları konusunda güçlendiriyor. Yürüttüğü faaliyetlerde çocuğun yüksek yararını esas alan Vakıf, kız çocuklarına ortaokuldan üniversiteye kadar Koruncukköy’lerde barınma ve bakım hizmeti veriyor, sanat, kültürel ve sportif faaliyetler yoluyla onların sosyo &#8211; kültürel gelişimlerine katkıda bulunuyor. Psiko &#8211; sosyal gelişimlerine sağladığı olumlu etkiler nedeniyle, çocukları aileleri ile birlikte güçlendirmeyi ilke edinen <strong>Koruncuk Vakfı</strong>, bu amaçla aile odaklı çalışmalar yürütüyor. Vakıf çatısı altında büyüyen 18 yaşını doldurmuş genç kızlara ise tercihleri doğrultusunda yükseköğrenimleri veya mesleki gelişimleri boyunca destek olmaya devam ediyor. Vakıf ayrıca, sosyal hizmet model ve çalışmaların ulusal düzeyde yaygınlaştırılmasına, bu yolla çocuk hakları konusunda toplum farkındalığının artırılmasına yönelik çalışmalar yapıyor. Yirmiden fazla STK’yı bir araya getirerek kurduğu Çocuk ve Haklarını Koruma Platformu ile çocuk haklarının korunması ve bu haklara erişimdeki risklerin azaltılması için çalışıyor.</em> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koruncuk-vakfi-basari-sart-mi-kampanyasiyla-kristal-odul-kazandi-545297">Koruncuk Vakfı, &#8220;Başarı Şart mı?&#8221; Kampanyasıyla Kristal Ödül Kazandı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zorlukların üstesinden gelmek için psikolojik sağlamlık şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zorluklarin-ustesinden-gelmek-icin-psikolojik-saglamlik-sart-541291</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 May 2025 09:39:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[gelmek]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlamlık]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[üstesinden]]></category>
		<category><![CDATA[zorlukların]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541291</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikoloji Hizmetleri Genel Koordinatörü ve Uzman Klinik Psikolog Dr. Yıldız Burkovik, duygusal dayanıklılığın öneminden bahsetti ve psikolojik sağlamlığı artırılabilecek önerilerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zorluklarin-ustesinden-gelmek-icin-psikolojik-saglamlik-sart-541291">Zorlukların üstesinden gelmek için psikolojik sağlamlık şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikoloji Hizmetleri Genel Koordinatörü ve Uzman Klinik Psikolog Dr. Yıldız Burkovik, duygusal dayanıklılığın öneminden bahsetti ve psikolojik sağlamlığı artırılabilecek önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Duygusal dayanıklılık zayıfsa, hiçbir şeyin üstesinden gelinemeyebilir!</strong></p>
<p>Duygusal dayanıklılığın kişinin stresle baş edebilme kapasitesi olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Dr. Yıldız Burkovik, “Çok rahat, çok huzurlu olduğumuzda insanın güçlenmek için bir sebebi kalmıyor. O yüzden de güven alanımızın dışına çıkıp, zorluklar ve çaba gerektiren durumlarla karşılaştığımızda strese maruz kalmış oluyoruz ve buna karşı bir dayanıklılık sürecini başlatmış oluyoruz.” dedi.</p>
<p>Bireylerin çeşitli sorunlarla karşılaştığında daha güçlü ve daha az etkilenen olması gerektiğini vurgulayan Burkovik, “Bu yüzden duygusal dayanıklılık çok önemlidir. Bu dayanıklılığı gösteremediğimiz taktirde birdenbire çöken, hiçbir şeyin üstesinden gelemeyen ve herkesin çekip çevireceği, kendi kontrolünü elinde tutamayan insanlar haline gelmiş oluruz.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlığı artırmak için gerçekçi bir öz değerlendirme yapılmalı!</strong></p>
<p>Duygusal dayanıklılığı geliştirmek için atılacak ilk adımın farkındalığı geliştirmek olduğuna dikkat çeken Dr. Yıldız Burkovik, “‘Güçlü ve güçsüz yönlerim nelerdir, beni tehdit eden unsurlar ne, benim fırsatlarım var mı, varsa bu fırsatları nasıl kullanmalıyım?’ gibi sorularla bunlar tespit edilmeli.” dedi.</p>
<p>Psikolojik sağlamlığı arttırmak için eksik olanın ne olduğunun bulunması ve gerçekçi bir değerlendirme yapılması gerektiğini sözlerine ekleyen Burkovik, “Yedek planlarımız olmalı, çözüme yönelik düşünülmeli. Çözümün bir parçası olarak hareket edilmeli. Bu nokta da çok korunaklı bir biçimde olunmamalı. Savunmayı ve dayanıklılığı arttıracak şekilde hareket etmeye çalışılmalı. Bu yapılmadığı taktirde küçük bir darbe bile son derece zarar verici olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sıkıntıları gizlemek yerine yardım alın! </strong></p>
<p>İnsanlarla iletişim kuramama, yataktan çıkmak istememe iştahsızlık, uykusuzluk, dikkatsizlik, dalgınlık ve sürekli düşünme hali gibi belirtiler ortaya çıktığında bir uzmana başvurulması gerektiğinin altını çizen Dr. Yıldız Burkovik, “Tanıyı ve sıkıntılarını gizlemek isteyen hastalar kesinlikle bir psikologdan yardım almalılar. Kişilere bunun kötü bir durum olmadığı anlatılmalı ve eğer gerekirse bir psikiyatristten yardım alınmalı.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zorluklarin-ustesinden-gelmek-icin-psikolojik-saglamlik-sart-541291">Zorlukların üstesinden gelmek için psikolojik sağlamlık şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her mevsim güneş kremi kullanmak şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-mevsim-gunes-kremi-kullanmak-sart-538483</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 May 2025 10:24:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[kremi]]></category>
		<category><![CDATA[kullanmak]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=538483</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar (Dermatoloji) Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatma Pelin Özgen, 27 Mayıs Dünya Güneş Kremi Günü dolayısıyla güneş kremi kullanmanın cilt sağlığı açısından önemine dikkat çekerek, sahte güneş kremlerine karşı uyarılarda bulundu. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-mevsim-gunes-kremi-kullanmak-sart-538483">Her mevsim güneş kremi kullanmak şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar (Dermatoloji) Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatma Pelin Özgen, 27 Mayıs Dünya Güneş Kremi Günü dolayısıyla güneş kremi kullanmanın cilt sağlığı açısından önemine dikkat çekerek, sahte güneş kremlerine karşı uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Güneş kremi cildi güneşin zararlı ışınlarından koruyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Fatma Pelin Özgen, güneş kreminin cildi güneşin zararlı ışınlarından koruduğunu belirterek, &#8220;Güneş ışınları hem deri yaşlanmasında hem de deri kanserlerinin oluşumunda önemli bir etken. Şu an elimizdeki en etkili koruyucu silahımız güneş koruyucular. Bu yüzden kullanımı hayati önem taşıyor.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Her mevsim güneş kremi kullanmak gerekiyor</strong></p>
<p>“Her mevsim güneş kremi kullanmak gerekiyor, kış aylarında da yaz aylarına göre yoğunluğu daha az olsa da UV radyasyonu dediğimiz güneş ışınlarının sebep olduğu radyasyon mevcut, bu yüzden kış aylarında ve evde de camlardan yine UV ışınları geçtiği için evde de sürmek gerekiyor.” diyen Prof. Dr. Fatma Pelin Özgen, şunları dile getirdi:</p>
<p>“Güneş kremi, günlük hayatta yüz, boyun ve yaz aylarında ellere de sürmek gerekir ama deniz kenarında, vücudun açık olduğu yerlerde vücuda da sürmek lazım. Kış aylarında günlük nemlendiricilerin içinde bulunan SPF 25 varsa yeterli olabilir, ancak yaz aylarında bu koruyuculuk yetmeyeceği için nemlendirici üzerine güneş koruyucu kullanılmalı.”</p>
<p><strong>6 aydan küçük bebekleri fiziksel olarak güneşten uzak tutmak gerekir</strong></p>
<p>Bebeklerde 6 aydan küçük bebeklere güneş koruyucu kullanımını önermediklerini kaydeden Prof. Dr. Fatma Pelin Özgen, “Bebekleri fiziksel olarak güneşten uzak tutmak gerekir, 6 aydan büyük bebeklerde deniz kenarında güneşten korumak gerekir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Hassas ciltler mineral filtreli güneş koruyucuları kullanmalı</strong></p>
<p>Farklı cilt tiplerine göre güneş kremi seçiminin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Özgen, &#8220;Yağlı ve akneli ciltler için nonkomedojenik (gözenek tıkamayan), yağlanma yapmayan, su bazlı güneş koruyucular önerirken, hassas ciltlerde ise daha çok mineral filtreli güneş koruyucuların tercih edilmesini tavsiye ediyorum.&#8221; diye belirtti.</p>
<p><strong>Güneş koruyucuların eczaneden alınması daha güvenli</strong></p>
<p>Güneş koruyucuların içeriğinde bulunmaması gereken zararlı maddeler ve sahte ürünler konusunda uyarılarda bulunan Prof. Dr. Özgen, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>&#8220;Güneş kremlerinin içeriğinde oksibenzon, oktoniksat, oktokrilen, avobenzon, homosalat, oktosalat gibi kimyasal filtrelerin yanı sıra paraben ve fitalat gibi maddelerin olmamasına dikkat edilmeli. Özellikle online satılan ürünlerde sahte ürünle karşılaşma olasılığı daha yüksek. Bu nedenle güneş koruyucuların eczaneden alınması daha güvenlidir. Sahte ürünleri ayırt etmek zor olabilir, bu yüzden güvenilir kaynaklardan alışveriş yapmak büyük önem taşıyor.&#8221;</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-mevsim-gunes-kremi-kullanmak-sart-538483">Her mevsim güneş kremi kullanmak şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Tüp Bebekte Başarı İçin Ön Değerlendirme ve Genetik Tarama Şart&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tup-bebekte-basari-icin-on-degerlendirme-ve-genetik-tarama-sart-531711</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 May 2025 08:11:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[bebekte]]></category>
		<category><![CDATA[değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[tüp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=531711</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüp bebek tedavisinde başarılı sonuçlara ulaşabilmede kadın yaşının önemli bir faktör olduğunu vurgulayan Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Erkut Attar, ”35 yaş üstü kadınlarda gebelik başarısı ciddi oranda azalıyor. Bu noktada, genetik testler ve akraba evliliklerinde Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT) başarılı sonuçlara ulaşmada önem taşıyor” diye konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tup-bebekte-basari-icin-on-degerlendirme-ve-genetik-tarama-sart-531711">&#8220;Tüp Bebekte Başarı İçin Ön Değerlendirme ve Genetik Tarama Şart&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Tüp bebek tedavisinde başarılı sonuçlara ulaşabilmede kadın yaşının önemli bir faktör olduğunu vurgulayan Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Erkut Attar, ”35 yaş üstü kadınlarda gebelik başarısı ciddi oranda azalıyor. Bu noktada, genetik testler ve akraba evliliklerinde Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT) başarılı sonuçlara ulaşmada önem taşıyor” diye konuştu.</em></p>
<p>Tüp bebek tedavisine başlamadan önce hastanın kromozom analizlerinin yapılmasının kritik olduğunu vurgulayan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erkut Attar, bu noktada iyi bir genetik ünitesinin hastayı doğru hazırlamanın anahtarı olduğunu söyledi. Prof. Attar, sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>“Özellikle, ülkemizde hala yüksek oranda bulunan, akraba evliliği yapmış çiftlerde, genetik testler daha gebelik başlamadan yapılmalı. Gebelik düşünen çiftlerde SMA taraması da günümüzde önemli hale geldi.   Embriyo oluştuktan sonra genetik sorgulama teknolojik olarak mümkün, ancak ideal olan bu sürecin gebelik başlamadan önce yürütülmesidir.  Gebelik döneminde embriyo üzerinde yapılan genetik testler de bizi yönlendiriyor ve uygun olgularda başarıyı artırmamızı sağlıyor.”</p>
<p><strong>“KADIN HER AÇIDAN AYRINTILI İNCELENMELİ”</strong></p>
<p>Tüp bebek tedavisinde başarı oranlarının tüm dünyanda ortalama yaklaşık yüzde 50-60 olduğunun altını çizen Prof. Dr. Attar, “Dolayısıyla, bir tüp bebek tedavisi başarısız olduğunda bu durumun verilen oran içinde gerçekleşebildiği bilinmeli. Ancak hastaların bu sonuçta hemen umutsuzluğa düşmemeleri önemli” dedi. Başarısız sonuçların hastaların yeterince incelenmemesinden kaynaklanabildiğini de işaret eden Prof. Dr. Attar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Örneğin, polikistik over sendromu veya endometriozis (çikolata kisti) gibi hastalıklarda mutlaka ön araştırma yapılmalı. Bu hastalıklar, infertiliteye yol açan ciddi sorunlardır. Bu tür sorunlar önceden saptanıp tedavi edilmezse, tüp bebek tedavisi başarısız olabilir. Tüp Bebek olgularında hormonal durumlar da değerlendirilmeli; endometriozis hastalarında hastalığın derecesi belirlenmeli ve tüp bebek tedavisine geçmeden önce bu konular üzerinde titizlikle çalışılmalı. Eğer hasta gelir gelmez tüp bebeğe başlanırsa, başarısızlık riski artabilir. Bunun yanında embriyonun rahme tutunması için zamanlama da oldukça önemli. Her şey yolunda olsa bile bu durum başarısızlığa yol açabilir. Bu nedenle bir veya iki başarısızlık, büyük bir başarısızlık olarak görülmemeli ve moraller bozulmamalı.”</p>
<p><strong>“BAŞARI İÇİN ÖN DEĞERLENDİRME ŞART”</strong></p>
