<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>salgını | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/salgini/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/salgini</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Mar 2026 08:43:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>salgını | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/salgini</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dünya YALNIZLIK SALGINI ile Karşı Karşıya</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunya-yalnizlik-salgini-ile-karsi-karsiya-618832</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 08:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[karşıya]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[salgını]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618832</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalabalık şehirler, yoğun bir hayat temposu, hiç susmayan telefonlar… Ancak günün sonunda milyonlarca insan, kimseye anlatamadığı bir duyguyla baş başa kalıyor: Yalnızlık…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-yalnizlik-salgini-ile-karsi-karsiya-618832">Dünya YALNIZLIK SALGINI ile Karşı Karşıya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalabalık şehirler, yoğun bir hayat temposu, hiç susmayan telefonlar… Ancak günün sonunda milyonlarca insan, kimseye anlatamadığı bir duyguyla baş başa kalıyor: Yalnızlık…</p>
<p>Uzmanlara göre bu tablo artık bireysel bir ruh haliyle açıklanamaz durumda. Dünya, bilimsel literatürde “Yalnızlık Salgını” <em>(Loneliness Epidemic)</em> olarak tanımlanan, sessiz ama etkisi çok derin bir salgınla karşı karşıya.</p>
<p>2025 ve 2026 yıllarında yayımlanan uluslararası araştırmalar, yalnızlığın kişisel bir mesele olmaktan çıkıp küresel bir halk sağlığı krizine dönüştüğünü ortaya koyuyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bugün dünya genelinde her altı kişiden biri kronik yalnızlık yaşıyor.</p>
<p>Uzmanlar, yalnızlığın sigara kullanımı, obezite ve hareketsizlik kadar ciddi bir ölüm riski taşıdığı konusunda uyarıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2025 tarihli raporuna göre yalnızlık ve sosyal izolasyon, dünya genelinde yılda yaklaşık 871 bin ölüme katkıda bulunuyor. Bu da saatte ortalama 100 ölümün, doğrudan ya da dolaylı olarak yalnızlıkla ilişkili olduğu anlamına geliyor.</p>
<p><strong>Yalnızlık Sadece Ruhu Değil, Bedeni de Hasta Ediyor</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu, yalnızlığın klinik etkilerinin artık görmezden gelinemeyecek düzeyde olduğunu vurguluyor:</p>
<p>“Son iki yılda yayımlanan geniş kapsamlı bilimsel araştırmalar, yalnızlığın yalnızca ruhsal bir durum olmadığını açıkça gösteriyor. Kalp hastalıkları, diyabet, demans ve erken ölüm riskini ciddi biçimde artırıyor. Yalnızlık beyinde sürekli bir tehdit algısı yaratıyor; kortizol yükseliyor, bağışıklık sistemi baskılanıyor ve vücut uzun süreli bir stres hali içinde kalıyor.”</p>
<p>2025–2026 döneminde yayımlanan bilimsel araştırmalara göre yalnız bireylerde demans riski yaklaşık yüzde 50, kalp hastalığı riski yüzde 29, inme riski yüzde 32 oranında artıyor. Erken ölüm riski de yalnız yaşayan ve kendini yalnız hisseden bireylerde belirgin biçimde yükseliyor.</p>
<p><strong>Gençler Kalabalıklar İçinde Yalnız</strong></p>
<p>Yalnızlık denince akla genellikle yaşlılar gelse de, son veriler asıl risk grubunun gençler olduğunu gösteriyor. Yeditepe Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Berke Kırıkkanat, bu tabloyu “Modern Yalnızlık Paradoksu” olarak tanımlıyor:</p>
<p>“Gençler sürekli çevrim içi, sürekli bağlantıda. Ama bu bağlantılar derinlik taşımıyor. Araştırmalar, 18–25 yaş grubunda yalnızlık oranlarının bazı ülkelerde yüzde 60’a ulaştığını gösteriyor. Bu, ‘kimsem yok’ yalnızlığı değil; kalabalıklar içinde hissedilen anlaşılamama ve duygusal güvencesizlik.”</p>
<p>Sosyal medyanın yoğun kullanımı ve yüz yüze temasın azalması gibi nedenler, bu duygunun gençler arasında daha da derinleşmesine yol açıyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de Tablo Farklı Değil</strong></p>
<p>TÜİK’in 2026 verilerine göre, tek kişilik hane sayısı 5,5 milyonu aşmış durumda. Son on yılda yalnız yaşayanların sayısındaki artış yüzde 60’ın üzerinde. En yüksek oranlar İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde görülüyor.</p>
<p>Doç. Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu’na göre bu artış, toplumsal dönüşümün kaçınılmaz bir sonucu:</p>
<p>“Bireyselleşme sosyal bağları zayıflatıyor. Yalnızlık artık istisna değil, gündelik hayatın bir parçası haline geliyor.”</p>
<p><strong>Yapay Zeka ve Sosyal Medyanın Etkisi</strong></p>
<p>2025 ve 2026 yıllarında yalnızlıkla mücadelede yapay zeka destekli sohbet uygulamaları ve dijital yoldaşlar hızla yaygınlaştı. Bazı çalışmalar bu araçların kısa vadede yalnızlık hissini azalttığını gösterse de, uzmanlar temkinli.</p>