<p>Tüp bebek tedavisinde sonucu etkileyen iki ana faktörün rahmin gebeliğe hazır olması ve embriyo kalitesi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Attar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Başarısızlıkları değerlendirirken genellikle embriyonun kalitesi ön plandadır. Embriyonun kalitesinden kaynaklanan sorunlar başarısızlığın yüzde 80-90’ını oluşturur. Rahimin hazır olmama oranı ise yüzde 10-20 civarındadır. Dolayısıyla hasta geldiğinde ön değerlendirme ve genetik araştırma büyük önem taşıyor. Bu adımlar atılmazsa başarı şansı düşebilir. Örneğin, sağlıklı bir kadına tüp bebek işlemi esnasında elde edilen 10 embriyonun yaklaşık yarısında genetik soruna rastlanmaktadır. Bu sorun sadece genetik testlerle saptanabilir.” </p>
<p>“Bu testler her hastada rutin olarak yapılmamalı, ancak uygun olgularda kullanmak gerekir” diyen Prof. Dr. Attar, sözlerine şöyle devam etti: “Biz bu uygulamaları yapıyoruz ve devlet de buna önem veriyor. Bazı genetik testler SGK kapsamında karşılanıyor. Böylece tüp bebek tedavisine başlamadan önce başarı şansını artırmak mümkün olabiliyor.” </p>
<p><strong>‘AKRABA EVLİLİKLERİNDE GENETİK TARAMA ŞART’</strong></p>
<p> Akraba evliliklerinde genetik hastalık riskinin arttığını belirterek bu konuya özellikle dikkat çeken Prof. Dr. Attar, “Akraba evliliklerinde Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT) doğrudan uygulanmalı. Hastalar bu konuda artık daha bilinçli. Akraba evliliklerinde mutlaka karyotip analizi gibi yöntemlerle başlanmalı. Bu sayede tüp bebek tedavisine bilinçli bir şekilde ilerlenir ve tekrarlayan başarısızlıklar ve sorunu gebelikler büyük ölçüde önlenir” dedi.</p>
<p><strong>“35 YAŞ ÜSTÜ KADINLARDA DİKKAT!</strong></p>
<p>Yaş faktörünün tüp bebek başarısını ciddi şekilde etkilediğini vurgulayan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kadın Doğum, Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Erkut Attar, “35 yaş üstü kadınlarda gebelik şansı azalıyor. Kariyer veya sosyal nedenlerle gebeliği ertelemek başarıyı zorlaştırabilir. Bu grupta tekrarlayan düşükler, Down sendromu veya diğer genetik anomalilerin riski artıyor. Genetik testler bu hastalarda özellikle faydalı. Bu grupta ön genetik çalışmalar çok yarar sağlıyor. Yaş, çevresel faktörler ve stres, başarıyı ciddi şekilde etkiliyor. Hastalara stres yapmamalarını öneriyorum. Bir veya iki deneme başarısız olabilir, bu tedavinin doğasında var. Ancak ek bir hastalık varsa ve hekim bunu teşhis etmiş veya şüpheleniyorsa, hastanın hormonal, genetik ve diğer açılardan iyi hazırlanması başarı şansını artırır” dedi. </p>
<p><strong>“EMBRİYO KALİTESİ ve RAHİMİN GEBELİĞE HAZIR OLMASI GİBİ FAKTÖRLER ÖNEMLİ”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Attar, endometriumun (rahim iç zarı) önemine de değindi: “Rahimdeki yapısal sorunlar film, ultrason veya histeroskopi ile tespit edilebilir. Embriyonun doğru zamanda transfer edilmesi başarı açısından oldukça  kritik bir durıımdur. Kaliteli embriyolar transfer edilmesine rağmen başarısızlık yaşanıyorsa, sorun rahimden kaynaklanabilir. Bu durumda biyopsi veya daha özel yöntemlerle rahmi değerlendiriyoruz.”</p>
<p><strong>“TEDAVİNİN OLMAZSA OLMASI HASTA-HEKİM İLETİŞİMİ”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Attar, hasta-hekim iletişiminin başarıyı artırdığını belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: “Hastalar sabırlı olmalı ve hekimleriyle aynı dili konuşmalı. Yaş faktörü önemli olsa da, doğru hazırlık ve genetik testlerle başarı oranı önemli ölçüde artırılabilir. Kaliteli laboratuvar ve deneyimli embriyologlar bu süreçte büyük rol oynuyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tup-bebekte-basari-icin-on-degerlendirme-ve-genetik-tarama-sart-531711">&#8220;Tüp Bebekte Başarı İçin Ön Değerlendirme ve Genetik Tarama Şart&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı bir kalp için yaşam tarzı değişikliği ve rutin kontrol şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-kalp-icin-yasam-tarzi-degisikligi-ve-rutin-kontrol-sart-449441</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Apr 2024 13:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[rutin]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=449441</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp hastalıklarının bütün dünyada önde gelen ölüm nedenlerinden biri olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, alınacak önlemlerle daha sağlıklı kalbe sahip olmanın, daha kaliteli ve uzun yaşamanın mümkün olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-kalp-icin-yasam-tarzi-degisikligi-ve-rutin-kontrol-sart-449441">Sağlıklı bir kalp için yaşam tarzı değişikliği ve rutin kontrol şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp hastalıklarının bütün dünyada önde gelen ölüm nedenlerinden biri olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, alınacak önlemlerle daha sağlıklı kalbe sahip olmanın, daha kaliteli ve uzun yaşamanın mümkün olduğunu söyledi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, kalp sağlığının korunmasında varsa şeker ve hipertansiyon gibi hastalıkların kontrol altında olmasını, 40 yaşından sonra belli aralıklarla kalp kontrollerinin yapılmasını, haftada en az dört kez 45 dakika tempolu yürüyüş yapılmasını tavsiye etti.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, 8-14 Nisan Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada kalp sağlığının korunmasına ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Kalp sağlığını tehdit eden birçok risk var</p>
<p>Kalp sağlığı için bilinen risk faktörlerine değinen Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “Diyabet yani halk arasındaki bilinen ismiyle şeker hastalığı, hipertansiyon, ileri kalp hastalığı öyküsü, hareketsiz yaşam tarzı, sigara kullanımı, sağlıksız beslenme, obezite ve kolesterol yüksekliği bilinen risk faktörleri arasında yer almaktadır” dedi.</p>
<p>Yaş ilerledikçe risk yükseliyor</p>
<p>Kalp sağlığı açısından ne kadar çok risk faktörü varsa ve yaş ne kadar ileri ise riskin o kadar yüksek olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “İleride kalp hastalığı riskini tahmin etmek için yaş ve risk faktörlerini kullanarak geliştirilmiş skorlamalar mevcuttur” dedi.</p>
<p>40 yaşından itibaren rutin kontrol yapılmalı</p>
<p>Kalple ilgili kontrollerin önemine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “Eğer daha önceden bilinen bir kalp hastalığı ya da risk faktörleri yoksa 40 yaşından itibaren periyodik kalp kontrolleri önerilir. Önceden bilinen bir kalp hastalığı ya da risk faktörü olan hastalar hekimlerinin önerdiği sıklıkta kalp kontrollerine gitmelidir” uyarısında bulundu.</p>
<p>Hareketsiz ve stresli yaşam koşulları kalbi yoruyor</p>
<p>Kalp sağlığını en çok tehdit eden etkenlere değinen Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “Kalp sağlığını en çok tehdit eden etkenler, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde modern yaşam tarzının yaygınlaşması ve bunun sonucunda fastfood ve işlenmiş gıda tüketiminin artması, hareketsiz ve stresli yaşam koşulları sayılabilir. Ayrıca bilinen kalp rahatsızlığı olan ya da kalp hastalığı için risk faktörleri olan hastalardaki tedaviye uyumsuzluk oranları da kalp sağlığını en çok tehdit eden etkenler arasında sayılabilir” dedi.</p>
<p>Haftada en az dört kez 45 dakika tempolu yürünmeli</p>
<p>Kalp sağlığının korunması için tavsiyelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “Sağlıklı beslenmek, haftada en az dört kez 45 dakika tempolu yürüyüş yapmak, sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıklardan ve stresten uzak durmak, varsa şeker ve hipertansiyon gibi hastalıkların kontrol altında olması ve risk faktörlerine göre belli aralıklarla kalp kontrol muayenesi yapılması önerilir” dedi.</p>
<p>Sağlıklı bir kalp için hayat tarzı değişikliği ve rutin kontroller şart</p>
<p>Kalp hastalıklarının bütün dünyada önde gelen ölüm nedenlerinden olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “Erken dönemde ölüme neden olmayan kalp hastalıklarında dahi ilerleyen zamanlarda hayat kalitesi ne yazık ki ciddi anlamda düşmektedir. Hayat tarzı değişikliği ve rutin kalp kontrolleri gibi alacağımız bazı önlemlerle daha sağlıklı kalbe sahip olmak, daha kaliteli ve uzun yaşamak mümkündür” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-kalp-icin-yasam-tarzi-degisikligi-ve-rutin-kontrol-sart-449441">Sağlıklı bir kalp için yaşam tarzı değişikliği ve rutin kontrol şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dumansız ve kaçaksız hava sahası için düzenleme şart</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dumansiz-ve-kacaksiz-hava-sahasi-icin-duzenleme-sart-423568</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Nov 2023 11:26:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[dumansız]]></category>
		<category><![CDATA[düzenleme]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kaçaksız]]></category>
		<category><![CDATA[sahası]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423568</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın yeni kategori ürünleri tartıştığı “Birleşik Krallık E-Sigara Zirvesi”nin gündeminde regülasyonlar vardı. Düzenlemelerin olmadığı ülkelerde sağlık riskleri artarken, kaçak-kayıp oranları da yükseliyor. Türkiye’de ise yasal düzenlemelerle 5 yıl içinde 2 milyar dolarlık vergi kaybının önüne geçilebilir.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dumansiz-ve-kacaksiz-hava-sahasi-icin-duzenleme-sart-423568">Dumansız ve kaçaksız hava sahası için düzenleme şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Dumansız ve kaçaksız hava sahası için düzenleme şart</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Dünyanın yeni kategori ürünleri tartıştığı “Birleşik Krallık E-Sigara Zirvesi”nin gündeminde regülasyonlar vardı. Düzenlemelerin olmadığı ülkelerde sağlık riskleri artarken, kaçak-kayıp oranları da yükseliyor. Türkiye’de ise yasal düzenlemelerle 5 yıl içinde 2 milyar dolarlık vergi kaybının önüne geçilebilir.  </strong></p>
<p> </p>
<p>11’inci “The E-Cigarette Summit UK”, (Birleşik Krallık E-Sigara Zirvesi), Londra&#8217;daki İngiliz Tıp Derneği Royal College of Physicians’ta gerçekleştirildi. Zirvede, yeni kategori ürünlere ilişkin bilimsel kanıtlar ve düzenlemeler tartışıldı. Türkiye’den de katılımcıların yer aldığı zirvenin en çok tartışılan konularından biri vergilendirilmemiş, denetimsiz ve içeriği bilinmeyen kaçak ürünlerin oluşturduğu tehditler oldu. Zirvede, sadece elektronik sigaranın etkileri değil, aynı zamanda dünyada uygulanan regülasyon ve düzenlemelerin sonuçları da tartışıldı. </p>
<p> </p>
<p>Bugün dünya genelinde 1.1 milyar kişi sigara içmeye devam ediyor ve bırakmayı düşünmüyor. Bu oran, dünya nüfusunun yüzde 22,3’üne denk geliyor. Japonya, Amerika ve Birleşik Krallık başta olmak üzere birçok gelişmiş ülke, geleneksel tütün ürünleriyle kıyaslandığında yeni kategori ürünlerin kullanımını kontroller çerçevesinde destekliyor ve bu sayede toplum sağlığı üzerindeki sigara bağımlılığının etkilerini azaltmaya çalışıyor. Yeni kategori ürünlerin sigara tüketimine karşı bir alternatif olarak değerlendirildiği ve düzenlendiği Birleşik Krallık’ta örneğin, Güney Londra Konseyi’nin kararıyla sigara kullanımına devam eden hamile kadınlara ücretsiz yeni kategori ürünler dağıtılıyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>301 milyon pound Ar-Ge yatırımı</strong></p>
<p>Yeni kategoriler üzerinde yapılan çalışmalar, geleneksel sigaranın zararlarının nikotin değil, yanma etkisinden kaynaklandığını ortaya koyuyor. BAT Bilim Başkanı Sarah Boxter Wright, </p>
<p>“Bugün 24 milyon kişi yeni kategori ürünler kullanıyor. Bu sayının 2030’da 50 milyona çıkacağı öngörülüyor. Yeni kategori ürünlerin geleneksel tütün ürünlerine kıyasla yüzde 99 daha az zararlı olduğu ve yüzde 95 daha az emisyona neden olduğu kanıtlanmış durumda” yorumlarını yaptı. </p>
<p>Yeni kategori ürünlere 2022 yılından bu yana 2 milyar pound yatırım gerçekleştiren BAT, alternatif tütün ve nikotin ürünleri ile sigara içen yetişkinleri, sigaraya kıyasla daha az riskli ürünlere geçmeyi teşvik etmeyi ve portföyünü daha iyi bir gelecek için dönüştürmeyi hedefliyor. 1600 Ar-Ge uzmanı ile 2022 yılında yeni kategoriler için 301 milyon pound Ar-Ge yatırımı gerçekleştiren şirket, Çin’de de yeni bir Ar-Ge merkezini hayata geçirdi.</p>
<p> </p>
<p><strong>En büyük sorun düzenlemelerin olmaması</strong></p>
<p>Özellikle Türkiye gibi kısıtlamaların olduğu ülkelerde hukuki yollardan bu ürünleri temin edilememesi ise, içeriğinde ne olduğu bilinmeyen güvensiz ürün kullanımını artırıyor. Bu durum insan sağlığına ciddi bir tehdit oluştururken, ekonomik açıdan milyonlarca dolarlık vergi kayıplarına neden oluyor. BAT Türkiye, Bulgaristan ve Kuzey Kıbrıs Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Murat Güven, “En iyisi tütün ürünlerinin hiçbirini kullanmamak; ancak daha az zararlı bir alternatif varsa göz ardı edilmemeli. Ülkemizde yasak olmasına rağmen özellikle genç nüfusta yeni kategori ürünlerin kullanımında artış var. Gençlerin erişimine engel olmanın tek yolu ise doğru regülasyondan geçiyor” dedi. Böylece bu ürünlerin sadece lisanslı noktalarda satılacağına ve gençlerin ürünlere erişiminin kısıtlanacağına değinen Güven, “Doğru regüle edilmediği takdirde, kaçak oranı giderek artacaktır” diye ekledi. </p>
<p> </p>
<p>Regülasyonların hayata geçirilmesiyle birlikte uzun vadeli çok paydaşlı ve değer sağlayan bir dönüşümün mümkün olacağını belirten Güven, şöyle devam etti: “<em><strong>Yaptığımız çalışmalar sadece İstanbul’da, 18-50 yaş arası nüfusta puff’ların kullanım oranının yüzde 6,6’ya ulaştığını gösteriyor. Dolayısıyla hali hazırda milyarca liralık bir vergi kaybından da bahsediyoruz. Regülasyonlar ve düzenlemeler hayata geçtiğinde bu kaçak ürünler engellenirken, sadece ilk yıl 100 milyon dolarlık bir vergi kaybının önleneceğini öngörüyoruz. Bu rakam beş yıllık süreçte 2 milyar dolara ulaşacak.” </strong></em></p>
<p> </p>
<p>Böyle bir dönüşüm için yatırıma da hazırlıklı olduklarını vurgulayan Güven, “Toplam 200 milyon dolarlık bir yatırım ve 1500 kişiye ek istihdamdan bahsediyoruz. Bu yatırımla birlikte ihracatta Türkiye bir üs olarak konumlanabilir ve ülkemizin ihracat geliri de önemli ölçüde artabilir” ifadelerini kullandı.    </p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dumansiz-ve-kacaksiz-hava-sahasi-icin-duzenleme-sart-423568">Dumansız ve kaçaksız hava sahası için düzenleme şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hastayken maske takmak şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hastayken-maske-takmak-sart-419093</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Nov 2023 07:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastayken]]></category>
		<category><![CDATA[maske]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[takmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=419093</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hastayken maske takmanın, topluma karşı sorumluluk taşımak ve başkalarını korumak anlamına geldiğini dile getiren uzmanlar, üst solunum yolu enfeksiyonları veya bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemenin toplum sağlığını korumak için önemli olduğunu vurguluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hastayken-maske-takmak-sart-419093">Hastayken maske takmak şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Hastayken maske takmak şart!</strong></p>
<p><strong>Öksüren ve hapşıranlar kapalı alanlarda cerrahi maske takmalı</strong></p>
<p><strong>Hastayken maske takmanın, topluma karşı sorumluluk taşımak ve başkalarını korumak anlamına geldiğini dile getiren uzmanlar, üst solunum yolu enfeksiyonları veya bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemenin toplum sağlığını korumak için önemli olduğunu vurguluyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Üst solunum yolu enfeksiyonu olan hastalar belirtilerin başlamasından 1 gün öncesi ve 7 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdır. Bu süre içinde başkalarını hastalandırmaktan kaçınmak için maske takılmalı.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hastayken maske takmanın neden gerektiğini anlattı.</p>
<p>Sonbahar ve kış aylarında üst solunum yolu enfeksiyonlarının daha sık görüldüğünü dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Üst solunum yolu enfeksiyonlarının çoğunluğu viraldir ve damlacık yolu ile bulaşıyor. SARS-CoV-2 (yeni koronavirüs), influenza A ve influenza B, RSV, su çiçeği, invaziv meningokok ve pnömokok gibi virüsler damlacık yolu ile bulaşıyor. Hasta olan kişiler, konuşma, gülme, bağırma, aksırma, öksürme esnasında bu damlacıkların ortama dağılmasına neden oluyor. Bu virüslerin sağlam kişilerin ağız, göz, burun mukozalarına bulaşması ve yeni enfeksiyonları önlemenin tek yolu hasta kişilerin maske takmasıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Öksüren ve hapşıranlar kapalı alanlarda mutlaka cerrahi maske takmalı</strong></p>
<p>“Üst solunum yolu enfeksiyonu olan hastalar belirtilerin başlamasından 1 gün öncesi ve 7 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdır. Bu süre içinde başkalarını hastalandırmaktan kaçınmak için maske takılmalı.” diyen Dr. Dilek Leyla Mamçu, öksüren ve hapşıran kişilerin çevrelerine hastalık bulaştırmamaları için özellikle toplu taşıma araçları, okullar, ofisler, bekleme salonları gibi kapalı alanlarda mutlaka cerrahi maske takmaları gerektiğini söyledi.</p>
<p>Hasta olmayan kişilerin ve sağlık çalışanlarının bu belirtileri olan kişilerin yanına girerken de cerrahi maske takmaları önerisinde bulunan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Cerrahi maske ıslandıkça değiştirilmeli, değiştirildikten sonra eller mutlaka yıkanmalı. Maske dışında; uygun şekilde ortamların havalandırılması, sosyal mesafe kurallarına uyulması ve hasta olanların işe ya da okula gitmemesi bulaşmayı önleyecek en önemli önlemdir. Maskeyi özellikle yaşlılar, kronik hastalığı olanlar, hamileler gibi risk grubunda olanlar takmalı.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yeni varyanta karşı güncellenmiş aşı yok</strong></p>
<p>Koronavirüs açısından Türkiye’de şu anda yeni varyanta karşı güncellenmiş aşı olmadığını da ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Ancak çalışmalar, kronik hastalıkları olanlar, bağışıklığı baskılananlar ve 65 yaş üstü kişiler için mevcut koronavirüs aşısının kısmen koruyucu olabileceğini belirtiyor. Sağlık Bakanlığı tarafından önceliklendirilen grupların Ekim-Kasım aylarında grip aşısı olmaları da öneriliyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hastayken-maske-takmak-sart-419093">Hastayken maske takmak şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanseri Tedavisinde Memenin Alınması Şart Değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-tedavisinde-memenin-alinmasi-sart-degil-418343</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Oct 2023 11:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınması]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[memenin]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=418343</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi, Genel Cerrahi Bölümünden Prof. Dr. Abut Kebudi, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı için meme kanseri hakkındaki sorularımızı titizlikle yanıtladı. Erken tanıdan, risk taşıyan kişilere kadar pek çok konuda sorumuzu yanıtlayan Kebudi ’nin söyleşisi sizlerle.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-tedavisinde-memenin-alinmasi-sart-degil-418343">Meme Kanseri Tedavisinde Memenin Alınması Şart Değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi, Genel Cerrahi Bölümünden Prof. Dr. Abut Kebudi, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı için meme kanseri hakkındaki sorularımızı titizlikle yanıtladı. Erken tanıdan, risk taşıyan kişilere kadar pek çok konuda sorumuzu yanıtlayan Kebudi ’nin söyleşisi sizlerle.</p>
<p><strong>Kadınlar en çok hangi meme şikâyeti ile başvururlar?</strong></p>
<p>Sıklıkla ana şikâyetler memelerde ağrı ve sertliklerdir. Büyük ihtimalle sebepler iyi huylu yapılardır. Burada önemli olan düzenli kontrollerin yapılması ve böylelikle az ihtimal olan ciddi durumların erken tanınmasıdır.</p>
<p><strong>Meme kanserinde erken tanının önemi?</strong></p>
<p>Erken tanı konulduğu zaman en az tedavi ile en iyi sonucu alabilmekteyiz ve ayrıca memenin kozmetik görünümünü iyi tutmak ta daha mümkündür.</p>
<p><strong>Meme kanserinde tarama amaçlı doktora gitme sıklığı?</strong></p>
<p>Öncelikle 40 yaşında itibaren senede bir kontrole gidilmeli ve mamografi de senede bir veya 2 senede bir yapılmalıdır. Ultrason tetkik ise senede bir yapılabilir. 40 yaşında önce de risk durumuna göre uygun sıklıkta doktora gidilmelidir.</p>
<p><strong>Riskli kişiler kimlerdir?</strong></p>
<p>Ailesinde meme kanseri olanlar,</p>
<p>Ailesinde genetik risk gösterilmiş olanlar,</p>
<p>İleri yaş sahibi olan kişiler,</p>
<p>Radyasyona maruz kalanlar,</p>
<p>Kilolu olanlar.</p>
<p><strong>Meme kanserinde tanı nasıl konur?</strong></p>
<p>Önce hastanın şikâyeti (ele gelen sertlik, ciltte kızarıklık, yara, koltukaltında sertlik, meme başı veya ciltte çökme gibi)Bazen hastanın şikâyeti yoktur ve tetkiklerde şüpheli bulgular saptanır. Sonra Fizik muayene+ radyolojik tetkikler (mamografi, ultrason, MR …) uygulanır ve en son tanıyı kesinleştiren tetkik ise yapılacak İnce iğne aspirasyon biyopsisi veya kalın kesici (tru cut) biyopsidir.</p>
<p><strong>Meme kanseri tanısı konduğunda meme mutlaka alınmalı mıdır?</strong></p>
<p>Hayır, hasta uygun evrede ise veya ameliyat öncesi tedavilerle uygun evreye getirilebilmişse Meme Koruyucu dediğimiz ameliyatlar veya onkoplastik ameliyatlar yapılabilir. Bu şekilde hem kanseri tedavi ediyor ve hem de iyi bir kozmetik sonuç alabiliyoruz.</p>
<p><strong>Hem memenin alınması ve hem de iyi bir kozmetik sonuç almak mümkün müdür?</strong></p>
<p>Evet mümkündür. Hastalığın durumu tüm memenin alınmasını gerektiriyorsa, bazı özel durumlar hariç memenin içi boşaltılıp yerine silikon protez konarak iyi bir görünüm sağlanabilmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-tedavisinde-memenin-alinmasi-sart-degil-418343">Meme Kanseri Tedavisinde Memenin Alınması Şart Değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopoza girdikten sonra düzenli kontrol şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menopoza-girdikten-sonra-duzenli-kontrol-sart-414887</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Oct 2023 15:38:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[girdikten]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[menopoza]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[sonra]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=414887</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her kadın için farklı belirtilerle kendini gösteren menopoz dönemi; kiminde sıcak basmasının en yoğun olduğu kiminde soğuk basmasının en yoğun olduğu şekilde kendi varlığını hissettirebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoza-girdikten-sonra-duzenli-kontrol-sart-414887">Menopoza girdikten sonra düzenli kontrol şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Her kadın için farklı belirtilerle kendini gösteren menopoz dönemi; kiminde sıcak basmasının en yoğun olduğu kiminde soğuk basmasının en yoğun olduğu şekilde kendi varlığını hissettirebiliyor. Normal şartlarda 45-55 yaş arası tüm kadınlarda görülebilen menopoz, bazen daha erken de görülebiliyor. Peki bunun nedenleri nedir? Menopoza giriş yaşı genetik yatkınlık gösterir mi? Liv Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç 11 madde de menopozla ilgili merak edilen soruları yanıtladı.</strong><br /> </p>
<ol>
<li><strong>Menopoza kaç yaşında girilir?</strong><br />Ortalama menopoz yaşı 45-55 aralığı olarak söylenebilir, ancak bazen daha erken veya geç yaşlarda da adet kesilebilir. </li>
<li><strong>Premenopoz ve menopoz arasındaki fark nedir?</strong><br />Adetten tam kesilmeden önceki döneme premenopoz denir. Bu dönemde de adet olunur, fakat uzun veya sık aralıklı kanamalar ile geçen bir dönemdir. Yumurtalıklarda az da olsa yumurtlama fonksiyonu vardır. Bu yüzden<strong> </strong>gelişen östrojen hormon eksikliği ile düzensiz adet dönemi yaşanır. Bu dönem birkaç aydan birkaç yıla kadar farklılık gösterir.</li>
<li><strong>Vücutdaki östrojen seviyesinin azaldığına ilişkin belirtiler nelerdir?</strong><br />Öncelikle adet döneminde düzensizlikler, kanama miktarındaki değişiklikler dikkat çekicidir. Huzursuzluk, uykusuzluk, nöbetler halinde tarif edilen sıcaklık hissi, terleme, kilo alımı en sık yaşanan şikayetlerdir. Menopoz süresinin ilerlemesiyle geçen zamanda kemik erimesi (Osteoporoz), genital bölgede kuruluk, kaşıntı, idrarda yanma, idrar kaçırma, cinsel ilişkide zorlanma tarif edilen şikayetler arasındadır.</li>
<li><strong>Sıcak basması yaşadığımı nasıl anlayabilirim? Neler yapabilirim?</strong><br />Azalan östrojen seviyeleri sıcaklık hissi, aniden gelen terleme, yüzde kızarıklık hali gibi kişiyi huzursuz, mutsuz eden duygusal stres hali yaratır. Yaşadığı ortamın sıcaklığını azaltmak, duruma uygun giyinmek, medikal tedaviye uygun menopozun ilk yıllarında olan kadınlara östrojen replasman tedavisi yapmak rahatlatabilir.</li>
<li><strong>Menopoz kemik sağlığını nasıl etkiler?</strong><br />Östrojen hormonu cilt, kemik, mesane, rahim, kalp damar yapısını da içine alan sistemler de olumlu etkiler sağlar. Eksikliği ile beraber kemik yoğunluğunda azalma, incelme, kırıklar, boy kısalığı, bel ağrıları yaşanabilir.</li>
<li><strong>Kalp hastalıkları ile menopoz arasında bağlantı var mı?</strong><br />İstatistiksel olarak kadınlarda kalp damar hastalıklarına rastlanma oranı menopozdan önce erkeklerden daha azdır. Bu dönem östrojen seviyesinin azalması ile menopoz döneminde kadınlar aleyhine artış gösterir.</li>
<li><strong>Menopoz da annemle veya kız kardeşimle aynı belirtileri mi yaşarım?</strong><br />Menopoz şikayetlerinden ziyade menopoza giriş yaşı genetik yatkınlık göstermekle birlikte, şikayetler kişiden kişiye değişiklik gösterebilir.</li>
<li><strong>Hormon replasman tedavisi benim için güvenli mi?</strong><br />Menopoz döneminin getirdiği öncelikle ruhsal şikayetler nedeniyle hayat konforu bozulduysa ve nispeten erken yaşta menopoz tanısı konduysa hormon replasman tedavisi düşünülmelidir. Östrojenin ağızdan veya lokal kullanımları mevcuttur. Bu tedavi sıcak basması, terleme, uykusuzluk, genital kuruluk, idrar yaparken ve cinsel ilişkide zorlanma, kemik erimesi gibi sorunları azaltır. Tedaviye kişiye göre karar verilir. Meme kanseri, rahim kanseri, şidetli hipertansiyon, kan pıhtılaşma sorunları, tromboz, emboli hikayesi olanlarda tercih edilmez.</li>