<p>Doç. Dr. Berke Kırıkkanat bu noktada uyarıyor: “Yapay zeka kişiye ‘duyulma’ hissi verebiliyor. Ancak bu, gerçek ilişkilerin yerini tutmuyor. Aşırı kullanımda sosyal beceriler körelebiliyor ve kişi gerçek hayattan daha da kopabiliyor. Sosyal medya ise insanları birbirine bağlamak yerine çoğu zaman karşılaştırma, yetersizlik ve dışlanmışlık duygusunu besliyor.”</p>
<p><strong>Yalnızlık Duygusu Kişisel Zayıflık Değil</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü ve OECD raporları, yalnızlıkla mücadelenin yalnızca bireysel terapi ya da kişisel çabayla çözülemeyeceğini ortaya koyuyor. Uzmanlara göre sorun, bireylerin değil, modern yaşamın yapısında yatıyor. Bu nedenle çözümün sağlık sistemlerinden şehir planlamasına, eğitim politikalarından sosyal yaşama kadar geniş bir toplumsal çerçevede ele alınması gerekiyor.</p>
<p>Son yıllarda bazı ülkelerde hayata geçirilen “sosyal reçeteleme” modelleri bu yaklaşımın somut örnekleri arasında yer alıyor. Bu modeller, bireyleri topluluk etkinliklerine ve sosyal alanlara yönlendirerek yalnızlık hissini azaltmayı hedefliyor. İlk sonuçlar umut verici olsa da, bu adımların kalıcı ve yaygın hale getirilmesinin kritik olduğu vurgulanıyor.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları ABD Başkanı Doç. Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu, yalnızlığın yapısal boyutuna dikkat çekiyor: “Yalnızlık bir karakter kusuru değil, modern yaşamın ürettiği yapısal bir sorun.”</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Berke Kırıkkanat ise çözümün yönünü şu sözlerle özetliyor: “Toplum olarak daha fazla bağlantıya değil, daha fazla anlamlı bağa ihtiyacımız var.”</p>
<p>Özetle araştırmalar şunu gösteriyor: Bireylerin yalnızlık duygusu görmezden gelindiğinde, en kalabalık toplumlar bile zamanla içten içe yalnızlaşıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-yalnizlik-salgini-ile-karsi-karsiya-618832">Dünya YALNIZLIK SALGINI ile Karşı Karşıya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Obezite salgını diyabeti de tetikliyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/obezite-salgini-diyabeti-de-tetikliyor-586690</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 22:06:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabeti]]></category>
		<category><![CDATA[diyabette]]></category>
		<category><![CDATA[En Büyük]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[konferans]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[salgını]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tetikliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586690</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya çapında diyabet araştırmaları ve insülin direnci kavramının geliştirilmesinde öncü rol oynayan,  tip 2 diyabet tedavisinde temel ilaçlardan biri olan metforminin geliştirilmesine liderlik eden ABD’den Houston Texas Sağlık Bilimleri Merkezi Diyabet Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen konferansta diyabet tedavilerindeki gelişmeleri anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-salgini-diyabeti-de-tetikliyor-586690">&#8220;Obezite salgını diyabeti de tetikliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Dünya çapında diyabet araştırmaları ve insülin direnci kavramının geliştirilmesinde öncü rol oynayan,  tip 2 diyabet tedavisinde temel ilaçlardan biri olan metforminin geliştirilmesine liderlik eden ABD’den Houston Texas Sağlık Bilimleri Merkezi Diyabet Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen konferansta diyabet tedavilerindeki gelişmeleri anlattı. </b></p>
<p><b>Diyabette dünya çapındaki en büyük sorunun obezite olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, “Obezite salgını, diyabet salgınını da tetikliyor. Bu yüzden diyabetli hastalara verebileceğim en önemli mesaj şu olurdu: Kilonuzu koruyun, fit kalın, fiziksel olarak aktif olun. Eğer bunu başarabilirseniz, bu aslında diyabetli hastalar için en iyi tedavidir. Ama bunun çok zor olduğunun da farkındayım. Eğer kilo veremiyorsanız ve düzenli bir egzersiz programına uyamıyorsanız, doktorunuza gittiğinizde size çok iyi ilaçlar önerebiliriz. Bu ilaçlarla diyabetin neden olduğu sorunların üstesinden gelebilir ve diyabet hastalarında gerçekten çok iyi bir kontrol sağlayabiliriz” diye konuştu. </b></p>
<p><b>Günümüzde diyabet tedavisinde kullanılan ilaçlar sayesinde hastalığın kontrol altında tutulabildiğini kaydeden Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, “Eğer hastalığı erken dönemde ve etkili şekilde tedavi edersek, tüm komplikasyonları önleyebiliyoruz” dedi.</b></p>
<p>ABD’deki Houston Texas Sağlık Bilimleri Merkezi Diyabet Bölümü Başkanı ve dünya çapında diyabet araştırmalarının öncüsü olan Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, İstanbul Atlas Üniversitesi Vadi Kampüs’te adının verildiği oditoryumda  “Bir Ustanın İzinde: Prof. Dr. DeFronzo ile Diyabetin Geleceği” başlıklı konferans verdi.</p>