<li><strong>Menopozla başa çıkabilmek için hormon dışı seçenekler var mı?</strong><br />Yaşam tarzını değiştirmek, sigara içmemek, kilo vermek, egzersiz yapmak, hobiler edinmek, aile ve arkadaşlık ilişkilerini geliştirmek kişide ruhsal sıkıntıları geri plana atmakta, hafifletmekte oldukça etkili olacaktır. Fitoöstrojen olarak adlandırılan doğal östrojen kullanımları söz konusudur. Bunlar içinde isoflavinol, soya, blackcohosh bitki ekstreleri en sık bilinenlerdir, ayrıca kalsiyum, d vitamini, e vitamini, kolojen, ginseng kullanımları da tercih edilir.</li>
<li><strong>Menopozda tehlikeli olabilecek şikayetler nelerdir?</strong><br />Menopoz döneminde vajinal kanama görülmesi, yumurtalıklarda görülen kistler, büyüyen myomlar, memede ele gelen kitle, bacak, bel ağrıları, varisler değerlendirilmelidir.</li>
<li><strong>Menopoz döneminde hangi aralıklarla hangi kontrollerden geçmek gerekir?</strong><br />Şikayet olmasa da seneden bir kere kontrol gerekir. Bu kontrollerde pap smear, ultrasonografi, meme ultrason ve/veya mamografi yapılır, kemik dansitometri aralığı kişiye göre karar verilir.</li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoza-girdikten-sonra-duzenli-kontrol-sart-414887">Menopoza girdikten sonra düzenli kontrol şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GÜSOD Başkanı Turgay Şahan: Eğitim Kurumlarında Özel Güvenlik Görevlisi Şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gusod-baskani-turgay-sahan-egitim-kurumlarinda-ozel-guvenlik-gorevlisi-sart-406779</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Sep 2023 11:38:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[görevlisi]]></category>
		<category><![CDATA[güsod]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[kurumlarında]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[şahan]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[turgay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=406779</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlk ve ortaöğretimdeki 20 milyonu aşkın öğrenci ve 1 milyon 178 bin öğretmen için 2023-2024 eğitim öğretim yılı başladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gusod-baskani-turgay-sahan-egitim-kurumlarinda-ozel-guvenlik-gorevlisi-sart-406779">GÜSOD Başkanı Turgay Şahan: Eğitim Kurumlarında Özel Güvenlik Görevlisi Şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İlk ve ortaöğretimdeki 20 milyonu aşkın öğrenci ve 1 milyon 178 bin öğretmen için 2023-2024 eğitim öğretim yılı başladı. Üniversiteler ise ekim ayında açılacak. Güvenlik Servisleri Organizasyon Derneği (GÜSOD), eğitim kurumlarındaki özel güvenlik görevlileri ve verdikleri hizmetlerin önemi hakkında açıklamalar yaptı. GÜSOD Başkanı Turgay ŞAHAN, “Aileler, çocuklarının güvenli bir yerde eğitim almasını istiyor. Bu sebeple İçişleri Bakanlığımız ve ilgili genel kolluk birimleri, konuya verdikleri önem nedeniyle bir dizi eğitim ve ön inceleme çalışması yaparak, Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığımızın yönlendirmesiyle bazı çalışmalar başlattı. Ancak artan maliyetler nedeniyle okul yönetimleri, güvenlik konusunda kısıtlamalar yapabiliyor. Bu da güvenli bir ortam oluşmasını engelliyor. Bu zafiyetin önüne geçilebilmesi için güvenlik risk analizinin yapılarak; o eğitim kurumunda kaç güvenlik personelinin istihdam edileceği ve güvenlik kameralarının konulacağı bölgelerin tespit edilerek risk çalışması yapılması, eğitim kurumunun güvenliği açısından çok faydalı olacaktır” dedi.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Özel güvenlik sektörünün en köklü ve önde gelen sivil toplum kuruluşlarından biri olan Güvenlik Servisleri Organizasyon Derneği (GÜSOD) Başkanı Turgay ŞAHAN, başarılı bir eğitim-öğretim yılı temennisinde bulunarak, eğitim kurumlarındaki güvenlik konularına dikkat çekti. Artan maliyetlerin okul yönetimini zor durumda bıraktığını ve bu nedenle güvenlik hizmetlerinde kısıtlamalar yapabildiğini belirten ŞAHAN, eğitim kurumlarının güvenliğinin sadece fiziksel tehditlerle sınırlı kalmadığını, öğrencilerin güvenli bir ortamda eğitim almalarını sağlamanın da son derece önemli olduğunun altını çizdi.</p>
<p> </p>
<p>Anne ve babaların çocuklarının güvenli bir ortamda eğitim almasını talep ettiğini ifade eden ŞAHAN, İçişleri Bakanlığı ve ilgili genel kolluk birimlerinin bir dizi eğitim ve ön inceleme çalışması yaparak Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı’nın da yönlendirmesiyle bu yönde çalışmalar başlattığını açıkladı. Ancak bazı eğitim kurumlarında öne çıkan maliyet baskısının, güvenli bir eğitim ortamı oluşmasının önüne geçtiğini söyleyen ŞAHAN, “Bu zafiyetin önüne geçilebilmesi için güvenlik risk analizi yapılmalı. O eğitim kurumunda kaç güvenlik personelinin istihdam edileceğinin ve güvenlik kameralarının konulacağı yerin tespit edilmesi, eğitim kurumunun bulunduğu lokasyonun okul güvenliği açısından risk çalışmasına tabi tutulması çok faydalı olacaktır. Ayrıca eğitim kurumlarında güvenlik sorunlarının belirlenmesi ve okul yönetimi ile özel güvenlik görevlilerinin iş birliği içinde olması da çok önemli” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p><strong>“EĞİTİM KURUMLARINDAKİ ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİLERİNE EĞİTİMLER VERİLİYOR”</strong></p>
<p>Sektörün tüm alanlarında ihtisaslaşmaya ihtiyaç olduğunun önemini vurgulayan ŞAHAN, “Temel eğitim almış özel güvenlik görevlileri AVM, stadyumlar ve eğitim kurumları gibi her alanda hizmet verebiliyor. Ancak eğitim kurumları özel ihtisas gerektiren alanlar. Çünkü işin bir de psikolojik boyutu var. Eğitim kurumlarında her yaş aralığından öğrencilerin olması nedeniyle daha farklı bir kontrol sistemi ve tecrübe gerektiriyor. Öğrenci psikolojisini fark edebilecek kişilerin eğitim kurumlarında hizmet vermesi gerekiyor ve bu anlamda da alan eğitimlerinin ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz. Eğitim kurumlarında hizmet veren özel güvenlik görevlilerinin hem öğrenci ve veliyi hem de okulun çevresi tanıması nedeniyle azami ölçüde aynı kişiler olması gerekiyor. Bu nedenle de eğitim kurumlarında yeterliliği belgelenmiş özel güvenlik görevlilerinin istihdam edilmesi gerekiyor. GÜSOD üyesi özel güvenlik şirketleri, eğitim kurumlarında daha yetkin ve daha tecrübeli özel güvenlik görevlileri ile özel güvenlik hizmeti veriyor. Okullarda özellikle küçük çocukların kaçırılması gibi bir tehlike de söz konusu olabiliyor. Dolayısıyla da bu konuya çok dikkat ediyoruz. Okul yönetimiyle irtibata geçiyoruz ve öğrencilerin kimler tarafından alınıp bırakılacağı konusuna özen gösteriyoruz. Öğrenciler ve personel dâhil olmak üzere, giriş çıkış yapanlara çok dikkat ediyoruz. GÜSOD üyesi özel güvenlik şirketleri, bütün alanlarda, istihdam ettikleri özel güvenlik görevlilerine hizmet alanlarına göre eğitimler veriyor. Eğitim kurumlarında görev yapacak özel güvenlik görevlileri, velilerle ve öğrencilerle nasıl iletişim kurmaları gerektiğine dair hem yüz yüze hem de online olarak eğitimler alıyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>“TURNİKE SİSTEMİ, GÜVENLİK AÇISINDAN OLDUKÇA FAYDALI”</strong></p>
<p>Hizmet verdikleri tüm eğitim kurumlarına turnike sisteminin getirilmesini önerdiklerini ancak bu konunun okul yönetiminin inisiyatifinde olduğunu bildiren ŞAHAN, “Turnike sistemi oldukça faydalı. Bu sayede okula giriş çıkış yapan öğrencilerin kimliği belirleniyor. Aynı zamanda okul sistemine bilgi verildiği için de kolayca takip edilebiliyor. Öte yandan okullarda gece hırsızlık olaylarıyla karşılaşılabiliyor. Hizmet verdiğimiz eğitim kurumlarının çoğunda gece vardiyasında az sayıda özel güvenlik görevlisi bulunuyor. Dolayısıyla bu sayı, tüm kampüsün güvenliğini sağlamak için yeterli olamayabiliyor. Hırsızlıkların önüne geçmek için alarm ve kamera sistemleri kurulması konusunda eğitim kurumlarına tavsiyelerde bulunuyoruz. Bu gibi olumsuz durumların önüne geçilmesi için eğitim kurumlarında yeterli sayıda özel güvenlik görevlisi istihdam edilmesi gerekiyor. Bu da maliyetlerin artması anlamına geliyor ve okul yönetimini zorluyor. Ayrıca kamera sistemlerinin kurulması, alarm izleme merkezleriyle iletişim halinde olunması da gerekiyor” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>“ÇEVRESEL TEHDİTLER EĞİTİM KURUMLARININ GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDİYOR” </strong></p>
<p>Okulun fiziki sınırları dışındaki yasaklı madde satıcıları, öğrenci okuldan çıktıktan sonra ya da girerken meydana gelebilecek olumsuz eylemler gibi çevresel tehditlerin de bulunduğunu belirten ŞAHAN, “Yerel kolluk kuvvetleriyle belki de bölgedeki zabıta veya belediye ile iş birliği yaparak bu tarz durumların önüne geçilebilir. Büyükşehirlerde bu olaylarla çok daha fazla karşılaşılsa da küçük şehirlerde de aynı riskler bulunuyor. Hizmet verdiğimiz ya da güvenliklerini sağladığımız kişiler çocuklar. Onlara bunu hissettirmeden, uzaktan bakan bir gözle yapmak zorundayız. Bunu yaparken de kameralar, alarm izleme merkezleri gibi başka imkânlardan yararlanmak durumundayız. Tabii biz güvenlik derken çocuklar arasında yaşanacak çatışmalardan, dış etkilerden, okula izinsiz ve kontrolsüz giriş çıkış yapılmasından bahsetmiyoruz sadece. Bunların dışında can ve mal güvenliği kapsamında deprem, yangın ya da su baskını gibi durumlar meydana gelebilir. Özel güvenlik görevlilerinin, tüm bu olaylar konusunda eğitimli olması gerekiyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gusod-baskani-turgay-sahan-egitim-kurumlarinda-ozel-guvenlik-gorevlisi-sart-406779">GÜSOD Başkanı Turgay Şahan: Eğitim Kurumlarında Özel Güvenlik Görevlisi Şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızamıktan korunmak için aşı şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kizamiktan-korunmak-icin-asi-sart-397664</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Aug 2023 11:40:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kızamıktan]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397664</guid>

					<description><![CDATA[<p>Risk grubundakiler için hayati tehlikeye neden olabiliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizamiktan-korunmak-icin-asi-sart-397664">Kızamıktan korunmak için aşı şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Risk grubundakiler için hayati tehlikeye neden olabiliyor</strong></p>
<p><strong>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından açıklanan verilere göre Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrupa ülkeleri arasında kızamık vakalarının arttığı görülüyor. Artan kızamık vakalarıyla birlikte hastalığın belirtileri, tedavisi, aşısı gibi konular merak uyandırdı. Konuyla ilgili açıklama yapan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu</strong>, <strong>kızamığın hafife alınmamasını gerektiğini ve hastalıktan korunmada en etkili yolun toplumun en az yüzde 95’inin aşılanması olduğunu söylüyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, kızamık hastalığı hakkında bilgi verdi. Mamçu kızamığa sebep olan virüs hakkında şunları söyledi: “Kızamık, Paramyxoviridae ailesinden, zarflı, tek parçalı RNA’ya sahip bir virüsün neden olduğu döküntülü bir hastalıktır. Virüs çok bulaşıcıdır ve hava yolu ile bulaşır. Bu virüs, aşılanmamış topluluklarda dahi 2 ya da 3 yılda bir salgın yapar.” </p>
<p><strong>Belirtilere dikkat!</strong></p>
<p>Hastalık belirtilerinin virüs bulaştıktan sonra yaklaşık 8 ila 12 gün sonra ortaya çıktığını belirten Mamçu, “Burun akıntısı, hapşırma ve öksürük gibi soğuk algınlığı belirtileri ile 40 dereceye varabilen yüksek ateş ve halsizlik kızamığın ilk belirtilerdir. Kuru öksürük, boğaz ağrısı, gözlerde kızarıklık ve ışığa duyarlılık ile ağız içinde küçük grimsi beyaz lekeler görülebilir. Yüz ve alından başlayıp vücuda yayılan, birleşme eğiliminde, başlangıçta pembe olup 3-4 gün sonra kahverengileşen, 6-7 gün sonra da hafif pullanarak solan tipik bir döküntüsü vardır. Döküntüler yaklaşık 4 gün kadar devam eder ve hafif bir soyulma ile başladığı gibi yukarıdan aşağıya doğru solarak kaybolur. Döküntülerin solmasıyla birlikte hastanın da ateşi düşer. Yüksek ateş, beslenmenin bozulması, ishal veya kusma ile aşırı sıvı kabı veya komplikasyon gelişmesi durumlarında mutlaka bir sağlık kurumuna başvurulmalıdır.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Hastalığın özel bir tedavisi bulunmuyor</strong></p>
<p>Kızamığın özel bir tedavisinin olmadığının altını çizen Mamçu, “Hastanın kaybettiği sıvıyı yerine koymak, ateş ve ağrısını gidermek, gerekirse solunum desteği vermek önemlidir. Eksiklik durumlarında destekleyici olarak A vitamini verilebilir. Kızamık çok bulaşıcı olduğundan hastanın izole edilmesi, maske kullanılması ve risk gruplarından uzak tutulması özellikle çok önemlidir.” dedi.</p>
<p><strong>En çok küçük çocuklarda görülüyor</strong></p>
<p>Mamçu, “Kızamık küçük çocuklarda yaygın olmakla birlikte aşılama yapılmayan veya daha önce kızamık geçirmemiş yetişkinlerde de görülebilir. Bağışıklığı baskılanmış kişiler, gebeler, çok küçükler veya yaşlılar, A vitamini eksikliği ve beslenme yetersizliği olanlar hastalık açısından risk grubundadır. Bu kişilerde kızamık daha ağır seyreder ve ölümcül olabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Başka hastalıklara da neden olabilir</strong></p>
<p>Kızamığın başka hastalıklara da yol açabileceğini vurgulayan Mamçu, “Orta kulak iltihabı, zatürre, ishal, kalp kası iltihabı, gözde keratit, beyin zarı iltihabı gibi sorunlar en sık görülen komplikasyonlardır. Özellikle zatürre, ölümlerin yüzde 90 nedenidir. Daha seyrek olarak 7 ila 10 yıl sonra başlayan ve beyin fonksiyonlarını bozan SSPE (subakut sklerozan panensefalit) hastalığına da neden olabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Kızamıktan korunmada en etkili yol toplumun en az yüzde 95’inin aşılanması</strong></p>
<p>Aşının hastalıkları ve ölümleri engellemenin en basit yolu olduğunun altını çizen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Kızamık hastalığı, 1980’de yaygın aşılama başlamadan önce, dünya çapında her yıl tahmini 2,6 milyon ölüme neden olurken hızlandırılmış küresel aşılama programları ölümlerin azaltılmasında büyük bir etkiye sahip olmuş, bu sayı 2011’de yılda 158 bine gerilemiştir.” dedi.</p>
<p>Kızamık virüsünün dolaşımının durdurulabilmesi için toplumun yüzde 92-95&#8217;inin kızamık içeren bir aşı ile aşılanması gerektiğini vurgulayan Mamçu sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yeryüzünde kızamık virüsünün dolaşımı devam ettikçe, toplumun yüzde 100’ü aşılanmış olsa bile, uzun aralıklarla da olsa, kızamık salgınları görülecektir. Ayrıca hastalığı geçirmesine veya aşılanmış olmasına rağmen bağışıklık yanıtı gelişmemiş kişiler hastalığa tekrar yakalanabilirler. Bu yüzden kızamıktan korunmak için alınabilecek en etkili önlem toplumun en az yüzde 95’inin aşılanmasıdır.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizamiktan-korunmak-icin-asi-sart-397664">Kızamıktan korunmak için aşı şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Artık diploma yetmiyor, sertifika da şart</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/artik-diploma-yetmiyor-sertifika-da-sart-390797</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jul 2023 07:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[diploma]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[sertifika]]></category>
		<category><![CDATA[yetmiyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390797</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğitim dünyasında son yıllarda büyük bir değişim yaşanıyor. Artık üniversitelerin adından, kaç yıllık olduğundan çok bu değişime ne kadar ayak uydurabildikleri öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/artik-diploma-yetmiyor-sertifika-da-sart-390797">Artık diploma yetmiyor, sertifika da şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li><em>Eğitim dünyasında son yıllarda büyük bir değişim yaşanıyor. Artık üniversitelerin adından, kaç yıllık olduğundan çok bu değişime ne kadar ayak uydurabildikleri öne çıkıyor. Diploma tek başına yeterli olmuyor, işverenler sertifika programlarıyla kendilerini geliştiren mezunları tercih ediyor.</em></li>
<li><em>Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi’nde uyguladıkları “Yetkinlik Esaslı Esnek Öğrenme Modeli”nin Türkiye’ye örnek olacağını söyleyen Rektör Prof. Dr. Muzaffer Elmas, bütün üniversitelerin bu değişime bir an önce ayak uydurması gerektiğini vurguladı.</em></li>
</ul>
<p> </p>
<p>Üniversite maratonunda tercih dönemi heyecanı başladı. İstediğiniz bölüme puanınız yetiyorsa şimdilik sorun yok. Peki, ya çok da istemediğiniz bir yere yerleşirseniz? Uzmanlar böyle bir durumda üzülmemenizi tavsiye ediyorlar: Evet, diploma önemli ama artık yeterli değil. Hangi üniversitede okursanız okuyun işveren artık kendisini geliştirmiş, yetkinlik sertifikaları olan mezunları tercih ediyor. Kendinizi geliştirerek güzel bir kariyere başlangıç yapabilirsiniz.</p>
<p>Dr. Görkem İldaş’ın hazırlayıp sunduğu “Yolun Başındayken” programına katılan Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, eğitim dünyasında son üç yılda elli yıllık yol kat edildiğine dikkat çekerek üniversite yönetimleri, akademisyenler ve öğrencilerin bu değişime ayak uydurması gerektiğini vurguladı. Önümüzdeki üç yılın özellikle teknolojik değişim açısından daha da hızlı geçeceğini öngören Elmas, bu değişime ayak uyduranların gelecekte başarıyı yakalayacaklarını söyledi. </p>
<p>DİPLOMA YETMEYECEK</p>
<p>Prof. Dr. Muzaffer Elmas bazı gençlerin üniversite eğitimi yerine sertifika alarak hızlı bir şekilde para kazanmayı tercih ettiği günümüzde üniversitelerin de diplomaya ek olarak sertifika programlarıyla yetkinlik esaslı eğitime geçmesi gerektiğine dikkat çekti:</p>
<p>“Dünya Ekonomik Forumu’nun bu seneki toplantısının sonuç bildirgesindeki maddelerden biri üniversite eğitimiyle ilgiliydi. Buna göre işverenlerin yüzde 70’i mezunların yetkinliklerinden memnun değil. Ayrıca bir kişinin mezun olduktan sonraki 10 &#8211; 15 yıl içinde beş kere iş değiştirmesi, 10 kere pozisyon değiştirmesi hedefleniyor. Yani 5-10 sene sonra gelinen nokta bu olacak. Dolayısıyla çok hızlı değişim yaşanacak. Şu andaki 85 milyon tanımlı işin yerine 90 milyon yeni iş alanları gelecek. Bu şunu gösteriyor bize; çok açık, net olarak bizim yaptığımız klasik eğitim sisteminin yerini hızla daha yetkinlik esaslı, sertifika esaslı eğitimlere bırakacağız. Geçen sene diplomanın yanında yetkinlik belgesi arayan işverenlerin oranı yüzde 30’du, şimdi yüzde 35’lere doğru çıktı. Bu oran hızla artıyor ve beş sene sonra yüzde 50’ye çıkacağı tahmin ediliyor. Yani diplomanız olması yetmeyecek.”</p>
<p>YETKİNLİK ESASLI EĞİTİM</p>
<p>Bu yetkinliklerin artık eğitimin merkezi olduğunu vurgulayan Rektör Prof. Dr. Muzaffer Elmas, “Gençleri beş yıl sonraya hazırlayan kurumlar olarak üniversitede bu esnekliği sağlayacak mekanizmaları üretmemiz lazım. Bologna sürecinden beri konuşulan bu konu artık kaçınılmaz bir noktaya geldi.” dedi. Elmas, öğrencilerin mesleki ve akademik gelişimlerini çağın hedeflediği seviyeye çıkarma amacıyla 2009 yılında kurulan Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi’nde bu konuda yaptıkları çalışmaları şöyle anlattı: </p>
<p>“Günümüzde dijital ve yetkinlik önem kazandı. Biz geçen yıldan beri isteyen her öğrenciye yapay zeka eğitimi verip sertifika almalarını sağlıyoruz. Bu yıl daha ileri bir adım attık. Bizim üniversitede sekiz yarıyılda aşağı yukarı 50’ye yakın ders var. Bunun 30 tanesini bölüm kendi istediği gibi yürütsün ama bunun en az ikisi disiplinler arası, en az ikisi Coursera, EdX gibi sertifika programlarından alınmış sertifikalardan olsun, ikisi kendi kendine öğrenmeden olsun, ikisi yapay zekayla ilgili, ikisi de bireysel öğrenmeyle kazandığı yetkinlikler olsun, dedik. Bunlar seçmeli ders olarak uygulanıyor. Bu sene Chat GPT uygulamasını da eğitime adapte etmek için çalışmalara başladık. Ayrıca her bölümden hocalarımıza bu yeni uygulamaların eğitim öğretimde nasıl kullanılabileceği konusunda eğitim verdik. Birkaç yılda Türkiye’ye örnek olacak Yetkinlik Esaslı Esnek Öğrenme Modelimiz sayesinde öğrencilerimiz ayakları yere basan bir mezun profiliyle üniversiteden mezun olacaklar.”</p>
<p>GENÇLER DEĞİŞİMİN FARKINDA</p>
<p>Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas’ı üniversite tercihi yapacak gençlere önerileri ise şöyle:</p>
<p>“Aslında yeni nesil tüm bu az önce söylediğimiz araçların içinde zaten. Gece gündüz bunlarla haşır neşir oluyorlar. Bizden daha iyi biliyorlar ne yapacaklarını. Aslında bize düşen görev, onlara güvenmek ve engel olmamak yani yolunu açmak. Değişimi bilen, bu değişim eğrisine en yakın onlar. Biz ayak uyduralım. Üniversitelerde hepimiz oraya ayak uyduracak mekanizmaları kurmalıyız. Yoksa gençlerimiz bu konularda her şeye vakıflar.”</p>
<p>KOCAELİ SAĞLIK VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ</p>
<p>21. yüzyıl eğitim anlayışında bilgi edinmenin yerini yetenek geliştirmeye bırakacağına dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Muzaffer Elmas, “Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi öğrencileri alanı, eğitim seviyesi ne olursa olsun bu temel yeterlik ve becerilerle donatarak mezun olmaktadır. Birkaç sene içinde bu konuda model oluruz, umudundayız. Ayrıca İstanbul, Ankara, Bursa’ya yakın ama karmaşasından uzak konumuyla Kocaeli’de öğrencinin rahat edebileceği her şey var. Öğrencilerimizi bu güzel atmosferde geleceğe hazırlanmaları için bekliyoruz.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/artik-diploma-yetmiyor-sertifika-da-sart-390797">Artık diploma yetmiyor, sertifika da şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Obezite Ameliyatı Sonrası Doğru Beslenme Şart</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/obezite-ameliyati-sonrasi-dogru-beslenme-sart-384103</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jun 2023 09:26:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384103</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyetisyen Mısra Aydın, obezite cerrahisi sonrasında beslenme programına uymaları gerektiğinin altını çizerek, “Obezite cerrahisi kilo verme ve sağlık durumunu iyileştirmede çok önemli bir araç ama sihirli değnek değildir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-ameliyati-sonrasi-dogru-beslenme-sart-384103">Obezite Ameliyatı Sonrası Doğru Beslenme Şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Obezite tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla artarken, kişinin sağlığı tehdit eder boyuta ulaştığında ve normal yollarla kilo veremediğinde obezite ameliyatı, daha çok tercih edilen bir seçenek haline geldi. Ancak kişi, ameliyatın ardından doğru beslenmezse kilo artışı ve midenin eski büyüklüğe ulaşması mümkün. <b>Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Mısra Aydın, obezite ameliyatı sonrası dikkat edilmesi gereken kuralları anlatarak, önerilerde bulundu.</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Diyetisyen Mısra Aydın, obezite cerrahisi sonrasında beslenme programına uymaları gerektiğinin altını çizerek, <b>“Obezite cerrahisi kilo verme ve sağlık durumunu iyileştirmede çok önemli bir araç ama sihirli değnek değildir. Ameliyat sonrası doğru beslenme yapılması şart” dedi.</b> </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Ameliyat ile hızlı kilo vermenin sağlandığını ancak bazı obezite hastalarında, ameliyat sonrası eski beslenme alışkanlıklarına devam edebileceği gibi bir algının oluştuğunu söyleyen Aydın, “Ameliyat sonrası geri kilo alma durumunu az da olsa görüyoruz. Bunun nedeni ise ameliyat sonrasında yeme miktarını azaltılmaması ve yeterli egzersiz yapılmaması.  Kişi ameliyatı sadece bir mekanizma olarak görüp, her şeyi ona bırakırsa verdiği kiloları yeniden alabilir” dedi. </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><b><span><span><span><span>Katı-sıvı besin ayrımı önemli</span></span></span></span></b></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Aydın, tüp mide ameliyatından sonra ömür boyu uygulanması gereken en önemli kuralın katı-sıvı besin ayrımı yapmak olduğunun altını çizerek, “Yemeklerden yarım saat önce ve sonrasında sıvı almamak mide genişlemesini önler. Böylece mide hacmi artmaz ve porsiyon kontrolü uzun süre sağlanır. Kalorisi yüksek, besin değeri düşük besinlerin sıklıkla tüketilmesi de kilo artışına sebep olur. Protein, sebze ve kaliteli karbonhidrat içeren 150 gr bir öğün ile doygunluk sağlanabilirken cips, tatlı, çikolata gibi küçük hacimli yüksek kalorili yiyecekler veya şekerli içecekler tercih edilirse hem kalori miktarı ve kilo artışı gerçekleşir hem de gerekli besinler alınamaz. Dengeli beslenmek çok önemli” dedi. </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Obezite ameliyatı sonrasında ilk 6 ay alkol alımının yasak olduğunu dile getiren Aydın, ancak altıncı aydan sonra alkol tüketmeye başlayanların kilo alımının yavaşladığını belirterek, şu bilgileri verdi: “Obezite ameliyatlarında midenin yaklaşık  yüzde 80’i alınır. Porsiyonlar ciddi ölçüde azalır. Küçük bir porsiyonla bile doygunluk sağlanır ancak; katı sıvı ayrımı yapmayanlarda, gazlı içecek tüketenlerde  ve doyduktan sonra besin alımına devam edenlerde mide genişlemesi görülür. Böylece porsiyonlarda artış meydana gelir. Bu da tekrar kilo alımlarının sebeplerinden bir  tanesidir. Ayrıca dışarıda yenilen yemeklerin karbonhidrat ve yağ içeriği evde hazırlanan yemeklerle bir tutulmayacağı için öğünlerini genellikle dışarda yiyenler evde yiyenlere göre daha fazla kilo alıyor. Obezite ameliyatından sonra az az ve sık sık beslenenler düzenli şekilde kilo vermeye devam ediyor. Ancak uzun süre aç kalan kişilerin tek seferde fazla yemek yemesi mide genişlemesine ve kilo alımına sebep olabiliyor.”</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-ameliyati-sonrasi-dogru-beslenme-sart-384103">Obezite Ameliyatı Sonrası Doğru Beslenme Şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GÜSOD Başkanı Murat KÖSEREİSOĞLU: &#8220;EYT yasası sonrası kayıt dışılığın önüne geçmek için işverene destek şart&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gusod-baskani-murat-kosereisoglu-eyt-yasasi-sonrasi-kayit-disiligin-onune-gecmek-icin-isverene-destek-sart-366020</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Apr 2023 11:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dışılığın]]></category>
		<category><![CDATA[eyt]]></category>
		<category><![CDATA[geçmek]]></category>
		<category><![CDATA[güsod]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[işverene]]></category>
		<category><![CDATA[kayıt]]></category>
		<category><![CDATA[kösereisoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[murat]]></category>