<p><b>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Merak olmadan bilimsel keşif yapmak imkansız”</b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, konferansın açılış konuşmasında Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo’yu isminin verildiği oditoryumda ağırlamaktan mutluluk duyduklarını belirterek  “Bugün Atlas Üniversitesi olarak bilim ve tıp dünyası için çok özel, çok müstesna bir ismi, buluşlarıyla diyabet tedavisinde çığır açmış bir bilim insanını ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz” dedi.</p>
<p>Bilim insanlarının en büyük özelliğinin zeka ve merak duygusuna sahip olması olduğunu belirten Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Bilim insanlarının ya da keşif yapan insanların en büyük özellliğinin zeka olduğu düşünülür. Bir bakıma belki doğrudur, bununla beraber bu başarı için başka parametreler de var. Bunların başında da merak duygusu geliyor. Merak olmadan bilimsel keşif yapmak neredeyse imkansız. Tabii bu merakı bilimin sistemize edilmiş yollarıyla geçerek başarıya ulaştırmak mümkün. Bununla beraber dirençli ve sabırlı olmak ve bu yolda ilerleyebilmek gerekiyor” dedi.</p>
<p><b>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Başarı için dirençli ve sabırlı olmak şart”</b></p>
<p>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Einstein’a atfedilen bir anektod vardır, kendisine diyorlar ki ‘Siz çok zeki olduğunuz için bu kadar önemli başarılar elde ettiniz.’ Einstein’ın cevabı, ders niteliğinde, diyor ki: ‘Hayır, çok zeki olduğum için değil, bence dirençli ve sabırlı olduğum için buralara geldim. Bir mektup pulu gibi olun ve varacağınız adrese ulaşmadan ondan ayrılmayın.’ Aslında belki de başarının en büyük parametresi bu. O yüzden yapabildiklerimiz, hayal ettiklerimizle sınırlı” dedi.</p>
<p><b>Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo,  diyabet tedavisinde uygulanan yöntemleri anlattı</b></p>
<p>İnsülin direnci kavramının geliştirilmesinde öncü rol oynayan, tip 2 diyabet tedavisinde temel ilaçlardan biri olan metforminin geliştirilmesine liderlik eden Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, özellikle tip 2 diyabet konusunda yapılan çalışmalar ve araştırmalardan örnekler verdi.</p>
<p>Konferansta diyabetin sebeplerine değinen Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, tip 2 diyabetin yalnızca insülin direnci veya beta hücre yetmezliği olmadığını, “Uğursuz Sekizli” (Ominous Octet) adını verdiği 8 temel bozukluktan kaynaklandığını söyledi. Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, tip 2 diyabetle ilgili yapılan çalışmalardan örnekler sundu. Prof. Dr. DeFronzo, tip2 diyabet tedavisinde birden fazla patofizyolojik kusuru düzeltmek için birden fazla ilacın bir arada kullanılmasının gerektiğini kaydetti. Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, tedavide kullanılan metamorfin reçetesinin HBA1c üzerindeki etkilerini gösteren çalışmalardan örnekler de sundu.</p>
<p><b>“Erken dönemde ve etkili şekilde tedavi edersek komplikasyonları önleyebiliyoruz” </b></p>
<p>Konferansta soruları da yanıtlayan Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, diyabet için kalıcı bir tedavi olup olmadığına ilişkin soru üzerine “Keşke diyabet için kalıcı bir tedavi olsaydı. Elbette bu konuda çok çalışıyoruz. Ama bence hikâyenin güzel tarafı şu: Artık diyabetli hastalarımızı tedavi etmek için mükemmel ilaçlarımız var. Eğer hastalığı erken dönemde ve etkili şekilde tedavi edersek, tüm komplikasyonları önleyebiliyoruz. Örneğin körlüğü önleyebiliyoruz, böbrek hastalığını önleyebiliyoruz, kalp krizi ve felçleri önleyebiliyoruz. Harika ilaçlarımız var, çok şey öğrendik, ama sanırım kalıcı tedaviye ulaşmamıza biraz daha zaman var” diye konuştu.</p>
<p><b>“Diyabetteki en büyük ilerleme, hastalarda çok sayıda sorunun fark edilmesi oldu”</b></p>
<p>Son yıllarda diyabet tedavisindeki değişimlere de değinen Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, “Bence en büyük ilerlememiz, diyabetli hastalarda çok sayıda farklı sorunun olduğunu fark etmemiz oldu. Diyabetli bir hastayı tedavi ederken, mevcut tüm bozuklukları düzeltmek için birden fazla ilacı birlikte kullanmamız gerektiğini artık biliyoruz. İyi haber şu ki artık birçok farklı kategoride çok sayıda etkili ilacımız var ve bu ilaçları birlikte nasıl kullanacağımızı öğrendik. Böylece hastalarımızı çok daha etkili bir şekilde tedavi edip; uzun vadeli komplikasyonların önüne geçebiliyoruz” dedi.</p>
<p><b>“Obezite salgını diyabeti tetikliyor”</b></p>