		<category><![CDATA[önüne]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[yasası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=366020</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özel güvenlik sektörünün en köklü ve önde gelen sivil toplum kuruluşlarından biri olan Güvenlik Servisleri Organizasyon Derneği (GÜSOD) Başkanı Murat KÖSEREİSOĞLU, yürürlüğe giren EYT yasasıyla ilgili açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gusod-baskani-murat-kosereisoglu-eyt-yasasi-sonrasi-kayit-disiligin-onune-gecmek-icin-isverene-destek-sart-366020">GÜSOD Başkanı Murat KÖSEREİSOĞLU: &#8220;EYT yasası sonrası kayıt dışılığın önüne geçmek için işverene destek şart&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Özel güvenlik sektörünün en köklü ve önde gelen sivil toplum kuruluşlarından biri olan Güvenlik Servisleri Organizasyon Derneği (GÜSOD) Başkanı Murat KÖSEREİSOĞLU, yürürlüğe giren EYT yasasıyla ilgili açıklamalarda bulundu. GÜSOD üyesi güvenlik şirketlerinden 6 bin 500 çalışanın EYT’den faydalanarak emekliliğe hak kazandığı bilgisini veren KÖSEREİSOĞLU, </strong> <strong>EYT’lilerin emekli oldukları kurumlarda istihdam edilmesi durumunda işverene maliyetinin yüzde 2 daha arttığını söyledi. KÖSEREİSOĞLU, “Emekli olan birey eğer başka bir kurumda çalışmak isterse bunun işverene maliyetindeki artış oranı ise yüzde 7. İşverenler emekliler yerine gençleri istihdam etmeyi tercih edebilir ya da kayıt dışı çalışmanın önü açılabilir. Bu negatif etkiyi ortadan kaldırmak adına devlet tarafından işveren teşvik edilerek kolaylıklar sunulması gerekiyor” dedi.</strong></p>
<p>Emeklilikte Yaşa Takılanları (EYT) ilgilendiren düzenleme, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Yapılan bu yasal düzenlemeyle birlikte emekliliğe hak kazanmasına karşın gerekli yaş sınırını karşılamayan yüzbinlerce çalışana emeklilik yolu açıldı. Güvenlik Servisleri Organizasyon Derneği (GÜSOD) Başkanı Murat KÖSEREİSOĞLU, GÜSOD üyesi güvenlik sektöründe şirketlerinin tamamında çalışanların yüzde 12&#8217;sinin bu yasadan faydalanarak emekli olduğunu söyledi. EYT’li olması durumunda aynı şirkette çalışmak isteyen bir bireyin, işverene maliyetinin yüzde 2 arttığı bilgisini de veren KÖSEREİSOĞLU, konuyla ilgili önerilerde bulunarak oluşabilecek olumsuz durumlar ve çözüm önerileri hakkında bilgiler verdi.</p>
<p><strong>İŞ GÜCÜ KAYBININ TELAFİSİ 2 YIL</strong></p>
<p>EYT yasasından faydalanarak güvenlik sektöründen emekli olanlar nedeniyle Marmara ve Batı bölgelerinin istihdam açısından olumsuz etkileneceklerinin altını çizen KÖSEREİSOĞLU, “Özel güvenlik şirketleri EYT’lilerin işe devam etmemeleri durumda yerlerine yeni personel bulmak konusunda güçlük çekecektir. Bu da nitelikli (tecrübeli) iş gücü kaybını beraberinde getirecek. Sektör özelinde değişiklik göstermekle birlikte bu kaybın telafisi ortalama olarak iki yılı bulabilir” diye konuştu.</p>
<p><strong>“İSTİHDAM AÇIĞININ KAPANMASI İÇİN EYLEM PLANI OLUŞTURMAK ÇOK ÖNEMLİ”</strong></p>
<p>EYT nedeniyle işten ayrılanların çalışma hayatına başka sektörlerde devam etmesi veya çalışmaması nedeniyle oluşacak istihdam açığının zamanında kapanması için eylem planı oluşturulmasının ve uygulanmasının çok önemli olduğunun altını çizen KÖSEREİSOĞLU, “Emekli olanların istihdamı her ne kadar yüzde 5 işveren payında indirim olduğu şeklinde ifade edilse de emekli istihdamının maliyeti aslında yüzde 2 daha arttı. Emekli olan kişinin kendi şirketinde değil de başka bir kurumda işe başlaması durumunda işverene maliyeti ise yüzde 7 daha fazla oluyor. Bunun da işverenin emekli çalışan yerine gençleri istihdam etmesine ya da kayıt dışı çalışmanın yolunun açılmasına neden olabileceğini düşünüyoruz. Ortaya çıkabilecek bu negatif etkiyi azaltmak için hükümet tarafından haklarını alıp ayrılacaklar için çok uygun geri ödeme koşullarıyla işverene kolaylık sağlanmasını öneriyoruz” dedi.</p>
<p><strong>GÜSOD ÜYESİ GÜVENLİK ŞİRKETLERİNDE GÖREV YAPAN 6.500 KİŞİ EYT’Lİ OLACAK</strong></p>
<p>Düzenlemeyle birlikte ilk etapta 2 milyon 500 bin kişinin EYT yasasından yararlanacağını söyleyen KÖSEREİSOĞLU, “GÜSOD üyesi güvenlik şirketlerinde görev yapan 6 bin 500 kişi, EYT ile emekli olacak. Özel güvenlik şirketlerinin hizmet verdiği müşteriler EYT’ten doğacak yükü henüz nasıl karşılayacağını bilemiyor ve tüm yükü özel güvenlik şirketinin sırtlamasını bekliyor. Ancak asıl işveren, özel güvenlik hizmetini alanlar. EYT işlemleriyle ilgili maruz kalınacak sonuç, uygulama ve prosedür gibi işlemler, özel güvenlik şirketi tarafından hizmet alanların da asli sorumlulukları arasında yer alıyor. Hizmet satın alanlar kendilerine yansıyacak yüzde 2 ya da 7’lik maliyet artışına maruz kalmamak için bunu kabul etmiyor. Ama buradaki hassas nokta, EYT kapsamındaki özel güvenlik görevlisi çalıştığı yerin güvenliğini sağladığı ve uzun yıllardır orada çalıştığı için deneyimli ve tecrübe sahibi. Sürecin sağlıklı bir şekilde yürümesini sağlamak için atılacak en büyük adım, özel güvenlik şirketleri ve hizmet alanların, çalışanları olan özel güvenlik görevlilerinin lehine olacak şekilde ortak bir karar almaları. Aksi halde özel güvenlik sektörü büyük bir iş gücü kaybına uğrayacaktır” diye konuştu. </p>
<p><strong>“NİTELİKLİ İŞ GÜCÜ KAYBININ ÖNÜNE GEÇİLMESİ İÇİN MALİYETLER EŞİTLENMELİ”</strong></p>
<p>Emekli olan çalışanın bilgi birikiminin ve deneyiminin istihdam edilen genç bir bireyle eşit olmayacağının da altını çizen KÖSEREİSOĞLU, “İşverenler, tamamen maliyet odaklı düşünerek genç istihdamını destekleyerek orta vadeli kazancı göz önünde tutabilir, nitelikli iş gücünde yaşanabilecek olan kayıpları göz ardı edebilir. Nitelikli istihdamı kaybetmemek adına koşulların daha uygun bir hale getirilmesi gerekiyor. İki yıllık iş gücü kaybını telafi edebilmek için sürecin daha yumuşak olması faydalı olacaktır. GÜSOD olarak, burada en büyük sorumluluğun devlete düştüğünü düşünüyoruz. Emekli olup da çalışmaya devam etmek deneyimli kişilerle yeni istihdam edileceklerin maliyetleri eşitlenerek yaşanabilecek iş gücü kaybının önüne geçilebilir” dedi.</p>
<p><strong>“İŞVERENE UYGUN FAİZLİ KREDİ VERİLEREK YARDIM ELİ UZATMALI”</strong></p>
<p>GÜSOD olarak EYT kapsamında emekli olacak çalışanlar için şu an yaklaşık olarak 100 milyon TL tutarında kıdem tazminatı ödemesi gerçekleştirecekleri bilgisini de veren KÖSEREİSOĞLU, son olarak şunları söyledi:</p>
<p>“Hem emekli olanları mağdur etmemek hem de şirketlerin EYT’lilere yapacakları ödemelerin kolay bir şekilde gerçekleşebilmesi kapsamında devletin düşük faizli kredi vererek işverene bir yardım eli uzatması gerekiyor. Aksi halde emekli olanlar ya istihdam edilmek istenmeyecek ya da sistem dışı çalıştırılmak zorunda bırakılacak. Uzun vadeye yayılmış uygun faizli krediler verilerek, işveren pozitif teşvik edilerek, özel bir tedbir alınması gerekiyor. Eğer uygun faizli kredi ya da teşvik uygulamaları hayata geçirilemezse kayıt dışı istihdam doğacaktır. Devlet tarafından yapılacak bir açıklamayla işverenlerin sürece dâhil olmaları, her türlü sorunun çözümünü daha da kolaylaştıracaktır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gusod-baskani-murat-kosereisoglu-eyt-yasasi-sonrasi-kayit-disiligin-onune-gecmek-icin-isverene-destek-sart-366020">GÜSOD Başkanı Murat KÖSEREİSOĞLU: &#8220;EYT yasası sonrası kayıt dışılığın önüne geçmek için işverene destek şart&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EY: Dönüşümde başarı için insan faktörünü odağa almak şart</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ey-donusumde-basari-icin-insan-faktorunu-odaga-almak-sart-364045</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Apr 2023 13:12:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[almak]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşümde]]></category>
		<category><![CDATA[faktörünü]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[odağa]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364045</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dönüşüm projelerinde başarı oranını katlamak isteyen kurumların titizlikle uygulamaları gereken temel faktörleri açıklayan EY, organizasyonları dönüşümlerin kalıcı başarısı için çalışanlarının gücünden yararlanmaya çağırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-donusumde-basari-icin-insan-faktorunu-odaga-almak-sart-364045">EY: Dönüşümde başarı için insan faktörünü odağa almak şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dönüşüm projelerinde başarı oranını katlamak isteyen kurumların titizlikle uygulamaları gereken temel faktörleri açıklayan EY, organizasyonları dönüşümlerin kalıcı başarısı için çalışanlarının gücünden yararlanmaya çağırıyor.</strong></p>
<p>Uluslararası danışmanlık ve denetim şirketi EY (Ernst &#038; Young) ve Oxford Üniversitesi Saïd Business School tarafından gerçekleştirilen araştırma, dönüşüm projelerinin başarısının insanların duygusal davranışlarına dayandığını ortaya koyuyor.</p>
<p>EY ve Oxford Üniversitesi tarafından yürütülen araştırma, çalışanların duygularına odaklanmanın kurumların dönüşüm projelerinde halen düşük düzeylerde olan başarı olasılığını %70&#8217;in üzerine çıkarabileceğini gösteriyor. Araştırmaya göre, yüksek performans ve sürdürülebilir büyüme için operasyonlarında onlarca yıldır çeşitli aralıklarla kapsamlı dönüşümlere giden kurumlar için son dönemde bu dönüşümlerin niteliği ve hızı açısından büyük değişiklikler söz konusu.</p>
<p>EY Küresel Yönetim Kurulu Riski anketine katılan yönetim kurulu üyelerinin ve CEO&#8217;ların %82&#8217;si, piyasa üzerinde etkili olan yıkıcı dönüşümlerin sıklaştığını belirtiyor. Şirketler de bu dönüşümlere ayak uydurmak adına organizasyonel dönüşüm çabası içine giriyor.</p>
<p>Değişimi yönlendirmenin yenilikçi ve etkili yollarına dikkat çeken araştırma, kurumların insan faktörüne daha fazla önem vermesi ve hem liderleri hem de çalışanları dikkate alması gerektiğini vurguluyor. Araştırmaya katılan kıdemli liderlerin %85&#8217;i, son beş yılda iki veya daha fazla büyük çaplı dönüşüme dahil olduklarını; üçte ikisi (%67) ise bu süre içerisinde düşük performans gösteren en az bir dönüşüme tanık olduklarını söylüyor.</p>
<p><strong>Dönüşümde başarıyı duygusal etkenler belirliyor </strong></p>
<p>Araştırma, başarısız olan dönüşümler sırasında çalışanlar arasındaki olumsuz duyguların %130&#8217;dan fazla bir oranda arttığını gösteriyor.<strong> </strong>Öte yandan, kuruluşların bu dönüşümleri tamamen yeniden ele alma ve insan odaklı biçimde yeniden tasarlayabilme becerisi, dönüşümler için düşük performansı başarıya çevirmenin başlıca anahtarı olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Başarılı bir dönüşümde liderler, hem rasyonel hem de duygusal düzeyde başarının koşullarını oluşturmak için başlangıçta yatırım yaparlar. Dönüşüm ilerledikçe, stres artar ve güven azalabilir. Ancak baskı arttıkça destek de artar. Çalışanların dönüşümü pozitif duygularla tamamlamaları ise doğru zamanda doğru destekle mümkün olabilir. Araştırma, başarılı bir dönüşümden sonra çalışanların %79&#8217;unun çoğunlukla mutluluk ya da memnuniyet gibi olumlu duygular hissettiğini belirtiyor. Bu oran, dönüşümden önceki seviyeye göre yaklaşık %50 daha yüksektir.</p>
<p><strong>Dönüşümü başarıya taşıyan altı temel etken</strong></p>
<p>EY araştırması, kurumlar için dönüşümün kolay ve doğrusal değil; oldukça virajlı ve zorlu bir yolculuk olduğunun altını çiziyor. Bunun yanı sıra araştırma, şirketlerin dönüşüm çabalarındaki başarısızlıkları &#8220;değişimin bedeli&#8221; olarak kabul etmelerinin isabetli bir yaklaşım olmadığına işaret ediyor. Tahminlere dayalı analiz araçlarını kullanan EY, titiz bir şekilde benimsenip uygulandığında başarılı bir sonuca ulaşma olasılığını 2,6 kat artırarak %73&#8217;e yükseltebilecek altı temel etkeni şu şekilde sıralıyor:</p>
<p><strong>1. Gerekli liderlik becerilerini uyarlayın ve geliştirin: </strong>Araştırmaya göre, çalışanlar liderliği dönüşüm için temel itici güç olarak görüyor. Liderler ise, başarılı dönüşümlerde bir numaralı etken olarak liderliği tanımlarken, dönüşümün başarısız olduğu durumlarda liderlik etkisini önemsiz olarak görüyorlar.<strong> </strong>Kurumlar,<strong> </strong>kişisel dönüşüme gereken önemi vererek iş birliği ve iletişim yoluyla &#8220;biz” yaklaşımını vurgulamalı.</p>
<p><strong>2. Herkesin benimseyebileceği ve ilham alabileceği bir vizyon yaratın: </strong>Vizyon, gidişatı tayin eder ve dönüşümün temelini oluşturur. Liderlerin ikna edici bir vizyon belirleyebilmeleri için kendilerinin, kuruluşlarının ve sektörlerinin dışına da bakmaları gerekir. </p>
<p><strong>3. Herkesin fikrini önemseyen ve teşvik eden bir kültür oluşturun: </strong>Duygular, başarılı dönüşümlerin anahtarıdır. Organizasyon bu açıdan hazırlıksız ise, dönüşüm yolculuğunun başarısızlığına da yol açan da bu etkenlerdir. Çalışanlarınızı dikkatle dinleyin, endişelerini anlayın ve sorunlarını destekleyici ve yapıcı bir şekilde ele alın.</p>
<p><strong>4. Yetki ve güç verin: Net hedefler belirleyin ve değişime hazırlıklı olun: </strong>Araştırma, dönüşümlerin genelde doğrusal yolculuklar olarak düşünüldüğünü ve bu düşünceyle yönetilmeye çalışıldığını; ancak durumun böyle olmadığını, bunun inişli-çıkışlı bir yolculuk olduğunu vurguluyor. Liderler için kilit nokta, hem yapı ve disiplin açısından hem de keşfetmek ve yenilik yapmak için yaratıcı özgürlüğü ne ölçüde sağlayabildikleridir. </p>
<p><strong>5. Teknolojiyi ve yetenekleri kullanarak eyleme geçin: </strong>Teknoloji, kendi başına bir vizyon olmasa da vizyonun hayata geçirilmesinde oldukça etkilidir. Vizyonu gerçekleştirmede ve dönüşüm sürecini kolaylaştırmada doğru teknolojiler, kritik bir öneme sahiptir. Teknolojinin organizasyon üzerindeki olası duygusal etkilerinin farkında olun. Dijital bir yaklaşım ve beceri geliştirmek için doğru eğitimi ve duygusal desteği sunarak çalışanları vizyon ve değerler konusunda ikna edin.</p>
<p><strong>6. İş birliği yapın ve birlikte değer yaratmanın en iyi yollarını bulun: </strong>Eski kültürler, liderlerin vizyonu belirlediği ve işçilerin uyguladığı, komuta ve kontrol odaklı hiyerarşik bir yaklaşımı benimsemişken, günümüzün sürekli dönüşüm gerektiren koşulları ise karşılıklı bağlılık ve iş birliğini gerektirmektedir. Bu doğrultuda, yeni çalışma yöntemlerini birlikte geliştirin ve çalışanları işlerini yeniden tasarlamaları ve yeniden tanımlamaları yönünde destekleyin. Değişimin hem duygusal hem de rasyonel unsurlarını yönetmek için ekipler arasındaki iş birliğini güçlendirin.</p>
<p><strong>EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı ve Şirket Ortağı Gökhan Gümüşlü</strong> konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: </p>
<p>&#8220;Teknolojideki tüm gelişmelere ve edinilen organizasyonel öğrenim ve deneyimlere rağmen, son 25 yılda kurumların dönüşüme yaklaşımlarında çok az değişiklikler oldu. Kuruluşlar, organizasyonel performansı iyileştirmek ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemek için operasyonlarında dönemsel olarak geniş kapsamlı değişikliklere gidiyordu. Piyasa önceliklerindeki veya paydaş taleplerindeki değişimler de liderleri bu değişimlere uyum sağlamak veya kuruluşlarını tamamen yeniden tasarlamak için kademeli değişiklikler yapmaya yönlendiriyordu. Bugün gelinen noktada ise dönüşüm, her kurum için zorunluluk halinde ve dönüşümün başarısı ise kimse için ‘garanti’ değil.” </p>
<p>&#8220;Dönüşümün zorunluluk olduğunun farkında olan birçok lider, bunun zorlukları karşısında kendilerini baskı altında hissediyor. Bu koşullarda hareketsiz kalmak bir seçenek olamaz. Dönüşümlerini üst seviyelere taşımak isteyen kuruluşlar için insan faktörünü odağa almanın zamanı gelmiş durumda.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-donusumde-basari-icin-insan-faktorunu-odaga-almak-sart-364045">EY: Dönüşümde başarı için insan faktörünü odağa almak şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan&#8217;da Sağlık İçin Yürüyüş, İyi Müzik İçin Anker Kulaklık Şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-saglik-icin-yuruyus-iyi-muzik-icin-anker-kulaklik-sart-359985</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Mar 2023 10:57:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[anker]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[kulaklık]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=359985</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayatı kolaylaştıran teknolojilere öncülük eden Anker, Ramazan’da sağlığınızı korumak için iftar sonrası yapacağınız yürüyüşlere Soundcore kulaklıklarla eşlik ediyor. İster müzik dinleyin ister sevdiklerinizle sohbet edin Soundcore kulaklıklara size her zaman mükemmel ses kalitesi vadediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-saglik-icin-yuruyus-iyi-muzik-icin-anker-kulaklik-sart-359985">Ramazan&#8217;da Sağlık İçin Yürüyüş, İyi Müzik İçin Anker Kulaklık Şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hayatı kolaylaştıran teknolojilere öncülük eden Anker, Ramazan’da sağlığınızı korumak için iftar sonrası yapacağınız yürüyüşlere Soundcore kulaklıklarla eşlik ediyor. İster müzik dinleyin ister sevdiklerinizle sohbet edin Soundcore kulaklıklara size her zaman mükemmel ses kalitesi vadediyor.</strong></p>
<p>Ramazan’da uzun saatler aç kalındığı için metabolizmamız yavaşlayabiliyor. Uzmanlar iftar sonrası hem metabolizmayı hızlandırmak, sindirim sorunlarını önlemek hem de kilo almayı önlemek için yürüyüş yapmayı öneriyor. Ancak kimilerimiz için yürüyüş yapmak sıkıcı olabiliyor. Müzik dinlemek, arkadaşlarınızla sohbet etmek yürüyüş için motivasyon sağlıyor. Üstün teknolojilere sahip ürünlerine her gün bir yenisini ekleyen Anker’in Soundcore kalitesiyle sunduğu kulaklıklar, üstün ses kalitesiyle iftar sonrası yapacağınız yürüyüşlerde size eşlik ediyor. </p>
<p><strong>Daha vurgulu baslar ile müzik keyfinizi taçlandırın</strong></p>
<p>Bu kulaklıklarda biri Anker Soundcore ailesinin kulak içi kulaklıklarda ses deneyimini bir seviye üste taşıyan yeni üyesi <strong>Soundcore Life P3 TWS</strong>… Çoklu moda sahip hibrit aktif gürültü engelleme özelliği bulunan cihaz, BassUp özellikli 11 mm’lik ses sürücüsü sayesinde daha vurgulu basları deneyimlemenizi sağlıyor. Altılı mikrofonu sayesinde arka plan seslerini azaltarak alıcı seslerini yükselten kulaklık, yürüyüşünüze eşlik eden telefon görüşmelerinde sesleri daha net ve berrak bir şekilde duyabilmenize olanak tanıyor. Tek şarjla yedi saate varan kullanım imkanı sunan cihaz, şarj kutusu ile birlikte şarj edildiğinde ise yaklaşık 35 saate yakın bir kullanım ömrüne sahip. Ayrıca kablosuz hızlı şarjı destekleyen yapısı sayesinde kullanıcılara 10 dakikalık şarjla 2 saatlik çalma süresi de vadediyor.</p>
<p><strong>5 dakika şarj ile 5 saatlik çalma süresi</strong></p>
<p>Satış rekorları kıran Soundcore Q10’un güncellenmiş versiyonu olarak piyasaya sunulan <strong>Soundcore Life Q10i; </strong>katlanabilir tasarımı, 60 saate varan çalma süresi, Bass Up teknolojisi ve Soundcore uygulaması üzerinden kişiselleştirilebilir ses ayarıyla beklentileri aşıyor. Her gün 2 saat çalma süresiyle tam 1 ay kullanım imkanı veren kulaklık, 5 dakika şarj ile de 5 saatlik bir çalma süresi vadediyor. 40 saatlik çalma süresi ve yüksek ses kalitesiyle öne çıkan <strong>Soundcore Life Q20+</strong>, Hibrit Aktif Gürültü Engelleme teknolojisi, Soundcore uygulamasıyla uyumluluğu, NFX hızlı eşleşme, şeffaf mod, ergonomik kulak yastığı ve kafa bandı gibi özellikleriyle dikkatleri üzerine çekiyor. <strong>Soundcore Life Q35</strong> ise 40 saate varan çalma süresi, Hibrit Aktif Gürültü Engelleme özelliği, NFC bağlantısı ve Soundcore uygulaması üzerinden kişiselleştirilebilen ses deneyimiyle öne çıkıyor.</p>
<p><strong>Tercihi kulak içi kulaklık olanlar için mükemmel seçim</strong></p>
<p>Kulak içi kulaklıklarda satış rekorları kıran Soundcore R100 modelinin güncellenmiş versiyonu olarak piyasaya sunulan <strong>Soundcore Life P2i</strong>; Bas Modu ve Podcast Modu’ndan oluşan Çift EQ Moduyla ve tek bir şarjla 8 saatlik, kompakt kasa ile 28 saatlik çalma süresiyle kullanıcılarını memnun ediyor. Daha geniş bir ses sahnesi ve olağanüstü netlikte müzik kalitesi sunmalarına yardımcı olan 10 mm grafen sürücülere sahip 36 saate varan çalma süresi sunan <strong>Soundcore Life Dot 3i</strong> ve <strong>Soundcore Life Note 3i</strong> modelleri ise Aktif Gürültü Engelleme ve Şeffaflık Modu’na, arka plan gürültüsünü azaltmaya ve sesi yükseltmeye yardımcı olan 4 mikrofona, Soundcore uygulamasıyla kişiselleştirilebilen ses deneyimine sahip. Birbirinden farklı tasarım ve biçimlere sahip kulaklıklar, kullanıcıların ihtiyacına ve tercihine göre farklılaştırılmış durumda. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-saglik-icin-yuruyus-iyi-muzik-icin-anker-kulaklik-sart-359985">Ramazan&#8217;da Sağlık İçin Yürüyüş, İyi Müzik İçin Anker Kulaklık Şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Miraç Ayaz: &#8220;Yerel Müteahhitlere destek sağlanması şart&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mirac-ayaz-yerel-muteahhitlere-destek-saglanmasi-sart-359297</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Mar 2023 21:40:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ayaz]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[miraç]]></category>
		<category><![CDATA[müteahhitlere]]></category>
		<category><![CDATA[sağlanması]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[yerel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=359297</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle deprem sonrası en çok tartışılan konulardan biri olan inşaat ehli olmayanların müteahhitlik yapması üzerine başlayan tartışmaya Elazığ Müteahhitler Derneği Başkanı Miraç Ayaz'dan çarpıcı bir yan başlık geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mirac-ayaz-yerel-muteahhitlere-destek-saglanmasi-sart-359297">Miraç Ayaz: &#8220;Yerel Müteahhitlere destek sağlanması şart&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle deprem sonrası en çok tartışılan konulardan biri olan inşaat ehli olmayanların müteahhitlik yapması üzerine başlayan tartışmaya Elazığ Müteahhitler Derneği Başkanı Miraç Ayaz&#8217;dan çarpıcı bir yan başlık geldi.</p>
<p>Miraç Ayaz, &#8220;Türkiye&#8217;de Kentsel dönüşümün başlatılması ve sağlıklı ilerlemesi için yerel müteahhitlerin aktif edilmesi şarttır&#8221; dedi. Bölgeyi tanıyan, toprak yapısını bilen yerel işletmelere TOKİ müteahhitlerine sağlanan kolaylığın sağlanması gerektiğini vurgulayan Ayaz,  Yerel müteahhitler vatandaşla birebir anlaştığı için vatandaşın o işletmelere ödeyeceği farkın inşaat bitene kadar ödemesi mümkün değildir. Kalan fark iş sonunda alınacağı için para ortalama 24 ay içinde enflasyon farkıyla eriyor. Bu durum kentsel dönüşüm sürecinin başlaması ve devam etmesini zorlaştırıyor&#8221; dedi.</p>
<p>Yerel müteahhitlerin önündeki bürokratik engellerin kaldırılması gerektiğini söyleyen Elazığ Müteahhitler Derneği Başkanı Miraç Ayaz, &#8220;Şehir merkezinde yoğunluğu arttırdığı için ada bazlı dönüşüm engelleniyor.</p>
<p>Bu konuda da belediyelerimizin üzerine büyük görev düşüyor. Bakanlık yetkisiyle yapılabilecek yeni düzenlemelerle bürokrasiyi en aza indirmemiz gerekli. 15 yıl vadeli düşük faizli kentsel dönüşüm Kredisinin bürokrasi engeline takılmadan kullandırılması ve ada bazlı dönüşüme teşvik için imar çalışmalarının yapılması önemli&#8221; dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>&#8220;TÜRKİYE, İYİ MÜTEAHHİTLİĞİN ÖNEMİNİ ANLADI&#8221;</strong></p>
<p>11 ili etkileyen deprem felaketi sonrası bir kez daha depreme dayanıklı bina gerçeğinin öne çıktığını belirten Miraç Ayaz, &#8220;Yaşanan yüzyılın felaketi ile birlikte mesleğimizin ne kadar önemli olduğunu anlamış ve ne kadar başı boş bırakıldığını görmüş olduk. Yaşanan bu felaketin iyi bir gelişmeye gebe olmasını diliyor ve yeni imar çalışmalarının en az 100 yıllık ve 500 yıllık olmak üzere planlamaların yapılması ve bu planlamaların yerel şehirlerden alınıp merkezi yönetim yani bakanlıklar tarafından yürütülmesini arzu ediyoruz. Müteahhitliğin bir yasasının olmasın da bu önemli iş kolu açısından çok büyük önem taşıyor&#8221; dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mirac-ayaz-yerel-muteahhitlere-destek-saglanmasi-sart-359297">Miraç Ayaz: &#8220;Yerel Müteahhitlere destek sağlanması şart&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fethi Hinginar : Sağlıklı yapılar için &#8220;Sıfır Hata, Sıfır Tolerans&#8221; vizyonu şart</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fethi-hinginar-saglikli-yapilar-icin-sifir-hata-sifir-tolerans-vizyonu-sart-353143</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Mar 2023 08:00:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[fethi]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[hinginar]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[sıfır]]></category>
		<category><![CDATA[tolerans]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonu]]></category>
		<category><![CDATA[yapılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=353143</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Ytong Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Hinginar, 1-7 Mart 2023 tarihleri arasında gerçekleştirilen etkinliklerle önemine dikkat çekilen Deprem Haftası’nın bu yıl yaşanan afet sonrasında bir milat olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek, “Ülkemizin başına büyük bir felaket geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fethi-hinginar-saglikli-yapilar-icin-sifir-hata-sifir-tolerans-vizyonu-sart-353143">Fethi Hinginar : Sağlıklı yapılar için &#8220;Sıfır Hata, Sıfır Tolerans&#8221; vizyonu şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Ytong Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Hinginar, 1-7 Mart 2023 tarihleri arasında gerçekleştirilen etkinliklerle önemine dikkat çekilen Deprem Haftası’nın bu yıl yaşanan afet sonrasında bir milat olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek, “Ülkemizin başına büyük bir felaket geldi. Akılcı bir planlamayla birlikte sağlıklı yapılar üretmek için “Sıfır Hata, Sıfır Tolerans” vizyonuna sahip olmamız gerekiyor” dedi. </strong></p>
<p>Türk Ytong Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Hinginar, Deprem Haftası sebebiyle önemli açıklamalar yaptı. Türk Ytong olarak uzun yıllardır afetlere dirençli kentler yaratılması gerektiğine dikkat çekmeye çalıştıklarını belirterek, “Ülkemizde ardı ardına yaşanan depremler bizi uzun zaman unutamayacağımız acılara sürükledi. Bilimin ışığından ayrılmadan bilinçli ve akılcı şekilde hareket etmemiz gerekiyor.” diyerek şöyle konuştu:</p>