<p>Diyabette en büyük sorunun obezite olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Aslında diyabette dünya çapındaki en büyük sorun obezite. Obezite salgını, diyabet salgınını da tetikliyor. Bu yüzden diyabetli hastalara verebileceğim en önemli mesaj şu olurdu: Kilonuzu koruyun, fit kalın, fiziksel olarak aktif olun.Eğer bunu başarabilirseniz, bu aslında diyabetli hastalar için en iyi tedavidir. Ama bunun çok zor olduğunun da farkındayım. İyi tarafı şu: Eğer kilo veremiyorsanız ve düzenli bir egzersiz programına uyamıyorsanız, doktorunuza gittiğinizde size çok iyi ilaçlar önerebiliriz. Bu ilaçlarla diyabetin neden olduğu sorunların üstesinden gelebilir ve diyabet hastalarında gerçekten çok iyi bir kontrol sağlayabiliriz.”</p>
<p>Konferans sonunda Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo’ya Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Aydın tarafından plaket takdim edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-salgini-diyabeti-de-tetikliyor-586690">&#8220;Obezite salgını diyabeti de tetikliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanada’da Kızamık Salgını Patlak Verdi: Aşı Karşıtlığı Endişe Yaratıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanadada-kizamik-salgini-patlak-verdi-asi-karsitligi-endise-yaratiyor-556320</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2025 11:27:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[endişe]]></category>
		<category><![CDATA[kanadada]]></category>
		<category><![CDATA[karşıtlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kızamık]]></category>
		<category><![CDATA[patlak]]></category>
		<category><![CDATA[salgını]]></category>
		<category><![CDATA[verdi]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=556320</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanada'da kızamık vakaları 14 Temmuz itibariyle çoğunluğu çocuk olmak üzere 3 bin 822 olarak açıklandı. Komşu ABD'ye kıyasla vakaların 3 kat daha fazla olması dikkatleri çekerken kızamık salgını yaşanan ilk 10 ülke arasına girdi. Kızamık, Kanada'da 1998'te ortadan kalkmıştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanadada-kizamik-salgini-patlak-verdi-asi-karsitligi-endise-yaratiyor-556320">Kanada’da Kızamık Salgını Patlak Verdi: Aşı Karşıtlığı Endişe Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Kanada, ABD ulusal sağlık kurumu CDC verilerine göre kızamık salgını yaşayan <strong>ilk 10 ülke</strong> arasında yer alıyor. Salgının merkez üssü olan Alberta eyaleti, Kuzey Amerika’daki en yüksek kişi başına kızamık yayılma oranına sahip bölge olarak öne çıkıyor.</p>
</div>
<div>
<p>Dünya genelinde kızamık Kuzey Amerika, Avrupa ve İngiltere&#8217;de artış gösteriyor. ABD’deki vakalar bu yıl son 33 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. İngiltere ise 2024 yılında 3 bine yakın doğrulanmış vaka bildirerek 2012’den bu yana en yüksek sayıya ulaştı.</p>
</div>
<div>
<p>Kanada’nın 2025 verileri ise her iki ülkeyi de geçti. Ülkede, 1998’de kızamık hastalığının ortadan kalktığı ilan edildiğinden bu yana bu kadar yüksek sayıda vaka görülmemişti. Daha önceki en yüksek rakam ise 2011 yılında kaydedilmiş ve yaklaşık 750 vaka raporlanmıştı.</p>
</div>
<div>
<p>Aşı, kızamıkla mücadelede en etkili yöntem olarak biliniyor. Son derece bulaşıcı ve tehlikeli bir virüs olan kızamık, zatürre, beyin şişmesi ve ölüme yol açabiliyor. Aşı yüzde 97 oranında etkili ve aynı zamanda kabakulak ve kızamıkçığa karşı da bağışıklık sağlıyor.</p>
</div>
<div>
<p>Ontario’da sağlık yetkilileri, salgının 2024’ün sonlarında başladığını belirtiyor. Bir kişi, New Brunswick’te düzenlenen büyük bir Mennonite toplantısında kızamık kaptıktan sonra evine döndü ve virüs bu şekilde yayılmaya başladı.</p>
</div>
<div>
<p><b>Sebep aşı mı?</b></p>
</div>
<div>
<p><strong>Ontario Halk Sağlığı kurumu</strong> verilerine göre hastalığı kapanların neredeyse tamamı aşısızdı. Bazı uzmanlar Kovid salgını sonrası başlayan &#8216;aşı&#8217; şüphesinin kızamık gibi bulaşıcı ancak aşıyla giderilecek hastalıklara da yansıdığını belirtiyor.</p>
</div>
<div>
<p>Örneğin, <strong>güney Alberta</strong>’da 2019’dan 2024’e kadar geçen sürede uygulanan MMR (Kızamık-Kabakulak-Kızamıkçık) aşısı sayısı <strong>neredeyse yarı yarıya düştü</strong>.</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanadada-kizamik-salgini-patlak-verdi-asi-karsitligi-endise-yaratiyor-556320">Kanada’da Kızamık Salgını Patlak Verdi: Aşı Karşıtlığı Endişe Yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital okuryazarlık bireyler için hayati öneme sahip! Yanıltıcı ve güvenilmez bilgi salgını var</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-okuryazarlik-bireyler-icin-hayati-oneme-sahip-yaniltici-ve-guvenilmez-bilgi-salgini-var-415403</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Oct 2023 10:10:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bireyler]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[güvenilmez]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[okuryazarlık]]></category>
		<category><![CDATA[öneme]]></category>
		<category><![CDATA[sahip]]></category>
		<category><![CDATA[salgını]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[yanıltıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415403</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Gül Esra Atalay, dijital okuryazarlığının önemine işaret ederek, teknolojinin hızla gelişmesi ile bilgiye erişimin büyük ölçüde dijital teknolojiler aracılığıyla sağlanmaya başlandığını ve yaşamlarımızın birçok alanının dijital teknolojilerle birebir ilişkili hale geldiğini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-okuryazarlik-bireyler-icin-hayati-oneme-sahip-yaniltici-ve-guvenilmez-bilgi-salgini-var-415403">Dijital okuryazarlık bireyler için hayati öneme sahip! Yanıltıcı ve güvenilmez bilgi salgını var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dijital okuryazarlığın en önemli işlevlerinden birinin doğru bilgiye nereden, hangi kaynaktan ulaşabileceğine dair bireylere farkındalık kazandırması olduğunu anlatan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğr. Üyesi Doç. Dr. Gül Esra Atalay,</strong> <strong>sosyal medya mecralarının yoğun bir şekilde kullanılmasıyla toplumda adeta yanıltıcı ve güvenilmez bilgi salgını olduğunu belirterek, bu salgından korunmak ya da en az hasarla kurtulmak için kullanıcıların sahip olması gereken bir dizi prensip mevcut olduğunu dile getirdi. Doç. Dr. Atalay, “İçeriği oluşturan kişi ya da kişilerin uzmanlığı, kaynağın yayınlandığı platformun güvenilirliği sorgulanmalı. Yine kaynakta sunulan kanıtlar, görseller, atıflar farklı kaynaklardan kontrol edilerek eleştirel bir süzgeçten geçirilmeli. Birden fazla kaynaktan doğrulama yapmak, yanıltıcı veya hatalı bilgilere maruz kalmayı önlemek açısından son derece önemlidir.” dedi. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Gül Esra Atalay, dijital okuryazarlığının önemine işaret ederek, teknolojinin hızla gelişmesi ile bilgiye erişimin büyük ölçüde dijital teknolojiler aracılığıyla sağlanmaya başlandığını ve yaşamlarımızın birçok alanının dijital teknolojilerle birebir ilişkili hale geldiğini anlattı.</p>
<p><strong>Dijital okuryazarlık, dijital platformlardaki güvenlik ve gizliliğe dair farkındalığı artırır</strong></p>
<p>“Dijital okuryazarlık günümüzde bireyler için hayati bir öneme sahiptir” diyen Doç. Dr. Atalay, dijital okuryazarlığın çeşitli dijital kaynaklardan bilgi edinebilme, bu bilgileri eleştirel bir şekilde değerlendirme, dijital teknolojilerle etkili iletişim kurma ve teknolojik araçları etkili bir şekilde kullanma yetileri olarak tanımlanabileceğini anlattı.</p>
<p>Doç. Dr. Atalay, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu beceriler sayesinde bireyler, internet üzerinden hızlı ve geniş bir bilgi yelpazesine erişebilirler. Ancak bu bilgi bolluğu içinde, yanıltıcı veya düşük kaliteli bilgilerle de karşılaşma riski bulunmaktadır. Dijital okuryazarlık becerisi bu noktada çok önemlidir. Çünkü bireyleri bu tür bilgileri ayırt etme ve eleştirel bir perspektiften değerlendirme konusunda donatır. Dijital okuryazarlık, dijital platformlardaki güvenlik ve gizliliğe dair farkındalığı artırır. Bireyler, dijital okur yazarlık eğitimi aldıklarında kişisel bilgilerini koruma, çevrimiçi tehditleri tanıma ve dijital güvenlik önlemlerini alma konusunda daha bilinçli davranırlar.”</p>
<p><strong>Birden fazla kaynaktan doğrulama yapmak hatalı bilgilere maruz kalmayı önler</strong></p>
<p>Doç. Dr. Atalay, dijital dünyada çok sayıda içerik var olduğunu ancak bu içeriklerin hepsinin doğru ve faydalı bilgi içermediğini de kaydederek, dijital okuryazarlığın işlevleri hakkında bilgi verdi ve sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Dijital okuryazarlığın en önemli işlevlerinden biri doğru bilgiye nereden, hangi kaynaktan ulaşabileceğine dair bireylere farkındalık kazandırmasıdır. Herhangi bir kaynağın doğruluğunu ve güvenilirliğini değerlendirmeden önce kaynağı eleştirel bir gözle incelemek gerekiyor. Söz konusu içeriği oluşturan kişi ya da kişilerin uzmanlığı, kaynağın yayınlandığı platformun güvenilirliği sorgulanmalı. Yine kaynakta sunulan kanıtlar, görseller, atıflar farklı kaynaklardan kontrol edilerek eleştirel bir süzgeçten geçirilmeli. Birden fazla kaynaktan doğrulama yapmak, yanıltıcı veya hatalı bilgilere maruz kalmayı önlemek açısından son derece önemli. Özellikle sosyal medya mecralarında karşılaşılan içeriklere karşı çok daha şüpheci yaklaşmak şart.”</p>
<p><strong>Sosyal medya platformlarında içerik neredeyse denetimsiz bir şekilde yayımlanıyor </strong></p>