<p>“Önce bölge ve şehir planlaması sonra yapı statiği ve fiziği açısından bilinçli hareket etmeliyiz. Daha sonra da malzeme açısından her türlü denetimle maksimum seviyede sıfır hata, sıfır tolerans anlayışıyla yapıların inşasının planlanması gerekiyor. Bu planlamaları yapmadan çok sağlıklı yapılar inşa etmenin mümkün olmadığını düşünüyorum.”</p>
<p><strong>Türkiye’de dünyanın en kaliteli yapı malzemeleri üretiliyor</strong></p>
<p>Fethi Hinginar, dünyadaki en kaliteli yapı malzemelerinin Türkiye’de üretildiğini sözlerine ekledi ve şunları söyledi: “Ülkemizdeki yapı malzemelerinin ihracatı Türkiye’nin toplam ihracatı içinde ikinci sırada yer alıyor. Yapı malzemesi konusunda sıkıntımız yok çünkü dünya standardına uygun malzemeyi üretim aşamasında denetleyerek üretiyoruz. Fakat denetimsiz yapılaşma ve denetimsiz malzeme kullanımının ne kadar büyük felaketlere yol açtığını maalesef ülkemizde de görüyoruz. Denetlenmeyen her şey kalitesiz yapılmaya mahkumdur. Denetleneceğini bilen herkes bu standartları bilerek ve bunlara uyarak çalışır. Bizim sıkıntımız projeden başlayan denetim mekanizmasının yeterince işletilememiş olması. Türkiye’de 1999 depreminden bu yana yapı denetiminde sadece beton kalitesi demir kalitesi denetleniyor diye bir alışkanlık var. İhtiyacımız olan şey denetim, denetim ve yine denetim. Bu sistemde gerçek denetim sistemini kurmadıkça böyle felaketler yaşamaya hazır olmalıyız.”</p>
<p><strong>Denetimden geçen binalar ayakta</strong></p>
<p>Fethi Hinginar, deprem bölgesinde standartlara uygun yapılan, iyi malzeme kullanılan ve denetimden geçen binaların ayakta sağlam bir şekilde durduğunun altını çizerek, “Standartlara uygun malzemeyi standartlara uygun şekilde müteahhitlere teslim ederseniz ve onların da standartlara uygun şekilde yerinde kullanmasını sağlarsanız, iyi mimarlık ve iyi mühendislik hizmeti almalarını zorunlu hale getirirseniz sağlam yapı elde edersiniz. Aslında temel tanımlar çok basit. Her aşamada bu denetimi aksatmadan uyguladığınız zaman önümüzde çok güzel örnekler var. Standarda uygun denetimi yapılmış binalar var, bu denetlemeden geçmiş yapıların ayakta kaldığını görüyoruz. Sistemi doğru işletirsek bir daha böylesi felaketlerle karşılaşmayız.” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fethi-hinginar-saglikli-yapilar-icin-sifir-hata-sifir-tolerans-vizyonu-sart-353143">Fethi Hinginar : Sağlıklı yapılar için &#8220;Sıfır Hata, Sıfır Tolerans&#8221; vizyonu şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Patlama riski bulunan işyerlerine ekstra tedbir şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/patlama-riski-bulunan-isyerlerine-ekstra-tedbir-sart-352513</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2023 08:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bulunan]]></category>
		<category><![CDATA[ekstra]]></category>
		<category><![CDATA[işyerlerine]]></category>
		<category><![CDATA[patlama]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[tedbir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352513</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dün akşam saatlerinde Hatay'ın merkez Antakya ilçesindeki plastik kasaların da bulunduğu narenciye soğuk hava deposunda çıkan ve korkutan yangın kontrol altına alındı ancak işyerlerinin depreme karşı acil önlemler alması gerektiğini tekrar hatırlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/patlama-riski-bulunan-isyerlerine-ekstra-tedbir-sart-352513">Patlama riski bulunan işyerlerine ekstra tedbir şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Dün akşam saatlerinde Hatay&#8217;ın merkez Antakya ilçesindeki plastik kasaların da bulunduğu narenciye soğuk hava deposunda çıkan ve korkutan yangın kontrol altına alındı ancak işyerlerinin depreme karşı acil önlemler alması gerektiğini tekrar hatırlattı.Uzmanlar sadece konutların değil işyerlerinin de acil durum planına sahip olup depreme hazırlanması gerektiğini söylüyor. Peki, Acil durum planı nedir? İşyerlerinde acil durum planı nasıl olmalı?</b></p>
<p>Depreme karşı yalnızca konutlarda değil işyerlerinde de önemli tedbirler alınması gerekiyor.</p>
<p>İşin tehlikesine göre işyerlerinde alınan önlemler değişirken özellikle patlama riski bulunan kimyasalların bulunduğu işyerlerinde ekstra tedbir şart.</p>
<p>İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Dr. Şebnem Akman Balta, işyerlerinde alınması gereken önlemleri anlattı.</p>
<p>Balta, “İşveren işin tehlike sınıfına göre (az tehlikeli C, tehlikeli B veya çok tehlikeli A) önlemler almalıdır. İş güvenliği uzmanı acil durum planı hazırlamakla yükümlüdür. İşyerinin güvenlik tedbirleri ile ilgili yapması gereken her şey risk analizi sonrası işletme yetkilisine bildirilir” dedi.</p>
<p><strong>ACİL DURUM PLANI NEDİR?</strong></p>
<p>İşyerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde acil durum planı, “işyerlerinde meydana gelebilecek acil durumlarda yapılacak iş ve işlemler dâhil bilgilerin ve uygulamaya yönelik eylemlerin yer aldığı plan” olarak tanımlanmıştır.</p>
<p><strong>İŞYERİ ACİL DURUM PLANI NASIL OLMALI?</strong></p>
<p>Deprem öncesi, deprem anı ve deprem sonrası yapılması gerekenlerin işyeri planında belirlendiğini anlatan Şebnem Akman Balta, şunları söyledi: “İşveren önce iş alanını depreme dayanıklı hale getirecek. Alandaki istifler kurala göre istiflenecek.</p>
<p>Ağır makinalar makine mühendisinin önerilerine göre sabitlenecek veya yerleştirilecek. En önemli konu kimyasal maddelerle çalışan işyerleridir. Özellikle tekstil ve boya sektörü olası bir depremde patlama riski içerdiği için kimyasal maddeleri standartlarına uygun depolamaları gerekir.</p>
<p>Özellikle depolarda yangın söndürme sistemi ve depreme dayanıklılık testlerinin de tam olması gerekiyor.”</p>
<p><strong>İŞGÜVENLİĞİNE DAİR DENETİMLER YAPILMALI</strong></p>
<p>Yangın söndürme ve depreme dayanıklılık testleri konusunda iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının çok büyük sorun yaşadığını belirten Balta, “Yaptırım gücü olmadığı için sadece uyarıda bulunabilen iş sağlığı uzmanı eğer şikayet edip işi durdurursa da maalesef işten atılma tehlikesi ile karşı karşıya kalıyor.</p>
<p>Bunun yerine anlık ve sık yapılan denetimler depreme karşı riski azaltabilir. Ayrıca iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının yetki alanı genişletilmeli” diye konuştu.</p>
<p>İşyerlerinde deprem önlemleri alınırken mutlaka iş güvenliği uzmanlarından onay alınması gerektiğini anlatan Balta, şunları söyledi: “Eşyalar iş sağlığı uzmanının denetiminde gerekli yerlere yerleştirilmeli veya sabitlenmeli. Yangın tüpü pencerenin altında olmalı.</p>
<p>Özellikle zemin kattaki işyerleri için bu durum önemli. Böylece kişinin yangın tüpünü cama vurarak kırıp kendine zarar vermeden oradan çıkması sağlanır. İçinde ağır eşyalar olan dolapların kapaklarına mekanik kilitler takılmalı.</p>
<p>Dekoratif malzemeler başımıza düşecek noktalarda bulunmamalı. Özellikle patlayıcı ve yanıcı maddeler varsa bina içerisinde değil, daha uzak noktalarda ve insanların zarar görmeyeceği şekilde depolanmalı.”</p>
<p><strong>KAÇIŞ PLANI OLMALI</strong></p>
<p>Her işyerinde kaçış (tahliye) planı olması gerektiğini vurgulayan Balta, şöyle devam etti: “Eğer bulunduğumuz binadan çıkma şansımız var ise genellikle 10-15 saniye içerisinde giriş katı ve -1 için çıkış planı uygulanır.</p>
<p>Dahili yangın merdiveni içeren binalarda yangın merdiveni kullanımı doğru değildir. Özellikle deprem anında yaralanma veya ölümle sonuçlanan ağır kayıplara neden olabilir. Dahili yangın merdiveni kaçış yolu değildir.</p>
<p>Binada harici yangın merdiveni mevcutsa, ulaşımınız kolaysa ve yüksek katlı değilse tahliye açısından kullanılabilir.”</p>
<p><strong>BİNA GÜVENLİĞİ </strong></p>
<p>Deprem sonrasında eğer işyeri üretim merkezi değil ise hibrit çalışma modeline geçilebileceğini ifade eden Şebnem Akman Balta, “Özellikle üretim yapılan bir işletme ise zemin etüdü çalışması yapıldıktan sonra bina uygunluğu yok ise güvenli bir binaya taşınmalı. Eğer hızla taşınamayacak durumda ve riskli noktada ise iş güvenliği uzmanı işi durdurma yetkisine sahiptir” dedi.</p>
<p><strong>ÖNEMLİ BELGELER DİJİTAL ORTAMDA SAKLANMALI</strong></p>
<p>Şebnem Akman Balta, alınması gereken diğer önlemleri şöyle sıraladı: Özlük dosyaları, kimlik fotokopileri, makinelerle ilgili kimlik bilgileri ve bazı önemli kimyasal maddelerle ilgili detaylar dijital ortamda (bulut ağı) saklanmalı.</p>
<p>Gerçek bir toplanma alanı oluşturulup uyarı işareti ile belirlenmeli. O alanda dipfriz bulundurulmalı ve içine su, uzun soluklu dayanan yiyecek koyulmalı. Ayrıca ilk yardım kiti de bulundurulmalı.</p>
<p>Acil durum konteyneri oluşturulmalı ve en az senede bir, bence 3 ayda bir deprem tatbikatı yapılmalı.</p>
<p>Eylem planı hazırlanırken yasal standartlarda belirtilen çok tehlikeli sınıftaki sayı her 30 çalışana 1, tehlikeli sınıfta her 40 çalışana 1 ve az tehlikeli sınıfta 50 çalışana 1 kişi ekip görevlisi olma şartı asgaridir.</p>
<p>İşyerindeki kişi sayısına göre deprem çantası hazırlanmalı. Her bir departman kişi sayısına göre ilk yardım çantası, düdük, dezenfektan, tuvalet kağıdı, mendil, battaniye, uyku tulumu bulundurmalı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/patlama-riski-bulunan-isyerlerine-ekstra-tedbir-sart-352513">Patlama riski bulunan işyerlerine ekstra tedbir şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Soyer, 11 ilçe belediye başkanıyla bir araya geldi: &#8220;Yoksulluğa karşı birlikte mücadele şart&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-soyer-11-ilce-belediye-baskaniyla-bir-araya-geldi-yoksulluga-karsi-birlikte-mucadele-sart-347940</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2023 18:06:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araya]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanıyla]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[ilçe]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[soyer]]></category>
		<category><![CDATA[yoksulluğa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=347940</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, 11 metropol ilçenin belediye başkanı ile kentteki sosyal hizmet ve sosyal yardım faaliyetlerini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-soyer-11-ilce-belediye-baskaniyla-bir-araya-geldi-yoksulluga-karsi-birlikte-mucadele-sart-347940">Başkan Soyer, 11 ilçe belediye başkanıyla bir araya geldi: &#8220;Yoksulluğa karşı birlikte mücadele şart&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, 11 metropol ilçenin belediye başkanı ile kentteki sosyal hizmet ve sosyal yardım faaliyetlerini değerlendirdi. Derin yoksulluk karşısında ortak hareket etme kararının alındığı toplantıda konuşan Başkan Soyer, “Çok derin,  insanların hayatını sarsan bir yoksullukla karşı karşıyayız. Daha çok vatandaşımıza dokunmak için koordineli çalışmalıyız” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, merkez ilçelerin belediye başkanlarıyla düzenli olarak yaptığı koordinasyon toplantılarını bu kez sosyal hizmet ve yardım faaliyetleri başlığıyla düzenledi. Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi&#8217;nde yapılan toplantıda İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Ulaş Aydın, İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin hizmetleri hakkında bilgi verdi. Ramazan ayında yapılacak çalışmaları anlattı.</p>
<p><strong>Soyer: “Derin yoksulluk hayatları sarsıyor”</strong><br />Ülkede yaşanan ekonomik krize değinen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Yurttaşlarımızın çok büyük bir bölümü enflasyondan, hayat pahalılığından olağanüstü olumsuz etkilenmiş durumda. Yaptığımız tüketici eğilimleri anketinde çok çarpıcı rakamlar var.  Bir yıldır yurttaşlarımızın yüzde 21,5&#8217;u kırmızı et almamış, yüzde 23&#8217;ü son bir yıldır kıyafet almamış, gençlerin yüzde 26&#8217;sı dışarda yemek yemeyi tamamen bırakmış. 10 kişiden 7&#8217;si süt ve süt mamullerini almıyor artık. Bu tablo ne yazık ki daha çok idrak edilmiş değil. Ama çok derin bir yoksulluk, insanların hayatını sarsan bir yoksulluk. Bununla karşı karşıyayız. Daha çok vatandaşımıza dokunmak için koordineli çalışmalıyız” dedi.</p>
<p><strong>Kimler Katıldı?</strong><br />Toplantıya Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa İnce, Karabağlar Belediye Başkanı Muhittin Selvitopu, Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay, Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal, Bornova Belediye Başkanı Mustafa İduğ, Gaziemir Belediye Başkanı Halil Arda, Balçova Belediyesi Sosyal Yardım Müdürü Arzu Yıldırım, Buca Belediyesi Başkan Yardımcısı Hatice Güral, Çiğli Belediyesi Başkan Vekili Ali Gül, Narlıdere Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Ebru İnci, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Barış Karcı, Genel Sekreter Yardımcısı Ertuğrul Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Ulaş Aydın, İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Projeler Dairesi Başkanı Anıl Kaçar, İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Hakan Orhunbilge ve bürokratlar katıldı. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-soyer-11-ilce-belediye-baskaniyla-bir-araya-geldi-yoksulluga-karsi-birlikte-mucadele-sart-347940">Başkan Soyer, 11 ilçe belediye başkanıyla bir araya geldi: &#8220;Yoksulluğa karşı birlikte mücadele şart&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