<p>“İlgi çekici bir içeriğin doğrulanmadan, eleştirel bir süzgeçten geçirilmeden paylaşılması, çoğaltılması yanlış bilgi ve dezenformasyonun yayılmasına hizmet ediyor. Çünkü sosyal medya platformları kullanıcı üretimi içeriğe dayanan ve her isteyenin kolayca hesap açarak istediği içeriği neredeyse denetimsiz şekilde yayımlayabildiği mecralar. Gazete ya da televizyon gibi geleneksel medya araçlarında yer alan denetim ve editörlük süreçleri sosyal medyada bulunmuyor. Bu açıdan, dijital okur-yazarlık becerileri sosyal medyayı verimli, etkili ve zarara uğramadan kullanmak için son derece gerekli.”</p>
<p><strong>Sosyal medya mecralarının yoğun kullanımı güvenilmez bilgi salgınına neden oldu</strong></p>
<p>Dijital okuryazarlık ve medya okuryazarlığının dijital medya okuryazarlığı kavramında kesiştiğini anlatan Doç. Dr. Atalay, şunları ifade etti:</p>
<p>“Medya okuryazarlığı kavramının bugün dijital medya teknolojilerinin kullanımına ve tüketimine hâkim olmayı da kapsayan şekilde geniş bir perspektiften ele alındığını söyleyebiliriz. Sosyal medya mecralarının yoğun bir şekilde kullanılmasıyla toplumda adeta yanıltıcı ve güvenilmez bilgi salgını olduğunu biliyoruz. Bu salgından korunmak ya da en az hasarla kurtulmak için kullanıcılar olarak bizlerin sahip olması gereken bir dizi prensip mevcut. Dijital medyadan ulaştığımız ilgi çekici, şaşırtıcı, korkuya sürükleyen her bilgiye şüpheyle yaklaşmalıyız. Eleştirel düşünme son derece önemli. Önemli gördüğümüz, düşüncelerimize, davranışlarımıza ve yaşamımıza etki edecek içerikleri mutlaka birden çok kaynaktan doğrulamak gerekiyor. Özellikle bu tür içerikleri tekrar paylaşıma sokmadan önce iki kez kontrol etmeliyiz.”</p>
<p><strong>Sosyal medya kullanımı için dijital okuryazarlık becerileri şart</strong></p>
<p>Dijital okuryazarlığın, dijital platformlarda nasıl içerik oluşturulacağını bilmenin önemine de vurgu yapan Doç. Dr. Atalay, dijital dünyanın nezaket kurallarına hakim olan bireylerin dijital platformlarda daha etkili bir şekilde iletişim kurduklarını, dijital medya yoluyla kurulan sosyal ilişkilerde de belirli nezaket ve davranış kurallarına uyulmazsa olumsuz bir imaj çizilebileceğini ve ilişkilerin bundan zarar görebileceğini unutmamak gerektiğini belirtti.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Gül Esra Atalay sözlerini şöyle tamamladı: “Sosyal medya kullanımı için dijital okuryazarlık becerileri son derece gerekli. Özellikle doğru ve değerli içeriği tespit etmek için bu platformların doğasını iyi bilmek ve buralarda karşılaşılan her bilginin gerçeği yansıtmayabileceğini, tanınmış, ünlü, önemli biri tarafından yapılıyor gibi görünen açıklamaların verilen bilgilerin sahte hesap kaynaklı olabileceğini akılda tutmak gerekiyor. Bu yıl yaşanan Kahramanmaraş merkezli deprem felaketi sırasında sosyal medyada şahit olduğumuz üzere, önemli ve ciddi kurumlardan yapılan açıklamalarmış gibi lanse edilen paylaşımlar insanları zor durumlara düşürdü, yardım çalışmalarının yanlış yönlendirilmesine, gecikmesine neden oldu. Dolayısıyla bir kez daha tekrar etmek gerekirse, sosyal medya söz konusu olduğunda şüpheciliği elden bırakmamak ve kaynağın doğruluğunu, paylaşımdaki görsellerin bahsi geçen konu, bölge, ya da kişilerle ilişkili olup olmadığını kontrol etmek gerekiyor.” </p>
<p><strong>Dijital okuryazarlığın en önemli işlevlerinden birinin doğru bilgiye nereden, hangi kaynaktan ulaşabileceğine dair bireylere farkındalık kazandırması olduğunu anlatan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğr. Üyesi Doç. Dr. Gül Esra Atalay,</strong> <strong>sosyal medya mecralarının yoğun bir şekilde kullanılmasıyla toplumda adeta yanıltıcı ve güvenilmez bilgi salgını olduğunu belirterek, bu salgından korunmak ya da en az hasarla kurtulmak için kullanıcıların sahip olması gereken bir dizi prensip mevcut olduğunu dile getirdi. Doç. Dr. Atalay, “İçeriği oluşturan kişi ya da kişilerin uzmanlığı, kaynağın yayınlandığı platformun güvenilirliği sorgulanmalı. Yine kaynakta sunulan kanıtlar, görseller, atıflar farklı kaynaklardan kontrol edilerek eleştirel bir süzgeçten geçirilmeli. Birden fazla kaynaktan doğrulama yapmak, yanıltıcı veya hatalı bilgilere maruz kalmayı önlemek açısından son derece önemlidir.” dedi. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Gül Esra Atalay, dijital okuryazarlığının önemine işaret ederek, teknolojinin hızla gelişmesi ile bilgiye erişimin büyük ölçüde dijital teknolojiler aracılığıyla sağlanmaya başlandığını ve yaşamlarımızın birçok alanının dijital teknolojilerle birebir ilişkili hale geldiğini anlattı.</p>
<p><strong>Dijital okuryazarlık, dijital platformlardaki güvenlik ve gizliliğe dair farkındalığı artırır</strong></p>
<p>“Dijital okuryazarlık günümüzde bireyler için hayati bir öneme sahiptir” diyen Doç. Dr. Atalay, dijital okuryazarlığın çeşitli dijital kaynaklardan bilgi edinebilme, bu bilgileri eleştirel bir şekilde değerlendirme, dijital teknolojilerle etkili iletişim kurma ve teknolojik araçları etkili bir şekilde kullanma yetileri olarak tanımlanabileceğini anlattı.</p>
<p>Doç. Dr. Atalay, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu beceriler sayesinde bireyler, internet üzerinden hızlı ve geniş bir bilgi yelpazesine erişebilirler. Ancak bu bilgi bolluğu içinde, yanıltıcı veya düşük kaliteli bilgilerle de karşılaşma riski bulunmaktadır. Dijital okuryazarlık becerisi bu noktada çok önemlidir. Çünkü bireyleri bu tür bilgileri ayırt etme ve eleştirel bir perspektiften değerlendirme konusunda donatır. Dijital okuryazarlık, dijital platformlardaki güvenlik ve gizliliğe dair farkındalığı artırır. Bireyler, dijital okur yazarlık eğitimi aldıklarında kişisel bilgilerini koruma, çevrimiçi tehditleri tanıma ve dijital güvenlik önlemlerini alma konusunda daha bilinçli davranırlar.”</p>
<p><strong>Birden fazla kaynaktan doğrulama yapmak hatalı bilgilere maruz kalmayı önler</strong></p>
<p>Doç. Dr. Atalay, dijital dünyada çok sayıda içerik var olduğunu ancak bu içeriklerin hepsinin doğru ve faydalı bilgi içermediğini de kaydederek, dijital okuryazarlığın işlevleri hakkında bilgi verdi ve sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Dijital okuryazarlığın en önemli işlevlerinden biri doğru bilgiye nereden, hangi kaynaktan ulaşabileceğine dair bireylere farkındalık kazandırmasıdır. Herhangi bir kaynağın doğruluğunu ve güvenilirliğini değerlendirmeden önce kaynağı eleştirel bir gözle incelemek gerekiyor. Söz konusu içeriği oluşturan kişi ya da kişilerin uzmanlığı, kaynağın yayınlandığı platformun güvenilirliği sorgulanmalı. Yine kaynakta sunulan kanıtlar, görseller, atıflar farklı kaynaklardan kontrol edilerek eleştirel bir süzgeçten geçirilmeli. Birden fazla kaynaktan doğrulama yapmak, yanıltıcı veya hatalı bilgilere maruz kalmayı önlemek açısından son derece önemli. Özellikle sosyal medya mecralarında karşılaşılan içeriklere karşı çok daha şüpheci yaklaşmak şart.”</p>
<p><strong>Sosyal medya platformlarında içerik neredeyse denetimsiz bir şekilde yayımlanıyor </strong></p>
<p>“İlgi çekici bir içeriğin doğrulanmadan, eleştirel bir süzgeçten geçirilmeden paylaşılması, çoğaltılması yanlış bilgi ve dezenformasyonun yayılmasına hizmet ediyor. Çünkü sosyal medya platformları kullanıcı üretimi içeriğe dayanan ve her isteyenin kolayca hesap açarak istediği içeriği neredeyse denetimsiz şekilde yayımlayabildiği mecralar. Gazete ya da televizyon gibi geleneksel medya araçlarında yer alan denetim ve editörlük süreçleri sosyal medyada bulunmuyor. Bu açıdan, dijital okur-yazarlık becerileri sosyal medyayı verimli, etkili ve zarara uğramadan kullanmak için son derece gerekli.”</p>
<p><strong>Sosyal medya mecralarının yoğun kullanımı güvenilmez bilgi salgınına neden oldu</strong></p>
<p>Dijital okuryazarlık ve medya okuryazarlığının dijital medya okuryazarlığı kavramında kesiştiğini anlatan Doç. Dr. Atalay, şunları ifade etti:</p>
<p>“Medya okuryazarlığı kavramının bugün dijital medya teknolojilerinin kullanımına ve tüketimine hâkim olmayı da kapsayan şekilde geniş bir perspektiften ele alındığını söyleyebiliriz. Sosyal medya mecralarının yoğun bir şekilde kullanılmasıyla toplumda adeta yanıltıcı ve güvenilmez bilgi salgını olduğunu biliyoruz. Bu salgından korunmak ya da en az hasarla kurtulmak için kullanıcılar olarak bizlerin sahip olması gereken bir dizi prensip mevcut. Dijital medyadan ulaştığımız ilgi çekici, şaşırtıcı, korkuya sürükleyen her bilgiye şüpheyle yaklaşmalıyız. Eleştirel düşünme son derece önemli. Önemli gördüğümüz, düşüncelerimize, davranışlarımıza ve yaşamımıza etki edecek içerikleri mutlaka birden çok kaynaktan doğrulamak gerekiyor. Özellikle bu tür içerikleri tekrar paylaşıma sokmadan önce iki kez kontrol etmeliyiz.”</p>
<p><strong>Sosyal medya kullanımı için dijital okuryazarlık becerileri şart</strong></p>
<p>Dijital okuryazarlığın, dijital platformlarda nasıl içerik oluşturulacağını bilmenin önemine de vurgu yapan Doç. Dr. Atalay, dijital dünyanın nezaket kurallarına hakim olan bireylerin dijital platformlarda daha etkili bir şekilde iletişim kurduklarını, dijital medya yoluyla kurulan sosyal ilişkilerde de belirli nezaket ve davranış kurallarına uyulmazsa olumsuz bir imaj çizilebileceğini ve ilişkilerin bundan zarar görebileceğini unutmamak gerektiğini belirtti.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Gül Esra Atalay sözlerini şöyle tamamladı: “Sosyal medya kullanımı için dijital okuryazarlık becerileri son derece gerekli. Özellikle doğru ve değerli içeriği tespit etmek için bu platformların doğasını iyi bilmek ve buralarda karşılaşılan her bilginin gerçeği yansıtmayabileceğini, tanınmış, ünlü, önemli biri tarafından yapılıyor gibi görünen açıklamaların verilen bilgilerin sahte hesap kaynaklı olabileceğini akılda tutmak gerekiyor. Bu yıl yaşanan Kahramanmaraş merkezli deprem felaketi sırasında sosyal medyada şahit olduğumuz üzere, önemli ve ciddi kurumlardan yapılan açıklamalarmış gibi lanse edilen paylaşımlar insanları zor durumlara düşürdü, yardım çalışmalarının yanlış yönlendirilmesine, gecikmesine neden oldu. Dolayısıyla bir kez daha tekrar etmek gerekirse, sosyal medya söz konusu olduğunda şüpheciliği elden bırakmamak ve kaynağın doğruluğunu, paylaşımdaki görsellerin bahsi geçen konu, bölge, ya da kişilerle ilişkili olup olmadığını kontrol etmek gerekiyor.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-okuryazarlik-bireyler-icin-hayati-oneme-sahip-yaniltici-ve-guvenilmez-bilgi-salgini-var-415403">Dijital okuryazarlık bireyler için hayati öneme sahip! Yanıltıcı ve güvenilmez bilgi salgını var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzaktan Çalışma Salgını</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzaktan-calisma-salgini-410290</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Oct 2023 08:40:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[salgını]]></category>
		<category><![CDATA[uzaktan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=410290</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada tam zamanlı çalışanların %98’nin, uzaktan çalışmayı hayatlarında bir kez de olsa denemek istediklerini belirten Ayşe Nazmiye Uça “Upwork’un verilerine göre 2025 yılında tahmini 32 milyon 600 bin Amerikalı uzaktan çalışacak, bu da toplam çalışan nüfusunun % 22’si” dedi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzaktan-calisma-salgini-410290">Uzaktan Çalışma Salgını</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada tam zamanlı çalışanların %98’nin, uzaktan çalışmayı hayatlarında bir kez de olsa denemek istediklerini belirten Ayşe Nazmiye Uça “Upwork’un verilerine göre 2025 yılında tahmini 32 milyon 600 bin Amerikalı uzaktan çalışacak, bu da toplam çalışan nüfusunun % 22’si” dedi.</p>
<p>Pandemi ile birlikte, iş yaşamının geri dönülmez bir şekilde değişmesi üzerine yapılan araştırmalar yakın gelecekte uzaktan çalışma yönteminin yaygınlaşacağını gösteriyor. Dünyada çalışanların %16’sının tam anlamıyla uzaktan çalıştığını söyleyen Datassist YK Başkanı Ayşe Nazmiye Uça konu hakkında şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p><strong>Uça: “Dünyada tam zamanlı çalışanların %98’i uzaktan çalışmayı denemek istiyor”</strong></p>
<p>“Aslında bir yerde kavramları da tam oturtmak gerek. İş dünyasında tam zamanlı çalışmaya ek olarak çalışma yöntemleri; evden çalışma, uzaktan çalışma ve hibrit çalışma olarak güncellendi. Evden çalışma; çalışanın işyeri aynı şehirde olmasına rağmen ofise gitmeksizin evden çalışması. Yalnızca belli toplantılar ya da önemli yüze görüşmeler için ofise gitmesi. Uzaktan çalışma; çalışanın başka şehir ya da ülkede olan bir şirketle sözleşmesi yaparak tamamen online dijital araçlarla uzaktan çalışması. Hibrit çalışma; haftanın belli günleri ofiste çalışmanın belli kurallar dahilinde şirkette çalışan arasında yapılan mutabakat sonucu uygulanması. Evden çalışmada iş yasaları gereğince çalışanlar işveren ile iş sözleşmesi yapıyor. Uzaktan çalışma ise şu an gri bir alan çalışanlar serbest meslek gibi değerlendirip sosyal güvenceden yoksun olabiliyorlar. Farklı ülkeler ve uluslararası yasalar söz konusu olduğundan, şu an için yasal çerçevesi konusunda boşluklar var. Ülkeler bu konuda (bizim ülkemizde dahil) önlem almaya çalışıyor.</p>
<p>Dünya genelinde; tam zamanlı çalışanların % 12,7’si evden çalışmakta. Pandemiden sonra normalleşme sonucunda hibrit çalışma modeline adaptasyon oranı % 28,2. Bu evden ve ofisten çalışmanın bir kombinasyonu olup hem esneklik sağlıyor hem de belli ölçüde fiziksel olarak ofiste olmayı içerdiği için ara bir model olarak kabul görüyor. Uzaktan çalışmanın hızla yükselişine rağmen ofis çalışanlarının % 59,1’i halen geleneksel çalışma yöntemi ile devam ediyor. Upwork verilerine göre 2025 yılında 32 milyon 600 bin Amerikalının uzaktan çalışacağı tahmin ediliyor. Bu da ABD toplam çalışan nüfusunun % 22’si demek. Yapılan anketlerde çalışanların %98’i hiç olmazsa hayatlarının bir döneminde uzaktan çalışmayı istiyor. İşverenlerin %93’ü iş mülakatlarını uzaktan yapmayı planlıyor. Şu anda çalışanların %16’sı tam anlamıyla uzaktan çalışıyorlar.”</p>
<p><strong>Uça: “Uzaktan çalışmada şampiyon bilişim sektörü”</strong></p>
<p>Sektörlerin uzaktan çalışmaya katılımlarının hızla arttığına değinen Uça şöyle devam etti: “Bilişim sektörü bu anlamda başı çekiyor. Bilişim doğası gereği dijital talimatlarla yönetilebiliyor. Tek ihtiyaç iyi bir internet bağlantısı. Bunu marketing, muhasebe ve finans takip ediyor. Bu alanlar doğru dijital araçları kullanarak rahatlıkla uzaktan çalışmaya geçebiliyorlar. Bunu İnsan Kaynakları takip ediyor. Destek ekipleri, müşteri ilişkileri doğru raporlama araçları ile uzaktan çalışmaya geçebilir durumda.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzaktan-calisma-salgini-410290">Uzaktan Çalışma Salgını</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
